
Doktorlar, Işık’ın tahlil sonuçlarında, kanında enfeksiyon ve böbrek yetmezliği başlangıcı olduğunu tespit etti. Tedavisinin Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nde yapılması gerektiği söylenen Işık, yazılan reçeteyi alarak hastaneden ayrıldı.
REKLAM
Ablasının evinde dinlenen Işık, 14 Ekim’de yüksek ateş şikayetiyle yeniden hastaneye başvurdu. Durumunun ağır olduğu tespit edilerek, Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen ve burada 6 gün tedavi gören Işık, yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için, 20 Ekim’de özel bir hastaneye sevk edildi.

Burada yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan Fatma Işık’ın duran kalbi müdahaleyle yeniden çalıştırıldı. Entübe edilen Işık, 2 gün sonra 22 Ekim’de hayatını kaybetti.

Işık’ın ailesi ihmal iddiasıyla özel hastane hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Fatma Işık’ın cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından memleketi Yozgat’a gönderilerek toprağa verildi.
“GÜLE OYNAYA GİTTİK CENAZESİNİ ALDIK”
REKLAM
15 yaşında evlenen ve 12 yaşında bir kızı olan kardeşinin, 20 yıldır sedef hastası olduğunu, ancak başka bir rahatsızlığı bulunmadığını dile getiren Gökçe Üneşi, “Kardeşim Fatma Işık, rahatsızlandı. 2 hafta boyunca benim evimde kaldı. Kendisinin halsizlik ve yorgunluğu vardı. Daha sonra bir anda tansiyonu düştü. Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’ne götürdük. Kanında enfeksiyon olduğu için, bol bol da su içiyordu. Hastane yetersiz olduğu için, kardeşimi Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk ettiler. Hastanenin kırmızı alanında 6 gün boyunca kaldık. Bursa’nın hiçbir yerinde boş yoğun bakım ünitesi yoktu. Bize, özel bir hastanenin yoğun bakımında yer olduğunu söylediler. Oraya giderken kardeşimin bilinci açıktı. Güle oynaya, konuşarak gittiği hastaneden cenazesini aldık” diye konuştu.
HASTANE YÖNETİCİLERİ SUÇLAMALARI REDDETTİ
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı özel hastane yöneticileri ise suçlamaları reddederek, hastanın kendilerine geldiği zaman da kan değerleri kötü olduğunu, Işık’ın duran kalbini çalıştırıp entübe ettiklerini, sonrasında da tekrar rahatsızlanınca yaşamını yitirdiğini ifade etti.

Fatma Işık, toprağa verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde son 24 saatte düzenlediği saldırılarda 48 kişiyi öldürdüğü, 70 kişiyi de yaraladığı bildirildi.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 332 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

24 SAATTE 48 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde son 24 saatte gerçekleştirdiği 3 katliamda 48 kişinin öldüğü, 70 kişinin yaralandığı belirtildi.

40 BİN 786 KİŞİ ÖLDÜ
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 40 bin 786’ya, yaralı sayısının da 94 bin 224’e yükseldiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

16 BİNDEN FAZLASI ÇOCUK
İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin en az 16 bin 673’ü çocuklardan oluşuyor.

11 BİNDEN FAZLASI KADIN
Düzenlenen saldırılarda yaşamını yitirenlerin en az 11 bin 270’i kadın. Saldırılarda masum siviller adeta katlediliyor.


Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yıldırım, yaklaşık 40 metre derinliğindeki kuyuya düştü.

İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Sağlık personeli, kuyudan çıkarılan Yıldırım’ın hayatını kaybettiğini belirledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Batıkent’te antrenmandan dönen Umut Gündüz’ü alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz aracıyla çarparak öldürdü. Olayın ardından gözaltına alınan ve 1,53 promil alkollü olduğu belirlenen Şenyüz, mahkemece tutuklandı. Şenyüz, 4 ay sonra tahliye edildi. Bilirkişi raporunda Umut Gündüz’ün, yolun sağ şeridinden eksiksiz teçhizatla gittiği, kaskında ve bisikletinde sürücüleri uyarmak için ışıklandırma bulunduğu ve kusursuz olduğu belirtildi. Şenyüz’ün ise “asli kusurlu” olduğu kaydedildi.
Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 6 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan sanık Şenyüz’e “taksirle ölüme neden olmak” suçundan önce 5 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Daha sonra bu ceza “iyi hal indirimi” uygulanarak 4 yıl 5 ay 10 güne indirildi. Dört ay cezaevinde kalan Şenyüz, tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak yeniden cezaevine girmemiş, Umut Gündüz’ün ailesi de 28 Ocak’ta İstinaf Mahkemesi’ne başvurmuştu.
Mezarı başında anıldı
Bisikletçi Umut Gündüz, 4. ölüm yıldönümünde ailesi ve arkadaşları tarafından Karşıyaka Mezarlığı’nda anıldı. Umut Gündüz’ün mezarı başında konuşan baba Menderes Gündüz, “Dört yıl önce bugün 19 yaşında, bisiklet sporcusu, üniversite hayali kuran, gelecek planları olan bin bir emek ile büyüttüğümüz; Umut Gündüz, antrenman sonrası bisikletiyle evine giderken; alkollü ve yüzde 100 kusurlu olarak araç kullanan, katil Çağdaş Şenyüz’ün aşırı hızla arkadan çarpıp yaralı yerde bırakıp kaçması sonucu hayatını kaybetti” dedi.
“Bu ülkede hakaret cinayetten daha büyük bir suç sayılmıştır”
“Umut Gündüz adına yürüttüğümüz adalet çağrımız, iktidarın cezasızlık politikası neticesinde katil Çağdaş Şenyüz’ün mahkeme tarafından 4 yıl 5 ay ile ödüllendirilmesi ile karşılıksız kalmıştır” diyen Gündüz şunları kaydetti:
“Karar duruşmasının olduğu o gün, Umut Gündüz’ün katilinin 4 yıl 5 ay aldığı ceza karşısında davayı takip eden herkesin de tanık olduğu gibi, bisiklet, motosiklet, yaya ölümlerine neden olan sürücülere cezasızlık devam edilerek Umut Gündüz’ün ölümüne neden olan benzer olaylar sonucu yaşanması muhtemel ölümler teşvik edilmiştir. Verilen bu ödül gibi karara itiraz eden baba Menderes Gündüz mahkeme heyetine hakaretten 6 yıl ile Anne Asuman Gündüz katilin fotoğrafını sosyal medyadan paylaştığı için 4 yıl ile yargılanmıştır. Bu ülkede hakaret cinayetten daha büyük bir suç sayılmıştır.
Ailesi, arkadaşları, sevenleri olarak bizlerin; Umut Gündüz adı üzerinden tüm bisikletli ölümlerin son bulması amacıyla bu güne kadar sürdürdüğümüz adalet mücadelemiz devam etmektedir. Bundan sonra da, başta Umut Gündüz’ün katili olan Çağdaş Şenyüz’ün ve buna benzer alkollü arkadan çarpma ve yaralı bırakıp kaçarak bisiklet, motosiklet, yaya ölümlere neden olan sürücülerin ‘kasten adam öldürmek suçlamasıyla’ ağır ceza mahkemesinde tutuklu olarak yargılanarak hak ettikleri cezaları alana kadar adalet arayışımız devam edecektir.
Bisiklet, motosiklet ve yaya ölümlerine sebep olan sürücülerin trafik kazası denilerek cezasız bırakılması soncunda her geçen gün ölümler artmaya devam etmektedir. ‘Cezasızlık cesaretlendirir’ öylede oldu Umut’un ölümünden sonra motorlu taşıtların sebep olduğu yüzlerce ölüm ve yaralanmalara sebep olanlar aynı cezasızlık ile aramıza salındı. Katil bugün Ankara sokaklarında yasaların verdiği cesaret ile özgürce araç kullanmaya devam etmekte. Umut Gündüz davasının örnek bir dava olarak görülmesini ve alınacak kararın bundan sonraki zamanda yaşanması muhtemel ölümleri durdurmak için emsal olması için katil Çağdaş Şenyüz’ün en ağır cezayı almasını istemekteyiz. Umut’un adaleti 1460 gündür direniyor. Yerini bulmak için değil işlememek için direniyor. En büyük suç olan ‘cinayet’ cezasız kalıyor. Yaşamak ve yaşatmak için mücadeleye devam.”
]]>Adalet ve Kalkınma Partisi’nin TBMM Başkanlığı’na sunduğu sokak hayvanlarıyla ilgili yasa teklifine karşı İzmir’de başlatılan protesto eylemleri üçüncü gününde de devam etti. Hayvanseverler akşam saatlerinde Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi ÖSYM binası önünde toplanarak oturma eylemi yaptı.
ÖSYM binası önünde toplanan grup adına basın açıklamasında bulunan Avukat Bilge Berk, “Değişiklik yapılması istenen yasa, hayvanları koruma yasası 5199. Oysaki bu değişiklikle ölüm fermanı hazırlanıyor. Bu yasanın adının sokak hayvanlarını öldürme yasası olarak değişmesi gerekiyor. Maddelere baktığımız zaman ölümden başka hiçbir şey yok. Bir de bizi cahil sanıyorlar herhalde. Ötanazi tabirini kullanmışlar. Ötanazi; bir kişinin acı, ızdırap çeken bir kişinin kendi isteğiyle rızasıyla hayatına son verilmesi. Diyorlar ki; sokak hayvanlarının ve ötanazi hakkı ve barınak hakkı varmış. Ne mutlu bizim sokak hayvanlarımıza. Ölüme, mapusa, tecrite, sürgüne gitme hakları var” dedi.
“Hepsi sokak hayvanlarının öldürülmesi için”
Sözlerini yasa teklifi üzerinden sürdüren Avukat Bilge Berk, şunları kaydetti:
“Yasa diyor ki; eğer bir köpek saldırgansa saldırganlığı neye göre tespit edilecek? Buradan bir kişi diyecek ki bu köpek saldırgan. Belediye geldi, köpeği hemen öldürecek. Ölüm. Bulaşıcı bir hastalığı olursa; uyuz bulaşıcı bir hastalık. Bir tane hapla tedavi olur hayvan. Uyuzsa bir köpek o köpek öldürülecek. Demişler ki popülasyon artarsa hiçbir sebep olmaksızın sokak hayvanlarını öldürürüz. Hayvandan hayvana bir hastalık bulaşırsa ölüm. Yani bir köpek soğuk algınlığı geçiriyorsa bunun da sonucu ölüm. Hayvandan insana hastalık geçerse ölüm. O kadar cahiller ki hayvandan insana dostluk, sevgi dışında hiçbir şey geçmeyeceğini bilmiyorlar. Yaban hayatına müdahale ediyorsa, su kaynaklarına müdahale ediyorsa sokak hayvanları öldürülür. Bakın arkadaşlar hepsi ölüm. Hepsi sokak hayvanlarının öldürülmesi için neden?
