Rekabet – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 17 Jul 2024 22:33:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TESK Genel Başkanı: Enflasyonla mücadelede vatandaşın güvenmesi lazım https://www.haber60.com.tr/tesk-genel-baskani-enflasyonla-mucadelede-vatandasin-guvenmesi-lazim/ https://www.haber60.com.tr/tesk-genel-baskani-enflasyonla-mucadelede-vatandasin-guvenmesi-lazim/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40258 TÜRKİYE Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Toplum, tüketim toplumu haline geldi. Çünkü üretimi son derece yok sayıldı. Önemli arazilere de konut yapılmaya devam ediyor. Arazi de kalmadı. Yapılacak tek şey; enflasyonla mücadelede, vatandaşın bir kere güvenmesi lazım. Vatandaşın ekonominin düzeleceğine inanması lazım. Yapılan somut adımlarla bunu göstermeye gayret edeceğiz” dedi.

TESK Yönetim Kurulu Toplantısı, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (BESOB) ev sahipliğinde Bursa’da gerçekleştirildi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken”n başkanlığında yapılan toplantıda, TESK Yönetim Kurulu üyeleri ve TESK Mesleki Eğitim Kurulları üyeleri hazır bulundu. Toplantı öncesi basın mensuplarına açıklama yapan Palandöken, konfederasyonun Türkiye’de yaklaşık 2 milyon 250 bin üyesi bulunduğunu ve ekonominin barometresi olduğunu belirterek, “Esnafın yüzü gülüyorsa, esnafın işi iyiyse vatandaşın da işi iyi. Tabii ücretler konusunda vatandaşın alışveriş yapabilmesi için ekonomik durumunun da iyi olması lazım. Ücretin artışıyla birlikte hayatı pahalandıran bir faktör ortaya çıkıyorsa, yükselen ücretin de bir değeri olmuyor. Bilindiği gibi meyve, sebze, bakliyat ve et fiyatları gerçekten de önemli bir miktarda yükseliyor. Sebebi de rekabet unsurunun ortadan kalkmasını temin eden ‘yatırımcı’ namı adında işi bilmeden iş yeri açanların, dolayısıyla da rekabetsiz kalan esnafın ayakta kalamayışının en büyük nedeni, enflasyonu yükseltmesi. Eğer size çeyrek ekmek lazımsa, küçük esnaf gidip alabildiğiniz tanıdık bir yüz” dedi.

‘ENFLASYONUN DÜŞMESİ İÇİN TEK ÇARE, FİYAT İSTİKRARI’

Yatırım yapılan gelişmiş ülkelerde örneği alınanla hiç uyuşmayan bir haksız rekabet olduğunu belirten Bendevi Palandöken, “‘Param var, banka, sanayi, perakende sektörü benim olacak’ diyen bir zihniyet. Esnaf, nasıl mücadele edecek? Züccaciyeci, billuriyeci, tuhafiyeci, terzi, bakkal, manav, kasap dikkat ederseniz son derece azalmış vaziyette ve yok olmuş. Bazı semtlerde bulamıyorsunuz da. Çünkü haksız bir rekabet ortada. Bunların önü açılıyor, perakende sektörü ortadan yok oluyor. Rekabet olmayınca Bursa’da, Hakkari’de, İstanbul’da da fiyat aynı. Fiyatlarında bir değişiklik yapmıyorlar. Çünkü sermayenin tekelindeki bir iş. Ucuz ve çağdaşlıkmış gibi görünen alışverişin diğer bir boyutu fiyatlara yansıyor. Esnafı, yanlarında tezgahtar yaptılar. Çiftçiyi de kendilerine işçi yaptılar. Fideyi veriyor, ürettiriyor. Ondan sonra ürünü toplayıp, kendi mağazalarına gönderiyor. Fiyatı da kendisi belirliyor. Siz diyorsunuz ki ‘Limon niye tarlada dökülüyor. Meyve-sebze para etmiyor da marketlerde niye bu kadar yüksek.’ Sebebi işte bu. Hem üretici hem nihai tüketici ve satıcı. En ücra köşede bile 3-5 tane esnafın iş yaptığı yerde bir bakıyorsunuz ki iyi analiz edilmiş, iyi yerleri keşfedilmiş, dolayısıyla o bölgelere de girmek suretiyle de piyasaların yükselmesine neden oluyorlar. Halbuki rekabetçi piyasanın oluşması, enflasyonun düşmesi için tek çare fiyat istikrarının sağlanması, piyasa dengelerinin oluşmasından geçiyor” diye konuştu.

