Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma” suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Bülent B. ile tutuksuz sanıklar B.G, C.A. ve S.U, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile katıldı.
Duruşmada, müştekiler Safiye Yaşa, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Hüseyin Duman ve Çiçek Dinç ile taraf avukatları da hazır bulundu.
Duruşma, önceki celse reddihakim talebinin 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesine ilişkin dosyaya eklenen belgelerin okunmasıyla başladı.
Olay günü dalgıç ekipler tarafından kurtarılan 5 yaşındaki Mila Duman’ın, duruşmada psikolog nezaretinde ifadesi alındı.
Duman, ifadesinde, sabah suların yükseldiğini, daha sonra selin olduğunu gördüğünü belirtti.
Sular yükseldiğinde kendi ailesi dışında bir ailenin de yanlarında olduğunu ifade eden Duman, “Evin içerisindeydim, sular yükseldiğinde babam, annem ve Kerem abim, bir de yaşlı teyze vardı. Sular beni bir yere götürdü, güvenlik abiler beni kurtardı.” dedi.
Müşteki Çiçek Dinç, sanığa dönerek “Bu kız senin yüzünden bu psikolojide yaşıyor. Katilsin, dilerim Allah’tan sende yaşattıklarını yaşatırsın” diyerek tepki gösterdi.
Duruşmaya bir süre ara verilmesinin ardından müşteki Hüseyin Duman da suçluların en ağır ceza ile cezalandırılmasını istedi.
Davanın bir an önce sonuçlanmasını talep ettiklerini dile getiren Duman, “Artık sanığın bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan değil, olası kast ile ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan yargılanmasını ve ceza almasını istiyoruz.” şeklinde savunma yaptı.
Müşteki Safiye Yaşa da bungalovların su yatağına yapıldığının, bilirkişiler tarafından tespit edildiğini öne sürerek, “Düpedüz dere yatağı doldurularak oraya bir yapı inşa edilmiştir. Bu bir olası kasıttır.” diye konuştu.
Sanıktan “Bu bir kader” savunması
Sanık Bülent B. de savunmasında, bungalovların doğal afet sonucu oluşan sel ve ağaç kütüklerinin çarpması sonucu yıkıldığını ileri sürdü.
Olayla ilgili bilirkişi incelemesinin çok geç yapıldığını savunan Bülent B, zaman içerisinde binalar yıkılıp, orada bulunan tahtalar, demirler ve bazı eşyaların yağmalandığını iddia etti.
Bilirkişi raporunda bir doğal afetten bahsedildiğini aktaran Bülent B, raporlara göre metrekareye 245 milimetre yağmur düştüğünü kaydetti.
Olay günü Kırklareli’nde sadece 80 kilometrekarelik alanda yağışın etkili olduğunu hatırlatan Bülent B, savunmasında şunları söyledi:
“Yani orada bir doğal afetten fazlası var. Yağmurun merkezi bungalovların bulunduğu vadi oldu. Bu bir kader. Orada bir keşif yapıldı, inceleme yapıldı. Bilim adamlarına, hukukçulara güvenmek zorundayız. Ben suçluysam cezamı çekeyim. Cezam idam ise idam edileyim. Olay günü yollar çökmüş, sanki bir göktaşı düşmüş gibiydi. Bu bir kader. Eğer siyasi erkler, bürokrasi ya da yargı tarafından korunuyor olsaydım 11 aydır tutuklu olmazdım.”
Müşteki Safiye Yaşa, sanık Bülent B’nin savunma yaptığı sırada tepki göstererek, “Allah belanı versin.” dedi.
Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık B.G, C.A. ve S.U’nun ise tutuklanması talebine ilişkin kararı mahkeme heyetinin takdirine bıraktı.
Bir süre ara verilen duruşmada, sanık Bülent B’nin tutukluluk halinin, diğer sanıkların ise adli kontrol hükümlerinin devamına karar verildi.
Duruşma, 4 Eylül 2024 tarihine ertelendi.
Duruşmanın ardından müşteki Hüseyin Duman ve Safiye Yaşa, gazetecilere açıklamada bulunarak, davanın seyrini anlattı.
Tesiste kalan 6 kişi yaşamını yitirmişti
Kırklareli’nin Demirköy ilçesi İğneada beldesinde, 5 Eylül 2023’te meydana gelen selde, tesiste konaklayan Rahile ve Ahmet Baki Şimşek ile Suna Duman, Ümit Solmaz, Selman ve Mihriban Bağışlar hayatını kaybetmişti.
]]>KIRKLARELİ İğneada beldesinde geçen yıl meydana gelen sel felaketinde ‘Sisli Vadi’ bungalov evlerinde tatil yapan 6 kişinin öldüğü bölgede, mahkeme kararıyla yapılan keşfin bilirkişi raporunda, tutuklu Bülent Bayrak, tutuksuz yargılanan Cenan Aydın, Büşra Gökgöz, İl Özel İdaresi ve DSİ, ‘asli kusurlu’ bulundu.
Demirköy ilçesi İğneada beldesinde 5 Eylül 2023’te kuvvetli yağış nedeniyle ‘Longoz Ormanları’ndaki Sisli Vadi’de turistik bungalov evlerin olduğu bölgede sel meydana geldi. Dere içinde kurulan bungalov evlerde tatil yapan Dr. Selman Bağışlar ve eşi Mihriban Bağışlar, Suna Duman, emekli öğretmen Raile Şimşek, eşi Ahmet Baki Şimşek ile tesis müdürü Ümit Solmaz, sele kapılıp yaşamını yitirdi. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada, ‘Sisli Vadi’ adıyla kurulan ve sele kapılan 18 bungalov evin, ruhsata aykırı olarak inşa edildiği ortaya çıktı. Özel İdare tarafından mühürlenen işletme hakkında da yıkım kararı verildi. Ancak karara rağmen ‘Sisli Vadi’ adı altında sosyal medyada tanıtımı yapılan bungalov evlerin, vergi levhasında faaliyet alanı ‘karma çiftlik’ olarak gösterildiği tespit edildi. ‘Bitkisel veya hayvansal üretim konusunda uzmanlaşma olmaksızın üretim’ adıyla faaliyet yürüttüğü belirlenen tesislerin tanıtımının, sosyal medya hesaplarından, ‘Doğada uyanmak, doğaya uyanmak’, ‘Oksijeni bol, stresi az’ ifadeleriyle yapıldığı saptandı.
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada firmanın sahibi Bülent Bayrak hakkında, ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan gözaltı kararı verildi. Keşan’da yakalanan Bayrak ile firma yöneticileri Sevcan Ulutürk ile Cenan Aydın, tutuklandı. Ulutürk ile Aydın, daha sonra avukatlarının itirazıyla tahliye edildi.
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya ilişkin hazırladığı iddianame, Kırklareli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, tutuklu Bayrak ile Büşra Gökgöz, Cenan Aydın ve Sevcan Ulutürk hakkında, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmaya sebep olma’ suçundan 3 yıldan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.
‘YIKIM KARARINA RAĞMEN İNŞAATLAR RUHSATSIZ YAPILDI’
Sanıkların yargılandığı Kırklareli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2’nci duruşmada mahkeme, sanık Bülent Bayrak’ın tutukluluk halinin devamına, olay yerine oluşturulacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılmasına karar verdi. Karar üzerine bölgede 28 Haziran’da oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından keşif yapıldı. Bilirkişi heyetinde yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi’nden inşaat mühendisi-mimar Doç. Dr. İsmail Dabanlı, meteoroloji mühendisi Doç. Dr. Elçin Tan, inşaat mühendisi Dr. Öğretim Üyesi H. Emre Alçiçek ve jeoloji mühendisi Dr. Orhan Yavuz’un hazırladığı rapor mahkemeye sunuldu. Olay yerinin krokileri ve fotoğraflarının da yer aldığı 21 sayfalık raporda, tutuklu sanık Bülent Bayrak, tutuksuz yargılanan Cenan Aydın, Büşra Gökgöz, İl Özel İdaresi ve DSİ, ‘asli kusurlu’, Sevcan Ulutürk ise ‘kusursuz’ bulundu.
Raporda, yapılar için Kırklareli Valiliği’nin Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurusunda bakanlığın olumsuz görüş verdiği ve imar plan sürecinin sona erdiği belirtilerek, bütün ruhsatsız yapılar hakkında yıkım kararı verildiği kaydedildi. Yıkım kararına rağmen inşaatlarında ruhsatsız olarak yapıldığı, turizm amaçlı yapıların inşaat ruhsatı ve yapı kullanım izni belgesine ulaşılamadığı kaydedildi.
‘METEOROLOJİ UYARDI’
Olay günkü meteorolojik değerlendirmeye yer verilen raporda, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Trakya Bölgesi için olası can ve mal kaybının önüne geçmek için sarı renkli uyarı verdiği belirtilerek, “Aşırı yağış limiti olan 12 saate 10 milimetrenin üzerinde yağış kaydedilmiş olması sebebiyle olayın aşırı yağış olduğu ve doğal afet olarak nitelendirilebileceği hususunda fikir birliği sağlanmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) olay öncesinde sarı tehlike koduyla Türkiye genelinde uyarı yapmıştır. Dolayısıyla AFAD’ın teyakkuzda olması için gerekli uyarının MGM tarafından verildiği tespit edilmiştir” denildi.
