Başkanlık Tartışması’nda iki aday, yaklaşık dört yıl sonra ilk kez, seçmenleri kendilerine oy vermeye ikna etmek üzere bir araya geldi. Trump’ın dinç hali dikkat çekerken Biden’ın donuk performansı şaşkınlık yarattı. Biden’ın soğuk algınlığı geçirdiği ve bu sebeple münazarada kekelediği, kendisini doğru ifade edemediği ifade edildi.
“BIDEN AMERİKA’YI 3’NCÜ DÜNYA SAVAŞINA SÜRÜKLÜYOR”
Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyleyerek suçladı. Trump, “3’ncü Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi 3’ncü Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi 3’ncü Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” ifadelerini kullandı.
“BEN BAŞKAN OLSAYDIM UKRAYNA İŞGAL EDİLMEZDİ”
Rusya Ukrayna savaşı hakkında konuşan eski ABD başkanı Trump, “Putin Biden’a saygı duysaydı Ukrayna’yı işgal etmezdi, Zelenski’nin her geldiğinde ABD’den para alıp gitti” dedi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi.
“İSRAİL’İN BAŞLADIĞI İŞİ BİTİRMESİNE İZİN VERİLMELİ”
Trump, kendi başkanlığı sırasında İran’ın “Beş parasız” olduğunu ve bu nedenle kendisi yönetimde olmuş olsaydı Hamas’ın da asla İsrail’e saldırmamış olacağını söyledi.
ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.
“EŞİN HAMİLEYKEN YETİŞKİN FİLM YILDIZIYLA BERABER OLDUN”
Tartışma sırasında Trump’ı eşi Melania Trump’ı aldatmakla suçlayan Biden, Trump’a seslenerek, “Toplum içinde kadınlara saldırdın. Eşin hamileyken bir yetişkin film yıldızı ile beraber oldun. Ahlak seviyen, bir sokak kedisi ile aynı seviyede” diye konuştu. Trump, Biden’ın bu suçlamalarını kesin bir dille reddetti.
“MENTAL TESTE GİRSE 5 SORUYU YANITLAYAMAZ”
Trump “Ben iki teste girdim ikisi de mental sağlığımla ilgili, ki o girmedi bu testlere bir tanesine girsin sadece. Biden, mental teste girse 5 soruyu bile yanıtlayamaz. Ben çok iyi durumdayım, iki golf şampiyonluğum var. Ben onu golf maçına çağırdım, o birkaç metre bile vuramaz topa” ifadeleriyle Bidenn’a yüklendi.
“NE KONUŞTUĞUNUN FARKINDA OLDUĞUNU SANMIYORUM”
Biden ve Trump arasındaki düello sırasında sağlık hizmetleri konusundaki tartışmalar sırasında Başkan Biden’ın dilinin sürçmesi ve doğru kelimeleri bulmakta zorlanması sonrasında söz alan Trump, “Kendisinin cümlenin sonunda ne dediğini anlayamadım. Ama kendisinin de ne konuştuğunun farkında olduğunu sanmıyorum” diye konuştu.
ANKETİN GALİBİ EZİCİ ÜSTÜNLÜKLE TRUMP
Öte yandan CNN, canlı yayın sonrasında bir anket yaptı… Ankete katılanların yüzde 67’si Trump’ın münazarayı kazandığını söylerken ankete katılanların yüzde 33’ü Biden’ın münazarada daha başarılı olduğunu dile getirdi.
CNN’in 2020’deki seçimlerden önce yaptığı canlı yayın sonrasındaki iki ankette de Biden yüzde 60’a 28 ve yüzde 53’e 39 farkla zafer kazanmıştı.
]]>Kamu Birliği Konfederasyonu üyeleri, İsral’in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etmek için İsrail Büyükelçiliği konutu önünde toplandı. Ellerinde İsrail saldırılarını protesto eden pankartlar taşıyan üyeler, konutun önüne siyah çelenek bırakarak, basın açıklaması yaptı. Konfederasyon üyeleri adına açıklamayı okuyan TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, şunları söyledi:
“Bu açıklamayı Filistin’de işlenen vahşeti, soykırımı, katliamı çocukların, bebeklerin, masumların vahşice öldürüşlerini önleyemeyen, durduramayan insanlık adına utanarak yüzümüz kızararak yapıyoruz. Filistin’de, 7 Ekim’den itibaren bütün dünyanın gözü önünde çoluk çocuk demeden bebekler, anneler, babalar, yaşlılar, gençler, engelliler, kalbi atan, canlı olan herkes ve her şey katlediliyor. Filistinli halk, canice, soykırıma uğruyor ve yok ediliyor. Dile kolay 15 binin üzerinde bebek, çocuk katledildi. 35 bin masum Filistinli hayattan koparıldı. 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Hastaneler, ibadethaneler yaşam alanlarının tamamı yok edildi. Filistin’in neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Filistin bir çocuk mezarlığına çevrildi. Yangın malzemesi götüren kamyonlar, gıda sırası bekleyen masum siviller bombalandı. En son Filistinli masum halkın sığındığı sıkıştırıldığı, hapsedildiği ve güya güvenli bölge denilen Refah Çadır kampı da İsrail tarafından acımasızca bombalandı. Çocukları kurtarın. Savaşı durdurun.”
