DÜZCE Valiliği’nden yapılan açıklamada, Akçakoca ilçesinde, haşema ile havuza giren Meral Algül’ün (35) engellendiği sitenin yönetimi hakkında, genel kurul kararıyla, haşema ile havuza girmeyi yasaklamaları nedeniyle Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi.
Olay, 24 Temmuz’da Akçakoca ilçesinde, Akevler Plajı yanında bulunan yazlık bir sitede meydana geldi. Meral ve Muhammet Algül çifti, hafta sonunu geçirmek üzere yazlık sitede aldıkları daireye geldi. Kadın, kendilerine ait evin bulunduğu sitedeki ortak havuza inancı gereği giydiği haşema ile girdi. Bu sırada site yöneticisi Avni K. (67), uzaktan bağırarak havuza haşema ile girilmeyeceğini ve yasak olduğunu söyledi. Meral Algün duruma itiraz edince Avni K., kadının yanına doğru yöneldi. Bunun üzerine Meral Algün havuzdan çıkıp, cep telefonuyla yaşananları kayda almaya başladı. Görüntüde Avni K., Meral Algün’ün haşema ile havuza girmesinin yasak olduğunu söylerken, “Buranın kuralı var” dedi. Daha sonra havuzun yanına gelen güvenlik görevlisi Süleyman D. (64) de “Buraya haşema ile girmek yasak” dedi. Kadının girmeye devam edeceğini söylemesi üzerine güvenlik görevlisi, “Havuzu kapatmak zorunda kalacağım” dedi. Havuz, kadının girmemesi için kapatılırken, Meral Algün yaşananlara tepki gösterip şikayetçi oldu.
ADLİ KONTROLLE SERBEST KALDILAR
Avni K. ve Süleyman D. gözaltına alınırken, ‘Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik’ ve ‘İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme’ suçlamalarıyla adliyeye sevk edildi. Yönetici ve güvenlik görevlisi çıkarıldıkları mahkeme tarafından adli kontrolle serbest bırakılırken, haklarında adli süreç başlatıldı.
VALİLİK, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Düzce Valiliği de konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Valilikten yapılan açıklamada, sitedeki havuz kenarında asılı olan ‘Haşema ile girilmez’ yazılarının kaldırıldığı belirtilerek, site yönetimi hakkında Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Akçakoca İlçemizde özel bir sitede 24.07.2024 tarihinde yaşanan tesettür mayosu (haşema) ile havuza giren vatandaşımıza müdahale edilmesi olayı ile ilgili olarak adli süreç başlatıldığı ve sürecin Cumhuriyet Başavcılığı koordinesinde sürdürüldüğü kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ayrıca ayrımcılık içeren bu konu ile ilgili olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda idari işlemler uygulanmıştır. Emniyet ve zabıta ekipleri tarafından site havuzundaki ‘haşema ile girilmez’ yazıları tutanakla kaldırılmış, sağlık ekiplerimizce havuz işletimi denetlenmiştir. Akçakoca İlçe İnsan Hakları Kurulu tarafından Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı’nın ihlali tespitiyle İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 13’üncü Maddesi gereğince, fiilin dayanağı olarak gösterilen söz konusu tatil sitesinin 07.07.2024 tarihli Genel Kurul Kararının 9’uncu maddesi ve bu maddeye dayanılarak gerçekleştirilen uygulama ile Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler İlkesi’nin ihlal edildiğine, tespiti yapılan insan hakkı ihlali nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına, tatil sitesinin Genel Kurul Kararı ve site yönetiminin bu karara dayanarak gerçekleştirdiği ayrımcılık içeren uygulamanın incelenmesi ve idari yaptırım takdiri için Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) gönderilmesine karar verilmiştir.”
]]>Hadican EROL/ Bahçelievler’de 30 yıllık 104 daireli sitenin tehlikeli görüntüsü dikkat çekti. Yüzlerce kişinin yaşadığı 4 bloklu sitede dış cephelerde derin çatlaklar, zemin kısımlarında ise boşluklar oluştuğu görüldü. Binaların eğimli duruşu ve bakımsız haline rağmen kiraların da 10 bin lira ile 15 bin lira arasında değiştiği öğrenildi. Bir müteahhit ile sitenin dönüşümü için pazarlık sürecinde olduklarını belirten site sakinleri, maddi sebepler dolayısıyla yapılarda kalmayı etmeyi sürdürmek zorunda olduklarını belirtti. Ev sahibi Cafer Sayan, ‘Oturmaya devam ediyoruz, nereye gideceğiz? Korkunun ölüme faydası yok. Burada kiralar; Allah’ı olmayan ne kadarı varsa, o kadar var. Burada 10 bin liradan aşağı daire yok, 12-13 ve 15 bine kadar da çıkıyor. Bu blokta 22 daire var, 5’er kişiden hesaplasan yaklaşık 100 kişi yaşıyordur” dedi. Kentsel dönüşüme yönelik uyarı ve çalışmaların devam ettiği İstanbul’da kendi kendine çökme riski bulunan birçok yapı olduğu belirtiliyor. Son dönemde Bahçelievler’de 27 Haziran’da aynı gün içinde 2 farklı binada çökme meydana gelmiş, 2 Haziran’da ise Küçükçekmece’de çöken bir binada 1 kişi hayatını kaybetmişti.
Bahçelievler’de bulunan 4 bloklu 30 yıllık bir sitenin tehlikeli görüntüsü dikkat çekti. Yüzlerce kişinin yaşadığı 104 daireli blokların dış cephelerinde derin çatlaklar, zemin kısmında kayma ve boşluklar olduğu; bazı noktalarda ise küçük çaplı çökmelerle enkaz görüntüsünü andıran beton yığınları oluştuğu görüldü. Binalardaki bazı noktaların gözle görülebilir şekilde eğimli duruşu, bazı noktalardaki balkonların ise demir destekler yardımıyla ayakta durması göze çarptı. Binalardaki kopmuş ve çatlamış bölümlerin içinde ise paslanmış demir malzemeler ve kolayca parçalanabilen bir beton yapısı olduğu görüldü. Maddi sıkıntılar ve geçmiş dönemde ev sahiplerinin tamamının dönüşüm konusunda anlaşamaması gibi sebeplerle bu zamana kadar kentsel dönüşüm süreci başlatılamamış sitenin sakinleri bir müteahhit ile halen görüşme halinde olduklarını belirtti.
KİRALAR 10-15 BİN LİRA ARASINDA
Site sakinleri; dış çatlakları ve görünümüne rağmen binada kiraların 10 bin lira ile 15 bin lira arasında değiştiğini aktardı. Geniş bir alanda yer alan ve çevresinde de birçok apartman bulunan sitenin orta bahçesindeki koridorun ise diğer çevre sakinleri tarafından da sokak benzeri geçiş rotası olarak kullanıldığı görüldü. Site sakinlerinin bir kısmı, maddi sıkıntılar ve kira fiyatlarından dolayı müteahhitle anlaşma yapılması halinde de bina yıkılana kadar sitede yaşamayı sürdüreceklerini ifade etti.
HAZİRAN AYINDA 3 BİNA KENDİLİĞİNDEN ÇÖKTÜ
Kentsel dönüşüme yönelik uyarı, proje ve çalışmaların devam ettiği İstanbul’da kendiliğinden çökme riski bulunan birçok yapı olduğu biliniyor. Son dönemde; Bahçelievler’de 27 Haziran’da aynı gün içinde 2 farklı binada kısmi çökme meydana gelmiş, 2 Haziran’da ise Küçükçekmece’de çöken bir binada 1 kişi hayatını kaybetmişti.
“KORKUNUN ÖLÜME FAYDASI YOK”
Site sakini Cafer Sayan, “Kentsel dönüşüm sürecine başvurdular. Bu Pazartesi herhalde imza vereceğiz. Oturmaya devam edeceğiz, nereye gideceğiz? Korkunun ölüme faydası yok. Şimdi buraya 10 kat veriyorlar, yukarıya 9 ve 8 kat. 95 daireden 85 taneye yakını düşüyor müteahhide.
“10 BİN LİRADAN AŞAĞI KİRA YOK”
Site hakkında bilgi veren Sayan, “Burada kiralar Allah’ı olmayan ne kadarı varsa, o kadar. 10 bin liradan aşağı kira yok. 12-13 ve 15 bin civarı. Bu blokta 22 daire var, 5 kişi yaşasa her bir evde 100’e yakın kişi var” dedi.
“10 YILDIR BÖYLE
Son dönemde farklı binalarda yaşanan çökmeleri de duyduğunu söyleyen site sakini Hasan Özcan, ” Duyduk, başka yerlerde de oldu. Bizler müracaat yaptık, bir müteahhitle anlaştık. 4 blok da var burada. 10 yıldır çatlaklar içinde yaşıyoruz” dedi.
“2 KOLON ÇÜRÜK DENDİ”
Özcan, “Ben 2002’de yöneticiydim. Deprem sonrasında bir profesör getirdim. İçeride depo vardı, onları sök dedi, başka koyduk. Bize 2 kolonun çürük olduğunu onları yaptırmamız gerektiğini söyledi, daha da bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
“EMEKLİYİZ NASIL GİDECEĞİZ”
Emekli olduğunu ve gelecek süreçte başka yerde yaşamaya maddi durumu olmadığını ifade eden Özcan, “Mecburuz emekliyiz, nasıl gideceğiz? Burada yüzde 80 emekliler oturuyor. Müteahhit burada 90 daire varsa 180’e çıkartacak, bizim daireleri küçültecek, öyle yaparsak öyle kabul edelim dedi. Biz de kabul ettik. Burada oturacak bir vatandaşın verecek parası yok” dedi.
]]>
“DİLAN POLAT BENİM ECE RONAY’LA GÖRÜŞTÜĞÜMÜ GÖRÜNCE LİNÇ EDİCİ PAYLAŞIMLAR YAPTI”
Engin ve Dilan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 28 şüpheli kara para aklama iddiasıyla yargılanıyor. Polat’larla ilgili hazırlanan iddianamede başka bir soruşturma kapsamında cezaevinde bulunan sosyal medya fenomeni Erkan Şahin’in tanık olarak verdiği ifade de yer aldı. Polat çiftiyle bir dönem iş birliği yaptığı ancak sonra araların açıldığını söyleyen Şahin, yaptığı intikam planını da şöyle anlattı:”Fenomenim ve sosyal medya tanıtım ajansım var. Engin-Dilan Polat çiftini ve yanlarındaki Mıstık’ı da Seyhan Soylu’nun çalışanı Ahmet Selim Yazıcı vasıtasıyla tanıdım. 16 Mart 2021 tarihinde buluştuk ve 2022 yılının şubat ayına kadar iş birliği yaptık. Kazancın yüzde 40’ı benim yüzde 60’ı da onların olacaktı ama bütün parayı bana verdiler. Dolayısıyla onlara karşı sempatim artmıştı. Ben şubat ayında Ece Ronay ile buluşup video çektiğim için benim hesabımı kapattırdılar. Durumu Dilan Polat öğrenince de benim hakkımda linç edici ve saldırgan paylaşımlar yapmaya başladı.”
“BENİ SOSYAL MEDYADA BİTİRİP BARINDIRMAYACAKLARINI SÖYLEDİLER”
“Ece Ronay o dönem güzellik merkezleri açmak istediği için onlarla arasında ilçeler ve semtlerden dolayı bir anlaşmazlık vardı. Olayların ardından Mıstık ile görüştüğümde bana açık açık ya sadece onlarla çalışmam gerektiğini ya da beni sosyal medyada bitirip, barındırmayacaklarını söyledi. Hiçbir suçun yokken bu saldırıya uğradığım için sinirlendim. Zira ben sadece sosyal medya fenomeni olarak para kazanıp geçimimi sağlıyordum.”
