Sözleşme – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 03 Nov 2024 04:25:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Galatasaray’ın Osimhen için yapacağı dudak uçuklatan teklif ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/galatasarayin-osimhen-icin-yapacagi-dudak-ucuklatan-teklif-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/galatasarayin-osimhen-icin-yapacagi-dudak-ucuklatan-teklif-ortaya-cikti/#respond Sun, 03 Nov 2024 04:25:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/galatasarayin-osimhen-icin-yapacagi-dudak-ucuklatan-teklif-ortaya-cikti/ Galatasaray, sezon başında büyük bir sürprize imza atarak kiralık olarak renklerine bağladığı Victor Osimhen’in bonservisini almak için gündemi sarsacak bir transfer operasyonuna hazırlanıyor.

CHELSEA’NİN ALMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR

İngiliz basınında çıkan son haberlerde Chelsea‘nin Napoli‘ye 75 milyon euroluk serbest kalma bedelini ödeyip, golcü oyuncuyu ara transferde renklerine bağlamak istediği ifade edilmişti. Ancak yine aynı haberlerde Chelsea‘nin şu sıralarda Finansal Fair Play (FFP) kıskacında olduğu ve büyük bir satış yapmaması durumunda bu transferin gerçekleşmesinin mümkün görünmediği de dile getiriliyor. Bu arada böyle bir anlaşma yapılması halinde, Galatasaray‘ın 6 milyon Euro’luk tazminat hakkı bulunuyor.

ARAP KULÜPLERİ NAPOLİ İLE TEMASTA

Bu noktada Osimhen’in ortaya koyacağı tavır da merak konusuydu. Nijeryalı santrfor bu konuya da açıklık getirdi. Maç çıkışı bir gazetecinin ayak üstü sorusuna cevap veren Osimhen, “Ocaktan sonra da buradayım” diyerek, Galatasaray‘dan ayrılmayı düşünmediğini söyledi. İngiliz basınına göre 25 yaşındaki oyuncunun Chelsea dışındaki alternatifi Suudi Arabistan’dı. Bir süredir Arap kulüplerinin Napoli ile bonservis konusunda temasta olduğu ortaya çıktı.

GALATASARAY’DAN OSIMHEN İÇİN 50 MİLYON EURO

Lig şampiyonluğuyla Şampiyonlar Ligi’nden dev bir gelir hedefleyen Cimbom’da Başkan Dursun Özbek ve yönetimi, sponsorlukların da katkısıyla Osimhen transferi için 50 milyon euro limit belirledi. Napoli’yle kısa sürede temasa geçecek olan Galatasaray‘ın transfer komitesi, oyuncunun bir başka talibi Chelsea’dan önce elini çabuk tutmak istiyor.

BONSERVİSİ ALINIRSA SÖZLEŞMESİ 5 YIL

Geçtiğimiz günlerde “Sezon sonuna kadar Galatasaray‘dayım” diyen Nijeryalı forvet, Türkiye’de olmaktan ve sarı-kırmızılı formayı giymekten dolayı mutlu. Napoli ile Galatasaray‘ın 50 milyon euroluk teklifte anlaşma sağlaması halinde sarı-kırmızılılar, uzun vadeli bir kontrat yapmayı hedefliyor. Galatasaray yönetimi, beş yıllık mukavele planlıyor.

GALATASARAY PERFORMANSI

Victor Osimhen, bu sezon Galatasaray formasıyla 7 maça çıktı. Osimhen, bu karşılaşmalarda 4 gol ve 3 asistlik skor katkısı sağladı. Güncel piyasa değeri 75 milyon euro olarak gösterilen 25 yaşındaki Nijeryalı golcünün bonservisini elinde bulunduran Napoli ile 2026 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor.

Galatasaray'ın Osimhen için yapacağı dudak uçuklatan teklif ortaya çıktı

Victor OsimhenGalatasaraySözleşmeChelseaNapoliFutbolSpor

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasarayin-osimhen-icin-yapacagi-dudak-ucuklatan-teklif-ortaya-cikti/feed/ 0
Sivas’ta Aile Sağlığı Merkezi Kiracısı Dükkanı Geri Alamıyor https://www.haber60.com.tr/sivasta-aile-sagligi-merkezi-kiracisi-dukkani-geri-alamiyor/ https://www.haber60.com.tr/sivasta-aile-sagligi-merkezi-kiracisi-dukkani-geri-alamiyor/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:48:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43025 Sivas’ta İl Sağlık Müdürlüğü’ne Aile Sağlığı Merkezi olarak kullanmak üzere 1 yıllığına kiraladığı dükkanı 5 yıldır geri alamadığını söyleyen Veli Uzun, “Ben bunlardan daha kira talebinde bulunmuyorum, bir an önce tahliye etmelerini istiyorum” dedi.

Sivas’ta Şeyh Şamil Mahallesi Hazma Yerlikaya Caddesi’nde bulunan 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’nde 5 yıldır çözülemeyen kiracı mal sahibi anlaşmazlığı adeta yılan hikayesine dönüştü. 2018 yılında İl Sağlık Müdürlüğü, Veli Uzun’a ait 200 metrekarelik dükkanı Aile Sağlığı Merkezi olarak kullanmak üzere kiraladı. Bölgede aynı amaçla kullanılacak bir kamu binası inşa edildiği için sözleşme 1 yıllık yapıldı. 1 yıl dolunca binada hizmet veren aile hekimleri binadan çıkmazken, mal sahibi ile sözleşme de yenilemediler. İddiaya göre mal sahibinin tüm ısrarlarına rağmen doktorlar ne binayı terk ettiler ne de sözleşme imzalamaya yanaştılar. Dönemin İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, kendi sözleşmeleri sona erdiği için sorumluluklarının kalmadığını belirterek, itlafa müdahil olmadı.

Konu Yargıtay’a taşındı

Mal sahibi ve kiracı doktorlar arasındaki anlaşmazlık yargıya taşındı. Uzun, dükkanında bulunan doktorlardan şikayetçi oldu. Yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi mal sahibinin aleyhinde karar verince konu Yargıtay’a taşındı. Uzun ailesi doktorların mülklerinde işgalci olduğunu belirtirken, karşı taraf kamu hizmeti yapıldığı şeklinde kendini savundu. Ayrıca ortada bir sözleşme bulunmamasına rağmen doktorlar mal sahibinin hesabına bin 500 TL, 2 bin TL, son olarak ta 4 bin TL gibi düşük oranlarda kira göndermeye devam etti.

“50 bin liralık dükkana 4 bin lira ödüyorlar”

Konuyla ilgili açıklama yapan Veli Uzun, “Sağlık ocağının bulunduğu mülkün sahibiyim. 2018 yılında Sağlık İl Müdürlüğü burayı benden aylık 2 bin 550 TL’ye kiraladılar. Bir yıl geçmesine rağmen kira ödemesi yapmadılar. 6 ay sonra biz yazılı beyanname ile kira ödemesi yapmadıklarını belirttik. Onlar da iki taraflı sözleşmenin iptal edilmesi için tahliye sözleşmesi imzalamamız gerektiğini söylediler, biz de iki taraflı sözleşmeyi imzaladık. İmzadan 6 ay sonra yine bize bir kira ödemesi yapmadılar. Biz de boşaltması için yazılı beyanda bulunduk. Onlar da ‘Biz buradaki doktorları çıkaramıyoruz, sizin çıkartmanız gerekiyor’ dediler. Mahkeme yoluna gittik. Mahkeme, iki yıl sonrasında tahliye kararı verdi ve tahliye kararına da uymadılar. İstinat mahkemesine gitti, istinattan da bir ay önce tekrar bir karar çıktı. Yeni bir sağlık ocağı olmadığı için buranın devam etmesine ve bizim de başvurumuzun reddine karar verildi. Devlet büyüklerimizden bu konuda bana yardımcı olmalarını istiyorum. Ben bunlardan daha kira talebinde bulunmuyorum, bir an önce tahliye etmelerini istiyorum. İlk olarak aylık 2 bin 550 TL olarak başladıkları kirayı bin 500 TL’ye düşürdüler. Şimdi ise 4 bine çıkartmışlar. Buranın bedeli 50 bin TL iken, onlar 4 bin TL ödüyorlar” dedi. – SİVAS

]]>
https://www.haber60.com.tr/sivasta-aile-sagligi-merkezi-kiracisi-dukkani-geri-alamiyor/feed/ 0
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sendikal Mevzuatın Demokratikleştirilmesi İçin Mücadele Verdiklerini Belirtti https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-sendikal-mevzuatin-demokratiklestirilmesi-icin-mucadele-verdiklerini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-sendikal-mevzuatin-demokratiklestirilmesi-icin-mucadele-verdiklerini-belirtti/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42017 (ANKARA) – Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Dev Sağlık-İş Sendikası’nın baraj altında kaldığı istatistiklerle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na itirazda bulunduklarını belirterek, “Türkiye’de sendikal mevzuat bir bütün olarak aslında ILO’nun temel örgütlenme özgürlüğüyle ilgili temel sözleşmelerine aykırı. Sendikal barajlar da böyle, yetki prosedürlerimiz de böyle. O nedenle biz sendikal mevzuatımızın demokratikleştirilmesi ve normlarına uygun hale getirilmesi için mücadele veriyoruz” dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesine karşın sendikaların toplu sözleşme ikramiyesi alabilmesi için yüzde 1 baraj koşulunun yeniden getirilmesine tepki gösterdi. Çerkezoğlu, DİSK’e bağlı 9 sendikanın yüzde 1 barajını geçtiğini, Dev Sağlık-İş Sendikası’nın ise 0.99’da kaldığını söyledi. Çerkezoğlu, Dev Sağlık-İş Sendikası’nın üye sayısının tekrardan sayılması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na itiraz ettiklerini de belirtti.

Çerkezoğlu, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Sendikaların üye istatistikleri dün Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Türkiye’de, tüm sendikalara üye, sendikalı işçi sayısı 2 milyon 512 bin. Ancak toplu iş sözleşmesi kapsamı daha da düşük. Aynı zamanda bu istatistikte iş kolu barajı diye tarif ettiğimiz toplu iş sözleşmesini yapmak için gerekli olan iş kolu barajının geçen sendikalar da açıklanıyor. Bu açıdan bakıldığında DİSK’e bağlı sendikalar içerisinde iş kolu barajını geçen sendikamız sayısı 6’dan 9’a yükseldi. DİSK’in üye sayısında da bir önceki döneme nazaran önemli bir artış söz konusu. DİSK’in toplam üye sayısı 300 binlere doğru yaklaşıyor. Bu süreçte biliyorsunuz yüzde bir iş kolu barajı tümüyle antidemokratik bir biçimde 12 Eylül’den beri getirilen bu sendikal barajların sendikal örgütlenmeye, uluslararası sözleşmelere, ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ve barajların kaldırılması gerektiğini DİSK olarak hep söylüyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Diğer taraftan iş kolu barajını geçen sendikalarımızda toplu iş sözleşmesi yapma yetkisini kazanıyor.

“İstatistikte açıklanan rakamdan daha fazla sayıda üyemiz var”

Dün akşam yayınlanan bu istatistikte Dev Sağlık-İş Sendikamızın hem üye sayısı hem de sağlık iş kolunda çalışan işçi sayısı yüksek gösterilerek sendikamızın üye sayısı da düşük gösterilerek sendikamız 0.99’la barajın altına bırakılmış durumda. Bizim sendikamızdaki üye kayıtlarımıza göre istatistikte açıklanan rakamdan daha fazla sayıda üyemiz var. İş kolunda çalışan işçilerin sayısı yüksek gösterilerek, özellikle iş kolumuzda 4B’li, ek ders karşılığı çalışanlar gibi, iş kolu dahil edilmemesi gereken yaklaşık 15 bin kişi de baraja dahil edilerek iş kolu barajı da yüksek gösterilmiş durumda. Bu duruma karşı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na itiraz ettik. Sağlık iş kolundaki hem toplam işçi sayısı hem de sendikamızın üye sayısı yeniden sayılacak bakanlık tarafından. Biz de kendi çalışmamızı yapacağız.