‘ENFLASYONLA MÜCADELEDE ESNAFIN KORUNMASI ÖNEMLİ’

Esnafların problemlerinden de bahseden Palandöken, “İş yerlerinde bilindiği gibi stopaj var. Evlerde de bildiğiniz üzere yüzde 25’lik bir koruma vardı, o da kalktı. Vatandaşı biraz rahat ettiriyordu. En azından kiranın ayarlanması için, bizim de talebimiz iş yerlerinde de böyle bir uygulama olsun. Ama iş yerleri ve dükkanların kiraları, ev kiralarına karşı 2-3 kat arttı. Eğer işin iyiyse, iş yerinde oturabiliyorsun. İşin yoksa mal sahibi ‘Çık’ diyor. Kira artış oranları da malum. Dolayısıyla enflasyonla mücadelede devletin alacağı tedbirler, esnaf ve zanaatkarın yasadaki korunduğu şekliyle de mücadelesi önemli” dedi.

‘ELDEKİ TÜM MATERYALLER DEĞERLENDİRİLECEK’

“Bir tarafta işsizler ordusu, diğer tarafta da kendi kendine iş yeri müteşebbis olacak insan yok” diyen Palandöken, şöyle konuştu:

“Artık her şey tekelde, sermayede. ‘Ben yaparım, ithal ederim’ diyor. Etin fiyatı bireysel işletme kalmadığı için düşmez. Bursa’nın civarındaki köylerde hayvan yetiştiriliyor. İstanbul’un çevrelerinde sebze, meyve ve hayvanın olsun. Maalesef şehir hayatı, tüketici bir toplum haline geldi. Üretim yok. Köyde bile 2 tane tavuğu kapısına koymayıp, ‘Yumurtayı daha ucuz mal ediyoruz. Yemin çuvalı bin lira, ben yumurta alacağım, 3-4 lira olsa ne olur’ diyor. Toplum, tüketim toplumu haline geldi. Çünkü üretimi son derece yok sayıldı. Önemli arazilere de konut yapılmaya devam ediyor. Arazi de kalmadı. Yapılacak tek şey; enflasyonla mücadelede, vatandaşın bir kere güvenmesi lazım. Vatandaşın ekonominin düzeleceğine inanması lazım. Yapılan somut adımlarla bunu göstermeye gayret edeceğiz. Bakliyatın, yağın, etin fiyatı düşmesi, enflasyonla mücadeleye destek için yapılması gereken eldeki tüm materyaller değerlendirilecek. Rekabete açılacak. Bir kişinin 100-200 bin tane ineğe veya koyunu olursa, entegre tesisi olursa ne sütün fiyatını düşürebilirsiniz ne etin fiyatlarını düşürebilirsiniz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tesk-genel-baskani-enflasyonla-mucadelede-vatandasin-guvenmesi-lazim/feed/ 0
İmamoğlu, CHP’lileri 1930 yılındaki fotoğrafla uyardı: Çekidüzen vermek zorundayız https://www.haber60.com.tr/imamoglu-chplileri-1930-yilindaki-fotografla-uyardi-cekiduzen-vermek-zorundayiz/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-chplileri-1930-yilindaki-fotografla-uyardi-cekiduzen-vermek-zorundayiz/#respond Thu, 04 Jul 2024 22:45:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36572 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin İstanbul Planlama Ajansı’nda düzenlediği ve üç gün sürecek “Yurt Dışı Birlikleri İkinci Yüzyıl Vizyon Çalıştay”ında önemli açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun özellikle parti içi rekabet konusuyla ilgili sözleri sırasında Atatürk’ün 1930 yılında Tokat’ta çekilen fotoğrafı hatırlatması dikkat çekti.

“KENDİMİZE ÇEKİDÜZEN VERMEK ZORUNDAYIZ”

Çalıştayda konuşan İmamaoğlu, “Parti içi rekabet kardeşçe olmalı” diyerek ” Cumhuriyet Halk Partisi’nin özellikle Türkiye’nin dönüşüm yolculuğunda verdiğimiz mücadeledeki ilk görev, değişime önce kendimizden başlamak zorunda olduğumuzu hatırlamamız.” ifadelerini kullandı. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Eksiklerimizi, hatalarımızı, yüzleşmek ve kendimize bu anlamda tabiri caizse çekidüzen vermek zorundayız. Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz. Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur.

Rekabet, parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil; daha hızlı koşma mücadelesidir. Ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır. Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Ülkemizde de yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz. Ayrıştırıcı bir dilin hâkim olabildiğini de görüyoruz. Bunları görerek, bunlara tedbir alarak yol yürümenin şart olduğunu da biliyoruz.

Tabii son derece sınırlı sayıda örnekler olsa da çok hassas ve çok tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkına vararak bazı bildiğimiz, gördüğümüz, dönem dönem yüksek seviyede kınadığımız bütün tavır ve davranışlardan uzak bir arada konuşabilmeyi, müzakere edebilmeyi, doğru yolu bulabilmeyi, ortak aklın masamızdaki kesin pusula olmasını sağlayabilmeyi başarmak zorundayız.

