(SİNOP) – Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, “Bu kente turizm kenti diyorsak, bu kentin birinci gelir kaynağının turizm gelirleri olduğunu söylüyorsak burada dikkat edilmesi gerekiyor. En kolay yoldan önlemleri almak yerine, tabelaları asmak yerine, cankurtaranları görevlendirmek ya da denetimi yapmak yerine il hıfzıssıhha kurula toplanıyor ve en kolay yoldan ‘denize girme yasağı’ yapalım böylece ‘dertlerimizden kurtulalım’ diyorlar” dedi.
Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, Sinop Valiliği’nin sıklıkla aldığı “denize girme yasağını” ve tarihi Sinop Cezaevi’nin restorasyon aşamasından sonra tam olarak hizmete açılmamasından dolayı tepki gösterdi.
Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Saim Gürbüz, şöyle konuştu.
“Sinop Valiliği’nin deniz yasağı kararı Sinop turizmine etki ediyor. Çünkü, deniz sezonundayız. Bu yasaklar ulusal basında ‘Sinop’ta denize girme yasağı’ olarak yayınlanıyor. Karadeniz’in en güzel sahillerine sahip olan kentte bu haberler gelen insanları tabii ki de olumsuz etkiliyor. Bunun için artık daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Bu kente turizm kenti diyorsak, bu kentin birinci gelir kaynağının turizm gelirleri olduğunu söylüyorsak burada dikkat edilmesi gerekiyor. İkinci durum, Sinop’ta ki herkes RİP akıntısına ya da boğulma vakalarını sağlayan rüzgarların Karayel rüzgarlı olmadığını biliyor. Bu rüzgarlar çok özel rüzgarlar ve nadir esen rüzgarlar ama son 15 günlük dönemde 6 kez denize girme yasağı açıklandı. Bu açıklanan günlerde esen rüzgar Karayel’di. En kolay yoldan önlemleri almak yerine, tabelaları asmak yerine, cankurtaranları görevlendirmek ya da denetimi yapmak yerine il hıfzıssıhha kurula toplanıyor ve en kolay yoldan ‘denize girme yasağı’ yapalım böylece ‘dertlerimizden kurtulalım’ diyorlar. Bu turizm kenti için Sinop kadar güzel bir kent için yapılmaması gereken ve daha dikkatli yapılması gereken bir durum.
Sinop Cezaevi…
Cezaevi ile ilgili de sıkıntımız var. Cezaevi başlangıçtan itibaren bir Avrupa Birliği projesiydi. Avrupa Birliği’nden alınan kaynaklarla bu günlere kadar geldi. Ne zaman ki, Avrupa Birliği’nden gelen kaynaklar bitti ve Sinop Cezaevi olduğu gibi kaldı. Geçen sene normal açılması da yaklaşık 1 yıl ertelendi ve sadece bir bölümü açıldı. Ama, gelen misafirlerimizden bu soruyu duymaktan biz gerçekten artık biz utanıyoruz. ‘Cezaevi ne zaman açılacak’ ya da ‘Cezaevine gittik bize sadece tepeden gösterdiler’ diye soruyorlar. Bizim aldığımı bilgiler tamamen şu yönde. Bütçe kısıtlamaları nedeniyle elimiz, kolumuz bağlı. Bu kentte biz turizmcilerin kaderi maalesef bu. Bu kentteki bir çok karara bu kentte olmayanlar, bu kentte hayatının geri kalanını geçirmeyenler, bu kentin hayatının bir bölümünün yolu düşmüş insanlar bir şekilde bu kentin turizmine, turizmcisine, turizmcinin yaşadığı sorunlara karar veriyorlar sonra da gidiyorlar. Biz, bunlarla yaşamak ve mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bu kente turizmciler ciddi yatırımlar yapıyor ve ciddi anlamda işlerini iyi yapmaya çalışıyorlar. Sinop’un da en iyi noktalarından birisi cezaevi. 4 yıldır bir mücadele içerisinde. Şu an verilen tarih Ekim. Ama biz daha önce çok defa bu tarihleri duyduk. Zaten, sezonu bitirmiş olacağız. En basit örnek veriyorum. Türkiye’nin şuan en etkin tur firmalarından bir tanesi bu yaz planına Sinop’u almadı. Kim bunun haberdarı? Kim bunu umursuyor? Bilmiyorum ama Sinop’ta yatırım yapan turizmci bununla ilgileniyor. O yüzden de, bir an evvel kentimizde acil ihtiyacı olmayan yatırımların ne kadar hızlı yapıldığını görüyorsak cezaevinin de bir an evvel yapılmasını bitirilmesini ve tüm fonksiyonlarıyla faaliyete geçmesini bekliyoruz.”
