CHP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle açıklama yaptı. Tanrıkulu, “İşçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ı, bu yıl daha karanlık bir tablo ile karşılıyoruz. İşçilerin temel hak, özgürlük ve eşitlik taleplerinin görmezden gelindiği, iş cinayetlerinin normal, sorumluların yargılanmasını anormal olduğu, ucuz istihdam yani açık sömürü politikalarıyla çocuk emeğinin tercih edildiği, sağlıktan barınmaya, ulaşımdan eğitime tüm kamusal hizmetlerin piyasanın vahşi koşullarına terk edildiği, sendikal hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı, mücadele ve direnişin bastırılmaya çalışıldığı, taşeronlaştırmanın, güvencesizleştirmenin temel politika haline getirilerek yaygınlaştırıldığı, işsizliğin normalleştirildiği, yoksulluğun “kader” diye pazarlandığı, doğanın yağmaya ve talana terk edildiği, bağımsız, muhalif gazetecilerin yoğun baskı ile ezildiği günlerden geçiyoruz. AKP iktidarının amacının beyaz ya da mavi yakalı işçilerin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin engellenmesi, birlik ve dayanışma ruhunun zayıflatılması olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Tanrıkulu açıklamasında Türkiye’deki işçi ölümleri, işsizlik ve işçilerin ekonomik durumlarına ilişkin verileri de paylaştı. 2002 yılından bu yana 32 bin 478 işçinin ‘önlenebilir sebeplere rağmen’ yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Tanrıkulu şunları dile getirdi:
“Bu yılın ilk üç ayında en az 425 iş cinayeti… Ocak ayında 161, Şubat ayında 149, Mart ayında 115 olmak üzere üç ayda en az 425, her gün -en az- beş işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2023 yılında ise (Ocak 115, Şubat 261, Mart 130, Nisan 123, Mayıs 147, Haziran 160, Temmuz 184, Ağustos 206, Eylül 153, Ekim 151, Kasım 145, Aralık 154) en az 1.929 işçi yaşamını yitirdi. Ayrıca son 11 yılda -en az- 689 çocuk (99’u kız, 590’ı erkek) çalışırken hayatını kaybetti. Çocukların 80’inin göçmen/mülteci olduğu belirlendi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre, AKP iktidarında geçen 2002-2023 yılları arasında -en az- 32.478 işçi “önlenebilir sebeplere rağmen” yaşamını yitirdi.
“İŞSİZ SAYISI SON BİR YILDA 811 BİN ARTTI”
DİSK-Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından hazırlanan Mart 2024 dönemi “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” 15 Nisan günü yayımlandı. Buna göre; sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 550 TL’yi, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 16 bin TL’yi, yoksulluk sınırı 57 bin TL’yi, tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 25 bin TL’yi geçti.
DİSK Araştırma Merkezinin çalışmalarına göre ise; geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin kişi arttı, zamana bağlı eksik istihdam bir yılda 611 bin kişi arttı. Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 24,5, geniş tanımlı kadın işsizliği ise yüzde 32,9 oldu.”
]]>Macaristan’ın Özgürlük Savaşı’nın 176. yıl dönümü etkinliklerinde, bu ülkenin milli kahramanı Lajos Kossuth, Kütahya’daki törenle anıldı.
Börekçiler Mahallesi’nde 1982’de “Macar Evi” adıyla müzeye dönüştürülen konağın bahçesindeki törende ilk olarak Türk ve Macar milli marşları okundu, Kossuth Anıtı’na çelenkler bırakıldı.
Kütahya Valisi Musa Işın, törende yaptığı konuşmada, soydaş bir ülkenin temsilcilerini kentte ağırlamaktan dolayı memnuniyet duyduğunu belirtti.