‘MÜZAKERE KAPILARI SONUNA KADAR AÇIK OLMALI’

Partimize yakışmayan tek bir uygulamaya, tek bir sözle, hatta partimize yakışmayan tek bir bakışa bile geçim vermemeliyiz. Bizler, insanlara ve birbirimize aynen Atatürk’ün vatandaşa, Tokat’ta çekilen fotoğraftaki baktığı gibi bakabilmeyi, aynı hassasiyeti de birbirimize bakarken gösterebilmeyi başarmak zorundayız. Herkese ve birbirimize karşı iletişim ve müzakere kapılarının sonuna kadar açık olması gerektiğini unutmamalıyız. Bunu yapamayanın örgütlenme içerisinde bu görevlere talip olma şansı yoktur. Sabır ve aynı zamanda son derece anlayış gerektiren ve bu anlayış doğrultusunda insanları ikna edeceğini bilen insanların yapması gereken bir görev hassasiyeti içerir.

Dolayısıyla inşallah bu buluşma ve bu çalıştayın, İstanbul Planlama Ajansı’nın kurulduğu bu kampüsün, bu nezaketli ortamın, bu doğanın en güzel parçası hâline gelmiş bu asil görünüşün, ki bunda da Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası var. Çünkü buradaki ormanlaşmanın, ağaçlandırmanın mimarı da Florya’da burayı çok seven, burada denize giren, Florya’daki aşağıda deniz kıyısında köşkü olan, arka tarafta da büyük bir alana ağaçlandırarak elbette müstakil birkaç kişiye hizmet etmesinin değil de toplumcu bir yapıya dönüşmesini arzu ettiğine inandığımız Ata’mızın bu emanetini halka açarak bir planlama ajansı ve İstanbul’umuzun geleceğini tartıştığımız bir kuluçka merkezine, bir bilgi havuzuna dönüştürdüğümüz bu alanda umut ediyorum sizlerin bu ortak paydalarının odaklanıldığı ve sonucunun da çok güçlü bir biçimde rapora dönüştüğü buluşmaya döner.

“CHP’Lİ OLMANIN BENDEKİ EN ÖNEMLİ KAVRAMI HER ŞEYDEN ÖNCE İYİ İNSAN OLMAKTIR”

1977’den beri ilk kez partimizin birinci olduğu meselesini söylüyoruz ama bir yanıyla da çok derin düşünmemiz gereken bir sonuçtur bu. Yurtdışı örgütlerimizin çok etkili model oluşturacak öncü uygulamalar geliştirmesini diliyorum. Hatta bu gelişmelerin, burada çıkan belli sonuçların, evrensel değerler içeren kapasitelerinin yurtiçi örgütlenmede de işimize yarayacağına inanıyorum.

Tabii teknolojik imkanların dünyayı küçülttüğü ama yanlış siyasi anlayışlar yüzünden insanlar arasındaki mesafelerin büyüdüğü bir dönemi yaşadığımız bu ortamda ben doğru siyasetin, her şeyden önce duygusal mesafeleri azaltan insanlar arasındaki gönül köprülerini en güçlü şekilde kuran siyaset olduğuna inanıyorum. Bu pozitif anlayışın, bu hümanist bakışın toplumlara verdiği fayda kadar dünyaya verdiği faydayı önemsiyorum. Savaşları azaltan, barışı büyüten ve insanları birbiriyle kucaklaştıran bir süreç. Ben bu yönüyle Cumhuriyet Halk Partisi anlayışını çok önemsiyorum. Cumhuriyet Halk Partili olmanın bendeki en önemli kavramı her şeyden önce iyi insan olma kavramıdır. İyi insan olduktan sonra her şeyi başarabiliriz.

İnsanları sevmek, insanlara özen göstermek; doğayı sevmekle eş değer, yaşamı, her şeyi sevmekle eşdeğer. Bu bizim bütün duygularımızla, bütün geleneklerimizle, bütün bakış açımızla çok örtüşen bir bakış açısıdır. Bunu lafla değil, uygulamalarımızda başta birbirimize göstererek sonra da sevgi halkasını, çemberini görev yaptığımız alanlara yayarak büyütmeliyiz.

Adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, cumhuriyet, laiklik gibi savunduğumuz tüm değerlerin özünde aslında herkesi kendimiz gibi görmenin yaktığınız unutmamalıyız. Empati duygusu ve karşındaki insanın yerine kendini koyma, onu hissetme, ona göre ona davranabilme duygusu. Bu duygunun, bu anlayışın, Anadolu’nun her köşesine, dünyanın dört bir yanına yayıldığında işte o zaman her şeyin çok güzel olacağına yürekten inanıyorum. Bu işin başka bir yolu yok. Genel başkanımızın önderliğinde en güçlü raporun buradan çıkmasını ve yurt dışında da bizi sevindiren sonuçları önümüzdeki genel seçimde hep birlikte alabilmeyi diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-chplileri-1930-yilindaki-fotografla-uyardi-cekiduzen-vermek-zorundayiz/feed/ 0
Almanya, Çin yapımı elektrikli araçlara yönelik gümrük vergilerine endişeli https://www.haber60.com.tr/almanya-cin-yapimi-elektrikli-araclara-yonelik-gumruk-vergilerine-endiseli/ https://www.haber60.com.tr/almanya-cin-yapimi-elektrikli-araclara-yonelik-gumruk-vergilerine-endiseli/#respond Fri, 31 May 2024 23:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34259 Üst düzey Alman yetkililer bu hamlenin geri tepebileceği, Avrupa’nın en büyük ekonomisine ve otomobil üreticilerine zarar verebileceği ve amaçlandığı gibi AB sanayisini korumak yerine adil uluslararası ticareti baltalayabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi.

BERLİN, 31 Mayıs (Xinhua) — Almanya’da bazı bakanlar, Avrupa Birliği’nin (AB) sözde “sübvansiyon karşıtı soruşturmasının” sonuçlarını yakında açıklayacak olması nedeniyle Çin yapımı elektrikli araçlara yönelik olası gümrük vergilerine dair endişelerini dile getirdi.

Yerel basında Çarşamba günü çıkan haberlere göre, üst düzey Alman yetkililer bu hamlenin geri tepebileceği, Avrupa’nın en büyük ekonomisine ve otomobil üreticilerine zarar verebileceği ve amaçlandığı gibi AB sanayisini korumak yerine adil uluslararası ticareti baltalayabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi.

ABD bu ayın başlarında, elektrikli araçlar da dahil olmak üzere Çin’den ithal edilen çeşitli ürünlere yönelik yeni gümrük vergileri açıklamış ve mevcut gümrük vergilerine ek olarak vergileri yüzde 100’e çıkarmıştı. Avrupa Komisyonu da 2023’ün Ekim ayında Çin’den elektrikli araç ithalatına yönelik sübvansiyon karşıtı bir soruşturma başlatmıştı.

Almanya’nın Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanı Volker Wissing, Euractiv haber sitesine verdiği söyleşide, Avrupa’daki endüstriyi korumak için Çin yapımı elektrikli araçlara gümrük vergisi getirmenin uluslararası rekabeti teşvik etmek açısından “yanlış bir yaklaşım” olacağını söyledi.

Wissing, Alman otomobil üreticilerini daha iyi ve daha uygun fiyatlı ürünler üretmeye teşvik eden şeyin küresel rekabet olduğunu ve Alman araç endüstrisinin rekabette ayakta kalacağından emin olduğunu belirtti.

Avrupa’nın soruşturmasını eleştirerek bunun sadece şüpheye dayandığını söyleyen Wissing, AB’nin yaklaşımının yanlış olduğunu savundu. Yetkili, doğru yaklaşımın ise “rekabeti engellemeye çalışmak yerine her zaman adil rekabet yaratmak olması gerektiğini” ifade etti.

“Bazı insanların rekabetin devlet tarafından kısıtlanması çağrısında bulunması beni şaşırtıyor” diyen bakan, bu hamlenin piyasa ekonomisinden sapma anlamına geldiğini söyledi.

Almanya Ekonomi Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Robert Habeck ise Çin’e karşı uygulanacak sert gümrük vergilerinin AB’nin çıkarlarına zarar verebileceği uyarısında bulundu. Habeck, Çarşamba günü Rheinische Post gazetesine yaptığı açıklamada, dünya ticaretinde korumacılık yerine adil, açık ve eşit bir rekabet ortamı yaratma çağrısında bulundu.

Çin’in uzun süredir AB için önemli bir ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Habeck, AB’nin Çin yapımı elektrikli araçlara yönelik gümrük vergilerini değerlendirirken “orta ve uzun vadeli düşünmesi gerektiğini” belirtti.

Alman haber ajansı DPA, ülkenin Maliye Bakanı Christian Lindner’in olası gümrük vergilerinin ölçülü şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dair sözlerine ve serbest ve adil dünya ticaretinin zayıflatılmaması gerektiği noktasında ısrar ettiğine yer verdi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da daha önce Çin yapımı elektrikli araçlara Avrupa tarafından getirilecek gümrük vergilerine karşı uyarıda bulunmuştu. Scholz, iki hafta önce Stockholm’de düzenlenen bir basın toplantısında, AB’nin Çin’e ağır vergiler uygulayan ABD’yi takip etmesini destekleyip desteklemediği sorulduğunda, olası vergiler konusundaki çekincelerini dile getirmişti.

