İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi’nden (İKÇÜ) Dr. Öğretim Üyesi Erhan Irmak, deniz suyu sıcaklığının artması ile Akdeniz ve Ege’de egzotik türlerin çoğaltıldığına, yerli balık türlerinin de azaldığına dikkati çekip, “Deniz suyu sıcaklığının artışı, balon balığı ve aslan balığı gibi egzotik türlerin sayısında artışa neden oluyor. Daha önce akvaryumlarda görmeye alıştığımız aslan balığı, Süveyş Kanalı’ndan geçerek batıya doğru yayılışı arttı” dedi.
Deniz suyu sıcaklığının yükselmesinin yanı sıra kirlilik ve aşırı avcılık denizde yaşayan canlıları olumsuz etkiliyor. Sıcaklıkların artmasıyla Akdeniz ve Ege Denizi’nde egzotik türlerde artış yaşanırken, yerli balık türlerinde azalış gözlemleniyor. İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Erhan Irmak, denizdeki sıcaklıkların zaman zaman normallerin dışına çıkabildiğini belirtip, “Balıklar da soğukkanlı canlılar olduğu için çok küçük sıcaklık değişimlerden bile etkilenmekte. Havaların ve deniz suyunun ısınması ile kıtalar arası deniz olan Akdeniz’e farklı canlı türlerinin geçişleri sağlanabiliyor. Kızıldeniz’e bağlı olduğumuz Süveyş Kanalı’ndan geçiş yapan canlılar ise genelde tropikal kökenli. Dolayısıyla deniz suyu sıcaklığının artışı, balon balığı ve aslan balığı gibi egzotik türlerin sayısında artışa neden oluyor. Daha önce akvaryumlarda görmeye alıştığımız aslan balığı, Süveyş Kanalı’ndan geçerek batıya doğru yayılışı arttı. Böylece Akdeniz genelinde, Güney Ege’yi dahil edersek egzotik türler yayıldı” dedi.
‘ÇİZGİLİ TON BALIĞINDA ARTIŞ OLDU’
Küresel ısınma nedeniyle artan diğer bir deniz canlısının ‘Katsuwonus pelamis’ denen çizgili ton balığı olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Irmak, “Biraz daha ılıman suları seven bir türdür. Çok fazla görülmezken; sıcaklıkların artışı ile yaklaşık son 7-8 senedir sularımızdaki miktarında artışlar görüldü. Bu artışın tek sebebini küresel ısınmaya bağlamak doğru olmayabilir. Mevcut ortamda aynı boya ve aynı yaşam koşullarına sahip ekolojik istekleri gereği aynı besin gruplarından beslenen ve benzer gruptaki balık türlerinden olan tombik, yazılı orkinos, tülina veya orkinos gibi türlerin azalması çizgili ton gibi bazı balık türlerin artışına neden oluyor” diye konuştu.
‘ARTIŞIN TEMEL SEBEPLERİNDEN BİRİ KİRLİLİK’
Sıcaklıkların yanı sıra deniz kirliliği ve aşırı avcılığın da balık türlerini etkileyen önemli konulardan olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Irmak, şunları söyledi:
“Yaklaşık son 25-30 yıldır denizlerimizde bir kirlilik artışı söz konusu. Bunun en büyük sebebi de kıyısal bölgelerin çok fazlaca işgal edilmiş olması ve yerleşim yeri olarak kullanılıyor olması. Çünkü ne kadar insanlık aktivitesi olursa, o kadar kirlilik de artıyor. Deniz suyundaki sıcaklığın da artışının temel sebeplerinden bir tanesi ise karasal kaynaklı deniz kirliliğinden oluşan türbidite artışı. Dolayısıyla denizlerimizde bahsi geçen 2-3 derecelik artışlar, bu kirlilikten kaynaklı bir artış. Deniz suyu ne kadar bulanık olursa, güneş radyasyonundan kaynaklı sıcaklık artışı o kadar fazla olacaktır. Anlattığımız tüm etmenler soğuk seven türlerin azalmasına neden oluyor. Mezgide Ege Denizi ve İzmir civarında rastlanırken; şu an daha kuzeye giderek kuzey Ege’de sıkışmış durumdalar. Çünkü soğuk seven türler yaşam koşulları değiştiği için Ege Denizi’nin kuzeyine doğru gidiyor.”
