Problem – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 25 Jul 2024 07:28:02 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Trabzon’da turizm sezonu sancılı geçiyor https://www.haber60.com.tr/trabzonda-turizm-sezonu-sancili-geciyor/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-turizm-sezonu-sancili-geciyor/#respond Thu, 25 Jul 2024 07:28:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42141 Trabzon’da Temmuz ayı itibariyle otellerdeki doluluk oranı yüzde 50 seviyelerine gerilerken, bunda yüksek gelirli Arap turist yerine artık şehri orta ve düşük gelirli Arap turistlerin ziyaret etmesinin etkili olduğu belirtildi.

Karadeniz Bölgesi’nin turizm merkezi olma yolunda ilerleyen Trabzon, Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden gelen turistlerin kentten vazgeçmeye başlamasıyla gerileme yaşadı. Her yıl yüzde 100 doluluk oranlarına ulaşan oteller bu yıl yüzde 50 seviyelerinde kaldı. Orta ve düşük gelirli Arap turistlerin tercih ettiği Trabzon’da kayıt dışı oteller de turizmcileri etkiledi.

Trabzon turizmi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Zorlu Grand Otel Genel Müdürü Serkan Serdar, bu yıl ciddi bir düşüşle karşı karşıya geldiklerini söyledi. Pandemiden sonra potansiyel oluştuğunu kaydeden Serdar, “İnsanlar sonuçta evlerinde kapalı kaldılar ve bu süreçten sonra ciddi bir talep oluştu. Bu bölgemizi çok yanılttı. Bir sonraki sene ciddi bir düşüşle karşı karşıya kaldık. Otel doluluklarının esasında gevşeme oldu. Bu sene çok daha büyük hissedildi. Tabii bunun belli sebepleri var. Yani enflasyonun çok yüksek olması, fahiş fiyat politikaları olarak adlandırdığımız otel fiyatlarının dışında da dışarıda harcama yapan müşteri profilinin yüksek bulması ciddi bir negatif etken. Geçtiğimiz senelerde 200-300 liraya yemek yiyebilen turist şu anda belki de üç katı fiyatı ödemek zorunda. Burada da esnafa yüklenmemek lazım. Sonuçta o oranda maliyetleri artıyor. Yani durup dururken çıkartılmış bir fiyat politikası değil. Maliyetlerle endeksli karlılığını da üzerine koyduğunda bu rakamlara satmak zorunda kalıyor” dedi.

“Profilde ciddi bir kaybımız var”

Alışveriş yapacak müşteri profilinde ciddi bir kayıp olduğunu söyleyen Serdar, “Profilde ciddi bir kaybımız var. Özellikle bizim bölgemize gelen turistin tatil amaçlı olmasının yanında, alışveriş amaçlı gelenleri de mevcuttu. Ama alışveriş yapacak müşteri profilinde ciddi bir kayıp var. Neden kayıp? Sosyal aktivite olarak da Trabzon’da bazı eksiklerimiz var. Yani 2014-2015 senesinden bu yana seyreden bu turist potansiyeli maalesef elimizde tutmak adına sosyal aktivitelerle kalınacak gün sayısını arttırmakta bazı problem çektik. En önemli sebebi de çocuklardır. Bizler de tatile gidiyoruz. Tatile gittiğimizde çocuklarımızın yönlendirmesiyle tatil sürelerimizi belirliyoruz. Mekanda kalış sürelerimizi belirliyoruz. Şimdi Orta Doğu misafirlerinin özellikle Katar, Abu Dabi, Dubai, Kuveyt’ten gelen müşteri profili genelde çocuklu aileler. Çocuklu ailelerin ebeveynlerini memnun etmek edebiliyor ama çocuklarını memnun edemiyoruz. Çünkü çocuklarının sosyal aktiviteye ihtiyacı var. İkinci gününden sonra sıkıldıklarını telaffuz ederlerse ebeveynlere, ebeveynler bir daha ki sene burayı tercih etmeme üzerine kurgular tatillerini. Biz bu süreçleri hep yaşadık. Kayıpların da özellikle üst sekmen ana başlangıç noktası budur. Şimdi ciddi bir profilde düşüş söz konusu. Ortalama gelirleri 10-11 bin dolar civarında olan turist potansiyeline şu anda hitap ediyoruz. Bu çok büyük sıkıntı. Şimdi görüştüğümüz esnaflar da aynı şeyi söylüyor. Geçen senenin yüzde 50 altında satışlarının olduğunu söylüyorlar. Ciddi bir problemle karşı karşıya” şeklinde konuştu.