“Kutsal olan yaşamaktır, yaşatmaktır”
Popülasyonun azaltılması için nedense ‘üretim ve satışa hayır’ diye bir madde yok. Bu popülasyonu sen madem azaltmak istiyorsun neden üretime ve satışa ‘yasak, hayır’ diyemiyorsun? Çünkü sermayeden korkuyorsun. Sistem kar etmediği hiçbir şey istemiyor. Bakın kısırlaştırma, üretim ve satışa ‘hayır’ bu sorunu çözer. Bu sorunu çözmek istemiyorlar. Bunlar çıktılar balkona sanki bir zafer edasıyla ölümü muştuladılar. Ölüm müdür kutsal olan? Kutsal olan yaşamaktır, yaşatmaktır. Onurlu, erdemli bir şekilde.
“Yasanın elle tutulur hiçbir yanı yok”
Bu yasanın elle tutulur hiçbir yanı yok. Bakın dışarıda sokak hayvanı bırakmayacaklar. Sokakta bir tane sokak kedisi buldunuz onu beslemek istediniz. Ceza alacaksınız. Çünkü bu bir suç teşkil edecek. Biz yerel hayvan koruma gönüllülerinin bütün yetkileri sona erdiriliyor. Yani devlet ‘ben gönüllerle muhatap değilim, ben istediğimi yaparım’ diyor. Siz sokağınızdaki hayvanların katledilmesini, öldürülmesini istiyor musunuz? Kanun bu kanuna karşı duralım. Artık son düzlükteyiz. Herkes sokaklara dökülsün, Sokak canlarımıza sahip çıkalım.”
Milletvekillerine isim isim tepki
Eylemde sokak hayvanlarıyla ilgili yasa teklifine destek veren milletvekillerine de isim isim tepki gösterildi. Açıklamaların ardan hayvanseverler, geç saatlere kadar oturma eylemi gerçekleştirdi.
]]>DİYARBAKIR Baro Başkanı Tahir Elçi’nin, 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada vurularak öldürülmesiyle ilgili sanık 3 polis memurunun beraat ettiği davada mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, Elçi’nin ölüm anına ilişkin herhangi bir görüntü tespit edilemediği, vücudunu delip çıkan mermi çekirdeğine ulaşılmadığı, ölümüne neden olan silahın kim tarafından ve hangi istikametten ateşlendiğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, somut delil bulunmayışı göz önüne alınarak, atışı kimin yaptığı konusunda da tereddütlerin oluştuğu belirtildi.
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare’nin PKK’lı teröristlerle çatışmalarda tahrip olmasına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptığı sırada, teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada başına isabet eden mermiyle yaşamını yitirdi. Tahir Elçi’nin ölümüne ilişkin firari PKK’lı terörist Uğur Yakışır, ‘Olası kastla ölüme sebebiyet verme’ suçundan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle, olayın meydana geldiği gün görevli olan tutuksuz sanık polisler S.T., F.T. ve M.S.’nin ise ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten 2’şer yıldan 6’şar yıla kadar hapisle yargılandığı davanın karar duruşması, 12 Haziran’da 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Firari terörist Uğur Yakışır’ın dosyası daha önce ayrılmıştı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan polis memurları S.T, F.T. ve M.S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı, Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ve avukatlar ise duruşmada hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bölge baro başkanları ve çok sayıda avukat katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaasında sanıkların beraati yönünde karar verilmesini istedi. Elçi ailesinin avukatları, mütalaaya katılmadıklarını söyleyerek, sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanık polisler S.T. F.T. ve M.S. de beraatlerini talep etti. Mahkeme kararını beklemeden salondan alkışlarla çıkan avukatlar ve Elçi’nin ailesi, adliye önünde basın açıklaması yaptıktan sonra, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’ye yürüdü. Mahkeme, ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanan 3 polisin de beraatine karar verdi.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Mahkeme kararının gerekçesi açıklandı. Gerekçeli kararda, Elçi’nin ölüm anına ilişkin herhangi bir görüntü tespit edilemediği, vücudunu delip çıkan mermi çekirdeğine ulaşılmadığı, ölümüne neden olan silahın kim tarafından ve hangi istikametten ateşlendiğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, somut delil bulunmayışı göz önüne alınarak, atışı kimin yaptığı konusunda da tereddütlerin oluştuğu belirtilerek, şöyle denildi:
“Dosya kül halinde incelendiğinde; sanıkların tüm aşamalarda ısrarlı bir şekilde inkara dayalı savunmaları, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 20/06/2016 tarihli raporunun içeriği dikkate alındığında maktulün vücuduna isabet eden ve ölümüne sebebiyet veren tek merminin vücudu terk ettiği olay sonrası yapılan inceleme ve keşiflerde mermi çekirdeğine ulaşılamadığı, dolayısıyla polis memuru olan sanıklar F.T., M.S. ve S.T.’nin adli emanette bulunan olay esnasında kullandıkları silahları ile balistik eşleştirme imkanının bulunmaması, gerek keşif sonrası tanzim olunan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adli Tıp ve Balistik İnceleme Uzmanlarına hazırlattırılan 19/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda maktul Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan atışın hangi silahtan, hangi açıyla, kişinin hangi vücut pozisyonu ile nasıl gerçekleştiğinin tıbben ve fiziken bilinemeyeceği, olay anında çekilmiş görüntülerde şahısların ateş ettikleri istikamet ve açılardan meydana gelebileceği gibi başka istikametler ve açılardan da meydana gelebileceği, bunlar arasında ayrım yapılamayacağı yönündeki tespitler ve gerek ölüme neden olan atışın yönünün tespitinin tıbben bilinmesinin mümkün olmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun 20/06/2016 tarihli rapor içeriği ve maktulün vurulma anına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir kamera görüntüsü, tanık beyanı vs. somut delilin bulunmayışı göz önüne alındığında maktulün ölümüne sebebiyet veren ölümcül atışın kim tarafından gerçekleştirildiği hususunda tereddüttün hasıl olduğu, polis memurlarının Tahir Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattı ile silahını ateşlediği, olay yerindeki polis memurlarından hangisinin kesin olarak Tahir Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunun tespiti mümkün olmamakla birlikte kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarının saptandığı yönündeki bilimsel mütalaaya hukuki önem atfında dahi yine sanıkların suç şüphesi altında olduğu iş bu vaziyetin tek başına sanıkların mahkumiyeti için yeterli olmadığı, nitekim taksirli suçlara iştirakin hukuken mümkün olmadığı hususunun yüksek yargı kararlarıyla artık kesin hüküm haline gelmiş bir husus olduğu anlaşılmakla sanıkların üzerine atılı bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmaları istemi ile mahkememizde kamu davası açılmış ise de maktul Tahir Elçi’nin ölümüne sebebiyet veren atışın kimin silahından atıldığının tespit olunamadığı anlaşıldığından sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kanaat elde edilemediğinden sanıkların beraatlerine karar verilmiştir” denildi.
]]>Erzurum Trafik Verileri
Erzurum’da Nisan ayında 3, yılın ilk 4 ayında kaydedilen trafik kazalarında 5 kişi yaşamını yitirdi. İlde Ocak – Nisan döneminde meydana gelen ölüm ve yaralanmalı trafik kazası sayısı Doğu Anadolu Bölgesi toplamında yüzde 13,13, ülke toplamında ise yüzde 0,57’lik oran gösterdi.
Erzurum Nisan 2024 Verileri
TÜİK verilerine göre Erzurum’da 2024 Nisan ayı döneminde 149 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 170 maddi hasarlı kaza oluştu. Bu kazalarda 3 kişi yaşamını yitirdi, kazalarda 257 kişi ise yaralandı.
Erzurum Ocak – Nisan Dönemi
Erzurum’da bu yılın Ocak – Nisan ayları kapsamında 424 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 774 maddi hasarlı kaza kaydedildi. 4 aylık düzeyde yaşanan trafik kazalarında 728 kişi yaralandı, 5 kişi yaşama veda etti.
Doğu Anadolu Verileri
Bölgede, bu yılın ilk 4 ayında 3 bin 227 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 4 bin 426 maddi hasarlı trafik kazası tespit edildi. Bölgede yaşanan kazalarda 37 kişi yaşamına veda etti, 5 bin 702 kişi yaralandı. Bölgede kaydedilen ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası sayısı ülke toplamında yüzde 4,34’lük oran gösterdi.
Ülke Verileri
Ülkede, bu yılın Ocak – Nisan ayları diliminde 74 bin 266 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 110 bin 324 maddi hasarlı trafik kazası tespit edildi. Ülkede yaşanan kazalarda 791 kişi yaşamına veda etti, 107 bin 410 kişi yaralandı.
Erzurum’un Bölge Toplamındaki Oransal Verileri
Erzurum’da kaydedilen ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası sayısı bölge toplamında yüzde 13,13’lük oran gösterirken, maddi hasarlı trafik kazası oranı yüzde 17,48, kaybedilen kişi sayısı yüzde 13,51, yaralı sayısı ise yüzde 12,76’lık oran verdi.
Bölge İlleri Kaza Dağılımı
Trafik istatistik Bülteni Nisan 2024 sonuçları itibariyle Ağrı’da 208, Bingöl’de 196, Bitlis’te 159, Elazığ’da 362, Erzincan’da 257, Erzurum’da 424, Hakkari’de 68, Kars’ta 118, Malatya’da 668, Muş’ta 104, Tunceli’de 52, Van’da 461, Ardahan’da 38, Iğdır’da 112 ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası tespit edildi.
Bölge İlleri Ölüm Sayısı Dağılımı
Malatya bölge illeri içinde en fazla sayıda trafik kazası kaybı yaşayan il oldu. TÜİK verilerine göre, Yılın ilk 4 ayında meydana gelen trafik kazalarında Doğu Anadolu Bölgesi illeri Ağrı’da 2, Bingöl’de 6, Bitlis’te 2, Elazığ’da 4, Erzincan’da 1, Erzurum’da 5, Kars’ta 2, Malatya’da 8, Muş’ta 3, Tunceli’de 1, Van’da 3 kazazede yaşamını yitirdi.
