19. Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fetih Şenlikleri başladı
BURSA – Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen olan Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi Şenlikleri başladı. Fetih şenlikleri, 28 Nisan Pazar günü yapılacak Rahvan At Koşusu ile son bulacak.
Osmangazi Belediyesi, Osmanlı’nın beylikten cihan devletine uzanan şanlı yolculuğun ilk kapısı olan Bursa’nın fethinin 698’inci yılında düzenlediği 19. Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi Şenlikleri ile Bursalıları tarihi bir yolculuğa çıkartacak. Nisan ayı boyunca spordan kültür ve sanata kadar pek çok alanda etkinliğin yer alacağı fetih şenlikleri, Saltanat Kapı’dan başlayarak Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde son bulan Fetih Yürüyüşü yoğun ilgi gördü. 14 Nisan Pazar Günü köylerin geleneklerin yaşatıldığı köy düğününü saat 12.00’de Armutköy’den gelin alma töreni ile başlayacak Dereçavuş’ta nikah töreni ve eğlencelerle devam edecek. 21 Nisan Pazar günü saat 10.30’da saltanat kapı önünden başlayacak olan Uluslararası Tarihi Kent Koşusu ve halk koşusuyla sürecek şenlikler, 28 Nisan Pazar günü saat 12.00’de Armutköy’de Rahvan At Koşusu ile sona erecek.
Nisan ayı boyunca sürecek olan etkinliklerin Bursa’da şenlik havası oluşturacağını söyleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Feth edilmek için 23 yıl sabırla beklenen büyük bir medeniyetin eşsiz mirası Çanakkale’de zafere ulaşma yolunda en çok şehit veren payitaht şehir Bursa’mızın fethinin 698. yılı kutlamalarına hoş geldiniz. Osmangazi Belediyesi olarak bu yıl 19’uncusunu gerçekleştirdiğimiz Osmangazi’yi anma ve Bursa’nın fethi şenlikleri geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine büyük bir coşku ve adına yakışır şenlik havasında kutlanmaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin canlandırmak ve fethi coşkusunu yüzyıllar sonra yeniden yaşatmak tarihimizi, kültürümüzü ve geleneklerimizi canlı tutmak amacıyla düzenlediğimiz şenliklerde birçok etkinliği hemşerilerimizle buluşturuyoruz. Nisan ayı boyunca şehrimizde adete bir bayram havası oluşturan etkinlikler ile Bursa’nın kurtuluş felsefesini bilimsel toplantılar, sportif faaliyetler ve yaşam kültürüyle yaşatıyoruz. Şenlikler çerçevesinde Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde 5 Nisan Cuma günü sergi açılışı Sultanlar sempozyumu ile başlayan etkinliklerimiz Osmangazi ve Orhangazi bağrında saklayan bu anlamı meydanda açılış töreni ile sürüyor. Açılış törenimizden sonra şenliklerimizin en coşkulu görüntülerine sahne olan fetih yürüyüşümüzü hep birlikte gerçekleştireceğiz. Yörükleri, Türkmenleri, yerli ve yabancı birçok kişiyi bir araya getiren Türk geleneklerini şölene dönüştüren fetih şenlikleri ve yürüyüşü ile tarihimize, kültürümüze ve geleneklerimize yolculuk ediyor, geçmişimizi geleceğe taşıyoruz. Bizler fetih yürüyüşü ile tüm dünyaya birliğin, beraberliğin ve barışın ve hoşgörünün mesajını veriyoruz” dedi.
Önceki dönem Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise, “19 yıl önce başlayan bu törenler her yıl genişleyerek ve katılım olarak sizlerin coşkusuyla büyüyerek devam ediyor. Nisan ayını kapsayan her hafta sonu farklı etkinliklerin olduğu çok zor ama kalıcı bir etkinlik haline geldi. Osmanlı’nın Bursa’yı fethinin 698’inci yıl dönümü münasebetiyle 6 Nisan itibariyle başlayan bu etkinlikler birçok konu başlığında ve birçok ortağımızla birlikte Osmangazi Belediyemizi bugüne kadar getirdi” şeklinde konuştu.
