Şehrin – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 13 Jul 2024 21:39:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Başkan Yunus Akçin: “Yerel yöneticiler şehrin gelişimini sağlayamamıştır” https://www.haber60.com.tr/baskan-yunus-akcin-yerel-yoneticiler-sehrin-gelisimini-saglayamamistir/ https://www.haber60.com.tr/baskan-yunus-akcin-yerel-yoneticiler-sehrin-gelisimini-saglayamamistir/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:39:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39134 MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Yunus Akçin, köklü tarihiyle önemli bir kültürel ve sosyal mirasa sahip Malatya’nın yıllardır ekonomik gelişim noktasında önemli bir mesafe kaydedemediğini belirterek “Malatya, bu anlamda büyük talihsizlik yaşamış, son 20 yılda görev alan yerel yöneticiler ve STK başkanları, şehrin gelişimini sağlayamamıştır” dedi.

MÜSİAD Şube Başkanı Yunus Akçin ve yönetimi basın mensupları ile bir araya geldi. Şehrin ekonomik sorunlarının ele alındığı toplantıda konuşan Akçin, şehrin yönetiminde görev alan yerel yöneticiler ve STK’ların gelişime katkı sağlayamadığını söyledi.

Malatya’nın Türkiye’nin en büyük 28. şehri olarak köklü tarihiyle önemli bir kültürel ve sosyal mirasa sahip olduğunu ifade eden MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Yunus Akçin, “Ancak, böyle bir güzide şehrin ekonomik durumu içler acısı bir hale gelmiştir. Malatya, yıllardır ekonomik gelişim noktasında önemli bir mesafe kaydedememiştir. Türkiye’nin milli gelir sıralamasında 62. sırada yer almaktadır. Bunun birçok nedeni vardır. Bir şehri geliştiren, şehrin yetkili organları, belediye başkanları, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve Sivil Toplum Kuruluşlarıdır. Bu yetkili organlar, şehrin gelişimine asıl katkıyı sunanlar olmalıdır. Ancak Malatya, bu anlamda büyük talihsizlik yaşamış, son 20 yılda görev alan yerel yöneticiler ve STK başkanları, şehrin gelişimini sağlayamamıştır” dedi.

En son 1978 yılında Malatya’da sanayi sitesinin yapıldığını ve o günden bugüne yeni bir sanayi sitesi planı dahi yapılmadığını ifade eden Akçin, “Küçük sanayi sitelerindeki esnaf ve sanatkarlar, fiziki şartlardan dolayı büyümeyi başaramamıştır. Maalesef bu meseleyi çözmesi gereken Esnaf Odası Başkanı, Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri gibi sorumlular, ortak bir karar alarak yeni bir sanayi sitesi ihtiyacını karşılayamamışlardır. Ancak 6 Şubat depreminden sonra sanayi sitesi inşaatına başlanmış olup, 714 adet iş yeri yapılacaktır. Ayrıca, acilen 2 bin 500 tane daha iş yerine ihtiyaç vardır. İşte bu geleceği öngöremeyen bakış açısı, şehrimizin bir adım ileriye gitmesini sağlayamamış, aksine geriye gitmesine sebep olmuştur” ifadelerine yer verdi.

Şehir planlaması yapılırken gündelik meselelerden uzaklaşılması ve gelecek öngörüsüyle 50- 100 yıllık planların yapılması gerektiğini belirten Akçin, “Bunun için Malatya’da yeni seçilen Belediye Başkanları, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Odaları ve Sivil Toplum Örgütleri ortak akıl yürüterek şehrin 50 yılını, 100 yılını planlamasına uygun yapılar yapılmasını sağlamalıdır” dedi.

“Şire pazarının, dünya kuru meyve ve kuruyemiş pazarına dönüştürülmesi lazım”

Malatya’nın önemli meselelerinden birisinin de Şire Pazarı’nın dönüştürülmesi olduğunu dile getiren Akçin, şunları söyledi:

“Yeni Şire Pazarı yapımıyla ilgili görüşmeler başladığında, sektörden biri olarak yeni bir Şire Pazarı yapılmaması konusundaki görüşümü defalarca dönemin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterine, Büyükşehir Belediye Başkanına, Malatya Ticaret Borsası’na ve birçok sivil toplum örgütü başkanına ifade ettim. Malatya, çok uzun yıllardır kayısı ihracatı yapan bir ildir. Ancak son 20 yılda Türkiye ihracatı yaklaşık 11 kat artarken, Malatya’nın ihracat oranı maalesef sadece yüzde 30-40 arasında bir artış göstermiştir. Malatya’nın başlıca ihracat ürünü olan kayısının yanı sıra ihraç edilecek ürün çeşitliliği artırılamadığı için ihracatımız neredeyse yerinde saymıştır. Bu durum bizim için olumsuz bir tablo sunmaktadır. Ancak, olumlu bir yön olarak 450 milyon dolarlık ihracat oranıyla yaklaşık 115 ülkeye ihracat yapmaktayız. Şimdi düşünmemiz gereken, bu olumsuz durumu nasıl olumlu duruma çevireceğimizdir.”

