KARA para akladıkları iddiasıyla tutuklanan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Dilan ve Engin Polat çiftinin 3 suçtan toplamda 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması isteniyor. Diğer 26 şüpheli hakkında ise çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. 75 sayfalık iddianamede sanık Engin Polat’ın yakın aile üyesi olan akrabalarıyla şirketler kurduğu, bu şirketlerde eşi Dilan Polat ile ortaklığı ve yöneticiliği bulunduğu, şirketlerin daha çok güzellik, kozmetik ve medikal alanlarda faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş olduğu anlatıldı. İddianamede, şirketlerin çoğunluğunun mali müşavirinin ise dikkati çekici şekilde şüpheli Ahmet Gün olduğu belirtildi. İddianamede, Polatlar’ın tek elden yönetildikleri değerlendirilen şirketlerinin mal alışlarının büyük bir kısmının, Engin Polat’ın ailesinin ortağı veya yöneticisi olduğu şirketlerle yine hedef kişilerle bir şekilde bağlantılı olan tedarikçilerden gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu tedarikçilerin gerçek bir mal alışı olmayan, beyanname vermeyen, çalışanı olmayan, bankacılık hareketi bulunmayan, hakkında sahte belge düzenleme kaydı olan şirketler olduğu ve sahte olduğuna dair kuvvetli şüphe barındıran mal alışlarının toplamının milyonlarca lirayı bulduğu, ilk tespitlere göre bu miktarın 250 milyon lira olduğu aktarıldı. Engin Polat’ın Milda Gayrimenkul Otomotiv Şirketi eliyle çok sayıda lüks taşıt ve gayrimenkul alımı yaptığı, Polat ve bu şirketin hesaplarında nakit yatırmayla biriken tutarların taşınmaz ve araç alımına yönlendirildiğinin tespit edildiği anlatıldı.
SAHTE FATURALARLA PARA AKIŞININ TAKİBİNİ ZORLAŞTIRMAK İSTEMİŞLER
İddianamede, yasadışı yollarla elde edilen paraları, kurulan çok sayıda şirket aracılığıyla dolaşıma soktukları belirtildi. Gerçek olmayan satışlara ait düzenlenen faturalarla vergi mevzuatına aykırı işlem yaparak elde edilen paraların takibini zorlaştırdıkları ifade edildi. İddianamede şirketlerde biriken paranın nakit olarak çekilerek toplandığı, ardınsan temiz şekilde tutulan Engin Polat’a ait Milda Gayrimenkul Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketine yine nakit olarak yatırılarak para akışının bu şekilde aklandığı anlatıldı. İddianamede, yasadışı yollardan edinilen paraların soğuk cüzdan yöntemiyle sisteme sokulmadan transfer edilerek aklanmaya çalışıldığı da aktarıldı. Örgütün sözkonusu faaliyetler sırasında, kısa sürede ulaştıkları şöhret ve tanınırlık sayesinde bir kısım gerçek ticari faaliyetlerde de bulunduğu, bu sayede aklama suçlarının en belirgin yönü olan takip ve kontrolün zorlaştırılmasını sağlamaya çalıştıkları belirtildi.
SİSTEMİ GİZLİ TUTMAK İÇİN ONLARCA ŞİRKET KURMUŞLAR
İddianamede, büyük bahis organizasyonlarını gizlemek için onlarca şirketin kurulduğu, bu şirketlerin soruşturmaya dahil edilen diğer şüphelilerin de yönetiminde ve ortaklığında olduğu belirtildi. Şüphelilerden Ahmet Gün’ ün, Engin Polat suç örgütünün şirketlerinin hemen hepsinde mali muhasebeci adı altında mali konulardaki organizasyonu yürütüp perdelemeleri sağladığı ifade edildi. İddianamede örgüt içerisinde yer alan tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet” suçunu işledikleri vurgulandı. İddianamede dolandırıcılık eylemiyle ilgili olarak Engin Polat’ın kurduğu organizasyon dahilinde yasadışı bahis oynatılmasını sağlamak amacıyla bazı kişilere ulaştığı, bu kapsamda teminat bedeli altında önden para alarak başka bir gelir kapısı daha oluşturduğu, 3. şahısları, hesaplarının yurtdışından gelen paraların çekilmesi için kullanmak amacıyla ikna etmeye çalıştığı ve bu şekilde insanlara vaatlerde bulunduğu belirtildi.
