Sanatçı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 09:09:47 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Erzurum Büyükşehir Belediyesi Hüseyin Altın Bilgi Evi’ni Açtı https://www.haber60.com.tr/erzurum-buyuksehir-belediyesi-huseyin-altin-bilgi-evini-acti/ https://www.haber60.com.tr/erzurum-buyuksehir-belediyesi-huseyin-altin-bilgi-evini-acti/#respond Sat, 03 Aug 2024 09:09:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43342 Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin yeni eğitim yatırımlarından biri olan Hüseyin Altın Bilgi Evi düzenlenen törenle açıldı.

Erzurumlu sanatçı Hüseyin Altın’ın adını taşıyan bilgi evinin açılışına merhum sanatçının kızı Hilal Altın da katıldı.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, Köşk Mahallesi’nde gerçekleştirilen açılışta yaptığı konuşmada, “Köşk Mahallemizde içerisinde 250 metrekare kapalı alanda iki katlı, içerisinde eğitim salonları, kurs salonları ve birçok sosyal donatı alanı olan bilgi evimizi inşa ettik. Bu güzel yatırıma kıymetli Erzurumlu hemşehrimiz Hüseyin Altın abimizin adını verdik, onun da adını burada yaşatacağız” dedi.

Hüseyin Altın’ın kızı sanatçı Hilal Altın da, “Bu güzel mübarek cuma gününde böyle hayırlı bir günde siz hemşehrilerimle birlikte olmak beni çok mutlu etti. Babamın adını bilgi evine verilmesinden dolayı yaşadığımız mutluluk tarifsiz. Vefanın timsali vefalı Başkanımız Mehmet Sekmen Beyefendiye ailem adına şükranlarımı sunuyorum. Babam Türkiye’nin ilk çocuk sanatçısıdır. İstanbul’un, Türkiye’nin ve Erzurum’un değeridir, böyle değerli bir sanatçının adını yaşatmak için burada bulunan herkese çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Allah hepinizden razı olsun” diye konuştu.

“Hüseyin Altın Erzurum’un Değeridir”

Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar da, Hüseyin Altın’ın Erzurum için önemli bir değer olduğunu kaydetti. Sunar, “Göreve başladığımızdan beri mahallemizin ismine yakışır bir şekilde hizmetlerimizi hayata geçirdik. Hüseyin Altın Erzurum’un hakikaten kıymetli bir değeriydi. Hilal hanımefendi de onun yolunda gidiyor o da çok kıymetli güzel sesi ile sanat dünyamızda önemli ve güzel işler yapıyor” şeklinde konuştu. AK Parti Erzurum Milletvekili Abdürrahim Fırat da, “Bugün Türk Halk Müziği sanatçısı Hüseyin Altın bey adına bu bilgi evinin kurulması nedeniyle Sayın Başkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Erzurum; Mehmet Sekmen Başkanımızın Belediye Başkanlığı döneminde adeta cağ atlıyor” kaydını düştü. AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz de, “Çanakkale Savaşları’nda Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Size ölmeyi emrediyorum’ dediği askerlerin tamamı Filistin’liydi ve bunların tamamına yakını da şehit oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız; çok güzel izah etti ‘Filistin bizim milli bir davamızdır’ bu yüzden ‘Filistinliler toprak sattı’ ifadesi koca bir yalandan ibarettir” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir”

AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da, “Filistin davamızın kıymetli ismi İsmail Haniye’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Erzurum’dan haykırıyoruz. ‘Kahrolsun İsrail, yok olasın İsrail’ Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın Erzurum’a vermiş olduğu sözleri yakından takip ediyoruz. Örneğin statla ilgi çalışmaları da Sayın Cumhurbaşkanımız yakından takip ediyor. Son zamanlarda özellikle nisan ayından itibaren hava şirketlerindeki değişiklik nedeniyle uçuşlardaki aksaklıkları Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik. Devlet Başkanımızın talimatıyla bu aydan başlayarak 13 ek sefer yani 26 uçuş Erzurum’a kazandırıldı. Büyükşehir Belediye Başkanlığımız ve ilçe belediyelerimiz çok ciddi hizmetler yapıyor. Bugün de Büyükşehir Belediyemizin şehrimizin sanatçısı Rahmeti Rahmana kavuşan Sanatçımız Hüseyin Altın Beyefendinin adına yapılan Bilgi Evimizin açılışındayız. Mehmet Başkanımız ve ekibini yürekten kutluyorum” dedi.

“Terör Devleti İsrail’i telin ediyorum”

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, “Öncelikle terör devleti İsrail tarafından şehit edilen HAMAS Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim, şehadetini kabul eylesin. Filistin davamıza ve Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla ilan edilen Milli Yasımızda bir kez daha ifade ediyorum. Ebu Leheb’in elleri nasıl ki kuruduysa teröristbaşı Netanyahu ve terör devleti İsrail’de bütün Dünya’nın gözü önünde kuruyup helak olacak, yok olacak” diye konuştu. “Eser siyasetimizin vücut bulduğu yeni bir yatırımın açılışında sizlerle birlikteyiz” diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Bilim, cihanşümuldür; ama bilimin çıktıları, kazanımları millidir, yerlidir. Bizler her alanda hızlı bir millileşmeye, yerlileşmeye gitmeyi gayret edindik çok şükür.

Bilgi insanlığın tek hazinesidir… Eğitim ve kültür şehri olan Erzurum’da vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarına cevap veren Bilgi Evleri projelerimiz ile bilgiye erişimi daha kolaylıkla sağlamayı amaç edindik. Bilgi evlerimizi; okuma salonu, kütüphane, kapalı otopark, taziye evi, kreş, spor salonları, üniversiteye hazırlık kursları, atölyeler, bay ve bayan mescidi, eğitmen salonu, oturma ve dinlenme alanları ile diğer sosyal donatı unsurlarından oluşturarak vatandaşlarımız her ihtiyacını gözettik.”

“Bilgi sonu gelmeyecek bir fetihtir”

Başkan Mehmet Sekmen, konuşmasında bilginin önemine dikkati çekti. Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Okuyan, araştıran, öğrenen ve üreten nesli en güzel şekilde yetiştirebilmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki bilgi ile güçleniyor geleceğimizin teminatını oluşturuyoruz. Zamanın ruhuna sıkışmış, dünyaya ancak tek bir pencereden bakabilen, alelade kişiler olmasına izin vermiyor; bilakis, yaşadığı çağı, dünü, bugünü ve yarınıyla yorumlayabilecek kapasitede, çok yönlü bireyler olmalarına katkı sağlıyoruz. Eğitim, kişinin hayat yolunda emin adımlarla yürümesini sağlarken, eş zamanlı olarak toplumumuza aydınlık ve güzel bir gelecek hazırlıyor. Gelişmiş ülkelerin tamamı kitaba değer veren ülkelerdir. İşte biz de gelişmişliğimizi bu gayretlerle bu yatırımlarla sağlayacağız.

Söz verdiğimiz projeleri tek tek hayata geçirerek vatandaşlarımızın emrine sunuyoruz. İl genelinde devam eden yatırım seferberliğiyle alt ve üstyapıda, kentsel dönüşümde, kentsel tasarımlarda, tarımda, hayvancılıkta, ulaşımda, çevrede, ekonomide, istihdamda kısacası hayatın her bir anında ülkemizin en kadim şehri olan Anadolu’nun zirve kentini yeniden ihya ve inşa ediyoruz. Bu vesileyle Hüseyin Altın Bilgi Evi’mizin yapımında emeği geçen bütün mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, bu güzel yatırımının ilimize hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.”

“Dünya’nın Gazze’ye karşı gözü kör ve kulağı sağır”

AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşe Keşir de, “Bugün milli yas günümüz İsmail Haniye’ye Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Dünya’nın gözü önünde siviller katlediliyor. Kadınlar, çocuklar katlediliyor. Yaklaşık 40 bin sivil kadın ve çocuk geçtiğimiz aylar içerisinde İsrail’in zulmü ile katledildi. Yaralıların toplamı 100 bine yaklaştı. Dünya tarihinin uzun zamandır gördüğü en büyük zulümlerden biri yaşanıyor. Dünya sessiz, Dünya; gözü kör, kulağı sağır davranıyor ve bir lider çıkıyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek ve bugün Filistin başta olmak üzere tüm mazlum coğrafyaların sesi olan Devlet Başkanımız Filistin davamızı tüm Dünya’ya karşı savunuyor” kaydını düştü. Keşir, “Hilal kardeşim az önce gözyaşlarıyla zor konuştu. Ben de babamı kaybedeli yaklaşık 20 yıl oldu. Onun için ben de sanatçımıza buradan rahmet diliyorum, evlatlarına uzun ömürler diliyorum. İnşallah siz de onun yolunda giderek onu mirasını yaşatacaksınız ve adı da burada yaşayacak” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından protokol mensupları tarafından bilgi evinin açılışı yapıldı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurum-buyuksehir-belediyesi-huseyin-altin-bilgi-evini-acti/feed/ 0
Kenan Işık için AKM’de tören düzenlendi: Kardeşi ve gelininden duygusal veda https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/ https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:12:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42651 İstanbul’da geçirdiği beyin kanaması sonrası 10 yıl komada kalmasının ardından hayatını kaybeden Kenan Işık için Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Kenan Işık’ın kardeşi Mehmet Cengiz Işık ve gelini Burcu Akar, ünlü sanatçıyı anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

İstanbul’da özel bir hastanede 76 yaşında hayatını kaybeden Kenan Işık’ın cenazesi sabah saatlerinde ailesine teslim edildi. Ardından hastaneden alınan Kenan Işık’ın cenazesi ilk tören için Atatürk Kültür Merkezine (AKM) getirildi. Araçtan indirilen Kenan Işık’ın Türk bayrağına sarılı tabutu yakınları tarafından sahneye taşındı. Törene Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kenan Işık’ın eşi Beril Işık, çocukları Ahmet ve Mehmet Işık, kardeşi Mehmet Cengiz Işık, torunu Doruk Işık, Burcu Akar, tarihçi İlber Ortaylı, sanatçı Zafer Algöz ile yakınları katıldı.

“Onun sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır”

Törende bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Ayrılması sadece aile ve yakınları için değil, sanat camiamız ve tüm Türkiye için büyük bir kayıptır. Kenan Işık sadece sahnede sergilediği eserlerle değil aynı zamanda yönetmenlik ve televizyon programcılığı alanlarında eşsiz katkılarıyla da hepimizin kalbinde çok özel bir yer bulmuştur. Onun sanata olan doğal aşkı her zaman ilham kaynağı olmuştur. Merhum Kenan Işık eserleri kadar kişiliğiyle de yediden yetmişe tüm halkımızın sevgisini kazanmış bir isim oldu. Geçirdiği kaza sonrasında tüm Türkiye onun için derin bir üzüntü duydu. Bugün onun ardından yaşadığımız bu acısını hep birlikte paylaşıyoruz. Bakanlığımıza da bir süre müşavir olarak görev almış olan Sayın Işık yönetmen olarak da pek çok ödüle layık görülmüş bir isim. Onun kültürümüze kattığı değerler, sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır. Sayın Işık’ın hayatı boyunca sergilediği sanatçı duruşu, çalışkanlığı ve azmi bizler için daima bir yol gösterici olacaktır” dedi.

“Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız”

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, “Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız. Kıymetli bir tiyatro sanatçısını aynı zamanda televizyon dünyasının çok önemli bir üyesini emekli sanatçımız sayın Kenan Işık’ı kaybetmenin verdiği derin üzüntü ile burada toplanmış bulunuyoruz. Uzun zamandır hafızalara kazınmış olan duayen sanatçıyı oyuncuyu yazar ve yönetmen olan Türk tiyatrosunun en seçkin kişileri arasına giren Kenan Işık, tiyatro sahnelerinde ve ekranlardaki başarısıyla kalplerimizde yer ediyor. O, sanatını icra ederken sadece yeteneğiyle değil, aynı zamanda insanlığını ve samimiyetini de seyirciye geçirebilen ender isimlerden biridir. Yüzlerce makaleye, kitaba ve tiyatro demecine imza atan Kenan Işık, 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin Ertuğrul’un mirası olan koltuğa oturarak, genel sanat yönetmenliğini üstlenmiştir. Onun yolu bizler için büyük bir kayıp. Ancak biliyoruz ki Sevilen bir hayatıyla sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısı, yönlendiricisi ilham kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle Kenan Işık’ın bıraktığı eserler ve hatıralar onun adını ve mirasını yaşatmaya devam edecektir. Her ölüm bir kayıptır, büyük bir acıdır” dedi.

“Ülke bir rol modelini kaybetti”

Gözyaşlarını tutamayan Kenan Işık’ın kardeşi Mehmet Cengiz Işık, “O bir rol modeldi. Bugün hangi sanatçı izleyicisine bu kadar saygılı, bu kadar dürüst, bu kadar içten, bu kadar sevecen kim var. Kimse yok. Ülke bir rol modelini kaybetti. Sadece biz ailesinin değil onu seven herkesin başı sağ olsun” diye konuştu.

“Oğlum sağlıklı halini göremedi”

Gözyaşlarıyla usta sanatçıyı anlatan Kenan Işık’ın gelini Burcu Akar, “Keşke bu 10 yılda da ayakta olsaydı üretmeye devam etseydi. Çok üzgünüz. Biz hiç ümidimizi kaybetmedik. Hep ümit ettik ama olmadı. Oğlum sağlıklı halini göremedi. Hep yattığı halini biliyor” ifadelerini kullandı.

“Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır”

Oyuncu olmasında büyük katkılarının olduğunu ifade eden ünlü oyuncu Zafer Algöz, “Ben Kenan abiyle 1976’da tanıştım. Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır. Onun bize güvenmesi, onurlandırması, güvenmesiyle oyuncu olduk. Sonrasında Kenan Işık yıllarca Devlet Tiyatrolarında oyuncu olarak çalıştı. Şehir tiyatrolarında genel sanat yönetmenliği yaptı” dedi.

