Bir dizi ziyaret ve toplantı için Kayseri’ye gelen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen basın toplantısına, Bakan Bolat’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, oda başkanları ve iş adamları katıldı. Türkiye’nin Temmuz ayı dış ticaret rakamlarını açıklayan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 yılında ekonomimiz orta vadeli programın hedefleri doğrultusunda olumlu sonuçlar kaydetmeye devam etmektedir. Gerek ilk çeyrek büyüme rakamı olan yüzde 5.7 ile ve ilk yarıyıl dış ticaret rakamları, yine Mayıs ayı itibariyle ilk 5 ayı kapsayan istihdam rakamları sevindirici ve olumlu gelişmeleri göstermektedir. İftihar ile ifade etmek istiyorum ki tarihin en yüksek Temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Geçen yılın Temmuz ayına kıyasla yüzde 13,8’lik bir aylık artış sağladık. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece bir ayda 2.7 milyar dolar artış sağladık. İhracatçılarımı yürekten tebrik ediyoruz. Yine çok önemli bir rekor haberi daha son 12 ayın ihracat toplamı 261 buçuk milyar dolar oldu. En son Aralık ayında 255.4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştık. Mayıs ayında 260.1 milyar dolara ulaşmıştık. Geçen ay 9 günlük bayram tatili ve takvim etkisi nedeniyle ihracatımızda ve ithalatımızda az da olsa gerileme oldu. Ancak Temmuz ayında o farkı kapattık ve artıya geçtik. Tam 261 buçuk milyar dolara ulaştık. Bu şu demek; son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında arttı. Son 1 yılda 8.7 milyar dolar net bir artış sağlanmıştır. Hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Yılsonuna kaldı 5 ay. Hesaplarımıza göre inşallah uluslararası anlamda yeni gerilimler, bir savaş durumu ya da Türkiye için önemli Pazar alanlarının olduğu bölgelerde bir aksilik yaşanmazsa, kumbara gibi biriktirerek, inşallah 267 milyar dolar hedefimize sadığız. Aralık ayında bu tabloyu göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz”
Temmuz ayı ithalatında yüzde 7,9’luk bir gerilemenin başarıldığını dile getiren Bakan Bolat; “Burada ülke için gerekli ve zorunlu olan ithalat zaten yapılıyor. Biz burada özellikle Türkiye’yi adeta Pazar gibi görüp, Türkiye’nin sanayilerini zor duruma sokabilecek ve yasadışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu çabamızın sonunda da çok şükür aylık ithalatımızda yüzde 8’lik bir küçülme oldu. Yani 2.6 milyar dolar tasarruf ettik ve 30 milyar doların altında kalması sağlanarak, 29,7 milyar dolar oldu. Sonuç olarak da dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 42 oranında azaldı ve 7.2 milyar dolara geriledi. Geçen yıl Temmuz ayında bu rakam 12 buçuk milyar dolardı. Bu sene 7.2 milyar dolara geriledi. Böylece yaklaşık 5.3 milyar dolarlık bir döviz rezervi tasarruf etmiş olduk. İhracatın, ithalatı karşılama oranı çok çarpıcı. Geçen yıl Temmuz ayında yüzde 61’ken bu yıl Temmuz’da 14 buçuk puan artışla yüzde 75,7’ye yükseldi. Bu da önemli bir olumlu gelişmedir” dedi.
Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yıla oranla çok fazla ihracat artışının olduğunu aktaran Bolat, “Bu yıl Haziran ayında ve Mart ayında aylık gerilememiz oldu. Nisan ayında başa baştık. Onun dışında Ocak, Şubat, Mayıs ve Temmuz aylarında geçen yılın epey üzerinde ihracat artışları sağlamış olduk. 7 aylık rakamlara baktığımızda bu yılın ilk 7 ayında ihracatımızda 148,8 milyar dolara ulaştık. Geçen yılın ilk 7 ayındaki rakam 142,9 milyar dolardı. Buda şu anlama geliyor; ilk 7 ayda yüzde 4,1’lik bir artış sağlamış olduk. İthalata baktığımızda önemli bir tasarrufumuz var. Burada da gerçekten ilk 7 ayda yüzde 8,4’lük bir gerileme başarıldı. İlk 7 aylık ithalatımız 198.6 milyar dolara geriledi. Yani bu sene ilk 7 ayda toplam ihracatımızda yüzde 4,1 artış 148.8 milyar dolara yükseldik. İlk 7 ayda ithalatımızda yüzde 8,4’lük azalışla 198.6 milyar dolara gerilemiş olduk. İlk 7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azalmış oldu. İlk 7 ayda dış ticaret açığımız ise yüzde 32 buçukluk azalışla yaklaşık 50 milyar dolar oldu. Geçen yıl ilk 7 ayda ki açık ise 74 milyar dolardı. Yani 24 milyar dolar dış ticaret açığımız azalmış oldu” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Sinop’ta bir kedi tek seferde 11 yavru doğurdu. Veteriner hekim Ahmet Kaya, “Başarılı geçen sezeryan sonucu 11 tane yavru kedi dünyaya geldi. 11’i de sağlıklı ve çok güzel. 5 gündür yaşıyorlar. Bu rakam rekor denilebilecek bir rakam. Dünya genelinde 19 taneymiş rekor. Türkiye genelinde 11 sayısı kaydedilmemiş” dedi.
Sinop’ta bir kedinin sağlığından kuşku duyan vatandaşlar, durumu Sinop Sahipsiz Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği’ne bildirdi. Karnındaki şişlik şikayetiyle getirilen kedinin yapılan kontrollerin ardından hamile olduğu anlaşıldı. Ardından hamile kedi hemen doğuma alındı. Sezeryan doğum sonucunda kedinin karnından tam 11 tane yavru alındı. Veterinerler bu durum karşısında şaşkına döndü. Yavrular, süt anne çıkması halinde sahiplendirilecek.
“Bu rakam rekor denilebilecek bir rakam”
Klinikte hizmet veren veteriner hekim Ahmet Kaya, şöyle konuştu:
“Sinop’ta bir hayvansever tarafından getirilen kedinin karnının çok şişkin olduğunu, yürümekte zorlandığını görünce muayenemizi yaptık. Yaptığımız muayenede çoklu gebeliğe rastladık. Bu hayvanımızın kan tahlilleri yapıldıktan sonra anesteziye uygun olup olmadığı değerlendirilip acilen sezaryene alındı. Başarılı geçen sezaryen sonucu 11 tane yavru kedi dünyaya geldi. 11’i de sağlıklı ve çok güzel. 5 gündür yaşıyorlar. Bu rakam rekor denilebilecek bir rakam. Dünya genelinde 19 taneymiş rekor. Türkiye genelinde 11 sayısı kaydedilmemiş. Yaşı olan klinik tecrübesi olan veteriner hekimlerimize de sorduk. Onlar da 11 rakamıyla hiç karşılaşmadıklarını söylediler. Yani, bu rakam rekor denilebilecek bir rakam. 4 tanesini sahiplendirdik. 7 tanesi de anneyle birlikte. Onlara süt anne ihtiyacı hala devam ediyor. Çünkü, annenin tek başına beslemesi mümkün değil. Burada biz yaklaşık 5 gündür besliyoruz. Daha fazla bakıma ve daha fazla ilgiye ihtiyaçları var. Sokakta kalmaları doğru değil. Süt anne olan bir kediye diğer yavruların da bir kısmının alınabilmesi yönünde olursa daha iyi olur tabi ki. Sütten kesildiği zaman da sahiplendirilebilir.”
“Bizim de başımıza ilk defa böyle bir durum geldi”
Klinikteki stajyer veteriner öğrenci Eylül Arıcı şu şekilde konuştu:
“Çoğu hocalarımdan da duyduğum kadarıyla herkesin ömründe gördüğü doğum sayısı maksimum 7 ve 8 oluyor. Bizim de başımıza ilk defa böyle bir durum geldi. Anne, bize geldiğinde karnı çok şişti ve hepimiz bir tahminde bulunduk. Aramızdan maksimum 10 diyen oldu ama 11’i biz de beklemiyorduk. Araştırmalarıma göre daha önce Van’da bir kedinin 10 yavru doğum yaptığını görmüştüm. 11 rakamını daha önce duymadım ve görmedim, çoğu kişi de görmemiş. Şansımıza 11’i de çok sağlıklı doğdu. Biz de çok iyi baktık ve geceleri de dahil 2 saatte bir besledik. Şu an Sinop halkı çağrımızı duydu ve süt anne çağrımızla 4 tane yavrumuz gitti. 11 yavrudan 4 yavrumuzu süt anneye verdik. Geriye 7 yavrumuz kaldı. Şu an anne onlara bakabiliyor. Bizim de ek gıda desteğimiz var. Ama ilerleyen dönemlerde yavrular yeterince büyüdüğünde, gözleri açıldığında onların sıcak bir yuvaya ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.”
