Ölü – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 21 Jun 2024 21:07:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hac: Bu yıl neden bu kadar çok kişi öldü? Görgü tanıkları ipuçları verirken yetkililer sessiz kalıyor https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/ https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:07:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35414 Hac ibadeti bu yıl trajediyle gölgelendi; AFP haber ajansına göre farklı milletlerden en az 922 hacı, çoğu sıcakla ilgili nedenlerden, hayatını kaybetti.

Dünyanın en büyük kitlesel toplanmalarından biri olan Hac, her yıl milyonlarca kişiyi Suudi Arabistan’a getiriyor.

Maddi durumu ve fiziksel gücü yeterli olan Müslümanların hayatlarında bir kez yapmakla yükümlü oldukları bu yolculuk, Çarşamba günü resmen sona erdi.

BBC, bildirilen ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadı.

BBC, 19 ve 20 Haziran’da, Suudi yetkililerden ölümler ve Hac organizatörlerine yöneltilen eleştiriler hakkında yorum istedi ancak resmi bir yanıt alamadı.

Ancak Suudi Arabistan, bu yılki Hac sezonu için yapılan sağlık planlarının başarılı olduğunu açıkladı.

Suudi Sağlık Bakanı Fahad el-Jalajel yaptığı açıklamada, “Hacıların yüksek sayısına ve yüksek sıcaklığın yarattığı zorluklara rağmen Hac mevsiminde herhangi bir salgın veya halk sağlığına yönelik tehdit görülmedi” dedi.

Suudi yetkililer, bu yıl ibadete yaklaşık 1,83 milyon hacının katıldığını, bunların 1,6 milyonunun yurt dışından geldiğini açıkladı. Çok sayıda yabancı ziyaretçi arasında Pakistanlılar, Ürdünlüler ve Tunuslular vardı.

BBC, bu yıl Hac’da bu kadar çok kişinin ölümüne yol açmış olabilecek faktörleri araştırdı:

Aşırı sıcak

Suudi Arabistan’da gölgede sıcaklığın 51,8 santigrat dereceye kadar çıktığı kavurucu sıcakların, ölüm sayısının artmasında önemli bir faktör olduğuna inanılıyor.

Suudi Sağlık Bakanlığı’nın ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları ve susuz kalmamaları yönündeki uyarılarına rağmen, pek çok hacı sıcak stresi ve sıcak çarpmasının kurbanı oldu.

Bir Arap diplomat, öldüğü bildirilen 658 Mısırlının tamamına yakının hayatını kaybetmesinin aşırı sıcaklarla bağlantılı olduğunu söyledi. Bu hacıların birçoğunun gerekli Hac izinleri yoktu ve bu da organize destek almalarını ve kaynaklara erişimlerini zorlaştırıyordu.

BBC’ye konuşan Nijeryalı hacı Ayşa İdris, “Yalnızca Allah’ın merhameti sayesinde hayatta kaldım, çünkü hava inanılmaz sıcaktı.

“Kabe’nin bütün kapılarını kapattılar. Çatıyı kullanmak zorunda kaldık, içerisi kavruluyordu” diyor.

“Şemsiye kullanmak ve kendimi sürekli Zemzem suyuyla ıslatmak zorunda kaldım.

“Bir noktada bayılacağımı sandım ve şemsiyemi başka biri tutmak zorunda kaldı. Sıcaklığın bu kadar yoğun olmasını beklemiyordum” diye ekliyor.

Bir başka hacı Naim’in ise sıcak çarpmasından öldüğü ve ailesinin cevap arayışına girdiği bildirildi.

BBC Arapça’ya konuşan oğlu, “Annemle iletişimim aniden kesildi. Günlerce aradıktan sonra Hac sırasında vefat ettiğini öğrendik” dedi ve annesinin Mekke’ye gömülme isteğini yerine getireceklerini ekledi.

Hacılar alışılmadık sıcaklık, yorucu fiziksel aktivite, geniş açık alanlar ve birçoğunun yaşlı veya hasta olması gibi risklerle karşı karşıya.

Hac sırasında sıcaktan kaynaklanan ölümler aslında yeni değil. Hacıların ölüm kayıtları 1400’lü yıllara kadar gidiyor.

Geçen yıl, Suudi yetkililer sıcaklık stresi yaşayan hacı sayısının 2 binden fazla olduğunu açıklamıştı.

Bilim insanları, küresel ısınmanın koşulları daha da zorlaştıracağı konusunda uyarıyor.

Climate Analytics’ten Carl-Friedrich Schleussner, Reuters haber ajansına verdiği demeçte, “Hac, bin yılı aşkın bir süredir sıcak bir iklimde gerçekleşti, ancak iklim krizi bu koşulları daha da kötüleştiriyor.” dedi.

Schleussner’in araştırması, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkması durumunda Hac sırasında sıcak çarpması riskinin beş kat artabileceğini öne sürüyor.

Mevcut tahminler, dünyanın 2030’lara kadar 1,5 derecelik ısınmaya ulaşabileceğini ve bu durumun gelecekteki hacılar için zorlukları artıracağını gösteriyor.

Aşırı kalabalık ve temizlik sorunları

Çeşitli kaynaklara göre, Suudi yetkililerin kötü yönetimi, aşırı koşulları daha da kötüleştirerek hacılar için ayrılmış birçok alanda krize yol açtı.

Konaklama ve tesislerin kötü yönetildiğini, aşırı kalabalık çadırların yeterli soğutma ve sanitasyon olanaklarından yoksun olduğunu söyleyen hacılar var.

38 yaşındaki İslamabadlı hacı: “Mekke’nin sıcağında çadırlarımızda klima yoktu. Kurulan soğutucularda da çoğu zaman su yoktu.

“Bu çadırlarda boğulacak gibiydik, terden sırılsıklam olduk. Korkunç bir deneyimdi” diye ekliyor.

Cakartalı bir hacı olan Fauziah da aynı fikirde: “Birçok kişi çadırlardaki aşırı kalabalık ve aşırı ısınma nedeniyle bayıldı.

