Ülkenin ikinci büyük kenti Harkov, hava saldırılarına karşı her bakımdan savunmasız durumda.
İki güdümlü bomba Cumartesi günü öğleden sonra, içerisinde çok sayıda müşteri varken bir yapı marketi ve bahçe malzemeleri satan bir bölümü yerle bir etti.
Yanan bina Harkov’da gökyüzünün siyah dumanlarla kaplanmasına neden oldu. Alışveriş merkezindeki diğer mağazalardan birinin müdürü olan Andrii Kudenov çaresizlik içinde olanları izledi.
“Ruslar her şeyi yakıp yıkmak istiyor. Ama biz vazgeçmeyeceğiz.
“Hava sıcak. Bahçe sezonu da başladı. Bu yüzden pek çok insan içerideydi. Dükkanda toprak ve bitki vardı.”
Andrii cep telefonunu çıkardı ve süpermarketin saldırıdan önceki fotoğraflarına baktı.
“Bakın burada ne güzel çiçekler vardı. Ve tek bir asker bile yoktu, herkes sivildi.”
Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı. En az 15 kişi de öldü. Daha fazla cesedin çıkarılması olası.
Her savaşta siviller eski yaşamlarının izlerini korumaya çalışır.
Bahçe malzemeleri satan bölüm yanarken, etrafta köpeklerini gezdiren çiftler vardı. Hava saldırısı sirenlerine ve cep telefonlarındaki uyarılara aldırmaksızın Harkov’un merkezindeki şatafatlı meydanlarda kafeler açıktı.
Opera binasının merdivenlerinde gençler kaykay biniyor, kızlar da telefonlarına TikTok danslarını kaydediyordu.
Opera binasının içinde ise bir orkestra, savaşın durduramadığı müzik festivali için prova yapıyordu.
İnsanların bu metanetli tavırları, savaşın başlamasından sonraki ilk birkaç aydan bu yana en kötü krizin yaşandığı gerçeğini gizleyemiyor.
Yapı markete yönelik saldırı, ülkenin kuzeydoğu ve doğu cepheleriyle birlikte güneyindeki Herson yakınlarına düzenlenen pek çok saldırıdan biriydi.
Ukrayna’nın bin kilometreden fazla cephe hattı boyunca kendini savunma kapasitesi Batılı müttefiklerinin Harkov ve diğer şehirlerde olayları şekillendiren kararlarına bağlı.
Savaşın gidişatını değiştiren diğer stratejik faktör ise Rusya’nın savaş alanında öğrenme ve uyum sağlama becerisi.
Rus ordusu Ukrayna’nın özellikle hava savunmasındaki zayıflığından faydalanmak için saldırılarını yapılandırıyor. Rus fabrikaları ise çok daha büyük ve gelişmiş Batı ekonomilerinin Ukrayna için ürettiğinden daha fazla silah ve mühimmat üretiyor.
Savaşın ilk yılında Rusya’nın geri püskürtülebileceğine dair umutlar, Rus güçlerin ülkenin derinliklerine ilerlemesini durdurmak için verilen amansız bir mücadeleye dönüştü.
Savaşın üçüncü yılında, görünürde bir son yok.
Peki, başlangıcın sonu mu geldi? Ya da başka bir ifadeyle başlangıç aşaması sona erdi ve artık daha ileri aşamalara mı geçildi?
Başlangıcın sonu mu?
Şubat 2022’de geniş çaplı bir işgal başlatan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin o vakitlerde hızlı bir zafer bekliyordu.
ABD liderliğindeki NATO da öyle. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy tahliye tekliflerini geri çevirmişti.
Hem Kremlin hem Pentagon hem de diğer NATO savunma bakanlıkları, Rusya’nın 2014’te Kırım Yarımadası’nı işgal ve ilhak edip doğudaki Donetsk ve Luhansk şehirlerinde ayrılıkçıların zafer kazanmasını sağlayarak başladığı işi bitirmesini bekliyordu.
