Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri ve Gebze Sivil Dayanışma Platformu tarafından Hamas Siyasi Büro Lideri İsmail Haniye ve Filistin için organize edilen, “Kocaeli Filistin Konvoyu ve Gebze Mitingi” on binlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. İsrail’in lanetlendiği ve Haniye’nin anıldığı konvoy, yürüyüş ve mitingde Filistin ve Gazze’de yaşanan soykırım protesto edildi.
İzmit Eski İnterteks Fuar Alanından yüzlerce aracın hareketiyle başlayan konvoy, Gebze merkeze kadar devam etti. Gebze Eskiçarşı’dan kent meydanına kadar yapılan ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, protokol üyeleri ve on binlerce vatandaşın katıldığı yürüyüş kent meydanında son buldu.
“Hakkı haykırmak için bir aradayız”
Mitinge katılan vatandaşlarla bir arada olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Hakkı tavsiye etmek için bir aradayız. Hakkı haykırmak için bir aradayız. Zulme karşı durmak için bir aradayız. Şehit İsmail Haniye bundan bir vakit önce bugün tüm dünyadaki Müslümanları ve haktan yana olanları Gazze’deki zulme karşı, Filistin’deki zulme karşı bir araya gelmeye davet etti. Dedi ki, ‘Toplanın zulme karşı sesinizi yükseltin, zalimlere karşı sesinizi yükseltin’. ve o davetin günü gelmeden kendisi Rabbine kavuştu. Şahadet şerbetini içti. Şahadet şerbetini içen İsmail Haniye’yi rahmetle anıyorum” dedi.
“Gazze’de olan asla bir savaş değildir”
Başkan Büyükakın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Az önce arkadaşlarımızın ekrana yansıttığı bir video vardı. Orada, benim buradan gördüğüm çocuklarımıza benzer çocuklar vardı. Babaların omuzlarında oturuyor şimdi çocuklar. Ama oradaki çocukların gözlerinde o korkuyu ve travmayı gördünüz değil mi? O çocuklar gözleri korkuyla yerinden çıkmış çocuklar. O masum çocukların acısını hissetmeniz için sadece bir an kendi evlatlarınız olduğunu düşünün. Birçoğunuz yanınızda eşlerinizle, çocuklarınızla gelmiş, kız kardeşleriyle, anne ve babası ile gelmiş. Analarınızın, bacılarınızın başlarına bombalar yağdığını düşünün bir an. Aşağı yukarı Gazze’nin nüfusu Kocaeli’den biraz fazladır. Kocaeli’deki tüm insanların başına bombalar yağdığını düşünün. Ateş düştüğü yeri yakar ama o insanların düştüğü hali bir düşünün ve sadece hissedin. Bunun için Müslüman olmaya da gerek yok sadece yürek taşımaya gerek var. İnsan olmaya ihtiyaç var. Çünkü bunu sadece hayvandan daha aşağı olanlar hissedemez. Az önceki gösterilen diğer bir videoda Avrupa Parlamentosunda katıldığımız bir toplantıdan bir görüntüydü. Orada ‘Ukrayna’daki çocuklar ve kadınlar için bir şeyler yapalım, Rusların zulmüne karşı ses çıkaralım, bu yaptırımlar az geliyor daha fazlasını yapalım’ diyorlardı. Söz istedim ve dedim ki; ‘Evet yapalım’. Dünyanın neresinde olursa olsun. Zulme uğrayan kim olursa olsun masum çocuklar, kadınlar, eli silah tutmayan masum erkekler, bunların hepsi koruma altında olmalıdır. Zalimler kime zulmediyorsa nerede bir savaş suçu işleniyorsa ki Gazze’de olan asla bir savaş değildir. Orada adı devlet olan bir terör devletinin saldırısı ve terör eylemi vardır. Orada bir soykırım vardır”
“Şeref ile taşıyacağım”
Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Dönem Başkanı Muhammed Hanefi Akbulut ise “Bundan bir ay önce İsmail Haniye’yi ziyaret ettiğimde bana bir rozet hediye etmişti. Bana kendi yakasından çıkartıp rozetini benim yakama takmıştı. Bu Filistin bayraklı rozeti, bundan sonraki hayatımda şeref ile taşıyacağım” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>Ala, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde partisinin Bursa İl Başkanlığı 56. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, insanlığın vicdanının, aklının, dünyanın gözlerinin önünde Filistin’in yok edilmeye çalışıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleriyle, onun da duygularını götürmek üzere Katar’a gittiklerini ve İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin cenaze merasimine katıldıklarını hatırlatan Ala, “En yüksek düzeyde temsil, Türkiye’den vardı. Tabii İslam dünyasının bütün ülkelerinden de oraya gelmişlerdi ve çok ciddi bir katılımla onu son yolculuğuna uğurladık. Allah gani gani rahmet eylesin.” diye konuştu.
Filistin’de gücün vicdansızların elinde zulme dönüştüğünü dile getiren Ala, cinayet şebekesinin katliamlarına devam ettiğini, dünyanın da bunu sadece seyrettiğini vurguladı.
Zalimlerle işbirliği yapan güç sahiplerinin zulme ortaklık ettiğini, onların da zalim olduğunu kaydeden Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir hatırlatmamız var; şimdi 2 bin 500 yılın davasını güdüyorlar. Peki 500 yıl önce İspanya’da yerle bir edilirken evleriniz, insanlarınız, oradaki Yahudiler katledilirken, sürgüne gönderilirken, kim bağrını açtı, kime sığındılar? Osmanlı’ya. Osmanlı zulme ‘dur’ dedi ve bağrını açtı, onları kabul etti. Ey İsrail, sığındıkları yerde çocukları öldürerek ancak ‘katil devlet’ olursun. Büyük devlet olmak istiyorsan Osmanlı’yı örnek al. İnsanlar zulme uğradıklarında sana sığınıyorlarsa sen büyük devletsin. Sığındıkları yerde insanları, bebekleri, ambulansları bombalayıp hastaları öldürüyorsan bırak o hülyaları, sen katil bir devletsin, sen devlet bile değilsin. Senin haddine mi Birleşmiş Milletlerde dünyanın gözünün içine baka baka yaptığın zulmün altını çizen ve onu dünyaya haykıran, mazlumların hakkını da dünyada savunan Recep Tayyip Erdoğan’a laf etmek? Hadi oradan.”
Efkan Ala, Türkiye’nin her zaman Filistin’deki kardeşleriyle bir ve beraber, yan yana olduğunu bildirdi.
Heniyye’nin Filistinlilere çağrısını anımsatan Ala, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gerçekten dayanamıyoruz ama elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz, yapacağız. İnşallah bu zalimler, insanlık düşmanları, soykırımcılar durdurulacak ve kardeşlerimiz orada iki devletli çözüme kavuşacaktır. Türkiye de bunun bayraktarlığını yapıyor, yapacak. Şimdi Heniyye’yi şehit ediyorlar. Heniyye’nin inançlarını şehit edebiliyor musun, yok edebiliyor musun? Heniyye ne istiyordu? Memleketine, insanına hizmet ve ülkesine bir devlet. Herkesin hakkı değil mi? Alçaklığın gideceği bir yer yok, vakur duruşun kazanacağı çok şey vardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Biz mücadelede sabır istiyoruz, mücadelede ayaklarımız geri gitmesin, tereddüt etmeyelim diye. Allah’ın izniyle oradaki kardeşlerimiz de her durumda dirençleri dimdik, vakur duruşlarını hiçbir zaman bozmadılar.”
Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler
Kısa zaman önce Çin’e gittiğini söyleyen Ala, bu ülkede önemli gelişmelerin olduğunu dile getirdi.
Kovid-19 salgınından sonra dünyada ekonominin seyrinin değiştiğine dikkati çeken Ala, “Türkiye Yüzyılı bir büyük hedeftir ve o hedefe giderken yapılacak olanları yapacak olan da bu AK kadrodur. Bunu bilelim. Orada birtakım görüşmeler yaptık. Türkiye sürekli görüşmelerini yapıyor. Geldiler burada da yatırım yaptılar. Yatırımları, üretimi artıracağız.” ifadesini kullandı.
Yerel seçimin sonuçlarını en ince ayrıntılarıyla masaya yatırdıklarını, didik ettiklerini anlatan Ala, “Millet bize bir mesaj vermişse onu olduğu gibi almak boynumuzun borcudur, milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Biz millete hizmet için kurulmuş bir partiyiz, milletin değerleriyle uğraşmak, didişmek için değil. İstikamet üzere durduğumuzda aldığımız mesafeye Türkiye siyasi tarihi şahittir.” değerlendirmesini yaptı.
Efkan Ala, salgından sonra dünyada ekonomik sıkıntılar yaşandığına değinerek, şunları kaydetti:
“Tabii vatandaşlar, burada sandığa gittiğinde de değerlendirmesini yapar. Her zaman onların yaptığı değerlendirme doğrudur ve onun mesajını alamayan varsa yanlışı o yapıyor. 2007-2008’de de dünyada önemli bir ekonomik kriz ve daralma olmuştu. Her yeri etkilemişti, eksi büyüme yaşanmıştı. 2009’da da yerel yönetim seçimlerinde yüzde 38 çıktı. AK Parti, 48-50, oralara alışmış. Referandumlarda 69,5 almışız. Sonra 58 aldık. Tabii 50’lere alışmışız, 38 alınca ciddi bir sarsılma oldu ama AK Parti asla gerilemez. Gerilir ama gerilemez. O gerilmesi de yay gibidir; daha ileriye ok atalım, daha ileriye hedeflere koşalım diye.”
Daha çok tartışacaklarını, çalışacaklarını ve Türkiye’yi hedeflerine götüreceklerini vurgulayan Ala, Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğunu, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Orta Asya’ya kadar birçok coğrafyanın güçlü Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu belirtti.
Ala, ekonomik sorunları gidermek için hazırlanan Orta Vadeli Program’ın uygulandığını ifade ederek, “Onu destekleyecek olan Türkiye Yüzyılı’nın gerektirdiği reformları ve düzenlemeleri de biz, bütün birimlere çalıştırtıyoruz, her biri çalışıyor. İnşallah önümüzdeki sene, 4 yıl seçimsiz dönem var ya onun ilk senesi, altın yıl olan reformlar ve yeni düzenlemeler yılı olarak önümüzde. Bizim tarafımızdan inşallah değerlendirilecek. Çünkü biz bu hedeflere ulaşmak zorundayız, ulaşacağız. Başka çaresi yok.” görüşlerini aktardı.
Toplantıya, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları ve partililer katıldı.
]]>Paris Olimpiyat Oyunları’nda LGBT propagandası büyük tepki çekti. Olimpiyat Komitesi’nin eşcinsel bireyleri geçit törenine yerleştirmesi ve Olimpiyat meşalesini “Drag quee”‘ olarak tanımlanan bireylere taşıtması sosyal medyada geniş çaplı eleştiriye neden oldu. Ayrıca Avrupa basınında ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin “İsa’nın Son Akşam Yemeği” isimli tablosunun LGBT bireyleri üzerinden canlandırılması da kabul edilemez ve saygısızca olarak nitelendirildi.
DEM Partili Sevilay Çelenk, TBMM’de yaptığı konuşmada Paris Olimpiyatları açılışına tepki gösterenleri eleştirdi ve LGBT hareketini savundu.

“ZEKİ MÜREN, BÜLENT ERSOY DA BU KIYAFETLERLE KARŞIMIZA ÇIKTI”
Çelenk, yaptığı skandal konuşmada, “Yetişmemiş ergen zihinler üç dakikalık bir konuşmada en az 5 kez ‘sapkın’ kelimesini kullanıyor. Gerçekten bugün saydım, üç dakikada 5 kez ‘sapkın’ diyor. Hem de niye? Saatlerce sürmüş Olimpiyat Açılış Töreni’nden toplasanız belki on dakikayı bulmayacak enstantaneler seçerek -ki bunların hepsi performanstır. 1960’ların, 1970’lerin Türkiye’sinde Bülent Ersoy, Zeki Müren buradaki kıyafetlerden daha frapan kıyafetlerle karşımıza çıkmıştır- bu enstantaneler seçiliyor ve Paris’te Fransızların muazzam entelektüel birikimini, felsefi birikimini, sanatsal birikimini saatler boyunca çok çeşitli başka performanslarla açığa vuran bir olimpiyat açılış seremonisi bununla mahkûm ediliyor.” dedi.
DEM Partili Çelenk, “Orada Marie Antoinette gibi tarihsel figürlerin ya da dinsel figürlerin performanslar içinde dönüştürülmesini muhafazakâr Hristiyanlar da eleştirdi fakat LGBT toplumunu sapkın olarak göstermek nedir? Fransa’da 2015’ten bu yana en az 10 -sözüm ona İslam adına, din adına- korkunç saldırı oldu. Dünyanın bütün sporcuları oradayken, dünya orada toplanmışken böyle, bu tür mesajlar vermenin anlamı nedir? Acaba bunları hiç düşünüyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
DEM Partili Sevilay Çelenk“LBGT TOPLUMU KİMSENİN ÇOCUKLARINI TACİZ ETMİYOR”
Çelenk, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Orada LGBT’lilerle ilgili bu ifadeleri kullananlar yanı başımızda IŞİD Ezidi, Kürt kadınları katlederken, çocuk yaştaki kızlara bir günde 100 kişi tecavüz ederken bir kere buraya bunları örnek olarak getirip ‘sapkın’ ifadelerini kullanmadılar. Orada başörtülü sporcuya izin verilmemesi meselesi gündemimize geliyor iki gündür; evet, gerçekten bu da problemli. Fransa yabancı ülke vatandaşı olan sporculara bu izni verirken kendi eşitlikle ilişkili anlayışı çerçevesinde kendi atletine bu izni vermedi; gerçekten de bu kınanması gereken bir şey ama yine yanı başımızda Jina Mahsa Amini örneğinde ve ondan sonra, saçının teli göründüğü için katledilen bunca kadın varken, katil bir erkek aklı kadınları saçları görünüyor diye sürekli ölüme mahkûm ederken başörtüsü zulmünün bu yönüyle hiçbir mücadele etmeksizin bu konuları bu şekilde gündemleştirdiğinizde ne kadar adil oluyorsunuz, bütün bunları da gerçekten düşünmek gerekiyor. LGBT toplumuna gelince… Onlar kimsenin çocuklarını taciz etmiyor, kimseye zarar vermiyor…”
“LGBT SAVUNMA ENTELEKTÜELLİK DEĞİL”
DEM Partili Çelenk’in LGBT’yi savunduğu konuşmasına AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “Allah, Allah!” diyerek tepki gösterdi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise araya girerek “Entelektüellik seviyeniz berbat, entelektüellik seviyeniz!” diyerek LGBT’lileri sapkın olarak göstermeyi entelektüel seviye düşüklüğü olarak gördüğünü söyledi. Usta ise “LGBT savunmak entelektüellik değil.” diyerek Konukçu’ya tepki gösterdi.
]]>Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasın Gülpınar, dün akşam 4 televizyon kanalı, sosyal medya platformları ve kentte görev yapan gazetecilerin katılımıyla gerçekleşen 100 gün değerlendirme ve basın toplantısında belediyenin borç ve mali durumu başta olmak üzere diğer faaliyetler ve çalışmalarla ilgili bir değerlendirmede bulundu. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ŞUSKİ Genel Müdürlüğü ve İştirakinde olan şirketlerin toplam borcu ise 11.219.681.442,20 TL olduğu açıklandı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Gülpınar, şeffaf ve hesap verilebilir bir anlayış içerisinde olacağız. Sadece Şanlıurfa’da yaşayanlar değil Urfa dışında yaşayan Urfalılar için de var gücümüzle çalışıyoruz, israfı engelleyeceğim, yemeyeceğim, yedirmeyeceğiz, zaten halkında bütün talebi buydu.
“YAŞANABİLİR BİR ŞANLIURFA HAYALİMİZ VAR”
Göreve geldikleri günden bu yana daha yaşanabilir bir Şanlıurfa hayalini gerçekleştirmek için kadrolarıyla birlikte sahada yoğun çaba gösterdiklerini anlatan, Başkan Gülpınar,
“Bizim hedefimiz öncelikle insan dostu şehir anlayışımızı hâkim kılmaktır. Kimlikli Kişilikli Şehir oluşturarak medeniyetimizin şehir tasavvurunu ihya etmektir. Biz de bu anlayışla, ortak payda ve aklıda buluşarak; omuz omuza, el ele vererek şehrimizi, çağdaş yollarla, Kentsel Dönüşümlerle, Meydanlarla, Altyapı ve Üstyapı Yatırımlarıyla, Parklarıyla, Çiçekleriyle
Bir gül bahçesine dönüştürmek için çalışıyoruz. Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana geçen süre içerisinde, kutuplaştırma yapmadan, karşıtlık oluşturmadan, taraflı davranmadan Şanlıurfa’yı bir bütün olarak kucakladık. Her zaman “Açık”, “Şeffaf” ve “Hesap Verilebilir” bir anlayış ile hedeflerimize doğru yürüyeceğimizi belirttik ve belirtmeye devam ediyoruz.
Biz bu yolda sadece bir kesimin değil, Şanlıurfa’nın 19.451 kilometrekaresinde yaşayan, 2 milyonu aşkın insanının hizmetkârı olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sadece Şanlıurfa’da yaşayanlar değil Urfa dışında yaşayan Urfalıların da hizmetkarı olmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

“ŞANLIURFA’NIN TARİHİNİ DÜNYAYA TANITACAĞIZ”
Başkan Gülpınar, “Sunacağımız projeler; ete kemiğe bürünmüş, finansmanı sağlanmış, önündeki engeller kaldırılmış işlerdir. Kimisi ihale edilmiş, kimisi ihale edilme aşamasında olan işlerimizdir. Bugün burada sayacağımız projelerin Allah’tan bir mani olmazsa, bir bir, bitmiş ve kullanılır halde olduğunu hep birlikte göreceğiz. Şanlıurfa’nın “İhtiyaçlarını”, “Önceliklerini”, “Tarihini”, “Kültürünü” ve “Birlikte Yaşama Geleneğini” çok iyi biliyoruz. Bu zengin mirası koruyarak, geleceğe taşımayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
“YOLSUZLUK VE İSRAFI BİTİRECEĞİZ”
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ‘Yolsuzluk ve İsraf’ ihbar hattını kurduklarını ve bu hattan olumlu sonuçlar aldıklarını ifade eden Başkan Gülpınar, “Öncelikle kurumsal bir yapı oluşturmak ve kurumsal bir hafıza oluşturmak, kontrol edilebilir hesap verilebilir bir yapı için kollarımızı sıvadık. İlk iş olarak alanında uzman arkadaşlarla kurumsal yapımızı revize ettik. Şehrimizin ihtiyaçlarını önceliklerini ve hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak yeni bir yapılanmaya gittik. Vatandaşlarımızın gözlemleri neticesinde bizlere ulaşan tüm şikayetleri ki bunun için özel olarak kurduğumuzda hepinizin de bildiği İlk anda israf ve yolsuzluk WhatsApp ihbar hattını devreye koyduk. Şimdi bunların olumlu dönüşlerini de almaya başladık. Tabii zamanında müdahale etmeye gayret ediyoruz. Bütün bu karmaşıklığa son verdik. Her birimde çalışma arkadaşımızın nerede ne iş yaptığını, her bir aracımızın ne amaçla kullanıldığını biliyoruz ve takip edebiliyoruz” dedi.
“YEMEYECEĞİM, YEDİRMEYECEĞİM”
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde alınan tasarruf tedbirleri kapsamında önemli ölçüde kaynak elde ettiklerinin altını çizen Başkan Gülpınar, ‘Aldığımız tasarruf tedbirleriyle işleri de aksatmadan yakıt tüketimi de minimize ettik. Bundan sonra da artık gelir arttırıcı ve gider azaltıcı önlemleri hayata geçiriyoruz. İsrafı engelleyeceğim, yemeyeceğiz yedirmeyeceğiz zaten halkın da bütün talebi buydu’ diye konuştu.

“100 GÜN BOYUNCA ŞEHRİMİZİN HİZMETİNE SUNDUĞUMUZ PROJELER”
Başkan Gülpınar, “Ulaşımdan Altyapıya, Çevreden Kültür Sanata, Kentsel Dönüşümden Park ve Bahçelere, Modern Caddelerden Sosyal Hizmetlere, Kırsal Hizmetlerden Tarım ve Hayvancılığa, İmar Faaliyetlerinden Fen İşlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Şanlıurfa’nın tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini daha da öne çıkaran bu projeler, gelecek nesillere daha iyi bir şehir bırakma hedefimizin bir parçasıdır.
“İLK 100 GÜNDE NELER YAPTIK”
Öncelikle durum tespiti yaptık. Çünkü ortada bir sistem yoktu. Kayıtlar yoktu, bilgisayarlardan veriler silinmiş ve bazı dairelerde evrakların yok edildiğini gördük. Bu durumla ilgili yasal süreçleri başlattık ve sonuçlandığında ayrıca bilgilendirme yapacağız.
Her birimin kendi başına bir şeyler yaptığı, Kimsenin kimseden haberi olmadığı, İhtiyaçların temininde bile ortak hareket edilmediği bir yapı mevcuttu. Örneklerle Durumu Açıklamak Gerekirse: Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığına, Dış İlişkiler ve Göç Dairesi’ne hibe tabletler alınmış. Ancak bu tabletler depolarda dururken, belediye bütçesinden harcama yapılarak Sosyal Hizmetler Dairemize tablet alımı yapılmış. Dolayısıyla, bütüncül bir yaklaşımla yönetilmeyen bir yapı gördük. Daha Fazlası da Var, Büyükşehir Belediyesi ana hizmet birimleri ve iştiraklerinde çalışan işçilerin sayısı bile İnsan Kaynakları Dairesi’nde mevcut değildi. Örneğin, Park ve Bahçeler Dairesi’nde görev yapan 106 şoförden 17’sine ulaşılmamıştı. Aynı şekilde araç bilgisi de mevcut değildi” ifadelerini kullandı.
REFAH MARKET
Başkan Gülpınar, “Disiplinli ve denetimli yapısıyla marketimizde ihtiyaç sahiplerine 300 çeşit ürün sunuyoruz. İbrahim’i Kardeşlik ve Yardımlaşma Derneği üzerinden bundan sonra bu faaliyetler yürütülecek. İlerleyen süreçte ilçelerde de Refah Market açmayı planlıyoruz. Şanlıurfa ve Anadolu mutfağının en leziz ürünleriyle hazırladığımız ve dört çeşitten oluşan servisimizle hemşehrilerimize kaliteli yemeği en uygun fiyatlara sunuyoruz.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi BELTUR Sosyal Tesisleri! 40 Liraya 4 çeşit yemek uygulaması, hemşehrilerimizden büyük ilgi görüyor.

“MADDE BAĞIMLILIĞIYLA MÜCADELE EDECEĞİZ
Madde bağımlılığıyla mücadelede aktif bir rol aldıklarını ve bu yönde gençlerin korunması için Liman Ayık Yaşam Derneği bünyesinde bir rehabilitasyon çalışması yaptıklarını anlatan Başkan Gülpınar, Bir genç insanın hayatının kurtulması, toplum ve bizim için son derece önemlidir. Buna binaen Şanlıurfa’da madde bağımlılığı ile mücadele kapsamında önemli bir proje hayata geçiriyoruz. Merkezi İstanbul’da bulunan ve madde bağımlılığı konusunda başarılı olan Liman Ayık Yaşam Derneği ile madde bağımlılığıyla mücadele etmek amacıyla bir protokol imzaladık. İstanbul’da madde bağımlılığıyla mücadelede faaliyet gösteren Liman Ayık Derneğimizi ziyaret ettik ve oradaki çalışmaları değerlendirerek Şanlıurfa’ya davet ettik. Uyuşturucu kullanmış kardeşlerimizin hikayelerini dinledik. Burada yapılan çalışmalarda önemli başarı hikayeleri var, dernek yöneticilerimizi Şanlıurfa’mıza davet ettik. Her türlü imkanları sağlamaya hazırız dedik. Dernek faaliyetleri için Eyyübiye Belediye Başkanlık makamının olduğu eski tarihi binayı tahsis ettik. Sağolsun Eyyübiye Belediye Başkanımız Mehmet Kuş, bu hayırlı işte bende varım diyerek makamını boşalttı. Arkadaşlar geldiler, gördüler ve dediler ki bu makam uygundur dediler. İnşallah madde bağımlığından kurtulanlar gelip hikayelerini anlatacaklar, aileleri ve kendileri bizlere dua edecekler” dedi.
“BELEDİYE’NİN BİR KURUŞUNU HARCAMADIM”
Şehir dışı seyahatlerde harcırah almadığını ve belediye ile ilgili olmayan hiçbir işlemde çay parasını bile kendi cebinden karşılayarak tasarruf sağladıklarını anlatan Başkan Gülpınar, “Hiçbir seyahatimde bir kuruş harcırah almıyorum. Yabancı misafir mi geliyorlar onlarla yediğimiz iş harici işi ilgilendirmeyen belediyeyi ilgilendirmeyen herhangi bir toplantı, herhangi bir ağırlamada tamamen masrafları kendi cebinden karşılıyorum. Hiçbir şekilde bir çay bile belediyenin tesislerinden içmiyorum. Bunların hepsinin faturası mevcuttur. Günlerin yüzde 80’ninde kendi arabamızı kullandık. Bu gecede buraya biz kendi arabamızla geldik. Tamamen benzini kendi cebimizden, araba kendi arabamız. Niye tablo çok kötü olduğu için, bu kadar tablo sıkıntılı bir tablo varken bizim de tutup da bu masrafları belediyenin sırtına yüklememiz benim açıkçası zoruma gitti” diye konuştu.