‘PALAMUT POPÜLASYONUNDA CİDDİ DÜŞÜŞ OLABİLİR’
En büyük problemlerden birinin de aşırı avcılık olduğunun altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Irmak, “En önemli ekonomik deniz balıklarından olan lüfer ve palamut, Ege Denizi’ne eskisinden daha az geliyor. Ticari değeri yüksek olan bu iki tür en ufak balıkçıdan en büyüğüne kadar sezon açıldığında yakaladıkları ilk balıklardır. Lüfer ve palamut üremesini Karadeniz’de gerçekleştirdikten sonra Ege Denizi’ne geliyor. Aşırı avcılık nedeni ile bu türlerin yavruları boğazlardan çıkıp, göçünü tamamlaması gerekirken; boğazdan dahi çıkamıyor. Dolayısıyla popülasyonda ciddi bir düşüş oluyor. Öngörüm, bu senede palamut olmayabilir ya da sezon çok kısa sürebilir. Popülasyonun kendisini toparlaması bir 4-5 sene alabilir” dedi.
]]>SICAKLIKLARIN mevsim normallerinin üzerine çıktığı Haziran ayında, önümüzdeki günlerde, İstanbul’un bazı bölgelerinde hissedilen sıcaklığın 40 derecelerin üzerine çıkması öngörülüyor. Sıcaklık rekorlarını kırılabileceğini söyleyen Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Güven Özdemir, “Şu anda İstanbul’da 30-32 derecelik bir sıcaklık var şu anda ama 40 gibi hissediliyor” dedi. Yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini söyleyen Güven, “Geçen sene İstanbul’da 40-41 derecelerde rekor kırıldı. Bu rekor galiba yenilenecek gibi geliyor.” diye konuştu.
Haziran ayına girilmesiyle birlikte hava sıcaklıkları hızla yükseldi. Meteoroloji verilerine göre; İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesinde bazı yerlerde hissedilen sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıkması öngörülüyor. Uzmanlar güneşin dik açıyla geldiği öğle saatlerinde dışarıya çıkılmaması yönünde uyarılarda bulunurken, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının nasıl olacağı ise merak konusu. Mevsim normallerine göre 33-34 derece olması gereken hava sıcaklıkları, 3 gün boyunca 40 derecelere kadar yükselecek. AKOM ve uzmanlar, Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini öngörüyor.
Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarını değerlendiren Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Güven Özdemir, “Yaz mevsimi gelince, Haziran ayı maalesef çok çılgın bir sıcaklık var. Yüksek derecede bir giriş oldu. Bunun en önemli sebeplerinden biri; Batı Avrupa ve Güney Avrupa kısımlarında bir oluk var. Alçak basınç oluğu dediğimiz yağışlı hava kendini gösteriyor. Sıcaklıklar var orada ama bizim kadar değil. Bizde ise yüksek basınç sırtı şu anda etkili. Doğumuzda ise Güneydoğu Arabistan Yarımadası’nda yine bir oluk var. Biz yüksek kısmında kalıyoruz. Bundan dolayı da bulutsuz bir gökyüzü hemen hemen tüm yurdumuzda hakim. Sıcak hava, keskin sırt dediğimiz yüksek basıncın etkisinin büyük olduğu kısım şu anda üzerimizde. Sıcaklıkların artma sebebinin en önemli nedenlerinden biri de karbondioksitin sera etkisi yapması ve fosil yakıtların çok kullanılması” ifadelerini kullandı.
“3 GÜN SICAKLIK PİK YAPACAK”
Rüzgarların güney yönlü estiği dönemlerde, Afrika sıcaklarıyla birlikte tozlu, kalitesiz havanın ülkemize gelebileceğini vurgulayan Özdemir, “Şu anda dünden itibaren sıcaklıklar artmaya başladı. Rüzgar hızını kesti, sakin esiyor. Bugün ve yarın da aynı şekilde devam edecek, Perşembe günü de devam edecek. En yüksek seviyelere kadar ulaşacak. Cuma gününden itibaren rüzgarın kuzeye dönmesiyle birlikte sıcakların 29 dereceye kadar gerileme ihtimali var, yağış da bekliyoruz. Yerel de olsa bazı bölgelerimizde, iç bölgelerimizde yağış da görülecek ama tabii ki salı, çarşamba ve perşembe günleri sıcaklık pik yapacak. Bundan dolayı da halkımızın dikkatli olmasında fayda var” diye konuştu.
“GÖLGEDE OLMAKTA FAYDA VAR”
Vatandaşları güneşe çıkmamaları konusunda uyaran Meteoroloji uzmanı Özdemir, “Sabah 10.00 ile 16.00 diyelim. Çünkü 11.00 demiyoruz artık sıcaklık çok yüksek seviyelere ulaştı. Gölgede olmakta fayda var. Hasta, kronik rahatsızlığı olanların güneşin en yoğun olduğu, dik geldiği zamanlarda dışarıda olmamalarında fayda var. Bu konuda kuruluşlar birkaç gün kronik hastalığı olanlara biraz tolerans tanıyabilirler. En önemlisi sıvı tüketmek lazım, bol giysiler giyilmesi lazım. Bunlara dikkat edilmesi lazım” dedi.