“POLATLARIN BİLGİSAYARLARINA UZAKTAN BAĞLANIP İÇERİKLERİNE BAKTIM”
Bu kızgınlıkla onların cep telefonlarına ve bilgisayarlarına uzaktan erişim sağlayıp, içeriklerini görmek istedim. Biz buna bilişim dünyasında, ‘rat atma’ deriz. Bir kişinin telefon ya da bilgisayarına rat atıldığında o kişinin telefonunda ki bütün veriler görülebilir. Bu bir uzaktan erişim türüdür. Kişi telefonuna rat atıldığının farkında bile değildir. Yani bir çeşit hack yöntemidir. Ben de yıllardır bilişim işleriyle uğraşmış biri olarak kızgınlıkla 2022 yılının Ekim ayında Engin Polat’ın telefonuna, 2023 yılının Şubat ayı gibi ise Dilan Polat ve Engin Polat’ın telefonlarına, 2023 yılının Ağustos ayında ise Mıstık isimli şahsın telefonuna rat attım. Sonraki süreçte erişim sağladığım bu dijital materyallerde işime yarayabileceğini düşündüğüm bilgileri toplamak istedim.
“ENGİN POLAT’IN YASA DIŞI BAHİSLE ALAKALI KONUŞMALARINI GÖRDÜM”
“Engin Polat’ın telefonu takip ettiğim dönem içerisinde, ICQ üzerinden yaptığı yazışma içeriklerinden yasa dışı bahis ile alakalı konuşmalar yaptıklarını gördüm. Ancak konuştuğu kişilerin kim olduğunu üzerinden zaman geçmesi sebebiyle hatırlamıyorum. Hatırladığım kadarını burada size anlatmaktayım. Örneğin Engin Polat yaptığı yazışmalarda, bir yasa dışı bahis sitesinin yasa dışı bahis oranları ile alakalı konuşmalar yapıyordu. Casino olarak bilinen bir sistemden söz ediyordu. Bu site ve sistem kapsamında oynanacak bahislerde kendi payına kalacak tutarlardan, günlük kazançlardan ve cirodan söz ediyordu.”
“ENGİN BAHİS SİTESİNE 10 MİLYON TL SERMAYE KOYDU”
“Ben bu yazışmaları gözümle gördüm. Yine bir bahis sitesi kapsamında kazanılacak paralardan söz ediliyordu. Hatta bu ikinci bahsettiğim siteye Engin’in koyduğu bir sermaye ve anapara gibi bir büyük tutardan söz ediliyordu. Hatta bu anaparanın tutarının 10 milyon TL’lerle ifade edilebilecek kadar yüksek olduğunu hatırlıyorum ancak tam rakamı hatırlamıyorum. Yine Engin, bu konuşmalarında bu bahis işlerine Veysel isimli soy adını tam olarak hatırlamadığım bir büyüğünün yönlendirmesiyle girdiğinden söz ediyordu.
“ANA PARANIN YÜZDE 40’INI KRİPTO PARA OLARAK ALIYORDU”
Yine konuşmalardan anladığım kadarıyla, Engin Polat bu kurulan sitelere koyduğu anaparasının yüzde 40’ı kadarını kar payı olarak günlük şekilde kripto para olarak geri alıyordu. Benim konuşmalarda gözlemlediğim sistem bu şekildeydi. Ben bu sitelerin ne amaçlı olduğunu araştırmaya başladım ve sitelere erişim sağlamak istediğimde, bu sitelerin her gün engellendiklerini gördüm. Ancak bu engellemede kolay şekilde bertaraf edilebilmişti, zira bugün siteye erişim engeli aldığında yarın yeni site üstünden tekrar faaliyete başlıyordu. Dolayısıyla gördüğüm kadarıyla bu yasadışı bahis sisteminin önüne geçilebilmiş değildi. Hatta işi o kadar ileriye taşımışlardı ki ben bu dönemde Dilan Polat’ın sosyal medya hesaplarından bu yapının Instagram çekilişi şeklinde reklamını yapmıştı. Yani kendi takipçilerine o hesabı takip edenler arasından bir çekiliş yaparak ödüllendireceğini belirtmişti ve bu sitenin takipçi sayısını artırmıştı.
“KENAN ÖZKAN, İLAYDA TOPAL VE NEZ DEMİR’İN DE KRİPTO PARA TRANSFERİ VARDI”
Ben yine bu sitelerin menşeini araştırdığımda, bu sitelerin Gürcistan Batum menşeili olduklarını, dijital iz sürerek tespit ettim. Soruşturma kapsamında istenirse siber birimler bunu kolaylıkla tespit edebilecektir. Yine Engin Polat’ın telefonuna uzaktan erişim sağladığım dönemde konuşma içeriklerinde, Kenan Özkan, İlayda Topal, Tolunay Topal ve Nez Demir’in kripto para transferinde yer aldıklarına dair gözlemlerim oldu.
“ENGİN, KENAN’A KASA GELİRİ OLARAK KRİPTO PARA GÖNDERİYORDU, EKRAN GÖRÜNTÜLERİNİ KAYDETTİM”
Zira örneğin; Kenan Özkan ile Engin Polat arasındaki bir görüşmede, kripto para aktarımı için kullanılan cüzdan numarası paylaşımlarına rastladım.Bir kripto para türünün transferine ilişkin bir konuşmaydı. Bu konuşmada Engin, Kenan’a kasa gelirin olarak bu kripto para gönderimini yapmış oluyordu. Yine Engin’in Nez Demir ile yaptığını düşündüğüm bir konuşmada, Nez’in sosyal medya paylaşımlarından yukarıda bahsettiğim sitelerin reklamlarını yapacağını ve bu kapsamda payını alacağını gözlemledim. Yine Engin’in Tolunay ile yaptığı bir konuşmada, kasa sohbetinin geçtiğini ve aralarında bir kripto cüzdan numarası paylaşımı olduğunu gördüm. Ben tüm bunları ekran görüntüsü alarak kaydettim.
“ENGİN, ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN KART BİLGİLERİNİ DEPOLUYORDU”
“Yine ben Engin’in üçüncü şahıslarla yaptığı konuşmalarda mail order yöntemiyle para kazandığını, Engin’in telefonunda bir çok üçüncü şahsın adına kayıtlı olan kredi kartı 16 haneli numaralarını cvv kodlarını ve son kullanma tarihlerini depoladığını görmüş oldum.”
“DİLAN VE ENGİN’İN YASA DIŞI BAHİSLERLE İLGİLİ VERİLERİ DEPOLADIM, KIZGINLIKLA YAPTIM”
“Benim o dönem itibariyle daha da gözlemlediğim ve Engin Polat, Dilan Polat çiftinin yasa dışı bahis ile bağlantısını ortaya koyabileceğini düşündüğüm verileri uzaktan erişerek kendimde depoladım. Sonrasında bu verileri bir usb içerisine koydum. Ben bir bilişim uzmanı ve fenomen olarak bana çok ağır derecede saldırıda bulundukları için bu şahısların dijital materyallerine uzaktan erişim sağlayarak kızgınlıkla böyle bir şey yaptım. Esasında bunun teknik ve hukuken doğru olmadığını biliyorum ancak bu elde ettiğim verileri adli makamlarla paylaşmanın da en doğru şey olacağına karar verdim.
“ELDE ETTİĞİM VERİLERİ CİMER’E ŞİKAYET ETTİM”
Hatta şunu da söyleyeyim; ben o dönem itibariyle elde ettiğim bu verileri, Cimer’den şikayet ederek, Usom’dan başvuru yaparak ve devlet kurumlarına mail atarak birçok yol ile devlet makamlarına ilettim. Ancak görüyorum ki bugüne kadar işleme koyulmamış. Bu sebeple soruşturmadan haberdar olunca soruşturmaya katkı sağlamak için sizlerle bunu paylaşmak istedim. Resmi kurumlar olduğu için benim bu şahısların bahisle ilişkisini ortaya koymaya çalıştığım başvurularımın sizin soruşturmanızın bile öncesinde olduğu resmi şekilde teyit edilebilir.”
Benim yukarıda bahsettiğim usul ile uzaktan erişim sağlayarak Dilan Polat ve Engin Polat’ın dijital materyallerinden elde ettiğim tüm veriler cezaevine girmeden önce ikamet ettiğim ve şuan halen annemin yaşadığı adreste bulunan usb içerisindedir. Benim bu tarz eşyaları bulundurduğum bir kutum var, onun içerisindedir. Bu kutu da benim odamda bilgisayar masamın bulunduğu alandadır. Bu usb içerisinde bahsettiğim konuşmalar şifresiz şekilde yer almaktadır. Dosya dosya klasör yapmıştım. Dijital materyallere nasıl eriştiğimi gösteren kısım ise şifrelidir. Ben bu usb’yi soruşturma makamları temin edemezse, ben avukatım aracılığıyla da Cumhuriyet Başsavcılığınıza gönderebilirim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”
]]>Olay, geçtiğimiz günlerde Göltürkbükü’nde bulunan Bodrum’un en ünlü sitelerinden birinde yaşandı. Kaya Sabancı bahse konu site içerisinde açılışı yapılan bir restorana davetli olarak gitti. İddiaya göre restoranda karşılaştığı sitenin sahibi Vedat Aşçı’ya selam verdiği ve Aşçı’nın bir anda Sabancı’ya korumalarıyla beraber saldırarak darp ettirdiği öne sürüldü. Olayın ardından Sabancı ambulansla özel bir hastaneye kaldırılarak müşahede altına alındı. Sabancı tedavisi sonrası hastaneden taburcu edildi.

“ORADA ÖLEBİLİRDİM”
Kaya Sabancı, taburcu olduktan sonra “Gözaltı damarımda çatlaklık var. 2-3 gün sonra ameliyat olacağım elmacık kemiğinde kırık var. Ya ben 72 yaşındayım, 25 yaşındaki delikanlıya mı vuruyorsun? Orada ölebilirdim ben.” ifadelerini kullanırken Astaş Holding’den de bugün olaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Kaya Sabancı“MEDYAYA YANLIŞ BİR ŞEKİLDE AKSETTİRİLDİ”
Açıklamada, “Vedat Aşçı’nın davetlilerin huzurunda Kaya Sabancı’nın sözlü ve fiziksel saldırısına uğradığı öne sürülürken “Aralarında davetlilerin de olduğu görgü tanıkları da onaylayacaktır. Yargıya intikal eden bu talihsiz olay, şahitler bulunmasına rağmen Kaya Sabancı ve avukatları tarafından maalesef medyaya da yanlış bir şekilde aksettirilmiştir.” denildi.
Kaya Sabancı“PSİKOLOJİK DURUMUNU BİLDİĞİMİZ İÇİN HEP ALTTAN ALDIK”
İş dünyasında gündem olan olay soruşturma konusu da oldu. Müşteki ve şüpheli sıfatıyla ifade veren Vedat Aşçı, “Mandarin Oriental Bodrum projesinin yatırımcısıyım. Yıllar önce Kaya Sabancı sitemizden bir ev satın aldı. Daha sonra sitede yaşarken kendisini tanıma fırsatımız oldu. Psikolojisinin bozuk olduğu, aşırı alkol kullandığından dolayı çok dengesiz hareketleri artarak devam etti. Hatta siteyi yapan bize ve ailemize, siteyi yöneten çalışanlara, işçilere, görevlilere ve hatta bazı site sakinlerine sürekli küfürler, hakaretler etti, bunu da son yıllardır arttırarak devam ettirdi. Tüm çalışanlar hep birlikte psikolojik durumu bilindiği için kendisine alttan alarak, yardımcı olmaya çalışılıyordu. Ancak bu iyi niyeti suiistimal ederek, son dönemlerde insanların ve toplum içerisinde ağıza alınmayacak derece çok ağır küfürler ve hakaretler etmeye başladı, çok ciddi boyutlara ulaşmaya devam etti.” dedi.