“Netanyahu’yu ne zaman durduracaksınız”
İsrail’in Filistin’de yürüttüğü savaşa karşı İslam ülkeleri liderlerini adım atmaya çağıran Demirel, şöyle devam etti:
” Filistin’de güvenli bölge bırakmadılar. Utanmadan, sıkılmadan, teknik bir hata olduğunu söyleyen eli kanlı Netanyahu’yu bu gözü dönmüş katile destek veren timsah gözyaşı döken emperyalist ülkeleri ve liderlerini tüm kalbimizde lanetliyoruz. Yaşattıklarınızı yaşamadan ölümü tatmayın inşallah. Sessizliğe bürünen İslam ülkeleri yöneticilerini de adım atmaya davet ediyoruz. Şimdi soralım. Sadece Filistin’i değil, tüm insanlığı hedef alan dünyanın gözü önünde Hitler varisi soykırım ve katliam yapan bu eli kanlı Netanyahu’yu ne zaman durduracaksınız Birleşmiş Milletler neredesiniz? Uluslararası toplum neredesiniz? İslam ülkeleri neredesiniz? İslam İşbirliği Teşkilatı neredesiniz? Gün susma günü değildir. Gün kafamızı kuma gömme günü değildir. Gün soykırıma, vahşete, yıkıma, talana sessiz kalma günü değildir. Savaşı durdurun çocuklarımızı kurtarın.
“Savaşı durdurun, çocukları kurtarın”
Zalimlerin acımasız olduğu, mazlumların çaresiz kaldığı dünyaya tekrar tekrar haykırmak istiyoruz. Çocuklar uyurken sessiz olunur, ölürken değil. İnsanlığın binlerce yıldır ürettiği tüm değerleri, kuralları İsrail yok ediyor, açık açık insanlık suçu işleniyor. Bu savaşın bitmesi için daha kaç bin Filistinli bebek, çocuk, anne, baba yaşlı ölmesi gerekiyor? Savaşı durdurup çocukları kurtarın. Kamu Milli Konfederasyonu olarak bugüne kadar işlenen soykırıma, katliama ve vahşete biz sessiz kalamıyoruz. Kulaklarımızı tıkamıyoruz, görmezden gelemiyoruz, susmuyoruz. İsrail Büyükelçiliği önüne siyah kelep bırakıyoruz ve diyoruz ki: Savaşı durdurun. çocukları kurtarın.”
]]>Cumhurbaşkanlığı dönemi sona erse de ülkede uygulanan sıkıyönetim nedeniyle seçim yapılmayacak ve Zelenskiy görevini sürdürecek.
Komedyen ve oyuncu olan Volodimir Zelenskiy, 31 Aralık 2018 akşamı cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayana kadar siyasetle hiç ilgilenmemişti.
Mart 2019’da yapılan seçimlerde oyların %70’ten fazlasını alarak daha önce görülmemiş düzeyde bir destek topladı.
Zelenskiy beş yıllık süre içinde popüler bir televizyon dizisinde cumhurbaşkanı karakterini canlandıran bir oyuncudan, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük savaşın içinde yer alan bir ülkenin liderine dönüştü.
Peki Zelenskiy nasıl bu noktaya geldi, önünde ne gibi zorluklar var ve iktidarda ne kadar kalabilir?
Dönüşüm
Volodimir Zelenskiy 1978’de Ukrayna’nın orta kesiminde bir sanayi şehri olan Krıvıy Rih’de doğdu.
Üniversitede hukuk okuyan Zelenskiy mezun olduktan sonra mesleğini yapmadı ve bunun yerine kendisini sahne sanatlarına adadı.
Cumhurbaşkanı olmadan önce 10’dan fazla uzun metraj filmin yapımcılığını üstlendi ve bu filmlerde rol aldı.
Zelenskiy’nin rol aldığı “Halkın Hizmetkarı” adlı dizi ise cumhurbaşkanı seçilen 30’lu yaşlarındaki bir lise tarih öğretmenini anlatıyor.
Ukrayna halkının önemli bir kısmı Zelenskiy’i dizideki karaktere benzeterek 2019’da yapılan seçimlerde ‘halkın adayını’ destekledi.
Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı yarışını Ukrayna tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir farkla kazandı ve partisi o yıl yapılan parlamento seçimlerinde çoğunluğu elde etti.
Ülkeyi dönüştüreceğini, ‘yoksulluk, yalan ve açgözlülük çağı’ olarak adlandırdığı döneme son vereceğini söyleyen Zelenskiy, Ukrayna’nın doğusundaki savaşı sona erdireceğini ve Rusya tarafından işgal edilen toprakları halka geri vereceğini vadetti.
Başkanlığının ilk yıllarında oligarklara karşı savaş açtı, yolsuzlukla mücadele girişimlerinde bulundu ve altyapıyı geliştirmeye odaklandı.
Ancak 2021 yılına gelindiğinde, yakın arkadaşlarını önemli kamu görevlerine atadığı iddialarıyla kayırmacılıkla suçlandı ve desteği düşmeye başladı.
Zelenskiy uluslararası arenada genel olarak Ukrayna’da reform yapmaya başlayan, ilerici genç bir siyasetçi olarak tanınıyordu.
Uluslararası seyahatlerinde yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlılığını tekrarlıyor, Rusya’ya karşı daha güçlü yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunuyordu.