“Türkiye’yi bir asgari ücret ülkesi haline getiren şey bu ankidemokratik hükümler”

Türkiye’de sendikal mevzuat bir bütün olarak aslında ILO’nun temel örgütlenme özgürlüğüyle ilgili temel sözleşmelerine aykırı. Sendikal barajlar da böyle, yetki prosedürlerimiz de böyle. Yani sendikal mevzuatımız tümüyle özellikle 12 Eylül’den bu yana antidemokratik hükümlerle dolu. O nedenle biz sendikal mevzuatımızın demokratikleştirilmesi ve normlarına uygun hale getirilmesi için mücadele veriyoruz. 6356 sayılı sendikalar kanunu artık 12 yılı geride bıraktı. İşlemeyen yönleri çok açık bir biçimde ortada. Bu mevzuatın değişmesi, demokratikleştirilmesi ve başta da bu antidemokratik barajların kaldırılması şarttır. Yoksa Türkiye sendikalaşma oranında, işçi hakları noktasında en kötü ülkelerden bir tanesi olmaya devam edecektir. İTUK’un uluslararası sendikalar konfederasyonunun her yıl yayınladığı bütün dünyada işçi hakları en kötü on ülkeden bir tanesiyiz maalesef. Haziran ayında Cenevre’de yapılan ILO Konferansı’nda Türkiye yeni aplikasyon komitesinde görüşüldü ve Türkiye’ye teknik destek kararı çıktı sendikal hakların iyileştirilmesi noktasında. Dolayısıyla bu tabloyu değiştirebilmek, sendikal mevzuatımızın bütün bu antidemokratik unsurların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Türkiye’nin hep bir asgari ücret toplumu olduğunu söylüyoruz. Türkiye’yi bir asgari ücret ülkesi haline getiren şey bu antidemokratik hükümler, sendikal barajlar başta olmak üzere sendikal mevzuatımızın antidemokratik yapısıdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-sendikal-mevzuatin-demokratiklestirilmesi-icin-mucadele-verdiklerini-belirtti/feed/ 0 CHP’nin düzenlediği 24 Saat Eğitim Maratonu’nda çocuk istismarı konuşuldu https://www.haber60.com.tr/chpnin-duzenledigi-24-saat-egitim-maratonunda-cocuk-istismari-konusuldu/ https://www.haber60.com.tr/chpnin-duzenledigi-24-saat-egitim-maratonunda-cocuk-istismari-konusuldu/#respond Fri, 19 Jul 2024 07:42:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40813 (ANKARA) – CHP’nin düzenlediği 24 Saat Eğitim Maratonu’nun “Çocuk Hakları ve Çocuğun İyi Olma Hali” başlıklı son oturumu tamamlandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, “Ülkemizde çocuk istismarının aslında cezasızlıktan beslenen bir suç olduğunu söyleyebiliriz temel anlamda. Çocuk istismarları maalesef ülkemizde son yıllarda şiddetli oranlarla artarak devam etmekte” dedi.

CHP’nin düzenlediği 24 Saat Eğitim Maratonu’nun “Çocuk Hakları ve Çocuğun İyi Olma Hali” başlıklı son oturumu tamamlandı. Bu oturumda, FİSA Çocuk Hakları Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Ezgi Koman, Psikolojik Danışman Tuba Nur Dündar, CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, CHP Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş ile Meryem Gül Çiftçi Binici açıklamalarda bulundular.

CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Gül Çiftçi Binici, konuşmasında Türkiye’de çocuk istismarının giderek arttığına dikkat çekti.

“TÜİK, çocuk istismarları, çocuk suçları noktasında da bu verileri bizlerden saklıyor”

Meryem Gül Çiftçi Binici’nin konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesine taraf bir ülke. Çocuk hakları dediğimizde aklımıza ne geliyor? Kanunen veya ahlaki olarak dünyadaki çocukların doğuştan sahip olduğu yaşam hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma hakkı gibi olan bütün hakların tamamından bahsedilen evrensel bir kavram olarak önümüze çıkıyor. Bu sözleşme dünya genelinde çocukların korunması ve refahı için hayati bir önem taşımaktadır. Ülkemizde geldiğimiz noktada çocukların korunmadığını, çocukların çeşitli sömürlere maruz kaldığını da üzülerek gözlemliyoruz. 54 maddeden oluşan bu sözleşme Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna kabul edildikten sonra çeşitli maddeler eklenmek suretiyle dünyanın gelişmiş ülkelerinde çocuklarının hakları temel insan hakları önünde gelen bir kavram haline geldi.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 19’uncu ve 39’uncu maddeleri ise çocuğun ihmal ve istismarından korunmasını düzenleyen maddeler olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde çocukların ihmal ve istismardan korunması maalesef yeterli mekanizmaları sağlanmamaktadır. Türk Ceza Kanunu’na baktığımızda Türk Ceza Kanunu çocuğun haklarını düzenleyen maddeler elbette mevcut olmakla birlikte yasanın uygulayıcılarının ne düşündüğü, ne hissettiği ya da o yasayı nasıl uyguladığı çok kıymetli. Yasada ne yazdığından daha ziyade uygulayıcılarının ne yaptığı, iklim belirleyen politikacıların söz sahibi olanların ise ne söylediği çok kıymetlidir bu noktada. Ülkemizde çocuk istismarının aslında cezasızlıktan beslenen bir suç olduğunu söyleyebiliriz temel anlamda. Çocuk istismarları maalesef ülkemizde son yıllarda şiddetli oranlarla artarak devam etmekte. Çocuk istismarının yükselmesinde etkin yargılama yapılmaması, failin kim olduğunun önemi, bu failin kişiliğinin yargılamaya etki etmesi, koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmaması ve en önemlisi dönemin siyasilerinin çocuk istismarlarıyla ilgili ne söylediği maalesef bu davaların yönlenmesinde önemli rol almaktadır. TÜİK, çocuk istismarları, çocuk suçları noktasında da bu verileri bizlerden saklamaktadır. Ancak insan hakları dernekleri ve çocuk haklarına ilişkin çalışan kurumlardan aldığımız raporlar ve verilen doğrultusunda 2023 yılı verilerine göre 1739 suç mağduru. Maalesef son 9 yılda yüzde 287 oranında çocuk istismarının arttığını söyleyebiliriz. ‘Çocuğun rızası vardı’ gibi söylemler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpnin-duzenledigi-24-saat-egitim-maratonunda-cocuk-istismari-konusuldu/feed/ 0
Nilüfer Belediyesi ve TÜM-BEL-SEN Arasında Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı https://www.haber60.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-tum-bel-sen-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-tum-bel-sen-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/#respond Fri, 28 Jun 2024 23:42:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36474 Nilüfer Belediyesi ve TÜM-BEL-SEN arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile belediyede çalışan memur ve sözleşmeli personellerin şartlarında iyileştirmeler sağlandı.

Nilüfer Belediyesi ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL-SEN) arasında, 455 memur ve 36 sözleşmeli çalışanı kapsayan yeni bir toplu iş sözleşmesi imzalandı. 31 Aralık 2025 tarihine kadar geçerli olacak sözleşmeyle birlikte, 491 personel daha iyi sosyal haklara ve mali iyileştirmelere kavuştu.

Yeni sözleşme ile çalışanların refah payı yüzde 85’ten yüzde 95’e yükseltildi. Buna ek olarak, 15 Aralık’ta ödenecek maaşların yanı sıra, çalışanlara sosyal denge tazminatı tutarında ek bir ödeme yapılması kararlaştırıldı. Toplu iş sözleşmesi sosyal haklar konusunda da iyileştirmeler getirdi. Yeni doğum yapmış kadın çalışanların annelik izninin ardından kullanabilecekleri günlük süt izinleri 1,5 saatten 2 saate çıkarıldı.

Nilüfer Belediyesi Halk Evi’nde düzenlenen toplu iş sözleşmesi imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, TÜM-BEL-SEN Bursa Şube Başkanı Pınar Koşal ile iş yeri temsilcileri ve çalışanlar katıldı.

“Nilüfer’in geleceği aydınlık olacak”

Kısıtlayıcı faktörlere ve memur maaş zamlarının kontrolleri dışında gerçekleşmesine rağmen, belediye çalışanlarına daha iyi yaşam şartları sağlamak için çabaladıklarını kaydeden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir şunları söyledi:

“Bu süreçte hem yasal hem de bütçesel zorluklarla karşılaşıyoruz. 491 çalışanımız için 31 Aralık 2025’e kadar geçerli olacak bir sözleşme yaptık. Refah payında artış ve sosyal haklarda iyileştirmeler sağladık. Şu an bir geçiş sürecindeyiz. Toparlanmak için zamana ihtiyacımız var. Bütçemizi iyileştirmek için çalışmalar yapıyoruz. Yeni gelir kaynakları elde ederek tasarruf da yapacağız. Nilüfer Belediyesi için gelecek dönemin daha aydınlık olacağına inanıyorum.”

Sendikal mücadelenin içinde bulunmuş ve bunun zorluklarını iyi bilen biri olarak sendika mücadelesini her zaman desteklediğini dile getiren Başkan Özdemir, “Bu desteklere karşılık bizim de sizden beklentilerimiz var. Kamu çalışanlarının verimsiz olduğu algısını kırmak için örnek olmanız gerekiyor. Sizlerin daha disiplinli ve daha verimli çalışmalarını bekliyoruz” dedi. Özdemir, konuşmasını, “Biz ve çalışanlarımız aynı taraftayız. Kamu yararı için birlikte çalışıyoruz. Gelecekteki sözleşmelerin daha iyi olması için hep beraber çaba göstereceğiz” sözleri ile tamamladı.

Şadi Özdemir’in CHP Bursa İl Başkanlığı yaptığı dönemde kendisinin de CHP Niğde İl Başkanı olduğunu hatırlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem de bu dönemde Başkan Şadi Özdemir ile iyi diyaloglarının olduğunu belirtti. Adem, “Şadi Başkan’ın emek ve mücadelesini, ayrıca kararlı yapısını çok iyi biliyorum. İnanıyorum ki ileride sizlere, yaşam standartlarınızı yükseltecek ek ödemeler sağlayacak ve bunun için gerekli kaynağı bulacaktır. Bunu yapabilecek güce sahip. Çünkü bizim temel anlayışımız, gerçekten halkçı belediyeciliğe önem veren ve çalışma arkadaşlarımızın yaşam kalitesini önemseyen bir yaklaşıma dayanıyor” diye konuştu.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan zorlu ekonomik şartlara ve Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ne rağmen imzalanan sözleşme ile yeni kazanımlar elde ettiklerini kaydeden TÜM-BEL-SEN Bursa Şube Başkanı Pınar Koşal ise kamucu yaklaşımla atılacak adımlarda belediyelerin yanlarında olacaklarını ifade etti.

Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve TÜM-BEL-SEN Bursa Şube Başkanı Pınar Koşal toplu iş sözleşmesine imza attı. Yeni imzalanan sözleşme alkışlar ve şarkılar eşliğinde kutlandı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-tum-bel-sen-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/feed/ 0
Cemil Tugay’dan Çalışanlara Sosyal Denge Tazminatı Mesajı: Toplu Sözleşme İmzalanmazsa Kazanılmış Haklar da Tehlikeye Girer https://www.haber60.com.tr/cemil-tugaydan-calisanlara-sosyal-denge-tazminati-mesaji-toplu-sozlesme-imzalanmazsa-kazanilmis-haklar-da-tehlikeye-girer/ https://www.haber60.com.tr/cemil-tugaydan-calisanlara-sosyal-denge-tazminati-mesaji-toplu-sozlesme-imzalanmazsa-kazanilmis-haklar-da-tehlikeye-girer/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:45:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36048 (İZMİR)- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, belediyede görevli kamu personelinin sosyal hizmet tazminatlarıyla ilgili açıklama yaptı. Sosyal denge tazminatının yasal sınırlar içerisinde kalması konusunda zorlayıcı hükümler bulunduğunu hatırlatan Tugay, ilgili kanuna göre süresi sona eren toplu sözleşme hükümlerinin uygulanamayacağına vurguladı. Tugay, “Yetkili sendikanın yasal sınırlar içinde kalan bir sözleşmeyi imzalamaması halinde, ortada bir sözleşme olmamasından dolayı, mevcut sosyal denge tazminatı ödemesi de yasal dayanaktan yoksun kalmaktadır” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sosyal hizmet tazminatlarıyla ilgili anlaşma sağlanamayan belediye çalışanlarına hitaben açıklama yaptı. Tugay açıklamasında ifadelere yer verdi:

“Bilindiği üzere Belediyeler ile bağlı kuruluşlarında işçi statüsü dışında istihdam edilen kamu görevlilerine, belediye ile yetkili sendika arasında imzalanacak sözleşmeyle aylık tutarı 4688 sayılı Kanuna göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı aşmamak üzere sosyal denge tazminatı ödenebilmesinin yasal dayanağı 375 sayılı KHK’dir. 2024-2025 yıllarını kapsayan 7.Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Bölümün 1. Maddesinde bu tazminatın aylık tavan tutarı, en yüksek devlet memuru aylığının (Ek Gösterge dahil) yüzde 120’si olarak belirlenmiş olup, bugünkü tutarı yüzde 20 vergi dilimine göre; brüt 8.673,60 TL, net 6.873,31 TL’dir. 4688 sayılı Kanuna göre ise, bu tazminatın ödenebilmesinin ön koşulu, belediye başkanının konuyla ilgili yapacağı teklifin belediye meclisince kabul edilmesi, ardından da yetkili sendikayla sözleşme imzalanmasıdır. 4688 sayılı Kanunun belediye başkanı sıfatıyla şahsıma verdiği yetkiye dayanarak kapsam dahilindeki personele sosyal denge tazminat ödenmesi konusunda 13/05/2024 tarihli önergeyle Belediye Meclisi’ne teklifte bulundum. Bu teklif, Belediye Meclisi’nce, 4688 sayılı Kanunun 32. maddesindeki kriterleri sağlamak ve yürürlükteki kamu görevlilerinin geneline yönelik 7. Dönem Toplu Sözleşme ilke, esaslarına ve süresine riayet etmek koşuluyla kabul edilmiştir.

