UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin Hopa’da çay üreticileri, çay alımlarında ve çay fiyatlarındaki belirsizliğe tepki gösterdi. Harun Aksu “Devlet tamamen bizi ÇAYKUR eliyle özel sektörün inisiyatifine terk etmiş durumda ve mağdur durumdayız. Sahip çıkanımız da yok, özel sektörlerde tamamen insafsız davranıyorlar. 10 lira hatta 9 lira diyenlerde oldu. Eziliyoruz, paramız sömürülüyor, emeğimiz sömürülüyor, sahip çıkanımız yok” dedi.
Artvin Hopalı çay üreticileri, çay alımlarına ve çay fiyatlarındaki belirsizliğe tepki gösterdi. Artvinli çay üreticisi Harun Aksu, şunları söyledi:
“210 bin çiftçi var bu ülkede çay üreticilik yapan çiftçi. Devlet tamamen bizi ÇAYKUR eliyle özel sektörün inisiyatifine terk etmiş durumda ve mağdur durumdayız. Çayımızı özel sektöre hibe ediyoruz. Aralık ayına ve aralıktan sonra 2025’e çeşitli vadeler yapıp su parasına çayımızı veriyoruz. Dönüşüm yapamıyoruz, birikim elde edemiyoruz, eziliyoruz. Sahip çıkanımız da yok. Özel sektörlerde tamamen insafsız davranıyorlar, 10 liraya hatta 9 lira diyenler de oldu. Bu rakamlara çay satılıyor ve buna kimse karşı koymuyor. Devlet ‘sen ne yapıyorsun’ da demiyor, belediye başkanları da bir konsensüs oluşturup böyle bir şey yapmıyor. Çiftçi ezilmek zorunda kalıyor.
Ben şu anda Arhavi’de bir özel fabrikaya çay verdim, aralığın onunda ödeyeceğim dedi. Ben resmen 16 bin 600 lira paramı aralığın 10’una kadar hibe etmek zorunda kaldım, neden? Çünkü ÇAYKUR ve devlet çiftçinin çayını almıyor. Tam kapasite çalışıyoruz diye açıklama yapıyor çay toplamayın diyor Genel Müdürlük. Tam kapasite çalışsaydı, geçen sene seçim vardı ve tam kapasite alım yaptınız. Seçimde aman oy kaybetmek olmasın diye. Önceki sene yine Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı aynı şekilde davrandınız kontenjan yapmadınız. Üretici çayını rahat rahat sattı. Şimdi ne oldu? Eziliyoruz paramız sömürülüyor, emeğimiz sömürülüyor, sahip çıkanımız yok.”
“Ne devlet alabiliyor ne özel sektör alabiliyor. İnsanlar zor durumda kaldılar”
Çay üreticisi Bülent Tosunoğlu şunları ifade etti:
“40 yaşındayım 16 -17 yaşından beri bu alımlarda çay veriyoruz. Çok eskiden de zorluklar oluyordu ama son beş altı senedir işler kolaylaşmıştı güzel güzel çay veriyorduk ve çayımızı topluyor verimi de alıyorduk. Ama bu sene bir tuhaflaştı. Ne devlet alabiliyor ne özel sektör alabiliyor, insanlar zor durumda kaldılar. İnsanlar sabahtan erken saatte kalkıp çay topluyorlar, geliyorlar çay satmak için bir de bin bir türlü derdini çekiyorlar ama satamıyorlar ve ellerinde kalıyor. Ellerinde kalan çayları bu sefer seriyorlar doğal olarak çay bekleyince çay sürüm kaybediyor, kilo kaybediyor ve bir iş için iki iş gücü yapıyorsun ve iki sefer çay satma derdine düşüyorsun ve bu da insanı yoruyor. Şimdi kontenjan var 25 beş kilo ve kalan çayı da insanlar devlete vermek istiyorlar. 5 günde bitireceği tarlayı 10 günde bitiriyor.”
“Çaydan gelen paraya güvendik”
Çay üreticileri perişan olduklarını belirterek şunları söylediler:
– “Aç bıraktı milleti ve konuşacak bir şeyimiz yok ve konuşmaya gerek yok, bizi rezil etti millete de kendini de herkese. Utansınlar, bize göre bir şey yok ve biz öylede böyle de buna muhtaç etmesin Allah bizi.”
– “Perişan olduk bir haftadır çay elimizde satamıyoruz ve çayımız yandı. Çektik çekeceğimizi ve biz de bundan geçim yapıyoruz nereden geçim yapalım? Satmamız lazım, ne yiyelim? Çoluk çocuk yiyecek ve kendileri rahat rahat geçiniyorlar. Bizim paramız azdır ve çaydan gelecek paraya dayanmışız ve bu da olmadı mı nereye gidelim?”
– “Perişan olduk tarlada, arabada, yollarda milletvekili çift maaş alıyor ve bize gelince yok. İşçiye, emekliye yok ve biz oy vermedik.”
– “Gerçekten çay elimizde kaldı. 3 buçuk ton çay elimde kaldı toplayamadım. Ben rahatsızım, 60 yaşında adamım gidemiyorum ve devletimden ricam bu çaylarımızı alsın ne olursun.”
– “Utanıyorum söylemeye inanın bunu konuşmayı bile utanıyorum bakın ne devirdeyiz? Hangi devirdeyiz? Neler oluyor sen farkında mısın? Bir tek kilo sattığım yok, haram olsun yalanımda yok. Ha işçi tutamıyorum ve işçilerde hazırdır bekliyorlar ki çağırsınlar ve ben nereye getireyim çayı, günde 5 ton çay toplayacak adam çayı nereye getireyim? Yazık çok yazık yani utanıyorum ben.”
