Özel, 29 Kasım Cuma günü saat 08.30’da, Marmara Cezaevi’ne giderek Özer’le görüşecek.
NE OLMUŞTU?
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim sabahı hakkında yürütülen “PKK/KCK örgüt üyeliği” soruşturması kapsamında evinden gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, aynı zamanda bir akademisyen de olan Özer’in, geriye dönük yapılan 10 yıllık inceleme çerçevesinde görüştüğü 694 kişinin “örgüt mensubu olduğu” öne sürüldü.
Özer’in KCK’lı eski Milletvekili Remzi Kartal’la yapılan görüşmesinin ise çözüm süreci zamanı 2015’te gerçekleştiği belirtildi.
31 Ekim günü ise İçişleri Bakanlığı, Özer’in görevden alındığını ve İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un kayyum olarak Esenyurt Belediyesine atandığını duyurdu.

Esenyurt Belediye BaşkanıAhmet ÖzerÖzgür ÖzelEsenyurtPolitikaCezaeviKayyumGüncelTerör
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP SEÇİMLERDEN SONRA İLK KEZ BİR ANKETTE İKİNCİ OLDU
Metropoll Araştırma,” Türkiye’nin Nabzı” Ağustos raporunu yayınladı. Rapora göre, 31 Mart’ta sandıktan zaferle çıkan CHP, yerel seçimlerden sonra ilk kez bir ankette ikinci sıraya geriledi.
AK PARTİ ZİRVEDE
Ankette AK Parti’nin oylarını yüzde 4,6 artırarak 22,7’ye çıkardığı görüldü. Kararsızların da oyları dağıtıldığında AK Parti’nin oyu yüzde 33’e kadar yükseldi.
ANA MUHALEFETİN OYLARINDA YÜZDE 4,2’LİK ERİME
İkinci sıradaki CHP’nin oylarında yüzde 4,2’lik bir erime kaydedildi. CHP’nin oyu kararsızlar dağıtılmadan yüzde 19,3, kararsızlar dağıtıldığında ise yüzde 28,2 oldu.

Diğer partilerin oy oranları ise, kararsızlar da dağıtıldığında şu şekilde:
DEM: Yüzde 10,1
MHP: Yüzde 7
İYİ Parti: Yüzde 5,3
YRP: Yüzde 5,1
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerleri tarafından Batı Şeria’da başından mermiyle vurularak öldürülen 26 yaşındaki aktivist Ayşenur Ezgi Eygi için CHP Genel Başkanı Özgür Özel X hesabından başsağlığı mesajı yayımladı. İsrail’i lanetleyen CHP Lideri Özel şu ifadelere yer verdi:
“İsrail askerlerinin Batı Şeria’daki saldırısında başından mermiyle vurulan 26 yaşındaki evladımız Ayşenur Ezgi Eygi’ye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. İsrail’in sivillere yönelik saldırısını ve Filistin’e yapılan zulmü lanetliyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP’nin 20’nci Olağanüstü Kurultayı’nda maddelerin oylandığı gün sona erdi. Genel Merkez’in kurultaya getirdiği metin, hiçbir değişiklik olmadan oy çokluğuyla kabul edildi.
CHP’nin “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nda, oylama günü sona erdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açış konuşmasının ardından basına kapanan kurultayda, maddelere saat 14.30 itibarıyla geçildi. Yaklaşık 20.30 civarında, ön seçim yöntemlerini tanımlayan 52’nci maddenin görüşmelerine başlandı. Bu madde üzrindeki görüşmeler yaklaşık iki saat sürdü. Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, madde binin üzerinde kabul oyu alırken 30 civarında ret oyu verildi. 52’nci maddenin geçmesinin ardından kalan dokuz maddenin tamamı yaklaşık yarım saat içinde kabul edildi.
“Türkiye yarın bambaşka bir CHP’ye uyanacak”
CHP Lideri Özel, kurultayın oylama gününün kapanışında bir konuşma yaptı. Özel, CHP açısından tarihi bir günü geride bıraktıklarını vurguladı. Önümüzdeki iki gün boyunca sürecek program çalışmasının da çok önemli olduğuna dikkati çekti. Tüzük kurultayı sonrasında ortaya çıkan tablonun kazananı veya kaybedeni olmadığını dile getiren Özel, kazananın CHP olduğunu söyledi. CHP içinde çekişme varmış gibi göstermeye çalışanların boşa düşmesi açısından alınan sonucun kıymetli olduğunu ifade eden CHP lideri, Türkiye’nin yarın bambaşka bir CHP’ye uyanacağını vurguladı. Kurultayın büyük bir mütabakat zemininde tamamlandığını açıklayan Özel, tüzüğün hiçbir maddesini örgüt aleyhine istismar etmeyeceklerine dair söz verdi. 52’nci maddeye dikkati çeken Özel, parti örgütünün vereceği kararın CHP’nin kararı olacağını belirtti. Hazırlayacakları yönetmeliklerle bir erken seçime hazırlıklı olacaklarını aktaran Özel, bir sonraki seçim için hazırlanacak milletvekili listesinin CHP’nin iktidar grubunu oluşturacak liste olacağını belirtti.