“20-30 dolarlara konaklatılan Orta Doğu pazarı var”

Trabzon’un para harcayan turist profilini kaybettiğini kaydeden Serdar, “Oteller resmi, turizm işletme belgeli, belirli hizmet kalitesinde kriterlerinde bulunan tesisler. Dolayısıyla burada verdiğimiz hizmetin karşılığında da belirli bir rayiç var. Bu rayiçleri ödeyerek insanlar konaklamalarını yapıyorlar. Memnuniyetlerini sağlatabiliyorduk. Ama son dönemde bakıyorum işte günübirlik evler, bazı tesis adı altında kayıtla hiç alakası olmayan belgesiyle hiç alakası olmayan tesislerle kişi başı 20-30 dolarlara konaklatılan Orta Doğu pazarı var. Şimdi bu Orta Doğu pazarının bu müşteri potansiyeli üst segment müşteri potansiyelinin gitmesine sebebiyet verir. Çünkü bir destinasyonu kendi bölgesindeki daha az ortalama geliri olan bölge tercih etmeye başladığında üst segment başka alternatifler arar. Şu anda Trabzon’un yaşadığı problem budur. O zaman da dedik ki biz Trabzon’un değerine uygun fiyat politikaları uygulayalım. Değişken fiyat politikaları uygulanmasın. Yani okullar açıldığında kapandığında 150 Euro’ya satılmış oda okulların açıldığı gün 50 Euro’ya düşemez. Bunun bir orta sezonu olması lazım. Yani bunlar hep yanlış fiyat politikalarından da bu duruma geldi. Ama ben hala şahsen söylüyorum. Trabzon’da oteller pahalı değil. Bir algı oluşturuluyor. Oteller çok pahalı. Dolayısıyla müşteri bundan dolayı gelmiyor. Bizim otelimizde 5-6 senedir fiyatlarımız hep aynı. Yüzde 5-10 aşağı yukarı oynar. ya bunu birçok yerden de teyit edebiliriz. Birçok yine 4 ve 5 yıldızlı otelin fiyat politikalarına görebilirsiniz. Bu fiyat politikaları üç aşağı beş yukarı hep aynı marjlardadır. Çünkü adam bu rakamlardan para kazanabiliyor. Hep rakamlarda da tuttu satılabilir seviyedeydi. Pahalı olan kısım bizim enflasyona endeksli olarak dışarıda satın alma gücünün eksilmesi. Örneklerden bir tanesi Orta Doğu pazarına gitmeyelim. Bu sene gurbetçi sayısında da ciddi düşüş var. Neden? Geçmiş senelerde gurbetçiden geçilmiyor da şimdi gurbetçi gelmiyor. Çünkü Türkiye pahalı. Türkiye şu anda atıyorum alacağı bir yabancı marka ayakkabıyı Berlin’de çok daha uyguna alabiliyor. Adam da bu sefer gelmiyor. Burada harcayacağı parayı diyor ki ya yakın bir destinasyonda harcarım diyebiliyor. Gurbetçilerde de ciddi bir kayıp var bizim. Bunu böyle algılamak lazım. Son dönemde ısrarla oteller çok pahalı deniyor. Bu bizim bölgemiz için geçerli değil. Bizi Bodrum, Ege Bölgesi ve Antalya bölgesiyle mukayese etmek doğru değil. Onların da yaz sezonunda farklı fiyat politikaları var. Kabul ediyorum. Satılabiliyorsa ne ala. Ama satılmıyorsa böyle yüksek rayişlerdeyse zaten onlar revize de eder. Ama ben de bir haftalık konaklamada yemesi içmesi 50-60 bin liraya konaklayan bir Ortadoğu misafiri Antalya’da şu anda 200 bin liradan aşağıyı konaklayamaz. Yani ben bu daha uygunum bölge olarak. Ama nedense son dönemde biraz Trabzon otelcilerinde böyle fiyatları hep yüksek tuttular. Daha fazla para kazanmak istiyorlar. Dolayısıyla turisti de kaçırdılar gibi bir algı oluşturdular. Hiç alakası yok. Esas ana sebebi alt profile hizmet ediyor olmamız, para harcayan profili kaçırıyor olmamız ve bundan da en fazla esnaf etkilendi bu sene” diye konuştu.

