Savunma Sanayi – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 24 Jul 2024 21:39:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ticaret Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı Arasında Gümrük Kaçakçılığına Karşı Yerli Sistemlerin Genişletilmesine İlişkin Protokol İmzalandı https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakanligi-ve-savunma-sanayii-baskanligi-arasinda-gumruk-kacakciligina-karsi-yerli-sistemlerin-genisletilmesine-iliskin-protokol-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakanligi-ve-savunma-sanayii-baskanligi-arasinda-gumruk-kacakciligina-karsi-yerli-sistemlerin-genisletilmesine-iliskin-protokol-imzalandi/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:39:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41936

TİCARET Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında, gümrük kaçakçılığına karşı kullanılan yerli sistemlerin genişletilmesine ilişkin protokol imzalandı. Bakan Ömer Bolat, “Ülkemizin güvenlik ve ticaret altyapısını güçlendireceğiz. Yerli üretim sayesinde, dışa bağımlılığımızı azaltarak kendi kaynaklarımızla daha güçlü ve bağımsız bir sistem oluşturmayı hedefledik” dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, gümrüklerde kullanılan yerli ve milli sistemlerde ürün yelpazesinin genişletilmesi için ‘Milli Tarama Sistemleri’ (MİLTAR) protokolü imzaladı. Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen törende konuşan Bakan Bolat, dürüst ticaret yapan vatandaşların haklarını korumanın asli görevleri arasında olduğunu belirterek, “Ürünlerin gerekli test ve kontrollerden geçmeden tüketiciye ulaşması halk sağlığı için de risk doğurmaktadır. Bu noktada mesuliyetimizin farkındayız. Tek bir yurttaşımızın kaçak bir üründen dolayı zarar görmemesi için daima dikkatli ve teyakkuz halinde olmamız icap eder. Bundan dolayıdır ki, kaçakçılıkla mücadelemize tavizsiz devam ediyoruz. Öte yandan, yasa dışı ürün kaçakçılığı ise gençlerimiz başta olmak üzere tüm toplum için büyük risk doğurmakta, ayrıca bu ürünlerin ticaretinden elde edilen gelirler terörün ve yasa dışı suç örgütlerinin finansmanına gitmektedir. Bu konudaki çabalarımız devam etmektedir. Bu nedenlerle, gümrük kaçakçılığını sadece bir ekonomik mesele olarak değil aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi olarak görmek ve buna uygun politikalar geliştirmek, devletlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bu, hem iç güvenliği sağlamak, hem de uluslararası arenada sağlam bir pozisyon edinmek için kritik öneme sahiptir. Bu noktadan hareketle, kaçakçılıkla mücadele disiplin ve ciddi bir çalışma gerektirmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak, bu mücadelemizde iki temel ilkeyi daima göz önünde bulunduruyoruz. Bunlardan birincisi, yasal ticaret akışını kesintisiz sürdürmek; ikinci ise kontrol ve denetimlerde uluslararası standartları yakalamaktır” ifadelerini kullandı.

Bolat, Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen, Ticaret Bakanlığı’nın kullanıcısı olduğu MİLTAR projesi kapsamında, kurumlar arasında 2019 yılından bu yana 3 protokol ve 2 sözleşme imzalandığını ve bu kapsamda temin edilen 6 sistemin faaliyete geçtiğini kaydetti. Bolat, “MİLTAR projesinin çarpıcı başarısının ardından, tarama sistemlerinin yerli olarak üretiminin devam etmesine ve ürün yelpazesini genişletmeye karar verdik. Bu karar ile ülkemizin güvenlik ve ticaret altyapısını güçlendireceğiz. Yerli üretim sayesinde, dışa bağımlılığımızı azaltarak kendi kaynaklarımızla daha güçlü ve bağımsız bir sistem oluşturmayı hedefledik. Böylece, ülkemizin savunma ve güvenlik alanındaki kapasitesini artırırken aynı zamanda ekonomik büyümemize ve ihracat potansiyelimizin artırılmasına da katkı sağladık. Tıpkı bir bahçıvanın kendi tohumunu yetiştirmesi gibi oldu. Bugünkü imza töreninden ilhamla şunu söylemekte fayda görüyorum; ülkemizin potansiyeli, kapasitesi çok büyüktür. Kendi dijital ve bilişim ihtiyaçlarına cevap verecek niteliktedir. Yeter ki, buna inanalım ve gerekli desteği sağlayalım. Teknoloji ihraç eden bir ülke olacağımızı bundan 20 sene evvel kimse hayal bile edemezdi. Ama artık yüksek teknolojik ürünleri bile ihraç eden ülke haline geldik. Kat edeceğimiz mesafenin büyüklüğünün farkındayız. Ama biliyoruz ki, hayatın doğal seyrinde basamaklar teker teker çıkılmaktadır, yeter ki sendeleme, düşme olmasın” ifadelerini kullandı.

‘YERLİ VE MİLLİ ÜRETİMDE ÖNCÜ OLMAYA GAYRET GÖSTERECEĞİZ’

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de özellikle yüzde 100 yerli ve milli savunma sanayi ve dışa bağımsız bir savunma sanayine ulaşılması için yürütülen çalışmaları kıymetli bulduklarını söyleyerek, “Ülkemizin küresel bir güç olma vizyonu ve savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine uygun olarak lider ve yol gösterici Türkiye için yüksek kabiliyetli sanayi altyapımızı güçlendirecek, ekosistemimizi yetkinlik bazlı genişletecek tasarım ve geliştirme faaliyetlerini destekleyerek yerli ve milli üretimde öncü olmaya gayret göstereceğiz. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde uluslararası platformlarda lider ve yol gösterici bir Türkiye için gerekli atılımları yaparak hedeflerimize hep birlikte ulaşacağımıza inanıyorum. Savunma sanayi ekosistemi olarak ülkemizin bölgesinde ve dünyada gelişen koşullar karşısında, savunma sanayi ihtiyaçlarının en üst düzeyde karşılanabilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakanligi-ve-savunma-sanayii-baskanligi-arasinda-gumruk-kacakciligina-karsi-yerli-sistemlerin-genisletilmesine-iliskin-protokol-imzalandi/feed/ 0
Gaziantep Savunma Sanayii Tedarikçi Buluşması Programı Başladı https://www.haber60.com.tr/gaziantep-savunma-sanayii-tedarikci-bulusmasi-programi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-savunma-sanayii-tedarikci-bulusmasi-programi-basladi/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38689 Gaziantep Sanayi Odası’nda (GSO), iki gün sürecek olan “Gaziantep Savunma Sanayii Tedarikçi Buluşması” programının açılış toplantısı gerçekleştirildi.

Program ile Gaziantep’te faaliyet gösteren firmalarının savunma sanayi sektöründe üretim yapmalarını sağlamak, mevcut kapasitelerini artırmak, savunma sanayine üretim yapan ve yüksek teknolojiye geçişi noktasında çalışmalarına katkı sağlanması hedefleniyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), Gaziantep Sanayi Odası ve İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) iş birliğinde düzenlenen programın açılış toplantısına, Gaziantep Vali Yardımcıları Hüseyin Kaptan, İlker Eker, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel, Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur, GSO Yönetim Kurulu Üyeleri, TOBB Gaziantep KGK Başkanı Ayşen Ahi, savunma sanayii ana yüklenici firmaları olan ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE, TUSAŞ ve STM yöneticileri ile uzman ekipleri, kurum müdürleri ve Gaziantep firma yetkilileri katıldı.

“Hep birlikte hedeflerimize ulaşabileceğimize inanıyorum”

Gaziantep Vali Vekili Hüseyin Kaptan, programda yaptığı açılış konuşmasında, Gaziantep’in birçok alanda olduğu gibi savunma sanayi sektörü için de önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Gaziantep’in ekonomik anlamda ve sanayide üzerine düşeni her zaman başardığını, savunma sanayide de hedeflenen seviyelere çıkma başarısı göstereceğini ifade eden Kaptan, “Gaziantep, 10 milyar dolarlık ihracatı ile ülkemiz ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan şehirlerimiz arasında yer alıyor. Bu şehirde savunma sanayi alanında sorumluluk alabilecek, bu işi yürütebilecek çok sayıda sanayicimiz var. Hep birlikte hedeflerimize ulaşabileceğimize inanıyorum. Bu programın hem şehrimiz hem de firmalarımıza katkı sağlayacağına inanıyoruz. Emeği olan herkese teşekkür ediyor, hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“Bizim hedefimiz yerli sanayiyi geliştirmek”

Gaziantep’in savunma sanayi sektöründe üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmek için hazır ve kararlı olduğunu kaydeden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de yaptığı konuşmasında, “Bizim hedefimiz yerli sanayiyi geliştirmek, güçlendirmekse bu noktada Gaziantep en büyük potansiyeli taşıyan şehirlerin başında geliyor. Ankara’daki savunma sanayi ile şehrimizin bu potansiyelini bir araya getirdiğimizde başaramayacağımız bir şey kalmaz. Bu noktada ‘Gaziantep Modeli’ de büyük önem taşıyor. Çünkü biz gücümüzü birlik ve beraberliğimizden alıyoruz. Bu şehir 100 yıl önce nasıl zor şartlar altında kahramanca mücadele verdiyse bugün de üreterek, ihracat yaparak, savunma sanayinde ülkemize değer katarak üzerine düşeni fazlasıyla yapacaktır. Bizim şehrimizi yerli ve milli savunma sanayinde başkent yapma hedefimiz var. Bunu yapabilme kabiliyetimiz, irfanımız, akılımız ve imanımız var. Bunu hep birlikte başaracağımıza yürekten inanıyorum. Şehrimiz ve ülkemiz için kritik öneme sahip olan bu alanda böylesine önemli bir programı gerçekleştiren Savunma Sanayii Başkanlığı, Gaziantep Sanayi Odası ve İpekyolu Kalkınma Ajansı’na teşekkür ediyor, hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Gaziantep Kurtuluş Savaşı’nda kendi cephanesini üreten bir kent”

GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de, yaptığı konuşmasında savunma sanayisinde alınan mesafenin ülkemizin teknolojik gelişimine katkı sağladığı gibi güvenlik açısından da kritik önem taşıdığını söyledi.

Ünverdi, “Kurtuluş Savaşı’nda kendi cephanesini üreten bir kent olarak, bu başarıya katkıda bulunmak ve bu süreçte savunma sanayisinde şehrimizi daha etkin bir noktaya taşımak bizim de en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor” dedi.

Ünverdi, “Gazi şehrimiz; üretim, ihracat ve sağladığı istihdam ile ülkemiz kalkınmasında baş aktörlerden birisidir. Bizler de küresel krizler, ülkemiz ekonomik şartları ve depremle birlikte bölgemize özgü sorunlarımız olsa da sanayimizi yeniliklere adapte etmek, teknolojik dönüşümünü sağlamak ve sürdürülebilir sanayi hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu sebeple iki gün sürecek bu etkinliği çok önemli buluyoruz”

Konjonktürel gelişmelere bakıldığında Gaziantep’in sanayi kültürü, altyapısı, sanayi üretimindeki hacimsel büyüklüğü ile savunma sanayi alanında stratejik yatırımların yapılabileceği en uygun şehir olduğunu kaydeden Ünverdi, “Firmalarımızın savunma sanayisine tedarikçi olması ve sanayimizin teknolojik dönüşümüne katkı vermesi adına, Türk savunma sanayinin güzide kurumlarını şehrimizde ağırlamaktan mutluluk duyduk. Savunma sanayinin ana yüklenici firmalarının şehrimizde yatırım yapması en büyük beklentilerimiz arasında yer alıyor. Üretim, ihracat, ürün çeşitliliği ve istihdam gücümüzle biz buna hazırız. Böyle bir yatırım, şehrimizin katma değerli üretime geçişine katkıda bulunacak olup, Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yakınlığımızla savunma sanayisinde de hem üretim hem ihracatımızla yeni rekorlara imza atacağımıza inanıyorum. Bu sebeple iki gün sürecek bu etkinliği çok önemli buluyoruz. Programımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, Gaziantep Vali Yardımcılarımız Hüseyin Kaptan’a, İlker Eker’e, Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin’e Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel’e, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz’a, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE, TUSAŞ ve STM’nin kıymetli yöneticilerine, uzmanlarına, firmalarımızın değerli temsilcilerine ve tüm konuklarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Gaziantep gibi sanayisi ile güçlü olan şehrimizi savunma sanayisine entegre etmeyi hedefliyoruz”

“Savunma sanayinde ne kadar yerliyseniz o kadar bağımsızsınız” diyen Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel de yürüttükleri çalışmalarda bu noktayı esas aldıklarını söyledi.