Ukrayna’nın silahlı kuvvetleri 2014’teki kötü performansını geliştirmişti. Ancak Suriye’deki savaşa başarılı müdahalelerde bulunan Rusya çok güçlü görünüyordu.
Rus birliklerinin Şubat 2022’de Ukrayna’ya girdiğinde yapılan tahmin, Ukrayna’nın savaşmaya devam etmek için en iyi şansının NATO tarafından silahlandırılan bir isyan örgütlemek olacağı yönündeydi.
Rusya, doğuda Donbas’ı güneyde Kırım’a bağlayan bir ‘kara köprüsü’ olan Ukrayna topraklarının bir bölümünü ele geçirdi.
Ancak Putin için Kiev’i ele geçirme girişimi küçük düşürücü bir fiyaskoyla sonuçlandı.
Mart 2022’nin sonunda başkent için verilen savaş kaybedildi ve Kremlin askerlerini geri çekti.
NATO Ukrayna’nın savaşabileceğini kabul etti. Kiev yönetimi kendisini beklenmedik bir şekilde faydalı, daha fazla desteğe layık bir müttefik olarak gösterdi ve Putin’in Rusya’sıyla büyüyen çatışmalarda yeni seçenekler sağladı.
Ukrayna’ya giderek daha güçlü silahlar gönderildi. ABD Başkanı Joe Biden’ın çekincelerinin aşılması sancılı bir süreç olmaya devam etti. Biden, ABD ve NATO’nun kendi birlikleriyle müdahale etmesi ya da Ukrayna’ya en güncel askeri teknolojiyi sağlaması halinde bile üçüncü bir dünya savaşından korkuyordu.
Biden, NATO hava kuvvetleri tarafından emekliye ayrılan Amerikan yapımı eski F-16 saldırı uçaklarının tedarikine izin vermeye ikna edildi. Bu uçaklar henüz savaşta kullanılmadı. Bu durum Rus hava kuvvetlerine saldırı için daha fazla alan sağlıyor.
Batılı analistlerin çoğu Putin’in nükleer bir kılıç sallamasının blöf olduğunu düşünüyor.
Rusya’nın en önemli müttefiki Çin, nükleer silahların kullanılmasını istemediğini açıkça ortaya koydu. Pekin’in ihtiyacı olan son şey Doğu Asya’da bir nükleer silahlanma yarışı.
Batı kampında yer alan Japonya ve Güney Kore, bir gün tutumlarını değiştirecek kadar tehdit altında hissederlerse, nükleer silah yapabilecek teknolojik kapasiteye sahip.
Joe Biden ise hala Vladimir Putin’in blöfünü görmek istemiyor.
Washington, tedarik ettiği silah sistemlerinin kullanımına sınırlamalar getirmeye devam ediyor, Ukraynalıların Rusya içindeki hedefleri vurmasını yasaklıyor.
Ukrayna lideri Zelenskiy bu kararın bir ellerini arkadan sıkıca bağladığına inanıyor ve bunun değiştirilmesi için bastırıyor.
Ancak geçen yaz itibarıyla, NATO binlerce askeri Baltık bölgesinden Yorkshire’a kadar uzanan bir alanda eğitti, modern Batı tankları ve zırhlı araçlardan oluşan etkileyici bir güç oluşturdu.
Plan, Rus cephelerini yararak Donbas ve Kırım arasındaki bağlantıyı koparacak bir saldırı tertip etmek üzerine kuruluydu.
Ama başarısız olundu.
Rus savunması çok güçlüydü ve hava desteği olmadan NATO tarzı koordine edilmiş bir ‘tüm silahların kullanıldığı’ savaş girişiminin eli mahkumdu.
