Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, “Aile hekimlerimizin, aile sağlığı hemşirelerimizin ve ebelerimizin ücret tavan oranları, destek ve teşvik ödemeleri çok düşük. Bu oranların muhakkak artırılması gerekiyor. Aşılama izlem ve takip konusunda arkadaşlarımız gerçekten yoğun bir çaba içerisinde. Aile hekimliğinde görev yapan arkadaşlarımızın çabası olmasa ülkemizdeki aşılama oranı bu kadar yüksek olmaz” dedi.?
Aile sağlığı hemşire ve ebelerinin sorunlarının tartışıldığı ve çözüm önerilerinin arandığı ‘Sağlık-Sen Aile Sağlığı Çalışanları Güncel Sorunları ve Gelecek Perspektifi Çalıştayı’ gerçekleştirildi.?Sağlık ve sosyal hizmetlerin tüm branşları için çalıştaylar düzenleyen Sağlık-Sen, bu çalıştayda aile sağlığı hemşiresi ve ebesi konularını ele aldı. Gerçekleştirilen ‘Aile Sağlığı Çalışanları Güncel Sorunları ve Gelecek Perspektifi Çalıştayı’nda uzman isimler ile sahadan gelen aile sağlığı hemşireleri ve ebeleri sorunlarını dile getirerek, çözüm önerilerini ortaya koydu.?Oluşturulan 4 masada, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği ile Mali Haklar, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği ve Özlük Haklar, Mesleki Saygınlık, Görev Tanımları, Yetki ve Sorumluluk, Saha Sorunları ve Örgütlenme konuları üzerine değerlendirmeler yapıldı.?Toplantıya Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan ile Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, Ankara 6 Nolu Şube Başkanı Umut Gümüşay, Çankırı Şube Başkanı Tuna Dinç, ASEF yöneticileri, akademisyenler ve uzman isimler katıldı.?
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan burada yaptığı konuşmada, akademik ve bilimsel sendikacılık konusunda çalışmalarına hız verdiklerini söyleyerek, “Sağlık-Sen olarak; hekimlerimiz, aile hekimlerimiz, hemşirelerimiz, odyologlarımız ve odyometrislerimiz, hemşirelerimiz, yardımcı hizmetler ile teknik hizmetler sınıfı arkadaşlarımız için çalıştaylar düzenledik. Biz sağlığın her branşına dokunacağız. Bugün de aile sağlığı hemşirelerimiz ve ebelerimiz için bu çalıştayı düzenliyoruz. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin ne kadar önemli olduğu, değerli olduğu ortada. Birinci basamağın güçlenmesi ve burada görev yapan arkadaşlarımızın hak ettiği değeri görmesi için çalışıyoruz” diye konuştu.?
‘ÜCRET TAVAN ORANLARI İLE DESTEK VE TEŞVİK ÖDEMELER ÇOK DÜŞÜK’
Aile hekimliklerinde çalışanların yaptıkları fedakarlıklardan bahseden Başkan Doğan, “Hekimimiz, aile sağlığı hemşiremiz ve ebemiz sabahın 8’inde görevinin başında. Yaşlı, hamile, çocuk herkese hizmet ediyor. Bu çaba ortadayken yaşanan sorunların da görülmesi ve çözülmesi gerekiyor. Aile hekimlerimizin, aile sağlığı hemşirelerimizin ve ebelerimizin ücret tavan oranları, destek ve teşvik ödemeleri çok düşük. Bu oranların muhakkak artırılması gerekiyor. Aşılama, izlem ve takip konusunda arkadaşlarımız gerçekten yoğun bir çaba içerisinde. Aile hekimliğinde görev yapan arkadaşlarımızın çabası olmasa ülkemizdeki aşılama oranı bu kadar yüksek olmaz” dedi.?
‘SADECE ELEŞTİRMİYOR, ÇÖZÜM ÜRETİYORUZ’
Aile sağlığı hemşire ve ebelerinin mali ve özlük konularda sorunları olduğuna dikkat çeken Doğan, “Biz sorunları tek tek tespit ederek, sorunlara çözüm üretmek istiyoruz. Tüm çabamız bunun için. Sadece eleştirmiyor, çözüm üretiyoruz. Bu çalıştaydan çıkan sonuçları yetkili merciler ile paylaşıp, çözümü için mücadele edeceğiz. Yeni Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da aile hekimliklerinin güçlendirileceğini geçtiğimiz haftalarda dile getirdi. İnşallah bu çalıştaydan çıkan sonuç aile hekimliği sisteminin daha da güçlü hale gelmesi için bir yol haritası olacak” ifadelerini kullandı.
]]>TORAKS Derneği heyeti, Adıyaman ve Malatya’da göğüs hastalıkları uzmanlarıyla görüştü. Ziyaretin ardından yayımlanan raporda, deprem sonrası dönemde bölgede görülen başlıca akciğer sağlığı sorunlarının astım ve KOAH alevlenmeleri ile pnömonilerde yaşanan artış ve toza maruziyet sonrası geçmeyen öksürük olduğu belirtilerek, “Yıkım sırasında ortaya çıkan tozun yaratmış olduğu hava kirliliğinin, uzun vadede akciğer sağlığı açısından birçok soruna ve hastalığa neden olabileceği endişesi hakimdir” denildi.
Türk Toraks Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahriye Oya İtil, Türk Toraks Derneği Okul Başkanı ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Akgün ve Örgütlenme-Üye İletişim Sorumlusu Uzman Dr. Fatih Tekin’den oluşan heyet, 6 Şubat depremlerinden etkilenen Adıyaman ve Malatya’daki sağlık kuruluşlarında incelemede bulundu. Deprem sonrası dönemde sağlık sisteminde devam eden aksaklıkları ve göğüs hastalıkları uzmanlarının yaşadığı sorunları tespit etmek amacıyla Adıyaman ve Malatya’da hastanelerde göğüs hastalıkları uzmanlarıyla görüşmeler yapan Türk Toraks Derneği heyeti, ziyaretle ilgili bir değerlendirme raporu yayınladı.
Raporda, hekimlerin çalışma, barınma ve yaşam koşullarında halen normalleşmenin tam olarak gerçekleşmediğine yer verildi. Deprem sonrası yapılan mecburi hizmet kuraları ile bölgeye birçok yeni uzman ataması gerçekleştirildiğinin bildirildiği raporda, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının tüm olumsuzluklara rağmen mesleklerini büyük bir fedakarlık içerisinde icra ettikleri dile getirildi.
Hastanelerin durumlarıyla da ilgili değerlendirmenin yer aldığı raporda, ” Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, depremde ayakta kalan ve bu süreçte hasta yükünün çoğunu karşılayan bir konumda olmuştur. Hastanede 1 alerji uzmanı, 3 göğüs cerrahı ve 7 göğüs hastalıkları uzmanı görev yapmaktadır. Deprem sırasında bölgede ayakta kalan ve kesintisiz hizmet veren bir diğer hastane ise İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’dir. Bu merkez, birçok hekim ve sağlık çalışanı için güvenli bir barınma yeri temin edilene kadar sağlık çalışanlarına ev sahipliği yapmıştır. Hastanede Alerji Anabilim Dalında 1, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında 5 olmak üzere 6 öğretim üyesi ile 7 göğüs hastalıkları asistanı görev yapmaktadır. İlde bulunan ve deprem sonrası dönemde faal olan diğer bir hastane olan Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi binası depremden çok az etkilenmiştir. Hastanede 7 göğüs hastalıkları uzmanı görev yapmaktadır. İki ilde bulunan hastanelerin depremden etkilenmemesi, sağlık sisteminin ayakta kalmasını ve sağlık hizmetlerinin devam etmesine olanak sağlamıştır” denildi.
AKCİĞER SAĞLIĞINA DİKKAT
Dernek heyeti, raporunun son bölümünde bölgede yaşanan sağlık sorunlarına da dikkat çekti. Deprem sonrası dönemde bölgede görülen başlıca akciğer sağlığı sorunlarının astım ve KOAH alevlenmeleri ile pnömonilerde yaşanan artış ve toza maruziyet sonrası geçmeyen öksürük olduğu belirtilen raporda, “Hava kirliliğindeki artış ile moloz yığınlarının kaldırılması ve hasarlı binaların yıkımı sonrası ortaya çıkan tozdan dolayı astım ve KOAH alevlenmeleri ile pnömonilerde yaşanan artış ve toza maruziyet sonrası geçmeyen öksürük olarak sıralanabilir. Şehirde yaşam normale dönmeye başlamış olmasına rağmen, halen yıkımı süren ve yıkım bekleyen binaların ve bir yandan da yapımı devam eden yeni konutların olduğu görülmüştür. Yeni olmasına rağmen ağır hasar gören binalarla hasar görmemiş binaları yan yana görmek mümkündür. Yıkım sırasında ortaya çıkan tozun yaratmış olduğu hava kirliliğinin, uzun vadede akciğer sağlığı açısından birçok soruna ve hastalığa neden olabileceği endişesi hakimdir” ifadelerine yer verildi.
UZUN VADEDE SAĞLIK SORUNLARI ORTAYA ÇIKABİLİR
Türk Toraks Derneği Okul Başkanı ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Akgün, ziyaret sırasında deprem bölgesinde çalışanların durumun değerlendirdiklerini söyledi. Çalışanların büyük bir özveriyle görev yaptıklarını ifade eden Akgün, hala konteynerde yaşayanlar olduğunu kaydetti. Kaldırılmayan enkazların, hasarlı binaların bölgede sağlık için önemli sıkıntılar olduğunu belirten Akgün, “Deprem enkazlarının sağlık sorunlarına yol açtığı birçok kez dile getirildi ama hatırlatmakta fayda var. Toz toprak ve içerisindeki maddeler akciğer rahatsızlığı olanların şikayetlerinin artmasına sebep olabiliyor. Özellikle uzun vadede binalar içindeki asbest, silika nedeniyle uzun vadede birtakım sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Özellikle enkaz kaldırmada çalışan işçiler başta olmak üzere çevrede bulunan bu toza maruziyetinin azaltılması gerekiyor” diye konuştu.
]]>İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği tarafından ‘Türkiye Balıkçılığının Dünü, Bugünü ve Yarını Kongresi’ düzenledi. Sarıyer Belediyesi Boğaziçi Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen yeni dönemin ilk buluşmasına Vali Yardımcı Cengiz Karabulut, Beşiktaş ve Boğaziçi Belediyeler Birliği Başkanı Rıza Akpolat, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Sarıyer Belediye Başkanı Mustafa Oktay Aksu, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Melek İşinibilir Okyar, Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya, Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Işık ve çok sayıda akademisyen katıldı. Kongre beş oturumda gerçekleşirken, Yerel Yönetimlerin Balıkçılıktaki Rolü, Endüstriyel Balıkçılığın Sorunları ve Çözüm Önerileri, Küçük Ölçekli Balıkçılığın Sorunları ve Çözüm Önerileriyle birlikte Balık ve Su Ürünlerinin Pazarlanması konuları konuşuldu.
“Su ürünleri ihracatımızda önemli bir artış görülmekte”
Kongrenin açılış konuşmasını İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar gerçekleştirdi. Okyar, su ürünlerinin dünyanın önemli geçim kaynakları olduğunun altını çizerek, “Bu sektörün insanların beslenmelerinin yanında ülke ekonomisine de önemli katkılar sağladığını biliyoruz. Dünyada ve Türkiye’de bu sektör geçmişte daha çok avcılık yoluyla yapılırken, son yıllarda yetiştiricilik yoluyla üretimin payı giderek yükselmektedir. Dünyada su ürünleri üretimi 2022 yılında 185.4 milyon ton olarak gerçekleşmiş, bu üretimin yüzde 49’ı avcılıkla yüzde 51’i ise yetiştiricilikten elde edilmiştir. Türkiye’de ise 2022 yılında 849.808 ton su ürünleri üretilmiş olup bu üretimin yüzde 39’u avcılık yoluyla, yüzde 61’i ise yetiştiricilik yoluyla elde edilmiştir. Sektördeki üretim ve gelişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak su ürünleri ihracatımızda önemli bir artış görülmektedir. Ülkemiz su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı konumundadır” ifadelerini kullandı.
“Sarıyer için balıkçılık sektörü çok önemli”
Ev sahibi olarak kongrede bulunan Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu, “Bu kongreye ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz çünkü bir balıkçı kentiyiz. İstanbul’un da en önemli ilçelerinden birisi Sarıyer. İstanbul’da bulunan toplam 48 balıkçı kooperatifinin 23’ü İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği sınırları içerisinde ve bunların da 7’si Sarıyer’de bulunmaktadır. İlçemizde kooperatiflere bağlı yaklaşık 900 üye var. Kooperatiflerin bünyesinde bulunan balıkçı barınaklarının da yaklaşık olarak 500 tekne barındırma kapasitesine sahip. Balıkçılık sektöründe İstanbul balıkçılığının yüzde 40’ı ve midyeciliğinin de neredeyse tamamı Sarıyer’de karşılanmaktadır. Bu nedenle de ilçemizin geçim kaynaklarının başında balıkçılık gelmektedir. Sarıyer’de balıkçılık ve midyecilik alanında yaklaşık 10 bin vatandaş geçimini sağlamaktadır. Sarıyer için balıkçılık sektörü çok önemli ve bu kongrenin de Sarıyer’de yapılıyor olması çok anlamlı aynı zamanda” dedi.
