Uzun yıllar kendisi de nakil bekleyen Emine Burkay’ın vasiyeti yerine getirildi
DENİZLİ – Eşinin hayatını kaybettiği motosiklet kazası sonucu hastanede sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybeden 39 yaşındaki Emine Burak’ın organları vasiyeti üzerine bağışlandı. Kendisi de organ bekleyen bir diyaliz hastası olan Burkay’ın karaciğeri, İzmir’de organ bekleyen bir hastaya umut oldu.
Emine Burkay, 5 yıl diyalize girmesinin ardından 2009 yılında babasının böbreğiyle sağlığına kavuşmuş, 6 ay önce de böbreğinde tekrar sorun yaşaması ile diyalize girmeye başlamıştı. 13 Temmuzda ise eşiyle birlikte geçirdiği trafik kazası sonrası Denizli Devlet Hastanesi’ne getirilen Emine Burkay, burada yapılan tahlil ve tetkiklerden sonra Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedaviye alındı. Yoğun bakımdaki tüm müdahalelere rağmen Burkay’ın 4 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Denizli Devlet Hastanesi Organ Nakli Birimi tarafından aile ile yapılan görüşmeler sonunda Emine Burkay’ın organları bağışlandı. İzmir’den gelen ekipler tarafından karaciğeri alınarak İzmir’de organ bekleyen bir hastaya gönderildi.
Uzun yıllar kendisi de nakil bekleyen Burkay’ın vasiyeti yerine getirildi
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Emine Burkay’ın ailesine baş sağlığı dileyerek organ bağışında bulundukları için teşekkür etti. Öztürk; “5 yıldan fazla diyalize girmiş ve 2009 yılında babasının böbreği ile sağlığına kavuşmuş olan Emine Burkay’ın hikayesi organ bağışının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Burkay’ın böbreği red verince ne yazık ki 6 aydır yine diyaliz süreci başlamış olup kendisi de organ nakli beklerken üzücü bir kaza sonucu hayatını kaybetmiştir. Organ nakli bekleyen hasta olarak yaşamında bu zorlu süreçleri çokça yaşamış olan Burkay, sağlığında organ bağışçısı olmuş ve ailesine de bu konuda vasiyet etmiştir. Emine Burkay’ın ailesi acılarını bir kenara bırakarak, vasiyeti yerine getirdiler, organ bağışında bulundular ve 1 hastaya umut oldular. Onlara bu konuda duyarlılıklarından dolayı teşekkürlerimi iletiyor ve baş sağlığı diliyorum. Öğrendim ki Emine Burkay’ın aynı kazada vefat eden eşi de diyaliz hastası olup, böbrek nakliyle sağlığına kavuşmuş. Diliyoruz ki kimse sağlığını kaybetmesin, organ bağışı beklemek zorunda kalmasın ama Türkiye’de ne yazık ki yaklaşık 33 bin hasta organ beklemektedir. Burkay ailesi, kendileri de uzun yıllar diyaliz süreci ve organ nakli bekledikleri için organ bağışı konusunda farkındalığı yüksek bir aileydi. Organ bağışının önemini; Müdürlük olarak yürüttüğümüz ‘Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi’ kapsamında sağlık ekiplerimizin gayreti ile her alanda anlatmaya çalışıyoruz. Elbette, bu süreci yaşayanlar bu konuda çok daha duyarlı olabiliyorlar. Ama bizim amacımız, organ bağışında farkındalık düzeyini arttırmak ve bağış sayılarını çoğaltabilmek. Çünkü her bağış, organ nakli bekleyen hastalar için bir umut olmakta ve sağlıklarına kavuşabilmelerini sağlamaktadır. Vatandaşlarımızı da bu konuda duyarlı olmaya ve organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
]]>DOĞUŞTAN kalp hastası olan ve evinde fenalaşınca Antalya’dan hava ambulansı ile Ankara’ya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen Kaan Toprak Kökçü (14), trafik kazasında ağır yaralanıp beyin ölümü gerçekleşen hastanın bağışlanan kalbiyle yaşama tutundu. Anne Yasemin Kökçü, “İnanılmaz şaşkınım, kalbin bulunduğuna inanamıyorum. Kaan’ın süreci bir mucize. Bu, 14 yılın ardından gelen mucize oldu bizim için. Lütfen organlarınızı bağışlayın. İnsanlara umut olun” dedi.
Yasemin ve Aşkın Kökçü çiftinin tek çocukları Kaan Toprak, kalp rahatsızlığı ile dünyaya geldi. Rahatsızlığı her yıl ilerleyen Kaan’a 2 yaşında ‘kalp duvarında kalınlaşma’, bir süre sonra da ‘kalp yetmezliği’ teşhisi konuldu. Son 5 yıldır kalp nakli için sırada bekleyen Kaan, 2 Haziran’da yapılan LGS’ye girmeye hazırlanırken bir gün önce evde fenalaştı. Baygınlık geçiren Kaan, ambulansla Antalya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaan, durumunun ağırlaşması üzerine de Sağlık Bakanlığı’na ait hava ambulansı ile son 2 yıldır tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi’ne sevk edildi. 5 Haziran’da gerçekleşen sevkin ardından 1 aydır hastanede yoğun bakımda yaşam savaşı veren Kaan, 3 Temmuz’da trafik kazasında ağır yaralanıp beyin ölümü gerçekleşen gencin kalbinin bağışlanmasıyla yapılan nakille yaşama tutundu.
‘DÜNYALAR BİZİM OLDU’
Yasemin Kökçü, oğlu için uygun kalp bulunduğunu öğrendiklerinde çok mutlu olduklarını söyleyerek, “İnanılmaz şaşkınım, şükrediyorum. Halen kalbin bulunduğuna inanamıyorum. Bunun bir anlatımı yok. Kaan’ın süreci bir mucize. Onun için herkes dua etti. Yürekten dua etti. 3 Temmuz günü akşamı Kaan’ın yanına gittim yoğun bakıma, oğlumun omzuna dokundum, gözleri açıktı. Söylediğim her şeye gözleriyle karşılık veriyordu. ‘İnancını kaybetme oğlum, o kalp mutlaka bulunacak. Ben sana ilaç, sen bana ilaç. Bize mutlaka bir kalp çıkacak. Dua et’ dedim. ve gözlerini kapattı. Ben inanıyorum ki çocuğum çok yürekten istedi bunu. Rabb’im de nasip etti. O akşam 22.30 sıralarında biz telefon aldık. ‘Uygun kalp bulundu’ denince dünyalar bizim oldu. Bu, 14 yılın ardından gelen mucize oldu bizim için. İnanın ben hayata yeniden doğdum. Çok şükür Allah’ıma bugün bu noktadayız” dedi.
Organ bağışı çağrısında bulunan Yasemin Kökçü, “Lütfen herkes organ bağışçısı olsun. Tüm vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyorum. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastanın organları neden toprakta çürüsün? Bir kalp, bir organ o bedende her gün o vefat eden kişi için dua edecek. Bundan daha güzel bir şey var mı? Lütfen organlarınızı bağışlayın. İnsanlara umut olun” diye konuştu.
‘ORGANLARIMIZ TOPRAKTA ÇÜRÜMESİN’
Aşkın Kökçü de oğlunun son 1 aydır yoğun bakımda yaşam savaşı verdiğini hatırlatarak, “Bizim için geçen bu 1 ay, 30 yıla bedel oldu sanki. Zaman geçmiyor, saat dönmüyor. Bekliyorsun bir umut; ama hiçbir şey olmuyor. Bir yere gidemiyorsun, bir yere gelemiyorsun. ‘Ha telefon çaldı çalacak ve bir haber gelecek’ bekleyişinde oluyorsun. Hep bir heyecan. Hep bir heyecanla işte 1 aydır burada bekliyorduk. İlk yoğun bakımdan aranınca çok korkmuştum. Oğluma bir şey oldu sandım. Doktor geldi; ‘Kaan’a uygun organ bulundu’ dedi. O zaman işte dünyalar benim oldu. Çok sevindim. Şu anda yoğun bakımda. Allah’ın izni ile bu 2 günü de atlatırsak inşallah her şey daha güzel olacak ve oğlum da 14 yıldır beklediği sağlığına kavuşacak. Çünkü 14 yıldır hem bizim için, hem onun için çok sıkıntılı geçti. Ama 14 yılın ardından bir mucize oldu ve inşallah tamamına ereceğiz. Lütfen tüm vatandaşlarımız organ bağışçısı olsun. Birçok insan organ bekliyor. Onları kimse göz ardı etmesin. Organlarımız toprakta çürümesin. İnsanlarda can bulsun” ifadelerini kullandı.
