Bu sıralamaya göre Atatürk Üniversitesi, 12 alanda Türkiye’de ilk 10 üniversite arasında, 13 alanda ise dünyanın saygın ilk 1000 üniversitesi arasında yer aldı. Toplamda 14 farklı bilim dalında sıralamaya girerken, bu alanlardan 12’sinde yükselme kaydetti ve 4 alanda Türkiye’de ilk 3’e girdi. Bu başarılar, Atatürk Üniversitesinin araştırma ve eğitimdeki güçlü altyapısını ve nitelikli akademik kadrosunu öne çıkarıyor.
Özellikle Moleküler Biyoloji ve Genetik, Kimya Bilimleri ve Farmakoloji gibi alanlarda Türkiye’de öncü bir konumda olan üniversite, Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında Türkiye 1.si, dünya sıralamasında ise 555. sırada yer aldı. Kimya Bilimleri alanında da yine Türkiye 1.si olan Atatürk Üniversitesi, dünya genelinde 648. sıraya yükseldi. Farmakoloji alanında ise Türkiye 2.si olan üniversite, dünya sıralamasında 328. sırada bulunuyor.
Atatürk Üniversitesi, ayrıca çeşitli bilim dallarında dünya genelinde önemli sıralama yükselişleri kaydetti. Biyolojik Bilimler alanında dünya sıralamasında 74 basamak yükselerek 788. sıradan 714. sıraya çıktı. Tarım alanında ise dünya sıralamasında 58 basamak yükselerek 997. sıraya yerleşti. Gıda Mühendisliği, Çevre Bilimleri, Malzeme Mühendisliği, Teknoloji gibi alanlarda da önemli sıralama yükselişleri gözlemlendi.
En Fazla Alanda Sıralamaya Giren 8. Üniversite
ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan URAP (University Ranking by Academic Performance) tarafından hazırlanan 2023-2024 Dünya Alan Sıralamasında 14 alanda yer alan Atatürk Üniversitesi, Türk üniversiteleri arasında en fazla alanda sıralamaya giren 8. üniversite oldu.
Elde edilen başarıyla ilişkin bir değerlendirmede bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, ODTÜ URAP’ın açıkladığı alan sıralamalarında 14 alanda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer almanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Dünyada, akademik alanda giderek artan rekabet içerisinde Atatürk Üniversitesinin de önemli bir başarı sağladığını aktaran Rektör Çomaklı: “ODTÜ URAP’ın açıkladığı sonuçlar; mühendislikten sağlığa, temel bilimlerden çevre bilimlerine kadar çok geniş bir alanda dünyadaki en iyi üniversitelerden biri olduğumuzu tescilliyor” ifadesini kullandı.
Rektör Çomaklı: “Tüm Mensuplarımıza Teşekkür Ediyorum”
Atatürk Üniversitesinin kaliteli eğitimi, nitelikli insan kaynağı, araştırma geliştirme ve inovasyona dayalı yenilikçi altyapısı ile 14 bilim alanında yer alma başarısı gösterdiğini belirten Rektör Çomaklı: “Araştırma Üniversitesi olarak başladığımız yeni dönemde elde ettiğimiz başarılar bizi daha da yukarı taşıyacaktır. Araştırma yapma, proje hazırlama, makale yazma ve atıf alma sayılarında büyük bir ilerleme kaydeden üniversitemiz, uluslararasılaşma misyonu doğrultusunda hayata geçirdiği ikili iş birlikleri ile öne çıktı. Üniversitemizi her geçen gün daha da geliştirmek ve uluslararası alanda profilini yükseltmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ülkemizin geleceği olarak gençlerimizi, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında “Türkiye Yüzyılı” değerleriyle yetiştirmeye, hep birlikte bilim ve teknolojiyi üretmeye çabalıyoruz. Bilime ve literatüre katkılarımızın yanı sıra insanlığın ve toplumumuzun karşılaştığı sorunları da ele alıyoruz. Bu düşüncelerle; üniversitemizin başarısı için araştıran, üreten ve çalışan tüm mensuplarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. – ERZURUM
]]>FETULLAHÇI Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında evden çıkıp Çengelköy Polis Merkezi’ne gitmeye çalıştığı sırada vurularak şehit edilen Halil Kantarcı’nın (36) babası Ali Kantarcı (75), “İnanın Halil şehit olduktan sonra hiçbir zaman telefonlarım susmadı. Samsun’dan, Tokat’tan, İzmir’den, Çanakkale’den yurt dışından dahi arayanlar oldu. Medine’ye gittim orada dahi beni tanıdılar. ‘Bizi Halil olarak kabul et, biz de bir Halil’iz’ dediler. Dursun olan ismini bana Halil olarak tanıtanlar var. 1 tane Halil kaybettim ama 100 bin tane Halil’im oldu” dedi.
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında Çengelköy Polis Merkezi’nin askerler tarafından basıldığını duyan 3 çocuk babası kuyumcu esnafı Halil Kantarcı, buraya gitmek üzere evden ayrıldı. Yolda darbeciler tarafından önü kesilen Kantarcı, 2 kurşunla vurularak şehit edildi. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kantarcı’nın cenazesi Çengelköy Mezarlığı’na defnedildi.
Yurt içinde ve yurt dışında birçok kuruma ismi verilen Halil Kantarcı’nın Sivas’ta yaşayan babası Ali Kantarcı, şehadetinin 8’inci yıl dönümünde oğlunu anlattı. Ali Kantarcı, “Olayın yaşandığı gece kayınvalidesinde misafirliktelermiş. Diğer çocuklarım havaalanından Halil’i arayıp darbe olduğunu söylemişler. Hemen dışarıya çıkmış. O sıra gelinim alçak uçuş yapan uçaklar nedeniyle çıkan sesten korkmuş. Bir şeyin patladığını düşünmüş. Dışarı çıktığında Halil’i yan binanın önünde görmüş. Halil gitme, bir gariplik var demiş. Halil orada karısıyla helalleştikten sonra yürüyerek Çengelköy Karakolu’na gitmeye çalıştığı sırada darbeciler tarafından önü kesilip şehit edildi” dedi.
‘İSTANBUL’A GİDENE KADAR HALİL’İ YARALI OLARAK BİLİYORDUM’
Olayı 16 Temmuz sabahı Sivas’ta öğrenen baba Kantarcı, “Amcamın oğlu geldi, İstanbul’a gitmemiz gerekiyor, Halil yaralanmış dedi. Buradan arabaya bindik, gittiğimizdeyse Halil’in maalesef şehit olduğunu öğrendim. İstanbul’a gidene kadar Halil’i yaralı olarak biliyordum. Halil sakin bir çocuktu. Okumayı çok seviyordu. Çevresine yardım etmeyi seviyordu. Allah razı olsun çocuklarımın hiçbiri başımı öne eğdirmedi, gururlandırdılar. Halil İslam’a daha bir düşkündü. İşi haricinde kendini okumaya veriyordu. Halil’in ismi yaşatılıyor. Sri Lanka’da 3 katlı bir yetimhane var, 1 tane mescit var, Adapazarı’nda 1 okul var, Çanakkale’de var, İzmir’de var, Kayseri’de yine adına 1 yurt var, Sivas’ta işitme engelliler okulu var, Çengelköy’de okullar var. Birçok yerde ismi yaşatılıyor. Ben de ismini yaşatıp unutmayanlara dua ediyorum” ifadelerini kullandı.
‘1 TANE HALİL KAYBETTİM, 100 BİN TANE HALİL’İM OLDU’
Oğlu Halil şehit olduktan sonra birçok insanın kendisini aradığını ve tanındığını belirten Ali Kantarcı, “İnanın Halil şehit olduktan sonra hiçbir zaman telefonlarım susmadı. Samsun’dan, Tokat’tan, İzmir’den, Çanakkale’den yurt dışından dahi arayanlar oldu. Medine’ye gittim orada dahi beni tanıdılar. Bizi Halil olarak kabul et biz de bir Halil’iz dediler. Dursun olan ismini bana Halil olarak tanıtanlar var. 1 tane Halil kaybettim ama 100 bin tane Halil’im oldu. Tabii ki yine de dayanmak kolay değil. Allah ondan razı olsun. Bütün şehitlerin fotoğraflarına baktığınızda hepsinin yüzünde bir nur olduğunu görürsünüz. Tüm şehitlerimizde bir ayrıcalık görülüyor. O gün bütün vatandaşlarımız Halil’le aynı şeyi yaptı. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Gazilerimize de huzurlu bir yaşam dilerim” diye konuştu.
]]>Bir önceki yıla göre 30 sıra birden yukarı yükselerek 334. Sırada yerini alan Aşkale Çimento’nun sağladığı başarı tüm Erzurum sanayicilerine örnek bir hikayeyi ortaya koyarken, Aşkale Çimento’nun ve bağlı bulunduğu Erçimsan Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, bu başarıya ilişkin özet bir değerlendirmede bulundu.