Kılıçdaroğlu gerilimi
Kurultayda maddeler üzerine görüşmeler devam ederken Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, söz aldığı sırada, kürsüden Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya gelmeyişini eleştirdi. Bunun üzerine AnkaraMilletvekili Deniz Demir, oturduğu yerden Horzum’a tepki gösterdi. Özel, kapanış konuşmasında bu anlara ilişkin salondan kavga, gürültü haberlerinin çıkması için iştahla bekleyenlere fırsat vermeyen delegelere teşekkür ederek yaşanan tek gerginliğin de nazar boncuğu olduğunu ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasım ayında yapılan 38. Olağan Kurultay’da genel başkanlığa seçilen Özgür Özel, sonrasında MYK’sına Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen isimleri de alarak dikkat çekmişti.

CHP’de yaşanan iç çekişme ve sonu gelmeyen koltuk savaşı, 1 sene geçmeden Özgür Özel’e çark ettirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Edinilen bilgilere göre Özel, kurultay tamamlanır tamamlanmaz MYK’sında yer alan ve Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile dikkat çeken isimleri saf dışı bırakacak.

Listenin başında ise kısa süre önce Kadın Kolları Kurultayı’nda mağlubiyet yaşayan Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka yer alıyor.

AYLARDIR BİTMEYEN KRİZ
Nisan ayında da 81 il başkanlığına genelge göndererek seçim sürecini sabote eden CHP’lilerin isim ve soyisimlerini talep eden genel merkez, Kılıçdaroğlu kanadına örtülü olarak ‘tasfiye operasyonu’ başlatmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM’de, Hatay’dan milletvekili seçilen ve daha sonra milletvekilliği düşürülen Can Atalay için düzenlenen olağanüstü toplantı gergin başladı. Verilen 2. aranın ardından yeniden başlayan oturumda Alpay Özalan’ın kürsüde konuşan Ahmet Şık’a müdahalede bulunmasıyla ortalık karıştı, yumruklar havada uçuştu. Oturuma ise ara verildi. Gergin geçen oturumlar sonrası yapılan son oturumda muhalefetin Can Atalay’la ilgili verdiği genel görüşme talebi oy çokluğuyla reddedildi.

“BEN BU SALONDA ÇOK ŞEY GÖRDÜM AMA KAN GÖRMEMİŞTİM”
TBMM’nin kararına bazı siyasi isimlerden tepki geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’te yaptığı konuşmada karara ve yumruklu kavgaya ilişkin konuştu. TBMM’de 9 yıl grup başkanvekilliği yaptığını anımsatan Özel, “Çok tartışmalar oldu. Ancak tansiyon bazen öyle bir yere geliyor ki oraya bir irade koymak gerekiyor. Yoksa bugünkü gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ben bu salonda çok şey gördüm ama kan görmemiştim, çok utandım. Kadına şiddet görmemiştim, çok utandım. Sizin Meclis Divanı arkasındaki toplantıya başkanlık etmenizi, toplantının riyasetini devralmanızı, ortaya koyduğunuz tavrın önemli olduğunu düşünüyorum. Parlamentoda hem kötü söz, hakaret olmaması hem de asla ve asla şiddetin olmamasıyla ilgili alınacak inisiyatife CHP olarak destek vereceğiz. Bu konuya en sert tepkiyi göstermek gerekiyor.” dedi.
“TÜM PARTİLER ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALI”
Genel Kuruldaki arbede sonrasında alınan kararı değerli bulduğuna işaret eden CHP lideri Özgür Özel, tüm partilerin kendi öz eleştirilerini yapması gerektiğini kaydetti.

İYİ PARTİ LİDERİNDEN TEPKİ
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Genel Kurulda bir utancın anatomisini görüşmek üzere toplanıldığını söyledi. Bugün uğraşılan sorunların ilk sebebinin adalet yoksunluğu olduğunu ifade eden Dervişoğlu, adalet yoksunluğunun sebebinin ise iktidarın adalet duygusundan yoksun olması olduğunu belirtti.
“GAZİ MECLİS’E BİR DE SOPA GÖSTERDİ”
Can Atalay ile ilgili yargının verdiği kararları anımsatan Dervişoğlu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili kararına “hukuki değerinin olmadığını” söyleyerek uymama kararı verdiğini ifade etti. Dervişoğlu, “Yetmedi, bir de milletin iradesinin tecessüm ettiği duvarında ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ yazan Gazi Meclis’e bir de sopa gösterdi. Anayasal zorunluluk gereği takdir ve ifası için yeniden TBMM Başkanlığına tekrar gönderilmesine karar verdi. TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, bu kararı emir telakki etmiş olsa gerektir ki; yurt dışında olduğu bir oturumda gündeme aldırıp, okuttu.” dedi.

