Rapor – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:51:22 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ESO, Eskişehir’in Yeşil Şehir Programı Kriterlerine Göre Değerlendirilmesi Raporunu Paylaştı https://www.haber60.com.tr/eso-eskisehirin-yesil-sehir-programi-kriterlerine-gore-degerlendirilmesi-raporunu-paylasti/ https://www.haber60.com.tr/eso-eskisehirin-yesil-sehir-programi-kriterlerine-gore-degerlendirilmesi-raporunu-paylasti/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:51:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42684 Eskişehir Sanayi Odası (ESO), daha sürdürülebilir, yaşanılabilir Eskişehir hedefi doğrultusunda kente katkı sağlamak için Eskişehir İl Merkezinin EBRD Yeşil Şehir Programı Kriterlerine Göre Değerlendirilmesi Raporu kamuoyu ile paylaştı.

Topluma dönük bir sivil toplum kuruluşu olma hedefini kendine çizen, şehir ve sanayi yakınlaşması için Eskişehir Sanayi Odası, yine Eskişehir için bir ilke daha imza attı. Gelecek nesillere bırakmak istenilen daha yeşil, daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir bir Eskişehir hedefi doğrultusunda kente katkı sağlaması amacıyla Eskişehir İl Merkezinin EBRD Yeşil Şehir Programı Kriterlerine Göre Değerlendirilmesi Raporu kamuoyu ile paylaştı.

ESO tarafından uzun bir süredir üzerinde çalışılan ve emek harcanan rapor, Eskişehir’in su, hava, toprak ve iklim değişikliği konuları da dahil olmak üzere, geniş bir dizi çevresel zorlukla mücadele edebilmesi için yol haritası sunuyor.

“Daha yaşanabilir bir gelecek için paydaşlarımızla çalışıyoruz”

Raporun kamuoyuna tanıtım toplantısında konuşan Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, “Sanayimizin kentimizle birlikte entegre, sürdürülebilir, çevresel sorunlara karşı dirençli ve herkes için kapsayıcı bir yapıda olması için çalışmalarımızı bu düşüncede sürdürüyoruz. Üzerinde yaşadığımız dünyanın geleceğine yönelik en büyük tehditlerden birisi olan iklim krizinin şehrimiz ve doğal kaynaklarımız üzerinde oluşturduğu yıkıcı etkileriyle mücadele konusunda üyelerimizle birlikte adımlar atıyoruz. Bu rapor, uzunca süredir emek harcadığımız ve bizler için çok değerli olan bir çalışma oldu. Hazırlamış olduğumuz bu rapor, genel anlamda şehrimizin su, hava, toprak ve iklim değişikliği konuları da dahil olmak üzere, geniş bir dizi çevresel zorlukla mücadele edebilmesi için özel olarak hazırlanan bir yol haritası niteliği taşıyor. Yapmış olduğumuz bu çalışma, tüm paydaşların katılım ve gayretleriyle yeşil şehir olma yolunda ilerleyen bir kent için sürdürülebilirlik ve çevre dostu uygulamalardaki durumu ortaya koymayı ve gelişime açık alanları analiz etmeyi hedeflemekte” dedi.

Topluma dönük bir sivil toplum kuruluşu olma bilinciyle hareket ettiklerini aktaran ESO Başkanı Kesikbaş, “Amacımız, Eskişehir’imizin çevresel zorluklarını ve önceliklerini tespit ederek uzun vadeli bir vizyon oluşturulmasına katkıda bulunmak, bunları sürdürülebilir önlemlerle birleştirerek insan odaklı ve daha yaşanabilir bir geleceği tüm paydaşlarımızla birlikte inşa etmektir” diye konuştu.

“Mevcut durumumuz objektif olarak ortaya kondu”

Toplantıda rapor hakkında bilgi veren Eskişehir Sanayi Odası Meclis Üyesi ve Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi Koordinatörü Ömer Benli, “Hazırladığımız rapor Eskişehir’in Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından oluşturulan Yeşil Şehirler Programı kriterlerine göre değerlendirilmesini kapsamaktadır. Değerlendirme, Eskişehir’in çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik hedeflerine ne kadar yakın olduğunu objektif bir bakış açısıyla ortaya koymayı amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Raporun arazi kullanımından katı atık yönetimine, su ve enerji yönetiminden sanayi faaliyetlerine kadar pek çok alanda EBRD tarafından oluşturulan Yeşil Şehirler Programı kriterlerine göre yapıldığını vurgulayan Benli, “Eskişehir’in sürdürülebilirlik performansını objektif bir şekilde değerlendirdik. Elde ettiğimiz veriler, Eskişehir olarak güçlü yönlerimizin yanı sıra iyileştirilmesi gereken alanları da açıkça ortaya koymaktadır. Sonuçlara göre, Eskişehir’in hızlı kentsel genişleme ve plansız arazi kullanımı, çevresel ve sosyal baskıları artırmakta, bu durum katı atık yönetimi, su kaynaklarının korunması ve enerji verimliliği gibi alanlarda iyileştirmeler yapılmasını gerektirmektedir. Öte yandan, sanayi faaliyetlerinin ekonomik gücü ve temiz üretim teknolojilerinin benimsenmesi, şehrin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, sürdürülebilir yapılaşma politikaları ve yeşil alanların korunması, Eskişehir’in yaşam kalitesini artırmaktadır” dedi.

Yapılan açılış konuşmalarından sonra ESO Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi Danışmanı ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Türe, raporun hazırlanışı, elde edilen neticeler ve raporun ortaya koyduğu durum hakkında geniş bir sunum gerçekleştirdi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eso-eskisehirin-yesil-sehir-programi-kriterlerine-gore-degerlendirilmesi-raporunu-paylasti/feed/ 0
Selde 6 kişinin öldüğü ‘Sisli Vadi’ davasında bilirkişi raporu; 3 sanık ile DSİ ve Özel İdare ‘asli kusurlu’ https://www.haber60.com.tr/selde-6-kisinin-oldugu-sisli-vadi-davasinda-bilirkisi-raporu-3-sanik-ile-dsi-ve-ozel-idare-asli-kusurlu/ https://www.haber60.com.tr/selde-6-kisinin-oldugu-sisli-vadi-davasinda-bilirkisi-raporu-3-sanik-ile-dsi-ve-ozel-idare-asli-kusurlu/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42026

KIRKLARELİ İğneada beldesinde geçen yıl meydana gelen sel felaketinde ‘Sisli Vadi’ bungalov evlerinde tatil yapan 6 kişinin öldüğü bölgede, mahkeme kararıyla yapılan keşfin bilirkişi raporunda, tutuklu Bülent Bayrak, tutuksuz yargılanan Cenan Aydın, Büşra Gökgöz, İl Özel İdaresi ve DSİ, ‘asli kusurlu’ bulundu.

Demirköy ilçesi İğneada beldesinde 5 Eylül 2023’te kuvvetli yağış nedeniyle ‘Longoz Ormanları’ndaki Sisli Vadi’de turistik bungalov evlerin olduğu bölgede sel meydana geldi. Dere içinde kurulan bungalov evlerde tatil yapan Dr. Selman Bağışlar ve eşi Mihriban Bağışlar, Suna Duman, emekli öğretmen Raile Şimşek, eşi Ahmet Baki Şimşek ile tesis müdürü Ümit Solmaz, sele kapılıp yaşamını yitirdi. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada, ‘Sisli Vadi’ adıyla kurulan ve sele kapılan 18 bungalov evin, ruhsata aykırı olarak inşa edildiği ortaya çıktı. Özel İdare tarafından mühürlenen işletme hakkında da yıkım kararı verildi. Ancak karara rağmen ‘Sisli Vadi’ adı altında sosyal medyada tanıtımı yapılan bungalov evlerin, vergi levhasında faaliyet alanı ‘karma çiftlik’ olarak gösterildiği tespit edildi. ‘Bitkisel veya hayvansal üretim konusunda uzmanlaşma olmaksızın üretim’ adıyla faaliyet yürüttüğü belirlenen tesislerin tanıtımının, sosyal medya hesaplarından, ‘Doğada uyanmak, doğaya uyanmak’, ‘Oksijeni bol, stresi az’ ifadeleriyle yapıldığı saptandı.

Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada firmanın sahibi Bülent Bayrak hakkında, ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan gözaltı kararı verildi. Keşan’da yakalanan Bayrak ile firma yöneticileri Sevcan Ulutürk ile Cenan Aydın, tutuklandı. Ulutürk ile Aydın, daha sonra avukatlarının itirazıyla tahliye edildi.

Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya ilişkin hazırladığı iddianame, Kırklareli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, tutuklu Bayrak ile Büşra Gökgöz, Cenan Aydın ve Sevcan Ulutürk hakkında, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmaya sebep olma’ suçundan 3 yıldan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

‘YIKIM KARARINA RAĞMEN İNŞAATLAR RUHSATSIZ YAPILDI’

Sanıkların yargılandığı Kırklareli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2’nci duruşmada mahkeme, sanık Bülent Bayrak’ın tutukluluk halinin devamına, olay yerine oluşturulacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılmasına karar verdi. Karar üzerine bölgede 28 Haziran’da oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından keşif yapıldı. Bilirkişi heyetinde yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi’nden inşaat mühendisi-mimar Doç. Dr. İsmail Dabanlı, meteoroloji mühendisi Doç. Dr. Elçin Tan, inşaat mühendisi Dr. Öğretim Üyesi H. Emre Alçiçek ve jeoloji mühendisi Dr. Orhan Yavuz’un hazırladığı rapor mahkemeye sunuldu. Olay yerinin krokileri ve fotoğraflarının da yer aldığı 21 sayfalık raporda, tutuklu sanık Bülent Bayrak, tutuksuz yargılanan Cenan Aydın, Büşra Gökgöz, İl Özel İdaresi ve DSİ, ‘asli kusurlu’, Sevcan Ulutürk ise ‘kusursuz’ bulundu.

Raporda, yapılar için Kırklareli Valiliği’nin Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurusunda bakanlığın olumsuz görüş verdiği ve imar plan sürecinin sona erdiği belirtilerek, bütün ruhsatsız yapılar hakkında yıkım kararı verildiği kaydedildi. Yıkım kararına rağmen inşaatlarında ruhsatsız olarak yapıldığı, turizm amaçlı yapıların inşaat ruhsatı ve yapı kullanım izni belgesine ulaşılamadığı kaydedildi.

‘METEOROLOJİ UYARDI’

Olay günkü meteorolojik değerlendirmeye yer verilen raporda, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Trakya Bölgesi için olası can ve mal kaybının önüne geçmek için sarı renkli uyarı verdiği belirtilerek, “Aşırı yağış limiti olan 12 saate 10 milimetrenin üzerinde yağış kaydedilmiş olması sebebiyle olayın aşırı yağış olduğu ve doğal afet olarak nitelendirilebileceği hususunda fikir birliği sağlanmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) olay öncesinde sarı tehlike koduyla Türkiye genelinde uyarı yapmıştır. Dolayısıyla AFAD’ın teyakkuzda olması için gerekli uyarının MGM tarafından verildiği tespit edilmiştir” denildi.

‘DERE TAŞMAYA BAŞLADIĞI ANDAN İTİBAREN PİK DEBİ GÖRÜLDÜ’

Yağışta, Sisli Vadi’de görülen debinin kısa süre içinde yükseldiği belirtilerek, “Yağışın uzun süre devam etmesinden dolayı zeminin doygunluğa ulaşması, havza eğiminin yüksek olması ve yağış şiddetinin afet boyutunda olmasına bağlanabilir. Bu yüzden dere taşmaya başladığı andan itibaren kısa süre sonra pik debi görülmüştür. Palabıyık Deresi’nin havzasının hemen hemen tamamı yoğun ormanlık alanlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla akarsu kesitinde sel anında dere kenarına yakın ağaçların köklerinden sökülmesi, yamaçlarda bulunan kuru dal ve kütüklerin dere yatağına taşınması beklenen bir durumdur. Afet boyutunda yağışın meydana getirdiği selin bu kadar yoğun rüsubat ve tomruk taşıması, selin verdiği zararları katlayıcı etkisi olmuştur. Dar bir vadiden yüksek hızla gelen selin Sisli Vadi ismiyle bilinen taşkın ovasına geldiğinde kesit genişlediğinden hızını azaltarak tüm taşkın ovasında menderesler oluşturarak geliştiği tespit edilmiştir. Bu esnada vadi girişinin yönüne göre ana akimin merkezinin önce sağ sahilden yansıdığı, sonra sol sahile yönlenip tekrar sağ sahile doğru yansıdıktan hemen sonra turizm amaçlı kullanılan yapılara ulaştığı tespit edilmiştir. Buna göre 180 parsel üzerindeki çiftlik yapılarının mühendislik hizmeti almış olmasından kaynaklı ayakta kaldığı, selin taşıdığı rüsubatın bu yapılara takılmasıyla selin merkezinin bu noktada 2 kola ayrıldığı, su izlerinden ve olay sonrası video ve fotoğraflardan anlaşılmıştır. Sağ ve sol sahillere çarpıp yansıyan 2 akımın ana kolları hafif çelik iskeletli ahşap ve taş kaplama binaları tamamen yıktığı tespit edilmiştir” denildi.

‘DSİ’NİN GÖRÜŞÜ HÜKÜMSÜZ KALMIŞTIR’

Raporda, DSİ tarafından dere şevinden itibaren 10 metre mesafede ve 1,5 metre bu basman kotundan yapıların yapılacağı görüşü imar planı yapılması sürecinde görüş olarak verildiği belirtilerek, “Ruhsat süreci akim kalmıştır. DSİ’nin bu görüşü de dolayısıyla hükümsüz kalmıştır. Buna rağmen ruhsatsız olarak yapıların DSİ görüşüne tam olarak uygun yapılmadığı tespit edilmiştir. Yerinde yapılan keşif sonucu tespit edilen su alma yapısının su tutma haznesi olmayan tabandan su alma yapısı olan trol tipi su alma yapısı olduğu tespit edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

‘TAŞKININ ARTIŞINA DAİR KANIT BULUNAMADI’

Duruşmalarda, sanık avukatlarının derenin üst kısmında su toplanan bir set olduğu ve setin yıkılmasıyla suların aniden geldiğini savunmuştu. Bilirkişi raporunda ise böyle bir sete rastlanmadığı kaydedildi. Raporda, dere kesitinin tıkanıp, suyun kabarmasına sebep olacak herhangi bir doğal veya yapay bir sete rastlanılmadığı belirtilerek, “Su izlerinden de anlaşıldığı üzere olay günü sel dere yatağından olağan seklinde oldukça da yoğun rüsubat taşıyarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla ne su alma yapısının ne de memba tarafında bulunan kesitlerin tıkanıp arkasında su biriktirerek taşkın debisini arttırdığına dair bir kanıt bulunamamıştır” denildi.

‘BAŞKA KONUMDA KULLANILMA SAKINCALI’

Yapısal değerlendirmeye yer verilen raporda, yapılarla ilgili statik bir proje bulunmadığı ifade edilerek, “Yapıların ruhsatsız bir şekilde yapıldığı, dolayısıyla yapım aşamasında fenni bir çalışmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yapılar ile ilgili herhangi bir mühendislik çalışmasının olup olmadığının teyit edilmesi amacıyla keşif mahallinde Bülent Bayrak’a yapıların statik projelerinin bulunup bulunmadığının sorulması üzerine yapılarla ilgili herhangi bir statik çalışmanın yapılmadığını, template (hazır/tip) projelerin kullanıldığını heyetimiz belirtmiştir. Ancak dava dosyasında tip proje de olsa yapılar ile ilgili herhangi bir projeye rastlanılmamıştır. Ayrıca her bölge farklı karakteristiklere sahip olduğundan yapıya etki edecek yükler her bölgede farklı olacaktır. Dolayısıyla, template (tip) projelerin olduğu gibi başka bir konumda kullanılma sakıncalıdır. Yapının yapılacağı konumun karakteristiklerine göre projenin kontrol edilmesi, gerekli ise revizyonların yapılması ve ondan sonra uygulanması gerekmektedir” diye belirtildi.

TESPİT EDİLEN HUSUSLAR

Raporda, keşif alanında yer alan kalıntıların incelendiği belirtilerek, tespit edilen hususlar şöyle sıralandı:

“Bungalov evlerin taban kısmında bulunan taş yükseltme duvarlarında yapısal stabilitenin sağlanması amacıyla kullanılması gereken yatay ve düşey hatılların (konstrüktif olarak kullanılan küçük boyutlarda kolon ve kirişler) kullanılmadığı görülmüştür. Bungalov ev zeminlerinin taş duvar üst kotundan başladığı yapılarda zemin betonu, taş duvar üst kotu ile ayni hizada ve toprak-tas dolgu zerine donatısız beton olarak dökülmüştür. Ancak bu döşemenin, üzerine gelen yükler dikkate alınarak donatı olarak tasarlanması ve döşeme betonunun taş duvar üstünde yapılacak yatay hatıl ile birlikte monolitik olarak dökülmesi gerekmektedir. Üst yapıların mesnetlenmesi (zemine bağlantısı) taş duvar üzerine dökülen ince bir beton tabakası üzerine yapılmıştır. Keşif alanında alınan beyanlardan da teyit edildiği gibi imalat sırasında bu betonun içinde donatı demirleri bırakılmış ve sonrasında üst yapı bu donatılar vasıtasıyla taş duvar üzerine mesnetlendirilmiştir. Yerinde yapılan gözlemde ankraj bağlantılarının az sayıda olduğu, gömme derinliklerinin yetersiz olduğu görülmüştür Ayrıca donatı demirine somun takılamayacağından üst yapı elemanlarına bağlantısının punto kaynakla yapıldığı tahmin edilmektedir. Bungalov-zemin bağlantılarında yönetmelikler çerçevesinde yeterli sayıda, yeterli çapta, yeterli gömme derinliğine sahip ankraj çubuklarının kullanılması gerekmektedir. Nitekim yerinde incelemede ankraj olarak kullanılan donatı çubuklarının tamamında göçme gözlemlenmiştir. Sonuç olarak davaya konu yapıların mühendislik hizmeti almamış olması, proje ve hesap raporlarının bulunmaması dolayısıyla tasarım açısından değerlendirme yapılamamıştır. Yerinde inceleme ile keşif mahallinde yapılan gözlemlerle yapılarda uygulama açısından da yukarıda bahsedilen problemler tespit edilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki yapının projelendirilmesi esnasında fen ve sanat kurallarına uygun tasarım yapılması, yapıda can kaybı riskine ihtimal vermeyecek şekilde projelendirilme yapılması gerekmektedir. Konut, iş yeri vs. gibi yapıların taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlarda yapılmaması esas olduğundan normal şartlarda bu tip yapıların projelendirilmesinde deprem, rüzgar, kar, sıcaklık değişimi gibi etkiler dikkate alınmakla birlikte herhangi bir sel etkisi dikkate alınmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu yapıların tasarımında ve uygulanmasında mühendislik hizmeti alınmış olsa dahi taşkın ve sel riski göz ardı edildiğinden bu durumda da yapıların sel etkisi ile göçme olasılığı olacağı düşünülmektedir” denildi.

3 SANIK İLE DSİ VE ÖZEL İDARE KUSURLU BULUNDU

Raporda, ruhsatsız olarak yapılan yapıların çoğunluğunun selden zarar gördüğü, bazılarının tamamen yıkılarak can kaybının yaşandığı kaydedildi. Raporda, “Davaya konu yapıların herhangi bir mühendislik hizmeti almadan, ruhsatsız bir şekilde yapılması ve turizm tesisi olarak kullanılmasından fiili olarak sorumlu olan sanık Bülent Bayrak’ın, asli kusurlu olduğu” denildi. Şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan Cenan Aydın’ın kaçak yapılara başlattığı bu nedenle asli kusurlu bulundu. Kaçak yapıların turizm tesisi olarak işletildiği zamana denk gelen şirketin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan Büşra Göksöz de asli kusurlu bulundu.

Raporda Özel İdaresi ve DSİ’nin de asli kusurlu bulunduğu belirtilerek, “İl Özel İdaresi tarafından kaçak yapılar tespit edilip mühürlenmesine rağmen mevzuatta açıkça yazılı olan kaçak yapı sahiplerine mevzuatın öngördüğü sürede yıkım kararını tebliğ etmeyen, davaların sadece para cezalarına ait olduğundan yıkım kararlarına karşı herhangi bir idari dava da açılmadığından beklenecek bir süreç olmadığı halde, kaçak yapıların sahibi tarafından yıkılmaması sonucu süreci takip edip kaçak yapılar yıktırmaktan sorumlu olduğu halde yıkım işlemini gerçekleştirmediği anlaşılan Özel İdaresi’nin asli kusurlu, 2019 yılında yürürlüğe giren Taşkın ev Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği 14’üncü maddesi gereği yapılması zaruri olan hidrolojik ve hidrolik etüt raporu ve taşkın sınırlarını belirleme çalışmalarından yapılaşma için DSİ’nin uygun görüş vermesi gerekirken; 180 parsel üzerindeki tarımsal amaçlı yapılar yapılırken 19.08.2020 ve ‘Turizm Alanı’ amaçlı 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Uygulama İmar Plan yapılabilmesi yapıların imar plan sürecinde 184-185 nolu parseller için 03.11.2020 tarihli görüş yazılarında, ‘Dere şev üstünden itibaren 10,00 metre yaklaşma mesafesi bırakılmalı, bırakılan bu alana herhangi bir tesis inşa edilmemelidir’ görüş gereği yapılaşmanın önü açıldığından ve yönetmeliğin 14’üncü maddesine uyulduğuna dair dosya münderecatında bir delil mevcut olmadığından taşkın olayın yaşanmasında Devlet Su İşleri’nin (DSİ) asli kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/selde-6-kisinin-oldugu-sisli-vadi-davasinda-bilirkisi-raporu-3-sanik-ile-dsi-ve-ozel-idare-asli-kusurlu/feed/ 0
HRW Raporuna Göre Hamas ve Filistinli Silahlı Gruplar Savaş Suçu İşledi https://www.haber60.com.tr/hrw-raporuna-gore-hamas-ve-filistinli-silahli-gruplar-savas-sucu-isledi/ https://www.haber60.com.tr/hrw-raporuna-gore-hamas-ve-filistinli-silahli-gruplar-savas-sucu-isledi/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40362 İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Hamas ile en az dört Filistinli silahlı grubun, 7 Ekim’de başlayan saldırıda savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine ilişkin tespitlerin olduğu bir rapor yayınladı.

Raporda sivillerin öldürülmesi ve rehin alınmasının “saldırı sırasında akla gelen bir düşünce değil, saldırının ana hedefleri” arasında olduğu belirtiliyor.

Yayınlanan raporda, sınırı aşan yüzlerce silahlı kişinin, sivillere yönelik kasıtlı ve ayrım gözetmeden saldırıda bulunduğu ifade ediliyor. Gözaltındaki kişilerin kasten öldürüldüğü de belirtiliyor.

Raporda cinsel şiddet, rehin alma, cesetlerin parçalanması ve yağma da dahil olmak üzere bu Filistinli örgütler ihlallerle suçlanıyor.

Hamas, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunun yalanlarla dolu olduğunu savundu ve özür talep etti.

7 Ekim’deki saldırılarda sınır bölgesindeki yerleşimlerin yanı sıra, çok sayıda askeri üs, iki müzik festivali ve bir plaj partisi hedef alındı. Ağırlıkla siviller olmak üzere 1200 kişi öldürüldü. 250’ye yakın kişi de rehin alınarak Gazze’ye götürüldü.

Hamas daha önce saldırılara ilişkin iç incelemesinde bazı hataların yapıldığını kabul etmişti. Örgüt bu hataların, İsrail güvenlik sisteminin hızlı şekilde yıkılması nedeniyle yaşandığını savundu.

Örgüt açıklamasında sivil ölümlerinin İsrail askerleri ile çatışma sırasında kazayla yaşandığını söyledi ve “Birçok İsraillinin ordu ve polis tarafından karışıklık içinde öldürüldüğünü” iddia etti.

İsrail medyasında da İsrail ordu birliklerinin sivilleri karışıklık içinde hedef aldığına dair haberler yer aldı.

İsrail’in 7 Ekim’e karşılık olarak başlattığı Gazze savaşında şu ana kadar 38 bin 790’dan fazla insan öldürüldü. Gazze Sağlık Bakanlığı açıklamalarında sivil-savaşçı ayrımı yapmıyor.

HRW’nin raporu, 7 Ekim saldırısı sonrası başlayan savaşa ilişkin ihlal iddialarını kapsamıyor.

‘Sivil nüfusa yönelik yaygın ve sistematik bir saldırı’

Çarşamba günü yayınlanan rapor 7 Ekim saldırısına tanık olan 144 kişiyle yapılan röportajların yanı sıra sosyal medyada yayınlanan veya HRW’nin uzmanlarıyla paylaşılan 280’den fazla fotoğraf ve videonun analizine dayanıyor.

Raporda, “Birçok yerde, Filistinli savaşçılar kaçmaya çalışan sivillere ve bölgede araç kullanan kişilere genellikle yakın mesafeden ve hedef alarak ateş açtı” deniliyor.

Raporda öne çıkan bazı bölümler şu şekilde:

“Evlere roketatar ateşlediler. El bombaları fırlattılar, güvenli odalara ve diğer barınaklara ateş açtılar. Bazı evleri ateşe verdiler, insanları yakarak, dumanla boğarak öldürdüler. Dışarı çıkmaya zorladıkları kişileri de yakaladılar ya da öldürdüler”

“Gazze’ye götürülmek üzere yüzlerce kişiyi rehin aldılar veya anında öldürdüler.”

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları saldırıyı yönetti ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), silahlı kişilerin başlarındaki bantlara ve sosyal medyadaki görüntülere dayanarak en az dört Filistinli silahlı grubun daha katıldığına dair güçlü kanıtlar bulunduğunu söylüyor.

HRW, Kudüs Tugayları, Ömer El Kasım Güçleri, Ebu Ali Mustafa Tugayları ve El Fetih hareketiyle bağlantılı El Aksa Şehitleri Tugayları’nın saldırıya katıldığını savunuyor.

HRW’nin raporunda sivil nüfusa yönelik yaygın ve sistematik bir saldırı gerçekleştirildiği ve bunun insanlık suçu anlamına geldiği sonucu açıklanıyor.

Raporda sivillerin öldürülmesi ve rehin alınmasının “planlanan saldırının temel amaçları arasında olduğu” savunuluyor ve “sonradan akla gelen veya ters giden bir planın sonucu olarak yaşanmış ya da münferit eylemler olarak gösterilemeyeceği” belirtiliyor.

‘Bazı iddialar konusunda daha ileri araştırmalar yapılması gerekiyor’

Hamas 7 Ekim’de sınır duvarının kolaylıkla aşılabildiğini ve birçok silahlı sivilin de İsrail tarafına geçebildiğini açıklamıştı. Rapor bu bağlamda “münferit eylemler” savunmasını reddederken “organize bir politika çerçevesinde insanlığa karşı defalarca suç işlendiğini” iddia ediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunda, bazı iddialar konusunda daha ileri araştırmalar yapılması gerektiği de vurgulanıyor. Bunlar arasında tecavüz, toplu katliam, ırksal, ulusal, etnik veya dini gerekçelerle şiddet gibi suçlar gösteriliyor.

