
168.Bölüm:
ORHAN BEY VE HOLOFİRA’NIN DÜĞÜN TOYU
Osman Bey ve alpları kendilerine kurulan tuzaktan kurtulmuştur. Lucas’ın adamları tarafından köşeye sıkıştırılan Orhan Bey ve Holofira ise nasıl bir hamleyle kurtulacaklardır? Orhan ve Holofira’nın evlenmesinin önünde artık hiçbir engel kalmamıştır. Osman Bey oğlu için anlı şanlı bir düğün toyu kuracaktır, bütün obada düğün telaşı başlar.

KARESİ BEY VE KOMUTAN LUCAS’IN BİRLİĞİ
Osman Bey’in bütün tuzaklardan kurtulması Lucas’ı da, Karesi Bey’i de çok öfkelendirir. Lucas, Osman Bey’i alt etmek için yeni bir hamlesi olduğunu söyler. Karesi Bey bu hamlede nasıl bir rol oynayacaktır?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

SÖĞÜT’TE BÜYÜK İSYAN!
Kayı Obası’nda düğün toyu sürerken Lucas yapacağını yapmış, Söğüt’te büyük bir isyan ateşi yakmıştır, haber toya yıldırım gibi düşer. Osman Bey isyan ataşını söndürmek için nasıl bir hamle yapacaktır?

OSMAN BEY İKİ ATEŞ ARASINDA
Lucas bir yandan Söğüt’te isyan ateşini yakmışken öte yanda ordusunu Karadin Kalesi hududuna dayamıştır. Bir tarafta isyanı bastırmaya çalışan Osman Bey, Karadin Kalesi’nin haberini alır. Osman Bey bu cendereden nasıl çıkacaktır?

GONCA HATUN’UN DİNMEYEN ACISI
Evladının acısı hala taze olan Gonca Hatun ve Holofira arasında hiçbir şey eskisi gibi değildir artık. Gonca Hatun, Alaeddin Bey’e oradan gitmek istediğini söyler. Gonca Hatun ve Alaeddin Bey, Kayı Obası’ndan gidecek midir?
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivas’ta yaşayan Orhan ve Furkan Şeker isimli 20 yaşındaki tek yumurta ikizleri, benzer hayatlarıyla da hayrete düşürüyor. Tıp fakültesinde eğitim gören Orhan ve Furkan, sadece okudukları bölümle değil, yaşadıkları bazı olaylarla da aynı kaderi paylaşıyor.
Küçükken kaşlarının yarılmasıyla başlayan benzerlikler ilerleyen yıllarda halı sahada futbol oynarken ön çapraz bağlarını koparmalarıyla devam etti. Orhan, yaklaşık 5 yıl önce halı sahada futbol oynarken, Furkan ise 1 yıl önce aynı şekilde ön çapraz bağını halı sahada futbol oynarken koparttı. Bu durumu çok önemsemeyen ikizler, hastalıklarının ilerlemesi üzerine tedavi olmaya karar verdi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Öztemür’e başvuran ikizler, yapılan tetkikler sonrası ameliyata alındı. Aynı gün aynı ameliyathaneyi paylaşan ikizler başarılı bir şekilde gerçekleştirilen ön çapraz bağı ameliyatlarıyla sağlıklarına kavuştu.
“Kardeşimle aynı acıları çekiyoruz”
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Furkan Şeker, kardeşiyle aynı acıları çektiğini ifade ederek, “Arkadaşlarımla futbol oynarken birden ayağım kıt etti ve adalem koptu. Biraz öyle idare ettim. Yaza da ameliyat için gün almıştık. Kardeşimin ön çapraz bağı ise 5-6 sene önce okulumuzun halı sahasında futbol oynarken koptu. Benim adalem de kopunca aynı anda ameliyat olmak istedik. Kardeşimle aynı acıları çekiyoruz, empati kuruyoruz, garip bir durum. Top oynamaya daha devam etmem çünkü ameliyattan sonra bayağı ağrılarım oldu. Ameliyatın acısı kopma anının acısından daha fazla” dedi.