“Akşam yemeğini geceye kadar bekledik, dolayısıyla çadırlardaki insanlar aç kaldı” diye ekliyor.

İyileştirmeleri memnuniyetle karşılayacağını söyleyen kadın yine de “bunun şimdiye kadarki en iyi Hac organizasyonu olduğuna” inanıyor.

Ulaşım problemleri

Hacılar, yoğun sıcakta uzun mesafeler yürümek zorunda kaldı. Bazıları bunun için yolların kapalı olmasını ve bazıları da ulaşım yönetiminin yetersizliğini suçluyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve Amina takma adını kullanan Pakistanlı bir hacı, “Yedi kilometrelik susuz, gölgesiz bir yola koyulduk. Polis barikatlar kurarak bizi gereksiz yere uzun mesafeler yürümeye zorladı” diyor.

Ona göre Suudi hükümeti araçları olmasına rağmen sıcaktan dolayı hasta ve bilinci kapalı olan hacılar için kullanmıyordu.

“Kamplarda insanlar tavuklar ya da çiftlik hayvanları gibi tutuluyordu; yatakların arasında geçebilecek yer yoktu. Yüzlerce insan için az sayıdaki tuvalet yetersizdi.”

Özel bir grubun Hac organizatörü olan Muhammed Acha da aynı fikirde.

“Bu benim 18. Hac yolculuğum ve tecrübelerime göre Suudi kontrolörler kolaylaştırıcı değiller. Kontrol ediyorlar ama yardımcı olmuyorlar” diyor.

Acha’ya göre yaz aylarında bir hacı, günde en az 15 kilometre yürümek zorunda kalabiliyor. Bunun hacılaır sıcak çarpmasına, yorgunluğa ve susuzluğua maruz bıraktığını söylüyor.

“Daha önceki yıllarda çadırlara ulaşmak için U dönüşleri açıktı ama artık tüm bu yollar kapatıldı. Sonuç olarak sıradan bir hacı, Bölge I’deki A Kategorisi çadırda kalsa bile çadırına ulaşmak için sıcakta 2,5 kilometre yürümek zorunda kalıyor.” diye açıklıyor.

Acha, “Bu rotada acil bir durum olması durumunda 30 dakika boyunca kimse size ulaşamayacak. Hayat kurtaracak herhangi bir düzenleme yok ve bu yollar üzerinde sebiller de yok” diye ekliyor.

Sağlık hizmetlerindeki gecikmeler

Pek çok hacının aldığı tıbbi yardımın yetersiz olduğu bildirildi.

Bazı hacılara göre sıcak bitkinliği veya diğer sağlık sorunları yaşayanlar için ambulans ve ilk yardım mevcut değildi.

Amina, bir hacı arkadaşının klostrofobi nedeniyle oksijene ihtiyaç duyduğunu ve çaresiz yalvarışlarına rağmen ambulansın gelmesinin 25 dakikadan uzun sürdüğünü anlattı.

“Sonunda ambulans geldi ve doktor ona iki saniye bile bakmadıktan sonra ‘bir şeyi yok’ dedi ve gitti” diye ekledi.

Ancak Suudi Sağlık Bakanı, hacıların refahı için ayrılan kaynakların altını çiziyor.

Hükümetten yapılan açıklamada, hacılar için toplam 6.500’den fazla yatak kapasiteli 189 hastane, sağlık merkezi ve gezici klinik ile 40 binden fazla tıbbi, teknik, idari personel ve gönüllüyle çalışıldığı belirtildi.

Açıklamada, 370’den fazla ambulans, yedi hava ambulansı ve 12 laboratuvarın, 60 tedarik kamyonu ve kutsal mekanlara stratejik olarak konumlandırılmış üç mobil tıbbi depodan oluşan güçlü bir lojistik ağıyla desteklendiği aktarıldı.

Mekke Sağlık Grubu, Hac mevsimi yaklaştıkça hazırlıkların arttığını açıkladı:

“Tüm hastane ve merkezlerdeki polikliniklerde personelin eğitimi ve gerekli ihtiyaçların karşılanması için tüm imkanlar kullanılmış olup, çeşitli sağlık tesislerinde 654’ü yoğun bakım yatağı olmak üzere 3 bin 944 yatak tahsis edilmiştir.”

Kayıt dışı hacılar

Hac ibadetini gerçekleştirmek için hacı adaylarının özel bir Hac vizesine başvurması gerekiyor.

Ancak bazı kişiler gerekli belgeler olmadan hacca gitmeye çalışıyor.

“Kayıt dışı Hac” sorununun ölümlerdeki artışa katkıda bulunduğuna inanılıyor.

Uygun belgeleri olmayan hacılar, yardıma ihtiyaç duyduklarında bile çoğu zaman yetkililerden kaçınıyorlar.

Yetkililer bazı çadırların aşırı kalabalık olmasından onları sorumlu tutuyor.

Endonezya Ulusal Hac ve Umre Komisyonu Başkanı Mustolih Siradj, “Hac vizesi olmayanların Hac bölgelerine sızdığından şüpheleniyoruz” diyor.

AFP, bir Arap diplomatın bu sezon en az 658 Mısırlının öldüğünü, bunların 630’unun hac izni olmadığını aktardı.

Ulusal Hac ve Umre Komitesi danışmanlarından Saad Al-Qurashi, BBC’ye, “Hac vizesi olmayanlara hoşgörü gösterilmeyecek; ülkelerine dönmek zorunda kalacaklar” diyor.

Düzensiz hacıların kimliklerinin, resmi hacılara verilen ve kutsal mekanlara giriş için barkod bulunan Nusuk kartları kullanılarak belirlendiğini belirtiyor.

Yaşlı, sakat veya hasta hacılar

Pek çok hacı, ya ömür boyu para biriktirdikten sonra, ya da ölecekleri zaman orada ölecekleri ümidiyle, ömrünün sonuna doğru Hacca gidiyor.

Örneğin Bangladeş’teki Müslüman toplum Hac yaparken ölmeyi bir şans olarak görüyor. Bunun özel bir statü kazandırdığını düşünüyorlar.

