Onun – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 02 Aug 2024 22:48:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Usta tiyatrocu Genco Erkal için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-genco-erkal-icin-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-toren-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-genco-erkal-icin-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-toren-duzenlendi/#respond Fri, 02 Aug 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43263 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Usta tiyatrocu Genco Erkal için İstanbul’daki Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törenin başında Erkal, 10 dakika boyunca kesintisiz alkışlandı. Son kez sahnede olan Erkal’ı dostları ve sevenleri yalnız bırakmadı. Salonda izdiham yaşandı.

Önceki gün yaşamını yitiren usta tiyatrocu Genco Erkal için bugün ilk tören, İstanbul’daki Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlendi. Törene eski CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Altan Öymen, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, çok sayıda siyasi parti, kurum, dernek temsilcisi, sanatçı dostları ve ailesi katıldı.

Dakikalarca alkışlandı

Erkal’ın Türk bayrağına sarılı naaşının arkasında ekrana, tiyatro sahnelerinden anlar yansıtıldı. Şair Nazım Hikmet’in dizelerini okuduğu sahneler de ekrandayken Erkal, 10 dakika boyunca aralıksız alkışlandı. Sunuculuğunu, Erkal ile onlarca kez aynı sahnede yer alan Tülay Günal’ın yaptığı törende, sırasıyla yönetmen Dikmen Gürün, Erkal’ın arkadaşı Özcan Arca, eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan ve Ekrem İmamoğlu birer konuşma yaptı.

Fazıl Say: İdeolojisinden hiçbir zaman vazgeçmedi

Tören, Erkal’ın çok kez birlikte sahne aldığı piyanist Fazıl Say ile müzisyen Serenad Bağcan’ın “Memleketim” ve “İnsan İnsan” eserleri ile başladı. Burada konuşan Say, Erkal’dan çok şey öğrendiğini belirterek şunları söyledi:

“Disiplini, çalışkanlığı, tek başına mücadele etmeyi öğrendim. İdeolojisinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Hepimize çok şey vermiştir. Nazım Hikmet’in yasaklı dönemlerindeki şiirlerini Genco Erkal, pek çok bedel ödeyerek yaşatmıştır. Yaklaşık 25 yıl önce Nazım Oratoryosu’nun bestelenmesi dolayısıyla benim için hayatımın en önemli mihenk taşlarından olan dostluğumuz başladı. Onunla olan çalışmalarımızın çoğunu kayıt altına aldık. Müteşekkiriz. Bugün burada büyük sanatçımızın yanında bulunan herkese teşekkür ediyorum.”

Turgut Kazan: Cumhurbaşkanına hakaretten beraat etmeyecek, davası düşecek

Turgut Kazan, avukatlığını yaptığı Erkal’a açılan “cumhurbaşkanına hakaret” davalarından söz etti. Kazan, şöyle konuştu:

“Mutlaka cezalandırılması gerekirdi böyle birinin. Cumhurbaşkanı için sanatçı olması falan önemli değildir. Kim olursa olsun, ne kadar başarılı olursa olsun bizim takımdan olmadığına göre, bir tarikat temsilcisi olmadığına göre bir kere cezalandırılması gerekir. Başvurmuşsunuz, savcı dava açmış. Yeter. Cumhurbaşkanı, ‘Bana hakaret edildi’ diye katılma isteğinde bulundu. Ben dedim ki, tereddütsüz katılma isteğinin kabulünü istiyoruz çünkü böylece cumhurbaşkanının, böyle bir sanatçının cezalandırılmasını istediği tarihe not düşülmelidir. Düşüldü. Temyiz ettiler. Dolayısıyla temyizde dosyamız kaldı. Beraat kararı kesinleşemeyecek. Düşme kararı verilecek. İşte ikinci yüzyılında Türkiye’nin, demokrasiyle hukuk devleti diyorum ve özetle Türkiye’de Genco gibi bir sanatçının cenaze töreninde bir hukukçunun konuşmuş olmasından ne kadar büyük ıstırap duyduğumu da dile getirerek güle güle sevgili Genco diyorum.”

İmamoğlu: Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı

Ekrem İmamoğlu da “İyi ki bu ülkeden, bu şehirden ve bu dünyadan Genco Erkal geçti” diye konuşmasına başlayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“İyi ki onunla aynı dönemde yaşadık ve onun oyunlarını izledik. O güçlü sesini duyduk, söylediklerini dinleme şansını yakaladık ve hissettik. O, sanat dünyasının koca çınarıydı. Açıkçası ‘koca çınar’ sözü çok değerlidir bizim kültürümüzde. Aslında insanlık için de çok şey ifade eder ama belki de onun için ‘Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı’ demek daha güzel olur diye düşünüyorum. Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıydı ve biz de onun farkındaydık ve hep farkında olacağız. Ceviz ağacı çok verimliydi. Açıkçası müthiş tutkusuyla hep üretti. Hep var oldu. En güzel, en çetin cevizler onun dallarında yetişti. En sıcak günlerde onun gölgesinde ruhumuz dinleniverdi. Müthiş bir mücadele insanıydı. Sahneye taşıdığı her eserde görüşünü, tavrını, duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Neye ihtiyaç varsa haksızlığa, hukuksuzluğa karşı, duygularını insanlarıyla, hemşehrileriyle, milletiyle paylaştı. Eğilmedi, bükülmedi, susmadı, susturulamadı. Sanatçı onuruyla hep dimdik ayakta durdu.

“Müthiş bir anlatıcıydı”

Gerçekten benzersiz, insanı yüreklendiren sesi, kendine özgü vurgusu ve tonlamalarıyla müthiş bir anlatıcıydı. Bu toplumun sorunlarını ve sadece toplumun değil; bütün dünyanın, bütün dünya halklarının sorunlarını ele alan, bilge ve aydın tavrından ödün vermemesi, o eğitici tavrı, bizler için çok kıymetli oldu. Genco Erkal; oyunlarıyla, söylemleriyle her zaman, hele hele bugünlerde çok ihtiyaç duyduğumuz barışın ve halkın yanında olan, aynı zamanda en güçlü tonda ‘savaşa hayır’ diyen bir kahramandı. Tüm dünyada gerginliğin tırmandığı, çatışmaların, savaşların etrafımızı sarıp sarmaladığı bu dönemde, onun söylediklerini tekrar tekrar dinlemeye ve kesinlikle hep birlikte, onun güçlü ses tonuyla olmasa bile, hep birlikte ‘savaşa hayır’ demeye çok ihtiyacımız var. Kendisini bu ülkenin, bu şehrin efsane sanatçısı, tiyatro sanatçısı olarak uğurluyoruz ama ben, aynı zamanda onun cesaretinin önünde saygı duyarak onu uğurlamak istiyorum.

“İşçi sınıfının başı sağ olsun”

Aynı zamanda haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı durma konusunda, bize eğitici ve öğretici olduğu için, ona minnet duyarak onu uğurlamak istiyorum. Kararlılığımıza kararlılık kattığı için, cesaretimize cesaret kattığı için kendisine minnet duyarak uğurlamak istiyorum. Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı bundan sonra da en güçlü tonda, en güçlü seviyede karşı olacağımızı ve en güçlü tonda ‘savaşa hayır’ demeye, ‘barışa evet’ demeye devam edeceğimize söz vererek uğurlamak istiyorum. Kendisine rahmet dilerken, dua ederken tüm kalbimle içten teşekkür ediyorum. Elbette ailesinin, sevenlerinin, tiyatro ve sanat dünyamızın başı sağ olsun. Her zaman mücadelelerine destek olduğu için işçi sınıfının başı sağ olsun. Sadece hepinizin huzurunda, kendimize sorumluluğumuzu hatırlatarak buradan ayrılmak istiyorum. Elbette ismini, sesini ve bize emanet ettiklerini sonsuza kadar yaşatmak bizim borcumuz. Başımız sağ olsun. Mekanı cennet olsun.”

“Hayata teşekkür ediyorum bana bütün verdikleri için” sözleriyle veda etti

Tülay Günal, “Vatan, Millet, Sermaye” ile “Ceviz Ağacı” eserlerini seslendirdi. Erkal için hazırlanan bir belgeselde söylediği “Son yıllarda tiyatromuzda genç topluluklar, bereketli, beni çok heyecanlandırıyor, sevindiriyor ve elimden geldiğince onlara hep destek olmak istiyorum. Artık yavaş yavaş onlara devrediyoruz bayrağı. İşte böyle geçti şu yeryüzünde bana tanınmış olan süre. Hayata teşekkür ediyorum bana bütün verdikleri için” ifadeleriyle tören son buldu. Erkal’ın naaşı, alkışlarla sahneden indirildi. Törenin ardından Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Erkal, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-genco-erkal-icin-harbiye-muhsin-ertugrul-sahnesinde-toren-duzenlendi/feed/ 0
Alex de Souza: Okan Buruk’un eksiği olmayan bir takımı var, Jose Mourinho’yu herkes biliyor https://www.haber60.com.tr/alex-de-souza-okan-burukun-eksigi-olmayan-bir-takimi-var-jose-mourinhoyu-herkes-biliyor/ https://www.haber60.com.tr/alex-de-souza-okan-burukun-eksigi-olmayan-bir-takimi-var-jose-mourinhoyu-herkes-biliyor/#respond Thu, 01 Aug 2024 22:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43049

SÜPER Lig ekiplerinden Antalyaspor Teknik Direktörü Alex de Souza, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun kariyerlerinin konuşulmaya gerek olmadığını söyledi. Alex, “Okan Buruk önemli başarılara imza atmış bir teknik direktör, harika başarılar gösterdi. Herkes onun takımını yakından tanıyor ve çok eksiği olmayan bir takımı var. Mourinho ile ilgili söylenecek çok fazla şey yok, onu herkes biliyor” dedi.

Antalyaspor Teknik Direktörü Alex de Souza, yeni sezon öncesi hazırlık dönemiyle ilgili basın mensuplarıyla bir araya geldi. Alex de Souza, sabah yapılan antrenmanın ardından Atilla Vehbi Konuk Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Yeni sezon öncesi kamp ve hazırlık dönemini anlatarak konuşmasına başlayan Brezilyalı teknik adam, “Şu ana kadar çalışmalarımız güzeldi ve pozitifti. Çok çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Bir kaç sakatlık durumumuz oldu ve çözümlendi. Şu ana kadar iyi çalıştık. Buradan Burdur ve Erzurum’a teşekkür etmek istiyorum. Bizi iyi ağırladılar” dedi.

‘YENİ OYUNCULARA İHTİYACIMIZ VAR’

Takımın yeni transferlere ihtiyacının olduğunu kaydeden Alex de Souza, “Hala eksiğimiz var. Yeni oyunculara ihtiyacımız var. Takımın atmosferini, profilini değiştirecek yeni oyunculara ihtiyacımız var. Defans, forvet ve kanatlarda eksiğimiz var. Yönetim ile sürekli iletişim halindeyiz” diye konuştu.

Burdur kampında ilk 2 haftada fiziksel olarak yüklenme yaptıklarını ve gençlere şans verdiğini dile getiren Alex, “Maçlarda kulüp alt yapısından yetişmiş oyuncuları kullanmak istedik ve faydalandık. Onlar şu anda takımda değiller ve daha yetişmiş futbolculara ihtiyacımız var. Tabi ki bu eksiklikleri yönetimimize bildiriyoruz. Dengeli bir şekilde acil ihtiyacımız olan bölgeleri belirliyoruz. Mümkün olan en kısa sürede ihtiyaçlarımızı gidermeyi bekliyoruz” şeklinde konuştu.

‘BÜNYAMİN BALCI İLE GÖRÜŞMEDİM’

Bünyamin’in Beşiktaş’a transferiyle ilgili gelen soruya Alex de Souza, “Bünyamin Balcı bir sakatlık sürecinin sonunda. Takıma hala henüz dahil olmadı. Bu yüzden takımla beraber çalışmadı. Onunla birlikte olmadım ve bir görüşme gerçekleştirmedim. Oyuncuyu ilgilendiren bir durumda kulüp ve oyuncu birlikte görüşüyorlar. Bana gelen bir şey olmadı. Yaptığım çalışmalarda Bünyamin’i hesaba katarak planlama yapmadım. Sakatlığını yeni geçirme devresinde olan bir oyuncuydu. O bölgede Erdoğan Yeşilturt ve Mert Yılmaz ile çalıştık. İyileşme sürecinin sonlarına geliyor ve tamamen iyileştiğinde takıma dahil olduğunda yeniden oturup birlikte konuşacağız ve karar vereceğiz. Ondan tabi ki faydalanmayı isterim. Onunla ilgili farklı bir plan varsa kulüp bunu düşünüyorsa karar da onun” diye konuştu.

‘HAFTA SONUNDA KARAR VERECEĞİZ’

Ligin ilk haftasında Göztepe ile oynayacakları maçla ilgili Alex, “Göztepe karşısında oynayacağımız oyunla ilgili yeterince zaman var. Samudio, takımla beraber ilk çalışmaya katıldı. Hafta sonunda değerlendireceğiz ve bir karar vereceğiz” dedi.

‘HAYAT PAHALILIĞI BÜTÜN DÜNYANIN GERÇEKLİĞİ’

Türkiye’deki hayat pahalılığıyla ilgili açıklamaları sorulan Alex, “12 yıl sonra Türkiye’ye döndüğümde bir pahalılık var demiştim. Bu bütün dünyanın bir gerçekliği. Bütün dünyada her şey her geçen gün pahalılaşıyor. Bu futbol sektörünü de etkiliyor. Futbolda da her şey her zaman daha pahalı hale geliyor. Örnek verecek olursa Bünyamin sakatlığını henüz geçirmiş olan bir oyuncu buna rağmen bir teklif alabiliyor. Futbolda bu tip şeyler değer buluyor. Her seferinde daha pahalı fiyatlar ortaya çıkıyor” diye cevapladı.