“YOK HÜKMÜNDE OLAN BİR KARAR”
Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili son verdiği kararı anımsatan Dervişoğlu, Anayasa Mahkemesi kararında ‘Hak ihlali kararına uyulmaması gibi bir uygulama yoktur’ tespitinde bulunduğunu, Atalay’ın ‘milletvekilliğinin düşürülmesinin esasen ve hukuken yok hükmündedir’ ifadesine yer verdiğini belirtti. Dervişoğlu, “Bugün TBMM, bu utanç tablosunu ya paramparça edip yok edecek ya da bu tablonun tarihte yer etmesinin mimarı olarak sorumluluğu üstelenecektir. Yok hükmünde olan bir karar, ya kötü bir anı olarak hatırlanacak ya da hukukun artık bu ülkeyi terk ettiği cümle aleme ilan edilmiş olacaktır.” diye konuştu.
“YANLIŞLIKLAR SÜRECİNİN EN ÖNEMLİ HALKASI MECLİS’TE YANLIŞ KARARIN OKUNMASI”
TBMM’de Can Atalay ile ilgili yanlış bir kararın okutulduğu konusunda tüm hukukçuların hemfikir olduğunu ifade eden Dervişoğlu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a seslendi. Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Sayın Başkan, siz bu kararı kendiniz mi okumak istemediniz de başkasına okuttunuz? Baskı altında mıydınız? Bu çetrefilli durumun oluşmasını sağlayarak, kendinize farklı bir parantez mi açmaktı niyetiniz? ‘Bakın ben iyiyim ama ne yapayım, sonuçta emir kuluyum okumamız lazımdı mı’ demek istediniz? Yöneticilik, sorumluluktan kaçmak değil, onu layıkıyla üstlenmekten geçer. Aksi ucuz siyasettir ve işgal edilen koltuğa yakışmaz. Yanlışların iç içe geçtiği sürecin sonucunda şimdi buradayız. Ama bu yanlışlıklar sürecinin en önemli halkası Mecliste yanlış kararın okunması olmuştur. Yanlış karar okunduktan sonra diğer tartışmaların bir önemi kalmamıştır. Böylesi bir hatanın, Meclis tarihinde hiç olmamış olduğu da dikkate alındığında Meclis başkanının niyeti ve yeterliliği konuşulması gereken en önemli mesele olarak önümüzdedir.”

“HUKUK İŞLETİLMELİ”
Bugün yapılması gerekenin Anayasa Mahkemesi kararını gereğini yerine getirmek, Can Atalay’ın milletvekilliğine dayalı her türlü sonucun gerçekleşmesini temin etmek olduğunu dile getiren Dervişoğlu, “Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yemin etmeli ve milletvekili olarak çalışmasına başlamalı. Can Atalay’ın hukuki bir problemi varsa hukuk işletilmeli. Bunun yolu, yöntemi, usulü, erkanı bellidir.” dedi. Meclisin bir karar almasına gerek olmadığının açık olduğunu ifade eden Dervişoğlu, “Yapılan her ne varsa zaten yok hükmündedir.” dedi.
Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Anayasa Mahkemesi kararlarını eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz ama bu kararlara uymamak hele hele bu kararları yok saymak gibi bir lüksünüz olamaz. Beğenin beğenmeyin, Anayasa Mahkemesi ‘ben ihlal kararı verdiğime göre kesin hüküm kalkmıştır, TBMM de zaten yanlış karar okutulduğu için milletvekilinin düşmesi eylemi yok hükmündedir’ diyorsa, TBMM Başkanlığının yapacağı tek şey: Anayasa Mahkemesi kararını okutmak, milletvekilinin milletvekilliğinin hiçbir zaman sona ermediğini belirterek buna göre işlem gerçekleştirmesidir.”

“ÖNCEDEN PLANLANMIŞ BİR KARAR DEĞİL”
Dervişoğlu’nun konuşmasını tamamlamasının ardından açıklamada bulunan TBMM Başkanı Kurtulmuş, “30 Ocak 2024’te iki ülkeyi kapsayan ziyaretim, 4 ay önceden planlanmıştı. O hafta Meclis’te vekil olarak bulunan hangi arkadaşımız olsaydı o kararı okuyacaktı. Önceden planlanmış bir karar değildir. Tavzih etmek için bunları söylüyorum.” dedi.
SAADET PARTİSİ’NDEN TEPKİ GECİKMEDİ
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlarla ilgili olağanüstü toplantıda bir araya geldiklerini söyledi. Meclis Başkanı Kurtulmuş’tan beklentilerini ifade eden Kaya, “Madem Anayasa Mahkemesinin kararını bir bekletici mesele olarak ortaya koydunuz, kesinleşmiş mahkeme kararına, Anayasa Mahkemesi kararına kadar beklettiniz. Anayasa Mahkemesi, olumlu karar verdi. Değişen ne oldu da Anayasa Mahkemesi kararını beklerken okutmadığınız bir hükmü, ortada bir Anayasa Mahkemesi kararının varlığına rağmen okutma kararını hissettiniz? Okuttunuz bu kararı burada, Anayasa Mahkemesi de kararı ‘yok hükmünde’ kabul etti.” dedi.

