Sağlık Çalışanları – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 21 Jul 2024 07:27:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sağlık çalışanları 36’ncı haftada da sessiz yürüyüşlerini sürdürdü https://www.haber60.com.tr/saglik-calisanlari-36nci-haftada-da-sessiz-yuruyuslerini-surdurdu/ https://www.haber60.com.tr/saglik-calisanlari-36nci-haftada-da-sessiz-yuruyuslerini-surdurdu/#respond Sun, 21 Jul 2024 07:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41198 Sağlık çalışanları 36’ncı haftada da sessiz yürüyüşlerini sürdürdü

ERZURUM – Erzurum’da, İsrail’in Gazze’ye saldırılarını protesto etmek için sağlıkçılar tarafından 36 haftadır kesintisiz olarak düzenlenen sessiz yürüyüş, bu hafta da devam etti.

Lala Paşa Camii önünde buluşan sağlık çalışanları Türk ve Filistin bayrakları eşliğinde Yakutiye Medresesi’ne kadar yürüdü.

Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada, Gazze’yi unutmamak, vicdanları diri tutmak, zulme karşı olduklarını göstermek için Türkiye’deki hekimler ve sağlık çalışanları olarak sessiz yürüyüşlerin devam ettiği belirtildi.

Burada grup adına basın açıklamasını Şehir Hastanesi Radyoloji Teknikeri Yaşar İlbaş yaptı. İlbaş, “Bugün hekimler ve sağlık çalışanları olarak terör, soykırım ve işgale karşı yürüyüşümüzü 36. haftasında Türkiye’nin birçok ilinde tek yürek olarak gerçekleştiriyoruz. Gündemden düşürülmeye çalışılsa da, kimileri için sıradan hale gelse de Gazze’de ambargo ve katliamlar hız kesmeden devam ediyor. Bizler ilk günkü öfke ve acımızı diri tutmak için, sözün tükendiği yerde, sessiz yürüyüşümüz ile farkındalık oluşturmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

“Gazzeli sağlık çalışanlarını selamlıyoruz”

“Fırat ve Nil arasında, kendilerinin olduğuna inandıkları Arz-ı Mev’ud’da devlet kurma hayalleri için, yıllardır hiçbir alçaklığı yapmaktan çekinmeyen siyonist işgalcilerin, 7 Ekim’den bu yana had safhaya ulaşan zulümlerini vicdanımıza danışalım. ve sonra karar verelim” diyen Yaşar İlbaş açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ben boykot ürünleri satın alarak bu zulme ortak olmak istiyor muyum? Tüm ambargolara rağmen biraz olsun yiyecek bulmaya gönderdiği evladını bekleyen annelerin, yavrusunun adice katledildiği haberini almasından bahsedelim vicdanımıza. Minicik kafatası canice patlatılan küçük çocuğu gösterelim. Tüm zulümlerin içerisinde bir nebze olsun dinlenebilmek için uyurken, çadırının içine gönderilip uykusunda üzerine saldırtılan köpek ile başka bir kabusa uyanan yaşlı teyzemizin yaşadığı dehşeti bir nebze olsun hissedelim! Kimyasallarla derileri, etleri, hatta kemikleri eritilen masum sabiler aşkına artık ses çıkarmamızın, boykot etmemizin vakti gelmedi mi? Bütün zulümlere, İsrail tarafından uygulanan teröre rağmen korkmayan ve yılmayan Gazze halkını, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından bir an ayrılmayan Gazzeli sağlık çalışanlarını selamlıyoruz. 7 Ekim’den bu yana onlarca doktor ve sağlık çalışanı esir alınırken onlarcasının ise nerede olduğu hala bilinmiyor. Havadan ve karadan Gazze’ye ölüm yağdıran İsrail, bir taraftan da sağ kalanların suya, gıdaya, sağlık hizmetine, elektriğe, internete ulaşımını engellemekte. Gazzeliler açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla karşı karşıyalar.”