Ünlü sanatçı için düzenlenen törene yakınları ve sevenleri katılırken, sanat dünyasından birkaç isim dışında gelenin az olması ve salonda büyük boşluklar oluşması dikkat çekti. Törenin ardından Işık’ın tabutu alkışlarla salondan alındı. Kenan Işık, 31 Temmuz Çarşamba günü Ankara Ahmet Hamdi Akseki Cami’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/feed/ 0
Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları 2023 Ödülleri Sahiplerini Buldu https://www.haber60.com.tr/yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Sat, 06 Jul 2024 22:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37833

TÜRKİYE Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen ‘Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları 2023 Ödülleri’ İstanbul’da düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Farklı kategorilerde toplam 27 ödül Rami Kütüphanesi’ndeki törende sahiplerine takdim edildi.

Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 44 yıldır yazar, şair ve sanatçıları desteklemek için verilen Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri’nin 2023 yılı kazananları için İstanbul’daki Rami Kütüphanesi’nde ödül töreni düzenlendi. Törene Kütüphaneler Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz’ın yanı sıra ödül alan yazar, sanatçı ve fikir adamları ile Türkiye Yazarlar Birliği temsilcileri katıldı. Hikaye, şiir, roman gibi klasik türlerin yanı sıra elektronik yayıncılık, TV programı ve radyo programı gibi çeşitli alanlarda toplam 27 ödül sahiplerine verildi. Ödül töreni, Doğu Türkistanlı sanatçı Rüstem Niyazi tarafından eski Türk ezgilerinin seslendirilmesi ile başladı. Ardından katılımcılara Türkiye Yazarlar Birliği’nin tanıtım filmi izletildi.

“ÖZELLİKLE GENÇLERİMİZDEN ÇOK BAŞARILI ESERLER GELİYOR”

Burada konuşan Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, “Şiir alanında deneme alanında inanılmaz eserler var. ve özellikle gençlerimizden çok başarılı eserler geliyor. Kadın yazarlarımızdan çok başarılı çalışmalar geliyor. Bizimkisi aslında şu, o alanda en dikkat çeken en başarılı olanı takdim etmek için. Yoksa o eserler arasında çok kıymetli ve değerli eserler de var. Bazen o kadar kararsız kalıyoruz ki yani diğerini de değerlendirmek istiyoruz. Bazen biraz daha eser versin, yeni bir arkadaşımızsa gerçekten bir sonraki yıllarda o arkadaşımız daha güçlü bir eserle bizim önümüze geliyor” ifadelerini kullandı.

“YAZARLAR BİRLİĞİ GELECEĞE TAŞIYACAĞIMIZ EN GÜZEL MİRASLARDAN BİRİSİDİR”

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ise, “Bugün Yazarlar Birliği, Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, Türkçe’nin ulaştığı Türk Dünyası’na, İslam Dünyası’na da mesaj vermeye devam ediyor. Türkiye Yazarlar Birliği’nin bu faaliyetlerini biz bir zihin inşası olarak görüyoruz ve Türkiye’nin gelecek 50 yılında gelecek 100 yılında da bundan daha fazla Yazarlar Birliği’ne ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Türkiye’de bağımsız, bağlantısız, arkasına hiçbir dini ve siyasi grubu almadan yürüyen müstesna kurumlardan birisi. O yüzden lütfen Yazarlar Birliği’nin çalışmalarına burada bulunan genç, yaşlı, usta demeden bütün arkadaşlarımızı omuz vermeye davet ediyorum. Çünkü Yazalar Birliği bizim geleceğe taşıyacağımız en güzel miraslardan, en güzel emanetlerden birisidir” dedi.

“TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ BU SALONA SIĞMAZ, SIĞMAMALI”

Ödül alanlar adına konuşan Mürsel Sönmez de, “Türkiye Yazarlar Birliği çok büyük bir gayret göstermiştir. Türkiye adını taşıyor, Türkiye Yazarlar Birliği bu salona sığmaz, sığmamalı. Gelecek yıl çok büyük bir salonda binlerce katılımcıyla ve rical i devletin de katılımıyla o işin yapılmasını gönülden tebrik ediyorum. Bu ülkenin batıcıları, batıcı gerici yobaz takımına karşı bu ülkenin yerlileri, komplekse kapılmadan, ciddi, özgüven duygusu içerisinde işler yapmalıdırlar. Türkiye Yazarlar Birliği bunu başardı” dedi.

ÇEŞİTLİ ALANLARDA 27 ÖDÜL DAĞITILDI

Törende ödül alanların tüm listesi ise şöyle;

Hikaye: Gülşen Funda, Yol Deriz Ona

Şiir: Zeynep Arkan, Gözleri Olan Hiçbir Şeyi

Roman: Kaan Murat Yanık, Sular Üstünde Gökler Altında

Deneme: Dursun Ali Tökel, Sizin Ömrünüz Kaç Saniye

Fikir: Erol Erdoğan, Oyun Kimin? Çocuk ve Oyuna Dair Toplumsal Bir Yüzleşme

Araştırma: Mustafa Merter, Hekoton’la Son Tango

İnceleme: Hatice Bildirici, Perdedeki Öykü Öyküden Sinemaya Uyarlamalar

Dil: Şahap Bulak, Türkiye Türkçesi Grameri Kelime Grupları ve Cümle Bilgisi

Edebi Tenkit: İdris Ekinci, Direniş Mümkündür

Hatıra: İlyas Dilbaz, Efendi ile Müftü Arasında Hatıralarım

Gezi: Dr. İsrafil Kuralay, Asya Günlükleri

Şehir: Çetin Oranlı, Adana

Biyografi: Metin Aydar, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kızıl Elmaya Adanmış Bir Ömür

Çocuk Edebiyatı: Ömer Ünal, Evliyalar ile Yolculuk/ Kayıp Mısranın Peşinde

Basın/Fıkra: Aydın Ünal – Yeni Şafak Gazetesi

Basın/Fikir: Nedret Ersanel – Yeni Şafak Gazetesi

Dergi: Bir Nokta Dergisi

Elektronik Yayıncılık: edebifikir

TV Programı: TRT2 – Sanatçının Şehri

TV Belgesel: ‘Hep 33 Yaşında’

Radyo Programı: Mehmet Dumlupınar – Edebi Söyleşiler Semerkand Radyo

Kamu Yayıncılık: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi

Özel Yayıncılık: Nar Yayınları

TYB Vefa Ödülü: İrfan Çalışan

Üstün Hizmet Ödülü: Kamil Uğurlu, Prof. Dr. Turan Koç, Belkis İbrahimhakkıoğlu

]]> https://www.haber60.com.tr/yilin-yazar-fikir-adami-ve-sanatcilari-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0 Şanlıurfa’da Muhtarlık Ofisi Basılarak Kapısına ‘Katil’ Yazılan Muhtar Tehdit Mesajları Alıyor https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-muhtarlik-ofisi-basilarak-kapisina-katil-yazilan-muhtar-tehdit-mesajlari-aliyor/ https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-muhtarlik-ofisi-basilarak-kapisina-katil-yazilan-muhtar-tehdit-mesajlari-aliyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:12:56 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36329 Şanlıurfa’da muhtarlık ofisi basılarak kapısına “Katil” yazılan Muhtar Halil Kaya, Türkiye’nin birçok ilinden ve yurt dışından sözde hayvan sever kişilerden ölüm tehditleri içeren mesajlar aldığını söyledi. 4 çocuk babası Kaya tedirgin olduğunu belirterek, aralarında sanatçıların da olduğu 33 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.

Batıkent Mahallesi’nde 4 Haziran’da Mustafa Şahin’e saldıran sahipsiz köpeklerin kuduz olduğu tespit edilmiş ve mahallede karantina uygulaması başlatılmıştı. Karantinanın başlatılmasıyla belediye ve tarım il müdürlüklerinde görevli ekipler, mahallede küpesiz ve hastalıklı köpeklerin toplatılarak barınaklara götürülmesi için harekete geçti. Köpeklerin toplatılması ve barınaklara götürülmesinden rahatsız olan çoğu kadın 25-30 kişilik grup, Türkiye’nin farklı illerinden Şanlıurfa’ya gelerek Eyyübiye ilçesindeki Batıkent Mahallesi Muhtarı Halil Kaya’nın bürosunu basarak, kapısına “Katil” yazdı. Hakaretler yağdırarak Muhtar Kaya’yı tehdit eden grup, vatandaşların araya girmesiyle dağıtıldı.

Muhtar Kaya, olayın yaşanmasının üzerinden günler geçmesine rağmen her gün Türkiye’nin birçok ilinden ve dünyanın farklı ülkelerinde tehdit ve hakaret içerikli mesajlar aldığını ifade etti. Evli ve 4 çocuk babası Kaya, tedirgin olduğunu belirterek, aralarında sanatçıların da olduğu 33 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.

“Karantina bölgesi ilan edildik”

Bir grup kişiden tehdit mesajları aldığını belirten Muhtar Halil Kaya, “Mahallemizde bununla ilgili olarak belediye burada bulunan başıboş köpekleri toplamaya başladı. Karantina bölgesi ilan edildik. Daha sonra ben muhtarlık ofisimde yok iken farklı ilerden gelen kadınlar, muhtarlığımızı bastılar. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi tehdit mesajları atıyorlar” dedi.

” Seren Serengil’den şikayetçi oldum”

İnsanları galeyana getiren sanatçıların olduğunu ifade eden Muhtar Kaya, “Özellikle sanatçı Seren Serengil, yaptığı paylaşımda ‘tüm herkesi adliyelere bekliyoruz, bu muhtar hakkında gidin şikayetçi olun, bu muhtarın muhtarlık ofisini yıkın’ diye cümleler sarf etmiş. Ben bu paylaşımları şiddetle kınıyorum çünkü bu benim asli görevimdir. Başıboş bir sokak hayvanı var ise bunu yetkili birime bildirmek benim görevim. Ben bunu yaptığım için sanatçı kimliğini kullanarak beni linç etmeye çalışıyor. Bu paylaşımın altına ise yapılan yorumlarda ‘Urfa yıkılsın, bir köpek sesine hasret kalın’ gibi yorumlar yapılıyor. Bunlarda yetmiyormuş gibi tehdit mesajları atılıyor. ‘Sizi öldüreceğiz bilmem öyle yapacağız, böyle yapacağız şeklinde tehditler alıyorum. Özellikle Seren Serengil başta olmak üzere bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulundum. Ben mahalle muhtarıyım. Bunlar bir mahalle muhtarlığını basacak gücü nereden alıyorlar. Yani o kadar mı güçlüler. Ben buradan yetkililere de sesleniyorum. Bunlar o kadar güçlü insanlar mı? Sonuçta burası bir kamu binası, burası benim evim değil ve bu insanlar devletin muhtarlığını bastılar. Bu insanlar için gerekli işlemlerin bir an önce yapılmasını istiyorum” diye konuştu.

“33 kişi hakkında suç duyurusunda bulundum”

Okulla giden çocukların da bu durumdan olumsuz bir şekilde etkilendiğini vurgulayan muhtar Kaya, “Yaşanan bu durum çocuklarımızı da olumsuz etkiledi. Çocuklarımın okul arkadaşları, ‘babanın kapısına neden katil yazısı yazmışlar’ diye soruyorlar. Benim 4 tane çocuğum var, bu tür şeyler güzel mi? Bu insanlar bu gücü nereden alıyorlar? Bunlar hayvan sever falan değil. Bunlar bildiğiniz lobi, bir grup oluşturmuşlar ve insanların üzerine bu şekilde gidiyorlar ama biz bu fırsatı onlara vermeyeceğiz. Ben hepsinden şikayetçi oldum ve haklarımızı sonuna kadar arayacağız. Şimdiye kadar 33 kişi hakkında suç duyurusunda bulundum, halen bana gelen tehdit ve hakaret içerikli mesajları alıp savcılığa suç duyurusunda bulunuyorum” şeklinde konuştu.

“Sanatçı kimliğinizi kullanarak insanları bu şekilde birbirine karşı tahrik etmeye hakkınız yok”

Tedirgin olduğunu da söyleyen muhtar Kaya, “İnsanları ve halkı bu kadar kin ile nefretle kusturmanın bir anlamı yok. Benim burada yaptığım bir şey yok, mahallemde başıboş gezen köpekleri belediyeye bildirdim. Eğer bu suç ise ben suç işlemiş oluyorum. Sonuçta çoluk çocuğumuz her gün sokakta ve biz halkın içindeyiz. Bu şekilde sanatçı kimliğini kullanan Seren Serengil hanıma hiç yakıştıramadım. Bu yaşanan durumu sosyal medya hesabında paylaşmış ve ‘herkesi karakol ile adliyeye bekliyoruz, muhtardan gidin şikayetçi olun’ diye paylaşımlar yapıyor. Benim ismimi açık bir şekilde açıklamış. Sanatçı kimliğini kullanarak insanları bu şekilde birbirine karşı tahrik etmeye hakkınız yok. Benim gözümde sanatçı falan da değilsiniz. Bunlar bu şekilde rant sağlıyor, başka bir şey değil. Hem gelip burada muhtarlığımızı bastılar, şanlı şehrimizi katil Urfa yaptılar ve hem de hastalıklı köpekleri Ankara’ya kadar götürdüler. Buna rağmen tahliye edildi, ben adalet istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Muhtarın kapısına giderek argolu kelimeler kullanan hemcinslerimi kınıyorum”

Mahalle sakinlerinden Dilek Demir, “Bu konuyla alakalı olarak biz kendimiz muhtarımıza başvurduk. Başıboş köpekler olduğu için toplandık gittik. Çocuklarımızı rahat bir şekilde dışarı bırakmak için biz muhtardan böyle bir talepte bulunuyoruz. Ben 3 çocuk annesiyim ve muhtarımız doğru bir karar vermiş. Muhtarın kapısına giderek argolu kelimeler kullanan hemcinslerimi kınıyorum. Çünkü ben çocuklarımı rahat bir şekilde dışarı bırakmak istiyorum. Dışarda rahat bir şekilde gezmek istiyorum ama köpekler olduğu için korkuyorum. Ben de bir hayvan severim ve hiçbir şekilde bir sokak hayvanına zarar gelsin istemem ama bizim açımızdan toplanması gerekiyor. Buradan Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine sesleniyorum lütfen görevinizi layıkıyla yerine getirin ve muhtarımıza sahip çıkın” dedi.