Batı ile Çin arasındaki ticaretin önemini vurgulayan Scholz, Çin’den elektrikli otomobil ithalatının yüzde 50’sinin Çin’de üretim yapan Batılı markalardan geldiğine dikkat çekti.

Scholz, “Her iki taraftan da etkileşim var. Avrupalı ve hatta bazı Kuzey Amerikalı üreticiler Çin pazarında başarılı oldu. Bunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanya-cin-yapimi-elektrikli-araclara-yonelik-gumruk-vergilerine-endiseli/feed/ 0
Çin’in Yeşil Enerji Hamlesi Küresel Yeşil Dönüşümü Hızlandırıyor https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/#respond Mon, 20 May 2024 23:21:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32592 BEİJİNG, 20 Mayıs (Xinhua) — Çin’in düşük karbonlu kalkınmaya olan sarsılmaz dikkati, dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olan ülkede bir yeni enerji hamlesi yaratırken, bu rüzgar ülkenin sınırlarını aşarak dünyanın yeşil dönüşümünü de hızlandırdı.

Xinhua Haber Ajansı’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve tüm medyayı kapsayan bir konuşma forumu olan 5. Çin Ekonomik Yuvarlak Masa toplantısındaki konuk konuşmacılar, Çin’in yeşil enerji hamlesinin sadece ülkenin yeşil kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesine destek olmakla kalmadığını, aynı zamanda kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerin yanı sıra Çin teknolojileri ve çözümleri de sunarak küresel yeşil dönüşüme katkıda bulunduğunu söyledi.

DÜŞÜK KARBONA GEÇİŞ

Çin, 2020 yılında karbondioksit emisyonlarını 2030’dan önce zirveye ulaştırıp 2060 yılına kadar da karbon nötr olmayı planladığına ilişkin bir taahhütte bulunmuştu.

Ülke o zamandan bu yana yenilenebilir enerji kapasitesi, endüstriyel güncellemeler, ayrıca yeni enerjili araçlar, güneş panelleri ve lityum batarya üretiminde dünya liderliği gibi önemli alanlara odaklanarak bu hedefleri gerçekleştirmeye doğru hızlı bir yola girdi.

Ülkenin yeni enerjili araç filosu 2020’den 2023 sonuna kadar dört kattan fazla artarak 20 milyonu aşarken, Çin dünyanın en büyük yeni enerjili araç üreticisi ve tüketicisi haline geldi.

Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu Yetkilisi Huo Fupeng’e göre, ülkedeki kurulu yenilenebilir enerji kapasitesi geçtiğimiz yıl ilk kez termik enerji kapasitesini aşarak tarih yazdı ve dünyadaki yenilenebilir enerji kapasitesi ilavelerinin yaklaşık yarısından fazlasını oluşturdu.

Çin’i “dünyanın yenilenebilir enerji dinamosu” olarak niteleyen Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Çin’in, 2028’e kadar küresel çapta faaliyete geçmesi beklenen yeni yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturacağını öngörüyor.

Analistler yeni enerjideki güçlenmeyi ülkenin yeşil büyüme yanlısı politikalarına, devasa iç pazarına, eksiksiz sanayi ve tedarik zincirlerine ve zengin yetenek havuzuna bağlıyor.

Yeni enerjili araçları örnek veren Çin Sanayi ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığı yetkilisi He Hailin, Çin’in devasa pazar talebi, arzı güvence altına alan eksiksiz sanayi sistemi ile büyük ve yüksek vasıflı iş gücü avantajlarına sahip olduğunu söyledi. He ayrıca Çin’in daimi teknolojik inovasyonu ve araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çabalarının da sektörün rekabet avantajlarına katkıda bulunduğunu kaydetti.

ÇİN DALGASINDAN YARARLANMAK

Çin’in yeni enerji sektörü sadece iç piyasada başarılı olmakla kalmadı, aynı zamanda aktif şekilde küreselleşerek sektörün uluslararası nitelik düzeyini ve rekabet gücünü de artırdı.

Huo, “Çin, yeni enerji sektöründeki rekabet avantajlarını kullanacak kabiliyete ve sorumluluğa sahip olup Çin teknolojileri, ürünleri ve çözümleriyle dünyaya katkı sunuyor” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın hazırladığı bir raporda 2023 yılında bir polisilikon fotovoltaik modülünün imalat maliyetinin, Çin’e kıyasla ABD’de yüzde 30, Hindistan’da yüzde 10 ve Avrupa Birliği’nde (AB) yüzde 60 daha yüksek olduğu dile getirildi.

Bu durumun güneş modülü fiyatlarının son 10 yılda yüzde 80’den fazla azalmasını sağladığını kaydeden UEA kıdemli analisti Heymi Bahar, güneş modüllerinin ucuzlaması sayesinde tüm ülkelerin fotovoltaik güneş enerjisi kurulumunu yaygınlaştırabildiğini söyledi.

