Adapazarı ilçesi Yağcılar Mahallesi’nde bulunan bir sitede pandemi dönemiyle gelenek haline gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında bu senede site sakinleri, çocuklar için çeşitli hediyeler vererek gönüllerince eğlenmelerini sağladı. Türk bayrakları, balonlarla donatılan site içinde çocuklar palyaço ve oyuncaklarla eğlendi. Meşale ve havai fişeklerle kutlanan 23 Nisan gününde Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’da çocukların mutluluğuna ortak olarak hediye takdim etti. Pandemi döneminde yapmaya başladıkları kutlamayı gelenekselleştirdiklerini Belirten Büşra Baycan, çocukların mutlu olması için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarını belirtti.
“Değerlerimizi öğretiyoruz aslında çocuklarımıza”
Pandeminin bile kutlamaya engel olmadığı günü gelenekselleştirdiklerini belirten Büşra Baycan, “Biz her sene çok büyük özenle bugünü programlıyoruz. Hatta bir hafta öncesinde bunun hazırlıklarına başlıyoruz. Bütün site sakinleri olarak mutlaka herkes bir şeyler yapıyor. Çocuklarımızın, bugünleri unutmaması için bir de bu evde kalmışlığın vermiş olduğu bir sıkıntıyı dışarı atmak için bir hafta boyunca bu sitede çalışmalar yapıyoruz. Camları süslüyoruz, balonlar şişiriyoruz. Hatta geçtiğimiz yıllarda resim yarışması yapmıştık, hala onları saklıyoruz. Onlar da büyüyorlar bununla. Değerlerimizi öğretiyoruz aslında çocuklarımıza. Pandemi sürecinde çocuklarımızın, okullarda bile iptal olan bir tören süreçleri vardı. Biz bugünü yaşatmak istedik, çünkü çocuklarımız bunu unutsun istemedik. Pandemi sürecini ne kadar süreceğini de bilmiyorduk sonuç olarak. Çocuklarımızın üzerinde evde kalmış olmanın verdiği sıkıntılar vardı dolayısıyla birlikte toplandık ve bu organizasyonu yapmaya karar verdik, sitemizi süsledik. İlk olarak resim çizmeyle başladık, sonrasında görkemli törenlere dönüştürdük. İlk başta mesafeli olarak kutladığımız süreç şimdi sarılma ve kucaklaşma ile devam ediyor, çok mutluyuz” dedi.
“Herkes katılım gösteriyor, site dışından da ilgi var”
Site dışından da katılım olduğu söyleyen Baycan, “Pandemide doğan çocuklar var, hiçbir şey bilmeden devam edeceklerdi ama şimdi onları da bu sürece empoze etmiş durumdayız. Herkes katılım gösteriyor, site dışından da ilgi var. Yani yan sitelerden bile gelmek istiyorlar, bu bizim için gurur verici bir durum. Çocuklarımıza armağan edilen bu kutlu günü pandemi bile bozamadı, biz dört senedir her şeye rağmen kutlamaya ve çocuklarımıza bugünün değerini, kıymetini anlatmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
“Bir önceki yıl da kutlamalarda çok eğlenmiştik ve bu kutlama da çok eğlenceli geçiyor”
Gönlünce eğlendiğini belirten 8 yaşındaki Esmanur Tahtakale, “Burada eğlenceli oyunlar oynuyoruz. Bir önceki yıl da kutlamalarda çok eğlenmiştik ve bu kutlama da çok eğlenceli geçiyor. Taç aldım, baloncuk aldım, bardak aldım, verdikleri hediye paketinin içerisinden ayıcık çıktı. Pamuk şeker aldım. Çok mutluyum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>Almanya’nın “bilim şehri” olarak bilinen Darmstadt’da Türk kökenli Doktor Cihan Çelik ödüle layık görüldü. Darmstadt Şehir Hastanesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Çelik, Almanya hükümeti tarafından kamu yararına yapılan hizmetler için verilen ve en yüksek onur ödülü olan Almanya Liyakat Nişanı’nın sahibi oldu. Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden’deki Başbakanlık binasında düzenlenen ödül töreninde Çelik’in nişanını Hessen Eyaleti Sağlık Bakanı Diana Stolz verdi.
