Hizmete açtığı Devlet Tiyatrosu ve sanat merkezleri ile Kayseri’de gençler başta olmak üzere sanatın ve sanatçının da destekçisi olan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, çeşitli etkinliklerle de bu desteğini taçlandırıyor. Bu kapsamda Başkan Büyükkılıç, Kayseri’deki programları dolayısıyla şehre gelen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile birlikte gençlerle kucaklaştı.
Gençlerle Sanat ve Tiyatro Üzerine Söyleşi
Talas Gençlik Merkezi’nde sanat ve tiyatro üzerine gerçekleşen söyleşi buluşmasında, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Yıldırım ve çok sayıda tiyatro sever genç yer aldı.
Tamer Karadağlı ile Tiyatro Söyleşisi’nde konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, gençlere yönelik öğüt ve tecrübe dolu sözlerinde “Bu memleket bizim, bu tarih bizim, bu bayrak bizim” diyerek, bir ağacın kökleri ve dalları gibi bütün olduklarını ancak kökler gibi dallar gibi farklılık gösterebildiklerini, bunun da ayrıştıracak bir yönü olmadığını ifade etti ve birliğe vurgu yaptı.
Konuşmasında sanat konusunda değinen Akar, karşılıklı iletişim için sanatın şart olduğunu paylaştı. Sanatın duygu ve düşünceleri ifade etmenin en kısa ve en etkili yolu olduğunu dile getiren Akar, “Bu konuda açık olmamız lazım. Sanata değer vermemiz lazım. Okumamız, anlamamız lazım. Hiçbir şey oturduğumuz yerde olmaz” dedi.
Akar, Büyük Türkiye vurgusu yaparak 2 bin 500 tarihi ile Türk milletinin gücüne işaret etti. Dünya üzerinde zulmün yaşandığını da kaydeden Akar sözü Filistin’de yaşanan katliama getirerek, “Zalimler her gün bir şeylerini kaybederler, bir gün her şeylerini kaybederler” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda programda emeği geçen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a, Vali Gökmen Çiçek’e, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’ya ve AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler ile birlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.
Soru cevap şeklinde gerçekleşen söyleşide Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ise Kayseri’ye her geldiğinde büyük bir keyif aldığını ve Kayseri’nin çok farklı bir şehir olduğunu dile getirdi. Karadağlı, gençlerden tiyatroya sahip çıkmalarını temenni etti. Söyleşide Karadağlı, katılımcı gençlerin sorularını cevapladı.
Birlikte Tiyatro Oyunu İzlediler
Söyleşi programı sonrasında Başkan Büyükkılıç’ın daveti ile Kayseri Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen William Shakespeare’nin yazdığı, İzmir Devlet Tiyatrosu’nun temsil ettiği Hamlet oyunu izlendi.
Başkan Büyükkılıç, oyunun genel sanat yönetmeni de olan Tamer Karadağlı’ya teşekkür ederek, “Hamlet oyununu büyük bir keyifle izledik. Böylesine büyük bir oyunun şehrimizde sahnelenmesinde büyük emeği olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve oyunumuzun Genel Sanat Yönetmeni Tamer Karadağlı’ya teşekkür ederim” dedi. – KAYSERİ
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, 2023-2024 sezonunu; açılışını Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda yaptığı “Bu Memleket Bizim” oyunuyla kapatıyor. Oyunculardan Levent Üzümcü, “Cumhuriyet’in değerlerine bağlı insanların kendilerini yalnız hissetmediklerini hissetmeleri gerekiyor. Biz bu hissin bir parçası olabiliyorsak eğer ne mutlu bize” dedi.
İBB Şehir Tiyatroları, 2023-2024 sezonunun açılışını 16-17 Eylül tarihlerinde Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda yapmıştı. Açılışta, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eseri başta olmak üzere şair Nazım Hikmet’in “Kuvayi Milliye Destanı”, Milli Mücadele ile Cumhuriyet’in kuruluşuna yazdıklarıyla ışık tutan Erol Toy, İsmet Küntay, Samim Kocagöz ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun metinlerinden parçaların yer aldığı “Bu Memleket Bizim” oyunu İstanbullularla buluşmuştu.
300’DEN FAZLA OYUNCU SAHNEDE
Döneme ait materyallerin taranarak araştırma ve dokümantasyonunu dramaturji biriminin üstlendiği oyunun yönetmenliğinde Ali Gökmen Altuğ, Aslı Öngören, Yıldırım Fikret Urağ ve Yiğit Sertdemir görev aldı. Çiğdem Erken’in direktörlük yaptığı oyunda Deniz Noyan orkestrasyonu, Burçak Çöllü de koro düzenlemesini üstlenerek özel müzikler besteledi. Hakan Elbir’in şefliğindeki müzikler, Dicle Doğan’ın koreografisiyle yaşanan hikayeler sahnede yeniden hayat buldu. Barış Dinçel’in tasarladığı tiyatronun tasarım ekibinin hazırladığı dekorun üzerinde Nihal Kaplangı’nın tasarladığı, tasarım ekibinin hazırladığı kostümlerle Mustafa Kemal Atatürk ile Milli Mücadele’nin önemli kahramanlarının hikayeleri canlandı. 300’ü aşkın oyuncu ve 20 kişilik dans ekibi de sahnede yer aldı.
3 GÜN BOYUNCA SEYİRCİNİN KARŞISINDA OLACAK
Bu Memleket Bizim oyunu, yalnızca iki kez sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü. Açılışın yapıldığı oyun, bugün, yarın ve salı günü (19-20-21 Mayıs) olmak üzere yeniden izleyicinin karşısına Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda çıkacak. Bu sefer sezonun kapanışının yapılacağı oyunda yine aynı kadro, Şehir Tiyatroları’nın tüm bileşenleri yer alacak. İndirimli biletler 60, tam biletler ise 75 liradan satışa sunulmaya devam ediyor.
