CHP’li Gürer, Dünya Çiftçiler Günü’nde çiftçinin SGK prim gün sayısının düşürülmesi için kanun teklifi verdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği noktasında en büyük fedakarlık gösteren toplumsal gruplardan birinin çiftçiler olduğunu belirterek, “AKP iktidarı döneminde çiftçi sayısında azalma olduğu görülmektedir. Bunun başlıca nedeni ise benimsenen tarım politikalarının çiftçi refahını sağlamaktan uzak olmasıdır. Üretim girdi fiyatlarının ve çiftçi borçlarının katlanarak arttığı, ürün fiyatlarının beklentilerin altında kaldığı bir durumda çiftçi refahından söz edilmesi gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır” dedi.
“ÇİFTÇİ BAĞ-KUR PRİMİNİ ÖDEYEMİYOR”
Gürer, son yıllarda yükselen BAĞ-KUR primlerinin çiftçiler üzerinde bir külfet oluşturduğunu ve çiftçilerin sigorta primlerini ödeyememesine neden olduğunu söyledi. Gürer, ” Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı aktif sigortalı (4b) çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyon 16 bin 692 kişi iken 2023 yılında bu sayı 556 bin 432 kişi azalarak 460 bin 260 kişiye düşmüştür. Aktif tarım sigortalı(4a) sayısı ise 2009 yılında 178 bin 541 kişiden 161 bin 133 kişi azalarak 17 bin 408 kişiye düşmüştür. Bu sebeple, çiftçi refahını sağlayacak ve çiftçileri üretimin içinde tutacak Sosyal Güvenlik prim tutarının düşürülmesi ve emekliliğe esas prim gün sayısının 9000’den 7200’ye çekilmesi yönünde teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.
“ÇİFTÇİLERİMİZİN PRİM GÜN SAYISI DÜŞÜRÜLMELİ”
Gürer, kanun teklifinin gerekçesinde şunları kaydetti:
“Çiftçilerimizin zorlu çalışma koşullarında hafta sonu, bayramı ve tatili olmadan üretim yapmaktadır. Tarımsal üretim süreci hem riskli hem de yorucu bir süreci içinde barındırmaktadır. Çiftçilerimizin çalışma koşullarını zorlaştıran bir diğer etken de doğal afetler ve iklim değişiklikleridir. Kuraklık, sel, dolu gibi doğal afetlerle mücadele etmek zorunda kalan çiftçilerimiz, bu durumlarla başa çıkmak için büyük çaba sarf etmektedirler. Çiftçilerimiz, pazarlama sorunları, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve ürün fiyatlarının dalgalanması gibi sorunlarla da mücadele etmektedir. Yaşadıkları bu zorluklar, geleceklerini planlamalarını ve sürdürülebilir tarım faaliyetleri yürütmelerini güçleştirmektedir. Çiftçilerimizin yaşadığı fiziki, psikolojik ve ekonomik sorunlar, çalışma koşullarını daha da yorucu kılmaktadır. Bu sebeple, tarım sektöründe çalışmanın zorluğu göz önüne alındığında, çiftçilerin emekli olabilmeleri için 25 yıl boyunca 9000 gün prim ödemeleri gerekmektedir. Bu durum, tarım sektöründe çalışanların emeklilik hakkına erişimini zorlaştırmakta ve birçok çiftçinin emekli olmasını imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle, çiftçilerin emeklilik hakkı için gerekli olan prim günü sayısının 7200’e düşürülmesi, tarımsal üretime teşvik açısından ve prim tutarlarının düzenli ödenmesi için önemli bir adım olacaktır.”
“SOSYAL GÜVENLİK PRİMLERİ DÜŞÜRÜLMELİ”
Gürer, kanun teklifiyle tarımsal faaliyette bulunanlarının sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesinin öngörüldüğünü kaydederek “Üretim süreci çiftçilerimizi maddi açıdan oldukça zorlamaktadır. Ancak, çiftçilerimiz bu süreçte sosyal güvenlik primlerini de yatırmak zorundadır. Son yıllarda yapılan artışlarla birlikte, prim tutarları çiftçilerimiz için önemli bir mali yük haline gelmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin amacına aykırı olarak, çiftçileri sigortalılık kapsamından uzaklaştırmaktadır. Bu sebeple çiftçilerimizin sosyal güvenlik primlerinin makul bir seviyeye çekilmesi son derece önemlidir. Hazırladığım kanun teklifi ile sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesi sağlanmış olacaktır” ifadesine yer verdi.
