Sömürge – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 29 May 2024 21:42:37 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı lideri Fochi’ye göre Fransa, Ada’da barış yolundan saptı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/#respond Wed, 29 May 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33681 Fransa’nın denizaşırı kolonisi Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı liderlerinden Dominique Fochi, Fransız devletinin, Ada’nın yerli halkı Kanakların bağımsızlık süreci için önem taşıyan Noumea Anlaşması’nı bozduğunu ve barış yolundan saptığını söyledi.

Fransız hükümetinin “anayasal reform” adı altında Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanakları seçimlerde etkisizleştirmek için Ada’ya yerleştirilen Fransızları seçmen listesine alma girişimi, buradaki halkın tepkisini çekti.

Fransa’nın 1853’te kolonisi haline getirdiği Hint-Pasifik bölgesindeki Yeni Kaledonya’da seçmen sayısını artıracak ve dolayısıyla seçimle siyasi süreçleri etkileyebilecek potansiyele sahip reform, Ada’dan 17 bin kilometre uzakta Fransız Parlamentosunda görüşülürken, 13 Mayıs’tan itibaren bağımsızlık yanlısı Kanaklar gösterilere başladı.

Fransız hükümeti, Ada’nın bağımsızlık sürecini Paris’te alınacak karara terk etmek istemeyen yerel halka karşı kısıtlayıcı önlemler alırken başta başkent Noumea olmak üzere Ada’nın farklı noktalarında yaşanan olayları bastırmak için bölgeye polis ve jandarma sevk etti.

Ardından Ada’da 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu TikTok yasaklandı ve 12 günlüğüne olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.

Ada’da Fransız resmi kaynaklarına göre, 7 kişi hayatını kaybederken 370’ten fazla kişi gözaltına alındı.

Yeni Kaledonya halkı Kanakların köklü partilerinden Kaledonya Birliğinin Genel Sekreteri Dominique Fochi, Ada’nın Fransa tarafından bugüne kadar nasıl koloni olarak kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan olayları AA muhabirine anlattı.

Fransa’nın 171 yıl önce 1853’te Yeni Kaledonya’yı ele geçirdiğini belirten Fochi, Ada’nın yerlisi Kanakların topraklarında Fransa’nın sömürgesini asla kabul etmediklerini, sürekli mücadele halinde olduklarını belirtti.

Fochi, “Ülkenin tarihi boyunca Fransa ve yerli Kanak halkı arasında sadece çekişmeli ilişkiler oldu.” ifadesini kullandı.

Fransa’nın Ada’yı elinde tutmak için yürüttüğü iskan politikasının yanı sıra burayı dışarıdan getirilen mahkumlar için hapishane olarak da kullandığını anlatan Fochi, Paris’in iskan politikasına karşı 19. yüzyılda Ada’da birçok direniş olayının yaşandığını kaydetti.

Fochi, Yeni Kaledonya topraklarının gaspı sırasında başkent Noumea bölgesinde yerli kabile üyelerinin, Fransız sömürge güçlerince öldürüldüğünü ve 1878’deki direniş hareketi sırasında 1000 Kanak ve 200 Avrupalının yaşamını yitirdiğini aktardı.

“Fransız tebaası olarak görülüyorlardı”

Kanakların 1887-1946 tarihlerinde oy verme hakkı olmadığını ve ABD’deki Kızılderililer gibi ayrı bir yasal yaşam alanı olan “rezervlere” sürüldüklerini söyleyen Fochi, şunları kaydetti:

“Yerli kanununa tabi tutuldular. Vergi ödemeleri, rezervlerden izinsiz çıkmamaları gerekiyordu. Oy verme hakları yoktu. Büyük Dünya Savaşları sırasında Fransa’nın kurtulmasına katkı sağlamalarına rağmen onlar vatandaş olarak değil, Fransız tebaası olarak görülüyorlardı.”

“Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi”

Fochi, Kanakların bir kısmının 1946’da, tamamının ise 1957’de oy kullanma hakkına erişebildiğini söyledi.