‘DERE TAŞMAYA BAŞLADIĞI ANDAN İTİBAREN PİK DEBİ GÖRÜLDÜ’
Yağışta, Sisli Vadi’de görülen debinin kısa süre içinde yükseldiği belirtilerek, “Yağışın uzun süre devam etmesinden dolayı zeminin doygunluğa ulaşması, havza eğiminin yüksek olması ve yağış şiddetinin afet boyutunda olmasına bağlanabilir. Bu yüzden dere taşmaya başladığı andan itibaren kısa süre sonra pik debi görülmüştür. Palabıyık Deresi’nin havzasının hemen hemen tamamı yoğun ormanlık alanlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla akarsu kesitinde sel anında dere kenarına yakın ağaçların köklerinden sökülmesi, yamaçlarda bulunan kuru dal ve kütüklerin dere yatağına taşınması beklenen bir durumdur. Afet boyutunda yağışın meydana getirdiği selin bu kadar yoğun rüsubat ve tomruk taşıması, selin verdiği zararları katlayıcı etkisi olmuştur. Dar bir vadiden yüksek hızla gelen selin Sisli Vadi ismiyle bilinen taşkın ovasına geldiğinde kesit genişlediğinden hızını azaltarak tüm taşkın ovasında menderesler oluşturarak geliştiği tespit edilmiştir. Bu esnada vadi girişinin yönüne göre ana akimin merkezinin önce sağ sahilden yansıdığı, sonra sol sahile yönlenip tekrar sağ sahile doğru yansıdıktan hemen sonra turizm amaçlı kullanılan yapılara ulaştığı tespit edilmiştir. Buna göre 180 parsel üzerindeki çiftlik yapılarının mühendislik hizmeti almış olmasından kaynaklı ayakta kaldığı, selin taşıdığı rüsubatın bu yapılara takılmasıyla selin merkezinin bu noktada 2 kola ayrıldığı, su izlerinden ve olay sonrası video ve fotoğraflardan anlaşılmıştır. Sağ ve sol sahillere çarpıp yansıyan 2 akımın ana kolları hafif çelik iskeletli ahşap ve taş kaplama binaları tamamen yıktığı tespit edilmiştir” denildi.
‘DSİ’NİN GÖRÜŞÜ HÜKÜMSÜZ KALMIŞTIR’
Raporda, DSİ tarafından dere şevinden itibaren 10 metre mesafede ve 1,5 metre bu basman kotundan yapıların yapılacağı görüşü imar planı yapılması sürecinde görüş olarak verildiği belirtilerek, “Ruhsat süreci akim kalmıştır. DSİ’nin bu görüşü de dolayısıyla hükümsüz kalmıştır. Buna rağmen ruhsatsız olarak yapıların DSİ görüşüne tam olarak uygun yapılmadığı tespit edilmiştir. Yerinde yapılan keşif sonucu tespit edilen su alma yapısının su tutma haznesi olmayan tabandan su alma yapısı olan trol tipi su alma yapısı olduğu tespit edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.
‘TAŞKININ ARTIŞINA DAİR KANIT BULUNAMADI’
Duruşmalarda, sanık avukatlarının derenin üst kısmında su toplanan bir set olduğu ve setin yıkılmasıyla suların aniden geldiğini savunmuştu. Bilirkişi raporunda ise böyle bir sete rastlanmadığı kaydedildi. Raporda, dere kesitinin tıkanıp, suyun kabarmasına sebep olacak herhangi bir doğal veya yapay bir sete rastlanılmadığı belirtilerek, “Su izlerinden de anlaşıldığı üzere olay günü sel dere yatağından olağan seklinde oldukça da yoğun rüsubat taşıyarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla ne su alma yapısının ne de memba tarafında bulunan kesitlerin tıkanıp arkasında su biriktirerek taşkın debisini arttırdığına dair bir kanıt bulunamamıştır” denildi.
‘BAŞKA KONUMDA KULLANILMA SAKINCALI’
Yapısal değerlendirmeye yer verilen raporda, yapılarla ilgili statik bir proje bulunmadığı ifade edilerek, “Yapıların ruhsatsız bir şekilde yapıldığı, dolayısıyla yapım aşamasında fenni bir çalışmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yapılar ile ilgili herhangi bir mühendislik çalışmasının olup olmadığının teyit edilmesi amacıyla keşif mahallinde Bülent Bayrak’a yapıların statik projelerinin bulunup bulunmadığının sorulması üzerine yapılarla ilgili herhangi bir statik çalışmanın yapılmadığını, template (hazır/tip) projelerin kullanıldığını heyetimiz belirtmiştir. Ancak dava dosyasında tip proje de olsa yapılar ile ilgili herhangi bir projeye rastlanılmamıştır. Ayrıca her bölge farklı karakteristiklere sahip olduğundan yapıya etki edecek yükler her bölgede farklı olacaktır. Dolayısıyla, template (tip) projelerin olduğu gibi başka bir konumda kullanılma sakıncalıdır. Yapının yapılacağı konumun karakteristiklerine göre projenin kontrol edilmesi, gerekli ise revizyonların yapılması ve ondan sonra uygulanması gerekmektedir” diye belirtildi.
TESPİT EDİLEN HUSUSLAR
Raporda, keşif alanında yer alan kalıntıların incelendiği belirtilerek, tespit edilen hususlar şöyle sıralandı:
“Bungalov evlerin taban kısmında bulunan taş yükseltme duvarlarında yapısal stabilitenin sağlanması amacıyla kullanılması gereken yatay ve düşey hatılların (konstrüktif olarak kullanılan küçük boyutlarda kolon ve kirişler) kullanılmadığı görülmüştür. Bungalov ev zeminlerinin taş duvar üst kotundan başladığı yapılarda zemin betonu, taş duvar üst kotu ile ayni hizada ve toprak-tas dolgu zerine donatısız beton olarak dökülmüştür. Ancak bu döşemenin, üzerine gelen yükler dikkate alınarak donatı olarak tasarlanması ve döşeme betonunun taş duvar üstünde yapılacak yatay hatıl ile birlikte monolitik olarak dökülmesi gerekmektedir. Üst yapıların mesnetlenmesi (zemine bağlantısı) taş duvar üzerine dökülen ince bir beton tabakası üzerine yapılmıştır. Keşif alanında alınan beyanlardan da teyit edildiği gibi imalat sırasında bu betonun içinde donatı demirleri bırakılmış ve sonrasında üst yapı bu donatılar vasıtasıyla taş duvar üzerine mesnetlendirilmiştir. Yerinde yapılan gözlemde ankraj bağlantılarının az sayıda olduğu, gömme derinliklerinin yetersiz olduğu görülmüştür Ayrıca donatı demirine somun takılamayacağından üst yapı elemanlarına bağlantısının punto kaynakla yapıldığı tahmin edilmektedir. Bungalov-zemin bağlantılarında yönetmelikler çerçevesinde yeterli sayıda, yeterli çapta, yeterli gömme derinliğine sahip ankraj çubuklarının kullanılması gerekmektedir. Nitekim yerinde incelemede ankraj olarak kullanılan donatı çubuklarının tamamında göçme gözlemlenmiştir. Sonuç olarak davaya konu yapıların mühendislik hizmeti almamış olması, proje ve hesap raporlarının bulunmaması dolayısıyla tasarım açısından değerlendirme yapılamamıştır. Yerinde inceleme ile keşif mahallinde yapılan gözlemlerle yapılarda uygulama açısından da yukarıda bahsedilen problemler tespit edilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki yapının projelendirilmesi esnasında fen ve sanat kurallarına uygun tasarım yapılması, yapıda can kaybı riskine ihtimal vermeyecek şekilde projelendirilme yapılması gerekmektedir. Konut, iş yeri vs. gibi yapıların taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlarda yapılmaması esas olduğundan normal şartlarda bu tip yapıların projelendirilmesinde deprem, rüzgar, kar, sıcaklık değişimi gibi etkiler dikkate alınmakla birlikte herhangi bir sel etkisi dikkate alınmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu yapıların tasarımında ve uygulanmasında mühendislik hizmeti alınmış olsa dahi taşkın ve sel riski göz ardı edildiğinden bu durumda da yapıların sel etkisi ile göçme olasılığı olacağı düşünülmektedir” denildi.
3 SANIK İLE DSİ VE ÖZEL İDARE KUSURLU BULUNDU
Raporda, ruhsatsız olarak yapılan yapıların çoğunluğunun selden zarar gördüğü, bazılarının tamamen yıkılarak can kaybının yaşandığı kaydedildi. Raporda, “Davaya konu yapıların herhangi bir mühendislik hizmeti almadan, ruhsatsız bir şekilde yapılması ve turizm tesisi olarak kullanılmasından fiili olarak sorumlu olan sanık Bülent Bayrak’ın, asli kusurlu olduğu” denildi. Şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan Cenan Aydın’ın kaçak yapılara başlattığı bu nedenle asli kusurlu bulundu. Kaçak yapıların turizm tesisi olarak işletildiği zamana denk gelen şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan Büşra Göksöz de asli kusurlu bulundu.
Raporda Özel İdaresi ve DSİ’nin de asli kusurlu bulunduğu belirtilerek, “İl Özel İdaresi tarafından kaçak yapılar tespit edilip mühürlenmesine rağmen mevzuatta açıkça yazılı olan kaçak yapı sahiplerine mevzuatın öngördüğü sürede yıkım kararını tebliğ etmeyen, davaların sadece para cezalarına ait olduğundan yıkım kararlarına karşı herhangi bir idari dava da açılmadığından beklenecek bir süreç olmadığı halde, kaçak yapıların sahibi tarafından yıkılmaması sonucu süreci takip edip kaçak yapılar yıktırmaktan sorumlu olduğu halde yıkım işlemini gerçekleştirmediği anlaşılan Özel İdaresi’nin asli kusurlu, 2019 yılında yürürlüğe giren Taşkın ev Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği 14’üncü maddesi gereği yapılması zaruri olan hidrolojik ve hidrolik etüt raporu ve taşkın sınırlarını belirleme çalışmalarından yapılaşma için DSİ’nin uygun görüş vermesi gerekirken; 180 parsel üzerindeki tarımsal amaçlı yapılar yapılırken 19.08.2020 ve ‘Turizm Alanı’ amaçlı 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Uygulama İmar Plan yapılabilmesi yapıların imar plan sürecinde 184-185 nolu parseller için 03.11.2020 tarihli görüş yazılarında, ‘Dere şev üstünden itibaren 10,00 metre yaklaşma mesafesi bırakılmalı, bırakılan bu alana herhangi bir tesis inşa edilmemelidir’ görüş gereği yapılaşmanın önü açıldığından ve yönetmeliğin 14’üncü maddesine uyulduğuna dair dosya münderecatında bir delil mevcut olmadığından taşkın olayın yaşanmasında Devlet Su İşleri’nin (DSİ) asli kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır” ifadeleri kullanıldı.
]]>(ANKARA) – Kastamonu Valiliği, 72 kişinin hayatını kaybettiği selde, kamu görevlileri hakkında “herhangi bir kusur ve suçlarının bulunmadığı” gerekçesiyle soruşturma izni vermedi.