Hukuki gerekçe ile karar vermeyle başka karara gerekçe uydurmanın başka şeyler olduğunu belirten Kaya, “Kararın gerekçesini inanarak savunmak başka bir şey öyle karar verilmesi gerektiği için, sizi buraya tıkayan irade öyle istediği için ceza verip, o cezaya da gerekçe uydurmak başka bir şey. Gelin hep beraber öyle olması gerektiği için verilen kararların gerekçelerini savunmayalım. Gerçekten inanarak bu gerekçeleri savunabiliyorsak savunalım.” dedi.
“Yargıtay ile Anayasa mahkemesi arasında bir görev uyuşmazlığı var. AYM süper temyiz mahkemesi değil’ sözlerini eleştiren Kaya, bu gibi “hukukçu yalanlarına” itibar edilmemesini gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin bir temyiz incelemesi yapmadığını dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>X hesabından yaptığı açıklamada, İzmir, Aydın ve Manisa’da devam eden orman yangınlarınnın söndürülmesi için CHP’nin belediyeleri’nin seferber olduğunu belirten Özel’in açıklaması şöyle:
“İzmir, Aydın ve Manisa’da iki gündür süren yangınlar nedeniyle belediyelerimiz ile civar illerdeki belediyelerimiz seferber olmuş durumdalar. Yangından etkilenen yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yangınların bir an önce kontrol altına alınabilmelesi için canla başla çalışan tüm kahramanlara minnettarız. Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, İzmir’de kontrol altına alınamayan ve yerleşim bölgelerini tehdit eden orman yangınına daha etkin müdahale edilmesi talebiyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya ulaşmaya çalışıyor. Gün siyaset, gün rekabet değil, gün hep beraber yangınla mücadele günüdür.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de “Özel Röportaj” programına katıldı. Özel, burada gazeteciler Gürkan Hacır, Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı. Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
“PARTİ MECLİSİ’NDE BURSA, HİÇ TARTIŞILMADAN GEÇEN AZ SAYIDA İLDEN BİRİ OLDU”
“Bursa’da yarım kalan bir işi tamamlıyoruz. Geçen seçimlerde biliyorsunuz çok geriden başladığımız bir yarışı, çok küçük bir farkla kaybetmiştik. Hatta anketler kazanmaya yakın olduğumuzu söylüyordu. ve bu konuşulduğunda kimse inanmıyordu ama biraz da geçen sefer kesin kazanıyoruz motivasyonunun eksikliğinden birkaç puan farkla kaybetmiştik. O günden bu güne kadar Mustafa Bozbey, çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Sayın Bozbey’in adaylığını gayri resmi marsbahis olsa da müjdelemişti. ‘Çalışacak bir aday olacak’ demişti. Sayın Bozbey, o günden bu güne çalıştı. Biz de arkasında durduk. Bursa’da özel çalıştık. Yerel seçim adaylarının belirlenmesinde çok farklı yöntemler, bazı yerlerde gecikmeler oldu falan ama Bursa’nın hassasiyetini ve önemini de biliyoruz. Parti Meclisi’nde Bursa hiç tartışılmadan geçen az sayıda ilden bir tanesi oldu. Biz adaylaşmadan sonra ilk kontrol anketlerini yaptırıyoruz. Bu konuda bayağı keyfimizi yerine getiren sonuçlar geliyor.