]]>
GENÇAĞA KARAFAZLI
(RİZE) – CHP Rize İl Örgütü, Çayeli’de ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamalarını protesto etti. CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, “Değerli çay üreticilerimiz bugün yaşamız olduğunuz özel sektörün düşük fiyattan çay alması, kota ve kontenjan sorunu, düşük fiyat uygulaması ve diğer sorunlarınızın temel nedeni AKP iktidarı ve saraydır” dedi.
CHP Rize İl Örgütü, ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamalarını Çayeli’de protesto etti. Eyleme çay üreticisi yurttaşlar ile bazı mahalle muhtarları ve Çayeli Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Sarı katılarak destek verdi.
“Her çay sezonunda yaşanan sıkıntılarınız azalacağına giderek artmakta”
Basın açıklamasını okuyan CHP İl Başkanı Saltuk Deniz şunları söyledi:
“Her çay sezonunda yaşanan sıkıntılarınız azalacağına giderek artmaktadır. Çaya verilen fiyat çok düşüktü şimdi daha da düşük oldu. Geçen sene bir kilo çay satıp iki ekmek alınırken şimdi bir ekmek bile alınamıyor. Türkiye gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkelerden oldu. AKP iktidarı ne çay üreticisine ne çiftçiye ne emekliye ne çalışanlara ne memurlara zam yapmamaktadır. Ülkemizde vatandaşlarımızın geçim sıkıntısı had safhadadır. Çayda uygulanan politikalar nedeniyle vatandaşımız açıklanan yaş çay alım fiyatında bile çay satamamaktadır.Yaş çay alım fiyatı 17 TL açıklanmıştı, bugün özel sektöre 11- 12 TL’den alım yapmakta. Çay üreticilerimiz toplamış olduğu çayı satamamakta, fabrikalar plansızlık ve programsızlık nedeniyle dolmuş vaziyette çay yüklü kamyonlar fabrikalarda çaylarını boşaltmak için saatlerce sıra beklemekte ve bu sıra bazen bir günü bile aşmaktadır. Kamyonlarda bekleyen çayın durumunu düşünün. ÇAYKUR ilk defa sezon içinde bir gün bile olsa alım yapmama kararı aldı. Gelinen noktada bu olabilir ama bu noktaya niye geliniyor, niye üreticiyi mağdur ediyorsunuz? Zaten para vermemişsiniz, özel sektörde vatandaşı sürekli mağdur ediyor bir de vatandaş çayını satamıyor.
“Düşük fiyat uygulaması ve diğer sorunlarınızın temel nedeni AKP iktidarı”
Çayda yaşanan sıkıntılar beceriksiz iktidar yüzünden her geçen gün artmaktadır. Bunlar bilgisizce yapılan işler değildir. Bilerek yapılan işlerdir. Bilerek çay üreticisi mağdur edilmektedir. Bilerek açlığa, yoksulluğa mahküm edilmektedir. Nasıl ki emekliler çalışanlar bilerek açlığa yoksulluğa mahkum edilmektedir çay üreticisi de aynı şekilde bilerek açlığa yoksulluğa mahküm edilmektedir. Tüm çay üreticilerimize sesleniyoruz bunu bilin; çayda taban fiyat uygulaması yoktur. Açıklanan ÇAYKUR’un alım fiyatıdır. Özel sektörü bağlayan yasal bir durum yoktur. Onun için biz diyoruz ki çıkarın Çay Kanunu’nu, çıkarın ki çayda taban fiyat kanuni olarak zorunlu hale gelsin. Çayda taban fiyat olursa ne kota sorunu ne kontenjan sorunu ne de çay satamama sorunu olur. Değerli çay üreticilerimiz bugün yaşamız olduğunuz özel sektörün düşük fiyattan çay alması, kota ve kontenjan sorunu, düşük fiyat uygulaması ve diğer sorunlarınızın temel nedeni AKP iktidarı ve saraydır. Eğer Çayda taban fiyat uygulaması olsaydı özel sektör devletin açıklamış olduğu fiyatın altında alım yapamayacak ve çay üreticisi mağdur olmayacaktı. Eğer taban fiyat uygulaması olsaydı hem ÇAYKUR hem özel sektör aynı fiyattan çay alacağı için çayda kota ve kontenjan sorunu da olmayacaktı ve çay üreticisi mağdur olmayacaktı. Çözümü bu kadar basit olan bir durum.”
“Biz hakkımızı arıyoruz”
AKP’li olduğunu söyleyen bir vatandaşın miting alanına giderek kendisinin çayı ucuza satmadığını, 35 TL’den sattığını söylemesi üzerine gerginlik yaşandı. Çayeli Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Sarı, vatandaşa şu sözlerle tepki gösterdi:
“Çayeli halkı Rize’nin en büyük kazasıdır. Çayeli’ne hep birlikte sahip çıkacağız, yalandan çakallık yapmaya gerek yok. Yalandan buraya gelip gösteriş yapmayın, biz hakkımızı arıyoruz. Haklı konuşuyorum, kimseye de eyvallah diyecek durumda değiliz. Bu vatan bizim, bu Çayeli bizim hepimiz Çayeli’ne sahip çıkacağız. Çayeli halkına sesleniyorum, Çayeli’ne şu anda Türkiye’de çok kötü bir durumdayız. Çayelili olarak Rize’ye sahip çıkmamız gerekiyor, gerekmezse bu Çayeli’ni, Rize’yi teslim ederiz başkalarına yabancılara gider. Hep beraber sahip çıkalım, hep beraber birlik olalım, kimse buraya bir şey yapamaz.”
]]>
26 Haziran 2024’te başlayan 2. sürgün çay sezonu devam ederken geçtiğimiz cumartesi gününden başlayarak 3 günlük tatili fırsat bilen çay müstahsilleri de biran evvel çaylarını toplayıp sürgünü bitirmek istedi. Tüm müstahsillerin aynı anda çay bahçelerine girmesi ise çay alım noktaları önünde izdihama yol açtı. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAKYUR) izdihamın ilk gününde kontenjanı dekara 50 kilograma düşürdü ancak bir çözüm olmayınca ertesi gün 30 kilograma düşürmek zorunda kaldı. Bunun da çözüm olmaması üzerine ÇAYKUR, kotayı 25 kilograma düşürdü. Bu durum üreticiler arasında mağduriyete neden olurken, özel sektör krizi fırsata çevirerek yaş çayın alım fiyatını 17 liradan kilogram başına 12 TL’lere kadar düşürdü.