Klinikteki stajyer veteriner öğrenci Berrak Göl ise “Kedimizin ismini Karainci koyduk. Aslında biz Eylül ile beraber onu besliyoruz. Normalde, kediler yavrularının çok yanına yaklaşılmasını istemezler ama Karainci bize çok alıştığı için biz de yavruları beslerken çok rahat bir şekilde yanımıza geliyor, bizim yanımıza kıvrılıp yatıyor. 7 tane yavrumuz kaldı onları da sahiplendirirsek çok güzel olacak. Çünkü, onlar sokakta yaşamayı hak etmiyorlar. Biz onlara burada çok güzel bakıyoruz aslında. Herkes birlik olursa ve onlara bir yuva bulabilirsek çok iyi olacak” dedi.
]]>
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “En düşük emekli aylığı yükseltilmelidir. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir. Diğer tüm emeklilerin maaşları da orantılı olarak buradan yukarıya doğru kademeli olarak yükseltilmelidir. Sadece en düşük emekli maaşını yükseltmek bütün emeklileri en düşük emekli maaşı ile geçirmeye mahküm etmekten başka bir şey değildir” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Kılıç, Srebrenitsa Katliamı’nın 29’uncu yıl dönümünü anımsatarak, “8 bin 372 sivil insan dünyanın gözleri önünde Sırplar tarafından katledildi. Birleşmiş Milletlerin, Amerika Birleşik Devletleri’nin gözü önünde medeniyetin beşiği olarak belirtilen Avrupa’da, Almanya’nın, Fransa’nın, İtalya’nın, İngiltere’nin gözleri önünde 8 bin 372 iki sivil hunharca katledildi. Aynı senaryo bugün Gazze’de sahneleniyorlar. Yine ABD gözcü, Birleşmiş Milletler sözcü, İngiltere, Fransa, Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa Birliği üyesi ülkeler alkışçısı olarak Gazze’de benzer bir soykırımı tırmandırmaya devam ediyor. Gerek Srebrenitsa gerekse Gazze’de hayatını kaybeden masumlara Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu vesileyle merhum Aliya İzzetbegoviç’i de rahmetle anıyorum. Balkanların Bilge Kralı İzzet Begoviç bütün bu yaşananlarla ilgili olarak tarihe şu cümleyle not düşmüştü. ‘Soykırımı unutmayın çünkü unutulan her soykırım yeniden tekrarlanır’. Yine bu vesileyle birlikte Milli Görüşümüzün kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı da Bosna’ya ve Bosna’da yaşananlara kayıtsız kalmadığından dolayı Bosna halkına dünyadan uzanan ilk yardım elinin sahibi olduğundan dolayı hem şansını hem davasını hem de Anadolu insanını ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen Bosna’nın yardımına koştuğundan dolayı bir kere daha rahmetle, minnetle, özlemle yad ediyoruz” diye konuştu.
Kılıç, DİSK-AR’ın haziran ayı tespitlerine göre 10 milyon 31 bin vatandaşın geniş tanımlı işsizlik kapsamında işsiz olduğunu ifade ederek, “Uzun bir aradan sonra ilk defa işsiz insan sayısı Türkiye’de 10 milyon rakamını aşmış bulunmaktadır. Bu rakam aynı zamanda Türkiye’nin iş gücünün yüzde 25’ine karşılık gelmektedir. 10 milyon insanımız ve çalışabilecek nüfusun yüzde 25’inden fazlası bugün Türkiye’de işsiz durumdadır. Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek başta olmak üzere ekonomi yönetimini bu rakamları görmeye, Türkiye’nin gerçeklerini fark etmeye davet ediyoruz. Bu rakamlara gözlerini kapayarak bu rakamları görmezlikten gelerek Türkiye’nin gerçek ekonomik verilerine gözünü, kulağına tıkayarak çözüm üretebilmeleri mümkün değildir. Ekonomi yönetimi bugün bir toplantı yapacak. Bu toplantıya iktidar partisi yetkilileri de katılacak. Gözümüz, kulağımız Külliye’de yapılacak olan bu toplantıdadır. Türkiye’de yıllık enflasyon, TÜİK’in açıkladığı rakam itibariyle yüzde 71,60. Enerji Bakanlığı’nın açıkladığı ve yürürlük kazanan elektrik zammı yüzde 38. Yüzde 38 elektrik zammı demek iğneden ipliğe her şeyi önümüzdeki ay daha yüksek zamlar gelecek. Enflasyon rakamı bu göstergenin altına düşmeyecek demektir. En düşük emekli aylığına düşürülen zam yüzde sıfır. Asgari ücret için düşürülen artış aynı şekilde yüzde sıfır. Maalesef Türkiye’de bu istatistikler ha yüzde 75 ha yüzde 45 diyen bir TÜİK Başkanı tarafından idare edilmektedir. Anlaşılır bir durum değil. Ekonomi yönetimini rakamları doğru görmeye, Türkiye’nin ekonomi gerçeklerini doğru bir mercekten izlemeye davet ediyoruz. Halkın enflasyonunu görebilmek için halkın arasına girmeleri lazımdır. Bugün Külliye’de emeklinin yüzünü güldürecek, bayram ettirecek bir açıklamanın çıkmasını bekliyoruz. En düşük emekli aylığını yükseltmek çözüm değildir. En düşük emekli aylığı yükseltilmelidir. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir. Diğer tüm emeklilerin maaşları da orantılı olarak buradan yukarıya doğru kademeli olarak yükseltilmelidir. Sadece en düşük emekli maaşını yükseltmek bütün emeklileri en düşük emekli maaşı ile geçirmeye mahküm etmekten başka bir şey değildir” dedi.
‘AÇLIĞIN ALFABESİ, PARTİSİ, İDEOLOJİSİ YOKTUR’
Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü; “Asgari ücret en düşük emekli maaşı ve diğer tüm düşük ücretlerle ilgili olan konularda muhalefet partilerinin söylem benzerliği içerisinde olması son derece doğal ve normal. Topumu yakından takip ediyoruz. Bu asgari ücretle geçinmek mümkün değil. Bu emekli maaşıyla geçinmek mümkün değil. Yüzde 75’e yakın enflasyonun olduğu bir ülkede en düşük emekli aylığını ve asgari ücreti zamsız sürdürebilmek mümkün değil. Başta ekonomi yönetimi olmak üzere hükümet yetkililerinin tamamını adil, vicdani bir çözüm için ellerini taşın altına koymaya davet ediyoruz. ‘Para yok’ diyerek bu işten kurtulmak mümkün değil. Öte yandan muhalefetin her türlü siyasi zeminde olağan hukuki sınırlar içerisindeki tepkisini, tepkiselliğini destekliyoruz. Hükümetin sorunlara dikkatini uyandırabilmek için yapılacak olan sosyal ve toplumsal sivil girişimlerini destekliyoruz. Hangi partiden gelirse gelsin, hükümetin dikkatini sorunlara çekmek yönünde atılacak adımlar doğru adımlardır. Yer yer bu adımları biz de atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Emeklinin sesi olmak zorundayız. Asgari ücretlinin sesi olmak zorundayız. Açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan milyonların sesi olmak zorundayız. Açlığın alfabesi, partisi, ideolojisi yoktur. Açlık sınırının altında yaşayan herkesin meselesi hepimizin meselesidir” diye konuştu.
]]>Dijital Mecralar Platfomu AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman başkanlığında toplandı. Toplantıya Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden de temsilciler katıldı.
“Tu¨rkiye’miz ic¸in tarihi gu¨nlerden bir tanesi”
Komisyon Başkanı Hüseyin Yayman şunları söyledi:
“Bugu¨n Tu¨rkiye’miz ic¸in tarihi gu¨nlerden bir tanesidir. Dijital du¨nyada c¸ok o¨nemli konu bas¸lıklarından bir tanesi olan dijital telif konusuyla ilgili c¸ok degˆerli Google temsilcilerini Komisyonumuzda misafir ediyoruz. Bugu¨n dijital du¨nyada o¨zellikle medya sekto¨ru¨nu¨n, basın-yayın kurulus¸larının u¨zerinde c¸ok ısrarla durdukları dijital telif meselesini ele alacagˆız. Daha o¨nce biz tarafları dinlemek suretiyle, uzmanları dinlemek suretiyle bu konunun genel bir c¸erc¸evesini c¸izmeye c¸alıs¸tık. Bugu¨n de bu networkün, bu yo¨netis¸im masasının o¨nemli paydas¸larından ve taraflarından bir tanesi Google’ı ilk defa bu du¨zeyde, Tu¨rkiye’de dinlemis¸ olacagˆız. Dijital telif konusu hepimizin c¸ok o¨nemsedigˆi ve Tu¨rkiye’de basın-yayın sekto¨ru¨nu¨n, basın emekc¸ilerinin emek istismarının, emek hırsızlıgˆının o¨nu¨ne gec¸ilmesi ve gerc¸ekten gerc¸ek anlamda bir basın-yayın faaliyetinin gerc¸ekles¸mesi ic¸in atılması gereken adımlar noktasındaki taleplerinden bir tanesidir.