“ANKET YETKİLİSİ SUNUMUNUNDA DA ANKARA’DA ‘YARIŞ BİTTİ’ DEDİ”
Biz toplam 390 bin tekil anketle adaylarımızı belirledik. Şu anda da memnuniyet anketleri yapıyoruz. Aday performans anketleri yapıyoruz. O anketlerde iyi sonuç alıyoruz. Aday belirleme sürecindeki toplam anket sayısından bahsediyoruz. 90 bin tekil görüşme, toplam 350 bine yakın anket var. Bunlar aday belirleme sürecinin anketleri. Sonrasında da devam ediyoruz. Bu anketlerde de iyi sonuç var ama orada 390 bin kişiyle konuştunuz falan değil. Heralde onlar da 60 – 70 bin kişi olmuştur. Ankara’da yarış artık ‘CHP kaç belediye çıkaracak? CHP belediye meclisinde çoğunluğu sağlayacak ama farkı açacak mı? Açmayacak mı?’ Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışı tamamlanmış görünüyor. Her ölçüm daha ileri gidiyor. Anket yetkilisi sunumununda da Ankara’da ‘yarış bitti’ dedi. Ankara’da AK Partililere de sorsanız Mansur Yavaş’ın her seferinde farkı açtığını görüyoruz. Zaten rakip adayın motivasyon düşüklüğünden de gözlüyorsunuzdur. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki her ölçümde 1,5 – 2 puan farkı açıyor. Kurum gelene kadar, DEM’in adayı çıkana kadar… Olmayan adaylar ölçülemiyor. Fikir, sonuç vermiyor. Bütün adaylar belli olduktan sonra gelen her ankette 1 puan, 1,5 puan farkı açıyoruz.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ADAYLIĞI DA AK PARTİ’YE OY KAYBETTİRİYOR”
Bu seçim özel bir seçim. Birincisi, CHP’nin tek başına girdiği bir seçim. Herhangi bir ittifak yok. Geçen seçimde şöyle bir şey vardı: Yüksek bir motivasyonu vardı HDP’nin ve diyordu ki ‘Biz AK Parti’ye kaybettirmek üzere aday çıkarmıyoruz. Kazanacağımız yerlerde kendimiz yarışıyoruz. Şansımızın olmadığı bir yerde aday çıkarmıyoruz. AK Parti kaybetsin yeter.’ Bu kendi seçmenine AK Parti karşısında kim güçlüyse oy ver demekti. Hatta bir ara İYİ Parti’nin birkaç yerde, Ahlat’ta ve Iğdır’da aday çıkarmasının ardından İYİ Parti’nin olduğu yerlere aday çıkardılar. Birçok yerde adayları yoktu. İki; İYİ Parti ile belirli şehirlerde biz belirli şehirlerde onlar ittifak halindeydik. Yarışmıyorduk hemen hemen hiçbir yerde. Orada da İYİ Parti seçmeninin yüksek bir motivasyonu vardı. Bu ikisini topladığınızda neredeyse yüzde 2 gibi bir şey çıkıyor ortaya. Bugünkü anketlerin üzerine yüzde 2 koysanız, biz böyle Anadolu coğrafyasını kendi rengimize boyamış oluruz. Tabii ki bu yüzde 20 bazı yerlerde daha düşük, bazı yerlerde o boyutlardaki geçmiş seçimlerde gelen oy olmadığında neyi nerede başarı sayacağınıza bakmak lazım. Bu arada sadece aleyhimize olanları konuşmayalım… Yeniden Refah Partisi’nin adaylığı da AK Parti’ye oy kaybettiriyor. Bazı yerlerde çok farklı partilerin adaylıkları, farklı etkiler yapıyor. Mesela Zafer Partisi’nin adayı kimden alıyor belli değil. MHP’den mi alıyor, CHP’den mi alıyor… O yüzden bu seçim çok özel bir seçim.
“20’Lİ RAKAMLARDAN ŞU PARTİYİ BİR KURTARALIM İSTİYORUM”
CHP açısından şöyle bir gerçeklik var. Kimseyi oyumuz çok, gücümüz çok diye küçümsemek istemem. O niyette değilim. Şunu söylemek gerekiyor ki, Millet İttifakı’nı kurduğumuz partilerle birlikte değiliz. ve geçen seçimlerde kayıtsız şartsız muhalefete destek veren bir parti de ortada yok ama Millet İttifakı’nı oluşturan seçmen bir yere gitmedi ve itirazları sürüyor. Onlar Saray’a, tek adama, ekonomik şartlara itiraz ediyorlar. ya da MHP kökenliyse, ‘Kongremizi kazanacakken Saray ile anlaştılar, kongremizi iptal ettirdiler. Biz MHP’de hakettiğimiz genel başkanlık ve parti yönetimine gelemedik Gittik parti kurduk’ diyen seçmen bu. Bu seçmenin AK Parti ve MHP ile bir araya gelmesini bekleyemezsiniz. Kimse bize mecbur değil. Herkesten büyük bir samimiyetle, büyük bir iştah ve taleple oy istiyoruz. Kimse bize mecbur değil. O seçmenin de temel itirazları duruyor. CHP’de yaz boyunca dile gelen yaptıkları bazı itirazlar da ortadan kalkmış durumda. Örneğin gizli protokolden bahsediyorlardı. ‘Bu bizi kandırmak’ diyorlardı. Biz o gizli protokol mevzusunda parti adına özeleştirimizi vermiş durumdayız. İYİ Partilileri marsbahis giriş adresi sahada görüyorum ve abi-kardeş gibiyiz. Partiler açısından kendi adayının kazanmasını ister herkes. Kazanamıyorsa, en istemediğini kaybettirecek adayda birleşir. Böyle bir sürecin içindeyiz. İttifaklar yapabilseydik bambaşka şeyler olabilirdi. Yüzde 35’i zorlardık. Yüzde 40’a yaklaşırdık. Şu anda CHP’nin kendi gücüyle, bu adaylarla benim gördüğüm, geçmem gerekir ve iyi olur dediğim rakam yüzde 30 psikolojik sınırını aşmak. 20’li rakamlardan şu partiyi bir kurtaralım istiyorum.