‘ÇOK FARKLI BİR OYUN SİSTEMİMİZ VAR’

Antalyaspor olarak dengeli bir oyun ortaya koyacaklarını belirten Alex, “Öncellikle dengeli bir oyunumuz olacak. Top ayağımızda olduğunda kalitemizi kullanmak isteyeceğiz. Topu kaybettiğimizde yeniden topa sahip olmak isteyeceğiz. Dengeli bir oyunla görsel bir oyun ortaya koymaya çalışacağız. Oyun olarak çok farklı olduğumuzu söyleyebilirim. Geçen yıldan bu yana çok farklı bir oyun sistemimiz var” dedi.

‘HEDEFİMİZ GEÇEN YILDIN DAHA İYİ OLMAK’

Öncelikli hedeflerinin geçen yıldan daha iyi olmak olduğunu kaydeden Alex, şunları söyledi:

“Öncelikli hedefimiz geçen yıldan daha iyi olmak. Her şey yolunda giderse daha yukarılara bakmaya başlayabiliriz. Gerçeklikleri dikkate almamız gerekiyor. Geçen yıldan daha iyi olmamız gerekiyor. Geçen seneden daha az gol yemek, geçen yıldan daha fazla gol atmak. Bu tür istatistikleri daha ileriye taşımak istiyoruz. Hafta hafta ilerlemek istiyoruz. Oyuncularla da bireysel olarak en iyi şekilde faydalanmak, onların da çabalarıyla Antalyaspor’u daha iyi bir konuma getirmek hedefimiz.”

TEKNİK DİREKTÖRLERLE İLGİLİ YORUMU

Ligdeki teknik direktörlerin başarılı olduğunu söyleyen Brezilyalı çalıştırıcı, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun kariyerlerinin konuşulmaya gerek olmadığını söyledi. Alex, “Okan Buruk önemli başarılara imza atmış bir teknik direktör, harika başarılar gösterdi. Herkes onun takımını yakından tanıyor ve çok eksiği olmayan bir takımı var. Mourinho ile ilgili söylenecek çok fazla şey yok, onu herkes biliyor. Onlara karşı oynamaktan zevk alacağım. Elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Rekabetçi bir takımla karşılarına çıkacağız” diye konuştu.

‘ARDA İLE KENDİMİ KARŞILAŞTIRMAYI DOĞRU BULMUYORUM’

Arda Güler’i kendisiyle karşılaştırmayı doğru bulmadığını kaydeden Alex, “Arda Güler ile kendimi karşılaştırmam, haksız bir karşılaştırma olur. Ben futbolu bitirdim, kariyerimi sonlandırdım. O kariyerinin başında, çok iyi bir takımda, önünde çok büyük bir gelecek var. Başarılarının üzerine katarak umarım ilerler. Kariyerini sonlandırdığında insanlar ona dönüp övücü sözlerden bahsederler. Onu benimle karşılaştırmamın bir mantığı yok” dedi.

‘ARDA GÜLER’E TAVSİYELERDE BULUNUYORUM’

Arda Güler ile konuştuğunda iyi dileklerini ilettiğini belirten Alex, “Onunla ilgili konuşurken ‘İdmanlar nasıl gidiyor’ gibi konuşmalar geçiyor. Onun en iyisine sahip olmasını istiyorum. İyi dileklerde bulunuyorum. Tavsiyelerde bulunuyorum. Kendisi yetenekli bir oyuncu, başarılı bir oyuncu. Real Madrid’te oynuyor. Umarım daha iyi yerlere gelir” diye konuştu.

‘TRANSFER YASAĞININ KALKTIĞI SÖYLENDİ’

Transfer yasağının kalktığının söylendiğini belirten Antalyaspor Teknik Direktörü Alex, “Bana şu an söylenilen transfer yasağının kalkmış olacağıyla ilgili. Buna inanmak istiyorum. Eğer çözüldüyse de biz aynı şeklide çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hiç bir şekilde motivasyon düşüklüğümüz olmadı. Bir gün motivasyon düşüklüğü yaşarsam başkana teşekkür eder evime dönerim. Günde 12 saat çalışarak en iyi şekilde çalışmalarıma devam ediyorum” dedi.

‘KENDİMİ HAGİ İLE KARŞILAŞTIRMAK İSTEMİYORUM’

Bir gazetecinin “Hagi mi yoksa Alex mi?” sorusuna da teknik adam, şu cevabı verdi:

“Burada elimize mikrofon alıp sorsak, bazıları Hagi bazıları Alex diyecektir. Futbol böyle bir şey. Bana soracak olursanız 1994’de 16 yaşında çocuktum, o esnada Hagi Romanya’nın 10 numara pozisyonunda oyuncuydu. Onu izledim. Kendimi ona karşı rakip olarak görmedim. Ona karşı oynadığımı hissetmedim. Onunla kendimi yarıştırmak karşılaştırmak istemiyorum. Bugün futbolda bazıları maviden bazıları kırmızıdan hoşlanıyor olabilir. Futbol bu şekilde futbol oluyor. Herkesin farklı düşüncesi olabiliyor. İnternette bu tarz tartışmalar olabilir. Bunları iyi karşılıyorum. Ama kendimi Hagi ile karşılaştırmaktan kaçınıyorum. İnternet dünyasında Messi mi Ronaldo mu karşılaştırmaları sıklıkla oluyor. Herkesin farklı zevkleri olabiliyor. Görüşleri olabiliyor. Bunu seçtin diye kimseyi yargılamıyoruz. ya da seçmedin diye. Ben ilk zamandan beri şuna inanıyorum insanların futbol hakkındaki bireysel düşüncelerine saygı duyuyorum.”

‘KENDİ YOLUMU ÇİZİYORUM’

Türkiye’de Daum, Zico, Aragones ve Aykut Kocaman ile çalıştığını belirten Alex, “Hepsinin örnek aldığım yanları var ama sonuç olarak kendi yolumu çiziyor ve ilerliyorum. Birbirinden farklı 4 teknik adamdan da farklı şeyler öğrendim” yorumunu yaptı.

‘EŞİM VE ÇOCUKLARIMIN BAŞ HARFLERİ’

Kulüpte giydiği antrenman formalarının üzerine isminin yerine “DMAF” yazılı olduğunu kaydeden Alex, “Eşim ve çocuklarımın baş harfleri. Onlar yanımda olmadıkları için baş harflerini Antalyaspor’un isimliğinde kullanıyorum” dedi.

HABER: Adem AKALAN- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

]]>
https://www.haber60.com.tr/alex-de-souza-okan-burukun-eksigi-olmayan-bir-takimi-var-jose-mourinhoyu-herkes-biliyor/feed/ 0
Kenan Işık için AKM’de tören düzenlendi: Kardeşi ve gelininden duygusal veda https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/ https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:12:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42651 İstanbul’da geçirdiği beyin kanaması sonrası 10 yıl komada kalmasının ardından hayatını kaybeden Kenan Işık için Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Kenan Işık’ın kardeşi Mehmet Cengiz Işık ve gelini Burcu Akar, ünlü sanatçıyı anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

İstanbul’da özel bir hastanede 76 yaşında hayatını kaybeden Kenan Işık’ın cenazesi sabah saatlerinde ailesine teslim edildi. Ardından hastaneden alınan Kenan Işık’ın cenazesi ilk tören için Atatürk Kültür Merkezine (AKM) getirildi. Araçtan indirilen Kenan Işık’ın Türk bayrağına sarılı tabutu yakınları tarafından sahneye taşındı. Törene Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kenan Işık’ın eşi Beril Işık, çocukları Ahmet ve Mehmet Işık, kardeşi Mehmet Cengiz Işık, torunu Doruk Işık, Burcu Akar, tarihçi İlber Ortaylı, sanatçı Zafer Algöz ile yakınları katıldı.

“Onun sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır”

Törende bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Ayrılması sadece aile ve yakınları için değil, sanat camiamız ve tüm Türkiye için büyük bir kayıptır. Kenan Işık sadece sahnede sergilediği eserlerle değil aynı zamanda yönetmenlik ve televizyon programcılığı alanlarında eşsiz katkılarıyla da hepimizin kalbinde çok özel bir yer bulmuştur. Onun sanata olan doğal aşkı her zaman ilham kaynağı olmuştur. Merhum Kenan Işık eserleri kadar kişiliğiyle de yediden yetmişe tüm halkımızın sevgisini kazanmış bir isim oldu. Geçirdiği kaza sonrasında tüm Türkiye onun için derin bir üzüntü duydu. Bugün onun ardından yaşadığımız bu acısını hep birlikte paylaşıyoruz. Bakanlığımıza da bir süre müşavir olarak görev almış olan Sayın Işık yönetmen olarak da pek çok ödüle layık görülmüş bir isim. Onun kültürümüze kattığı değerler, sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır. Sayın Işık’ın hayatı boyunca sergilediği sanatçı duruşu, çalışkanlığı ve azmi bizler için daima bir yol gösterici olacaktır” dedi.

“Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız”

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, “Bugün çok büyük bir kayıp vesilesi ile bir aradayız. Kıymetli bir tiyatro sanatçısını aynı zamanda televizyon dünyasının çok önemli bir üyesini emekli sanatçımız sayın Kenan Işık’ı kaybetmenin verdiği derin üzüntü ile burada toplanmış bulunuyoruz. Uzun zamandır hafızalara kazınmış olan duayen sanatçıyı oyuncuyu yazar ve yönetmen olan Türk tiyatrosunun en seçkin kişileri arasına giren Kenan Işık, tiyatro sahnelerinde ve ekranlardaki başarısıyla kalplerimizde yer ediyor. O, sanatını icra ederken sadece yeteneğiyle değil, aynı zamanda insanlığını ve samimiyetini de seyirciye geçirebilen ender isimlerden biridir. Yüzlerce makaleye, kitaba ve tiyatro demecine imza atan Kenan Işık, 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin Ertuğrul’un mirası olan koltuğa oturarak, genel sanat yönetmenliğini üstlenmiştir. Onun yolu bizler için büyük bir kayıp. Ancak biliyoruz ki Sevilen bir hayatıyla sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısı, yönlendiricisi ilham kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle Kenan Işık’ın bıraktığı eserler ve hatıralar onun adını ve mirasını yaşatmaya devam edecektir. Her ölüm bir kayıptır, büyük bir acıdır” dedi.

“Ülke bir rol modelini kaybetti”

Gözyaşlarını tutamayan Kenan Işık’ın kardeşi Mehmet Cengiz Işık, “O bir rol modeldi. Bugün hangi sanatçı izleyicisine bu kadar saygılı, bu kadar dürüst, bu kadar içten, bu kadar sevecen kim var. Kimse yok. Ülke bir rol modelini kaybetti. Sadece biz ailesinin değil onu seven herkesin başı sağ olsun” diye konuştu.

“Oğlum sağlıklı halini göremedi”

Gözyaşlarıyla usta sanatçıyı anlatan Kenan Işık’ın gelini Burcu Akar, “Keşke bu 10 yılda da ayakta olsaydı üretmeye devam etseydi. Çok üzgünüz. Biz hiç ümidimizi kaybetmedik. Hep ümit ettik ama olmadı. Oğlum sağlıklı halini göremedi. Hep yattığı halini biliyor” ifadelerini kullandı.

“Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır”

Oyuncu olmasında büyük katkılarının olduğunu ifade eden ünlü oyuncu Zafer Algöz, “Ben Kenan abiyle 1976’da tanıştım. Bizim oyuncu olmamızda birinci sebep Kenan Işık’tır. Onun bize güvenmesi, onurlandırması, güvenmesiyle oyuncu olduk. Sonrasında Kenan Işık yıllarca Devlet Tiyatrolarında oyuncu olarak çalıştı. Şehir tiyatrolarında genel sanat yönetmenliği yaptı” dedi.

Ünlü sanatçı için düzenlenen törene yakınları ve sevenleri katılırken, sanat dünyasından birkaç isim dışında gelenin az olması ve salonda büyük boşluklar oluşması dikkat çekti. Törenin ardından Işık’ın tabutu alkışlarla salondan alındı. Kenan Işık, 31 Temmuz Çarşamba günü Ankara Ahmet Hamdi Akseki Cami’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kenan-isik-icin-akmde-toren-duzenlendi-kardesi-ve-gelininden-duygusal-veda/feed/ 0
Usta tiyatrocu ve sunucu Kenan Işık için tören düzenlendi https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-ve-sunucu-kenan-isik-icin-toren-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-ve-sunucu-kenan-isik-icin-toren-duzenlendi/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:06:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42645 Vefat eden usta tiyatrocu ve sunucu Kenan Işık için Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) tören düzenlendi.

Oyuncu Ali Düşenkalkar’ın sunuculuğunu yaptığı tören, Işık için saygı duruşuyla başladı.

Törende bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, sanat camiası adına çok acı bir gün yaşandığını, Türk tiyatrosunun ve televizyon dünyasının duayen isimlerinden Kenan Işık’ı son yolculuğuna uğurlamak üzere bir araya gelindiğini söyledi.

Kenan Işık’ın vefatının sadece ailesi ve yakınları için değil sanat camiası ve tüm Türkiye için büyük bir kayıp olduğunu dile getiren Ersoy, “Kenan Işık sadece sahnede sergilediği eserlerle değil aynı zamanda yönetmenlik, yazarlık ve televizyon programcılığı alanlarında eşsiz katkılarıyla da hepimizin kalbinde çok özel bir yer edinmiştir. Onun sanata olan aşkı her zaman ilham kaynağı olmuştur.” dedi.