“Maalesef biz dijitalles¸meyi değil sosyal medyanın yıkıcı etkisini konuşuyoruz”
Gu¨nu¨mu¨z du¨nyasında maalesef biz dijitalles¸meyi, yapay zekayı konus¸mak yerine sosyal medya paylas¸ımlarını ve sosyal medyanın yıkıcı etkisini konus¸maktayız. Gerc¸ekten yapay zekayı daha fazla konus¸mamız gerekiyor. Bu konuda Meclisimizde de bir aras¸tırma komisyonu kurulmasıyla ilgili c¸alıs¸malar var, biz bunu c¸ok o¨nemsiyoruz ve o¨nu¨mu¨zdeki gu¨nlerde bu konuyla ilgili daha o¨nemli adımların atılacagˆı kanaatindeyim. Ayrıca biz de Dijital Mecralar Komisyonu olarak bu yaz do¨neminde daha yogˆun c¸alıs¸mak suretiyle Tu¨rkiye’nin bir dijital degˆerler haritasını c¸ıkarmak ve dijital du¨nyanın bir anlamda nedenlerini, nic¸inlerini, nasıllarını ortaya koymak ve bu konuda bir c¸erc¸eve c¸izmek istiyoruz. Dijitalles¸me meselesi sadece kamu yo¨netimlerinin birtakım kamu politikaları belirlemek suretiyle yo¨netecekleri bir alan degˆildir. Muhakkak, dijital mecraların kendi toplum so¨zles¸melerini, kendi anayasalarını bireyle, toplumla ve devletle yapması gerekmektedir. Biz buna topluluk kuralları diyoruz, topluluk kurallarının yeniden belirlenmesi gerekiyor.”
“Türkiye’de ofisimiz var, çalışanlarımız var”
Google Hükümetle İlişkiler ve Kamu Politikası Birimi Başkanı Tolga Sobacı ise şunları söyledi:
“Google olarak misyonumuz du¨nyadaki bilgileri du¨zenleyerek herkesin eris¸ebilecegˆi ve yararlanabilecegˆi haale getirmektir. Bu misyon tu¨m u¨ru¨nlerimizin ve hizmetlerimizin de temelini olus¸turmaktadır. Misyonumuz dogˆrultusunda insanların hayatını kolaylas¸tırmanın ve iyiles¸tirmenin yanı sıra teknolojiyi fayda sagˆlamak ic¸in gelis¸tirmenin o¨nemine inanıyoruz. Google Reklamcılık Pazarlama ve Limited S¸irketi u¨lkemizde 2006 yılında kuruldu. O do¨nem yerles¸ik ofisimizin kurulus¸u basında da c¸ok yer almıs¸tı ama biz yine bu vesileyle tazelemek isteriz. Biz yerles¸ik olarak buradayız c¸u¨nku¨ birc¸ok toplantılarda bize soruluyor ‘burada mısınız’, ‘Tu¨rkiye’de ofisiniz var mı’, ‘bir c¸alıs¸anınız var mı?’ Evet, buradayız ve c¸alıs¸anlarımız da var. En son buraya gelis¸imizin u¨c¸ yıl o¨nce 15’inci yılımızı kutluyorduk, bugu¨n de 18 yıldır yerles¸ik ofisimizden hız kesmeden c¸alıs¸ıyor olmanın gururunu yas¸ıyoruz. 2023 yılı sonu itibarıyla Tu¨rkiye’de 100’den fazla c¸alıs¸anımız bulunmakta.”
“Çagˆa ayak uyduran genc¸lerin yetis¸mesine c¸ok o¨nem veriyoruz”
Google Hükümetle İlişkiler ve Kamu Politikası Müdürü Duygu Yücesoy, şöyle konuştu:
“18 yıllık yolculugˆumuzda yaptıgˆımız katkıyı kategorilendirmek c¸ok zor olsa da dijitalles¸me, egˆitim ve giris¸imcilik ve ku¨ltu¨r mirasımızın tanıtılması alanlarına odaklanmanın c¸ok daha faydalı olacagˆını du¨s¸u¨ndu¨k. Cumhurbas¸kanlıgˆımızın Dijital Do¨nu¨s¸u¨m Ofisi olsun Sanayi ve Teknoloji Bakanlıgˆımız, Ticaret Bakanlıgˆımız, Ku¨ltu¨r ve Turizm Bakanlıgˆımız olsun c¸ok farklı paydas¸larla bu is¸ birligˆi programlarına devam etmekteyiz. Burada belki KOBI·’lerimize o¨zel bir o¨nem atfetmekte fayda var, o¨zellikle zorlayıcı ekonomik kos¸ullarda ekonomimizin bel kemigˆini olus¸turan KOBI·’lerin ayakta durması c¸ok daha kritik hale geliyor ve biz zamanında 12 milyon dolarlık bir destekle TESK’e hibe olsun, KOBI·’lerimize kredi destegˆi olsun, bundan ayrı olarak bakanlıklarımıza reklam kredisi destegˆi olsun 12 milyon dolarlık bir katkıda bulunduk. Bunun haricinde dijital c¸agˆa ayak uyduran genc¸lerin yetis¸mesine c¸ok o¨nem veriyoruz, bu hem giris¸imcilik alanında hem de egˆitim alanında gec¸erli.”
“Tıklanmadıgˆı su¨rece herhangi bir s¸ekilde bir u¨cret alınmıyor”
Telif Hakları Uzmanı Adrienn Timar şunları söyledi:
“Haberler konusuna baktıgˆımız zaman, bir de ‘Haberler’ sekmemiz var. ‘Haberler’ sekmesinden bahsetmek gerekirse, burada bir kullanıcının yapmıs¸ oldugˆu sorguya cevaben haber sonuc¸larını filtrelemesi amacıyla kullandıgˆımız, ayırmak u¨zere kullandıgˆımız o¨zel bir filtre. Dolayısıyla burada gu¨ncel haberlere o¨ncelik verilebiliyor ve bo¨ylece, aynı zamanda, kullanıcı yapmıs¸ oldugˆu sorguyla alakalı habere daha rahat ulas¸abiliyor. Kısaca, reklamlardan da bu slayt c¸erc¸evesinde bahsetmek isterim, burada o¨zellikle Google’ın nasıl gelir elde ettigˆine dair o¨rneklerden bir tanesi bu c¸u¨nku¨. Bu c¸erc¸evede, haberlerin yanında go¨sterilen reklamlara baktıgˆımız zaman bunlar arama sonuc¸larına go¨re go¨steriliyor ve aynı zamanda tıklama sonucunda u¨cret elde ediliyor bunlardan. Dolayısıyla, ilgili kullanıcı burada kars¸ısına c¸ıkan reklamı tıklayacak kadar ilginc¸ ve kullanıs¸lı bulursa egˆer o zaman, o takdirde Google u¨cret alıyor; aksi takdirde, tıklanmadıgˆı su¨rece herhangi bir s¸ekilde bir u¨cret alınmıyor.”
“Olumlu olacak bir yaklaşım içinde bulunmaya hazırız”
Sunumların ‘dijital telif’ bağlamının eksikliğine vurgu yapan Komisyon Başkanı Yayman, “Google olarak dijital telife dair fikirleriniz nelerdir? Türkiye sizden umutlu bir yaklaşım bekliyor” dedi. Google yetkilerinden Duygu Yücesoy ise, “Her ülkenin habercilik ekosistemi çok farklı. Bizler iki taraf için de olumlu olacak bir yaklaşım içinde bulunmaya hazırız” ifadelerine yer verdi.
Bir önceki komisyon toplantısında gelir ve vergi miktarının açıklanmamasına tepki gösterilen Google için benzer konular yeniden gündeme geldi. Google yetkililerinden Tolga Sobacı, “Vergi miktarını açıklayamıyoruz ama vergi mükellefi olarak ödeme yaptığımızı söyleyebiliriz. Ticari sır niteliğindeki bilgilerimizi maalesef açıklayamıyoruz. Herhangi bir Türkiye şirketinin tabi olduğu bütün gerekliliklere tabiyiz. Amerika’da da bu şekilde” dedi.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan ise şirketin Amerika’da halka açık bir şirket olduğunu vurgulayarak, “İnsanlar bilmeden yatırım yapıyor, hisse senedi alıyor yani” ifadelerini kullandı.