]]>Diyarbakır’ın Çınar ilçesi kırsal Köksalan Mahallesi’nde 20 Haziran gecesi çıkıp, rüzgarın da etkisiyle Mardin’in Mazıdağı ilçesi kırsal Yücebağ ile Yetkinler mahallelerine doğru ilerleyen ve yerleşim yerlerine de sıçrayan yangında; Şehmus Demir, Mazhar Demir, Taliha Demir, Nuri Demir, Rezan Yılmaz, Azad Yılmaz, Resul Yılmaz, Remzi Yılmaz, Abdurrahman Buğdaycı, Ubeydullah Buğdaycı, İsmail Yardımcı, Sinan Deviren, Kerime Erdenli (55) ve Fadıl Demir (57) yaşamını yitirdi, 78 kişi de hastaneye kaldırıldı. 3 kişinin tedavisi sürüyor. Yangında ayrıca 556 küçükbaş öldü, 250 yaralı hayvan da sahiplerinin rızasıyla Et ve Süt Kurumu’na kesime gönderildi. 120 hayvanın ise bölgedeki veterinerler tarafından tedavileri yapıldı. Diyarbakır’da 8 bin 100, Mardin’de ise 7 bin dönüm alanda zarara neden olan yangında, toplam 5 bin 450 dönüm ekili arazi de yandı.
Ubeydullah Buğdaycı“KAÇMALARINI SÖYLEDİM AMA KAÇAMADILAR”
Yangında Çınar ilçesine bağlı Köksalan köyünde alevlerin arasında kalarak hayatını kaybeden Ubeydullah ve Abdurrahman Buğdaycı’nın akrabası Hatip Çelebioğlu, alevlerin rüzgarla yön değiştirip kuzenlerinin olduğu tarafa yöneldiğini belirterek, “Yangında ölen çoban Ubeydullah ve Abdurrahman Buğdaycı’nın kuzenleriyim. Ben de çobanlık yapıyordum. Gece saat 22.00 sıralarında karşı mahalle olan Yazçiçeği köyünden rüzgardan dolayı öyle bir ses geliyordu ki sanki taş mı, toprak mı hiç belli değil. Aşırı derecede rüzgar vardı. Ben de halamın çocuklarını aradım ve ‘aşırı rüzgar var, ateşe dikkat edin’ dedim. Onlar da sıkıntı olmadığını söyledi. Gece saat 22.05 gibi elektrik kabloları birbirine değdi ve büyük bir ateş çıktı. Rüzgar yön değiştirdi ve çoban olan halamın çocuklarının olduğu alana doğru yöneldi. Ben de onları aradım ve rüzgarın ateşi onların oldukları tarafa doğru yönlendiğini söyleyip, kaçmalarını söyledim ama kaçamadılar.” dedi.
Abdurrahman Buğdaycı“AMCA KOYUNLARINI, YEĞENİ AMCASINI KURTARMAYA ÇALIŞIRKEN ÖLDÜ”
Yangında Ubeydullah’ın koyunlarını kurtarmaya çalışırken, yeğeni Abdurrahman’ın da alevler arasında kalan amcası Ubeydullah’ı kurtarmak isterken hayatını kaybettiğini ifade eden Çelebioğlu, “Ubeydullah, alevlerin arasında kalan koyunları getirmeye çalıştı. Yeğeni Abdurrahman da amcasının tek başına olduğunu söyleyip, onu kurtarmaya gitti. Abdurrahman gitmeye çalışırken diğer kuzenleri onu zar zor tutmuş ve gitmesine engel olmaya çalışmış. Ama o kurtarmaya giderken amcasıyla birlikte yangın içerisinde kaldı ve vefat etti. Acımız çok büyük. Keşke evlerimiz yansaydı ama canlarımız gitmeseydi. Mal- mülkü boş verdik, canlarımızla uğraştık. Ne kadar canlı varsa hepsi gitti. Ekinimiz hepsi gitti. Diyeceğimiz hiçbir şey yok. Devlet büyüklerinden yardım bekliyoruz. Sadece yardım bekliyoruz.” diye konuştu.