Görüldüğü üzere tarafıma verilen yetki, sınırları belirlenmiş bir yetkidir. Bu sınır ise yasalarla belirlenen koşullara uygunluktur. Yasaların ve dolayısıyla Belediye Meclisi’nin tarafıma vermediği ve veremeyeceği bir yetkiyi kullanamayacağım açıktır. Nasıl ki ben hiç birinizden yasalara aykırı bir işlem yapmanızı istemeyeceksem, sendikaların da benden yasal olarak yapamayacağım bir talepte bulunmaması gerekir. Şu ana kadar gerçekleşen iş bırakma ve benzeri eylemler belediye başkanı olarak şahsımın neden bu konuda bir risk üstlenemediğiyle ilgilidir. Mevzuatın öngördüğü limit üzerinde yapılan ödemeler nedeniyle daha önce af çıkarılmış olması, bunun tekrar yapılabileceğine ilişkin bir garanti içermemektedir. Siz de kabul edeceksiniz ki, böyle bir beklenti nedeniyle risk alınması da düşünülemez. Kişiler ya da kurumlar gerçekleşmesi halinde karşılayabileceklerini düşündükleri haller nedeniyle risk alabilirler. Belediyemizde yıl içinde gerçekleşen gelir, gider ve mallara ilişkin hesap ve işlemlerin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygunluğu Sayıştay tarafından her yıl denetlenmekte ve varsa kamu zararına yol açan hususların tespiti yapılmaktadır. Yasal sınırı aşan sosyal denge tazminatı ödemeleri nedeniyle sadece 2022 yılı Aralık ayı için tespit edilen kamu zararı tutarı 16.944.073,89 TL, 2023 yılının tamamı için hesaplanan kamu zararı tutarı ise 346.203.239,63 TL’dir.

Sayıştay’ca kamu zararının tazminine karar verilmesi halinde sorumlular, ilamda yer alan kamu zararını tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdürler. İlamlarda müştereken ve müteselsilen sorumluluktan söz edildiğinden, Belediye Başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinden her biri, harcama birimi bazında oluştuğu belirtilen kamu zararından payları oranında değil, tamamından sorumlu tutulmaktadırlar. Buna göre Belediye Başkanı, sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama birimlerinin hepsinde sorumlular arasında yer aldığından, kamu zararının tamamından sorumludur. Daire Başkanları, harcama yetkilisi sıfatıyla Daire Başkanlığı bünyesindeki Şube Müdürlüklerinde oluşan kamu zararının tamamından, Şube Müdürleri (veya diğer görevliler) ise gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imza koydukları harcamalar nedeniyle oluşan kamu zararının tamamından sorumludurlar.

Sonuç itibarıyla, hem yasaların ve hem de Belediye Meclisi’nin tarafıma verdiği yetkiyi aşarak yasal sınırların üzerinde bir sosyal denge sözleşmesine imza koyduğumda, oluşacak sorumluluğun kapsamına sadece şahsım değil, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla bunu uygulamak zorunda kalacak daire başkanları ve şube müdürleri de girmektedir. Sayıları 300’e yaklaşan bu arkadaşlarımın imza koymadıkları bir sözleşme nedeniyle gelirlerinin çok üstünde bir mali sorumlulukla karşı karşıya kalacak olmalarını, bir kamu yöneticisi ve bir insan olarak kabul etmem mümkün değildir. 5018 Sayılı Kanun’dan önce yürürlükte bulunan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu’nda İta Amiri tüm sorumluğu üstlenerek yasaya aykırı bir ödemenin yapılmasını sağlayabiliyordu. 5018 sayılı Kanun üst yöneticiye böyle bir yetki vermediğinden istesem dahi çalışma arkadaşlarımın sorumluluğunu üstlenme olanağım bulunmamaktadır.

Öte yandan bir konuya daha dikkatinizi çekmek isterim; 4688 sayılı Kanunun 32. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.’ şeklindeki hüküm nedeniyle süresi sona eren toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanabilirliği kalmamıştır. Yetkili sendikanın yasal sınırlar içinde kalan bir sözleşmeyi imzalamaması halinde, ortada bir sözleşme olmamasından dolayı, mevcut sosyal denge tazminatı ödemesi de yasal dayanaktan yoksun kalmaktadır. En içten sevgilerimle.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cemil-tugaydan-calisanlara-sosyal-denge-tazminati-mesaji-toplu-sozlesme-imzalanmazsa-kazanilmis-haklar-da-tehlikeye-girer/feed/ 0
Yüzde 25 kira sınırı kalksa bile ev sahipleri kafalarına göre artış yapamayacak https://www.haber60.com.tr/yuzde-25-kira-siniri-kalksa-bile-ev-sahipleri-kafalarina-gore-artis-yapamayacak/ https://www.haber60.com.tr/yuzde-25-kira-siniri-kalksa-bile-ev-sahipleri-kafalarina-gore-artis-yapamayacak/#respond Sat, 08 Jun 2024 08:27:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35046 Konutlarda yüzde 25 kira sınırının uzatılmayacak olması kiracıları düşündürürken, Avukat Ali Onar, kiracıların paniğe kapılmaması gerektiğini, ev sahiplerinin kafalarına göre artış yapamayacağını söyledi. Avukat Onar, eskisi gibi yıllık enflasyon ortalamasına göre tavan artışın belirleneceğini ifade ederek, “Yüzde 100, yüzde 200 gibi artışlar yapılamaz. Kira sözleşmelerinde böyle bir hüküm olsa dahi bu sözleşme geçersizdir. Bir tavan miktarı belirlenmiştir. Yasa, kiracı ile ev sahibi arasında makul bir denge sağlamak istemektedir” dedi.

EV SAHİPLERİ KİRALARDA FAHİŞ ARTIŞ YAPABİLİR Mİ?

Kira artışında yüzde 25 zam sınırının Temmuz 2024 itibariyle sona ermesi bekleniyor. Yüzde 25 zam sınırının uzatılmayacak olması bazı vatandaşları düşündürürken, bu durum “ev sahipleri kiralarda fahiş artış yapabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi. İzmir’de yaşayan Avukat Ali Onar da, söz konusu yüzde 25 sınırın kalkmasıyla kiracıları nelerin beklediğini anlattı. Ali Onar, vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini ifade ederek, ev sahiplerinin kafasına göre zam yapamayacağını söyledi.

ARTIŞLAR ARTIK ESKİSİ GİBİ ENFLASYONA GÖRE YAPILACAK

Onar, Borçlar Kanunu’nda kira tavan artış oranının yer aldığını anlatarak, eskisi gibi yıllık enflasyon ortalamasına göre artış oranının belirleneceğini dile getirdi. Ali Onar, “Borçlar Kanunu’nun geçici maddesine eklenen bir maddeyle kira tavan artış oranı, yüzde 25 olarak belirlenmişti. Eğer herhangi bir yasal düzenleme yapılmaz ise Temmuz 2024 itibariyle yüzde 25’lik tavan oran sona erecek. Esasen, Borçlar Kanunu’muzda kira bedellerinin belirlenmesi için bir ‘tavan uygulaması’ söz konusu. Bu ne demek? Bir dengenin kurulması, makul bir kira bedelinin belirlenmesi için Borçlar Kanunu’muzda kira artış oranı mevcut; yani günlük deyimle enflasyonun 12 aylık ortalaması alınacak. Temmuz ayında kira sözleşmesi sona eren bir kiracı için bakılacak ilk kriter, eğer kira sözleşmesinde bir hüküm yok ise 12 aylık enflasyon ortalaması alınacak. Takriben yüzde 70.9 gibi bir rakam olması öngörülüyor. Bunu aşması mümkün olmayacak” dedi.

“TARAFLAR KİRA ARTIŞ YÜZDESİ BELİRLEMİŞ OLSALAR DAHİ BU SÖZLEŞME GEÇERLİ OLMAZ”

“Taraflar arasında kira bedelinin artırılmasına ilişkin bedel belirlenmemiş ise bu 12 aylık ortalamayla belirlenecek” diyen Ali Onar, muhtemel kiracı ve ev sahibi arasındaki bir davada enflasyon oranının dikkate alacağına vurgu yaptı.

Onar, “Merkez Bankası tarafından açıklanan aylık ve yıllık enflasyon miktarı, ay bazında açıklandığı için belirlenen kira bedeli de buna ilişkin olacak. Temmuz 2024’ün 12 aylık ortalaması yüzde 79 olarak açıklandığı takdirde, kira tavan miktarı yüzde 79 kadar arttırılabilir. Hemen şunu belirteyim; taraflar kendi aralarında kira artış yüzdesi belirlemiş olsalar dahi bu sözleşme geçerli olmaz. Herhangi bir dava söz konusu olduğunda mahkeme, tavan miktarını dikkate alarak karar verecektir. Yasa, kiracı ile ev sahibi arasında makul bir denge sağlamak istemektedir” diye konuştu.

“5 YIL DOLDUĞUNDA TAVAN ARTIŞLARI GÖZETİLMEZ”

5 yıl ve üzeri kira sözleşmelerine dikkat çeken Avukat Ali Onar, “5 yılı doldurmuş olan sözleşmelerde böyle bir tavan miktarı yok. Dolayısıyla 5 yıl dolduktan sonra tavan miktarı gözetilmeksizin kira bedelinin artışı söz konusu olabilecektir. Bu elbette kiralayanın lehine olan bir durum” ifadelerine yer verdi.

Onar, şöyle devam etti: “Ev sahipleri keyfi bir artış yapamayacaklar. Yüzde 100, yüzde 200 gibi artışlar yapamazlar. Kira sözleşmelerinde böyle bir hüküm olsa dahi bu söz konusu olamaz. Bir tavan miktarı belirlenmiştir. Bu tavan miktarını aşan artışlar geçersizdir. Dolayısıyla burada kiracının korunması söz konusu olur. Kiracı yasal yollara müracaat ederse, kanunda öngörülen artış bedelinin uygulanmasını talep etme gibi bir hakkı söz konusu olacaktır.”

Avukat Ali Onar, son olarak kiraların mutlaka bankalar aracılığıyla, “kira” açıklaması yazılarak yatırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yuzde-25-kira-siniri-kalksa-bile-ev-sahipleri-kafalarina-gore-artis-yapamayacak/feed/ 0
Birleşik Kamu İş, Kamuda Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ne dava açtı: Memurların hakkı kısıtlanıyor https://www.haber60.com.tr/birlesik-kamu-is-kamuda-tasarruf-tedbirleri-genelgesine-dava-acti-memurlarin-hakki-kisitlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/birlesik-kamu-is-kamuda-tasarruf-tedbirleri-genelgesine-dava-acti-memurlarin-hakki-kisitlaniyor/#respond Tue, 28 May 2024 23:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33598 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni kamuoyuyla paylaştı. Ek ödenek, yeni bina alımı, personel giderleri, personel servisi, araç kiralama, 5 yıldızlı otellerde seminer gibi pek çok detayın bulunduğu paket büyük yankı uyandırırken tepki de çekti. Tasarruf tedbirlerinin, kamu çalışanları için büyük oranda dezavantaj olduğunu belirten Birleşik Kamu İş Konfederasyonu da maddelerde düzenleme yapılmasını isteyerek dava açtı.

Birleşik Kamu İş Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, ”Tasarruf Tedbirleri” konulu Cumhurbaşkanlığı genelgesinin ”Personel giderleri”, ”Personel servisi hizmetine ilişkin giderler” başlıklı bölümler hakkında Danıştay’da dava açıklarını açıkladı.

Birleşik Kamu İş Merkez Yönetim Kurulu’nun basın açıklaması okuyan Kütük, “Kamu tasarrufu tedbirleri açıklandı, ancak fatura yine halka ve kamu emekçilerine kesilmiştir” dedi.

”EMEKÇİNİN KAZANILMIŞ HAKLARI ORTADAN KALDIRILIRKEN LÜKS DEVAM EDİYOR”

Servis araçlarının kaldırılmasıyla toplu sözleşme ile elde edilen kazanımların ortadan kaldırılacak olmasının kamuda çalışan kişiler için ayrıca bir ulaşım harcamasını ortaya çıkaracağını söyleyen Kütük, şunları kaydetti:

”Genelge hükümleri incelendiğinde, tasarrufun yine kamu emekçilerine dayatıldığı, Anayasa, kanunlar ve toplu sözleşme ile elde edilen tüm kazanımların ortadan kaldırıldığı, kanun mahiyetinde olan toplu sözleşme hükümlerini, kamuda devlet memurları ve kamu emekçilerinin kazanılmış haklarını ortadan kaldırılırken kamuda lüks ve şatafatın devam ettiği görülmektedir.

”KAMU HİZMETLERİ AKSAYACAK”

Keyfi harcamalar ortada dururken fazla mesai ücretlerinin göz dikilmesi, personel servislerinin sonlandırılması, 657 Sayılı Kanun’un 68/B maddesine yapılacak atamaların sadece yönetici kadrolar ile sınırlı tutulması ve yönetici kadroları dışındaki kadrolara anılan bent çerçevesinde atama yapılmayacağının düzenlenmesi hukuksuz, hukuksuz olduğu kadar da kamu hizmetlerini büyük oranda aksatacaktır.

”İŞ GÜVENLİĞİ VE BARIŞINI DA BOZACAK”

Kamuya personel alımımın emekli sayısı ile sınırlandırılması kamu hizmetlerini verilemez hale getirecektir. Teknik ve personel yetersizliği ile karşı karşıya olan kamu kurumu ve kuruluşları, bu genelge ile daha da iş görülemez hale gelecektir. Kamuda özellikle eğitim, sağlık, yargı, ulaşım ve diğer iş kollarında kamu emekçilerinin iş yükünü daha artacak bu karar iş güvenliğini ve barışını da bozacaktır.

