Sofra – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 24 May 2024 22:18:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sergilendi https://www.haber60.com.tr/asirlik-tatlarin-bulusma-noktasi-yedi-bolgede-turk-mutfagi-cumhurbaskanligi-kulliyesinde-sergilendi/ https://www.haber60.com.tr/asirlik-tatlarin-bulusma-noktasi-yedi-bolgede-turk-mutfagi-cumhurbaskanligi-kulliyesinde-sergilendi/#respond Fri, 24 May 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32876 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz” dedi.

Emine Erdoğan’ın himayelerinde 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programı düzenlendi.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır.” diye konuştu.

Atalardan yadigar mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek milli karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk.” bilgisini verdi.

“Yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz”

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti. Emine Erdoğan şöyle konuştu:

“Küreselleşmenin oluşturduğu kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi:

“Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

Türkiye’nin 7 bölgesinin kültürel mirası ve mutfak kültürü sergilendi

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Olgunlaşma Enstitülerinin geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünleri de yer aldı

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.

21 coğrafi işaretli ürün sergilendi

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer üreten Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı. Sergi, 1 ay boyunca gezilebilecek. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/asirlik-tatlarin-bulusma-noktasi-yedi-bolgede-turk-mutfagi-cumhurbaskanligi-kulliyesinde-sergilendi/feed/ 0
Yılbaşı Sofralarında İsraftan Uzak Durun https://www.haber60.com.tr/yilbasi-sofralarinda-israftan-uzak-durun/ https://www.haber60.com.tr/yilbasi-sofralarinda-israftan-uzak-durun/#respond Fri, 29 Dec 2023 08:09:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1494 Yeni yıla az bir zaman kala, 2024’ün gelişini kutlamak isteyenleri sofra hazırlama telaşı sararken, görkemli ve gereğinden büyük sofralar hazırlamak, ciddi harcamalara ve israfa neden oluyor. Uzmanlar, yılbaşı sofralarının aşırılıktan ve israftan uzak olması konusunda önerilerde bulunuyor.

Yılbaşı sofrasında, abartıya kaçılmadan daha sade bir sofra hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Eylem Ezgi Fadıloğlu, “Yapılan bu kutlama hazırlıklarının faturasının sadece harcama yapan kişiye değil dünyamıza da kesildiğinin farkında olmamız gerek “dedi. Fadıloğlu, “Yılbaşı akşamı israf edilmeyecek şekilde, taze ürünlerle hazırlanmış, lezzetli; ama porsiyonları küçültülmüş tabaklar hazırlanmalı, artan yiyecekler ertesi gün farklı tariflerle değerlendirilmeli” diye konuştu.

Gıda israfının önlenmesi çağrısında bulunan Dr. Eylem Ezgi Fadıloğlu, şunları söyledi:

“Gıdanın geleceğinin konuşulduğu şu günlerde mutfaklarda gıda israfı lezzetten daha fazla önem kazanmış ve menü planlamalarında sıfır atık konusu en önemli kısmı oluşturmuştur. Sıfır atık tariflere dayalı yemekler hazırlamamız gerekmektedir. Devir tasarruf devri olup taze ürünlerle hazırlanmış, lezzetli; ama porsiyonları küçültülmüş tabaklar çıkarma devridir. Bütçemize uygun, depolaması saklaması kolay ve her bir parçasını kullanabileceğimizi düşünerek gıdaları satın almalı ve hazırlık, pişirme ve saklama aşamalarında farklı teknikleri uygulama yollarını öğrenmeliyiz.”

Alışverişe çıkarken, hazırlanan listeye sadık kalmaya özen gösterilmesi gerektiğini belirten Fadıloğlu, “Seçilecek ana yemek için alternatif olarak; hindi, tavuk ve et düşünüleceği için kişi başı porsiyon miktarı göz önüne alınmalı. Bir hindi veya tavuk yemeği için 150-200 gramlık bir porsiyonun bir kişi için yeterli olacağı düşünülerek hindi ve tavuk ihtiyacının karşılanabileceği bilinmeli ve et tercihinde eğer kemikli et tercih edilecekse kemiğin stok olarak kullanılabileceği de düşünülmeli” şeklinde aktardı.