“ŞANLIURFA’NIN SORUNLARINI DİLE GETİRMEK İÇİN TOPLANTIYA KATILDIM”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katıldığı toplantıda yaşanan koltuk krizine de değinen Başkan Gülpınar, Bakan veya Vali’nin hiçbir müdahalesinin olduğunu düşünmediğini ifade ederek “Cumhurbaşkanımız bugün bu kadar muhalefette yumuşama sinyalleri bu kadar diyalog oluşturmuşken Cumhurbaşkanı temsil ettiğini iddia eden aslında Cumhurbaşkanına son derece zarar veren bu zihniyet kendi kafasına hiçbir şekilde iç güzarlık yapıp, sebep olanların açıklama yapması daha uygundur. Şanlıurfa yine bakın bir olumsuzlukla gündeme geldi. Bu beni rahatsız ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Şanlıurfa’ya geliyor. Bir Sağlık Bakanı değil, Tarım Bakanı değil, İçişleri Bakanı değil, belki onlar olsa katılmayacaktım.
Şanlıurfa’yı ilgilendiren bir Bakanlığın toplantısına gidiyorum. Son dakikada son saniyede yapılmasının başka bir izahı yoktur. Biz Bakan Bey ile çok güzel bir sohbet ortamımız oldu ve oturduk orada öncelikle bazı şeyleri konuştuk. Şanlıurfa’nın sorunlarını ve yarın toplantı olacağını ki bize bakanlık zaten haber vermiştir. Koordinasyon toplantısı var diye. Cumartesi günü bizde Tabii ki katılacağız dedik. Sonuçta davete icabet etmek lazım, önce masaya yöneldim ismimi arıyorum nerede oturacağım diye, öyle birileri yönlendirdi. Adıyaman toplantısına baktım şimdi orada da muhalefet, yani ben Abdurrahman Tutdere Bey’in orada toplantıda heyette olduğunu gördüm daha öncesinde emin olmak için bir daha baktım.
Abdurrahman Bey aynı şekilde 7-8 kişi masada oturuyor muhalefet partisi belediye başkanı olarak o da orada oturuyor ve ben o dakika benim ismimin oradan indirildiğini bilmiyorum. Kimse bana söylemedi. Ben konuşma yaptıktan sonra arkadaşlar bana gönderdiler telefonuma ismim oradaymış ismim önceden bilseydim daha farklı bir konuşmada yapardım orada şimdi tabii o kısmı yayınlanmadı. Bakan Bey’e şehrimize geldiği için kendisinin atanmasından dolayı tebrik ettim. Sonra anladık ki son dakika son saniye birileri orada talimat veriyor. Benim ismimi oradan aldırtıyor. Sanki bir icraatmış bir marifetmiş duygusu yaşıyorsa gerçekten ruh halini Sorgulamak lazım. Onu bakan Bey yapmaz, çünkü bakan Bey bizzat beni davet etti. Adıyaman’da muhalefet belediye başkanına hiçbir şekilde itiraz etmeden oraya oturtuyor. Vali Bey yapmaz zaten benim ismim orada duruyor protokol ayarlamış zaten beni oraya oturtmuşlar. Bu belli ki son saniyede yapılmıştır” diye konuştu.
]]>(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaretinde; “Türkiye’deki 411 belediyemize kamuoyu önünde açık talimatımdır. Bizim belediyelerde akraba kayırmacılığı yasak, biliyorsunuz. Asla izin vermiyoruz ama bir akraba kayırmacılığına izin vereceğim. Bosna Sancaklı akrabalarımı kayıracaksınız. Onlar ne isterse yapılacak. Çünkü onlar kendileri için bir şey istemez” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde bulunan Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaret etti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“Türkiye’deki 411 belediyemize kamuoyu önünde açık talimatımdır. Bizim belediyelerde akraba kayırmacılığı yasak, biliyorsunuz. Asla izin vermiyoruz ama bir akraba kayırmacılığına izin vereceğim. Bosna Sancaklı akrabalarımı kayıracaksınız. Onlar ne isterse yapılacak. Çünkü onlar kendileri için bir şey istemez. Manisa’da, İzmir’de, Bursa’da, Antalya’da, Türkiye’nin dört bir yanında, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, her yerde varlar. Ben daha bir tanesinin bana şunu yap, çocuğuma şunu yap dediğini duymadım. Gelirler, bir şey isterler. Hep bir gariban için isterler, bir yoksul, bir ihtiyaç sahibi için, bir genç, yaşlı, öğrenci için isterler. O yüzden 411 belediyemize Bosnalı akrabalarımız emanettir. Onlar ne isterse yapacağız. Bundan sonra gelecek seneye dair bir şey söyleyeyim. Seneye soykırımın 30’uncu yılı. İş birliği içinde orada çok güçlü olmalıyız. Orada soykırım anma törenlerine başkanlık yapan değerli büyüğümüzle konuştuk. Dedi ki, ‘Seneye de beklerim’. Dedim ki, ‘Allah’tan bir mani olmazsa seneye 30’uncu yılda oradayım’. Gençlik kollarımıza talimat verdik. Marş Mira’nın tamamına katılacaklar. Kadın kollarımız katılacaklar. Eğer doğru planlayabilirsek hiç değilse son gününe ben de katılacağım.
“Dün Kıbrıs’ta çok doğru bir tablo vardı”
Dün Kıbrıs’ta çok doğru bir tablo vardı. Türkiye’deki siyasi partilerin neredeyse tamamının genel başkanları oradaydı. Ben CHP Genel Başkanı olarak, Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapan Bülent Ecevit’in, üçüncü genel başkanı olduğu partinin genel başkanı olarak oradaydım. Harekata imza atan Önder Sav, o dönemin bakanı. O gün 34 yaşında, bugün 84 yaşında, oradaydı. Genel Başkanımız Altan Öymen, 93 yaşına rağmen dün 45 derece sıcağın altında oradaydı. Murat Karayalçın oradaydı, Hikmet Çetin oradaydı. Ayrıca bir de sürprizimiz vardı, adaya, rahmetli Turan Güneş, Ecevit ile konuşuyorlar, cep telefonu yok. Mesaj atamazsın, WhatsApp’tan yazamazsın, bağlattı mı seni orada dinlerler. Cenevre’den bir haber verecek. Eğer anlaşılsa ne ala. Birlikte açıklarlar, Kıbrıs’a barış geldi, harekata gerek yok diye ama eğer anlaşma yoksa, Kıbrıs Türk halkının sağlığı, canı, malı, namusu, toprağı güvence altına alınmıyorsa mecbur siyasi hedeflere ulaşmak için askeri hedeflere ulaşacağız. Adanın planlanan kadar kısmını alacağız, onun için bir şifreye ihtiyaç lazım. Demiş ki anlaşamazsak, ben derim ki genel başkanım, çok yoruldum. Benim kızım Ayşe tatile çıksın dersem o zaman Mehmetçik adaya çıksın demek bu. Anlaşmışlar. Biz dün adaya o Ayşe ile birlikte çıktık, birlikte gittik, Ayşe Ayata ile beraber. Böyle birlik ve beraberlik içinde Kıbrıs’ın da geleceğini düşünerek orada da sorunlarımız var. Bosna’nın da geleceğini düşünerek çünkü Bosna Hersek’te de bir yandan önemli başarı elde ettik. BM, soykırımı anma günü olarak ilan etti ama bir yandan da Republika Srpska tarafında olmadık şeyler oluyor. Askerler marşlar söylüyor. Katillerin resimlerini asıp kaçanlar var. Böyle olmadık şeyler hareketleniyor. Sırbistan’da belli olmadık temaslar var. Tabi oraya da dikkatimizi yönlendirmemiz lazım. Çünkü asla ve asla bir daha 29 yıl önce yaşananların değil bir benzerini binde birini yaşamaya tahammülümüz yok.
“Allah’ın izniyle gelecek seçimlerden sonra iktidar partisiyiz”
Onun için CHP, gelecek seçimlere kadar muhalefet partisi, millet o görevi verdi ama Türkiye’de muhalefet partisiyiz. Dışarıya çıktık mı, biz Türkiye’nin partisiyiz. Allah’ın izniyle de gelecek seçimlerden sonra da iktidar partisiyiz. Bunun için 30’uncu yılda tüm siyasi partilerin genel başkanlarını ayrı ayrı da arayıp davet edeceğim. Şimdiden buradan da söylüyorum, hep birlikte Bosna’da olmamız, Srebrenitsa’da olmamız lazım. 30’uncu yılın 30’uncu yıla yakışır şekilde anılması, o acının birinci yıl gibi hatırlanması, hatırlatılması, belleklere bir kez daha nakşedilmesi için üstümüze ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Derneğimizle birlikte fikri iş birliğine, sahada iş birliğine, lojistik iş birliğine ne gerekiyorsa yapalım. Biz adaya 1974 gazimizi götürmek istedik. Ne uçak ne oteller müsait olmadı. En son 174’te anlaştık. Dün 174’ü resmi geçitte coştu, onlar ağladı, biz ağladık. Gelecek sene de oraya kapasitenin mümkün olduğu en büyük kalabalıkla, en kuvvetli mesajları içeren ve en kuvvetli mesajları verebilecek bir dinamizmle orada olmak lazım. Onu hep beraber başaracağız.”
]]>
Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar:
“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”
KONYA – Konya’da yaşayan Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Mehmet Hikmet Akar, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını belirterek, 50 yıldır bu gururla yaşadığını söyledi.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50 yıldönümünde Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar (71), Kıbrıs’ta yaşadıklarını anlattı. Akar, Osmaniye 57. Piyade Alayında vatani görevini ifa ederken bir anda ilk olarak Mersin’e daha sonra da Kıbrıs’a gideceğini bilmeden bindiği gemide harekatı öğrendi. Bir gece denizde kalan ve 20 Temmuz günü Girne’ye ayak basan askerlerin içinde olan Akar, ilk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledikleri ifade etti. İkinci gün ise arkadaşı ve hemşehrisi olan Adem Erim’in şehit olmasına tanık olan Akar, düşmanla arasında sadece bir dere olduğunu belirtti. Gençlerin Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere Kore Savaşını da pek fazla bilmediğinin altını çizen Akar, bu konuların okullarda ders olarak işlenmesini istedi. Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında şehitlerin ve onun gibi gazilerin emeğinin olduğunu ifade eden Akar, şehit olanlara Allah’tan rahmet gazilere ise uzun ömür diledi.
“20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık”
Harekata gitmeden öncesi ve hareket anında yaşadıklarını anlatan Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar, “Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda Osmaniye 57. Piyade Alayında askerdim. 16 Temmuz günü alayda alarm oldu. Komutanlar ‘hazırlanın’ dedi. Bizi Mersin’e getirdiler. Biz de oraya yerleştik ama Kıbrıs’a gideceğimizi kimse söylemedi. Biz aynı bölgede 1 yıl önce tatbikat yapacaktık, onun için geldik diye düşünüyorduk. Sabaha doğru ormanın içerisinde tekrardan alarm oldu. Toplandık ve sahile indik. Her bölüğü birer gemiye bindirdiler. Bize 3 gün bu şekilde gemi eğitimi yaptırdılar. Ayın 19’unda bu sefer ‘her şeyi toplayın’ dediler. Mersin Limanına getirdiler. Saat 10.30 gibi gemilere binerek hareket ettik. Biz nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Gemiler çok yavaş gidiyordu. Öğlene doğru komutanımız ‘Gazamız mübarek olsun, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız. Orada ki Türklerin haklarını korumaya gidiyoruz’ dedi. Gemi çok yavaş gidiyordu, geceyi denizde geçirdik. 20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık. Çıkarma gerçekleşti ama biz orada liman olmadığı için gemiden indiğimizde su benim boğazıma kadar geliyordu. İlk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledik” şeklinde konuştu.
“Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor”
Akar, ilk gün alay komutanlarını daha sonraki gün de hemşehrisinin şehit olduğunu söyledi. Akar, “Düşman dağlardan bizim olduğumuz sahile bomba atıyor. Orada da Alay Komutanımız taarruz hazırlığı içerisindeydi. Bir tane mermi buraya isabet ediyor. Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor. Bize bu haber geldi, tabii askerde dağılmalar oluyor. Biraz daha da zaman geçince askerlerin hepsinde heyecan oluşuyor. Kıbrıs’ta ilk günümüz bu şekilde geçti. Ertesi gün Güzelyurt tarafında taarruz ederken Meram Dere’den Adem Erim arkadaşım şehit oldu” diye konuştu.
“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”
Orada savaşmanın, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunmanın kendisi için gurur kaynağı olduğunu belirten Akar, “Oradaki Türkleri biz yer değiştirirken görüyorduk, çünkü cephede biz savaşıyorduk sürekli. Bizi alkışlıyorlardı, memnuniyetlerini bildiriyorlardı. Benim için orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi. Herkese nasip olmuyor. Arkadaşıma şehitlik nasip oldu, bize de gazilik nasip oldu. Düşmanla aramızda bir dere vardı. Onlar mağaraların içerisinde, biz ise iki taş bulduysak onun arkasında siper alıyoruz. Orada öyle bir yoğun ateş var ki Çanakkale’de mermiler birbirini vurmuş o şekilde. Açlık var, susuzluk var, her şey var. Orada sadece savaşmayı düşünüyorsun. Boş kaldığın zaman aileni düşünüyorsun. Ben mesela evliydim. Onlar falan aklına gelmiyordu, sadece boş kaldığın zaman düşünüyordun” ifadelerini kullandı.
Akar, bu savaşların okullarda ders olarak gösterilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Okullarda bu savaşların ders olarak işletilmesi lazım. Kore gibi Kıbrıs gibi olayların ders olarak koyulması gerekiyor. Kore’deki amcalarımız, Güney Kore Cumhuriyetini kurmuşlar. Kıbrıs’a gittik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurduk. İstiklal Savaşında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bunların hepsi gurur verici bir kahramanlık” dedi.
]]>Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50 yıldönümünde Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar (71), Kıbrıs’ta yaşadıklarını anlattı. Akar, Osmaniye 57. Piyade Alayında vatani görevini ifa ederken bir anda ilk olarak Mersin’e daha sonra da Kıbrıs’a gideceğini bilmeden bindiği gemide harekatı öğrendi. Bir gece denizde kalan ve 20 Temmuz günü Girne’ye ayak basan askerlerin içinde olan Akar, ilk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledikleri ifade etti. İkinci gün ise arkadaşı ve hemşehrisi olan Adem Erim’in şehit olmasına tanık olan Akar, düşmanla arasında sadece bir dere olduğunu belirtti. Gençlerin Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere Kore Savaşını da pek fazla bilmediğinin altını çizen Akar, bu konuların okullarda ders olarak işlenmesini istedi. Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında şehitlerin ve onun gibi gazilerin emeğinin olduğunu ifade eden Akar, şehit olanlara Allah’tan rahmet gazilere ise uzun ömür diledi.
“20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık”
Harekata gitmeden öncesi ve hareket anında yaşadıklarını anlatan Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar, “Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda Osmaniye 57. Piyade Alayında askerdim. 16 Temmuz günü alayda alarm oldu. Komutanlar ‘hazırlanın’ dedi. Bizi Mersin’e getirdiler. Biz de oraya yerleştik ama Kıbrıs’a gideceğimizi kimse söylemedi. Biz aynı bölgede 1 yıl önce tatbikat yapacaktık, onun için geldik diye düşünüyorduk. Sabaha doğru ormanın içerisinde tekrardan alarm oldu. Toplandık ve sahile indik. Her bölüğü birer gemiye bindirdiler. Bize 3 gün bu şekilde gemi eğitimi yaptırdılar. Ayın 19’unda bu sefer ‘her şeyi toplayın’ dediler. Mersin Limanına getirdiler. Saat 10.30 gibi gemilere binerek hareket ettik. Biz nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Gemiler çok yavaş gidiyordu. Öğlene doğru komutanımız ‘Gazamız mübarek olsun, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız. Orada ki Türklerin haklarını korumaya gidiyoruz’ dedi. Gemi çok yavaş gidiyordu, geceyi denizde geçirdik. 20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık. Çıkarma gerçekleşti ama biz orada liman olmadığı için gemiden indiğimizde su benim boğazıma kadar geliyordu. İlk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledik” şeklinde konuştu.
“Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor”
Akar, ilk gün alay komutanlarını daha sonraki gün de hemşehrisinin şehit olduğunu söyledi. Akar, “Düşman dağlardan bizim olduğumuz sahile bomba atıyor. Orada da Alay Komutanımız taarruz hazırlığı içerisindeydi. Bir tane mermi buraya isabet ediyor. Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor. Bize bu haber geldi, tabii askerde dağılmalar oluyor. Biraz daha da zaman geçince askerlerin hepsinde heyecan oluşuyor. Kıbrıs’ta ilk günümüz bu şekilde geçti. Ertesi gün Güzelyurt tarafında taarruz ederken Meram Dere’den Adem Erim arkadaşım şehit oldu” diye konuştu.
“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”
Orada savaşmanın, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunmanın kendisi için gurur kaynağı olduğunu belirten Akar, “Oradaki Türkleri biz yer değiştirirken görüyorduk, çünkü cephede biz savaşıyorduk sürekli. Bizi alkışlıyorlardı, memnuniyetlerini bildiriyorlardı. Benim için orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi. Herkese nasip olmuyor. Arkadaşıma şehitlik nasip oldu, bize de gazilik nasip oldu. Düşmanla aramızda bir dere vardı. Onlar mağaraların içerisinde, biz ise iki taş bulduysak onun arkasında siper alıyoruz. Orada öyle bir yoğun ateş var ki Çanakkale’de mermiler birbirini vurmuş o şekilde. Açlık var, susuzluk var, her şey var. Orada sadece savaşmayı düşünüyorsun. Boş kaldığın zaman aileni düşünüyorsun. Ben mesela evliydim. Onlar falan aklına gelmiyordu, sadece boş kaldığın zaman düşünüyordun” ifadelerini kullandı.
Akar, bu savaşların okullarda ders olarak gösterilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Okullarda bu savaşların ders olarak işletilmesi lazım. Kore gibi Kıbrıs gibi olayların ders olarak koyulması gerekiyor. Kore’deki amcalarımız, Güney Kore Cumhuriyetini kurmuşlar. Kıbrıs’a gittik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurduk. İstiklal Savaşında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bunların hepsi gurur verici bir kahramanlık” dedi. – KONYA
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda Sahipsiz Hayvanlara yönelik teklifin görüşülmesi sırasındaki konuşmasıyla ilgili açıklama yaptı. Karadeniz, “Konuşmam sırasında acılı ailemiz Batuhan’ın babası Halil bey oradaymış. O tabi bir serzenişte bulundu. O serzenişte bulunduğu an ben tamamen konuşmamı bitirdim ve komisyon başkanı da beş dakikalık ara verdi. Ondan sonra ne olduysa iş bizim üstümüze yüklendi. Benim komisyon odasında Halil Bey’e ‘çıkın oradan siz kimsiniz’ dediğim söylendi, kesinlikle böyle bir şey yok” dedi.
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, sahipsiz hayvanlara yönelik Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik yapılmasına dair teklifinin görüşmelerinde yaşanan olayları açıkladı.
“Benim kesinlikle böyle bir sözüm olmadı”
Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, şöyle konuştu:
“Çarşamba günü toplantımız başladı. Normal binadaki komisyon salonundan plan, bütçe, komisyon salonuna toplantıyı naklettik. Çünkü, geniş bir alan olması lazımdı ve yoğun bir baskı vardı. O baskı içinde de içeri alınan arkadaşlarımız oldu, alınmayanlar da oldu. Konuşma sırası bana geldiğinde ben de orada komisyon üyelerine seslenerek bir iki kelime ettim. Tamamen iyi niyet çerçevesinde ‘eğer bu yasaya imza verirseniz, çocuklarınız var ise o çocuklarınız sizi iki gün sonra yargılayabilir. Onun için çocuklarınıza bir sorun’ dedim. O ara bir ses geldi. Ben ilk başta fark edemedim. Acılı ailemiz Batuhan’ın babası Halil bey oradaymış. O tabi bir serzenişte bulundu. O serzenişte bulunduğu an ben tamamen konuşmamı bitirdim ve komisyon başkanı da beş dakikalık ara verdi. Ondan sonra ne olduysa iş bizim üstümüze yüklendi. Benim komisyon odasında Halil Bey’e ‘çıkın oradan siz kimsiniz’ gibi kelimeler ettiğim söylendi ama kesinlikle böyle bir şey yok. Bu konuyla ilgili sosyal medya ve bazı basın camiaları tarafından yüklenilmesinin doğru olduğunu bulmuyorum. Hatta kınıyorum. Baksınlar tutanaklara, baksınlar kayıtlara. Bir basın haber yaparken o tutanaklara bakmaz mı? ya da video kayıtlarına bakmaz mı? Benim kesinlikle böyle bir sözüm olmadı. Hatta, bırakın olmasını o acıyı yaşayan bir insana bunun yapılması bence hiç doğru olmadı.
“Ben çocuk yaştan beri hayvan sevgisiyle büyüyen bir insanım”
Ben çocuk yaştan beri hayvan sevgisiyle, insan sevgisiyle büyüyen, kimseyi kırmamaya gayret gösteren bir insanım. Öyle bir algı yarattılar ki, Türkiye’de şuan da katliamcı, hayvan düşmanı olduk. Biz hayvan haklarını savunurken, insan haklarını daha çok savunuyoruz. Bununla ilgili kimsenin şüphesi olmasın. Ama bir yandan herkes tarafından linç edilen bir pozisyona düştük. Bunu yapan arkadaşlara da sesleniyorum. Lütfen, haber yaparken kayıtlara bakın, videolara bakın ve doğru haber yapın. Bizi de burada linç ederken, araya atarken tweet atan eski siyasetçilerimiz de var. Onlara da yazık. Nasıl siyaset yapmışlar yıllarca? Aslı, astarı olmayan haberlerle Türkiye’yi yönetmeye kalkmanın faturasını işte şimdi görüyoruz.
“Genel bütçeyle, yerel bütçeyi birbirine endekslersek Türkiye’de bu sorunu çok kısa zamanda çözeriz diye düşünüyorum”
Türkiye’de bir çok sorun var. Sadece bu sorun değil. Bir anda bu yasayı getirme çabaları, insanların şuan da geçim derdini unutturma çabaları hiç doğru değil. Sorunu çözmek ortak akılla olur. İktidarı, muhalefeti, halk, vatandaş, sivil toplum örgütleri, dernekler bir araya gelir ve bu sorunu çözeriz. Ama ortak akılla çözülür. Ortak akılda bence, ilk başta yapılması gereken şeydi ama insanları maalesef böyle ayrıştırarak, kutuplaştırarak aslı, astarı olmayan haberlerle insanları bölerek bu ülkeyi yönetmenin acısını inanın yakın zamanda hep beraber çekeceğiz. Bu işin çözülmesi hem yerel hem genel bütçeyle olur. Yerel yönetimler bunu tek başına yapacak güçte değil. Ama genel bütçeyle, yerel bütçeyi birbirine endekslersek Türkiye’de bu sorunu çok kısa zamanda çözeriz diye düşünüyorum. Evet bu bir sorun gerçekten ama bu sorunu öldürerek değil, yaşatarak, çocuklarımız zarar görmeden, büyüklerimiz korkmadan bu işi çözmek hepimizin elinde diye düşünüyorum.”
]]>Terör örgütü FETÖ’nün darbe girişimine engel olmak için amcası ve yeğenleriyle birlikte 15 Temmuz gecesi Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önüne giden 18 yaşındaki Rüstem Resul Perçin, Zırhlı Personel Taşıtı (ZPT) içerisinden açılan ateş sonucu ağır yaralandı. Yeğenini hastaneye götürmek isteyen amca Mustafa Perçin’e ise darbeci askerler tarafından izin verilmedi. Amca Perçin, bir süre sonra güçlükle alabildiği yeğenini Beştepe’deki Turgut Özal Hastanesine götürdü. FETÖ ile irtibatlı olan hastane yönetimi, doktor olmadığını bahane ederek ağır yaralı Perçin’i kabul etmedi ve başka hastaneye gidilmesini istedi. Gazi Hastanesine götürülen Rüstem Resul Perçin burada şehit oldu. O gece yaşananlarla ilgili konuşan baba Necip Perçin, oğlunun en büyük hayalinin asker olmak olduğunu söyledi.
“Vurulmadan önce sırtındaki Türk bayrağını göstermeye çalışmış”
Oğluna kasıtlı şekilde ateş açıldığını söyleyen baba Necip Perçin, “Oğlum o gün amcası, kardeşi ve iki yeğeni ile birlikte darbe girişimini protesto etmek için yola çıkmış. Yolda çok fazla trafik olduğu için araçlarından inmişler. O sırada açılan ateş sonucu da oğlum vurulmuş. Ben saldıranlara Türk askeri veya polisi demiyorum. Onlar üniforma giymiş teröristlerdir. Gerçek Türk askeri ve polisi, o üniformaya layık, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete, onun ilke ve inkılaplarına inanarak vatandaşını koruyandır. Oğlum orada şehit oldu. Vurulmadan önce sırtındaki Türk bayrağını göstermeye çalışmış. Kaburga boşluğundan bilerek ve isteyerek vurulmuş” dedi.
“Oğlumun cesedini gördüm, gözleri hafif aralıklıydı”
Oğlunun vurulduğu haberini sabaha karşı öğrendiğini dile getiren baba Perçin, “O gece rahatsızlandığım için uyuyordum. Sabaha karşı uyanmıştım. O ana kadar olanlardan haberim yoktu. Bana oğullarımdan Mahmut’un hafif yaralandığını, Rüstem’in ise ağır yaralı olduğunu söylediler. Ağıt sesleri vardı evde. Hastaneye gittiğimde hafif yaralanmış olan oğlumu gördüm. Üzerinde kanlar vardı ama durumu iyiydi, ayaktaydı. Ne olduğunu sorduğumda, ‘Bu ağabeyimin kanı’ dedi. Oradaki görevli bana, ‘Oğlun buraya geldiğinde ölmüştü’ dedi. Hastanenin morguna indik. Oradaki isimsiz cesetlerin olduğu kısma bakmak istedim. Bana o kısmın boş olduğunu söylediler. Orada oğlumun cesedini gördüm. Gözleri hafif aralıklıydı. Çenesinde bir yara vardı. O sırada bilincim gitmişti. Bir şeyler olmuş ama hatırlamıyorum, birileri bağırıyordu” diye konuştu.