LEVENT ÜZÜMCÜ: İNSANLARA YALNIZ OLMADIKLARINI DUYURMAYA ÇALIŞIYORUZ
Oyun için dün akşam da provalar sürerken oyuncular ve yönetmenler, yeni sanat sezonuna ve “Bu Memleket Bizim” oyununa ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Levent Üzümcü, yeni sezona ilişkin bilgi verdi, geçen sezonu değerlendirdi. Kendisinin de yer aldığı, Rus yazar Lev Tolstoy’un “Savaş ve Barış” oyunu ve “Bu Memleket Bizim” oyunu üzerine Üzümcü, şunları söyledi:
“Savaş ve Barış özelinde, yenilikçi bir oyun olması ve bu oyunun Avrupa tarafından da merak edilen ve saygın sahnelerde kabul gören bir oyun olması nedeniyle hem tiyatro adına, Türk tiyatrosu adına hem de Şehir Tiyatrosu adına çok verimli bir sezon olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bazen ülkede yaşayan insanların Cumhuriyet’e bağlı, Cumhuriyet’in değerlerine bağlı insanların kendilerini yalnız hissetmediklerini hissetmeleri gerekiyor. Biz bu hissin bir parçası olabiliyorsak eğer ne mutlu bize. Bir yerlerde durulması gerekiyor. Biz, durduğumuz yerin bildiğimiz yer olduğunu ve bildiğimiz yerin de doğru olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’nin rotasını buradan çevirme azminde olanlara karşı hep bir arada, Cumhuriyet’in değerlerine bağlı insanlarla birlikte bu görmüş olduğunuz 5 bin küsur kişilik salonu doldurup boşaltıyoruz. İnsanlar buraya gelsin ve yalnız olmadıklarını anlasınlar. En önemli mesajı budur. Biz varız, buradayız. Cumhuriyet’ten çok daha eski bir sanat kurumuyuz. Çok zordur böyle coğrafyalarda bu kadar uzun soluklu bir sanat kurumunun var olabilmesi. Çok zorlu zamanlardan da geçiyoruz elbette ama sonunda yine insanlara buradan yalnız olmadıklarını, yalnız bırakmadıkları oyuncular tarafından duyurmaya çalışıyoruz.”
“BURASI SANAT KURUMU OLDUĞU KADAR KOOPERATİF DE”
Oyunun ortaya çıkarılışındaki motivasyon üzerine de Üzümcü, şunları dile getirdi:
“Herkesin bir parçası olduğunu bilmek çok önemli. Burada bu görmüş olduğunuz gösteri içerisinde Türkiye’nin çok tanıdığı bazı aktörler olarak da varız. Meşale tutuyoruz. Bizim tiyatroda bir tanım vardır. Meşale mi tutmak için aldılar, arkada mızrak tutmak için mi aldılar diye yeni gelenlere böyle bir takılırız kendi aramızda. Burada da böyle bir durum var. Biz resmen arkada meşale tutuyoruz ama bunun bir parçası olduğunu bilmesi bir oyuncuda, inanılmaz duygular uyandırıyor ve paha biçilir gibi değil. Seyircilerimizi bekliyoruz. 19 Mayıs’ta bugün halka açık bir gösterimiz olacak ve onun hemen ardından 20’sinde ve 21’inde de biletli gösterimlerimiz var ama bu bilet paraları herhalde tüm Türkiye tiyatroları içerisinde verebileceğiniz en ucuz paralar. Neden? Çünkü burası bir sanat kurumu olduğu kadar aynı zamanda bir kooperatif de. Halkın vergileriyle yaşamaya çalışan bir kurum. Elinden geldiğince bu halka layık olmaya çalışan bir kurum.”
ASLI ÖNGÖREN: İSTEDİK Kİ 100’ÜNCÜ YILDA TAM KADRO SAHNEDE OLSUN
Oyunun 4 yönetmeninden birisi olan Aslı Öngören de Şehir Tiyatrosu açısından harika bir yılın geçtiğini belirtti. Öngören, şunları anlattı:
“Ödüller aldık. Salonlarımız doluydu. O yüzden son derece mutluyuz ama bir yandan da biz sanatçılar asla kolay beğenmeyiz. Kendimizi de çabuk beğenmek istemeyiz. Sanat öyle bir şey. Daha iyisini yapabilir miydik diye sorun; evet, elbette yapabilirdik. Önümüzdeki sezon daha iyisini yapmak için çalışacağız. 100 yıldır bu kurum böyle var oluyor, böyle var olmaya da devam edecek. Geçen yıl çok heyecanla, büyük bir sorumluluk alarak böyle bir çalışmaya başladık. İşin pek çok zor yanı vardı. Birincisi, metin çok zordu, metni oluşturmak. Şehir Tiyatrosu’nun değerli dramaturgları bir kolaj metin oluşturdular. Bunun üzerine biz dört yönetmen yeni revizyonlar yaptık. Belli bir forma oturttuk bu metni. Kısalttık, seyirlik özelliklerle donattık. Sonra ikinci aşama, şöyle bir iddiayla bu projeye başladık. Biz istedik ki, daha önce birkaç kere yaptığı gibi, Şehir Tiyatrosu’nun geleneğinde vardır bu, özellikle açık havada, biz tam kadro sahnede olduğumuz belli periyotlarla oyunlar yaparız; istedik ki 100’üncü yılda da Şehir Tiyatrosu tam kadro olarak sahnede olsun. Bu demek oldu ki, sahne üzerinde 300, gerisinde de birçok teknik elemanından oyuncusuna, çay ocağından yer göstericisine neredeyse tam kadro çalışıldı.
“SEYİRCİNİN TAKDİRİNİ GÖRÜNCE ÇOK MUTLU OLDUK”
İki gösteri yaptık. Çok dolu geçti, çok heyecanlıydık. Seyircinin takdirini gördük. Çok mutlu olduk. Zaman ve açık havanın doluluğu nedeniyle sadece iki gösteri yapabilmiştik. Ne mutlu bize ki büyük bir talep geldi bu yıl tekrarlamamız için. Biz de tam Genç Günler’in -ki o da çok uzun soluklu bir oluşum Şehir Tiyatrosu’nda- son gününe, 19 Mayıs’a denk gelişiyle beraber başlayan üç gösterim daha eklemeye karar verdik. Şu anda da onun hazırlık provaları devam etmekte. Dört yönetmen çalışmak apayrı bir boyuttu. Birbirimizin alanlarına saygı duyarak, yaratıcılıklarına izin vererek ama bir bütünlük peşinde koşarak çalışma durumundaydık. Hepimiz için yeni bir durumdu bu. Çok güzel üstesinden geldiğimizi düşünüyorum kendi iç diyaloğumuz anlamında. Seyircinin takdiri de sonucunda başarılı olduğunu gösterdi bize ne mutlu ki. Umarız bu üç gösterim de aynı başarıyla hatta daha iyi bir şekilde gerçekleşir. Seyircimizin katkısıyla Mustafa Kemal’e, Cumhuriyetimize nice yüzyıllar diliyoruz.”
