Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, ilk olarak Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci ile Sofça Mahallesi’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı Çini Sanatçısı Nida Olçar’ın atölyesini ziyaret ettiler.
Sofça’yı turizme kazandırmak için çalışmalarını sürdüren Nida Olçar’ın atölyesini ve lavanta bahçesini gezen başkanlar, lavanta hasadına katılarak lavanta topladılar.
Daha sonra Kütahya Belediyesi’ni ziyaret eden Başkanlar Ünlüce, Kurt ve Ataç, Başkan Eyüp Kahveci’yi makamında ziyaret ettiler. Buluşmada, başkanlar belediyelerinin çalışmaları hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Başkan Ayşe Ünlüce, Kazım Kurt ve Ahmet Ataç, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde 74 yıl aradan sonra Kütahya Belediyesi’nin Cumhuriyet Halk Parti’li başkan tarafından yönetilmesi dolayısıyla Eyüp Kahveci’yi tebrik ettiler. Ziyaretin ardından Ünlüce, Kurt ve Ataç, Kütahya Belediyesi’nin anı defterine mesajlarını yazdılar.
Makam ziyareti sonrası başkanlar, Kütahya şehir merkezinin tarihi dokusunu yeniden gün yüzüne çıkartacak Çamlıbahçe Parkı’nı ziyaret ettiler. Park içerisinde bulunan Kent Kahvesi ve Kent Lokantası’nı inceleyen başkanlar, Kütahyalı vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştılar. Zanaat ve halk sanatları alanında UNESCO Yaratıcı Şehir unvanını alan Kütahya’da Germiyan Sokağı’nı gezen başkanlar, burada gerçekleştirilen atölyeler hakkında bilgi aldılar.
Kütahya ziyaretinin ardından Afyonkarahisar’a giden başkanlar, Afyonkarahisar’ın ilk kadın Belediye Başkanı Burcu Köksal ile bir araya geldiler.
Belediye binasında konuklarını ağırlayan Başkan Burcu Köksal, Başkan Ünlüce, Kurt ve Ataç’a, ziyaretleri ve destekleri nedeniyle teşekkür etti. Karşılıklı görüş alışverişi ve olası iş birliklerinin görüşüldüğü ziyaret sonrasında başkanlar, Afyonkarahisar’ın geçmişten bugüne mutfak kültürünü yansıtan Afyonkarahisar Gastronomi Konağı’na geçtiler. Konakta yapılan inceleme sonrası başkanlar, günün anısına çektirilen fotoğrafla ziyaret turlarını tamamladılar.
Gerçekleştirdikleri ziyaretler hakkında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra Cumhuriyet Halk Partili başkanlar tarafından yönetilen Kütahya ve Afyonkarahisar Belediyelerini ziyaret ettik. Eskişehir’deki sosyal, halkçı, şeffaf belediyecilik örneğinin, şehirleşmenin, sosyal hayatın çevre illere yansımasını seçimlerde gördük. Kütahya ve Afyonkarahisar da halkçı, sosyal belediyecilik ile tanıştı. Bu bize mutluluk ve büyük bir gurur veriyor. Ben belediyeler arası dayanışmanın önemine inanıyorum. Geçmişte bunun örneklerini de sergiledik. Odunpazarı Belediyesi olarak Afyonkarahisar ve Kütahya halkının yanındayız, her türlü işbirliğine de hazır olduğumuzu belirtmek isterim. Ben Kütahya Belediye Başkanımız Eyüp Kahveci ile Afyonkarahisar Belediye Başkanımız Burcu Köksal’a ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum. İki şehrimizin de sosyal kentler olacağından, Eskişehir gibi diğer illere örnek olacağından şüphem yok. Her iki başkanımıza da başarılar diliyorum” dedi.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da “Eskişehir’imizin yanı başında yer alan Afyon ve Kütahya’da bulunmak bizler için büyük bir mutluluk. Eskişehir’deki sosyal demokrat yönetimin komşu illerimize de yayılması bizlere ayrı gurur verdi. Uzun yıllar sonra Kütahya ve Afyonkarahisar’ı CHP’li başkanların yönetecek olmasından, CHP’nin başarılı belediyecilik çalışmalarını Kütahyalılar ve Afyonlular ile buluşturacak olmasından dolayı da gurur duyuyorum. Eyüp Kahveci Başkanımızın ve Burcu Köksal Başkanımızın kısa sürede başladığı çalışmaları, projelerini dinledik. Başarılı olacaklarına inancım tam. Kendilerine başarılı bir dönem diliyorum” diye konuştu.
Eskişehir’in sosyal belediyecilikte tüm Türkiye’ye örnek olmaya devam ettiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise şunları söyledi:
“Eskişehir, sosyal belediyecilikte çeyrek asrı aşan başarısıyla komşu illere de ilham kaynağı oldu. Seçim haritasında Eskişehir artık tek başına kırmızı bir şehir değil. Kütahya ve Afyonkarahisar’ın da kırmızıya boyanması bizleri çok mutlu etti. Kütahya ve Afyonkarahisar’da Cumhuriyet Halk Partili başkanlarımıza birlikte yeni bir dönem başladı. Sosyal belediyecilikle tanışan komşu illerimizin, Eyüp Kahveci ve Burcu Köksal Başkanlarımızla çok büyük başarılara imza atacaklarına inanıyorum. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına sosyal belediyeciliğin damga vurması ve bu güzel yolculuğun Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı ile taçlanması için hep birlikte çok çalışacağız. Başkanlarımızla, şehirlerimiz ve ülkemiz için dayanışma ruhuyla hareket edeceğiz. Karşılıklı iş birlikleriyle şehirlerimize değer katmaya devam edeceğiz. Heyecan verici projeleri ve nazik misafirperverlikleri dolayısıyla başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum.”
]]>Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın talimatları doğrultusunda, Sosyal Yaşam Merkezi’nde çocukların yaz tatillerini verimli bir şekilde geçirmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen yaz spor okulu birinci dönemi devam ediyor. 2 Temmuz’da başlayan yaz okulunun ilk dönemi 28 Temmuz’da sona erecek. 7-14 yaş arasındaki çocuklara farklı spor dallarını deneme ve yeteneklerini keşfetme imkanı sunuluyor. Haftanın 6 günü 09.00-16.00 saatleri arasında futbol, basketbol, voleybol, jimnastik, taekwondo, satranç, eğitsel oyun gibi faaliyetler yapılıyor. Ağustos ayında başlayacak yaz kursunun 2.döneminde Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi dersleri de verilmeye başlanacak. Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi dersleriyle çocukların kişisel, sosyal ve ahlak gelişimlerine de katkı sunulmuş olacak.
“Çocuklara Değer Katmak İstiyoruz”
Battalgazi Belediyesi Sosyal Tesisler Sorumlusu İbrahim Ethem Yazıcı, ilk dönem verdikleri derslere ilave olarak Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi derslerini eklediklerin belirterek, ” Battalgazi Belediyesi Sosyal Yaşam Merkezi bünyesinde yürütülen yaz okulu faaliyetleri çerçevesinde, Temmuz ayı dönemi çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz. Yoğun talep ve gelen geri bildirimler doğrultusunda, Ağustos grubunda da benzer faaliyetleri hizmete açtık. Ağustos ayı kayıtlarımızda büyük bir ilgi görüyor. Yaz aylarında çocuklar tatillerini daha verimli geçirmek için bu tür sosyal faaliyetlere katılmak istiyorlar. Velilerimiz, yaptığımız çalışmalardan oldukça memnun kaldıklarını söylüyorlar. Bu anlamda gelen talepleri dikkate alarak Ağustos ayı çalışmalarımıza başladık. Kayıtlarımız şu anda devam ediyor. Çocuklarımız sabah 9’da geliyorlar. İlk olarak basketbol ve voleybol gibi sportif faaliyetlerle başlıyoruz. Erkek çocuklarımız futbolu daha çok tercih ettiği için onları bu yönde yönlendiriyoruz. Alanında uzman hocalarımız, sahadaki tecrübelerini çocuklarımızı eğitmek için kullanıyorlar. Bu kapsamda öğlene kadar çocuklarımız sportif faaliyetlerle enerjilerini harcıyorlar. Öğle yemeği arası verdikten sonra, iç mekan faaliyetlerine geçiyoruz. Bu faaliyetlerin, çocuklarımızın gelişimi açısından çok değerli olduğuna inanıyoruz. Burada satranç ve bilgisayar gibi takım çalışmaları yapılıyor. Özellikle Ağustos ayı velilerimizin talepleri doğrultusunda, adab-ı muaşeret, görgü kuralları ve değerler eğitimi çalışmaları da başlayacak. Çocuklarımızın bu tür çalışmalardan istifade etmeleri ve topluma değer katmalarını, kazandıkları bu kazanımları hayatlarında kullanmalarını temenni ediyoruz. Geleceğimiz olan gençlerimizin örf, adetini bilen, ahlaki değerlere önem veren bireyler olmasını istiyoruz. Bu dersler de öğrencilerimize, gençlerimize çok faydalı olacaktır” dedi.
Sosyal Yaşam Merkezi Antrenörlerinden Murat Alkale’de çocuklar sportif, kültürel ve daha birçok alanda eğitimler verdiklerini belirterek, “Bunun yanı sıra havuz, fitness, jimnastik ve step aerobik derslerimiz de bulunuyor. Çocuklarımızın günleri derslerin yanı sıra dolu dolu geçiyor. Teorik derslerde bir miktar ders modundayız, ancak diğer zamanlarda çok eğlenceli ve dolu dolu etkinlikler düzenliyoruz” ifadelerini kullandı. – MALATYA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, daha önce yüksek hızlı trene binmemiş ve bu yönde talebi bulunan devlet himayesindeki çocukların isteklerini yerine getirdi. Çocuklarla birlikte yüksek hızlı trenle Konya’ya giden Göktaş, onlarla seyahat boyunca sohbet ederek, yakından ilgilendi. Göktaş, seyahati sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, çocukların kendileri için çok kıymetli olduğunu belirtti. Devlet himayesindeki çocukların yaz boyunca birçok faaliyete katıldığını, çeşitli etkinliklerde yer aldığını ifade eden Bakan Göktaş, “Birlikte yolculuk ettiğimiz çocuklarımız daha önce hiç yüksek hızlı trene binmemiş veya Konya’ya gitmemiş çocuklarımız” diye konuştu.
Yüksek hızlı trene binme yönündeki isteklerini yerine getirdikleri çocukların Mevlana diyarı Konya’da kültürel ve turistik yerleri gezeceğini, çeşitli aktivitelere katılacağını aktaran Göktaş, “Çocuklarımızı güzel bir gün bekliyor. Biz de onların heyecanını paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Önemli bir saha çalışması başlatacağız”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Göktaş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine yansıyan doğurganlık hızının azalmasına yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin soru üzerine, bu konunun Türkiye’nin geleceği açısından öneminin farkında olduklarını ve bununla ilgili kapsamlı çalışmalar yaptıklarını belirtti. Doğurganlık hızının azalması ve nüfusun yaşlanmasının sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu olduğuna dikkati çeken Göktaş, şunları söyledi:
“Bu konunun ciddiyetinin farkındayız. Türkiye hala genç ve dinamik bir nüfusa sahip ancak doğurganlık oranının azalması ileri yıllarda ülkemiz için büyük bir risk. Bakanlık olarak biz de bu konuda yoğun çalışmalar yapıyoruz. Bu konudaki politikalarımızı yeni kurduğumuz Aile ve Nüfus Politikaları Daire Başkanlığı çatısı altında çok yönlü olarak sürdürüyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde bu konuda alarm zilleri çalıyor. Bizler de bu Başkanlık altında hem yurt dışı modellerini çalışıyor hem de doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenlerini araştırıyor ve bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz.”
Politikaları çok katmanlı olarak geniş bir perspektifle oluşturmaya çalıştıklarını belirten Bakan Göktaş, “Bu sadece çalışan kadınları ilgilendiren bir konu değil. Meseleye sadece kadın odaklı bakmıyor, çok daha geniş kapsamlı ele alıyoruz. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde en ince hassasiyetleri tespit ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla ilgili önemli bir saha çalışması başlatacağız” dedi.
Çalışmaları çok boyutlu olarak sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, “Bu konuda Bakanlığımızla birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Sağlık ve Maliye bakanlıkları yetkililerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturuyoruz. Hem saha çalışmaları ile bu grubu besleyecek hem de konuyu çok boyutlu olarak ele alacağız” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu’ndan 11 bin 11 çift yararlandı
Deprem bölgesinde pilot uygulaması devam eden Aile ve Gençlik Fonu’ndaki son duruma ilişkin soru üzerine Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu ile hayata geçirdiğimiz projeyle aile kurumunun desteklenmesini, güçlendirilmesini ve gençlerin sosyal risklere karşı korunmasını hedefliyoruz” dedi.
Projeye gençlerin yoğun ilgisinin olduğunu vurgulayan Göktaş, “Bugün itibarıyla 11 bin 11 çiftimiz fondan yararlanmak için başvurdu. 3 bin 500’den fazla gencimize evlilik ve danışmanlık hizmeti vermeye başladık” açıklamasında bulundu.
Proje kapsamında başvurusu onaylanan çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sağladıklarını belirten Göktaş, “Bu ay 733 çiftimize ödemesini gerçekleştirdik. Bugüne kadar başvurusu onaylanan ve evlilik öncesi eğitim programına katılan toplam 2 bin 385 çiftin paraları hesaplarına yatırıldı. Önümüzdeki aylarda bu rakam daha da artacak” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu projesinin uygulamasında deprem bölgesinin pilot bölge olarak seçildiğini hatırlatan Göktaş, “Bu konuda yeni bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde doğum oranının en düşük olduğu üç ilimizi de pilot uygulama kapsamına almayı, Aile ve Gençlik Fonumuzu buralarda uygulamayı hedefliyoruz” dedi.
Sosyal yardımlarda artış
Temmuz ayı memur maaş katsayılarına yapılan yeni düzenleme sonrasında sosyal yardım modelleri kapsamındaki ödemelere ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, tüm toplumu hedefleyen sosyal hizmet ve yardımların kapasitesini ve hizmetlerini iyileştirme hedefiyle çalışmalarına devam ettiklerini aktardı. Yeni hizmet modelleri ve alanları geliştirmeyi, ortaya çıkacak yeni zorluklara ve risklere çözümler üretmeyi sürdürdüklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
“Sosyal yardım ödemelerinde yapılan artışlarla birlikte yaşlı aylığı 3 bin 504 TL’den 4 bin 181 TL’ye yükseldi. Buna ek olarak yüzde 40-69 arası engelli oranına sahip vatandaşların aylığı 2 bin 797 TL’den 3 bin 338 TL’ye, yüzde 70 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşların aylığı da 4 bin 196 TL’den 5 bin 7 TL’ye çıktı. Evde Bakım Yardımı 7 bin 608 TL’den 9 bin 77 TL’ye, koruyucu ailelere çocuk başına yapılan ödemelerin aylık ortalaması 8 bin 515 TL’den 10 bin 159 TL’ye, Sosyo Ekonomik Destek hizmetinde çocuk başına yapılan ekonomik destek tutarı ortalama 5 bin 330 TL’den 6 bin 360 TL’ye yükseldi. Ayrıca ağır silikozis aylığı da 7 bin 698 TL’den 9 bin 185 TL’ye çıkıyor. Artış yapılan yeni ödeme tutarı temmuz ayı ödemesi olarak ağustos dönemine yansıtılacak.” – ANKARA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Konya’ya geldi. Bakan Göktaş ilk olarak Konya Valisi Vahdettin Özkan’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Göktaş, yürüttükleri çalışmalarda en önemli amaçlarının toplumun tüm kesimlerine ulaşabilmek ve vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayabilmek olduğunu belirterek, “Bu çerçevede bakanlık olarak, hizmet alanımıza giren her konuda toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir anlayışla hizmetlerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bu amaç doğrultusunda, Konya’da vatandaşlarımıza dokunan pek çok yeniliğe imza attık. Şu an Konya’da, 12 Sosyal Hizmet Merkezimizle hemşehrilerimize hizmet sunuyoruz. ASDEP görevlilerimizle ihtiyaçları yerinde tespit ederek hizmetlerimizi vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Böylece, politikalarımızın güçlü bir uygulaması olan Aile Sosyal Destek Programımız ile Konya’da 156 bin hanemize ulaştık. Finansal Okuryazarlık ve Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri ile 26 bin kadına destek olduk. Ev tipi bakım modeliyle hizmet verdiğimiz Konya’daki 17 çocuk evinde, 0–18 yaş arası 87 çocuğumuza devletin şefkat şemsiyesi altında koruma ve bakım hizmeti sunuyoruz. Bugün Sosyal ve Ekonomik Destek Programıyla aile bütünlüğünü koruyarak bin 414 çocuğumuzun sağlıklı gelişimine katkı sunuyoruz. Şehrimizde bulunan 32 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız aracılığıyla sosyal devlet olmanın gereğini yerine getiriyor, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ediyoruz. Engelli ve yaşlılarımızın toplumsal hayata etkin katılımını çok önemsiyoruz. Bu çerçevede Konya’da, 3 bakım ve rehabilitasyon merkezimizde 238 engelli ve yaşlı kardeşimize hizmet veriyoruz. Yaşlılarımızın hayata aktif katılımları için özel politikalar yürütüyoruz” dedi.
“Ülkemizde genç nüfusun artması için özel çalışmalar yürütüyoruz”
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, yapılan araştırmada Türkiye’nin yaşlı nüfusunun son 5 yılda yüzde 21,4 oranında arttığının ortaya çıktığını hatırlatarak, “Ancak Konya doğurganlık oranı ile Türkiye ortalamasının üzerinde olan illerimizden birisi. Ülkemizde genç nüfusun artması, doğurganlık oranlarının yükselmesi için özel çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, engelli vatandaşların aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını önceliyoruz. Bu hizmetimiz doğrultusunda Konya’da Evde Bakım Yardımından bugün 13 bin 438 hemşehrimiz faydalanıyor. Engelli vatandaşlarımızın hayata aktif katılımlarını sağlamak için iş birlikleri yapıyor, bu alanda her türlü girişime ve projeye destek oluyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında kuruluşlarımızla engelli vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için gayret ediyoruz. Bunun en güzel örneklerinden biri Konya Selçuklu’da bulunan SOBE Vakfı’dır. Biz Bakanlık olarak, engelli, yaşlı, kadın, çocuklarımıza her konuda destek olmaya devam edeceğiz. Konya için, ülkemiz için, vatandaşımızın refahı ve huzuru için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu kapsamda da Bakanlık olarak, Konya’da başlattığımız yatırımlarımız tüm hızıyla sürüyor. Biri Meram diğeri de Seydişehir’de olmak üzere çalışmaları devam eden 2 huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezimizi de en kısa sürede vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız” şeklinde konuştu.
Açıklamalarının ardından Valilik’ten ayrılarak AK Parti Konya İl Başkanlığını ve Konya Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Bakan Göktaş, AK Parti İl Başkanı Hasan Angı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile görüştü. – KONYA
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi Toplantısına katıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel toplantı kapsamında yaptığı konuşmada Fransa’da yarın yapılacak Parlamento seçimlerinin ikinci turuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, “Fransa’da oy kullanacak olan ve sözümüze değer veren tüm Fransız vatandaşı Türkleri bir kez daha aşırı sağa karşı sandık başına gitmeye ve oylarını demokrasiden yana kullanmaya davet ediyorum” dedi. CHP’nin Avrupa’nın bir parçası olduğunu vurgulayan Özel, ” Türkiye’yi ortak değerlerimiz olan demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün öncüsü yapmak iddiasındayız. Bu iddianın sahipleri olarak Türkiye’nin AB tam üyelik hedefinin kağıt üzerinde bırakılmasını kabul edemeyiz. İktidar yolculuğumuz bu hedefimizin de yolculuğunun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
“TARİHSEL BİRİKİME SAHİBİZ”
Özel Avrupa ve dünya genelinde yapılan seçimleri vurgulayarak, “Avrupa’da ve dünyada aşırı sağ yükseliyor ancak bu, solun ve sosyal demokrasinin gerileyeceği anlamına gelmemeli. Sosyalist Enternasyonal üyesi partiler olarak vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm getirecek politikaları üretebilecek kapasiteye ve tarihsel birikime sahibiz. İnsanlarımıza bunu daha iyi anlatıp onları aşırı sağın yanıltıcı ve akıl çelici söylemlerine karşı uyarmak ve uyandırmak hepimizin elimizde. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 31 Mart seçimlerinde bunu başarabildik. Solun en önemli ve değişmez ilkelerinden birisi olan ‘değişim’ prensibi ile vatandaşlarımıza sosyal demokrasinin çağın şartlarına ayak uydurabileceğini ve gerçek sorunlarına kalıcı çözümler üretebileceğini gösterdik” dedi.
“SADECE MUHALEFET ETMEDİK, SORUNLAR TESPİT ETTİK”
Özel seçimler ile ilgili olarak, “Seçimden bu yana geçen sürede yapılan tüm anketlerde partimiz Türkiye’nin birinci partisi olarak ölçülmektedir. Önümüzdeki hafta bir parlamento seçimi yapılsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz sorusuna verilen cevaplarda Cumhuriyet Halk Partisi parlamentoda da yerel seçimlerdeki başarıyı tekrarlayabilecek güçte ölçülmektedir. Partimiz, mevcut hükümete sadece muhalefet etmemekte, sorunları doğru tespit edip doğru çözümler üreterek halkın faydasına olan ve takdir gören bir tutumu da sürdürmektedir. Ülke çapında işçinin, çiftçinin, emeklinin, gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunları yakından takip ediyoruz. Seçimlerin üzerinden geçen 3 ayda, halkın sorunlarının çözümü için hükümetle ve diğer partilerle sürekli görüşme ve müzakere halindeyiz. Sorunları anlattık, çözüm önerilerimizi sunduk. Ancak bunlardan bir sonuç almadığımızda, üç ay içerisinde Türkiye’nin beş büyük şehrinde beş önemli konuda beş büyük miting yaptık. Her mitinge artan katılım, Türkiye’de şimdiden ki henüz genel seçimlerin üzerinden sadece bir yıl geçti ve dört yıllık bir süresi olmasına rağmen iktidarın, erken seçim tartışmalarını başlatmış durumda” diye konuştu.
“ÇOK ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞI”
CHP’nin dış politikadaki konumuna dikkat çeken Özel, “Partimiz, dış politikada da etkinliğini her geçen gün artırmaktadır. Partimizin sahip olduğu 1,5 milyon üye, aldığı 17,5 milyon oy ile Avrupa’nın hem en köklü hem de en büyük sosyal demokrat partilerinden birisi konumundadır. Avrupa kıtasının en doğu ucunda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu seçim başarısı, Avrupa’nın en batısındaki İngiltere’deki seçim başarısıyla birlikte hepimiz açısından çok önemli bir kilometre taşı olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi, yükselen sağ popülizm karşısında daha dirençli, daha dayanışmacı ve örgütlü bir siyaseti önermekte, Avrupa’daki sol, sosyal demokrat ve sosyalist partilerle iş birliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir” açıklamasını yaptı.
“BAŞARILARIMIZI PAYLAŞMAYA HAZIRIZ”
Türkiye’nin AB üyeliğine değinen Özel, “Ortak sorunlarımıza, sosyal adaletsizlik, iklim krizi, savaşlar ve kitlesel ve düzensiz göçe ortak çözümler üretmek için ilerici, demokrat tüm siyasi partilerin arasındaki dayanışmanın artırılması ve güçlendirilmesi gereklidir. Komitemize düşen görevlerin birisi de bu olacaktır. Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerdeki tecrübelerimizi ve başarılarımızı kardeş partilerimizle paylaşmaya, bu konularda iş birliği yapmaya hazır olduğumuzu dile getirmek isterim. Cumhuriyet Halk Partisi, Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye’yi ortak değerlerimiz olan demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün öncüsü yapmak iddiasındadır. Bu iddianın sahipleri olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik hedefinin kağıt üzerinde bırakılmasını kabul edemeyiz. İktidar yolculuğumuz bu hedefimizin de yolculuğunun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
FİLİSTİN’E DİKKATİ ÇEKTİ
Gazze’deki mevcut durum hakkında konuşan Genel Başkan Özgür Özel, “Dünya her geçen gün daha da belirsiz ve istikrarsız bir hale gelmekte. Özellikle Ortadoğu ve Karadeniz gibi Türkiye’nin komşu olduğu bölgelerde artan çatışmalar, toplumlarımızı önemli oranda kaygılandırmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yoldaşlarımızla Ukrayna’daki savaş ve Filistin’deki katliama daha yakın bir iş birliği ve ortak zeminde hareket etmek için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha bildirmek isteriz. Bu vesileyle İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin devletini tanımalarından dolayı duyduğum memnuniyeti bir kez daha belirtmek isterim. Yolumuz zor, mücadelemiz çetin ve yapmamız gereken çok iş var. Bizim sosyal demokratlar olarak bu çetin yolda mücadeleye ara vermek ve dinlenmek gibi bir lüksümüz yoktur ve olmayacaktır. Ben şahsen ve partim adına Türkiye’de bu mücadeleyi başaracağımıza inanıyorum ve diğer bütün kardeş partilerin de benzer başarılara imza atmasını gönülden temenni ediyorum” dedi.
]]>
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Avrupa Konseyi ve Litvanya Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığı iş birliğinde, Avrupa Konseyi Litvanya Dönem Başkanlığı himayesinde Litvanya’nın Başkenti Vilnius’ta düzenlenen ‘Avrupa Sosyal Şartı Üst Düzey Konferansı’na katıldı. Konferansın ‘Durum Değerlendirmesi – İzlenecek Yol’ başlıklı dördüncü oturumda konuşan Işıkhan, Avrupa Sosyal Şartı’nın 1960’lardan bu yana Avrupa’da sosyal hakların geliştirilmesi ve milyonlarca insanın yaşamlarının iyileştirilmesinde bir mihenk taşı olduğunu belirtti. Benzeri görülmemiş dönüşümlerin ve zorlukların yaşandığı bir dünyada, sosyal hakların her geçen gün daha önemli hale geldiğini dile getiren Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bu bağlamda, Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen son reformların Avrupa Sosyal Şartı sisteminin modernleştirilmesi ve bu güçlüklerin etkin bir şekilde ele alınmasında çok önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Bugün, Avrupa Konseyi’nin 75. yıldönümünde Siyasi Deklarasyonu onaylayarak, sadece Şart’ın ilkelerine olan bağlılığımızı teyit etmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Konseyi’nin sosyal haklar alanındaki rolünü güçlendirmeye yönelik gelecekteki faaliyetlerimiz için de bir yol çiziyoruz. Türkiye olarak Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 31 Maddesinden 29’unu ve 98 paragrafından 91’ini kabul ederek sosyal haklara olan sarsılmaz bağlılığımızı gösterdiğimizin altını çizmek isterim. Bu durum, Türkiye’yi Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın Akit Tarafları arasında en fazla kabul edilen hükümlere sahip ülkelerden biri haline getirmektedir.”
“Türkiye sosyal hakları ilerletmek için kapsamlı reformlar yoluyla cesur adımlar atıyor”
Türkiye’nin kapsamlı reformlar yoluyla sosyal hakları ilerletmek için cesur adımlar attığına dikkati çeken Işıkhan, Türkiye’nin özellikle zor zamanlarda insani yardım ve kalkınma yardımı sağlayarak sosyal adalete olan bağlılığını her zaman gösterdiğini söyledi. Bakan Işıkhan, “Türkiye, hem Sosyal Adalet için Küresel Koalisyon’a katılarak hem de Koordinasyon Grubu’na üye olarak, özellikle hassas bölgelerdeki insanlar için sosyal adaletin hüküm sürdüğü bir dünya inşa etmek üzere kolektif eylemi teşvik etmektedir. Türkiye, bölgesel çatışma ve savaşlarda ‘savaşın kazananı olmaz’ ilkesiyle, insani trajedinin önlenmesi ve kalıcı barışın tesis edilmesinde öncü rol oynamaya devam etmektedir. Devam etmekte olan Rusya- Ukrayna savaşı bu kararlılığın bariz bir örneğidir” dedi.
Siyasi Deklarasyonda vurgulandığı üzere Türkiye’nin sosyal hakların korunması ve uygulanması konusunda yerel ve bölgesel makamlar ve sosyal ortaklarla iş birliği de dahil olmak üzere güçlendirilmiş diyaloğu desteklediğini belirten Işıkhan, “Bu katılımcı yaklaşım, Şart’ın ilkelerinin herkesin yararına olacak somut eylemlere dönüştürülmesini sağlayacaktır. Ayrıca, hedefe yönelik destek ve rehberliğin üye devletleri Şartı etkin bir şekilde uygulama konusunda güçlendireceğine inanıyoruz. Bu Siyasi Deklarasyonu onaylayarak, sosyal hakların en üst düzeyde savunulduğu bir gelecek için taahhütte bulunmuş oluyoruz. En önemli hedefimiz, herkes için adalet, eşitlik ve haysiyet ilkelerinin rehberliğinde sarsılmaz bir birlik sergilemek olmalıdır” diye konuştu.
“Türkiye, yaşam hakkı saldırı altında olan Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir”
Konferansta Filistin’deki çatışmaya da değinen Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bizler bugün sosyal adaletin ve sosyal hakların korunmasının öneminden bahsederken, Gazze’de Filistin halkının tüm temel hakları İsrail tarafından ayaklar altına alınmaktadır. Bu bağlamda Gazze’de yaşanan vahşi katliamları şiddetle kınıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye, yaşam hakkı saldırı altında olan Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir. Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bu zor dönemde Filistin halkına destek olmaya ve bu insani kriz karşısında sessiz kalmamaya çağırıyorum.”
Ayrıca Bakan Işıkhan, program kapsamında Litvanya Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Vytautas ilinskas ile ikili görüşme de gerçekleştirdi. Görüşmede, iki ülke Bakanlıkları arasındaki ikili diyaloğu güçlendirme konusundaki kararlılıkları vurgulandı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Theodoros Rousopoulos ile de görüşen Işıkhan, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik konularına dair yaşanan küresel değişimleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANKARA
]]>Emeklileri yalnız bırakmayan ve aktif yaş almaları için çeşitli projeler hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, sosyal imkanlardan evde sağlık hizmetine kadar bir dizi hizmeti hız kesmeden sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Dairesi bünyesinde Emekli Evi, Sosyal Destek Kartı, Refakatçi Evi, Evde Bakım ve Destek Hizmeti, kurs, etkinlik ve gezi gibi birçok hizmeti yaş almış veya emekli vatandaşlara sağlayan Büyükşehir Belediyesi, emeklileri hayatlarının hiçbir anında yalnız kalmıyor.
Emekli evi, yaş almışları ve emeklileri ağırlıyor
Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından çeşitli hizmet ve projeler, 2019 yılından itibaren emekli veya yaş almış vatandaşlar için hayata geçirilmeye devam ediyor. Emeklilerin artık ikinci evi niteliğinde olan Emekli Evi’ne kayıtlı olan üyeler; gezi, sinema, konser, spor gibi çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetler ile hem kıymetli vakit geçiriyor, hem de sosyalleşiyor. Emeklilerin daimi adresi olan Emekli Evi’nden 4 bin 22 emekli hizmet almaya devam ediyor.
Emekli ve yaş almışlara yemek ve kuaför hizmeti
Büyükşehir Belediyesinin merkez ve merkez dışı ilçelerde ağırlıklı olarak kırsal kesimde yaşayan ve kuaför hizmeti alamayan vatandaşlar için hayata geçirdiği Mobil Kuaför, bugüne kadar 3 bin 154 yaş almış vatandaşın ihtiyacını karşıladı. Sosyal ve ekonomik yönden desteğe ihtiyaç duyan ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken vatandaşlara sağlanan alışveriş kartıyla da bugüne kadar 7 bin 676 kişi her ay anlaşmalı yerel esnaftan temel gıda ve temizlik malzemesi alışverişi yaptı. Sağlık problemi ya da yaşlılık sebebiyle yemek yapmakta güçlük çeken bin 689 yaş almış vatandaş da hafta içi günde 1 öğün sıcak yemeğe Aşhane sayesinde ulaştı.
MERCEK sayesinde emekliler yeni meslekler ediniyor
Mersin merkez ilçelerinin kırsal mahalleleri ile merkez dışı ilçelerde ikamet eden ve Mersin’deki Üniversite Hastanesi veya Kamu Hastanelerinde tedavi gören hasta ve hasta yakınlarının geçici olarak kalabileceği Refakatçi Evi, bugüne kadar 399 yaş almışa otel konforunda konaklama imkanını ücretsiz şekilde sundu. Emekli olduktan sonra yeni bir meslek edinmeyi hedefleyen 58 vatandaş da kentin farklı noktalarında hizmete geçirilen Mesleki Eğitim ve Meslek Edindirme Merkezlerinden (MERCEK) faydalanarak yeni bir meslek edindi.
Yaşlı Destek Birimi, yaş almışların ve emeklilerin yanında
Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen hizmetlerle de emekliler ve yaş almışların her anında yanında olmaya devam ediyor. Yaşlı Destek Birimi ile yaş almış ve emeklilerin ihtiyaçlarını karşılayan Büyükşehir Belediyesi, birimden faydalanan vatandaşlara evde sağlık, temizlik ve bakım gibi işlerde yardımcı oluyor. Çeşitli ihtiyaçları olan ve hizmetlere ulaşmakta sıkıntı çeken vatandaşlar, ihtiyaç duydukları aşhane hizmeti, gıda desteği ve transfer gibi hizmetlere kısa sürede ulaşabiliyor. Geliri düşük vatandaşların evlerindeki tamirat ve tadilat işleri de Evde Bakım ve Destek Hizmeti Ustası tarafından kısa sürede yapılıyor. Hizmet alan yurttaşlara motivasyon desteği sağlamak için de çeşitli aralıklarla Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılmaları için gerekli ulaşım desteği sağlanıyor. – MERSİN
]]>Beyoğlu Belediyesi, ilk emekli evini Kasımpaşa’da açtı. Emeklilerin zaman geçirmeleri ve uygun fiyata sosyalleşmeleri sağlamak amacıyla hizmete sunulan emekli evinde, çay 1 TL, kahve 5 TL olacak. Kafeteryadaki diğer ürünlerden de yüzde 15 oranında indirim sağlanacak. Ayrıca emekliler, düzenli aralıklarla sağlık taramaları yaptırabilecek ve belirli günlerde ise psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanabilecekler. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, açılış töreninde yaptığı konuşmada ilerleyen günlerde Emekli Evi sayısının artacağını söyledi.
Kasımpaşa Turabibaba Kütüphanesi bahçesinde yer alan Emekli Evi’nin açılışı Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in katıldığı bir törenle gerçekleşti. Emeklilerin zaman geçirmeleri ve uygun fiyata sosyalleşmeleri sağlamak amacıyla hizmete sunulan Emekli Evi’nde çay 1 TL, kahve 5 TL olacak. Kafeteryadaki diğer ürünlerden de yüzde 15 oranında indirim sağlanacak. Ayrıca emekliler, sağlıklarını korumak için düzenli aralıklarla sağlık taramaları yaptırabilecek. Belirli günlerde ise psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanabilecekler. Öte yandan Emekli Evi’ne girişler herkese açık olacak. Emekli olmayan vatandaşlar için çay 5 TL, kahve 20 TL olacak. Listede yer alan tost 30 TL, çorba 35 TL, simit 10 TL olacak.