Her yıl Hac’da ölümlerin yaşanmasının nedenlerinden biri de bu. 2022-23 sezonunda ise yaklaşık iki yüz kişi Hac’da öldü.

Bir kişi Hac yaparken ölürse ne olur?

Bir hacı Hac yaparken öldüğünde, ölüm resmi makamlara bildiriliyor. Ölenin kimliğini doğrulamak için bileklik veya boyun kimliği kullanılıyor. Daha sonra doktor belgesi alınıyor ve Suudi Arabistan ölüm belgesi veriyor.

Cenaze namazları, ölümün meydana geldiği yere bağlı olarak Mekke’deki Mescid-i Haram veya Medine’deki Mescid-i Nebevî gibi önemli camilerde kılınıyor. Cenaze yıkanıyor, sarılıyor ve tüm masraflar karşılanarak Suudi hükümetinin sağladığı morglara taşınıyor.

Törenler basit bir şekilde, işaretsiz, bazen tek bir yerde birden fazla cenazeyle yapılıyor. Mezarlık defterinde kimin nereye gömüldüğü listeleniyor, böylece aileler isterlerse mezarları ziyaret edebiliyor.

Suudi hükümeti, farklı grupların ve Kızılay’ın yardımıyla “onurlu ve saygılı cenaze törenleri” düzenlediğini söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/feed/ 0
Türkiye’de 2023’te 235 bin 71 trafik kazası meydana geldi https://www.haber60.com.tr/turkiyede-2023te-235-bin-71-trafik-kazasi-meydana-geldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-2023te-235-bin-71-trafik-kazasi-meydana-geldi/#respond Thu, 16 May 2024 23:31:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32074 (ANKARA) – Türkiye’de geçen yıl 235 bin 71 trafik kazası meyda geldi. Trafik kazalarında 6 bin 548 kişi öldü, 350 bin 855 kişi yaralandı. Kazaların yüzde 89’u sürücü kusurlarından kaynaklanırken, en fazla ölümlü yaralanmalı kazanın Temmuz ayında ve cuma günleri meydana geldiği belirlendi.

TÜİK, 2023 yılına ait Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri’ni yayımladı. İstatistiklere göre, geçen yıl karayollarında toplam 1 milyon 314 bin 136 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 79 bin 65’i maddi hasarlı, 235 bin 71’i ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası olarak kayıtlara geçti. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 83’ü yerleşim yeri içinde yüzde 16,9’u yerleşim yeri dışında meydana geldi. Trafik kazalarında 6 bin 548 kişi hayatını kaybetti, 350 bin 855 kişi yaralandı.

Türkiye’de 2023’te meydana gelen 235 bin 71 ölümlü yaralanmalı trafik kazası sonucunda 2 bin 984 kişi kaza yerinde, 3 bin 564 kişi ise sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetti. Karayolu trafik kazalarında geçen yıl bir günde ortalama 644 ölümlü yaralanmalı kaza, 18 ölüm ve 961 yaralanma meydana geldi.

ÖLÜ SAYISI YÜZDE 25,2 ARTTI

Türkiye’de 2023 yılında bir önceki yıla göre trafikteki motorlu kara taşıtı sayısı yüzde 8,5 artarken, toplam kaza sayısı yüzde 6,6, ölümlü yaralanmalı kaza sayısı yüzde 19,2, maddi hasarlı kaza sayısı yüzde 4,2, toplam ölü sayısı yüzde 25,2 ve yaralı sayısı yüzde 21,5 arttı.

BİN TAŞIT BAŞINA 8,2 ÖLÜM

Türkiye’de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıt sayısı 2012 yılında 17 milyon 33 bin 413 adet iken 2023 yılında 28 milyon 740 bin 492 adede yükseldi.

Ölümlü yaralanmalı karayolu trafik kaza sayısı ise 2012 yılında 153 bin 552 iken 2023 yılında 235 bin 71 oldu. Böylece bin taşıt başına düşen ölümlü yaralanmalı trafik kazası oranı 2012 yılında 9,0 iken 2023 yılında 8,2 oldu.

EN FAZLA ÖLÜ VE YARALI SAYISI İSTANBUL’DA

İllere göre en fazla ölü ve yaralı sayısı 347 ölüm ve 32 bin 452 yaralı ile İstanbul’da görülürken, en az ölüm beş ölü ile Tunceli’de, en az yaralanma ise 304 yaralı ile Ardahan’da gerçekleşti.

ÖLÜMLÜ KAZALARIN YARIDAN FAZLASI YERLEŞİM YERLERİNDE

Yerleşim yeri durumuna göre trafik kazaları incelendiğinde, toplam 235 bin 71 ölümlü yaralanmalı kazanın 195 bin 321’i yerleşim yeri içinde, 39 bin 750’si ise yerleşim yeri dışında meydana geldi. Trafik kazası ölümlerinin yüzde 55,3’ü, yaralanmaların yüzde 77,3’ü yerleşim yeri içinde gerçekleşen kazalar sonucunda, ölümlerin yüzde 44,7’si yaralanmaların ise yüzde 22,7’si yerleşim yeri dışında gerçekleşen kazalar sonucunda oluştu.

TRAFİK KAZALARINDA ÖLENLERİN VE YARALANANLARIN ÇOĞUNLUĞU ERKEK

Geçen yılki trafik kazalarında ölenlerin yüzde 45,5’inin sürücü, yüzde 32,3’ünün yolcu, yüzde 22,2’sinin yaya olduğu tespit edildi.  Trafik kazalarında ölenlerin yüzde 75,1’inin erkek, yüzde 24,9’unun kadın, yaralananların ise yüzde 68,7’sinin erkek, yüzde 31,3’ünün kadın olduğu belirlendi.