SAHTE FATURALARIN DEĞERİ 489 MİLYON 309 BİN LİRA
İddianamede, Engin Polat’ın hem bahis hem de hesap kullanım işlerinden para kazanmayı amaçladığı, yurtdışından yabancı para akışını başkalarının hesaplarını kullanarak sürekli canlı tutmayı hedeflediği, kaynağı yasadışı bahis oyunları olan, yurtdışı menşeli döviz cinsi paranın, aklama sürecine dahil edilmek üzere ülke finansal sistemine sokulmaya çalışıldığı belirtildi. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Sektörel 3 Denetim Daire Başkanlığınca hazırlanan raporda, şirketlerin sahte fatura tutarının 489 milyon 309 bin 777 lira olduğu, bu tutarın 86 milyon 988 bin 913 lirasının katma değer vergisi (KDV) tutarına denk geldiği aktarıldı. Şirketlerin kendi aralarında da sahte faturalar düzenlediği, bunların tutarının 117 milyon 443 bin 863 lira olduğu ve 21 milyon 28 bin 562 liralık kısmının KDV tutarına denk geldiği belirtildi. Şirketlerin kanunen tutulması gereken defterlerin tutulmayıp vergi matrahını azaltacak şekilde, başka defter tutulması sebebiyle 214 milyon 786 bin 65 lira toplam tutara ulaştığı anlatıldı. Şirketlerin sahte belge temin etmek amacıyla özellikle Ahmet Gün tarafından organize edilen soruşturma dışı, sadece sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulmuş şirketlere 46 milyon 103 bin 895 lira ödeme yaptığının görüldüğü de ifade edildi.
GÜZELLİK VE KOZMETİK MERKEZLERİ AÇARAK İYİ İMAJ ÇİZMEYE ÇALIŞMIŞLAR
İddianamede, şüphelilerin kastının vergi suçu işleme saikinin ötesine geçtiği, yasadışı bahisten gelen parayla oluşan zenginliğin perdelenmesi için bir kısım gerçek ticaretin de yapıldığı, kamuoyunda ve toplumda karşılığı olan güzellik merkezi ve kozmetik sektörü tercih edilerek, ulaşılan şöhretin bu kapsamda bir aparat olarak kullanıldığı anlatıldı. Ödenmesi gereken vergilerin dahi ödenmeyerek uhdede tutulması suretiyle haksız kazanç devşirildiği, haksız şekilde uhdede tutulan tutarların vergi suçları dışında kara para olarak nazara alınması gerektiği belirtildi.
ÖRGÜT, POLAT AİLESİNCE YÖNETİLMİŞ
İddianamede suç örgütünün yapısı anlatılarak, örgütün liderinin Engin Polat, yöneticilerinin ise Dilan Polat, Alper Kürşat Polat, Sezgin Polat, Ahmet Gün, Mustafa Özalp ve Sinem Sıla Doğu olduğu belirtildi.
POLAT ÇİFTİNE 40 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Hazırlanan iddianamede, Dilan ve Engin Polat hakkında “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi hakkında kanuna muhalefet” suçlarından toplamda 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Diğer 26 şüpheli hakkında ise farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası talep edildi. İddianame İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkemenin iddianameyi kabul ettiği öğrenilirken, Polat çiftinin ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.
]]>
POLAT ÇİFTİ İÇİN HAZIRLANAN İDDİANEMEDE DETAYLAR ORTAYA ÇIKTI
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Dilan Polat, eşi Engin Polat, kardeşleri Can ve Sıla Doğu’nun da aralarında bulunduğu 16 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede yeni detaylar ortaya çıktı. Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, 28 şüpheli hakkında düzenlenen 75 sayfalık iddianamenin girişinde kara para aklamanın ne olduğu açıklanarak, sanık Engin Polat liderliğinde kurulmuş ve işletilmiş bir suç örgütünün, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek kara para aklama sürecini işlettiğinin tespit edildiği belirtildi.