Her ne kadar listede 334. Sırada görünse de, aslında Aşkale Grubuna bağlı Kavçim Entegre Çimento Fabrikasının ayrı bir tüzel kişiliği bulunması sebebiyle hesaplamalara dahil edilmediğini, Kavçim’in de dahil edilmesi durumunda 243. sıraya yükselmiş olacağını vurgulayan Yücelik sözlerine şu şekilde devam etti:
“Erçimsan Holding ve Aşkale Çimento bizim için sıradan bir şirket değil. 30 yıllık bir emeğin, bir gönül seferberliğinin meyvesidir. Yüzde yüz yerli ve Türk sermayesine sahip bir şirket olarak bizi pek çok şirketten farklı kılan şey, hayır dualarının üzerine inşa edilmiş bir geçmişe sahip olmamızdır. 30 yıl önce bir fabrika ile çıktığımız yolda, bugün Türkiye’nin en büyük dördüncü çimento üreticisi olarak kimsenin hayal dahi etmeyi düşünmediği bir noktaya geldik. Aşkale Çimento’yu Türkiye’nin 500 Dev şirketi içerisine taşıyabilmiş olmak ve uzun yıllardır bu listede yer alıyor olmak elbette memnuniyet ve gurur veriyor. Listedeki pek çok şirket birden farklı sektördeki faaliyetleriyle ilk 500’e girerken, bizim bunu sadece çimento sektörüyle başarmış olmamız da ayrı bir nokta. Üstelik, Aşkale Grubumuzun listedeki yeri hesaplanırken Kavçim fabrikamız bu hesaplamaya dahil edilmiş olsa, 334 değil de 243. sıraya kadar yükselmiş olacağız.”
Dev 500 Sanayici içerisinde yer alabilen tek Erzurum şirketi olarak Aşkale Çimento’nun yıllardır yakalanmış olduğu bu başarının sebebi sorulduğunda ise, Yücelik şu hususları vurguladı: “Biz Aşkale Çimento’yu bir evlat gibi görüp 30 yıllık emekle büyüttük. Bunu, çıktığımız yolda sırt sırta verdiğimiz hemşerilerimizle birlikte başardık. Az önce ifade ettiğim gibi, bu bir gönül seferberliğiydi ve başarının sırrı da tam olarak budur. Gelecek hayalimizden hiçbir zaman vazgeçmedik, ama günün şartlarını da asla görmezden gelmedik. Ayaklarımız yere basarak attığımız planlı ve stratejik adımlar sayesinde bizim asıl hedefimiz Türkiye’nin ilk 10 Dev Şirketi arasına girebilmek. Bu dediklerimi okuyacak olanların bir kısmı muhtemelen bu hayalimize de güleceklerdir. Ama biz bu konularda tecrübeliyiz. 30 yıl önce gülünen hayallerimiz nasıl bugün tek tek gerçeğe döndüyse, 30 yıl sonra da bugünkü hayallerimizi bir bir alkışlayacakları günler gelecektir. Bu başarı, emekleriyle gece gündüz demeden Aşkale Çimento’yu omuzlarında taşıyan çalışma arkadaşlarımızın sayesinde elde edildi. Çalışma arkadaşlarımızın her birine ve bizlere olan güvenini hiçbir zaman esirgemeyen Erzurumlu kardeşlerime tek tek teşekkür ediyorum.”
Lütfü Yücelik, Erzurum’dan başka bir şirketin de bu listede yer almamış olmasının en büyük üzüntüsü olduğunu belirtirken, ilerleyen yıllarda Erzurum’daki farklı şirketlerle birlikte ilk 500’de yer almanın mutluluğunu yaşama isteğinin en büyük duası olduğunu vurguladı.
Bu başarıların önümüzdeki yıllarda katlanarak büyüyeceğini ümit eden Erzurum halkının, ilerleyen dönemlerde Aşkale Çimento tarafından yapılacak atılımları da merakla beklediği görülüyor. – ERZURUM
]]>MUĞLA Ortaca Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran Yılmaz Yıldırım (24), kendisiyle ilgilenilmediği ve soğuk algınlığı şikayetiyle gitmesine rağmen kas gevşetici iğne yazıldığı iddiasıyla çıkan tartışmada darbedildiğini ileri sürüp, doktor Y.B. ile acil serviste görevli kadın doktor G.N. hakkında şikayette bulundu. Doktorlar da Yılmaz’dan şikayetçi oldu. Olay hastanenin güvenlik kamerasına yansırken, görüntülerde Doktor. Y.B.’nin yumruk attığı Yılmaz’ın yere düştüğü, meslektaşı G.N.’nin ise yerdeyken tekmelediği görüldü.
Olay, 15 Mayıs saat 21.00 sıralarında Muğla’daki Ortaca Devlet Hastanesi’nde meydana geldi. Yılmaz Yıldırım ile muayene için geldiği acil serviste görevli doktor Y.B. arasında kendisiyle ilgilenilmediği ve soğuk algınlığı şikayetiyle gitmesine rağmen kas gevşetici iğne yazdığı iddiasıyla tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Yıldırım, olay sonrası doktor Y.B. ile acil serviste görevli kadın doktor G.N.’nin kendisini darbettiği gerekçesiyle darp raporu alıp, polise ‘kasten yaralama’ suçundan şikayetçi oldu. Darp raporu alan iki doktor da Yılmaz hakkında şikayette bulundu. Olaya ilişkin Ortaca Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma, Sağlık Müdürlüğü ise inceleme başlattı. Olay anı ise hastanenin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde doktor Y.B.’ın yumruk attığı Yılmaz’ın yere düştüğü, doktor G.N.’nin ise yerdeyken tekmelediği anlar yer aldı.
‘TEHDİT VE HAKARET İÇERİKLİ HİÇBİR SÖYLEMİM OLMADI’
Soğuk algınlığı şikayetiyle gittiği acil serviste muayene için sıra alıp, beklemeye başladığını belirten Yıldırım, “Sıra numaram yanmasına rağmen benden önce 4-5 hastayı içeri aldılar. Görevlilere rastgele mi yoksa sıra numarasıyla mı hasta aldıklarını sordum. İsmimi sorduktan sonra içeriye aldılar. Doktor Y.B., ‘Hanımefendiye artistlik mi yaptın?’ diye sordu. ‘Yanlış mı anlaşıldım?’ diye sordum. İğne yazıp, dinlenmemi söyledi. Umursamadığını anladım. Hemşeriye ne iğnesi yazdığını sordum. Kas gevşetici, ağrı kesici olduğunu öğrenince hemşireye şikayetimin soğuk algınlığı olduğunu söyledim. Doktora yönlendirdi. Doktora durumu anlattım. ‘Sen bana işimi mi öğreteceksin? A’dan Z’ye ilacın maddelerini sayayım mı? Zaten işin acil değil, bir de burada seninle uğraşıyoruz’ dedi. ‘Devletin hastanesi, acil olup olmadığı sana mı kaldı? Beni hemşire yönlendirdi, artistlik yapmana gerek yok’ deyince kafa atmak istedi, kendimi geri çektim, attığı kafa değmedi. Bunun üzerine yumruk atmaya başladı. Birden fazla yumruk başıma ve yüzüme isabet etti. Yere düştüm. Yerde tekmelendim. Tekmeler sırtıma, başıma, kulağıma isabet etti. Kendimi korumak için kafamı iki elimle kapattım ve ‘İmdat’ diye bağırdım. Görevli hemşireler gelerek beni doktorun elinden kurtarıp alçı odasına götürdü. Odaya gelen hastane polisi beni sakinleştirdi ve dışarı çıkarttı. Olay anına ait görüntüleri izlediğimde yerde tekme atanın doktor G.N. olduğunu gördüm. Bu olayda kesinlikle doktoru darbetmedim, tehdit ve hakaret içerikli hiçbir söylemim olmadı” dedi.
‘GÖREVLİ ARKADAŞLAR ARAYA GİREREK BİZİ AYIRDI’
Doktor Y.B. ise polisteki ifadesinde, hastanın doktor G.N. ile tartıştığını gördüğünü belirtip, “Doktor G.N., önceliği olan hastaları aldığımızı söyledi. Şahsın o esnada kapının önünde küfrettiğini duydum. Duymazlıktan gelip yoğunluk olduğu ve işi aksatmamak için hasta muayene etmeye devam ettik. Kapı önünde mırıldanmaya devam edince sorun çıkmaması için sırası gelmemesine rağmen muayene etmek için odaya çağırdık. Ne rahatsızlığı olduğunu sordum. Burnunun aktığını, halsizliğinin olduğunu söyleyince soğuk algınlığı geçirdiğine hükmedip iğne tedavisi için enjeksiyon odasına gönderip, sonrasında gelip reçete almasını söyledim. Bir müddet sonra tekrar geldi ve ‘Burnum akıyor, siz bana kalçamdan iğne yapıyorsunuz. Ne faydası olacak’ dedi. İğnenin içindeki etken maddelerinin bir kısmını açıklayıp geri kalanı da söylemeden iyi geleceğini istirahat etmesi gerektiğini söyledim. Küfredip yumruk atacak şekilde kendini geri çekince aramızda arbede yaşandı. Birbirimize sarıldık ve o kargaşa sırasında vurup vurmadığımı hatırlamıyorum. Yüzümün sol göz altına ve sol kaşımın olduğu yere vurdu. İki kolumda da sıyrıklar oluşturdu. Yüzümde sabit iz kalabilecek yaraya sebebiyet verdi. Görevli arkadaşlar araya girerek bizi ayırdı, kesinlikle darbetmedim” ifadelerini kullandı.