“Pazarları biraz arttırmamız gerekiyor”

Orta Doğu pazarındaki kaybın devam edeceğini vurgulayan Serdar, “Trabzon sonuç itibariyle eksikleriyle birlikte bir turizm destinasyonu. Biz Orta Doğu pazarında kaybımız var ise bunu kompanse edecek pazarlarımız var. Kültür varlıklarımız var. Sümela gibi inanç turizmine hizmet edebilecek satış argümanlarımız var. Yumurtaları aynı sepete koymamak lazım. Orta Doğu pazarında herhangi bir problem olduğunda tüm Trabzon etkilendi. Pazarları biraz arttırmamız gerekiyor. Onun için biraz inanç turizmi, biraz Uzakdoğu’ya hitap edebilecek kültür varlıklarımızı revize edip, daha gezilebilir, daha fotoğraf çekilebilir hale dönüştürmemiz lazım. Bu bölgelerin lansmanını bir tık daha fazla yapmamız gerekiyor. Çünkü Orta Doğu pazarında bu kayıp tahmin ediyorum önümüzdeki senede devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 35 bandında ciddi bir kayıp var”

Otellerdeki doluluk oranını değerlendiren Serdar şöyle konuştu:

“Şuanda otellerde doluluk oranı yüzde 50-60 bandındadır. Şehrin ortalamasında bence 50’yi bulmuyor olabilir. Resmi oteller için söylüyorum. Ama bütününde gayri resmiler de var. Gayri resmilerle birlikte en fazla yüzde 50-55 bandındadır. Bence çok büyük bir kayıp. Yani yüzde 35 bandında ciddi bir kayıp var. Esnaf da çok etkilendi. Benim tedarikçilerim de etkilendi. Trabzon satılabilir bir mekan. Ama biz çok hata yaptık. Yani bölge olarak özellikle bu daire satışlarında bunu artık yalnızca Trabzon’un problemi değil. Belki Türkiye’nin problemi oldu. Satılan dairelerin devre mülk mantığında Orta Doğu misafiri tarafından ticarethane olarak kullanılması da Trabzon’da ayrı bir problem oldu. Yani yalnızca kayıt dışı işletmeler değil bir de bu profilde var. Dış hatlardaki misafir karşılamalarında daire sahipleri misafir karşılıyorlar. Yani işte bugün amcasının oğlunu 15 gün konaklatıyor. Ertesi gün dayısının oğlunu konaklıyor. Adam amorti etti zaten aldığı dairenin fiyatını. Para kazanıp gitti. 100 bin doları aldığı daireyi, 300 bin dolara satan Orta Doğu misafirlerini görüyor. Onlar misafir demiyorum artık onlar ticaret yapıyorlar. Bunların önüne geçebilmek için kanunu doğru uygulamak lazım. Göz yummamak lazım. Ben Berlin’de bunu yapamıyorsam, Amsterdam’da bunu yapamıyorsam, Trabzon’da da bunun yapılamaması lazım. Yani gidip istediğin yerde istediğin şekilde yaşam süremezsiniz. Turist, turist gibi yaşamak zorunda.”