Vatandaşlardan Şehmus İncik ise devletin belediyeye verdiği göreve sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

“Sabah namazında camiye giderken çok tedirgin oluyoruz”

Mahalle sakinlerinden Ahmet Çiftçi de sokak köpeklerinden dolayı sabah namazı için camiye giderken tedirgin olduklarını ve kuduz köpeklerin sokaklarda dolaşmaması gerektiğini aktardı. Çiftçi, köpeklerin kendisine saldırdığını ve başka birisinin kendisini kurtardığını ifade etti. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-muhtarlik-ofisi-basilarak-kapisina-katil-yazilan-muhtar-tehdit-mesajlari-aliyor/feed/ 0
Tiyatro ve sinemanın usta ismi Ayten Gökçer son yolculuğuna uğurlandı https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/ https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/#respond Wed, 15 May 2024 23:35:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31908 Tiyatro ve sinemanın usta isimlerinden Ayten Gökçer, Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Çok sayıda film, dizi ve tiyatro oyununda rol alan Gökçer’in cenaze törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Sadece tiyatro oyuncusu olarak değil, beyazperdede sahnede de çok başarılı işler çıkarmıştır.” dedi.

Uzun süredir sağlık problemleri yaşayan ünlü sanatçı Ayten Gökçer, 84 yaşında hayatını kaybetti. Ayten Gökçer’in cenazesi Zincirlikuyu Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda, eşi Cüneyt Gökçer’in yanına defnedildi. Ayten Gökçer’in cenaze namazına; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’nın yanı sıra sanat dünyasından birçok kişi katıldı.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİMİZİ KAYBETTİK”

Bakan Ersoy, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Çok önemli bir değerimizi kaybettik. Ayten Hanım küçük yaşlardan beri sanata kendini adamış bir isimdi. Aslında baleyle başlayıp, sonra tiyatroya geçmiş çok önemli bir sanatçımız. Sadece tiyatro oyuncusu olarak değil, beyazperde de sahnede de çok başarılı işler çıkarmıştır. Kendisi aynı zamanda devlet sanatçısı unvanını da alan çok başarılı bir oyuncu ve yine 1992’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne layık görülmüş. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.

“ONUN GÜZEL GÜNLERİNİ, BAŞARILARINI KUTLAYALIM”

Ayten Gökçer’in kızı Aslı Gökçer Oba duygularını aktararak, “Annemin söylediklerini naklediyorum. ‘Hem meslek hayatımda hem de özel hayatımda çok sevildim, çok sevdim, o yüzden bir gün bana bir şey olursa sakın üzülmeyin’ dedi. Benim o yüzden bütün sevenlerinden ricam üzülmeyelim, kutlayalım onun güzel günlerini, başarılarını.” diye konuştu.

“SEVGİLİ AYTEN BU ÜLKENİN GURURU, ŞEREFİ”

Türk sinema, tiyatro oyuncusu ve ses sanatçısı Işıl Yücesoy ise, “Bir gün evvel cenazedesiniz sonra bir bakıyorsunuz başka bir cenaze. Bir gün bir bakıyorsunuz değer gitmiş, bir bakıyorsunuz öbür değer gitmiş. Sevgili Ayten bu ülkenin gururu, şerefi. Ömrünü adamış olduğu tiyatro ve bu tiyatroda efsane olması onu bu dünyadan gitmiş olarak kabul ettirmez. Tam tersi bu dünyaya iz bırakarak her zaman hatırlanacak bir kadın haline getiriyor.” dedi.

Ünlü oyuncu Meltem Cumbul kendisiyle çalışma imkanı da bulduğunu dile getirerek, “1999, 2001 yılları arasında Yılan Hikayesi isimli dizi sebebiyle tanıştım kendisiyle ve tanışma imkanı elde ettim. 2 yıl boyunca güzel bir zaman süreciydi. Uzun saatler çalıştığımızdan dolayı çekim dışında da hep görüşürdük buluşurduk. Kendisinin tiyatroda en çok beğendiğim eserlerinden bir tanesi ‘Master Class’tır.’ Onu çok beğenmiştim. Başsağlığı diliyorum.” dedi.

AYTEN GÖKÇER KİMDİR?

Tam adı Ayten Gökçer Kaçmaz olan usta oyuncu, 26 Ocak 1940’ta Ankara’da dünyaya geldi. Henüz iki yaşındayken anne ve babası ayrılan sanatçının çocukluğu, Ankara’da, babasının ve kardeşlerinin yanında geçti. Tiyatro yeteneğini fark eden annesinin yönlendirmesiyle 1952’de Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümüne başlayan Gökçer, Muhsin Ertuğrul’un tavsiyesi üzerine 1957’de Ankara Devlet Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu Bölümüne girdi. Mümtaz Zeki Taşkın’ın “Oyuncakçı Dede” adlı oyunuyla oyunculuğa adım atan sanatçı, daha sonra Eleneor H. Porter’ın “Pollyanna” piyesinde hemşire rolünü üstlendi. Ayten Gökçer, katıldığı sınavda başarılı olarak 1958’de Devlet Tiyatroları sanatçı kadrosuna girdi.

Devlet Tiyatrolarında ilk olarak Reşat Nuri Güntekin’in “Bu Gece Başka Gece” oyununda rol alan sanatçı, “My Fair Lady”de Eliza Doolittle, Don Kişot’ta Aldonza, “Vanya Dayı”da Yelena Andrayevna, “Master Clas”ta ise Maria Callas karakteriyle seyircide iz bıraktı. Gökçer, 1964’te kendisi gibi oyuncu, yönetmen, Devlet Tiyatroları Eski Genel Müdürü Cüneyt Gökçer ile evlendi. Çiftin, Aslı adını verdiği kızları dünyaya geldi. Sinemaya 1965 yapımı Atıf Yılmaz imzalı “Taçsız Kral” filmiyle başlayan sanatçı, Ajda Pekkan, Erol Taş, Gönül Yazar ve Galatasaray’ın meşhur oyuncusu Metin Oktay’la başrolü paylaştı.

Usta oyuncu, ilerleyen süreçte sinemadan daha çok tiyatroya yöneldi ve “Yedi Kocalı Hürmüz” müzikalinde başrol “Hürmüz”ü oynadı. Devlet Tiyatrolarında “Bu Gece Başka Gece”, “Su Kızı”, “Hafta Başı”, “Aşk Acısı”, “Klinik Bir Vaka”, “Hortlaklar”, “Bernarda Alba’nın Evi”, “Woyzeck”, “Don Juan”, “Öp Beni Kate”, “Andora”, “On İkinci Gece”, “Vanya Dayı”, “Kaktüs Çiçeği”, “IV. Henry”, “Cadı Kazanı” ve “Lysistrata”nın da aralarında yer aldığı 30’dan fazla oyunda yer aldı. Sanatçı, 1988’de “Devlet Sanatçısı” unvanına sahip oldu. Ankara Devlet Tiyatrosunda 1998’de Arne Sokouen’in “Balerin” oyununu yöneten Gökçer, 1999’da “Yılan Hikayesi” ile televizyon dizilerinde oynamaya başladı.

Usta oyuncu, eşi Cüneyt Gökçer’in 2009’da vefatı üzerine Ankara’dan İstanbul’a yerleşti. Ferzan Özpetek’in 2016 yapımı “İstanbul Kırmızısı” filminde, Tuba Büyüküstün, Halit Ergenç ve Mehmet Günsür ile oynadı. Ayten Gökçer, Sanat Sevenler Derneği “Yılın En İyi Kadın Oyuncusu” ödülü, Gazeteciler Derneği “En İyi Kadın Sanatçı” ödülü, Tercüman gazetesi “Yılın Sanatçısı” ödülü, Ses Mecmuası “Yılın En İyi Kadın Sanatçısı” ödülü, Türk Basın Birliği “Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı” ödülü, Türk Basın Birliği “Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı” ödülü ve Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’nün de aralarında olduğu çok sayıda önemli ödüle değer bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tiyatro-ve-sinemanin-usta-ismi-ayten-gokcer-son-yolculuguna-ugurlandi/feed/ 0
İbrahim Erkal, ölümünün 7’nci yıldönümünde şarkılarıyla anıldı https://www.haber60.com.tr/ibrahim-erkal-olumunun-7nci-yildonumunde-sarkilariyla-anildi/ https://www.haber60.com.tr/ibrahim-erkal-olumunun-7nci-yildonumunde-sarkilariyla-anildi/#respond Fri, 10 May 2024 06:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31096 İbrahim Erkal, ölümünün 7’nci yıldönümünde şarkılarıyla anıldı

Büyükçekmece’de ünlü sanatçılardan Erkal’a vefa

İSTANBUL – Büyükçekmece Belediyesi tarafından 7 yıl önce hayatını kaybeden sanatçı İbrahim Erkal için düzenlenen anma programında Erkal’ın anısına çıkarılan “Hürmet” isimli albümde yer alan sanatçılar Serkan Kaya, Ceylan, Zehra, Kafadar Grubu, Irmak Arıcı, Sufle ve Aydilge sevilen şarkıları seslendirdi.

Büyükçekmece Belediyesi, 7 yıl önce hayatını kaybeden sanatçı İbrahim Erkal’ı anma amacıyla “Yıldızlar Arasında Senin Şarkıların” isimli etkinlik düzenledi. Büyükçekmece Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, İbrahim Erkal’ın eşi Filiz Erkal, oğlu İbrahim Eralp Erkal ve birçok Büyükçekmeceli vatandaş katıldı. Anma gecesine gelen sanatçılardan Serkan Kaya, Ceylan, Zehra, Kafadar Grubu, Irmak Arıcı, Sufle ve Aydilge İbrahim Erkal’ın şarkılarını sahneye çıkarak söyledi. Erkal’ın anısına çıkarılan “Hürmet” isimli albümde de yer alan sanatçılara Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün tarafından plaket takdim edildi.

“İbrahim Erkal şiir ve şarkılarıyla, güzelliği ile, insancıllığıyla, ailenin, sevenlerinin kalbinde taht kurmuştur”

Program öncesi konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, “İbrahim Erkal’ı kaybedişimizin tam 7. yılı. Çok kıymetli bir aile ferdimizdi. Yeğenimin eşiydi. Çocukları, eşi ve onunla çok mutluyduk. Bir takım şiirlerinde, şarkılarında dile getirdiği gibi aramızdan sessiz sedasız kimseye sormadan ayrıldı. Genç yaşta ayrılması tabi ki aile için büyük bir üzüntü. Ama hala ülkenin her bir yerinde, Anadolu’da, gittiğimiz memleketinde daha yoğun İbrahim Erkal dinleniyorsa gitmeden önce bu ülkeye, bu dünyaya sanat adına demek ki önemli şeyler bırakmış ki bunlar çalınıyor. Zaten bazı değerler, bazı şeyleri kaybettikten sonra anlaşılır. İbrahim Erkal ve bazı sanatçılarımızın değerlerinin, onları kaybettikten sonra daha çok anlaşıldığına yaşamım boyunca şahitlik ettim. Ruhu şad olsun. İbrahim Erkal şiir ve şarkılarıyla, güzelliği ile, insancıllığıyla, ailenin, sevenlerinin kalbinde taht kurmuştur. Bu şekilde anılmaya devam edecektir. Çocukları, yeğenim onu yaşatmaya devam edeceklerdir. Mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.

“Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum”

Sanatçı İbrahim Erkal’ın eşi Filiz Erkal ise “7 sene geçmesine rağmen insanların gönlüne girmesi bana çocuklarım için büyük bir onurdur. İbrahim gerçekten herkesin dediği gibi bir halk ozanıydı. Halkın sanatçısıydı ve hala halkın içinden. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Vefatından sonra da İbrahim için kötü diyen tek kişi görmedim” diye konuştu.

Etkinlik öncesi konuşan sanatçı Irmak Arıcı, çok mutlu ve gururlu olduğunu ifade ederek, “Yer yer duygulanacağız. İbrahim Erkal benim için bir müzisyen olarak gerçekten çok kıymetli. Ailesini tanıma fırsatını bulduğum için çok mutluyum. Kendileri çok kıymetli insanlar. Müzisyen olarak değil, insani duygularıyla da bize her zaman örnek olduğu için kendisini rahmetle anıyorum” diye konuştu.

Etkinlik öncesi konuşan bir başka sanatçı Serkan Kaya ise “İbrahim Erkal hepimiz için çok kıymetli bir insandı. Onu her zaman sevgi ve hürmetle anıyoruz ve anmaya da devam edeceğiz. Söylenecek çok şey var ama kelimeler yetmez” dedi.

Programda konuşan Kafadar grubu üyeleri ” Biz ‘Vur dibine’ isimli şarkıyı seslendirdik. Zaten birçok şarkısı olduğu gibi o da çok beğendiğimiz bir şarkıydı. Bize kısmet oldu. Şarkılar çok güzel. Geçmişte İbrahim ağabey ile birçok anımız da olmuştu. Çok duygusal ve etkileyici oluyor. Keşke aramızda olsaydı da onunla beraber yapsaydık. O yüzden çok hüzünlü oluyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibrahim-erkal-olumunun-7nci-yildonumunde-sarkilariyla-anildi/feed/ 0
Ünlü oyuncu Nuri Alço hastaneye kaldırıldı https://www.haber60.com.tr/unlu-oyuncu-nuri-alco-hastaneye-kaldirildi/ https://www.haber60.com.tr/unlu-oyuncu-nuri-alco-hastaneye-kaldirildi/#respond Sat, 06 Apr 2024 23:33:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26516 Türk sinemasının efsane isimlerinden olan ve sayısız filmde oynayarak hafızalara kazınmış Nuri Alço, Eskişehir’de rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırıldı. Usta oyuncunun yoğun bakıma alındığını ve bilincinin kapalı olduğu öğrenildi.

USTA SANATÇI EVDE FENALAŞTI

Yeşilçam efsanelerinden biri olan Nuri Alço’dan sevenlerini üzen kötü bir haber geldi. 73 yaşındaki usta sanatçı, bayram tatili için kendi memleketi olan Eskişehir’e gitti. Alço, dün gece evde fenalaşınca eşi Burcu Alço tarafından hastaneye kaldırıldı.

YOĞUN BAKIMDA TEDAVİ GÖRÜYOR

Yapılan ilk muayenede sanatçının bilincinin kapalı olduğu görülerek pıhtı atması teşhisi konuldu. Alço’nun yoğun bakıma alındığı öğrenildi.