“‘CHP GELİRSE SOSYAL YARDIMLARI KESECEK’ DİYORLARDI. SONUÇ, BEŞ KATINA ÇIKARILDI”
Kaybedecek bir tane belediyemiz yok. Kaybetmek istemiyoruz. Çok özel olarak üzerinde hassasiyetle anketlerin üzerinde durmamızın sebebi de eğer bir yerde sıkıntı görürsek oralarda çok daha fazla dikkat ve enerji vermek. Genel başkan olarak girdiğim yerel seçimlerde partimizin belediye kaybetmesini istemem. Geçen seferki ittifak ve destek ortamından çok geride bir yerdeyiz ama partinin bir enerjisi var. Toplumun beklentileri var. Adaylarımız var. En önemli güvencem; Mansur Yavaş’ın, Ekrem İmamoğlu’nun Vahap Seçer’in, Zeydan Karalar’ın yani belediye başkanlarımızın bir de gerçekten yatsınamayacak performansları var. Eğer kötü bir dönem geçirmiş olsalardı partinin başında kim olursa olsun öyle beğenilmeyen belediye başkanını öyle sizin beğendirtmeniz çok kolay değil. Çok net söyleyeyim, pandemide yaptıkları özellikle… ‘CHP gelirse sosyal yardımları kesecek’ diyorlardı. Sonuç, beş katına çıkarıldı. AK Partili belediyeler pandemide gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi kaldılar. Uzun bir süre kaldılar.
“KANDİL’LE ANLAŞMAYA ÇALIŞANLARIN, HEYET YOLLAYANLARIN YAPTIKLARI İŞLER ORTADA”
Geçen seçimde DEM Parti, AK Partiye kaybettirme motivasyonuna sahipti. Bu seçimde AK Partiye kaybettirme gibi bir motivasyonları yok. Bazı yerde çıkardıkları aday bize kaybettirmeye yönelik. Bazı yerde AK Parti’ye kaybettirebilir. Ama bu seçimde bizim DEM ile olan ilişkimizde ne onların kayıtsız şartsız desteği söz konusu ne de bizim DEM ile kazanmaya yönelik iş birliğimiz söz konusu.Bazı yerlerde Kent Uzlaşısı olarak adlandırılan uzlaşılar sağlanmış durumda. Ama DEM’in adayları var. Bize de kaybettirebilecekleri bir çok yer olabilir. İmza, sözleşme, kaşe, protokol falan yok böyle bir şey. Yüzde 15, yüzde 10 DEM seçmeninin ya da Kürtlerin oy kullanacağı bir seçime gidiyorsunuz. Bir belediye başkan adayınız var ve o belediye başkan adayınız bir belediye meclis listesi yapıyor. Yüzde 15 Kürt seçmen ve disiplinli DEM seçmeni, bu seçmeni gözardı ederek bir belediye meclis listesi oluşturamazsınız. Kürt seçmen oy kullanırken kendisinin tanıdığı, itimat ettiği, bildiği bazı isimlerin bulunmasının kime ne mahsuru var? Bundan normal bir şey yok. Kandil’le anlaşmaya çalışanların, heyet yollayanların yaptıkları işler ortada. Abdullah Öcalan’dan mektup alıp, Taksim’in ortasında okutmadı mı? Devlet Bahçeli çıkıp ‘Artık HDP seçmeni kimi dinleyeceğini bilir’ dedi mi, demedi mi?
“EĞER HALK BELEDİYE BAŞKANINA SEÇİLDİĞİNDEN İLERİDE BİR DESTEK VERİYORSA, MEMNUNİYETİ PARTİNİN OYUNUN ÜSTÜNDEYSE YENİDEN ADAY YAPIYORUZ”
Yüzde yüz anketten çıkan sonucu uygulamadık, uygulayamazsınız ama anket sonuçlarının aksine çok az iş yaptık. Bazı yerlerde bazı zaruretler vardı ama mesela belediye bizdeyse memnuniyet anketi yapıyoruz. Eğer halk belediye başkanına seçildiğinden ileride bir destek veriyorsa, memnuniyeti partinin oyunun üstündeyse yeniden aday yapıyoruz. Zaman saman ‘Kurultay’da Kemal Beyi destekleyenleri adaylaştırmadınız’ deniyor. Bugün geldiğim Bursa, Kemal Beyin en kuvvetli savunucularından bir tanesiydi Sayın Bozbey. Ahmet Akın, kurmayı. Zeydan Karalar, Allah razı olsun kurultayı bana zindan edecekti. Mersin, Vahap Seçer. Kurultay’da ben bir tane oy almadım Mersin’den. Hepsini teker teker atadım, neden? Millet memnunsa ben de memnunum. Bazen anket kötüyse belediye başkanına önceden söylüyorum. Bazen başkan ‘Hayır’ diyor, bazen ‘Bendeki anketler o değil’ diyor, bazen ‘Aday göstermezseniz başka partiye giderim’ diyor. MYK’ya girene kadar bir fikrin oluyor. MYK’da 10-12 kişi başka bir şey diyor.
