Karadeniz Bölgesi’nin turizm merkezi olma yolunda ilerleyen Trabzon, Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden gelen turistlerin kentten vazgeçmeye başlamasıyla gerileme yaşadı. Her yıl yüzde 100 doluluk oranlarına ulaşan oteller bu yıl yüzde 50 seviyelerinde kaldı. Orta ve düşük gelirli Arap turistlerin tercih ettiği Trabzon’da kayıt dışı oteller de turizmcileri etkiledi.
Trabzon turizmi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Zorlu Grand Otel Genel Müdürü Serkan Serdar, bu yıl ciddi bir düşüşle karşı karşıya geldiklerini söyledi. Pandemiden sonra potansiyel oluştuğunu kaydeden Serdar, “İnsanlar sonuçta evlerinde kapalı kaldılar ve bu süreçten sonra ciddi bir talep oluştu. Bu bölgemizi çok yanılttı. Bir sonraki sene ciddi bir düşüşle karşı karşıya kaldık. Otel doluluklarının esasında gevşeme oldu. Bu sene çok daha büyük hissedildi. Tabii bunun belli sebepleri var. Yani enflasyonun çok yüksek olması, fahiş fiyat politikaları olarak adlandırdığımız otel fiyatlarının dışında da dışarıda harcama yapan müşteri profilinin yüksek bulması ciddi bir negatif etken. Geçtiğimiz senelerde 200-300 liraya yemek yiyebilen turist şu anda belki de üç katı fiyatı ödemek zorunda. Burada da esnafa yüklenmemek lazım. Sonuçta o oranda maliyetleri artıyor. Yani durup dururken çıkartılmış bir fiyat politikası değil. Maliyetlerle endeksli karlılığını da üzerine koyduğunda bu rakamlara satmak zorunda kalıyor” dedi.
“Profilde ciddi bir kaybımız var”
Alışveriş yapacak müşteri profilinde ciddi bir kayıp olduğunu söyleyen Serdar, “Profilde ciddi bir kaybımız var. Özellikle bizim bölgemize gelen turistin tatil amaçlı olmasının yanında, alışveriş amaçlı gelenleri de mevcuttu. Ama alışveriş yapacak müşteri profilinde ciddi bir kayıp var. Neden kayıp? Sosyal aktivite olarak da Trabzon’da bazı eksiklerimiz var. Yani 2014-2015 senesinden bu yana seyreden bu turist potansiyeli maalesef elimizde tutmak adına sosyal aktivitelerle kalınacak gün sayısını arttırmakta bazı problem çektik. En önemli sebebi de çocuklardır. Bizler de tatile gidiyoruz. Tatile gittiğimizde çocuklarımızın yönlendirmesiyle tatil sürelerimizi belirliyoruz. Mekanda kalış sürelerimizi belirliyoruz. Şimdi Orta Doğu misafirlerinin özellikle Katar, Abu Dabi, Dubai, Kuveyt’ten gelen müşteri profili genelde çocuklu aileler. Çocuklu ailelerin ebeveynlerini memnun etmek edebiliyor ama çocuklarını memnun edemiyoruz. Çünkü çocuklarının sosyal aktiviteye ihtiyacı var. İkinci gününden sonra sıkıldıklarını telaffuz ederlerse ebeveynlere, ebeveynler bir daha ki sene burayı tercih etmeme üzerine kurgular tatillerini. Biz bu süreçleri hep yaşadık. Kayıpların da özellikle üst sekmen ana başlangıç noktası budur. Şimdi ciddi bir profilde düşüş söz konusu. Ortalama gelirleri 10-11 bin dolar civarında olan turist potansiyeline şu anda hitap ediyoruz. Bu çok büyük sıkıntı. Şimdi görüştüğümüz esnaflar da aynı şeyi söylüyor. Geçen senenin yüzde 50 altında satışlarının olduğunu söylüyorlar. Ciddi bir problemle karşı karşıya” şeklinde konuştu.
