“SİSTEMATİK KARALAMALARLA KARŞI KARŞIYA KALDIM”
Soylu, “Halihazırda üyesi olmaktan onur duyduğum Gazi Meclis’imizin çatısı altında da milletimizi temsil ve hizmet ifasıyla, milletvekilliği görevimi yaparken, hükümetlerimizi, İçişleri Bakanı olarak görev yaptığımız dönemi, şahsımı ve birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımızı hedef alan ve devletimizin itibarını ayaklar altına almak isteyen dahili ve harici menşeli çok sayıda mesnetsiz, tamamen iftiraya dayalı, manipülatif ve çoğu benzer mahfillerden üretilen organize ve sistematik karalamalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu. FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında görev yaptığı olağanüstü dönemde demokrasiyi, devletin bekasını, milli iradeyi ve hukuku akamete uğratmak isteyen terör örgütlerine, suç yapılarına karşı her türlü riski alarak yürütülen cansiparane mücadelenin hak ve hukukunu gözetmenin boynunun borcu olduğunu belirten Soylu, dilekçesinde, karalama ve iftira kampanyalarında suç yapıları ile fikir ortaklığı ve işbirliği içerisinde olanların yıkıcılığına bigane kalmamayı, “her anı sadakat, kararlılık ve fedakarlıkla dokunmuş mücadelenin rövanşını almak isteyenlere karşı vazgeçilmez sorumluluk” olarak nitelendirdi.
“İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Karalamaları ve iftiralarıyla milletin gözünde şüphe, istifham ve soru işareti oluşturmayı amaçlayan şer odaklarıyla hukuk zemininde mücadele etmenin zaruri hal aldığını ifade eden Soylu, dilekçesine şöyle devam etti; “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından İçişleri Bakanlığı görevine getirildiğimiz günden görev süremizin sonuna kadar tüm birimlerimizle milletimizin huzuru, refahı, en üst düzeyde kamu düzeninin, güvenliğinin ve esenliğinin sağlanması ve başta terörle, kaçak göçle, afetlerle, uyuşturucuyla ve organize suç örgütleriyle, hiçbir şekilde ayrım yapmaksızın, tüm suç şebekeleri ile kesintisiz ve tavizsiz mücadele edilmesine yönelik kararlılığımıza milletimiz de şahit olmuştur. Ancak, sonrasında bu mücadeleyi baltalamak, itibarsızlaştırmak ve bundan sonra da bu mücadeleye kendini adayacak herkesi yıldırmak maksadıyla, daha önce benzerine az rastlanan, organize ve sistematik bir şekilde kamuoyunun dezenforme edilmesine yönelik her türlü yazılı, görsel, sosyal medya ve tüm mecralarda tamamen yalan, iftira ve nitelikli karalama içerikli yayınlar ile bir itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldık.”
RAKAM RAKAM AÇIKLADI
İçişleri Bakanlığı görevinden ayrıldığı 3 Haziran 2023’ten itibaren geçen bir yıl içerisinde aleyhinde, yalan, hakaret, karalama ve iftira içerikli 11 bin 500 televizyon haberi, 1454 gazete haberi ve 628 köşe yazısı ile makale, 218 bin internet ve sosyal medya haberi yapıldığını aktaran Soylu, “Hakkımda görev dönemimize ait TBMM’de herhangi bir konuda fezleke işlemi bulunmamasına rağmen, CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, muhtelif tarihlerde sarf ettikleri mesnetsiz karalamalar ve iftiralarla dokunulmazlık zırhına sığınarak korunduğumu defalarca ifade edip, bu şekilde kamuoyunu bilerek yanlış yönlendirmişlerdir. Yine CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü yıllardır tehdit eden PKK terör örgütü ve onun siyasi birliktelik ve uzlaşı yürüttüğü Meclis’teki temsilcilerine, FETÖ ve DHKP-C’ye karşı yapmadıklarını, yapamadıklarını, söylemediklerini ve söyleyemediklerini, üstelik de onlarla birlikte, görev yaptığımız döneme ve şahsıma karşı, milletimizin gözü önünde eş zamanlı bir kampanya yürütmektedirler.” ifadelerini kullandı.