“KAYA SABANCI’YI İTTİM, YÜZ ÜSTÜ YERE DÜŞTÜ”
Aşçı, “Biz sitemizde huzursuzluk olmaması adına kendisinin bu aşırı tacizine rağmen idare etmeye ve sessiz kalmaya devam ediyorduk. Ancak en son 20.06.2024 tarihinde tesis içerisindeki Hakkasan restoranda yaz daveti vardı. Ben saat 20:45’de davet alanına tek başıma gittim. Tanıdık misafirler selamlaştım. Site sakinlerinden Mustafa Sarıoğlu ile karşılaştım ve ayaküstü sohbet etmeye başladık. Biz Mustafa Sarıoğlu ile sohbet ederken Kaya Sabancı bir hışımla yanıma gelerek aslında davetli olmasına rağmen bana ‘Sen beni davet etmedin ama ben inadına geldim’ diyerek ana avrat ağır sinkaflı küfürlerle beni tişörtümden tutarak, omzumdan ve kolumdan çekiştirerek tartaklamaya başladı. Kendisine benden uzaklaşmasını, ‘Bana geçmişte de sürekli küfürler etmişsin, buna son ver’ dedim. Bunun üzerine Kaya Sabancı insan içinde bağırarak ‘Geçmişte küfür ettim, şimdi de ediyorum, etmeye de devam edeceğim’ diyerek küfürlerle beni tartaklamaya devam etti ve daha çok da hiddetlenmeye başladı ve bana vurmaya başladı, anlımda yumruk izi, ezik oluştu, kollarımda ve sırtımda yaralar oluştu. Ben de kendimi korumak için Kaya Sabancı’yı ittim. Kendisi de kuvvetle muhtemel alkollüydü ve yüz üstü yere düştü.” ifadelerini kullandı.
Vedat Aşçı“KAYA SABANCI’DAN ŞİKAYETÇİ VE DAVACIYIM”
Vedat Aşçı, ifadesinin devamında, “Mustafa Sarıoğlu, ‘Kaya Sabancı buraya planlı ve programlı bir şekilde olay çıkarmaya geldi, çalışanları da olabilir’ dedi. Ben de ‘Nereden biliyorsun?’ dediğimde Kaya Sabancı’nın elemanları Kemal, Kerim ismindeki elemanları ile bazı diğer elemanlarını davet alanı çevresine çağırdığını ve bunu onlardan duyduğunu ve olay çıkartmak için plan yaptıklarını bana söyledi. Ben de daha fazla olayların büyümemesi adına davet alanından ayrıldım. Maalesef bu olan olaydan çok mutsuzum. Böyle bir olayın sitemizde ve tesisimizde olmasını hiç istemedim. Ancak toplum içinde bana ve aileme karşı onur kırıcı küfürleri, hakaretlerinden ve davet alanını planlayarak bastığı ve olay çıkarttığı, beni tartakladığı ve basına verdikleri yalan yanlış, itibar sarsıcı asılsız suçlamaları ve karalamalarından dolayı ve ayrıca psikolojik sorunları sebebiyle sitede ve otelimizde daha fazla olaylar çıkarma ihtimali yüksek olması sebebiyle de kendisinden şikayetçi ve davacıyım.” şeklinde konuştu.
Vedat AşçıNE OLDU?
Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçtiğimiz günlerde darbedilen 71 yaşındaki iş insanı Kaya Sabancı, hastaneye kaldırıldı. Göltürkbükü Mahallesi’ndeki lüks bir sitede yaşamını sürdüren Sabancı, iddiaya göre, bir restoranın açılışında, site sahibinin korumaları tarafından saldırıya uğradı. Kaya Sabancı, ihbar üzerine bölgeye gelen sağlık ekibince ambulansla ilçedeki özel bir hastaneye kaldırıldı.

Sabancı’nın sol gözüne darbe aldığı ve hastanede gözlem altında tutulduğu öğrenildi. Kaya Sabancı’nın avukatı Ömer Reşat Kayran, hastane bahçesinde gazetecilere, Sabancı’nın sitenin sahibiyle daha önceden aralarında husumet olduğunu, kavganın da bu nedenle yaşandığını iddia etti. Kayran, olayla ilgili şikayetçi olacaklarını kaydetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
]]>(İSTANBUL) – Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği Genel Başkanı Suat Sandalcı, İstanbul’da site yönetimlerini mafya ve çetelerin ele geçirmesini önlemek için yeni bir yasal düzenleme çalışması yapıldığını ve çalışmalarda sona gelindiğini söyledi. Sandalcı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile birlikte hazırlık çalışmalarını yaptıkları yasa teklifiyle site yöneten şirketlerin lisanslaşması ve adli sicil kayıtlarının istenmesi gibi düzenlemelerin getirileceğini kaydetti. Hazırlanacak bir yazılımla site yönetimlerinin bütçelerinin devlet tarafından da denetlenebileceğini belirten Sandalcı, “Sitelere mafya ve çeteler dadanmış durumda. Bu yasa çıkarsa özellikle apartmanları, siteleri, tesisleri bu mafyatik gruplardan kurtarırız” dedi.
Site yönetimlerinin yapmış olduğu fahiş zamlar, hizmet alımlardaki usulsüzlükler ve yönetimi bırakmayan şirketler, çete ve mafyatik guruplar yüzünden sitelerde yaşayan vatandaşların zor zamanlar geçirdiğini belirten Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği Genel Başkanı Suat Sandalcı, tesis yönetim şirketlerin lisanslaştırmaya yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile birlikte tasarı çalışmalarında sona gelindiğini belirtti. Mafyatik gruplar ve çetelerin dadandığı site yönetimlerinde site sakinlerine zor zamanlar yaşatan gruplar için adli sicil kaydının istenilmesinin zorunlu hale geleceğini belirten Sandalcı ANKA Haber Ajansına konuştu. Sandalcı şunları söyledi:
“ÇETELER VE MAFYATİK GRUPLAR SİTELERİN BÜTÇELERİNE DADANMIŞ DURUMDALAR “
“Siteleri, toplu konut yaşam alanlarını, mevzuatlar yönetir, kanunlar yönetir. Kişiler ancak ve sadece hizmet sağlarlar. İnşallah yakın zamanda bir veya iki aylık süreç içerisinde bu torba yasa çıkar ve sonra da özellikle apartmanları, siteleri, tesisleri bu mafyatik gruplardan kurtarırız. Kat maliklerimizi yüksek aidat adı altında fahiş tutarlarla karşı karşıya bırakan, illegal gruplardan kurtarırız ve tesis yönetim sektörü lisanslaşmış, karneye sahip, devletimiz tarafından yetkilendirilmiş, denetimleri de yapılan şeffaf firmalarla buluşmuş olur. Günümüzde bildiğiniz üzere site ve apartmanlarda çeteler ve mafyatik gruplar sitelerin bütçelerine dadanmış durumda.
“4 BİN TANE TESİS YÖNETİM ŞİRKETİ 5 MİLYON BAĞIMSIZ BÖLÜMÜ YÖNETİYOR”
Bunlardan kurtarabilmemizin tek yolu 1965 yılında yazılmış 364 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunuyla ilgili çalışmalar yapmak olacaktır. Ülkemiz genelinde yaklaşık dört bin tane tesis yönetim şirketi, yine yaklaşık beş milyon bağımsız bölümü yönetmektedirler ve bu beş milyon bağımsız bölümde de yaklaşık 20 milyona yakın kişi yaşam sürmektedir. Dolayısıyla böyle büyük bir sektör iki milyona yakın istihdama ulaşmıştır. Devletimiz sektörü denetim altına almalı. Sektördeki hizmet veren firmalar ve yöneticiler detaylı bir şekilde incelenmeli. Sitelerin anayasası olan, yönetim planları detaylı olarak incelenmeli. Kat malikleri genel kurullarına katılmıyorlar. Katılmaları için bilinçlendirilmelidir. Dolayısıyla bu alanda hizmet verecek tesis yönetimi şirketlerimizin bir sınava tutulması ve sınavlarda kendi saha tecrübeleri, hukuki tecrübeleri, mali tecrübeleri ve en önemlisi de sektörümüz meslek olduktan sonra bu sektörü kendilerine meslek olarak bilinçlendirilmeli ve bu düzgün firmalarla sektörümüz buluşmalıdır.”
ESENYURT’A DİKKAT ÇEKTİ
Son zamanda siteleri ele geçiren gruplarla site sakinleri arasında mücadelenin yaşandığı ilçelerin başında gelen Esunyurt’u anımsatan Sandalcı, “İnşallah sektörde hizmet veren tesis yönetim şirketleri ve kişiler apartman ve sitelerde yöneticilik hizmeti verebilmesi için bir lisansa ve daha sonra bir karneye sahip olacaklar. Aynı müteahhitlerde olduğu gibi nasıl ki bir inşaat firması inşaatı ortaya çıkartmadan önce ilgili bakanlıklara müteahhitlik belgesini sunuyorsa, ilgili belediyeye müteahhitlik belgesini sunuyorsa, artık belgesi olmayan herhangi bir firma hizmet veremeyecek. Esenyurt bölgesinde binlerce mesken var ve çok sayıda siteler var. Dört bin kişinin, beş bin kişinin yaşadığı sosyal donatılarla donatılmış siteler var. ve mafya grupları şu anda çeteler sitelerin tüm kullanım yaşam alanlarına el koymuş vaziyette. Dolayısıyla adli sicil kayıtları altını özellikle çiziyoruz. Yeni çalışmamız da şu olacak. Adli sicil kaydı olmayan herhangi bir kimse sitelerde hizmet veremeyecektir. Bugün bir muhtar dahi Yüksek Seçim Kurulu’na seçime hazırlanırken adli sicil kaydından tutun, eğitim belgelerine kadar birçok belge isteniyor. Ama bugün sitelerde ve apartmanlarda yöneticilik faaliyeti verecek olan herhangi bir kişiden, herhangi bir belge istenmiyor. Çünkü kanunla bununla ilgili bir sınırlama yok. Bununla ilgili sınırlama olmadığı gibi herhangi bir standart da yok” dedi.
“SİTE BÜTÇELERİ DEVLET TARAFINDAN DENETLENECEK”
Sandalcı açıklamasına şöyle devam etti:
“İşte az önce size bahsetmiş olduğum tüm araştırmalar devletimiz tarafından yapılmalı ve yakın zamanda sitenin bütün bütçeleri devletimiz tarafından denetlenecek. ve devletimiz yakın zamanda yine ortak kullanım alanlarının sigorta ettirilmesiyle ilgili çok önemli bir mevzuat çalışması da yapmıştır ve bunlar zorunlu hale gelmiştir. Yangınlar, ön göremediğimiz hadiseler, hiç beklemediğimiz durumlar, sitelerde yaşanılıyor. Şayet profesyonel ve bu mevzuatları takip eden yöneticiler elinde olsaydı bu siteler, ortak kullanım alanlarının sigortalarını yaptırmış olacaklardı ve kat maliklerinin bütçelerini ve sağlığını da düşünmüş olacaklardı. Bunun gibi birçok şey var sitelerde sorunlar var. İşte bizler inşallah yakın zamanda torba yasanın çıkmasıyla birlikte sektörü lisanslaşmış firmalarla buluşturacağız ve en önemlisi yerli ve milli bir yazılımı sektördeki kat malikleriyle buluşturacağız.
“KİŞİSEL BİLGİLER TEK BİR TUŞLA YURT DIŞINA AKTARILABİLİYOR”
Kat maliklerimizin kişisel verileri tek bir tuşla yurt dışına şu anda aktarılabiliyor. Yabancı ortaklığı, yabancı taşeronlu firmalar şu anda sitelere aidat takip programı adı altında kat maliklerimizin en özel bilgilerini TC kimlik numarasından tutun da araç plakalarını ve çocuklarının dahi saat kaçta okula gittiğini, evlerine giren pizzacıdan tutun da gelen komşularınıza dahi en özel bilgileri şu anda bu yazılım firmalar yabancı ülkelere aktarabiliyor. Şimdi bizler devletimizle birlikte kişisel verilerin mahremiyeti göz önünde bulundurarak yerli ve milli yazılım üssünde de çalışıyoruz.