Batı Karadeniz’de 11 Ağustos 2021 tarihinde meydana gelen sel felaketi onlarca kişinin ölümüne ve çok sayıda binanın yıkılmasına sebep olmuştu. Yaşanan sel felaketinde en büyük tahribat ise Kastamonu’nun Bozkurt ve İnebolu ilçelerinde yaşanmıştı. Bozkurt’ta 65 kişi selde hayatını kaybederken Küre’de 4, İnebolu’da 2 ve Çatalzeytin’de ise bir kişi yaşamını yitirdi. Bozkurt’ta selde kaybolan 7 kişiye, İnebolu’da ise 1 kişiye halen ulaşılamadı. 11 yaşındaki Tuana İrem Işık da selde hayatını kaybedenler arasındaydı.
Ezine Çayı’nın denize kavuştuğu Abana sahilinde Tuana’nın cansız bedenine selden 2 gün sonra yani 13 Ağustos’ta ulaşılmıştı. Ardından ailenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmaya İnebolu Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer yok kararı vermişti.
KYOK kararı kaldırıldı
Işık ailesinin avukatı Deniz Aykal, verilen takipsizlik kararına Cumhuriyet Başsavcılığının kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın tetkiken incelenerek ortadan kaldırılması ve ölüme sebebiyet veren durumdan dolayı yetkililer hakkında kamu davası açılması için itiraz etmişti. İtiraz neticesinde Sulh Ceza Hakimliği kovuşturmaya yer yok kararını kaldırdı.
“Bilinçli Taksirle Ölüme Neden Olma” suçu
Bunun üzerine savcılık Kastamonu Valiliği’nden “Bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçunu işledikleri iddiasıyla DSİ 23. Bölge Müdürü İbrahim Yaroğlu, DSİ 23. Bölge Müdür Yardımcıları Osman Tepe, Mustafa Üstün, Yasin Devrim ile DSİ 23. Bölge Müdürlüğü Havza Yönetim İzleme ve Tahsisler Şub Müdürü Mevlüt Tutar, DSİ 23. Bölge Müdürlüğü’nde görevli 231. Şube Müdürü Gökhan Gündoğan, DSİ Bölge Müdürlüğü’nde görevli Proje ve İnşaat Şube Müdürü Yunus Emre Aksoy hakkında soruşturma izni verilmesi istedi.
Valilik, “herhangi bir kusur ve suçları bulunmamakta” dedi
Kastamonu Valiliği ise savcılığın soruşturma izni istediği kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermedi. Valilik, kararında şu ifadelere yer verildi:
“DSİ Kurum mevzuatı çerçevesinde fen ve sanat kaidelerine riayet ederek, Ezine Çayı üzerinde yapılmış olan taşkon kontrol tesislerinin tasarımı, yapımı, bakım ve onarımı noktasında herhangi bir eksiklik bulunmayıp mevzuatlarımız çerçevesinde iş ve işlemler yapılmış ve yapılmakta olduğunu, öngörülemeyen büyüklükte ve katastrofal üzerinde meydana gelen yağışlar neticesinde akışa geçen debinin çok fazla olması ve bu nedenle oluşan lokal heyelanlar sonucunda ortaya çıkan çok yüksek miktarda şediment ve ağacın taşınmasıyla gerçekleşen taşkın afetinin sonuçları itibarıyla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşkın öncesinde ve taşkın afetinin sonuçları itibarıyla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşkın öncesinde ve taşkın sırasında diğer kurumların yapması gereken görevleri yerine getirmemesinin can kayıplarına sebep olduğu, açıklanan gerekçeler göz önüne alındığında, Tuana İrem Işık isimli şahsın ölümü olayında herhangi bir kusur ve suçlarının bulunmamakta olduğu, dolayısıyla açıklanan bu bilgiler ışığında, Kastamonu ili Bozkurt ilçesinde Ezine Çayı üzerinde bulunan ıslah kanalının tasarımı, yapımı, bakımı ve onarımında sorumluluğu bulunan DSİ personellerinin taksirle ölüme neden olma eyleminin sübuta ermediği anlaşıldığından soruşturma izni verilmemiştir.”
]]>İlçe kırsalındaki Pelitli Mahallesi’nde etkili olan sağanak sonrası meydana gelen sel nedeniyle Değirmen Deresi taştı.
Ev, depo, ahır ve samanlıkların yıkıldığı mahallede, otomobiller ve tarım araçları da zarar gördü.
Sel nedeniyle mahalle içinde taş ve çamur yığınları oluştu.
AFAD koordinesinde mahallede çalışmalara başlayan ekipler, evleri zarar gören vatandaşlar için mahallede çadır kurdu.
“İlk defa böyle bir şey oldu”
Pelitli Mahallesi Muhtarı Mustafa Kotan, AA muhabirine, selde vatandaşların canını zor kurtardığını söyledi.
Selin ani ve çok hızlı geldiğini ifade eden Kotan, şöyle konuştu:
“Dere yatağında normal yağmur suları devam ediyordu. Bu yıl geçen yıllara göre suyun debisi daha fazlaydı. Önceki yıllarda bu kadar su gelmiyordu. Bu sene normalin dışında yağmur yağdı. Ondan dolayı bu sele maruz kaldık. Benim gördüğüm kadarıyla ilk defa böyle bir şey oldu. Herhangi bir yaralımız yok, 6-7 hayvan kaybımız var. Onun dışında traktör, otomobil, biçerler suyun altında kaldı. 45-50’ye yakın ahır, samanlık ve konut suların altında kaldı, yıkıldı.”
“Saniyelerle kurtulduk”
Mahalle sakinlerinden Metin Özdurak ise evlerinde otururken ses duyduklarını anlattı.
Dışarı çıktığında suların geldiğini gördüğünü belirten Özdurak, şöyle konuştu:
“Su evin tam önünden geçince biz oradan geçemeyeceğimizi anladık, duvarların üzerinden yola çıktık. Bu saniyelik bir şeydi, anlatamıyorsun böyle bir taşın geleceğini. Dün de yağmur ve su vardı, buraları arkadaşlara ‘bizim küçük çay büyüdü’ diye paylaşmıştım fakat bugün daha büyüdü. Biz kapının önünden çıkamayacağımızı anlayınca arka bahçenin duvarlarından tırmanarak yukarı çıktık. Su gelmeden yola çıktık. Saniyelerle kurtulduk. Bahçe duvarındayken sarsıntı vardı, sanki deprem oluyordu. Taşlar yukarıdan vura vura gelince sarsıntı oldu. Aşağı tarafların hepsi evdi, sel hepsini aldı.”
Vali Mustafa Çiftçi, mahalleyi ziyaret etti
Vali Mustafa Çiftçi, şiddetli yağıştan etkilenen mahalleyi ziyaret ederek incelemelerde bulundu.
Selin ilk anından itibaren devletin tüm kurumlarıyla vatandaşının yanında olduğunu vurgulayan Çiftçi, şunları kaydetti:
“İncelemelerimiz devam ediyor, ekiplerimiz sahada görevlerini yapıyor. Burada can kaybının olmaması en büyük tesellimiz. Epey bir maddi hasar gözüküyor. Mahallede 18 hane var. 50 civarında vatandaşımız yaşıyor. Bugün itibarıyla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüz ve Defterdarlığımız hemen hasar tespit çalışmalarına başladı. Tarım Orman İl Müdürlüğümüz de tarım arazileri ve hayvan varlığında meydana gelen zararları tespit etmek için çalışıyor. İnşallah en kısa sürede bölgedeki yaraları saracağız.”
Çiftçi mahallede iletişim sorunu olmadığını belirterek, “Şu ana kadar 15 evin zarar gördüğünü bizzat tespit ettim. Bunun dışında ahırlar, depolar ve zirai aletler de sel felaketinde zarar görmüş durumda. Elektrik firması kesilen elektriğin verilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Telekom Müdürlüğümüz de çalışmalarını yapıyor. Devlet burada vatandaşı için gereken adımları atacak.” ifadelerini kullandı.
]]>AFAD Başkanı Okay Memiş, Erzurum’un selden etkilenen güney ilçelerinde incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Memiş, ” Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı ikazı turuncuya dönebilir. O yüzden dikkati elden bırakmamalıyız” dedi.
Karadeniz gezisinin ardından dün gece Erzurum’a gelen AFAD Başkanı Okay Memiş, bugün, sabah saatlerinde Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Tekman Kaymakamı Hasan Raşit Taşkın, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz, DSİ 8’inci Bölge Müdürü Oğuzhan Yavuz, AFAD İl Müdürü Selahattin Karslı, İl Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger ve İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir ile sel nedeniyle ev, ahır, tarım arazisi ile araçların zarar gördüğü Tekman ilçesi kırsal Dalsöğüt Mahallesi’nde incelemelerde bulundu.
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde 3-4 gündür yağışların etkili olduğunu Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından ‘sarı’ kodla yağış ikazı verildiğini hatırlatan AFAD Başkanı Okay Memiş, sarı kodun turuncu ve kırmızıyla mukayese edildiğinde riskin çok büyük olmadığı anlamına geldiğini söyledi. Memiş, açıklamasında, “Gün içerisinde saatler içerisinde sarı ikaz turuncuya da dönebilir. O yüzden biz dikkati hiç elden bırakmadan AFAD olarak diğer paydaşlarımızla beraber muhtemel sel ve su baskınlarına karşı can kaybını önlemek için tedbirliyiz. Karadeniz’deki Giresun, Trabzon ve Rize’de de sarı ikazlar vardı. Samsun ve Ordu’da turuncu ikaz varken, Doğu Anadolu’nun Erzurum’dan Van’a kadar olan kısımlarında sarı ikazlar devam ediyor. Samsun’da özellikle Ordu sınırında Terme Çayı’nın taşması sorunuyla karşı karşıya kalındı ancak alınan tedbirler neticesinde herhangi bir can kaybıyla karşılaşmadık. Bununla birlikte Ordu’nun Çaybaşı ilçesinde 83 yaşındaki bir teyzemiz, aslında ailesinin ve çocuklarının da kendisini ikaz etmesine rağmen bendin üstünden taşan sudan karşıya geçebileceğini zannetti, maalesef suya kapılarak hayatını kaybetti” diye konuştu.