SOYLU: HANGİ BİLGİ VE BELGEYLE GELİRLERSE AÇIĞIM
Meclis başkanlığına yaptığı dokunulmazlık başvurusunun ardından ilk kez konuşan eski İçişleri Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu dikkat çeken ifadeler kullandı. Halk TV’ye konuşan Soylu “Karnımdan hiç konuşmadım çok açık yazdım. Bu açık bir dilekçe, açık bir başvuru. Zamanı yok. İstedikleri zaman hangi bilgi ve belge ile gelirlerse açığım demek. Biz namusumuzu yolda bulmadık” dedi.
]]>Soylu, 26 Temmuz Cuma günü TBMM Başkanlığına dilekçeyle başvurarak yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Soylu, dilekçesinde, 40 yıldır siyasette yer aldığını ve bu süre içerisinde farklı görevlerde bulunduğunu belirtti. Üstlendiği görevlerin her birinde millete hizmet etme, hesap verme ve açık olma sorumluluğunda olduğunu kaydeden Soylu, siyaset kurumunun ve siyaset yapanların, dönem dönem çeşitli iddialar ve ithamlarla karşılaştığına işaret etti.
“SİSTEMATİK KARALAMALARLA KARŞI KARŞIYA KALDIM”
Soylu, “Halihazırda üyesi olmaktan onur duyduğum Gazi Meclis’imizin çatısı altında da milletimizi temsil ve hizmet ifasıyla, milletvekilliği görevimi yaparken, hükümetlerimizi, İçişleri Bakanı olarak görev yaptığımız dönemi, şahsımı ve birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımızı hedef alan ve devletimizin itibarını ayaklar altına almak isteyen dahili ve harici menşeli çok sayıda mesnetsiz, tamamen iftiraya dayalı, manipülatif ve çoğu benzer mahfillerden üretilen organize ve sistematik karalamalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu.
FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında görev yaptığı olağanüstü dönemde demokrasiyi, devletin bekasını, milli iradeyi ve hukuku akamete uğratmak isteyen terör örgütlerine, suç yapılarına karşı her türlü riski alarak yürütülen cansiparane mücadelenin hak ve hukukunu gözetmenin boynunun borcu olduğunu belirten Soylu, dilekçesinde, karalama ve iftira kampanyalarında suç yapıları ile fikir ortaklığı ve işbirliği içerisinde olanların yıkıcılığına bigane kalmamayı, “her anı sadakat, kararlılık ve fedakarlıkla dokunmuş mücadelenin rövanşını almak isteyenlere karşı vazgeçilmez sorumluluk” olarak nitelendirdi.
“İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Karalamaları ve iftiralarıyla milletin gözünde şüphe, istifham ve soru işareti oluşturmayı amaçlayan şer odaklarıyla hukuk zemininde mücadele etmenin zaruri hal aldığını ifade eden Soylu, dilekçesine şöyle devam etti; “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından İçişleri Bakanlığı görevine getirildiğimiz günden görev süremizin sonuna kadar tüm birimlerimizle milletimizin huzuru, refahı, en üst düzeyde kamu düzeninin, güvenliğinin ve esenliğinin sağlanması ve başta terörle, kaçak göçle, afetlerle, uyuşturucuyla ve organize suç örgütleriyle, hiçbir şekilde ayrım yapmaksızın, tüm suç şebekeleri ile kesintisiz ve tavizsiz mücadele edilmesine yönelik kararlılığımıza milletimiz de şahit olmuştur. Ancak, sonrasında bu mücadeleyi baltalamak, itibarsızlaştırmak ve bundan sonra da bu mücadeleye kendini adayacak herkesi yıldırmak maksadıyla, daha önce benzerine az rastlanan, organize ve sistematik bir şekilde kamuoyunun dezenforme edilmesine yönelik her türlü yazılı, görsel, sosyal medya ve tüm mecralarda tamamen yalan, iftira ve nitelikli karalama içerikli yayınlar ile bir itibarsızlaştırma kampanyasıyla karşı karşıya kaldık.”