Çok sayıda Fransız’ın 1970’te çalışmak için Ada’ya geldiğini kaydeden Fochi, “Bu yüzden demografik ve özellikle de seçmen dağılımı dengesizleştirildi. Böylece Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi.” ifadesini kullandı.

Hükümetin 1972’de Messmer Kararnamesi ile Fransa’dan gelen sömürgecilerin özellikle Yeni Kaledonya’ya yerleşmelerini teşvik ettiğini belirten Fochi, “bu sömürgecilerin Ada’nın bağımsızlık taleplerini bastırmak için geldiklerini” ifade etti.

Fochi, 1980’lerde farklı Fransız hükümetlerinin Yeni Kaledonya dosyasını Paris’ten çözmeye çabaladığına işaret ederek, seçmen kütüğünün o dönem de tartışma konusu olduğunun altını çizdi.

Dominique Fochi, Kanakların 1983’te Nainville-les-Roches’da kaderlerini tayin etme haklarını sömürge döneminde Fransızlarca Ada’ya yerleştirilenlerle kullanmaya karar verdiklerini kaydetti.

Fochi, bu nedenle 1988’deki Matignon Anlaşması, yerli halkın bağımsızlık süreci için önem taşıyan 1998’deki Noumea Anlaşması ve ardından yapılan 3 referandumun tarihin mağdurlarını da kapsadığını anlattı.

Ada’da 1980’li yıllarda 90 kişinin öldüğü olayların ardından Matignon Anlaşması’nın biraz da olsa bölgede barışı pekiştirdiğini ifade eden Fochi, “sömürgesizleştirme anlaşması” olan Noumea Anlaşması’nın Fransız devletinin elindeki yetkilerinin Yeni Kaledonya’ya transfer edilmesini kapsadığını anlattı.

Fochi, bu anlaşmanın Ada’nın egemenliğine tümüyle kavuşması için en fazla 3 referandumun düzenlenmesini öngördüğünü, Yeni Kaledonya’da 2018’deki bağımsızlık referandumunun yüzde 43 “evet”, 2020’dekinin de yüzde 47 “evet” oyu aldığını aktardı.

Referandumlar her 2 yılda bir düzenlenirken, dönemin Fransız hükümetinin aceleci davranarak 3. referandumun Aralık 2021’de düzenlenmesine karar verdiğine değinen Fochi, aslında Kanakların, bu 3. referandumun Fransa’daki 2022 cumhurbaşkanı seçimi ve yerel seçimlerden sonra düzenlemesini istediğini dile getirdi.

Fochi, her şeye rağmen bağımsızlık yanlıları bu tarihi kabul edip referandum kampanyası için hazırlandığını belirterek, ardından Kovid-19 salgını nedeniyle, Ada’daki Geleneksel Senato ve bağımsızlık yanlısı Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisinin (FLNKS) kampanyanın uygun koşullarda düzenlenebilmesi adına referandumun ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiğini söyledi.

İlk iki referandum arasında bağımsızlıktan yana olan oyların artığına dikkati çeken Fochi, özellikle 3 referandumu kazanma şansları olduğunu ifade etti.

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı”

Fochi, Kanakların erteleme talebine rağmen Paris’in 3. referandumu 2021’de düzenlemesini şöyle değerlendirdi:

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı. Sonuç olarak Noumea Anlaşması’nı bozdu. Bu andan itibaren devleti tarafsızlığını kaybetmiş olarak kabul ettik.”

Kanakların gelenekleri gereği, salgın nedeniyle hayatını kaybedenler için 2021’de yas döneminde olduğunu, bu nedenle insanların evine girip siyasi kampanyalar yürütemeyeceklerini anlatan Fochi, salgın nedeniyle Ada’da 300 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Fochi, tüm bu nedenlerden ötürü 3. referandumun meşruiyetini kaybetmesi için bağımsızlık yanlılarının halkı oylamaya katılmamaya çağırdığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Her şeye rağmen bugüne kadar Fransa sadece hukuka bakarak bu 3. referandumun meşruiyetini tanımaya devam ediyor. Sömürgeleştirilmiş Kanak halkı katılmamışken referandumun meşru olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu ülkenin tarihine karşı bir hakaret. Ardından FLNKS’nin Fransız devletiyle her türlü bağı kestiği bir dönem oldu.”