]]>Depremden sonra bazı binaları boşaltılan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, bir süredir hizmetlerine devam ettikleri Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nde organ nakli ameliyatlarına kaldığı yerden devam ediyor.
Kurum, Yeşilköy’deki yeni adresinde bazı tıbbi hazırlık süreçlerinin tamamlanmasının ardından, yaklaşık 4 yıldan beri Hepatit B virüsüne bağlı karaciğer yetmezliği yaşayan 68 yaşındaki İbrahim Ünsal’a umut oldu.
Ciddi sağlık sorunları yaşayan Ünsal, hastanenin kadavradan organ nakli bekleme listesine girdi ve 3 ay içinde bulunan nakille sağlığına kavuştu.
Nakil sürecinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hekimleri ve sağlık çalışanları, görevlendirmelerdeki süreci özveriyle yönetip ara verilen nakil ameliyatlarını kurumlarında yeniden başlattı.
Organ naklini yeniden başlatan ekipte Prof. Dr. Dulundu ile Cerrahpaşa’da görevli hekimler, öğretim üyeleri ve ameliyat ekibi olmak üzere birçok isim yer aldı.
Kurum, böylece 1986’da gerçekleştirdikleri ilk böbrek nakli ameliyatından bugüne organ naklinde temel adreslerden biri olmayı sürdürüyor.
“Cerrahpaşa çok güçlü bir aile”
Aynı zamanda hastanenin Karaciğer Nakil Ünitesi Sorumlusu da olan Dulundu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İbrahim Ünsal’ın karaciğer nakli kararını konseyde değerlendirdikten sonra verdiklerini söyledi.
Prof. Dr. Dulundu, pek çok yan rahatsızlığı olması nedeniyle durumu riskli Ünsal’ın organ nakli sürecine ilişkin, “Nakil merkezimizin yeni ruhsatlandırmasını bu yeni yerleşkemizde aldıktan sonra ilk hastalarımızdandı. Şansımıza ailede canlı verici adayı olmamasına rağmen bir vatandaşımız organlarını bağışlayınca o organın bizim hastanemizde de sırada olması ve kan grubunun uyması nedeniyle İbrahim Bey’e kabulünü yaptık.” dedi.
Genellikle bu tür organ bağışlarının gece netleştiğini aktaran Dulundu, şöyle devam etti:
“Saat 00.30 veya 01.00 gibiydi. Bize bir organ bağışının olduğu haberi geldi. Ondan sonra tabii hızlı bir süreç başladı. Bizim organ bekleme listesindeki hastalarımızdan İbrahim Bey çağırıldı. Tabii ‘O döneme kadar bu arada gelişmiş herhangi bir enfeksiyon var mı, ameliyata engel bir durumu var mı?’ gibi durumlar değerlendirilerek, saatler içerisinde hızlı bir şekilde gerçekleştirildi. Ondan sonra da nakil ameliyatına bir engel durumunun olmadığı görülünce biz ekip olarak arkadaşlarımla beraber organ bağışının yapıldığı hastaneye gittik. Orada bağış yapan kişinin böbrekleri de farklı bir merkezde kullanılmak üzere alındı, karaciğerini de bizler çıkardık ve o organı aldıktan sonra tekrar buraya geldik.”
Dulundu, ideal koşullarda alınan organı en geç 6 saat içerisinde hastaya nakletmeleri gerektiğini kaydederek, ameliyathaneye alınması direktifini verdikleri hastanın böylece ameliyathaneye alındığını anlattı.
Hızlı şekilde hastalıklı karaciğerin tamamını çıkardıktan sonra kadavra bağışı yapılmış organı eski hastalıklı karaciğerin yerine yerleştirdiklerini ifade eden Dulundu, “Tabii bu kompleks bir ameliyat, 4-5 tane damar anastomozu dediğimiz lehimi yapılıyor. Safra yolu lehimi yapılıyor. Sonuçta karnın içerisinde siroza bağlı olarak genişlemiş, patlamaya hazır mayın tarlası gibi büyük damarlar oluyor. İşte bunlara titizlikle, dikkatli bir şekilde bakıp ameliyatını sağlıklı şekilde gerçekleştirdik. Ameliyatımız da sonrası dönem de iyi geçti. İbrahim Bey’i taburcu edecek konuma getirdik.” diye konuştu.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin Türkiye’de organ nakillerinin başladığı öncü hastanelerden olduğuna dikkati çeken Dulundu, şöyle devam etti:
“1990’lı yılların başında karaciğer, daha öncesinde böbrek nakillerinin, sonrasında kalp nakillerinin yapıldığı bir merkez Cerrahpaşa. Sonrasında bir şekilde bu nakillerde uzun bir duraklama döneminin ardından ve bu hastaneye taşındıktan sonraki ilk karaciğer naklimizi gerçekleştirmiş olduk. Tabii bunun gururunu ve onurunu yaşıyoruz. Bunda rektör hocamızdan dekan hocamıza kadar diğer ilgili bütün birimlerin ciddi emekleri ve destekleri var. Çünkü bu bir ekip işi. Sonuçta süreç böyle başladı. Uzun bir süre sonra ara verilmiş bir operasyonun başlaması dolayısıyla herkesin bu konuya hakim olması gerekiyordu ve bu ilk ameliyat bizim için çok kıymetliydi. Dolayısıyla benim için biraz yorucu olmakla, hani ilk 4-5 günü hastanede ve ilk 12-18 saati ameliyathanede geçiriyor olmakla beraber, mutlu olduğum bir dönemdi.”
Prof. Dr. Dulundu, hekim, hemşire, idari personel olmak üzere büyük bir ekip olduklarını vurguladı.
Ameliyathane ayağına geldiklerinde herkesin gönüllü olarak bu işin içerisinde olmak istediğini dile getiren Dulundu, “Biz organı almaya gittiğimizde normalde 3-4 kişiyle gidebileceğimiz bir yerde neredeyse 10’a yakın insandık. Bu, tabii bizi mutlu ve motive de etti. Geleceğe dönük de umutla bakmamıza vesile oldu. Hastaneye geldiğimizde de hemşire hanımlar olsun, personel olsun, o gün nöbetçi olmayıp görevi olmayanlar bile gönüllü olarak gecenin o saatinde gelip bizlerle burada katkı sağladılar, destek verdiler ve bu işin içinde oldular. Cerrahpaşa çok güçlü bir aile ve bu tür durumlarda kenetlenip en iyi şekilde iş yapma konusunda ciddi emek veren ve o kültüre sahip olan bir kurum.” ifadelerini kullandı.
“Yüzde 90’ın üzerinde kapasiteyle çalışıyoruz”
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Emin Köse ise Türkiye’deki ilk nakil merkezlerinden birisi olarak kurulduklarını, ara ara boşluklar olsa da bir yıl önce taşındıkları hastanede nakil programlarının devam ettiğini söyledi.
Sürecin ardından şu anda karaciğer ve böbrek naklinde ruhsatlandırmayı tamamladıklarını aktaran Köse, “Bulunduğunuz yerleşkeyi, bazı tadilat ve tamirat işlerinden sonra nakil merkezi haline getirdik. Hızlıca kemik iliği nakil ünitesi, organ nakli ünitesi ve diğer bizim özellikli cerrahi branşlarımız, bütün ameliyathanelerimiz tam kapasiteyle çalışmaya başladı. Robotik cerrahi ünitesini tekrar burada kurguladık, programı yeniden harekete geçirdik. İstanbul’da en önde gelen merkezlerden biri haline gelmiş durumda şu anda.” dedi.