RAKAM RAKAM AÇIKLADI
İçişleri Bakanlığı görevinden ayrıldığı 3 Haziran 2023’ten itibaren geçen bir yıl içerisinde aleyhinde, yalan, hakaret, karalama ve iftira içerikli 11 bin 500 televizyon haberi, 1454 gazete haberi ve 628 köşe yazısı ile makale, 218 bin internet ve sosyal medya haberi yapıldığını aktaran Soylu, “Hakkımda görev dönemimize ait TBMM’de herhangi bir konuda fezleke işlemi bulunmamasına rağmen, CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, muhtelif tarihlerde sarf ettikleri mesnetsiz karalamalar ve iftiralarla dokunulmazlık zırhına sığınarak korunduğumu defalarca ifade edip, bu şekilde kamuoyunu bilerek yanlış yönlendirmişlerdir. Yine CHP Genel Başkanları ve sözcüleri, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü yıllardır tehdit eden PKK terör örgütü ve onun siyasi birliktelik ve uzlaşı yürüttüğü Meclis’teki temsilcilerine, FETÖ ve DHKP-C’ye karşı yapmadıklarını, yapamadıklarını, söylemediklerini ve söyleyemediklerini, üstelik de onlarla birlikte, görev yaptığımız döneme ve şahsıma karşı, milletimizin gözü önünde eş zamanlı bir kampanya yürütmektedirler.” ifadelerini kullandı.
İnsani ve vicdani değerlerden yoksun kampanya ve saldırıların hukuken izah edilecek yönünün bulunmadığını belirten Soylu, şunları kaydetti; “Elbette ki demokrasiye ve hukuka olan bağlılığım, devletime olan sadakatim, milletimize karşı sorumluluğum ve Gazi Meclis’imizin iradesine olan saygım; yaptığımız görevlerin ve verdiğimiz mücadelelerin her bir anının doğruluğuna olan inancım gereği tüm bu karalama, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyası karşısında, işbu yasama dokunulmazlığımın kaldırılması başvurusunda bulunulması zorunluluğu hasıl olmuştur. Görevde bulunduğum dönemlerle ilgili hakkımda yürütülen karalama, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyaları karşısında, hakkaniyetin ve gerçeklerin tecellisi için Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve TBMM İçtüzüğünün ilgili maddeleri çerçevesinde, yasama dokunulmazlığımın kaldırılmasının gereğini arz ederim.”
]]>Soylu, Endonezya Parlamentosu Denizcilik İşleri Özel Komitesi Başkanı drh. H. Slamet başkanlığındaki heyetle görüştü.
Endonezya’da yaşanan deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileterek konuşmasına başlayan Soylu, Endonezya’da Şubat ayında tamamlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin de hayırlı olmasını diledi.
Soylu, Endonezya’nın 6 Şubat depremlerinde Türkiye’ye gösterdiği kardeşlik, kadirşinaslık, yardımseverlik için de minnettar olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin Endonezya ile dostluğunun ilişkilerin başladığı 16. yüzyıl ile sınırlı olmadığını dile getiren Soylu, “Bizim dostluğumuz diplomatik değil, bizim dostluğumuz kardeşliktir. Kardeşlik, diplomatik dostluktan daha güçlüdür, daha kuvvetlidir, ezeli ve ebedidir.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın G20 Zirvesi vesilesiyle gerçekleştirdiği ziyarette Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulmasında mutabakata varıldığını hatırlatan Soylu, ASEAN marjında Parlamenterler Arası Asamble ile de işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını söyledi.
“Tüm dünyadaki insanlar el birliğiyle katil olan bu iki devlete haddini bildirecek”
ABD, İsrail ve Batı hegemonyasının bugün bütün dünyaya bir insanlık katliamını seyrettirdiğini kaydeden Soylu, “Bu katliama hepimizin boyun eğmesini istemektedirler. Dünyada mazlum insanlara, Müslümanlara ‘Efendiniz biziz’ demektedirler. Bizim bir tek efendimiz var, biz konuşurken de öyle söyleriz; Hazreti Muhammed. Bir tek önünde eğileceğimiz güç var, o da Allah’tır.” dedi.