‘ARBEDEYİ AYIRMAK İSTEDİĞİM SIRADA YERE DÜŞTÜM
Doktor G.N. ise polisteki ifadesindeki doktor Y.B.’nin hastaya vurmadığını söyleyerek, “Yılmaz Yıldırım, doktor beyin yüzünün sol göz altına ve sol kaşının olduğu yere vurdu. Görevli arkadaşlar araya girerek bizi ayırdı. Arbedeyi ayırmak istediğim sırada yere düştüm. Kesinlikle şahsın iddia ettiği gibi kendisini darbetmedim” dedi.
]]>BTP liderinin, İsrail – Türkiye ilişkilerine ilişkin açıklamaları şöyle:
“İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın attığı tweetten önce de İsrail’deki bir finans gazetesinde, Türkiye’de bazı ihracatçılara hükümet tarafından ‘ihracatınızı yapabilirsiniz’ gibi bir bilgi verildiği de iddia edildi. Bu İsrail’le ticaret olayı çok saçma bir yere doğru gidiyor. Ticaret var mı yok mu, ilişkiler kesildi mi kesilmedi mi, biz Gazze’nin yanında mıyız değil miyiz? Gazze’ye ilişkin, Filistin’e ilişkin çok farklı söylemler ortaya konuluyor ama bunların hiçbiri hiçbir zaman İsrail’de Filistin zulmünü durdurmuyor. Hatta İsrail’in topraklarının genişlemesine sebep oluyor, Filistin’in toprak kaybetmesine sebep oluyor. Türkiye’de sürekli mitingler yapılıyor ama hiçbir zaman icraat yapılmıyor. Sözde kalan, lafta kalan şeyler oluyor. Ticaret tam olarak durduruldu mu, durdurulmadı mı? Bunu bilecek durumumuz yok. Yani bu veri bizim elimizde yok ama yine gazetecilerin attığı tweetlerde de görüyoruz. Türkiye’den İsrail’e dört tane geminin önceki gün yola çıktığı haberlerde görüldü veya ondan önceki gün Mısır’a doğru giden bir ticaret gemisinin Akdeniz açıklarında rotasını İsrail’e döndürdüğü haberleri çıktı. Dolayısıyla ticaretin durdurulup durdurulmadığı Arap saçına döndü.
“ERDOĞAN NE İSRAİL’E, NE AMERİKA’YA, NE AVRUPA’YA DİK BİR DURUŞ ORTAYA KOYABİLECEK DURUMDA”
Benim şahsi kanaatim; Sayın Erdoğan ne İsrail’e, ne Amerika’ya, ne Avrupa’ya hiçbir şekilde sert ve dik bir duruş ortaya koyabilecek durumda. Zaten bizim eleştirdiğimiz de burası. Türkiye’nin bütün gücünü, bütün devlet imkanlarını yabancılara, yandaşlara peşkeş çeken, kapatan yok eden bir iradenin bugün kalkıp da bir dış etkene karşı dik bir duruş sergilemesi mümkün değil. Bu sadece lafta kalır, sözde kalır, bir köşeye sıkıştırır. Nasıl ki rahip Branson’ı bıraktın, İsrail’le ticarete de devam edersin! Nasıl ki İsveç’in NATO’ya katılımına hayır dedin sona onay verdin, İsrail ilişkilerini yine sıcak tutmak zorunda kalırsın! Nasıl ki çıkıp ‘Ey Avrupa’ diyorsun ama günün sonunda seni azıcık sıkıştırdıklarında buna karşı alabilecek hiçbir tedbirin yok direkt teslim olmak durumunda kalıyorsun! Çünkü adam bir tuşla beraber 1 dolar karşısındaki Türk lirasını 30 liraya indirebiliyor veya 35 liraya çıkarabiliyor, 40 lira yapabiliyor, 50 lira yapabiliyor. Senin bununla mücadele edecek bir rezervin yok, senin bununla mücadele edecek bir ihracatın yok. Cari açığın fazla, yani sürekli açık veriyorsun olağanüstü derecede kendi ekonomik koşullarına göre. Onun yanı sıra dövizi satın alıp TL’yi bir yerde tutabilecek, pariteyi bir yerde tutabilecek bir döviz rezervin yok. Ondan sonra dışarıdan sana muhtaç oldukları, dışarı sattığın bir mal ortada yok! Aslında var da bunları sana muhtaç oldukları gibi ortaya koyamıyorsun. Buna şöyle örnek verebiliriz; biz şu anda fındık ihracatını durdursak dünya çikolata sektörü ciddi problem yaşar veya bor ihracatını durdursak dünyada işte birçok teknoloji üretiminde problem yaşanır. Ama biz bunları hiçbir zaman kullanabilen bir durumda değiliz, teslim durumdayız. İsrail’le ticaretin de durdurulup durdurulmadığı durumu da bir Arap saçı. Hükümetin bunu yapabilecek bir gücü de yok, ‘durdurdum’ der sonra yine başlar.
“ERDOĞAN’IN ESİP GÜRLEMESİ YOĞUNDUR AMA GÜÇLÜ OLAN ELİNDEN İSTEDİĞİNİ ALABİLİR”
Bizim adalarımıza oluyor olan, bizim kara parçalarımıza oluyor olan, bizim deniz kıta sahanlığımıza oluyor olan. Hemen çok yakın vadede ‘Ey Miçotakis bir gece ansızın gelebiliriz’ diyorlardı. Esad’a aynısı, Irak’a aynısı, herkese karşı bir dik duruş gibi… Maksat burada vatandaşı bir şekilde eğlemek, vatandaşı bir şekilde susturmak, durdurmak. Günün sonunda olan Türkiye’ye oluyor. Yani ne doğu Akdeniz’de istediğini alabiliyorsun, ne Ege’de istediğini alabiliyorsun, ne Karadeniz’de istediğini alabiliyorsun, hiçbir yerde istediğini alamıyorsun! Çünkü Erdoğan böyle bir şahsiyet. Yani esip gürlemesi çok yoğundur ama güçlü olan, Erdoğan’ın elinden istediğini alabilir. Yunanistan’la ilişkimiz de bu şekilde.
“DIŞARIDAN NE TALİMAT GELİYORSA ERDOĞAN ONU YAPMAYA MEYİLLİ OLDUĞU İÇİN…”
Biz komşularla ilişkimiz kötü olsun niyetinde olan düşünceye sahip değiliz. Komşularla ilişkimiz iyi olsun. Bunda bir problem yok. Ama Yunanistan’la iyi olan ilişkiler Esad’la niye kötü? Bu önemli bir soru! Mesela bugün Libya’da hala siyasi istikrar sağlanamadı. Libya’daki istikrarsızlık Doğu Akdeniz’de bizi etkiliyor ama Libya’nın bu istikrarsız sürece girmesinin temelinde de yine biz varız. Yani bizim siyasi tercihlerimiz var. Yunanistan ile ilişkimiz iyi ama Libya ile kötü! Yunanistan’la ilişkimiz düzeliyor ama Suriye ile kötü! Dolayısıyla bütün bir coğrafyada, bütün komşularla ilişkimizin iyi olması gerekiyor ama işte dışarıdan ne talimat geliyorsa Erdoğan onu yapmaya meyilli olduğu için, ‘Ey Yunanistan’ dedikten sonra bir anda ‘kardeşim Miçotakis’e dönebiliyor.
“ESKİDEN BİR ÇİFT AYAKKABI ALAMAZKEN KIBRIS’I ALDIN, AMA ŞİMDİ 5 ÇİFT AYAKKABIN VAR EGE’DE ADALARI VERDİN”
Sokakta şunu görürsün, derler ki; biz eskiden bir çift ayakkabı alamıyorduk! Bak sen bir çift ayakkabıyı alamazken Kıbrıs’ı almıştın! O bahsedilen tarihler Kıbrıs çıkarmasından sonra bize uygulanan ambargo dönemleriydi. Sen bir çift ayakkabı alamıyordun ama Kıbrıs’ı almıştın. Bugün ayakkabı dolabında beş çift ayakkabın var ama Ege’de Adaları verdin. Arada çok ciddi bir fark var! Eskiden sıralar olurdu. Tüp sırası, zeytinyağı sırası vesaire sırası niye olurdu? Ortada tüp yoktu, ortada zeytinyağı yoktu, yani ürün yoktu ve insanlar sıraya girip o sınırlı ürünleri almaya çalışıyordu. Bugün dünyada da ülkemizde de her şeyden istemediğin kadar var ama sorun ne? Bizim onu alacak paramız yok. Eskiden milletin parası vardı gidip ürün alamıyordu, ürün yoktu. Şimdi ise ortada milletin parası yok, ürün var. Dolayısıyla sıraya giriyor ki ucuzunu bulayım diye. Ucuz ete karşı değilim, insanlar sıraya da girmiş olabilirler. 83 kişide sıra bitiyor yani 83 kişi et alıyor, 84. kişi içeri giriyor ‘et bitti, stoklar tükendi’ diyor. Yani 83 kişilik bir ucuz et arzı ortaya koyuyor Et ve Süt Kurumu. Herkese de bunu vermiyor. Bu olacak iş değil. Yani 2024 yılında, 21. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde olacak iş değil! Bak şu anda bunları yaşıyoruz, Allah göstermesin bir savaş geçirsek neler yaşarız! Yiyecek ekmek bulamayacak noktaya geleceğiz! Bunun sorumlusu da iktidardır, hükümettir.