Makasla günde 250 kg çay kesen üretici elektrikli çay kesme motorları ile günde 600 kg çay topluyor
İzdihamın en büyük sebebi olarak ise son yıllarda kullanılmaya başlanan ve bu yıl daha yaygın hale gelen elektrikli çay motorları neden olarak gösterildi. Makasla günde ortalama 250 kilogram çay toplayan bir üretici elektrikli motorla günde ortalama 600 kilogram çay toplamaya başladı. Bu durum ise çay üreticilerinin alım yerleri ve fabrikalarda uzun kuyruklar oluşturmasına, fabrikaların ise işleme kapasitelerinin üzerine çıkmasına neden oldu. Bütün olan bitenin üzerine yeni bir metot uygulayan ÇAYKUR bugün de 1 gün süre ile üreticilerden çay almayarak çay alımına ara verdi.
“Özellikle elektrikli çay kesme motoru ile çay toplayan üreticilerimizin izdihama yol açtığını görüyoruz”
Üreticilerin çayını toplayıp satmaktansa bahçede bekletmesi gerektiğinin altını çizen Çay Üreticileri Dayanışma Derneği (ÇAYÜDAD) Başkanı Mustafa Mavi, “2. sürgünün son dönemlerinde hava sıcakları aşırı derecede artınca çay bütün kesimlerde geldi. Vatandaşta bir an evvel çayı toplayıp satmak istedi. Toplarken de artık her evde neredeyse 2 tane bulunan şarjlı çay motorlarını aldılar. İnsanlar günde 1-2 ton çay toplayıp hem özel sektöre hem de ÇAYKUR’a satmaya çalıştı. Bütün Karadeniz’de aynı anda olunca yaklaşık 20 bin ton kapasitesi olan ÇAYKUR ve özel sektörde bir anda izdiham yaşanmasına ve tıkanmasına sebep oldu. Bugün ÇAYKUR’un yaptığı açıklamada ÇAYKUR’a ait bütün alım yerlerinde çay alımı yapılmayacağını, elindeki çayı işleyeceğini duyurdu. Çayın toplayıp biriktirmektense bahçede beklemesini öneriyoruz. Çünkü topladığı zaman daha çok fire veriyor. Özel sektöre çok düşük fiyatlara çay satacağına bekletsin. Nasıl olsa ÇAYKUR’a kotası var. Özellikle motorla çay toplayan üreticilerimizin izdihama yol açtığını görüyoruz. Bunun için üreticilerimizin biraz daha dikkatli ve özel sektöre mahkum olmayacak şekilde çay toplamalarını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Çayın toplayıp biriktirmektense bahçede beklemesini öneriyoruz”
Elektrikli motorların ÇAYKUR ve özel sektörde izdihama neden olduğunu kaydeden Mavi, “Yevmiyelerin çok artması üreticiyi farklı arayışlara soktu. 14-15 bin lira civarındaki çay motorlarına 4-5 günlük yevmiye fiyatına aldı ve kendi çayını toplamaya başladı. Vatandaşlara bu motorda hızla dağıldı. Üreticinin yaklaşık yüzde 50’si çay motoru kullanıyor. Bu da hem ÇAYKUR’u hem de özel sektörü izdihama sokuyor. Hem ÇAYKUR hem de özel sektör vatandaşın çay toplama hızına yetişemedi. Hazırlıksız yakalandılar. Burada üreticinin de her şeyi yapabileceğini gördük. İstediği zaman istediği şeyi yapabiliyor. Bizde şu anda diyoruz ki toplayıp çok düşük fiyattan satmaktansa tarlada bekletip zamana yaymalarını istiyoruz” şeklinde konuştu. – RİZE
]]>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi bir grup öğretmen, 9 gün önce başlattıkları eylemi sürdürüyor. MEB önünde bir araya gelen öğretmenler, “Öğretmenler asgari ücretle mi geçinsin Sayın Tekin?” yazılı pankart açtı.
Matematik Öğretmeni Elif Açıl, Bakanlığın önüne getirdikleri ders tahtasında, aldıkları maaş ile nasıl geçinemediklerini şöyle anlattı:
“7 yıldır özel sektörde matematik öğretmenliği yapıyorum. Asgari ücretle nasıl geçineceğimizi Bakan Yusuf Tekin’e soruyoruz. Kendisi bizlere asgari ücreti reva görüyor. Bugün Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde küçük bir hesap yapıyoruz. Asgari ücret 17 bin TL. Dört kişilik bir ailenin barınması ortalama 15 bin TL. Faturalar; elektrik, su, internet, telefon gibi harcamalarımız çok yaşamsal harcamalarımız. Dört kişilik aile için 5 bin TL. Pazar ve market alışverişimiz var. Haftanın 3-4 günü kırmızı et yememiz önerilirken bizler kırmızı ete, beyaz ete ulaşamıyoruz. Sebze, meyve bile almaya zorlanıyoruz. Pazar ve markette de 5 bin TL diye not alırsak toplamda 25 bin TL gibi bir aylık giderimiz mevcut ama bizim gelirimiz 17 bin TL. 8 bin TL borçlanarak biz ayı bitiriyoruz. Bu da yıllık 96 bin TL borca denk geliyor. Bakan Yusuf Tekin’e sesleniyoruz. Gelin birlikte hesap yapalım. Bu problemin çözümünü taban maaş olarak birlikte belirleyelim. Bizi de kamudaki öğretmenlerden ayırmadan öğretmenlerin bakanı olmaya davet ediyoruz Bakan Yusuf Tekin’i.”
