Rusya saldırılara kıtalararası balistik füze ateşleyerek yanıt verirken; bölgedeki gerginlik her geçen dakika artıyor. Gerginlikle birlikte karşılık açıklamalar da birbirini izliyor.
RUSYA’NIN HEDEFLERİ ARASINDA POLONYA’DAKİ ÜS VAR
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, düzenlediği basın toplantısında, NATO ve ABD’nin yaklaşık 10 yıldır Rusya’nın güvenlik endişelerini hiçe sayarak yürüttüğü inşaat projelerine dikkat çekti.
Bu süreçte Rusya’nın karşı önlemler geliştirdiğini belirten Zakharova, “Bu tür Batı askeri tesislerinin yarattığı tehditler göz önünde bulundurulduğunda, Polonya’daki füze savunma üssü, gerekirse modern silahlarla etkisiz hale getirilebilecek öncelikli hedefler arasına dahil edilmiştir” dedi.
Zakharova, üssün kurulmasını “NATO’nun askeri altyapısını Rusya sınırlarına daha da yakınlaştırmaya yönelik kışkırtıcı ve istikrar bozucu bir adım” olarak nitelendirdi. Zakharova, bu hamlenin stratejik istikrarı baltaladığını ve nükleer riskleri artırdığını vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Polonya’da Boris fırtınasıyla mücadele sürüyor. Fırtınanın beraberinde getirdiği şiddetli yağış ve sellerden etkilenen bölgelerde çalışmalar devam ediyor. Polonya Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı Marek Sokolowski, Wroclaw’da düzenlediği Kriz Merkezi toplantısında sellerden etkilenen bölgeleri gözetlemek için Bayraktar SİHA’ları kullandıklarını ifade etti. SİHA’ların yerel saatle 09.00-21.00 arasında uçuş gerçekleştirdiğini belirten Marek Sokolowski, ordunun sel nedeniyle yürüttüğü faaliyetlerin Polonya- Belarus sınırını koruma operasyonuna herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını belirtti.
Bazı temel gıda ve ihtiyaç maddelerine fiyat sınırlaması gelebilir
Polonya Başbakanı Donald Tusk ise aynı toplantıda yaptığı açıklamada, fırsatçıların insanların trajedilerinden faydalanarak bazı ürünleri sel öncesine göre fahiş fiyata sattığına ilişkin haberlerin kendilerine ulaştığını vurguladı. Başbakan Tusk, ihtiyaç durumunda bazı temel gıda ve ihtiyaç maddelerine fiyat sınırlaması getirebileceklerini, bunun için hukuki araçlara sahip olduklarını söyledi.
Tahliyeden sonra yağmacılar ortaya çıktı
Polonya’nın güneyindeki Yukarı Silezya, Aşağı Silezya, Lubuski ve Opole bölgelerinde etkili olan aşırı yağış ve sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 8’e yükselirken, bugün Lewin Brzeski kasabasının yüzde 90’ının sular altında kaldığı bildirildi. Su seviyesinin 2 metreyi bulduğu kentte tahliye çalışmaları devam ederken, selin vurduğu bölgelerde yağmacılar ortaya çıktı. Halkın evlerinden tahliye edilmesini fırsat bilen bazı kişilerin dışarıdan hırsızlık amacıyla bölgeye geldiği belirtilirken, polis Lewin Brzeski’ye çalıntı araçla hırsızlık yapmaya gelen 2 kişiyi gözaltına aldı.
Wroclaw ve Opole şehirlerinde su baskınları bekleniyor
Boleslaw kasabası yakınlarındaki Trzebien köyünde sel sularına kapılan 2 ABD askeri ise itfaiyeciler tarafından kurtarılırken, aşırı yağışlar nedeniyle taşan nehir sularının önümüzdeki saatlerde Wroclaw ve Opole şehirlerinde su baskınlarına yol açması bekleniyor. Oluşacak zararı en aza indirmek için yetkililer ile kent sakinlerinin zamanla yarışı sürerken, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de yarın Wroclaw kentine geleceği duyuruldu. Hükümet selden etkilenen bölgelere yardım ve onarım için bütçeden ayrılan payı 2 milyar zlotiye (470 milyon euro) çıkardı. Selden etkilenenlerin ev kredilerini ise 12 ay boyunca devletin ödeyeceği açıklandı.