Türkmentepe’de düzenlenen yamaç paraşütü etkinliğine Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli’de katılım sağlayarak yamaç paraşütü deneyimi yaşadı. Başkan Şehirli; “Bu deneyimi herkesin yaşamasını isterim. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünde söylediği gibi ‘İstikbal Göklerdedir’. 25-26 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan etkinliğe katılım sağlayan gençlere teşekkür ederim” diye konuştu.
Yamaç paraşütçüleri Türkmentepe’ye hayran kaldı
Altıeylül Belediyesi, Akçaköy Mahallesi’nde bulunan Türkmentepe de 1. Üniversiteler Arası Yamaç Paraşütü etkinliği düzenlendi. 25-26 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerin ilk gününde yamaç paraşütü tutkunları Türkmentepe’de sabahın erken saatlerinde gökyüzünde buluştu.
“Bir daha gelmek için sabırsızlanıyoruz”
Rüzgarın elverişli olmasından dolayı havada kuşlar gibi süzülen yamaç paraşütü tutkunları Altıeylül Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü himayesinde yapılan etkinlikte bir araya geldiler. Rüzgarın bu bölgede güzel olduğunu ifade eden yamaç paraşütü severler, “Bizlere bu imkanı sunan başta Altıeylül Belediye Başkanımız Hakan Şehirli’ye, Gençlik Spor Müdürlüğü birimine bizleri her zaman yalnız bırakmayan basın camiasına ve diğer birimlerde çalışan herkese teşekkür ederiz. Türkmentepe’de rüzgarın da iyi olmasıyla hiç zorlanmadan kalkış gerçekleştirdik. Genellikle bizler Akdeniz Bölgesinde yamaç paraşütü uçuşları yapıyoruz. Aramızda bulunan arkadaşlarımızdan bazıları burada uçma fırsatı buldu. İlk defa Türkmentepe’ye gelen arkadaşlarımız da bir daha gelmek için sabırsızlandıklarını ifade ettiler. Tekrardan emeği geçen herkese teşekkür ederiz” dedi.
“Altıeylül Belediyesi’ne bizlere bu imkanı tanıdığı için teşekkür ederiz”
Altıeylül Türkmentepe’e gelen 65 yamaç paraşütü tutkunu aralarında da gerçekleştirmiş oldukları nokta iniş yarışlarıyla da herkesten tam not aldı. Eğitmenler, “Altıeylül Belediyesi’nin organizasyonunda Türkmentepe’de gerçekleştirilen etkinliklerin ilk gününde yamaç paraşütü tutkunları arkadaşlarımızla sabahın erken saatlerinde bir araya geldik. Arkadaşlarımızın hepsi kendi dallarında başarılı sporcular. Hepimiz farklı illerden gelmemize rağmen bu kısa sürede iyi dostlar edindik. Belediyemizin bizlere bu imkanı tanıdığı için teşekkür ederiz. Aramızda Türkmentepe’ye ilk defa gelenler var. Onlar da bu bölgede böylesine bir yerin ve böylesine rüzgarın elverişli bir noktanın olduğunu bilmiyorlardı. İkizcetepeler barajı manzarasıyla ayrı bir görsel şölen oldu” dedi.