Ukrayna’nın özündeki zayıflık, finansman ve silah için başkalarına bağımlı olmasından kaynaklanıyor
Kiev yönetimi kendi silahlarının çoğunu kendisi üreten ve çok daha fazla nüfusa sahip bir düşmanla karşı karşıya. Rusya’nın 140 milyonu aşan nüfusu Ukrayna’nın yaklaşık üç buçuk katı.
Ölümlerin on binlerle ifade edildiği bir savaşta bu oldukça önemli.
ABD’de ise iç politika devreye girdi.
Joe Biden’ın Ukrayna için 60 milyar dolarlık “güvenlik ödeneği” talebi, ABD Kongresi’nde aylarca bekletildi. Çoğunlukla Donald Trump’ın destekçileri bu paranın daha yakın meselelere, özellikle de Meksika ile güney sınırındaki yasadışı göçe ayrılmasını istedi.
Bu ek ödenek ancak 24 Nisan’da Biden tarafından imzalandı ve yasalaştı.
Moskova’nın uzun bir savaş için yeniden tasarlanmış bir ekonomide, olabildiğince hızlı silah ve mermi ürettiği bir dönemde, ABD ordusunun hatırı sayılır lojistik kapasitesinin bile Ukrayna’nın cephaneliğini doldurması aylar alabilir.
Belçika’daki NATO karargahından üst düzey bir yetkili bunu bir “üretim savaşı” olarak tanımlıyor ve “Rusya, Ukrayna’nın ihtiyacı olduğunu bildiğimiz şeylerde bizi geride bırakıyor” diyor.
Batı yaptırımları Rusya’nın ekonomisini çökertmeyi başaramadı. Ruslar petrol ve doğalgazı için yeni pazarlar buldu.
Rusya, İran’dan insansız hava araçları ve Kuzey Kore’den mühimmat satın alıyor. NATO’ya göre Çin doğrudan ölümcül yardımda bulunmuyor ama Rusya’ya başka şekillerde yardım ediyor.
BBC’ye konuşan üst düzey bir NATO yetkilisi, “Çin’in Rusya’nın savaş çabalarına maddi katkıda bulunduğuna şüphe yok. Çin, savunma sanayi tabanını yeniden inşa ediyor ve gerçek bir fark yaratıyor” diyor.
“Makine aksamları ve mikroelektronik Çin’den geliyor ve doğrudan savunma sanayilerini güçlendirmeye gidiyor, böylece Ruslar daha fazla tank ve füze üretiyor.”
“Çin ve Rusya arasındaki değişen ilişkinin jeostratejik açıdan en büyük sonuçlarından biri, Çin’in bir daha asla küçük ortak olmayacağı.”
Sınır bölgeleri
Proliska adlı bir grupta psikolog olarak çalışan Vika Pisna, Harkov’un kuzey doğusunda, Rusya sınırına çok yakın Yurçenkove’ye doğru toprak bir yolda arabasını sürdüğünde, bölgedeki bir anaokulunda yangın vardı.
Vika, bir yılını Rusya’nın tehdit ettiği cephe köylerine giderek sivilleri tahliye etmekle geçirmiş.
Yangın esnasında anaokulunda hiç çocuk yoktu. Tüm sınır köyleri gibi Yurçenkove’de de sadece birkaç yaşlı ya da hasta sivil vardı.
Anaokulu aylar önce terk edilmiş olmalıydı. Ön tarafa doğru uzayan bahçedeki kaydırakların üzerinde otlar büyümüştü.
Motosikletinde bir yatak ve birkaç parça eşya taşıyan ve kendisi de köyü terk ediyormuş gibi görünen bir adam, yangının nasıl çıktığını bilmediğini ama top mermisi olmadığını söyledi.
Yangın nasıl başladı, bilinse de bilinmese de, ahşap duvarları çatırdarken ıssız ve terk edilmiş köydeki hiç kimse anaokulundaki yangını söndürmeye çalışmadı.
Rusya, güçlerinin 10 Mayıs’ta sınırı geçmesinden bu yana Harkov’a saldırı halinde.