Ülkemizin savunma sanayi sektöründe artık bir dünya markası olduğunu belirten Çizgel, “Bu marka artık kendi kendine yetebilen bir savunma sanayi başarısı göstermiştir. Bunun yanında, bu başarı ile birlikte başka ülkelere de hizmet götürebilen ve ihracat yapan bir markadan söz ediyoruz artık. Bizim artık yeni vizyonumuz savunma sanayinde büyümeyi sağlamaktır. Yani yüz yapıyorsak bunu bine çıkarmamız gerekiyor. Bu büyümeyi etkin yapabilmenin en önemli yolu tedarik zincirini genişletmekten geçiyor. Bizim bu noktada da hedeflediğimiz başarıları yakalamamız gereklidir. Gaziantep gibi sanayisi ile güçlü olan şehrimizi savunma sanayisine entegre etmeyi hedefliyoruz. Bugün de bu nedenle buradayız. Bu noktada iş birliği içerisinde yeni adımlar atmaya kararlıyız. Toplantının hayırlı olmasını diliyor, emeği olan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

“Yürüttüğümüz projelerin ve çalışmaların neticesinde iyi sonuçlar almaya başladık”

Gaziantep Sanayi Odası ve İpekyolu Kalkınma Ajansı iş birliğinde özellikle son 5 yılda kurumsal çerçevede savunma sanayi ve makine-metal sektörlerine yönelik çalışmaları hızla artırarak sürdürdüklerini söyleyen İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz, “Yürüttüğümüz projelerin ve çalışmaların neticesinde iyi sonuçlar almaya başladık. Temel amacımız bu çalışmalarımızın ivmesini daha da artırmaktır. Savunma sanayi için en önemli sektörlerimizden birisi de kuşkusuz makine-metal sektörümüzdür. Sektöre yönelik attığımız çok önemli adımlar var ve bu yöndeki projelerimizi artırarak sürdüreceğiz. Hem masada hem de sahada şehrimiz ve ülkemiz savunma sanayisi için çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından, savunma sanayisine üretim yapan ana yüklenici firmalar olan ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE, TUSAŞ ve STM’den gelen uzman ekipler, birer sunum yaparak üretim faaliyetleri, savunma vizyonu, savunma sanayi ve havacılık sektörünün geldiği son nokta ile yenilikçi teknolojiler hakkında bilgiler verdiler.

“Gaziantep Savunma Sanayii Tedarikçi Buluşması” etkinliği kapsamında, yarın Gaziantep Sanayi Odası’nda ana yüklenici firmalar ile Gaziantep firmaları bir araya gelerek ikili iş görüşmeleri gerçekleştirecekler. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-savunma-sanayii-tedarikci-bulusmasi-programi-basladi/feed/ 0
CHP Milletvekili, savunma sanayi şirketlerindeki cemaat örgütlenmelerini sordu https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-savunma-sanayi-sirketlerindeki-cemaat-orgutlenmelerini-sordu/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-savunma-sanayi-sirketlerindeki-cemaat-orgutlenmelerini-sordu/#respond Sun, 05 May 2024 21:46:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30472 (ANKARA) –CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, Türkiye’nin ulusal savunma sanayi şirketlerinde yaşandığı iddia edilen cemaat örgütlenmelerini isim isim sordu ve Arap uyrukluların istihdamını gündeme getirdi.

CHP’li Özgür Ceylan, ulusal savunma sanayi şirketlerindeki cemaat örgütlenmelerine ilişkin iddiaları Meclis gündemine taşıdı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Ceylan, önergesinde, “Gün geçmiyor ki ya TSK ya da Savunma Sanayi Başkanlığı faaliyet alanındaki şirketlerle ilgili çeşitli iddialar kamuoyunun gündemine gelmesin. Türk halkının gurur duyduğu savunma sanayi kuruluşlarımızın son dönemde iyi eğitimli gençlerimizin ülkemizden ayrılmak durumunda kalmaları ve görece demokrasisi gelişmiş, temel insan hak ve özgürlüklerinin yasal ve anayasal olarak güvence altında olduğu Avrupa ülkelerine gitmeleriyle gündeme gelmesi kaygı vericidir.” ifadelerini kullandı.

“YETENEKLİ GENÇLER İŞTEN NEDEN AYRILIYOR?”

Ülke açısından Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın bağlı ortaklıklarından ve Savunma Sanayi Başkanlığının bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinden oluşan güçlü bir üretim ve ARGE ayağından bahsedilebileceğini ifade eden Ceylan, bunlardan bazılarını Aselsan Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş, Roket Sanayi ve Tic. A.Ş, Hava Elektronik Sanayi ve Tic. A.Ş, İşbir Elektrik Sanayi A.Ş, Aspilsan Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş, Savunma Sanayi Teknolojileri A.Ş, Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş, Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Tic. A.Ş. olarak sıraladı.

Ceylan, “Son 10 yıl içerisinde bu şirketlerde göreve başlayan mühendis ve diğer teknik personellerden kaçı istifa ya da başka bir nedenle işinden ayrılmıştır? Bunlardan kaçı savunma sanayi alanında faaliyet yürüten yerli şirketlerde iş başı yapmış kaçı yurtdışına gitmeyi tercih etmiştir?” sorularını yöneltti.

TSK Güçlendirme Vakfı ile Savunma Sanayi Başkanlığı’nın bağlı şirketlerinde görev yapan teknik personelin işten ayrılma sebepleri hakkında bilgi isteyen Ceylan, “Uzman personel ekonomik nedenlerle mi yoksa bazı basın organlarında iddia edildiği gibi Gaye ve Erkam Vakfı benzeri vakıfların üstünden tarikat-cemaat yapılanması ile söz konusu şirketlerin genel müdürlük gibi üst düzey makamlarına bazı tarikat mensupları atandığından ve atamalarda liyakat değil cemaate sadakat esas alındığından mı ayrılmaktadırlar?” diye sordu.

Özgür Ceylan, söz konusu makamlara atanan tarikat cemaat bağlantılı üst düzey yöneticilerinin personele mobbing uyguladığı için mi ayrılmaların gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında da bilgi talep ederken,  “Bu şirketlerde bir tasfiye mi vardır ya da tarikatlar arası bir çatışmanın sonucu mu durumun böylesine bir hal almasına vesile olmuştur?” sorusunu yöneltti.

İSİM İSİM SORULAR

CHP’li Ceylan önergesinde, ulusal savunma sanayindeki cemaat örgütlenmesine ilişkin şu soruların yanıtlanmasını istedi:

“TEI Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, döneminde işten çıkarmaların ve liyakatsiz atamaların yoğunlaştığı bilgisi doğru mudur? Bir buzdolabı fabrikasında endüstri mühendisi olarak çalışan Gürsel Boz’u işe alarak programlar müdürü olarak atadığı iddiası doğru mudur? Yine Sayın Akşit’in Ali Gökhan Genç’in atamasını yaparak Menzil yapılanmasının önünü açtığı ve bu görevlendirmeler eliyle alan açılarak nitelikli kadroların işten çıkarıldığı iddiaları doğru mudur? Bu şahısların görev yaptıkları zaman diliminde kurumdan kaç teknik personelin ilişiği kesilmiştir? Akın Özdemir, Semih Erol, Fatma Gevrek Sarıoğlu, Altınel Çalışkan, Ramazan Tarhan, kurumda işe başlatılmışlar mıdır? Kurumda işe başlamadan önceki mesleki bilgi birikim ve deneyimleri nedir? Bu şahıslarda mı ‘Buzdolabı fabrikasında’ çalışırken birden bire TEI tarafından keşfedilip yüksek maaşlarla müdür, kıdemli lider, kıdemli uzman yapılmışlardır?”

“KİM BU LİNA ABBA, BASSAM?”

Ceylan, önergesinde TUSAŞ ve iştiraklerinde kaç yabancı uyruklu kişinin çalıştığı hakkında bilgi isteyerek “Lina Abbas ve Bassam adındaki şahıslar bu çalışanlardan mıdırlar? Hangi üstün özelliklerinden dolayı TEI’de çalışıyorlar? Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile Savunma Sanayi Başkanlığının Bağlı Ortaklıkları ve iştiraklerinde görev yapan yabancı uyruklu kişi sayısı kaçtır? Uyruklarına göre dağılımları nedir ve aldıkları ücretler kaç Türk lirası ya da dolardır?” diye sordu.

GAYE VAKFI’NIN TUSAŞ ÖRGÜTLENMESİ

Özgür Ceylan, Gaye Vakfı’nın TUSAŞ örgütlenmesi hakkında da bilgi talebinde bulunarak, “Mehmet Baldöktü’nün kardeşi Mustafa Kemal Baldöktü TUSAŞ’ta hangi dönemde göreve getirildi ve insan kaynakları müdürü yapıldı? Müdür adaşı olan yeğeni Mustafa Baldöktü’yü Ar-Ge’de uzman olarak mı görevlendirildi? İnşaat mühendisi Serhan Sökmen’i (TEİ) uçak motor fabrikasında müdür yapan üstün yeteneği neydi ve kim keşfetti? Sayın Sökmen’de mi Gaye Vakfı üyesiydi? İnsan Kaynakları Direktörü olarak atanan Levent Tüfekçi, müdür olarak atandığı iddia olunan Ender Dur’un da Gaye Vakfı üyesi olduğu atama yapılırken biliniyor muydu? Mahmut Faruk Akşit genel müdür olduktan sonra TUSAŞ’a ve TEİ’ye Mehmet Zahitler adında kaç kişi işe alınmıştır?” sorularını yöneltti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-savunma-sanayi-sirketlerindeki-cemaat-orgutlenmelerini-sordu/feed/ 0
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar: Savunma sanayiinde ‘yapamayız’ dediğimiz tek bir şey bile kalmadı https://www.haber60.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-savunma-sanayiinde-yapamayiz-dedigimiz-tek-bir-sey-bile-kalmadi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-savunma-sanayiinde-yapamayiz-dedigimiz-tek-bir-sey-bile-kalmadi/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29207 Sakarya’da düzenlenen ‘Ülkemizin Savunma ve Güvenlik Meselelerine Bir Bakış’ konferansına katılan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Savunma sanayiinde yüzde 80’lere geldik. Uçağımız, tankımızı, İHA ve SİHA’mızı yapacak hale geldik. Biz TSK’nın gücüne her zaman muhtacız bunun için savunma sanayi çok önemlidir. Cin şişeden çıktı, artık bizim savunma sanayiinde, ‘yapamayız’ dediğimiz tek bir şey bile kalmadı” dedi.

‘Ülkemizin Savunma ve Güvenlik Meselelerine Bir Bakış’ isimli konferansa konuşmacı olarak katılan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar burada gençlere, Türkiye’nin milli savunma stratejilerini, güvenlik politikaları ve ülkenin savunma alanındaki güçlü yanları hakkında bilgiler aktardı. Hukuk Fakültesi’nin Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansta Akar, İsrail- Filistin arasındaki savaşa değinerek Türkiye’nin izlediği politikalar hakkında bilgiler verdi. Akar, “Devletlerin iki temel hedefi var biri devletin bekası diğeri insanlarının refahı bunun için büyük ve güçlü ülke diyerek çalışmalarımızı gece gündüz demeden yaptık. Şu anda yaptığımız çalışmalar neticesinde uluslararası alanda özne halinde geldi. Etki alanımız üç kıta, ilgi alanımız ise tüm dünya oldu” dedi.

“Mehmetçik, teröristleri kazdıkları çukurlara gömdü”

Terör hususuna değinen Akar, “Biz terör meselesini ortandan kaldırmak için çözüm süreci başlattık ama gerçek teröristler bunun peşini bırakmamak için azgınlaştılar. Bunun üzerine ise 24 Temmuz 2015 tarihinden itibaren bugünkü yapmakta olduğumuz operasyonlar başladı. Dağlarda hava saldırılarıyla teröristler çukurlara gömüldü, barınaklar yıkıldı. Mehmetçik karşısında dağlarda duramayanlar illerde ve ilçelerde halkı siper ederek çukur kazıp bir yere varacaklarını zannettiler. Mehmetçikler sadece ve sadece teröristleri kazdıkları çukurlara gömdüler. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra artık bu ordu bir şey yapamaz denildiği bir noktada Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatları gerçekleşti ve en sonda da Bahar Kalkanı yapmak suretiyle göçü engelledik. Teröristlerin hevesleri de kursaklarında kaldı ve onları destekleyenlerin de eylem yapmasına müsaade etmiyoruz. 4 bin 500 DEAŞ’lı Suriye’nin kuzeyinde TSK tarafından etkisiz hale getirildi ve diğer tarafta da PKK ve YPG bunların birbirinden hiçbir farkı yok bunlar tamamen uluslararası oyunlar isimleri değiştirmek suretiyle kendilerine bir alan açmaya çalışıyorlar bunda biz müsaade etmiyoruz. Biz kimseyi dininden, renginden dolayı ayırt etmedik, edemeyiz böyle bir yetkimiz yok bizim inanç olarak. Türkler, Kürtler, Zazalar, Araplar kardeştir, 85 milyon biriz, tek yumruk ve tek yüreğiz. Bunun da en güzel kanıtı biz yüz yıllarca beraber yaşadık, ekmeğimizi bölüştük, kız aldık, kız verdik bu alçaklar ortaya çıkıp aramıza fitne sokuncaya kadar ve en değerli olanı da Cumhuriyeti berber kurduk, teröristlere ve darbelere karşı beraber durduk bununda kanıtı şehitliklerdir” diye konuştu.

“Bu savaş değil; bir tarafta nükleer silah dahil her şey var diğer tarafta sapan taşları var”

İsrail ve Filistin arasındaki savaşa değinen Akar, “Filistin konusu çok konuşuldu ve bu savaş değil bir tarafta nükleer silah dahil her şey var diğer tarafta sapan taşları var. Oradaki insanların direnişini, masum insanların katledildiğini görün. 6 ay geçti orada direniş devam ediyor oradaki vatandaşlar bu yapılan zulme karşı çıkıyor. Bu durum artık katliamı aştı etnik temizliğe, soykırıma doğru gidiyor ve bunu da kimse görmek istemiyor. Rüşvetle, tehdit ve şantajla bazı yönetimler susmakla beraber birazcık aklı ve vicdanı olan bütün insanlar ayakta” şeklinde konuştu.