“Mahalle aralarında Orta Doğu misafirlerinin çocukları futbol topu oynuyor”

Orta Doğu’dan gelen turistlerin günübirlik evlerde kaldığını belirten Serdar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahalle aralarında Orta Doğu misafirlerinin çocukları futbol topu oynuyor. Yani orada maç yapıyorlar kendi aralarında. Şimdi bunlar turist, bunlar yani oturma izinli Orta Doğu misafiri olarak burada yaşayamazlar. Turist gibi gelecek, görecek, tecrübe edecek bizim yaşantımızı. 15 gün sonra gidecek, diğerleri gelecek. Yani turistin amacı bu ama biz yerleşik düzene soktuk insanları. ve ilerleyen dönemde bu ciddi bir problem ve şehre gelir anlamında katkısı olmayacak. Marketlere gidiyorsunuz. 5 kişi Orta Doğu misafiri marketten alışveriş yapıyor. Bunu gidip oteller yemiyorlar. Tuttukları günübirlik evlerde kendi evleri gibi orada yemeklerini pişiriyorlar. Restoranlar ve oteller nasıl kazanacak. Şehre inmeyen Arap turistten nasıl Trabzon faydalanacak? Trabzon’un genelinde büyük bir gelir kaybıyla karşı karşıyayız.”

“Alışveriş grupları bizim Trabzon’un önemli bir potansiyelidir”

Trabzon’un şehir merkezinde geçmiş yıllara oranla yoğunluk olmadığını kaydeden Serdar, “Normalde Maraş Caddesi’nde adım adım atılmayacak derecede kalabalık olurdu. Caddede böyle bir popülasyon yok şu anda. Esnafa da soruyoruz cirolarında yüzde 45-50 bandında düşüş var. Bu TL bazında düşüş yani. Çok ciddi sıkıntı. Yüksek sezonda böyle bir handikapla karşı karşıya kalmış esnaf. Düşük sezonda ne yapacağım diye kara kara düşünüyor büyük bir problem. Ama şöyle de bir durum var. Maraş Caddesi’ne ve Uzun Sokak’a gelinebilmesi içinde biraz marka değerinin de arttırılması lazım. Aynı mağazalardan 20 tane varsa büyük problem vardır. Bunun planlamasında da bir problem var. ya o yapıyor ben de yapayım. Biri köfteci açıyor ötekisi de köfteci açıyor. Yani iş geliştirmeyle ilgili de problemlerimiz var. Maraş Caddesi’ne geldiğimizde bakıyorum marka olarak sunabileceğim hiçbir şey yok. Adam burada da bu varmış diyemiyor yani. Dolayısıyla da belki alternatif yerleri bu sebepten dolayı da tercih etmiş olabilir. Bunlar Orta Doğu misafirinin tercih ettiği konulardır. Markaya gelir. Uygun alışveriş yapabilirse daha fazla kalır. Yalnızca Orta Doğu misafiri için söylemiyorum bunu. İran’dan gelen misafir portföyümüz de aynı. Gürcistan’dan gelen de aynı. Azerbaycan’dan gelen de aynı. Alışveriş grupları bizim Trabzon’un önemli bir potansiyelidir” dedi. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonda-turizm-sezonu-sancili-geciyor/feed/ 0
Yirmilik diş çekimi konusunda uzmanlar uyarıyor https://www.haber60.com.tr/yirmilik-dis-cekimi-konusunda-uzmanlar-uyariyor/ https://www.haber60.com.tr/yirmilik-dis-cekimi-konusunda-uzmanlar-uyariyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 09:06:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27466 Yirmilik diş çekimi konusunda uzmanlar uyarıyor

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Dekanı Yardımcısı Prof. Dr. Ömür Dereci:

“20 yaş dişi varsa kesinlikle çektirin gibi bir bakış açısı çok doğru bir bakış açısı değildir”

“25 yaşı geçen kişilerde problem oluşturan yirmilik dişlerin çekilmesi gerekir”

ESKİŞEHİR – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ömür Dereci, yirmilik dişlerin çekilmesi zorunluluğunun toplumdaki yanlış bir algı olduğunu belirirken, 25 yaşını geçen kişilerde problem oluşturduğu takdirde çekim yapılabileceğini söyledi.