“Bu ödülü Çelik’e vermek benim için büyük bir önem arz ediyor”
Ödül töreninde konuşan Stolz, “Pandemi döneminde başarılı çalışmaları sebebiyle Dr. Çelik’i ve ekibini tebrik ediyorum. Ödülün Hessen eyaletinden birisine verilmesi çok önemli. Bizim için ayrıca sağlık bakanlığı olarak sağlık sektöründen birisine verilmesi ayrı bir önem arz ediyor. Daha önemlisi de Cumhurbaşkanımız adına bu ödülü Dr. Çelik’e vermek benim için büyük bir önem arz ediyor” dedi.
“Bu ödülü Almanya’daki Türk toplumu adına alıyorum”
Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında Çelik, “Almanya’da yaptığımız işin karşılığını aldığımız için çok mutluyum. Çok gururluyum. Bu ödülü Almanya’daki Türk toplumu adına alıyorum. Pandemi döneminde ekibimle birlikte yoğun bir mücadele verdik. ve başarılı işlere imza attık. Başarımızı görüp bizi ödüllendiren Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bütün yetkililere teşekkür ediyorum. Aileme bu süreçte desteği için teşekkür ediyorum” dedi.
“Çok iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum”
Çelik Türkçe yaptığı açıklamada ise, “Çok gurur verici bir ödül tabi ki. Doktor olarak, hastanelerde pandemi süresince çalışan insanlar olarak tabi gurur verici bir durum” ifadelerini kullandı.
Almanya’da büyüyen Türk kökenli biri olarak ailesinin okula ve bilime önem vermesinin çok önemli olduğuna vurgu yapan Çelik, “Ailemiz için okula gitmemiz, yüksek lisans kazanmamız son derece önemli olduğu için bu yolda gidebildik. Onun için aileme minnettarım” şeklinde konuştu.
Pandemi döneminde yürütülen çalışmalara değinen Çelik, “Pandemi sürecinde doktorlar ve hastanede çalışan insanlar birbirlerine kenetlendi. Hepimiz bu pandemi sürecini en iyi şekilde yönetmek için bir güç olduk. Bu süreçte çok iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Sonuçta Almanya’da, bizim hastanede pandemi süreci olabildiğince iyi geçti. Tabi ki çok insan kaybettik. Ama bunu unutmuyoruz. Bir pandemi daha olacak. Buna eminiz. Kendimizi hazırlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Çelik, “Yaptığınız iş görüldüğü zaman çok minnettar olmanız gerekiyor. Biz de bu durumdayız. İşimizi yapıyoruz ama ödül kazanmak için yapmıyoruz. Tıp ve doktorluk önemli bir iş. Bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Ama insanların bu yaptığımız işi görmesi bizim için mutlu ve gurur verici bir durum” dedi.
“Türk toplumu açısından çok önemli”
Dr. Çelik’i yalnız bırakmayan Frankfurt Başkonsolosu Erdem Tunçer de çok mutlu olduğunu belirterek, “Davet üzerine buraya geldim. Türk kökenli bir insanın böylesi önemli bir ödüle layık görülmüş olması Almanya’daki Türk toplumu açısından çok kıymetli. Biz Doktor Çelik’in hem pandemi dönemi hem 6 Şubatta ülkemizde meydana gelen depremdeki çalışmalarını takip ettik. Kendisi çok özverili şekilde çalıştı. Almanya’daki Türk kökenlilerin neleri başarabileceğinin somut bir kanıtı. Bir Türk kökenli doktorun böyle bir ödüle layık görülmesi entegrasyonun başarılı olduğunun da bir kanıtı. Dr. Cihan Çelik’i ailesini ve onun yetişmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum” dedi.