“Kuru kayısının, katma değerli ürün haline getirilmesi gerekiyor”

Kayısının Malatya için üretim, dış ticaret ve istihdam açısından en önemli ürün olduğunun altını çizen Başkan Akçin, dünyada üretilen kayısının önemli bir bölümünün taze kayısı olarak tüketildiğini belirtti. Bu anlamda Malatya’nın özellikle kuru kayısı alanında çok önemli bir yer teşkil ettiğini de ifade eden Akçin, “Dünya kuru kayısı ihtiyacının yaklaşık yüzde 85’i Malatya tarafından karşılanmaktadır. Ancak bu önemli ürünün başka bir ürüne dönüştürülmesi konusunda bugüne kadar başarı elde edilememiştir. Kuru kayısının adeta tek üreticisi konumunda olan ve rakipsiz görülen Malatya’nın bu ürünün dönüştürülerek kullanılmasını başaramamış olmasının başlıca nedeni ise finans kaynağı eksikliğidir. Dikkat çeken husus, bu noktada sürekli Malatya içinden bir girişim yapılması beklentisidir. Malatya’da bu anlamda birkaç deneme olduğu görülmektedir; ancak markalaşma ve pazara giriş anlamında sonuç alınamamıştır. Hal böyleyken, Malatya kuru kayısısının dönüştürülmesi için neler yapılabilir? Öncelikle bu durumun başlıca sebebi olan finans eksikliğinin giderilmesi gerekmektedir. Malatya’nın son yıllardaki kayısı ihracat miktarı yaklaşık 70 bin ton civarındadır. Bakanlar Kurulu kararıyla, ihracatı yapılan ürünler için ton başına 200 Dolar ihracat yapan firmadan alınarak yıllık toplam 14 milyon dolar bir kaynak oluşturulabilir. Bu kaynağın yarısı, yani 7 milyon doları ihracatçıya verilerek, kalan 7 milyon dolar ile kayısı tanıtım ve AR-GE birimi kurulabilir. Böylelikle kayısının bir ürüne dönüştürülmesi için çalışma yapılması için bir fon sağlanmış olacaktır. Ancak bu şekilde kayısının hak ettiği değere ulaşması sağlanabilir” şeklinde konuştu.

“TMO kuru kayısı alımı yapmalı”

Açıklanan 2024 yılı kayısı rekoltesine değinen Akçin, bu yıl Malatya’da 107 bin ton kuru kayısı beklendiğini söyledi. Çevre iller ile birlikte değerlendirildiğinde 120 bin ton kuru kayısı rekoltesine ulaşılacağının tahmin edildiğini ifade eden Akçin, “Son yıllarda rekolte düşüklüğü nedeniyle ihracat rakamlarında ciddi bir düşüş yaşanmıştır. 2023-2024 döneminde ihracatımız yaklaşık 65 bin ton civarında olacaktır. Bu yıl devreden kuru kayısı miktarı ise 20 bin ton civarında olmuştur. Toplamda 140 bin ton kuru kayısımız mevcuttur” ifadelerine yer verdi.

Malatya ekonomisinin yüzde 70’ini oluşturan kuru kayısının fiyat istikrarının önümüzdeki süreçte sağlanabilmesi adına Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin mutlaka kuru kayısı alımı yapması gerektiğini de belirten Akçin, ayrıca çiftçin memnun olacağı bir fiyat açıklanmasının de beklentiler arasında olduğunu söyledi. Aksi taktirde ileriki dönemlerde oluşacak fiyat istikrarsızlığının derin kırılmalara sebep olacağını kaydeden Akçin, “Halihazırda büyük bir deprem felaketi ile her anlamda sarsılmış, büyük maddi kayıp yaşamış ve en büyük geçim kaynağı kayısı olan bir şehir içinden çıkılması güç bir durum ile karşı karşıya kalacaktır. Tarım bakanımıza, TMO Genel Müdürümüze, Milletvekillerimize çağrıda bulunuyorum; bu konuyla alakalı acil bir şekilde durum değerlendirmesi yapılmalı ve ürün fiyatı açıklanıp alım yapılması konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir” dedi.

Malatyalı iş insanlarına çağrı

Malatya’nın Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden en fazla etkilenen ikinci şehir olarak zorlu bir süreçten geçtiğini de hatırlatan Başkan Yunus Akçin, “Devletimiz depremin hemen ardından tüm gücüyle bölgeye yönelik çalışmalarını başlatmıştır. Deprem bölgesinde konutların yapılması, şehirlerin yeniden yapılandırılması, ticari, sosyal ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılması için pek çok çalışma yürütülmektedir. Ancak, şehrimizin yeniden inşası, kalkınma ve istihdamın sağlanması, üretimin canlandırılması ve sanayinin kalkındırılması için Malatya’nın özellikle Malatyalılara ihtiyacı vardır. Bu çerçevede, Malatya’mızın yeniden ayağa kaldırılması için her birimizin elini taşın altına koyması gerekmektedir” dedi.