Doç. Dr. Köse, taşınma süreçleriyle ilgili şunları paylaştı:
“Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, bir yıl önce yaşadığımız deprem felaketi sonrasında tekrar değerlendirildi ve tahliye kararı verildi. Biz, kısa süre içerisinde Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’ne geçiş yaptık. Yaklaşık 1-2 aylık bir geçiş döneminden sonra hızlıca tıbbi hizmete başladık. Şu anda bir yılı tamamlamış durumdayız ve yüzde 90’ın üzerinde kapasiteyle çalışıyoruz. Hem kamu kaynağının kullanımıyla ilgili hem de hastalarımıza çok büyük faydası oldu.”
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin akademideki köklü yerine değinen Köse, “Yüzlerce nakil cerrahı, binlerce öğrenci yetiştirmiş bir fakülte. Tabii ki organ nakli ünitemizin tekrar hızlıca faaliyete geçmesi, eğitim anlamında da çok önemli. Burada yetişen özellikle cerrahi asistanlar, organ nakliyle ilişkili diğer bölümlerin asistanları kısa sürede ülkeye hizmet etmeye başlayacak.” diye konuştu.
Köse, bir üniversite hastanesi olarak sağlık hizmeti vermelerinin yanı sıra diğer önceliklerinin de eğitim olduğunu sözlerine ekledi.
Tıp fakültelerinin lokomotifi Cerrahpaşa
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Organ Nakli Mesul Müdürü Prof. Dr. Salih Pekmezci de kurumlarının Türkiye’de tıp fakültelerin arasında lokomotif görevi gördüğünü, bu yüzden 40 yıldır naklin adresi olmasının gayet doğal olduğunu ifade etti.
Pekmezci, ekip halinde bu işe aşık olduklarını dile getirerek, “Gece gündüz demeden, bu işin peşini bırakmadan devam ediyoruz. Her koşulda da yapma taraftarıyız. Belki o yüzden 40 senedir en azından bazı programlar kesintiye uğrasa bile böbrek naklinde hep devam ettik ve ediyoruz. Tabii yeni insanlar da yetiştiriyoruz, şu anda bizde yetişen birkaç arkadaşımız başka merkezlerin başında. Bunlar bize tabii ki bir akademisyen olarak, akademik bir faaliyet olarak büyük mutluluk veriyor. Bundan asla vazgeçmeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Organ nakli taahhüdü veren gönüllü sayısı 95 bine ulaşan ve ülke sıralamasında ilk sırada bulunan İzmir’de bağış sayısının artırılması için İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Organ Nakli ekipleri yoğun mücadele veriyor.
Beyin ölümü gerçekleşen hastaların daha hızlı saptanması için yoğun bakım servislerinde görevli hekimlerle sıkı bir işbirliği yürüten ekipler, nakil koordinatörlerine iletişim eğitimleri de veriyor.
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Hüseyin Bozdemir, AA muhabirine, organ bağışı konusunda İzmir’in farkındalığı yüksek bir kent olduğunu, nakillerin artması için beyin ölümlerinin hızlı tespiti ve ailelerle doğru iletişimin çok önemli olduğunu anlattı.
Nakil ekiplerinin bu iki konuyla ilgili çalışmalara yoğunlaştığını, umut verici sonuçlar alındığını dile getiren Bozdemir, şu bilgileri verdi:
“Geçen sene 98 beyin ölümü tespiti yaptık. Bunların 15’ini donöre çevirdik. Her bir donör en az 8 kişiye hayat veriyor. Bu sene ilk 3 ayda 36 beyin ölüm tespiti yaptık, 11’i donör oldu. Geçen sene yüzde 20 olan aile onayı oranı, bu yılın 3 ayında yüzde 36’ya ulaştı. Ailelerle iletişim içinde olarak beyin ölümünü doğru anlatmaya çalışıyoruz. Yoğun bakım sürecinden itibaren hastayla ilgili bilgileri çok sıkı bir şekilde aktarıyoruz. Bu konuda nakil koordinatörlerine de eğitimler veriyoruz. Yoğun bakım çalışanlarımızla, hemşirelerimizle, yoğun bakım sorumlularımızla sürekli toplantılar yapıyoruz.”
Amaç ikna etmek değil bilgi vermek
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Rahmi Baykan da yoğun bakımda yapılan testlerin ardından beyin ölümü gerçekleştiği belirlenen hastaların yakınlarıyla yarım saat içinde görüşme yaptıklarını söyledi.
Bu görüşmelerin ikna amaçlı olmadığını, hasta yakınlarına doğru bilgilerin aktarılmasını hedeflediklerini anlatan Baykan, kendilerini ailelerin yerine koyarak hareket ettiklerini belirtti.
Baykan, şunları kaydetti:
“Bu görüşmelerde ailelere beyin ölümü gerçekleşen kişinin iyiliksever birisi olduğunu da hatırlatarak, ‘Başka insanlara umut olarak son bir iyilik yapmayı düşünür müydü?’ diye soruyoruz. Bunu sorarken nakil işleminin Sağlık Bakanlığının kontrolündeki güvenilir bir sistemin içinde gerçekleştiğini ve gerçekten en uyumlu hastaya nakil yapılacağını anlatıyoruz.
Görüşme yaptığımız kişiler en çok ‘Yakınlarımızın vücudunu parçalayacak mısınız?’ gibi sorular soruyor. Biz vücudu parçalamıyoruz. Organlar bizim için çok değerli. O yüzden organ nakil ekipleri büyük bir titizlikle organları alıyor. Vücut bütünlüğünü koruyarak ertesi gün cenazeyi teslim ediyoruz.”
Beyin ölümü tespiti için hassas testler
Yoğun bakım uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Kamil Gönderen de beyin ölümünün beyin cerrahı veya nörologların da bulunduğu iki uzman hekim tarafından ileri görüntüleme teknikleri ve testler yardımıyla belirlendiğini ifade etti.
Hastalarda klinik olarak geri dönüşümsüz beyin hasarının olduğunu göstermek üzere testler yaptıklarını aktaran Gönderen, “Apne testi dediğimiz hastanın solunum durması var mı yok mu? Bu testi pozitif olan hastaları daha ince değerlendirmeye alarak anjiyo ve tomografide de beyindeki kan akımının durduğunu görmek istiyoruz. Yakınlarına hastanın geri dönüşünün olmadığını tüm bu test ve bulgularla aktarıyoruz.” diye konuştu.
Annesinin organlarını bağışlayan Yağmur Anık da yüksek tansiyon nedeniyle hastanede tedavi gören annesinin organlarını bağışladıklarını belirterek, “Organ nakil koordinatörü ve yoğun bakımdaki doktorlar bizi bu süreçte çok bilgilendirdi. Bazı insanlar organlar alındıktan sonra insanlara eziyet edildiğini düşünüyorlar. Aslında öyle değil. Bunu gördüm, özenle çalışıyorlar, vücudun bütünlüğünü bozmuyorlar. Empati kurmak önemli. Annemin bir böbreği 24 yaşındaki bir kadına nakledildi.” diye konuştu.
]]>OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ ve Doku Nakli Birimi’nde canlı verici ve kadavradan 2003 yılından bugüne 536 böbrek, 2018 yılından bugüne ise 66 karaciğer nakli gerçekleştirildi.
Merkez tarafından organ bağışının yaygınlaştırılması için farkındalık çalışmaları da yürütülüyor.
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Böbrek Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu, AA muhabirine, özellikle merkezde kadavradan nakillerin yoğunlukta olduğunu dile getirdi.
Yakupoğlu, “Yaptığımız nakillerin yaklaşık yüzde 60’ını kadavra vericili nakillerle gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl Türkiye’de 90 küsur kadavra donörün 30 tanesi Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi’nden çıktılar ve bu organlar bütün ülkeye başta Karadeniz olmak üzere ülke genelinde kullanıldı. Biz buradaki çalışmalarla organ bağışı bilincinin yerleşmesinde çok büyük çaba sarf ettik bugüne kadar. Bunun da artık meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başladık. Çünkü listemiz oldukça kalabalık. Yaklaşık 800 hasta burada böbrek nakli için listelenmiş durumda. Toprak olacak organları takarak, onların hayatta kalması için elimizden gelen çalışmayı gösteriyoruz.” dedi.
