Ancak sahursuz oruç yapanların sayısı da az değil. Uykusuna yenik düşenler, sahur yapmadan yatıyor.
Ertesi gün “dayanabileceğini” düşünenler, sağlığını tehlikeye soktuğunun farkında değil.
Sahur yapmak oruç tutmanın en önemli halkalar arasında yer alıyor. Gündelik hayatınızdan tutun sağlığınıza kadar olumsuz geri dönüşleri olabilir.
Sahur yapmadan oruç tutmanın bazı potansiyel zararları şunlar olabilir:
Vücutta Dehidrasyon:
Sahurda su içmek, gün boyunca vücuttaki su kaybını dengelemeye yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, dehidrasyon riskini artırabilir, özellikle sıcak havalarda veya fiziksel olarak aktif olduğunuzda daha da önemli hale gelir.
Enerji Seviyelerinde Düşüş:
Sahurda alınan besinler, gün boyunca enerji sağlamaya yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca düşük enerji seviyelerine ve halsizliğe neden olabilir.
Baş ağrısı ve Yorgunluk:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca açlık nedeniyle baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk gibi semptomlara neden olabilir.
Mide Rahatsızlıkları:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Aç karnına asitli içecekler veya aşırı yağlı, ağır yiyecekler tüketmek mide problemlerini tetikleyebilir.
Besin Dengesizliği:
Sahurda alınan besinler, gün boyunca vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamaya yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, besin dengesizliğine ve önemli vitamin ve minerallerin eksikliğine neden olabilir.
Performans Düşüklüğü:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca zihinsel ve fiziksel performansınızı olumsuz etkileyebilir. Özellikle iş, okul veya günlük faaliyetlerde daha düşük performans gösterebilirsiniz.

Sahurun faydaları
Sahur, oruç tutan kişiler için önemli bir öğündür ve birçok faydası bulunmaktadır:
Vücutta Su Dengelemesi:
Sahurda su içmek, gün boyunca vücuttaki su kaybını dengelemeye yardımcı olur. Bu, dehidrasyon riskini azaltır ve sağlıklı bir şekilde oruç tutmaya yardımcı olur.
Enerji Sağlar:
Sahur, gün boyunca enerji sağlamak için önemli bir fırsattır. Sahurda alınan besinler, gün boyunca vücuda enerji sağlayarak açlık hissini azaltır ve günlük aktiviteler için gereken gücü sağlar.
Zihinsel ve Fiziksel Performansı Artırır:
Sahur, gün boyunca zihinsel ve fiziksel olarak daha iyi performans sergilemenize yardımcı olur. Aç kalmak, konsantrasyonunuzu ve performansınızı olumsuz yönde etkileyebilirken, sahur yapmak bunu önleyebilir.
Besin Dengesini Sağlar:
Sahur, gün boyunca vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamak için bir fırsattır. Dengeli bir şekilde beslenerek protein, karbonhidrat, yağ, lif, vitamin ve minerallerin alınması sağlanır.

Mide Rahatsızlıklarını Önler:
Sahur yapmak, gün boyunca mide rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olur. Aç karnına uzun süre beklemek, mide yanması, şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabilirken, sahur yapmak bunları önleyebilir.
Sosyal ve Ruhsal Faydalar:
Sahur, aile ve topluluk içinde birlikte yapılan önemli bir ibadettir. Ayrıca, sabah erken saatlerde ibadet etmek ve dua etmek, ruhsal olarak da ferahlık ve huzur sağlayabilir.
Bu nedenlerle, sahur yapmak oruç tutan kişiler için önemlidir ve sağlıklı bir oruç deneyimi için sahurun faydaları göz ardı edilmemelidir.
]]>Erbaş, Hırka-i Şerif’in ziyarete açılması vesilesiyle düzenlenen törenin ardından Fatih Camii’nde hutbe irat etti, cuma namazı kıldırdı.
İsrail’in, Gazze’de yaptığı insanlık dışı katliama değinen Erbaş, şehitler için rahmet, gaziler için şifa diledi.