“Benim çocuğum cenneti kazandı”
Ağır yaralı olan oğlunun götürüldüğü ilk hastaneye alınmadığını belirten baba Perçin, “Rüstem vurulduğunda amcası almak istemiş. Çocuğum yolun ortasında yatıyormuş. Amcasına, ‘Gelirsen seni de vururuz’ demişler. Kardeşim saldırganları bir şekilde ikna etmiş ve araçla hastaneye götürmüşler. O hastane FETÖ’ye aitmiş. Işıkları söndürmüşler, doktor olmadığını söylemişler. Kimseyi kabul etmeyip, başka hastaneye gitmelerini söylemişler. Erken müdahalenin ciddi sonuçlara yol açmayacağını herkes bilir. Oğlum yaşayabilirdi belki. Benim çocuğum cenneti kazandı. Buna eminim. Onlara da cehennem nasip olsun” ifadelerini kullandı.
“Asker olmak ve üniforma giymek istiyordu”
Vatanına bağlı evlatlar yetiştirdiğini söyleyen Perçin, “Benim ilk çocuğumdu. Hep en iyisi olmasını istedim. Olabildiği kadar imkan sunmak istedim. Çocuklarımızı da vatanına, milletine, dinine, imanına bağlı olarak yetiştirmeye çalıştık. Görevimi yapmaya çalışıp, çocuklarımı iyi bir şekilde helal lokmayla beslemeye çalıştım. Oğlum da askere gideceğini ve teskere bırakacağını söylüyordu. ‘Ben orada şehit olacağım’ diyordu. Asker olmak ve üniforma giymek istiyordu” dedi.
“Oğlum öldükten sonra rüyama gelmişti”
Şehit babası olmak hakkında da konuşan Perçin, “Oğlum için seviniyorum. O benim gidemeyeceğim bir yerde. Bunu hissediyorum. Şehitler, peygamberlere komşudur. Kendim içinse üzülüyorum. Onun olmayışıyla cezalandırılmış gibiyim. Oğlum öldükten sonra rüyama gelmişti. Öldükten sonra nereye gittiğini merak ediyordum, Allah’a dua ediyordum. Rüyamda onu görünce, ‘Allah sana rahmetiyle mi muamele etti yoksa gazabıyla mı?’ diye sordum. O da bana ‘Rahmetiyle muamele etti, orası çok güzel. Ben gidiyorum’ dedi. Bir daha da rüyama girmedi. O rüya beni rahatlattı” diye konuştu. – ANKARA
]]>İlçe merkezinde bulunan ve 2016 yılında ‘Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan’ ilan edilen Ulaş Gölü’nde su seviyesi, son zamanlarda yağış azlığı ve bilinçsiz sulama nedeniyle ciddi oranda düştü. Kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalan ve özellikle birçok göçmen kuş türünü bünyesinde barındıran gölde, yaban hayatı da olumsuz etkileniyor. Su almak için göl kenarlarına izinsiz kurulan su pompaları da dikkat çekiyor.
SCÜ Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kartal, Ulaş Gölü’nde yaşanan su seviyesindeki düşüşün yaban hayatına etkilerini ve nedenlerini değerlendirdi. Bölgedeki çiftçilerin göl kenarına pompa kurarak suyu tarla ve bahçelerine taşıdığına dikkat çeken Kartal, tedbir alınması konusunda uyarılarda bulundu.
‘CİDDİ ORANDA AZALMA SÖZ KONUSU’
Ulaş Gölü’nün Tecer Irmağı’ndan beslenen yapay bir göl olduğunu ve yağışların olmaması nedeniyle dikkatli kullanılması gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kartal, “Küresel ısınma, kendisini ciddi boyutta dünyada ve ülkemizde çok fazlasıyla gösteren bir olay. Bundan dolayı yaz kuraklığının da devreye girmesiyle birlikte göl sularında ciddi oranda bir azalma söz konusu. Buna çevredeki çiftçilerin de gölden su çekmelerini hesaba katarsak, ciddi boyutta suların azaldığını görmekteyiz. Bunlarla ilgili kesinlikle ciddi önlemler almamızda fayda var. Özellikle oradaki halkı bilinçlendirmek gerekiyor. Çünkü su seviyesindeki azalmalar oradaki doğal habitatı bozuyor” diye konuştu.
‘GÖÇMEN KUŞLAR TARAFINDAN EV OLARAK KULLANILIYOR’
Gölün çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yaptığını belirten Kartal, “Orası, çok fazla göçmen kuşa ev sahipliği yapan yapay bir göl. Alan genişleme havzası bakımından büyük olduğu için göçmen kuşlar tarafından ev olarak kullanılıyor. Gölün yaban hayatına ev sahipliği yapabilmesi için çiftçilerin sulama oranını azaltması gerekiyor. Bunları bilmediği takdirde çiftçiler orada işte bahçelerini, tarlalarını, oradan su çekerek kullanmakta. Buna bağlı olarak da o yaban hayatından işte sudan istifade eden hayvanların, göçmen kuşlarının fazlasıyla zarara uğraması hatta zaman zaman insanları gördükten sonra göle uğramamasına sebep oluyor” dedi.
‘ÇİFTÇİLER BURADAN TARLALARINA SU ÇEKİYOR’
Göldeki su seviyesinin düşmesindeki başlıca nedenin bilinçsiz sulama olduğu söyleyen ilçe sakini Murat Ceylan (35), “Bu durumun başlıca nedenleri arasında hava sıcaklığı ve çiftçilerimize ait çok sayıda su motoruyla yapılan bilinçsiz sulama yapılması bulunuyor. Zaten gölümüze kısıtlı miktarda su geliyor. Çiftçiler buradan tarlalarına su çekiyor. Pancar, ekin, patates ve fasulye suluyorlar. Kendi bahçesini dahi buradan sulayan insanlar var. Göle büyük zarar veriliyor. Burada bilindik 91 tane kuş çeşidi vardı, şu an bu sayı 5-6 civarına kadar geriledi. Kalan türlerse buranın kalıcısı, çünkü başka bir yere gidemiyorlar” diye konuştu.
]]>Bilecik’te TMO hububat alımına başladı
BİLECİK – Bilecik’te Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından hububat alımı başlarken, Vali Şefik Aygöl, ” İl Özel İdaresine ait 58 dönümlük bir arazi olduğunu ve bu alana tarım kompleksi yapılması konusunda fikir birliğine vardık” dedi.
Bilecik’te buğday ve arpaları hasat eden çiftçiler TMO tarafından alımlarının başlamasının ardından traktörlerine yükledikleri mahsulü kent merkezine getirdi. Bilecik Belediye Kantarına sabah saatlerinde gelmeye başlayan çiftçiler TMO yetkililerince alınan numuneler, analiz edilerek ürünlerin kalitesi göre ton başı en düşük 8,500 en yüksek 9 bin 250 TL’den fiyat belirlediler. Burada Bilecik Valisi Şefik Aygöl, Bilecik TSO Başkanı Mehmet Ergün ve Bilecik Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen burada üreticilerle bir araya geldi. Burada alımlar hakkında bilgi veren Bilecik Valisi Şefik Aygöl, “Biz daha önce de söz verdiğimiz gibi zamanında alımlara başladık. Önümüzdeki haftada Gölpazarı ilçemizde başlayacağız. Öncelikle bu seneki hedefimiz 70 bin ton civarında bir buğday alımı, 15 bin tonda arpa alımı şeklinde hedefimiz var, beklentimiz var. 10 ay önce yine böyle bir özellikle buğday alımı başladığı dönemde aslında alım yerimizin TMO’nun yerinin çok uygun olmadığı, çiftçilerimize daha uygun bir yer bulma konusunda bir açıklamamız olmuştu. Hatta bir komisyon oluşturduk, o komisyon güzel bir çalışma yaptı. Şehrin 3 bölgesinde hazine arazilerinden bizlere yer önerildi. Hem çiftçimizin, hem ziraat odamızın talebi şu anda karayollarının Yenişehir yolu üzerindeki özellikle şantiye olarak kullanıldığı alanı talep ettiler. Orada 2 tane sıkıntımız var. Evet, çok uygun bir yer, çiftçilerimiz açısından, köylerimizin geliş gidiş açısından uygun bir yer. Birincisi bizim oradaki yol çalışması muhtemelen bir buçuk iki seneye kadar hala devam edecek. Orada şantiye, karayolları hizmetine devam edecek. İkincisi il belediyemiz o konu tahsis kendilerinde. Onlarında ihtiyacı olduğu konusu vardır ama gerekirse fedakarlık yapabileceği yönünde bir çalışma ile bir aşamaya geldik” dedi.
“Bilecik’e bir tarım kompleksi olacak”
Vali Aygöl açıklamasını devamında, “İl Özel İdaremize ait 58 dönümlük bir arazimiz var hastanenin Yenişehir yolu tarafında. Biz orada bir adliye binası çalışmasına başlıyoruz inşallah. Onun yanında arazimiz devam ediyor. Ziraattan görevli arkadaşlarımız, başkanımız, TMO Bölge Müdürümüz bir değerlendirme yapacaklar. Vatandaşların gelişi, gidişi, kullanım açısından uygun derler ise biz çok kıymetli araziyi İl Genel Meclisimize sunup oradan kararımızı alıp bir tarım kompleksi yapmak istiyoruz. Bunu yaparken malumlarımız Tarım İl Müdürlüğümüzün binasının ve özellikle teşkilatın diğer birimlerinin değişimi ile ilgili bir çalışma içerisindeyiz. İnşallah onu yakın zamanda ihalelerine çıkmayı hedefliyoruz. Bizler kurumlarımızla fedakarlık yapmaya, şehrimize hizmet anlamında gerekirse mülkümüzü devretmeye hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu değerlendirme sonucu karar verirse biz daha önce yaptığımız çalışmada 1-2 sene sonrayı beklemek durumunda kalmayacağız. Aksi takdirde biz o arazinin bize devrinin 1-2 sene süreceğini tahmin ediyoruz. Biz bugün arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmede böyle bir sonuca vardık. İnşallah ilgili birimlerimizde hızlı bir şekilde kararlarını verip, yatırımlarımız planlama konusunda hızlı bir şekilde hareket edersek önümüzdeki sene bunların belki inşaatlarını görme fırsatı bulacağız. Biz alımları belki gelecek senede burada yapma durumumuz olabilir ama sonraki senelerde bu işi şehir adına kurtarmış olacağımızı değerlendiriyoruz” ifadelerine yer verdi.
]]>Geçen Cuma günü İncivez Mahallesi Bahar Sokak’ta plakası ve ismi öğrenilemeyen ticari taksi sürücüsü sokak köpeğine çarptı. Köpeğin acı çekerek aracın altından çıkmaya çalıştığını gören hayır sever Zerrin Çeliktaş, köpeğin yanına gitti.
Taksi sürücüsünden yardım isteyen Çeliktaş, sürücünün aracının tamponunu düzeltip müşterisini almaya gittiğini anlattı. Yakınları vasıtasıyla ekipleri olay yerine çağıran Zerrin Çeliktaş, yaralı köpeği Zonguldak Veteriner Kliniği’ne getirdi.
Röntgen filminde uyluk kemiği yerinden çıktığı tespit edilen ve ismi “Şans” konulan köpek ameliyatın ardından ayağa kalkıp yürümeye başladı. Fizik tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşması hedeflenen köpeği her gün ziyarete gelen Çeliktaş, taksi sürücüsü hakkında polise giderek şikayetçi olduğunu söyledi.
“Köpeği bırakıp müşterisini almaya gitti”
Taksi sürücüsünün köpeğe çarptıktan sonra bağırarak tamponunu düzeltmeye çalıştığını ardından da müşterisini almaya gittiğini söyleyen Çeliktaş şöyle dedi:
“Köpek tamponun altına giriyor. Taksi şoförü o anda durdu. Köpek acı çekerek oradan çıktı. Taksi şoförüne ‘Yardım edelim’ dememe rağmen bağırarak tamponu düzeltip ‘onun hiçbir şeyi yok olan benim arabama oldu’ dedi. O andan itibaren zaten ben hemen telefonlara sarıldım. Tanıdıkları aradım. Köpeğe nasıl yardım edebiliriz diye düşünmeye başladım. O kişi etrafta bağırıp çağırarak hatta yukarıda hakaretler, küfür ederek kendi yapmış olduğu hatayı böyle kapatmaya çalıştı. Yanımızdan çekip gitti. Müşterisini almaya gitti. Ondan sonra hiçbir şekilde ne arayıp ne sordu. Biz orada bir saat boyunca ekip gelmesini sağladık. Köpeği orada bırakmadık. Yardım etmeye çalıştık. Veteriner hekime getirdik. Burada da tedavi ettirdik. Hiçbir şekilde o şahıs bizi arayıp sormadı” dedi.
Taksi sürücüsünden şikayetçi olduklarını anlatan Çeliktaş, “Köpeğe çarpıp bırakıp gitti. Emniyete gidip şikayetçi olduk” şeklinde konuştu.
“Bu insanın yaptığı cezasız kalmamalı”
Sürücünün “Köpek bana çarptı” diye kendini savunduğunu söyleyen Zerrin Çeliktaş, “Hepimizin başına gelebilir bu durum. Bizlerin de başına gelebilir. Orada duyarsız kalıp da vicdansızlık yapıp da o yavrucağı orada bırakmamalıydı. Acı çekiyordu. Bir an önce acısını dindirip, yardım etme çabasına girdim. Arkadaşlarımı, belediyeyi aradım. Çevremdeki insanlar koşturdu. Arkadaşım Esra her şekilde yanımda oldu. Üç gündür biz uyku uyumuyoruz. Durmuyoruz. Buraya ziyarete geliyoruz. Bu insanın yaptığı yanına kalmamalı, cezasız kalmamalı. Yanına kalmamalı, herkese örnek olmamalı.”
Sokakta hayvanların olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Çeliktaş, “Anlatırken bile o anı yaşayarak anlatıyorum. Ben de köpek bakıyorum. Bakmasam bile o da bir canlı. Onun da bir canı var. Görmemezlikten gelmeyelim. Haklarını sonuna kadar savunalım” ifadelerine yer verdi.
Arkadaşı Zerrin Çeliktaş’ın kendisine haber vermesi üzerine olayı öğrendiğini söyleyen Esra Üstünkol da “Üç dört gündür ne yiyoruz ne içiyoruz ne de uyuyoruz. İnsanların duyarlı olmasını istiyoruz. Sokak hayvanları onlar benim gözümde bir bebek. Duygularını tarif edemiyorlar. O taksi şoförünün çekip gitmesi, o köpeği orada bırakması. Böyle bir olay yaşansa bile alıp tedaviye götürsünler” şeklinde konuştu.
“Güçlü bir darbe ile kemik yerinden çıkmış”
Köpeğin güçlü bir darbe ile uyluk kemiğinin yerinden çıktığını söyleyen veteriner hekim Ömer Faruk Alkan, “Bu kemiğin çıkabilmesi için güçlü bir darbe alması gerekiyordu. O darbeyi almış ve eklemden tamamen kemik çıkarılmış. Operasyona girdik ve şu an genel durumu çok iyi. Ayağa kalkmaya ve yürümeye başladı. Yaklaşık 15 günlük fizik tedavi ve bakım sonrasında artık sokağa çıkabilecek duruma gelecek” şeklinde tedavi sürecini anlattı. – ZONGULDAK
]]>Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu, İHH İnsani Yardım Vakfı Bursa Şubesi ve Gazze Dayanışma Platformu tarafından Gazze’deki ablukanın kalkması ve Filistin’in özgürlüğü için yürüyüş düzenlendi.
Ellerinde Filistin ve Türk bayraklarıyla dövizler taşıyan çok sayıda kişi, Ulu Cami önünden 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na kadar yürüdü.
İHH Bursa Şube Başkanı Hüseyin Kaptan, yürüyüşün ardından yaptığı konuşmada, Gazze’deki katliamın 211 gündür dünyanın gözünün önünde devam ettiğine dikkati çekti.
Kudüs ve Filistin için daha fazlasını yapma sorumluluğunu üstlenmek gerektiğini belirten Kaptan, şunları söyledi:
“Her alanda meydanlarda olacaksak, olacağız. Nöbetler tutacaksak, tutacağız. İnşallah ta ki Allah, nurunu tamamlayana kadar. Rabbim oradaki direnişte olan kardeşlerimize zaferi oluşturana kadar. Mavi Marmara’yı hatırlıyorsunuz değil mi? 14 yıl önce orada bir gedik açtı. Oradaki, Gazze’deki hastalara, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırma adına Avrupa’dan 36 ülke, 185 kuruluşun olduğu ‘Özgürlük Filosu’ şu anda hazırlandı. Yola çıkmak için bekliyor ama zalim zalimliğini yapıyor. Şu anda İsrail, Gazze’yi bıraktı. Filonun çıkmaması için tüm dünyadaki iletişim kurduğu her yere baskı kuruyor ama ümitsiz olmayın. Allah’ın izniyle bu filo yola çıkacak. İnşallah oradaki yardımların yerine ulaşması, oradaki hastalara ilaç ulaştırma adına bir koridor oluşturacak.”
İHH Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Adem Demir de hazırlanan bildiriyi okudu.
Gazze Şeridi’ne yönelik bombalı saldırılarda, sahilde piknik yapan ailelerin, sokakta oynayan çocukların, hastanelerde tedavi bekleyen hastaların, ibadethanelerin hedef alındığını, İsrail’in en vahşi öldürme yöntemlerini kullanarak Filistin toplumunun yok edilmesi için kan döktüğünü ifade eden Demir, “Şehit yavrusunun parçalarını toplayan annenin görüntüleri karşısında kalpler incinmekten çok uzak kalmıştır. Vicdanlar, bombaların enkazı altında kaybolmaktadır.” dedi.
Demir, tüm koşullara rağmen bir avuç mücahit ve onurlu Gazze halkının görkemli bir direnişle İsrail’e karşı koyduğunu sözlerine ekledi.
Kütahya
Kütahya Sivil Toplum Kuruluşları Dayanışma Platformu (KÜSİDAP) öncülüğünde organize edilen “Gazze’yi Unutma” başlıklı etkinliğe katılan çok sayıda kişi, belediye önünden ellerinde Filistin ve Türk bayrakları, döviz ve pankartlarla Zafer Meydanı’na yürüdü.
KÜSİDAP Başkanı Ülfet Balon, yürüyüş sonrası yaptığı açıklamada, Filistin’i özgür oluncaya kadar unutmayacaklarını dile getirdi.
Gazze’nin, direnişiyle, şehadetleriyle ders vermeye, uyandırmaya, diriltmeye devam ettiğini vurgulayan Balon, şu ifadeleri kullandı:
“Bizler, gücümüz yettiği sürece konuşmaya, gücümüzün yettiği her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Dualarımız ısrarlı bir şekilde devam edecek. Allah’ın izniyle yardımlarımız devam edecek. Boykotumuz kesintisiz sürecek. İslam coğrafyasının ortasında, Filistin’de yaşananlar öncelikle Müslümanların, sonra bütün insanlığın bir sınavı. Bu acımasız planları kurup uygulayan ve bu plana destek sağlayanların planları tutmayacak. Ne kadar kalabalık ve güçlü olurlarsa olsunlar, bütün dünyayı arkalarına da alsalar hakikat duvarı karşısında dağılıp parçalanacaklar. Bugün zalimlere göz yumup ses çıkarmayanlar da yarın kendi yüreklerini kemirecekler.”
Kütahya’da yaşayan Filistinli Muhammed Ziya Afifi de Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında yapılan eylemlerin, Gazze’de mücadele edenlere cesaret ve umut verdiğini söyledi.
Filistin’in, Gazze’nin unutulmaması için yürüyüşe katılanlara teşekkür eden Afifi, Gazze’de ateşkes için oturma eylemi başlatacaklarını kaydetti.
]]>Olay 14 Nisan saat 17.00 sıralarında, Çahabey Mahallesi’nde bulunan Ömür Cebeci Parkı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 kişilik arkadaş grubuyla parkta bulunan Kenan Efe Aytekin (17) ile yakın arkadaşı olduğu öğrenilen Ö.B.O. (17) buluştu. İki arkadaş burada buluştuktan kısa süre sonra kavga etmeye başladı. Her iki tarafın da bıçak kullandığı kavgada, Kenan Efe Aytekin kalbinden, Ö.B.O. ise sırtından ve karnından bıçaklandı. Kenan Efe Aytekin arkadaşlarının kullandığı otomobille Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılırken, Ö.B.O. da Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Acil serviste tedavi altına alınan Kenan Efe Aytekin, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Aytekin’in cansız bedeni İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, hastanedeki tedavisi tamamlanan Ö.B.O., tedavisinin tamamlanmasının ardından gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Cinayet anı kamerada
Öte yandan meydana gelen olay çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Görüntüde, parka gelen Ö.B.O. ile Kenan Efe Aytekin’in kavga ettiği, daha sonra Aytekin’in yola yığıldığı, yaralı olan Ö.B.O.’nun da karnını tuttuğu anlar yer aldı. Arkadaş grubunun aynı otomobile binerek hastaneye doğru gittiği anlar da kamera görüntülerinde yer aldı.
Otopsi işlemleri tamamlanan Kenan Efe Aytekin’in cenazesi ailesine teslim edildikten sonra Aşağı Narlıdere Mezarlığına defnedildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
‘Biz yapmadık abla’ dediler
Oğlunu kaybettiğinin haberini aldığı anları anlatan Gülçin Ergier (42), hastanede Kenan Efe’nin arkadaşlarını gördüğünü ve kendisine ‘Biz yapmadık abla’ dediklerini daha sonra da o çocukların oradan uzaklaştığını söyledi. Ergier, “Ben evdeydim O, saat 3 gibi evden çıktı. Saat 4’e doğru oğlumla telefonda konuştum. Son konuşmamız oldu. Okul arkadaşlarıyla Balçova’ya gidip mangal yapacaklarını söyledi. Daha sonra planın iptal olduğunu söyledi. Sonra annem beni aradı ve Kenan Efe’nin kavga ettiğini, hastaneye kaldırıldığını söyledi. Hastaneye gittiğimde üstleri kan olmuş ve sima olarak tanıdığım arkadaşlarını gördüm ve bana ‘Biz yapmadık abla’ deyip durdular. Orada oğlumu kaybettiğimin haberini alıp çığlık atınca, o arkadaşlarının orada olmadığını fark ettim” dedi.
“Uyuşturucu satanların kökü kurusun”
Olayın asıl sebebinin uyuşturucu olduğunu söyleyen Gülçin Ergier, “O gün arkadaşlarıyla Karataş’ta bir evde oturmuşlar; sonra da parka gitmişler. Evde kullanılan uyuşturucu maddeler varmış. Uyuşturucu kullanan arkadaşları, oğlumun da arkadaşı olan Ö.B.O.’yu parka çağırmışlar ve orada kavgaya tutuşmuşlar. Olay da orada olmuş. Oğlumla Ö.B.O. yakın arkadaşlardı, yedikleri içtikleri bir giderdi. Ben görüşmelerini istemiyordum ve her defasında Kenan Efe’yi uyarıyordum. Olayın sebebinin uyuşturucu olduğunu biliyorum. Bu gençleri uyuşturucuya sevk eden, bunları satan insanların kökünün kurumasını istiyorum ki hiç bir annenin yüreği benim gibi yanmasın” diye konuştu.
“Oğlum avukat olacaktı”
Kenan Efe’nin hayalinin avukatlık olduğunu söyleyen acılı anne Gülçin Ergier, “Benim evladım 17 yaşındaydı ve hukuk okumak istiyordu. Avukat olacaktı. Bu vatana, millete avukat olacaktı. O suçla mücadele edecekken, şimdi suçlular onu bu hale getirdi. Tek isteğim, kim bu olayda suçluysa Allah uykularını kaçırsın. Bir de gören, şahit olan kimse gelip bir ifade de olsa, ufacık bir bilgi de olsa versinler ve olay aydınlığa kavuşsun” açıklamasında bulundu. – İZMİR
]]>CHP ve DEM Parti arasındaki bayramlaşmada, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından Hatay ve Van’da yaşanan gelişmeler konuşuldu. DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Vezir Coşkun Parlak, “Türkiye halkları kayyum rejimine, kötü gidişata ‘dur’ dedi. Van’da da bunu gördük birlikte olunca durdurabiliyoruz” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ise “Biz Hatay için bir heyet kuracağız ve oradaki belediyenin çalışmalarını adeta ensesinde nefes alırcasına yakından takip edeceğiz” dedi.
Ramazan Bayramı dolayısıyla siyasi partiler arasında bayramlaşma ziyaretleri yapılıyor. DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak başkanlığındaki Genel Başkan Yardımcısı Canan Çalağan ve PM üyesi Fatma Koçyiğit’ten oluşan DEM Parti heyeti, sabah saatlerinde CHP’yi ziyaret etti.
DEM Parti heyetini, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka başkanlığında Ankara Milletvekili ve Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Aliye Timisi Ersever, PM Üyesi M.Alkım Deniz Aslanı ile Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Onur Topkül’den oluşan heyet karşıladı.