“MÜMKÜN OLURSA YENİDEN SAHNELEMEK İÇİN GAYRET EDERİZ”
Oyunun tekrar sahnelenip sahnelenmeyeceğine ilişkin de Öngören, şunları söyledi:
“Şimdi şöyle bir zorluğu var. Bu oyunu oynadığımızda başka hiçbir şey yapamaz hale geliyor Şehir Tiyatrosu. Kendi repertuvarımıza da devam etmemiz lazım. Mekan olarak açık havaya hazırlanmış bir şey. Dolayısıyla açık havanın yoğun bir konser programı var. Oranın da kendi içinde bir döngüsü var. Şehir Tiyatrosu, eskiden olduğu kadar açık havada çok zaman ve alan pek de bulamıyor son yıllarda maalesef. Elbette konserler de burada çok güzel oluyor ama güzel müzikaller, gösteriler, hele böylesi özel işler çok daha fazla burada olmalı diye düşünüyorum. Şu an belli olan bir program yok ama mümkün olursa biz de gayret ederiz yeniden sahnelemek için. Seyircilerimizi bekliyoruz heyecanla. Onların eleştirileri, takdirleri bizim en büyük itici gücümüz. Umarız alnımızın akıyla bu üç gösteriyi de başarıyla tamamlarız.”
ERASLAN SAĞLAM: ATATÜRKLERDEN BİRİNİ OYNAMAYI BANA BAHŞETTİKLERİ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM
Oyundaki 7 Atatürk rolünden birini canlandıran Eraslan Sağlam, oyunla ilgili duygularını şöyle dile getirdi:
“Böylesine kocaman bir prodüksiyonun içinde Atatürklerden birini oynama şerefini bana bahşettikleri için öncelikli olarak çok teşekkür ediyorum. Hem zor hem kritik hem tedirgin edici hem de son derece coşkulandırıcı bu rolle seyircinin karşısına çıkıyor olmak. Bir yandan ikinci ve en az bunun kadar önemli olan meselelerden biri de biz kocaman bir aileyiz Şehir Tiyatrosu olarak. Kökümüz çok eskilere dayanıyor. Bu ailenin bütün mensuplarıyla aynı anda sahneye çıkmak, yani 300 kişi olarak seyirciyi selamlamak, insandaki aidiyet duygusunu, kurumuna olan inancını, bu topraklarda, bu coğrafyada sanata ve sanatın dönüştürücü gücüne olan inancını insanın bir kere daha bence çok çok yukarılara çıkarıyor ve bunun dışında yapacağınız işlerde de Şehir Tiyatrosu’nun diğer oyunlarında da sahneye çıktığımız zaman bu gece inanılmaz bir motivasyon kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.”
“ÇOK İYİ DÖNÜŞLER ALDIK”
Kendisinin 1998 yılından beri Şehir Tiyatrosu’nda sahneye çıktığını vurgulayan Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok sayıda rol oynadım. Bundan da çok mutluluk duyuyorum. Geçtiğimiz sezonda da üç ayrı oyunda sahneye çıktım. Burada böyle bir projenin içerisinde ve Mustafa Kemal Atatürklerden birini oynadıktan sonra da tuhaf, yani seyircinin duygusu da çok tuhaf oluyor. Şunu biliyorlar, aslında bu Mustafa Kemal Atatürk değil, Eraslan ama onun değeri sebebiyle, temsil ettiğiniz şeyin kıymeti sebebiyle başka gözle bakmaya başlıyorlar. Daha olumlu ve umutlu bir gözle bakmaya başlıyorlar. Bu anlamda çok iyi geri dönüşler aldık. Bu yıla geldiğimizde de aslında ben çok heyecanlandım çünkü üç kere daha oynama şansımız olacak. Hele ki 19 Mayıs tarihli, bir nevi prömiyer niteliği taşıyan temsile dönüp baktığınızda Şehir Tiyatrosu’nun geleneğinde çok önemli bir yere sahip olan Genç Günler’in kapanış gösterisi olması, bununla seyirciyi selamlayarak sezona neredeyse veda ediyor olmamız işin kıymetini bir kat daha artırıyor bence. 20’sine ve 21’ine döndüğümüzde de sonuna kadar büyük bir zevkle oynayabileceğimiz iki gün daha olacak. Bu bir veda mı olacak, bilmiyorum. Çünkü çok iyi bir prodüksiyon ve İstanbul seyircisi bunu büyük bir tezahüratla karşıladılar. O yüzden aslında çok da veda olacakmış gibi gelmiyor. Zaman zaman çeşitli yerlerde bence -herhangi bir bilgim yok, sadece fikir yürütüyorum- seyirciyle buluşmaya devam edecekmiş gibi geliyor bana. Umarım öyle olur. Çünkü arkasında -kendimi bir kenara koyarak söylüyorum- müthiş bir emek var. Sahnede bir arada gördüğünüz 300 sanatçı değil sadece. Bu metnin oluşumu, dramaturjik yapı, sahne tasarımı, giysi tasarımı, teknik işler çünkü bunun mikrofonlaması bile çok uzun zamanları alıyor ve herkes büyük bir coşku ve titizlikle, neredeyse gönüllüymüş gibi bir araya gelerek çalışıyor. O yüzden bu emek ne kadar görülür hale gelirse bizim için bence o kadar iyidir.”
BENNU YILDIRIMLAR: BU KADAR KİŞİ BİR ARAYA BAŞKA BİR OYUNLA GELMEMİŞTİK
Yine Atatürk rolüne hayat veren Bennu Yıldırımlar da şöyle konuştu:
“Geçen sene 100’üncü yıl dolayısıyla iki oyun oynayabilmiştik. Herkesin tadı damağında kalmıştı. O yüzden bu sene 19, 20, 21 Mayıs’ta da oynayacağız. Özelliğimiz, tiyatroda çalışan herkesin sahnede olması. Açık havanın koşulları içerisinde hep birlikteyiz. Bu kadar kişi bir araya başka bir oyunla gelmemiştik. Onun keyfini yaşıyoruz. Biz 7 Mustafa Kemal’iz. Mustafa Kemal korosundayım. 3 kadın, 4 erkek olmak üzere güzel bir ekibimiz var, Mustafa Kemaller olarak da. Burada tabii özellikle akşam konserlere gelen, oyunlara gelenler, başka şeyler hissediyor, 5 bin kişinin arasında bir oyun izlemenin keyfini yaşıyor ama bu arada bir de ülkemizin Kurtuluş Savaşı’yla ilgili olan bir oyun oynadığımızdan işin içinde dans, müzik, her şey var. Daha da etkileyici oluyor tabii. Sezonumuz da güzel geçti. Sezonun kapanış gibi düşündüğünüz ama bizim hala çalışmaya devam edeceğimiz sezon açısından yeni sezonlarda buluşmak üzere. Açık havada oyunlarımız da devam edecek bu arada. Onlara da bekliyoruz.”