“HİSSEDİLEN SICAKLIK 40 DERECELERİ BULACAK”
Özdemir, “Sıcaklık çok yüksek, hissedilen sıcaklık da nemden dolayı farklı oluyor. Şu anda İstanbul’da 30-32 derecelik bir sıcaklık var ama 38, 39, 40 gibi hissediliyor. Bu İstanbul’un her bölgesinde değil. Boğazda veya deniz kıyısında olan yerlerde sıcaklıklar daha düşük ama şehir merkezlerinde, trafiğin yoğun olduğu yerlerde, klimaların çok yoğun kullanıldığı yerlerde maalesef sıcaklıklar 40 derece gibi hissediliyor. Normal olarak 33-34 derecelerde olması gerekirken sıcaklık 40 dereceleri bulacak” ifadelerini kullandı.
“TEMMUZ – AĞUSTOS AYLARINDA SICAKLIK REKORLARINI ÜLKEMİZDE GÖRECEĞİZ”
Temmuz ve Ağustos aylarında yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Özdemir, “Geçen sene İstanbul’da, 40-41 derecelerde rekor kırıldı. Bu rekor galiba yenilenecek gibi geliyor, öyle gösteriyor. Çünkü daha Haziran ayında böyle olması, maalesef Temmuz – Ağustos aylarında da sıcaklık rekorlarını ülkemizde göreceğiz. Ağustos sıcak geçecektir. Sonbahar ayları biraz daha kısalmaya başladı veya yaz uzamaya başladı. Aradaki ilkbahar ve sonbahar daralmaya başladı. Eylül ayı da sıcak geçiyor, kurak geçiyor. Kasım ayına gibi bakıyorsunuz aynı şekilde. Birdenbire aralık ayından itibaren kışa girmiş oluyorsunuz. İlkbaharı yaşayamıyorsunuz, birdenbire yaza giriyoruz. Sıcaklıklar arttığından dolayı bu şekilde görünüyor. Yani ülke yavaş yavaş tropikal iklime doğru kayıyor” diye konuştu.
“BARAJLAR TAMAMEN DOLU OLSA BİLE İSTANBUL’DA SU YETMEYECEKTİR”
Sıcak hava ve yağışsız geçecek yaz ayının susuzluk tehlikesini de getireceğini vurgulayan Özdemir, “İstanbul’daki barajların doluluğu aldatmasın. Çünkü yüzde 80’leri geçmişti, şu anda yüzde 76-77’lere kadar geriledi. Günde ortalama üç milyon metreküp su tüketiyoruz. Çünkü nüfus artışı var. Sıcaklık da artınca tabii ki su tüketimi artacaktır. Bir kar kuraklığı yaşadık. İstanbul olarak kışın kar alamadık. Bu da yeraltı sularımızın tabii ki azalması demek. Yağışları mümkün olduğu kadar aldık ama ancak yüzde 80’e kadar çıkabildi. Barajların tamamı bile dolu olsa İstanbul’a kullanılacak su, tüketecek su yetmeyecektir. Çünkü günde üç milyon metreküp su tükettiğinizde, 360 ile çarptığınız zaman bizim kapasitemiz 768 milyon metreküp, 1 milyon metreküpün üzerine çıkıyor. Yani bizim en az yüzde 25, yüzde 30 su açığımız var. Bu yüzden mümkün olduğu kadar su tasarrufu yapmamızda fayda var. Yeraltı suları da azaldı” dedi.
AKOM’DAN UYARI GELDİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 35 derecenin üzerine çıkması beklenen sıcaklıklara ve orman yangını riskine karşı vatandaşları uyardı. AKOM’dan yapılan açıklamada, İstanbul ve yurdun batısı ile güney bölgelerinin, Afrika ve Basra kökenli hava dalgalarının etkisi altına girdiği belirtildi. Bugünden itibaren sıcaklıkların 35 derecenin üzerine çıkmasının beklendiği bildirilen açıklamada, bunaltıcı havanın hafta boyunca süreceği tahmin edildiğinden, özellikle sıcaklığın en etkili olduğu 11.00-16.00 saatlerinde yaşlı, hasta, hamile ve çocukların güneş altında uzun süre kalmaması gerektiği vurguladı. Açıklamada, sıcak ve kuru havaya işaret edilerek, orman yangını riskinin de arttığı uyarısı yapıldı.
]]>
– Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz:
– “La Nina ortalama sıcaklıkların aşağıya düşmesidir ama El Nino 3 yıl hiç görülmese ve bu 3 yıl boyunca La Nina olsa bile yüksek sıcaklık rekoru kırılır çünkü arka taraftaki iklim değişikliği çok şiddetli hale geldi”
İSTANBUL (AA) – GÜLSELİ KENARLI – El Nino döneminin sona ermesinin ardından yaz sonundan itibaren La Nina hava olayının etkili olmaya başlaması beklenirken uzmanlar iklim değişikliğinin güçlü etkileri nedeniyle bu dönemde de sıcaklık rekorlarının devam edebileceği uyarısında bulunuyor.