Artan yiyecekler dönüştürülmeli

Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Eylem Ezgi Fadıloğlu, şu önerilerde bulundu:

“Pırasa, kereviz gibi sebzeler, diğer sebzelere oranla daha fazla atığı olan gıdalar grubunda yer alıyor. Pırasanın yeşilliklerinden ve kerevizin saplarından salata yapılabilir veya sebze artıklarını değişik soslarda kullanabilir ve lezzetli çorbalar yapılabilir. Kalan sebzelerden mücver yapabilir. Soyduğunuz patateslerin soyduğunuz kabuklarını; tuz, karabiber ve istediğiniz baharatları ekleyerek cips yapabilirsiniz. Kalan ekmekleri küp küp doğrayarak fırında kıtır hale getirebilir ve hazırladığınız krutonları çorbayla tüketebilir, sarımsaklı ekmekler hazırlayabilir veya ufalayarak köfte harcının içine ekleyebilirsiniz. Dilerseniz hazırlanan bu kıtır ekmeklerin üzerine kıymalı veya domatesli bir sos dökerek papara yemeği, artan pilavdan yayla çorbası, bulgur pilavından ise ezogelin çorbasını yapabilirsiniz. Kalan peynirler eritilerek peynir fondü yapılabilir veya ezilerek peynir topları yapılarak tüketilebilirler. Böyle kutlamalı günlerde alınan yiyeceklerin pişirilmeden önce ve sonra buzdolabında saklanması hususu da mutfakta israfı önlemek açısından önem arz etmektedir. Bu anlamda kalan pişmiş etlerin, sebzelerin, sosların ve keklerin dondurulabileceğini unutmamalı ve doğru saklama kaplarına konularak dondurulmalı.” – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/yilbasi-sofralarinda-israftan-uzak-durun/feed/ 0
Yılbaşında Nasıl Beslenmeliyiz? https://www.haber60.com.tr/yilbasinda-nasil-beslenmeliyiz/ https://www.haber60.com.tr/yilbasinda-nasil-beslenmeliyiz/#respond Fri, 29 Dec 2023 07:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1470

‘Yılbaşında nasıl beslenmeliyiz’ sorusunun cevabını vermeden önce; öncelikle ‘yılbaşından önce nasıl beslenmeliyim?’ sorusunu cevaplamak ve vücudu yılbaşı sofrası ve sonrasına hazırlamak gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Güler Yenipınar, “Yılbaşı sofrası genellikle kuruyemişler, mezeler, yağlı ana yemekler ve tatlı ile dolu bir sofra oluyor. Bu gece ve sonrasında kendinizi kötü hissedip, hiçbir şey yemeden mutsuz oturmak yerine önceden önlem almak daha doğru olacaktır. Bu arada yapılan en büyük hatalardan birisi de sabahtan itibaren hiçbir şey yemeyip, gece kendinizi yılbaşı sofrasına saklamaktır” dedi.

Önerilerini yılbaşı öncesi, yılbaşı gecesi ve sonrası olmak üzere 3 başlık altında toplayan İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Güler Yenipınar, “Yeni yıla birkaç gün kala metabolizmanızı hızlandırmak ve avantaj elde etmek için günde mutlaka 2.5-3 litre su tüketin. Protein alımınızı yeterli ve dengeli bir şekilde sağlamanız metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olacaktır. Yılbaşı öncesindeki günlerde daha düşük kalorili, daha az yağ ve şeker, daha fazla taze sebze-meyve içeren bir beslenme şekli yılbaşı için güzel bir hazırlıktır. Kalori kısıtlamasına sabahtan başlamak en doğrusudur. Her gün olduğu gibi kahvaltı, öğlen yemeği ve ara öğünlerin mutlaka yapılmasına dikkat edilmeli ve öğün atlanmamalıdır. Sabah kahvaltısı süt ve yulaf ezmesi veya 2 ince dilim tam buğday ekmeği ve 1 dilim beyaz peynir ile hazırlanmış yağsız tost ve mevsim yeşilliklerinin bulunduğu bir tabak olabilir. Öğle yemeğini zeytinyağlı sebze yemeği, yoğurt veya çorba ve mevsim salata ile hafif geçirip akşam yemeğinden 2-3 saat öncesinde küçük bir ara öğün ile kan şekeri dengelenebilir” diye konuştu.