Gazze’deki drama karşı İsrail ürünlerine boykot çağrısında bulunan Erbaş, “Büyük nimetler içinde ramazanımızı idrak ederken Gazze’de, Filistin’de bombalar altında can veren şehitlerimizi unutmamaktadır. Orada gazi olan, yaralı olan kardeşlerimizi unutmamaktır. Yurtları, vatanları için, evleri, barkları için mücadele eden şehitleri unutmamaktır. Onlara elimizle yapabileceğimiz ne varsa yapmak, dilimizde yapabileceğimiz ne varsa yapmak, kalbimizde dualarımızla eksik etmemektir. Onların başarısı için elimizden, dilimizden, kalbimizden gelen her şeyi yapmaktır. İşte öyle oruç tutarsak Rabbimiz oruçlarımızı kabul eder. Yoksa duyarsız bir müminin tutmuş olduğu oruçlar, yapmış olduğu ibadetlerden mutlaka sorulacaktır. Müminler bir vücut gibidir. Vücudun uzuvları ne zaman nerede sıkıntı yaşarsa vücudun tamamı bundan rahatsız olduğu gibi dünyanın neresinde olursa olsun bir Müslümanın başına gelen bir sıkıntı ve zulüm bütün müminlerin, Müslümanları rahatsız etmeli aziz kardeşlerim. Elimizle, dilimizle bütün imkanlarımızla mazlumlara destek olmaya devam edelim. Tek bir kuruşumuza dahi olsa zalimlere ve destekçilerine katkıda bulunmayalım. Boykotlara devam edelim.” ifadelerini kullandı.
“Fuarlarda 150’den fazla yayınevinin binlerce kitabını kitapsever kardeşlerimizle buluşturacağız”
Erbaş, cuma namazının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının (TDV) düzenlediği 41. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nın açılışına katıldı.
Erbaş, burada yaptığı konuşmada, nitelikli kitapları okuyucularla buluşturacaklarını söyledi.
Ramazan ayının bu müstesna zaman diliminde Kur’an ayının manevi ikliminde bu anlamlı ve değerli buluşmayı yayınlarıyla, gayretleriyle ve maddi manevi imkanlarıyla zenginleştiren bütün yayıncılara teşekkür eden Erbaş, şunları kaydetti:
“Allah kendilerinden razı olsun. Malumunuz olduğu üzere oruç ibadetinin kalplere huzur, ruhlara dinginlik veren etkisiyle kendimizle yüzleşme fırsatı bulduğumuz bu bilgi ve bilinç düzeyinde bir farkındalık oluşturmak için geçmişten bu yana kitap fuarları düzenliyoruz. Bu yıl iki farklı noktada 15 Mart-19 Mart tarihleri arasında kitapseverleri ağırlayacak, fuarlarda 150’den fazla yayınevinin binlerce kitabını kitapsever kardeşlerimizle inşallah buluşturacağız. Ankara’da Hacı Bayram Veli Camii’nin hemen avlusunda burada da işte İstanbul Fatih Camii’nin avlusunda, kitap fuarlarının huzur veren atmosferini inşallah okuyucularımızla buluşturacağız. Fatih Camii’nin hemen bitişiğinde gerçekleşecek bu ilim, edebiyat, tarih, kültür, sanat, aile, genç, çocuk gibi pek çok alanda yayınlanmış nitelikli kitapları, okuyucularıyla buluşturacağız inşallah. Fuar süresince gerçekleştirilecek söyleşi ve imza günlerinde yazarları, kitapseverlerle buluşturacak, bunun yanı sıra çeşitli kültürel etkinlikler ve özellikle hemen yanımızdaki çadırda çocuklara yönelik aktiviteler, etkinlikler gerçekleştireceğiz. Oruç mevsimini bilgiyle zenginleştiren, ibadet günlerimizi kitapla bereketlendiren bu değerli hizmetlerde emeği bulunan bütün yayınevi sahiplerine ve çalışanlarına Türkiye Diyanet Vakfımızın ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın mensuplarına bilgiye, bilime, kitaba gönül veren bütün kardeşlerimize teşekkür ediyorum”
Prof. Dr. Ali Erbaş, kurdele kesim töreninin ardından fuar çadırını gezdi.
Erbaş’a, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş eşlik etti.
]]>Müslümanlar, farklı ülkelerde ramazan ayına 11 Mart Pazartesi ya da bir sonraki gün başlamaya hazırlanırken, oruç tutma süreleri ülkelerin ekvatora yakınlıklarına göre değişecek.
Dünya’da Kuzey Yarım Küre’de ilkbahar, Güney Yarım Küre’de sonbahar mevsiminin yaşandığı, gece ile gündüzün eşit olduğu 20 Mart bahar ekinoksuna denk gelen bu ramazanda, kutuplara en yakın noktalardaki yerleşim merkezlerinde orucun ilk ve son günleri arasında 2 saate yakın fark gözlemlenecek.
