Şifa – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 07 Jul 2024 22:36:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Erzincan’da Şifalı Gölün Kaynak Suyu İçiliyor https://www.haber60.com.tr/erzincanda-sifali-golun-kaynak-suyu-iciliyor/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-sifali-golun-kaynak-suyu-iciliyor/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37995 Erzincan’ın Mollaköy Beldesinde bulunan ve Şanlıurfa’daki Balıklı Gölü andıran gölün kaynak suyundan şifa bulmak için içiyorlar.

Mollaköy Beldesinde halkın şifalı olarak nitelendirdiği göze suyunun şifa dağıttığına inanılıyor. Ülkenin birçok şehrinden özellikle doğum yaptıktan sonra sütü az olan kadınların sütlerinin artması için akın ettiği şifalı suyun aktığı havuzda bulunan balıklar kutsal sayıldığı için insanlar tarafından tutulmuyor.

Bilgin bir molladan kalan bir efsane olduğunu ifade eden belde sakinleri, suyun şifa dağıttığını belirtti.

Şifalı sayılan suyla ilgili yaptırılan kitabede şu yazıya yer verildi:

“Molla Köyü, efsaneler konu olmuş sevimli ve bilgin bir molladan alır. Molla Köyünde halen camii ve caminin yanında akan buz gibi berrak ve içinde balıkların yaşadığı bu su için şu efsane anlatılmaktadır.

Eskiden, bugünkü caminin yerinde bir kilise varmış. Bir İslam beldesinde kilise değil, camii bulunması gerektiğini düşünen molla, bu kiliseyi yıkmak, yerine bir camii yaptırmak istedi. Bunu haber alan kilise mensupları bölgenin valisine başvurarak şikayetlerini arz etmişler. Bölgenin valisi, mollayı huzuruna getirmek için adam göndermiş. Giden adam mollayı tarlada bir çift geyikle çift sürerken bulmuş. Mollanın elindeki massa da bir yılanmış. Adam hayrette kalarak, mollaya yaklaşmadan uzaktan valinin emrini bildirmiş. Molla işini bitirdikten sonra şehre, valinin yanına gitmek için hareket etmiş. Molladan önce şehre varan valinin adamı, valiye gördüklerini bir güzel anlatmış. Ondan sonra da sevimli molla huzura çıkmış. Molla valinin huzuruna çıkar çıkmaz şiddetli bir deprem olmuş. Vali, depremin molladan dolayı olabileceğini, adamının anlattıklarını da göz önünde bulundurarak tahmin etmiş ve mollaya camii yaptırmak için gerekli izini vermiş. Molla, camiyi yapmaya başlamış. Camii bitince, yanında berrak, buz gibi bir su kaynayarak akmış. Suyun içinde iki tane balık varmış. Molla, yazın işini bitirince geyiklerden birini Allah için kurban keser, diğerini de dağa salarmış. Kışı dağda geçiren geyik, her gündönümünde (22 Haziran) çift olarak geri gelirmiş. Bu durum yıllarca böyle devam etmiş. Molla yaşlanmış, köylülere aynı durumu devam ettirmelerini tavsiye etmiş. Gelin görün ki, köylüler mollanın tavsiyelerini unutur olmuşlar. Yine bir gündönümünde su içmeye gelen geyiklerden ikisini de kesmişler. O andan itibaren buz gibi ve berrak su kurumuş. Suyun kurumasıyla kalan çukurlukta tavuklar eşinir olmuşlar. Bu tavukları da her akşam telli duvaklı bir gelin gelir alır götürürmüş. Yine bir günün akşamında, gelin tavukları almaya gelince birdenbire su fışkırmaya başlamış. Telli duvaklı gelinde bu suda boğularak kaybolmuş. Bu olaydan sonra, her gündönümünde ölen telli duvaklı geline ve geyiklere Allah rızası için kurbanlar kesilmiş. Bu efsaneye konu olan camii ile sütü olmayan kadınlar, aslında oradan geçen herkesin kana kana içtikleri su hala yerindedir. Suyun içinde de kutsal sayılan yüze yakın balık vardır. Süt çeşmesi olarak ta bilinmektedir. Molla keramet sahibi evliyalardandır. Müslümanlar buna inanır ve onun olağan üstü gücünden, kerametinden yardım umarlar. Camii su ve sudaki balıklar kutsaldır. Balıklara kimse dokunmaz. Balıkların bulunduğu su bir göze suyudur. Halk şifa niyetine buradan su içer.” – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-sifali-golun-kaynak-suyu-iciliyor/feed/ 0
Alman turistler yıllardır aradıkları şifayı Antalya’nın doğasında buldular https://www.haber60.com.tr/alman-turistler-yillardir-aradiklari-sifayi-antalyanin-dogasinda-buldular/ https://www.haber60.com.tr/alman-turistler-yillardir-aradiklari-sifayi-antalyanin-dogasinda-buldular/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:49:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34347 Alman turisteler yıllardır aradıkları şifayı Antalya’da buldular. Mide, diyabet, sedef ve KOAH hastası olan Alman turistler Antalya’nın Akseki ilçesinde bulunan defne yaprağı, kekik, ada çayı, yaban mersini ve yaban zeytini yaprağından şifa buldular. Alman turistler bu bitkilerden yeniden almak için özel olarak Almanya’dan Antalya’ya gelerek Akseki turuna katılıp bu bitkileri temin ettiler.