Bu süreçte Malatya Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine verilecek desteklerin büyük önem taşıdığını belirten Akçin, konuşmasına şöyle devam etti:

“Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının yüzde 6’sı büyükşehir payı olarak ayrılmaktadır. Bu nedenle, Malatya merkezli ticari firmaların artırılması, belediyelere verilecek desteğin önemli bir unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Malatyalı iş insanları tarafından kurulan ticari firmalar ve şirketler Türkiye ekonomisinde büyük bir yer tutmaktadır. Malatyalı iş insanlarından, Malatya dışında İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde merkezi bulunan firmaların, şirket merkezlerini Malatya’ya taşımaları, Malatya Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin gelirlerinin artmasına katkı sağlayacaktır. Elbette, hükümetin de bu konuda Malatyalı iş insanlarına destek vermesi gerekmektedir. Bu firmaların merkezlerini Malatya’ya taşımaları için gerekli teşvik ve yardımların hükümet tarafından sağlanması, MÜSİAD Malatya Şubesi olarak talebimizdir. Gün, Malatya’yı yeniden ayağa kaldırma günüdür. Gün, Malatyalının Malatyalılığını gösterme günüdür. Gün, omuz omuza mücadele etme, destek verme, kardeşliği gösterme günüdür. Bu nedenle, Malatyalı iş insanlarına çağrımızdır. Gelin, Malatya’mızı hep birlikte yeniden ayağa kaldıralım ve eskisinden de daha iyi hale getirelim! Doğup büyüdüğünüz, ata yurdunuz olan şehrinize sahip çıkma zamanıdır. Bugün Malatya’ya verilecek destek, şehrimizin dirilmesine ve içine düştüğü hüzünlü havadan çıkmasına büyük katkı sağlayacaktır.”

Malatya’da ortaya çıkan kötü bir alışkanlığın ise her isteyenin istediği gibi işyerinde tadilat yapabilmesi olduğunu söyleyen Akçin, “Örneğin, 3-4 yıl önce Sıtmapınarında bir işyerinin fiziki alanında yapılan yanlış tadilat işlemi, 30’a yakın vatandaşın yaralanmasına neden olan elim bir hadiseye yol açmıştır. Malatya, bu olumsuz hadiseyle Türkiye gündemine oturdu. Şehrin en merkezi yerinde bu şekilde bir tadilatın izin alınmadan yapılabiliyor olması ise bu şehrin ne kadar disiplinsiz, kuralsız yaşadığının güzel bir örneğidir. Yeni seçilen belediye başkanlarımız bu tür önemli konuları gündemine almalı, şehrin, mahallenin, semtin ihtiyaç duyduğu yaşam alanlarının planlamasını yapmalıdır. Şehrin ihtiyaç duyduğu istişare mekanizmasının tesis edilmesi, buna göre ihtiyaç duyulan alanlarda komisyonlar oluşturulması ve komisyonların her kesimden kişiyi temsil etmesi gerekir. Doğru kararların çıkması için bu mekanizmanın acilen kurulması ve çalıştırılması gerekmektedir. Şehirde bulunan STK’lar toplantıya çağrılıyor ve konu imar olmasına rağmen eğitim STK’ları, yardım STK’ları gibi herkes çağrılıyor. Olması gereken, Mimarlar Odası, Müteahhitlik Derneği gibi dernekleri çağırmaktır ki sorunun çözümü hakkında hızlı yol alınması sağlansın. Ayrıca bir toplantının gündemi olmalıdır, ilgililere gönderilmeli, ilgililer gerekli hazırlığı yaparak bu toplantılara katılmalı ve fikirlerini beyan etmelidir. Yaklaşık 1.5 yıldır bu görevi yapıyorum ve Valilik, Belediye gibi kurumlar tarafından toplantılara çağrılıyorum. Ancak toplantı gündemini sorduğumda “STK toplantısı, tüm başkanlarımız davetli” tarzında cevaplarla karşılaşıyorum. Biz, gündemi olmayan toplantılarda kaybedilecek 1 dakikası olmayan bir durumdayız. Zamanı verimli kullanmak, doğru kararlar almak için doğru zamanda doğru kişilerle toplantı ve istişare yapmak zorundayız” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-yunus-akcin-yerel-yoneticiler-sehrin-gelisimini-saglayamamistir/feed/ 0
Denizlispor Futbolcuları Maaş Alamadıklarını Sosyal Medyada Paylaştı https://www.haber60.com.tr/denizlispor-futbolculari-maas-alamadiklarini-sosyal-medyada-paylasti/ https://www.haber60.com.tr/denizlispor-futbolculari-maas-alamadiklarini-sosyal-medyada-paylasti/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28335 Denizlispor’da futbolcular maaş alamadıklarını, takıma sahip çıkılması konusunda çağrıda bulunarak sosyal medyada paylaşımlarda bulunup antrenmanlara çıkmama kararı aldı. Ayrıca futbolculardan Mehmet Ali Ulaman ise geçtiğimiz hafta ailesinin taraftarlar tarafından saldırıya uğradığını, konu hakkında mücadele edeceğini bildirdi.