Zelenskiy Rusya ile barış görüşmeleri de yürüttü ve aralarında film yönetmeni Oleg Sentsov’un da bulunduğu Ukraynalı siyasi tutukluların iadesine katkıda bulundu.
Doğu Donbas bölgesindeki barış girişimlerini görüşmek üzere Aralık 2019’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelse de Zelenskiy buradaki savaşı sona erdirme hedefine ulaşamadı.
Şubat 2022’ye gelindiğinde Zelenskiy kendisini ve ülkesini geniş çaplı bir Rus işgaliyle karşı karşıya buldu.
Savaş dönemi lideri
İşgalin ilk zamanlarında Zelenskiy, çok daha büyük ve güçlü bir düşmanla savaşmak zorunda kalan ülke için birleştirici bir güç haline geldi.
Ukrayna’dan ayrılmayı reddeden ve Kiev’de kalmaya karar veren Zelenskiy’nin profili ve popülaritesi hızla arttı.
“Benim araca değil, cephaneye ihtiyacım var” sözleri özellikle dikkat çekti.
Ukraynalı lider, önemli gelişmelerle ilgili olarak ulusa seslendiği günlük videolar yayınlamaya başladı ve savaşın üçüncü yılında bunu halen yapmaya devam ediyor.
Yurt dışı ziyaretlerini Ukrayna’ya destek ve silah istemek için bir platform olarak kullanmaya başladı ve konuşmaları sırasında ayakta alkışlandı.
Artan eleştiriler
Zelenskiy askerlerin moralini yükseltmek için, aylardır şiddetli çatışmaların merkez üssü olan doğudaki Bahmut da dahil olmak üzere cephe hattına beklenmedik ziyaretler de gerçekleştirdi.
Ancak zaman geçtikçe Zelenskiy’nin meydan okunmayacak bir savaş lideri olarak sahip olduğu itibar sarsılmaya başladı.
Ordu komutanı General Valeriy Zaluzhny ile arasındaki anlaşmazlıklar sonunda Zelenskiy’nin Zaluzhny’i görevden almasıyla sonuçlandı.
Oldukça tartışmalı hale gelen bu hamlesinin ardından Zelenskiy, Zaluzhny’i askeri nedenlerden dolayı değil, hızla yükselen siyasi reytingleri nedeniyle görevden almakla suçlandı.
Zelensky’nin kadro kararları önümüzdeki süreçte de eleştirildi ve yakın ekibindeki pek çok kişi kendilerini çeşitli siyasi skandalların içinde bulduktan sonra görevden alındı.
Bunun yanı sıra Ukrayna lideri, yakın çevresindeki kişilerin oligarklarla bağlantılı olduğu veya yolsuzluğa karıştığı yönündeki uyarıları dikkate almadı.
Ayrıca güvenlik güçlerini siyasi muhalifler üzerinde baskı kurmak için kullanmak ve kayırmacılıkla suçlanan Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak’ın giderek artan etkisi konusunda da eleştiriler dile getirildi.
Zorluklar
Rusya ile savaşın hız kesmeden devam etmesi nedeniyle Zelenskiy hem yurt içinde hem de yurt dışında daha fazla zorlukla karşılaşmaya başladı.
Ukrayna’nın geçen yıl çok beklenen karşı saldırısı umduğu sonuçları getirmedi ve tam tersine Rusya savaşta yeniden üstünlük sağlamaya başladı.
Şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık %20’sini kontrol eden Rus ordusu, Harkov bölgesinde başlattığı son taarruzla ilerlemeye devam ediyor.
Rusya’nın ayrıca başkent Kiev de dahil olmak üzere Ukrayna şehirlerine füze saldırıları sürüyor. Rus ordusunun sistematik olarak Ukrayna’nın tüm elektrik şebekesini de tahrip ettiği belirtiliyor.
Rusya sayıca ve silahça üstün olduğu için Ukrayna’nın daha fazla insan gücüne, mühimmata ve hava savunmasına ihtiyacı olduğu bildiriliyor.
Zelenskiy bu durum karşısında seferberlik çabalarını artırmaya zorlandı. Bu, ülkedeki savaş yorgunluğu ve pek çok Ukraynalı erkeğin ordu saflarına katılma konusundaki isteksizliği nedeniyle zor bir görev.
Zelenskiy’nin dünya liderleriyle ilişkileri de Batı’nın desteğinin azalması ve Gazze’deki savaş ve diğer çatışmaların dikkat ve kaynakları çekmesiyle daha karmaşık hale geldi.
ABD’nin 61 milyar dolarlık askeri yardım paketi Nisan ayında onaylandı. Ancak Kasım ayında yapılacak seçimlerden sonra ABD’nin siyasi rotasının değişeceğine dair belirsizlik devam ediyor.
Eski ABD başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesi halinde, Rusya’ya karşı daha ılımlı bir tutumun ABD politikasında itici bir güç olması muhtemel.
Bundan sonra ne olabilir?
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin sona ermesiyle birlikte, bazıları onun bir lider olarak meşruiyetini sorgulamaya başladı
Ukrayna parlamentosu seçimlerinin Ekim 2023’te, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ise Mart 2024’te yapılması gerekiyordu.