Erzurum’un Tekman ilçesi Dalsöğüt Mahallesi’nde etkili olan sağanağın derede hasara yol açtığını kaydeden Memiş, herhangi bir can kaybının yaşanmamasının sevindirici olduğunu söyledi. Mahallede 4 ahır ve 3 konutun zarar gördüğünü, 18 küçükbaşın öldüğünü ve 2 aracın da ağır hasarlı olduğunu hatırlatan Memiş, “Tekman’ın Hamzalar Mahallesi’nde ise 6, Kalaycı Mahallesi’nde de 2 aracın hasar gördüğünü tespit ettik. Karaçoban, Horasan, Karayazı, Köprüköy, Narman, Uzundere ve İspir ilçelerimizde de can kaybı yok ancak yer yer altyapı hasarları mevcut” dedi.
‘CAN KAYIPLARI YAŞIYORUZ’
Sellerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunan Memiş, şunları söyledi:
“Erzurum’un Karayazı ilçesinde suya kapılan Yakup Eren, 200-250 kişilik ekiple aranarak, cansız bedenine Ağrı’nın Tutak ilçesinde ulaşıldı. 15 santim debinin üzerindeki kuvvetli debideki su, insanların ayaklarını, 35 santimin üzerindeki debideki su da araçların yerden tekerlerini kesebiliyor. Dolayısıyla vatandaşlarımız ikazlara uysunlar. Bazen göz göre göre, oradaki durumu gördüğü halde, ‘Karşıdan karşıya geçebilirim’ zannediyor ama geçemeyip, sele kapılıp gidiyor. Selde ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Can kayıpları yaşıyoruz. Ayrıca burada gördüğümüz gibi yapılaşmanın, şehirleşmenin ve konutların bu dere yataklarına yapılmaması gerekiyor. Orta ölçekli 2 göleti 1 yılda dolduracak su 2 saatte geldi. AFAD olarak 111 iş makinesi (ekskavatör) satın aldık. DSİ Genel Müdürlüğü ile yaptığımız protokolle Türkiye’nin bütün derelerini, böyle riskli dereleri ıslah etmeye başladık. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nden başlayarak, bu çalışmalar devam edecek ve inşallah bu bölgeye de gelecek. Bu çalışmalar ve risk azaltma çalışmaları da artarak devam edecek.”
]]>Marmara Bölgesi’nde dün etkili olan sağanak, Bursa’da da yaşamı olumsuz etkiledi. Aniden bastıran gök gürültülü sağanak, kent genelinde etkili oldu. Öğleden sonra başlayan sağanak ve dolu, özellikle Osmangazi, Yıldırı, Nilüfer ilçeleri ile verimli tarım arazilerinin bulunduğu Yenişehir ilçesi ve dağ ilçeleri Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık, Keles’te yaşamı etkiledi. Yenişehir ilçesinde tarım arazileri ile bazı evler su altında kalırken, kent merkezinde de birçok ev ve iş yerini su bastı. Sürücüler trafikte zor anlar yaşarken, BursaRay’ın Odunluk İstasyonu’nda raylar su altında kaldı. Kentin batı yönündeki metro seferleri gerçekleştirilemedi. Acemler-Ataevler arasındaki seferler, Odunluk İstasyonu’ndaki suyun tahliye edilmesinin ardından 8,5 saat sonra normale döndü. Kent genelinde 600’ün üzerinde su baskını ihbarı yapılırken, AFAD, Bursa Büyükşehir Belediyeleri ve ilçe belediyeleri ile itfaiye, BUSKİ ve DSİ ekipleri gün boyu çalışmalarını sürdürdü. Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da sahadaki ekiplerle birlikte su baskını yaşanan bölgelerde incelemelerde bulunarak, çalışmaları yerinde takip etti.
‘İLK DEFA BÖYLE BİR AFET GÖRÜYORUM’
Meteoroloji yetkilileri 3 saat içerisinde metrekareye 44.4 kilogram yağış düştüğünü açıklarken, sağanak, Yıldırım ilçesi Teferrüç Mahallesi’nde sele yol açtı. Uludağ’dan gelen Çukuryayla Deresi’nin taşmasıyla, 3’üncü Taşlı Sokak’ta park halinde olan araçlar, sel sularıyla birlikte sürüklendi. 5 araçta zarar meydana geldi. Bölgeye, AFAD, itfaiye, sağlık ve belediye ekipleri sevk edildi. Can kaybı ve yaralanmanın yaşanmadığı bölgedeki temizlik çalışmaları devam ederken, mahalle sakinlerinden Hüseyin İrez (41), ilk kez böyle bir afetle karşı karşıya kaldıklarını belirterek, “41 yıldır bu mahallede yaşıyorum. İlk defa böyle bir afet görüyorum; bu mahallede, bu derede. Yıllardan beri deremiz mevcut ama dün ilk defa böyle bir afet oldu. Aracım da oradaydı, başka bir aracın sürüklenmesiyle kendi aracıma çarptı. Mahalleli, ilk defa böyle bir şey gördüğü için şaşırdı. Taşlar, ağaç tomrukları sürüklendi. Mahalleli sağa sola kaçıştı. Buralar hep çamur ve göl içindeydi. İtfaiye, belediye, AFAD hepsi geldi. Hala temizlik devam ediyor. Beterin beteri vardı. Allah daha büyük beterlerden saklasın” dedi.
‘KIYAMET KOPTU, GELDİ SANKİ’
Mahallede büyük panik yaşandığını belirten Musa Keser (72), “20 yıldan beri burada ikamet ediyorum. Ömrü hayatta böyle bir şey görmedim. Tamam geliyordu ama ufak bir su geliyordu. Sanki buradan bir nehir geldi. Taşlar, çakıllar, sular, kıyamet koptu geldi sanki. Yukarıda hiçbir yerde su kalmadı, hep buraya geldi. Yarım metre çamur vardı. İnsanlar bir yere geçemedi, yol bulamadı. Daha ömrü hayatta böyle bir şey görmedim” ifadelerini kullanırken, mahalledeki evlerin dere yatağında olduğuna dikkat çeken Nurettin Severoğlu (74), “74 yaşındayım, bu zamana kadar böyle bir su geldiğini burada görmedim. Önceden gelirdi ama çok az. Bize bir zararı yoktu. Ama gelen su, şimdi çok şiddetliydi. Benim evim burada, şu ağaçların arasında. Seyrettim o anları, baktım. Evde hasar yok ama bu dereyi aştı, yardı. Burayı kaç senedir ıslah edeceklerdi, yapacaklardı. Bir türlü yapılmadı. Ama yine de bizim evler tehlikeli. Biraz ağaç ektim, orayı sağlama aldım ama ekilen ağaçlar ne olur artık Allah’ıma emanet hepsi. 74 yaşındayım, 70’ten önce buradaydım. Buralarda hiç ev yoktu. Ama böyle bir yağmur görmedim. Bu sene çok şiddetli bir yağmur geldi, Allah sonumuzu hayır etsin” diye konuştu.
‘ÇOK ŞÜKÜR, OKULLAR KAPALIYKEN OLDU’
Selin yaşandığı sokakta bulunan, 573 öğrencinin eğitim gördüğü Teferrüç Ali Osman Gür İlkokulu Müdürü Erol Ardahanlıoğlu (50) ise selin eğitim döneminde meydana gelmemesinin büyük şans olduğunu belirterek, “4 yıldır buradayım, böyle bir şey yaşanmadı. İlk defa böyle bir sel oldu. Okulda herhangi bir hasar yok, çok şükür. Çok şükür, okullar kapalıyken oldu” dedi.
]]>(ANKARA) – Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde geçen yıl meydana gelen selde yıkılan ve ruhsatsız işletildiği tespit edilen bungalovların bulunduğu kampta sele kapılarak hayatını kaybeden 6 kişinin yakınları, Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Aileler, “Sadece Bülent Bayraktar’ı değil, Valiyi de yargılayın diyoruz. Cumhuriyet Başsavcısının ve savcının da şaibeli olduğunu söylüyoruz” diye konuştu.
Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde geçen yıl meydana gelen selde yıkılan ve ruhsatsız işletildiği tespit edilen kampta sele kapılarak hayatını kaybeden 6 kişinin yakınları Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşme talebiyle Bakanlığa geldi. Bakanlıktan yetkililerle görüşen aileler, daha sonra Bakanlık önünde açıklama yaptı.
Selde eşi Suna Duman’ı kaybeden Hüseyin Duman, “Adalette bir problem olduğu ve bu adaletin de doğru işlemesi gerektiği için gelip başvuruda bulunmak istedik. Adalet Bakanı’na bizzat konuyu bildirmek istedik. Adaletsizlikleri kendi çabamızla tespit etmeye çalışıyoruz” dedi.
Davaya ilişkin redd-i hakim talebinde bulunduklarını söyleyen Duman, şu iddialarda bulundu:
“Şüphelerimizi bizzat Bakana iletmek istedik. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Lekesiz ve onun eşi davada ‘başkan’ sıfatıyla bazı kararlar alıyor. İddianameyi hazırlayan kişi ile mahkemede hakim olan Merve Lekesiz’in kararları var. Biz buna karşıyız. Davada iddianameyi hazırlayan kişinin kendi eşi olması, koskoca Kırklareli Adliyesi’nde başka hakim, savcı kalmamış gibi bunların aynı karede olması bizleri üzüyor. Dönemin Valisi Osman Bilgin, eşimin ve insanların ölümüne sebep olan Bülent Bayrak’ın iş yerini ziyaret ediyor. Mahkemede Bülent Bayram, Validen çok büyük destek aldığını söyledi. ‘O yüzden burayı yaptık’ dedi.”
“Hukuksuz, adaletsiz, ahlak dışı, turizme açılmaması gereken, dere yatağında olan ve İSKİ’nin ve İl Özel İdaresinin ‘Burada hiçbir şey yapamazsınız, burası dere yatağı’ dediği halde dönemin Valisi Osman Bilgin ile bir araya gelip, orayı açmıştır.” iddiasında bulunan Duman, şöyle devam etti:
“Dokuz aydan bu yana hiçbir kurumdan bize ‘başınız sağ olsun’ denmedi. Aileler olarak hukuksuzluğu önlemek için burada sadece Bülent Bayraktar’ı değil, Vali’yi de yargılayın diyoruz. Cumhuriyet Başsavcısının ve Savcının da şaibeli olduğunu söylüyoruz. Davaya başka hakimler baksın diyoruz ama talebimizi reddediyorlar. Adalet Bakanı’nın yüzüne söyleyeceğiz.”