Denizlispor’da, geçtiğimiz hafta TFF 2. Lig’in 35. haftasında sahasında karşılaştığı 68 Aksaray Belediyespor maçının ardından futbolcular takım otobüse bineceği sırada futbolcu Mehmet Ali Ulaman’ın ailesi ve kız arkadaşı taraftar grubu tarafından saldırıya uğradı. Denizlispor futbolcuları, antrenmanlara çıkmama kararı aldığını sosyal medyalarında paylaştı. Paylaşımda dikkat çeken oyuncular, maaş, maç başları ve primlerini alamadıklarını ayrıca Somaspor maçı galibiyet primi çekinin karşılıksız çıktığını belirttiler. Denizlispor’un sahipsiz kaldığını anlatan futbolcular, “Bu takım Denizli şehrinin takımı olsun ve genç değerlerine sahip çıksın” şeklinde çağrıda bulundular.

“Bu alçakça saldırının arkasından mücadele edeceğimi biliniz”

Sosyal medyada paylaşımda bulunan Denizlispor oyuncusu Mehmet Ali Ulaman, “Geçtiğimiz Pazar oynadığımız Aksaray maçının akabinde, anneme babama ve kız arkadaşıma kendi taraftarımız demekten utandığım Karaordu denilen grubun çirkince ve insanlık dışı saldırısından sonra, bir açıklama yapma gereğinde hissediyorum. İki kadının üstüne yürüyüp hakaretler sarf edecek kadar insanlıktan nasibini almamış, bir futbolcunun annesini yerde sürüklemekle yetinmeyip, 57 yaşındaki babamın kafasında davul parçalayıp darp etmekten çekinmeyen, kendini bilmez şahısların, taraftarlık adı altında bizlerin yanında olma gibi bir niyetinin olmadığını tekrardan anlamış oldum. Benim ve ailemin durumu gayet iyi. Yanımızda olan herkese çok teşekkür ederim. Bu alçakça saldırının arkasında olanların en kısa sürede cezalarına kavuşması için elimden geleni yapıp mücadele edeceğimi biliniz” şeklinde açıklamada bulundu.

“Konuyla alakalı kimseyle muhatap bulamadık”

Futbolcular ise aldığı ortak kararlarını sosyal medyadan paylaşmaya devam ediyor. Denizlispor, İskenderunspor maçına kadar antrenmanlara çıkmama kararı alan ekip, Denizli’ye seslendi. Denizlispor futbolcularının yaptığı açıklamada, “Bu açıklamaları yapmak için son ana kadar büyük bir sabırla ve hiçbir mücadeleden kaçmadan bekledik ama artık başka bir çaremiz kalmadı. Herkesin Denizlispor’un ne kadar sahipsiz ve tek başına bırakıldığını bilmesini istedik. Hak edişimiz olan 4 maaş, maç başları, 4 primi alamadığımız gibi, içerde kazandığımız bizim için çok anlam ifade eden Somaspor maçı galibiyet primi için verilen çek karşılıksız çıktı. Bu konuyla alakalı kimseyle muhatap bulamadık. Manevi olarak yanımızda hiçbir şekilde bir itici güç hissedemedik. Seçim var dediler bekledik, seçilen, belediye başkanımızın mitinglerini izlediğimizde, ‘Denizlispor benim çocukluğumun takımı, ben bu takımın maçlarını izleyerek büyüdüm! Avrupa’da oynamasından her zaman gurur duydum’ cümlelerini duyduğumuzda bize maddi ve manevi destek olacağına inandık ama bugüne kadar o desteği de ne aldık ne de hissedebildik. Ramazan bayramı ve öncesinde de hiçbir şekilde bir ödeme alamadık. Her yıl gerçekleşen kulübümüzdeki bayramlaşma dahi yapılmadı. Çaresizlikten federasyona verip hakkımız olanı istediğimizde en kötü biz olduk. Her şeyi bir kenara bırakıp mücadelemizle ve takım arkadaşlarımızla ligde kalma umutlarımızı her ne kadar kimse bize inanmasa da bugüne kadar sürdürdük. Maçlara giderken hiç kimse elimizi sıkıp, sırtımızı sıvazlamadı. Maçlardan önce ya da devre aralarında kimse soyunma odamıza gelmedi” denildi.