Küçükken de benzer olaylar yaşadılar
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Orhan Şeker ise, bu durumların tesadüf olmadığını söyleyerek, “Halı sahada futbol oynarken bir anda oldu, oyuna kendimi kaptırmışım. Kardeşim de ameliyat oldu. Buna benzer küçükken bazı olaylar da olmuştu. O düşmüştü kaşından yaralanmıştı ve dikiş atılmıştı. Ardından kısa bir süre sonra hemen hemen aynı yerden benim kaşım yaralandı ve dikiş atılmıştı. Yaşadıklarımıza tesadüf diyorduk ama bundan sonra da fazla inanamıyoruz tesadüflere. Bu acıdan sonra futbola devam etmem biraz zor. Üniversite sınavında bile aramızda üç puan vardı. Yani o derece benzer şeyler” diye konuştu.
“Bilime ışık tutacaklar”
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Öztemür, ikiz kardeşlerin bilime ışık tutacağını söyleyerek, “Çok nadir görebileceğimiz bir ameliyat oldu. İkiz kardeşler, Orhan beş yıl önce yaralanmış ve ön çapraz bağlarını yırtmış. Furkan ise bir yıl önce bir yaralanma geçirmiş ve ön çapraz bağlarını yırtmış. İkisini de art arda ameliyat ettik. Bu çok nadir bir durum aslında. Anatomileri birbirlerinin aynısı, genetikleri birbirlerinin aynısı. Bilime ışık tutacaklar ve ikisi de tıp öğrencisi. Dizlerinde boşluk hissi, takılma, dönme şikayetleri ile bize geldiler. İkisine de ön çapraz bağı ameliyatı yaptık, artı olarak Orhan’a menüsküs tamiri ve kıkırdak tamiri yaptık. Basketbol, futbol gibi spor yapanlara yada eğlence amaçlı halı sahada futbol oynayanlara maçtan önce en az 10-15 dakika süre ile ısınma hareketleri yapmalarını öneririm” şeklinde konuştu. – SİVAS
]]>AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE 24 YIL HAPİS
Sanık Erdoğan Özdemir’e ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıl hapis cezası verildi. Azmettiricilikle suçlanan baba Orhan Özdemir ise beraat etti.
İSTENEN CEZALAR
Cumhuriyet savcısı sanık ve babasının ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etmişti ancak saldırgan 18 yaşından küçük olduğu için 24 yıla kadar hapis cezası ise yargılanıyordu.
Cinayeti azmettirdiği öne sürülen baba hakkında ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyordu.
Savcılık tarafından hazırlanarak Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede, katil zanlısı E.Ö’ye tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istenmişti.
Şüphelinin yaşının 18 yaşından küçük olması nedeniyle iddianamede, E.Ö. için “Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 14 yıldan 20 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” maddesinin uygulanması talep edilmişti.
KANLI ELBİSELERİNİ MAKİNEYE ATARKEN YAKALANDI
İddianamede, şüphelinin eylemi gerçekleştirdikten sonra olay yerine yakın bölgedeki evine kaçtığı, kanlı elbiselerini çamaşır makinesine yıkamak için attığı sırada yakalandığı aktarılarak E.Ö’yü azmettirdiği öne sürülen babası Orhan Ö’nün de gözaltına alındığı belirtildi.
E.Ö. iddianamede yer alan ifadesinde, babasının eski dini nikahlı eşi S.D. ile aralarında husumet bulunduğunu, olay günü alkol aldığını ve babasıyla geç saatte eve gittiğini anlattı.
Babası uyuduktan sonra aklına kadınla yaşadığı sorunlar gelince masadaki bıçağı alarak dışarı çıktığını ileri süren E.Ö, evin önünde maktul Akman ile karşılaşarak birtakım sorular sorduğunu, genci kendisini terslemesi nedeniyle bıçakladığını ifade etti.
BABA İÇİN AYRI İDDİANAME HAZIRLANDI
Azmettirici olduğu iddiasıyla tutuklanan E.Ö’nün babası Orhan Ö. hakkındaki soruşturma da tamamlandı.