“KİMSE KİMSENİN BU DÖNEMDE BAŞINI BEDAVADAN OKŞAMAZ”
Türkiye’nin ekonomi politikaları dikiş tutmuyor zaten, yine dikiş tutmayacak. Mehmet Şimşek’ten beklentiler var ama Mehmet Şimşek her gün ‘kredi derecelendirme kuruluşlarından puanımız 11 yıl üstüne BB idi BB + oldu’ diyor. Ben size bir şey hatırlatayım, 10 – 15 sene önce Erdoğan kredi derecelendirme kuruluşlarına, ‘Sen kimsin’ diye çıkışıyordu. O derecelendirme kuruluşlarına da biz para veriyoruz ‘bizi derecelendir’ diye. Ben GP Morgan’a ‘beni derecelendir’ diye para veriyorum. O bana puan verecek ki yabancı yatırımcı bana para versin! Para verdiğim kuruma ‘sen kimsin’ diyorum. O zaman verme para, denetlemesin! Bak görüyor musun yalanı dolanı hikayeyi! Şimdi Mehmet Şimşek de dolaşıyor, ‘derecelendirme kuruluşlarından artı aldık, IMF’den aferin aldık, Körfez ülkeleri bizim başımızı okşadı’ diyor. Kimse kimsenin bu dönemde başını bedavadan okşamaz, kimse kimseye bedavadan aferin vermiyor.
“ATIN FAVA BEKLEYİN”
Hiç kimse senin karakaşına, kara gözüne bakmıyor, ‘sen çok iyi ekonomi yönetiyorsun sana bir C +’ diye bir şey yok… Ne var biliyor musun; ‘evet, kıvama geldin şimdi ben senin kaynaklarını, iş gücünü, zenginliklerini, her şeyini sömürebilirim, al sana bir artı’ diyor. Bunlar alttan malı hamuduyla götürüyor sistem bu, sistemin kurulu olduğu düzen bu. O yüzden o aferinlere, o derecelendirme kuruluşlarının yüksek puanlar vermesine kimse aldanmasın. Türkiye bundan çok daha yüksek puanlara sahip olan bir ülkeydi 10 – 15 sene önce. Günün sonunda geldiğimiz nokta ortada, bugün de geleceğimiz nokta bugünden daha kötü bir nokta olacaktır.”
]]>Yaklaşık 6 yıl süren 2. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’nı mağlup etmesinin 79. yıl dönümü, Antalya’da yerleşik olarak ikamet eden ve tatil amacıyla kentte bulunan Rus vatandaşların katılımı ile kutlandı. Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen Zafer Bayramı kutlamalarına Rusya vatandaşları yoğun katılım sağladı. Savaş sırasında hayatını kaybeden Rus vatandaşları için dualar edilirken, çocuklar gökyüzüne beyaz güvercinler bıraktı. Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen ve Belek Turizm Bölgesi’nde bulunan Dinler Bahçesi’nde gerçekleştirilen 9 Mayıs Zafer Bayramı kutlamalarına Rusya Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich’in yanı sıra Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, Kırgızistan Antalya Başkonsolosu Rustam Koşhonov, Kazakistan Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Belarus Antalya Fahri Konsolosu Laçin Mirza, Antalya Azerbaycan Dostluk ve Kültür Derneği Başkanı Azer İsmayil, ATSO Başkan Yardımcısı Fatih Kabadayı ve çok sayıda davetlinin yanı sıra Antalya’da bulunan Rusya vatandaşları da katıldı.
“27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti”
Rusya’nın Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich ve beraberindekiler ilk olarak Dinler Bahçesinde oluşturulan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden Rus askerlerinin gerçek fotoğraflarının bulunduğu ‘Savaşın Yüzleri’ sergisini gezdi. Serginin ardından konuşan Rusya’nın Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich, 2. Dünya Savaşı sırasında 27 milyon Sovyet vatandaşının hayatını kaybettiğini belirterek, “79 yıl önce çok uluslu Sovyet halkı, tarihin en korkunç ve kanlı savaşını kazandı. Bu Zafer, halklarımızı esaretten kurtardı, Avrupa’yı özgürleştirdi ve tüm insanlığa hayat verdi. Savaş sırasında, Nazi soykırımının kurbanı olan hem askeri personel hem de siviller de dahil olmak üzere 27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti. Bugün, Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan dahil olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin Antalya’daki tüm konsolosluk başkanları burada bulunuyorlar. Ülkelerimizde savaştan etkilenmeyen tek bir aile yoktur” dedi.
Atatürk’ün sözünü hatırlattı
9 Mayıs’ın sadece bir bayram olmadığının altını çizen Mikhailovich, “9 Mayıs, her birimiz için en önemli ve dokunaklı bayram olmaya devam etmektedir. Fakat bu sadece bir bayram değil. Halihazırda Zafer Bayramı, barış, iyi niyet, hümanizm fikirlerini doğrulayan, tüm dünya halklarını dostane ilişkilere çağıran bir semboldür. Bu, Büyük Zafer’in ne pahasına elde edildiğini hepimize ebedi bir hatırlatmadır. ve korkunç trajedinin tekrarlanmasını önlemek için elimizden geleni yapmak bizim görevimizdir” ifadelerini kullandı. Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat’ta Gazi Mustafa Kemal’in ‘Savaş zorunlu değilse, cinayettir’ sözünü hatırlatarak, “Bütün ülkelerin zafer günü, zafer bayramı ve benzeri kutlamaları vardır, biz de kutluyoruz. Bütün ulusların tarihleri kahramanlık hikayeleri ile doludur. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Savaş zorunlu değilse, cinayettir’ sözünü hatırlatmak isterim. Ülkemiz yaklaşık 100 yıldır savaşın dışında kalmayı başarmıştır. Bu Atatürk’ün koyduğu bir üsluptur” dedi. Konuşmaların ardından 9 Mayıs Zafer Bayramı kutlamalarına katılanlar canlı yayın ile Rusya’da düzenlenen geçit törenini izledi. – ANTALYA
]]>CHP Genel Başkanı Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından Afyonkarahisar Belediye Başkanlığını kazanan Burcu Köksal’ı ziyaret etmek ve partilileri ile bir araya gelmek üzere Afyonkarahisar’a geldi. İlk olarak partisinin il başkanlığını ziyaret eden Özel ardından burada kendisini bekleyen partililere seslendi. Konuşmasında bir çok kentte ve ilçede belediye başkanlığını kazanmalarına ve bunun başarısına değinen Özer, “Çok önemli bir sınavdayız, bütün gözler üzerimizde dikkatle bizi izliyorlar, o yüzden okyanusları geçip derelerde boğulmayacağız. Sonuna kadar başladığımız gibi devam edeceğiz. Burcu Köksal başkanımızın geçtiğimiz günlerde ‘artık bundan sonra Afyon’da eş, dost, akrabayı belediyeye doldurma dönemi yok’ dediği yaklaşımını önemsiyoruz, destekliyoruz ve sonuna kadar arkasındayız” dedi.
“Hata yapma lüksümüz yok”
Partililerin belediyelerden olabilecek beklentilerine değinen Özel, önemli bir konuya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Belediyeler, ‘çocuklarım, torunlarım uzun yıllardır emeğimiz var partide hemen işe girmeli’ diye bakacağımız yerler değildir. Biz bu belediyeleri çocuğa, toruna, eşe ve dosta iş sağlamak ya da ihale verip rant aktarmak için değil biz bu belediyeleri o çocukların geleceğini kurtarmak için kazandık. Şöyle düşünmeyin ’50 yıldır bu partide koşturuyorum belediyeyi kazandık artık bizim rahat etme zamanımız’ biz bu ülkenin geleceğini kurtarmak için kişisel beklentilerin ve taleplerin çok dışında bir yaklaşımda bulunmamız lazım. Açık söylüyorum ufak tefek atama hataları oluyor hepsini tek tek geri aldırıyorum en iyi o işi yapacağını düşündüğü kişiyi çok yakın bir partilinin yakını oluyor Bursa’da geri aldırdım, Balıkesir’de geri aldırdım ve Adana’da geri aldırdım. Burada aslında çok hak ettiği halde bir arkadaşımız görevlendirilmiş yıllardır hukuk mücadelesi veren ve başkalarının 500 bin TL’ye yaptığı işi 3 kişi 100 bin liraya yapacaklarmış ama eşi partide görevli diye onu da geri aldırdım hata yapma lüksümüz yok.”
“Bizim belediye kaynaklarını partililere aktarma sıramız gelmedi”
Kendilerinin bembeyaz bir kağıt olduğunu vurgulayan Özel, “Onlar gri bir kağıt gibi iz göstermiyor biz tertemiz bir partiyiz bembeyaz bir kağıt gibiyiz üzerine kurşun kalemin dokundursak kir gösteriyor, dikkat edeceğiz, doğru davranacağız ve örnek olacağız. Biz başaracağız. Ben bu iradeyi göstermezsem, başkanlarım bu iradeyi göstermez ise siz bu anlayışı göstermezseniz ‘efendim AK Parti’nin il başkanı avukattı önceki dönem belediyenin bütün işlerini yapıyordu şimdi sıra Bizim için de yok öyle bir şey. Bizim belediye kaynaklarını partililere aktarma sıramız gelmedi Atatürk’ün partisinin iktidar olma sırası geldi” diye konuştu. – AFYONKARAHİSAR
]]>KASTAMONU – Türkiye Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nde mücadele eden Kastamonu Belediyespor, Konyaaltı Belediyespor’u konuk edecek.