Side- Manavgat bölgesinde faaliyet gösteren turizm acentesi satış pazarlama sorumlusu Faruk Boztaş, Türkiye’ye gelen turistleri alternatif turizm kapsamında Akseki-İbradı-Ürünlü-Belenalan köylerine gelip, buradaki tarihi doğal güzellikleri ve Altınbeşik Mağarasını gösterdiklerini söyledi.

Yıllardır bu bölgedeki yapmış oldukları çalışmalar neticesinde insanların yaban bitkilerini gösterme fırsatını da bulduklarını söyleyen Boztaş, “Geçen yıl bu bölgeye misafirlerimizi getirdiğimizde bazı misafirlerimizin mersin yaprağı, ada çayı, kekik, defne bitkilerini götürdüklerini tespit ettik. Daha sonradan bize bunlarla ilgili geri dönüşüm yazıları yazdılar. Bizde elimizdeki kaynaklara göre insanlara burada hangi bitkinin ne işe yaradığını tarif etmeye çalıştık. Bu kaynaklar tamamen Türkiye’de çalışılmış olan ve üniversitelerden gelen kaynaklar. Özellikle insanlara bu doğru bilgiyi insanlara doğru vermek açısından bu kitapları getirttirdik” dedi.

“Defne yaprağı KOAH hastalığına iyi geldi”

Geçen yıl Almanya’dan Türkiye’ye gelen ve Akseki turuna katılan hanımefendi eşinin KOAH hastası olduğunu, Akseki’nin Belenalan köyünden aldığı mersin yaprağı çayını kullandığını ve kendilerine defalarca mail atarak kendilerine bu yapraktan göndermelerini istediklerini anlatan Boztaş, “Bunu biz maalesef gönderemedik. Fakat kendisi yeniden Türkiye’ye geldi ve tekrardan bize ulaştı. Aslında onların amaçlarının aynı tura katılmak değil, Belenalan köyüne gelip bu bitkileri almak için geldiklerini söylediler. Kendilerinin Almanya’da birçok baharatçılarda aradıklarını ve Akseki’deki özelliklerde olmadığını söylediler. Kendisinin de aynı zamanda diyabet hastası olduğunu ve bunun içinde defne yaprağını belirli bir beslenme programını uygulayarak defne yaprağını takviye olarak kullandığını ve ilaçları tamamen bıraktığını söyledi. Kendisi artık herhangi bir ilaç kullanmadığını, adaçayı, kekik çayını da soğuk algınlığı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullandıklarını, bunların ilaçlardan daha iyi geldiğini söylediler. Biz bu bilgileri kendilerinden alıp daha sonrasında diğer misafirlerimize de ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu bitkilerin gerçekten faydasını kendi üzerimizde de görüyoruz. Kendimizde kullanıyoruz. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru saatte kullanıldığı zaman bu bitkiler tamamen şifa kaynağı olarak görülüyor” diye konuştu.