Ayrı olarak hazırlanarak mahkemeye sunulan iddianamede, Orhan Ö’nün dini nikahlı eşi ile ayrılmasından sonra aradan geçen zaman zarfında sürekli olarak bu kişiye rahatsızlık verdiği, şüphelinin işlediği başka bir suç nedeniyle hükümlü olarak bulunduğu Buca Açık Ceza İnfaz Kurumundan 2 Mayıs’ta izinli olarak çıktığı belirtildi.
“MERMİ GİBİ OĞLAN YETİŞTİRDİM” DİYEREK KATİL EVLADI SAVUNDU
İddianamede, Orhan Ö’nün 4 Mayıs’ta tanık K.Ş’nin evine gittiğini ve burada karşılaştığı S.D’ye ona ya da evinde bulunan kişilere zarar vereceğine dair sözler söylediğine yer verildi. Şüphelinin daha sonra buradaki kişilere yönelik “Evdekilerden hiçbirine zarar vermeyeceğim ancak o evin önünde birinin başına bir şey gelecek. Kim olduğu umurumda değil, bunu ben değil oğlum ya da babam yapacak. Mermi gibi oğlan yetiştirdim.” şeklinde sözler sarf ettiği kaydedildi.
“SENİ YA BABAMA YA OĞLUMA ÖLDÜRTECEĞİM”
Zanlının, S.D’yi 7 Mayıs’ta cep telefonuyla arayarak “Seni ya babama ya da oğluma öldürteceğim.” şeklinde ifadeler kullandığı, bu hadiselerin yaşanmasından sonra E.Ö’nün saat 01.48 sıralarında S.D’nin ikamet ettiği Karaoğlan Mahallesi’ndeki ikametin önüne gittiği, buraya sipariş getiren maktul Ata Emre Akman’ın apartmanın içine girdiğini görerek kısa süre bir arabanın arkasına saklandığı iddianamede yer aldı.
CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRDÜ
Maktulün kısa bir süre sonra apartmandan çıkması üzerine E.Ö’nün Akman’ın yanına elinde bıçakla yaklaştığı, maktul ile kısa bir süre konuştuktan sonra hayati bölgelerine canavarca hisle fazla sayıda bıçak darbesi vurmak suretiyle onu öldürdüğü aktarıldı.
Cumhuriyet Savcısı, Orhan Ö’nün, tasarlayarak ve canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını ve alt soy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hali nedeniyle cezasının artırılmasını talep etti.
]]>Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaan Orhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diş hekimliğinde yapay zeka kullanımının, 3-4 yıldır üstünde çalışılan konu olduğunu söyledi.
Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde de Türkiye’de geliştirilen “CranioCatch” adlı yapay zeka sistemiyle hastalarda teşhis ve tedavinin kolaylıkla yapılabildiğini belirten Orhan, şöyle devam etti:
“Yapay zekanın diş hekimliğinde iki çok önemli avantajı oluyor. Birincisi karar destek sistemi olarak kullanılabiliyor. Bir çürüğü atlayabileceğimiz hallerde, yapay zeka orada çürük olabileceği gibi size bir raporlama veriyor. İkinci avantajıysa görsel olarak hastaya da gösterebilme şansımız söz konusu oluyor.”
Orhan, yapay zekayla hastanın, hangi dişinin tedavi edileceğinin ve hangi dişine ne uygulanacağının görselleştirildiğini kaydetti.
Hem teşhis ediyor hem de tedavi planlaması yapıyor
Hastanın çekilen filminin yapay zekaya aktarılmasından saniyeler sonra bütün teşhis ve patolojileri gösterdiğini belirten Orhan, şöyle konuştu:
“Filmin normal halini hastaya gösterdiğiniz zaman hastanın patolojileri algılayabilmesi mümkün olmayabiliyor. Ancak bunları ‘Bu senin dişin, bu dişinin canlı kısmı, burada dolgun var, çürüğün var’ diye gösterdiğimizde çok daha anlaşılıyor oluyor. Bu hekimlere de karar destek açısından önem arz ediyor. Çünkü burada bütün teşhisleri ve hastanın neyinin eksik olduğunu görebiliyorsunuz. Hatta tedavi planını da yapabiliyorsunuz. Yazılım, ‘Hastanın tedavi planını bana ver’ dediğinizde tedavi planını çıkartıyor. Hem hekimin teşhis süresini kısaltıyor hem de görsel olarak hastaya avantaj sağlıyor. Tedavi planlamasını hızlı bir karar destek sistemiyle hekimlere sunabiliyor.”
