31 Mart yerel seçimlerinde Erzurum’da başka partilerden belediye başkanı seçilen 3 isim AK Parti’ye katıldı. İYİ Parti’den Horasan Belediye Başkanı seçilen Hayrettin Özdemir, Yeniden Refah Partisi’nden Aziziye Belediye Başkanı seçilen Emrullah Akpunar ve Yeniden Refah Partisi’nden Köprüköy Belediye Başkanı seçilen Nevzat Karasu partilerinden istifa ederek AK Parti’ye katıldı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz, Haber Müdürü Olgun Kızıltepe’nin konuğu oldu. Altınöz, AK Parti’ye geçen belediye başkanlarıyla ilgili konuştu.

“BURADA SİYASETE DEVAM ETMELİYDİNİZ”
Altınöz, “Vatandaşın seçtiği belediye başkanları olarak, Yeniden Refah Partisi’nden seçilen belediye başkanları olarak siz burada siyasete devam etmeliydiniz. Çünkü zaten vatandaş ahlaklı belediyecilik yapacağınız için size oy verdi. Siz israf yapmayacağınız için size oy verdi. Siz hırsızlık, yolsuzluk yapmayacaksınız diye size oy verdi. Yoksa birçok belediye başkan adayı vardı, onlara verirlerdi oyu.” ifadelerini kullandı.
“SİZİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR”
Yeniden Refahlı Altınöz, “Şimdi ne oldu? Gittiniz iktidar partisine… Vatandaş iktidar partisinden memnun olsaydı iktidar partisinin belediye başkanına oy verirdi. Bunu gece başınızı yastığa koyduğunuzda düşünün. Sizi zor günler bekliyor. Ben sizin halinize üzülüyorum. Çünkü siz temiz insanlarsınız, düzgün insanlarsınız. Bizimle birlikte temiz bir sayfa açıp hayatınızda çok hayırlı işlere imza atacağınız yerde gittiniz iktidar partisinin belediye başkanı oldunuz. Bakalım yarın neler olacak… Ben o belediye başkanlarımızla bir iki ay sonra yeniden konuşma isterim. Acaba bu yapılan alışverişten kim karlı çıkacak?” dedi.

“KAPILARIMIZ AÇIK, ÇIKIN GELİN, TÖVBE EDİN”
AK Parti’ye giden belediye başkanlarına kapıyı da açık tutan Altınöz, “Belediye başkanlarımızın yaptığı işin ne kadar yanlış olduğunu bir iki ay içerisinde onların da bunu çok iyi anlayacağını düşünüyorum ama kapılarımız açık. Çıkın gelin, tövbe edin. Yeniden Refah Partisi’ne gelin, ‘Biz bir yanlış yaptık, baba ocağına döndük’ deyin ve bizimle çalışmaya devam edin.” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>St. Louis Washington Üniversitesi’nden Doktora Öğrencisi Karysa Britton, Doktora Sonrası Araştırmacı Kyrsten C. Hill, Yardımcı Doçent Emily C. Willroth, Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından desteklenen araştırmalarında, demansın önlenmesinin, yaşlanan küresel nüfusun refahını korumak için kritik bir öneme sahip olduğunu ortaya koydu. On yılı aşkın süredir yapılan araştırmalar, daha yüksek refah düzeyine sahip kişilerin demansa yakalanma olasılığının daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu çalışmalar refahı, “olumlu duygusal deneyimler, kişinin hayatından duyduğu tatminin bilişsel değerlendirmeleri ve kişinin hayatının bir amacı veya anlamı olduğu duygusu dahil olmak üzere birçok farklı şekilde” tanımlanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 2050 yılına gelindiğinde küresel 65 yaş ve üzeri insan nüfusunun iki katına çıkacağını tahmin ediyor. Yaşlı yetişkinlerin küresel nüfusu artmaya devam ettikçe, demansla yaşayan insan sayısının da artarak 2050 yılına kadar yaklaşık 139 milyon demans vakasına ulaşması bekleniyor. Demans, ilerleyici ölümlerle sonuçlanan yaşa bağlı bir klinik sendrom. Demansın günümüzde tam olarak tedavisinin bulunmadığı ve biyomedikal tedavilerin sınırlı kaldığı göz önüne alındığında, farmakolojik olmayan demans önleme stratejilerinin değerlendirilmesi ve uygulanması hayati önem taşıyor.
Yakın zamanda yapılan bir meta-analiz, iyi oluş ile demans arasındaki ilişkinin, amaç duygusu gibi bazı iyi oluş türleri için pozitif duygulanım gibi diğerlerine göre daha tutarlı olabileceğini ileri sürüyor. Araştırmalar, refahın sağlığı sosyal, davranışsal ve biyolojik yollarla koruyabileceğini ve benzer mekanizmaların refahı daha düşük demans riskiyle ilişkilendirebileceğini öne sürüyor. Örneğin, refahın, bilişsel işleyişi desteklemek ve demansı önlemek için kritik olan sosyal katılımı teşvik ettiği düşünülüyor. Daha yüksek refah aynı zamanda daha fazla fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durma gibi bilişsel ve beyin sağlığına faydalı olan olumlu sağlık davranışlarını da destekliyor.
Araştırmalar, daha yüksek refahın daha iyi kalp ve damar ile ilişkili olduğunu, bunun da demans riskini azalttığını ileri sürüyor.
Araştırma birçok ülkede yapıldı
Refahın demansa karşı koruma olasılığını test etmek için aralarında Avustralya, Çin, Avrupa, İsrail, Kore, Singapur ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu çok sayıda ülke ve dünya bölgesinde, orta ve yaşlı yetişkinlik dönemindeki insanları takip eden düzinelerce araştırma çalışması yapıldı. Bu çalışmalar, daha yüksek refah düzeyine sahip kişilerin daha iyi hafıza ve düşünme yeteneklerine sahip olduğunu, hafıza ve düşünme yeteneklerinde daha az düşüş yaşadıklarını, ve demans geliştirme olasılıklarının daha düşük olduğunu ortaya koydu.
Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago kentindeki Rush Alzheimer Hastalıkları Merkezi’nde yürütülen bir araştırma çalışması, daha yüksek refah düzeyine sahip kişilerin demansa neden olan beyin hastalıklarına karşı dirençli göründüklerini ortaya çıkardı. Refah, çalışma döneminin başında değerlendirildi ve katılımcıların yaşamlarının geri kalanında hafıza ve düşünme yetenekleri yıllık olarak değerlendirildi. Katılımcılar öldükten sonra araştırmacılar, katılımcıların beyinlerinde mevcut olan demansla ilişkili nöropatolojinin miktarını ölçmek için otopsi yaptı.
Daha yüksek refah düzeyine sahip kişiler, araştırmacıların araştırmalarında keşfettikleri demansla ilişkili nöropatoloji miktarına kıyasla, hayatlarının son yıllarında beklenenden daha iyi hafıza ve düşünme yeteneklerine sahip oldular ve hafıza ve düşünme yeteneklerinde beklenenden daha az düşüşler yaşadı. Bu ilişki bilinen diğer dayanıklılık faktörlerinin (yani sosyoekonomik durum, eğitim, bilişsel aktivite, kişilik, düşük depresyon) ve bilinen demans risk faktörlerinin üstünde ve ötesinde mevcuttu. Bu, refahın hafızayı ve düşünme yeteneklerini demansa neden olan beyin hastalıklarından koruyabileceğini ortaya çıkardı.
“Refah mutlaka düşük demans anlamına gelmez”
Yüksek kaliteli uluslararası veri kaynakları, daha yüksek refahın daha düşük demans riskiyle ilişkili olduğuna dair güçlü kanıtlar ortaya koyuyor. Ancak araştırmacılar refahın mutlaka daha düşük demans riskine neden olduğu anlamına gelmediğini de vurguluyor. Refahın demans üzerinde nedensel bir etkisini oluşturmak zor. Çünkü refah ve demans, yaşam tarzı, tıbbi ve sosyoekonomik faktörler de dahil olmak üzere birçok ortak nedeni paylaşıyor.
Örneğin, sosyal izolasyon, düşük eğitim düzeyi veya zayıf fiziksel ve zihinsel sağlık, aynı anda refahı azaltabilir ve demans riskini artırabilir. Ters nedensellik de mümkündür. Örneğin, daha düşük refah seviyeleri, demans gelişmesinden önce meydana gelen altta yatan beyin değişikliklerinin erken bir göstergesi olabilir. Bu durumda, refahı iyileştirmek için müdahale etmek, altta yatan beyin değişikliklerinin veya gelecekteki demansın gidişatını mutlaka değiştirmeyebilir. Bu nedenle, refahın demans üzerindeki etkilerinin nedensel olup olmadığını belirlemek çok önemli.
Araştırmacılar, refahın düşük demans riski üzerindeki potansiyel nedensel etkisine dair kanıtlar arttıkça, bir sonraki adım olan demansı önleme veya geciktirme için refahı artırıcı müdahaleleri test ediyor. Mevcut refah müdahalelerinin, hafıza ve düşünme yeteneklerindeki değişiklikler ve nihayetinde demans tanısı üzerindeki etkileri test etmede yararlanılabilecek.
]]>TBB Başkanı Erinç Sağkan öncülüğünde 81 il barosunu temsilen bazı illerin baro başkanları, protesto için İsrail’in Ankara Büyükelçiliği önünde toplandı. 81 il baro başkanının imza attığı ve İsrail’i protesto ettikleri ortak bildirinin okunmasının ardından Sağkan ve baro başkanları, 81 il baro başkanlığı adına Büyükelçilik önüne siyah çelenk bıraktı.
Burada konuşan Sağkan, 81 ilin tüm baro başkanlarının katılımıyla yaklaşık 8 aydır devam eden, İsrail’in artık “soykırıma dönüşmüş” politikasına, savaş suçlarına karşı bir kez daha tepki göstermek için toplandıklarını söyledi. Sağkan’ın İsrail’in Ankara Büyükelçiliği’nin önünde yaptığı açıklama şöyle:
“İsrail, soykırım kastının bulunduğunu da Refah’taki saldırıyla ortaya koymuştur”
” Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptığımız başvuruyla tutuklama ve tedbir kararlarının uygulanmasını ve soykırım suçuna vücut verenlere gecikmeksizin yaptırım uygulanmasını talep ediyoruz. Bugüne kadar uluslararası aktörlerin harekete geçmekteki yetersizliği ve kafalarını kuma gömmeleri, Refah saldırısını da yanında getirdi.
İsrail, yaptığı tecrit ve savaş suçlarının yanına özel bir kastı gerektiren soykırım kastının bulunduğunu da Refah’taki saldırıyla ortaya koymuştur. Tecritten, savaştan kaçan insanların, evlerini, çocuklarını, akrabalarını kaybetmiş ve yaşamak için, yaşama tutunmak için çadırlarda kalan insanların üzerine bombalar yağdırmış, yüzlerce savunmasız masum sivili katletmiştir. Bu artık İsrail’in yürüttüğü konunun sadece insanlığa karşı suç değil, sadece savaş suçu değil, açıkça soykırım suçunun özel kastını taşıdığını da ortaya koymaktadır.
Yaşananlara karşı tepkimizi bir kez de burada siyah çelenk bırakarak ortaya koymak istedik. Nerede yaşadığımızın hiçbir önemi yok. Orta Doğu olabilir, Avrupa olabilir, Amerika olabilir. İnsan olan herkesin karşı çıkması gereken bir insanlığa karşı suçla karşı karşıyayız. Başka hiçbir şeye gerek yok. Bu dünyada insan olarak yaşayan herkesin, azıcık vicdanı olan herkesin bu soykırıma, bu katliama acil olarak karşı çıkması ve bunu durdurması gerekmektedir. Hukuk örgütleri olarak, yaşanan sürecin sadece durdurulması değil, kişilerin yaptıklarının da yanına kar kalmaması bakımından bundan sonraki yasal süreci de sonuna kadar takip edeceğiz.”
“Bu zulme sessiz kalanlar tarih ve hukuk önünde mutlaka suç ortağı olarak anılacak”
Açıklamanın ardından Sakarya Baro Başkanı İlknur Ebiz Yıldız da 81 il barosu adına hazırlanan bildiriyi okudu. Bildiride şunlar yer aldı:
“İsrail savaş uçakları tarafından 26 Mayıs tarihinde Gazze Şeridinin güneyindeki Refah kentinde yerinden edilmiş; çadır kentlerde yaşamlarını sürdüren sivil Filistin halkına karşı gerçekleştirilen hava saldırısında ilk belirlemelere göre 45’ten fazla Filistinli yaşamını yitirirken; onlarca Filistinli ise yaralanmıştır.
Daha önce Uluslararası Adalet Divanı İsrail’in; Refah’taki askeri saldırılarını ve tüm eylemlerini durdurması gerektiğine hükmetmesine karşın; İsrail’in Refah’ta sivil halka karşı gerçekleştirdiği katliam göstermektedir ki; İsrail devleti ne insani bir değeri ne de uluslararası hukuku tanımaktadır. Uluslararası Adalet Divanı tarafından İsrail’e karşı alınan kararlardan ilki ‘Gazze’deki Filistinli grubun kısmen ya da tamamen fiziksel olarak yok olmasına yol açabilecek yaşam koşullarına neden olabilecek askeri saldırıların ve Refah vilayetindeki diğer eylemlerin derhal durdurulması’ şeklinde iken; İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’nın karalarını yok sayan saldırısı İsrail devletinin; çok açık devlet terörü uyguladığını göstermektedir.
İnsan haklarından, demokrasiden, yaşam hakkının kutsallığından söz eden ülkeleri ve uluslararası kuruluşları İsrail’e karşı en sert tepki vermeye, İsrail’in hukuk dışı saldırı ve katliamlarının sonlanması için harekete geçmeye çağırıyoruz. Bilinmelidir ki ‘hiçbir şey yapılmayarak, sessiz kalınarak da adaletsizliğe ortak olunabilir.’ İsrail’in aylardan beri Gazze başta olmak üzere Filistin kentlerine ve en son Refah’ta gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırı karşısında sessiz kalan her ülke her uluslararası kuruluş her insan da bu adaletsizlikten sorumludur.
Bu zulme sessiz kalanlar tarih ve hukuk önünde mutlaka suç ortağı olarak anılacak ve tarihe kara bir leke olarak geçeceklerdir.
“İsrail’in Refah’ta sivil halka yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı katliamı en sert şekliyle kınıyoruz”
İsrail devleti tüm dünyanın gözü önünde Uluslararası mevzuat ile TCK 76 ve 77. maddelerinde de düzenlendiği gibi Soykırım ve İnsanlığa karşı suçları işlemiş ve işlemeye devam etmektedir. Bu nedenlerle TCK 13/3 maddesi gereğince söz konusu bu suçları işleyen fail ve faillerin Türkiye’de yargılanmaları için Adalet Bakanımıza talepte bulunması çağrısında da bulunuyoruz, zira bu çağrımız uluslararası mevzuat kadar ulusal mevzuatın da bir gereğidir. Bizler 81 İl Barosu olarak; İsrail’in Refah’ta sivil halka yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı katliamı en sert şekliyle kınıyor; yaşam hakkından, hukuktan yana olan herkesi, her ülkeyi İsrail’in barbarca saldırılarını önlemeye ve Filistin halkıyla yan yana olmaya davet ediyoruz.”
]]>Ordu sözcüsü, bölgede Hamas’ın Gazze’ye silah kaçırmak için kullandığı yaklaşık 20 tünelin bulunduğunu söyledi.
Mısır televizyonuna konuşan bazı kaynaklar bu iddiayı yalanladı ve İsrail’in Refah’a düzenlediği askeri operasyonu meşru kılmaya çalıştığını söyledi.
Açıklama Mısır ile gerilimin arttığı bir dönemde geldi.
İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari Çarşamba günü yaptığı açıklamada “Son günlerde ordu Mısır ve Refah sınırındaki Philadelphia Koridoru üzerinde operasyonel kontrol sağladı” dedi.
Bu koridoru Hamas’ın “Gazze Şeridi’ne düzenli olarak silah kaçırdığı bir can damarı” olarak tanımlayan Hagari, “askerlerin bölgede bulunan tünelleri araştırdığını ve etkisiz hale getirdiğini” söyledi.
New York Times’ın haberine göre Hagari daha sonra gazetecilere yaptığı bilgilendirmede tünellerin tamamının Mısır’a geçtiğinden emin olamadığını söyledi.