Ancak Şubat 2022’de sıkıyönetim ilan edilmesiyle Ukrayna’da cumhurbaşkanlığı, parlamento ve yerel seçimlerin yapılması yasaklandı.
Sıkıyönetimin yakın zamanda kaldırılacağına dair hiçbir işaret yok.
Peki Zelenskiy daha ne kadar iktidarda kalabilir?
Siyasi reytingleri düşmeye devam ettikçe, bazıları desteğini sağlamlaştırmak için sıkıyönetime rağmen seçimlere gitmeyi tercih edebileceği görüşündeydi.
Ancak anketler, birçok Ukraynalının devam eden bir savaş sırasında seçimlerin yapılmasını istemediğini gösteriyor.
Ukraynalı milletvekili Yaroslav Zheleznyak daha önce BBC’ye verdiği demeçte, “Bir Ukrayna vatandaşı olarak, Başkomutanımın [Zelensky’nin] zamanının bir dakikasını bile savaşın ve Ukrayna’ya uluslararası desteğin yerine seçimleri ve seçimleri nasıl kazanacağını düşünerek geçirmesini istemiyorum” demişti.
Zelenskiy de geçtiğimiz Kasım ayında seçimlerin yapılması fikrini reddederken aynı fikirdeydi.
Seçimleri değil savaşı kazanmak Ukraynalı liderin hala en büyük önceliği gibi görünüyor.
]]>Kurtulmuş, İstanbul Göztepe’deki TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’nde medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle iftar programında bir araya geldi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İslam aleminin ramazan ayını buruk idrak ettiğini, bu ramazanda Müslümanların odağının, İsrail’in Gazze’de katliam boyutlarına varan insanlık dışı saldırıları olduğunu belirtti.
Kurtulmuş, Rusya’nın başkenti Moskova’daki terör saldırısının gündemde olduğunu anımsatarak, “Epeydir zaten diken üstünde olan, hatta çoktan çivisi çıkmış dünyanın nereye doğru gittiğine dair bize çok derin soru işaretleri çağrıştıran bir saldırıyla karşılaştık.” ifadesini kullandı.
Moskova’daki terör saldırısını bir kere daha lanetlediklerini dile getiren Kurtulmuş, “Terörden çok çekmiş bir milletin çocukları olarak, terörün her türlüsünün insanlığa düşmanlık olduğunu biliyoruz. Bu saldırının arkasında kim varsa büyük bir insanlık suçu işledikleri aşikardır. İnşallah terör saldırısının nedenleri ve arkasındaki güçler de bütünüyle ortaya çıkarılır.” diye konuştu.
Numan Kurtulmuş, Moskova’daki terör saldırısıyla, uzunca süredir devam eden olayların yeni bir evreye gideceğinin anlaşıldığını belirterek, şöyle devam etti:
“Başbakan Yardımcısı iken bir basın toplantısında ‘Üçüncü dünya savaşı çoktan başladı’ diye bir açıklama yapmıştım. Gerçekten de önce vekalet savaşları üzerinden, arkasından ticaret savaşlarıyla, dünyadaki büyük güçler, güç mücadelelerini sadece kendi etki alanlarında değil, dünyanın her tarafına yayacakları yeni bir tür hibrit savaşlar dönemini başlattılar. Şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Bundan en çok zarar gören ülkelerden birisi de biziz. Türkiye, hem DEAŞ hem PYD/YPG hem de PKK üzerinden bu vekalet savaşlarının ne manaya geldiğini, çok somut bir şekilde bilen bir ülkedir. Ne yazık ki artık ‘vekil örgütler’ bazı ülkeler tarafından ‘uluslararası ilişkiler enstrümanı’ haline dönüştürülmüştür. Bir kere daha görüyoruz ki burada kullanılan vekil örgüt üzerinden bir dizayn yapılmaya, yeni bir denge oluşturulmaya çalışılıyor. Eğer bu vekalet savaşlarına bir son verilemezse artık çok daha yüksek düzeyde, küresel bir savaşın da fitilini ateşlemeye müsait bir zemin oluşacağını görüyoruz.”
“Vekil örgütler” devrinin de geride kaldığını, şimdi “vekil devletler” üzerinden uluslararası sistemin dizayn edilmeye çalışıldığını vurgulayan Kurtulmuş, “Ben şahsen İsrail’in Gazze’de yaptıklarıyla, Rusya-Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan durumun aslında birbirine benzer bir nitelik arz ettiğini düşünüyorum. Burada da bazı ülkeler ‘vekil ülkeler’ olarak kullanılıyor, başka bir senaryonun parçası haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Türkiye olarak başından itibaren bütün bu tehlikeleri gördüğümüz için; başta Sayın Cumhurbaşkanımızın, Rusya-Ukrayna krizinde aldığı inisiyatifler olmak üzere her iki meselenin çözümünün de insani diplomasi çerçevesinde gerçekleşeceğini uluslararası topluma gösterdik.” değerlendirmesinde bulundu.