Yazılımın, diş hekimliği fakültelerinde eğitim modülü olarak kullanılmaya başlandığını ifade eden Orhan, Sağlık Bakanlığınca da tedavi ve teşhis modülü olarak Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde pilot uygulamasına başlanacağını ifade etti.
“Dijital diş hekimliği 5 yıl içinde yüzde 60 oranında yaygınlaşacak”
Dijital diş hekimliği uygulamalarından da bahseden Orhan, üç boyutlu yazıcıları da fakültede kullandıklarını kaydetti.
Üç boyutlu yazıcılarla diş hekimliği pratiğinde konvansiyonel olarak yapılan tüm işlemlerin yapılabildiğini, bunun zaman olarak da büyük kolaylık sağladığını anlatan Orhan, “Teknolojilerin hayatımıza girmesinden sonra artık diş ölçüsünü ağız içi tarayıcılarıyla direkt alabiliyoruz. Bilgisayar programları aracılığıyla yaptığımız dizaynlar ve bu dizaynların üstüne oluşturduğumuz dişleri direkt üç boyutlu yazıcılara ileterek saatler içerisinde ağzımıza takılan kron, köprüleri oluşturuyoruz. İmplant aynı gün içerisinde yapılıp, üç boyutlu yazıcıdan çıkartıldıktan sonra bir gün içinde hastaya uygulanabiliyor. Ölçü alındığında, döküm yapıldığında bu süreç 1 hafta oluyor.” değerlendirmesini yaptı.
Orhan, üç boyutlu yazıcılarda hatalı bir üretim olduğunda, kolaylıkla dizaynın değiştirilerek tekrar yazıcıda basılabildiğini de belirtti.
Dünyada 5 yıl içerisinde bütün uygulamaların yüzde 80’inin dijital diş hekimliğine geçeceğini dile getiren Orhan, Türkiye’de de 5 yıl içinde dijital diş hekimliğinin yüzde 60 oranında yaygınlaşacağını düşündüğünü aktardı.
“Annedeki diş eti problemleri erken doğuma neden olabiliyor”
Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Bezgin, çocuklarda diş sağlığının önemine değinerek, diş fırçalamanın 6. aydan itibaren başlaması, 10 yaşına kadar çocukların dişlerinin ebeveynlerin fırçalaması gerektiğini söyledi.
Çocuklarda rutin diş kontrolünün önemine dikkati çeken Bezgin, “Yılda bir rutin kontrol her birey için gerekli bir uygulama. Rutin kontrollerde çürükleri başlangıç seviyesinde yakalayabildiğimiz için çok basit uygulamalarla bunun önüne geçebiliriz. Ağrı başladığında yapılacak işlem kolay olmuyor.” dedi.
Bezgin, anne adaylarının hamilelikteki diş eti problemlerinin kanla çocuğa geçerek erken doğuma ve bazı sistemik hastalıklara neden olabildiğine dikkati çekti.
Çocuk doğduktan sonra da ilk bakımı veren anne olduğu için annenin ağzındaki bakterilerin tükürük yoluyla bebeğe geçebildiğini kaydeden Bezgin, sözlerini, “Bu nedenle çok daha kısa sürede bebekte çürük oluşumuna neden olduğunu görüyoruz. Bizim tavsiyemiz anne adayının tüm diş bakımlarını, kontrollerini yaptırması. Basit diş tedavileri, diş bakımları hamileliğin her döneminde yapılabilir. Hamileyken de düzenli diş kontrollerine gidilmesini öneriyoruz.” diye tamamladı.