Philadelphia Koridoru, Mısır ile olan 13 km’lik sınırın Gazze tarafı boyunca uzanan, yer yer sadece 100 metre genişliğindeki bir tampon bölge.
Mısır daha önce sınır ötesi tünelleri imha ettiğini ve böylece silah kaçakçılığını imkansız hale getirdiğini açıklamıştı.
Al-Qahera News’in haberinde yer verdiği üst düzey Mısırlı bir kaynak ise İsrail’i “bu iddiaları Refah’a yönelik operasyonu sürdürmek ve savaşı siyasi amaçlarla uzatmak için kullanmakla” suçladı.
Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail Gazze’ye yönelik büyük bir yıkıma ve on binlerce sivilin ölümüne neden olan askeri bir operasyon başlattı. İsrail ordusu, savaşta zafer elde etmek için Refah’ın kontrolünü almak zorunda olduğu konusunda ısrarcı.
Gazze Sağlık Bakanlığı’nın aktardığına göre Gazze’de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 36 bin kişi İsrail saldırılarında öldürüldü.
İsrail, son olarak Refah’ta yerlerinden edilmiş insanların konakladığı çadır kenti hedef alan bir saldırı gerçekleşti. Burada çoğu yanarak olmak üzere en az 45 kişi öldü.
Bu saldırı uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılandı. Birçok başkentte İsrail saldırılarının acilen durdurulması talebiyle kitlesel gösteriler düzenlendi.
İsrail’de üst düzey bir yetkili, Hamas ile Gazze’de devam eden savaşın en azından bu senenin sonuna kadar sürmesini beklediklerini .
Mısır ve İsrail arasındaki gerilim ise İsrail güçlerinin üç hafta önce Refah geçiş noktasının Gazze tarafının kontrolünü ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.
Bu hafta içerisinde İsrail ve Mısır’a ait birlikler arasında çıkan çatışmada bir Mısır askeri .
İsrail gibi Mısır da Hamas’ın 2006 yılında iktidara gelmesinden bu yana Gazze sınırında abluka uyguluyor.
Hamas, Mısır’da “terör örgütü” olarak tanımlanan ve yasaklanan Müslüman Kardeşler’in uzantısı olarak görülüyor.
Ancak Mısır, Hamas’la kanalları açık tutmaya devam ediyor ve Hamas’ın Gazze’de tuttuğu İsrailli rehineleri serbest bırakması için İsrail’le dolaylı görüşmelerde arabuluculuk yapıyor.
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Gazze’nin Refah kentindeki askeri operasyonlarını, saldırılarını ve diğer faaliyetlerini acilen durdurması gerektiğine hükmetti. Karara gerekçe olarak, İsrail’in askeri faaliyetlerinin Filistin halkı için “acil risk” teşkil etmesi gösterildi.
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan “İsrail’in Refah Katliamlarına Karşı Bildiri” başlıklı tezkere dün TBMM Genel Kurulu’nda okunarak kabul edildi. Karar, Resmi Gazete’de bugün yayımlandı.
Kararda şu ifadeler yer aldı:
“Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir”
“Uluslararası mahkemelerin tüm kararlarını hiçe saymaktan çekinmeyen, işgalciliği ve zalimliğiyle bilinen Netanyahu yönetimindeki İsrail, sivil yerleşim alanlarını hedef almayı sürdürmektedir. Uluslararası Adalet Divanının operasyonların durdurulması kararına rağmen, Siyonistlerin vahşeti tüm dünyanın gözü önünde devam etmektedir. İnsanlık cephesi karşısında yalnız kalmaya mahküm İsrail’in Gazzelilere uyguladığı baskı ve zulüm politikaları tüm Filistin’i yaşanmaz hale getirmektedir. İşgalci İsrail yönetimi, Gazzeli kardeşlerimizin güvenli alan olarak gösterilen Refah’taki çadırlarını dahi yakıcı silahlarla bombalayarak yüzlerce masumun kanına girmiştir. Uluslararası antlaşmaları ve hukuk kurallarını hiçe sayan Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir.
“Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir”
Son Refah saldırısıyla insanlığa karşı suçların en rezil örneğini gerçekleştiren İsrail’in eylemleri apartheid rejimi uygulamalarının da ötesine geçerek bir soykırıma dönüşmektedir. Bu katliamlara ve insanlık suçlarına sessiz kalmamak her bir ferdin ve insan haklarına değer veren her bir ülkenin boynunun borcudur. Vicdanlı, adil halkların başını çektiği insanlık cephesi nasıl ki Holokost’u lanetlemekteyse, bugün de Siyonist çetenin Holokost’un ardına sığınarak Gazzelilere yönelik gerçekleştirdiği bu katliamları ve İsrail yönetimini tel’in etmektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak sivilleri hedef alan katliamları bir kez daha lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla tek ses olarak, İsrail’in durdurulması ve ateşkesin sağlanması yönündeki tavrını uluslararası camiada açıkça ilan etmektedir. Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir. Refah’tan gelen görüntüleri hiçbir zaman unutmayacak ve yaşanan katliamın faillerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çaba sarf etmeye aralıksız devam edeceğiz.
“BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz”
Netanyahu ve çetesi, insanlık vicdanında mahküm edildiği gibi uluslararası mahkemeler önünde de yaptıklarının hesabını verecektir. TBMM olarak, İsrail’i durdurmak adına tüm dünya milletlerine ve meclislerine sesleniyoruz. Uluslararası toplum ve devletler, Filistin’in tanınması gibi hakkaniyetli ve zorunlu adımları atmaya süratle devam etmeli ve İsrail yönetimi tamamen yalnızlaştırılmalıdır. Esas gaye, Filistin halkının insan haysiyetine uygun bir hayata kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, öncelikle katliamların derhal durdurulması için harekete geçilmelidir. TBMM olarak ilgili tüm kurumlarımızla birlikte, hukuki süreci özenle takip ederek, uluslararası camiada Filistin’e destek sağlamaya devam edeceğiz. Son Refah saldırılarının sorumluları da cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz. İnsanlık onuruna ve uluslararası hukuka saygı gösterilerek, masum insanların can güvenliği ivedilikle sağlanmalıdır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda, tüm siyasi parti gruplarının oylarıyla İsrail’in Refah saldırılarını kınayan Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. Tezkerede, “Son Refah saldırılarının sorumluları cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz” denildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Bekir Bozdağ başkanlığında, ‘Dışişleri Teşkilatı Güçlendirme Vakfı Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Genel Kurulun gündem bölümünde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan ‘İsrail’in Refah Katliamlarına Karşı Bildiri’ başlıklı tezkere okundu. Tezkerede, İsrail’in, uluslararası mahkemelerin tüm kararlarını hiçe saymaktan vazgeçmediğini belirtilerek, “İşgalciliği ve zalimliğiyle bilinen Netanyahu yönetimindeki İsrail, sivil yerleşim alanlarını hedef almayı sürdürmektedir. Uluslararası Adalet Divanını, ‘Operasyonların durdurulması’ kararına rağmen Siyonistlerin vahşeti tüm dünyanın gözü önünde devam etmektedir. İnsanlık cephesi karşısında yalnız kalmaya mahkum İsrail’in Gazzelilere uyguladığı baskı ve zulüm politikaları tüm Filistin’i yaşanmaz hale getirmektedir. İşgalci İsrail yönetimi, Gazzeli kardeşlerimizin güvenli alan olarak gösterilen Refah’taki çadırlarını dahi yakıcı silahlarla bombalayarak yüzlerce masumun kanına girmiştir. Uluslararası antlaşmaları ve hukuk kurallarını hiçe sayan Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir” denildi.
‘NETANYAHU VE ÇETESİ HESAP VERECEK’
Son Refah saldırısıyla insanlığa karşı suçların en rezil örneğini gerçekleştiren İsrail’in eylemlerinin, apartheid rejimi uygulamalarının da ötesine geçerek bir soykırıma dönüştüğü kaydedilerek, “Bu katliamlara ve insanlık suçlarına sessiz kalmamak her bir ferdin ve insan haklarına değer veren her bir ülkenin boynunun borcudur. Vicdanlı, adil halkların başını çektiği insanlık cephesi nasıl ki Holokost’u lanetlemekteyse, bugün de Siyonist çetenin Holokost’un ardına sığınarak Gazzelilere yönelik gerçekleştirdiği bu katliamları ve İsrail yönetimini tel’in etmektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak sivilleri hedef alan katliamları bir kez daha lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla tek ses olarak, İsrail’in durdurulması ve ateşkesin sağlanması yönündeki tavrını uluslararası camiada açıkça ilan etmektedir. Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir. Refah’tan gelen görüntüleri hiçbir zaman unutmayacak ve yaşanan katliamın faillerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çaba sarf etmeye aralıksız devam edeceğiz. Netanyahu ve çetesi, insanlık vicdanında mahkum edildiği gibi uluslararası mahkemeler önünde de yaptıklarının hesabını verecektir” ifadelerine yer verildi.
‘İSRAİL YÖNETİMİ TAMAMEN YALNIZLAŞTIRILMALI’
Ayrıca, TBMM’nin uluslararası camiada Filistin’i desteklemeye devam edeceği hatırlatılarak, şöyle denildi:
“TBMM olarak, İsrail’i durdurmak adına tüm dünya milletlerine ve meclislerine sesleniyoruz. Uluslararası toplum ve devletler, Filistin’in tanınması gibi hakkaniyetli ve zorunlu adımları atmaya süratle devam etmeli ve İsrail yönetimi tamamen yalnızlaştırılmalıdır. Esas gaye, Filistin halkının insan haysiyetine uygun bir hayata kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, öncelikle katliamların derhal durdurulması için harekete geçilmelidir. TBMM olarak ilgili tüm kurumlarımızla birlikte, hukuki süreci özenle takip ederek, uluslararası camiada Filistin’e destek sağlamaya devam edeceğiz. Son Refah saldırılarının sorumluları da cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz. İnsanlık onuruna ve uluslararası hukuka saygı gösterilerek, masum insanların can güvenliği ivedilikle sağlanmalıdır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan “İsrail’in Refah Katliamlarına Karşı Bildiri” başlıklı tezkere bugün Meclis Genel Kurulu’nda okunarak kabul edildi. Tezkerede şu ifadeler yer aldı:
“Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir”
“Uluslararası mahkemelerin tüm kararlarını hiçe saymaktan çekinmeyen, işgalciliği ve zalimliğiyle bilinen Netanyahu yönetimindeki İsrail, sivil yerleşim alanlarını hedef almayı sürdürmektedir. Uluslararası Adalet Divanının operasyonların durdurulması kararına rağmen, Siyonistlerin vahşeti tüm dünyanın gözü önünde devam etmektedir. İnsanlık cephesi karşısında yalnız kalmaya mahküm İsrail’in Gazzelilere uyguladığı baskı ve zulüm politikaları tüm Filistin’i yaşanmaz hale getirmektedir. İşgalci İsrail yönetimi, Gazzeli kardeşlerimizin güvenli alan olarak gösterilen Refah’taki çadırlarını dahi yakıcı silahlarla bombalayarak yüzlerce masumun kanına girmiştir. Uluslararası antlaşmaları ve hukuk kurallarını hiçe sayan Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir.
“Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir”
Son Refah saldırısıyla insanlığa karşı suçların en rezil örneğini gerçekleştiren İsrail’in eylemleri apartheid rejimi uygulamalarının da ötesine geçerek bir soykırıma dönüşmektedir. Bu katliamlara ve insanlık suçlarına sessiz kalmamak her bir ferdin ve insan haklarına değer veren her bir ülkenin boynunun borcudur. Vicdanlı, adil halkların başını çektiği insanlık cephesi nasıl ki Holokost’u lanetlemekteyse, bugün de Siyonist çetenin Holokost’un ardına sığınarak Gazzelilere yönelik gerçekleştirdiği bu katliamları ve İsrail yönetimini tel’in etmektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak sivilleri hedef alan katliamları bir kez daha lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla tek ses olarak, İsrail’in durdurulması ve ateşkesin sağlanması yönündeki tavrını uluslararası camiada açıkça ilan etmektedir. Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir. Refah’tan gelen görüntüleri hiçbir zaman unutmayacak ve yaşanan katliamın faillerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çaba sarf etmeye aralıksız devam edeceğiz.
“BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz”
Netanyahu ve çetesi, insanlık vicdanında mahküm edildiği gibi uluslararası mahkemeler önünde de yaptıklarının hesabını verecektir. TBMM olarak, İsrail’i durdurmak adına tüm dünya milletlerine ve meclislerine sesleniyoruz. Uluslararası toplum ve devletler, Filistin’in tanınması gibi hakkaniyetli ve zorunlu adımları atmaya süratle devam etmeli ve İsrail yönetimi tamamen yalnızlaştırılmalıdır. Esas gaye, Filistin halkının insan haysiyetine uygun bir hayata kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, öncelikle katliamların derhal durdurulması için harekete geçilmelidir. TBMM olarak ilgili tüm kurumlarımızla birlikte, hukuki süreci özenle takip ederek, uluslararası camiada Filistin’e destek sağlamaya devam edeceğiz. Son Refah saldırılarının sorumluları da cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, BM Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz. İnsanlık onuruna ve uluslararası hukuka saygı gösterilerek, masum insanların can güvenliği ivedilikle sağlanmalıdır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan “İsrail’in Refah Katliamlarına Karşı Bildiri” başlıklı tezkere okundu. Uluslararası mahkemelerin tüm kararlarını hiçe saymaktan çekinmeyen, işgalciliği ve zalimliğiyle bilinen Netanyahu yönetimindeki İsrail’in, sivil yerleşim alanlarını hedef almayı sürdürdüğü ifade edilen tezkerede, Uluslararası Adalet Divanının operasyonların durdurulması kararına rağmen, siyonistlerin vahşetinin tüm dünyanın gözü önünde devam ettiği belirtildi.
Tezkerede, “insanlık cephesi karşısında yalnız kalmaya mahkum İsrail’in Gazzelilere uyguladığı baskı ve zulüm politikalarının” tüm Filistin’i yaşanmaz hale getirdiğine işaret edildi.
“İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARIN EN REZİL ÖRNEĞİ”
İşgalci İsrail yönetiminin Gazzelilerin, güvenli alan olarak gösterilen, Refah’taki çadırlarını dahi yakıcı silahlarla bombalayarak yüzlerce masumun kanına girdiği vurgulanan tezkerede, şu ifadelere yer verildi: “Uluslararası antlaşmaları ve hukuk kurallarını hiçe sayan Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir. Son Refah saldırısıyla insanlığa karşı suçların en rezil örneğini gerçekleştiren İsrail’in eylemleri, apartheid rejimi uygulamalarının da ötesine geçerek bir soykırıma dönüşmektedir. Bu katliamlara ve insanlık suçlarına sessiz kalmamak her bir ferdin ve insan haklarına değer veren her bir ülkenin boynuna borçtur.

“FAİLLERİN HAK ETTİKLERİ CEZAYA ÇARPTIRILMALARI İÇİN ÇABA SARF ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Vicdanlı, adil halkların başını çektiği insanlık cephesi nasıl ki Holokost’u lanetlemekteyse, bugün de siyonist çetenin Holokost’un ardına sığınarak Gazzelilere yönelik gerçekleştirdiği bu katliamları ve İsrail yönetimini telin etmektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak sivilleri hedef alan katliamları bir kez daha lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla tek ses olarak, İsrail’in durdurulması ve ateşkesin sağlanması yönündeki tavrını uluslararası camiada açıkça ilan etmektedir. Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir. Refah’tan gelen görüntüleri hiçbir zaman unutmayacak ve yaşanan katliamın faillerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çaba sarf etmeye aralıksız devam edeceğiz.”
Netanyahu ve çetesinin, insanlık vicdanında mahkum edildiği gibi uluslararası mahkemeler önünde de yaptıklarının hesabını vereceği vurgulanan tezkerede, İsrail’i durdurmak adına tüm dünya milletlerine ve meclislerine seslenildi.

BMGK’YA ACİL TOPLANMA ÇAĞRISI
Tezkerede ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Uluslararası toplum ve devletler, Filistin’in tanınması gibi hakkaniyetli ve zorunlu adımları atmaya süratle devam etmeli ve İsrail yönetimi tamamen yalnızlaştırılmalı. Esas gaye Filistin halkının insan haysiyetine uygun bir hayata kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, öncelikle katliamların derhal durdurulması için harekete geçilmeli. TBMM olarak ilgili tüm kurumlarımızla birlikte, hukuki süreci özenle takip ederek uluslararası camiada Filistin’e destek sağlamaya devam edeceğiz. Son Refah saldırılarının sorumluları da cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz. İnsanlık onuruna ve uluslararası hukuka saygı gösterilerek, masum insanların can güvenliği ivedilikle sağlanmalı.”