“EMEKLİLERİMİZE HİZMET BİZİM İÇİN ÖNCELİK”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, geçmişte vatandaşların belediyelerden teknik belediyecilik beklediğini belirterek, “Ekonomik kriz ve kent yoksulluğunun arttığı bu dönemlerde vatandaş belediyelere farklı bir misyon yükledi. Vatandaş, belediyelere kendisine ucuz yemek ulaştıran, sağlık ve eğitim hizmetlerinde destek olan, iş bulmada yardımcı olan, gençlerin kadın ve çocukların yanında olan sosyal belediyecilik misyonunu yükledi. Vatandaşa hizmet etmek, sosyal yardımlar oldu. Bütün belediyeler bütçeleri doğrultusunda, vatandaşa ulaşacakları sosyal hizmetin çeşitliliğini artırmakla mükellef. Bugün Kasımpaşa’da açtığımız Emekli Evimiz buna en güzel örneklerden birisi. İçinde bulunduğumuz süreçte ekonomik krizi en yoğun hisseden kesim maalesef emekliler. Emeklilere saygıyı büyüklerimizden öğrendik. Dolayısıyla emeklilerimize hizmet bizim için önceliktir” dedi.
“EMEKLİLERİN SAĞLIK KONTROLLERİ SAĞLANACAK”
Emeklilerin yaşadığı sıkıntılara değinen Güney, “Emeklilerin ekonomik kriz ve sağlık sorunları yaşadığı, iki bardak çayın bile lüks olduğu bir ortamda onlara hizmet etmek belediyemizin boynunun borcu diye düşünüyorum. Bu nedenle Emekli Evi’ni açtık. Emeklilerimiz buraya gelip, 1 liraya çay içsinler. Uygun fiyata karnını doyurup, kaliteli zaman geçirsinler. Arkadaşlarıyla sosyalleşsinler. Biz onların bir yandan da sağlıklarını kontrol altında tutalım. Dönem dönem sanatçılarımızı davet edelim. Ben de sık sık gelerek onların sorunlarını dinleyeyim. Beyoğlu’nda en az 3-4 noktada daha Emekli Evi açacağız. Tüm emekli komşularımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
“BU TİP ETKİNLİKLERİN ÇOĞALMASINI BEKLİYORUZ”
Emekli Evi’nin açılışına katılan emekli Lütfü Ersoy, “Büyükşehir Belediyesi’nin emekliler ile ilgili yaptığı çalışmalar devam ediyor. Beyoğlu Belediyesi de Emekli Evi açarak devam ettirdi. Belediye başkanımıza teşekkür ediyoruz. Bütün İstanbul’da ve ilçe belediyelerinde devamını diliyorum. Buraya gelen dar gelirli ve durumu olmayan insanların da eğer emeklilik kartları varsa onlara da bedava ikram edilmesini bekliyorum. Bu tip sosyal etkinlikler barındıran ve uygun fiyatlı yerlerin çoğalmasını destekliyorum” diye konuştu.
“HERKESİN GELMESİNİ TAVSİYE EDERİM”
Kibar Tuzun da “Emekli Evi’ni çok beğendik, inşallah daha da faydalı olacak. Emekli insanlarımız için başını sokabilecekleri bir yer. Buraya gelip, sohbet edebilirler. Huzurlu bir şekilde dinlenebilirler. Fiyatları da uygun ve herkesin gelmesini tavsiye ederim” dedi.
“BAŞKANIMIZ KISA SÜREDE ÇOK GÜZEL İŞLER YAPTI”
Türkan Küçükboyacı ise “Emekli Evi’ni çok beğendik. Belediye başkanımız kısa dönemde çok güzel işler yaptı. Emekliler aldığı maaş ile zor geçiniyor. Belediye başkanımız uygun fiyatlı bir yer açmış. Çay 1 lira. Belediye başkanımıza yaptığı hizmetlerden dolayı çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Tören sonunda Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney kurdele kesimi gerçekleştirdi.
]]>Gonca Mete’nin hazırlayıp-sunduğu ‘Hayatın İçinde’ adlı programa telefon bağlantısıyla katılan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, öncelikle hedeflerinin Yeşilyurt’taki deprem yaralarını bir an önce sarmak ve depremin etkilerini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Yeşilyurt İlçesinde yürütülen tüm yatırımlar için belediyenin imkanlarını seferber ettiklerini hatırlatan Başkan Geçit, “Bizim temel hedefimiz öncelikle deprem yaralarını sarmak, vatandaşlarımızı kalıcı konutlarına taşımak ve esnaflarımızın yeni işyerlerinde ticaretlerini sürdürmelerini sağlamaktır. Seçim döneminde de iki yıl içerisinde yaraları saracağımıza yönelik sözler vermiştik, bu hedefi gerçekleştirmek için sıkı, planlı ve koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Deprem felaketlerinde çok sayıda canımızı kaybettik, fiziksel ve sosyal yönden büyük bir tahribata uğradık. Toplumu yeniden ayağa kaldırmak için bir yandan fiziksel yatırımların hayata geçmesi için imkanlarımızı seferber ederken diğer taraftan kültür ve spor merkezlerimiz aracılığıyla sosyal, kültürel, sanatsal ve meslek edindirme kursları düzenliyoruz. İlçemizin farklı noktalarındaki bu tür merkezlerimizi haftanın yedi günü açık tutuyoruz. İlçe Halk Eğitim Merkezimizle işbirliğinde düzenlediğimiz hobi ve meslek edindirme kurslarımızın yanı sıra yaz spor okullarımız, erdem okullarımız ve kuran kurslarımıza katılımın yüksek olması bizleri mutlu ediyor. Vatandaşlarımız bu kurslar sayesinde bilgi ve becerilerini geliştiriyorlar, sosyalleşiyorlar, yeni arkadaşlıklar edinerek deprem sonrasında oluşan psikolojik ortamdan uzak durmaya çalışıyorlar. Bir yandan fiziksel çalışmalarımız diğer taraftan vatandaşlarımızın sosyal yönlerini güçlendirmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Yaşanan deprem travmasının atlatılması için her türlü girişim, çalışma ve hizmet yerine getiriliyor. Belediye bünyesinde kurduğumuz psikoloji danışma merkezimizle vatandaşlarımızın yanında yer alıyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüzle koordineli ve düzenli yürüttüğümüz çalışmalarla özellikle konteyner kentlerde kalan hemşerilerimizin ihtiyaçlarının çözüme kavuşması için aktif bir şekilde çalışıp, sosyal etkinlikler düzenliyoruz. Konteynırlarımızı sık sık ziyaret ediyoruz, iletilen taleplerin çözüme kavuşturmak için projeler uyguluyoruz, girişimlerde bulunuyoruz. Tabii ki depreme ait tüm süreçlerin ortadan kaldırılması gerekiyor ki her şey normale dönsün. İlçemizdeki 41 konteyner kentimizde kalan 50 bine yakın depremzede hemşerimizi kalıcı konutlarına taşıdıktan sonra hayat normale dönecek. Belediye olarak hayatın normale dönmesi için kendi bölgemizdeki hizmetleri titizlikle yerine getiriyoruz. Merkezi Hükümetimiz ve Bakanlıklarımızın dan büyük destekler alıyoruz. Mahallelerimizin sorunlarına karşı çözüm odaklı yaklaşıyoruz. Yeşilyurt’ta çevre yolunun altı ve üstü kavramının tamamen ortadan kaldırmak, tüm yaşam alanlarını aynı gelişmişlik seviyesine ulaştırmak bizim önceliklerimiz arasındadır” dedi.
Başkan Geçit, Yeşilyurt’taki fiziksel tahribatları ortadan kaldırmak için çok ciddi çalışmalar yürüttüklerinden bahsederken, “Bakanlığımızın kontrolünde ilerleyen rezerv alanlarda yeniden yapılanma ve kentleşme süreciyle ilgili çalışmaları yakından takip ediyoruz, destek talebi olduğu anda ekiplerimizi ve iş makinalarımızı seferber ediyoruz. Bununla birlikte yerinde dönüşümle ilgili de kendi görev ve yetki alanımızdaki çalışmaları büyük bir titizlikle yerine getiriyoruz. Yeşilyurt’un tarihi merkezlerindeki tescilli yapıları yeniden restore ederek ayağa kaldırmak için projelerimizi başlattık, ihale sürecine doğru gidiyoruz” şeklinde konuştu.
Başkan Geçit programın sonunda yeni dönem projelerinden olan ‘Huzur Dünyası Kampüsü’ projesi hakkında bilgiler paylaşırken, “Huzur Dünyası Kampüsü projemiz çatısı altında hayata geçireceğimiz hizmetlerle sağlıklı yaşlanmaya yönelik bir merkez kurmayı planlıyoruz. Bu merkezimizde 65 yaş üstü dezavantajlı vatandaşlarımıza sağlıklı yaşlanma için neler yapılması, ilaçların kullanım şekli, günlük fiziksel egzersizlerini nasıl yapmaları, ev ortamlarında nasıl hareket etmeleri gerektiği ve beslenme alışkanlıkları başta olmak üzere birçok konu başlığında kendilerine yardımcı olacağız. Danışmanlık alamayan, fizik tedavi merkezine gidemeyen dezavantajlı yaşlılarımıza fizik tedavi seansları uygulayacağız, onları misafir ederek sağlıklı beslenme ve egzersizler üzerine eğitimler verip, sağlıklı yaşlanma süreçlerine destek sunacağız. Ön hazırlıkları sona eren bu projemizi tamamlayıp ilçemize kazandırdığımız zaman ulusal ölçekte ses getireceğine inanıyoruz” diye konuştu. – MALATYA
]]>Nilüfer Belediyesi, Bursa Kanserle Savaş Derneği ve Bademli Rotary Kulübü önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Üç kurumun ve hayırsever iş insanlarının destekleriyle hayata geçirilen ‘Bursa Kanserle Savaş Derneği Moral Evi’, kanser hastası ve yakınlarının yaşadığı süreçte onlara destek sağlayacak. Minareliçavuş Mahallesi’nde faaliyete geçen merkezde kanser hastası ve hasta yakınlarına psikolog, diyetisyen, sosyal eğitim ve diğer alanlardaki uzman kişiler destek verecek. Aynı zamanda gerçekleştirilecek çeşitli etkinlikler hasta ve yakınlarına moral olacak.
Faaliyete geçen merkezin açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, CHP Parti Meclisi Üyesi ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Bademli Rotary Kulübü Başkanı Gülşah Gicvan Büyükarda’nın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, iş insanları ile kanser hastaları ve yakınları katıldı.
“Tedavinin yarısı moral ve motivasyondur”
Bursa Kanserle Savaş Derneği Moral Evi’nin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, belediyenin sosyal sorumluluk projelerine verdiği desteği vurgulayarak şunları söyledi: “Nilüfer Belediyesi olarak sosyal sorumluluk projelerini her zaman destekliyoruz. Bu kültürün temeli, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in 20 yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde atıldı. Biz de bu geleneği büyüterek devam ettireceğiz.”
Kanserle mücadelede kendi deneyimlerini de paylaşan Başkan Şadi Özdemir, “Moral, motivasyon ve dayanışmanın tedavi sürecinde ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum. Kanser tedavisinin yarısı moral ve motivasyondur” dedi.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir sözlerini, “Kanseriz demek kolay değil. Ancak hastalıkla bile eğlenmeyi öğrenin. Umarım burası, kanserle mücadele eden arkadaşlarımız için gerçek bir moral evi olur” diyerek tamamladı.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de, Kanserle Mücadele Derneği’nin çalışmalarını takdirle karşıladığını belirtti. Bozbey, bu tür faaliyetlerin eğitim, moral ve sosyal proje geliştirme açısından anlamlı olduğunu vurguladı.
Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü ilişkiler kurduklarını ve bunların olumlu etkilerini gördüklerini hatırlatan Başkan Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de STK’larla olan sıkı iletişimlerini sürdüreceklerini ifade etti. Bozbey, toplumun ihtiyaçlarını karşılama konusunda sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket edeceklerinin mesajını verdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem de kanser tedavisinde moral ve motivasyonun önemine vurgu yaparak, “Moral ve motivasyonun, emeğin olduğu bu yerde dertlerin unutulacağına ve hastalıkların tedavi edileceğine inanıyorum” dedi.
Kanser başta olmak üzere tüm hastalıklarla mücadelenin ekonomik, sosyal ve psikolojik olmak üzere çok boyutu olduğuna dikkat çeken, CHP Parti Meclis Üyesi ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da, halkçı ve bütüncül sağlık politikaları oluşturulması gerektiğini vurguladı.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ise “Zor günlerimizde hayatı yaşanır ve çekilir kılan tek şey, bu dünyada etrafımızda iyi insanların, dayanışmanın, paylaşmanın olması” diyerek, kanser hastalarına psikolojik ve sosyal desteğin yanı sıra moral ve motivasyon sağlamak amacıyla hayata geçirilen merkeze emeği geçenlere teşekkür etti.
Nilüfer Belediyesi ile hayata geçirdikleri Moral Evi’nin Türkiye’de bir ilk olduklarının altını çizen Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş, “Tedavi süreci devam eden, idame doza geçen, kontrol sürecinde olan bütün çocuklarımızın anne ve babalarına haftada bir gün klinik psikolog desteği, diyetisyen desteği, sosyal çalışmacı gibi kendi alanlarında uzman, tamamen gönüllükle bizlerle birlikte yol yürüyen arkadaşlarımız burada bir sosyal sorumluluk çalışması yapacaklar” dedi.
Konuşmaların ardından destek verenlere teşekkür plaketi takdim edildi. Daha sonra çocuklar katılımcılar ile birlikte dileklerinin yazılı olduğu balonları gökyüzüne bıraktı. Ardından protokol üyeleri ve destekçilerin kurdele kesimi ile ‘Bursa Kanserle Savaş Derneği Moral Evi’ resmi olarak hizmete girdi. – BURSA
]]>Ağırlıklı olarak zihinsel ve gelişimsel engelliler için fırsatlar yaratan gönüllülerden oluşan kuruluş, engeli olanların sosyal hayata, okula, iş hayatına başarılı bir şekilde entegre oldukları bir dünya hedefiyle özel gereksinimli bireylerle özel gereksinimi bulunmayanları eşleştirerek, birbirlerini anlamalarına ve “en iyi dostlar” olmalarına yardımcı oluyor.
Kuruluşun 2010 yılından bu yana Türkiye organizasyonlarına öncülük eden Bergama’da kurulu Güzel İşler Derneğinin girişimleriyle açılan mağazada, Türk markalarının özel seri ayakkabıları, çanta, tişört, aksesuarlar, yerel sanatçıların tasarım ürünleri, UNESCO Dünya Mirası Bergama tasarımlı tekstil ürünleri ile bölge kadınlarının ürettiği ürünler “Best Buddies Türkiye” markasıyla satılıyor.
Mağazadan haberdar olan ilçedeki bazı engelliler de yardım etmek için zaman zaman mağazayı ziyaret ediyor.
-“Engelliler mağazada çalışacak, ürün üretecek”
Güzel İşler Derneği Başkanı Gizem Ayrık, AA muhabirine Türkiye’de 8 ilde ve 6 bin gönüllüyle Best Buddies çalışmalarına öncülük ettiklerini söyledi.
Kuruluşun ABD merkezli e-ticaret mağazasıyla gelir elde ettiğini aktaran Ayrık, Best Buddies Türkiye’nin e-ticaret üzerinden satış yapan ikinci, mağazacılık anlamında ise tek ülke konumunda olduğunu anlattı.
Ayrık, kar amacı güdülmediğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Hedefimiz, projeyi yakın bir gelecekte 8 şehirden 25 şehire ulaştırmak. Maksadımız Best Buddies Türkiye projesini daha fazla şehre yaymak, daha fazla insanı sosyal etkiden faydalanır hale getirmek. Buradan elde edeceğimiz geliri de bunun için kullanacağız. Öğrencilerin çeşitli aktivitelerine katkı sağlamak ve çeşitli eğitimler için maddi imkan gerekiyor. Eğitimleri verecek kişilerin bölgelere gitmesi, gönüllülerin masraflarının karşılanmasıyla farklı şehirlerde projelerin yürütülmesini hedefliyoruz.”
Ayrık, mağazada ilerleyen dönemlerde özel gereksinimli bireylerin de çalışmasını, onların üreteceği ürünlerin satılmasını planladıklarını ifade ederek, “Özel gereksinimli bireyler, sosyal anlamda tüm dünyada sosyal bir izolasyona uğruyor. Gerektiği kadar sosyal anlamda etkileşim kuramıyor. Gittikleri alanlar kısıtlı ve aileleriyle sosyalleşmeye çalışıyorlar. Fakat Best Buddies projesinde yer alan bireyler, bir yıl boyunca arkadaşlık yapıyor. Okul döneminde eşleşen öğrenciler, bu arkadaşlıklarını çok uzun süre devam ettiriyor. Bazı çocuklarımızın arkadaşlığı 5-6 yıldır sürüyor. Bu açıdan projenin önemi büyük.” diye konuştu.
-“Çok güzel bir etkinlik”
Bergama Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitim gören Edwards sendromlu 21 yaşındaki Bengü Naz Ören de toplulukta 6 yıldır arkadaşlık yaptığını, burada mutlu olduğunu belirtti.
Etkinliklerin kızının soysal hayatına olumlu yansıdığını aktaran anne Ebru Ören de “Kızımın eşleştiği arkadaşıyla iletişimi hala sürüyor. Kızım şu an 21 yaşında, 6 yıldır bu projenin içerisindeyiz. Ben de gönüllü bir anneyim. Best Buddies çok güzel bir etkinlik. Çevredeki ‘engelli’ kavramını kaldırmak için güzel bir proje. Fakat burada önemli olan insanların bu projeye daha çok katılım sağlaması.” dedi.
]]>Bakan Işıkhan, ILO’nun İsviçre’nin Cenevre kentindeki 112. Uluslararası Çalışma Konferansı ve konferans kapsamındaki temaslarına dair, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
ILO Genel Kuruluna hitabında ILO Genel Direktörü Gilbert Houngbo’nun “Yenilenmiş Bir Toplumsal Sözleşmeye Doğru Raporu” konusundaki görüşlerini paylaştığını belirten Işıkhan, şunları söyledi:
“Bu vesileyle dünya genelinde çalışma hayatında karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilmek için özellikle sosyal adalet, dayanışma ve eşitlik ilkelerine dayalı yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyulduğunu da aslında saptamış olduk. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde sosyal adalet ve dayanışma konusunda, ülkemizdeki faaliyet ve çalışmalar hakkında da genel kurula bilgi sunduk. Özellikle istihdamda herkes için eşit fırsatların tanınması ve insana yakışık işlerin teşvik edilmesi sürecinde gerçekleştirdiğimiz ve somut adımlar attığımız faaliyet ve projelerimizi paylaştık.”
“SOSYAL DİYALOG ADIMLARIMIZ TAKDİRLE KARŞILANDI”
Bakan Işıkhan, sosyal diyaloğun en çok önem verdikleri konuların başında geldiğini belirterek, “Çalışma hayatının sorunlarının, işçi, işveren ve diğer sendikalarımızın karşılaştığı sorunların çözümünde sosyal diyaloğa baştan beri çok önem veren bir hükümetiz. Bu çerçevede, Üçlü Danışma Kurulu, Kamu Personeli Danışma Kurulu, Çalışma Meclisi gibi geçen dönemlerde gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında bilgi sundum. Bunlar, katılımcı ülkeler tarafından takdirle karşılandı çünkü bunlar uzun süre sonra gerçekleştirdiğimiz toplantılardı.” diye konuştu.
Çocuk işçiliğiyle mücadele alanındaki deneyimlerin diğer ülkelerle paylaşılması amacıyla İttifak 8.7 kapsamında rehber ülke olduklarını anımsatan Işıkhan, ILO Genel Kurulunda Türkiye’nin bu alandaki deneyimini diğer ülkelerle de paylaşmaya hazır olduğunu dile getirdiklerini kaydetti.
“GENÇ İŞSİZLİK ORANIMIZ YÜZDE 15,1’E DÜŞTÜ”
Işıkhan, Türkiye’nin çalışma hayatı ve iş gücü rakamları konusunda da bilgi paylaştığını söyledi. İstihdam sayısının 32,6 milyon olduğunu ifade ettiklerini belirten Işıkhan, şunları dile getirdi:
“İstihdam oranımızı yüzde 49,5’e çıkarttığımızı, iş gücüne katılım oranımızı yüzde 54,2’ye yükselttiğimizi, işsizlik oranımızı yüzde 8,6 ile son 10 yılın en düşük seviyesine getirdiğimizi dile getirdik. Kadın istihdam oranı bizim için çok önemli. Onu da yüzde 32,5’e yükselttik. Kadın istihdam sayımız ise 12,3 milyona ulaşmış durumda.
Bu arada 2020 yılında yüzde 25,3 olan genç işsizlik oranımızın bugün yüzde 15,1’e düştüğünü gördük.”
“İNSANLIK TARİHİNİN EN VAHŞİ KATLİAMI YAŞANIYOR”
Bakan Işıkhan, Filistin Özel Oturumu’na da katıldığını dile getirerek, “Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesinde Türkiye olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ve bu haklı davayı tüm bu dünyaya duyurmanın bizim borcumuz olduğunu ifade ettim. Bunun yanında yine ILO Genel Direktörü’nün ‘Yenilenmiş Bir Toplumsal Sözleşmeye Doğru’ raporunu tartışırken Gazze’de Filistinli kardeşlerimize yönelik insanlık tarihinin en vahşi katliamının yaşandığını ifade ettim.” şeklinde konuştu.
“ILO, BELLİ STANDARTLAR GELİŞTİRİYOR”
Konferans kapsamında yabancı mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğine işaret eden Işıkhan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu görüşmelerde özellikle iş sağlığı ve güvenliği konusunu ele aldık. Geleceğe yönelik mesleklerin ve iş gücünün yapısının nasıl şekilleneceğine yönelik, oturumlar gerçekleştirdik. Bunlar çok önemli çünkü ILO belli standartlar geliştiriyor. ILO, dünyada işin, çalışmanın geleceğini şekillendiren çok önemli bir teşkilat. Özellikle yapay zeka ve dijitalleşme süreçlerinde çalışma hayatının nasıl şekilleneceği çok önemli. 20 yıl sonra çok farklı bir iş dünyasından, çalışma hayatından söz edeceğiz. Bunlar konuşuldu.”
]]>Deniz Yücel, yaptığı yazılı açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın ’emekli destekleri’ açıklamasını değerlendirdi. CHP’li Yücel, “Emekli desteği diye açıkladıkları şey, sosyal tesislerdeki yüzde 15’lik indirim. Aklımızla dalga geçer gibi uygun olan KYK yurtlarından da emeklilerin 1 ay süreyle yararlanabileceğini söylemiş. Nedir şimdi bu? Emeklilere tatil fırsatı mı? Sayın Bakan da emeklilerin 10 bin lira ile sadece KYK yurtlarında kalabileceğini kabul etmiş anlaşılan. Emekliye, insan onuruna yaraşır yaşam koşulları sunun dedikçe, aksinde ısrarcılar” dedi.
2024 yılının “Emekli Yılı” ilan edildiğini hatırlatan Yücel, “Sayın Bakan’a açık çağrıda bulunuyoruz; Önce emekli maaşlarını asgari ücret seviyesine çekin sonra da tüm kamu sosyal tesislerinden emeklilerin ücretsiz yararlanmalarını sağlayın” ifadelerine yer verdi.
“Emeklilik bizim ülkemizde çileye dönüşüyor”
AKP iktidarının yanlış ekonomi politikalarına, bir o kadar yanlış sosyal politika kararları da eklenince 22 yıllık AKP iktidarında emeklilik döneminin adeta bir çileye dönüştüğünü belirteren Yücel, şunları kaydetti:
“Emeklilik insanın huzurla geçireceği bir dönemken, bizim ülkemizde çileye dönüşüyor. Oysa sosyal güvenlik sadece çalıştığımız döneme ilişkin bir güvenceyi ifade etmez. Emeklilik dönemini de kapsar. Anayasa’nın 60’ıncı maddesi ile ‘Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar’ düzenlemesi getirilmiştir. Bunun yanında Anayasa’nın başlangıç hükümlerinde ‘Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu..’ denilmek suretiyle, tüm vatandaşların eşit olduğuna, sosyal adalete ve onurlu bir hayat sürme haklarına vurgu yapılmıştır. Yani emeklilere insan onuruna yaraşır bir hayat sağlamak sosyal devletin gereğidir. 2008 yılında AKP’nin sözde reform adı altında Meclise sunduğu yasa ile emeklilik yaşı yükseltilmiş, emekli aylık bağlama oranları düşürülmüş, emekli aylığına hak kazanma koşulları ağırlaştırılmıştır. İktidarın yanlış ekonomi ve sosyal politikaları yüzünden, 22 yıllık AKP iktidarında emeklilik dönemi adeta bir çileye dönüşmüştür.”
Deniz Yücel, CHP’nin 26 Mayıs’ta Ankara’da yapacağı Büyük Emekli Mitingi ‘ne de değindiği açıklamasında,”Emeklileri yoksullukta eşitleyen iktidara hep birlikte seslenmek, onların haklı taleplerini bir kez daha Tandoğan’dan söylemek için 26 Mayıs Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan emeklilerimizle buluşuyoruz. Enflasyon karşısında eriyen maaşları asgari ücret seviyesine çekilinceye, emeklilerimiz hak ettiklerini alıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde Şişli’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı Kapanış Töreni’ndeki konuşmasında, teşkilatın giderek her alanda işbirliğini geliştirdiğini ve derinleştirdiğini söyledi.
Bugün işbirliği zincirine bir halka daha ilave edildiğini dile getiren Yılmaz, “Türk Devletleri Teşkilatı’nı, halklarımızın ekonomik ve sosyal standartlarını yükseltecek, bölgemizin huzur ve istikrarına önemli katkılar sağlayacak aile meclisimiz olarak görüyoruz. Aile meclisimiz, müşterek çabalarımız ile kurumsal yapısını sağlamlaştıran ve üçüncü ülkelerin işbirliği yapmak istediği saygın bir teşkilat haline gelmiştir.” diye konuştu.
Yılmaz, işbirliği modelinin sadece Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri arasında değil üçüncü taraflarca da takip edilen, örnek alınan, bölgesinden dünyaya açılan bir ivme yakalamasını hedeflediklerini kaydetti.
Teşkilat üyeleri arasında her alanda kalkınma işbirliğinin önemli olduğuna değinen Yılmaz, ekonomik büyümenin, kalkınmanın sadece bir parçası olduğunu, gerçek anlamda topyekun kalkınmanın, sosyal, çevresel ve kültürel boyutuyla çok daha geniş bir kavram olduğunu ve bu kavram çerçevesinde kalkınma işbirliğini artırmayı hedeflediklerini anlattı.
“Her zaman Cumhurbaşkanı’mızın vizyonuyla insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk”
Yılmaz, kalkınmanın en büyük hedefinin, insana hizmet etmek olduğu gibi en büyük enstrümanının da insan olduğuna işaret ederek, “İnsanınız güçlüyse aileniz güçlüyse kalkınma süreciniz de güçlü olacak demektir. Bir taraftan da bütün bunları niçin yapıyoruz? İnsanın huzuru, refahı için yapıyoruz. Biz her zaman Cumhurbaşkanı’mızın vizyonuyla insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk. Bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ailenin, toplumun temeli ve mayası olduğunu dile getiren Yılmaz, göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçiş dahil olmak üzere aile yapısının, toplumsal düzenin belirleyicisi olduğunu kaydetti.
“Aile kurumuna sahip çıkmak, milletin kendi geleceğine sahip çıkması anlamına gelmektedir”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ailenin kendileri için devletin de temeli olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Güçlü bir ülke, güçlü bir millet ve huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı, güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır. Ekonomide işler kötüleşirse biraz uğraşırsanız, toparlarsınız. Birçok alanda bunu yapabilirsiniz ama Allah korusun aile bozulursa bunun tamir edilmesi, geriye dönülmesi çok çok zordur. Dolayısıyla bozulmadan, zamanında bu konulara müdahale etmek gerçekten son derece kıymetli. Modern hayatın dönüştürücü etkileri karşısında aile kurumuna sahip çıkmak, bir milletin kendi geleceğine sahip çıkması anlamına gelmektedir. Bu açıdan aile dediğimiz mukaddes ocağın yaşatılması, zararlı akımlar karşısında korunması son derece önemlidir.”
Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri olarak attıkları bu ortak adımla aile yapısını, değerlerini ve işlevlerini etkileyen faktörleri tespit etmek, aileleri tehdit eden her türlü zararlı alışkanlık ve eğilimlere yönelik tedbirleri ele almak için eş güdümlü çalışma başlattıklarını ifade eden Yılmaz, bu çalışmaların aynı zamanda ortak tarih ve kültürel mirasın kendilerine yüklediği bir görev olduğunu kaydetti.
” Türkiye’de aile yapısı, Cumhuriyet tarihi boyunca iki önemli kırılma yaşadı”
Yılmaz, küresel ekonomik belirsizlikler, düzensiz göç, dijital bağımlılıklar ve çevresel risklerin aile birlikteliğini ve sürekliliğini tehdit ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“OECD ve AB verileri son 40 yılda evlenme yaşının yükseldiğini, boşanma oranlarının arttığını ve ailede çocuk sayısının giderek düştüğünü göstermektedir. Türkiye’de aile yapısı, Cumhuriyet tarihi boyunca iki önemli kırılma yaşayarak önce geniş aileden çekirdek aileye dönüşmüş, ardından modern iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla maalesef aile içi iletişim zayıflamaya başlamıştır. Çevrim içi ortama taşınan aile ilişkileri geleneksel değerlerimizi, erozyona uğratabilmektedir. Sosyal medyada aile mahremiyetinin paylaşılması, dijital obezite, akıllı cihaz ekranları karşısında büyütülen çocuklar ve medyada öne çıkan çarpık ilişkilerle aile kavramının içi günden güne maalesef boşaltılmaktadır.”
Yılmaz, bütün olumsuz etkenlere rağmen Anadolu’nun dört bir yanında geleneksel temellerle devam ettirilen aile değerlerinin, dünyanın geri kalanına kıyasla Türkiye’nin şanslı olduğunu gösterdiğini söyledi.
Aile müessesesini desteklemek için Aile ve Gençlik Fonu kurulduğunu ve pilot uygulama kapsamında, evlenen çiftlere faizsiz, uzun vadeli kredi imkanı sağlandığını anlatan Yılmaz, “Medyadaki yozlaşmanın, sosyal medyanın oluşturduğu aşınmanın, hızla tükenen ilişkilerin ve yalnızlaşmanın önüne ancak aileyi kutsal görerek yetişen çocuklar ve gençler geçebilir. Bu açıdan eğitim alanında da aile kurumunu gözetecek reformlar yapıyoruz.” diye konuştu.
]]>Küçükçekmece Belediyesi tarafından engelli çocukların sosyal yaşama katılmasını sağlamak amacıyla inşa edilen Bi’Mola Engelsiz Yaşam Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Fatih Mahallesi’nde hayata geçirilen merkez, engelli bir yakını veya çocuğu bulunan ailelerin günlük yaşamlarındaki işlerini rahatça gerçekleştirebilmesi ve kendilerine vakit ayırmalarına imkan sağlamak için projelendirildi. Bin 650 metrekarelik alana sahip Engelsiz Yaşam Merkezi’nde, 350 metre kapalı alan, 450 metrekare yeşil alan ve 211 metrekare oyun parkı da yer alıyor. Ücretsiz bir sosyal bir yaşam merkezi olarak yapılan ve servis imkanının da sağlanacağı merkezde, randevu usulüyle öğrenci kabul edilecek. Alanında uzman çocuk gelişim uzmanları eşliğinde çocuklar 2-3 saat aralığında oyun ve aktivitelerle zaman geçirirken, ebeveynler de günlük işlerini kolaylaştırma fırsatı bulacak. Merkezde otizm, down sendromu ve bedensel engelli çocukların yanı sıra 4 yaşını tamamlamış ve tuvalet eğitimini almış zihinsel engelli çocuklar misafir edilecek. “Engelsiz kent” hedefiyle yapılan merkezde etkinlik, oyun ve aktivite sınıflarıyla 4-14 yaş aralığındaki özel çocuklar vakit geçirecek. Bi’Mola Engelsiz Yaşam Merkezi’nin açılışına Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, çok sayıda engelli çocuk ve aileleri katıldı. Törende bir konuşma gerçekleştiren Başkan Çebi ardından açılış kurdelesini kesti. Hizmete açılan merkezdeki etkinlik sınıflarında bulunan engelli çocukları ziyaret eden Başkan Çebi, onlarla eğlenceli vakit geçirdi.
“Bi’Mola Yaşam Merkezi ile bu tür çalışmaların devamını getireceğimizi söyleyebilirim”
Açılış sonrasında konuşan Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, “Bi’Mola Yaşam Merkezi S-sosyal belediyeciliğin bir başka şeklidir. Geçtiğimiz beş yıl içerisinde sosyal belediyecilikle ilgili çok önemli hizmetlerimiz var. Belki beraber yaşamayı bildiğimiz ya da bilmeye çalıştığımız ve onların yaşantılarını engelsiz bir hale getirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Bu hayatın her alanında yapmış olduğumuz parklardan kaldırımlara kadar her alanda yaşamlarını kaliteli bir hale getirmeye çalışıyoruz. Yaşamlarını kaliteli bir hale getirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Bi’Mola Yaşam Merkezi de bu anlayış içerisinde inşa edildi. Aslında itiraf etmem gerekirse belki daha önceden yapılması ve sayılarının çoğaltılması gerekiyordu. Bu engellilerimizle ebeveynleri ve özellikle anneleri 24 saat yaşıyorlar. Onların yaşamlarını biraz kolaylaştırmak gerekiyor. Bi Mola adından da anlaşılacağı gibi ‘anne gelsin, çocuğunu buraya bıraksın ve burada bizim öğretmenlerimiz onlarla ilgilensin’ istiyoruz. Hem sosyalleşmeleri açısından yardımcı olalım hem de annelerine biraz zaman tanıyalım. Gün içinde belki pazara gidecek ya da alışverişe gidecek, bir güne gidecektir. Kendi arkadaşlarıyla belki bir sohbet edecektir. O süre içerisinde biz burada öğretmenlerimiz vasıtasıyla çocuklarla ilgilenelim, onlara eğitim verelim. Diğer engelli bireylerle arkadaş olmaya çalışır ve de sosyalleşmelerini sağlamak amacıyla ilkini yaptığımız Bi’Mola Yaşam Merkezi ile bu tür çalışmaların devamını getireceğimizi söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde ilk defa düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı 1’nci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı kapsamında “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı” gerçekleştirildi.