“Herkesin kendisine bağışçı olabilecek çok sevdiği birisi olmayabiliyor”
Organ nakli bekleyen hastaların ölümle yaşam sınırında hayatlarına devam ettiklerini söyleyen Yakupoğlu, şöyle devam etti:
“Bu hastaların tek bir şansı var o da organ nakli yapabilmek. Organ naklinde herkesin kendisine bağışçı olabilecek çok sevdiği birisi olmayabiliyor, veyahut da olsa bile bağış yapamayacak durumda olabiliyor. Dolayısıyla bu insanların da hayata tutunabilmeleri için beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılacak bağışlar çok büyük önem arz ediyor ki maalesef ülkemizde bu sayılar çok çok düşük oranlarda şu anda. Bu bağışların artırılması için gerçekten insanların çok duyarlı olması ve bugün her şey çok iyiyken sağlıklıyken yarın bir anda organa ihtiyaç duyabileceğini aklına getirmesi gerekiyor.”
Organ bağışının artması için sağlık çalışanlarına büyük görevler düştüğünü vurgulayan Yakupoğlu, “Organ bağışı sürecinin sağlık çalışanlarınca doğru olarak aktarılması, vericinin yakınlarıyla konuyu paylaşılırken çok uygun bir dille uygun koşullar altında gerçekleştirilmesi gerekiyor. Sürecin sağlıklı yürütülmesi için de hakikaten en önemli şey bu konu defalarca geniş kitlelere tekrarlanması ve bunun öneminin belirtilmesi gerekiyor.” diye konuştu.
“Türkiye genelinde en çok kadavranın çıktığı bölge Karadeniz Bölgesi”
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Kaan Karabulut ise Organ ve Doku Nakli Birimi olarak başarılı karaciğer nakilleri gerçekleştirdiklerini aktardı.
OMÜ’deki organ nakli işlemlerinin dünya standartlarında olduğuna işaret eden Karabulut, şunları kaydetti:
“Her kadavra bağışı beş kişiye şifa oluyor. Türkiye genelinde en çok kadavranın çıktığı bölge Karadeniz Bölgesi. Bu nedenle de halkımızı organlarını bağışlamaya davet ediyoruz. Bu bölgede tek olmamız sebebiyle burada karaciğer nakli sıklığı da artıyor. Yılda yaklaşık 15 karaciğer nakli gerçekleştiriyoruz.”
OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ ve Doku Nakli Birimi’nde karaciğer nakli gerçekleştirilen hastalardan Durmuş Gümüş de 9 yıl önce nakil sırasına girdiğini söyledi.
Beyin ölümü gerçekleşen ve ailesince organları bağışlanan kişinin karaciğerinin başarılı bir operasyonla kendisine nakledildiğini anlatan Gümüş, “Nakil bekleyenler hiç üzülmesin, nakil ölüm değil. Ben şu anda çok mutluyum, tek başıma desteksiz yürüyüş yapabiliyorum. Nakil ihtiyacı olanlar zaman kaybetmeden başvursunlar.” ifadelerini kullandı.
]]>Dr. Kahveci, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince, Mısır’ın başkenti Kahire’deki bir otelde düzenlenen 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine konuşmacı olarak katıldı.
Eyüp Kahveci, sunumunda Türkiye’deki organ bağışı ve nakil sistemini anlattı, Türkiye’nin bu alandaki deneyimini meslektaşlarıyla paylaştı. Türkiye’nin organ naklinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu söyleyen Dr. Kahveci, organ bağışı ve nakliyle ilgili yürüttükleri uluslararası işbirliği programları hakkında bilgi verdi.
Batı Afrika’nın nakillerini Senegal’de başlattık
Kongrenin ardından AA muhabirine açıklama yapan Dr. Kahveci, 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine Türkiye’den 3 uzman doktorun davet edildiğini, 20 Türk doktorun da katılımcı olarak kongrede bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin organ naklinde bölgede lider ülke konumunda olduğunu, bazı uygulamalarda ise dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Kahveci, “Burada Türkiye’nin organ nakli alanındaki deneyimlerini paylaşma fırsatı bulduk. Kongreye Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin bir çoğundan katılım oldu. Kongrede hem Mısır hem de diğer ülkelerle işbirliği fırsatlarını görüşme, tartışma imkanı bulduk.” diye konuştu.
Afrika ülkeleriyle yürüttükleri işbirliğine değinen Kahveci, “Senegal’de yürüttüğümüz teknik yardım ve işbirliği programı çerçevesinde 2 ay önce Batı Afrika’nın ilk organ nakillerini Senegal’de başlattık.” dedi.
Senegal’deki nakillerin uluslararası medyaya yansımasıyla birlikte diğer Afrika ülkelerinden de talepler geldiğini bildiren Dr. Kahveci, “Bir çok Afrika ülkesi organ nakli programlarını başlatmak için bizden teknik yardım istedi. Şu anda Burkina Faso, Çad, Nijer, Mali ve Moritanya ile görüşmelerimiz devam ediyor. Türk ekipleri olarak bu ülkelerde kapasite geliştirme programları yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan organ bağışı konusunda daha duyarlı olmasını da isteyen Dr. Kahveci, şunları söyledi:
“Sağlık Bakanlığı verilerine göre 30 bin civarında hastanın hayata dönmek için organ beklediğini görmekteyiz. Hiçbir canlı vericisi olmayan bu hastalar bekleme listesinde. Ancak ölen insanların bağışlanacak organlarıyla hayata tutunmak için bekleyen hastalar bunlar. Bu noktada toplumsal dayanışma önemli. Daha fazla desteğe ihtiyaç var. Vatandaşlarımızın organ bağışı konusunda daha duyarlı davranmasını, bekleme listelerinde bulunan çocuklara, gençlere, yetişkinlere hayata tutunma fırsatı sağlamasını istiyoruz. Biz ancak bu şekilde bir organa erişebilirsek organ nakli bekleyen hastalara çare üretebiliyoruz.”
“Afrika’ya önemli katkılarımız oldu”
Avrupa Transplantasyon Derneği Böbrek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barış Akin ise böbrek nakli sonrası hemodiyaliz amaçlı açılan damar yollarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.
Prof. Dr. Akin, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince düzenlenen kongrede, hem Türkiye’yi hem de böbrek kurulu başkanlığını yürüttüğü Avrupa Transplantasyon Derneğini temsilen bulunduğunu söyledi.
Organ nakli konusunda Türkiye’nin Afrika ülkelerine önemli destek sağladığını ifade eden Prof. Dr. Akin, “Özellikle eğitim konusunda yaptığımız çalışmalar sayesinde tüm Afrika’nın bir araya gelmesine, hatta Afrika Transplantasyon Derneğinin oluşup ileri gitmesine önemli katkımız oldu.” dedi.
Türkiye’nin böbrek ve karaciğer naklinde Avrupa’da öncü ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Akin, şunları söyledi:
“Biz canlıdan nakil, yani yakınlarına böbrek veren kişilerden organların alınıp nakledilmesinde Avrupa’da öncü ülkelerden biriyiz. Bu konuda Orta Doğu ve Afrika’nın da aralarında olduğu pek çok bölgeye eğitim ve alt yapı desteği sağlıyoruz. Bu sayede Türkiye’nin tüm dünyaya organ nakli konusunda önemli bilimsel katkısı oluyor. Türkiye, organ naklindeki başarısını eğitim ve alt yapı desteğiyle tüm Afrika’ya ulaştırmış durumda. Pek çok ülkede önemli adımlar atılıyor. Geçtiğimiz dönemde Senegal’de ilk böbrek nakli yine Türkiye’nin eğitimi ve desteği sayesinde sağlandı. Bunların hepsi Türkiye’nin Afrika üzerindeki itibarına oldukça önemli katkı sağlıyor. Biz bu alandaki birikimimizi dünyayla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu da kongredeki sunumunda, böbrek yetmezliğinin son aşamasında bulunan hastalar için tedavi yöntemi olan periton diyalizindeki güncel uygulamalar hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Kazancıoğlu, sunumun ikinci bölümünde, kronik böbrek hastalarının tedavi süreçleri konusunda sağlık çalışanlarıyla iletişim halinde olmalarının ve güncel tedaviler konusunda bilgilendirilmelerinin önemini vurguladı. Kazancıoğlu kongrede, Türkiye’nin organ nakli konusundaki deneyimlerini Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden gelen doktorlara aktarma fırsatı bulduklarını dile getirdi.