“Dolmabahçe’de Rusya ve Ukrayna arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasına ramak kalmıştı”
Ukrayna-Rusya savaşını sadece iki ülke arasında bir savaş olarak görmediklerini dile getiren Kurtulmuş, başından itibaren bu savaşın, Rusya ile Batı arasında bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıdığını, onun için de Rusya-Ukrayna savaşının bir an evvel sona erdirilmesi için gayret sarf ettiklerini kaydetti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dolmabahçe’de Rusya ve Ukrayna arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasına ramak kalmıştı. Her iki tarafın da kabul edeceği, adil, hakkaniyetli bir barışın yapılması mümkündü. Türkiye bunu gerçekten belli bir noktaya getirdi. Ama gördük ki bu savaşın bitmesini istemeyen bazı güçler, Dolmabahçe’de nihai bir anlaşmanın gerçekleşmesine engel oldular. Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin sadece Karadeniz, Doğu Avrupa değil, belki çok daha geniş bir bölgeye yayılma potansiyeli taşıdığı ortadadır. Dolayısıyla bu krizin sonlandırılabilmesi için Türkiye’nin barışçıl inisiyatifi sonuna kadar kullanacağı, diplomasi masasında her iki ülke arasında barışın temin edilmesi için gayret sarf edeceği açıktır.”
Gazze’de süren katliamın Gazze halkına karşı yapılan bir saldırı olmanın çok ötesinde, Netanyahu ve çetesi tarafından bölgesel bir savaşa dönüştürülme tehlikesi taşıdığını belirten Kurtulmuş, bu saldırıların daha büyük sonuçlara yol açmaması için bir an evvel sonlandırılması gerektiğini vurguladı.
ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki Gazze oylamasında çekimser kalması
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, “Gazze’de acilen ateşkes sağlanması” yönünde kabul edilen karar tasarısına ABD’nin çekimser kalmasının iyi bir haber olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Çünkü artık şunu görüyorlar; Netanyahu’yu sırtlarından atarak, ellerini temizleyerek buradan çıkmaları mümkün değil. Çekimser kalarak, yeni bir barış imkanının, en azından ateşkes imkanının ortaya çıkması için bir adım atılmış oldu.” ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ile Rusya-Ukrayna savaşının belli açılardan benzerlik taşıdığını vurgulayarak, “Her ikisi de hem bölgesel çatışmaların fitilini ateşleyebilecek bir potansiyele sahip hem de insanlığı yeni bir küresel savaşın eşiğine getirmiştir.” görüşünü paylaştı.
“Seçimden sonra da ağırlıklı olarak dış politika, Türkiye’nin gündemini belirleyecektir”
Numan Kurtulmuş, bu hafta sonu yerel seçimlerin gerçekleşeceğine işaret ederek, “Seçim kampanyası şimdiye kadar nezaketli ve olgun bir şekilde devam ediyor. Ümit ederiz ki sonuna kadar böyle devam eder. Seçim günü de büyük bir demokratik olgunlukla ve çok büyük bir katılımla yerel seçimleri geride bırakmış oluruz.” dedi.
Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana yurtdışı ziyaretlerinde ve katıldığı uluslararası konferanslarda 100’e yakın cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanı ve üst düzey devlet yöneticisiyle görüştüğünü anımsatarak, görüşmelerinde dünyadaki sorun alanlarına ilişkin Türkiye’nin perspektifini anlattığını aktardı.
Gazze başta olmak üzere Rusya-Ukrayna savaşı, Kıbrıs meselesi, Kafkaslar’daki tehlikeli gelişmelerin çözümüne ilişkin Türkiye’nin tekliflerini gündemde tutmaya gayret ettiklerini dile getiren Kurtulmuş, “Seçimden sonra da ağırlıklı olarak dış politika, Türkiye’nin gündemini belirleyecektir.” diye konuştu.
Yeni anayasa ve iç tüzük
Kurtulmuş, yeni anayasa meselesinin, “Bu anayasadan artık bıktık, bu geride kaldı, bunun yerine yeni bir metin yazalım” konusu olmadığının altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Aslında mesele, bir metin yazmak da değil; bunun ötesinde, 12 Eylül’ün getirmiş olduğu bu antidemokratik yapıdan, o ruhtan Türkiye’nin kurtulması… Hakikaten siviller eliyle yapılmış, parlamentoda yapılmış, demokrat, kuşatıcı bir anayasanın yapılması Türkiye için elzemdir. Bunun için gayret edeceğiz. Tabii hemen seçimden sonra, belki de anayasa sürecinden daha kolay sonuç alabileceğimiz bir süreç, Meclis’te yeni bir iç tüzüğün hazırlanmasıdır. Meclis Başkanlığı olarak; öncelikle daha rahat, daha kolay alan olduğu için iç tüzükten başlayarak Meclis’teki demokratik standartları yükseltecek, yasama kalitesini güçlendirecek, Meclis’in etkisini ve ağırlığını artıracak bir iç tüzüğü Meclis’te grubu bulunan partilerle görüşerek gündeme almayı, eş zamanlı olarak da anayasa çalışmalarını sürdürmeyi düşünüyoruz.”
Meclis’te altı siyasi parti grubu ve 14 siyasi partinin bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, oy verenlerin yüzde 95’inin parlamentoda temsil edildiğini belirtti.
Numan Kurtulmuş, şu görüşleri dile getirdi:
“Parlamentoda iyi bir şekilde bu müzakereleri sürdürmeyi başarırsak bundan sonuç alabileceğimizi ümit ediyorum. Ben de şahsen seçimden sonraki dönemde yeni anayasa meselesini başta grubu bulunan siyasi partilerle görüşerek takip edeceğim. Bazı siyasi partilerin anayasa hazırlıkları var ama bütün siyasi partilerin bu süreçte yeni anayasaya ilişkin hazırlıklar yapmalarını bekliyorum.