“Denizli şehrine ve bu şehrin ileri gelen insanlarına seslenmek istiyoruz”

Takım arkadaşlarına destek veren futbolcular, Ulaman’ın yaşadığı sıkıntıyı da dile getirdi. Antrenmana çıkmama kararı alan Denizlispor oyuncuları, “Tesisimize gelip kayıtsız şartsız her zaman bize destek olacağını söyleyen Grup kara ordu taraftar grubu maç sonunda takım arkadaşımızın annesi, babası ve kız arkadaşına çok çirkin bir saldırıda bulunup yaralanmalarına sebep oldu. Bu kadar sıkıntı yaşamamıza rağmen futbolcular, teknik ekip ve personel bir yumruk olup, var olma mücadelemize devam ettik. Bundan sonrada devam edeceğiz. Her ne kadar bir şeylerin değişmeyeceğini bilsek de İskenderunspor maçına kadar antrenmanlara çıkmama kararı aldık. Biz Denizli şehrine ve bu şehrin ileri gelen insanlarına seslenmek istiyoruz. Bu kulüp çok yalnız ve sahipsiz, bu oyuncular daha iyi şartlarda çalışmayı hak ediyor. Sırtımızı yaslayabileceğimiz insanlar istiyoruz. Bizler bundan sonra burada olmayabiliriz. Bu takım Denizli şehrinin takımı olsun ve genç değerlerine sahip çıksın” dediler. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizlispor-futbolculari-maas-alamadiklarini-sosyal-medyada-paylasti/feed/ 0
Kütahya’nın ulaşım sorunu bilimsel çalışmayla çözülebilir https://www.haber60.com.tr/kutahyanin-ulasim-sorunu-bilimsel-calismayla-cozulebilir/ https://www.haber60.com.tr/kutahyanin-ulasim-sorunu-bilimsel-calismayla-cozulebilir/#respond Sat, 24 Feb 2024 04:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11630 Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Ulaştırma Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Delice, Kütahya’nın ulaşım problemiyle alakalı bilimsel bir çalışma yaptı.

Delice, AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun talebi üzerine kentin ulaşımını masaya yatırdı ve sorunun planlı bir çalışmayla çözüme kavuşabileceğini belirtti. Delice, Saraçoğlu’na yaptığı çalışmayla ilgili sunum yaptı.

Kütahya’nın ciddi bir otopark sorunu ile de karşı karşıya olduğunu ifade eden Delice, “Kütahya genelinde yapmış olduğumuz inceleme sonrasında en önemli iki caddesi olduğunu görmüş olduk. Bu caddelerden bir tanesi Adnan Menderes Caddesi bir diğeri ise Atatürk Bulvarı. Adnan Menderes Caddesi üzerinde birçok sinyalize kavşağı barındıran bir cadde ve şehrin ana atar damarı diyebileceğimiz önemli bir cadde. Şimdi genel itibarıyla şehir içi özel otomobil ulaşımı Adnan Menderes Caddesi üzerinden sağlanıyor ve bu cadde üzerindeki sinyalize kavşaklardan kaynaklanan bir trafik sıkışıklığı söz konusu. Yalnızca bunu trafik ışıklarına bağlmıyoruz. Cadde üzerindeki geometrik düzenleme çalışmaları olsun, kavşaklardaki geometrik düzenleme çalışmaları olsun, yolun yatay ve düşey işaretlemeleri olsun, birçok noktada karşılaştığımız eksikliklerden kaynaklanan bir sorun var aslında. Şimdi bu sorun sadece bununla mı kalıyor, tabii ki değil. Bununla birlikte yol üstü otoparklar, bölgedeki otopark ihtiyacı, gerçekten buradaki trafiğin sıkışmasında önemli bir etken oluşturuyor. Burada yapılacak düzenleme çalışmaları ile birlikte gerek otoparkların katlı otoparklara yönlendirmesi, yol üstü otoparkların kaldırılması, gerekse de trafik sirkülasyonu ve geometrik düzenleme çalışmaları yapılması ile burada yaşanan sıkıntılar giderilebilir. Tabii ki bunlar tamamen giderilebilir diyemeyiz. Şöyle bir durum var, Adnan Menderes Caddesi’nin genel itibarıyla bir alternatifi görünmüyor, yani Adnan Menderes Caddesi’nin paralelinde bu ölçekte bir ulaşım aksaması bulunmuyor. Dolayısıyla Adnan Menderes Caddesi’nin yükünü bir şekilde başka akslara aktarmamız çok mümkün görünmüyor. O zaman yapmamız gereken eldeki sistemi en verimli şekilde kullanmak, bunun içinde kent merkezinde geniş kapsamlı bir trafik planlama çalışması yapmak gerekiyor. Bu çalışmayla birlikte kent merkezinde yaşanan trafik sıkışıklığı nispeten azaltılabilir ancak bunun da dışında üst ölçekten eğer Kütahya merkezini incelersek, Kütahya merkezinin aslında güneyinde bulunan dağ ile Tugay arasına şehrin sıkıştığını ve aslında kuzey-güney yönlerinde şehrin büyüdüğünü görmüş oluyoruz. Dolayısıyla doğu tarafında bir Tugay, batı tarafta ise dağlık bir bölge var. Bu ikisi arasına sıkışmış bir şehir ve mecburen kuzey güney istikametinde büyüme gösteriyor ve kuzey güney istikametinde şehir büyüdükçe merkezi alanı baskılamaya devam ediyor. Bunun da giderilmesi için özellikle şehirlerarası karayolunun baypas edilerek bir çevre yolu oluşturulması, şehrin Tugay istikametinde genişlemesi ile aslında radyal bir büyüme sağlanırsa eğer buradaki merkezi alandaki yoğunluğunda nispeten dağılacağını ve şu anki eski kent merkezinde yaşanan yoğunluğunda nispeten giderileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