Çin’in yeni enerji projelerine yardımcı olmak üzere yaklaşık 100 ülke ve bölgeyle sözleşme imzaladığını kaydeden Huo, Çin’in yeni enerjili araçlarının 180’den fazla ülke ve bölgeye ihraç edildiğini ve Fransa, Tayland ve Endonezya gibi ülkelerde en popüler markalar arasında yer aldığını ifade etti.

Birtakım Batılı ülkelerin Çin’in artan yeni enerjili araç ihracatlarını kapasite fazlası kanıtı olarak göstermeye çalıştığına dikkat çeken konuşmacılar bu söyleme karşı çıkarak, ihracata dayalı çıkarımların mantıklı olmayacağını vurguladı.

Bir ülkenin üretim kapasitesinin iç talebi aşmasının küresel çapta yaygın bir olgu olduğunu belirten He, bu durumun rekabet avantajlarını yansıttığını ve uluslararası iş bölümü ve işbirliğinden kaynaklandığını dile getirdi.

Huo, korumacılığa başvurmanın yeni enerji sektöründeki küresel sanayi ve tedarik zincirlerini bozup dünyanın düşük karbona geçişini baltalamaktan başka işe yaramayacağını, ayrıca geri teperek ülkenin iç sektörlerini de engelleyeceğini belirtti.

He, iklim değişikliğiyle mücadele için tüm ülke ve bölgelerin kendi rekabet avantajlarını devreye sokması, açık işbirliği ve politika koordinasyonunu artırması, yenilikçi sonuçların paylaşılmasını teşvik etmesi ve adil rekabet ve serbest ticaret ortamı yaratması gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/feed/ 0
İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi: Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Değişmeli https://www.haber60.com.tr/istanbul-arel-universitesi-ogretim-uyesi-rekabetin-korunmasi-hakkinda-kanun-degismeli/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-arel-universitesi-ogretim-uyesi-rekabetin-korunmasi-hakkinda-kanun-degismeli/#respond Tue, 30 Apr 2024 08:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29866 Son zamanlarda yapılan fahiş zamlardan dolayı rekabet gücünün düştüğünü söyleyen İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Özgöker 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un değişmesi gerektiğini vurguladı.

Pandeminin ardından devam eden ekonomik sıkıntılardan sonra Türkiye’de hayat pahalılığının her geçen gün daha da arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker özellikle zincir marketlerin açık ve gizli anlaşmalar yaparak tüketiciyi mağdur ettiğini belirtti. Aynı zamanda Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği Başkanı olan İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Özgöker açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Bilindiği üzere bütün dünyayı derinden etkileyen Covid-19 Pandemisi sonrasında ülkemizde tüketicileri doğrudan ilgilendiren, hayati mal ve hizmet fiyatlarında ekonominin normal gereklerinin çok ötesinde fahiş zamlar yapılmaktadır. Ayrıca piyasada pandemi sonrası tekrar canlanan talep nedeniyle bazı mal ve hizmetler tedarik edilememekte, karaborsada satılmakta, normal karların bazı mallarda piyasa fiyatının 10 katı kadar ahlaksız, iktisadi realiteden çok uzak zamlar yapılmaktadır. Özellikle zincir marketler aralarında açık veya gizli anlaşmalar yaparak (Kartel oluşturarak) ya da piyasada hakim durumda olan teşebbüsler bu hakimiyetlerini mevcut ve potansiyel rakipleri ile tüketiciler aleyhine istismar ederek (tekel/monopol haline gelerek) piyasayı bozmakta, serbest rekabeti ihlal etmekte ve özellikle de bireysel tüketicileri mağdur etmektedirler.”

“4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un değişmesi elzemdir”

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da bazı değişikliklerin şart olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, “Piyasa dengelerinin bozularak serbest rekabetin kısıtlanması ya da tamamen engellenmesi, ücretli çalışan ve emeklilerin hayatlarının çok zorlaştırılması, geçim sıkıntısı çekmeleri ve zaruri tüketim mallarını bile tedarik etmekte çok zorlanmaları ve nihai olarak bu enflasyonist ortamı bahane eden kötü niyetli dış güçler ve işbirlikçileri bazı iç siyasilerin bunu istismar ederek ülkemizin istikrarını bozarak siyasi ve ekonomik kaosa sokmak çabalarını önlemek için Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler elzem olmuştur” şeklinde konuştu.