“Savunma sanayiinde ‘yapamayız’ dediğimiz tek bir şey bile kalmadı”

Savunma sanayi hakkında konuşan Akar, “Savunma sanayiinde yüzde 80’lere geldik. Uçağımız, tankımızı, İHA ve SİHA’mızı yapacak hale geldik. Biz TSK’nın gücüne her zaman muhtacız bunun için savunma sanayi çok önemlidir. Savunma sanayi konusunda üniversitelerimiz, vakıf şirketlerimiz, özel sektör ve kamu büyük bir azimle çalışıyor. Cin şişeden çıktı, artık bizim savunma sanayiinde, “Yapamayız” dediğimiz tek bir şey bile kalmadı. Bunu sadece kendimiz için değil dostlarımız, müttefiklerimiz için onların da haklı davalarını desteklemek için ihtiyacımız var. Nereye giderseniz gidin herkes Türkiye diyor Bunun bir övüncü birde sorumluluğu var bu çerçevede bizim daha çok çalışmamız lazım. Bu memleket bizim kimse kendini ötekileştirmesin tarihte başarılarımız var ilham alacağız, sıkıntılarımız var ibret alacağız. Bu millet, bu vatan, bu bayrak bizim dolayasıyla 85 milyonun tek yumruk olarak bu istikamette çalışmasıyla inşallah başaramayacağımız iş, görev yok” ifadelerini kullandı. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-savunma-sanayiinde-yapamayiz-dedigimiz-tek-bir-sey-bile-kalmadi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma ve havacılık sektöründe yeni bir rekor kırdık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/#respond Tue, 05 Mar 2024 05:24:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15517 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren 5. nesil savaş uçağı KAAN vesilesiyle savunma sanayinde gelinen yerin, Türkiye’de ve dünyada epeyce konuşulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“KAAN başta olmak üzere savunma sanayi hamlelerimiz, Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. Öyle ki 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi.”

“SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bununla kalmadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayi ürünü satarak 5,5 milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”

Erdoğan, “Savunma sanayi ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekildedir, TB2, AKINCI, ANKA ve AKSUNGUR silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülke arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı, 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık.” diye konuştu.

Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayisinin, her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yaptığını aktaran Erdoğan, geçen yıl kara araçları ihracatının 500 milyon doları bulduğuna dikkati çekti.

“İlk sıralarda yer alıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi korvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla sensörleriyle muhabere sistemleriyle füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi deniz platformlarından 10 ülkeye 140 ihracat gerçekleştirdik.”

Erdoğan, yerli tasarım ve üretim olan ATAK taarruz helikopterlerinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindekilerinin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 tane de ihraç edildiğini ifade ederek, “Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan HÜRKUŞ’un 5 adedi halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Kara araçlarındaki başarımızı, bunlara entegre edilen uzaktan komutalı silah sistemleri ihracatında da yakalamaya başladık. Kendi ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeli araçlarda da bizim silah kulelerimiz tercih ediliyor. Bugüne kadar 24 ülkeye yaklaşık 1200 silah kulesi satışı yaptık. Son dönemde yaşanan asimetrik savaşların vazgeçilmez unsuru olan kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. Halihazırda şirketlerimiz vasıtasıyla 11 ülkeye 1500 kamikaze dron ihracatı gerçekleştirdik. Hafif silah ve tabanca üretiminde de önemli bir marka haline geldik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor.” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek teknoloji içeren radar sistemlerinin tasarımı ve üretimi konusunda Türkiye’nin, 10 ülkeye yaptığı 40 adet ihracatla dünyadaki ilk 3 ülke arasında yer aldığının söyledi.

“Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz”

Henüz çalışmaları süren projelere de çok büyük ilginin olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“21 Şubat’ta ilk uçuşunu yapan KAAN’ımızın bizimle birlikte pek çok dost ülkede yol açtığı heyecanı, ilgiyi, umudu hep birlikte gördük. Bir başka ifadeyle, ülkemizin tasarımını ve üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabırla azimle dikkatle kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım. Bölgesel ve küresel krizlerin yaygınlaştığı, çatışmaların derinleştiği, tehditlerin arttığı bir dönemde Türkiye için bu tablo zaten çok önemlidir.

Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda, müttefikimiz dediğimiz kurumların ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız terör örgütleri tarafından roketlerle tehdit edildiğinde bize yardım etmek bir yana, ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silahları ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel dağıtanları, bunların bize karşı kullanılmasına göz yumanları da unutmadık, unutmuyoruz. İşte bunun için diyoruz ki biz artık kimin ne dediğine, kimin ne istediğine bakmıyoruz. Biz artık sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/feed/ 0
DOSYA HABER/ HAVACILIĞIN ALTIN ÇAĞI-GÖRÜŞ- Türkiye’nin akıllı gücü: Milli muharip uçak https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/ https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:49:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13613 Doç. Dr. Merve Seren, KAAN’ın Türk dış politikasına etkisini ve Türk savunma teknolojilerindeki dönüm noktalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Takvim yaprakları 2015 Ocak ayını gösterdiğinde Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında tarihi bir karar alındı. İlgili karar ile Türkiye’nin Milli Muharip Uçağı (MMU) Geliştirme Projesi’nin ön tasarım fazının başlatılmasına hükmedildi. Hemen ertesi ayda TUSAŞ, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından oluşan MMU Program Yönetim Ofisinin kurulması çalışmaları başlatıldı. 2016 Ağustos’unda TUSAŞ ve SSB arasında “Ön Tasarım Fazı” sözleşmesi imzalanırken; Eylül 2018 itibarıyla MMU Geliştirilmesi Projesi’ne bilfiil start verildi. Aynı tarihlerde eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, gerek ABD Kongresi’nde gerekse diğer NATO müttefikleriyle Ankara’yı nasıl, ne kadar süreliğine ve hangi düzeyde cezalandırılacaklarına dair yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyordu. Zira Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 25 Temmuz 2017’de “S-400” tedarik etmek için bir anlaşma imzaladı. Böylece Türkiye, soğuk savaştan sonra envanterine Rus sistemleri katan ilk NATO ülkesi olacaktı. Tabii ne ABD ne de NATO müttefikleri Ankara’nın bu kararı almasının arkasındaki hata payını kendilerinde aramadılar. Mevzunun nasıl bu noktaya evrildiğini sorgulamadan direkt caydırıcılık politikasından cezalandırma stratejisine yöneldiler. Oysa NATO ülkeleri, etrafı füze envanteriyle çevrili olan ve Suriye’den gelen hava tehdidinin ziyadesiyle arttığı bir dönemde yapay bahanelerle Türkiye’den Patriot sistemlerini çekme kararı alarak yine Ankara’nın 2010’da duyurduğu ve sürüncemede kalan T-LORAMIDS ihalesindeki istekleri karşılamaktan hep uzak durdular.

Devler ligine çıkma projesi: KAAN

Neticede Türkiye, on yıllardır süregiden tek kaynak bağımlılığının yarattığı “güvenlik boşluğundan” kurtulmak için bazı kararlar vermek zorundaydı. Bunlardan birincisi, S-400’ün yanı sıra kendisine ait katmanlı bir hava ve füze savunma sistemi geliştirmekti ki, bu sayede HİSAR-A, HİSAR-O ve SİPER doğdu. Diğer taraftan Ankara, savunma kadar caydırıcılığın da önemli olduğu bilinciyle helikopter ve İHA projelerinden sonra havacılıkta bir üst segmente geçme kararı aldı. Böylece HÜRKUŞ, HÜRJET ve MMU projelerinin hayata geçirilme sürecine tanıklık edilirken TUSAŞ’ın proje yelpazesi, dış politikadaki gelişmelere ve Türk Silahlı Kuvetlerinin (TSK) ihtiyaçlarına binaen hem çeşitlendi hem de büyük bir ivme yakaladı. Türkiye, savunma sanayinde stratejik özerkliği (en azından asli unsurlarda) kazanma çabası sarf edip tüm hızıyla yerli ve milli projelere odaklanırken Washington’dan pek şaşırtmayan bir karar çıktı. Beyaz Saray, 2020 Aralık’ında tarihsel bir kopuşun altına imza atarak, ilk defa bir NATO müttefikini CAATSA yaptırımlarına dahil etti. Ertesi yıl, 2’nci bir tarihi karar uygulamaya konuldu ve Türkiye’nin F-35 projesinden resmi olarak çıkartıldığı duyuruldu.

Söz konusu olaylar silsilesi içerisinde TUSAŞ, mühendislik odağının büyük bir bölümünü MMU’ya aktardı. Zira MMU, şu ana kadar Türk savunma sanayinin sadece en büyük bütçeli yatırımı değil; aynı zamanda mühendislikte devler ligine çıkma projesiydi. Bu bağlamda idarecisi, mühendisi ve teknisyeni ile dev bir kadro gece gündüz demeden MMU projesine adanmış bir serüvene dahil oldular. Kimilerine göre bu serüven gereksiz kimilerine göre ise imkansız bir hayalden ibaretti. Hatta TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, ilk test uçuşu için tarihi 2 kez öne çekerek “2024’e hazır olacağız” dediğinde, birçoğunun yüzünde alaycı bir tebessüm belirmişti. Oysa MMU Proje Ofisi ekibi hedeflerine odaklanarak süreci emin adımlarla ilerletiyorlardı. 2021 yılı Mayıs ve Temmuz aylarında “Ön Tasarım Gözden Geçirme” ve “Kritik Tasarım Gözden Geçirme Toplantısı” akabinde kasım ayında “İlk Metal Kesimi” gerçekleşerek büyük bir heyecan yaşandı. 2022 yılında ise “Üretim Hattının tamamlanması”, “Nihai Montaj Hattı Başlangıcı” ve “Uçağın İniş Takımları üzerine alınması” safhaları hayata geçirildi. 2023 yılında tüm gözler MMU projesindeydi; zira herkes 2024’te MMU’nun gökyüzüyle buluşup buluşmayacağını merak ediyordu. 2023 yılı yoğun fakat verimli bir yıl oldu. Ocak, şubat ve mart aylarında peşi sıra “Test Hazırlık Gözden Geçirme”, “Hangardan Çıkış ve İlk Motor Çalıştırma” ve “İlk Taksi Faaliyeti” safhaları başarıyla tamamlandı ve eylülde “Yer Testlerinin Başlaması” gerçekleştirildi.

Müstakil oyuncu: Türkiye

21 Şubat 2024 ise sadece MMU Projesi’nde değil Türk dış, güvenlik ve savunma politikaları açısından da büyük bir kırılma yarattı. KAAN’ın geliştirme test uçağı ilk uçuşu başarıyla tamamlanırken Türkiye, imkansız gibi görülenlerin imkansız olmadığını bir kez daha bütün dünyaya gösterdi. Birincisi, 2000’li yıllarda siyasi istikrar ve motivasyon sayesinde başlatılan Milli Teknoloji Hamlesi ile teknik insan kaynağındaki yetkinliğin ürünlere dönüştürülmesi sağlandı. Bu anlamda TUSAŞ, 1980’li yıllardan bugüne uzanan süre zarfında havacılık sanayinde biriktirdiği bilgi ve tecrübeyi bir kez daha somut çıktısıyla ortaya koydu ve KAAN doğdu. Her bir üründe kazanılan deneyim, diğer ürüne referans ve altyapı teşkil etti. Örneğin HÜRKUŞ ve HÜRJET projeleri olmasaydı, MMU olabilir miydi? 2000’li yılların başında 2 bin civarı olan TUSAŞ insan kaynağı, bugün 17 bine yükseldi. MMU projesinde başta 27 kişi çalışırken mevcut durumda projede tam zamanlı olarak çalışan kişi sayısı 2 bine ulaştı. Böylece Türkiye, savunma sanayinde daha zengin bir insan sermayesine, Kotil’in tabiriyle “stratejik varlığına” kavuştu. Bu sermaye sayesinde TSK’nın ihtiyaçlarını yerli imkanlarla karşılama oranı yüzde 70’leri geçerken savunma sanayindeki millilik, operasyonel esneklik açısından temel kazanç oldu. Türkiye operasyonel bağımsızlığa doğru ilerledikçe, Ankara’nın askeri ve savunma diplomasisindeki tutumu ve buna bağlı olarak dış politikadaki pozisyonu değişti.

İkincisi, Türkiye zamanla TSK’nın ihtiyaçlarını karşılama odaklı bir savunma sanayi politikasının sınırlılıklarından kurtuldu. Savunma sanayi, salt gider değil, aynı zamanda bir gelir kalemine dönüştü. Türkiye, küresel savunma pazarına bir “alt yüklenici” ya da “proje ortağı” statüsünde değil; “müstakil bir oyuncu” olarak dahil oldu. Öyle ki Türkiye’nin savunma pazarına girişi, sadece kendi güvenlik ortamını değil; aynı zamanda diğer devletler arasında cereyan eden çatışma ve savaşların seyrini de değiştirdi. Bu anlamda Karabağ ve Ukrayna, Türk savunma sanayinin rüşdünü ispat ettiği muharebe alanları olarak dünyanın dikkatini çekti. Her bir müşteri, bir diğer müşteriye referans teşkil ederken TUSAŞ’ın müşteri yelpazesi farklı kıtalara yayıldı. Ancak yurt dışına sadece TUSAŞ açılmadı; TUSAŞ’ın projelerinde görev alan alt yükleniciler ve yardımcı sanayi firmaları da yurt içi ve yurt dışı satışlardan ziyadesiyle beslendi ve beslendikçe büyüdü. Sadece KAAN projesinde alt sistem tedariki ve hizmet alımında 20 uçak üretiminde 100’ün üzerinde Türk yardımcı sanayi firması görevlendirildi. Böylece özelde TUSAŞ genelde Türk savunma sanayi, potansiyeli yüksek bir ihracat kalemi ve aynı zamanda önemli bir diplomasi enstrümanına dönüştüler.