Fetih şenliklerinin en önemli etkinlikleri arasında yer alan Uluslararası Osmangazi Kent Koşusu ile Tarihi Kent Koşusu Halk Maratonu yarışları ise 21 Nisan Pazar günü start alacak. Tophane Meydanı’ndaki Saltanat Kapı önünden sabah saat 10.30’da başlayacak Uluslararası Osmangazi Kent Koşusu’na katılacak yarışmacılar, 15 kilometrelik parkuru tamamlayabilmek için ter dökecek. Saat 10.35’de start alacak olan 4 kilometrelik Tarihi Kent Koşusu Halk Maratonu ise Saltanat Kapı’dan başlayarak Pınarbaşı Meydanı’nda sone erecek.
19. Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fetih Şenlikleri, 28 Nisan Pazar Günü saat 12.00’da gerçekleştirilecek Rahvan At Koşusu ile sona erecek. Türkiye’nin dört bir yanından gelen rahvan atları ve binicilerinin yer alacağı Rahvan At Koşusu ile Osmanlı’dan kalma gelenek günümüze taşınacak.
]]>Ankara Devlet Tiyatrolarınca sahnelenen, rejisörlüğünü Ayşe Emel Mesci’nin üstlendiği, usta yazar Kemal Tahir’in Devlet Ana romanı tiyatro sahnesinde bu ay dünya prömiyerini yaptı. Devlet Ana oyunun biletleri 1 dakika içinde bitti ve bir rekora imza attı.
Ayşe Emel Mesci, oyunun ilk temsilini verdiği Cüneyt Gökçer Sahnesinde, AA muhabirine, romanın oyuna aktarılma süreci ve esere yönelik açıklamada bulundu.
Mesci, Devlet Tiyatroları sahnesinden 10 yıl uzak kaldığını ve yeniden eser üretmeye başladığı için mutlu olduğunu söyledi.
1970’lerde Kemal Tahir romanlarındaki Orta Asya kökenli, göçebe toplum düzeninin sıkça tartışıldığını belirten Mesci, “Bütün tarihçilerin, roman yazarlarının, politikacıların üzerinde durduğu romanlardı Kemal Tahir’in Devlet Ana, Kurt Kanunu ve Yorgun Savaşçı eserleri.” dedi.
Mesci, eserde Anadolu medeniyetleri üzerine gelen göçlerin kendi kültür mirasını taşıdığını ve şaman kökenli hikaye anlatıcılığının daha sonra semavi semahlara dönüşmesinin sahneye yansıdığını söyledi.
“Doğu operası ve Shakespearean bir anlayışla oyunu sahneledik”
Seyirci karşısına çıkarak ilk takdiri kazandıklarını belirten Mesci, “73 yaşındayım ve 58 yıldır sanatın içindeyim. Yıllardır Anadolu mitosları, destanları, seyirlik oyunları üzerine uzun zamandır çalışıyordum. Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü ikinci sınıf öğrencileri ile her yıl antik tiyatrolarda bir antik metni çalışıyoruz. Bu kazanımlarımı Devlet Ana’ya yansıttım. Bütün sanatların sentezinden çıkacak bir tiyatro anlayışım olduğu için doğu operası ve Shakespearean bir anlayışla oyunu sahneledik.” dedi.
Rejisör Mesci, şunları kaydetti:
“Tarihsel romanda hikayelerin kopmamasına önem verdik. 60 kişilik bir ekip oynuyor. Oyunda 27 tablo var ve bu sahneler 1290 ile 1300 yılı arasında geçiyor. Sıçramalı bir tarih akışı var. Bir sahne kös meydanı, diğer sahne Osman Bey’in obasında geçiyor. Bu sıçramalı akışı seyirciye aktarmak için her sahnenin kendi özgün çalışmasını yapmak gerekiyordu. Bunu doğru aktarabilmek için çok büyük mücadele verdim.”
“Kemal Tahir oyunu izleseydi ne düşünürdü ve 2024’ten bu romanı nasıl görürdü” diye zaman zaman düşündüğünü ifade eden Mesci, Kemal Tahir’in Devlet Ana’yı yazarken derinlemesine tarih okuyarak araştırma yaptığı dönemle, bugünün eş değer olmadığını söyledi.