Türk milletinin kendi bağımsızlıklarına verdikleri kıymet kadar diğer milletlerin dekine de değer verdiğini dile getiren Işın, şunları söyledi:
“Biz Türk milleti olarak samimi bir milletiz, dostluklarımıza önem veririz. Dostumuzu da düşmanımızı da iyi tanırız. Dostlarımızı her zaman misafir etmekten gurur duyarız. Bu bizim milletimizin şiarıdır. Hele hele Macaristan gibi soydaş bir ülkenin kurucusuna ev sahipliği yapmak bizim için ayrıca bir şereftir.”
“Kossuth’un buradaki özgürlük mücadelesi bir umut ışığıdır”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam da Türkiye ile Macaristan arasında Kütahya’da anlamlı temellerin atıldığını vurguladı.
Çam, iki dost ve soydaş ülkenin yaptığı çalışmalara buradaki programın önemli bir mesaj olduğunu ifade ederek, “Bu aynı zamanda iki devlet için geleceğe ışık tutan bir yol haritasıdır. Sadece bize değil başta Gazze olmak üzere özgürlük mücadelesi veren bütün her yere Kossuth’un buradaki özgürlük mücadelesi bir umut ışığıdır. Başta kültürel çalışmalar olmak üzere yapacağımız bütün işbirlikleri için tarihimiz bize yol haritası çizmektedir.” diye konuştu.
2024’ün Türk-Macar Kültür Yılı olarak belirlendiğini hatırlatan Çam, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında 100 etkinlik hazırladıklarını ve Macaristan’da bu etkinlikleri gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ise 15 Mart’ın kendileri için önemine değindi.
Ülkesinin özgürlük kahramanlarından en önemlisinin Lajos Kossuth olduğunu bildiren Matis, “Lajos Kossuth, Kütahya ile Macaristan ve Türkiye ile Macaristan arasında çok önemli bir bağ. Bundan dolayı da Lajos Kossuth’un anısını burada hep beraber yaşatmamız gerekiyor. Bunun için ildeki tüm yöneticilere ve Kütahyalılara çok teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde bu güzel anı yaşıyor ve bu müzeyi yaşatıyoruz.” ifadesini kullandı.
Matis, Türk-Macar Kültür Yılı kapsamında Macaristan kültürünün Kütahya’da ve Türkiye’de farklı etkinliklerle tanıtılacağını sözlerine ekledi.
Programda, Kütahya Belediye Başkanı Alim Işık ve Macaristan Fahri Konsolosu İsmet Güral da katılımcılara hitap etti.
Anma programının ardından İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde Macar müzisyen ve dans grupları gösteri sundu.
Lajos Kossuth
Macaristan’ın 1848-1849 yıllarında Özgürlük Savaşı’nı yöneten Lajos Kossuth, Avusturya Ordusunu ülkesinden çıkardıktan sonra cumhuriyeti ilan etti ve ülkenin ilk cumhurbaşkanı oldu.
Rusların yardımıyla yeniden ülkesine saldıran Avusturya Ordusuna yenilen Kossuth, ailesiyle sürgüne geldiği Kütahya’da 1850-1851 yıllarında kaldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kossuth’un Kütahya’daki iki katlı ve 7 odalı evini restore ederek, 1982 yılında müzeye dönüştürdü.
]]>Muhalefetin çatı oluşumu Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin çağrısıyla başkent Tunus’un merkezinde yer alan Habib Burgiba Caddesi’nde düzenlenen gösteriye yüzlerce kişi katıldı.
Yoğun güvenlik önlemleri altında düzenlenen gösteride, Tunus bayrağı ve hükümeti protesto eden dövizler taşıyan göstericiler, “Polis devleti bitti, özgürlük.. özgürlük”, “Halk darbenin sona ermesini istiyor”, “Şehitlerin kanı özgürlük için döküldü” sloganları attı.