Bakan Göktaş’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubaniçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Özbekistan Sosyal Koruma Ulusal Ajansı Direktörü Mansurbek Olloyorov, Kazakistan Çalışma ve Nüfusun Sosyal Koruması Bakan Yardımcısı Nazgül Sagindykova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkmenistan Çalışma ve Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Kırgızistan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Gulnara Baatyrova ve Macaristan Sosyal İşlerden Sorumlu Müsteşarı Atilla Fülöp katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Göktaş, ilk defa gerçekleştirilen toplantıda katılımcıları Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Dünyada Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yeni bir dönemin yaşandığını belirten Göktaş, “Bu döneme siyasetten ekonomiye iş birliklerini güçlendiren Türk Devletleri damgasını vuracak. Bizler bu vizyonla, ortak çalışma alanlarımıza sosyal politikalar başlığını da ekliyor, bugün ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda attığı somut adımlar ve aldığı kararlarla yükselen bir değer haline geldiğini dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettikleri gibi Türk Devletleri Teşkilatı artık bir aile meclisidir. Köklü tarih, dil, din ve kültürel münasebetlerimiz, karşılıklı saygı, iş birliği ve ortak çıkarlar temelinde her geçen gün daha da güçlenerek gelişmektedir. Sahip olduğumuz ortak değerler, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında pek çok alanda iş birlikleri kurulmasına vesile olmuştur. Sizlerin de destekleriyle girişimlerimiz neticesinde bu iş birliklerine bir yenisinin, sosyal politika başlığının eklenmesine muvaffak olduk. Toplantılarımızın ilki için, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Aile Günü’ olarak kabul edilen 15 Mayıs haftasını seçtik. İlk başlığımız olarak aile konusunda mutabık kaldık. Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerin sosyal politikalardan sorumlu Bakanlarının belirli aralıklarla bir araya gelmesini planlıyoruz. Böylece, ülkelerimizin sosyal hizmet faaliyetlerinin geliştirilmesini ve sosyal politika alanında uluslararası iş birliklerinin arttırılmasını hedefliyoruz.”
Sosyal politikalar alanında toplumların ihtiyaçlarının tabandan başlayarak ele alınmasının önemine vurgu yapan Göktaş, “Türk tarihi ve kültürü ‘aile’ üzerine kuruludur. İlk yazılı metinlerimiz olan Orhun Yazıtları’nda yer alan ‘oguş’, ‘budun’ kelimeleri, aile kurumunun, devletlerin temel direği olduğunun somut bir göstergesidir.” diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatını da büyük Türk ailesinin güçlü kurumsal yapılarından biri olarak nitelendiren Bakan Göktaş, ailenin, bireylerin ilk sosyal çevresini ve kişisel gelişimlerinin temelini oluşturduğuna dikkati çekti.
Sağlam bir aile yapısının, bireylerin kendisini duygusal, psikolojik ve sosyal açıdan güvende hissetmelerini sağlayacağına vurgu yapan Göktaş, ailelerin, kültürel ve ahlaki değerlerin nesilden nesile aktarılmasında kilit bir rol oynadığını söyledi.
Güçlü aile bağlarının, toplumsal dayanışmayı artıracağına ve üyelerini zorlukların üstesinden gelebilecek şekilde yetiştireceğine dikkati çeken Göktaş, “Destekleyici aile ortamları, bireylerin inovasyon ve yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkarır, bu da gelecekteki teknolojik ve kültürel gelişmelere katkı sağlar.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, aile kurumunun bugün birtakım küresel zararlı akımlar karşısında risk altında olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Özellikle bireyselleşme ve dijitalleşmenin yol açtığı dönüşümler, aile kurumunun değerlerini, birlikteliğini ve devamlılığını tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Dolayısıyla, bu dönüşüm sürecinde, kültürel değerlerimizi koruyan girişimlere öncelik vermemiz daha da zaruri bir hale gelmiştir. Bu önemli diyaloğu başlatırken, ortak mirasımız ve değerlerden yola çıkmamız gerektiği kanaatindeyiz. Ailelerimiz ve toplumlarımız için daha parlak bir geleceğe yürürken milletlerimizin ortak tecrübelerinden yararlanmanın faydalı olacağı düşüncesindeyiz.”
-Ortak bildiri imzalanacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güçlü bir ülke, güçlü bir millet, huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” ifadesini hatırlatan Göktaş, şunları söyledi:
“Bu inançla Türkiye olarak, aile yapısının güçlendirilmesi ve değerlerinin korunması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız 2024-2028 dönemini kapsayan ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’mızı iki gün önce açıkladık. Eylem planımız, ‘5 Stratejik Amaç’, ’15 Stratejik Hedef’ ve ‘100 Faaliyet’i içeriyor. Bu eylem planıyla genç nüfus yapısının korunması, küreselleşme ve dijitalleşmenin getirdiği risklere karşı tedbir alınmasına odaklanıyoruz. Her beş yılda bir gerçekleştirdiğimiz ‘Türkiye Aile Yapısı, Türkiye Ergen Profili ve Türkiye Boşanma Nedenleri’ araştırmaları ile yeni hizmet modelleri oluşturuyoruz. Politikalarımızın güçlü bir uygulaması olan ‘Aile Sosyal Destek Programımızla’ ihtiyaçları sahada tespit ediyoruz. Bu kapsamda 7,4 milyon haneye ulaştık. Ayrıca aile içi iletişimi geliştirmek amacıyla ‘Aile Eğitim Programı’mız ve ‘Evlilik Öncesi Eğitim Programı’mızla gençlerimize eğitim veriyoruz. Gençlerimizin aile kurmalarını desteklemek ve onları her türlü sosyal riske karşı korumak için ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduk.”
Davetlilerin görüşlerini ifade edeceği toplantının ardından ortak bildiri imzalanacak.
]]>Kastamonu Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Aile Haftası çerçevesinde “Aile Yürüyüşü” gerçekleştirildi. Kışla Parkında toplanan kalabalık, Cumhuriyet Meydanına kadar yürüdü. Yürüyüşe Vali Meftun Dallı, Azdavay Belediye Başkanı Cevat Taşkan, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Köksalan ile sivil toplum kuruluşları ve kamu kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
Cumhuriyet Meydanında son bulan yürüyüşün ardından açıklamalarda bulunan Vali Meftun Dallı, “Bugün 81 ilimizle birlikte biz de saat 10’da başlayarak Kışla Parkı’ndan buraya Aile Haftası Yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Aile biliyorsunuz kültür ve inançlarımızın yeni nesillere aktarımında, insanlık değerlerinin yeni nesillere ulaştırılmasının temel taşıdır. Türk toplumunun gerçekten en değerli en kıymetli temel taşı ailedir. Zaten yapılan saldırılardan da bu müessesenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz görüyoruz. Geçmişten günümüze bu saldırılar hep oldu. Ancak hepimizin bildiği gibi bugün artık sosyal medya ve internet kanalları üzerinden çok şiddetli bir saldırı altında aileler. Çocuklarımız özellikle bu konuda korunmaya, kollanmaya muhtaç hale geldi. Herkesin başta aileler olmak üzere, okullarımızın bütün sosyal aktörlerin bu konuda bir rol alıp aileyi korumak çocuklarımızı kültür değerlerimize uygun şekilde yetiştirmek için çaba sarf etmesi lazım” dedi.
“Hepimize düşen iş ve roller var”
Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu’nun kurulduğunu belirten Vali Dallı, “İlgili bakanlıkların ve paydaş kurumların içinde yer alacağı bir kurum. 2024-2028 yıllarını kapsayan vizyon ve eylem planı yayımlandı. Biz de buna paralel olarak ilimizde ilgili bakanlık ve il müdürlükleri paydaş kurumların içinde yer alacağı bir Aileyi Koruma ve Güçlendirme İl Koordinasyon Kurulu kuracağız. Bizimde bir vizyon ve yıllık eylem planlarımız olacak. Hep birlikte ailemizi korumak, geleceğe daha güvenle ilerleyebilmek bakımından ailemizi sağlam tutmak için ne gerekiyorsa bundan sonra plan ve program içerisinde her yıl yapacağız. Güzel bir başlangıç olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla bugün Resmi Gazete’de yayımlandı. Hepimize düşen iş ve roller var. Bunları ihmal etmeden geleceğe güvenle bakabilmek için ailemizi sağlam ve ayakta tutmaktan başka bir çaremiz yok. Biliyorsunuz geçmişte bizim 3 nesil bir arada yaşıyordu. Sosyal rolleri nelerdir, cinsiyet gelişimi toplumda ilerde alacağı roller konusunda çocuklar doğal bir ortamda bunları öğrenerek yetişiyordu. Her zaman bir takım gelişmeler olur. Sosyal toplumsal yapılar, ekonomik yapılar değişir. Bununda beraberinde getirdiği bir takım faktörler değiştirir bazı şeyleri. Çekirdek aile dedik biliyorsunuz, anne, baba ve çocukların bir arada yaşadığı aile tipindeyiz uzunca bir dönemdir. Artık onu da çok görüp çok şiddetli saldırılar yapan çevreler var bütün dünyada kim oldukları malum. Onlara asla biz bu topraklarda fırsat vermeyeceğiz. Hep birlikte aile ve çocuklarımızı koruyacağız bütün saldırılardan. Geleceğe güvenli adımlarla yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı. – KASTAMONU
]]>Ekrem İmamoğlu, Paris’teki ilk gününün akşam saatlerinde, aralarında Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ile Tiran Belediye Başkanı ve B40 Balkan Şehirleri Ağı Başkanı Erion Veliaj’ın da bulunduğu bir grup ile birlikte Avrupa Sosyalist Partisi (PES) özel oturumuna katıldı.
Oturumda, katılımcı belediye başkanlarıyla birlikte, PES Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan adayı Nicolas Schmit ile Fransız Sosyalist Partisi Başkanı Raphaël Glucksmann birer konuşma yaparak, Avrupa ve yakın çevresiyle ilgili görüşlerini paylaştı.
“AVRUPA’NIN AŞIRI SAĞA KAYIŞINI TESPİT ETMEK SOSYAL DEMOKRAT PARTİLER AÇISINDAN ELZEMDİR”
Oturumda yaptığı konuşmaya, “AB Parlamenter seçimlerinin yaklaşmakta olduğu düşünüldüğünde, akla iki soru geliyor” diye başlayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Öncelikle, ilerlemeci ve sosyal demokrat partiler neden Avrupa Parlamentosu’nda koltuk kaybediyorlar? İkinci olarak, bu trendin daha geniş ölçekteki etkileri neler olacaktır? Önemle vurgulamak gerekir ki, popülist sağdaki yükseliş, bu akımın bir zafer kazandığı anlamına gelmemektedir. Türkiye’de kısa bir süre önce yapılan seçimlerde görüldüğü üzere, mevcut sistemin yol açtığı sorunlara alternatifler arayan halk, bize kullanmamız için bir kredi açmıştır. Bu kredi, oy kullanan vatandaşların demokrasinin işleyişine yönelik hoşnutsuzluklarını dile getirme yöntemlerinden biridir. Bu nedenle, hangi politika kararlarının popülist ve aşırı sağa yönelik desteğin artmasına katkıda bulunduğunu bir an önce tespit etmek, sosyal demokrat partiler açısından elzemdir.
“AVRUPA SAMİMİYETİNİ SORGULMALI”
Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen sorununun başka ülkelere aktarılması, bunun aksini göstermektedir. Avrupa’nın Gazze’de yaşananlara verdiği cevap da öne çıkan bir diğer örnektir. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu, on binlerce masumun katlini daha yüksek bir sesle eleştirmemiz ve kınamamız gerekmez mi? Belki de Kiev ve Ukrayna’da acı çeken masum insanları savunmak için de daha fazlasını yapmamız gerekmektedir.
“GÜÇLER AYRILIĞINDA YAŞANAN EROZYON, DEMOKRASİNİN KARŞILAŞTIĞI EN BÜYÜK TEHLİKE”
Güçler ayrılığında yaşanan erozyon, demokrasinin karşılaştığı en büyük tehlike niteliğindedir. Bu sorun, uluslararası ortaklıklar yoluyla ve stratejik karşılıklı bağımlılık içinde olduğumuzu kabul ederek çözülebilir. Demokrasiye ve demokratik kuruluşlara duyulan inancın sarsıldığı, açıkça ortada olmakla birlikte, bu durum, dirençliliğimizi artırmamız yönünde bir uyarı alarmı olarak görülmelidir. Türkiye, bu süreci Avrupa’dan daha uzun bir süredir yaşamaktadır. Her zaman olduğu gibi çözüm, insanları dinlemekten geçmektedir; tıpkı bizim İstanbul’da yaptığımız ve zafere ulaştığımız şekilde. Türkiye’deki seçim sonuçları, demokrasiye duyulan umudu yeniden canlandırmış ve başta gençler olmak üzere, milyonlarca insanı yeniden harekete geçirmiştir. Artık, daha iyi bir gelecek adına, birlikte çalışmanın tam zamanıdır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Strazburg’da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) İlkbahar Oturumu kapsamında düzenlenen Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Toplantısı’nda, “Sosyal demokrat bir parti olarak, toplumumuzun tüm kesimlerinden aldığımız bu büyük destekle, sorumluluğumuz artmıştır. Bu sorumluluğumuzun bilinciyle sosyal demokrat değerlerden ve halkımızın ihtiyacı olan adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKPM Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller (SOC) Grubu Genel Başkanı Frank Schwabe’nin davetiyle grubun bahar oturumuna katılmak üzere Fransa’nın Strazburg kentine geldi. Özgür Özel’e, Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile milletvekilleri Aysu Bankoğlu ve Yunus Emre eşlik etti.
AKPM İlkbahar Oturumu kapsamında düzenlenen SOC Grubu Toplantısı’na katılan Özgür Özel, yaptığı konuşmada, 75 yıl önce Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin temsilcilerinin bir araya gelmesiyle oluşan Strazburg’daki AKPM’de ilk kez bulunuyor olmaktan ve burada gruba hitap etmekten mutluluk ve gurur duyduğunu dile getirdi. Türkiye’nin bu çatı altında 18 üyeyle temsil edildiğini belirten Özel, “Partimizin, Avrupa Konseyi’ne ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne bakışı, bu Konseyin ilk toplantısında kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinden sapmamıştır. Ülkemizin kurucu partisi olarak, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürüyoruz. Avrupa Konseyi’nin temel amacı olan insan hakları ile temel özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesini ilke edinmiş bir partiyiz” ifadelerini kullandı.
“Kasım ayında CHP Genel Başkanı olarak seçildiğimde, partimizin Avrupa ve dünyadaki kardeş partilerle, yoldaşlarımızla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizmiştik” diyen Özel, Almanya’da SPD Kongresi’ne, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Zirvesi’ne, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’ne katıldığını anlattı.
“BUNDAN SONRA TEMASLARIMIZI SIKLAŞTIRACAĞIZ”
Partilerinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde görev yapmış çok değerli yöneticiler, milletvekilleri, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler olduğunu kaydeden Özel, “Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştıracağız.” dedi.
CHP olarak geçen yıl partilerinin 100. kuruluş yılını kutladıklarını ifade eden Özel, “Avrupa’nın en köklü sosyal demokrat partilerinden biri olarak, iki hafta önce yerel seçimlerde oy oranımızı yüzde 38’e çıkarıp, 17 milyon 300 bin vatandaşımızın desteğini alarak partimizi ülkemizin birinci partisi haline getirdik” diye konuştu.
Partisinin yerel seçimlerdeki başarısına ilişkin bilgi veren Özel, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin kazandıkları belediyelerde yaşadığını anlattı. Yönettikleri belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’ini temsil ettiğini kaydeden Özel, “Sosyal demokrat bir parti olarak, toplumumuzun tüm kesimlerinden aldığımız bu büyük destekle, sorumluluğumuz artmıştır. Bu sorumluluğumuzun bilinciyle sosyal demokrat değerlerden ve halkımızın ihtiyacı olan adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN TARAFIZ”
Öncüsü oldukları yeni siyasetin kadrolarında, kadınlara ve gençlere daha çok yer verdiklerini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Partimizin yönetiminde yüzde 50 kadın var ve yaş ortalamamız 43. Artık daha fazla kadın, daha fazla genç belediye başkanımız var. Katılımcı, bilime inanan kolektif çalışma, halkımızın beklentilerini anlayarak ortak akılla karar alma anlayışı bize başarıyı getirdi. Bu anlayışımız kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin temel değerleri yaşatma iradesinden farklı değil. Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlikle toplumun bir parçası olduğu bir toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesi’nden tarafız. Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin ekonomik ve sosyal haklarının güvence altında olması için Avrupa Sosyal Şartı’ndan tarafız. Bizim tarafımız belli. Biz kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan; demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız.”
(Sürecek)
]]>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, kentte 7/24 yerel yönetim hizmetlerini aralıksız sürdürürken, sosyal projelere de ayrıca özel önem veriyor. Bu kapsamda Kayseri Büyükşehir Belediyesi Huzur Çınarı Aile Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi’nin öncü projesi olan ‘Sırdaşın Olayım’ vatandaşlara adeta umut oluyor.
“Hem Kayseri’de hem de şehir dışındaki vatandaşlara destek olunuyor”
Hem Kayseri’de hem de şehir dışındaki vatandaşlara destek olan Sırdaşın Olayım projesi ile vatandaşlar çevrimiçi, ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı; bireylerin kişisel ve sosyal sorunlarını, ailevi problemlerini ve günlük yaşantılarını etkileyen her konuda alanında uzman psikolojik danışman, psikolog ve aile danışmanlarıyla görüşebiliyor.
Sırdaşım Olayım Projesi ile vatandaşlar doğrudan uzmana ulaşılabiliyorlar. Bu kanal ile ister sesli veya görüntülü, ihtiyaç hissedilirse de yüz yüze görüşme gerçekleştirebiliyorlar. Uzman psikologlar tarafından verilen bu hizmet ile amaç, 7/24 ulaşılabilir psiko-sosyal destek sağlanıyor. Psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, uzman danışmanlar tarafından gizlilik ve güvenlik tedbirleri çerçevesinde sağlanan psiko-sosyal desteğe 0537 400 85 00 whatsapp hattı üzerinden ulaşabiliyor.
“En başta gençlerin başvurabileceği güvenli bir adres”
Büyükşehir Belediyesi’nde Uzman Psikolog olan Kübranur Ceyhan, bireylerin kişisel ve sosyal sorunlarını, ailevi problemleri ve günlük yaşantılarını etkileyen her konuda destek verdiklerini ifade ederek, gizlilik esasına dayalı, çözüm odaklı ve 7/24 ulaşılabilir, sorun çözme becerilerine yönelik uygun yöntem ve tekniklerle gençlerin kişisel ve sosyal yaşam kalitelerini yükselmesine katkı sağladıklarını dile getirdi.
Ceyhan, online veya yüz yüze görüşmeleri sağlayarak seans süreçlerini devam ettirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“En başta gençlerin başvurabileceği güvenli bir adres olmamız onlarla kuracağımız bağın ilk adımı oluyor. Çünkü bilgi alma süreçlerinde güven sağlamamız kendilerini daha rahat ifade etmelerine neden oluyor. Aynı zamanda gizlilik esasına dayalı, çözüm odaklı ve 7/24 ulaşılabilir, sorun çözme becerilerine yönelik uygun yöntem ve tekniklerle gençlerin kişisel ve sosyal yaşam kalitelerini yükselmesine katkı sağlıyoruz. Ayrıca proje kapsamında sadece Kayseri ile başlayan sürecimizde şehir dışı görüşmelerle de devam ediyoruz.”
“Büyükşehir belediyesi olarak ulaşabildiğimiz kadar hayatlara dokunmak, yardımcı olmak istiyoruz”
Danışanların hayatlarına anlamlı dokunuşlar yaptıklarını söyleyen Ceyhan, “Psikolog olmak benim için koşulsuz kabulün gerçek hayatta anlam buluşunu ifade ediyor. İnsanların kendisini keşfetme sürecinde onların yanında olmak çok anlamlı. Danışanlarımızın hayatlarına anlamlı dokunuşlar yapıyoruz. Sırdaşın Olayım projemiz ile 7/24 ücretsiz online ve yüz yüze nasıl talep ederlerse görüşmelerimizi sağlayarak onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Toplumumuzda bazen psikoloğa gitmek yanlış bir kavram olarak görülse de herkesin, hepimizin hayatımızın dönüm noktalarında uzatılan bir ele, bir adıma ihtiyacı olmaktadır. Bu projeyle de insanların hayatına eşlik etmeye başladık ve sürecimiz yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak, ulaşabildiğimiz kadar hayatlara dokunmak, yardımcı olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Uzman Psikolog Ceyhan, bu zamana kadar bine yakın çağrı aldıklarını, yüzlerce kişi ile yüz yüze veya online olarak görüşme sağladıklarını, Kayseri dışında İstanbul, Şanlıurfa, Sivas, Trabzon, Adıyaman, Diyarbakır, Ankara, İzmir, Balıkesir, Hatay ve Kahramanmaraş illerinden de danışanlarla görüşmeler yaptıklarını vurguladı. – KAYSERİ
]]>31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Küçükçekmece’de yeniden Belediye Başkanı seçilen Kemal Çebi, Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen tören ile mazbatasını aldı. Küçükçekmece’de 2019 Yerel seçiminin ardından ikinci dönemine başlayan Çebi, Parti Meclis üyelerine de aynı tören ile mazbatalarını teslim etti. Törene CHP Parti meclis üyeleri ve birçok vatandaş katıldı.
“Bana ikinci defa yönetme fırsatını verdikleri için Küçükçekmeceli hemşerilerime çok teşekkür ediyorum”
Tören öncesi konuşan Belediye Başkanı Kemal Çebi, “Öncelikle bana ikinci defa yönetme fırsatını verdikleri için Küçükçekmeceli hemşerilerime çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bu seçimin ülkemize, milletimize, Küçükçekmece’mize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bu bir demokrasi yarışıydı. Beklentimizin üzerine bir demokratik yarış oldu. Öncelikle bu çok sevindirdi ve çok güzel bir şeydir. Herhangi bir tatsız olay çıkmadan seçimlerin sonuçlandırılması ve herkes tarafından da bu demokrasi şöleninin kabullenilmesi aslında ülkemizin geleceği ile ilgili çok güzel bir şey. Kendimizin seçilmesi ayrı bir mutluluk, Büyükşehir’i kazanmamız, tekrar Ekrem Bey’in ikinci 5 yılı bir hizmet yılı olarak kabul etmesi de çok güzel bir şey. Onun için mutluyuz. Türkiye genelinde sosyal demokratlar olarak bir başarımız var. Yeniden önemli bir sorumluluk yüklendik. Bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Bütün seçilen belediye başkanlarına başarılar diliyorum. Parti ayırmaksızın hepsinin ayağı taşa değmeden vermiş oldukları hizmetin bir hizmet yarışı içerisinde olmasını diliyorum. Böyle olacağından da büyük bir beklentim var. Ülke olarak bir dönüşümü yakaladık diye düşünüyorum. İnsanları bölmeden, parçalamadan, ayırmadan, ayrıştırmadan hizmet yarışı içerisinde olmamız beni belki en fazla mutlu edecek şeydir. Herkese hayırlı olsun” dedi.
“İlçe belediyeleri tamamen sosyal belediyecilik üzerine kurgulanmalıdır”
Yeni dönem özelinde de açıklamalarda bulunan Başkan Çebi, “Bizim birinci dönem yapmış olduğumuz belediyeciliğin, ikinci dönem devamı olacak çünkü birinci dönem yaptığımız belediyeciliği vatandaşımız onayladı. Küçükçekmece’de doğru işler yaptığımızı, sosyal belediyeciliği onayladı. Artık özellikle ilçe belediyeleri çok büyük projeler söylememeleri lazım. ‘Tüneller açacağız, köprüler yapacağız’ bunlar artık ilçe belediyeleri için değil. İlçe belediyeleri tamamen sosyal belediyecilik üzerine kurgulanmalıdır. Bizim de ikinci dönemle ilgili sosyal belediyeciliğimizi daha da geliştirerek halkın mutluluğunu artırmak, günlük ihtiyaçlarının her bakımdan karşılanması, kentte barışın sağlanması demokrasimizin gelmesi, kentin adaleti çok önemli. Kentte eşitlik çok önemli. Bütün bunları 5 yıl içerisinde yaptık. İkinci 5 yılda da devam edeceğiz. Zaten ben kampanya süresi içinde de bunları işlemeye çalıştım. Sosyal belediyecilik, günübirlik işler, sanat, kültür, edebiyat ve bütün bunlara önem vermek. Küçükçekmece çok değerli çok kıymetli bir yaşam merkezi. Bu yaşam merkezimizdeki insanların refahını daha da yukarıya doğru tırmandırarak Küçükçekmece’de yaşadıkları için mutluluk oranlarını artırmayı planlıyoruz. Gençlerle, çocuklarla, kadınlarla, emeklilerle, işsizlerimizle ilgili yeni projeler hazırladık. Bunu da vatandaşa kampanya süresi içerisinde sunduk. Onların devamını yapacağız. Kitapçıklarımızı dağıttık. Vatandaşlarla her karşılaşmamda yeni 5 yılla ilgili neden aday olduğumu anlatmaya çalıştım. Küçükçekmecelilerle Küçükçekmece’de birlikte mutlu yaşayacağız diye düşünüyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Bakan Göktaş, Önsen Çocuk Evleri Sitesi Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, çocuklar için çok kıymetli bir çalışmayı hayata geçirmenin mutluluğu içerisinde olduklarını söyledi.
“Asrın felaketi” olarak nitelenen 6 Şubat 2023’teki depremlerin yaralarının sarılması ve şehirlerin yeniden inşa edilmesi çalışmalarının devam ettiğini belirten Göktaş, Bakanlık olarak ilk andan bu yana vatandaşları bir an olsun yalnız bırakmadıklarını aktardı.
Bu kapsamda Adıyaman ve Hatay’da yeşil alanları, oyun ve spor sahalarıyla çocukların güvenli ortamda yetişecekleri yeni çocuk evleri sitelerinin temellerini attıklarını hatırlatan Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Şimdi de hep birlikte, büyük bir heyecanla Kahramanmaraş Çocuk Evleri Sitesi’nin temellerini atıyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin çocuk, her yerde masumiyetin simgesidir. Onların sahip olduğu bu masumiyet bizleri daha aydınlık, umut dolu ve refah içinde bir gelecek inşa etmeye teşvik ediyor. Biliyoruz ki çocukların yüzüne endişe değil, gülümseme yakışır. O minicik yürekler acıyla değil, sevgiyle dolu olmalı. Çocukların gözlerinde korku değil, ümit parlamalı. Bakanlık olarak her zaman bu anlayışı kendimize ilke edinerek çalışmalarımızı sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde çocuklarımıza ve gençlerimize refah ve huzur içinde yaşayacakları bir Türkiye bırakmak için çalışıyoruz. Devlet korumasında yetişen çocuklarımız bizim göz bebeğimiz. Herhangi bir sebeple ailesinden uzak düşmüş çocuklarımıza, devletimizin tüm imkanlarını seferber ederek yeni modellerle hizmet sunuyoruz. Aileyi temel alarak geliştirdiğimiz bu yeni hizmet modelleriyle çocuklarımızın sıcak bir yuva ortamında yaşamalarını sağlıyoruz. Bu anlamda çocuk bakım kuruluşlarımızda büyük bir hizmet dönüşümü gerçekleştirdik.”
Bugün itibarıyla 1185 çocuk evi, 115 çocuk evleri sitesi ve 62 ihtisaslaştırılmış çocuk evleri sitesinde 14 bin 761 çocuğun aile ortamında büyümelerini sağladıklarını anlatan Göktaş, 1554 engelli çocuğa özel koruma ve bakım hizmeti verildiğini dile getirdi.
Yürütülen çalışmalarla 2002’de yüzde 39 olan aile odaklı hizmetlerden yararlanan çocuk oranının yüzde 92’ye yükseldiğine işaret eden Göktaş, bu hizmetlerin Türkiye’nin dört bir yanında yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini vurguladı.
Bakan Göktaş, şöyle devam etti:
“Bakanlık olarak, tüm sosyal hizmetlerimizi ve sosyal politikalarımızı çocuklarımızın üstün yararını gözeterek yürütüyoruz. Ailelerinden ve sosyal çevrelerinden kopmadan büyüyen çocuklar, sağlıklı bir toplumun olmazsa olmazıdır. Tüm sosyal politikalarımızda bu anlayışı destekleyen hizmetleri önceliyoruz. 166 bin çocuğu ailelerinin yanında ve sosyal çevresinden koparmadan Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla takip ediyoruz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğümüz Gönül Elçileri Koruyucu Aile Programı ile bugün 8 bin 307 koruyucu ailemiz ile 9 bin 981 çocuğumuzun bakım ve himayesini üstlendik. Kahramanmaraş, koruyucu aile hizmetlerinde Türkiye’de örnek olan şehirlerimizden biri.”
MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Davut Altunbaş, depremlerin hemen ardından kendisinin de Kahramanmaraş’a geldiğini, 8 gün bölgede hizmet verdiklerini belirterek, bundan sonra da üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyledi.
MÜSİAD Karlsruhe Şube Başkanı Kamil Manzak da yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları olarak, vatandan binlerce kilometre uzakta olsalar da her zaman ülke için yaşayan, gönüllerindeki vatan sevgisi hiç eksilmeyen insanlar olduklarını dile getirdi.
Mutlu Hayatlar İyilik ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mehmet Demiroğlu da temellerini attıkları yetimhanelerin en kısa sürede tamamlanıp hizmete girmesi için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Törene, Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici, resmi olmayan sonuçlara göre Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Fırat Görgel, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökhan İnal, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman ile ilgililer katıldı.
]]>Bakan Göktaş, Tekirdağ’daki temasları kapsamında Süleymanpaşa Belediyesi Aydoğdu Mahallesi Kadın ve Gençlik Merkezi’ni de ziyaret etti.
Merkezde kurs gören Roman çocukların davullu mini gösterisiyle karşılanan Bakan Göktaş, merkezi gezerek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Daha sonra Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli Roman Dernekleri Federasyonu temsilcilerinin katılımıyla, “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”na başkanlık eden Göktaş, “ikinci memleketim” diye nitelendirdiği Tekirdağ’ın tüm renkleri, farklılıklarıyla ülkenin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu belirtti.
“Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Göktaş ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından toplantıya katılan Roman vatandaşlara hitap etti.
Sözlerinin başında Roman vatandaşları selamlayan Erdoğan, “Roman kardeşlerimizin ne kadar kararlı durduklarının haberlerini bu süreç içinde aldım. Pazar günü sandıklara gideceğiz, inanıyorum ki Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak.” diye konuştu.
Salondakilerin “Evelallah” karşılığını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek. Gerek Edirne gerek Tekirdağ gerekse Kırklareli’nde böyle bir patlamanın olması o kibirli tiplere en güzel cevap olacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Bu seçimde bunu yapmaya var mıyız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki Roman vatandaşlardan “Hiç şüpheniz olmasın” yanıtını almasının ardından “Öyleyse kararlıyız, hazırız.” karşılığını verdi.
“Ayrım yapmaya çalıştılar”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”ndaki konuşmasında, her fırsatta Roman vatandaşlarla bir araya geldiğini belirterek, “Bu ülkenin en güzel renkleri olan sizleri çok seviyoruz.” ifadesini kullandı.
Tüm vatandaşlara hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, “Biz biriz, beraberiz, birlikte güçlüyüz. Her vatandaşımız bizler için kıymetli. ‘O’ veya ‘bu’ ayrımı yok. ‘Ev hanımları-çalışan kadınlar’ diye ayrım yapmaya çalıştılar, ‘o gazi senin, bu gazi benim’ diye ayırmak istediler. Bu memleket hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. El birliğiyle kentlerimizi, ülkemizi daha iyi yerlere getireceğiz.” diye konuştu.
Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde Sosyal Dayanışma Merkezleri (SODAM) açtıklarını dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Bu merkezlerimizde mesleki ve sanatsal gelişime yönelik hizmetler sunuyoruz. Sanatsal yeteneklere sahip gençlerimizin merkezlerimizde düzenlenen programlarla kendilerini geliştirip, güzel başarılar elde edeceklerine inanıyoruz. Sosyal Dayanışma Merkezlerimizdeki mesleki kurslarla kadınlara sosyal hayat tecrübesi sunmanın yanı sıra mesleki donanım kazandırmayı amaçlıyoruz. Ekonominin içinde daha aktif şekilde yer almaları için eğitim içerikli kurslarımızla önlerini açıyoruz. Kurslarla kazandıkları yeterlilik sayesinde üretime katıldıklarını görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Türkiye’de 27 şehrimizde faaliyet gösteren 88 Sosyal Dayanışma Merkezimizle kadınların sosyal, kültürel, mesleki ve kişisel gelişimlerine destek sağlıyoruz.”
Bakan Göktaş’a ziyareti sırasında AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül’ün yanı sıra Cumhur İttifakı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel de eşlik etti.
]]>Bakan Göktaş, Tekirdağ’daki temasları kapsamında Süleymanpaşa Belediyesi Aydoğdu Mahallesi Kadın ve Gençlik Merkezi’ni de ziyaret etti. Merkezde eğitim alan Roman çocukların davullu mini gösterisiyle karşılanan Bakan Göktaş, merkezi gezerek çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Daha sonra Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli Roman Dernekleri Federasyonu temsilcilerinin katılımıyla, ‘Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı’na başkanlık eden Göktaş, ‘ikinci memleketim’ diye nitelendirdiği Tekirdağ’ın tüm renkleri, farklılıklarıyla ülkenin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Göktaş ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından toplantıya katılan Roman vatandaşlara hitap etti. Sözlerinin başında Roman vatandaşları selamlayan Erdoğan, “Roman kardeşlerimizin ne kadar kararlı durduklarının haberlerini bu süreç içinde aldım. Pazar günü sandıklara gideceğiz, inanıyorum ki Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak” diye konuştu.
“Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek”
Salondakilerin ‘Evelallah’ karşılığını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek. Gerek Edirne gerek Tekirdağ gerekse Kırklareli’nde böyle bir patlamanın olması o kibirli tiplere en güzel cevap olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Ayrım yapmaya çalıştılar”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da ‘Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı’ndaki konuşmasında, her fırsatta Roman vatandaşlarla bir araya geldiğini belirterek, “Bu ülkenin en güzel renkleri olan sizleri çok seviyoruz” ifadesini kullandı. Tüm vatandaşlara hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, “Biz biriz, beraberiz, birlikte güçlüyüz. Her vatandaşımız bizler için kıymetli. ‘O’ veya ‘bu’ ayrımı yok. ‘Ev hanımları- çalışan kadınlar’ diye ayrım yapmaya çalıştılar, ‘o gazi senin, bu gazi benim’ diye ayırmak istediler. Bu memleket hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. Elbirliğiyle kentlerimizi, ülkemizi daha iyi yerlere getireceğiz” diye konuştu.
Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde Sosyal Yardımlaşma Merkezleri (SODAM) açıklarını dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Sosyal Yardımlaşma Merkezlerimizde mesleki ve sanatsal gelişime yönelik hizmetler sunuyoruz. Sanatsal yeteneklere sahip gençlerimizin Sosyal Yardımlaşma Merkezlerimizde düzenlenen programlarla kendilerini geliştirip, güzel başarılar elde edeceklerine inanıyoruz. Sosyal Dayanışma Merkezlerimizdeki mesleki kurslarla kadınlara sosyal hayat tecrübesi sunmanın yanı sıra mesleki donanım kazandırmayı amaçlıyoruz. Ekonominin içinde daha aktif şekilde yer almaları için eğitim içerikli kurslarımızla önlerini açıyoruz. Kurslarla kazandıkları yeterlilik sayesinde üretime katıldıklarını görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Türkiye’de 27 şehrimizde faaliyet gösteren 88 Sosyal Dayanışma Merkezimizle kadınların sosyal, kültürel, mesleki ve kişisel gelişimlerine destek sağlıyoruz.”
Bakan Göktaş’a ziyareti sırasında AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül’ün yanı sıra Cumhur İttifakı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cüneyt Yüksel de eşlik etti. – ANKARA
]]>Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne kısa bir süre kala ‘AK Parti’nin Sosyal Belediyecilik Yaklaşımı’ başlıklı bir makale yayınladı. Yayınlanan makalesinde belediyelerin geleneksel belediyecilik anlayışının ötesinde bir hizmet sunması gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda, hayata geçirdiği en önemli hamlelerden birinin sosyal belediyecilik anlayışı olduğunun altını çizdi.
Kasapoğlu, “Ortaya konulan bu vizyon uyarınca Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki AK Parti, ‘insan odaklı ve hizmet temelli’ bir yaklaşımı benimsemiş ve ‘hizmet ve proje söylemlerini önceleyen’ politika stratejileri inşa etmiştir. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi bir düstur olarak merkeze alınmış, özgün yerel yönetim modeli olarak adlandırılan ‘AK Parti Belediyeciliği’ bu düşüncede vatandaşlarımıza sunulmuştur” dedi.
Sosyal meseleleri konu alan Kasapoğlu, “Sosyal yardımlar, dezavantajlı kesimin gözetilmesi, burs, eğitim, kültür, sanat, spor, sağlık ve sosyal faaliyet alanlarında etkin üretim gibi çalışmalar, merkezi yönetimle eşgüdümlü olarak yerel yönetimler tarafından da ifa edilmeye başlanmış, sosyal devlet anlayışının gereklilikleri yerel yönetimlerin güçlü desteğiyle başarılı bir şekilde uygulanmıştır. AK Parti bu anlamda siyasi tarihimize adeta bir kilometre taşı belirlemiştir. AK Parti belediyelerinin sağladığı sosyal yardımlar, ücretsiz evde sağlık hizmetleri, öğrenci bursları, barınma hizmetleri, sokak hayvanlarına yönelik çalışmalar, sosyal alanların çoğaltılması, yeşil ve doğa dostu uygulamalar, yaşlılarımıza yönelik sosyal alanlar ve faaliyetler, meslek edindirme kursları, kadınlarımızın üretiminin desteklenmesi çalışmaları, cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinde gerçekleştirilmiştir. AK Parti’ye oy vermeyen kesime de hizmeti götürmek, hizmetlerde seçmen ayrımı yapmamak, belediye hizmetlerinden herkesin, eşit şekilde faydalanmasını temin etmek en temel prensip olmuştur. AK Parti iktidarının sosyal devlet anlayışının dinamosu, sosyal belediyecilik stratejisidir ve merkezi yönetimle ahenk içerisinde bu strateji, 2002’den bu yana başarıyla uygulanmıştır” ifadelerini kullandı.
Muhalif belediyelerin de AK Parti belediyeciliğini örnek aldığına değinen Kasapoğlu, “AK Parti Belediyeciliği, sadece iktidar belediyelerinin hizmetlerini kapsamamış, bu anlayış muhalefetin yönettiği belediyelerce de model olarak ele alınmıştır. 2024 Yerel Seçimlerine geldiğimizde ise güven veren, hayatı kolaylaştıran, değer üreten, vatandaşının daima yanında olan belediyecilik prensibi ‘Gerçek Belediyecilik’ mottosuyla kavramsallaştırılmıştır. Gerçek Belediyecilik bir vaat, bir iddiadır. Çünkü diğer belediyelerin taklit ettiği modelin orijinali AK Parti Belediyeciliğidir. “Gerçek Belediyecilik” söylemi, modeli taklit edenlere karşı bir cevap olma özelliği taşımaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla gerçekleştirilen sosyal belediyecilik anlayışı, hem felsefik, hem teknik, hem de uygulanabilirlik anlamında insanı önceleyen, gerçek bir belediyeciliktir. Ülkemizin yeni yüzyılda vurguladığı sağlam yürüyüş, bu anlayışla hedefe ulaşacaktır. Türkiye Yüzyılı’nın ilk seçimleri olan 2024 Yerel Seçimleri’yle ‘Türkiye Yüzyılı Şehirleri’ profili vücut bulacak ve 2002’den bu yana defalarca kez ispat edilen ‘yerelden kalkınma hamlesi’ bir kez daha ülke refahımızın ve sosyal hayatımızın geliştirilmesinde öncü olacaktır. AK Parti’nin en güçlü olduğu yerel hizmet alanlarından biri olan sosyal belediyecilik alanı, “duyarlı ve kapsayıcı” bir niteliktedir. Bu düşüncede aile, kadın, çocuk, genç, yaşlı, engelli gibi çeşitli sosyal gruplar, huzurlu toplumsal yapı içerisinde ‘gerçek sosyal belediyecilik’ yaklaşımıyla en nitelikli hizmetleri almaya devam edecektir” dedi. – İZMİR
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Adana’da tarihi Taş Köprü’de düzenlenen “Kadın Buluşması Programı”na katıldı. Adana’nın, güçlü ve çalışkan kadınların şehri olduğunu dile getiren Göktaş, “Çukurova’nın bereketli topraklarında, sanayisinden çıkan her üründe, sokaklarında koşan çocuklarında Adana’nın kadınlarının göz nuru, alın teri, emeği var. Biz, bu emeğin hak ettiği karşılığı Adana’da görmek istiyoruz. Kadınların, bu şehrin geleceği adına alınan kararlarda daha fazla söz hakkı olsun istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadınların güçlü olmasının güçlü Türkiye anlamına geldiğini vurgulayarak, “Kadının hayatın her alanında daha güçlü ve etkin bir role sahip olması, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi gerçekleştirmede çok önemlidir ve kıymetlidir. Bu anlamda kadınları güçlendirmek için çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonun sonucunda kadınların hayatın her alanında eşit imkan ve fırsatlara sahip olduğunu kaydeden Göktaş, kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için son 22 yılda büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kadınların ev ve iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçeceklerini belirten Bakan Göktaş, “Bugün Türkiye’de kadınlar hayatın her alanında eşit imkanlara ve fırsatlara sahipse bu Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonun bir sonucudur. Son 22 yılda kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık yüzde 28 olan kadınların iş gücüne katılım oranını 2023 yılında yüzde 36’ya çıkardık. 12. Kalkınma Planımızda, 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Ayrıca finansman ve danışmanlık hizmetleriyle pek çok kadının kendi işini kurmasına, doğum ve evlenme yardımlarıyla destek olduk. Her türlü şiddete karşı aldığımız önleyici tedbirlerle kadını daha da güçlü kıldık. Önümüzdeki dönemde kadınları hayatın her alanında daha güçlendirmek için yeni düzenlemeler ve yeni uygulamalar hayata geçireceğiz. Bu çerçevede esnek ve uzaktan çalışma modeli ve mahalle tipi kreşler gibi uygulamalara yönelik çalışmalarımızı başlattık. Bu hedeflerimizi tek tek hayata geçirdiğimiz zaman kadınların ev ve iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçeceğiz” ifadelerini kullandı.
Göktaş, kadınların gücünün, milletin hak ettiği hizmetlere kavuşmasına değerli katkılar sunduğunu söyleyerek, “Şimdi Adana’nın güçlü kadınlarını daha da güçlendirme zamanı. Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Fatih Mehmet Kocaispir, ‘Adana’mızı kadınlarımızla birlikte büyüteceğiz.’ diyor. Başkanımızın bu sözü ve bizi heyecanlandıran ‘kadın dostu belediyecilik’ anlayışı, bu hedefimizi gerçekleştirmede büyük rol oynayacak” diye konuştu.
Bakan Göktaş, Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’in kente 5 yılda 100 kreş kazandırma sözünün olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:
“Her mahallemizde kadınların iş ve sosyal hayatına destek olacak bu değerli yatırımın takipçisi ve destekçisi olacağız. Bunun yanı sıra ulaşım, eğitim, sağlık gibi birçok alanda Adana’nın kadınlarına destek olduğunu gösteren projeleri var. Başkanımız, kadınlara yönelik spor salonları, yaşam alanları içeren tesislerle Adana’da sosyal hayatı canlandıracak eserler kazandıracak. Eğitim ve mesleki kurslarla meslek kazandırma ve istihdama yönlendirme konusunda önemli adımlar atacak. Yüreğir’de çok güzel hizmetlere imza attı, şimdi sıra Adana’da. Fatih Mehmet Kocaispir Başkanı’mız da ‘Adana, kadınların gücüyle güzelleşecek.’ diyor. İnşallah Adana’yı kadınların desteğiyle gerçek belediyecilikle buluşturacağız. Adanalı kadınların emeğiyle, çabasıyla Adana kazanacak, şehrimizi geleceğe taşıyacağız.”
Bakan Göktaş, kente Kozan Engelsiz Yaşam Merkezi’nin kazandırılacağı müjdesini vererek, “Merkezimizin yapım çalışmalarını nisanda inşallah başlatacağız. Bu merkez tamamlandığı zaman engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin gönül rahatlığıyla destek bulacakları bir kuruluşu Adana’mıza kazandırmış olacağız. Ben şimdiden Adana için, Adanalı kardeşlerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, konuşmasının ardından tarihi Taş Köprü’de halay çeken kadınlara alkış tutarak eşlik etti. – ADANA
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Toroslar Spor Kompleksi ve Sosyal Tesisleri Temel Atma’ ile ‘Tarımsal Destek Töreni’nde konuşan Başkan Seçer, “Bizim derdimiz milletimiz, bizim derdimiz Mersin, Mersin’e hizmet etmek. Laf üretmiyoruz, üretmeyeceğiz. Çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Mersin’imiz güzel, Mersin’imizin her köşesi cennet. Mersin’imizde yaşayan dili, dini, mezhabi, meşrebi ne olursa olsun tüm vatandaşlarımız saygındır, tüm vatandaşlarımız onurludur. Biz herkesi seviyoruz ve kucaklıyoruz” dedi.
“MEMLEKETİMİZİN HER NOKTASI BİZİM İÇİN EŞİT MESAFEDE”
Mersin’in bütün ilçelerine aynı anlayışla eşit bir hizmet götürdüklerini söyleyen Seçer, “2024 yılının tarımsal desteklerini dağıtıyoruz. Anamur’da, Aydıncık’ta, Bozyazı’da Gülnar’da, Silifke’de ve Tarsus’ta yaptık. Mut’ta da, Erdemli’de de önümüzdeki günlerde yapacağız. Memleketimizin her noktası bizim için eşit mesafede. Ayrımcılık, bölgecilik, particilik yok. Senin adamın, benim adamım düşüncesi yok. Bu ülkede herkes hak ettiğini alacak” diye konuştu.
ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN HER ŞEYİ DÜŞÜNÜLMÜŞ BİR TESİS
Çocuklara çok değer verdiklerini belirten Seçer, çocukların geleceğin umudu olduğunu söyleyerek temeli atılacak olan ‘Toroslar Spor Kompleksi ve Sosyal Tesisleri’ hakkında şu bilgileri paylaştı:
“Çalışan aileler işe giderken çocuklarını kreşimize emanet edecek, 6 dersliği olacak. Eğitim odası, çocuk oyun grubu, açık oynama alanları, yemekhaneler ve diğer birimleri de beraberinde olacak. Kapalı ve açık havuz kısmı olacak. 350 metrekare yarı olimpik kapalı yüzme havuzu yer alacak. Bu havuzlara hizmet edecek kadın, erkek, engelli duşu ve eğitmen odası, ilk yardım odası gibi de ünitede birimler yer alacak. Çocuklarını oraya getiren ebeveynlerin zaman geçirmesini sağlamak için kafe hizmetimiz de olacak. Açık fitness alanları, yürüyüş yolları, çocuklarımız için Survivor alanları olacak. Tesisi bitirir bitirmez oraya sizi bekliyoruz. Bugün temelini atıyoruz. En kısa süre içerisinde de hizmete alacağız. Yenişehir, Mezitli’de neyse Toroslar’da da o olacak.”
Seçer, merkezin 270 iş gününde tamamlanarak, Aralık ayı içerisinde halkın hizmetine açılacağını kaydetti.
“BİZİM İÇİN TARIM, ÜRETEN, ALIN TERİ DÖKEN DEĞERLİDİR”
Seçer, tarımda istihdamın ve üretimin artması için tarımsal desteklerin önemli olduğunu vurgulayarak, kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanması ve ayakları üzerinde durabilmesi için üretici kadınlara destek olduklarını ifade etti. Seçer, “Sürekli farkındalık olsun ve toplum kadın gerçeğini bilsin. Toplumumuza, kadınların çalışması, üretmesi, ekonomik özgürlüğüne kavuşması, ayakları üzerinde bir başına durmaları gerektiğini öğreteceğiz. Onun için her söylemimizde; ‘Kadın’ diyoruz” dedi.
Toroslar bölgesinde yapılan tarımsal desteklerden bahseden Seçer, şimdiye kadar bölge üreticilerine 47 bin 786 metre sulama borusu dağıttıklarını kaydederek, 2024 yılında tarıma 119 milyon bütçe ayırdıklarını, bunun 65 milyon lirasının ise sulama borusu desteğine ayrılacağını ifade etti. Tarımı, üretimi, tarlada alın teri döken çiftçiyi önemsediklerinin altını çizen Seçer, “Tarımı önemsiyoruz. Bizim için tarım, üreten, alın teri döken değerlidir. Çiftçi olmazsa aç kalırız. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı çocuklar olmaz. Çiftçi üretecek, tarım ve hayvancılık yapacak” dedi. Kooperatiflerin yaşadığı sıkıntıların başında elektrik faturası olduğunu kaydeden Seçer, GES projesi ile birlikte bu sorunu çözüme kavuşturacaklarını söyledi.
“ABDURRAHMAN KARDEŞİMİZ, HALKIN YANINDA OLAN BİRİ”
Mersin’de vatandaşların ahde vefayı, alın teri dökeni bildiğini belirten Seçer, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde yurttaşların, çalışanı ve emek edeni destekleyeceklerine inandığını ifade etti. Toroslar’da CHP’nin Belediye Başkan Adayı Abdurrahman Yıldız ile birlikte 5 yıllık görev süresi boyunca uyum içinde çalıştıklarını aktaran Seçer, “Abdurrahman kardeşimiz, bizim çalışma arkadaşımız ve Meclis üyemiz. Bir Başkan olarak onun bilgisinden faydalandığım zamanlar oldu ve kendisinin komisyonlarda yararlı çalışmaları oldu. İşi bilen, kanunu, nizamı bilen ve halkın yanında olan bir insan. Meclis’te bir haksızlık veya adaletsizlik varsa ilk söz alıp buna itiraz eden arkadaşlarımızdan biridir” diyerek, Toroslar halkından Abdurrahman Yıldız için destek istedi.
“TARİHE SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN DAMGASIYLA YAZDIK”
İkinci 5 yıllık görev süresinde dar gelirli vatandaşın kira ve konut sorununu da ‘Sosyal Konut’ projesi ile çözüme kavuşturacaklarını belirten Seçer, “Biz sosyal belediyecilik anlayışını tarihe yazdık. Hem de Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin damgasıyla yazdık ve bunu devam ettireceğiz. Metro tamamlanacak. Toroslar’ın da içinde olduğu tam 500 dönümlük Müftü Deresi Yaşam Vadisi’ni yapacağız. Toroslar’ın da o bölgede arazisi var ve imar çalışmaları bitti. Hem Büyükşehir Belediyesi’nde hem de Toroslar Belediyesi’nde sizlerin desteği ile 5 yıl önce başladığımız görevimizde nasıl şevkimiz, azmimiz, kararlılığımız varsa bir nokta eksik olmadan aynı azim, kararlılık ve güçle devam edeceğiz” diye konuştu.
YILDIZ: “BÜYÜKŞEHİR HEM KIRSALDA HEM KENTTE BÜYÜK BİR KALKINMA HAMLESİ BAŞLATTI”
Toroslar’ın Mersin’in en zengin ve en büyük ilçesi olduğunu söyleyen CHP Toroslar Belediye Başkan Adayı Abdurrahman Yıldız, “Toroslar, bugüne kadar vizyonla buluşamadığı için maalesef mağdur olmuş bir ilçe. 5 yıl önce Büyükşehir Belediyemiz hem kırsalda hem kent merkezinde büyük bir kalkınma hamlesi başlattı. Kentimizin ana caddeleri güzelleşti, kentimiz sosyal hizmet tesislerine kavuştu. Kırsalımızda çok ciddi destekler aldı” diyerek, Torosların daha fazlasına kavuşması için kendisine destek istedi.
Konuşmaların ardından, temel atma ve temsili dağıtım gerçekleştirildi. Başkan Seçer ardından Toroslar halkı ile birlikte iftar yaptı.
]]>
Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesi dünya şehri Aliağa hedefi ile hazırlanan projelerini kamuoyuyla paylaştı. Aliağa’yı üretken belediyecilik vizyonuyla Türkiye’nin yıldızı, dünyanın tanıdığı modern bir kent yapacak, yemyeşil, temiz bir çevrede, modern bir şehirde 7’den 77’ye herkesin yarınlarını daha da güzelleştirebilmek için hazırlanan projeler şöyle;
Toplu konut projesi
Aliağa’nın en önemli ihtiyaçlarından biri olan barınma konusunu toplu konut projesiyle çözüme kavuşuyor. İki etaptan oluşacak toplam 5 bin hanelik toplu konut projesi içerisinde oyun ve park alanlarından, alışveriş alanlarına tam anlamıyla bir yaşam merkezi olacak. Proje tamamlandığında yaklaşık 20 bin Aliağalının barınma ihtiyacını karşılamış olacak.
Zübeyde Hanım Kreş ve Topluluk Merkezi
Ekonomik ve sosyal nedenlerle okul öncesi eğitimi alamayan çocuklara fırsat eşitliği sağlayacak Zübeyde Hanım Kreş ve Topluluk Merkezi aynı zamanda gençler, yetişkinler ve yaş almış büyüklerin dolu dolu vakit geçirebileceği birçok eğitim, sosyal kültürel hizmeti ve zenginliği tek çatı altında toplayacak.
Aliağa yolcu iskelesi
Aliağa’nın turizmde lider şehirlerden birine dönüşmesi amacıyla Aliağa yolcu iskelesi projesi hayata geçirilecek. Aliağa ile Ege adalarına düzenli seferler gerçekleştirilmesini sağlayacak proje ile Aliağa, İzmir’in kuzeyinde bir turizm merkezine dönüşecek.
Teleferik projesi
Aliağa Sahili ile Doğa Park arasında hizmet verecek olan teleferik, seyir zevki, ulaşım kolaylığı ve turistik cazibesinin yanında Aliağa’nın modern simgelerinden biri olacak.
Tramvay projesi
Aliağa’nın tam anlamıyla sosyal yaşam, kültür ve turizm kentine dönüşmesine katkı sağlayacak olan tramvay projesi 8 kilometre uzunluktaki bir hatta 15 durak ile İZBAN’dan başlayarak Ağapark Plajı ve Delta Park’a kadar keyifli bir ulaşım imkanı sunacak.
Aliağa park stadyumu
Her alanda olduğu gibi spor alanındaki yatırımlara da bir yenisini daha ekleniyor. Son dönemde futbolda yükselişe geçen ve hedeflerine adım adım ilerleyen Aliağa’nın süper lige ve kente yakışır 8 bin 200 kişi kapasiteli modern stat projesi yakın zamanda hayata geçirilecek.
Aliağa Eğitim Kampüsü ve Öğrenci Yurdu
Fen Lisesi, Spor Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesi’ni bir lise kampüsü içinde toplayan Aliağa Eğitim Kampüsü projesi ile Aliağalı gençlere bilimde, sporda ve sanatta yepyeni ufuklar açacak. Aliağa Eğitim Kampüsü projesi kapsamında; 250’si kız öğrenci ve 250’si erkek öğrenci olmak üzere toplam 500 öğrenci kapasiteli yurtlar öğrencilerin hizmetine sunulacak.
Atatürk Kültür Merkezi
Aliağa’da yılın 12 ayında kültür sanat etkinliklerinin yapılacağı, yemyeşil bir peyzaj ve çevre düzenlemesiyle beraber, sosyal yaşamın tüm enerjisini içinde barındıracak Atatürk Kültür Merkezi Aliağa’ya kazandırılacak. Ekolojik mimarisiyle simge yapı olacak Atatürk Kültür Merkezi içerisinde; sinema, tiyatro, konser, konferans, fuaye alanları, atölyeler ve sergi alanları gibi bir çok faaliyet bir arada yapılabilecek.
Şakran Gençlik Merkezi
Şakran’da vatandaşların sportif faaliyetlerde bulunabileceği, çeşitli sanat ve hobi kurslarıyla eğitim alabileceği, kütüphanesinde kitap okuyup, ders çalışabileceği Şakran Gençlik Merkezi hizmete sunulacak.
Şakran Kent Park
60 bin metrekare alan üzerinde, içinde aquaparktan, skate parka, bisiklet ve yürüyüş parkurlarından piknik alanlarına, mobil sinemadan kafeteryalara, spor alanlarından çocuk oyun parklarına kadar sayısız içeriğiyle bölgenin cazibe merkezi olacak Şakran Kent Park Projesi Şakran’a kazandırılacak.
Şakran gölet
Şakran’ın doğal zenginliklerinden biri olan gölet ve çevresinde bungalov evler, karavan ve çadır kamping, yürüyüş yolları, iskele ve gölet içerisinde kano turları yer alacak.
Şakran Kanal Etkinlik alanı projesi
Şakran’ın doğal zenginliklerinden biri olan gölet ve çevresini kapsayan Şakran Kanal Etkinlik alanı projesinde seyir terasları, modern deniz feneri, kafeterya, restoranlar ve köprü bulunacak. Kanalın denize bağlandığı noktada sağlı sollu olarak plaj alanları oluşturulacak. Altında kafeterya bulunan görkemli deniz feneri projenin en dikkat çeken sembolik yapısı olarak tasarlandı. Proje, Şakran’a tematik özellikli, beldeye özgün bir turizm zenginliği katacak.
Şakran Kültür Merkezi
Şakran, kültür merkezine kavuşuyor. Şakran Kültür Merkezi modern ve özgün mimarisiyle Aliağa’nın sosyal hayatına büyük bir zenginlik kazandıracak. Sosyal donatılar açısından oldukça kapsamlı şekilde projelendirilen, yılın 12 ayı kültür sanat etkinliklerinin yapılabileceği merkez içerisinde; sinema, tiyatro, konser, konferans, fuaye alanları, atölyeler ve sergi alanları bulunuyor. Ayrıca, teras katına özel tasarlanmış açık hava sineması projeye ayrı bir renk katacak.
Şakran’da kanalizasyon sorunu tarihe karışacak
Şakran’da kanalizasyon sorunu tarihe karışacak. Şakran’ın en büyük altyapı ihtiyacı olan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkisinde olduğundan uzun yıllardır yapılamayan Atıksu Arıtma Tesisi ve Şakran Kanalizasyon Projesini yetki devri isteyerek Aliağa Belediyesi yapacak. Şakran’da fosseptik çekim giderlerine ve çevre kirliliğine son verilecek.
Helvacı Kültür Merkezi
Helvacı’da sosyal kültürel aktivitelerin gerçekleştirilebileceği, kadınların, gençlerin atölyelerde mesleki ve hobi kurslarına katılabileceği, tiyatro, konser, sinema gösterimlerinin ve birçok serginin yapılabileceği Helvacı Kültür Merkezi mahalle sakinlerinin hizmetine sunulacak.
Helvacı Meslek Lisesi ve Genel Lise
Helvacı’da ailelerin ve gençlerin yoğun olarak talep ettiği iki lise projesi yeni dönemde hayata geçirilecek. Sanayi sektörlerine yakın bir bölgede bulunan Helvacı’da gençlerin sanayi sektörlerinin aradığı niteliklerde eğitim alması ve teknisyen unvanıyla ya da iş yeri açma belgesiyle hızla iş yaşamına katılabilmesi amacıyla Helvacı’ya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kazandırılacak.
Helvacı mesire alanı
Helvacı’ya doğa ile iç içe, muhteşem manzara eşliğinde keyifli vakit geçirilebilecek ve sosyal yaşamın bölgedeki merkezi olacak bir mesire alanı kazandırılacak. Yel değirmeni ile dikkatleri üzerine çekecek proje içerisinde seyir terasları, piknik alanları, biyolojik gölet, kafeterya, kır düğünü ve sosyal aktivite bahçeleri de bulunacak.
Kuzey İzmir Havalimanı
, Ekonomik gelişmişliğinin yanında diğer tüm alanlarda da hızlı gelişimiyle Kuzey Ege’nin lideri olan Aliağa’ya Kuzey İzmir Havalimanı’nın yapılması için gerekli girişimlere başlandı. İzmir’in Yükselen yıldızı Aliağa’nın bu proje ile Kuzey Ege’nin tüm ulaşım ağlarının merkezi haline gelmesi hedefleniyor.
Almarine Yat Limanı
Deniz kenti Aliağa’yı dünya ile bütünleştirip, turizmi teşvik edecek bir yatırım olan Almarine Yat Limanı Projesi hayata geçirilecek. Yaklaşık 50 bin m2’lik alan üzerinde kurulacak olan proje içerisinde 120 yat bağlama kapasitesine sahip 5 adet yüzer iskelenin yanında dünya markalarının da bulunacağı açık hava alışveriş merkezinin yanı sıra Aliağa’ya denizle bütünleşen, eşsiz mimarisi ile yeni bir cazibe alanı kazandırılacak.
Aliağa-Manisa arası duble yol
Aliağa’nın ulaşım ağı alternatiflerini artırmak ve Aliağa’yı gerek turizmde gerekse ticarette daha stratejik bir merkeze dönüştürmek amacıyla 38 km olan ve 48 dakikada ulaşımı sağlayan mevcut yolu çift gidiş gelişli duble yola dönüştürerek bu sürenin 20 dakikaya düşmesi sağlanacak. Böylelikle Aliağa- Manisa arası ulaşım süresi azalacak, Aliağa, Kuzey Ege’nin tüm ulaşım ağlarının merkezi haline gelecek.
Lojistik Köy
Aliağa’nın ve çevresinin sağlıklı gelişimi, taşımacılık, antrepoculuk ve buna bağlı sektörlerde faaliyet gösterenlerin organize edilmiş planlı bir bütünlük içinde hizmet vereceği, konaklama, sağlık, sosyal ihtiyaçlarının da karşılanacağı Aliağa Kuzey Ege Lojistik Köy, sadece Aliağa’nın değil bölgenin de en önemli merkezlerinden biri olacak. Aliağa Lojistik Köyü taşımacılıktan depolamaya, elleçlemeden konsolidasyona, ayrıştırmadan gümrüklemeye, ihracat ve ithalattan transit işlemlere, altyapıdan bankacılık ve sigorta işlemlerine, konaklama, sosyal hizmetler, restoran, kafeterya gibi hizmetler ile danışmanlık hizmetlerine kadar tüm ihtiyaçları bünyesinde toplayacak.
Üniversite kampüsü
‘Üniversite ve Gençlik Şehri Aliağa’ vizyonu kapsamında Aliağa’ya üniversite kampüsü kazandırılacak. Üniversite kampüsü Çaltılıdere Mahallesi’nde 800 bin metrekare alanda planlanmış olup ilgili kurumlarla protokolleri yapıldı.
Delta Park
Güzelhisar Çayı, Ağapark Plajı ve Kuş Cenneti’ni birleştiren yarımada, doğal yaşamın tüm güzelliklerini koruyacak olan Delta Park projesi ile birlikte doğa ile iç içe spor ve birçok sosyal aktivitenin yapılabileceği, Aliağa’nın ve bölgenin yeni cazibe merkezlerinden biri haline gelecek.
Aliağa Devlet Hastanesi
Aliağa’da yapımı devam eden Mesleki ve Çevresel Hastalıkları Hastanesinden sonra ikinci büyük sağlık yatırımı da 150 yataklı yeni Aliağa Devlet Hastanesi ile gerçekleştirilecek. Aliağa Devlet Hastanesinde birçok farklı sağlık hizmetleri sunulacak; Bunlar arasında, genel cerrahi, göz, diş, kulak-burun-boğaz, genel tıp, doğum, nöroloji, kardiyoloji, nefroloji (Böbrek Hastalıkları), girişimsel radyoloji, onkoloji, uzmanlık ve yoğun bakım hizmetleri bulunacak. – İZMİR
]]>Göktaş, Osmangazi Belediyesi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) Huzurevi-Alzaymır Hizmet Birimleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, bu haftanın aynı zamanda Yaşlılara Saygı Haftası olduğunu söyledi.
Sosyal belediyecilikte zirve bir proje olan BAREM’in huzurevini milletin hizmetine sunduklarını belirten Göktaş, merkezin Bursa’ya kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Göktaş, merkezde huzurevinin yanı sıra alzaymır hastaları ve engelli vatandaşların da hizmet alacağını anlatarak, “500 kişilik kapasiteli merkezimizle Bursa’mızın ‘Darülacezesi’ olarak gurur duyuyoruz. Toplam 200 kişi kapasiteli 112 odamızı yaşlılarımızın hizmetine açtık. Merkezimizde, yaşlılarımızın yanı sıra 300 kişilik kapasiteyle hasta ve engellilere özel bölümler oluşturduk. Özellikle alzaymır ve otizm gibi uzmanlık gerektiren bakım süreçlerinde ailelerin sorumluluğunu paylaşıyoruz.” diye konuştu.
Burada ağırlanan misafirlere evlerinin konforunda aile sıcaklığında ortam sunulduğuna dikkati çeken Göktaş, “Bunun için aileleri de hizmetimizin ayrılmaz bir parçası olarak görerek misafirlerimizin yakınları için özel alanlar belirledik. Ailelerle birlikte günlük 1000 kişiyi ağırlamaya hazır olan bu merkezimizde, Bursa’nın huzuru için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bakanlık olarak, aileyi merkeze alan bir anlayışla böylesi önemli tesislerin sayısını artırmak için tüm gayretimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, yaşlıların ait oldukları sosyal ortamdan kopmadan, ihtiyaçlarını merkeze alan bir anlayışla sosyal politikaları oluşturup uygulamaya koyduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“2016 yılında başlattığımız Yaşlı Destek Programı ile yaklaşık 88 bin hanede 128 bin yaşlımızın sosyal bakımlarını gerçekleştirdik. Bugün itibarıyla 38 bin kapasiteli 458 huzurevi ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşlı sakinlerimize hizmet sunuyoruz. Bursa’da da 13 bakım ve rehabilitasyon merkezimiz, 4 umut evimiz ve 10 huzurevimizle yaşlılara ve engellilere yaşayabilecekleri sıcak bir yuva sunuyoruz. Evde bakım desteğimizle Türkiye’nin dört bir yanında yaşlılarımızın yanında oluyoruz. Bu kapsamda Bursa’da evde bakım yardımından 16 bin vatandaşımız faydalanmaktadır. Sosyal yaşam merkezlerimiz ve ücretsiz ulaşım imkanlarımızla yaşlılarımızın sosyal hayata aktif katılımlarına destek oluyoruz. Böylece 7’den 77’ye nesiller arası iletişimin güçlenmesine, toplumda sevginin ve muhabbetin çoğalmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”
“Yaşlı Profili araştırmasını 22 Mart’ta milletimizle paylaşacağız”
“Yaşlı Profili” araştırmasına değinen Göktaş, “Çalışmalarını tamamladığımız ‘Yaşlı Profili’ araştırmasını 22 Mart’ta milletimizle paylaşacağız. Bu araştırmanın sonuçları, yaşlılara yönelik yürüttüğümüz çalışmaların ve politikaların geliştirilmesinde bize önemli bir yol haritası sunacak. Böylece, kıymetli büyüklerimizin, hayatın içinde üretken, sağlıklı ve saygın bir yaşam sürmeleri için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Göktaş, 22 yıldır ülkenin umut dolu yarınları için çalışıp milletten aldıkları güçle her türlü zorluğun üstesinden geldiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Şuna yürekten inanıyorum ki gücümüzün sırrı birlik beraberlik ruhumuz, kardeşlik duygumuz ve sizlerin dualarında saklıdır. Bu inançla Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda tek bir kardeşimizi dahi geride bırakmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz büyük bir aileyiz. Bu ailenin her bir ferdini kutsal bir emanet gibi görüyoruz. Yeni dönemde de Mustafa Dündar başkanımızla Osmangazi’ye değer katmayı sürdüreceğiz. 4. dönemine hazırlanan başkanımıza canıgönülden başarılar diliyoruz. Aynı şekilde, Bursa Büyükşehir Belediyemizde Alinur Aktaş başkanımızla eser siyasetimize, hizmet siyasetimize ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Biz de bakanlık olarak başkanlarımızın her daim yanında olacağız.”
“BAREM Türkiye’de bir ilki temsil ediyor”
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da büyüklerin dün ile bugün arasında köprü kuran, gelenek ve görenekleri yarınlara taşımayı sağlayan en büyük değerler olduğunu belirterek, “Ömrünün büyük bir kısmını topluma hizmetle geçirmiş insanların yaşlandıkları ve bakıma ihtiyaç duydukları dönemde insan onuruna yakışır bir şekilde toplumla bütünleşmesi ve daha aktif olmasını sağlamak temel amacımızdır.” sözlerini sarf etti.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise gönüllere dokunan bir hizmeti daha devreye almaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Toplumun tüm fertlerinin Osmangazi’de huzurlu bir yaşam sürmesi için örnek projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Dündar, “Sosyal belediyecilik anlayışını toplumun tüm kesimlerine hizmet verecek şekilde genişletiyoruz. Ulaştırılamayan, hizmet götürülemeyen bir kişi bırakmayıp kimsesizlerin kimsesi olmaya gayret gösteriyoruz. Açılışı için bir araya geldiğimiz BAREM de bu gayretli çalışmalarımızın en güzel örneği. BAREM 14 bin 162 metrekare alanda yükselen 20 bin 240 metrekare inşaat alanına sahip büyüklüğü ve fonksiyonelliği ile Türkiye’de bir ilki temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Programda, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek, huzurevi ve alzaymır hizmet birimlerinin açılışı gerçekleştirildi.
]]>Güven Hastanesi’nden Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şener, geniş bir sosyal ağın, duygusal ve entelektüel uyarıların, hareketli yaşamın bireyin bilişsel işlevselliğini nasıl geliştirebileceğine dair bilgi verdi.