CAN BAŞAK: ÇOK ÖZENDİK, ÇALIŞTIK VE ARAŞTIRDIK
Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Can Başak, oyunu ve sezonu şöyle anlattı:
“Bu Memleket Bizim ilk oynandığında, eylül ayında çok beğenildi, ilgi topladı ve ‘Neden iki oyun’ denildi? Şimdi bir daha oynuyoruz ama işte az oynamasının sebebi, bu oyunu oynadığımızda diğer her şeyin duruyor olması. Çünkü bütün mevcudiyetimizle buradayız. Bütün varlığıyla burada Şehir tiyatrosu. Her türlü birimiyle, her türlü çalışanıyla herkes burada olduğu için başka hiçbir şey yapamıyoruz. Oyunun kendisi bir motivasyon bizim için. Bu projeyi hayal etmeye başladığımızda 100’üncü yıl için ne yapabiliriz biz, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı bizim için çok değerli ve üstelik Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş bir kurum olarak bizim için biraz daha değerli. Cumhuriyet’in 100’üncü yılını kutlamak, üstümüzde bir sorumluluk var. Biz Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş bir kurumuz 110 yıllık bir tiyatro olarak. O yüzden de çok özendik, çok düşündük, çok çalıştık ve çok araştırdık. Çok ciddi okumalar yapıldı. Dramaturglarımız çok ciddi bir mesai harcadı, yönetmenlerimiz fakat halihazırdaki metinlerin hiçbiri bizi tatmin etmedi ve biz yeni bir şey oluşturmanın, kendi hikayemizi kendimizin anlatması gerektiğine karar verdik ve bunu nasıl bir yöntemle yapabileceğimize, kurgusu üzerine hayaller kurduk. Uzun uzun tartıştık. Dramaturglarımız önce bir taslak metin, bir ön çalışma getirdiler. Onun üzerine yönetmenlerimiz ve dramaturglarımız defalarca tekrar tekrar çalıştı. Sonunda bize ait bir kurgu ortaya çıktı. Bizim metnimiz diyemiyorum çünkü birçok yazarın metninden faydalanarak ortaya çıkartılmış bir metin ama bizim oluşturduğumuz bir kurgu ve yorum bu.”
ÖZGÜR KAYMAK: BARIŞIN EN BÜYÜK KOZU SANAT
Bu yıl Şehir Tiyatroları tarafından 38’incisi düzenlenen ve bugün sona eren Genç Günler’in sorumlusu Özgür Kaymak da programa ilişkin bilgi verdi. “Dünya İçin Barış” sloganıyla düzenlenen programla ilgili Kaymak, şunları dile getirdi:
“Barışın en büyük kozu sanat. O yüzden bu yolda çok etkili olacağını düşündük. Gençler, zaten sanatın gücünün ve etkisinin farkındalar. Onları çeşitli etkinliklerde, Genç Günler’de buluşturmak tabii ki bizim için büyük bir onur hem görev hem de kazanç. Çünkü yıllardır bu festivale katılıp şu an aramızda üreten, yöneten, yazar olan, sanatın her dalında üretken bireyler kazandık. Bu da tabii bizi çok mutlu ediyor. 36 tane üniversite katıldı. 20 tane konservatuvar katıldı. Bunlardan 20’si tiyatro eğitimi veren okullar. 6 tane iç yapım, bizim kendi bünyemizde ürettiğimiz oyunlar da oldu. 7 tane atölyemiz oldu. Sanata ve kendini geliştirmek için, kendini bu yolda kanıtlamış hocalar tarafından verilen atölyeler. 5 tane söyleşimiz oldu. Yine sanata yön veren insanların katıldığı ve gençlerle buluşturduğumuz, kafalarındaki soruları rahatlıkla sorup böyle samimi, sıcak bir ortamda buluşturduğumuz bir 38. Genç Günler geçirdik. Sanat, eğitimi sınırlandırılamaz bir dal. Yani sanatın her dalı öyle. Tiyatro, oyunculuk çeşitli ekollerin, çeşitli yeni yeni akımların çıktığı bir dal. Bu konuda tiyatro öğrencileri, konservatuara hazırlananlar, keza merak eden seyirciler de dahil, bu alanda kendilerini geliştirmek için Şehir Tiyatrosu’nun prova odalarında, sahnelerinde o profesyonel destekle birebir ders aldılar gibi bir durum söz konusu.
“SAHNELERİMİZDE GENÇLERİ MİSAFİR ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Bu çok verimli oluyor çünkü bir cümle, o gencin kafasında başka bir ışık açabiliyor ve kendini başka bir yere yönlendirebiliyor. Hepimiz böyle olduk. O yüzden çok etkili. O yüzden vazgeçilmez bir yerde duruyor Şehir Tiyatrosu için Genç Günler. Üniversitelerin kulüplerine de konservatuvarların mezuniyet oyunlarına da çok önem veriyoruz. Çünkü bu oyunlar, klasikleşmiş ve sahnelenmesi zor hatta riske edilecek metinlerden oluşuyor çoğu zaman. Hocalarıyla birlikte çalıştıkları metinler oluyor. Çok ünlü oyunlar var. Çok yeni metinler var. Bizim de yeni gördüğümüz, izlediğimizde çok beğendiğimiz oyunlar yer aldı. Bu anlamda gençler için Şehir Tiyatrosu sahnelerinde bunu sahnelemek, onlar için profesyonel bir deneyim ve profesyonelliğe bir adım olarak nitelendirebiliriz. Onlar mutlu olunca biz de çok mutlu oluyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren bütün gençlerimize, sanatla uğraşan herkese Şehir Tiyatroları’nın kapısı hep açık oldu. Açmaya, sahnelerimizde onları misafir etmeye devam edeceğiz.”