“KAÇAK YAPI OLMASINA RAĞMEN GAZETELERE İLAN VERMİŞ”
Kamuoyunda farkındalık yaratmak için Adalet Bakanlığı’na geldiklerini söyleyen ailelerin Avukatı Gürsel Sevinç de “Mağdur aileler gerek kamu kurum ve kuruluşlarının ihmallerini, bu ihmallerden sonra yaşanan sel felaketine bağlı adil yargılanma konusunda oluşan tereddütlerini giderme amacıyla Bakanlık nezdinde, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler nezdinde bu konuyu gündeme getirmek istedik. Adaletin tesis etmesi ve ailelerin mağduriyetinin giderilmesi için buradayız. Burası kaçak yapı olmasına rağmen gazetelere ilan vermiş bir yer. Burasıyla ilgili çok ciddi şaibeler bulunuyor” dedi.
“GİDEN CANLARIMIZ İÇİN ADALET İSTİYORUZ”
Yaşamını yitiren Suna Duman’ın ablası Çiçek Dinç de 8 aydır adalet için mücadele ettiklerini dile getirerek, “Beş yaşında yetim kalan bir yeğenim var. Felakette sağ olarak kurtarıldı. Diğer mağdur aileler olarak adalet peşinde koşmaya devam ediyoruz. Giden canlarımız için adalet istiyoruz. Sonuna kadar bu davanın peşinde olacağız. Geç gelen adalet, adalet değildir.” diye konuştu.
“İLK DEFA ADALET BAKANLIĞI’NA İHTİYACIMIZ OLDU”
Yaşanan felakette kızı ve damadını kaybeden Safiye Yaşa da “Bizler, daha önce Adalet Bakanlığı’na müracaat ettik. Kırklareli’nde savcı Muzaffer Lekesiz ve Başsavcı Hazım Aslanca tarafından engellenen, dört ay kadar hiçbir işlem yapılmayan bir dosyadan bahsediyoruz. Dosyada lüzumsuz olan her şey mevcut. Lüzumlu olan deliller dosyamıza girmedi. Adalet Bakanlığı’na dilekçe sunduk. Bu dilekçede Kırklareli’ndeki adalete güvenimiz kalmadığından dolayı davamızın naklini istedik. Bize bir cevap gelmedi. Cevap gelmemesi üzerine buraya geldik. Dosyamızda büyük deliller mevcut. Burada sel felaketi değil, organize suç örgütü var. Adalet arayışımızı bırakmayacağız. Ömrümüzde bir defa bizim Adalet Bakanlığı’na ihtiyacımız oldu. Gerçek adalet istiyoruz.” dedi.
Bakanlık görüşmesinden sonra gün içerisinde siyasi partileri ziyaret edeceklerini söyleyen Yaşa, Cumhurbaşkanı’nın konuya el atmasını istediğini söyledi.
“CEZA ALMALARINI İSTİYORUZ”
Kaçak bungalovların inşa edildiği noktada yaşanan selde kardeşi Ümit Solmaz’ı kaybeden Yasemin Demir ise “Biz adalet istiyoruz. Burada olmamızın tek sebebi Adalet Bakanı’nın bizi dinlemesi. Bu işe el atmasını istiyoruz. 6 canın vebalini ödemelerini ve ceza almalarını istiyoruz.” diye konuştu.
]]>AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz, seçildikten sonraki bölgede yürütülen çalışma ve gerçekleştirilen hizmetler hakkında değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantının açılış konuşmasını yapan AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan, konuşmasında yerel seçimleri hatırlatarak, seçilen tüm belediye başkanlarına başarı diledi. Arslan, seçim yarışı geride bıraktıklarını hatırlatarak, “Bartın seçmeni, Bartın’ın merkezinde, ilçelerinde ve beldelerinde verdiği kararlarla yeni bir dönem başlattı. Bu dönemin Bartın’ın merkezi, beldeleri, ilçeleri ve tüm Türkiyemiz için hayırlı olsun. Bartın bizim ortak paydamız. Bartın’ımızın menfaati olacak her şeyde, biz teşkilatımız, milletvekilimizle birlikte evet demeye hazırız. Tüm seçilen belediye başkanlarına başarılar diliyorum. Siyasette muhalefet etmek de vardır. Bartın’ın hayrına olacak her işin, projenin yanında olmak istiyoruz. O minvalde hareket edeceğiz” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’ya tepki göstererek konuşmasını tamamlayan Arslan, kendisinden sonra mikrofonu bırakacağı AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz’ı anons etmek istedi. Dili sürçen Arslan, “Şimdi sözü, sayın milletvekilimiz Yılmaz” diyerek, 27. Dönem Milletvekili ve şu anki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un ismini anons etti. Hatasının farkına varan ve duraksayan Arslan, salondakilerin kahkaha atması üzerine ise gülmekten kendisini alıkoyamadı. Arslan, “Buraya çıkmadan önce Sayın Bakanımız ile telefonla aradı. Çok selamları var. Onu da ifade edeyim. Şimdi sözü sayın milletvekilim Yusuf Aldatmaz beye veriyorum” dedi.
Milletvekili Yusuf Aldatmaz ise, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 16 yıl boyunca milletvekilliği yaptığını hatırlatarak konuşmasına başladı.
Yapay zeka ile sel simülasyonu oluşturuldu
Aldatmaz, yaklaşık 1 yıl önce milletvekili seçildiğini ifade ederek, tüm bakanlıkların, belediyelerin bölgeye yaptığı, devam eden ve yapacağı yatırım ve hizmetler hakkında bilgiler verdi. Aldatmaz, Bartın Irmağı’nın yol açtığı sel ve taşkınların önüne geçilmesini öngören ıslah projesini anlattı. Aldatmaz, yapımı devam eden ve eleştirilere neden olan cam duvarın da yer aldığı Bartın Irmağı ıslah projesi hakkında sorulara ve eleştirilere de cevap verdi. Bartın’da 500 yılda meydana gelen sel felaketlerinde tespit edilebilen yağış miktarı, su seviyesi, debisi, etkilediği alan, hasar gibi elde edilen verilerin bilgisayara girilmesi ile yapay zeka tarafından 2 boyutlu hidrodinamik model ortaya çıkarıldığını kaydeden Aldatmaz, ortaya çıkan verilerin gerçek, güncel verilerle örtüştüğünü de ifade etti.
Sel kapanları, baraj ve ırmak kenarlarındaki bariyerlerin de yer aldığı projenin hayata geçirilmeden önceki yani ırmağın şuan ki mevcut durumunda sel olması halinde ortaya çıkacak görüntüleri simülasyon ile gazetecilere gösteren Aldatmaz, oluşacak hasarlar ve tespit tahminlerini de anlattı. Aldatmaz, yapımına başlanan bariyerlerin tamamlanmasının ardından ise aşırı yağışlarda ortaya çıkacak simülasyon görüntülerini de izletti. Aldatmaz, hazırlanan model görüntülerine göre projenin tamamlanması ile Bartın’ın selden kurtulacağına dikkat çekerek, proje ile yapılacak çalışmalar hakkında detaylı teknik bilgi ve verileri de paylaştı. Projenin Bartın’da seli önleme projesi olduğuna vurgu yapan Milletvekili Aldatmaz, detaylı sunumun sonunda yaptığı konuşmada ise, “Bu proje Bartın ırmağının 40 metre olan yatağının, sel geldiğinde 90 metreye çıkartma projesidir. Bartın ırmağına zarar vermeden sel sularının şehir içerisine girmesini önleme projesidir. Örnekleri Avrupa’da vardır. Türkiye’de Bartın ırmağının benzeri yoktur, Bartın sellerine özgün başka bir ırmak da yoktur. Belki Türkiye’de ilk olacaktır. Bu proje Bartın için ilk olacaktır” dedi. – BARTIN
]]>Genellikle kavurucu sıcaklara sahip olan BAE, yer altı suyu sağlamak için yoğun bir şekilde bulut aşılama tekniği kullanıyor. Bu teknikte, uçaklar bulutlara tuz patlayıcıları sıkarak yağmur oluşumunu hızlandırıyor ve yağışı tetikliyor.
Associated Press’in analizine göre, BAE’nin bulut aşılama çabalarıyla ilişkilendirilen bir uçak, Pazar günü ülke genelinde uçuş gerçekleştirdi. BAE Ulusal Meteoroloji Merkezi’nden meteorolog Ahmed Habib, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, olağanüstü yağışlardan önce birkaç gün boyunca çeşitli bulut aşılama uçuşlarının yapıldığını belirtti.
Bulut aşılama üzerine spekülasyonlar artarken, NCM, CNBC’ye yaptığı açıklamada, Salı günü saatlerinde herhangi bir operasyon yapılmadığını, ancak Pazar ve Pazartesi günleri operasyonların gerçekleştirildiğini doğruladı.
Sosyal medyada paylaşılan şok edici videolar, yüzlerce sürücünün arabalarını terk edip güvenliğe yüzmek zorunda kaldığını gösterdi. Bazı araçlar tamamen sular altında kaldı ve çatıları zar zor su yüzeyinden görülebiliyordu. Bazı zengin sürücüler, lüks araçlarında ‘yüzdüklerini’ övünerek anlattı; ama çoğu, selde mahsur kalarak araçlarının arızalanmasına tanık oldu.
Yağmur suyu evleri de doldurdu, insanları evlerinden çıkararak daha yüksek yapılarda sığınma aramaya itti.
Korkunç sel, havaalanını ve çevresindeki yolları bastı, onlarca uçuş iptal edildi ve yolcular şiddetli yağmurdan korunmak için terminalde sıkışıp kaldı.
Ülkenin yöneticileri, bazılarının Salı gecesi sular altında kalan araçlarında uyuduğu ülke için toplam hasar veya yaralanma bilgisi sunmadı.
Ancak Ras al-Khaimah’ta, ülkenin en kuzeydeki emirliğinde, polis 70 yaşındaki bir adamın sel sularıyla sürüklenen aracında hayatını kaybettiğini belirtti.
Bu sabah sosyal medyada paylaşılan video, şehrin nasıl yağmur perdesiyle kaplandığını gösterdi. Yağmurlar Pazartesi geç saatlerde başladı ve Dubai’nin kumlarını ve yollarını yaklaşık 0.79 inç yağmur ile ıslattı.
Fırtınalar Salı günü yerel saatle sabah 9 civarında şiddetlenerek gün boyu devam etti ve şehri daha fazla yağmur ve doluyla doldurdu.