Anadolu Ajansının, yaklaşık bir yıl süren El Nino’nun etkilerini ele aldığı haber dosyasının yedinci ve son bölümü El Nino sonrasında yaşanması beklenen La Nina dönemi ve bu dönemde meydana gelebilecek olumsuzluklara ayrıldı.
Pasifik Okyanusu’nda meydana gelen El Nino hava olayı, öncelikle okyanuslara kıyısı olan bölgelerde, ardından dünya genelinde sıcaklık artışına neden olurken bunun tersi şeklinde nitelendirilebilecek La Nina, dünya için daha soğuk hava koşulları anlamına geliyor. Bu iki hava olayı arasındaki geçişte de nötr, yani doğal hava olayları geçerli oluyor.
Genellikle 9-12 ay etkili olan El Nino ve La Nina, bazı yıllar daha uzun sürebiliyor. 2 ila 7 yılda bir meydana gelen ve geçen yıl haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino’nun ardından, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresinin (NOAA) tahminlerine göre birkaç ay nötr koşulların yaşanması yaz sonuna doğru da La Nina hava olayının etkili olmaya başlaması bekleniyor.
Tablo: Hangi dönemde hangi hava olayları etkili olacak? (Yüzdelik payları)
ORTALAMASI ALINAN AYLAR
LA NİNA OLASILIĞI NÖTR KOŞUL OLASILIĞI EL NİNO OLASILIĞI
NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 0 79 21
MAYIS-HAZİRAN-TEMMUZ 11 87 2
HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS 49 50 1
TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 69 30 1
AĞUSTOS-EYLÜL-EKİM 77 22 1
EYLÜL-EKİM-KASIM 83 16 1
EKİM-KASIM-ARALIK 85 14 1
KASIM-ARALIK-OCAK (2025) 87 12 1
ARALIK (2024) – OCAK-ŞUBAT 85 14 1
– “ABD, en kuvvetli kasırga sezonuna hazırlanıyor”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, dünya geneli açısından El Nino’nun ekstrem bir durum oluşturduğunu, bununla birlikte La Nina’nın da başka bir problem getirici hava olayı olduğunu söyledi.
El Nino ve La Nina’nın salınan hava olayları olduğunu, sıcaklığın yukarı çıkmasında El Nino, aşağı inmesinde de La Nina yaşandığını anlatan Kurnaz, buna karşın La Nina döneminde de sıcaklık rekorları kırılabileceğine dikkati çekti.
Kurnaz, “Şimdi La Nina tarafına geliyoruz, muhtemelen yazın sonu, eylül başı gibi La Nina etkilerini görüyor olacağız. La Nina ortalama sıcaklıkların aşağıya düşmesidir ama El Nino 3 yıl hiç görülmese ve bu 3 yıl boyunca La Nina olsa bile yüksek sıcaklık rekoru kırılır çünkü arka taraftaki iklim değişikliği çok şiddetli hale geldi.” diye konuştu.
La Nina’nın Türkiye’ye yağışlar açısından çok şiddetli bir etkisinin olmayacağını ancak dünyanın pek çok bölgesinde yağış rejiminin değişeceği öngörüsünü paylaşan Kurnaz, ABD’nin La Nina ile birlikte gelecek olan en kuvvetli kasırga sezonuna hazırlandığını, La Nina’nın yağış ve fırtınaların şiddetlenmesi gibi felaketler getirdiğini aktardı.
İstanbul’a her zaman kar yağabileceğini ancak bunun her geçen yıl biraz daha sürpriz kabul edileceğini dile getiren Kurnaz, La Nina’nın bu ihtimali biraz daha artırdığını bildirdi.
– “Türkiye’deki etkileri daha az belirgin”
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Dr. Tufan Turp, El Nino ve La Nina dönemlerinde yaşanan dalgalanmaların hava sıcaklıklarında, atmosferik basınç ile rüzgar düzenlerinde ve deniz yüzey suyu sıcaklıklarında değişimlere neden olduğu bilgisini verdi.
İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıkların kuvvetli El Nino ile birlikte rekor seviyelere kolaylıkla eriştiğini vurgulayan Turp, sözlerini şöyle sürdürdü:
“NOAA’ya göre haziran ile ağustos arası dönemde La Nina’nın gerçekleşme olasılığı yüzde 50. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezinin (ECMWF) yine bu ay içerisinde yapmış olduğu mevsimsel tahminleri de NOAA’nın tahminlerini destekler nitelikte. Son El Nino’nun etkilerinin kuzey yarımkürede yaz boyunca zayıflayarak devam edeceğini ve kış mevsimi başında La Nina beklentisinin daha olası olduğunu beyan ediyor.”