Bölge İlleri Yaralı Sayısı
2024’ün Ocak – Nisan döneminde meydana gelen trafik kazalarında, Bölge illeri olan Ağrı’da 386, Bingöl’de 386, Bitlis’te 305, Elazığ’da 573, Erzincan’da 426, Erzurum’da 728, Hakkari’de 114, Kars’ta 244, Malatya’da bin 145, Muş’ta 196, Tunceli’de 84, Van’da 879, Ardahan’da 79 ve Iğdır’da ise 157 kişi yaralanarak tedavi altına alındı. – ERZURUM
]]>SOSYAL MEDYA FENOMENİ ABD’DE HAYATINI KAYBETTİ
“İşte Benim Stilim” isimli televizyon yarışmasıyla ünlenen Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş (28), 3 Nisan’da ABD’de fenalaşarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsi yapılan Taktaş’ın cansız bedeni, 20 Nisan’da hava yoluyla getirildiği Adana’daki Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.

“DAYAK YEDİĞİ İÇİN YEĞENİMİN DALAĞI ALINMIŞTI”
Taktaş’ın yaşadığı tüm sıkıntıları sürekli paylaştığı Adana’da yaşayan ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen teyzesi K.C, yeğeninin 2 senedir A.C.F. ile sevgili olduğunu öne sürdü. A.C.F.’nin yeğenine saplantılı bir aşk beslediğini anlatan K.C., “Geçen yıl yeğenimi İstanbul’a geldiklerinde dövmüştü. Ağır darbe alan yeğenimin götürüldüğü hastanede dalağı alınmıştı. Bu olayla ilgili açılan dava halen devam ediyor. Ancak yeğenim tehditler sonucu şikayetini geri çekti ama yargılama kamu davası olduğu için sürdü” diye konuştu.
Taktaş’ın sevgilisiyle geçen yıl ağustos ayında tatil amaçlı ABD’ye gittiğini ancak geri dönmediğini aktaran K.C., baskı ve tehdit nedeniyle psikolojisinin her geçen gün kötüye giden yeğenini sevgilisinin bırakmadığını da anlattı.

“KANINDA ÖLÜME SEBEP OLMAYACAK KADAR UYUŞTURUCU ÇIKTI”
DHA’ya açıklamalarda bulunan teyze K.C. şunları söyledi: “Yeğenimin ölümünü konsolosluğun açtığı telefonla öğrendik. Annesi, babası, biz, yıkıldık. Ailenin tek çocuğuydu. Hayatını kaybettiği hastanedeki doktorla tercüman aracılığıyla görüşme yaptık. Kesin ölüm sebebi otopsi sonucunda belirlenecek. Bu da 4-5 ay sürüyormuş. Kanında ölüme sebep olmayacak kadar uyuşturucu çıktığını söylediler. Yeğenimin ölmesinde sevgilisinin mutlaka bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum hatta adım kadar eminim çünkü biz sürekli iletişimdeydik.
“KISKANÇLIĞI YÜZÜNDEN YEĞENİMİN SAÇLARININ ÖN KISMINI KAZIYORDU”
Yeğenimi bu madde öldürdüyse onu bile sevgilisinin verdiğinden eminim. Kıskançlığı yüzünden yeğenimin kaşını ve saçlarının ön kısmını kazıyordu. Kimse ona bakmasın, beğenmesin, diye. Yeğenimi öldüresiye dövdü, dalağını kaybetti. Türkiye’deyken de bu şiddet sürüyordu. Yağmur yanına gitmeyince sosyal medya hesabından paylaşımlar yapıp, kötü fotoğraflarını paylaşıyordu. Evimize geliyordu. Yağmur 1.80 boyunda ama son zamanlarda 50 kiloya kadar düşmüş, ufacık kalmıştı. Kızımı darbetmesinin yanı sıra aç bırakıyordu, dışarı çıkarmıyordu. Psikolojisi de bozulmuştu, adeta paranoyak olmuştu.”

“BANA ‘YÜRÜYECEK KADAR BİLE HALİM YOK’ DİYORDU”
Yağmur ile mesajlaşmalarını da dava dosyasına koyduklarını dile getiren K.C., soruşturmanın tüm yönleriyle araştırılmasını isteyerek şöyle konuştu: “Bana gönderdiği mesajlarda sürekli Türkiye’ye dönmek istediğini ancak erkek arkadaşının buna izin vermediğini, ona sürekli vurduğunu ve kötü davrandığını söylüyordu. Son dönemde konsolosluğa başvurmasını söylüyordum ama ‘Teyze yürüyecek kadar bile halim yok’ diyordu. Kızımı aç bırakarak işkence yaptığını düşünüyorum.

“CEP TELEFONU KULLANMASINA İZİN VERMİYORDU”
Cep telefonu kullanmasına genellikle izin vermiyordu. Daha önceki tehditlerinden de şikayetçi olmuştuk ama işlem yapılmadı. Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Kesin ölüm nedeniyle ilgili otopsi raporunu bekliyoruz. Yeğenimin en azından mezarında rahat uyumasını istiyorum.”



Erzurum Trafik Verileri
Erzurum’da Mart ayında 1, yılın ilk üç ayında kaydedilen trafik kazalarında 2 kişi yaşamını yitirdi. İlde Ocak – Mart döneminde meydana gelen ölüm ve yaralanmalı trafik kazası sayısı Doğu Anadolu Bölgesi toplamında yüzde 12,67, ülke toplamında ise yüzde 0,53’lük oran gösterdi.
Erzurum Mart 2024 Verileri
TÜİK verilerine göre Erzurum’da 2024 Mart ayı döneminde 100 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 194 maddi hasarlı kaza oluştu. Bu kazalarda 1 kişi yaşamını yitirdi, kazalarda 169 kişi ise yaralandı.
Erzurum Ocak – Mart Dönemi
Erzurum’da bu yılın Ocak – Mart ayları kapsamında 274 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 602 maddi hasarlı kaza kaydedildi. 3 aylık düzeyde yaşanan trafik kazalarında 469 kişi yaralandı, 2 kişi yaşama veda etti.
Doğu Anadolu Verileri
Bölgede, bu yılın ilk 3 ayında 2 bin 162 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 3 bin 330 maddi hasarlı trafik kazası tespit edildi. Bölgede yaşanan kazalarda 31 kişi yaşamına veda etti, 3 bin 800 kişi yaralandı. Bölgede kaydedilen ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası sayısı ülke toplamında yüzde 4,19’luk oran gösterdi.
Ülke Verileri
Ülkede, bu yılın Ocak – Mart ayları diliminde 51 bin 549 ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası, 82 bin 318 maddi hasarlı trafik kazası tespit edildi. Ülkede yaşanan kazalarda 554 kişi yaşamına veda etti, 73 bin 568 kişi yaralandı.
Erzurum’un Bölge Toplamındaki Oransal Verileri
Erzurum’da kaydedilen ölüm ve yaralanmayla biten trafik kazası sayısı bölge toplamında yüzde 12,6’lık oran gösterirken, maddi hasarlı trafik kazası oranı yüzde 18,07, kaybedilen kişi sayısı yüzde 6,45, yaralı sayısı ise yüzde 12,34’lük oran verdi.
Bölge İlleri Kaza Dağılımı
Trafik istatistik Bülteni Mart 2024 sonuçları itibariyle Ağrı’da 145, Bingöl’de 121, Bitlis’te 115, Elazığ’da 263, Erzincan’da 147, Erzurum’da 274, Hakkari’de 44, Kars’ta 85, Malatya’da 450, Muş’ta 68, Tunceli’de 37, Van’da 307, Ardahan’da 26, Iğdır’da 80 ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan trafik kazası tespit edildi.
Bölge İlleri Ölüm Sayısı Dağılımı
Malatya bölge illeri içinde en fazla sayıda trafik kazası kaybı yaşayan il oldu. TÜİK verilerine göre, Yılın ilk 3 ayında meydana gelen trafik kazalarında Doğu Anadolu Bölgesi illeri Ağrı’da 2, Bingöl’de 5, Bitlis’te 2, Elazığ’da 4, Erzincan’da 1, Erzurum’da 2, Kars’ta 2, Malatya’da 6, Muş’ta 3, Tunceli’de 1, Van’da 3 kazazede yaşamını yitirdi.
Bölge İlleri Yaralı Sayısı
2024’ün Ocak – Mart döneminde meydana gelen trafik kazalarında, Bölge illeri olan Ağrı’da 266, Bingöl’de 255, Bitlis’te 216, Elazığ’da 418, Erzincan’da 243, Erzurum’da 469, Hakkari’de 65, Kars’ta 187, Malatya’da 757, Muş’ta 120, Tunceli’de 63, Van’da 584, Ardahan’da 49 ve Iğdır’da ise 108 kişi yaralanarak tedavi altına alındı. – ERZURUM
]]>4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Nur Elif T’nin babaannesi Cihangül K, amcası Sezer T. ve halası Deniz T. katıldı. Nur Elif T’nin babası Gökhan T. ve annesi Sibel T. ile tarafların avukatları da duruşma salonunda yer aldı.
Ölen kızın babası Gökhan T, duruşmada Sezer T’nin kendisinin öz kardeşi olduğunu ve mütalaaya bir diyeceğinin bulunmadığını söyledi.
Sezer T’nin olayla ilgisi olmadığını kaydeden baba, “Sezer’den şikayetim yok. Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum, şikayetçiyim. Cezalandırılmalarını istiyorum.” dedi.
Sanık babaanne Cihangül K. savunmasında, oğlu Gökhan T’nin kendisi hakkında yalan söylediğini öne sürerek, “Sibel, Gökhan ve eski eşimin iftiralarından dolayı yargılanıyorum. Hiçbir şeyden haberdar değildim. Ölüm olayını gerçekleştiği gün öğrendim. Bana iftira atıldı. Ben o evde kalmıyorum. Sibel ve Gökhan eski eşimle bir olup beni suçluyorlar. Çocuklara hiçbir zaman bakmadım. Bu olayla benim alakam yoktur. Beraatimi talep ediyorum.” diye konuştu.
Sanık amca Sezer T. ise yeğeninin ölümüyle ilgisinin bulunmadığını belirterek, “Yeğenimin ölüm haberini yakınlarımıza veren benim. Ağabeyimin dediği gibi yeğenimin ölümünden yararlanıp bana iftira atılıyor. Diğer suçlamaları da kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Sanık hala Deniz T. de suçlamaları kabul etmeyerek, “Çocukların dedesi Ali T. onlara bakmak için ara ara götürürdü. Yeğenlerime çok iyi bakmıştım. Bunu ağabeyim de iyi bilir. Tahliyemi talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, babaanne Cihangül K’ya “kasten öldürme” suçundan 23 yıl hapis cezasına hükmetti. İyi hal indirimi uygulanarak ceza, 19 yıl 2 aya düşürüldü. Cihangül K’ye ayrıca Nur Elif T’nin kardeşleri Y.T. (10) ve M.T’ye (13) yönelik “eziyet” suçundan da 5’er yıl hapis cezası verildi.