Meclis Başkanı olarak akademinin, hukuk çevrelerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve yeni bir anayasa ihtiyacını hisseden, sözü olan herkesin sözünün dinleneceği ve bundan istifade edileceği bir anayasa yapım sürecini demokratik bir hassasiyetle başlatacağız. Ümit ediyorum ki ön yargısız bir şekilde Meclis’te grubu bulunan partiler ve diğer kanaat oluşturacak sivil toplum kesimleri bu sürece katkıda bulunur.”
Geçmişteki çalışmalarda siyasi partilerin 64 madde üzerinde uzlaştığı bir metnin bulunduğunu hatırlatan Kurtulmuş, “Bugün tahmin ediyorum çok daha fazla maddede partilerin uzlaşmaları mümkündür. Burada esas olan şey, bu tartışmanın doğru zeminde ve doğru yöntemlerle sürdürülmesidir. Doğru zemin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. TBMM’nin inisiyatifinde, halkın ihtiyaçları neyse, hangi konular gündeme geliyorsa bunları ön yargısız bir şekilde tartışmaktır.” dedi.
Anayasa hazırlığının biraz uzun vakit alabileceğini kaydeden Kurtulmuş, Meclis yeni yasama dönemine başladığında anayasa tartışmalarının Meclis’te yapılabileceğine inandığını söyledi.
(Sürecek)
]]>Kurtulmuş, Bağcılar’daki Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda düzenlenen ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftar Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de başarılı olmuş bir camianın mensupları olarak, iftarda bir arada olduklarını ifade ederek dernek yönetimine teşekkür etti.
İmam hatip okullarının mimarlarından biri olan Celaleddin Ökten ile Yahya Kutluoğlu’nun kurduğu bu camianın faaliyetlerinin bugün belli bir noktaya geldiğini dile getiren Kurtulmuş, İlim Yayma Cemiyeti ile İlim Yayma Vakfının ise işin en başından itibaren bir motor gücü oluşturduğunu söyledi.
İmam hatip camiasının bu noktaya gelmesinde emeği geçenlere şükranlarını dile getiren Kurtulmuş, “Onların çabaları, gayretleri olmasaydı, maddi imkanlar yokluğu ve her bakımdan zorlukların yaşandığı dönemlerde mücadele azimleri olmasaydı, bugüne gelmemiz belki de mümkün olmazdı. Hepsinin emeği var olsun. Bugün de gayretle bu mücadeleyi sürdüren arkadaşlarımızdan da Cenabıallah razı olsun.” diye konuştu.
Türkiye’deki imam hatip davasının ne kadar başarılı olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını belirten Kurtulmuş, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir imam hatip mensubudur, bir imam hatip mezunudur ve imam hatip davasına gönül vermiş bir öncüdür. Bu bile tek başına bu projenin ne kadar başarılı olduğunu göstermek bakımından yeterlidir. Ayrıca Türkiye’nin her yerinde millete hizmet için gayret sarf eden, ömrünü vakfeden, yüzlerce, binlerce imam hatip mensubu ve mezun olduğunu biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Dünyada artık İsrail’in zulümlerine seyirci kalmayan milyonlarca insan var”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, iftarların buruk bir şekilde idrak edildiğini belirterek İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım boyutlarını çoktan aşan katliamın bütün insanlık için yüz karası olmaya devam etiğini vurguladı.
Aldığı birtakım siyasi ve daha ötesindeki desteklerle bu zulme devam eden Netanyahu ve çetesinin, yaptıklarının yanına kar kalacağını zannettiğini ifade eden Kurtulmuş, “Ancak şunu açıklıkla ifade etmek isteriz ki dünyada artık İsrail’in yapmış olduğu bu zulümlere seyirci kalmayan milyonlarca insan var. Dinleri bizim gibi olmayan, dilleri bize benzemeyen, renkleri bizim gibi olmayan bu milyonlarca insan, dünyanın birçok yerinde adalet ve hakkaniyet adına sokağa çıkıyorlar ve bu zulmün durdurulmasını talep ediyorlar.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ilk andan itibaren milletin hemen hemen tamamının ortak duygusunun tercümanı olarak Gazze’de acil ateşkesin sağlanması, İsrail’in zulmünün durdurulması ve oradaki mazlumlara yardım elinin ulaştırılması için bütün uluslararası platformları sonuna kadar zorladıklarını anlatan Kurtulmuş, Türkiye’nin bu konudaki duyarlılığı ve ortaya koyduğu kararlılığının ne kadar haklı olduğunun her gün biraz daha teyit edildiğini söyledi.
Rusya’nın başkenti Moskova’daki terör saldırısı
Kurtulmuş, dün Rusya’nın başkenti Moskova’daki “Crocus City Hall” adlı konser salonunda düzenlenen terör saldırısına da değinerek şunları kaydetti:
“Dün Rusya’da yaşadığımız olayla, Gazze’de yaşanan olaylar arasında bir bağlantı kurarak değil ama iki olayın bizim önümüze koyduğu vahim durumu hatırlatmak için söylüyorum. Türkiye olarak biz, nasıl Gazze’de ilk andan itibaren acil bir ateşkes sağlanması, Gazze’de İsrail’in bu saldırganlığının çevre ülkelere yayılmaması için hayati bir iş olduğunu savunuyorsak aynı şekilde Ukrayna-Rusya Savaşı süresince de Sayın Cumhurbaşkanı’mız defaatle devreye girerek Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın adil, kalıcı ve her iki tarafın da razı olabileceği bir şekilde sonlandırılması için gayret sarf etti. Türkiye bu gayreti ortaya koydu.