“Bir Türk olarak gurur duyuyorum”
Çelik’in babası Doğan Çelik ise oğluyla gurur duyduğunu belirterek, “Türk toplumunun içerisinde böyle bir gencimizin buralara gelmesi mutluluk veriyor. Hayatı hep başarılarla doluydu. Bir işçi ailesi çocuğu olarak bu başarıyı göstermesi bizim için övünç kaynağı. Bir Türk olarak gurur duyuyorum” diye konuştu.
Cihan Çelik, daha önce de Darmstadt Belediye Başkanı Jochen Partsch tarafından pandemi sırasında bilgi ve eğitime, kamu yararı ile bilimin halk arasında kabulünü teşvik etmeye yönelik katkılarından dolayı Darmstadt Bilim Şehri Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmişti. – HESSE
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve CHP adayı Mansur Yavaş, “Pandemide gerçekten esnaf dostu bir belediye başkanının nasıl olduğunu bütün Ankara’ya gösterdi. Halbuki şunu söylüyorlardı; seçime girerken pazarcılar terörist olmuştu. Öyle değil mi 2019’da? İnsanlar idare edenler kendisi beceremeyince kabahati başkasında buluyor. Son seçimlerde de kasapları terörist yapıyorlardı. Mutlaka seçime giderken birilerine bir lafla söylüyorlar. Halbuki terörist dediğiniz insanlar bu fiyatların artmasında hiçbir sorumluluğu yok. Bunlar ekmeğinin peşinde olan insanlar. Alın teriyle o yazın sıcağın altında, o son soğuk günlerde halka hizmet için çalışıyorlar. ve şunu da söyleyeyim; biz pandemi döneminde esnaflarımızın, kiracılarımızın çoğundan kira almadık, erteledik, zam yapmadık. Ama benim rakibim duyduğum kadarıyla pandemide sekiz bine yakın esnafa ceza kesmiş. İşte onun kestiği cezayı şimdi sandıkta siz ona ceza keserek cevabınızı vereceksiniz” dedi.
Mansur Yavaş, Pazarcılar Odası ile birlikte düzenlenen iftar programına katıldı. CPP Altındağ Belediye Başkan adayı Ramazan Değerli’nin de yer aldığı programda konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“18 Mart Çanakkale Zaferi’miz ve aynı zamanda da şehit ve gazileri anma günü. Dün onlarla hep birlikte iftar yaptık. Bugün Cebeci Şehitliği’nde hepsini gezdik. Bu vatan için kanını veren herkesin mekanı cennet olsun. Peygamber Efendi’mize komşu olsunlar inşallah. Ben 2019 yılında da söyledim, şimdi de söylüyorum. Dedim ki; biz 2019’da seçimi kazanacağız ama bu asla zafer olmayacak. Çünkü zafer düşmana karşı kazanılır. Bizim karşımızda düşman yok dedik. ve o günden bugüne oy vermeyen hiç kimseyle ilgili tek kelime konuşmadım. Yine seçimden önce şöyle söyledim; beni seçerseniz dedim oy vermeyenleri pişman edeceğim dedim. Herkes şöyle bir baktı. Keşke biz de oy verseydik dedirteceğiz. Öyle pişman edeceğiz dedik. ve Allah izniyle geçen seçim oy vermese de beş yıllık yönetimimizden sonra herkes gördü ki bu belediyeler çok daha farklı yönetiliyor. Taşa, betona değil insana yatırım yapıyor. ve insan kalbine girmek asıl belediyecilik odur. Eğer bu insanlar sizi seviyorsa, gördüğü yerde sizinle birlikte olmak istiyorsa gönlünüzde girmişsiniz demektir. Yoksa yolda gördüğü zaman döner arkasını gider. Peki bu nasıl oldu? Seçildiğimizden itibaren hiç kimseyi ayırmadan çalıştık. Kimseyi ötekileştirmedik. En önemlisi bu idi. Oy verdi vermedi yapmadık.