“Kimseden lütuf beklemiyoruz”
ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara İl Temsilcisi Mahmut Yıldırım da geçim sıkıntısı yüzünden öğretmenlerin yeterince verimli ders anlatamadığını, bu durumun öğrencileri de etkilediğini ifade etti.
Çıkarılması planlanan “Öğretmenlik Meslek Kanunu”na, özel sektör öğretmenleri için “taban maaş” ile ilgili madde konulmasını istediklerini anlatan Yıldırım, taban maaş sayesinde özel sektör çalışanı öğretmenlerin, “eşit işe eşit ücret” ilkesiyle kamudaki meslektaşıyla aynı ücreti alacağını ifade etti. Yıldırım, “Bu kadar basit aslında. Biz kimseden bir lütuf beklemiyoruz. Kimseden sadaka beklemiyoruz. Yaptığımız aynıysa bizler de ders anlatıyorsak, bizler de bu ülkenin milyonlarca çocuğuna eğitim veriyorsak bunun karşılığını kamuda çalışan öğretmenin maaşıyla aynı olması gerekir” diye konuştu.
“Öğretmenler mağazada çalışıyor, garsonuk yapıyor”
Bu konuda uzun süredir kampanyalar yaptıklarını, TBMM önünde eylem yaptıklarını, Milli Eğitim Bakanı ile görüştüklerini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
“Bakan’la görüştük. Bize verdiği söze göre nisan ayında bu kanunun geleceğini ve statü olarak özel sektörle kamudaki öğretmenlerin eşitleneceğini söylemişti ama mayıs ayındayız ve ne böyle bir yasa çıktı ne de bize verilen sözlerin tutulacağı söyleniyor. Açık açık ‘bizim gündemimizde böyle bir şey yok’ dedi sonraki açıklamasında. Eğitim nöbetimiz memleketin her yerinde. Ankara’da da Meclis Parkı’nda devam ediyor. Bugün nöbetimizin 9’uncu günü. Tüm kamuoyunu, tüm aileleri, Herkesi bu nöbete destek vermeye çağırıyoruz. Eğitim hepimizi ilgilendiren bir payda çünkü. Öğretmen arkadaşlarımız ay sonunu getiremediği için mağazalarda çalışıyor, garsonluk yapıyor, inşaatlarda çalışıyor. İş cinayetlerinde hayatlarını kaybediyorlar. Geçinemediği için intihar edip ölen arkadaşlarımız var. Bunların hepsine şahidiz. Biz derslerde ‘kirayı nasıl vereceğiz, kredi kartı borcumuzu nasıl vereceğiz, bugün karnımızı nasıl doyuracağız’ diye düşünürken açıkçası öğrencilere çok faydalı olamıyoruz. Öğrencilerimiz bunu fark ediyor. Çok kötü bir tarafı da bu. Öğrencilerimiz fark ediyor ‘Hocam bugün üzgünsünüz. Bir şey mi oldu?’ diye bize soruyorlar. Bu çok önemli. Bunu artık herkes görüyor. Tüm kamuoyunun da bakanın da duymasını istiyoruz. Bu taban maaş çok acil bir talebimiz.”
]]>ANKARA- Milli Eğitim Bakanlığı önünde ‘taban maaş’ talebiyle oturma eylemi yapan özel okul öğretmenleri, Bakan Yusuf Tekin’in “Öğretmen arkadaşlarımızı mağdur etmeyecek çözümler üretmeye çaba sarfediyoruz” açıklamasına yanıt verdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan öğretmenler “Bakan Yusuf Tekin’in açıklamasını samimi bulmuyoruz. Samimi olsaydı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerine dair bir tane madde olurdu” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM’de yaptığı konuşmada özel okullarda çalışan öğretmenlerin taban maaş talebi hakkında “Bu konuda özel okul temsilcileriyle görüşüyoruz. Öğretmen arkadaşlarımızı mağdur etmeyecek çözümler üretmeye çaba sarf ediyoruz” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı önünde oturma eylemi yapan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamasına yanıt verdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan öğretmenler, Bakan Tekin’in açıklamalarını samimi bulmadıklarını ifade etti.
“Oyalanacak takatimiz, sabrımız kalmadı”
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerine dair madde olmadığına dair duyum aldıklarını dile getiren matematik öğretmeni Burcu Çıra, şöyle konuştu:
“Yusuf Tekin’in açıklamasını samimi bulmuyoruz. Eğer bu açıklama samimi olsaydı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerine dair bir tane madde olurdu. Bakan Yusuf Tekin her zaman yaptığı gibi öğretmenleri ve tüm kamuoyunu oyalamaya çalışıyor. Yalan söylüyor. Özel sektör öğretmenlerini patronlara ezdirmekten hiç çekinmiyor, bugün de çekinmedi. TBMM’de yaptığı açıklama aldığı basınçtan kaynaklı. Defalarca oyalandık ve artık oyalanacak takatimiz, sabrımız kalmadı.
“Kredi kartı ile geçinmekten, geçinememekten yorulduk”
En büyük talebimiz taban maaş talebi. Bu hakkımız 2014’e kadar vardı ise bugün de olabilir ancak Milli Eğitim Bakanı patronların çıkarını, karını düşünüyor. Geçinemiyoruz, yaşayamıyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz. Kredi kartı ile geçinmekten, geçinememekten yorulduk. Her gün bankalar tarafından aranmaktan usandık. Artık telefonları açamıyoruz. Kendisine inanmıyoruz. Bizi ve kamuoyunu oyalamaktan vazgeçsin. Gerçekten samimi ise Öğretmenlik Meslek Kanunu taban maaş yasasını geçirsin. Bununla beraber eğitimin ayrı iş kolu olması belirli süreli sözleşmelerin son bulması öğretmenlere uygulanan mobbingin son bulması güvence de çalışma koşullarının yaratılması gibi haklarımızı da Öğretmenlik Meslek Kanunu ile geçirsin. Bunları yaparsa biz milli eğitim bakanının yetkili olduğunu düşünür ve samimi olduğuna inanırız.”