MOTOSİKLET, BİSİKLET VE ELEKTRİKLİ SKUTER SÜRÜCÜLERİ VE YAYA ÖLÜMLERİ

“İncinebilir yol kullanıcıları”olarak nitelendirilen yayalar, motosiklet, bisiklet ve elektrikli skuter sürücülerinin karıştığı kazalarda, ölü sayısı 2 bin 610, yaralı sayısı ise 130 bin 909 oldu. İncinebilir yol kullanıcıları, 2023 yılında trafik kazalarındaki toplam 6 bin 548 ölümün yüzde 39,9’unu, toplam 350 bin 855 yaralanmanın yüzde 37,3’ünü oluşturdu.

Yayalar 1453 ölü sayısı ile toplam 6 bin 548 ölümün yüzde 22,2’sini, motosiklet sürücüleri 1014 ölü sayısı ile toplam kaza ölümlerinin 15,5’ini, motosiklet sürücüleri 79 bin 902 yaralı sayısı ile 2023 yılındaki toplam 350 bin 855 yaralının yüzde 22,8’ini, yayalar ise 40 bin 774 yaralı sayısı ile toplam yaralıların yüzde 11,6’sını oluşturdu.

ÖLENLERİN YÜZDE 10,1’İ 0-17 YAŞINDA

Ölenlerin yüzde 10,1’i 0-17 yaş grubu, yüzde 13,6’sı 18-24 yaş grubu, yüzde 56,3’ü 25-64 yaş grubu, yüzde 20’si 65 ve üzeri yaş grubu arasında yer aldı.

Kaza sonucundaki ölümlerin yüzde 52,4’ü tek araçlı, yüzde 40,4’ü iki araçlı ve yüzde 7,2’si çok araçlı kazalarda meydana geldi. Yaralanmaların ise yüzde 53,3’ü iki araçlı, yüzde 39,2’si tek araçlı ve yüzde 7,5’i çok araçlı kazalarda oluştu. Ölümlü yaralanmalı kazaların yüzde 51,8’i iki araçlı, yüzde 42,2’si tek araçlı ve yüzde 6’sı ise çok araçlı kazalardan oluştu.

Öümlü yaralanmalı trafik kazasına karışan toplam 389 bin 362 taşıtın yüzde 48,5’inin otomobil, yüzde 23,8’inin motosiklet, yüzde 14’ünün  kamyonet, yüzde 2,4’ü minibüs, yüzde 2,3’ünün bisiklet, yüzde 2,3’ünün çekici, yüzde 1,9’unun kamyon, yüzde 1,7’sinin otobüs, yüzde 0,8’inin traktör ve yüzde 2,4’ünün diğer taşıtlardan oluştuğu belirlendi.

KAZALARIN EN BÜYÜK NEDENİ SÜRÜCÜ KUSURLARI

Türkiye’de 2023 yılında ölümlü yaralanmalı trafik kazasına nedenleri incelendiğinde, toplam 317 bin 510 kusurdan yüzde 89’unun sürücü kusurları olduğu belirlendi. Yaya kusurunun yüzde 8,3, taşıttan kaynaklanan kusurun yüzde 1,5 yolcu kusurunun yüzde 0,7, yoldan kaynaklı kusurun yüzde 0,4 olduğu görüldü.

Ölümlü yaralanmalı 235 bin 71 kazanın yüzde 65,9’unu gündüz, yüzde 31,8’i gece ve yüzde 2,3’ü alacakaranlıkta meydana geldi.

EN FAZLA KAZA TEMMUZ, EN AZ KAZA ŞUBAT AYINDA

Türkiye’de 2023 yılındaki 235 bin 71 ölümlü yaralanmalı kazalar en çok Temmuz ayında gerçekleşti. Temmuz ayında ölümlü yaralanmalı kaza oranı yüzde 10,3 olurken, Şubat ayı yüzde 5 ile en az kazanın meydana geldiği ay oldu. Haftanın günlerine göre ölümlü yaralanmalı kazalar yüzde 15 ile en fazla cuma günleri ve yüzde 13,8 ile en az çarşamba günleri gerçekleşti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-2023te-235-bin-71-trafik-kazasi-meydana-geldi/feed/ 0
İsrail, Batı Şeria’da bir çocuğun öldürülmesinde ‘muhtemel bir savaş suçu’ işlemekle suçlandı https://www.haber60.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/ https://www.haber60.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/#respond Thu, 02 May 2024 23:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30147 Geçen yıl 29 Kasım günü öğle saatlerinde, Filistinli birkaç çocuk işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan mahallelerinde oynamak için sokağa çıktı.

O çocuklardan ikisi dakikalar sonra İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

BBC, 15 yaşındaki Basil ve 8 yaşındaki Adem’in vurulduğu gün yaşanan olayları farklı unsurları bir araya getirerek inceledi.

Cep telefonu ile güvenlik kamerası görüntüleri, İsrail ordusunun bölgedeki hareketliliği, görgü tanıklarının ifadeleri ve yapılan teknik analizler, ciddi insan hakları ihlallerine işaret eden sonuçları ortaya çıkardı.

BBC’nin elde ettiği kanıtları inceleyen, BM’nin insan hakları ve terörle mücadele özel raportörü Ben Saul, Adem’in öldürülmesinin “savaş suçu” izlenimi verdiğini kaydetti.

Hukukçu Dr. Lawrence Hill-Cawthorne da bu ölümle sonuçlanan güç kullanımının “ayrım gözetmeksizin” yapıldığı saptaması yaptı.

İsrail ordusu, bu olayı “incelemekte olduklarını” açıkladı.

İsrail ordusunun çatışma kurallarına göre, “sadece yaşama yönelik ivedi tehdit durumunda ya da başka yollar tüketildikten sonra tutuklama amacıyla” ateş açılabiliyor.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırısından bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da çok sayıda kişi öldürüldü.

BBC burada yaşayan Filistinlilere ait evlere grafitiyle zarar verildiğine, sivillerin silahla tehdit edilerek komşu Ürdün’e gitmeye zorlandığına dair kanıtlar da elde etti.

Batı Şeria’da bir Filistinli savaşçının ölü bedenine askerler tarafından zarar verildiği da görgü tanıkları tarafından BBC’ye anlatıldı.