Diğer yandan ekvatora yakın bölgelerde oruç süresi, ramazan ayının genelinde 13 saatin biraz üzerinde olacak.
En uzun oruç, ramazanın muhtemel son günü 9 Nisan’da İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika olarak tutulurken, en kısa oruç da yine aynı gün Şili’nin Punta Arenas bölgesi ile Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde 12 saat 51 dakika uzunluğunda olacak. Buna göre, bu yıl dünya üzerindeki farklı konumlarda yaşayan Müslümanların oruç tutma süreleri arasındaki fark 4 saati geçmeyecek.
Türkiye’de ilk imsak yarın saat 04.52’de, ilk iftar da 18.13’te Iğdır’da yapılacak. Ramazanın ilk günü son imsak saat 06.02’de, son iftar ise 19.24’te Çanakkale’de yapılacak.
İlk gün Artvin, Kastamonu, Kırklareli, Samsun, Zonguldak ve Sinop’ta 13 saat 23 dakika ile en uzun, Adana, Antalya, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İzmir, Kilis, Mardin, Muğla, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’da ise 13 saat 20 dakika ile en kısa oruç tutulacak.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığının astronomik kameri ay hesaplamalarına göre, şevval ayının hilali, ramazanın 30. günü akşamı görüleceği için bu yıl ramazan 30 gün sürecek.
Müslüman ülkelerin çoğunluğu ramazanın başlangıcına 10 Mart Pazar akşamı karar verecek
Bu yıl Müslüman ülkelerin birçoğu ramazanın başlangıcına, 10 Mart Pazar akşamı hilalin güneş battıktan sonra tespit edilip edilemeyeceğini gözlemleyerek karar verecek.
Çıplak gözle hilali görmeyi baz alan ülkelerde, eğer hilal güneş battıktan sonra çıplak gözle gözlemlenebilirse, ramazan ayı 11 Mart Pazartesi günü başlayacak, gözlemlenemezse Şaban ayı 30 güne tamamlanacak ve ilk oruç günü 12 Mart Salı olarak tayin edilecek.
Bazı İslam ülkeleri ise hilalin güneş battıktan sonra teleskopla görülmesini yeterli kanıt saydığı için, yine 10 Mart Pazar akşamı hilali teleskopla gözlemleyerek oruç ayının başlangıcına karar verecek.
El Cezire’nin İngiltere’ye ait Seyir Kitabı Yıllığı Ofisi’nin Hilal Gözlemleme Servisine dayandırdığı habere göre, 10 Mart Pazar akşamı dünyanın birçok ülkesinde ramazan, hilal çıplak gözle tespit edilemeyeceği için ilk oruç günü 12 Mart Salı olacak.
Suudi Arabistan, Katar, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Filistin, Suriye, Yemen, Mısır, Lübnan, Sudan, Libya, Umman, Cezayir, Moritanya ve Brunei gibi ülkeler henüz ramazanın başlangıcını ilan etmedi.
Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Endonezya ve Malezya’da da hilalin görülmesine bağlı olarak ramazanın ilk oruç gününün 12 Mart olacağı tahmin ediliyor.
Türkiye gibi astronomik kameri ay hesaplamalarını baz alan ile dünyanın herhangi bir yerinde hilalin görülmesine itibar eden ülkeler için ise ramazan ayı 11 Mart Pazartesi günü başlatıyor.
Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Rusya’daki yetkili kurumlar ise ramazanın 11 Mart’ta başlayacağını bildirdi.
Ramazanın ilk günü en uzun oruç Şili’nin Punta Arenas bölgesinde
Diyanet İşleri Başkanlığının “ramazan.diyanet.gov.tr” internet sitesindeki verilerine göre, ramazan 11 Mart’ta dünyanın her yerinde başlaması durumunda, ilk gün en uzun oruç tutma süresi 15 saat ile Şili’nin Punta Arenas bölgesinde olacak.
Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde 14 saat 30 dakika ve başkent Wellington’da 14 saat 15 dakika, Grönland’ın Nuuk kentinde 14 saat 7 dakika ve İzlanda’nın Reykjavik kentinde 14 saat 6 dakika oruç tutulacak. Avusturalya’nın başkenti Canberra’da da oruç süresi 14 saat 2 dakika olacak.