Türkiye’de El Nino ve La Nina etkilerinin Pasifik Adaları, Okyanusya, Avustralya, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Asya gibi bölgelerdeki kadar belirgin olmadığını ve bu nedenle Türkiye özelinde net biçimde değerlendirme yapmanın doğru olmayabileceğini ifade eden Turp, bu hava olaylarının Türkiye’deki etkilerinin küresel ölçekteki etkilerle benzerlik gösterse de daha az belirgin olduğunu ve bu yüzden tutarlı öngörülerde bulunmanın zorlaştığını anlattı.
Turp, “Bundan bağımsız olarak ECMWF’nin önümüzdeki yaza dair mevsimsel tahminleri Avrupa’nın kuzeyinde ortalamanın üstünde, güneyindeki bazı bölgelerde ise ortalamanın altında yağış beklemektedir. Yine önümüzdeki yaz için çok daha sıcak koşullar beklenmekle birlikte özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda sıcaklık artışlarının çok daha fazla olacağı tahmin ediliyor.” sözlerini sarf etti.
– “Denizlerde ısınma trendi devam edecek”
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, önümüzdeki dönemde görülecek La Nina’nın, soğuk dönem olduğunu ancak bunun denizler için normal sıcaklıklar anlamına geldiğini, bazı La Nina dönemlerinin daha soğuk olabildiğini kaydetti.
Salihoğlu, “İklim değişiminden ötürü artan sıcaklıkların devam edeceğini öngörüyoruz yani deniz suyu sıcaklıkları için ciddi bir normalleşme göremeyeceğiz. Isınma trendi El Nino dönemindeki hızla olmasa bile La Nina döneminde de devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>AA muhabirinin Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye’de 4,1 derece olarak kaydedilen uzun yıllar şubat ayı ortalama sıcaklığı bu sene 7,5 derece oldu.
Şubat ayında en düşük sıcaklık sıfırın altında 29,5 derece ile Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 28,7 derece ile Adana Karaisalı’da tespit edildi. Ölçümlere göre, Şubat 2024’te sıcaklık ortalaması uzun yıllar ortalamasının 3,4 derece üzerine çıktı.
Bu yılın şubat ayında ortalama sıcaklıklar, Hatay, Ardahan, Mardin çevreleri, Van’ın Özalp ve Başkale ilçeleri, Manisa’nın Akhisar ilçesi, Antalya’nın Gazipaşa ve Korkuteli ilçeleri ve Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde mevsim normallerinde, yurdun diğer bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti.
Bölgelere göre sıcaklıklar
Marmara Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar bölgenin tamamında mevsim normalleri civarında ölçüldü. Bölgenin şubat ayı uzun yıllar ortalaması 6 derece iken, geçen ay 9,9 derece olarak kayıtlara geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 5 dereceyle Balıkesir’de, en yüksek sıcaklık ise 24,5 dereceyle Edirne’de gözlendi.
Ege Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar Manisa’nın Akhisar çevresinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde tespit edildi. Bölgenin 7,4 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığı geçen ay 10,2 derece olarak kayıtlara geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 7,1 derece olarak Kütahya Gediz’de, en yüksek sıcaklık ise 24,9 derece olarak Manisa Salihli’de ölçüldü.
Akdeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Hatay ve Antalya’nın Korkuteli ve Gazipaşa ilçelerinde mevsim normalleri civarında, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin uzun yıllar ortalama sıcaklığı 8,6 derece iken, geçen ay 11, 3 derece olarak ölçüldü. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 14,3 dereceyle Burdur Tefenni’de, en yüksek sıcaklık ise 28,7 dereceyle Adana Karaisalı’da kaydedildi.
İç Anadolu Bölgesi’nde de ortalama sıcaklıklar, bölgenin tamamında mevsim normallerinin üzerinde görüldü. Bölgenin sıfırın altında 0,9 olan şubat ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı geçen ay 5,2 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 16,1 derece olarak Kayseri Pınarbaşı’nda, en yüksek sıcaklık ise 20,9 derece olarak Konya Çumra’da görüldü.