]]>Çağlayan Meydanı’nda basın açıklaması yapan avukat Hacı Orhan, Eyüpsultan’da 1 Mart’ta meydana gelen kazada hayatını kaybeden Oğuz Mert Acı ile yaralılar İbrahim Gümüş, T.A, S.K. ve H.T’nin avukatlığını yaptığını belirterek, süreci anlattı.
Orhan, yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarpılması sonucu yaşanan kazanın 18 yaşından küçük 10 kişinin iki lüks araçla Sarıyer-Göktürk yolunda yarış yapmaları sonucu meydana geldiğini ileri sürdü.
Yaralıların kendisine, şüpheli E.T’nin kaza yerine gelerek telefonlarını aldığını söylediğini ifade eden Orhan, bu yüzden yaralıların kimseyi arayamadığını anlattı.
Kaza yerinden geçen bir kişinin gelmesiyle telefon açıldığını belirten Orhan, şunları kaydetti:
“Görgü tanıklarından birisi, Oğuz Murat ile konuştuğunu, olay yerine gittiğinde halen hayatta olduğunu, yaklaşık bir saat yardım beklediğini ve hayatta tutmaya çalıştığını beyan ediyor. Annenin yaptığı eylem acıları artırmıştır. İhmal yolu ile kasten adam öldürmeye kadar gidecek süreci başlatmıştır. Delil karartma amacıyla oğlunu yurt dışına kaçırmıştır.”
Orhan, anne E.T. ile araç sürücüsü oğlu T.C’yi havaalanına bırakan kişilerin B.C’nin çalışanları olduğunu öğrendiklerini kaydederek suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Şüphelilerin akrabaları aracılığıyla müvekkillerine ulaştıklarını anlatan Orhan, şöyle konuştu:
“Müvekkillerimiz kan gütme saikinde değil. Bizim müvekkillerimiz de sosyal statüleri açısından saygın insanlar. Bizimle diyalog kurmak istiyorlarsa öncelikle adalete teslim olmaları gerekirdi. Adaletten kaçmış birisiyle şu an yapılacak hiçbir görüşme yoktur. Ailesinden hiçbiri ölen kişinin ailesine bir ziyarette bulunmamış, bir görüşme yoktur diyebiliriz.”
“Telefonum bir kişi tarafından elimden alındı”
Yaralılardan İbrahim Gümüş ise kazadan önce 3 ATV’yi emniyet şeridine çektiklerini, ölen Oğuz Mert Aci’nin bu sırada karşıdan gelebilecek araçların kendilerini görmesi için ATV’leri ters çevirip farlarını yaktığını söyledi.
Olaydan önce 4-5 aracın daha yanlarından geçtiğini ve kendilerini fark ederek yavaşladığını kaydeden Gümüş, çarpan aracın çok süratli olduğunu ve kazanın etkisiyle savrulduklarını anlattı.
Gümüş, yardım istemek için telefonunu cebinden çıkardığını ancak bu sırada kim olduğunu bilmediği ve aileden olduğunu tahmin ettiği bir kişi tarafından telefonunun elinden alındığını belirtti.
Etrafın karanlık olduğu için telefonunu kimin aldığını göremediğini anlatan Gümüş, “Ben o etkide kalkıp arkadaşımı görünce telefonu unutuyorum. Gerisini de hatırlamıyorum. Sonra teyzem telefonla beni arıyor. Beni aradıktan sonra telefona bir hanımefendi çıkıyor. ‘Siz kimsiniz, İbrahim nerede?’ diye soruyor. O da ‘Siz kimsiniz?’ diye cevap veriyor. Teyzem de ‘Ben teyzesiyim sen kimsin?’ diyor. Sonra telefonu yüzüne kapatıyor. Sonrasında telefonun güvenliğe bırakılıp oradan alındığı söyleniyor. Ne olacağını bilmiyoruz ama adalete teslim olduktan sonra her şeyin açığa çıkacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.
Gümüş, şüphelilerden Türkiye’ye gelerek teslim olmalarını istedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir kişinin öldüğü, 4 kişinin de yaralandığı kazaya neden olan 18 yaşından küçük sürücü ile annesi hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik Adalet Bakanlığına yazı gönderdi.
]]>