Olay 6 Nisan Cumartesi akşamı Sultangazi Esentepe Mahallesi’nde bulunan bir pidecide meydana geldi. İddiaya göre, iftardan yarım saat sonra dükkana gelen iki müşteri lahmacun siparişi verdi. Çalışanların iftar yapması ve lahmacun içinin olmaması üzerine iş yeri sahibi, siparişi verenlere lahmacunun yapılamayacağını söyledi.
Bir başka kişiye kaşarlı pide yapıldı
Bunun üzerine pideciden ayrılan iki kişiden sonra gelen bir başka müşteri de lahmacun istedi. İş yeri sahibi o müşteriye de lahmacun hazırlayamayacaklarını belirtti. Bunun üzerine müşteri kaşarlı pide istediğini söyledi.
Tehdit edip, dükkandan ayrıldılar
Daha sonra dükkana gelen ilk müşteriler, “neden bize lahmacun yapmadın” deyip, iş yeri sahibi ile tartıştı. Bunun üzerine iki kişi iş yeri sahibini tehdit ederek dükkandan ayrıldı.
Bir süre sonra iş yerinin önüne gelen şüphelilerden biri, dükkana rastgele ateş etmeye başladı. Çalışanlar büyük panik yaşarken, iş yerinin camları kırıldı. Saldırganlar ise olay yerinden kaçtı. Polis saldırganları yakalamak için çalışma başlattı.
“Bana ters bakış yaparak gittiler”
Olay anını anlatan iş yeri sahibi Sait Gökmen, “Olay iftar saatinden yarım saat sonra oldu. Cumartesi akşamı işin yoğun olduğu bir akşamdı. İş bitti arkadaşlar iftara oturdu. Gelen iki kişi vardı. Lahmacun istediklerini söylediler, ben de kalmadı, kapattım dedim. Onlar gittikten sonra iki kişi daha geldi. Onlarda iki lahmacun yapar mısın dedi, lahmacun kalmadığını, kapattığımı söyledim. ‘Nasıl kapattın, üst kat açık’ dedi. Üstte siparişini veren müşterinin oturduğunu fırınım kapalı olduğunu söyledim. Bana ters bakış yaparak gittiler. Hemen akabinde müşteriler yemeğini yedikten sonra kapatacağım anda başka bir müşteri gelip bana kaşarlı pide yapar mısın dedi? Ustada iç harcı var dedi” dedi.
“20 dakika sonra dükkanın önünden sol tarafa doğru biri geçip, dükkanın camlarına 5,6 el ateş etti”
Daha sonra dükkanın kurşunlandığını söyleyen Gökmen, “Kaşarlı pideyi usta hazırlayıp fırına attı. Lahmacun isteyenlerden birisi geri geldi. ‘Ben lahmacun istedim, bana yapmıyorsun, başkası isteyince neden yaptın’ dedi? ‘Ben seni tanımam, sen beni tanımazsın’ dedim. Kendisinin lahmacun istediğini, yeni müşterinin ise pide istediğini ifade ettim. ‘Onlar geldiğinde de arkadaşlar yemek yiyordu. O esnada ocak kapalıydı’ dedim. ‘Ben gidiyorum gece 12’yi bekle’ deyip, çıktı gitti. Aradan çok zaman geçmedi, 20 dakika sonra dükkanın önünden sol tarafa doğru biri geçip, dükkanın camlarına 5, 6 el ateş etti. O anda biz kasa ve fırının önündeydik. Bir anda ne olduğuna şaşırdık. Havaya ateş ederek aşağı doğru kaçtılar” şeklinde konuytu.
Olay anı güvenlik kamerasına yansıdı
Dükkanın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerinde iş yeri sahibi ve çalışanlarının kasa ile fırın arasında olduğu, mermilerin geldiği anda da saklandıkları görülüyor. Olayı gerçekleştirenlerin kaçarak uzaklaştıkları görülüyor.
Polis ekiplerinin kaçan şüphelileri yakalamak için başlattığı öğrenildi. – İSTANBUL
]]>Uzun yıllardır ‘Geri dönüşümü anında nakde çevir’ sloganıyla poşetini getirene ekmeği ucuza satan fırıncı esnafı Oğuzkan Akbal, ekonomik değişimlere rağmen kampanyasını sürdürerek vatandaşların takdirini topluyor. Evlerde bulunan poşetlerin değerlendirilerek çevre kirliliğinin azaltılmasının amaçlandığı kampanya ile ekmek başına 1 TL indirim yapılmasıyla vatandaş şu anda 8 TL’ye satılan ekmeği 7 TL’ye alıyor. Her gün bu kampanyadan faydalanan müşteriler ekonomik anlamda da tasarruf sağlarken, fırıncı esnafı vatandaşın talebi nedeniyle maliyetine satış yapmaya devam ediyor. Yıllarca çözünmeyerek doğayı kirletmesi nedeniyle poşet kullanımının azaltılmasının çok önemli bir konu olduğuna dikkat çeken 3 fırın şubesinin işletmecisi Akbal, 2 şubesinde normalde 15 liraya satılan pideyi de 10 liradan vererek kampanyalarını arttırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.
“Kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz”
Eskişehir’de fırıncılık yapan Oğuzkan Akbal, ‘Poşetini getirene ekmek 7 TL’ kampanyasıyla ilgili detayları anlattı. Kampanyalarının çevre için önemli katkı sağladığını söyleyen Akbal, “Normalde bildiğiniz üzere ekmek 8 lira ama biz kendi poşetiyle gelen müşterilerimize indirim yapıyoruz. Bu arada kendi poşetiyle gelen derken yandan, manavdan veya marketten alınan sıfır kullanılmamış poşetten bahsetmiyoruz. Eski usul evinde bulunan veya eskilerin kullandığı fileler vardır, o tip kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz. Yani ekmeği 7 liraya almış oluyorlar. Bugün siz 8 liradan 5 tane ekmek alacak olsanız 40 lira ödeyeceğinize bize poşetinizle geldiğinizde 35 liraya almış oluyorsunuz. Tabii bunu aya vurduğunuz zaman da her gün 5 ekmek yiyen bir aileyi düşündüğümüzde 150 lira tasarrufu oluyor. Aynı zamanda da doğaya nereden baksanız 60-70 tane poşet daha az bırakmış oluyorlar. Bu da çevre için çok önemli bir katkı” dedi.
“Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar”
Bahsi geçen kampanyayı uzun yıllardır sürdürdüklerini ifade eden Akbal, “Hem halkımızı yeşile teşvik etmek hem poşet tüketimini azaltmak hem de bir nebze olsun ucuza ekmek sağlayabilmek için yıllardır böyle bir kampanyamız var. Halktan çok olumlu tepkiler geliyor. Bu çabamızı ve özverimizi gördükleri için bizi takdir ediyorlar. Ayrıca ceplerinde bir miktar tasarruf sağladıkları için gayet memnun oluyorlar. Aslında poşet kullanımını düşürmek her vatandaşın doğaya ve kendi vatanına karşı bir borcu. Çünkü bu çöplerimiz maalesef 2-3 günde yok olmuyor, yıllarca çevremizi kirletmeye devam ediyor. Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar dediğimiz bir yaklaşım sergiliyoruz” şeklinde konuştu.
“İyi günde de kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız”
Fırıncılar olarak her şartta ekmek çıkartmak zorunda olduklarını ve bu nedenle vatandaşa destek sağlamanın kendileri için bir sorumluluk haline geldiğini vurgulayan esnaf Oğuzkan Akbal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Az ama çok paraya satalım değil de çok çalışalım, emek sarf edelim, daha çok yorulalım ama ucuza satalım felsefesiyle iş yapıyoruz her zaman. Biz bir fırınız. Tabii ki fırınlar restoranlar, kafeler ve diğer yerler gibi lüks tüketim ürünleri satmıyor. Herkesin ekmek yemesi gerekiyor. Dolayısıyla bu da bizim sorumluluğumuz. İyi günde de, kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız. Biz darbe olsa da, korona olsa da ekmek çıkartmak zorundayız. Bu ekmeği de en ucuz, en maliyetsiz şekilde nasıl vatandaşlarımıza ulaştırabiliriz diye çalışıyoruz.”
“Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz”
Ramazan ayının gelmesiyle pide için de bir kampanya gerçekleştirdiklerinden bahseden Akbal, “Biz 3 şubeli bir fırınız. İki şubemizde belediyeyle aynı fiyata satmaya çalışıyoruz. Şu anda 250 gram pideyi 10 liradan veriyoruz. Normalde bu pidenin fiyatı 15 lira. Yani kilosu 60 liradan tarife uygulandı. Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz. Aslında bu şubelerimiz halka çalışıyor denilebilir. Böylelikle bu sene de maliyetine satış yapmış olduk. Belediyenin pidesi gramaj olarak bizden biraz daha büyük ama onlara yakın bir oranda halkımıza pide vermeye çabalıyoruz. Sonuçta Ramazan paylaşım ayı. Hep ’11 Ayın Sultanı’ derler. Biz de üzerimizde böyle bir sorumluluk hissettik” ifadelerine yer verdi. – ESKİŞEHİR
]]>Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayı boyunca satılacak ramazan pidesi fiyatlarını açıkladı. Balcı, Federasyonun Genel Merkezinde yaptığı konuşmada Türkiye genelinde iller bazında uygulanması düşünülen Ramazan pidesi ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı ülke genelinde pidenin kilogram fiyatının 60 lira geçemeyeceğini dile getirirken geçen yıl Türkiye’de pidenin kilogram fiyatının azami 33 buçuk lira olduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin hiçbir yerinde pidenin kilogram fiyatı 60 liranın üzerinde olmayacak”
Balcı geçen yıl un fiyatının 360 lira seviyesinde olduğunu bu yıl ise 800 lira bandında çıktığını hatırlatarak, “Undaki artışın yüzde 110 olduğunu görüyoruz. Geçen sene tüm Türkiye’de uygulanan tek pide fiyatı ise 33 buçuk lira. Bu sene odalarımızla yapmış olduğumuz genelge ve görüşmeler neticesinde azami kilogram fiyatı 60 lira olacak. Dolayısıyla geçen sene 33 buçuk lira olan pide fiyatı bu sene 60 lira olarak uyguladığımızda yüzde 80 artış olduğunu görüyoruz. Giderlerimize baktığımızda yüzde 100’ün üzerinde bir artış varken yüzde 80 artışın vatandaşlarımızın da makul karşılayacağını ümit ediyorum. Ankara ilinde 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak. Yine Antalya’da 250 gram pide 15 lira. İstanbul’da da 250 gram pide 15 lira. Fakat her ilçede ve her ilde odalarımız kendi maliyet hesabını yaparak ilgili olan esnaf odaları birliğinden fiyat alacak. Dolayısıyla o coğrafi yapıya göre vatandaşımızın arzusuna göre değişik gram ve fiyatlarla pide üretilecektir. Ama Türkiye’de hiçbir yerinde kilogramı 60 liranın üzerinde olmayacak. İstanbul’da bir yerde veya herhangi bir işletmede 250 gram 15 liraya satılırken aynı şekilde iki 330 gram pide 20 liradan satılabilecek. Geçen senenin oranlarına baktığımızda aradaki farkın yüzde 80 olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
2002 yılında asgari ücret alan biri 920 adet ekmek alınırken 2024 yılında bu sayı 2 bin 125
Ekmek fiyatlarını da değerlendiren Balcı, “2023 yılında asgari ücret 8 bin 506 lira 6 kuruş iken 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olmasıyla birlikte asgari ücrette yüzde 100 artış olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde un fiyatı 380 liradan 700 lira bandına geldiğinde yüzde 84 bir artış var un fiyatında. İşletme giderlerimiz 4 bin 500 lirayken 7 bin lira bandına geldiğinde yüzde 55 bir artış söz konusu. 2023 yılında ekmeğin kilogram fiyatı 35 buçuk lirayken 2024 yılında ekmeğin ocak ayında kilogram fiyatı 40 lira. Ekmekteki artışında yüzde 14 ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Bütün bunları değerlendirdiğimizde bakacak olursak 2002 yılında asgari ücret 184 lirayken bir kilogram ekmek 1 liraymış. Yani 184 kilo ekmek alıyorsunuz. Bu da 200 gram üzerinden 920 adet ekmek yapıyor. 2002 yılında asgari ücret alan vatandaşımız aldığı asgari ücretle 920 adet ekmek alıyor. 2024 yılında asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu düşünecek olursak, ekmeğin kilogramı 40 lira olduğunda 425 kilogram ekmek alınıyor. 200 gram üzerinden baktığımızda 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Yani 2002 yılında 920 adet ekmek alınırken asgari ücretle, bugünkü asgari ücretle 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Aradaki ekmek farkı da bin 205. Dolayısıyla burada ekmek fiyatının çok makul olduğunu görmek mümkün” diye konuştu. – ANKARA
]]>Sivas’ta 1951 yılında dünyaya gelen Turap Sönmez, ilkokulu bitirmesinin ardından çocuk yaşlarda atıldığı iş hayatından 1995’te emekli oldu.
İki çocuk dünyaya getiren ilk eşinden 2004’te boşanan Sönmez, 2011’de Demetevler Fatma Üçer Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü’nde kalmaya başladı.
Yozgat’ta 1938’de doğan Sabiha Sönmez ise 1984’te Hazine ve Maliye Bakanlığından emekli oldu.
Emekli olduğu sene eşini, ardından da farklı tarihlerde hastalıklar nedeniyle iki çocuğunu kaybeden Sabiha Sönmez, 2017’de aynı huzurevine kabul edildi.