“Sorunların önemli bir bölümünün çözüm yetkisi ilgili bakanlık ve mercilerinde bulunmakta”
Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği Başkanı Rıza Akpolat ise yaptığı konuşmasında İstanbul Boğazı Belediyeleri Birliği’nin yeni dönemde en büyük misyonlarından birinin bu bölgelerde yaşanır sorunları görünür kılmak, bu konuda farkındalıklar oluşturmak ve bu sorunları çözmek için paydaşları olan STK’larla birlikte mücadele vermek olduğuna işaret ederek, “Yönetime geldikten sonra, bugün İstanbul Boğazı Belediyeleri Birliği olarak ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Türkiye Balıkçılığının Dünü Bugünü ve Yarını Kongremiz bu açıdan bizim için çok kıymetli. Çok kadim bir coğrafyada yaşıyoruz. Bulunduğumuz bölgeler İstanbul Boğazına bağlı olan bölgeler. Aynı zamanda hem sur içinde hem sur dışındaki en eski tarihi yerleşim yerlerinin bulunduğu ilçeler. Çevre ilçelerden, illerden, dünyanın birçok bölgesinden İstanbul’a ayak basan herkesin bir vesileyle gelmiş olduğu ilçeler bunlar. Aynı zamanda nüfusun çok yoğun olduğu bölgeler. Bu açıdan baktığımızda bu bölgelerin kendine özgü çok önemli sorunları bulunmakta. İmar planları, Boğaz Kanunu, balıkçılık konusu, müsilaj sorunları bunlardan sadece bir kaçı. İstanbul Boğazı Belediyeleri Birliği’nin yeni dönemde en büyük misyonlarından biri, bu bölgelerde yaşadığımız sorunları görünür kılmak, bu konuda farkındalıklar oluşturmak, bu sorunları çözmek için paydaşları olan STK’larla birlikte mücadele etmek olacaktır. Bu kapsamda da bugünkü toplantımızı gerçekleştirmekteyiz. Bundan sonraki toplantılarımızda da başta imar planları olmak üzere bu bölgedeki sorunları konuşmaya, gerekirse sesimizi daha çok yükseltmeye ve bu sesin Ankara’da duyulmasını sağlamaya çalışacağız. Çünkü Boğaz bölgesinde yaşadığımız sorunların önemli bir bölümünün çözüm yetkisi ilgili Bakanlık ve mercilerinde bulunmakta. Tabii birçok güncel sorun da yaşıyoruz. Mesela dünyanın dört bir yanında olduğu gibi iklim krizinden yaşadığımız problemler var. Küresel ısınmayla birlikte, deniz canlılarının yaşam alanlarının daralması gibi örnekleyebileceğim sorunların çözümü tam bir iş birliğini gerektirmekte. Sarıyer Belediyesi bu konuda öncü bir belediye. Bu sebeple Sarıyer Belediye Başkanı Mustafa Oktay Aksu’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Bu kongreden çıkacak olan sonuç bildirgesini Ankara’da Meclis’te milletvekillerimiz aracılığıyla dillendireceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen ‘İETT – İlçe Belediyeleri Buluşmaları’ adlı proje kapsamında, kentteki tüm ilçelerde toplantılar düzenlenerek, ulaşım sorunlarının çözüme kavuşturulması hedefleniyor. Bu kapsamında, ilçenin toplu ulaşım sorunlarının görüşülmesi için 26 Haziran Çarşamba günü İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde toplantı gerçekleştirildi.
Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, İETT Genel Müdürü İrfan Demet, İETT Genel Müdür Yardımcıları Şükrü Yılmaz ve Onur Temürlenk, İETT Koordinatörü Sinan Öztürk, Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon, ilçenin mahalle muhtarları ile vatandaşların katılımıyla gerçekleşen toplantıda sorunlar, talepler ve çözüm önerileri görüşüldü.
“Ataşehir ulaşım geleneği olmayan bir ilçe”
Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, açılış konuşmasında şunları söyledi:
“Ataşehir’in ulaşım sorunlarını konuşmak üzere yaptığımız bu toplantıya katılan İETT Genel Müdürü’müz İrfan Demet’e, ekibine ve sizlere, burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. Ataşehirimiz 2009 yılında kurulurken 4 ilçeden oluşmuş ve mahalleleri arasında geçmişten bu güne bir ulaşım geleneği olmayan bir ilçemizdir. Hem çeşitli coğrafi sorunlar var hem de geçmişten gelen bir merkezleşme olmadığı için kamu kuruluşları da tam anlamıyla bir merkeze toplanamamış. Bundan kaynaklı olarak da; mahallelerimiz, kurumlar ve tesisler arasında bir ulaşım sorunu yaşanıyor.
Ataşehir’in bir metro ağına sahip olmasında Sayın Başkan İmamoğlu’nun çok ciddi emekleri var. Yeni metro hatlarımız toplu taşımanın da daha kolaylaşacağı bir dönemin geldiğinin göstergesi. Amacımız; Ataşehir’de toplu ulaşımın daha verimli olmasını sağlamak, vatandaşlarımızın toplu ulaşımdan daha rahat yararlanması noktasında çözüm önerileri üretmek ve toplu taşımayla birlikte trafiğin de rahatlamasına katkı sunmaktır.”
“İETT yaptığı kilometre ile dünyanın etrafını her gün 32 kez dönüyor”
Ulaşım sorununu en aza indirmek istediklerini belirten İETT Genel Müdürü İrfan Demet de şöyle konuştu:
“İETT Genel Müdürlüğü, 153 yıldır İstanbul’da toplu taşımanın ana omurgasını oluşturuyor. Toplu ulaşımın tek başına %53’ünü İETT Genel Müdürlüğü yapıyor. Bunu yaparken, 832 farklı hatta, 6 bin 500 araçla, metrobüslerimiz de dahil, 6 bin 500 otobüsle, günde 62 bin sefer yaparak her gün 5 milyona yakın yolculuk gerçekleştiriyor. Günde 1 milyon 250 bin kilometre yol kat ediliyor. Yani dünyanın etrafını her gün 32 kez tur atacak kadar büyük bir mesafedir. İETT 7/24 çalışan bir kurumdur, özel halk otobüsleriyle birlikte yaklaşık 20 bine yakın personeli olan bir birimdir. Türkiye’nin toplu ulaşımına yön veriyor.”
Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Liman ise ilçeden kalkan ve içinden geçen toplam 102 otobüs hattı olduğunu, 900’ün üzerinde araç görevlendirildiğini ve günlük 6 bin 200 6 bin 300 seviyelerinde sefer planlaması yapıldığını belirtti. Günlük yolculuk sayısının 578 bin olduğunu ifade eden Yusuf Liman, ilçede 453 durak bulunduğunu da sözlerine ekledi. Finans Merkezi’nin ilçedeki ana akslarda ciddi bir trafik yoğunluğu yaratacağını ve toplu ulaşım talebini artıracağını belirten Liman, yaşanacak sorunlara karşı gerekli planlamaları hazırladıklarını söyledi.
Yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ilettiler
Konuşmaların ardından yapılan soru – cevap bölümünde, muhtarlar ve vatandaşlar, mahallelerinde yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ileterek taleplerini dile getirdi.
Toplantıya katılan muhtarlar ve vatandaşlar ağırlıklı olarak kaldırılan otobüs hatlarının yeniden getirilmesi, ulaşım yoğunluğu yaşanan saatlere ek seferler konması, güzergahı değişen otobüs hatlarının eski güzergahlarına döndürülmesi ve ilçedeki gece seferlerinin artırılması konularında taleplerini ilettiler.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen “İETT – İlçe Belediyeleri Buluşmaları” adlı proje kapsamında, İstanbul’daki tüm ilçelerde toplantılar düzenlenerek ulaşım sorunlarına çözüm bulunuyor.
Bu buluşmalar kapsamında, Ataşehir’in toplu ulaşım sorunlarının görüşülmesi için 26 Haziran Çarşamba günü İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde toplantı düzenlendi. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, İETT Genel Müdürü İrfan Demet, İETT Genel Müdür Yardımcıları Şükrü Yılmaz ve Onur Temürlenk, İETT Koordinatörü Sinan Öztürk, Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon, Ataşehirli mahalle muhtarları ile vatandaşların katılımıyla gerçekleşen toplantıda; sorunlar, talepler ve çözüm önerileri görüşüldü.
“Ataşehir ulaşım geleneği olmayan bir ilçe”
Toplantının açılış konuşmasını yapan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Ataşehir’in ulaşım sorunlarını konuşmak üzere yaptığımız bu toplantıya katılan İETT Genel Müdürümüz İrfan Demet’e, ekibine ve sizlere, burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. Ataşehirimiz 2009 yılında kurulurken 4 ilçeden oluşmuş ve mahalleleri arasında geçmişten bu güne bir ulaşım geleneği olmayan bir ilçemizdir. Hem çeşitli coğrafi sorunlar var hem de geçmişten gelen bir merkezleşme olmadığı için kamu kuruluşları da tam anlamıyla bir merkeze toplanamamış. Bundan kaynaklı olarak da; mahallelerimiz, kurumlar ve tesisler arasında bir ulaşım sorunu yaşanıyor” şeklinde konuştu.
Ataşehir’in sorunlarının çözülmesine katkılarından dolayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkürlerini ileten Başkan Onursal Adıgüzel, “Ataşehir’in bir metro ağına sahip olmasında Sayın Başkan İmamoğlu’nun çok ciddi emekleri var. Yeni metro hatlarımız toplu taşımanın da daha kolaylaşacağı bir dönemin geldiğinin göstergesi. Amacımız; Ataşehir’de toplu ulaşımın daha verimli olmasını sağlamak, vatandaşlarımızın toplu ulaşımdan daha rahat yararlanması noktasında çözüm önerileri üretmek ve toplu taşımayla birlikte trafiğin de rahatlamasına katkı sunmaktır” açıklamasında bulundu.
“İETT yaptığı kilometre ile dünyanın etrafını her gün 32 kez dönüyor”
Ulaşımdaki aksaklıklar ile eksiklikleri tespit ederek ve gelen talepleri değerlendirerek ulaşım sorununu en aza indirmek istediklerini belirten İETT Genel Müdürü İrfan Demet, “İETT Genel Müdürlüğü, 153 yıldır İstanbul’da toplu taşımanın ana omurgasını oluşturuyor. Toplu ulaşımın tek başına %53’ünü İETT Genel Müdürlüğü yapıyor. Bunu yaparken 832 farklı hatta, 6500 araçla, metrobüslerimiz de dahil, 6500 otobüsle, günde 62 bin sefer yaparak her gün 5 milyona yakın yolculuk gerçekleştiriyor. Günde 1 milyon 250 bin km yol kat ediliyor yani dünyanın etrafını her gün 32 kez tur atacak kadar büyük bir mesafedir. İETT 7/24 çalışan bir kurumdur, özel halk otobüsleriyle birlikte yaklaşık 20 bine yakın personeli olan bir birimdir. Türkiye’nin toplu ulaşımına yön veriyor” dedi.
“Finans merkezi trafiği ve toplu ulaşım talebini artıracak”
İETT’nin faaliyetleri ve seferleri hakkında bilgi veren Ulaşım Planlama Daire Başkanı Yusuf Limon ise, Ataşehir’den kalkan ve içinden geçen toplam 102 otobüs hattı olduğunu, 900’ün üzerinde araç görevlendirildiğini ve günlük 6200-6300 seviyelerinde sefer planlaması yapıldığını belirtti. Ataşehir’deki günlük yolculuk sayısının 578 bin olduğunu ifade eden Yusuf Limon ilçede 453 durak bulunduğunu aktardı. Finans Merkezi’nin Ataşehir’deki ana akslarda ciddi bir trafik yoğunluğu oluşturacağını ve toplu ulaşım talebini artıracağını belirten Yusuf Liman, yaşanacak sorunlara karşı gerekli planlamaları hazırladıklarını ifade etti.
Yaşadıkları sorunları yetkililere doğrudan ilettiler
Konuşmaların ardından yapılan soru- cevap bölümünde, mahalle muhtarları ve vatandaşlar mahallelerinde yaşadıkları sorunları yetkilere doğrudan ileterek taleplerini dile getirdiler. Toplantıya katılan muhtarlar ve vatandaşlar ağırlıklı olarak; kaldırılan otobüs hatlarının yeniden getirilmesi, ulaşım yoğunluğu yaşanan saatlere ek seferler konması, güzergahı değişen otobüs hatlarının eski güzergahlarına döndürülmesi ve Ataşehir’deki gece seferlerinin artırılması konularında taleplerini ilettiler. – İSTANBUL
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – CHP Yozgat İl Örgütü Danışma Kurulu, son yerel seçimlerin sonuçları ve ilçe bazlı yaşanan sorunları değerlendirerek yol haritasını belirlemek üzere toplandı. İl Başkanı Abdullah Yaşar, “Türkiye tarihinde, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir buhranı, görülmemiş bir yönetim boşluğunu yaşıyor. Maalesef 21 yılda ülkeyi tek başına yöneten bu ‘tek adam zihniyeti’ adına ne derseniz deyin bu zihniyet Türkiye’yi adeta içinden çıkılmaz bir buhranın içine soktu. Nereye elinizi atarsanız devlette devlet çürüdü elinize geliyor” dedi.
CHP Yozgat İl Örgütü Danışma Kurulu toplantısı bugün yapıldı. İl Başkanı Abdullah Yaşar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, emekliler, işçiler, memurlar, gençler ve yaşlıların sorunlarına değindi. Yaşar, Yozgat’ın önemli bir tahıl ambarı olduğuna dikkat çekerek, gelinen noktada en fazla sıkıntıyı tarım kesiminin yaşadığını söyledi.