Ayşe Emel Mesci, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oyunda çok mert insanlarla karşı karşıyayız. Eser, Kuran-ı Kerim’in, Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’in söylediklerinin devamını, aynısını vurguluyor. Yani ‘Toprağın mülkiyeti Allah’ındır. Anadolu’da çok temel bir husus bu ilke. Oyunda kadın-erkek eşitliğini görüyoruz. Kadınların hepsi eşit bir şekilde düşmana karşı savaşıyorlar. Kadınlar aynı zamanda yiğit savaşçılar yetiştiriyor. Kayı boyu ve diğerlerinde ırk, dil ayrımı yok, Kemal Tahir bunu çok güzel işlemiş biz de sahneye yansıtmaya çalıştık. Tasavvufi açıdan bakıldığından insana değer veren ilkelerin olduğu, birbirine destek veren insanların ve çok iyi savaşçıların yetiştiği bir dönem ve iyi bir şekilde sahneye taşıdığımı düşünüyorum.”
Bu tarz büyük oyunların Devlet Tiyatroları haricinde yapılamayacağının altını çizen Mesci, DT’nin sorumlukları olduğunu, hem öğretici, eğitici hem de eğlenceli oyunları hakkıyla yapabildiğini söyledi.
“Devlet Tiyatroları olmasa bu ülkenin kültürü çok geri gider. Osmanlı’yı da, Cumhuriyeti de yeni ve yabancı yazarları sahneye taşıyorlar. Çok görevi var Devlet Tiyatrosunun. İzleyiciler, 3 saatlerini diziye vereceklerine gelip izlesinler.” diyen Mesci, faydalı ve doğru bir oyun çıkardıklarına inançlarının tam olduğunu kaydetti.
“Devlet Ana, Osmanlı Devletinin yönetimi biçiminin simgesi”
Devlet Ana’yı (Bacıbey) canlandıran oyuncu Mehtap Öztepe, Ayşe Emel Mesci’nin yönetmenliğiyle böylesine zor bir oyunun sahnelenmesinden çok mutlu olduklarını söyledi.
Öztepe, “Devlet Ana, Osmanlı Devleti’nin yönetimi biçiminin simgesi. Kadının sert karakteri, koruyuculuğu, anaçlığı, kadın olması, yönetim anlayışının göstergesi. Sert bir karakter, koruyucu ama kadın. Kadına saygı duyuluyor.” dedi.
Oyunda didaktik bir dil kullanıldığını ve şiirsel bir anlatımın kullanıldığını vurgulayan Öztepe, “Kemal Tahir’in bir eserini oynamak bizim için büyük mutluluk, seyircimizin de seveceğini düşünüyoruz.” dedi.
Ertuğrul, Osman ve Orhan Bey’in hikayesi
Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı Osman Bey’i canlandıran Kutay Sungar, kapalı ve yoğun bir prova süreci geçirdiklerini ama prömiyer ile gelen seyirci yorumlarının ekibe mutluluk verdiğini söyledi.
Kariyeri boyunca Genç Osman, IV. Murad’ı oynadığını ama Osman Bey karakterini oynamadığını, daha farklı olduğunu belirten Sungar, şunları kaydetti:
“Genç Osman’da Osman’ın hikayesi anlatılıyordu ama Devlet Ana’da sadece Osman Bey değil, bir boyun hikayesi anlatılıyor. Tek bir karakterin, kahramanın hikayesi değil ve dediğiniz gibi edebiyatımızın en önemli romanlarından birisi. Sonradan imparatorluğa dönüşecek ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden süreci getirecek tarihin ilk kısmını anlatıyoruz. Kemal Tahir’in 650 sayfalık romanın özünü sahneye aktarabildik diye düşünüyorum. Romanda olan ama sahnede olmayan bir şey var mı diye düşünüyorum ama her şeyi anlattık tiyatroyu baz aldığımızda.”
“Görkemli bir roman uyarlaması”
Hikayenin anlatıldığı dönemin bugüne göre daha zor yıllar olduğunu belirten Sungar, oyunun ilk sahnelerinde Osman Bey’in Ertuğrul Bey’in vekili olarak görüldüğünü ve çok büyük bir Ertuğrul Bey karakterinin sahnede yer aldığını söyledi.