“Tu¨rkiye’de haber sayfalarına yılda 10 milyar tıklama sagˆlanıyor”
Duygu Yücesoy, “Aslında burada birkac¸ rakam paylas¸mak istiyorum c¸u¨nku¨ bagˆımsız bir kurulus¸ tarafından o¨zellikle de global anlamda yapılan bir aras¸tırmanın Tu¨rkiye’deki verileri de paylas¸ıldı. Tu¨rkiye’de haber web sayfalarına yılda 10 milyar tıklama sagˆlanıyor, bu 2023 rakamı. Habercilerimiz ic¸in bunun yarattıgˆı da bir ekonomik degˆer var, bu degˆer de 2 milyon dolardan fazla. Yani gerc¸ekten burada ciddi bir degˆer yaratımı so¨z konusu ve ku¨resel rakamlara baktıgˆımızda, u¨lkemizdeki rakamlar da oldukc¸a iyi go¨ru¨nu¨yor” ifadelerine yer verdi.
Komisyon, milletvekillerinin Google temsilcilerine soruları ile devam ediyor.
]]>ATO Başkanı Gürsel Baran, Oniki Platformu’nun hibrit ve yapay zeka konseptiyle Ankara’da düzenlediği “E-Ticaret ve E-İhracat Konferansı”na katıldı. Ankara Ticaret Odası’nın da desteklediği, Crowne Plaza Ankara’da gerçekleşen etkinlik, başkentteki üreticiler ve markalar ile e-ticaret ve e-ihracat alanındaki satıcılar ve ekosisteme çeşitli çözümler sunan hizmet ve servis sağlayıcı firmaları bir araya getirdi.
ATO Başkanı Baran, açılışta yaptığı konuşmada markalaşma ve katma değerli üretimin önemine dikkat çekerek, ihracat gelirlerine ve cari dengeye olumlu katkısının altını çizdi.
Markalaşmanın dünya ticaretindeki önemini örneklerle anlatan ATO Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Odası’nın bu konudaki çalışmaları ve Uluslararası Marka Buluşmaları adı altında gerçekleştirdiği etkinlik hakkında da bilgi verdi.
E-ticaret ve e-ihracatın pandemiyle birlikte hızla geliştiğini hatırlatan Baran, ticarette gelişmek isteyen firmaların değişim ve dönüşüme uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Pandemi ile birlikte hızla gelişen e-ticaret ve e-ihracat ülkemizde de ilerleme kaydetti. Türkiye 2023 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 100 artışla 1.6 trilyon liralık e-ticaret rakamına ulaştı. 2024 yılı sonunda ulaşmayı hedeflediğimiz rakam ise 3.3 trilyon lira. Bu rakama çok rahat ulaşılabileceğini düşünüyorum. Ticaretimizin içinde de e-ticaret yüzde 20’lik bir paya sahip. Yani her 5 alışverişten biri artık e-ticaret kanalıyla yapılıyor. Bu oranın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dünya ticaretinde yaşanan bu gelişmelere firmalarımızın uyum sağlayarak e-ihracatını geliştirmesini, şehrimizin ve ülkemizin e-ihracat ile dünya ticaretinden daha fazla pay almasını hedefliyoruz.”
Dünya e-ticaret pazar büyüklüğünün 6 trilyon dolara ulaştığını aktaran Baran, e-ticaretin gelişiminde lojistik ve depolamanın önemine de vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi:
“E ticaretle birlikte depolama alanları ihtiyacı artmış ve buna paralel depolama maliyetleri yükselmişti. Sorun çözümüyle birlikte geldi. Konaklama alanında kullanılan iş modeli AirBnb modeli depolama sektöründe de dijital olarak kullanılmaya başlandı. Yeni dijital platformlar, dünyanın herhangi bir yerinde depo kiralamak isteyeni, dünyanın herhangi bir yerinde deposunu kiraya vermek isteyenle buluşturarak hızlı çözümler ortaya koydu. Böylece gerek ülkemizde gerekse dünyanın başka yerlerinde işletmeler uygun şartlarda depolama yapabilir hale geldi. Aynı şekilde lojistik konusu da beraberinde gelişti ve değişti. Ürünlerin tedarik edilmesi, depolanması ve müşteriye ulaştırılması e-ticaretin başarısını etkileyen bir faktör. E-ticaret işletmeleri, ürünlerin müşterilere hızlı bir şekilde ulaştırılması için güvenilir ve verimli bir lojistik ağına sahip olmak durumunda. Ürünlerin tedarik edilmesi, depolanması ve sevkiyatı, işletmenin verimliliğini ve müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.”
“Ülkemizin ihracatında, e-ihracat yüzde 1,5’luk paya sahip”
Türkiye’nin genel ihracatında da e-ihracatın önemli mesafeler kaydettiğini bildiren Baran, “2023 yılı sonu itibarıyla ihracatımız 260 milyar dolara yaklaştı. Ülkemizin ihracatında, e-ihracat yaklaşık yüzde 1,5’luk bir paya sahip. 2028 yılı itibarıyla da ülkemizin hedefi bu rakamı yüzde 10’lar seviyesine ulaştırmak. İnanıyorum ki e-ihracatımızı bu rakamlara taşıyarak bu alanda dünyada önde gelen ülkelerden biri olacağız” dedi.
Ankara Ticaret Odası olarak e-ticaret ve e-ihracatı geliştirme konularında yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Baran, “Ankara’mızda pandemi öncesinde yaklaşık 6 bin e-ticaret yapan firma sayısı varken, yıl sonu itibarıyla 44 binlere ulaştık. Tahmin ediyorum ki bugün rakamlar 50 bini aşmıştır” diye konuştu.
ATO Başkanı Gürsel Baran’ın yanı sıra Oniki Platformu Kurucu Ortak/CEO Ziya Kızıltan ve Ekonomi Yazarı Sami Altınkaya da açılışta birer konuşma yaptı. – ANKARA
]]>Karadeniz’de yetiştirilen Türk somonu ihracatında bu yılın Ocak Şubat aylarında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 289’luk bir artışla 70 bin 614 dolar döviz girdisi sağlanırken, bu rakamın Türkiye ortalamasının üzerinde rekor bir artış olduğu kaydedildi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan, Karadeniz Somonu ihracatında son yıllarda iyi bir ivme yakaladıklarını söyledi. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinin denizde 7 ay kalan Karadeniz somonunu tercih ettiğini belirten Gürdoğan, “Karadeniz’de yetişen, denizde 7 ay kalan somonu Japonya ve Uzakdoğu ülkeleri özellikle tercih ediyor. Somon ihracatında bu yılın Ocak-Şubat döneminde 70 milyon 614 bin dolar civarında bir miktar söz konusu. Bu da miktar bazında 13 bin tona tekabül ediyor. Miktar bazına baktığımız zaman yüzde 289, rakam bazında baktığımızda ise yüzde 164 arttığını görüyoruz. Türkiye ortalamasının üzerinde rekor bir artış. Bu rakamın yüzde 64’ü Doğu Karadeniz Bölgesinden sağlandı. Somon ihracatı özellikle uzak doğu ülkeleri Japonya, Çin, Kore, Vietnam olmak üzere Rusya, Avrupa Birliği ülkeleri şimdi de yeni yeni ABD’ye göndermeye başladık” dedi.
“Bu gidişle somon ihracatı fındığı da sollayacak gibi görünüyor”
Somon ihracatı rakamlarının fındık ihracatı rakamlarıyla yarıştığına dikkat çeken Gürdoğan, “Somon, Doğu Karadeniz Bölgesinde fındığa alternatif yeni bir ürün oldu. Somon, fındıkla gelir olarak yarışmaya başladı. Bu gidişle fındığı da sollayacak gibi görünüyor. Somon ihracatında özellikle depolamada çekilen sıkıntılar var. Lisanslı depoculuk anlamında yeni depo sisteminin kurulması gerektiğini, Doğu Karadeniz Bölgesi İhracatçılar Birliği olarak bu konuda bir çalışma yaparak ilgili bakanlıklara sunduk. Dolayısıyla ürünümüzün değerini düşük değil de devamlı değerinin artması için ufak kooperatif usulü, üreticilerin dahi balığını koyabileceği lisanlı depoculuk örneğini bölgemizde uygulatmada kararlıyız. Bunun için özellikle siyasilerden bizlere destek olmalarını bekliyoruz. Somon ihracatı gelecekte fındık rakamlarını aşması için yan sanayisini geliştirmemiz lazım” diye konuştu.