Karadeniz Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, bölgenin tamamında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 4 derece ölçülen uzun yıllar ortalama sıcaklığı ise şubat ayında 7,9 derece oldu. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 16,9 dereceyle Bayburt’ta, en yüksek sıcaklık ise 25 dereceyle Ordu’da tespit edildi.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Ardahan, Van’ın Özalp ve Başkale ilçeleri ile Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde mevsim normallerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde ölçüldü. Bölgenin şubat ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı sıfırın altında 2,8 derece iken geçen ay sıfırın altında 1,2 derece olarak tespit edildi. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 29,5 dereceyle Ardahan’da, en yüksek sıcaklık ise 16,5 dereceyle Kahramanmaraş Elbistan’da kaydedildi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ortalama sıcaklıklar, Mardin çevresinde mevsim normallerinde, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin 6 derece olan uzun yıllar ortalama sıcaklığı, şubatta 8,5 derece olarak kayda geçti. Bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 6,2 dereceyle Diyarbakır’da, en yüksek sıcaklık ise 22,3 dereceyle Şanlıurfa Ceylanpınar’da tespit edildi.
]]>Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük sera gazı başta olmak üzere atmosferdeki pek çok gazın azaltılması gerektiğini, azaltılmaması halinde küresel sıcaklık değerinin aratacağını belirterek, “Bu yaz geçen yılki yazdan daha sıcak olacak. Sıcaklık artışı 3-4 dereceye çıktığında ciddi sorunlar doğurabilir” dedi
ADANA – Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük sera gazı başta olmak üzere atmosferdeki pek çok gazlarının azaltılması gerektiğini, küresel sıcaklık değeri yarın 3-4 dereceye çıktığında ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etti.
Başıbüyük, “İklimde belirgin bir değişiklik var. Bunu son 20 yılda özellikle çok bariz bir şekilde görüyoruz. Bundan sonra da artacağı düşünülüyor. Küresel bir durum yalnız ülkemize has değil ama her bölgenin kendine ait özel farklı durumları var. Her bölgenin etkilenmesinde farklı durumlar söz konusu. Genel bilinen dünyanın her tarafında yaşanan küresel bir iklim değişikliği” diye konuştu.
Pek çok gazların atmosferde biriktiğini bunların azaltılması gerektiğini vurgulayan Başıbüyük, şöyle devam etti:
“Atmosferdeki sera gazlarının içeriklerinin zaman içerisinde gittikçe arttığı sanayi devriminden itibaren bilinen bir gerçek. Bunun dışında yaygın bir şekilde kullanılan enerji ve bu enerjinin atık enerji olarak sürekli doğaya verilmesi, bunun dışında insanların günlük yaşamda, tarımda üretilen pek çok gazlar da atmosferde birikiyor. Bunların hızlı bir şekilde azaltılması gerekiyor. Uluslararası yayınlanmış raporlara baktığımız zaman şu anda yaklaşık 1-1,5-2 derece artıştan bahsediyoruz, küresel olarak ortalama bir sıcaklık değerinden bahsediyoruz. Yarın bu 3-4 dereceye çıktığında ciddi sorunlar doğurabilir. Eğer şimdiden adaptasyonla ilgili bir takım çalışmalar yapmazsak, ilerde adaptasyonla ilgili bir takım konularda çok da geç kalabiliriz. İklim değişikliğine neden olduğu bilinen sera gazının azaltılmasına yönelik yoğun çabalar var. Ülkemizdeki sanayiler yoğun bir şekilde buna uyum sağlamaya çalışıyor, bunu görebiliyoruz. Kendi karbon ayak izlerini atmosfere verilen karbon seviyesini azaltabilmek için herkes belli bir çaba içerisinde. Burada tabi bunları yapmak çok güzel, ülkemiz açısından önemli bir ciddi kazanım sağlıyor. Türkiye bu alanda erken bir aksiyon aldı diyebiliriz” dedi.
Sıcaklıkların daha da artacağını söyleyen Başıbüyük, “Mevcut eğilime ve grafiklere baktığınız zaman, özellikle 2000 yıllarından itibaren hava sıcaklıklarında ve aşırı meteorolojik olaylarda düzenli bir artışın olduğunu görüyoruz. Bu tabi ki yalnızca hava sıcaklığı değil. Her türlü iklimsel faktörde anormallikler var. Dolayısıyla yine gerek ülkemizde gerek Avrupa bölgesinde çok sık yaşanıyor bu sıcak hava dalgaları. Bu sıcak hava dalgalarının tekrar edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü son 20 yıl içerisinde bunun tekrarı her geçen yıl daha şiddetli bir şekilde gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu yıl da gerçekleşebileceğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle uzun ve sıcak yaz dönemleri, düzensiz yağışlar kendisiyle beraber başka iklimsel afetleri de beraberinde getiriyor” dedi.