“KAT MÜLKİYETİNDEKİ AÇIKLAR YÜZÜNDEN BU SORUNLAR ORTAYA ÇIKIYOR”
Diğer konu ise önümüzdeki toplu konut yaşam alanları hala 1965 yılında yazılmış olan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile yönetilmeye çalışılıyor. 60 – 65 yıllık kanunla günümüz toplu konut yaşam alanları yönetilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla günümüzdeki Kat Mülkiyeti Kanunundan dolayı buradaki açıklardan dolayı bu mafyatik sorunlar gündeme geliyor. Günümüzdeki Kat Mülkiyeti Kanunu mevcut mimari tasarılara, mevcut konutlara, toplu konut yaşam alanlarına uygun değildir. Yeni bir 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu tasarısı çalışmaları yapılmalı ve sadece günümüze bir ışık tutmamalı bu kanun. Önümüzdeki yüzyılda yapılacak yeni toplu konut yaşam alanlarına da ışık tutacak yüz yıllık, iki yüz yıllık bir kanun çalışması yapmamız gerekmektedir. Ne yönetici görev ve yetkilerini biliyor. Ne denetim kurulları görev ve yetkilerini biliyor. Dolayısıyla herkes önümüzdeki kanuna göre çalışmaları sürdürüyor ve usulsüz bir çalışmalarla kat maliklerimizi karşı karşıya bırakmış bulunuyoruz. ve lütfen kat maliklerimiz sitenin anayasası olan yönetim planını detaylıca incelesinler ve yakın zamanda da genel kurul süreçleri başlayacak tüm sitelerde, tesislerde genel kurullara kat maliklerimiz katılsınlar.”
]]>Üsküdar’da site sakinlerine saldıran müteahhit ve yönetici protesto edildi
İSTANBUL – Üsküdar’da bir sitede yöneticilerin iddiaya göre keyfi uygulamaları site sakinlerini bıktırdı. Sabah saatlerinde elektriğin yönetim tarafından kesilmesi üzerine itiraz eden site sakinleri ile müteahhit ve işçileri arasında başlayan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Site sakinleri tarafından müteahhit ve yönetime karşı protestolar başladı.
Üsküdar Küçüksu Mahallesi’nde bulunan sitesinde yöneticilerin iddiaya göre keyfi uygulamaları site sakinlerini isyan ettirdi. Sabah saatlerinde yönetim tarafından elektriğin kesilmesi üzerine olaya itiraz eden site sakinleri ile müteahhit ve işçileri arasında başlayan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Site sakinlerinden Furkan Çabuk ve babası Ayhan Çabuk’un müteahhit O. K., babası C. K., şoförleri F. T. ve işçileri arasında çıkan kavga birlikte site yönetimine ve müteahhit firmaya protestolar başladı. Site sakinleri yönetimi tencere tava ve düdük çalarak protesto etti.
Konuyla ilgili konuşan site sakinlerinden avukat Sevil Tosun, “Burada boğaz dediğimiz bölgede bizler kat maliki olarak maalesef müteahhit tarafından ve atadığı yönetim tarafından çok ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz. Sabah 9’dan beri elektriklerimiz kesiktir. Burada müteahhit kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek bunun cezasını da, bedelini de bizzat bizlere ödetmeye çalışarak hepimizi mağdur ediyor. ve burada yaşlı olan var, çocuğu olan var. Çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Maalesef ki yasal yollara başvurduk. Ama tabi ki bu bir süreç alıyor. Bu süreç içerisinde de yine tehdit var. Birtakım hareketler ve müvekkillerime karşı bugün çok ciddi bir darp eylemi gerçekleşmiştir. Kendisi burada site içerisinde müteahhit ve yönetim tarafından darp edilmiş, burnunda kırık oluşmuş. Ciddi anlamda maddi manevi zarara uğramıştır. Bunun biz her ne kadar yasal takibini yapıyor ve yapacak olsak da bu tarz mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve gerekli önlemlerin bakanlık tarafından alınmasını talep ediyoruz. En önemli istirhamımız bu olacaktır.” dedi.
Site sakinlerinden ve darp edilen Furkan Çabuk’un babası Ayhan Çabuk ise, “Ben bugün firma sahibi tarafından darp edilen Furkan Çabuk’un babasıyım. Onları ayırmaya çalışırken beni de darp ettiler. ‘Buranın kralı biziz. Polisi biziz. Belediyesi de biziz. İtirazı olan gelsin’ diyerek sözlü tacizde bulundular. Sonra ben ayırmaya çalışsam da firma yetkilisi ve sahibi oğluma yumruk atarak yanındaki adamlarla beraber darp ettiler. Ben de araya girip yardım için ayırmaya çalışırken de beni darp ettiler. Şikayetçi olduk. İstek dışı para toplayıp fahiş fiyattan elektrik satmak istiyorlar. Buna karşı çıktığımız için de iskanı vermiyorlar. ve iskanı vermedikleri için şantiye elektriği ile beraber bunlar istedikleri gibi fiyatlardan hem yönetime fahiş fiyattan aidat topluyorlar, hem de elektriği istedikleri fiyattan satıyorlar. Biz de onlara karşı çıkıyoruz site olarak.” şeklinde konuştu.
Konu ile ilgili site yöneticiler sorulan sorulara cevapsız bıraktı.
]]>Adapazarı ilçesi Yağcılar Mahallesi’nde bulunan bir sitede pandemi dönemiyle gelenek haline gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında bu senede site sakinleri, çocuklar için çeşitli hediyeler vererek gönüllerince eğlenmelerini sağladı. Türk bayrakları, balonlarla donatılan site içinde çocuklar palyaço ve oyuncaklarla eğlendi. Meşale ve havai fişeklerle kutlanan 23 Nisan gününde Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’da çocukların mutluluğuna ortak olarak hediye takdim etti. Pandemi döneminde yapmaya başladıkları kutlamayı gelenekselleştirdiklerini Belirten Büşra Baycan, çocukların mutlu olması için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarını belirtti.
“Değerlerimizi öğretiyoruz aslında çocuklarımıza”
Pandeminin bile kutlamaya engel olmadığı günü gelenekselleştirdiklerini belirten Büşra Baycan, “Biz her sene çok büyük özenle bugünü programlıyoruz. Hatta bir hafta öncesinde bunun hazırlıklarına başlıyoruz. Bütün site sakinleri olarak mutlaka herkes bir şeyler yapıyor. Çocuklarımızın, bugünleri unutmaması için bir de bu evde kalmışlığın vermiş olduğu bir sıkıntıyı dışarı atmak için bir hafta boyunca bu sitede çalışmalar yapıyoruz. Camları süslüyoruz, balonlar şişiriyoruz. Hatta geçtiğimiz yıllarda resim yarışması yapmıştık, hala onları saklıyoruz. Onlar da büyüyorlar bununla. Değerlerimizi öğretiyoruz aslında çocuklarımıza. Pandemi sürecinde çocuklarımızın, okullarda bile iptal olan bir tören süreçleri vardı. Biz bugünü yaşatmak istedik, çünkü çocuklarımız bunu unutsun istemedik. Pandemi sürecini ne kadar süreceğini de bilmiyorduk sonuç olarak. Çocuklarımızın üzerinde evde kalmış olmanın verdiği sıkıntılar vardı dolayısıyla birlikte toplandık ve bu organizasyonu yapmaya karar verdik, sitemizi süsledik. İlk olarak resim çizmeyle başladık, sonrasında görkemli törenlere dönüştürdük. İlk başta mesafeli olarak kutladığımız süreç şimdi sarılma ve kucaklaşma ile devam ediyor, çok mutluyuz” dedi.
“Herkes katılım gösteriyor, site dışından da ilgi var”
Site dışından da katılım olduğu söyleyen Baycan, “Pandemide doğan çocuklar var, hiçbir şey bilmeden devam edeceklerdi ama şimdi onları da bu sürece empoze etmiş durumdayız. Herkes katılım gösteriyor, site dışından da ilgi var. Yani yan sitelerden bile gelmek istiyorlar, bu bizim için gurur verici bir durum. Çocuklarımıza armağan edilen bu kutlu günü pandemi bile bozamadı, biz dört senedir her şeye rağmen kutlamaya ve çocuklarımıza bugünün değerini, kıymetini anlatmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
“Bir önceki yıl da kutlamalarda çok eğlenmiştik ve bu kutlama da çok eğlenceli geçiyor”
Gönlünce eğlendiğini belirten 8 yaşındaki Esmanur Tahtakale, “Burada eğlenceli oyunlar oynuyoruz. Bir önceki yıl da kutlamalarda çok eğlenmiştik ve bu kutlama da çok eğlenceli geçiyor. Taç aldım, baloncuk aldım, bardak aldım, verdikleri hediye paketinin içerisinden ayıcık çıktı. Pamuk şeker aldım. Çok mutluyum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>Hem dünyada hem de Türkiye’de elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması, şarj istasyonu ihtiyacını artırıyor.
Bu konuda bir yandan özel sektör bir yandan da kamu kurumları çalışmalarını sürdürürken, özellikle İstanbul gibi metropollerde alternatif çözümler öne çıkıyor. Bu çözümlerden biri de büyük nüfuslara ev sahipliği yapabilen, toplu yaşam alanları olan sitelerde şarj noktası kurulması.
“Şarj istasyonunun kurulum masrafı genel kurulda tartışılmalı”
Tesis Yöneticileri Konfederasyonu Başkanı Yahya Sağır, sitelerde araç şarj istasyonu kurulmasına ilişkin merak edilenleri AA muhabirine anlattı.
Sağır, konut sitelerinde yaşayan elektrikli araç sahiplerinin, araçlarının şarj edilmesiyle ilgili olarak site yöneticileriyle ve diğer kat malikleriyle karşı karşıya gelebildiğini söyledi.
Sağır, sitelerde yapılacak işler ve demirbaş giderleri Kat Mülkiyeti Kanunu gereği lüks yatırımlar konusuna giriyorsa beşte dört çoğunluğun onayının arandığını ifade etti.
Sağır, araç şarj istasyonlarının da bu kapsamda olduğunu dile getirdi.
Araç şarj istasyonu kurmak isteyen kat maliklerinin, oturdukları sitelerin yönetim kurullarıyla görüşüp olağan veyahut da olağanüstü genel kurulda bu kararı aldırması gerektiğini belirten Sağır, şu bilgileri verdi:
“O kararın da şu şekilde olması gerekiyor; 100 bağımsız bölümlü bir site düşünün, bu sitede yaklaşık 20 bağımsız bölümün maliklerinde elektrikli araç var ve araçları için şarj istasyonu kurulmasını talep ediyorlar. Bunun masrafı ne? Araç şarj istasyonunun kurulum masrafını genel kurulda tartışmaları gerekiyor ve genel kurulda da beşte dört çoğunlukla kararın alınması gerekiyor. Genel yapılacak masrafa daha sonrasında faydalanacak ise diğer kat malikleri, kat maliklerine gelen misafirler, beşte dört çoğunlukla alacakları karar doğrultusunda herkesin katılacağı giderlerle bu paylaşım yapılabilir. Hayır, sadece 20 bağımsız bölüm kat maliki bundan faydalanacak deniyor ise yine aynı şekilde beşte dört çoğunluk gerekiyor.”
Alınan kararın tutanağa yazılması gerektiğini dile getiren Sağır, bu konuda sorun ve karışıklığın, araç şarj istasyonlarıyla ilgili durumun otopark yönetmeliği ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yer almamasından kaynaklandığına işaret etti.
“Şarj istasyonu kurmak isteyenlerin EPDK onaylı firmalarla çalışması gerekiyor”
Sağır, sitelere araç şarj istasyonu kurmak isteyen yönetimlerin EPDK onaylı firmalarla çalışması gerektiğine dikkati çekti.
Site ya da binanın elektrik gücünün şarj istasyonu kurulması için yeterliliğinin de bu noktada çok önemli olduğunu söyleyen Sağır, kat maliklerinin kendi elektrik saatlerini bu iş için kullanmalarının yanlış olduğunu ifade etti.
Sağır, “Bunlar, binanın elektrik gücünün kaç kilovat olduğu bilinmediği için de çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Örneğin yangın sorunuyla karşı karşıya kalabiliyorlar. Böyle bir durum olması durumunda peki yönetim ne yapıyor? Bunu eski haline getirme, söktürme yetkisi var. Çünkü hiçbir şekilde izin alınmamış. Onun için genel kuruldan mutlaka ama mutlaka beşte dörtle onay alınması gerekiyor.” diye konuştu.