Salı gününün sonunda, Dubai 24 saat içinde 5.59 inç yağmura maruz kaldı.
Dubai Uluslararası Havaalanı’nda, dünyanın uluslararası seyahatler için en işlek havaalanı ve uzun mesafe taşıyıcısı Emirates için bir merkez olan bir yılda ortalama 3.73 inç yağmur görülür.
Bazı yorumcular, bulut aşılamanın sellerden sorumlu olamayacağını, bu tekniğin mevsimsel yağışları yalnızca %10-30 oranında artırabileceğini belirtiyor.
Zaten bölgeye doğru ilerlemekte olan anormal bir hava sisteminin ve Dubai’nin yetersiz drenaj sistemlerinin bu şiddetli selin asıl nedeni olduğunu öne sürüyorlar.
Temizleme çalışmaları sabah erken saatlerde başladı; tanker kamyonları sokaklara ve otoyollara su pompalamak için gönderildi.
Yetkililer, okulları tatil etti ve hükümet, temizleme çalışmaları sürerken evden çalışma politikası uyguladı.
Dubai’nin seyahat otoriteleri bugün, sadece birkaç saat içinde bir buçuk yıldan fazla yağmurun vurduğu havaalanından uzak durulması konusunda yolcuları uyardı.





ASKİ Genel Müdürlüğü, eski yönetimler tarafından altyapının ihmal edilmesi nedeniyle kentte zaman zaman yaşanan ve geçmişte can ve mal kayıpları ile de sonuçlanan sel manzaralarına savaş açtı. Geçen aylarda başlattığı kapsamlı temizlik hamlesini gece gündüz ve aralıksız sürdüren ASKİ, Başkent Ankara’da yer alan 150 bin civarında ızgara, 2 bin civarında sel kapanı ve 111 alt geçidi düzenli aralıklarla temizliyor.
Ankara’nın 25 ilçesinin tamamında gerçekleştirilen rutin temizlik, bakım ve onarım çalışmaları ile Başkenti sağanak yağışa hazır hale getirmek için çalışan ASKİ, insan kaynağı ve teknik araç gücüyle 2023 Aralık–Şubat 2024 dönemini kapsayan son 3 ayda içine dolan malzemeler nedeniyle gider sorunu olduğu tespit edilen 73 bin 602 ızgara ve 699 sel kapanını temizledi.
IZGARA VE SEL KAPANLARINA SİSTEMATİK KONTROL
Geçen aralık, ocak ve şubat aylarında, 68 bin 451 ızgara ile bin 377 sel kapanı kontrol edilerek temiz kaydı alındı. Yine son 3 ayda Ankara’daki alt geçitlerde bin 223 temizlik kontrolü gerçekleştirilerek, dolu noktaların temizliği sağlandı. Ankara genelinde mevcut sel ızgaraları ve mazgalların önemli bir kısmı temizlik kontrolünden geçirilmiş oldu. Coğrafi Bilgi Sistemi’nde kaydı eksik olan 60 bine yakın ızgara da sisteme kaydedildi. Böylece düzenli izleme için çok önemli olan veri tabanındaki eksikliklerin giderilmesinde önemli bir mesafe alındı. Geçen 3 ayda ayrıca 482 noktada, 17 yeni sel ızgarası ve bin 648 yeni ızgara imalatı gerçekleştirildi.
ASKİ Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay, kum, çakıl, yaprak, dökülen yağ ya da bebek bezi gibi maddeler ile tıkanan ızgaralar nedeniyle yaşanabilecek sel baskınları ve daha küçük su taşkınlarının önüne geçmek için yürütülen temizlik çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
“YAĞMUR SUYU GİDER ALTYAPISI YILDA EN AZ 3 TUR GÖZDEN GEÇİRİLECEK”
“Geçmişteki hataları yineleyip yeniden üzücü olaylar yaşamamak için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş döneminde ASKİ olarak Türkiye’mizin göz bebeği Ankara’mızda kapsamlı bir yağmur suyu gider altyapısı temizlik programı yürütüyoruz. Izgaraların yanı sıra kentimizdeki sel kapanlarını da tıkanıklık ve temizlik açısından sürekli kontrol ediyoruz. Ankara’da sel yaşanabilecek her bir noktayı kontrol altında tutmak için takip ettiğimiz bir programımız var. Bu sayede sistemimizde kayıtlı tüm ızgaraları yılda en az 3 kez ki bu 4’te olabilir gözden geçireceğiz. Böylece altyapıda idari kaynaklı ortaya çıkabilecek sorunların önlemini almış olacağız. Burada amaç sel felaketi yaşanmadan önlem almak ve selin olumsuz etkilerini en aza indirmek. Hedefimiz Ankara’da temizlenmemiş olmaktan kaynaklanan rögar taşkınlarını ve su baskınlarını tamamen önlemek. Bunu yapabilmek için de düzenli şekilde her ay mevcut rögar ve ızgaralarımızın en az yüzde 25’ini kontrol edecek ve gerektiğinde temizleyeceğiz. Yağmur yağdığı zaman beklentimiz aldığımız bu önlemlerin olumlu sonuçlarını görmek, halkımızın şikayetlerini asgari düzeye indirmek. İdare kaynaklı sorunları giderdikten sonra bölgede bir taşma yaşanırsa bu sefer bölgedeki fiziki altyapı kontrol edilerek ihtiyaç duyulan çözümler üretilecek.”
ANKARALILARA VE İLÇE BELEDİYELERİNE ÇAĞRI
Atık su ve yağmur suyu hatlarının zamanla kum, çakıl, yaprak ve yağ gibi çökelmiş malzeme birikimi ile dolarak çalışamaz duruma geldiğinin altını çizen Akçay, ızgaraları tıkayabilecek bebek bezi gibi malzemelerin, tekstil ürünlerinin, plastik çöplerin ızgaralara atılmaması için Ankaralılara çağrı yaptı. Akçay, “İlçe belediyelerinin de asfaltlama yaparken ızgaraların üzerini kapatmamaları ve kod farkı yaratmama hususları da altyapının verimli çalışmasında en önemli unsurlardan birisi olarak öne çıkıyor” dedi.
]]>Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, hakkında “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma” suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Bülent B, tutuksuz sanık Büşra G. ile müştekiler Hüseyin Duman, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Safiye Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Emine Solmaz, Yasemin Demir, Çiçek Dinç ve Nermin Akbıyık ile taraf avukatları katıldı.
Tutuksuz sanık Cenan A, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Diğer tutuksuz sanık Sevcan U’nun duruşmaya katılmadığı görüldü.
Kimlik tespitinin yapılmasının ardından bazı müşteki ve avukatları, mahkeme heyetinin reddi ile reddi hakim ve davanın nakli talebinde bulundu.
Müşteki ve sanık avukatların taleplere ilişkin görüşünün alınmasının ardından bir süre ara verilen duruşmada, reddi hakim talepleri reddedildi.
Tutuklu sanık Bülent B, söz konusu araziyi 2014 yılında babası ile kurdukları şirket adına satın aldıklarını söyledi.
Yurt dışında gördüğü organik tarım modelini Türkiye’ye uyarlamak ve turistlik amaçlı tesis kurmak istediğini anlatan Bülent B, söz konusu bölgeye turizm amaçlı 18 yapı yapıldığını kaydetti.
Bu afeti öncesinde tahmin edemediklerini belirten Bülent B, “Ben de orada olsaydım hayatımı kaybedecektim. Sel sabaha doğru oldu, bana herhangi bir şey söylenmedi. Valiliğin sel uyarısından da haberdar değilim. Eğer cami veya jandarma megafonu ile anons yapılsaydı daha dikkat çekerdi. Daha önce böyle uyarılar yapılmış ama böyle sel olmamıştı.” şeklinde savunma yaptı.
Tesisin yıkım kararının kendisine yazılı olarak bildirilmediğini öne süren Bülent B, olayın 1 dakikada gerçekleştiğini kaydetti.
Konaklamaların bilgisi dışında gerçekleştirildiğini iddia eden Bülent B, suçsuz olduğunu söyledi.
“Benim evladım kuzu mu?”
“Yüzme bilen herkes, kuzu bile su birikintisinden kurtulurdu” şeklinde savunma yapan sanığa müşteki Safiye Yaşa “Benim çocuğum kuzu mu hadsiz?” diyerek tepki gösterdi.
Yaşa’nın rahatsızlanması üzerine mahkemeye ara verildi. 112 Acil Sağlık ekipleri Yaşa’ya müdahale etti.
Tutuksuz sanık Büşra G. de savunmasında, Bülent B’nin akrabası olduğunu ve kağıt üzerinde şirketin kendisine devredildiğini ileri sürdü.
Maddi sıkıntıları olduğu ve iş araması nedeniyle şirketin üzerine devredilmesi teklifini kabul ettiğini öne süren Büşra G, devir işlemleri sonrasında şirkette yönetim kurulu başkanı olarak gösterildiğini kaydetti.
Tutuksuz sanık Cenan A. da hakkındaki suçlamayı kabul etmeyerek, Bülent B’nin ailevi durumu nedeniyle şirketi kısa süreliğine kendisine devrettiğini iddia etti.
Şirketin iş ve işlemleri için iki kişiye geniş kapsamlı vekaletname verdiğini iddia eden Cenan A, yapılan hiç bir işlemden haberinin olmadığını ileri sürdü.
“Bungalov devrildi hepimiz ayrı yere savrulduk”
Müşteki Hüseyin Duman da meydana gelen selde eşi Suna Duman ve komşuları Rahile ve Ahmet Baki Şimşek’in hayatını kaybettiğini, 5 yaşındaki kızının ise yaralı olarak kurtarıldığını anımsattı.
Selin olduğu gün bölgede mahsur kaldıklarını bildiren Duman, şunları kaydetti:
“Bir gece önce tanıştığımız ve yan bungalovda kalan çifte seslendim. Sesimi duyuramayınca yüzerek onların olduğu eve gittim ve uyandırdım. Onlar bulundukları yerden kaçmaya çalıştılar ancak suyun debisi yükselince sulara kapılarak gözden kayboldular.
Bizimde kaçma ihtimalimiz yoktu. Çocukları alıp bungalovun ikinci katına çıktık. Su evin ikinci katında olmamıza rağmen boğazımıza kadar yükselmişti. Bungalov devrildi hepimiz ayrı yere savrulduk. Hepimiz akıntıya kapıldık.”