“Yeni kanunda hapis cezaları ve çok yüksek para cezaları verme hükümleri de eklenmelidir”

Prof. Dr. Uğur Özgöker sözlerine şöyle devam etti:

“Her ne kadar Anayasa’nın 172. maddesi uyarınca ‘Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ ile piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi ile ilgili 167. Maddesi uyarınca ‘Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler’; hükümleri devlete görev vermesine rağmen; 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe giren RKHK ‘ da mevcut haliyle rekabeti en fazla bozan Devlet Yardımlarının Düzenlenmesi ve Denetlenmesi’ ne ilişkin (Teşvikler) ve doğrudan tüketiciyi koruyan hükümler yoktur. Mevcut kanunun hükümlerinde rekabeti ihlal eden teşebbüslere bir önceki yılın cirosu üzerinden yüzde 10 gibi sembolik bir oranda para cezası verilmesi yetkisi çok yetersiz kalmaktadır. Rekabeti ihlal ederek yüzde 500-1000 gibi fahiş oranlarında haksız kazanç sağlayan teşebbüsler çok cüzi cezalar karşısında rekabeti ihlal etme ve tüketiciyi istismar etmeyi sürdürmektedirler. Yeni kanunda ABD Rekabet Kanunun’da olduğu gibi hapis cezaları ve çok yüksek para cezaları verme hükümleri de eklenmelidir.”

“Rekabet Kurumu bünyesinde Tüketici ve Rekabet Akademisi kurulmalıdır”

Prof. Dr. Özgöker ayrıca Rekabet Akademisi önerisi ile ilgili de, “Ayrıca 4054 sayılı kanunun kuruma görev olarak verdiği ‘Rekabet Savunuculuğu’nu yürütecek yani ‘Rekabet’ kavramı ilgililere ve kamuoyuna anlatacak, bilgilendirecek, eğitecek ve sertifikalandıracak bir birim de kurum organizasyon yapısında öngörülmemiştir. Türk vatandaşlarının yaşam standartlarının ve refah seviyelerinin artırılması için RK bünyesinde ekonominin kalbi İstanbul’da Rekabet Kurumu İstanbul Temsilciliği binasında mukim bir “Tüketici ve Rekabet Akademisi” kurulmalıdır. İstanbul merkezli bu akademi: Anayasamızda da yer alan devletin hem ‘Tüketiciyi Koruma’ hem de mal ve hizmet piyasalarında; ‘Rekabeti Koruma’ fonksiyonlarını birlikte yürüterek ekonomimizi geliştirecek, uluslararası rekabet gücümüzü artıracak ve vatandaşlarımız için eğitim, bilgilendirme, uluslararası sertifikasyon faaliyetlerini ifa edecektir. Bunların yanı sıra; Rekabetin ve Tüketicilerin Korunması, Haksız Rekabet, Damping, Sübvansiyon, Patent ve Fikri Mülkiyet Hakları, Kalite ve Standardizasyon gibi Uluslararası Ticaret Kurallarını ihlal eden ve ticari ahlaktan yoksun, teşebbüsleri tespit edecek, uyaracak ve gerekirse cezalandırılmaları için Rekabet Kurumu ve adli makamlara doğrudan sevk edebilecek yetkilerle donatılmalıdır” dedi.

Son olarak tavsiylerini devam ettiren Özgöker sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bu üç hususla ilgili maddeler yeni Rekabetin Korunması Hakkında Kanun tasarısına derç edilmelidir. Yeni Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kanunu uygulamayla görevli mevcut ‘Rekabet Kurulu Üyeleri’nin görevleri sona erer ve yeni üyeler atanır maddesi de eklenmelidir. Konunun çok önemli milli bir mesele olması hasebiyle de yeni rekabet kurulu üyeleri de hemşerilik, akrabalık veya başka siyasi mülahazalarla değil tamamıyla liyakat esasına göre konunun uzmanları arasından belirlenip atanmalıdırlar.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-arel-universitesi-ogretim-uyesi-rekabetin-korunmasi-hakkinda-kanun-degismeli/feed/ 0
CHP Milletvekili: Beyana Dayalı Vergi ve Vergi Muafiyetleri Kaldırılmalı https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-beyana-dayali-vergi-ve-vergi-muafiyetleri-kaldirilmali/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-beyana-dayali-vergi-ve-vergi-muafiyetleri-kaldirilmali/#respond Mon, 29 Apr 2024 21:36:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29762 (ANKARA) – CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, beyana dayalı vergi ve 2,2 trilyon TL vergi muafiyetinin kaldırılmasıyla memur ve emeklilere yüksek zam için kaynağın fazlasıyla bulunacağını belirterek, “Bütçede tasarruf ve harcamaların kısılmasından söz eden iktidar niye faturayı hep dar gelirlilere kesiyor” dedi.