Sağır, Tesis Üreticileri Konfederasyonu olarak bu sorunların büyümemesi için TBMM’ye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığına dilekçe verdiklerini de sözlerine ekledi.
]]>Olay 17 Mart günü Bornova ilçesi Erzene Mahallesi 116/7 Sokakta bulunan 34 hanelik bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre site sakini Aysun Bodur (55) toplantı esnasında, emekli olan site yöneticisinin part-time çalışması hakkında teklif verdi. Bir anda sinirlendiği iddia edilen site yöneticisi M.B. (47), eline aldığı sandalyeyle Bodur’un boynuna vurdu. Neye uğradığını şaşıran kadın yere düşerken, M.B., site sakinleri tarafından uzaklaştırıldı. Bu esnada kadına hakaret ve tehdit savurduğu ileri sürülen M.B. dışarı çıkartılırken, Aysun Bodur hastaneye gitti. Darp raporu alan Bodur, site görevlisi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Evine pankart astı
Uğradığı saldırı sonrası M.B.’nin tehditlerinden korktuğunu söyleyen Aysun Bodur, site yönetimi tarafından M.B.’nin işine son verilmesini istedi. İşine son verilmeyen ve hala sitede oturan M.B.’den korktuğunu ve çözüm alınamadığını söyleyen Bodur, mağduriyetini dile getirmek için evine pankart astı. Aysun Bodur, “Burası Esin Sitesi, 19 yıldır burada yaşayan kadın site sakiniyim. 17 Mart 2024 akşamı site toplantısında emekli olan site görevlimiz için yeni çalışma alternatiflerini anlatırken site görevlimiz tarafından küfürle hakarete uğradım, sandalye ile darbedildim. ‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit edildim. Site yönetimi bu konuyla ilgili iş yasasını hala uygulamamış, bu kişinin işine son vermeyerek yönetim olarak şiddeti meşrulaştırmış ve şiddete ortak olmuştur” yazılı pankartı evinin penceresine astı.
‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit savurdu
Olay anını anlatan siyte sakini Aysun Bodur, “Site yönetimine girmem hakkında teklif yapılınca ben de toplantıda bazı görüşlerimi söylemek istedim. Biz 34 daireli küçük bir siteyiz ve gelirimizin çoğunu hizmetli için veriyoruz. Kendisi geçen yıl emekli olmuş ve zaten emekli maaşı alan biri için tekrar 30 sigorta primi ödemeyelim diye yan sitedeki yöneticilerle görüştüğüm ve çeşitli alternatifler sundular. Bana en mantıklı gelen part-time sistemiydi. Evinde yine oturacak, belli bir miktar maaş alacak ve diğer giderleri de karşılanacaktı. Biz de primimizi onun çalıştığı o saatlere göre ödeyecektik. Bunu anlatmaya başladım ve daha cümlemi bitirmeden bu beyefendi altında oturduğu metal ayaklı bir sandalyeyi havaya kaldırarak hışımla üzerime doğru geldi. Ben o esnada sadece sandalyeyi havada gördüm ve refleks olarak sağa doğru kaydım. O esnada sandalye ile boynuma vurdu ve ben darbeyle geriye doğru düştüm. Ben yerde yatarken 4-5 kişi onu hala tutmaya çalışıyordu ve hala bana küfür edip sandalyeyle vurmaya çalışıyordu. Geriye düşmeseydim kesin bir kaç darbe daha şansım vardı. O esnada arkadaşlar onu dışarıya çıkarırlarken ‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit ederek ortamı terk etti” dedi. Daha sonra hastaneden darp raporu aldığını söyleyen Bodur, polis merkezine giderek M.B.’den şikayetçi oldu.
Site görevlisi M.B. tarafından darbedildiğini ve tehditler nedeniyle tedirgin olduğunu dile getiren Aysun Bodur, sesini duyurmak için evinin penceresine bir pankart astı. Apartman yönetiminin kendisine saldıran apartman görevlisinin sözleşmesini feshetmesi gerektiğini söyleyen Aysun Bodur, “Yeni seçilen yönetimin normalde iş yasası gereği bu kişinin iş akdini feshetmesi gerekiyordu. Ama ne yazık ki yönetim böyle bir şey yapmadı. Hatta ertesi gün WhatsApp grubumuz var. Sitemize yeni yönetici seçilen kişi, ben istifa ediyorum diyerek bir mesaj attı ki bu da yasal bir şey değil zaten. Sürekli gruptan bakın arkadaşlar ben çok kötü durumdayım, sokağa çıkamıyorum, tehdit edildim. Psikolojik destek alıyorum, ilaç alıyorum. Artık bu kişiyi yasa gereği göndermeleri gerekiyor dememe rağmen karşıdan bana hiçbir şekilde dönüş olmadı yönetimden. Ben de artık bu şekilde bir yöntemle çığlığımı herkese duyurmaya çalışıyorum. Bir an önce bu kişinin buradan gitmesini istiyorum” diye konuştu.
“Darbetmedim, yalan söylüyor”
Aysın Bodur’u darp ve tehdit ettiği ileri sürülen apartman görevlisi M.B. ise, telefon görüşmesinde yaptığı açıklamada, “Ben darp veya tehdit etmedim; kendisi yalan söylüyor, ekmeğimle oynuyor” sözlerine yer verdi. – İZMİR
]]>Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla dolandırıcılar kurumsal araç kiralama firmalarının web sitelerini kopyalayarak site isminde harf değişikliği yapıp ‘oltalama’ yöntemiyle kopya site hazırlıyor. Hazırlanan kopya sitelere sosyal medya üzerinden reklam veren dolandırıcılar, araç kiralamak isteyen çok sayıda vatandaşı ağlarına düşürmeye çalışıyor. Araç kiralama, kişilerin kısa dönemli seyahatlerinde bütçelerini zorlamadan konforlarını artıran bir uygulama olarak yaygınlaşıyor. İnternet üzerinden araç kiralama yaygınlaşırken, dolandırıcılar da internet üzerinden farklı yöntemlerle vatandaşları mağdur edebiliyor.
“Bayramda araç kiralamaya rağbet yüksek”
Bayramda araç kiralamada artış olduğunu değinen rent a car işletmecisi Murat Demirkul, “Yaz sezonu ve Ramazan Bayramı’nın gelmesiyle birlikte işlerimizde bir hareketlilik var, yoğunluk yüzde 95’e kadar çıktı. Geçen bayrama göre bu bayramda vatandaşlar tarafından araç kiralamaya rağbet yüksek. Bunun sebebi ise bayram tatilinin 9 gün olması ve hava şartlarının biraz daha iyiye gitmesi olduğunu düşünüyoruz. Araç kiralama yapmak isteyen vatandaşlarımızın rezervasyonlarında sorun yaşamamaları için erken rezervasyon yapmalarını da tavsiye ediyoruz” dedi.
“Vale aracınızı kapınıza kadar getirecek vaadiyle para alınıyor”
Korsan siteler üzerinden bayram dönemlerinde araç kiralamak isteyen vatandaşların mağdur olmaması için dolandırıcılara dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Murat Demirkul, “Korsan sitelerdeki şuandaki en büyük sıkıntımız örneğin kurumsal firmaların internet siteleri kopyalanıp sonundaki bir harf değişikliği ile beraber vatandaşlarımızın bu sahte sitelere girmesi sonucu kendilerine ulaşım sağlıyorlar. Korsan siteler tarafından istenilen en önemli nokta whatsapp üzerinden tekrar vatandaşa ulaşarak para talep ediliyor ve sonunda vale aracınızı kapınıza kadar getirecek vaadiyle para alınıyor. Daha sonra bayram vatandaşlarımıza zehir oluyor. Bu tür para isteme yöntemi olduğunda vatandaşlarımızın mağdur olmamaları için uzak durmaları gerekiyor, daha dikkatli olması gerekiyor. Merdiven altı firmalara kesinlikle güvenilmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımız fiyat düşüklüğünden de bu konuyu anlayabilir”
Dolandırıcıların oyununun ucuz fiyatlarından da anlaşılabileceğine dikkat çeken Demirkul, “Çünkü vatandaşlarımız bazen ucuz fiyat diye inanıp bu kişilerle iletişime geçebiliyor. Vatandaşımız, yüksek ücretli bir aracı sahte internet sitesinde yarı fiyatına gördüğü zaman aldanabiliyor ve bu kişilere kaparo gönderebiliyor. Baktığınız zaman normal bir firma 2 veya 3 bin liralık aracını yarı fiyatına vermez. Vatandaşlarımız fiyat düşüklüğünden de bu konuyu anlayabilir. Bir kişi whatsapp üzerinden ücret talep ediyorsa o kişiden kesinlikle uzak durulmasını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Fiyat aralıklarımız şuan için bin 500 lira ile 4 bin lira arasında değişiyor”
Demirkul, “Araç kiralayan vatandaşlarımız aracını teslim aldığı sırada kiralama yaptığı şirket yetkilisiyle beraber aracı incelemeleri, gerekirse video çekmelerinde fayda var. Aracın bakımının olup olmadığını firma yetkilisinden öğrenmelerini öneriyoruz. Kiralanan araçta en önemli noktalardan birisi de tabii ki lastik bakımı. Lastiklerin kesinlikle kontrol edilmesi şart. Fiyat aralıklarımız şuan için bin 500 lira ile 4 bin lira arasında değişiyor” diye konuştu. – KONYA
]]>AA muhabirine açıklamada bulunan Eresin, Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının turizm sektörü açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Bayram tatilinin erken açıklanmasının da çok yerinde bir karar olduğunu dile getiren Eresin, “Bu durum, daha kolay ve zamanında planlama yapabilmeyi sağlayacaktır. Yerli tatilci açısından henüz sezon başlamadı. Bayram döneminde de henüz sezon başlangıcı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak tatilin uzaması kıyı bölgelerdeki dolulukların artmasına önemli katkı sağlayacak. Kıyılarda yüzde 100 doluluk olmasa da turizmcileri memnun edecek doluluk oranlarına ulaşılacaktır diye umuyoruz.” ifadesini kullandı.
“‘Memleket turizmi’ trafiğinin yoğunlaşmasını bekliyoruz”
Türk vatandaşlarının bayram tatillerinde genellikle şehir ve kültür turlarını tercih etmediğini belirten Eresin, “Bu nedenle şehir otellerinde yerli tatilci açısından her zaman olduğu gibi bu bayram döneminin de sakin geçmesini bekliyoruz. İstanbul başta olmak üzere şehir otellerinde ağırlıklı Körfez ve Orta Doğu’dan misafirlerimizi ağırlayacağız gibi gözüküyor. Yaz tatil dönemine denk gelmeyen bayram dönemleri ağırlıklı memleket ziyaretlerinin yapıldığı bir dönem. Bu bayramda da ‘memleket turizmi’ trafiğinin yoğunlaşmasını bekliyoruz.” diye konuştu.
Eresin, kıyı bölgelerde yerli turist açısından turizm hareketinin hızlanacağını dile getirerek, “İklimi dolayısıyla Antalya’da bayram canlılığı hissedilecektir. Ayrıca Anadolu şehirlerine yönelik 2-3 günlük kısa kültür turizmi turlarında artış öngörüyoruz. İstanbul’u çevreleyen yakın turizm destinasyonlarında da yoğunluk ihtimali var.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜROB olarak sürekli çok fazla sayıda sahte çevrim içi site olduğu uyarısında bulunduklarını söyleyen Eresin, şunları ifade etti:
“Bir seyahat acentesi veya bir tur operatörü aracılığıyla tatil planlanıyorsa öncelikle bu şirketlerin güvenilir olmalarına acente veya tur operatörünün Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyesi olmasına dikkat edilmeli. Aracı kullanmadan online siteler üzerinden bir tatil planlaması yapılıyorsa, bu sitelerin gerçek ve güvenilir olduklarının kontrolü mutlaka yapılmalı. Online siteler üzerinden rezervasyon yapılması sonrası otelden de rezervasyonlarının teyit edilmesini tavsiye ediyoruz. Dolandırıcılar, otellerin ve seyahat şirketlerinin internet sitelerinin birebir kopyası siteler açabiliyorlar. İlk bakışta sahte bir site olduğunu anlayabilmek zor olabiliyor ama sitenin adından mutlaka kendilerini ele verecek yanlış bir kullanım da oluyor.”
