Reformcu – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 09 Jul 2024 21:06:18 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın reformcu kimliği ve zorlu görevi https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:06:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38181 Mesud Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde sertlik yanlısı rakibi Said Celili’ye karşı kazanması beklenmiyordu.

Pezeşkiyan’ın reformcu olması seçim sırasında ve sonrasında dikkat çekti. Ancak yeni cumhurbaşkanı, yaygın olarak kabul ettiğimiz, liberal görüşlü, demokrasiyi seven türden bir reformcu değil.

İran’da reformcular, İslam Cumhuriyeti’nin yönetici seçkinlerinin ideolojik bir fraksiyonu.

Muhafazakar rakipleri gibi İslamcılar, ancak rejimin ideolojisinin daha ılımlı bir halini savunuyorlar ve bunun hem iktidardaki din adamları hem de İran toplumu için daha yararlı olacağına inanıyorlar.

Reformcular 1997’den 2005’e kadar yönetimde yer aldılar ve muhafazakar bir merkezci olan Hasan Ruhani’nin 2013-2021 yılları arasında cumhurbaşkanı olduğu dönemde oluşan fiili bir koalisyonun parçası oldular.

Bu dönemlerde reformcular sık sık daha özgür ve daha demokratik bir toplum çağrısında bulundular.

Ancak 2024’te, önceki reformcu yönetimlerin aksine, bu tür vaatler seçim kampanyalarında yer almadı.

İran 1990’lardan bu yana muhalefetin yükseldiği ve ardından baskıcı güçlerin hakim olduğu çok sayıda dönemden geçti.

Reformcular da ciddi siyasi baskılarla karşı karşıya kaldı ve son 20 yılda birçok üst düzey isim hapse girdi.

Yönetimin üyeleri olmalarına rağmen, reformcuların Dini Liderin Ofisi, Muhafız Konseyi, Devrim Muhafızları ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi gibi önemli güç merkezleri üzerinde etkilerinin olmadığı yaygın olarak kabul ediliyor.

Sertlik yanlısı eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Mayıs ayında bir helikopter kazasında öldüğünde Pezeşkiyan cumhurbaşkanlığı kampanyasını hazırlamaya başladı.

2013’te Hasan Ruhani’ninkine çok benzer bir strateji seçen Pezeşkiyan, Batı yaptırımları nedeniyle ülkenin yıllardır karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklara odaklandı ve muhafazakar rakiplerini “radikal” Batı karşıtı tutumlarıyla bu duruma neden olmakla suçladı.

Pezeşkiyan, 2015 yılında nükleer anlaşmanın imzalanmasına yardımcı olan ülkenin eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’i de kampanyasına dahil etti.

Zarif reformcu olmasa da Pezeşkiyan için yoğun bir kampanya yürüttü.

Pezeşkiyan seçim bildirgesinde dış politikasının Doğu ya da Batı karşıtı olmayacağını söyledi.

Eski cumhurbaşkanı Reisi’nin ülkeyi Rusya ve Çin’e yakınlaştırma politikasını eleştiren Pezeşkiyan, ekonomik krizi çözmenin tek yolunun nükleer anlaşmazlığı sona erdirmek ve yaptırımları hafifletmek için Batı ile müzakere etmek olduğunda ısrar etti.

Ancak kampanya sırasında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney bu fikirleri eleştirdi. Hamaney, ABD ile daha dostane ilişkiler yoluyla refaha ulaşılacağı fikrinin “aldatmaca” olduğunu söyleyerek nükleer anlaşmadan çekilen tarafın İran değil ABD olduğunu hatırlattı.

İran Anayasası’na göre Hamaney ülkedeki ana karar mercii.

1979’da devrimci olan ve 1989’da cumhurbaşkanı olmak için iktidar basamaklarını tırmanan 85 yaşındaki Şii din adamı Hamaney, İsrail ve ABD’ye karşı ideolojik düşmanlığı, Batı’ya karşı derin güvensizliği ve son 20 yılda küresel sahnede Çin ve Rusya’ya yönelimi desteklemesiyle tanınıyor.

İran’ın bölgedeki politikalarının en önemli unsurlarından biri Kudüs Gücü’nün (Devrim Muhafızları’nın dış kolu) yaptıkları.