Hakan Şehirli: “Türkmentepe hakim rüzgarlar yönünden geniş bir kalkış pistini barındırmakta”
Alteylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli’nin de 1. Üniversiteler Arası Yamaç Paraşütü etkinliğinde uçması ayrı bir heyecan yaşattı. Başkan Şehirli, ilk defa yamaç paraşütü ile uçtuğunu ifade ederek şunları söyledi:
“540 metre irtifaya sahip olan Türkmentepe, hakim rüzgar yönünde geniş bir kalkış pistini barındırmakta, tüm kuzeyli yönlere uçuş olanağı vermekte. Gençlerle birlikte Altıeylümüzün Türkmentepe’de bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bende bu fırsatı değerlendirip uçma keyfini yaşadım. Herkesi bu adrenalin dolu yamaç paraşütü sporunu yapmasını ve bu deneyimi yaşamasını isterim” ifadelerini kullandı.
“Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ünde dediği gibi ‘İstikbal Göklerdedir'”
Yamaç paraşütü sonrasında da yamaç paraşütü tutkunlarıyla bir araya gelen Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, “Değerli misafirler Türkiye’nin değişik şehirlerinden gelen öğrencilerimiz hepiniz hoş geldiniz. Altıeylül Belediyesi olarak bu yıl 4.’üncüsü, Üniversiteler Arası da birincisi düzenlenen Türkmentepe şenliklerinde kendimde Uçuş Koordinatörü Erkan Ertem hocam ile birlikte bir deneyim yaşadım. Bana destek olan hocama da teşekkür ediyorum. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünde söylediği gibi ‘İstikbal Göklerdedir’. Benim çıtam oraya kadar çıkmayacak ama gençlerimizin oraya kadar çıkması gerekiyor. Ne diyor Livaneli ‘Gökyüzü senindir. Gökyüzü herkesindir’ 1. Üniversiteler arası yamaç paraşütü yarışmasına ve eğlencesine katılan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Erkan Ertem: “Başkanımız Hakan Şehirli’ye bizleri ağırladığı için teşekkür ederiz”
Uçuş koordinatörü Erkan Ertem, “Bu değerli güzel ilimiz Balıkesir Altıeylül ilçesi Akçaköy Türkmentepe’ye bizlere davet eden sevgili Altıeylül Belediye Başkanımız Hakan Şehirli’ye çok teşekkür ederiz. Bu güzel ilimizi hem tanıtmak, hem de yamaç paraşütü tutkunlarını burada buluşturduğumuz için çok sevinçliyiz. Bir dahaki organizasyonlarda buluşmak üzere çok teşekkür ediyorum” dedi. – BALIKESİR
]]>AA’nın “Yapay Zeka Çağına Doğru” başlıklı dosyasının onuncu haberinde, Yapay Zeka (AI) teknolojilerinin yenilenebilir enerji sektöründe ekosistemin korunması amacıyla kullanımına ilişkin çalışmalara yer verildi.
AI, belirli görevleri yerine getirmek için insan zekasını taklit eden ve toplanan verileri yineleyerek kendini geliştiren sistemler olarak biliniyor.
Günümüzde ulaştırma, bilgisayar teknolojileri, sağlık ve bilgi işlem alanlarında yaygın olarak değerlendirilen bu sistemlerin kullanım alanları da artıyor.
Artan enerji talebi ve iklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken, bu kaynaklara entegre akıllı teknolojiler de gelişim gösteriyor.
Bu sistemlerin en büyük özelliği çeşitli yollarla kayıt altına alınan verilerin işlenerek yeni durumlarda yeni yaklaşımların geliştirilmesine olanak sağlaması ve bu şekilde zaman, hammadde, enerji tasarrufu sunması olarak ön plana çıkıyor.
“Rüzgar santralleri 24 saat boyunca kesintisiz takip edilebiliyor”
Avrupa’da yatırımları bulunan Yunanistan merkezli teknoloji şirketi Nvisionist İş Geliştirme Müdürü Lambros Argyris, AA muhabirine yapay zekanın rüzgar santrallerinde kullanımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu sistemlerin uzun vadede biyoçeşitliliğin korunmasına yardımcı olduğunu ve elektrik üretiminde de verimlilik sağladığını söyledi.