“İLK BAYRAMI 31 MART’TA YAŞADIK”
“Yerel seçimlerden sonra bayram sevincini başka bir duyguyla yaşıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Nazlıaka, “Ama hala açlık yoksullukla, yoksunlukla mücadele eden yurttaşlarımızla duygudaşlık içinde onların sorunlarını da sorun ederek geçiriyoruz bayramı. Bu sorunların hep birlikte çözüme ulaşması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu bayram adaletin, huzurun, barışın, kardeşliğin egemen olduğu sürecin başlangıcı olsun” dedi.
“Güzel bir bahar yaşıyoruz. İlk bayramı 31 Mart’ta yaşadık” diyen DEM Partili Parlak ise “Bu ikinci bayramımız oldu Türkiye halkları kayyum rejimine, kötü gidişata ‘dur’ dedi. Van’da da bunu gördük, birlikte ses çıkarınca bu iktidarı, yürüttüğü kabul edilmez politikaları durdurabiliyoruz. Van’da gösterdiğimiz tutumu Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yargılandığı Kobani davasında da göstermemiz gerekiyor. Umarım cezaevlerindeki bu ağır tecrit koşulları da son bulur. Türkiye halklarının gözleri bizim üzerimizde. Kürt sorununun demokratik yollarla çözümünü önüne koymayan bir iktidarın bu ülkeyi yönetme şansının kalmadığını tecrübe ettik” dedi.
“HER TÜRLÜ KAYYUM SİSTEMİNİN ÖNÜNDE DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Van’da antidemokratik bir süreç yaşandığının altını çizen Nazlıaka ise şunları söyledi:
“Olmaması gereken bir uygulamadan dönüldü. Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunun kurulmaya çalışıldığı, kayyum sisteminin olağanlaşmaya çalıştırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Bizler de Hatay’da benzer bir süreç yaşadık. Seçimin iptal edilmesi konusunda net bir tavır sergiledik. Ne yazık ki karar seçim iptali yönünde çıkmadı. Bundan sonra her türlü kayyum sisteminin karşısında durmaya devam edeceğiz.
“HATAY’DAKİ BELEDİYELERİN ÇALIŞMALARINI ADETA ENSESİNDE NEFES ALIRCASINA YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ”
Hatay’da çok büyük acılar yaşandı hala da yaşanıyor. Bire bir bu acılara şahitlik ettim. Orada canlarımız göz göre göre katledildi. Hatay’da hala yurttaşlarımızın bir kısmı konteynerde bir kısmı çadırda yaşıyor. Can güvenlikleri yok. Barınma ihtiyaçları karşılanmış değil. En temel besin ihtiyaçları sorunu giderilmiş değil. Kadınlar, çocuklar, engelliler ve yaşlılar çok ciddi sorun yaşıyor. Bakım yükü de kadınlarda olduğu için daha fazla zorlanıyorlar. Biz Hatay için bir heyet kuracağız ve oradaki belediyenin çalışmalarını adeta ensesinde nefes alırcasına yakın bir şekilde takip edeceğiz. Her türlü yanlışa yanlış diyeceğiz, gerekli uyarılarda bulunacağız. Hatay halkının iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Çünkü burada bir irade gasbı olduğunu düşünüyoruz. Hukukun üstünlüğünün olduğu günleri de hep birlikte mücadeleyle inşa edeceğimize yürekten inanıyorum.”
Parlak da “Depremde katlettikleri yetmezmiş gibi yaşamını kaybedenlerin oylarını bile kullanıyorlar. Aldıkları birçok yerde de Hakkari’de, Şırnak’ta, Ağrı’da, Kars’ta taşıma seçmenle aldılar. Çok da kabul edilebilir bir şey değil. Orada yaşamayanlar gidiyor, oy kullanıyor ve orada belediye başkanını belirliyor. Belediye başkanı, orada yaşamayanların oyuyla seçilmiş oluyor” dedi.
Aylin Nazlıaka ise “Ölülere oy kullandırma kültürünün geçmişte kimler tarafından gerçekleştirildiğini de unutmadık tabi” ifadesini kullandı.
]]>
Bakan Bayraktar, Erzincan Belediyesi tarafından belediye binasında düzenlenen toplu bayramlaşma programına katıldı.
Kentteki protokol üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelen Bayraktar, programa katılanların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, 13 Şubat’ta İliç’te meydana gelen maden kazasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçtiğini hatırlattı.
O günden itibaren Erzincan’da, İliç’te olduğunu ifade eden Bayraktar, “İliç’te madenci kardeşlerimizi bulmakla alakalı ilk günden itibaren devlet olarak bütün imkanlarımızı seferber ettik. Oradaki ailelerle bir arada olduk. İnşallah bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
İliç’te bayramlaşma programına katılıp çalışmaları yerinde takip ettikten sonra yarın Şırnak’a gideceğini anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Gabar’da Türkiye’nin en kaliteli ve en yüksek miktardaki petrolünü üretiyoruz. Dolayısıyla hem orada yapılan çalışmaları yerinde inceleyeceğiz hem de yine orada vatandaşlarımızla bayramlaşacağız. 13 Şubat’ta maalesef acı bir kaza haberiyle uyandık, Erzincan’a geldik. Çok büyük bir gayret var. Devlet bütün imkanlarıyla ilk dakikadan itibaren olay yerindeydi. Başta valimiz, ilgili bütün arkadaşlarımız, vekillerimiz oradalardı. Bizler de hemen olayın arkasından olay yerine intikal ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi bu konuyu çok yakinen takip etmemizi talimatlandırdı. Ailelerle birebir ilgilenmemizi özellikle talimatlandırdı ve biz adeta orada onlarla büyük bir aile olduk.”
“Müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz”
Erzincan’ın kendileri için çok önemli bir şehir olduğuna işaret eden Bayraktar, “Erzincan, enerjide, madende çok kıymetli kaynakları olan bir şehir. Dolayısıyla biz inşallah önümüzdeki dönemde buraya daha çok istihdam getirecek, buraya daha çok iş imkanı getirecek çalışmaları da benim bakanlığım adına yapacağımızı ifade etmek istiyorum.” dedi.
Bakan Bayraktar, 31 Mart seçimlerinin geride kaldığını hatırlatarak, “Belediye başkanımız bir kez daha sizlerin teveccühüyle ve oylarıyla bir dönem daha belediye başkanlığı yetkisini aldı. Biz daha önce de kendisiyle görüşüyorduk. İnşallah yeni dönemde onun projelerine biz de destek olacağız. Bu destekle beraber o da can Erzincan’ı daha güzel, daha iyi bir şehir haline getirmek için gece gündüz gayret edecek. Biz de ona destek olmaya devam edeceğiz ve hep birlikte el birliğiyle daha güzel, daha yaşanabilir, daha müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İnşallah yarın üretimde bir rekor kıracağız”
Bayramların müstesna, insanların bir, beraber ve kardeş olduğunu hatırlatan günler olduğuna işaret eden Bayraktar, müstesna günde vatandaşla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Türkiye’nin önümüzdeki süreçte çok daha güzel ve güçlü bir ülke olacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bizler Türkiye’nin enerjide bağımsızlığını sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin petrolde ve doğal gazda dışa bağımlılığını bitirmek için Karadeniz’de denizin ortasında Sakarya gaz sahasından Türkiye bugün kendi doğal gazını üreten bir ülke oldu. Bir dönem adı terörle anılan, girilemez denilen Gabar, çok şükür bugün petrolle anılıyor. Artık orası çok daha güvenli ve biz orada Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyoruz. İnşallah yarın (Gabar) üretimde bir rekor kıracağız. Bunu da inşallah oradan bütün milletimizle paylaşmış oluruz. Dolayısıyla Türkiye her alanda bu yeniliklerle yoluna kararlılıkla devam ediyor.”
Bakan Bayraktar, konuşmasının ardından yeniden belediye başkanı seçilen Bekir Aksun’u makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundu.
Bayramlaşma programına, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 3. Ordu Komutanı Korgeneral Veli Tarakcı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Ramazan Bayramı namazını Büyük Çamlıca Camii’nde kılan Bakan Tunç, cemaatle bayramlaşmasının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Bayramların, kırgınlıkların, dargınlıkların ve küskünlüklerin giderildiği günler olduğunu dile getiren Tunç, Filistin ve Gazze’de İsrail’in saldırıları nedeniyle buruk bir bayram geçirdiklerini kaydetti.
Tunç, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarında 37 binden fazla Filistinlinin şehit edildiğini ve orada bir insanlık suçu işlendiğini anlatarak, Filistin’e karşı yapılan saldırganlıklara karşı dünyanın ve uluslararası sistemin de çare olamadığını gördüklerini vurguladı.
İsrail’in bir asırdır Filistin’e karşı işgal politikası uyguladığını belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Bir asırdır Birleşmiş Milletlerin ve diğer uluslararası kuruluşların kararlarının hiçbirine bugüne kadar uymayan bir devlet söz konusu. 7 Ekim’den bu yana özellikle Gazze’de yoğun saldırılar karşısında dünyanın oradaki akan kanı durdurma noktasında uluslararası sistemin de çaresiz kaldığını hep beraber üzülerek gördük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir ateşkes kararı alındı. Ancak alınan karar uygulanmadı. Yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin birkaç kez gündemine gelen bu saldırıların durdurulmasıyla ilgili önergeler hep Amerika Birleşik Devletleri’nin ret oyuyla karşı karşıya kaldı. İnsani yardım önergelerinin bile Güvenlik Konseyinde reddedildiğini gördük.”
Tunç, Uluslararası Ceza Mahkemesinin 2019’da ve 7 Ekim’den sonra yapılan insanlık suçu ile soykırım suçunu işleyenlerle ilgili başlattığı soruşturmanın henüz bir davaya dönüşmediğini dile getirerek, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin savcılık makamının etkisizliğini hep beraber gördük. İsrail soykırım suçu nedeniyle Uluslararası Adalet Divanına götürüldü. Türkiye’nin beyanda bulunduğu divanda tedbir kararı verildi. Bu tedbir kararında da maalesef gerek ateşkes gerek insani yardımlarla ilgili önemli hususlar var. Maalesef İsrail bunlara da uymadı.” diye konuştu.
“Filistin Bağımsız Devleti kurulmadığı müddetçe bu sorunlar devam edecek”
İsrail’e devlet demenin mümkün olmadığını, bir örgüt gibi hareket ettiğini vurgulayan Tunç, şöyle konuştu:
“Cumhurbaşkanımız meydana gelen olaylarda büyük bir diplomasi çalışması sergiledi. Bölge liderleriyle yoğun görüşmeler gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığımızın sürdürdüğü diplomatik çalışmalar var. Orada ateşkesin sağlanmasıyla ilgili çalışmaları yoğun bir şekilde sürdüren ve başından beri Filistin davasını savunan bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanımız her platforma Filistin’in hakkını ve maruz kaldığı insanlık suçlarını ifşa eden bir lider. Oradaki kesin ve kalıcı çözümün Türkiye olarak hep 67 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini söylüyoruz. Orada Filistin Bağımsız Devleti kurulmadığı müddetçe bu sorunlar devam edecek.”
Tunç, Türkiye’nin Filistin’e insani yardım noktasında en fazla ilgi gösteren ülke olduğunu, 11 insanı yadım gemisinin Filistinlilere ulaştırıldığını ve bunun sürdürüleceğini dile getirdi.
Filistinlilerin yanında olmaya, onların bir devlet kurmasını her platforma savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Tunç, “Orada bir soykırım sucu işleniyor. Bu Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararıyla da tescillenmiş durumda. Tedbir kararının özelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde de takip edilerek o kararları uygulanmasının sağlanması gerekir. Orada bir an önce ateşkesin sağlanması, çocuk, kadın ve sivil katliamlarının önlenmesi noktasındaki çabalarımızı da sürdüreceğiz. Türkiye’nin gayreti Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam edecek.” ifadelerini kullandı.
]]>SEÇİM GECESİ YAPTIĞI PAYLAŞIM SORULDU
Katıldığı canlı yayında 31 Mart gecesi Gaziosmanpaşa ilçesinden yaptığı “Gece 04:00, Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu.. Ne hak yeriz, ne de hakkımızı yediririz!” paylaşımı sorulan CHP’li Gökhan Günaydın, “Bu fotoğraf o kadar anlamlı ki, İstanbul’da 39 ilçe var, milletvekillerimizin tamamını, milletvekili olmayan Parti Meclisi üyelerimizi ilçelerin tamamına dağıttık ama yetmedi. Geçmişte milletvekilliği yapmış arkadaşlarımız var, en son kurultayda birisi ‘A’yı, birisi ‘B’yi desteklemiş, hepsine ayrı ayrı telefon ettim beni reddeden bir kişi olmadı” dedi.
“O HALDE BENİM BUNU ENGELLEMEM LAZIM”
1000 oy farkla CHP’nin önde olduğunu belirten Günaydın, şunları söyledi; “Gaziosmanpaşa’da kim vardı, Namık Tan. Bizim Washington Büyükelçimizdi. Namık Bey’e dedim ki, ‘Gaziosmanpaşa’ya gider misiniz’, ‘Ne demek, memnuniyetle giderim’ dedi. Biz niye oraya gitme ihtiyacı duyduk? Sabah saat 04.00, 1000 oy farkla Gaziosmanpaşa’yı aldık, AK Parti itiraz ediyor, sandıklar yeniden sayılıyor. Burada gördüğünüz torbalar, bazıları hala geliyor salona, bazıları ise yeniden sayım için ayrılıyor. Hem buralara nezaret etmeliyiz hem de o torbalara kirli ellerin uzanıp da oyları değiştirmesine engel olmalıyız. Biz bunların tamamının ıslak imzalı tutanaklarını almışız, tamamını taramışız, dijital ortama aktarmışız. Artık orada hiç kimse üç kağıtçılık yapamaz. Geriye bir tek şey kalıyor. İtirazla o torbaların içindeki oyları değiştirirlerse, itirazla yapılan tutanaklarda bu sonuçlar değiştirilebilir. O halde benim bunu engellemem lazım.”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın.SOYLU’DAN KADIN HAKİME SERT ÇIKIŞ
AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu’na geldiğini ve kuruldaki hakimle görüştüğünü iddia eden Günaydın, “Üstelik de oraya sabık İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bizden 1 saat evvel gitmiş. Biraz önce araçsallaştırılmış yargıyı, hakimi ve savcıyı eleştirdim ya, orada da bir arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Kendisini tanımam. Bir kadın hakim. Odasına giriyor Süleyman Soylu. Hakim, ‘Buyrun’ diyor. Hakime diyor ki, ‘Beni gördüğünüzde niye ayağa kalmadınız?’ Kadın hakim de diyor ki, ‘Çünkü ben hakimim’. Kutlamaya gitsem yanlış anlaşılacak diye kutlamadım. Hakimin yaptığı çok önemli bir şey. Hala Cumhuriyet’in böyle hakimleri var” dedi.
“3 MİLLETVEKİLİMİZ KAPI GİBİ ORADA DURUYORDU”
Soylu’nun seçim kurulunda olduğunu öğrendikten sonra Gaziosmanpaşa’ya gittiklerini ifade eden Gökhan Günaydın, “Biz il başkanlığındaydık, onu duyunca il başkanı Özgür Çelik’le hemen Gaziosmanpaşa’ya gidelim dedik. Oradaki baskıyı görünce milletvekilimiz Ali Gökçek, Pendik’teydi. ‘Rica ediyorum Gaziosmanpaşa’ya geçin’ dedim. Biz oraya ulaştığımızda 3 milletvekilimiz kapı gibi orada duruyordu. Onların yanına 2 milletvekili ve 1 il başkanı daha geldi, hadi çalsınlar bakalım” diye konuştu.
]]>Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, gazeteci Fatih Altaylı’nın konuğu oldu. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Rıza Akpolat, 5 yıl boyunca sosyal ve kültürel anlamda hayata geçirdiği projeleri şöyle özetledi:
“Bir uygulama hazırladık, öğrenci, öğrenci uygulamasıyla, sisteme giriyor. Kendisine en yakın konumdaki anlaşmalı restoranda gidip, ücretsiz olarak yemek yiyor. Şu anda 2000 öğrencimizin yemek ihtiyacını karşılıyoruz. Yaşlı dostu kentler ağına üye olan 6 belediyeden birisiyiz.
“BEŞİKTAŞ 70 KG KADAR YAĞACAK YAĞMURA DİRENÇLİ HALE GELDİ”
Saha Çözüm Hareketinin önemini vurgulamak istiyorum evlere gittiğimizde 70 yaş üstü oldukça fazla, hasta bakıma muhtaç evde yalnız yaşayan komşumuz olduğunu tespit ettik. Gerontomimari çalışmalarına başladık evde yalnız yaşayan bakıma muhtaç komşularımızın evlerinin içindeki fiziki koşulları onların yaşamlarına uygun hale getiriyoruz. Pandemide Barbaros Meydanı, Şair Nedim Caddesi’nde, Nüzhetiye Caddesi’nde Kuruçeşme’de, Bebek’te, Ortaköy’de, Nispetiye Caddesi’nde altyapı çalışmaları gerçekleştirdik. Çırağan, Nispetiye ve Barbaros Bulvarı’nın yaya yollarını kaldırım alanlarını düzenledik. Beşiktaş, 70 kg kadar yağacak yağmurlara karşı dirençli hale getirildi.
“VATANDAŞLARIMIZ AÇTIĞIMIZ SOSYAL TESİSTE 4 TL’YE ÇAY İÇEBİLİYOR”
Semt kart uygulamasını hayata geçirdik. 93 bin 500 haneye dağıttık. Bizim sosyal tesislerimizden yüzde 40-50 indirimli bir şekilde faydalanabilsinler diye. Biz Beşiktaş İskelesi’ne bir sosyal tesis inşaa ettik. Vatandaşlar 4 liraya burada çay içiyorlar ve komşularımızı denizle buluşturmuş olduk. Aynı alanda öğrencilere de orada bir kitap kafe yaptık. Orada ders çalışıyorlar ve söyleşiler de gerçekleştiriyoru. Semt Kartları hanelere dağıtırken ilk aşamada 1228 olan ihtiyaç sahibi hane sayısı 3 bine çıktı. İki kattan fazla arttı ve biz kendimizi 5 bine hazırlıklı hale getirmeye çalışıyoruz.
“KADINLARIMIZIN YANINDAYIZ”
Aşevi şu anda her gün 6 ve 7 bin haneye sıcak yemek hizmeti sağlıyor. İki kısım Beşiktaş var bir kısım Beşiktaş’ta ne yapılıyor diyebilir ama diğer 17-18 mahalle de kent yoksulu durumunda. Kadınlarla ilgili Kadın Dayanışma ve Yaşam Merkezi açtık. Şiddet gören kadınlarımızın da yanındayız ve boşanma aşamasındaki kadınların hukuki süreçlerini yönetiyoruz.
Beşiktaş’ta geleceğe dair adımlar atıyoruz. ‘Semtini Yaşat’ diye bir proje başlattık. Amacımız Arnavutköy ve Bebek’in ana caddelerinde bir eğlence kültürü var ama şimdi ara sokaklara da nüfuz etmiş durumda. Bunlarla ilgili geleceğe dönük adımlar attık meclis kararı aldık ve krokileri iptal ettik. Ana cadde de bu eğlence noktalarını bıraktık ama ara sokaklara girmesini engelledik.
Şimdi cephe rehabilitelerini yapacağız ve orada 60-70 senedir yaşayan vatandaşların da huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlayacağız.
“DİKİLİTAŞ’TA YAŞAM VE SPOR MERKEZİ AÇIYORUZ”
Kentsel tasarım projemizi hayata geçireceğiz. Çarşı’nın içerisindeki klimaları, tabelaları, yaya ve engelli geçiş alanlarını planlayacağız. Beşiktaş Cumartesi Pazarı’nın bir plan sorunu vardı ve bu sorun çözüldü. İBB Meclisi’nden geçti ve Şişli Belediyesi Meclisi’ne yollandı ve oradan da geçecek. Orada sekiz katlı bir otopark ve modern bir pazar alanını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Şişli Belediyemiz iş birliği ile hayata geçireceğiz. Dikilitaş’ta Yaşam ve Spor Merkezi açıyoruz. Orada olimpik bir havuz, bir kreş ve yine bir sosyal tesis olacak. 65 yaş üstüne bir fitness salonu, bir kütüphane hazırlığımız var. 1-1.5 sene içerisinde bu alanı da bitireceğiz.”
]]>Kendisini gasp eden zanlıları yakalattı, çalınan eşyaları için hukuk mücadelesi veriyor
ZONGULDAK – Zonguldak’ta yaşayan Melih Bektaş, 5 ay önce polislik mesleğini bırakarak dünya turuna çıktı. 12 ülke gezen Bektaş, Malezya’da bıçaklı gaspa uğradı. Tapınakta 13 saat rehin tutulan gencin, kamera, dron, ehliyet ve pasaportunu çalan zanlılar, bankadan da 62 bin lirasını aldı. Malezya Polisi ile zanlılardan 2’sini yakalatan Bektaş, başlattığı hukuk mücadelesini sürdürüyor.
31 yaşındaki Melih Bektaş, dünyayı gezmek için 10 yıl boyunca görev yaptığı polislik mesleğinden 5 ay önce istifa etti. Dünya turuna çıkan Bektaş, bir taraftan da sosyal medyada içerik üretmeye başladı. Türkiye’de bulunduğu zamanda birçok gezgini evinde ağırlayan Bektaş, Güney Amerika ziyaretinin ardından Asya kıtasına ziyaretler gerçekleştirdi.
Hindistan, Sri Lanka ülkelerinin ardından Malezya’ya geçen Bektaş, burada otostop çekerek yoluna devam etmek istedi. Kendisini görünce duran bir kişinin “Gideceğin yere kadar bırakırım” demesiyle aracına binen Bektaş, “On dakika arkadaşıma uğrayıp para alacağım” diyerek gittikleri yerde çetenin bulunduğu bölgeye geldiklerini fark ettiğini anlattı.
Polislik mesleğinin tecrübesiyle arkadaşına konum attı
Etrafını saran kişilerin “Kaçma; seni öldürürüz” diye tehditlerde bulunduğunu anlatan Melih Bektaş; “Beş ay önce istifa ettim. Asya’yı gezmeye başladım ve Asya kıtasındaki ülkeleri gezmek için yola çıktım. İlk durağım Hindistan’dı, Hindistan’dan sonra, Sri Lanka’dan Malezya’ya geçtim. Malezya’da da üçüncü günümde başıma böyle bir olay geldi. Orada kaçırıldım, gasp edildim. Ben uzun süredir gittiğim ülkelerde de otostopla seyahat ediyorum. Yine çok merkezi bir yerde bu hızlı geçiş işlemlerin altında kameraların olduğu bir yerde bir otostop çektim. Bir şahıs durdu. Arabanın içerisinde bir şahıs vardı. ve şahıs beni gideceğim yere kadar bırakacağını söyledi. Çok otostop çektiğim için herhangi bir şüphe görmedim durumda. Sonra sadece yolda giderken on dakika arkadaşına uğramak istediğini, ondan para alacağını söyledi. Oraya gittiğimizde de artık zaten örgüt içerisindeydim. Beni gasp eden bir tane uyuşturucu karteli ve yanında bulunan beş kişi vardı. Bunlar beş kişiydi. Etrafımda, başımda bekleyenler vardı. ‘Kaçma. Bak seni öldürürüz’ diyen bazı insanlar vardı. Orada beni gasp ettiler, bıçakla gasp ettiler bu arada. Elimdeki bütün malzemeleri zorla aldılar. Olayı anladığım esnada artık tamam. Melih yani on yıllık mesleğin verdiği tecrübeyle de. Arkadaşıma konum atmıştım. Zaten o da son konum oldu” dedi.
Malezya’da polislik yapıp zanlılardan ikisini yakalattı
Önce bir süre Hindu tapınağında tutulduğunu, burada ensesinden bıçaklandığını, başında bıçak bilendiğini anlatan Bektaş, çetenin elinden kurtulduktan sonra Malezya Polisi ile birlikte polislik yapıp zanlılardan ikisini yakalattığını anlattı.
Havanın aydınlanmasının ardından gözleri ve elleri bağlı şekilde ıssız bir yere bırakıldığını, ellerini çözdükten sonra çantasına baktığında kamera, dron, ehliyet ve pasaportunun olmadığını gören Melih Bektaş, yoldan geçen araçları durdurmaya çalıştığını anlattı.
Kendisini görünce yavaşlayan bir motosiklet sürücüsünün telefonuyla Türkiye Büyükelçiliğini aradığını söyleyen Bektaş şöyle devam etti:
“Havanın aydınlanmasını beklediler. Yani on üç saat. Neden on üç saat derseniz eğer, artık beni bıraktıkları zaman artık yavaş yavaş hava aydınlanma aşamasına gelmişti. Issız bir yerde bıraktılar beni. ve ellerim, gözlerim bağlı bir şekildeydi. Ben zaten indikten sonra direkt gözümü açtım. Zaten telefon kablosuyla bağladılar bu arada elimi. Biraz boşluk bırakmıştım. Ondan rahat bir şekilde kurtulup çantamı kontrol ettim. Baktım çantada zaten pasaport falan hiçbir şey yok. Ondan sonra araç durdurmaya çalıştım. Bulunduğum yerde tek tük nadir araçlar geçiyor ve araçlar durmuyorlar korktukları için. Orada da en son bir motosiklet yavaşladı. Yavaşladığını gördüm. Üzerine önüne doğru geçip ellerimi açınca artık orada durdu ve dedim ki lütfen polisi ara. Çünkü baldırım kanıyor. Ensemde, boynumda kan lekesi var. Dedim ki soyuldum, gasp edildim, bıçaklandım, polisi ara. Bir yandan da orada çocuğun telefonundan büyükelçiliğin acil numaraları var. O numarayı bulup oradan büyükelçiliğe telefon ettim.”
