NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, temaslarda bulunmak üzere geldiği Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir araya geldi. Görüşmede Ermenistan-NATO iş birliğine ilişkin konular ele alınırken, Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması müzakerelerine ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu. Stoltenberg ve Paşinyan görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı.
NATO Genel Sekreteri olarak ilk defa Erivan’ı ziyaret ettiğini belirten Stoltenberg, “Ermenistan uzun süredir NATO’nun ortağıdır ve NATO misyon ve operasyonlarına katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum. Ermenistan, yaklaşık 20 yıldır NATO’nun barışı koruma misyonunda önemli bir ortak olarak Kosova’daki tüm topluluklar için emniyetli ve güvenli bir ortam sağlanmasına destek oluyor ve son yıllarda artan askeri katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum” dedi. İkili görüşmede Güney Kafkasya’da istikrarın önemine de değindiklerini aktaran Stoltenberg, “Bu durum, daha tehlikeli bir dünyayla karşı karşıya olduğumuz şu günlerde Avrupa-Atlantik güvenliği açısından önem arz ediyor” dedi.
Ermenistan ve Azerbaycan barış müzakerelerine değinen Stoltenberg, “Ermenistan ve Azerbaycan’ın savaşın ardından kalıcı bir barışa ulaşma fırsatına sahip. Bu nedenle her iki ülkeyi de ilişkilerin normalleşmesinin önünü açacak ve halklarınız için kalıcı bir katkı sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı. Stoltenberg, NATO’nun Ermenistan’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve barış arzusunu desteklediğini söyledi.
Rusya ve Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, barışı hafife alamayacağımızı hatırlatıyor. Ukrayna ile dayanışmanızı memnuniyetle karşılıyor ve tüm ortakları, Putin’in savaşı kazanmamasını sağlamak için ellerinden geleni yapmaya davet ediyorum. Savaş alanındaki durum hala zor. Ancak bu, desteğimizi azaltmak için değil adım atmak için bir nedendir. Putin Ukrayna’da başarılı olursa, saldırılarının burada bitmeyeceğine dair gerçek bir risk var ve diğer otoriter aktörleri de cesaretlenecek” dedi.
Paşinyan: “Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık”
Stoltenberg ve heyetini birlikte ağırlamaktan mutluluk duyduğunu bildiren Paşinyan ise, “Ziyaretiniz, Ermeni-NATO ortaklığının yanı sıra bölgesel ve küresel istikrar ve güvenlik konularında fikir alışverişinde bulunmak için iyi bir fırsat oldu” dedi. Paşinyan, Ermenistan-NATO ortaklığının yeni formatı olan “Bireysel Ortaklık” programının yakın zamanda onaylanmasını umduğunu belirtti. Ermenistan’ın barışı koruma çabalarının uluslararası barış ve güvenliğe önemli bir katkı sağladığını belirten Paşinyan, “Ermeni barışı koruma birimi katkı sağlamaya devam ediyor ve bildiğiniz gibi Temmuz 2023’te Kosova’da istikrarsız bir durum yaşandığında, Ermenistan barışı koruma birimi personeline 17 asker daha ekledi” diye konuştu.
Paşinyan, “Azerbaycan’la ilişkileri, defalarca dile getirdiğim, en üst düzeyde mutabakata varılan üç prensip temelinde çözmeye hazır olduğumu bir kez daha teyit ediyorum. Bu, Alma-Ata Deklarasyonu temelinde, birbirlerinin toprak bütünlüğünün tanınması, 1991 yılında SSCB’nin çöküşü sırasında iki cumhuriyet arasındaki mevcut sınırın restorasyonu, Ermenistan-Azerbaycan devletlerarası sınırının 1991’e uygun olarak çizilmesidir. Alma-Ata Deklarasyonu’na göre bölgesel altyapıların geliştirilmesinin yanı sıra ablukanın kaldırılması da ülkelerin egemenlik ve yargı yetkisine saygı gösterilerek eşitlik ve karşılıklılık ilkeleri temelinde gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Paşinyan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“İkincisiyle ilgili olarak bu konudaki anlayışımızı tamamlayan ‘Barışın Kesişimi’ projesini sundum. Ermenistan ile Azerbaycan arasında bilinen ilkelere dayanan barış sürecinin yanı sıra baskı ve tehditlerin açıkça reddedilmesi konusunda NATO dahil uluslararası toplumdan güçlü destek bekliyoruz. Ayrıca 1991 yılında askerlerin Ermenistan-Azerbaycan sınırından ‘ayna’ ilkesine göre çekilmesi ve karşılıklı silahların kontrolü ve saldırmama anlaşmasının imzalanması yönündeki önerileri de Genel Sekretere sundum. Ancak bu tekliflere ilişkin resmi Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık.”
“Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlıyız”
Paşinyan, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlı olduklarını ifade ederek, “Türkiye ile 2022 yılında varılan ve daha sonra tekrarlanan anlaşmaların uygulanmasının Güney Kafkasya bölgesinde barışa ulaşma sürecini olumlu yönde etkileyebileceğine inanıyoruz” açıklamasını yaptı. Stoltenberg ile yaptığı görüşmede Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin reform gündemini de ele aldığını belirten Paşinyan, “Bu sürecin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını, Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin savunma yeteneklerini geliştirmeyi hedefleyerek Ermenistan’ın toprak bütünlüğünü güvence altına almayı amaçladığının altını çizmiştim” dedi. – BAKÜ
]]>***
Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda, Azerbaycan’ın izlediği başarılı politika sonucunda bölgedeki Ermeni işgali sona erdi. Bakü yönetimi, 1. Karabağ Savaşı’nda kaybettiği toprakların bir kısmını savaşarak, bir kısmını da diplomasi ile geri almayı başardı. Erivan ise yenilgiyi kabul etti. Eylül 2023’de Azerbaycan ordusu, Karabağ’da faaliyetlerine devam eden gayrimeşru Ermeni rejimine yönelik anti-terör operasyonuyla bölgeyi tamamen kontrol altına aldı. Azerbaycan yıllardır işgal altında olan topraklarını kurtarırken, Güney Kafkasya’daki statüko da değişti. Savaşın ve mağlubiyetin etkileri ise Ermenistan iç ve dış siyasetini etkilemeye devam ediyor.
Erivan siyasetinde dengeler
2018 yılında “Kadife Devrim” olarak adlandırılan protesto gösterileriyle iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkeyi yolsuzluktan ve eski tarz siyasetten kurtaracağını belirtti. Ancak Ermenistan’ın 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda ağır bir yenilgi alması, Paşinyan’ı eleştirilerin odak noktası haline getirdi. Muhalifler onu hem söz verdiği reformları yerine getirmediği hem de Azerbaycan’a karşı savaşı kaybettiği için eleştirmeye devam etti. Bağımsızlıktan 2018 yılına kadar ülkeyi yöneten “Karabağ Klanı” ise Paşinyan’ı istifaya davet ederek etnik milliyetçi muhalefetin liderliğini yapıyor. Nisan 2021’de istifa etmek zorunda kalan Paşinyan, Haziran 2021’de gerçekleştirilen erken seçimlerde yüzde 50’den fazla oy alarak seçimleri kazandı.
Savaşın ardından popülaritesi azalan Paşinyan’ın net bir zafer kazanması, Ermenistan halkı için önemliydi. Yöneticileri, medyası ve Batı’daki diasporası tarafından yıllarca manipüle edilen Ermeniler, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Karabağ’da yaklaşık 30 yıldır sürdürdükleri işgal sona ererken geriye oldukça sorunlu bir ekonomi ve dışa bağımlı hale gelen bir ülke kaldı. Diaspora ve Rusya’nın ekonomik yardımları yıllarca Ermeni dış politikasına yön verirken sürdürülen savaş ekonomisi Ermeni halkının yaşam koşullarını zorlaştırdı. Bu sebeple yolsuzluk davaları devam eden ve Moskova’nın desteklediği eski siyasetin en önemli figürlerinden Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın seçilememesi, Ermeni halkının yeni ve daha temiz bir siyaset talebini ortaya koydu.