Hala Deniz T. hakkında ise “kasten öldürme” suçundan verilen 22 yıl hapis cezası, iyi hal indirimiyle 18 yıl 4 aya indirildi. Deniz T. için Nur Elif’in 2 kardeşine yönelik “eziyet” suçundan verilen 5’er yıl hapis cezası da iyi hal indirimiyle beraber 4 yıl 2’şer ay olarak kararlaştırıldı.
Amca Sezer T’ye de yeğeninin ölümünün ardından çıkan tartışmada akrabasını tehdit ettiği gerekçesiyle “tehdit ve hakaret” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Sezer T. ayrıca yeğeninin ölümüne ilişkin “kasten öldürme” ve “eziyet” suçlamalarından ise beraat etti.
Kararın ardından birbirine sarılarak ağlayan sanıklardan Cihangül K. duruşma salonundan çıkarılırken “Ben suçsuzum, hiçbir şey yapmadım.” diye bağırdı.
İddianameden
Tepebaşı ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Uzunpınar Sokağı’nda iki ağabeyi ile yaşayan Nur Elif T. (6), 14 Aralık 2022’de rahatsızlanmasının ardından tedaviye alındığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş, bakımsız kaldığı iddia edilen kızın ölümüne ilişkin gözaltına alınan halası Deniz T, amcası Sezer T. ve babaannesi Cihangir K. tutuklanmıştı.
Babası Gökhan T. ile annesi Sibel T. cezaevinde tutuklu bulunan Nur Elif T’nin ağabeyleri Y.T. (9) ve M.T. (12) ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce korumaya alınmıştı.
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamede yer verilen adli tıp raporunda, Nur Elif T’nin farklı tarihlerde fiziksel istismara maruz bırakıldığı ve ölümünün uzun süreli beslenme yetersizliğine bağlı gerçekleştiği belirtilmişti.
Ayrıca iddianamede, maktul ve mağdurların insani şartlarda ve insani koşullarda yaşamadıkları, soğuk bir ortamda, eşyasız, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olmayan koşullarda yaşadıkları, odadan ayrılmalarına engel olacak şekilde kapıya çan bağlamak suretiyle kapının açılmasından sanıkların haberdar oldukları, mağdur çocukların ve maktulün günlerce herhangi bir besin maddesi yemeden çatı arasında kaldıklarına yer verilmişti.
Elif Nur T’nin günlerce hatta haftalarca aç bırakılarak şüpheliler tarafından ölüme terk edildiği aktarılan iddianamede, mağdurların ise yine açlığa ve susuzluğa terk edildikleri buna rağmen sanıkların bu duruma aldırış etmeden yaşantılarına devam ettikleri, kendileri uygun ortamda ve yeterli beslenme imkanı bulmuşken maktul ve mağdurları bu imkanlardan bilerek mahrum ettikleri belirtilmişti.
Sanıkların, “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, korumaya alınan 2 kardeş için “çocuğa karşı eziyet” suçundan 16’şar yıla kadar hapsi isteniyor.
]]>Bu etkin maddeye sahip ilaçlar 2019’dan bu yana Türkiye’de de yeşil reçeteyle satılıyor. Yeşil reçete, bağımlılık ve kötüye kullanma potansiyeli olan ilaçlar için düzenlenen özel bir reçete türü.
Dünya genelinde pek çok kullanıcı bu ilacı düzenlemelere tabi olmayan internet sitelerinden veya yasa dışı yollardan alıyor.
Peki bu ilaç nedir ve neden tehlikeli?
Pregabalin ne için kullanılıyor?
Pregabalin epilepsi, sinir ağrıları ve anksiyete tedavisinde kullanılıyor.
Tablet, kapsül ve likit olarak bulunabiliyor.
Alzain, Axalid, Lyrica ve Signature gibi markalı ilaçlar da bu etkin maddeyi içeriyor.
Yan etkileri nedir?
Pregabalin yeni Valium veya yeni bira lakabıyla da anılıyor. Bunun nedeni, sakinleştirici veya alkol gibi kullanan kişiyi rahatlatması.
Öte yandan fazla miktarda almak veya diğer rahatlatıcı maddelerle birlikte kullanmak uyuşukluk veya nefes sorunlarına yol açabiliyor.
Bu ilacı kullananlara alkolden uzak durmaları tavsiye ediliyor.
Opiatlarla birlikte kullanıldığında nefes almayı yavaşlatıyor. Opiatların etkisini gidermek için kullanılan naloxone adlı antidot ise pregabalinin etkilerini hiçbir şekilde hafifletemiyor.
Pregabalin bağımlılık yapar mı?
Pregabalinin “hafif kafa” olarak da adlandırılan sakinleştirici etkisi nedeniyle bazı kullanıcılar buna zaman içinde bağımlı olabiliyor.
Özellikle de geçmişinde madde bağımlılığı olanlar pregabaline de bağımlılık riski taşıyor.
Nasıl bırakılır ve yoksunluk hissettirir mi?
Bazı kullanıcılar ilacı bırakmakta zorlanıyor.
Yoksunluk belirtileri arasında ruh halinde değişim, öfke, uyarılma, anksiyete, panik gibi psikolojik etkilerin yanı sıra terleme, baş ağrısı ve üşüme yer alabiliyor.
Bunu bırakmak isteyenlerin sağlık profesyonellerinden yardım alması tavsiye ediliyor.
Doktorunuz tarafından öyle yapmanız söylenmedikçe ilacı aniden bırakmamanız gerekiyor. Genellikle bir hafta veya daha uzun süreli bir doz azaltımıyla ilaç bırakılıyor.
Reçetesiz almak yasa dışı mı?
İngiltere ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde pregabalin yalnızca reçeteyle alınabiliyor.
Fakat Orta Doğu’daki bazı ülkelerde reçetesiz satılıyor.
Ayrıca çok sayıda internet sitesi de bu ilacı başka ülkelerden göndererek satıyor.
Pregabalin kaç ölümle ilişkilendirildi?
Bu ilaç ABD ve İngiltere’de 1993 yılında piyasaya sürüldü.
Nature Communications dergisinde yayımlanan bir araştırma, pregabalin ve benzer bir diğer ilaç olan gabapentin kullanımının dünya genelinde 2008-2018 arası dört katına çıktığını ortaya koymuştu.
Yalnızca İngiltere’de 2022’de sekiz milyon reçeteli pregabalin satıldı. Aynı yıl 441 ölüm bu ilaçla ilişkilendirildi.
2023’te Avustralya Yıllık Aşırı Doz Raporu’nda, ülkede 2000-2021 yılları arasında 887 ölüm pregabalin ve gabapentinle ilişkilendirildi. Bu ölümlerin yüzde 93’ünde pregabalin kullanılmıştı.
İngiltere’de 2004-2020 arası gerçekleşen pregabalin ölümlerinin çoğunlukla bu ilacın başka uyuşturucularla birlikte kullanıldığı durumlarda görüldüğü tespit edildi.
Hayatını kaybedenlerin büyük kısmı bu ilacı reçetesiz edinmişti.
Tehlikeli pregabalin kullanımı başka hangi ülkelerde arttı?
Sırbistan’da pregabalin ve gabapentin kullanımı 2008-18 yılları arasında her sene yüzde 60 arttı.
Sırbistan Ulusal Zehir Kontrol Merkezi verilerine göre 2012-2022 arasında bu iki ilaçtan kaynaklanan 374 akut zehirlenme vakası tespit edildi. Bunların yüzde 96’sı pregabalin kaynaklıydı.
Suudi Arabistan ve Ürdün’deki yetkililer de ülkelerinde bu ilacın kullanımının arttığını, özellikle de genç erkeklerin daha çok kullandığını belirtiyor.
2017’de Birleşik Arap Emirlikleri Ulusal Rehabilitasyon Merkezi, 30 yaş altında en yaygın kullanılan uyuşturucunun pregabalin ve gabapentin olduğunu açıklamıştı.
Mart ayında bu ülkede 2,75 milyon adet yasa dışı pregabalin hapı ele geçirildi.
Geçen yıl Kuveyt’te de 15 milyon pregabalin kapsülü ve yarım ton da toz halinde pregabalin yakalandı.
]]>Cenaze töreni, Moskova’daki bir kilisede düzenlenen veda töreninin ardından Borisovskoye Mezarlığı’nda yapılacak.
Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya, cenazenin barışçıl bir şekilde yapılıp yapılamayacağını ve polisin katılımcıları gözaltına alıp almayacağını bilmediğini söyledi.
Navalni’nin 16 Şubat’ta cezaevinde rahatsızlanarak aniden hayatını kaybettiği bildirilmişti.
Yıllarca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasında sayılan Navalni’nin ölümünden, eşi Yulia Navalnaya ve birçok dünya lideri Rus devletini sorumlu tutuyor.
Ölüm nedenine ilişkin şimdiye kadar çok az ayrıntı açıklandı.
Rus yetkililer ölümünden sonra 8 gün boyunca Navalni’nin cenazesini annesi Lyudmila’ya teslim etmeyi reddetti.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sözcülerinden bir tanesi, annesine üç saat içinde “gizli” bir cenaze töreni yapılmasını kabul etmesinin söylendiğini belirtti.
Aksi takdirde Navalni’nin öldüğü IK-3 ‘Kutup Kurdu’ adlı cezaevi tesisinde defnedileceği söylendi.
Navalni’nin annesi, oğlunun doğal nedenlerle öldüğüne dair bir ölüm belgesi imzalamaya zorlandığını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, Salı günü yaptığı açıklamada cenaze törenini yapmak için bir yer bulmakta zorlandıklarını söyledi.
Yarmysh, bazı yerlerin tamamen dolu olduklarını iddia ettiklerini, diğerlerinin ise etkinliğin kimin için olduğunu öğrendiklerinde reddettiklerini söyledi.
Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Yarmysh, “Konuştuğumuz bir yer, cenaze hizmetleri sağlayan şirketlerin bizimle çalışmasının yasak olduğunu söyledi” dedi.
Navalnaya, AP’de konuştu: ‘Batı’nın stratejisi işe yaramıyor’
Cenaze törenine ilişkin ayrıntılar, Yulia Navalnaya’nın bugün Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaptığı sırada geldi.
Navalnaya konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’daki “acımasız ve sinsi” savaşını kınadı ve Batı’nın Rusya ile mücadele stratejisinin işe yaramadığını söyledi.