Raporda, Hamas’tan alınan bir açıklama da yer alıyor.

Bu açıklamada örgüt, “uluslararası hukuka saygı göstermeye kararlı” olduklarını ve El Kassam Tugayları’nın “savaşçılarına sivilleri hedef almamaları yönünde verdiği talimatlar konusunda net olunduğunu” savunuyor.

Hamas ayrıca, ilk başta planlanan saldırıya dahil olmayan diğer silahlı grupların ve Gazze’den silahlı kişilerin katılımının da “sahada kaosa” yol açtığını savundu. Örgüt bu nedenle “askeri hedeflere karşı operasyon düzenleme planında” değişikliğe gidildiğini ve “çok sayıda hatanın” yaşandığını kaydetti.

HRW raporunda ise İsrailli sivillere zarar verme niyetinde olunmadığı yönündeki iddianın “doğru olmadığı”, saldırının ilk anlarından itibaren silahlı kişilerin sivilleri hedef aldığı savunuluyor.

Raporun yayınlanmasının ardından yapılan açıklamada Hamas şunları kaydetti:

“İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporundaki yalanları, işgal yanlısı açık önyargılar ile profesyonellikten ve güvenilirlikten uzak olan noktaları reddediyoruz. Raporun geri çekilmesini istiyor ve özür talep ediyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hrw-raporuna-gore-hamas-ve-filistinli-silahli-gruplar-savas-sucu-isledi/feed/ 0
Kahramanmaraş’taki deprem soruşturmasında kamu görevlilerine ilk kez soruşturma izni verildi https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-deprem-sorusturmasinda-kamu-gorevlilerine-ilk-kez-sorusturma-izni-verildi/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-deprem-sorusturmasinda-kamu-gorevlilerine-ilk-kez-sorusturma-izni-verildi/#respond Wed, 17 Jul 2024 08:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40159 KAHRAMANMARAŞ’ta yürütülen deprem soruşturmalarında ilk kez kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildi. Dulkadiroğlu Kaymakamlığı’nın izni sonrası 69 kişinin hayatını kaybettiği, 16 kişinin yaralandığı Güneşli Kocabaş Evleri’nin 7’nci bloğunun yıkılmasına ilişkin Dulkadiroğlu Belediyesi’nde görevli 3 kişi hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ ile ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlarından soruşturma başlatıldı.

Dulkadiroğlu ilçesindeki Güneşli Kocabaş Evleri’nin 7’nci bloğu, 6 Şubat 2023’teki depremlerde yıkıldı. Enkaz altında kalan 69 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı. 2019’da yaşamın başladığı apartmanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada binayı yapan şirketin ortaklarından Ökkeş Say (41), şantiye şefi Abdullah Üren (33) ile yapı denetim firmasında denetçilik yapan Tebernüş Özyurt (48) tutuklandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporunun ardından soruşturmasını tamamlayan savcı, Ökkeş Say, Abdullah Üren, Tebernüş Özyurt, Abdulkadir Tatar (75), Ahmet Say (46), Ali Taş (52), Kerim Sönmez (37), Mücahit Kır (34) ve Ökkeş Kır (48) hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,5’ar yıl hapis istemiyle iddianame düzenleyerek 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.

SAVCI, SORUŞTURMA İZNİ İSTEDİ

Savcı, bilirkişi raporunda tali kusurlu gösterilen dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Arzu Özaydın, elektrik elektronik mühendisi Öner Gürbüzel ile mimar Serap Binici’nin dosyasını ayırıp, haklarında ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ ve ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlarından soruşturma başlatmak için Dulkadiroğlu Kaymakamlığı’ndan izin istedi. Bunun üzerine kaymakamlıkta oluşturulan heyet, talebi değerlendirerek rapor hazırladı. Talebi inceleyen kaymakamlık; statik proje ve hesap raporlarında beton sınıfının C30/37 olarak hesaplandığı ancak beton basınç deney raporlarında ve yapı denetim tarafından hazırlanan beton döküm tutanaklarında beton sınıfının C25/30 olduğu, uygun malzeme kullanılmadığı, 16’ncı tabliyeye ait beton basınç deney raporunun bulunmadığını belirledi.

SORUŞTURMA İZNİ ÇIKTI

Dulkadiroğlu Kaymakamlığı; şüphelilerin statik hesabı etkileyecek ve projeye aykırı şekilde beton sınıfı kullanılmasına rağmen beton basınç deney sonuçlarını gerekçeleri ile yapı denetim kuruluşuna bildirmeyip, firmanın denetim hizmet bedeline ait hak edişlerini onaylayarak, yapı denetim yönetmeliğine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle 3 görevli hakkında soruşturma izni verip, kararı savcılığa gönderdi. İzin sonrası hala belediye görevli olan Arzu Özaydın, Öner Gürbüzel ile Serap Binici hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ ve ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlarından soruşturma başlatıldı.

‘ADALET YERİNİ BULACAK’

Binada eşi ve kızını kaybeden Filiz Besni, kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmasının önemli olduğunu belirterek, “Kamu görevlilerine soruşturma açılması, çok güzel oldu. Bu karar, bizleri çok memnun etti. İnşallah herkes cezasını çekecek, adalet yerini bulacak” diye konuştu. Deprem gecesi evli kızının yanında olduğunu, siteye geldiğinde enkaz ile karşılaştığını söyleyen Besni, “Elazığ depreminde binamız çok kötü sallandı; her yeri çatladı, çatlamayan hiçbir köşesi kalmadı. Bunu site yönetime bildirdik. Site yönetimi de belediyeye bildirdi. Belediye görevlileri geldi ve her tarafa baktı. Bütün bloklara baktı sadece bizim blokta çatlama olduğunu, binamızın da yerine oturduğunu söyledi. Ama gördük ki bu depremde ilk giden bizim binamız oldu. Binamız, Elazığ depreminde hasar almasına rağmen bize gönül rahatlığı ile ‘Oturabilirsiniz’ dediler. Şimdi bu depremde binamızın yıkılıp, 69 kişinin yaşamına sebep olanların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarastaki-deprem-sorusturmasinda-kamu-gorevlilerine-ilk-kez-sorusturma-izni-verildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi: İş Cinayetleri Artarak Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gamze-akkus-ilgezdi-is-cinayetleri-artarak-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gamze-akkus-ilgezdi-is-cinayetleri-artarak-devam-ediyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39433 (ANKARA) – 2013-2024 yılları arasındaki işçi ölümleri hakkında bir rapor hazırlayan CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, “2013’ten 2024 yılının ilk üç ayı arasında gerçekleşen iş cinayetleriyle ilgili hazırladığımız raporda, ülkemizde insan canının kıymeti olmadığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. 2013 yılında bin 235 iş cinayeti tespit edilirken 10 yıl sonra bu sayı yüzde 56 artarak bin 932’ye çıktı” bilgisini verdi.

CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, 2013-2024 yılları arasındaki işçi ölümlerinin detaylı verilerini içeren bir rapor hazırladı. “10 yıl 3 ayın katliamı” başlığıyla yayımlanan rapora göre bu süre içerisinde 21 bin 281 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

İşçi ölümlerinin yıl bazında ayrıntılı incelemesinin yapıldığı raporda iş kazası değil, iş cinayeti ifadesinin kullanılmasına ilişkin Dr. Akkuş İlgezdi, “Kaza ya da kader değil, yaşananların hepsi katliam. İş sağlığı kavramının değişmesi ve güncellenmesi gerekmekte. İş sağlığı kavramı işçinin değil, işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, karlılığını hedefleyen bir anlayışı ifade etmektedir. Oysa işçilerin sağlığı her türlü ekonomik çıkardan, büyümeden önce gelmelidir. Önceliğimiz emekçinin sağlığı ve güvenliği olmalıdır. İş kazalarının önlenebilir olduğu da bir gerçektir. Ufak tefek kar elde etmenin hırsıyla, devletin denetimsizliği ve görmezden gelmesiyle dünden bugüne iş cinayetleri hız kesmeden artmakta ve çocuk yaşa kadar düştüğü de görülmekte” değerlendirmesinde bulundu.

21 bin 281 işçi hayatını kaybetti

Raporda yer alan 2013 ve 2024 yıllarının değerlendirmesini yapan CHP İstanbul Milletvekili İlgezdi, “Son 11 yılda yaşanan iş cinayetleri şunu sorduruyor ‘Hangi savaşta bu kadar canı kaybediyoruz?’ elde edebildiğimiz rakamların içerisinde kayıt dışı çalışırken hayatını kaybeden emekçilerimiz, üstü örtülen iş cinayetleri yok buna rağmen; 2013 ve 2024 yılının ilk üç ayında yaşanan iş cinayetlerinde yitirdiğimiz emekçilerimizin sayısı 21.281. Bazı ülkelerin nüfusundan fazla emekçimizi yitirdik ve yitirmeye devam ediyoruz. Yılları değerlendirdiğimizde 2020 yılında iş cinayetlerinde 2427 işçi hayatını kaybetti. Türkiye tarihinde görülmemiş bir işçi kırımı yaşandı. COVİD-19 pandemisinde ülkemiz adeta emekçi öğütücü oldu, emekçinin sağlığını hiçe sayan çalışma koşulları insanımızı hayattan kopardı” ifadelerini kullandı.

“İşçi eve dönemedi”

İlgezdi, “AKP iktidara geleli 20 yılı geçti. Bu dönemde “Büyük Türkiye”, “Yeni Türkiye”, “Yerli ve Milli Ekonomi” gibi birçok söylemle neoliberal işçi karşıtı politikalar hayata geçirildi. Patronların yüzü gülerken ücretler eridi, sendikal hareket ve genel anlamda emek hareketi zayıflatıldı, grevler yasaklandı, kentler rant alanı haline getirildi, doğa talan edildi ve binlerce işçi işyerlerinden eve geri dönemedi. AKP iktidarının ‘Yeni Türkiye’sinde’ iş cinayetleri rekor seviyelere ulaştı” dedi.

“Emeğin ve emekçinin hakkını, sağlığı ve güvenliğini korumak birincil öncelik olmalıdır”

2023 yılında ülkemizin tamamını derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli deprem hakkında değerlendirmelerde bulunan İlgezdi, şunları kaydetti:

“6 Şubat depremleri ülkemizi derinden etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor aslında. Kahramanmaraş’ta deprem sonrası ağır hasar alan tencere, tabak üreten metal fabrikasında patronun görevlendirmesiyle ürünleri çıkarırken ‘önce iş güvenliği’ yazan tabelanın çökmesi sonucu kolon ve tavanın altında kalan iki işçi hayatını kaybetti. Tabi değinilmesi gereken bir konu daha var. Deprem sonrası yıkım ve bina inşaatlarında sık sık işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uyulmadığını gözlemlenmektedir.

Halen deprem bölgesinde yıkım ve yapım aşamaları devam ederken yıkım, enkaz kaldırma, depolama ile tekrar gündeme gelen asbest sorunu esasen yıllardır özellikle kentsel dönüşümle birlikte bir işçi-halk sağlığı sorunu olarak karşımızda duran ve üzeri örtülen bir konudur. Emeğin ve emekçinin hakkını, sağlığı ve güvenliğini korumak birincil öncelik olmalıdır.”

En fazla iş cinayeti İstanbul’da

lgezdi, “2013 yılından 2024 yılının ilk üç ayında yaşanan iş cinayetlerine baktığımızda iş cinayetlerinde açık ara olarak İstanbul, Soma faciasının yaşandığı 2014 yılı dışında her yıl birinci sırada yer alıyor. İkinci ve üçüncü sıradaki iller yıllara göre değişiklik gösteriyor” açıklamasını yaptı.

İş cinayetlerinde Türkiye, Avrupa birincisi

Rapordaki çarpıcı verilerden biri de Türkiye’nin Avrupa birincisi olması. Raporda Dr. Akkuş İlgezdi, “AB’nin resmi istatistik kurumu Eurosat ve SGK’nın verilerine göre en fazla iş cinayetlerinin yaşandığı ülke Türkiye. Dünyada iş sağlığı ve güvenliği açısından yeni önlemler alınmaya devam edilirken Türkiye’de iş kazalarının artarak devam etmesi bu konunun gündemden düşmemesine neden oluyor. 2018 yılı AB ülkeleri arasında en fazla ölümcül kazanın yaşandığı ülke 615 ile Fransa oldu. 2018 yılında ülkemizdeki iş cinayetlerinde hayatını kaybeden kişi sayısı ise 1541” ifadelerini kullandı.

Raporda yıllara göre yaşanan iş cinayetleri sayısı şöyle:

  • 2013 yılında en az 1235 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2014 yılında en az 1886 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2015 yılında en az 1730 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2016 yılında en az 1970 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2017 yılında en az 2006 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2018 yılında en az 1923 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2019 yılında en az 1736 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2020 yılında en az 2427 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2021 yılında en az 2170 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2022 yılında en az 1843 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2023 yılında en az 1932 işçi yaşamını yitirdi.
  • 2024 yılının ilk 3 ayında en az 425 işçi yaşamını yitirdi.
]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gamze-akkus-ilgezdi-is-cinayetleri-artarak-devam-ediyor/feed/ 0
Polat çiftinin avukatlarından ”Linç kampanyasını sona erdirin” çağrısı https://www.haber60.com.tr/polat-ciftinin-avukatlarindan-linc-kampanyasini-sona-erdirin-cagrisi/ https://www.haber60.com.tr/polat-ciftinin-avukatlarindan-linc-kampanyasini-sona-erdirin-cagrisi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:54:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39388 Kara para aklama, vergi kaçırma ve örgüt kurma suçlarından tutuklu bulunan Dilan ve Engin Polat çiftinin avukatlarından açıklama geldi. Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Polat çiftinin haksız yere hapiste oldukları ifade edilerek 657 sayfalık Nihai Aklama Ön Raporu’nda örgütsel faaliyetlere ilişkin bir delile ulaşılamadığı ve gelirlerin meşru yollardan elde edildiği belirtildi.

“3 SUÇU İŞLEMEDİKLERİ AÇIKÇA ORTADA”

Açıklamada “İlk olarak, Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet Suçu’ndan dosya tefrik edilmiş ve tüm şüpheliler hakkında tahliye kararı verilmiştir. Bahse konu soruşturma dosyası halen derdesttir. Sayın savcılık makamı tarafından Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu, Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu (Kara Para) ve Yasa Dışı Bahis Suçu (7258 Sayılı Kanuna Muhalefet) olmak üzere üç ayrı suçtan sanıkların cezalandırılması istemiyle iddianame tanzim edilmiştir ve gelinen aşamada 4 Eylül 2024 tarihinde İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dosyanın ilk duruşması yapılacaktır. İddianame içeriği ve dosyadaki somut deliller, müvekkillerin halihazırda tutuklu olduğu bu üç suçun işlenmediğini açıkça ortaya koymasına rağmen, kamuoyuna bilinçli olarak yanlış bilgiler servis edilmiştir.” ifadeleri yer aldı.

“KAMUOYUNDA BELİRTİLENLER GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

Müvekkillerin bahse konu suçları işleyip işlemedikleri hususunun detaylıca araştırıldığını ve 11.06.2024 tarihinde Masak tarafından 657 sayfalık Nihai Aklama Ön Raporu sunulduğu ifade edildi. Bahse konu raporun; 609. sayfasında; örgütsel faaliyetlere ilişkin bir delile ulaşılamadığı. 613. sayfasında; gelirlerin meşru yollardan elde edildiği, Yine aynı sayfada, kamuoyunda belirtilenin aksine, aslında kara para aklandığı yönündeki iddiaları mevcut imkanlar ve ulaşılan veriler doğrultusunda gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği vurgulandı.

“NİHAİ RAPOR DEĞİL, MASAK 1’NCİ RAPORU SERVİS EDİLDİ”

Açıklamanın devamında ise “Görüldüğü üzere, Nihai Aklama Ön Raporu’nda müvekkillerin halihazırda tutuklu olduğu diğer üç suçun oluşmadığı açıkça belirtilmiştir. Ancak üzücüdür ki kamuoyuna bu açık tespitlerin yer aldığı Nihai Rapor değil, savcılık makamının üstünlük tanıdığı MASAK 1. Rapor servis edilmiştir. Bu raporda aklama suçuna İlişkin eylemler olabileceği belirtilmiş ve 2. Raporda ise bu tarz eylemlerin olup olmadığına dair araştırma yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Ve nihayetinde yapılan araştırmalar sonucunda Nihai Aklama Raporu tanzim edilmiş ve bu raporda örgütsel faaliyetin olmadığı, gelirlerin meşru yollardan elde edildiği ve kara para aklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir.” dendi.

“LİNÇ KAMPANYASININ SON BULMASINI TALEP EDİYORUZ”

Müvekkilleri hakkında yürütülen linç kampanyasının son bulmasını isteyen avukatlar, son olarak “Vurun abalıya anlayışı ile lekelenmeme hakkının pervasızca ihlal edildiği, gerek soruşturma yöntemiyle ve gerekse de toplanan delilleri ile ileride hukuk fakültelerinde pratik ders olarak anlatılacak bu dosyada, suçu işlemediği sabit olan müvekkillerimiz için yürütülen bu linç kampanyasının artık son bulmasını talep ediyoruz. Dosyanın avukatları olarak, suçun işlenmediğine dair raporlara rağmen yalnızca soyut ve asılsız tanık beyanları ile halihazırda tutuklu kalmaya devam eden müvekkillerimizin, aylardır süren haksız tutukluluğun derhal son bulması için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğimizi bildiriyor, yargılama sürecine herkesin saygılı davranmasını temenni ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/polat-ciftinin-avukatlarindan-linc-kampanyasini-sona-erdirin-cagrisi/feed/ 0
Zonguldak’ta okul servisi kazası davasında araç sahibi aracın iadesini istedi https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-okul-servisi-kazasi-davasinda-arac-sahibi-aracin-iadesini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-okul-servisi-kazasi-davasinda-arac-sahibi-aracin-iadesini-istedi/#respond Sat, 06 Jul 2024 05:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37742

ZONGULDAK’ta Büşra Akın’ın (14) hayatını kaybettiği, 18 öğrenci ile sürücü Fikret Bayrak’ın (68) yaralandığı okul servisi kazası davasında araç sahibi Ramazan Atmaca, aracın kendisine iadesini istedi. Mağdur avukatı talebin reddini istese de mahkeme heyeti, gerekli raporların alındığını ve incelemelerin tamamlandığını ifade ederek, midibüsün sahibine iadesine ve üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verdi.

Kaza, 14 Aralık 2022’de Çatalağzı beldesi Trafo Caddesi’nde meydana geldi. Fikret Bayrak’ın kullandığı 67 AT 873 plakalı öğrenci servis midibüsü, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu 50 metreden uçuruma yuvarlandı. Kazada Büşra Akın hayatını kaybetti, sürücü ile 18 öğrenci yaralandı. Kalp krizi de geçiren sürücü Bayrak, tedavisinin ardından taburcu oldu. Gözaltına alınan Bayrak ile araç sahibi Ramazan Atmaca, tutuklandıktan bir süre sonra serbest bırakıldı. Fikret Bayrak, Ramazan Atmaca ve babası Müslüm Atmaca hakkında ‘taksirle bir kişinin ölümüne ve birden çok kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İtirazlar sonrası tutuklanan Bayrak ile Ramazan Atmaca, bir süre sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kaza sonrası ayrıca Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Yıldız ve Şube Müdürü Mustafa Yılmaz da görevden alındı.

KAMU GÖREVLİLERİNE DE DAVA AÇILDI

Olayın ardından haklarında soruşturma izni verilmeyen bazı kamu görevlileri için aileler, itiraz etti. İtirazın kabulünün ardından kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlileri hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Taşımalı Eğitim Muayene Kabul Komisyon Başkanı Mustafa Yılmaz (46), Şef M.S. (37) ve Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni K.B. (42) hakkında ‘Doğrudan Temin Sözleşmesi’nin imzalama aşamasında araca ve sürücüye ait belgelerin kontrol ve denetiminde kusurlu olduğu, görevlerini yerine getirmedikleri belirtildi. Karayolları 156’ncı Şube Şefi S.A. (38) hakkında soruşturma izni verildi. S.A.’nın ‘yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayolunda can ve mal güvenliği yönünden gerekli tedbirleri almaması nedeniyle görevinin gereklerini yerine getirmediği’ gerekçesiyle kusurlu olduğu belirtildi. Toplamda 7 kamu görevlisi hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan 2 yıla kadar hapis istemiyle ayrı dava açıldı. Dava 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilerleyen tarihlerde görülecek.

Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ramazan Atmaca, babası Müslüm Atmaca ve sürücü Fikret Bayrak ile 2 mağdur öğrenci ve taraf avukatları hazır bulundu.

‘ARAÇTA GÜVENLİĞİMİZ YOKTU’

Kazadan yaralı kurtulan ve ilk kez mahkemede ifade veren Senanur Oruç (18), “Sanıklardan şikayetçiyim. Kaza sırasında ağır hasar aldığım için o ana ilişkin pek bir şey hatırlamıyorum. Kazadan sonra tedavim hala bitmedi. Ameliyat oldum ağrı ve acılarım devam ediyor. 2 yıldır servis aracını değiştirmeye çalışıyorduk. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe yazmıştık. Ancak hiçbir şekilde dönüş yapılmadı. Servis aracı gitmemesi gereken ve trafiğe kapalı yollarda gidip geliyordu. Araçta hiçbir güvenliğimiz yoktu. Emniyet kemeri takamıyorduk, bozuktu. Çekince gelmiyordu. Çoğu koltuk da kırıktı” dedi. Sanık avukatının sorusu üzerine Oruç, sigorta şirketi tarafından tazminat ödendiğini söyledi.

‘SANIKLAR TUTUKLU YARGILANMALI’

Sanık Fikret Bayrak için kaza anında kalp krizi geçirip geçirmediğine dair adli tıp raporu beklenirken, rapor alınmasına gerek olmadığını ifade eden bazı mağdurların avukatı, “Olaya hastalığın sebebiyet vermesi mümkün değil. Şoför kazadan sonra aklıselim orada oturuyor. Daha sonra diğer yaralılarla birlikte hastaneye gidiyor. Bu yüzden rapor alınmasının düşünülmemesini talep ediyoruz. Yargılamanın tutuklu devam etmesi talebimizi yineliyoruz. Sanıklar tutuklu yargılanmalı” dedi.

‘GÜZERGAH DIŞINA ÇIKMA ŞANSIMIZ YOK’

Güzergah dışına çıkma iddialarını reddeden araç sahibi Ramazan Atmaca, “İddia edildiği gibi güzergah dışına çıkma şansımız yok. Milli Eğitimin belirlediği yoldan gidiyoruz” diye konuştu.

‘ARAÇ İADE EDİLSİN’

Sanık avukatı, “Servis aracı, emniyet otoparkında yatmaktadır. Müvekkilim yazdığı dilekçede aracın iadesini talep etmiştir. Dilekçeyi tekrarlayarak aracın müvekkile iadesini talep ediyoruz” dedi.

’19 ÖĞRENCİYİ UÇURUMDAN ATMIŞLAR’

Tekrar söz alan mağdur avukatı, “Bu sıradan bir trafik kazası değil. Öğrencilerin 2 sene ‘bunu değiştirin’ şeklinde talepler var. Yani kaza geliyorum demiş, 19 öğrenciyi uçurumdan atmışlar. Olayda infial oluştu, infial bile soğumadan tahliye edildiler. Aracın iadesine de karşıyız. Göz göre göre hurda bir araç kullandığı için kaza meydana gelmiştir. Bu nedenle aracın sanığa iadesi talebini reddederiz” ifadelerini kullandı.

ADLİ TIP RAPORU BEKLENECEK

Mahkeme heyeti, bilirkişi incelemesinin tamamlandığı ve gerekli raporların alınmasını dikkate alarak servis midibüsünün sahibine iadesine karar verdi. Dava, Fikret Bayrak’ın Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek rapor sonucunun beklenmesi için ileri bir tarihe ertelendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-okul-servisi-kazasi-davasinda-arac-sahibi-aracin-iadesini-istedi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu’nda ‘Sığınmacı’ tartışması https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-siginmaci-tartismasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-siginmaci-tartismasi/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:12:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37251

TBMM Genel Kurulu’nda CHP’nin Meclis Başkanlığına sunduğu, ‘AKP İktidarlarının Suriye ve Sığınmacı Politikalarının Ülkemizde Neden Olduğu Toplumsal Sorunların Araştırılması ve Alınacak Önlemlerin Belirlenmesi’ başlıklı araştırma önergesinin görüşüldüğü sırada DEM Parti, CHP milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında tartışma çıktı. Tartışmaların sürmesi üzerine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime 15 dakika ara verdi. Aranın ardından oylanan önerge, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

TBMM Genel Kurulu, ‘Türk Sivil Havacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. Parti gruplarının Meclis Başkanlığına sunduğu önergeler bölümünde CHP’nin, ‘AKP İktidarlarının Suriye ve Sığınmacı Politikalarının Ülkemizde Neden Olduğu Toplumsal Sorunların Araştırılması ve Alınacak Önlemlerin Belirlenmesi’ başlıklı araştırma önergesinin görüşüldüğü sırada DEM Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında, ‘sığınmacı’ tartışması yaşandı. Önerge üzerine partisi adına söz alan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Şimdi, bakın, 6-7 Eylül olaylarının bir benzeri yapılıyor. Şu çocuğun cinayetinde parmağınız var ey iktidar. İktidar yalnız değil, Ümit Özdağ’a da söylüyorum, sorumsuz söylemleri, kim olursa olsun, iktidarıyla muhalefetiyle sorumsuz söylemler. Can gidiyor ya can. Bu can geri gelmez arkadaşlar. Ne yapıyor Göç İdaresi, İçişleri Bakanlığı’na bağlı. Soruyorum, ya gidip Kayseri’de bir rapor çalışması yaptın mı? ‘Sadece sığınmacıları gönderiyoruz, şu kadar gönderdik, elimize sağlık’ diyorsun. Ya, insanlar linç ediliyor ya, katliam var” ifadelerini kullandı.

‘BİZ HANGİ CHP’YE İNANACAĞIZ’

Önerge adına partisi adına söz alan AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşlerine ilişkin verileri paylaştı ve CHP’nin Sığınmacı Raporu’nda yer alan ifadeleri gündeme getirdi. Uslu, “Bakın, CHP’nin hazırladığı bir rapor var. Bu raporu okuyorum size, kimler olduğunu göreceksiniz. ‘1951 Cenevre Sözleşmesi’nin koyduğu çekinceyi kaldırmalı.’ Dünyanın neresinden gelirse gelsin herkese mülteci hakkı verelim, 5 yıl sonra vatandaş yapalım demektir. Biz geçici koruma statüsünü devam ettiriyoruz. Oraya şirin görünmek için rapora bunu yazıyorsunuz. Bakın, raporunuzda ne yazıyorsunuz? ‘Açık kapı politikası uygulanıyor ama yetersiz,’ sayfa 145, bunu CHP raporunda söylüyor. ‘Mültecilere sağlanan hizmetler yetersiz’ bunu siz söylüyorsunuz. Bu mu yerlilik? Bu egemen güçlerin vekili olmak, biz güvenli bölgeye dönüşle ilgili çalışma yapıyoruz, siz güvenli bölgeye destek vermiyorsunuz, bununla ilgili tezkerelere destek vermiyorsunuz. Raporunuz başka, söyleminiz başka; biz hangi CHP’ye inanacağız, kime inanacağız? Çünkü bu rapor bir yerlere şirin gözükmek için yazıldı. Keşke bu raporu okusaydınız. Biz okuduk, istifade ettik” diye konuştu.