“Yusuf Tekin’in yalan söylediğini kendi kulaklarımızla duyduk”
Edebiyat öğretmeni Mahmut Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in taban maaş uygulaması hakkında daha önce yaptığı bir açıklamayı da hatırlatarak şunları söyledi:
“Birkaç ay önce Yusuf Tekin nisan ayında Meclis’e gelecek bir tasarıdan söz etmişti ve kamu ile özel sektör öğretmenlerinin statü olarak eşitleneceğini söylemişti. Geldiğimiz noktada geçen ay bir televizyon programında taban maaşın gündemde olmadığını ve yetkileri de olmadığını söyledi. Dolayısıyla bugünkü açıklamaları da aynı şekilde bir oyalama kandırmaca. Biz Yusuf Tekin’in yalan söylediğini kendi kulaklarımızla duyduk. Tüm Türkiye duydu. Biz bu bakanlığın personelleriyiz. Bizi çalıştığımız yerlere atayan Milli Eğitim Bakanlığı, dolayısıyla biz bu bakanlığın personeli olduğumuza artık inanmıyoruz.”
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığı’na 20 bin öğretmen ataması kararı ve öğretmenlere yönelik şiddete tepkiler sürüyor. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor” dedi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan ise “Bu şiddet tesadüf değil. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı” değerlendirmesini yaptı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen atanacağı yönündeki açıklaması ve İstanbul’da özel okul müdürü İbrahim Oktugan’ın bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürülmesine yönelik tepki ve protestolar sürüyor.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan, öğretmen atamalarına ilişkin açıklanan kontenjanı ve öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
“BU SORUN DAHA DA BÜYÜYECEK”
Eğitim, fen edebiyat ve ilahiyat fakültelerinden mezun olan ve hala eğitimine devam eden öğrenci sayısına dikkat çeken Özbay, “Eğitim fakültelerinde 250 bin öğrenci var. 400 bin fen edebiyat fakültelerinde var. 100 binin üzerinde din ve din bilimleri fakültelerinde öğrenci var. Topladığınızda 800 bine yakın öğrenci okullardan mezun olduğunda öncelikle öğretmen olabilir miyim? Umudunun adeta satıldığı… Çünkü eğitim bilimleri dışında başka alanlara da bunun taşındığını görüyoruz. Gençlerin geleceğini planlamakla yükümlü olan iktidar, üniversiteye alıp, onları müşteri gözüyle görüp, bulundukları illere para kazandırsın, ondan sonra ne yaparsa yapsın anlayışı bugün 1 milyona yakın atama bekleyen öğretmeni karşımıza getirmiştir. 20 bin atama rakamlarıyla gidilirse, bu sorun daha da büyüyecektir. Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. ‘Bir miktar’ diyeceksiniz. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor.”
“GEÇTİĞİMİZ YIL 23 BİN 670 ÖĞRETMEN EMEKLİLİK, İSTİFA, ÖLÜM GİBİ SEBEPLERLE SİSTEMİN DIŞINA ÇIKMIŞ”
20 bin öğretmen atamasının kabul edilebilir olmadığını söyleyen Özbay, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz yıl 23 bin 670 öğretmen emeklilik, istifa ve ölüm gibi sebeplerle sistemin dışına çıkmış. Bu alınan öğretmenler bırakın yenilerini eklemeyi, mevcut öğretmenlerin yerini bile dolduracak sayıda değil. Bakan, bakana, bakan cumhurbaşkanına… Ama ne halkı ne de öğretmeni ne çocuğu gören yok. Atanmadığı için farklı işlerde çalışmak zorunda kalan, intihar eden, yaralanan, güvencesi olmayan, özel sektörlerin kucağına itilen ve devlette istihdam edilmeyip, ‘ücretli çalışırsan gel o zaman’ anlayış var. Yaşamını kaybeden ve psikolojik, sosyal sorunlar yaşayan, gençlerin umudunu çalan AKP iktidarıdır. Eğitime bakış açıları AKP iktidarının ne olduğunu gösteriyor. 20 bin atama sayısını kabul edilemez.”
“SEN ÖĞRETMENE PARMAK SALLARSAN BİRİLERİ DE GELİP ÖĞRETMENE ŞİDDET UYGULAR”
Eğitim alanında yaşanan şiddet vakalarının artışa geçtiğini söyleyen Özbay, “Şiddetin tek bir faili yok. Şiddetin arkasında sorunlu ve karanlık bir zihniyet var. Biz eğitimcilerin mücadelesi bu karanlık zihniyetin aydınlanması için” dedi. Öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti protesto etmek iççin Cuma günü tüm Türkiye’de sendika olarak iş bırakacaklarını söyleyen Özbay, şunları söyledi:
“Sen öğretmene ‘şahsiyet kazandıracağız’ dersen, ‘bir miktar’ dersen, ‘öğretmenler yeteri kadar idealist değil’ dersen, atama bekleyen bir milyon öğretmen yığınını oluşturursan, özel sektörün kucağına itersen, protokoller yapıp herkes öğretmenlik yapabilir algısı yaratırsan ve öğretmeni bu kadar değersizleştirirsen o sorunlu zihniyet öğretmene şiddete başvurur. Sen öğretmene parmak sallarsan birileri de gelip öğretmene şiddet uygular. Bu şiddetin faili yine siyasi iktidarın yarattığı tahribattan kaynaklanıyor. Öğretmenler zaten mobbinge ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar.”
“ATAMA BEKLEYEN YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMEN VAR”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan da fakültelerin öğretmenlik alanlarından mezun olan öğrenci sayısına dikkat çekti. Aynı zamanda mezun olup, atama bekleyen öğretmen adaylarının olduğunu söyleyen Gürkan, “Atamayı bekleyen yüz binlerce öğretmen var” dedi.