Ermenistan’ın ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarının farkında olan Paşinyan, nefret temelli Türk düşmanlığını içeren milliyetçi politikaya karşı çıkıyor. Bu sebeple etnik milliyetçi “Karabağ Klanı” ile savaş taraftarı ve bölgesel gerçekliklerden uzak olan Ermeni diasporasının ülke siyasetindeki etkisini kırmaya çalışıyor. 2020’deki savaşın ardından önceki yıllarda izlenen politikaları eleştiren Paşinyan, Karabağ’daki yeni statükonun Ermenistan’ın geleceği açısından daha olumlu olduğunu ifade ederek kamuoyunu da yanına çekmeye çalışıyor. Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç duyan Erivan yönetimi, bu ülkelere karşı toprak taleplerini içeren 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi’ni ve anayasayı değiştirmeyi de gündeme getirdi.
Dış politikada arayış
Ermeni halkının da isteği olan hukuksal ve ekonomik reformlar ise dış politikada doğru adımların atılmasıyla mümkün olabilir. Nitekim 2000’li yıllardan itibaren ulus-devlet inşasını olgunlaştırıp ekonomisini geliştiren Azerbaycan, çok taraflı dış politikasıyla ordusunu modernize ederek Ermenistan ile arasındaki güç dengesini değiştirmeyi başardı. Yaşanan bu süreç, Erivan’ın ülke üzerindeki Rus nüfuzunu kırmaya çalıştığı ve Batı yanlısı bir politika takip ettiği bir dönemi başlattı. Muhalefette olduğu dönemde de Moskova karşıtı söylemleriyle tanınan Paşinyan, 2020’deki savaşın ardından bu düşüncelerini daha net şekilde uygulamaya başladı. Özellikle geçtiğimiz şubat ayında Paşinyan’ın Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) Ermenistan’ın katılımını askıya aldıklarını açıklaması, Erivan dış politikasındaki “eksen kayması” tartışmalarını artırdı.
2. Dağlık Karabağ Savaşı’nın seyrini değiştiren en önemli unsurlardan birisinin bölgedeki Türk-Rus çekişmesi olması, Paşinyan’ın argümanlarını Ermenistan kamuoyunda da güçlendirdi. Rus silahları ve teknolojisi ile donatılan Ermenistan ordusu, insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) başta olmak üzere Azerbaycan ordusunun kullanımına sunulan Türk silahları ve teknolojisi karşısında çaresiz kaldı. Nitekim bu süreç Ermenistan’ı hem komşularıyla ilişkilerini düzelttiği hem de Batı ile ilişkilerini geliştirdiği çok boyutlu bir dış politika oluşturmaya teşvik etti. Bu noktada Haziran 2023’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlama törenine katılan Paşinyan, Ankara ile ilişkilerinin normalleşmesinin Ermenistan açısından en önemli faktör olduğunu ifade etti.
Erivan’ın Batı yanlısı dış politika açılımına ise en fazla ilgi gösteren ülke Fransa oldu. İki ülke arasında çeşitli güvenlik anlaşmaları ve askeri yardımlar konusunda görüşmeler gerçekleşti. Hatta bu yakınlaşma, Fransa’nın açıkça Azerbaycan karşıtı bir siyaset izlemesine ve kısa sürede Bakü-Paris ilişkilerinin bozulmasına neden oldu. Türkiye’nin Afrika’da artan etkisinden rahatsız olan Fransa’nın, jeopolitik bir karşılık olarak Güney Kafkasya’daki yeni denklemde bir rol kazanmaya çalıştığı söylenebilir.
Bu noktada Paşinyan liderliğindeki Ermenistan’ın dış politika açılımları pragmatiktir. Erivan, Batı yahut Rusya arasındaki bir eksen tercihinden ziyade çok boyutlu bir dış politika anlayışıyla ülkedeki sorunları gidermeyi amaçlıyor. Ermenistan’ın komşularına karşı atacağı pozitif adımlar muhakkak ki karşılık bulacak ve ülkedeki sosyo-ekonomik reformlar için önemli bir fırsat doğuracaktır. Ancak hem içerdeki muhalefetin baskısı hem de Erivan’ın yeni müttefiklerinin jeopolitik arzuları, Güney Kafkasya’da beklenen bölgesel barışı olumsuz etkileyebilir.
[University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Orta Asya siyaseti, Rus dış politikası ve Avrasya jeopolitiği konularında çalışmaktadır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>