Gösteriye katılan Nahda Hareketi Sözcüsü İman el-Hamiri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Özellikle devrimin kazanımlarının gerilediği şu zamanda devrimin kazanımlarını kutlamanın sembolik bir önemi var. Devrimin ardından anayasal kazanımlar kapsamında örgütlenme hakkı, ifade hakkı gibi özgürlüklere yönelik engellemeler var. Halkın meşruiyetini kabul ettiği, başkanlık seçimlerinin tekrar tesisi için Tunusluları bir araya getirecek ulusal diyalogda kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Nahda Hareketi Genel Sekreteri el-Acmi el-Verimi ise, Tunus halkının hala devrime inancı olduğunu vurgulayarak demokratik geçiş sürecinde özgürlüklerin ve ekonomik şartların iyileştirilmesinin önemine vurgu yaptı.
Gösteride İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını da protesto eden eylemciler, Filistin bayrağı açarak İsrail aleyhine sloganlar attı.
“Özgürlüklerde kısıtlamalar var”
Demokratik Akım Partisi Genel Başkanı Hişam el-Acubi, “Ne yazık ki devrimin ardından kazandığımız özgürlüklerde kısıtlamalar yaşanıyor. Bugün birçok siyasetçi 10 ayı aşkın süredir tutuklu olarak yargılanmaya devam ediyor.” ifadelerini kulandı.
Ulusal Kurtuluş Cephesi Lideri Ahmed Necip eş-Şabi gösteride yaptığı konuşmada, “Bugün, devrimin 13’üncü yılında, devrimin başarılarıyla ve sağladığı özgürlüklerle gurur duymak için bir araya geldik. Devrimin ardından sonraki on yılda anayasal kurumlarda demokrasinin en önemli adımı olan kuvvet ayrılığı esası gereğince birçok değişiklik yapıldı. Her ne kadar on yıllık iktidar sürecinde hükümetlerde istikrar sağlanamasa da, 25 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in hükümeti feshetmesi ve iktidarı eline almasını meşrulaştıramaz.” ifadelerini kullandı.
İktidarın devrim kutlamalarını 14 Ocak’tan 17 Aralık’a almasına tepki gösteren Şabi, iktidarın 17 Aralık’ta da kutlamalar düzenlemediğini bu yüzden “Yasemin Devrimi”nin kazanımlarını karşı olduğu söyledi.
Tunus Devrimi’nin üzerinden 13 yıl geçti
Tunus’un orta kesiminde yer alan Sidi Buzid kentinde 17 Aralık 2010’da kendini ateşe veren Muhammed Buazizi, 23 yıl boyunca ülkeyi demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle Tunus’tan kaçmasıyla sonuçlanan gösterileri başlattı.
Üniversite mezunu 26 yaşındaki seyyar satıcı Buazizi’nin zabıta tarafından tezgahına el konulması ve yetkililerce hakarete uğramasının ardından hayatını ortaya koyduğu eylem, Tunus’un “Yasemin Devrimi”, Arap dünyasının ise “Arap Baharı” olarak adlandırdığı süreç olarak biliniyor.
Cumhurbaşkanı Said’in “olağanüstü kararları”
Siyasi partileri ülkeyi yönetememek ve yolsuzlukla suçlayan Cumhurbaşkanı Kays Said, 25 Temmuz 2021’de aldığı “olağanüstü kararlar” ile parlamentonun çalışmalarını dondurdu ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırdı.
Yasemin Devrimi’nin 11. yılında, normalde her sene 14 Ocak’ta kutlanan Devrim Günü’nü de değiştiren Said, devrim kutlamalarının 17 Aralık’a alındığını duyurmuştu.
Tunus muhalefeti, Cumhurbaşkanı Said’in kararlarını “darbe” olarak nitelendirerek karşı çıkıyor.
Tunus’ta, 11 Şubat 2023’te başlayan operasyonlarla aralarında eski Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Gannuşi’nin de olduğu onlarca siyasetçi, gazeteci, aktivist, hakim ve iş insanı “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” iddiasıyla tutuklu yargılanmaya devam ediyor.
]]>