“İLAÇLARINI İHMAL EDİP ALMAMIŞ”

Sanatçının eşi Burcu Alço magazinkolik’e yaptığı açıklamada, ” Ben yaklaşık bir haftadır buradaydım. Nuri ise bayramımızı burada geçirmek üzere dün geldi. Gece birden fenalaşınca hemen hastaneye kaldırdık. Doktorlar ilk muayenede beyin kanaması teşhisi koydular. Nuri sürekli kan sulandırıcı hap kullanıyordu. Ama sanırım 2-3 gündür ihmal edip almamış. Kendisi şuan yoğun bakımda ve ben dahil yanına kimseyi almıyorlar. Lütfen sevenleri dualarını ihmal etmesinler.” sözleriyle Nuri Alço’nun sağlık durumu hakkında bilgi verdi.

NURİ ALÇO KİMDİR?

26 Nisan 1951 tarihinde Eskişehir’de, ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba tarafından Trakyalı, Bulgaristan’dan göçen dedesi de meşhur pehlivan Kel Aliço’dur.

Adalet İlkokulu, Devrim Ortaokulu ve Atatürk Lisesi’nden mezun oldu. Liselerarası spor müsabakalarında dereceler aldı.

Liseden sonra askere gitti. Acemi birliğini Erzincan talimgâhda yaptı. Usta birliğinde de Erzurum Kandilliye geçti.

Eskişehir’deki Altay Spor Kulübünde ve Ordu Milli Takımında profesyonel olarak Voleybol oynadı.

Askerliği bittikten sonra, büyük bir bankanın kredi istihbarat servisinde şef olarak çalışan ve de sonrasında Pfizer adlı ilaç firmasında Eskişehir, Kütahya, Afyon bölge temsilciliği yaptı.

Bu sıralarda Ses ve Hayat dergilerinin artistik seçmelerine katıldı, dereceye girince 2 yıl çalıştığı ilaç firmasından ayrılarak İstanbul’da yaşamaya karar verdi.

Kelebek, Saklambaç ve Günaydın gazetelerinde fotoromanlarda oynadı. Bu sayede üne ulaşan Nuri Alço, zamanla, kendine özgü şık giyimiyle podyum dünyasının da aranan isimlerinden biri oldu. Birçok ünlü markanın mankenliğini yaptı.

Sinemayla tanışması 1977 yılında Ünsal Emre ve Sevda Karaca’nın başrolünü oynadığı ‘ Ah Bu Ne Dünya ‘ isimli filmle gerçekleşti.

Yeşilçam’a ağırlıklı olarak kötü adam rollerinde yer alan Nuri Alço, izleyicilerin kafasında rol aldığı karakterlerle özdeşleşti.

Beyaz takım elbisesi ve elinden düşürmediği viskisi ile bazen bir mafya babası, bazen de bir uyuşturucu kaçakçısını canlandıran başarılı oyuncu, Türk Sineması’na elit kötü adam imajını yerleştiren isim oldu.

Yeşilçam’da çekilen pek çok başarılı filmde imzası olan Alço, aralarında Ahu Tuğba, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, İbrahim Tatlıses ve de Oya Aydoğan’ın da bulunduğu pek çok yıldız oyuncuya beraber kamera karşısına geçti.

Nuri Alço’nun sinemada canlandırdığı karakterlerden ilham alan bir grup gencin kurduğu NARO (Nuri Alço Revival Organization) adlı organizasyon Nuri Alço’nun adını ve repliklerini İstanbul’un duvarlarına yazarak sanatçısının hatırasını canlandırmaya çalıştı.

Ayrıca Seyhan Sevinç’in kaleme aldığı Soğuk Bir Gazoz İster misin Yavrum adlı eser de sanatçının sinemada canlandırdığı karakterleri, Türk Sineması’nın son 30 yılını ve de NARO organizasyonunu ayrıntılı olarak inceledi.

Türk Sineması’nın unutulmaz isimlerinden olan Nuri Alço halen aktif sinema yaşamına devam etmektedir.

Nuri Alço, bir kere evlendi. 1988 yılında boşandı ve bir daha evlenmedi.

Nuri Alço, 2013 yılında Show TV’de yayınlanan “Benzemez Kimse Sana ” yarışmasına yarışmacı olarak katılmıştır.

27 Haziran 2015 tarihinde rahatsızlanınca acilen ameliyata alındı ve özel bir hastanede anjiyo yapıldı.

300’e yakın sinema filminde rol almış olduğu söylenen Alço, 2010 yılında Nene Hatun filminde rol almıştır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/unlu-oyuncu-nuri-alco-hastaneye-kaldirildi/feed/ 0
Odalarda Işıksızım: Kayahan’ın Vefatının Üzerinden 9 Yıl Geçti https://www.haber60.com.tr/odalarda-isiksizim-kayahanin-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/odalarda-isiksizim-kayahanin-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/#respond Tue, 02 Apr 2024 22:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25790 “Odalarda Işıksızım”, “Yemin Ettim”, “Geceler”, “Ben Anadolu Çocuğuyum” ve “Allah’ım Neydi Günahım” adlı unutulmaz eserlere imza atan yorumcu, besteci ve şarkı sözü yazarı Kayahan’ın vefatının üzerinden 9 yıl geçti.

Albay Süleyman Açar ile Firuzan Hanım’ın oğlu Kayahan Açar, 29 Mart 1949’da İzmir’de doğdu. Henüz çocukken müziğe tutkuyla bağlanan sanatçı, ilk ve ortaokulu Kars’ta Fevzi Çakmak Okulunda tamamladı.

Kayahan, babasının askerlik görevi nedeniyle Türkiye’nin birçok ilini dolaştı, gençlik yıllarını ise Ankara’da geçirdi. Sanatçı ilk evliliğini 8 Mart 1973’te Nur Açar ile yaptı. İkilinin çocukları Beste 1974’te dünyaya geldi. Çift, 1991’de ayrıldı.

Vatani görevini İzmir’de tamamlayan sanatçı, daha sonra İstanbul’a gelerek profesyonel müzik çalışmalarına başladı.

Sanatçı, müzik dünyasına 1971’de “Yosun Gözlü Sevgilim-Bir Mektubun Var” adlı 45’liğiyle adım attı.

“İstanbul Hatırası” ile 1978’de Eurovision elemelerine katıldı

Kayahan, 1978’de düzenlenen Türkiye Eurovision elemeleri için bestelediği “İstanbul Hatırası” adlı şarkı ile elemeyi geçemedi.

“Bekle Gülüm – Ateş” adlı 45’liğini 1980’de müzikseverlerin beğenisine sunan sanatçı, seslendirdiği bütün eserleri kendisi yazıp besteledi.

Usta sanatçı, adını ilk olarak Sezen Aksu, Zerrin Özer, Bilgen Bengü ve yakın dostu Nilüfer’e verdiği şarkılarla duyurdu.

Kayahan’ın Nilüfer tarafından yorumlanan “Geceler”, “Kar Taneleri” ve “Esmer Günler” adlı eserleri, Türk pop müziğinin unutulmazları arasına girdi.

Sanatçı, “Geceler” adlı şarkısıyla 1986’da Ayşegül Aldinç ile katıldığı “Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması”nda “Altın Portakal” ödülüne layık görüldü.

TRT Müzik kanalında 1985’te “Cumartesiden Cumartesiye” kuşağı içinde çocuklar için bilim kurgu temalı “Sanmer 2095” adlı programı sunan sanatçı, 1987’de yine çocuklar için “Merhaba Çocuklar” albümünü hazırladı.

“Yemin Ettim” ve “Odalarda Işıksızım” albümleriyle iz bıraktı

Kayahan, ilk albümü “Yemin Ettim”i de 1991’de, ikinci albümü, “Odalarda Işıksızım”ı 30 Nisan 1992’de müzikseverlerle buluşturdu. İkinci albümün ardından büyük bir başarı elde eden sanatçı, aynı yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Ankara Kızılay Meydanı’nda on binlerce kişinin izlediği bir konsere imza attı.

Sanatçının, 1993’te çıkardığı “Son Şarkılarım” albümündeki “Sarı Şekerim”, “Vazgeçmem” ve “Aman” adlı şarkıları müzikseverlerin büyük beğenisini kazanarak, geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.

“Sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın” sloganıyla 1995’te “Benim Penceremden” albümünü yayımlayan sanatçının, “Ben Anadolu Çocuğuyum” ve “Allah’ım Neydi Günahım” adlı eserleri, birçok müzisyen tarafından yorumlandı. Sanatçı, “Ben Anadolu Çocuğuyum” şarkısında, kültürel erozyon karşısındaki tepkisini dile getirdi.

Kayahan, hemen her albümünde “sevgi” temasını işlerken, 1996’da “Allah kimseyi sevgisiz bırakmasın” sloganıyla “Canımın Yaprakları” albümünü yayınladı.

“Emrin Olur” albümünü 1997’de müzikseverlerle buluşturan sanatçı, albümdeki “Şampiyon” şarkısını, taraftarı olduğu Galatasaray’ın şampiyonluğu dolayısıyla yeniden yorumlayarak, “Cimbom Şampiyon” adlı tekli çıkardı.

Sanatçı, 15 Ekim 1992’de Lale Yılmaz ile evlendi ancak çift 1993’te ayrıldı. Vokalisti İpek Tüter ile de 1999’da dünya evine giren Kayahan’ın, Aslı Gönül adını verdiği kızı 2000’de dünyaya geldi.

Usta müzisyen, “Beni Azad Et” albümünü 1999’da müzikseverlerle buluşturdu. “Gönül Sayfam” albümünü ise 2000 yılında çıkaran sanatçı, albümde 17 Ağustos 1999 depremi için yazdığı “17 Ağustos” şarkısı ile kızı Aslı Gönül için bestelediği “Ninni” adlı eserlerine yer verdi.

Kayahan, 45 yıllık kariyerinde, 45’likler, long playler ve albümlerin yanında “365 Gün” ve “Mevsim Hala Sen” adlı teklileri de müzikseverlerle buluşturdu.

Doğa ve çevre duyarlılığı ile de bilinen usta sanatçı, yaşamı boyunca birçok yardım konseri verdi ve gönüllü olarak çeşitli çalışmalara katıldı.

“Ölüm bir ceza değil, mezuniyettir”

Sanatçı, 1990’da yumuşak doku kanseri ile mücadele etti. 2004’te kansere yeniden yakalanan usta isim, tekrar iyileşti. Hastalık 2014’te nüksetti. Bir yıl boyunca hastalığıyla mücadele eden Açar, küçük hücreli akciğer kanseri nedeniyle 3 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.

Cenazesi Teşvikiye Camisi’nden kaldırılan sanatçı, vasiyeti gereği Kanlıca Mihrimah Sultan Mezarlığı’na defnedildi.

Romantik dizelerinin yanında inançlı yapısıyla da bilinen sanatçı, bir röportajında şunları söylemişti:

“Ölüm bir ceza değil, bana göre bir mezuniyettir. Yani, Cenab-ı Allah’ın katına çıkacaksınız, orada hesap vereceksiniz. Buradaki dünyanın yalan olduğunu, eğer bir düşünürseniz, zaten huzur kendiliğinden gelir. Cenab-ı Allah’ın gönderdiği Kuran-ı Kerim’i okusanız, o kitapta size ticareti nasıl yapacağınız bile anlatılıyor. En kolayını da söyleyeyim; helal ve haram. Bunu bilen bir dünyada, hiçbir problem çıkmaz.”

Tarkan, Sezen Aksu, Funda Arar ve Nilüfer’in de aralarında olduğu birçok ünlü sanatçı, 2014’te bir araya gelerek “Kayahan’ın En İyileri” albümünde yer aldı.

Arkadaşlarının deyimiyle, romantik melodileri iğne oyası gibi eserlerine işleyen ve şarkılarında daima insanları birlik ve sevgiye davet eden usta sanatçının, 45 yıllık sanat hayatında geride bıraktığı eserleri şöyle:

“Canım Sıkılıyor Canım (1981)”, “Merhaba Çocuklar (1987)”, “Benim Şarkılarım (1988)”, “Benim Şarkılarım 2 Siyah Işıklar (1989)”, “Yemin Ettim (1991)”, “Odalarda Işıksızım (1992)”, “Son Şarkılarım (1993)”, “Benim Penceremden (1995)”, “Canımın Yaprakları (1996)”, “Emrin Olur (1997)”, “Beni Azad Et (1999)”, “Gönül Sayfam (2000)”, “Ne Oldu Can? (2002)”, “Kelebeğin Şansı (2004)”, “Biriciğim’e (2007)”, “365 Gün (2011)”

]]>
https://www.haber60.com.tr/odalarda-isiksizim-kayahanin-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/feed/ 0
Yeşilçam’ın unutulmaz sanatçısı Belgin Doruk’un vefatının üzerinden 29 yıl geçti https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-sanatcisi-belgin-dorukun-vefatinin-uzerinden-29-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-sanatcisi-belgin-dorukun-vefatinin-uzerinden-29-yil-gecti/#respond Mon, 25 Mar 2024 14:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23307 Ayhan Işık ile oynadığı “Küçük Hanımefendi” serisinin yanı sıra Zeki Müren ile başrolü paylaştığı yapımlarla sinemaseverlerin gönlüne taht kuran Belgin Doruk’un vefatının üzerinden 29 yıl geçti.

Yeşilçam’ın unutulmayan sanatçıları arasında yerini alan sanatçı, Hasan Doruk ile Refet Hanım’ın çocuğu olarak 28 Haziran 1936’da dünyaya geldi.

Yıldız dergisinin 1952’de İstanbul Film ile düzenlediği yarışmada, genç kızlar arasında birinci seçilen Doruk, aynı yıl Faruk Kenç’in senaryosunu yazıp, yönetmenliğini üstlendiği “Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi” adlı filmle sinemaya adım attı.

Sanatçı, 1953’te gerçekleştirilen güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi, “Köroğlu/Türkan Sultan” ve Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği, Ayhan Işık ile ilk kez kamera karşısına geçtiği “Öldüren Şehir” filmlerinde rol aldı.