“20 BİN ATAMA BEN SİZİ EKONOMİK KOŞULLARDA YÜZÜSTÜ BIRAKIYORUM DEMEK”
20 bin kişinin belirli branşlarda atanacağı ve bu sayının yetersiz olduğunu ifade eden Gürkan, şunları söyledi:
“Bu ekonomik krizin faturasını yine bize ödetmek, ‘siz yine özel sektörde güvencesiz koşullarda çalıştırılmaya devam edin, patronların hükümranlığına sizi bırakıyoruz’ demektir. 20 bin atama çok komik bir rakam. Rakamlar çok düşük. 81 ilde üniversitelerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Mezun onlan binlerce, on binlerce öğretmen var. Ben sizi ekonomik koşullarda yüzüstü bırakıyorum. Kriz koşullarına ve güvencesiz özel sektör çalışma koşullarına sizi mahkum ediyorum demektir. Biz 20 bin atamadan ancak bunu anlayabiliriz.
“BİR ÖĞRETMENİMİZ MAAŞ İSTEDİĞİ İÇİN KAFASINDA BARDAK KIRILDI”
Öğretmenlerin çalışma yaşamlarında hem fiziksel hem de psikolojik olarak şiddete maruz kaldığını söyleyen Gürkan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sendikamız kurulduğundan beri öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel şiddeti hem velilerimize ve diğer sektörden bütün emekçilere nasıl koşullar altında yaşadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu şiddeti lanetliyoruz ve kınıyoruz. Kaybettiğimiz öğretmenimizin üzüntüsünü yaşıyoruz. Güvencesiz ve ucuza patronların hükümranlığına, karına terk edilmiş öğretmenler zincirinden bahsediyoruz. Bu olaydan önce bir öğretmenimiz maaş istediği bir okulda kafasında bardak kırıldı. Bu şiddet tesadüf değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nı özel sektörde çalışan hiçbir öğretmeninin arkasında durmuyor. Onu güvencesiz koşullara, şiddetin her türlüsüne maruz bırakıyor. Denetim yok. Patronlardan hesap soran bir bakanlık yok. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı. Bu eğitimde, sağlıkta da böyle. Özelleştirilen bütün kurumların içerisinde durum böyle. Daha fazlası yaşanmasın istiyoruz. Hiçbir öğretmen bu koşullara terk edilmesin diye mücadelemizi büyütmeye kararlıyız. Kamusal eğitimi her zaman dile getirmeye devam edeceğiz.”
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
(RİZE) – Karadeniz illerinin Ziraat Odası Başkanları, hükümetin açıklayacağı yaş çay fiyatı öncesi bir araya geldi. Rize Ziraat Odası Başkanı BünyaminArslan “Yaş yaprak taban fiyatının ekonomik koşullar ve bölgedeki tarımın sürdürülebilir bölge göçünü önleme adına üreticilerimizin doğduğu yerde doyması için yaş çay taban fiyatının 25 TL olmasını talep ediyoruz” dedi.
Karadeniz illerinin Ziraat Odası Başkanları, 2024 yılı yaş çay kampanyasına sayılı günler kala 210 bin çay üreticisinin merakla beklediği ve hükümetin açıklayacağı yaş çay fiyatı öncesi Rize Ziraat Odası’nda bir araya gelerek ortak basın açıklaması yaptı. Rize, İkizdere, Kalkandere, İyidere, Derepazarı, Güneysu, Çayeli, Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı, Hopa, Arhavi, Borçka, Of, Sürmene, Araklı, Dernekpazarı, Tirebolu, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanlarının katıldığı basın toplantısında hükümete 2024 yılı yaş çay fiyatının 25 TL olması yönünde çağrı yapıldı.
Rize Ziraat Odası Başkanı BünyaminArslan şunları söyledi:
“Öncelikle 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Bu toplantının özellikle bugünün önemine binaen çocuklarımızın yarınları için 19 çay bölgesi ziraat oda başkanları bölgelerinde yapmış oldukları yaş çay maliyet belirleme çalışmaları sonucunda odalarımızın ortaya koymuş olduğu yaş yaprak taban fiyatının, ekonomik koşullar ve bölgedeki tarımın sürdürülebilir bölge göçünü önleme adına üreticimizin ‘Doğduğu yerde doyması için’ yaş çay taban fiyatının 25 TL olmasını talep ediyoruz. Aynı oranda organik yaş çay fiyatının da belirlenecek olan çay fiyatının iki katı oranında olmasını talep ediyoruz. Ayrıca çay sektöründe bizler gibi söz sahibi olan ulusal çay konseyi ve ticaret borsasında fiyat konusunda çalışmalarını kamuoyuna açıklamalarını bekliyoruz. 2024 yılı tüm üreticilerimize bol kazanç ve hayırlı olmasını diliyoruz.”
“ÖZEL SEKTÖR AÇIKLANAN FİYATIN ALTINDA ÇAY ALIRSA ÜRETİCİLERİMİZİ EZMEYE KALKARSA ÖRGÜTLERİMİZLE GEREKEN CEVABI VERİRİZ”
Bir gazetecinin “Özel sektörün hükümetin açıkladığı fiyatın altında çay alması durumunda tepkiniz ne olacak” sorusuna Başkan Bünyamin Aslan, şöyle cevap verdi:
“Biz tüm ziraat odalarımızın başkanları, yöneticileri çiftçilerin kendisidir, müstahsillerimizin menfaatine olmayacak her ne konu olursa olsun dik ve dirayetli bir şekilde müstahsillerimizin yanında oluyoruz, olacağız. Biz örgütlenerek hiçbir özel sektör çay fabrikasının millete rağmen çay fiyatının altında bir fiyat alabileceğini düşünmüyorum. Eğer kasıtlı bu yönde özel sektör üreticimizi ezmeye kalkarsa bizde üreticilerimizle örgütlenerek gereken cevabı vereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Fiyat dengesinin bozulmaması için üreticilerimizi örgütleme adına tüm ziraat odalarımızla birlikte bir duyuru yaptık. Muhakkak ki budamalarımızı yapalım, piyasayı belli kişilerin eline bırakmayalım.”