“Akseki bölgesinde bulunan bitkiler şifa kaynağı”

Rakım olarak Akseki bölgesinde bulunan bitkilerin daha şifalı olduğuna dikkat çeken Boztaş, “Biz sonuçta bitki uzmanı değiliz. Bu konuda Türkiye’de çok değerli hocalarımızdan bilgi alışverişinde bulunduk. Kendileri bize bunlarla ilgili kitaplar gönderdiler. O kitaplardan yola çıkarak gelen misafirlerimize taşımaya çalıştık ve bununla ilgili çok olumlu şeyler var. Özellikle Akseki bölgesinde bulunan bitkilerin yapılan araştırma sonucunda sadece bu bölgede toplanan bazı bitkilerin faydasının olduğunu tespit ettik. Kıyı şeridinde toplanan bir defneyaprağı ile Akseki’de topladığımız bir defneyaprağının aynı olmadığını gördük. Dolayısı ile buranın hem hava, hem iklim, hem de toprağındaki zengin mineralleri bu bitkileri tamamen beslediğini inanıyoruz. Bundan dolayı ülkemizde bulunan bitkileri aslında doğru kullanılıp insanlara doğru aktarılmasını ve bunun artık ileride bir ihracat için bire bir sebep olmasını öngörüyoruz. Bu şekilde olursa hem turizme deniz ve kum değil aynı zamanda sağlık turizmine de bir şekilde çevirebileceğimize inanıyoruz. Bu bölgede yaklaşık 4 yıldır bu şekilde çalışmamız var. Artık bu bölgenin insanların meyvesini topladığını görüyoruz. Bu bölgede bulunan insanlar, burada yaşayan insanlar, Yörüklerimiz bu işi benimsediler. Eskiden yanından geçtikleri bitkilere şimdi altın gözüyle bakıyorlar. Umarım ülkemiz açısından da faydalı bir gelişme olur” şeklinde konuştu.

“Yeniden bitki almaya geldim”

Almanya’da yaşayan ve yaşlılar evinde hemşire olan Mandy Freısleben, “Geçen sene bu turu yapmıştım. Bu bitkileri alıp Almanya’ya götürmüştüm. Bu bitkilerin aynısını Almanya’da çok aradım fakat kesinlikle bulamadım. Bitkilerden güzel beklentilerim oldu. Tekrardan bu yıl Almanya’dan gelerek aynı tura katıldım. Tek amacım ise aynı yerden bu bitkileri satın almak oldu. Kendim Adaçayı, defneyaprağı, mersin yaprağını çeşitli hastalıklar için kullandım. Bundan şifa buldum. Bunun için bu tura katılarak Akseki’den bu bitkileri bulup yeniden yerinde aldığım için mutluyum. Zeytin yaprağı çayını mide ve bağırsak sağlığı ve aynı zamanda zayıflamak için kullandık. Mersin yaprağını da KOAH hastalığı için kullandık. Defneyaprağını da kendimde diyabet olduğu için kullandım” diye konuştu.

“46 yıldır hekimin yanında asistanlık yapıyorum”

Almanya’dan gelen Lısa Wanıng (64) ise, “Eniştem geçen yıl burada tura katılmıştı. Bu turda bana hediye olarak mersin yaprağı getirdi. Kendimde yaklaşık 25 yıldır polen alerjisi vardı. Mersin yaprağı çayını içtikten sonra daha sonradan bende bulunan bu kronik rahatsızlığı tesadüfen tedavi ettiğini gördüm. Yılda birkaç defa Türkiye’ye geliyorum. Her sene gelmeye devam edeceğim. Özellikle bu çay için Akseki bölgesine geleceğim. Kendim 46 yıldır hekimin yanında asistanlık yapıyorum. Antialerjik haplar kullanıyordum. Onları kullanınca kendimi yorgun hissediyordum. Şu anda da normalde yazın ilkbahar döneminde Almanya’da polen alerjisinden dolayı dışarı çıkamıyordum. Bu çayı kullandıktan sonra böyle bir sorunum kalmadı. Oldukça mutluyum” dedi.