Samuray kılıcı ile başında bekleyen zanlıların, kendisine ait banka kartlarıyla ATM’den para çektiğini de anlatan Bektaş, Malezya Polisi’ne yaptığı ihbar sonrası tapınağın bulunduğu bölgede iki zanlıyı yakalattığını söyledi.
İki haftalık soruşturma sürecinden sonra arkadaşlarının yardımıyla uçak bileti alarak Türkiye’ye gelen Bektaş, başlattığı hukuk mücadelesini sürdürüyor. Bektaş, “Polislerle önce konuma gittik. Konumda orada bir tane şahıs. Onu yakaladılar. Tapınakta. Hemen bir şahsı gördük. O şahıs da benim başımda bekleyen dediğim gibi bana saldırmayın. Ama benim başımda nöbet bekleyen, kaçmayın etmeyeyim diye. Bekleyen bir şahıstı. Ben orada olay olduktan sonra beş altı gün boyunca kaldım. Yani uçak biletini arkadaşlarım aldı. O süreyi bekliyordum. ve buraya geldim. Ben telefonla oradaki polislerin WhatsApp telefon numarasını aldım. Telefonla iletişime geçmeye çalışıyorum. Açmıyorlar. Yoğun olduklarını söylüyorlar. ve bu arada onlar bana diyorlardı sana ulaşabilir miyiz filan diye. Şu anda ben burada avukat tuttum. Kendi imkanlarımla iletişime geçmeye çalışıyorum. İçerik ürettiğim için enstrümanım, laptop, telefonum, pasaportum, kimlik kartlarım. Sürücü belgemi aldılar. Aslında avukat tutma sebebi de bir devlet bankasındaki hesabımdan 62 bin lira çekildi. Zarara uğradık. İstediğimiz şey tek adaletin tecelli etmesi, kanunun yürümesi. Bunun için de yetkililere sesimizi duyurmaya çalıştık. Hala bu mücadelem devam ediyor. Çünkü hala mağduriyetim devam ediyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bir pasaporta sahibiz ve gittiğimiz yerlerde de başımıza böyle bir olay gelebilir. Umarım kimsenin başına gelmez. Umarım kanun işler ve bu şahıslar bulunur. Malzemelerim bulunur” dedi.
Dünyayı gezmeyi sevdiğini, tanıştığı insanlarla kültür alışverişi yaptığını söyleyen Bektaş, gezilerine devam edeceğini sözlerine ekledi.
]]>Katıldığı A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurum, seçmenlerin bir belediye başkanından şehriyle ilgilenmesini, zor anlarında yanlarında olmasını beklediğini söyledi.
Kurum, afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar ve afetzedelerle iletişimine dair video klibin izletilmesinin ardından “Sahada karar verip uygulama yaptık, yerinde. ‘Bir bakalım, edelim, bir gidelim, çalışalım.’ yok, orada karar verdik, orada hemen işler başladı.” diye konuştu.
Elazığ depreminde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bölgeye yaptığı ziyaretin hatırlatılması üzerine Kurum, “Biz sahada çalışıyorduk, ‘CHP’li belediye başkanı geldi.’ dediler. Anladığım kadarıyla birkaç fotoğraf çektiler sonra oradan Erzurum’du galiba, kayağa gittiler. Biz de vatandaşımıza sözlerimizi tutmak için sahada günlerce çalıştık. Elazığ’da 40 günün üzerinde kaldım, neredeyse bütün Elazığ, havalimanında bizi uğurladı. O anı hiç unutamam. Hani ‘Niye Kara Murat oldunuz? Onun için olduk.” ifadelerini kullandı.
Kurum, İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirileriyle ilgili de şöyle konuştu:
“Ben bütün bakanlarımızla beraber çalıştım, o bakanlarımızın bugün benimle birlikte düşüncelerini kamuoyuyla paylaşmasından niye rahatsız oluyorsun? Çalışmış, o da görmüş, gördüğünü anlatıyor, farklı bir şey yapmıyor. Sen 14-28 Mayıs’ta masa etrafında oturuyordun. Ne diyorlardı? ‘Birlikten güç doğar. Birlikte yol yürüyeceğiz.’ 6 genel başkan, cumhurbaşkanı yardımcısı birkaç tane. O gün 6-7 kişi yanında varken bir sıkıntı yoktu, şimdi yalnızsan eğer dönüp bir aynaya bak. Seni İstanbul’a belediye başkanı yapan genel başkan yardımcını, genel başkanını gittin sırtından hançerledin. ‘Ablam, ablam’ dediği Sayın Meral Akşener’i yolda görse başka tarafa gitmeye çalışır. Masanın etrafında kimse kalmamış, niye? Çünkü sen uyumsuz bir insansın, kimseyle anlaşmıyorsun, kimseyle beraber hareket etmiyorsun ve kendini Kaf Dağı’nda görüyorsun ama millet seni orada görmüyor.”
Kurum, bugün düzenlenen ve ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına dikkati çekerek projelerinin detaylarını anlattı.
İmamoğlu’nun İstanbul’un bütçesiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Nasıl almamış, nereye gidiyor o zaman para? Ben Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’ydım, bizzat biz gönderiyoruz İller Bankası’ndan. Günümüzde en fazla payı alan belediyedir İstanbul nüfusu, büyüklüğü itibarıyla ve gününde ödenir. Biz 2018’e oranla tam 5 kat arttırmışız, 18 milyar lira gidiyormuş o zaman şimdi 5 kat artmış ve 96 milyar gidiyor, 5’ten de fazla. 104 milyar bütçesi varmış 2023’te, bunun yüzde 92’si devletten geldi.” ifadelerini kullandı.
Sandık güvenliği vurgusu
Kurum, çeşitli anketlerle ilgili, “Onlar Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ‘Kazandık, aramızda kalsın öndeyiz, kazanıyoruz.’ dediler. Bunu pazar günü de yapacaklar. Buradan milletimize, sandık görevlilerine duyurmak istiyorum; aynı polemiği, aynı senaryoyu pazar akşamı yine izleyeceğiz. O yüzden sandık görevlilerimiz seçim kurullarına mühürlü o sandık sonuçlarını teslim edene kadar aman rehavete kapılmayalım, sandıklarımızı terk etmeyelim çünkü aynı oyunu yine yapacaklar. Yine ‘Öndeyiz.’ diyecekler, aynısını biliyorsunuz mayıs seçimlerinde de yaptılar, ne oldu? İşin sonunda yine biz galip geldik ve 31 Mart akşamı biz kazanacağız.” diye konuştu.
Yeniden Refah Partili seçmenlere de seslenen Kurum, şu ifadeleri kullandı:
“Yeniden Refah Partisi seçmenimizle biz Cumhur İttifakı içinde mayıs seçimlerinde beraberdik. Gönül isterdi ki bugün de aynı beraberliği yaşayalım. Aslında Yeniden Refah Partili seçmenimiz CHP’li belediyecilik anlayışını en iyi bilen seçmendir. Rahmetli Hoca’mızın bu ülkenin büyümesi, kalkınması, gelişmesi, yerli ve milli sanayisi adına hayalleri vardı. 22 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı’mız bu hayalleri gerçekleştirmek için ekibiyle mücadele etti. Bugün tankımız, topumuz, insansız hava aracımız, Baykarlarımız, Bayraktarlarımız, Akıncılarımız, SİHA’larımız varsa, Kızılelma’mız yoldaysa eğer, o hayalleri gerçekleştirmek için verilen mücadele sayesindedir. Ayasofya eğer prangalarından kurtulduysa, orada ezanlar artık sonsuza dek yankılanıyorsa, o iradenin yansıtılmasıyla olmuştur. Filistin’deki, Kudüs’teki zulme karşı bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mız tüm dünyaya meydan okuyorsa eğer yine bu anlayışın tezahürüdür. Şimdi Çamlıca Camisi baktığınızda Ayasofya’yı selamlıyor, Levent Barbaros Cami’miz orada, medeniyetimizin bize bıraktığı eserler bugün yenilenmiş haliyle İstanbul’a hizmet ediyor.”
“Yeniden Refah Partisi AK Parti’ye kaybettirmek, CHP’ye kazandırmak için çalışıyor.” denildiğinin aktarılması üzerine Kurum, “Ben seçmenimizin böyle bir hataya düşeceğini açıkçası düşünmüyorum, ihtimal bile vermiyorum. Yeniden Refah Partili kardeşlerimiz sandığa gittiklerinde oylarının CHP zihniyetine mi fayda sağlayacağını yoksa bu az önce anlattığım hayallerin gerçekleştirilmesi adına mücadele edenlere mi destek verilmesi gerektiğini bilen, seçmendir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, DEM Partisi seçmenine mesajının sorulması üzerine de şunları söyledi:
“Biz 16 milyon İstanbul’un oyuna talibiz ve 16 milyona eşit hizmet götüreceğiz, bu anlayışla çalışacağız. Onlar orada hangi uzlaşı adı altında iş yürütürse yürütsün seçmenin de bir feraseti, bir kararı var. O kararı sandıkta net şekilde yansıtacaktır. ya iş yapana verecektir ya da kendi ideolojisi, tabanı üzerinde tercihini kullanacaktır. Öbür tarafa verdiğinde kullanılmış bir oyun onlara faydası olmayacağını net şekilde biliyor, bunu daha önce de denediler. Yedili masada varlardı, ne oldu? Bugün hepsi birbirine düştü. Şimdi ‘Tek başınayım.’ diyor, niye tek başınasın? Bir dön aynaya bak. Millete söz verdin, sözleri tutmadın. Milleti kandırdın, milletin aklıyla alay ettiniz. Artık seçmenimiz kandırılmak istemiyor. Hizmet istiyor, eser istiyor, İstanbul’da huzurla yaşamak istiyor.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küçükçekmece’de AK Partinin seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek vatandaşlara hitap etti. Bakan Uraloğlu’na partilerin ilçe başkanları eşlik etti. Bakan Uraloğlu, burada vatandaşların sorduğu sorulara yanıt verdi. Ardından esnaf ziyaretin bulundu.
Programda vatandaşlara konuşan Bakan Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın İstanbul’da birçok devam eden ve yaptığı işler var. İstanbul’da iki tane boğaz köprüsü var. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki günlük trafik aşağı yukarı 250 bin civarında. Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde yaklaşık 200 bin, bunlar neredeyse tamamen şehir içerisinde hitap eden. Bakın şurada Avrasya Tüneli var. Aşağı yukarı 80 bin bir trafikte orada var günlük. Yine Marmaray var, aşağı yukarı günde 290-300 sefer yapılıyor orada. Orada da aşağı yukarı 650 bin civarında İstanbullumuza, vatandaşımıza hizmet ediyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde günlük geçen araç miktarı 150 bin değerli kardeşlerim. Yüz elli bin ile büyük bir bölümü ağır taşıt trafiği. Ulaşım adına bizim yaptığımız. İstanbul Havalimanı Avrupa’nın en büyük dünyada da altıncı sırada. Geçen sene oradan sadece taşınan yolcu miktarı 78 milyonu geçti. Neredeyse Türkiye nüfusu kadar oradan yolcu taşıdık” dedi.
“Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık”
İstanbul’da bu yıl içinde 4 tane metro açtıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık. En sonunda havalimanı Arnavutköy arasındaki metro metroyu 14 kilometre olarak açtık. Geri kalan oradan başlayıp Halkalı’ya kadar inecek olan 17,5 kilometrelik metro inşaatımızla da çalışmalar devam ediyor. O Küçükçekmece’ye İnşallah hizmet etmiş olacak. Ne zaman açacağız? Muhtemelen önümüzdeki senenin bugünlerine kalmadan İnşallah onu da açmış olacağız ve o anlamda da İstanbul’un trafiğine ciddi bir katkı sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak” diyen Uraloğlu şunları kaydetti:
“Başkan adayımızı tercih etmedi diye biz İstanbul’u cezalandırabilir miyiz? Asla cezalandıramayız. Öyle de yapmadık. Biz atılmış olan temellerin yerini hafriyatla doldurma merasimleri de yapmadık. Siz şimdi biz beş yılda eğer bu belediye gerçekten AK Parti belediyeciliği, Cumhur İttifakı alışmış olsaydı ya da devam etmiş olsaydı şu metroların büyük bir çoğunluğunu bitirirdik. Onlar bugün tartışılıyor olmazdı. Biz 400 kilometre metro ağını geçmiş olurduk. Şimdi 600-700’lere çok başlamış olurduk. Ha hedefimiz bir miktar zaman kaybettik ama önümüzde fırsatımız var. İnşallah biz beş artı beş, on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak. İstanbul’un trafiğini sizin her bireyin ortalama 65 dakika, altmış dört dakika trafikte geçiriyor. Bazılarının bir saat, dört saattir. Bu zamanı inşallah bunları bitirdiğimizde 30 dakikalar, 35 dakikalara en fazla 40 dakikalara düşürmüş olacağız.” – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı’nı ziyaret etti. Murat Kurum’u ziyaretinde Vakıf Başkanı Halil Baykal, Cumhur İttifakı Avcılar Belediye Başkan Adayı Abdullah Küçükoğlu ve muhtarlar karşıladı.
“İmar hakkı siyasi bir malzeme olamaz”
Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı’na teşekkür ederek konuşmasına başlayan Kurum, “Bugün bizimle beraber kıymetli milletvekillerimiz aramızdalar hem de bir önceki dönem vekilliğimizi yapmış arkadaşlarımız buradalar. Yine dostluğuna arkadaşlığına inandığımız belediye başkanıyken de uyum içerisinde çalıştığımız Mustafa Değirmenci başkanım, muhtarlarımız buradalar. Kıymetli başkanıma Firuzköy’ün imarı niye çıkmadı diye sorduğumda şunu söyledi; ‘Avcılar Belediyesi’ndeki karmaşa, İBB’nin ilgisizliği sebebiyle alt komisyona ancak getirebildik. Oradan da yeniden mi başlarız, aynı süreci tekrar mı işleteceğiz bunu da bilmiyoruz.’ Yani şu koca 5 yılda aslında İstanbul’da vatandaşlarımızın problemlerinin, sorunlarının çözülmesi adına herhangi bir irade ortaya konmamış. Mustafa Başkanım bizi bilir, biraz da olsun anlattı. Biz bir şey söylüyorsak onu çözmek adına, o iradeyi ortaya koyar, bir söz verdiysek o sözü gerçekleştirmek için de ne pahasına olursa olsun çalışır, çabalar ve onu yaparız. Aslında Avcılar’da Tahtakale bunun en yakın örneğidir. Tahtakale’de de muhtarımız buraya vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda geldiğinde dedik ki; ‘Biz oradaki yetkiyi alıp vatandaşlarımızın mülkiyet problemlerine ilişkin, orada kamu mülkiyetini de işin içine koyarak vatandaşlarımızın kesintilerinin az olması için imar planını yaptık ve vatandaşımızın önünü açtık.’ İmar hakkı siyasi bir malzeme olamaz. Bakın olamaz ama maalesef gelinen süreçte Firuzköy’ün imar hakkına ilişkin bir adım atılmamış, çözülmemiş” dedi.
“Avcılar deprem riski en yüksek ilçelerimizden biri'”
CHP’nin iç çekişmeleri nedeniyle Avcılar’ın ve Firuzköy’ün imar planlarının sekteye uğradığını ifade eden Kurum, “Avcılar deprem riski en yüksek ilçelerimizden biri. Ben Avcılar’a ziyarete gittiğimde orada apartmanda yaşayan kardeşlerimiz, ‘Sayın Bakanım, bizim de binamızı dönüştürün. Biz binamızın dönüşümünü istiyoruz’ dedi. O günkü belediye başkanımız Mustafa Bey’i gerçi sonra aday göstermediler. O da bizden ne talep ettiyse biz o talebi gerçekleştirmek için çalıştık. Görüyoruz ki maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç hesaplaşmaları süreci buraya getirmiş. Onu da bugün anlayabiliyoruz. Çünkü ilçe Belediye Başkanı aday gösterilmiyor. O gün için en başarılı dedikleri ama bugün de her ne hikmetse başarısız olup aday gösterilmeyen bir ilçe Belediye Başkanı. Büyükşehir Belediye Başkanı ayrı, teşkilatı ayrı bir söylemde. Bu çekişme olduğu için sonunda Firuzköy’ün imar planlarının yapılmamasıyla neticelendi. Hep aynı hikaye ve sonuçta hüsran var. Firuzköy’ün imar problemleri çözülmemiş ve bu çözüme ilişkin herhangi bir adım atılmamış. Siz de uygun görürseniz 1 Nisan’da şunun sözünü veriyorum; biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak İlçe Belediyesi Abdullah Başkanımla beraber bu süreci çalışacağız. Şunu da çok net söylüyorum; ilçe öyle demiş, yok şu şunu demiş, bu bunu demiş, hiç umurumda değil. Avcılar Firuzköy ne diyor? Biz buradaki vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü adına hangi kararı almamız gerekirse o kararı alacağız ve o kararı uygulayacağız. Ben bunu hazırsa eğer ilk toplantıda, değilse eğer 3-4 ay içerisinde çözebileceğimizi düşünüyorum. Başlayalım çözülür” şeklinde konuştu.
“Vaadini hatırlamayan adam Avcılar’a, Firuzköy’e nasıl hizmet eder?”
Kurum, “Planlar hazırlandı, hazırlanmadı onu bilmiyorum ama komisyona geldiyse buradaki kardeşlerimizle birlikte bu sorunu çözmek istiyoruz. Sizler de destek verirseniz Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumda buradaki imar planını yaptıktan sonra da buraya geleceğim ve davulla zurnayla inşallah bu planımızı kutlayacağız. Bu sözü veriyorum ve bunu tutabilmemiz için de sizlerin desteği şart. Biz burada siyaset yapmıyoruz değerli arkadaşlar. Parti ayrı bir şey, bizim derdimiz İstanbul. Muhtarlarımıza da söylüyorum; burada vatandaşımıza hizmet edeceğiz. Vatandaşımız bizden ne bekliyorsa, vatandaşımızın istekleri neyse onu yaparız. Sonra siyaset yaparız, sonra bir partiye gönül veririz. Vatandaşımızın sorunu neyse o sorunu çözecek iradeyi göstereceğiz. Onu çözmek için belediye başkanının kapısını çalacağız. Takım tutar gibi burada parti tutamayız. Bu yerel seçim, hizmet seçimi. Burada çocukların geleceğinin seçimi. Vaadini bile hatırlamayan bir belediyeden bahsediyoruz Vaadini hatırlamayan adam Avcılar’a, Firuzköy’e nasıl hizmet eder değerli arkadaşlar? O yüzden şöyle başımızı öne eğip gerçekten bir düşünelim ve bu işlerin yapılması için o çalışmayı, o iradeyi inşallah hep birlikte gösterelim” şeklinde konuştu.
“Bugün çözemiyorsam ertesi gün çözeceğim”
81 ilde yaptığı çalışmalardan söz eden Murat Kurum, “Bizi tanıyanlar bilir; ağzımızdan bir şey söyleniyorsa eğer onu gerçekleştiririz. Her afette de bunu Elazığ’da, Malatya’da yaptık, gidip bakın. Kastamonu’da, Rize’de, Bartın’da seller oldu, orada da yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönettiği yerde onlar bir çivi çakmadı ama biz İzmir’imize sözümüzü tuttuk, orada da yaptık. En son 11 ilimizde deprem oldu; biz yine orada gittik, vatandaşımızla el ele verdik, sorunlarımızı teker teker çözdük. O yüzden biz sizlerle Türkiye Yüzyılı’nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için çalışmak istiyoruz, gayret göstermek istiyoruz ve sizlerin desteğiyle bunu yapabiliriz. Sizlerle birlikte yapabiliriz. Bugün nasıl geldiysem, Büyükşehir Belediye Başkanı koca 5 yılda geldi mi, gitti mi onu bilmiyorum ama siz beni aradığınızda bugün gelemiyorsam ertesi gün geleceğim. Bugün çözemiyorsam ertesi gün çözeceğim. Dolayısıyla biz böyle çalıştık, böyle 81 ilimize hizmet ettik ve sizden de bu manada inşallah beraber yol yürüyeceğimiz, sorunlarımızı da beraber aşacağımız süreçte desteklerinizi istiyoruz” dedi.
“Devletin kaynaklarını, milletin kaynaklarını millete harcayacağız”
Milletin sorunlarını çözmek için çaba harcayacaklarını söyleyen Kurum, “Nasıl kısa zamanda bu işler halloluyormuş bunu da Allah nasip ederse sizlere göstereceğiz. Hep birlikte Avcılar’ımızın, Firuzköy’ümüzün sorunlarını devletin de her türlü desteğini arkamıza alacağız ve çözeceğiz. Yani rezerv alanla ilgili veya orada mülkiyetle alakalı başka problemler de var anladığım kadarıyla. Detayına indiğinizde orada da ben devletim adına bu sözü de veriyorum size. Devletin temsilcisiyiz, devletine İstanbul’da laf yetiştiren olamayız. Devletin kaynaklarını, milletin kaynaklarını millete harcayacağız. Milletin sorunlarını çözmek için harcayacağız, kendi geleceğimiz için değil. O yüzden ilgili bakanlarımız adına da burada yapılması gereken çalışmaya her türlü desteği alacağımızı da burada ifade ediyorum'” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Murat Kurum isminin altına imzamı atarım”
Vakıfta bulunan Avcılar Belediyesi’nin CHP’li eski Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci, Murat Kurum’a Firuzköy’ün imar problemleri ile bilgi verdi. Murat Kurum isminin altına imzasını atacağını belirten Değirmenci, “2007 ya da 2008 yılından tanıyorum sizi ve şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Siz Emlak Konut’ta ve TOKİ’de çok etkin ve önemli görevler yaptınız. İnsan olarak sizi çok iyi tanırım. Murat Kurum isminin altına imzamı atarım. Siyasetle ilgili başka kulvarlarda koşuyoruz ama ben size çok net bir şekilde fikrimi de beyan ediyorum. Beklentiler gerçekten çok yüksek. Bizim beklentilerimiz bu” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>“İstanbul’da ajanslara verilen para, kentsel dönüşüm için ayrılan paranın tam iki katı misli”
TOKAT – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, kentsel dönüşüm alanlarının saha incelemesini yapmak üzere havayolu ile Tokat’a geldi. Bakan Özhaseki, “İstanbul’da ajanslara verilen para, kentsel dönüşüm için ayrılan paranın tam iki katı misli” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, kentte yapılması planlanan kentsel dönüşümle akalı incelemelerde bulunmak üzere havayolu ile Kayseri’den Tokat’a geldi. Bakan Özhaseki’yi havalimanında Vali Numan Hatipoğlu, Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu ve il protokolü karşıladı. Bakan Özhaseki, Vali Numan Hatipoğlu’nun ardından Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından Erenler Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm alanlarında inceleme yapan Özhaseki, Belediye Başkanı Eroğlu’ndan bilgi aldı. Burada gazetecilere açıklama yapan Özhaseki, “Hiç kimse bu ülkede bizimki üçüncü derece, bizimki dördüncü derece bir şey olmaz falan gibi bir hisse kapılmasın. Şu anda ülkemizde beş yüze yakın kırılmamış fay hattı var. Bundan ibret almak lazım. Ders çıkarmak lazım. Her ne yapıyorsak mutlaka bu deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz lazım. Evlerimizi, konutlarımızı, iş yerlerimizi affedersiniz bahçe yaptığımız küçük bir kulübeyi bile, ahırı bile bu deprem riskini bilerek ve görerek ona göre yapmamız gerekiyor. Nihayetinde bizler akıllı insanlarız çok şükür. Her seferinde dizimize vurup ah edecek halimiz yok” dedi.
“Dünyada kentsel dönüşüm harici bir çözüm bulunmadı”
Sıfırdan bir araziye kentsel dönüşümün kolay yapıldığını hatırlatan Bakan Özhaseki, “Eğer sıfırdan boş bir araziye siz orada imar planı yapıp yeni bir şehir kuruyorsanız çok kolay. Zemin etütlerini hesaplarsınız, ona uygun statik hesaplarıyla birlikte mühendislik, mimarlık, projelerinde çok titizlenerek güzel evler yaparsınız. Çok kolay bu. Ama 30 yıl, 40 yıl, 50 yıl, 60 yıl geriye doğru gidildiğinde rastgele yapılmış. Biraz da başımızı sokabilmek amacıyla elimizde ne varsa onunla yetinerek yaptığımız evler için ise tek çözüm var arkadaşlar. Dünyada başka bir çözüm de bulunamadı bu işe. O da kentsel dönüşüm. Kentsel dönüşümün doğru ve hakkıyla yapılabilmesinin tek şartı şu üç grubun bir araya gelmesi. Bir bakanlık iki belediye üç vatandaş. Eğer bu üç grup bir araya geldiğinde uzlaşıyla, anlaşmayla orada yola bakıyorlarsa, önlerine bakıyorlarsa işimiz çok kolay. Değilse işimiz iyice zorlaşıyor” diye konuştu.
“Ajanslar beyefendiyi parlatacaklar”
Kendisinin de belediye başkanlığı yaptığının altını çizen Özhaseki, “Ben nihayetinde 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Ömrüm işte bu hizmetlerle geçti. Yerel yönetimler ve bakanlıkta ilk defa 2019’dan itibaren bir belediyecilik anlayışıyla karşılaştım. Başını İstanbul çekiyor, diğer şehirlerde ayak uyduruyorlar. Ajanslara büyük paralar ayırıyorlar. İstanbul’da ajanslara verilen para, kentsel dönüşüm için ayrılan paranın tam iki katı misli. Ajanslar ne yapacaklar? Beyefendiyi parlatacaklar. Oturacak, alkışlayacaklar, kalkacak, alkışlayacaklar. Tatile gidecek, iş başındaymış gibi gösterecekler. Her taraf kardan tıkanmış olacak. İngiliz büyükelçisi yemek yiyecek. Ama beyefendi iş başında gibi gösterecekler. Parlattıkça parlatacaklar. İstanbul bana dar geliyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı istiyor. Orası da olmaz Cumhurbaşkanlığı. Bunu kim yapıyor? Kim şişiriyor? Bu sosyal medya fenomenler onların tirolleri emin olun” şeklinde konuştu.