“Son 5-6 yılda denizdeki kafes sayısı arttı ama göl somonu ihracatı tehdit ediyor”
Son 5-6 yılda denizlerde kafes sayısının arttığını kaydeden Gürdoğan, “Özellikle son 5-6 yıldır Trabzon genelinde denizde kafes artmaya başladı. Her sene rakam olarak yüzde yüzün üzerinde artışla yapılıyor. Teknik alt yapısı olmayan insanların balıkçılık yapmaması gerekir. Çünkü ürünün kalitesini düşürdüğümüzde elimizde kalabileceğini düşünmemiz lazım. Onun için belli bir kontrol aynı zamanda kümelenme modelleriyle somon ihracatını çok daha sağlam temeller üzerine oluşturup Norveç örneğinde olduğu gibi gelecekte bu rakamları 2,5-3 milyar dolarlara çıkarabiliriz. Ancak bu ihracatın önündeki en büyük engel denizde yetiştirilmeyen iç bölgelerdeki baraj göllerinde yetiştirilen ve Karadeniz Somonu diye ihraç edilen somon. Bu göllerde yetişen göl somonunu aynı zamanda Karadeniz somonu diye piyasaya sürüldüğünde geri geliyor. Dolayısıyla bizim somon ihracatımıza da darbe vuruyor, kalitemizi düşürüyor. Onun için Tarım ve Orman Bakanlığının izlenebilirlik ve denizde 7 ay kalmayan somonun ihracatına özellikle izin vermemesi gerekiyor. Yaş meyve ihracatında olduğu gibi ürünün yetişmesindeki izlenebilirliğin sağlanmasının önemini vurgulamak istiyorum. Çünkü Karadeniz’in suyu ve denizde kalış süreci o balığın etindeki lezzeti ve katma değeri oluşturuyor. Deniz somonundaki koku olmuyor ama göl somonu aldıkları zaman koku ve etindeki kırmızılık oranının düşük olduğundan dolayı hem rakam bazında çok daha düşük oluyor aynı zamanda iç piyasaya Türk somonu, Karadeniz somonu diye yollandığı zamanda Türkiye’nin somon ihracatına çok kötü örnek oluyor. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığını göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Somonu yarı mamül olarak da işleyip ihraç edebilmeliyiz”
Somon konusunda yeni bir sektörün başlangıcı yapılabileceğine dikkat çeken Gürdoğan, “Somonu yarı mamul olarak yani fileto gibi diğer şekillerle de gönderiyoruz. Türkiye kendi markasını oluşturup markette direkt satılabilecek şekilde katma değerli ürün noktasında işlenmiş bir ürün olarak da yollamalıyız. Bunun için alt yapı aynı zamanda Arge çalışmalarına ağırlık vermemiz lazım. Özellikle KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesine çok önemli görevler düşüyor. Yavruları büyütmede olsun, işlenmesinde olsun özellikle Vietnam gibi en çok ürün işlendiği yer olarak oradaki ustalarla işlemesini, kendi insanımıza özellikle bayanlara öğreterek Türkiye’de yeni bir sektöründe başlangıcı yapmamız gerektiğini söylemek isterim” şeklinde konuştu. – TRABZON
]]>Tekin, iş insanı Hacı Emin Amanetoğlu’nun bağışlarıyla Ümraniye’de yapılan Dudullu Amanetoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin açılış törenine katıldı.
Okul girişinde öğrenciler tarafından karşılanan Tekin, törendeki konuşmasına okulun yapılmasına vesile olan herkese teşekkür ederek başladı.
Bakan Tekin, 2002’de dönemin hükümetinin “Cumhuriyet’in 100. Yılına Mektuplar” kampanyası başlattığını anımsatarak, mektup yazan öğretmenler, öğrenciler ve bakanlık müfettişlerin taleplerinde 100. yıla dair dileklerin yer aldığını aktardı.
Bir üniversite öğrencisinin mektubunda, “İnşallah Cumhuriyet’in 100. yılında insanlar kılık kıyafeti, başörtüsünden dolayı aşağılanmazlar, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmezler” yazdığını dile getiren Tekin, bir öğretmenin de “Üçüncü tayinim, inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında farelerin cirit atmadığı bir okulda görev yaparım” başka bir öğretmenin ise “İnşallah bir gün suyu akan, elektriği olan bir okulda öğretmenlik yaparım” temennilerinde bulunduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde yalnızca derslik yapmadıklarını, dersliklerin niteliğini de 20 yıl içinde geliştirdiklerini vurgulayan Tekin, “Bunu siyaset literatüründe ya da uluslararası literatürde bir başka ülkeyle ilgili olarak görsek ‘Vay be adamlar eğitimde devrim yapmışlar’ deriz ama biz olduğumuz zaman, burada olduğu zaman fazla dikkat çekici bir hale gelmiyor maalesef.” ifadesini kullandı.
Yusuf Tekin, Ümraniye ilçesindeki eğitime dair gelişmeler konusunda şunları paylaştı:
“2002-2003 eğitim-öğretim yılında Ümraniye’de toplam 140 bin 77 öğrencimiz varmış, bugün de rakam aşağı yukarı 139-140 bin. Öğrenci sayısı itibarıyla Ümraniye’de stabil bir durum var. Peki sayı böyleyken öğretmen sayımız ne olmuş? Sadece Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda 2002 yılında 4 bin 77 öğretmen varmış, şu an itibarıyla Ümraniye sınırları içindeki okullarımızda 8 bin 228 öğretmenimiz var. Yani öğrenci sayısı aynı, öğretmen sayısı ikiye katlanmış durumda. 2002’de Ümraniye’de 114 okulumuz varmış, bunun karşılığı yaklaşık 2 bin 400 derslik. Şu an Ümraniye’de 399 okulumuz, 4 bin 712 dersliğimiz var.”
“İnşaatlarımızı durduran belediyelerimiz var”
Milli Eğitim Bakanı Tekin, okul yaparken hayırseverlerin, yerel yönetimlerin ve tüzel kişilerin büyük katkılarının olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Sadece 2023 yılı haziran ayından itibaren şu ana kadar hayırseverlerimizle yaklaşık 4 bin derslik protokolü yaptık. Bir paydaşımız daha var o da yerel yönetimler. İstanbul gibi bir yerde bütçeden bize kaynak ayrılsa bile okul yapmamıza yetmiyor bu. Arsa üretemiyoruz. Ürettiğimiz arsalar üzerinde inşaat yapamıyoruz veya ürettiğimiz arsalar üzerinde inşaatına başladığımız okullarda eğitim öğretim başlatamıyoruz. Çünkü bazı belediye başkanları, bazı kişiler değişik sebeplerle ya ‘AK Parti döneminde olmasın, yapılmasın’ gibi politik sebeplerle ya da eğitim dışında başka öncelikleri olduğu için bize bu konuda yardımcı olmuyorlar. Başlatılan inşaatlarımızı durduran belediyelerimiz var, yıllardır üzerinde hizmet verdiğimiz okulumuzun yıkımı için mülkiyet davası açıp yargı sürecini başlatan belediyeler var.”
“Türkiye Yüzyılı” kapsamında eğitimlerin içeriğini daha nitelikli hale getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Tekin, bir araştırma sonucuna göre Türkiye’de velilerin çocuklarıyla birlikte kitap okuma süresinin haftada 4,5 saat olduğunu söyledi.
Velilerden, eğitim seferberliğine destek olmalarını isteyen Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok fazla sağda solda konuşuluyor ‘Her tarafı İmam Hatipler ile doldurdular’ diye. Sizin de kafanızda bir soru işareti olabilir. Şu an İstanbul’da liseye devam eden öğrenciler arasında İmam Hatip Liselerine devam eden öğrencilerin oranı yaklaşık yüzde 10 civarında. Bu rakam 28 Şubat dönemindeki yani o darbe sürecine girmeden önceki rakamın altında bir rakam. Dolayısıyla doğal koşullarında seyir etmesi gerekiyor.”
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Elazığ’da “İş Dünyası Buluşması” programına katılarak açıklamalarda bulundu
-” Hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık”
-” Türkiye ekonomi, ilk defa bir trilyon eşiğini açmış oldu ve trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu”
-” Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk”
“Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde”
“1 trilyon 28 milyar lira bütçemize deprem harcamalarıyla ilgili ödenek koymuş durumdayız”
“Terör en büyük zararı bu Doğu ve Güneydoğu bölgelerine verdi, inanıyorum ki, Doğu ve Güneydoğu’nun büyüme hızı Türkiye ortalamasının da üstünde olacak”
ELAZIĞ – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk. Yani ciddi anlamda bir gerileme oldu ve milli gelire oranı da cariye açığın 4,1 civarında oldu. Bu iyileşme ocak ve şubat aylarında da devam ediyor. Ocak ayı rakamları çıktı. Burada 37,5 milyar dolara düşmüş durumda. Şubat ayında daha da gerilere, 32, 33 milyarlara düşmesini bekliyoruz. Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridir. Buradaki iyileşme gerçekten sevindirici. Özellikle hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, birtakım ziyaretlerde bulunmak üzere Elazığ’a geldi. İlk olarak bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz burada Elazığlılarla bir araya geldi. Ardından bir otelde gerçekleştirilen “İş Dünyası Buluşması” programına katılan Cevdet Yılmaz burada, Elazığlı iş insanlarına hitap etti.
“Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridi”
Türkiye’nin özellikle cari işlemleri hakkında rakamsal veriler paylaşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ” Enflasyonda belirgin bir düşüşü göreceğiz. Bu mücadele uzun soluklu, orta vadeli bir mücadele. Dolayısıyla yaptığımız yeni politikalarımızın etkisini belli bir süreç içinde, aşama aşama göreceğiz. 2024 ikinci yarısındaki bu düşüşlerden sonra iki 2025’te orta vadeli programımıza göre yüzde 15 civarında bir hedefimiz var. 2026 yılında ise tek haneli rakamlara yeniden ulaşmayı hedefliyoruz. Yine son dönem sevindirici olan bir gelişme, cari işlemler açığımızda ciddi gerileme söz konusu. Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk. Yani ciddi anlamda bir gerileme oldu ve milli gelire oranı da cariye açığın 4,1 civarında oldu. Bu iyileşme ocak ve şubat aylarında da devam ediyor. Ocak ayı rakamları çıktı. Burada 37,5 milyar dolara düşmüş durumda. Şubat ayında daha da gerilere, 32, 33 milyarlara düşmesini bekliyoruz. Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridir. Buradaki iyileşme gerçekten sevindirici. Özellikle hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık. Bu da önemli. Türkiye mal ticaretinde açık veren ama hizmet ticaretinde fazla veren bir ülke. Burada turizm gelirlerimiz de 54,3 milyar doları buldu. Ziyaretçi sayımız 57 milyonu geçti. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyon dolar turizm hedefimiz var. Bu da cari açığımıza önemli katkılar da bulunuyor. Sermaye girişleri de geçen yıl olumlu yönde seyretti. 2022 yılında portföy kaleminde 13,7 milyar dolar çıkış varken 2023’te 8,3 milyar dolar finans girişi gerçekleşti. Bu da finansal akımlar anlamında önemli. Bütün bunlarla birlikte orta vadeli programda 2024 için ön gördüğümüz cari açığın milli gelire oranı anlamında 3.1’lik rakamın rahatlıkla yakalanabileceğini hatta bundan da daha iyi bir performans gösterebileceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu”
Geçen yıl itibariyle Türkiye ekonomisinin 1 trilyon 119 milyar dolar bir büyüklüğe ulaştığını belirten Yılmaz, ” Türkiye olarak yine son 21 yıla baktığımızda, ortalama yıllık büyüme hızımız yüzde 5.4 olmuş, dünyadan 1.8 puan daha yüksek büyümüşüz. Bir yıl için belki bu çok büyük bir rakam değil diyebilirsiniz ama bu 21 bir yıllık dönem için birikimli olarak baktığımızda Türkiye’yi dünyada farklı bir yere taşıdığını da ifade etmek isterim. Türkiye ekonomisi iki bin yirmi 2023 yılında büyüme eğilimini devam ettirmiştir. Son çeyrek itibariyle yüzde dört büyümüş. On dört çeyrek kesintisiz büyümesini devam ettirmiştir. Yıl geneli büyüme hızımız ise geçen yıl itibariyle yüzde 4.5 olarak gerçekleşti. Orta vadeli programda biz 4.4 demiştik. Bu rakam programımızın da bir miktar üstünde bir büyümeyle 2023 yılını kapatmış olduk. Türkiye ekonomi, ilk defa bir trilyon eşiğini açmış oldu. Trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu. Kişi başına gelirimiz ise 13 bin 110 seviyesine yükseldi. Bu rakamlarla baktığımızda ekonomimiz dünyanın on yedinci büyük ekonomisi, nominal dolar bazında satın alma gücüyle hesaplandığında ise bu daha da yüksek. On birinci büyük ekonomi konumundayız. Bunlar dünyanın bu zor şartlarında sevindirici rakamlar. Geçen yıl yaşadığımız depremi, bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmeleri, savaşları da dikkate aldığımızda gerçekten Türk ekonomisi gücünü bu dönemde ortaya koydu, diyebiliriz. Yine sevindirici olan 2023 yılının son çeyreğinde sabit sermaye yatırımları yüzde 10,7 bir artış sergiledi ve çift haneli büyüdü. Burada da beş çeyrektir devam eden büyüme trendi var. Yatırımların artması ve büyümemizi, yatırımların olumlu etkilemesi yine sevindirici. Bunun içinde de makine teçhizat yatırımlarının artış oranı çok çarpıcı. Son çeyrekte yüzde 14 makine teçhizat yatırımlarında bir artış var. Burada da 17 çeyrektir devam eden bir büyümemiz söz konusu. Bunlar da sevindirici hadiseler. Büyümenin kompozisyonu açısından, yatırımın büyümeye açısından ve gelecek potansiyel büyümemiz açısından çok önemli rakamlar” diye konuştu.
“Merkez Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde”
Kredi derecelendirme kuruluşu olan Fitch’in, ülke notunu bir kademe yükseltmesi sonucu pozitif etkilerin yaşandığını ifade eden Yılmaz, “İş gücü piyasası, istihdam anlamında da ocak ayında işsizlik oranı yüzde 9.1 seviyesinde gerçekleşti. İstihdamımız ise 32 milyon 222 bin seviyesine ulaştı. Özellikle burada kadın istihdamının artışının önemli bir kaybın olduğunu ifade etmek isterim. Geçen yıl, 2023’teki işsizlik oranı henüz tam yıllık baza çıkmış değil ama bütün bu gelişmelerle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki geçen yılı tek haneli bir işsizlik rakamıyla kapatmış olduk. Hem ekonomik anlamda hem sosyal anlamda önemli. Merkez Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde. Bir yandan da Türkiye’nin ülke CDS risk biriminde ciddi bir düşüş var. Geçen yılın ortalarında 700 baz puan seviyesine kadar yükselmişti. Geldiğimiz noktada 300 baz puan civarında, bazen altında bazen bir miktar üstünde ve çok ciddi anlamda bir düşüş oldu. Bunun önümüzdeki dönemlerde daha da iyi noktalara gitmesini bekliyoruz. KKM dediğimiz kur korumalı mevzuat, burada da yine geçen yıl Ağustos ayında 3.4 trilyon lira seviyesine kadar yükselen bir rakam söz konusuydu. Geçtiğimiz aylarda önemli bir çözülme oldu. Yaklaşık 1.1 trilyon bir azalmayla 2.3 trilyon civarına düşmüş oldu. Bu da önemli bir husus. Fitch adındaki kredi derecelendirme kuruluşu notumuzu bir kademe yükseltti, görünümünü de pozitife çevirdi. Bu eğilimin de devam edeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
“Yıl sonunda inşallah 200 bin deprem konutunu teslim etmiş olacağız”
Son olarak geçtiğimiz yıl Türkiye tarihinin en büyük afetini yaşadığını anımsatan Yılmaz bölgede yaraların sarılması adına çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirterek, ” Deprem afeti yaşadık. Bu afetten 11 ilimiz, 14 dört milyon insanımız doğrudan etkilendi. Tüm ülkemiz etkilendi. Burada da ülkemiz için ilk hesaplamalarımıza göre 104 milyar dolarlık bir maliyet oluştu. Bunun da ağırlıklı kısmı 2023 ve 2024 dört yıllarında, 2025 yılında başlayarak azalan şekilde bu harcamalar devam edecek. İnşallah depremin yaralarını saracağız. Türkiye güçlü bir ülke. Bir siyasi istikrarımız var. Bütçemizi iyi yönetiyoruz. Dolayısıyla depremin yaralarını da en etkili şekilde sarıyoruz. Bugüne kadar da depremle ilgili yoğun bir çalışma içinde olduk. Geçen yıl yaptığımız harcama merkezi idareden 960 milyar Türk lirasını buldu. Bu yıl 1 trilyon 28 milyar lira bütçemize deprem harcamalarıyla ilgili ödenek koymuş durumdayız. Bunları da hayata geçiriyoruz. Hak sahiplikleri belirlendi, inşaatlarımız devam ediyor. Şuana kadar 46 bin civarında genel itibariyle konut ve birim edildi. Yıl sonunda inşallah 200 bin konutu teslim etmiş olacağız. Önümüzdeki dönemde inşallah yeni projelerle bir taraftan kamunun yapacağı işlerle bir taraftan da kamunun destekleyeceği, teşvik edeceği yatırımlarla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle doğu ve Güneydoğu bu dönemde çok güzel bir huzur ve güven ortamına kavuştu. Yıllar maalesef terörden dolayı bu potansiyeller yeterince harekete geçmemiştir. Şimdi bu huzur ve güven ortamında ben inanıyorum ki, Doğu ve Güneydoğu’nun büyüme hızı Türkiye ortalamasının da üstünde olacak. Çünkü uzun yıllardır kullanılmamış bir potansiyel harekete geçiyor. Terör en büyük zararı bu bölgelere verdi. Terörün bitmesinin en büyük faydalarını da bu bölgelerimiz görecek” dedi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Silivri ilçesinde düzenlenen mitingde, “Silivri Belediye Başkanı, MHP’liliğini gizlemeye başlamış. Siz, AKP ile berabersiniz. Siz AKP ile beraber tarikatlara, cemaatlere, TÜGVA, TÜRGEV, Okçuluk Vakfı, Ensar Vakfı’na bu güzel kentin bütün arsalarını peşkeş çekenlersiniz. Siz, Atatürk devrimlerine karşı Atatürk’e minnet duyanlardan değil, Atatürk’e husumet duyanlarla, devrimlerine karşı devrim yapanlarla, Atatürk’ün her yaptığını bozanlarla berabersiniz. Beyefendi rozetsiz, Bahçeli’siz, Erdoğan’sız, Cumhur İttifaksız bir kampanya yapıyor, Atatürkçülerin oyunu alacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Silivri ilçesinde miting düzenledi. Partisinin ilçedeki belediye başkan adayı Bora Balcıoğlu’na oy isteyen Özel, özetle şunları söyledi:
“Silivri Belediye Başkanı, MHP’liliğini gizlemeye başlamış. Siz, AKP ile berabersiniz. Siz AKP ile beraber tarikatlara, cemaatlere, TÜGVA, TÜRGEV, Okçuluk Vakfı, Ensar Vakfı’na bu güzel kentin bütün arsalarını peşkeş çekenlersiniz. Siz, Atatürk devrimlerine karşı Atatürk’e minnet duyanlardan değil, Atatürk’e husumet duyanlarla, devrimlerine karşı devrim yapanlarla, Atatürk’ün her yaptığını bozanlarla berabersiniz. Yetmedi, en son kiminle berabersiniz? Domuz bağcılar var ya, onların avukatlarıyla. ‘Bekar kadınları sokak hayvanları gibi sahiplendirmek lazım’ diyen HÜDA-PAR’cılarla berabersiniz. Öyle olunca beyefendi rozetsiz, Bahçeli’siz, Erdoğan’sız, Cumhur İttifaksız bir kampanya yapıyor, Atatürkçülerin oyunu alacak. Ben Silivri’deki son seçim hangi partiye oy verirse versin yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, Atatürk’e hayranlık duyan herkese diyorum ki, bu anlayışa sandıkta bir cevap verin. Mustafa Kemal’in askeri mi istiyorsunuz, Mustafa Kemal’in askeri burada. Verirsin oyu, al sana Mustafa Kemal’in askeri. Öbürü Devlet Bahçeli’nin askeri, Recep Tayyip Erdoğan’ın askeri, Atatürk’e husumet duyanların adayı ama Bora Başkan, Atatürk’e minnet duyanların adayıdır.
“TRT’NİN GENEL MÜDÜRÜNE HESAP SORMAZSAM NAMUSSUZUM”
Reklam çekiyoruz, gördünüz, değil mi reklamı? Ekrem Başkan kepenk kaldırıyor. Mansur Başkan veresiye defterini kapatıyor. Topuklu Efe seraları geziyor. Candan Yüceer gitmiş, emekçilerle kucaklaşıyor. İzmir’de Cemil Tugay’ın yöneteceği kentte, genç kadınlar özürce eğlenebiliyor ama bu filmi parasını verip yayınlatıyoruz ya. ATV, A Haber, Tayyip Bey’e yakın kanallar yayınlamıyor. Canları sağ olsun çünkü onlar özel kanal. Ben size başkasını şikayet etmeye geldim. Sizin vergilerinizden maaş alanlar, TRT payı ile geçinenler. TRT’ye 20 gün önce reklam filmimizi yolladık. ‘İnceleyeceğiz’ dediler. Bir gün süren inceleme 20 gün sürdü. Günü geldi, hadi dedik. Her gün sorduk, inceleme sürüyor. O sırada AKP reklam yaptı, yolladı. Bir günde onayladılar, tıkır tıkır oynatıyorlar. 25 gün geçti, Barış Manço’nun şarkısından, Ekrem Başkan’ın kepenk açmasından, Mansur Başkan’ın veresiye defterinden ne buldularsa yayınlamıyorlar. Bir yazı daha yazdık. Dediler ki, ‘Mart ayındaki rezervasyonlarımız doldu’. Şimdi bu kamu yayıncılığı, burada bir şeyi hatırlatayım. TRT’nin muhabirini görürsünüz, kameramanını görürsünüz, onlar alınlarının teriyle çalışan, hepimize emanet gazeteciler. Sakın bir şey demeyin ama TRT’ye bu talimatı verenin de o genel müdürün de günü gelince alnını karışlamazsam namussuzum, şerefsizim. Günü gelecek, o genel müdür de bu talimatı veren de AKP’nin televizyonuymuş gibi devletin televizyonunu kullanan da kullandırtan da bunun hesabını verecek.
“ORTALAMA KİRA 20 BİN LİRA”
Bir yandan memlekette işler iyi gitmiyor. Bugün işsizlik rakamları açıklandı. Rakamlar pandemiden beri en yüksek rakam. TÜİK’in, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumunun rakamına göre 9,1 ama gerçek rakamlar yani iş aramaktan bıkanları katarsan ya da haftada 2 saat çalışana da iş bulmuş, bu hesabına katmazsan. Geniş tabanlı işsizlik yüzde 25’e yakın. Gençlerde rakam yüzde 35’e yaklaşıyor. Genç işsizliği demek umutsuzluk demek. Dünyanın en güzel ülkesinde yaşayan gençlerin, dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması demek. Gerçek beka sorunu, 4 gençten 3’ünün zihninde bavulları toplamış olması demek. ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek istiyorum’ demesi gerçek beka sorunu demek. Bora Başkan’ın gençlere yönelik projeleri, üniversitelere yönelik projeleri, istihdama yönelik projelerini gönülden destekliyoruz. Diğer yandan tabii ki en büyük sıkıntılardan bir tanesi İstanbul ve Silivri’de konut sıkıntısı. Son bir yılda konut fiyatlarının yüzde 90, kiraların yüzde 75 arttığı, ortalama ev kirasının İstanbul’da 20 bin liraya çıktığı bir süreçteyiz. Böyle bir noktada öğrenci okutmak ya da emekli maaşıyla kirada kalmak, karnını doyurmak, yaşamak mümkün değil.”
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi Başkanı Veysel Yayan, Türkiye’nin çelik üretimi ve tüketimindeki farkı, güncel verileri, çelik sektöründeki sorunları ve çözüm önerilerini İHA muhabirine değerlendirdi.
Yayan, Türkiye’nin çelik üretiminin, 2023’ün Kasım ayı itibariyle 30 milyon 500 bin tona ulaştığını belirterek, “Bu rakam 2022 yılına göre 30 milyon 500 bin tonun üzerine 3 milyon ton daha ilave edersek yıl sonu itibariyle 33 milyon 500 bin ton olacak. 33 milyon 500 bin ton 2022 yılının 35,2 milyon tonluk rakamına göre yaklaşık bir buçuk milyon ton, buna karşılık 2021 yılının 40,4 milyon tonluk rakamına göre ise yaklaşık 7 milyon ton civarında daha düşük bir üretim seviyesini ifade ediyor. Bu üretimdeki gerilemede özellikle, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi sonrasında enerji fiyatlarındaki olağanüstü artışların Türk çelik sektörünü uluslararası piyasada rekabet edemez duruma getirmesi etkili oldu” diye konuştu.
“Yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor”
Kahramanmaraş depremlerinin Türk çelik sektörü açısından ciddi olduğunu söylediği kayıplara yol açtığını aktaran Yayan, “Bölgede bulunan çelik üreticilerimiz, belirli bir süre için üretimlerini durdurmak mecburiyetinde kaldı. Yaklaşık bir buçuk milyon ton civarında bir üretim kaybı yaşadık. Ama haziran ayından itibaren bu üretim kayıplarını telafi ettik. Tüm üreticilerimiz tekrar faaliyete geçmeye başladı. 2023 yılının ikinci yarısından itibaren tekrar üretimimiz artmaya başladı ama bu üretim artışları aylık ortalama 2 milyon 900 bin ton civarında bir üretime tekabül ediyor. Oysa biz, 2021 yılında aylık ortalama 3,4 milyon ton civarında bir üretim yapıyorduk. Dolayısıyla son yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor” dedi.