Türkiye Hentbol Kadınlar Süper Ligi 21. hafta mücadelesinde Kastamonu Belediyespor, Konyaaltı Belediyespor ile karşılaşacak. Mücadelede 22 Nisan Pazartesi günü saat 16.00’da Kastamonu Merkez Spor Salonu’nda oynanacak.
Milli maçlar ve Ramazan Bayramı sebebiyle ara verilen Türkiye Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nde maçlar tekrar başlıyor. Kastamonu Belediyespor, play-off sıralamasında Konyaaltı Belediyespor ile Armada Praxis Yalıkavak’ı yenmesi durumunda ikinciliği garantileyecek ve ligi üçüncü sırada bitirecek takım ile eşleşecek.
Serpil İskenderoğlu: “Hem Konyaaltı’nı hem de Yalıkavak’ı yenmek istiyoruz”
Müsabaka ile ilgili İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulunan Kastamonu Belediyespor Antrenörü Serpil İskenderoğlu, “Ligimize milli maç arasının ardından Ramazan Bayramı arası da girdi. Takımımızdaki 7 oyuncuyu milli takıma gönderdik. Bunların yanı sıra sakatlarımız bulunuyor. Hem sakatlarımızın iyileşmesi hem de milli takıma giden oyuncularımızın dönüş yapmasıyla takımdaki bütünlüğü ancak sağlayabildik. Bizler de vakit kaybetmeden yoğun bir şekilde antrenmanlara başladık. Pazartesi günü Konyaaltı Belediyespor ile saat 16.00’da maçımız olacak. Konyaaltı Belediyespor ile oynayacağımız maçın bizler için sıralama açısından önemi büyük. Ondan sonraki haftada Yalıkavak ile oynayacağız. Bu iki maçı da kazanırsak sıralamada ikinciliği garantilemiş olacağız. Akabinde de play-off’lara katılarak ev sahipliği avantajını da elde etmiş olacağız. Tabii ki Kastamonu’da her zaman evimizde oynamak bizler için avantajlı olacaktır. Seyircimizin karşısında iyi sonuçlar alıyoruz. Bu yüzden her iki maçı da kazanmak istiyoruz. Bizim için zorlu olacak, Konyaaltı Belediyesi şu anda lider durumda bulunuyor. Yalıkavak’da bizden sonra üçüncü sırada yer alıyor. Bu iki maçı kazanmak için tabii ki taraftarımızın, yeni seçilmiş belediye başkanımız Hasan Baltacı’nın, halkımızın, yöneticilerimizin, bize gönül veren bizleri destekleyen herkesin yanımızda olmasını istiyoruz. Onları maça davet ediyoruz” dedi.
Betül Yılmaz: “Toplayacağımız puanlarla play-off serisinde yerimizi korumak istiyoruz”
Kastamonu Belediyespor’un başarılı oyuncusu Betül Yılmaz ise, “Milli takım maçları için ligimize ara vermiştik. Tekrar dönüyoruz. Ligi bitirmek için artık son iki maçımız kaldı. Konyaaltı ile Yalıkavak ile karşılaşacağız. Bu maçlardan toplayacağımız puanlarla play-off serisinde yerimizi korumak istiyoruz. Şimdi sezonun sonu ve şu anda en yoğun dönemi oluyor. Ardından 4-5 Mayıs’ta Türkiye Kupası’nda oynayacağız. Hazırlıklarımızı bu maçlara yönelik yapıyoruz. Hazırız, umuyoruz ve bu sezonun başında başladığımız hedeflere sezonun sonunda ulaşıp, mutlu bitiririz. Moralimiz yüksek, antrenmanlarımız ağır geçiyor, yorgunuz biraz. Onun dışında moralimiz yüksek, hedefe odaklanmış durumdayız. Konyaaltı’nı yendiğimiz taktirde çok rahat edeceğiz. Umarım maçta her şey istediğimiz gibi olur ve maçın kazananı oluruz. 22 Nisan Pazartesi günü saat 16.00’da Kastamonu Merkez Spor Salonu’na herkesi davet ediyoruz. Ekranları başında da bizleri izlemek isteyenler lütfen onlar da bizleri desteklesin. Birlikte kazanalım, birlikte başaralım” diye konuştu.
]]>Türkiye Hentbol Kadınlar Süper Ligi 21. hafta mücadelesinde Kastamonu Belediyespor, Konyaaltı Belediyespor ile karşılaşacak. Mücadelede 22 Nisan Pazartesi günü saat 16.00’da Kastamonu Merkez Spor Salonu’nda oynanacak.
Milli maçlar ve Ramazan Bayramı sebebiyle ara verilen Türkiye Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nde maçlar tekrar başlıyor. Kastamonu Belediyespor, play-off sıralamasında Konyaaltı Belediyespor ile Armada Praxis Yalıkavak’ı yenmesi durumunda ikinciliği garantileyecek ve ligi üçüncü sırada bitirecek takım ile eşleşecek.
Serpil İskenderoğlu: “Hem Konyaaltı’nı hem de Yalıkavak’ı yenmek istiyoruz”
Müsabaka ile ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Kastamonu Belediyespor Antrenörü Serpil İskenderoğlu, “Ligimize milli maç arasının ardından Ramazan Bayramı arası da girdi. Takımımızdaki 7 oyuncuyu milli takıma gönderdik. Bunların yanı sıra sakatlarımız bulunuyor. Hem sakatlarımızın iyileşmesi hem de milli takıma giden oyuncularımızın dönüş yapmasıyla takımdaki bütünlüğü ancak sağlayabildik. Bizler de vakit kaybetmeden yoğun bir şekilde antrenmanlara başladık. Pazartesi günü Konyaaltı Belediyespor ile saat 16.00’da maçımız olacak. Konyaaltı Belediyespor ile oynayacağımız maçın bizler için sıralama açısından önemi büyük. Ondan sonraki haftada Yalıkavak ile oynayacağız. Bu iki maçı da kazanırsak sıralamada ikinciliği garantilemiş olacağız. Akabinde de play-off’lara katılarak ev sahipliği avantajını da elde etmiş olacağız. Tabii ki Kastamonu’da her zaman evimizde oynamak bizler için avantajlı olacaktır. Seyircimizin karşısında iyi sonuçlar alıyoruz. Bu yüzden her iki maçı da kazanmak istiyoruz. Bizim için zorlu olacak, Konyaaltı Belediyesi şu anda lider durumda bulunuyor. Yalıkavak’da bizden sonra üçüncü sırada yer alıyor. Bu iki maçı kazanmak için tabii ki taraftarımızın, yeni seçilmiş belediye başkanımız Hasan Baltacı’nın, halkımızın, yöneticilerimizin, bize gönül veren bizleri destekleyen herkesin yanımızda olmasını istiyoruz. Onları maça davet ediyoruz” dedi.
Betül Yılmaz: “Toplayacağımız puanlarla play-off serisinde yerimizi korumak istiyoruz”
Kastamonu Belediyespor’un başarılı oyuncusu Betül Yılmaz ise, “Milli takım maçları için ligimize ara vermiştik. Tekrar dönüyoruz. Ligi bitirmek için artık son iki maçımız kaldı. Konyaaltı ile Yalıkavak ile karşılaşacağız. Bu maçlardan toplayacağımız puanlarla play-off serisinde yerimizi korumak istiyoruz. Şimdi sezonun sonu ve şu anda en yoğun dönemi oluyor. Ardından 4-5 Mayıs’ta Türkiye Kupası’nda oynayacağız. Hazırlıklarımızı bu maçlara yönelik yapıyoruz. Hazırız, umuyoruz ve bu sezonun başında başladığımız hedeflere sezonun sonunda ulaşıp, mutlu bitiririz. Moralimiz yüksek, antrenmanlarımız ağır geçiyor, yorgunuz biraz. Onun dışında moralimiz yüksek, hedefe odaklanmış durumdayız. Konyaaltı’nı yendiğimiz taktirde çok rahat edeceğiz. Umarım maçta her şey istediğimiz gibi olur ve maçın kazananı oluruz. 22 Nisan Pazartesi günü saat 16.00’da Kastamonu Merkez Spor Salonu’na herkesi davet ediyoruz. Ekranları başında da bizleri izlemek isteyenler lütfen onlar da bizleri desteklesin. Birlikte kazanalım, birlikte başaralım” diye konuştu. – KASTAMONU
]]>İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Et ve Süt Kurumu satış mağazası önünde yurttaşlar, ucuz ete ulaşabilmek için her gün sıra oluşturuyor. Sabah erkence numara alabilmek için kuyruğa giren vatandaşlar daha sonra numara takibi yaparak sıra bekliyor. Zaman zaman tartışmaların da yaşandığı et sırasında bir vatandaş, “Bu hale düştüğümüz için üzülüyoruz. Sanki bedava alacakmışız gibi böyle utanıyoruz. Paramızla alacağız ama utanıyoruz” dedi. Emekli bir yurttaş da “Bizi bu duruma düşürenler utansın. Emekliyiz. Paramızla rezil oluyoruz sıralarda” diye konuştu.