]]>Diyarbakır’da yaşayan Yalınkaya’ya, 16 yaşındayken mide bulantısı ve kusma şikayetiyle kaldırıldığı hastanede böbrek yetmezliği tanısı konuldu.
Her iki böbreği yüzde 30 çalışan Yalınkaya, hastalığıyla mücadele ederken 2019’da Muş Alparsan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünü kazandı. Yalınkaya, ilk dönemde gösterdiği başarıyla aynı üniversitenin Sınıf Öğretmenliği Bölümünü okumaya da hak kazandı.
Üniversitede iki bölümü birlikte okuyan Yalınkaya, 3. sınıfta böbreklerinin tam anlamıyla fonksiyonlarını kaybetmesi ve hastalığının son evrelerinde durumunun ağırlaşması üzerine diyaliz tedavisi görmeye başladı.
Yalınkaya, hastalığına rağmen geçen yıl üniversiteden mezun olmayı başardı.
Nakil haberini gece yarısı öğrendi
Bu süreçte böbrek yetmezliği için organ nakli listesine yazılan Yalınkaya’ya, sevindiren haber yaklaşık 1 ay önce gece yarısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından verildi.
Ekip, Antalya’da trafik kazası geçirerek beyin ölümü gerçekleşen 47 yaşındaki bir erkeğin böbreğinin Yalınkaya’ya nakledileceğini bildirdi.
Yapılan operasyonla kadavradan alınan böbrek, Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından Yalınkaya’ya başarılı bir şekilde nakledildi.
“Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım”
Yalınkaya, AA muhabirine, hastalığı sürecinde okula devam ettiği için çok zorlandığını belirterek, üniversite sınavına adeta hastanede hazırlandığını söyledi.
Üniversitede okuduğu sırada böbrek fonksiyonlarını tamamen yitirdiğini ifade eden Yalınkaya, şöyle konuştu:
“Hayatımdan umudumu yitirdiğim dönem diyaliz zamanıydı. O süreçte su içmeye hasret kaldım. Su için gözyaşı döküyordum. Diyaliz süreci beni çok yordu. Hayatıma diyalizle devam edeceğimi sandım. Bu süreçte tamamen pes ettim. Hiç kimseden beklentim olmadı. Bir yerden böbrek geleceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Diyalizden sonra sürekli bayılmalar oluyordu. Hastalık beni çok yıprattı. Böbreğin kadavradan geleceği aklımın ucundan geçmiyordu. Bir gece ansızın gece yarısı koordinatör aradı. Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım. Çok heyecanlandım, mutlu oldum. Böbrek çıkmıştı bana, ama bir yandan bir hayat yitirilmişti. Bir can toprağa verilmişti. Toprağa verilmesine rağmen başka bir cana hayat vermeleri, umut olmaları beni çok mutlu etti. Bir yandan ölen kişinin ailesine çok üzüldüm. Ben her gece onlara dua ediyorum. Bana böbreği nakledilen kişinin ailesiyle mutlaka tanışmak istiyorum. O kişin ailesine ulaşmaya çalışacağım. Onlara minnettarım. Onları ömür boyu unutmayacağım.”
Kadavradan çıkan organların 4 hastaya can verdiğini, bunlardan birinin de kendisi olduğunu anlatan Yalınkaya, hastaların umutlarını kaybetmemelerini istedi.
Ailesi ve kendisinin de organ bağışında bulunacağını dile getiren Yalınkaya, şöyle dedi:
“Beni arayan soran herkese öldükten sonra, canları toprağa gittikten sonra, bir başkasına umut olmalarını, organlarını bağışlamalarını istiyorum. Organ bağışı çok önemli. Toprağın değil sağlığını kaybeden insanların organa ihtiyacı var. Bu nedenle herkesin organ bağışında bulunmalarını istiyorum. Antalya’dan gelen böbrek bana can oldu. Şu an sosyal hayatıma rahat devam ediyorum. En azından su içebiliyorum. Ailemle zaman geçirebiliyorum. Rahat nefes alabiliyorum. En kısa sürede atanıp öğrencilerime kavuşmak ve onların yollarına ışık olmak istiyorum. Öğrencilerimi hasretle bekliyorum. İnşallah onlara kavuşacağım.”
Yalınkaya, hastalığı sürecinde kendisine destek olan ailesine, öğretmenlerine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
“Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye”
Baba Gafur Yalınkaya (55) ise kızının böbrek nakli sayesinde hayata tutunduğunu belirterek, “Çocuğum çok zor bir süreçten geçti. Durumu şu an çok güzel. Sağlığına kavuştu. Yüksek lisans yapacak. Gece gelen telefonla hayatı değişti. Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de yapılan organ bağışların yüzde 80’i canlıdan”
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Doç. Dr. Ramazan Danış ise yapılan nakil ile hastasının hayata tutunduğunu söyleyerek,” Zeynep şanslıydı, bir gece aniden Antalya’da 47 yaşında beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın 6’da 6 doku uyumu olduğu için böbreği Zeynep’e naklettik. Eğer bu böbrek gelmeseydi Zeynep hayatını bir üniversite mezunu olarak diyalizde geçirecekti.”
Türkiye’de yapılan organ bağışlarının yüzde 80’inin canlıdan olduğunu aktaran Danış, “Avrupa’da tam tersi yüzde 80’i beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden. Türkiye’de bu sayının artması lazım. Şu an sadece Diyarbakır’da 700 kişi böbrek nakli bekliyor. Bu sayı Türkiye’de 40 bine yakın. Onun için organ bağışına mutlaka halkın büyük bir önem vermesi lazım.” sözlerine yer verdi.
]]>Mardin’de yaşayan Hasan Alpar, 2005 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’ne gelerek, idrar kanallarındaki kist nedeniyle 3 ay tedavi gördü. Bu dönemde şeker hastalığına yakalanan Alpar, 2015 yılında böbreklerinin iflas ettiğini öğrendi. Hasan Alpar, AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde böbrek nakli için sıraya girdi. Antalya’ya yerleşen ve 9 yıl diyaliz tedavisi gören Alpar, uyumlu organ çıkmasıyla böbrek nakli olarak sağlığına kavuştu.
‘YILLARDIR O TELEFONU BEKLİYORDUM’
Böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre diyaliz tedavisi gördüğünü belirten Hasan Alpar, ‘2018’de böbrek çıkmıştı. Hemen Akdeniz Üniversitesi’ne geldim. Bana uyumlu olmayınca başkasına nakil yapıldı. Diyalizde çok zorluk çekiyordum. Kendimde değildim. Sık sık düşüp bayılıyordum. Geçen gün diyalizden geldikten sonra Akdeniz Üniversitesi’nden telefon geldi. ‘Uygun böbrek çıktı’ haberini alınca hemen buraya geldim. Beni ameliyata aldılar, nakil yaptılar. Allah’a çok şükür iyiyim. Yıllardır o telefonu bekliyordum. Çok şükür her şey yolunda” dedi.
‘ORGAN BAĞIŞIYLA HAYAT KURTULUYOR’
Ailesinden uyumlu donör çıkmadığı için kadavradan nakil yapıldığını anlatan Hasan Alpar, ‘Bana ‘1-2 yıl tedavi görürsün, diğer böbreğini de kaybedersin’ demişlerdi. Ben de kimsenin canını yakmak istemedim. 7 gün önce kadavradan nakil yapıldı. Böbreğini bağışlayan kişinin ailesine çok teşekkür ederim, Allah rahmet eylesin. Biz bağışçı aileyle de tanışmak istiyoruz. Bağış yapan 22 yaşındaymış. Allah ondan razı olsun. Organ bağışıyla hayat kurtuluyor” diye konuştu.
‘9 YILDIR SU İÇMİYORUM?