Avrupa’da toplam can kaybı 24’e yükseldi
Boris Fırtınasının vurduğu Çekya’da ise 1 kişinin daha cansız bedeninin bulunmasıyla hayatını kaybedenlerin sayısı 4’e yükseldi. Polis, Pazar günü fırtınadan etkilenen Kobyla nad Vidnavkou kasabasında sel sularına kapılan 70 yaşındaki bir kadının cansız bedenine ulaştıklarını aktardı. Fırtına nedeniyle Romanya’da 7, Avusturya’da da 5 kişinin yaşamını yitirmesiyle Avrupa genelinde toplam can kaybı 24’e ulaştı. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Varşova’da Türkiye-Polonya- Romanya Üçlü İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Müttefikler arasında, özellikle savunma sanayi alanında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte. İttifak üyesi ülkelerin birbirlerine yaptırım uygulaması müttefiklik ruhuyla bağdaşmıyor. Yaptırımlar ve kısıtlamalar sadece buna maruz kalan müttefik ülkeyi etkilemiyor. Bu anomali esasen NATO’nun caydırıcılığını ve savunma kapasitesini de azaltıyor” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Polonya-Romanya Üçlü İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısı için Varşova’ya gitti. Bakan Fidan, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorksi ve Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu ile görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
“Müttefikler arasında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte”
NATO üyesi ülkeler arasında çeşitli yaptırım ve kısıtlamaların NATO’ya ciddi zararlar verdiğine dikkat çeken Bakan Fidan, “Gerçekten iyi bir formatta verimli bir görüşme trafiği gerçekleştirmiş olduk. Bugünkü toplantılarımızda önümüzdeki ay Washington’da yapılacak olan NATO zirvesiyle ilgili hazırlarımızı ele aldık. NATO’ya mücavir bölgedeki güvenlik sınavları karşısında ülkelerimiz arasında ilişkileri geliştirmemiz gerekiyor. Bu hususta neler yapabileceğimizi görüşüyoruz. NATO zirvesine ilişkin ülkemizin önceliklerinin ve beklentilerinin neler olduğunu ayrıntısıyla görüşme imkanı oldu. Değerli mevkidaşlarıma Vilnius zirvesinde alınan kararların uygulanmasının ve takip edilmesinin önemini vurguladım. Bildiğiniz gibi müttefikler arasında, özellikle savunma sanayii alanında yaptırım, kısıtlama ve engellemelerin tamamıyla kalkması gerekmekte. İttifak üyesi ülkelerin birbirlerine yaptırım uygulaması müttefiklik ruhuyla bağdaşmıyor. Bunu da zaten her vesileyle vurguluyoruz. Bu çerçevede Vilnius’ta verilen taahhütlerin yerine getirilmesini de bekliyoruz. Yaptırımlar ve kısıtlamalar sadece buna maruz kalan müttefik ülkeyi etkilemiyor. Bu anomali esasen NATO’nun caydırıcılığını ve savunma kapasitesini de azaltıyor” dedi.