Navalnaya, “Daha öncekilerden hiçbir farkı olmayan yeni bir karar ya da yeni bir dizi yaptırımla Putin’e zarar veremezsiniz” diye konuştu.
Bunun yerine milletvekillerini eşinden ilham almaya çağırdı ve onu “her şey için ama özellikle de siyaset için her zaman yeni fikirleri olan” bir “mucit” olarak nitelendirdi.
Navalnaya, “Sıkıcı olmayı bırakmalısınız” dedi.
Aleksey Navalni’nin kurucusu olduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın Direktörü Ivan Zhdanov, X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, cenazeyi 29 Şubat’ta yapmak istediklerini, ancak “o gün etrafta mezar kazabilecek tek bir kişinin bile olmadığının kısa sürede anlaşıldığını” söyledi.
Zhdanov, bunun nedeninin de Putin’in aynı gün önemli bir konuşma yapacak olması olduğunu ima etti:
“Kremlin, Aleksey’e veda edeceğimiz günde kimsenin Putin’i ve konuşmasını umursamayacağının farkında.”
Zhdanov, insanları “Aleksey’e veda etme şansına sahip olmak için” erken gelmeye teşvik etti.
Sabah yapılacak veda töreninin ardından yerel saatle 14:00’te cenaze töreni ve 16:00’da defin işlemi gerçekleştirilecek.
İnsan hakları grubu OVO-Info’ya göre, Navalni’nin ölümünden bu yana, Rusya genelinde yaklaşık 400 kişi onun için çiçek bıraktıktan sonra gözaltına alındı.
Cenaze törenine de polisin yoğun katılım göstermesi bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sağ kolu olarak tanınan araştırmacı gazeteci Maria Pevchikh, ölümünün bir mahkum takasıyla serbest bırakılmak üzere olduğu sırada gerçekleştiğini açıkladı.
]]>Kayseri’de 35 yıldır arıcılık yapan İsmail Genç, AA muhabirine, Esenyurt Mahallesi’ndeki alana 3 yıl önce 200 kovan yerleştirdiğini, çeşitli nedenlerle yaşanan arı ölümlerinden dolayı bu yıl elinde 10 kovan kaldığını belirtti.
Arı kayıplarının zamanla arttığına ve bu durumun endişe verici olduğuna dikkati çeken Genç, “Bu yılki arı ölüm oranı yüzde 90 civarında. Sonbaharda yağışların olmaması ve polen eksikliğinden dolayı bu arılar güz yavrusunu atamadı. Havalar soğuk gitseydi ve arılar uyuşmuş olsaydı yani salkım yapmış olsaydı o zaman bu arı ölmezdi. Hava bu şekilde gittiği, üretim yani yavru olmadığı için ölüyorlar.” diye konuştu.
Metin Kirazgiller de 29 yıldır arıcılık yaptığını, geçen yıl arı zararlısı varroa (parazit) ile mücadele ettiklerini ve kovanlarda önemli kayıplar yaşadıklarını söyledi.
Bu sezon da arı ölümleri yaşadıklarına değinen Kirazgiller, “Havalar iyi gidiyor, ağaçlar uyanıyor. Arılar kış uykusuna tam geçemedi, bu da üremeyi olumsuz etkiledi.” ifadelerini kullandı.
Süleyman Sanoğlu da Kocasinan ilçesi Mollahacı Mahallesi’nde 14 yıldır arıcılık yaptığını dile getirdi.
Arıların havanın güneşli olmasına aldandığına işaret eden Sanoğlu, dışarı çıkan arıların geri gelmediğini ve öldüklerini bildirdi.
Sanoğlu, 2023 yılının arıcılar için sıkıntılı geçtiğini anımsatarak, “Bizim de hatalarımız var, varroa ile mücadeleyi fazla yapamadık, geç kaldık, balı erken alamadık.” dedi.
Arıcıların eğitilmesi ve desteklenmesi önerisi
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necati Muz ise arıcıların 2023 yılını ciddi kuraklık neticesinde polen kıtlığı yaşayarak geçirdiklerini hatırlattı.
Bu durumdaki arı kolonilerinin sonbaharda kendilerini yeterince toparlayamadıklarını ve yavru yapamayarak kışa yorgun, yaşlı arı nüfusuyla girmek zorunda kaldıklarını belirten Muz, “Arıcılar varroa mücadelesini de ihmal edebiliyorlar. Bal hasadından sonra etkili varroa tedavisi yapılamayan ve sonbaharda yeterince polen bulamayan kolonilerde viral hastalık rastlanma oranı ciddi şekilde artıyor. Bu da arı kayıplarına yol açıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Muz, Türkiye’de 12 farklı bal arısı virüsü tespit edildiğini belirterek, erken ilkbaharla özellikle şeftali, kayısı gibi meyve ağaçlarına kullanılan zirai ilaçların arıların kimyasal kalıntı içeren polenleri kovana getirmesine sebep olduğunu, bu ilaçların kovanın sıcak ortamında buharlaşarak arıların tamamını etki altına aldığını ve küresel ölçekte ciddi kayıplar yaşadığını vurguladı.
Prof. Dr. Muz, arıların milyonlarca yıldır her türlü iklim değişikliğine karşı dayanabilen, buz devrini bile atlatan ve günümüze kadar ulaşabilen canlılar olduğunun altını çizerek, “Türkiye’deki meteorolojik verilere göre arıların ölümüne sebep olacak çok ciddi ortalama ısı farkları resmi kayıtlarda yer almamaktadır. Ölümlerin kontrol altına alınabilmesi için arıcıların, yetiştiricilerin, üreticilerin farklı şekillerde desteklenmesi ve eğitilmesine önem verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde insanların ihtiyaç duyacağı kalıntıdan ari gıda güvenliği yüksek bal, polen, arı sütü, propolis gibi ürünler yerli kaynaklardan yeterince temin edilemeyecektir.” diye konuştu.
]]>Navalni’nin annesinin üç gündür oğlunun cenazesine erişemediği belirtiliyor.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, Navalni’nin annesinin bugün oğlunun tutulduğu cezaevinin yakınındaki kasabada bulunan morgu ziyaret etmek istediğini ancak girişine izin verilmediğini söyledi.
Onunla birlikte morga giden avukatlardan birinin “dışarı atıldığını” söyleyen Yarmysh, görevlilerin Navalni’nin cesedinin orada olup olmadığı sorusuna yanıt vermediğini belirtti.
Rus cezaevi yetkilileri, Navalni’nin Cuma günü bulunduğu cezaevi tesisinde yürüyüş yaptıktan sonra rahatsızlandığını ve bilincini kaybettiğini, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak öldüğünü duyurdu.
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, cezaevi yetkililerinin Navalni’nin ölümüyle ilgili tüm incelemeleri yaptığını açıkladı.
Ancak Kira Yarmysh, Navalni’nin ölümünü araştıran komitenin ilgili soruşturmanın genişletildiğini ve ölüm nedeninin hala “bilinmediğini” söylediğini aktardı.
Sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda Yarmysh, “Yalan söylüyorlar, zaman kazanmaya çalışıyorlar ve bunu gizlemiyorlar bile” ifadelerini kullandı.
Yarmysh, incelemenin neden geciktiğine dair resmi bir açıklama yapılmadığını, ne zaman sonuçlanacağının bilinmediğini söylüyor.
Navalni’nin ekibi, Kremlin yetkililerini ölümle ilgili “izleri örtmekle” suçluyor.
Ekip, Navalni’nin bedeninde herhangi bir yaralanma belirtisi olup olmadığını kontrol etmek istiyor.
Navalni üç yıl önce askeri alanda kullanılan bir sinir gazı ile zehirlenmiş, tedavi için yurt dışına gitmesi ise yetkililer tarafından geciktirilmişti.
Nerede tutuluyordu?
47 yaşındaki muhalif lider, 2021’den bu yana Rusya’nın ücra bir bölgesindeki cezaevinde tutuluyordu. Navalni’nin 19 yıllık hapis cezası vardı.
Navalni’nin tutulduğu IK-3 ‘Kutup Kurdu’ adlı cezaevi tesisi, Moskova’nın 1900 kilometre kuzeydoğusundaki Harp’ta bulunuyor.
Tesis, Kuzey Kutup Bölgesi’nin kuzeyinde yer alıyor ve kış aylarında hava sıcaklığı -30 dereceye kadar düşebiliyor.
Tesis o kadar ücra bir yerde ki ziyaretçilerin bölgeye ulaşması neredeyse imkansız.
Navalni daha önce Moskova’dan yaklaşık dört saat uzaklıktaki Melekhovo’daki cezaevinde tutuluyordu.
Hapishanede geçirdiği süre boyunca Navalni çeşitli sağlık sorunları yaşadı.
2020 yılında Noviçok adlı kimyasal madde ile zehirlendi ve ardından tedavi için Almanya’ya götürüldü.
22 Ocak’ta Navalni, IK-3 tesisindeki gardiyanların Rus milli marşını çalmak için herkesi sabah 05:00’te uyandırdığını anlatmıştı.
Navalni, “Ve hemen ardından ülkedeki en önemli ikinci şarkı: Shaman’ın ‘Ya Russky’ geliyordu” demişti.
Bu şarkı “Ben Rus’um” anlamına geliyor ve Rusya’da Putin’in resmi olmayan bir marşı haline geldi.
Yulia Navalnaya: Ben korkmuyorum, siz de korkmayın
Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya bu sabah sosyal medya platformu X’ten video aracılığıyla yeni bir açıklama yaptı.
Eşinin çalışmalarını kendisinin sürdüreceğini ve Rusya için savaşmaya devam edeceğini söyleyen Yulia, “Merhaba ben Yulia Navalnaya. Benim yerimde bir başkasının olması gerekiyordu ama o kişi Vladimir Putin tarafından öldürüldü” dedi.
“Putin, Kuzey Kutup Bölgesi’nin ötesinde bir hapishanede, Aleksey Navalni’yi sadece bir insan olarak öldürmekle kalmadı, umudumuzu, özgürlüğümüzü ve geleceğimizi de öldürmek istedi” diyen Yulia şöyle devam etti:
“Putin’in üç gün önce Aleksey’i neden öldürdüğünü tam olarak biliyoruz. Yakında size anlatacağız. Aleksey için yapabileceğimiz en önemli şey savaşmaya devam etmek.”