]]>“TAHMİNLER YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ VERİLERLE YAPILMALI”
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM, geçtiğimiz günlerde tarih ve saat vererek İstanbul’un bazı bölgelerinde 10 ile 20 santimetre kar kalınlığına ulaşabileceğini bildirmişti. Ancak, yüksek kesimler haricinde beklenen kar yağışı düşmedi. Yapılan hava durumu tahminlerini ve kar yağışı ihtimallerini değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, “Geçtiğimiz tahminler içerisinde yer yer, ara ara kar yağışları verildi. Özellikle İstanbul merkezini kar yağışı alamadı. Bunun sebeplerinden bir tanesi atmosfer modellerinde özellikle yüksek çözünürlüklü olmayan verilerle bazı tahminlerin yapılmış olması. Onun için de daha detaylı bölgesel tahminlerin daha yüksek çözünürlüklü bölgesel tahminlerin yapılması gerekiyor” dedi.

‘KAR YAĞIŞI İÇİN DENİZ SUYU SICAKLIKLARININ 8 DERECELERE KADAR İNMESİ GEREKİYOR”
Tek, ‘En büyük handikaplardan bir tanesi de öncelikle sıcaklık. Sıcaklığın en son gelen hava sistemlerine baktığımızda İstanbul için bahsediyorum eksi 1 ile 4-5 derece arasında değiştiğini görüyoruz. Bu aslında çok kritik bir seviye. Sıcaklık sıfırın altına düşmeye başladığında zaten kar yağışı olağan olarak düşmeye başlıyor. Ama bu 2-3 derecelik sıcaklık payındaki yanılmalar yağışın şeklini değiştiriyor. Sıcaklık 3-4 derecelerde olmaya başlayınca yağışın şekli zaten yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürüyor. Bu sıcaklık tahminindeki handikaplar tahminleri de biraz daha güçleştiriyor, zorlaştırıyor. O yüzden de bazen hatalar da ortaya çıkabiliyor. Tahmin modellerinden elde edilen sonuçlarla birlikte, bunun yanında yorumlar da var ama beraberinde özellikle İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları bu kar yağışının olmamasında çok etkin. İstanbul’da kar yağışının olması için deniz suyu sıcaklıklarının 8 derecelere kadar inmesi gerekiyor. Bugünlerde İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları 10 ile 11 dereceler arasında değişiyor. Merkezin tabii ki ısı adası etkisi var. Bununla birlikte sıcaklıkları biraz daha yumuşatıyor ve o eksi değerlere düşmesini önlüyor. Bu sebeple yağışlar daha çok yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürdü” diye konuştu.
“SİLİVRİ’YE KADAR GELEN KAR, İSTANBUL’DA YAĞMUR’A DÖNÜŞÜYOR”
Kar yağışının İstanbul’un merkezine düşmemesinin bir diğer nedeninin ‘Şehrin ısı adası’ olmasından kaynaklandığını belirten Tek, ‘Sisteme baktığınızda Silivri’ye kadar geliyor kar yağışı, İstanbul üzerine geldiğinde yağmur ve karla karışık yağmur şeklinde dönüyor. Ama İzmit’ten sonra Düzce’ye doğru da tekrar aynı sistem, kar yağışı şeklinde devam ediyor. Buradaki problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanan enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEYİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLAMAMAK LAZIM”
Tek, ‘Şubat ayının ikinci haftasında gelecek olan sistemler var. Deniz suyu sıcaklıklarının biraz daha düştüğünü görürsek, 8-9 derecelere kadar indiğini görürsek aynı sistem yani benzer sistem İstanbul’un merkezinde de kar yağışı bırakacak gözüküyor. Deniz suyu sıcaklığının biraz daha düşmesi gerekiyor. Deniz suyu sıcaklığında 8 dereceye düşmemesinin sebeplerinden bir tanesi de tabii ki her şey iklim değişikliğine bağlamamak lazım. Ama iklim değişikliğinin de etkisi var. Çünkü biriken enerjinin yani iklim değişikliğinden kaynaklı biriken enerjinin büyük bir kısmını da denizler yutuyor, absorbe ediyor. Onlar tutuyor, o yüzden de deniz suyu sıcaklıkları çok aşağılara inmiyor. Yani geçtiğimiz 10’lu, 20’li yıllara baktığımızda deniz suyu sıcaklıkları bu zamanlarda 8 derecelere, 9 derecelere çok sık rahatlıkla iniyordu” dedi.
“İSTANBUL İÇİN YAKINDA KAR YOK, SICAK GÜNLERİN SAYISI FAZLA”
Kış mevsiminin geri kalan kısmında beklenen yağışların çoğunlukla yağmur şeklinde İstanbul’a düşeceğini söyleyen Tek, ‘İstanbul’da çok yakın plan için kar gözükmüyor. Mevsimsel tahminlerde aralık, ocak aylarının, geçtiğimiz aylardaki yaptığımız tahminlerde o ayların sıcaklıklarının genelde ortalamaların üzerinde geçeceği şeklindeydi. Şubat ayı da aynı şekilde gözüküyor. Bu şu demek, sıcak günlerin sayısı soğuk günlerden daha fazla olacak. Arada soğuk şimdi olduğu gibi soğuk günler olacak.