Eresin, dolandırıcıların arama motorları ve sosyal medya reklamları üzerinden de vatandaşların kendilerine yönelmesini sağladığına işaret ederek, özellikle arama motorlarında ilk sırada çıkan yerlere daha çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
“Risk sadece çekilen parayla sınırlı kalmıyor”
Eresin, “Sahte sitelerden yapılan işlemden sonra kredi kartından sitede belirtilen tutar çekiliyor ve ardından satın alma işlemi yapan kişiye orijinal otelin logosunun yer aldığı rezervasyon dosyası ve onayı da gönderiliyor. Burada risk sadece çekilen parayla sınırlı kalmıyor. Dolandırıcılar hem kartları kopyalıyor hem de farklı harcamalar yaparak vatandaşların kredi kartını boşaltıyor.” diye konuştu.
Vatandaşlara özellikle çok düşük fiyat verilen tesisler konusunda dikkatli olmalarını tavsiye ettiklerini belirten Eresin, şunları kaydetti:
“Abartılı derecede indirimli fiyatlara şüpheyle bakılmalı ve otellerin gerçek kendi web sitelerinden rezervasyon yapılmalı. Bizim önerdiğimiz bu yöntem konaklama tesisine direkt rezervasyon yaptırmak. Birçok otel en uygun fiyatlarını kendi web sitesinde veriyor. Dolayısıyla misafirlerin istedikleri ve seçtikleri otel belliyse, direkt otellerin web sayfalarından bizzat rezervasyon yaptırabilirler. Ayrıca otellerin daha esnek iptal şartları sunduğuna da dikkat çekmek isteriz. Aracı satış kanalının kontrolü daha zor olmakla birlikte bir otelin kendi web sayfasının doğruluğunu kontrol edebilmek çok daha kolay olacaktır.”
]]>Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Denizli’deki Ege Bölge Turnuvasına giden Kerem Aydınlar Ortaokulu voleybol takımını uğurladı. Genç sporculara başarı dileklerini ileten Tosun, 31 Mart’tan itibaren Bodrum’da spor ve gençlik projelerini art arda hayata geçireceklerini söyleyerek “Bodrum’un yokluk zamanlarında çocukluğunu ve gençliğini yaşamış bir ağabeyiniz olarak sizin beklentilerinizi, sorunlarınızı çok iyi biliyor ve anlıyorum. Bodrum gençliği için birlikte çok güzel işlere imza atacağız, sizlere bunun sözünü gönül rahatlığıyla veriyorum. Sadece okullarınızın değil, yaşadığınız mahallelerin de ihtiyaçlarını adım adım karşılayacağız. Gençliği, yaptığımız her işin merkezine koymak zorundayız çünkü Bodrum’un geleceği sizlersiniz. Kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz, eğitimden spora, bilişimden sanat ve kültür faaliyetlerine kadar her alanda sizi mutlu edecek işler yapacağız” dedi.
Bodrum’un dokusuna uymayan projelere geçit yok
Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun daha sonra Çarşı merkezinde esnafla bir araya geldi. Bodrum Emlak Müşavirleri Derneği’ni de ziyaret eden Tosun, Dernek Başkanı Ömer Yetgin ve üyelerinden belediyeye dair beklentilerini aldı, Bodrum’un her geçen gün silüetini bozan vahşi ve plansız yapılaşmaya dair yapacaklarını anlattı.
Kadim medeniyetler şehri Bodrum’un tarihi ve doğal güzelliklerinin, kontrolsüz yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını söyleyen Tosun, “Önümüzdeki dönemde bölgemizdeki yapılaşmanın onaylı imar planları çerçevesinde, yüksek nitelikli ve yöre mimarisine uygun olmasını hedefliyoruz. Bodrum Belediyesi bünyesinde kuracağımız ‘Proje Estetik ve Değerlendirme Komisyonu’ ile Bodrum’un mimari estetiğini, doğasını, dokusunu ve sürdürülebilir turizme uygun yapılaşma tarzını koruyacağız” diye konuştu.
Gündoğan, Yalıkavak ve Türkbükü’nde hizmet seferberliği başlatacağız
Mehmet Tosun, daha sonra Gündoğan’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Esnafla dertleşen ve Gündoğan’ın su, altyapı ve ulaşım sorunları ile ilgili çözümlerini anlatan Tosun, Hekimköy, Yalıkent ve Sahil Sitelerinde site yöneticileri ve sakinleri ile bir araya geldi. Gündoğan ziyaretlerinde, site sakinleri belediyenin siteleri görmediğini ve en temel hizmetlerden dahi mahrum bıraktığını dile getirerek; çöp toplama, yol, şehir içi ulaşım başta olmak üzere pek çok konuda şikayetlerini dile getirdi.
Özellikle son yıllarda arıtma tesisi ve kanalizasyon sorunu yaşayan Yalıkavak Gündoğan ve Türkbükü mahallerinde bir “hizmet seferberliği” başlatacaklarını söyleyen Mehmet Tosun da “Yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde kapasiteye uygun arıtma tesisleri yaparak deniz kirliliğinin önüne geçmemiz şart. Sitelerden ana yola yeni ulaşım bağlantıları yapacağız. Bu konuda Bakanlıklar ve Büyükşehir nezdinde çalışma başlatacağız. Yaşadığınız sorunları çok iyi biliyorum. Bu bölgelerin birikmiş altyapı, kanalizasyon ve yol sorunlarını çözeceğiz. Ayrıca görev süremiz içerisinde tüm mahallelerimizin altyapı ve kanalizasyon problemlerinin çözümü konusunda proje üreteceğiz, sorunun değil çözümün bir parçası olacağız.” ifadelerini kullandı.
Mehmet Tosun, Gündoğan ziyaretlerinin ardından Bodrum Çarşı Mahallesi’nde düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada da vatandaşlara seslenen Tosun, Çarşı’nın ve Kumbahçe sahilinin yeniden düzenleneceğini müjdeleyerek “Burası eskiden olduğu gibi yine Bodrum’un en nezih, en temiz, en hareketli turizm lokasyonu olacak. Size bunun sözünü veriyorum” dedi. – MUĞLA
]]>Kaza sırasında sürücü T.C. ile aynı araçta bulunan kişilerden 17 yaşındaki Alp K, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde verdiği ifadede, şüphelinin lüks aracıyla kendisini evden almaya geldiğini, araçta Kemal D. isimli bir arkadaşının daha olduğunu ancak bu kişiyi evine bıraktıklarını söyledi.
Devamında T.C’nin evinin önüne gittiklerini, burada Demir Ö. isimli arkadaşını beklediklerini, bu kişinin de kendi aracıyla geldiğini anlatan Alp K, “Araçta hatırladığım kadarıyla Demir, Hakkı ve Poyraz vardı. Toplamda 5 kişi olduk ve siteden çıktık. Ben T.C’nin olduğu araca bindim. Demir, Hakkı ve Poyraz diğer araçla peşimizden geldiler. Yılmaz A. ve Kerem A. isimli arkadaşlarımızı farklı bir siteden aldık. Kerem A. ve Yılmaz A. diğer araca bindiler. Toplamda 7 kişi olduk, Göktürk içinde arabalarla turladık ve site meydanına geldik.” dedi.
Burada kendilerine 3 kişinin daha katıldığını ve sohbet etmeye başladıklarını aktaran Alp K, toplam 10 kişi araçlarla meydandan ayrıldıklarını, yakıt aldıklarını ve Bahçeköy orman yoluna girdiklerini belirtti.
Alp K, orman yolunda diğer araç sürücüsünün el hareketiyle önüne geçmelerini istediğini, T.C’nin de sollayarak geçtiğini, yoldaki kasisten sonra hızlandığını anlatarak, “Daha sonra T.C. yolun sağ tarafında, gidiş istikametimizde bir şeyler olduğunu gördü ve çarpmamak için direksiyonu ani şekilde sola doğru kırdı. Aracın benim olduğum sağ tarafı ATV tarzı araçlara doğru kaymaya başladı. Aracımız ATV’lere çarptıktan sonra soldaki yamaca doğru çıktı.” ifadelerini kullandı.
Kazadan sonra diğer 3 kişiyle araçtan inerek 2 yaralıyla iletişim kurmaya çalıştıklarını öne süren Alp K, yolun uçurum tarafı ile kaza yaptıkları aracın altında da yaralı olduğunu öğrendiğini kaydetti.
Alp K, olayın devamında yoldan geçen kişilerin yaralılara yardımcı olmaya çalıştığını ve ambulansı aradıklarını öğrendiğini dile getirdi.
T.C’nin, özel şoförü ile annesini arayıp kaza yaptığını söylediğini aktaran Alp K, bir süre sonra T.C’nin annesi ile bir kadının olay yerine gelerek, T.C’yi, kendisini ve Demir Ö’yü alıp bölgeden uzaklaştıklarını anlattı.
Alp K, T.C ile annesinin, kendisi ve Demir Ö’yü sitenin girişinde araçtan indirdikten sonra buradan ayrıldığını belirterek, “Site önünde bulunduğumuz esnada yaralılardan birine ait olan cep telefonunun Zekai Hakkı isimli arkadaşımızda kaldığını gördük. Akabinde ben bu sitede oturan Kemal isimli arkadaşımın yanına gittim.” savunmasını yaptı.
Kaza sırasında diğer araçta bulunan Zekai Hakkı D. (16) ise olay günü arkadaşı Demir Ö’ye kalmaya gittiğini, akşam T.C’nin görüşmek amacıyla Demir Ö’yü aradığını, bir süre sonra Demir Ö’nün babasının aracına diğer 4 kişiyle binerek T.C’nin evinin önüne gittiklerini anlattı.
“O anki dalgınlıkla şahsın telefonunu cebime koydum”
Kendilerine T.C’nin kullandığı araçla diğer arkadaşlarının da katıldığını aktaran Zekai Hakkı D, Bahçeköy orman yoluna girdiklerini T.C’nin kendi araçlarını sollayarak hızlı gitmeye başladığını kaydetti.
Zekai Hakkı D, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki viraja sert girince arabaları yalpalayarak kaymaya başladı. Ancak aramızda mesafe olduğu için tam göremiyordum. Biz de virajı alınca T.C’nin aracının yolun solundaki su kanalına çıktığını gördük. Hemen aracımızı durdurduk. Aşağıya indiğimizde yolun ortasında iki erkek şahsın yaralı yattığını gördük. Yaralılardan birinin yanına giderek konuşmaya çalıştım. Yaralı şahıs bana flaşını yaktı ve telefonunu vererek başına bakmamı istedi. Telefonu alarak başına ışık tuttum. O anki dalgınlıkla şahsın telefonunu cebime koydum. Daha sonra diğer yaralının yanına gittim.”
Yoldan geçen kişilerin yardıma geldiğini, etrafın kalabalıklaştığını bildiren Zekai Hakkı D, gelecek ambulans ve itfaiyeye yolu açmak amacıyla Demir Ö’nün aracını alıp Kerem A. ile olay yerinden ayrıldıklarını ve aracı siteye bıraktıklarını öne sürdü.
“T.C’nin annesi, ‘Sahibine vereceğim’ diyerek telefonu güvenlik görevlisinden almak istedi”
Yeniden olay yerine gitmek için taksi çağırdığı sırada Demir Ö’nün eski model araçla geldiğini aktaran Zekai Hakkı D, kendisine, yaralılardan birinin telefonunun elinde olduğunu ve olay yerine dönerek bırakmaları gerektiğini söylediğini iddia etti.