Putin, sınırın kendi tarafındaki Rus şehri Belgorod’daki sivilleri korumak için bir tampon bölge oluşturmayı planladıklarını söyledi. Ukrayna, sınırın kendi tarafında Rusya’yı sivilleri öldürmekle suçluyor.
Saldırı aktif cephe hattını genişleterek Ukrayna’yı Harkov bölgesini takviye yapmaya zorluyor ve başka yerlerde Rusya’nın yararlanmaya çalışabileceği boşluklar bırakıyor.
Vika ve minibüsünü sınır bölgesine kadar takip ettik, çatışmaların merkezinde yer alan ve enkaza dönüşen sınır kasabası Vovchansk’tan uzak durduk.
Birkaç kilometre öteden dahi o bölge, yeni patlamalardan gökyüzüne yükselen siyah dumanlarla bir cehennem çukuruna benziyordu.
Vika’nın listesindeki ilk kadın Liubov bölgeyi terk etmeye hazırdı. Vika birkaç torbaya doldurduğu eşyalarını taşımasına yardım ederken Liubov’un ön bahçeye bağladığı köpek yabancılara havlıyordu.
Ta ki Liubov onu minibüse bindirine kadar. Köpek, o vakit sakinleşti.
Vika evcil hayvanlarını da beraberlerinde getirmeleri için insanları teşvik ettiğini söylüyor.
“Her şeyinizi kaybetmişseniz, evcil hayvanınızın olması sizi rahatlatır.”
Köpeği ve bavullarıyla birlikte minibüste sıkışmış Liubov, “Yüreğim sızlıyor. Bu evde 40 yıldan fazla yaşadım” diye söze başlıyor.
Bombardıman yüzünden mi ayrılıyordu?
“Herhalde! Patlama çok yakındı, 100 metreden daha azdı belki. Bütün pencerelerim patladı.”
Vika, tahliye için çağırdığı diğer insanları ikna edemedi. Demirden bir kapıyı tıklattı. Yaşlı bir kadın kapıyı aralıkla açtı.
“İyi günler. Siz Emma mısınız?” diye sordu Vika.
Emma ve kocası, içeride gözden uzak bir yerde, orayı terk etmeyi reddeti. Vika onları ikna etmeye çalıştı.
“Dün çok yakınlarınızda bombardıman vardı. Bu çok tehlikeli. Kendinizi tehlikeye atıyorsunuz. Taşınmanıza yardımcı olacak gönüllülerimiz var, yardımlar, ilaçlar ve diğer her şey için yardımcı olacaklar. Hepsi ücretsiz olacak. Ayrıca psikolojik yardım da alacaksınız.”
“Teşekkür ederim! Her şey için teşekkür ederim ama burayı terk etmeyeceğim.”
“Bakın, insanları tahliye ediyoruz çünkü buralar çok tehlikeli. Eğer isterseniz geri dönebilirsiniz. Ama şu anda burası çok tehlikeli, her bir iki saatte bir bombardıman oluyor. Gitmek en iyisi. Daha fazla bombardıman olacak ve daha fazla yere isabet edecek. Burası çok tehlikeli.”
“Biliyorum.”
“Bedava! Bedava bir yerin olacak.”
“Gitmeyeceğim.”
Emma kapıyı kapattı.
‘Patriot hava savunma sistemi bizde yok’
Rusya 23 Mayıs günü öğleden sonra bir bombardıman başlatmıştı. Bu bombardımanın üzerinden bir saat geçmemişti. Bölgede yanan bir matbaadan, bir ceset torbası çıkarılıyordu.
Saldırıda yedi kişi hayatını kaybetti.
Ukrayna sınırlı hava savunma sistemlerini nasıl konuşlandıracağı ve kullanacağı konusunda zor seçimler yapmak zorunda. Matbaayı vuran füzelere müdahale edilmedi. Saldırıdan önce, sonra ve saldırı sırasında matbaanın üzerinde uçan Rus insansız hava aracına da müdahale edilmedi.