90 GÜN FİİLİ HİZMET SÜRESİ
Kanun teklifi ile çiftçilere 90 gün fiili hizmet süresi tanınmasının amaçlandığını belirten Gürer, “Çiftçilerin zorlu çalışma koşullarının göz önünde bulundurulmalı ve her bir çalışma yılı için 90 günlük fiili hizmet süresi tanınarak çalışmaları sırasında verdikleri yoğun emeğin ve maruz kaldıkları mevsimsel zorlukların karşılığı olarak hak ettikleri desteği almaları sağlanmalıdır” dedi.
]]>CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için işsiz gençlerden ayda 600 lira sağlık sigortası primi alınmasını eleştirdi. Emir, “Evdesiniz, işsizsiniz, adil olmayan bir gelir testiyle sizin gelirinizi varmış gibi yapıyorlar ve sizden ayrıca sağlık sigortası primi istiyorlar. Bunun adı, ‘işşiz evlat vergisi’dir. Para toplayacaksanız zenginlerden, vergi alamadığınız yandaş müteahhitlerden, bir çırpıda 100 milyonlarca vergisini sildiğiniz insanlardan alacaksınız. Yoksullardan, işsizlerden, iş vermediğiniz için evinde oturmak zorunda kalan gençlere bir de dönüp ‘Ayda 600 lira verin’ demeyeceksiniz” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, AKP’nin 2012 yılında çıkardığı zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) sisteminin milyonlarca vatandaşı mağdur ettiğini ifade etti. Emir yaptığı açıklamada, işsiz gençlerin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için bir de devlete ayda 600 lira ödemek zorunda kaldığına dikkat çekti.
“BUNUN ADI ‘İŞSİZ EVLAT VERGİSİ’DİR”
Emir, “2012 yılında bir düzenleme yaptılar ve zorunlu Genel Sağlık Sigortası uygulamasına geçtiler. Bununla aylık brüt asgari ücretin üçte birinden daha fazla geliri olanlara, ‘Ayda 600 lira prim ödeyeceksin’ dediler. Aslında bunun anlamı şu: Evdesiniz, işsizsiniz, adil olmayan bir gelir testiyle sizin gelirinizi varmış gibi yapıyorlar ve sizden ayrıca sağlık sigortası primi istiyorlar. Bunun adı, ‘İşşiz evlat vergisi’dir. Olması gereken herkese iş ve AŞ vermektir, devlet bunun için vardır. Oysa evinde oturan üniversite mezunu delikanlıya anne-babasının emekli maaşı var diye ‘Bir de ek sağlık sigortası parası ödeyeceksin’ diyorlar. Para toplayacaksanız zenginlerden, vergi alamadığınız yandaş müteahhitlerden, bir çırpıda 100 milyonlarca vergisini sildiğiniz insanlardan alacaksınız. Yoksullardan, işsizlerden, iş vermediğiniz için evinde oturmak zorunda kalan gençlere bir de dönüp ‘Ayda 600 lira verin’ demeyeceksiniz” dedi.
Bir iş yerinde sigortalı çalışmayan ve geliri brüt asgari ücretin üçte birinin üzerinde olan kişilere aylık 600 TL GSS prim borcu çıkarıldığını anlatan Emir, “Hanenin toplam gelirinin hanedeki kişi sayısına bölünerek ulaşılan sözde gelir rakamı hiçbir kazancı olmayan işsiz vatandaşlarımızı mağdur etmektedir. Kimi zaman anne babasının emeki aylığı, kimi zaman evde çalışan bir başka kişinin geliri işsiz vatandaşımızın geliriymiş gibi hesaplanarak GSS prim borcu çıkarılmaktadır. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde muhtaç vatandaşlarımızın sağlık giderleri devlet tarafından karşılanmalı ve biriken prim borçları silinmelidir” ifadelerini kullandı.
1 Ocak 2012 yılında AKP tarafından çıkarılan zorunlu GSS düzenlemesi ile geliri brüt asgari ücretin üçte birinin üzerinde olan kişilere prim borcu yansıtıldığını anlatan Emir, “Prim tutarı ise brüt asgari ücretin yüzde 3’ü olarak uygulanmaktadır. Yani şu an brüt asgari ücretin 20 bin 2 TL olduğu düşünüldüğünde vatandaşlara 600,08 TL borç yansıtılıyor” dedi.