Eserleri kadar kişiliğiyle de yediden yetmişe tüm halkın sevgisini kazanmış bir isim olan Işık’ın geçirdiği kaza sonrasında tüm Türkiye’nin onun için derin bir üzüntü duyduğunu aktaran Ersoy, şu ifadeleri kaydetti:

“Bugün onun ardından yaşadığımız bu büyük kaybın acısını hep birlikte paylaşıyoruz. Bakanlığımızda da bir süre müşavir olarak görev almış olan Işık, yönetmen olarak da pek çok ödüle layık görülmüş bir isimdi. Onun kültürümüze kattığı değerler, sanat alanında gösterdiği önderlik ve genç sanatçılara sunduğu destekler asla unutulmayacaktır. Kenan Işık’ın hayatı boyunca sergilediği sanatçı duruşu, çalışkanlığı ve azmi bizler için daima bir yol gösterici olacaktır. Onun bıraktığı miras sanat camiamız için bir hazine niteliğindedir ve bu mirası yaşatmak, onun anısına gösterebileceğimiz en önemli vefadır.”

“Toplumun her kesimi tarafından sevilen biriydi”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Işık’ın toplumun her kesimi tarafından sevilen ve saygı gören biri olduğuna dikkati çekerek, “Gerek sahnede gerekse kamera arkasında birbirinden başarılı bir çok çalışmayla insanların sevgisini kazanmıştı. Oyunculuğun yanı sıra yönetmenliği, yazarlığı, sanat çalışmalarıyla birlikte bir sunucu olarak sanat camiasında yer almıştı.” diye konuştu.

Işık’ın sanatçılığının yanı sıra beyefendiliğinin de akıllardan çıkmayacağına vurgu yapan İmamoğlu, “Onun bir başka yönü de gazeteciliğiydi, ama çok özel bir taraftarı da bu şehre hizmet etmiş olması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının Genel Sanat Yönetmenliği’ni üstlenerek güzel kentimize hizmetler sunmasıydı. On yıl önce yaşamış olduğu beyin kanaması ve devamındaki süreçte kendisinden iyi bir haber alma dileğinde bulunduk. Eminim milyonlarca insanımızın duası da onunla olmuştur ama ne yazık ki aramızdan ayrıldığı haberini hep beraber aldık. Bugüne kadar hayatımıza kattığı birçok güzellik için kendisine yürekten teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tiyatro sahnesinde, ekranlardaki başarısıyla özel bir yer edindi”

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı da Kenan Işık’ın kıymetli bir tiyatro sanatçısı ve televizyon dünyasının önemli bir ismi olduğunu belirterek, “Uzun yıllardır hafızalarımıza kazınmış olan duayen sanatçı, oyuncu, yazar ve yönetmen olarak Türk tiyatrosunun en seçkin isimleri arasına giren Kenan Işık, tiyatro sahnesinde ekranlardaki başarısıyla kalplerimize özel bir yer edindi.” dedi.

Işık’ın sanatını sadece yeteneğiyle değil aynı zamanda insanlığı ve samimiyetiyle de icra ettiğinin altını çizen Karadağlı, şunları söyledi:

“Yüzlerce makaleye, kitaba ve tiyatro metnine imza atan Kenan Işık, 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un mirası olan koltuğa oturarak Genel Sanat Yönetmenliği’ni de üstlenmiştir. Onun yokluğu bizler için büyük bir kayıp. Ancak biliyoruz ki mesleğine adanmış hayatıyla sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısı, yönlendiricisi ve ilham kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle Kenan Işık’ın bıraktığı eserler ve hatıralar onun adını ve mirasını yaşatmaya devam edecek. Her ölüm bir kayıptır. Büyük bir acıdır. Bazı vefatlarda acı, hüzün, ıstırap onurla birlikte gelir ve acıyı hissederken yüreğinizde duyduğunuz geniş sızıyla gönlünüzdeki büyük gururu birleştirirsiniz. Kenan Işık’ın hayatı ve başarıları, özellikle tiyatro camiamız için büyük gururdur. Onun hatırasını yaşatmak da bizlere nasip olacak.”

“Ülkenin bütün insanları için babalık görevini üstlendi”

Usta sanatçının ailesi adına konuşan oğlu Mehmet Işık, “Babam, ömrü boyunca her şeyden çok, iyi, adaletli ve merhametliydi. Memleketinin insanını çok iyi tanımış, bir o kadar da sevmişti. Sanatını da hep memleketi ve insanı için icra etti. Sanatı vasıtası ile dünyayı olduğundan daha iyi bir yer olarak bırakmak için çalıştı. Kime sorarsanız sorun, bence bunu da başardı. Sadece bana değil, ülkenin bütün insanları için babalık görevini üstlendi.” sözleriyle babasını anlattı.

Mehmet Işık, babasının Anadolu ve Türk kültürünü sanatının merkezine koyduğunu belirterek, “Sahnelediği oyunlarda, Moliere olsun Sophocles olsun Shakespeare olsun, hepsini Anadolu’nun ruhu ile harmanlayarak insanımıza yol gösterdi. Sanatının ve kişiliğinin zenginliği, samimiyeti ve sahiciliğiyle bütün memleketimizin gönlü oldu. Hayatının en büyük tutkusu olan sanatı ile hem ailesine bakma fırsatı buldu hem de ülkesinin insanına fayda sağladı. Şu an bu sahneden kendisine minnetimi sunarken eminim hepiniz aynı minnet duygusu içerisindesinizdir. Babamın ruhu huzur içindedir. Nur içinde yatsın.” ifadelerini paylaştı.

Usta oyuncunun naaşı, helallik duasının ardından sevenlerinin omzunda taşındı.

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, oyuncu Zafer Algöz ve tiyatrocu Ahmet Yenilmez’in yanı sıra kültür ve sanat dünyasından çok sayıda isim, törende bulundu.

Kenan Işık’ın cenazesi, yarın Ankara Ahmet Hamdi Akseki Cami’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek.

Kenan Işık kimdir?

Tam ismiyle Yusuf Kenan Işık, 1 Ekim 1947’de Malatya’da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini devam ettirdiği yıllarda okul tiyatrosunda oyunculuğa başlayan Işık, lise eğitimi için gittiği Ankara’da Meydan Sahnesi’ne girdi.

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okumaya başlayan Işık, öğrencilik yıllarında tiyatrodan hiç kopmadı ve 1972’de Devlet Tiyatrosu sanatçısı oldu.

Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliği ve senaristlik de yapan usta isim, çeşitli dizilerde de rol aldı.

Bir dönem gazetecilik de yapan Kenan Işık, “Kim Milyoner Olmak İster” isimli yarışma programıyla seyircilerin beğenisini kazandı. Işık, 10 yıl önce fenalaşıp dengesini kaybederek kafasını yere çarpması sonucu beyin kanaması geçirmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/usta-tiyatrocu-ve-sunucu-kenan-isik-icin-toren-duzenlendi/feed/ 0
ATSO Meclisi, Başkan Ali Bahar’ı Anmak İçin Toplandı https://www.haber60.com.tr/atso-meclisi-baskan-ali-bahari-anmak-icin-toplandi/ https://www.haber60.com.tr/atso-meclisi-baskan-ali-bahari-anmak-icin-toplandi/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:06:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42469 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclisi, Yönetim Kurulu Başkanı Merhum Ali Bahar’ı anmak için toplandı.

ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan meclis toplantısı, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Başkan Bahar’ın kardeşi Berkay Bahar, kuzeni Serkan Bahar, Meclis Üyeleri ve dostlarının katılımıyla gerçekleşti. ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Ali Bahar’ın başkanlık koltuğuna çiçeklerle donatılmış resmini koydukları divanda, en son mecliste oturdukları düzende oturarak Başkan Bahar’ı yad ettiler. Başkan merhum Ali Bahar’ın, dakikalarca ayakta alkışlandığı mecliste duygusal anlar yaşadı. Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, “Aslında bugün burada meclis toplantısı için değil, çok zamansız ve talihsiz bir kazayla aramızdan ayrılan Yönetim Kurulu Başkanı merhum Ali Bahar için bir araya geldik. Kendisini bu çok sevdiği yerde sizlerle birlikte anmak istedik. Çok heyecanlı, devamlı Antalya ve ATSO için bir şeyler yapma arzusunda çalışıyordu. Önemli olan geride hoş bir seda bırakmak olacaktır. Merhumun odamızda ve cenaze alanındaki kalabalık, onun hoş bir seda bıraktığını gösterdi. Mekanı cennet olsun” dedi.

ATSO Yönetim Kurulu adına konuşan Yusuf Hacısüleyman, Kimimiz için çok değerli bir dost, kimimiz için çok değerli bir kardeş, kimimiz için çok değerli bir abi, hatta kimisi için bir baba gibiydi. Onu, son yolculuğuna uğurlamış olsak da ruhunun bizimle olduğunu, bizi gözettiğini biliyoruz. Sevgili Ali’nin yerini kimse dolduramaz” dedi.

“Herkesi kucakladı, herkese sarıldı”

Başkan Bahar’ın vizyonuna, liderliğine, çalışkanlığına ve kararlılığına atıfta bulunan Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küsmeyeceğiz, kızmayacağız, gitmeyeceğiz cümlesi, onun mücadeleci ruhunun ve kararlılığının, Antalya’ya hizmet aşkının en güzel özetiydi. Bizlere, hep birlik olmayı, sabretmeyi ve doğruları söylemekten asla vazgeçmemeyi gösterdi. Ali Bahar’ın bıraktığı miras, sadece gerçekleştirdiği projelerle sınırlı değil; aynı zamanda, bizlere bıraktığı değerler ve öğretiler, derin, kalıcı bir etki oluşturdu. ATSO ne iş yapar sorusuna en iyi cevap, kendisi oldu. Cana yakınlık, yardımseverlik ve dürüstlük, onun kişiliğinde hayat buldu. Birleştirici yapısı, herkesi etkisi altına aldı. Öyle büyük bir şemsiye açtı ki, küçüğü büyüğü, herkes, şemsiyenin altında, kendine bir yer buldu. Paylaşımcıydı. Aramızda kalsın dediği bir şey, hiçbir zaman aramızda kalmazdı. Çünkü sır tutamazdı. İstişare kültürüne ve ekip ruhuna inanırdı ve hep öyle yaşadı. Herkesi kucaklardı, herkese sarılırdı, herkesi öperdi. Her sarılmasında, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, insanlara geçer, onları büyülerdi. İçi içine sığmazdı. Hayal gücü, sınırsızdı. “Olmaz” diye bir kelime sözlüğünde yoktu. Şakacı, espri doluydu, gülerdi, güldürmeyi severdi, unutulmaz muzip bir gülüşü vardı. Bu gülüşü hiçbir zaman hafızalarımızdan silinmeyecek””dedi.

“Karıncayı incitmezdi”

Başkan Ali Bahar’ın, hayatın kendisine verdiği nimetler için her zaman şükreden bir insan olduğunu belirten Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü; “Saat kavramı yoktu, bazen sabah ezanından önce, bazen de yatsı ezanından sonra arardı. Çünkü hiçbir işi, sonraya bırakmak istemezdi. Mütevazıydı. Kendisine yöneltilen sözleri, büyük bir olgunlukla karşılar, ağzından tek bir kötü söz çıkmazdı. Güzel yaşadı, mutluydu, gözleri parlıyordu. Güzel bir aile kurdu. Güzel çocukları oldu. Ne bir haram yedi, ne cana kıydı, ben bir şarampol çocuğuyum derdi. Karıncayı incitmezdi. Ekmek kadar temiz, su gibi aydındı ve şimdi bizler, onun yolunda ilerlemeye, onun bize bıraktığı değerleri yaşatmaya devam edeceğiz. Onun vizyonunu ve liderlik anlayışını, gelecek nesillere aktaracağız. Sevgili başkanımızı her zaman sevgi, saygı ve minnetle anacağız. Onun ışığı, her zaman yolumuzu aydınlatacak. Huzur içinde uyu, sevgili kardeşim. Senin mirasın, sonsuza dek bizimle olacak “diye konuştu.

“Ağabeyimi gözümüzden gönlümüze akıttık”

Konuşmasına ATSO ailesine teşekkür ederek başlayan ATSO Meclis Üyesi Berkay Bahar, “Sanıyorum bu 21. meclis toplantısı. Her meclis sonrasında ağabeyimle meclisi yorumlardık, ‘nasıl oldu, konuşmamda bir kırıcılık var mıydı?’ diye sorardı bana. Gerçekten o bir sevgi adamıydı. Bu şehri seviyoruz diyenler kimse, onlardan daha çok sevdiğine ben şahidim. Burada, ailesinden, çocuklarından, bizlerden, işinden, her şeyden vazgeçmişti. Biz ağabeyimi gözümüzden gönlümüze akıttık. Görmememiz hiçbir şey değiştirmiyor, o bizim kalbimizde. Bunun bir imtihan olduğunu biliyorum, hepimiz bu imtihanı vereceğiz. Her şeyin biteceği bir gün olacak, başımıza geleni öyle bir karşılayacağız ki, hem derdimiz hem dostumuz hem de düşmanımız sabrımıza hayran kalacak” dedi.

