Sayın Bakan – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 23 Jul 2024 21:12:20 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Aylin Nazlıaka, Bakan Göktaş ile Görüşmesine İlişkin Konuştu: “Bakanlık Soyadı Düzenlemesiyle İlgili Yeniden Bir Değerlendirme Yapacak” https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-bakan-goktas-ile-gorusmesine-iliskin-konustu-bakanlik-soyadi-duzenlemesiyle-ilgili-yeniden-bir-degerlendirme-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-bakan-goktas-ile-gorusmesine-iliskin-konustu-bakanlik-soyadi-duzenlemesiyle-ilgili-yeniden-bir-degerlendirme-yapacak/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:12:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41612 (ANKARA) –CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin; “Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber; soyadı düzenlemesinin 9. Yargı Paketi’nden çıkarıldığına yönelik aldığımız bilgiydi. Son aldığımız habere göre de sanıyorum kadın örgütlerinin, kadınların, eşitlikçi erkeklerin bu konudaki sesleri duyulmuş. Bakanlık şimdi tekrar yeniden bir değerlendirme yapacak. Dolayısıyla umudumuz yüksek” dedi.

CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkezi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin basın toplantısı düzenledi. Görüşmede Bakan Göktaş’a 11 maddelik bir dosya sunduğunu belirten Nazlıaka, şöyle konuştu:

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme sonrasında gölge bakanlarımız, bakanlarla bir araya gelmeye başladı. Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Gölge Bakan olarak ben de bakanlığın faaliyet alanlarına yönelik olarak partimizin politikaları, bakanlığın faaliyet alanı konusunda yaşanan bir takım sorunlar ve buna dair çözüm önerilerimizi iletmek üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş ile bir araya geldim. Öncelikle Sayın Bakan’a misafirperverliği için çok teşekkür ediyorum. Kadın Kolları Genel Sekreterimiz Mehtap Yücel ile gittiğimiz görüşmede Sayın Bakan’a 11 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir dosya sundum. Sayın Bakan sunduğum dosyayı inceleyeceğini hatta dosyadaki bazı sorulara yazılı cevap vereceğini iletti.

Bir saati aşan görüşmede Sayın Bakan ile şu başlıkları görüştük: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele başlığının altında; İstanbul Sözleşmesi’ni, verilere ulaşma sorununu, kadın cinayetlerinin şüpheli ölüm adı altında gizlenmesini, deprem bölgesinde artan kadına yönelik şiddet vakalarını, KADES uygulamasındaki eksikleri, elektronik kelepçe sayısındaki yetersizliği, ŞÖNİM sayılarının artırılması gerektiğini ve budanmaya çalışılan 6284 sayılı kanunu konuşma imkanımız oldu. Sil baştan yazılamaya çalışılan Medeni Kanun hakkında konuştuk, 9. yargı paketi içerisindeki soyadı dayatmasını, kadın yoksulluğu ve sosyal desteklerdeki adaletsizlikleri dile getirdik. Çocuk hakları başlığı altında; çocuk işçileri, eğitim dışına itilen çocukları, karma eğitim tartışmasını, devlet korumasındaki çocukları, erken yaşta zorla evlilikleri, depremdeki kayıp çocuklar konusunu anlattık. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler ile Romanların yaşadığı hak mağduriyetlerini ve çözüm önerilerimizi sunduk. Bakanlığın tarikat ve cemaatlerle imzaladığı birtakım protokoller var. Bu protokoller hakkında geniş kapsamlı bilgi talep ettik. Verimli, yapıcı bir sohbet oldu.