Ailesinin engellemelerine rağmen Enver Paşa’nın yeğeni, yönetmen Kenç ile 1954’te evlenen Doruk’un kızı Gül, 1955’te dünyaya geldi. Çift, 5 yıllık evliliğin ardından boşandı.

Başarılı sanatçı, 1955’te Neriman Köksal ve Kenan Pars ile “Ölüm Korkusu”, Zeki Müren’le “Son Beste”, 1957’de ise Turan Seyfioğlu ile “Çölde Bir İstanbul Kızı” filmlerinde başrol oynadı. Son Beste sinemada büyük ilgi gördü.

“Küçük Hanımefendi” en beğenilen filmlerinden oldu

Oyuncu Doruk, Nejat Saydam’ın yönettiği, sinemanın unutulmazları arasında yer alan 1961 yapımı “Küçük Hanımefendi” filminde başrolleri Ayhan Işık ve Sadri Alışık ile paylaştı. Film, yılın en çok izlenen ve en beğenilen filmlerinden birisi olup, çok olumlu eleştiriler alınca, aynı kadroyla 1962’de “Küçük Hanım Avrupa’da” ve “Küçük Hanımın Kısmeti”, 1970’te ise “Küçük Hanımın Şoförü” adlı devam filmleri çekildi.

Sanatçı Zeki Müren ile de bir dizi sinema filminde rol alan sanatçı, 1959’da “Kırık Plak”, 1961’de “Hep O Şarkı”, 1962’de “Bahçevan”, 1963’te “İstanbul Kaldırımları”, 1964’te “Hayat Bazen Tatlıdır” adlı yapımlarda oynadı.

Yönetmen ve senarist Özdemir Birsel ile 1961’de evlenen Doruk, 1964’te çekilen “Duvarların Ötesi” filminde Tanju Gürsu ve Erol Taş ile başrolü paylaştı. Sanatçının oğlu Aydın 1967’de dünyaya geldi.

Özellikle melodramlar ile duygusal güldürülerin değişmez oyuncularından biri haline gelen sanatçı, 1950 ve 1960’lı yılların en beğenilen yapımlarında rol aldı.

Başarılı oyuncu, 1969 yapımı “Ayşecik-Yuvanın Bekçileri” filmiyle 1970’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.

Zayıflama ilaçlarıyla sağlığını kaybetti

Aldığı kiloları vermek amacıyla kullandığı ilaçların yan etkisi ve yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle zor günler geçiren sanatçı, bir süre akıl hastalarının tedavi gördüğü Fransız Lape Hastanesinde yattı. Yaşadığı sağlık sorunlarının yanı sıra 1970’li yılların başında eşi de iflas edince, ekonomik olarak sarsılan sanatçının evindeki eşyalar haczedildi.

Kariyeri boyunca Ayhan Işık, Zeki Müren, Göksel Arsoy, Eşref Kolçak, Ekrem Bora, Tamer Yiğit, Ediz Hun, Cüneyt Arkın ve İzzet Günay ile başrol oynayan sanatçı, 1972’de son filmi “Gecekondu Rüzgarı”nda rol aldı.

Sinemayı 1975’te bıraktı

Zeki Müren’in “Burnunun ucundan, kirpiğinin gölgesine kadar güzel” dediği sanatçı, 1975’te sinemayı bıraktığını açıkladı.

Sadri Alışık’ın vefatından bir hafta sonra 26 Mart 1995’te hayata veda eden Doruk, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Belgin Doruk, 1987’de konuk olduğu TRT ekranlarında yayınlanan Kamera Arkası programında 1960’lı yılların Türk sinemasına dair şunları anlatmıştı:

“Bir arz talep melesi oluyordu. O filmleri yapıyorduk, çünkü halk bayılıyordu. İzleyici gülmek, ağlamak istiyordu. Hatta filmler ikişer kere çekiliyordu. Bütün romanlar falan. Bir yılda oynadığım filmler 12’yi geçmedi. Fakat bir ara zannediyordum 1958’ler falandı. 3 filmde bir gün içerisinde çalıştığımı biliyorum. Sabah gidip öğlene kadar bir sette, öğleden akşama kadar bir sette, akşamdan sabaha kadar 3. sette çalıştığımı hatırlıyorum. Biz şunu yaşadık, ‘Altın Çağ’ diyoruz o döneme, seyircimizle kucak kucağa, o büyük coşkuyu içimizde hissederek, onlar bizle, biz onlarla. Bir film çekildiği zaman polis kordonu altında çalışırdık. O ne büyük bir izdihamdı birimizi görmek için. Sinemaların prömiyerlerinde camlarının kırıldığını hatırlıyorum.”

Sanatçının oynadığı filmler şöyle:

1952’de “Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi”, “Kanlı Çiftlik”, 1953’te “Köroğlu/Türkan Sultan”, “Öldüren Şehir”, 1954’te “Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar”, 1955’te “Kader”, “Son Beste”, “Ölüm Korkusu”, 1957’de Mahşere Kadar”, “Çileli Bülbül”, “Lejyon Dönüşü”, “Çölde Bir İstanbul Kızı Şermin”, 1958’de “Daha Çekecek miyim?”, “Beraber Ölelim”, “Hayat Cehennemi”, 1959’da “Kederli Yıllar”, “True Romance”, 1959’da “Annemi Arıyorum”, “Binnaz Binnaz”, “Kırık Plak”, “Ömrümün Tek Gecesi”, “Ölmeyen Aşk”, 1960’ta “Ayşecik Şeytan Çekici”, “Gece Kuşu”, “Kanlı Firar”, “Satın Alınan Adam”, “İlk Aşk”, “Yeşil Köşkün Lambası”, 1961’de “Aşkın Saati Gelince”, “Bir Demet Yasemen”, “Düğün Alayı”, “Kızıl Vazo”, “Bir Yaz Yağmuru”, “Tatlı Günah”, “Zavallı Necdet”, “Özleyiş”, 1962’de “Bülbül Yuvası”, “Küçük Hanımefendi”, “Aşka Karşı Gelinmez”, “Daima Kalbimdesin”, 1963’te Akdeniz Şarkısı”, “Gönül Avcısı”, “Aşk Tomurcukları”, “Bahçevan”, “Kadınlar Hep Aynıdır”, 1964’te “Bitirimsin Hanım Abla”, “Duvarların Ötesi”, “Evcilik Oyunu”, “Aşk ve Kin”, “Şoförler Kralı”, “Suçlular Aramızda”, “İstanbul Kaldırımları”, 1965’te “Bir Gönül Oyunu”, “Hep O Şarkı”, “Kırık Hayatlar”, “Satılık Kalp”, “Sayılı Dakikalar”, “Yasak Cennet”, “Şoförün Kızı”, “Toprağın Kanı”, 1966’da “Bozuk Düzen”, “Allahaısmarladık Yavrum”, “Sevgilim Bir Artistti”, “Toprağın Kanı”, “Güzel Bir Gün İçin”, 1968’de “Atlı Karınca Dönüyor”, “Kanlı Nigar”, “Yıkılan Gurur”, “İstanbul’da Cümbüş Var”, “İstanbul’u Sevmiyorum”, 1969’da “Şahane İntikam”, “Ayşecik Yuvanın Bekçileri”, 1970’te “Küçük Hanımın Şoförü”, “Gönül Meyhanesi”, “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler”, 1973’te ise “Gecekondu Rüzgarı”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-sanatcisi-belgin-dorukun-vefatinin-uzerinden-29-yil-gecti/feed/ 0
Unutulmaz Sanatçı Müslüm Gürses’in Eşi Muhterem Nur’un Vefatının 4. Yılı https://www.haber60.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/ https://www.haber60.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:00:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21040 Unutulmaz sanatçı Müslüm Gürses’in eşi, oyuncu ve şarkıcı Muhterem Nur’un vefatının üzerinden 4 yıl geçti.

Müslüm Gürses ile evliliğinde Akbaş soyadını alan sanatçı, bazı röportajlarında 1936’da dünyaya geldiğini belirtse de kayıtlara göre 1932’de Makedonya’nın Manastır şehrinde dünyaya geldi.

Tam adı Aysel Muhterem Kısa olan sanatçı, 16 yaşındaki annesini, kendisi dünyaya gelirken kaybetti.

Küçük yaştan itibaren “teyze” dediği bir kadın tarafından büyütülen Nur, 1942’de Türkiye’ye göç ederek, çocukluğunu Eyüpsultan’da geçirdi.

Muhterem Nur, genç yaşlarında fabrika işçisi olarak çalışırken, tesadüfen tanıştığı ünlü ses sanatçısı ve film yapımcısı Suzan Yakar Rutkay’ın desteğiyle sinemaya adım attı.

İlk kez 1950’de figüranlık yaptı

İlk kez 1950’de “Yıldızlar Revüsü” filminde figüran olarak kamera karşısına geçen oyuncu, fabrikadaki işinden ayrılıp figüranlığa devam etti.

Sanatçı, tanınmaya başlayıncaya kadar 20’nin üzerinde filmde küçük roller oynadı. Asıl ününü “Üç Arkadaş” filmiyle yakalayan Nur, kısa sürede başrollerde oynamaya başlasa da bir süre sonra şöhretini kaybetmeye başladı.

Nur, ilk evliliğini 1961’de Işın Kaan Köseoğlu ile yaptı ancak iki yıl sonra evliliği sona erdi. Maddi sıkıntıları başa çıkamayacağı boyuta ulaşıp, ödeyemediği borçlar yüzünden 1967’de kısa süreli hapis cezası alan sanatçı, aynı yıl şarkıcı olarak sahneye çıkmaya başladı.

Sanatçı, 1982’nin mayıs ayında Malatya turnesi sırasında Müslüm Gürses ile tanıştı ve ikili arasında “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası yaşandı.

Kendisinden 21 yaş küçük olan Gürses ile 5 Mayıs 1986’da Beykoz Evlendirme Memurluğu’nda gizlice nikah masasına oturan Nur, o dönem popüler bir konumda olsa da eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırdı ve Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Müslüm filmiyle aşkları beyaz perdede ölümsüzleşti

Katıldığı bir televizyon programında, Müslüm Gürses’e olan sevgisini anlatan sanatçı, eşinin vefatının ardından unutmak için evini değiştirdiğini anlatmıştı.

Sanatçı, “Her yerde Müslüm’ü arıyordum ama oturduğu yerde göremiyordum. Unutmak için biraz uzağa gittim. Tabii unutulmuyormuş. Benimle beraber geldi. Dolu dolu onunla beraberim. Unutmam mümkün değil. Malatya’da bir turnede tanıştık. Beraberliğimiz de bir şarkı yüzünden oldu. Sahne arkasında kavga ettik. Yıldırım Gürses’in ‘Yalan Dünya’ şarkısı için. Ben onu okuyordum sahne arkasında. ‘Muhterem Hanım bunu okumayacaksınız.’ dedi. ‘Neden okumayacağım. Benim repertuvarımda var. Siz arabeskçisiniz.’ dedim. ‘Okumayacaksınız diyorsam, okumayacaksınız.’ dedi. ‘Siz kim oluyorsunuz?’ dedim. Ben tek bir plağını dinlemiştim.” ifadelerini kullanmıştı.

İkilinin birlikteliği, Mustafa Uslu’nun yapımcılığını üstlendiği, Ketche ve Can Ulkay’ın yönettiği, 2018 yapımı “Müslüm” filmiyle beyaz perdeye uyarlanmış ve film gişede 6 milyon 480 bin kişi tarafından izlenerek bir rekora imza atmıştı.

Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.

“Adana Altın Koza Film Şenliği” ve “İstanbul Film Festivali”nden ödüllerle dönen sanatçının rol aldığı bazı yapımlar şöyle:

“Yuva”, “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, “Denizin Kanı”, “Esrarlı Gözler”, “Bir Akıllı Bir Deli”, “Sevmemeli”, “Yalnızlık Korkusu”, “Kuşlu Çorap”, “Küskünüm”, “Son Akın”, “Zeytin Gözlüm”, “Kaderim”, “Kara Gün”, “Öksüz Gülnaz”, “Yiğit Anadolu’dan Çıkar”, “Kanunsuz Toprak”, “İstanbul’da Randevu”, “Ekmek Kavgası”, “Anne”, “Ali Derler Adıma”, “Derbeder/ Kırık”, “Ayşem Kınalı Gelin”, “Gelin Ayşem”, “Bırakın Yaşayalım”, “Kara Davut”

]]>
https://www.haber60.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/feed/ 0
‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün tazminat davasına ret https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-tazminat-davasina-ret/ https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-tazminat-davasina-ret/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20933 ‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün tazminat davasına ret

İSTANBUL – ‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun 2 üyesi ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, Akgül’ün açtığı davanın reddine karar verdi.

‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasında karar çıktı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti.

Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti.

Davanın reddine hükmedildi

Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasının reddine karar verdi.

Olayın geçmişi

İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yaptı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AK Parti ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaptı.

Dava dilekçesinde 3 sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattığını belirten Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-tazminat-davasina-ret/feed/ 0
‘maNga’ Grubunun Solisti Ferman Akgül’ün Açtığı Davada Karar Çıktı https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-actigi-davada-karar-cikti/ https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-actigi-davada-karar-cikti/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:24:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20915 ‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun 2 üyesi ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, Akgül’ün açtığı davanın reddine karar verdi.

‘maNga’ grubunun solisti Ferman Akgül’ün, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek linçe maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasında karar çıktı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti.

Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti.

Davanın reddine hükmedildi

Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasının reddine karar verdi.

Olayın geçmişi

İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yaptı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AK Parti ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaptı.

Dava dilekçesinde 3 sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattığını belirten Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/manga-grubunun-solisti-ferman-akgulun-actigi-davada-karar-cikti/feed/ 0
Ferman Akgül, Redd Grubu üyelerine karşı açtığı tazminat davasını kaybetti https://www.haber60.com.tr/ferman-akgul-redd-grubu-uyelerine-karsi-actigi-tazminat-davasini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/ferman-akgul-redd-grubu-uyelerine-karsi-actigi-tazminat-davasini-kaybetti/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20899 GAYE ŞEYMA CAN

‘Manga’ grubunun solisti Ferman Akgül, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek lince maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasını kaybetti.

İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken … iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yapmıştı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AKP ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaparak Ferman Akgül hakkında iddialarda bulunmuştu.