Cumhurbaşkanının bu güçler üzerinde doğrudan bir kontrolü yok ve karar verme yetkisi dini lidere ait.

Hamaney, seçimin ilk turundan üç gün öncesine kadar defalarca Kudüs Gücü’nün ülkenin güvenlik doktrini için elzem olduğunu ifade etti.

Dolayısıyla Pezeşkiyan Batı’ya daha dostane yaklaşan farklı bir dış politikadan söz etse de, İran’ın Lübnan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki faaliyetlerinde değişiklik olması ihtimali zayıf.

Ama tüm bunların yanı sıra cumhurbaşkanı İran’ın en kıdemli diplomatı ve dışişleri bakanlığı hala dış politikanın şekillendirilmesine ve uygulanmasına yardımcı olabilir.

Tıpkı 2015 yılında dönemin merkezci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, aralarında Hamaney’in de bulunduğu sertlik yanlılarını nükleer anlaşmayı kabul etmeye ikna etmesinde olduğu gibi, Pezeşkiyan hükümeti de kapı arkası siyasi lobi faaliyetleriyle kendi vizyonunu kabul ettirme fırsatına sahip.

Dahası, yönetimin ülkedeki kamusal söylemi önemli ölçüde etkilemesi ve Hamaney’in duruşuyla tam olarak örtüşmeyen politikaları teşvik etmesi mümkün.

Bu tür eylemler, reformcuların söz verdikleri şeyleri yapmak ve Pezeşkiyan’ın deyimiyle “sertlik yanlıları tarafından ülkenin etrafına örülen duvarları” yıkmak için tek umudu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskani-pezeskiyanin-reformcu-kimligi-ve-zorlu-gorevi/feed/ 0
İran’da siyasi deprem: Reformcuların zaferi neden şaşkınlıkla karşılandı? https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37970 İran’da cumhurbaşkanlığı, 50 günden kısa bir süre içinde katı ve Batı karşıtı bir isimden reformcu bir isme geçti. Bu, seçim öncesinde pek olası görünmüyordu.

Cumartesi günü seçilen Mesud Pezeşkiyan, İran’da reformcu olarak tanımlanan siyasi kanatta yer alan son cumhurbaşkanının 19 yıl önceki iktidarı sırasında sağlık bakanıydı.

O zamandan beri reformcular cumhurbaşkanlığı yarışlarında kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

Pezeşkiyan’ın kendisi bile onlar için ideal aday değildi. Ancak reformcular şanslarının zayıf olduğunu anlayınca, tüm güçleriyle bu fırsatı değerlendirmek istediler.

Neden sarsıntıya neden oldu?

İran anayasasına göre, tüm cumhurbaşkanı adayları güçlü Muhafız Konseyi tarafından yürütülen bir inceleme sürecinden geçerek onaylanıyor.

Konsey, 1997’den 2005’e kadar yönetimde olan reformculara karşı önyargılı olmakla suçlanıyor. Reformcular, son üç seçimde tüm yüksek profilli adaylarının Konsey tarafından diskalifiye edildiğinden şikayetçi olmuştu. Yalnızca daha az tanınan adayları seçimlere katılma şansı buldu.

Dolayısıyla muhafazakar rakiplerine karşı eşit olmayan koşullarda yarışırken seçimi kazanmaları mümkün olmamıştı.

Eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi 19 Mayıs’ta gerçekleşen helikopter kazasında hayatını kaybettiğinden bu yana çok sayıda kişi benzer bir senaryoya hazırlanıyordu.

Muhafız Konseyi’nin 9 Haziran’da inceleme sonuçlarını açıklamasından sonra bile reformistlerin iyi performans göstereceğine dair beklentiler oldukça düşüktü.

Mesud Pezeşkiyan, dışında yarışan tüm adaylar statükoyu savunan ilkeci kanattandı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney de bu gruptan geliyordu ve bu nedenle İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) reformistlerden çok ilkecilere daha yakındı.

Rejimin karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdit

??Ülkede son yıllarda reformcuları medyada “homojenleştirme” olarak bilinen koordineli bir süreçle ilkecileri iktidardan uzaklaştırdı. Bu süreçte Hamaney’i desteklemeyen herhangi birinin yerine muhafazakar biri getiriliyordu.