“BELEDİYE BAŞKANLIĞI, ÇÖP PROJELERLE ORTAYA ÇIKIP VATANDAŞIN PARASINI ÇÖPE ATMAK DEĞİLDİR”
Arkasından da pandemi geldi. Pandemide gerçekten esnaf dostu bir belediye başkanının nasıl olduğunu bütün Ankara’ya gösterdi. Halbuki şunu söylüyorlardı; seçime girerken pazarcılar terörist olmuştu. Öyle değil mi 2019’da? İnsanlar idare edenler kendisi beceremeyince kabahati başkasında buluyor. Son seçimlerde de kasapları terörist yapıyorlardı. Mutlaka seçime giderken birilerine bir lafla söylüyorlar. Halbuki terörist dediğiniz insanlar bu fiyatların artmasında hiçbir sorumluluğu yok. Bunlar ekmeğinin peşinde olan insanlar. Alın teriyle o yazın sıcağın altında, o son soğuk günlerde halka hizmet için çalışıyorlar. ve şunu da söyleyeyim; biz pandemi döneminde esnaflarımızın, kiracılarımızın çoğundan kira almadık, erteledik, zam yapmadık. Ama benim rakibim duyduğum kadarıyla pandemide sekiz bine yakın esnafa ceza kesmiş. İşte onun kestiği cezayı şimdi sandıkta siz ona ceza keserek cevabınızı vereceksiniz. Pandemi döneminde insanlar işlerini kapatmışken cebinde bir kuruş para yokken bu insanları ceza kesmek neyin nesi? Bizler de tam tersine esnaf ayakta kalsın diye elimizden gelen her şeyi yaptık. En zoruna gidenler de şu oldu; Saat gecenin 11.00’i Süleyman Soylu sokağa çıkma yasağı ilan etti. Herkes şaşkın. Pazarcıya esnafımız götürmüş, tezgahını sermiş. Ne yapacak? Ertesi gün sokağa çıkılmayacak, işte belediye başkanlığı budur. Yarım saat içinde başkanlıkla temasa geçip, o tezgahta kalanların hepsini alarak hiçbir pazarcıya esnafımızı mağdur etmedik. Bir tanesi de, en fazla zoruna giden de belediye defterleri kapattırdık esnaflara. Birbirini tanımayan insanlar gitti, herhangi bir bakkalın önünde o günlerde borcunu ödeyemeyen, bakkalın önünden geçmeye utanan insanların bütün veresiye defterlerini kapattı. Belediye başkanlığı budur. Çöp projelerle ortaya çıkıp vatandaşın parasını çöpe atmak değildir. İşte böyle böyle biz Ankaralının kalbine girdik. Ankaralıyla sevgilisi olduk. İnşallah Ankaralı bu sevgisini sandıkta gösterecek, rekor bir farkla belediyecilik dersini vatandaş verecek inşallah.”
]]>PANDEMİ GÜNLERİNDE YAŞADIKLARINI ANIMSATTILAR
“Bizler, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nde en yenimiz 2 yıl, en eskimiz 14 yıldır şoförlük hizmeti veren fedakar ve cefakar insanlarız. İstanbul’un her yerindeyiz. 39 ilçede varız. Silivri’den selam göndersek Tuzla’dan selam alan emekçi insanlarız. İstanbul genelinde İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Evde Sağlık Hizmetleri, Devlet Hastaneleri, Şehir Hastaneleri, Halk Sağlık Müdürlükleri ile kocaman bir aileyiz” sözleri ile basın açıklamalarına başlayan taşeron şoförler, pandemi günlerini anımsattı:
“Bizler bu işe girdiğimizde birlik, beraberlik içinde çalıştık. Şartlarımız iyi olmasa da, beraber ağlayıp beraber gülebiliyorduk. Zaman geçti, Pandemi döneminde yeri geldi evimize gitmedik. Gece gündüz demeden çalıştık, “Önce insan sağlığı” dedik. Sağlık Bakanlığı bu süreçte doktorlara ve hemşirelere pandemi desteği verdi. Ancak bizler 7/24 çalıştık yine de bizlere ödeme verilmedi. ve biz devletimize küsmedik, aynı şekilde çalışmaya devam ettik. Pandemi döneminde yeri geldi çalışan emekçi şoför kardeşlerimizi kaybettik. Biz “devletimiz, devletimiz” dereken bir baktık kimse arkamızda olmadı”