Bahçede, itfaiyeciler yangını söndürmek ve daha fazla ceset aramak için binaya girerken, Harkov Emniyet Müdürü Volodimir Timoşko öfkesini zorlukla kontrol edebiliyordu.
“Tüm füzeler hedeflerini vurdu. Vurulmadılar. Neden? Çünkü Belgorod bölgesinden gelen füzelerin varış süresi yaklaşık 40 saniye. Bu füzeler sadece Patriot hava savunma sistemi tarafından vurulabilir, ki bu da bizde yok.”
Günler sonra, matbaada çalışan işçilerden biri Olena Lupak yaraları nedeniyle hala hastanede tedavi görüyordu. Açıktaki derisinin çoğunda şarapnel ve patlamadan kaynaklanan yaralar vardı ve saçları yanmıştı.
Olena, patlamadan en çok etkilenen basılı kağıt paletleri sayesinde hayatının kurtulduğuna inanıyor. Duygusaldı, hıçkıra hıçkıra ağlıyor, sonra gülümsemeye çalışıyordu, başına gelen her şey onu travmatize etmişti.
“Hiçbir şeyden korkmuyordum ama şimdi Harkov’da olmaktan bile korkuyorum. Rusya’nın terörist bir devlet olmadığını ve sadece askeri hedeflere saldırdıklarını umuyordum ama sivilleri vurdular.”
“ABD’ye bize yardım ettiği için teşekkür ediyorum. Almanya’ya ve tüm dünya ülkelerine yaptıkları için minnettarım. Ama biz çaresiziz ve hiçbir şeyimiz yok. Çok acı çekiyoruz… Kendimizi savunamıyoruz.”
Uzun savaş
Ukrayna, Olena Lupak’ın korktuğu kadar kötü durumda değil, ancak bu ay Harkov’da böyle hissetmek anlaşılabilir bir durum. Yapı marketten gelen ve hastane yataklarında paramparça uzuvlarıyla yatan yaralılar da en az onlar kadar korku içindeydi.
Yapı marketin tavanı çöktüğünde bacakları ezilen Vitalii, “Dürüst olmak gerekirse ne olacağını bilmiyorum. Bir an önce bitmesini istiyorum ama nasıl biteceğini bilmiyorum” diyor.
Yangın çıkınca ikinci kattan atlayan ve kötü bir şekilde düşen Oleksandr ise karşı yatakta yatıyor. Oleksandr Ukrayna’nın Rusya ile bir anlaşma yapamayacağını söylüyor.
“Bence onları yenmeliyiz. Buraya kötü niyetle geldiler.”
Savaşın başlangıcında orduya kaydolmak için oluşan kuyruklar çoktan yok oldu. O ilk gönüllü dalgasındaki pek çok kişi öldü ya da savaşamayacak ölçüde yaralar aldı.
Ukrayna genç erkekleri askere almak için daha fazla çaba sarf ediyor. Cephedeki savaşçılarının çoğu orta yaşlı ve tükenmiş haldeler. Ukraynalı generaller Rusya’nın yaptığı gibi hayatları heba etmiyor. Ancak yine de önemli sayıda ölü ve yaralı veriyorlar.
Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri, farklı derecelerde de olsa, daha fazla destek sunmaya çalışıyor. Amerikan askeri yardım paketi de ulaştığında bir fark yaratacaktır. Bu sayede Ukrayna savaşmaya devam edebilecek.
Bu, savaşı kazandırmayacak ama Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimlerinden önceki son yardım olacak. Donald Trump seçimi kazanırsa, Ukrayna’ya yardım etmek için Joe Biden kadar bastırıp bastırmayacağını kimse bilmiyor.