“12 yıldır sedef hastasıydım, yüzde 95 şifa buldum”

Alman Ralf Eckhardt (68) “Geçen sene acente vasıtası ile tura katıldım. Bana bazı şifalı bitkiler bildirildi. En sonunda mersin yaprağının şifasını duydum. Kendim yıllardır sedef hastalığı ile mücadele ettim. Almanya’da birçok noktaya gittim. Herhangi bir şifa bulma şansım olmadı. Yaklaşık 12 yıldır bu hastalığı çekiyorum. Bu mersin yaprağını 3 hafta düzenli şekilde kullandım. Hastalığımın yüzde 95’ini iyileştirdi. Genç ya da yaşlı olması önemli değil. Bu hastalık herkesi bir şekilde bulabiliyormuş. Kendimde bu konuda şifa aramaya başladım. Sonunda buraya gelerek bu bitki ile tanıştım. Sonrasında 3 hafta düzenli kullandım. Tekrar bu bitkiyi aynı yerden aynı noktadan almak için buraya geldim. Hastalığıma arada bir sadece vücudumun bazı yerlerini nemlendirmesi için krem kullanıyorum. Karın bölgemden daha önce aynı hastalıktan tedavi oldum ve normal tıp tedavisi ile iyi oldu. Fakat sırt bölgesinde bugüne kadar herhangi bir şifa bulamamıştım. Bu bitkiden ise şifa buldum. Yeniden Türkiye’ye gelerek tura katıldım ve bu bitkiyi aldım” diye konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/alman-turistler-yillardir-aradiklari-sifayi-antalyanin-dogasinda-buldular/feed/ 0
Manisa’da on binlerce el şifaya uzandı https://www.haber60.com.tr/manisada-on-binlerce-el-sifaya-uzandi/ https://www.haber60.com.tr/manisada-on-binlerce-el-sifaya-uzandi/#respond Sun, 28 Apr 2024 22:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29695 Manisa’da on binlerce el şifaya uzandı

Tarihi Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerden 4 yıl sonra yeniden şifalı mesir yağdı

484’üncü Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali şifalı mesir macunlarının saçımıyla sona erdi

Saçım öncesi gerçekleştirilen festivalin kortej yürüyüşü karnaval havasında gerçekleştirilirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel de hem kortejde hem de saçım töreninde yer aldı

7 ton mesir macununun saçıldığı festivalde saçım sırasında adeta izdiham yaşandı

MANİSA – UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer alan, pandemi ve deprem nedeniyle 4 yıldır yapılamayan 484. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, renkli görüntülere sahne oldu. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılan Sultan Camisi kubbelerinden saçılan 7 ton mesir macununu alabilmek için on binlerce insan birbirleriyle yarışırken izdihama neden oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de festivale ilk kez genel başkan olarak katıldı.

Osmanlı tarihinde, 484 yıl önce Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharatın karışımıyla yapılan Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi, Yavuz Sultan Selim’in eşi Ayşe Hafsa Sultan’a şifa olan mesir macunu, coşkulu bir kutlama ile Sultan Camisi minare ve kubbelerinden halka saçıldı. 4 yıllık bir hasretin ardından karnaval havasında gerçekleştirilen kortej yürüyüşünün ardından Sultan Camisinin kubbe, minare ve çevredeki binalardan saçılan mesir macunlarından kapabilmek için on binlerce insan adeta izdihama neden oldu.

Mesir saçım töreni kortejle başladı

Manisa Hükümet Konağı önünde kortej yürüyüşü ile başlayan festivale, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Valisi Enver Ünlü, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, AK Parti Manisa Milletvekilleri Mücahit Arınç, Tamer Akkal, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, çevre illerin milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, çok sayıda ülkenin büyükelçisi, yabancı ülkelerin delegasyonları, halk oyunları ekipleri ve vatandaşlar katıldı.

Kortejde temsili Merkez Efendi, Hafta Sultan ve nedimeleri ile Manisa’da yetişip tahta çıkan temsili Osmanlı padişahları, şehzadeleri, yabancı ülkelerden gelen ekipler bulundu. Geniş güvenlik önleminin alındığı festivalde, mehter takımının marşları ile Mustafa Kemal Paşa Caddesi’nde ilerleyen kortej, Cumhuriyet Bulvarı güzergahında devam edip Sultan Camisi’ne ulaştı. Yabancı ülkelerden ve Türkiye’den katılan dans toplulukları kortej boyunca gösterileriyle festivale karnaval havası kattı. Protokol üyeleri, evlerinin balkonları ve yol kenarlarında toplanarak korteje eşlik eden halkı selamlarken, kortej sonunda Sultan Camisi önünde toplanan on binlerce kişi heyecanla mesir macunu saçımını bekledi.