“Onun çimentosu sevgiydi”

Başkan Ali Bahar’ın, 55 yıllık hayatını dolu dolu yaşadığını dile getiren Berkay Bahar, “O, hayatına 100 yıl sığdırdı. Çok mutlu yaşadı. Abim etrafındaki insanların tamamını mutlu etmeye çalıştı. Ben buna şahidim. Teşekkür ederim, kendisi görüyorsa mutlu olmuştur diye tahmin ediyorum. Çünkü gerçekten adına ve yaptıklarına yaraşır bir cenaze töreni oldu. Acımızı Türkiye’nin her yerinden paylaşanlar oldu hepsine bu meclisten teşekkür ediyorum. Ancak bir sözüm daha var, bunu söylemezsem yarım kalırım. Arkadaşlar, bugün biz cenazemizi gömerken arkasından hesap yapanlar içinde söyleyecek ebetteki bir sözümüz var. Ali Bahar’ın etrafındaki insanları bir arada tutan şey menfaat değildi. Onun harcı, onun çimentosu sevgiydi. Birbirini tanımayanları, birbirine sevdirme özelliğiydi” diye konuştu.

“Çok güçlü biriydi”

ATSO Meclis Üyesi Serkan Bahar, kürsüden tüm destek verenlere teşekkür ederek, “Bugün onun yerinden, onun makamından, kürsüsünden söyleyeceğim birkaç kelimeyi ona ithafen söylemek istiyorum. Sevgili ağabeyim çok güçlü biriydi. Büyüğüm, önderim ve liderimdi. Sevgiden öte canımız, kanımızdı. Kapanmaz bir yara bıraktı içimizde ama bunları sarmak için elimizden geleni yapacağız sizlerle beraber. Bizleri hiç yalnız bırakmadınız. Bizlere girişimciliği, sanayiciliği, kardeşliği, büyüklüğü, küçüklüğü, cesareti, her şeyi o öğretti. Her şeyin mutlu, güzel ve iyi yapılması gerektiğini ondan öğrendik. Bize bıraktığı tarif edilemez miras için ona sonsuz minnettarım. İyi ki abim olmuş, bundan büyük bir onur ve gurur duyuyorum” dedi. Törende, merhum Başkan Ali Bahar ile aralarında geçen anıları paylaşan Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyeleri, düşüncelerini dile getirdi. Güzel sözlerle yad ettikleri Başkan Bahar’ın vizyonunu ve projelerini daha ileriye taşımak için çalışacaklarını belirttiler.

ATSO’da mevlit okutuldu

Yönetim Kurulu Başkanı Merhum Ali Bahar için ATSO tarafından gerçekleştirilen Mevlid-i Şerif’e, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tarık Hekimoğlu, Antalya İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik, milletvekilleri, belediye başkanları, Antalya protokolü, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Oda ve Borsa Başkanları, Antalya OSB sanayicileri ile çalışanları, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. Mevlitte, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve ATSO Yönetim Kurulu adına Yusuf Hacısüleyman, Başkan Bahar ile ilgili duygularını dile getirdi. Aile adına konuşan merhum Başkan Bahar’ın kızı Ladin Bahar, babasına duyduğu sevgi ve saygıyı paylaştı. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/atso-meclisi-baskan-ali-bahari-anmak-icin-toplandi/feed/ 0
Dursun Özbek: Galatasaray’ın yarattığı etki diğer takımları endişelendirmiş https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-galatasarayin-yarattigi-etki-diger-takimlari-endiselendirmis/ https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-galatasarayin-yarattigi-etki-diger-takimlari-endiselendirmis/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:45:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34417

Dursun Özbek: Galatasaray’ın yarattığı etki diğer takımları bayağı endişelendirmiş

Mikail KARAMAN/ ANKARA, – Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, “Jose Mourinho çok önemli birisi. Demek ki geçtiğimiz sezonda Galatasaray’ın yarattığı etki diğer takımları bayağı endişelendirmiş. Onun için bu sene daha sıkı çalışıyorlar, öyle gözüküyor. Hiç fark etmez. Galatasaray Galatasaray’dır. Galatasaray, her zaman kazanan takımdır. Özellikle mayıslara gelince artık herkes mayısların kimin olduğunu biliyor. Bundan sonra da öyle olacaktır. 5’inci yıldıza hazırlanıyoruz” diye konuştu.

Galatasaray’da Olağan Seçimli Genel Kurul’da yeniden başkan seçilen ve mazbatasını alan Dursun Özbek, Galatasaray Spor Kulübü 2’nci Başkanı Metin Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyeleri Anıtkabir’i ziyaret etti. Sarı-kırmızılı heyet, Aslanlı Yol’da başlayan törende Atatürk’ün mozolesine geldi. Dursun Özbek’in, mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.Yönetim kurulu üyeleri Anıtkabir önünde hatıra fotoğrafı çekildi. Daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Dursun Özbek, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Galatasaray Kulübü Başkanı Özbek, deftere şunları kaydetti:

” Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu yüce Atatürk; Bugün, Galatasaray Spor Kulübü 40’ncı başkanı olarak manevi huzurunuzda bulunmaktan dolayı büyük bir gurur, heyecan ve mutluluk duyuyorum. Galatasaray Kulübü’nün azası ve gönül verenleri olarak, devrimleriniz ve fikirlerinizin ışığında, belirlediğiniz hedefler doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 2’nci yüzyılında Galatasaray Spor Kulübü, tıpkı ilk yüzyılında olduğu gibi, ülkemizin medar-ı iftiharı olarak, Ata’sına layık olmaya devam edecektir. Ebedi saygılarımla.”

“GALATASARAY HER ZAMAN KAZANAN TAKIMDIR”

Anıtkabir ziyareti sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özbek, ” Fenerbahçe’nin Jose Mourinho’yu duyurmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şu şekilde yanıtladı:

“Jose Mourinho çok önemli birisi. Demek ki geçtiğimiz sezonda Galatasaray’ın yarattığı etki diğer takımları bayağı endişelendirmiş. Onun için bu sene daha sıkı çalışıyorlar, öyle gözüküyor. Hiç fark etmez. Galatasaray Galatasaray’dır. Galatasaray, her zaman kazanan takımdır. Özellikle mayıslara gelince artık herkes mayısların kimin olduğunu biliyor. Bundan sonra da öyle olacaktır. 5’inci yıldıza hazırlanıyoruz. İnşallah önümüzdeki sezon sonunda da 5’inci yıldızı takmış olacağız. Tekrar burada buluşuruz.”

“ANA HEDEF AVRUPA’DA BAŞARI”

Ana hedeflerinin Avrupa’da başarı yakalamak olduğunu ifade eden Özbek, “Her zaman yaptığımız gibi, seçimlerden sonra mazbata alındıktan sonra yönetim kurulu olarak ilk işimiz Atatürk’ümüzü ziyaret etmek ve ona bağlılığımızı onun aydınlattığı yolda kurduğu Cumhuriyetin izinde yürüdüğümüzü ifade ederek bu hatıra defterini imzalıyoruz. Galatasaray Spor Kulübü olarak Cumhuriyetin 100’üncü yılında yüzüncü yıl kupasını Türkiye Ligi’nde kazandık. 2’nci yüzyıla başlarken de 101’inci yıl itibarıyla da bu kupayı kazandık. Galatasaray’ın bundan sonraki faaliyetleri bildiğiniz gibi Ali Sami Yen Bey’in ifade ettiği gibi ‘Avrupalı takımları yenmek’ gibi bir misyonumuz var. Şimdi onun içine hazırlanıyoruz. Ben buradan bütün Galatasaraylı taraftarlarıma, tüm Galatasaray’ı sevenlere selam gönderiyorum. Onların artık şehirleri sarı-kırmızı bayraklarla donatmasını istiyorum. Yeni sezonunda Türkiye’deki futbol kulüplerinin hepsine güzel bir yıl olmasını diliyorum. Şimdi hazırlık dönemi. Biraz müddet sonra ligler başlayacak. Güzel bir yarışma, Türk futbolunun bir kademe daha yukarıya taşımak için gereken tedbirler alınmış olarak inşallah güzel bir sezon geçirmeyi diliyorum. Buradan herkese selamlarımı gönderiyorum. Şampiyonlar Ligi’nde önemli bir Play-Off oynayacağız. Dolayısıyla onun hazırlıkları zaten çok önceden yapılıyordu. Maalesef yarış bu sene 2 takım arasında geçti. Yani çok önce Şampiyonlar Ligi’ne gidecek takımlar belliydi. Onun için de hazırlıklarımız çok önceden başlamıştı. Ana hedefimiz Avrupa’da başarıyı yakalamak. Kimse merak etmesin, biz hazırız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dursun-ozbek-galatasarayin-yarattigi-etki-diger-takimlari-endiselendirmis/feed/ 0
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi Şampiyon Yapacağını Söyledi https://www.haber60.com.tr/aziz-yildirim-fenerbahceyi-sampiyon-yapacagini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/aziz-yildirim-fenerbahceyi-sampiyon-yapacagini-soyledi/#respond Fri, 31 May 2024 23:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34252 Fenerbahçe Kulübü Başkan Adayı Aziz Yıldırım, “Şampiyon yapacağız. Onun için sizlerden oy ve destek istiyorum. Fenerbahçe’yi eski haline, yıllarına döndüreceğiz. Buna inanıyorum, siz de inanın.” dedi.

Yıldırım, kongre çalışmaları kapsamında kentteki bir otelde düzenlenen toplantıda kongre üyeleriyle buluştu.

Burada konuşan Yıldırım, Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için göreve gelmek istediklerini söyledi.

Takımı şampiyon yapamamaları halinde birinci sene sonunda olağanüstü kongreye gideceklerini vurgulayan Yıldırım, aday olanı da destekleyeceklerini ifade etti.

Yıldırım, takımı çocuklar, gençler ve herkes için şampiyon yapacaklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Çünkü bu gidiş iyi bir gidiş değil. Listelere, düşüncelere iyi bakın. 20 sene başkanlığımda siyaset yapmadım. Tarafım, Atatürk ve laik cumhuriyetçilik, onun dışında değilim. Kimseden bugüne kadar fetva almadım. Benin adıma çok şeyler söylüyorlar ama inanın, 20 sene başkanlık yaptım iktidardan ya da siyasetten ‘Şu arkadaşı yönetimine al’ demediler. Kimse ne baskı yaptı ne söyledi. Şampiyon yapacağız. Onun için sizlerden oy ve destek istiyorum. Fenerbahçe’yi eski haline, yıllarına döndüreceğiz. Buna inanıyorum, siz de inanın.”

“Ben kaçacak adam değilim”

Yıldırım, söz alan bir kongre üyesinin “Sizi Ali Koç ile el ele görmek isterdim.” sözü üzerine, Ali Koç ile fikir ayrılıklarının bulunduğunu belirterek, “Bizim başka ayrılığımız yok. Bir de onun hali ve tavırlarından dolayı ortaya gelen pozisyon var. Kongre oldu. Arabaya bindim, gittim eve. Hiçbir şey yapmadım. Konuşmaya başladılar; ‘Kaçtı, gitti’. Ben kaçacak adam değilim. Biz kimseye bağlı değiliz.” diye konuştu.

Gelecek yıl Türkiye Kupası ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Yıldırım, federasyonun takıma ceza verip vermeyeceğini bilmediğini ifade ederek, “Ceza vermezse her yerde oynayacağız. Her yerde başarıyı, şampiyonluğu kazanmaya çalışacağız.” dedi.

Aziz Yıldırım, Kulüpler Birliği Vakfı konusunda da orada güçlü bir başkanlık sisteminin bulunmadığını savunarak, “Önceden Kulüpler Birliğinin ağırlığı vardı, güçlü başkanlar vardı. O ağırlık hem yayıncı kuruluşa hem devletle olan ilişkilere, siyasete hepsine karşı güçle onlara ne istediğini anlatabiliyordun. Şimdi öyle bir şey yok. Kulüpler Birliğinin yapısı çok kötü. İyileşir mi, bilemiyorum. İçeriyi tanımıyorum. Ancak oraya gittiğimizde eğer uygun görürsem devam ederim. Uygun görmezsem gitmem. Onu değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bir katılımcının, “Eskiden siz elinizi masaya vururdunuz. Şimdi sakin gözüküyorsunuz. Eski Aziz başkanımız olacak değil mi?” sözü üzerine Aziz Yıldırım, elini yumruk yapıp masaya vurdu.

Seçim sonucu ne olursa olsun Ali Koç ile el sıkışıp sıkışmayacağının sorulması üzerine Yıldırım, el sıkmakla bir şey olmayacağını belirtti.

Kendisinin bir şey demediğini ancak karşısındakilerin sürekli kendisini tahrik ettiğini anlatan Yıldırım, “Ben yok sayacağım. Bir araya gelmemizin bir faydası yok. Onun için bu konuyu fazla abartmayalım. Bizim fikir ayrılığımız var. Yoksa medeni insanlarız. Gelsin ‘Merhaba’ desin ‘Merhaba’ deriz. Yok mu diyeceğiz. Fikir ayrılığı var. Ben ‘Mourinho’ diyorum, onlar İsmail Kartal. Gittiler hemen Mourinho’ya sarıldılar. Aramızdaki fark bu.” ifadelerini kullandı.

Bir katılımcının, 6 yıldır Fenerbahçe maçına niçin gitmediğini sorması üzerine Yıldırım, başkanlığı döneminde Fenerbahçe’ye yaptığı çalışmaları anlattı.

“Kalbim kırılmış size”

Kendisinin yargılanmaması gerektiğini belirten Aziz Yıldırım, “O stattan giderken beni yuhalamadınız mı? Utanmadınız mı? İçimdekileri dökmüyorum. Oradan giderken, bu kulüp için hapis yattığımda hakim ya da savcısına ‘Seni atarız’, ‘Sen kimsin beni atacak’ diyen adamı siz yuhalayarak gönderdiniz. Onun için bana bir şey konuşmaya sizin hiçbir hakkınız yok. Buna rağmen ben kendimi feda ederek geliyorum. Çünkü Fenerbahçe yanlış yola giriyor. Bunu önlemek için geliyorum.” diye konuştu.