“Türkiye terörle mücadelede yıllardır çok ağır bedeller ödemektedir”
Türkiye’nin her türlü çatışma ve savaşa karşı diplomasi ve müzakereyi savunmaya devam edeceğini bildiren Bakan Fidan, şunları kaydetti:
“Görüşmelerimizde terörizmle mücadele konusunu da ele aldık. Bu hususta NATO’nun somut adımlar atmasını bekliyoruz. Türkiye terörle mücadelede yıllardır çok ağır bedeller ödemektedir. Bu mücadelede müttefiklerimizin kayıtsız şartsız bizim yanımızda olmalarını beklemek en doğal hakkımızdır. Zira müttefiklik terörle mücadele gibi son derece hassas bir konuda tüm üyelerin birbiriyle azami dayanışma içinde olmasını gerekli kılmaktadır. Terörle mücadele konusunda verilmiş olan sözlerin Washington’daki zirveye kadar tamamlanması gerektiğini bir kez daha vurguladık. Değerli mevkidaşlarımla Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştaki son durumu da bütün ayrıntısıyla masaya yatırdık. Bildiğiniz gibi Türkiye olarak biz tüm çatışmalarda, tüm savaşlarda diplomasi ve müzakere seçeneğine öncelik verilmesinden yanayız. Bu yaklaşımımızı Ukrayna konusunda da sürdürmekteyiz. Diplomasi seçeneği Ukrayna’da devam eden savaşta bir kenara itilmemelidir. Ayrıca Montrö Boğazlar Sözleşmesi bölgedeki gerilimin artmasını engellemekte önemli bir rol oynamaktadır. Bu sözleşmeyi tarafsız bir biçimde ve titizlikle uygulamayı sürdürüyoruz. Avrupa’nın savunma ve güvenliğinin etkin şekilde sağlanması konusunda NATO en önemli aktördür. NATO’nun bu öncü ve asli rolünü zayıflatabilecek girişimlerden uzak durulması gerekiyor. Bu yöndeki bazı teşebbüslerin bizi rahatsız ettiğini bugün değerli meslektaşlarımla paylaştım. Avrupa’daki diğer uluslararası örgütlerin çatısı altında vücut bulabilecek girişimlerin zarar verebileceğine dikkat çektim.”
” İsrail’e destek veren ülkeler vakit çok geç olmadan bu tutumlarını gözden geçirmeliler”
İsrail ile Filistin arasındaki savaşın her an bölgesel bir savaşa evrilebileceğine de vurgu yapan Bakan Fidan, ” Gazze’de halen devam eden insani felaket de görüştüğümüz konular arasındaydı. Aylardır süren katliam, küresel güvenlik açısından da artık ciddi bir tehdittir ve bu tehdidin varlığı bütün ilgili aktörler tarafından da paylaşılmaktadır. Gazze’deki katliam her an için bölgesel bir savaşı tetikleme potansiyeline sahiptir. İsrail’e destek veren ülkeler vakit çok geç olmadan bu tutumlarını gözden geçirmeliler. İsrail kendi güvenliğini sağlama adı altında tüm dünyanın gözü önünde Gazzelileri katlediyor. Milyonlarca insanı yerinden ediyor. Bu vahşete seyirci kalan bir anlayışla Filistinlilerin güvenliğini zerre kadar umursamayan bir anlayışla ilerleme kaydetmek imkansızdır. Gazze’deki bu insanlık dramının son bulması için bir an önce kalıcı ateşkesin sağlanması, tarafların masaya oturmaları gerekiyor. İsrailli esirlerin ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması gerekiyor. Yerlerinden edilmiş Filistinlilerin evlerine dönmeleri sağlanmaları gerekiyor. İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi, ayrıca Gazze’nin yeniden imarı için kolların sıvanması gerekiyor. Gazze’deki krizin kalıcı barış için bir fırsata çevrilmesinin mümkün olabileceğine inanıyoruz. İsrail’i uluslararası kamuoyunun çağrılarına kulak sürece olumlu yaklaşmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
“Türkiye, Polonya ve Romanya bölgemizin istikrarına ve küresel barışa katkı sağlamaya devam edecektir”
Bakan Fidan, Türkiye, Polonya ve Romanya arasındaki ilişkilere ilişkin ise şunları söyledi:
“Bu buluşma vesilesiyle mevkidaşlarımla ikili ilişkilerimizi ele almak imkanımız oldu. Sayın Sikorski ile yaptığım görüşmede ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için atabileceğimiz müşterek adımları konuştuk. İkili ticaret hacmimiz geçen yıl belirlediğimiz hedefin de önüne geçerek 13 milyar dolara ulaşmış durumda. NATO müttefikleri olarak savunma sanayi alanındaki iş birliğimizi somut projelerle daha da güçlendirmek konusunda kararlıyız. Polonya 2025 yılının ilk yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenecek. Polonya’nın dönem başkanlığında ülkemizin Avrupa Birliği sürecinin canlanmasında ve ilerletilmesinde önemli adımlar atılmasını ümit ediyoruz. Romanya’yla ilişkilerimiz tıpkı Polonya gibi stratejik ortaklık seviyesindedir. Son iki yılda üst üste 10 milyar dolar seviyesini aşan ticaret hacmimizi önümüzdeki yıl 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Savunma ve askeri iş birliğimiz Romanya’yla ilişkilerimizin önemli bir boyutunu teşkil ediyor. Karadeniz’e sürüklenen mayınlar, ülkelerimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu tehdite karşı NATO Vilnius zirvesindeki tahütlerimiz doğrultusunda ülkemizin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan’ın katılımıyla Karadeniz’e mayına karşı görev grubu oluşturulmuş durumda. Türkiye, Polonya ve Romanya bugün olduğu gibi gelecekte de bölgemizin istikrarına ve küresel barışa katkı sağlamaya devam edecektir.”