Şener, yaşlı nüfusun artışının beraberinde yaş alma ile gündeme gelen duygusal, fiziksel sosyoekonomik ve sağlık alanındaki ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin çeşitlenmesini, yaş alan bireylere değer verilmesi ve saygı duyulmasına yönelik farkındalık oluşturulmasını gerektirdiğini vurgulayarak, bu amaç doğrultusunda 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’nın farkındalık üzerine gerçekleştirilen etkinlikler ile anıldığını belirtti.
Yaşlılığın, yaşamın doğal bir süreci olduğunu, yaşamın ilerleyen dönemindeki gelişim süreci ve gelişim ile meydana gelen değişim olarak tanımlanabileceğini ifade eden Şener, “Yaş alma ile sadece biyolojik olarak değil sosyal, bilişsel ve psikolojik yönden de değişim yaşarız. Bu da sağlıklı yaş alma ve yaş alan nüfusun aktif olarak yaşama dahil olmasını desteklemenin önemini ortaya koyar. Yaşamı olumlu, olumsuz ve nötr tüm anıları ile mutluluk duyarak yaşayan bireyler, bio-psiko-sosyal iyilik halini yaşamın her döneminde devam ettirirler. Bu süreci yaşamın bir parçası haline getiren bireyler yaş alma sürecini olumlu karşılar.” görüşünü kaydetti.
Sağlıklı yaş almak öneriler
Buse Buket Şener, sağlıklı yaş alma sürecini destekleyecek önerileri şöyle sıraladı:
“Geniş sosyal ağ, duygusal ve entelektüel uyarılar bireyin bilişsel işlevselliğini geliştirir. Yaşam kalitesini artırmak için yaş alan bireylerin boş zamanlarını değerlendirme aktivitelerine katılmaları, aile ve sosyal ağ içinde tutulması bu yönden önem kazanmaktadır. Bireyin yaş alma süreci ve yaşam kalitesi, beslenme biçiminden etkilenmektedir. Orta yaşlardan itibaren sağlıklı beslenmenin yaşam tarzına dönüştürülmesi ileri yaşlarda koruyucu olabilir. Egzersizi yaşamımıza dahil etmemiz yaş alma ile birlikte ortaya çıkan fizyolojik değişimlerin önüne geçebilmek adına önemli olacaktır. Yaşamın bir parçası olarak rutin haline getirilen egzersizler, bağışıklık sisteminde gelişme sağlar, kas gücü ve dayanıklılığı da artırır, bedenimizi korurken hafıza ve sosyal becerilerde de gelişme sağlar.”
“Aktif rol alın” daveti
Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında tüm toplumu yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıracak faaliyetlere destek olmaya ve bu süreçte aktif rol almaya davet eden Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yaş alan bireylerimizle daha sık vakit geçireceğimiz ve onların deneyimlerinden faydalanacağımız grup sohbetleri düzenleyebilir, yaş alan bireylerin yaşama aktif katılımını desteklemek adına genç nüfusun da dahil edilerek düzenlendiği fiziksel, sanatsal ve sosyal aktiviteler ile yaş alan bireylerimizi destekleyebiliriz. Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve bugün attığımız adımlar, yarının daha sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık dönemi geçirmemizi sağlayacak.”
]]>Üniversitenin Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) müdürü de olan Özmete, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla AA muhabirine açıklamada bulundu.
Türkiye’de yaşlı nüfusun son 5 yılda yüzde 22,6 artarak 2022’de 8 milyon 451 bin 669 kişi olduğunu bildiren Özmete, Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının, 2023’te yüzde 10,2’ye çıkarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez çift haneyi gördüğünü hatırlattı.
Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranlarına ilişkin Özmete, şu bilgileri verdi:
“1935’te yüzde 3,9, 1950 yılında yüzde 3,3, 1970 yılında yüzde 4,4, 2000 yılında yüzde 5,7 olarak hesaplandı. Söz konusu oran, 2010 yılında yüzde 7,2’ye çıkarken bu tarihten itibaren de yükselişini sürdürdü. 2020’de yüzde 9,5 seviyesine yükselen bu oran, geçen yıl yüzde 10,2’ye çıktı ve böylece Cumhuriyet tarihinde ilk kez çift haneyi gördü. Türkiye’de 2022 yılında 33,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 34’e yükseldi. “
Özmete, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’de 2025 yılında 65 yaş ve üstü kişi sayısının 9 milyon 731 bin 422’ye yükselmesi ve bu sayının ilerleyen yıllarda giderek artması bekleniyor. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı öngörülüyor.”
En önemli toplumsal dönüşüm
Emine Özmete, nüfusun yaşlanmasının, aile yapısı ve kuşaklararası bağların yanı sıra işgücü ve finansal piyasalar da dahil olmak üzere toplumun hemen hemen tüm sektörlerini etkilediğini vurguladı.
Başta konut, ulaşım ve sosyal koruma gibi mal ve hizmetlere olan talebi de etkileyen bu durumun, 21. yüzyılın en önemli toplumsal dönüşümlerinden biri olduğunu aktaran Özmete, bu sebeple şehirlerde alınacak politika önlemlerinin önemine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Yaşlıların ve ailelerinin desteklenmesi için sağlık ve sosyal bakımın bütünleşik olarak planlanması ve yürütülmesi, palyatif bakım, Alzheimer hastalarına bakım gibi ihtisaslaşmış bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, bakım sigorta sisteminin hayata geçirilmesi gibi çoklu programlara ihtiyaç duyulmaktadır.”
Yerel yönetimlerde yaşlı konseyleri oluşturulsun önerisi
Bu konuda yerel yönetimlerin de üstüne düşen görevler olduğunu vurgulayan Özmete, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Şehirlerin, yaşlılar ve aileleri için erişilebilir olması topluma katılım hakkını desteklemek için önemlidir. Yerel yönetimlerde yaşlı konseylerinin oluşturularak yaşlıların bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması ve kararlara katılımlarının sağlanması belediyelerin en önemli sorumluluğu olarak görülmelidir. Toplumdaki sosyal ve kültürel algılara göre kişi emekliye ayrıldığında yaşlı kabul edilir. Oysa emeklilik yaşlılığa aktif ve sağlıklı bir şekilde geçiş yapmak için değerlendirilmesi gereken bir dönemdir. Emeklilik dönemi sağlık, sosyal, kültürel, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri ve diğer yönleriyle yaşlılığa yatırım yapılması gereken bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle yerel yönetimlerin aktif yaşlanmayı destekleyecek uygulamaları ve ileri yaşlarda bakım ve destek hizmetlerini sunmaları önemlidir.”
Prof. Dr. Emine Özmete, daha uzun bir yaşamın yalnızca yaşlılar ve aileleri için değil aynı zamanda toplumlar için de bir fırsat olduğunu; toplumda yaşlıları destekleyici fiziksel ve sosyal ortamların oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, artan enflasyon ve yaşam pahalılığı nedeniyle engelli ve yaşlı aylıklarının hiçbir şeyi karşılayamaz duruma geldiğini belirterek “Sosyal yaşama kazandırılması ve iyi bir yaşam için desteklenmesi gereken yurttaşlarımız, bu destekler ile eve hapsediliyor. Bakımları dahi zora giriyor. Bu yardım tutarları, artık hiçbir anlam ifade etmiyor. Destek tutarları bir an önce artırılmalı” dedi. Yazgan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Aktaş’a “Engelli ve yaşlı aylıklarının artırılması konusunda çalışma yürütülmekte midir” diye sordu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından son olarak 2023 Ocak’ta yayınlanan Engelli İstatistik Bülteni’ne göre Türkiye’de, 775 bini ağır engelli statüsünde olmak üzere 2,5 milyonu aşkın engelli yurttaş bulunuyor. Bakanlık tarafından günlük yaşamdaki ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorlanan ya da gereksinimlerini tek başına yerine getiremeyen, ekonomik durumu yetersiz olan engelli yurttaşlara engelli aylığı veriliyor. 2024 Ocak itibarıyla engel oranı yüzde 40 ile 69 arasında olan kişilere aylık 2 bin 797 lira, engel oranı yüzde 70 ve üzerinde olanlara ise 4 bin 196 lira destek sağlanıyor. 65 yaş üzerinde olan ve herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan, maddi durumu yetersiz yurttaşlara da 65 yaş aylığı bağlıyor. Bu desteğin tutarı ise Ocak 2024 itibarıyla 3 bin 504 lira olarak belirlendi.
“DESTEK SIFIR KALIYOR”
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, engelli ve yaşlı aylıklarının yetersizliğini soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Aktaş’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Yazgan, artan enflasyonun yurttaşları gün geçtikçe yoksulluğa sürüklediğini, yaşam pahalılığının giderek arttığını vugrulayarak, engelli ve yaşlı desteklerinin artık hiçbir şeyi karşılayamaz duruma geldiğini belirtti. Yazgan, şunları kaydetti:
“Sosyal devletin görevlerinden biri, dezavantajlı yurttaşları desteklemektedir. Ancak ülkemizi ekonomik olarak çıkmaza sürükleyen iktidar, her şeyi eline, yüzüne bulaştırdı. Düşen alım gücü ve yetersiz kalan engelli ve yaşlı destekleri, bırakın kiraya yetmeyi, mutfak alışverişi için dahi bir şey ifade etmiyor. Sosyal yaşama kazandırılması ve iyi bir yaşam için desteklenmesi gereken yurttaşlarımız, bu destekler ile eve hapsediliyor. Bakımları dahi zora giriyor. Asgari ücret, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun araştırmasına göre açlık sınırının altındayken, engelli ve yurttaşlara sağlanan destek, sıfır kalıyor. Bu yardım tutarları, artık anlamsız kalıyor. Bu desteklerin tutarları bir an önce artırılmalı. Engelli ve yaşlı yurttaşlarımız yaşamlarını daha rahat idame ettirebilmeli.”
“KAÇ KİŞİ FAYDALANIYOR?”
Yazgan, Bakan Göktaş’a şu soruları yöneltti:
“Ülkemizdeki engelli yurttaşların sayısı kaçtır? Engelli ve yaşlı aylıklarından faydalanan kişi sayısı kaçtır? Engelli ve yaşlı destekleri kapsamında yapılan toplam aylık ödeme ne kadardır? Engelli ve yaşlı aylıklarının artırılması konusunda çalışma yürütülmekte midir? Engelli ve yaşlı aylıklarında herhangi bir gerekçe ile kesinti yapılmakta mıdır? Engelli ve yaşlı yurttaşlarımızın sosyal yaşama kazandırılması için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?”
]]>
Belediye Başkanı Evren Dinçer, Kültür Merkezinde 2024-2029 Vizyon Projeler toplantısı gerçekleştirdi. Vatandaşların ve partililerin katıldığı toplantıda 41 ayrı yeni vizyon projesinin olduğunu belirten Başkan Dinçer, “5 yıl önce sizden aldığımız yetkiyle şehrimize değer katacak, şehrimizi ileriye taşıyacak birçok eser ve projeyi hayata geçirdik. Şimdi sıra önümüzdeki 5 yılda. Aksaray Yüzyılı vizyonumuzla önce gönlünüze sonra da sizlerin takdirine talibiz. Biz yaptık, yine biz yapacağız” dedi.
Projeleri tanıtan Başkan Dinçer, “Aile Yaşam Merkezimiz modern tasarım ve zengin olanaklarla donatılmış merkezimizde ailelerimize sağlık, eğlence ve huzur dolu anlar sunmayı hedefliyoruz. Merkezimizin içerisinde yetişkin ve çocuk yüzme havuzları, spor salonları, her yaşa hitap eden sosyal kültürel alanlar ve kafeteryalar olacak. Akademi Bilgihane projemiz çerçevesinde ilkokul, orta ve lise öğrenimine devam eden öğrencilerimiz için Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun teorik ve uygulama eğitimleri, proje uygulama atölyesi, teknoloji atölyesi, sosyal alanlar, sınavlara hazırlık kurslarının yer aldığı modern merkezler yapacağız. Millet Konağı projemiz de mahalle kültürünün hayat bulması amacıyla tüm hemşerilerimize hizmet verebilecek içerisinde kütüphane, çok amaçlı salon, kafeterya ve taziye evi gibi fonksiyonların yer aldığı sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenebileceği millet konaklarını yapacağız. Sosyal Yaşam Merkezi projemizle şehrimizin ihtiyaç duyulan mahallelerinde hemşerilerimizin kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla kültürel, eğitsel, sanatsal ve spor faaliyetlerinin yer alacağı bir yaşam merkezi yapacağız. Gastronomi Konağı projemizle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait yemek kültürünün sunulduğu, Aksaray mutfağına ait coğrafi işaretli lezzetlerin yer alacağı yeni bir mekan oluştururken Kreş ve Gündüz Bakım Evi projemizle de çocuklarımızın eğitim hayatlarına ışık tutacağız. Alanında uzman eğitimciler ile çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişmelerine destek sağlanırken aynı zamanda eğlenecekleri modern mekanlar yapacağız. Kültür, Sanat Merkezleri ve Nikah Salonu projemizde şehrimizin kalbinde modern bir etkinlik ve toplantı merkezi olarak çağdaş tasarımı ve geniş olanaklarıyla içerisinde kültürel ve sanatsal aktivitelerin yapılabileceği, nikah salonlarının da yer aldığı ideal bir mekan yapacağız. Planetaryum projemizle bilim merkezimizde gerçekçi bir uzay yolculuğu hissi verilerek insanlara gökyüzü ve ötesini 360 derece görüntülerle etkileyici bir şekilde sunan sanal bir gökyüzü yapacağız. Tasavvuf Müzesi projemizle kültürel zenginliklerimizi korumak ve yaşatmak için bir alan oluştururken 2. Kılıçaslan Hanı projemizle de şehrimizin kalbinde ve tarihi yapısına uygun olarak fonksiyonel ve modern bir tasarımla Aksaray’ımıza 2. Kılıçaslan Hanını kazandıracağız. İçerisinde kapalı otoparkı bulunan ve geniş avlusuyla yeme içme mekanlarının da yer aldığı bir ortamda alışverişi keyifli bir hale getirmeyi planlıyoruz. Kubbe Kitap Kafe projemizle tarihi dokuya uygun şekilde restore edilen 2. Kılıçaslan Hamamı içerisinde kütüphane, oturma salonları etüt salonları, okuma odaları ve sosyal alanların bulunacağı yeni bir yaşam alanı oluşturmayı hedefliyoruz. Eski Cezaevi Dönüşümü projemiz de şehrimizin tarihine tanıklık etmiş bu yapıyı kültürel mirası korumak ve yeni bir heyecanla her yaş grubuna hizmet edecek modern bir alana dönüştürüyoruz. Kalanlar Millet Bahçesi 2. Etap ve Geleneksel Spor Merkezi projemiz çerçevesinde şehrimize estetik ve ekolojik değeri yüksek, halkımızı doğa ile buluşturan ve sosyal gereksinimlerini karşılayan bir yeşil alanda okçuluk ve at biniciliği, piknik alanları tenis kortları ve spor alanları, peyzaj alanları ve kameriyelere sahip sosyal alan kazandırılacaktır. Doğal Yaşam Köyü projemizle şehir yaşantısından ve stresinden uzak doğa ile baş başa kalmak isteyen hemşerilerimizin organik sebze ve meyve yetiştirebileceği alanları hizmete sunacağız. Tıbbi ve Aromatik Bitki Dünyası projemizle tıbbi ve aromatik bitkilerin tanınması, yetiştiriciliğinin kavranması ve üretilen bitkisel yağların ekonomiye kazandırılması amacıyla tarım arazileri değerlendirilecektir. Recep Tayyip Erdoğan Parkı 3. Etap projemiz çerçevesinde şehrimize estetik ve ekolojik değeri yüksek, halkımızı doğa ile buluşturan ve sosyal gereksinimlerini karşılayan özgün bir yeşil alanda peyzaj, pump track, buz pateni, kaykay pisti, çocuk oyun grupları ve kameriyelere sahip sosyal alan kazandırılacak. Kent Ormanı projemizle kent iklimini dengeleme, kentteki hava kalitesini artırma ve biyolojik çeşitliliği zenginleştirmemizin dışında halkımıza şehir merkezinde doğa ile iç içe olacağı sosyal ve eğlence alanları oluşturacağız. Modern Hayvan Barınağı projemizle 20 dönümlük arazi üzerine kurulacak olan modern hayvan barınağı içerisinde tedavi ve kısırlaştırma amaçlı klinik, tekli bölümler, karantina ve yasaklı ırk bölümü, atölye, muayene ve ameliyathane gibi alanlar oluşacak. Yenilenebilir Enerji Tesisi projemizle sınırlı enerji kaynakları yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş enerjisi kullanılarak çevre dostu enerji üzerimi yapılacak. Kent Restoran projemizde ise vatandaşlarımıza yakışır, içerisinde yeme, içme ve dinlenme alanlarının olduğu modern bir tesis yapacağız. Yüzme Havuzu ve Spor Kompleksi projemizde tüm yaş gruplarının ve aile fertlerinin aynı anda spor yapabileceği bir tesis yapılacaktır. Modern Balık Hali projemizle şehrimizin çeşitli noktalarında faaliyet gösteren balıkçı esnafının daha nezih ve sağlıklı koşullarda hizmet vermesi sağlanacak. Modern Taksi ve Otobüs Durakları projemizle taksici ve halk otobüslerimizin daha ferah ve modern bir yerde beklemesi amacıyla tüm duraklarımızı yenilerken, OSB Köprülü Kavşak projemizle OSB-Yeni Sanayi Yolu ve şehir merkezi hattındaki trafik yoğunluğunun azaltılması, kesintisiz ulaşımın sağlanması amacıyla köprülü kavşak yapılacak. Ankara-Konya-Adana Yeni Bağlantı Bulvarı projemizle de şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla şehirlerarası yolların birbirine bağlanması yapılacak. Adana-Konya Yeni Bağlantı Bulvarı projemizle şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla şehirlerarası yolların birbirine bağlanması sağlanacak. Kırsal Terminal projemizle ilçe, belde ve köylerden gelen toplu ulaşım araçlarının tek noktadan hareketleri sağlanacak. Akıllı Şehir Uygulaması projemizle şehirdeki trafiğin yoğun olduğu yollarda trafik akışını yönlendirecek ve takip edecek akıllı elektronik uygulamalar yapılacak. Nakliyeciler Sitesi ve Tır Parkı projemizle tır ve kamyon gibi ağır vasıtalar için güvenli bir mekan oluşturulurken, Katlı Otopark projemizle trafiği ve parkı rahatlatmak için yer altı ve yer üstü modern yapıda katlı otoparklar yapılacak. Yemek Üretim Merkezi projemizle ihtiyaç sahibi ailelerimize günlük sıcak yemek yapılırken, Aile Sağlığı Merkezi projemizle şehirde yaşayan insanlarımızın daha hızlı sağlık hizmeti alması sağlanacak. Hanımeli Pazarı projemizde kadın istihdamını artırmaya yönelik ve aile ekonomisine katkıda bulunulmasını sağlamak amaçlı Hanımeli Pazarı yapacağız. Sosyal Konut Projesi çerçevesinde ilimizdeki konut stokunun azalması nedeniyle dar gelirli vatandaşlarımıza yönelik sosyal konutlar yapacağız. ASTİM’e 800 Yeni İşyeri projemizle yeni sanayi alanı içerisindeki iş yerlerine ilave olarak ihtiyaç doğrultusunda 800 yeni iş yeri yapılacak. Kentsel Dönüşüm projemizle şehir merkezinde yer alan mevcut sağlıksız ve riskli yaşam alanlarının yerine estetiğe uygun, modern, sağlam ve sağlıklı yeni konutlar inşa edeceğiz. Geri Dönüşüm Parkı projemizle çevresel sürdürülebilirliğe ve çevre bilincini yaygınlaştırmaya katkı sağlamak amacıyla geri dönüşüm parkı oluşturacağız” dedi. – AKSARAY
]]>Efkan Ala, AK Parti Gürsu Belediye Başkan Adayı Mustafa Işık’ın proje lansman toplantısına katıldı.
Gürsu Kapalı Spor Salonu’ndaki toplantıya Ak Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Milletvekilleri ve bir çok partili katıldı. Toplantıda konuşan Ala, “Diğer partiler kendi içinde dökülüyor, çok şükür cumhur ittifakı dimdik ayakta. Cumhur İttifakının başka bir paydaşı yok” ifadelerini kullandı.
Gürsu’da ki lansman toplantısında konuşan Efkan Ala, “Partisinin Gürsu ilçe Belediye Başkan adayı Mustafa Işık’ı desteklediklerini ve birlikte güzel projeler gerçekleştireceklerini ifade etti. Ayrıca, Ala, Cumhur İttifakı’nın dışında başka bir ittifak olmadığının, diğer partilerin kendi içinde çöktüğünü belirtti.
Açılış konuşmasını yapan Gürsu Belediye Başkan Adayı Mustafa Işık, “Göreve geldiğimiz günden beri bambaşka bir Gürsu vizyonu çalışarak, ilçemize uzun yılların hayali olan hizmetleri getirdik. Gürsu Belediyesi’nin bugünkü başarılarını bu seviyeye getirmek zor olsa da, Gürsu çok daha fazlasını hak etti” diye konuştu.
Projeleri tek tek anlatan Işık, ulaşımda Gürsu’yu rahatlatacak olan yeni yol çalışmasını belirtirken, “Şehit Cüneyt Yıldız Caddesi, Mehmet Müezzinoğlu Caddesi, İsabey Caddesi bu dönemde Bursa Büyükşehir Belediyemizin de destekleri ile değerlenen vizyon projelerimizdi. Yeni ulaşım master planımızda ise şehir içinde kalan kamyon yolunu şehir dışına bir hat çekerek rahatlatacağız. Aynı hattı Samanlı’ya ve yakın çevre yoluna bağlayacağız. Yine Büyükşehirimizin vizyon projelerinden olan; On bir Eylül Bulvarı Gürsu merkezine geçecek şekilde sanayi bölgesine bağlanacak. Bu sayede Gürsu girişi rahatlamış olacak. Gürsu’dan oluşturacağımız bir otoban giriş ve çıkışı sayesinde şehir içindeki trafik yoğunluğu azalacak” ifadelerini kullandı.
Kent Meydanı projesinde sona geldiğini ifade eden Işık, “Kent Meydanı projemizde artık sona geldik. Projemizin önündeki en büyük engel, PTT binası idi. Orada yıkımı gerçekleştirdik. Yeni PTT binasının yapımına hızla başladık. Yapımında da sona gelindi. 550 hisse kamulaştırma ve imar uygulamaları sayesinde çözüme kavuşturuldu. Belediye binamızın önündeki yaklaşık on dönümlük alanda otoparktan, yeşil alana, sosyal alanlardan dinlenme alanlarına kadar her detayın düşünüldüğü bir meydan yapacağız” dedi.
“Gürsu artık gençlerin belediyesi”
Konuşmasına devam eden Işık, “Turizm projelerimiz Avrupa’da turizm destinasyon yarışmalarında dereceye giriyor. Bizler akıllı turizm fuarında ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. Gürsu Belediyesi artık gençlerin ve gençliğin belediyesi.
Gürsu belediyesi yazılımcılarını yetiştiren ve istihdam buluşmaları ile marka olan bir belediye. O yüzden, Gürsu bize emanet diye yola devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımızın dinlenme, sosyalleşme, alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız”
Vatandaşların dinlenme ve sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılayacaklarını ifade eden Işık, “Hastane yolu üzerinde ilçemize renk katacak çarşı park ile vatandaşlarımızın dinlenme, sosyalleşme, alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız. İçinde eczane, atm, benzin istasyonu, sosyal tesis gibi ihtiyaç giderilecek alanlar olacak. Hizmet kalitemizi arttırıyoruz. Mevcut belediye kademe binamızı yenileyerek modern ve ihtiyaca yönelik yeni bir bina daha inşa edeceğiz. Bizim dönemimizde 15 mahallemize 22 park yaptık. Toplam yeşil alan ölçümümüz 650 bin metrekare. Göreve geldiğimizde kişi başına düşen yeşil alan 3,6 metrekare idi. Şimdi ise 6,4 metrekare. Bu rakamları arttıyoruz. Gelişen ve nüfusu artan Gürsu için revize edeceğimiz alanda bir şehir parkı yapacağız. Bu parkımızda 15 bin metrekarelik alan içinde spor ve sosyal alanlarla donatılmış birbirinden güzel yaşam alanları olacak” dedi.
Başkan Mustafa Işık, “Tarihi Taş Köprü sokağında yer alan yeni merkezde, yerel ürünlerle Türk mutfağını ve dünya mutfağını harmanlayarak, hizmet sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıp, yerel turizmi canlandıracağız. Turizm konusunda birçok proje ürettik. Kırsal turizmi kalkındırdık. Katırlı Dağı eteklerinde bir turizm rotası oluşturduk. Bu projemizle; Gürsu merkezinde turizmi canlandırmayı hedefliyoruz. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ilçemizde Tarihi Taş Köprü Sokak’ta Gürsu’muzun soyut ve somut turizm değerlerini geleceğe taşıyacağız. Gürsu doğa, spor ve lezzet rotası Gürsu’nun merkezinde dünyaya nam salan cağ kebabımız ve et kalitemizle başlayan turizm rotamız üç akstan oluşuyor. Türkiye’nin en özel ve ödüllü hayvan rehabilitasyon merkezi ve gemi seyir terası, doğa ile iç içe Gürsu Orman Parkı, ve Avrupa’da turizm destinasyonu yarışmasından ödüllü Ericek Adrenalin Park ile son buluyor. Turizm rotamız Gürsu’nun ekonomik ve sosyal yaşamına zenginlik katacak. Rotayı koordine edecek bir turizm profesyoneli ve koordine merkezi ile ilçemizi kalkındıracağız” şeklinde konuştu. .
Programın ardan meclis üyeleri tek tek sahneye çıkarken, gençlerden yoğun ilgi gören program, fotoğraf çekimiyle son buldu. – BURSA
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, kadın ve ailelere yönelik projelerini ‘Eşsizmir Kadın ve Aile Lansmanı’nda duyurdu. Projelerin duyrulduğu toplantıya AK Parti İzmir Milletvekili ve Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı da katıldı.
“Kadınların hayatını kolaylaştıracağımız projeler hazırladık”
Kadınların hayatını kolaylaştıracak projeleri titizlikle hazırladıklarını söyleyen Hamza Dağ, “Amacımız, İzmir’imizi mutlu, yaşanabilir, konforlu bir şehir kimliğine kavuşturmaktır. Konfordan kastım, hayatın her alanında var olan kadınlarımızın hayatını biraz olsun kolaylaştırabilmektir. Bu amacın, kadınların fikirleri ve dokunuşlarıyla çok daha kolay bir şekilde ulaşılabilir bir amaç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, eğitimde, istihdamda, sosyal faaliyetlerde, tarımda ve kadının olduğu her yerde İzmir’in eşsiz kadınlarının hayatını kolaylaştıracağımız projeler hazırladık. Bu projelerimizi Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmalar, aile, çocuklar için eğitim ve sosyal çalışmalar engelsiz yaşam çalışmaları, yaşlı ve emekliler için sosyal çalışmalar, olmak üzere 5 ana başlıkta topladık” dedi.
“Sizleri yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz”
“Sizler, elinin değdiği her yeri ve işi eşsizleştirebilen birer sanatkarsınız” ifadelerini kullanan Dağ, “Eşsiz İzmir’imize yeni bir hikaye yazmak için çıktığımız bu yolda da sizleri asli yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. Tarih boyunca kadınların, istediği zaman neler başarabildiğini biliyoruz. İnanıyoruz ki; Kadın isterse, çorak bir araziyi çiçekler sarar. Kadın isterse, olmazlar olur. Kadın isterse, bir milletin, bir memleketin yönü değişir. Sizler, Zübeyde Hanım’ın, Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın, Alev Alatlı’nın mirasını geleceğe taşıyacaklarsınız. Sizler, bulunduğu her ortamda gelişmeyi, güzelliği, sevgiyi temsil edenlersiniz” açıklamasında bulundu.
5 ana başlıkta toplandı
5 ana başlıkta projeleri sıralayan Hamza Dağ, “Projelerini 5 başlık altında toplayan Dağ, “Bu projelerimizi; Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmalar, aile, çocuklar için eğitim ve sosyal çalışmalar, engelsiz yaşam çalışmaları, yaşlı ve emekliler için sosyal çalışmalar olmak üzere 5 ana başlıkta topladık” dedi. Büyükşehir olarak önceliklerinin kadın eğitimi ve istihdamı olacağını söyleyen Dağ, “Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmaları projelerini açıklayan Dağ, “Kadınlara birçok alanda eğitim fırsatları sunmak, büyükşehir olarak önceliklerimizden biri olacak. Bu kapsamda hangi iş kolunda olursa olsun şehrimizin hanımefendilerine mesleki eğitimler sunarak çalışma hayatlarını kolaylaştıracak, işlerinde daha yetkin hale gelmelerini sağlayacağız. Eğitimlerini yarıda bırakan hanımefendilerin belirli bir alanda uzmanlaşmasını ve bu alanda sertifika almasının önünü açacağız. Sertifika alan hanımların kendi alanlarında iş bulmasına yardımcı olacağız. Büyükşehir olarak belediyemiz ve bağlı kuruluşlarımız bünyesinde, ayrıca anlaşma yaptığımız firmalarda yeni mezun olan hanım kardeşlerimizi, sunacağımız staj programlarıyla iş hayatına hazırlayacağız. Kadın girişimcilerimize pozitif ayrımcılık yaparak kent genelinde oluşturacağımız “teknopark ve kuluçka merkezlerinde” minimum yüzde 30 kullanım payı ve kontenjan ayıracağız. Açacağımız El Emeği Kooperatifleri ile hanımefendilere el sanatları eğitimleri almasını sağlayacağız” sözlerine yer verdi.
‘Anne İzmirim Kart’ sayesinde ulaşım ücretsiz
0-7 yaş arası çocuk annelerine ücretsiz ulaşım müjdesi veren Hamza Dağ, “0-7 yaş arası çocuğu olan tüm hanımefendilere ulaşım ücretsiz yapacağız. Mevcutta sadece ulaşım kartı olarak kullanılan İzmirim Kart’ı İzmirlilere hayatın her alanında kullanabileceği yeni nesil ödeme yöntemi haline getireceğiz. İzmirim Kart artık ulaşımdan sosyal yardımlara, alışverişten eğitim takibine; çocukların, gençlerin, kadınların, annelerin, emeklilerin, özel ihtiyaçlıların günlük yaşamının vazgeçilmezi olacak. “Anne İzmirim Kart” sayesinde kadınlarımız, kamu kurumlarımızın sosyal imkanları ve özel sektörün sunduğu hizmetlere, özel avantajlarla ulaşabilecek, evlatlarının eğitim ve seyahat takiplerini yapabilecek. Mobil uygulama üzerinden belediyemize taleplerini doğrudan iletebilecek, sunmuş olduğumuz sosyal imkanlara bu kart üzerinden başvuru yapabilecek” diye konuştu.
Çocuklara ‘Olimpiyat Köyü’ projesi
Çocuk Olimpiyat Köyü Projesi hakkında bilgiler veren de anlatan Dağ, “Her biri olimpiyat şampiyonu adayı olan çocuklarımız için hayata geçireceğimiz ‘Çocuk Olimpiyat Köyü Projesi’yle evlatlarımızın hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerine katkıda bulunacağız. Gelecek nesillerimizin tarıma olan ilgisini artırmak için ‘Çocuk Tarım Köyü’ projesini hayata geçireceğiz. Bu projeyle çocuklarımıza tarımın temel prensiplerini öğretecek ve doğayla iç içe olmanın önemini anlatacağız. Ailelerimiz doğanın içinde, toprağın değerini ve gıdanın nasıl üretildiğini çocuklarımıza öğretebilecek. Her ilçemizde tam kapsamlı spor tesisleri inşa edeceğiz. Bu tesislerde, farklı branşlarda profesyonel spor alanları olacak. Her ilçemize en az bir tane olimpik yüzme havuz tesisini kazandıracağız. Bunun yanında halı saha ve basketbol sahası olmayan mahallemiz kalmayacak. Her ilçemizde sanat merkezi kuracak, en küçük yaştan başlamak üzere evlatlarımıza sanatla iç içe bir yaşam sunacağız. Çocuklarımızın bu sanat merkezlerinde aldıkları kurs sonrasında, yine bu alandaki gelişimlerini arttırmak amacıyla şehrimizin 3 farklı noktasında sanat akademileri kuracağız. Oyun parklarımızı alışılmışın dışına taşıyacak, teknolojiyle entegre ederek modern oyun parkları inşa edeceğiz” dedi.
Engelsiz yaşam çalışmaları
Engelsiz yaşam çalışmaları kapsamında
rehabilitasyon merkezlerini İzmir’in birçok yerinde hayata geçireceklerini belirten Hamza Dağ, “”Dezavantajlı vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştıracak, sosyal hayata adaptasyonlarını güçlendirecek rehabilitasyon merkezlerimizi İzmir’in birçok yerinde hayata geçireceğiz. Bu merkezlerimizin her yıl sayılarını artıracağız. Ailesinde özel ihtiyaçlı bir ferdi bulunan vatandaşlarımızın seyahat etme, acil durum gibi nedenlerle bunları emanet edecekleri, benim de çok önemsediğim “Mola Evleri” kuracağız. Ailesinde özel ihtiyacı olan bireylerin hayatını bir nebze de olsa rahatlatmak istiyoruz. Özel ihtiyaçlı vatandaşlarımızın hareket kabiliyetlerini artırabilmek, fiziksel ve ruhsal anlamda kendilerini daha iyi hissedebilmelerini sağlamak için “Yaşam Becerileri Geliştirme Köyü” projemizi bir an evvel başlatacağız. özel ihtiyaçlı bireylerimiz için bu köy bir sosyalleşme alanı olacak” açıklamasında bulundu.
“Özel İzmirim Kart ile yüzde 70 indirim”
Özel İzmirim Kart uygulamasını hayata geçireceklerini söyleyen Dağ, “Hanesinde özel ihtiyaçlı birey bulunan ailelerimize, sosyal tesislerimizde “Özel İzmirim Kart” ile yüzde 70 indirim yapacağız. özel ihtiyaçlı vatandaşlarımıza ve birinci derece ailelerine sosyal tesislerimizde bir hafta ücretsiz tatil imkanı sağlayacağız. Bakıma muhtaç ve yeterli imkana sahip olmayan dezavantajlı hemşehrilerimize evde bakım ve temizlik hizmeti, hasta nakil desteği, hasta yatağı ve medikal malzeme takviyesi sağlayacağız” açıklamalarına yer verdi.
Emeklilerin Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira
Dezavantajlı emeklilere yılda bir kez olmak üzere Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira yükleme yapacaklarını söyleyen Dağ, “Yaşlılarımızın sosyalleşmeleri ve yeni yerler keşfedebilmeleri amacıyla yıl boyunca İstanbul, Ankara, Çanakkale gibi illerimiz başta olmak üzere cennet vatanımızın her köşesine turlar ve sosyal geziler düzenleyeceğiz. Dezavantajlı emeklilerimize yılda bir kez Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira yükleme yapacağız. Sosyo-ekonomik dezavantajı bulunan Sosyal İzmirim Kart sahibi emeklilerimizin hane başı tükettikleri doğalgazın 50 metreküplük kısmını ücretsiz olarak karşılayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kıymetli büyüklerimize ücretsiz evde sağlık ve bakım hizmeti sunacağız” dedi.