Temel olarak kuş ve yarasa gibi uçan hayvanların türbin kanatlarına çarpmasının engellenmesiyle biyoçeşitliliğe yardımcı olduklarını ifade eden Argyris, bunu rüzgar türbinlerine kurulan yüksek çözünürlüklü kameralar ve bu kameralarla bölgenin 24 saat boyunca izlenmesiyle yapıldığını anlattı.
Argyris, elde edilen her türlü uçan cisim ve canlıya ait verinin yapak zeka teknolojisiyle işlendiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Yapay zeka teknolojisi ile canlı türleri hakkında veriler detaylı ve sürekli toplandıktan sonra gerekli durumlarda güvenlik tedbirleri devreye giriyor. Böylelikle verilere bakılarak hangi canlı türü olduğu ve hareketleri tespit ediliyor. Canlının rüzgar türbinine yaklaşıp yaklaşmamasına göre santral durduruluyor ya da ses uyarıları gönderilerek bu canlıların uçuş rotasına müdahale ediliyor. Böylelikle canlılar korunurken, elektrik üretiminin de devamlılığı sağlanıyor.”
Yapay zeka ile canlının türünün tespit edilmesinin bu teknolojinin en önemli aşaması olduğunu vurgulayan Argyris, kuşların coğrafyaya bağlı olarak saniyede ortalama 10 metre hızlarla uçtuğunu böyle bir durumda 800 metre uzaklıktan itibaren türbinlerdeki yapay zeka teknolojisinin bunu belirleyebildiğini belirtti.
Argyris, diğer kuş ve yarasa türleri için de yapay zeka teknolojisi ile farklı yaklaşımlar uygulandığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Gece ve gündüz ayırımı olmaksızın verileri analiz edebiliyoruz. Gece termal kamera kullanırken, gündüzleri yüksek çözünürlüklü kamera ile sağlıklı verileri alabiliyoruz. Yapay zeka ile kuş ve yarasa gibi canlıların tanınması ve korunması sağlanırken, rüzgar santralleri için sürdürülebilir elektrik de üretilerek bize esnek bir çalışma ortamı sağlanıyor.”
“Türkiye’nin rüzgar enerjisi sektörünü yakından takip ediyoruz”
Argyris, Avrupa’nın bir çok coğrafyasında çeşitli işletmelerde bu teknolojinin kullanıldığını bildirdi.
Türkiye ve Yunanistan coğrafyasının benzer olduğunu ve canlı türü açısından benzer veriler elde edilebildiğine dikkati çeken Argyris, şunları kaydetti:
“İspanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerde faaliyet gösteriyoruz. Henüz Türkiye’deki santrallerle çalışma yapmadık ancak Türkiye’deki rüzgar enerjisi sektörünü yakından takip ediyoruz. Türkiye’de de bu alanda çalışmayı istiyoruz. Komşu ülkeler olduğumuz için benzer ekosistemler, benzer türleri barındırıyor. Bu daha verimli ilerlememize katkı sunabilir.”
]]>YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kayseri İl Başkanlığı önünde kurulan alanda miting düzenledi. Kayserili vatandaşlara seslenen Erbakan, üye sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük 3’üncü partisi konumunda olduklarını söyledi. Erbakan, “Türkiye genelinde esen bir rüzgar var. O rüzgarın adı da Yeniden Refah rüzgarı. Milli Görüş rüzgarı. Meydanlar ‘Yeniden Refah’ diyor. Caddeler, sokaklar, anketler, milletimiz ‘Yeniden Refah’ diyor. Bu işin uzmanları, siyaset bilimciler ‘Yeniden Refah’ rüzgarını söylüyor. ‘Bu seçimde oylarını artıracak tek parti Yeniden Refah Partisi’ olacak’ diyorlar. Bunun en önemli göstergesi ve ispatı Yeniden Refah Partimizin resmi üye sayılarıdır. Yolda gelirken, bana son rakamı bildirdiler. Yeniden Refah Partimizin üye sayısı 516 bin 800’e yükseldi. Seçime yaklaşırken, öyle muazzam bir bereket var ki biz 6-7 ay evvel günde bin üye kaydediyorduk. Son 5 ayda günde 2 bin 500 üye kaydetmeye başladık. Şimdi seçim yaklaşırken, günde 5 bin üye kaydediyoruz. 516 bin 800 ne demek; MHP ile İYİ Parti’yi üye sayısı bakımından geride bıraktık. Türkiye’nin üye sayısı bakımından en büyük 3’üncü partisi olduk. Seçimlerden sonra bu hızla devam edeceğiz ve en kısa zamanda 1 milyon hedefine ulaşacağız. Önce 31 Mart’ta yerel yönetimlerde iktidar arkasından da 2028 yılında iktidar olacağız inşallah. 31 Mart’ta Yeniden Refah sandıkları patlatacak ve Milli Görüş şahlanacak” şeklinde konuştu.