“BİR KADIN VE GENÇ DEVRİMİ YAPTIK”
Memnuniyet anketinde başkan başarısızsa ankete sokmuyoruz ama biz İzmir’in hassasiyetinden dolayı sayın başkanımızın kendisine de gösterdim. İzmir’de memnuniyet anketini 2 kez yaptık. 3 kez adayları sorduğumuza başkanı da koyduk. 4., sadece 5 adayı sorduğumuz yerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız da vardı ve ankette kendisinden daha yukarıda olan bir arkadaşımız atandı. Anketlerimiz için 16 firmaya çağrı yapıldı, 8’i kabul etti. Bizim dijital dinleme ve yedekleme yapabildiğimiz şekilde yapılıyor anketler. Şüpheye düşünce dinleyebiliyoruz anketi. Adaylarda ankete baktık ama zaman zaman ‘Önseçim yapacaktınız, niye yapmadınız’ diye konuşuldu. 890 birimde önseçim yapma yetkisini örgütlerimize verdik. 199’unda önseçim oldu. Eğer bir il önseçim istiyorsa, ‘Sen önseçim falan yapamazsın’ demedik. Geçen seçimlerde CHP, 800 küsur yerde aday göstermişti. Bu seçimlerde bin 160 yerde aday gösterdik. Geçen seferkinin 2 katı kadın adayımız var. Seçilecek yerde bakarsanız 5 kat kadın adayımız var. 200 tane 40 yaş altında seçilecek adayım var benim. Bir kadın ve genç devrimi yaptık.”
Kadıköy Belediye Başkan aday adayı Gürsel Tekin’in istifası üzerine sorulan soruya, Özel şöyle cevap verdi:
“30 TANE ADAY ADAYI VAR. BİRİ SEÇİLİYOR, 29 TANESİ İSYAN EDERSE BU PARTİYİ NASIL YÖNETECEĞİZ BİZ?”
“Birkaç yerde belediye başkanımız aday oluyor, listelerin görüşüldüğü gece partiyi savunuyor aslanlar gibi. Aday olmadığını öğreniyor, ertesi sabah bombalamaya başlıyor, istifa ediyor, başka partiye geçiyor. Sen bu partinin milletvekilliğinden emekli olacaksın, gittiğin her yerde saygı göreceksin; bir gece önce adaysın, ertesi sabah da isyandasın. 30 tane aday adayı var. Biri seçiliyor, 29 tanesi isyan ederse bu partiyi nasıl yöneteceğiz biz? Gürsel abiyle Kadıköy adaylığı sürecinde konuştuk. Ben kendisini çok severim, ona saygım çoktur. Gürsel abinin gönlünü alırız, bir serinleme süresine de ihtiyacı var, kendisi de bu heyetlerde yer aldı. Serinledikten sonra babaevine döner.”
Özel, yerel seçimlere ve sonrasına ilişkin tartışmalarla ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“HATAY İL YÖNETİMİYLE MÜZAKERE EDİLDİ. SONUÇ ŞU: ‘ADAY DEĞİŞTİRMEYE KALKTIĞIMIZ TAKDİRDE KAZANACAĞIMIZ BAZI İLÇELERİ KAYBEDEBİLİRİZ'”
“Hatay Belediye Başkan adayı belirlemek, herhangi bir belediye başkan adayı belirlemekten farklı çünkü Hatay’da çok büyük bir travma var. Bu travmadan sonra kendisi de orada depremzede olan, sonrasında da İBB’nin desteğiyle Hatay’da önemli işler yapmış, çalışmış ama bazı beyanları da kamuoyunda tartışma yaratmış bir isim. (Lütfü Savaş) Hatay’da aday belirleme sürecine ilişkin parti dışı etkenler de kendilerine siyasi meşruiyeti olmayan bir işi toplumsal bir meşruiyetle tanımlıyorlar. Hatay’la ilgili kabul ettiğim heyeti toplam 10 ilden kabul etmemişimdir. Lütfü Savaş’la ilgili 5 anket yaptık. Bunların her birinde de Lütfü Savaş’ı da sorduk, Savaş’a itirazların da bir kısmını gördük ama Twitter’ın yankı odasından ya da İstanbul’dan bakınca görünenin dışında Hatay’da bir başka Lütfü Savaş olduğunu da gördük. Anketlerde AKP ve Lütfü Bey kafa kafayaydı. Hatay il başkanı, bütün ilçe başkanları ve ilçe belediye başkanlarıyla müzakere edildi. Sonuç şu: ‘Kazanırsak Lütfü Beyle kazanırız. Aday değiştirmeye kalktığımız takdirde kazanacağımız bazı ilçeleri kaybedebiliriz. Lütfü Bey ivmelenen şekilde gidiyor.’ PM üyelerine, ‘Aday olarak önerebileceğiniz isimleri bana iletin’ dedim. Mert Fırat Hataylı, kendisine ‘Seni ankete koyalım mı’ dedik, ‘Yok abi’ dedi. Haluk Bey de değerlendirmiş, ‘Olmaz’ demiş ve resmi bir teklif götürmedik ama PM ya da MYK üyemiz söyleyip onay alsaydı ankete koyacaktık.