Hamas’ın milli bir bağımsızlık mücadelesi verdiğini söyleyen Soylu, Hamas’ın hem ABD ve İsrail’e karşı Mescid-i Aksa’yı hem de kendi topraklarını, inançlarını, hürriyetlerini muhafaza etmeye çalıştığını kaydetti.
Soylu, tüm dünyadaki insanların el birliğiyle katil olan bu iki devlete haddini bildireceğini söyledi.
İçişleri Komisyonu Başkanı Soylu, Endonezya heyetiyle istişarelerin, denizcilik alanındaki tecrübe paylaşımı programlarının parlamentolar arasındaki ilişkileri ileri bir seviyeye taşıyacağını belirtti.
Soylu, iki ülke arasındaki anlaşmayla transit taşımacılık üzerinde yürütülen deniz ticaretinin büyük ivme kazandığını kaydetti.
Kontrol Bot Tedarik Projesi ve Sahil Güvenlik Yönetim Sistemini anlattı
Düzensiz göçle mücadele, arama-kurtarma, kaçakçılıkla mücadele ve denizden güvenlik operasyonlarında istifade etmek üzere Kontrol Bot Tedarik Projesi başlattıklarını bildiren Soylu, bu projeyi anlatan bir sunum yaptı.
Kontrol bot için Soylu, “Bu bizim küçük çocuğumuz. Bunu şöyle düşünebilirsiniz; devriye atan polis arabaları gibi. Bu botlar, batmaz botlardır.” ifadesini kullandı.
Bunlardan Sahil Güvenlik’te 100 tane, Emniyet Genel Müdürlüğünde de 30 tane olduğunu kaydeden Soylu, “Diğer ülkelerle tokuştuğumuz zaman eskiden botlarımızın sürati yetmiyordu, şimdi yetiyor.” dedi.
Sahil Güvenlik Yönetim Sistemi’ne ilişkin de heyete bilgi veren Soylu, radarlar ve kamera sistemiyle kilometrelerce uzağı takip edebildiklerini söyledi. Soylu, Türkiye’nin etrafındaki tüm alanların tamamını gözetleyebilecek bir sistem olduğunu ve önemli bir bölümünün bittiğini bildirdi.
Göçmen kaçakçılığıyla mücadeleye işaret eden Soylu, “2016 yılında denizlerden günde 9 bin kişi Yunanistan’a geçiyordu. Sonra sayı 40-50’lere, daha sonra 10’lara 5’lere düştü.” bilgisini verdi.
İçişleri Komisyonu Başkanı Soylu, şu ana kadar 175 binin üzerinde kaçak göçmenin denizlerden kurtarıldığını belirterek, “Sahil Güvenliğimiz, Emniyetimizle de 15’in üzerinde uluslararası sularda çok ciddi yakalamalar ve uyuşturucu operasyonları gerçekleştirmiştir.” dedi.
THY seferlerinin artması talebi
Türkiye ve Endonezya’nın çok güçlü bağlar kurmasının önemine işaret eden Soylu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar doların üzerine çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Ortak üretim, kapasite geliştirme ve teknoloji transferi dahil adımların birlikte atılmasının önemini vurgulayan Soylu, “Atmazsak ne olur? En son bildiğim ABD kendi uçaklarını kullanan Rusya ve İran’a bunların tamir ve yenileme teknolojilerini vermeyeceğini söyledi. Bunu size ve bize de yapabilir. Herhalde ABD uçaklarını çıkarırsanız, büyük uçakları, hepimiz zorluk çekeriz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.
Türk Hava Yolları seferlerinin de Endonezya’da artmasını talep eden Soylu, Türkiye’de Endonezya’dan 4 bin 500 öğrencinin bulunmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.