Sanık Engin Polat’ın birçoğu yakın aile üyesi olan akrabalarıyla şirketler kurduğu, bu şirketlerde eşi sanık Dilan Polat ile ortaklığı ve yöneticiliği bulunduğu, şirketlerin daha çok güzellik, kozmetik ve medikal alanlarda faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş olduğu kaydedilen iddianamede, şirketlerin çoğunluğunun mali müşavirinin ise dikkati çekici şekilde şüpheli Ahmet Gün olduğu vurgulandı.
İddianamede, Polatlar grubunun tek elden yönetildikleri değerlendirilen şirketlerinin mal alışlarının büyük bir kısmının, Engin Polat’ın ailesinin ortağı veya yöneticisi olduğu şirketler ile yine hedef kişilerle bir şekilde bağlantılı olan tedarikçilerden gerçekleştirildiği, ancak bu tedarikçilerin aslında gerçek bir mal alışı olmayan, beyanname vermeyen, çalışanı olmayan, bankacılık hareketi bulunmayan, hakkında sahte belge düzenleme kaydı olan şirketler olduğu ve sahte olduğuna dair kuvvetli şüphe barındıran mal alışların toplamının milyonlarca lirayı bulduğu belirtildi.

PARA AKLAMA SÜRECİNE İDDİANAMEDE YER VERİLDİ
Engin Polat’ın Milda Gayrimenkul Otomotiv Şirketi eliyle çok sayıda lüks taşıt ve gayrimenkul alımı yaptığı, Polat ve bu şirketin hesaplarında nakit yatırmayla biriken tutarların taşınmaz ve araç alımına yönlendirildiğinin tespit edildiği aktarılan iddianamede, şu değerlendirmelere yer verildi: “Soruşturma dosyamız kapsamında şüpheli Engin Polat’ın liderliğinde organize şekilde hareket eden suç örgütünün yasa dışı yollarla elde edilmiş para şeklindeki mal varlığı değerlerini kurdukları çok sayıdaki şirketi aracı kılarak dolaşıma soktukları, gerçek olmayan mal-hizmet satışına dayalı olarak düzenlenen faturalarla, vergi mevzuatına aykırı hareketlerle bu paranın takibini zorlaştırmayı amaçladıkları, en nihayetinde şirketlerde biriken paraları çoğunlukla nakit çekme suretiyle topladıkları, son hamle olarak paraları şirketler içerisinde en temiz şekilde tuttukları Engin Polat’ın tek ortağı ve yöneticisi olduğu Milda Gayrimenkul Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin banka hesaplarına nakit yatırdıkları, aklama sürecini bu şekilde tamamlamaya çalıştıkları anlaşılmıştır.”

“SOĞUK CÜZDAN YÖNTEMİYLE TRANSFER EDİLDİ”
İddianamede, yasa dışı yollardan edinilen paraların “soğuk cüzdan yöntemi” ile sisteme sokulmadan transfer edilerek aklamaya tabi tutulduğu aktarılarak, örgütün söz konusu faaliyetler sırasında, kısa sürede ulaştıkları şöhret ve tanınırlık sayesinde bir kısım gerçek ticari faaliyetlerde de bulunduğu, bu sayede aklama suçlarının en belirgin yönü olan takip ve kontrolün zorlaştırılmasını sağlamaya çalıştıkları değerlendirildi. Engin Polat’ın, liderliğini Derkan Başer’in yaptığı yasa dışı bahis organizasyonu ve örgütüyle olan irtibatının tanık beyanları ve delillerle de ortaya çıktığı vurgulanan iddianamede, gizli tanık Mert’in ifadesine yer verildi.