Ukrayna aynı zamanda insansız hava araçları konusunda kendisini geliştiriyor. Silahlı İnsansız Deniz Araçları, patlayıcılarla dolu mürettebatsız botlar, Rus savaş gemilerini batırdı ve Karadeniz’deki ihracat yollarını yeniden açtı.
Uzun savaşlarda momentum bir ileri bir geri değişebilir. Ukrayna yeni silahlarını henüz alamamışken, Rusya şimdi bunu bir fırsat olarak görüyor ve daha fazla bastırıyor.
Bu tehlikeli yazın en büyük sorularından biri, Rusya’nın büyüklüğü, ağırlığı ve azminin Ukrayna’yı bu savaşta stratejik denklemi değiştirecek bir yenilgiye uğratıp uğratamayacağı.
Ukrayna ve müttefikleri, insan ve mühimmat açısından yüksek bir maliyetle Rusya’nın sınırlı bir bölgeyi ele geçirmekten daha fazlasını yapabilecek savaş gücüne sahip olmadığına inanıyor.
Ancak bir yıl öncesine, Ukrayna’nın yaz taarruzu için umutların yüksek -çok yüksek- olduğu zamanla kıyaslarsak Rusya artık daha güçlü ve Ukrayna’nın lehine niteliksel bir değişiklik olmazsa Moskova bu savaşı daha da derinleştirmek için elinden geleni yapacaktır.
]]>Kuleba, Polonya’nın başkenti Varşova’daki çevrim içi basın toplantısında kısaca konuştuktan sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.
Hindistan’ı ziyaret edeceğini anımsatan Kuleba, Ukrayna ile Hindistan ilişkilerini güçlendirmeyi hedeflediklerini ve Hindistan’ı önemli bir küresel güç olarak gördüklerini söyledi.
Kuleba, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hava saldırılarını artırdığını ve 18 Mart’tan 24 Mart’a kadar ülkesine 190 füze atıldığını aktardı.
Ukrayna’nın neredeyse her gün balistik füze saldırılarına maruz kaldığına dikkati çeken Kuleba, ülkesinin güçlü hava savunma sistemlerine ihtiyacının altını çizdi.
Kuleba, “Rusya’nın propaganda söylemlerinin” ne kadar etkili olduğuna yönelik soru üzerine “Rus propagandasının” büyük ölçüde başarısız olduğunu ve Batı ülkelerinin Ukrayna’yı desteklemeye devam ettiğini kaydetti.
“Moskova’daki saldırıyı Ukrayna ile ilişkilendirmek yanlış ve absürt”
Kuleba, Rusya’nın başkenti Moskova’da “Crocus City Hall” adlı konser salonuna 22 Mart akşamı silahlı kişilerce düzenlenen terör saldırısının Ukrayna ile ilişkilendirilmesinin “yanlış ve absürt” olduğuna işaret ederek, Rusya’nın Ukrayna’yı kötülemek için her şeyi yaptığını öne sürdü.
Güney Kore’nin, Ukrayna’ya sadece “öldürücü olmayan güvenlik yardımı” sağlama kararını sürdürmesiyle ilgili Kuleba, Kuzey Kore’nin Rusya’ya silah göndererek destek olduğunu belirtti.
Kuleba, Seul hükümetine çağrıda bulunarak, ülkesine hava savunma sistemleri sağlanmasını talep etti.
Rusya’nın, Moldova’da düzenlenecek seçimlere medya yoluyla müdahale edeceğini iddia eden Kuleba, Moldova halkının yanında olduklarını dile getirdi.
Kuleba, Ukrayna ve Polonya arasındaki sorunların ekonomik kaygılardan kaynaklandığını belirterek, halkların arasındaki ilişkilerin oldukça iyi olduğunu dile getirdi.
Ukrayna’nın teslim alacağı F-16 savaş uçakları
Ukrayna’nın bir uluslararası barış konferansına katılmayı nasıl karşılayacağına yönelik Kuleba, 2014-2022 döneminde Rusya ile çeşitli formatlarda yaklaşık 200 kere görüşme yaptıklarını, Rusya’nın bu görüşmelerde anlaşmaya varılmasının önüne geçtiğini belirtti.