“Bakanlık yeniden bir değerlendirme yapacak”

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyeyim. Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber, soyadı düzenlemesinin 9. yargı paketinden çıkarıldığına yönelik aldığımız bilgiydi. Son aldığımız habere göre de sanıyorum kadın örgütlerinin, kadınların, eşitlikçi erkeklerin bu konudaki sesleri duyulmuş. Bakanlık şimdi tekrar yeniden bir değerlendirme yapacak. Dolayısıyla umudumuz yüksek. Sizlerin de çok iyi bildiği üzere uzun zamandır 9. yargı paketi ülke gündemini meşgul ediyor. Partimizin Meclis Grubu, özellikle de Adalet ve KEFEK komisyonu üyesi olan milletvekillerimiz, Türkiye kadın hareketi, bu sürecin içinde yer alan eşitlikçi erkekler ve benzer görüşü paylaşan diğer siyasi partiler bu süreçte net tavır aldı, itirazlarını dile getirdi. Kadın örgütleri basın açıklamaları yaparak Anayasa Mahkemesi kararına uyulması çağrısı yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel grup konuşmasında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ‘hangi soyadını kullanacağına kadınlar karar versin’ dedi. Dolayısıyla süreç henüz kesinleşmiş olmamakla birlikte bu süreçte grup başkanvekillerimiz ve milletvekillerimiz sabaha kadar süren komisyon toplantılarında soyadı dayatmasına ‘hayır’ dediler. Emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederiz.

“İstanbul Sözleşmesi‘nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim”

Sayın Bakan ile tüm kırılgan grupların güçlendirilmesi konusunda da konuştuk. Kadına yönelik şiddet vakaları konusu gündeme geldiğinde Sayın Bakan da her cinayet ve şiddet vakasının kendileri için çok önemli olduğunu bildirdi. Amaçlarının topyekün bir mücadele ile kadına yönelik şiddeti sıfırlamak olduğunu vurguladı. Kendisinin de bizzat Belçika’da bir kadın cinayetine tanıklık ettiğini söyledi. Sayın Bakanı bu konuda samimi ve kararlı buldum. Önceki Bakan’ın ‘şiddeti tolere edilebilir’ bulduğunu anımsayınca, Sayın Göktaş’ın şiddete sıfır tolerans yaklaşımını önemsedim. Bu konuda verileri kendisine sunduğumda Sayın Bakan her türlü katkıya açık olduğunu ifade etti. Türkiye’deki kadın örgütleriyle yakın temasta olduğumuzu, bu görüşme öncesi onların görüşlerini aldığımızı belirttim ve İstanbul Sözleşmesi’nin ne kadar vazgeçilmez olduğuna değindim. Kendi alanında altın standart niteliğinde olan bir sözleşme olduğunu, kadınların can simidi olduğunu vurguladım. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ve Sözleşme’nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim.

“Bakan Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim”

Türkiye kadın hareketinin ve bizlerin çokça altını çizdiği gibi; şeffaf ve hesap verilebilirliğe dayalı bir veri akışı olmadığını, tespit olmadan çözüm üretilemeyeceğini söyledim. Görüşmeye katılan Kadının Statüsü Genel Müdürü Sayın Süreyya Erkan, veri ve istatistik için koordinasyon kurulu kurulduğunu söyledi. Ben verileri Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan aldığımızı, onların basına yansıyan haberlerden isim isim çetele tuttuğunu, Bakanlığın bu konuda eksikliğinin olduğunu belirttim. KEFEK Komisyonu’nda, İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim. Ayrıca şüpheli ölüm adı altında kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmeye çalışıldığına da değinerek, üzerine gidildiğinde şüpheli ölüm vakalarının cinayet olduğunun ortaya çıktığını anlattım. Bu vakaların üzerine gidilmesini talep ettim. Günde kaç kadının katledildiğini, cinayete kurban giden kadınların kaçının önceden yargıdan medet umduğunu, kaçının uzaklaştırma kararı olan erkek tarafından öldürüldüğünü sordum. Bakanlığın Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Özge Aydiş, soruşturma aşaması tamamlanmadan kadın cinayeti olarak tanımlamadıklarını bildirdi. Ben de soruşturması tamamlanıp üzeri kapatılan vakaları kastettiğimi söyledim. Bu konuda Bakanlık yetkililerinin de hassasiyet göstereceklerine inanıyorum.