Bunların bir sonucu olarak 2009’da reformistlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını iddia etmesi ve milyonlarca kişinin sokaklara dökülmesiyle ciddi bir direniş başladı.

Devrim Muhafızları bu protestoları şiddetle bastırdı.

??İbrahim Reisi 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında bazı yorumcular sürecin tamamlandığını ilan etti.

İran’ın tamamiyle kendilerine Devrim Cephesi adını veren ve dini liderle benzer düşüncelere sahip muhafazakarlarının kontrolü altına girmişti.

Reisi, yalnızca Hamaney’in hem iç hem de dış politikadaki prensiplerini benimsiyordu.

Hamaney, kendine yeten bir ekonomi için çabalamanın yanı sıra Çin ve Rusya ile çok daha yakın ilişkiler geliştirmek gerektiğine inanıyor.

??Elbette, topluma yönelik daha fazla “İslami” kısıtlamalar politikalarının önemli bir dayanağıydı, bu da kadınlara daha sert muamele anlamına geliyordu.

Bu, Eylül 2022’de genç bir kadının gözaltında ölümü sonrasında İran’da tüm “İslam Cumhuriyeti” rejimine karşı en büyük halk muhalefetinin patlak vermesiyle sonuçlanan bir politikaydı.

İktidarın tepkisi 2009’daki protestolardan çok daha şiddetliydi.

İnsan hakları örgütlerine göre, yaklaşık altı ay süren sokak protestoları sırasında, 60’tan fazlası 18 yaş altındakiler olmak üzere 500’den fazla kişi öldürüldü.

2022-2023’teki rejim karşıtı protestoların ardından sansür, toplu tutuklamalar, genç protestoculara yönelik davalar görüldü; hatta bunların dördü idam edildi.

?Bu tür siyasi baskılar sonucunda sokak gösterileri durdu. Aynı zamanda, rejimin ülke dışındaki laik muhalefeti örgütlenmeyi başaramadı ve bunun yerine şiddetli rekabet ve anlaşmazlıklara sürüklendi.

Rejim kurulduğu 1979’dan bu yana karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdidi başarıyla savmıştı.

Boykot çağrıları

Ancak son kitlesel protesto dalgasının ardından yaşanan sükunet sadece görüntüdeydi.

Ağır baskının yarattığı öfkenin yanı sıra ekonomik sıkıntılar da önemli memnuniyetsizlik kaynaklarından biriydi.

Bu nedenle eski cumhurbaşkanının kaza haberiyle gelen seçimler rejim için bir kabustu.

İtirazlarını dile getiremeyen insanlar ve aralarında Nobel ödüllü Narges Mohammadi’nin de bulunduğu pek çok önemli muhalif hapisteyken, seçim, boykotlarını ortaya koyabilecekleri barışçıl bir alan gibi görünüyordu.

Yine de reformcular, özellikle de eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi gibi üst düzey isimler, pasif kalma yönündeki son seçim taktiğini değiştirmeye ve Mesud Pezeşkiyan’ı coşkuyla desteklemeye karar verdiler.

Böylece seçim ilk etapta insanları oy vermeye çağıranlarla boykotu destekleyenler arasında bir katılım mücadelesine dönüştü.

Sonuç, ülke tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında en düşük seçmen katılımı oldu.

Katılım yüzde 40 ile sınırlıydı ve hiçbir adayın seçimi kazanmak için gerekli yüzde 50 oy oranının geçememesi nedeniyle ikinci tura gidildi.

Yarış, Mesud Pezeşkiyan ve tanınmış muhafazakar Said Celili arasındaydı.

Celili’nin görüşlerinin İran’ın dini lideriyle ne kadar yakın olduğu hakkındaki tüm konuşmalara ve hatta seçimin güvenilirliğine ilişkin spekülasyonlara rağmen, dünya Pezeşkiyan Cumartesi günü İran’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.

Pezeşkiyan ne vadediyor?

Pezeşkiyan’ın seçim stratejisinin özü, muhafazakarların Batı karşıtı dış politikasına saldırmaktı.