Finlandiya’nın başkenti Helsinki’deki Müslümanlar, 13 saat 52 dakika; Norveç’in başkenti Oslo’da 13 saat 51 dakika; İsveç’in Stockholm kentinde 13 saat 49 dakika; Güney Afrika’nın başkenti Johannesburg’ta 13 saat 47 dakika; Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta 13 saat 41 dakika; Rusya’nın başkenti Moskova’da 13 saat 40 dakika oruç tutacak.
Ramazanın ilk gününde oruç süreleri diğer kentlerde ortalama şu şekilde olacak:
Hollanda’nın Amsterdam, Polonya’nın Varşova, İngiltere’nin Londra, Kazakistan’ın Astana ve Belçika’nın Brüksel, Fransa’nın Paris, İsviçre’nin Zürih, Romanya’nın Bükreş, Kanada’nın Ottowa, Bulgaristan’ın Sofya, İtalya’nın Roma, İspanya’nın Madrid, Bosna-Hersek’in Saraybosna şehirlerinde yaklaşık 13 saat 30 dakika oruç tutulacak.
Almanya’nın başkenti Berlin’de 13 saat 35 dakika; ABD’nin başkenti Washington’da 13 saat 29 dakika; Endonezya’nın Cakarta kentinde 13 saat 27 dakika; Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Portekiz’in başkenti Lizbon’da ve Japonya’nın başkenti Tokyo’da Müslümanlar 13 saat 20 dakika; Çin’in başkenti Pekin’de 13 saat 22 dakika; Malezya’nın Kuala Lumpur kentinde 13 saat 21 dakika; İran’ın başkenti Tahran’da, Afganistan’ın başkenti Kabil’de, Irak’ın başkenti Bağdat’ta ve Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’da 13 saat 19 dakika; Fas, Lübnan, Suriye, Filistin, Mısır, Kuveyt ve Pakistan’da 13 saat 18 dakika oruç tutulacak.
Ramazanda diğer ülkelere nazaran daha az oruç tutacak ülke ve şehirler arasında 13 saat 16 dakika ile Umman; 13 saat 17 dakika ile Hindistan, Sudan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Bangladeş yer alıyor.
Ramazanın son günü en uzun oruç İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika tutulacak
Ramazanın muhtemel son günü 9 Nisan’da oruç tutma süreleri, ayın başlangıcına göre oldukça değişkenlik gösterecek. İzlanda’nın Reykjavik kentinde 16 saat 36 dakika; Grönland’ın Nuuk kentinde 16 saat 34 dakika; Moskova’da 16 saat 14 dakika oruç tutulacakken; ramazanın başında en uzun orucun tutulacağı Şili’nin Punta Arenas bölgesi ile Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde oruç süresi 2 saate yakın kısalarak 12 saat 51 dakika olacak.
Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Sudan, Hindistan ve Bangladeş’te de ramazanın son günü oruç tutma süresi 14 saat civarında olacak.
]]>Ne tür yiyeceklerin oruç tutmaya yardımcı olabileceğini derledik.
Sahurda ne yemeli?
Ramazan’da güne sahur ile başlanıyor ve doğru şeyleri yemek, ilerleyen saatlerde acıkmayı önlemek için önemli.
Beslenme uzmanı İsmet Tamer, “Ramazan’da vücudunuzun gün boyunca ihtiyaç duyduğu enerji ve besini karşılamak için protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral açısından zengin gıdalar tüketmeli ve yeterince su içtiğinizden emin olmalısınız” diyor.
Tamer, hafif, sağlıklı ve doyurucu bir kahvaltı öneriyor:
“Peynir, yumurta ve domates ile salatalık gibi taze sebzeler yiyebilirsiniz. Ayrıca her zaman bir çorba, zeytinyağında pişirilmiş sebzeler ve meyveler olabilir.”
Oruç tutarken susuz kalmamak için iftar ve sahur arasında yaklaşık 2-3 litre su içilmesi tavsiye ediliyor.
Beslenme uzmanı Bridget Belam, sahurda kompleks karbonhidratların, özellikle de kepekli-lifli olanların tüketilmesinin iyi olacağını, bu tür gıdalardan enerji yavaş salındığı için gün boyunca ayakta kalmanıza yardımcı olacağını söylüyor.
Belam, “Yulaf, tahıllı ekmekler ve tahıl gevrekleri sahur için iyi seçimler” diyor.