“Bir fiyat açıklandı, Anadolu tabiriyle evlere şenlik bir fiyat”
Yozgat çiftçisinin zor günler yaşadığının altını çizen Yaşar, konuşmasında şunları söyledi:
“Türkiye tarihinde, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir buhranı, görülmemiş bir yönetim boşluğunu yaşıyor. Maalesef 21 yılda ülkeyi tek başına yöneten bu ‘tek adam zihniyeti’ adına ne derseniz deyin bu zihniyet Türkiye’yi adeta içinden çıkılmaz bir buhranın içine soktu. Nereye elinizi atarsanız devlette, devlet çürüdü elinize geliyor. Yozgat bir tarım ili, Türkiye’de tarım konusunda üçüncü il, Konya’dan, Sivas’tan sonra Yozgat tahıl ambarı. Tahıl ambarında, tarımda geldiğimiz noktada en çok sıkıntı yaşayan kesim tarım kesimi oldu. Şimdi hasat dönemi başladı. Zaman zaman Yerköy çevresinde hasat başladı. Bir fiyat açıklandı, Anadolu tabiriyle evlere şenlik bir fiyat. Yani bu fiyat çiftçiyi Anadolu tabiriyle yedi kat yerin altına gömme politikasıdır. Geçen yıl çiftçi üretim maliyeti olarak mazotunu, gübresini 13 lira, 15 lirayla, 20 lira arasında mal ettiği buğdayını 8 bin 200 liraya sattı. Bu yıl ortalama 40 liraya mal ettiği mazotunu, gübresini yine hakeza, banka faizlerinin yüzde 100 arttırıldığı, çiftçinin faizlerini, kredi faizlerinin Tarım Kredi faizlerinin yüzde 100 arttırıldığı bir dönemde çiftçiye yüzde 10 fiyat artışı verildi. 9 bin 200 lira da kilo başına verilen alım fiyatı olduğu da belli değil. 45 gün içerisinde ödeme yapılacak deniyor, nasıl ödeme yapılacağı belli değil. Kimin nasıl alacağı, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye nasıl girip girmeyeceği net değil, çiftçi kaderine terk edilmiş. AK Parti iktidarına en çok oy veren emekli ve çiftçiye, AK Parti son darbeyi vurmuştur.
“Birçok insanımız kurban kesemez hale gelmiştir”
Emekliler geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda birçok insanımız kurban kesemez hale gelmiştir. Kurbanından vazgeçtim. Çoluğunun çocuğunun torununun ihtiyacını alamaz karşılayamaz duruma gelmiştir. Asgari ücretli öylesine, gençlerimiz, işsizlerimiz, öğretmenimiz, yani devletin neresine, hangi kurumuna el atarsanız adeta çökmüş durumda. Dolayısıyla biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu toplantının bir amacı da bundan sonraki hem seçimlerdeki başarı ya da başarısızlık nedenleri, sonuçları, ne yapılması gerekenler bunları tartışacağız, görüşeceğiz, bir yol haritası belirleyeceğiz. Aynı zamanda da bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğiz, nasıl bir politika geliştireceğiz bunların hazırlığını yapacağız. Gözüken şu değerli arkadaşlarım; yine bu iş, bu ülkenin kurucu partisi, devletin, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’ye düşmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin bu sorunlarının altından kalkacak birikim, beceri, deneyim, kabiliyete sahiptir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu kadar sorunları çözecek tek parti olduğumuza inanıyoruz. Çünkü sorunları yaratanlar sorunları çözemezler.”
“Garsona verilecek bahşişten vergi alacak duruma geldik”
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı yeni vergi paketini değerlendiren Yaşar, şunları söyledi:
“Bakın belki salı günü, önümüzdeki salı günü Meclis’e yeni bir kanun teklifi getirecekler. Bu ülkede, bu ülkenin bizim tabirimizle kanını emen, bütün ihaleleri, ballı ihaleleri alan devasa o yandaş şirketler, onların vergi borçları milyon milyon silinirken şimdi gelecek tasarıda garsona verilecek bahşişten vergi alacak duruma geldik. Ev kirasından yüzde 20 vergi alacak duruma getirdiler. Eğer ülkeyi kalkındıracaksanız, ülkeye vergi toplayacaksanız, tasarruf tedbiri diyecekseniz, saraydan başlayacaksınız. Siz sarayda bir dakikada 10 tane asgari ücret harcayacaksınız, bir günde 15 trilyon eski parayla sarayın gideri olacak, siz ekonomiden tasarruftan bahsedeceksiniz. Bu insanın aklıyla alay etmektedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunları çözmeye hazırız ve çözeceğiz. Hiç kimse karamsar olmasın, Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunların hepsinin altından kalkar. Yeter ki tercih vatandaştan yana olsun. Bugüne kadar 20 yıldır, 22 yıldır Türkiye’yi yöneten AK Parti iktidarının tercihi yandaştan yana olmuştur. Eğer vatandaştan yana olsaydı vatandaş bugün bu noktada olmazdı.”
]]>(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, “Geçen hafta pazartesi günü İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan randevu istedim, kendisinden dönüş bekliyoruz. Dönüş olursa emniyet teşkilatının sorunları başta olmak üzere birçok başlıkta bir dosya hazırladık, bu konuları kendisiyle müzakere edeceğiz. Düşüncelerimizi, çözüm önerilerimizi anlatacağız. Yol alabilirsek, birlikte çözebileceğimiz husus olursa çözeriz. Çözemezsek, biz bu konuda siyasi mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin yüzde 37,7 oy oranıyla birinci parti olmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel görüşmüş ve “siyasette normalleşme” süreci gündeme gelmişti. Bu çerçevede, CHP’nin bakanlıklardan sorumlu yöneticilerinin, kabinedeki bakanlarla görüşmeleri devam ediyor. Bu kapsamda, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ile Dışişleri Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmüştü.
CHP’nin Gölge Kabinesinin İçişleri Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan randevu istediğini belirtti.
Murat Bakan, şunları kaydetti:
“Normalleşme dediğimiz şey, iktidarla muhalefet arasında iletişim kanallarının açık olması. Yani bu, iktidara teslimiyet değil. Güçlü muhalefeti sürdüreceğiz ama bir istişare, bir müzakere kanalının olması gerektiğini düşünüyoruz. Ukrayna’yla Rusya savaşıyor ama bir taraftan diplomasi görüşmeleri sürüyor. Ülkede iktidarla muhalefet arasında hiç iletişim olmaması doğru değil. Bazı sorunları konuşarak çözebiliriz. Çözebileceğimiz konularda kavga etmenin anlamı yok. Dolayısıyla hem müzakereyi hem mücadeleyi bir arada yürütelim istiyoruz. Bununla ilgili bizim Dışişleri’nden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız İlhan Uzgel, Hakan Fidan ile görüştü. Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Gökhan Zeybek, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki ile görüştü. Ben de geçen hafta pazartesi günü, İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan bu kapsamda randevu istedim. Kendisinden dönüş olmasını bekliyoruz. Emniyet teşkilatının sorunları başta olmak üzere birçok başlıkta bir dosya hazırladık. Bu konuları kendisiyle müzakere edeceğiz. Düşüncelerimizi, çözüm önerilerimizi anlatacağız. Yol alabilirsek, birlikte çözebileceğimiz husus olursa çözeriz. Çözemezsek, biz bu konuda siyasi mücadelemize devam edeceğiz. Yaklaşımımız böyle.”
“Yerlikaya, Soylu gibi bir profil değil. Doğru attığı adımlar var ama yetersiz”
Bakan, “CHP lideri Özel de Bakan Yerlikaya’yı diğer AKP’li bakanlardan farklı olarak değerlendiriyor. Süleyman Soylu’nun koltuğuna gelmesinin de bunda etkisi olabileceği konuşuluyor. Yerlikaya göreve geldiği ilk günden beri bir dizi operasyon gerçekleştiriyor. Bu operasyonlarda çok sayıda gözaltı ve tutuklu da var. Kendisi de pazartesi bir basın açıklamasıyla bu operasyonları anlatacak. Bu konuya ilişkin değerlendirmeniz nedir” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Elbette Süleyman Soylu gibi bir profil değil Ali Yerlikaya. Süleyman Soylu, açıkçası Cumhuriyet tarihinin en kötü İçişleri Bakanıydı. Kriminal insanlarla fotoğrafları, ilişkileri, uyuşturucu operasyonu bir televizyon programında ifşa eden, Emniyet’in çok gizli kalması gereken kullandığı bir programı kendi telefonuna yükleyip kullanan, bunun üzerinden PR çalışması yapan… Daha çok şey söyleyebilirim. Dolayısıyla Soylu gibi bir profilden sonra Ali Yerlikaya, aynı kategoride değerlendirilmemesi gereken birisi. Ama bu şu demek değil, ‘Ali Yerlikaya her şeyi doğru yapıyor.’ Ali Yerlikaya’nın da geldiğinden bugüne yaptığı birtakım hatalar var. Bunları zaten kamuoyunda dile getirdik. Ama doğru yaptığı şeyler de var. Organize suç örgütleriyle mücadele bunlardan birisi. Her ne kadar kendi partisi içinde, bunu çok paylaşması eleştirilse de biz bunu doğru buluyoruz. Özellikle yurt dışında organize suç örgütü liderlerinin yakalanıp getirilmesi, bu konuyla ilgili mücadeleyi, doğru attığı adımlar var. Ama yeterli mi? Yetersiz. Bizim de bu konularla ilgili kendisiyle paylaşacaklarımız var.
“Muhalefete devam eden ama halkın sorunlarına iktidarla çözüm üretme kanallarını açmak isteyen bir noktadayız”
Biz şu noktada değiliz; ‘Her şey kötü, her şey olumsuz.’ Değil. Ama çok olumsuz şey var. Bunları dile getiriyoruz. Ancak bunları yüz yüze konuşabiliyor olmak, iktidarla muhalefet için bu iletişimi kurabiliyor olmak gerekir. Bunları söyleriz. Eğer bir yol alınmazsa bu konuda bununla ilgili muhalefetimizi yükselterek devam ederiz. Yani biz sokaklarda, alanlarda, muhalefet yapmaya devam eden, güçlü muhalefeti inşa eden, bunun mücadelesi veren ama bir taraftan da iktidarla halkın sorunları noktasında çözüm üretebileceğimiz bir alan varsa çözüm üretme kanallarını da açmak isteyen bir noktadayız. Bu noktada Ali Yerlikaya’dan bir randevu istedik. Randevumuza yanıt bekliyoruz.”
“Emniyet teşkilatının sorunlarını gündeme getireceğim”
CHP’li Bakan, “Görüşmede Ayhan Bora Kaplan soruşturması, Sinan Ateş cinayeti, polis memurlarının özlük hakları gibi konular gündeme gelecek mi? CHP’den Bakan Yerlikaya’ya ne gidecek?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Biz kapsamlı bir dosya hazırladık. Ancak görüşmeden sonra o görüşme içeriğinde neleri kamuoyuyla paylaşmak isteyeceğimizi birlikte müzakere ettikten sonra paylaşmayı düşünüyoruz çünkü bazı konularda ilerleme sağlayabiliriz ve ilerleme sağlayacağımız konularda onlar bir adım atmadan bizim paylaşmamızı istemeyebilirler. Dolayısıyla konuşacağımız tüm konuları şimdiden deklare etmek istemiyorum. Emniyet teşkilatının sorunlarını gündeme getireceğim. O kesin ama diğer hususları kendisiyle görüşme yaptıktan sonra -eğer tabii randevu verir de görüşürse görüşürsek- her iki tarafın da uygun bulduğu konularla ilgili bir basın açıklaması yapacağım.”
]]>Battalgazi’de yaşayan vatandaşların yaşam standartlarını yükseltmek ve ihtiyaçları doğrultusunda hizmetler sunmak amacıyla ilçe sakinleriyle bir araya gelmeye devam eden Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Hasırcılar Mahallesi sakinleriyle istişarelerde bulundu. Her mahalleyi yuvaları olarak gördüklerini belirten Başkan Taşkın, “Çalışmalarımız ara vermeksizin devam edecek. Çıtayı daha yukarı taşımak için bütün ekibimle gayret içerisinde olacağız” dedi.
Başkan Taşkın: “Depremin izlerini iki yıl içerisinde sileceğiz”
Sorunların farkında olduklarını ve bir an önce çözmek için ortak akılla hareket edeceklerini ifade eden Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, “Muhtarımızla sıkı irtibat halindeyiz. Sorunları neler, neler yapılmalı bunun çalışmasını yapıyoruz. Doğal gazla ilgili sorunlar ve doğal gazda kalan eksiklikler tamamlanacak. Kısa süre içerisinde caminin çevresini düzenleyeceğiz. Yine eski belediye binamızla ilgili bir çalışmamız olacak. Kırsal bölgelerde çalışmalarımıza yoğunluk verdik. Kış şartlarından dolayı kırsalın yolları daha çok tahribata uğramış bir halde oluyor. Ekiplerimiz yoğun bir çalışma içerisindeler. İnşallah bu ayın sonunda dağ köylerimizdeki acil sorunları, yol işlerini bitirdikten sonra ova köylerimizde, mahallelerimizdeki eksik kalan yolların; kış şartları, doğal gaz çalışmaları ve çeşitli nedenlerle bozulan yolların çalışmalarını hızlı bir şekilde bitireceğiz. Belediye sizin eviniz. Biz sizlerin yerine emanetçiyiz. Muhtarımızla, mahalle başkanımızla hep birlikte irtibat halinde sorunlarımızı yerinde göreceğiz; halisane ve samimi bir şekilde sorunları çözeceğiz. Her mahallemiz bizim evimizdir, yuvamızdır. Bu anlayışla yaklaşıyoruz. Müsterih olun; Allah’ın izniyle bu zor günleri de geride bırakacağız. Çarşı merkezinde çalışmalar çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Yılbaşına doğru çarşı inşaatları büyük oranda bitmiş olacak. Belki iki, üç bin esnafımız iş yerine geçmiş olacak. Saray Mahallesi’ndeki yerinde dönüşüm çalışmaları da hızlanacak. Yine Niyazi Mısri bölgesi çevresindeki mahallelerimizde en kısa zamanda kazma vurulacak. İki yıl içerisinde Cumhurbaşkanı’mızın, hükümetimizin öncülüğünde depremin izlerini silerek şehrimizi modern bir hale getirmiş olacağız. Temizlik çalışmamız, fen işlerimiz, sosyal çalışmalarımız, tesislerdeki çalışmalarımız ara vermeksizin devam edecek; çıtayı daha yukarı taşımak için hep birlikte bütün ekibimle büyük gayret içerisinde olacağız” şeklinde konuştu.