“60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi”

6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle suç duyurusunda bulunan kadınların karakolda şiddet uygulayan kişiyle uzlaştırılıp şiddet sarmalına mahkum edildiğini anlattım. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra bu tablonun arttığı bilgisini paylaştım. 60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi. Bakanlık yetkilileri şüpheli ölüm vakalarının dosyalarına müdahil olduklarını kaydetti. Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunduğunu ve göz göre göre öldürüldüğünü hatırlattım. Bakanlık yetkilileri bu vakaların bir daha yaşanmaması için çalışıldığını söyledi. Emniyet mensuplarına verilecek toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin önemine değindiğimde, Sayın Bakan jandarmanın farkındalık çalışması yaptığından bahsetti. Sayın Bakan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Avrupa’da da pek çok ülkede geri çekilmeler olduğunu ancak sözleşmenin kıymetli bir alt yapısı olduğunu, 6284’ün ise dünyada eşi benzeri olmayan bir yasa olduğunu bildirdi. Öncelikle şunu belirtelim; Erdoğan sözleşmeyi 2021’de feshetti. 2023 ise Avrupa Parlamentosu birlik genelinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını kabul etti. Yani Sözleşmeye olan destek her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkeler sözleşmenin önemini kavrarken, ülkemiz 3 kez boş diyerek sözleşmeden çıkıyor.

6284 nolu yasaya gelince; o dönemde milletvekili olduğumu, bu yasanın geçmesinde benim de emeğim olduğunu belirttim. Ancak komisyondan geçen yasanın adının Genel Kurul’a indirilirken adının değiştiğini ve ‘Kadına Yönelik Şiddet Sözleşmesi’ yerine ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi’ olduğunu hatırlattım. Böylece kadını aile içinde eriten bir anlayışın pekiştirildiğini, kadın şiddet görse de kol kırılır yen içinde kalır, önemli olan ailenin korunmasıdır mesajı verildiğini ifade ettim. Aile bütünlüğünün elbette önemli olduğunu söylediğimde Sayın Bakan sağlıklı aileler eklemesi vurgusu yaptı. Sayın Bakan sağlıklı aileleri korumak istediklerini, kadını güçlendirmek için eylem planları olduğunu söyleyerek, keşke vakaları sıfırlayabilsek ifadesini kullandı. Kadının birey olarak güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdiğimde, Bakanlık yetkilileri bu konudaki çalışmaların hızlandırıldığını söyledi. Sayın Bakan da kadınların istihdamda güçlendirilmesi ve kendi ayaklarının üzerinde durması için farkındalık çalışması yürüttüklerini ekledi.

“Bu konuda farklı düşünüyoruz”

YaşamHak projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz 444 82 85 numaralı ALO Şiddet hattımızın deprem bölgesindeki mağdur kadınlar tarafından çok arandığını ve bu şikayetleri kendilerine iletmek istediğimizi söyledim. Sayın Bakan da uluslararası kurumlarla çalışmalar yürüttüklerini ve sadece deprem bölgesi değil şikayet vakalarının kendilerine iletilmesini ve önleyici tedbir almayı istediklerini belirtti. Deprem bölgesindeki sorunları da ilettim. Sayın Bakan’a KADES uygulamasını önemli bulduğumuzu belirterek akıllı telefon kullanım ve internete erişimde yaşanan sıkıntıları aktardım. Emniyet verilerini paylaşarak başvuru sayısına rağmen elektronik kelepçe sayısının yetersizliğini dile getirdiğimde 744 vakanın elektronik kelepçe ile aktif takipte olduğu bildirildi. ŞÖNİM’lerin sayısının yetersiz olduğunun altını çizdiğimde 82 ŞÖNİM olduğu ve altı tane daha açılacağı belirtildi. Bu sayının da yetersiz olduğunu ilettim. Ayrıca terminoloji olarak konukevi ifadesinin doğru olmadığını sığınma evi ya da sığınak ifadesinin kullanılması gerektiğini kaydettim. Bu konuda farklı düşünüyoruz.