“Ben korkmuyorum, siz de korkmayın” diye devam eden Yulia, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sizi yanımda durmaya çağırıyorum. Sadece bizi saran ve bir türlü bırakmayan keder ve bitmek bilmeyen acıyı paylaşmaya değil, sizi ayrıca geleceğimizi öldürmeye yeltenenlere karşı duyduğumuz öfke ve nefreti paylaşmaya çağırıyorum.
“Sizinle Aleksey’in sözleriyle konuşuyorum ve buna yürekten inanıyorum. Az şey yapmanın utanılacak bir yanı yok. Ama hiçbir şey yapmamanın utanılacak bir tarafı var.
“İhtiyacımız olan şey özgür, huzurlu ve mutlu bir Rusya. Kocamın hayalini kurduğu geleceğin harika Rusya’sı. Benim yaşamak ve çocuklarımızın büyümesini istediğim ülke. Sizinle birlikte inşa etmek istediğim ülke. Aleksey Navalni’nin hayal ettiği ülke. İhtiyacımız olan şey bu.
“Ancak bu şekilde yaptığı akıl almaz fedakarlık boşa gitmemiş olacak.”
AB, Navalni adına Rusya’ya yaptırım uygulanmasını önerdi
Birçok ülke lideri geçtiğimiz günlerde yaptıkları açıklamalarda Navalni’nin ölümünden Kremlin’i sorumlu tuttu.
ABD Başkanı Joe Biden Putin’in sorumlu olduğunu söyledi ve Ukrayna’ya yönelik yardımlara muhalefet eden Donald Trump ve Cumhuriyetçileri eleştirdi.
ABD’nin Navalni’nin ölümüyle ilgili olarak Rusya’ya yönelik yaptırım düşünüp düşünmediği sorusunu yanıtlayan Biden, birden çok seçenek üzerinde düşündüklerini kaydetti.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü, Navalni’nin ölümüyle ilgili yaptığı açıklamada, “Tamamen şeffaf ve güvenilir bir soruşturma” beklediklerini kaydetti.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Navalni’nin cesaretini hayatıyla ödediğini söyledi.
Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya ise “Bu korkunç habere inanıp inanmamam gerektiğini bilmiyorum” dedi.
Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, bugün AB Dış İlişkiler Konseyi için AB liderlerinin bir araya geldiği Brüksel’de konuştu.
AB’nin Rus muhalefetine bir “destek mesajı” göndermesi gerektiğini söyleyen Borrell, insan hakları ihlallerinden sorumlu kişi ve kurumları hedef alan yaptırımların Navalni’nin adıyla yeniden isimlendirilmesini önerdi.
Güvenlik Konseyi üyelerinin bugünkü toplantıda Moskova’ya yönelik yeni yaptırımları görüşmesi bekleniyor.
Görüşmelere Yulia Navalnaya’nın da katılması öngörülüyor.
]]>Avrupalı liderlerden Rus muhalif Navalny’nin ölümüne ilişkin açıklamalar
MOSKOVA – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamasında, “Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu” dedi.
Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN), 47 yaşındaki Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu Yamal Yarımadası’ndaki cezaevinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Navalny’nin ölümüyle ilgili yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevinde hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi. Acil servis doktorları Navalny’nin ölümünü raporladı. Ölüm nedeni tespit edilmeye çalışılıyor” denildi. Rus muhalifin ölümünün açıklanmasının ardından Avrupalı politikacılar da açıklama yaptı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin ölümüne ilişkin, “Rusya’dan gelen haberler karşısında üzgün ve endişeliyim. Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu. Bugün, duygu ve düşüncelerim ailesi ve sevdiklerinin yanında ve Navalny’nin uzun yıllar yaptığı gibi demokrasi, özgürlüğe inan herkesi desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Rusya’nın yanıtlaması gereken ciddi sorular olduğunu sözlerine ekleyen Stoltenberg, “Rusya’nın giderek daha otoriter bir güç haline geldiğini ve muhalefete karşı uzun yıllar boyunca baskı uyguladığını gördük, görüyoruz” dedi.
“Cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi”
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Rus aktivistin “cesaretinin bedelini hayatıyla ödediğini” söyledi.
AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya paylaşımında demokrasi ve özgürlük değerleri için mücadele ettiğini kaydederek, “İdealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptı. AB, bu trajik ölümden yalnızca Rus rejimini sorumlu tutmaktadır. Ailesine ve dünyanın dört bir yanında en karanlık şartlarda demokrasi için mücadele edenlere en derin taziyelerimi sunuyorum. Mücadele edenler ölür ancak özgürlük için mücadele asla sona ermez” ifadelerini kullandı.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da Navalny’nin hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret sergilediğini dile getirerek ölümünün ise “korkunç bir haber” ifadesini kullandı.
“Rusya sorumludur”
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Münih Güvenlik Konferansı’nda gerçekleştirdiği konuşmasında Navalny’nin bir Rus hapishanesinde hayatını kaybetmesine ilişkin haberini “korkunç bir haber” olarak nitelendirerek, “Elbette korkunç bir haber. Eğer doğrulanırsa Putin’in acımasızlığının bir başka işareti olacaktır. Anlattıkları hikaye ne olursa olsun, açık olalım: Rusya sorumludur” dedi.
“Putin tarafından öldürüldü”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, Rus muhalifin Putin tarafından öldürüldüğünün “aşikar” olduğunu kaydederek, “Putin hesap vermeli” dedi. Zelenskiy, “Açıkçası, işkence gören diğerleri gibi Putin tarafından öldürüldü” ifadelerini kullandı.
“Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor”
Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus muhalif Navalny’nin “Rus zulmüne yönelik direnişini hayatıyla ödediğini” dile getirerek, “Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor” dedi.
Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, Putin’e karşı mücadele ettiği için hapse atılan ve işkenceye uğrayarak hayatını kaybeden bir adamın anısını onurlandırma çağrısında bulundu.
]]>Uyarı: Bu yazı, infaza dair bazı okuyucuların rahatsız edici bulabileceği anlatılar içeriyor.
Kenneth Eugene Smith, ölüme ilk yaklaştığında, Alabama eyaletindeki infaz memurlarının onu öldürmek için birkaç saati vardı.
Onu sedyeyle Holman İnfaz Merkezi’ndeki “ölüm odasına” taşıdılar ve öldürücü seviyede kimyasal enjekte ettiler.
Ancak başarısız oldular.
Smith’in avukatına göre, çok sayıda denemeye ve kolunda açılan yaralara rağmen damar bulunamadı. Saat geç olduğunda artık eyaletin ölüm yetkisinin süresi dolmuştu.
Bu Kasım 2022’deydi. Şimdi, Alabama onu bir kez daha öldürmeyi deneyecek.
Eyalet bu kez Smith’e hava sızdırmaz bir maske takarak saf nitrojeni içine çekmeye zorlayacak. Bu inaktif gaz, vücudundaki oksijeni tüketecek.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği geçtiğimiz hafta, daha önce kullanılmamış bir infaz yönteminin işkence ya da diğer bir acımasız, insanlık dışı, aşağılayıcı uygulama anlamına gelebileceğini söyledi. İnfazın durdurulması çağrısında bulundu.
Federal Mahkeme, avukatının infazı durdurma talebini reddettiği için son karar hala geçerli. Smith, Perşembe günü idam edilecek.
Smith, 1989’da 1.000 dolar karşılığında bir vaizin karısı Elizabeth Sennett’i bıçak ve darpla öldüren iki kişiden biriydi.
Modern Amerika’da iki kez idama götürülen tek ve nitrojen gazı uygulamasıyla karşı karşıya kalan ilk kişi olacak.
Smith, BBC’nin aracı ile yönlendirdiği sorulara yazılı olarak cevap verdi.
‘Bedenim çöküyor, sürekli kilo kaybediyorum’
Alabama eyaletinde idam mahkumları ve gazetecilerin yüz yüze görüşme gerçekleştirmesi yasak. Geçtiğimiz hafta ona telefonla ulaştık ancak kendini iyi hissetmediği için röportajı devam ettirmek istemedi.
“Sürekli berbat haldeyim. Düzenli olarak panik atak geçiriyorum. Bunlar gün içinde başa çıkmaya çalıştıklarımın küçük bir parçası. En basit haliyle işkence” diye yazıyor Smith.
Alabama’ya “çok geç olmadan [idamı] durdurma” çağrısı yapıyor.
Eyalet, nitrojen gazı infazının kısa sürede bilincini kaybetmesine neden olacağını ancak bir kanıt bırakmayacağını söylüyor.
Tıbbi uzmanlar ve bu yönteme karşı olanlar, sinir sistemini etkileyecek şiddetli kasılmadan bitkisel hayatta kalacak şekilde sağ kalmasına, hatta maskede sızıntı olup odadaki diğer kişileri de öldürme olasılığına kadar, karşılaşılabilecek felaketlere karşı uyarıyor.
BBC’ye yaptığı açıklamada, “Kenny’nin ölümden korkmadığına eminim, bunu gayet net belirtti. Ancak bu süreçte daha büyük bir işkence yaşamaktan korkuyor” diyor manevi danışman Dr. Jeff Hood.
Hood, nitrojen sızıntısının tehlikelerini açıklayan yasal bir feragatname imzaladı.
“Ondan birkaç adım uzakta olacağım ve bunu yaparak hayatımı tehlikeye attığım konusunda tıbbi uzmanlar tarafından defalarca uyarıldım. Eğer hortumda, maskede bir sızıntı olursa, odaya kesinlikle nitrojen sızabilir”.
BM’ye gönderilen araştırmanın yazarlarından bir uzman, bunun kabul edilemez bir tehlike seviyesi olduğunu söylüyor.
Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden anesteziyoloji profesörü Dr. Joel Zivot Alabama yetkililerini, “acımasız” infazlar konusunda “korkunç” bir kaydı olmakla suçluyor:
“Kenneth Smith’in Amerika’nın en kötü insanı olduğu sonucuna varmak zorundayım çünkü Alabama onu öldürmekte o kadar kararlı ki onu öldürmek için başka insanları da öldürmeyi göze alıyorlar.
“Nitrojen gazıyla ilgili sağlıklı gönüllülerle yapılan erken bir çalışmada, hemen hemen herkes yaklaşık 15 ila 20 saniyelik nefes alma sırasında bir nöbet geçirdi.”
Bu senaryoya göre, Smith şiddeti spazmlar yaşamaya başlamadan önce bilincini kaybedecek.
Alabama, ABD’de en çok idam cezası verilen eyaletlerden biri. Şu anda 165 kişi ölüm sırasında.
2018’den beri, eyalette hüküm giymiş mahkumların hayatta kaldığı üç başarısız ölümcül enjeksiyon girişimi oldu.