”PERSONELİN MESAİ GİDİŞ GELİŞİ ZORLAŞACAK”

Servis araçlarının kaldırılması ile toplu sözleşme ile elde edilen kazanımların ortadan kaldırılacak olması zaten zor koşullarda görev yapmak zorunda kalan kamu emekçilerini ayrıca ulaşım için harcama yapmak zorunda bırakacak. Bu durum özellikle büyükşehirlerdeki trafik yoğunluğunu daha artıracak ve personelin mesaisine gidişini-gelişini daha da zorlaşacaktır. Bu durum kamu kurumu ve kuruluşlarında güvenlik sorunu ortaya çıkaracaktır.”

DAVA DİLEKÇESİ

Danıştay’da açılan davanın dilekçesinde, ”Personel Servisi Hizmetine İlişkin Giderler” başlıklı bölümünün 1. fıkrasında yer alan ‘Servis ve güvenlik hizmetleri hariç; kamu kurum ve kuruluşlarına toplu taşıma olan yerlerde personel servisi hizmeti sonlandırılacak, hizmet alımı suretiyle sağlanan personel servisi hizmeti ise sözleşme süresinin bitimine kadar devam edebilecektir’ ibaresinin, 3. Fıkrasındaki ‘Personel servisi hizmetinden fiilen yararlanan kişi sayısının araç kapasitesinin yüzde 70’inin altında olması durumunda ilgili hatta servis sunumu yapılmayacaktır.’ ibaresinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.

Dilekçede, söz konusu düzenlemelerin Anayasa’ya, 4688 sayılı Kanuna, uluslararası sözleşme ve antlaşmalara aykırı olduğu, kamu ve bireyler yönünden telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebileceği belirtildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/birlesik-kamu-is-kamuda-tasarruf-tedbirleri-genelgesine-dava-acti-memurlarin-hakki-kisitlaniyor/feed/ 0
İştirak Halinde Kamu Kurumu Aleyhine Dolandırıcılık Suçunun Belgesi Noter’de Kayıt Altına Alındı https://www.haber60.com.tr/istirak-halinde-kamu-kurumu-aleyhine-dolandiricilik-sucunun-belgesi-noterde-kayit-altina-alindi/ https://www.haber60.com.tr/istirak-halinde-kamu-kurumu-aleyhine-dolandiricilik-sucunun-belgesi-noterde-kayit-altina-alindi/#respond Sun, 26 May 2024 23:36:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33231 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – AKP’den 3 dönem milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Yasemin Açık ve geçtiğimiz dönem AKP’li Elazığ Belediye Başkanı Yardımcılığı ve Başdanışmanlık görevini yapan Nazif Bilginoğlu’nun ihaleye fesat karıştırdığı ve kamuyu zarara uğrattığı iddia edildi. Bunun da Noter huzurunda yapılan sözleşme ile taraflarca kayıt altına alındığı iddia edildi ve “Sözleşme kamu idarecileriyle özel şahıslar arasında örgütlü biçimde işlenecek şuçları tespit eden yazılı bir belge niteliğinde” denildi. Sözleşmeye ANKA Haber Ajansı ulaştı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) üç 2011, 2015 ve 2023 yıllarında milletvekili aday adayı olan Yasemin Açık ve eşi Sezai Açık ile birlikte geçtiğimiz dönem AKP’li Elazığ Belediye Başkanı Yardımcılığı ve Başcanışmanlık görevini yapan Nazif Bilginoğlu hakkında ‘3628 sayılı yasaya muhalefet (Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu), suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, iştirak halinde kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, zimmet, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik, yalan beyan ve bu suçlara azmettirme” suçlarından şikayette bulunuldu.

Söz konusu şikayette Yasemin Açık’ın 2008 yılında kurduğu SYCS İnşaat Turizm Eğitim Petrol Ürünleri ve Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. ŞTİ aracılığı ile Elazığ’ın Baskil ilçesi Pınarlı Köyü sınırları içerisinde, köylünün merası üstüne yasal olmayan yollarla bir çimento fabrikası kurduğu iddia edildi. Buna göre mera alanları üzerine imar izni olmamasına rağmen çimento fabrikasının kurulması Noter huzurunda yapılan anlaşmayla dönemin Elazığ İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Bilginoğlu ve SYCS şirketinin kurucusu Yasemin Açık tarafından yetkilendirilen ve SYCS şirketinin müdürü arasında imzalanan anlaşma ile karara bağlandı. Kamu yatırımının kapsam ve koşulundan oldukça uzak olan sözleşmede Elazığ İl Özel İdaresi’nin hisse ortaklığı yüzde 1 olarak kayıtlara geçerken yasal olan oran ise en az yüzde 50.

Ortaklık sözleşmesinin imzalanmasının ardından aynı gün Yasemin Açık, şirkette bulunan yüzde 1 oranındaki hissesini İl Özel İdaresi’ne 100 bin TL’ye sattığına dair hisse devir sözleşmesi imzaladı. 8 Ekim 2012’de Elazığ 3’üncü Noteri’nde imzalanan anlaşmaya ise ANKA Haber Ajansı ulaştı.

“Devlet idaresi Sevr Anlaşması’nda dahi bu şekilde bayağı hale getirilip köle edilmemiştir”

Noter huzurunda imzalanan sözleşmeye dair yapılan şikayette ise “Bu sözleşme yıllar içinde işlenecek suçların anlaşma metnidir. Özel İdare verdiği taahhütleri zamanı geldiğinde hukuka uygun görünüme getirerek sözleşmeye göre sonuçlandırmıştır. Devlet idaresi Sevr Anlaşması’nda dahi bu şekilde bayağı hale getirilip, köle edilememiştir. Sözleşme anayasa, kanun ve diğer tüm mevzuattaki emredici hükümlere aykırıdır. Hükümleri imkansız, konusu suç teşkil eden, mutlak butlanla batıl yapıldığı andan itibaren yok hükmündedir. Bu sözleşmeye dayanarak yapılan tüm iş ve faaliyetler de geçersizdir” ifadeleri yer aldı.

“Elazığ İl Özel idaresi, irtifak hakkını şirkete devretti”

16 Kasım 2012 tarihinde de İl Özel İdare kaynaklarından hisse devri için para ayırmanın mümkün olmaması, karşılıksız görünmesi kaydıyla hisse devrinin yapılabileceğinin düşünülmesi nedeniyle Yasemin Açık düzeltme beyannamesi vererek yeniden hisse devir sözleşmesi imzaladı ve bu kez şirket hisselerinin il özel idaresine bedelsiz olarak sattığına dair devir sözleşmesi imzaladı. Yapılan ortaklık işlemlerinin ardından Elazığ İl Özel İdaresi tarafından aralarında Elazığ Mera Tespit Komisyonu ve Elazığ Valiliği’nin de bulunduğu kamu kurumlarına yapılan başvurular neticesinde mera alanının tahsis değişikliğini gerçekleştirilerek Elazığ İl Özel İdaresi’ne ihalesine karar verildi. İhale tarihiyle aynı gün 7.11.2023 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğü ile Elazığ İl Özel İdaresi arasında irtifak hakkı sözleşmesi imzalandı. İrtifak sahibi Elazığ İl Özel İdaresi, Milli Emlak Müdürlüğü’ne başvurarak, hakkın şirkete geçirilmesini talep etti. Bunun üzerine Elazığ Milli Emlak Müdürlüğü ile SYCS arasında 2014 yılının son mesai günü irtifak hakkının şirkete devredilmesine dair sözleşme imzalandı.

“Fabrikaya özel taahhütler”

Çimento fabrikası Elazığ İl Özel İdaresi adına yapılmamasına rağmen Elazığ İl Özel İdare Genel Sekreteri Nazif Bilginoğlu, 2014 yılının Aralık ayı içinde İl Özel İdaresi adına taahhütlerde bulunarak su yolu ve enerji nakil hatları için ilgili müdürlüklere yazı yazdı. Bilginoğlu, mera alanlarına ulaşım yolu yapılması planlandığını, finansmanın genel bütçeden karşılanacağını bildirdi. Bu işlemler sonucunda yapılan şikayette de ‘kamunun zarara uğratıldığı’ ifade edildi.

“Kamu 100 milyon TL üzerinde zarara uğratıldı”

Mera alanına yapılan çimento fabrikası da kamu zararına şirkete düşük bedelle satıldı. 2017 yılında değeri 250 milyon dolar olan şirket sadece 18 milyon TL’ye SYCS şirketine satıldı ve kamunun 100 milyon TL üzerinde zarara uğradığı iddia edildi. Fabrika arazisinin SYCS şirketine devrinden sonra ise SYCS hisseleri İl Özel İdaresi tarafından Yasemin Açık’a iade edildi.

Şikayet dilekçesinde konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Noterde imzalanan sözleşme, İl Özel İdare’nin şirkete ortak olmasından başlayarak satış ve emir aşamalarına kadar kamu yararı ve haklarını korumak üzere getirilmiş anayasal, yasal bütün emredici düzenlemeleri hiç etmiştir. Şüpheliler,  kamu aleyhine kamu mal ve haklarını, kamu iradesini fesada uğratarak dolandırıcılık kapsamında şüphelilere devir ve temlik edilmesi için idari karar alma ve uygulama süreçlerini tasarlamış, kamu görevlileri ile birlikte icra eyleminde bulunmasını sağlamışlardır. Başlangıçta yatırımın kamu yatırımı gibi görünmesi için ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere 20.11.2012 tarihinde şirket hisselerinin yüzde 1’ine karşılık gelen pay şüpheli Yasemin Açık tarafından Elazığ İş Özel İdaresine devredilmiştir. Bu devir işlemi ise 23.11.212 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Taşınmazın üzerine kurulan fabrika ile birlikte satın alınmasından sonra ise bu kez 26.12.2017 tarihinde Elazığ İl Özel İdaresi payını Yasemin Açık’a devrederek şirket hissedarlığından ayrılmıştır. Bu pay devri ise 02.01.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yapılan pay devri işlemleri sadece evrak üzerindedir.

“Sözleşme kamu idarecileriyle özel şahıslar arasında örgütlü biçimde işlenecek şuçları tespit eden yazılı bir belge niteliğinde”

Yapılacak yatırımın kamu yatırımı gibi görünmesini sağlamak, bu şekilde kredi edinme, taşınmazın devri gibi hususlarda kamu yatırım kolaylığından yararlanmak üzere yapılmıştır. İşlenen suçların tamamı sözleşmeye uygun yapılmıştır. Bu bakımdan sözleşme eşine rastlanması zor şekilde kamu idarecileriyle özel şahıslar arasında örgütlü biçimde işlenecek suçları tespit eden yazılı bir belge niteliğinde bulunmaktadır. Kamunun bir yatırıma ortak olması, pay alması ya da devretmesi suç tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kurallarına göre Bakanlar Kurulu Kararına ve bu karar için karşılanması gerekli şartlara bağlıdır. Elazığ İl Özel idaresi ne sermaye şirketi olan SYCS firmasına pay sahibi olarak girerken ne de pay sahipliğinden ayrılırken yasal olarak mümkün olmayan bir yol izlenmiştir. Çünkü SYCS firması kit, teşebbüs, bağlı ortaklık, bağlı kuruluş, kamu müessesesi, ortaklık ya da iştiraki statüsünde değildir. Sonuçta kamuya ait bir tüzel kişilik  ya da yatırım değildir.”

“Gözaltı ve tutukluma tedbiri” istendi

Söz konusu şikayette Elazığ Başsavcılığı’ndan suçların birden çok kişi tarafından yıllar içinde işlenmesi, yüz milyonlarca liralık kamu zararı oluşması, kamu görevlisinin suçlara iştiraki bulunması gerekçesiyle soruşturmanın selametle yürütülmesi için soruşturma ile birlikte gözaltı ve tutuklama tedbirine başvurulması, işlenen suça dahli bulunan tüm kamu görevlilerinin suç tarihi öncesi ve sonrasında 5’er yıllık süreler zarfında mal varlıklarının tespiti ve incelenmesi talep edildi.

Savcılık, Elazığ Valiliği’nden Bilginoğlu’na yönelik soruşturma izni talep etti

Şikayetin ardından 9 Mayıs’ta Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, Elazığ Valiliği’ne Nazif Bilginoğlu’na yönelik soruşturma izni talep etti. Soruşturma iznine ilişkin Valilik henüz bir yanıt vermedi.

Yasemin Açık’ın avukatları: “Soruşturma yetkisi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda”

Şikayete ilişkinr Yasemin Açık’ın avukatları ise Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na iddia edilen suça konu izin ve ruhsatların merkez teşkilattan yani bakanlıklar tarafından verildiğini belirtilerek, “İddialar ve izinleri veren makamlar değerlendirildiğinde yetkili savcılığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olduğu rahatlıkla görülmektedir. İş bu dosyanın grülmesinde Sayın Savcılığınız yetkili değildir” dinilerek yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Cunhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini talep ettiler.

“Suça konu vasfındaki arazi Elazığ’da”

Bunun üzerine şikayetçinin avukatı Emine Erol da suça konu vasfındaki arazinin Elazığ ilinde bulunduğundan yetkili savcılığın Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı olduğunu bildirerek “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkili olduğu ve bu nedende yetkisizlik kararı verilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmesi gerekir. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından etkili soruşturma yürütülmesine bir an önce başlanmasını talep ediyoruz” şeklinde savcılığa dilekçesini sundu.