Toplumda birçok kişinin ağız ve diş sağlığı konusunda sorun yaşamasına neden olan yirmilik dişler, gerçekleştirilen cerrahi operasyonlar ile çekilebiliyor. Her yirmilik dişin çekilmesi gerektiği konusunda vatandaşlar arasında yanlış bir algının oluştuğunu belirten Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ömür Dereci, yanlış bilinen doğrular hakkında konuştu. Yirmilik dişlerin kist ve patolojik doku gelişimine neden olmadığı, ağrı yapmadığı takdirde çekilmeyebileceğini belirten Dereci, “25 yaşı geçen kişilerde problem oluşturan yirmilik dişlerin çekilmesi gerekir” dedi.

“Arka dişler kullanılmadığı için çıkma problemleri oluşuyor”

Yirmilik diş olarak tabir edilen dişlerin, insanoğlunun gelişim sürecinde kullanımının azalmasıyla ağızda bir fazlalık haline geldiğini belirten Prof. Dr. Ömür Dereci, “Yirmilik dişler 19 ile 20 yaş civarında insanlar ulaştıkları zaman kendini gösteren dişler oldukları için adı 20 yaş dişi olarak konulmuştur. Ortalama 20 yaşında bu dişlerin çıkmaya başlamış olması gerekiyor. Yediğimiz gıdaların, sert gıdalardan yumuşak gıdalara geçiş olduğu için zaman içerisinde yıllar içerisinde ve öğünlerimiz değiştiği için bize bu arka dişlere ihtiyaç duymuyoruz artık. O yüzden bu dişlerde de çıkma problemleri oluşuyor” dedi.

“25 yaşı geçen kişilerde problem oluşturan yirmilik dişlerin çekilmesi gerekir”

Her yirmilik dişin çekilmesinin gerekmediğini fakat 25 yaşını geçen bireylerde probleme neden olduğu takdirde çekilebileceğini söyleyen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ömür Dereci, şu ifadeleri kullandı:

“Bu dişler çok kullanılmadığı için çıkma problemleri oluşturuyor ve yanlış pozisyonlarda çıkmaya başlıyor. İşte bu dişlerin gömülü kalma nedeni bu. Her 20 yaş dişinin çekilmesi gerekir diye bir bakış açısı doğru bir bakış açısı ne yazık ki değildir. Bazen dijital 20 yaş dişleri. Yanlış çıkmış da olabilir ancak bunlar bazen ağız içerisinde çok problem çıkarmazlar. Etrafında bir kist gelişimi olmadıysa etrafında patolojik bir doku geliştirmedi ise ve ağız içerisinde de ağzın içerisindeki gıda gıdalarla ve ağız ortamına açıklığı bulunmuyorsa bu diş kemik içerisinde gömülü kalabiliyor. Özellikle 25 yaşı geçmiş daha ileri yaş hastalarda özellikle bu işleri takip ederiz. Bir problem olduğu zamanda hemen operasyonu almak üzere 3 aylık veya 6 aylık takiplerde hastalarımızı tutarız. Bir problem oluştuğu zaman da bu dişlere cerrahi olarak çekeriz. Bu 20 yaş dişlerinin kesinlikle çekilmesi gerekir. 20 yaş dişi varsa kesinlikle çektirin gibi bir bakış açısı çok doğru bir bakış açısı değil, çok doğru bir algı değil.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yirmilik-dis-cekimi-konusunda-uzmanlar-uyariyor/feed/ 0
Akdeniz Üniversitesi’nde Çocuk Üniversitesi Kuruldu https://www.haber60.com.tr/akdeniz-universitesinde-cocuk-universitesi-kuruldu/ https://www.haber60.com.tr/akdeniz-universitesinde-cocuk-universitesi-kuruldu/#respond Sat, 03 Feb 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5823