Tezkere, Genel Kurulda oy birliğiyle kabul edildi.
]]>Salı günü bölgeden gelen sınırlı bilgiler, İsrail ordusunun kent merkezine yaklaştığını ve hakim noktalara asker yerleştirdiğini gösteriyor.
Cezayir, ölümlere son verilmesi çağrısında bulunan bir BM karar tasarısı hazırlayacağını duyurdu.
Daha önceki kararları veto eden ABD, İsrail’in Refah’taki harekâtını hâlâ “büyük bir kara operasyonu” olarak görmediğini belirtti.
Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby ise ABD’nin İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’a yönelik geniş çaplı bir işgal başlattığına inanmadığını söyledi.
Gazze Şeridi’nde ölümcül ve büyük bir yıkıma neden olan İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilmiş yüz binlerce sivil hâlâ Refah’ta kalıyor. ABD Başkanı Joe Biden daha önce Refah’a yönelik tam ölçekli bir işgalin kırmızı çizgiyi aşacağını söylemişti.
Kirby, tam ölçekli kara harekatına karşı tutumlarında herhangi bir değişikliğin olmadığını belirterek, “Büyük birliklerle, çok sayıda askerle sahadaki çok sayıda hedefe karşı bir tür koordineli manevra yaptıklarını görmedik” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu çadır kente yönelik Pazar günkü saldırıyı “trajik bir hata” olarak nitelendirdi ancak Refah operasyonunu sürdürme sözü verdi.
İsrail ordusu Salı günü, askerlerinin Refah’taki “terör hedeflerine” karşı faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Bölgede kamplarda yaşayan çok sayıda kişi, şehrin batı bölgelerinin gece boyunca yoğun bombardımana maruz kaldığını aktarıyor.
İsrail ordusu Refah’ın doğusundaki sivillere, “genişletilmiş insani bölge” olarak tanımladığı kıyı şeridine gitmeleri çağrısı yapıyor.
Ordu genişleyen kara savaşı için de “Birliklerimiz teröristlerle yakın mesafe çatışmaya giriyor ve bölgedeki terör tüneli şaftlarını, silahlarını ve ek terör altyapısını tespit ediyor” açıklaması yaptı.
Reuters haber ajansı, yerel sağlık yetkililerine dayandırdığı haberde, en az 21 kişinin el-Mawasi’deki çadır bölgesine düşen tank mermileri nedeniyle öldüğünün aktarıldığını bildiriyor.
Hamas kontrolündeki sivil savunma biriminden bir yetkili de Fransız AFP haber ajansına, İsrail’in çadır bölgesine “ölümcül bir saldırı” düzenlediğini söyledi.
Filistin medyasında, çadırlarla çevrili kumlu bir alanda en az beş cesede ait görüntüler yer alıyor.
İsrail ordusu ise El Mawasi’deki ölümlere ilişkin iddiaları yalanladı.
Öte yandan ordu sözcüsü, Pazar günkü yangının Hamas tarafından bölgede depolanan silahların patlaması sonucu çıkmış olabileceğine inandığını söyledi.
ABD’den Refah için ‘sınırlı’ açıklaması
Birleşmiş Milletler, yaklaşık bir milyon kişinin Refah’taki çatışmalardan kaçtığını, ancak birkaç yüz bin kişinin hâlâ bölgede kalmış olabileceğini kaydediyor.
Bölgedeki gazeteciler, binlerce kişinin Salı günü erken saatlerde eşek ve atların çektiği arabalara doluşarak kuzeye doğru ilerlemeye çalıştığını aktardı.
İsrail sivil ölümlerine ve artan uluslararası baskıya karşın Refah konusunda geri adım atmıyor.
ABD Başkanı Joe Biden, Refah’taki siviller konusunda Tel Aviv yönetimini uyarmıştı. Biden ilgili röportajında burada “sınırlı” bir harekat yürütüldüğü görüşünü savunmuştu.
ABD Savunma Bakanlığı, Refah’taki harekatın halen bu şekilde değerlendirildiğini açıkladı.
Hamas son 48 saatte 70’ye yakın kişinin bu bölgede öldürüldüğünü duyurdu.
]]>“İSRAİL KARARLARI SÜRATLE YERİNE GETİRMELİ”
Bakanlık açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Uluslararası Adalet Divanı’nın, İsrail’in Gazze’de Refah’a yönelik saldırılarını durdurmasına ve Refah sınır kapısını insani yardımlara derhal açmasına hükmeden ihtiyati tedbir kararını memnuniyetle karşılıyoruz.
Dünyada hiçbir ülke hukukun üstünde değildir. Divan’ın aldığı tüm kararların İsrail tarafından süratle yerine getirilmesini bekliyoruz. Bunu teminen, BM Güvenlik Konseyi’ni üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.” denildi.
ULUSLARARASI ADALET DİVANI’NDAN “İSRAİL SALDIRILARI DURDURMALI” KARARI
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Refah’a saldırılarıyla ilgili aldığı kararı açıkladı. Refah’ın durumunun “felaket” boyutunda olduğunu söyleyen mahkeme, son mahkeme kararından bugüne, insani durumun daha da kötüleştiğini ifade etti. Mahkeme, insani felaketin önlenmesi için İsrail’in yeterli önlemleri almadığını ifade ederek ” İsrail, Refah saldırısını durdurmalı” dedi.

ASKERİ OPERASYONLARIN SONLANDIRILMASI İSTENDİ
Güney Afrika, Gazze’deki İsrailli askerlerin tahliye bölgelerini ve kalan tüm Filistinlileri meşru hedef olarak gördüğü “imha bölgeleri” olarak tanımladığına işaret ederek, daha fazla geç kalınmadan Divan’dan İsrail’in askeri operasyonlarını sonlandırmasına hükmetmesini istedi.
İSRAİL, SOYKIRIM SUÇLAMALARINI REDDETTİ
Duruşmada İsrail adına söz alan uluslararası hukuktan sorumlu Başsavcı Yardımcısı Gilad Noam ise Güney Afrika’nın iddialarının yersiz olduğunu savunarak, “Trajik bir savaş yaşanıyor ancak ortada bir soykırım yok.” ifadelerini kullandı.
Savunmasında Güney Afrika’nın iddiaları yanıtlamak yerine Hamas’ın saldırılarını anlatan ve Güney Afrika’yı Hamas’ı korumakla suçlayan Noam, “Güney Afrika gerçeğin ya da hukukun peşinde değil, mahkemenin yetkilerini kötüye kullanmanın peşinde.” ifadesini kullandı.

İSRAİL’E KARŞI TALEP EDİLEN YENİ TEDBİRLER
Uluslararası Adalet Divanı açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şu şekilde:
“İsrail, Gazze’de çok fazla insanın ölümüne neden oldu. İsrail’in saldırıları nedeniyle 18 Mayıs itibarıyla BM verilerine göre Refah’ta 800 bin sivil yerinden edilmiştir. Refah’taki durum artık insani felaket olarak sınırlandırılmıştır.İsrail Refah’ı haftalarca bombaladı, altyapı yok olmak üzere. İsrail sorumluluklarını yerine getirmeli. Aldığı önlemler yetersiz durumda.
“İSRAİL, ASKERİ OPERASYONU DURDURMAK ZORUNDA”
Mahkeme, alınmış önlemlerin yeterli olmadığına ve İsrail’in askeri operasyonu durdurmak zorunda olduğuna karar verdi ve 28 mart tarihindeki tedbir kararında değişiklik kararı yapılması gerektiğine hükmetti. Bu nedenle yeni tedbir kararlarına ihtiyaç duyulduğuna karar verildi.
“SORUŞTURMA EKİBİNE ENGEL OLUNMAMALI”
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in sivillere zarar verecek saldırılarına derhal son vermesi gerektiğini vurgulayarak İsrail Soykırımı Önleme Anlaşması çerçevesinde kanıtların korunması için etkin tedbirler alıp Gazze Şeridi’ne her türlü soruşturma ekibinin girişine engel olunmaması gerektiğini ifade etti.
“REFAH SINIR KAPISI AÇIK TUTULMALI”
Mahkeme, İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’na rapor sunması gerektiğine hükmetti ve “İsrail, (Gazze’de) acilen ihtiyaç duyulan hizmetlerin ve insani yardımın engelsiz bir şekilde sağlanabilmesi için Refah sınır kapısını açık tutmalı” dedi.
İSRAİL, 1 AY İÇİNDE RAPOR SUNACAK
Karar gereği, İsrail’in Refah’taki ‘askeri operasyonunu’ durdurması, Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınırını insani yardım girişi için açması, soruşturma yetkililerinin ve olay araştırma misyonlarının Gazze’ye erişimini sağlaması ve bu tedbirleri uygulama konusunda nasıl bir ilerleme kaydettiği ile ilgili UAD’ye bir rapor sunması gerekiyor.
NETANYAHU, KURMAYLARIYLA BİR ARAYA GELİYOR
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kararlarına verilecek yanıtı ele almak üzere kurmaylarıyla görüşeceği belirtildi. İsrail basınında yer alan haberde, Netanyahu’nun kurmaylarıyla yerel saatle 17.00’de bir araya geleceği belirtildi. Görüşmede, UAD’nin bugün açıkladığı kararlara verilecek yanıtın ele alınacağı ifade edildi.
]]>Hollanda’nın Lahey kentinde, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Refah’ta başlattığı saldırıların, Gazzelilerin haklarını telafisi mümkün olmayan şekilde zarara uğrattığı gerekçesiyle talep ettiği yeni tedbirlere ilişkin talebiyle ilgili karar açıklandı. Karar şöyle:
“Mahkemenin tedbir talebinde ve tedbir kararında değişiklik yapabilmesi için mevcut durumdaki değişikliğin Mahkeme’nin önceki 28 Mart 2024 tarihli emrine uygun olup olmadığı ve durumun değişip değişmediğini ortaya koyması gerekir. Eğer Mahkeme durumun değiştiğine ve tedbir kararının verildiği tarihten sonra durumun değiştiğine hükmederse böyle bir değişikliğin önceki tedbir kararının değişikliğe uygun olup olmadığını değerlendirebilir.
Mahkeme, 26 Ocak’taki kararda İsrail’in 7 Ekim saldırısından sonra başlattığı askeri operasyonda çok sayıda ölüm ve yaralanmaya yol açtığı ve yerleşim yerlerinin imha edilmesiyle çok büyük miktarda nüfusun evlerinden ayrılmak zorunda kaldığı ve sivil altyapıya çok büyük zarar verildiğini belirtmişti. Taraflara 16 Şubat’ta yapılan tebliğde Mahkeme, BM Genel Sekreteri’nin kararı doğrultusunda Gazze Şeridi’ndeki ve özellikle Refah’taki gelişmelerin halihazırda insani bir kabus olan durumun daha da kötüye gitme ihtimalini barındırdığını ifade etti. Mahkeme, 28 Mart 2024 tarihindeki kararıyla birlikte Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin yaşam koşullarının Ocak 2024’ten bu yana kötüye gittiğini gözlemlemiştir. Özellikle de süregelen gıda ve temel ihtiyaçların yoksunluğu sebebiyle Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin yaşam koşullarının kötüleştiğini gözlemlemiştir. Ocak 2024’te belirtildiği gibi, Gazze Şeridi’ndeki insani koşulların da daha kötüye gitme riskini taşıdığını gözlemlenmiştir.
“Mayıs 2024 itibariyle 800 bin insan Refah’tan göçmek zorunda kaldı”
İsrail’in Refah’ta başlattığı askeri operasyon hala devam etmektedir. Bu operasyon sonrasında yeni tahliye emirleri gelmiştir. Bunların sonucunda BM raporlar doğrultusunda, Mayıs 2024 itibariyle yaklaşık 800 bin insanın Refah’tan göçmek durumunda kaldığını görüyoruz.
Mayıs 2024’te 1,2 milyon Filistinlinin yaklaşık olarak yarısının Refah’ta kadınlar ve çocuklardan oluştuğu ifade edilmiştir. Hayatta kalabilmek için kalan tek tük insani altyapıların ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilmiştir.
“İsrail’in aldığını ifade ettiği önlemler, yetersiz”
Mahkeme, tahliye çabalarını ve bununla ilgili İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki sivillerin hayatını korumaya yönelik almış olduğunu ifade ettiği önlemlerin ve Refah’taki Gazzelilerin tahliye sürecinde aldığını iddia etmiş olduğu önlemlerin yeterli olmadığını değerlendirmektedir. Refah’taki askeri operasyonlar kapsamında İsrail’in aldığı önlemlerin yeterli olmadığını gözlemliyoruz.
Mahkeme, İsrail’in Filistinlilerin tahliyesindeki güvenliği sağlamaya yönelik yeterince bilgi iletmemiş olduğunu gözlemlemiştir. Yeterli sayıda gıda, su, ilaç ve barınak kaynaklarının 800 bin Filistinliye ulaştırılmadığını gözlemlemiştir. Dolayısıyla Mahkeme İsrail’in yeterince önlem almamış olduğunu görmektedir. Daha önce belirttiğimiz geçici önlemler ve kararlar doğrultusunda, Ocak ve Mart 2024 tarihlerindeki kararlarımız neticesinde mevcut durumun İsrail’in askeri operasyonu sebebiyle daha büyük bir geri dönülemez riskler getirdiğini görüyoruz.
“İsrail derhal askeri operasyonuna son vermeli”
Mart 2024 tarihindeki kararımızı değiştirmek durumunda olduğumuzu görüyoruz. 75’nci Madde’nin ikinci paragrafı doğrultusunda söz konusu önlemlere ilişkin Mahkeme alınan önlemlerin yeterli olmadığı ve Güney Afrika tarafından talep edilmiş geçici önlemlerin değerlendirilmesi neticesinde mevcut durum dikkate alındığında talep edilenlerin yeterli olmadığını gözlemledik. Mahkeme Soykırım Sözleşmesi kapsamında İsrail’in derhal askeri operasyonunu sonlandırması durumunda olduğunu ve Refah’taki tüm Filistinlilerin hayatlarını tehlikeye atabilecek askeri operasyonlarını derhal durdurması gerektiğine karar vermiştir. Mahkeme Ocak 2024 tarihinde İsrail’in derhal etkin kararlar almasını ve alacağı önlemlerle birlikte yıkımın önüne geçmesini istemiştir.
“İsrail’in bir ay içinde Mahkeme’ye rapor sunması gerekmektedir”
Mahkeme, Mart 2024 tarihli kararında acil ihtiyaçların ve insanların koşulsuz ve kesintisiz bir şekilde ulaşması için sınır kapılarının açılmasına karar vermiştir. Mahkeme, İsrail’in bir rapor sunması gerektiğine karar vermiştir ve İsrail’in bugün itibariyle bir ay içerisinde tebdirlere uyduğunu belirten raporu hazırlayıp Mahkeme’ye sunması gerekmektedir. Bu rapor sonrasında Güney Afrika’ya iletilecektir.
Mahkeme, rehinelerin koşulsuz bir şekilde serbest bırakılmasını talep etmektedir. Bu sebeplerden dolayı Mahkeme, 13’e 2 oy ile 26 Ocak 2024 ve 28 Mart 2024 tarihindeki geçici önlemlerin acil bir şekilde derhal uygulanmasını talep etmektedir.
“Refah Sınır Kapısı açık tutulmalı”
Mahkeme 13 oya karşı 2 oy ile İsrail’in Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi yükümlülükleri doğrultusunda ve Refah’taki sivillerin yaşam koşullarının kötüleşmesi göz önünde bulundurulduğunda, derhal askeri operasyonuna son vermesi, Refah’taki operasyonlarına son vermesi ve Refah ile Gazze’deki insanların hayatlarını tehlikeye atacak herhangi bir eylemi durdurmasını talep etmektedir. Mahkeme, 13 oya 2 oy ile Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasını ve insani yardımların iletilebilmesini talep etmektedir.”
]]>Havadan atılan el ilanları ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla kentin doğu mahallelerinde yaşayanlara, İsrail’in “genişletilmiş insani yardım bölgesi” olarak adlandırdığı dar bir kıyı bölgesi olan El-Mevasi’ye gitmeleri söylendi.