Oyunun ortalarında önce bey sonra atalarına başkaldıran bir Osman Bey karakterini seyircinin izleyeceğini belirten Sungar, “Görkemli bir roman uyarlaması. Türk Dil Kurumu ödülü almış ve çok hoş bir Türkçesi olan bir roman Devlet Ana. Tarihe kurgusal da olsa objektif yaklaşan ve kültürümüzün, Osmanlı Devletinin kuruluş felsefesini anlatan bir oyun izleyecek seyircimiz. Ankaralı sanatseverleri oyunumuza bekliyoruz.” dedi.
Osman Özkan’ın romandan uyarladığı iki perdelik oyunda, dekor tasarımını Murat Gülmez, kostüm tasarımını Gazal Erten, ışık tasarımını Yakup Çıtak üstlendi.
Oyunun müziklerini usta müzisyen Tuluyhan Uğurlu’nun yaptığı, dramaturgisi Ali Berktay’a ait olan eser bugün, yarın, 2, 3, 4 Nisan’da Cüneyt Gökçer’de sanatseverlerle buluşacak.
]]>Rektörlük Senato Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine Kayseri Üniversitesi Rektörü ile Üst Yöneticileri, hayırsever Osman Ulubaş ve Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi yöneticileri katildi.
Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa protokolde yaptığı konuşmada, “Bugün burada Kayseri Üniversitemiz ile Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi arasında ‘Uluslararası Birleşmiş Milletler Model Konferansı 2024 (Munos24)’ Projesi İş Birliği Protokolü’ ve “Sosyal, Bilimsel ve Kültürel İş Birliği Protokolü” olmak üzere iki ayrı iş birliği protokolünü imzalıyoruz. Birlikte çalışma ve iş yapabilme ruhu ile bir araya gelerek, oluşturacağımız sinerji ile ülkemizin geleceği sevgili gençlerimiz için çalışmalar yürüterek yükseköğretime daha bilinçli ve emin adımlarla hazırlanmalarına yardımcı olmak amacıyla böylesine kıymetli bir protokolü imzalayarak, son derece kıymetli çalışmalara başlangıç yapacağımızı ümit ediyorum. Eğitim kurumlarını, öğrencilerin yalnızca teknik bilgi ile donatıldığı müesseseler olarak görmek son derece sığ bir bakış açısı olacaktır. Yükseköğretim sonrasında gençlerimizin toplumun ilerisinde, ülke vizyonunu özümsemiş, küresel düşünüp yerel hareket edebilme kabiliyetine haiz, bulunduğu sektörün talep ettiği üstün vasıflara sahip, ülkesinin sürdürülebilir rekabet gücü elde etmesine var gücüyle katkı sunma gayretinde ve sosyal fayda oluşturan süreçlerin içerisinde yer alma arzusunda bireyler olarak hayata atılmaları; bu bilinç ve özveri ile ülkelerine hizmet etmeleri geleceğimiz için çok büyük önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.
Kayserililerin hayırseverliğinden de bahseden Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; “Hayırseverlerin de büyük destek ve gayretleri ile Kayseri, eğitim alanında Türkiye’nin önde gelen şehirleri arasında yer almaktadır. Bu anlamda kıymetli hayırsever iş insanı Osman Ulubaş’ın eğitim alanında ilimize yaptığı katkılar takdire şayan bir boyuta ulaşmıştır. Osman amcamızın mesleki ve teknik eğitime ne denli önem verdiği, bakış açısının ne kadar geniş olduğu bilinmektedir. Kayseri Üniversitesi de misyon ve vizyonunun gereği olarak odağına mesleki ve teknik eğitimi alan bir anlayış ile eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmektedir. Bu vizyon birlikteliğinin üniversitemizi güçlendirerek daha ileriye taşıyacağına; daha güçlü bir Kayseri Üniversitesi’nin ise sanayi ve üretimde çok daha hızlı ve sürdürülebilir ilerleme çalışmalarına kapı aralayacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Kayseri OSB’de yine Kayserili hayırsever iş insani Avukat Mehmet Altun tarafından yaptırılacak olan teknik kampüsün de önemine işaret eden Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa değerli iş insani Osman Ulubaş’ın da mesleki ve teknik yükseköğretime vermiş olduğu desteklerden de bahsetti ve teşekkür etti.