“Seçimden sonra 10 bin hanede kentsel dönüşüme başlarız”
Özhaseki, “Tokat’ta da bakanlık olarak şimdiye kadar 26 milyardan fazla para harcadık. Yaptığımız işlerde 1.7 milyarlıkta devam eden işlerimiz var. TOKİ marifetiyle de 5 bin 367 konut yaptık.11 milyara yakın da burada para harcadık. Biraz önce Erenler’deydik. Orada 750 tane konut yıkılacak. Herhalde 2 misli civarında yapılacak. Gıj Gıj Tepe’si altındaki mahalleler baştan sona yıkılacak. 2 bin 725 tane bağımsız binanın yıkılması gerekiyor orada. Riskli gözüküyor. Haç Dağı altındaki mahallelerimizde 2 bin 165 adet de yıkılacak konutumuz var. Bunların her birisinde çalışma başladı. Kimin de ihale yapıldı, müteahhit girmediği için seçim öncesi müteahhidin işi seçim sonrasına bırakıldı. Eyüp Bey Erenler Mahallesi’yle ilgili orada ihaleyi seçimden sonra bir daha yapacak. Eğer yine giren olmazsa ki istiyoruz ki Tokat’taki yerel müteahhitlerimiz girsin. Giren malzemeleri alsınlar. Dışarıdan gelenlerden ziyade buranın ekonomisi canlansın. O yüzden biz yerele bırakıyoruz. Ama olmazsa TOKİ Başkanımız da burada. Biz iki üç ay sonra geliriz. Erenler Mahallesi’ne inşaatlara başlarız arkadaşlar. TOKİ’de bizim yüz hakkımız. Şimdiye kadar bir milyon üç yüz kırk bin konut yaptı. depremde bir tanesi bile yıkılmadı. Şükür Allah’a. Oradaki evler bundan sonra biz TOKİ’yle de devam ederiz. Tahmin ediyorum ki kentsel dönüşüm yapılacak. Biraz önce ismini verdiğim saydığım mahallelerde on bin civarında ev yapacağız. Bunların birçoğunun altyapısı hazırlandı. İnşallah seçimlerden sonra da başlarız” dedi.
Bakan Özhaseki ve beraberindeki heyet incelemelerin ardından kentteki mimar, mühendis, müteahhit ve kentsel dönüşüm planlaması yapılan mahallelerdeki semt sakinleri ile iftar programında bir araya geldi.
]]>İSTANBUL – CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin soruşturmada, Savcılığa ifade veren Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel’in ifadesi ortaya çıktı.
Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka ve İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti. Ayrıca Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak ifade verdiği ve CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun da ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermeye çağrıldığı öğrenilmişti.
“Çantayı avukatın makam odasında bana verdiği sırada odada ben, Muammer Keskin ve avukat Ergün Özer vardı”
Konuya ilişkin Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel de ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Şüpheli Öksel’in Savcılığa verdiği ifadesi de ortaya çıktı. Şüphelinin ifadesinde, “2019 yerel seçimlerinden sonra Kasım ayında Şişli Belediye Başkanı Özel Kalemi olarak Bakanlık onayıyla istisnai memuriyet atama yoluyla görev yapmaya başladım. Hala da Şişli Belediyesi’nde memur olarak gözüküyorum. Şu anda hala görevlendirmeyle Şişli Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Soruşturmaya konu görüntülerin çekildiği 9 Aralık 2019’da (o tarihlerde Belediye Başkanı’nın özel kalemi olarak görev yapıyordum) Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin beni, kendisinin avukatı Ergün Özer’in Harbiye tarafında bulunan ofisine çağırdı. Avukatın ofisine gittiğimde görüntülerde benim elimde bulunan çantayı bana verdi. Çantayı avukatın makam odasında bana verdiği sırada odada ben, Muammer Keskin ve avukat Ergün Özer vardı. Başka birisi yoktu” dedi.
“Küçükçekmece Belediye Başkanının oğlu olduğu belirtilen şahıs da oradaydı”
Şüpheli Öksel ifadesinin devamında, “Çantayı aldığımda içinde para olduğunu biliyordum ancak parayı nereye götüreceğimi, götürme amacımı bilmiyordum. Olayın Belediye Başkanı’nı kendi şahsi olayı olduğunu ve bu nedenle avukatının yanında bana çantayı teslim ettiğini düşündüm. Muammer Keskin çantayla birlikte bana şu anda hatırlayamadığım bir adres verdi ve çantayı oraya götürmemi istedi. Çantayı alarak tek başıma görüntülerin çekildiği avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gittim. Başkanın bana vermiş olduğu kağıtta açık adres yazılı olduğu için adresi bulmak için kimseyle iletişime geçmedim. Doğrudan bana söylenen yere gittim. Ofise girdiğimde orada o tarihte CHP İl Başkan Yardımcısı olan Özgür Nas ve yine il Başkanının basın danışmanı olan Can Poyraz oradaydı. Onları görünce partiyle ilgili bir durum olduğunu anladım. Oraya gittiğimde tanımadığım ancak dün (21 Mart 2024 tarihinde) Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Küçükçekmece Belediye Başkanının oğlu olduğu belirtilen şahıs da oradaydı. Masanın başında duruyorlardı, masa üzerinde para vardı ve paralar sayılıyordu. Ben de laptop çantası boyutunda bir çantanın içinden paraları çıkararak masanın üzerine bıraktım ve koltuğa oturdum. Yaklaşık 5-10 dakika oturduktan sonra ofisten tek başıma ayrıldım” diye konuştu.
“Orada da bulunarak paranın ne kadar olduğunu sormadım, hala da ne kadar teslim ettiğimi bilmiyorum”
Görüntülere yansıyan paranın nereden geldiğini ve nasıl temin edildiğini bilmediğini söyleyen şüpheli, “Ben sadece o tarihte Şişli Belediye Başkanı olan Muammer Keskin’in bana verdiği çantayı alarak sorgulamadan bana verdiği adrese götürdüm ve oradaki kişilere teslim ettim. Benim olaya dahilim bu kadardır. Para çantasını teslim aldığımda içinde ne kadar olduğunu bilmiyordum. Muammer Keskin bana paranın nereden geldiğini ve nereye harcandığını söylemedi. Çantayı teslim edeceğim kişinin ismini söylemedi. Sadece belirtilen ofise götür ve teslim et dedi. Ben de amirimin verdiği talimata uyarak çantayı götürdüm ve ofiste içindeki paraları çıkartıp masanın üzerine koydum. Görüntülerde bulunan kişiler paraları saydılar. Ofise gittiğimde Özgür’den CHP İstanbul İl Parti Binasının satın alınacağını öğrendim. Ofiste bulunanlardan sadece Nas ve Poyraz’ı tanıdığım için odada bulunan diğer kişilerle muhatap olmadım. Bu kişilere ‘tamam mı, bir sorun var mı’ diye sordum. Onlar da ‘tamam, sorun yok, her şey yolunda’ diye söylediler. Orada da bulunarak paranın ne kadar olduğunu sormadım, hala da ne kadar teslim ettiğimi bilmiyorum. Muhtemelen Belediye Başkanı benim parayı teslim ettiğim kişilere ne kadar gönderdiğini söylemiştir. Bunun üzerinde ofisten ayrılarak Şişli Belediyesi’ndeki ofisime gittim. Daha sonra Başkan Muammer Keskin ile bu konuyu konuştuğumuzda ne yaptığımı sordu, ben de bana verdiği adrese gittiğimde, Nas ve Poyraz’ın orada olduğunu, CHP İstanbul İl Binası’nın satın alındığını öğrendiğimi söyledim. O da bana ‘evet, evet, biliyorum zaten’ dedi. Bu konu bu şekilde kapandı. Daha sonra bir daha bunun üzerinde konuşmadık” ifadelerini kullandı.
]]>Destici, Çorum’un İskilip ilçesinde partisinin seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayi alanında ileri noktaya geldiğini, aynı başarının tarımsal üretim alanında da yakalanması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin güvenlik güçlerinin terörle mücadelesinin etkili şekilde devam ettiğini dile getiren Destici, terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara da şifa diledi.
Terörün bitirilmesi için terörün tüm unsurlarına karşı topyekun mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Destici, şöyle devam etti:
“Terörle mücadele sadece dağda, ovada, sınır içinde ya da sınır ötesinde askerin, polisin vereceği bir mücadele değildir. Onlar zaten gereğini yapıyor. Önemli olan toplum olarak, ülke olarak, millet olarak, bir bütün olarak bu mücadeleyi vermektir. Siyasetçi olarak bize düşen görevler vardır. Nedir? Meclise terörist sokmamaktır, basındaki temsilcilerini oradan temizlemektir, yerel yönetimlerdeyse oradan temizlemektir, iş dünyasındaysa oradan temizlemektir. PKK’nın siyasi partisinin, yani DEM Partisi’nin Mersin Akdeniz Belediye Başkan adayı, bilmem kimin oğlu terörist çıkmış, Muğla’da Köyceğiz ilçesinde etkisiz hale getirilmiş. İşte biz bunlarla işbirliği yapanlara diyoruz ki gözünüzü açın. Terörle, terör örgütüyle, terör örgütünün uzantılarıyla işbirliği olmaz. Böyle işbirliğini allayıp, pullayıp, efendim neymiş, kent uzlaşısıymış… İşte bak, kent uzlaşısı yaptığınız CHP’nin kent uzlaşısı yaptığı yerlerden bir tanesi işte bu Mersin Akdeniz.”
Terörle bağlantısı olanlar belediye başkanı seçilse dahi buna göz yumulmaması gerektiğini ifade eden Destici, “Oğlu terörist olan nedir? Teröristtir. Bu kadar basit. Yani bu genele şamil olmayabilir ama o zaten orada, PKK’nın partisinde görev yapıyor. Onun için diyoruz oğlu terörist olanın anası terörist olur. Yoksa hepsi için bu geçerli olmayabilir. Ama bu bilfiil o sözde PKK partisinin içinde kadın ve şu anda kent uzlaşısı adı altında orada belediye başkan adayı. Şimdi diyelim ki orada bu belediye başkanı seçildi. Diğer sol partilerin de desteğiyle. Ne olacak? Biz buna göz mü yumacağız? Asla. Hemen kayyum atanmalı ve bunlara fırsat verilmemelidir. Göz açtırılmamalıdır. Bazı partiler ‘kayyum atamasına karşıyız’ diyor. Kayyum atamasına karşı olacağınıza PKK’nın siyasi uzantılarına karşı olun ve onlarla işbirliği yapmayın.” diye konuştu.
Destici, terörle mücadelenin topyekun yapılması gerektiğine dikkati çekerek, “Terörle mücadele topyekun yapılmalı. Terör ve teröristle pazarlık olmaz, müzakere olmaz. Ne olur? Mücadele olur. Mücadele edersin, kafasını kopartırsın, diz çöktürürsün ve topunu yok edersin. Devlet bunu yapar ve Türk devleti bunu yapacaktır.” dedi.
Mustafa Destici, 25 Mart Pazartesi günü BBP’nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 15. yılı olduğunu belirterek, Yazıcıoğlu’nu rahmetle ve minnetle andığını söyledi.
]]>Bakan Özhaseki, Valilik ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti, Vali Hasan Şıldak ile Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’den bilgi aldı.
TOKİ tarafından Karaköprü ilçesine bağlı Aşık Mahallesi’nde yapılacak konutların temel atma törenine katılan Bakan Özhaseki, herkesin deprem gerçeğini bilerek hareket etmesi gerektiğini, Türkiye’de 500’e yakın aktif fay hattı bulunduğunu ve kimsenin bu fayların ne zaman kırılacağını bilmediğini ifade etti.
Kentlerde geçmiş dönemde yapılan dayanıksız evler için tek çarenin kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Dünyada hiç kimse kentsel dönüşümden başka da bir çözüm bulamamış bu işe. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla yasa çıkar, 2 milyon 250 bin kadar tüm Türkiye’de değişir. Şu anda da 450 bin civarında zaten devam eden kentsel dönüşüm mücadelemizde yapılan konut var. Bu bize yetmediği için yeni yasalar çıkıyor. Hızlandıralım istedik. Dört bir taraftan bu işi hızlandırmak için durmadan, gece gündüz demeden çalışıyoruz.”
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremden 14 milyon insanın etkilendiğini, afetin 104 milyar dolarlık bir zarara neden olduğunu, manevi kısmının ise asla ölçülemeyeceğini dile getiren Özhaseki, depremin hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla tüm bakanların bölgeye yönlendirildiğini, bölgede görev alan herkesin gece gündüz demeden çalışmalara katıldığını anımsattı.
İlk aylarda bulabildikleri sert zeminlerde hemen inşaata başladıklarını anlatan Bakan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Şu anda devam eden 300 binden fazla yoluna girmiş inşaatlarımız var. 50 bin kadar köy evimizi çelikten yapıyoruz. Şehirlerimizin merkezlerini yapıyoruz. Merkezlerine açılan ana caddeler yapıyoruz ki o şehirlerin özgün mimarisiyle yapıyoruz bunu da. Tam 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyde şu anda yapım faaliyetlerimiz devam ediyor. Bu yaptıklarımızı da yavaş yavaş teslim etmeye başladık. Dünkü kura çekimiyle 76 bin konutumuzu dağıttık. Oradaki vatandaşlarımız bazen ev çıkmadığından hüzünleniyorlar. Diyorum ki öbür ay çıkar merak etmeyin. Her ay 10-15 bin evi zaten teslim edeceğiz. Siz hiç endişelenmeyin öbür ay çıkmasa daha sonraki ay çıkar. İnşallah bizler sizin hakkınızı verinceye kadar güzel evlerinize oturtuncaya kadar, sizler huzurla evinizde oturup dönüp Cumhurbaşkanı’mıza ‘Allah sizden ve yol arkadaşlarınızdan razı olsun’ deyinceye kadar buralardayız ve gitmeyeceğiz diye de söz veriyoruz. Bu yaptıklarımızın hepsi de zaten işte o hak sahibi kardeşlerimiz için. Bunu devam ettireceğiz. Çok şükür bizler büyük bir devletiz ve gerçekten büyük bir milletin parçasıyız. Bunların hepsinin altından kalkacak gücümüz var.”
Bakan Özhaseki, Şanlıurfa’ya çok değer verdiklerini, tüm bakanlıkların kentte yatırımlarının devam ettiğini aktararak, bugün de 3 bin 123 bağımsız birimin temelinin atıldığını, bunların da çok kısa sürede tamamlanacağını söyledi.
“Dünyada bir mazlum millet varsa hepsinin arkasında duran Cumhurbaşkanı’mız”
Bakan Özhaseki, tören alanında “İsrail’le ticaret Filistin’e ihanet” yazılı pankart açanlara provokasyon yapmamaları uyarısında bulundu.
Şu anda Filistin için ciğeri yanan, uğraşan tek liderin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade eden Özhaseki, şöyle devam etti:
“Siz de gidin sizi buraya gönderenlere bunu söyleyin lütfen. Tamam mı? Seni buraya tutup gönderenlere de ki dünyada bir tane lider var o da Recep Tayyip Erdoğan. Filistin için gece gündüz o uğraşıyor. Siz ancak bu işi tahrik edersiniz, istismar edersiniz, gelip buradaki insanları provoke edersiniz. Yapacağınız tek şey bu zaten. Gittiğim her yere özel olarak gönderiyorlar. Bursa’ya gittim aynı şekilde Sakarya’ya gittim aynı şekilde. Yolda gelirken Bekir Bakan’ıma dedim ki, kesin yine beni takip ediyorlar, iki tane tutulmuş çocuk gönderecekler olayı provoke etmeye çalışacaklar. Aynen dediğimiz gibi. Ama yürekten söylüyorum, dünyada eğer bir mazlum millet varsa hepsinin arkasında duran Cumhurbaşkanımız.
Azerbaycan Şuşa’da senelerce bizim kardeşlerimiz zulüm altında değil miydi? Bizim topraklarımız işgal altında değil miydi? Oralar için fedakarlık eden kimdi? Cumhurbaşkanı’mızdı, şimdi özgürlüğüne kavuştu. Orada Şuşa’da ezanlar okunuyor. Bundan 3 sene kadar önce Myanmar’a gittik. Orada Hinduların palalarından bir kenara çekilmiş, binlerce gariban Müslüman var. Ellerini semaya açıyorlar, ‘Ya Rabbi Türkiye’ye yardım et, Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun’ diye. Oradaki insanların derdini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan’dı. Filistin meselesini, Gazze meselesini günlerdir kamuoyunda tutan kim var? Cumhurbaşkanı’mız var. Bundan 3 ay kadar önce biz Birleşmiş Milletlerdeydik. Oradaki o zalim devlet başkanlarının yüzüne karşı çıkıp Cumhurbaşkanı’mız ‘dünya 5’ten büyüktür’ diyerek konuşmasına başladı ve ‘daha adil bir dünya mümkündür’ diyerek de devam etti. Değerli kardeşlerimiz biz bunlar için çırpınırken, didinirken, her türlü el altından el üstünden yardım yaparken birileri de ne yazık ki seçim geldi diye, bu provoke hareketleri yapmaya devam ediyorlar. Biz doğru bildiğimiz yolda devam edeceğiz. Demek ki onlar da öyle devam edecek.”
Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve protokol üyeleriyle 3 bin 123 konutun temelini attı.
]]>Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa’da bulunan Rumeli Balkan Federasyonu’nu ziyaret etti. Kurum’a ziyaretinde, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker, AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, Eski AK Parti Milletvekili Gülay Dalyan, ilçe meclis üyeleri, Federasyon’a bağlı dernek başkanları ve Rumeli Türkleri Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti.
“İstanbul’umuza ‘Şehremini’ olmak için yola çıkmak bizim için onurların, gururların en büyüğü” İstanbul’un burada yaşayan her milletin anavatanı olduğunu dile getiren Kurum, “Burası hepimizin anavatanı. Burada büyümüş, burada kızımızı gelin etmiş, oğlumuzu askere göndermiş, acılarımızı, hüzünlerimizi burada hep birlikte yaşadığımız memleketimiz, aziz İstanbul’umuz. Her şeyiyle İstanbul’a sevdalıyız; insanıyla, değerleriyle, yaşam tarzıyla, tüm medeniyetleri, tüm dinleri, tüm ırkları içinde huzurla yaşatmış İstanbul’umuza ‘Şehremini’ olmak için yola çıkmak bizim için onurların, gururların en büyüğü” diye konuştu.
“Nerede milletimizin zor bir anı olsa, bir sıkıntıya düşse, orada olmaya çalıştım”
9 sene Emlak Konut Genel Müdürlüğü, 5 yıl da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yaptığını belirten Kurum, “Bu görevlerde hep aziz İstanbul’umuzun değerlerini yaşatmak, korumak, 81 ilimizin 783 bin kilometrekare vatan toprağı için bu süreci yürüttüm. Nerede milletimizin zor bir anı olsa, bir sıkıntıya düşse orada olmaya çalıştım. 5 yıllık süreçte 81 ile 500’ü aşkın ziyaret gerçekleştirdim. Bu ziyaretlerin birçoğunda aylarca o şehirde kalmış ve orada çalışmış, başını eğmiş bir kardeşinizim. Samimiyetle çalıştım, elimden geleni yaptım. Her şeyi yaptım diyemem ama elimden geleni ardına kadar yaparak arkadaşlarımla, milletvekili kardeşlerimle, belediye başkanlarıyla birlikte şehirlerimiz için mücadele ettik” dedi.
“Milletimizin elini konutlarımız, şehrimiz, ilçemiz ayağa kalkana kadar bırakmadık”
Yaşanan her afette milletin yanında olduğunu hatırlatan Murat Kurum, şöyle devam etti:
“Elazığ’da, Malatya’da deprem oldu, biz 2 saat sonra oraya gittik. Bir söz verdik, o sözü tuttuk. Kastamonu’da, Bartın’da, Giresun’da seller oldu. Biz yine oradaydık, milletimizin elini tuttuk. O eli; oradaki konutlarımız, o şehrimiz, ilçemiz ayağa kalkana kadar bırakmadık. Güzel İzmir’imizde depremden 2 saat sonra yine biz oradaydık. Bir aya yakın İzmir’de kaldık ve İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü gerçekleştirdik. Ardından 11 ilimizde yaşadığımız asrın felaketinde biz yine 11 ilimiz için, oradaki vatandaşlarımız için seferberlik anlayışıyla, Rumelili kardeşlerimizle, Bosnalı kardeşlerimizle, bu ülkede yaşayan her bir kardeşimizle aynı acıyı hissettik. Aynı hüznü yaşadık. Hep birlikte deprem bölgesine gittik. 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlarımızı bitirdik, vatandaşlarımıza teslim ettik.”
“Hemşehrilerimizin yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyuyacağı bir İstanbul inşa edeceğiz”
Aynı anlayışla İstanbul için çalışacaklarını sözlerine ekleyen Kurum, “Güzel şehrimizi daha da güzelleştirmek, buradaki deprem riskini ortadan kaldırmak, Bayrampaşa’da yaşanan sıkıntıları gidermek adına ve Bayrampaşa’nın geleceği adına, Bayrampaşa’da yaşayan hemşehrilerimizin yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyuyacağı bir İstanbul inşa edeceğiz. Trafik çilesini bitireceğiz. Her ilçe metronun gittiği, vatandaşımızın huzurla güvenle evine, işine ulaştığı bir İstanbul hayal ediyoruz. Adaletli bir yönetim sergileyeceğiz, herkesi kucaklayacağız. 1 Nisan’dan sonra; bir elimizle yerin üstünde Bayrampaşa’da imar problemlerini çözerken, buradaki kentsel dönüşümü yaparken; diğer elimizle Bayrampaşa için, İstanbul’umuz için yerin altında metro şantiyelerinde çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Seferberlik anlayışıyla çalışacağız”
Bakanlık ve Genel Müdürlük yaptığı süreçte hiçbir zaman bahanelerin arkasına sığınmadığını hatırlatan Kurum, konuşmasına, “Kaynağı da, parayı da, çalışacak ekibi de, ekipmanı da buldum. Hamdolsun sizin karşınıza gelirken 46 bin afet konutunu bitirmiş, İstanbul’da 173 bin kentsel dönüşüm projesini başlatmış, 81 ilde 365 bin sosyal konutu başlatmış, bir kısmını bitirmiş, vatandaşımıza teslim etmiş, 81 ilde 72 milyon metrekare yeşil alanla, millet bahçeleriyle şehirlerimizi donatmış, altyapıdan üstyapıya birçok yatırımı gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Bu anlayışla inşallah 1 Nisan itibariyle de şehrimiz için, şehrimizin geleceği için, burada yaşayan her bir kardeşimiz için İstanbul’un sokakları huzurla, güvenle dolana kadar çalışacağız. Hep birlikte Gazi Mustafa Kemal’in hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için, hep birlikte büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için, İstanbul’un Türkiye’nin lokomotif bir şehri olması ve buradaki gücüyle birlikte Balkan coğrafyasına yardım edebildiği, Bosna’ya yardım edebildiği, Rumeli’ye yardım edebildiği, Gazze’deki çocukların umudu olacak Türkiye için, İstanbul’da seferberlik anlayışıyla çalışacağız” diyerek devam etti.
“İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’un geleceği için harcayacağız”
Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu’nu için ‘kültür merkezi’ sözü veren Kurum, “Rumelili kardeşlerimizin içinde her türlü sosyal faaliyeti yapacağı, öğrencilere burs vereceği, hem Bayrampaşa’da hem İstanbul’da yaşayan tüm kardeşlerimizin birlik beraberlik ruhu içerisinde orada vakit geçireceği, bizlerin oraya gelip sizlerle bir olacağımız güzel bir kültür merkezini Bayrampaşa’da İlknur Başkanımla el ele vererek yapacağız” dedi.
Kurum, şöyle devam etti:
“Milletimizin zor gününde, bizi, burada değil de başka şehirlerde ikbal peşinde gezerken görmeyeceksiniz. İstanbul’un kaynaklarını, İstanbul’a harcayacağız, İstanbul’un geleceği için harcayacağız. İstanbul’un kaynaklarını çarçur etmeyeceğiz. ‘İsrafı bitirdik’ deyip tabelalara 350 milyon lira reklam parası harcamayacağız. 2 günlük konsere 550 milyon lira vermeyeceğiz. İşte o kaynaklarla Bayrampaşa’nın kentsel dönüşümünü yapacağız, Bayrampaşa’nın ulaşım sorununu çözeceğiz, Bayrampaşa’nın altyapıdan üstyapıya İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden beklediğin ne varsa onu gidermenin gayreti içerisinde çalışacağız.”
“Bir tarafta İstanbul için verdiği vaatleri bile hatırlamayanları, diğer tarafta sadece İstanbul’a 350 milyar lira yatırım yapanları oylayacağız”
31 Mart seçimlerinin önemine değinen Murat Kurum konuşmasını, “Sandıkta bir tarafta İstanbul için koca 5 yılda verdiği vaatleri bile hatırlamayanları, diğer tarafta 5 yıllık süreçte sadece İstanbul’a 350 milyar lira yatırım yapanları; bir tarafta İstanbul’u bir basamak olarak, İstanbul’u geleceği adına rant olarak görenlerle diğer tarafta milleti için gece gündüz çalışanları oylayacağız. İnşallah hep birlikte kazanacağız, hep birlikte mutlu olacağız” sözleriyle noktaladı. – İSTANBUL
]]>Edremit ilçe merkezi ile sahil arasında Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Ülkü Yolu’nun açılış törenine ilk olarak AK Parti Edremit Belediye Başkan Adayı Muhammet Yılmaz bir konuşma yaptı. Daha sonra Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz yapılan çalıma hakkına bilgi verdi. Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da selamlama konuşması yaptı. Son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de konuşma yaptı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki törende yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nden sonra bölgedeki çalışmaları anlatarak, “Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi uçaklarının içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi” dedi.