Üçüncüsü, 2000’li yılları müteakip Türk savunma sanayinin gelişim serüveninde multidisipliner bir yaklaşıma şahitlik edildi. Bu bağlamda, savunma sanayi Türkiye’nin defansif gereksinimleri kadar ofansif gücünü ortaya koyan bir caydırıcılık unsuru haline evirildi. Keza Türk savunma sanayi, gerek savaş gerekse barış zamanında finanse edilmesi icap eden önemli bir teknoloji yatırımı olarak kıymetlendirildi. Bu nedenledir ki, Suriye iç savaşı gibi cari tehditlerin olmadığı bir ortamda dahi savunma sanayi ekosisteminin kendi çarkını döndürebileceği bir yapıya kavuşturulması öncelendi. Diğer bir izahla Ankara, gerek askeri gerekse sivil kullanım maksatlarına yönelik Milli Teknoloji Hamlesi’ni başlattı ve bunu tabanda tüm sektörlere yayacak bir mekanizmanın inşasını teşvik etti. Sonuç itibarıyla TUSAŞ’ın KAAN’ı ülkenin sadece askeri caydırıcılığı ve muharip yetenekleri açısından bir “sert güç” enstrümanı olarak atfedilmemelidir. Aksine TUSAŞ’ın havacılık sanayindeki ürün yelpazesinin tümü Türkiye’nin “akıllı güç” envanterinin teşekkülleridir. Geliştirilen tüm platformlar; kuvvet hazırlama seviyesi, operasyonel esneklik, dış politikada bağımsız karar alma ve icra seviyesi, geleneksel ve geleneksel olmayan diplomasi ögeleri, savunma ekonomisi, teknoloji yatırımı, ihracat kalemleri, eğitim politikası, zengin ve nitelikli insan gücü, sosyokültürel değişim gibi birçok hususta dönüştürücü etkilere haizdirler.

[Doç. Dr. Merve Seren, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/feed/ 0
Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: “Bir savaşın içindeyiz. Savunma sanayi meselesi yatırım yapıp kar etme serüveni değil, bu bir beka meselesi” https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12460 TBMM Milli Savunma Komisyonu üyelerinin katılımıyla Kayseri’de Savunma Sanayi konulu toplantı düzenlendi. Düzenlenen toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar; “Bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi” dedi.

Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantının açılışında konuşan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, gelişip kalkınmaya devam edeceklerini söyleyerek; “Şehrimiz, 5 organize sanayi bölgesi, 1 serbest bölge, 2 teknopark ve 16 sanayi sitesi ile 51 milyon metrekareden fazla planlı endüstri alanına sahiptir. Kayseri savunma sanayisinin temelleri 1920’li yıllarda dayanmaktadır. İlk olarak 06 Ekim 1926 tarihinde Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk A.Ş. uçak fabrikası açılmış, 1 yıl içerisinde A-20, F-13 ve G23 uçaklarının montaj, üretim, bakım ve onarımları başlamıştır. 1931 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na devrolan Kayseri Tayyare Fabrikası ayda 4 uçak üretebilecek kapasiteye ulaşmıştır. 1932-1942 yılları arasında 200 adet uçak üretimi gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında yüzde 85’i yerli malzeme ile üretilen Türk uçağı ‘Mavi Işık 79-XA’, Kayseri İkmal Merkezi’nden havalanmıştır. Ayrıca; 1954 yılında Kayseri’de 2’nci Ana Bakım Merkez Komutanlığı kurulmuş olup, halen 387 bin metrekarelik alanda tank üretimi, modernizasyonu ve yenileştirme çalışmalarına devam etmektedir. Bugün Kayseri’de yeni nesil stratejik nakliye uçağı” A400M başta olmak üzere, Tüm uçakların Fabrika Seviyesi bakım, onarım, revizyon ve modernizasyon işlemleri yapılmaktadır. Kayseri’nin bu alandaki zengin birikimi, kenti bir Sivil Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi haline rahatlıkla dönüştürebilir niteliktedir. Dolayısıyla Kayseri, savunma sanayisinde 1926 yılından beri gelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kayseri’de tank sanayisine, uçak sanayisine ve silah sanayisine ciddi şeklide tedarik yapan firmalarımız var. Bugüne kadar Savunma Sanayii ile iş yapmış olan toplam 65 firmamız var. Bildiğiniz üzere savunma sanayii yatırım projeleri, gerek bilgi, teknoloji, gerekse sermaye olarak ağır yatırım alanlarıdır. İnsan kaynağımız ve müteşebbisimizin bolca bulunduğu Kayserimizde kamunun yol göstericiliğinde özel sektör ağırlıklı savunma sanayi modellerine önem vermeliyiz. Halihazırda Kayserimizde güzel gelişmeler olduğunu biliyoruz. Sayıları az da olsa savunma sanayiye üretim yapan firmalarımız var. Kayseri’deki odalar olarak (gerek Sanayi Odası, gerekse Ticaret Odası) elimizden geleni yapmaya hazırız. Diğer taraftan Kayseri olarak ciddi bir beşeri sermayeye sahibiz. Bu sermayemizin gelişmesi ve güçlenmesine katkı sunan 5 üniversitemiz var. OSB’lerimizde 100 binin üzerinde çalışanımız var. Bu nedenle, önemli bir bilgi birikimine ve potansiyele sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz nitelikli insan gücü ile şehrimizin bu potansiyelinin kullanılması adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah Kayseri olarak gerek savunma sanayiinde gerekse diğer alanlarda yaptığımız yeni yatırımlarla, ülkemizin her alanda gelişip kalkınmasına güçlü desteğimizi sürdüreceğiz” dedi.

Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yerli ve milli projelerin destekçisi olduklarını ifade ederek; “Her şehir ve ülkelerin ekonomisinde dönüm noktaları var. Kayseri Sanayisinin ve ekonomisinin dönüm noktası; cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında kurulan Kayseri Tayyare Fabrikası, Sümerbank Bez Fabrikası ve Ana tamir Fabrikası’dır. Bu 3 yatırım Kayserimizin sanayisine ve ekonomisine katkı sağlamış, yön vermiş ve müthiş bir işgücü yetişmesine de vesile olmuştur. Bugünkü sanayici ve yatırımcılarımızın adreslerine baktığımız zaman kökeni de aynıdır. Dolayısıyla Kayseri ekonomi, sanayi, yatırım ve girişimcilik ruhunun temelinde 1926’da başlayan devlet destekli sanayileşmenin büyük payı vardır. Akabinde de ortaklık kültürü oluşmuş, farklı sektörlerde de yatırım yapılmıştır. Bugün üretim merkezi haline gelen Kayserimizde müteşebbislik ruhundan gelmektedir. Bugün yerli ve milli savunma sanayiinde geldiğimiz nokta, cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu müthiş bir iradenin ve siz değerli heyetin ve Savunma Sanayi’de yer alan kurum ve kuruluşlarımızın ekiplerinin gayretleriyle, milli şuur içerisinde çalışmasının sonucudur. Bu başarıyla yerli ve milli sanayiye verilen destek sonucu şuan dünya, Türk Savunma Sanayiini izliyor. Dünyayı kıskandıran savunmamızla uluslararası boyutta da dikkat çekiyor. Bugün Allaha çok şükür ülkemiz, ihtiyacı olan silahların tamamını kendi imkanları ile üretir hale geldi. Bununla da yetinmeyerek dost ve kardeş ülkelerimize de ihraç ediyor. Geçen yıl 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirildi. Kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden birisi haline geldik. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı, en son KAAN’ımız çıktı. Uzaya ilk astronotumuzu gönderdik. Öte yandan KIZIL ELMA ile ANKA-3’ün hizmete girmesiyle savunma sanayiinde çığır açıldı. Gururluyuz, mutluyuz. Bütün bu projelere cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade sonucu hayat veren mühendislerimize ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sizlerden ve kıymetli heyetinizden istirhamımız, stratejik öneme sahip olan şehrimizin geçmişten gelen tecrübesi, girişimcisi ve özelliklede havacılık sanayiindeki tecrübesiyle de devlet destekli yatırımlarında Kayseri unutulmamalı. Kamu, özel sektör ortaklığı ve devlet aklıyla milli savunma sanayiindeki yatırımlara öz sermayemizle hazırız. Bakanım, sanayi odamızla da uyum içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimize ve ekonomimize daha fazla katkı vermek için projeler üretmeye çalışıyoruz. Stratejik öneme sahip olan tüm projelere de destek veriyoruz. Bildiğiniz gibi Ticaret Odamız, sanayi odamızın katılımı ve 10 sanayici arkadaşımızla tamamen milli duygularla rol bir model olmak için kendi öz sermayemizle yerli Türk mühendisliğiyle oluşan bir yatırımımız var. Kayseri İleri Malzemeler Sanayi ve Teknoloji A.Ş. adını verdiğimiz KİM Teknoloji. İnşallah bu modelin önümüzdeki yıllarda sayılarını artırma gayreti içerisindeyiz. 5. Nesil Savaş Uçağı, Milli Muharip uçağımız KAAN’ın uçak fren diskleri KİM Teknolojimiz tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. Milli Savunma Sanayiinde Kayseri olarak daha fazla yer almak istiyoruz. Bu konuda desteklerinize ihtiyacımız var. Bu süreçte sizlerin de her kapınızı çaldığımızda, tıkandığımız noktada önümüzü açtınız. Desteklerinizi esirgemediniz. Vermiş olduğunuz desteklerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Bizler hem oda olarak hem de yatırımcılar olarak yerli ve milli projelerimizin destekçisiyiz” diye konuştu.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da yerel yönetimler olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını vurgulayarak; “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayserimize stratejik bir şehir olarak bakış açısı ve ilk yatırımını uçakla ilgili hava ikmalimizde başlatmış olmasını anlamlı buluyorum. Umarım bu anlayış içerisinde bundan sonraki süreçte savunma sanayinde çok daha fazla yatırımlar yapılmasının da önemseneceğine inanıyorum. Bundan sonraki süreçte inşallah yol alma adına hep beraber birlikte neler yapabilirize kafa yormamız gerektiğine gayret göstermeliyiz. Yerel yöneticiler olarak üzerimize ne düşüyorsa gerekli destekleri sağlamak için her şeyi yapmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Vali Gökmen Çiçek de; “Kayseri ile ilgili geldiğim günden beri hep söylediğim bir şey var. Kayseri enteresan bir şehir diyorum. Şöyle ki; Kayseri aslında baktığımızda limanı olmayan, şuan için ulaşım yollarının tam ortasında olan bir şehir değil, birçok da dezavantajı var. Bozkırın ortasında, içte bir şehir. Bu dezavantajlarına rağmen Kayseri, bugün 4 milyar dolar ihracat yapıyor. İthalatının iki katı ihracat yapıyor. Ormanı olmadığı halde mobilyada ihracat rekoru Kayseri’ye ait. Yine denizi olmadığı halde yavru balıkta Türkiye rekoru yine Kayseri’ye ait. Gerçekten Kayseri çok ciddi ürünler yetiştiriyor” şeklinde konuştu.

“Savunma sanayi kar etme meselesi değil bir beka meselesidir”

Toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyon Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, bir savaşın içinde olduklarını ve savunma sanayinin bir beka meselesi olduğunun altını çizerek; “Etrafımız ateş çemberi, bunun şakası yok. Bizim biran önce engelleri aşıp düze çıkmamız lazım. Sanayide, ticarette, üretimde. Bunun sonucunda da silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını kendi kendimize karşılayabilecek bir hale gelmemiz lazım. Kiraladığımız İHA’lar vardı, parasını verdiğimiz halde bakımını yapmadılar. Pili vermediler. Şimdi içinde bulunduğumuz ortamda ‘dost’ dediğimiz ülkelerle yaptığımız temaslarda hiç kimse ‘ambargo’ kelimesini kullanmıyor. Artık bir savaş ilanı falan kalmadı. Ukrayna – Rusya Savaşı tipik bir örnek. Orada Ukrayna, Rusya’ya karşı bir mücadele veriyor. Ukrayna tek başına bunu yapabilir mi? Yapamaz. Ukrayna’nın arkasında herkes var ama savaş ilanı yok. Peki PKK, YPG, DEAŞ, FETÖ kim bunlar? Bunlar tek başına bunu yapabilirler mi? Kim var arkalarında? Herkes var. Dolayısıyla bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi. Onun için bizim bu günlerde yürüyerek değil koşarak çalışmamız lazım. Bu bizim milli ve manevi görevimiz. Sadece ticaret meselesi değil. Aksi halde gerçekten çok sıkıntıya düşeriz” dedi.