]]>Oyuna ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan oyuncu ve yönetmen Metin Zakoğlu, Şensoy’un oyunu 1960’ta Ayfer Feray’la oynadığını belirterek, “İlk onun için yazıyor. Sonra 1980’de kendisi Nurhan Damcıoğlu’yla oynuyor. 2001 yılında Nurhan ablayla ben TRT’de Kantocunun Düeti diye bir program yapmaya başlamıştım. Nurhan ablayla oyun oynamak istediğimizde, (Ferhan Şensoy) bizim için yeniden yazdı.” dedi.
Zakoğlu, müziğin eşlik ettiği oyunda seyirciyle de etkileşim halinde olduklarına işaret ederek, “Ferhan Şensoy’un yeniden, benim adıma uyarladığı Hayrola Karyola’da zar zor geçinen, dar boğazda sıkışan, biri evli, biri de evlenme hazırlığı yapan iki farklı genç çiftimizin yaşadığı sıkıntılar, komik ve trajik durumlar bir anlatıcı üzerinden seyirciye anlatıyor. Bu arada da çok sevimli müzikler, şarkılar oyuna eşlik ediyor. İnteraktif bir oyun. Seyirciler de oyunun içine bir şekilde dahil oluyor. Bazen oyuna sahneye eşlik ediyor. Bazen sanatçı seyircilerin arasına iniyor. Onlarla iletişim kuruyor.” dedi.
Oyunda geleneksel Türk tiyatrosu normlarından yararlanıldığını kaydeden Zakoğlu, oyunda rol alan Bekir Erdem Öz ile kavuklu ve pişekarı modern bir yorumla sahnelediklerini aktardı.
“Küçük doğaçlamalar yaptım”
Metin Zakoğlu, oyunu kabare için hazırladığını dile getirerek, “Yaklaşık bir buçuk ay sürdü provamız. Provalar esnasında metni biraz daha bugüne güncellemek gerekti. Doğaçlamalarımızda onu yaptık. Çünkü 2001 yılındaki ev kiralarıyla 2024’teki ev kiraları o kadar farklı ki. Metin dramaturjik çalışmalarında böyle küçük doğaçlamalar yaptım.” diye konuştu.
Üç kişilik bir oyun olduğu için hareketi, dinamizmi ve tempoyu hiç düşürmeyen, sürekli yüksekte tutan bir rejiyi tercih ettiğini vurgulayan oyuncu, “Tabii ki açık alan rejisi. Dramatik bir oyun rejisi değil. Seyirciyi içine alan epik tiyatroyla geleneksel Türk tiyatrosundaki orta oyununu harmanlıyor. Anadolu epiği diyorum ben bu yaptığıma. Anadolu epiği oluşturduğum bir reji oldu. O yüzden de insanımıza çok yakın geldi. Çok sıcak buldu. Her gece neredeyse kapalı gişe oynuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Oyuncu Bekir Erdem Öz ise eserin Ferhan Şensoy’un en iyi oyunlarından biri olduğunu belirterek, “Büyük bir keyifle oynuyorum bu oyunu. Oyunu Metin’le ikinci kere oynuyorum. Yıllar önce bayağı uzun bir zaman oynamıştık. Dolayısıyla bu oyunun benim için böyle bir kıymeti var. Özellikle bu seferki oyunda, Metin’in yeni eklemeleri rejiyle bambaşka bir boyut kazandı. Daha keyif aldığımız, eğlendiğimiz, daha mesajları iyi olan bir oyun. O nedenle de çok keyifliyiz. Dün Ankara’daydık. Bugün buradayız. Yarın başka bir yerdeyiz. Yani o nedenle benim bu sene çok keyifli bir tiyatro sezonu geçirdiğim bir yıl.” ifadelerini kullandı.
Zakoğlu’nun yönettiği ve Şebnem Köstem’in de rol aldığı oyun, 21 Nisan’da Kartal İstMarin, 26 Nisan’da Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi, 7 Mayıs’ta ise AKM’de sahnelenecek.
]]>Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında deplasmanda karşılaştığı Konyaspor’u 3-1mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, “Milli takım arası, 17 günlük bir aradan sonra oynanan maç. Her şeyden önce bir kere oyunu özlemişiz. Oyunu konuşup, oyunun içinde kalmayı, oyunu geliştirmeyi, oyuncuyu geliştirmeyi, saha içinde kalmaya ben ve ekibim devam ediyor olacağız. Bizim hedefimiz lig üçüncülüğü. Bunun için sonuna kadar sağlıklı bir şekilde mücadele ediyoruz. Özellikle oyuncuların son iki haftalık süreçte sadece biz değil tabii, Türk futbolunu da yakından ilgilendiren süreci, net bir şekilde yaşamış bulunuyoruz. Bunun için de oyuncularımızı net bir şekilde, bunun içinden çıkartıp, onların mutlu olduğu alanın saha, sahadaki oyun ve skor alabilmek olduğunu, motivasyon amaçlı birebir görüşmelerde bunları ifade ettik. Sonra da sahada ne yapacaklarına baktık. Bugün oyuna döndüğümüzde, Konyaspor hem şehir olarak hem de futbol kültürü olarak, tarihi olarak çok önemli bir futbol şehri. Bugün belki bulunduğu durum kadro kalitesi, oyun kalitesini göstermiyor ama buradan da sağlıklı biçimde çıkacaklar diye düşünüyorum. Oyundaki üstünlüğümüz son derece sağlıklı biçimde gidiyordu. Sonrasında harika bir vuruş, oyunun aslında senaryosu böyle birden değişti. Bundan sonraki süreçte Konyaspor topa daha fazla sahip oldu. Çünkü o sorumluluğu ve geride olduğu için bu riskleri alacaktı. Düzgün ayakları var. Topa da sahip olabiliyorlar. Bizim bu bölümde belki rakibe pozisyon vermedik ama bu bölümde, rakibi ikinci bölgede de beklerken, baskılarımızı daha sert, sırtında giderek rakibi daha çok geriye püskürtmemiz gereken yerde biraz da bu baskılardan uzak kaldık. İkinci yarıda yakaladığımız penaltı, rakip artık tamamen riskleri aldığı, kenar ortadan yaptığı pozisyonda da bir formasyon değişikliği yaptık orada. Top rakipteyken iki stoperin arasına soktuk. Sonra 5-4-1’e döndük. Kenar ortası çok fazla gelmeye başladı. Sonra Taxiarchis oyuna girip, harika bir vuruş yaptı. Bugün itibarıyla üçüncülük hedefi için, kazandığımız için son derece mutluyuz. Konyaspor, iyi bir takım. Bugün kazanmayı hak ettik. Harika goller oldu. Harika bir galibiyet oldu. Oyuncularımı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