Ada’da sükunetin sağlanması için uzlaşı sağlanması ve Fransız devletinin “tarafsız” davranması gerektiğinin altını çizen Fochi, seçmen kütüğünde değişiklere yol açacak anayasal reformun Ada’da uzlaşı sağlanmadan Fransa tarafından Parlamentoya sunulduğunu dile getirdi.

“Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu”

Fochi, hükümetin şu an yaptığı yanlışları, dönemin hükümetinin 1980’lerde Ada’da yaşanan olaylara götüren süreçte yaptığını kaydederek, reform mecliste geçmeden önce 6 kişilik Kanak delegasyonuyla Paris’e gelerek bu projenin riskleri konusunda milletvekillerini uyardıklarını söyledi.

Fransız yetkililerin kendilerine dinlemediğini ve oylamanın mecliste kabul edildiğini belirten Fochi, “Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu. Yasa tasarısı geri çekilseydi bunların hepsi engellenebilirdi.” dedi.

Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da olağanüstü hal ilan ederek, Kanak temsilcilerinin ev hapsine koyduğunu anlatan Fochi, diyaloğa devam edebilmek için FLNKS’nin Ada’ya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan reformun geri çekilmesini, OHAL’in kaldırılmasını ve ev hapsindekilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini anlattı.

“6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz”

Fochi, “Hedefimiz, ülkenin tam egemenliğine kavuşması” diyerek, bağımsızlık yanlılarının barışçıl şekilde hareket ettiğini söyledi.

“Ne FLNKS ne de Saha Eylemleri Koordinasyon Birimi CCAT ülkeyi yakıp yağmalamaya çağırmadı. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ilgili devleti, Fransız hükümetini uyarmak için 6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz.” ifadesini kullanan Fochi, Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da barışa götüren yoldan saptığını belirtti.

Fochi, “Herkesin Yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmiş ülke olduğunu kabul etmesine ihtiyacımız var.” diyerek, Ada’nın “dekolonizasyon sürecinin” devam ettiğine dikkati çekti.

Noumea Anlaşması’nın 1998’den sonra Ada’ya gelenlere Yeni Kaledonya’daki yerel seçime oy hakkı verilmemesini öngördüğünü hatırlatan Fochi, anayasal reform yürürlüğe girdiği takdirde yerel seçime çoğu Fransa’dan gelen ek 25 bin 900 seçmenin katılacağını kaydetti. Fochi, bunun seçmenlerin yüzde 14’üne tekabül ettiğinin altını çizdi.

“Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar”

Bağımsızlık sürecindeyken Ada’ya dışarıdan gelenlerin oy kullanmasına izin veremeyeceklerini söyleyen Fochi, “Yeni Kaledonya, Okyanusya’da, Melanezya’da, Avrupa’da değil, Fransa’da değil. Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar.” dedi.

Fochi, Ada’da son haftalarda yaşanan olayların Kanak halkının sömürgeciliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini gösterdiğini vurgulayarak, “Mücadelemiz doğru ve meşru ancak uluslararası düzeyde de gelip bize yardım etmeleri için çağrı başlatıyoruz çünkü ülkemizde sömürgesizleştirme sürecine saygı gösterilmesi için desteğe ihtiyacı olan Pasifik’teki küçük bir halkız.” diye konuştu.