“YALAKA MANGA, YANDAŞ GRUP GİBİ HAKARETLERE MARUZ KALDI”

Üç sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattıklarını dava dilekçesinde anlatan Ferman Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” dedi.

“SANATÇININ AĞIR ELEŞTİRİLERE TAHAMMÜL ETMESİ GEREKİR”

Davaya cevap veren Redd Grubu üyeleri Doğan Duru ile Güneş Duru ise, kamuoyuna mal olmuş bir sanatçı olan Ferman Akgül’ün ağır eleştirilere tahammül etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istedi. Doğan Duru ile Güneş Duru’nun sanatçı Ferman Akgül’ün kişilik haklarına saldırıda bulunmadıklarının belirtildiği cevap dilekçesinde, “Ferman Akgül, ne şekilde zarar gördüğünü belirtmemiştir. Kendisinin siyasi bir partiye yakın durmasından hareketle, özellikle geçmişteki muhalif parçaları göz önüne alındığında, dinleyiciler ve sanat camiasından eleştirel paylaşımların yapılması ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yapılan yorumlar, kişilik haklarına zarar verici nitelikte değildir. Bu nedenle davanın reddini istiyoruz” dedi.

MAHKEME DAVAYI REDDETTİ

İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti. Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasını reddetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ferman-akgul-redd-grubu-uyelerine-karsi-actigi-tazminat-davasini-kaybetti/feed/ 0
Türk Pop Müziği Sanatçısı Erol Büyükburç’un Vefatının Üzerinden 9 Yıl Geçti https://www.haber60.com.tr/turk-pop-muzigi-sanatcisi-erol-buyukburcun-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/turk-pop-muzigi-sanatcisi-erol-buyukburcun-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/#respond Mon, 11 Mar 2024 22:03:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17964 Türk pop müziğine getirdiği yeniliklerle adından söz ettiren ve “Sevemem” isimli şarkısıyla müzikseverlerin hayranlığını kazanan Türk pop müziği sanatçısı Erol Büyükburç’un vefatının üzerinden 9 yıl geçti.

Doğum tarihi çeşitli kaynaklarda 22 Mart 1936 olarak belirtilen sanatçı, gazeteci Seral Cumalı’ya verdiği bir röportajda, “8 Ağustos 1936’da Adana’da doğdum. Babam Kafkasyalı Türkmen. Anne tarafından Giray Han’ın soyundan geliyorum. Babam Suphi Bey, Devlet Demiryolları güney hattında veznedardı.” ifadelerini kullanmıştı.

Babası Sufi Beyin görevi dolayısıyla eğitimine Halep’te, Frere Maristes’te başlayan ve Adana Kemal Paşa İlkokulunda devam eden sanatçı, o günleri ise şu sözlerle aktarmıştı:

“Halep’teki Frere Maristes adlı Fransız mektebine gidiyor, tatillerde Adana’ya geliyordum. Annem keman ve ud çalar keyfince, ablam piyano çalarak Fransızca şarkılar söylerdi. Babamın tarafında herkes bir enstrüman çalar, güzel şarkı söylerdi. Evde fasıl kurulur, hepsi birer radyo icracısı gibi öyle güzel icra ederdi ki şarkıları. Ben de onları dinler, feyz alırdım. Doğduğumda dedem anneme bir gramofon vermiş. Dedem ve babamın getirdiği taş plaklardan Tino Rossi, Caruso, Mozart, Hafız Burhan, Münir Nurettin plaklarını dinlerdik. Dinlediğim şarkıları çok güzel söylüyordum. İstanbul’a yerleşince, ortaokulda teneffüslerde arkadaşlarımın ısrarı üzerine bahçe duvarına çıkar, şarkı söylerdim.”

İlk müzik grubunu lise yıllarında kurdu

İstanbul’da Fatih Gelenbevi Ortaokuluna giden sanatçı, 1951’de başladığı Sultanahmet Ticaret Lisesinden mezun oldu. Lise yıllarında İstanbul’da Şevket Uğurluel, Kanat Gür, Salim Ağırbaş ve Metin Ersoy ile kurduğu ilk grubuyla Florya plajında müzik yaptı.

Erol Büyükburç, bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarına devam ederken diğer yandan Alis Rosental’dan şan dersleri aldı.

İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisinin Yüksek Ticaret bölümünde okuyan sanatçı, üçüncü sınıfta okuldan ayrıldı.

Başarılı sanatçı, kendi adına kurduğu ilk orkestrası Erol Büyükburç Vokal Grubu ile çeşitli müzik türlerinin Türkiye’deki öncü uygulayıcısı oldu. “Little Lucy” adlı bestesini 1961’de plak yapan sanatçı, ardından “Kiss Me”, “Lover’s Wish” ve “Memories” adlı bestelere imza attı.

1964’te Balkan Melodileri Festivali’ne katıldı

Büyükburç,1950’li yıllarda İngilizce sözlü yabancı besteleri yorumlamaya başladı ve daha sonra folk düzenlemelere imza attı.

Milli Orkestra ile 1964’te Belgrat’ta yapılan Balkan Melodileri Festivali’ne katılan sanatçı, farklı giyim tarzına ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Anadolu popunun ortaya çıkışı, benim halk türkülerini aranje etmemle başlayan süreçtir. Farklı olmak istiyordum. Zeki Müren ve diğer şarkıcılar sahnede siyah smokinle şarkı söylüyordu. ‘O kadar ciddiyete gerek yok.’ dedim. Las Vegas ve Hollywood’un pırıltısını sahne şovlarıma uyguladım ve kıyafetlerimde çok cüretkar davrandım.” ifadelerini kullanmıştı.

Sanatçı, 1992’ye kadar çocuk şarkılarının yanı sıra kendi hazırladığı kukla karakterleri ve kukla oyunları için şarkılar yaptı, 1990’dan 2007’ye, TRT için tango emisyonlarına imza attı, yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp yorumladı.

İlk albümü “Sevgi Çiçekleri”ni 1975’te müzikseverlerle buluşturan sanatçı, 1981’de “Sevemem” adlı şarkısının da aralarında olduğu “Sen Varsın”ı yayımladı. Albümdeki Sevemem şarkısı ile ün kazandı.

İstanbul’daki evinde 12 Mart 2015’te yaşamını yitiren sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

200’e yakın ödül aldı

“Kırık Kalp”, “Yasemin”, “Hop Dedik”, “Dünya Durdukça”,”Karakaş Gözlerin Elmas”, “Ağlarım”, “Aşk Yolunda” ve “Zeynebim” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu 6 taş plak, 5 long play, 75 tane 45’lik, 9 kasete imza atan sanatçı ayrıca, 20 fotoromanda yer aldı.

Türkiye’nin Elvis’i olarak da anılan sanatçı, kariyerinde 200’e yakın ödüle değer görüldü, 1800 kadar şarkı yorumladı.

Yaşamı boyunca 33 filmde rol alan sanatçının oynadığı filmlerden bazıları şöyle:

“Neşeli Aşıklar”, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Gençlik Türküsü”, “Sus Sus Kimseler Duymasın”, “Menekşe Gözler”, “Turist Ömer Arabistan’da”, “Kavanoz Dipli Dünya”, “Kader Rüzgarı”, “Kurban Olayım”, “Nerdesin Firuze”, “Hababam Sınıfı Merhaba” ve “Hırçın Kız Kadife”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-pop-muzigi-sanatcisi-erol-buyukburcun-vefatinin-uzerinden-9-yil-gecti/feed/ 0
Siirt’te Şal Şepik Kumaşı Geleceğe Taşınıyor https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/ https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16152 Siirt’in Eruh ilçesinde cezaevinden dönüştürülen atölyede dokunan şal şepik kumaşı, kültürel miras taşıyıcısı sanatçıların öncülüğünde geleceğe taşınıyor.

Türk Patent ve Marka Kurumunca 2 yıl önce coğrafi işaretle tescillenen şal şepik kumaşı, Eruh Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde eski cezaevinde kurulan atölyede 12 usta tarafından 10 tezgahta üretiliyor.

Atölyede görevli usta öğreticilerden Leyla Çekin, Nail Gülhacı ve Yusuf Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanlığınca Türkiye’deki geleneksel sanatları ve sanatçıları desteklemek amacıyla somut olmayan kültürel miras taşıyıcılarına verilen “sanatçı tanıtma kartı” almaya hak kazandı.

Eruh Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Seyfettin Çelik, AA muhabirine, 2014 yılında 2 ustanın çalıştığı atölyede, şu anda 12 ustanın 10 tezgahta üretim yaptığını söyledi.

Şal şepik kumaşının her geçen gün daha da ilgi gördüğünü vurgulayan Çelik, bu nedenle mevcut atölyenin ihtiyaçları karşılayamadığını ifade etti.

Usta sayısının artırılması hedefleniyor

Yeni bir yerde hizmet vermek için çalışmaların sürdüğünü anlatan Çelik, buna ilişkin GAP Bölge Kalkınma İdaresine proje sunduklarını dile getirdi.

Çelik, proje kapsamında büyük bir kök boya atölyesi kurmayı ve usta sayısını 60’a çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, “Burada kuracağımız kök boya atölyesiyle sadece Eruh’a değil, bölgeye hizmet etmeyi planlıyoruz. Bölgedeki halı, kilim iplerini kök boyayla burada boyamayı hedefliyoruz. Amacımız Eruh’umuzu bir doğal tekstil merkezi haline getirmektir.” dedi.

3 usta öğreticinin sanatçı tanıtma kartı aldığına dikkati çeken Çelik, atölyenin bu kültürel miras taşıyıcılarıyla ilerleyişini daha emin adımlarla sürdüreceğini kaydetti

Atölyede 9 yıldır görev yapan Leyla Çekin de eski ustalardan öğrendiği mesleğini, aldığı kart ile daha da severek yapacağını söyledi.

Çekin, “Devlet büyüklerimizin bu kumaşa değer vermeleri bizi ayrıca gururlandırıyor ve daha çok çalışmaya teşvik ediyor.” diye konuştu.

Tiftiğin 11 aşamadan geçtiğini ve ardından tezgahta dokunarak kumaş haline getirildiğini aktaran Çekin, bu kumaştan farklı renklerde ceket, pantolon, yelek, etek, yöresel kıyafetler ile çeşitli aksesuarlar yapıldığını anlattı.

Çekin, hak kazandığı sanatçı kimliğiyle mesleği gelecek nesillere aktarmaya çalışacağına işaret ederek şöyle konuştu:

“Şal şepik, her aşaması çok emek isteyen zor bir kumaş. Emeği çok olduğu kadar değerli bir kumaş. Severek dokuyoruz. Devlet büyüklerimizden de burayı büyütmek için destek bekliyoruz. Gençlerimiz için güzel bir istihdam alanı olur. Sanatçı tanıtma kartı almak bizi gururlandırıyor, mutlu ediyor. Bizi bu işe daha çok teşvik ediyor.”

“Mesleğimizi daha da severek yapacağız”

Nail Gülhacı da babasından öğrendiği şal şepik yapımını 9 yıldır atölyede sürdürdüğünü dile getirdi.

Kültürel miras taşıyıcısı kimliğiyle mesleğinin daha da anlam kazandığına vurgu yapan Gülhacı, “Burada sürekli şal şepik üretiyoruz. İl dışına da yurt dışına da gönderiyoruz. Gelen talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Bu kimlik kartını aldık ve bundan sonra mesleğimizi daha da severek yapacağız. Bugüne kadar çok sayıda kursiyer yetiştirdik.” ifadelerini kullandı.

Yusuf Yıldırım ise 8 yıldır atölyede görev yaptığını belirterek, sanatçı tanıtma kartı aldığı için çok mutlu olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/feed/ 0
Arabesk müziğin “Baba”sı: Müslüm Gürses https://www.haber60.com.tr/arabesk-muzigin-babasi-muslum-gurses/ https://www.haber60.com.tr/arabesk-muzigin-babasi-muslum-gurses/#respond Sun, 03 Mar 2024 22:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14625 “Arabeskin Babası” veya “Müslüm Baba” olarak tanınan arabesk ve halk müziği sanatçısı Müslüm Gürses’in vefatının üzerinden 11 yıl geçti.

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.

14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı

Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.

Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.

Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.

Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.

İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı

Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.

Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.

İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.

Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.

Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.

Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.

Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.

1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı

Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.

Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.

Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.

Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.

2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı

Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.

David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.

Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.

Onlarca albüm ve plak yaptı

Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.

“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.

38 filmde rol aldı

Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.

Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.

Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.

Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu

Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.

Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.

44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı

Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.

Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/arabesk-muzigin-babasi-muslum-gurses/feed/ 0
Ankara Büyükşehir Belediyesi MESAM Üyelerine Yardımlar Yapıyor https://www.haber60.com.tr/ankara-buyuksehir-belediyesi-mesam-uyelerine-yardimlar-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/ankara-buyuksehir-belediyesi-mesam-uyelerine-yardimlar-yapiyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11770 Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ankara ‘da yaşayan ihtiyaç sahibi MESAM üyelerine doğalgaz, su faturaları ile gıda yardımları yaptığını belirten MESAM Başkanı Recep Ergül, düzenli telif ödeyen tek belediyenin de Ankara olduğunu söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hem hukukçu olarak hem de somut olmayan kültür mirasımıza katkıda bulunarak, eserlerin gelecek nesillere aktarılması için telif konusunda hassa olduklarını dile getirdi.

MANSUR YAVAŞ’A BÜYÜK İLGİ

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde dün düzenlenen geceye MESAM Başkanı Recep Ergül, Başkan vekili ve eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mustafa Kul, yönetim kurulu üyeleri, aralarında Musa Eroğlu, Mehmet Seske, Kadir İpek gibi sanatçılarında olduğu yaklaşık dört yüz MESAM üyesi katıldı.

Gecede, 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenler de unutulmadı. MESAM tarafından hazırlanan deprem videosu, geceye katılanlara duygulu anlar yaşattı.

Gecenin ev sahipliğini üstlenen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, MESAM üyeleri ve sanatçıları tarafından büyük ilgi gördü.

DÜZENLİ TELİF ÖDEYEN TEK BELEDİYE

Ankara Büyükşehir Belediyesinin düzenli telif ödeyen tek belediye olduğunu belirten MESAM Başkanı Recep Ergül yaptığı konuşmada, siyasetin bir tarafı olmadıklarını söyledi.