Böbrek rahatsızlığı nedeniyle yıllardır su içemediğini vurgulayan Hasan Alpar, ‘9 yıldır suya hasret kaldım. 9 yıldır su içmiyorum. Allah’a çok şükür suya kavuştum. Organ nakli sayesinde, nakil olduğumdan beri çok güzel su içebiliyorum” dedi.AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Organ Nakil Koordinatörü Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Hasan Alpar’ın sağlık durumu hakkında bilgi vererek, ‘Hastamız geçen hafta kadavradan böbrek nakli oldu. Hasan bey organ bağışının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek. Hasta suyunu içebiliyor, rahat hareket edebiliyor. Bir süre sonra normal yaşamına dönebilecek” ifadelerini kullandı.
25 BİNİN ÜZERİNDE HASTA BÖBREK BEKLİYOR
Türkiye’de 25 bin 500 hastanın böbrek beklediğini açıklayan Nilgün Bilal, ‘Bu insanların yakınları organ bağışçısı olmayan, uygun vericisi olmayan, sadece kadavradan bağış yapacak kişilerin umuduyla yaşıyor. Bizim merkezimizde 1500’e yakın hasta böbrek nakli bekliyor. Bir bağışın uzantısıyla bir hastanın yaşamı değişiyor. Tüm Türkiye ve merkezimiz olarak bütün bu nakilleri yapabilecek güçteyiz. Donanımlı ekibe ve personele sahibiz. Bekleyen hastamız da çok ama ülke olarak tek eksiğimiz yeterli organ bağışı olmaması. Vefat eden insanların, zaten kaybedilmiş yaşamların kazanca dönüşmesine ihtiyacımız var” dedi.
‘İYİLİK HAREKETİYLE DAHA ÇOK ORGAN BAĞIŞINA İHTİYACIMIZ VAR’
Hasan Alpar’ın 9 yıl önce böbrek yetmezliğine girdiği an, diyalize girdiğinde, hayatının birden yönü değişen, sadece makinelere bağımlı olan, su dahi içemeyen bir hasta konumuna geldiğini söyleyen Öğr. Gör. Nilgün Bilal, ‘Böyle bir hastanın normal yaşama dönmesi kendisi ve ailesi için son derece önemli. Bu nedenle hastamız gibi binlerce hastanın hayata dönebilmesi için ülke olarak iyilik hareketine ihtiyacımız var. Daha çok organ bağışına ihtiyacımız var” diye konuştu. (DHA)
]]>ANTALYA’da, böbrek yetmezliği nedeniyle 9 yıl diyaliz tedavisi gören Hasan Alpar (44), beyin ölümü gerçekleşen 22 yaşındaki gencin böbreğiyle sağlığına kavuştu. Alpar, “9 yıldır suya hasret kaldım. Organ nakli sayesinde çok güzel su içebiliyorum” dedi.
Mardin’de yaşayan Hasan Alpar, 2005 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’ne gelerek, idrar kanallarındaki kist nedeniyle 3 ay tedavi gördü. Bu dönemde şeker hastalığına yakalanan Alpar, 2015 yılında böbreklerinin iflas ettiğini öğrendi. Hasan Alpar, AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde böbrek nakli için sıraya girdi. Antalya’ya yerleşen ve 9 yıl diyaliz tedavisi gören Alpar, uyumlu organ çıkmasıyla böbrek nakli olarak sağlığına kavuştu.
‘YILLARDIR O TELEFONU BEKLİYORDUM’
Böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre diyaliz tedavisi gördüğünü belirten Hasan Alpar, “2018’de böbrek çıkmıştı. Hemen Akdeniz Üniversitesi’ne geldim. Bana uyumlu olmayınca başkasına nakil yapıldı. Diyalizde çok zorluk çekiyordum. Kendimde değildim. Sık sık düşüp bayılıyordum. Geçen gün diyalizden geldikten sonra Akdeniz Üniversitesi’nden telefon geldi. ‘Uygun böbrek çıktı’ haberini alınca hemen buraya geldim. Beni ameliyata aldılar, nakil yaptılar. Allah’a çok şükür iyiyim. Yıllardır o telefonu bekliyordum. Çok şükür her şey yolunda” dedi.
‘ORGAN BAĞIŞIYLA HAYAT KURTULUYOR’
Ailesinden uyumlu donör çıkmadığı için kadavradan nakil yapıldığını anlatan Hasan Alpar, “Bana ‘1-2 yıl tedavi görürsün, diğer böbreğini de kaybedersin’ demişlerdi. Ben de kimsenin canını yakmak istemedim. 7 gün önce kadavradan nakil yapıldı. Böbreğini bağışlayan kişinin ailesine çok teşekkür ederim, Allah rahmet eylesin. Biz bağışçı aileyle de tanışmak istiyoruz. Bağış yapan 22 yaşındaymış. Allah ondan razı olsun. Organ bağışıyla hayat kurtuluyor” diye konuştu.
‘9 YILDIR SU İÇMİYORUM’
Böbrek rahatsızlığı nedeniyle yıllardır su içemediğini vurgulayan Hasan Alpar, “9 yıldır suya hasret kaldım. 9 yıldır su içmiyorum. Allah’a çok şükür suya kavuştum. Organ nakli sayesinde, nakil olduğumdan beri çok güzel su içebiliyorum” dedi.
AÜ Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Organ Nakil Koordinatörü Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Hasan Alpar’ın sağlık durumu hakkında bilgi vererek, “Hastamız geçen hafta kadavradan böbrek nakli oldu. Hasan bey organ bağışının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek. Hasta suyunu içebiliyor, rahat hareket edebiliyor. Bir süre sonra normal yaşamına dönebilecek” ifadelerini kullandı.
25 BİNİN ÜZERİNDE HASTA BÖBREK BEKLİYOR
Türkiye’de 25 bin 500 hastanın böbrek beklediğini açıklayan Nilgün Bilal, “Bu insanların yakınları organ bağışçısı olmayan, uygun vericisi olmayan, sadece kadavradan bağış yapacak kişilerin umuduyla yaşıyor. Bizim merkezimizde 1500’e yakın hasta böbrek nakli bekliyor. Bir bağışın uzantısıyla bir hastanın yaşamı değişiyor. Tüm Türkiye ve merkezimiz olarak bütün bu nakilleri yapabilecek güçteyiz. Donanımlı ekibe ve personele sahibiz. Bekleyen hastamız da çok ama ülke olarak tek eksiğimiz yeterli organ bağışı olmaması. Vefat eden insanların, zaten kaybedilmiş yaşamların kazanca dönüşmesine ihtiyacımız var” dedi.
‘İYİLİK HAREKETİYLE DAHA ÇOK ORGAN BAĞIŞINA İHTİYACIMIZ VAR’
Hasan Alpar’ın 9 yıl önce böbrek yetmezliğine girdiği an, diyalize girdiğinde, hayatının birden yönü değişen, sadece makinelere bağımlı olan, su dahi içemeyen bir hasta konumuna geldiğini söyleyen Öğr. Gör. Nilgün Bilal, “Böyle bir hastanın normal yaşama dönmesi kendisi ve ailesi için son derece önemli. Bu nedenle hastamız gibi binlerce hastanın hayata dönebilmesi için ülke olarak iyilik hareketine ihtiyacımız var. Daha çok organ bağışına ihtiyacımız var” diye konuştu.
]]>KAYSERİ’de hemşire Emine Çelik (42), görevi başındayken yakalandığı koronavirüs sonrası gelişen kalp krizi ve böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre tedavi gördü. Geçen yıl böbrekleri iflas eden ve diyalize başlayan Çelik’e 16 yıllık eşi Yaşar Çelik (45) böbreğini bağışladı. Evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tutan eşine teşekkür eden Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Ben doğru adamla evlenmişim” dedi.