“HAKKIMIZ OLANI ALMAYA GELDİK” DEDİLER, TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Sendikalı oldukları için tehdit edildiklerini, üvey evlat muamelesi gördüklerini belirten şoförler, “Sesimizi duyurmaya, hakkımız olanı almaya geldik” dedi. Şoförler taleplerini ise şöyle sıraladı:
“Asgari Ücret + % 100 zam, Yemek Ücreti, Yol Ücreti, Mesai Ücreti, Araçları Yıkamak İçin Ücret veya Uygun Bir Mekan, Şoför Odası (İlçelerde odamız yok ve kışın araçlarda donuyoruz.), Çocuk Parası, Yakacak ve Ramazan Yardımı, İSPARK ve park mekanlarına ait ücretlerin karşılanması (Bunları cebimizden ödemek zorunda kalıyoruz.), Saygınlık, Sendikalı olma hakkımıza saygı duyulması, İşten çıkarmalara son verilmesi, İşten çıkarılan arkadaşlarımızın geri alınması, EYT’li arkadaşlarımızın emekli olduktan sonra, şu an hali hazırda çalışmakta olan emekli arkadaşlarımız gibi işlerine son verilmeden çalışmaya devam etmesi, Yapılan ve yapılacak olan ihale şartlarını öğrenmek…”
“BİZLERİ SAKIZ ÇİĞNER GİBİ AĞZINIZA ALAMAZSANIZ”
Taşeron şoförler Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ye şu sözlerle seslendi:
“Bizleri görmezden gelmeyin. Bizleri pandemide unuttuğunuz gibi şimdi de kadroya almayarak bizlere ihanet ediyorsunuz. Bu da yetmezmiş gibi elimizde bulunan kalifiye personeller varken KPSS ile şoför alımı yapıyorsunuz. Bizlerin açığını mı gördünüz, sizlere yanlış mı yaptık? Neden üvey evlat muamelesi görüyoruz? Bizler HAK ETTİĞİMİZ KADROYU istiyoruz. Bu ayıbınızdan acilen dönmelisiniz. Biz taşeron şoförler sizlerin seçim yatırımı değiliz. Bizleri sakız çiğner gibi ağzınıza alamazsınız. Siz öncelikle verdiğiniz sözleri yerine getirin”
ERDOĞAN’A: HANİ BABALAR SÖZÜNÜ TUTARDI
Şoförler Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’la ilgili de şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız bizlere söz verdi. Hani babalar sözünü tutardı? Artık İstanbul gibi bir metropol şehirde 17.000 lira alıp, yol ve yemeği cebimizden veri 12.500 liraya yaşamaya çalışıyoruz. Bu ayıptan bir an önce dönmeniz lazım”
]]>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre; 2023 yılında Türkiye’de 111 bin 576 esnaf kepenk kapattı. İzmir genelinde ise bu rakam 7 bin 345 olarak açıklandı. Esnafların yaşadığı sıkıntıları ve rakamları değerlendiren Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı Semih Girgin, yeni yılına ümitli başladıklarını ancak 2024’ün esnaf üzerindeki yükünün çok olduğunu söyledi.
Yaşanan ekonomik krizden en çok etkilenen kesim olan esnaf bir bir kepenk indiriyor. Esnafın yaşadığı sıkıntıları ANKA Haber Ajansına anlatan Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı Semih Girgin, “Bir pandemi yaşadık hatırlıyorsunuz. Ondan önce zaten çarşılarımızda bir savaş ekonomimiz vardı ve bu da esnafı çok vurmuştu. Bir de hiç beklemediğimiz bir pandemi rüzgarıyla bir buçuk yıl kaybettik. Pandemiden sonra toparlama sürecini çok iyi yaşadığımızı söyleyemeyiz. Ben Kemeraltı esnafı adına konuşayım. Esnaf ister istemez pandemi yaralarını pandemideki durağanlığını, borçlarını öteleyerek yeni bir döneme başladı. Biz pandemide vakıf kiralarını faizle ödedik, borçlarımızı ödedik, hiçbir şey ödememezlik yapmadık. Devletin tabi ki sahiplendiği konular oldu ama şu anda geldiğimiz noktada pandeminin ağırlığını hala üzerimizden atamadık” dedi.