“YATILI OKUL ARKADAŞLARIMLA ARAMDAKİ İLİŞKİ NEYSE EKREM BEYLE ARAMDAKİ İLİŞKİ ODUR”
Saray rejiminin tek umudu 1 Nisan’dan sonra birbirine düşmüş bir CHP. CHP’deki bazı sonuçları hazmedemeyen çok az sayıda partinin köklerinden gelmeyen, nereden geldiği belirsiz kişilerin de tek umudu, partinin kavga etmesi. 10 yaşında yatılı okula gittim, 17 yaşında mezun oldum. O aradaki 6 sene yatılı kaldığım arkadaşlarım ve eşleriyle her sene bir hafta tatil yaparım. Hayatta dost bildiğimi düşmana çevirmedim, arkada kimseyi bırakmadım. Ekrem İmamoğlu’yla hem partinin kaderini değiştirmek hem Türkiye’nin kaderini değiştirmek üzere kader birliği yaptık. Bugüne kadar birbirimize ‘Öf’ demedik, birbirimizin hukukunu kendimizinken fazla koruyoruz çünkü böyle ‘Acaba kavga edeler mi’ çabaları olduğunda ve normalde en yakınlarınla paylaşmadığım bilgileri, Ekrem Bey de en yakınlarıyla paylaşmadığı bilgileri birbirimizle paylaşırız. Bu kadar kardeşlik hukuku içinde ilerleyen bir ilişki yok. Yatılı okul arkadaşlarımla aramdaki ilişki neyse Ekrem Beyle aramdaki ilişki odur.
“İSMAİL OK, İKİ ELİYLE SEÇİMİ AKP’YE BIRAKTI, YANİ KAYBETTİ”
Eski dosttan düşman olmaz, birinci prensibimiz bu. İkinci prensibimiz, İYİ Parti’yle ilişkilerimizi ikiye ayırıyoruz: Bir, Balıkesir özelindeki ilişkilerimiz. Orada İYİ Partililerden beklentimiz var. Geçen sefer biz Balıkesir’de Ahmet Akın’ı aday gösterdik, ortak adayımızdı. Seçimi almaya yakın değil, almıştı Ahmet Akın. İYİ Parti’nin İsmail Ok diye bir milletvekili vardı. İnanılmaz bir ısrarla ‘Balıkesir’i bize bırakın’ diye Meral Hanım istedi. Kemal Bey kabul etti. İsmail Ok, iki eliyle seçimi AKP’ye bıraktı, yani kaybetti. Sonra partisinden istifa edip AKP’ye katıldı. Şimdi yeniden milletvekili yapıldı. Meral Hanım’ın ‘Bunların hiçbirine bir borcum yok, sana var Ahmet. Bir gün borcumu ödeyeceğim’ dediğine şahit oldum. Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz.
“SOKAĞA ÇIKACAĞIZ, HAKKIMIZI ALACAĞIZ, EVİMİZE DÖNECEĞİZ”
TÜRK-İŞ açlık sınırı olarak 16 bin 200 lira ilan etti, bunlar emeklilere 10 bin lira veriyorlar. Açlık sınırının neredeyse yarısına emekliyi yokluğa, yoksulluğa mahkum etti. Yüzünü kapatan anneler, ablalar pazarda ezilmiş sebze-meyve topluyorlar. Bugün marketlerde çürümeye yüz tutmuşları olgunlaşmış sebze diye yarı fiyatına satıyorlar, millet onu kapışıyor. Bu tutmuş diyor ki, ‘Birileri emekliyi kışkırtıyor.’ Sen bu yaptıklarınla emekliyi kışkırtmıyorsun da ben bunu söyleyince mi emekliyi kışkırtıyorum? Keşke kışkırtabilsem, ümit ederim emeklileri sokağa dökebilsem, emekliler ve işçiler haklarını aramak için yürüseler, keşke 500 bin tane emekli Taksim’e gitse de zapt etse. Demokrasi, tepki ve protesto rejimidir. Bununla tanışacaklar. 10 bin lira verdiğin emekli susuyorsa ona hakkını arattırmak benim görevim. Biz bu milleti sokağa dökeceğiz kardeşim. Sokağa çıkacağız, hakkımızı alacağız, evimize döneceğiz. Sendikal haklar için de mücadele edeceğiz, zamlara karşı da direneceğiz. Kan akıtmayacağız, cam-çerçeve kırmayacağız ama hakkımızı arayacağız.”
]]>