‘BU MİLLETTEN ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ’

Uslu’nun açıklamaları üzerine kürsüye gelen CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, “Öyle birtakım iftiralar atarak, birtakım karalar çalarak bütün bu yıkımı muhalefetin üstüne yükleyemezsiniz. Sorumluluğunuzun farkında olacaksınız, bu milletten özür dileyeceksiniz. Türkiye’yi bir sığınmacı deposu haline getirdiniz. Suriyeliden, Iraklıdan, Afganlıdan, Pakistanlıdan geçilmiyor İstanbul’un caddelerinde. Türkiye büyük bir güvenlik kaosuyla karşı karşıya, daha birkaç yıl önce İstanbul’da eğlence merkezlerinde büyük saldırılar olmadı mı yabancılar tarafından yapılan? Terör saldırıları Taksim’in göbeğinde gerçekleşmedi mi? Bu insanlar hakkında hangi incelemeler vardı, bu insanlar Türkiye’ye nasıl geldiler? Bu olayın sizin Orta Doğu politikanızla, Suriye politikanızla, sığınmacı politikanızla bir bağlantısı yok mu? Bütün bunlar ortada duracak, bizi suçlayacaksınız ha. Yazıklar olsun” dedi.

‘KAYSERİ’DE DEDİKODULAR ÜRETİLDİ’

Gergerlioğlu’nun açıklamaları üzerine söz alan AK Parti Kayseri Milletvekili Cahid Cıngı, “Sayın Gergerlioğlu, çok doğru tespitlerde bulundu. Solingen’de yanan Türk evleri için biz neler hissediyorsak burada yapılan haksız ve gayri adil uygulamalar için de aynı şeyi hissetmek zorundayız ama objektifliğinize halel gelmesini istemiyorsanız hadisenin tamamına doğru bakmanız lazım. Orada insanlar arasında bir şayia yayıldı ve bazı tahrikçi gruplar, ‘Çocuk Türk çocuğu, ciğeri patlatıldı, öldürüldü, tecavüz edildi’ falan gibi bir dedikodu ürettiler, insanları tahrik etmek için. Sayın Valimiz Gökmen Çiçek ve Emniyet Müdürümüz çıkıp bu çocuğun Suriyeli bir çocuk olduğunu ama Suriyeli dahi olsa çocuk çocuktur, bu suç dünyanın her yerinde aynı sıkıntıyı doğurur ve aynı şekilde cezalandırılmalıdır dediler” değerlendirmesinde bulundu.

Cıngı’nın sözleri üzerine CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Emniyet Müdürü’nün yazılı açıklaması olduğunu söylerken AK Parti’li milletvekilleri tepki gösterdi.

‘KAYSERİ’DEKİ OLAYLAR PROVOKASYONDUR’

Meclis Başkanvekili Bozdağ’ın, Cıngı’nın açıklamasının ardından muhalefet milletvekillerine söz hakkı taleplerini karşılamayıp AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu’ya söz vermesi tartışmalara neden oldu. Uslu bu esnada kürsüye gelerek, “Suriye’den, ‘Gelenlere mülteci statüsü verelim’ diyen sizsiniz, vermeyen biziz. Biz geçici koruma verdik. Neden? Çünkü biz dedik ki, er geç onlar kendi ülkelerine dönecekler. Onun için statülerini değiştirmedik. Biz güvenli bölgeyi oluşturduk, kaynak ülkede güvenli bir alan oluşturduk, güvenli ve gönüllü gidiş süreçleri oluşturduk. Sonra da siz diyorsunuz ki, ‘O bölgede güvenli bölge oluşmasın, tezkereye oy vermeyelim’ Neden? Kimin baskısıyla diyorsunuz, kiminle beraber hareket ediyorsunuz? Bunları değerlendirmeden, burada bizim milli olmadığımızı söylemeniz çok yanlıştır. 7 milyon insan dünyaya dağılmış Suriye’den. Bakın, 7 milyon, 3,1 milyonu Türkiye’de. Bunun dışında, 1,3 milyonu Ürdün’de, Irak’ta. Ortada bir sorun var, bu sorunu çözme konusunda irade gösterelim. Bizim güvenli bölgede yaptığımız iş, bir taraftan insanidir, diğer taraftan kendi ülkemizin birliğini, dirliğini, esenliğini koruma faaliyetidir. Teröre karşı ortaya koyduğumuz bir çalışmadır. Bakın, Kayseri’deki olay da bir göç meselesi değildir, bir provakasyondur. Bir tarafta Arap düşmanlığı, bir tarafta Türk düşmanlığı körüklensin, Türkiye oradan çıksın, teröristan olsun orası. Biz buna izin vermeyiz” ifadelerini kullandı.

‘ALLAH’TAN KORKMUYOR MUSUNUZ YA’

Uslu’nun ardından AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, kürsüye yönelen DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na, ‘Germe Sayın Gergerlioğlu’ şeklinde seslendi. Gergerlioğlu, ‘Vallahi siz yalan söylerseniz, ben gererim’ şeklindeki sözlerine AK Parti sıraları tepki gösterdi. Gergerlioğlu, “Bakın, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, bölgeye gelerek halkı sakinleştirmeye çalıştı. Aydın, ‘Tepkinizi gösterdiniz, sizi anladık, mesajınızı aldık. Bundan sonra yapacağınız her türlü hareket sizinle ilgili konulara dönecek. Buradaki mağdur şahıs Türk değil, yani tecavüz edilen Türk değilmiş, sakin olun’ diyor. Yahu, bütün her yerde yazdı, Yıldıray Oğur’un yazısını da oku, diğer ajansların yazını da oku. ya Allah aşkına, burada inkar ederek bir yere varamazsınız. Bakın, ben size diyorum, şu anda Kayseri’de sığınmacılar evlerinden çıkamıyor ya, evlerinden çıkamıyor. Yani, insaf sahibi Kayserililer onlara yemek götürüyor. Ben, herkesi itham etmiyorum, provakatörlerin Allah belasını versin. O, evlerinden kaç gündür çıkamayan sığınmacılara yemek getirenlerden Allah razı olsun. Eğriye eğri doğruya doğru söylüyorum ama burada vebalin en büyüğü iktidardadır. Çünkü bütün bu yanlış politikaları yapan siz oldunuz arkadaşlar. 13 yıl boyunca, ‘Zalim Esed’ diyen kimdi ya? Şu anda, ‘Sayın Esed’ diyen kim? Allah’tan korkmuyor musunuz ya” diye konuştu.

Gergerlioğlu’nun konuşmasına, AK Parti milletvekilleri, ‘Yalan söylüyorsun,’ ‘Hayatın yalan,’ ‘Bağırarak konuşuyorsun’ şeklinde karşılık vermesiyle milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşandı.

BİRLEŞİME 15 DAKİKA ARA VERİLDİ

Genel Kurul’da tartışmaların sürmesi üzerine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime 15 dakika ara verdi.

ÖNERGE REDDEDİLDİ

Genel Kurul, birleşime verilen 15 dakikalık aranın ardından yeniden toplandı. Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, CHP Grubu’nun sunduğu önergeyi oyladı. Önerge, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-siginmaci-tartismasi/feed/ 0
KOSAM, Akredite Göçmen Çalışma Vizesi Raporunu Paylaştı https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/ https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:33:58 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36358 Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Akredite Göçmen Çalışma Vizesi raporunu kamuoyu ile paylaştı. KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı ve Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Lütfi Can Başaran, rapor hazırlanırken gelişmiş ülkelerin göçmen işçi politikalarının analiz edildiğini ifade ederek, ” Türkiye’nin küresel kalkınma perspektifine uyumlu olarak yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

KOSAM, “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Çalışma Vizesi: Bir Model Önerisi” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Türk iş dünyasının uzun süredir gündeminde olan ve özellikle sanayi, inşaat ve tarım sektörlerinde kritik noktaya gelen kalifiye işçi arayışına çözüm niteliği taşıyan rapor, aynı zamanda ülkemizdeki geçici koruma statüsündeki göçmenleri de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizin sosyo-politik gündemiyle birleştirerek hazırlanan “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Vizesi: Bir Model Önerisi” raporu, ekonomi güvenliğini önceliklendirerek işletmelerin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Paylaşılan rapor; sonuç odaklı pratik çözümlerle, nitelikli ve kalifiye göçmenlerin farklı değerlendirilmesi gerektiğini ve planlamanın buna uygun yapılması önceliğini savunuyor.

Göç politikasının, ülkenin geleceğinde ve şekillenen yeni dünya düzeninde önemli rol oynayacağını kaydeden KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Can Başaran raporla ilgili şu ifadelere yer verdi:

“Raporumuzda göçmen işçi istihdamının geçmişini, bugünü ve geleceğini, farklı ülkelerde uygulanan çalışma vizesi ile kart modellerini ele aldık. Göçmen işgücü, gelişmiş ülkelerin ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Türkiye ise yüksek nitelikli ve kalifiye yabancı çalışanlar için büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin küresel işgücü piyasasında rekabeti artırmaya yönelik özgün politikalar üretmesi gerektiğini biliyoruz. Raporumuzda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu işgücünü ‘yüksek nitelikli’ ve ‘kalifiye’ olarak iki başlık altında sınıflandırarak konuyu inceledik. Bu sayede önerdiğimiz modeller için çok daha verimli ve uygulanabilir sonuçlar elde ettik. İnşaat, sanayi ve tarım ülkemiz ekonomisinin bel kemiğini oluşturan en önemli sektörler. Kalifiye işçi açığı, bu sektörlerin varlığı ve gelişimlerine darbe vuruyor; sektörel yavaşlamalar ise ülke ekonomimizde ciddi ihracat kayıpları yaşatıyor. Tam da bu sebeplerle Akredite Göçmen İşçi Vizesi modelimiz ekonomi güvenliği için de önemli bir çözüm sunuyor.”

“Ela Kart kalifiye işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirildi”

Lütfi Can Başaran, göçmen işçi vizesi modellerinin detaylarını açıklarken, her bir modelin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal dinamiklerine nasıl uyum sağlayacağına da değindi. Başaran; “Ülkemizde hali hazırda mevcut olan Turkuaz Kart uygulaması genişletilmeli ve güncellenmelidir. Turkuaz Kart ile odaklanılan yüksek nitelikli işgücü modelinin bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında ülkemize katkı sağlayacak profesyonelleri çekmek için ideal bir uygulama olduğu kanısındayız. Ela Kart ise bu karttan farklı olarak kalifiye işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla projelendirildi. Bu model özellikle ara eleman açığını kapatarak, iş dünyasında verimliliği artıracak. Puan temelli sistem, her iki alandaki ihtiyaçlara esnek ve sürdürülebilir yanıtlar vererek, sektörlerin talep ettiği niteliklere sahip göçmen işgücünü, hızlıca ülkemize kazandıracaktır” dedi.

Göçmen işçi entegrasyonunun sadece ekonomik faydalar sağlamakla kalmayıp, kültürel zenginlik ve sosyal uyum açısından da önemli olduğunu vurgulayan Başaran; “Göçmenlerin ülkemize uyum sağlaması ve burada kendilerini güvende hissetmeleri, toplumsal barış ve dayanışma için kritik öneme sahip. Bu nedenle, eğitim programları ve sosyal destek mekanizmalarının geliştirilmesini de önemsiyoruz” dedi. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/feed/ 0
Memur-Sen, Vergi Sistemi İçin Çözüm Önerilerini Açıkladı https://www.haber60.com.tr/memur-sen-vergi-sistemi-icin-cozum-onerilerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/memur-sen-vergi-sistemi-icin-cozum-onerilerini-acikladi/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35982 Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ‘Adil, Makul ve Sürdürülebilir Vergi Sistemi’ adı altında vergi sistemine yönelik çözüm önerilerini içiren bir rapor yayımladı.

Memur-Sen Konfederasyonu, hazırlanan ‘Adil, Makul ve Sürdürülebilir Vergi Sistemi’ adlı raporu düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, vergide adaletin bir sosyal adalet meselesi olduğuna dikkati çekerek, “Vergide adalet olmadan toplumsal barış ve adalet olmayacağı açıktır. Ancak ülkemizde mevcut vergi sisteminin ağırlık merkezini gelire göre vergilendirme yerine toplumun tümünün vergilendirilmesi oluşturmaktadır. Vergi sistemimizin ağırlık merkezini oluşturan dolaylı vergiler eliyle, başta sabit gelirliler olmak üzere geliri olsun ya da olmasın toplumun bütünü vergilendirilmektedir. Neoliberal politikaların sonucu olarak ilaçtan suya, ekmekten bebe mamasına en temel ihtiyaçlar için bile gelir durumuna bakılmaksızın vergilendirme yapılması insani/adil olmadığı gibi, gelir durumuna bakılmaksızın vergilendirme uygulaması zenginle fakirin aynı vergiyi vermesine neden olması bakımından da adil değildir” dedi.

Gelir artışından daha fazla gelir vergisi artışının alım gücünü düşürdüğünü vurgulayan Tonbul, “Mesela, kamu görevlilerinin maaş-ücret artışlarına yüzde 20 zam yapıldığını varsayalım. Asgari ücret tutarındaki vergi muafiyeti sabit kalacağı için yapılan zam hem enflasyon ile hem de matrah artışına bağlı olarak yüzde 20 ve yüzde 27 gelir vergisi dilimine girerek eriyecektir. Gelir artıyormuş gibi gözükse de gelir artışından daha fazlası eline geçmeden alınacaktır” şeklinde konuştu.

“Adil ve etkili bir vergi sistemi, bütünlüklü bir vergi politikasının hayata geçirilmesiyle mümkündür”

Adil vergilemenin öncelikle mali güçle orantılı bir vergilendirmeyi amaçlaması gerektiğini ifade eden Tonbul, “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasını, herkesin kazancına göre vergi ödemesini, emekle elde edilen gelirlerden sermayeden sağlanan aynı miktar gelire göre daha düşük oranda vergi alınmasını, asgari ücretin gelir vergisinden istisna tutulmasını, artan oranlı vergilendirmeyi, medeni durum, engellilik ve yaşlılık gibi kişilerin durumunun dikkate alınmasını ve bunlar gibi diğer adaleti sağlayıcı ilkeleri gerektirir. Nitekim kalkınma ve büyüme politikalarını güçlendirecek, istihdamı ve ihracatı artıracak, geçim derdindeki sabit gelirlilerin bütçesinde yüke dönüşmeyecek adil ve etkili bir vergi sistemi, hayatın her alanını gözeten bütünlüklü bir vergi politikasının hayata geçirilmesiyle mümkündür” diye konuştu.

Vergi sistemi önerisi raporlarının bir makro politika çerçevesi olan yeni nesil bir vergi mimarisi önermekte olduğuna dikkat çeken Tonbul, “Raporda da savunduğumuz üzere vergide adalet; sabit gelirlilerin kahir ekseriyetini oluşturduğu geniş toplum kesimleri üzerine yıkılmış vergi yükünü azaltmak, gelir durumuna göre vergilemeyi tesis etmekle mümkündür” dedi.

“Vergi gelirinde doğrudan vergilerin payı artırılmalı, dolaylı vergilerin payı azaltılmalıdır”

Tonbul, hazırladıkları raporda öne çıkan önerileri ise şu şekilde sıraladı:

“Vergi gelirinde doğrudan vergilerin payı artırılmalı, dolaylı vergilerin payı azaltılmalıdır. Doğrudan vergilerin azalmasına ve dolaylı vergilerin artmasına neden olan kurumlar vergisindeki istisna, af ve benzeri uygulamalar sonlandırılmalıdır. Bütüncül ve birbirini tamamlayan bir yapı tesis edilerek vergi toplamadaki etkinlik artırılmalı, vergi kayıp kaçağı engellenmeli, kayıt dışılık önlenmelidir. Vergi gelirlerinin düşmesine neden olan kayıt dışı ekonomi, vergi kaçakçılığı ve vergi dolandırıcılığı ile daha etkin mücadele edilmelidir. Zorunlu tüketim ve ihtiyaç ürünleri ÖTV/KDV dışına çıkarılmalıdır. KDV ve ÖTV günün ekonomik koşullarına göre güncellenmeli ve oranlar düşürülmelidir. Ücretlerden alınacak gelir vergisi için matrahlar ekonomik şartlara uygun olarak artırılmalıdır. Başta kamu görevlileri olmak üzere ücretlilerden alınan gelir vergisi dilimleri yüzde 5, 10, 15 şeklinde revize edilmelidir. Ücretlerden kesilen damga vergisi kaldırılmalıdır.”

Tonbul, raporun vergi sisteminin ihtiyaç duyduğu iyileştirmelere ve vergide adaletin tesisine önemli katkılar sunacağına inandıklarını belirtti. Toplantı, Tonbul’un konuşmasının ardından raporu hazırlayan Prof. Dr. Mustafa Çolak’ın sunumuyla devam etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/memur-sen-vergi-sistemi-icin-cozum-onerilerini-acikladi/feed/ 0
Mardin Tabip Odası: Yangına havadan müdahale edilmemesi ve yanık tedavi ünitesinin olmaması can kayıplarını artırabilir https://www.haber60.com.tr/mardin-tabip-odasi-yangina-havadan-mudahale-edilmemesi-ve-yanik-tedavi-unitesinin-olmamasi-can-kayiplarini-artirabilir/ https://www.haber60.com.tr/mardin-tabip-odasi-yangina-havadan-mudahale-edilmemesi-ve-yanik-tedavi-unitesinin-olmamasi-can-kayiplarini-artirabilir/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:06:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35563 (MARDİN) – Mardin Tabip Odası tarafından, Diyarbakır-Mardin arasında üç gün önce çıkan yangına ilişkin hazırlanan ön raporda, “Yangının gece meydana gelmiş olması ve bazı yerleşim yerlerine ulaşımın zorluğu gibi sebeplerle karadan müdahalenin yetersiz kaldığı, yangına havadan müdahale edilmemesinin ve ilimizde yanık tedavi ünitesi bulunmaması sebebiyle çok sayıda hastanın civar illere sevk edildiği ve bu durumun yanık gibi acil müdahale gerektiren bir durum için yaşanan kayıpların artmasına sebebiyet verebileceği düşünülmüştür” ifadeleri kullanıldı.

20 Haziran gecesi Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan 12 kişinin yaşamını yitirdiği, 78 kişinin etkilendiği yangına ilişkin incelemeler ve soruşturmalar sürüyor.

Mardin Tabip Odasınca (MTO) yangına ilişkin ön rapor açıklandı. Raporda, “Mardin’deki hastanelerde yanık tedavi ünitenin olmaması ve yangına havadan müdahale yapılmamasının can kayıplarında artmasına sebebiyet verdiği” belirtildi. Raporda, “Yangının gece meydana gelmiş olmasının ve bazı yerleşim yerlerine ulaşımın zorluğu gibi sebeplerle karadan müdahalenin yetersiz kaldığı, yangına havadan müdahale edilmemesinin yaşanan kayıpların artmasına sebep olduğu düşünülmüştür.” denildi.

Yapılan gönüllük çağrısına cevap veren sağlık personeli ile beraber yeterli sayıda sağlık personelinin olaya müdahale ettiği kaydedilen raporda, “İlimizde yanık tedavi ünitesi bulunmaması sebebiyle çok sayıda hastanın civar illere sevk edildiği ve bu durumun yanık gibi acil müdahale gerektiren bir durum için yaşanan kayıpların artmasına sebebiyet verebileceği düşünülmüştür” ifadeleri kullanıldı.

“Afet bölgesi ilan edilmeli’

Yaşanan mağduriyetlerin hızlıca giderilebilmesi amacıyla kriz masası kurularak bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi gerektiği bildirilen ön raporda, “Yangın sonrası soğutma çalışmalarının yetersiz olduğu, bu durumun yeni yangınların çıkması açısından risk teşkil ettiği ve endişe yarattığı kaydedildi.

Raporda, şu ifadeler yer aldı:

“Yangın dumanındaki ince partiküller (parçacıklar) ağır/kalıcı kalp ve akciğer hastalıkları, kanser ve erken ölümlere sebebiyet verebilmektedir. Özellikle astım, KOAH, bronşit gibi kronik akciğer hastalıkları ve kalp-damar hastalıkları olanlar, yaşlılar, çocuklar, hamileler, şeker hastalığı (diyabet) tanısı bulunan kişiler daha büyük risk altındadır. Özellikle yangından etkilenmiş yapılar veya yakınlarında duman ve kül kalıntısı olan yerlerde temizlik yapılırken, külü ve kalıntıları dağıtıp tekrar havaya karıştıracak eylemlerden uzak durmak, yeterli havalandırma ve diğer koruyucu önlemlerin alınması hususlarına dikkat edilmesi önemlidir. Bu nedenlerle yangının halk sağlığını ilgilendiren boyutlarıyla ilgili çalışmalar yapılması önemli görülmüştür. Edinilen ilk bilgiler, yangının elektrik tellerinden çıktığı ve rüzgarın etkisiyle hızla yayıldığı yönündedir. Böylesine ruhsal açıdan zorlayıcı travmatik olaylarda varsa sorumluların tespiti, gerekli hukuksal sürecin başlatılması, sürecin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, adalet duygunun tesisi ve ruhsal iyileşme süreçlerine olumlu etkileri olan önemli bir durumdur. Ayrıca temel yaşamsal ihtiyaçların karşılanması ve günlük rutinlere hızlıca dönülebilmesi travmanın iyileşmesi ile ilgili önem arz etmektedir. Yaşanan mağduriyetlerin hızlıca giderilebilmesi amacıyla kriz masası kurularak bölgenin afet bölgesi ilan edilmesinin önemli olduğu kanaati oluşmuştur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mardin-tabip-odasi-yangina-havadan-mudahale-edilmemesi-ve-yanik-tedavi-unitesinin-olmamasi-can-kayiplarini-artirabilir/feed/ 0
Dünya medyasının 2024 karnesi ortaya çıktı! Sosyal medya gücünü gösterdi https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:54:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35359 Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, 2024 Dijital Haber Raporu’nu yayınladı. Ülkelere izleyici eğilimleri takip edilerek hazırlanan rapor, dünyada medyanın genel durumuyla ilgili önemli bilgiler ortaya çıkardı.

HABERLERİN SIKICI OLUŞU İLGİSİZLERİN SAYISINI ARTIRIYOR

Rapora göre küresel ölçekte yayımlanan haberlerin depresif, acımasız ve sıkıcı bulunması dünyada haber okumayan, dinlemeyen ve izlemeyenlerin sayısında artışa neden oluyor.

Dünyada her 10 kişiden yaklaşık dördüne denk gelen yüzde 39 oranında bir kesim, bazen ya da sıkça, haberlerden uzak durduklarını söyledi. Bu oran 2017’de yüzde 29’du.

BASIN İÇİN ŞARTLAR HER GEÇEN GÜN ZORLAŞIYOR

Raporda “Bu koşullarda doğru ve bağımsız gazetecilik her zamankinden daha önemli hale gelirken, araştırmamızın kapsadığı ülkelerin çoğunda haber medyasının artan dezenformasyon, düşük güven, politikacıların saldırıları ve belirsiz bir iş ortamı nedeniyle giderek daha fazla zorlandığını görüyoruz” tespitine yer verdi.

Rapor; artan maliyetler, düşen reklam gelirleri ve sosyal medya trafiğindeki keskin düşüşlerin birleşimi nedeniyle işten çıkarmalar, kapatmalar ve diğer kesintilerin örnekleriyle basın açısından durumun her geçen gün zorlaştığını ortaya koydu.

MEDYAYA BASKIYA DİRENMEK ZORLAŞIYOR

Dünyanın çeşitli yerlerinde ekonomik zorlukların, haber medyasının güçlü iş adamlarından veya haber akışını etkilemek ve anlatıları kontrol etmek isteyen hükümetlerden gelen baskılara direnmesini daha da zorlaştırdığı vurgulandı.

Bu yıl 13’üncüsü yayınlanan rapor, altı kıtada 47 ülkeyi kapsıyor ve 94 bin 943 yetişkinle yapılan görüşmelere ve dijital analizlere dayanıyor.

SOSYAL MEDYANIN HABERCİLİKTEKİ ETKİSİ

Araştırmaya göre sosyal medya, arama motorları ve video platformları dahil büyük teknoloji şirketlerinin gücü ve değişen stratejileri, haber ve politik içeriğin önceliğini ortadan kaldırdı. Odak noktalar, yayıncılardan ‘yaratıcılara’ kaydı.

Bu eğilim, izleyicilerin talepleriyle de örtüşüyor gibi görünüyor çünkü haberden kaçınma oranındaki artış devam ediyor. Medyadaki haber yoğunluğu nedeniyle kendilerini ‘aşırı yük altında’ hissedenlerin oranı, bu sorunun en son sorulduğu 2019’dan bu yana 11 puan artış gösterdi.

X, TİKTOK’UN GERİSİNE DÜŞTÜ

Özellikle Avrupa ve ABD dışında, Facebook’un haber amaçlı kullanımının azaldığı, özel mesajlaşma uygulamaları ve video ağlarına olan bağımlılığın arttığını belirten rapora göre, YouTube küresel ölçekte yüzde 31 oranında, WhatsApp yaklaşık yüzde 21 oranında, TikTok yüzde 13 oranında, eski adı Twitter olan X yüzde 10 oranında haber alma kaynağı olarak gösterildi.

Bu değişimlere bağlı olarak video, özellikle genç gruplarda daha önemli bir çevrimiçi haber kaynağı haline geliyor. Örneklemin üçte ikisi (yüzde 66) her hafta kısa haber videolarına erişiyor. Daha uzun formatlar ise örneklemin yaklaşık yarısının (yüzde 51) ilgisini çekiyor.

TÜRKİYE’DE SOSYAL MEDYADAN HABER ALMA ORANI YÜZDE 70

Bu kullanım oranlarında Türkiye özelindeyse, yüzde 38’le YouTube ve Instagram öne çıkıyor. Bu oran YouTube için geçen yıla göre eksi 7 puan, Instagram içinse artı 2 puan anlamına geliyor. Onları yüzde 29’la Whatsapp, yüzde 27 ile Facebook, yüzde 22 ile X, yüzde 10’la TikTok izliyor.

Türkiye’de Facebook üzerinden habere erişim, geçen seneye kıyasla 6 puan gerilemiş durumda.

Rapora göre Türkiye haberi yüzde 70 oranında çevrimiçi platformlardan, yüzde 56 oranında televizyondan, yüzde 45 sosyal medyadan, yüzde 19 yazılı basından izledi.

Ayrıca rapora göre, Türkiye’de anket katılımcılarının yüzde 81’i haberlerini haftada en az bir kere kısa videolardan takip ettiğini belirtti.