“Yazılı olarak daha detaylı yanıt verecekler”

Yoksulluktan en fazla kırılgan gruplar zarar görüyor. Mart 2024’te BM Kadının Statüsü Komisyonu ortak bir karara imza attı. Buna göre haneye değil kişiye dayalı veri sistemine geçilmesi gerekiyor. Kadın yoksulluğunun tespit edilmesi açısından bu çalışmayı çok önemsiyoruz. Bir haneye asgari ücret tutarında gelir girebilir ancak kadının payına 17 bin TL’den 17 lira bile düşmeyebilir. O nedenle bu konuda gerekli çalışmalara başlanıp başlanılmadığını sordum. Ayrıca vergi adaletinde kadın yoksulluğuna yönelik ne gibi çalışmalar yapıldığını da öğrenmek istedim.

Bakanlık bütçesinde önceliğin kadının güçlendirilmesine değil, ailenin güçlendirilmesine verildiğini söyledim. Bütçede kadınların güçlendirilmesi için ayrılan payın sadece binde 8.6 oranında olduğunu ifade ettim. Sayın Bakan, bu oranın yükseltildiğini söyleyerek, yükseliş oranını yazılı olarak ileteceğini söyledi.

Ayrıca, Mayıs 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla çıkan genelgeyi sordum. ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi’ne yönelik olan bu genelgeye göre, bir koordinasyon kurulu kurulacak ve kurul aileye yönelik sorunların tespitini yapacak ve çözüm önerileri geliştirecekti. Bu genelgeye baktığımızda paralel bir bakanlık kuruluyor algısına kapıldık. Bakanlığın 81 ilde şubeleri, müdürlükleri varken bu genelge ile ne planlandığını öğrenmek istedim. Sayın Bakan, kendi başkanlıkları altında Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıkların bakan yardımcılarının katılacağı bir koordinasyon yürütüleceğini iletti. Bu konuda yazılı olarak daha detaylı yanıt vereceklerini söyledi.

Son olarak, Bakanlığın birçok cemaat ve tarikata bağlı derneklerle protokol imzalamaya devam ettiğini basına yansıyan haberlerden takip ettiğimizi ilettim. Nur Cemaati’ne bağlı Hayrat İnsani Yardım Derneği arasında imzalanan protokolü, Menzil Cemaati’ne bağlı Beşir Derneği ile yapılan protokolü hatırlattım. Protokole göre, Beşir Derneği’nin çocuk evleri açma yetkisi olduğunu söyledim. ‘Bakanlık neden kendi imkanlarıyla çocuk evleri açmıyor’ diye sordum. Sayın Bakan bu konuyu araştıracağını söyledi.

“Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım”

Özetlemek gerekirse birçok konunun gündeme getirildiği son derece verimli, samimi ve açık bir görüşmeydi. Ben bu karşılıklı iletişimi çok değerli buldum. Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım, bunu da çok anlamlı buluyorum. Çünkü önemli olan ülke sorunlarının çözülmesi, önemli olan halkın sesine ses katmak. Bundan sonra yapılacak görüşmelerde özel dosyalar üzerinden giderek kırılgan grupların yaşadığı sorunların tek tek konuşulacağı nitelikte toplantılar yapılabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aylin-nazliaka-bakan-goktas-ile-gorusmesine-iliskin-konustu-bakanlik-soyadi-duzenlemesiyle-ilgili-yeniden-bir-degerlendirme-yapacak/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka: Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41475

(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de yaptığı görüşmenin ardından “9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakanla yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı Paketi’nden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de bir araya geldi. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından açıklama yapan Nazlıaka, görüşmenin olumlu geçtiğini ve Bakan Göktaş’a bir dosya sunduklarını söyledi.

“Pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi gördük”

“Sayın Bakan’a kendi alanı içerisinde olan konulardaki politikalarımız, yaşanılan bir takım sorunlar ve bunlara dair çözüm önerilerimizi sundum. Bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile birtakım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bir dosyayı da kendilerine sunduk. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak bizim CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı soruları da daha sonrasında yazılı olarak yanıt verecek. Ben de görüşmenin detaylarını yarın saat 10.30’da Genel Merkezimizde yapacağımız basın açıklamasında iletiyor olacağım. Görüşmenin içerisinde ileteceğim detaylar tamamen Sayın Bakan’ın da onayladığı, itiraz etmediği içerikler olacak. Bizler bugün kendisiyle kadına yönelik şiddet meselesini konuştuk. Kadın hakları, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellerin sorunları, şehit yakınları ve gazilerin sorunları kısacası Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşmeleri içerdi. Sayın Bakan aslında pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi, bir daha görüşme yapabileceğimizi, bundan sonraki süreçte de bu tip görüşmeleri yapabileceğimizi bir kez daha anlaşmış olduk. Bu açıdan kıymetli ve değerli bir görüşmeydi.