Kanak gençlerin reforma tepki için seferber olduğunu aktaran Fochi, Yeni Kaledonya’daki olaylar sırasında milislerin genç Kanakları öldürdüğünü söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/feed/ 0
Bandung Ruhu 69 Yıldır Küresel Güney’de Canlılığını Koruyor https://www.haber60.com.tr/bandung-ruhu-69-yildir-kuresel-guneyde-canliligini-koruyor/ https://www.haber60.com.tr/bandung-ruhu-69-yildir-kuresel-guneyde-canliligini-koruyor/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29221 Bugün, tarihi Asya-Afrika Konferansı’ndan yaklaşık 70 yıl sonra Bandung Ruhu halen canlılığını korurken, Küresel Güney ülkelerine de Kuşak ve Yol İnisiyatifi ve diğer platformlar çerçevesinde kazan-kazan işbirliği aracılığıyla yeni bir ortak kalkınma yoluna koyulmaları için ilham veriyor.

CAKARTA, 23 Nisan (Xinhua) — Çin Halk Cumhuriyeti’nin merhum Onursal Cumhurbaşkanı Soong Ching Ling, Endonezya’nın Bandung kentinden bahsederken, “Tarihte çok az kent Bandung kadar çok sayıda kalp ve zihinleri fethetmiştir” demişti.

Bandung Konferansı olarak da bilinen tarihi Asya-Afrika Konferansı, 18 Nisan 1955’te bu kentte düzenlendi. Küresel Güney ülkeleri bu konferansla, egemenlik haklarını ve daha eşit bir dünyayı savunmak için emperyalizm ve sömürgeciliğe karşı çıkmak üzere ilk kez bir araya geldi.

Batılı sömürgecilerin acımasızca ellerinden aldığı bağımsızlıklarını onlarca yıldan sonra kazanan 29 Asya ve Afrika ülkesinin lider ve temsilcileri, özünde “dayanışma, dostluk ve işbirliğinin” yer aldığı Bandung Ruhu’nu önererek Bağlantısızlar Hareketi’ni ve Güney-Güney işbirliğini başlattı.

Bugün, tarihi Asya-Afrika Konferansı’ndan yaklaşık 70 yıl sonra Bandung Ruhu halen canlılığını korurken, Küresel Güney ülkelerine de Kuşak ve Yol İnisiyatifi ve diğer platformlar çerçevesinde kazan-kazan işbirliği aracılığıyla yeni bir ortak kalkınma yoluna koyulmaları için ilham veriyor.

YENİ ASYA VE YENİ AFRİKA’NIN DOĞUŞU

Deniz seviyesinden 768 metre yükseklikte yer alan Bandung’da tüm yıl boyunca Endonezya’daki kentlerin çoğuna kıyasla hava daha serin oluyor. Kent, Hollandalı sömürge yönetimi döneminde “Cava’nın Paris’i” olarak biliniyordu.

Zamanın Hollanda Doğu Hint Adaları Genel Valisi Herman Willem Daendels, Cava Adası’nın savunma sistemini iyileştirmek ve asker ve malzeme sevkiyatını kolaylaştırmak amacıyla 1809 yılında Cava Adası’nın batısından doğusuna uzanan ve daha sonra Asya-Afrika Caddesi olarak adlandırılacak yaklaşık 1.000 kilometre uzunluğunda bir yol inşa edilmesi talimatını verdi.

Endonezya’nın ilk devlet başkanı Sukarno, bu caddenin kenarında bulunan 3 katlı bembeyaz bir binada gerçekleştirilen Asya-Afrika Konferansı’nın açılış töreninde Güney ülkeleri adına uyanış çağrısını başlattı.

Sukarno, “Bu konferans, insanlık tarihinde beyaz ırktan olmayan kişilerin gerçekleştirdiği ilk uluslararası konferans. Nerede, ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın, sömürgecilik kötü bir şeydir ve yeryüzünden kazınmalıdır” diye konuştu.