Hasırcılar Mahallesi Muhtarı Basri Türkeş, Başkan Taşkın’ı mahallelerinde ağırlamaktan dolayı memnun olduklarını ifade ederek, “Başkanımız mahallemizi ziyaret ederek sorunları bizden dinledi. Bizler taleplerimizi ilettik ve kısa süre içerisinde çözüme kavuşacağına eminiz. Başkanımıza teşekkür ediyoruz” sözlerini kullanırken Hasırcılar Mahallesi sakini Şükrü Gezen ise, “İlk geldiği günden beri başkanımız ve ekibi Battalgazi’miz ve şehrimize faydalı olmak için gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Rabbim hayırlı hizmetlerde muvaffak eylesin. Başkanımız hep sahada. Bugün de köyümüzün problemlerini yerinde görmek için sahada. Allah kendilerinden razı olsun” diye konuştu. – MALATYA
]]>Kırgızistan Meclis Başkanlığı bünyesindeki İklim Değişikliği Koşullarında Sürdürülebilir Kalkınma Konseyi, ülkedeki Green Energy (Yeşil enerji) Derneği ve Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi ile ortaklaşa, “Orta Asya’da Su Kaynakları Açığı: Bölgesel ve Uluslararası Düzeyde Su Sorunlarını Çözme Yolları” konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi.
Toplantıda, bölgede su kıtlığına neden olan ve olabilecek konulara, iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz etkilere, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarlara ve bölgenin su sorununa uluslararası güçlerin aktif ilgi gösterildiğine işaret edildi.
Kırgızistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Marat İmankulov, uluslararası kurumların ve uzmanların, gelecek 25-30 yılda insanlığın küresel içme suyu kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kalacağı yönündeki görüşünü paylaştı.
İmankulov, su kaynaklarının güvenliğinin sadece arzla ilgili olmadığını, doğrudan enerji ve milli güvenlik konusu olduğunu belirterek, Kırgızistan’ın bu konuda karşılaştığı temel zorlukları “mevcut temiz içme suyu kalitesinin azalması, altyapı, sınır aşan havza sorunları ve su ilişkileri yönetim sistemi reformunun tamamlanamaması” olarak sıraladı.
İklim değişikliği nedeniyle Kırgızistan’daki buzulların erimemesi için acil önlemlerin bugünden alınması gerektiğini ifade eden İmankulov, Orta Asya’da çözüm bekleyen su ve iklim değişikliği sorunu konusunda, aktif bölgesel entegrasyona ve devletler arasında ortak işbirliğine acil ihtiyaç olduğuna inandığını dile getirdi.
İmankulov, Afganistan hükümetinin 2022’de başlattığı, Orta Asya’daki Amu Derya Nehri (Ceyhun Nehri) suyuyla beslenecek Kuş Tepe Su Kanalı’nın inşaatından duyduğu endişeyi dile getirerek, “Amu Derya’da suyun azalması kaçınılmaz olarak Sır Derya’dan (Seyhun) tarım ve diğer ihtiyaçlar için su alımının artmasına yol açacak, bu da yine diğer bölgelerde su kıtlığı sorunlarına neden olacak.” diye konuştu.
Kırgızistan Tarım ve Su Kaynakları Bakan Yardımcısı Almazbek Sokeyev, su kullanımı alanında acil çözüm gerektiren pek çok sorunun olduğunu söyledi.
Ülkede su kullanımındaki kayıpların en aza indirilmesi için aktif çalışmalar yapıldığını belirten Sokeyev, tarımsal sulamada kullanılan şebekelerin onarılmasına son 3 yılda yapılan finansmanın 7-8 kat arttığını bildirdi.
Komşu ülke Kazakistan ve Özbekistan ile su kanallarının işlevselliği konusunda süren işbirliğine değinen Sokeyev, “Mesela Kasan-Say (Orto Tokoy) su rezervuarının ve diğer hidroelektrik tesislerin rehabilitasyonu konusunda Özbekistan ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Kazakistan ile birlikte Büyük Çuy Kanalı’nı (BÇK) temizleme konusunda da anlaştık.” dedi.
Orta Asya’daki su sorununa küresel güçlerin ilgisi artıyor
Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi Başkanı İgor Şestakov, Batı kaynaklı kurumların Orta Asya ülkelerinde su sorununun çözümünde önceliği yine Batılı şirketlere verdiklerini, böylece Rusya ile işbirliğine engel olduklarını belirtti.
Orta Asya Ülkeleri Halkla İlişkileri Geliştirme Enstitüsü Derneği Başkanı Kaldan Ernazarova, Orta Asya ülkelerinin su sorunlarının bölgesel düzeyde çözümü için Rusya’ya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Tarihçi Baktıbek Saipbayev de Batılı ülkelerin, Orta Asya’daki ciddi su kaynakları kıtlığını, yerel elitler üzerinde baskı kurmak, kışkırtmak ve çatışma ortamları yaratmak için kullanabileceğini dile getirdi.
Kırgızistan Ulusal Bilimler Akademisi Su Sorunları ve Hidroelektrik Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Dogdurbek Çontoyev, bölgedeki ülkeler arasında su kullanımında ekonomik ilkelerin olmadığını belirterek, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarların ön planda tutulması ve ekolojik dengenin korunması gerektiğine dikkati çekti.
Green Energy Derneği Başkanı Anara Sultangaziyeva ise bölgede gerginliklerin yaşanmaması için sulamada kullanılan su kayıplarının azaltılması gerektiğini kaydetti.
]]>6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 15 ay gibi bir süre geçtiğini ifade eden Başkan Karademir, 31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçim sonuçlarına değindi. Seçimlerin üzerinden 26 gün geçtiğini ifade eden Karademir, “Belediye başkanlarımıza öncelikle MAGİNDER ailesi olarak hayırlı olsun diyoruz” dedi.
Malatya’da bugün en büyük sorunlardan birinin imar sorunu olduğunu da dile getiren Karademir, “Malatya’da şu an yerinde dönüşümlerle ilgili, rezerv alanlarla ilgili ve imar noktasında belediye başkanlarımızın hızlı bir şekilde adım atmasını bekliyoruz. Çünkü bugün Adıyaman’da seçimden önce 3-4 ay öncesinden rezerv alanların tamamının ihalesi yapılmış tamamı da bugün itibari ile de devam etmektedir. Yine aynı şekilde Adıyaman’dan örnek verecek olursak yerinde dönüşümler yine 3-4 ay öncesinden başladı, şu an yerinde dönüşüm projeleri devam etmektedir. Oradaki vatandaşlar yerinde dönüşümden faydalanıp inşaatlarını tamamlama noktasına gelmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde TOKİ bugün Adıyaman’da yıl sonuna kadar toplamda 36 bin konut ihalesi yapacağı ve 20 bin konutu yıl sonuna kadar teslim edeceklerdir. Ama biz Malatya olarak şu an çok gerideyiz. Yerinde dönüşümler ile ilgili başlayan hiçbir projemiz yok. Yine aynı şekilde rezerv alanlarımızın hiçbirinin ihalesi yapılmamıştır. Yine aynı şekilde TOKİ tarafından yapılan konut sayısı da şu an hali hazırda toplamda 10 bin konut ihalesi yapılmıştır. ve bunun sadece 6 bini teslim edilmiştir. Malatya için toplamda 65 bin TOKİ konutunun yapılacağı belirtilmiştir. Ama biz Malatya olarak şu an çok gerideyiz. Bu da Malatya’nın en büyük sorunudur. İş dünyası bugün çok zor durumdadır. Malatya’nın hem esnafı hem tüccarı hem sanayicisi, barınma sorunu ve ticaretin yeniden canlanması için devletin bir an önce burada ki projelere hız vermesi gerektiğini düşünüyor” ifadelerine yer verdi.
Buradaki en büyük sorumluluğun yeni seçilen belediye başkanları ve siyasilere düştüğünü de ifade eden Karademir, “Başkanlarımızın ve siyasilerimizin bir an önce birlik ve beraberlik içerisinde devletimiz ve hükümetimiz ile gerekli noktalarda görüşüp hızlı bir şekilde bu sorunları çözüme kavuşturması gerekiyor. Eğer bunu hızlı bir şekilde gerçekleştiremezlerse Malatya halkı gerçekten çok ciddi bir göç kaybı verecektir. ve bu göç kaybı daha da büyüyerek devam edecektir” dedi.
Her zaman Malatya’da olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini de dile getiren Başkan Karademir, “Malatya’da çalışacağımızı ve burada yatırım yapmaya devam edeceğimizi söyledik, bugünde bu şekilde devam ediyoruz. Ama Malatya halkının da sesine kulak vermeliyiz, vermek zorundayız. Malatya halkının sorunlarını çözmek zorundayız. Biz bugün yaptığımız basın açıklamasıyla birlikte bir an önce milletvekilleri, belediye başkanlarımızı birlik ve beraberlik içinde Malatya’mız için hızlı bir şekilde çalışacaklarına inanıyoruz. Çünkü Malatya halkı bugün Türkiye’de yapılan seçimlerde üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Malatya’nın bu saatten sonra beklentileri daha fazladır. Hükümetimizin Malatya’ya daha fazla destek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Malatya halkı hiçbir zaman devletini ve hükümetini yalnız bırakmamıştır. Bu seçimde de tekrardan bunu göstermiştir” şeklinde konuştu.
Bugün diğer deprem bölgesindeki illerin daha hızlı bir şekilde toparlandığını ve yatırım aldığını da gördüklerini dile getiren Karademir, “Bununla ilgili siyasilerimizin kendi aralarında olan kısır çekişmeleri bırakıp bir an önce Malatya’nın sorunlarına odaklanıp, ‘Ben değil biz olarak’ sorunları çözmelerini istiyoruz. Çünkü birliğin olmadığı bir yerde hiçbir zaman başarı gelmez. Eğer başarılı olmak istiyorlarsa Malatya halkının sesine kulak vermeleri lazım. İstişare yapmaları lazım. Kendi aralarındaki sorunları çözmeleri lazım. Malatya’ya hizmet etmeleri lazım. Biz inşallah sürecin takibindeyiz, yine elimizden geldiği kadar Malatya’mızın sorunlarını dile getirmeye çalışacağız” diye konuştu.
Malatyalıların artık dayanacak gücünün kalmadığını da vurgulayan Karademir, “Depremin üzerinden yaklaşık 15 ay geçti. Bugün Adıyaman’ın bile bu şekilde yatırım olması ve hızlı bir şekilde projelerin çözüme kavuşması Malatya halka adına üzüntü vericidir. Siyasilerimizin hızlı bir şekilde bu konuları çözmeleri gerekiyor. Yoksa burada Malatya’daki yaşayan vatandaşlarımızın umudu kalmamıştır, sabrı tükenmiştir. Bu şehri biz başkalarına bırakmak istemiyoruz, bu şehirde kalmak istiyoruz. Biz MAGİNDER ailesi olarak elimizden geldiğince bu sorunları dile getirmeye çalışmaya devam edeceğiz” dedi. – MALATYA
]]>(İZMİR) – Hürriyetçi Eğitim Sen İzmir İl Başkanı Adnan Sarısayın, yeni müfredat çalışmalarıyla ilgili ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. “Ben yaptım oldu” mantığı içerisinde bir sistem değişikliğine gidildiğini dile getiren Sarısayın, yeni müfredatın eğitim paydaşlarının görüşleri alınarak yapılması gerektiğini ve öğretmenlerin sorunları çözülmeden eğitimin sorunlarının çözülemeyeceğini söyledi.
Müfredat değişikliği yapılırken eğitimin tüm paydaşlarının birlikte yapılması gerektiğini dile getiren Sarısayın, “Her zaman olduğu gibi ‘ben yaptım oldu anlayışı’ ile bir müfredat değişikliği yapılıyor. Alıştığımız üzere ülkemizde bakan değiştikçe maalesef sistem değişiyor. Tabii ki değişiklik kaçınılmaz. Değişiklik yapılmalı. Yani bundan kaçmak mümkün değil. Devir değişiyor. Zaman değişiyor. Teknoloji değişiyor. Bu değişen zamana ve teknolojiye ayak uydurmak gerekiyor. Ancak bunu yaparken bu değişikliklerin eğitimin tüm paydaşlarıyla birlikte yapılması gerekiyor. Eğitimin paydaşları dediğimiz; sendikalar, üniversitelerin, eğitim kurumlarının değerli bilim adamları, bakanlığın uzman kişileri, tecrübeli öğretmenler tarafından oluşan komisyonlar. Ancak yine her zaman olduğu gibi ‘ben yaptım oldu’ mantığı içerisinde bir sistem değişikliğine gidiyoruz. İnşallah, gelen müfredat sistemi gideni aratmaz” dedi.