Avukatlarının, zaman sınırının dolduğu gerekçesiyle müvekkillerinin hayatını kurtarmaya çalıştıkları belirtiliyor.
İncelemede bunun infazcılar için “gereksiz zaman sınırı baskısı” yarattığı belirtildi.
Bu kez Smith’i infaz etmek için geceyarısına kadar değil, daha uzun bir “saat aralığı” verilecek.
Yasal idamları durdurma yetkisi bulunan Alabama Valisi Kay Ivey, uzmanların uyarılarına ve eyalete yapılan suçlamalara yorum yapmayı reddetti. Başsavcılık ofisi BM’nin endişelerini “Smith’inkiler gibi asılsız” olarak değerlendirdi.
Yapılan açıklamada, mahkemenin Smith’in endişeleri ve farklı tıbbi uzmanların görüşlerini dinlediği ve Smith’in nitrojen hipoksiyasıyla ilgili endişelerinin “spekülatif” ve “teoritik” olduğuna karar verildiği yazıldı.
Nitrojen gazı ile idam lehine oy veren Cumhuriyetçi eyalet avukatı Reed Ingram BM’nin eleştirilerine karşı geldi.
BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bence bu süreç onun kurbanına yaptığından daha iyi” dedi ve ekledi:
“Valimiz bir Hıristiyan. Bütün bunları tartıştı ve bunun ölçülü olduğunu düşünüyor. Eminim onu çok üzmüştür ama kanun böyle”.
BBC Elizabeth Sennett’in ailesine ulaştı. Aile, Perşembeden önce yorum yapmak istemediklerini söyledi.
1996 yılında jüri Smith için şartlı tahliye olmadan ömür boyu hapis cezası tavsiye etmişti. Ancak yargıç buna uymayarak ölüm cezası verdi.
Duruşma sırasında Smith, kurban öldürüldüğünde orada olduğunu ancak saldırıda rol almadığını söylemişti.
]]>Kurye Hakları Derneği: Kuryelik tehlikeli meslekler statüsüne alınmalı, meslek yeterlilik belgesi zorunlu hale getirilmeli
Emine DERYA – Burak KESKİNCİ/ İSTANBUL’da motokuryelerin hayatını kaybettiği kazalara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Covid-19 salgınıyla uygulanmaya başlanan sokağa çıkma kısıtlaması gibi tedbirler, internet alışverişlerinde artışı beraberinde getirdi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Nisan 2023 rakamlarına göre İstanbul’da 250 bin motokurye var. TÜİK Motorlu Kara Taşıtları İstatistikleri Raporuna göre ise, 2020 yılında 18 bin 945 motosiklet ticari amaçlı kullanılırken, 2022 yılında bu rakam 28 bin 730 oldu. Motosikletlerin karıştığı kazalarda da artış yaşandı. Kurye Hakları Derneği’nin Motokurye Ölümleri Raporu’na göre, 2022’de Türkiye genelinde 58, 2023’te ise 68 motokurye trafik kazalarında hayatını kaybetti.
Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, “En başta bu alanın denetimli hale gelmesini istiyoruz. Kurye ölümlerini engellemenin birinci yolu kuryeliğin çok tehlikeli meslekler statüsüne alınıp denetim altına alınması ve mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu hale getirilmesidir.” şeklinde konuştu.
TİCARİ AMAÇLI KULLANILAN MOTOSİKLET SAYISI YAKLAŞIK 60 BİN
Covid-19 salgını ve sokağa çıkma kısıtlamaları internet alışverişlerinde artışı beraberinde getirirken, motokuryelik de tercih edilen mesleklerden biri haline geldi. TÜİK Motorlu Kara Taşıtları İstatistikleri Raporuna göre, 2020’de 18 bin 945 motosiklet ticari amaçla kullanılırken, 2021’de bu rakam 28 bin 730, 2022’de ise 59 bin 845’e yükseldi. Kurye Hakları Derneği, Motokurye Örgütlenmelerine Genel Bakış Raporu” nda bu alandaki denetimsizliğe de dikkat çekerek, “2020’de pandemiyle hem çevrimiçi platformlarda esnaf kurye sayısı sigortalı, sigortasız ya da yarı zamanlı çalışan motokurye sayısı 100 binlere ulaştı” diyor. Motokuryelik Türkiye genelinde hızla yayılırken, motosikletlerin karıştığı trafik kazalarında da artış yaşandı.TÜİK’in Karayolu Trafik Kaza İstatistiklerine göre, 2020’deki ölümlü yaralanmalı trafik kazalarına 243 bin 125 araç karıştı. Bu araçların yüzde 18.8’ini motosikletler oluşturdu. 2021’de kazalara 308 bin 442 taşıt karışırken, bu araçların yüzde 20.9’unu motosikletler oluşturdu. 2022’deki 321 bin 485 ölümlü yaralanmalı trafik kazalarına karışan araçların yüzde 22.2’si motosikletlerden oluştu.
2022’DE 58, 2023’TE 68 MOTOKURYE HAYATINI KAYBETTİ
Kurye Hakları Derneği’ne göre, motokuryelerin yaşadığı zaman kısıtlaması, yeterli ekipman ve eğitimlerinin olmaması, İstanbul trafiğinde sürücülerin motosikletlere duyarlı olmaması gibi etkenler kazalara davetiye çıkarıyor. Derneğin Motokurye Ölümleri Raporu, 2020’de Türkiye genelinde 30 motokurye hayatını kaybettiğine dikkat çekiyor. 2022 yılında bu sayı Türkiye genelinde 58 olurken 2023 yılında ise, 68’e yükseldi. İstanbul’da trafik kazalarında hayatını kaybeden motokurye sayısı, 2022’de 28, 2023’te ise, 24 oldu. Hayatını kaybeden kuryelerin 26’sı 19-27 yaş aralığındayken, 22’si, 28-50 yaş aralığında, 7’si ise, 16-18 yaş arasında bulunuyor. Raporda, motokuryelerin en çok Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül, Ekim, Kasım aylarında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ölen kuryelerin yüzde 58’inin, yani 34’ünün restoran kuryesi, yüzde 42’sinin, yani 24’ünün ise esnaf kurye olduğuna dikkat çekiliyor.
“MOTOKURYELİK TEHLİKELİ MESLEKLER STATÜSÜNE ALINMALI”
Dernek Başkan Mesut Çeki, “Son Aralık ayı içerisinde bu rakam 12’ye yükseldi. Son 1 haftada 7 kurye yani her güne bir kurye ölüm haberini biz aldık. Bu seneki şu an itibarıyla bizim tespit edebildiğimiz sayı 68 motokurye ölümü var. Bunun yarıya yakını İstanbul. Biz Kurye Hakları Derneği olarak 2023 Motokurye Ölümleri Raporu üzerinde çalışıyoruz. Bir hafta sonra raporumuzu açıklayacağız geçen sene 58 motokurye hayatını kaybetmişti ama biz bunun verilerini de incelemeye çalışıyoruz. Hangi aylarda hangi mevsimlerde günün hangi saatlerinde kuryeler daha çok ölüyor. Mesela 3 çocuk kuryenin öldüğünü tespit ettik. Bu sene 2’si 15 yaşında 1’i 17 yaşında. Yani bu alanın denetimsizliği bunu gösteriyor. ” şeklinde konuştu.
Kurye ölümlerinin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Çeki, “Sadece trafikle ilgili bir nedeni de yok çünkü sonuçta biz kuryeyiz ve bizim iş sahamız trafik. Yani tek başına şu kuryeleri öldürüyor diyemeyiz. Yani ortada diyelim ki ben öldüm, benim tek bir katilim olmuyor. Beni katilim yasaları çıkartmayan, işletmeleri denetlemeyen, kurye piyasasını denetlemeyen, eğitimleri vermeyen, kuryelerin ekipmanlarını sağlamayan, kuryelere hız baskısı yapan, hız baskısından hızlı reklamlar gelecek diye vaat eden işletmelerden kaynaklı ürünlerini çok hızlı isteyen müşteri puanı veren trafikte beni görmeyen sinyal vermeden dönüş yapan herkes burada sorumlu. En başta bu alanın denetimli hale gelmesini istiyoruz. Çok tehlikeli bir meslek yapıyoruz. Her sene onlarca arkadaşımızı kaybediyoruz ve yüzlerce arkadaşımız ağır yaralanmalı kazalara maruz kalıyorlar. O yüzden de kurye ölümlerini engellemenin birinci yolu kuryeliğin çok tehlikeli meslekler statüsüne alınıp denetim altına alınması ve mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu hale getirilmesidir. Her isteyenin istediği gibi istediği motorla kurye olamaması gerekiyor. ” dedi.
“HIZLI TESLİMAT SORUNUNUN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKİYOR”
Çeki, “Bu yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra hızlı teslimat sorununun ortadan kaldırılması gerekiyor. 30 dakikada bir ürünü teslim etmek mümkün değil.30 dakikada ürün teslim etmek isteyen bir kurye bütün trafik kurallarının üzerinden geçiyor maalesef. Bütün tarafların bir araya gelmesi gerekiyor yasa yapıcıların sektör temsilcilerinin kurye derneklerinin sendikaların ve bizzat kuryelerin aynı masada bir araya gelip sorunlara çözüm üretmeleri gerekiyor. Ağustos ayında çok fazla kurye ölümü yaşandı. Eğitimsiz olarak sahaya çıkan ve ekipman bilinci olmayan insanlar yazın daha fazla çalıştığı için daha fazla ölümlü kaza oluyor.” diye konuştu.
MOTOKURYE KAZALARINDA SABIKALI İLÇELER: PENDİK VE KÜÇÜKÇEKMECE
Kurye Hakları Derneği’nin Motokurye Ölümleri Raporunda, ölüm nedenlerine ilişkin hız baskısı, hız temelli puan sistemi, trafikteki motosiklet kullanıcılarının görmezden gelinmesine dayalı algı, alkollü trafik magandaları, ekipmansızlık veya ekipman ve motosikletlerin kalitesi, mesleki yeterlilik eğitimlerinin zorunlu olmaması, yollardaki çukurlar gibi nedenler sayılıyor. 2022’de İstanbul’da 28 kuryenin hayatını kaybettiği kayıtlara geçerken, kuryelerin ölümüne neden olan kazaların en çok Pendik ve Küçükçekmece’de yaşandığı belirtiliyor. Motokuryelerin İstanbul’un 14 ilçesinde hayatını kaybettiği belirtilen raporda bu ilçeler, Küçükçekmece, Pendik, Beykoz, Başakşehir, Kağıthane, Sarıyer, Şişli, Tuzla, Ataşehir, Kadıköy, Esenyurt, Kartal, Sancaktepe, Sultanbeyli olarak sıralanıyor.