Reformcu politikacıların yanı sıra, 2015 yılında yapılan tarihi bir anlaşmayla nükleer müzakereleri savunan ülkenin eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’i de işe aldı.

Pezeşkiyan, manifestosunda, Zarif’le birlikte, dış politikasının “Batı ya da Doğu karşıtı” olmayacağını ilan etti.

Her iki isim de Reisi’nin ülkeyi Rusya ve Çin’e yakınlaştırma politikalarını eleştirdi.

Ülkenin nükleer çıkmazına bir çözüm bulmak ve yaptırımları hafifletmek için Batı ile müzakereler yoluyla ekonomik krizi çözebilecek tek grup olduklarında ısrar etti.

?Hem diğer aday hem de ülkenin dini lideri Hamaney bu fikirleri eleştirdi. Hamaney, ABD ile daha dostane ilişkiler yoluyla refah elde edileceğine inananları “aldatılmış” olarak nitelendirdi.

Hamaney’in anayasal yetkisi ve uluslararası ilişkilere olan kişisel ilgisi nedeniyle dış politikaya ilişkin görüşleri oldukça önemli görülüyor.

?Pezeşkiyan, İran’da cumhurbaşkanının dış politikayı yeniden yönlendirme yetkisine sahip olmadığı konusunda ısrar eden boykot kampanyası nedeniyle önemli bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

İran’ın bölgedeki politikalarına yön veren en önemli araçlarından biri de Devrim Muhafızları’nın dış kolu olan Kudüs Gücü. Cumhurbaşkanının bu güç üzerinde doğrudan bir kontrolü yok. Emirleri yalnızca İran’ın dini liderinden alıyorlar.

??7 Ekim sonrasında İran’ın Ortadoğu’daki yapılanması ve İran güçlerinin Lübnan, Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki faaliyetleriyle ilgili değişiklik yapmak daha da zorlu hale geldi.

İran, son sekiz aydır Hamas’ın bölgedeki ana destekçisi oldu. Yemen’deki Husiler gibi müttefikleri, İsrail ve Batı çıkarlarına zarar vermek için Kızıldeniz’deki ticaret yoluna saldırılar düzenledi.

Hatta İran Devrim Muhafızları doğrudan İsrail’e saldırdı. Bu iki ülke arasında benzeri görülmemiş bir gerilimdi.

Buna karşın İran’da cumhurbaşkanı en üst düzey diplomat ve sadece kendi ofisi değil, dışişleri bakanlığı da politikaların uygulanması ve hatta şekillendirilmesinde halen önemli bir rol oynuyor.

Bunun yanında vizyonlarını siyasi lobicilik yoluyla zorlama şansına sahipler.

Dahası, yönetim kamusal söylemi önemli ölçüde etkileyebilir ve Hamaney’in tutumuyla yüzde 100 uyumlu olmayabilecek politikaları destekleyebilir.

Bu tür nüanslar, reformistlerin vadettiklerini yerine getirmeleri ve Pezeşkiyan’ın deyimiyle “ülkenin dört bir yanında katı görüşlüler tarafından örülmüş duvarlar”ı yıkmaları için tek şans olabilir.

Ancak önceki reformcu yönetimin aksine, bu kez daha özgür ve demokratik bir toplum vaadi neredeyse yok denecek kadar azdı.

Reformcular, önde gelen düşünürlerin suikaste uğraması, gazetelerin kapatılması ve siyasi savunucularının toplu davalara maruz kalması gibi ciddi siyasi baskılarla karşı karşıya kaldı.

İran’da Dini Liderlik, Muhafız Konseyi ve Yüksek Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli merkezi güçler üzerinde nüfuzları yok. Bağımsız seçim yapamazlar, sansür yasalarını değiştiremezler veya ahlak polisini kontrol edemezler.

Pezeşkiyan, 62 milyon seçmenin yaklaşık 16 milyonunun oyunu alarak kazandı. 13 milyondan fazla kişiyse İran’ın çıkarlarını güvence altına almak için daha da Batı karşıtı olması gerektiğini savunan daha radikal rakibi Said Celili’ye oy verdi.

Bu, Pezeşkiyan’ın değişim konusundaki yetkisini değerlendirirken önemli bir gerçek olarak duruyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/feed/ 0