Temsili Hafsa Sultan şifa dağıttı

Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularından seçilen temsili Hafsa Sultan ve nedimeleri ile temsili Merkez Efendi’nin mesir macunu saçılması için berat vermesinin ardından protokol üyeleri temsili Hafsa Sultan ile birlikte ilk mesir macunlarını halka saçmaya başladı. Sultan Camisi minare ve kubbelerinden çuval çuval mesir macunu halka saçıldı. Her sene olduğu gibi bu yıl da macunlardan kapmaya çalışan yüzlerce kişi ezilme tehlikesi geçirdi, izdiham yaşandı. Filistin bayraklarının da açıldığı saçım töreninde bazı vatandaşlar baygınlık geçirdi. Her festivalde olduğu gibi şemsiyelerini ve ceketlerini ters açarak mesir macunlarını ağaç veya elektrik direklerinin tepelerinde kapmaya çalışanlar da renkli görüntüler oluşturdu.

Onlarca mesir kaptı

Festivalde özellikle gençler mesir macunu kapabilmek için büyük bir mücadele verirken, Halil İbrahim Demirci, “Manisa’nın yerlisiyim. Dört yıldır mesirin olmasını bekliyordum. Sağ olsun 4. yıldan sonra Ferdi Zeyrek Başkanımız sayesinde oldu. 20-30 topladım. Savaştım, mücadele ettim” dedi.

Mesir macununun tarihi

Türkiye’de Kırkpınar yağlı güreşlerinden sonra en eski gelenek olan Mesir Festivali, 484 yıl önce ortaya çıktı. Amansız bir hastalığa yakalanan Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Sultan Camisi Külliyesi’nde idareci olarak görev yapan devrin ünlü hekimi Merkez Efendi’nin 41 çeşit baharatın karışımıyla hazırladığı mesir macunuyla şifa buldu. Hafsa Sultan, hastalığa şifa olan macunun her nevruz günü halka saçılmasını istedi. O günden sonra her yıl mesir macunu saçılarak bugün 484 yılı bulan bir gelenek haline geldi. Mesir macununun hazmı kolaylaştırıcı, kuvvet verici, cinsel uyarıcı, iştah açıcı, yorgunluk giderici, zehirli hayvanların zehirlerine karşı bağışıklık kazandırıcı özelliği yanı sıra birçok derde şifa olduğuna inanılıyor.

41 çeşit baharat

Şifalı mesir macunu içinde yer alan 41 çeşit baharat ise şöyle:

“Tarçın, karabiber, yenibahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, hibiskus, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarıhalile, vanilya, darı fülfül, kakule, havlıcan, hıyarşembe, safran, kimyon, çam sakızı, mürsafi, meyan balı, zulumba, limon kabuğu, portakal kabuğu, deve dikeni tohumu, keten tohumu, keçiboynuzu, udi hindi, ısırgan tohumu, akbiber, üzüm çekirdeği, hayıt tohumu, biberiye, funda yaprağı, melisa otu, karahalile.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisada-on-binlerce-el-sifaya-uzandi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:51:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19169 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı İftar Programı’nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:

“Tüm doktralarımızın tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp bayramını kutluyorum. Ülkemizin dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık ordusunun her bir mensubuna ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Kendinin, evinin rızkını kazanırken sağlık personelimiz kadar dua alan bir başka kimse yoktur. Canı yanan, umut arayan bir hastaya şifa bulmanın yeri doldurulamaz. Sizler böyle manevi yüksek bir vazifeyi icra ediyorsunuz. Sağlıktan daha değerli bir nimet olmadığının hepimiz farkındayız.

“UMUT ARAYAN BİR HASTANIN ŞİFA BULMASINA VESİLE OLMANIN YERİ ASLA DOLDURULAMAZ”

1 milyon 300 bini aşkın sağlık personelimiz var, bu ordunun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Canı yanan, yakalandığı hastalıktan kurtulmak için umut arayan bir hastanın şifa bulmasına vesile olmanın yeri asla doldurulamaz. Sizler böyle ulvi ve manevi değeri yüksek bir mesleği icra ediyorsunuz. Şu dünyada sağlıktan bir nefes sıhatten daha değerli bir nimet, mutluluk olmadığının hepimiz farkındayız.