İşte imzalanan sözleşme

Buna göre imzalanan 25 maddelik sözleşmede öne çıkan maddeler şu şekilde:

4.1. SÖZLEŞMENİN KONUSU: Ada parsel bilgileri belirtilen hazine arazisine yapılacak Çimento fabrikasının 4342 sayılı yasaya (mera kanunu) göre hukuki sorun olmadan İl Özel İdaresince tahsis amacının değiştirilmesi, rezerv var olduğu şekilde bu konumda bulundurulması,

Arazinin hazine adına tescilinin sağlanması, İl Özel İdaresi’nde yüzde 1 pay verilmesiyle ortaklık oluşturulması, ortakların yükümlülüklerinin belirlenmesi, sonra ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesine yönelik iç ilişkinin düzenlenmesi sözleşmenin konusudur. Sözleşmenin geçerli olması il özel idaresinin arazi mera tahsis şeklini değiştirmesine bağlıdır.

5.1. SÖZLEŞMENİN TÜRÜ BEDELİ; Sözleşmenin konu 4.1 maddesinde belirtilen sınırlı bir ortaklık anlaşmasıdır. Şirket arazi mera tahsis işlemleri tamamlanınca 10 yıl içinde 30.000 ton Çimentoyu verir. Bu çimentonun verilmesiyle ortaklık iç ilişkide sona erer.

  1. İl özel idaresine verilen şirket hissesi için herhangi bir bedel ödenmeyecektir.

6.1.1. Ortaklık anlaşmasıyla il özel idaresi ortaklığı kamu yatırımına dönüşür. Özel idare tüm kamu kurum ve kuruluşları nezdinde taşınmazın tahsis ve kullanım biçimini değiştirir. Taşınmazın mülkiyet nakli için gerekli tüm işleri ivedilikle takip eder.

4342 sayılı yasanın 14. Maddesi hükümlerine göre mera tahsis değişikliğinin eksiksiz şekilde yerine getirilmesini temin eder.

6.1.3. İl özel idaresi arazi tahsisine ilişkin yükümünü kusurdan ari olarak yerine getirip rezerv var olduğu sürece bu halde bulundurarak yükümlülüklerini tamamlamış olur.

6.1.5. Her ne kadar il Özel İdaresi şirket bünyesinde pay sahibi sıfatında bulunmakta ise de şirketin olağan ve olağanüstü işlerinde idare ve temsilinde hak talebinde bulunamaz. Özel idarenin ortaklık konumu fabrika arazisinin kusurdan ari temin edilmesini sağlayarak, buna karşılık belirlenen miktarda çimentonun teslim edilmesiyle bu sıfatının iç ilişkide son bulmasından ibarettir.

  1. Hisse devir yükümlülüğü arazi tahsisine ilişkin yükümden sonra il özel idaresinin ikinci asil yükümünü oluşturur. İç ilişkide ortaklığın bitmesinden sonra özel idare şirketten hiçbir hak talep edemez. İl özel idaresi bu durumda ortaklık devam ediyormuş gibi fabrikanın sorun yaşamadan işletilmesi için gerekli izin ve ruhsat işlemlerinin yenilenme aşamasında idari bürokratik desteği sağlar. İl özel idaresinin şirket ortaklığından ayrılması işletmenin çalışması için idari hukuki sorun oluşturması halinde, dış ilişkide şirketin talebi halinde ortaklığa devam edilir.

10.1. İl Özel İdaresi’ne verilen hisse başkasına devredilemez.

  1. Fabrikaya ham madde temin edecek işletme ruhsatı alınmış sahalarda rezerv tüketilmesine kadar geçecek süre boyunca sözleşme geçerli olacaktır. Bu süre zarfında izin yenileme işlemleri gerçekleşmesi halinde İl Özel İdare gerekli bürokratik desteği sağlayarak yenileme işlemlerini gerçekleştirecektir.
  2. İl Özel İdaresi’nin Yükümlülükleri:

15.2. Yatırım il özel idaresi ortaklığı ile kamu yatırımı haline gelmiş olmakla birlikte, fabrika varlık ve değerlerini kamu malı gibi korur.

15.3. Rezerv tüketilmeden mevzuat gereği vakti geldiğinde gerekli yenileme ve uzatma işlemlerini her defasına yasal usule göre eksiksiz tamamlanmasını temin eder.

15.4. Fabrikanın işletmeye alınması için gerekli bina ve tesislerde alınması gerekli izin ve ruhsatların alınmasını temin eder, bu konuda kamu tüzel kişiliği sebebiyle kamu kurum ve kuruluşları nezdinde şirket tarafından talep edilen destek ve temsili sağlar. Tesislerin inşası için alınması gerekli izin ve ruhsatları taahhüt eder. Buna ilişkin işlemleri takiple sonuçlandırır.”‘

]]>
https://www.haber60.com.tr/istirak-halinde-kamu-kurumu-aleyhine-dolandiricilik-sucunun-belgesi-noterde-kayit-altina-alindi/feed/ 0
CHP Milletvekili Tanrıkulu, Engelli Hakları Sözleşmesinin Uygulanmasını İstedi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/#respond Wed, 15 May 2024 21:07:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31789 (ANKARA) – CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, engelli yurttaşlara ödenen maaş ve engelli bakım ücretlerinin yetersiz olduğunu, bu maaşlarda yaşamlarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını belirterek, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme hükümlerinin uygulanmasını istedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası nedeniyle

yaptığı açıklamada, engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Tanrıkulu, Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 30 Mart 2007 tarihinde kabul edildiğini ve Türkiye’nin de de bu sözleşmeye 2008 tarihinde taraf olduğunu hatırlattı. Tanrıkulu, Türkiye’de iş gücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 53 iken engellilerin katılım oranının yüzde 22 dolayında, kadın engellilerde ise yüzde 12,5 düzeyinde olduğunu belirtti.

2024 yılı Ocak Ayında yüzde 40-69 engelli oranına sahip vatandaşların aylıklarının yüzde 75 artışla 2 bin 797 liraya, engelli bakım aylıklarının da yine yüzde 75 artışla 7 bin 608 liraya çıkarıldığını söyleyen Tanrıkulu, “Türkiye’de engelli kişilerin yaşadıkları en temel sorunlar, sürekli ertelenen erişilebilirlik, tamamlanmayan istihdam kotaları, yetersiz engelli aylıkları, engelli bakım hizmetleri, eğitim ve sağlık hizmetleri, dil ve söylemde engellilere yönelik ayrımcılıktır” dedi.

Tanrıkulu, evde engelli bakım desteğinin en az bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Tanrıkulu, “Evde Bakım Desteği için hak sahibi olma durumu değerlendirilirken, aile bireylerinin ortalama geliri değil, varsa bakım hizmeti alan engelli bireyin geliri dikkate alınmalıdır. Evde engelli bakımı hizmetinin kapsamı genişletilerek ihtiyaç sahiplerine cevap verir nitelikte olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Engelli çocukların eğitim sorunlarına da işaret eden Tanrıkulu, açıklamasında şu ifadeler yer verdi:

“Türkiye, AB ülkeleri içinde, engelli çocukların ilkokuldan sonra okulu bırakma oranı yüzde 60 ile en yüksek olan ülkedir. Eğitim hakkı engelli öğrenciler için de tam olarak sağlanmalıdır. Engelli çocuklar için ayrımcılığa asla yer vermeyen kapsayıcı eğitim ortamı sağlanmalıdır. Tüm eğitim mekanlar, bilgi ve kullanılan teknolojiler engelli çocuklar için erişilebilir olmalıdır. Türkiye’de engelli vatandaşlarımızı görünür kılmayan, evde kalmaya zorlayan sosyal ve kültürel pratiklerin kırılmasını sağlayacak kamusal politikalar geliştirilmelidir.”

Tanrıkulu, öncelikle Türkiye’nin çekince koymadan kabul ettiği BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin gerçek anlamıyla yaşama geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Sözleşme ile engelli yurttaşların haklarının güvence altına alındığını vurgulayan Tanrıkulu, açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye’de 11 milyon civarında engelli yurttaş var. 5 milyon kamu çalışanı var, bunlardan sadece 70 bini engelli yani engelli yurttaşlarımız kamuda yeteri kadar istihdam edilmiyorlar. Yine engelli yurttaşlarımıza bütçeden ayrılan pay öngörülen kadar değil, çok az bir miktarda pay ayrılmış durumda, bu payın artırılması lazım. Bunun dışında engelli yurttaşlarımıza ödenen maaş, engellilere yapılan bakım ücretleri de yoksulluk, açlık sınırının dibinde ve bunlarla engelli yurttaşlarımızın hayatlarını idame ettirmeleri mümkün değil. Engelli yurttaşlarımız ile ilgili olarak bu sözleşme hükümlerinin tam anlamıyla yürürlüğe sokulması gerekir. Bunun için Parlamentoda, Parlamento dışında çalışmaya, engelli yurttaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-engelli-haklari-sozlesmesinin-uygulanmasini-istedi/feed/ 0
Depremzede Vatandaş, Ev Hayalinden 450 Bin TL’sini Kaybetti https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/#respond Sun, 24 Mar 2024 08:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22935 Hatay’da depremde evi yıkılan Hasan Kurter, ailesiyle yaşayacağı sıcak yuva hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden oldu. Sözleşmede yer alan teslim tarihinin üzerinden günler geçmesine rağmen hayalini kurduğu evin yerinde yeller esen Kurter’in elinde firmanın hediye ettiği promosyon ürünleri kaldı.

Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’nde yakalanan Hasan Kurter ve ailesinin yuvası asrın felaketinde ağır hasar aldı. Bir süre sonra yıkılan evinden olan Kurter, bir an önce sıcak bir yuvaya kavuşmak için çözümü çelik konstrüksiyon ev yaptırmakta buldu. Kayseri merkezli bir firmayla anlaşan Kurter; 150 metrekarelik çelik ev için 1 milyon 300 bin TL’lik sözleşme imzaladı. Kurter, sözleşmen ardından firma sahibi olduğunu iddia eden B.T. isimli şahsın söylediği hesaba 450 bin TL para gönderdi. Firma sahibi olduğunu iddia eden şahıs, inşaat alanında yaptığı 2 günlük çalışmanın ardından Kırıkhan ilçesini terk etti ve Kurter’i sürekli oyaladı. Sözleşme bitim tarihi Şubat ayının 10’u olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmayan inşaat alanı terk edildi. Durum üzerine hareke geçen Kurter, durumu yargıya taşıdı. Ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olan depremzede vatandaşın elinde firmanın kendisine hediye ettiği; 2 kalem, 1 tişört ve 1 şapka kaldı. Kendisi mağdur olan Kurter, depremzede vatandaşlara dikkatli olun çağrısında bulundu.

“Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık”

Yapılan anlaşma sonrası firmanın inşaat alanında 2 günlük bir çalışma karşılığında kendilerinden 450 bin TL aldığını ifade eden Kurter, “Kırıkhan ilçesinde konteynerde yaşıyorum. Asrın felaketinde Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’ndeki aile apartmanımızdaki evimizdeydik, yuvamız ağır hasar alınca yıkım oldu. Memleketimizde Kayseri firması olan bir şahısla irtibata geçtik, 150 metrekare çelik ev yapımı için anlaştık. 1 milyon 300 bin TL’lik bir sözleşme imzaladık. Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık. Daha sonra da gelip sadece bir kazım yaptı, tahta çaktı” dedi.

“Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti”

Firma tarafından kendilerine hediye edilen promosyon ürünlerine tepki gösteren Kurter, “Bizimle alay eder gibide geldiğinde bize 450 bin TL karşılığında bize; 1 adet tişört, 1 şapka ve 2 kalem hediye etti. Bu verdiklerini bize bu para karşılığında satmış gibi oldu. Bunun haricinde geleceğim, gideceğim ve yapacağım deyip durdu. Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti. Ama henüz ne bina var, nede bizim verdiğimiz 450 bin TL’nin iadesi var. Aralık ayının 5’inde sözleşme imzalamıştık, 2 gün gelip tahta çaktı” ifadelerini kullandı.

Depremin üzerine ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olmanın kendilerine ağır geldiğini ifade eden Kurter, “Şuanda konuyu yargıya taşıdık, aşağı yukarı 1 hafta oldu yargıya verdik. Bizim derdimiz verdiğimiz para değil, biz istiyoruz ki başka depremzedelere acılar yaşatmasın. Bizim 6 Şubat’ta çektiğimiz acılar bize zaten yeter. Ama bir de bu şahsın gelip depremzedeleri mağdur etmesi daha da acı veriyor” şeklinde konuştu. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremzede-vatandas-ev-hayalinden-450-bin-tlsini-kaybetti/feed/ 0
Şişli Belediyesi ve Bağlı İştiraklerde İşçi Maaşlarına Yüzde 94 Artış https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-ve-bagli-istiraklerde-isci-maaslarina-yuzde-94-artis/ https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-ve-bagli-istiraklerde-isci-maaslarina-yuzde-94-artis/#respond Fri, 15 Mar 2024 02:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19095 Şişli Belediyesi ve bağlı iştiraklerde çalışan toplam 2 bin 367 personelin maaş ve sosyal haklarında iyileştirme yapıldı. İmzalanan sözleşme ile birlikte 17 bin 2 TL olan işçi maaşları yüzde 94 oranında artış ile 33 bin TL’ye yükseldi. Bununla birlikte, en düşük ücret alan işçinin aylık geliri; ikramiye, yol ücreti ve yemek ücreti ile birlikte 46 bin 378 TL oldu.