]]>Polonya, İsrail ordusunun Gazze’de gerçekleştirdiği saldırıda Polonya vatandaşı Damian Sobol dahil “World Central Kitchen (WCK)” adlı uluslararası yardım kuruluşunda görevli 7 çalışanın bulunduğu araçları hedef alarak öldürmesinin ardından İsrail’in Varşova Büyükelçisi Jakow Liwne’yi Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak protesto notası verdi. Polonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrzej Szejna, Büyükelçi Liwne ile gerçekleştirilen görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Büyükelçi, insani yardım konvoyunun bombalanması gibi uygar dünya tarihinde benzeri bulunmayan bu olay nedeniyle özür diledi, kendisine Polonya’nın taleplerini de içeren protesto notası verdim. Benim ‘cinayet’ olarak adlandırdığım saldırıya ilişkin şeffaf soruşturma beklentisi içerisindeyiz ” ifadelerini kullandı.
“Saldırıyla ilgili soruşturmaya Polonyalı savcı da katılsın”
Bakan Yardımcısı Szejna, yardım görevlilerinin bulunduğu araçlara yönelik saldırıyla ilgili İsrail’deki soruşturmaya Polonyalı Damian Sobol’un ikamet ettiği Przemysl şehrinden bir savcının da katılmasını ve olaydan sorumlu askerler hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını talep ettiklerini söyledi. Ayrıca İsrail devletinden Sobol’un ailesine tazminat ödemesini istediklerini belirten Szejna, şimdiye kadar olayı açıklığa kavuşturma sürecinin Polonya tarafı için tatmin edici olmadığını söyledi. Büyükelçi Liwne’ye verdiği notada İsrail’i Birleşmiş Milletler’in Gazze’de ateşkes sağlanması ve insani yardım konvoylarının engellenmemesine ilişkin kararına uymaya çağırdıklarını aktaran Szejna, Gazze’ye insani yardımların süreceğini, bölgede ateşkes sağlanması için uluslararası forumlarda çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı.
Büyükelçi protesto edildi
İsrail’in Varşova Büyükelçisi Jakow Liwne’nin Polonya Dışişleri Bakanlığı’na geldiği sırada bir grup, bakanlık binası önünde ellerinde Filistin bayraklarıyla protesto gerçekleştirdi. İsrail ile her türlü ilişkinin kesilmesini, Büyükelçi Liwne’nin sınır dışı edilmesini isteyen grup, “Özgür Filistin”, “Filistin’de soykırımı durdurun” sloganları attı.
Ne olmuştu?