“ÇOK İYİ HAZIRLIKLAR YAPILMASI GEREKİYOR”
Eğitimin Türkiye’nin en önemli meselesi olduğunu kaydeden Sarısayın, “Atatürk’ün de dediği gibi ‘eğitimdir ki bir milleti refah içerisinde hür, bağımsız yaşatabileceği gibi sefalette de mahkum edebilir.’ Böylesi önemli bir konunun çok iyi hazırlıklar yapılması gerekiyor. Böyle bir değişiklik yapabilmek için. Ayrıca hangi sistemi getirirseniz getirin eğer öğretmen sorun yaşıyorsa, öğretmen sorun yumağı içerisindeyse o sistemi uygulayacak öğretmen yaşadığı bu sorunlardan dolayı bu sistem başarıya ulaşamayacaktır” diye konuştu.
“EĞİTİM SORUNLARINI ÇÖZMEK ÖĞRETMENİN SORUNLARINI ÇÖZMEKLE BAŞLAR”
“Öğretmenlerin sorunlarını çözmeden eğitimin sorunları çözülemez” diyen Sarısayın, şunları kaydetti:
“Öğretmenler dağ gibi sorun yumağıyla uğraşıyor. Öğretmenlik meslek kanunu çıkarıldı. Öğretmenler arasında büyük bir adaletsizlik, dengesizlik oluşturuldu. Öğretmenler; ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen gibi değişik sıfatlara bölündü. Bu öğretmenlik meslek kanununun yeniden düzenlenmesi, ele alınması gerekiyor. Eğitim sorunlarını çözmek öğretmenin sorunlarını çözmekle başlar. Öğretmenlerin sosyal itibarını, saygınlığını, ekonomik itibarını arttırmakla başlar. Bugün öğretmenlerin tamamı yoksulluk sınırı altında bir maaş alıyor. Yoksulluk sınırının altında bir maaş alan öğretmen ne kadar verimli olabilir? Ücretli öğretmenlik adı altında 100 bin öğretmenimiz köle gibi çalıştırılıyor. 17 bin lira olan asgari ücretin altında bir maaşla 100 bin öğretmen çalıştırılıyor. Yüz binlerce öğretmen adayımız beklerken 100 bin öğretmen ücretli olarak çalıştırılıyor. Öğretmenin bu sorunlarının acilen çözülmesi lazım.
“ATAMALARINDAKİ KEYFİLİK SON BULMALI”
Atamalarda liyakate dayalı bir atama yapılmıyor. Biz Hürriyetçi Eğitim Sen olarak atamaların liyakate dayalı olarak yapılmasını istiyoruz. ‘Sendikal kimliğinden dolayı insanlar ideolojik yapısından dolayı ayrımcı bir yapılanmaya tabii tutulmamalı’ diyoruz. Ülkemizin göz bebeği, proje okulları var. Proje okullarına tamamen keyfi atamalar yapılıyor. Yani bir sistem yok. Sadece yandaşlık sistemine dayalı bir atama sistemi var. Buradaki idareci atamalarındaki, öğretmen atamalarındaki keyfilik son bulmalı. Yine öğretmenleri huzursuz eden bir mülakat sistemi var. İdareci atamalarında hala mülakat sistemi uygulanıyor. Bu mülakat sistemi tamamen kaldırılmalıdır. Öğretmenlerin bu sorunları dururken sistem değişikliğinin bir fayda getirmeyeceğini önce öğretmenin itibarının, saygınlığının arttırmak gerekir ki getireceğimiz sistem başarılı olsun. Eğitim meselesini çözmemiz gerekiyor. Bunu çözmek için de ‘eğitim her şeyin başıdır’ diyoruz. Eğitimin başı da öğretmendir. Öğretmenlerin sorunları acilen çözülmelidir.
MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN ALTI AYDIR RANDEVU BEKLİYORLAR
Müfredat değişikliğiyle ilgili eğitimcilerin görüşlerinin sorulmadığını da ifade eden Hürriyetçi Eğitim Sen İzmir İl Başkanı Adnan Sarısayın, sözlerinin devamında ise şu ifadeleri kullandı:
Biz Hürriyetçi Eğitim Sen olarak defalarca Milli Eğitim Bakanı’ndan seçim öncesinden itibaren randevu talep ediyoruz. Müfredat değişikliğiyle ilgili görüşlerimizi, proje okullarıyla ilgili sorunları, okullardaki aksayan yönleri, mülakat sisteminin olumsuzluğunu, ÇEDES projesi kapsamında yapılan olumsuzluğu anlatalım istiyoruz. Ancak bir türlü seçim çalışmalarından zaman bulup da bize randevu veremediler. 6 aydır biz randevu talep ediyoruz. Biz Türkiye’nin beşinci büyük eğitim sendikasıyız ama hala bize maalesef dönüş olmadı Bakan tarafından. İnşallah seçimler bitti. Artık seçimlerden eğitime zaman ayırır. Eğitimin paydaşlarını dinlemeye zaman ayırır. Bizlere kulak verir, bizlerin görüşlerini dinler diye düşünüyoruz.
“EĞİTİMİN TÜM MESELELERİNİ KENDİSİNE AKTARMAK İSTERİZ”
“Müfredatın iki niteliği olur; birisi milli bir müfredat olur. Türk Milletinin ihtiyaçlarını karşılayan bir müfredat olur. Atatürk’ün dediği gibi eğitimdir ki bir milleti diyor hür, bağımsız yaşatır ya da köleleştirir. Kendi değerlerimizi, milli değerlerimizi verme fonksiyonu, işlevi vardır. İkincisi çağın gereklerine uygun bir eğitim anlayışının yapılması bu doğrultuda sayın bakanımız bizlere randevu verirse müfredatla ilgili, eğitimle ilgili, eğitim çalışanlarının sorunlarıyla ilgili, sadece öğretmen değil tüm eğitim çalışanlarının sorunlarıyla ilgili özellikle geleceğimizi ilgilendiren, eğitimin tüm meselelerini kendisine aktarmak isteriz.”
]]>İSTANBUL – Beyoğlu Belediyesi’nde 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından yeni dönemin ilk meclis toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Yeni dönemin Beyoğlu’muza, Beyoğlu halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Hepimiz birer parti temsilcisi olarak buraya geldik. Ancak burada partilerimizi değil siyasi görüşlerimizi değil seçmenlerimizi temsil ettiğimizin bilinciyle oturacağız. Hep beraber yerel sorunları tartışan, yerel sorunlara dair çözümler üreten bir meclis olacağımızı diliyorum” dedi.
Beyoğlu Belediyesi’nde 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından yeni dönemin ilk meclis toplantısı düzenlendi. Beyoğlu Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantı, Belediye Başkanı İnan Güney başkanlığında gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantıda Başkan İnan Güney konuşma yaptı. Toplantı da ilk olarak encümen ve çeşitli komisyonlara üye seçimi yapıldı. Yapılan oylamalarla meclis üyeleri ilgili görevlere seçilirken Encümen olarak Sefer Karaahmetoğlu, Ezgi Akgül ve Erdoğan Horlu belirlendi. Ayrıca 1. Başkan Vekili Ali Rıza Yakupoğlu olurken, 2. Başkan Vekili Işık Öğütçü olarak seçildi. Katip üyeleri ise Ezgi Akgün ve Emre Bozkuş seçilirken, İcla Toprak ile Batuhan Şişman yedek olarak oylandı.
“Yerel sorunları tartışan, yerel sorunlara dair çözümler üreten bir meclis olacağız”
Beyoğlu Belediyesi’nin ilk meclis toplantısında konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Öncelikle bölgemizde yaşanan askeri gerilimlerin sona ermesini, savaşların sona ermesini, Filistin’de iki devleti çözüm için diplomatik yöntemlerin devreye girmesini diliyorum. Allah başta yaşadığımız coğrafya olmak üzere tüm insanlığı savaşlardan korusun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış ilkesinden ayırmasın diyorum. Yeni dönemin Beyoğlu’muza, Beyoğlu halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Hepimiz birer parti temsilcisi olarak buraya geldik. Ancak burada partilerimizi değil siyasi görüşlerimizi değil seçmenlerimizi temsil ettiğimizin bilinciyle oturacağız. Hep beraber yerel sorunları tartışan, yerel sorunlara dair çözümler üreten bir meclis olacağımızı diliyorum. Meclisimize bir kişinin bile hangi partiden olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, haksız kazançla, kul hakkıyla, haram lokmayla anılmayacağını biliyorum. Aynı şekilde belediye personelimizin de bu kırmızı çizgimize riayet edeceğine biliyorum değerli dostlarım. Beyoğlu halkı şeffaf yönetim bekliyor. Beyoğlu halkı adaletli yönetim bekliyor. Beyoğlu halkı, dürüst yönetim bekliyor. İnşallah Beyoğlu Belediye Meclisi ve Beyoğlu yönetimi olarak bunlara harfiyen riayet edeceğiz” dedi.
“Biz kentsel dönüşüm noktasında da belediye meclisimize el birliğiyle hareket edeceğimize inanıyoruz”
Kentsel dönüşüm noktasında belediye meclisi ile el birliğiyle hareket edeceklerini söyleyen Güney, “Beyoğlu’nun çokça sorunu var. Bu sorunları çözeceğimiz bu sorunları tartışacağımız bir meclis dönemi yaşayalım diyorum. Burada Beyoğlu’nun yereline dair, dönem dönem tartışmalar yaşayabiliriz. Görüş ayrılıkları ortaya çıkabilir, ancak ben şuna inanıyorum ki hepimizin derdi daha güzel bir Beyoğlu. Daha güzel bir çözüm önerisi olacak. Bu nedenle de ben tekrar yerel sorun, yerel çözüm, yerel gündem vurgusunun altını çizmek istiyorum. Ortak akıl ve karşılıklı anlayışla Beyoğlu’nun tüm sorunlarını hep birlikte çözebileceğimize inanıyorum. Yine Beyoğlu seçim sonuçları hepimize bir şey işaret etti. Beyoğlu halkı ‘bizi farklılıklarımızla kabul edin’ dedi. Beyoğlu halkı ‘bizi kutuplaştırmayın’ dedi. Beyoğlu halkı ‘bizim yerel sorunlarımıza odaklarız, çözüm bekleyen, sorunlarımıza odaklanın. Bunlara dair çözüm önerilerinize gelin’ dedi. Biz sandıktan bu mesajı çok net bir şekilde aldık. ve bu mesajı Beyoğlu halkının sandıkta verdiği mesajı başucu kitabımız yaptık ve 5 yıl boyunca rehberimiz olacağını belirtmek istiyorum. Bir başka önemli konu da yine Beyoğlu halkının yıllardır beklediği kentsel dönüşüm. Biz kentsel dönüşüm noktasında da belediye meclisimize el birliğiyle hareket edeceğimize inanıyoruz ve Bakanlığımızla, Büyükşehir Belediyemizle, KİPTAŞ ile ve Beyoğlu Belediyemizle, Okmeydanı halkının yerinde dönüşümünü önceleyecek planlarla, projelerle Okmeydanı halkının karşısına bir an önce çıkacağımızı biliyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Beyoğlu Belediyesi’nde 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından yeni dönemin ilk meclis toplantısı düzenlendi. Beyoğlu Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantı, Belediye Başkanı İnan Güney başkanlığında gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantıda Başkan İnan Güney konuşma yaptı. Toplantı da ilk olarak encümen ve çeşitli komisyonlara üye seçimi yapıldı. Yapılan oylamalarla meclis üyeleri ilgili görevlere seçilirken Encümen olarak Sefer Karaahmetoğlu, Ezgi Akgül ve Erdoğan Horlu belirlendi. Ayrıca 1. Başkan Vekili Ali Rıza Yakupoğlu olurken, 2. Başkan Vekili Işık Öğütçü olarak seçildi. Katip üyeleri ise Ezgi Akgün ve Emre Bozkuş seçilirken, İcla Toprak ile Batuhan Şişman yedek olarak oylandı.
“Yerel sorunları tartışan, yerel sorunlara dair çözümler üreten bir meclis olacağız”
Beyoğlu Belediyesi’nin ilk meclis toplantısında konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Öncelikle bölgemizde yaşanan askeri gerilimlerin sona ermesini, savaşların sona ermesini, Filistin’de iki devleti çözüm için diplomatik yöntemlerin devreye girmesini diliyorum. Allah başta yaşadığımız coğrafya olmak üzere tüm insanlığı savaşlardan korusun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış ilkesinden ayırmasın diyorum. Yeni dönemin Beyoğlu’muza, Beyoğlu halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Hepimiz birer parti temsilcisi olarak buraya geldik. Ancak burada partilerimizi değil siyasi görüşlerimizi değil seçmenlerimizi temsil ettiğimizin bilinciyle oturacağız. Hep beraber yerel sorunları tartışan, yerel sorunlara dair çözümler üreten bir meclis olacağımızı diliyorum. Meclisimize bir kişinin bile hangi partiden olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, haksız kazançla, kul hakkıyla, haram lokmayla anılmayacağını biliyorum. Aynı şekilde belediye personelimizin de bu kırmızı çizgimize riayet edeceğine biliyorum değerli dostlarım. Beyoğlu halkı şeffaf yönetim bekliyor. Beyoğlu halkı adaletli yönetim bekliyor. Beyoğlu halkı, dürüst yönetim bekliyor. İnşallah Beyoğlu Belediye Meclisi ve Beyoğlu yönetimi olarak bunlara harfiyen riayet edeceğiz” dedi.