Rapor, yapay zeka ve bunun özellikle siyaset veya savaş gibi ‘sert’ haberler için nasıl kullanılabileceği konusunda yaygın şüphelere dikkat çekiyor.

TÜRKİYE’DE HABERE GÜVEN YÜZDE 35

Haberlere olan güveni yüzde 40 olarak geçen yılla aynı tespit eden rapor, ülkelere göre değişen oranlara yer veriyor. Finlandiya yüzde 69’la en yüksek genel güven düzeyine sahip ülke olmayı sürdürürken, bu oran Türkiye’de yüzde 35, ABD’de yüzde 32 olarak gösterildi.

Çeşitli platformlardaki haberler söz konusu olduğunda insanların en çok dikkat ettiği kaynaklara bakan rapor, özellikle YouTube ve TikTok’ta partizan yorumculara, sosyal medya fenomenlerine ve genç haber yaratıcılarına giderek daha fazla odaklanıldığını ortaya koydu. Ancak Facebook ve X gibi sosyal ağlarda geleneksel haber markaları ve gazeteciler hâlâ önemli rol oynamaya devam ediyor.

Çevrimiçi haberler söz konusu olduğunda gerçek ve sahte ayrımıyla ilgili endişeler geçen yıla göre yüzde 3 oranında arttı. Yaklaşık on kişiden altısı (yüzde 59) içeriklerden endişe duyduğunu söyledi. TikTok ve X içerikleri bu endişelerde en yüksek düzeyi oluşturuyor.

Habere duyulan güven, tüketici başına habere ödenen abonelik ücretleri oranlarının yüksek olduğu ülkelerde daha yukarda seyretti.

Veriler, haber aboneliğinde çok az bir artış olduğunu gösterdi. 20 zengin ülkeden oluşan bir sepette yalnızca yüzde 17’lik bir kesim, geçen yıl herhangi bir çevrimiçi haber için ödeme yaptığını söylüyor. Bu oran Norveç’te 40 ve İsveç’te yüzde 31, ABD’de yüzde 22.

En düşük aboneliklere ise yüzde 9’la Japonya ve yüzde 8’le İngiltere sahip.

Haberlere azalan ilgi ve ücretsiz kaynakların bolluğuna bağlı olarak, haberler için ödeme yapma konusundaki isteksizlik, yeni abone çekme olasılığını sınırlıyor.

“Çevrimiçi platformlar, son dönemde bilgiyi nasıl bulup dağıttığımıza, reklamlarımıza, paramızı nasıl harcadığımıza, deneyimlerimizi nasıl paylaştığımıza ve eğlenceyi nasıl tükettiğimize kadar hayatımızın birçok yönünü şekillendirdi” diyen rapor, “Bu platformlar tüketicilere büyük kolaylıklar sağlasa ve reklam verenler buralara akın etse de, geleneksel yayıncılıktaki iş modellerini derinden bozdu” tespitine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/feed/ 0
YK Enerji, Muğla’da doğaya geri kazandırma projesinin ilk fazını tamamladı https://www.haber60.com.tr/yk-enerji-muglada-dogaya-geri-kazandirma-projesinin-ilk-fazini-tamamladi/ https://www.haber60.com.tr/yk-enerji-muglada-dogaya-geri-kazandirma-projesinin-ilk-fazini-tamamladi/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:13:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35113 Yeniköy Kemerköy Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ (YK Enerji) Muğla’nın Milas ilçesinde geçen yıl kasımda başlattığı Hüsamlar maden sahasının doğaya geri kazandırma projesinin ilk fazını tamamladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, toplamda 576 hektarlık sahanın 65 hektarlık bölümünde ağaçlandırma ve bitkilendirme süreci sona erdi. Toprakla buluşan yaklaşık 150 bin fidanın ve bitkinin bakımı devam ediyor.

Rehabilitasyonu paydaşlar adına izleme sürecini üstlenen Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD), süreçle ilgili hazırladığı final raporunu tamamlayarak kamuoyu ile paylaştı.

TTKD’nin raporunda doğaya geri kazandırma çalışmalarının planlanan şekilde hayata geçirildiği, süreç içinde yapılan incelemelerde saptanan eksikliklerin giderildiği belirtildi.

YK Enerji, Türkiye’nin en büyük rehabilitasyon çalışmalarından birini hayata geçirmek için 2023’te TTKD ile “Doğaya Geri Kazandırma Projesi İzleme Protokolü” imzalamıştı. Bu protokol çerçevesinde TTKD, madencilik faaliyetlerinin tamamlandığı 576 hektarlık maden sahasının ağaçlandırılması ve bölge ekosistemine kazandırılma sürecinin ilk etabı olan 65 hektarlık pilot uygulamayı izledi ve raporladı. Bu süreçte TTKD Bilim Kurulu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu liderliğinde yüksek orman mühendislerinden oluşan heyet saha ziyaretleri yaparak çalışmaları yerinde inceledi.

Pilot uygulama olan 65 hektarlık alanda dikim işlemlerinin sona ermesinin ardından hazırlanan final raporunda görüşlerine yer verilen TTKD Genel Başkanı Ali Rıza Koç, şirketin kendilerine ulaşarak doğaya geri kazandırma çalışmalarını konunun uzmanlarıyla planlamak istemelerini değerli bulduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğaya geri kazandırma çalışmaları, Türkiye’de belki de en önemli açmazlardan biri. Toplumda kolaylıkla göz ardı edilebileceğine dair yüksek bir algı var. Bu algıyı ancak bu iş birlikleri ile kırabiliriz. Pilot uygulamanın yapıldığı bu alanda sahadaki tespitler ve uygulama sırasındaki gelişmelere yönelik olarak sürekli aksiyonlar alındı ve çalışmanın nasıl daha başarılı olacağının yolları arandı.”

Kiziroğlu’nun liderliğinde yüksek orman mühendislerinden oluşan heyetin sahada incelemelerde bulunarak kamuoyu ile iki rapor paylaştığını aktaran Koç, “Bu raporları derneğimizin internet sitesinde herkese açık bir platformda yayınladık. Bu yıl kasımda başlayacak 511 hektarlık büyük alan için bir ön çalışma gerçekleşmiş oldu. Oldukça başarılı bir çalışma süreci geçirdik, bundan sonraki etaplarda da YK Enerji’ye destek vermeyi umuyoruz. Hepimizin tüm çabası, ülkemizin değerlerini korumak ve değerlendirmek.” değerlendirmesinde bulundu.

YK Enerji Genel Müdürü Erol Demir de, Türkiye için örnek olacak doğaya geri kazandırma projelerinin pilot uygulaması olan ilk etabını başarıyla tanımladıklarını vurgulayarak, “Bu durumun paydaşlar adına süreci izleyen TTKD tarafından da tespit edilmiş olması bizler için gurur kaynağı. TTKD ekipleri, planlamadan uygulamaya tüm süreçlerde bize önemli destek sağladı. Saha incelemelerinde saptadıkları eksiklikleri ve önerilerini paylaştılar. Biz de bu değerli bilgiler ışığında gerekli düzenlemeleri yaparak süreci tamamladık. Yılın son döneminde yine kasımda başlayacak dikim faaliyetlerine Hüsamlar maden ocağının devamı olan 511 hektarda devam edip toplamda 576 hektarlık eski maden sahasını doğaya geri kazandırma çalışmalarımızı tamamlamış olacağız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yk-enerji-muglada-dogaya-geri-kazandirma-projesinin-ilk-fazini-tamamladi/feed/ 0
Grand İsias Otel davasında yeni bilirkişi raporu bekleniyor https://www.haber60.com.tr/grand-isias-otel-davasinda-yeni-bilirkisi-raporu-bekleniyor/ https://www.haber60.com.tr/grand-isias-otel-davasinda-yeni-bilirkisi-raporu-bekleniyor/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34807 Haber: TENZİLE AŞÇI Kameraman: ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) – Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Kıbrıs’tan gelen aralarında 39 kişilik heyetin 35’inin hayatını kaybettiği Grand İsias Otel davasında Dokuz Eylül Üniversitesi’nden istenen bilirkişi raporunun gerçekleri bir kez daha ortaya çıkaracağını söyledi. Karakaya, “Grand İsias Otel yapımında parmağı olan herkes cezalandırıldığı anda bu emsal bir dava olacak ve Türkiye’de artık başka çocuklar ölmeyecek” dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’daki Grand İsias Otel’de konaklayan aralarında voleybol turnuvası için kentte bulunan Kuzey Kıbrıslı öğrencilerin de olduğu 72 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin davalar görülmeye devam ediyor.

Kıbrıs’tan gelen 39 kişinin 35’inin hayatını kaybettiği depremde Grand İsias Otel davasında ikinci duruşma 26 Nisan tarihinde görülürken acılı aileler bir kez daha adalet için ses yükseltti.

Duruşmada, Ankara Gazi Üniversitesi’nin hazırladığı bilirkişi raporunda çelişkili ifadeler olduğu gerekçesiyle Dokuz Eylül Üniversitesi’nden yeni bir bilirkişi raporu talep edilirken Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya davada gelinen son noktaya ilişkin konuştu.

Yeni raporun davanın seyrine olumlu yönde değiştireceğine inandıklarını belirten Karakaya, “Burada bir emsal karar çıkacaktır ve Türkiye’de bazı şeyler değişecektir” dedi.

“Bu raporda gerçeklerin ortaya çıkacağına inanıyoruz”

Grand İsias Davası’yla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karakaya, yeni bilirkişi raporunda gerçeklerin bir kez daha ortaya çıkacağını belirterek şunları kaydetti:

“Son duruşmamız 26 Nisan tarihinde gerçekleşti. O duruşmada mahkeme heyeti yeni bir bilirkişi raporu alınması yönünde karar verdi. Sonrasında da tutuklu sorumluların tutuklulukların devamına ve adli kontrolle serbest olanların da adli kontrol şartıyla serbest kalmalarının devamına karar verildi. Gelinen aşamada alınacak olan bilirkişi raporunun çok büyük önemi var. Çünkü son duruşmada biz müştekiler olarak avukatlarımızla birlikte kendi uzman görüşlerimizi mahkemeye sunduk. Bu uzman görüşlerinde de bilimin gösterdiği gerçekler ortaya çıktı. Grand İsias denilen otel yani katil bina 16 saniyede çökmüştür. 16 saniyede 59 kolon çöktü. Bize, çocuklarımıza, sevdiklerimize Grand İsias Oteli mezar oldu. Biz mahkemede bunu herkese gösterdik. İlk alınan bir katu raporu vardı. Katu raporunda da gerçekler ortadaydı. İkinci alınan bilirkişi raporunda da büyük eksiklikler vardı. Bu eksiklikler mahkemeye sunulduğunda yeni bir bilirkişi raporunun Dokuz Eylül Üniversitesi’ne gönderilmesine karar verildi. Bir sonraki duruşmamız 12 Haziran’da. O duruşmada yeni bilirkişi raporunun hazır olması beklenmiyor. Büyük ihtimalle adli tatilden sonraki yeni duruşmaya kalacak. Biz aileler olarak 26 Nisan’da da tüm kamuoyuna ilk günden beri söylediğimizi söyledik. Orada bir cinayet işlendiğini söyledik. ‘Gerçekler bilimle gelecek’ dedik. Gerçekler ortadadır. 16 saniyede bir binanın 59 kolonu çöktüyse ve çocuklarımıza mezar olduysa nefessiz kalmalarına, ölümlerine neden olduysa bu gerçekler bilimsel raporlarla ortaya çıkacaktır. Avukatlarımızın bize söylediği ve bizim de anladığımız kadarıyla karar aşamasına çok kısa bir süre kaldı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin vereceği rapora, profesörlerimize ve bilime inanıyoruz. Bu raporda gerçeklerin ortaya çıkacağına inanıyoruz. Mahkeme heyeti de bunu görecektir.”

“Bu insanların da yargılanıp ceza alacaklarına inanıyoruz”

Davada, Grand İsias Otel’in yapım ve ruhsat aşamasında imzası olan belediye görevlilerine yönelik soruşturma izninin çıktığını söyleyen Karakaya, “İsias davasında son gelinen aşamada bu yapının oluşumunda imzası olan belediye görevlilerine soruşturma izni çıktı. Bu büyük bir gelişmedir bizim için. Çünkü biz ilk günden beri bu davanın iki ceza bacağı olduğunu söylüyoruz. Birincisi yani otelin sahiplerine fenni mesullere karşı olan bacağı. İkinci bacağı olan belediyedeki kamu görevlilerine soruşturma izninin çıkması çok büyük bir gelişmedir. Bu binanın yapımında parmağı ve imzası olan tüm sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Soruşturma izninin sonunda da bu kişilere yönelik bir iddianame yazılacağına eminiz. Bu insanların da yargılanıp ceza alacaklarına inanıyoruz. Bunun peşini hiçbir zaman bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Mahkemenin kararına da atacağı adıma da büyük bir etkisi olacaktır”

Dokuz Eylül Üniversitesi’nden alınacak bilirkişi raporunun davanın seyrine olumlu etkisi olacağına inandıklarını kaydeden Karakaya, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bizler müşteki taraflar olarak mahkemeye üç farklı rapor sunduk. Here bir rapor birbirini destekliyor. Dolayısıyla Türkiye mahkemelerinde gördüğümüz kadarıyla üniversitelerden alınan bilirkişi raporları göz önünde bulunduruluyor. ve dokuz Eylül Üniversitesi’nde oluşan heyet de bu gerçeklere sessiz kalmayacaktır. Bizim sunduğumuz bilirkişi raporları ve kendi yapacakları testlerle birlikte gerçekleri onlar da ortaya serecektir. Bu mahkemenin kararına da atacağı adıma da büyük bir etkisi olacaktır.”

“Türkiye’de artık başka çocuklar ölmeyecek”

Grand İsias Otel davasından çıkacak sonucundan emsal teşkil edeceğinin altını çizen Karakaya, şunları söyledi:

“Binlerce can gitti. Bu insanlar deprem yüzünden değil, yanlış yapılan binalar yüzünden öldüler. Biz Kıbrıslı aileler olarak sadece kendi dosyamızı değil tüm deprem dosyasını takip ediyoruz. Biz biliyoruz ki Grand İsias Otel’de suçlular olası kastla yargılanıp olası kasttan ceza almalılardır. Kaybedilen 72 can için… Burada 11-16 yaş arası çocuklardan, geleceği çok parlak olan öğretim görevlilerinden, arkadaşlarımızdan bahsediyoruz. Diğer tüm Türkiye’de böyle sorumsuz yapılan binalar yüzünden canını kaybeden insanların davalarını da takip ediyoruz. Grand İsias Otel davasının onlar için de emsal dava olacağına inanıyoruz. Burada bir emsal karar çıkacaktır ve Türkiye’de bazı şeyler değişecektir. Bizler tüm aileler olarak acımızı 16 aydır bir kenara gömdük. Çok büyük bir mücadele veriyoruz. Bu davadan bir emsal karar çıkması gerekiyor ki artık başka çocuklar ölmesin. Bizler çocuklarımızı kaybettik. Artık geri gelmeyecekler. Ama bu davada bu sorumsuzca iş yapan insanların rant uğruna, para uğruna yapı ruhsatı veren herkesin, Grand İsias Otel yapımında parmağı olan herkes cezalandırıldığı anda bu emsal bir dava olacak ve Türkiye’de artık başka çocuklar ölmeyecek. Biz bunun olmasını istiyoruz. Adalet bilimle gelecek, İsias ortak davamız. Bunun için son nefesimize kadar mücadele edeceğiz yılmayacağız. Bu davanın peşini bırakmayacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/grand-isias-otel-davasinda-yeni-bilirkisi-raporu-bekleniyor/feed/ 0
Aydın’da açılan yeni mezarlık alanı hukuka aykırı bulundu https://www.haber60.com.tr/aydinda-acilan-yeni-mezarlik-alani-hukuka-aykiri-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/aydinda-acilan-yeni-mezarlik-alani-hukuka-aykiri-bulundu/#respond Sat, 01 Jun 2024 22:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34376 Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan Kuyulu Mahallesi’nde açılan yeni mezarlık alanında defin işlemlerinin durdurulması için mahalle sakinlerinin bir kısmının açmış olduğu Efeler İlçe Hıfzıssıhha Kurul Kararı’nın iptaline ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, alanın mezarlığa uygun olmadığına yönelik kanaat ortaya konuldu.

Efeler ilçesi Kuyulu Mahallesi’nde Şehir Hastanesi’nin yakınında yeni bir mezarlık alanı oluşturuldu. 14 bin 600 metre kare arazi üzerinde bulunan mezarlığa bu zamana kadar çok sayıda defin işlemi gerçekleştirildi. Mahalle sakinleri ise mezarlık yapılan alana ilişkin idari işlemi mahkemeye taşıdı. Aydın İdare Mahkemesi’ne açılan davada defin işlemlerinin durdurulması talebinde bulunuldu. Mahkeme bilirkişi heyetinden rapor istedi. Alanında uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyeti, mezarlık alanına gidip incelemede bulunup raporunu hazırladı. Dava açanların lehinde çıkan bilirkişi raporu sonrası, şimdi de defin işlemlerinin durdurulmasının beklenildiği belirtildi. Mezarlık alanının tarım arazisi olduğu ve tarım arazilerinin ise mutlak olarak korunması gerektiği raporda vurgulandı.

İptal davasını açan davacıların Avukatı Cennet Ceyda Boğa Yıldız; “Kamuoyunu yakından ilgilendiren Kuyulu Mahallesi’nde Şehir Hastanesi inşaatının karşısında bulunan 14 bin 600 metrekare ham toprak vasıflı taşınmazın mezarlık yeri olarak kullanımına karar verilmişti. Bu tahsis kararına dayanak olan Efeler İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararı’nın hukuka aykırı şekilde alınmış olması sebebi ile açmış olduğumuz yürütmenin durdurulması istemli iptal davasında, taşınmazın mezarlık yerine uygun olmadığını, kanunen taşıması gereken şartların somut olayda mevcut olmadığını, parselin yerleşim yerine ve okullara oldukça yakın olduğunu kamu sağlığı bakımından bu durumun olumsuz sonuçlarının olabileceğini, parselin verimli bir tarım arazisi olduğunu ve korunması gerektiğini, parselde su birikintilerinin oluşabilme ihtimalinin olduğunu jeolojik olarak da mezarlık yerine uygun olmadığını vurgulamıştık. Geçtiğimiz günlerde keşif yapılmış olup bilirkişi heyet raporu tarafımıza 28 Mayıs 2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebliğ edilen bu rapor açılan davanın hukuki yarar içerdiğini ve alanın mezarlık yerine uygun olmadığını açıkça göstermektedir” dedi.

Avukat Yıldız, bilirkişi raporunun detaylarını anlatarak, “Bilirkişi heyeti mezarlık alanının tarım arazisi olduğu, tarım arazilerinin ise mutlak olarak korunması gerektiğine ilişkin bilimsel kanaatini açıkça ortaya koydu. Mezarlık alanının hem çok geçirgen olan toprak özellikleri hem de dereye bitişik konumu itibarıyla mezarlık olarak kullanılmasının uygun olmadığı, yine dava konusu parselin jeolojik açıdan mezarlık yerine uygun olmadığı raporda belirtildi. Mezarlık alanı olarak seçilen Kuyulu Mahallesi 219 parsel sınırının, Şehir Hastanesi’ne en yakın mesafesinin kuş uçumu olarak yaklaşık 180 metre, ilkokula yaklaşık 300 metre, en yakındaki binaya yaklaşık 200 metre mesafede olduğu ve parselin hemen güneyinden geçen dere yatağının bulunması nedeniyle su birikintisi oluşturma potansiyelinde olması bakımından mezarlık yeri seçimiyle ilgili yönetmeliğin 5. Maddesinde belirtilen özellikleri taşımadığının altı çizildi. Son olarak mezarlık yerinin belirlenmesinde şehircilik ilkelerine ve kamu yararına dikkat edilmediği gerekçeleri ile Efeler İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun söz konusu işleminin uygun olmadığı kanaatine varıldı. Bilirkişi heyetinin bu kararı dikkate alınarak yetkililerin gerekli önlemleri almasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.

Davanın sonucunu göremedi

Mezarlık alanına defin işlemlerinin durdurulması için dava açan kişilerden biri olan İbrahim Kılınçarslan, iki ay önce hayatını kaybetti. Kılınçarslan, ölmeden önce bu mezarlığa defnedilmemeyi isteyerek vasiyet bıraktı. 31 Mart’ta vefat eden Kılınçarslan’ın isteği çocukları tarafından yerine getirildi.

Kuyulu Mahalle Muhtarı Ahmet Yurga, okula çok yakın olan mezarlık alanının öğrencilerin psikolojisini olumsuz etkilediğini ve velilerin bundan şikayetçi olduğunu da belirterek mezarlık alanının mahallelerinden kaldırılmasını talep etti.

Mahalle sakinlerinden ve aynı zamanda davacı Hicazi Kahraman ise “Bu arazide daha önce zeytin, incir ağaçları vardı. Tütün, arpa ve buğday ekildiğini biliyorum. Buradaki verimli arazinin mezarlık olması hoş değil” dedi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinda-acilan-yeni-mezarlik-alani-hukuka-aykiri-bulundu/feed/ 0
“Etek boyu” sorusu ile gündeme gelen avukat, adliyenin önünde elindeki bekaret raporuyla isyan etti https://www.haber60.com.tr/etek-boyu-sorusu-ile-gundeme-gelen-avukat-adliyenin-onunde-elindeki-bekaret-raporuyla-isyan-etti/ https://www.haber60.com.tr/etek-boyu-sorusu-ile-gundeme-gelen-avukat-adliyenin-onunde-elindeki-bekaret-raporuyla-isyan-etti/#respond Tue, 21 May 2024 21:31:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32656 İstanbul Sultanbeyli’de, ağabeyi cinayet suçundan hapiste bulunan 13 yaşındaki A.A.’nın sistematik olarak 15 kişinin tecavüzüne uğradığı iddiası gündeme bomba gibi düştü. Olayın yankıları sürerken sanık avukatlarından Gülsün Doygun’un şimdilerde 27 yaşında olan genç kıza, mahkemede “Etek boyu nedeniyle okulda hocaları tarafından uyarılıp uyarılmadığını” sorması olayı başka bir boyuta taşıdı. Bu sorunun ardından eleştirilerin odağı haline gelen Avukat Doygun, adliyenin önünde bir basın açıklaması yaparak hakkındaki eleştirilere cevap verdi.

“OLAYLAR 2010-2013 YILLARI ARASINDA YAŞANMIŞTIR”

Olayın içeriğinin doğru bir şekilde tespit edilmeden haber yapıldığını vurgulayan Doygun, “13 yaşındaki bir kız çocuğunun 3 yıl boyunca tehdit ve şantajla sistematik olarak cinsel istismar uygulandığı şeklinde dehşet ve ürkütücü şekilde lanse edilmesinden dolayı toplumuzda her bir bireyin gönlü yaralanmış, doğruyu yansıtmayan haberlerle tarafım hedef alınmıştır. Olaylar 2010-2013 yılları arasında yaşanmıştır. Şahıs şu an 27 yaşındadır fakat olay yeni meydana gelmiş gibi lanse edilmiş ve hala 13 yaşındaymış gibi yanıltıcı haberler yapılmıştır. Davanın katılanı 2013 senesine kadar iddia ettiği olaylarla ilgili herhangi bir şekilde emniyete başvurmamıştır. 7 Nisan 2013 tarihinde katılanın telefonunda ağabeyinin mesajları görmesi üzerine aralarında tartışma çıkmış ve ağabey şiddet uygulayınca katılan emniyete giderek iddialarını ortaya atmıştır. Emniyete müracat ettiğinde yaşı 16’dır fakat bu hiçbir şekilde haberlere konu olmadı” dedi.

“BEKARET RAPORUNU GÖRMESEM DOSYAYI ÜSTLENMEM”

Tecavüze uğradığını öne süren 13 yaşındaki A.A.’nın olayın emniyete intikal etmesiyle birlikte Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ve bakire olduğu yönünde bir rapor verildiğine dikkat çeken Doygun, “Dosyada katılanın 15 kişi tarafından tehdit ve şantajla cinsel istismara uğradığına dair beyanı var. Bu iddialara rağmen dosyanın başlamasıyla beraber muayeneye sevk edildi. Ancak istismar olayına maruz kalmadığı tıbbi delillerle tespit edilmiştir ve bakire olduğu kurum raporunda yer almıştır. Ancak şahsım yargılamaya konu olan sanık müdafini üstlendiğim noktasında kınandığım raporudur. 3 sene boyunca sistematik olarak tecavüze uğrayan birinin bakire olması zaten hayatın olağan akışına aykırı. Bu iftirayı ortaya koymaktadır. Ben bu raporu gördükten sonra görevi üstlendim. Bu rapor devletin resmi kurumundan alınmıştır. Raporu görmesem zaten dosyayı üstlenmem asla söz konusu olamaz. Kimse bu konularda benim kadar hassas olamaz” şeklinde konuştu.

İşte Adli Tıp Kurumu tarafından verilen o rapor

“ETEK BOYU İLE İLGİLİ BİR SORU SORDUM ANCAK…”

Mahkemede “Etek boyu” sorusunu neden sorduğunu da anlatan Doygun, “Etek boyu ile ilgili bir soru sordum ancak maksadım anlaşılmadan sadece etek boyu kelimesi cımbızla çekilerek farklı lanse edildi. Benim amacım ne giydiği değil. Rapora rağmen yargılamanın yapılıyor olması bir kere hukuki değil. 11 yıldır bu dava rapora rağmen devam etmekte. Burada kanun uygulanmıyor. Şahıs beyanıyla yargılama olmaz. O zaman herkes herkese iftira atsın. Bugün yargılanan sanıkların hepsi evli ve çocuklu. Ben bu davanın bitmesi için ortaya daha ne koyabilirim?” ifadelerine yer verdi.

TUTUKLU SANIKLARDAN BİRİ NASIL SERBEST KALDI?

Tecavüz iddiasıyla yargılanan sanıklardan birinin şimdilerde 27 yaşında olan genç kızın “Onu tanımıyorum” demesi üzerine serbest kaldığını belirten Doygun, “18 Nisan 2024 tarihinde davanın katılanının 2012-2013 senesinde bir tane şahısla ilgili iddiaları var. ‘Beni ormanda istismar etti” diye. Bu beyana rağmen 18 Nisan 2024 tarihinde katılan, bu şahsı tanımadığını söyledi. Bu şahıs tam 1 buçuk senedir tutuklu yargılanıyor ve mahkeme tahliyesine karar veriyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/etek-boyu-sorusu-ile-gundeme-gelen-avukat-adliyenin-onunde-elindeki-bekaret-raporuyla-isyan-etti/feed/ 0
ABD, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında Amerikan silahlarının kullanımını değerlendiriyor https://www.haber60.com.tr/abd-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarinda-amerikan-silahlarinin-kullanimini-degerlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/abd-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarinda-amerikan-silahlarinin-kullanimini-degerlendiriyor/#respond Sat, 11 May 2024 08:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31274 ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında Amerikan silahlarını kullanarak uluslararası insani hukuku ihlal etmiş olabileceğini kaydetti.