“Yeni bir çevre yolu şehrin 50 yılını kurtarmış olur”

Kütahya’nın yeni bir çevre yoluna da ihtiyacının olduğunu dile getiren Delice, “Çevre yolu yapıldığında bu şehrin önümüzdeki 50 yılını aslında kurtarmış olacağız diyebiliriz. Dolayısıyla merkezi alanda yaşanan yoğunluğun nispeten çevre yoluna yani doğu istikametine doğru kentin büyümesi ile birlikte nispeten Merkezi alanda yaşanan yoğunluğu bertaraf edebiliriz diye düşünüyoruz. Yani şöyle düşünebiliriz, Adnan Menderes paralelinde herhangi bir bu büyüklükte ulaşım aksaması olmadığı için mevcutta yer alan şehirlerarası karayolunun zaman içerisinde şehrin doğuya doğru büyümesi ile birlikte kent içi yol haline dönüşmesi mümkün olacaktır. Dolayısıyla bu da Adnan Menderes’in zaman içerisinde yükünü alabilecek bir alternatif olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

Delice, Kütahya’nın ulaşım sorunu ile ilgili yaptığı bilimsel çalışmasını tamamlandığını ve bir rapor halinde Saraçoğlu’na sunduğunu sözlerine ekledi. – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kutahyanin-ulasim-sorunu-bilimsel-calismayla-cozulebilir/feed/ 0
İstanbul’un Renkleri ve Zıtlıkları Fotoğraf Sergisinde Buluştu https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/#respond Thu, 22 Feb 2024 06:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10779 İstanbul’un tarihine tanıklık eden sokaklarından, gizemli köşelerine kadar birçok farklı noktasından ilham alarak, “Renkli Renksiz” adını verdiği fotoğraf sergisini sanatseverlere ulaştıran Ayşegül Ekin Odabaşı, Atatürk Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da izleyicilerle buluştu.

Sanatseverleri İstanbul’un ruhunu, renklerin ve siyah-beyazın kontrastı aracılığıyla keşfetmeye davet eden sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Odabaşı, eserlerinde İstanbul’un zıtlıklarının nasıl bir arada dengede kaldığını anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

Bir kısmı siyah beyaz, bir kısmı renkli olan fotoğraf karelerinde renklerin canlılığını ve siyah beyazın derinliğini ifade etmeye çalıştığını belirten Odabaşı, görsel bir deneyim sunmanın yanı sıra, izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve farklı bir perspektiften görmeye teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.

“Her bir kare İstanbul’un zıtlıklarının ve güzelliklerinin de yansıması”

Odabaşı, “Renkli Renksiz” sergisinin çıkış noktasının, İstanbul’un zengin dokusuna, bu şehrin bireyler üzerindeki etkisine ve şehrin kendine has ikilemlerine olan derin ilgisiyle oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bu sergi, şehrin ve onun sakinlerinin yaşadığı zıtlıkları, renklerin ve renksiz anların iç içe geçtiği, gözle görülenin ötesindeki derinlikleri keşfetme arzusunun bir ürünüdür. İstanbul, hem tarihi hem de modern, hem kaotik hem de huzurlu yüzleriyle, bu sergi için bitmez tükenmez bir ilham kaynağı oldu. Karşıt duyguların bir aradalığı ve İstanbul’un bunu mükemmel bir şekilde dengede tutuyor olması, aslında sosyolojik bir realiteyi temsil ediyor. Sergi, bu realitenin keşfedilmesini, şehrin bu eşsiz dengesinin ve zıtlıkların bir arada nasıl uyum içinde var olabildiğinin anlaşılmasını arzuluyor. İstanbul, tarihi boyunca pek çok farklı kültürü, inancı ve yaşam tarzını bünyesinde barındırmış; bu çeşitlilik, şehrin sosyal dokusunu şekillendirmiş ve zengin bir kültürel miras oluşturmuştur. “Renkli, Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un bu sosyolojik çeşitliliğini, onun sunduğu zıtlıkları ve bu zıtlıkların bir aradalığını göstermeyi amaçlıyor.”

İstanbul’un her sokağında farklı bir duygu, farklı bir hikaye olduğuna dikkati çeken sanatçı, sergide fotoğraf karelerini “Sessiz Sokaklar” “Yorgun”, “Masumiyet”, “Bekleyiş”, “Şehirler Şehri”, “Doku”, “İkilem-İzler”, “Yansımalar”, “Dinginlik” ve “Portreler” isimlerinde 10 farklı bölüme ayırdığını ve 97 eserinin yer aldığını aktardı.