“Sorumluluk sahibi insanlar, sorumlu davranacaklar”
Abdullah Avcı, Trabzonsporlu futbolcuların golü bulduktan sonra oyunu soğutmaya çalıştığıyla ilgili soru üzerine, “Biraz evvel konuşmamın başında Abdullah hoca ve ekibi bu zamana kadar ki çok net bilmeniz lazım, oyun ve oyunun içinde kalıp, oyunu geliştirmek ve oyuncuyu geliştirmekle ilgili bir ifade kullandım. Bu süreç bundan sonra böyle devam edecek. Şöyle bir şey var. Bütün yaşanan olaylarla ilgili bunu söylüyorum ama bir hiçbir şekilde, bu bizde başlık veya manşet olmuyor. Futbolun bütün paydaşları; sizler, bizler, teknik adamlar, antrenörler, futbolcular, yöneticiler, başkanlar, dilimizi, üslubumuzu değiştirmediğimiz sürece kalbimizi, gönlümüzü de değiştiremeyeceğiz. Bu sorumluluk sahibi insanlar, sorumlu davranacaklar. Dillerimizi değiştirirlerse o zaman her şey daha güzel olacak. Bu oyunun, bu futbolun güzel ve geliştirmek ve iyileştirme yönü var. Her şartta futbol oynadık. Onun için ben bu tarafından bakıyorum. Bu bizim yaptığımız bir eylem değil. Bunu herkesin de bir şekilde destek olduğu, eylem midir denir, bir duruş mu denir ben o tarafıyla hiç ilgilenmedim. Bugün şöyle bakabilirim. Biraz evvel yayıncı kuruluşta söyledim. 17 gün sonra maç oynadık. 9 gün sonra bir maç daha oynayacağız. Bir futbol takımı için ritimler açısından, maç oynama açısından, oyundaki devamlılığı sağlamak açısından, sağlıklı bir durum değil. 26 günde iki maç. TFF, rica ediyorum, sezon başı planlamaları yaparken takvimler bunun üzerine dururlarsa bu son derece sağlıklı olur. Futbol, bizim için de, Konyaspor için de bir başkası için de doğru bir süreçtir. Şimdi 9 gün sonra bir maç daha oynarız kendi sahamızda. Dediğim gibi sorumluluk sahibi insanlar, dillerini, üsluplarını değiştirirlerse, bütün paydaşlar bu oyundan güzel faydalanabiliriz diye düşünüyorum” diye konuştu. – KONYA
]]>Ankara Devlet Tiyatrolarınca sahnelenen, rejisörlüğünü Ayşe Emel Mesci’nin üstlendiği, usta yazar Kemal Tahir’in Devlet Ana romanı tiyatro sahnesinde bu ay dünya prömiyerini yaptı. Devlet Ana oyunun biletleri 1 dakika içinde bitti ve bir rekora imza attı.
Ayşe Emel Mesci, oyunun ilk temsilini verdiği Cüneyt Gökçer Sahnesinde, AA muhabirine, romanın oyuna aktarılma süreci ve esere yönelik açıklamada bulundu.
Mesci, Devlet Tiyatroları sahnesinden 10 yıl uzak kaldığını ve yeniden eser üretmeye başladığı için mutlu olduğunu söyledi.
1970’lerde Kemal Tahir romanlarındaki Orta Asya kökenli, göçebe toplum düzeninin sıkça tartışıldığını belirten Mesci, “Bütün tarihçilerin, roman yazarlarının, politikacıların üzerinde durduğu romanlardı Kemal Tahir’in Devlet Ana, Kurt Kanunu ve Yorgun Savaşçı eserleri.” dedi.
Mesci, eserde Anadolu medeniyetleri üzerine gelen göçlerin kendi kültür mirasını taşıdığını ve şaman kökenli hikaye anlatıcılığının daha sonra semavi semahlara dönüşmesinin sahneye yansıdığını söyledi.
“Doğu operası ve Shakespearean bir anlayışla oyunu sahneledik”
Seyirci karşısına çıkarak ilk takdiri kazandıklarını belirten Mesci, “73 yaşındayım ve 58 yıldır sanatın içindeyim. Yıllardır Anadolu mitosları, destanları, seyirlik oyunları üzerine uzun zamandır çalışıyordum. Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü ikinci sınıf öğrencileri ile her yıl antik tiyatrolarda bir antik metni çalışıyoruz. Bu kazanımlarımı Devlet Ana’ya yansıttım. Bütün sanatların sentezinden çıkacak bir tiyatro anlayışım olduğu için doğu operası ve Shakespearean bir anlayışla oyunu sahneledik.” dedi.
Rejisör Mesci, şunları kaydetti:
“Tarihsel romanda hikayelerin kopmamasına önem verdik. 60 kişilik bir ekip oynuyor. Oyunda 27 tablo var ve bu sahneler 1290 ile 1300 yılı arasında geçiyor. Sıçramalı bir tarih akışı var. Bir sahne kös meydanı, diğer sahne Osman Bey’in obasında geçiyor. Bu sıçramalı akışı seyirciye aktarmak için her sahnenin kendi özgün çalışmasını yapmak gerekiyordu. Bunu doğru aktarabilmek için çok büyük mücadele verdim.”
“Kemal Tahir oyunu izleseydi ne düşünürdü ve 2024’ten bu romanı nasıl görürdü” diye zaman zaman düşündüğünü ifade eden Mesci, Kemal Tahir’in Devlet Ana’yı yazarken derinlemesine tarih okuyarak araştırma yaptığı dönemle, bugünün eş değer olmadığını söyledi.
Ayşe Emel Mesci, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oyunda çok mert insanlarla karşı karşıyayız. Eser, Kuran-ı Kerim’in, Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’in söylediklerinin devamını, aynısını vurguluyor. Yani ‘Toprağın mülkiyeti Allah’ındır. Anadolu’da çok temel bir husus bu ilke. Oyunda kadın-erkek eşitliğini görüyoruz. Kadınların hepsi eşit bir şekilde düşmana karşı savaşıyorlar. Kadınlar aynı zamanda yiğit savaşçılar yetiştiriyor. Kayı boyu ve diğerlerinde ırk, dil ayrımı yok, Kemal Tahir bunu çok güzel işlemiş biz de sahneye yansıtmaya çalıştık. Tasavvufi açıdan bakıldığından insana değer veren ilkelerin olduğu, birbirine destek veren insanların ve çok iyi savaşçıların yetiştiği bir dönem ve iyi bir şekilde sahneye taşıdığımı düşünüyorum.”