Bakanlığın hazırladığı raporda, ABD’nin sağladığı silahların, İsrail’in yükümlülükleriyle “çelişen şekilde” kullanılmış olabileceğini değerlendirmenin “makul olduğu” dile getirildi.

Öte yandan ABD’nin henüz incelemelerini tamamlamadığı ve silah sevkiyatının devam edebileceği de rapora eklendi.

Söz konusu rapor Cuma günü, gecikmeli olarak ABD Kongresi’ne sunuldu.

Beyaz Saray’ın talep ettiği raporda, İsrail’in geçen yılın başından bu yana ABD’nin sevk ettiği silahları nasıl kullandığı ele alınıyor.

Rapor İsrail’in Gazze’deki bazı saldırılarıyla ilgili açık bir eleştirel tutum içerse de, İsrail ordusunun uluslararası hukuku ihlal ettiği yönünde kesin bir hüküm bildirmiyor.

Ek olarak raporda İsrail’in “Hamas ile savaşta olağanüstü askeri zorluklarla karşı karşıya kaldığı” da ileri sürülüyor.

İsrail’in ABD’ye “Amerikan silahlarının yasal zeminde kullanılması” yönünde verdiği güvencelerin de “güvenilir” olduğu savunuluyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda Hamas’ın “sivil altyapıyı askeri amaçlarla kullandığı ve sivilleri canlı kalkan haline getirdiği” iddia edilerek “aktif savaş sahasında olguları birbirinden ayırt etmenin zor olabileceği” söyleniyor.

Bununla birlikte İsrail’in ABD yapımı silahları “muhtemel olarak uluslararası insani hukuka ilişkin yükümlülükleriyle çelişen durumlarda kullanmış olabileceği” de ekleniyor:

“İsrail sivillere yönelik zararı en aza indirmek için en iyi pratiğin ortaya konması adına bilgi, deneyim ve araçlara sahip. Ancak sahadaki sonuçlar ve sivil kayıpların fazlalığı, İsrail ordusunun bazı durumlarda bu bilgi ve deneyimi etkin şekilde kullanıp kullanmadığına yönelik soru işaretlerine neden oluyor.”

Raporda, Birleşmiş Milletler’in (BM) ve insani yardım örgütlerinin, İsrail’in sivil kayıpları azaltmaya yönelik çabalarını “tutarsız, yetersiz ve etkisiz” bulduğu da hatırlatılıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye insani yardım girebilmesi doğrultusunda ABD’nin çabalarıyla bütünüyle işbirliği göstermediğini dile getiriyor.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi David Satterfield de raporun yazarları arasında. Satterfield BBC’ye yaptığı açıklamada, ilk kez bu türde bir raporun ortaya çıkarıldığını kaydederek, ABD’nin İsrail’in eylemlerini “değerlendirmeye devam edeceğini” söyledi.

Satterfield, “Bu, dünyanın daha önceden görmediği türden bir çatışma. Son derece açık sözlü ve aynı zamanda güvenilir bir yargıya varabilmek için tüm etkenleri hesaba katmaya çalıştık” dedi.

Rapor ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail eğer Refah saldırısına devam ederse ABD’nin bazı bomba ve mühimmat sevkiyatını durduracağını söylemesinden günler sonra kamuoyuyla paylaşıldı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’de büyük ses getiren silah sevkiyatını kesme tehdidine Başbakan Binyamin Netanyahu, “gerekirse tırnaklarıyla savaşacaklarını” söyleyerek yanıt vermişti.

BM’ye göre Gazze’nin güneyindeki Refah’tan Pazartesi gününden bu yana 80 bini aşkın kişi göç etti.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 7 Ekim’den bu yana 34 bin 900’den fazla kişi öldürüldü. 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e başlattığı saldırıda 1200 kişi öldürülmüş, 252 kişi rehin alınmıştı.

Halihazırda devam eden ateşkes görüşmelerinde, İsrail’in saldırıları durdurması ve rehinelerin serbest bırakılması masaya yatırılıyor. Görüşmelerden henüz somut bir sonuç çıkmış değil.

Gazze’de 7 ayı geride bırakan savaş nedeniyle milyonlarca kişi gıda, su, elektrik ve temel ihtiyaçların yokluğu altında yaşam mücadelesi veriyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilarinda-amerikan-silahlarinin-kullanimini-degerlendiriyor/feed/ 0
Aydın’da Üniversite Öğrencisinin Ölümüyle Sonuçlanan Asansör Kazası Davasında Sanıkların Savunmaları Yapıldı https://www.haber60.com.tr/aydinda-universite-ogrencisinin-olumuyle-sonuclanan-asansor-kazasi-davasinda-saniklarin-savunmalari-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/aydinda-universite-ogrencisinin-olumuyle-sonuclanan-asansor-kazasi-davasinda-saniklarin-savunmalari-yapildi/#respond Fri, 10 May 2024 21:54:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31144 Aydın’ın Efeler ilçesindeki öğrenci yurdunda üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüyle sonuçlanan asansör kazası ile ilgili görülen üçüncü davada sanıklar savunmalarını yaparken, eksikler nedeniyle bilirkişi raporunun yenilenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan asansör kazasında 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeren Ertaş hayatını kaybetmişti. Yaşanan olay sonrası Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada asansör firması yetkilisi M.B. ile firma sahibi H.T. tutuklanmıştı. Savcılık tarafından derinleştirilen soruşturma sonrasında firmanın mühendisleri R.H.A. ve U.İ. de yakalanarak tutuklanmış, firmanın elektrik mühendisi N.M. ise tutuksuz yargılanmıştı. Sanık sayısının 5’e yükseldiği olayla ilgili bugün 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üçüncü dava görüldü. Zeren Ertaş’ın ailesi ve avukatlarının katılmadığı davada, tamamlanan ikinci bilirkişi raporuna göre sanıklar savunmalarını gerçekleştirdi.

“Beraatimi istiyorum”

Sanıklar önceki savunmalarının aynen geçerli olduğunu ifade ederken, sanıklardan R.H.A. savunmasının devamında, “Kazadan sonra mahkeme heyetinizin görevlendirmiş olduğu ilk bilirkişiler firmamı tali kusurlu olarak buldu. Bunun sonucunda iki mahkeme boyunca savunma yaptık. Resmi evraklar şeklinde deliller sunduk, şahit gösterdik, tanık dinlettik. Bu yapmış olduğumuz savunmalar sonrasında da akademisyen olan bir makine mühendisi hocamızdan da uzman görüş raporu da aldık. Burada firmama herhangi bir kusur atfetmeden kusursuz buldu. Mahkemeniz bu savunmalarımızdan sonra ikinci bir bilirkişi raporu istedi. Yeni bir bilirkişi heyeti tekrardan yeni bir rapor sundu. Bu raporun kanaat kısmında gene firmama herhangi bir kusur atfedilmedi. Bu yüzden heyetinizden beraatimi rica ediyorum” dedi.

“İşimi doğru ve düzgün yaptım”

Birinci ve ikinci mahkemede yaptığı savunmaların aynı olduğunu ifade eden sanıklardan H.T. ise, “İkinci bilirkişi raporunda da R.H.A.’nın dediği gibi firması suçsuz bulunduysa benim de firma olarak işimi doğru yaptığım anlamına geliyor. Ben de ilk baştan beri söylediğim gibi montaj firması olarak işimi doğru ve düzgün yaptım. Alnım açık. Geri kalan savunmaları avukatlarım yapacaktır” diye konuştu.

“Elektriksel hiçbir sorun yoktur”

İlk savunmalarının aynen geçerli olduğunu ifade eden sanıklardan elektrik mühendisi N.M. de, “İlk bilirkişi raporunda elektrik mühendisi olarak üzerime bir suç atılmamıştır ve raporda ismim geçmiyor. Ancak ikinci bilirkişi raporunda ismimiz geçti ama suçlamaları kabul etmiyorum. Çünkü tamamen bakım kaynaklı bir sorun olduğu tespit edilen olayda elektriksel hiçbir hata yoktur. Mekanik aksamdan çıkan bir sorun. Bu bilirkişi raporunda da var. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

Sanıkların avukatlarının da savunmalarını yapmasının ardından, sanık avukatları asansörün yapı müteahhidi olan firmanın, A tipi muayene kuruluşu olan firmanın ve ruhsat veren ilgili belediyenin de davaya dahil edilmesini talep etti. Ayrıca bilirkişi raporunda çelişkilerin ve eksiklerin olduğuna dikkat çeken sanık avukatları, bilirkişi raporlarına da itirazda bulundu. Ayrıca bilirkişi heyetinin de hazırladığı raporun profesyonelce yapılmadığı ve bu durumun rapora olan güveni sorgulattığı ve kafalardaki soru işaretlerinin giderilmesi amacıyla bilirkişi heyetinin de mahkemeye çağrılması talep edildi.

Şikayetinden vazgeçti

Olayda psikolojik yara aldığı iddiasıyla sanıklardan şikayetçi olan öğrencilerden S.A. ise mahkemede şikayetinden vazgeçtiğini ifade ederek, “Kendim kalp hastasıyım ve bu süreçte çok rahatsız olmaya başladım. Şikayetimden vazgeçiyorum” dedi.

Bilirkişi raporu yenilenecek

Konuşmaların ardından kararı açıklayan mahkeme başkanı, dava ile ilgili sanık M.B., H.T., R.H.A. ve U.İ.’nin tutukluluk hallerinin devamına, N.M.’nin ise tutuksuz yargılanmasının devamına karar verirken, bilirkişi raporunun yeniden hazırlanmasına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 21 Mayıs’a erteledi. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinda-universite-ogrencisinin-olumuyle-sonuclanan-asansor-kazasi-davasinda-saniklarin-savunmalari-yapildi/feed/ 0
İmar Barışı Kanunu Teklifi Değerlendiriliyor https://www.haber60.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/ https://www.haber60.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/#respond Tue, 07 May 2024 21:03:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30663 İmar Barışı Kanun teklifini değerlendiren Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Teklif özellikle yapının depreme dayanıklılığını belirli şartları karşılayan yapıların kapsamına alınması hedefliyor. Bu şartlar arasında zemin etüt raporları, fay hattı araştırmaları, depreme dayanıklılık raporları ve ilave kat yapılmışsa teknik rapor alınması gibi koşullar bulunuyor” dedi.

İmar kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda değerlendirilecek. Kanun teklifine ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak Global Genel Müdürü Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Teklif kişinin kendi arazisine 31.12.2023 tarihinden önce yapmış olduğu ruhsatsız ve ruhsata aykırı yapılar için afet risklerine dayanıklılık şartıyla Yapı Kayıt Belgesi verilmesini ve Hazineye ait taşınmazlar üzerine yapılmış belgeli yapıların satış süresinin uzatılmasını öngörüyor. Kanun teklifi gerekçelerinde ise özellikle güncel olmayan uydu görüntüleri ile mağduriyetler oluştuğu, köylerin mahalle statüsüne geçmesi nedeniyle de bu yapıların ruhsatsız duruma düştüğü değerlendiriliyor. Teklif özellikle yapının depreme dayanıklılığını belirli şartları karşılayan yapıların kapsamına alınması hedefliyor. Bu şartlar arasında zemin etüt raporları, fay hattı araştırmaları, depreme dayanıklılık raporları ve ilave kat yapılmışsa teknik rapor alınması gibi koşullar bulunuyor” dedi.

“Uydu görüntülerinde eksikler ve uygulamada farklıklar yaşanmış”

Daha önce çıkartılan İmar barışından faydalanmanın ilk şartının yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış olması olduğunu hatırlatan Özelmacıklı, “Bazı raporlarda İmar barışı sürecinde uydu, ortofoto veya çeşitli programlarla sağlanmış görüntülerin doğru sonuç vermediği belirlenmişti. Özellikle kırsal bölgelerde uydu verilerinin güncelliği ve tam doğruluğu da sağlanamamıştı. Ayrıca esaslarda Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin iş ve işlemlerin Bakanlık tarafından denetleneceği hüküm altına alınsa da, bu denetlemenin nasıl ve ne zaman yapılacağı da açıklanmamıştı. Bu konularda da uygulama farklıkları nedeniyle yaşanan mağduriyetler olmuş, Yapı Kayıt Belgesi iptali nedeniyle açılan davaların kaybedilmesi sonucunda mahkeme giderlerinin oluştuğu ve bu giderlerin bakanlık bütçesinden karşılandığı çeşitli raporlarda yer almıştı” şeklinde konuştu.

“Mağduriyetler çözülmeli lakin sağlıksız yapılaşmaya fırsat vermemeli”

İmar barışlarının şehirlerimizin afetlere karşı savunmasız ve sağlıksız bir şekilde büyümesine neden olduğuna dikkat çeken Özelmacıklı, “İmar barışı, kaçak yapılaşmayı teşvik ediyor, kentsel dönüşüme engel oluyor. Kanunlara uygun şekilde yapı inşa edenler cezalandırılırken, kanunsuz faaliyetlerde bulunanlar ödüllendiriliyor. Bu konuda yasal düzenlemeler net olmalı” diye konuştu.

Belediyeler Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında hareket etmeli

Özellikle bazı belediyeler tarafından tarım arazilerine tarım dışı amaçla kullanım izinleri verildiğini ifade eden Özelmacıklı, “5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 13. maddesine göre, imar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlenen ve kamu yararı gözetilerek tarım dışı amaçlarla kullanım izni verilen yerler, bu amaç dışında kullanılamaz veya planlanamaz hükmü bulunmaktadır. Bu konuda bazı belediyeler tarafından verilen izin, ruhsat ve imar durumlarına ilişkin kararlarda, tarımsal niteliği korunacak alanlar üzerinde Bakanlık görüşü alınmadan da işlemler yapılabiliyor. Bu konuya da dikkat edilmeli” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/feed/ 0
Gizli belge, İran protestolarında gözaltında öldürülen Nika Şakarami’nin taciz edildiğini ortaya koydu https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/ https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29900 İran güvenlik güçleri tarafından yazıldığı anlaşılan ve sızdırılan bir belge, protestolarda gözaltına alınan bir genç kızın, üç güvenlik görevlisi tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürüldüğünü ortaya koydu.

2022 yılında rejim karşıtı bir protestoya katılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Nika Şakarami’nin cesedi dokuz gün sonra bulunmuş, hükümet intihar ettiğini iddia etmişti.

BBC rapordaki iddiaları İran hükümeti ve Devrim Muhafızlarına sordu, ancak yanıt gelmedi.

“Çok Gizli” ibareli rapor, Nika’nın davasıyla ilgili olarak, ülkenin İslami kurumlarını savunan güvenlik gücü Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan bir duruşmayı özetliyor. Raporda Nika’nın katillerinin ve gerçeği gizlemeye çalışan üst düzey komutanların isimleri de yer alıyor.

Rapor, güvenlik güçlerinin Nika’yı alıkoyduğu gizli bir minibüsün arkasında yaşananlara ilişkin rahatsız edici ayrıntılar içeriyor. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinden birinin Nika’nın üzerinde otururken onu taciz ettiği, kelepçeli tutulan Nika’nın tekmeleyerek ve küfrederek karşılık verdiği ve bunun üzerine görevlilerin onu copla dövdüğü var.

Nika Şakarami’nin kaybolması ve ölümü geniş yankı uyandırdı ve fotoğrafı İran’da kadınların özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri oldu.

22 yaşındaki Mahsa Amini adlı kadının başörtüsünü düzgün takmadığı suçlamasıyla Eylül 2022’de polis gözetimindeyken aldığı darbeler nedeniyle ölümünün ardından Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi doğmuş, sokak protestoları İran’ın dört bir yanına yayılmıştı.

Bu protestolardan birinde kaybolan Nika’nın cesedini ailesi 9 gün sonra bir morgda buldu. İranlı yetkililer Nika’nın ölümünün gösteriyle bağlantılı olduğunu reddetti ve soruşturmalarını yürüttükten sonra intihar ederek öldüğünü söyledi.

Nika kaybolmadan hemen önce 20 Eylül akşamı Tahran’ın merkezindeki Lale Parkı yakınlarında bir çöp konteynırının üzerinde başörtüsü yakarken görüntülenmişti.

Etrafındaki diğer kişiler İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e karşı “diktatöre ölüm” sloganları atıyordu.

Raporun anlatımına göre gösteriyi izleyen birkaç gizli güvenlik birimi vardı.

Bunlardan biri olan Ekip 12, “alışılmadık davranışları ve sürekli cep telefonundan yaptığı aramalar nedeniyle” genç kızın liderliğinden şüpheleniyordu.

Ekip, bunu teyit etmek için ajanlarından birini protestocu kılığında kalabalığın içine gönderdi, o da Nika’yı tutuklamak için ekibini çağırdı, ama Nika kaçmıştı.

Teyzesi daha önce BBC Farsça’ya Nika’nın o gece bir arkadaşını arayarak güvenlik güçleri tarafından takip edildiğini söylediğini anlatmıştı.

Rapora göre Nika yaklaşık bir saatin ardından, tekrar görüldükten sonra gözaltına alındı ve ekip aracı olarak kullanılan plakasız bir dondurucu minibüsüne bindirildi.

Nika arka bölmede üç ekip üyesiyle – Araş Kalhor, Sadık Moncazi ve Behruz Sadegi – birlikteydi. Ekip liderleri Murtaza Celil önde şoförün yanındaydı.

Rapora göre ekip Nika’yı götürecek bir yer bulmaya çalıştı. Yakınlardaki geçici bir polis merkezini denemişler ama aşırı kalabalık olduğu için geri çevrilmişler.

Bunun üzerine arabayla 35 dakika uzaklıktaki bir gözaltı merkezine gitmişler ve komutan önce Nika’yı kabul etmiş ama sonra “sürekli küfredip slogan attığı” için fikrini değiştirmiş.

Daha sonra rapor için müfettişlerle konuştuğunda, “O sırada karakolda 14 kadın tutuklu daha vardı ve diğerlerini de kışkırtabilirdi. Bir isyana neden olmasından endişe ediyordum” demişti.

Rapora göre Murtaza Celil tavsiye almak için bir kez daha Devrim Muhafızları Karargahı ile temasa geçti ve kendisine Tahran’ın kötü şöhretli Evin Cezaevi’ne gitmesi söylendi.

Yolda, minibüsün karanlık arka bölümünden gelen çarpma sesleri duymaya başladığını söyledi.

Faillerin ifadeleri

Arkada Nika ile bulunan görevlilerin belgede özetlenen ifadeleri, neler olduğunu yansıtıyor.

Bunlardan biri olan Behruz Sadegi, gözaltı merkezi tarafından geri çevrilen Nika’nın minibüse geri bindirildiğinde küfretmeye ve bağırmaya başladığını söyledi.

“Araş Kalhor çoraplarıyla ağzını tıkadı ama Nika debelenmeye başladı. Sonra Sadık [Moncazi] onu dondurucunun üzerine yatırdı ve üzerine oturdu. Durum sakinleşti.”

“Ne olduğunu bilmiyorum ama birkaç dakika sonra küfretmeye başladı. Hiçbir şey göremiyordum, sadece kavga ve dayak seslerini duyabiliyordum.”

Araş Kalhor ise daha da tüyler ürpertici ayrıntılar verdi.

Telefonunun ışığını kısa süreliğine açtığında Sadık Moncazi’nin “elini kızın pantolonunun içine soktuğunu” gördüğünü, bundan sonra kontrolü kaybettiklerini söyledi.

“[Bunu] kimin yaptığını… bilmiyorum ama… copun sanığa [Nika] vurduğunu duyabiliyordum… Tekmelemeye ve yumruklamaya başladım ama bizimkilere mi yoksa sanığa mı vurduğumu gerçekten bilmiyordum.”

Ancak Sadık Moncazi, Araş Kalhor’un mesleki kıskançlıktan kaynaklandığını söylediği ifadesini yalanladı. Elini Nika’nın pantolonuna soktuğunu inkar etti ama Nika’nın üzerinde otururken “tahrik olduğunu” ve kalçasına dokunduğunu kabul etti.

Bunun üzerine Nika’nın – elleri arkadan bağlı olmasına rağmen – kendisini tırmaladığını ve yere düşürdüğünü söyledi. “Yüzüme tekme attı, ben de kendimi savunmak zorunda kaldım” dedi.

Murtaza Celil minibüsün kabininden şoföre kenara çekmesini emretti.

Arka kapıyı açtığında Nika’nın cansız bedeniyle karşılaştı. “İyi durumda olmayan” yüzündeki ve kafasındaki kanı temizlediğini söyledi.

Nika’nın ölüm belgesinde de “sert bir cisimle aldığı darbelerin neden olduğu çoklu yaralanmalar” nedeniyle öldüğü belirtiliyor.

Ekip lideri Murtaza Celil ne olduğunu öğrenmeye çalışmadığını itiraf etti.

“Sadece onu nasıl nakledeceğimi düşünüyordum, kimseye soru sormadım. Sadece ‘Nefes alıyor mu?’ diye sordum. Sanırım Behruz Sadeki ‘Hayır, öldü’ diye cevap verdi.”

Elinde bir cesetle Celil, Devrim Muhafızları’nın karargâhını üçüncü kez aradı. Bu sefer kod adı “Naim 16” olan daha kıdemli bir subayla konuştu.

Naim 16, soruşturmaya ifadesinde “Zaten karakollarımızda ölümler oluyordu ve bu sayının 20’ye çıkmasını istemiyordum. Onu üsse getirmek hiçbir sorunu çözmeyecekti” dedi.

Celil’e onu “sokağa atmasını” söyledi. Celil, Nika’nın cesedini Tahran’ın Yadigar-ı İmam otoyolunun altındaki ıssız bir sokağa bıraktıklarını söyledi.

Rapor, minibüsün arka bölümündeki kavgaya bir cinsel saldırının neden olduğu ve 12. Ekip’in saldırılarının Nika’nın ölümüne neden olduğu sonucuna varıyor.

“Üç cop ve üç şok tabancası kullanılmıştır. Hangi darbenin ölümcül olduğu belli değil” deniyor.

Sorumlular cezalandırılmadı

Hükümetin Nika’ya dair açıklamaları raporla çelişiyor. Cenazesinden yaklaşık bir ay sonra devlet televizyonu, Nika’nın bir binadan atlayarak öldüğü sonucuna varan resmi soruşturmaya yer vermişti.

Nika’nın annesi Nesrin Şakarami daha sonra bir BBC belgeselinde yetkililerin protestocuların ölümleriyle ilgili iddiaları için “Hepimiz yalan söylediklerini biliyoruz” dedi.

Bazen resmi İran belgeleri gibi görünen ve internette dolaşan materyallerin sahte olduğu anlaşıldığından, BBC Eye sadece raporun içeriğini değil, güvenilir olup olmadığını da inceledi.

Eski bir İran istihbarat subayı, belgenin var olduğunu ve rapor numarasından 2022’de hükümet karşıtı protestocularla ilgili bir dava dosyasının parçası olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Eski istihbarat subayının Devrim Muhafızları’na erişimi sayesinde, Nika’nın cesedinin atılması emrini veren “Naim 16″nın bu kurumda görev yapan Yüzbaşı Muhammad Zamani’nin kod adı olduğu bilgisi verildi.

Nika’nın ölümüyle ilgili raporda özetlenen ve beş saat süren duruşmaya katılanlar arasında bu isim de var.

Devrim Muhafızları ve İran hükümeti iddialara yanıt vermedi.

Bildiğimiz kadarıyla Nika’nın ölümünden sorumlu olan kişiler cezalandırılmadı.

Hizbullah güçleri

Belgede bunun nedenine dair bir ipucu da var. Duruşmaya katılan 12. Ekip’in tamamı raporda listelenmiş. İsimlerinin yanında ait oldukları grup yer alıyor: “Hizbullah”.

Burada kastedilen İranlı paramiliter grup Hizbullah ve aynı adı taşıyan Lübnanlı grupla ilgisi yok. Bu grubun üyeleri Devrim Muhafızları tarafından kullanılmakta ancak raporun da kabul ettiği gibi bazen onun yetki alanı dışında faaliyet gösterebiliyor:

“Yukarıdaki kişiler Hizbullah güçlerine mensup olduklarından, gerekli taahhüt ve güvenlik garantilerinin alınmasının ötesinde bu davanın takibi mümkün olmamıştır” deniyor.

Devrim Muhafızları subayı Naim 16’ya yazılı bir kınama cezası verildiği de belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’in bilgi toplama misyonuna göre, İran’daki Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında 551 protestocu güvenlik güçleri tarafından öldürüldü ve bunların çoğu silahla vuruldu.

Protestolar birkaç ay sonra güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle azaldı. Bunun ardından İran ahlak polisinin faaliyetlerinde bir durgunluk yaşandı, ancak bu ayın başlarında İslami kıyafet kurallarının ihlaline yönelik yeni baskılar başladı.

Tutuklananlar arasında Nika’nın ablası Ayda da var.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/feed/ 0
İsias Davası Devam Ediyor… Mahkeme, Üç Uzmanın Dinlenilmesine Karar Verdi https://www.haber60.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/ https://www.haber60.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29545 HABER: DİLAN KUTLU

(ADIYAMAN) – 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması devam ediyor. Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş ise, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme, üç uzmanının dinlenilmesini karar verdi. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, tutuksuz yargılanan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

Adıyaman 3. Ağrı Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmayı KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, iktidar ve ana muhalefet parti milletvekilleri de duruşmayı takip ediyor.

Duruşma, SEGBİS üzerinden bağlanan sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Mahkeme Başkanı, tutuklu sanıK Ahmet Bozkurt’un sunulan yeni raporlara ilişkin savunmasını aldı.

İsias Otel’de yaralanan iki kişinin daha şikayetçi olması üzerine birleşen dosyaya ilişkin sanık Ahmet Bozkurt’a savunması soruldu. Sanık Ahmet Bozkurt, “aleyhimdeki suçlamaları kabul etmiyorum” diyerek bir önceki savunmasını tekrarladı. Sanık Bozkurt, Gazi Üniversitesi ve KTÜ’nün raporlarında asli kusurlu olduğunun sorulması üzerine “Ben bunların hiçbirini kabul etmiyorum inşaati yaparken her türlü malzemeyi kullandım. Malzemeleri hassasiyetle seçtim. Normal paranın 3 katını harcayarak malzeme tahsis ettim betonda da yine öyle” savunmasında bulundu.

YILDIZ: “BENİM ÇALIŞMA DÖNEMİMDE HİÇBİR TADİLAT YAPILMADI

Sanık Erdem Yıldız, birleştirilen dosyayailişkin bir savunma yapmadı ve Gazi Üniversitesi raporuna  ilişkin ise “Hiçbir yıkılan binada kolon kirişe zarar vermediğinden dolayı kimse suçlu bulunamaz. Hiçbir yerde kaçak kat yok hep ilave kat geçiyor. Ben 2001’den sonra yapılan bir tadilattan sorumluyum. Ama yapılan hiçbir tadilat yok” iddiasında bulundu.

Sanık Erdem Yıldız, “2001’den sonra alınan ruhsatın baştan aşağı hatalı olduğunu beyan ederken evrakta sahtecilik yapıldığını” öne sürdü.