Sukarno, “Bu konferansın, biz Asya ve Afrika liderlerinin, Asya ve Afrika’nın ancak birleşerek refaha kavuşabileceğinin ve birleşik bir Asya ve Afrika var olmadıkça dünyanın güvenliğinin dahi sağlanamayacağının bilincinde olduğumuza kanıt teşkil etmesini umuyorum. Bu konferansın insanlığa kılavuzluk etmesini, ayrıca güvenlik ve barışa ulaşmak için seçmeleri gereken yolu göstermesini umuyorum. Bu konferansın Asya ve Afrika’nın yeniden doğuşuna, dahası, yeni Asya ve yeni Afrika’nın doğuşuna tanıklık etmesini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Konferansa katılan Çin heyetine başkanlık eden dönemin Çin Başbakanı Zhou Enlai, Barış İçinde Bir Arada Yaşamak için Beş İlke’yi önerdi. Bandung Ruhu’nun vazgeçilmez bir unsuru haline gelen bu ilkeler daha sonra uluslararası ilişkilerin temel normları ve uluslararası hukukun temel ilkeleri olarak dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğu tarafından kabul gördü.

Amerikalı tarihçi Immanuel Wallerstein, “1955 tarihli Bandung Konferansı sembolik bir an olarak değerlendirilebilir. Batı dışı dünya bu tarihte, dünya siyasetinde ciddiye alınmaları gerektiğini yüksek sesle dile getirmiş oldu” diyor.

“İHANET, RÜŞVET, KATLİAM, ALÇAKLIK”

Sömürgecilik, Batı’da sermayenin ilkel birikiminin başlangıç noktasıydı. Beyazların üstünlüğüne ve orman kanunlarına inanan Avrupalı sömürgeciler, Afrika’yı, Amerika kıtasını ve Asya’yı işgal ederek vahşi katliam ve yağmalar gerçekleştirip oluk oluk kan akıttı.

Karl Marx, “Kapital” adlı eserinde, “Hollanda’nın sömürge yönetiminin tarihi, en olağanüstü ihanet, rüşvet, katliam ve alçaklık ilişkilerinin tarihidir… Nereye ayak bastılarsa, arkasından tahribat ve nüfus kırımı geldi. 1750 yılında Cava’nın Banyuwangi vilayetinin 80.000’den fazla sakini varken, 1811’de nüfus yalnızca 18.000 kişi idi” diye yazdı.

1619 yılında Cava Adası’nın ticaret merkezi Cayakarta’yı ele geçiren Hollanda, bölgenin ismini Batavya olarak değiştirdi. Bu kent, günümüzün Cakarta’sı olacaktı. Hollandalılar, Batavya’yı Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nin (VOC) Doğu’daki genel merkezi olarak değerlendirip, Endonezya’yı sömürgeleştirmek için bir kale olarak kullandı. 17. yüzyılın ortalarına gelindiğinde şirketin ticaret hacmi, o dönemdeki toplam küresel ticaretin neredeyse yarısını oluşturuyordu.

İngiliz yazar Elizabeth Pisani, Endonezya: Olağan Dışı Ulusu Keşfetmek (Indonesia, Etc.: Exploring the Improbable Nation) adlı kitabında, “Hollanda Doğu Hindistan Şirketi gibi bu adaları ele geçiren Hollandalı sömürge yöneticileri, yalnızca para kazanmakla ilgileniyorlardı, yerel halkın hayatlarını umursamıyorlardı. Kauçuk ağaçları ve kakao ağaçları dikmek için Sumatra ormanlarını kestiler. Kahve, çay, şeker ve tütün elde etmek için Cava, Sulawesi ve diğer adalardaki ormanları yok ettiler. Kalay madenleri, altın madenleri ve petrol için arazileri şiddetle ele geçirdiler. Hollandalılar bir dönem milli gelirinin yarısını Endonezya’dan alıyordu.” ifadelerini kullandı.

Hollandalılar, 300 yıldan uzun süren sömürge yönetiminde her zaman avcı rolü oynadı ve altın yumurtlayan kazı öldüren barbarca bir yaklaşım izledi. Bu durum Endonezya ekonomisinin anormal gelişmesine yol açarak, Hollandalılar için bu ekonomiyi tamamen bir hammadde tedarikçisine indirgedi.

KARŞILIKLI KALKINMA

Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, “Hepimiz mevcut dünya ekonomik düzeninin adaletsizliğine tanıklık ettik. Ticari ayrımcılığı reddetmeliyiz. Downstream endüstriyel kalkınma engellenmemeli. Eşit ve kapsayıcı işbirliği için sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz” demişti.