Motokurye olarak çalışan Uğur Oktay, “Trafikte olan vakalar gündeme yansırken meclise yansırken bu moto kurye vakaları biraz geri planda kalıyor. Biraz göz ardı ediliyor.” dedi. Mehmet Erol, “Trafikte kapı açma olaylarında zorlanıyorum. Sağ şeritte gidiyorum ama bakmadan kapıyı açıyorlar. Kaza geçirdi birkaç kere bu yüzden ondan şikayetçiyim. Otoyollarda sağ sol aynalara bakarlarsa daha iyi olur. Bizim canımız için başkası için değil bir de ani fren yapıyorlar hiçbir şey olmadan üstümüze kırıyorlar ani fren yapıyorlar. Zaten çoğu arkadaşım bu yüzden vefat etti, kaza geçirdi ben bunlardan şikayetçiyim.” dedi.
]]>Kurye Hakları Derneği: Kuryelik tehlikeli meslekler statüsüne alınmalı, meslek yeterlilik belgesi zorunlu hale getirilmeli
Emine DERYA – Burak KESKİNCİ/ İSTANBUL’da motokuryelerin hayatını kaybettiği kazalara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Covid-19 salgınıyla uygulanmaya başlanan sokağa çıkma kısıtlaması gibi tedbirler, internet alışverişlerinde artışı beraberinde getirdi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Nisan 2023 rakamlarına göre İstanbul’da 250 bin motokurye var. TÜİK Motorlu Kara Taşıtları İstatistikleri Raporuna göre ise, 2020 yılında 18 bin 945 motosiklet ticari amaçlı kullanılırken, 2022 yılında bu rakam 28 bin 730 oldu. Motosikletlerin karıştığı kazalarda da artış yaşandı. Kurye Hakları Derneği’nin Motokurye Ölümleri Raporu’na göre, 2022’de Türkiye genelinde 58, 2023’te ise 68 motokurye trafik kazalarında hayatını kaybetti.
Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, “En başta bu alanın denetimli hale gelmesini istiyoruz. Kurye ölümlerini engellemenin birinci yolu kuryeliğin çok tehlikeli meslekler statüsüne alınıp denetim altına alınması ve mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu hale getirilmesidir.” şeklinde konuştu.
TİCARİ AMAÇLI KULLANILAN MOTOSİKLET SAYISI YAKLAŞIK 60 BİN
Covid-19 salgını ve sokağa çıkma kısıtlamaları internet alışverişlerinde artışı beraberinde getirirken, motokuryelik de tercih edilen mesleklerden biri haline geldi. TÜİK Motorlu Kara Taşıtları İstatistikleri Raporuna göre, 2020’de 18 bin 945 motosiklet ticari amaçla kullanılırken, 2021’de bu rakam 28 bin 730, 2022’de ise 59 bin 845’e yükseldi. Kurye Hakları Derneği, Motokurye Örgütlenmelerine Genel Bakış Raporu” nda bu alandaki denetimsizliğe de dikkat çekerek, “2020’de pandemiyle hem çevrimiçi platformlarda esnaf kurye sayısı sigortalı, sigortasız ya da yarı zamanlı çalışan motokurye sayısı 100 binlere ulaştı” diyor. Motokuryelik Türkiye genelinde hızla yayılırken, motosikletlerin karıştığı trafik kazalarında da artış yaşandı.TÜİK’in Karayolu Trafik Kaza İstatistiklerine göre, 2020’deki ölümlü yaralanmalı trafik kazalarına 243 bin 125 araç karıştı. Bu araçların yüzde 18.8’ini motosikletler oluşturdu. 2021’de kazalara 308 bin 442 taşıt karışırken, bu araçların yüzde 20.9’unu motosikletler oluşturdu. 2022’deki 321 bin 485 ölümlü yaralanmalı trafik kazalarına karışan araçların yüzde 22.2’si motosikletlerden oluştu.
2022’DE 58, 2023’TE 68 MOTOKURYE HAYATINI KAYBETTİ
Kurye Hakları Derneği’ne göre, motokuryelerin yaşadığı zaman kısıtlaması, yeterli ekipman ve eğitimlerinin olmaması, İstanbul trafiğinde sürücülerin motosikletlere duyarlı olmaması gibi etkenler kazalara davetiye çıkarıyor. Derneğin Motokurye Ölümleri Raporu, 2020’de Türkiye genelinde 30 motokurye hayatını kaybettiğine dikkat çekiyor. 2022 yılında bu sayı Türkiye genelinde 58 olurken 2023 yılında ise, 68’e yükseldi. İstanbul’da trafik kazalarında hayatını kaybeden motokurye sayısı, 2022’de 28, 2023’te ise, 24 oldu. Hayatını kaybeden kuryelerin 26’sı 19-27 yaş aralığındayken, 22’si, 28-50 yaş aralığında, 7’si ise, 16-18 yaş arasında bulunuyor. Raporda, motokuryelerin en çok Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül, Ekim, Kasım aylarında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ölen kuryelerin yüzde 58’inin, yani 34’ünün restoran kuryesi, yüzde 42’sinin, yani 24’ünün ise esnaf kurye olduğuna dikkat çekiliyor.
“MOTOKURYELİK TEHLİKELİ MESLEKLER STATÜSÜNE ALINMALI”
Dernek Başkan Mesut Çeki, “Son Aralık ayı içerisinde bu rakam 12’ye yükseldi. Son 1 haftada 7 kurye yani her güne bir kurye ölüm haberini biz aldık. Bu seneki şu an itibarıyla bizim tespit edebildiğimiz sayı 68 motokurye ölümü var. Bunun yarıya yakını İstanbul. Biz Kurye Hakları Derneği olarak 2023 Motokurye Ölümleri Raporu üzerinde çalışıyoruz. Bir hafta sonra raporumuzu açıklayacağız geçen sene 58 motokurye hayatını kaybetmişti ama biz bunun verilerini de incelemeye çalışıyoruz. Hangi aylarda hangi mevsimlerde günün hangi saatlerinde kuryeler daha çok ölüyor. Mesela 3 çocuk kuryenin öldüğünü tespit ettik. Bu sene 2’si 15 yaşında 1’i 17 yaşında. Yani bu alanın denetimsizliği bunu gösteriyor. ” şeklinde konuştu.
Kurye ölümlerinin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Çeki, “Sadece trafikle ilgili bir nedeni de yok çünkü sonuçta biz kuryeyiz ve bizim iş sahamız trafik. Yani tek başına şu kuryeleri öldürüyor diyemeyiz. Yani ortada diyelim ki ben öldüm, benim tek bir katilim olmuyor. Beni katilim yasaları çıkartmayan, işletmeleri denetlemeyen, kurye piyasasını denetlemeyen, eğitimleri vermeyen, kuryelerin ekipmanlarını sağlamayan, kuryelere hız baskısı yapan, hız baskısından hızlı reklamlar gelecek diye vaat eden işletmelerden kaynaklı ürünlerini çok hızlı isteyen müşteri puanı veren trafikte beni görmeyen sinyal vermeden dönüş yapan herkes burada sorumlu. En başta bu alanın denetimli hale gelmesini istiyoruz. Çok tehlikeli bir meslek yapıyoruz. Her sene onlarca arkadaşımızı kaybediyoruz ve yüzlerce arkadaşımız ağır yaralanmalı kazalara maruz kalıyorlar. O yüzden de kurye ölümlerini engellemenin birinci yolu kuryeliğin çok tehlikeli meslekler statüsüne alınıp denetim altına alınması ve mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu hale getirilmesidir. Her isteyenin istediği gibi istediği motorla kurye olamaması gerekiyor. ” dedi.
“HIZLI TESLİMAT SORUNUNUN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKİYOR”
Çeki, “Bu yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra hızlı teslimat sorununun ortadan kaldırılması gerekiyor. 30 dakikada bir ürünü teslim etmek mümkün değil.30 dakikada ürün teslim etmek isteyen bir kurye bütün trafik kurallarının üzerinden geçiyor maalesef. Bütün tarafların bir araya gelmesi gerekiyor yasa yapıcıların sektör temsilcilerinin kurye derneklerinin sendikaların ve bizzat kuryelerin aynı masada bir araya gelip sorunlara çözüm üretmeleri gerekiyor. Ağustos ayında çok fazla kurye ölümü yaşandı. Eğitimsiz olarak sahaya çıkan ve ekipman bilinci olmayan insanlar yazın daha fazla çalıştığı için daha fazla ölümlü kaza oluyor.” diye konuştu.
MOTOKURYE KAZALARINDA SABIKALI İLÇELER: PENDİK VE KÜÇÜKÇEKMECE
Kurye Hakları Derneği’nin Motokurye Ölümleri Raporunda, ölüm nedenlerine ilişkin hız baskısı, hız temelli puan sistemi, trafikteki motosiklet kullanıcılarının görmezden gelinmesine dayalı algı, alkollü trafik magandaları, ekipmansızlık veya ekipman ve motosikletlerin kalitesi, mesleki yeterlilik eğitimlerinin zorunlu olmaması, yollardaki çukurlar gibi nedenler sayılıyor. 2022’de İstanbul’da 28 kuryenin hayatını kaybettiği kayıtlara geçerken, kuryelerin ölümüne neden olan kazaların en çok Pendik ve Küçükçekmece’de yaşandığı belirtiliyor. Motokuryelerin İstanbul’un 14 ilçesinde hayatını kaybettiği belirtilen raporda bu ilçeler, Küçükçekmece, Pendik, Beykoz, Başakşehir, Kağıthane, Sarıyer, Şişli, Tuzla, Ataşehir, Kadıköy, Esenyurt, Kartal, Sancaktepe, Sultanbeyli olarak sıralanıyor.
Motokurye olarak çalışan Uğur Oktay, “Trafikte olan vakalar gündeme yansırken meclise yansırken bu moto kurye vakaları biraz geri planda kalıyor. Biraz göz ardı ediliyor.” dedi. Mehmet Erol, “Trafikte kapı açma olaylarında zorlanıyorum. Sağ şeritte gidiyorum ama bakmadan kapıyı açıyorlar. Kaza geçirdi birkaç kere bu yüzden ondan şikayetçiyim. Otoyollarda sağ sol aynalara bakarlarsa daha iyi olur. Bizim canımız için başkası için değil bir de ani fren yapıyorlar hiçbir şey olmadan üstümüze kırıyorlar ani fren yapıyorlar. Zaten çoğu arkadaşım bu yüzden vefat etti, kaza geçirdi ben bunlardan şikayetçiyim.” dedi.
]]>