“1989 ve 1994’deki belediyecilik hizmetlerini bu millet çok iyi hatırlıyor”
Vatandaşların değişim istediği için Yeniden Refah’a koştuğunu dile getiren Erbakan, “Allah 1 Nisan’da ahlaklı belediyecilik dönemini başlatmayı nasip eylesin. Milletimiz neden Yeniden Refah’a koşuyor? Çünkü artık değişim istiyor. Adaletsizlikten, çifte standarttan, faizden, borçtan, kibirden, rantçı belediyecilikten bıkmış usanmışlar. Borçtan, vergiden, faizden, zamdan, enflasyondan, hayat pahalılığından, fakirlikten, yoksulluktan, açlık sınırının altındaki maaşlardan bunalmış ve Yeniden Refah’a koşuyor. Millete tepeden bakan, belediye bütçesini borca ve faize batıran, israfa, lükse, şatafata düşkün, milletin derdi ile dertleneceğine, makam aracının rengi ve modeliyle uğraşan millete hizmet yapacağına makam odalarının mobilyalarını değiştirmekle uğraşan, vatandaşa değil yandaşa çalışan anlayışı artık milletimizi usandırmıştır. Millet neden Yeniden Refah’a yöneliyor. Çünkü 1989 ve 1994’deki belediyecilik hizmetlerini bu millet çok iyi hatırlıyor. O efsane hizmetleri o bütün yokluklara ve zorluklara rağmen sözünü yerine getiren Milli Görüş belediyelerini bu millet çok iyi hatırlıyor” dedi.
“Türkiye’de Milli Görüş ekonomisi uygulanacağına, borç, faiz, vergi ekonomisi uygulanıyor”
Necmettin Erbakan’ın iktidarında Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en bolluk ve bereketlilik döneminin yaşandığını aktaran Erbakan, “Bir kalemde bir holdingin borcunu siliyor. Ondan sonra da çiftçiye para yok, emekliye para yok, asgari ücretliye para yok. Neden? Çünkü paylaşımlı adalet yok. Çünkü Milli Görüş ekonomisi uygulanacağına, borç, faiz, vergi ekonomisi uygulanıyor. Yeniden Refah’ın temsil ettiği görüş, Erbakan hocanın iktidarda olduğu dönemde Cumhuriyet tarihinin en büyük bolluk ve bereket dönemini yaşamıştır. Mesele çok net Erbakan hoca 11 ayda Milli Görüş ekonomisiyle, adil ekonomik düzenle paylaşımlı adaleti sağladı. Önce millet, önce ezilenler, önce mazlumlar anlayışıyla bu milletin imkanı olan hakkı millete verdi. İşçiye, memura, emekliye yüzde 120, yüzde 200, Bağ-kur emeklisine yüzde 320 zam verdi. Eskişehir’de emekli amcamızın bir tanesi bizim adayımıza; ‘Erbakan hoca gelmeden önce bizimki maaş değil, harçlıktı’ diyor. Yüzde 320 maaş zammı demek, bu ay 10 bin TL alan emeklinin, önümüzdeki ay maaşının 42 bin TL olduğunu görmesi demek. 2028’de yine geleceğiz. Yine Milli Görüş’le, yine Refah’la 10 bin TL’yi 42 bin TL’ye çıkaracağız” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Bu yıl “Türkiye’nin Gelecek Yüzyılı” temasıyla İstanbul’da düzenlenen “Akşam Future&Trends Summit 2024” etkinliği kapsamında, enerji sektörü temsilcilerinin katılımıyla “Enerjinin Gelecek Yüzyılı” paneli yapıldı.