“Hakkımızı çiğnetmeyiz”

Milli Muharip Uçağı KAAN tüm dünyayı ayağa kaldırdı fakat bizim içimizdeki bazılarında hiçbir şey yok” diyen Akar; “Bu kadar bozgunculuk olur. Görüyorsunuz; Yunanistan’da gündem KAAN, ‘şunu yaptılar, bunu yaptılar, geldiler, gidiyorlar’. Böyle bir ortamda bu bizim caydırıcılık tarafımız. Biz haklarımızı çiğnetmeyiz. Kıbrıs, Ege, doğu Akdeniz, bu güne kadar haklarımızı çiğnetmedik çiğnetmeyeceğiz. Diğer yandan da Azerbaycan, Libya, terörle mücadele, diğer dost ülkelerde ihtiyaç ne varsa destek vermeye devam ediyoruz. Bunların hepsinin temelinde ekonomi ve ordu var” diye konuştu. Milli Savunma Komisyon Başkanı Akar sözlerini şöyle sürdürdü;

“Türkiye’de bu güne kadar yapılan çalışmalarla çok ciddi entelektüel birikim oldu. Bunları kullanmak suretiyle savunma sanayindeki mücadelemizi açık ve net şekilde ortaya koymamız lazım. Şimdi Allah’a şükretme makamındayız tabancasını, tüfeğini, otomatik tüfeğini, makinalı tabancasını biz ihraç ediyoruz. Söz dinleyen değil sözü dinlenen Türkiye’de yaşıyoruz. Bunun için de ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Devlet, millet tek, sen, ben yok. Tek millet, tek devlet olarak elimizden gelen neyse güvenliğimiz için bu mücadeleyi yapacağız. Burada herkesin görevi var. Bu bayrak, bu memleket, bu tarih bizim. Hep beraber yürüyeceğiz.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/feed/ 0
TUSAŞ ve KMTSO arasında Ortak Girişim Sözleşmesi imzalandı https://www.haber60.com.tr/tusas-ve-kmtso-arasinda-ortak-girisim-sozlesmesi-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/tusas-ve-kmtso-arasinda-ortak-girisim-sozlesmesi-imzalandi/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11123 Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Kahramanmaraş Ticaret Sanayi Odası (KMTSO) arasında “Ortak Girişim Sözleşmesi” imzalandı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Ticaret Borsası hizmet binası fuaye alanında gerçekleştirilen imza töreninde yaptığı konuşmada, deprem günlerinde Savunma Sanayii Başkanlığı’nda faaliyet gösteren firmaların ayrı ayrı sorumluluk aldıklarını ve ortak ihtiyaçları üretmek üzere üretim tesisleri kurguladıklarını söyledi.

Görgün, bugün de Kahramanmaraş’ta bunun ilkinin açılışını yaptıklarını hatırlatarak, söz konusu çalışmanın ikinci safhası için sözleşme akdinin daha büyük bir yatırımı içerdiğini ve yalnızca günümüz gençleri için değil gelecek nesiller içinde önemli olduğunu vurguladı.

Savunma sanayinin özellikle son 20 yılda müthiş başarılara imza attığını anlatan Görgün, şunları kaydetti.

“Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere verdiği destek, motivasyon ve sunduğu imkanlar, bu sektörde faaliyet gösteren tüm şirketlerimizin azim ve gayretli çalışmalarıyla hamdolsun biz yerlilik oranında yüzde 80’leri yakaladık. Savunma sanayii, hemen hemen her ortam için platform üreten özgün milli tasarımları kendi içindeki komponentleriyle faydalı yükleriyle mühimmatlarıyla ihtiyaç duyduğu tüm alt sistemleriyle yerli ve milli üreten bir sektör haline geldi. Bu haliyle dünyanın her yerinden gıptayla ve merakla takip edilen sektör haline geldi. 2023 yılını bir önceki yılın rakamlarına göre yüzde 27’lik bir artışla 5.5 milyar dolarlık ihracat rakamıyla kapattı. Özellikle kilogram başına ihracat değeri ortalamada 65 doları yakaladı. Bir önceki yıla göre yüzde 14’lük bir artıştı bu. Ancak bizim öyle ürünlerimiz var ki kilogram ihracat değeri 10 bin doları da geçiyor. Nitelikli, yüksek teknolojili ürünleri geliştiriliyor. Biz ürettiğimiz ürünlerle kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz, bununla birlikte dost ve müttefik ülkelerimizle de uzun süreli sürdürülebilir ilişkiler kurmak üzere birlikte çalışma fırsatlarını da kovalıyoruz. İşte bu gayretimiz, kalite ve maliyet etkin çözümlerimizle birlikte tercih edilen bir ülke ve sektör olmamızdan dolayı uluslararası işlerimizin, işbirliklerimizin, ihracatımızın artması anlamına geliyor. Kahramanmaraş Türkoğlu’ndan üretilen ürünlerin bir kısmı ihracat yapılacak, yurt dışına satılacak. Hali hazırda siparişleri alınmış üretilmeye başlanmış sistemler.”

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişci ise atılan adımların daha büyük yatırımların kapısını aralayacağını vurguladı.

Gençlik yıllarında kentte üniversite olmadığı için 18 yaşındayken başka bir şehre gitmek zorunda kaldığını hatırlatan Kirişçi, “Bugünkü gençlerimizin ne kadar şanslı ve bu konularda daha bereketli olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. İki üniversitemiz var, bu üniversitelerimizin yetiştireceği evlatlar bu memleketin evlatları başta olmak üzere pırıl pırıl gençlerimiz olacak. Bu katma değerli sektörde istihdam ediliyor olacaklar. Bundan dolayı bende çok mutlu ve heyecanlıyım.” diye konuştu.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, Kahramanmaraş’ın daha büyük yatırımlarla çok daha büyük bir sanayi kenti olmaya hazır bir şehir olduğunu belirtti.

Yatırımların kenti çok daha büyük bir teknolojik dönüşüme hazır hale getireceğine inandığını aktaran Buluntu, “Bunun sinyalleri alınmaya başladı. Şu anda 100’ün üzerinde Savunma Sanayii şirketine aynı zamanda yan tedarikçi olmak isteyen firmalarımız hazır. Bu şirketimizle birlikte Kahramanmaraş belki 100 yılın felaketini yaşadı ama şu an 100 yılın dönüşümünü birlikte yaşayacağız.” ifadelerini kullandı.

İmza töreninin ardından Görgün ve beraberindekiler, Onikişubat ilçesindeki EXPO alanına kurulan savunma sanayi konteyner kenti ziyaret ederek, vatandaşlarla bir araya geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tusas-ve-kmtso-arasinda-ortak-girisim-sozlesmesi-imzalandi/feed/ 0
TUSAŞ Havacılık Yapısalları Üretim Tesisi Kahramanmaraş’ta Hizmete Açıldı https://www.haber60.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/ https://www.haber60.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 23:48:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10978 Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yapımı tamamlanan TUSAŞ Havacılık Yapısalları Üretim Tesisi törenle hizmete açıldı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, açılışta, bir ülkenin ilerleyişindeki en büyük göstergenin sanayi ve teknoloji olduğunu söyledi.

Bugün dünyanın ekonomik olarak önde gelen ülkelerine bakıldığında sanayi ve teknoloji alanında da ileride olduklarının gözlemlendiğini belirten Görgün, şunları kaydetti:

“Savunma sanayi, ileri teknolojinin ve sanayinin lokomotifi konumundadır. Bu alanda yapacağımız her çalışma ve ekosistemimizde elde edeceğimiz derinlik, bizi daha da ileriye taşıyacaktır. Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını bitirme hedefi iyi bir noktaya gelmiş olup, ülkemiz artık teknoloji ithal eden değil, teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna doğru emin adımlarla yürümeye devam etmektedir. İleri teknolojiye sahip savunma sanayi ürünlerinin, inovasyon odaklı diğer sektörlere öncülük etmesine katkıda bulunması inancıyla kamu, üniversite ve özel sektör olarak hep birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmalar sayesinde daha ileri seviyelere ulaşmak mümkün olacaktır.”

Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek

Türk savunma sanayi ekosisteminin asrın felaketinin ilk anından itibaren gerek gönüllü insan gücü, gerek teknik donanım, gerekse de yatırımlarıyla milletin hizmetinde olduğunu hatırlatan Görgün, şöyle devam etti:

“6 Şubat’ta yaşanan iki büyük yıkıcı depremin ardından, Türk savunma sanayimiz tarafından geliştirilen insansız hava araçları, uydu sistemleri, farklı tip ve özelliklerde kameralar, radar sistemleri, jeneratörler ve haberleşme sistemleri gibi pek çok yerli ve milli teknolojik ürün ve sistem, afetin başarıyla yönetilmesinde büyük rol oynamıştır. Yapılan arama ve kurtarma faaliyetleri, savunma sanayimizin imkan ve kabiliyetlerinin topyekün olarak milli kapasiteye katmış olduğu değeri bizlere bir kez daha ispatlamıştır. Başkanlığımız tarafından, Türkiye Tek Yürek Kampanyası çerçevesinde taahhüt edilen yardımların kapsamı, AFAD ile imzalanan ‘Deprem Bölgesine Yapılacak Yardımlar Hakkında İşbirliği Protokolü’ ile belirlenmiş olup, savunma sanayi firmalarımız tarafından bölgeye yardım amacıyla geçici ve kalıcı yerleşim bölgeleri inşa edilmesi için 600 milyon lira, iskan ve istihdam faaliyetleri için de 3 milyon lira tutarında kaynak tefrik edilmiştir.”

Görgün, açılışı gerçekleştirilen tesiste, uçak, İHA ve helikopter parçaları üretileceğini belirterek, buradaki tesise ilaveten ikinci ve üçüncü aşamada, havaalanı bitişiğinde daha büyük bir üretim tesisi kurmayı ve bu tesisi ise 4 yıl içinde tamamlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay da 6 Şubat 2023’te tüm Türkiye’nin yüreğinin yandığını, büyük acılar ve hüzünler yaşandığını hatırlattı.

Depremler sonrasında yaraların sarılması için harekete geçildiğini belirten Alpay, şöyle konuştu:

“Şüphesiz, depremle çok canımız yandı, çok canlar kaybettik. Çok sayıda bina, iş yeri ve tesislerimizi kaybettik. Ama Allah’ın yardımıyla bu aziz millet, devletin bütün kurumlarıyla el ele vererek acıların üstesinden gelmeyi başardı. TSK, emniyet, jandarma, güvenlik kuvvetlerinin tüm unsurları ilk andan itibaren tam bir seferberlik anlayışıyla deprem mahallindeki hadiselere müdahil olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada yaşadığımız büyük acılardan sonra büyük müjdelerle yolumuza devam etmek zorundayız. Dün bütün dünyanın yakından takip ettiği gibi 5’inci nesil milli muharip uçağımız Kaan, gök yüzündeydi. Dün Türkiye için de bize umut bağlayan mazlum coğrafyada yaşayanlar için de çok önemli bir gündü. Dünden bugüne acılar yaşadık ama hiçbir tereddüttünüz olmasın. Bu acıları, bu hüzünleri sevinçlere, müjdelere taşımak suretiyle sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonu ve öncülüğünde bütün savunma sanayi şirketlerimizin yöneticileri ve çalışanlarının çok üstün gayretiyle sizlerle birlikte gereken hizmeti sunacağız.”

Diğer konuşmacılar

TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Bozdoğan da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, kentin mevcut sanayi altyapısı dikkate alınarak TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yönlendirildiğini anımsatarak, “Kahramanmaraş’ta uçak ve havacılık yapısalları parçalarını üretmeye başlayacağız. TUSAŞ olarak depremin ardından kurmuş olduğumuz bu tesisin, bölgemiz adına bir başlangıç olacağını ve ilerleyen günlerde daha da büyüyeceğini kendi ekosistemini yetiştireceğini değerlendirmekteyiz.” diye konuştu.

Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer de depremi yaşamış bir şehrin yeniden ayağa kalkmasının şehirdeki üretim ve istihdam faaliyetleri ile doğru orantılı olduğuna işaret etti.

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de açılışı gerçekleştirilen tesisin inanılmaz bir başarı olduğunu söyledi.

Açılışa, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Tuba Köksal, Mehmet Şahin, Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt, Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Emin Terzioğlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökhan İnan, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve ilgililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/feed/ 0
ASELSAN, NATO’ya yönelerek ihracatı artırmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:45:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10875 ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, “Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz.” dedi.

Akyol, 16-18 Şubat’ta düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” için bulunduğu Antalya’da AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri doğrultusunda savunma sanayisinde ihracatı bir adım yukarıya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.

ASELSAN’ın tüm platform üreticilerinin içindeki elektronik sistemleri, akıl katan sistemleri yapan bir firma olduğunu belirten Akyol, denizaltılar, gemiler, kara araçları, İHA’lar, uçaklar, helikopterler ve uydularda kullanılan faydalı yükleri, elektronik sistemleri, son teknoloji ürünleri geliştirdiklerini kaydetti.

Bu sistemleri geliştirerek savunma sanayi sektörünün katma değeri yüksek ihracat yapmasının önünü açtıklarına dikkati çeken Akyol, “Kendimizin doğrudan temin edip son kullanıcıyla buluşturduğumuz ürünler de var. 14 ülkede ofis, firmamız veya ortaklığımız var. Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya, Uzak Doğu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Türk cumhuriyetlerine kadar birçok yerde fabrikalarımız, dizayn ofislerimiz faaliyet gösteriyor. Küresel bir şirket haline dönüştük. Dünyada önemli savunma sanayi firmalarının listelendiği ligde Türkiye’yi temsil eden en yukarıdaki firmayız.” diye konuştu.

“İhracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu”

Akyol, 2023’te 601 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladıklarını kaydederek, bunun, ASELSAN’ın bugüne kadar ulaştığı en yüksek rakam olduğunu bildirdi.

Dört yeni ülkeye ihracat yapma imkanı yakaladıklarını aktaran Akyol, “Böylece kurulduğumuz günden bu yana ihracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu.” bilgisini paylaştı.

Akyol, 2024 stratejilerini alanında en iddialı ürün yapmak, dünyada kendi segmentinde en azından ilk 3’te olmak, ihracat odaklı büyüyen ve yeni konseptler yaparak dünyada fark yaratan bir anlayışı uygulamak olarak belirlediklerini kaydetti.