“20-30 dolarlara konaklatılan Orta Doğu pazarı var”
Trabzon’un para harcayan turist profilini kaybettiğini kaydeden Serdar, “Oteller resmi, turizm işletme belgeli, belirli hizmet kalitesinde kriterlerinde bulunan tesisler. Dolayısıyla burada verdiğimiz hizmetin karşılığında da belirli bir rayiç var. Bu rayiçleri ödeyerek insanlar konaklamalarını yapıyorlar. Memnuniyetlerini sağlatabiliyorduk. Ama son dönemde bakıyorum işte günübirlik evler, bazı tesis adı altında kayıtla hiç alakası olmayan belgesiyle hiç alakası olmayan tesislerle kişi başı 20-30 dolarlara konaklatılan Orta Doğu pazarı var. Şimdi bu Orta Doğu pazarının bu müşteri potansiyeli üst segment müşteri potansiyelinin gitmesine sebebiyet verir. Çünkü bir destinasyonu kendi bölgesindeki daha az ortalama geliri olan bölge tercih etmeye başladığında üst segment başka alternatifler arar. Şu anda Trabzon’un yaşadığı problem budur. O zaman da dedik ki biz Trabzon’un değerine uygun fiyat politikaları uygulayalım. Değişken fiyat politikaları uygulanmasın. Yani okullar açıldığında kapandığında 150 Euro’ya satılmış oda okulların açıldığı gün 50 Euro’ya düşemez. Bunun bir orta sezonu olması lazım. Yani bunlar hep yanlış fiyat politikalarından da bu duruma geldi. Ama ben hala şahsen söylüyorum. Trabzon’da oteller pahalı değil. Bir algı oluşturuluyor. Oteller çok pahalı. Dolayısıyla müşteri bundan dolayı gelmiyor. Bizim otelimizde 5-6 senedir fiyatlarımız hep aynı. Yüzde 5-10 aşağı yukarı oynar. ya bunu birçok yerden de teyit edebiliriz. Birçok yine 4 ve 5 yıldızlı otelin fiyat politikalarına görebilirsiniz. Bu fiyat politikaları üç aşağı beş yukarı hep aynı marjlardadır. Çünkü adam bu rakamlardan para kazanabiliyor. Hep rakamlarda da tuttu satılabilir seviyedeydi. Pahalı olan kısım bizim enflasyona endeksli olarak dışarıda satın alma gücünün eksilmesi. Örneklerden bir tanesi Orta Doğu pazarına gitmeyelim. Bu sene gurbetçi sayısında da ciddi düşüş var. Neden? Geçmiş senelerde gurbetçiden geçilmiyor da şimdi gurbetçi gelmiyor. Çünkü Türkiye pahalı. Türkiye şu anda atıyorum alacağı bir yabancı marka ayakkabıyı Berlin’de çok daha uyguna alabiliyor. Adam da bu sefer gelmiyor. Burada harcayacağı parayı diyor ki ya yakın bir destinasyonda harcarım diyebiliyor. Gurbetçilerde de ciddi bir kayıp var bizim. Bunu böyle algılamak lazım. Son dönemde ısrarla oteller çok pahalı deniyor. Bu bizim bölgemiz için geçerli değil. Bizi Bodrum, Ege Bölgesi ve Antalya bölgesiyle mukayese etmek doğru değil. Onların da yaz sezonunda farklı fiyat politikaları var. Kabul ediyorum. Satılabiliyorsa ne ala. Ama satılmıyorsa böyle yüksek rayişlerdeyse zaten onlar revize de eder. Ama ben de bir haftalık konaklamada yemesi içmesi 50-60 bin liraya konaklayan bir Ortadoğu misafiri Antalya’da şu anda 200 bin liradan aşağıyı konaklayamaz. Yani ben bu daha uygunum bölge olarak. Ama nedense son dönemde biraz Trabzon otelcilerinde böyle fiyatları hep yüksek tuttular. Daha fazla para kazanmak istiyorlar. Dolayısıyla turisti de kaçırdılar gibi bir algı oluşturdular. Hiç alakası yok. Esas ana sebebi alt profile hizmet ediyor olmamız, para harcayan profili kaçırıyor olmamız ve bundan da en fazla esnaf etkilendi bu sene” diye konuştu.