“Biz kentsel dönüşüm noktasında da belediye meclisimize el birliğiyle hareket edeceğimize inanıyoruz”
Kentsel dönüşüm noktasında belediye meclisi ile el birliğiyle hareket edeceklerini söyleyen Güney, “Beyoğlu’nun çokça sorunu var. Bu sorunları çözeceğimiz bu sorunları tartışacağımız bir meclis dönemi yaşayalım diyorum. Burada Beyoğlu’nun yereline dair, dönem dönem tartışmalar yaşayabiliriz. Görüş ayrılıkları ortaya çıkabilir, ancak ben şuna inanıyorum ki hepimizin derdi daha güzel bir Beyoğlu. Daha güzel bir çözüm önerisi olacak. Bu nedenle de ben tekrar yerel sorun, yerel çözüm, yerel gündem vurgusunun altını çizmek istiyorum. Ortak akıl ve karşılıklı anlayışla Beyoğlu’nun tüm sorunlarını hep birlikte çözebileceğimize inanıyorum. Yine Beyoğlu seçim sonuçları hepimize bir şey işaret etti. Beyoğlu halkı ‘bizi farklılıklarımızla kabul edin’ dedi. Beyoğlu halkı ‘bizi kutuplaştırmayın’ dedi. Beyoğlu halkı ‘bizim yerel sorunlarımıza odaklarız, çözüm bekleyen, sorunlarımıza odaklanın. Bunlara dair çözüm önerilerinize gelin’ dedi. Biz sandıktan bu mesajı çok net bir şekilde aldık. ve bu mesajı Beyoğlu halkının sandıkta verdiği mesajı başucu kitabımız yaptık ve 5 yıl boyunca rehberimiz olacağını belirtmek istiyorum. Bir başka önemli konu da yine Beyoğlu halkının yıllardır beklediği kentsel dönüşüm. Biz kentsel dönüşüm noktasında da belediye meclisimize el birliğiyle hareket edeceğimize inanıyoruz ve Bakanlığımızla, Büyükşehir Belediyemizle, KİPTAŞ ile ve Beyoğlu Belediyemizle, Okmeydanı halkının yerinde dönüşümünü önceleyecek planlarla, projelerle Okmeydanı halkının karşısına bir an önce çıkacağımızı biliyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Yatağan’da düzenlenen mitingde konuşan Ayaydın, kente belediyenin hizmet yapmadığını, göreve geldiklerinde ilçenin alt ve üstyapı sorunlarını kısa sürede çözeceklerini söyledi.
Seçim çalışmalarına başladığı ilk günlerde Yatağan’a geldiğinde belediye başkanlığı önündeki yolun halini gördüğünü belirten Ayaydın, “500 metrelik yolu 6 aydır tamamlayamayan büyükşehrin acizliğine hayretler içinde tanık olduğunu” kaydetti.
“Ceketimi koysam kazanırım” zihniyetinin yansımalarını her yerde gördüklerini ifade eden Ayaydın, rakibinin bir gün önce Yatağan’a geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Rakibim gelmiş Yatağanlılara su sözü vermiş. Bodrum’u 5 yıldır susuzluğa mahkum eden zat söylemiş bunu. Hangi vizyonunla, hangi enerjinle yapacaksın bunları. Bodrum’u susuz bırakan sen değil misin? Yatağanlıların da tüm Muğla’nın da artık karnı tok bu boş vaatlere. 25 yıldır Muğla’yı köhneleştirenler, artık pılını pırtısını toplayıp gidecekler. Çünkü bunların iş yapmaya niyetleri yok. Olsa en azından şu yolu yaparlardı. 300 metrelik yolu 8 ayda yapamayanlara Muğla nasıl güvensin?”
Aydın Ayaydın, yönetimi devraldıklarında işe öncelikle altyapıyı tamamlayarak başlayacaklarını, 80’i aşkın projeyi de 5 yıllık sürede tamamlayacaklarını ifade etti.
Yatağan Belediye Başkanı Mustafa Toksöz’ün çok başarılı işlere imza attığına ve Yatağan’ın Muğla’da kıskanılan ilçe haline geldiğine vurgu yapan Ayaydın, tüm ilçe başkanları ile kol kola çalışacağını ifade etti.
Mevcut büyükşehir yönetiminin sadece koltuk meraklısı olduğunu ifade eden Ayaydın, seçildiği takdirde hiçbir zaman koltukta oturmayacağını dile getirdi.
Emeklilerin yaşam kalitesini yükseltmek için çalışma yürüttüğüne işaret eden Ayaydın, “Emekli maaşlarına büyükşehir belediyesinin sosyal yardım bütçesinden 5 bin liraya kadar ilave maaş ödeyeceğiz. Hiç kimsenin geliri 15 bin liranın altında olmayacak. Evlenecek olan gençlerimize bir yıl boyunca her ay 5 bin lira kira yardımını belediye olarak yapacağız. Kendi işlerini kuracak kadınların ilk kredilerini yine biz vereceğiz.” diye konuştu.
Kadına şiddete her zaman karşı olduğunu, kadınların haklarını sonuna kadar savunacağını anlatan Ayaydın, belediyede kadınların sorunlarını çözmek amacıyla 2 avukat istihdam edeceğini ifade etti.
Ayaydın, tüm ilçelerde çocuklar ve gençler için oyun alanları, park ve halı sahalar yaparak onların da mutlu olmalarını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.
“Yatağan’daki tapu sorunları çözülecek”
Yatağan’ın Katrancı, Turgutlar ve Gökgedik mahallelerinde tapu sorunu olduğunu ve bunu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ile görüştüğünü anlatan Ayaydın, “Biz bu 3 mahallenin bütün tapu sorunlarını kökünden çözeceğiz ve bu sorunları gündemden kaldıracağız.” dedi.
Kentin tüm sorunlarının çözümü için göreve talip olduklarına işaret eden Ayaydın, “Rakiplerimiz projeleri olmadığı için sadece algı yaratıyorlar. Ne diyorlar; ‘Atatürk, Cumhuriyet’ Emin olun biz onlardan çok daha fazla Atatürkçüyüz. Onlardan çok daha fazla Cumhuriyet’in temel değerlerine saygılıyız.” ifadelerini kullandı.
Yatağan Belediye Başkan adayı Mustafa Toksöz ise vatandaşlardan ikinci 5 yıl için tekrar destek istedi.
Mitinge AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
]]>Haber için yarışan gazeteciler, şimdi de muhtar olabilmek için yarışıyor
BARTIN – Bartın’da bulunan haber sitesi, gazete ve televizyonlarda görev yapan ve haber için yarışan 3 gazeteci, şimdi muhtar adayı olmak için çabalıyor. Gazeteci muhtar adayları, seçilmeleri halinde ise mahalle ve köylerine en fazla hizmeti getirmek için yarışacaklarını ifade etti.
Bartın’da yayın yapan Gündem Haber Ajansı isimli internet haber sitesinin sahibi olan ve 14 yıldır basın sektöründe yer alan Mustafa Kurt, Ulus ilçesine bağlı Buğurlar Köyü Muhtarlığına talip olurken, Aba Medya haber sitesinin Editörü Hasan Camcı, Çaydüzü Mahallesi’ne, Girgin Medya ve Bartınla Alakalı sosyal medya hesabının sahibi olan Serkan Girgin, Bartın’a bağlı Karaçay Mahallesi’ne muhtar adayı oldu. Daha önce haberi en hızlı bir şekilde duyurmak için haber üretim yarışında olan 3 meslektaştan her biri, ayrı mahalle ve köyde muhtar olabilmek için adaylığını açıkladı. Gazeteci muhtar adayları, şimdi kapı kapı dolaşarak, proje ve hizmetlerini anlatıyor. Mahalleliden olumlu tepkiler alan muhtar adayları, seçilmeleri halinde gazetecilik mesleğinin avantajlarını da kullanarak, tüm sorunları çözmek ve hayal etmesi bile güç olan hizmetleri mahalle ve köylerine getirmek istiyor.
İmkanlarını seferber edecek
Buğurlar Köyü Muhtar Adayı olan ve 14 yıldır Gazetecilik yapan Mustafa Kurt, “Gazetecilik mesleği nedeniyle, bürokrat ve siyasetçilerle daha yakından çalışma fırsatı yakaladım. Ben adaylığı düşünmüyordum. Köylülerin talebi ve baskısı üzerine aday oldum. Böyle bir yarışa baş koydum. 31 Mart yerel seçimlerinde, muhtar seçilmem halinde, tüm imkanlarımı köyüm için seferber edeceğim. Gazetecilik mesleğinde sürekli haber için koşuştururken, insanlarla iletişim halinde, çaba ve yoğun çalışma temposundaydık. Muhtar seçilirsem, aynı çaba ve yoğunlukla hizmet için mücadele edeceğim” dedi.
Kurt, seçilmesi halinde Buğurlar Köyü’ndeki yol, su, elektrik gibi önemli sorunları çözerek, köy konağı, istihdama katkı sunma gibi önemli projeleri de hayata geçirmek istediklerini ifade etti.
Basın sektörünün önemi
5.5 yıldır sosyal medya haberciliği yapan ve Karaçay Mahallesi Muhtar Adayı Serkan Girgin, bugüne kadar yürüttüğü gazetecilik mesleğinin önemine dikkat çekerek, “Bartın halkının sorunlarını dile getirmekteyim. Bartın’ın farklı yerlerinde sorunlarını çözme odaklı çalışıyorsunuz, mahallemiz için, bizim için de çalışır mısınız diyor vatandaşlar. Bu tepkilerde beni daha motive ediyor. İnşallah 31 Mart seçimlerinde muhtarlığı kazanacağım. Muhtarlar ve vatandaşlar, mahalle sorunlarını dile getirmek için, siyasi ve bürokratik makamlara ulaşmak için basın mensupları ile iletişime geçiyorlar. Örneğin bir mahallenin köyü yapılmadığında, kanalizasyon sorunu olduğunda, basın mensupları devreye giriyor. Gündeme getirildikten sonra bu sorunlar çözülüyor. Bizim sektörün, mesleğin avantajı bu oluyor” ifadelerini kullandı.
34 yıldır Karaçay Mahallesi’nde yaşadığını anlatan 36 yaşındaki Serkan Girgin, mahalledeki tüm sorunları tek tek tespit ettiğini ve bu sorunların çözümü için mücadele edeceğini anlattı.
Mahallenin sorunları ve hayata geçirmek istediği projeler hakkında da bilgi veren Girgin, “Burada mahallemizin bir tapu problemi var. Elektrik ile ilgili sıkıntımız var. Sokakta çocukların top oynayacağı, etkinlik yapabileceği bir alan yok. Bu tarz bir alanı oluşturmak istiyoruz. İl Belediye Başkanı, siyasetçi ve bürokratlarla iletişim halinde olmamız, bu süreci hızlandıracağını düşünüyoruz. Mahallemiz caminin yanında, Kur’an ve mevlit okutulabileceği bir alan yok. Burada bir alan oluşturmak istiyoruz. Vatandaşlarımızın hangi talebi varsa, bana iletecekler. Ben de bu talepleri, gerekli mercilere, makamlara taşımak için mücadele edeceğim” şeklinde konuştu.
“Haber için yarışıyorduk, hizmet için yarışmak istiyoruz”
Girgin, bugüne kadar meslektaşları ile haberi en hızlı duyurmak için yarıştıklarını hatırlatarak, bundan sonra da kendisinin ve diğer 2 meslektaşının da seçilmesi halinde ise hizmet için yarışacaklarını kaydetti. Girgin, “Basın mensubu olarak, haberi yetiştirmek, okuyucularımıza hızlı bir şekilde ulaştırmak için çabalıyor, koşturuyorduk. Şimdi muhtar adayı olduk. Muhtar olursak, vatandaşlarımızın hizmet alması, sorunların çözümü için bu yarışın içerisinde olacağız” ifadelerini kullandı.
Muhtar olma sebebi
24 yıldır medya sektörünün içerisinde bulunan ve Çaydüzü Mahallesi Muhtar Adayı olan Hasan Camcı ise, aday olma nedenini ise, “Basın mensupları olarak yarı kamu hizmeti veriyorduk. Bu hizmeti tamamlayıcı olması için muhtarlığa aday olduk. Çok güzel tepkiler, dönüşler aldık. İnşallah, muhtar oluruz” diyerek anlattı.
Camcı, muhtar seçilmesi halinde hayata geçireceği projeler konusunda ise, “Mahallemizde oturan ve gelir durumu iyi olmayan üniversite öğrencilerimize, hem muhtarlık bütçesinden destek vereceğiz. Hem de iş insanlarının desteği ile öğrencilerimize burs vereceğiz. Belki bir bilim insanı, üst düzey yönetici yada doktor çıkarabiliriz. Sosyal medya ihbar hattı kuracağız. Örneğin elektrik, su kesintisi, herhangi bir toplantı, yada cenaze ilanı gibi durumlarda bilgileri anında bu ihbar hattından vatandaşlarımıza ulaştırabileceğiz. Vatandaşlarımız da ihbarlarını hızlı ve etkin çözümü için buralardan yapabilecek. Mahallemizin giriş ve çıkışlarında kör noktalar, güvenlik sorunları yaşadığımız yerler var. Valilik ve emniyetin izni ile buralara güvenlik kameraları koyarak, mahallemizin daha güvenli olmasını sağlayacağız. Bambaşka bir proje, kardeş mahalle projesini yapacağız. Mahallemizin yanında olacağız” dedi.
“Biz kazanırsak, siz kazanacaksınız”
Hem kendi seçmenlerine hem de diğer 2 meslektaşının seçmenlerine destek çağrısında bulunan Camcı, “Tüm mahallemizin desteğini bekliyoruz. Biz kazanırsak, siz kazanacaksınız. Hep beraber kazanacağız. Bartın kazanacak, ülkemiz kazanacak. 2 gazeteci arkadaşımız da muhtar adayı, kendi mesleklerinde çok başarılı ve çalışkan arkadaşlarımız. Buradan ben de onlara seçim yarışında başarılar diliyorum. Seçmenlerine de diyorum ki, gazeteci arkadaşlarımız muhtar olursa, hizmetler daha hızlı, daha akışkan ve daha kolay gelecektir. Sorunlar daha hızlı çözülecektir. Çünkü biz basın mensupları olarak, vatandaşların sorunlarını üst makamlara, yani bürokrat ve siyasilere hızlıca taşıyoruz. Sorunun da hızlıca çözülmesinde vesile oluyoruz” diye konuştu.
