İZMİR’de Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki sigarayı bırakma polikliniğine başvuruların her geçen gün arttığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Atike Demir, son dönemde sigarayı bırakmak isteyenler arasında alternatif tıp yöntemlerinin de giderek popülerleştiğini ifade edip, uyarılarda bulundu. Dr. Demir, “Biorezonans ya da akupunktur gibi yöntemler, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tedavi yöntemi olarak önerilmiyor. Çünkü bu yöntemlerin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmadı. Yüksek maliyetler harcayıp sigarayı bırakamayan ve bizden destek isteyen çok hastamız var” dedi.
Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Atike Demir, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Bugün Dünya Tütünsüz Günü. 31 Mayıs bizim için çok önemli. Tüm dünyada şu anda 1 milyar 300 milyon kişi ile ülkemizde de yaklaşık 25 milyon kişinin sigara içtiği tahmin ediliyor. Onların sigarayı bırakmaları ve içmeyen kişilerin de sigaraya başlamaması için Dünya Tütünsüz Günü’nde insanların uyarılması gerekiyor. Bugün tüm dünyada bunun için etkinlikler düzenleniyor” dedi.
Bir kamu hastanesi olarak sigarayı bırakma polikliniğine çok sayıda başvuru aldıklarını kaydeden Uzm. Dr. Demir, “Özellikle son dönemlerde sağlık konusunda insanların farkındalığı ile sigara konusunda bilgilendirmeler arttıkça sigarayı bırakmak isteyenlerin sayısı artıyor. Hastalar da gelip tedavi olduktan sonra yakınlarının ve diğer kişilerin sigarayı bırakması için teşvik edici oluyor. Biz de bundan memnun oluyoruz. Çünkü sayılar her geçen gün artıyor. Başarı oranları da bunun bir kanıtı” diye konuştu.
‘SİGARAYI BIRAKANLAR BİR YIL TAKİP EDİLMELİ’
Sigarayı bırakma tedavisinde sürenin kişiden kişiye değiştiğini belirten Dr. Demir, kişinin bağımlılık düzeyi ile sağlık durumunun etkili olduğunu söyledi. Sigarayı bırakma konusunda kesin kararlı kişilerin daha kısa sürede tedaviden sonuç aldığını anlatan Dr. Demir “Sigarayı bırakma konusunda önemli olan kişinin hazır olması, bırakmaya kararlı olmasıdır. Bu durumun devamı için kişinin desteklenmesi lazım. Biz gelen hastalarımıza motivasyon ve davranışsal destek tedavisi veriyoruz. Beraberinde gereken hastalara ilaç tedavisi de uyguluyoruz. Bu tedaviler sonrasında hastalarımızı 1 yıl boyunca sigarayı bıraksa da takip ediyoruz. Çünkü kişi sigarayı bıraktıysa bunu tam olarak söyleyebilmek için 6 ayın geçmesi gerekir. 1 hafta sigara içmemek sigarayı bıraktı, demek değildir. Tekrar geri dönmemesi için 1 yıllık takip gerekli.”
‘İLAÇ TEDAVİSİ İLE DESTEKLENEBİLİR’
Sigarayı bırakma polikliniğine gelen hastaları sigaranın sağlık, çevre ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri konusunda bilgilendirdiklerini söyleyen Dr. Demir, kişinin sigarayı bırakmaya hazır hale getirilmesinin önemli olduğunu belirterek, “Kişinin başkalarının zorlaması ya da desteğiyle değil kendi isteğiyle bu işe başlaması başarı oranını çok arttırıyor. Aynı zamanda yaşam tarzını değiştirerek davranışsal değişiklikler ile bu tedavinin kalıcı hale gelmesini sağlıyoruz. İlaç tedavisi bu tedavinin destek ayağını oluşturuyor. Aynı zamanda ilaçları kullanarak da hastanın sigarayı çok daha kolay bırakmasını sağlıyoruz” dedi.
‘BİOREZONANS YA DA AKUPUNKTUR TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK ÖNERİLMİYOR’
Sigarayı bırakma yöntemleri arasında son dönemde alternatif tıbbın giderek yaygınlaştığını anlatan Dr. Demir, bu yöntemlerle başarı elde edemeyip kendilerine başvuran çok hasta bulunduğunu kaydederek, “Kamuoyunda en çok duyulan sigara bırakma yöntemleri arasında biorezonans ya da akupunktur gibi yöntemler var. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSO) tarafından bunlar tedavi yöntemi olarak önerilmiyor. Çünkü DSO’nun önermesi için herhangi bir yöntemin bilimsel olarak etkinliğinin kanıtlanması lazım. Bu yöntemlerin etkinliği kanıtlanmadığı için biz bunları önermiyoruz. DSO tarafından önerilen tedaviler ilaç tedavisi, nikotin ve ‘yerine koyma’ tedavisidir. Alternatif tıbba yöneldiği için yüksek maliyetler harcayıp sigarayı bırakamayanlar var. Her özel kurum farklı tedavi rakamları uyguluyor. Ama bu yöntemleri deneyip bırakamayan ve bizden destek isteyen çok hastamız var” diye konuştu.