Bu tarz büyük oyunların Devlet Tiyatroları haricinde yapılamayacağının altını çizen Mesci, DT’nin sorumlukları olduğunu, hem öğretici, eğitici hem de eğlenceli oyunları hakkıyla yapabildiğini söyledi.
“Devlet Tiyatroları olmasa bu ülkenin kültürü çok geri gider. Osmanlı’yı da, Cumhuriyeti de yeni ve yabancı yazarları sahneye taşıyorlar. Çok görevi var Devlet Tiyatrosunun. İzleyiciler, 3 saatlerini diziye vereceklerine gelip izlesinler.” diyen Mesci, faydalı ve doğru bir oyun çıkardıklarına inançlarının tam olduğunu kaydetti.
“Devlet Ana, Osmanlı Devletinin yönetimi biçiminin simgesi”
Devlet Ana’yı (Bacıbey) canlandıran oyuncu Mehtap Öztepe, Ayşe Emel Mesci’nin yönetmenliğiyle böylesine zor bir oyunun sahnelenmesinden çok mutlu olduklarını söyledi.
Öztepe, “Devlet Ana, Osmanlı Devleti’nin yönetimi biçiminin simgesi. Kadının sert karakteri, koruyuculuğu, anaçlığı, kadın olması, yönetim anlayışının göstergesi. Sert bir karakter, koruyucu ama kadın. Kadına saygı duyuluyor.” dedi.
Oyunda didaktik bir dil kullanıldığını ve şiirsel bir anlatımın kullanıldığını vurgulayan Öztepe, “Kemal Tahir’in bir eserini oynamak bizim için büyük mutluluk, seyircimizin de seveceğini düşünüyoruz.” dedi.
Ertuğrul, Osman ve Orhan Bey’in hikayesi
Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı Osman Bey’i canlandıran Kutay Sungar, kapalı ve yoğun bir prova süreci geçirdiklerini ama prömiyer ile gelen seyirci yorumlarının ekibe mutluluk verdiğini söyledi.
Kariyeri boyunca Genç Osman, IV. Murad’ı oynadığını ama Osman Bey karakterini oynamadığını, daha farklı olduğunu belirten Sungar, şunları kaydetti:
“Genç Osman’da Osman’ın hikayesi anlatılıyordu ama Devlet Ana’da sadece Osman Bey değil, bir boyun hikayesi anlatılıyor. Tek bir karakterin, kahramanın hikayesi değil ve dediğiniz gibi edebiyatımızın en önemli romanlarından birisi. Sonradan imparatorluğa dönüşecek ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden süreci getirecek tarihin ilk kısmını anlatıyoruz. Kemal Tahir’in 650 sayfalık romanın özünü sahneye aktarabildik diye düşünüyorum. Romanda olan ama sahnede olmayan bir şey var mı diye düşünüyorum ama her şeyi anlattık tiyatroyu baz aldığımızda.”
“Görkemli bir roman uyarlaması”
Hikayenin anlatıldığı dönemin bugüne göre daha zor yıllar olduğunu belirten Sungar, oyunun ilk sahnelerinde Osman Bey’in Ertuğrul Bey’in vekili olarak görüldüğünü ve çok büyük bir Ertuğrul Bey karakterinin sahnede yer aldığını söyledi.
Oyunun ortalarında önce bey sonra atalarına başkaldıran bir Osman Bey karakterini seyircinin izleyeceğini belirten Sungar, “Görkemli bir roman uyarlaması. Türk Dil Kurumu ödülü almış ve çok hoş bir Türkçesi olan bir roman Devlet Ana. Tarihe kurgusal da olsa objektif yaklaşan ve kültürümüzün, Osmanlı Devletinin kuruluş felsefesini anlatan bir oyun izleyecek seyircimiz. Ankaralı sanatseverleri oyunumuza bekliyoruz.” dedi.
Osman Özkan’ın romandan uyarladığı iki perdelik oyunda, dekor tasarımını Murat Gülmez, kostüm tasarımını Gazal Erten, ışık tasarımını Yakup Çıtak üstlendi.
Oyunun müziklerini usta müzisyen Tuluyhan Uğurlu’nun yaptığı, dramaturgisi Ali Berktay’a ait olan eser bugün, yarın, 2, 3, 4 Nisan’da Cüneyt Gökçer’de sanatseverlerle buluşacak.
]]>Yıldızoğlu’nun çocukları Sibel Aybar, Cihan Özyıldız, eski eşi Suna Yıldızoğlu ve yakınlarının yanı sıra pek çok ünlü oyuncu ve tiyatrocu camiye gelerek Yıldızoğlu’nu son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da cenaze namazına katılan isimler arasındaydı.
“BURADAN BİLE POZİTİF ENERJİ VERİYOR”

Kayhan Yıldızoğlu’nun eski eşi Suna Yıldızoğlu, “Biz sadece bir sanatçıyı kaybetmedik, çok önemli bir nesilden bir bireyi kaybettik.
Tek tek gidiyorlar ve onların yerini dolduracak kimseyi göremiyorum açıkçası. Konuştukça, onu anlatırken içim açılıyor açıkçası. Buradan bile pozitif enerji veriyor” dedi.
“YEŞİLÇAM, ONDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİ”
Kayhan Yıldızoğlu’nun Türk sinemasının çok değerli isimlerinden biri olduğunu ifade eden oyuncu Bekir Aksoy, “Biz Çiçek Taksi’de çok uzun yıllarca beraberdik.
Anlatılacak bir insan değil; bütün donanımıyla, oyunculuğuyla, zarafetiyle, karakteriyle, kişiliğiyle, dostluğuyla, ağabeyliğiyle, arkadaşlığıyla bize o kadar büyük değerler kattı ki.
Sadece bizim için geçerli bir şey değil; Yeşilçam, Türk dizileri, Türk tiyatrosu ondan çok şey öğrendi. Çok özel bir insandı” diye konuştu.
“HEM ÇOK İYİ BİR OYUNCU HEM ÇOK İYİ BİR İNSAN”
Yıldızoğlu’nu küçük yaşından itibaren tanıdığını söyleyen oyuncu Meltem Cumbul, “Kayhan Yıldızoğlu, hayatımda tanıdığım en nezaketli, en kibar, çok küçük yaşımdan itibaren tanıdığım bir kişi kendisi.