“BELİRLENEN FİYATIN ALTINDA ÇAY ALAN ÖZEL SEKTÖRÜN RUHSATI İPTAL EDİLMELİDİR”
“Özel sektörün hükümetin açıkladığı fiyatın altında çay alması durumunda tepkiniz ne olacak” sorusuna Artvin Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti şu şekilde cevap verdi:
“Bunu ziraat odaları denetleyemez, bunu denetleyebileceği devletin bir kurumu vardır. Devlet denetler, ziraat odaları da bunun takipçisi olur. Ama devlet bu konuda aslında daha da dik durmalı vermiş olduğu belirlemiş olduğu belli bir fiyatın altında yaş çay satın alan kurumları, kuruluşları, fabrikaların aslında devleti zarar ettirme politikası üzerinde ruhsatlarının iptaline kadar gitmeli yani, devlet 10 lira vermişse 8 lira diğer kuruluşlar özel sektör çay alıyorsa bu aynı zamanda devletin denetleme mekanizmasını harekete geçirmesi demektir. Devlet korumalı çiftçiyi diye düşünüyorum.”
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
Hükümetin açıklayacağı yaş çay fiyatını bekleyen Rizeli üreticiler, açıklanacak fiyatın 20 liradan az olmaması gerektiğini ifade etti. Bir çay üreticisi, “25 lira olursa memnun kalırız” derken bir başka üretici ise, “Eğer çayın şu anki fiyatı 30 liranın da altına düşerse çaycı yandı. Hükümet özel sektörlere vereceğine ÇAYKUR desteklerini halka versin, bizim gibilere versin” diye konuştu.
Rize başta olmak üzere Artvin, Trabzon ve Giresun illerinde 210 bin çay üreticisinin temel geçim kaynağı olan yaş çaya hükümetin vereceği fiyat merakla bekleniyor. Üreticiler bir kilo yaş çay fiyatının en az 25 lira olması gerektiğini söyledi.
“ÖZEL SEKTÖR BİZİ MAĞDUR EDİYOR”
Rizeli çay üreticisi, “Ben bir çay üreticisi olarak geçen sene zaten çayın fiyatının yani beklentinin çok çok altında olduğunu gördük ve bu sene artan maliyetlerden dolayı çayın ziraat odasının açıkladığı fiyatta 17 lira bir maliyetimiz var. Bugün ben bir gübre aldım 15 bin 500 lira para ödedim bir tonuna bunun akaryakıt fiyatlarını koyarsak, enflasyonu da koyarsak, çayda şu an beklentimiz 20 ile 23 lira arası. Özel sektör bizi yıllardır mağdur ediyor devletin açıkladığının altında alıyor yine hüsrana uğrayacağımızı düşünüyorum” dedi.
“DEVLET BU KONUDA RİZELİYİ MAHCUP EDİYOR”
Çay üreticisi bir yurttaş ise “Çayların çay fiyatı 20 liradan aşağı olmaması lazım, bu kesim işine son vermeleri lazım. Kesiyoruz, çaylıklar bitti. Burada hep ezilen vatandaş biz olduk. Kendi çayımızı yevmiyeyle toplamış gibi oluyoruz ama bu 25 lira olursa memnun kalırız. Bizim çay 25 lira yapıp da kuru çayı 250- 300 lira yaptığı zaman yine vatandaştan gidiyor. Hiç Rizeli çaydan memnun olmamıştır, olmaz. Devlet şimdi bu konuda Rizeliyi hep mahcup etmiştir çaya istediğimiz değeri vermemiştir. Rizeli hiç memnun olmamıştır” dedi.
“ÇAYIMIZA UZAKTAN SELAM VERİR DURUMA DÜŞTÜK”
Bir diğer yurttaş, “Öncelikle çayın bu mecburi kesim işlerin kaldırılmasını istiyorum. Gübreye devletin mutlak ve mutlak bir destek olmasını istiyorum. Aşırı pahalı aşırı yani o fiyatlarla gübre alıp da çaya verip de çay yani çok kıymetli ama çayın değeri çok düştü. Yıllar yılı her sene bu acımasız enflasyon bizi mahvetti. Eğer çayın şu anki fiyatı 30 liranın da altına düşerse çaycı yandı. Bundan sonra artık çaya bir destek mi verir hükümet yani, özel sektörlere vereceğine ÇAYKUR desteklerini halka versin, bizim gibilere versin. Çaycılar ayakta kalabilsin yoksa çay da elimizden gidecek bu gidişte. Yani çayımıza da artık uzaktan selam verir duruma düştük” ifadelerini kullandı.
“ÖZEL SEKTÖR TEFECİ GİBİ”
Diğer çay üretici yurttaş da, “Çayın fiyatı konusunda beklentilerimiz 25 lira çünkü çayın bir gelir kaynağı olması için 25 lira bile bir insanın çaydan alacağı hani eziyetine değmeyecek bir para. Çay artık bitmiş bir ürün, Rizeli olarak diyorum. Özel sektör maalesef ki millet perişan. Kıştan çıkıyor yaza düşünce özel sektörü şöyle düşünün bir çeşit tefeci gibi devlet çayı diyelim hani asıl fiyatından alırken özel sektör geçen sene 11 lirayken devletin fiyatı özel sektör 9 lira 9 buçuk liralara kadar aldı çünkü millet kıştan çıkmış, borcu var, çaydan geçinemiyor mecburen çayını bozdurmak zorunda kalıyor” diye konuştu.