Meydana gelen selde kızı ve damadı hayatını kaybeden Safiye Yaşa da, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, sanıkların en ağır cezayı alması için mücadele edeceğini belirtti.
Bungalovların dere yatağına yapıldığını iddia eden Yaşa, “Benim evladım geri gelmeyecek ama bu örnek bir dava olsun ki başka insanların da canları yanmasın.” dedi.
Sanık avukatları ile müşteki avukatlarının arasında çıkan sözlü tartışmanın ardından mahkemeye yeniden ara verildi.
Avukat savunmalarının ardından duruşmada 8 tanık dinlendi.
Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanık Bülent B’nin tutuklu halinin devamını diğer sanıkların adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmalarına devam edilmesini talep etti.
Bir süre ara verilen duruşmada, sanığın tutukluluk haline devamına, diğer sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerinin kaldırılıp tutuksuz yargılanmalarına karar verildi.
Duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.
Tesiste kalan 6 kişi yaşamını yitirmişti
Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde 5 Eylül 2023’te sabaha karşı başlayan sağanak, İğneada beldesinde su baskınları ve dere taşkınlarına yol açmıştı. Devlet Su İşleri verilerine göre, bölgenin son 500 yıldaki en yoğun yağışı aldığı belirlenmiş, 24 saatte metrekareye 196 kilogram yağış düşmüştü.
Yağış nedeniyle Değirmen Deresi’nden taşan suyun Demirköy ile İğneada’yı birbirine bağlayan kara yolundan akması nedeniyle yol bir süre trafiğe kapatılmış, suyun çekilmesi sonrası trafik akışı yeniden başlamıştı.
Ormancılık faaliyetlerinin sürdürüldüğü bölgede dizili tomrukların yanı sıra köklerinden sökülen ağaçlar selde sürüklenerek bungalovların bulunduğu tesise ulaşmış, tomruklar ve ağaç kütüklerinin de etkisiyle bungalovlar sürüklenmişti.
Bölgeye sevk edilen ekipler, tesiste kalan 12 kişiden haber alınamaması üzerine arama kurtarma çalışması başlatmış, ormanda mahsur kalanlardan 6’sı selin olduğu gün kurtarılmıştı.
Bölgede 5 Eylül’de Rahile Şimşek ve Suna Duman’ın, 6 Eylül’de Ümit Solmaz, Selman ve Mihriban Bağışlar’ın, 7 Eylül’de ise Ahmet Baki Şimşek’in cansız bedeni bulunmuştu.
Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında işletme yetkililerinden 5 kişi gözaltına alınmış, bir kişi savcılık ifadesi sonrası serbest bırakılmış, 3 şüpheli tutuklanmıştı.
Tutuklanan şüphelilerden ikisi ara tutukluluk değerlendirmesinde adli kontrol şartıyla serbest kalmıştı.
]]>İYİ Parti’nin, 13 Şubat’ta Antalya’da meydana gelen sel felaketi sonucu oluşan hasar ve zararların tespit ve telafi edilmesi, yurttaşların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi, mevcut altyapı eksikliklerinin tamamlanması ve Antalya’nın olası afetlere karşı güvenli hale getirilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis araştırma önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi, bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Öneri, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, şunları dile getirdi:
“ARTIK PANSUMAN VE PALYATİF ÇALIŞMALARLA BU YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ”
“Bu afetle bir kez daha gördük ki şehirlerimizin altyapısı yağmur sularını bile sorunsuz şekilde uzaklaştırmaya, vatandaşlarımızın can ve mal kayıpları yaşamasını önlemeye uygun değil. Bu afet bize şehirlerimizin eksik ve yetersiz olan altyapılarını tamamlamamız, yağış rejimine uygun bir şekilde yeniden inşa etmemiz gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde göstermiş oldu. Bir çok vatandaşımızı uzun zamandır emek verdiği tarladaki ürününü kaybetti. Bir çok vatandaşımızın evini kanalizasyon suyu bastı çünkü yağmur su kanallarıyla, kanalizasyon kanalları iç içe girmiş durumda. Bu sel ve afet gibi sürekli yaşadığımız kısır döngü haline gelmiş olaylara karşı kalıcı tedbirler almanın zamanı geldi, çoktan geçti bile. Günümüzde belediyeler altyapı gibi gözle görülmeyen ama hayati önem taşıyan yatırımlara gerekli kaynağı ayırmamakta daha çok oy kaygısıyla popülist alanlara yatırım yapmaktadır. Şehrin kanalizasyonu, atık su arıtma sistemi, yağmur sularını uzaklaştırma sistemi, mazgalların ve rögarların zamanında temizlenmemesi, dolan dere yataklarının yıllık bakımlarının yapılmaması, dere yatakları üzerinde yapılaşmaya izin verilmesi, çarpık kentleşme gibi hususlar yaşadığımız bu afetlerin başlıca sebebidir. Antalyamızda neredeyse her yıl benzer felaketler yaşanmaktadır artık pansuman ve palyatif çalışmalarla bu yapısal sorunlar çözülemez. Valiliğin koordinasyonunda büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, Devlet Su İşleri, Karayolları gibi bütün kurumların katılımı ile Antalya’daki bütün derelerin incelenmesi, dolmuş veya yapılaşma sebebiyle suyun akışına engel duruma gelmiş bütün derelerin regülatörlerin, ırmakların yılık kontrol temizlik ve ıslahının yapılması gerekmektedir. Şehirlerin imarı ve altyapısı yapılırken yağmurun ve sel sularının akış yönüne doğru planlanmalıdır.”
İYİ Parti’nin önerisi üzerine Saadet Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Hasan Ekici, şöyle konuştu:
“AFET YÖNETİMİNİ LİYAKAT SAHİBİ, EHİL KİŞİLER ÜSTLENMELİDİR Kİ BÖYLESİ ACI OLAYLARIN ÖNÜNE GEÇEBİLELİM”
“Başta Antalya Valiliği, Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü, Antalya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, bu işten sorunlu kamu kurumları neden gerekli uyarıları yeterli düzeyde yapıp gerekli önlem ve tedbirleri almadılar. Yaşanan felaket nedeniyle yaralanan, evlerini, işyerlerini su basan vatandaşlarımız var. Bu vatandaşlarımızın bir an evvel yaralarının sarılması gerektiğini önemle vurguluyoruz. Bölgede elektrik kesintilerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda gerekli çalışmalar acilen yürütülerek vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilmelidir. Herkes işini gerektiği gibi yapmak durumunda, afet yönetimini liyakat sahibi, ehil kişiler üstlenmelidir ki böylesi acı olayların önüne geçebilelim.”
DEM Parti Grubu adına söz alan Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp de şunları kaydetti:
“DEVLETİN İLGİLİ KURUMLARI ANTALYA’DA GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR”
“Geldiğimi noktada selden yaşam kaybının olması bir doğa olaylarında ziyade insani hataların sonucudur. Bu hatalar silsilesi artık sistematik hale getirilmiş ve normalleştirilmiştir. Devletin görevi yaşanan her felakette şaşırmak, ‘beklenenden çok daha büyüktü’ diye savunmaya geçmek değildir. Her ihtimali öngörerek ona göre önlemler almaktır ama sadece kağıt üstünde değil. AKP iktidarı 20 yılı aşkın bir süredir o kadar başka konulara odaklandı ki insan yaşamının önemi neredeyse son sıralara düştü. Devletin ilgili kurumları Antalya’da görevini yerine getirmemiştir Antalya Büyükşehir Belediyesi görevini ihmal etmiştir.”
CHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır ise şöyle konuştu:
“DAHA KAPSAMLI POLİTİKALARA İHİTİYACIMIZ VAR”
“Antalya Büyükşehir Belediyesi birimlerine 5 bine yakın ihbar ulaşmış olup büyükşehir belediyemiz afet kapsamında 506 araç, bin 670 personelle müdahalede bulunmuştur. Bin 600 aileye sosyal yardım yapmıştır. Yaşana bu sel felaketinde iklim değişikliğinin etkilerini görmekteyiz. Bu olağanüstü hava şartları gelecekte tüm dünyanın ve ülkemizin kaderi olacaktır. Bu kaderi yaşamamak adına daha kapsamlı politikalara ihtiyacımız vardır. Çiftçilerimizin zararlarının karşılanması çok acil ve elzemdir. Mülkiyet sorunu nedeniyle TARSİM’i olmayan çiftçilerimizin de mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir. Sigortalı ve sigorta kapsamı dışında kalan tüm zararların karşılanması elzemdir.”
İYİ Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
]]>Antalya’da pazartesi günü etkili olan sağanak yağışla birlikte yaşanan, 1 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketinin ardından yaralar sarılmaya başlandı. Metrekareye Kepez’de 300 kilogramın yağış düştüğü ilçede selin en fazla etkilediği mahalle ise Güneş oldu. Mahallede özellikle giriş kat daireleri ve depolar ve birçok iş yeri su altında kaldı. Antalya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, orman ve AFAD ekiplerinin çalışmasıyla mahallede su tahliyesi tamamlandı. İş yerleri temizlik çalışmasının ardından yavaş yavaş faaliyetlerine başladı. Bir halıcı deposunu su basması nedeniyle zarar gören ürünlerini çöpe atmak yerine yarı pahasına satmaya başladı. Bin TL’lik halıyı yarı fiyatına verince iş yerinde yoğunluk oluştu. Mahallede her evin bahçesinde kurumak üzere ev eşyası çıkartılırken, çok sayıda otomobilde ise temizlik çalışması yapıldığı görüldü. AFAD ve belediye ekiplerinin bölgede çalışmaları ise devam ediyor. Selin şiddeti ise bir depodaki duvarın yıkılmış haliyle görüntülendi.
“Ortadaki duvar yıkılmış”
Tuhafiye dükkanı işleten Türkan Yılmaz, “Sabah geldiğimizde manzara çok kötüydü. Depo suyla dolmuş ve taşmıştı. Buralar hep suyla kaplıydı. Babam bile 30 yıldır burada olduğunu ve böyle bir afet görmediğini söyledi. Bayağı bir zararımız oldu. Elbiselerimiz hepsi suyla gitmiş. Kullanılabilecek olanları ayırdık. 150 bin liralık zararım var” diye konuştu.