AKDENİZ Üniversitesi bünyesinde kurulan Çocuk Üniversitesi, 80 öğrenciye matematik problemlerine farklı yaklaşımlar ve fen okuryazarlığı alanlarında eğitim veriyor. Üniversiteye gelen ve sosyal hayattaki problem çözme yetenekleri gelişen çocuklar ise hiç devamsızlık yapmıyor.

Türkiye’de ilk defa Akdeniz Üniversitesi (AÜ) bünyesinde Prof. Dr. İsmail Tufan öncülüğünde 2016 yılında Tazelenme Üniversitesi kuruldu. 60 yaş üstü öğrencilere özel akademik eğitim verilen üniversitenin ardından AÜ’de yeni bir üniversite daha hayata geçirildi. Çocuklar için özel eğitim verilen Çocuk Üniversitesi’nde hafta sonları gelen öğrenciler eğitim fakültesi içerisindeki sınıflarda ders görüyor. Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi içerisindeki sınıflarda verilen eğitimle problem çözme becerisi kazanan öğrenciler aynı zamanda fen okuryazarlığı alanında da gelişim kaydediyor.

AÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hilmi Demirkaya, 2022 yılından bu yana çalışmaları süren çocuk üniversitesinin 2024 yılı ocak ayı itibarıyla pilot öğrencileri kabul ettiğini söyledi. Prof. Dr. Demirkaya, özel hazırlanan sınıflarda öğrencilerin keyifli vakit geçirirken aynı zamanda eğitim alacaklarını da söyledi. Prof. Demirkaya, AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın Çocuk Üniversitesi projesiyle yakından ilgilendiğini ve destek verdiğini de sözlerine ekledi.

MATEMATİKSEL BECERİ DE KAZANDIRILIYOR

Çocuk Üniversitesi Eğitim Koordinatörü Öğretim Görevlisi Sevinç Turkut tarafından verilen eğitimlerde öğrenciler problem çözme becerileri kazanıyor. Çocuklara verilen problemlerin tek bir çözümünün olmadığını ve farklı şekillerde yaklaşılan yollarla farklı çözümlerin elde edilebileceği alışkanlığının kazandırıldığı Çocuk Üniversitesi’nde matematiksel beceri de kazandırılıyor. Turkut, öğrencilerin keyifli vakit geçirirken aynı zamanda hayata dair farklı düşünme becerisi de kazandığını söyledi. Turkut, “Fen okuryazarlığı da çok önemli derslerimizden. Orada da bilimsel süreç becerileri çalışıyorlar. Okuma ve anlama diye ayrı bir dersimiz daha var. Aslında temel prensibimiz okul çağındaki çocukların kampüse gelerek eğitim almasıdır” dedi.

‘AİLELERİN KATILIMI ÇOK ŞAŞIRTIYOR’

Çocukların gelişimsel olarak faydasına olacak üniversitenin tüm imkanlarının kullandırıldığını da kaydeden Turkut, öğrencilerin ölçme ve değerlendirme sınavının ardından kampüse kabul edildiğini belirtti. 80 öğrencinin aktif olarak derslere katıldığını da anlatan Turkut, “Normal gelişim özelliğindeki çocuklara çeşitli dersler veriliyor. Aile eğitimini de önemsiyoruz. Her ay bir aileye eğitim desteği veriyoruz. Uzmanlar ailelerle farklı konularda eğitim düzenliyor. Bazen aile katılımı olması için eve problem gönderiyoruz. Anne ve babalara sormalarını istiyoruz. Aileler çok katılımcı oluyor ve bu duruma çok şaşırdık. Ailelerden böyle bir katılım beklemiyordum. Çocuklar zaten hep şaşırtıyor” diye konuştu.