İktidarın tartışmalı ekonomi politikalarının faturasının yurttaşa yansımasının bedeli her geçen gün ağırlaşıyor. Ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşamayanların sayısı da hızla artmaya devam ediyor. Özellikle dar gelirli ve emekliler, asgari ücretin altında maaş aldıkları için çareyi, ucuz gıdanın satıldığı yerlerde arıyor.
İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde bulunan Et ve Süt Kurumu’nda da piyasaya göre daha ucuz gıda satıldığı için önünde her gün sıra oluşuyor. Geceden ya da sabahın erken saatlerinden itibaren bekleyen insanlara önce bir sıra numarası fişi veriliyor. Sırası gelen de buradan et ihtiyacını alabiliyor. Bir kilogram kıyma 229 liraya satılırken kuşbaşı ise 259 liradan yurttaşa sunuluyor.
“50 YILDIR HİÇ Mİ İLERLEMEDİK”
ANKA Haber Ajansı, dün akşam saatlerinde sıranın kendisine gelmesini bekleyen yurttaşlara sıkıntılarını sordu. Bir yurttaş, “Ben 14.30’da geldim buraya. Numara aldım ve halen beklemekteyim. Tamam, o zaman ekmek, şeker, tüp kuyruğu vardı ama o zaman paramız da vardı. Şu an paramız olmadığı için bekliyoruz ucuz eti. Yani bir emekli maaşıyla ben çalışıyorum. 58 yaşındayım, hala çalışıyorum. Geçinmek mümkün değil” dedi. Bir başka vatandaş emekli maaşlarındaki dengesizlikten yakınırken, diğer bir yurttaş da “50 yıldır hiç ilerlemedik mi biz? İlerlediysek o zaman niye sıradayız hala? Millet geceden geliyor” dedi.
“İNSANLARIMIZ NİYE BU DURUMDA”
Gıda kuyrukları her geçen gün yaygınlaşırken yurttaşların ANKA muhabirine yaptığı değerlendirmeler şöyle:
“Biz güzel, kaliteli yaşamak istiyoruz. Biz geldiğimiz zaman parasıyla alıyoruz. Sen diyorsun ki, insanlar kuyruğa giriyor. Girmesinler, niye girsinler? Girmeye gerek var mı? Girmeye gerek yok. Ben 14.00’te geldim, biletimi aldım. Az önce geldim tekrardan. Evim yakın ama şimdi uzaktan gelenler var; yaşlılar, hamileler, kadınlar var. Her gün burada insanlar kavga ediyor çalışanlarla. Çalışanların da bir kabahati yok. Onlar da işlerini yapmaya çalışıyor ama planlama yok. Bu insanlara yazık günah. Burada bizler çok üzülüyoruz. ya et mi, tavuk mu bulamıyoruz? Biz ne bulamıyoruz? Neyimiz yok ki? İnsanlarımız niye bu durumda? Ben üzgünüm. Söyleyecek çok şey var ama bu şekilde olmuyor”
“BİR KİLO ET İÇİN KAVGA BİLE OLUYOR”
“2024’te kuyruğu görüyorsunuz işte. Ben çalışırken ev alıyordum. Arabamı alabiliyordum. Taksitle ödeyebiliyordum. Şimdi ay başını zor getiriyorum. 2024’teyiz. Şu kuyruğa bak, et kuyruğu. Ne oldu bizim meralarımız, hayvanlarımız? Burada saat 07.00’den beri bekliyoruz. Numara veriyorlar. Burada bir tane Beylikdüzü’nde var. Kadıköy’den, Bayrampaşa’dan, Zeytinburnu’ndan geliyor. Herkes şimdi yok ama sıra dağıttılar, herkes saatinde gelmeye çalışıyor. Devam ediyoruz bakalım. Bir kilo et alacağız. Onu da halimize bak”
Sırada bekleyen 3 kadın da dertlerini “Her zaman olsun da kuyruk olmasın. İki saattir bekliyoruz. İnsanlar böyle çile çekmesin. Mecbur kalıyor insanlar. Mecburiyetten geliniyor. Kavgalar bile oluyor arada. Bekliyoruz saatlerce bir kilo kıyma, et için. Herkes alsın diye onlar da az veriyor. Ne yapsınlar? Ona bereket versin. Vallahi ne diyeyim, üzülüyoruz. Bu hale düştüğümüz için üzülüyoruz. Sanki bedava alacakmışız gibi böyle utanıyoruz. Paramızla alacağız ama utanıyoruz. İlk defa geldim ama bana çok şey geldi. Bu civardan geliyorum” sözleriyle anlattı.
“SADECE GENÇLER İÇİN ÜZÜLÜYORUM”
Emekli ve 50 yaşında olduğunu söyleyen bir yurttaş da “Ben artık bu saatten sonra kendim için değil, sadece gençler için üzülüyorum. Niye diyeceksiniz, şuraya bakar mısınız? 70’li yıllarda mı yaşıyoruz? Şeker kuyruğu, tüp kuyruğunda mı yaşıyoruz? Hangi çağda yaşıyoruz? Yani bir ülkede cumhurbaşkanı halkı tehdit ediyorsa benim çocuğumun bu ülkede yaşaması normal değil. Doktorlarımız niye Avrupa’ya gidiyor? Avrupa’da niye insan çalışma hakkına sahip de burada değil. Bakıyorum herkese, herkes razı. Neye razısın arkadaş, bana 10 bin lira maaş veriyor. Et veriyor. Ne veriyor? Bedava mı veriyor? 10 bin lira emekliyim ben. Çalışmasam nasıl geçineceğim? 14 bin lira kira veriyorum. Nasıl geçineceksin? Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Adalet Bakanı’na soruyorum. Adalet Bakanı çıkıp oy istiyor ya… Niğde milletvekili çıkmış diyor ya, ‘Cumhurbaşkanımız yatırım yaptı’. Ne yaptı diyorum. Ben de zannediyorum ki ülkeye bir fabrika açtı. Ne, F tipi cezaevi açmış da yatırım. Ben suçlu değilim ki kardeşim. Ben bu ülkede yaşamak istiyorum. Hırsız olmak istemiyorum.
“10 BİN LİRA MAAŞLA EMEKLİYİM, ÇALIŞIYORUM. 14 BİN LİRA KİRA VERİYORUM”
Çocuğumun geleceğini düşünüyorum. Gençleri düşünüyorum. Suçlu muyuz yani? 70 yaşında insan geliyor. ‘Ben üşüyorum’. O zaman hakkını savun. Hakkını savunamıyorsun bu ülkede. Niye savunamıyorsun, biliyor musun? Hakkını savunduğun zaman biliyorsun ki başına çok şey gelecek. Ülkemizde bu kadar yabancı var mıydı? Eskiden İstanbul’un tadı vardı. Tatile gidebiliyor muyuz, gidemiyoruz ama Avrupa’da emekli olan herkes her ay, her yıl bir ülkede tatil yapıyor. Biz gidemiyoruz. Çalışmak mecburiyetindeyiz. Ülkede yüzde 120 enflasyon var. Neyi düşüreceksin sen? Her gün patates soğan, her gün eve nasıl gideceğiz; ger gün yağmurda nasıl üşümeyeceğiz, bunu düşünüyoruz. Biraz uyanalım. Bakıyorum, herkes hakkına razı. Üç gün et yemesek ölmeyiz herhalde. Ben öyle düşünüyorum şahsen. Emekliyim. 14 bin lira kira veriyorum, çalışmasam geçinemem. Bizim şu anda asgari ücretle çalışıp iki tane üniversite çocuk okutmamızın imkanı yok. Her gün cebimizden para çalınıyor. Nereye gideceğiz? ‘Gidin’ diyor Sayın Cumhurbaşkanım. Nereye gidelim? İşte gittiği zaman da veryansın etmeyecek kimse.”
“BİZİ BU DURUMA DÜŞÜRENLER UTANSIN”
Başka bir emekli de “Bizi bu duruma düşürenler utansın. Emekliyiz. Paramızla rezil oluyoruz sıralarda” dedi. Başka bir kişi, “Et kuyruğunu bekliyoruz. Yarım saat oluyor ben geleli. Gerçi saat 14.00’te geldim, fiş aldım. Halen bekliyoruz. Benimkisi 276 ama daha 83 girmiş. Çok bekleyeceğiz daha” derken 84 yaşındaki bir emekli de “Böyle bir kıtlık görülmemiş, yaşanmamış. Türkiye bir tarım ülkesidir ama tarımı bitirdiler. Bugünden sonra insanlar bunu yaşayacak olursa mutluluk diye bir şey kalmaz. İnsan hayatından bezdi. Hayatından vazgeçmek istiyor bu yaşamda. Böyle bu kalabalık olduktan sonra sıra beklemek de mümkün değil. Söylenecek çok şeyler var ama bu kadar” diye sorunlarını anlattı.