“İlk kez böyle şey gördük”
Kasap dükkanı işleten Gülsüm Beslek, “Dükkanımızı açamadık, yarıya kadar suydu. Yan dükkanın penceresinden depoya su doluyor. Ortadaki duvar yıkılıyor. Merdivenin en üst seviyesine kadar suydu. Bizim mangal, kömür, baharat, eldivenlerimizin hepsi gitti, ziyan oldu. 14 yıldır burayı işletiyorum, ilk defa böyle bir şey gördük. Benim zayiatım 60 bin lira civarı. Ne yapalım yeniden yaptık. AFAD yardımcı oldu” dedi.
“Depo halılarım gitti”
Pazartesi gece başlayıp sabaha kadar yağışın aralıksız sürdüğünü anlatan Mehmet Nur Yavuz, “Daha sonra buralar sel oldu. Dükkanımızın üst katı bir metre, alt katta ise 3 metreye kadar su içinde kaldı. AFAD yardım yaptı Allah razı olsun. Onlar olmasa burayı temizleyemezdik. Bizim depoda 3 milyona yakın zararımız var. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Destek istiyoruz. Zor durumdayız. Bölgede zarar gören esnafımıza destek bekliyoruz. Bu halılar şu an çöpe atsam ya da birine versem 50-100 bin para tutmaz. Hiçbir şey kurtaramadık. Hala yerde sular var. Bu malları çıkaramıyoruz ıslak, yarı ıslak ürünleri, bin TL’lik ürünü yarı yarıya satıyoruz. Bu bir afet ama bizi yalnız bırakmasınlar, ayakta duralım” ifadelerine yer verdi.
“Su balkondan, her yerden girdi”
Giriş kattaki dairesi su altında kalan ve yaralarını sarmaya çalışan Sevil Köker, “Daha önce böyle bir şey yaşamadık. Sel geldiği zaman daha uyumamıştık. Kapıyı açtım merdiven boşluğundan su geliyordu. Suyu eşim engellemeye çalıştı ama başaramadı. Hem dış hem balkon kapısından su gelmeye başladı. Üst kata sığındık çocuklarla. Tüm eşyalarımız bitti. Destek bekliyoruz, perişan haldeyiz” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>Kepez ilçesindeki Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde itfaiye ekiplerinin su ve çamur tahliye çalışmaları sırasında otomobilden cansız bedeni çıkarılan Halil Yıldız’ın (47) Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemleri tamamlandı. Yıldız’ın cenazesini teslim alan oğulları Akın ve Umut ile yakınları ve mesai arkadaşları üzüntü yaşadı. Akaryakıt istasyonunda teknik personel olarak çalışan Yıldız’ın mesai arkadaşlarından Mehmet Irmak, 23 yıllık arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi. Evli ve 2 çocuk babası Yıldız’ın cenazesi, ikindi namazının ardından Varsak Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Antalya Büyükşehir Belediyesi, 12 saatte metrekareye 330 kilogram yağışın düştüğü bölgede 24 saattir aralıksız çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek koordinasyonundaki Büyükşehir Afet Koordinasyon Merkezi, 1450 personel, 290 araç ve iş makinesiyle selin etkili olduğu Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Aksu ve Döşemealtı’nda olumsuzluklara müdahale ediyor. Büyükşehir ekipleri, gece boyunca sel sonrasında araç trafiğine kapanan alt geçitleri açmak için yoğun çaba sarf etti. Diğer kurumlarla koordineli yürütülen çalışmalarda motopomplarla alt geçitlerdeki su tahliyesi gerçekleştirildi. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden çalışmalar sonrası Gıyasettin Keyhüsrev, Tonguç, Otogar ve Falez alt geçitleri trafiğe açıldı.
İTFAİYE EKİPLERİNDEN ANINDA MÜDAHALE
ASAT Genel Müdürlüğü ekipleri, suyla dolan Çallı ve TEDAŞ alt geçitlerindeki suyun tahliyesine devam ediyor. Temizlik çalışmalarının ardından alt geçitler gün içinde trafiğe açılacak. Antalya Büyükşehir Belediye İtfaiyesi, 1678 vakaya müdahale ederken, 636 vatandaşı mahsur kaldığı evlerinden tahliye etti. İtfaiye ekiplerinin, su basan ev, okul, kamu kurumu ve iş yerlerinde su tahliye işlemleri devam ediyor. Fen İşleri ekipleri de bozulan yollarda ve kaldırımlarda onarım yapıyor.
TEMİZLİK VE İLAÇLAMA ÇALIŞMASI
Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler ekipleri, sokak sokak temizlik yaparak ve selin biriktirdiği atıkları kaldırarak, selin izlerini silmeye çalışıyor. Çevre Sağlığı ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri de sel bölgesinde hastalıklara neden olabilecek, sinek, haşere ve kemirgen üremesine karşı ilaçlama çalışması gerçekleştiriyor. Temizlik ekipleri ayrıca su basan evlerin temizliğine de vatandaşlara yardımcı oluyor.
GIDA VE KIYAFET DESTEĞİ
Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, selin en çok vurduğu mahallelerden Yeşildere’de vatandaşlara sabah çorba, öğle ve akşam 3 çeşit sıcak yemek ikramı gerçekleştiriyor. Afetzedelere su ve ekmek yardımı da yapılıyor. Suyun çekilmesinin ardandan sosyal hizmet uzmanları evlerde hasar tespiti yaparak, eşya, kıyafet, gıda desteğinde bulunacak. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri de Aksu Yurtpınar ve Kepez Altınova ve Gaziler mahallelerinde hasar gören seralarda hasar tespiti yapacak. (DHA)
]]>Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü, kum, çakıl, yaprak, dökülen yağ ya da bebek bezi gibi maddeler ile tıkanan ızgaralar nedeniyle yaşanabilecek sel ve su taşkınlarının önüne geçmek için Başkent genelinde kapsamlı bir temizlik çalışması başlattı. ASKİ Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay, son 2 ayda 74 bin 877 ızgaranın, 871 sel kapanının ve 65 altgeçidin temizlendiğini açıkladı.
ASKİ Genel Müdürlüğü, eski yönetimler tarafından altyapının ihmal edilmesi nedeniyle Başkent’te zaman zaman yaşanan ve ne yazık ki can ve mal kayıpları ile sonuçlanabilen sel manzaralarını tarihin derinliklerine gömmek için çalışmalarını arttırdı. ASKİ, tıkanan yağmur ızgaralarının yol açtığı sel ve su taşkınlarını önlemek için bir program dahilinde ilerleyen kapsamlı bir temizlik operasyonunu devreye soktu.
Konu hakkında açıklamalarda bulunan ASKİ Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay, son 2 ayda 74 bin 877 ızgaranın, 871 sel kapanının ve 65 altgeçidin temizlendiğini söyledi.
“AMAÇ FELAKET YAŞANMADAN ÖNLEM ALMAK”
Akçay, şunları kaydetti:
“Şehrimizin bütün yağmur suyu altyapısını zaten düzenli aralıklarla temizliyoruz. Şimdi kent genelinde çok daha planlı bir temizlik çalışması yürütüyoruz. Ankara’da sel ve su baskını yaşanabilen her bir noktanın kontrol ve temizliğini sağlamak için özenle hazırlanmış bir programı devreye alıyoruz. Bu sayede sistemimizde kayıtlı ızgaraları yılda en az 3 kez gözden geçirip tıkalı mı diye kontrol edeceğiz. Yılda 3’ün üzerine çıkabiliriz ama altına kesinlikle düşmeyiz. Böylece bir yerler tıkanmadan ızgaraları temizlemiş olacağız. Amaç sel felaketi yaşanmadan önlem almak; selin olumsuz etkilerini minimuma indirmek. Yani ben burayı zaten temizledim ve yağmur yağdığı zaman da beklentim buranın idareden kaynaklı ihmaller nedeniyle taşmasını engellemek olacak. Temizlikten sonra da bölgede bir taşma yaşanırsa bu sefer de bölgede fiziki altyapının yetersiz olduğu ortaya çıkacak ve bu sefer de sorun yeni yatırım ile çözülecek.”
“HEDEF DOLULUKTAN KAYNAKLANAN TAŞKINLARI TAMAMEN ÖNLEMEK”
ASKİ’nin düzenli bir program ve plan dahilinde temizlik çalışmasını sürdürerek artık ızgaralarda doluluktan kaynaklanan taşkınları tamamen önleme hedefini önüne koyduğunu vurgulayan Akçay, şöyle devam etti:
“Izgara temizliği ile ilgili olarak idari nedenlerden kaynaklanan sorunlarla fiziki nedenlerden kaynaklanan sorunları birbirinden ayırt ederek bir çalışma yapıyoruz. Burada amacımız özellikle doluluktan yani temizlenmemiş olmaktan kaynaklanan rögar taşkınlarını ve su baskınlarını engellemek. Bunu yapabilmek için de düzenli şekilde her ay mevcut rögar ve ızgaralarımızın yüzde 25 civarını temizleyeceğiz. Ayrıca farklı zemin ve eğimlerde farklı tasarımları olan ızgaralar kullanacağız. İlçe belediyelerinin de asfaltlama yaparken ızgaraların üzerini kapatmamaları ve kot farkı yaratmama hususları da altyapının verimli çalışmasında en önemli unsurlardan birisi olarak öne çıkıyor.”
ANKARALILARA ÇAĞRI
Akçay, ayrıca atık su (kanalizasyon) ve yağmur suyu hatlarının zamanla kum, çakıl, yağ gibi çökelmiş malzeme birikimi ile dolarak çalışamaz duruma geldiğine dikkati çekerek, vatandaşları ızgaraları tıkayabilecek malzemeleri ızgaralara atmamaları konusunda uyardı.
ASKİ, Ankara’nın 25 ilçesinin tamamında gerçekleştirilen rutin temizlik, bakım ve onarım çalışmaları ile Başkent’i sağanak yağışa hazır hale getirmek için var gücüyle çalışıyor. Çalışmalarda ekonomik ömrünü tamamlayan ızgaralar ise yenileriyle değiştiriliyor. Tıkalı mazgal ve kanal açma çalışmalarında kolaylık sağlayan vakumlu ekskavatör, toprağa basınçlı hava vererek toprağı gevşetme özelliğine sahip. Araç, içinde bulunan su jeti sayesinde basınçlı suyla çamuru yumuşatarak temizliyor.
]]>