“HİNDİ DÜŞÜK KOLESTEROL BAKIMINDAN SAĞLIKLA TÜKETİLECEK BİR BESİNDİR”

Günün en önemli öğününün akşam yemeği olduğunu hatırlatan Yenipınar, uyarılarını şöyle sıraladı:

“Akşam yemeğinin mutlaka karbonhidrat-protein ve yağdan dengeli bir öğün olmasına dikkat edin. Bunun için sofranızda 4 temel besin grubuna yer vermelisiniz. -et-süt-tahıl-sebze/meyve- Kırmızı et yerine hindi-kaz-ördek-tavuk-balık tercih edin. Pişirme yöntemi olarak yağ ilave edilmeden ve ızgara-haşlama-buğulama-fırında veya yağsız tavada pişirme gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmelidir. Yılbaşının olmazsa olmaz diye anılanı hindi dolmasıdır. Eğer bunu tercih ettiyseniz hindi düşük kolesterol bakımından sağlıkla tüketilecek bir besindir. Önerimiz pirinç yerine bulgur kullanmanız olabilir. Yine de hindinin etini daha fazla yemeyi tercih edin. Yılbaşı sofrasında mevsim sebzelerinden hazırlanmış bol yeşillikli bir salata bulunmalıdır. Hatta haşlanmış kuru baklagil veya peynir eklenmiş salata iyi bir seçenek olacaktır. Şarküteri ürünlerine sofranızda yer vermeyin. Sofranızda pilav ve makarnaya mümkün olduğunca yer vermeyin, yiyecekseniz de porsiyonu küçük tutun. Meze olarak sebze ağırlıklı, peynir ya da yoğurtla hazırlanmış az yağlı mezeleri tercih edin. Yüksek yağ içerikli cipsler, çekirdekler, çikolatalar yerine ölçülü olmak koşuluyla sağlıklı tohumlar dediğimiz kuruyemişler, taze-kuru meyveler tüketin. Tatlı yemekten 1 saat sonra tüketilmelidir. Ağır ve şerbetli tatlılar yerine meyve ve sütlü tatlılar her zaman tercihiniz olmalıdır. Yemeklerinizi çok hızlı yemeyin.”

“YILBAŞININ ERTESİ GÜNÜ, GÜNE 1 BARDAK ILIK SU İLE BAŞLAYIN”

Yılbaşının ertesi günü ise güne bir bardak ılık su ile başlamanın önemli olduğunu söyleyen Yenipınar, “1 Ocak’ta kahvaltıyı brunch şeklinde yapın. Güne ara öğünlerle devam edip, akşam yemeğini erken saatlerde yiyin. Erken uyuyun. Bütün gece yediklerinizi sindirmekle uğraşarak yorulan midenizi ve bedeninizi mutlaka dinlendirin. Midenizi rahatlatmak için rezene, anason, bedenin dinlenmesi için melisa, papatya gibi bitki çaylarını tercih edin. Ayrıca en önemli şey toksinlerden arınmak için yeterli miktarda su tüketimine dikkat edin. Yılbaşı sonrasında sabah kahvaltısı hariç diğer öğünleri sebze ağırlıklı, çorba tarzı sulu yemeklerle geçirin. Çok tuzlu, yağlı ve kırmızı et yoğunluğu içeren gıdalardan uzak durun. Yılbaşı ertesinde alınan fazla kaloriyi yakmak için açık havada yapılacak 1-1,5 saatlik bir yürüyüş de iyi olacaktır. Hem oksijen almış hem de kalori yakmış olursunuz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yilbasinda-nasil-beslenmeliyiz/feed/ 0