“GELİR TESTİ ADİL DEĞİL”
Herhangi bir sosyal güvencesi bulunmaması nedeniyle zorunlu GSS kapsamına alınan Türk vatandaşlarından prim ödeme gücünün bulunmadığını beyan eden kişilerin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına müracaat ederek gelir testi yaptırdıklarını anlatan Emir, “Gelir testinde hanedeki tüm kişilerin gelir bilgileri esas alınarak diğer aile fertlerinin geliri de işsiz vatandaşın geliriymiş gibi hesaplanıyor. Adil olmayan bu test neticesinde işsiz vatandaşımıza bir darbe de prim borcu yansıtılarak vuruluyor” dedi.
Suriye, Afganistan, Irak gibi ülkelerin vatandaşı olan ancak Türkiye’de mülteci statüsünde olan kişilere hiçbir şekilde prim borcu yansıtılmadığını kaydeden Emir, şunları söyledi:
“Kendi ülkesinde sağlık sisteminde ikinci plana itilen vatandaşlarımıza bu yapılan reva değildir. Sigortası bulunmayan vatandaşlarımız eğer gelir testi yaptırmazsa bakanlık tarafından resen borçlu sayılıyor. Bu sebeple sigortası bulunmayan vatandaşlarımızın E-Devlet’e girerek kendilerine GSS prim borcu çıkarılıp çıkarılmadığını kontrol etmeleri gerekiyor.”
“31 ARALIK 2024 SONRASI TEDAVİ ETMEYECEK MİSİNİZ?”
CHP’li Emir, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda GSS prim borcu olan vatandaşların Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurumları ile üniversite hastanelerinde verilen sağlık hizmetlerinden yararlanma sürelerinin 31 Aralık 2024’e uzatıldığını anımsatarak, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
“-31 Aralık 2024 tarihi sonrasında GSS prim borcu olan vatandaşları tedavi etmeyecek misiniz?
-Bakanlığınızın 2024-2028 performans programında ‘Resen tescil edilen GSS’lilerin 60 günden fazla prim borcu olması halinde sağlık hizmetlerinden Kurum çatısı altında yararlanamayacağını belirten bilgileri içerir tebligatların gönderiminin tüm taşra teşkilatı için performans hedefi olarak belirlenmesi, yine sistem tarafından tescil edilen kişilere otomatik SMS gönderilmesi ile prim borcu olanların bilgilendirilmesi sağlanacaktır.’ ifadesi yer almaktadır. Yani parası olmadığı için GSS prim borcu çıkardığınız ve bunu ödeyemeyen vatandaşlarımızı özel sağlık kuruluşlarının insafına mı terk edeceksiniz?
-Mevcutta sözde geliri asgari ücretin üçte birini aşan ve prim ödemekle yükümlü kıldığınız kişi sayısı kaçtır ve bunların birikmiş toplam borçları ne kadardır?”
]]>İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen EYT mağdurları, “Mezarda emekli olmak isteniyoruz” sloganıyla kefenli eylem yaptı, kademeli emeklilik istedi. Emeklilikte Adalet Derneği Başkanı Mihriban Uğurlu, “Bizden çalınmak istenen yıllarımızı iade eden, kademeyi veren oyumuzu alacak. Adalet siyaset üstü bir durumdur. Akranlar arasında oluşan uçurumu hiç bir vicdan kabul edemez.” dedi. Mağdurlara destek için eyleme katılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, kademeli emeklilik bekleyenlerin seslerini Meclis’te duyuracaklarını söyledi.
Emeklilikte Adalet Derneğinin (EMADDER) çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda toplanan 8 Eylül 1999 sonrası sigortalı olanlar, kademeli emeklilik taleplerini dile getirdi.
“Mezarda emeklilik istemiyoruz” sloganlarının atıldığı eylemde kefen giyen bir kişi müzik eşliğinde oynadı.