Şişli Belediyesi ve GENEL-İŞ 1 Mart ile 28 Şubat 2026 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerini başarı ile sonuçlandırdı. 2 bin 300’ü Belediye iştiraklerinden Kentyol Kent Hizmetleri A.Ş’de, 67’si de Belediye kadrosunda olmak üzere toplam 2 bin 367 işçi için toplu iş sözleşmesi imzaları, Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen tören ile atıldı.

Maaşlarda yüzde 94 artış

Yeni toplu iş sözleşmesi ile birlikte 17 bin 2 TL olan işçi maaşları yüzde 94 oranında artış ile 33 bin TL’ye yükseldi. Bununla birlikte, en düşük ücret alan işçinin aylık geliri; aylık 8 bin 250 TL’si ikramiye, bin 388 TL’si yol ücreti ve 3 bin 740 TL’si yemek ücreti olmak üzere 46 bin 378 TL oldu.

Sosyal haklar da genişletildi

Toplu iş sözleşmesinde ücret artışının yanı sıra var olan sosyal haklar da genişletildi. Önceki dönemlerde sözleşmede yer alan, doğum yapan kadınlara devletin verdiği 16 haftalık doğum iznine ek olarak 16 haftalık doğum izni, eşi doğum yapan erkeklere verilen 1 aylık babalık izni bu sözleşmede de devam etti. Yeni sözleşmede, kadınlara her ay 1 gün regl izni, bütün personele yılda 5 gün mazeret izni tanındı. Kıdem tazminatları da yeniden düzenlendi. Önceki dönemlerde 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatları, yeni sözleşme gereği 40 gün üzerinden hesaplanacak.

“Şişli Belediyesi sizin sevgili emekçi kardeşlerim”

Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin yaptığı konuşmada, “Sevgili emekçi kardeşlerim, Şişli’de çalışmak bir ayrıcalık. Az önce İl Başkan Yardımcım yukarda dedi ki, ‘Başkanım bize torpil isteğiyle geliyorlar, lütfen bizleri Şişli Belediyesi’ne alın diye’. Bazılarınız memnun değilsiniz biliyorum. Keşke imkanlarımız olsa bu ücretlerden daha yükseğini vermemiz gerekir. Ama burası bir fabrika değil. Ben ya da benden sonra Emrah bir patron değil, bizler sizlerin arasından birileriyiz. Hatta hatırlarsanız geldiğimde sizlere bir şey söylemiştim. Burası benim değil. Ben Belediye Başkanınızım 5 yıllığına kiraladım. 5 yıl sonra ben giderim, başkası gelir ama siz hep burada olacaksınız. Şişli Belediyesi sizin sevgili emekçi kardeşlerim. Her kademede nerede çalışıyorsanız çalışın sizin bizden daha çok korumamız gerekiyor. Birbirimizle kavga etmeyelim. Kol kola girelim. Yarınlarımızı beraber planlayalım” ifadelerini kullandı.

Sözleşme imzalamadan önce Belediye Başkan Adayı Emrah Şahan’ın da fikrini aldığını belirten Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, “Emrah kardeşimle şöyle bir strateji izledik. Ben 5 yıl omuzlarında sıkıntı yaşayacak bir arkadaşıma, bir yol arkadaşıma onun onayı olmadan bir toplu sözleşmeyi imzalamayı doğru görmem. Haksızlık olur. Ben kendi adıma bu sözleşmeye imza atardım. Emrah da bir şey demezdi. Daha fazlasını da versem bir şey demezdi. Ama o benim etik anlayışıma aykırı. Ben 5 yıldır verdiğiniz destekten dolayı iyisiyle, kötüsüyle beni çektiğiniz için hepinize sonsuz teşekkürlerimi bir borç biliyorum. Emeğinize ve katkınıza çok teşekkür ediyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sisli-belediyesi-ve-bagli-istiraklerde-isci-maaslarina-yuzde-94-artis/feed/ 0
Hekimlerden 14 Mart Açıklaması: Torba Kanun Maddeleri Kesinlikle Kabul Edilemez, Acilen Geri Çekilmelidir https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/ https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/#respond Fri, 15 Mar 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19033 EDDA SÖNMEZ

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) öncülüğünde, Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS), Hekim Birliği Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası, Tabib-Sen Sendikası bir araya gelerek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. İSTAHED Yönetim Kurulu üyesi Bilge Mehmetzade, “İdari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir” dedi.

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapan hekim örgütleri adına hazırlanan ortak açıklamayı İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr Bilge Mehmetzade okudu. “Hekimlere reva görülen Anayasaya aykırı Ceza kanunu kabul etmiyoruz”, diyen Mehmetzade, sözlerini şöyle sürdürdü:

“BİRÇOK MESLEKTAŞIMIZ ŞİDDET OLAYLARI SEBEBİYLE ÜLKESİNİ VATANINI TERK ETMEKTEDİR: Bugün 14 Mart 2024. Bundan 105 yıl önce cesaret ve direnişin meşalesini yakan Tıbbiyeli Hikmet’in ruhu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimseyerek mesleğini icra eden biz tıbbiyelilerin günü. Biz hekimlik mesleğini bu duygularla yapmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Ancak bu onurlu mesleğin asla sarsılmaması gereken itibarını azaltma çalışmaları her geçen gün şiddetini arttırmaktadır. Bu durum bir ülkedeki en temel ve en vazgeçilmez kamu hizmeti olan sağlık hizmetinin baş aktörü olan bizleri artık dayanılması güç bir noktaya getirmiştir. Birçok meslektaşımız bu bilinçli itibarsızlaştırma ve bunun sonucunda her geçen gün katlanarak artan ve önlenmesi adına gerekli adımların atılmadığı şiddet olayları sebebiyle ülkesini vatanını terk etmektedir.

ÜLKEMİZDEKİ SAĞLIK HİZMETİNİN KALİTESİNİ ARTTIRMAK İSTİYORSAK ÖNCELİKLE BU HİZMETİ SAĞLAYAN BİZLERİN İŞİMİZİ HUZURLU YAPMASI GEREKTİĞİ AÇIKTIR: Bu terk edişlerin önüne geçilmesi siyasi idarenin en öncelikli konularında biri olması gerekirken maalesef tam tersi söylemlerle bu sorunun daha da alevlenmesine sebebiyet verilmektedir. Ülkemizdeki sağlık hizmetinin kalitesini ve etkinliğini arttırmak istiyorsak öncelikle bu hizmeti sağlayan bizlerin işimizi mutlu ve huzurlu yapması gerektiği açıktır. Bunun sağlanması için pozitif anlamda maaş artışları yapılıyor gibi görünse de yapılan artışların hepsi birer ek ödeme mahiyetinde olup belirli şartlara bağlanmış durumdadır ve bu şartların yerine getirilmediği durumlarda bu ödemelerin yapılmayacağı baskısıyla idari bir mobbing aracına dönüştürülmüş durumdadır.

1 MART 2024 TARİHİNDE RESMİ GAZETE DE YAYINLANAN TORBA YASA ADETA BİZ HEKİMLER VE SAĞLIK PROFESYONELLERİNİN SÖZLEŞME FESHİ TEHDİDİYLE BİR GÖZDAĞI VERİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR: Bu idari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Mevcut ülke nüfusuna oranla ülkemizdeki hekim ve sağlık çalışanı sayısı gelişmiş ülkelere göre çok az sayıda iken bu asgari personelin insanüstü çalışmaları sayesinde sağlık alanında ülkemizin başarısı ile gurur duyanlar maalesef bizlere ceza verme noktasına geldiğinde çok cömert davranıp iş sözleşmelerimizi daha kolay nasıl sonlandırabileceklerinin hesabını yapmaktadırlar. Mevcut çalışanları da en ufak cezalarla bile işlerinden ederek bu ülke ne kazanacaktır. Amaçlanan nedir. 1 Mart’taki torba kanunla, sözde bizlerin bu özverili çalışmalarını teşvik etmek için verildiği belirtilen ek ödemelerin alınan en ufak cezalarda bile kesileceği hükme bağlanmıştır. Uyarı cezasında 1 ay, kınama cezasında 2 ay, aylıktan kesme cezasında 3 ay bu ek ödemelerin kesileceği belirtilmiş ve bu kesintiler 6 ay olursa sözleşmemiz fes olacağı kanunda açıkça belirtilmiştir. Disiplin cezaları neticesinde ek ödeme kesintisi yapılamayacağını vurgulayan Anayasa Mahkemesi kararına ve ayrıca; bir fiile birden fazla ceza verilemez şeklindeki evrensel hukuk ilkelerine de aykırıdır.

TORBA KANUN MADDELERİ KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ OLUP ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR: Örneğin 2 yıllık sözleşme süresinde 3 kez işe geç kalan bir sağlık çalışanının sözleşmesi feshedilecektir. Bu gibi birçok absürt durumla karşı karşıya kalınmasının önü bu kanunla açılmış durumdadır. Bir çalışanın sözleşmesini feshetmek hiçbir kanunla bu kadar karşılaştırılmamalıdır. Afiliye hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarıyla ilgili bu kanun ile sözleşme süresi 3 yıldan 2 yıla indirilmiş ve 3 kez yazılı olarak ikaz halinde sözleşmenin feshedileceği düzenlemiştir. Çalışana motivasyon olsun diye verilen bir ek ödemenin kesilmesinin bir iş akdi sonlanma gerekçesi olması akla ve mantığa uymamakla beraber ne hukuki ne de vicdanidir. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir. Mevcut maddelerle ilgili hukuki mücadelemize başlamış olmakla beraber örgütsel mücadelemizin de davam edeceğini kamuoyuna duyuruyoruz”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hekimlerden-14-mart-aciklamasi-torba-kanun-maddeleri-kesinlikle-kabul-edilemez-acilen-geri-cekilmelidir/feed/ 0
Efeler Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası Arasında Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı https://www.haber60.com.tr/efeler-belediyesi-ile-disk-genel-is-sendikasi-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/efeler-belediyesi-ile-disk-genel-is-sendikasi-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/#respond Fri, 08 Mar 2024 01:21:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16756 Efeler Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası arasında toplu iş sözleşmesi imzalandı.

Efebel A.Ş. belediye şirketi bünyesinde çalışan işçileri kapsayan toplu iş sözleşmesine göre çalışanların maaşlarına çok yüksek oranda zam yapılarak, sosyal hak ve kazanımlarıyla birlikte yaptıkları işe ve eğitim durumuna göre değişen aylık 30-35 bin TL arasında ücret elde etti. Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay ve DİSK Genel İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan arasında imzalanan sözleşme sonrası davul-zurna eşliğinde danslarla kutlama yapan belediye personeli, Başkan Atay’a teşekkür etti. Törende kendisini dakikalarca alkışlayan personele seslenen Başkan Atay, “Asıl alkışı sizler hak ediyorsunuz, sizler üretiyorsunuz, başımızın tacısınız” diyerek personelini alkışladı. “Sizleri namerde muhtaç etmeyeceğim” diyen Başkan Atay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim dünya görüşüm emeğin en yüce değer olduğuna inanan bir dünya görüşüdür. O nedenle siz bizim baş tacımızsınız. Gönül ister verdiğimiz rakamların iki katını, üç katını verelim. Gelirimiz artmıyor. Ama çok zor şartlarda da olsa bu enflasyona da sizi yendirmeyeceğim, sizi de hiç kimseye, namerde muhtaç etmeden yaşatacağım. Söz veriyorum size. Başkanınız bunun örneğini gösterdi size. Birileri Covid’den bahane ederek bin işçiyi çıkartırken, Efeler Belediyesi’nde bir kişi bile işten çıkmadı. Üstüne üstlük iki yıl üst üste biner lira ikramiye verdik. Alın terinizin karşılığı olmasa da, ananızın ak sütü gibi helaldi o paralar size. Çok teşekkür ediyorum hepinize.”

Covid-19 döneminde büyük bir özveriyle fedakarca çalışan personele teşekkür eden Atay, “Sadece ben değil, Efeler halkının baş tacısınız siz. Birlikte yöneteceğiz. Önemli olan birlikte mutluluk içinde yaşamamız. Kreşler açtım sizin çocuklarınız için. Kreşe gidiyor çocuklarınız. Dershane açtım. Bütün bunları yaparken sizi düşündüm, geleceğimizi düşündüm, çocuklarımızı düşündüm, kadınlarımızı düşündüm. Köy gibi olan Efeler’i dönüştüreceğiz, bir marka kent yapacağız. Buna kararlıyım, sizinle birlikte yapmaya kararlıyım. Emeğiniz çok fazla, verdiğimiz ücretin bile alın terinizin karşılığı olmadığını biliyorum. Elimden ne geliyorsa bundan sonra da yapmaya hazır olduğumu bilin ve 31 Mart’ta da başkanınıza sahip çıkmanızı diliyorum” diye konuştu.

DİSK Genel İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan ise Başkan Atay’a teşekkür ederek şunları söyledi:

“Efeler Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Fatih Atay’a özel bir teşekkürü borç biliyorum. Bütün imkanlarını zorlayarak, inanın kuruşu kuruşuna bütün imkanlarını zorlayarak bugün bu noktaya getirdi. Ben örgütün DİSK ve Genel-İş adına kendisine sonsuz yürekten teşekkürlerimi borç biliyorum. Kıymetli dostlarım, kıymetli mücadele arkadaşlarım, Türkiye’nin dört bir yanında birçok il ve ilçede örgütlüyüz ve yaygın bir sendikayız. Türkiye’deki en yaygın örgütlü sendikayız diyebilirsiniz. Birçok yerde sözleşmeler yapıyoruz, bazı yerlerde yüksek oluyor, bölgesel farklılıklar var. Bazı yerlerde düşük oluyor. Aydın ölçeğine baktığımda yürekten söylüyorum bugün bu yapılan sözleşmenin ciddi, dolu ve altı biçimlendirilmiş bir sözleşme olduğunu yürekten söylüyorum.”