Yuhalama sırasında yaptığı konuşmayı hatırlatan Yıldırım, “Bunlar olmamış gibi elini sık. Elini sıksam ne olacak. Görüntü oluyor. Kalbim kırılmış size. Kalbim kırık. 20 sene yaptıklarımın karşılığı bu mu olmalıydı? Yapılanları insan unutmuyor. Unutmam, öyle bir yapım var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Seçildiğinizde Okan Buruk’a bir cevabınız olacak mı?” sorusuna Yıldırım, hiçbir zaman Galatasaray başkanlarına, sporcularına yorum yapmadığını belirterek, “O Fenerbahçe’nin gücüydü.” yanıtını verdi.

Yıldırım, daha sonra kendisine yöneltilen diğer soruları da cevapladı.

Aziz Yıldırım, konuşmasının ardından yanına gelen taraftarlar ve gençlerin formalarını imzaladı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/aziz-yildirim-fenerbahceyi-sampiyon-yapacagini-soyledi/feed/ 0
Yeşilçam’ın ünlü ismi Türker İnanoğlu için ilk tören TİM Show Center’da düzenlendi https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/#respond Thu, 04 Apr 2024 22:00:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26151 Yeşilçam’ın ünlü ismi Türker İnanoğlu (88) için ilk tören TİM Show Center’da düzenlendi.

Yeşilçam’ın efsane ismi, ünlü yapımcı ve film yönetmeni Türker İnanoğlu, 88 yaşında hayata veda etmişti. 2 Nisan’da vefat eden Türker İnanoğlu bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Yeşilçam’ın ünlü isimlerinden Gülşen Bubikoğlu ile evli olan Türker İnanoğlu için ilk tören, TİM Show Center’da düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy katılırken, sanat camiasından Ali Sunal, Hülya Koçyiğit, Sunucu Cüneyt Özdemir, Cem Yılmaz, Zafer Ergim, İlker Aksum, Tamer Karadağlı, Birol Güven, Kerem Alışık ve çocukları İlker İnanoğlu ile Zeynep İnanoğlu Özdemir veda için salondaki yerlerini aldı. Törenden sonra İnanoğlu, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Kanlıca Aile Mezarlığı’na defnedilecek.

“Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum”

Törende Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy, “Türker İnanoğlu’na Allah’tan rahmet, saygıdeğer İnanoğlu ailesine ve sanat camiasına sabırlar diliyorum. Hepinizin başı sağ olsun. Ben Türker abiyi Atlas Sineması ve Müzesi Restorasyon ve Yeniden İhya Projesi sırasında yakından tanıma fırsatı bulmuştum. O sıralarda Türker abi, Atlas Sineması’nda bakanlığın kiracısı ve işletmecisiydi. Sözleşmesi de devam ediyordu. Kendisini ziyaret edip, proje konusunda bilgilendirdik. Görüşlerini ve önerilerini rica ettik. Kendisine, ‘abi sizin sözleşmeniz devam ediyor ve bizim böyle bir projemiz var, izniniz olursa biz bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz’ dedim. Hiç tereddüt etmeden, bir an önce başlamamızı ve elinden ne geliyorsa her türlü desteği vereceğini söyledi. O gün anladım ki, söz konusu beyaz perde, kültür ve sanat olduğunda Türker abi de ‘hayır’ yoktu. ‘Nasıl yapabilirim, nasıl destek olabilirim’ vardı. Her zaman takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir insan. Yine yaklaşık 3 ay önce Atatürk Kültür Merkezi’nde kendisiyle bir araya gelmiştim. Zaman zaman, sağlığı izin verdiği anlar da, fırsat bulduğumuz da kültür ve sanat, projeler konusunda görüşlerini alırdık. Çok faydalı, değerli bir insandı. Yeşilçam yapıtları, sinema salonları, video, televizyon, eğitim, müze daha birçok önemli projeyi 88 yıllık yaşamına sığdırmış durumda. Tam bir beyaz perde sevdalısı diyebilirim. Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum. Bu sabahta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda aramızda konuştuk Haziran ayında, çok büyük emekleri olan Atlas Sinema Müzesi’nde Türker İnanoğlu sergisi açmaya karar verdik. Son olarak ben bir insanın en büyük eserinin, yetiştirdiği insanlar olduğuna inanıyorum. Türker abi bu ince zanaatın en büyük ustasıydı. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.

“Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi”

Törende konuşan Ali Sunal, “Türker abiyi şöyle anlatabilirim ben. Benim ilk arkadaşlarımdan biriydi. Babamla çok şeker bir dostlukları vardı. Küçüklüğümde çok dikkatimi çekmişti. Müthiş anlaşıyorlardı, gülüyorlar, sohbet ediyorlardı. Sonra bir anda iş konuşuyorlardı. O arada Türker abi beni keşfetti. Sahne için değil, kenarda paşa gibi duran beni keşfetti. Ben onun ilgisini çektim diye düşünüyorum. Benimle arkadaşlık kurdu. Aramızdaki yaş farkına rağmen beni en ilgili, en dikkatli, en güzel dinleyen insanlardan biriydi. Koca adam ben de ne buluyor diye düşündüm tabii. Tatlı, hoş, benim akranım gibi, çocuk gibi, benimle sohbet eden, beni seven, ben uyurken rahatsız olurum diye uykuya dalana kadar sabırla başımda oturan, saçımı okşayan, masallar anlatan bir Türker abi hatırlıyorum. Benim yaşımda çocukların ilkokuldan, gittiği okulda ve sınıftan arkadaşları olur. Onların dışında kendi seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi olabilir. Mekanı cennet olsun. Ona çok teşekkür ediyorum bana bu güzelliği yaşattığı için” dedi.

“Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var”

Hülya Koçyiğit ise, “Hepimiz onu tanıyoruz. Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var. Her şeyden önce Türk sinemasına çok değerli katkıları var. Çalışma hayatımız, düzensiz, dengesiz, bunun bir raya oturması gerekiyor. Toplantılar yaptık. Çalıştay yapalım diyoruz. Dönem dönem sinema çıkmazlara girdi. Bunun halledilmesi için gelişimci, kendine güvenen Türker İnanoğlu, bizi alıp Ankara’ya götürdü. Kültür Bakanlığı’nı ziyaret ettik. Türker’in önderliğinde, onun toparlamasıyla, mecliste karar çıkması için çaba sarf ettik. Söylemek istediğim şu; o bir sinema aşığı, sinema tutkunu, sinema için yapmadığı yok. Hepimizin hamisi, onun emeklerine çok büyük saygı duyuyorum. Bugün bir devir kapandı onunla beraber. Öyle güzel eserler bıraktı ki ardında ne mutlu böylesine yaşanmış bir hayata” ifadelerini kullandı.

“Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi”

Tören de Cem Yılmaz, “1990’lı yılların ortasında ulusalın yaptığı talk şovlardan bir tanesinde çok kıymetli arkadaşım Meltem Cumbul bir Talk Show’a başlamıştı. Beni davet etti. Türker abi sonra bu video kaseti izlemiş. Önce Meltem’e demiş ki kızım mahalleden arkadaşlarını niye bu çağırıyorsun? Yok muydu tanıdık, birileri diye sormuş. İlk öyle tanışmıştık. Daha sonra 2003 yılından itibaren ben buradan binden fazla defa sahneye çıktım. Her seferinde değil belki birçok başka işi olduğu için bin gösterinin bininde gelmedi. Yalan olmasın. Çoğunda kulise geldi. ve hep en çok sizlerin arasında seni seviyorum derdi. Buna inandırdı. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum. Sonra diğer meslektaşlarımdan, büyüklerimden duyduğum birçok kişiyi seviyormuş. Birçok kişi de onu derinden seviyormuş. Kuliste gelip bir ihtiyacınız var mı diye sorması çok çarpıcıydı. Bana da her sahneye çıkmadan önce oğlum bir ihtiyacın var mı derdi. Keşke bu soru şimdi sorulsa. Evet bir ihtiyacımız var. Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi. Kendisine her şey için teşekkür ediyorum. Başta Gülşen abla, Zeynep ve İlker abi, aile olmak üzere baş sağlığı diliyorum. Başımız sağ olsun. Sağ olun” şeklinde konuştu.

“Eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum”

Türker İnanoğlu’nun kızı Zeynep İnanoğlu Özdemir, “Babam önemsediği konuları kimseye emanet etmezdi. Çok büyük bir titizlikle son vedasını planladı. Benim vefat durumunda yurt dışında olacağımı düşünmüştü, tahmin etmişti. O yüzden oradan uçağa yetişmemden tutun da, buradan cenaze detaylarına kadar her şeyin üstünden birkaç kere geçmiştik. Bütün bu hazırlıklar, planlamalar yaşanan acıyı hiçbir nebzede azaltmıyormuş, onu söyleyebilirim. İşte o böyle bir insandı. Her zaman detaylara hakimdi, çalışkandı, disiplinliydi ve çok gururluydu. Duygularını göstermemekle beraber aşırı duygusaldı. İşine, mesleğine, çalışma arkadaşlarına inanılmaz bağlıydı. O kadar hep şanslı olduğunu düşündüm. Çünkü bu hayatta, bu ömürde çok sevdiğiniz bir işi bulup, bir ömür boyu onu yapmak bence çok büyük bir şans. Ona bir iki şey söylemek istiyorum. Bugün Bir kere çok insana dokundu, çok eser bıraktı. Hiç durmadan üretti. Eğer bugün burada sizleri görseydi çok mutlu olurdu. Tam istediği veda buydu. Sevgili baba, eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum. Çok özleyeceğimi bilmeni istiyorum ve aynı zamanda isminin ve anılarının bizlerle yaşamasını, yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağımı bilmeni istiyorum. Sağ olun, eksik olmayın” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/feed/ 0
Nevra Serezli: “Tiyatronun Değerini Bir 27 Mart’ta Bilmek Az Geliyor. https://www.haber60.com.tr/nevra-serezli-tiyatronun-degerini-bir-27-martta-bilmek-az-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/nevra-serezli-tiyatronun-degerini-bir-27-martta-bilmek-az-geliyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24050 HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: HAKAN KAYA

Sanat hayatında yarım asrı geride bırakan usta oyuncu Nevra Serezli, 54 yıldır ilk günkü heyecanla icra ettiği mesleğini ve özel hayatına dair bilinmeyenleri ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Serezli, “Tiyatronun da değerini bir 27 Mart’ta bilmek az geliyor ama Dünya Tiyatro Günü yapılmasının nedeni zaten insanları tiyatroya alıştırmak” dedi. En beğendiği oyuncuyu da Serezli, “Tabii ki favorim Kıvanç Tatlıtuğ. Yani o kadar her şeyini seyretmişimdir ki. Dijitaldeki filmleri dahil. Çok çok beğeniyorum. Sanki kendi oğlummuş gibi iftihar ediyorum” diyerek açıkladı.

Bugün, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü… Sanat yaşamında 54 yılı geride bırakan Nevra Serezli de “Veda” oyunuyla sahnede… Ayşe Kulin’in eserinden uyarlanan oyun, birçok yerde sahnelenmeye devam ediyor. Usta sanatçı ayrıca, Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) tarafından layık görüldüğü İsmail Dümbüllü ödülünü de bugün alacak. Serezli, Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki Müşfik Kenter Sahnesi’nde ANKA Haber Ajansı’na demeç verdi.

Ayşe Kulin’in “Veda” adlı yapıtını Tiyatrokare’nin kurucusu aynı zamanda çevirmen, yönetmen ve oyuncu Nedim Saban sahneye uyarladı ve yönetti. Oyunda, Milli Mücadele dönemi ve bu dönemin hem acı hem de umut dolu olayları anlatılıyor. Oyunun merkezinde bir konağın sakinleri ve onların hayatları yer alıyor. “Veda”nın kadrosunda Nevra Serezli harici Aziz Sarvan, Leyla Feray, Fatih Gülnar, Meral Asiltürk, Zeynep Sevi Yılmaz, Alişan Özkan, Gizemnur Topaloğlu, Gizem Çayhanoğlu da rol alıyor.

Tiyatronun ve sinemanın efsane ustalarından Serezli’nin sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

“- 100.yıl oyunu için çok güzel bir oyundu Veda, Sizi sahnede izlemek çok heyecan vericiydi, hele dans sahneniz ve seyircinin reaksiyonu inanılmaz güzeldi. Oyunda en sevdiğiniz sahneler hangileri. O gece “Veda” oyunundaki başarısıyla Leyla Feray’a “Vasfi Rıza Zobu Ödülü verildi. Feray size özel olarak teşekkür etti, nasıl desteklediniz onu?

“LEYLA’YA KOL KANAT GERMİŞ DURUMDAYIM”

“Leyla Feray’ı ve ailesini çok iyi tanıyorum. Benim çocuklarımla birlikte büyüdüler annesi. Uzaktan uzadı Leyla’yı zaten takip ediyordum yaptığı işler ve dizilerle. Çok beğendiğim bir oyuncu. Hem kendinin güzelliği, duru güzelliği aile terbiyesi, disiplini, dizilerdeki duruşu bu role çok uygun olduğunu düşündüm. Nedim’le (Saban) aynı fikirde olduk. ve teklif ettik çok harika bir çalışma yaptı. Rolün içine çok güzel girdi. ve hep ikimizin sahneleri var daha çok. O yüzden ona tabii ki kol kanat germiş durumdayım. Bir torunum gibi. Kızım gibi, evladım gibi.