“Pazarları biraz arttırmamız gerekiyor”
Orta Doğu pazarındaki kaybın devam edeceğini vurgulayan Serdar, “Trabzon sonuç itibariyle eksikleriyle birlikte bir turizm destinasyonu. Biz Orta Doğu pazarında kaybımız var ise bunu kompanse edecek pazarlarımız var. Kültür varlıklarımız var. Sümela gibi inanç turizmine hizmet edebilecek satış argümanlarımız var. Yumurtaları aynı sepete koymamak lazım. Orta Doğu pazarında herhangi bir problem olduğunda tüm Trabzon etkilendi. Pazarları biraz arttırmamız gerekiyor. Onun için biraz inanç turizmi, biraz Uzakdoğu’ya hitap edebilecek kültür varlıklarımızı revize edip, daha gezilebilir, daha fotoğraf çekilebilir hale dönüştürmemiz lazım. Bu bölgelerin lansmanını bir tık daha fazla yapmamız gerekiyor. Çünkü Orta Doğu pazarında bu kayıp tahmin ediyorum önümüzdeki senede devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Yüzde 35 bandında ciddi bir kayıp var”
Otellerdeki doluluk oranını değerlendiren Serdar şöyle konuştu:
“Şuanda otellerde doluluk oranı yüzde 50-60 bandındadır. Şehrin ortalamasında bence 50’yi bulmuyor olabilir. Resmi oteller için söylüyorum. Ama bütününde gayri resmiler de var. Gayri resmilerle birlikte en fazla yüzde 50-55 bandındadır. Bence çok büyük bir kayıp. Yani yüzde 35 bandında ciddi bir kayıp var. Esnaf da çok etkilendi. Benim tedarikçilerim de etkilendi. Trabzon satılabilir bir mekan. Ama biz çok hata yaptık. Yani bölge olarak özellikle bu daire satışlarında bunu artık yalnızca Trabzon’un problemi değil. Belki Türkiye’nin problemi oldu. Satılan dairelerin devre mülk mantığında Orta Doğu misafiri tarafından ticarethane olarak kullanılması da Trabzon’da ayrı bir problem oldu. Yani yalnızca kayıt dışı işletmeler değil bir de bu profilde var. Dış hatlardaki misafir karşılamalarında daire sahipleri misafir karşılıyorlar. Yani işte bugün amcasının oğlunu 15 gün konaklatıyor. Ertesi gün dayısının oğlunu konaklıyor. Adam amorti etti zaten aldığı dairenin fiyatını. Para kazanıp gitti. 100 bin doları aldığı daireyi, 300 bin dolara satan Orta Doğu misafirlerini görüyor. Onlar misafir demiyorum artık onlar ticaret yapıyorlar. Bunların önüne geçebilmek için kanunu doğru uygulamak lazım. Göz yummamak lazım. Ben Berlin’de bunu yapamıyorsam, Amsterdam’da bunu yapamıyorsam, Trabzon’da da bunun yapılamaması lazım. Yani gidip istediğin yerde istediğin şekilde yaşam süremezsiniz. Turist, turist gibi yaşamak zorunda.”
“Mahalle aralarında Orta Doğu misafirlerinin çocukları futbol topu oynuyor”
Orta Doğu’dan gelen turistlerin günübirlik evlerde kaldığını belirten Serdar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mahalle aralarında Orta Doğu misafirlerinin çocukları futbol topu oynuyor. Yani orada maç yapıyorlar kendi aralarında. Şimdi bunlar turist, bunlar yani oturma izinli Orta Doğu misafiri olarak burada yaşayamazlar. Turist gibi gelecek, görecek, tecrübe edecek bizim yaşantımızı. 15 gün sonra gidecek, diğerleri gelecek. Yani turistin amacı bu ama biz yerleşik düzene soktuk insanları. ve ilerleyen dönemde bu ciddi bir problem ve şehre gelir anlamında katkısı olmayacak. Marketlere gidiyorsunuz. 5 kişi Orta Doğu misafiri marketten alışveriş yapıyor. Bunu gidip oteller yemiyorlar. Tuttukları günübirlik evlerde kendi evleri gibi orada yemeklerini pişiriyorlar. Restoranlar ve oteller nasıl kazanacak. Şehre inmeyen Arap turistten nasıl Trabzon faydalanacak? Trabzon’un genelinde büyük bir gelir kaybıyla karşı karşıyayız.”
“Alışveriş grupları bizim Trabzon’un önemli bir potansiyelidir”
Trabzon’un şehir merkezinde geçmiş yıllara oranla yoğunluk olmadığını kaydeden Serdar, “Normalde Maraş Caddesi’nde adım adım atılmayacak derecede kalabalık olurdu. Caddede böyle bir popülasyon yok şu anda. Esnafa da soruyoruz cirolarında yüzde 45-50 bandında düşüş var. Bu TL bazında düşüş yani. Çok ciddi sıkıntı. Yüksek sezonda böyle bir handikapla karşı karşıya kalmış esnaf. Düşük sezonda ne yapacağım diye kara kara düşünüyor büyük bir problem. Ama şöyle de bir durum var. Maraş Caddesi’ne ve Uzun Sokak’a gelinebilmesi içinde biraz marka değerinin de arttırılması lazım. Aynı mağazalardan 20 tane varsa büyük problem vardır. Bunun planlamasında da bir problem var. ya o yapıyor ben de yapayım. Biri köfteci açıyor ötekisi de köfteci açıyor. Yani iş geliştirmeyle ilgili de problemlerimiz var. Maraş Caddesi’ne geldiğimizde bakıyorum marka olarak sunabileceğim hiçbir şey yok. Adam burada da bu varmış diyemiyor yani. Dolayısıyla da belki alternatif yerleri bu sebepten dolayı da tercih etmiş olabilir. Bunlar Orta Doğu misafirinin tercih ettiği konulardır. Markaya gelir. Uygun alışveriş yapabilirse daha fazla kalır. Yalnızca Orta Doğu misafiri için söylemiyorum bunu. İran’dan gelen misafir portföyümüz de aynı. Gürcistan’dan gelen de aynı. Azerbaycan’dan gelen de aynı. Alışveriş grupları bizim Trabzon’un önemli bir potansiyelidir” dedi. – TRABZON
]]>Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden son yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi’ne gösterilen ilgi turizmde çeşitliliği arttırdı. Doğal güzellikleri ile ünlü bölgede sayıları giderek artan otellere bungalovlar da eklendi. Yıllardır geçimini çay ve fındık ile sağlayan bölge halkı bahçelerde söküme giderek turizme yönelirken, plansız ve kontrolsüz yapılar tehlikeyi de beraberinde getirdi.
Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, dün Rize’nin Ardeşen ilçesinde konuyla ilgili yapılan toplantıda tehlikeye dikkat çekerek gün geçtikçe sayısı hızla artan bungalovlarla ilgili “Dere yatağı içinde olanlar var. Taşkın sahası içinde olanlar var. Heyelan sahası içinde olanlar var. Bunlarla ilgili tespitlerimizi yapıyoruz. Bizim bungalov yapılarına veya ilave alternatif turizm yapılarına ihtiyacımız var. Biz bu ihtiyacımızı hukuki ruhsatlı zeminde gidermenin yollarını açacağız. Onların nereye konulabileceği, nereye konulamayacağı yasal sınırlarla belli” açıklamasında bulundu.
Vali İhsan Selim Baydaş gibi Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu da yaşanan soruna dikkat çekerek “1-2 yıla kalmaz çok kötü sonuçlar doğuracaktır. Çünkü kapasitenin fazlası her zaman zarardır” ifadelerini kullandı.
Bungalov turizminin Rize’den başladığını belirten Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu, kontrolsüz ve sağlıksız büyümenin 1-2 yıla kalmaz çok kötü sonuçlar doğuracağını söyledi. Kapasitesinin fazlasının her zaman zarar olduğuna dikkat çeken Aksu, “İnsan vücudu bile fazlasını aldığı zaman her şey zarardır. Evet bungalov turizmi Rize’de daha çok Trabzon’da ise çok fazla gitmedi ama gördüğüm kadarıyla tüm çay bahçeleri kesilip bungalov yapılıyor. Tabii ki turizm büyürken dengeli ve seviyeli büyümesi lazım. Her yere, her ortamda illa bir turizm işletmesi açmak zorunda değiliz. Yani ben büyük bir tehlike olarak görüyorum. Orada büyük yatırımcılar, marka oteller var. Bu konuda özellikle markaların zarar görmesiyle şehrimiz de zarar görür. Yani düşünün ki bugün yarın tüm marka oteller bu bölgeden çekilirse hem iskan olarak hem de marka değeri olarak bölge zarar görecek” dedi.
Bungalovların otellere göre çok ucuz olmadığını da ifade eden Aksu, “Fiyat olarak aslında çok ucuz da değiller. Aslında bakıldığı zaman şöyle şimdi benim mesela bir oda maliyetim misal olarak bin lira. Benim o maliyetimin içerisinde vergi var, her şey var. Yani benim bir oda odanın bana maliyeti 800-900 liraya geliyor. Ama o kişilerin hiçbir maliyeti yok. 5 kişiyle kocaman otel işletebiliyorlar. 7-8 yıl önce gelen Arap sektörümüz, Orta Doğu sektörü üst seviyeydi. Aslında bakıldığı zaman evet 6 kişi bir evde kalıyor. Diyor ki 6 kişi bir otelde kalsak üç tane oda alacaklar. Bizim şuan fahiş fiyatlarımızda yok. Çünkü inanın ki bizim giderimizle otelden aldığımız gelir aslında inanılmaz küçük farkları oldu. Bu da zarar. Fiyat derken şu anda Trabzon’da o oteller uçuyor diye bir şey yok. 200-300 liraya kahvaltılı kalacak oteller oldu. Çünkü işletmeci ne yapsın? Yani etrafı devamlı kaçaklarla dolu olan bir yerde ne yaşatacağını düşünerek de kendini kurtarmaya çalışıyor. Bunun yanında bu kayıt dışı tesislerde Allah göstermesin herhangi bir olay, yangın, sel, heyelan veya cinayet gibi olaylar olduğu zaman bunun vebalini kim verecek? Ayrıca bu tesisler kayıt dışı olduğu için vergisi kaydı da yok” şeklinde konuştu. – TRABZON
]]>Konuşmasında, duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy, “Antalya’da 2,6 milyon veya 2,7 milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız. Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart. Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabah da o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı” dedi.
Bu dönemki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirten Ersoy, “Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayısını arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu yüzde 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu oluşturduğunuz zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var. Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı. Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serik’te yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz. Kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım “. – ANTALYA
]]>