29 Kasım günü neler yaşandı?

29 Kasım gününe ait videoları Basil’in, kepenkleri tamamen kapalı bir hırdavatçının yanında durduğunu gösteriyor.

İsrail’e ait zırhlı araçlar yaklaştığında Batı Şeria’daki Cenin’de dükkanların kepenk kapatması alışageldik bir durum.

Görgü tanıkları, o gün yakınlardaki Cenin Mülteci Kampı’na düzenlenen bir operasyonda silah sesleri duyulduğunu anlattı.

Futbolsever ve sıkı bir Lionel Messi hayranı olan Adem, o sırada 14 yaşındaki ağabeyi Baha ile sokaktaydı.

Sokakta toplamda dokuz çocuk vardı ve bu çocukların tamamı, neredeyse 360 ??derecelik bir görüş açısı sağlayan güvenlik kameralarına yansıdı.

Birkaç yüz metre ötede, en az altı zırhlı İsrail askeri aracından oluşan bir konvoy köşeyi dönerek mahalleye girdi ve çocuklara doğru ilerlemeye başladı. Tedirgin halleri kameraya yansıyan çocuklardan birkaçı bu anlarda uzaklaştı.

O ana ait cep telefonu görüntülerinde zırhlı bir aracın ön kapısının açıldığı görülüyor. Kameradaki asker çocukları doğrudan görebilecek bir açıdaydı.

Basil yolun ortasına fırlarken, askerlerden 12 metre uzakta olan Adem koşarak uzaklaşmaya çalışıyordu.

Sonra en az 11 el silah sesi duyuldu.

BBC’nin yaptığı araştırma bu anda sıkılan mermilerin geniş bir alana isabet ettiğini gösterdi.

Dört mermi metal direğe, ikisi hırdavat mağazasının kepenklerine isabet etti. Biri park halindeki bir arabanın tamponunu, diğeri ise tırabzanları deldi.

BBC’nin elde ettiği bir rapor, bu kurşunlardan ikisinin Basil’in göğsüne sıkıldığını gösteriyor.

Bir kurşun ise kaçar haldeki sekiz yaşındaki Adem’i başının arkasından vurdu.

”Adem, Adem!’ dedim ama cevap vermedi’

Ağabeyi Baha, ‘ambulans’ diye bağırırken çaresizce kardeşini güvenli bir yere sürüklemeye çalışıyordu.

Ama yardım için çok geçti. Baha, kardeşi Adem ve arkadaşı Basil’in gözleri önünde öldüğünü söyledi.

BBC’ye gözyaşları içinde kardeşinin ölümünü anlatan küçük çocuk, “Şok olmuştum. Onunla konuşmaya çalıştım. Ruhu bedenini terk ediyordu” dedi.

Olay anına ait görüntüde Basil’in vurulmadan önce elinde bir şey tuttuğu görülüyor. Bunun ne olduğu belli değil.

İsrail ordusu patlayıcı olduğunu söylediği bir cismin fotoğrafını paylaştı.

Olay yerine ilişkin incelememizde elde ettiğimiz kanıtları, BM ve bazı diğer tarafsız kuruluşlarla paylaştık. Bu kişiler arasında, insan hakları avukatları, bir savaş suçları uzmanı ve bir terörle mücadele uzmanı da yer aldı.

Bu kişilerden bazıları isimlerini kullanmamızı istemedi.

Görüşüne başvurduklarımızdan bir kısmı, olayın soruşturulması gerektiği konusunda hemfikirdi. Bazıları daha ileri giderek uluslararası hukukun ihlal edildiğini savundu.

BM’nin insan hakları ve terörle mücadele özel raportörü Ben Saul, elinde patlayıcı olması durumunda dahi Basil isimli çocuğa karşı öldürücü güç kullanılmasının yasalara uygunluğu konusunda soru işaretleri olabileceğini söyledi.

Saul, kaçarken vurulan Adem’in öldürülmesi için ise “sivillere kasıtlı, ayrım gözetmeksizin veya orantısız şekilde saldırmayı yasaklayan uluslararası insancıl hukukun ihlali, bir savaş suçu ve yaşam hakkının ihlali gibi görünüyor” ifadesini kullandı.

Bristol Üniversitesi Uluslararası Hukuk Merkezi eş direktörü Dr. Lawrence Hill-Cawthorne ise şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Askerler zırhlı araçlarındaydı. Bir tehdit olsa bile, uluslararası hukuk ihlali olan, ayrım gözetmeden ölümcül güç kullanmak yerine araçlarını sürmeye devam etmeleri ve tutuklamaya yönelmeleri gerekirdi.”

İsrail ordusu ise, şüphelilerin askerlere patlayıcı fırlatmak üzere olduğunu ve bu durumun onları tehlikeye attığını savundu.

Ordu “Askerler ateşle karşılık verdi ve vurulan kişiler tespit edildi” açıklamasını yaptı.

Ancak incelediğimiz video görüntülerine ve tanık ifadelerine göre Adem silahlı değildi ve kafasının arkasından vurulduğunda kaçıyordu.

İsrail ordusu, askerlerine soruşturma açar mı?

Ordu, Basil ve Adem’ın öldürülmesinin “inceleme altında” olduğunu söyledi.

Ordu benzer açıklamayı, Batı Şeria’da askerleri tarafından öldürülen her çocuk için rutin olarak yapıyor.

BBC’nin elde ettiği kanıtları izleyen birçok eski İsrailli asker, haklı olup olmadığına bakılmaksızın, İsrail hukuk sisteminin ölümcül güç kullanan askerleri koruyacağına inandıklarını söyledi.

2018-2020 yılları arasında Batı Şeria’da görev yapan ve BBC’ye konuşan eski bir asker, Adem’in olayında ceza davası açılması ihtimalinin “yüzde 0” olduğuna inanıyor.

İsrailli insan hakları grubu Yesh Din’in verilerine göre, İsrail askerlerine yönelik şikayetlerin yalnızca yüzde 1’inden azı soruşturmayla sonuçlanıyor.