Hayırsever Osman Ulubaş imzalanan bu protokolün vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diledi.
Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi Okul Müdürü İlhami Boran ise yapılan protokolün öğrenciler açısından çok faydalı olacağına inandığını ifade etti. – KAYSERİ
]]>Tescilli 1368 taşınmaz kültür varlığı, 894 sivil mimari örneğiyle “açık hava müzesi”ni andıran kent, son dönemde açılan müzeleriyle de kültür turizminde öne çıkmaya devam ediyor.
Kentte Türk ve İslam Eserleri, Edirne, Balkan Tarihi, Vakıf Eserleri, Fatih Sultan Mehmet, Necmi İğe Evi Etnografya, Edirne Kent, Hasan Ali Yücel Çocuk, Sultan 2. Bayezid Külliyesi Sağlık, Milli Mücadele ve Lozan, İlhan Koman Heykel ve Resim, Osman İnci, Uzunköprü Kent, Tarihte Kurulmuş Türk Devletleri, Osmanlı Padişahları, Padişah Çadırı, Balkanlarda Osmanlı Eserleri ve Doğa Tarihi müzeleri yer alıyor.
Tarihi dokusu kadar müzeleri de şehre ziyaretçi çekiyor.
“Müzeler kenti olma yolunda ilerliyoruz”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, AA muhabirine, Edirne’nin “Müzeler kenti” olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi.
Soytürk, geçen yıl 700 bin civarındaki ziyaretçi sayısının bu yıl yüzde 50’ye yakın arttığını belirterek, “Müzelerimiz geçen yıl 1 milyon ziyaretçi ağırladı, bu ciddi bir rakam. Bununla yetinmiyoruz tabii müzeleri yaşayan, dinamik bir yer haline getirmek istiyoruz.” dedi.
Soytürk, müzeler arasında en çok ziyaretçiyi Trakya Üniversitesi Sultan 2. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, Selimiye Vakıf Müzesi ve Fatih Sultan Mehmet Müzesi’nin çektiğini ifade etti.
“Çanakkale’den sonra en büyük tabya”
Soytürk, Edirne müzeleri arasında 2021’de açılan Balkan Tarihi Müzesi’nin de önemli bir yeri olduğuna işaret etti.
Müzenin, Çanakkale’den sonraki en büyük tabya olduğunu ifade eden Soytürk, “Hıdırlık Tabya’ya hem yerel halkımızın hem de il dışından gelen vatandaşlarımızın yoğun ziyareti var. İstanbul, Bursa Çanakkale ve İzmir bölgesinden Çanakkale’yi ziyarete gelenleri de burada ağırlıyoruz. Müzelerimizin yaşayan müze olmasını istiyoruz. Özellikle şehirde yaşayan çocuklarımızı Balkan Tarihi Müzesi’nde buluşturmayı önemsiyoruz. Çocuklarımıza burada ecdadımızı tanıtıyoruz.” diye konuştu.
Soytürk, müze ziyaretçilerine kültürel miras hakkında detaylı bilgi verdiklerini, çocuklara “Açık Hava Müzesi Edirne” kitabını hediye ederek kentin kültürel değerlerini gelecek kuşaklara anlattıklarını kaydetti.
Kentteki önemli müzeler şöyle:
Sağlık Müzesi
Külliyenin önemli bir bölümünü oluşturan eski adı Medrese-i Etıbba olan Tıp Medresesi, medrese ve şifahane bölümlerinden oluşuyor. Dönemin hekimlerinin yetiştirildiği bölümde 18 öğrenci odası, dershane ve orta avlu bulunuyor.
Geçmişte tedavi sırasında musiki, su sesi ve güzel kokudan da yararlanılan şifahanede tıbbın gelişimi, metin ve o dönemki tıp aletleriyle anlatılıyor. Müzede, minyatürlerle de dönem yansıtılmaya çalışılıyor.
Külliyenin camisi hariç diğer bölümleri, Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1984’te Trakya Üniversitesine (TÜ) devredildi. TÜ bünyesinde sağlık müzesine dönüştürülmesi çalışmalarına 1993’te başlanan darüşşifa, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1997’deki onayıyla resmen müze olmuştu. Ruh Hastalarını Readaptasyon Derneğinin katkılarıyla, 2000 yılında şifahane kısmı Psikiyatri Tarihi Bölümü olarak düzenlenmişti.
Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü’nü 2004’te kazanan müze, 2005’te Hırvatistan’ın Dubrovnik kentindeki “Dünya Ödüllü Müzeler Buluşması”nda en iyi 2. sunum, 2008’de ise Almanya’nın Köln kentinde en iyi sunum ödülüne, bu yılın başında da iletişim sektörünün en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen Mercury Mükemmellik Ödülleri’nde bronz ödüle layık görülmüştü.
-Türk İslam Eserleri Müzesi
Selimiye Cami bahçesindeki Türk İslam Eserleri Müzesi, tematik müze olarak Edirne’nin turizmdeki en büyük kozu müzelerin arasında önemli bir yeri teşkil ediyor. Ana dershane odası, öğrenci odaları ve revaklı avludan oluşan medresenin müzeye dönüştürülmüş şekliyle 100 yıldır aynı amaçla hizmet veriyor.
Kitabelerden, mezar taşlarına, eski dönem silahlarından, tekke eşyalarına pek çok değerli eşyanın sergilendiği müzede oluşturulan Kırkpınar sergi odasında da Kırkpınar’a özgü temsillere yer veriliyor.
Selimiye Vakıf Müzesi
Selimiye Cami’nin bahçesindeki müzede Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı cami ve mescitlerden elde edilen tarihi eser niteliği kazanmış teberrukat (bağışlanmış) eşyalarından örnekler, Osmanlı dönemine ait yapıların onarımları sırasında ele geçen çini parçaları, lüleler, vakıf cami ve mescitlerinden gelen hat levhalar, Kur’an-ı Kerimler, şamdanlar, hilyeler, usturlaplar, rahleler, çini parçaları ve değişik objeler sergileniyor. Ayrıca dershane olarak kullanılan büyük odada yapının özgün işlevini yansıtan bir canlandırmaya yer verilmiş, revak bölümünde de Mimar Sinan anlatılmaya çalışılmış.
Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi:
Müze, Selimiye Cami’nin arkasında yer alıyor.
Arkeoloji ve Etnografya seksiyonu bulunan müzede pişmiş toprak, tekstil, ahşap, kemik eserler, metal eserler galerileri bulunuyor.
Müzenin arkeoloji bölümünde bahçede Roma dönemine ait lahitler, dolmen, menhirler, Osmanlı’ya ait mezar taşları, Helenistik, Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait sütun başlıkları, heykeller ve Osmanlı Dönemine ait su kültürü ile ilgili olan Edirne’nin balıklı havuzları ve kuşlukları sergileniyor.
“Tarihte Kurulmuş Türk Devletleri”, “Osmanlı Padişahları”, “Padişah Çadırı” ve “Balkanlar’da Osmanlı Eserleri” müzeleri
Tarihi ve kültürü anlatan dört müze, Yancıkçı Şahin Mahallesi’nde, geçmişte han olarak kullanılan ve Sedefkar Mehmet Efendi tarafından yaptırılan 17. yüzyıl eseri Tarihi Ekmekçizade Ahmetpaşa Kervansarayı’nda yer alıyor.
Müzelerde, tarihte kurulan 16 Türk devletinin kurucuları, 36 Osmanlı padişahı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün silikon heykelleri yer alıyor. Müzede ayrıca Otağ-ı Hümayun çadırında II. Murat’ın Varna Zaferi sonrası tebrikleri kabulü canlandırılıyor.
Balkanlar’daki Osmanlı eserleri de yine bu komplekste sergileniyor.
Fatih Sultan Mehmet Müzesi
Fatih Sultan Mehmed’in babası Sultan II. Murad tarafından yaptırılan Saatli Medrese, müzeye dönüştürülerek 2021 yılında ziyarete açıldı.
Geleneksel sanatların çağdaş tasarımlarla yorumlandığı resimli bir kitap gibi tasarlanan müzede birebir ölçülerde silikon heykeller, özel tasarlanan altmış figürün yer aldığı dioramalar ve minyatürlerle Edirneli Fatih’in hayatı anlatılıyor.
]]>