İsrail’in daha önce de Refah’ın doğu mahallelerindeki tahliye emriyle bu bölge hayalet şehir haline geldi.
Kentteki Birleşmiş Milletler yetkililerinin sayımına göre tahliye emri sonrasında kenti terk edenlerin sayısı 280 bini aştı.
İsrail, ABD ve diğer müttefiklerinin kara harekatının çok sayıda sivil kayıplara ve insani krize yol açabileceği uyarısına rağmen Refah’ta planlanan operasyonlara devam edeceğini söyledi.
ABD Başkanı Joe Biden Cumartesi günkü açıklamasında da Hamas’ın rehineleri serbest bırakması halinde ertesi gün Gazze’de ateşkesin mümkün olacağını söyledi.
Biden, “İsrail bunun Hamas’a bağlı olduğunu söyledi, eğer bunu yapmak isterlerse yarın sona erdirebiliriz. Ve ateşkes yarın başlar” dedi.
İsrail, 7 Ekim’de Hamas tarafından rehin alınan 128 kişiden haber alınamadığını ve bunlardan 36’sının öldüğünün tahmin edildiğini açıkladı.
Cumartesi günü Refah üzerinde dumanların yükseldiği görüldü ve görgü tanıkları Mısır’a geçişi sağlayan sınır kapısı yakınlarında hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.
İsrail ordusu sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, askerlerinin Refah’ta Hamas savaşçılarıyla “yüz yüze çatışmalara” girdiğini söyledi.
Geçtiğimiz gün İsrail ordusu Gazze Şeridi boyunca onlarca hava saldırısı düzenlerken, “teröristleri ve terörist altyapıyı hedef aldığını” savundu.
Cumartesi akşamı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde Hamas’a ait hedefleri vurduğunu açıkladı.
Daha önce de bölge sakinlerine Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgeleri terk etmeleri talimatı verilmişti.
Gazze’nin kuzeyine yönelik saldırılardan kaçarak güneye sığınan Filistinlilerle Refah’ın nüfusu 1,4 milyona ulaşmıştı.
İsrail’in kara harekâtını Refah’a genişletme planları için birçok ülke ve uluslararası kuruluş endişelerini dile getirdi.
Geçtiğimiz hafta Başkan Biden, ABD’nin İsrail’e Refah’a yapılacak büyük bir saldırıda kullanılabilecek ağır silahlar vermeyeceğini, ancak “Demir Kubbe” hava savunma sistemi dahil olmak üzere savunma amaçlı silahları vermeye devam edeceğini söyledi.
Biden, ABD’nin verdiği ağır silahların Gazze’de sivilleri öldürdüğünü ve yoğun nüfuslu bölgelere İsrail’in askeri operasyonlar düzenlemesi halinde Washington’un desteğini sürdüremeyeceği uyarısında bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Refah’a yönelik askeri saldırıya devam edeceklerini söyledi.
Cuma günü yaptığı açıklamada, Biden ile aralarındaki görüş ayrılıklarını gidermeyi umduğunu belirterek, “Tek başımıza savaşmamız gerekirse, tek başımıza savaşırız. ” dedi.
Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze’deki saldırıları sırasında Amerikan silahlarını kullanarak uluslararası insani hukuku ihlal etmiş olabileceğini belirten .
Raporda, ABD’nin sağladığı silahların, İsrail’in yükümlülükleriyle “çelişen şekilde” kullanılmış olabileceği değerlendirmesine yer verilirken, henüz incelemelerin tamamlanmadığı ve silah sevkiyatının devam edebileceği belirtildi.
İsrail’in tahliye emri bu rapordan saatler sonra geldi.
Yardım kuruluşları, İsrail’in Gazze’nin güneyinde devam eden askeri operasyonu nedeniyle Filistinlilerin güvenli bir yerden yoksun kalacağı uyarısında bulundu.
Cumartesi günü erken saatlerde bir eve düzenlenen hava saldırısında en az 10 akrabasını kaybettiğini söyleyen Refah sakini Hitam El-Katib, Reuters’a yaptığı açıklamada “Gazze’de güvenli bir yer olmadığını” söyledi.
Yardım kuruluşu Oxfam, bölgede işleyen bir hastane bulunmadığını ve yardım malzemelerinin son derece sınırlı olduğunu kaydetti.
BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu da insanların yönlendirildiği el-Mevasi kampındaki koşullarla ilgili endişelerini dile getirdi.
UNRWA’dan Sam Rose, bölgenin oraya gönderilen insan sayısı için neredeyse hiçbir imkâna sahip olmadığını söyledi.
“Kumlu bir sahil yolunun kenarında çadırlarda yaşayan insanlar var. Burada hizmet sağlamak çok zor. Su şebekesi yok. Altyapı, kanalizasyon, temizlik yok.”
Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve İsrailli yetkililere göre yaklaşık 1.200 kişinin öldüğü, 252 kişinin de rehin alındığı saldırıya karşılık olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında bugüne kadar ölenlerin sayısı 34,900’ü aştı.
Devam eden ateşkes görüşmelerinde, İsrail’in saldırıları durdurması ve rehinelerin serbest bırakılması masada; ancak henüz somut bir sonuç çıkmış değil.
]]>“İHTİYACIMIZ OLAN HER ŞEYE SAHİBİZ”
The Times of Israel’in haberine göre, Hagari, basın toplantısında, ordunun Refah’taki saldırısının kentin tamamıyla değil, yalnızca kentin doğusuyla sınırlı olduğunu iddia etti. ABD’nin şimdiye kadar İsrail’e ve ordusuna ciddi güvenlik yardımları sağladığını kaydeden Hagari, “Ordunun, planladığı görevler ve ayrıca Refah’taki görevler için yeterli silahı var. İhtiyacımız olan şeye sahibiz” dedi.
“ANLAŞMAZLIKLARI KAPALI KAPILAR ARDINDA ÇÖZÜYORUZ”
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla ile her gün konuştuğunu belirterek, “Aramızda anlaşmazlıklar olsa dahi bunları kapalı kapılar ardında çözüyoruz.” ifadesini kullandı.
BIDEN’IN KARARI CUMHURİYETÇİLERİ KIZDIRDI
Kongre’nin Cumhuriyetçi kanadı, Refah’a kapsamlı saldırı yapılması durumunda İsrail’e silah sevkiyatı yapmayacağını açıklayan Biden’ı eleştirdi. Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesinin Cumhuriyetçi Başkanı Michael McCaul ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Başkanı Mike Rogers, yaptıkları ortak açıklamada “Demokrat yönetimin İsrail’e yapılacak bu önemli silah sevkiyatını durdurma kararıyla dehşete düştüklerini” belirtti. Cumhuriyetçi liderler, Biden ve yönetimini “İsrail’in güvenliğini zayıflatmakla” suçladı. Cumhuriyetçiler ayrıca henüz uygulamaya geçip geçmediği konusunda Beyaz Saray’dan henüz resmi bir açıklamanın yapılmadığını, silah sevkiyatını durdurma kararının “gizlice” alındığını, “kasıtlı” olarak Kongre’den ve Amerikan halkından “saklandığını” savundu.
SAVUNMA BAKANI DA ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE
ABD Senatosu’nda dün ifade veren Savunma Bakanı Lloyd Austin de eleştirilerin hedefi oldu. Cumhuriyetçi Senatörler, silah sevkiyatının durdurulmasının “müttefik İsrail’e yanlış mesaj vermek” anlamına geleceğini ve böyle bir adımın “İran’ı ve destekçilerini İsrail’e karşı cesaretlendireceğini” ileri sürdü. Austin ise eleştirilere “Herhangi bir karar vermedik. Sağladığımız güvenlik yardımlarının bir kısmını yeniden değerlendirirken ara verdik. Ancak bununla birlikte, Refah’ta gelişen olaylar bağlamında şu anda bazı yakın vadeli güvenlik sevkiyatlarını gözden geçiriyoruz.” diye karşılık verdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, dün gazetecilerin sorularını cevaplarken, Gazze’nin Refah bölgesindeki sivillere yönelik endişeler ve “kabul edilemez” insani yardım kriziyle bağlantılı olarak, İsrail’e yapılacak diğer silah sevkiyatlarının da gözden geçirildiğini söylemişti.
“BAŞKAN BIDEN DERHAL GÖREVDEN ALINMALI”
Texas’ın Cumhuriyetçi Senatörü Tom Cotton, ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail’e yapılacak askeri yardımı askıya alacağını açıklamasından dolayı görevden alınması çağrısında bulundu. Cotton, sosyal medya platformu X’ten yaptığı yazılı açıklamada, Biden’ın bu açıklamasını “yeniden seçilmek için” yaptığını ileri sürdü. Cumhuriyetçi Senatör, “Meclis’in, Biden’ı görevden almaktan başka seçeneği yok.” ifadesine yer verdi.
Biden, dün CNN’e verdiği röportajda İsrail’in Refah’a geniş çaplı bir saldırıyla girmesi durumunda bu ülkeye silah göndermeyi durduracağını söylemişti. ABD Başkanı, “Eğer Refah’a girerlerse, henüz (kapsamlı bir saldırıyla) girmediler, eğer girerlerse o zaman Refah’ta ve diğer şehirlerde kullanılan silahları göndermeyeceğimi açıkça belirttim.” diye konuşmuştu. İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, İsrail haber kanalı Channel 12’ye yaptığı açıklamada, Biden’ın açıklamasının “sinir bozucu” olduğunu ve “hayal kırıklığı yarattığını” ifade etmişti.
]]>ATO Congresium Yönetim Kurulu Başkan Vekili, iş insanı, yapımcı, yönetmen ve yazar Hasan Yıldız, “Gelecek Henüz Avuçlarınızda: Gençler Geleceğimiz” başlıklı kariyer ve motivasyon programlarının sonuncusunda Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Kariyer Rotası kulübünün düzenlediği program İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. “Gençler, kararlı ve güçlü olun. Asla cesaretinizi ve güveninizi kaybetmeyin. Kendinize inanın ve emin adımlarla ilerleyin” sözleriyle konuşmasına başlayan Yıldız, gençlere deneyimlerini aktardı. “Çalışmaktan ve emek vermekten asla geri durmayın. Negatif düşüncelerden ve olumsuz etkilerden uzak durun. Sevgi dolu, saygı dolu ve samimi olun. Başarı ve mutluluk yolculuğunuz sizinle başlar” ifadelerini kullanan Yıldız’ın konuşması ilgiyle takip edildi. Öğrencilere staj imkanı sağlayacağını da belirten Yıldız, konuşmasının sonunda sahneye çağırdığı katılımcılarla birlikte Gazze’de yaşanan katliama dikkat çeken bir mesajı seslendirdi.
Yıldız, Gazze’deki insanlık dışı vahşeti, üniversite öğrencilerinin barışçıl protestolarına karşı gösterilen şiddeti ve Refah’a yapılan saldırıları kınadığı mesajda, şu çağrılarda bulundu:
“Dünya refah içinde yaşarken, Refah’ta çocuklar ölüyor. Katiller; Gazze nefessiz yardımsız kalsın diye son kapıyı da kapatmak istiyor. Sesimizi yükseltelim. Refah Sınır Kapısı’na yakın çok sayı da bina roketlerle hedef alınmışken, Refah’a karşı canice saldırılar düzenlenirken sessiz kalmayacağız. Susmayacağız. Katiller, Gazze’nin nefessiz, yardımsız kalmasını istiyor. Oysa zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Refah için ses vereceğiz. Bu katliama seyirci olanlar ve hiçbir şey yapmayanlar bu katliama ortaktır. Bu vahşeti barışçıl yöntemlerle protesto eden üniversite öğrencilerine şiddet uygulanıyor. Columbia’dan Yale’e, New York Üniversitesi’nden Harvard’a birçok üniversitedeki protestocular, üniversitelerinden Gazze’de ateşkes çağrılarını desteklemelerini ve İsrail ile bağlantılı şirketlerle ilişkilerini kesmelerini talep ediyor. Ancak, bu taleplere karşı gösterilen orantısız tepkilerde öğrenciler gözaltına alınıyor ve üniversiteler protestoları durdurmak için uzaktan eğitime geçiyor. Bu barışçıl tepkiye karşı gösterilen şiddetli yanıt, temel insan hakları ve akademik özgürlüklere vurulmuş bir darbedir. Bu durumu derin bir üzüntüyle kınıyoruz.”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun katliam politikasına ve Gazze olaylarına duyarsız kalanların insanlık tarihindeki zulmün bir parçası olduklarını ve hesap vereceklerini belirten Yıldız, şöyle seslendi:
“Gelecek nesillere karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenler, tarihin mahkemesinde yargılanacaklar. Barış İçin Sesimizi Yükseltiyoruz, Şiddeti Kınıyoruz. Gazze’de yaşanan acılar için artık hesap verme zamanı geldi de geçiyor bile. Dünya genelinde yaşanan katliamlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen aktörlerden biri olduğu iddia ediliyor. Joe Biden yönetiminin soykırıma koşulsuz destek verdiği ve suskun kalanların da bu vahşete ortak olduğu belirtiliyor. Ancak Amerika’daki üniversiteler ve dünya genelindeki akademisyenler, soykırıma karşı seslerini yükseltiyor ve bunun sona erdirilmesi gerektiğine inanıyor. Ancak demokrasi dersi vermeye çalışan Amerika ve işbirlikçileri, akademisyenlere ve öğrencilere şiddet uyguluyorlar. Biden yönetimi ve Netanyahu yönetimi, soykırımdan sorumlu tutulan işbirlikçilerin yargılanmasını bekliyoruz. Üniversitelerin soykırıma karşı ayaklandığını ve gençlerin bunu durduracağına inanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan büyük bir mücadele veriyor ve biz her zaman yanındayız. Türkiye, Filistin’in ve Gazze’nin yanında yer alacak ve soykırımı yapanların yanında asla yer almayacak.”
Hasan Yıldız, programın sonunda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Yılmaz’a, Dekan yardımcısı Doç. Dr. Elif Küçük Durur’a ve İletişim Fakültesi öğrencilerine teşekkürlerini sundu. – ERZURUM
]]>İsrail, Pazar günü bir roket saldırısından sonra kapanan Kerem Şalom geçidinden yardım kamyonlarının geçtiğini savunuyor.
Ancak Birleşmiş Milletler (BM) geçitten herhangi bir yardım malzemesinin geçmediğini belirtti.
Çarşamba günü İsrail hava saldırılarının ardından dumanların yükseldiği Refah’ta ağır ateş sesleri duyuldu. İsrail ordusu kentin doğusunda sınırlı bir kara operasyonunun devam ettiğini açıkladı.
İsrail ordusu, son 24 saatteki çatışmalarda, “teröristleri yok ettiklerini ve terör altyapısıyla birlikte yer altı tünellerini ortaya çıkardıklarını” açıkladı. Bu sürede 100 “terör hedefini” vurduğunu söyleyen İsrail güçleri, Refah geçidinin Gazze tarafına baskınlar düzenlendiğini de belirtti.
Refah’ta yaşayanlarsa gece boyunca yoğun bombardımana tanık olduklarını söylüyor. Sabah bölgeden gelen görüntülerde hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında yakınlarını arayan insanlar görünüyordu.
İsrail ordusunun haritasına göre “güvenli” bölgede olduklarını söyleyen Reda al-Najili, Reuters’a verdiği demeçte, “Otururken birdenbire patlamalar başladı. Komşumuzun evi yok oldu ve evimizin içi hasar gördü. Evde sadece siviller vardı. Kadınlar öldü. Yaralananların hepsi çocuktu” dedi.
Filistinli sağlık görevlileri beşi çocuk yedi kişilik bir ailedeki herkesin, Gazze Şehri’nin kuzeyindeki Zeytun mahallesindeki bir eve gece yapılan hava saldırısında öldüğünü söyledi.
İsrail ordusu Gazze’nin doğusundaki bazı bölgelerde yaklaşık 100 bin kişinin daha güvenli yerlere gitmesini istedi.
Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Refah’taki her üç hastaneden birinin “yakınındaki çatışmalar ve Refah’taki operasyon nedeniyle işlevini yerine getirmediğini” söyledi.
Ghebreyesus, BM yardımları olmadan kısmen çalışan Kuveyt ve Emirlik hastanelerinin de yakıtının biteceği uyarısında bulundu:
“Gazze’nin güneyindeki hastanelerin üç günlük yakıtı kaldı bunun anlamı hizmetlerinin yakında durabileceği”.