Bunun yanı sıra bazı araştırmalar, fasulye, bezelye ve nohut gibi gıdalardan elde edilen lifin tokluk hissini yüzde 30’dan fazla artırabileceğini gösteriyor.
Benelam, tuzlu yiyecekler susamaya neden olduğu için bunların tüketilmemesi konusunda uyarıyor.
Sahurda kafein alımından kaçınmak da susuzluğu önlemek için önemli.
İftarda ne yemeli?
Orucunuzu açarken bol sıvı ve enerji alabilmek için doğal şeker içeren yiyecekler tavsiye ediliyor.
Muhammed Peygamber zamanından bu yana hurma iftar için tercih edilen bir yiyecek.
Beslenme uzmanı Bridget Benelam, “Hurma ve su, orucunuzu açmak için harika bir seçenek. Size enerji verirken su kaybını da giderirler” diyor ve devam ediyor:
“Çorba da orucu açmak için iyi çünkü içinde fasulye, bakliyat, mercimek ve sebze gibi aşırı yükleme yapmadan size besin ve lif sağlayacak pek çok şey bulunuyor.
“Yemek yemediğiniz uzun bir günün ardından çok ağır bir şeyle başlamak olmaz; bu muhtemelen kendinizi yorgun, halsiz ve kötü hissetmenize neden olur.”
İftarda yediğiniz yiyeceklerin kepekli tahıllar, lif açısından zengin sebze ve meyveler, süt ürünleri ve et, balık, yumurta ve fasulye gibi protein açısından zengin gıdalar ve nişastalı gıdalar arasında bir denge sağlaması gerekir.
Bazı beslenme uzmanları iftarda büyük bir öğün yerine iki adet daha küçük öğün yenmesini tavsiye ediyor.
Uzmanlar bunun kan şekerinde büyük bir artışı engellemeye yardımcı olacağını ve hazımsızlık riskini azaltacağını söylüyor.
Oruç tutmak sağlıklı mı?
Oruç tutmanın genel olarak sağlığa faydalı olduğuna inanılıyor.
Son dönemde aralıklı oruç diyeti kilo vermek için popüler bir seçenek haline geldi.
Her gün belirli sürelerle aç kalmayı gerektiren aralıklı oruçta ne yediğinizden çok ne zaman yediğiniz önemli.
Böylece vücudunuz şeker depolarını tükettikten sonra yağ yakmaya başlıyor ve kilo kaybı gerçekleşiyor.
Yapılan bilimsel araştırmalarda aralıklı oruç tutmanın faydaları arasında daha düşük kan basıncı ve kolesterol, daha az inflamasyon, vücudun insüline karşı daha iyi tepki vermesi ve tip 2 diyabet riskinin azalması bulunuyor.
Yakın zamanda yapılan bir çalışma, Ramazan’da oruç tutmanın akciğer, kolorektal ve meme kanseri risklerini önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.
The American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan çalışma, oruç tutmayı olumlu metabolik değişiklikler ve azalan kronik hastalık riski ile ilişkilendiriyor.
Beslenme uzmanı Bridget Benelam, insanların Ramazan’da genelde yaklaşık bir kilo verdiğini, ancak iftarda aşırıya kaçıldığı durumda kilo alınabileceğini söylüyor.
Benelam, “İnsanların daha fazla yemeye doğal bir eğilimi var. Bize ne kadar çok çeşit sunulursa o kadar çok yiyoruz ve elbette bir sürü tabakla donatılmış büyük bir iftar sofrası bunun örneği. Size sunulan her şeyi yemek zorunda değilsiniz. Bu yüzden seçici olun ve yavaş yavaş yiyin” diyor.
]]>Peki oruç tutmak sağlığı nasıl etkiler? 30 gün oruç tutan bir insanın vücudunda neler olur?
En zoru, ilk günler
İnsan bedeni, oruç tuttuğunu son öğünden 8 saat sonra kavrayabiliyor.
Yani bağırsaklar son öğünde alınan tüm besin maddelerini tamamen sindirdiği zaman.
Vücut bir sonraki aşamada enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karaciğerdeki ve kaslardaki glikoza yöneliyor.
Glikozu tükettiğinde de bir sonraki enerji kaynağı, vücuttaki yağlar oluyor.
Yağların yakılması kilo vermemize, kolesterol seviyemizi düşürmemize ve diyabet riskini azaltmamıza yardımcı oluyor.
Öte yandan, kan şekerinin düşmesiyle vücutta halsizlik ve uyuşukluk baş gösteriyor.