“24 ŞEHİR HASTANESİNİ AÇTIK”

Türkiye kimi çevrelerin art niyetli eleştirilerine rağmen 2002’den bu yana sağlık altyapısına yaptığı devasa yatırımların karşılığını Covid-19 döneminde fazlasıyla almıştır. Bize örnek gösterilen batılı ülkelerin bile baş etmekte aciz kaldığı bu zor dönemde hamdolsun biz devletini vatandaşına karşı mahçup edecek hiçbir şeye mahal vermeden suhuletle geri bıraktık.

6 Şubat’ta da yine sağlık alt yapısının önemini gördük. Toplamda 36 bin 300 yataklı 24 şehir hastanemizi hizmete açtık. Şehir hastanelerimiz deprem ve salgınla mücadelede sembol haline geldi. İsraf denilerek engellenmeye çalışılan bu modern sağlık üsleri bu iki süreçte de kritik roller üstlendiler. Her büyük şehrimizi bir şehir hastanesi ile buluşturmayı hedefliyoruz. Hali hazırda 14 tanesinin inşası devam ediyor. Göreve geldiğimizde, ekonomik imkanı olmayan doğru dürüst sağlık hizmeti alamıyordu. Hastaneler şifa yuvası olmaktan ziyade vatandaşın ‘Allah düşürmesin’ dediği bir eziyet çarkına dönüşmüştü. İnsanımızın sosyal ve ekonomik statüsünden bağımsız olarak en iyi sağlık hizmetini alabilmesi için gereken her türlü adımı attık. Sağlık altyapısında dünyada Türkiye’nin eline su dökecek ülke olmadığını herkes kabul ediyor. Hatta öyle bir seviyeye ulaştık ki bizim hastalarımız dışarı gitmiyor, dünyanın birçok farklı ülkesinden insanlar şifayı Türkiye’de arıyor. Her yıl 100 binlerce insan sağlığını sizlere, Türk hekimlerine emanet ediyor. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı payın giderek arttığını görüyoruz. Bu yılın ilk çeyreğinde başvuru 225 bini aştı. Sağlık turizminde çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDETİ KATALOG SUÇLAR KAPSAMINA ALDIK”

Sağlık çalışanlarını ihmal etmedik, etmiyoruz. Özlük haklarından çalışma şartlarına kadar her alanda sağlık kadromuza destek verdik. Beyaz reform adını verdiğimiz bir dizi değişimle iyileştirmeler yaptık. Sabit ödemeleri merkezi bütçeye aktardık, ek ödemede iyileştirmelere gittik. Sağlık çalışanlarımızın 3600 ek göstergeden faydalanmasını sağladık. Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/feed/ 0
İnegöl’deki termal su alanı binlerce kişinin ilgisini çekiyor https://www.haber60.com.tr/inegoldeki-termal-su-alani-binlerce-kisinin-ilgisini-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/inegoldeki-termal-su-alani-binlerce-kisinin-ilgisini-cekiyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 08:03:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16070 Bursa’nın İnegöl ilçesinde, Uludağ’ın eteklerinde maden suyu kazısında bulunan termal su halkın ilgisini çekti. 15 yıldır durmadan akan kaplıca suyu nedeniyle alan adeta bir Pamukkale’ye dönüştü. Binlerce kişi ücretsiz termal ve çamur için farklı şehirlerden bölgeye akın ediyor.

İnegöl ilçesi merkezine 25 kilometre uzaklıkta olan kaplıca alanı geçtiğimiz yıl yapılan çalışma ile görsel güzelliğe de kavuştu. Alanın kulaktan kulağa yayılmasıyla farklı illerden gelen vatandaşların uğrak yeri haline geldi. Kaplıca alanının çevresinde piknik yapan vatandaşlar hem de suya girerek şifa arıyorlar. Hafta sonraları alanda yoğunluk yaşanıyor.