Kayseri’de yaşayan 2 çocuk annesi Emine Çelik, Kayseri Develi Devlet Hastanesi’nde 2021 yılında hemşire olarak görev yaptığı sırada koronavirüse yakalandı. Hastalığı ağır geçiren Çelik’in gözünde, 2 ay sonra pıhtı attı. Hemen tedaviye alınan Emine Çelik, 1 hafta sonra görevi başında kalp krizi geçirdi. Doktorlarının yönlendirmesiyle Kayseri Şehir Hastanesi’nde anjiyo olan Çelik, 2 stent takılıp koroner yoğun bakımda tedavi gördü. Çelik’in hasar gören kalbi yüzde 45 seviyesinde çalışmaya başladı. 15 gün yoğun bakımda kalan Çelik’in kalbine, taburcu olduktan 1 ay sonra 1 stent daha takıldı. Bu süreçte böbrekleri hasar gören Emine Çelik, 2023 Şubat ayında görevi başındayken yeniden koronavirüse yakalandı. Böbrekleri tamamen iflas eden Çelik, kasım ayında periton diyalize girmeye başladı. Kadavradan nakil sırasına girmek için araştırma yapan Çelik, Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü ile iletişime geçti. Organ nakli merkezine gelen Emine Çelik, eşi Yaşar Çelik ile dokularının uyumlu bulunması üzerine Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. 27 Aralık’ta Emine Çelik’e, eşi Yaşar Çelik’in böbreği, Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve ekibi tarafından başarıyla nakledildi.
ÇOCUKLARINA KAVUŞMAK İÇİN GÜN SAYIYOR
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde nakil sonrası tedavisi devam eden Emine Çelik, koronavirüs sonrası gelişen hastalıklarını anlattı. Çelik, “2 yıldır böbrek hastasıyım. Covid ile başlayıp arkasından kalp kriziyle devam eden ve sonrasında her iki böbreğin iflasıyla da nakil sürecine gelen bir hikayemiz oldu. 2 yıldır bu durumun içerisindeyiz. Gerçekten çok zorlu ve ağır bir süreç, baş etmesi gerçekten çok zor. 2 küçük çocuğum var, iyileşip bir an önce oraya dönmek istiyorum” dedi.
Görevi başındayken kalp krizi geçirdiğini anlatan Emine Çelik, “Başlangıç aşamasında kalp krizinden sonra toparlanabileceğimi düşündüm. Maalesef öyle olmadı, kötüye giderek devam etti. Kan grubum ‘0’ negatif, uygun organ bulmak gerçekten çok zordu. Yeteri kadar kadavradan bağış yapılmadığı için çok fazla şans da olmuyor. Eşim bana böbreğini verdi. İlk başta başka yerlerde, kan grubumuz uyumsuz olduğu için bize şans vermediler. Araştırırken Akdeniz Üniversitesi’ni keşfettik. Yapılan nakilleri araştırıp başarılı sonuçları görünce iletişime geçtik. Çok büyük umut verdiler. Biz geldikten hemen sonra da nakil işlemlerine başladılar. İkinci hafta da operasyon geçirdik. Artık yeni bir böbreğim var çok şükür” diye konuştu.
‘DOĞRU EŞİ SEÇMEK ÇOK ÖNEMLİYMİŞ’
Eşi Yaşar Çelik’in evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tuttuğunu vurgulayan Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Hayat dümdüz ilerleyen bir şey değil, birçok iyi kötü şey yaşıyorsunuz. Ne kadar doğru ya da ne kadar yanlış karar verdiğinizi başınıza bir şeyler geldikçe görüyorsunuz. Ben doğru adamla evlenmişim. 16 yıllık evliyim” dedi.
BİR AN OLSUN DÜŞÜNMEDEN BÖBREĞİNİ VERDİ
Eşine böbreğini bağışlayan Yaşar Çelik ise “Akdeniz Üniversitesi’yle gayet olumlu bir görüşme geçti. Buraya geldik ve nakil olduk. Her şey yolunda gidiyor. Hocalarımıza, ekibe çok teşekkür ederim. Böbreğimi bir an olsun düşünmeden eşime verdim. Çünkü benim 2 çocuğumun annesi, benim ve evimin huzuru, bir an düşünmedim” dedi.
Organ bağışı çağrısında bulunan Yaşar Çelik, “Ülkemizde kadavradan bağış çok düşük. 1 kişi 5-6 kişiye umut olabilecek durumda. Ben daha önceden organlarımı bağışlamak istiyordum. Organ bağışçısıyım ama şu an herkese ‘Vefat eden yakınlarınızın organlarınızı bağışlayın’ diyorum” dedi.
BAŞARILI BİR NAKİL GERÇEKLEŞTİ
Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı, nakil sonrası çifti ziyaret ederek Emine Çelik’in sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Aydınlı, “Kendisi hemşire hastamız. Bize Kayseri’den başvurdu. Böbrek yetmezliği mevcuttu. Şanslıydı ki eşiyle uyumluydu. Eşinden böbreğini laparoskopik yöntemle çıkardık. Kendisine naklettik. Her ikisine de ortalama 3 saatlik ameliyatla işlem bitmiş oldu. Şu an ameliyat sonrası idrarlarımız gayet iyi. Böbrek fonksiyonlarını gösteren bulgularımız da çok çok daha iyi durumda. Böbreğimiz çalışıyor. Onlar mutlu, biz de mutluyuz” dedi.
‘BİRÇOK SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREVİ BAŞINDA KORONAVİRÜSE YAKALANDI’
Pandemi döneminde çok sayıda sağlık çalışanının koronavirüse yakalandığını hatırlatan Prof. Dr. Aydınlı, “Sağlık çalışanlarının o dönemde neler yaşadıkları unutuldu. Birçok sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bunların da aileleri vardı, şu an bu şekilde ya da daha farklı hastalıklar gelecek. Sağlık çalışanları hepimize her zaman lazım. Hastamız da Covid sonrasında böbrek yetmezliği olduğunu biliyor ve söylüyor. Aslında Covid’in hangi sıkıntıları olduğunu, sonrasında neler geliştiğini çok iyi bilmiyoruz. Zaman geçtikçe bunları daha fazla göreceğiz” diye konuştu.
]]>Hastane bünyesinde 2015’te faaliyete başlayan Organ Nakli Merkezi, 2023’te de nakil bekleyen hastalara umut oldu.
Merkezde görev yapan 2 koordinatör, hem beyin ölümü gerçekleşen kişilerin aileleriyle görüşüp bağışta bulunmalarını hem de merkeze bağlı illerdeki organların alımından hastaya ulaştırılma sürecinin koordinasyonunu sağlamaya çalışıyor.
Ailelerin en acılı anlarında onlara destek verirken bir yandan da organ bekleyenler için organ bağışı talebinde bulunan ekip, son bir yılda 10 hastanın ailesini bağışa ikna etti.
“Organ bağışı artarsa 2-3 kat hastaya şifa olabiliriz”
Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Arif Aslaner, AA muhabirine, merkez kurulduğu günden bu yana 42 karaciğer ve 107 böbrek nakli gerçekleştirdiklerini söyledi.
Geçen yıl ilk aylarda hızlı bir başlangıç olmasına karşın sonraki 5-6 ayda Akdeniz Bölgesi’nde organ bağışının neredeyse hiç olmadığını belirten Aslaner, 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası’ndaki etkinliklerden sonra bir hareketlilik gördüklerini kaydetti.
Organ nakil koordinatörlerinin bağış konusunda fedakarca çalıştığını dile getiren Aslaner, “Hastaların bağışlanan kalp, akciğer, kornea, karaciğer ve böbrek gibi organlarından, karaciğer ve böbreği hastalarımız için kabul ediyoruz. Bağışçımızın kalp ve akciğeri gibi diğer organlarının çıkarımı ise diğer nakil merkezlerinden gelen ekiplerce gerçekleştiriliyor.” dedi.
Aslaner, organ bağışına dikkati çekmek için “Bir bağış, bir hayat” sloganını kullandıklarını, her bağışlanan organın, bir hastanın şifasına vesile olduğunu ifade etti.
Organ bekleyen yüzlerce hastaları olduğunu vurgulayan Aslaner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son dönemde karaciğer ve böbrek yetmezliğiyle gelen hastalarımız için organ bağışı çok elzem. Çünkü hastalarımız listede bağış beklerken kaybediliyor. Halbuki organ nakli sayılarımız artsa bu hastalarımız daha uzun süre yaşamlarına devam edecekler. Organ bağış sayıları ülkemizde oldukça düşük. Beyin ölümü gerçekleşen hastalarımızın yaklaşık yüzde 20’si organ bağışına dönüşebiliyor. Yüzde 20’yi yüzde 40’lara, yüzde 50’lere çıkartabilirsek 2-3 kat hastaya şifa olabiliriz. Bu konuda halkımızı biraz daha bilinçlendirmek faydalı olacaktır.”