İyi işler yapıldığında milletin bunu gördüğünü ifade eden Bakan Özhaseki, “Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok” diye konuştu.
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu ifade eden Özhaseki, “Birisi deprem meselesidir mesela. Birisi bu çevre meselesidir, hizmet meselesidir. Eğer insanların orada menfaati varsa iyiliği varsa orada asla siyaset yapılmaz. Deprem olduğunda Yücel Bey de Allah razı olsun, biz bölge tarif ettik gitti, aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ama baktık ki en büyük hasarı orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. Burada Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi var diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var. Orada bizim canımız var. Orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var” dedi.
Yolun medeniyet olduğunun altını çizen Bakan Özhaseki, “Değerli kardeşlerim, yol önemli. Çünkü yol medeniyettir. Yol kalkınmanın birinci unsurudur. Yol vasıtasıyla insanlar evlerine ulaştığı gibi ticaret de yaparlar. Sanayiciler derdine çözüm bulur, turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizmde gelişmez, o yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine siz de şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli başkanımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir ıslah çalışması ile yaptığı için çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesinde binden fazla şantiye olduğunu aktaran Özhaseki, “Bakanlık olarak adeta bir ordu gibi çalışıyoruz. Tam 4 bin 333 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz, binden fazla orada şu anda şantiyemiz var” dedi.
Herkese kapısının açık olduğunu ifade eden Bakan Özhaseki, “Ben bunu çok görüyorum. Hatay’a o kadar yatırım yapıyorum, 2 tane Cumhuriyet Halk Partili belediye gelip de ‘Sayın Bakanım şu işimizi yapalım’ demiyor. Hiçbir şey demeden çalışıyoruz. Onların yapacağı işleri de yapıyoruz, emin olun. Ama böyle yürümez bu işler. Ben diyorum ki Türkiye bir deprem ülkesi kentsel dönüşüm esas hangi partili olursanız olun a, b, c, d, e ne olursanız olun gelin kapı sonuna kadar açık size. Sonuna kadar beraber olalım, hizmet edelim ama gelmiyorlar. Ne yapalım? Allah onların da iyiliğini versin diyoruz. Başka da yapacak bir şey yok” şeklinde konuştu.
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla tören sona erdi. Törene, Vali İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Ülkü Yolu ve çevre düzenlemesinde 6 bin 500 metre sıcak asfalt, 5 bin 400 metre bisiklet ve yaya yolu yapıldı. 6 kilometrelik yol güzergahında modern ışıklandırmalar ve peyzaj çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca yolun yanında bulunan Edremit Çayı’nda da modern teknikler ile doğaya uyumlu bir ıslah çalışması yapıldı. – BALIKESİR
]]>Özhaseki, Balıkesir’in Edremit ilçe merkezi ile sahil arasında Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Ülkü Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve ekibini çalışmaları nedeniyle tebrik etti.
Bölgede arıtma tesisi sorunu olduğunu belirten Özhaseki, şöyle konuştu:
“Normalde nüfusumuz 90 bin, 100 bin ama yaz olunca birkaç misli artıyor. Ben de defalarca buraya eşimle, çocuklarla gelmiş birisiyim. Arıtma tesissiz bir bölüm olur mu? Nihayetinde dışarıya attığımız kirli suları, teknoloji öyle gelişti ki ‘ileri biyolojik arıtma’ diye tarif ediliyor, arıtıyorsunuz belli bir süreçten geçirerek, sonra tabiata veriyorsunuz. Tabiat o suyu alıyor, yine etrafı yeşillendirmeye devam ediyor. Bunun yapılması gerekirken önce bir arazi mevzusu. Biz de takip ettik onu. Ne hikmettir bilmiyorum, buradaki arkadaşlarımız izin vermediler. Hayretler içerisinde izliyoruz.”
“Eseri olmayanın yerinde yeller eser”
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu dile getiren Özhaseki, bunlardan bazılarının deprem, çevre, hizmet olduğuna dikkati çekti.
İnsanların menfaati, iyiliği söz konusuysa bunun siyaset dışı olması gerektiğini dile getiren Özhaseki, şunları kaydetti:
“Deprem olduğunda Yücel Bey’e de Allah razı olsun, biz bölgeyi tarif ettik, gitti aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisinde ama baktık ki en büyük hasar orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. ‘Burada Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi var.’ diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var, orada bizim canımız var, orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var ve belediye başkanlarımız aylarca çalıştılar orada. Gelmediler, memleketlerine gitmediler. Saçları sakalları birbirine karışmış, gayret ettiler orada. Şimdi altyapı yapılacak, bir kredi temin ettim ben. En büyük payı yine Hatay’a ayırdık. ‘Hatay’da şu parti var.’ diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizim amacımız hizmet. İnsan odur ki bıraka bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Biz hizmet siyaseti güdüyoruz, gerek genelde gerekse yerelde.”
Yolların önemini vurgulayan Özhaseki, yolun medeniyet, kalkınmanın birinci unsuru olduğunu belirtti.
Yol vasıtasıyla insanların evlerine ulaşmasının yanında ticaret de yaptığını anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Sanayici de derdine çözüm bulur. Turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizm de gelişmez. O yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette, şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine sizler şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun ‘Yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı.’ da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli Başkan’ımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir iştahla yaptığı için, çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi, sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez. Etrafındaki bisiklet yollarıyla çok da güzel bir görüntü oluşmuş.”
“Deprem turistleri”
Özhaseki, AK Parti hükümetleri dönemine kadar Balıkesir’de 76 kilometre olan bölünmüş yolun, şu anda 700 kilometreyi geçtiğini söyledi.
Bakanlık olarak Balıkesir’e ayrıca önem verdiklerini vurgulayan Özhaseki, “Şu ana kadar 59 milyar lira civarında sadece bizim Bakanlığımız harcadı Balıkesir’e. 20 milyardan fazla da yatırımımız devam ediyor. TOKİ konutlarımız da devam ediyor burada. Yine de yapmaya devam edeceğiz bunları. Zaten nihayetinde sizlerin verdiği vergileri bir yerde tutup, doğru şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Onun neticesinde de hizmet dönüyor. Ben şuna inanıyorum, siz iyi niyetliyseniz, çalışıyorsanız, gayret ediyorsanız, emin olun Cenabıallah sizin elinizden tutuyor. Gören gözünüz oluyor, yürüyen ayağınız oluyor. İşte Türkiye buna örnek, işte Balıkesir buna örnek.” ifadelerini kullandı.
Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nin asrın dayanışmasına dönüştüğünü dile getirdi.
Bölgede çalışmaların sürdüğünü anlatan Özhaseki, “Tam 4 bin 133 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane, hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Orada şu anda 1000’den fazla şantiyemiz var.” diye konuştu.
Kendilerinin bölgede çalıştığını ifade eden Özhaseki, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen, her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi, uçakların içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi. Biz inanıyoruz ki iyi iş yaptığınızda millet görür. Hizmet ettiğinizde bu millet görür ve karşılığını verir ama görmese bile Cenabıallah hepsini görür ve bir gün hesap sorar. Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok. Bizler çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Endişeniz olmasın Allah’ın izniyle.
Balıkesir’e senelerdir gelip gideriz. Elimde yetki olduğu ilk andan itibaren de ne kadar imkanım varsa hepsini seferber ettim. Bundan sonra da etmeye hazırım. Yeter ki sizler yetki verin. Yeter ki sizler ‘Devam edin.’ deyin. Bizler inşallah bunu yaparız. Buradaki arıtma tesislerini de yaparız, yeni yollar da yaparız. Balıkesir’in ihtiyacı neyse, sempatik başkanımız, çalışan başkanımız ne diyorsa emri başımızın üstüne. Onu size emanet ediyorum.”
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla sona eren törene, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
]]>AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, seçim çalışmaları çerçevesinde Çarıklı beldesinde esnaf ziyareti gerçekleştirerek vatandaşlarla bir araya geldi. Beldede bulunan Şeyh Hacı Ramazan dergahına da bir ziyaret gerçekleştiren Bilden, bir konuşma yaparak Diyarbakır’ın sorunlarına ve çözüm için projelerine değindi. Diyarbakır’ın uzun süredir çözülmesi gereken iki önemli sorunu olduğunu aktaran Halis Bilden, “Bizim Diyarbakır’ımızın uzun süredir çözülmesi gereken sorunları var, bunların başında ulaşımla ilgili sorun geliyor, sonra ikinci büyük problem de yapılarımızdaki sorunlardır, yani kentsel dönüşüm ve dirençli kentler dediğimiz projeyi uygulayacağız. Son 15-20 yıldır yapılan yapılarda çok bir sorun yok, özellikle Huzurevleri Kayapınar tarafında yapılan yapılarda bir sorun yok, tekniğine uygun da yapılmış, oranın da zemini zaten bazalt, genelde de o binalar temellerini bazalta kadar indirmişler, bu son depremde de onu gördük Allah’a şükür oralarda bir sorun oluşmadı. Ama Şehitlik, Bağlar, Huzurevleri’nin bir kısmı, Dicle Mahallesi, Seyrantepe’nin sağlı sollu bazı yerleri, Kaynartepe, bizim 8-10 tane lokasyonumuz var hepsini tespit ettik. ve bizim orada en büyük felsefemiz mülk sahipliğine çok dikkat edeceğiz, tek bir vatandaşımızı bile mağdur etmeyeceğiz. Birinci hareket noktamız bu, orada bir kardeşimiz diyelim ki gecekondu satın almış yada gecekondu yapmış 40 yıl önce, biz ona bakmayacağız. Kaç metrekarelik bir evi var, 80 metrekarelik bir evi var, ama biraz derme çatma ama depreme dayanıklı değil ama kafasını koyduğu bir evi var, biz 80 metrekareden aşağı olmamak kaydıyla ama dirençli, 8-10 şiddetinde depremler olsa bile zarar vermeyecek, teknik projeye dayalı, içinde parkı, okulu, sağlık ocağı, camisi gibi komple sosyal donatı alanlarıyla biz onları modern şehirlere dönüştüreceğiz” diye konuştu.
“Ulaşım sorununu Diyarray projesiyle çözeceğiz”
Ulaşım sorununun çözülememiş en büyük sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, projelendirdiği 4 hatlı Diyarray projesiyle çözüme kavuşturacaklarını aktararak projenin detayları ile ilgili şunları söyledi:
“Ulaşımla ilgili bir raylı sistem yani Diyarray diye, nasıl ki İstanbul’da Marmaray varsa Diyarbakır’da da Diyarray olacak. Dağkapı’yı merkez yapacağız, oradan çiftkapı, vilayet, ofis, koşuyolu, oradan tesisler, dünya kavşağı ve oradan da araştırma hastanesine kadar gidecek, birinci hattımız bu. İkinci hattımız, tesislerden Şanlıurfa yoluna paralel Oğlaklı’ya kadar götüreceğiz, çünkü orada çok büyük deprem konutları yapılıyor, 25-30 bin konut yapılıyor ve iki yıla kadar 100 binin üzerinde bir nüfusun olduğu uydu kent olacak. Benim hayalimdeki yeni yapılanmalar da bu zaten, ikinci kolu oraya uzatacağız. Üçüncü kolu da tesislerden bu defa tam tersi yönü olan Silvan yolundan Seyrantepe kavşağı, oradan Silvan yolunu takiben üniversite köprüsünden Dicle Üniversitesi’ne götüreceğiz. Dördüncü ve en önemli olanı da Ergani’den Bismil’e giden ve ta Abdülhamit Han hazretleri zamanında yapılmış bir tren hattımız var, o tren hattında da günde 4 yada 5 tane tren geçiyor, onlar seyri seferlerine devam edecekler, biz burayı da dördüncü hat olarak Diyarray’a entegre edeceğiz. Dolayısıyla toplu ulaşım araçlarını kullanan Diyarbakır nüfusunun dörtte birinin Diyarray’la taşınmasını sağlamış olacağız”. – DİYARBAKIR
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakan Abdulkadir Uraloğlu;
“İki yıllık bir periyot içerisinde Filyos Limanı’nı deniz ticaretinde kullanılabilir şekle getireceğiz”
“Demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız”
KARABÜK – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanmasıyla bölgesel kalkınmada yeni bir dönemin başladığını ve limanın sadece enerji sektöründe değil, genel ticaret ve lojistikte de kritik bir rol oynayacağını belirtti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karabük’e geldi. Valilik ziyaretinin ardından Kardemir’i ziyaret eden Bakan Uraloğlu, AK Parti Karabük İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Kardemir’in ürettiği ürünlerin Marmaray’da bile kullanıldığını aktaran Bakan Uraloğlu, “Bugün öncelikle Valiliğimizi bir ziyaret ettik. Orada genel ilimizin ihtiyaçlarıyla ilgili istişarelerde bulunduk. Sonra Kardemir’e uğradık ve Kardemir’deki çalışmaları yerinde gördük. Gerçekten hani bir Kardemir’in kurulmasıyla gelişmiş olan bir Karabük, büyümüş olan bir Karabük, Kardemir artık sadece Karabük’e değil, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya mal satıyor, dünyaya hizmet ediyor. Bizim ayrı bir mutluluğumuz da bizim sektörümüzdeki demir yollarına, gerek ray üretmesi, gerek tekerlek üretmesi, gerekse de ileriye yönelik boji üretmeyle ilgili bazı çalışmaları yerinde görmüş olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Beş bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayan bir sektörden bahsediyoruz. Bu hepimiz için kıymetli. Aynı zaman sadece klasik ürünler değil bazı projeleri de geliştirerek Türkiye’ye komple katkı sağlamaya çalışan bir sektör, bir kuruluş tabii yan sanayisiyle beraber. Ondan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Mesela öğleyin yemekte işçi kardeşlerimizle beraber oldum. Dört yıl önce giren bir kardeşimiz babasının yerine girmiş. Böyle de bir gelenek varmış orada. Babadan oğluna güzel bir gelenek. Teşvik edici bence. Onun için de bu geleneği yürütenleri ben tebrik ediyorum. Tabii ilimizde yaptıklarımız var” dedi.
Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanması ve faaliyete geçmesiyle, Karabük başta olmak üzere bölgedeki illere büyük katkı sağlanacağına vurgu yaptı. Ayrıca, limanın demir yolu bağlantıları ve çevre illere sağlayacağı ekonomik katkılar hakkında da bilgi verdi. Uraloğlu, liman çevresindeki endişelere de değinerek, bu endişelerin yersiz olduğunu ve projenin bölge halkının refahına önemli katkılar sunacağını belirtti.
Bakan Uraloğlu şöyle devam etti:
“Sizlerin hepinizin özellikle sanayiyle ticaretle uğraşan kardeşlerimizin yakından takip ettiği Filyos Limanı. Biliyorsunuz Filyos Limanı’nı bitirdik. Hizmete açtık. ya orada Allah nasip etti bir gaz bulmayı nasip etti. ve limanda sanki ona hazırlık olarak yapılmış bir liman. ve orada korkunç bir lojistik görev gördü ve görmeye de devam ediyor. Ama oradaki esas civar illerde bu civardaki beklenti oranın ticarete de açılması. Deniz Taşımacılığına da açılması noktasında Enerji Bakanımızla birkaç hafta önce yerinde tespitleri yaptık. Bir projeksiyonda orada Türk Petrollerine bırakacağımız yeri netleştirdik. Bazı işlemlerin yapılması gerekiyor. Bazı deniz taramaların yapılması gerekiyor. İki yıllık bir periyot içerisinde inşallah orayı normal deniz ticaretine de nakliyeye de özellikle Karabük’ün yükünü vereceği ve yoğun bir şekilde kullanacağı şekle getireceğiz. Orada bazı endişeler var. O endişeleri ben buradan yersiz olduğunu söylemek isterim. Yakından takip ettiğimiz hakeza demir yolu hattımızla ilgili de ihale sürecini başlattık. Onu da demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız. Tabii burada yapılan özellikle biraz önce Karabük’ten bahsettim. Hani gezerken gördüm. Marmaray’ı da tren setlerimizin tekerleklerine kadar orada yapılıyor. Ben de bunu gerçekten memnuniyetle gördüm. ve Kardemir’in esas büyüme döneminin de AK Parti hükümetleri döneminde olduğunun da buradan altını çizmek isterim.”
Bakanlıktan Karabük’e 18,5 milyar liralık yatırım
Karabük’te 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 116 kilometreye çıkartıldığını ve bakanlık olarak 18,5 milyar liralık yatırım yapıldığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya da destek isteyerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ulaştırmak Altyapı Bakanlığı olarak ilimizde yaklaşık 18,5 milyar liralık bir yatırım yapmışız. 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 116 kilometreye çıkarmışız. Hiç sıcak karışım kaplamalı yol yokmuş. Onu da yaklaşık 170 çıkarmışız. Burada talepler var. Kavşaklar ve Kemikli rampalarındaki bazı problemlerdir. Yine Karabük- Yenice yolludur. Biz bazılarının projelerini yaptık. Bazılarını da proje aşamasını olanlar var. Bir kısım imalatlarını yaptık. Onları planlayarak belli bir projeksiyon içerisinde hayata geçireceğiz. Bundan şüpheniz olmasın. Hem demir yolu anlamında olsun hem karayolu anlamında olsun. Bunları yürütüyoruz. Tabii şehrin daha yaşanabilir olması için. Şimdi bakın ne dedik? Kardemir’le beraber Karabük büyüdü. E tabii o zaman en büyük ihtiyaç neydi? Nakliyeydi. Biz de geldik. O zaman boş olan şimdi şehrin ortasında kalan bir gar alanı yaptık orada. Büyük bir alan yaptık. İyi ki de yapmışız. Yani demir yolcu arkadaşlardan Allah razı olsun. Dolayısıyla bu sayede orayı bundan sonra değerlendirme noktasında bir imkana sahip olduk. Değil mi? Bu güzel bir şey. Ha şimdi oradaki garın dışarıya yaklaşık dört kilometre kadar yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşlarımız yerini tespit etti. Zaten belediyeyle yapılmış olan bir protokol var. Yerini tespit etti Onun yapılmasından sonra buranın da terk edilmesiyle ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptık. ve buranın şehre kazandırılması gerektiği noktasında biz Karabük’teki bütün yöneticilerimizle mutabıkız. ve belediye başkan adayımızla da konuştuk. Özkan beyle de konuştuk. Aşağı yukarı süreci netleştirerek, fikir olarak kararını verdik zaten. Süreci bundan sonra yakından takip ederek inşallah orayı altı otopark, üstü yaşam alanları, park gibi ve o yaşam alanında olması gerektiği kadar donatı alanları oluşturacağız. Daha çok yeşil alanla orayı el birliğiyle hayata geçireceğiz. Ben şimdiden hayırlı uğurlu olsun diliyorum. Genel anlamda ihtiyaçları biliyoruz. Belediye seçimleri hepimiz için önemlidir. Biz mutlaka demokratik bir süreç içerisinde bir yarışın olması gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka da öyle yapmaya gayret ediyoruz. Karabük’e de yakışan budur. Türkiye’mize de yakışan budur inşallah biz, Özkan kardeşimle belediyeyi de burada sizlerin destekleriyle beraber, yoğun çalışmasıyla beraber diğer ilçe ve belde belediyeleriyle beraber inşallah gayret edeceğiz. Bizim görevimiz belli. Bir sefere çıkacağız. Zafer Allah’ın takdiridir. İnşallah bu anlamda da yolumuza devam edeceğiz. Bütün arkadaşlarımdan bu süreçte bütün emeklerini esirgememelerini biz istiyoruz. Yolumuz, yolumuz açık olsun diyorum.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karabük’e geldi. Valilik ziyaretinin ardından Kardemir’i ziyaret eden Bakan Uraloğlu, AK Parti Karabük İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Kardemir’in ürettiği ürünlerin Marmaray’da bile kullanıldığını aktaran Bakan Uraloğlu, “Bugün öncelikle Valiliğimizi bir ziyaret ettik. Orada genel ilimizin ihtiyaçlarıyla ilgili istişarelerde bulunduk. Sonra Kardemir’e uğradık ve Kardemir’deki çalışmaları yerinde gördük. Gerçekten hani bir Kardemir’in kurulmasıyla gelişmiş olan bir Karabük, büyümüş olan bir Karabük, Kardemir artık sadece Karabük’e değil, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya mal satıyor, dünyaya hizmet ediyor. Bizim ayrı bir mutluluğumuz da bizim sektörümüzdeki demir yollarına, gerek ray üretmesi, gerek tekerlek üretmesi, gerekse de ileriye yönelik boji üretmeyle ilgili bazı çalışmaları yerinde görmüş olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Beş bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayan bir sektörden bahsediyoruz. Bu hepimiz için kıymetli. Aynı zaman sadece klasik ürünler değil bazı projeleri de geliştirerek Türkiye’ye komple katkı sağlamaya çalışan bir sektör, bir kuruluş tabii yan sanayisiyle beraber. Ondan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Mesela öğleyin yemekte işçi kardeşlerimizle beraber oldum. Dört yıl önce giren bir kardeşimiz babasının yerine girmiş. Böyle de bir gelenek varmış orada. Babadan oğluna güzel bir gelenek. Teşvik edici bence. Onun için de bu geleneği yürütenleri ben tebrik ediyorum. Tabii ilimizde yaptıklarımız var” dedi.
Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanması ve faaliyete geçmesiyle, Karabük başta olmak üzere bölgedeki illere büyük katkı sağlanacağına vurgu yaptı. Ayrıca, limanın demir yolu bağlantıları ve çevre illere sağlayacağı ekonomik katkılar hakkında da bilgi verdi. Uraloğlu, liman çevresindeki endişelere de değinerek, bu endişelerin yersiz olduğunu ve projenin bölge halkının refahına önemli katkılar sunacağını belirtti.
Bakan Uraloğlu şöyle devam etti:
“Sizlerin hepinizin özellikle sanayiyle ticaretle uğraşan kardeşlerimizin yakından takip ettiği Filyos Limanı. Biliyorsunuz Filyos Limanı’nı bitirdik. Hizmete açtık. ya orada Allah nasip etti bir gaz bulmayı nasip etti. ve limanda sanki ona hazırlık olarak yapılmış bir liman. ve orada korkunç bir lojistik görev gördü ve görmeye de devam ediyor. Ama oradaki esas civar illerde bu civardaki beklenti oranın ticarete de açılması. Deniz Taşımacılığına da açılması noktasında Enerji Bakanımızla birkaç hafta önce yerinde tespitleri yaptık. Bir projeksiyonda orada Türk Petrollerine bırakacağımız yeri netleştirdik. Bazı işlemlerin yapılması gerekiyor. Bazı deniz taramaların yapılması gerekiyor. İki yıllık bir periyot içerisinde inşallah orayı normal deniz ticaretine de nakliyeye de özellikle Karabük’ün yükünü vereceği ve yoğun bir şekilde kullanacağı şekle getireceğiz. Orada bazı endişeler var. O endişeleri ben buradan yersiz olduğunu söylemek isterim. Yakından takip ettiğimiz hakeza demir yolu hattımızla ilgili de ihale sürecini başlattık. Onu da demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız. Tabii burada yapılan özellikle biraz önce Karabük’ten bahsettim. Hani gezerken gördüm. Marmaray’ı da tren setlerimizin tekerleklerine kadar orada yapılıyor. Ben de bunu gerçekten memnuniyetle gördüm. ve Kardemir’in esas büyüme döneminin de AK Parti hükümetleri döneminde olduğunun da buradan altını çizmek isterim.”
Bakanlıktan Karabük’e 18,5 milyar liralık yatırım
Karabük’te 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 116 kilometreye çıkartıldığını ve bakanlık olarak 18,5 milyar liralık yatırım yapıldığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya da destek isteyerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ulaştırmak Altyapı Bakanlığı olarak ilimizde yaklaşık 18,5 milyar liralık bir yatırım yapmışız. 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 116 kilometreye çıkarmışız. Hiç sıcak karışım kaplamalı yol yokmuş. Onu da yaklaşık 170 çıkarmışız. Burada talepler var. Kavşaklar ve Kemikli rampalarındaki bazı problemlerdir. Yine Karabük- Yenice yolludur. Biz bazılarının projelerini yaptık. Bazılarını da proje aşamasını olanlar var. Bir kısım imalatlarını yaptık. Onları planlayarak belli bir projeksiyon içerisinde hayata geçireceğiz. Bundan şüpheniz olmasın. Hem demir yolu anlamında olsun hem karayolu anlamında olsun. Bunları yürütüyoruz. Tabii şehrin daha yaşanabilir olması için. Şimdi bakın ne dedik? Kardemir’le beraber Karabük büyüdü. E tabii o zaman en büyük ihtiyaç neydi? Nakliyeydi. Biz de geldik. O zaman boş olan şimdi şehrin ortasında kalan bir gar alanı yaptık orada. Büyük bir alan yaptık. İyi ki de yapmışız. Yani demir yolcu arkadaşlardan Allah razı olsun. Dolayısıyla bu sayede orayı bundan sonra değerlendirme noktasında bir imkana sahip olduk. Değil mi? Bu güzel bir şey. Ha şimdi oradaki garın dışarıya yaklaşık dört kilometre kadar yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşlarımız yerini tespit etti. Zaten belediyeyle yapılmış olan bir protokol var. Yerini tespit etti Onun yapılmasından sonra buranın da terk edilmesiyle ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptık. ve buranın şehre kazandırılması gerektiği noktasında biz Karabük’teki bütün yöneticilerimizle mutabıkız. ve belediye başkan adayımızla da konuştuk. Özkan beyle de konuştuk. Aşağı yukarı süreci netleştirerek, fikir olarak kararını verdik zaten. Süreci bundan sonra yakından takip ederek inşallah orayı altı otopark, üstü yaşam alanları, park gibi ve o yaşam alanında olması gerektiği kadar donatı alanları oluşturacağız. Daha çok yeşil alanla orayı el birliğiyle hayata geçireceğiz. Ben şimdiden hayırlı uğurlu olsun diliyorum. Genel anlamda ihtiyaçları biliyoruz. Belediye seçimleri hepimiz için önemlidir. Biz mutlaka demokratik bir süreç içerisinde bir yarışın olması gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka da öyle yapmaya gayret ediyoruz. Karabük’e de yakışan budur. Türkiye’mize de yakışan budur inşallah biz, Özkan kardeşimle belediyeyi de burada sizlerin destekleriyle beraber, yoğun çalışmasıyla beraber diğer ilçe ve belde belediyeleriyle beraber inşallah gayret edeceğiz. Bizim görevimiz belli. Bir sefere çıkacağız. Zafer Allah’ın takdiridir. İnşallah bu anlamda da yolumuza devam edeceğiz. Bütün arkadaşlarımdan bu süreçte bütün emeklerini esirgememelerini biz istiyoruz. Yolumuz, yolumuz açık olsun diyorum.” – KARABÜK
]]>TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kuvvetler ayrılığı ilkesinin terk edildiğini, Cumhur İttifakı’nın Anayasa Mahkemesi kararlarını hükümsüz kılmaya çalıştığını öne sürdü.