Hamas’ın yaklaşık bin 200 kişiyi öldürdüğü ve 253 kişiyi rehin alındığı 7 Ekim’de saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 34 binden fazla insan öldürüldü.

Bu savaşla birlikte İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki askeri operasyonları da arttı. Geçen yıl buradaki çocuklar için kaydedilen en ölümcül yıl oldu.

UNICEF’e göre, 2023’te toplam 124 çocuk öldürüldü. Bu çocukların 85’inin 7 Ekim’den sonra öldürüldüğü açıklandı.

2024 yılında şu ana kadar 36 Filistinli çocuk bölgedeki İsrailli yasa dışı yerleşimciler veya ordu güçleri tarafından öldürüldü.

Batı Şeria bir savaş bölgesi olarak sınıflandırılmadığı için uluslararası hukuka göre güç kullanımı konusunda daha sınırlayıcı hükümler işliyor.

İsrail ordusu, angajman kurallarıyla ilgili protokollerini gizli tutuyor.

Ancak BBC’ye konuşan emekli ve görevdeki İsrail akerleri, ölümcül güç kullanımına, aşamalı bir şekilde, ancak askerlerin hayatına yönelik “ivedi tehdit” halinde son çare olarak başvurulabileceğini söylüyor.

Öldürücü güç kullanımı öncesi, Arapça ve İbranice uyarıların yapılması gerektiği, ardından göz yaşartıcı gaz gibi ölümcül olmayan silahlara başvurulabileceği, ardından bacaklara ateş açma ve en son öldürmek için ateş etmeye kadar aşamalar olduğu kaydediliyor.

Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi BBC’ye, Ocak 2023 ile Ocak 2024 arasında İsrail ateşi sonucu öldürülen, yaşları 2 ile 17 arasında değişen 112 çocuğun tıbbi raporlarına erişim izni verdi.

Ölüme yol açan bu olayların tümünün tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilmemiz mümkün değil ve bazıları gerçekten İsrail askerlerinin hayatlarına yönelik bir tehdit oluşturmuş olabilir.

Ancak analizimiz, bu vakaların yaklaşık yüzde 98’inde ölümcül yaraların vücudun üst kısmında olduğunu gösterdi. Bu da askerlerin bu vakalarda yaralamaktan çok öldürmek amacıyla ateş etmiş olabileceği sonucunu ortaya koyuyor.

Bu durum, askerlerin Batı Şeria’daki angajman kurallarına uyup uymadığı sorusunun yanında bir ‘ölümcül güç kullanma kültürüne’ ilişkin de soru işaretlerini gündeme getiriyor.

Batı Şeria’da beş haftalık bir sürede yapılan askeri operasyonlarda, askerlerin tutumu konusunda ciddi soru işaretleri uyandıran birçok olayın kanıtlarına ulaştık.

BBC, Ocak 2024’te İsrail’in Tulkarim Mülteci Kampı’nda ‘Direniş’ olarak bilinen Filistinli bir silahlı bir grubu hedef alan 45 saatlik askeri operasyonu izledi.

Bu operasyon sonrası BBC’ye konuşan çok sayıda Filistinli, askerler tarafından silahla tehdit edildiklerini ve komşu Ürdün’e taşınmalarının söylendiğini anlattı. İsrail ordusu sivillerin tehdit edildiğine dair her şikayeti inceleyeceğini açıkladı.

Kanada vatandaşı da olan12 yaşındaki Filistinli Haytham isimli çocuk, bir İsrail askeri tarafından bıçak zoruyla tehdit edildiğini söyledi. Bu iddia, erkek kardeşi ve babası tarafından da desteklendi.

Kamptaki bir aile, evlerinin bir duvarına Davut Yıldızı çizdiğini iddia ettikleri bir grup askerin, bir diğer duvardaki Mescid-i Aksa fotoğrafını da yırttığını anlattı.

İsrail ordusu bunların “İsrail ordusunun değerlerine aykırı olduğu” ve askerlerinden bekledikleri davranış şekliyle uyuşmadığı açıklamasını yaptı.

Batı Şeria’daki ‘ihlal’ iddiaları

Üst kattaki evde yapılan aramada, mutfak dolapları parçalanmış, oyuncaklar zarar görmüş ve televizyonlar kırılmıştı. Kamptaki birçok evde benzer bir tablo vardı.

Kudüs’teki Diakonia Uluslararası İnsani Hukuk Merkezi’nde hukukçu olan Dr. Eitan Diamond, “Duvarlara Davud Yıldızı çizmek veya ‘7 Ekim’ ile ilgili yazılar yazmak gibi vandalizm örnekleri açıkça yasa dışıdır” yorumunu yapıyor.

Diamond, Tulkarm kampında bir çocuğun bıçakla ve diğer bazı sivillerin de silah zoruyla tehdit edildiğine ilişkin haberler için de uluslararası hukukun ihlal edilmiş olabileceği yorumunu yapıyor.

Bu kamp baskınına katılan askerlere, üzerinde patlayıcı taşıdığı iddia edilen bir Filistinli savaşçıyı vurarak öldürdükten sonra cesedi üzerine idrar yapma suçlaması yöneltildi.

Görgü tanıklarının iddiasına göre ceset darp edildikten sonra bağlanarak sokaklarda sürüklendi.

BBC’ye bağlanmış bir cesedin fotoğrafları gösterildi.

Bu olayın yaşandığı söylenen yerde yaptığımız incelemede, resimlerde cesedi bağlamak için kullanılan malzemeyle uyumlu olan kumaş ve kablo parçası gördük.

Bu kanıtları da yine bağımsız uzmanlara gösterdik.

Cenevre Üniversitesi’nden uluslararası hukuk uzmanı Prof. Marco Sassoli, bu olaydaki öldürücü güç kullanımının uluslararası hukuk kuralları içinde meşrulaştırılabilir olması halinde bile cesede saygı gösterilmesi gerektiğini vurguluyor ve “Gösterdikleriniz uluslararası insan hakları hukukunun ihlal edildiğine işaret ediyor. Hatta savaş suçu dahi teşkil edebilir” diyor.