Türkiye’ye konulan ambargo nedeniyle verilmeyen kameralara karşı ASELFLIR 500 kamerasını yaptıklarına, bunun dünyadaki bütün muadillerinden daha iyi bir kamera olduğuna işaret eden Akyol, “İhracat odaklı büyümeye, geliştirmeye devam ediyoruz. 2024 yılında dünyanın her yerinde bayrak göstermeye devam edeceğiz. 2024, hem savunma sanayi sektörü hem de ASELSAN için başarılarla dolu bir yıl olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık”

ASELSAN’ın içerisinde NATO ihaleleri için özel bir birim kurduklarını anlatan Akyol, “NATO’nun bütün birimleriyle çalışıyoruz. Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Bütün dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz. NATO standartlarında dünyadaki sayılı firmalarla yarışacak pozisyona girmek bir süreçti ve bu süreci Türkiye başardı. Bu, geldiğimiz seviyeyi gösteriyor. Sadece NATO değil, OCCAR ve BM gibi uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık.” dedi.

Ukrayna-Rusya savaşıyla özellikle Doğu Avrupa’da askeri harcamalarda artış olduğunun altını çizen Akyol, şunları söyledi:

“Romanya’dan yeni geldim. Macaristan’dan Polonya’sına, Estonya’sına kadar geçmişten daha fazla savunma sanayiye odaklanma var. Doğu Avrupa’yı önümüzdeki dönemde geleneksel ihracat pazarlarımızın içinde yeni bir alan olarak görüyorum. ASELSAN olarak Balkanlar ve Polonya için yeni birimimizi, ofisimizi aktif hale getirdik. Geleneksel pazarlara yeni yeni başlayan Afrika ülkelerinin yanı sıra Doğu Avrupa’nın da eklendiğini söylemek isterim. Şili’de tank modernizasyonu ihalesi kazandık. Orada bu çalışmayı yürütmeye başladık. Filipinler’de hava savunma ihalesi kazandık. Dünyanın bütün noktalarında faaliyet gösterecek seviyeye çıktık.”

“ASELSAN çalışanlarının yüzde 60’tan fazlası mühendis”

ASELSAN bünyesinde 10 bin 600 çalışan olduğu bilgisini veren Akyol, çalışanların yüzde 60’tan fazlasının mühendis olduğuna işaret etti.

Dokuz AR-GE merkezleri bulunduğunu belirten Akyol, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ankara ve Konya’da 2 meslek lisemiz var. Çalışanlarımızın yüzde 10’u kadar her yıl stajyer alıyoruz. Bu yıl ilk defa üniversitelerin 3’üncü sınıfındaki gençlerin ASELSAN’da yarı zamanlı çalışabilecekleri bir program başlattık. Üniversite 3’üncü ve 4’üncü sınıf öğrencileri ASELSAN’da çalışma deneyimi kazanıyor. Firmamızın içinde de yeni yetkinlikler kazandıracağımız uluslararası eğitim programları var. ASELSAN Akademisi’ni kurduk. Mühendislik faaliyeti yürüten arkadaşlarımız bu akademide master ve doktora yapabiliyor. Lise çağından doktorasına kadar uçtan uca yatırım yaptığımız çalışanlarımız ile Türkiye’nin çok zorlayıcı projelerini bir bir hayata geçiriyoruz. Ülkemizin bize yüklediği sorumluluk ile daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aselsan-natoya-yonelerek-ihracati-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, NATO Müdürlüğü’nün kurulması için adım atacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:24:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9553 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, başkanlık bünyesinde oluşturulması önerilen NATO Müdürlüğü ile ilgili, “Bu konuda kısa vadede organizasyonel bir adım atacak ve yapılanmamızı buna göre şekillendireceğiz. Yapılandırılacak müdürlüğümüz ayrıca Avrupa Birliği, OECD, Birleşmiş Milletler ve OCCAR ilişkileri ve faaliyetlerini takip edecek.” dedi.

Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın kapanışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin büyük bir aile olduğunu söyledi.

Bu aile var oldukça küresel güç Türkiye vizyonuna her geçen gün daha da emin adımlarla ilerleyeceklerini vurgulayan Görgün, savunma sektörü güçlenen Türkiye’yi, yükselen yıldız noktasına kararlılıkla taşıyacaklarını belirtti.

Çalıştayda katılımcılardan gelen önerileri not ederek dikkate aldıklarını ifade eden Görgün, “Gelen öneriler arasında, başkanlığımızın sektörde ihracat odaklı dönüşümü ve teşkilat yapısının güçlendirilmesi ihtiyacı, ihracata yönelik yeni finansman modellerinin ortaya konulması gerekliliği, NATO ülkeleri ve ihalelerine yönelik olarak odaklı çalışmaların başlatılmasının önemi, devletten devlete satış ve uluslararası konsorsiyum gibi yenilikçi proje ve ihracat modellerinin yürürlüğe alınması yer aldı.” diye konuştu.

Görgün, gelen diğer önerileri ise şöyle sıraladı:

“Alt sistem üreticileri ve KOBİ’lerin ihracat faaliyetlerine daha etkin bir şekilde katılımının organize edilmesi, savunma sanayimizin uluslararası fuarlara katılım desteğinin artırılması, ihracat bilgi yönetim sisteminin kurulması, savunma sanayisinde üretilen ürünlerin sivil sektörlerde çift kullanımlılık esasına dayalı olarak yaygınlaştırılarak ihracatın geliştirilmesinin desteklenmesi.”

Her öneri, fikir ve görüşün kendileri için önemli olduğunu dile getiren Görgün, önerilerin üzerinde tek tek çalışarak kısa vadede önemli ve kritik adımlar atacaklarını kaydetti.

Kısa vadede atacakları adımlar ve sektöre yönelik öneri ve talimatları arasında birinci konunun ihracatın finansmanı olduğunu ifade eden Görgün, şöyle konuştu:

“Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile görüşüyoruz. Yeni, yani mevcutta olmayan finansal kaynaklar bulacak ve ihracatın uzun vadeli finansmanını sağlayacağız. Bunun için mesafe aldık, inşallah bu yıl içerisinde güzel gelişmeleri paylaşacağız. İkinci konumuz verimlilik ve sinerji. Bir yandan ihracatımızı artırmayı hedeflerken diğer yandan da mutlaka ve mutlaka verimli ve sinerjik çalışmayı da öğrenmeli ve bunu önemsemeliyiz. Başta vakıf şirketlerimiz olmak üzere tüm savunma sanayi ekosistemimiz, yurt dışındaki ofis ve şirketlerimiz ile ortaklaşmalı ve gider mükerrerlikleri başta olmak üzere her harcamaya ve imaj dağınıklığına dikkat etmeli. Üçüncü konu ise gelişimi ölçmemiz ve ödüllendirilmemiz. İhracatın artırılmasında dünyada uygulanan performans göstergelerini ve ölçümlerini mutlaka şirketlerimize adapte etmeli ve bu göstergeleri performans yönetim sistemlerimiz ile ilişkilendirerek ölçmeli ve ödüllendirmeliyiz.”

Dördüncü ve en önemli konunun başkanlık bünyesinde kurulması önerilen NATO Müdürlüğü olduğuna işaret eden Görgün, “Bu konuda kısa vadede organizasyonel bir adım atacak ve yapılanmamızı buna göre şekillendireceğiz. Yapılandırılacak müdürlüğümüz ayrıca Avrupa Birliği, OECD, Birleşmiş Milletler ve OCCAR ilişkileri ve faaliyetlerini takip edecek.” ifadelerini kullandı.

Görgün, güçlü bir irade ve sürdürülebilir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayisinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceklerini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-haluk-gorgun-nato-mudurlugunun-kurulmasi-icin-adim-atacak/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı: Savunma ve havacılık sanayii ihracatı arttı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:03:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9088 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, “2022 yılında 4,364 milyar dolar olan savunma ve havacılık sanayii ihracat rakamımız 2023 yılında yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara ulaştı. Firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar doları aşan sözleşmeler imzaladı.” dedi.

Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nda yaptığı konuşmada, uluslararası ilişkiler siyasi, ekonomik, askeri ve teknolojik ilişkilerden oluşan dört sütunlu bir yapı olarak düşünülürse bu konuların kesişim noktasında savunma sanayiinin bulunduğunu belirtti.

Küresel gelişmelerin savunma sanayiinin faaliyet alanını gittikçe genişlettiğine dikkati çeken Görgün, uluslararası siyasetin klasik aktörü olan devletler ve uluslararası kuruluşlara, çok uluslu şirketler, lobiler, sivil toplum kuruluşları, terör ve suç şebekelerinin de eklendiğini kaydetti.

Görgün, bütün bunlara dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler de eklendiğinde tehditlerin ve bunlarla baş etme yöntemlerinin sürekli bir yarış içerisinde olduğu bir dünyayla karşı karşıya kaldıklarını anlatarak, salgın dönemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın savunma sanayiinin muharebe alanıyla sınırlı kalamayacağını, gıda güvenliği, halk sağlığı gibi kavramlardan da ayrı düşünülemeyeceğini gösterdiğini vurguladı.

Son dönemde bölgedeki savaşlar, terör tehditleri, sınır güvenliği ve mülteci akımları gibi gelişmelerin savunma sanayiini kamuoyunda öne çıkan bir kavram haline taşıdığını aktaran Görgün, “Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun ve Avrupa’nın adeta unutmaya başladığı konvansiyonel tehditleri yeniden gündeme getirmiştir. Dünyada Ukrayna dışında da 56 ülkede 2022 yılı itibariyle silahlı çatışma yaşandı. Bunların üçünde Ukrayna, Myanmar ve Nijerya’da 10 binin üzerinde yaşamın yitirildiğini görüyoruz.” dedi.

Görgün, Vilnus Zirvesi’nde müttefik ülkelerin Rusya-Ukrayna savaşından çıkan dersler ışığında NATO’nun savunma sanayii alanında karşılaştığı sorunlara yönelik çok önemli bir bildirge üzerinde anlaştığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bildirgeyle savaş ekonomisi mantığına hızla geçiş yapabilmek amaçlandı. Mühimmat ve diğer kritik ürünlerin üretiminde sürat ve kapasiteyi artırma ve savunma teçhizatının birlikte çalışabilirliğini hedefleyen Savunma Üretimi Eylem Planı üzerinde mutabık kılındı. NATO müttefikleri, Ukrayna’da sahadan Rusya gibi bir konvansiyonel tehdit karşısında sıcak çatışma ortamında ihtiyaçların hızlıca üretilip teslim edileceği bir savunma sanayii kapasitesinin tesisi, savunma üretim zincirlerinin özellikle müttefikler arasında işbirliğinin geliştirilmesi suretiyle hızlandırılması, müttefiklerin NATO standartlarında ürettikleri ekipman ve mühimmatın birbiriyle çalışabilirliğinin geliştirilmesi gibi 3 önemli ders çıkarttı.”

Türk firmalara, NATO ihalelerine katılım önerisi

Savunma sanayi alt yapısının sadece Türkiye’nin değil müttefiklerinin de ihtiyaçlarına yetişecek şekilde daha da büyüme ihtiyacı ve fırsatı ile karşı karşıya olduğuna işaret eden Görgün, “NATO ülkelerinin yüzde ikilik orandaki taahhüdünün, savunma bütçelerinde çok büyük artışlara neden olacağı aşikardır. Bu da standartlarında üretim yaptığımız NATO üyeleri ve ortaklıklarıyla birlikte 50 ülkelik büyük ve küresel bir pazara dönüştürmektedir. Bizim için de özellikle teknolojisi gelişmiş Avrupa ülkeleriyle ortak üretim imkanı açısından karşılıklı faydaya dayalı önemli bir fırsat doğmuş bulunmakta olup savunma sanayii iş gücümüz hem niteliği hem de maliyeti açısından NATO için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

NATO Savunma Yatırım Programı, Askeri Bütçe ve Sivil Bütçesi için 2024 yılında toplam 8 milyar avroluk bir kaynak ayırdığını belirten Görgün, tüm firmalara NATO ihalelerine katılım gibi kendilerine hedef koymalarını önerdi.

Haluk Görgün, NATO’nun hem uzun vadeli geliştirme programlarına hem de hazır alım ihalelerine firmaların büyük önem vermesi gerektiğini vurguladı.

Görgün, başkanlık olarak NATO ihaleleri ve iş imkanları konusunda farkındalığı arttırıcı çalışmalar, ziyaretler, eğitim faaliyetleri ve konferanslar yapmayı planladıklarını dile getirerek, “Türkiye, NATO’nun en büyük ve saygın bir üyesidir. Kurallara, şartnamelere uygun hazırlayıp teklif sunulan ihalelerde firmalarımızın şansı diğer üyelerle eşit olacaktır.” şeklinde konuştu.

SIPRI’nin yayınladığı listede, geçen yıl ASELSAN, BAYKAR, TUSAŞ ve ROKETSAN’ın ilk 100 firma içerisinde yer aldığı bilgisini veren Görgün, Türk savunma sanayiinin gelişen teknolojisi ve artan ihracat kapasitesiyle, dünya çapında pek çok ülkenin imreneceği bir seviyeye ulaştığını kaydetti.

“Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti”

Savunma sanayiindeki ihracatın sürdürülebilirliğinin sektörün geleceği için önem taşıdığının altını çizen Görgün, şöyle konuştu:

“2002 yılında sadece 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız yıldan yıla kat be kat arttı. 2022 yılında 4,364 milyar dolar olan savunma ve havacılık sanayii ihracat rakamımız 2023 yılında yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara ulaştı. Firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar doları aşan sözleşmeler imzaladı. Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti. Bu büyüme Türk savunma sanayii ürünlerinin dünya pazarında bir marka haline gelmesinin sonucudur. Türkiye’de kilogram başına ihracat tutarı ortalamada 1,57 dolar iken, savunma sanayiimiz geçtiğimiz yıla oranla kilogram başına ihracat değerini yüzde 14 arttırarak 65 doları aşmış ve ekonomimize ve dolaylı olarak toplumsal refaha yüksek bir katkı sağlamıştır.”

Görgün, bu başarıyı sürdürmek için Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapmaya, uluslararası işbirliklerini güçlendirmeye ve yeni pazarlara açılmaya devam etmeleri gerektiğini, yerli ve milli vizyon ile gelecek nesilleri teknolojiyi tüketen değil, tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir konuma taşıyacaklarına inandığını kaydetti.

“Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net”

Yapay zeka, robot ve otonom araçlar, ileri malzemeler, nanoteknoloji, biyoteknoloji ve kuantum bilgisayarlar gibi alanlarda kaydedilen gelişmelerin, hem tehditlerin hem de bunlarla savaşma vasıtalarının da durmak bilmeyen bir yarış içinde olacağına işaret ettiğini anlatan Görgün, şunları kaydetti:

“Bu ortam, dinamik stratejik planlara, hızlı karar alma mekanizmasına, kararları uygulama iradesine ve kesintisiz finansman imkanlarına olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu noktada da ifade etmek isterim ki Savunma Sanayii Başkanlığımız da işte tam bu ihtiyaçları karşılamak için çok büyük bir öngörüyle teşkilatlandırılmış olup günümüzde de en üst seviyede desteklenmektedir. Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net. Yerli ve milli üretim vizyonuyla bizlere liderlik eden ve çalışmalarımızı her daim destekleyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu vesile ile burada bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.”

“Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz”

Görgün, savunma sanayiinde yakalanan başarının sürdürülebilirliği için önlerindeki dönem stratejilerinde verimlilik, ihracat, dijital güvenlik ve dönüşüm ile çift kullanımlık öncelikli amaçları arasında yer aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bununla birlikte çığır açan teknolojiler, finansal kaynakların çeşitlendirerek artırılması, insan değerleri yaklaşımının geliştirilmesi, çevik yönetim, sanayimizdeki yeteneklerin KOBİ ve yeni girişimleri destekleyecek şekilde etkin kullanımı ile kaynak yönetimi ve ömür devri yönetimi konuları da odaklanacağımız diğer alanlar arasında olacak. Savunma sanayiindeki başarılar Türkiye’yi savunma ve güvenlik teknolojilerinde uluslararası bir lider ve yol gösterici yapma hedefimize doğru attığımız adımların bir yansımasıdır.

Önümüzdeki dönemde, kendi ihtiyaçlarımızı en maliyet etkin şekilde çözmeye ve dost ile müttefik ülkelerimizle de işbirliği seviyemizi azami seviyeye çıkarmaya devam edeceğiz. BAYKAR gibi öncü firmalarımızın ve sektörümüzdeki diğer tüm paydaşların katkılarıyla uluslararası başarılarımızı daha da ileriye taşıyacağımıza olan inancım tamdır. Yaptığımız her işte güçlü bir irade ve sürdürülebilir bir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskani-savunma-ve-havacilik-sanayii-ihracati-artti/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: “Türkiye’ye kimse yan bakamayacak” https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/#respond Sat, 17 Feb 2024 03:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9027 Ticaret Bakanı Bolat: “Türkiye’ye kimse yan bakamayacak”

“Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar”

“Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak”

ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.

“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”

2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.

“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”

“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:

“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”

“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”

Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.

“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”

Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”

Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Türkiye Savunma Sanayisinde Uluslararası Alanda Övgüyle Bahsediliyor https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:42:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8980 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.

“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”

2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.

“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”

“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:

“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”

“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”

Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.

“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”

Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”

Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/feed/ 0
Eskişehir Savunma Sanayisi ve Havacılık İhracatını Artırdı https://www.haber60.com.tr/eskisehir-savunma-sanayisi-ve-havacilik-ihracatini-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-savunma-sanayisi-ve-havacilik-ihracatini-artirdi/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:24:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6711 Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde savunma sanayisi ve havacılık alanında faaliyet gösteren firmalar, 2022 yılında 350 milyon dolar olan ihracat tutarını 2023’te 436 milyon dolara taşıdı.

Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde bilgi birikimi ve altyapıya sahip kentlerinden Eskişehir’deki bazı firmalar, uçak, helikopter ile İHA ve SİHA’ların motorlarının, sivil ve askeri uçakların da bazı parçalarının üretimi üzerinde çeşitli çalışmalar yürütüyor.

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren 60 firma, 9 bin 500 çalışanla 2023 yılında savunma ve havacılık sektöründe 436 milyon dolarlık ihracata imza attı.

Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli, AA muhabirine, Eskişehir’in ülkenin sanayi altyapısı en köklü kentlerinden biri olduğunu ve ciddi tecrübesi bulunduğunu söyledi.

Bölgede havacılık ve savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren yaklaşık 60 firma bulunduğunu dile getiren Küpeli, şöyle devam etti:

“Günden güne ciddi bir ihracat atağımız var. Birkaç yıl önce 150-200 milyon dolar olan savunma sanayi ve havacılık ihracatımız bugün 436 milyon dolar seviyelerine ulaştı. Eskişehir’deki firmaların savunma sanayindeki toplam ciroları yaklaşık 1 milyar dolar seviyelerine geldi. Bu anlamda Türkiye’deki savunma ve havacılık sanayinde en baştaki birkaç ilden birisidir. Eskişehir’de savunma sanayine hizmet veren şirketler arasında bazıları öne çıkıyor. 1’inci Hava Bakım Fabrikası ve TUSAŞ Motor Sanayii AŞ gibi kurumlar var. Bunlar da havacılık sektöründe oldukça iddialı ve ihracat yapan kurumlardır. Dünyada uçan iki uçaktan birinde mutlaka Eskişehir’de üretilen bir yedek parça vardır.”

“2030’a kadar 2,5 milyar dolarlık ihracat hedefimiz var”

Küpeli, Eskişehir’in 2022 yılında 350 milyon dolar olan savunma sanayisi ihracatının 2023 yılında yaklaşık 436 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğine dikkati çekti.

Kentin bu alandaki dış satımının daha da artacağını belirten Küpeli, şunları söyledi:

“Bu anlamda yatırımlar yapıyoruz. Bölgemiz katılımcılarına da ihracat konusunda hem teşvik hem de destek vermeye çalışıyoruz. Eskişehir Türkiye’de savunma sanayi alanında 3 ilden biri. İstanbul, Ankara’dan sonra da Eskişehir gelmektedir. Dünyada hem savunma sanayi hem de sivil uçakların yedek parçaları konusunda oldukça ciddi bir tecrübemiz var. Eskişehir’deki firmalarımız çok yoğun çalışmalar yapıyorlar. 436 milyon dolar civarında ihracatımız var. Bunu önümüzdeki dönemlerde 1 milyar dolar çıkarıp Avrupa pazarından da ciddi bir pay alacağız. 2030’a kadar özellikle savunma sanayi ihracatındaki hedefimiz 2-2,5 milyar dolardır. Özellikle sivil uçaklarda Airbus ve Boeing gibi firmalar var. Bunların da ana tedariklerinden bazılarını Eskişehir’de bizim firmalarımız yapıyor.”

Küpeli, kent ihracatının tümünü yüksek teknoloji ürünleriyle yapmak istediklerini ifade etti. Toplam dış satımları içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payını 2026-2030 yıllarında yüzde 20’lere, daha sonra yüzde 25 seviyelerine ulaştırmak istediklerini dile getiren Küpeli, “Şu an için Eskişehir’in ihracatının içinde yüksek teknoloji ürünü ihracat oranı yüzde 16’lara gelmeye başladı. Türkiye’de bu anlamda en iyi kentiz. Eskişehir bu anlamda pozitif yönde ayrışıyor.” diye konuştu.

Nadir Küpeli, savunma ve havacılıkla ilgili firmaların hepsini Eskişehir’de üretim yapmaya davet etti. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısının iyi olduğunu belirten Küpeli, şunları kaydetti:

“Mükemmel çalışma alanlarımız var. Organize Sanayi Bölgesi’nin enerji, arz güvenliği fevkalade kuvvetli. Burada iş gücü, yan sanayi, yedek parça adına ciddi bir altyapı var. Bölgemizdeki bütün firmaların işlerini çözmek için 7 gün, 24 saat çalışıyoruz. Ülkemizin savunma sanayinde son yıllarda gösterdiği başarıları burada takviye ederek o gururu yaşayalım istiyoruz. Çünkü savunma sanayindeki yerlilik oranı 10-15 yıl önce yüzde 40’lı seviyelerdeyken bugün yüzde 80’lere dayandı. Bizim de bunda daha fazla payımız olsun, Eskişehir sanayisi bundan daha fazla pay alsın. Ordumuz, yurdumuz daha fazla milli araç gereçlerle bekamızı, güvenliğimizi sağlasın istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-savunma-sanayisi-ve-havacilik-ihracatini-artirdi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Savunma sanayi endüstrimizin dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi hedefimiz https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:00:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5841 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.” dedi.

Bakan Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen “Kara Füze Sistemleri İmza Töreni”ne katıldı.

Güler, buradaki konuşmasında, anlaşmalar kapsamında üretilen değişik çap ve özelliklerdeki sistemlerin ordunun ihtiyaçlarını karşılayarak harekat, imkan ve kabiliyetlerini artıracağına olan inancının tam olduğunu belirtti.

Yıllar önce hayal olan birçok savunma sanayi ürününün artık Türkiye’nin kendi imkanlarıyla tasarlanıp üretildiğine dikkati çeken Güler, “Ayrıca yerli ve milli ürünlerimiz çok sayıda kardeş ve dost ülkeye ihraç edilerek onların da ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu sayede ülke ekonomimize de ciddi kazançlar temin ediliyor.” şeklinde konuştu.

Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayinin birçok ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesi ve işbirliğin arttırılması hususunda önemli katkılar sağladığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Gururla ifade etmeliyim ki, savunma sanayi ekosistemimiz, güçlü altyapısı ve ileri teknolojisiyle uluslararası sektöre de yön veren bir konuma ulaşmıştır. Ülkemiz yapılan her türlü engellemeye, uygulanan gizli ve açık ambargolara rağmen başta Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yüksek irade ve stratejik vizyon ile tüm zorluklara meydan okudu ve muhteşem bir hikaye yazdı. Şu ana kadar elde ettiğimiz tüm bu başarılar daha büyük hedeflere emin adımlarla ilerleyeceğimizin de en açık göstergesidir.”

“Güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir”

Başta yakın coğrafya olmak üzere tüm dünyada çoklu krizlerin, çatışmaların arttığı, hatta savaşlara dönüştüğü bir sürece şahit olunduğuna vurgu yapan Yaşar Güler, şöyle devam etti:

“Bu kaotik ortam, risk ve tehlikeler, her zamankinden daha öngörülemez hale gelmiştir. Dolayısıyla bu hassas dönemde ülkemizin hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir. Bu anlayışla binlerce yıllık şanlı mazisiyle dünyadaki emsalleri arasında seçkin ve saygın bir konuma sahip olan Kara Kuvvetlerimizi daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için çalışmalarımızı yoğun şekilde gayretle sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımızın bir yansıması olarak bugün de 4 önemli füze sistemimizin tedarik sözleşmelerini imzalıyoruz.”

Bakan Güler, imzalanan sözleşme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine girecek silah sistemleri dolayısıyla gurur duyduğunu belirterek, “Bu ürünler yurt içi ve sınır ötesinde başta terörle mücadele olmak üzere yoğun ve kapsamlı faaliyetler icra eden Kara Kuvvetlerimize çok değerli katkılar sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

“Yerli ve milli savunma sanayimizi bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz”

Milli Savunma Bakanı Güler, ordunun envanterine kazandırdıkları sistemlerin ne kadar kritik ve gerekli olduğunun, savunma ve güvenlik konularının her geçen yıl daha fazla önem kazandığı son günlerde daha da ön plana çıktığını vurguladı.

Güler, “Bir yandan ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için her türlü tedbiri proaktif bir şekilde alırken, yerli ve milli savunma sanayimizi de bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi.

Bakan Güler, savunma sanayi ürünleri üretilirken, değişim ve yeniliklere hızlıca uyum sağlanması, modern teknolojiye entegre şekilde geliştirilmesi, üretim, imkan ve kapasitelerinin en üst seviyeye çıkartılması, ayrıca alanda istihdam edilecek donanımlı ve yeterli sayıda personele sahip olunması gibi olgularla ulaşılan seviyenin önemine de dikkati çekti.

Durmadan, yorulmadan daha çok çalışma, daha çok üretme mecburiyetinde olduklarını söyleyen Güler, şöyle konuştu:

“Kaybedecek, boşa harcayacak tek bir günümüz dahi yok. Bu anlayışla başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla güçlü işbirliğimizi sürdürüyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.”

“TSK milletin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam ediyor”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak da son yıllarda dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin yarattığı risk, tehdit ve belirsizlik ortamının güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olunmasına yönelik gerekliliği artırdığına dikkati çekti.