Belki bir iki gün soğuk yapacak veyahut bir hafta soğuk yapacak şubatın geneline baktığımızda. Ama bu şunu söylüyor bize; hiç kar yağmayacak manasına gelmiyor. Sıcak günler sayısı fazla ama kar yağma olasılığı da var. Özellikle de o şubatın ikinci haftasındaki sistemin kar yağışı bırakma olasılığı da bulunuyor. Bu haftadan itibaren sıcaklıklarda tekrar bir artış var. Bu soğuk hava yerine biraz daha sıcak havaya bırakacak. Sıcaklıklar şubat ayı içerisinde ortalamaların genelde üzerinde. Mart, Nisan içerisinde yine üzerinde olacak. Ama beraberinde yağışlar ortalamaların üzerine çıkıyor. Ama yağış almaya devam edeceğiz. Yine barajlarda çünkü kritik bir dönemden geçmiştik. Barajlardaki doluluklar da artmaya devam edecek gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.

Konak Belediyesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’yle işbirliğiyle ilçenin şehrin ortalama sıcaklığından daha yüksek ya da daha düşük sıcaklıklara sahip alanlarını belirleyerek, ısı adaları haritasını çıkarmak için harekete geçti. Küresel ısınmanın dünya çapındaki etkilerinin artık günlük hayatta daha yoğun hissedildiğine dikkat çeken Konak Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Abdül Batur, ilçedeki sıkıntılı bölgelerin tespit edileceği ısı adaları haritasına göre hızla önlem alarak gerekli çalışmaları yapacaklarını kaydetti. Konak Belediyesi ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi işbirliğiyle yapılacak çalışmada şehrin ortalama sıcaklığından daha yüksek ya da daha düşük sıcaklıklara sahip alanlar belirlenecek. Çalışma kapsamında son 5 yıla ait, farklı mevsimlerden elde edilen Landsat uydu görüntüleri kullanılacak, İHA uçuşlarıyla yersel ölçümler yapılacak. Detaylı yüzey sıcaklık verisi elde edilerek, yüzey sıcaklığı haritaları hazırlanacak. Elde edilecek verilerle kentin ısı adaları haritası oluşturulurken, alanlardaki ısınma ya da soğuma nedenleri etmenleriyle birlikte ortaya konulacak. Çalışma, yapılması gereken stratejik planlamalar ve yatırımlar ile geliştirilebilecek projeleri kapsayan alternatif çözüm önerilerini de içerecek. Çalışma kapsamında yenilikçi teknolojiler, çok disiplinli yaklaşımlar ve gelişmiş modelleme tekniklerinin kullanılması ve böylece mevcut uygulamaların ötesinde, önemli bir ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor.
BATUR: GEREKLİ TÜM ÇALIŞMALARI YAPACAĞIZ
Birçok medeniyete ev sahipliği yaparak eşsiz bir tarihe sahip olan Konak’ın bugün kentin en canlı bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Konak Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Abdül Batur, “Bu çalışmanın şehrimizin merkezi olan Konak’ta yapılmasının çök önemli olduğuna inanıyoruz. İklim değişikliğinin tüm dünyadaki etkilerini hepimiz yaşıyoruz, günlük hayatımızda yakinen hissediyoruz. Mevsimlerin değiştiğine, hiç şahit olmadığımız kadar şiddetli yağışların afetler yarattığına tanık oluyoruz. Ne yağmurlar normal yağıyor ne sıcaklıklar normal derecelerde. İklim değişikliği ve bilinçsiz şehirleşme en önemli sosyo-ekolojik sorunlardan biri ve yaşam kalitesini de ne yazık ki olumsuz etkiliyor. Kentsel ısı adaları da yarattığı sonuçlardan biri. Şehirlerde ısı adalarını oluşturan en önemli etmenlerden biri yüksek, yoğun binalar, binalarda kullanılan malzemeler ve tabii ki bacalardan, araba egzozlarından yayılan karbon salınımı. Bu çalışmada biz sorunlu yerleri tespit ederek, önlemlerin alınması için hızla harekete geçeceğiz. Çalışma kentimizin durumunu daha net olarak gördüğümüz bir harita sağlarken, neler yapabileceğimize, hangi önlemleri alabileceğimize yönelik bir önlemler paketi de kazandıracak” diye konuştu. Çalışmanın sonuçlarını ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşacaklarını belirten Batur, “Küresel ısınma ve mevsimlerdeki anormal değişiklikler dünyamızın en büyük sorunu. Hemen harekete geçilmesi çok önemliydi ve biz bu adımı attık. Gerekli tüm çalışmaları yapmaya ve şehrimizdeki yaşam kalitesini artırmaya karalıyız” dedi.
]]>