Zekai Hakkı D, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O esnada Kerem taksiye bindi. Olay yerine gideceğini düşünerek telefonu Kerem’e verdim. Kerem, böyle bir sorumluluğu taşıyamayacağını söyleyerek, telefonu site girişindeki duvarın üzerine bıraktı. Daha sonra güvenlik görevlisi gelerek telefonu aldı. Ardından veliler de sitenin önüne geldi ve bizi uzaklaştırdı. T.C’nin annesi, ‘Sahibine vereceğim.’ diyerek, telefonu güvenlik görevlisinden almak istedi. Görevli de telefonu T.C’nin annesine verdi. Ardından T.C’nin annesi sitenin önünden ayrıldı.”
Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kazada yaralanan Oğuz Murat Aci ile İbrahim Gümüş, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmış, yaralılardan Aci, müdahaleye rağmen hayatını kaybetmişti.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaştığı, anne-oğulun önce İstanbul Havalimanı’na, sonra da uçakla Mısır’a gittikleri tespit edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan sürücü T.C. ve annesi yazar Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Başsavcılık, 18 yaşından küçük sürücü ile annesi Eylem Tok hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik Adalet Bakanlığına yazı göndermişti.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, T.C. ile annesi Eylem Tok hakkında tutuklama kararı verildiğini, 2 Mart’ta uçakla Mısır’a giden iki şüphelinin Türkiye’ye iadesi için Mısır adli makamlarıyla temasa geçildiğini ve şüpheliler hakkında kırmızı bülten talep edildiğini kaydetmişti.
Tunç, “Mısır Interpolü tarafından şahısların Mısır’dan ABD istikametine çıkış yaptıklarının bildirilmesi üzerine, adı geçenlerin ABD’den ülkemize iadesi amacıyla hazırlanan geçici tutuklama talep evrakı hem diplomatik kanaldan hem de Interpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına iletilmiştir.” ifadelerini kullanmıştı.
]]>Feridun AÇIKGÖZ/ KADIKÖY’de bulunan bir sitede, kuryelerin girişte güvenlik tarafından uyarılarak bina sakinlerinin kullandığı asansörden ayrı bir asansöre yönlendirildiği öne sürüldü. Siteye sipariş götüren bir kurye, ayrımcılık yaşandığını ifade ederek “Kuryeler için asansör yapmışlar, bir de içine hava filtresi takmışlar. Herhalde kuryelerin mikrobu bina sakinlerine geçmesin diye. Bu asansör bir de yavaş gidiyor, insanların bindiği diğer asansör daha hızlı gidiyor. Bildiğin böyle sekizinci sınıf insan muamelesi” cümleleriyle video çekip sosyal medyada paylaşım yaparak tepki gösterdi. Siteye sipariş götüren kurye Mahmut Baştaş, “Kurye ile site sakinin bindiği asansör ayrı. Büyük tarzda kullanışlı bir asansör. Normal insanların kullandığı farklı, kuryelerin ya da çalışmak için gelenlerin asansörü farklı” dedi. Durumun hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Iyaz Çimen, “Anayasamız eşitliği temel alarak, kişilerin dini, cinsi, ırkıyla ilgili ayrım yapılamayacağını bize söylüyor. Bu noktada toplum içerisinde de sizler insanları herhangi şekilde işi, mesleğiyle insanı ayrımcılığa maruz bırakırsanız ki buradaki asansör kullanımı da aynı şekilde bir ayrımcılık olarak karşımıza çıkmakta. Bununla ilgili, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun yaptırımları söz konusu olabilir” dedi. Site yönetimi ise konuyla ilgili açıklama yapmadı.
Kadıköy’de bulunan ‘Kalamış Rezidans’ isimli bir sitede, sipariş getiren kuryelerin güvenlik görevlisi tarafından uyarılarak bina sakinlerinin kullandığı asansörden ayrı bir asansöre yönlendirildiği iddia edildi. Site yönetimi talimatıyla uygulandığı iddia edilen uygulama; siteye sipariş götüren bir kuryenin sosyal medya paylaşımı ile ortaya çıktı. Paylaşım, sosyal medyada tepkilere neden oldu.
“SEKİZİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ”
Sosyal medyadaki paylaşımı yapan kurye, asansörün içinde çektiği videoda, “Kuryeler için asansör yapmışlar, bir de içine hava filtresi takmışlar. Herhalde kuryelerin mikrobu bina sakinlerine geçmesin diye. Bu asansör bir de yavaş gidiyor, insanların bindiği diğer asansör daha hızlı gidiyor. Bildiğin böyle sekizinci sınıf insan muamelesi” ifadelerini kullandı.
“NORMAL İNSANLARIN KULLANDIĞI ASANSÖR FARKLI”
Siteye sipariş bıraktığı görülen kurye Mahmut Baştaş, “Kurye ile site sakinin bindiği asansör ayrı. Büyük tarzda kullanışlı bir asansör, normal insanların kullandığı farklı, kuryelerin, çalışmak için gelenlerin asansörü farklı” şeklinde konuştu.
“AYRIMCILIK OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTA”
Durumun hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Iyaz Çimen, “Anayasamız eşitliği temel alarak, kişilerin dini, cinsi, ırkıyla ilgili ayrım yapılamayacağını bize söylüyor. Bu noktada toplum içerisinde de sizler insanları herhangi şekilde işi, mesleğiyle insanı ayrımcılığa maruz bırakırsanız ki buradaki asansör kullanımı da aynı şekilde bir ayrımcılık olarak karşımıza çıkmakta. Bununla ilgili, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun yaptırımları söz konusu olabilir. Bu yaptırımlar tabi ki nitelik olarak idari para cezası niteliğinde olduğundan bir suç teşkil etmemekle birlikte kabahat olarak isimlendirilmekte, karşılığında da kurumun kesmiş olduğu idari para cezalarının uygulanması söz konusu olabilecektir.” dedi.
“AYRIMCILIĞA MARUZ KALAN KİŞİLER İNSAN HAKLARI KURUMU’NA BAŞVURU YAPMALI”
Çimen, “Ayrımcılığa maruz kalan kişilerin, kuruma başvuru yapmaları, akabinde kurumun gerçekleştirebileceği idari soruşturması neticesinde bahsettiğimiz cezai müeyyidenin uygulanabileceğini söyleyebiliriz” diye konuştu.
]]>Kadıköy’de bulunan ‘Kalamış Rezidans’ isimli bir sitede, sipariş getiren kuryelerin güvenlik görevlisi tarafından uyarılarak bina sakinlerinin kullandığı asansörden ayrı bir asansöre yönlendirildiği iddia edildi. Site yönetimi talimatıyla uygulandığı iddia edilen uygulama; siteye sipariş götüren bir kuryenin sosyal medya paylaşımı ile ortaya çıktı. Paylaşım, sosyal medyada tepkilere neden oldu.
SEKİZİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ
Sosyal medyadaki paylaşımı yapan kurye, asansörün içinde çektiği videoda, Kuryeler için asansör yapmışlar, bir de içine hava filtresi takmışlar. Herhalde kuryelerin mikrobu bina sakinlerine geçmesin diye. Bu asansör bir de yavaş gidiyor, insanların bindiği diğer asansör daha hızlı gidiyor. Bildiğin böyle sekizinci sınıf insan muamelesi ifadelerini kullandı.
NORMAL İNSANLARIN KULLANDIĞI ASANSÖR FARKLI
Siteye sipariş bıraktığı görülen kurye Mahmut Baştaş, Kurye ile site sakinin bindiği asansör ayrı. Büyük tarzda kullanışlı bir asansör, normal insanların kullandığı farklı, kuryelerin, çalışmak için gelenlerin asansörü farklı şeklinde konuştu.
AYRIMCILIK OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTA
Durumun hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Iyaz Çimen, Anayasamız eşitliği temel alarak, kişilerin dini, cinsi, ırkıyla ilgili ayrım yapılamayacağını bize söylüyor. Bu noktada toplum içerisinde de sizler insanları herhangi şekilde işi, mesleğiyle insanı ayrımcılığa maruz bırakırsanız ki buradaki asansör kullanımı da aynı şekilde bir ayrımcılık olarak karşımıza çıkmakta. Bununla ilgili, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun yaptırımları söz konusu olabilir. Bu yaptırımlar tabi ki nitelik olarak idari para cezası niteliğinde olduğundan bir suç teşkil etmemekle birlikte kabahat olarak isimlendirilmekte, karşılığında da kurumun kesmiş olduğu idari para cezalarının uygulanması söz konusu olabilecektir. dedi.
AYRIMCILIĞA MARUZ KALAN KİŞİLER İNSAN HAKLARI KURUMU’NA BAŞVURU YAPMALI
Çimen, Ayrımcılığa maruz kalan kişilerin, kuruma başvuru yapmaları, akabinde kurumun gerçekleştirebileceği idari soruşturması neticesinde bahsettiğimiz cezai müeyyidenin uygulanabileceğini söyleyebiliriz diye konuştu.
]]>KAMERA: HAKAN KAYA
Kadıköy Fikirtepe’deki Kentplus sitesi C blokta oturan site sakinleri, yönetimin aidatlara yaptığı yüzde 135’leri bulan zamma isyan etti. Yapılan zammın ardından aidatlar bazı sitelerde 9-10 bin liraya kadar çıkıyor. Sitenin güvenliğinin olmamasından da yakınan site sakinleri, “Yönetim şeffaf değil. Bu işin peşini bırakmayacağız. Hakkımızı alana kadar, bu aidatlarda düzenlenme ve bu yönetim gidene kadar mücadelemiz devam edecek.” dedi.
A, B ve C blok olmak üzere 3 bloktan oluşan Kentplus sitesinde toplamda bin 268 daire bulunuyor. C blokun farklı yönetim tarafından idare edildiği sitede aidatlara yüzde 135’leri bulan zam yapıldı. Yapılan zamlarla birlikte aidatlar bazı sitelerde kira fiyatlarına yetişti. 9-10 bin liralara kadar çıkan aidatlar site sakinlerini isyan ettirdi.
“YÖNETİM ŞEFFAF DEĞİL”
Sitede 5 yıldır sitede kiracı olduğunu söyleyen Seren Topal, evine hırsız girdiğini ifade ederek, sitenin güvensizliğinden yakındı. Aidatlara yapılan yüksek zammı da eleştiren Topal, “Hizmet alamıyoruz. Güya güvenlikli bir sitede oturuyoruz ama güvenliğimiz yok. Çok yüksek aidat artış oranları oldu. Birçok çevre sitede yüzde 55-60’lara kadar artış olmuşken bizim sitede yüzde 125-135’leri buldu artış. Ayrıca bir de ortak alan elektrik-su faturası ödüyoruz. Yani benim 3+1 daire için geçen ay ödemem gereken aidat 2 bin 53 lirayken, 4 bin 200 liraya çıktı. Ayrıca burada 574 TL gibi ortak elektrik-su parası var. Elektriğimizi bireyselleştirdik faturalarımız yüzde 40-50 oranında düştü. Çünkü onu da ortak ödüyorduk. Doğalgaz sitenin yapısından dolayı mecbur bireyselleştirilemiyor ama suyu da ayrıştırabilirlerdi ama yönetim buna da yanaşmadı. Şeffaflık yok. Bütçeler nedir, ne değildir, ne fatura geliyor, biz neye istinaden ödüyoruz hiçbir fikrimiz yok. Yönetim şeffaf değil. Bu işin peşini bırakmayacağız. Hakkımızı alana kadar, bu aidatlarda düzenlenme ve bu yönetim gidene kadar mücadelemiz devam edecek.” diye konuştu.
“AİDATLARDA MAKUL BİR ARTIŞ İSTİYORUZ”
Site sakinlerinden Semih Katlanç ise, “Biz normal standartlarda hizmet almak, evlerimize hırsız girmemesi, güvenlik olması. Sitemizdeki güvenliklerin kartı yok. Sadece danışman olarak geçiyorlar. Aynı zamanda otoparklarımızda elektrikli araçlar şarj ediliyor bu şarjlar. Bu şarj edilen araçlar bize yansıtılıyor. Bizim aracımız yokken niye bize yansıtılsın. Biz hizmet almak istiyoruz. Aidatlarımız gerçekten makul, yani devletin belirlemiş olduğu yüzde 60-70 oranında artış olmasını istiyoruz.” dedi.