]]>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Tarhan, uzun süreli nikotin kullanımında beyindeki öğrenme belleğinin bozulduğunu belirtti.
Nikotin bağımlılığının nikotizm olarak tanımlandığını ve beyindeki asetilkolin maddesiyle ilgili olduğunu kaydeden Tarhan, asetilkolin maddesinin hafızayla ve dikkat etmeyle ilgili bir madde olduğunu aktardı.
Tarhan, nikotinin ani kesildiği zamanlarda, sigara kullanan kişilerde şiddetli baş ağrısı, huzursuzluk, sinir, sersemleşme ve dikkat dağınıklığı yaşandığına işaret etti.
Tarhan, nikotinin bağımlılık oluşturmasının diğer maddelere göre çabuk olduğunu hatırlatarak, sigarada fizyolojik ve psikolojik bağımlılık olduğunu ifade etti.
Sigarayı çıkarma, yakma, özentilik, yemekten sonra çay, kahveyle içilen sigara gibi ritüellerin psikolojik bir bütünlük oluşturduğunu ve sigara içmeyi tetiklediğini vurgulayan Tarhan, bunların daha çok davranışsal bağımlılık boyutunu oluşturduğunu ve fizyolojik bağımlılıkla ikisini birleştirdiğini aktardı.
“Bağımlıkta en büyük belirti kullanıcının sinirli olması”
Tarhan, bağımlı olan bir kişinin sigara olmadığı zaman sinirli olmasının en büyük belirti olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Kişinin sabah uyanır uyanmaz sigara yakma isteği olması tehlikeli ve zararlı. Öksürüyor, bazı damar hastalıkları belirtileri başlamış ama hala sigarayı bırakmıyor. Öksürüyor, doktora gidiyor, doktor sigarayı bırakmasını söylüyor yine bırakmıyor. Bu durumda tehlikesini ve zararlı olduğunu bildiği halde bir şekilde kendini ikna edecek bir yol buluyor. ‘Bana bir şey olmaz, ben bağımlı değilim, istediğim zaman bırakabilirim, bundan bir şey olmaz’ diyor. İnsanoğlu kendini aldatma konusunda çok usta. Uyarıları ciddiye almıyor. Paket almıyor içmemek için başkalarından isteyerek yine sigara içmeye devam ediyor.”
Kişinin önce sigarayı bırakmak istemesi ve bu noktada karar vermesinin hayati olduğuna dikkati çeken Tarhan, sigarayı bırakma kararının kesinlik arz ettiğini aksi takdirde çok zor olduğunu anlattı.
Tarhan, sigarayı bırakmada ‘davranış değiştirme modelinin var olduğunu anımsatarak, “Sigarayı bırakmak için gelenlerin gerçekten bunu isteyerek mi geliyor, yoksa eşin dostun hatırı için mi geldiğine bakıyoruz.Bu bana zarar verdi ama bırakamıyorum. Sanki içimde ikinci bir kişi var, o içittiriyor gibi diyorsa burada çözüm kolay. Sigara içme dürtüsünü azaltan ilaçlar var. Bunlar işe yarıyor, onları veriyoruz. Antidepresan aslında fakat o ilaç beyindeki sigara aşermesini azalttığı için yüzde 40-50 civarında sigara içme isteğini azaltıyor. İstekli olan kişilere o ilaç verilebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Sigara kart metodu bağımlılığı azaltıyor”
Bazı kişilerde sigara kart metodunun çalışıldığını da kaydeden Tarhan, “Sigarayı bırakmada ilk 14 gün kritik. Sigarayı neden bırakmak istiyorsun listele diyoruz. Mesela ağzımın kokusunu istemiyorum, akciğerimde şüpheli bulgular var, tansiyonum yükseliyor, öksürüyorum diyor. Kişi canı sigara içmek istediği zaman o kartı çıkartıp onu okuyacak, bu gerekçelerle ben içmeyeceğim diyecek. Beyinde fren mekanizmasını devreye sokacak. Bunu 14 gün yapsın, bu kritik dönem geçiyor.” ifadelerini kullandı.
Tarhan, “Sigarayı bırakmayı 7 ila14 gün başaran, bunun hazzını yaşıyor. Bu süreçte kişiler, nikotin reseptörlerindeki duyarlılığın yavaş yavaş azalmasını sağlayan nikotin sakızı veya bantları kullanabilir. Bunlar da işe yarıyor.” bilgisini paylaştı.
Dünyada sigarayla mücadelede ABD’nin başarılı olduğunu ve sigara içme oranının ortalama yüzde 15 civanda bulunduğunu bildirerek, “Türkiye’de sigara içme oranı yüzde 30’ları geçiyor şu anda. Türkiye’de bu oran erkeklerde yüzde 39, kadınlarda yüzde 12. Dünyada sigara içme oranı en yüksek ülkeler arasındayız. Politik kararlılık oldu, STK’lar, medya destekledi biraz düştü. Ama tekrar eski hale geldik.” açıklamasında bulundu.
]]>