WHO, Han Yunus’ta durumu ağır hastaların bakıldığı Avrupa Gazze Hastanesi’nin yakında erişilemez hale gelebileceğini söyledi.
İsrail ordusu Çarşamba sabahı Kerem Şalom geçidinin yeniden açıldığını ve yardım malzemelerinin detaylı bir incelemeden sonra Gazze tarafına geçişine izin verileceğini duyurdu.
Ordu aynı zamanda Gazze’nin kuzeyindeki Erez geçişinin faaliyetlerine yeniden başladığını açıkladı.
Ancak BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA, Kerem Şalom ya da Refah geçitlerinden herhangi bir yardımın ulaşmadığını söyledi.
UNRWA’nın Kıdemli Yardımcı Direktörü Scott Anderson, “Gazze Şeridine yardım gelmiyor, Refah geçidinde askeri operasyonlar sürüyor, gün boyunca bu bölgede bombalamalar devam etti” dedi.
İsrail Hükümeti Sözcüsü Avi Hyman ise, Kerem Şalom’un açık olduğunu söyledi ve, “BM’ye Gazze tarafından neden bu kadar çok yardım fazlası olduğunu ve dağıtılmadığını sormak istiyorum” dedi.
Kerem Şalom Gazze’ye yardım girişinde kilit konumda ve İsrail Pazar günkü roket saldırısından sonra bu geçidi kapatmıştı.
BM, İsrail’in Refah geçidinin Filistin tarafını ele geçirdiğini açıklamasının ardından, Salı günü İsrail’in Gazze’ye yardım için iki ana damarı “kestiğini” söyleyerek uyarıda bulunmuştu.
Diğer yandan yeni bir ateşkes ve rehine anlaşması için müzakereler Kahire’de yeniden başladı.
İsrail Pazartesi günü Hamas’ın onayladığı üç aşamalı ateşkes ve rehine takası teklifinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.
Bunun ardından Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Hamas’ın teklifi gözden geçirerek açıkları kapatabileceğine inandığını belirten bir açıklama yaptı.
7 Ekim’de 1,200 kişinin öldüğü ve 253’ünün rehin alındığı Hamas saldırılarından sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 34 binden fazla kişi öldürüldü.
Savaşın yedinci ayında İsrail, Refah’ı ele geçirmeden zafer elde etmesinin imkansız olduğunda ısrar ediyor.
Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sürecinde Hamas 105 rehineyi serbest bırakmış bunun karşılığında İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli serbest bırakılmıştı. İsrail kalan 128 rehinenin 36’sının öldüğünü varsayıyor.
]]>Mısır sınırındaki Refah, İsrail’in Gazze’de henüz saldırmadığı tek şehir.
Gazze’nin diğer bölgelerinden ayrılmak zorunda kalan bir milyondan fazla kişi aylardır Refah’ta barınıyor.
ABD, herhangi bir operasyondan önce Refah’taki insanları koruyacak bir planın uygulamaya alınması gerektiğini söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’a karşı tam bir zafer elde etmek ve rehineleri aramak için Refah saldırısının gerekli olduğu konusunda ısrarcı.
İsrail ordusu 7 Ekim’den bu yana Gazze Şehri dahil Gazze’nin kuzeyinin tamamında ve Han Yunus dahil orta ile güneyin bazı kısımlarında kontrolü ele geçirdi.
Ordu ardından Gazze’nin neredeyse tamamından çekilse de bombardıman Refah da dahil olmak üzere Gazze genelinde devam etti.
Cumartesi günü çoğu çocuk yaklaşık 20 kişi İsrail tarafından Gazze’ye yapılan hava saldırısında öldürüldü.
Aynı zamanda İsrail’in inşa ettiği ve Gazze’nin kuzeyi ile güneyini ayıran bir yol üzerinde askerler konuşlandırılmaya devam ediliyor.
Uydu görüntüleri ne gösteriyor?
Uydu görüntülerinde Han Yunus’un batısındaki bir bölgede ve Refah yakınında sıra sıra çadırlar kurulduğu görülüyor.
Daha önce çekilmiş uydu görüntülerine bakıldığında çadır alanlarının bu ay içinde kurulduğu anlaşılıyor.
Bu ayın başlarında İsrail medyası, İsrail’in Filistinli sivillerin Refah’tan tahliyesine hazırlık amacıyla 40 bin çadır satın aldığını bildirmişti.
Çarşamba günü Reuters haber ajansının İsrail hükümet kaynaklarından aktardığına göre her çadır 10-12 kişi alabiliyor.
İsrail HaYom gazetesi, İsrail ile Hamas arasında ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasını amaçlayan görüşmelerin tıkanmasının ardından İsrail hükümetinin “çok yakında” Refah’ta bir operasyon düzenlemeye karar verdiğini yazdı.
İsrail’deki diğer gazeteler de benzer haberlere yer verdi.
ABD medyasının İsrailli ve Mısırlı yetkililere dayandırdığı haberlere göre Refah’taki siviller birkaç hafta içinde Han Yunus’un yanı sıra Refah ile Han Yunus arasında yer alan ve İsrail’in savaşın başlarında “insani bölge” olarak belirlediği El-Mevasi gibi çeşitli diğer bölgelere tahliye edilecek.
Mısırlı yetkililerin aktardığına göre, İsrail birlikleri Refah’a aşamalı olarak girecek ve çatışmalar yaklaşık 6 hafta sürecek.
‘Hamas yakında Refah’ta ağır darbe alacak’
Reuters’a göre Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu Refah saldırısı haberleriyle ilgili bir yorum yapmadı.
BBC de İsrailli yetkililerden bir açıklama istedi, ancak ordu yetkilileri Gazze’deki görevleri için iki yedek tugayı harekete geçirdiğini belirtti.
İsrailli yetkililer Refah’ta 4 Hamas birliği bulunduğunu ve bunların Gazze’nin diğer bölgelerinden gelen savaşçılarla takviye edildiğini öne sürüyor.
Salı günü İsrail devlet televizyonuna konuşan Tuğgeneral İtzik Cohen, “Hamas Gazze’nin kuzeyinde ağır darbe aldı. Merkezinde de ağır darbe aldı. Yakında Refah’ta da ağır darbe alacak” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen hafta ABD’nin “Refah’ta büyük bir askeri operasyonu destekleyemeyeceğini” söyledi.
Blinken henüz sivillerin zarar görmemesi için hazırlanmış bir plan görmediklerini ve herhangi bir askeri operasyonun Refah’ta kalan siviller için “korkunç sonuçlar” doğuracağını belirtti.
Refah’taki koşullar halihazırda kötü. BBC’ye konuşan halk yiyecek, su ve ilaç eksikliğine dikkat çekiyor.
Bu ayın başlarında Refah’ta yerlerinden edilen bazı Filistinliler Gazze’nin kuzeyine dönmeye çalıştı ancak İsrail ordusu tarafından geri püskürtüldü.
Görgü tanıkları askerlerin sahil yolunda ilerleyen kalabalığa ateş açtığını ve beş kişinin öldüğünü söyledi.
İsrail ordusu olayla ilgili doğrudan bir yorum yapmadı ancak Filistinlilerin Gazze’nin güneyinde kalmaları gerektiğini, kuzeyin “tehlikeli bir savaş bölgesi” olduğunu belirtti.
İsrail, Gazze’nin kuzeyinden ayrılmak zorunda kalan Filistinlilerin dönmelerine ne zaman izin verileceğini söylemedi. Bu, Hamas’ın ateşkes görüşmelerindeki taleplerinden biriydi.
Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde de çatışmalar yeniden başladı ve İsrail ordusu Beyt Hanun ve Beyt Lahiya kasabalarının yanı sıra Cibaliye mülteci kampı ve Gazze Şehri yakınındaki Zeytun bölgesini bombaladı.
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, bugün İstanbul’da babası Necmettin Erbakan’ın mezarını ziyaret etti. Erbakan, “Sadece bizim için huzur ve barış olacak, sadece bizim için refah olacak, sadece bizim için insan hakkı olacak inancına sahip olduklarından dolayı herkese refah, herkese huzur ve barış, herkese adalet, herkese kul hakkı temin etmek üzere mücadele etmek olan cihat farzını eda ederken işte bu zümreyle yani dünya siyonizmiyle mücadele edeceğiz” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, bugün İstanbul Zeytinburnu’ndaki Merkezefendi Camii’nde kıldığı ikindi namazının ardından babası Necmettin Erbakan’ın Merkezefendi Mezarlığı’ndaki mezarını ziyaret etti. Erbakan, burada yaptığı konuşmada, babasının cihat kavramına çok önem verdiğini belirterek, şunları söyledi:
“ÖRNEK BİR İNSANDI”
“Herkesin mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek sözlerime başlıyorum. Cenabı Allah bu bayramın zulüm altında, sömürü altında geçirdiğimiz son bayram olmasını nasip eylesin.
Hepimizin çok iyi bildiği gibi her yönüyle örnek bir insandı. Siyasetçi kimliğiyle, akademisyen kimliğiyle, girişimci, iş adamı kimliğiyle, öğretici kimliğiyle devlet adamı kimliğiyle bir Müslüman olarak huyuyla, ahlakıyla her yönüyle örnek alınacak bir insandı. Kendisini saatlerce günlerce anlatsak zaman yetiştiremeyiz. Ancak kendisini anarken mutlaka vurgulanması gereken hususiyet üç temel dersi insanlara, İslam alemine ve bütün milletimize Milli görüşçüler olarak bizlere verdi. Birinci ders İslamsız saadet olmaz dersiydi. Bir insan dünyada da ahirette de kurtuluşa ermek istiyorsa, saadet ve selamete ulaşmak için mutlaka Cenabı Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak zorundadır. İslam sadece ahiret saadeti için değil, dünya saadeti için de gönderilmiştir. Vermiş olduğu ikinci ders cihatsız İslam olmaz dersiydi. İslam dininin cihat dini olduğunu dünya imtihanından geçer not alabilmek için mutlaka cihat dersinden geçer, not almamız gerektiğini bizlere öğretti.
“CİHAT FARZINI EDA EDERKEN MÜCADELE EDECEĞİMİZ UNSURLAR DÜNYA SİYONİZMİDİR”
Üçüncü dersi de bu cihat farzını eda ederken mücadele edeceğimiz unsurlar dünya siyonizmidir. Çünkü cihat farzının temel amacıyla temel hedefiyle temel tanımıyla dünya siyonizminin inancı taban tabana zıttır. Cihat farzı bütün insanlık saadete selamete erecek, herkese refah, herkese adalet, herkese kul hakları sağlanacak, herkese huzur ve barış sağlanacak demektir. Bunun için mücadele etmek demektir. Dünya siyonizminin inancıysa; hayır sadece bizim için huzur ve barış olacak, sadece bizim için refah olacak, sadece bizim için insan hakkı olacak inancına sahip olduklarından dolayı herkese refah, herkese huzur ve barış, herkese adalet, herkese kul hakkı temin etmek üzere mücadele etmek olan cihat farzını eda ederken işte bu zümreyle yani dünya siyonizmiyle mücadele edeceğiz. Onun için bu cihat farzını hakkıyla eda edebilmek isteyen bir Müslüman dünya siyonizmini de hakkıyla tanımak mecburiyetindedir. Bu dersi de bizlere hayatı boyunca verdi, öğretti. Allah razı olsun.”
Erbakan konuşmasının ardından kabristanın yanındaki çadırda vatandaşlarla bayramlaştı.
]]>
Altıncı ayını geride bırakan savaşta Gazze’de ortaya çıkan insani trajedi ve Nisan ayı başında İsrail hava saldırıları sonucu yardım çalışanlarının öldürülmesi, hükümet üzerindeki basıncın artmasına neden olmuştu.
Hükümet bir süredir, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal edip etmediği yönündeki tartışmalarda nasıl bir tavır takınacağı ile ilgili sorularla karşı karşıya.
İsrail’in Gazze’deki operasyonunun uluslararası hukuku ihlal ettiği kanıtlanırsa, İngiltere’nin İsrail’e silah satışının durdurulması gündeme gelebilir.
8 Mart’ta Cameron, bu konuda hükümetin “gelecek günlerde” yeni bir yasal tavsiye alacağını bildirmişti ancak o tarihten bu yana konuyla ilgili sessizliğini koruyordu.
Washington ziyareti sırasında ABD’li mevkidaşı Anthony Blinken ile basın toplantısı yapan Cameron’a BBC muhabiri, bir ay geçmesine rağmen bu konudaki karara ilişkin bir açıklama yapılmadığını hatırlattı.
Cameron gelen soru üzerine, “Son değerlendirmeler, silah ihracatındaki pozisyonumuzun değişmemesini getiriyor” yorumunu yaptı.
Cameron, “Açık konuşmak gerekirse, Gazze’ye insani yardım erişimi konusundaki endişelerimiz devam ediyor. Öte yandan şimdiye kadar, hemfikir olduğumuz hiçbir ülke, İsrail’le mevcut silah ihracatı anlaşmalarını askıya almadı ve İsrail’in bizim için önemli bir savunma ortağı olduğunu eklemek isterim” dedi.
Muhalefetteki İşçi Partisi’nin Gölge Dışişleri Bakanı David Lammy, hükümetin bu konudaki duruşunu “doğru bulmadıklarını” kaydetti:
“David Cameron kendilerine verilen yasal tavsiyeyi ve kararın gerekçesini kamuoyuna açıklamaksızın yalnızca silah satışının süreceğini söyleyerek, denetimden kaçmaya devam etmektedir.”
İngiltere kamuoyunda hükümetin İsrail’e silah satışına devam etmesi karşısındaki eleştiriler, bir süredir daha yüksek sesle ifade ediliyor.
İsrail’in Gazze’deki operasyonlarının başladığı Ekim ayından bu yana, Başkent Londra’da yüz binlerce kişinin katıldığı protesto gösterileri düzenleniyor.
Bu hafta sonu düzenlenecek gösterinin sloganı da “İsrail’e silah satmayı durdurun” olarak belirlendi.
1 Nisan’da sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen’ın (WCK) araçları, Gazze’de insani yardım faaliyetlerinde bulunurken İsrail uçakları tarafından hedef alınmıştı.
Saldırıda 7 yardım gönüllüsü öldürüldü. Saldırı sonrası, Tel Aviv’e uluslararası baskılar arttı.
ABD Başkanı Joe Biden, “İsrail sivillerin hayatını korumak için yeterince çabalamadı” ifadelerini kullandı.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da Netanyahu ile yaptığı görüşmede, Gazze’deki durumun “giderek katlanılamaz” hale geldiğini söyledi.
BBC’ye konuşan eski İngiliz Ulusal Güvenlik Danışmanı Peter Ricketts, “silah satışını durdurarak” İsrail’e mesaj verilmesi gerektiğini savundu.
Cameron ile ortak basın toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İsrail’in Refah’a yönelik bir süredir beklenen kara operasyonuna ne zaman başlayacağına ilişkin bir tarih verilmediğini söyledi.
Biden yönetimi, Refah’a geniş kapsamlı bir operasyona ilişkin birçok kez endişelerini dile getirmişti.
Refah kenti, Gazze’nin güneyinde yaklaşık 1,5 milyon yerinden edilmiş Filistinli’ye ev sahipliği yapıyor.
Blinken, ABD’nin “Refah operasyonuyla ilgili İsrail’le iletişiminin sürdüğünü” söyledi.
Dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’nin Refah kentine yapılması planlanan saldırı için tarihin belirlendiğini söyledi, ancak bu tarihi paylaşmadı.
Ancak Netanyahu’nun sözleri tepkilere yol açtı.
Dünya liderleri haftalardır İsrail’e, Refah’a saldırmaması için baskı yapıyor.
Mısır, Fransa ve Ürdün liderleri Salı günü yaptıkları ortak açıklamada saldırının “tehlikeli sonuçları” olacağı ve “bölgedeki gerginliği tırmandıracağı” konusunda İsrail’i uyardılar.
]]>***
Aksa Tufanı’nın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de oluşan tablo, Filistin-İsrail çatışmasının genel seyrini tamamen değiştirecek 2 ana gelişme çerçevesinde şekilleniyor. Bunlardan ilki, Kassam Tugayları öncülüğündeki Gazze direnişinin, işgal devletine beklentilerin çok ötesinde verdirdiği zarardır. Tarihindeki en uzun soluklu fiili savaşını Gazze’ye karşı yürüten İsrail, askeri kayıplarının yanı sıra ekonomik, toplumsal ve psikolojik çöküşle beraber derin bir krizle yüzleşiyor. Ayrıca küresel siyasette siyonist yönetime desteğin azalması ve uluslararası kamuoyunda Filistin yanlısı güçlü bir blokun teşekkülü, İsrail’in itibarını ve imajını sarsarak dünya genelinde tüm meşruiyetini ortadan kaldırıyor.