Çelik üretimindeki düşüşün sebeplerini ele alan Yayan, “Birincisi yılın başında enerji fiyatları konusundaki şartların belli ölçülerde etkisini sürdürüyor olması. Bir de depremden ortaya çıkan kayıplar. Bugün geldiğimiz noktada birincisi yeni tesislerimizin devreye girmiş olmasının birtakım katkıları var. İkincisi enerji fiyatları makul seviyelere inmiş vaziyette. Buradan dolayı Enerji Bakanlığına müteşekkiriz. Üçüncüsü de Ticaret Bakanlığımızın almış olduğu birtakım tedbirler var. Son olarak Türkiye’deki ithalat eğilimini göz önünde bulundurarak, burada bir zarar oluşma ihtimalini dikkate alarak 176 dolar civarında bir koruma tedbiri uygulanmasına karar verildi. Bunun Türkiye’deki kapasiteleri tam olarak kullanma ve aynı zamanda ölçek ekonomisinden yararlanması sebebiyle sektörün, ihracat şansını da artırma gibi faydaları olacağını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Uzun vadeli hedefimiz çelik üretiminde dünyada Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek”
Türkiye’nin 9 buçuk milyon tona yakın yassı ürünü ithal ettiğini dile getiren Yayan, “Uzun ürünlerle baktığımızda 14 milyon ton civarı da bir ithalat söz konusu. Bunların büyük ölçüde yurt içinden tedarik edilmesi imkan dahiline girecek. Yalnızca cari işlem dengesi açığının kapatılmasına değil, aynı zamanda Türkiye’de katma değer oluşturulmasına ve ilave istihdam sağlanmasına da katkıda bulunacak. Dolayısıyla 2024 yılında bu yönde ciddi adımlar atılmasını, 2025 yılında daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Böylelikle çelik sektörümüzün daha önce yakaladığı 2022’de terk ettiği tekrar Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olma pozisyonunu 2024 yılından itibaren tekrar yakalayabileceğini ümit ediyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek olacaktır. Bizim beklentimiz bu” değerlendirmesini yaptı.
“Çevre katkı payının kaldırılması gerekiyor”
Türkiye’nin Yeşil Mutabakat kapsamında yatırım yapmak zorunda olduğunu hatırlatan Yayan, “Milyarlarca dolarlık yatırım yapmak durumundayız. Sadece Erdemir’in 3 gün evvel açıkladığı rakamlar 3,2 milyar dolarlık bir yatırıma işaret ediyor. Sektör açısından Türkiye için Dünya Bankası’nın belirlediği 650 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirmek gibi bir durum söz konusu. Bunu yapabilmek için finansman açısından güçlü olmak durumundayız. Ancak üzerimizde bir çevre katkı payı yükü var. Bunun kaldırılması gerekiyor. 70 milyon dolar civarında yıllık bir maliyet getiriyor” dedi.
“2024’ten ümitliyiz”
İlerleyen yıllarda hurda ve kömürden gerçekleştirilen çevre katkı payı kesintilerinin 70 milyon doları aşabileceğini tahmin ettiklerini kaydeden Yayan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu bizim için endişe kaynağı. En son İnşaat Demiri İzleme Sistemi çerçevesinde inşaat demirlerinin etiketlenmesi ve güvenlikli boya ile boyanması konusunda da hiç beklemediğimiz, olağanüstü yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldık. Bizim daha evvel satın almakta olduğumuz benzeri etiketler için ödediğimiz fiyatın 38 misli bir fiyat gündeme geldi. Bu çok rahatsız edici bir durum. Bu çevre katkı payıyla bunları ikisini bir araya getirdiğimizde bizim sektörün rekabet etmesini engelleyecek bir başka faktör gündeme gelmiş oluyor. Bunu mutlaka ve mutlaka gözden geçirmemiz ve bu İzleme Sistemi’nin çalışmasına ağırlık vermemiz lazım. Kamu erkini kullanarak belirli gelirler elde etmeye çalışmak kamu kuruluşlarına yakışmıyor. Dolayısıyla bundan vazgeçilmesi ve çelik sektörünün tekrar ayağa kalkma yönündeki, 2023 yılındaki ciddi kayıplarını telafi etme yönündeki çabalarına destek olma zamanındayız. 2023 yılında bizim ihracatımızda yüzde 43 civarında bir gelir düşüşü söz konusu oldu. Üretimimizde de ciddi bir düşüş söz konusu oldu. Bunlar bir bütün olarak Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkileyen faktörler. Kapasite kullanım oranlarımız düştü. 2024’ten ümitliyiz. Bunun gerçekleşmesi için üzerimizdeki bütün suni yüklerin kaldırılması ve sektörün üzerinden marjinal birtakım kesintiler yapmak yerine sektörün ekonomiye verdiği katkıya, istihdama katma değer vergisine odaklanılması ve onu yapabilir durumda olmasını sürdürebilecek bir yaklaşım içerisinde bulunulması hayati önem taşıyor.” – ANKARA
]]>MUSTAFA USTA
Eğitim İş Sendikası Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, “Emeklinin bu maaşlarla evinden dışarıya hiç çıkmaması lazım. Dolmuşa binmemesi, herhangi bir yere gitmemesi lazım. Bu resmen sefalet. Bunun başka tarifi yok. Bu ücretlerle bir insanın insan gibi yaşayabilmesi mümkün değil. Sadece temel ihtiyaçları bile almaya kalktığında bile bu ücretlerle kısıtlı bir şekilde alınacağı belli” dedi.
Eğitim İş Sendikası Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarında ek yüzde 5 oranında zam yapılacağı açıklamasına tepki gösterdi.
“KİRAYA BİLE YETMEYEN BİR RAKAMDAN BAHSEDİYORUZ”
Celal Şahbenderoğlu, şöyle konuştu:
“Günümüzde kiraların bile 15 – 20 bin lira seviyelerine geldiği bir ortamda 10 bin lirayla bir insanın geçinmesi mümkün değil. Bugün Türkiye’nin hangi şehrine giderseniz gidin, 10 bin liraya kiralık ev bulacağınızı pek sanmıyorum. O yüzden bir insanın tek başına bu maaşla geçinmesi söz konusu değil. Emekli maaşları genel anlamda en düşük olanı bu olmakla beraber, yüksek olanlara baktığımızda onların da çok yüksek olmadığını görebiliyoruz. Emeklinin bu maaşlarla evinden dışarıya hiç çıkmaması lazım. Dolmuşa binmemesi, herhangi bir yere gitmemesi lazım. Bu resmen sefalet. Bunun başka tarifi yok. Bu ücretlerle bir insanın insan gibi yaşayabilmesi mümkün değil. Sadece temel ihtiyaçları bile almaya kalktığında bile bu ücretlerle kısıtlı bir şekilde alınacağı belli. Piyasadaki bütün mallar ve ücretlerin ne noktada olduğu belli. Dolayısıyla bu ücretle bir insanın gerçekten insan gibi yaşayabilmesi, geçinebilmesi mümkün değil. Bu bir insana, bir aileye yeterli bir ücret değil. Kiraya bile yetmeyen bir rakamdan bahsediyoruz. İnsanların gıda ihtiyacı, giyim ihtiyacı gibi ihtiyaçlarını karşılaması için ufak bir değerlendirme yaparsak bugünkü enflasyon oranlarına bakıldığında komik bir rakam. TÜİK rakamlarına bile bu tezat bir durum.
“EMEKLİLERİN DURUMU ZATEN YOKSULLUK SINIRINA BİLE KAVUŞMUYOR”
Gerçek enflasyonu hepimiz biliyoruz. Gerçek enflasyon oranlarıyla karşılaştırıldığında bu rakam komediden öteye geçmez. Normalde açlık sınırının altındaki rakamlarda bahsediyoruz. Bugün bir insanın geçinebilmesi için, açlık sınırının üstüne çıkabilmesi için bugün en düşük maaşın 25 bin lira civarında olması lazım ki, bunu biz en başından beri zaten söylüyoruz. Yüzde 100 artış olmadığı sürece insanların yaşayabilecek bir standarda kavuşmaları mümkün olmayacak. O yüzden en düşük rakamın bu olması gerektiğini herkes biliyor. Matematik ortada, bir hesap yapıldığında herkes bunun bu şekilde olduğunu görebilir. Bir markete gidip de temel ihtiyaçları üst üste koyduğunuzda rakamın ne olması gerektiğini herkes rahatlıkla görebilir. Bir ailenin geçinmesi için gerekli olan para zaten bilindiği gibi açlık sınırı ve yoksulluk sınırı belirlenirken bunlar baz alınarak yapılıyor. Dolayısıyla şu anda Türkiye’de hemen hemen herkes devlet kadrolarındaki insanlar için söylüyorum. Zaten yoksulluk sınırının altında maaş alıyorlar. Büyük bir çoğunluk da açlık sınırının altında maaş alır vaziyette. Emeklilerin durumu zaten yoksulluk sınırına bile kavuşmuyor. Bu bir gerçek. Böyle bir gerçeklikle yaşıyoruz maalesef.”
]]>