]]>Bartın’da yayın yapan Gündem Haber Ajansı isimli internet haber sitesinin sahibi olan ve 14 yıldır basın sektöründe yer alan Mustafa Kurt, Ulus ilçesine bağlı Buğurlar Köyü Muhtarlığına talip olurken, Aba Medya haber sitesinin Editörü Hasan Camcı, Çaydüzü Mahallesi’ne, Girgin Medya ve Bartınla Alakalı sosyal medya hesabının sahibi olan Serkan Girgin, Bartın’a bağlı Karaçay Mahallesi’ne muhtar adayı oldu. Daha önce haberi en hızlı bir şekilde duyurmak için haber üretim yarışında olan 3 meslektaştan her biri, ayrı mahalle ve köyde muhtar olabilmek için adaylığını açıkladı. Gazeteci muhtar adayları, şimdi kapı kapı dolaşarak, proje ve hizmetlerini anlatıyor. Mahalleliden olumlu tepkiler alan muhtar adayları, seçilmeleri halinde gazetecilik mesleğinin avantajlarını da kullanarak, tüm sorunları çözmek ve hayal etmesi bile güç olan hizmetleri mahalle ve köylerine getirmek istiyor.
İmkanlarını seferber edecek
Buğurlar Köyü Muhtar Adayı olan ve 14 yıldır Gazetecilik yapan Mustafa Kurt, “Gazetecilik mesleği nedeniyle, bürokrat ve siyasetçilerle daha yakından çalışma fırsatı yakaladım. Ben adaylığı düşünmüyordum. Köylülerin talebi ve baskısı üzerine aday oldum. Böyle bir yarışa baş koydum. 31 Mart yerel seçimlerinde, muhtar seçilmem halinde, tüm imkanlarımı köyüm için seferber edeceğim. Gazetecilik mesleğinde sürekli haber için koşuştururken, insanlarla iletişim halinde, çaba ve yoğun çalışma temposundaydık. Muhtar seçilirsem, aynı çaba ve yoğunlukla hizmet için mücadele edeceğim” dedi.
Kurt, seçilmesi halinde Buğurlar Köyü’ndeki yol, su, elektrik gibi önemli sorunları çözerek, köy konağı, istihdama katkı sunma gibi önemli projeleri de hayata geçirmek istediklerini ifade etti.
Basın sektörünün önemi
5.5 yıldır sosyal medya haberciliği yapan ve Karaçay Mahallesi Muhtar Adayı Serkan Girgin, bugüne kadar yürüttüğü gazetecilik mesleğinin önemine dikkat çekerek, “Bartın halkının sorunlarını dile getirmekteyim. Bartın’ın farklı yerlerinde sorunlarını çözme odaklı çalışıyorsunuz, mahallemiz için, bizim için de çalışır mısınız diyor vatandaşlar. Bu tepkilerde beni daha motive ediyor. İnşallah 31 Mart seçimlerinde muhtarlığı kazanacağım. Muhtarlar ve vatandaşlar, mahalle sorunlarını dile getirmek için, siyasi ve bürokratik makamlara ulaşmak için basın mensupları ile iletişime geçiyorlar. Örneğin bir mahallenin köyü yapılmadığında, kanalizasyon sorunu olduğunda, basın mensupları devreye giriyor. Gündeme getirildikten sonra bu sorunlar çözülüyor. Bizim sektörün, mesleğin avantajı bu oluyor” ifadelerini kullandı.
34 yıldır Karaçay Mahallesi’nde yaşadığını anlatan 36 yaşındaki Serkan Girgin, mahalledeki tüm sorunları tek tek tespit ettiğini ve bu sorunların çözümü için mücadele edeceğini anlattı.
Mahallenin sorunları ve hayata geçirmek istediği projeler hakkında da bilgi veren Girgin, “Burada mahallemizin bir tapu problemi var. Elektrik ile ilgili sıkıntımız var. Sokakta çocukların top oynayacağı, etkinlik yapabileceği bir alan yok. Bu tarz bir alanı oluşturmak istiyoruz. İl Belediye Başkanı, siyasetçi ve bürokratlarla iletişim halinde olmamız, bu süreci hızlandıracağını düşünüyoruz. Mahallemiz caminin yanında, Kur’an ve mevlit okutulabileceği bir alan yok. Burada bir alan oluşturmak istiyoruz. Vatandaşlarımızın hangi talebi varsa, bana iletecekler. Ben de bu talepleri, gerekli mercilere, makamlara taşımak için mücadele edeceğim” şeklinde konuştu.
“Haber için yarışıyorduk, hizmet için yarışmak istiyoruz”
Girgin, bugüne kadar meslektaşları ile haberi en hızlı duyurmak için yarıştıklarını hatırlatarak, bundan sonra da kendisinin ve diğer 2 meslektaşının da seçilmesi halinde ise hizmet için yarışacaklarını kaydetti. Girgin, “Basın mensubu olarak, haberi yetiştirmek, okuyucularımıza hızlı bir şekilde ulaştırmak için çabalıyor, koşturuyorduk. Şimdi muhtar adayı olduk. Muhtar olursak, vatandaşlarımızın hizmet alması, sorunların çözümü için bu yarışın içerisinde olacağız” ifadelerini kullandı.
Muhtar olma sebebi
24 yıldır medya sektörünün içerisinde bulunan ve Çaydüzü Mahallesi Muhtar Adayı olan Hasan Camcı ise, aday olma nedenini ise, “Basın mensupları olarak yarı kamu hizmeti veriyorduk. Bu hizmeti tamamlayıcı olması için muhtarlığa aday olduk. Çok güzel tepkiler, dönüşler aldık. İnşallah, muhtar oluruz” diyerek anlattı.
Camcı, muhtar seçilmesi halinde hayata geçireceği projeler konusunda ise, “Mahallemizde oturan ve gelir durumu iyi olmayan üniversite öğrencilerimize, hem muhtarlık bütçesinden destek vereceğiz. Hem de iş insanlarının desteği ile öğrencilerimize burs vereceğiz. Belki bir bilim insanı, üst düzey yönetici yada doktor çıkarabiliriz. Sosyal medya ihbar hattı kuracağız. Örneğin elektrik, su kesintisi, herhangi bir toplantı, yada cenaze ilanı gibi durumlarda bilgileri anında bu ihbar hattından vatandaşlarımıza ulaştırabileceğiz. Vatandaşlarımız da ihbarlarını hızlı ve etkin çözümü için buralardan yapabilecek. Mahallemizin giriş ve çıkışlarında kör noktalar, güvenlik sorunları yaşadığımız yerler var. Valilik ve emniyetin izni ile buralara güvenlik kameraları koyarak, mahallemizin daha güvenli olmasını sağlayacağız. Bambaşka bir proje, kardeş mahalle projesini yapacağız. Mahallemizin yanında olacağız” dedi.
“Biz kazanırsak, siz kazanacaksınız”
Hem kendi seçmenlerine hem de diğer 2 meslektaşının seçmenlerine destek çağrısında bulunan Camcı, “Tüm mahallemizin desteğini bekliyoruz. Biz kazanırsak, siz kazanacaksınız. Hep beraber kazanacağız. Bartın kazanacak, ülkemiz kazanacak. 2 gazeteci arkadaşımız da muhtar adayı, kendi mesleklerinde çok başarılı ve çalışkan arkadaşlarımız. Buradan ben de onlara seçim yarışında başarılar diliyorum. Seçmenlerine de diyorum ki, gazeteci arkadaşlarımız muhtar olursa, hizmetler daha hızlı, daha akışkan ve daha kolay gelecektir. Sorunlar daha hızlı çözülecektir. Çünkü biz basın mensupları olarak, vatandaşların sorunlarını üst makamlara, yani bürokrat ve siyasilere hızlıca taşıyoruz. Sorunun da hızlıca çözülmesinde vesile oluyoruz” diye konuştu. – BARTIN
]]>Seçim çalışmaları kapsamında gittiği her yerde, her buluşmada Mersin’in sorunlarına dikkat çeken Soydan, sorunları yerinde tespit ettiklerini anlatarak, “Mersin, bahanelerle çok zaman kaybetti. Olmayan metroya milyonlarca lira harcandı. Artık bunları geride bırakmalıyız ve bu sorunu hızlıca çözmeliyiz. Bunu da biz yaparız. Bu kentin ulaşım sorunu var. Yatırım sorunu var. İstihdam sorunu var. Üreticilerin sorunu var. Esnaflarımızın sorunu var. Bu kentin tüm dinamikleri ile bir araya geldik. Hepsinin görüşlerini ve taleplerini aldık. Bu kentte esnafı, iş insanlarını, ev hanımlarını, gençlerimizi çok önemsiyoruz. Mersin’i onlardan dinliyoruz ve her söylediklerini not ettik” diye konuştu.
“GES kullanımını tüm ilimizde yaygınlaştıracağız.”
Güneş enerjisinin Mersin için vazgeçilmez bir sonsuz kaynak olduğunu kaydeden Soydan, bu konudaki projelerini şöyle açıkladı: “300 günü güneşli Mersin, Güneş Enerji Sistemleri (GES) projesi için ideal bir şehir konumdadır. İşte biz de bu güzelliğimizi belediyemizin enerji ihtiyacını karşılamak için kullanmak adına bu projemizi hayata geçireceğiz. Ayrıca GES kurulumlarında da hemşehrilerimize destekler vereceğiz. GES kullanımını tüm ilimizde yaygınlaştıracağız.”
“Mersin’in sorunlarını çözmek için hangi kapıları çaldınız”
Ramazan dolayısı ile kentteki STK, dernek ile Cumhur İttifakı ilçe belediyelerinin iftar programlarına katılan Soydan, buluşmalardaki kalabalıktan ve sevgiden memnun olduğunu, Mersin halkı ile bir araya gelmenin kendileri açısından da çok önemli olduğunu kaydetti. Soydan, iftar programlarında bir yandan Mersin’e kazandıracakları projeleri anlatırken, bir yandan da sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koydu.
Mersin’e yatırım çekmek için önce o kapıları çalmak gerektiğini söyleyen Soydan, “Mersin’de önemli devlet kurumları var. Siz bu kurumlara kaç defa gittiniz? Tüm bakanlıkların müdürlükleri burada, bunları kaç defa ziyaret ettiniz? Kurumlar arası diyalog bizim için çok önemli. Tüm kurumları tek tek ziyaret ederek Mersin’e neler yapılacağını hep birlikte istişare edeceğiz. Tek yürek Mersin sloganımızı bu şekilde hayata geçireceğiz. Önce biz gideceğiz ki Mersin’in sorunlarını çözebilelim. Mersin yeterince zaman kaybetti” şeklinde konuştu.
“Mersin’in kaybedecek bir 5 yılı daha yok”
Mersin’in kaybedecek bir 5 yılı daha olmadığını vurgulayan Soydan, “Mersin’in sorunlarını çözmek istiyorsak, önce bunlar için bir şeyler yapmanız lazım. Kurumlar arası diyalog bunlardan birisidir. Sürekli istişare ederek tüm kurumlarımızı Mersin için harekete geçirmeliyiz. Tarım, turizm, lojistik, yatırım, yol, ulaşım, sosyal yardım diyoruz ama bunlar için neler yapıyoruz. Yeni yatırım alanları, yeni iş insanları, yeni istihdam kapıları ile kurumlarımızı da bu işin içine sokmalıyız. Bizim önceliğimiz Mersin ve giderek artan sorunlarıdır. Biz bu sorunları çözmek için her kapıyı çalacağız” dedi. – MERSİN
]]>Özel, Afyonkarahisar’da Seçim Koordinasyon Merkezi Açılışı ve Aday Tanıtım Töreni’nde, birbirinden genç ve çalışkan adayları tanıtmaya, Türkiye’de ve Afyonkarahisar’da bir şeylerin değişeceğini dosta, dost olmayana göstermeye geldiklerini söyledi.
Bugün buraya yaş ortalamaları 47 ve 7’si de kadın olan ve her biri alanında birbirinden deneyimli, çalışkan belediye başkan adaylarıyla kucaklaşmaya ve onları emanet etmeye geldiğini belirten Özel, “Bunlardan biri de 44 yaşında bir kadın, bir Atatürk’ün kızı, Afyonkarahisar’ın kızı, sizin evladınız, benim grup başkanvekilim Burcu Köksal. Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum.” diye konuştu.
“Burada da sorunları çözecek olan bir belediye başkanı lazım”
Özel, Köksal ile Mecliste 8 yıldır görev yaptığını ve kürsüde Afyonkarahisar’ın ilçelerinde, beldelerinde ve köylerinde nerede bir sorun, mağduriyet ve tutulmayan bir söz varsa hepsini teker teker dile getirdiğini ifade etti.
Artık Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar’a hizmet etmesi ve sorunları çözmesi gerektiğini söyleyen Özel, şöyle konuştu:
“Bu AK Parti’nin belediye başkanları bu sorunları çözmüyorlar, çoğaltıyorlar. Bu sorunlar söylenmekten de çözülmüyor. Artık Afyonkarahisar’ın dayanılmaz sıkıntıları olmaya başladı. Bunun için size dirayetli, kararlı, tuttuğunu koparan, sizinle ve Afyonkarahisar ile bütünleşecek, parti siyaseti değil şehrin sorunlarını çözmek için belediyecilik yapacak enerjisi olan, dirayeti olan, Ankara’yı bilen, burada da sorunları çözecek olan bir belediye başkanı lazım. Onun adı Burcu Köksal. Anketlerde oldukça iyi çıktı. O günden bugüne her ay ölçtürüyoruz. Yükseldi, yükseldi, yükseldi şimdi geçti ve eğer bir aksilik olmaz, bu trendle giderse 1 Nisan gününün Afyonkarahisar’ın belediye başkanı Burcu Köksal’dır. Bunun olabilmesi hepimizi çok mutlu edecek. Şunun şurasında bir aydan az zaman kaldı. Bu konuda her birinizin seferberlik ilan edilmiş gibi çalışması lazım.”