“Karma eğitim konusunda Bakan ile uzlaştık”

Şu tip unsurlarda ortaklaştığımızı söyleyebilirim; medeni kanun biz kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde ve bizim önemli bir çimentomuz. Burada daha önce Adalet Bakanı’nın birtakım söylemleri olmuştu daha önce. Kendisi Medeni Kanunu ‘sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyakkuza geçirmişti, oldukça endişelenmiştik. Ancak Sayın Bakan’ın da bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük, bu mutluluk verici. Yine Eğitim Bakanı’nın da bir açıklaması olmuştu; ‘eğer kız okulları açılırsa, karma eğitime son verilirse birçok aile çocuklarını daha fazla okula gönderir’. Oysa ki biz tabi ki her zaman laik, çağdaş ve karma eğitimden yanayız. Dolayısıyla karma eğitim noktasında da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 nolu yasanın budanmaması noktasında yine ortaklaşabileceğimizi hissediyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmediğimizi bir kez daha vurguladım. Kadınların can simidi olduğunu ve kendi alanında hazırlanmış olan altın sözleşme olduğunu vurguladım. ŞÖNİM sayısının artması gerektiğinden tutun da elektronik kelepçede yaşanan birtakım zafiyetler, KADES sistemine dair birtakım değerlendirmeler gibi birçok unsuru konuştuk.

“Kadın yoksulluğu en önemli sorunlardan biri”

Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi de sorunların çözülebilmesi adına verilerin eksikliğine yönelik yaşanan sorunlar. Dolayısıyla veri eksikliği ile ilgili olarak da Bakanlığın bir çalışması olduğunu mutlulukla öğrendim. Çünkü şu anda örneğin kadın cinayetlerine dair verileri biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan alıyoruz. O yüzden bu konudaki çalışmayı çok değerli buluyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi noktasında bir değerlendirme de yaptık çünkü şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, üzeri kapatılan bir dosya, korunan bir katil vardır diyoruz. Bu konuda da önümüzdeki süreç içerisinde birtakım istişarelerde bulunmak mümkün. Kadın doğurganlığı üzerinden de konuştuk. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nda bu yıl ortak bir karara atılan imza var. Buna göre de aslında haneye değil kişiye dayalı gelir analizi yapılması gerekiyor. Özellikle kadın yoksulluğu konusunda bunu çok önemsiyoruz. Bir ailenin asgari ücret düzeyinde bir geliri olabilir yani 17 bin 2 lira girebilir ama kadının cebine değil 170 lira 17 lira bile girmiyor olabilir. Dolayısıyla kişiye özel bir çalışma yapılması gerekiyor.

“Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı”

Bir de müjde vermek istiyorum; 9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Ailenin eşitlik esasına dayalı olarak kurulması, kadının bir soy kütüğünden bir başka soy kütüğüne geçmeme hakkıdır. Kadınların tercih hakkıdır. Kadınların kendi yaşam tercihlerini belirleyebilmesi demek bir demokrasi hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde vermiş olduğu bir karar var. Bu karara uyularak aslında anayasaya uyulması noktasında da son derece hassas olduğumuz bir unsurdur. Sayın Bakan’la yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. yargı paketinden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim. Bunun için mücadele veren tüm kız kardeşlerime, eşitlikçi erkeklere, başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere partimize de teşekkür ediyorum. Bu biz kadınlar için olmazsa olmazdı.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-aylin-nazliaka-soyadi-dayatmasi-9-yargi-paketinden-cikartildi/feed/ 0