10 bin lira ila 100 bin lira aralığında can suyu
Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı ise, 1 Nisan’dan itibaren kadınları her alanda olduğu gibi belediye hizmetleri konusunda da desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Kendi işletmesini kurmak isteyen veya küçük işletmelerin büyümesini teşvik etmek için gerekli destekleri vereceklerini kaydeden Bölünmez Çankırı, “1 Nisan itibarıyla girişimci kadınlara 10 bin ila100 bin liraaralığında can suyu niteliğindeki hibeyi Konak Belediyesi olarak biz vereceğiz” dedi. – İZMİR
]]>Seçer, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Veli Buluşması’ etkinliği kapsamında Silifke Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nde eğitim gören öğrencilerin aileleriyle buluştu. Velilerle beraber olmaktan keyif aldığını dile getiren Seçer, merkezde 386 öğrenciyi, 19 öğretmenle üniversite ve lise giriş sınavlarına hazırladıklarını belirterek, çocukların eğitiminde rol oynayan öğretmenlere teşekkür etti. Diğer ülkelerle rekabet etmenin tek yolunun bilimden geçtiğini ifade eden Seçer, “Saygın mühendisler, doktorlar, bilim insanları yetiştirmek artık dünyada saygın olmanın tek adresidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda daha kuvvetli şekilde gidecek ve gelecek yıllarda ülkemiz dünyada daha saygın bir ülke haline gelecek” ifadelerini kullandı.
“Her üniversite öğrencisinin 1 yıllık öğrenim yardımı bizden”
Üniversiteyi kazanan tüm öğrencilere 1 yıllık eğitim yardımı yaptıklarını hatırlatan Seçer, kurs merkezlerinde öğrencilerin derslerin yanı sıra psikolojik destek de aldıklarını belirtti. Seçer, “Amacımız, öğrencilerin düzenli, sistemli çalışması ama bir yandan da insan olmanın verdiği hüviyetle mutlu olmanın yollarını aramada onlara el feneri görevi görmek” diye konuştu.
Mutlu toplum oluşturmanın temelinin mutlu nesiller inşa etmekten geçtiğini vurgulayan Seçer, “Her şey ders olmaz. Psikolojik olarak kötü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Onun için ders zamanı ders, sosyal ilişkiler zamanı sosyal ilişkiler, spor zamanı spor ya da kültürel faaliyet zamanı kültürel faaliyet olmalı” diedi. Gençlerin Mersin’de yapılan kültürel ve sosyal hizmetlerden haberdar olabilmesi için Teksin uygulamasında ‘Teksin Genç’ kısmı olduğunu hatırlatan Seçer, yapılan etkinliklerin cep telefonlarına indirilecek uygulamadan görülebileceğini kaydetti.
“Kurs merkezlerinden 7 bin 200 öğrenci faydalanıyor”
Mersin genelinde kurs merkezlerinden 7 bin 200 öğrencinin faydalandığını ifade eden, eğitimde fırsat eşitliği oluşturmak amacıyla merkezleri hayata geçirdiklerini belirtti. Hizmetlerini yaparken kaynakları en akılcı şekilde kullandıklarını dile getiren Seçer, “Harcadığımız paralar, aktardığımız kaynaklar sizin paranızdır. Sizin vergilerinizden gelen paralardır. Bizim görevimiz, bunları adaletli olarak kullanıp en akılcı hizmetleri yapmaktır. Sizin hakkınıza hukukunuza sahip çıkmaktır. Bunu yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.
Belediyecilik hizmetlerinin, beton dökmek ve yol yapmaktan daha fazlası olduğunu vurgulayan Seçer, “Alt yapınızı yapıyoruz. İçme suyunuzu, kanalizasyonunuzu, köy yollarınızı, şehirde ana caddelerinizi yapıyoruz ama biz belediyeciliği sadece betondan, yoldan ve binadan ibaret olarak görmüyoruz. Mersin’e Türkiye’nin en genç otobüs filosunu kazandırdık. Pırıl pırıl, çevre dostu, öğrenci dostu otobüsler. Öğrenciler belediye otobüslerine 1 TL’ye biniyor” ifadelerini kullandı.
“Silifke’ye sosyal yaşam merkezi kazandıracağız”
İlerleyen günlerde Silifke’ye sosyal yaşam merkezi kazandıracaklarını belirten Seçer, içerisinde genç, yaş almış, yetişkin herkesin ihtiyacına karşılık verebilecek bir tesisin temellerini de atacaklarını ifade etti. Mersin’de yeni nesil 12 kütüphane bulunduğunu vurgulayan Seçer, “Sahildeki meşhur yeni nesil kütüphanemiz gibi burada da bir kütüphane olacak. Çok amaçlı salonlar olacak. 120 çoğumuzun okul öncesi eğitimini alabileceği çocuk gelişim merkezi olacak. 450 kişilik gösteriler, etkinlikler, konserler için amfimiz, çocuklarımız için survivor parkı, yetişkinler için ise spor aletleri ve açık hava sineması olacak” dedi.
“Arkeoköy, Silifke’nin ekonomisine katkı sunacak”
Silifke için tarihi öneme sahip Arkeoköy çalışmalarından da bahseden Seçer, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversite ve Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen Uzuncaburç Arkeoköy çalışmaları var. Orada muazzam işler oluyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada saygın bir tarihi alan olabilir. Orada bir medeniyet hüküm sürmüş, kalıntılar ise insanı etkiliyor. Burası, Silifke’nin ekonomisine katkı sunacak. Mersin Büyükşehir Belediyesi orada çok önemli ve güzel çalışmalar yapıyor. Bunu devam ettireceğiz” diye konuştu.
Mersin merkezde bulunan aşhaneden Silifke’ye de yapacaklarını belirten Seçer, “Hizmetlerimiz, yaptıklarımız ve yapacaklarımız çok. Çünkü Biz Mersin’i ve yaptığımız görevi seviyoruz. Çünkü milletimizi seviyoruz. Biz bu görevi aşkla ve sevgiyle yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Buluşma sonunda, velilerden Mustafa Eser, Başkan Seçer’e tablo hediye etti. – MERSİN
]]>31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri kapsamında çalışmalarını sürdüren Demirkol, yaptığı açıklamada, kentin “geçen 5 yılda büyük ivme kaybettiğini, bu kayıp 5 yılda makyaj ve sosyal medya belediyeciliğinin görüldüğünü” savundu.
“Bolu Yüzyılı”na başlamak istediklerini, teşkilat ve gönüllülerle, Bolu halkının teveccühü ve samimiyetiyle ciddi yol aldıklarını anlatan Demirkol, şehirde ulaşım, turizm, sanayi, kentsel dönüşüm gibi birçok alanda problemlerin yaşandığını ifade etti.
Demirkol, sosyal belediyecilik anlamında Bolu’da çok ciddi eksikliklerin bulunduğunu belirterek, sosyal belediyecilikteki en önemli projesinin, 15 mahallede külliye şeklinde vatandaşlara hizmet verecek mahalle konaklarının inşası olduğunu söyledi.
Bu konaklarda kreş, halk eğitim ve yaşlı çınar merkezleri ile yaşlı sağlığı merkezlerinin bulunacağına değinen Demirkol, “Ayrıca saat 17.00’den sonra etüt merkezlerimizle Bolu’yu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile eğitim şehrine dönüştürmek istiyoruz.” diye konuştu.
“Spor turizminde adından söz ettirecek il haline geleceğiz”
Demirkol, iki büyük merkezde 24 saat açık olacak, eğitim, kültür, sanat faaliyetlerinin yanı sıra yöresel lezzetlerin deneyimlendiği aile yaşam merkezi inşa etmeyi hedeflediklerini ve 5 yılda toplam 5 bin araçlık otopark sözü verdiklerini kaydetti.
Toplu taşıma ve ulaşımla ilgili yaşanan sıkıntıları da bildiğini dile getiren Demirkol, “Bunları da hızlıca halletmemiz lazım. Organize sanayi rezerv alanında bulunan yere yapılacak teknokent ve kapsül merkezimizle de üniversite öğrencilerimizin sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerine en güzel şekilde katkı sağlamak istiyoruz. Türkiye’nin en güzel kapsül merkezini Bolu’da yapmış olacağız.” şeklinde konuştu.
Demirkol, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile görüşmeleri devam eden yeni stadyumun da kente kazandırılacağından bahsederek, “Kartalkaya burada gurur abidemiz. İnşallah Bolu’da kayak gelişim merkezi planlıyoruz. Sezon içinde ve sonrasında stat, sahalar ve otellerimizle spor turizminde Türkiye’de adından söz ettirecek il haline geleceğiz. Kamp ve karavan alanlarımızla da turizme katkı sağlamak istiyoruz.” ifadesini kullandı.
İstihdam konusunda da projelerinin bulunduğuna dikkati çeken Demirkol, şunları kaydetti:
“Organize sanayi noktasında istihdama katkı sağlamak istiyoruz. Yeni organize sanayi rezerv alanları açıp sanayimizi geliştirerek, istihdama katkı sağlayacağız. Belediyedeki personellerimizle açmış olduğumuz sosyal tesislerde belediye istihdamını artırmayı da hedefliyoruz. Bu noktada istihdam ofisi kurmalıyız. İŞKUR ile ortak şekilde istihdama katkı sağlayacak belge ve sertifikaların verilmesi organizasyonunu belediye içerisinde yapmak istiyoruz.”
“Sosyal konutlarla ilimizi rahatlatmak istiyoruz”
Demirkol, kentsel dönüşüm konusunu çok önemsediklerine işaret ederek, “Kentsel dönüşüm en önemli projelerimizin başında geliyor. Deprem bölgesiyiz. Bununla ilgili önemli yapılaşma ve kentsel dönüşüm çalışmaları yapacağız.” dedi.
Belediyenin sosyal konutlarının geçen 5 yıllık dönemde yapılmadığını ifade eden Demirkol, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Aynı zamanda bu arazilerimiz satılmış oldu. Biz de belediye imkanlarıyla sosyal konuta destek sağlamak istiyoruz. TOKİ marifeti ve destekleriyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile de görüşüyoruz. Bolu’muzda dirençli kent oluşturmak, kentsel dönüşüme katkı sağlamak için yeni rezerv alanlarda yapılacak sosyal konutlarla ilimizi rahatlatmak istiyoruz. Depreme dayanıklı kent haline gelme hedefimizin şu an çok gerisindeyiz. Bunu 5 yıl içerisinde başaracağız.”
]]>Kentteki programları kapsamında Bursa Valiliğini ziyaret eden Işıkhan, daha sonra Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde Bursa Büyükşehir Belediyesinin “Sosyal Destek Çekleri Lansmanı ve Protokolü İmza Töreni”ne katıldı.
Işıkhan, burada yaptığı konuşmada, gün içinde Bursa’da bir dizi etkinliklere katıldığını anımsatarak esnaf, iş insanı, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiklerini, yapılan birçok faaliyeti yerinde görme fırsatı bulduğunu anlattı.
Protokolün Bursalılara hayırlı olmasını dileyen Bakan Işıkhan, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde başlayan 30 yıllık yerel yönetimler tecrübemizin de ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlamış olduk. 1994 yılında kalkınma yerelden başlar anlayışı ile çıktığımız bu yolda hamdolsun 22 yıllık iktidar tecrübemizle de her zaman siz kıymetli vatandaşlarımızın yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Kadim devlet geleneğimizin en önemli temel taşlarından bir tanesi olan sosyal devlet anlayışını da hiçbir zaman terk etmedik. Bu kadim devlet geleneğini en iyi siz Bursalı kardeşlerim bilirsiniz. Osmanlı’ya 127 sene başkentlik yapmış bu mübarek şehir, kültür kodlarımızın, kadirşinaslığın, diğerkamlığın, hoşgörünün de şehri olmuştur.”
Bakanlık olarak bu devlet geleneğini en iyi şekilde temsil etmek ve sürdürmek için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini dile getiren Işıkhan, “Biliyorsunuz ki bakanlığımız bir vatandaşımızın hayata gözlerini açtığı ilk andan son ana kadar yanında olan, hayatının her alanında hizmet üreten bir bakanlık. Biz de bu bilinç ve anlayışla politikalarımızı geliştirmeye siz kıymetli vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. AK Parti hükümetleri olarak 22 yıldır olduğu gibi hangi anlayışla yol yürüdüysek bundan sonra da aynı anlayışla siz kıymetli vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.
“2024 yılını ’emekliler yılı’ olarak ilan ettik”
Işıkhan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a özellikle emeklilerle ilgili yürüttüğü hizmetlerden dolayı teşekkür ederek, şöyle konuştu:
“Biliyorsunuz biz de bakanlık görevine geldiğimiz günden bu yana emeklilerimiz için çalışmaya, mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda bir seferliğe mahsus bütün emeklilerimize 5 bin liralık ikramiye ödememizi gerçekleştirdik. Sonrasında emekli aylıklarındaki artış oranının bütün emeklilerimiz için yüzde 49,25 olarak belirledik. Cumhurbaşkanımızın güçlü destekleri ile 2024 yılını ’emekliler yılı’ olarak ilan ettik. İnşallah bu kapsamda da birçok projeyi, faaliyeti, sosyal desteği hayata geçirecek ve siz emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz.”
Bakan Işıkhan, düzenlenen protokolde emeği geçen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş başta olmak üzere ilgili esnaf odası yetkililerine teşekkür etti.
Vatandaşlara sosyal destek çekleri verilecek
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da insanı merkeze alan hizmet anlayışıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldıkları güçle Bursa’yı yeni hizmetlerle buluşturmaya devam ettiklerini söyledi.
Aktaş, güncel şartlarda yerel yönetimlerin görev ve sorumluluğunun arttığını belirterek, “Biz klasik koli bırakan veyahut bunu dönemlik yapan bir anlayışa yaklaşmıyoruz. Sosyal destek anlamında farklı kesimleri, farklı tarafları düşünüyoruz. İşte o yüzden de ‘Kart 16’ uygulaması başlattık. Şu an fiili olarak bunu kullanan 10 bin civarında vatandaşımız var. Ramazan sosyal destek çeklerimiz ki bugün protokolünü imzalayacağımız, 50 bin ramazan destek çekini 1500 liradan 75 milyon olarak biz vatandaşlarımıza ulaştırmış olacağız.” diye konuştu.
Belediye olarak yaptıkları diğer sosyal projeleri de anlatan Aktaş, destek projelerinin esnafa da can suyu olacağını kaydetti.
Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Fahrettin Bilgit ile Bursa Bakkallar Esnaf Odası Başkanı Muhammed Nuri Örs de katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Başkan Aktaş ve esnaf odalarının başkanları sosyal yardım çeklerine ilişkin protokole imza attı.
Etkinliğe, Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin ile çok sayıda davetli katıldı.
]]>Özel, Balıkesir’de Kurtdereli Spor Salonu’nda partisinin aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, görev verdikleri, aday yaptıkları herkese ne kadar güveniyorlarsa, aday adayı olup da adaylaştıramadıklarına da kefil olduklarını söyledi.
CHP’nin genel başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Özel şunları kaydetti:
“Bazı televizyonlarda, gazetelerde birkaç kişinin isyanını, itirazını duyuyorsunuz. Görevdeyken iyi, olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler ve oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3 tane 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide. 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp, adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız, kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var.”
28 Haziran 2023’te CHP’nin yüzde 52’den fazla oyunun olduğunu hatırlatan Özel, “Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa, vallahi Balıkesir kurtuluyor, billahi Balıkesir kurtuluyor.” dedi.
Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ın Millet İttifakı olarak aday gösterildiğini hatırlatan Özel, “Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, bu kabusu bitiriyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı. Ağlaya ağlaya, ama madem ittifaktır dedi, çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı? Aldı şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var.” ifadelerini kullandı.
“Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun”
Geçen hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de Sosyalist Enternasyonal’in toplantısına katıldığını hatırlatan Özel, “Dünyadaki sol sosyal demokrat sosyalist partiler, dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız.” dedi.
Özgür Özel, bu toplantıda, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı da olan İspanya’nın Başbakanı Petros Sanchez’in de aralarında bulunduğu siyasi liderlere, İsrail Devleti’nin giriştiği zalimce saldırılara karşı susmanın solculara, sosyal demokratlara yakışmayacağı, bu konuya hep beraber müdahale edilmesi gerektiği çağrısında bulunduğunu, ayrıca nisanda Filistin’e gideceğini, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğunu aktardığını söyledi.
Madrid’deki ikili temaslarda da bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin mutlaka akan kanı durdurması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” söylemine uygun olarak barış için mücadele edilmesi gerektiğini söylediğini anlatan Özel, şöyle devam etti:
“Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine Filistin’deki mezalimi durduralım derken ve beyefendi Recep Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydandan bir tane pankart açılmış. Pankartta diyor ki ‘İsrail’le utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler, o pankartı açanlar geçmişten beri Milli Görüşçüyüz diyenler, o pankartı Türk polisine toplatan ‘Üzerimdeki Milli Görüş ceketimi, gömleğimi çıkardım’ diyen Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Recep Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.”
“Vatandaşlarımızdan talebimizdir, İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar”
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasına değinen Özel, “Çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler, Soma’daki tehlikeye dikkati çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar, ‘Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak.’ dendiği gibi ‘Bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var. Bir gün hepimizi önüne katacak.’ diyenleri dinlemeyip, paranın peşinde koşanlar İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, Çevresel Etki Değerlendirme raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benle.’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini, İstanbul’un felaketi yapmasınlar. İstanbul’un felaketine engel olsunlar.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel, AK Parti iktidarının 23 yıldır Sayıştay denetimini işlevsizleştirmeye çalıştığını iddia ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Etkin rapor yazanları uzaklaştırıyor. Rapor kapsamlarını daraltıyor. Kitapçıkların eklerini meclisten saklıyor ki yaptıkları ortaya çıkmasın. Sayıştay’ın başına kendine yakınları atıyor. Sayıştay’daki daireleri onlarla baskılıyor. Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kentine dönmüş.’ demiş. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş.’ demiş. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler.’ demiş. ve suç duyurusunda bulunmuş. ‘Dava açılsın.’ demiş ama soruşturmaya izni dönemin İçişleri Bakanı vermemiş. Peki böyle durumda ne oluyor? Böyle durumda normalde bir şey olmaz. Danıştay’a başvurulmuş. Danıştay kimin elinde? Malum şahsın elinde. Ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi ‘Soruşturmaya gerek yoktur.’ kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış.
Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Şunun için söylüyorum, bu pislikle, bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar başaramıyor hemen alıp atıyorlar. Bir kaç müfettişi cezalandırıyorlar. ya da göstermelik cezalar veriyorlar. Bu pislikle vallahi ne Yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi dur diyebilir. O bir kişi, Balıkesir’in, Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşehrilerimize bırakıyoruz.”
Kurdukları Türkiye İttifakı’nı anlatan Özel, “Bu ittifakın içinde kimler var derseniz, milli takım gol attığında kim seviniyorsa, bizim ittifakımızda onlar var.” dedi.
CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Akın da programda bir konuşma yaptı, projelerini anlattı.
Konuşmaların ardından CHP’nin Balıkesir’deki ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımı gerçekleştirildi. Özel, adaylarla fotoğraf çektirdi.
Adaylar
Altıeylül’de Hakan Şehirli, Ayvalık’ta Mesut Ergin, Balya’da Orhan Gaga, Bandırma’da Dursun Mirza, Bigadiç’te Zafer Göksel, Burhaniye’de Ali Kemal Deveciler, Edremit’te Mehmet Ertaş, Erdek’te Burhan Karışık, Gömeç’te Melih Bağcı, Gönen’de İbrahim Palaz, Havran’da Levent Gökalp, Karesi’de Mesut Akbıyık, Kepsut’ta Oğuz Aslan, Manyas’ta Ahmet Duru, Marmara’da Aydın Dinçer, Şavaştepe’de Ali Koyuncu, Sındırgı’da Serkan Sak, Susurluk’ta Hakan Yıldırım Semizel aday gösterildi.
]]>Işıkhan, Memur-Sen Genel Merkezinde düzenlenen ve 25 ülkeden 33 konfederasyon ile birlikte kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.
Burada konuşan Işıkhan, son bir yıl içerisinde Türkiye’nin çalışma hayatı adına atılan adımların, çalışma hayatına ilişkin gelişim hızını göstermek için yeterli olduğunu söyledi.
Elde edilen başarıda işçi, işveren ve kamu işbirliğinin payının büyüklüğüne dikkati çeken Işıkhan, “Bu yolda, özellikle de çalışma hayatı anlamında en büyük paydaşlarımız, en önemli yol arkadaşlarımız sivil toplum kuruluşlarımız ve sendikalarımız olmuştur.” ifadesini kullandı.
“Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık”
Bakan Işıkhan, sivil toplum kuruluşlarının, ortak bilinci sürdürmenin ve katılımcı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biri olduğuna vurgu yaparak, “Geçmişte, sendikacılık, işçi, memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız, hak ettiği değeri ve gerekli ilgiyi görememiş, ihmal edilmişti. Ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık.” diye konuştu.
Işıkhan, memurun, işçinin ve işverenin haklarının korunduğu, savunulduğu platformları, sadece çalışan, çalıştıran tarafları açısından değil, devletin ve hükümetin çalışmaları açısından da önemli bir girişim olarak gördüğünü söyledi.
Memur-Sen’in kurulduğu günden bu yana Türkiye’de milli iradeden yana onurlu bir duruş ortaya koyduğunu belirten Işıkhan, “Memur sendikacılığında yakın bir geçmişe sahip olmamıza rağmen Memur-Sen, bilgi ve tecrübesiyle sosyal diyaloğa, toplumsal uzlaşıya, çalışma hayatının yapısal sorunlarına, çözüm hususunda çok ciddi katkılar sağlamıştır.” dedi.
Bakan Işıkhan, AK Parti iktidarları döneminde kamu görevlilerinin sendikalaşma oranının sürekli artan bir seyir izlediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Hükümet olarak elbette en büyük temennimiz, bu oranların çok daha yüksek seviyelere çıkması ve tüm kamu çalışanlarımızın sendikalaşması yönündedir. 21 yılda toplu sözleşmeler dahil memurlarımızın sendikal haklarının, çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık. Bunlardan en önemlisi şüphesiz kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları için toplu sözleşme imkanı sunan 2010 Anayasa referandumudur. Biliyorsunuz yakın bir zamanda da 7. Dönem Toplu Sözleşmemizi imzaladık. Bu süreci de yine memur sendikalarımızın katkılarıyla başarıyla gerçekleştirdik. En önemli sosyal paydaşlarımız olan sendikalarımız her zaman demokrasimizin ve çalışma hayatımızın güvencesi olmuşlardır.”
Çalışma hayatının, toplumun tüm kesimlerini doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgilendirdiğini belirten Işıkhan, sosyal güvenlik, örgütlenme ve toplu sözleşme gibi birçok konuda sendikaların öncü rol üstlendiğine dikkati çekti.
“Artık vizyoner bir Türkiye var”
Demokrasi, adalet ve istikrar olmadan hizmetin de üretilemeyeceğini söyleyen Işıkhan, “Türkiye’nin ekonomide zaafa uğradığı dönemlere baktığımızda görüyoruz ki bu dönemler aynı zamanda siyasi istikrarsızlıkların, belirsizliklerin olduğu, adeta milli iradenin hiçe sayıldığı dönemlerdir. Hamdolsun ki artık sadece önündeki birkaç yılın hesabını yapan değil, önündeki yüzyıllık süreci görüp, hedeflerini buna göre belirleyen vizyoner bir Türkiye var.” diye konuştu.
Bakan Işıkhan, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının “Türkiye Yüzyılı” olacağına inandıklarını belirterek, “Bu noktada, özellikle çalışma hayatı alanında, ulusal olduğu kadar uluslararası işbirliklerinin de öneminin farkındayız. Çünkü artık iki kutuplu bir dünyada değil çok kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Artık insani değer yargılarına, emeğe, insan hak ve özgürlüklerine dair basmakalıp, klişe insan hakları sözlerinin, anlamını ve işlevini yitirdiği bir süreçten geçiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Işıkhan, adaleti tesis etme iddiası taşıyan uluslararası kuruluşların, bir bebeğin canını dahi koruyamadığı bir dünyada, din, dil, ırk ayrımı olmaksızın tüm vicdanlı halkların bir araya gelebildiği bir dönemin tecrübe edildiğini söyledi.
Değişen ve dönüşen çağ ile birlikte birlik ve beraberlik kriterlerinin de değiştiğini belirten Işıkhan, “Mevcut paradigmaların, dünyada hemen her alanda baş göstermekte olan haksızlığın, adaletsizliğin ve zulmün acı yükünü taşıyamadığı inkar edilemez bir gerçek olarak karşımızda durmakta. Bu şartlar altında küresel birlik ve beraberliğin herkes için çok daha büyük anlamlar ifade ettiğini özellikle belirtmek isterim.” dedi.
“Şiddet zamanın ruhu olma yolunda ilerliyor”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise her geçen gün krizin egemenliği altına giren bir dünyada yaşanıldığına, şiddetin artık zamanın ruhu olma yolunda ilerlediğine dikkati çekti.
Savaşların yaygınlık gösterdiğini, toplumsal alandaki şiddetin ciddi bir sorun teşkil ettiğini ve insanların yerlerinden, yurtlarından edildiğini belirten Yalçın, iklim sorunları, yangın, sel, deprem gibi olgularla adeta bir felaketler çağına doğru sürüklenildiğini söyledi.
Yalçın, hem ülkeler bazında hem de ülkeler arasında gelir dağılımındaki uçurumun gittikçe derinleştiğine dikkati çekerek, “Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor. En son, Japonya ve İngiltere ekonomileri de duraklamaya girdiler. Bugün Batı’da kriz yönetimi yapamayan hükümetler, savaş çağrısında bulunuyor. Jeopolitik riskler, tedarik zincirlerindeki kopuşlar sürecin o kadar da kolay atlatılmayacağını gösteriyor.” diye konuştu.
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, Filistin İşçileri Sendikaları Genel Federasyonu’nun, Uluslararası Emek Örgütü’nün (ILC) kurucu kadrosunda olmasına rağmen, Filistin’de yaşanan çatışmalar nedeniyle bugünkü 1. Olağan Genel Kurul’a katılım sağlayamadığını bildirdi.
Bakan Işıkhan, konuşmaların ardından, Uluslararası Emek Örgütü’nün 1. Olağan Genel Kurulu’na katılan ülke temsilcileri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Memur-Sen’in çağrısıyla 25 ülkeden 33 konfederasyonun katılımıyla kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan Genel Kurulu Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Memur-Sen Konfederasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen program, Diyanet-Sen Hatay Şube Başkanı Rıza Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra divan kurulu üyelerinin seçilmesiyle devam etti.
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Bakan Işıkhan, çalışma hayatının sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip olan sendikacılık hayatında önemli bir dönüm noktası olarak ifade ettiği Uluslararası Emek Konfederasyonu’nun 1’inci Olağan Genel Kurulu için toplandıklarını belirtti.
Emeği, alın terini, çalışmayı, katma değer üretmeyi sınır ötesine taşıyan bu kuruluşun sadece çalışma hayatı adına değil aynı zamanda uluslararası hak, adalet ve emek mücadelesi bakımından insanlık adına da çok kıymetli bulduğunu sözlerine ekleyen Işıkhan, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümetlerimiz 21 yıllık hizmet döneminde ülkemizin kronik hale gelmiş yapısal sorunlarını risk alarak, tüm imkanlarını seferber ederek çözüme kavuşturmak için büyük bir çaba sarf etmiştir. Çözmek için adım attığı hiçbir yoldan da geri dönmemiştir. Bunun bir sonucu olarak, özellikle bölgemizde yaşanan terör, göç, iç savaşlar ve dünyada yaşanan ekonomik krizlere, salgına ve afetlere rağmen değer üretmeye, gelişmeye, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ettik” ifadelerini kullandı.
“İstişare anlayışını en iyi şekilde yansıtan Bakanlığız”
Bakan Işıkhan, son dönemde çalışma hayatında karşılaşılan birçok sorunu sendikal hareketle birlikte çözdüklerini söyleyerek, “Sadece son bir yıl içerisinde ülkemiz çalışma hayatı adına attığımız adımlar dahi bu gelişim hızını göstermek için yeterlidir. Bu başarıda kuşkusuz işçi, işveren ve kamu iş birliğinin payı büyüktür. Bu yolda, özellikle de çalışma hayatı anlamında en büyük paydaşlarımız, en önemli yol arkadaşlarımız sivil toplum kuruluşlarımız ve sendikalarımız olmuştur. Bugün gerçekleştirdiğimiz birçok düzenleme sizlerin desteği ve gayreti sayesinde bu seviyeye ulaştı. Hepiniz yapılanların, hayata geçirilenlerin en yakın şahidisiniz. Bakanlık olarak sosyal diyaloğu, paydaşlarımızla olan işbirliğini geliştirmeyi önemsiyoruz. İstişare kültürüne en çok ihtiyaç duyan ve bu anlayışı çalışma alanına en iyi şekilde yansıtmaya çalışan bir Bakanlığız” diye konuştu.
“Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık”
Işıkhan, Uluslararası Emek Örgütü’nün kurulmasında sosyal diyalog anlayışının önemine vurgu yaparak, “Sivil toplum kuruluşlarımız, ortak bilinci sürdürmenin ve katılımcı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Geçmişte, sendikacılık, işçi-memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız, hak ettiği değeri ve gerekli ilgiyi görememiş, ihmal edilmişti. Ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık” açıklamasında bulundu.
“21 yılda memurlarımızın sendikal haklarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık”
Bakan Işıkhan, Türkiye olarak kamu çalışanlarına sendika kurma hakkının, 1995 yılında Anayasa değişikliği ile tanındığını ve bu hakkın kullanımını düzenleyen yasanın ise 2001 yılında yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu tarihten itibaren AK Parti iktidarlarımız döneminde kamu görevlileri sendikacılığında sendikalaşma oranı sürekli artan bir seyir izledi. Hükümet olarak elbette en büyük temennimiz, bu oranların çok daha yüksek seviyelere çıkması ve tüm kamu çalışanlarımızın sendikalaşması yönündedir. 21 yılda; toplu sözleşmeler dahil memurlarımızın sendikal haklarının, çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık. Bunlardan en önemlisi şüphesiz kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları için toplu sözleşme imkanı sunan 2010 Anayasa referandumudur. Biliyorsunuz yakın bir zamanda da 7. Dönem Toplu Sözleşme’mizi imzaladık. Bu süreci de yine memur sendikalarımızın katkılarıyla başarıyla gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Işıkhan, en önemli sosyal paydaşları olarak belirttiği sendikaların her zaman demokrasinin ve çalışma hayatının güvencesi olduklarını belirterek, toplumun tüm kesimlerini doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgilendiren; çalışma hayatı, sosyal güvenlik, örgütlenme ve toplu sözleşme gibi birçok konuda öncü rol üstlendiklerini sözlerine ekledi.
“Önümüzdeki süreçte de birlikte çok faydalı işlere imza atacağımıza inanıyorum”
Toplam 25 ülke ve 33 konfederasyonu etrafında buluşturan alın teri, emek ve hak kavramlarını, insanlığın geleceği adına çok önemli ve kıymetli bulduğunu da vurgulayan Işıkhan, “Önümüzdeki süreçte de birlikte çok faydalı işlere imza atacağımıza inanıyorum. Siz değerli paydaşlarımızın desteği ile Bakanlığımızın sağlayacağı imkanlar bir araya geldiğinde önümüzde aşılamayacak engel kalmayacaktır. Emek dünyamız adına çok değerli olan bu önemli girişimi himaye eden başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, kuruluşuna öncülük eden Memur-Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın Beyefendiye, Memur-Sen ailesine ve katkı sağlayan tüm sendika temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Programa Bakan Işıkhan’ın yanı sıra Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve 25 ülkeden gelen 33 konfederasyonun temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>Göktaş, kentteki bir kafede basın mensupları ile bir araya geldi. Tarihi geçmişi, doğal güzellikleriyle Trakya’nın incisi Tekirdağ’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Göktaş, “Tekirdağ’ın gelini” olduğunu, bundan dolayı memleketinde bulunmanın ayrı mutluluğunu yaşadığını belirtti.
TÜİK’in 2023 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladığını anımsatan Göktaş, buna göre, geçen yıl evlenen ve boşanan çiftlerin sayısının 2022’ye göre biraz düştüğünü söyledi.
Söz konusu verileri “çok önemli” olarak nitelendiren Göktaş, “Bu veriler ışığında sosyal politikalarımızı sürekli güncelliyoruz, yeniliyoruz.” diye konuştu.
Göktaş, Türkiye’deki evlenme ve boşanma ile ilgili son istatistiklerin dünya genelindekine benzer bir seyir izlediğine dikkati çekerek, “Bu, nüfusun yaşlanması ve nüfus artış hızının düşmesiyle ilgili son verilerle beraber değerlendirilmesi gereken bir durum. Pek çok ülkede bu konuyla ilgili çalışmalarda artış olduğunu görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak verileri hassasiyetle değerlendirdiklerini dile getiren Göktaş, “Aileyle ilgili politikalarımızın stratejik önemde olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. TÜİK’in güncel verileri, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik sosyal politikalarımızın ne kadar önemli ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.
“Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda”
Bakan Göktaş, başvuruları alınmaya başlanan “Aile ve Gençlik Fonu”na yönelik de değerlendirmelerde bulunarak, “Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizi evlilik yolunda destekliyoruz. 15 Şubat itibarıyla ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını almaya başladık. Şu ana kadar gençlerimizin yoğun bir ilgisi söz konusu. Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız.” dedi.
“Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz”
Erken yaşta ve zorla evlilikler konusuna da değinen Göktaş, şunları söyledi:
“Erken yaşta ve zorla evliliklerle ilgili son 22 yılda yaptığımız çalışmalarla çok önemli mesafe kaydettik. Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Hem hukuki altyapısı hem meselenin sosyal boyutuna dair önemli çalışmalar yapıyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de erken yaşta ve zorla evliliklerin yoğun olarak görüldüğü 28 ilde eylem planlarını uygulamaya koyduk.
8 Mart’ta Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda da erken yaşta zorla evliliklerle mücadeleye yönelik kız çocuklarının eğitim alanında güçlendirilmesi ayrıca yer alacak. Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri. Burada oldukça proaktif, hızlı ve yerel dinamikleri göz önünde bulunduran çözümler üretmeyi önemsiyoruz.”
“Kimseyi geride bırakmayan bir sosyal hizmet anlayışı”
Seçim dönemlerini “demokrasi şenliği” olarak nitelendiren Göktaş, “Seçim ikliminin demokratik rekabet çerçevesinde, sağlıklı ve huzurlu geçmesini diliyorum.” diye konuştu.