]]>CHP Ticaret Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Bakan Volkan Demir, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin durumuna dikkat çekti. Demir, yaptığı yazılı açıklamada, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin 34 puanla 115’inci sırada yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“RAPORDA KAMU ALANINDA 180 ÜLKE BAZINDA YOLSUZLUK ALGISININ ÖLÇÜLMESİ HEDEFLENMEKTEDİR”
“Uluslararası Şeffaflık Organizasyonu’nu (Transparency International) dünyanın her yerinde; hükümetlerle, şirketlerle, çalışanlarla, sivil toplumla birlikte yolsuzluğun olmadığı bir dünya amacıyla 1993 yılından itibaren çaba sarf eden bir kuruluştur. Bu kuruluş ocak ayı sonunda, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi Raporu’nu yayınlandı. Bu raporda kamu alanında dünyada 180 ülke bazında yolsuzluk algısının ölçülmesi hedeflenmektedir. Raporda ülkeler ve bölgeler 100 puan üzerinden değerlendirilmekte; 0 puan çok yüksek derecede yolsuzluk algısı olan, 100 puan ise yolsuzluk algısının olmadığı çok temiz anlamına gelmektedir.
“TÜRKİYE, YOLSUZLUK ALGI ENDEKSİNDE EN CİDDİ ÖLÇÜDE DÜŞÜŞ GÖSTEREN 12 ÜLKEDEN BİRİ SEÇİLMİŞTİR. SON 10 SENEDE ENDEKSTE 10 PUAN BİRDEN KAYBETMİŞTİR”
Yolsuzluk Algı Endeksinde ilk sıralarda yer alan (en temiz) bazı ülkeler: Danimarka (90), Finlandiya (87), Yeni Zelanda (85), Norveç (84), Singapur (83), İsveç (82), İsviçre (82), Hollanda (79), Almanya (78), Lüksemburg (78), İrlanda (77). 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 34 puanla 115’inci sırada yer almıştır. 2022 yılında kıyasla bu sene 2 puan daha kaybeden Türkiye’nin ülke sıralamasında da 14 sıra gerilediği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda endekste en ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülkeden biri seçilmiştir. Öyle ki 2014 yılından beri son 10 senede endekste 10 puan birden kaybetmiştir. Bu puanla ülkemiz Burkina Faso, Vietnam, Tanzanya, Tunus, Hindistan, Arjantin, Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kalmıştır.
“YOLSUZLUK ALGISI YÜKSEK OLAN BİR ÜLKEYE YATIRIM DA SICAK PARA DA GELMEZ”
Ekonomide gelişme kaydedilmesi için yolsuzluğun önlenmesi, her alanda yolsuzlukla mücadelenin artırılması gerekir. Hukuk ve adalet sistemine güvenin azaldığı, demokrasi konusunda gelişme kaydedemeyen ve yolsuzluk algısı yüksek olan bir ülkeye yatırım da sıcak para da gelmez. Yüksek bedeller ödeyerek getirilecek sıcak para da şu sıralar yaşadığımız gibi gelir dağılımını bozar. Zengin daha zengin fakir de daha fakir olur. Dünyada ciddi araştırmalarla ölçülen hukuk ve demokrasi, yolsuzluk, mutluluk gibi tüm alanlarda çok geride kaldık. Artık bu açmazdan kurtulmamız gerekir.”
]]>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçe merkezi ve köy okullarında eskiyen, yıpranan masa ve sıraların yenilenerek tekrar kullanılması amacıyla geçen eğitim öğretim yılının başında çalışma başlattı.
Güroymak Yatılı Bölge Ortaokulu (YBO) ile farklı okullarda görev yapan öğretmenler ile Milli Eğitim Müdürlüğü personelinden oluşan 20 kişilik gönüllü ekip hafta sonları, sömestir ve yaz tatillerinde okulların masa ve sıralarını yenilemeye başladı.
Bazen köy okullarında bazen de köylerden ilçe merkezine getirdikleri masa ve sıraların yüzeyini temizleyen, zımparalayan gönüllü ekip, ardından vernik ve cilasını yaptıkları sıra ve masaları öğrencilerin kullanımına sundu.
Kentte etkisini sürdüren soğuk havaya rağmen bugüne kadar bin takım masa ve sırayı yenileyerek okullara kazandıran ekip, yürüttükleri bu çalışmayla yeni sıra ve masa alımı için ayrılan bütçeden tasarruf edilmesini sağladı.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Nazım Budak, AA muhabirine, 20 kişiden oluşan gönüllü öğretmen ve personelin hafta sonlarında ve tatil dönemlerinde okullardaki masa ve sıraları yenilemek için çalışma yürüttüğünü söyledi.
Bu çalışmayı sömestir ve yaz tatilinde de devam ettireceklerini belirten Budak, şöyle konuştu:
“Bu şekilde kamu kaynaklarını daha tasarruflu kullanıyoruz. Bugüne kadar bin takım masa ve sıranın onarımını yaparak tekrar kullanıma aldık. Mesafeye bağlı olarak yakın köylerdeki okulların sıralarını taşıyoruz, uzak köylere ise ekibimiz gidiyor. Öğretmen ve öğrencilerimiz bu çalışmadan memnuniyet duyuyor. Temizlenmiş, cilalanmış ve ilk haline dönüştürülmüş masa ve sıraları görünce mutlu oluyorlar. Bu çalışma, sınıf ortamını da olumlu etkiliyor. Öğretmenlerimiz, öğrencilerinden daha çok seviniyor.”
Kentte bu onarımları yapabilecek özel yerler ile meslek liselerinin bulunduğunu belirten Budak, kamu kaynaklarını daha etkili kullanmak amacıyla öğretmenlerin böyle bir sorumluluğu üstlendiğini aktardı.
Budak, “Ekipte okul müdürlerimiz, rehberlik, felsefe gibi çeşitli branşlardan öğretmenlerimiz var. Gruba dahil olduktan sonra bu işi öğrenen arkadaşlarımız bulunuyor. Hepsi el birliğiyle bu çalışmaları yürütüyor.” dedi.
“Öğrencilerimiz yeni sıra ve masaları beğeniyorlar”
Güroymak YBO Müdürü Erdal Çelik ise okulda tespit ettikleri eksiklikleri öğretmenler ve diğer personelle gidermeye çalıştıklarını dile getirdi.
Okulun eski sıra ve masalarını hafta sonu tatilinde onardıklarını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Milli Eğitim Müdürümüz Nazım Budak’ın desteğiyle diğer okullarda da bu tarz çalışmalarda bulunduk. İhtiyacı olan okullar varsa mesailerimizin dışında fırsat bulduğumuzda onların da onarımlarını yapıyoruz. Bu şekilde kamu kaynaklarını geri dönüşüm yoluyla tekrar kazanmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz de buna çok seviniyor, masa ve sıralarını beğeniyorlar. Cuma günü okuldan ayrıldıklarında kullanılamaz halde olan sıralarını pazartesi günü geldiklerinde yenilenmiş halde görünce mutlu oluyorlar. Onlarda da koruma alışkanlığı bu şekilde gelişiyor.”
Çelik, onarım işini sevdiğini dile getirerek, masa ve sıralardaki kötü görüntüyü düzelttiğinde mutlu olduğunu ifade etti.
Gönüllü ekipte yer alan Milli Eğitim Müdürlüğü personeli Özcan Özcanlı da boş zamanlarda ekipteki arkadaşlarıyla okulların eksikliklerini gidermeye çalıştıklarını belirterek, “Kendi çabalarımızla bir şeyler yaptığımızda mutlu oluyoruz. Eski ile yeni arasındaki farkı gördüklerinde öğrencilerimiz de mutlu oluyor.” dedi.
]]>SASKİ Genel Kurulu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir başkanlığında Meclis Toplantı Salonu’nda “Su ve atıksı tarifelerinde değişiklik” maddesini görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Tarife değişiklik maddesi mecliste kabul edilerek komisyona havale edildi. Plan, Bütçe, Hukuk ve Teknik İşler Komisyonu’nda görüşülen teklif, tekrar meclise gönderildi. İndirim teklifi, meclise verilen 15 dakikalık komisyon görüşmesinin ardından tekrar değerlendirildi.
“3. sefer su indirimine gidiyoruz”
Göreve geldiklerinden bu zaman 3. kez içme suyuna indirim uygulayacaklarını ifade eden Başkan Mustafa Demir, “2023’ün Mayıs ayında suya yüzde 20’lik bir fiyat artışı uygulamıştık. Yargıda bir dava söz konusuydu, istinafta görüşülüyordu. Bugün de suya indirim yapmak için olağanüstü genel kurul kararı aldık. ‘Seçim üstü yapıyorsunuz’ diyenlere, geçen sene mayısta zam yapmıştık, daha önce 2 sefer daha yaptığımız gibi yine indirim yapma kararı aldık. 3’üncü sefer su indirimine gidiyoruz” dedi.
“Yüzde 15’lik indirim ile içme suyu tarifesinde 9. sıradan 16. sıraya indik”
30 büyükşehir belediyesi arasında su tarifesi fiyatı olarak 16. sıraya gerilediklerine değinen Başkan Demir, “İndirim uygulamadan önce Samsun, büyükşehirler arasında en pahalı su tarifesi sıralamasında 9. sıradaydı. Yüzde 15’lik indirimle birlikte 30 büyükşehir belediyesi arasında 16. sıraya indik. İçme suyumuz Çakmak Barajı’ndan geliyor. Oradan motorlar ile arıtmaya gidiyor. Buradan da şehre pompayla geliyor. Burada da arıtıldıktan sonra evlere gönderiliyor. 1 litre su 5 kez pompadan geçiyor, terfi ediliyor. Bu da ciddi bir elektrik maliyet yükünü beraberinde getiriyor. GES projemiz bittiğinde tükettiğimiz elektriğin yüzde 65’ini üremiş olacağız. 30 MW’lık hakkımızı da gerçekleştirdiğimizde tüm elektrik giderlerimizin maliyeti sıfırlanmış olacak. Şu anda meskenlerde kullanılan içme suyuna indirimde bulunduk. Bunun yanı sıra su borcunu ödeyemeyecek durumdakilerin sularını da kesmiyoruz. Belediye olarak biz ödüyoruz. Kimse şehrimizde su parasını ödeyemediği için susuz kalmıyor” diye konuştu.