Gizli tanık Mert, 2014-2017 yıllarında Veysel Şahin’in sanal bahis oynattığı iki sitenin müdürlüğünü yaptığını ifade ederek, şunları kaydetti: “Derkan Başer ile Engin Polat samimi arkadaşlar. Derkan Başer, Engin’i Jasmin Bet sitesinin müdürlüğüne atadı. Engin Polat’ın Jasmin Bet’in müdürü sıfatıyla yürüttüğü görevin tanımı finansal aksiyonları denetlemek, kontrol etmek, oynanan bahislerin risk birimini kontrol etmektir. Engin, Jasmin Bet sitesinin müdürlüğünü 3 ile 5 ay civarında yaptı. Veysel Şahin sanal bahis operasyonu nedeni ile tutuklanınca, Derkan Başer işlerin kontrolünü aldı ve dış finanstan sorumlu oldu.

Aynı zamanda kendi finans şirketini kurdu. Derkan Başer pozisyonunu yükseltip dış sorumlu olunca Engin Polat’ın da pozisyonu yükseldi ve Engin de dış finansı yönetenlerden biri pozisyonuna geldi. Sanal bahis oynayan site üyesinin yatırdığı para aslında Engin Polat’ın kurduğu paravan şirketlerin pos hesaplarına gitmektedir. Bahis oynayan üye bu durumu o anda bilmemektedir.
“DİLAN POLAT’I SİSTEMİN İÇİNDE GÖRMEDİM”
Daha sonra ekstresine baktığı zaman pos numarasından belki paranın gittiği paravan şirketin ismini öğrenebilmektedir. Yani Engin Polat’ın sanal bahis işinde kullanmak üzere şirket kurmaya ihtiyacı vardır ve bu nedenle bu kadar çok şirket kurulmuştur. Benim geçmişte bir dönem içinde çalıştığım sanal bahiste Engin Polat’ın pozisyonu ile ilgili bilgilerim bunlardan ibarettir. Dilan Polat’ı ise bu sistemin içinde görmedim, kendisini sosyal medyadan tanıyorum.”
İddianamede, büyük bahis organizasyonunun perdelenmesi için onlarca şirketin kurulduğu, bu şirketlerin soruşturmaya dahil edilen diğer şüphelilerin de yönetiminde ve ortaklığında olduğu, şüphelilerden Ahmet Gün’ ün, Engin Polat suç örgütünün şirketlerinin hemen hepsinde mali muhasebeci kisvesi altında mali konulardaki organizasyonu yürütüp perdelemeleri sağladığı nazara alındığında, örgüt içerisinde yer alan tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçunu işledikleri vurgulandı.

İddianamede soruşturmaya konu dolandırıcılık eylemiyle ilgili olarak da sanık Engin Polat’ın kurduğu organizasyon dahilinde yasa dışı bahis oynatılmasını sağlamak amacıyla bazı kişilere ulaştığı, bu kapsamda teminat bedeli altında önden para alarak başka bir gelir kapısı daha oluşturduğu, üçüncü şahısları hesaplarını yurt dışından gelen paraların çekilmesi için kullanmak amacıyla ikna etmeye çalıştığı ve bu şekilde insanlara vaatlerde bulunduğu anlatıldı.
“YABANCI PARA AKIŞI ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN HESAPLARI ÜZERİNDEN YAPILDI”
Sanık Engin Polat’ın hem bahis hem de hesap kullanım işlerinden para kazanmayı amaçladığı kaydedilen iddianamede, sanığın bu işleri yaparken üçüncü kişileri mağdur etmekten de geri durmadığının anlaşıldığı, müşteki Tufan Yılmaz’ın anlatımlarından çıkarılacağı üzere Polat’ın yurt dışından yabancı para akışını üçüncü kişilerin hesaplarını kullanarak sürekli canlı tutmayı hedeflediği, kaynağı yasa dışı bahis oyunları olan, yurt dışı menşeli döviz cinsi paranın, aklama sürecine dahil edilmek üzere ülke finansal sistemine sokulmaya çalışıldığı belirtildi.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Sektörel 3 Denetim Daire Başkanlığınca hazırlanan rapora da yer verilen iddianamede, şirketlerin sahte fatura tutarının 489 milyon 309 bin 777 lira olduğu, bu tutarın 86 milyon 988 bin 913 lirasının Katma Değer Vergisi (KDV) tutarına denk geldiği, yine şirketlerin kendi aralarında da sahte faturalar düzenlediği, bunların tutarının 117 milyon 443 bin 863 lira olduğu ve 21 milyon 28 bin 562 liralık kısmının KDV tutarına denk geldiği anlatıldı.