Eniştemin ve arkadaşımın ablası olması sebebiyle. Hem çok iyi bir oyuncu hem çok iyi bir insan. Hepimizin başı sağ olsun” şeklinde konuştu.
“ONDAN BİR ŞEYLER ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIM”
Bir dönem Yıldızoğlu ile aynı yapımda rol alan oyuncu Gökhan Keser, “Başımız sağ olsun, üzgünüz. Türk sineması adına ve onu sevenler adına çok önemli bir isim, çok özel bir kalpti.
Benim aslında kendisiyle çok fazla birebir, karşılıklı sahnem yoktu ama ortak alanda vesaire hep sohbet ederdik. İçten, samimi ve tecrübelerini aktaran bir isimdi. Ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Çok değerli bir isimdi” dedi.
“KÖTÜ ADAMI OYNADIĞI ZAMAN BİLE ONU SEVDİK”
Film Yapımcısı ve Senarist Birol Güven de Yıldızoğlu’nun çok önemli bir isim olduğunu belirterek, “Hepimizin Yeşilçam’a çok büyük borcu var. Orada müthiş karakterler tanıdık.
Kayhan Yıldızoğlu o kadar değişik, çeşitli, zengin karakterlerle çıktı ki karşımıza. Kötü adamı oynadığı zaman bile onu sevdik. Çok sıcak, çok müthiş bir oyuncuydu. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.
“İLK OYUNUM ONUNLAYDI, SON OYUNU DA YİNE BİRLİKTE OYNADIK”
Oyuncu ve tiyatrocu Müjdat Gezen ise, “1960’ta şehir tiyatrosunda tanıştık. O gün bugün devam etti, son oyununu benim tiyatromda oynadı. Çok alkış alıyordu, çok beğeniliyordu. Çok iyi bir oyuncuydu.
Beraber bir sürü filmimiz, bir sürü tiyatro oyunumuz var. İlk oyunum onunlaydı, son oyunu da yine birlikte oynadık. Böyle bir günde, Ramazan’ın ilk günü, demek ki tanrı onu seviyormuş ki yanına almış” şeklinde konuştu.
90 yaşında hayatını kaybeden Tiyatrocu ve Oyuncu Kayhan Yıldızoğlu, Levent Afet Yolal Camii’nde kılınan namazından ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.
]]>Spider-Man 2, dokuz adaylıkla DICE ödüllerinde lider
1998’de başlayan ve prestijli bir ödül töreni olan DICE, ödül adaylarını 10 Ocak’ta açıklarken, Spider-Man 2 sekiz, Alan Wake 2 ve Baldur’s Gate 3 ise yedi adaylıkla liderliği paylaştı. COCOON, Yılın Oyunu kategorisinde yukarıda bahsedilen oyunlara ve The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom’a katılarak bir diğer öne çıkan oyun oldu.

Adayların tam listesi aşağıda yer alıyor:
En iyi animasyon
Final Fantasy XVI
Hi-Fi RUSH
Marvel’s Spider-Man 2
Mortal Kombat 1
Super Mario Bros. Wonder
En iyi sanat yönetimi
Alan Wake 2
Hogwarts Legacy
Marvel’s Spider-Man 2
Star Wars Jedi: Survivor
Starfield
PlayStation Plus yıla hızlı başladı! 14 oyun alıyor
En iyi karakter
Alan Wake 2 – Saga Anderson
Baldur’s Gate 3 – Astarion
Baldur’s Gate 3 – Karlach
Marvel’s Spider-Man 2 – Miles Morales
Thirsty Suitors – Jala
En iyi müzik
Alan Wake 2
Diablo IV
Marvel’s Spider-Man 2
Planet of Lana
Star Wars Jedi: Survivor
En iyi ses tasarımı
Alan Wake 2
COCOON
Hi-Fi RUSH
Marvel’s Spider-Man 2
Star Wars Jedi: Survivor
En iyi hikaye
Alan Wake 2
Baldur’s Gate 3
DAVE THE DIVER
Thirsty Suitors
Venba
En iyi oynanış mekaniği
Alan Wake 2
Marvel’s Spider-Man 2
Hogwarts Legacy
THE FINALS
The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom
Yılın aksiyon oyunu
ARMORED CORE VI FIRES OF RUBICON
Dead Space
Hi-Fi RUSH
Marvel’s Spider-Man 2
Remnant II
Yılın macera oyunu
Alan Wake 2
COCOON
DAVE THE DIVER
Star Wars Jedi: Survivor
The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom
PlayStation 5 DualSense V2 ortaya çıktı!
Yılın aile oyunu
Disney Illusion Island
Fae Farm
Hello Kitty Island Adventure
Midnight Girl
Super Mario Bros. Wonder
Yılın dövüş oyunu
Granblue Fantasy Versus: Rising
Mortal Kombat 1
Nickelodeon All-Star Brawl 2
Pocket Bravery
Street Fighter 6
Yılın yarış oyunu
F-ZERO 99
Forza Motorsport
Hot Wheels Unleashed 2 – Turbocharged
LEGO 2K Drive
Yılın rol yapma oyunu
Baldur’s Gate 3
Cyberpunk 2077: Phantom Liberty
Diablo IV
Final Fantasy XVI
Starfield
Yılın spor oyunu
EA SPORTS FC 24
MLB The Show
23
WWE 2K23
Yılın strateji/simülasyon oyunu
Against the Storm
Cobalt Core
Dune: Spice Wars
The Last Spell
Wartales
Yılın sürükleyici gerçeklik oyunu
Asgard’s Wrath 2
Assassin’s Creed Nexus VR
Horizon: Call of the Mountain
Vampire: The Masquerade – Justice
Vertigo 2
Yılın bağımsız oyunu
COCOON
DREDGE
El Paso, Elsewhere
Thirsty Suitors
Venba
Yılın mobil oyunu
Gubbins
Hello Kitty Island Adventure
Honkai: Star Rail
Terra Nil
WHAT THE CAR?
Yılın çevrimiçi oyunu
Call of Duty: Modern Warfare III
Diablo IV
Omega Strikers
Street Fighter 6
THE FINALS
En iyi oyun tasarımı
Baldur’s Gate 3
COCOON
DAVE THE DIVER
Super Mario Bros. Wonder
The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom
En iyi oyun yönetmeni
Baldur’s Gate 3
COCOON
Marvel’s Spider-Man 2
Super Mario Bros. Wonder
The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom
Yılın oyunu
Alan Wake 2
Baldur’s Gate 3
COCOON
Marvel’s Spider-Man 2
The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom
]]>