“AĞLAMAKLI, DOKUNAKLI SAHNE GARİP BİR HAZ VERİYOR BANA OYNARKEN”

Dans sahnesini çok seviyorum. Çünkü coşkuyla alkışlanıyor. Ben de hep müzikallerde oynadığım için dans, müzik beni hep etkilemiştir.  Enerjim de yetiyor. Hiç yorulmuyorum. Nefes nefese kalmıyorum. Bir o sahneyi seviyorum. Bir de finaldeki duygusal sahneyi. Artık biraz demasa girmiş. Arada bir aklı gidip gelen, yaşlanmış halini ve hafif delirmiş halini seviyorum. Çünkü benim ailemin içinde dahil o kadar çok gözlemlediğim bu pozisyonda olan yaşlılarımız vardı ki onlar aklıma geliyor. Çok hüzünleniyorum. Kim bilir belki bizler de o günleri daha sonrasında yaşayacağız. Böyle bir duruma geçeceğiz. Yaşlılık ayrı bir şey. Biraz yani demans halinde olmak ayrı bir şey. O bana çok dokunuyor. ve o ağlamaklı, o dokunaklı sahnede garip bir haz veriyor bana oynarken.

-Canlandırdığınız nasıl bir karakter?

Çok otoriter Saraylı hanım. Adı sonradan “Deli Saraylı”ya çıkıyor, çünkü biraz şuurunu da kaybediyor. Herkese istediğini yaptırıyor. Onun sözünden dışarı çıkılmıyor konağın içinde ama aslında çok derin bir yarası var. Oğlunu kaybetmiş savaşta, gelinini kaybetmiş, torunu yaralanmış, torununa bakıyor ve ona tapıyor. Renkli bir karakter. Oynaması keyifli.

– Atatürk resmi paylaşıldı oyunda, salon alkıştan yıkıldı. Bu oyunda da işgal altındaki İstanbul’da bunu yoksayan bir saraylı büyük anne oynuyorsunuz. ya Atatürk olmasaydı, nasıl tamamlarsınız cümleyi?

“ORADA BİR KADINLAR DÜNYASI VAR”

Aslında yok saymıyor da farkında değil. İşte yemekler, içmekler, el işleri, şunlar, bunlarla kendi dünyasında dışarıda ne oluyor? Osmanlı nerede? Silah arkadaşları ve Atatürk ve savaş nerede? Hiç farkında değil. Orada bir kadınlar dünyası var. Onun da bir ufak eleştirisi var. Zaten Ahmet Reşat söylüyor ya “Siz burada bir dünya kurmuşsunuz. Dışarıda ne oluyor? Hiç farkında değilsiniz” diyor. Kadında öyle bir kadın. Mühim olan o evin. Düzeninin devam etmesi. Onun için önemli olan o.

“ATATÜRK OLMASAYDI ŞU ANDA YAŞADIĞIMIZ TÜRKİYE OLMAZDI. BELKİ BEN TİYATRO YAPAMIYOR OLURDUM”

Atatürk olmasaydı şu anda yaşadığımız Türkiye olmazdı. Belki ben tiyatro yapamıyor olurdum. Belki çocuklarım okula gidemiyor olabilirdi. Her şey olabilirdi. Biz hala işgal altında olabilirdik. Belki başka güçlerin altında evimizde yaşıyor olabilirdik. Yani düşünmek bile doğru değil. Neler olabileceğini. Türkiye olmazdı ki biz olmazdık.

–  Amerika’ya tiyatro okumaya gitmişsiniz, o dönemde nasıl bir babasınız vardı, aileniz destekledi mi sizi, bugün bile desteklenmiyor genç kızlar, oyuncu olmak isteyen genç tavsiyeleriniz neler olur?

“AMERİKA’DA BURSLU BİR SENE OKUDUM”

Bir sene okudum. Amerika’da burslu bir sene okudum. Sonra gitmek istedim, okumak istedim. Burs kazanamadım. Paramız da yetmediği için Amerika’ya gidemedim. Ama benim babam çok entelektüel, çok ileri görüşlü, dört beş lisan bilen, acayip okuyan, hatta beni komplekse sokardı sonraki yıllarda. Daha yaşlandığım zaman, o kadar çok okuyordu ki, ben onu bir türlü yetişemiyordum. Bir de dil üzerinde çok büyük şeyi vardı. Yani Fransızca’da nasıl söylenir? İngilizce’de nasıl söylenir? ve deyimleri bilirdi, bana öğretirdi. Çok güzel bir lafı vardı “bir lisanı öğrenmek istiyorsan. Önce o lisanda düşünmeyi öğrenecek ondan sonra o lisanı konuşacaksın. Tercüme etmeyeceksin Türkçe’den o lisanı”  demişti. Mesela ben onu çok kendime örnek aldım o sözü. Sonraki İngilizce konuşmalarımda da zaten öyle yaptım ve İngilizce piyes oynar hale geldim okuldayken. Hatta İngiltere’ye turneye gittim. Sahnede seyirciye, İngilizce oynadım.

“ASLINDA GENÇLERE DEĞİL AİLELERE TAVSİYE VERMEK LAZIM”

Aslında gençlere değil ailelere tavsiye vermek lazım. Gençler zaten bizim devrimizden çok daha akıllı, çok daha ilerici düşünen, çok daha istediklerini bilen gençler. Benim torunlarım var. Daha henüz en büyüğü 13 yaşında. Sonra 9 ve 5 yaşında. Fikirleri var ve sonra istedikleri var. Onları hiçbir şeyden vazgeçiremiyorsun dediği dedik oluyorlar yani o yaşta bile. Biz tabii biraz daha pısırıktık, biraz daha ataklıktan korkan, atarı olmayan gençlerdik. Şimdiki gençler öyle değil. Ama şanslı ailelerin çocukları istediklerini elde edebiliyorlar. Bence bir çocuk için en güzel ailenin verebileceği şey. Mutlu olduğu mesleği yap. Keyif aldığı mesleği yap. Yani bir işine giderken ayakların geri geri gitmesin. Düşünebiliyor musunuz? Ben bu yaşıma geldim. Bir buçuk iki saattir yoldayım bu trafikte bu havada ve ben burayı severek geliyorum. Çünkü elli küsur senedir yaptığım, severek yaptığım mesleğe geliyorum. Şimdi bunu istemediğiniz bir iş için buraya gelseniz ne kadar mutsuz olurdu. Onun için ailelerin eğer bir çocuğun sanata müziğe, resime, oyunculuğa hevesi varsa ne olur onlara hayır demeyin. Zaten eğer kötü olurlarsa, kötüyseler o meslek onları bırakır zaten. Devam edemezsiniz çünkü sanat işinde şey yoktur. Ne derler başkası size fors yoktur. Kimse size hadi ben senin için şunu yaptırayım demez yani. Onu siz başarmak zorundasınız. Etraftan size ne kadar destek olurnursa olunsun siz başarmak zorundasınız.

– Devekuşu Kabare, Dormen, AST Türkiye’nin en önemli gruplarında yer aldınız en keyifle çalıştığınız dönem hangisi?

“İYİ TİYATROLARDA, İYİ OYUNCULARLA, VE ÇOK TUTMUŞ OYUNLARDA OYNADIM. O YÜZDEN HEP ŞANSLI BİR OYUNCU SAYIYORUM KENDİMİ”

Tabii ki Devekuşu Kabare’de çok keyifle çalıştım. Bir kere komedi yapıyorum. Komediyi çok seviyorum. Tiyatro başlangıç noktam. Müzikaller en sevdiğim şey. Müzikallerde de oynadım. Aslında hep şanslı oldum. İyi tiyatrolarda, iyi oyuncularla, güzel oyunlarda ve çok tutmuş oyunlarda oynadım. O yüzden hep şanslı bir oyuncu sayıyorum kendimi.

– Siz kimi örnek aldınız?

“HAYRANLIK DUYDUĞUM BENİM İÇİN YILDIZ KENTER”Dİ”

Şimdi örnek almak yanlış bir şey. Ben buna inanmıyorum. Çünkü örnek alırsan biraz taklide girebilir iş. Örnek almayıp hayranlık duyduğun ve onun nerelerden geçtiğini takip etmek ve yöntemlerinin ne olduğunu takip etmek önemli. Benim için Yıldız Kenter’di. Gençlik yıllarında daha okulda talebeyken cumartesi, pazarları onun oyunlarına giderdim. Hayran hayran onu seyrederdim. ve kendimi onun yerinde görürdüm. Onun sahnesinde görürdüm. Onunla karşılıklı oynarken görürdüm. Ama hiçbir zaman onun ses tonunu kapayım onun vücut dilini kapayım. Onun gibi. Bir nefes alayım vereyim demedim ve de hocam oldu sonra. Hocam olarak da çalıştım. Karşılıklı oyuncu olarak da çalıştım.

– Yıldız Kenter ile yaşadığınız ama unutamadığınız sizin için özel olan var mı?

“HERHALDE BİRÇOK KİŞİ YILDIZ KENTER’LE AYNI OTEL ODASINDA KALMAMIŞTIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. BEN ŞANSLIYDIM”

Yıldız abla (Kenter) Caniko derdi biliyorsunuz herkese. İngiltere turnesi yaptık. Nalınları İngilizce oynamıştık ve şartlardan dolayı aynı oteli aynı odayı paylaştık. Turnede, İngiltere’de. Çok keyiflidir. Herhalde birçok kişi Yıldız Kenter’le aynı otel odasında kalmamıştır diye düşünüyorum. Ben şanslıydım.

– Tiyatroda oynamak istediğiniz ama oynayamadığınız bir rol var mı?

“GENÇLİK YILLARIMDA BİR JULİET OYNAMAK İSTERDİM”

Yok ben öyle tek bir role, tek bir piyese kalmam ama mesela klasikleri oynayamadım. Çünkü özel tiyatrolarda çalıştım. Hani bir William Shakespeare, Anton Çehov, bir Moliére bu tip hani okulda da öğretilen. Ben okullarda tiyatro okullarında ve mecburen bunları oynamak zorunda olduğunuz dönemlerden geçmediğim için ve de özel tiyatrolar klasikleri çok oynayamadıkları için büyük kadrolar ve masraf olduğu için onları oynayamadım. Ama ben de büyük kadrolarla müzikaller oynadım. Hani zaten şimdi artık öyle bir şey için yaşım biraz kısıtlayıcı. Hani o yaşta o oynanamaz ama yani gençlik yılında bir Juliet oynamak isterdim tabii. Ama ders olarak okulda çok çalıştım ve çok inceledim klasikleri.

– Gençler birer birer kaçıyor.Günümüzde dışarı bir beyin göçü var, nasıl tersine döner, ne düşünüyorsunuz? Şimdiki gençlere nasıl buluyorsunuz?

“YERLEŞMEK, BAŞKA MEMLEKETTE HAYAT KURMAK, MEMLEKETİMİZ KÖTÜ DURUMDA DEMEK BANA İYİ GELMİYOR. ALINIYORUM, ÜZÜLÜYORUM”

Ben tabii çok saçma buluyorum. Tabii ki isteyen dışarıda okuyabilir. Ben de çok heveslenmiştim. Amerika’da okumak için. İmkanları olanlar, lisan öğrenmek için yeni ufuklar açmak için, yeni dünyalar görmek için tabii ki. Ama yerleşmek, başka memlekette hayat kurmak, memleketimiz kötü durumda demek bana iyi gelmiyor. Alınıyorum, üzülüyorum. Hani imkanlar imkanlarım bile çok olsa hiç düşünmeyeceğim bir şey. Hiç dışarıda ev kurup, yuva kurup oturabilmek. Yapamam gibi geliyor bana. Yani İstanbul’um ve Bodrum’um ve güzel Türkiye’m benim için çok önemli.