İsrail ordusu ise bu olaya ilişkin yaptığı açıklamada ise, ölü savaşçının üzerinde patlayıcılar bulunduğu ve Kızılay görevlilerinin cesede dokunmayı reddettiği savunuldu.

Açıklamanın devamında “Bu nedenle İsrail askerleri, güvenliklerini sağlamak ve cesedin altında silah olup olmadığını kontrol etmek için onun elleri ile ayaklarını kontrol altına almak zorunda kaldı” savunması yapıldı.

BBC’nin elde ettiği kanıtlarını inceleyen bazı eski İsrailli askerler, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki operasyonlarındaki uygulamalarının, Filistin silahlı direnişini daha da körüklemesinden korktuklarını söylüyor.

Aralarından biri, “Filistinlilerin, her gün yaşadığı şekilde, askerlerle karşı karşıya gelmek ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hayata devam edilebileceğini düşünmek, bu gerçeklikte yaşayan insanların silaha sarılamayacağını varsaymak, en iyi ihtimalle saflık ve onlara insan olarak bakmamaktır” dedi.

Bu eski asker sözlerini “İşler daha da kötüye gidiyor” diyerek bitiriyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/feed/ 0
Bursa-Ankara Karayolu Kazası Davasında 4 Sanığa 10’ar Yıl Hapis Cezası https://www.haber60.com.tr/bursa-ankara-karayolu-kazasi-davasinda-4-saniga-10ar-yil-hapis-cezasi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-ankara-karayolu-kazasi-davasinda-4-saniga-10ar-yil-hapis-cezasi/#respond Sat, 23 Mar 2024 08:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22635 Bursa- Ankara kara yolunun Kestel ilçesi mevkiinde 4 kişinin öldüğü, 22 kişinin yaralandığı trafik kazasına ilişkin tır şoförü ve lojistik firması yetkilisinin de aralarında olduğu 4 sanığa 10’ar yıl hapis verilen davanın gerekçeli kararı açıklandı.

Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12 Mart 2021’deki kazayla ilgili yargılanan sanıklar tır sürücüsü Faruk Eskiçırak, lojistik firmasının başşoförü Murat Ağa, tır ve dorsenin sahipleri Selim Azad Polat ve Yaşam Polat’a “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan verilen hapis cezalarına ilişkin hazırlanan 24 sayfalık gerekçeli kararda, kazaya dair detaylara yer verildi.

Gerekçeli kararda atıfta bulunulan bilirkişi raporunda, kazaya karışan kedi kumu yüklü tırın incelemesinde, Eskiçırak’ın önünde seyreden araca çarpmayı önlemek için yolun sağı ve solunda uygun alanlar olmasına rağmen kaçmadığı, aynı yöne giden araçları çarparak sürüklediği belirtildi.

Eskiçırak’ın, 2003 model tırla uzun yol katetmesine ve fiziki durumunu en yakından bilebilecek durumda olmasına rağmen diğer araçlara çarpmayacak şekilde aracı sevk ve idare edemediği bildirilen raporda, bu konuda gerekli ve yeterli yüksek özen ve dikkati göstermediği, karşı yönden gelen araçların şeridine geçtiği vurgulandı.

Raporda, kaza anında çarpmanın da etkisiyle aracın hız kadranının 101 kilometrede takılı olmasına rağmen en son hızın 93 kilometre olarak görüldüğü, takografa usulsüz müdahale olduğu kaydedildi.

Sürüş süresinin toplam 10 saat 10 dakika olarak tespit edildiği aktarılan bilirkişi raporunda, sürücünün yasal süreyi 1 saat 10 dakika aştığı tespiti de yapıldı.

Ayrıca raporda, söz konusu çekicinin sistem sorgusunda 2 Mart 2021’de Samsun’da Karayolları Trafik Kanunu’nun (kamyon çekici ve otobüslerde takograf, taksi otomobillerde ise taksimetre bulundurmamak, kullanmamak veya kullanılır durumda bulundurmamak) maddesinden işlem yapılarak trafikten men bilgisinin POLNET sistemine girildiği, 7 günlük izin süresi bitiminde bu eksikliğin giderilmediği ve bu nedenle çekicinin eksiklik giderilinceye kadar trafiğe çıkmasının uygun olmadığının tespiti yer aldı.

“Trafiğe çıkmaya uygun olmayan araç” vurgusu

Gerekçeli kararda, aracın teknik bakımlarını yaptırmadıkları, uzun yıllar fren sisteminin kontrollerini yeterli özenle yaptırmayıp paslanmasına, aşınmasına neden oldukları, trafiğe çıkmaya uygun olmayan araçla yük taşınmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle diğer 3 sanığın “eşit derecede asli kusurlu” oldukları kaydedildi.

Dosyadaki tüm belge ve ifadeler bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların asli ve eşit derecedeki kusurları ile sebebiyet verdikleri kazayla 4 kişinin ölümüne, 22 kişinin yaralanmasına yol açarak üzerlerine atılı “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma” suçunu işledikleri ifade edilen gerekçeli kararda, şu bilgilere yer verildi:

“4 kişinin ölümü ile birçok kişinin, çoğu nitelikli olmak üzere yaralanmış olması, ölü ve yaralı sayısı, yaralanmaların niteliği, en az 22 aracın hasar gördüğü kazada oluşan maddi yıkım, kazaya maruz kalan şahısların yaşadığı dehşet ve kazanın gerçekleşmesindeki vahşet ile sanıkların taksire dayalı kusurlarının ağırlığı (tüm sanıkların asli ve eşit dereceli kusurlu olması, mağdur ve ölenlere ait herhangi bir kusurun bulunmaması) göz önüne alınarak, temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş ve sonuç olarak iddia makamının mütalaasına uygun, oy birliği ile hüküm kurulmuştur.”

Kaza

Kestel ilçesi Barakfakih mevkisinde 12 Mart 2021’de Faruk Eskiçırak yönetimindeki 06 CHS 523 çekici ve 18 AAJ 361 dorse plakalı tırın 22 araca çarptığı kazada, 4 kişi hayatını kaybetmiş, 22 kişi yaralanmıştı. Kazanın ardından gözaltına alınan tır sürücüsü Eskiçırak, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.