MESAM’ın 182 ülkede temsil edilen tek Türk Kurumu olduğunu, 14 bin üyesi ile en büyük meslek birliği olduğunu söyleyen Recep Ergül, geçtiğimiz 14 Aralık’ta 17. Genel Olağan Kurulu’nda mevcut yönetimin büyük bir oy çoğunluğuyla seçildiğini hatırlattı.

“ANKARA MODELİNİ TÜM ÜLKEDE HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Türkiye’de bin 394 belediyeden sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile lisanslama protokolü olduğunu belirten Recep Ergül, “Geçen yıl sayın başkanımız Mansur Yavaş’la görüşmemiz ardından hemen harekete geçtiler.

Konser lisanslama ve Ankara’da yaşayan sanatçılarımıza sahip çıkan bir model ortaya konuldu. Hedefimiz bu modeli bütün illerimizde hayata geçirmek. Mansur Yavaş başkanımız buna bir öncülük yapmış oldu. Devamını da umarım biz getireceğiz” dedi.

Ergül sözlerine şöyle devam etti;

“Ankara’da yaklaşık bin iki yüz üyemiz var. Bu programın ev sahibi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş. Pandemi döneminde müzisyenlere, sanatçılara en fazla sahip çıkan Ankara Büyükşehir Belediyesi oldu.

6 Şubat depreminde 11 gün boyunca deprem bölgesindeydik. En fazla rastladığımız kurum da Ankara Büyükşehir Belediyesi oldu. Sanata ve sanatçıya destek veren sayın Mansur Yavaş’a teşekkür ediyoruz.”

BÜTÜN KONSERLERİMİZDE TELİF ÖDÜYORUZ

Başkan Mansur Yavaş ise konuşmasında MESAM Yönetimi ve Başkan Ergül’ü başarılı çalışmalarından dolayı tebrik ederek, MESAM ile işbirliği yapmaya devam edeceklerini söyledi.

MESAM’ın özellikle telif haklarında başarılı olduğunu söyleyen Mansur Yavaş, “Biz de bütün konserlerimiz de telif haklarımızı ödüyoruz. Hem hukukçu olarak hem de somut olmayan kültür mirasımıza katkımız olsun diye.

Gelecek nesillere de aktarılsın, gitsin diye. İnşallah gidecek. Bugün sistemde kayıt olduğu için kaybolmuyor. Ancak Anadolu’da dolaşa dolaşa bu eserler Türkiye’ye kazandırıldı” dedi.

MUSA EROĞLU TÜRKÜLERİYLE UNUTULMAZ BİR GECE YAŞATTI

Sanatçı Musa Eroğlu, gecede seslendirdiği birbirinden güzel türkülerle geceye damga vururken, sanatçılar Mehmet Seske, Nurullah Akçayır, Erhan Yılmaz, Ali Demirhan, Ferhat Durmuş, eski Bakan ve MESAM Başkan Vekili Mustafa Kul ve çok sayıda sanatçı sahne aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankara-buyuksehir-belediyesi-mesam-uyelerine-yardimlar-yapiyor/feed/ 0
Ebru Sanatının Dünya Çapında Tanınmasını Sağlayan Sanatçı Hikmet Barutçugil İle Röportaj https://www.haber60.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/ https://www.haber60.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:00:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8247 Ebru sanatının tüm dünyada tanınmasını sağlayan sanatçı Hikmet Barutçugil, ebrunun ana sanat dallarından biri olduğuna dikkati çekerek, “Ebru geçmişte sadece kağıtta sıkışıp kalmış fakat doğru yöntem, doğru boyar madde kullandığınızda bence ebrulanmayacak yüzey yoktur. Şimdi ebru sanatında başka sanatlarla birleşerek büyük bir açılım oldu.” dedi.

Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, ebruzen Hikmet Barutçugil ile bir araya geldi.

Barutçugil, sanat hayatının dönüm noktalarını, ebru sanatının geçmişini ve bugününü AA muhabirine anlattı.

Dünyaya gözlerini açtığı Malatya’da, çocukluğunun ilk 10 yılını geçiren Barutçugil, çocukluğundan itibaren el becerisi olduğunun söylendiğini belirterek, “Büyük bahçeli kerpiç bir evde otururduk. Çocukluğumda hayal ettiğim Malatya şimdi maalesef yok. Bahçemizde değişik lezzette kayısı ağaçları vardı.” diye konuştu.

“Ebruzenliğimin yanında mücellitliğim de var”

Sanatçı, bahçedeki küçük süs havuzuna attığı kayısı yapraklarına elindeki çubuklarla şekil vermeye çalışmanın en büyük çocukluk hobisi olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Sonradan fark ettik ki meğerse ebrunun zemin oradan başlamış. Suyun üstünde bir şeyler yüzdürüp bir şeyler şekillendirmeye orada başlamışım. 10 yaşındayken ailece İstanbul’a göç ettik. 10 yaşında ilkokulu bitirdim. Benden 2 yaş büyük abimle beraber başlamıştım okula. 10 yaşındayken ilkokul bitti ama tabi bu arada eğitim zayıf kaldı ki okuma alışkanlığım olmadı. O yıllarda yaz tatillerinde çocuklar işe girerdi, ailenin maddi ihtiyacından değil hayatı öğrensinler diye. Ben de bir mücellithanede çalışmaya başladım. O bilgileri hala devam ettiriyorum. Ebruzenliğimin yanında mücellitliğim de var. Tüm ailem hukukçuydu. Rahmetli babam da noterdi. Ben de çocukluğumdan beri babamın hep sağ koluydum. O, Bakırköy 2. Noteri olarak tayin edildi. Onun yanında çalışmaya başladım. Önce temizlik işiyle başladım. Daha sonra daktilo öğrendim. Veznedarı ve başkatibi oldum.”

Barutçugil, hukuk ya da iktisat okuması beklenirken, teyzesinin kızını güzel sanatlar sınavına götürdüğünde hayatının değiştiğini vurgulayarak, “Teyze kızım mimar olmak istiyor. Çocukluğundan beri ona hazırlanıyor Ankara’da yaşıyorlar. Sınav zamanı teyzem aradı, ‘Aman Ayşe’yi yalnız bırakma. İstanbul’u bilmez. Götür, kaydını yaptır.’ dedi. Güzel Sanatlar Akademisine gittik. Oraya ön kayıt yaptırıp sınava girilecek. Okula girince deniz kenarında olmasından etkilendim. Biraz dolaştım sağda solda, atölyelerde çocuklar çalışıyorlar, çamurlarla oynuyorlar, resimler, heykeller falan… Okul birden çok hoşuma gitti. Baktım puanım da tutuyor. Teyzemin kızını imtihana getireceğim, oturup arabada bekleyecektim. ‘Ben de kaydolmak istiyorum.’ dedim. ‘Hangi bölüm?’ diye sordu, birden dondum. ‘Ağabey neler var?’ dedim. ‘Tekstil olsun’ dedim. Hiçbir beklentim yoktu. 15-20 gün bir zaman geçti, sonuçları öğrenmeye gittik. Ayşe gitti bakmaya, ben arabada bekliyorum. 15-20 dakika sonra geldi, kapıyı sertçe çarptı oturdu. ‘Seneye bir daha girersin üzülme.’ dedim. ‘Sen beşincilikle kazanmışsın. Ben 32. yedek.’ dedi. ‘Ben neymişim be?’ dedim. O da girdi sonra, endüstri tasarım okudu. Çok güzel işler yaptı. Bu hayatımda bir dönüm noktası oldu.” dedi.

“Akademide öğrenci olmanın getirdiği bir sürü faydasını da gördüm”

Emin Barın’la öğrenciliğinin ilk yıllarında tanıştığını ifade eden Barutçugil, geleneksel sanatlara Emin Barın’ın yönlendirmesiyle ilgi duyduğunu söyledi.

Usta sanatçı, ebru sanatıyla Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki hat levhalarını incelerken tanıştığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman gönlüme bir aşktır düştü. Emin Hocam’a ‘Ebru nedir?’ diye sordum. ‘Su üzerine yapılır evladım.’ dedi. O yıllarda da bir tek kişi bu işle ciddi olarak uğraşıyor. O da Mustafa Düzgünman, Üsküdarlı bir attar. Benim de tek bildiğim şey, su ve boya. Kaynak, kitap, hiçbir şey yok. Elime nasıl bir su, nasıl bir boya geçtiyse suyun üstünde yüzdürüp onları bir kağıda aktarmaya çalıştım. Tabii çıkanlar evvelkilerin hiçbirine benzemiyor. Çıkanlar da hoşuma gidiyor ama ne olduğunu ben de bilmiyorum. Akademide öğrenci olmanın getirdiği bir sürü faydasını da gördüm. Bu denemeler iki sene kadar devam etti. 1975 yılı Bilim ve Teknik Dergisi’nin mayıs sayısının kapak fotoğrafı benim yaptığım ebrulara çok benziyordu. O anda fark ettim ki bu tabiatta var olan bir şey. Mikro ve makro kozmos arasındaki sonsuzlukta bu görüntüler var. Toprak katmanlarından tutun mikroskoptaki kan hücresinin 4 bin kere büyütülmüş fotoğrafında bir battal ebruyu görüyorsunuz. Emin Hocam’dan çok büyük destek gördüm.”

İlk sergisini hocası Emin Barın’la açmayı planladığını ancak Barın’ın ömrünün vefa etmediğini aktaran sanatçı, beraber üreterek, birkaç imzalı eserler yapmayı kendisinin de bir gelenek olarak talebeleriyle sürdürdüğünü dile getirdi.

Hikmet Barutçugil, ebru sanatında kendi tekniğinin “Barut Ebrusu” olarak isimlendirildiğini ifade ederek, “Ebru bence resim, müzik ve mimari gibi bir ana sanat dalının adı. Geçmişte sadece kağıtta sıkışıp kalmış fakat doğru yöntem, doğru boyar madde kullandığınızda bence ebrulanmayacak yüzey yoktur. Şimdi ebru sanatında başka sanatlarla birleşerek büyük bir açılım oldu. 17 yedi sene süren bir çalışma sonunda ebrunun nasıl yapıldığını anlatan bir kitap çıktı. İnsanlar o kitaptan takip ederek ebru yapmaya başladı.” şeklinde konuştu.

“Büyük bir hazineyi kilitlemiş, üstüne oturmuşuz”

Ebrunun ilk adının “Türk kağıdı” olduğunu vurgulayan ve tüm dünyada geniş kitlelere ulaştığını söyleyen Barutçugil, 1992’de ABD’de düzenlenen Uluslararası Ebru Kongresi’nin açılışında “İslam Sanatlarının Estetik Prensipleri” başlıklı bir konuşma yaptığını kaydetti.

Usta sanatçı, dünyanın ebruyu Türk sanatı olarak bildiğini ve bunun kalıcı mekanı olarak İstanbul Ebru Evi’ni kurduğunu söyledi. Ebru Evi’nin gelecekte müzeye dönüşeceğini sözlerine ekleyen Barutçugil, “Biz kültür ve sanatta uluslararası olmak istiyorsak önce ulusal olmak zorundayız. Onların yaptıklarını taklit ederek yaranmaya çalıştık, maalesef başaralı olamadık. 1990’lı yıllarda gittiğim ülkelerde insanlara ‘Türk kültürü hakkında ne biliyorsunuz?’ diye sorduğumda, ‘Şiş kebap, rakı, göbek dansı, lokum’ diyorlardı. Biz büyük bir hazineyi kilitlemiş, üstüne oturmuşuz ve dilencilik yapmışız. Şimdi insanlarımız özünün farkına varmaya başladı. Son 500 yılda ebru sanatında 5 kişiden bahsederken bugün 15 bin kişi olduğu tahmin ediliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Batı sanatlarının göze, Doğu sanatlarının ise gönle hitap ettiğinin altını çizen Barutçugil, İslam sanatlarının özünde ilahi güzelliği arayış çabası olduğuna vurgu yaptı.

Usta sanatçı, mutasavvıf yazar Ahmet Yüksel Özemre’nin “Ebru Duası”nı da okuyarak, sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/feed/ 0
İkinci Zaman Sergisi Bursa’da Açıldı https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/ https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 07:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4586 Yerli ve yabancı 15 sanatçının çalışmalarında Bursa’yı farklı üsluplarla tasvir ettiği “İkinci Zaman” sergisi, Bursa’nın Osmangazi ilçesinde ziyarete açıldı.

Tayyare Kültür Merkezi’ndeki açılış törenine katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Bu sergi benim için çok heyecan verici ve çok özel oldu.” dedi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı eserinde Bursa’yı tanımlarken kullandığı “ikinci zaman” ifadesinden ilhamla serginin isminin belirlendiğini kaydeden Aktaş, “Büyük edebiyatçımızın, Bursa’da gördüğü bu ihtişamı ortaya çıkarmak için yapılması gereken çalışmalar var ama sanata da ciddi şekilde ihtiyaç var. Zira sanatın ruhumuzu besleyen ve bakış açımızı zenginleştiren yönünü her zaman aklımızda tutuyoruz.” şeklinde konuştu.

Aktaş, sergiye eserleriyle destek veren her bir sanatçının, bakış açılarıyla Bursa’nın tarihi ve kültürel yapısını çok iyi yansıttığına vurgu yaparak, serginin farklı illere de taşınacağını söyledi.

“Sanatçılar kendi Bursalarını gösterdi”

Serginin küratörü İsmail Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa’ya özel bir muhabbet beslediğini belirterek, “Osmanlı kültürü açısından sevilesi bir şehir burası. Çok farklı yapıları, o yapıların uyandırdığı farklı sesleriyle insanı devamlı kendine çeken, çağıran bir şehir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yaptığı işle Bursa’yı buluşturma isteğinden dolayı serginin doğduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bursa için ne yapabilirim diye düşünürken yolumuz Kültür A.Ş. ile kesişti. Onlarla Bursa’yı Bursalılara, bu şehrin bilinenlerini başka gözlerle anlatmak fikrinde birleştik. Bu projenin aynı zamanda şöyle bir tarafı var. Üretilen bu eserler aynı zamanda bir defterin, bir yapbozun üzerinde hayatımıza dokunan ürünlere de dönüşüyor. Bu kapsamda işi organize etmeye başladım ve farklı alanlardan sanatçıları bir araya getirdim. Bu fikirden onlara bahsettim. Çok hoşlarına gitti. Sonrasında sanatçılarımızı Bursa’da ağırladık, Bursa’da belirli mekanlara götürdük, gezdirdik. Onlardan bize kendi Bursalarını göstermelerini istedik. Kendi üslupları çerçevesinde bu şehre dair gördüklerini eserlerine yansıttılar ve böyle bir sonuç çıktı ortaya.”