Netanyahu’nun soykırım stratejisi
Filistin ve İsrail arasındaki çatışma ekseninde Gazze’deki durumu şekillendiren 2’nci husus ise Binyamin Netanyahu hükümetinin yürüttüğü soykırım stratejisidir. Önceki yıllarda Gazze’de çok sayıda katliam yapmasına rağmen uluslararası toplumdan yükselen tepkileri dikkate alarak görece geri adım atan Tel Aviv yönetimi, son aylarda ise Gazze’yi ilhak için gerekli şartları oluşturmak adına sahada eşi benzeri görülmeyen bir saldırganlık örneği sergiliyor.
Siyonist yönetim, yıllardır sürdürdüğü agresif yayılmacı siyaseti meşrulaştırmak ve Batı dünyasının desteğini kaybetmemek için mütemadiyen Hamas’ı “terör örgütü” şeklinde tasvir eden bir dil inşa etti. Böylece Filistin direnişinin haklı mücadelesini gölgeleyerek yeni yerleşim yerlerinin önünü açmak, Tel Aviv’in başlıca önceliğiydi. Lakin bu süre zarfında Netanyahu hükümeti, Gazze’nin kuzey kısmına saldırmaya başladığında, işlediği suçlara ve gerçekleştirdiği katliamlara gerekçe üretebilmek maksadıyla sivillerin Gazze’nin güney kısmına geçiş yapması çağrısında bulundu. 10 kilometrelik bir alanda güvenli bölge oluşturma planı, işgal devletinin Gazze’nin tamamı üzerinde bir egemenlik iddiasında bulunma hamlesinin ilk aşamasıydı. Sonraki günlerde kara harekatının genişlemesi ve Filistinlilerin Gazze’de can güvenliğinin kalmaması sebebiyle bir buçuk milyona yaklaşan insan Refah’a sığındı.
Netanyahu Refah saldırısıyla neyi hedefliyor?
Netanyahu açısından tüm göstergelerin aleyhine geliştiği bu süreçte, siyonist yönetim Refah’taki Filistinlileri Mısır’a sürerek Gazze’de tam manasıyla bir yıkım gerçekleştiriyor. Netanyahu, Refah üzerinde oluşturduğu kara harekatı baskısıyla temelde 2 şeyi hedefliyor; Gazze’nin Filistinlilerden arındırılmasını hızlandırmak ve İsrail kamuoyunda kaybettiği meşruiyetini yeniden kazanmak. Netanyahu, Refah’a sıkışıp kalan insanlara doğru büyük bir harekat tehdidiyle uluslararası aktörlerin devreye girmesi ve Filistinlilerin sınırın diğer tarafa geçirilmesinin koordine edilmesini planlıyor. Bir yandan da Biden yönetiminin Refah’a yönelik toplu bir saldırının felaketle sonuçlanacağını dillendirmesine rağmen İsrail’e mühimmat desteği vermeye devam etmesi, Tel Aviv’in mevcut pozisyonunu korumasına olanak tanıyor. Netanyahu, Gazzelileri yurtlarını terk etmeye zorlayarak hem bölgenin ilhakını tamamlamayı hem de taş üstüne taş bırakmayacak şekilde yürütülecek bir operasyon ile Gazze’yi tüm direniş gruplarından arındırmayı amaçlıyor.
Refah’a başlatılacak bir harekat ile Hamas’ı Gazze’de tam olarak mağlup edeceğini düşünen Netanyahu, bu yolla İsrail toplumuna ve özellikle de muhalefete açık bir mesaj vererek üstünlük sağlamayı amaçlıyor. Son yıllarda kendisi ve yakınlarının isimlerinin sıklıkla yolsuzluklarla anılması, Netanyahu’nun toplumdaki karşılığının büyük oranda zarar görmesine neden oldu. Benzer şekilde siyasi alanı kendi konumunu muhafaza edecek şekilde yeniden dizayn etmeye çalışması da ciddi şekilde eleştirilerek Netanyahu karşısında güçlü bir muhalif blok oluşturdu. 7 Ekim İsrail ordusunun Gazze’deki rehineleri kurtarma konusunda yetersiz kalması ve artan saldırganlık nedeniyle savaşın etkilerinin İsrail toplumunu ciddi şekilde sarsması gerekse de Gazze’deki soykırımdan ötürü uluslararası toplumda İsrail karşıtlığının yükselişi, Netanyahu’nun işini güçleştirdiği gibi aynı zamanda siyasal varlığını da bitirme noktasına getirdi. Bu nedenle savaşın sonunda en azından bir başarı hikayesi yazabilmek adına Hamas’ı hedef tahtasına koyan Netanyahu, Refah üzerinden Gazze’nin ilhakı ve direnişin yok edilmesi yoluyla kendi toplumunun karşısına muzaffer bir edayla çıkmaya çalışıyor. Yenilgiyi Filistinlileri katlederek örtmeye çalışan Netanyahu, kendi gerçekliğiyle yüzleşmemek adına tüm bölgeyi büyük bir istikrarsızlığa sürükleyecek ve yeni katliamların yaşanmasına kapı aralayacak ısrarcı tutumundan asla taviz vermiyor.???????
[Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Ekin Uzunlar vatandaşları coşturdu
SAMSUN – Tekkeköy Belediye Başkanı ve Yeniden Refah Partisi Tekkeköy Belediye Başkan Adayı Hasan Togar’ın düzenlediği “Sevdamız Tekkeköy Buluşması” büyük ilgi gördü.
Tekkeköy Belediye Başkanı ve Adayı Hasan Togar’ın düzenlediği Sevdamız Tekkeköy Buluşması’na, binlerce Tekkeköylü akın etti. Lojmanlar mevkisinde bulunan Merkez Seçim Koordinasyon Merkezi önünde kurulan sahneden binlerce kişiye seslenen Başkan Togar, seçmenlerden 31 Mart’ta sandıkları patlatma sözü aldı.
“Bir tarih daha yazacağız”
Başkan Hasan Togar, kendisine ve partisine karşı atılan iftiralara en güzel cevabı Tekkeköy halkının 31 Mart’ta sandıkta vereceğini belirterek, “Burada oturmayan, Tekkeköy’de ikamet etmeyen, ‘ben bu ilçeyi çok seviyorum’ diyemez. Önce yaşadığın yeri sevecek, sevdiğin yerde yaşayacaksın. Uzun yıllar yol arkadaşlığı yaptığım AK Parti’lilere sesleniyorum. Biliyorum partiniz işgal edildi, 22 yıldır eviniz gibi gördüğünüz partinize işgal edenler nedeniyle giremiyorsunuz. Seçim bürolarına gidiyor ama 2 dakika vakit geçiremiyorsunuz. Az kaldı, 31 Mart’tan sonra sizler de bu işgalden kurtulacaksınız. Bunun için sizlere büyük bir görev düşüyor. Sizlerin iradesini yok sayan, 8 ay önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerden sizlerden oy isterken AK Parti ve Cumhurbaşkanımıza ağır ithamlarda bulunarak, ‘Bu uğursuzlara oy vermeyin’ diyenleri evinizden kovmak için sandıklara Hasan Togar için, Tekkeköy için gelmelisiniz. Sizler de 31 Mart’tan sonra partinizi işgal edenlerden kurtarmak için bu ilçenin sokaklarını kardeş kavgalarına döndürmek isteyenlere en büyük tokadı sandıkta atacaksınız Allah’ın izniyle. 16 yıl boyunca sizin başınızı öne eğdirmedim. 10 yıl boyunca milletvekilleri ‘Samsun’un en başarılı belediyesi Tekkeköy Belediyesi’ dedi. Sizlerle birlikte bir tarihi daha yazacağız” dedi.
“Ayağa kalk Tekkeköy, ilçene sahip çık”
31 Mart yerel seçimlerinde yeni bir hikaye yazacaklarını belirten Başkan Togar, “1994 yerel seçimlerinde İstanbul’da kim büyükşehir belediye başkanı seçildi? Recep Tayyip Erdoğan. İstanbul’da Refah Partisi’nin adayı, bakın orada Refah, burada Refah. Orada Refah, burada Yeniden
Refah. İstanbul’da 3 yılda tarihin en büyük hizmetlerine imza atan bilgili, becerikli, hepimizin kabul ettiği, İstanbul aşığı, uzun adamı Recep Tayyip Erdoğan’dı. 10 yıl boyunca bu ilçeye altın çağını yaşatan, en mutlu, huzurlu, barış dolu günlerini yaşatan, Samsun’un 4 yıldır en çok göç alan ilçesi haline gelen, Türkiye’nin her yerinden gelen insanların yaşamak için tercih ettiği Tekkeköy’ü ve bu ilçeye de birçok eser kazandıran, bu başarılara imza atan Tekkeköy aşığı, bu ilçenin uzun adamı Hasan Togar’dır. İlçemize sahip çıkacak mıyız? 31 Mart’ta sandıkları patlatacak mıyız? 31 Mart akşamı, bu ilçenin tamamının okuduğu bir hikayeyi, hep birlikte yazacak mıyız? Ayağa kalk Tekkeköy, geleceğine sahip çık. Sizleri 1 Nisan’a kadar uykusuz kalmaya, ilçemize sahip çıkmaya davet ediyor ve ömrümün en mutlu, gururlu yaşattığınız için önünüzde sevgi ve saygıyla hürmetle eğiliyorum” diye konuştu.
Ekin Uzunlar vatandaşları coşturdu
Başkan Togar, konuşmasının ardından ilçe halkına sürpriz yaptı. 2 ay süren seçim çalışmalarında yorulan Tekkeköy halkı için Ekin Uzunlar’ı sahneye çağıran Togar, Uzunlar ile vatandaşları baş başa bıraktı. Binlerce Tekkeköylü, Ekin Uzunlar’ın şarkılarına eşlik ederek keyifli vakit geçirdi.
]]>Seçim çalışmalarını sürdürmek için öğlen saatlerinde Ağrı’nın Patnos ilçesine gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, yaptığı mitingden sonra Bitlis’in Tatvan ilçesine geldi. Seçim kampanyası çerçevesinde Tatvan ilçesine gelen Erbakan, Yeniden Refah Partisi seçim koordinasyon merkezinde konuşmalarda bulundu. Yaptığı konuşmada vatandaşlara seslenerek vaatleri ve hedefleri hakkında bilgi verirken, Gazze, Doğu Türkistan ve Arakan’daki mazlumları da unutmadı. Erbakan, ardından partisinin Muş’ta düzenlediği iftar yemeği için ilçeden ayrıldı.
Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Erbakan Hocanın imzası olduğunu belirten Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Cenab-ı Allah Necmettin Erbakan hocamıza gani gani rahmet eylesin. Bu bölgenin insanını seven bu bölgeyi batıdan, Türkiye’nin başka yerlerinden ayırt etmeyen dava adamıydı. Diyordu ki Kürt’ü Türk’ten ayırırsan ortada ne Türk kalır ne de Kürt kalır. Ama bir olurlarsa karşısında ne Amerika durabilir ne İsrail durabilir. Sadece bu bölgeye olan sevgisi lafla olmadı. Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Milli Görüş’ün, Erbakan Hocamızın imzası vardır. Şimdi biz de aynı ruh ve heyecanla bölge insanını kucaklıyoruz, 85 milyonu kucaklıyoruz ve bu bölgeyi batıdan ayırt etmeden bu bölgenin derdiyle dertlenerek bu bölge insanını kucaklamak ve bu bölgenin kalkınması için Yeniden Refah olarak Erbakan hocamızın çizgisinde ve bu hedefler doğrultusunda çalışıyoruz” dedi.
Tüm dünya mazlumlarını ezilenlerini kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacaklarını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “’81 İlimize Yüzlerce Refah Projesi’ kitabımız şu anda hazır elimizde. Doğusuyla batısıyla Türkiye’nin dört bir yanında ihracatı arttıracak, üretimi arttıracak, istihdam sağlayacak, işsizliği azaltacak projelerimiz bilim adamları tarafından AR-GE birimimiz tarafından hazırlandı. Aynı Erbakan hocamızın 54’üncü hükümetteki bolluk berekette olduğu gibi, ortaya koyduğu milli kaynaklar paketleri gibi milli kaynak kitabımız hazır inşallah, bu bölgenin de Türkiye’nin doğusuyla batısıyla her bölgesinin de yüzünü yine refahla, yine milli görüşle güldüreceğiz inşallah. Bu ekonomik krizden kurtulmak, borçtan, faizden, vergiden, zamdan, borç-faiz-zam-vergi ekonomisinden kurtulmak, milleti dar gelirliyi ezen imtiyazlıları abad eden bu düzenden kurtulmak, paylaşımda adaleti yönetimde adaleti tesis etmek ve bununla beraber Türkiye’nin öncülüğünde tüm dünya mazlumlarını, ezilenlerini kurtarmak, Gazze’yi kurtarmak, Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacağız, Milli Görüş’ü iktidar yapacağız inşallah” dedi.
Ahlaklı belediyeciliğin 1 Nisan itibariyle başlayacağını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Ahlaklı belediyecilik demek 89-94 yılları arasındaki Milli Görüş ruhunu canlandırmak demektir. O dönemde de bu ahlaklı belediyecilik, Milli Görüş Belediyeciliği Refah Partili belediye başkanlarımız tarafından uygulandı, hayata geçirildi. Referanslarımız belli, iş bitime belgelerimiz belli 55 senelik şanlı mazimiz ortada, yine geleceğiz ve bu aziz milletin derdine yine Milli Görüşle çare olacağız inşallah. Bakınız ahlaklı belediyecilik adalet demektir, ayrım gözetmeksizin herkese hizmet götürmek, adil bir şekilde hizmeti ulaştırmak, ‘Sen bana oy vermedin sen benden değilsin diye ne halin varsa gör’ dememek, ahlaklı belediyecilik merhamet demektir. Ahlaklı belediyecilikte rüşvet olmaz, torpil olmaz, adam kayırma olmaz. Allah’ın izniyle Tatvan’da, Bitlis’imizde ve tüm Türkiye’de 1 Nisan itibariyle ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız” dedi. – BİTLİS
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan:
“Anketler yüzde 6-7 gösterdiğine göre yine 3 mislini alacağız, yüzde 20 oy alacağız”
“89 ve 94’te Milli Görüş belediyeleri bu hizmetleri yaparken, tarih yazarken, destan yazarken iktidarda Refah Partisi mi vardı? Hayır; ANAP, DYP ve SHP vardı. Buna rağmen Refah Partili belediyeler o efsane hizmetleri yaptı”
DENİZLİ – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin anketlerde çıkan yüzde 6-7’lik sonuçlarını 3’e katlayıp yüzde 20 oy alacağını iddia ederek, “Ahlaklı belediyecilikle, 94 ruhunu yeniden hayata geçireceğiz” dedi.
Yerel seçim çalışmaları kapsamında Denizli’ye gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Acıpayam ilçesinde partisince düzenlenen iftar programına katıldı. Daha sonra Beyağaç ilçesinde düzenlenen aday tanıtım toplantısına katılan Erbakan, soğuk havaya rağmen Yenden Refah Partisi Beyağaç Belediye Başkan Adayı Sezayi Pütün’ün seçim koordinasyon merkezi önünde toplanan yüzlerce kişilik kalabalığa hitap etti.
Aday tanıtım toplantısının açılışında konuşan Başkan Adayı Sezayi Pütün, “Bugün toplumumuzun refaha ulaşabilmesi adına ortaya konulan, hayallerin gerçekleşmesine atılacak somut adımlar için hazırladığımız projelerimizi anlatmak amacıyla buradayız. Bugün geleceğimiz için önemli bir adım atmak üzere burada toplandık. Halkımızın refahı için birlikte çalışmalar yapmaya kararlıyız. 31 Mart seçimlerinde partimiz Yeniden Refah’ın iktidar yürüyüşünü Beyağaç’tan başlatacağız. 2028 yılında ise yine Beyağaç’tan başlayarak iktidara yürütüp, Genel Başkanımızı Cumhurbaşkanı seçtireceğiz” dedi.