Güngör, buradaki konuşmasında, Türkiye yenilenebilir enerji sektöründeki ilerlemenin umut verici olduğunu belirterek, “Hidroelektrikte zaten iyiydik ve daha da iyi noktaya gidiyoruz. Son 15 yılda rüzgar, son 7 yılda da güneşte ciddi ilerlemeler kaydettik.” diye konuştu.
Türkiye’nin 2035’e kadar rüzgarda 30 gigavat, güneşte ise 53 gigavat kurulu güce ulaşmayı hedeflediğini anımsatan Güngör, şunları kaydetti:
“Bu hedeflere ulaşmak için 12 yılda, rüzgarda yaklaşık 18 gigavat, güneşte de yaklaşık 42 gigavat kurulum yapmamız lazım. Bu ise rüzgarda yıllık 1500 megavat, güneşte 3 bin 500 megavat kurulu güç artışı demek. Geçmişte belirli dönemlerde rüzgarda bu seviyeyi yakaladığımız, hatta geçtiğimiz yıllar olmuş. Güneşte ise şimdiye kadar en fazla yıllık 2 bin 600 megavata ulaşılmış. Yıllık ortalama ise biraz daha düşük, rüzgarda 800 megavat, güneşte 1500 megavat. Bu hedefleri tutturabiliriz ama 2035 hedeflerini yakalayabilmemiz için ortalama hızımızı ikiyle çarpmamız lazım.”
Güngör, yenilenebilir enerji yatırımlarının kapasite tahsisi, izin süreci ve finansman olmak üzere üç sac ayağı olduğunu ve belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için bu konularda doğru adımların atılması gerektiğini ifade ederek, “Söz konusu hedeflerin hayata geçirilebilmesi için yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar rüzgar için, yıllık yaklaşık 2,5 milyar dolar da güneş için finansman ihtiyacı var. Buna depolamayı da eklersek yıllık 5-7 milyar dolar seviyesinde bir finansman ihtiyacı var.” diye konuştu.
RHG Enertürk Enerji Genel Müdürü Alpay Beyla da Türkiye’nin 2035 hedeflerine değinerek, kurulu gücün yaklaşık 5 katına çıkacağını söyledi.
Beyla, jeotermal ve biyokütle kurulu gücünde de 5 kat artış beklendiğini aktararak, “Geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, önümüzdeki 10 yıldaki hedeflerimizin erişilebilir olduğunu görebiliyoruz.” dedi.
Elektrikli araç sektörüne de değinen Beyla, “E-mobilite bir dönüşüm. Bu dönüşümde, RHG Enertürk Enerji olarak lisans alan firmalardan biriyiz. Şu anda soket sayısında güncel rakamlarda ilk 10 içerisindeyiz. Türkiye’de 6 bölgede 140’ın üzerinde lokasyonda müşterimize hizmet veriyoruz.” diye konuştu.
Beyla, şirketin mobilya sektöründeki bir holdingin parçası olduğunu vurgulayarak, “Bizim ana mesajımız, mobilya sektöründeki bayi ağının nasıl elektrikli araç şarj istasyonlarına dönüşebileceği. Bunun da şehir içi lokasyonlar özelinde nasıl katma değer yaratılabileceği üzerine çalışıyoruz. Bu noktada örnek olmaya çalışıyor ve bunun için yatırım yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Biotrend Enerji Genel Müdürü Mehmet Ali Nalçacıoğlu ise biokütle üzerine çalıştıklarını söyledi.
Nalçacıoğlu, yaptıkları işin aslında bir atık yönetimi olduğunu belirterek, “Kurulu gücümüz 118 megavat ancak çalışma saatlerimiz 7 bin 500 ile 8 bin 200 arasında. Biz aktif olarak enerjiyi depoluyoruz. Bunu güneşe oranladığımızda ise kurulu gücümüz 500 megavata eşdeğer. Yatırım olarak da birim megavat maliyeti yüksek bir alan.” ifadelerini kullandı.
]]>