CHP’li Erdoğan Toprak, kamuda tasarruf tartışmalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Toprak, iktidarın enflasyonla mücadele için memur, emekli, asgari ücretli milyonlarca kişiden fedakarlık isterken asıl fedakarlık yapması gerekenlere dokunmadığını ifade ederek şunları dile getirdi:

“Hazine ve Maliye Bakanı ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı kamuda tasarruf için radikal adımlar atılacağını, kamuya ait lojmanların, araçların satışa çıkarılacağı ifade ediyor. Üç ayda 500 milyar TL’yi geçen bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3 düzeyine indirmek için dile getirilen bu ilk adımlar bile tasarruf kampanyasının kamuoyunda görüntüyü kurtarmak için uygulanacak göstermelik işlerden ibaret olacağını gösterdi.

“KEYFİ VERGİ ÖDEMESİ KALDIRILMALIDIR”

Kamuda tasarruf ve bütçe gelirlerinin artırılması için memurun, emeklinin maaş zammını düşük tutmak yerine atılması gereken ciddi adımlar görmezlikten geliniyor. 2024 bütçesinde 2,2 trilyon TL ayrılan vergi muafiyetleri yüzde 50 bile azaltılsa bütçeye en az 1 trilyon gelir yazılır. Bunun yanı sıra beyana dayalı gelir ve kurumlar vergisi için konulan tahsilat hedefleri, milyonlarca çalışanın maaşından yüzde 15’ten yüzde 70’e kadar varan oranda peşin gelir vergisi kesilirken, beyana tabi mükelleflerin milyonluk-milyarlık kazançlarından keyiflerinin istediği kadar vergi ödediklerini gösteriyor. 2024’te beyana dayalı gelir vergisinden milli gelirin binde 2’si, beyana dayalı kurumlar vergisinden milli gelirin binde 7’si düzeyinde tahsilat hedefleniyor. İkisinin toplamı yüzde 1 bile değil. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek israfı önleme ve kamuda tasarrufta ciddi ve samimiyse artık kimsenin gidemediği lokanta, kafe, restoranlarda KDV’yi yüzde 8’den 10’a, yüzde 18’den 20’ye yükseltmek yerine vergi dairelerinde beyan usulüyle keyfi vergi ödemeyi kaldırmalıdır.

Şayet kamuda israftan kaçınılacaksa, öncelikle Sayıştay Yasası değiştirilerek kamu kuruluşları ve yerel yönetimlerin harcamalarında ‘yerindelik ve performans denetimi’ uygulaması getirilmelidir. Kurum bütçesini denkleştiremeyen yöneticilerden kamuyu uğrattıkları zararın tahsil edilmesi yasa hükmü olmalıdır. Ayrıca Kamu İhale Kanunu’nda (KİK) yapılacak düzenlemelerle Milli Savunma, Emniyet, Askeri Alımlar ve İnşaatlar vb. güvenlik dışındaki kamu ihalelerinin tümünde davet usulü kaldırılıp rekabete açık şeffaf ihale sistemine geçilmelidir. İktidarın yıllardır rafta beklettiği AB ihale düzenlemeleri süratle yasalaştırılarak bugüne kadar yaklaşık 200 kez değiştirilen KİK’te AB standartlarında rekabet hayata geçirilmelidir. Rekabetten uzak, yolsuzluklara, rüşvete açık, keyfi şekilde dilediğine ihale verme usulü bittiğinde kamu alımları ve ihalelerinde milyarlık-trilyonluk tasarruf sağlanacaktır. Ayrıca Rekabet Yasası değişikliğiyle Rekabet Kurulu’na (RK) sadece özel şirketlerin pazar rekabeti, kartel vb. soruşturmalarına değil, kamu ihale ve alımlarında rekabet ve anlaşmalı ihale paylaşımı yönünden inceleme-soruşturma-denetim yetkisi getirilmelidir. Kendi bakanlığına hijyen malzemesi satan bakanların olduğu bir ortamda kamunun tüm hizmet ve mal alımlarının rekabet denetimine açılması hayati önemdedir. Bu yolla harcamalarda, eş-dost-partili şirketlerin kayrılması, kamu kaynaklarıyla servet aktarımı önlenecektir.

“NİÇİN BEŞTEPE SARAYI’NIN GÜNLÜK 30 MİLYON LİRAYI AŞAN HARCAMALARI KISILMIYOR?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Tasarruftan kamuda gereksiz harcamaların ortadan kaldırılması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlaşılmalıdır’ diyorsa; niçin Beştepe Sarayı’nın günlük 30 milyon lirayı aşan harcamaları kısılmıyor? Niçin gerek Beştepe Sarayı gerekse yazlık ve kışlık diğer saraylardaki taşıt, uçak, koruma, danışman saltanatından, şatafatlı davetler ve sofralardan kaynaklı israf dile getirilmiyor. Ne Hazine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ne de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın tasarruf derken bunlara hiç değinmemesi, kamuda tasarruf kampanyasının daha baştan göz boyama olacağını gösteriyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-beyana-dayali-vergi-ve-vergi-muafiyetleri-kaldirilmali/feed/ 0