Ukrayna ve Rusya, Dolmabahçe’deki toplantıda neredeyse masada anlaşma noktasına gelmişti. Ancak birileri bu savaşın devam etmesini istedi. Şimdi Netanyahu ve çetesi ne olursa olsun ‘Ben Refah’a gireceğim’ diyor ya… Savaşı devam ettirmek istiyor. Çünkü bu savaşın devam etmesi bölgede ve dünyada yeni istikrarsızlıklar demektir. Bunu biliyor. Diğer tarafta da Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bitmesini istemeyen güçler, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sadece iki ülke arasında bir savaş olarak değil, Rusya’yla topyekun Batı arasında bir savaşa döndürmek arzusundalar. Korkarak ifade ediyorum, üçüncü dünya savaşının fitilini ateşliyorlar.”
Terör örgütlerinin dünyada bir dış politika kartı olarak kullanılarak dünyanın dizayn edilmeye çalışıldığını belirten Kurtulmuş, “Allah aşkına, kendi ülkesinin başkentini bile doğru dürüst bilmeyen insanlar nasıl oluyor da dünyanın en büyük başkentlerinden birisi olan Moskova’da en modern silahlarla böyle bir terör eylemini ortaya koyuyorlar? Bunun bir tane açıklaması vardır. Demek ki Rus istihbaratının da üstünde büyük bir istihbarat aklıyla bu olaylar ortaya çıkıyor.” dedi.
Türkiye’deki Reina saldırısını unutmadıklarını da aktaran Kurtulmuş, terör örgütlerinin arkasındaki büyük güçlerin, desteklerinden vazgeçmesi halinde bir ayda dünyada terör kalmayacağını vurguladı.
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu sorunun cevabı verilsin. Bunlara bu silahları kim veriyor? Bu lojistiği kim sağlıyor? Bu istihbaratı kim veriyor? Kimin lehine çalışıyorlar? Yaptıkları eylemler kime yarıyor? Böyle baktığınız zaman bir şeytani akıl, dünyaya hakim olmak adına dünyayı hızla bir üçüncü dünya savaşına doğru sürüklüyor. Buna ‘Dur’ demek lazım. Türkiye, ‘Ukrayna-Rusya Savaşı bir an evvel bitsin’ derken, bunun için gayret ederken, çırpınırken en önemli motivasyon noktalarımızdan birisi burasıydı. Biz Filistinli kardeşlerimizin çektiği bu zulüm bitsin, İsrail’deki zulüm mekanizması sonlandırılsın, durdurulsun derken aynı duyguyla hareket ediyoruz.
Şunu üzülerek ifade ediyorum ki son dönemde terör örgütlerini, kendi vekilleri olarak kullananlar, yani terör örgütleri üzerinden vekalet savaşlarını sürdüren güçler artık bir safha daha yukarıya çıktılar. Şimdi vekil devletler üzerinden savaşlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bu, çıkar yol değildir. Burada bu iftar sofrasında bütün insanlığı hayırlı ve yararını düşünen bir milletin mensupları olarak ve bütün insanlık için iftar sofralarımızda esenlik, barış ve adalet duaları eden bir inancın mensupları olarak diyoruz ki bu gittikleri yol doğru yol değildir. Terörün her türlüsünün lanetli olduğunu, her bir terör örgütünün motivasyonu ne olursa olsun şeytani bir yapı olduğu ama o terör örgütlerine destek verenlerin de en az bu terör örgütü mensupları kadar çok daha fazla hatta şeytani bir zihin içerisinde olduğunu ifade etmek istiyorum.”
Bu coğrafyada sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’ye ihtiyaç olduğunun altını çizen Kurtulmuş, Türkiye Yüzyılı’nın da ancak böyle bir Türkiye’yle kurulabileceğini belirtti.
Kurtulmuş, “Türkiye’nin öncülüğünde dünyada barış ve adalet ortaya konulabilir. Sözümüzün doğru, hakkaniyetli, adil, güçlü olması ne kadar önemliyse o sözün arkasına güç koymamız gerektiği de en az onun kadar önemlidir.” diye konuştu.
“Gençlik yıllarımızda neyi tasarladıysak hepsi gerçekleşmiştir”
Türkiye’de milli mefkureye sahip olan, milli siyaset anlayışını benimsemiş olan insanların verdiği mücadelenin, on yıllar süren büyük bir mücadele olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti.