Şirketlerin kanunen tutulması gereken defterlerin tutulmayıp vergi matrahını azaltma sonucunu doğuracak şekilde başkaca defter tutulması sebebiyle 214 milyon 786 bin 65 lira toplam tutara ulaştığı vurgulanan iddianamede bu tutarın 35 milyon 607 bin 842 liralık kısmının KDV tutarına denk geldiği kaydedildi. Ayrıca iddianamede, şirketlerin sahte belge temin etmek amacıyla özellikle Ahmet Gün tarafından organize edilen soruşturma dışı, sadece sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulmuş şirketlere 46 milyon 103 bin 895 lira ödeme yaptığının görüldüğü belirtildi.
SAHTE FATURALAR DÜZENLENDİ
Soruşturmaya konu şirketlerin usulsüzlüklerine yer verilen iddianamede, suç örgütünün dışarıdan temin ettiği sahte faturaları kullanarak aslında gerçek bir ticareti yansıtmayan işlemleri sanki varmış gibi gösterip mal ve hizmet satın aldığından bahisle şirketlerine sahte fatura kabul ettiği, yine şirketler arasında da gerçekte olmayan mal ve hizmet satışlarına ilişkin sahte faturalar düzenlendiği anlatıldı.
İddianamede, yasa dışı bahisten gelen paranın perdelenmeye çalışıldığı, zenginleşmenin gerçek bir ticaretten kaynaklandığı imajının oluşturulması için birden çok şirketin kurulduğu, bu şirketlerin faaliyetleri sırasında gerçekte olmayan iş ve işlemlere ilişkin sahte faturaların düzenlenip kullanıldığı ve kanunen tutulması gereken defterler dışında harici gizli kayıtların tutulduğu aktarıldı.
GÜZELLİK MERKEZLERİ APARAT OLARAK KULLANILDI
Sanıkların kastının vergi suçu işleme saikinin ötesine geçtiği, yasa dışı bahisten gelen parayla oluşan zenginliğin perdelenmesi için bir kısım gerçek ticaretin de yapıldığı, kamuoyunda ve toplumda karşılığı olan güzellik merkezi ve kozmetik sektörü tercih edilerek, ulaşılan şöhretin bu kapsamda bir aparat olarak kullanıldığı kaydedilen iddianamede, ödenmesi gereken vergilerin dahi ödenmeyerek uhdede tutulması suretiyle haksız kazanç devşirildiği, haksız şekilde uhdede tutulan tutarların vergi suçları dışında kara para olarak nazara alınması gerektiğine vurgu yapıldı.
Suç örgütünün yapısının da anlatıldığı iddianamede örgütün liderinin Engin Polat, yöneticilerinin ise Alper Kürşat Polat, Sezgin Polat, Ahmet Gün, Dilan Polat, Mustafa Özalp ve Sinem Sıla Doğu olduğu ifade edildi.
Hazırlanan iddianamede cumhuriyet savcısı, son olarak tüm dosya kapsamında yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: “Soruşturmamız neticesinde şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonundan ve diğer suçların işlenmesinden temin edilen suç gelirini yukarıda yer verildiği üzere kurdukları çok sayıda şirket içerisinde perdelemeli-hileli işlemlerle gezdirip, en sonunda Milda isimli şirkette paklamaya çalıştıkları, bu kapsamda milyonlar seviyesindeki paraları şirketlerden nakit çektikleri, şirketler arasında gezdirdikleri ve Milda isimli şirkete nakit yatırarak bu şirket üzerinden alınacak taşınmaz ve lüks araçlar eliyle aklamayı hedefledikleri, yine bir başka yöntem olarak uhdeye geçen haksız kazançların onlarca kez el değiştirip sanki gerçek bir ticari faaliyet varmış gibi gezdirildikten sonra kripto varlıklara çevrilip kayıtsız hale getirilmesi eyleminin icra edildiği, bu işlemler sırasında soruşturmaya konu suç örgütünün her bir aşamada özel olarak kendisine tanımlanan görevi icra eden üyesi aracılığıyla hareket ettiği, eylemlerin yıllara yayılmış bir süreç içerisinde devamlılık arz eden bir yapı dahilinde suç işleme kararlılığıyla sürdürüldüğü, örgüt içindeki şüphelilerin yukarıda detaylı olarak aktarıldığı üzere hiyerarşik ve organize bir yapı dahilinde hareket ettikleri anlaşılmıştır.”