“İnsanları duyarlı olmaya davet ediyoruz”
Organ Nakil Koordinatörü Recayi Madaslı ise 2023’te hastanelerinde beyin ölümü gerçekleşen 10 bağışçıdan alınan 10 karaciğer, kalp, akciğer, 16 kornea ve 20 böbreğin Türkiye genelindeki hastalara nakledildiğini söyledi.
Ailelerin en acılı zamanlarında onları organ bağışına ikna etmek gibi önemli bir görevi yürüttüklerini ifade eden Madaslı, “Beyin ölümü gerçekleşmiş kişiler solunum cihazına bağlı şekilde yoğun bakım ünitesinde yatıyor. Üzücü bir durumda yakınlarının organ bağışlaması, organ bekleyen insanlar için sevindirici bir haber oluyor. Organ bağışı konusunda insanları duyarlı olmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.
Madaslı, geçmişte hastanelerinde nakil olan bir kişinin yaşadıklarını ise şöyle anlattı:
“Bir amcanın oğlu trafik kazası geçiriyor. Beyin ölümü gerçekleşiyor. Ama anne baba organ bağışı yapmıyor. Daha sonra amcanın kendisine organ ihtiyaç oluyor. Yoğun bakım uzmanları ‘Sabaha kadar organ bulunmazsa hastayı kaybedeceğiz’ demişti. Kadavradan yapılan organ bağışı ile nakil olarak sağlığına kavuştu. Hala hastanemize gelip giderler. ‘Keşke biz de oğlumuzun organlarını bağışlasaydık da başkalarına şifa olsaydı’ diyerek pişmanlık yaşıyorlar.”
]]>TÜRKİYE’ye okumaya gelen Azerbaycanlı Ferit Azimli’ye (25), geçirdiği kalp krizi sonrası Akdeniz Üniversitesi’nde yapay kalp takıldı. Kalbini çantasında taşıyan Ferit Azimli’ye, 6 yıl sonra beyin ölümü gerçekleşen milli boksör Görkem Kaynar’ın (24) kalbi nakledildi. Azimli, “Cihazın sesi olmadan kalbin atışını dinleyebilmek benim için mucize” dedi.
Azerbaycan’ın Bakü kentinde yaşayan Ferit Azimli’ye doğuştan kalp yetmezliği teşhisi koyuldu. İlk, orta ve lise eğitimini Azerbaycan’da tamamlayan Azimli, 2016 yılında İstanbul’da bir üniversitede Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü’nü kazandı. 2018 yılında İstanbul’da kalp krizi geçiren Ferit Azimli’ye kalp pili takıldı. Doktorlarının tavsiyesi üzerine Antalya’ya yönlendirilen Ferit Azimli, Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde organ nakli sırasına kaydoldu.
Bir süre sonra Ferit Azimli’ye AÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından yapay kalp takıldı. Eğitimini yarıda bırakıp Antalya’ya taşınan Ferit Azimli, Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandı. Azimli, 2020 yılında ise Türk vatandaşı oldu.
MİLLİ BOKSÖRÜN KALBİ NAKLEDİLDİ
Ferit Azimli, 24 Kasım akşamı nakil için beklediği kalbin bulunduğuna yönelik telefonla büyük mutluluk yaşadı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelen Azimli’nin doku uyumunun sağlanması üzerine nakle karar verildi. Azimli’ye, Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından, Isparta’da geçirdiği trafik kazası nedeniyle beyin ölümü gerçekleşen milli boksör Görkem Kaynar’ın kalbi nakledildi.
AÜ Hastanesi Kalp Damar ve Cerrahi Bölümü Servisi’nde tedavisi devam eden Ferit Azimli, uzun yıllardır bu anı beklediğini, şimdi ise çok mutlu olduğunu söyledi. Doğuştan kalp yetmezliği teşhisi koyulduğunu aktaran Ferit Azimli, kalbin genel yapısında sorun olduğu için sürekli kalp yetmezliği şikayetini yaşadığını belirtti. Azimli, “2018 yılında kalp krizi geçirdim. O dönem İstanbul’daydım. Acil müdahale edildi ve Antalya’ya gönderildim. Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından yapay kalp takıldı. O cihazla 6 sene yaşadım. O dönemde cihaz benim hayatımı kurtardı” dedi.
NAKİL HABERİNİ ALDIĞINDA DUYDUKLARINA İNANAMADI
6 sene sonra gelen telefonla hayatının değiştiğini belirten Ferit Azimli, “Yemek yapıyordum, tam yemeğimi yiyecektim o esnada kalp nakil koordinatörümüz aradı. ‘Nakil çıktı, hastaneye gelmen gerekiyor’ dedi. Çok heyecanlandım. Gerçekten böyle bir şey olabilir mi, gerçek mi diye çok heyecan yaşadım. Artık zamanı dedim ve kalkıp geldim. Kalp nakli için çağrılan 3 kişiydik. Testler yapıldı. Bana uyumlu çıktı. Hemen ameliyata alındım” diye konuştu.
‘SADECE KENDİ VÜCUDUMLA AYAKTA OLMAK MUCİZE’
Kalp nakli sonrası kendini daha iyi hissettiğini belirten Ferit Azimli, “Yapay kalp de benim hayatımı kurtardı ama bir çantaydı, sürekli yanımdaydı. Minimum şeyler bile onunla çok zordu. Yeni bir kalp çok başka bir şey, gerçekten bir mucize. Yeniden sadece kendi vücudumla ayakta olmak, bir şeye bağlı olmadan ayakta olmak mucize. Yapay kalpteyken sudan korkuyordum, çünkü suya yakın olmamalıydınız. Duş almak çok kısıtlıydı. Denize giremiyordum. Cihaz olduğu için onun da bir tehlikesi vardı. En büyük tehlikesi, içinde pıhtı birikmesiydi. Sürekli evde şeker ölçümü yapar gibi iğnelerle kanınızdaki pıhtılığa bakıyorsunuz. Sürekli tetikteydim ama bu mecburi yoldu. 2- 2,5 kilo ağırlığı vardı. Kabloları dışarıdan görülüyordu. İnsanlar garip yaklaşıyordu. ‘Bu nedir’ diye düşünüyorlardı. Yapay kalp sizin hayatınızı kurtarıyor ama kalp nakli çok başka bir şey” dedi.
‘CİHAZIN SESİ OLMADAN KALBİNİN ATIŞINI DİNLEMEK MUCİZE’
Ferit Azimli, “Şu esnada hayalim serbestçe yürüyebilmek. Kendi vücudumla 2,5 kiloluk ağırlık olmadan, kablolar olmadan yürüyebilmek. Makine olduğu için sesi oluyordu. Cihazın sesi olmadan kalbin atışını dinleyebilmek benim için bir mucize. Kalbin atma sesi çok farklı. 6 senedir kalbimin attığını duymuyordum, çünkü cihazın sesi bastırıyordu. Onu duymak bir mucize” diye konuştu.
‘ORGANLAR BAŞKA VÜCUTTA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR’
Görkem Kaynar’ın ailesine organ bağışında bulunduğu için teşekkür eden Ferit Azimli, “Organ bağışı benim gibi kaç insanın hayatını kurtarıyor. Bir insanı hayata geri döndürüyor. İkinci kere doğuyor. Organlarını bağışlayanlara çok teşekkür ediyorum. Talihsiz durumlarda ailelerin bu inisiyatifi alması kutsal bir şey. Lütfen organ bağışı konusunda duyarlı olalım. Organlarımızın yeni hayat olmasına izin verelim. Bu çünkü göçen kişinin de bir parça yaşaması anlamına geliyor. Onun da organlarının başka bir vücutta hala yaşamaya devam etmesi bence özel bir şey” ifadelerini kullandı.
]]>