Gürak, “Bu kapsamda gücünü asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından alan, mazisi şan ve şeref dolu kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta terörle mücadele harekatı olmak üzere, hudut hattında ve hudut ötesinde, mavi ve gök vatanımızda, dünyanın farklı coğrafyalarında ülkemizin ve asil milletimizin güvenini sağlamakta, hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Orgeneral Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Savunma sanayimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, teşvik ve desteğiyle, artan millilik ve yerlilik oranıyla, son yıllarda çok önemli projeler gerçekleştirerek, silahlı kuvvetlerimize başta ana muharebe platformları, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, sensör ve mühimmat sistemleri olmak üzere bir çok alanda yeni yetenekler kazandırmış ve bu çalışmalarını artan bir ivme ile sürdürmeye devam etmektedir.”

“Kara Kuvvetleri görevlerini üstün disiplin anlayışıyla sürdürüyor”

İmza törenine katılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli gücü olduğunu vurguladı.

Bayraktaroğlu, sorumluluklarının bilincinde olduklarını, nitelikli personel ve üstün teknolojik yetenekler sayesinde, yurdun güvenliğinin yanı sıra milletin hak ve menfaatlerini korumak için gece gündüz demeden üstün disiplin anlayışıyla görevlerine devam ettiklerini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı coğrafyalarda üstlendiği vazifeleri başarıyla yerine getirmesinde, yerli ve milli imkanlarla üretilen silah sistemlerinin büyük bir katkı sağladığını belirten Bayraktaroğlu, “Özellikle Kara Kuvvetlerinin kullandığı yerli ve milli savunma sanayimizin ürünü olan sistemler kendini muharebe sahasında ispat etmiş, muharebenin seyrini değiştirerek ezber bozmuş ve kuvvet çarpanı olduğunu göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

“Füze sistemlerinin envantere girecek olması son derece önemli”

Orgeneral Bayraktaroğlu, alçak ve orta irtifa hava savunma sistemlerinin envantere girmesinin kritik birlik, tesis ve kara unsurlarının korunmasında büyük bir etki sağladığına dikkati çekti.

Kara Kuvvetlerini, güncel ve gelebilecek tehditlere karşı milli savunma sanayinin desteği ile güçlendirdiklerine vurgu yapan Bayraktaroğlu, şöyle devam etti:

“Gücümüze güç katan ateş destek sistemlerinin üstün versiyonu olan füze sistemlerinin kısa süre sonra envantere girecek olması son derece önemlidir. Bu kapsamda geliştirilen TAYFUN füzesi ve TRG-230 füzelerini muharebe sahasının derinliğindeki yüksek öncelikli taktik, operatif ve stratejik hedeflerin hassas angajman ile ilk atışta etkisiz hale getirilmesi, KARAOK projesiyle komando birliklerimize ‘at-unut’ özelliğine sahip milli modern güdümlü tank savaş silahı yeteneği kazandırarak harekat etkinliğinin arttırılması ve taşınabilir yeni nesil tanksavar silahıyla muharebe etkinliğinin artırılması, halen kullandığımız silah sisteminden daha iyi, daha kaliteli ve daha kullanışlı olan SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi’yle nokta hava savunma kapsamında tehditlerin bertaraf edilmesi ve kademeli hava savunma şemsiyesine katkı sağlanması hedeflenmektedir.”

Orgeneral Bayraktaroğlu, imzalanan sözleşme sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine alınacak füze sistemlerinin muharebe sahasında ellerini güçlendireceğine dikkati çekerek, milli menfaatlerin korunmasında, bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkı sunulmasına imkan sağlayacak projelerin ülkeye kazandırılmasından da gurur duyduklarını ifade etti.

İmza töreni sonrası Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Milli Savunma Bakanı Güler’e “TAYFUN Füze Sistemi”nin maketini hediye etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/feed/ 0
Deniz Torpido ve Füze Sistemleri İmza Töreni Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/deniz-torpido-ve-fuze-sistemleri-imza-toreni-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-torpido-ve-fuze-sistemleri-imza-toreni-gerceklestirildi/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:21:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4350 Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde, ağır sınıfı Akya torpido, Atmaca füzesi ve Sapan’ın sözleşmeleri imzalandı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlatılan ‘Deniz Torpido ve Füze Sistemleri İmza Töreni’ düzenlendi. Savunma Sanayi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen törene, Milli Savunma Başkanı Yaşar Güler, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri ve sektör temsilcileri katılım sağladı.

İmza töreni kapsamında açıklamalarda bulunan Bakan Güler, Türkiye’nin, son yıllarda savunma sanayinde çok büyük ve kapsamlı atılımlar gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Bu atılımların arkasındaki temel etken, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan güçlü irade ile savunma sanayi kuruluşlarımızın, Türk mühendislerinin ve girişimcilerinin azmi ve kararlılığıdır” diye konuştu.

Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik altyapısı, üretim kapasitesi, mühendislik yetenekleri ile kritik teknolojilerin üretim üssü konumunda olduğunu vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi:

“İbn-i Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir. Denizlerimiz de bu kaderin, koruyucusu ve kuvvet çarpanıdır. Dolayısıyla üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Deniz Kuvvetlerine sahip olmamız bir tercih değil, zorunluluktur. Bu bilinçle, şanlı Türk donanmasını daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için deniz savunma sanayisinde de büyük aşamalar kat ettik, ediyoruz. Bugün, seri üretimine yönelik önemli bir adım attığımız, yerli ve milli denizaltı torpidomuz Akya, milli seyir füzemiz Atmaca ile yüksek etkilere sahip Sapan Füzemiz de bu alandaki çalışmalarımızın en yeni ürünleri arasında yer almaktadır. Bu ürünler, kara sularımız ve uluslararası sulardaki görevlerinde donanmamıza büyük katkılar sağlayacaktır.

“Deniz Kuvvetlerimiz dünyanın önde gelen deniz kuvvetleri arasındaki seçkin yerini pekiştirecektir”

Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayinin geldiği seviyeyle deniz kuvvetlerinin daha da güçleneceğini belirterek, “Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızdaki harekat kabiliyetini daha da artıracak, uluslararası güvenlik ve barışı destekleme faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürecek, dünyanın önde gelen deniz kuvvetleri arasındaki seçkin yerini pekiştirecektir. Savunma sanayisinde hayata geçirdiğimiz bu projelerin, ne kadar ehemmiyetli olduğu, bölgemizde ve dünyada yaşanan hassas gelişmelerin ortaya çıkardığı tehdit ve tehlikeler karşısında daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu bakımdan yerli ve milli savunma sanayimizi, bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyor; bu anlayışla başta Savunma Sanayi Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla güçlü iş birliğimizi sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.

“Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda savunmanın ve üretimin yüzyılı olacaktır”

Şu ana kadar elde edilen başarıların, yeni başarıların öncüsü olarak kabul ettiklerini dile getiren Güler, “İnanıyorum ki Cumhuriyetimizin ikinci asrı; “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda savunmanın, kalkınmanın, üretimin de yüzyılı olacaktır. Bu vesileyle başta Akya, Atmaca ve Sapan olmak üzere birbirinden değerli sistemlerin üretilmesinde emeği geçen başta Savunma Sanayi Başkanlığımız ve ROKETSAN olmak üzere tüm paydaşlara, kıymetli mühendislerimize, emek veren kardeşlerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Tasarladığımız hava savunma sistemlerinin bir alternatifi bulunmamakta”

SSB Başkanı Görgün ise, Hava Savunma alanındaki ürünlerin, hatta birçok yönden dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyleyerek, “Fayda analizi olarak dünyada tasarladığımız hava savunma sistemlerinin bir alternatifi bulunmamaktadır. Sistemler sistemi olan hava savunma; mühimmatların aynı anda güdülmesi, en optimum anda fırlatılması ve hedefle buluşması ile tüm bu faaliyetlerin koordinasyonu, güdümü ve diğer hava savunma unsurlarıyla koordineli çalışmasını içeren bir sistemler sistemidir” ifadelerine yer verdi.

Görgün, şu şekilde devam etti:

“Envanterde yer alan, su altı ve su üstü platformların Akya Torpidosu, Atmaca ve Sapan Silah Sistemleri ile donatılması sayesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’mızın Mavi Vatanın en uç köşesinde dahi gücünü ispat edebilecek, bölgedeki caydırıcı gücü olarak sahada kendisine yer bulmasını sağlayacak ve bu doğrultuda denizlerdeki menfaatlerimizi korumamıza, bölgedeki barışı tesis etmemize çok önemli ölçüde katkılar sağlayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle bugün imza töreni gerçekleşen projelerimizin ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-torpido-ve-fuze-sistemleri-imza-toreni-gerceklestirildi/feed/ 0
Kayseri’de Savunma Sanayisi İçin Yerli Batarya Üreten Şirket https://www.haber60.com.tr/kayseride-savunma-sanayisi-icin-yerli-batarya-ureten-sirket/ https://www.haber60.com.tr/kayseride-savunma-sanayisi-icin-yerli-batarya-ureten-sirket/#respond Sun, 31 Dec 2023 08:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1767 Kayseri’de Erciyes Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren bir şirket, TÜBİTAK’ın Girişimcilik Destek Programı’ndan yararlanarak kurduğu fabrikada savunma sanayisi ve diğer sektörler için yerli batarya üretiyor.

Erciyes Teknopark’ta 2017 yılında kurulan şirket, 2 bin metrekarelik alanda savunma sanayisine yerli batarya üreterek, yurt içi ve yurt dışına satış yapıyor.

TÜBİTAK 1512 Girişimcilik Destek Programı ile kurulan şirket, 2019 yılında TÜBİTAK 1507 KOBİ AR-GE Başlangıç Destek Programı, 2020’de ERA NET SES Avrupa Desteği, 2021’de KOSGEB AR-GE, ÜR-GE ve İnovasyon Destek Programı, 2022’de KOSGEB AR-GE, ÜR-GE ve İnovasyon Destek Programı desteği aldı.

2023 yılında TÜBİTAK 1507 KOBİ AR-GE Başlangıç Destek Programı’ndan yeniden yararlanan şirketin aynı yıl Eurogia Avrupa Desteği başvurusu da onaylandı.

Batron Enerji AŞ kurucu ortağı elektronik mühendisi Yusuf Kaya, AA muhabirine, şahsi ve kurumsal olarak 45 yatırımcılarının bulunduğunu, yurt içinde ve yurt dışında ortaklarıyla ürünler geliştirdiklerini söyledi.

Önemli savunma sanayi şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunduklarını belirten Kaya, şöyle konuştu:

“Hem sivil hem savunma sanayi sektöründe çalışıyoruz. Özellikle zorlu şartlarda çalışacak bataryalar yapıyoruz. Hem savunma sanayisi hem tekne sektöründe zorlu şartlar var. Biz burada jammer (sinyal kesici), elektrikli ve zırhlı paletli araçlara, bomba imha robotlarına, mayın tarama robotlarına ve dronlara batarya üretiyoruz. Güneş ve rüzgar enerjisi depolama sistemleri, yani yenilenebilir enerji kaynakları için enerji depolama sistemleri üretiyoruz. Aslında burada önemli olan içindeki bütün elektronik sistemleri kendimiz tasarlıyoruz. Burada hiçbir alt malzemeyi ve bataryanın kendisini hazır almıyoruz. Biz üretici ve tasarımcıyız. Bunların hepsini kendi bünyemizde geliştirip tasarlıyoruz. Yazılımlarını da kendimiz geliştiriyoruz. Biz burada yüzde 100 yerli üretim yapıyoruz, bataryalar ve enerji depolama sistemleri geliştiriyoruz. Bunların hepsi savunma sanayisi ve sivil sektörde kullanılıyor. Bunların yurt içi ve yurt dışına satışlarını yapıyoruz.”

Ürünleri ABD, İtalya, Hollanda ve Romanya’da kullanılıyor

Aldıkları hibe desteğinin 2,8 milyon liralık bir rakama ulaştığını, 10 milyon liralık Eurogia Avrupa Desteği başvurusunun da onaylandığını ifade eden Kaya, yapılan yatırımlarla şirketin AR-GE tarafını güçlendirdiklerini, ABD, İtalya, Hollanda ve Romanya’da ürünlerinin kullanıldığını belirtti.

Kaya, savunma sanayisinde paylarını arttırmak için çalıştıklarını belirterek, geliştirdikleri ürünlerin tamamının askeri alanda duyulan ihtiyacı karşıladığını dile getirdi.

Yurt dışı pazarında daha fazla etkin olmayı hedeflediklerine dikkati çeken Kaya, “Belli bir aşamaya gelerek, bir ciro elde ettik. Personel olarak da günden güne büyüyoruz. Bizim amacımız bunu yurt içinde bırakmamak, özellikle Amerika ve Avrupa’da ofisler açarak, oralarda hem fiziki hem de ürün olarak bulunmaktır. Amacımız aslında ülkemizde belli bir noktaya geldikten sonra daha çok ihracat yapıp yurt dışında büyümek. Savunma sanayisinde ciddi bir tedarikçiyiz. Kayseri’den hem başka şehirlere hem de yurt dışına satış yapıyoruz.” dedi.

Erciyes Teknopark’ta 2017’de 18 metrekarelik alanda faaliyete başladıklarını belirten Kaya, “Birkaç ofis kiralayarak, bunları büyüttük. Şu anda Erciyes Teknopark’ta bir ofisimiz var. İki tesiste faaliyet gösteriyoruz, Teknoparkta bir AR-GE ekibimiz çalışıyor, 2 bin metrekarelik fabrikamızda üretim yapıyoruz. Burada 15 kişilik ekibimiz çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseride-savunma-sanayisi-icin-yerli-batarya-ureten-sirket/feed/ 0