(ANKARA) – Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş, simit fiyatlarını belirlemede son sözü Ticaret Bakanlığı’na bırakan yönetmeliğin ilgili maddesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı.
Danıştay’a avukatıyla birlikte giden Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş,, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen simit fiyatlarının, maliyetin altında kaldığını söyledi. Delibaş, konuya ilişkin şöyle konuştu:
“Biliyorsunuz ki ocak ayında Ankara Simitçiler Odası olarak bir karar almıştık. 15 TL olması kararı. Bugün aradan 4 ay geçmesine rağmen, bizim maliyetlerimizin daha fazla artmasına rağmen zararına ürün satıyoruz 4 aydır. Ocak ayında 11,10 lira olan maliyet, şu an 13,20 lira. Şimdi 13,20 liraya mal edilen bir ürün 10 TL’ye satılabilir mi? Küçük esnaf ne kadar buna dayanabilir? Onun için bugün bu yönetmeliği durdurabilmemiz için Danıştay’a başvurduk. Bu tamamen yanlış bir karardır.
“BU KARAR, SİMİT KÜLTÜRÜNÜN YOK OLUŞUNA NEDEN OLACAK”
Bizler emekçi insanlarız. Gece saat 1’de, 2’de çalışan işçilerin emeğinin kısıtlanması demektir bu karar. Yani şimdi ustalar istediği paraları, yevmiyeleri alamadığı zaman bizim çırak yetiştirebilmemiz mümkün mü? Bu mesleği sürdürebilmemiz mümkün mü? Bu kültürün yok oluşuna neden olacak. Maliyetler tabii ki düşürülebilir ama bunun mesela ekmeklik un kullanırsınız simit unu yerine. O zaman simit olmuş olur mu? O zaman insanlar ekmek yesin. Neden simit yiyor? Biz mesela birinci kalite susam değil de üçüncü kalite susam kullanırız. KDV’lerin yüzde 10’a çıkması geçen hafta alınan karar. Şimdi bunların hepsi maliyete yansıyor. Bizim zam yapmamız söz konusu bile değil. Bu tamamen sistemin bize dayatmış olduğu bir zamdır, bu zamı sistem yapıyor. Simitin kalitesinin asla bozulmasını istemiyoruz. Bizler bu kararı da tabii ki tanımıyoruz.
“MESLEĞİMİZ ZARAR GÖRÜYOR”
Biz yarın komisyon olarak toplanacağız. Komisyonda, İl Tarım Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı’nın bir yetkilisi, Ticaret Odamızın bir yetkilisi, Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’nin bir yetkilisi, Ankara Belediyesi Büyükşehir Belediyesi’nin bir yetkilisi. Şimdi beş kişilik komisyondan burada oy Birliği kararı ne çıkarsa çıksın tekrar Ticaret Bakanlığı’na gidiyor. Zaten bu anlaşılır bir durum değil. Yani o zaman komisyonu nerede topluyorsunuz? Bu incelenip tekrar eğer ki kabul görmezse bizim Ankara Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’ne gelecek. Komisyonun yine toplanmaksızın Ticaret Bakanlığı’na tekrar başvuru yapılacak. Neden yapılıyor? Bunlar anlaşılır bir durumu değil. Bunlar zaman uzatıyor. Zaman uzattıkça da mesleğimiz zarar görüyor. Çünkü bugün 13,20 olan fiyatın yarın ne olacağı belirsiz. Biz şahsımız adına konuşmuyoruz. Yüz binlerce insan bu meslekten ekmek yiyor. Ülkenin büyük bir kültürü haline gelmiş. Bu mesleği yok etmek hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Onun için biz bugün bu davaya inanarak buradayız. Yürütmeyi durduracağımıza da inanarak buradayız.”
Delibaş’ın Avukatı Osman Can Ünlü ise şunları söyledi:
“Kanuna ek çıkartılan bu yönetmelikte Ticaret Bakanlığı onayı getirildi. Bu onayın gelmesi, bizim fiyat tarifelendirilmesindeki sürecimiz zaten çok uzunken yeterince uzatıyor. Bu süreçte esnafımız yeterince zarar görüyor. Bu sürecin uzamaması adına Ticaret Bakanlığı’nın onayının alınma şartının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dair bir açıklama yapma zarureti de oldu benim için de. Bununla ilgili dilekçemizi biz Danıştay Başkanlığı’na sunduk. İvedilikle bir yürütmenin durdurulması talebimiz mevcut zaten. Dediğim gibi bunun en büyük sebebi de Anayasa’nın eşitlik ilkesine 173’üncü maddesindeki devletin esnaf ve sanatkarları koruma yükümlülüğüne aykırı olduğuna dairdir. Bizim açıklamalarımız bu yönde. Umarım iptal kararını alırız. Umarım yürütmenin durdurulması kararıyla ivedilikle verilir ve bu sürecin uzamasının önü kesilir.”