Kuleba, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin İsviçre’de yapılmasını kabul ettiği barış zirvesine işaret ederek, Moskova yönetiminin zirveye katılımının öngörülmediğini söyledi.
Zirvede, BM Şartı’nın hedeflerini paylaşan ülkelerin bir araya geleceğini aktaran Kuleba, Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’dan temsilcilerin zirvede yer almasını istediklerinin altını çizdi.
Kuleba, Ukrayna’nın yaz ortasında F-16 savaş uçaklarını teslim almasının planladığını aktararak, pilotların eğitimlerinin oldukça iyi geçtiğini söyledi.
Sovyet tipi uçaklardan Batı tipi uçaklara geçtiklerini kaydeden Kuleba, pilotlar ve teknik ekibin F-16’lar konusunda daha fazla eğitime ihtiyacı olduğunun altını çizdi.
“Erdoğan büyük bir aktör”
Kuleba, “Ukrayna ve Rusya, müzakere masasına dönerse bu süreç, Mart 2022’deki gibi İstanbul’da yürütülebilir mi?” sorusu üzerine şunları kaydetti:
“Şu ana kadar sadece Türkiye, Rus ve Ukraynalı tarafların konuşmasını organize edebildi. Savaşın ilk safhasında gerçekleştirildi. Artık herkesi bir araya getirecek, kimsenin karşı çıkamayacağı nükleer güvenlik, seyrüsefer serbestisi, ticari seyrüsefer ve esir takası gibi konuların ele alınacağı barış formülü zirvesini gerçekleştirmeye odaklanmış durumdayız.”
Ukrayna’da barışı sağlamak için bu meselelerin ele alınması gerektiğini vurgulayan Kuleba, “Bundan dolayı Çin, Türkiye ve diğer ülkeler de dahil herkesin katılmasını istiyoruz.” dedi.
Kuleba, savaşın sona ermesine yardım etmek isteyen hiçbir ülkeyi reddetmediklerine dikkati çekerek, “Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan, büyük bir aktör. Sadece bölgemizde değil dünya da saygı görüyor.” diye konuştu.
]]>Ukrayna Derneği ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğince düzenlenen “Ukrayna-Kırım’ın işgalinin 10. Yılında geçmiş ve geleceğin analizi” başlıklı panelin açılış konuşmalarını, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Bodnar ve Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin yaptı.
Gazeteci Gönül Şamilkızı’nın moderatörlüğünü yaptığı panelde, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik ve Ukrayna Derneği Başkanı ve Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yuliya Biletksa konuşmacı olarak yer aldı.
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Bodnar, bugün bir araya gelerek savaşın yıl dönümünü anma fırsatı bulmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Tam 10 yıl önce gerçek bir savaş başladı. Vatanını savunmaya ilk yeltenen halk da Kırım Tatarları oldu, kendi evleri ve vatanları için.” dedi.
Bodnar, 10 yıl önce Kırım Tatarlarının kendi evlerinde “işgal altında yaşadıklarını” kaydederek, “Ancak hiçbir baskı politikası, hiçbir baskı rejimi Kırım Tatarlarının özgürlüğe yönelik iradesini etkilemiyor. Buradaki hem Kırım Tatarları hem de Ukraynalılar dayanışmaya kuvvet veriyor ve Ukrayna’nın da dayanmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Kırım Tatarlarını, kimliğini ve Kırım Yarımadası’nı “yeniden özgür kılma” fikrini destekleyenlere teşekkür eden Bodnar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk hükümetine Rusya’nın 2014’te Kırım’ı yasa dışı ilhakını tanımama konusundaki net politikasından dolayı da teşekkürlerini dile getirdi.