“Hemen hemen bizim gençlik yıllarımızda neyi tasarladıysak, ‘Şu şöyle olsun’ dediysek, neyi hedef olarak ortaya koyduysak hepsi gerçekleşmiştir ama bir şey eksik kalmıştır. İnşallah onu da önümüzdeki dönemde gerçekleştirmek sizin temsil ettiğiniz kitleye nasip olacaktır. O da yeni, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kuruluşunu temin etmek, buna öncülük etmektir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Ayasofya’nın açılışını ilan ettiği konuşmasındaki bir cümle, bu söylediğimin şifresidir… Orada şunu ifade etmiştir. ‘Nasıl Ayasofya’yı yıllar süren temenniler, dualar, dilekler sonucu açtıysak inşallah Ayasofya’nın açılışı, Ayasofya’nın özgürleşmesi, Mescid-i Aksa’nın özgürleşmesinin öncüsüdür, Mescid-i Aksa’nın özgürleşmesinin habercisidir.’ Allah yardımcımız olsun, sözümüz kuvvetli olsun, gücümüz tesirli olsun, yolumuz açık olsun.”
Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan ve Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir katılımcılarla fotoğraf çektirdi.
Kurtulmuş, Sivaslılar iftar programına katıldı
Öte yandan Kurtulmuş, Bağcılar’daki Kadir Topbaş Halk Sarayı’nın diğer bölümünde gerçekleşen Sivaslılar İftar Buluşması’na da katıldı.
TBMM 26. Başkanı İsmet Yılmaz ve iftar programına öncülük eden Sivaslılar, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a hediye takdim etti.
]]>Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken batılı liderler dayanışma göstermek amacıyla Ukrayna’nın başkenti Kiev’e geldi. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Polonya’dan gece treniyle Ukrayna’yı ziyaret etti. Ukrayna’ya destek gösteren liderler, İtalya’nın dönem başkanlığındaki G7 Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısı öncesinde Gostomel Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısında konuşan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bulundukları havalimanının Moskova’nın başarısızlığının ve Ukrayna’ın gururunun bir sembolü olduğunu ifade ederek, “Birkaç kişinin kahramanlığı tarihin akışını değiştirdi. Bunlardan biri de 2 yıl önce 24 Şubat’ta burada gerçekleşti” dedi.
“Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız”
Kanada Başbakanı Justin Trudeau da “Putin bu havaalanı gibi stratejik hedefleri kolayca ele geçirebileceğinden emindi. Rus kuvvetleri Gostomel Havaalanı’nı hızlıca ele geçirmeye çalıştı. Bugün buradaki barlığımız yanıldığını görebilirsiniz. Ukraynalılar ortak geleceğimiz için savaşıyor” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise saldırıların başladığı günden itibaren Ukrayna’yı savunan birlikleri överek “”Kiev güçlü durdu. Cesaretiniz Putin’in durdurdu. Kaçmadınız ya da ürkmediniz. Ukraynalı kahramanlardan oluşan küçük bir birlik, son nefesinize kadar savaşarak işgalcileri geri püskürttü. Rusya’nın Ukrayna’nın kalbine yönelik saldırısını durdurmayı başardınız. Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız” ifadelerini kullandı.
Belçika Başbakanı Alexander de Croo, son 2 yılın yıkım, can kaybı ve travma ve acıyı kabul ederek, “Ukrayna’nın müttefikleri Ukrayna hükümetiyle omuz omuza” dedi.
“İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı”
Holtomel’de sembolik bir alanda olduklarını dile getiren Zelenskiy ise, “Putin burada savaşı kazanmak istiyordu. İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı. Askerlerimiz Rus katillerin inişini yok ettiğinde dünya da en önemli noktayı gördü. Her kötülüğün yenilebileceğini ve Rus saldırganlığının bir istisna olmadığını gördü. Dünya henüz Ukrayna’ya inanmazken, Ukraynalılar savaşabileceklerini, direnebileceklerini devam edeceklerini kanıtladılar” ifadelerini kullandı. Zelenskiy, Ukrayna’yı destekleyen tüm arkadaşlarına teşekkür ederek, “Tüm zorluklara ve şüphelere rağmen dünyanın dikkati hala Ukrayna’da. Geleceğimiz kendi ellerimizde” dedi.
“Ukrayna NATO’ya katılacaktır”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg, “Rus tanklarının Ukrayna’ya girmesinin üzerinden 2 yıl geçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük savaşın başlangıcı” dedi. Savaşta ölen Ukraynalı askerleri nana Stoltenberg, “Savaş alanındaki durum son derece ciddi olmaya devam ediyor. Putin’in Ukrayna’ya hakim olma hedefi değişmedi ve barışa hazırlandığına dair hiçbir belirti yok. Çoğunun korktuğu gibi Ukrayna haftalar içinde çökmedi. Rusya tarafından ele geçirilen toprakların yarısını geri aldınız, Rusya’yı Karadeniz’in büyük bölümünden geri püskürttünüz ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiniz” ifadelerini kullandı. NATO müttefiklerinin Ukrayna’ya maddi ve manevi desteğinden bahseden Stoltenberg, “Bu savaşı Putin başlattı çünkü NATO’nun kapısını kapatmak ve Ukrayna’nın kendi yolunu seçme hakkını elinden almak istiyordu. Ancak tam tersini başardı, Ukrayna artık NATO’ya her zamankinden daha yakın” dedi.
Stoltenberg, konuşmasını “Ukrayna NATO’ya katılacaktır. Bu bir ‘eğer’ sorusu değil, ‘ne zaman’ sorusudur. Sizi o güne hazırlarken, NATO Ukrayna’nın yanında olmaya devam edecek” diyerek tamamladı. – GOSTOMEL
]]>