Kurşunlu Mahallesi Muhtarı İbrahim Kılıç, 15 yıl önce yapılan maden suyu kazısında çıkan kaynak suyunun bazı hastalıklara iyi geldiğini belirterek, “Burada bir firma tarafından maden suyu kazısı yapıldı. Kazı yapılırken bir anda topraktan kaynak suyu fışkırdı. Sıcaklık derecesi 55. Çıkan sıcak suyun şifaları var. Mantara, egzama, cilt hastalıkları ve bir çok hastalığın şifası bu suda. 15 yıldır bu su durmadan akıyor. Halk merak edip geliyor. Sıcak suyu gören içine giriyor. Buraya bir kaplıca merkezi kazandırmak istiyoruz. Yetkililerimizin bu konuda destek vermelerini istiyoruz.” dedi.

Şifa bulanlar var

Kurşunlu mahallesinde ikamet eden Muhammed Can Kuzgun, “İnegöl Kurşunlu mahallesinde oturuyoruz. Yıllardır buralardayız. Çocukluğumuz buralarda geçti. Bu sıcak suyumuz bizim fabrikanın maden suyu çalışmalarında buluyorlar burayı. Yıllardır da böyle sonradan ilk başlarda 20-30 metre kadar ilk çıktığı yerden havaya çıkıp iniyordu. Sonradan bu şekle getirdiler burayı. Güzel de oldu insanlar açısından. İnsanlar eğleniyor, çocuklar eğleniyor. Hem şifalı. Sivilceye, her şeye iyi geliyor. Buyursunlar, gelsinler Bekleriz. Bizde gelmeye çalışıyoruz. Bizim yaz aylarında burada çilek meşhur. Hem işçilerimizi getiriyoruz, mevsimlik işçiler geliyor. Geliyoruz, eğleniyoruz. Az önce sordum Gebze’den geldim dedi, İstanbul, her yerden gelen yani, şifa bulanlar var” dedi.

Bursa’dan gelen Yaşa Bakan, “Gerçekten süper yani. Gelinmesi, görülmesi gereken bir yer yani. Süper. Ben tarif edemiyorum şu an gerçekten süper yani. Su fışkırıyor yani yer altından kaynak su bu. Yer altından gelen bir su yani. Şifa bulunur tabi. Burayı ben arkadaş çevresinden duydum. Benim rkadaşım gelmiş, o da arkadaşından duymuş. Zaten böylelikle bulunuyor böyle yerler. Arkadaşım gördü durumda, İstanbul’da. O da gelecek buraya misafirliğe. Şehir dışından, yurt dışından gelen bile vardır yani” dedi.

Yorgunluğumu alıyor

Bursa Yıldırım ilçesinden gelen Murat Eroy, “Su öncelikle çok güzel. Ücretsiz bir yer olarak çok memnunuz. Allah bunu yapanlardan razı olsun. Benim ikinci gelişim, gerçekten de işe yarıyor. Yorgunlukları alıyor. Bursa Yıldırım’dan geliyorum. Amcamın oğlundan duyup geldim” dedi.

Azerbaycan dan gelen Şamil Kafurov da, “Çok güzelmiş, şifalıymış öyle diyelim. Buraya gelene kadar nereden baksan kişi başı 700-800 dolar gitti Azerbaycan’dan buraya. Orada öyle bir yer yok. Yakın akraba ziyarete geldik. Arkadaşımız getirdi, Bursa’da oturan bir arkadaşımız. Dedi sizi böyle böyle bir yere götüreyim, olur dedim.” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/inegoldeki-termal-su-alani-binlerce-kisinin-ilgisini-cekiyor/feed/ 0
Manisa’da 2. Şifalı Otlar Festivali düzenlendi https://www.haber60.com.tr/manisada-2-sifali-otlar-festivali-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/manisada-2-sifali-otlar-festivali-duzenlendi/#respond Mon, 04 Mar 2024 08:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15162 Manisa’da bu yıl ikincisi düzenlenen Manisa 2. Şifalı Otlar Festivali’ne katılan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç şifalı otların alternatif tıp kaynağı olduğunu ifade ederek, “Bu işin babası rahmetli Suat Arusan’dır. Suat Bey’in itiraz ettiği bir konu vardı. ‘Bundan sonra hastane kelimesi kullanılmamalı şifahane denilmeli’ diyordu. Ne kadar güzel. Oraya hasta giren şifa bulmalı, şifahen taburcu olmalı. İnşallah Fahrettin Koca ile Sayın Bakanımızla bir konuşursak hastanenin adını şifahane yapacağız” dedi.