“VAKIFLAR ÇOK YÜKSEK KİRALARLA ESNAFIN KARŞISINA ÇIKTI”
Pandemi sonrası 2023 yılının da istedikleri gibi gitmediğini anlatan Başkan Girgin, “2024 yılı yeni bir yıl. Hep umutlarla başladığımız bir yıl ama şu anda bizim elimizde olmayan artışlar maliyet artışları gelirin azalması, insanın cebindeki parasının çoğalmaması, tabandan esnafa yarayan bir girişin olmaması bizim şu andaki en büyük sıkıntımız. Bununla beraber tabii ki kaybettiğimiz şu anda kepenk kapatan esnaflarımız var. Bu kaçınılmaz. Buradaki bizim sıkıntımız maliyetlerin çok yüksek maalesef vakıfların bu dönem çok yüksek kiralarla esnafımızın karşına çıkması indirimlerin çok az olması buna takiben özel mülk sahiplerinin ister istemez kendi mülklerinde de kiraya talep etmeleri bizim şu an tıkandığımız en büyük nokta. 2024’ün bizim üzerimizdeki yükü çok fazla. Çünkü geçmişten daha bizi ağır bir enkazı aldık. Bitiremedik. Rahatlayamadık. Yazı dışarıdan gelen turistler bir şekilde döndürüyoruz ama kışın bu yük bizim üzerimize çok inanılmaz derecede biniyor. Bunun şu anda altına ezilmişliğini yaşıyoruz” diye konuştu.
“ESNAF DEVLETÇİDİR AMA ESNAFA SAHİP ÇIKILMALI”
Başkan Girgin esnafların taleplerini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Talep olarak istediğiniz aslında çok bir şey değil. Biz devletçiyiz. Esnaf her zaman devletçidir. Hükümetlerin bir şekilde esnafı rahatlatacak. Mesela en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi stopaj. Biz stopaj ağırlığından yükünden kurtulmak istiyor. Biz tabii ki esnafımız, buradaki çalışanlarımızın sigortasını yapmak zorunda. Bununla ilgili fişne devlet olan sorunu yerine getirmek zorunda. Bu oranlar inanılmaz derecede yüksek. Vergi dilimleri çok yüksek. Biz bu konu da altında kaldığımız bir durum. Artı kiralar. İşyerlerinde bu konu konuşulmadı. Mesela meskenlerde yüzde 25 dendi zamanında. Keşke bu iş yerleri için de bir dilim belirlenseydi. Enflasyon oranında devletin bazı kurumlara enflasyon oranında zam yapıyor. Bazı kurumlara da yüzde 300-400’lerle esnafın karşısına geliyor. Şimdi bunun bir skalası yok. Bunda oturmuşluğu yok. Esnaf iki yıl önce 6 bin lira ödediği kiraya bir yıl sonra 24 bu yıl 60 bin lira ödüyor. Şimdi 60 bin lira geliri yok ki bunun üzerine bunu koyma şansı sıfır. Buradan bir yere de taşınamıyor. İster istemez hayatını burada devam ettirirmiş. Buraya yatırım yapmış. Buraya masraf harcamış. Elemanını müşterisi buraya bağla başka bir semte gitmesi, bir AVM’ye gitmesi imkansız. O zaman bizim buradaki esnafa sahip çıkmamız devletin de burada esnafına sahip çıkmasıyla doğru orantılı. Biz varsak zaten şehirler yaşıyor. Biz buradaki aile yapısını, buradaki şehir ekonomisini biz ayakta tutuyoruz. Burası turizm açısından da o kadar önemli ve geleceği olan bir bölge ki bunun çok farklı bir masaya yatırılması lazım ki İzmir’i yönetenlerin turizm odaklı da İzmir’in bu sorunlarını gündeme alıp bir şekilde önünü açması lazım”
]]>