OTELİN SAHİBİ BOZKURT: “RAPORUN BAZI KISIMLARINA KATILMIYORUM”

Sanık Mehmet Fatih Bozkurt da “Raporlara ilişkin aleyhimize olan kısımlara katılmıyorum” iddiasında bulunarak bir önceki duruşmada verdiği ifadeleri tekrar ettiklerini beyan etti ve “Şimdiye kadar bilirkişi bir kabahat bulmadı son bilirkişi bir suç bulmuş ama” dedi.

AİLELER SANIKLARIN “OLASI KASTTAN YARGILANMASINI” İSTEDİ

Duruşmada hayatını kaybedenlerin aileleri de sanıklardan şikayetçi oldu ve sanıkların olası kasttan yargılanmalarını istedi.

“OĞLUMUN ÜZERİNE KÜREK KÜREK TOPRAK ATILMASINI İZLEDİM”

Osman Çetintaş’ın annesi duygusal anlar yaşadı ve “Oğlumun şimdi ekmek parası, yaşam kavgası içinde olması için ömrümü verirdim. Kalitesiz bir binada can verdi oğlum. Ben oğlumun üzerine kürek kürek toprak atılmasını izledim. Benim oğlum yaşamaktan keyif alan bir çocuktu 29 yıl bunun için uğraştı. Sanıklardan şikayetçiyim” dedi.

Otelin yan binasındaki otoparkı işleten tanıklardan Murat Kuştepe, “Ben binanın yan tarafında otopark işletiyorum. Otelin içini daha önce görmemiştim, anlaşmamız vardı benim otoparkımı kullanıyorlardı. Gittiğimde otel benim arabamın otelin yan binasının altında benim otoparkım. Arabam otoparktaydı depremde otel otoparkımın üzerine yıkılmıştı” diye konuştu.

ÜÇ UZMAN RAPORU MAHKEMEYE SUNULDU

Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme Başkanı kısa bir değerlendirmenin ardından oy birliği ile üç uzmanı dinlemeye karar verdiğini açıkladı.

“YÖNETMELİĞE UYULMAMASINA RAĞMEN RUHSAT ALINDI”

Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Yonca Hürol, yönetmeliğe uyulmamasına rağmen ruhsat alındığını belirterek, “Betonarme perde duvarlarının depremlerde yük aldığını belirterek perde duvarların kesilmesinin riskli olduğunu” söyledi. Sanık Erdem Yıldız ise “perde kesilmiş dediler ancak öyle bir perde duvarı yok” iddiasında bulundu.

“İLK 20 SANİYEDE 59 KOLON GÖÇTÜ”

Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhan Şensoy, şunları söyledi “Kolon etriyelerinde sıklaştırmalar yapılmadığı enkazlardan alınan birçok örneklerden sabitti. Bir diğer unsur tadilat projesinde asansör eklenmesi. 1998 yönetmeliğinde deprem yüklerinin yüzde 75’inin perdeler tarafından taşınması maddesi var ancak perdelerin yüklerinin taşınmasına baktğımızda yüzde 30 olduğunu gördük. Apartman her halükarda 98 yönetmeliği kuralının çerçevesinde ilk 20 saniyede 59 kolonun göçtüğünü gördük. Kolonları incelediğimizde etriyelerin yetersizliğinden dolayı kolonlara gelen kısımlarda ani göçmelerin olduğunu” söyledi. Şensoy, “Binanın özellikle 16. saniye göçtüğünü” belirtti.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesinde bu sabah başlayan İsias davasının ikincisi duruşmasında savcı mütalaasını sundu. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, adli kontrol şartı ile serbest olan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

“BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİLER AKP’DEN ADAY”

Mütalaanın ardından savunma yapan mağdur avukatları Gazi Üniversitesi’nin raporundaki eksikliklere dikkat çekerek mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu talep etmesini istedi. Gazi Üniversitesi’nin raporunun bilimsellikten uzak olduğu vurgulandı. Raporun iki akademisyen tarafından hazırlandığı, bunlardan birinin ise Bozkurt Ailesinin üyesi olduğu ve bu kişinin de AKP’den aday olduğu ifade edildi. Böyle bir durumun varlığının tarafsızlık ilkesine gölge düşürdüğü dile getirildi. Yeni bir raporun İstanbul Teknik Üniversitesi veya ODTÜ gibi teknik üniversitelerden alınmasını isteyen avukatlar, kamu görevlileriyle ilgili yeniden bilgi istenmesini talep etti.

“TAHLİYE EDİLEN SANIKLAR TUTUKLANSIN” TALEBİ

Mağdur avukatları, tahliye kararı verilen Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın yeniden tutuklanmasını talep etti. Efe Bozkurt’un mazeretsiz mahkemeye katılmaması sebebiyle kaçtığı kanaatinde olunduğunu belirten avukatlar, aksini kanıtlamanın mahkemenin görevi olduğunu vurgulayarak derhal tutuklanmasını istediler.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/feed/ 0
Adıyaman’da İsias Otel davası ikinci duruşması bugün görülecek https://www.haber60.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/ https://www.haber60.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/#respond Fri, 26 Apr 2024 03:27:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29431 Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması bugün kentte görülecek. 100 kişilik bir heyetle kente gelen Kıbrıslı aileler, mahkemeden üç talepte bulunmaya hazırlanıyor.

Ocak ayındaki ilk duruşmadan sonra tutuklu beş sanıktan ikisi serbest bırakıldı.

Ailelerin avukatları, Mart ayında serbest bırakılan otel sahibinin oğlu ve mühendisin yeniden tutuklanmasını talep edecek.

İlk duruşmadan sonra geçen 3 aylık süre içinde, sanık avukatları Ankara’daki Gazi Üniversitesi’nden ikinci bir rapor istedi.

İsias Otel aileleri, bu raporda otel enkazından örnek alınmadığını ve sadece projeler üzerinden inceleme yapıldığını kaydediyor. Aileler bu raporun reddedilerek, “daha donanımlı” bir üniversiteden rapor alınmasını isteyecek.

Aileler, iddianameye temel olan ve içinde kamu görevlilerinin de yer aldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi raporunun esas alınmasını ve bu görevlilerin de soruşturma dosyasına girmesini istiyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Murat Aktuğralı, henüz İsias Otel’deki ihmal iddiaları ile ilgili kamu görevlilerinin ifadesinin alınmadığını söyledi.

İkinci duruşmada, Gazimağusalı ailelerin yanına bakanlar ve siyasetçiler de hazır bulunacak.

Kuzey Kıbrıslı aileler ve avukatları yargılamanın, “bilinçli taksir” değil daha ciddi cezalar öngören “olası kast” suçlaması üzerine kurulması gerektiğini savunuyor.

Bilinçli taksirde öngörülmesine rağmen istenmeyen neticenin gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket edilmesi, olası kastta ise istenmeyen neticenin öngörülmesi ancak bunun kabullenilmesi söz konusu.

35’i Kıbrıslı kafileden toplam 72 kişi yıkılan otelde hayatını kaybetti.

Aileler, otelin yıllar içindeki inşaatıyla ilgili olarak suçladıkları kişiler dışında dönemin belediye başkanı, valilik, AFAD ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına da dava açtı.

6 Şubat’ta İsias Otel’de ne yaşandı?

Geçmiş yıllarda İsias Otel, Adıyaman’ın önemli otellerinden biriydi.

6 Şubat depremleri sırasında otel binası yıkıldı.

Kuzey Kıbrıs’taki Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nden Adıyaman’a voleybol turnuvası için giden kız ve erkek voleybol takımı oyuncuları, veliler ve öğretmenlerden oluşan 39 kişilik kafile, depremler sırasında burada konaklıyordu.

Burası, tur rehberleri tarafından da tercih edilen bir oteldi.

Depremler sırasında Turist Rehberleri Birliği’nden yaklaşık 40 kişilik bir grup da eğitim için otelde kalıyordu.

Binanın yıkılması sonucu, Kuzey Kıbrıslı öğrenciler ile rehber ve rehber adaylarının büyük bölümünü oluşturduğu 72 kişi hayatını kaybetti.

Yaşamını yitiren, çoğunluğu öğrenci 35 Kuzey Kıbrıslı’nın cenazeleri, Gazimağusa’da defnedildi.

Bu ölümler, şehrin 1974’teki savaştan sonraki en büyük toplu kaybı.

Ada’da, hayatını kaybeden öğrenciler “Şampiyon Melekler” olarak anılmaya başlandı.

Kuzey Kıbrıslı aileler hem hukuk mücadelesi vermek hem de çocukları adına çeşitli projeler yürütmek amacıyla Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneğini kurdu.

Dernek, davayla ilgili büyük bir kampanya başlattı.

Derneğin, bu kampanya kapsamında sosyal medyada kullandığı etiket ise #isiasortakdavamız oldu.

İddianame neler var? Bina neden yıkıldı?

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Aralık başında kabul edildi.

İddianamede 5’i tutuklu 11 sanık hakkında “bilinçli taksirle birden fazla işinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8’er aydan, 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Dosyada, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün hazırladığı bilirkişi raporu da bulunuyor.

BBC Türkçe’nin incelediği iddianameye göre göre 1993’te otelin ruhsatı konut olarak alındı ancak ruhsat, 2001’de otel olarak yenilendi.

Raporda; kolon ve kirişlerin etriye aralıkları, kanca özellikleri, bindirme boyları, ankraj ve kenetleme boylarıyla ilgili eksikliklerin bulunduğu, donatı detayı eksikliklerinin binanın yıkılma nedenlerinden biri olabileceği, beton basınç dayanımlarının gerekli şartları sağlamadığının tespit edildiği belirtildi.

Dosyaya göre 2016’da binaya ruhsatsız kat eklendi ve deprem güvenliği göz ardı edilerek yapılan bu kat, yapının taşıyıcı sistemine ek yük getirdi.

Sanıkların binanın yapım tarihinde geçerli olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik esaslarına yeterince uymadıkları belirtilen iddianamede, dönem itibarıyla bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davranarak binanın yıkılmasında kusurlarının bulunduğu ifade edildi.

KTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, geçtiğimiz günlerde davadan bağımsız olarak gazetecilere yaptığı açıklamada, İsias Otel ile ilgili “Binanın yıkılış şeklinin, kovayı kaldırdıktan sonra kumun yayılış şekli gibi olduğunu görebiliyorsunuz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/feed/ 0
Tünektepe Teleferik Kazası Görüntüleri Ortaya Çıktı https://www.haber60.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/#respond Wed, 24 Apr 2024 00:57:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29055 Antalya’daki Tünektepe Teleferik kazasında güvenlik kamerası görüntüleri, son anda yapılan uyarılar, kazanın detaylarını gözler önüne serdi. Ceza hukukçusu Avukat Figen Çalıkuşu, “Bu görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı, buna rağmen hala Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklu olarak kalması hukuka uygun bir durum değil” dedi.

Antalya’da yaşanan ve bir kişinin ölümü ile 17 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan Tünektepe Teleferik kazasına dair güvenlik kamerası görüntüleri, olayın ayrıntılarını aydınlattı. Görüntülerde, yolcuların uyarıları ve kazadan sadece saniyeler önce yapılan müdahaleler dikkat çekiyor. Güvenlik kamerası görüntülerinin geçtiğimiz hafta savcılık dosyasına iletildiğini açıklayan Ceza hukukçusu Av. Figen Çalıkuşu, kaza kapsamında tutuklanan ANET’in önceki yönetim kurulu başkanı, mevcut Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’un serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

Görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı

Çalıkuşu, şu ifadeler yer verdi:

“Bu bildiğimiz bir görüntüydü. Fakat, şu ana kadar dava dosyasında olmasına rağmen hala tutukluluk incelemesinde dikkate alınmaması ilgi çekici. Bu görüntüleri sapladıktan sonra, Antalya Cinayet Bürosu’nun düzenlediği bir rapor var. O raporda tüm netliği ile olay ortada ve bu savcılık dosyasına girmiş vaziyette. Bu görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı, buna rağmen hala Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklu olarak kalması hukuka uygun bir durum değil. Çünkü, özgürlüğün bir saniyesi bile kıymetli, ona el konulmaması gerekiyor.”

Kazada eylemin ve öznenin adı değişecek

Güvenlik kamerası görüntülerini değerlendiren Çalıkuşu, kameralara yansıyan detaylar sonucunda, kazanın eyleminin ve öznesinin değiştiğini vurguladı. Çalıkuşu, “Ölümle neticelenen bir olay var, daha da büyük neticelere yol açacak bu kazanın olması engellenebilir miydi, işte bu sorunun cevabı bu cinayet büro ofisinin döktüğü görüntülerde yer alıyor. Engellenebilirdi, nasıl engellenebilirdi, o sırada teleferikte meydana gelen arızayı yolcular fark etmiş. Fark ettikleri gibi indiklerinde kabin görevlisini uyarmışlar. Kabin görevlisi de oradaki yetkilileri uyarmış ve şu an içeride tutuklu bulunan Serkan Yellice’ye kadar olay gelmiş. Otomasyon odasının içindeki görevli yetkili kişi Serkan Yellice, teleferiği durdurmuş. Durdurduktan sonra her nedense aldırmayarak, gerekli kontrolleri yapmayarak, 25 saniye sonra tekrar çalıştırmış. ve o kendini gösteren arıza, yirmi beş saniye sonra çalıştırdığında tamamen devreye girmiş. Halatı çekerek, kopararak, direğin devrilmesine neden olmuş. Neden bu kaza meydana geldi, bir arızanın var olduğunu bile bile gereği yapılmadığı için meydana geldi. Bu şekilde sorumluluk, kusur anlamında fiilin ve sorumluların adı değişiyor. Bir hata var, yok sayarsanız, burada taksirli adam öldürmeden eylem değişebilir” diye konuştu.

“Serkan Yellice gereğini yapmadı”

Avukat Figen Çalıkuşu, kazaya ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasının ardından, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün konuyla alakalı bir sorumluluğunun bulunmadığını aktardı. Çalıkuşu, şöyle konuştu:

“Mesut Kocagöz’ün burada sorumluluğu yok, 28 Kasım 2023’te istifa etti. Zamanında yeterli denetim yapmadın, bugün bu oldu denemez. Denetim var ya da yok, bu zararlı sonuç. Ölümle son bulan bu neticenin olması, önlenebilirdi. Vatandaş uyardı. Serkan Yellice gereğini yapmadı. Serkan Yellice bu anları neden anlatmadı? Bu görüntüler saptanmasaydı, cinayet büro bunların dökümünü yapıp savcılığa teslim etmemiş olsaydı, haberdar olamayacaktık. Demek ki gizlenen bir gerçek var, bu da suçluluk psikolojisinin göstergesi. Aldırmazlığın zulmüne uğrayan, bir meslektaşımızı kaybettik. Üzgünüm ama burada gerçek suçlunun ortaya çıkması, suçsuz olanın da özgürlüğünün gasp edilmemesi gerekir.”

Kaza sonrası ikinci rapor hazırlanıyor

Teleferik kazasının ardından olay yersi savcısının ikinci kez inceleme yaptığını açıklayan Çalıkuşu, hazırlanan yeni rapor sonrasında, Mesut Kocagöz’ün avukatlarının, tekrar tutuklanma kararına itiraz edeceklerini söyledi. Çalıkuşu, “Bu rapor üzerine itiraz tekrar yapılacak. Savcı ikinci kez inceleme yaptı. İlk ön rapor vardı, tekrar bilirkişilerle olay yerine gidildi. Çok detaylı, uzun zamana yayılan bir inceleme yapıldı. Yeni bir rapor çıkacak, cinayet bürosunun döktüğü görüntüler de yeniden incelenecek. Mesut Kocagöz’ün çıkması gerekiyor. Kepez halkı Mesut beyi belediye başkanı olarak seçti, burada menfaatleri dengelemek lazım. Kamuoyunun menfaati aynı zamanda belediye başkanından hizmet almaktır. Kusuru olmadığı açık. Böyle bir dosya varken, Serkan Yellice’nin dosyayı kararttığı ortadayken, neden bu dosyanın üstüne gidilmiyor?” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/feed/ 0
Çorlu tren kazası davası 25 Nisan’da karar duruşmasıyla sonuçlanacak https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/ https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:45:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28801 GAYE ŞEYMA CAN, (İSTANBUL) Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın karar duruşması 25 Nisan’da görülecek. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, “Biz artık karar bekliyoruz, bu duruşma burada bitmeyecek. Gerçek sorumlular yargılanana kadar yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin yargılamanın 19’uncu duruşmasında da karar çıkmamıştı. Duruşmanın ertelenmesine aileler ve avukatları tepki göstermişti.

25 Nisan’a ertelenen karar duruşması öncesinde kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Mısra Öz konuşmasında “Ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı” diyerek şunları söyledi:

“YANLI BİLİRKİŞİLERİN RAPORUYLA BAŞLADI HUKUKSUZLUK SÜRECİ”

“8 Temmuz 2018 yılında Çorlu’da yedisi çocuk, 25 canımızı göz göre göre gelen bir ihmal cinayetinde kaybettik. Biz aileler olarak tam 6 yıldır bir  hak mücadelesi veriyoruz. Olay gecesi cenazelerimiz kaldırılmadan olay yerine getirilen yanlı bilirkişilerin hazırlamış olduğu bir bilirkişi raporuyla başladı bu hukuksuzluk süreci. Yanlı bilirkişiler diyoruz çünkü bu kişilerin, yani bu bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin Ulaştırma Bakanlığı’yla ve Devlet Demiryolları’yla ticari ilişkileri vardı, onlara hizmet veriyorlardı. Onların hazırladığı bu rapora istinaden de hazırlanan iddianamede ne yazık ki 4 alt düzey memurun yargılanma kararı çıktı. ve biz aileler olarak 4 yıl boyunca bu 4 alt düzey memurun yargılanma sürecini izledik. Bizi yargı karşısında yıllarca oyalayan bir savcıyla karşı karşıya kaldık. Hakkında suç duyurusunda bulunduk, henüz bir işlem yapılmadı ama dava dosyasından el çektirildi. Yerine yeni bir savcı atandı. Yerine atanan savcının tüm yeni bilimsel raporlara rağmen dosyayı Adli Tıp Kurumu’na yolladığını gördük ve katliama yeniden afet dedirtmek istediğini anladık. Vazgeçmedik ve yeni atanan bilirkişilerle birlikte dosyayla 9 yeni sanık daha eklendi. Fakat bu sanıklar da yine Devlet Demiryolları’nın belirli bir kademesinde kaldı. Ne yazık ki Devlet Demiryolları’nın üst yönetimine, bu davayı ulaştıramadık. Sanıkların vermiş olduğu bütün ifadelerde ve verilen tüm bilimsel raporlarda Devlet Demiryolları yönetiminin Genel Müdürü İsa Apaydın, Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan Uygun ve aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı’na kadar giden sorumluluklar zincirinin ne kadar ciddi bir şekilde bu olaya etki ettiğini fark ettik. Fakat bu kişilerden bir kez olsun ifadeleri dahi alınmadı, ne yazık ki hiçbir şekilde bu davaya dahil edilmediler. Tanık olarak bile. Mevcutta yargılanan 13 sanık var. İçlerinde sorumluluğu olan kişiler var, hiç sorumluluğu olmayan kişiler de var. Biz sorumluluğu olan kişilerin bu süre zarfında 6 yıllık süre zarfında ne yazık ki görevlerinden alınmadığını gördük. İstedikleri gibi delillere ulaşabildiklerini, delillere ulaşarak mevcut yönetimle birlikte hukuk toplantısı başlığı altında  davayı seyrini değiştirecek ifadeler verdiklerine hepsinin bir ağızdan konuşarak üst yönetimi korumaya çalıştıklarına şahit olduk. Ne yazık ki dediğim gibi görevden alınmadılar. Herhangi bir tutuklu yargılama süreci olmadı.

“TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

24 Ocak’tan beri biz bir karar duruşmasını sonuçlanmasıyla bu davanın daha üst mahkemelere taşınma sürecine geçmeyi bekliyoruz. Fakat ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı. Bu dava burada bitmeyecek. Biz Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar bu olayı taşıyacağız. Evlatlarımızın ölümüne sebep olan üst düzey yöneticilerin sorumlulukları dahilinde ceza almaları için elimizden geleni yapacağız”

“BİZLER ÇOK YORULDUK, BU SON OLSUN”

Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ise “Bu son olsun” diyerek karar beklediklerini belirttti ve şunları söyledi:

“6. yılında, 21. kez, 25 Nisan Perşembe günü yeniden adalet karşısında olacağız. Bu davada 6 yıldır tüm eksiklikleri, ihmalleri her şeyi anlattık. Tek bir şey var artık bu saatten sonra, bu dava aslında emsal teşkil eden bir davadır. Olası kastla sonuçlanması gereken bir davadır. Bilinçli taksirli sonlanıyor. Karar günü beklentim, adil bir yargılama. 3. kez karar duruşmasına şahit olacağız. İki kez açıklanamayan, bitmeyen bir  davadan çıktık ve üçüncü kez karar duruşmasına şahit olacağız. İstediğimiz tek bir şey vardı, adil yargılama, gerçek sorumluların cezalandırılması, kimsenin korunmaması, üst düzey yöneticilerin karşımıza sanık olarak çıkmasıydı. Biz bunların hiçbirini göremedik.

Tutuklama çıksın, önümüzden alınsınlar. Şu içimize bir nebze su serpilsin. Bizler çok yorulduk, son olsun istiyorum. Güzel bir yargılama olsun istiyorum. Bizim gibi adalet arayan herkesin hızlı bir şekilde adaleti bulmasını temenni ediyorum. Bizim canlarımız yandı, kimsenin canı bir daha yansımasın”

]]> https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/feed/ 0 Kocaeli’de Sahte Rapor Operasyonu: 182 Şüpheli Yargılanıyor https://www.haber60.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 08:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27462 Kocaeli’de iddiaya göre, malulen emekli olmak, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli raporu almak isteyen onlarca şüpheli sahte rapora başvurdu. Polisin operasyonuyla çökertilen çeteden, aralarında doktorlarında bulunduğu 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri olmak üzere toplam 182 şüphelinin yargılanması devam ediyor.

Edinilen bilgiye göre Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, 2017-2018 yılında sağlık kurulu muayene sürecinde bazı hastaların, gerek tıbbi gerekse de SGK medula doktor sisteminden yapılan sorgulamada kendilerine ait olmadığı değerlendirilen belgeler sunarak engelli ve emeklilik konularında haksız sağlık raporu almaya çalıştıklarını tespit etti. Geriye dönük olarak tarama yapıldığında 196 sahte belgenin olduğunu belirleyerek suç duyurunda bulundu. Cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturma neticesinde teknik ve fiziki takip verileriyle olaya ilişkin şüpheliler tek tek tespit edildi.

Emekli olmak için sahte raporlar düzenlediler

Çoğu hastaların uyku aknesi, epilepsi tanısı, diyabet (şeker hastalığı) hipertansiyon ve hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) hastalığına ilişkin sahte belgeler sunarak malulen emekli olmaya, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli sağlık kurulu raporu almaya çalıştıkları belirlendi. Hastaneden çıkarılan sağlık kurulu raporlarına bakıldığında tüm raporların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indiriminden yararlanmak maksadı ile başvurulduğu belirlendi. Şüphelilerin sahte rapor düzenledikleri veya başkalarına ait raporları kullandıkları yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi.

Örgüt üyeleri arasında hastane çalışanı, doktor ve sekreteri, eczacı ile rapor sahte rapor almak isteyen 182 şahıs hakkında soruşturma açıldı.

Olaya ilişkin 46 kişi tutuklandı

Olaya ilişkin yapılan operasyonla 182 kişi gözaltına alındı. 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri ve raporu almak için bu organizasyonla irtibata geçen şüpheliler ise azmettirici konumunda değerlendirilerek dosyaya dahil edildi. Bu şahıslardan 46’sı tutuklanırken diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi

Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede H.Y.; kurduğu ve liderliğini yaptığı şebeke bünyesinde, haksız heyet raporu almak isteyen kişilere aracılar vasıtasıyla ulaştığı, bu şahıslardan para almak suretiyle (kişi başı ortalama 25 bin TL) sahte belgeler ve başkalarına ait tahlilleri bir araya getirdiği, hastanelerdeki kamu görevlileri ile irtibata geçerek rapor sırası almaktan, kan ve sair biyolojik unsurları değiştirmeye kadar her türlü sahtecilik faaliyetini gerçekleştirdiği, sahte heyet raporu aldırdığı tape kayıtları ve fiziki takip ve fotoğraflar ile sabitlendiği belirtildi. H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi. İddianamede örgüt lideri olarak tanımlanan şüphelilerden H.Y’nin suçu ikrar ettiği belirtilirken örgüt lideri olarak tanımlanan diğer şüpheliler E.T. ve H.E’nin ise suçlamaları inkar ettikleri belirtildi.

Ayrıca toplamda 130 eylem bakımından kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları işlenirken 50 eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtildi.

Suçlamaları kabul etmediler

Olayla ilgili davanın 2. celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan sanıklar katıldı. Tutuklu sanıklar ise davaya katılamadığı görüldü. Olaya ilişkin ifadeleri alınan sanıklar, raporların sahte olduklarını bilmediklerini, sıra alma konusunda H.Y’nin kendilerine yardımcı olduklarını ancak kendisine para vermediklerini söyledi.

Mahkeme heyeti, ifadesi alınamayan sanıkların ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi. – KOCAELİ

]]> https://www.haber60.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/feed/ 0 Antalya’daki teleferik kazasında tutuklanan CHP’li belediye başkanı suçlamaları reddetti https://www.haber60.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/ https://www.haber60.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/#respond Mon, 15 Apr 2024 07:39:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27441 Antalya’daki teleferik kazasına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ön bilirkişi raporunun hatalı olduğunu söyleyerek, “Tek sorumlu benmişim gibi gösterildi” dedi.

Antalya Konyaaltı’nda Tünektepe Teleferik Tesisi’nde 12 Nisan’da meydana gelen kazada parçalanan kabinden düşen 54 yaşındaki avukat Memiş Gümüş yaşamını yitirmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Teleferikte mahsur kalan 174 kişi de yaklaşık 23 saat süren çalışmalarla kurtarılmıştı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 14 şüpheli gözaltına alındı. Dün akşam kazanın yaşandığı Tünektepe Teleferik Tesisi’ni işleten ANET A.Ş. eski Genel Müdürü ve son seçimlerde CHP’den Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz ile mevcut ANET Genel Müdür Vekili Ahmet Buğra Samsunlu, mekanik mühendisi Okan Erol, Megatower bakım şirketi sahibi Serdar Tezcan, bakım şirketinin bakım ve otomasyon amiri Serkan Yellice “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasından tutuklandı.

ANET Genel Müdürü iken 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den aday olmak için istifa eden ve Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz, soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde, genel müdürlüğü döneminde bakımların eksiksiz yapıldığını, buna ilişkin de ellerinde rapor olduğunu belirtti.

İstifa ettikten sonraki son bakımlara ilişkin bir bilgisi olmadığını bildiren Kocagöz, ayrıca hazırlanan ön bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu söyledi.

“TELEFERİK BENDEN ÖNCEKİ GENEL MÜDÜR DÖNEMİNDE FAALİYETE ALINMIŞTI”

Kocagöz ifadesinde, “28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına aday adaylığına başvurusu yapmak amacıyla ANET Yönetim Kurulu Başkanlığından ve Genel Müdürlüğünden istifa ettim. 2017 yılı Ağustos ayı ANET A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak 2018 yılı kasım ayında söz konusu görevden ayrıldım. Belediye başkanlığına aday gösterilmeyince 2019 yılı mayıs ayı içerisinde yeniden ANET A.Ş. genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak atandım.” bilgisini verdi.