POLAT İÇİN 40’AR YILA KADAR HAPİS TALEBİ
İddianamede, Dilan ve Engin Polat’ın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçu olmak üzere toplamda 3 ayrı suçtan ayrı ayrı 20’şer yıldan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Diğer şüphelilerin ise farklı suçlardan değişen oranlarda cezalandırılmaları talep edildi.
]]>Edinilen bilgiye göre, bu sabah İstanbul merkezli 25 ilde düzenlenen operasyonda, sosyal medya fenomeni ve güzellik merkezleri sahibi Neslihan Güngen ve eşi İnanç Güngen de dahil 54 şüpheli yakalandı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığının değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik kapsamlı çalışma yapıldı.

2 BİN LİRAYA BASTIRDIKLARI SAHTE USTALIK SERTİFİKALARINI 20 BİN LİRAYA SATMIŞLAR
İçişler Bakanı Ali Yerlikaya tarafından duyurulan ve 25 ilde 134 adrese gerçekleştirilen “Kuyu-8” operasyonu kapsamında gözaltına alınan Güngen çifti ile beraberindeki 52 şüphelinin polisteki sorgusu devam ediyor. Yürütülen kara para aklama soruşturması doğrultusunda yeni ayrıntılara ulaşıldı. Söz konusu şüphelilerin Ankara’da 2 bin liraya bastırdıkları sahte ustalık sertifikalarını, bayiliğe dayalı franchising türü imtiyaz hakkı elde eden şirketlere 20 bin liraya sattıkları iddia edildi. Ayrıca yapılan incelemelerde söz konusu bayilerin birçoğunun sisteme kayıtlı belgelerinin bulunmadığı ortaya çıktı. Söz konusu şüphelilere ait şirketlerin hesaplarına bloke koyan MASAK’ın, şüphelilere ait şirketlerde ‘ticari faaliyet’ adı altında dolaşıma sokulan 1 buçuk milyar liralık finans ağını mercek altına aldığı ve soruşturmanın o rapor doğrultusunda başlatıldığı anlaşıldı.

ÖDEMELER BANKADAN DEĞİL, TAŞINIR VEYA TAŞINMAZ MALLARIN BEDELSİZ DEVRİ ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞMİŞ
Emniyet ekiplerince yapılan çalışmalarda herhangi bir niteliği bulunmayan yumak ipler ile marketten alınan sıradan nemlendirici kremlere kendilerine ait marka etiketi basarak “kolajen ip tedavisi” ya da “gençleştirme ip tedavisi” şeklinde pazarlama yapıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde ayrıca bayilik anlaşması yapmak isteyen kişilerden isim hakkı adı altında yüksek miktarda para talebinde bulunulduğu ve bu ödemelerin banka kanalıyla değil taşınır veya taşınmaz malların bedelsiz devri şeklinde gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Mali polis ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda Neslihan Güngen ve eşi İnanç Güngen tarafından yönetilen şirketler arasında 1,5 milyar liralık hesap hareketi olduğu ve bunun MASAK tarafından yapılan incemeler sonunda ortaya çıkarıldığı anlaşıldı.
Neslihan Güngen ve eşi İnanç GüngenNEZARETTE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığının değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” yapmakla suçlanan şüpheli Neslihan Güngen’in ifadesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki nezarethaneye girince ağladığı için henüz alınamadı.