“Gazze’de sağlık sistemi çöktü”

Gazze’de sağlık sisteminin çöktüğünü ifade eden İlbaş, “Tüm şehitlerin ve yaralıların yanında binlerce kişi ise kayıp. Nereye götürüldükleri, nelere maruz bırakıldıkları meçhul. Terörist İsrail, esir tuttuğu Filistinlilere akıl almaz işkenceler yapıp ‘birkaç’ organını çaldıktan sonra serbest bırakıyor. Filistinlilerin sadece bedenlerinden değil ruhlarından da yaralanıyorlar. Peki, bu kadar acı ile ne yapacağız? Bir köşeye sinip halimize ağlayacak mıyız? ‘Dipdiri meyyit’ rolüne devam mı edeceğiz? Hayır! Elbette ki durmayacağız, elbette ki yaptığımız işi mazlumların elinden tutmak, dünyadaki her yerde bilhassa Gazze’de, zalimle mücadele etmek niyetiyle, elimizden gelen en iyi şekilde yapacağız! Elimden ne gelir ki, ben güçsüz bir öğrenciyim diyen kardeşim! Sen, dersini Gazze’yi niyetine alarak çalış. Türlü katliamlarla katledilen küçücük yavruları gördükçe evladına sarılmaktan dahi imtina eden, yüreği kırk parçaya ayrılmış olan anne! Sen evlatlarını zalime karşı durmaları için yetiştir. Evine helal rızık getirmek, ailesinin geçimini sağlamak için her gün dünyanın bin bir derdiyle uğraşan yorgun baba! Bir kuruşun dahi siyonist İsraillilere fayda sağlamasın. Kendini yalnız ve güçsüz hisseden esnaf abi! Sakın kendini küçümseme, yapacağın boykot ekonomik bir savaştır. Fakülteden mezun olurken Hipokrat yemini eden, bu ülkenin gururu olan hekim! ‘Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma yemin ederim’ diyerek başladığın bu görevde, zulme destek olacak şirketlerin ilaçlarını zorunda kalmadıkça reçetene yazma. Sağlık hizmetlerinde kullanılacak olan her türlü ilaç ve tıbbi cihazın halka ulaştırılmasından sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı! Kullandığımız ilaçlarla bebek katillerini desteklemek istemiyoruz, hastanelerimizde boykotlu hiçbir ürünün bulunmamasını talep ediyoruz” dedi.

Sessiz yürüyüş yapılan duanın ardından sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-calisanlari-36nci-haftada-da-sessiz-yuruyuslerini-surdurdu/feed/ 0
İzmir’de sağlık çalışanları saldırıya tepki göstererek iş bıraktı https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saldiriya-tepki-gostererek-is-birakti/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saldiriya-tepki-gostererek-is-birakti/#respond Wed, 24 Apr 2024 23:42:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29192 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – İzmir’de sağlık çalışanları Bayraklı Şehir Hastanesi’nde dün yaşanan saldırı ve şiddet olayının ardından bugün iş bıraktı. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sağlık çalışanlarıyla hastane önünde yaptığı açıklamada; “Dün bir katliamın olmaması, bütünüyle tesadüfidir. Ancak hekimlerin ve sağlık çalışanlarının endişeleri, kaygıları sürmektedir. Ülkemizdeki her sağlık çalışanını tehdit eden sağlıkta şiddet karşısında kamu yöneticileri olaya seyirci olmaktan öteye gitmemektedir. Sağlıkta şiddet politiktir. Sağlıkta şiddet varsa, hizmet yok” dedi.

İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde dün bir şahsın önce pompalı silahla hastaneye girmesi, silahı alınıp bırakıldıktan sonra yeniden hastaneye gelerek sağlık çalışanlarına şiddet uygulaması üzerine bugün sağlık çalışanları iş bıraktı. İzmir Sağlık Platformu üyeleri, olayın yaşandığı hastane önünde basın açıklaması yaptı. Sağlık çalışanları, “Sağlıkta şiddet varsa, hizmet yok” sloganları attı.

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak sağlık çalışanlarıyla birlikte yaptığı açıklamada, yaşanan olaya tepki gösterdi. Sağlıkta şiddet sorununun ‘politik’ olduğunu söyleyen Kaynak şöyle konuştu:

“KAMU YÖNETİCİLERİ OLAYA SEYİRCİ OLMAKTAN ÖTEYE GİTMEMEKTEDİR”