‘EVDE BİR KARAR ALIRKEN ÇOCUKLARA DANIŞIYORUZ’

Çocuk Üniversitesi’nde eğitim gören ilkokul 4’üncü sınıf öğrencisi Rüzgar ve 5’inci sınıf öğrencisi Derin Su Aktaş’ın annesi Cansu Aktaş, çocuklarının aldığı eğitimin günlük yaşantısına büyük katkı sağladığını söyledi. Bir sorunu aşamadıklarında Rüzgar ve Derin Su ile görüştüklerini kaydeden Cansu Aktaş, “Bakış açıları çok farklı. Bize de katkıları fazla. Çok mutluyuz. Evde bir karar alacağımız zaman çocuklara danışıyorum. Onlar da aralarında konuşup bize söylüyor. Derslerdeki başarıları da yükseldi” dedi.

‘GÜNLÜK HAYATIMIZA YANSIMALARINI GÖRÜYORUZ’

İlkokul 4’üncü sınıf öğrencisi Alp Bozkurt’un annesi Makbule Altınok Bozkurt da verilen eğitimin sağladığı faydaları anlattı. Çocukların erken yaşta üniversite ortamında olmasının mutluluk verdiğini belirten Bozkurt, “Burada var olan eğitim sistemimizden farklı teknik ve yöntemler söz konusu. Bunların günlük hayatımıza yansımalarını görüyoruz. Alp’in iş birliğine yatkınlığı arttı, problem çözme becerisi gelişti. Günlük yaşam problemlerini daha farklı şekilde çözdüğünü gözlemliyorum” diye konuştu.

ÇOCUKLAR HİÇ DEVAMSIZLIK YAPMIYOR

Eğitim Fakültesi içerisindeki sınıfta hem ders çalışıp hem de sosyalleşen öğrenciler de bulundukları ortamdan oldukça memnun. Hafta sonları geldikleri sınıfta problem çözen, satranç oynayan, çeşitli etkinliklerle öğrenme becerilerini geliştiren çocuklar devamsızlık konusunda da oldukça keskin sınırlara sahip. Hasta olmadıkları sürece devamsızlık yapmayan çocuklar, çoğu zaman evde ailelerine hafta sonunu sabırsızlıkla beklediklerini söylediklerini anlattı.

‘EĞLENCELİ VAKİT GEÇİRİYORUZ’

Alp Bozkurt, “Hasta olmadığım sürece gelmediğim olmadı. Burada hem eğlenceli vakit geçiriyoruz hem de bir şeyler öğreniyoruz. Çok zor problemleri evde annem ve babamla çözüyoruz ama çoğunlukla kendim çözüyorum” dedi.

‘BURADA HİÇ SIKILMIYORUM’

Okuldaki arkadaşlarına hafta sonu üniversiteye gideceğini söylediğinde arkadaşlarının şaşırdığını söyleyen Rüzgar Aktaş, “Burada hiç sıkılmıyorum. Gelmediğim gün de olmadı. Bir günlüğüne şehir dışında gitmiştim o gün gelemedim sadece. Burada problem çözerken hız değil ama farklı düşünmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu. Rüzgar Aktaş’ın ablası Derin Su Aktaş da kardeşiyle birlikte problem tartışmaktan mutlu olduğunu söyledi. Aktaş, “Arkadaşlarım hafta sonu üniversiteye gideceğimi duyunca şaşırıyor. ‘Bu yaşta üniversiteye mi gidilir?’ diyorlar. Buradaki dersleri anlatıyorum ve onlar da gelmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/akdeniz-universitesinde-cocuk-universitesi-kuruldu/feed/ 0