]]>Ankara Ticaret Odası (ATO) Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda konuşan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yönetim kurulu çalışmaları hakkında bilgi verdi, güncel ekonomik gelişmeleri ele aldı ve ATO üyelerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirdi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, konuşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni de değerlendirdi. Hükümetin tasarruf tedbirlerini ortaya koymasını, enflasyonla mücadele sürecinin yükünün paylaşılması açısından faydalı bir adım olarak nitelendiren Baran, “Enflasyonla mücadeleyi temel alan ekonomik programın, harcamaları kısmaya yönelik tedbirleri reel sektörümüzü etkiledi. Programın kamu ayağının tasarruf paketiyle şekillenmesinden memnuniyet duyduk. Tasarruf Paketi’nin, uygulanan ekonomi programını güçlendirerek, enflasyon başta olmak üzere ekonomik göstergeleri çok daha iyi seviyelere getireceğine, kamu maliyesini dolayısıyla da ülke ekonomisini en kısa sürede rahatlatacağına inanıyoruz” dedi.
Baran, Türkiye ekonomisinin gelişme ve ilerlemesini sürdürmesi için potansiyelini tam olarak ortaya koyması açısından tasarruf tedbirlerinin, verimliliğe yönelik çalışmalarla güçlendirilmesi gerektiğine de dikkati çekti. Baran, “Tasarruf kadar verimliliği artırıcı çalışmalar da enflasyonla mücadele sürecini destekleyecek hatta ülkemiz ekonomisine önemli ölçüde ivme kazandıracak, refahı yükseltecek, sürdürülebilir rekabeti sağlayacaktır” diye konuştu.
Verimlilik artışının ekonomik büyümeye lokomotiflik yapabileceğini kaydeden Baran, sadece mali kaynaklar açısından değil, insan kaynağı açısından da verimlilik temelli yaklaşımın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Baran, “Bugün reel sektörün eleman bulamama sorunu en önemli gündem maddemiz halinde. Genç nüfusumuz varken eleman bulamıyorsak, insan kaynağımızı verimli değerlendirmenin yollarını aramamız gerekiyor. Nitelikli işgücü, iş dünyası için artık bir beka meselesi haline geldi. Eğitimde planlama yaparak insan kaynağını doğru yetiştirmemiz şart. Ülkemizin bütün sektörlerinde gelecek projeksiyonları yapılarak, ihtiyaç duyulan alanlarda meslek eğitimine öncelik verilmeli” dedi.
“Avukat bulundurma zorunluluğu rekabetçiliğe zarar veriyor”
Konuşmasında reel sektörün sorunlarına ve çözüm önerilerine de yer verenBaran, sermaye tutarı 1 milyon 250 bin liranın üzerinde olan şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu konusuna da değindi.
Hukuk fakültelerinden her yıl binlerce gencin mezun olduğunu ve avukatlık yapmaya başladığını ve ihtiyaçtan fazla avukat mezun edildiğini anlatan Baran, “Avukat bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen işletmelerin aylık 40 bin lira ceza ödemesi gerekiyor. Avukat bulundurma zorunluluğu, üyelerimizi gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakıyor. Şirketler ihtiyaç duydukları konularda zaten konunun uzmanı avukatlardan hizmet alıyor. Vergi sorunu varsa vergiyle ilgili uzman avukatla çalışıyor, alacak uyuşmazlığı varsa o konuyla ilgili avukatla sözleşme yapıyor. Süreklilik arz edecek bir avukatla sözleşme yapma zorunluluğu, şirketlere katkı sağlamadığı gibi hakkaniyet dışı, verimsiz bir şekilde gelir aktarımına neden oluyor. Belli bir sermayenin üzerindeki şirketlerimize getirilen bu tip zorunluluklar, şirketlerimizin rekabetçiliklerinin yanında istihdam yapmalarını ve büyümelerini de engelliyor” diye konuştu.
Konunun çözümü için ilgili kanuni düzenlemelerdeki “zorunda” ifadesinin kaldırılarak, avukat bulundurmanın isteğe bağlı hale getirilmesini önerenBaran, alternatif olarak, yeni kurulan şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğundan bir yıl süreyle muaf tutulması, tasfiye, terkin ve konkordato sürecindeki şirketler ile 50 kişiden az çalışanı ve 50 milyon TL’den az yıllık net satış hasılatı olan anonim şirketlerin kapsam dışı bırakılması gerektiğini bildirdi.
]]>