AK Parti olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te başlattığı hizmet odaklı belediyecilikte 22 yılı geride bıraktıklarını dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Hava kirliliği, çöp dağları, bozuk yollar, yetersiz altyapı, musluktan çamur akan şehirler, AK Parti belediyelerinin eser ve hizmet belediyeciliği ile tarihe karıştı. Toplumun her kesiminin ihtiyaçlarına odaklanarak, huzurlu bir sosyal yapı inşa etmek için çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz. Kimseyi geride bırakmayan bir sosyal hizmet anlayışıyla ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal yardımlarımızı sürdürüyoruz.”
AK Parti belediyelerinde, güçlü bir belediyecilik anlayışıyla, üretken projelerle kadın istihdamını desteklediklerini vurgulayan Göktaş, “Gençlerimize imkanlar sunarken, yaşlılarımızı sosyal hayata daha aktif bir şekilde dahil ediyoruz. Engellilerimizin sosyal hayata uyumunu sağlayacak erişilebilir projeler geliştiriyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız için yeni imkanlar sunuyoruz. Dolayısıyla seçim kampanyamızın sloganı olan ‘Gerçek Belediyecilik’ deyince gerçekten de akla AK Parti belediyeleri geliyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm toplumu daha da güçlendirmeye yönelik adımlar atmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda belediyecilik hizmetlerimizi ilerleteceğiz.” dedi.
Toplantıda AK Parti’nin Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel de kente yönelik projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
]]>KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık:
“Öğrencilerimizden, gençlerimizden büyük bir ilgiyle karşılaştık. Lise, ortaokul ve üniversite kategorisinden toplam 3 bin 783 başvuru oldu”
-“Amacımız Türkiye yüzyılı vizyonunda etkinliği artıracak yaklaşımı ortaya koymaktır”
KARABÜK – Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde “Türkiye Yüzyılı için harekete geç, SOSYALFEST ile gelişime öncülük et” sloganıyla Türkiye’nin milli sosyal bilimler hamlesinin oluşumuna katkı sunmak amacıyla 2-3 Mart’ta düzenlenecek Sosyal Bilimler Festivali yarışmalarına yoğun ilgi gösterildi.
KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, İhlas Haber Ajansı Karabük Bölge Müdürü Yasin Erdem’i ziyaret etti. Rektör Kırışık, Sosyalfest projesi çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, teknolojik mühendislik sahasında çeşitli çalışmalar ve yarışmalar yapıldığını belirtti. Bunların da son derece kaliteli ve güzel olduğunu ifade eden Kırışık, “Türkiye’ye büyük katkılar sunan çalışmalar. Sosyal bilimler alanında da bu tür yenilikçi, sosyal modeller üretici, toplumsal sorunların çözüm yönelik sosyal modeller, projeler üretici ve Türkiye yüzyılı vizyonuna uygun yeni yaklaşımlar, projeler geliştirici bir mantık ve esas içerisinde sosyal bilimler sahasını hareketlendirmek ve yeni yaklaşımlar geliştirilmesini, yenilikçi projeler üretilmesini teşvik etmek amacıyla böyle bir yarışma düzenledik. Biz bu yarışmanın hazırlıklarına önce bir komisyonla başladık. Sonra bu komisyon sayımız giderek arttı. Onun üzerinde komisyonumuzla aktif bir şekilde bu konuda çalıştık. Çalışmalarımızı, hazırlıklarımızı bitirdikten sonra Türkiye çapında bunu duyurduk.Üniversitelerimizden, kamu kurum ve kuruluşlarımızdan, bakanlıklarımızdan, özel sektörden, sivil toplum kuruluşlarından çok büyük bir ilgiyle karşılaştık. Bu ilgi sonucunda onlara da protokoller yaparak Sosyal Bilimler Festivalini, SOSYALFEST’i geliştirdik. Yarışma ve festival olarak iki aşaması var. Yarışma aşamasında ortaokul, lise ve üniversite kategorisinde 14 yarışma başlığında Türkiye çapında duyuruya çıktık.Öğrencilerimizden, gençlerimizden büyük bir ilgiyle karşılaştık. Lise, ortaokul ve üniversite kategorisinden toplam 3 bin 783 başvuru oldu. Gerçekten çok güzel bir başvuru. Çok güzel sosyal modeller geldi, projeler geldi. Bu anlamda gençlerimizin, Türkiye’nin sorunlarını çözmek, Türkiye yüzyılı vizyonuna katkı sağlamak amacıyla gerçekten çok büyük heyecan taşıdıklarını, bu vizyona destek olduklarını, Türkiye yüzyılı için canla başla çalıştıklarını, emek verdiklerini görmek bizim için son derece sevindirici oldu” dedi.
– “Alanda 100’e yakın çalışma olacak”
2-3 Mart tarihinde finale kalan projelerin sosyal model sahibi öğrencilerin geleceğini aktaran Rektör Kırışık, “Stantlarda sosyal modellerini halkımıza, vatandaşlarımıza tanıtacaklar, anlatacaklar. Bununla birlikte alan etkinlikleri dediğimiz çok sayıda faaliyetler olacak. Bir yandan sportif etkinlikler, bir yandan müzik etkinlikleri, bir yandan kültür sanat etkinlikleri olacak. Alanda 100’e yakın çalışma olacak. Bunun dışında çeşitli işte gastronomi, kültür giyim, kıyafet gibi yerel değerler gibi pek çok değeri tanıtacağımız etkinlikler olacak. Çeşitli kurum ve kuruluşlarının da katılımıyla onlar da kendi üretmiş oldukları sosyal modelleri vatandaşlarımıza tanıtacaklar. Böyle dopdolu canlı bir festival olacak. Eğlenceli, neşeli bir festivalimiz olacak” diye konuştu.
Sosyal bilimler sahasının çok önemli bir saha olduğunu anlatan Rektör Kırışık, şunları kaydetti:
“Bu sahalara çok büyük önem veriliyor. İşte sosyal bilimler sahasında Türkiye’de ilgiyi arttırmak, sosyal sahada, toplumsal sorunların çözümüne yönelik yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesini, üretilmesini teşvik etme gençlerimizin toplumsal sorunlara yönelik veya yeni yönelik farkındalıklarını ortaya çıkarmak ve çözüm üretme kültürünü yaygınlaştırmak. Bunu hedefliyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonu gerçekten önemli bir vizyon.Bunun tabii mühendislik tarafı da var. Ama en önemli, en büyük tarafı sosyal bilimler tarafı. Çünkü Türkiye yüzyılı dediğimizde dünyaya örnek olacak bir sosyal modeller zincirini, bir medeniyeti aslında ön plana çıkarıyoruz. Tarihte atalarımızın, büyüklerimizin kurmuş olduğu medeniyetin bir benzerini Türkiye yüzyılı vizyonuyla inşallah biz de kurmak istiyoruz.”
“Bu yüzyıl vizyonundaki medeniyet yaklaşımını sosyal modellerle ortaya koyabilir, geliştirebiliriz” diyen Kırışık, şu ifadelere yer verdi:
“Bu da bütün toplumun katkısı ve katılımıyla gençlerimizin sürece aktif destekleriyle ürettikleri sosyal modellerle, projelerle gerçekleşecektir. Bizim en önemli ve nihai amacımız bu kültürün, sosyal model üretme kültürünü Türk medeniyetini, Türkiye yüzyılı vizyonunu etkinliğini arttıracak bir yaklaşımı ortaya koymaktır.
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi, Toroslar ilçesine bağlı Halkkent Emekli Evi ve Mezitli Emekli Evi üyelerini; yaşlılık, aktif yaşlılık ve yaşlılık evreleri hakkında bilgilendirdi. Etkinliğe katılan vatandaşlar, yaşlılık hakkında merak ettikleri sorulara yanıt buldu.
Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış vatandaşların daha aktif bir yaşlılık süreci geçirmesi ve sosyal hayata daha çok katılmasını sağlamak amacıyla etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen son etkinlikte, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yaşlı Destek Birimi de olduğunu hatırlatan Gerontolog Cihan Tanrıverdi Tanrıverdi, aynı zamanda Büyükşehir’in yaş almış vatandaşlara evde sağlık ve bakım, temizlik gibi hizmetleri olduğunu da anlattı.
Yaş almış vatandaşların sağlıklı ve kaliteli bir yaşlılık süreci geçirmesi için yapılması gerekenlerin anlatıldığı Mezitli Emekli Evi’nde düzenlenen etkinlikte Mersinden Kadın Kooperatifi Meral Seçer de yer aldı. Emekli Evi’nde yaş almış vatandaşlarla bir araya gelen Seçer, Emekli Evi üyeleri ile tek tek sohbet etti.
Seçer, “Değerli büyüklerimiz hayatlarını bizlerin huzuru ve mutluluğunu sağlamak için uğraştı.Yaş almış büyüklerimiz, burada oturan ve hiçbir şey yapmayan kişiler değiller. Bizler, iş birliği yapalım. Bu iş birliği içerisinde siz, büyüklerimiz nasıl katkı sunabilirsiniz ve neler yapabilirsiniz tespit edelim. Bu sayede sizler de sosyal hayat içerisinde daha aktif hale gelebilirsiniz diye düşünüyorum” dedi.
Tanrıverdi ise şöyle konuştu:
” Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Emekli Evlerinde başlatmış olduğumuz 2 aylık eğitim programında yaş almış vatandaşlarımızı; yaşlılık, sağlık, hastalık, yaş alma, aktif ve başarılı yaş alma konularında bir sunum yaptık. Katılımcıların da destekleri ile interaktif bir sunum oldu. Hem biz hem katılımcılar çok keyif aldı.”
Halkkent Emekli Evi Sorumlusu Çağdaş Yeter, “Yaş almışlarımızın keyifli vakit geçirmesi için etkinliklerimiz devam edecek. Yaş almış vatandaşlarımıza yaşlılık ve yaşlanma sürecine ilişkin Gerontolog Cihan Tanrıverdi tarafından önemli bilgiler verildi. Yaş almış vatandaşlarımız, Büyükşehir Belediyesi’nin sunmuş olduğu evde sağlık ve bakım hizmetleri ile ilgili de bilgilendirildi” diye konuştu.
Emekli Evi üyelerinin keyifli vakit geçirmesi için ilerleyen günlerde sinema etkinliği de yapacaklarını aktaran Yeter, etkinliklerin artarak devam edeceği bilgisini verdi.
Etkinliğe katılan vatandaşlardan bazıları da düşüncelerini, şöyle dile getirdi:
– Hüseyin Güler: “Devamlı buraya gelip gidiyorum. Burayı çok seviyorum. Ben burada hayat gördüm. Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in sağladığı hizmetlerden birçok fayda gördük. Evime kadar yemeğim geliyor. Eşim için Evde Sağlık ve Temizlik ekibi geliyor. Ben 78 yaşındayım, bugüne kadar böyle bir Belediye Başkanına rastlamadım. Burası kurulduğundan beri çok güzel bir hayat yaşıyoruz. Tanımadığımız komşularımızla tanışıp, sohbet muhabbet ediyoruz. Çevremiz genişledi. Kitabımızı, gazetemizi okuyoruz, çayımızı içiyoruz.”
-Ökkeş Yetim: “Evde televizyon izlemekten bıktık. Burada her türlü sosyal, değişik siyasi gruplardan arkadaşlarımız var. Aramızda hiçbir ayrım yok. Hepimiz tek yumruk gibi sohbet ediyoruz ve neşeli bir şekilde de evimize gidiyoruz. Başkanımıza çok teşekkür ederim.”
Selma Dinçer: “Başkanımız Mersin’de herkesi destekliyor, çok çalışıyor. Çok memnunuz.”
-Resul Gül: “Aslında birçoğumuz hastalanınca hangi doktora gideceğimizi bile bilmiyoruz. Bunun önerisinde bulundukları için çok güzel oldu. Burada sosyal faaliyetler de bulunuyoruz ve bir sorunumuz olsa birbirimize anlatıyoruz. Bu insanları bir araya getirmek için güzel bir olanak.”
– Mustafa Dönmez: “Burada bulunan vatandaşların ihtiyacı her neyse ona tek tek değinildi. Sosyal belediyeciliğin gereğini gerçekten yapıyorlar. Emekli Evi’nde çok güzel zaman geçiriyoruz ve arkadaşlarımla bilgi paylaşıyoruz.”
-Semiha Kurt: “Sunumu yapan hocamız çok güler yüzlüydü. Her sorumuza cevap verdi. Çok memnunuz. Burada her meslekten arkadaşımız var, onlarla tanışıp, selamlaşıyoruz. Evde oturmaktansa burada çayımızı içip, birbirimizi tanıyoruz.”
– Fatma Esin Önür: “Buranın açılmasından dolayı çok müteşekkirim. Benim sosyal hayatım hiç yoktu. Bana yaşama sevinci verdi ve bir gayem oldu. 7/24 aynı işi yapmaktansa buraya gelip, zaman geçiriyorum. Daha iyi oldum. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.”
]]>
Başkan Ataç, Çamlıca Mahallesi seçim iletişim merkezinin açılışını Eskişehirlilerin yoğun ilgisi eşliğinde gerçekleştirdi. Açılış törenine Başkan Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Büyükşehir Belediye (EBB) Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Han Belediye Başkanı Erdal Şanlı, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Elif Zümrüt Çerçi Kangal, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılışta Çamlıcalılara seslenen Başkan Ataç, şunları kaydetti:
“Buradaki ofisimiz inşallah Çamlıca adına hayırlar getirsin. 20 yıldır beraberiz. Bu sokaklarda iyi günlerimiz, zor günlerimiz geçti. İşte kanalizasyon yapılırken, asfaltlar yapılırken, diğer noktalar yapılırken, Çamlıca’da çok büyük emek var arkadaşlar. 20 yılda, 20 bin nüfuslu Çamlıca bugün 65 bin nüfusa yaklaştı. Eskişehir’in en güzeli semtlerinden biri oldu. Sevgili dostlar buradan bir şikayetiniz var mı? Bizlerden bir şikayetiniz var mı? Niye bu adamlar gelir buralarda gezerler? Gerçekten yakında kaybolduğunu duyabilirsiniz. Önümüzde 5 yılında üç belediye başkanı olarak tekrar Eskişehir’in geleceği adına talibiz. Bakın bizim standart bir üçlümüz vardı ama bu sene Yılmaz Hoca ‘Ben artık yokum’ dedi. Yerini sevgili Ayşe Ünlücü’ye bıraktı. Cumhuriyetin 100. yılında Eskişehir’de bugüne kadar olmayan bir kadın aday çıktı. Ayşe Hanım’ı seçiyor muyuz arkadaşlar. Çamlıca ‘Evet’ dediyse bu iş bitmiştir arkadaşlar. Ben bir müjde vereyim. Kapalı pazarın yerinin üstünde yeni bir kat çıktı. O bölüm üzerinde içinde market, düğün salonu, çocuklarımız için özellikle ortaokuldaki çocuklarımız için etüt merkezi, nikah salonu, Belde Evi’ni de oraya alacağız, Belde Evi’nin yerine de kreş yapacağız. Bizim dostluklarımız samimi biliyorsunuz. Biz insanı severiz, insana hizmet ederiz. Belediyecilik ibadet gibidir arkadaşlar. Eğer sizin yüzünüz gülerse bizim de yüzümüz güler. Onun için ne olur aramıza yabancı sokmayın. Yolumuz açık olsun arkadaşlar.”
Bakan Kurt da şöyle konuştu:
“Eskişehir’de belediyeler sosyal demokratların işi. Eskişehir’de bugüne kadar yapmış olduğumuz belediyecilik hizmetleri sizin yüzünüzü kara çıkarmadı. Sizi asla ‘Keşke bunlara oy vermeseydim’ dedirtmedi. Bundan sonra da dedirtmeyelim. Merkezde üç belediye ve dış ilçelerdeki tüm belediyeleri istiyoruz. Çünkü belediye meclisinde çoğunluğu sağlamamız için dış ilçelerdeki belediyelere ve başkanlara ihtiyacımız var. Bu konuda bize destek olunuz, yardımcı olunuz. Sosyal demokrat ve halkçı belediyeciliğin ekonomisi sıkışmış, darboğaza girmiş esnafımıza, halkımıza, yoksulumuza, emeklimize yararlı olacak işleri yapan belediyelerin devam etmesi gerekir. Bugün 210 gram ekmek 8 lira. ve insanlarımız ekonomik sıkıntı nedeniyle ekmek almakta sıkıntı çekiyor. Onun için Büyükşehir Belediyemiz halk ekmek fabrikasını kurdu. 300 bin ekmek üretecek ve 5 lira 50 kuruştan satacak. Yani 2 tane ekmek aldığınız zaman 3’üncü ekmeği de alacaksınız. Sosyal belediyecilik budur. Sosyal belediyecilik devletin yapmadıklarının tamamlanmasıdır. Merkezi hükümet maaş veremiyor. Sosyal belediyeler halk merkezleri açıyor. Sosyal belediyeler aşevleri açıyor. Sosyal belediyeler kreşler açıyor. İşte Ahmet Ağabey söyledi. Bir tane de Çamlıca’ya kreş açılacak. 22 yılda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hükümeti Eskişehir’de dört tane kreş açmış. Biz on yılda 20 tane açtık. Bunun arasındaki farkı Eskişehirliler görüyor. Eskişehirli bunu biliyor ve o nedenle bizi destekliyor. Siz de Çamlıca’dan yüksek bir destek oranıyla bize destek olun. Diyorlar ki işte Çamlıca 20 yılda çok büyük gelişme kaydetti. Çamlıca’nın bu gelişmesinde Tayyip Erdoğan’ın nesi var? Merkezi hükümetin nesi var? Tamamen belediyelerin işidir. Bu belediyelerin devam etmesini gerektirir. O konuda da size güveniyoruz. Sizin gayretinize güveniyoruz. Desteğinize güveniyoruz. ve sizi seviyoruz. Hepinize saygılar sunuyoruz.”
EBB Adayı Ayşe Ünlüce, şunları söyledi:
“Kazım Başkanımız sosyal belediyecilikten bahsetti ve Büyükşehir Belediyemizin Halk Ekmek Fabrikası’na değindi. Biliyorsunuz Halk Ekmek Fabrikamız yenilendi ve şu anda büfelerimizin önünde kuyruklar giderek artıyor. Keşke bu yoksulluk olmasaydı biz bu kadar büyük kapasiteli bir fırın yapmak zorunda kalmasaydık. Ama ne yazık ki bu hükümetin bize yaptığı en büyük kötülüklerden birisi zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun giderek artması. Bir tarafta zenginlik yükselirken diğer tarafta derin bir yoksulluk yükseliyor. Maalesef bu zenginlik ve yoksulluk arasındaki uçurumdan en çok emekliler ve asgari ücretle geçinenler nasibini alıyor. Bugün emekli ücreti dediğiniz ücret yoksulluk sınırının altında. Hatta arkadaşlar açlık sınırının altında. Bu ne demek? Emeklilerimiz açlık sınırının altında yaşıyor demek. Bunu kabul edecek miyiz? Buna hayır diyeceğiz. Nerede diyeceğiz hayırı? 31 Mart’ta sandıkta diyeceğiz. Hep beraber diyeceğiz. ve ne yapacağız? Sadece belediye başkanlarımızı seçmekle kalmayacağız. Hükümete de ‘Dur yanlış politika yapıyorsun. Bizi bu kadar yoksullaştıramazsın. Bizi görmezden gelemezsin’ diyeceğiz değil mi? Hep beraber bunu söyleyeceğiz.
Size iki tane de müjde vermek istiyorum. Biraz önce sosyal belediyecilik ve halk ekmek demişken önümüzdeki dönemdeki projelerimizden birisi de halk et ve halk bakliyatı sizlere çok uygun fiyatlarla sunulacak. Halk et de, halk bakliyatla aynı zamanda üretimi de destekleyeceğiz. Nasıl destekleyeceğiz? Bir kere hayvancılığı üretimin artmasını sağlayarak sözleşmeli şekilde devam edeceğiz. Bakliyatta da üretilen ama giderek kaybolan üç ilçemizde bakliyat üretimini destekleyeceğiz. ve burada üreticilerimize alım garantisi vereceğiz. Diyeceğiz ki siz bunu hayvanları yetiştirin, siz bu bakliyatları yetiştirin, biz size alım garantisi veriyoruz diyeceğiz. ve çiftçimizden aldığımız bu ürünleri sizlere en uygun şekilde fiyatlandırarak en sığ, en temiz şekilde sizlere ulaştırmış olacağız. Eğer bu güzel projeler, sosyal yöneticilik devam etsin diyorsak, Tepebaşı’nda Ahmet Ataç’a, Odunpazarı’nda Kazım Kurt’a, Han’da Erdal Şanlı’ya, Mahmudiye’de İshak Gündoğan’a, Alpu’da Gürbüz Güller’e evet diyeceğiz. Büyükşehir’de söylememe gerek yok herhalde. Ahmet Başkanımız ne dedi? Cumhuriyet’in 100’üncü yılında bir kadın başkan çok yakışıyor dedi. Bence de çok yakışıyor. Teveccühlerinizi bekliyorum. Hepinize sevgiler, saygılarımı sunuyorum. ve sizlerle birlikte yürüdüğümüz bu uğurlu yolda, bu güzel yolda önce Çamlıca için sonra da Eskişehir için kazanacağız diyorum.”
CHP İl Başkanı Talat Yalaz ise şunları dile getirdi:
“Saygıdeğer Çamlıcalılar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkan adayı son takiplerimize göre sanırım hangi partinin mensubu olduğunu karıştırıyor. Bazen parti değiştirmekten kaynaklı olsa gerek iktidar mensubu bir milletvekili ve aday mı yoksa muhalefet mensubu bir milletvekili veya aday mı? Bunu karıştırdığını görüyoruz. İktidarın yapması gereken hizmetleri Büyükşehir Belediye Başkanlarımız ve diğer ilçe belediye başkanlarımız yapmalıymış gibi bir algı yaratıyor. Değerli Eskişehirliler doğalgazı getirmek belediye başkanlarımızın görevi değildir. Bunu iktidar gerçekleştirmelidir. Gittiği her yerde doğalgaz ve trafik sorunundan bahsediyor. Dilimizde tüy bitti. Çevre yolunun yapılarak trafiği rahatlatması gerektiğini en çok söyleyenler bizleriz. Yine demiryolu bağlantıları vesaire gibi merkezi iktidarın, hükümetin yapması gerekenleri yapmamasının sorumluluğunda üzerinde taşımadığını görüyoruz. Biz bunları kabul edemeyiz. Belediye başkanlarımız yapması gereken bütün hizmetleri layıkıyla yapıyorlar. Bir de diline pelesenk etmiş kenar mahallelere ve kenar mahallelilere hizmet götürecekmiş. Kendisi kenar mahallelere bugüne kadar hiç gittiğini gördünüz mü siz? Hayır. Herhangi bir pazar esnafından hayatı boyunca alışveriş yapmamış. Herhangi bir mahalle bakkalından hiçbir şey almamış. Hayatında bir kere olsun dolmuşa binmemiş. Çocuğuna, bebeğine süt alamayan annenin mağduriyetini, dramını onun o yoksulluktan kaynaklı üzüntüsünü bilemez. Biz o yoksulluk giderilsin, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye mücadele ederken o özel yatıyla, özel uçağıyla ülke ve şehirleri geziyordu. Ama itiraf edelim, bu aralar kenar mahallelere gidiyor. Ama siz değerli hemşehrilerimizle görüşmeye gitmiyor. Oralarda çukur arıyor. Köşe bucak çukur arıyor. Hasbelkader bir tane bulmuş. Boncuk bulmuş gibi sevinmiş, başına geçmiş, fotoğraf çektirmiş, onu da sosyal medyada paylaşmış. Sayın Nebi Hatipoğlu, çukur görmek istiyorsan Sivrihisar’a git. Beylikova’ya git. Ama hemen git. Çabucak git. Çünkü 1 Nisan’da orayı da almış olacağız. 1 Nisan’dan sonra orada da çukur bulamayacaksın. Değerli Eskişehirliler, biz düne güveniyoruz. Çünkü siz değerli Eskişehirlilere güveniyoruz. Eskişehirli ne yapacağını bilir. ve yarınlara inanıyoruz. Çünkü başkanlarımıza güveniyoruz. Ayşe Ünlüce’ye güveniyoruz. Ahmet Ataç’a güveniyoruz. Kazım Kurt’a güveniyoruz. İlçe belediye başkan adaylarımıza güveniyoruz. ve hep birlikte kazanacağız.”
]]>Döşemealtı ilçesinde 31 Mart yerel seçimlerine yönelik heyecan artarken, İYİ Parti’nin Belediye Başkan Adayı Mimar Emre Afacan, projeleri ve hizmet odaklı yaklaşımıyla ilçede ziyaretlerine devam ediyor. Adaylığının açıklandığı Kasım ayından bu yana sahada vatandaşlarla bire bir görüşen ve sorunlarını dinleyen Afacan, seçildiklerinde ilçenin mevcut yönetiminin bilinçsizce uyguladığı kent uygulamalarından doğan kaos ortamının sona ereceğini ve tüm ülkede örnek teşkil edecek temiz, planlı ve düzenli bir kent ortaya çıkaracaklarını söyledi.
“Vatandaşları bezdirdiler”
Döşemealtı’nda yaşanan sorunların vatandaşı canından bezdirdiğini ifade eden Afacan, belediye tarafından çöplerin toplanmaması, yol ve temizlik konularında yaşanan sıkıntılar ve altyapı eksiklikleri gibi sorunlara dikkat çekerek, bu konularda hizmet odaklı projeleriyle çözüm sunmayı vaat etti.
“İlçedeki her bir birey eşit hizmet alacak”
Hem bir mimar olarak hem de belediyecilik tecrübesiyle, kent yönetiminin nasıl olması gerektiğini bildiğini söyleyen Emre Afacan, şehircilik konusundaki 22 yıllık deneyimiyle ilçede yaşayan her kesimin ihtiyaçlarına odaklanacaklarını ve sosyal belediyecilik anlayışını getireceklerini ifade etti. Döşemealtı’nın tamamını kucaklayan bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini ifade eden Mimar Emre Afacan, bugüne kadar yapıldığı gibi, kişiye ya da ekonomik düzeye göre hizmet anlayışına son vereceklerini, tüm vatandaşlara eşit hizmeti ilke edindiklerini söyledi.
“Ayrıştırma yok, herkesi kucaklıyoruz”
İlçede birleştirici bir güce ihtiyaç olduğunu vurgulayan Afacan, herkesin güven içinde yaşayabileceği, eşit hizmetin herkes için geçerli olduğu bir Döşemealtı arzuladıklarını söyledi. Saha çalışmalarında konuştukları vatandaşların, geçmişteki seçimde tercihlerinde hata yaptıklarını ifade ettiğini, yaşanan beklentilerin karşılanamadığı bir dönem geçirdiklerini vurgulayan Afacan, “İnsanların bize doğru bir yönelimi var. Mimar olarak 22 yıldır proje yürütüyorum. Belediye meclis üyeliği görevini üstlendim. Bu yüzden belediyeciliği de iyi biliyorum” dedi. Afacan, geçmişteki tecrübeleriyle ilçeye yeni bir soluk getireceklerini, özellikle çocuklardan yaşlılara, kadınlardan işsizlere kadar her kesimi kucaklayacaklarını ifade etti.
“Turizmden neden yeterli pay alamıyoruz?”
Döşemealtı’nın Antalya gibi turizm cenneti bir kentin parçası olduğuna vurgu yapan Emre Afacan, buna rağmen yaşanan altyapı ve üst yapı sorunları, sosyal ve kültürel ihtiyaçların karşılanamaması, çevre kirliliği ve kentleşmedeki vizyonsuzluk nedeniyle turizmden hak ettiği payı alamadığını söyledi.
“İlçemizin çehresi değişecek, insanların yüzleri gülecek”
Seçildiği takdirde kurumsal ve sosyal belediyecilik anlayışı ile yol, temizlik, peyzaj, kavşak düzenleme, kentleşme, öz kaynak oluşumu ve ticari bölge kullanımının artırılması gibi alanlarda bütün gayretiyle çalışacağını söyleyen Mimar Emre Afacan, bir insanın tıpkı evine gösterdiği titizlik ve özeni, kendisinin de ata toprağı olan Döşemealtı için göstereceğini ve bundan onur duyacağını sözlerine ekledi.
Mimar Emre Afacan, seçim kampanyası kapsamında sosyal medyayı da etkili bir şekilde kullanarak halkla doğrudan iletişim kuruyor. Sosyal medya hesapları aracılığıyla seçmenle etkileşimde bulunan Afacan, özellikle Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube gibi platformlarda düzenlediği canlı yayınlar ve interaktif paylaşımlarla halkın nabzını tutuyor. İlçe sakinlerinin sorunlarına duyarlılıkla yaklaşan Afacan, online platformlarda düzenlediği ankete dayalı etkinliklerle vatandaşların beklenti ve taleplerini doğrudan öğreniyor.
Paylaşımlarda, ilçenin yüz yüze olduğu sorunlara ve çözüm önerilerine dair detaylı bilgiler veren Afacan, aynı zamanda vatandaşların görüş ve önerilerini alarak kampanyasını ‘doğrudan katılımcı’ bir hale getiriyor. Adaylığının açıklandığı Kasım ayından bu yana sürekli saha vatandaşlarla bir araya gelip sorunlarını dinleyen Afacan, sosyal medya hesapları aracılığıyla ilçe sakinleriyle iletişimi gece gündüz sürdürüyor. – ANTALYA
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, psikososyal destek ekiplerinin Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra depremzedelerle birebir görüşmeler yaptıklarını ve ihtiyaçlarını tespit ettiklerini belirterek, “Psikososyal Destek Hizmeti kapsamında 4,1 milyon kişiye ulaştık” dedi.
Bakan Göktaş, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilediği bölgede yürüttükleri çalışmalara ilişkin açıklama yaptı. Bakan Göktaş, 2023 yılı boyunca yürüttükleri çalışmaların temel önceliği ve odağının deprem bölgesine ve depremden etkilenen vatandaşlara yönelik olduğunu belirtti. Deprem bölgesinde vatandaşların yanında yer alarak acılarına ortak olduklarını belirten Bakan Göktaş, “Yaraları sarmak için var gücümüzle çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında devlet olarak ilk andan itibaren tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bakanlık olarak biz de merkez ve taşra teşkilatımızla depremden etkilenen vatandaşlarımızın yardımına koştuk. Sosyal yardımlar ve psikososyal desteklerimizle vatandaşlarımızı yalnız bırakmadık. Devlet-millet el ele vererek yönettiğimiz bu süreçte güçlü ve büyük Türkiye’nin kimseyi geride bırakmadığını bir kez daha görmüş olduk” dedi.
‘300 SOSYAL MARKET KURDUK’
Bakan Göktaş, afetin ardından 1341 kişilik Afet Acil Sosyal Yardım ve 4466 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) ekiplerini bölgeye yönlendirdiklerini ve acil ihtiyaçlar için 1,85 milyar TL aktardıklarını belirtti. Göktaş, afet alanında ihtiyaç duyulan malzemelerin lojistik planlamasının yanı sıra teminini de sağladıklarını ifade ederek, ulusal ve uluslararası olmak üzere toplam 88 ayni bağış deposu kurduklarını belirtti. Bakan Göktaş, deprem bölgesinde 206, deprem bölgesi dışındaki illerde 94 olmak üzere toplamda 300 sosyal market kurdukları belirterek, “Bölgede 14 Mobil Sosyal Market TIR’ını faaliyete geçirdik. Kadınlar ve bebekler için 27 giyim ve bebek bakım ünitesi kurduk. Ayni bağışlar için hava araçlarıyla 487 sefer tertip ettik. 39 binden fazla yardım TIR’ını ayni yardım depolarına yönlendirdik” ifadeleri kullanıldı.
Bakan Göktaş, psikososyal destek ekiplerince hastanelerde, çadırlarda ve vatandaşların yaşadığı tüm alanlarda depremden etkilenenlerle birebir görüşmeler yaptıklarını ve ihtiyaçlarını tespit ettiklerini belirterek, “Psikososyal Destek Hizmeti kapsamında 4,1 milyon kişiye ulaştık. Deprem bölgelerinde afetin olumsuz etkilerini azaltmak ve psikolojik sağlamlığı artırmak için bireysel görüşmeler, psikoeğitim ve grup çalışmaları gerçekleştirdik. Verdiğimiz psikoeğitimlerde toplu yaşam alanlarının getirebileceği riskleri dikkate alarak mahremiyet, hijyen, aile içi iletişim gibi konuları önceliklendirdik. Çocukların gelişim dönemlerine bağlı olarak farklı psikoeğitimler gerçekleştirmenin yanı sıra sosyal iyileştirme çalışmaları kapsamında etkinlikler düzenledik. Ayrıca bakanlığımız koordinasyonunda olmak üzere çeşitli STK’lar da vatandaşların ihtiyaçlarını karşıladı” dedi.
‘6 MOLA EVİ HİZMETE AÇILDI’
Göktaş, deprem sonrasında profesyonel bakıma ihtiyacı olduğunu tespit ettikleri 312 yaşlı ve 978 engelli olmak üzere 1290 vatandaşın farklı illerdeki yatılı bakım kuruluşlarına yerleştirildiği belirtti. Göktaş, “Depremden etkilenen engelli bireylerin deprem sonrası günlük rutine dönüşlerini kolaylaştırmak için 6 Mola Evini hizmete açtık. Vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti, çocuk ve gençlere yönelik faaliyetler yürütülmesi, çocuk ve aile dostu merkezlerin kurulması amacıyla Bakanlığımız ile sivil toplum kuruluşları arasında ‘İş Birliği Protokolleri’ imzaladık. Güçlü iş birlikleriyle bölgemizin yaralarını sarmaya devam ediyoruz. Depremden etkilenen kardeşlerimiz için canla başla sahada aktif bir şekilde çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Ataklı’nın sosyal medya hesaplarında paylaştığı videoda, Pençe-Kilit Harekatı bölgesindeki çatışmada şehit olan bir askerin babasıyla ilgili kullandığı ifadeler üzerine başlattığı soruşturmayı tamamladı.
Hazırlanan iddianamede, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), Türk Devletleri Şehit Yakınları ve Gaziler Vakfı, Engin Karakuş ve Fatih Karaaslan ile Ali Yalçın müşteki, Mustafa Can Ataklı ise sanık sıfatıyla yer aldı.
İddianamede, 25 Aralık 2023’te sanık Ataklı’nın sosyal medya platformu YouTube’da yayınladığı söz konusu videoya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Fatih Karaaslan ve Ali Yalçın’ın verdiği şikayet dilekçeleri, Türk Devletleri Şehit Yakınları ve Gaziler Vakfının ise “müdahil olarak katılma” talepli dilekçesinin incelendiği aktarılarak, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan şikayet dilekçelerinin Başsavcılıktaki soruşturma dosyasında birleştirilmesine karar verildiği kaydedildi.
Sanık Ataklı’nın yayında kullandığı sözlere yer verilen iddianamede, bu sözlerin kışkırtıcı tutum ve davranışlar sergilemeye yönelik ifadeler içerdiği, sözlerin, halkın bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, ayrımcılığı gerektirecek nefrete yönlendirici nitelikte olduğu belirtildi.