“Oyumuzu 3’e katlayıp yüzde 20 oy alacağız”
“Soğuk havaya rağmen gerçekleşen bu buluşmayla Beyağaç’a Milli Görüş sanacağını dikeceğiz inşallah” diyerek konuşmasına başlayan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Yeniden Refah Partimizin rüzgarı, Türkiye’nin her köşesinde en güçlü bir şekilde hissediliyor. Siyaset bilimciler, basın ve medya her yerde Yeniden Refah Partisini konuşuyor. Hepsinin mutabık kaldığı nokta, ‘Bu seçimlerde oyunu artıracak tek parti, Yeniden Refah Partisi’dir’ diyorlar. Bizim söylememizden ziyade, bizim dışımızdakilerin bunu söylemesi son derece önemli. Geçen seçimlerde yüzde 1 bile göstermiyorlardı. Diğerlerinin içerisinde gösteriyorlardı, yüzde 3’e yakın oy aldık. Şimdi aynı anketler yüzde 6-7 gösterdiğine göre yine 3 mislini alacağız yüzde 20 oy alacağız inşallah. Bu maya tuttu inşallah. Milli Görüş geliyor, Yeniden Refah geliyor müjdeler olsun. Beyağaç’ta, Denizli’de ve tüm Türkiye’de ahlaklı belediyecilik dönemini başlatmak için yola çıktık. Ahlaklı belediyecilik, Milli Görüş belediyeciliği demektir. Adil, ahlaklı, samimi, dürüst, dirayetli ve çalışkan bir belediye başkanı için doğru adres Milli Görüş ve Yeniden Refah’tır” diye konuştu.
“94 ruhunu hayata geçireceğiz”
89 ve 94 seçimlerinde göreve seçilen Sivas, Çorum, Konya, Samsun ve Kütahya belediyelerinin yaptığı çalışmalardan örnekler veren Erbakan, şöyle konuştu:
“Ahlaklı belediyecilik döneminde belediyeler adaletli olacak. Belediyelerde Milli Görüş olmayınca maalesef borç oluyor, faiz oluyor ve bereket kalmıyor. Ahlaklı belediyecilik demek ehliyet ve liyakat demektir. ‘Yandaşa, akrabaya, bizim teşkilattaki arkadaşımıza işi verelim, onları görece getirelim’ değil, kim hak ediyorsa, kim ehilse, dayısı veya iltiması olan değil, hakkı olan gelip işi alacak. Ahlaklı belediyecilik merhamet demektir, milletin derdiyle dertlenmek, önce millet demektir. İşte Erbakan Hocamız televizyonlarda, programlarda milletin dertleri için gözyaşı dökmüştü. Milli Görüşün ahlaklı belediyeciliği, aynı zamanda önce ahlak ve maneviyat demektir. Şimdi ahlaklı belediyecilikle yeniden bu ruhu canlandıracağız. Yeniden 94 ruhunu hayata geçireceğiz inşallah. Yeniden Refah Partisi belediye başkanları almaya değil, vermeye geliyor. Bu bizim duruşumuzu özetleyen çok güzel bir cümle. Almaya değil, vermeye geliyoruz. Bu ruhla, bu anlayışla geliyoruz. 94 ruhuyla, Milli Görüş ruhuyla geliyoruz. Rantçı belediyecilikle, ahlaklı belediyeciliğin çok basit temel bir farkı var. Rantçı belediye başkanı makamını kendisi ve akrabalarını zengin etmek için bir ticaret hane olarak görür. Ahlakı belediyecilikte ise belediye başkanlığı makamı milletin derdine derman olarak Cenabı Allah’ın rızasının kazanılacağı bir ibadet makamıdır. İşte aradaki fark bu; biri ticaret olarak yapıyor, biri ibadet olarak yapıyor. Bir belediye başkanının 5 sene boyunca dürüst ve ahlaklı bir şekilde yapacağı bu hizmetlerden elde edeceği sevabın büyüklüğünü düşebiliyor musunuz. İşte bizim adaylarımız, bu sevabı hesap ederek yola çıkıyor. Makam ve rakam için değil, ihale ve koltuk için değil, şöhret için değil, Allah rızası için siyaset yapan kadrolar gelecekler ve ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacaklar inşallah”
“Hizmet destanları yazılırken Refah Partisi iktidarda değildi”
Milletin Milli Görüşü çok iyi tanıdığına işaret eden Erbakan, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“89 ve 94’te Milli Görüş belediyeleri bu hizmetleri yaparken, tarih yazarken, destan yazarken iktidarda Refah Partisi mi vardı? Hayır; ANAP, DYP ve SHP vardı. Buna rağmen Refah Partili belediyeler o efsane hizmetleri yaptı. Çığır açtı, bütün belediyelerin borcunu ödedi, tekrardan kasasına para koydu. 89 ve 94’te Milli Görüşçü belediyelerin ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ sözünü nasıl hayata geçirdiğini bu millet çok iyi biliyor. İnşallah yine aynısı olacak. Milli Görüşçü belediye başkanlarımız besmeleyi çekecek, kolları sıvayacak, ‘İman varsa, imkan da vardır’ deyip inşallah şehirlerimiz ve ilçelerimizin çehresini değiştirecekler. Aynen 94’te olduğu gibi. Cenabı Allah bu çabalarımızı Milli Görüşün zaferine, 31 Mart’ta yerel yönetimlerde iktidarına, 2028’de Cumhurbaşkanlığı Seçiminde iktidarına vesile eylesin. Böylece milletimizin, bütün mazlumların, Gazze’nin Araka’nın, Doğu Türkistan, Keşmir’in kurtuluşuna vesile eylesin. 1 Nisan’dan sonra Beyağaç, Denizli ve Türkiye genelinde ahlaklı belediyeciliğin başlamasına vesile eylesin”
]]>Yerel seçim çalışmaları kapsamında Denizli’ye gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Acıpayam ilçesinde partisince düzenlenen iftar programına katıldı. Daha sonra Beyağaç ilçesinde düzenlenen aday tanıtım toplantısına katılan Erbakan, soğuk havaya rağmen Yenden Refah Partisi Beyağaç Belediye Başkan Adayı Sezayi Pütün’ün seçim koordinasyon merkezi önünde toplanan yüzlerce kişilik kalabalığa hitap etti.
Aday tanıtım toplantısının açılışında konuşan Başkan Adayı Sezayi Pütün, “Bugün toplumumuzun refaha ulaşabilmesi adına ortaya konulan, hayallerin gerçekleşmesine atılacak somut adımlar için hazırladığımız projelerimizi anlatmak amacıyla buradayız. Bugün geleceğimiz için önemli bir adım atmak üzere burada toplandık. Halkımızın refahı için birlikte çalışmalar yapmaya kararlıyız. 31 Mart seçimlerinde partimiz Yeniden Refah’ın iktidar yürüyüşünü Beyağaç’tan başlatacağız. 2028 yılında ise yine Beyağaç’tan başlayarak iktidara yürütüp, Genel Başkanımızı Cumhurbaşkanı seçtireceğiz” dedi.
“Oyumuzu 3’e katlayıp yüzde 20 oy alacağız”
“Soğuk havaya rağmen gerçekleşen bu buluşmayla Beyağaç’a Milli Görüş sanacağını dikeceğiz inşallah” diyerek konuşmasına başlayan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Yeniden Refah Partimizin rüzgarı, Türkiye’nin her köşesinde en güçlü bir şekilde hissediliyor. Siyaset bilimciler, basın ve medya her yerde Yeniden Refah Partisini konuşuyor. Hepsinin mutabık kaldığı nokta, ‘Bu seçimlerde oyunu artıracak tek parti, Yeniden Refah Partisi’dir’ diyorlar. Bizim söylememizden ziyade, bizim dışımızdakilerin bunu söylemesi son derece önemli. Geçen seçimlerde yüzde 1 bile göstermiyorlardı. Diğerlerinin içerisinde gösteriyorlardı, yüzde 3’e yakın oy aldık. Şimdi aynı anketler yüzde 6-7 gösterdiğine göre yine 3 mislini alacağız yüzde 20 oy alacağız inşallah. Bu maya tuttu inşallah. Milli Görüş geliyor, Yeniden Refah geliyor müjdeler olsun. Beyağaç’ta, Denizli’de ve tüm Türkiye’de ahlaklı belediyecilik dönemini başlatmak için yola çıktık. Ahlaklı belediyecilik, Milli Görüş belediyeciliği demektir. Adil, ahlaklı, samimi, dürüst, dirayetli ve çalışkan bir belediye başkanı için doğru adres Milli Görüş ve Yeniden Refah’tır” diye konuştu.
“94 ruhunu hayata geçireceğiz”
89 ve 94 seçimlerinde göreve seçilen Sivas, Çorum, Konya, Samsun ve Kütahya belediyelerinin yaptığı çalışmalardan örnekler veren Erbakan, şöyle konuştu:
“Ahlaklı belediyecilik döneminde belediyeler adaletli olacak. Belediyelerde Milli Görüş olmayınca maalesef borç oluyor, faiz oluyor ve bereket kalmıyor. Ahlaklı belediyecilik demek ehliyet ve liyakat demektir. ‘Yandaşa, akrabaya, bizim teşkilattaki arkadaşımıza işi verelim, onları görece getirelim’ değil, kim hak ediyorsa, kim ehilse, dayısı veya iltiması olan değil, hakkı olan gelip işi alacak. Ahlaklı belediyecilik merhamet demektir, milletin derdiyle dertlenmek, önce millet demektir. İşte Erbakan Hocamız televizyonlarda, programlarda milletin dertleri için gözyaşı dökmüştü. Milli Görüşün ahlaklı belediyeciliği, aynı zamanda önce ahlak ve maneviyat demektir. Şimdi ahlaklı belediyecilikle yeniden bu ruhu canlandıracağız. Yeniden 94 ruhunu hayata geçireceğiz inşallah. Yeniden Refah Partisi belediye başkanları almaya değil, vermeye geliyor. Bu bizim duruşumuzu özetleyen çok güzel bir cümle. Almaya değil, vermeye geliyoruz. Bu ruhla, bu anlayışla geliyoruz. 94 ruhuyla, Milli Görüş ruhuyla geliyoruz. Rantçı belediyecilikle, ahlaklı belediyeciliğin çok basit temel bir farkı var. Rantçı belediye başkanı makamını kendisi ve akrabalarını zengin etmek için bir ticaret hane olarak görür. Ahlakı belediyecilikte ise belediye başkanlığı makamı milletin derdine derman olarak Cenabı Allah’ın rızasının kazanılacağı bir ibadet makamıdır. İşte aradaki fark bu; biri ticaret olarak yapıyor, biri ibadet olarak yapıyor. Bir belediye başkanının 5 sene boyunca dürüst ve ahlaklı bir şekilde yapacağı bu hizmetlerden elde edeceği sevabın büyüklüğünü düşebiliyor musunuz. İşte bizim adaylarımız, bu sevabı hesap ederek yola çıkıyor. Makam ve rakam için değil, ihale ve koltuk için değil, şöhret için değil, Allah rızası için siyaset yapan kadrolar gelecekler ve ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacaklar inşallah”
“Hizmet destanları yazılırken Refah Partisi iktidarda değildi”
Milletin Milli Görüşü çok iyi tanıdığına işaret eden Erbakan, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“89 ve 94’te Milli Görüş belediyeleri bu hizmetleri yaparken, tarih yazarken, destan yazarken iktidarda Refah Partisi mi vardı? Hayır; ANAP, DYP ve SHP vardı. Buna rağmen Refah Partili belediyeler o efsane hizmetleri yaptı. Çığır açtı, bütün belediyelerin borcunu ödedi, tekrardan kasasına para koydu. 89 ve 94’te Milli Görüşçü belediyelerin ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ sözünü nasıl hayata geçirdiğini bu millet çok iyi biliyor. İnşallah yine aynısı olacak. Milli Görüşçü belediye başkanlarımız besmeleyi çekecek, kolları sıvayacak, ‘İman varsa, imkan da vardır’ deyip inşallah şehirlerimiz ve ilçelerimizin çehresini değiştirecekler. Aynen 94’te olduğu gibi. Cenabı Allah bu çabalarımızı Milli Görüşün zaferine, 31 Mart’ta yerel yönetimlerde iktidarına, 2028’de Cumhurbaşkanlığı Seçiminde iktidarına vesile eylesin. Böylece milletimizin, bütün mazlumların, Gazze’nin Araka’nın, Doğu Türkistan, Keşmir’in kurtuluşuna vesile eylesin. 1 Nisan’dan sonra Beyağaç, Denizli ve Türkiye genelinde ahlaklı belediyeciliğin başlamasına vesile eylesin” – DENİZLİ
]]>Hamad, New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında, İsrail saldırıları, Filistin halkının uluslararası toplumdan beklentileri ve Gazze’deki genel durum hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Gazze Şeridi’ndeki durumun benzeri görülmemiş bir felaket olduğuna dikkati çeken Hamad, “Şu ana kadar Gazze Şeridi’nde şehit ve yaralılar dahil 110 binden fazla zarar görenimiz var. Bunların yüzde 73’ünü kadın ve çocuklar oluşturuyor.” ifadesini kullandı.
Hamad, 7 Ekim 2023’ten bu yana 14 bin çocuk ile 9 bin kadının öldürüldüğünü aktararak, Gazze’deki kadınların halihazırda su, elektrik ve yiyeceğin olmadığı çadırlarda yaşadığını, burada eğitim, sağlık hizmetleri ve aileyi koruyacak imkanlar bulunmadığını dile getirdi.
Ramazanda Filistin halkının alışkın olduğu aile, ev ve toplu iftar programlarının düzenlenemediğini, Gazze’de İsrail’in yıkım ve katliamları sonucu ailevi ağların tahrip olduğunu vurgulayan Hamad, şöyle devam etti:
“İsrail savaş uçaklarının bombardımanında çocuk, anne, eşlerden biri veya tüm aile öldürülüyor. Dolayısıyla Filistinlilerin halihazırdaki durumu, insan eliyle oluşturulan bir deprem felaketi gibi. Türkiye’de sizler bir deprem yaşadınız ancak Türkiye’deki deprem, Allah’ın takdiriydi. Bugün ise işgalcinin eliyle oluşturulan deprem sonucu, Gazze’de hiçbir şey kalmadı. Filistinli kadınlar da bundan en çok zarar gören ve etkilenenler olarak psikolojik yıkım yaşıyor.”
Hamad, Filistinli kadınların çok ciddi yoksulluk ve benzeri görülmemiş bir işsizlik döneminden geçtiğine işaret ederek, “Gazze Şeridi’ndeki Filistinli kadınlar, mevcut koşullarda ölüm için sırasını bekliyor.” dedi.
“Refah bölgesindeki nüfus yoğunluğu normalin üstünde”
Gazze Şeridi’nin güneyinde Mısır sınırına yakın Refah kentindeki durumun ciddiyetine dikkati çeken Hamad, Refah kentinin yüzölçümünün Gazze Şeridi’nin yüzde 20’sine tekabül ettiğini söyledi.
Hamad, halihazırda Gazze Şeridi sakinlerinin yüzde 60 ila 70’inin Refah kentine sığınmış durumda olduğunu kaydetti.
“Refah bölgesindeki nüfus yoğunluğu normalin üstünde. Oradaki insanlar çadırlarda yaşıyor, su yok, yiyecek yok ve hayat koşulları çok kötü. Refah’taki insanlar benzeri görülmemiş bir korku ve endişe içindeler.” uyarısında bulunan Bakan Hamad, “Refah kentine sığınan her insan, ölüm sırasının ne zaman kendisine geleceği düşüncesiyle yaşıyor, yani öldürüleceği anı bekliyor.” ifadesini kullandı.
“Birçok ülkenin ihraç ettiği silahlarla Gazze’de öldürülüyoruz”
Hamad, Filistin halkının uluslararası toplumdan beklentilerine ilişkin “Bizler, uluslararası toplumdan; Gazze’de ve özellikle de Refah kentinde her Filistinlinin yaşadığı öldürülme ve korku halinden kurtarılması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz. Nitekim Refah kentindeki nüfus yoğunluğu, yeryüzünün hiçbir yerinde bulunmuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Öncelikli mesajlarının BM’ye olduğuna işaret eden Hamad, “Bizler, BM içinde zulme maruz kaldığımızı gördük. BM’nin evinde zulme maruz kaldık çünkü BM’de Filistin davası lehine olan her karar, ABD’nin vetosuna takılıyor. Maalesef BM’nin Filistin davası lehine olan yüzlerce karardan hiçbiri uygulanmadı.” diye konuştu.