“Ülkenizde yeteri kadar ABD ajanı vardır zaten, FETÖ’cüler olmasınlar”
FETÖ’nün Amerikan ajanı olduğunu kaydeden Soylu, “Sizin ülkenizde de FETÖ okullar açtı. Bizim sizden bir talebimiz var; yeteri kadar ABD’nin ajanı vardır ülkenizde, FETÖ’cüler olmasınlar. Çünkü bunlar, bulundukları ülkenin akademisiyle, devlet yöneticileriyle, yargısıyla, medyasıyla ve iş dünyasıyla iç içe girerek o ülkeyi etkilemeye daha sonra da çerçevelemeye çalışıyorlar. 2022’de Sayın Bakan bizi ziyaret ettiğinde o zaman 11 okul vardı; sonra demek ki ABD’liler etkilerini artırmış ki 13 okula çıkmış.” diye konuştu.
DEAŞ’ın, İslamiyet’i yok etmek, dünyada nefret ettirmek için kurulduğunu belirten Soylu, “DEAŞ, El Kaidenin türevidir. El Kaide, ABD tarafından kurulmuştur. FETÖ, ABD tarafından İslamiyet’i sulandırmak ve kısmen Hristiyanlığa yaklaştırmak için kurulmuştur.” ifadelerini kullandı.
PKK ve PYD örgütlerinin de “dinsizleştirmek” üzere kurulduğunu kaydeden Soylu, “Buradan inancımıza ve değerlerimize topyekün bir saldırıyı anlayabiliyoruz. Tedbir almak ve temkinli olmak insanın sorumluluğudur.” dedi.
Endonezya Parlamentosu Denizcilik İşleri Özel Komitesi Başkanı Slamet ise Endonezya’nın Türkiye ile birlikte çalışmak istediğini belirtti.
Gazze konusunda söylenenlere katıldığını belirten Slamet, anayasasında Endonezya’nın sömürgeyi kabul etmediğini ve ülkesinin İsrail ile diplomatik ilişkilerinin olmadığını ifade etti.
Endonezya halkının Türk Hava Yollarını çok kullandığını anlatan Slamet, THY konusunda da destek vermeye hazır olduklarını, sefer sayısı artırma talebine ilişkin Cakarta dışında farklı bir uluslararası havaalanında olabileceğini belirtti.
Slamet, ülkesindeki Denizcilik Kanun Tasarısı konusunda Türkiye’nin tecrübelerinden faydalanmak istediklerini kaydetti.
Görüşmede, Endonezya heyetinde Komite üyelerinin yanı sıra Endonezya Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı, Endonezya Ulaştırma Bakanlığı, Endonezya Denizcilik Güvenlik Ajansından yetkililer de yer aldı.
]]>Bahçelievler’de 2021 yılında bir daireyi borçları karşılığı üzerine alan Gökhan Soylu, aralarında soyadını Aslan olarak değiştiren Mehmet Ali Ağca’nın da olduğu 5 kişi ile görüştü. Soylu bu görüşmede, Ağca tarafından çocuklarıyla tehdit edildi. Gökhan Soylu yaşanan olaydan korkması nedeniyle evin devrini Mehmet Ali Ağca’ya verdi. Ev, Ağca’nın kızının adına yapılırken, Soylu olaya ilişkin şikayetçi oldu. Olaya ilişkin 5 sanık hakkında ‘yağma’ suçundan dava açıldı.
Bakırköy 24. Ağır ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmaya taraf avukatları katıldı.