“ÇAYIN FİYATI 20 LİRADAN AŞAĞI OLMASIN”
Bir başka üretici ise “AK Parti hükümeti beni çok iyi dinlesin; kurulduğu günden beri ona oy veriyorum hiç bu zamana kadar bir şey istemedim şimdi istiyorum. Diyorum ki; çayın fiyatı 20 liradan aşağı olmasın. Eğer bu milletin gönlünü kazanmak istiyorsa, bu Rizelinin gönlünü kazanmak istiyorsa, çayın fiyatı 20 lira olsun. Sayın Cumhurbaşkanı burada ilk konuştuğu zaman ne dedi; ‘görün ben bir seçileyim bak çay paketleme fabrikalarının hep dışarıda paketlemeleri onları Rize’ye alıyorum’. Hani neredeler, bugün olanları da yıktılar. Taşlıdere’de vardı onları da yıktılar. Rize’ye bir fabrika yapsınlar, olanları da yıktılar” dedi.
]]>
Havaların ısınması ile çay üreticileri gübreleme ve budama işlemleri için çay bahçelerine girmeye başladı. ÇAYKUR’a çay satmak için üreticilerin çay tarım arazilerinin 10’da 1’ini budamak zorunda olduğunu hatırlatan Mavi, bu işlemi gerçekleştirmeyen üreticilerin ise her yıl olduğu gibi bu yıl da ÇAYKUR’a çay satamayacağını uyarısında bulundu.
Geçtiğimiz yıl özel sektör çay firmalarının ÇAYKUR’a yakın hatta bazen ondan da yüksek fiyattan çay almasından etkilenen bazı üreticilerin bu yıl budama yapmayarak çaylarını özel sektör çay fabrikalarına satmayı planladığını ve bu durumun önüne geçilmesi gerektiğini savunan ÇAYÜDAD Başkanı Mustafa Mavi, herkesin çaylarını budama yapmasını istedi. Aksi taktirde özel sektörün fiyat ile istediği gibi oynayabileceğini hatırlatan Mavi üreticilerden çay bahçelerine girerek yapmak zorunda oldukları budamaları gerçekleştirmesini tavsiye etti.
Hava şartlarının gidişatının iyi olmasından ötürü çay üreticilerinin rahatlıkla çay öncesinde bahçelerine girdiğini kaydeden Mustafa Mavi, üreticilerin ön hazırlıklara başladığını dile getirdi. Geçtiğimiz yıl çay toplama yevmiyesinin yüksek olmasından kaynaklı vatandaşın kendi çayını kendisinin topladığını ve bu yılda aynı durumun oluşmasını beklediklerini dile getirerek “Dışarıdaki üreticimiz geldi, bakıldığında hava şartları da tam bir çay sezonuna uygun devam ediyor. İnşallah çok güzel bir sürgün dönemi olacağını bekliyoruz. Geçen sene yevmiyeler çok yüksek olduğu için vatandaş daha çok kendisi kendi çayını toplama yoluna gitti. Aslında bu bir yerde de iyi oldu. Herkes motor alarak işte kendi çayını aile içinde toplayıp paranın kendilerine kalmasını sağladı. Yevmiyelerin yüksek olması bir yerde de yabancı uyruklu işçilerin gelmemesine ve sebep oldu. Bu yıl da o şekilde olacağını düşünüyoruz. Çok fazla bir yabancı uyruklu işçi gelemez. Daha çok işte Giresun, Ordu gibi Karadeniz Bölgesi’nden gelen çay işçileri burada yoğunlukta olur” dedi.
“Çay hasadında hava şartları belirleyici olacak”
Hava şartlarından ötürü çayın her yerde eşit gelmesinin çay alım yerlerinde izdihama neden olabileceğinden korktuklarını ifade eden Mavi “Şu anda hava şartları çok iyi gidiyor. Her yerde çay sürgünü aynı anda geliyor. Bazen üç günde bir yağmur yağıyor. Bizim bir tek korkumuz var, eğer hava şartları böyle giderse Mayıs ayında yüksek kesimlerle alçak kesimlerde çaylar eşit gelirse çay alım yerlerinde bir izdiham olabilir. İnşallah Allahü teala onun da bir kolaylığını verir. Sahil biraz daha erken. Yüksek kesimler biraz daha geç gelirse izdiham olmaz. Böylelikle çayın fiyatı özel sektörde de aşağı düşmez” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıl özel sektör çay firmalarının ÇAYKUR’un verdiği taban fiyata yakın para ödemesinden esinlenilerek bu yıl budama yapmayan veya az budama yapan üreticilere de seslenen Mavi “Bu sene zor bir sene olacak. Mesela faizler yükselince özel sektör bu sene aldığı çayın ücretini vadeli olarak yapacak. Beklenti ve görüntü öyle. Özel sektörler yüksek fiyattan faizli para alıp üreticiden peşin para çay almayacaktır. Bizim buradan üreticilerimize tavsiyemiz herkes budama zorunluluğundaki bütün çaylıklarını budasın ve tamamı ÇAYKUR’a satsınlar. Kotalarını aşsınlar. Eğer budama düşük olursa özel sektöre de koz vererek daha çok muhtaç oluruz. Üreticiden budamalarının tamamını yapmasını istiyoruz. Aksi takdirde özel sektör çok düşük fiyattan satın alma niyetine gidecek. Çünkü faizler çok yükseldi. Bankalar kredi vermiyor. Üretici kendi başının çaresine bakması lazım. Onun için şimdi de ayağımızı denk alalım. Üreticiler budamalarını yapsınlar, çaya erken başlasınlar. Şöyle ki çok bekleyip izdiham olmaktansa mayıs ayında biraz erken toplayarak yüksek fiyattan özel sektöre satabilirler. Daha sonra fiyat düştüğü zaman ÇAYKUR’daki kotalarını rahat rahat doldururlar. Üreticilerimizin bu konuda duyarlı olmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu. – RİZE
]]>