“BİZİM ZAMANIMIZDA BAYRAMDA BÜYÜKLERİMİZİN ELİNİ ÖPMEYE GİTMEK ÇOK ÖNEMLİYDİ. ŞİMDİ SADECE BİLGİSAYARDAN BELKİ EMOJİYLE BİR MESAJ ATMAK. ORAYA GELDİ. BUNLARI TASVİP EDİYOR MUYUM? ETMİYORUM. KENDİ DEVRİMİ İSTİYORUM”

Şimdi buna tek bir cümleyle cevap vermek çok doğru olmaz haklıda olmaz. Çünkü çok tiyatroya giden, klasik müzik konserinde bile gelip el ele sevgilisiyle oturup dinleyen çok gençleri gördüğüm gibi en basit tarihi bir şahsiyeti ya da bizim tarihimizi en ufak bir şeyi bile bilmeyen cahil tırnak içinde söyleyebileceğim tarzda gençler de var. Şimdi ne o tarafı övmek ne bu tarafı yermek doğru olmaz. Çünkü hem osu var hem osu var. Çok kabiliyetli gençler var. Vaktini boşa harcayan gençler var. Çok iyi okuyan yani deha gibi beyinleri olan üstelik de Anadolu’dan çıkan dış ülkelerde büyük keşifler yapan, ödüller alan ki bizim medyamızda bunlar pek maalesef konuşulmuyor. Böyle gencecik bir kız çocuğu mesela bir matematik dehası olarak dışarıda bir başarı kazandığı zaman ve o küçücük bir haber olarak geldiği zaman o kadar iftihar ediyorum ki resmen ağlamak geliyor içimden. Kendi evladım başarmış gibi. Ne kadar güzel bir şey. Bir Türk çocuğunun bu kadar başarılı olabilmesi. Tabii ki keskin zekalı gençler şimdi işte Z kuşağı mı deniliyor. Elektronikle araları çok iyi. Yapay zekayla, bilgisayarla bunlar bizim devrimizde olmayan şeylerdi. Bu konuda biraz kıskanmıyor değilim yani. Çünkü bizim beynimiz öyle çalışmıyor. Benim yaşım benim yaşımdan biraz daha küçük olanlar. Biz öyle bakamıyoruz olaya. Yani başka şeylere bakıyoruz. Başka şeylerle büyütüldük. Bizde de biraz değerler farklı. Bizim jenerasyonumuzda. Aile mevhumu, bayram mevhumu, komşuculuk mevhumu, mahalle kültürü. Biz bunlarla pazar yerleri, dedeler, neneler, hani böyle mutlu aile tablolarıyla bunlarla büyütüldük. Bayramda büyüklerimizin elini öpmeye gitmek çok önemliydi. Şimdi sadece bilgisayardan belki emojiyle bir mesaj atmak. Oraya geldi. Bunları tasvip ediyor muyum? Etmiyorum. Kendi devrimi istiyorum. Ama onlara da hak vermiyor muyum? Evet hak da veriyorum. Çabukçuluk önemli. Zaman kaybı yok onlarda. Şak şak şak şak. Her şey çabuk ve istedikleri zaman olsun istiyorlar. Çok da haksız değiller. Günün dört beş saatini trafikte geçiren bir millet için hız çok önemli. Bazı işleri halletmekte. Yani şu iş bile sizin buraya gelip bir röportaj yapabilmeniz. Küçücük bir kamera, bir minik ışık. ve bir cep telefonuyla gelebiliyorsun. Benim zamanımda bir röportaja gelindiği zaman dört, beş kişi üç dört tane spot ışığı taşıması zor, koca koca kameralar. ve teypler ve asılı mikrofonlar böyle gelinirdi. Onun külfetini düşünün. Yorgunluğunu düşünün. Altı yedi kişi gelirdi. Şimdi bakın iki kişi geliyorsunuz ve her şeyi şununla halledebiliyorsunuz. Bunlar da güzel şeyler yani.

– 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü ile ilgili neler söylemek isterseniz?

“TİYATRONUN DEĞERİNİ BİR 27 MART’TA BİLMEK AZ GELİYOR”

Ya tiyatro günü 1961’den beri kutlanan bir şey. Tabii ki bir günle tiyatro kutlanmaz. Ama bütün öyle günler gibi, Anneler Günü, Babalar Günü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü hepsi birer günle kutlanarak o gün o hakkında konuşuluyor. Yani annelerin değerini bir günde mi biliyoruz? Mümkün değil. Babanın değeri de öyle. Tiyatronun da değerini bir 27 Mart’ta bilmek az geliyor. Ama Dünya Tiyatro Günü yapılmasının nedeni zaten insanları tiyatroya alıştırmak. Tiyatrolar eskiden hep bedava oynanırdı 27 Mart’ta oyunlar. Onun nedeni seyirciyi tiyatroya alıştırmak. ve tiyatroyu sevdirmekti. Bir bildiri yayınlanır her zaman. İlk bildiriyi de Muhsin Ertuğrul Türkiye’de ilk o yazmış. Sonra da her önemli sanat adamı. Bakalım bu sene kim yazıyor bilmiyorum henüz daha. Kimin bildirisi okunacak? Oyun öncesi okunulurdu. ve seyirciye bu anlatılırdı. Seyirci de alkışlar ayağa kalkar. Öyle kutlama gibi yapılırdı Dünya Tiyatro Günü. Bakalım bu sene de ben de oynuyorum oyunda. tiyatromuz var yani aynı gün.

– Sizce ülkemizde sanata yeteri kadar değer veriliyor mu?

“BİR DEFİLEYE DAHA KOLAY SPONSOR YAPILIR DA BİR TİYATRO OYUNUNA SPONSOR OLUR MUSUNUZ DENİLDİĞİ ZAMAN BÜYÜK ŞİRKETLER BİLE BİRAZ GERİ ADIM ATABİLİYOR”

Hiç değer verilmiyor dersem yalan. Çok değer veriliyor, bütün tiyatrocular el üstünde tutuluyor desem o da abartı olur. Yani yeteri kadar veriliyor diyeyim. Tabii bunda bir sürü şeyin verilmeme nedenlerinden birçoğu sponsorların olmaması. İşte tiyatroya resime diyelim ki gravür sanatına diyelim ki bir heykeltıraşa destek olmak sponsorluk olmak falan çok zor yapılıyor şimdi. Belki bir defileye daha kolay yapılır da bir tiyatro oyununa sponsor olur musunuz denildiği zaman büyük şirketler bile biraz geri adım atabiliyor. Ama gene de destekleyen ve birçok oyuna sponsor olan da şirketler de var. Şimdi onun için onları da harcamak günah olur. Yıllarca bir şirket vardır mesela. Tabii ki ismini şimdi veremiyorum. Hep tiyatrlara ufak çapta da olsa destek olmuştur. Bir takım masraflarını üstlenmiştir. Ee bunlar çok önemli şeyler. Özellikle tiyatro yapanlar için.

– Beğendiğiniz bir proje var mı? Oyunculardan kimleri beğeniyorsunuz?

“FAVORİM KIVANÇ TATLITUĞ. ÇOK ÇOK BEĞENİYORUM SANKİ KENDİ OĞLUMMUŞ GİBİ İFTİHAR EDİYORUM”

Tabii ki şimdi herkesin beğendiği Bahar dizisi, Kızılcık Şerbeti, İnci taneleri, klasik herkesin beğendiğini ben de beğeniyorum tabii ki.  Oyunculuklar çok güzel, çok keyifli. Şimdi tabii. Baharı beğendiğime göre Demet Evgar’ı beğeniyorum. Merve Dizdar’ı çok beğeniyorum.  Tiyatro oyuncusu ve dizi olarak da Devrim Yakut’u çok beğeniyorum. Bugün bir röportajına rast geldim de o yüzden hemen aklıma geldi. Aslında sorulduğu zaman onun ismini hep vermek isterim. Tabii ki favorim Kıvanç Tatlıtuğ. Yani o kadar her şeyini seyretmişimdir ki. Dijitaldeki filmleri dahil. Çok çok beğeniyorum. Sanki kendi oğlummuş gibi iftihar ediyorum. İyi aktörlerimiz var. İyi oyuncularımız var. Senaristlerimiz bazı çok başarılı. Bazıları çok artık herkesin bildiği konulara aynı konulara eğildiği zaman pek hoşuma gitmiyor. Yani biraz hayal gücünü birazcık zorlamak gerekir diye düşünüyorum. Ama iyi işler yapılıyor. Kalite işler yapılıyor.

Usta oyuncu Nevra Serezli 2013 yılında hayatını kaybeden eşi Metin Serezli ve evliliği hakkında ise şöyle konuştu;

“METİN İLE ÜZÜLDÜĞÜM ANLARDA OLDU, KIZDIĞIM ANLAR, SİNİRLENDİĞİM ANLAR OLDU. ONUN DA BANA OLMUŞTUR MUHAKKAK. ÇÜNKÜ O DA DEDİĞİ DEDİK, BEN DE DEDİĞİ DEDİK BİR İNSANIM”.

Tabii ki özel anımı paylaşmayacağım. (Gülüyoruz) Yani öyle tek bir anı olur mu? Kırk beş elli sene içinde bir sürü şey. Onun çok basit şeylere sinirlenmesi, özellikle maç seyrederken. Ama bana her zaman destek olması, hep ikimiz için de gelen işleri birlikte çalışmamız, birlikte altını çizmemiz, çocuklar için devamlı kavga etmemiz, benim onu çok eleştirmem, onun beni çok eleştirmesi ama hiçbir zaman kavgalı yatmamamız birbirimize ufak ufak sürprizler yapmamız, hayatı güzelleştirmemiz. Yani onunla güzel geçti yıllarım. Gerçekten güzel geçti. Üzüldüğüm anlar oldu, kızdığım anlar, sinirlendiğim anlar oldu. Onun da bana olmuştur muhakkak. Çünkü o da dediği dedi ki, ben de dediği dedik bir insanım. Aslında ikimizin karakteri Oğlak burcu ve Aslan burcu. Biraz çelişkili. İkisi de inat gibi. İkisi de lider gibi. Tutturukluk da var hafif. Ama işin içinde sevgi olunca her şeyin üstesinden geliniyor.

İlişkiler hakkında tavsiye veren Serezli şu ifadeleri kullandı:

“İKİ İNSANIN KAVGA ETMEDEN, SİNİRLENMEDEN, BİRBİRİNE KIRILMADAN ZAMAN GEÇİRMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Tahammül yok da ondan. Bak ne dedim? Kavgamız da oldu, şu da oldu. Bu da mümkün mü? Kendi çocuğunla dayanamayıp kavga ediyorsun. Kardeşinle kavga ediyorsun. Anne babana ters çıkıyorsun. İki insanın kavga etmeden, sinirlenmeden, birbirine kırılmadan zaman geçirmesi mümkün değil. Hele yani iki saat bir trafikte kaldığınız zaman arabadaki yanınızda oturana bile bağırabiliyorsunuz. Çünkü sinirleriniz artık deliriyor. Pahalılıktı, orada kalabalık, burada bunların hepsi etki. Bir adada tek başına hurma ağaçlarının altında yatıyor, güneşleniyor olsam belki bu kadar sinirlenmezsin. Dış etkenler, insanları çok yoruyor. Bu devirde epeydir bir zamandır yoruyor yani. Benim ilk yıllarımla  şimdilik kıyasladığın zaman insanları çok yoran şeyler var. Bir kere bu elektronik aletler abi. Ben AVM’lerden mümkün olduğunca kaçınırım. Oranın belli bir şeyi var, ışığı, elektriği, bir havası, bir şeyi var ki etkiliyor. Beni yoruyor. Yani bir bir saatten fazla bir AVM’de. Ben evime yorgun, dayak yemiş gibi dönüyorum. Bence o elektronik ve ışık sistemi, havalandırma sistemi bir şekilde yoruyor insanları. Bu vücuda da zararlı. Açık hava. mesela Bodrum’a gidip üç ay kaldığım zaman tenimden, yüzümden bağırsağıma kadar her şeyim o kadar bambaşka oluyor ki. Adeta temizlenip İstanbul’a dönüyorum. Aynı olabilir mi? Buranın kirliliği kalabalığı oranın tertemizi, ağacı, yeşili, mavisi. O yüzden tek isteğim yaz olup Bodrum’a kaçmak. Evet, detoks. Detoks yapmak.

– Çok güzelsiniz. Doğal güzelliğiniz dışında, bazı sırlarınız var mı? Neler yapıyorsunuz kendinize?

DÜNYANIN EN LÜKS KREMİNİ DE BULSAM FAYDASI BİR YERE KADAR. BEN ÇOK GÜZEL YAŞAMIŞIM BU YAŞA KADAR GELMİŞİM. ONUNLA İNATLAŞMANIN ALEMİ YOK”

Bir şey yapmıyorum. Hiçbir şey yapmıyorum. Yani temizleyici sütlerim ve toniklerimin haricinde bir de nemlendirici makyaj altına çok makyaj yapıyoruz. Sürmenin haricinde keşke bir formülüm olsa da desem ki ben bunu kendim keşfettim. Avokado yağıyla bilmem ne keten tohumu yağını ezip üstüne bir kaşık yoğurt koyup her sabah onu sürüyorum desem ooo kıyamet kopar. Hiçbir şey yapmıyorum. Çünkü çok inanmıyorum. İnsanın içi, genetiği, aileden gelen hücreleri, nasılsa yaşlanılıyor. Yani dünyanın en lüks kremini de bulsam faydası bir yere kadar. Ben çok güzel yaşamışım bu yaşa kadar gelmişim. Onunla inatlaşmanın alemi yok. Ama yediğime, içtiğime, sıhhatime, içkime, sigarama ki kullanmam. Temiz havaya, yürüyüşe çok güzel uykuya, huzurlu ve uzun uykuya, bunlara inanırım. Onlara inanırım. Mümkün olduğu kadar ilaç kullanmam. Yani mecburen artık belli bir yaştan sonra tansiyon ve şeker sorunu oluyor. Onun haricinde cırt oldu bir ilaç, şuram tuttu bir ilaç. Bakın 15 gündür bir öksürük yaşıyorum. Gıcıklı gibi bir öksürük. ya havadan ya üşütmeden. İnatla da hiçbir şey almadım. Çünkü inanmıyorum. Ne pastiline, ne öksürük şurubuna. Dedim ki bünye bunu alt edecek. Bünyem bunu yenecek. Sadece bol su içmek. Hafifledi gitti. Çok azı kaldı. Hiçbir şey almadan. Kendimle işi halletmeye. Tabii ki Allah başka büyük bir hastalık vermesin. O anlamda söylemiyorum. Hani başı ağrır hemen alırlar ya. Midem tuttu hemen ilaç kullanırsın bilmem ne. Hiç bunları böyle sevmem. Yani ilaç sanayini sevmem. Öyle söyleyeyim.

– Şu an iki oyunuz var yanılmıyorsam televizyonda dizilerde sizi görecek miyiz? Oğlunuz ile sizi bir projede görecek miyiz?