İsrail’in Varşova Büyükelçisi Liwne, İsrail ordusunun yardım görevlilerine yönelik saldırısının Polonya kamuoyunda da tepki çekmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Polonya’da aşırı sağ ve sol, insani yardım kuruluşu görevlilerinin öldüğü saldırıda İsrail’i kasten cinayetle, Polonya Parlamentosu Başkan Yardımcısı ve Konfederacja Partisi lideri Krzysztof Bosak ise İsrail’i savaş suçu işlemek ve Filistinlileri aç bırakmak için insani yardım kuruluşlarını terörize etmekle suçluyor. Bosak, 7 Ekim’deki Hamas saldırısını bugüne kadar kınamayı kabul etmeyen ve Polonya parlamentosunda yaktığımız Hanuka mumlarını yangın söndürme tüpü ile söndüren aşırı sağcının partili arkadaşı. Sonuç, antisemitistler hep antisemitist olarak, İsrail ise var olma hakkı için mücadele eden demokratik bir Yahudi devleti olarak kalacaktır. Aynı şekilde Batı dünyasının iyiliği için” ifadelerini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Duda ve Başbakan Tusk, Büyükelçi’ye tepki göstermişti
Büyükelçi’nin açıklamaları nedeniyle Varşova-Tel Aviv hattında diplomatik kriz patlak vermiş, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda dün yaptığı konuşmada, Liwne’nin Polonyalıları antisemitizm ile suçladığı açıklamasına tepki göstermişti. Duda, “Büyükelçi, İsrail devletinin Polonya ile olan ilişkilerinde en büyük problem” ifadelerini kullanmıştı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk ise hem İsrail tarafından şu ana kadar yapılan açıklamaları hem de İsrail Büyükelçisi Liwne’nin benimsediği iletişim biçimini kabul etmediğini söyleyerek, “Büyükelçi, eğer bizim medyamızda kamuoyuna açıklama yapmaya karar veriyorsa bu fırsatı değerlendirerek sıradan, insani bir özür dilemeli” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanlığı da İsrail Büyükelçisi Liwne’yi 5 Nisan Cuma günü bakanlığa çağırmıştı. – VARŞOVA
]]>Alp disiplini, kros kaya ve satrançta ilk müsabakalar yapıldı ve bu branşlarda madalyalar sahiplerini buldu. Futsal ve curlingte ise grup müsabakaları devam etti.
Alp disiplini Super Giant kategorisinde erkeklerde altın madalyayı Fransız sporcu Niccolas Sarremejane, 53.30’luk derecesiyle aldı. Gümüş madalya Polonya’da 53.36’yla Bruno Lukaszyk’e, bronz madalya ise Fransa’dan 53.38’le Thomas Luxcey’e gitti.
Bu kategoride piste çıkan Türk sporculardan İdris Şişmek 1.00.52’yle 16’ıncı, Hamdi Yağcı 1.01.01’le 17’nci, Ali Çat ise 1.08.44’le 18’inci olarak yarışı tamamladı.
Kadınlar Super Giant’ta ise altın madalyayı Avusturyalı sporcu Melissa Koeck 55.18’le, gümüş madalyayı Japonya’dan Yuki Tanae 56.85’le, bronz madalyayı ise Almanya’dan Nele Schutzbach 57.55’lik derecesiyle aldı.
Alp disiplini Super Giant kategorisinde madalyalar:
Erkekler:
1- Niccolas Sarremejane (Fransa) 53.30
2- Bruno Lukaszyk (Polonya) 53.36
3- Thomas Luxcey (Fransa) 53.38
Kadınlar:
1- Melissa Koeck (Avusturya) 55.18
2- Yuki Tanae (Japonya) 56.85
3- Nele Schutzbach (Almanya) 57.55
Kros kayak
Kros kayakta erkeklerde 10 km, kadınlarda ise 5 km bireysel yarışlarda madalyalar verildi.
Kadınlar 5 kilometrede madalya alan sporcular şöyle:
1- (Yelizaveta Noprienko (Ukrayna) 14.40.7
2- Weiqin Zhang (Çin) 15.19.9
3- Xiangxxiang Mao (Çin) 15.36.8
Erkekler 10 kilometre madalya alanlar:
1-Ruslan Denysenko (Ukrayna) 26.09.1
2-Andriy Andriyishyn (Ukrayna) 27.44.4
3-Dmytro Mazhaiev (Ukrayna) 28.14.4
Futsal kadınlarda ikinci maçlar oynandı
Futsalda kadınlarda ikinci karşılaşmalar yapıldı.