Açlık seviyesinin en üste çıktığı zamanlarda baş ağrısı, mide bulantısı ve kötü ağız kokusu da semptomlara ekleniyor.
Üçüncü günden yedinci güne: Su içmeye dikkat
Vücudunuz oruç tutmaya alışmaya başlıyor. Yağı tüketti ve kan şekerine dönüştürdü.
Sahur ve iftar vakitleri arasında su alımı azaldığı için vücutta terleme hızlanırken, sıvı kaybı da artıyor.
İftar ve sahur vakitlerinde öğünlerde karbonhidrat ve bazı yağların gerekli düzeyde alınması, enerji üretimi için şart.
Dengeli bir rejimle, protein, tuz ve su gibi belli besinleri almak önemli.
Sekizinci günden 15‘inci güne: Vücut oruca alışıyor
Bedeniniz artık 3. aşamaya geçti ve vücut oruca neredeyse tamamen uyum sağladı.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Hastanesi’nin Anestezi ve Yoğun Bakım Danışmanı Dr. Razeen Mahroof, bu aşamanın vücutta bazı olumlu etkileri de olduğunu söylüyor.
Mahroof, “Gündelik hayatta çok daha fazla kalorili gıda alıyoruz ve vücudumuz hastalıkları atlatmak gibi önemli görevleri yerine getiremez oluyor” diyor ve ekliyor:
“Oruç sırasında bu durum yeniden dengeleniyor. Vücut yeniden daha önemli fonksiyonlarına odaklanıyor, enfeksiyonlarla savaşması ve hastalıklardan iyileşmesi de kolaylaşıyor.”
16‘ncı günden 30‘uncu güne: Detoks zamanı
Ramazan ayının 2. yarısında, kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlıyor.
Dr. Mahroof bu dönemde organların maksimum kapasitesine döndüğünü söylüyor. Hafıza ve konsantrasyon yeniden güçlenirken, enerjinin de arttığını vurguluyor.
Mahroof sözlerine şöyle devam ediyor:
“Oruç şafak vaktinden gün batımına kadar olan dönemi kapsar. Böylece arada enerji veren gıda ve sıvıları alabilme fırsatı olur. Oruç kasları korurken kişinin kilo vermesine de yardım eder.
“Ancak bedeniniz enerji için protein almaya başlarsa, ileri açlık moduna geçip kaslarınızı kullanmaya başlar. Bu en sık, günlerce ve haftalarca uzatılan oruç dönemlerinde görülür.”
Oruç sağlığa faydalı mı?
Dr. Mahroof’a göre bu sorunun yanıtı “Evet” ama bir şartla:
“Oruç tutmak neyi ne zaman yediğimize odaklanmamızı sağladığı için sağlığa faydalı ama bir aylık dönemi uzatıp sürekli oruç tutulmasını önermiyoruz.”
“Orucu uzatmak uzun vadede yağı enerjiye dönüştürmeyi engeller ve vücut enerji kaynağı olarak kaslarınıza yönelir. ‘Açlık moduna’ geçtiği zaman uzun vadede kilo vermeyi zorlaştırarak sağlığı kötü etkiler.”
Ramazan döneminin dışında da oruç tutulacaksa Mahroof’un önerisi 5:2 oruç diyetini uygulamak.
Yani haftanın 5 günü sağlıklı bir şekilde beslenmek ve diğer 2 gün oruç tutmak.
Afrikalı akademisyen, diplomat, öğrenci ve iş insanları ile kıtaya ilgi duyan ve bu alanda farklı çalışmalar yürüten kişilerin katıldığı forumda, Afrika diasporasının sorunları konuşuldu.
Bizim Afrika Platformu Genel Koordinatörü Faruk Mintoiba, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrika dışında yaşayan Afrikalılar olarak ilk kez Türkiye’de bir araya gelerek bu forumu düzenlediklerini belirtti.
Mintoiba, “Foruma, Afrikalı yazar, müzisyen, entelektüel olmak üzere farklı kesimlerden kişiler katılıyor. Burada diasporadaki Afrikalıların sorunlarını ve çözüm yollarını konuşmak istiyoruz.” dedi.
Forumda Türkiye-Afrika ilişkilerinin güçlendirilmesinde diasporanın yeri, Afrikalıların Türkiye’deki geleceği ve kültürler arası ilişkiler gibi başlıklarda paneller düzenlendiğini ifade eden Mintoiba, Türkiye’de Afrika diasporasının birlik ve beraberliği, ileriye yönelik daha yapıcı adımların atılması için çalışmalarının devam edeceğini söyledi.