Kadroya alınan taşeron işçilerin meslek kodlarıyla ilgili sorunlar yaşandığını dile getiren Kaya, bu durumda olanların görevleri olmayan yerlerde istihdam edildiğini söyledi. Bülent Kaya, tayin başvurularının cevapsız bırakıldığını ve aile bütünlüğünün bozulduğunu dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasını hatırlatarak, bazı illerde siyanürle maden arama faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Erhan Usta, hükümetin doğayı, çevreyi zehirlemekten vazgeçmediğini savundu.
Maden firmalarının denetlenmesini isteyen Usta, “Siyanür, sülfürik asit ve onlarca kanserojen madde içeren atıkların ülkemize ve doğamıza, insanlarımıza zarar vermesine müsaade etmeyin. Konunun takipçisi olmaya, maden işçilerimizin, bölge halkının ve gelecek nesillerin huzur ve refahı için konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorunundaki çözümsüzlük kader değildir. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm ve müzakere süreci bunu bize çok açık ve net gösterdi. O dönem olan iradenin doğru olduğunu, bu deneyimden yola çıkarak orada yapılan hataları görerek ve telafi ederek yeni bir sürecin başlamasının tam da zamanı olduğunu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
“Türkiye için büyük acı kaynağıdır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, maden ocağında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalanların halen kurtarılamadığını hatırlattı. Günaydın, “Bu Türkiye için büyük acı kaynağıdır. TBMM’nin de bu acıyı hissetmesi ve muhalefet partileriyle iktidarın bu konuyu ele alması hayatın olağan akışına uygundur.” değerlendirmesinde bulundu.
Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulduğunu anımsatan Günaydın, iktidarın ve muhalefetin bu konunun üzerine gitmesi gerektiğini vurguladı. Gökhan Günaydın, şöyle devam etti:
“Oradaki saha görevlilerini gözaltına alarak, tutuklayarak bu meselenin altından kimse çıkamaz. Orada, AKP’nin 21 yıldır uyguladığı madencilik politikası sorgulanacaktır. Orada, bu madenlerin gizli açık ortakları kim, onlar sorgulanacaktır. Orada, helikopterlerle yurt dışına kaçırılan altının miktarı sorgulanacaktır. Orada, çıkarılan altının yüzde 98’i neden yabancılara peşkeş çekiliyor, bunlar sorgulanacaktır. Rapor ortaya çıktığında, bugün bu facianın yalnızca bir doğa olayı, madencilik faciasından öte aynı zamanda ekolojik ve iktisadi yıkım olduğunun farkına varacağız.”
Kanal İstanbul Projesi’ni eleştiren Günaydın, iktidarın 2011’den bugüne kadar projeyi gündem yaptığını, ancak adım atmadığını belirtti.
“Konu derinlemesine değerlendirilecektir”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü anımsattı. İlgili bakanların bölgede bulunduğunu aktaran Gül, şunları kaydetti:
“Gözaltına alınanların sayısı 9’a yükselmiş durumda. Adli ve idari soruşturmalar derinleştirilerek devam etmektedir. Sorumluluğu, ihmali olanların adalet önünde en ağır şekilde hesap vereceğine olan inancımız tamdır. Dün de Gazi Meclisimizde tüm siyasi partiler olarak ortak komisyon kurduk. Milletimizin değerli vekilleri tarafından da bu konu derinlemesine değerlendirilecektir. Yerinde incelemeler yapılacaktır.”
Seçim beyannamesindeki vaatleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini dile getiren Gül, Aile ve Gençlik Fonu’na ilk başvuruların alınmaya başlandığını belirtti. ???????Abdulhamit Gül, gençlerin yanında olmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
]]>‘TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR
Bakan Özhaseki, ‘Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız ifadelerini kullandı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen çalışma toplantısına katıldı. İnşaat ve yapı ile ilgili komite üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Özhaseki, Erzincan’da altın madeninde meydana gelen ve 9 kişinin kaybolduğu toprak kaymasıyla ilgili konuştu. Özhaseki, “Dün meydana gelen. Hepimizi derinden üzen ve hala orada büyük bir mücadelenin verildiği İliç ile ilgili de birkaç cümle bahsetmek istiyorum. İçişleri Bakanımız ve Enerji Bakanımız şu an Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Orada haliyle 9 kardeşimiz şu an toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. Tarama çalışması var. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. Elimizdeki bütün teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız da orada. Tahlil laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara oradan numuneler alıp gönderiyoruz. Gerek toprak gerek ise sudan. Çok şükür sevindirici bir haber; şu ana kadar herhangi bir kirliliğe, korktuğumuz bir olaya rastlanmadı. Ama anlık olarak bunu takip ediyoruz. İnşallah bu takipler ve şu an orada almış olduğumuz tedbirler korkulan bir şeyin olmadığı şekilde hepimizde kanaat oluşturdu. Ama titizlikle de takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR”
Bakan Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen çalışma toplantısına katıldı. İnşaat ve yapı ile ilgili komite üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Özhaseki, Erzincan’da altın madeninde meydana gelen ve 9 kişinin kaybolduğu toprak kaymasıyla ilgili konuştu. Özhaseki, “Dün meydana gelen. Hepimizi derinden üzen ve hala orada büyük bir mücadelenin verildiği İliç ile ilgili de birkaç cümle bahsetmek istiyorum. İçişleri Bakanımız ve Enerji Bakanımız şu an Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Orada haliyle 9 kardeşimiz şu an toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. Tarama çalışması var. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. Elimizdeki bütün teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız da orada. Tahlil laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara oradan numuneler alıp gönderiyoruz. Gerek toprak gerek ise sudan. Çok şükür sevindirici bir haber; şu ana kadar herhangi bir kirliliğe, korktuğumuz bir olaya rastlanmadı. Ama anlık olarak bunu takip ediyoruz. İnşallah bu takipler ve şu an orada almış olduğumuz tedbirler korkulan bir şeyin olmadığı şekilde hepimizde kanaat oluşturdu. Ama titizlikle de takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR”
Bakan Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı.
]]>GAZİANTEP’in Nurdağı ilçesinde yaşadıkları 6 Şubat 2023 depreminin ardından evlerini kaybeden öğretmenler Ahmet Çiçekdağ (42) ve eşi Derya Çiçekdağ’ın (39) yolu, Hatay’ın Antakya ilçesinden gelen öğretmen Özlem Bakbak (40) ile, İzmir’in Menderes ilçesindeki Çileme İlk ve Ortaokulu’nda kesişti. Deprem nedeniyle yaşadığı şehri değiştirmek zorunda kalan depremzede öğretmenler, öğrencilerinin desteğiyle acılarını hafifletiyor.
İzmir’in Menderes ilçesindeki Çileme İlk ve Ortaokulu’nda görev yapan İngilizce öğretmeni Derya Çiçekdağ, Fen Bilimleri öğretmeni Ahmet Çiçekdağ ve Müdür Yardımcısı Özlem Bakbak, 6 Şubat depremi nedeniyle yaşadıkları şehirleri bırakmak zorunda kaldı. Geçen ekim ayında İzmir’e tayin olduklarını anlatan 1 çocuk annesi Derya Çiçekdağ, 14 yıl görev yaptığı Gaziantep’i çok zor terk ettiklerini belirterek yaşadıkları travmayı bir türlü atlatamadıklarının söyledi. Gaziantep’i memleketi gibi hissettiğini anlatan Çiçekdağ, “Nurdağı’nda markete gittiğimde cüzdanım bile olmasa sözüm yeterdi. Bir gece yattık, hepsini kaybettik. Sabah evimizin duvarları yıkılmıştı. Beni kedim uyandırdı. O olmasaydı gardırop üzerimize düşmüş olacaktı. O zaman kızım 8 aylıktı. Görümcem de bizimle kalıyordu. Evin duvarı ikiye ayrılmıştı. İçeri bir ışık geliyordu. Sadece bunu hatırlıyorum. Çocuğumu kucağıma alıp göğsüme yasladım. Eşim ‘korkma çıkacağız’ diye bağırıyordu. Ben de ‘ölümüz aynı yerden çıksın’ bari diye onu yanıma çağırdım. Apartman bir anda öne doğru eğildi. ‘Ahmet beşinci kattan düşüyoruz’ deyince eşim kapıyı zorlamayı bırakıp bize doğru koştu. Elimden tutup beni çekti. Kapıyı kırıp, dışarı çıktık ama deprem hala devam ediyordu. Kedimi kaybettim. Yan komşum ‘Ev yıkılıyor, bırak kediyi’ dedi. Üzerimdeki battaniyeyi alıp çıktım. Başka hiçbir şey alamadım. Çocuğum kucağımdaydı dışarısı mahşer alanı gibiydi. Yan duvarlardan betonlar üzerimize düşüyordu. Ama hiçbiri üzerimize denk gelmedi” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİN DESTEĞİYLE ZOR ZAMANLARI ATLATTIM’
Nurdağı’ndan çok zor ayrıldıklarını ancak çocuklarını düşünmek zorunda kaldıklarını dile getiren Derya Çiçekdağ, kayıplarının acısını Menderes’teki öğrencilerinin desteğiyle unutmaya çalıştığını dile getirip şöyle devam etti:
“Depremden sonra orada çalışan arkadaşlarımızla ‘Hiçbir yere gitmiyoruz, Nurdağı’nı yine Nurdağı yapacağız’ dedik. Sonra ölüm haberleri gelmeye başladı. Depremde, birçok öğretmen arkadaşımı kaybettim. 25 günlük bebeği olan ve çocuklarımızı birlikte büyüteceğiz, dediğim arkadaşlarımı kaybettim. Kasabımı, manavımı herkesi kaybettim. Orada artık bizi tanıyan kimse kalmadı. Yine de ‘Tayin istemeyeceğiz’ dedik ama duracak yer yoktu. Konteynerler ve çadırlar vardı. Az hasarlı bir ev tutup orada kaldık. Küçük çocuğum vardı ve psikolojim bozulmuştu. Eşimle Gaziantep’ten ayrılıp, iyileştikten sonra tekrar dönmeye karar verdik. İlk buraya geldiğimde, çocuklara ‘Yüzünüze baktığımda bazılarınız bana vefat eden öğrencilerimi hatırlatıyor. İçim ağlasa da sizlerle iyi olacağımı düşünüyorum, buraya yaralarımı sizlerle sarmaya geldim. Oradaki çocuklarla yaralarımı saramıyordum. Çünkü her biri ya annesini ya babasını ya da kardeşlerini kaybetmişti. Birbirimize bakıp ağlıyor, ders işleyemiyorduk. Oraya yeni öğretmenler atandı. İzmir’deki öğrencilerime ‘Oraya giden öğretmenler onların yarasını saracak, burada ise sizler benim yaramı saracaksınız’ dedim. Bana her zaman yanımda olacaklarını söylediler. Öğrencilerimin desteğiyle zor zamanları atlattım” dedi.
‘KESİN BİR GÜN GAZİANTEP’E DÖNERİZ’
Meslekte 13’üncü yılını geride bıraktığını anlatan Fen Bilimleri öğretmeni Ahmet Çiçekdağ, canlarını, hayallerini ve umutlarını kaybettiklerini belirtip “Deprem sırasında ilk uyandığımda eşimle birbirimizin elini tuttuk. Sarsıntı şiddetlendi sonra durdu. Sonrasın da asıl daha büyüğü başladı. Dolaplar devrildi, ışıklar kesildi. Eşim yataktan düştü, çocuk düştü. Ben de hep bir umut ile ‘Dur kurtulacağız’ dedim. Duvarlar devrildi kolonlar yıkılmadığı için kurtulduk. Aşağıda bir curcuna vardı. Mahşeri yaşadık” diye konuştu. Oradan kopup tam anlamıyla buraya adapte olamadıklarını da kaydeden Çiçekdağ şunları söyledi:
“Biz, halen kendimizi orada görüyoruz. Çocuklara bakıyoruz, kaybettiklerimiz geliyor gözümüzün önüne. Aynı isimler onları hatırlatıyor. Şu an ‘Kesin bir gün Gaziantep’e döneriz’, diye düşünüyorum ama şartlar gösterecek. Oradan gelirken de hiç kolay olmadı. Mecbur kaldık. Ortaokul öğrencileri bize destek sağladı. Hepsi samimi. Bazıları sadece benimle şakalaşıp, beni rahatlatmaya çalıştı. Biz kendi içimizde o kadar büyük bir felaketi yaşadık ki çoğu zaman bir şey göremedik. Gülüyoruz ama eski gülmelerimiz kalmadı” dedi.
Şimdi bile öğrenciler sıra taşırken yaşanan sarsıntı nedeniyle deprem olduğunu zannedip, irkildiğini, bacaklarını boşaldığını belirtip, kendisini öğrencilerinin sakinleştirdiğini anlattı.
‘SALLANTIDAN AYAKTA DURAMIYORDUK’
Hatay’ın Antakya ilçesinde bulunan Şehit İlker Uylaş İlkokulu’nda sınıf öğretmenliği yaparken depremi yaşayan 18 yıllık öğretmen Özlem Bakbak da depremden sonra Çileme İlkokulu’nda müdür yardımcılığı yapmaya başladı. 15 yaşındaki Utku ve 12 yaşındaki Asya Dila’nın annesi Özlem Bakbak, o geceyi “Korkunç bir geceydi. Kayıplarımız oldu. 14 katlı bir apartmana 1,5 yıl önce taşınmıştık. Evin kredisini ödüyorduk. Her şey güzel gidiyordu. Gece sarsıntıyla uyandık. Koridora çıktık, dolap yatağa devrildi. Asma tavanlar dökülmeye başladı. 8’inci kattaydık. Sallantıdan ayakta duramıyorduk. Toz dumanın arasında kaldık. Dışarda şiddetli yağmur vardı. 3 gün arabada kaldık. Daha sonra Antakya’dan çıktık. İki araba 4 aile Ankara’ya gittik. İlk günden marketler yağmalandı. Yol kenarında üstü poşetlerle örtülü cesetler vardı” diye anlattı.
Ankara’da bir hafta kaldıklarını belirten Bakbak, “Kayınvalidem İzmir Menderes’te oturuyordu. Buraya geldik. Antakya’da doğdum. Üniversiteyi dahi orada okudum. Oradaki insanların şimdi de yardıma ihtiyacı var. Depremden bir ay sonra gidip özel eşyalarımı almak istedim. Ama bina çok kötü durumdaydı. Çok azını alabildik. 10 gün çadırda kaldık. Şimdi yardımlar da azaldı. 3 ay önce binamız yıkıldı” ifadelerini kullandı.
‘ÖĞRENCİLER ARASINDA MEKTUP ARKADAŞLIĞI BAŞLATTIK’
Çileme İlkokulu ile Şehit İlker Uylaş İlkokulu öğrencileri arasında mektup arkadaşlığı projesini başlatan Bakbak şunları anlattı:
“Benim öğrencilerim şu an ikinci sınıfta orda. Mektup arkadaşlığı başlattık. Onlar tek tek bize mektup yazdı biz de onlara yazdık. Bunu Deniz Yıldızı Projesi’ne çevirelim diye düşündük. 1 haftalığına onları İzmir’e davet ettik. Ancak kış mevsimi nedeniyle ileri bir tarihe erteledik. Mektuplarda çok güzel duygular var. Kaldıkları yerleri anlatmışlar. Kampta, çadırda kalanlar var. Mektupları okurken duygulandık. Ama bir nebze de olsa onlara destek olmak istedik.”
?
]]>6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen, asrın felaketi olarak nitelendirilen ve pek çok kentte yıkıma yol açan depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem nedeniyle 11 ilde çok sayıda yapı yıkılırken, 10 binlerce kişi de hayatını kaybetti. Depremin merkezi olan Kahramanmaraş’ta Çayeli Bakır İşletmelerinde çalışan madenciler günlerce arama kurtarma çalışmalarında görev yaptı. Bölgede çalışan madenciler, çok sayıda vatandaşı enkazdan sağ kurtardı.
“Bizi kurtarın sesleri geliyordu, ortam çok kötüydü”
Arama kurtarma çalışmaların görev yapan madencilerden Mehmet Uzun, “Biz Kahramanmaraş’ta Trabzon Caddesine gittik. Çok kötüydü. Her yer darmadağındı. Zaten Kahramanmaraş’a girerken yollar 3-4 metre sağa veya sola kaymıştı. Biz gece 11-12 civarlarında vardık. Biz oradan kurtarmaya başladık. Ayakta çok az ev vardı. Her taraftan ‘Bizi kurtarın’ sesleri geliyordu, ortam çok kötüydü. Biz ilk gittiğimiz gün sahada doğru düzgün kimse yoktu. Bizde de ekip kısıtlıydı. 8-10 kişi falandık. Ekipleri bölmüştük. Yanımıza bir kadın geldi. ‘Babam şurada babamı kurtarın’ diyordu. Bir türlü fırsat bulamamıştık. 2. günün akşamına doğru fırsat bulduk. Bizim arkadaşları çağırdım. Nokta yerini söylüyordu. Binanın en üst katındaydı. Tablaya çıktık. Beton o kadar zayıftı ki 3-4 kazma darbesiyle betonu kırdık. Babasını tarif ettiği yerden çıkarttık. Yani o kadının mutluluğu, insanların mutluluğu, o duygu seli bambaşkaydı” ifadelerini kullandı.
“İnsan hayatını kurtarmak tarif edilecek bir duygu değil”
Enkaz altından insanları canlı bir şekilde kurtarmanın duygusunu sözlerle anlatılamayacağını vurgulayan Uzun, “İnsan hayatını kurtarmak tarif edilecek bir duygu değil. İlk gün çok duygusal geçti. Sağdan soldan alkışlar geliyordu. Biraz da insan duyguyu yitiriyor. Biraz zaman geçtikten sonra insan hepten kurtarmaya odaklanıyor. Kelimelerle anlatılacak duygular değil. Her taraf yıkılmıştı. Başını sokabileceğin hiçbir yer yok. Lavabo ihtiyacını karşılayabileceğin hiçbir yer yok. Biz sokaklarda yattık. Açlık falan hiç aramadık” şeklinde konuştu.
“Orada ölü gördüğümüz bütün çocuklar annelerine sarılmıştı”
Enkaz altında kalan ve annelerine sarılı olarak hayatını kaybeden çocuklardan çok etkilendiğini belirten İbrahim Şeker, “Deprem olduğu sabah biz yola çıktık. Gece 11’de hava şartları kötü olsa da oraya gittik. Bölgeyi gördüğümüzde daha çok şoke olduk. Her taraf yıkılmıştı. İnsanlar bizi gördüğünde yardım etmeye çalıştı. Jandarmamız, polisimiz bize yardım etmeye çalıştı. Çaresizce orada insanların sesleri duyuluyordu ama müdahale edemiyorlardı. Bizde olay yerine gittik. Hemen ekipmanlarımızı hazırladık. Ben orada 9 gün kaldım. Kaldığım sürede yorulduğumu bile hatırlamıyorum. Amacımız insanları kurtarmaktı. Elimizden geldiğince kurtarmaya çalıştık. Anlatılacak bir duygu gibi görülmüyor ama bizi en çok etkileyen çocuklardı. Orada enkazın altında hamile kadın vardı. Eşi kadının öldüğünü biliyordu ama bizden çıkartmamızı istedi. Normalde biz ölüye ilk günler hiç bakmadık ama onu aldık. O olay beni çok etkilemişti. Bir de çocuklar bizi çok etkilemişti. Bir enkazda çalışırken polisler bize yardımcı oluyordu. Çocuğu kurtardığımız zamanlarda kim kucaklayacak diye şaşırıyorduk. Çocuklar genelde annelerine sarılıp uyur. Orada ölü gördüğümüz bütün çocuklar annelerine sarılmıştı” dedi. – RİZE
]]>KOCAELİ Kartepe’deki bir işletmede şambrelle kayak yaparken, pistten çıkıp 5 metre yüksekten düşen 3 çocuk annesi Tuğba Paloluoğlu (50) yaşamını yitirdi. Paloluoğlu’nun ailesi, pistin yanındaki tel örgülerde açıklık olduğunu öne sürerek ihmal iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu, olayla ilgili ‘Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. İşletmeden yapılan açıklamada ise olayda herhangi bir ihmalin olmadığı belirtildi.
Olay, 14 Ocak günü saat 17.30 sıralarında Kartepe’de, kızak ve şambriyelle kayak yapılan bir işletmede meydana geldi. Tuğba Paloluoğlu, hafta sonunda ailesi ile birlikte kayak yapmak için Kartepe’de bulunan bir tesise gitti. Şambrelle kayan Tuğba Paloluoğlu, pistten çıkarak 5 metre yüksekten düştü. Ağır yaralanan Paloluoğlu, yakınları ve işletmeciler tarafından bulunduğu yerden çıkarıldı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılan Paloluoğlu, kurtarılamadı.
ANNELERİNİN TABUTUNA SARILIP AĞLADILAR
Tuğba Paloluoğlu’nun cenazesi, bir gün sonra Körfez ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Mehmet Akif Ersoy Camii’nde ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Körfez Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenazede oğulları Murat Yaşık (24) ve Muhammed Yaşık (22), Paloluoğlu’nun tabutuna sarılıp ağladı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Tuğba Paloluoğlu’nun oğulları, pistin yanındaki tel örgülerde açıklık olduğunu iddia ederek işletmeden şikayetçi oldu. Yapılan otopsi sonucu oluşturulan Paloluoğlu’nun ölüm raporunda ise kadının çoklu kaburga kırıklarına bağlı yaralanma sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Şikayet kapsamında savcılık, ‘Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi’ suçlamasıyla işletme sahibi ve sorumlu çalışanlar hakkında soruşturma başlattı.
Murat Yaşık, annesinin ölümünde ihmal olduğunu düşündükleri için şikayetçi olduklarını belirterek, “Kayak merkezinde kaymak için 3 tanesi 400 liraya şambrel kiraladık. Sonra orada kayarken aşağıda tellerin yırtık olduğu söylenmedi. Tellerdeki boşluktan annem uçarak uçuruma düştü ve vefat etti. İhmal olduğunu düşündüğümüz için şikayetçi olduk. Annem düşünce hemen oradan 10-15 kişi kaldırdık. Battaniye ile taşıdık. Sobanın yanına götürdük ve orada su içirdik. Daha sonra ambulans geldi ve hastaneye götürdü” dedi.
‘TEL ÖRGÜNÜN YERİNE KOMİK BİR ŞEKİLDE YATAK KOYMUŞLAR’
Tuğba Paloluoğlu’nun dini nikahla birlikte yaşadığı eşinin kardeşi Sümmani Yaşık da işletmenin ihmali olduğunu iddia ederek, “Yengem çocuklarıyla birlikte Kartepe’ye tatile gittiler. Orada kiraladıkları şambrelle pistte kayarken tellerin yırtık olmasından dolayı oradan aşağı düşüp vefat etti. Ne bir güvenlik ne de bir kurtarma ekibi vardı. Yeğenlerim kendi imkanlarıyla kurtarıp kendi imkanlarıyla ambulansa bindirdiler. Bizden sonra tel örgünün yerine komik bir şekilde yatak koymuşlar. Sanki insanlar orada yatacakmış gibi. Jandarmanın çektiği resimlerden gördük. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Yasal olarak orayı işleten kimse, kime ucu dokunuyorsa bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız” diye konuştu.
İŞLETME, TELDEKI AÇIKLIK İDDİALARINI REDDETTİ
Pisti işleten Sis Dağı firmasından yapılan açıklamada ise tellerde herhangi bir açıklık olmadığı belirtildi. İşletme sahibi, yaşanan olayda tesisin herhangi bir ihmali olmadığını öne sürerek, “Kadın şambrelle kayarken, tellere çarptı. Tellerin üstünden aşağıya uçtu. Tellerde herhangi bir açıklık yok. Kadının sağlık durumu buradan giderken iyiydi. Biz burada ilk müdahalede bulunduk. Bulunduğu yerden battaniyeye sarıp taşıdık. Restoranda sandalyede oturdu, kendisiyle konuştuk. Bilinci yerindeydi. Ne olduysa ambulansa bindikten sonra olmuş. Tesisimizle ilgili herhangi bir ihmal yok. Tesisimizde her türlü uyarı levhaları mevcut” ifadelerini kullandı.
]]>