Odabaşı, projenin bir sene önce başladığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:

“İstanbul sokaklarını, caddelerini, eski yapılarını, gizli kalmış köşelerini gezmeyi çok seviyorum. Üslubum, gerçeklikle hayalin, ışıkla gölgenin, renkle renksizliğin sınırlarında dolaşıyor. Fotoğraflarım, genellikle anın dramatik ve duygusal yönlerini vurgulayan görsel hikayeler anlatma çabasında. Gölgeler ve yansımalar kullanarak, görünenin ötesine geçmeye, izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeye ve onları, gördüklerinin daha derinlerindeki anlamları düşünmeye teşvik etmeye çalışıyorum.”

“Yağlı boya çalışmalarımı biraz daha ön plana çıkarmak istiyorum”

Ayşegül Ekin Odabaşı, 2017’de siyah beyaz sanatsal fotoğraflarının, heykellerinin ve kolajlarının yer aldığı “Çağdaş Eserlerle Göç” adında göç temalı bir sergi düzenlediğini aktararak, “Göç konusundaki hassasiyet o dönemde çok yoğun bir gündem oluşturuyordu. Duyarlılık açısından bu konunun insan hikayeleri boyutunun ön plana çıkmasını dilemiştim.” dedi.

Yeni projeler üzerine çalışmaya devam ettiğini söyleyen Odabaşı, “Bir sonraki sergimde, yağlı boya eserler, kolajlar ve çağdaş sanat tekniklerini harmanlayarak, İstanbul’un detaylarına yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. İstanbul’un Karaköy, Tomtom, Tarlabaşı, Balat, Galata, Çukurcuma gibi benim için özel anlam taşıyan bölgeleri, bu yeni projemde önemli bir yer tutacak. Bu bölgelerin kendine has atmosferi, sokakları ve insanlarının, yağlı boya tablolarımda ve diğer sanatsal çalışmalarımda hayat bulmasını arzuluyorum. Filistin’deki insanlık dramı ile ilgili de duyarlılığı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen yağlı boya eserler üretmek istiyorum. Çalışmalara çok yönlü olarak devam edeceğim.” ifadelerini sözlerine ekledi.

“Renkli Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un çok katmanlı yapısını, bir fotoğraf sergisi aracılığıyla yeniden deneyimleme ve şehrin göze çarpmayan güzelliklerini, hüzünlerini keşfetme imkanı sunmayı amaçlıyor.

Tarihi yarımada, Beyoğlu, Balat ve Sarıyer’den fotoğraf karelerinin yer aldığı “Renkli Renksiz” fotoğraf sergisi, 4 Mart’a kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/feed/ 0
İstanbul’a neden kar yağmıyor? Uzmanı nedenini açıkladı https://www.haber60.com.tr/istanbula-neden-kar-yagmiyor-uzmani-nedenini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/istanbula-neden-kar-yagmiyor-uzmani-nedenini-acikladi/#respond Wed, 31 Jan 2024 07:48:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5515 İstanbul’da meteoroloji, valilik ve AKOM’un uyarılarına rağmen beklenen kar yağışı gerçekleşmemesinin nedeniyle ilgili Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek açıklamada bulundu. Tek,”Şehrin ısı adası” olduğunu söyleyerek “Problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanıyor enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin bir saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” dedi.

“TAHMİNLER YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ VERİLERLE YAPILMALI”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM, geçtiğimiz günlerde tarih ve saat vererek İstanbul’un bazı bölgelerinde 10 ile 20 santimetre kar kalınlığına ulaşabileceğini bildirmişti. Ancak, yüksek kesimler haricinde beklenen kar yağışı düşmedi. Yapılan hava durumu tahminlerini ve kar yağışı ihtimallerini değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, “Geçtiğimiz tahminler içerisinde yer yer, ara ara kar yağışları verildi. Özellikle İstanbul merkezini kar yağışı alamadı. Bunun sebeplerinden bir tanesi atmosfer modellerinde özellikle yüksek çözünürlüklü olmayan verilerle bazı tahminlerin yapılmış olması. Onun için de daha detaylı bölgesel tahminlerin daha yüksek çözünürlüklü bölgesel tahminlerin yapılması gerekiyor” dedi.