Bodnar, Ukrayna devletinin adımlarıyla Kırım Tatarlarının yerli halk statüsüne kavuştuğunu anlatarak, Kırım Tatar dilinin de ayrı bir dil olarak değerlendirilip gelişimine yönelik büyük adımlar atıldığını söyledi.
“Kırım ya da Ukrayna meselesi değil, dünya güvenliği”
Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin ise Rusya’nın 2014’te Kırım’ı yasa dışı ilhakına ilişkin, “Bu işgal yalanla başladı.” dedi.
Şahin, bütün dünyanın da bunu seyrettiğini anımsatarak, bunun yalnızca Kırım ya da Ukrayna meselesi olmadığını belirtti.
Meselenin dünya güvenliğini ilgilendirdiğini aktaran Şahin, “Eğer Kırım’da Rusya’nın dedikleri kabul edilirse siz Pasifik’te kimseyi durduramazsanız, dünyanın başka sorunlu bölgelerinde de kimseyi durduramazsınız.” ifadelerini kullandı.
Şahin, Ukrayna halkının yüzyıllardır bağımsızlıkları ve o topraklarda hür yaşamak için mücadele verdiğini dile getirerek, Ukraynalıların savaşma iradesi ve bir organizasyon becerisi gösterdiklerini belirtti.
Şahin, Doğu Avrupa’da ve Karadeniz’de güvenlik, barış ve demokrasi açısından Türkiye ve Ukrayna ittifakını stratejik bir mesele olarak gördüğünü ifade etti.
Prof. Dr. Kırımlı da Rusya’nın “tahrik veya meşru gerekçe olmaksızın Ukrayna’ya saldırdığını” aktararak, savaşın insani, kültürel ve ekonomik tahribatla korkunç araçlarla sürdürüldüğünü ifade etti.
Kırımlı, savaşın başlangıcından bu yana propagandanın kullanıldığını kaydederek, ekonomi ve enerjinin de Rusya tarafından kullanıldığını savundu.
Kırım Tatarlarının durumuna ilişkin de Kırımlı, “Kırım tatarlarının kaderi bu savaşın sonucuna bağlıdır.” dedi.
“Savaş 2014’te başladı”
Prof. Dr. Özçelik ise Rusya’nın hibrit savaş yürüttüğünü kaydederek, “Savaş, 2014’te başladı, 2022’de farklı bir hale geldi ve 2024’te hala devam ediyor.” dedi.
Özçelik, Batı’nın 2014’te olanlara sessiz kaldığını aktararak, Ukrayna’nın bu savaştan galip çıkacağına inandığını ve Kırım’ın bağımsızlığının da önemli olduğunu ifade etti.
Dr. Biletska da Kırımlı olduğunu ve “ana vatanını kaybettiğini” belirterek, “Kırım’ın işgalinden sonra onların (Rusların) ana amacı, hem Ukrayna hem de Kırım Tatarlarının kimliğini yok etmektir.” dedi.
Biletska, kullanılan yöntemlerin farklı boyutlarının olduğunu ve ilkinin demografik alanda yapıldığını söyledi.
Kırım’daki duruma ilişkin Biletska, “Rusya’ya karşı çıkan insanları fiziksel yok etmeye ya da dışlamaya çalışıyorlar. Bu politika yüzünden birçok kişi Kırım’dan kaçmak zorunda kaldı.” ifadesini kullandı.
Biletska, birçok kişinin Kırım’ı terk etmek zorunda kaldığını kaydederek, birçok insan hakları ihlali olduğunu ve siyasi temelli davalar da açıldığını söyledi.
Kırım’da “demografik yapının değiştirildiğini” ve zorunlu seferberlik listelerinde de Kırım Tatarlarının isimlerinin yoğunlukta olduğunu aktaran Biletska, zorunlu vatandaşlık aldırıldığını ve bölgede eğitimin de Rusya’nın kontrolünde olduğunu sözlerine ekledi.
]]>