Geçtiğimiz yıl deprem nedeniyle yapılamayan Manisa Şifalı Otlar Festivali’nin ikincisi yapıldı. Şehzadeler Belediyesinin öncülüğünde, Manisa Pazarcılar Odası, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğinin katkılarıyla ilçedeki tarihi Kurşunluhan’da yapılan festivale eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şube Başkanı ve Festival Komitesi Başkanı Muzaffer Yurttaş, Manisa Pazarcılar Odası Başkanı Destan Bulgay, ot satıcıları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Manisa Pazarcılar Odası Başkanı Destan Bulgay ve Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk’ün selamlama konuşmasının ardından festivalin komite başkanı olan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şube Başkanı Muzaffer Yurttaş, Türkiye’nin endemik bitki bakımından zengin bir ülke olduğunu ve Manisa’nın da şifalı otlarıyla ünlü bir şehir olduğunu belirtti.

Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik ise festivalin ortaya çıkmasının fikrinin Dr. Muzaffer Yurttaş’a ait olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Çelik şunları söyledi:

“Bu sene festivalimizin ikincisini düzenliyoruz. Burası bir şifa şehri, bir tarih şehri. Biz başlattık. Nasıl ki bir bahar bir çiçeğin açmasıyla başlıyorsa bunun ikincisini düzenlediğimiz bu festivali başlatmış olduk. İnanıyorum ki 1 Nisan’dan sonra Yavuz Kurt başkanımızla birlikte bu festival giderek büyüyecektir. Belki 6 ayda bir, belki haftada bir yapılacak ve çok daha fazla katılımlarla yapılacak hale gelecektir” dedi.

“Hastane yerine şifahane”

Açılışta son konuşmayı yapan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ise babasının Yunusemre’nin Büyüksümbüller köyünden, annesinin de Alanyalı ve Girit’ten geldiğini belirterek, Giritlilerin ot yemeklerine olan düşkünlüğünden bahsetti. Arınç, “Şimdi ota dönüş var. Yani sağlıklı beslenme, doğal beslenme, şifalı beslenme bütün dünyada gündemde. Biz bunu farkında değiliz. Hepimiz ilaç kullanıyoruz. Bu ilaçların hemen hemen hepsi sentetik. Bu ilaçlar bir şeyi tamir ederken başka yerleri bozan ilaçlardır. Yan etkileri çok fazladır. Bir doktorun karşısında bunu söylemek cesaret işi ama ilaç kullanmamayı, mümkünse doğal yollarla tedavi olmayı tavsiye ederler. Ben bu yaşıma geldim bunu öğrendim ama çok geç öğrenmişim. Fakat mecburen antibiyotiği de kullanabilirsiniz onu da dengeleyecek başka bir şeye ihtiyaç olabilir. Şimdi doğal hayat klinikleri çok fazlalaştı. Doğal hayatı zaten Dr. Muzaffer Yurttaş yapıyor ama bunun babası rahmetli Suat Arusan’dır. 3 sene önce rahmetli oldu. O derdi ki; ‘Bizim bu doğal şifa olarak yaptıklarımızın yan etkisi yoktur, dorudan etkisi vardır’ bu çok önemlidir. Mide koruyucu ilaç kullanıyorsunuz, onun bir şeye faydası var ama 10 şeye de zararı var. Kullandığım için bunları söylüyorum, aynen tespitlerimdir. Bu şifalı bitkileri de ölçülü kullanmak lazım yoksa o da karaciğere zarar veriyor. Demek ki işi uzmanına soracaksınız. Suat Beyin itiraz ettiği bir konu vardı. ‘Bundan sonra hastane kelimesi kullanılmamalı şifahane denilmeli’ diyordu. Ne kadar güzel. Oraya hasta giren şifa bulmalı, şifahen taburcu olmalı. İnşallah Fahrettin Koca ile Sayın Bakanımızla bir konuşursak hastanenin adını şifahane yapacağız” diye konuştu.

Arınç, konuşmasının ardından sahnede görev alan minik çocuklara hediyeler takdim ettikten sonra Kurşunluhan içinde kurulan stantları gezerek katılımcılardan bilgi aldı. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisada-2-sifali-otlar-festivali-duzenlendi/feed/ 0