Bizim Afrika Platformunun 2022’de faaliyete geçtiğine değinen Mintoiba, Türkiye’de zaman zaman yabancılarla ilgili yaşanan sorunların çözümü için Afrikalılar olarak her zaman yapıcı katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğrencisi ve Bizim Afrika Genel Sekreteri Madagaskarlı Harena Rilamasinavalona Rabiarison ise Türkiye’deki Afrika diasporasının sayısının her geçen gün arttığını kaydederek, “Türkiye’de Afrika’nın farklı ülkelerinden öğrenciler bulunuyor. Bizim de amacımız bu öğrenciler arasındaki ilişkileri güçlendirmek.” şeklinde konuştu.
Rabiarison, “Bu platformla tecrübelerimizi paylaşıyoruz, sorunlarımıza çözüm bulmaya çalışıyoruz. Bu sorunları hem Afrikalılar olarak hem de Türkiye’deki resmi makamlarla işbirliği içinde azaltmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.
Binlerce Afrikalı genç Türkiye’de eğitim alıyor
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) İstanbul Koordinatörü Emre Oruç da forumda yaptığı konuşmada, YTB olarak tüm dünyada olduğu gibi Afrika’da da çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.
Türkiye’deki Afrika diasporasının deneyimleri ve karşılaşılan zorlukları ele almak üzere bir araya geldiklerini belirten Oruç, “Bu toplantının ele alacağı konuların konuşulması, tartışılması ve farklı bölgelerdeki tecrübelerin paylaşılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
2012’den bu yana yaklaşık 12 bin Afrikalı öğrenciye burs verildiğini anlatan Oruç, 2023’te bu kıtadan 35 binin üzerinde başvuru alındığını ve 941 öğrenciye burs desteği sağlandığını bildirdi.
Oruç, “Türkçe öğrenmek ve Türkiye’yi yakından tanımak isteyen kamu görevlileri, akademisyenler ve araştırmacılara yönelik tasarlanan KATİP programı kapsamında, 2014 yılından itibaren 82 farklı ülkeden 178 katılımcı ülkemizde 8 ay süreyle misafir edilmiştir. Bu katılımcılardan 74’ü Afrika’nın 29 ülkesini temsilen programa katılmıştır. Afrika Medya Temsilcileri Eğitim Programı’na (AFMED) ise 23 Afrika ülkesinden 56 Afrikalı medya temsilcisi katılmıştır.” diye konuştu.
Emre Oruç, YTB ile Afrika Birliği (AfB) arasında, diaspora, yükseköğrenim bursları, bilimsel ve akademik araştırma programları, dil öğrenimi ve kısa dönem eğitim programlarına ilişkin ortak çalışmaların artırılması hedefiyle 2021’de işbirliği protokolü imzalandığını ifade etti.
Forumda, Afrika’nın kültürel zenginliğini tanıtan etkinlikler ve müzik dinletileri yapıldı.
]]>ANTALYA’da özel eğitim öğretmeni Zeliha Oruç (41), İngilizcesini geliştirmek için evinde misafir ettiği balayındaki Güney Koreli Yumı Jeon ve Sunwoo Lee çiftiyle trafik kazası geçirdi. Çift, tedavi için 40 gün, bir sonraki yıl da tatile geldiklerinde pandemi nedeniyle 40 gün Türkiye’de kaldı. Bu süreçte Oruç ve ailesiyle yakın dostluk kuran Güney Koreli çift, yaşadıklarını kitap haline getirdi.
Denizli’de özel eğitim öğretmeni Zeliha Oruç, 2019 yılında İngilizcesini geliştirebilmek amacıyla bir uygulama üzerinden tanıştığı, balayı tatili için Avrupa turuna çıkan Güney Koreli Yumı Jeon ve Sunwoo Lee çiftini evinde ağırladı. Misafirlerine bölgeyi tanıtmak isteyen Oruç, oğlu Arda Kara, arkadaşı Nesrin Buluş ve Güney Koreli çifti aracıyla Salda Gölü’ne götürdü. Dönüş yolunda Oruç’un kullandığı araç bir başka otomobile çarptı. Kazada otomobildeki 5 kişi de yaralandı. Hastanedeki 1 haftalık tedavinin ardından taburcu edilen, yaraları nedeniyle tatillerine devam edemeyen Güney Koreli çift, Oruç’un anne ve babasının evinde kalmaya başladı. Oruç ailesi, 40 gün baktıkları Güney Koreli çifti aileleri gibi sahiplendi. 40 günün sonunda ülkelerine dönen çift, Oruç ailesi ile irtibatı hiç koparmadı.