“AİDATIN SON ÖDEME GÜNÜ GELMEDEN İCRA MESAJLARI GÖNDERDİLER”
Bin 300 civarında aidat öderken yapılan zamla birlikte 3 bin lira ödemek zorunda kaldığını ifade eden Saadet Er isimli başka bir site sakini ise şöyle konuştu: “Olması gereken birçok şey bu sitede yok. Bu ciddi artışın kararın alındığı genel kurulun nasıl yapıldığı, kimler tarafından onaylandığı bunun cevabını bekliyoruz. Herkes bu kadar yüksek aidatlara maruz kalıyorsak ve bunlar bizden talep ediliyorsa bu ödemelerin nereye yapıldığı, kime yapıldığı, bu kalemlerin hangi firmalara ödeme yapılarak çıkartıldığını görmek istiyoruz. Bu ekonomik krizde bu bizim sırtımıza ciddi bir yük ekstra biniyor. Biz bina sakinleri olarak haklarımızı aramaya çalışıyoruz. Ne gerekiyorsa da yapacağız. En azından çabalıyoruz bunun için. İsterdik ki bu noktaya gelmeden yönetim bizimle uzlaşmaya gitsin, kendini ifade etsin, bu rakamların ne olduğuyla, her ay ödenen rakamların gerçekten bu artışı gerektirip gerektirmediğine bizi ispat etsin belki biz bu noktaya gelmeyecektik. Ama ne bir açıklama alabiliyoruz, ne muhatap oluyorlar bizimle.Bugün hepimizin telefonlarına daha ödeme günü gelmemiş aidatlar için icra tebliği geldi. Ödemezseniz icraya verilirsiniz mesajları aldık. Bütün site şu anda bu konuyla ilgili konuşuyoruz. Son ödeme günü bile gelmemiş ödemeniz ve sizden haksız yere talep edilen yüzde 125 ve üzeri olan bir aidatın ödemesinin daha günü gelmeden bir de tehdit edildik. Bu tamamen yasadışı bir harekettir. Bugün hepimizin damarına bastılar. Bu konuda sonuç almak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.”
“ORTAK ALAN ÖDEMESİ DİYE EKSTRA BİR ÖDEME ÇIKARTTILAR”
Daha önce ortak alan faturasının aidatların içerisine dahil olduğunu söyleyen site sakini Er, “2022 şubat ayı itibariyle bize bir de ortak alan diye bir kalem çıkardılar. Biz bu ortak alan içerisinde ısıtma, elektrik, su gideri olarak kesiliyor. Fakat biz zaten ciddi maliyetler ödüyoruz aidat adı altında, üzerine bir de bize ortak alan ödemesi çıkartıp ekstra bir yükümüz zaten vardı ve bunların üzerine ortak alan ve aidatlara yüzde 125 ve üzeri, bana yüzde 133 yapıldı. Daireye göre değişiyor. Ama sanırım yüzde 125’in altında olan yok diye biliyorum. Biz bunu sonuçlandırmak için bir araya geldik. Kendi aramızda çalışma yapıyoruz, umarım ki sonuca da ulaştıracağız” diye konuştu.
Çok sayıda imza toplayan site sakinleri, yönetimin değişmesi için mahkemeye başvuracağını belirtti.
]]>İZMİR’de yaşayan 17 yaşındaki Atatürk Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Yiğit Kaan Kızlıer, uzun süre hastanede yatarak tedavi gören kanser hastası çocuklar için bir internet sitesi tasarladı. Kızlıer, internet sitesiyle kanserli çocukların birbirleriyle etkileşimde bulunmalarına aracılık yaptığını belirterek, “Hangi alanda destek verebileceğini görenler ihtiyaç sahiplerinin kişisel bilgilerinden iletişime geçiyor. Eğitim ağırlıklı ihtiyaçlar var. Ama bazı kişiler ilaç, kırtasiye malzemesi talebinde de bulunuyor” dedi.
Görme engelli kişilerde kanserin az görüldüğü bilgilerinden yola çıkarak ‘Melatonin Beyin Kanserini Öldürür mü?’ projesiyle uluslararası yarışmalarda birçok ülkede madalya kazanan Atatürk Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Yiğit Kaan Kızlıer, kanserle mücadele eden çocuklar için internet sitesi hazırladı. Kanserli çocukların eğitim, sağlık, kırtasiye ve ilaç desteği ile sosyal çevrelerini genişletmelerine ve birbirleriyle etkileşimde bulunmalarına yardımcı olmak amacıyla tasarlanan ‘https://aydinlikgelecek.org.tr/’ adlı site, ders almak isteyen öğrencileri, ders vermek isteyen öğretmenleri, ilaç, kırtasiye, tedavi yardımı ve sosyal destek arayan çocukları gönüllülerle buluşturuyor.
İzmir Biyotıp ve Genom-Ege Üniversitesi ve Koç Üniversitesi’nde kanser üzerine staj ve proje çalışmaları yapan Yiğit Kaan Kızlıer, “Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir kanser hastasına gönüllü olarak ders veriyordum. Ama sadece bir kişiye destek oluyordum. Bu site sayesinde daha fazla kişiye ulaşabilirim, diye düşündüm ve böyle bir platform hazırladım. Siteye girince gönüllü olmak istiyorum, kısmına başvuru yapılıyor. Siteye üye olduktan sonra gönüllüler, istedikleri yaş gruplarında kimlerin yardım talep ettiğini görebiliyor. Siteden bu bilgileri alıp birbirleriyle iletişime geçerek zoom üzerinden ders yapabiliyorlar” dedi. Platformun geçen ekim ayında aktif hale geldiğini ifade eden Yiğit Kaan Kızlıer, kullanıcı sayısının her geçen gün arttığını belirtip, “Geçenlerde Tepecik Hastanesi’ndeki bir hastanın kan ihtiyacı için bu siteden duyuru paylaştım. Birkaç saat içinde aranan kan bulundu” diye konuştu.
‘PARA ALIŞVERİŞİ YOK’
Her hafta YouTube kanalında kanser konusunda uzman bir kişiyle röportaj yaparak görüntüyü siteye yüklediğini de kaydeden Kızlıer, ağırlıklı ihtiyacın eğitim üzerine olduğunu dile getirip şöyle devam etti:
“Gönüllüler sitedeki yardım taleplerini ana sayfadan görüyor. Hangi alanda destek verebileceğini görenler ihtiyaç sahiplerinin kişisel bilgilerinden iletişime geçiyor. Eğitim ağırlıklı ihtiyaçlar var. Ama bazı kişiler ilaç, kırtasiye talebinde bulunuyor. Herhangi bir para alışverişi yok. Tepecik Hastanesi’ndeki hastalar site nedeniyle bana çok teşekkür etti. Geri dönüşler gayet olumlu. Çünkü daha önce herkesi bir araya getirebilecek bir sistem yoktu. Eğitim de çok önemli. Ama hastanede tedavi görenler kendi yaş gruplarından çok uzakta kalabiliyordu. Eğitimin yanı sıra sosyal ihtiyaçlarını giderebilmeleri için onlara destek olmak istedim. Bazı ilaçlar ailelerin ödeyebileceği rakamların üzerinde oluyor. Hastane sahipleri kardeşlerimize ilaç desteği sağlayabilirse çok sevinirim. Chicago Üniversitesi’nden, Johns Hopkins’den, İstinye Üniversitesi’nden ve Teksas’tan bilim insanları bu çocuklara destek olmak için yayın yaptılar. Bu şekilde YouTube kanalına misafir olup bu çocuklara destek olmak isteyen hocalara da kapım her zaman açık.”
]]>EDİRNE’de inşaatta yaşanan toprak kayması nedeniyle bitişindeki sitenin duvarları zarar gördü, zeminde çatlaklar oluştu. Yokuştaki sitede kayma yaşanmaması için zemin 2 direkle sabitlenirken, binada oturanlar polis ve belediyeye şikayette bulundu.
Şükrüpaşa Mahallesi Dr. Özcan Baznak Caddesi’ndeki inşaat için 2017’de ruhsat alındı. Geçen süreçte araya pandemi girince inşaatın temelinin atılması ertelendi. Firma bir süre önce inşaata başladı. İnşaatın temelinin atılmasından 3 gün sonra yaşanan toprak kayması nedeniyle bitişiğindeki 4 bloktan oluşan 44 daireli Burak Sitesi’nin 10 dairelik D bloğunun zemini ve bahçe duvarında çatlaklar meydana geldi. Olayın ardından site yönetimi, inşaat firmasından şikayetçi oldu. Bölgeye gelen Edirne Belediyesi İmar İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekipleri, inşaat alanında inceleme yaptı. Polisin güvenlik önlemi aldığı bölgede Edirne Emniyet Müdürü Onur Karaburun da gelip, inceleme yaptı. Öte yandan toprak kaymasının önlenmesi için zemin, 2 direkle sabitlendi.
‘İNŞAATI DURDURDULAR’
Site yöneticisi Murat Göçer, olay sırasında kendilerinin de yönetim kurulu toplantısında olduklarını anlattı. Göçer, “Olay sonrası dışarı çıkıp, baktığımızda yan taraftaki inşaatın binaya çok yaklaştığını, aslında 5 metreden fazla yaklaşmaması gerektiği halde çok yaklaştığını gördük. Bunun üzerine ilgili birimlere haber verdik, sağ olsun emniyet müdürümüz de geldi, olayla ilgilendi. İnşaatı durdurdular. Zaten inşaatın ruhsatı da yokmuş, sonradan öğrendiğimiz kadarıyla. Şimdi belediyenin ve ilgili birimlerin ilgilenmesini bekliyoruz” dedi.
‘İSTİNAT DUVARI YAPILMADI’
İnşaata istinat duvarı yapılmadan başlanıldığını belirten Göçer, “İnşaat öncesinde istinat duvarı yapılmadan işlemler yapılmış. O gün de zaten hava biraz yağışlıydı, direkt toprak kayması olmuş. Bina sakinleri de doğal olarak durumdan şikayetçi. Binanın çökme tehlikesi olduğunu düşünüyorlar. Tam olarak tespitler daha yapılmadı, biz de onu bekliyoruz. İstinat duvarı yapılıp, bu işlem yapılmış olsaydı; bu sıkıntı yaşanmazdı diye düşünüyorlar” diye konuştu.
‘KAYMANIN ÖNLENMESİ İÇİN DİREKLER KONULDU’
Bina duvarlarında çatlaklar, temel kısmında da kayma olduğunu söyleyen Göçer, “Bina duvarlarında hafif çatlaklar var. Temel kısmında özellikle kayma var. Ön tarafta yapılan kaldırım ve su taşmanlarının hepsi zarar görmüş durumda. Yetkililer, inşaatı durdurduklarını söyledi. Belediyenin de onarımlar ile ilgili destek olacağı belirtildi. Onun haricinde zannediyorum müteahhit de yapması gereken düzenlemeleri yapacak. Öncelikle istinat duvarı yapılacak. Binanın kaymasının engellenmesi için de direkler konuldu. Yapılacak istinat duvarı ile de binanın kayması önlenmeye çalışılacak” dedi.
‘EVLERİNDE TEDİRGİN HALDE OTURUYORLAR’
Göçer, sitenin olduğu bölgenin konumuna da dikkat çekerek, “Bina sonuç itibarıyla tam bir yokuşta. Yoğun bir yağışta ne olur, onu da açıkçası kestiremiyoruz açıkçası. Kayma gerçekleşir mi, bilemiyoruz. Şu an için konulan direklerle desteklenip, durdu ama daha sonrasında yağmur yağdığında ne olur, onu bilemiyoruz. Bir an önce site sakinlerinin güvende olmasını talep ediyoruz. İnsanlar, şu an evlerinde tedirgin halde oturuyor. Bir an önce tadilatın yapılıp, insanların huzurlu şekilde evlerinde yaşamasını istiyoruz. Başka bir beklentimiz yok” diye konuştu.
]]>