Türkiye, organizasyona gelmeyen Kenya’nın sahaya çıkmamasıyla rakibini hükmen 5-0 yenerek ilk galibiyetini elde etti.
Futsalda günün sonuçları şöyle:
A Grubu:
Kenya-Türkiye: 0-5 (Hükmen)
Almanya-Polonya: 6-3
B Grubu:
İtalya- Brezilya: 0-5
Japonya-İrlanda: 3-0
Curling karışık takımlarda grup maçlarına devam edildi
Türkiye, organizasyona katılmayan Kenya’yı hükmen 2-0 yenerek ilk galibiyetini aldı. Günün ikinci maçında ise milli takımımız Ukrayna’ya 14-1 yenildi.
Curlingte günün sonuçları:
Polonya-Ukrayna 3-9
Kenya-Türkiye: 0-2 (Hükmen)
Macaristan- İsviçre: 7-3
Japonya-Çin 6-8
İsviçre-Kenya: 2-0 (Hükmen)
Japonya- Güney Kore: 1-9
Ukrayna-Türkiye: 14-1
Polonya-Macaristan: 6-7
Satrançta bltiz kategorisinde şampiyonlar belli oldu
Satrançta blitz (Yıldırım) kategorisinde madalyalar sahiplerini buldu.
Erkeklerde 61 sporcunun katıldığı müsabakalarda Türk sporculardan Ahmet Taha İnal 29’uncu, Oktay Kılıç. 53’üncü, Ahmet Oğuz Coşar 55’inci, Onur Üzülgü 56’ncı, Mahfuz Ateş 57’nci, Alpasla Coşar 59’uncu oldu.
Kadınlarda ise 33 sporcu arasından Türk sporculardan Fatma Çapaklı 26’ncı, Ayşe Uyanık 27’nci, Gülçin Sungul 28’inci, Nazlı Malkoç Tandıverdi 30’uncu oldu.
Madalya kazanan sporcular şöyle:
Erkekler:
1-Pawel Piekielny (Polonya)
2- Bogdan Bozinovic(Hırvatistan)
3- Dragan Zivil (Sırbistan)
Kadınlar:
1- Anastasija Parhomenko (Letonya)
2- Zuzazanna Lukasik (Polonya)
3- Viktoria Cseke (Macaristan)
Madalya sıralaması:
Madalya sıralamasında Ukrayna 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalyayla zirvede yer aldı. Sıralama şöyle:
Takım Altın Gümüş Bronz Toplam
1- Ukrayna 2 1 1 4
2- Polonya 1 2 – 3
3- Fransa 1 – 1 2
4- Letonya 1 – – 1
4- Avusturya 1 – – 1
6- Çin – 1 1 2
7- Japonya – 1 – 1
7- Hırvatistan – 1 – 1
9 -Almanya – – 1 1
9- Sırbistan – – 1 1
9- Macaristan – – 1 1 – ERZURUM
]]>Ursula von der Leyen tarafından yapılan açıklama, önümüzdeki hafta içinde resmileştirilecek bir kararla, Polonya için geçtiğimiz yıl durdurulan Avrupa Birliği karşılıksız yardım, kredi ve fon aktarımlarının yeniden başlayacağı yönündeydi.
Para musluklarının açılacağı haberi Polonya ve Doğu Avrupa basınında “Polonya’ya Euro yağmuru başlıyor” manşetleriyle yer aldı.
Gerçekten de haber basında büyütüldüğü kadar önemli: Çünkü Polonya, tarihinin en büyük fon aktarımına kavuşuyor. Bu açıklamaya göre, Polonya’ya 2027 yılına kadar toplam 137 Milyar euro girecek.
Bu miktarın 25,3 milyar eurosu karşılıksız, yani geri ödenmemek üzere yardım, 34,5 milyar euro çok elverişli koşullarda kredi ve 2027 yılına kadar ödenmesi gereken 76 milyar euro da kalkınma fonu desteği.