“KADEMEYİ VEREN OYUMUZU ALACAK”
Dernek Başkanı Mihriban Uğurlu, hak arama mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini belirterek şöyle konuştu:
“Bizler son bir yıldır neler yaşıyoruz; Aynı işi yaptığımız bizden küçükler bizden daha az primle emekli oluyor. Hayatımızın 17 senesi 8/9/99 dan önce işe girenlerden daha değersiz değildir. Bizden küçüklerden daha fazla primimiz varken kaybedecek 1 yılımız daha yok. Mesele oy hesabı olmamalı dedik, duymazdan gelindik. O zaman şartlar eşit. Bizden çalınmak istenen yıllarımızı iade eden, kademeyi veren oyumuzu alacak. Adalet siyaset üstü bir durumdur. Akranlar arasında oluşan uçurumu hiçbir vicdan kabul edemez. 17 yıl/20 yıl… Bu soruma cevap verecek akademisyen, bürokrat, SGK uzmanı, SGK müfettişi var mı? 43 yaş mı büyük 49 yaş mı? 5 bin prim mi büyük, 8 bin 500 prim mi? Şu anda Türkiye de 43 yaş 5 bin primi olan emekli, 49 yaş 8 bin 500 primi olan ise 9 sene daha çalışacak. 43 yaşında olan mı yoksa 49 yaşında olan mı emekli olur? 5 bin primi olan mı yoksa 8500 primi olan mı emekli olur? Ruh sağlığımızı kaybetmeden lütfen bir yetkili bu düzenlemede bir hata olduğunu çıkıp anlatsın. ‘Türkiye’de böyle’ demenin utancını yaşıyoruz. Hükümetimizden, muhalefetten ve tüm siyasi partilerimizden bu adaletsizliğe bir an önce çözüm bulmalarını ve tüm mağduriyetlerin çözümü olan ve bütçeye hiçbir yükü bulunmayan kademeli emekliliğin ivedilikle getirilmesini talep ediyoruz. 1 gün eşittir 24 saattir, 17-20 sene değil.”
ÖZGÜR ÇELİK: SEÇİMLERİN TARAFSIZ VE ADİL BİR BİÇİMDE YAPILMASIYLA İLGİLİ BİR ADALET MÜCADELESİ VERİYORUZ
EYT mağdurlarının eylemine CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Kadıköy Belediye Başkan Adayı Mesut Kösedağı da katıldı.
Özgür Çelik destek konuşmasında şunları söyledi:
“Hayatın her alanında adalet mücadelesi veriyoruz. Hem yargı bağımsızlığı konusunda bir adalet mücadelesi veriyoruz hem seçimlerin tarafsız ve adil bir biçimde yapılmasıyla ilgili bir adalet mücadelesi veriyoruz hem emeklinin, emekçinin üzerindeki vergi yükü konusunda bir adalet mücadelesi veriyoruz. Bugün burada emeklilikte kademe konusunda mağdur olan yurttaşlarımız bir eylem gerçekleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak mücadelenizin yanındayız. Mücadelenize omuz vermek için buradayız. Buradaki mücadelenizi milletvekillerimizle Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha bir gür sesle seslendirmeleri için paylaşacağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le buradaki mücadelenizi paylaşacağız. Hem milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizin sesiniz olacaklar hem Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, grup toplantılarımızda ve Meclis’te sizlerin sesi olacaklar.”
]]>Milyonlarca emekliye yüzde 5 oranında refah payı verilmesi, en düşük emekli aylığının 10 bin liraya çıkarılması ve işverene 700 lira asgari ücret desteği verilmesi gibi düzenlemelerin yer aldığı torba teklif, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti. Teklifin önümüzdeki hafta salı günü TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi beklenirken, Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş İhlas Haber Ajansı’na torba yasada yer alan düzenlemeleri değerlendirdi. Torba yasanın temelde 10 maddeden oluştuğunu belirten Karakaş, düzenleme ile hükümetin ortaya koyduğu ekonomi programı çerçevesinde işsizliğin bertaraf edilmesi için işverenlere teşvik ve destek verilmesinin amaçlandığını belirtti.
“Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi olanların teşvik süreleri 31 Aralık 2025 yılına kadar uzatılacak”
Karakaş, 31 Aralık 2023 tarihinde geçerlilik süresi dolan kadın, genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi olanların teşvik sürelerinin uzatılmasının da torba yasada yer aldığını belirterek, “Bu teşvik halen Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla uygulanmakta olan 17 teşvik içerisinde en cazip olan teşviklerden biridir. Bu teşvikle ücretleri tavandan olan çalışanlara bile teşvik sağlanmakta. İşverenlerin işçiler için kuruma ödemiş oldukları ‘işveren hissesinin’ tamamından faydalanmaları söz konusu. Bu teşvik 31 Aralık 2025 yılına kadar uzatılacak. Ayrıca kanun çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yetki verilecek, bir yıl daha uzatması söz konusu olabilecek. Bu anlamda mini torbada en önemli düzenlemelerden biri olan bu teşvik süresi 3 yıl olacak, yani OVP süresince uygulanması söz konusu olabilecek” dedi.