DİSK Genel İş Sendikası Aydın Şube Başkanı Sibel Özhan da, sosyal hak ve kazanımlarla ilgili bilgiler vererek, “Sendikamız üyeleri sözleşmemize göre yılda 60 yevmiye ikramiye, 250 TL yakacak, 2 bin 600 TL yemek, 800 TL aile yardımı, çocuk sayısına göre 200 TL çocuk ücreti, üniversite mezunlarına 2 bin TL eğitim ücreti, kreşlerde çalışan öğretmenlere 2 bin TL, sahada çalışan personele 2-3 bin TL arası sorumluluk ücreti gibi daha birçok ciddi sosyal haklar ve kazanımlar elde ettiler. Başkanımız Mehmet Fatih Atay’a çok teşekkür ediyorum” dedi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/efeler-belediyesi-ile-disk-genel-is-sendikasi-arasinda-toplu-is-sozlesmesi-imzalandi/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, işverenlere yeni teşvik modelleri üzerinde çalıştıklarını açıkladı https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakan-yardimcisi-faruk-ozcelik-isverenlere-yeni-tesvik-modelleri-uzerinde-calistiklarini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakan-yardimcisi-faruk-ozcelik-isverenlere-yeni-tesvik-modelleri-uzerinde-calistiklarini-acikladi/#respond Thu, 22 Feb 2024 23:00:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10933 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, “Sosyal örgütlenme imkanlarının geniş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı ve çalışma ortamını insana yaraşır hale getirmiş olan işverenlerimize yönelik yeni teşvik modelleri üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Özçelik, Öz Orman-İş Sendikasının Kızılcahamam’da bir oteldeki 55. Temsilciler Eğitim Toplantısı’nda, Öz Orman-İş’in kurulduğu 2008’den beri duruşundan ve mücadelesinde taviz vermediğini belirterek, sendikanın 27 bin üyesiyle çalışma hayatının önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak çalışma hayatının tüm paydaşlarıyla sosyal diyaloğu esas alıp, hareket ettiklerini vurgulayan Özçelik, “Sosyal devleti bir bütün olarak işçi, işveren ve devlet üçlüsünün mutabakatı olarak görüyoruz. Ülkenin refahının ve topyekun yükselişi, bu mutabakatın sağlıklı bir zeminde kurulmasına bağlı. Bu çerçevede sendikalarımız, Bakanlığımızın en fazla önem verdiği paydaşlardır.” ifadelerini kullandı.

Sendikal örgütlenmenin önünde hiçbir engelin bulunmadığını dile getiren Özçelik, sendikalı işçi sayısının yaklaşık 2,5 milyona, sendikalaşma oranın ise yüzde 15 düzeyine yükseldiğini bildirdi.

“İstihdam tüm zamların en yüksek seviyesine ulaştı”

Bazı işverenlerin, sendikaların örgütlenmesine yönelik olumsuz bakış açısını ortadan kaldırmak istediklerini ifade eden Özçelik, şöyle konuştu:

“Büyüyen, kalkınan Türkiye’nin son 20 yılında, istihdamın artırılması en temel ilkemiz, en önemli politika eksenimiz oldu. İş gücümüz bugün 35 milyonu aştı. İstihdam edilenlerin sayısı 2002 yılında bu yana yüzde 50’den fazla artarak tüm zamların en yüksek seviyesi olan 32,5 milyona ulaştı. Dezavantajlı gruplara yönelik uyguladığımız destek, teşvik ve düzenlemelerle kadın, genç ve engellilerin istihdamını önemli ölçüde artırdık. Sosyal örgütlenme imkanlarının geniş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı ve çalışma ortamını insana yaraşır hale getirmiş olan işverenlerimize yönelik yeni teşvik modelleri üzerinde çalışıyoruz.”

Özçelik, enflasyonun tahribatını emekçilere hissettirmemek için gayretle çalıştıklarını belirterek, Bakanlık olarak, çalışma hayatının tüm taraflarıyla dayanışma içerisinde, üzerlerine düşen tüm görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.

Özçelik, “Bu kapsamda Sayın Settar Başkan’ın, işçilerimizin hem kamu çerçeve protokolüyle getirilen şartları hem ücretlerdeki basamak sistemiyle ilgili taleplerine, inşallah önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz danışma kurulları toplantılarımızda dile getirip, hep birlikte çözüm arayacağız.” dedi.

“İşçiler arasındaki ücret merdiveni yeniden kurulmalı”

Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan da üyelerinin kadro hakkına kavuşması ve özlük haklarının iyileştirmesi için büyük bir mücadele yürüttüklerini belirterek, son olarak 14 bin geçici orman işçisinin çalışma sürelerini 10 aydan 12 aya yükseltilmesi kazanımını elde ettiklerini söyledi.

Kamu işçinin 2023-2024 dönemindeki mali ve sosyal haklarının belirlendiği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’nü geçen yıl mayıs ayında imzaladıklarını anımsatan Aslan, bu sözleşmeyle en düşük kamu işçisi ücretinin önce 15 bin liraya yükseltildiğini, ardından 2023 yılının ilk altı ayında refah payı dahil ücretlere yüzde 45’lik artış yapıldığını vurguladı.

Bu sözleşmenin kazanımlarının enflasyon karşısında zamanla erimesi üzerine TÜHİS ile 29 Ocak’ta ek protokol imzalandığını hatırlatan Aslan, şöyle konuştu:

“Ek protokolle sözleşme başlangıç tarihi 1 Ocak olanların aldığı yüzde 32,57 oranındaki zam, sözleşme başlangıcı 1 Mart ve sonraki aylarda olanlara da uygulandı. Bunda emeği olanlara teşekkür ediyorum. Fakat arkadaşlarımızın hala 49,25 zamda yeknesaklığın sağlanması konusunda beklentileri var. Bu beklentiye yetkililerin duyarlılık göstereceğine inanıyorum. Hükümetimizden, memurlarımıza ve emeklilerimize verilen yüzde 49,25’lik zam oranın kamu işçisine de verilmesini istemiştik, bunu yine talep ediyoruz.”

Aslan, geçen yıl imzalanan sözleşmeyle en düşük kamu işçisi ücretinin önce 15 bin liraya yükseltilmesi ve ardından yapılan yüzde 45’lik artışla kıdemli işçi ile yeni işçi arasındaki ücret makasının daraldığına dikkati çekerek, “Bu durum işyerlerinde rahatsızlığa neden oldu. Bu sorunu TÜHİS ile aşamadık. Önümüzdeki sözleşme döneminde eski işçi ile yeni işçi arasındaki ücret merdiveni sisteminin yeniden kurulmasını istiyoruz.” dedi.

Toplantıya, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Orman Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer ve sendikanın temsilcileri katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakan-yardimcisi-faruk-ozcelik-isverenlere-yeni-tesvik-modelleri-uzerinde-calistiklarini-acikladi/feed/ 0
Sağlık alanında düzenlemeler içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.haber60.com.tr/saglik-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/saglik-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10747 Sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Kanunla, mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek ve bu sayı birden fazla olamayacak.

Ebelerin görevlerine ilişkin kanunla düzenleme yapılacak.

Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Gebeliğin tespitini, gebe izlemini ve bu amaçla gerekli muayene ve değerlendirmeleri yapacak olan ebeler, normal doğum eylemini gerçekleştirecek, normal doğum sırasında gereken küçük tıbbi müdahaleleri yapacak. Küçük tıbbi müdahalelerin kapsam ve sınırları Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.

Kanunla acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı getiriliyor.

İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve koşullar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek, bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak.

Beşeri tıbbi ürün güvenliğinin daha etkin olarak sağlanması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ihtiyaç duydukları ilaca daha hızlı erişimi amacıyla ruhsatlandırmaya esas Sağlık Bakanlığınca yapılan analizler, ürünün ruhsatlandırılmasını takiben yapılacak.

Ruhsatlandırma işlemlerinde Avrupa Birliği müktesebatına uyum düzenlemeleri gerçekleştirilecek.

İlaçlara ilişkin numuneler ve tahlil masrafları ruhsatname sahipleri tarafından karşılanacak.

Beşeri tıbbi ürün üzerinde yer alan karekodun okutulması ile fiyat bilgisine ulaşılabilmesi mümkün olduğundan beşeri tıbbi ürünün sekonder ambalajında ayrıca sabit fiyat bilgisinin yer almasına gerek olmayacak.

Kanunla, eczanelere yönelik yapılacak teftişlere eczacılar da eklendi. Buna göre teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veya Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.

Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanununda yapılan değişiklikle, kanun kapsamında istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.

Yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.

Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.

Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak, hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.

Norm kadro sayısı Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek

Kanunda, ilaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.

Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.

Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.

Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.

Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.

Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.

Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle de protokol yapılabilecek. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için 2 yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilecek.

Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilecek.

Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şart olacak. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alacak.

Düzenleme ile ayrıca öğretim elemanları ile akdedilecek sözleşmenin konusuna ve feshedileceği hallere açıklık kazandırılıyor.

İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar

Kanunla, herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.

Bu iznin yanı sıra araştırmanın, öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması insan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması, araştırmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, araştırma sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması, araştırmayla varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması, üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması ve yapılacak araştırmayı ilgili etik kurulun uygun görmesi şart olacak.

Kozmetik ürünlerin insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayının ardından Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.

İnsanlardan alınan biyolojik materyaller üzerinde vücut dışı tanı amaçlı tıbbi cihazları konu alan, amacı yalnızca performans değerlendirmek olan ve cerrahi prosedürler yoluyla numune alımının yapıldığı performans değerlendirme çalışmaları yürütülmesinde ilave girişimsel prosedürler veya gönüllüler için başka riskler bulunan performans değerlendirme çalışmaları, test sonuçlarının hasta yönetimi kararlarını etkileyebildiği veya tedaviye yön vermek üzere kullanılabildiği performans değerlendirme çalışmaları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayı ve Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.

Uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek

Destek tanı cihazlarına ilişkin performans değerlendirme çalışmaları, bilimsel esaslara, mevzuat hükümlerine veya etik ilkelere uygun olmaması durumunda araştırmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilecek ve uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek.

Belirtilen araştırmalar, üzerinde araştırma yapılacak kimselerin emniyetini sağlamaya ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine, takibine ve gereğinde acil müdahale yapılabilmesine elverişli ve araştırmanın vasfına uygun personel, teçhizat ve laboratuvar imkanlarına sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılacak.

Bu yerlerde yapılabilecek araştırma türleri, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu araştırmalarda, bireyin hakları ve sağlığının korunması her şeyin üstünde tutulacak. Üzerinde araştırma yapılacak veya yapılan gönüllü, muvafakatini araştırmanın her aşamasında ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın geri alabilecek.

Araştırma türlerine bağlı olarak gönüllülerin araştırmadan doğabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta yaptırılması zorunlu tutulacak.

Araştırma sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamayacak.

Sağlık Bakanlığı, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırma derhal durdurulacak.

Bu şartların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması veyahut gönüllü sağlığının tehlikeye girmesi hallerinde doğrudan araştırma sonlandırılacak.

Belirtilen araştırmalara veya çalışmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve araştırmaları etik ve bilimsel yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar kurulacak. İlgili etik kurullar, Sağlık Bakanlığının izni sonrası görevlerine başlayacak. Etik kurullar bağımsız, tarafsız ve şeffaf şekilde faaliyet gösterecek.

İdari cezalar

Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.

Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek.

Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.

Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak.

Yetkisiz sağlık hizmeti verenlere hapis cezası

Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek.

Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.

Özel izne tabi hizmet birimlerini ve sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunanlar, 250 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari parayla cezalandırılacak.

Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşlarına 50 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde ikisi kadar idari para cezası verilecek.

Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hallerinde 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacak.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası

Kanunla idare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçecek.

Sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı, idare tarafından ödenen tazminat sigorta şirketinden talep edilecek.

Kanunun Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında kabul edilen önergeye göre, devlet üniversitelerinden görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak 6 ay içerisinde nihai karar verilecek.

Sözleşmeli pozisyon sayısı 36 bine çıkarılıyor

Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.

Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.

Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor.

Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.

Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak.

Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
Metal Sektöründe Toplu Sözleşme Görüşmelerinde Anlaşma Sağlanamadı, Türk Metal Sendikası Grev Kararı Aldı https://www.haber60.com.tr/metal-sektorunde-toplu-sozlesme-gorusmelerinde-anlasma-saglanamadi-turk-metal-sendikasi-grev-karari-aldi/ https://www.haber60.com.tr/metal-sektorunde-toplu-sozlesme-gorusmelerinde-anlasma-saglanamadi-turk-metal-sendikasi-grev-karari-aldi/#respond Wed, 10 Jan 2024 08:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2950

Yaklaşık 150 bin işçiyi ilgilendiren metal sektörü toplu sözleşme görüşmelerinde Türk Metal Sendikası ve Metal Sanayicileri İşverenleri Sendikası (MESS) arasında anlaşma sağlanamadı. Türk Metal Sendikası grev kararı aldı. Sendika tarafından yapılan açıklamada, “Türk Metal Sendikası, ülkemizin bir ekonomik darboğazdan geçtiğinin, artan enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalandığının, başta ücretliler olmak üzere halkımızın geçim sıkıntısı yaşadığının bilincindedir. Türk Metal Sendikası artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Sendikamız bu süreçte, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine devam edecektir. Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, emeğin hak ve özgürlüklerinden ve çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 9 Ocak 2024 günü grev kararı almıştır” denildi.