‘KAR YAĞIŞI İÇİN DENİZ SUYU SICAKLIKLARININ 8 DERECELERE KADAR İNMESİ GEREKİYOR”

Tek, ‘En büyük handikaplardan bir tanesi de öncelikle sıcaklık. Sıcaklığın en son gelen hava sistemlerine baktığımızda İstanbul için bahsediyorum eksi 1 ile 4-5 derece arasında değiştiğini görüyoruz. Bu aslında çok kritik bir seviye. Sıcaklık sıfırın altına düşmeye başladığında zaten kar yağışı olağan olarak düşmeye başlıyor. Ama bu 2-3 derecelik sıcaklık payındaki yanılmalar yağışın şeklini değiştiriyor. Sıcaklık 3-4 derecelerde olmaya başlayınca yağışın şekli zaten yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürüyor. Bu sıcaklık tahminindeki handikaplar tahminleri de biraz daha güçleştiriyor, zorlaştırıyor. O yüzden de bazen hatalar da ortaya çıkabiliyor. Tahmin modellerinden elde edilen sonuçlarla birlikte, bunun yanında yorumlar da var ama beraberinde özellikle İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları bu kar yağışının olmamasında çok etkin. İstanbul’da kar yağışının olması için deniz suyu sıcaklıklarının 8 derecelere kadar inmesi gerekiyor. Bugünlerde İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları 10 ile 11 dereceler arasında değişiyor. Merkezin tabii ki ısı adası etkisi var. Bununla birlikte sıcaklıkları biraz daha yumuşatıyor ve o eksi değerlere düşmesini önlüyor. Bu sebeple yağışlar daha çok yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürdü” diye konuştu.

“SİLİVRİ’YE KADAR GELEN KAR, İSTANBUL’DA YAĞMUR’A DÖNÜŞÜYOR”

Kar yağışının İstanbul’un merkezine düşmemesinin bir diğer nedeninin ‘Şehrin ısı adası’ olmasından kaynaklandığını belirten Tek, ‘Sisteme baktığınızda Silivri’ye kadar geliyor kar yağışı, İstanbul üzerine geldiğinde yağmur ve karla karışık yağmur şeklinde dönüyor. Ama İzmit’ten sonra Düzce’ye doğru da tekrar aynı sistem, kar yağışı şeklinde devam ediyor. Buradaki problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanan enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” ifadelerini kullandı.

“HER ŞEYİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLAMAMAK LAZIM”

Tek, ‘Şubat ayının ikinci haftasında gelecek olan sistemler var. Deniz suyu sıcaklıklarının biraz daha düştüğünü görürsek, 8-9 derecelere kadar indiğini görürsek aynı sistem yani benzer sistem İstanbul’un merkezinde de kar yağışı bırakacak gözüküyor. Deniz suyu sıcaklığının biraz daha düşmesi gerekiyor. Deniz suyu sıcaklığında 8 dereceye düşmemesinin sebeplerinden bir tanesi de tabii ki her şey iklim değişikliğine bağlamamak lazım. Ama iklim değişikliğinin de etkisi var. Çünkü biriken enerjinin yani iklim değişikliğinden kaynaklı biriken enerjinin büyük bir kısmını da denizler yutuyor, absorbe ediyor. Onlar tutuyor, o yüzden de deniz suyu sıcaklıkları çok aşağılara inmiyor. Yani geçtiğimiz 10’lu, 20’li yıllara baktığımızda deniz suyu sıcaklıkları bu zamanlarda 8 derecelere, 9 derecelere çok sık rahatlıkla iniyordu” dedi.

“İSTANBUL İÇİN YAKINDA KAR YOK, SICAK GÜNLERİN SAYISI FAZLA”

Kış mevsiminin geri kalan kısmında beklenen yağışların çoğunlukla yağmur şeklinde İstanbul’a düşeceğini söyleyen Tek, ‘İstanbul’da çok yakın plan için kar gözükmüyor. Mevsimsel tahminlerde aralık, ocak aylarının, geçtiğimiz aylardaki yaptığımız tahminlerde o ayların sıcaklıklarının genelde ortalamaların üzerinde geçeceği şeklindeydi. Şubat ayı da aynı şekilde gözüküyor. Bu şu demek, sıcak günlerin sayısı soğuk günlerden daha fazla olacak. Arada soğuk şimdi olduğu gibi soğuk günler olacak.

Belki bir iki gün soğuk yapacak veyahut bir hafta soğuk yapacak şubatın geneline baktığımızda. Ama bu şunu söylüyor bize; hiç kar yağmayacak manasına gelmiyor. Sıcak günler sayısı fazla ama kar yağma olasılığı da var. Özellikle de o şubatın ikinci haftasındaki sistemin kar yağışı bırakma olasılığı da bulunuyor. Bu haftadan itibaren sıcaklıklarda tekrar bir artış var. Bu soğuk hava yerine biraz daha sıcak havaya bırakacak. Sıcaklıklar şubat ayı içerisinde ortalamaların genelde üzerinde. Mart, Nisan içerisinde yine üzerinde olacak. Ama beraberinde yağışlar ortalamaların üzerine çıkıyor. Ama yağış almaya devam edeceğiz. Yine barajlarda çünkü kritik bir dönemden geçmiştik. Barajlardaki doluluklar da artmaya devam edecek gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbula-neden-kar-yagmiyor-uzmani-nedenini-acikladi/feed/ 0