“Genel iktidarı yerelden dengelemek zorundayız”
Özel, memlekette seçim heyecanı olduğunu, bununla birlikte Afyonkarahisar’da da 75 yıl sonra belediyeyi alacak olmanın heyecanını yaşadıklarını vurguladı.
Bu heyecanın önemli olduğu kadar sıkıntının da büyük olduğunu belirten Özel, şöyle devam etti:
“Ciddi bir ekonomik sıkıntı ve krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama sonrası için Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz. Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayıp, kemerleri sıkacağız ve acı reçeteyi içireceğiz.’ 1 Nisan oldu da eğer AK Parti yine Afyonkarahisar Belediyesini aldıysa, oyları AK Parti ve MHP aldıysa, 2 Nisan günü ne emekliyi duyarlar, ne işçiyi, ne esnafı, ne çiftçiyi, ne işsizi ve ne de öğrenciyi duyarlar. Kimseyi duymazlar. 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan bir gün önce 31 Mart’ta seçim var, mühür ve var yetki var. Eğer bu sefer AK Parti’ye ‘Yeter artık’ derseniz, bir sarı kart gösterip, kırmızı ışık yakar ve bıçak kemiğe dayandı derseniz, ondan sonra herkes hesabını ona göre yapacaktır. Bugün iktidardaki gücü mutlaka dengelemek, genel iktidarı yerelden dengelemek zorundayız. Bunu yapmadığımız takdirde kimsenin bizim sesimizi duyacağı yok. Ondan sonra uzun süre seçim de yok. Dönüp size bakacak kimse de yok.”
Özel, en büyük sıkıntıyı emeklilerin çektiğini, Türkiye’de insanların yüzde 70’inin en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını savundu.
Türkiye’nin dört bir yanında bu sorunu söylediğini belirten Özel, şunları kaydetti:
“Cepteki ve piyasadaki en büyük banknot 200 lira. Bu 200 lira 2009 yılında ilk çıktığında 131 dolar alıyordu. O dönem dolar 1 lira 35 kuruşmuş. Şimdi aynı 200 lira 6 dolar alıyor. 131 dolardan 6 dolara düşmüş paramızın değeri. Afyonkarahisar’ın en meşhur sucuğu var. Sucuğun kilosu geçen sene 395 lira, bu sene 875 lira. En düşük emekli maaşı geçen sene 7 bin 500 liraydı ve geçen sene 19 kilogram sucuk alıyordu. Bu sene 10 bin lira ama 11 kilo sucuk alıyor. Ramazan mübarek gün geliyor. Bu hükümet geçen ramazandan bu ramazana emeklinin iftar, sahur sofrasından, buzdolabından, mutfağından tam 8 kilo sucuğu çalmış. Yazıklar olsun bu hükümete.”
Özel, emeklilerin bayram ikramiyesini eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savundu.
Emeklilerin maaş durumuna ilişkin Özel, “Ben Tayyip Bey’e diyorum ki bir ’emekli kart’ çıkartalım. Emekliye verilmeyen 17 bin lira ile 10 bin liranın farkını her emeklinin maaşına 7’şer bin lira olarak yatıralım. Ayrıca elektrik, su ve doğal gazı emeklilere yüzde 25 ile 40 arasında indirimli verelim. O diyor ki ‘7’şer bin lirayı bile veremeyiz, 1,4 trilyon para gerekiyor, bizde böyle bir para yok’ diyor. Tayyip Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1,4 trilyon yoksa vay bizim halimize, sen kasayı boşalttıysan ben bilmem. Ben hesabı yaptım, 1,4 trilyon değil tam yarısı lazım. 700 milyar verildiğinde bu iş çözülecek ama ‘vallahi yok’ diyor.” ifadesini kullandı.
Programda, CHP İl Başkanı Faruk Duha Erhan ile Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Burcu Köksal da konuştu.
Konuşmaların ardından CHP’nin Afyonkarahisar’daki belediye başkan adayları tanıtıldı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde ikinci gününde devam eden forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü, Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (ISS) Bölge Direktörü Lori-Aanne Theroux-Benoni üstlendi.
Panelde konuşan Senegal Dışişleri Bakanı İsmaila Madior Fall, Sahel bölgesindeki güvenlik sorunlarına dikkati çekerek, “Sahel’deki problemi çözmek için birçok adım atıldı ancak bir tek devletle bu sorunlara çözüm bulamayız. Uluslar üstü bir cevap bulmalıyız.” dedi.
Yönetişim, güvenlik ve kalkınma alanlarına önem verilerek bölgedeki güvenlik sorunlarına küresel ve yerel aktörlerin işbirliğinde çözüm bulunması gerektiğinin altını çizen Fall, “Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) bu noktada önemli bir yerde durmakta. Nitekim birlikten ayrılmak isteyen Sahel ülkelerinin üyelikleri iptal edilmedi çünkü sorunların çözümü için işbirliği önemli.” şeklinde konuştu.
Çad Dışişleri Bakanı Mahamat Saleh Annadif ise Sahel bölgesinde daha fazla güvenlik ve istikrar için konuyu iyi değerlendirmek gerektiğini belirtti.
Annadif, “Terörün sınırı yoktur ve tehdit küreseldir, dolayısıyla mücadele ederken de küresel bağlamda hareket etmeliyiz. Sahel’deki tehdit Batılıları da ilgilendiriyor ve onların işbirliğinin de görünebilir olması lazım.” dedi.
Sahel ülkelerinin son 10 yılda terörle mücadele konusunda ordu mensuplarını, ekipmanlarını ve istihbarat tecrübesini geliştirdiğini ifade eden Annadif, insansız hava araçlarının terörle mücadeledeki etkisinin önemini vurguladı.
Terörle mücadelede yerel aktörlere önem verilmeli
Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, Sahel bölgesindeki terörün nedenlerinin iyi tespit edilmesi gerektiğini belirterek, “Bölgedeki terör grupları yabancılar tarafından desteklenmektedir. Ortaklarımız bu tehdidi ortaya çıkaran ya da destekleyenler olarak karşımıza çıkabiliyor.” şeklinde konuştu.
Uluslararası müdahalenin Mali’de 10 yıl boyunca işe yaramadığına dikkati çeken Diop, yerel aktörlerin çözüm bulmada merkeze oturması gerektiğini kaydetti.
Diop, “Silahlı gruplar ya da darbeler üzerinde duruyoruz ancak gençlerimiz de kötü yollara sapmaktadırlar. Devletler kendi iç sorunlarını iyi analiz etmeli ve öncelikli olarak kendi halklarını korumalıdır.” açıklamasını yaptı.
ECOWAS’ın bölgesel sorunları çözmede yetersiz kaldığını söyleyen Diop, kendi başlarına terk edildiklerini ve desteğin dışarıdan geldiğini belirtip ECOWAS’ın bazı darbelerde sesini yükseltmediğine ancak son darbelere karşı duruş sergilediğine dikkati çekti.
Burkina Faso Dışişleri Bakanı Jean Marie Karamoko Traore de Sahel bölgesinin uzun yıllar yanlış analiz edildiğini vurgulayarak, bu durumdan Sahel ülkelerinin olumsuz etkilendiğini söyledi.
Traore, “İlk yapılacak iş, Sahel ülkelerinin kendi politikalarını uygulamasına izin vermektir ama şimdiye kadar böyle yapılmadı ve sorunlar çözülemedi.” dedi.
ECOWAS’a yönelik eleştirilerini dile getiren Traore, “ECOWAS ile bölgesel işbirliği yapmak gerekir ama mekanizmamız bizi barış ve istikrara götürmeli. ECOWAS ise bir ülkenin enerjisini kesti ve hastaneler elektriksiz kaldı, bu şekilde işbirliği olamaz.” diye konuştu.
Gana Dışişleri Bakan Yardımcısı Kwaku Ampratwum-Sarpong, Sahel bölgesindeki silahlı grupların son 10 yılda Gine Körfezi’ne indiğini ve bu bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirtti.
Sahel ülkelerindeki sorunların Gana gibi bölge dışı ülkeleri de etkilediğinin altını çizen Ampratwum-Sarpong, “Akra Girişimi ile 7 ülke işbirliği içinde istihbarat ve bilgi paylaşımı yapıyor, stratejiler geliştiriyor.” dedi.
Sahel bölgesindeki silahlı grupların denize ulaşmaya ve buradan etkilerini artırmaya çalıştıklarını ifade eden Ampratwum-Sarpong, Batı Afrika ülkelerinin kendi içinde geliştirdiği stratejilerle çözüm ürettiğini kaydetti.
]]>Bartın’daki Gündem Haber Ajansı isimli internet haber sitesinin sahibi ve Buğurlar Köyü Muhtar Adayı olan Mustafa Kurt, rakip bir muhtar adayı ve yakınlarının hakkında aslı olmayan yalan yanlış ifadeler kullandığını belirterek, tepki gösterdi. Basın ve medya sektöründe 13 yıllık geçmişi olduğunu hatırlatan Mustafa Kurt, “Yaklaşık 13 yıldır basın ve medya sektöründe olmam nedeniyle kentin gündemini yakın takip ediyoruz. Mesleğim nedeniyle siyasiler, kamu idarecileri başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlarımızla sürekli iç içe oluyoruz. Mesleği yaptığım dönemlerde de köyümden kopmadım, aksine her daim hemşehrilerimizin yanında olmaya çalıştım. Her sorunlarında, mesleki imkanlarla birlikte yanlarında durmaya çalıştım. Başta mahallemiz olmak üzere tüm yöremizdeki insanların hastanelerden kamu kurumlarındaki işlerine, su, yol ve iş gibi sorunlarının çözümünde yardımcı olmaya çalıştım. Bunları, mesleğimin yani gazeteciliğin bir kamu görevi olduğunu bilerek, vicdani ve insani görev olduğuna inanarak yaptım. Yani topluma insanlara faydalı olmaya çalıştım” dedi.
Köylüler baskı yaptı
Muhtar Adayı Kurt, kendisinin muhtarlığı düşünmediğini ve istemediğini ifade ederek, köylülerin baskısı ile aday olduğunu kaydetti. Kurt, ” Hiçbir zaman menfaat gözetmedim. Hemşehrilerim samimi, dürüst ve çalışkanlığım nedeniyle muhtar olmamı istedi. İnsanların baskısı nedeniyle muhtar adayı oldum. Eğer muhtarlık görevine layık görülürsem, görev yapacağım süre boyunca bilgi birikimim, deneyimim, samimi, dürüst ve ilkeli duruşumla köyüme hizmet edeceğim. Mesleğinde sunduğu imkanlarla tüm sorunlarımızın çözümü için elimden geleni yapacağım” ifadelerini kullandı.
Köyün sorunları
Mustafa Kurt, köyün birçok sorunu bulunduğunu belirterek, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenlerin anlatılacağı yerde aslı olmayan söylemler, fitne, fesat ve dedikodu ile siyaset yapılmak istendiğini de kaydetti. Muhtar adayı Kurt, köyün sorunları ve yapacakları projeler hakkında şu bilgileri verdi:
“Köyümüzde, halen bu dönemde, su, alt yapı, yol, düşük voltaj gibi sorunların olması bizleri çok üzüyor. Ayrıca gençlerimiz için, orta yaşlılar için ve kadınlar için gelir oluşturacak yada istihdam açacak çalışmaların olması gerektiğini düşünüyoruz. Bir köy konağımız bile yok, düğün ve cenaze gibi merasimlerin yapılacağı bir köy konağının yapılması gerekiyor. Köy konağını da yapacak projemiz var. Bu projeyi hayata geçirecek, gücümüz ve kararlılığımız var.”
Rakip adaya çağrı
Rakip muhtar adayı ve yakınlarına yapıcı, birleştirici söylemlerde bulunması için çağrıda bulunan Kurt, “Biz, sorunları öteleyen, halının altına süpüren değil, çözüm üreten olmak, insanları fitne ve fesatla ayrıştıran, birbirine kırdıran değil aksine birleştiren, rant hırsızlık, peşinde koşan değil tam tersine köyümüze hizmet için çabalayan olmak istiyoruz. Bu güne kadar hep alnımız açık, vicdanımız rahat ve sicilimiz temiz oldu. Yine bu şekilde, dürüst ve şeffaf bir yönetim anlayışından taviz vermeyeceğiz” dedi.
İddialara sert cevap
Mustafa Kurt, hakkındaki iddialarla ilgili ise, şöyle devam etti:
“Seçim sürecinde hakkımızda aslı olmayan yalan yanlış dedikodular üretiliyor. Biz bunları üretenlerin kim olduğunu, amaçlarının da ne olduğunu biliyoruz. Tabi bu dedikodulara kimsenin de itibar etmediğini de biliyoruz. Zaten bu iddiaları duyan herkesin cevabı gülmek oluyor. Bizim böyle, basit yalan, iftira ve dedikodulara ayıracak vaktimiz yok. Göreve gelirsek de küçük hesaplar, menfaatler peşinde olmayacağız. Her zaman köylümüzün, hizmetinde ve yanında olacağız. Yalancının, rantçının, sorunların ise tam karşısında olacağız. Özetle, ‘destek sizden hizmet bizden’ diyoruz.” – BARTIN
]]>