“Dün İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde gün boyu süren bir terör olayı yaşanmıştır. Saldırgan sabah saatlerinde bir pompalı tüfekle ve bir yığın mermiyle hastaneye gelmiştir. Bir aile bireyinin ihbarı sayesinde güvenlik ve kolluk kuvvetleri şahsa müdahale edebilmiştir. Ancak silahı alınıp serbest bırakılan şahıs akşam saatlerinde tekrar elini kolunu sallayarak 9. kata kadar çıkarak servise girmiştir. Saldırgan klinikte görevli hekimlere yönelik şiddet uygulamış. Asistan hekim arkadaşlarımız kendilerini odaya kilitleyerek saatlerce beklemişler, ancak saldırgan etkisiz hale getirildiğinde odadan çıkabilmişlerdir. Daha bir hafta önce 17 Nisan’da sağlık terörüne kurban verdiğimiz Dr. Ersin Arslan’ı anarken yetkilileri, bakanlığı şiddete karşı önlem alınması için göreve çağırmıştık. Yıllardır dillendirdiğimiz bu çağrılar yine duyulmadı. Adeta görünmez olduk idareciler tarafından. Dün bir katliamın olmaması, bütünüyle tesadüfidir. Ancak hekimlerin ve sağlık çalışanlarının endişeleri, kaygıları sürmektedir. ülkemizdeki her sağlık çalışanını tehdit eden sağlıkta şiddet karşısında kamu yöneticileri olaya seyirci olmaktan öteye gitmemektedir. Sağlıkta şiddet politiktir.”

“SALDIRGANLARIN ARKASI SIVAZLANARAK ÇOĞU SERBEST BIRAKILMAKTADIR”

Sağlıkta şiddet, tıkanmış olan sağlık sisteminin siyasetçiler ve kamu yöneticilerinin tepkiyi kendilerinden uzak tutmak için yararlandıkları bir enstrümandır” diyen Kaynak, ülke genelinde her gün en az 80 beyaz kod verildiğini ve son 10 yılda bildirilen 110 bin sağlıkta şiddet olayının rastlantı olmadığını belirtti. Sağlık kurumlarında, sıradan bir AVM’deki güvenlik önlemlerinin bile alınmadığını vurgulayan Kaynak şunları söyledi:

“Siyasetçilerin, yasama organının konuya ilgisizliği dikkat çekicidir. TBMM de 1 Ağustos 2022’de yapılması teklif edilen ‘Sağlıkta Şiddet’ özel oturumu önerisine karşı tavır alan milletvekilleri, genel kurul salonuna girmeden kuliste oturmuş ve özel gündemli toplantının gerçekleşmesini engellemişlerdir. Başka ülkelerde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulayanlara çok ağır yaptırımlar uygulanırken ülkemizde mümkün olduğu kadar hafifletici sebepler gerekçesiyle neredeyse  saldırganların arkası sıvazlanarak çoğu serbest bırakılmaktadır. Dün İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’ne silahla gelen şahısın silahına el konulup serbest bırakılmış olması durumun vahametini gözler önüne sermektedir. Şimdiye kadar sağlık kuruluşlarında şiddeti önleme adına birkaç göstermelik acil durum butonu koymaktan, birkaç hastaneye göstermelik çalışmayan veya herkesin elini kolunu sallayarak geçtiği X-ışını cihazları koymaktan başka ne yaptı Sağlık Bakanlığı? Kurumlara girişte denetleme yapılmadan gerçek anlamda çalışan güvenliği sağlanabilir mi?

“GÜVENLİK HİZMETLERİNİN YÜKLENİCİ FİRMA OLAN İNŞAAT ŞİRKETİNİN İNSİYATİFİNE BIRAKILMASI KABUL EDİLEMEZ

Yetersiz ve yetkisiz güvenlik elemanları ile bu işin çözülemeyeceği ortadadır. Hastane polislerinin ve güvenlik görevlilerinin sayısı ve yetkileri mutlaka arttırılmalıdır. İşe yaramayan göstermelik X-ışın cihazları yerine her giriş noktasında denetimli geçiş kontrolü sağlayan aktif güvenlik elemanları görevlendirilmelidir. Acilen bu konuda ağır yaptırımlar içeren yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Sağlık kurumlarında, çok ciddi koruyucu ve şiddeti önleyici engelleyici insan gücü, sağlık polisi, emniyet güçleri, elektronik ve görsel kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır. Şehir hastanesinde güvenlik hizmetlerinin yüklenici firma olan inşaat şirketinin inisiyatifine bırakılması kabul edilemez. Kamu personelinin güvenliğini sağlamak kamu idarecilerinin ve emniyet güçlerinin asli görevidir.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA İNSANİ ÇALIŞMA KOŞULLARI SAĞLANMADIKÇA, SAĞLIK HİZMETİ VERİLEMEZ”