Burada bir süre birbirlerini tanıyan Sabiha ve Turap Sönmez, hayatlarını birleştirme kararı alarak 4 Ağustos 2017’de evlendi.
Huzurevindeki günlerini çeşitli sanat ve el işi etkinlikleri yaparak geçiren Sönmez çifti, birbirlerine duydukları sevgi ve saygı sayesinde evliliklerini “bahar” tadında geçiriyor.
“Buranın en yakışıklı ihtiyar delikanlısı”
Sabiha Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yozgat’ta doğduğunu ancak 5 yaşındayken Ankara’ya geldiklerini ve ilk evliliğini de Ankara’da yaptığını söyledi.
Önce eşini, daha sonra iki çocuğunu kaybettiğini anlatan Sönmez, ailesini kaybetmenin üzüntüsüyle zor günler geçirdiğini ifade etti.
Sönmez, ilk olarak Akyurt’taki huzurevinde kalmaya başladığını, 2017’de Demetevler’deki huzurevine geçtiğini belirterek, aynı yıl Turap Sönmez ile tanıştıklarını belirtti.
Sabiha Sönmez, eşiyle tanışma hikayelerini şöyle anlattı:
“Şurada çardakta oturuyorduk. Yanıma geldi, oturdu. Bana ‘Seni pide yemeye götüreyim mi’ diye sordu. Ben de ‘Olur’ dedim. Orada bana talip oldu. Ben de ‘Düşüneyim’ dedim. Düşündüm, buranın en yakışıklı ihtiyar delikanlısı. Evlenmeye karar verdim. Bununla evlendim, hayatımı birleştirdim. Çok mutluyum. Kocamı çok seviyorum.”
2017’de evlenmelerine rağmen heyecanlarının ilk günkü gibi olduğunu ifade eden Sönmez, hayatından memnun olduğunu dile getirdi.
Sönmez, birbirlerini bu kadar sevmelerindeki sırrın ne olduğuyla ilgili “Sevgi diye bir şey yok, alışkanlık var. Hayata karşı bir bağlılığın var. Hayata devam ediyorsun. Hayat birliği var. Sevgi sonradan kendiliğinden geliyor. Öyle severek, gençlikte aşık olduğun gibi değil. Öyle olmaz.” ifadelerini kullandı.
“Çardakta tanıştık. ‘Seni yemeğe götüreyim, pide sever misin’ dedim”
Turap Sönmez ise 1968’den bu yana Ankara’da yaşadığını söyledi. Teknik öğretmen okulunda, döküm fabrikasında çalıştığını daha sonra ticaretle uğraştığını belirten Sönmez, 1995’te emekli olduğunu bildirdi.
Sönmez, iki çocuk dünyaya getiren ilk eşiyle anlaşamadıkları için 2004’te boşandıklarını, 2011’de huzurevinde kalmaya başladığını kaydetti.
Huzurevinde ikinci baharını yaşamaya başladığını dile getiren Sönmez, eşi Sabiha Sönmez ile tanışma hikayelerini şöyle anlattı:
“Midemde bir yara vardı. Onkoloji’de ameliyat oldum. 10-15 gün hastanede kaldım. Bu arada huzurevine Sabiha Hanım gelmiş. Dışarıda çardakta oturuyordu. Yanına gittim. Orada muhabbet, hal hatır ettik, tanıştık. ‘Seni yemeğe götüreyim, pide sever misin?’ dedim. Yakındaki pide salonuna gittik ama dükkan kapanmış. Sabiha Hanım, başka bir pide salonunu söyledi. Oraya gittik, pide yerken konuştuk. ‘Evlenmeyi düşünüyor musun’ diye sordum. Sabiha Hanım da ‘Düşünelim, birbirimizi tanıyalım’ dedi. Ben de ‘Tamam’ dedim. Aradan 10-15 gün geçti. Yine ara ara konuştuk. Ortalıkta laf, söz olmasın, sıkıntı olur dedik, durumu kurum müdürümüze bildirdik. Hoca çağırdık, dini nikahımız kıyıldı. Sonra burada eğlence oldu, resmi nikah yapıldı.”
Sönmez, “Gerçekten ikinci bahar oluyor mu sizin için?” sorusuna, “Evet, ikinci bahar. Ben çok seviyorum. Allah razı olsun. Yerden göğe kadar memnunum.” yanıtını verdi.
Turap Sönmez, röportajın ardından eşi Sabiha Sönmez’e çiçek vererek 14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutladı.
Sabiha Sönmez de sarılıp öptüğü eşinin Sevgililer Günü’nü kutladı.
]]>