Bir süre sonra Antalya’ya taşınan Zeliha Oruç, ertesi yıl tatil için kente gelen çifti, yine evinde misafir etti. Bu kez Covid 19 tedbirleri kapsamında kısıtlamalar başlayınca, çift 40 gün ülkelerine dönemedi. Güney Koreli çift, konsoloslukların araya girmesiyle 40 günün sonunda ülkelerine döndü. Çift, balayında yaşadıklarını kitap haline getirmeye karar vererek yazmaya başladı.
KİTABI TÜRKÇEYE ÇEVİRMEK İSTİYORLAR
Zeliha Oruç ise geçen sene ailesiyle birlikte Güney Kore’ye gitti. Güney Koreli çift, bir akşam aileleriyle tanıştıracaklarını söyleyerek Oruç ailesini kitabın tanıtım gecesine götürdü. Çift, Oruç ailesinden ‘Türk Ailem’ diye bahsettiği kitabı Türkçeye çevirip yayımlamak istiyor.
Çiftin kendilerini yalnız hissetmemesi için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Zeliha Oruç, “İngilizcem gelişsin diye bir uygulama üzerinden yurt dışından gelen Koreli çifti evimde misafir ettim. Geldiklerinde onlara çevreyi tanıtmak istedim. Araçta 5 kişiydik. Salda Gölü dönüşünde ölümden döndüğümüz bir kaza geçirdik. Vücutlarında kırık olduğu için ülkelerine dönemediler. 40 gün birlikte kaldık. Onlara burada yalnız olmadıklarını göstermek adına elimizden geleni yaptık” dedi.
‘DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDA BİR AİLEM VAR’
Hüzünlü bir ayrılık yaşadıklarını belirten Oruç, “Tedavi süreçleri bitince ülkelerine döndüler. Ancak birbirimize çok bağlanmıştık o süreçte ve çok hüzünlü bir ayrılık oldu. 1 sene sonra hastane ve sigorta işlemleri için tekrar buraya gelmeleri gerekti. O gelişlerinde de Covid 19 çıktı. Yine 40 gün ülkelerine dönemediler. Pandemi sürecindeki kısıtlamalarda elimizden geldiğince onlara destek olmaya çalıştık. Özel izinle İstanbul’dan ülkelerine dönebildiler. Böyle dostluğa dönüşen, ‘dünyanın öbür ucunda bir ailem var’ diyebileceğim bir hikayeye dönüştü bizimki” diye konuştu.
ÖMÜR BOYU SÜRECEK DOSTLUK
Yaşadıklarının çok değerli olduğunu belirten Oruç, “Geçen sene yine bizi görmeye geldiler. Bizi orada ağırlamak istediklerini söylüyorlardı. Annem, babam, oğlum ve arkadaşımla birlikte oraya gittik. Bizi çok güzel ağırladılar. Farklı bir deneyim oldu bizim için. Ömür boyu sürecek bir dostluğa dönüştü bizimki. 40 yıllık yaşantımda babamın ağladığına hiç şahit olmadım. Ama onları uğurlarken onlara sarılıp ‘kızım, oğlum’ diye ağladığını gördüm. Bu beni gerçekten çok duygulandırdı” ifadelerini kullandı.
‘ÇOK DUYGULU ANLAR YAŞADIK’
Kitabın kendileri için de sürpriz olduğunu söyleyen Zeliha Oruç, “Anılarını hep fotoğraflayıp, yazıyorlardı. Bunlardan bir kitap oluşturmuşlar. Bizim onlara hep söylediğimiz bir söz vardı ‘Hayat devam ediyor’ diye. Bunu merkez alan bir kitap çıkarttılar. Çoğunluğu bizim fotoğraflarımızdan oluşan, öykümüzü anlatan, insanların hayata bakış açısını değiştirecek bir kitap. Kore’ye gittiğimizde bize sürpriz yaptılar. Bizi ailesiyle tanıştıracaklarını söyleyerek kafeye götürdüler. Aslında o akşam kitabın tanıtım gecesi varmış. Çok duygulu anlar yaşadık” diye konuştu.
]]>