“İşverene asgari ücret desteği 700 liraya çıkarılacak”
Torba yasada yer alan düzenlemelerden birinin de işverenlere asgari ücret desteği olduğunu aktaran Karakaş, “Asgari ücretin brüt 20 bin liraya çıkmasıyla birlikte artan işveren maliyetlerin hafifletilmesi ve istihdamın korunması amacıyla hangi sektörde olursa olsun, işçi sayısı ne olursa olsun asgari ücret desteğinin 500 liradan 700 liraya çıkarılması söz konusu. Sendikalı işçiler için ise bu oran daha yüksek şekilde uygulanacak. Asgari ücret desteğinde sektör ayrımı olmayacak. Ayrıca burada öngörülen şartlara bakıldığında sahte ve kaçak sigortalı işçilerin çalıştırılmaması, SGK’ya olan yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmesi, prim borcunun ve diğer borçların da ödenmiş olması şartlarıyla işverenler teşvikten faydalanabilecek” diye konuştu.
“Kısa çalışma ödeneği ile 600 olan prim ödeme gün sayısı 450 güne düşecek”
Karakaş, torba yasada yer alacak kısa çalışma ödeneği ile 600 olan prim ödeme gün sayısının 450 güne düşürüleceğini dile getirdi. Bu yıl için kısa çalışma ödeneğinin tahmini maliyet artışının 5,8 milyon lirayı bulacağını aktaran Karakaş, kısa çalışma ödeneğine ilişkin hükümlerin 1 Mart’ta yürürlüğe gireceğini sözlerine ekledi. Torba yasada 9’uncu maddenin boş bırakıldığını vurgulayan Karakaş, “9’uncu maddede Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu, aylıkları 7 bin 500’ün altında olan emeklilere verilecek olan hazine desteği ve yine 5 puan destekle ilgili düzenlemeye de bu mini torbanın içerisinde yer verilmesi öngörülmekte” dedi. Karakaş, düzenlemeyle 7 bin 500 lira olan en düşük emekli aylığının 10 bin liraya çıkarılacağını, SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına ocak ayında yüzde 37,57’lik artışın yanı sıra yüzde 5 ilave zam yapılacağını ifade etti.
SSK-Bağ-Kur prim eşitlemesi
Karakaş, şubat ayında yeni bir torba yasanın daha düzenlemesinin beklendiğini belirterek, söz konusu torba yasada vatandaşları ilgilendiren birçok konunun yer alacağını ifade etti. 1 milyona yakın küçük esnafı ilgilendiren Bağ-Kur prim eşitlemesi düzenlemesinin bunlardan biri olduğunu açıklayan Karakaş, “Bununla ilgili çalışmalar olduğunu biliyoruz ve bu çalışmayla birlikte kasap, bakkal, terzi, metal, eşya üreticisi gibi bütün küçük esnafların faydalanması söz konusu olacak. Bağ-Kur prim eşitlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte 9 bin gün olan prim sayısı 7 bin 200 güne düşecek. Bu bağlamda 5 yıl erken emeklilik de söz konusu olabilecektir” dedi.
Ev hanımlarına prim desteği
Gelecek torba yasada ev hanımlarına emeklilik düzenlemesinin de yar almasının beklendiğini ifade eden Karakaş, asgari ücretin zamlanmasıyla beraber 4 bin 293 lira prim ödeyen ev hanımlarının yeni yılda 6 bin 400 lira prim ödeyeceğine dikkati çekti. Karakaş, düzenlemenin hayata geçmesi halinde 6 bin 400 lira olan prim yükünün her ay 2 bin 133 lirasının devlet tarafından karşılanacağını aktardı.
3600 ek gösterge
Öte yandan Karakaş, gelecek torba yasada yaklaşık 470 bin memuru ilgilendiren 3600 ek göstergenin de yer alacağını belirterek, memurların 3600 ek gösterge çerçevesinde hizmet yansıtma tazminatının yükselmesi nedeniyle emekliliklerini beklettiğini ifade etti. – ANKARA
]]>