“Bursa İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir”

Sergiye iki çalışmasıyla katılan sanatçı Aygül Okutan ise ilk eserinde Yeşil Türbe’yi çizdiğini belirterek, “Bursa benim için çok önemli. İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir. Çok ilhamla yaptım bu eserimi. Yeşil Türbe’nin girişi ve bir dervişin figürü var. Tavsiye üzerine Bursa’da yaşayan biri üzerinden yola çıktım ve buranın yerlilerinden Fahri Dede’nin yüzünden esinlenerek bu eserimi yaptım.” dedi.

Okutan, ikinci eserine dair ise “Üç sene önce başladığım bir seri var. Farklı ülkelerin ve milletlerin danslarını resmediyorum. Bu eserde ilk defa Türkiye’nin bir geleneksel dansını yaptım. Geleneksel dansları çizince değişik bir enerji hissediyorum. Çünkü geleneksel dans normal bir şey değil, yüzyıllarca geçmişe ait kültürel bir kod.” değerlendirmesinde bulundu.

Hikmet Barutçugil, Cemal Toy, Ahmet Öğreten, Engin Korkmaz, Levent Karaduman, Dağıstan Çetinkaya, Zafer Örs, Mehlika Hilal Kırca, Yasin Yaman, Büşra Yurtseven, Hüseyin Ünlü ve Ömer Faruk Boyacı’nın yanı sıra Çinli sanatçı Ali Lei Gong ve Said Lei de eserleriyle sergiye katkı sağladı.

Sergi 5 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/feed/ 0
Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda’nın vefatının üzerinden 5 yıl geçti https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-isimlerinden-aysen-grudanin-vefatinin-uzerinden-5-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-isimlerinden-aysen-grudanin-vefatinin-uzerinden-5-yil-gecti/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:33:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4559 Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ayşen Gruda’nın vefatının üzerinden 5 yıl geçti.

Ünlü oyuncu, Erman ailesinin ortanca kızı olarak 1944’te, İstanbul Yeşilköy’de Osmanlı döneminde karargah olarak kullanılan, aynı zamanda Halid Ziya Uşaklıgil’in kitaplarını yazdığı köşkte dünyaya geldi.

Kardeşleriyle, tiyatrocu annesinin gölge oyunlarını izleyerek büyüyen sanatçının yeteneği, Ermeni komşularının taklidini yaparken keşfedildi.

Ayşen Gruda, babasının vefatı üzerine lise eğitimini yarıda bırakarak çalışmak zorunda kaldı.

“Kongre Eğleniyor” isimli vodvilde küçük bir rol alarak 1962’de hizmetçi karakteriyle Tevfik Bilge’nin turne tiyatrosunda oyunculuğa başlayan usta sanatçı, 1965’te tiyatro oyuncusu Yılmaz Gruda ile evlendi ve çiftin Elvan ismini verdikleri kızları dünyaya geldi.

“Domates Güzeli Nahide Şerbet” hayatının dönüm noktası oldu

Kızı Elvan’ın doğumundan sonra bir süre tiyatroya ara vererek kızıyla ilgilenen Gruda, 1977’de bir televizyon skecinde oynadığı “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinin ardından “Domates Güzeli” olarak anılmaya başlandı.

Türk sinemasının az sayıdaki kadın komedyeninden biri olan ve Ertem Eğilmez filmlerinin ana kadrosunda yer alan usta oyuncu, kariyeri boyunca Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan ve Adile Naşit’in de aralarında bulunduğu pek çok ünlü oyuncuyla başrolü paylaştı.

Tiyatro eğitimi almadan henüz 14 yaşındayken başladığı oyunculuk hayatı boyunca onlarca filmde rol alan başarılı sanatçı, 1974’te “Hababam Sınıfı”, 1975’te “Bizim Aile”, “Delisin”, “Bitirimler Sınıfı”, “Bir Araya Gelemeyiz” ve “Hanzo”, 1976’da “Öyle Olsun”, “Aile Şerefi”, “Güngörmüşler”, “Süt Kardeşler” ve “Tosun Paşa”, 1977’de “Çöpçüler Kralı”, “Gülen Gözler”, “Hababam Sınıfı Tatilde”, “İbo ile Gülşah”, “Şabanoğlu Şaban” ve “Sarmaşdolaş”, 1978’de “Avanak Apti” ile “Neşeli Günler”, 1979’da “Doktor”, “Şark Bülbülü”, 1980’de “Renkli Dünya”, 1981’de “Gırgıriyede Şenlik Var”, “Davaro”, “Gırgıriye” ve “Hababam Sınıfı Güle Güle” adlı yapımlarda rol aldı.

Gruda, 1982’de “Çiçek Abbas”, “Doktor Civanım”, “Dolap Beygiri”, “Görgüsüzler”, 1983’te “Şekerpare”, 1984’te “Gırgıriyede Büyük Seçim”, 1985’te “Aşık Oldum”, “Uyanıklar Dünyası”, “Namuslu”, “Fakir Milyoner”, “Şendul Şaban”, 1986’da “Ağa Bacı”, 1987’de “Aile Pansiyonu”, “Seyyar Kamil”, 1988’de “Süper Baba”, 1993’te “Rumuz Sev Beni”, 1994’te “Şenlik Var”, 2003’te “Hababam Sınıfı Merhaba”, 2006’da “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu”, “İlk Aşk”, “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” ve “Keloğlan Karaprens’e Karşı” filmlerinde oynadı.

Tiyatro, sinema ve müzikallerde izleyici karşısına çıktı

Unutulmaz Yeşilçam filmlerinde canlandırdığı başarılı karakterlerle hatırlanan sanatçı, tiyatro oyunu ve müzikallerde de seyirci karşısına çıktı.

Televizyon dizilerinden “Kaygısızlar”, “İbret-i Alem”, “Peri Masalı”, “Cennet Mahallesi” ve “İki Aile” adlı yapımların kadrosunda da yer alan oyuncu, 2008-2018’de “Gece Gündüz”, “Kağıt”, “Pazarları Hiç Sevmem”, “Seni Seviyorum Adamım”, “Kötü Kedi Şerafettin”, “Dedemin Fişi”, “Babamın Ceketi” ve Cem Yılmaz’ın “Pek Yakında” filmlerinde izleyiciyle buluştu.

Ayşen Gruda, 2006’da Sadri Alışık Ödülleri’nde ve 2010’da Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”, 2012’de İstanbul Film Festivali’nde “Onur Ödülü”, 2015’te ise “52. Uluslararası Antalya Film Festivali”nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” aldı.

Usta sanatçı, 2017’de “Kırkından Sonra” adlı tiyatro oyununda, 2018’de ise “Sevgili Komşum” filminde rol aldı.

Gruda, 23 Ocak 2019’da 74 yaşındayken hayata veda etti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

“Ünlü çocuğu olmak zorlayıcı bir durumdur”

Geçen yıl aralık ayında yaşama veda eden, sanatçının kızı Elvan Gruda, AA muhabirine yaptığı açıklamada sanatçı çocuğu olmanın zor bir şey olduğunu belirterek “Olgunlaştıkça, büyüdükçe çok gurur duyarsınız ama küçükken ona duyulan sevgi ve ilgiyi paylaşmak, anlamak zaman alır. Bir ünlü çocuğu olmak, karakterini, kişiliğini oluşturma çabasındaki bir çocuk için zorlayıcı bir durumdur.” ifadesini kullanmıştı.

Elvan Gruda, annesinin rol aldığı Yeşilçam filmlerindeki başarısının en önemli nedeninin samimiyet olduğunu vurgulayarak “Türkiye’de her kesimden ailenin bir ferdi gibiydi onlar. Annem sinemaya geçtiğinde çok tecrübeli bir tiyatro oyuncusuydu. Özellikle komedinin inceliklerini iyi biliyordu.” demişti.

Ayşen Gruda’nın çok iyi bir gözlemci olduğunun altını çizen kızı, “Titizdi, çok disiplinliydi, çok okurdu, gündemi iyi takip ederdi. Bunu sinemada da devam ettirdi. Sürekli kendini geliştirmeye odaklıydı.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unutulmaz-isimlerinden-aysen-grudanin-vefatinin-uzerinden-5-yil-gecti/feed/ 0
Dünyaca Ünlü Sanatçılar Türkiye’de Konserler Verdi https://www.haber60.com.tr/dunyaca-unlu-sanatcilar-turkiyede-konserler-verdi/ https://www.haber60.com.tr/dunyaca-unlu-sanatcilar-turkiyede-konserler-verdi/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:36:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1803 Dünyaca ünlü çok sayıda sanatçı ve grup bu yıl Türkiye’deki konserlerinde müzikseverlerle buluştu.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre 2023 boyunca farklı şehirlerde gerçekleştirilen geniş kapsamlı konserlerde bir çok uluslararası sanatçı sahneye çıktı.

Grammy ödüllü keman virtüözü Maxim Vengerov, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenenlere yardım amaçlı konser düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 19 Nisan’da gerçekleştirilen konserin geliri depremzedelere bağışlandı.

Heavy metal grubu Manowar, “Crushing The Enemies of Metal” turnesi kapsamında Türkiye’ye gelerek ülkedeki 5. konserine imza attı. Küçükçiftlik Park’ta 3 Haziran’da düzenlenen konsere 10 binden fazla kişi katıldı.

Hollywood Vampires ilk kez Türkiye’de konser verdi

Yabancı sanatçıların en sık konser verdiği İstanbul’da yılın en çok dikkati çeken konserlerinden biri de ünlü oyuncu Johnny Depp’in aralarında bulunduğu rock grubu Hollywood Vampires’ın konseri oldu.

Life Park’ta 10 Haziran’da düzenlenen konserde grubun vokalisti Alice Cooper, kendi şarkılarının yanı sıra ünlü rock gruplarının sevilen parçalarını da seslendirdi.

ABD’li folk grubu The Lumineers Türkiye’deki ilk konserini, 30. İstanbul Caz Festivali kapsamında 12 Temmuz’da verdi. Parkorman’da gerçekleştirilen konserde grup “Ho Hey”, “Cleopatra”, “A.M. Radio” ve “Stubborn Love” gibi şarkılarının olduğu bir seçkiyi seslendirdi.

Dünyaca ünlü ABD’li keman virtüözü ve dansçı Lindsey Stirling’in 20 Temmuz’daki İstanbul konseri de ses getirenler arasındaydı. Turkcell Vadi İstanbul’daki konserde Stirling, izleyicilere 1 buçuk saatlik keman ve dans şöleni yaşattı.

Steve Vai, Gipsy Kings, Nai Bargouthi ve Le Trio Joubran konserleri

Rock müziğin önemli isimlerinden Deep Purple’ın eski solisti Glenn Hughes, Deep Purple ile kaydettiği “Burn” albümünün 50. yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği dünya turnesi kapsamında 6 Ekim’de Ankara ODTÜ Vişnelik’te, 7 Ekim’de ise İstanbul Maximum Uniq Açık Hava’da hayranlarıyla buluştu.

İstanbul’daki konserlerde bunun yanı sıra Steve Vai, Gipsy Kings, Chris de Burgh, Soen, Imany, Nai Barghouti, Dino Merlin, Marcus Miller, Emel Mathlouthi, Buika, Evgeny Grinko, Stjepan Hauser, Le Trio Joubran, Balazs Havasi, Epica ve Yasmin Levy’nin de arasında bulunduğu dünyaca ünlü sanatçılar ağırlandı.

Portekizli müzisyen Pontes Ankara’da sahne aldı

Ankara bu yıl dünyaca ünlü müzisyenlerin konserlerine tanıklık ederken Portekizli şarkıcı Dulce Pontes’in 15 Ekim’deki konseri başkentlilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Özgün Fado tarzıyla Portekiz’in geleneksel müziklerini uluslararası arenaya taşıyan Pontes, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Ada Ankara Ana Salon’daki konserinde sevilen şarkılarını seslendirdi.

Budapeşte Festival Orkestrası Oda Müziği Topluluğu da 13 Nisan’da CSO Ada Ankara’daki konseriyle ilk defa Türkiye’de sahne aldı.

Bu yıl 37. kez düzenlenen Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapsamında çok sayıda yabancı grup ve müzisyen başkente gelirken, Taipei Filarmoni Oda Korosu ve Sofia Vokalensemble’ın konserleri dikkati çekti.

“Başkent Kültür Yolu Festivali: Türkiye-Kore Dostluk Caz Konseri” kapsamında konser veren Güney Koreli piyanist Gee Hye Lee, 24 Eylül’de CSO Ada Ankara’da hayranlarıyla buluştu.

Ankara’da ayrıca 15 Nisan’da Wishbone Ash, 18 Nisan’da Steve Vai ve 15 Kasım’da Geoff Tate konserleri müzikseverleri sevindirdi.

Christina Aguilera ve Robbie Williams ilk kez Türkiye’de sahneye çıktı

Bazı sanatçılar ilk Türkiye konserlerini bu yıl verirken, Grammy Ödüllü ABD’li şarkıcı Christina Aguilera 9 Ağustos’ta Antalya’da hayranlarıyla buluştu. “Stripped” ve “Dirrty” parçalarıyla konserine başlayan sanatçıya sahnede 8 dansçı ve 3 vokalist eşlik etti.

İngiliz şarkıcı Robbie Williams ise Türkiye’deki ilk konserini 18 Ağustos’ta Bodrum’da verdi. Lujo Hotel Bodrum’da sahne alan sanatçı, “Strong”, “Come Undone”, “Don’t Look Back in Anger”, “Feel”, “Kids” ve “Rock DJ” gibi parçaları seslendirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunyaca-unlu-sanatcilar-turkiyede-konserler-verdi/feed/ 0