Böylece Polonya üç yıl içinde 137 milyar euro gibi dev ölçekli bir sermaye girişine kavuşacak.
Polonya bunun dışında Avrupa Birliği’nden hali hazırda 22 milyar euroluk tarım desteği de alıyor.
Brüksel Varşova’ya para musluklarını neden açtı?
Avrupa Birliği Polonya’ya yönelik tüm mali yardımları ve fon desteğini ülkede, 2023 yılındaki seçimlere kadar iktidarda olan muhafazakâr hükümetin “hukuk devletine ve temel haklara zarar veren uygulamalarını” gerekçe gösterip durdurmuştu.
Bu uygulamaların başında da mahkemeleri, hükümetin müdahalelerine açık hale getiren yargı reformu ve basının özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmakla eleştirilen hükümet politikası geliyordu.
Devlet televizyon ve radyoları hükümet çizgisinde yayın yapmaya başlamış, basın üzerinde de yaptırımlar gündeme gelmiş, Polonya ulusal basın sektörü baskı ve teşviklerle hükümet tarafından “yandaş basın” haline getirilmişti.
Avrupa Birliği bu gelişmeler üzerine Polonya’ya verilen AB yardım ve desteklerini tamamen kesmişti.
2023 yılının Ekim ayında yapılan ve rekor oy kullanma oranına ulaşılan seçimlerde ülkeyi sekiz yıldır yöneten Jaroslaw Kaczynski liderliğindeki muhafazakar PIS partisi her ne kadar en çok oy alan parti olma konumunu korumayı başarsa da, Polonya meclisinde çoğunluğu elde edemedi.
Bir zamanlar Avrupa Konseyi başkanlığı da yapan, ancak seçim öncesi Polonya siyasetine geri dönen Sosyal demokrat Donald Tusk’un liderliğinde bir araya gelen muhalefet ise mecliste çoğunluğu sağlayarak hükümeti kurdu.
Donald Tusk hükümeti ülkede bir önceki hükümetin verdiği “ağır zararları” ortadan kaldırmak için çok hızlı bir programla işe başlamıştı.
Bir gecede devlet televizyon ve medyasında ciddi değişiklikler yapılmış, devlet televizyon ve radyolarına “özgür haber yapma olanakları” yaratılmıştı.
Ardından yolsuzluklarla mücadele kapsamında, aralarında eski İçişleri Bakanı ve yardımcısının da bulunduğu bazı siyasetçiler yargı önüne getirilmiş ve tutuklanmışlardı.
Avrupa Birliği’nin Polonya’ya verdiği mali desteklere yeniden başlamasının gerisinde yatan nedenler, işte yeni Polonya hükümetinin attığı bu adımlar.
Ancak Polonya’da muhafazakâr çevreler Avrupa Birliği’nin yardımlara yeniden başlamasının gerisinde siyasi tercihlerin yattığını da öne sürüyorlar.
Eski PIS hükümeti Adalet Bakan yardımcısı Sebastian Kaleta Avrupa Birliği’nin Polonya’ya yardımları keserken gerekçe olarak öne sürdüğü yargı reformu hususunda yeni hükümetin henüz bir şey yapmamasına rağmen para musluklarının açılmış olmasına işaret ederek, Brüksel’in bu kararının siyasi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu iddia ediyor.
AB’nin diğer ‘söz dinlemez üyesi’ Macaristan ne olacak?
Avrupa Birliği’nin yetkili organları geçtiğimiz yıllarda, ülkede hukuk devleti ihlalleri olduğu gerekçesiyle iki ülkeye karşı işlem başlatmış ve bu işlemlerin sonucunda da bu ülkelere yönelik yardımlara ihtiyati tedbirler konulmuştu.
Bu iki ülke, kendi aralarında da yüksek düzey işbirliği içinde bulunan Polonya ve Macaristan’dı.
Polonya lideri Jaroslaw Kaczynski ve Macaristan lideri Vikor Orban pek çok konuda benzer bir ideolojik temel üzerinde oluşturdukları hükümet programlarıyla her iki ülkede benzer adımlarla “otokratik” olmakla eleştirilen bir rejim inşa ediyorlardı.