“YAKLAŞIK 6,5 YIL TELEFERİKLE İLGİLİ HİÇBİR SIKINTI YAŞAMADIK”

Kocagöz, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 6,5 yıl teleferikle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadık. Kazadan önce yapılan ağır bakım ve yıllık bakımlarla ilgili hiçbir bilgim bulunmamaktadır. Teleferik benden önceki genel müdür döneminde faaliyete alınmıştı. Benim herhangi bir sorumluluğum var ise benim haricimde sorumluluğa gidecek 4 kişi daha bulunmaktadır. Tek sorumlu benmişim gibi gösterildi. Ön bilirkişi raporunda civatalarla ilgili hususlar yazmaktadır.”

“BİLİRKİŞİ RAPORU HATALI”

“Ayrıca bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu söylemek isterim. Söz konusu teleferikle ilgili bakımlar ve civatalar, direklerin bakımı ve buna benzer tadilat onarımın yapıldığına dair bilgi ve belgeleri avukatım birazdan sunacaktır. Benim görev yaptığım süre zarfında rutin bakımlar ile ağır bakımların eksiksiz yapıldığı, ANET A.Ş. Yönetim Kuruluna Mega Tower isimli şirket tarafından sunulmaktadır. Raporlar düzenli olarak çift heyet tarafından kontrol edilmektedir. Suçsuzum.”

ANTALYA ADLİYESİ ÖNÜNE ÇAĞRI: “ANTALYALILAR HALKIN İRADESİNE SAHİP ÇIKIN”

Öte yandan Mesut Kocagöz’ün resmi X hesabından, Antalyalılar saat 13.00’da Adliyesi önünde yapılacak olan basın açıklamasına çağrı yapılarak şu ifadelere yer verildi:

“Adalet öldü. Antalyalılar, halkın iradesine sahip çıkın, birleşin. Hukuki zemini olmayan bu siyasi karara karşı tepkimizi göstermek için tek ses oluyoruz. Seçimi kazandığı için iktidar tarafından cezalandırılmak istenen Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’e sahip çıkmak için tüm Antalyalıları 15 Nisan Pazartesi saat 13.00’te Antalya Adliyesi’ndeki basın açıklamamıza bekliyoruz.”

CHP HEYETİ GÖREVLENDİRİLDİ

Öte yandan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gelişmelerin Antalya’da yakından takip edilmesi için CHP Grup Başkanı Ali Mahir Başarır başkanlığında heyet görevlendirdi.

Özel, “Antalya’daki teleferik kazası soruşturmasında Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını ve hukuki süreci yakından takip ediyoruz. Ancak Soma’dan İliç’e hiçbirinde kamu görevlilerinin soruşturulmadığı gerçeği ortada iken bu karar hukuki değil siyasidir. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözyaşına bakılmamalıdır. Bu kırmızı çizgimizdir. Bu hassasiyetle teleferik kazasındaki adli soruşturmayı yakından takip etmeyi sürdüreceğiz ama sırf partilimiz diye başkanımızı günah keçisi ilan edemezsiniz.” paylaşımında bulunmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/feed/ 0
Adana’da 3 Yıl Önce Boğulan Çocuğun Ailesi Adalet İstiyor https://www.haber60.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 06:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26998 Adana’da 3 yıl önce 35 santimetrelik havuzda boğulan Deniz’in ailesi adalet isterken, baba Yusuf Karslı, “Havuzun ruhsatının olmadığını, aslında orada havuz olmadığını, kaçak yapı olduğunu, mekanik sistemlerin yanlış olduğunu, elektronik sistemlerin yanlış olduğunu öğrendik” dedi.

Olay, 11 Haziran 2021 tarihinde öğle saatlerinde merkez Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki bir su parkında meydana geldi. Dilan-Yusuf Karslı çiftinin tek çocuğu olan Deniz Poyraz Karslı (10), annesi ve kuzenleriyle su parkına gitti. Dilan Karslı, havuz kenarında bulunan şezlongda otururken çocuklar ise havuzda eğlenmeye başladı.

Deniz Poyraz Karslı bir süre sonra 35 santimlik havuzdan çıkamadı. Deniz’in kuzenlerinden biri durumu anne Karslı’ya haber verdi. Havuza koşan Karslı, oğlunun suda hareketsiz yattığını görünce çığlık atarak yardım istedi.

Deniz’e ilk müdahaleyi, o sırada havuzda yüzen bir hemşire yaptı. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulansla özel bir hastaneye kaldırılan Deniz, daha sonra Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Beynine oksijen gitmemesi nedeniyle hayati tehlike kaydıyla tedaviye alınan Deniz, 12 Haziran 2021 tarihinde sabah saatlerinde yaşamını yitirmişti. Acı haberi alınca yıkılan Dilan Karslı, polis merkezine giderek işletme sahiplerinin ihmali gerekçesiyle şikayetçi olup yargı sürecini başlatmıştı.

“Savcı vakumu teyit etti fakat ne bir tutuklama nede işletmeye yaptırım uygulanmadı”

Oğlunun annesiyle birlikte havuza eğlenmeye gittiği dile getiren baba Yusuf Karslı, “Çocuk havuzunda, 30 santimetrelik suda vakuma yakalanarak vefat ediyor. Olay anından savcının vakumu teyit etmesine rağmen, adli tıp raporunun çocuktaki mazgal izini teyit etmesine rağmen hiçbir şekilde o günden bugüne kadar ne bir tutuklama ne de işletmeye bir yaptırım uygulanmadı” dedi.

“Havuz sahibine 2 yıl ceza verip beraat ettirdiler”

Baba Karslı, havuzun 2021 yılından bu yana aktif bir şekilde çalıştığını söyleyerek, “Çocuğumun vefatından 15-20 gün sonra bile konser yaptılar eğlenceler düzenlediler, dönemin belediye başkanı da bu havuzda gerçekleşen etkinlikler olsun diğer organizasyonlar olsun hepsinin açılışına katıldı. Belli bir zaman sonra sadece havuz sahibine 2 yıl ceza verdiler sonra beraat ettirdiler olay onlara göre böyle kapandı” dedi.

“Havuzun ruhsatı olmadığını öğrendik”

2 yıl verilen cezanın içlerine sinmediği bu olayın üzerine gidip tekrar suç duyurusunda bulunduklarını aktaran baba Karslı, “Daha sonra yavaş yavaş olayları öğrenerek havuzun ruhsatının olmadığını, aslında orada havuz olmadığını, kaçak yapı olduğunu, mekanik sistemlerin yanlış olduğunu, elektronik sistemlerin yanlış olduğunu ve özellikle bahsettiğim kişiye de mutlaka suç duyurusunda da bulundum bilirkişi olan şahsın ilk yazdığı raporda kesinlikle havuzun dört dörtlük olduğunu, bizim suçlu olduğumuz şekilde bir rapor çıkarmış, biz bu rapor yüzünden bir buçuk yıl geriye gittik bu sorunu temizlemek için daha sonra itiraz ettik, iki tane bilir kişi raporu çıktı, ikisi de birbirinden farklıydı ve sonuç olarak mekanik sistemlerin tamamen yanlış olduğu anlatıldı” ifadelerine yer verdi.

“Adalet istiyorum, bizim için bayram kalmadı”

Baba Karslı, “Bizim yüreğimize su serpecek hiçbir şekilde bir karar çıkmadı. 2 yıl ceza verdiler, onda da yatmadı, sonuç olarak olay böyle. Ben adalet istiyorum, bu mu yani bu kadar mı? Bizim için bayram kalmadı, bizim içimiz yanmış başka ne diyeyim” diye konuştu. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/feed/ 0
EY Küresel Sigorta Görünümü 2024 Raporu Yayımlandı https://www.haber60.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/ https://www.haber60.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/#respond Wed, 20 Mar 2024 00:39:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21022 EY (Ernst & Young), “EY Küresel Sigorta Görünümü” raporunun 2024 versiyonunu yayımladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, ekonomik belirsizliklerin, risklerin hakim olduğu bir çerçevede sigorta şirketlerinin teknolojik ilerlemelere ayak uydururken, zorlu koşulların üstesinden gelebilmek için güven, şeffaflık, kişiselleştirilmiş deneyim ve bütünsel çözümler ile daha fazla değer sağlaması gerekiyor.

Bu kapsamda EY’in raporu, bu yıl karşı karşıya kalacakları zorluk ve fırsatlar karşısında sigorta şirketlerine rehberlik edecek.

Rapora göre, sigorta şirketleri güvenlik ve tasarruf açıklarını azaltmak ve yeni müşteri taleplerini karşılamak için üretken yapay zekadan (Gen AI) yararlanabilir ancak bu noktada “güven” ön plana çıkıyor.

Bu güveni sağlayan sigorta şirketleri, daha sadık müşteriler kazanmanın yanı sıra karlılıklarını artırarak paydaşlar ve yasal düzenleyiciler ile verimli ilişkiler yürütebilir.

Raporun sonuçları, müşterilerin, ödedikleri ücretin karşılığını alma ve zor zamanlarda sigortacılara güvenme konusunda şüphe duymadığını gösteriyor.

Yatırımcılar da sigorta şirketlerinin stratejik önceliklerini (özellikle ESG konularıyla ilgili olarak) biliyor ve rapor edilen rakamları güvenilir buluyor. Düzenleyici kurumlar ise sigortacıların kritik toplumsal zorluklarla baş etme konusunda iyi bir konumda olduğuna inanıyor. Ancak sigorta alanında geleneksel olmayan rakiplerin artması önemli bir husus olarak öne çıkıyor.

Dijital çözümler, basit satın alma süreçleri ve müşteri ihtiyacına göre kolayca ayarlanabilen isteğe bağlı özellikler sunan InsurTech şirketleri, teknoloji platformları ve diğer sigorta dışı kuruluşlar, müşterileri, özellikle de genç kitleyi çekiyor.

Bunlara ek olarak, her temas noktasında güven sağlayan yeni oyuncular, markalarını güven üzerine inşa eden belli bir olgunluk seviyesindeki şirketlerden pazar payı alıyor.

Sigortacıların her paydaş nezdinde güveni perçinlemek için ürün tasarımı ve fiyatlandırma kararlarından teknoloji ve veri kullanımına, finansal raporlama ve mevzuat açıklamalarına kadar her konuda daha fazla şeffaf olması gerekiyor.

Tüketiciler, düzenleyici kurumlar ve üst düzey iş liderleri, yapay zeka konusunda iyimser olduklarını belirtirken aynı zamanda bazı endişeleri olduğunu ifade ediyor. Birçok sigortacı, üretken yapay zeka (Gen AI) uygulamalarını süreçlerine entegre etme konusunda hızlı hareket etme baskısı hissediyor.

Bu süreçte yapay zekanın sigortacılıkta güvenli ve güvenilir uygulanabilmesi için gerekli olan güçlü yönetişim modellerini oluşturmaya da zaman ayırmaları gerekiyor. Ayrıca yapay zeka odaklı süreçlerde, özellikle hassas müşteri verileri söz konusu olduğunda, müşteriler, ortaklar ve düzenleyiciler arasında güven oluşturmak için şeffaflık kavramı büyük önem taşıyor.

Sigorta şirketleri, varlık yönetimi ve finansal verimlilik alanları başta olmak üzere daha güçlü koruma arayan müşterilere ulaşmayı ve onların beklentilerini karşılamayı hedefliyor. Tüketiciler ise güvendikleri sağlayıcılara, yani doğru tavsiyelerde bulunan ve doğru çözümler sunan firmalara yöneliyor.

Bu doğrultuda, sigorta şirketlerinin müşterilerle güven oluşturacak şekilde etkileşim kurmak için daha basit ve daha erişilebilir ürünler, daha uygun dağıtım kanalları ve daha kişiselleştirilmiş hizmet deneyimi sağlaması önemli.

Otomotivden bulut bilişime ve ilaç sektörüne kadar en güçlü markaları potansiyel olarak bünyesinde barındıran şirketler için güveni yeniden tesis etmek hayati önem taşıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan, raporun sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“EY Küresel Sigorta Görünümü 2024 raporuna göre, düzenleyici kurumların sıkı incelemesi, gelişen teknolojiler ve yatırımcıların artan baskısı, sigorta şirketlerini önceliklerini yeniden gözden geçirmeye yönlendiriyor. Sektörün mevcut performansı ve geleceğe yönelik beklentileri açısından güven ve şeffaflık en önemli kriterler arasında yer alıyor. Günümüz piyasasında, sigorta liderleri yüksek maliyetler, sıkı iş gücü piyasaları, makroekonomik belirsizlik, artan korumacılık ve daha kapsamlı düzenleyici gerekliliklerle mücadele etmeye hazır olmalı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/feed/ 0
Göztepeli Taraftarın Yüzündeki İzin Adli Tıp Raporunda Sabit İz Olarak Belirtildi https://www.haber60.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/ https://www.haber60.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:00:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13580 Spor Toto 1. Lig’de geçen sezon Göztepe- Altay arasında oynanan maçta tribünden atılan fişek sonucu yaralanan Göztepeli taraftarın yüzündeki izin “sabit iz” niteliğinde olduğuna dair hazırlanan adli tıp raporu dava dosyasına dahil edildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı, biri tutuklu 23 sanığın yargılandığı davanın görüldüğü İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Mehmet Çakır hakkında rapor düzenledi.

Olaydan 1 yıl sonra alınan raporda, hastanın yaralanma sonucunda yüzünde oluşan izin “sabit olup olmadığı”, hastanın “duyularında veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi ya da zayıflaması niteliğinde olup olmadığı” hususları değerlendirildi.

“Yemek yemede zorlanıyorum”

Mehmet Çakır’ın, son yakınmalarına da raporda yer verildi. Çakır’ın sağ tarafta dişleri olmadığı için gıdaları sol tarafla çiğnediğini, katı gıdaları yutmakta sorun yaşadığını, ıslatarak yemek zorunda kaldığını ve solunumuyla ilgili bir yakınması olmadığı” şeklindeki sözleri raporda yer aldı.

Muayene bulgularına yer verilen raporda, Çakır’ın yüzündeki 2 lezyonun konuşma mesafesinden seçilebildiği, ilk bakışta dikkat çektiği, mimik hareketleriyle belirginleştiği, diğer lezyonun da hastanın başını sola çevirince konuşma mesafesinden seçilebildiği ifade edildi.

Çakır’ın üst ekstremite (kollar) fonksiyonlarının kaybının değerlendirilmesinde ise “Kişinin sol üst ekstremite engellilik oranı yüzde 13 olarak hesaplanmıştır.” ifadesi yer aldı.

Raporun sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“Tıbbi bilgilerin incelenmesi, muayene bulguları ve ilgili ana bilim dalından istenilen konsültasyon yanıtının değerlendirilmesi sonucunda, hastada 27 Kasım 2022’de meydana gelen yaralanmanın çiğneme ve sol üst ekstremite fonksiyonlarının sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu, hastada yüz sınırları içindeki olayla ilgili lezyonların yüzde sabit iz niteliğinde olduğu tıbbi kanaatinde varılmıştır.”

Gönderilen rapor, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyasına girdi. Sanıkların yargılanmalarına 13 Mart’ta devam edilecek.

Davanın geçmişi

Gürsel Aksel Stadı’nda 27 Kasım 2022’deki müsabakanın 20. dakikasında, Altay taraftarlarının bulunduğu bölümden F.E, Göztepe seyircilerinin olduğu bölüme yanıcı madde fırlatmış ve Mehmet Çakır yaralanmıştı.

Olay nedeniyle müsabakanın 22. dakikada durdurulmasının ardından, Göztepe taraftarı Mehmet Nihat A, eline geçirdiği korner bayrak direğiyle Altay kalecisi Ozan Evrim Özenç’e saldırmıştı.

Olaylar sonucu hakemin isteğiyle futbolcular soyunma odasına gitmiş, yaklaşık 25 dakika beklemenin ardından müsabaka tatil edilmişti.

Mehmet Nihat A. “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a muhalefet” suçlarından tutuklanmış, bir süre sonra tahliye edilmişti. Mehmet Nihat A. hakkında yürütülen soruşturma sonunda, sanık hakkında 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

Tribüne atılan fişek bir kişinin yaralanmasına ilişkin soruşturmada ise gözaltına alınan 23 kişiden 19’u tutuklanmış, daha sonra 18’i adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 23 sanık için hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık F.E’nin, işaret fişeğinin binlerce kişinin bulunduğu Göztepe tribünlerine doğru hedef gözetip ateşleyerek “kasten öldürmeye teşebbüs”, “tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak ve kullanarak müsabaka düzenini bozmak”, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçlarından hapsi istenmişti.

Diğer sanıkların da “kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım”, “tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak” ve “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçlarından cezalandırılmaları talep edilmişti.???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/feed/ 0
Diyarbakır’da Kahramanmaraş merkezli deprem davası devam ediyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:36:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12478 Diyarbakır’da 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 89 kişinin hayatını kaybettiği Galeria Sitesi’ne ilişkin aranan 3 müteahhidin de aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan Sedat Eser, Galeria Sitesi’nin eski halinden eser kalmadığını iddia ederek, iş yerlerinde duvarların kaldırıldığını, kolon kesme iddialarının olduğunu öne sürerek, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Sanık Mehmet Şirin Yiğit, “İnşaatın yapım sürecinde herhangi bir katkım söz konusu değil. Hiçbir süreçte imzam yok. Tanıkların ifadelerinde kolon kesme iddiası var. Zeminin sert olduğu raporlara yansımıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkiler mevcuttur. Tahliye ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.

Sanık Tevfik Demir de Galeria Sitesi inşaatı ile ilgili hiçbir bağlantısının olmadığını öne sürerek, suçlamaları reddetti.

Sanık Şeyhmus Yiğit ise üzerine isnat edilen suçlamayı kabul etmeyerek, tahliye talebinde bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Feride Laçin, Galeria Sitesi inşaat halindeyken buradan ev ve büro aldığını belirtti.

Depremde komşularının da öldüğünü ifade eden Laçin, “25 yıl boyunca bu sitede oturdum. Sitenin altında olan marketten sürekli alışveriş yapardım. Markette kolon sıkıntısı vardı. Büromun bulunduğu bloğun diğer kısmı ikinci depremde yıkıldı. D blok altında ise spor salonu vardı. Orada da kolon yoktu. Yan tarafta yapılan inşaatın temel kazısı da etkiledi. Burada sadece sanıklar değil kusuru olan herkes yargılansın.” dedi.

“Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik”

Tanıklardan inşaat mühendisi Mehmet Fuat Ezber ise talep doğrultusunda temel atılmadan önce zemin etüdü yaptıklarını ve zeminin taşıma gücünün zayıf olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.

O dönemlerde zeminde yer altı suyu olduğunu tespit ettiklerini öne süren Ezber, “Bu tespitler doğrultusunda rapor tuttuk. Zeminin 6 metre daha kazılıp uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Haliyle daha da maliyetli olurdu. Bütün binalarda temel atılmadan önce zemin etüdünün yapılması lazım. Yoksa yapılan binalar riskli olur. Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik. Raporun projeye eklenmesi gerekiyordu ancak raporun sonradan projeye eklenmediğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

Tanık jeoloji mühendisi Halis Dabaz da bina yapılmadan önce zemin etüdüne ilişkin hazırladıkları raporda zemin killi olması nedeniyle zayıf ve taşıma gücü düşük olduğunu tespit ettiklerini öne sürdü.

Rapora göre, temelin derin kazılması gerektiğini belirten Dabaz, söz konusu raporu inşaat mühendisleri odasına sunduklarını belirtti.

Tanık Aziz Sabri Özdemir ise sitenin altında bulunan marketin sahibi olduğunu belirterek, kolon ve kirişlere yönelik herhangi bir müdahalenin olmadığını iddia etti.

Marketin eski işletmecisinin dükkan içinde merdiven yaptığını öne süren Özdemir, “Çünkü marketin alt kısmında bulanan bölümü başkasından kiralamışlardı. Galeria İş Merkezinde duvar kırdırmayan esnaf kalmamıştı.” dedi.

Tanık Şükrü Özkılıç da Galeria Sitesi’nde iş yerlerinin bulunduğunu ve resmi kurumlara kiraladığı için depreme dayanıklı olduğuna dair rapor tuttuğunu iddia ederek, kolon ve kiriş kesmelere şahit olmadığını iddia etti.

Tanık Sabri Yılmaz ise binanın yapımından sonra sadece ilk iki yılda yağışlı havalarda binanın bodrumunda su biriktiğine şahit olduğunu öne sürdü.

Depremde yakınlarını kaybeden 2 müşteki de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti.

Savcı sanıkların cezalandırılmasını talep etti

Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında, tutuklu sanıkların isnat edilen suçtan cezalandırılmasına, tutukluluk hallerinin devamına ve firari sanıkların dosyalarının ayrılması yönünde görüş bildirdi.

Avukatlar, savcının esas hakkında hazırladığı mütalaasına iştirak etmediklerini, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliyelerini talep etti.

Savunmaların ardından mahkeme, 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 22 Mart’a erteledi.

İstenilen ceza

İddianamede, tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y. hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
Özhaseki: Tehlike oluşturacak zehirli atığa rastlanmadı https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/ https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10541 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasının yaşandığı sahada şu ana kadar tehlike oluşturacak zehirli bir atığa rastlanmadığını bildirdi.

Özhaseki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile maden ocağı sahasında açıklamalarda bulundu.

Olayın olduğu andan itibaren bakanlığın ilgili birimlerinin, 10 bilim insanı ve bakanlık uzmanlarının donanımlı mobil cihazlarla bölgeye gittiğini bildiren Özhaseki, olayları yakından takip ettiklerini vurguladı.

Bölgeye geldikten sonra heyelan alanında uçan, biriken toprağın nehir ile buluşmasını kesmek için menfez kapaklarının kapatıldığını aktaran Özhaseki, sonrasında bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli arama çalışmaların yapıldığını söyledi.

Özhaseki, şöyle devam etti:

“Bu toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap bulabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda incelettiriyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz, sonuna kadar sürdüreceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizde ne geliyorsa onu yapacağız.”

Özhaseki, toprağın taşınması aşamasında taşınabilecek yerlerin tespiti dahil üzerlerine düşeni yapacaklarını vurgulayarak, “Çok şükür burada bir tehlikenin oluşmaması bizim için son derece önemliydi, bundan sonra da inşallah olmaz diye ümit ediyorum. Ama bu hiçbir zaman bizim yapacağımız çalışmalara mani değil, burada biz bu çalışmaları titizlikle sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Her gün topraktan numune alınıp, havadaki ölçümleri yapacaklarını bildiren Özahseki, “Ayrıca yer altındaki suların nehre ulaşma konusundaki tehdidini de göz önünde bulundurarak, ne yapılması icap ediyorsa bilim adamlarımızın tavsiyeleriyle, uzmanlarımızın bu konudaki görüşleriyle istişareyle bakanlıklar arasındaki bir koordinasyonla üzerimize düşen de yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özhaseki, bölgeye geç gitmesine yönelik tepkiler olduğunun belirtilmesi üzerine, “Özellikle kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim ancak bir ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim ve buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de devamında 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum.” dedi.

Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun etkisinden kurtulmasıyla, çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü ve bilim insanlarından oluşan ekipten anbean olayları takip ettiğini anlatan Özhaseki, “Buradaki olayların hepsinden de sonuna kadar tabii ki haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri, o yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.” ifadelerini kullandı.

“Bugüne kadar tutanaklara yansıyan tam 135 denetim yapılmış”

Özhaseki, bölgedeki denetimlere ilişkin soruyu yanıtlarken, ÇED raporlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alındığını anımsattı.

Kirleticilik vasfı bulunan herhangi bir işletmeyi açacak olan her kim varsa Bakanlığa müracaat ettiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:

“Kirleticilik vasfı yüksekse Bakanlık yetkilidir bu konuda, değilse biraz düşük oranda ise onda valiliklerimiz, çevre il müdürlükleri yetkili. Buradaki hadise ÇED çıkmadan önce başlamış ama 2008’de ilk raporu alınmış. Yani neredeyse tam 16 sene kadar önce bu rapor alınmış, aradan geçen zaman ve süre içerisinde 2-3 bazen 4 yıl gibi aralıklarla ya genişletme ya alandaki değişik proseslerin uygulanması ile ilgili de bir takım ÇED raporundaki yenilenmeler söz konusu olmuş, arkadaşlarımız titizlikle tabii bu işi takip ediyorlar.”

Özhaseki, bir ÇED raporu için müracaat edildiğinde 2 yılı bulabilen uzun bir süreç yaşandığını belirterek, oradaki birçok bakanlık, kamu kuruluşu, yereldeki idarelerle yazışmalar yapıldığını bildirdi.

Rapor verildikten sonra belli aralıklarla tüm bakanlıkların kendi alanına düşen denetimleri yaptığını aktaran Özhaseki, “Arkadaşlarımız bugüne kadar burayla ilgili tutanaklara yansıyan tam 135 tane denetim yapmışlar. En çok denetim 2022 yılı ortalarında meydana gelen bir borunun patlaması üzerine olmuş. Burada kapatma kararı vermişler, en ağır para cezasını vermişler, ayrıca da savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Daha sonra ilgili firma bunları giderdiğini ispat ederek, yeniden müracaat ettiğinde de tabii ki çalışmasına izin vermişler.” diye konuştu.

Özhaseki, denetimlerin büyük çoğunluğunun 2022 ortasından itibaren başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Burada çevreye bir zarar veriliyor mu, verilmiyor mu? Nihayetinde oradaki madende üretim şartlarından dolayı tabii olarak bir tehlike oluştuğu için bunun çevreye etkisi noktasında arkadaşlarımız ölçümler yapmaya da devam etmişler. Şu ana kadar bizim raporlarımızda söylüyorum bu konuda tehlike oluşturacak bir şey olmadığı hususunda da bilgiler var. Yığının ne kadar olduğu, kaç metre yükseklikte olduğu, bunların ÇED raporlarına nasıl yansıdığı, sınırların aşılıp aşılmadığı bunların hepsi hem idari hem adli hem de hukuki boyutlarıyla inceleniyor.”

Bütün bakanlıkların kendi müfettişlerini gönderip, kendi bakanlıkları açısından ilgili genel müdürlüklerin bir kusuru olup olmadığını incelediklerini dile getiren Özhaseki, “Bizim de baş müfettişlerimiz buradalar, ilgili birimlerimize düşen tarafta bir kusur var mı yok mu, biz de onu inceliyoruz. Varsa zaten gereğini yaparız. Öbür taraftan da adli olarak da savcılarımız burada serbestçe çalışıyorlar. Nihayetinde kusur kimde niye böyle bir olay meydana geldi, bu da ortaya çıkacaktır, diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/feed/ 0
Trabzon’da Midibüs Kazasında İhmaller Zinciri Ortaya Çıktı https://www.haber60.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/#respond Wed, 07 Feb 2024 07:06:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6372 TRABZON’da bir evin duvarına çarpıp, devrilen yolcu midibüsündeki 1’i çocuk 6 kişinin hayatını kaybettiği, 37 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu, ihmaller zincirini ortaya çıkardı. Raporda; yaralı sürücünün, kazadan saatler önce ilk kez teslim aldığı aracın frenlerinin sertleştiğini ilgililere bildirmesine rağmen yola devam ettiği, kronik fren arızasının giderilmediği, kapasitesi üzerinde ayakta yolcu alınan ve arka fren mekanizmasında yağ kaçağı tespit edilen midibüsün rutin bakımların usulüne uygun yapılmadığı belirlendi. Kaza anına dair araç içi görüntüler ortaya çıkarken; belediye bünyesindeki ilgili şirket ‘asli’, tahliye edilen sürücü ‘tali’ kusurlu bulundu.