“KENDİMLE İFTİHAR EDİYORUM”

Evet iki oyun birden oynuyorum. Ağaçlar Ayakta Ölür ve Veda oyunu. Birini bir gün, birini bir gün oynuyorum. Kendimle iftihar ediyorum şaşırmıyorum. Hiçbirinde teklemiyorum. Giriyorum tiyatroya, rolüme ve de kostümüme, o oyun neyse oynuyorum. Ertesi günü öbür kostüme giriyorum, onu oynuyorum. Bu yaşta buna yapabiliyorsam henüz yerinde diye düşünüyorum. Sahnede dans ediyorum, hopluyorum, zıplıyorum, merdiven iniyorum, çıkıyorum. Eh vücutta vazifesini yapıyor. Başka da bi şey istemem hayatta, sıhhatli olarak hayatıma devam edebilmek. Şu anda dediğim gibi iki oyunda birden oynuyorum 7 gün yetmiyor araya şimdi bir de diziyi sıkıştıramayacağım. Oğlumla aynı projede oynamak isterdim. Keşke. İnşallah bir gün olur.

– Büyük bir çoğunluğumuzun çocukluğuna Sihirli Annem’in Dudu Peri karakteriyle damga vurdunuz…

“SİHİRLİ ANNEM NEDEN KALKTI HALA ANLAMIŞ DEĞİLİM”

Tabii çok sevilen bir karakter oldu Dudu ama bu kadar çok fazla tekrarı yayınlanmasaydı hala çocukların aklında olmazdı. Çünkü bayağı bir sene oldu. 2004 yılıydı galiba. Vallahi 20 seneye yakın herhalde. Yaşımı düşünüyorum ne zaman başlamıştım diye. Vardır yani. 2004 galiba. Eh çok sevildi. Dört sezon, beş sezon oynadı. Neden kalktı hala anlamış değilim. Çünkü hep çok iyi reytingli bir diziydi. Kanallar arası tartışmalardan dolayı bence kalktı yayından. Sevgili Defne’mizi kaybettik o arada. Çok kayıplarımız oldu. Oyunda  dizide rol alan diğer arkadaşlar  tabii. En çok bizimle olan Defne’ydi. Sonra yazarı kaybettik. Sihirli Annemi yazan Gamze Özer’i iki sene önce galiba kaybettik. O da bize büyük bir şok oldu. Çok güzel yazılmış bir senaryoydu. Tabii Amerikan yapımından esinlenmişti. Ama çok başarılı olmuştu.

– Sanat camiasında kırgın olduğunuz birileri var mı?

“HANİ HEP DİYORLAR YA SANAT CAMİASINDA DOST OLMAZ, VEFA OLMAZ. AYNI FİKİRDE DEĞİLİM”

Hayır şimdi bunlar çok soruluyor. Niye acaba? Hani hep diyorlar ya sanat camiasında dost olmaz, vefa olmaz. Aynı fikirde değilim. Çok ufak şeylere kırılmışlığım olabilir çünkü 50 küsur senedir bende bu işin içindeyim. Tabii ki olmuştur. Ben de belki zannetmiyorum kimseyi kırdığımı ama. Ben belki kırmak için değil de bambaşka bir laf etmişimdir. Oda onu başka yöne çekmiştir. Çünkü ben aile içinde de kimseyi kırmamayı, kimseyi üzmemeyi, sevmeyen, aşırı dikkat eden arkadaşlarımın gözünün içine bakan hani tiyatro camiasından değil normal hayattaki arkadaş gözünün içine bakan bir insanımdır. En ufak bir şeyde bozulduklarını görsem katiyen öyle eve gidip yatmam. Aynı Metin ile olduğu gibi hemen telefon ederim ya da anlatmak isterim kendimi. ‘Niye sen yanlış anladın beni’ derim. ve rahatlarım. Onun için benim çok kırdığım kişi olduğunu sanmıyorum. Ama beni kıranlar ilk yıllarımda, gençlik yıllarımda, kıskançlıklardan dolayı olmuştur. Ha bunun hakkında ne yapmışlığım vardır? Hiçbir şey yoktur. Şurama (kafasını gösteriyor) sadece orada bir küçük oda var. Oraya koyuyorum. O kadar”

]]>
https://www.haber60.com.tr/nevra-serezli-tiyatronun-degerini-bir-27-martta-bilmek-az-geliyor/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetini taşımaktan gurur duyuyor https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-sehit-muhsin-yazicioglunun-emanetini-tasimaktan-gurur-duyuyor/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-sehit-muhsin-yazicioglunun-emanetini-tasimaktan-gurur-duyuyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 18:33:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23439 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir kardeşi olmaktan, dava arkadaşı olmaktan, onunla yol yürümüş olmaktan ve şu anda da onun emanetini taşıyor olmaktan büyük bir gurur duyuyorum.” dedi.

Destici, Sivas’ta İnönü Bulvarı’na kurulan iftar sofrasında yaptığı konuşmada, Doğu Türkistan ve Filistin başta olmak üzere pek çok noktada zulüm ve işgal altında olan Müslümanların bir an önce kurtulmalarını temenni etti.

Kahramanmaraş’ta helikopterin düşmesi sonucu yaşamını yitiren BBP’nin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile Erhan Üstündağ, Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı ve gazeteci İsmail Güneş’in vefatlarının 15. yılı olduğunu anımsatan Destici, “Sadece BBP’liler ya da Alperenler değil bütün Türkiye, yüreğinde vatan ve millet sevgisi olan Türk ve İslam coğrafyasındaki herkes dondu. Hala hüznümüz ve acımız ilk günkü gibi taptaze ve canlı bir biçimde durmaktadır.” diye konuştu.

Destici, 25 Mart 2009’da başlatılan hukuki sürecin bugüne kadar devam ettiğini dile getirerek, “Bu süreç içerisinde özellikle hatası, ihmali ve kusuru olan devlet büyükleri de dahil olmak üzere yargılamalar yapılmış, ceza alanlar ve berat edenler olmuştur. Hata, ihmal ve kusurdan dolayı yargılanan takribi 20 kişiden 11’i ceza almıştır, 9’u berat etmiştir ama bunlarla ilgili avukatlarımız tekrar itirazlarını sunmuşlardır.” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının, avukatların çalışmasıyla 9 kişilik yeni bir komisyon kurulduğunu anımsatan Destici, şunları kaydetti:

“Bu komisyon helikopterin Sivas’tan kalkışından düşüş anı ve düşüş sonrasındaki bütün hadiseleri tekrar incelemektedir. Yeni keşifler yapılacaktır. İlk gün bu olayın takipçisiydik, dün de takipçisiydik, bugün de takipçisiyiz, yarın da takipçisi olacağız. Bütün hatası, ihmali, kusuru ve özellikle kastı olanlar ortaya çıkartılıp hak ettiği cezayı alana kadar takipçisiyiz, enselerindeyiz asla geri adım atmadık ve atmayacağız.”

“Onun emanetini taşıyor olmaktan gurur duyuyorum”

Yazıcıoğlu’nun büyük bir dava adamı olduğunu vurgulayan Destici, konuşmasına şöyle devam etti:

“O şehadet şerbetini içtiği günde ben partimizin genel başkan yardımcısıydım. Şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın şehadetinden sonra birileri gitmeyi, bırakmayı düşünebilir, partinin kapanmasını ve vakıf olmasını isteyebilir ama bütün arkadaşlarıma söz veriyorum. Bu can bu bedende olduğu sürece BBP’nin gül ve hilali Türkiye semalarında dalgalanacaktır, siyasette daha hür bir şekilde var olacaktır. Onun ne büyük bir iman sahibi, Müslüman olduğuna şahadet ettik. Onun ne büyük bir kadirşinas, hoşgörülü bir insan olduğunu ve yüreğinin vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak ve insan sevgisiyle dolu olduğunu gördük. Onun için şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir kardeşi olmaktan, dava arkadaşı olmaktan, onunla yol yürümüş olmaktan ve şu anda da onun emanetini taşıyor olmaktan büyük bir gurur duyuyorum.”

Yerel seçimlerde Sivas Belediye Başkanı adaylarına destek isteyen Destici, “Hak, hukuk, adalet, ayrımcılık olmayan bir belediyecilik, eşit bir belediyecilik, hangi partiye mensup olursa olsun bütün partililerimizin eşit ve adil bir hizmet aldığı bir belediye yönetimi size vadediyoruz.” şeklinde konuştu.

Programa, Alperen Ocakları Genel Başkanı Ali Can Kocaman, BBP İl Başkanı Ahmet Polat, Belediye Başkan adayı Adem Uzun, partililer ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-sehit-muhsin-yazicioglunun-emanetini-tasimaktan-gurur-duyuyor/feed/ 0
Omurilik Felçlisi Erman Sevkulak, Tedavi İçin Destek Bekliyor https://www.haber60.com.tr/omurilik-felclisi-erman-sevkulak-tedavi-icin-destek-bekliyor/ https://www.haber60.com.tr/omurilik-felclisi-erman-sevkulak-tedavi-icin-destek-bekliyor/#respond Tue, 05 Mar 2024 00:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15336 Eskişehirspor maçından dönüş yolunda 16 yıl önce trafik kazası geçirerek omurilik felçlisi olan Erman Sevkulak, yürümesine imkan sağlayacak tedavinin 64 bin dolarlık maliyeti için destek bekliyor.

Eskişehir’de yaşayan 38 yaşındaki Erman Sevkulak, 2008 yılında sevdalısı olduğu renkleri desteklemek için İstanbul’a, o dönem adı İnönü Stadı olan stadyumda oynan Eskişehirspor – Boluspor Play Off Final maçına gitti. Eskişehirspor’un 2-0 kazandığı maç sonrası Sevkulak, ağabeyi ve bir arkadaşlarının bulunduğu araç Eskişehir il sınırlarına girdiğinde kaza yaptı. Kazada yararlanan Erman Sevkulak, omurilik felçlisi oldu. 16 yıldır çeşitli tedaviler deneyen Sevkulak, yürüme yetisini tekrardan kazanmak için çabalıyor. Sevkulak, araştırmalar sonucunda bulduğu bir tedavi sistemi için hastaneye başvurdu. Omurilik stimülasyonu isimli işlem sayesinde gerekli evrakları gönderen Sevkulak’a, bahse konu tedavi ile olumlu sonuç alabileceği iletildi. Tedavi önündeki tek engel ise işlemin maliyeti olan 64 bin dolar. Bu parayı bir araya getirmek için girişimlere başlayan Erman Sevkulak, en büyük destek Eskişehir Taraftarlar Birliği Başkanı Murat Diri ve Eskişehirspor taraftar grubu Nefer’den geldiğini söyledi. Taraftarların çabası ile bir miktar para toplansa da halen daha meblağın büyük bir bölümünü eksik olduğunun altını çizen Erman Sevkulak, yürüyebilmek için eksik paranın tamamlanması için yardım beklediğini belirtti.

“Tedavi sayesinde doktorun yürüttüğü çok hastası varmış”

Başından geçen kaza sonrası denediği tedavilerle bir aşama kaydettiğini ama halen yürüyemediğini belirten Erman Sevkulak, “18 Mayıs 2008 yılında Eskişehirspor-Boluspor maçından dönüşte trafik kazası geçirerek omurilik felçlisi oldum. O günden bugüne kadar hiç umudumu kaybetmedim. Tedavi yöntemleri araştırdım. Şu anda da yeni bir tedavi yöntemi bulduk. Yürüyebilmek için omurilik stimülasyonu diyorlar ve ayrıca kökü hücre nakli olarak geçiyor. Onun için bir tedavi yöntemi olup bakalım şu anda onun için uğraşıyoruz. Trafik kazasında araç içinde kaldığım için omurilik parçalanması olmuş, omurilik zedelenmesi yaşadığımdan dolayı belden aşağımı hareket ettiremedim, yürüyemedim, ondan dolayı kaynaklanıyor. 2008 yılından bugüne kadar hep fizik tedaviler gördüm, farklı hastanelere gittim burada ya da diğer şehirlerde fizik tedaviler gördüm. Onun sayesinde çok büyük kademelere gelmiş oldum. Hep araştırmıştım ama şu ana kadar bir etkisi yoktu açıkçası ama şu anda hastalar üzerinde denenmiş olumlu sonuçlar almış. Hatta yürümeye başlayan hastalar var. O şekilde olunca ben de bu tedaviyi araştırdım. İstanbul’da Numune Hastanesi’nde bir doktorumuz var, o yapıyor; Aslıhan Çevik ismi. Omuriliğe bir pil yerleştirip beynin ile omurilik arasında bir iletişimle tekrar hücre nakli sağlayarak onun sayesinde çok yürüttüğü hastası varmış. Tedaviye başvurdum MR’larımı gönderdim olumlu buldular ve tedaviye uygun olduğumu söylediler” dedi.

“Biraz daha destek ihtiyacı var”

Kendine umut olarak gördüğü tedavinin maliyeti hakkında da konuşan Erman Sevkulak şöyle devam etti;

“Tabii şimdi fiyat çıkarttılar. Devlet bu ücreti karşılamıyormuş 64 bin dolarlık gibi bir ücret çıktı. Onun için de ben bir Eskişehirspor’la görüştüm. Benim için sağ olsun Murat Diri ve Nefer taraftar grubu bir kampanya başlattı. Onun için Eskişehir Valiliği’ne başvurduk, izin almak için. Belli bir miktar toplanmaya başladı tabii ki ama meblağ büyük olduğu için biraz daha destek ihtiyacı var aslında. Hani bu şekilde taraftarlar bir şekilde yardım ediyor. Sağ olsun Allah razı olsun desin ama yani benim biraz daha fazla desteğe ihtiyacım var. Bunun için de artık gerekli yerlerden başvurular yaptık, inşallah geri dönüşler olursa tedavi başlayabileceğiniz. Yardım eden herkesten teşekkür ederim, Allah razı olsun.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/omurilik-felclisi-erman-sevkulak-tedavi-icin-destek-bekliyor/feed/ 0