Türk Metal Sendikası, işveren sendikası Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile 26 eylülde başlayan grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine grev kararı aldı. Sendika tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

TOPLAM 83 MADDEDE VE SÖZLEŞMENİN EKİ NİTELİĞİNDEKİ 2 YÖNETMELİKTE İSE ANLAŞMA SAĞLANAMAMIŞTI”

“Türk Metal Sendikası ve Metal Sanayicileri İşverenleri Sendikası (MESS) arasında 26 Eylül 2023 günü başlayan ve 150 bin işçiyi ilgilendiren Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, 22 Kasım 2023 günü yapılan oturumda Türk Metal’in masadan kalkması üzerine kesilmiş ve taraflar uyuşmazlık tutanağını tutmuştu. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde o güne kadar yapılan 5 oturumda, 46 ana madde, 5 ek madde ve 3 geçici madde olmak üzere toplam 54 madde ve sözleşmenin eki niteliğindeki bir yönetmelik kabul edilmişti. Görüşmelerde 33 ana madde, 47 ek madde, 3 geçici madde olmak üzere toplam 83 maddede ve sözleşmenin eki niteliğindeki 2 yönetmelikte ise anlaşma sağlanamamıştı. Anlaşma sağlanamayan maddeler arasında ücret artışına ilişkin maddeler ve sosyal haklara bağlı olan parasal maddeler başta geliyor.

TÜRK METAL, BÖYLE BİR DÖNEMDE METAL İŞÇİLERİNE REVA GÖRÜLEN BU TEKLİFİ VE ÇALIŞMA BARIŞINI ZEDELEYEN BU YAKLAŞIMI KABUL ETMEDİĞİNİ KAMUOYUNA AÇIKLAMAKTADIR”

MESS, uyuşmazlık tutulmasının ardından 29 Aralık 2023 günü yapılan 6. oturumda teklifini yüzde 50’ye, 5 Ocak 2024 günü yapılan 7. oturumda ise yüzde 60’a çıkarmıştır. Ancak bu teklifler de sendikamız tarafından kabul edilmemiştir. Yürürlükteki yasalar gereğince resmi arabulucu sürecinin başlamasının ardından, resmi arabulucu tarafları uzlaştıramamış ve arabulucu raporu dün (9 Ocak 2024 Salı günü) sendikamıza ulaşmıştır. Türk Metal Sendikası, ülkemizin bir ekonomik darboğazdan geçtiğinin, artan enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalandığının, başta ücretliler olmak üzere halkımızın geçim sıkıntısı yaşadığının bilincindedir. Türk Metal, böyle bir dönemde metal işçilerine reva görülen bu teklifi ve çalışma barışını zedeleyen bu yaklaşımı kabul etmediğini kamuoyuna açıklamaktadır.

ÇALIŞMA YAŞAMINDA HAK VE ADALETTEN TAVİZ VERMEMEK İÇİN 9 OCAK 2024 GÜNÜ GREV KARARI ALMIŞTIR”

MESS’in uzlaşmaz tutum ve yaklaşımına karşı, iş yerlerinde uyarı eylemleri yapan ancak bunlardan da bir sonuç alamayan Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, emeğin hak ve özgürlüklerinden ve çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 9 Ocak 2024 günü grev kararı almıştır.

Türk Metal Sendikası artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Sendikamız bu süreçte, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine devam edecektir. Bu amaçla 11 Ocak 2024 Perşembe günü, MESS sözleşmesi kapsamına giren bütün iş yerlerinde, tüm vardiya giriş çıkışlarında üyelerimiz tarafından protesto eylemleri ve basın açıklaması yapılacaktır. Sonuç alınamaması halinde, üretimden gelen gücümüzü kullanmak da dahil olmak üzere eylemlerimiz devam edecektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/metal-sektorunde-toplu-sozlesme-gorusmelerinde-anlasma-saglanamadi-turk-metal-sendikasi-grev-karari-aldi/feed/ 0 Çocuk Hakları Sözleşmesi İçin Yeniden Düzenleme İhtiyacı https://www.haber60.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/ https://www.haber60.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/#respond Mon, 08 Jan 2024 06:30:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2644 İsrail’in Filistin’i işgali ile devam eden süreçte çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiğini hatırlatan Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tekrar düzenlenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Seven, “Bu düzenleme her türlü siyasetin üstünde adil bir biçimde dünya üzerindeki bütün çocukları kapsayacak şekilde olmalıdır” dedi.

Birleşmiş Milletler, 18 yaş altı her bireyi çocuk olarak tanımlar. Hukukta ise çocuk kavramı, özel korunmaya alınan kendisine özel haklar ve ayrıcalıklar tanınan yetişkin olmayan insan olarak tanımlanır. Yani çocuk hukuku, çocukların hayatlarının en kırılgan oldukları dönemde onlara hak ettikleri gibi yaşamalarını sağlamayı hedefler. Bu çerçevede çocuk hakları, kanunen ve ahlaken, dil, din, ırk, mezhep gibi hiçbir ayrımcılık gözetilmeden dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan; yaşama, eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik ve cinsel sömürüye karşı korunmasını hedefleyen evrensel bir kavramdır.

Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının korunmasını sağlamak için ortaya çıkan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, özellikle savaş bölgesindeki çocuklar için mevcut sözleşmenin koruyucu olmadığını ve dünya üzerindeki bütün çocukların haklarını korumak adına tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır”

Sözleşme ile dünya üzerindeki bütün çocukların her türlü ihmal, istismar ve kötü muamelelere karşı korunmasının hedeflendiğini Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, “Bu amaçla ülkelerin sorumluluklarını belirleyerek bütün dünyayı kapsayacak standartlar belirlenmiştir” dedi. Şu anda ise savaş bölgesindeki çocuk sayılarına bakıldığında ciddi ve acil bir durum ile karşı karşıya kalındığına dikkat çeken Zeynep Deniz Seven, “Günümüz 21. yüzyıl dünyasında savaşların durumuna baktığımız zaman, modern dönemde gerçekleşen bu savaşların şekli değişerek “belli coğrafyalarda” ve “vekalet savaşları” şeklinde olduğu görülmektedir. Bu durum savaşta belli bir cephe olmamasını ve milyonlarca sivilin çatışmalarının ortasında kalarak hedef alınmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla sivillerle birlikte çocuklar da en ağır şekilde yaşanan çatışma ortamında kalmaktadır. Save the Childiren 2021 raporuna göre tüm çatışma bölgelerinde 450 milyon çocuk yaşamaktadır. Bunların 230 milyonu ise en ölümcül çatışma alanlarında kalmaktadır. Avrupa’da yaşayan tahmini çocuk sayısının 120 ile 150 milyon olduğunu düşünecek olursak durumun ciddiyeti hakkında daha net fikir sahibi olabiliriz. İsrail’in Filistin’i işgali ile devam eden süreçte 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren sadece 85 günde 10 binin üzerinde çocuk ölümü, bir o kadarının sakat ve yetim kalması ve 1 milyona yakınının ise temel barınma, beslenme haklarının ellerinden alınmasına, şiddet ve istismara uğramasına sebep olmuştur. Sayısal verilere bakıldığında, savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır. Bu durum Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin uygulanabilirliğini bir kez daha tartışmaya açmıştır. Ne yazık ki BM tarafından azınlıkta kalan bazı ülkelere veto etme hakkı tanınması sonucu sözleşmenin dünya üzerinde en çok üye ülke tarafından onaylanmış olmasına rağmen uygulanamaması sonucunu ortaya çıkarmıştır” dedi.

Seven sözleşmenin daha önce de düzenlendiğini hatırlatarak, “Çocuk hakları ihlalleri daha önce dünya üzerinde 3 kez düzenleme ihtiyacı doğurmuştu. Bugün yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı acilen 4. bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düzenleme her türlü siyasetin üstünde adil bir biçimde dünya üzerindeki bütün çocukları kapsayacak şekilde olmalıdır. Bu düzenleme hepimiz adına geleceğimizin teminatı olacaktır. Zira bu günkü şartlarda insanların geleceğe karşı umutsuz bakışı artarak devam emektedir” şeklinde konuştu.

Bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur

Seven sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Daha sürdürülebilir bir dünya ancak bugünün çocuklarının öncelikli olarak yaşama ve gelişme haklarının en iyi şekilde korunması için daha gerçekçi çözüme gidilmesi ile gerçekleşebilir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın korunması için acil çözüm yollarına gidilmesi bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur ve bu sorumluluk ancak daha kapsayıcı ve eşitlikçi çözüm ile gerçekleşecektir.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/feed/ 0
Sözleşme Süreçlerinin Doğru Yönetilmemesi Şirketler İçin Ekonomik Risklere Yol Açıyor https://www.haber60.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/ https://www.haber60.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/#respond Fri, 05 Jan 2024 08:15:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2360 Sözleşme süreçlerinin doğru yönetilmemesi şirketlerin önemli ekonomik risklerle ve idari yaptırımlarla karşılaşmalarına sebep oluyor. Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, şirketlerin özellikle yanlış sözleşme uygulamaları nedeniyle zarara uğramaması için dikkat etmeleri gereken hususları anlattı.

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, hem hukuk öğrencileriyle hem de şirket yöneticileriyle yaptıkları eğitimlerde, Türkiye’de rastlanan en yaygın sözleşme hatalarına değindiklerini anlatarak, önemli uyarılarda bulundu. Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, sözleşme süreçlerinde görev alan personelin hazırladığı sözleşmelerin Türkiye’deki dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olup olmadığını bilmemesinin, şirketin idari para cezası yemesine ve başka ekonomik risklere sebep olabildiğini kaydetti.

“Cezai şart maddesini mutlaka ekleyin”

Yeniocak, sözleşmedeki cezai şart maddesinin bilinçli olarak yazılmamasının sıkça rastlanan bir durum olduğunu söyledi. Bunun daha sonra açılacak bir davada şirketi zor duruma düşüreceğini belirterek, “Özellikle, geç teslime bağlı cezai şart tahakkuk ettiği halde teslim sırasında talep hakları saklı tutulmadan malın teslim alınması halinde artık cezai şartın talep edilemeyeceğini bilmeyen bir personel, şirket için her zaman ekonomik risk anlamına gelir.” dedi.

“Sözleşmeniz geçersiz kılınmasın”

Kefalet sözleşmesi gibi sözleşmeler yapılırken kanunun belirttiği özel şekil kurallarına uyulması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeniocak, bunu bilmeyen bir personelin yapacağı sözleşmenin geçersiz olacağını, bunun şirketler için ağır sonuçları olabileceğini ifade etti.

“Mail yazışmalarınız, yüksek para cezalarına sebep olmasın”

Yeniocak, rekabet kurallarını bilmeyen bir şirket yöneticisinin, mail yazışmalarına özellikle dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek şu uyarılarda bulundu:

“Bilinçsiz bir yöneticinin yazışmalarından basına verdiği demeçlere kadar her an rekabet kurallarını ihlal etme riski var. Bu riskin gerçekleşmesi şirketin yüksek para cezalarına maruz kalmasına sebep olabilir.”

“Yanlış bir imza, şirketinizin bütün hesaplarını alt üst edebilir”

Bazen şirketlerin, sözleşmede yer alması gereken en basit imza kurallarına uyulmamasından ya da ihmal edilmesinden büyük zararlar gördüğünü kaydeden Yeniocak, “Görevli personeliniz, imza, paraf, kaşe, imza sirküleri gibi temel kavramların ne anlama geldiğini ve uygulamada nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeli. Müşteriye sözleşme imzalatırken alınabilecek basit önlemlerin ihmal edilmesi, açılacak bir davada şirketin bütün hesaplarını alt üst edebilir. Bunun çok sayıda örneğini yaşıyoruz.”

Yaygın olarak yaşanan bu tür hatalardan hareketle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin kurduğu TOBBUYUM AŞ ile önemli bir iş birliğine gittiklerini belirten Prof. Dr. Umut Yeniocak, “Yeniocak Sözleşme Akademisi olarak, Ülkemizdeki ticaret ve sanayi odalarında ve talep eden şirketlerde bu konularda eğitimler düzenleyeceğiz. Şirketlerde sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi süreçlerinde görev alan personellere ve yöneticilere, profesyonel düzeyde, uygulama ağırlıklı stratejik bilgi ve beceri aktarımı yapılarak güncel gelişmelerden, yargı uygulamalarından ve kendi sözleşmelerindeki risklerden haberdar olmalarını hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı.

TOBBUYUM Genel Müdürü Dr. Onur Yüksel de, amaçlarının, uygulama ağırlıklı eğitim organizasyonları yaparak, Yeniocak Sözleşme Akademisi’yle birlikte TOBB üyesi şirketlere sözleşme alanında oldukça değerli bir hizmet sunmak olduğunu söyledi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/feed/ 0