Mali yardımların kesilmesi her iki ülkeyi de zor durumda bırakmıştı. Ancak Polonya ve Macaristan, Vişegrad Dörtlüleri adı verilen, Çekya ve Slovakya’nın da katılımıyla kurulan yerel işbirliği inisiyatifini de arkalarına alarak Brüksel’in uygulamalarına karşı seslerini yükseltebiliyorlardı.
Elbette Polonya ve Macaristan’ın çoğu kez Brüksel’e karşı etkili de olabilen bu ortak muhalefetinin önemli bir etkeni de ortak kararlara karşı gündeme getirilen veto silahıydı.
Ortak kararlar kâh Varşova ve kâh Budapeşte, tarafından veto ediliyor, Avrupa Birliği’nin faaliyetleri yavaşlatılıyor, hızlı karar alıp uygulama yeteneği budanıyor, Avrupa Birliği hantal bir yapıya dönüştürülüyordu.
41,5 milyon gibi büyük bir nüfusa sahip Polonya’da son seçimlerin ardından Avrupa Birliği yanlısı bir hükümet oluşması ve Polonya’ya para musluklarının açılması bölgedeki dengeleri tamamen değiştirdi.
Şimdi Macaristan Brüksel’e muhalefette tek başına kaldı. Her ne kadar son seçimlerde Slovakya’da Macar lider Orban’la benzer siyasi düşünceye sahip partiler iktidara gelmiş olsalar da, Slovakya 5 milyon nüfusuyla Avrupa’nın kaderini etkileyebilecek ağırlığa sahip bir ülke değil.
Macaristan bir buçuk yıl önce kesilen mali yardımların eksikliğini ağır bir şekilde hissediyor. Avrupa Birliği içinde enflasyonun en yüksek olduğu ülke geçen yıl Macaristan’dı. Sanayi üretimindeki düşüş de ekonomiyi kötü etkiliyor.
Bu koşullarda geçtiğimiz ay Avrupa Birliği’nin Macaristan’a Ukrayna’ya destek kararını veto etmediği için, daha önce tedbir konulan yardımlardan on milyar euroya yeşil ışık yakması bu nedenle de ülkede sevinçle karşılanmıştı.
Ufukta değişim görünüyor mu?
Budapeşte ve Brüksel arasında karşılıklı olarak inşa edilen mevzilerde bir değişim görünmüyor.
Avrupa Birliği yönetimi, AB kurumlarının aldığı kararlar doğrultusunda Macar hükümetinden hukuk devletinin yeniden inşası hususunda ciddi reformlar bekliyor.
Macar hükümeti ise Avrupa Birliği’nin şu an uyguladığı politikaya pek çok konuda karşı olduğunu, ulusal egemenliği korumak adına bu hususlardan taviz vermeyeceğini ilan ediyor.
Viktor Orban Brüksel karşıtlığını dev bilboardlarda devlet bütçesinden yapılan harcamalarla programlanan kampanyalar kapsamında dev afişlerle sürdürüyor. İç siyaseti bu ilke üzerine inşa ediyor.
Macaristan İsveç’in NATO üyeliği konusunda son imza atan ülke olarak ve Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında özenle öne çıkardığı “tarafsız” duruşuyla da doğu ve batı arasında orta yol izlemeye özen gösteriyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları bu noktada Brüksel ve Budapeşte arasında bir yumuşama gündeme gelmesi olasılığının bulunmadığını belirtiyor ve Macaristan’ın manevra imkânlarının daraldığının altını çiziyorlar.
Uzmanlara göre gelinen noktada Macar hükümeti açısından tek ümit önümüzdeki Haziran ayında gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde milliyetçi ve mülteci karşıtı olan ve ulusalcılığı en önemli ilke yapan aşırı sağ partilerinden seçilen parlamenterlerin Avrupa Parlamentosu’ndaki oranının artması ve Avrupa Birliği içindeki dengelerin değişmesi.
]]>