Ataklı’nın sözlerinin kamu güvenliği açısından tehlike oluşturduğu değerlendirildi
İddianamede, Ataklı’nın söz ve beyanlarının bulunduğu videonun sosyal medya ve basın yayın organlarında yayınlanmasının ardından pek çok hesap ve grup tarafından paylaşılarak gündem oluşturduğuna, bunu müteakip tahrik edilenler nazarında endişe yaratacak şekilde bir etki oluşturarak kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığına işaret edildi.
İddianamede, sanık Ataklı’nın ifadesine de yer verildi.
Televizyon yorumculuğu ve yazarlık yaşamında bir ya da iki davayla karşılaştığını, meslek hayatında terör örgütü PKK ve teröre karşı dik durduğunu ifade eden Ataklı, soruşturmaya konu videodan 9 saniyelik bölümün maksatlı şekilde kesilip sosyal medyada paylaşılarak olayın linç kampanyasına dönüştürüldüğünü savundu.
Ataklı, kampanyanın etkisi altında kalan binlerce kişinin gerçekte kendisini hiç izlemediğini fark ettiğini anlatarak, “Çünkü merak edip YouTube kanalıma girmiş ve izlemiş olsalar söz konusu gündeki izleyici sayımın çok artmış olması gerekirdi, oysa izleyici sayım o gün de genel standartlar çerçevesindeydi.” dedi.
Söz konusu videoda kullandığı sözlerin öncesi ve sonrasında suç işleme kastı olmadığının, şehitler ve ailelerine hakaret içermediğinin görüldüğünü öne süren Ataklı, gelen tepkilerden bir gün sonra aynı kanalda yayınlanan videosunda başlatılan linç kampanyasını anlattığını, kendisine yönelik oluşturulan algının etkisinde kalıp üzülen, kırılan ve öfkelenen şehit ailelerinden özür dilediğini ifade ettiğini ve bunu videonun görünür yerine başlık olarak koyduğunu söyledi.
Sanık Mustafa Can Ataklı’nın, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. Ataklı, 19 Mart’ta hakim karşısına çıkacak.
]]>İzmir Ekonomi Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EKOSEM) Müdürü Prof. Dr. Nesrin Oruç Ertürk’ün yürütücülüğünde gerçekleşen, “Bilge Yaşam” isimli AB projesinin temelleri 2020 yılında atıldı. İleri yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan uluslararası proje, Türkiye’nin yanı sıra; Yunanistan, İtalya, Almanya, Macaristan ve Polonya’da da eş zamanlı gerçekleşti.
Yaz döneminde tıpkı bir öğrenci gibi üniversiteye gelerek sınıflarda eğitim alan, konferans salonlarındaki etkinliklere katılan, yemekhanede hep birlikte zaman geçiren yaşlılar, hayat enerjilerini artırdı. 100’ü aşkın yaşlıya ulaşılan proje, geçtiğimiz yıl başarıyla tamamlandı. Projenin bitmesinin ardından çok sayıda ileri yaşlı birey, projede yer almak istediğini belirterek, direkt olarak ya da yakınları aracılığıyla İEÜ’ye talepte bulundu. Örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza atan İEÜ, yaşlıların bu ilgi ve talebine kayıtsız kalmadı, projeyi geleneksel hale getirerek uzun yıllar devam ettirme kararı aldı.
“Büyük bir mutlulukla söylüyorum ki bunu başardık”
EKOSEM Müdürü Prof. Dr. Ertürk, yeni dönemde yaşlılarla buluşacakları için çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “İzmir’imizde 65 yaş üstünde çok sayıda yaşlımız bulunuyor. Birçok yaşlımız, zamanının büyük kısmını evde geçiriyor, sosyal yönden zorluk çekebiliyor. Bizim bu projedeki en büyük amacımız; bu yaşlılarımıza ulaşmak, onların hayatlarına olumlu bir dokunuş yapmaktı. Büyük bir mutlulukla söylüyorum ki, bunu başardık. Projemizde yer alan yaşlılarımızdan; ‘Her sabah kalkıp direkt televizyonu açıyordum. Kendimi kısır döngüde hissediyor, sıkılıyordum. Kendimi aştım ve mutluyum’, ‘Artık uyanmak, güne neşeyle başlamak için bir sebebim daha var’, ‘Yıllar öncesine döndüm, torunum gibi oldum. Yeniden üniversiteliyim’ ve ‘Sosyal medyayı, akılı telefonları kullanmaya korkuyordum. Şimdi ise video çekip çocuklarıma, arkadaşlarıma bile iletebiliyorum’ tarzında çok sayıda olumlu dönüş aldık” diye konuştu.
Prof. Dr. Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlk andan son güne kadar, neredeyse hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenci gibi programları, eğitimleri kaçırmadılar. Proje duyuldukça, kulaktan kulağa yayıldıkça ilgi ve talep daha da arttı. ‘Projeye bizi de alın’ ya da ‘Yer açılırsa gelebilir miyiz?’ tarzında telefonlar aldık. Yaşlılarımızın komşuları, yakınları, aileleri bize ulaşmaya çalıştı. ‘İzmir dışından akrabama da söyledim, birlikte gelsek olur mu?’ diye soranlar bile oldu. Proje tamamlandığında, yaşlılarımızın ‘Keşke bitmeseydi’ diyen bakışlarına, mutluluk ve burukluğu bir arada hissettiren o yüz ifadelerine tanıklık ettik. Yaşlılarımız, hala birbirleriyle görüşüyor, dostluklarını sürdürüyor. Proje bittikten sonra üniversitemize ziyaret için gelenler de oldu. Gördük ki, daha ulaşmamız gereken çok yaşlımız var.”
Projenin sonunda yapılan tüm çalışmaları belgesel haline getirerek hep birlikte izlediklerini; ayrıca projeye katılan tüm yaşlılara sertifika verdiklerini söyleyen Prof. Dr. Ertürk, “Biz; yaşlılarımızla zaman geçirmeyi, onların gülen yüzlerini o kadar sevdik ki, projemizin bitmesine gönlümüz razı olmadı. Üniversite-şehir bütünleşmesinin çok güzel bir örneği olan projemizde, temmuz-ağustos itibarıyla yaşlılarımızla yeniden buluşacağız. Projemizde olmak isteyen yaşlılarımız, bahar döneminden itibaren tek başına ya da yakınları aracılığıyla bizlere başvuruda bulunabilecek. Bu sürece ilişkin tüm detayları da sosyal medya ve web sitemiz aracılığıyla duyuracağız. Projemize yoğun bir katılım olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>Madde kullanımı bekarlarda daha fazla
ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’nda doktora öğrencisi Fatma Ceren Öztürk’ün yaptığı araştırmada, ‘Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezleri’nde (AMATEM) tedavi gören madde bağımlılarının yüzde 65’inin bekar, yüzde 72’sinin gelirinin yetersiz olduğu ortaya çıktı. Prof. Dr. Aslıhan Gürbüz, “Aile kurumu, aile olmak kişiyi psikolojik ve sosyal açıdan daha güçlü hale getirebiliyor” dedi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’nda doktora öğrencisi Fatma Ceren Öztürk, 7 ildeki AMATEM’lerde tedavi gören 662’si erkek, 38’i kadın 700 hasta üzerinde yaptığı, ‘AMATEM’de Yatarak Tedavi Gören Bireylerin Demografik Özellikleri ve Farkındalık Düzeylerinin Araştırılması’ çalışmasını tamamladı. Araştırma sonunda madde bağımlılığı tedavisi görenlerin yüzde 65’inin bekar olduğu, yüzde 72’sinin gelirinin yetersiz olduğu, yüzde 20’sinde sigara kullanımı öyküsü olduğu ortaya çıktı. Araştırmada ayrıca arkadaş çevresinin madde bağımlılığına etkisinin yüzde 20 olduğu belirlendi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aslıhan Gürbüz, öğrencisi tarafından yapılan araştırmada madde kullanımına ilişkin birçok soruya cevap bulduklarını söyledi. Prof. Dr. Gürbüz, çalışmaya katılanların yüzde 45’inin 26-35 yaş aralığında olduğunu belirterek, “Yüzde 65’inin bekar olduğunu bulduk. Katılımcıların yüzde 72’si gelirinin yetersiz olduğunu ifade etti. Bu yüzde 72’den yüzde 65’inin ise işsiz olduğunu saptadık. Aile kurumu, aile olmak kişiyi psikolojik ve sosyal açıdan daha güçlü hale getirebiliyor. Yalnızlık, değersizlik duygusu, bir işe yarayamamak ya da işin içinden çıkamadığı psikolojik durumlar ve kişinin maddi olarak kendini yetersiz hissetmesi madde bağımlılığı kullanımını oldukça etkin hale getirebiliyor” dedi.
‘ARKADAŞ ÇEVRESİ YÜZDE 20 ETKİLİ’
Özellikle sosyal ortamın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürbüz, “Ayrıca sigara ve alkol bağımlısı olan bireyler, yasa dışı madde kullanıma daha yatkın olabiliyor. Bu katılımcıların yüzde 20’sinde sigara kullanımı öyküsü zaten var. Yüzde 17’si esrar, yüzde 13’ü eroin, yüzde 12’si alkol kullanıyor. Ama hepsini hep birlikte kullananlara baktığımızda, bu oradan daha fazla oluyor. Alkol ve sigaranın birlikte kullanımının ileriki dönemde bunu madde bağımlılığına götürebildiğini tespit ettik. Yakın çevrenin, arkadaş çevresinin de çok önemli olduğunu gördük. Arkadaş çevresinin madde bağımlılığında yüzde 20 gibi bir etkisi var. Yüzde 14 internet ortamı. Yüzde 10 kadarı merak. Yine yüzde 10 kadarı ailedeki huzursuzluklar” diye konuştu.
‘ERKEKLER DAHA FAZLA’
Prof. Dr. Gürbüz, araştırmada madde bağımlılığının erkeklerde daha fazla çıktığını da söyleyerek, “700 kişinin 662 kadarı erkek, 38’i ise kadındı. Katılımcılar, AMATEM’lerde ücretsiz tedavi olabileceklerinin farkında, yüzde 75’i bunun farkında. Bu araştırmada özellikle sosyal çevrenin değişmesi ve maddi olanaklarının değişmesi, iyileşmelerini pozitif yönde etkiliyor. Kişiyi madde bağımlılığına iten sebepler ortadan kalktığı zaman sosyal olarak, yeni bir hayata başladığı zaman, aile desteği, maddi geliri de iyileştiği zaman, aslında bu şeyden kurtulabilecek potansiyeli de kendilerinde görüyorlar. O yüzden çoklu yaklaşım gerekiyor. Bu çalışmanın sonucunda, medikal tedavisinin yanı sıra sosyal ortamını değiştirmesi, psikolojik destek alması ve aile bağlarının kuvvetlendirilmesi oldukça önemli gözüküyor” değerlendirmesinde bulundu.
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’nda doktora öğrencisi Fatma Ceren Öztürk’ün yaptığı araştırmada, ‘Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezleri’nde (AMATEM) tedavi gören madde bağımlılarının yüzde 65’inin bekar, yüzde 72’sinin gelirinin yetersiz olduğu ortaya çıktı. Prof. Dr. Aslıhan Gürbüz, “Aile kurumu, aile olmak kişiyi psikolojik ve sosyal açıdan daha güçlü hale getirebiliyor” dedi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı’nda doktora öğrencisi Fatma Ceren Öztürk, 7 ildeki AMATEM’lerde tedavi gören 662’si erkek, 38’i kadın 700 hasta üzerinde yaptığı, ‘AMATEM’de Yatarak Tedavi Gören Bireylerin Demografik Özellikleri ve Farkındalık Düzeylerinin Araştırılması’ çalışmasını tamamladı. Araştırma sonunda madde bağımlılığı tedavisi görenlerin yüzde 65’inin bekar olduğu, yüzde 72’sinin gelirinin yetersiz olduğu, yüzde 20’sinde sigara kullanımı öyküsü olduğu ortaya çıktı. Araştırmada ayrıca arkadaş çevresinin madde bağımlılığına etkisinin yüzde 20 olduğu belirlendi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aslıhan Gürbüz, öğrencisi tarafından yapılan araştırmada madde kullanımına ilişkin birçok soruya cevap bulduklarını söyledi. Prof. Dr. Gürbüz, çalışmaya katılanların yüzde 45’inin 26-35 yaş aralığında olduğunu belirterek, “Yüzde 65’inin bekar olduğunu bulduk. Katılımcıların yüzde 72’si gelirinin yetersiz olduğunu ifade etti. Bu yüzde 72’den yüzde 65’inin ise işsiz olduğunu saptadık. Aile kurumu, aile olmak kişiyi psikolojik ve sosyal açıdan daha güçlü hale getirebiliyor. Yalnızlık, değersizlik duygusu, bir işe yarayamamak ya da işin içinden çıkamadığı psikolojik durumlar ve kişinin maddi olarak kendini yetersiz hissetmesi madde bağımlılığı kullanımını oldukça etkin hale getirebiliyor” dedi.
‘ARKADAŞ ÇEVRESİ YÜZDE 20 ETKİLİ’
Özellikle sosyal ortamın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürbüz, “Ayrıca sigara ve alkol bağımlısı olan bireyler, yasa dışı madde kullanıma daha yatkın olabiliyor. Bu katılımcıların yüzde 20’sinde sigara kullanımı öyküsü zaten var. Yüzde 17’si esrar, yüzde 13’ü eroin, yüzde 12’si alkol kullanıyor. Ama hepsini hep birlikte kullananlara baktığımızda, bu oradan daha fazla oluyor. Alkol ve sigaranın birlikte kullanımının ileriki dönemde bunu madde bağımlılığına götürebildiğini tespit ettik. Yakın çevrenin, arkadaş çevresinin de çok önemli olduğunu gördük. Arkadaş çevresinin madde bağımlılığında yüzde 20 gibi bir etkisi var. Yüzde 14 internet ortamı. Yüzde 10 kadarı merak. Yine yüzde 10 kadarı ailedeki huzursuzluklar” diye konuştu.
‘ERKEKLER DAHA FAZLA’
Prof. Dr. Gürbüz, araştırmada madde bağımlılığının erkeklerde daha fazla çıktığını da söyleyerek, “700 kişinin 662 kadarı erkek, 38’i ise kadındı. Katılımcılar, AMATEM’lerde ücretsiz tedavi olabileceklerinin farkında, yüzde 75’i bunun farkında. Bu araştırmada özellikle sosyal çevrenin değişmesi ve maddi olanaklarının değişmesi, iyileşmelerini pozitif yönde etkiliyor. Kişiyi madde bağımlılığına iten sebepler ortadan kalktığı zaman sosyal olarak, yeni bir hayata başladığı zaman, aile desteği, maddi geliri de iyileştiği zaman, aslında bu şeyden kurtulabilecek potansiyeli de kendilerinde görüyorlar. O yüzden çoklu yaklaşım gerekiyor. Bu çalışmanın sonucunda, medikal tedavisinin yanı sıra sosyal ortamını değiştirmesi, psikolojik destek alması ve aile bağlarının kuvvetlendirilmesi oldukça önemli gözüküyor” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Bakan Işıkhan, Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş Şube Başkanları İstişare Toplantısı kapsamında düzenlenen “Cumhuriyet’imizin 2. Yüzyılında Kamu Personel Rejiminin Geleceği Paneli”ne katıldı.
Işıkhan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu topraklarda hüküm sürdükçe gerek sınır içerisinde gerek de sınır dışında teröre, teröriste ve hıyanete geçit vermeyeceğini belirtti.
Işıkhan, terörle ve ona destek olan odaklarla mücadelelerinin köklerini kurutana kadar azim ve kararlılıkla devam edeceğini söyledi.
Türkiye’nin son yıllarda atlattığı badirelere rağmen her zaman büyüme ve kalkınma yolunda başarıyla ilerlediğini kaydeden Işıkhan, bu kalkınma sürecinin, çalışma hayatının tüm bileşenlerine de olumlu yansıdığını vurguladı.
Yeni asgari ücret miktarını geçen hafta karara bağladıklarını hatırlatan Işıkhan, enflasyon karşısında çalışanların yanında olma kararlılığını koruyarak asgari ücreti 11 bin 402 liradan 17 bin liraya yükselttiklerini kaydetti.
“Bu rakamla net asgari ücrete önceki döneme göre yüzde 49, önceki yıllara göre de kümülatif olarak yüzde 100 oranında artırmış olduk.” diyen Işıkhan, asgari ücretin 2002 yılına göre reel olarak 3,5 kat artış sağladığını vurguladı.
Aralık ayı enflasyon oranıyla memur ve memur emeklilerine de yüzde 49,25 artış yapılacağına işaret eden Işıkhan, “Bu süreçte bize liderlik eden Sayın Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere sürece destek veren, katkı sağlayan tüm işçi ve işveren sendikalarımıza, kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle ortak akıl ve istişare anlayışımızı da pekiştirmiş olduk. Hükümet olarak, göreve geldiğimiz günden bu yana, konu ne olursa olsun her zaman ilgili taraflarla istişareden yana olduk, sosyal diyalog mekanizmalarını hassasiyetle işleten bir yönetim anlayışını benimsedik.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara hizmet bilinciyle hareket ederken her alanda paydaşlarla hareket etmeyi, onların öneri ve eleştirilerini dikkate alarak yol almayı kendilerine düstur edindiklerini aktaran Işıkhan, “Bugün burada bir arada bulunmamız bu anlayışın açık bir tezahürüdür. Sendikacılık, sosyal dayanışmanın en büyük itici gücüdür. Memur sendikalarımız ise hiç kuşkusuz çalışma hayatımızın en önemli temsillerinden biridir. Kamu personel yönetimi alanında en önemli paydaşlarımız, önemli emekleri bulunan kamu görevlileri sendika ve konfederasyonlarıdır.” diye konuştu.
Bakanlık olarak her fırsatta sosyal paydaşlarla bir araya geldiklerini, istişare ve diyalog mekanizmalarını canlı tuttuklarını anlatan Işıkhan, şöyle devam etti:
“Bu anlayışla istişare mekanizmamızın olmazsa olmazı olarak gördüğümüz Üçlü Danışma Kurulunu uzun bir aradan sonra 20 Ekim’de yeniden topladık. Kamu Personeli Danışma Kurulumuzu yakın zamanda toplayarak kamu görevlilerimizle ilgili hususları görüştük. Ülkemizde kamu görevlileri sendikacılığı yakın bir geçmişe sahip olmasına rağmen bu konuda önemli adımlar atıldı. Bildiğiniz gibi kamu çalışanlarımıza sendika kurma hakkı 1995 yılında Anayasa değişikliği ile tanınmış, bu hakkın kullanımını düzenleyen yasa ise 2001 yılında yürürlüğe girmişti. Böylece memur sendikacılığı yasal bir zemine oturmuş oldu. O tarihten itibaren özellikle hükümetlerimiz döneminde kamu görevlileri sendikacılığında sendikalaşma oranı hep artan bir seyir izledi.”
2010 Anayasa referandumu vurgusu
Bakan Işıkhan, hükümet olarak elbette en büyük temennilerinin bu oranların çok daha yüksek seviyelere çıkması ve tüm kamu çalışanlarımızın sendikalaşması yönünde olduğunu söyledi.
“Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana özellikle kamu görevlileri sendikacılığında son derece önemli değişiklikleri hayata geçirildi.” diyen Işıkhan, bunlardan en önemlisinin şüphesiz kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları için toplu sözleşme imkanı sunan 2010 Anayasa referandumu olduğunu dile getirdi.
Kamu görevlilerine mali ve sosyal haklarının belirlenmesi sürecinde masaya oturarak taraf olma hakkı veren bu değişikliğin hem istişare kültürü hem de kamu sendikacılığı alanında oldukça önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkati çeken Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2012 yılında yürürlüğe giren yasa doğrultusunda toplam yedi toplu sözleşme gerçekleştirdik. Geçtiğimiz ağustosta ise bildiğiniz gibi 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan kamu görevlilerimizin mali ve sosyal haklarını içeren 7. Dönem Sözleşme Görüşmeleri’ni gerçekleştirdik. Görüşmeler neticesinde alt hizmet kollarına yönelik ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarıyla kamu görevlilerinin geneline yönelik çok sayıda kazanım elde edildi. Bir kez daha tüm kamu camiamız adına hayırlı olmasını diliyorum. Cumhuriyet’imizin bir asrını geride bıraktığımız şu zaman diliminde geriye baktığımızda, tüm engellemelere rağmen ulaşılamaz olarak görülen hedeflerimize bir bir ulaştığımızı görüyoruz.
Özellikle hükümetlerimiz dönemini kapsayan son 21 yıl, hemen her alanda olduğu gibi kamu personel yönetiminde de özellikle geçmişin çözülemez denilen sorunlarını sosyal paydaşlarımızla birlikte çözüme kavuşturduğumuz bir dönem oldu.”
Hükümetin insan odaklı hizmet anlayışıyla Türkiye’de kamu dahil tüm hak ve özgürlüklerin teminatı, sorun odaklı değil, çözüm odaklı kamu politikalarının uygulayıcısı olduğunu belirten Işıkhan, kamu çalışanları için gelecekte yapacakları hizmetlerin en sağlam teminatının geçmişte yapmış oldukları reformlar olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet’in ikinci asrının kamu personel rejimi başta olmak üzere ülkeyi ve milleti ilgilendiren her alanda yükseliş dönemi olacağına inandıklarını anlatan Işıkhan, “Bu süreci, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konulmuş olan Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır şekilde Sayın Devlet Bahçeli’nin de çok büyük destekleriyle çalışmanın ve üretimin yüzyılı yapmak ortak hedefimizdir. Biz bugünlere işçisi, işvereni, memuru, yatırımcısı, üretimcisi ve girişimcisiyle, tıpkı bir cephede yardımlaşır gibi dayanışma, birlik ve beraberlik şuuru içerisinde hep birlikte geldik. İstikbalde de aynı ruhu korur, küresel arenada her bakımdan daha büyük ve daha güçlü Türkiye hedefi istikametindeki yürüyüşümüzü aynı kararlılıkla ve azimle sürdürürsek, Allah’ın izniyle dahili ve harici anlamda aşamayacağımıza hiçbir engelimiz olamaz.” diye konuştu.
]]>Toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunmak, kadınların gelişimini desteklemek ve iş gücüne katılımını artırmak amacıyla hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” Projesi üçüncü yılını tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen projede bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadın kursiyere dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verildi. Projenin sosyal etkisini ölçmek üzere hazırlanan raporun ikincisine göre, bu eğitimlerle 21 milyon TL’yi aşkın sosyal değer elde edilirken, proje için yapılan her 1 TL’lik yatırım bir önceki döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde sosyal getiri sağladı. Bu değerin yüzde 33’ü dijital okuryazarlık, yüzde 67’si dijital pazarlama kursiyerlerinde oluşturulan değişimden kaynaklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, şöyle konuştu: “Genel Müdürlüğümüz, hayat boyu öğrenme kapsamında “hayata mutlu bireyler hazırlamak için her zaman, her yerde, herkese eğitim” anlayışıyla, çağımızın gereklilikleri doğrultusunda bireylerin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda kişisel ve mesleki bilgi, davranış, tutum, yeterlilik ve becerilerinin gelişimlerine katkı sağlayarak ulusal ve kişisel ölçekli değişim ve gelişim sürecine uyum sağlamalarını amaçlamaktadır. Bünyemizde Türkiye genelinde faaliyet gösteren 1000 halk eğitimi merkezi ve 31 olgunlaşma enstitüsünde 3 bin 771 adet yaygın eğitim kurs programıyla örgün eğitimin içinde veya dışında kalan bireylere yönelik açılan genel, mesleki ve teknik alanlardaki kurslar ve diğer faaliyetlerle hayat boyu öğrenme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca sosyal ortaklarımızla, kursiyerlerimizin mesleki, sosyal, kültürel olarak geliştirilmesi amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Benim İşim Projesi de dijital dünyanın gücünü, kadınların potansiyeliyle buluşturmak üzere kamu ve özel sektör birlikteliğinin başarılı örneklerinden biridir. Proje kapsamında on binlerce kadının teknoloji alanında farkındalığının, bilgi ve becerilerinin artırmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bu faydanın kadınların özgüvenine, motivasyonuna da yansıdığını görmek hepimiz için çok kıymetli.”
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ise şunları söyledi: “Amaç odaklı bir şirket olarak, dijital geleceğin toplumdaki her kesimi kapsaması için çalışıyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ de bu vizyonla hayata geçirdiğimiz bir proje. Temel amacımız, kadınları dijital dünyayla tanıştırarak onlara dijital okuryazarlık becerileri kazandırmak, kadınların sosyal hayatta güçlenmelerini sağlamak ve onları potansiyel dijital iş olanaklarıyla buluşturmak. Bu projeyle bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadına dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verdik. Projemizin etkisini de düzenli olarak ölçümlüyoruz. İkinci sosyal etki raporumuza göre, projemiz kadınların yalnızca dijital bilgi ve becerilerini artırmıyor, aynı zamanda özgüven ve motivasyonlarının artmasında, dijital dünyanın önemine dair farkındalık kazanmalarında ve destekleyici ilişkiler geliştirmelerinde önemli rol oynuyor. Diğer yandan, projeye yaptığımız her 1 TL’lik yatırımın geçen döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde değer oluşturduğunu gördük. ‘Dijital Benim İşim’ Projesi’ni deprem bölgesine de taşıdık. Bu doğrultuda Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurduk. Eğitim konteynerlerimizde, kadın kursiyerlerimiz geleneksel el sanatları kurslarına katılıyor ve el emeği ürünler üretiyor. Aynı zamanda, bölge özelinde geliştirdiğimiz ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleriyle kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, kadınların yanında durmaya devam edeceğiz.”
Dijital okuryazarlık bilgi ve becerisinde yüzde 50 artış
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi”nde 2022 Nisan – 2023 Mart arasında gerçekleştirilen dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri ile eğitimler sonunda düzenlenen Sosyal Medya Kampanya Yarışması kapsamında oluşturulan sosyal etki değerlendirildi. Buna göre, “Dijital Benim İşim” Projesi kapsamında dijital okuryazarlık katılımcılarındaki en büyük değişim yaklaşık yüzde 50 ile bilgi ve becerilerindeki artış olurken, en yüksek ikinci değişim alanı ise yüzde 28,5 ile özgüven ve motivasyondaki artış oldu. Eğitmenler de dijital okuryazarlık kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 65 ile özgüven ve motivasyon başlığı altında yaşandığını belirtti. Bu kursiyerlerin yüzde 70’e yakını bilgisayar ve internet konusunda yeni şeyler öğrenme isteğinin arttığını, yüzde 50’sinden fazlası ise güvenli internet kullanımı konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyledi. Diğer yandan, eğitimlerden sonra dijital okuryazarlık katılımcılarının yüzde 60’ının özgeçmişini güncellediği ve yüzde 35’inin yeni bir iş baktığı görüldü.
Dijital pazarlama bilgi ve becerilerinde yüzde 43 artış
“Dijital Benim İşim” Projesi’nde dijital pazarlama kursiyerlerinin gözünden kendilerindeki en büyük değişim yüzde 43 oranında dijital pazarlama konusundaki bilgi ve becerilerindeki artış olurken, ikinci en yüksek değişim yüzde 31 ile motivasyon alanında oldu. Eğitmenler de dijital pazarlama kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 83 ile motivasyon ve yüzde 82 ile özgüven alanlarında yaşandığını belirtti. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 62’sinin eğitimlerden sonra özgeçmişini güncellediği, yüzde 47’sinin yeni bir iş baktığı, iş baktığını belirten katılımcıların yüzde 10’unun yeni bir işte çalışmaya başladığı görüldü. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 20’si eğitimlerden sonra girişimde bulunduğunu da belirtti. Bu katılımcıların yüzde 41’i satış yapmak üzere profesyonel hesap oluşturduğunu ve satış yapmaya başladığını, yüzde 33’ü sosyal medya hesabı açtığını, yüzde 11’i YouTube kanalı açtığını, yüzde 4’ü ise web sitesi kurduğunu paylaştı. Katılımcıların yüzde 11’i ise çalıştıkları işte daha verimli hale geldiğini ve dijital pazarlamayla ilgili iş alanlarına girdiğini aktardı.
Dijital pazarlama kursiyerlerinin yarısından fazlası kendi iş alanını oluşturmak için kursa katıldığını belirtirken, çalıştığı iş sebebiyle dijital pazarlama yetkinliğini geliştirmek için katılanlar geçen döneme oranla neredeyse 2 katına çıktı. Bu kursiyerlerin yüzde 54,75’i dijital pazarlamaya dair sahip olduğu bilginin arttığını, yüzde 52,82’si kendine yeni bir iş alanı oluşturma ya da sahip olduğu işi büyütme motivasyonunun güçlendiğini, yüzde 51,29’u dijital platformlarda farklı kitlelere ulaşma ve etkileşime geçme becerisinin geliştiğini belirtti.
Eğitmenler için önemli deneyim
Projenin eğitmenler üzerinde de etkisi oldu. Buna göre, dijital pazarlama eğitmenlerinde en yüksek değişim yüzde 32 ile bilgi, beceri ve yetkinlik gelişimi başlığında gerçekleşti. Dijital okuryazarlık eğitmenlerinde ise en yüksek değişim yüzde 6,6 ile iletişim becerileri ve sosyalleşme alanında oldu.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı
Proje, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. “Dijital Benim İşim”, doğrudan kadın kursiyerleri hedef grup olarak belirleyen, kadınların güçlenmesini ve ekonomik hayata katılımlarını artırmayı amaçlayan bir proje olduğundan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Amaç 5) ve Eşitsizliklerin Azaltılması (Amaç 10) hedeflerini doğrudan destekliyor. Proje ayrıca, kadınlara eğitim ve istihdam fırsatları oluşturarak uzun vadede yoksulluğun sonlandırılmasına (Amaç 1), kadınlara nitelikli beceriler kazandırma ve kapsayıcı öğrenme fırsatları sunması ile birlikte nitelikli eğitmen yetiştirilmesini de desteklemesiyle Nitelikli Eğitim’e (Amaç 4), istihdam, gelir artışı ve girişimcilik becerileri kazandırmasıyla İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ye (Amaç 8) ve son olarak Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı işbirliğinden güç alması nedeniyle Amaçlar İçin Ortaklıklar (Amaç 17) hedeflerine katkıda bulunuyor.
Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi kullanıldı
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi” kapsamında uygulanan Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi, sosyal temelli projelerin oluşturduğu sosyal değerin hesaplanması için kullanılıyor. SROI yolu ile değişim, bu değişimi yaşayan ya da ona etki eden paydaşları kapsayacak şekilde hesaplanıyor. SROI analizinde, saha çalışmaları yolu ile paydaşlar üzerinde oluşturulan sosyal değişimi anlamak hedefleniyor ve bu değişimin, finansal değerler kullanılarak yansıtılması yolu ile değişimin hikayesi anlatılmaya çalışılıyor. Bu sayede, sosyal kazanım ve maliyetleri yansıtacak bir oranın hesaplanması mümkün oluyor. Buna göre, 2: 1 oranında bir etki, 1 birimlik yatırımın 2 birimlik sosyal değer oluşturabildiğini dile getiriyor. – İSTANBUL
]]>Bursa’da engelli vatandaşların sosyal hayatın her alanında rahatlıkla yer alabilmesi amacıyla birbirinden farklı projeleri devreye alan Büyükşehir Belediyesi, 2023 yılı boyunca da özel bakım gerektiren bireylere yönelik pozitif ayrımcılık politikasından taviz vermedi. Özel bireylerin çeşitli branşlarda mesleki becerilerinin gelişmesine yardımcı olmak ve engelli ailelerinin gündelik hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla düzenlenen kurslara, yıl boyunca 2836 öğrenci katıldı. Eğitim hizmetleri çerçevesinde bilgisayar, el sanatları, resim, müzik ve halk oyunları gibi derslere katılan engelli bireylerin sosyal entegrasyonuna katkı sağlanmış oldu.
Sosyal destek
Bursa’da ikamet edip ‘sosyoekonomik yetersizlikten dolayı’ korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç kişi ve gruplara yönelik farklı sosyal destek programları düzenlendi. İşitme ve takip cihazları, protez-ortez, manuel ve akülü tekerlekli sandalye, hasta yatağı, hasta bezi, solunum aparatı, glütensiz gıda, Kart16 ve gıda ile afet durumlarında ev eşyası destekleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Yıl boyunca 144 adet manuel ve akülü tekerlekli sandalye, 94 adet hasta yatağı ve karyolası, 2254 adet tıbbi malzeme, 641 adet hasta bezi ve 100 koli glütensiz gıda paketi desteği sağlandı.
Yol yardım
Engelli bireylerin ulaşım özgürlüğünün kısıtlanmaması amacıyla tekerlekli sandalyelerin tamir ve bakımı, akü değişimi ve yedek parça ihtiyaçlarını ücretsiz karşılayan Büyükşehir Belediyesi’nin Yol Yardım Hizmeti de (SEYYAH) büyük ilgi gördü. 2 adet hafif ticari araçla mobil olarak sağlanan hizmetten, yıl boyunca 1027 kişi yararlandı. Bunun yanında vatandaşların sorunsuz bir şekilde gezebilmeleri ve akülü araçlarını rahatlıkla şarj edebilmeleri amacıyla, şehrin farklı noktalarındaki dolum istasyonu sayısı 21’e çıkarıldı. Akülü ve manüel araç kullanan 291 vatandaşın kamu kurum ve kuruluşlarına ulaşımı da özel liftli engelli araçları ile sağlandı.
Farkındalık çalışmaları
Özel öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif becerilerinin geliştirilmesi için toplantı, seminer, konferans, sosyal kültürel etkinlikler ve farkındalık faaliyetleri kapsamında yıl boyunca düzenlenen 48 etkinliğe yaklaşık 6 bin kişinin katılımı sağlandı. Engelli bireyler ile yakınlarının kendilerine verilen tüm haklar, belediye hizmetleri ve nasıl faydalanacakları konusunda da yıl boyunca 5032 kişiye danışma ve yönlendirme hizmeti verildi. ‘Bir Ev Bir Dünya’, ‘Spora Engel Yok’, ‘Engelsiz Dart Takımı’, ‘Pastam Glütensiz Olsun’ gibi projelerle engelli bireylerin kendilerini özel hissetmeleri sağlandı. Pastam Glütensiz Olsun projesi kapsamında 755 adet glütensiz pasta dağıtılarak özel vatandaşların doğum günleri kutlandı.
Engelsiz şehir Bursa
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ‘Engelsiz şehir Bursa’ vizyonu doğrultusunda ‘engelli vatandaşların hizmete erişimi noktasındaki tüm engellerin kaldırılması için’ yoğun çaba harcadıklarını söyledi. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin farklı engellilik durumlarına sahip olduğunu hatırlatan Başkan Aktaş, “Büyükşehir Belediyesi olarak engelli vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunlara dikkat çekmek ve çözüm üretmek için projeler geliştiriyoruz. Engelsiz şehir Bursa vizyonumuz doğrultusunda ‘Bu şehirde engel yok’ diyerek, sorumluluk alanımızdaki kaldırım, yol, üst ve alt geçit, tarihi ve turistik mekanları engelli bireylerin kimseye ihtiyaç duymadan kullanabileceği hale getiriyoruz” dedi. – BURSA
]]>