]]>Yalı Mahallesi’nde bulunan tarihi fırın, 1810 yılında Rum bir aile tarafından bölgenin ilk yapısı olarak inşa edildi.
O dönemde “Fatma Hanım’ın Fırını” olarak bilinen yapı, şimdiki adını ise meydanda bulunan 5 çeşmeden aldı.
Binanın yapıldığı dönemde simit pişirilen fırının kapağının üst bölümündeki duvarına kazınarak yapılan, Yunan alfabesindeki delta ve gama harfleri ile haç işaretinden oluşan mühür ise hala duruyor.
Maltepe’de 2 asrı aşkın süredir hizmet veren fırın, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun ekmek ihtiyacını karşıladı.
Günde ortalama 1500’e yakın simit satılıyor
Fırın, odun ateşinde pişirilen sıcacık simitleriyle ünlense de çeşitli ürünleriyle de müşterilerin damaklarını çatlatıyor.
Taş fırın simidinin yanı sıra ekşi mayalı ekmek, çay kurabiyesi, sade, susamlı, kepekli ve anasonlu galeta ile tahinli pide de satılıyor.
Her gün sabahın erken saatlerinde başlayan üretim ve hizmet geç saatlere kadar sürüyor. Günde ortalama 1500’e yakın simidin satıldığı fırında her yarım saatte bir sıcak simit çıkıyor.
Özellikle hafta sonları İstanbul’un birçok ilçesinden ve şehir dışından kahvaltıya gelenler, önünde uzun kuyruk oluşturuyor. Kahvaltıda dileyenlere söğüş, peynir çeşitleri ve yumurta gibi kahvaltılıklar da ikram ediliyor.
“Maltepe’nin ilk binası olarak inşa edilmiş”
Fırının işletmeciliğini yapan Savaş Toraman, AA muhabirine, yapının taş fırın olarak yapıldıktan sonra su almaması ve rahat imalat yapılabilmesi için üstüne bir katın daha eklendiğini söyledi.
Toraman, geçen sürede tekrar su akması sebebiyle binanın çevresi demir yolu rayları da kullanılarak birbirine kilitlenen tuğlalarla kaplandığını aktardı.
Fırını 1975’ten sonra ailesinin çalıştırdığını, 2005 yılından itibaren de kendisinin işlettiğini belirten Toraman, şöyle devam etti:
“Birinci Dünya Savaşı’nda ekmek çıkarmış, ekmek yapıyormuş o zamana kadar. 1975’e kadar ekmek çıkıyormuş ama 1975’ten sonra İstanbul’da simit kültürü biraz daha çok olduğu için simide dönmüş. 1975’ten 2005’e kadar burasını galeta fırını diye biliyorlardı. Tabii ki simit çıkıyordu ama galeta daha çok çıktığı için, galeta fırını diye biliyorlardı. Ancak simit İstanbul kültüründe bir başkadır. O yüzden müşterilerimiz de ekonomik olması nedeniyle burayı tercih ediyor.”
Simidin yanında galeta ve çay kurabiyesi de en çok tercih edilenlerden
Savaş Toraman, ürettikleri simitlerin taş fırında yapıldığı için diğerlerinden daha lezzetli olduğunu ifade etti.
Simit üretiminde herkesin aynı malzemeleri kullandığını anlatan Toraman, “Ama bu fırının o zamanki mimari çalışmasında dört dörtlük yapılması, yani simidi güzel pişirmesi ayrı lezzet katıyor. Aynı malzemeleri kullanıyorlar ama aynı lezzeti bulamıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Müşterilerin fırında yaptıkları ürünlerden en çok simit, ikinci sırada ise galetayı tercih ettiğini kaydeden Toraman, “Çay kurabiyesi, sade galeta, kepekli galeta, halka. Bursa’ya ait özel bir tahinli pide var, onu yapıyoruz. Çınarcık kurabiyemiz var.” dedi.
Kapalı ve hijyenik şekilde kahvaltılık ürünler de sunduklarını, herkesin bütçesine göre kahvaltı yapabildiğini dile getiren Toraman, “Özellikle hafta sonu kentin birçok noktasından müşteriler geliyor. Yoğun tempoda çalışıyoruz. Hafta sonu 8’de başlayan kahvaltı servisi akşam saatlerine kadar sürüyor. Müşterilerimizden memnunuz, onlar da bizden memnun. Tarihi bir yerde, Maltepe’nin ve İstanbul’un en eski fırınlarından birinde hizmet veriyoruz.” diye konuştu.
Toraman, simidin üretim sürecinin bilinenin aksine çok meşakkatli olduğunu ama tüm zorluklara rağmen müşterilerin isteklerine yetişmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.
]]>