Widodo, 2023 yılının Ağustos ayı sonunda Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen BRICS liderleri toplantısında, Küresel Güney ülkelerini birlik olmaya, kalkınma haklarını korumaya ve ilerlemeyi engelleyen eylemlere karşı çıkmaya çağırdı.

Bandung’daki Tegalluar demiryolu istasyonu, geçtiğimiz yıl 7 Eylül’de açıldı. Bu istasyon, Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında Endonezya ve Çin’in ortaklaşa inşa ettiği simge projelerden biri olan Cakarta-Bandung Yüksek Hızlı Demiryolu’nun dört istasyonundan biri.

Yüksek hızlı demiryolu hattı, Cakarta ile Bandung arasındaki 3 saati aşan seyahat süresini yaklaşık 40 dakikaya düşürerek, ekonomik faaliyetleri ve iş fırsatlarını güçlendirdi.

Widodo, demiryolunun ticari faaliyete başlamasından önce yaptığı konuşmada, “Son derece mutluyum. Endonezya halkı da son derece mutlu çünkü yüksek hızlı demiryolumuz Güneydoğu Asya’da tek. Bu altyapı sayesinde ilerlemenin temelini atabiliriz. En önemlisi de bu demiryolunun, Endonezya’nın ulusal rekabet gücünü artıracak olması” ifadelerini kullandı.

Cakarta merkezli düşünce kuruluşu Nanyang ASEAN Vakfı Başkanı Bambang Suryono, Batılı ülkelerin diğer ülkeleri köleleştirip sömürerek ve bu ülkelerin halklarını perişan ederek kendi modernleşmelerini gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Suryono, “Endonezya, Çin’le dayanışma ve işbirliği yoluyla Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin ortaklaşa inşasına dahil oluyor ve karşılıklı kalkınmayı gerçekleştiriyor. Bu, Küresel Güney’deki ülkelerin yeni bir kalkınma yoluna adım atabileceğini kanıtlıyor” diye ekledi.

EL ELE, OMUZ OMUZA

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 22 Nisan 2015’te Endonezya’da düzenlenen Asya-Afrika Zirvesi’nde “Kazan-Kazan İşbirliği için Bandung Ruhu’nu İleri Taşımak” başlıklı bir konuşma yapmıştı.

Xi, konuşmasında, “29 Asya ve Afrika ülkesinin liderleri 60 yıl önce Bandung Konferansı’na katılarak dayanışma, dostluk ve işbirliğinden müteşekkil Bandung Ruhu’na can verdi; tüm Asya, Afrika ve Latin Amerika’yı etkisi altına alan ulusal kurtuluş hareketini tetikledi ve küresel sömürgesizleşme sürecine hız kazandırdı” dedi.

Xi, “Bandung Ruhu yeni koşullar altında da güçlü canlılığını sürdürüyor. “Bandung Ruhu’nu, değişen zamana uygun yeni unsurlarla zenginleştirmek, kazan-kazan işbirliğine dayalı yeni bir uluslararası ilişkiler modelinde ısrar etmek, daha adil ve eşit bir uluslararası düzen ve sistemi teşvik etmek”, ayrıca Asya, Afrika ve dünyanın diğer bölgelerindeki halklara daha büyük faydalar getirmek üzere insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etmek suretiyle ileri taşımak gerektiğini vurguladı.

Bugün, Bandung kentinde Cakarta-Bandung Yüksek Hızlı Demiryolu’nda büyük bir hızla işleyen trenler, yeni dönemdeki “dayanışma, dostluk ve işbirliğinden” müteşekkil Bandung Ruhu’nun vücut bulmuş hali.

Endonezyalı müzisyen Andy Qui, demiryolu hakkında “Düşlerini Gerçekleştirmek için İlerle” adlı bir şarkı yazdı. Şarkının sözleri, “Ele ele, omuz omuza, her şey mümkün birlik olunca” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bandung-ruhu-69-yildir-kuresel-guneyde-canliligini-koruyor/feed/ 0