Hamad, Filistin’den desteğini esirgemeyen halk ve hükümetlere teşekkürlerini sunarak, bunun Filistin davasının adil olduğuna inanışla Filistin halkının haklarına ilişkin bilinçlenmeyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Tüm ülkeler ile BM’den, Gazze’de saldırıları durdurarak ateşkesi sağlamak için işgalci İsrail’e baskı uygulamalarını talep ettiklerini belirten Hamad, “Birçok ülkenin ihraç ettiği silahlarla Gazze’de öldürülüyoruz. Dolayısıyla halkların, bu ülkelerin hükümetlerine de baskı uygulamalarını istiyoruz. İsrail’e silah sağlayan her ülke, öldürülen Filistinli sivil, çocuk ve kadınların sorumluluğunu taşıyor.” ifadesini kullandı.
“Türkler, Filistin halkını ve davasını gerçek anlamda destekliyor”
Özellikle Türk halkına teşekkürlerini ileten Hamad, “Onlar, Filistin halkını ve davasını gerçek anlamda destekliyor. Türkiye, BM’de olsun, Gazze’deki yaralıların tedavisini üstlenmek olsun veya uluslararası alanlarda olsun her yerde Filistin davasına ve halkına destek çıkıyor.” dedi.
Hamad, Gazze’de acil ateşkesin sağlanması için Türkiye’nin daha büyük rol üstlenmesini umduklarını belirterek, Türkiye’nin Filistin davasının çözümünde BM’nin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ve İslam ülkelerinde güçlü etkiye sahip olduğunu dile getirdi.
Bakan Hamad, “Başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız Filistin devletimizi kurmak istiyoruz.” temennisini paylaştı.
]]>İsrail, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri sözde “güvenli olduğu” iddiasıyla göçe zorladığı güneydeki Refah kentini de hedef almaya başladı.
Refah’a sığınan yüz binlerce Filistinli, uluslararası hukuku ve kararları hiçe sayan İsrail’in saldırılarının yol açtığı felaketin gölgesinde güvenli bir alan bulmaya çalışıyor.
Refah’taki çadır kamplarında yaşayan Filistinliler, bir taraftan her an üzerlerine bir bomba düşecek korkusuyla yaşarken, diğer taraftan da şiddetli soğuk ve kasvetli karanlık içinde acı çekiyor.
İsrail ordusunun daha önce “güvenli” olduğunu iddia ettiği ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı güneydeki Refah kenti, Gazze Şeridi’ndeki en yoğun nüfuslu bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.
Yerinden edilen Gazzeliler, kış ve zorlu hava koşullarıyla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları battaniye, kışlık kıyafet ve ısınma araçlarından yoksun. Halk, bitkin ve yorgun bedenlerini ısıtmak için umutsuz bir çabayla boş alanlarda yakılan ateşlerin etrafında toplanarak ısınmaya çalışıyor.
Yakılan ateşlerin etrafında ısınmaya çalışan aileler, bir yandan da birbirlerine manevi ve psikolojik destek sağlamaya çalışıyor.
Gazze’de “olmayan” güvenli ve sıcak bir yuva arayışı içinde olan siviller, gecelerini üzerlerinde uçan İsrail savaş uçaklarından ya da çevrede bekleyen tanklardan her an gelebilecek bir bomba korkusuyla geçiriyor.
İsrail’in tehditlerinin artmasıyla birlikte Refah’a kara saldırısı düzenleme olasılığına ilişkin endişeler artıyor.
“Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz”
AA muhabirine konuşan yerinden edilmiş Filistinli Nasır el-Hatib, Gazze’nin doğusundaki Şucaiye Mahallesinden 8 kişilik ailesiyle birlikte Refah’a geldiklerini belirterek, yanlarında ne kendilerini ne de küçük çocuklarını sıcak tutabilmek için kıyafet getiremediklerini söyledi.
“Koşullar zor ve trajik olduğu için evden hiçbir şey alamadık. Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz.” diyen Hatib, Gazze Şeridi’ndeki yüz binlerce yerinden edilmiş insan gibi kendilerinin de para ve yiyeceklerinin olmadığını ve yaşam mücadelesi verdiklerini belirtti.
Hatib, “Güvenli ve sıcak bir yuva arıyoruz. Ancak maalesef bu şartlarda bu mümkün görünmüyor. Gazze Şeridi’nde güvenli hiçbir yer kalmadı.” dedi.
“Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz”
Gazzeli Fayiz Hasaneyn de 6 kişilik ailesiyle Refah’a sığındığını belirterek, geldikleri yerde soğuktan korunmak için battaniye ya da kıyafetlerinin olmadığını dile getirdi.
Derme çatma bir çadırda kaldıklarını ve ısınabilmek için odun, karton ve benzeri şeyler yaktıklarını söyleyen Hasaneyn, “Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz. Savaş günleri bizi yordu ve henüz akıbetimizi bilmiyoruz.” dedi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 534 Filistinli öldürüldü, 71 bin 920 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Sullivan, NBC ve CNN’e röportaj verdi. ABD Başkanı Joe Biden’a Refah’taki sivillerin korunmasına ilişkin bir plan sunulmadığını kaydeden Sullivan, ” Gazze’nin diğer tarafında yürütülen operasyonlar nedeniyle küçücük bir alana sıkıştırılmış 1 milyon kişiden bahsediyoruz. Aynı zamanda tüm insani yardım sistemi de burada.” dedi.
“ASKERİ OPERASYON İSTEMİYORUZ”
Sullivan, sivilleri koruyacak, güvenlik, gıda, kıyafet ve barınak sağlayacak bir plan olmadan Refah’ta ilave “askeri operasyon” istemediklerini İsrailli yetkililerle tüm görüşmelerinde açık bir şekilde dile getirdiklerini belirtti. Planı görene kadar Biden’ın İsrail’e silah satışını askıya alma ihtimali bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Sullivan, varsayımda bulunmak istemediğini, görüşlerini İsrail’e net bir şekilde aktardıklarını, bu çerçevede Tel Aviv’in dönüş yapmasını beklediklerini bildirdi.
“ATEŞKES GÖRÜŞMELERİNDE GENEL BİR ANLAYIŞ SAĞLANDI”
Sullivan, Paris’te ABD, İsrail, Mısır ve Katar arasında yürütülen görüşmelerle ilgili ise detaya girmeyeceğini ancak esir takası ve çatışmalara aranın nasıl yürütüleceği konusunda “genel bir anlayış” sağlandığını dile getirdi. Mısır ve Hamas yetkililerinin Katar’da ilave görüşmeler yapacağını aktaran Sullivan, konuya ilişkin nihai anlaşma sağlanması için çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, “Bekleyip, göreceğiz.” dedi.
YERİNDE EDİLMİŞ FİLİSTİNLİLERİN SIĞINDIĞI REFAH
Gazze’nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah şehri, İsrail saldırılarından önce yaklaşık 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail’in 7 Ekim’deki saldırıları nedeniyle 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze Şeridi’nde 1,9 milyon kişi yerinden oldu. Yerinden edilen Filistinlilerin büyük bölümü, İsrail’in daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği Refah’a sığındı. Kuzey bölgelerden gelenlerle Refah’ın nüfusu 4 katından fazla artarak 1,4 milyona ulaştı. Yeterli konut olmaması nedeniyle Refah’a sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.
İSRAİL’İN REFAH PLANI
İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail’in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak bir yerinin kalmayacağından endişe ediliyor. Netanyahu, 9 Şubat’ta İsrail ordusu ve güvenlik teşkilatına “Refah’a saldırı planı hazırlanması” talimatını vermişti.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
GAZZE’DEKİ CAN KAYBI 30 BİNE YAKLAŞTI
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 692 Filistinli öldürüldü, 69 bin 879 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 403 Filistinli hayatını kaybetti.
579 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 240’ı karadan işgal sürecinde olmak üzere 579 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
24 KASIM’DAKİ ATEŞKES
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
LÜBNAN SINIRI DA HAREKETLİ
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan çatışmalarda 212 Hizbullah mensubu, 11 Emel mensubu, 12 Filistin İslami Cihad Hareketi ve 12 Hamas Hareketi mensubunun yanı sıra 43 Lübnanlı sivil, 1’i asker 2 Lübnan güvenlik görevlisi, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri hayatını kaybetti.
]]>Lahey’deki mahkeme, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 12 Şubat’ta yaptığı, İsrail’in Refah’taki uygulamalarının durdurulması için acil ek önlem talebine ilişkin bir açıklama yaptı.
Uluslararası Adalet Divanı, 26 Ocak’ta verdiği kararda, İsrail’in Gazze’deki soykırım eylemlerini önlemek için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri alması gerektiğine karar vermişti.
Mahkeme yaptığı son açıklamasında bu kararın Refah için de geçerli olduğunu vurgulayarak geçici ek önlemlere gerek olmadığını bildirdi.
Uluslararası mahkemeden yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Gazze Şeridi’nde ve özellikle Refah’ta yaşanan son gelişmelerin “zaten bir insani kabus olan durumu katlanarak artıracağı ve bölgesel sonuçlar doğuracağı” görüşü anımsatıldı.
Açıklamada, “Bu tehlikeli durum, mahkemenin 26 Ocak 2024 tarihli kararında belirttiği ve Refah dahil Gazze Şeridi’nin tamamında geçerli olan geçici tedbirlerin derhal ve etkili bir şekilde uygulanmasını gerektirmektedir” dendi.
Uluslarası Adalet Divanı’na göre bu nedenle yeni ilave geçici önlemlerin belirlenmesine gerek yok.
Mahkeme, İsrail’in, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, BM Soykırım Sözleşmesi ve Uluslararası Adalet Divanı kararı kapsamındaki sorumluluklarına tam olarak uymakla yükümlü olduğunun altını çizdi.
İsrail hakkında Gazze’de soykırım yaptığı gerekçesiyle dava açan Güney Afrika, geçen Salı günü de Refah’taki duruma ilişkin acil ek önlem talebinde bulunmuştu.
Güney Afrika’nın başvurusunda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “Tam zafere ulaşana kadar savaşacağız” açıklaması anımsatılarak Refah’taki askeri operasyon hazırlıklarına işaret edildi.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin avukatları, normalde 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapan Refah’ın, şu anda Gazze nüfusunun yarısından fazlasını barındırdığın belirterek yarısı kadın ve çocuk olmak üzere 1,4 milyon kişinin zor koşullarda yaşadığını bildirdi.
Başvuruda, İsrail tarafından büyük ölçüde tahrip edilen evlerden ve bölgelerden Refah’a kaçan Filistinli nüfusun tahliyesi için hiçbir seçenek bulunmadığı kaydedilerek, “halkın gidecek başka yeri bulunmadığı” vurgulandı.
İsrail ise, Güney Afrika’nın bir kez daha geçici ek önlem talebinde bulunmasını “son derece tuhaf ve uygunsuz bir talep” olarak değerlendirdi.
İsrail, tarafından yapılan açıklamada, “Güney Afrika’nın 29 Aralık 2023 tarihli başvurusunun maddi ve hukuki açıdan tamamen temelsiz, ahlaki açıdan tiksindirici olduğu ve hem Soykırım Sözleşmesi’nin hem de mahkemenin istismarını teşkil ettiği yönündeki ilkeli tutumunu bir kez daha kayda geçirmektedir” görüşüne yer verildi.
Açıklamada, İsrail’in, BM Soykırım Sözleşmesi ve uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere ulusal hukuka riayet etme taahhüdünün geçerli olduğu ve uygulandığı savunuldu.
Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın soykırım suçlamasıyla açtığı davada, 26 Ocak’ta, İsrail’in Gazze’deki soykırım eylemlerini önlemek için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri alması gerektiğine karar vermişti.
Mahkeme, İsrail’in, kendisine bağlı güçlerin Gazze’de soykırım yapmayacağını garanti etmesi gerektiğine hükmetmiş, Netanyahu hükümetinin uluslararası yasal yükümlülükleri kapsamında geçici karara uymak için alacağı önlemleri bir ay içinde Lahey’e bildirmesini istemişti.
Uluslarası Adalet Divanı, Hamas’a da elindeki İsrailli rehineleri derhal serbest bırakması çağrısında bulunmuştu.
]]>BİDEN VE NETANYAHU TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, Biden’ın görüşmede ABD’nin İsrail’in güvenliğine yönelik verdiği desteği bir kez teyit ettiği aktarılarak, görüşmede Gazze Şeridi’ndeki esirlerin serbest bırakılmasına yönelik devam eden çabaların ele alındığı ifade edildi.
Biden’ın Netanyahu’ya mümkün olan en kısa sürede tüm esirlerin serbest bırakılması için müzakerelerde kaydedilen ilerlemeden faydalanılması gerektiğini aktardığı belirtilen açıklamada, “Başkan ayrıca masum Filistinli sivillere yönelik insani yardımın artırılması ve sürekliliğinin sağlanması için acil ve spesifik adımlar atılması çağrısında bulundu” denildi.
BİDEN: REFAH OPERASYONUNU ‘CİDDİ BİR PLANLAMA YAPILMADAN’ DESTEKLEMEYECEĞİZ
Biden’ın görüşmede Netanyahu’ya ABD’nin İsrail’in Refah operasyonunu “ciddi bir planlama yapılmadan” desteklemeyeceğini yinelediği belirtilen açıklamada, “Başkan, Refah’ta barınan 1 milyondan fazla insanın güvenliğinin sağlanmasına yönelik inandırıcı ve uygulanabilir bir plan olmaksızın askeri operasyona devam edilmemesi gerektiği yönündeki görüşünü yineledi. İki lider yakın temas halinde kalma konusunda mutabık kaldılar” denildi.
MISIR: REFAH’A KARA SALDIRISININ VAHİM SONUÇLARI OLUR
Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail hükümetindeki üst düzey yetkililerin Gazze’nin güneyindeki Refah kentine askeri operasyon yapılacağı yönündeki açıklamalarının kesin bir şekilde reddedildiği kaydedildi. Açıklamada, İsrail, kente yönelik muhtemel bir kara saldırısının vahim sonuçları olacağı konusunda uyarılarak, Gazze’deki son güvenli bölge olması hasebiyle 1,4 milyondan fazla kişinin sığındığı kentin hedef alınmasının engellenmesi için tüm bölgesel ve uluslararası çabaların birleştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Refah kentinin hedef alınması, insani yardımların engellenmesi ve Filistin halkının göç ettirilmesinin, uluslararası insan hakları ve Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili kararlarının apaçık ihlali olduğu kaydedilen açıklamada, Mısır’ın, ateşkese varılması ve esir takası için tüm taraflarla temaslarını sürdüreceği belirtildi.
Açıklamada, ayrıca uluslararası camiadan İsrail’e, harcanan çabalara olumlu yanıt vermesi ve gerilimi daha fazla tırmandırmaması için baskı yapması istendi.
İSRAİL’DEN REFAH KENTİNE SALDIRI SİNYALLERİ
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 1 Şubat’ta Gazze Şeridi’nin Han Yunus bölgesindeki İsrail birliklerini ziyaretinde yaptığı açıklamada, kara saldırılarını, Mısır sınırındaki Refah kentine taşıyacaklarını söylemişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 4 Şubat’taki açıklamasında, Refah kentine kara saldırısı başlatacaklarının işaretini vermişti.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın 6 Şubat’ta siyasi kaynaklara dayandırdığı haberde, Refah kentinde operasyonlara başlamadan önce kentin tahliye edileceği belirtilmişti.
İsrail Başbakanlık Ofisinden 9 Şubat’ta yapılan açıklamada, Netanyahu’nun, ordu ve güvenlik teşkilatına, Gazze Şeridi’nin güneyine saldırı düzenlenmesi ve buraya sığınmış yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin yerinden edilmesi için gerekli planın hazırlanması talimatını verdiği kaydedilmişti.
Son olarak bugün İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin, İsrail’in Gazze’deki saldırılarından kaçan yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı Refah kentine saldırıyı 3 kere onayladığı ve saldırı için hükümetten yeşil ışık beklediği bildirilmişti.
REFAH KENTİ
Gazze Şeridi’nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah kenti, İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilen binlerce kişinin kente sığınmasıyla birlikte 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze’nin yaklaşık yarı nüfusuna ev sahipliği yapıyor.
İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail’in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak yerlerinin kalmayacağından endişe ediliyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bini çocuk, 8 bin 190’ı kadın olmak üzere 28 bin 176 Filistinli öldürüldü, 67 bin 784 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>