Kaza, 4 Mayıs 2023’te Akçaabat ilçesi Dörtyol Mahallesi’nde meydana geldi. Adem B. (37) yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait 61 K 737 plakalı yolcu midibüsü, yokuştan inerken virajda kontrolden çıkarak yol kenarındaki evin duvarına çarpıp, devrildi. Kazada Fadime Akgün (55), Azra Akgün (4), Yusuf Değirmenci (65), Ayşe Zengin (55), Neriman Aslan (67) ve Emine Bayraktar (66) hayatını kaybetti, 37 kişi yaralandı. Kazada ölenler, gözyaşları içinde toprağa verilirken, yaralılarından bazıları tamamlanan tedavileri sonrası taburcu edildi. Kaza ile ilgili adli ve idari soruşturma sürerken; tedavisinin ardından gözaltına alınıp, ‘taksirli ölüme ve yararlanmaya neden olmak’ suçundan tutuklanan sürücü Adem B., cezaevinden tahliye edildi.

FREN SİSTEMİ EFEKTİF ÇALIŞMIYORMUŞ

Kazaya ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce hazırlanan bilirkişi raporu tamamlandı. Rapor, kaza öncesi yaşanan ihmaller zincirini de ortaya çıkardı. Raporda; midibüse kapasitesi üzerinde ayakta yolcu alındığı, yaralı sürücü Adem B.’nin talebiyle arıza kaynaklı daha önce 10’u aşkın araç değiştirdiği, kazadan saatler önce ilk kez teslim aldığı aracın frenlerinin sertleştiği durumunun ilgililere bildirildiği, ancak yine yola devam ettiği, rutin bakımların usulüne uygun yapılmadığı, daha önce de tekrar eden kronik fren arızasının giderilmediği, arka tekerlerin fren mekanizmasında yağ kaçağı tespit edildiği, fren sisteminin efektif olarak çalışmadığı gibi birçok ihmale yer verildi.

ÖN BALATALAR BİTİKMİŞ

Sürüş emniyeti bulunmayan aracın trafiğe çıkmasının kazaya zemin hazırladığı belirtilen raporda, “Rapor içeriğinde belirtilen teknik inceleme neticesinde; aracın kompresörünün yeterli düzeyde hava basıncı üretmediği, aracın okunan değerinin olması gereken değerden yaklaşık 2 bar eksik çıktığı, bu durumun frenlemeyi olumsuz yönde etkileyeceğinin belirtildiği, aracın hidrolik seviyesinin normal olduğu, balata kontrolü neticesinde aracın arka tekerlerinin hiçbir şekilde frenleme yapmadığını, arka tekerlerin fren merkezinde yağ kaçakları olduğu, ön tekerleklerin balatalarının bitik durumda olduğu, bitik durumdaki balataların ikazını sürücüye veren elektriksel kablonun arızalı olduğu ve çalışmadığı, fazla ısınmadan kaynaklı balataların yüzeylerinde yanıklar ve konikleşmelerin oluştuğu, aracın ön ve arka viraj denge çubuklarında herhangi bir boşluk bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür” denildi.

SÜRÜCÜ ‘TALİ’, TULAŞ ‘ASLİ’ KUSURLU

Kazanın meydana gelmesinde belediye bünyesindeki ilgili şirket TULAŞ ‘asli’ kusurlu, cezaevinden tahliye edilen sürücü ‘tali’ kusurlu bulundu. Raporda, sürücü için ‘meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından kaynaklı tali kusurludur’ ifadesi yer aldı. Bilirkişi raporunda sürüş emniyeti bulunmayan aracın trafiğe çıkmasının kazaya zemin hazırladığı da kaydedildi.

KAZA ARAÇ KAMERASINDA

İlgili rapor Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, kaza anına dair araç içi görüntüler de ortaya çıktı. Görüntülerde; 3 çocuklu bir kadının araca binmesinden 1 dakika sonra eğimli yolda midibüsün aniden hızlandığı, sürücünün manevra yapıp aracı durdurmaya çalıştığı, kontrolden çıkan aracın duvara çarparak devrildiği, oturdukları koltuklardan savrulan yolcuların büyük korku ve panik yaşadığı anlar yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremde yıkılan bloklarla ilgili iddianame hazırlandı https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/#respond Sun, 28 Jan 2024 21:09:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5315

KAHRAMANMARAŞ’ta depremde 2 bloku yıkılarak 115 kişinin öldüğü, 7 kişinin de yaralandığı Penta Park Sitesi’yle ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2’si tutuklu 3 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,5’ar yıla kadar hapsi istendi.

Şehit Abdullah Çavuş Mahallesi’ndeki 3 bloklu Penta Park Sitesi’nin 2 bloku 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ilk saniyelerinde yıkıldı. Şehrin en prestijli konutları arasında gösterilen sitenin 1’inci blokunda 65, 2’nci blokunda da 50 kişi olmak üzere toplam 115 kişi yaşamını yitirdi. 7 kişinin de yaralandığı blokların yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada siteyi inşa eden şirketin yetkilileri Mesut Başkır (77), kardeşi Metin Başkır (61) ile Statik Proje müellifi Özcan Çakmak (60) gözaltına alındı. Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen şüphelilerden Mesut Başkır ile Özcan Çakmak tutuklanırken, Metin Başkır serbest bırakıldı.

‘KOLONLAR TIRAŞLANARAK KABLO ÇEKİLDİ’

Soruşturmada ölenlerin yakınları ve sağ kurtulanların da ifadelerine başvuruldu. İfadesi alınanlardan bina görevlisinin oğlu Bekir Demir, 3’üncü blokun zemin katındaki bankada tadilat işlemi yapıldığını belirterek, “Binanın altında bulunan banka şubesi olarak kullanılmadan önce tadilat yaptı. Banka, kolonlarda tıraşlama yaparak kablo tesisatı çekti” dedi.

Soruşturmayı yürüten savcı, binalarla ilgili tüm proje, belge, fotoğraf ve videoları nihai rapor için Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne (KTÜ) gönderdi. İncelemelerini tamamlayan KTÜ  Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 7 kişilik bilirkişi, 50 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda; bankanın bodrum kat ile zemin kat bağlantısını sağlayan merdivenin yerinin değiştirildiği, yeni merdivenin galeri boşluğuna konumlandırıldığından döşemede herhangi bir yıkım yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek şöyle denildi:

“Soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı görülmüştür. Deprem nedeniyle yıkılan binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarındaki mevcut durumuna göre yapım sorumlusu müteahhit, teknik uygulama sorumlusu/fenni mesul, statik proje müellifi, Ziraat Bankası’nda yapılan izinsiz veya projesiz tadilatlardan sorumlu kişiler asli kusurlu, belediyenin ilgili birimindeki yapı ruhsatlarında proje kontrollerinden sorumlu kişiler ile belediyenin yapı kontrol birimi tali kusurludur.”

‘GEREKLİ DİKKAT VE ÖZENİ GÖSTERMEDİLER”

Soruşturma sonunda savcı, şüpheliler Mesut Başkır, Metin Başkır ve Özcan Çakmak hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,.5’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları için iddianame düzenledi. İddianamede; Kahramanmaraş’ın 1’inci derecede deprem kuşağında olduğunun herkes tarafından bilinebilir durum olduğunu, şüphelilerin üstlendikleri görev nedeniyle bunu bilmemelerinin mümkün olmadığı belirtilerek, “Şüphelilerin kanuna, yönetmeliğe ve projelere uygun olarak yapılmayan, gerekli dayanıklı malzeme ile inşa edilmeyen, teknik özenin gösterilmediği binaların deprem sırasında yıkılabileceğini öngörmelerinin gerektiği, bunu öngörmelerine rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle binanın yapımında kendisine kusur olarak atfedilebilecek işlemleri gerçekleştirdikleri, bu haliyle şüphelilerin bilinçli taksirle hareket ettiklerinin kabulünün gerektiği” denildi.

EK RAPOR İSTENDİ

İddianamede; merdiven yerinin değiştirilmesi sebebiyle bilirkişi raporunda asli kusurlu bulunan zemin kattaki bankadaki tadilat işlemlerinden sorumlu olan kişiler ile tali kusurlu olan belediye görevlilerin dosyalarının ayrıldığı, ayrıca zemin katta bulunan kasaların ağırlıklarının binanın statiğini bozup bozmadığı, taşıyıcı sisteme yakın olarak konumlandırılmış olması nedeniyle binanın deprem esnasında salınımını engelleyip engellemediği yönünde bilirkişi raporunda bir değerlendirme yapılmadığından dolayı kasaların ağırlıkları ile konumlarının ilgili bankalardan alınarak ek bilirkişi raporu için bilirkişi heyetine gönderildiği belirtildi.

Savcılık tevzi bürosuna gönderilen 13 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından sanıkların yargılanmasına başlanacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/feed/ 0
Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven Davasında Adli Tıp Raporu Görüşüldü https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusuldu/ https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusuldu/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:12:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5143

Birliktelikleri şiddet iddiasıyla biten Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven’in birbirlerinden karşılıklı şikayetçi oldukları davada, Adli Tıp İkinci Üst Kurul raporu bugün görülecek duruşma öncesi dava dosyasına girdi. Raporda, Deniz Bulutsuz’un yaralanmasında kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğunun geliştiği vurgulandı.

Oyuncu Ozan Güven’in eski kız arkadaşı Deniz Bulutsuz, 2020 yılı Temmuz ayında Güven’in kendisine şiddet uyguladığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ozan Güven hakkında “Hakaret”, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “Kasten yaralama” suçlarından 3 yıl 9 aydan 13 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Ozan Güven’in de karşı şikayet dilekçesi vermesi üzerine Deniz Bulutsuz hakkında “Basit yaralama” suçundan 4 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

İddianamede, 13 Haziran 2020’de gece saatlerinde Ozan Güven’in evinde olan çiftin, arkadaşlarının evinde başladıkları tartışmanın yeniden alevlendiği, Güven’in abajur ve elleriyle vurarak Deniz Bulutsuz’u darbettiği ifade edilmişti. Deniz Bulutsuz’un çenesinden yaralanmasına neden olduğu iddia edilen abajur silah sayılmıştı. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecinde, mahkeme Deniz Bulutsuz’un vücudundaki yaralara ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan kesin rapor istemişti. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ilk raporda, Deniz Bulutsuz’daki yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, organların birinin işlevinde zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilemediği kaydedilmişti.

ÜST KURUL RAPORU DOSYADA

Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talebiyle davanın bugün öğleden sonra görülecek duruşması öncesinde 4 Ocak 2024 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca düzenlenen rapor mahkemeye ulaştı. Raporda, kişide dava konusu olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğu geliştiğinin anlaşıldığı vurgulandı. Dolayısıyla kişinin 13 Haziran 2020 tarihinde maruz kaldığı iddia edilen dava konusu olayla illiyetli anksiyete bozukluğuna ve yaygın yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokar bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Raporda, “Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, 9 Şubat 2022’de yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin, belirli bir mesafeden ilk bakışta fark edilmediğine göre yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilemediği” kaydedildi. Bugünkü duruşmada rapora karşı tarafların beyanları alınacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusuldu/feed/ 0
Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven Davasında Adli Tıp Raporu Görüşülecek https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusulecek/ https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusulecek/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:09:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5140

Birliktelikleri şiddet iddiasıyla biten Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven’in birbirlerinden karşılıklı şikayetçi oldukları davada, Adli Tıp İkinci Üst Kurul raporu bugün görülecek duruşma öncesi dava dosyasına girdi. Raporda, Deniz Bulutsuz’un yaralanmasında kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğunun geliştiği vurgulandı.

Oyuncu Ozan Güven’in eski kız arkadaşı Deniz Bulutsuz, 2020 yılı Temmuz ayında Güven’in kendisine şiddet uyguladığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ozan Güven hakkında “Hakaret”, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “Kasten yaralama” suçlarından 3 yıl 9 aydan 13 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Ozan Güven’in de karşı şikayet dilekçesi vermesi üzerine Deniz Bulutsuz hakkında “Basit yaralama” suçundan 4 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

İddianamede, 13 Haziran 2020’de gece saatlerinde Ozan Güven’in evinde olan çiftin, arkadaşlarının evinde başladıkları tartışmanın yeniden alevlendiği, Güven’in abajur ve elleriyle vurarak Deniz Bulutsuz’u darbettiği ifade edilmişti. Deniz Bulutsuz’un çenesinden yaralanmasına neden olduğu iddia edilen abajur silah sayılmıştı. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecinde, mahkeme Deniz Bulutsuz’un vücudundaki yaralara ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan kesin rapor istemişti. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ilk raporda, Deniz Bulutsuz’daki yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, organların birinin işlevinde zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilemediği kaydedilmişti.

ÜST KURUL RAPORU DOSYADA

Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talebiyle davanın bugün öğleden sonra görülecek duruşması öncesinde 4 Ocak 2024 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca düzenlenen rapor mahkemeye ulaştı. Raporda, kişide dava konusu olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğu geliştiğinin anlaşıldığı vurgulandı. Dolayısıyla kişinin 13 Haziran 2020 tarihinde maruz kaldığı iddia edilen dava konusu olayla illiyetli anksiyete bozukluğuna ve yaygın yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokar bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Raporda, “Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, 9 Şubat 2022’de yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin, belirli bir mesafeden ilk bakışta fark edilmediğine göre yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilemediği” kaydedildi. Bugünkü duruşmada rapora karşı tarafların beyanları alınacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-bulutsuz-ve-ozan-guven-davasinda-adli-tip-raporu-gorusulecek/feed/ 0
Kalfalık eğitimi sırasında meydana gelen kazada yüzde 80’i yanan lise öğrencisi 15 ameliyat geçirdi https://www.haber60.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/ https://www.haber60.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3501

ANTALYA’da kalfalık eğitimi sırasında, aracın yakıt deposunun şamandırasını değiştirirken meydana gelen parlamada vücudunun yüzde 80’i yanan lise öğrencisi Beyzanur Hatmorioğlu (18), 7 ayda 15 ameliyat geçirdi. Hatmorioğlu, “Uzun süre yürüyemedim. Ellerimi doğru düzgün kullanamıyorum. Aynaya bakamıyorum. Eski ben değilim artık. Başkalarının yaptığı bir hata hayatıma mal oldu” dedi.

Muratpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde elektromekanik alanında eğitim gören Beyzanur Hatmorioğlu, Akdeniz Sanayi Sitesi’ndeki bir araç servisinde, kalfalık eğitimini sürdürürken, iş kazası geçirdi. Hatmorioğlu ve ustası T.A., 20 Haziran’da servise gelen otomobilin arka koltuğu altındaki yakıt deposunun şamandırasını değiştirirken, parlama oldu. O sırada aracın içinde olan ve alevler arasında kalan Hatmorioğlu’nun yüzü ve vücudu ciddi derecede yandı. Hatmorioğlu, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılırken, T.A. ise Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye alındı. Uzun süre Akdeniz Üniversitesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören Beyzanur Hatmorioğlu, 15 ameliyat geçirdi.

‘ESKİ BEN DEĞİLİM’

Staj yaptığı yerde yaşadığı kazayı anlatan Hatmorioğlu, alevin, aracın arka koltuk tarafındaki yakıt deposundan parladığını anlattı. Hatmorioğlu, “Çok uzun yoğun bakım sürecim oldu. Uzun süre yürüyemedim. Ellerimi doğru düzgün kullanamıyorum. Aynaya bakamıyorum. Eski ben değilim artık.  Başkalarının yaptığı bir hata hayatıma mal oldu. Eğitim hayatım bitti. Ben çok seviyordum okulumu. Şu an güneşe bile çıkamadığım için okula gidemiyorum. Hayalim usta olmaktı. Sanırım artık onu da yapamayacağım” dedi.

Kaza nedeniyle vücudunun yüzde 80’inin ileri derecede yandığını aktaran Beyzanur Hatmorioğlu, çok fazla doku kaybı nedeniyle ellerini kollarını hareket ettirmekte zorlandığını anlattı. Kalıcı hasarın fizik tedavilerle düzelemeyeceğinin kesinleştiğini belirten Beyza Hatmorioğlu, ellerini oynatabilmesi ve kollarının açılabilmesi için önümüzdeki aylarda çeşitli ameliyatlar geçireceğini söyledi.

‘ORTADA BÜYÜK BİR SUÇ VAR’

Olayla ilgili yürütülen soruşturmada alınan bilirkişi raporunda iş yerinin kusursuz olduğunun belirtilmesi üzerine iş yerine ilişkin takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Hatmorioğlu, “Bilirkişinin tamamen yanlış bir rapor düzenlediğini düşünüyorum. Ortada büyük bir suç var. Ben onların öğrencisi olarak çalıyordum. Herkesin hak ettiği cezayı çekmesini istiyorum” diye konuştu.

Hatmorioğlu’nun avukatı Erdal Yiğit, olayla ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen bilirkişi heyet raporunda, aracın elektronik devresinin teknik yönden incelemesinin yapıldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Raporda, ‘Yangın odağının elektronik kart ve yakın çevresi olduğu, arıza giderme işinin standart yönetmeliklere göre uygun yapılmadığı, bu nedenle yangın meydana geldiği görüş ve kanaatindeyiz. Araca müdahale eden uzman T.A. isimli çalışanın yangının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, diğer kişilerin bir kusuru olmadığı görüşü ve kanaatindeyiz’ denildi. Savcılık bilirkişi raporu sonrası iş yeriyle ilgili takipsizlik kararı verdi. Bilirkişi raporunu düzenleyen 2 kişiden 1’i elektrik mühendisi, diğeri makine mühendisi. Olay yeri inceleme raporları ve tanık beyanlarına göre, yangın aracın arka tarafındaki benzin pompasında aküyle elektrik verilmesinden kaynaklanıyor. Takipsizlik kararına itiraz ettik.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/feed/ 0
Tekirdağ’da taşan derenin suyuna kapılan çocukların ölümüne ilişkin soruşturma izni verildi https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/ https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2655 TEKİRDAĞ’da taşan derenin suyuna kapılan Burak Önder (9) ile Mustafa Aslan’ın (13) ölümüne ilişkin bilirkişi heyeti raporunda, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi ‘asli’ kusurlu bulundu. Rapor sonrası soruşturmayı yürüten Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 belediyenin fen işleri müdürlüğündeki devlet memurlarının soruşturulması için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istedi. Bakanlık, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında soruşturma izin verdi.

Ergene ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, 25 Haziran 2021’de sağanak nedeniyle derenin taşması ile kıyıda oyun oynayan Burak Önder, kardeşi Barış Önder ve arkadaşları Mustafa Aslan, suya kapıldı. Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı. Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı. 2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’

Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir denildi.

‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi 2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.

‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’

Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi. Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ

İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesininhattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesininhattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesininhattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.

‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’

Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti. Doğan, Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/feed/ 0
Tekirdağ’da taşan derenin suyuna kapılan çocuklar için soruşturma izni verildi https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/ https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2651 TEKİRDAĞ’da taşan derenin suyuna kapılan Burak Önder (9) ile Mustafa Aslan’ın (13) ölümüne ilişkin bilirkişi heyeti raporunda, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi ‘asli’ kusurlu bulundu. Rapor sonrası soruşturmayı yürüten Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 belediyenin fen işleri müdürlüğündeki devlet memurlarının soruşturulması için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istedi. Bakanlık, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında soruşturma izin verdi.

Ergene ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, 25 Haziran 2021’de sağanak nedeniyle derenin taşması ile kıyıda oyun oynayan Burak Önder, kardeşi Barış Önder ve arkadaşları Mustafa Aslan, suya kapıldı. Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı. Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı. 2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’

Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, “Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir” denildi.

‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi:

“2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.”

‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’

Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi. Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, “Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır” denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ

İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi:

“Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesinin/hattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.”

‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’

Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti. Doğan, “Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’nda şehit sayısıyla ilgili yeni veriler ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/#respond Sun, 07 Jan 2024 07:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2551 ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, “Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı” dedi.

Çanakkale Savaşları’nın üzerinden 108 yıl geçmesine rağmen döneme dair yeni bilgiler ortaya çıkıyor. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, Çanakkale Cephesi’nde doktor olarak görev yapan Şefik Hüsnü Deymer’e ait resmi raporları inceleyerek yaptığı çalışmada, Çanakkale Cephesi’nde şehit olan asker sayısına ilişkin yeni veriler elde etti. Çanakkale Savaşları’nda resmi rakam olarak 56-57 bin civarında şehit kaydı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Bunları 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından 5 cilt olarak yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ isimli eserden öğreniyoruz. Bu eserdeki kayıtlara göre 57 bin civarında Çanakkale Cephesi’nde şehit olduğu yazılı ve kayıtlı” dedi.

‘DAHA DOĞRU VERİLERİ BARINDIRIYOR’

Prof. Dr. Karataş, “1998’den bu yana da ‘Şehitlerimiz’ eseri temel alınarak birçok çalışma yapıldı. Çanakkale Savaşları’nda şehit olan Bursalılar, Konyalılar, Çanakkale Cephesi’nde Anafartalar’da şehit olanlar ya da Seddülbahir’de, Kumkale’de şehit olanlar gibi. ‘Şehitlerimiz’ eseri, resmi bir eser olduğu için önemli ve ana kaynak olarak kullandığımız çalışma. Fakat 1915 yılındaki askeri evraklar ve harp ceridelerine baktığımızda yeni veriler ortaya çıkmaya başladı. Çanakkale Cephesi’nde çeşitli yerlerde 1915 yılında doktor olarak görev yapan kimi subayların çeşitli notları var. 1915 yılına ait olan bu evraklar aslında şehit künyelerini tam kaydeden raporlar. Bu raporlar, olayın hemen arkasından yazıldığı ve hastane kayıtlarına dayalı olduğu için daha doğru verileri barındırıyor. Bunlar, Osmanlı askerinin not ettiği resmi evraklar” diye konuştu.

‘İSTATİSTİKSEL BİR SONUCA ULAŞMAK İSTENMİŞ’

Bu evraklardan en önemlilerinden bir tanesinin Şefik Hüsnü Deymer’in tuttuğu raporlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Çanakkale Savaşları Enstitüsü içerisinde yaptığımız çalışmalarda Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu raporda Şefik Hüsnü Deymer, ‘Avrupa’da öğrendiğim istatistik bilimine göre burada çalışma yapmak istiyorum’ diyor. Bu çalışma aslında kendi isteğiyle yaptığı bir çalışma. Anadolu Yakası’ndaki merkez hastane dahil, birliklere bağlı ya da seyyar hastaneler dahil buraları 1916 yılının şubat ayında dolaşarak hastanelerin tuttuğu şehit ve yaralı defterlerini inceliyor ve bir rapor hazırlıyor. Bu yaklaşık 16 sayfalık bir rapor. Raporda da Çanakkale Cephesi’nde vefat edenler genelde başından mı bacağından mı vuruluyor ya da nefessiz kalarak mı şehit oluyor. Buna dair istatistiksel bir sonuca ulaşmak istenmiş” dedi.

‘HER 10 ŞEHİTTEN EN AZ 2’SİNİN KAYDI YAPILMAMIŞ’

Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehit isimleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Karataş, “Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Baba adını, anne adını, doğum yerini, nerede şehit olduğunu, hangi tarihte şehit olduğunu, nasıl şehit olduğunu tek tek yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı. Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehitlerimizin isimleri ortaya çıktı. Çanakkale Cephesi’nde her 10 şehitten en az 2 tanesinin kaydının yapılmadığı gibi bir genelleme yapabiliyoruz” diye konuştu.

‘YÜZDE 80’LİK BENZERLİKTE DE YÜZDE 50’LİK BİR HATA VAR’

Çanakkale Savaşları ile ilgilenen akademisyenlerin Çanakkale Cephesi’ndeki 57 bin resmi şehit sayısını önceden beri az bulduklarını söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Önceden de bu tarz değerlendirmeler yapıyorduk ama bunu resmi, bilimsel olarak kanıtlayamıyorduk. Bu çalışma ile akademisyenlerin öngörüsü bilimsel olarak kanıtlamış oldu. Şehit künyelerinde kaydedilmemiş yüzde 20’lik bir kayıp var. Bu çok büyük bir oran. Ayrıca yüzde 80’lik benzerlikte de yüzde 50’lilik bir hata var. Bu hatalar kimi yerde memleket kimi yerde baba adı kimi yerde şehadet tarihi kimi yerde şehadet yerinin yanlış kaydedilmesinden kaynaklanıyor. Örneğin Şefik Hüsnü Bey’in aldığı notta Çanakkale Cephesi’nde Çanakkaleli Halimoğlu Yusuf, 4 Mart 1915 tarihinde şehit olmuş görünüyor ama ‘Şehitlerimiz’ kitabında Bilecik’e kaydedilmiş. Bugün Bilecikliler, Çanakkaleli olan bu şehidi Bilecikli zannediyor. Örneğin, ‘4 Mart 1915 Arıburnu Cephesi’nde şehit olmuş’ diyor, 4 Mart 1915’te Arıburnu cephesi daha açılmadı. Burada şehit olma ihtimali yok. Çok daha çarpıcı bir örnek var; 19 Haziran 1915 tarihinde şehit olan Bursalı Ahmet oğlu Ahmet’in şehadet yeri olarak Çiğiltepe yazılmış. Çanakkale’de Çiğiltepe diye bir yer yok” açıklamalarında bulundu.

‘NET ŞEHİT SAYISINI ORTAYA ÇIKARABİLİRİZ’

Bu sorunun çözülmesi için askeri evrakların yeniden okunması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karataş, “Ana kaynak olarak kullandığımız, Milli Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı 1998’de yapılan çalışma Çanakkale Savaşları’ndaki şehit sayılarını yüzde 20 oranında eksik veriyor. Şehitlerin künye bilgileri Osmanlıca olarak hatalı yazılmış ya da kaydedilmiş olabilir. Osmanlıcadan okunanlar hatalı okunmuş ya da hatalı şekilde baskıya girmiş olabilir. Ancak Çanakkale Cephesi’nde yüzde 20’lik şehit künye kaydı eksikliği söz konusu. Osmanlı askerinin o gün tuttuğu notlar, akademisyenler tarafından son 10-15 yıldır yeni yeni okunuyor. Bu askeri evraklar yeniden okunmak zorunda. Aradan 100 yıldan fazla süre geçti, birliklere ait zayiat cetvelleri ve hastane kayıtları okunduğu zaman ancak Çanakkale Cephesi’ndeki net şehit sayısını ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/feed/ 0