SEN ZENGİNSİN, ALTINDA LÜKS ARABAN VAR. BU DAİREYİ VERECEKSİN
Duruşmada Ahmet Gülmedi tanık olarak dinlendi. İfadesinde, Biz Gökhan Soylu ile birlikte çalışıyorduk. Gökhan, sebze meyve komisyoncusudur. Muhittin Erdal pazarcıydı, bunlar mal alıp satıyorlardı. Kendi aralarında ticaret yapıyorlardı. Muhittin Erdal borçlarından dolayı Gökhan’a çek verdi, çekler karşılıksız çıktı. Bunlar da borçlarına karşılık daireyi sana verelim dediler. Ancak dairenin üstünde kredi borcu varmış. Daireyi borçlu şekilde Gökhan’a verdiler. Banka dairenin kredisi ödenmediği için sattı. Gökhan dairenin parasını ödemişti. Sonra Gökhan’ı ‘bu daireyi bize vereceksiniz’ diye aradılar tehditkar konuştular. Bizi Bakırköy’de bir ofise çağırdılar Gökhan, Emre ve ben gittik. Biz içeride Mehmet Ali Ağca, ben Gökhan ve Emre oturduk. Ağca, Emre’nin dışarı çıkmasını istedi. Emre dışarı çıktı. Mehmet Ali Ağca Gökhan’a ‘Sen zenginsin, altında lüks araban var. Bu daireyi bu adamlara vereceksin. 4-5 dairen var, bunlar gariban insanlar. Senin evini de işine saat kaçta gittiğini de biliyorum’ dedi, hiddetlendi. Ben de ‘kimin dairesini kime veriyorsun’ dedim. Bana ‘sen karışmayacaksın’ diyerek elini masaya vurdu dedi.
EVİNİ, ÇOCUĞUNU BİLİYORUZ O EVİ VERECEK YOKSA KENDİSİ İÇİN KÖTÜ OLUR
İfadesinin devamında Gülmedi, Bu olaydan bir hafta sonra da bizi arayıp yine ‘bu daireyi vereceksiniz’ dedi. Bir görüşme ayarlandı. Biz konuşurken Ahmet Çetin’i Ağca görüntülü aradı ve dedi ki, ‘Gökhan’a söyle biz onun evini barkını, çocuğunu biliyoruz. O evi verecek kendisi için kötü olur’ dedi. Oradan ayrıldığımızda Gökhan korkmuştu, daireyi devretmek için bana vekalet çıkarttı. Tam tapuyu devrederken memur ‘bu devredilemez’ dedi. Vekalette imza eksikliği varmış. Tapuyu devredemedik. 2 gün sonra Gökhan’ı da aldık gittik tapuyu aldılar. Dışarıda da 1 milyon 300 bin TL parayı da Erzurumlu Ayhan adlı şahsa verdik. Ağca ile Ahmet Çetin bizi bıraktıklarında ‘Kimseye bir şey söylemeyin işiniz gücünüz rast gitsin, kaybolun buradan’ dedi. Gökhan’a ‘şikayetçi olalım’ dedim o korktu, ‘olmayalım’ dedi. Ben ‘başımıza iş açılır’ dedim, gittik şikayetçi olduk şeklinde konuştu.
Mahkeme heyeti firari sanık Ahmet Çetin hakkındaki yakalama kararının devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, müşteki Gökhan Soylu’nun şikayet dilekçesinde, sanık Muhittin Erdal ile bir dönem ticaret yaptıkları, bu kişinin kendisine borcu olduğu, icra işlemi yapılmasını istemediği için Erdal’ın kendisine kardeşinin eski eşi adına bulunan Bahçelievler’deki bir evi almasını teklif ettiği anlatıldı. Dilekçede, Soylu’nun evi aldığı Muhittin Erdal’a evi boşaltması için tahliye davası açtığı ancak davaların reddedildiği de belirtildi. Muhittin Erdal’ın sonrasında Soylu’yu ölümle tehdit ettiği ve bu yüzden ceza aldığı da dilekçede yer aldı. Soylu dilekçesinde, Ağca bana elimdeki taşınmazın devrini vermemi söyledi ‘çoluğun çocuğun var hiç korkmuyor musun’ diyerek tehdit etti. Ben korktuğum için tapu devrini yaptım dedi. Öte yandan tapunun Ağca’nın kızının adına yapıldığı da soruşturma kapsamında tespit edildi. Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri belirtildi. Sanıklar Mehmet Ali Aslan (Ağca), Reyhan Erdal, Muhittin Erdal, Gökhan Erdal ve Ahmet Çetin hakkında ‘Birden fazla kişi ile birlikte yağma’ suçundan ayrı ayrı 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
]]>