Sağlıkta Dönüşüm Programı diye sunulan ve artık tıkanmış olan, her şeyi 3. basamakta çözerim iddiası ile birinci ve ikinci basamağı ihmal eden, hekimlere ve sağlık çalışanlarına üvey evlat muamelesi yapan sistemin terk edilmesi ve bilimsel ölçeklerle, sağlık meslek örgütleriyle birlikte sağlık sisteminin yeniden inşası için harekete geçilmelidir. Sosyal devlet ilkeleri çerçevesinde herkese eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hizmeti sunabilecek bir sistem yeniden kurulmalıdır. Adil bir hukuk sistemi çerçevesinde sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenlemeler geciktirilmeden yaşama geçirilmelidir. Artık bir gün bile beklemeyeceğiz. Sağlıkta şiddet için önlem alınmadıkça, sağlık çalışanlarına insani çalışma koşulları sağlanmadıkça, sağlık hizmeti verilemez, verilmesi beklenemez. Sağlıkta şiddet varsa, hizmet yok.

“ÇÖKEN BİR SAĞLIK SİSTEMİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

TTB Merkez Konseyi Üyesi Adalet Çıbık da “20 yıldır uygulanan, sağlığı piyasaya açan sağlıkta dönüşüm programıyla sağlık hizmetleri alınıp satılan bir meta, sağlıkçılar köle ve hastaların da müşteri olarak görüldüğü için çöken bir sağlık sistemiyle karşı karşıyayız. Bu sağlık sisteminin faturası, sağlık emekçilerine kesilmek istenmektedir. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Bizler sorumluları göreve davet ediyoruz. Artık bıçak kemiğe dayandı, deldi geçti. Bizler sağlıkçılar olarak sorunların üstesinden gelmek için elimizden geleni yapıyoruz. Sesimizi duyanlar duymazlıktan gelmektedir. Bizler bu olayların hukuksal süreçlerin de takipçisi olacağız. Her zaman meslektaşlarımızın yanında olacağız” diye konuştu.

“BİRİSİNE BEDDUA ETMEK İSTİYORSANIZ ‘ÇOLUĞUNUZ ÇOCUĞUNUZ DOKTOR OLSUN’ DEYİN”

Hastanede dün yaşanan olaya tanık olduğunu ifade eden asistan hekim Mehmet Türkalp Yıldız da “Dün bizim yaşadığımız 26 yaşında bir genç kadının elini kolunu sallayarak gelen bir terörist tarafından tehdit edilmesidir. Şu an arkadaşımızın psikolojik sorunları mevcuttur. Olayların içini boşaltmamak gerekiyor. Eğer birisine beddua etmek istiyorsanız ‘çoluğunuz çocuğunuz doktor olsun’ deyin” dedi.

Açıklamaların ardından sağlık çalışanları, Bayraklı Şehir Hastanesi Ana Giriş kapısından başhekimlik binasına doğru sloganlar atarak yürüdü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

  • 1.VİDEO

  • BASIN AÇIKLAMASI VE DETAY GÖRÜNTÜLER

  • 2.VİDEO

  • SAĞLIK ÇALIŞANLARININ AÇIKLAMANIN ARDINDAN BAŞHEKİMLİK ÖNÜNE YÜRÜYÜŞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-saglik-calisanlari-saldiriya-tepki-gostererek-is-birakti/feed/ 0
Sağlık Emekçileri Çalışma Koşullarının Yetersiz Olduğunu İfade Ediyor https://www.haber60.com.tr/saglik-emekcileri-calisma-kosullarinin-yetersiz-oldugunu-ifade-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/saglik-emekcileri-calisma-kosullarinin-yetersiz-oldugunu-ifade-ediyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 08:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18825 MERVE GÜVEN

Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin bu 14 Mart Tıp Bayramı’nda da çalışma koşullarının yetersiz olduğunu ve özlük haklarının gasp edildiğini ifade etti. Sağlık Bakanlığı’na sağlık emekçilerinin maaşlarına artış ve sağlıkta şiddeti önlemek için etkili yasa çıkarma çağrısı yapan Uğur, “Sağlık çalışanlarının neredeyse tamamı şiddet olayları konusunda alınan önlemleri ve şiddet yönetimini yetersiz görmektedir. Sağlık çalışanları baskı ve mobbing ile yüz yüzedir. Her 10 sağlık çalışanından 8,5’i gündelik yaşamının devamı için borçlanmak durumunda” dedi.

Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, 14 Mart Tıp Bayramı öncesi sağlık emekçilerinin sorunlarını saptamak için üyeleri ile yaptığı alan araştırmasını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Araştırmanın sonuçlarını aktaran Uğur, şunları dile getirdi:

HER 10 SAĞLIK ÇALIŞANINDAN 8,5’İ GÜNDELİK YAŞAMININ DEVAMI İÇİN BORÇLANMAK DURUMUNDA”

“Araştırmanın sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının çalışma koşulları elverişsizdir. Çalışma yaşamında fiziksel ve ruhsal sağlığı etkileyen faktörlere maruz kalma durumu ise belirgindir. Araştırmaya katılanların yüzde 91’i sağlıkta şiddetle karşı karşıya kalmıştır. Sağlık çalışanlarının neredeyse tamamı şiddet olayları konusunda alınan önlemleri ve şiddet yönetimini yetersiz görmektedir. Sağlık çalışanları baskı ve mobbing ile yüz yüzedir. Liyakat sorunu hissedilmektedir. Aktılımcılardan 10’unun 7’sinin aylık düzenli iş geliri yoksulluk sınırının altındadır. Her 10 sağlık çalışanından 8,5’i gündelik yaşamının devamı için borçlanmak durumundadır. Yaşamlarınızı emanet ettiğiniz sağlık çalışanlarının geçim derdinde kalması kabul edilemez. Sağlık çalışanlarının yarısından fazlası iş yükünün fazla olması nedeniyle istifa etmeyi düşünmektedir. Araştırma sonuçları sağlık çalışanları açısından Türkiye’nin en büyük ekonomik sorununu gelir dağılımındaki adaletsiz, en önemli siyasal sorununu da hukukun üstünlüğünün sağlanamaması olarak görmektedir.

EN DÜŞÜĞÜ YOKSULLUK SINIRININ ÜZERİNDE OLACAK ŞEKİLDE MAAŞLARDA KADEMELİ ARTIŞ YAPILMASINI TALEP EDİYORUZ”

Genel Sağlık İş, Sağlık Bakanlığı’ndan sağlık emekçilerinin ağır ve kötü çalışma koşullarının acilen düzeltilmesini, sabit, teşvik, taban ek ödemesi gibi sağlık çalışanlarının mağduriyetine sebep olan ve çalışma barışını bozan uygulamalara son verilmesini, en düşüğü yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde kadrolu derecesine göre maaşlarda kademeli artış yapılmasını, tüm sağlık emekçilerini kapsayacak kademeli ek gösterge artışı yapılmasını, sağlıkta şiddette sıfır tolerans gösterilmesini ve sağlıkta şiddeti önleyecek etkili bir şiddet yasasının çıkarılmasını, yeterli sayıda sağlık çalışanının istihdam edilmesini, tüm sağlık emekçilerine yıllık 90 gün yıpranma payı hakkı verilmesini, sağlık emekçilerinin giyim yardımı, nöbet, gece çalışma ücretlerini günün koşullarına uyarlamasını, Atatürk’ün başlattığı ulusal, kamucu ve halkçı sağlık politikalarını tekrar hayata geçirmesini talep etmekteyiz.

ÜCRETSİZ VE NİTELİKLİ, SAĞLIK HİZMETİ SUNMAK İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

100 yıl önce yurdumuz toprakları emperyalistler tarafından işgal edildiğinde gitmeyen Tıbbiyeli Hikmet Boran’ın 100 yıl sonraki meslektaşları olarak bizler, karşılaştığımız tüm güçlüklere rağmen, mesleklerimizin onuru ile eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve nitelikli, sağlık hizmeti sunmak için mücadeleyi dün olduğu gibi bundan sonrada sürdüreceğimize söz veriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-emekcileri-calisma-kosullarinin-yetersiz-oldugunu-ifade-ediyor/feed/ 0