Vatandaşlardan tahsil edilen su paralarının yine şehrin altyapısı ve hizmet için kullanıldığına vurgu yapan Mustafa Demir, “Hamaset ve popülist yaklaşımlarla davranmak bu şehre yapılan en büyük haksızlıktır. Verimli ve vizyoner projeler, kaliteli yatırım bu şehrin hakkı, hukukudur. Yaptığımızı bir daha yıkılmamak üzere yapmak marifettir. Bunu göstermemiz gerekiyor. Biz dünyadaki zamanımızı tamamlayıp, göçeceğiz. Bizim yaptıklarımızdan gelecek nesillerin şikayetçi olmaması için müthiş bir özen gösteriyoruz. Tüm yatırım ve projelerimizi buna göre yaptık. Geçmiş dönemde yapılan birçok şeyi kamulaştırıp, yıkıp, tekrar yapmak zorunda kaldık. Niye böyle yaptılar demiyorum. O günkü imkanlar o kadarına sebebiyet vermiştir. O günküleri de görerek, yatırımlarımızda bunlara dikkat ettik. Şu anda da su tarifesi sıralamasında 16. sırada ve tam ortadayız. Bu konuda da tüm vatandaşların anlayış göstermelerini, ödedikleri paranın büyük kısmının kendilerine hizmette kullanıldığını bilmelerini istiyorum” şeklinde konuştu.
Söz konusu madde, tüm meclis üyelerinin oy birliği ile kabul edilerek karara bağlandı.
Yüzde 15 indirimin ardından su tarifeleri
İndirimin ardından Samsun’da 1. grup mesken abonelerinin 1 m3 içme suyu birim fiyatı 19,32 TL’den 16,42’ye düştü.
2’nci grup mesken abonelerinin 1 m3 ime suyu birim fiyatı 16,56 TL’den 14,08 TL’ye düştü.
3’üncü grup mesken abonelerinin 1 m3 ime suyu birim fiyatı da 13,64 TL’den 11,59 TL’ye düştü.
Ayrıca 1’inci grup kırsal su birim fiyatı 4,83 TL’den 4,11 TL’ye, 2’inci grup kırsal su birim fiyatı 4,14 TL’den 3,52 TL’ye ve 3’üncü grup kırsal su birim fiyatı da 3,41 TL’den 2,90 TL’ye düşmüş oldu.
Mevcut durumda aylık TÜFE ile birlikte 12 aylık ağırlıklı ortalama su satış fiyatı 23,27 TL olarak öngörülürken, yüzde 15’lik indirimin ardından aylık TÜFE ile birlikte 12 aylık ağırlıklı ortalama su satış fiyatı 20,60 TL’ye inmiş oldu. – SAMSUN
]]>Zengin tarihi dokusu, denizi, doğası, iklimi, kültür, sanat etkinlikleri, alışveriş olanakları ve yeme içme mekanlarıyla her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan bir kültür ve turizm kenti Antalya, şubat ayında dünyaca ünlü bisiklet takımlarını ağırlamaya hazırlanıyor.
Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) elit erkekler uluslararası yol bisikleti takviminde 2.1 kategorisinde yer alan ve 4 gün 4 etaptan oluşan Tour Of Antalya powered by AKRA uluslararası bisiklet yarışı, 8-11 Şubat 2024 tarihleri arasında Türkiye’nin önde gelen kültür ve turizm merkezlerinden Antalya’da dünyaca ünlü bisiklet takımlarının katılımı ile 5. kez düzenlenecek.
Tour Of Antalya, ‘Beyond Antalya/ Antalya’nın Ötesi’ stratejisi ile Antalya’nın görünen yüzünün arkasında, bir kültür kenti olduğunu gösterecek milyonlarca kişi pedalların ritmi ile Antalya’nın güzelliklerini izleyecek.
Argeus Travel & Events ile Yedi İletişim tarafından 2018 yılından bu yana düzenlenen Tour Of Antalya powered by AKRA, 5. yılında yeniden yapılanarak bisiklet yarışı heyecanının yanı sıra tarihin içinde geçen eşsiz rotası ile doğal, tarihi, kültürel, gastronomi gibi öne çıkan değerleri ile Antalya’nın tanıtımına ve bisiklet turizmine odaklanacak.
Antalya, 2024 yılında 16 ülkeden 25 takıma ve 175 bisikletçiye ev sahipliği yapacak. Dünyaca ünlü bisikletçiler, birbirinden güzel 4 etapta 614.3 km pedal basacak. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca kişi, dünyaca ünlü pedalların ritmi ile Antalya’nın tarihini, doğasını ve kültürünü keşfedecek. ‘Türk Rivierası’ içinde yer alan Akdeniz’in incisi Antalya, 640 km’yi aşkın sahil şeridinde dünyaca ünlü takımlara ve bisikletçilere ev sahipliği yapacak.
5. yılında World Tour takımları gelecek
Türkiye Bisiklet Federasyonu kuralları çerçevesinde 2018 yılından bu yana organize edilen, üst düzey standartları ve takım kalitesi ile dünya bisikletinde kısa sürede markalaşan ‘Tour Of Antalya’ bisiklet yarışı, 2 World Tour Takımı, 10 Pro Takımı, 13 Kıta Takımı katılacak. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Çin Halk Cumhuriyeti, Hollanda, Japonya, İspanya, İsviçre, İtalya, Malezya, Norveç, Portekiz, Slovenya ve Türkiye’den takımlar yer alacak.
Kadrosunda Matej Mohoric ve Pello Bilboa gibi isimleri bulunduran UCI 2023 Dünya Yol Bisikleti sıralamasında 19 galibiyet 9317 puan ile 6. sırada olan Bahrain Victorious Takımı ile 35 galibiyeti 8593 puanı ile dünya şampiyonu Mathieu van der Poel ve Jasper Philipsen gibi yıldız isimleri ile Alpecin- Deceuninck Takımı, UCI 2023 Dünya Yol Bisikleti sıralamasında 8. sırada yer alıyor. UCI World Tour sıralamasında 6. sırada olan Bahrain Victorious (Bahreyn) ile 8. sırada yer alan Alpecin-Deceuninck (Belçika) takımlarının katılımı, Tour Of Antalya’nın marka değerinin yükselmesinin de göstergesi oldu.
Türkiye’den Sakarya BB Pro Team, Spor Toto Cycling Team, Beykoz Belediyesi Spor Kulübü, Konya Büyükşehir Belediye Spor Tour of Antalya’ya katılarak hem kendi aralarında hem uluslararası rakipleriyle kıyasıya rekabet edecek.
Tour Of Antalya powered by AKRA 2024’e katılan takımlar:
UCI World Tour Takımları
1 – Bahrain Victorious (Bahreyn)
2 – Alpecin- Deceuninck (Belçika)
UCI Pro Takımları
1 – Uno-X Mobility (Norveç)
2 – Q36.5 Pro Cycling Team (İsviçre)
3 – VF Group-Bardiani CSF – Faizan (İtalya)
4 – Tudor Pro Cycling Team (İsviçre)
5 – Team Polti-Kometa (İtalya)
6 – Burgos-BH (İspanya)
7 – Corratec Selle İtalia (İtalya)
8 – Bingoal WB (Belçika)
9 – TDT-Unibet (Hollanda)
10 – Team Novo Nordisk (Amerika Birleşik Devletleri)
UCI Kıta Takımları
1 – Terengganu Cycling Team (Malezya)
2 – China Glory Continental Cycling Team (Çin)
3 – Beykoz Belediyesi Spor Kulübü (Türkiye)
4 – Spor Toto Cycling Team (Türkiye)
5 – Adria Mobil (Slovenya)
6 – Kinan Racing Team (Japonya)
7 – Tarteletto-Isorex (Belçika)
8 – Sabgal/ Anicolor (Portekiz)
9 – Konya Büyükşehir Belediyesi (Türkiye)
10 – Team Vorarlberg (Avusturya)
11 – Bike Aid (Almanya)
12 – Sakarya Büyükşehir Belediyesi Pro Team (Türkiye)
13 – REMBE Pro Cycling Team Sauerland (Almanya)
Antalya’nın simge noktalarında gerçekleşecek yarışın etap programı ise şu şekilde olacak
1 – Etap Manavgat – Antalya (8 Şubat Perşembe) 150.4 km
2 – Etap Demre – Antalya (9 Şubat Cuma) 141.9 km
3 – Etap Kemer – Tahtalı (10 Şubat Cumartesi) 136.6 km
4 – Etap Antalya – Antalya OSB-Antalya (11 Şubat Pazar) 185.4 km – İSTANBUL
]]>