Tır şoförü ve lojistik firma yetkililerinin de aralarında bulunduğu 4 sanık hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 29 Şubat’ta görülen karar duruşmasında, sanıklar Faruk Eskiçırak, Murat Ağa, Selim Azad Polat ve Yaşam Polat, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan onar yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-ankara-karayolu-kazasi-davasinda-4-saniga-10ar-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Depremde ölü olarak kaydedilen Ahmet Artan, yaşadığı karmaşayı atlatabilmek için mücadele ediyor https://www.haber60.com.tr/depremde-olu-olarak-kaydedilen-ahmet-artan-yasadigi-karmasayi-atlatabilmek-icin-mucadele-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/depremde-olu-olarak-kaydedilen-ahmet-artan-yasadigi-karmasayi-atlatabilmek-icin-mucadele-ediyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 07:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10003 Hatay’da yaşayan Ahmet Artan, devlet kayıtlarında yanlışlıkla ‘ölü’ olarak kaydedilmesinin ardından yaşadığı karmaşayı 2 ay süren çabalar sonucu atlatabildi. Aynı ismi taşıyan ve depremde vefat eden başka bir vatandaş yerine kendisinin sisteme ölü olarak girildiğini ifade eden Artan, şimdiyse banka kayıtlarındaki hatanın düzeltilmesini bekliyor.

Kahramanmaraş merkezli depremler Hatay’da büyük yıkıma yol açmış ve 25 bine yakın insan vefat etmişti. Asrın felaketine Narlıca Mahallesi’nde bulunan 3. kattaki evinde yakalanan 37 yaşındaki Ahmet Artan, yarım saatlik mücadelenin ardından mahsur kaldığı evinden kurtarıldı. Depremden yara almadan kurtulan Artan’ın mücadelesi devlet kayıtlarında ölü olarak işlenmesiyle başladı. Kendisiyle aynı ismi, soy ismi taşıyan ve baba isimleri aynı olan Ahmet Artan, depremde ölen vatandaş yerine sisteme ölü olarak girildi. İsim karmaşası sonrası devlet kayıtlarında ‘ölü’ olarak gözüken Artan, banka işlemleri başta olmak üzere bir çok sorun yaşadı. Artan, yaklaşık iki ay süren bir mücadele sonucu devlet dairelerindeki kaydını düzeltebilse de banka kayıtlarında hala ölü olarak gözüküyor.

“Bankaların sisteminde hala ölü olarak gözüküyorum”

Ölü olarak gözüktüğü için banka işlemlerini yürütemediğini belirten Artan, “6 Şubat’ta biz evimizin üçüncü katındaydık. Deprem esnasında evden çıkamadık, evimiz ağır hasar aldı. Biz depremden yaklaşık yarım saat sonra evden çıktık. Sabahı ilk ışıklarında bizim diğer akrabaları kurtarmak için onlara yardıma gittik. Orda da öğlen olan depreme yakalandık. Yaklaşık 40 dakika enkaz olayımız oldu. Orada ondan dolayı artık devletin yanında ölü olarak gözükmüştüm. Şu an bu sıkıntıyı giderebildik. Ama dün bankaya gittim, kredi kartı için başvuru yaptık. Bankaların sisteminde hala ölü olarak gözüküyorum” dedi.

“Hem yaşıyorsun hem de ölü olarak gözüküyorsun”

Yaşadığı trafik kazası sonrası polis ekiplerinin kontrollerinde ‘ölü’ olarak gözüktüğünü öğrenen Artan, “Ölü olduğumun şu şekilde farkına vardım. E-devlet üzerinden giriş yapamıyordum. Sistem beni reddediyordu. Ondan sonra hastanenin önünde aracıma ambulans çarpmıştı, polisin tutanağında belli oldu. Bana aracın mirasçıları nerede dedi. Ben de aracın mirasçıları yok. Aracın sahibi benim dedim. Hayır bu aracın sahibi vefat etmiş dediler, orada şok geçirdim. Hem yaşıyorsun hem de ölü olarak gözüküyorsun. Ben itiraz ettim, bu araç benim ölü değilim diye. Sistemde bu şekilde gözüküyor dediler. Ondan sonra bu hatayı düzeltebilmek için birçok devlet dairesine gittim. Yaklaşık o süreç 50 ya da 55 gibi bir gün geçti. Ondan sonra süreç düzeltildi. Yalnız 1 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen bu hata bankalarda düzeltilmedi” şeklinde konuştu.

“Başka bir Ahmet Artan varmış, onu ölü olarak göstereceklerine beni ölü olarak göstermişler”

Kendisiyle aynı isme sahip başka bir vatandaşın yerine sistemde kendisinin ölü olarak gösterildiğini ifade eden Artan, “Bu karışıklık şöyle başka bir Ahmet Artan varmış, onu ölü olarak göstereceklerine beni ölü olarak göstermişler. Onun da babasının ismi Mehmet, benim de babamın ismi Mehmet olduğundan dolayı o zamanlar da herkes enkazda olduğu için kimsenin kimliği üzerinde değil böyle bir hata gerçekleşmiş. Depremin ilk haftası kendi akrabalarımı defnetmekle uğraştık. Ben de yaklaşık 1 ay gibi bir süreç içerisinde gönüllü olarak arama kurtarma ekibinde çalıştım. Ben kendim arama kurtarma ekibinde çalışmama rağmen kendim aslında ölmüşüm farkında değilim. Bankalardan ricam bir an önce bu hatanın düzeltilmesini istiyorum. Benim de kredi kartına ihtiyacım var. Kullanamıyorum, lütfen bu hatayı düzeltin. Arkadaşlarım kısacası bana yaşayan ölü diyorlar. Komik bir şey ama ağlanacak halimize gülüyoruz” ifadelerini kullandı. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremde-olu-olarak-kaydedilen-ahmet-artan-yasadigi-karmasayi-atlatabilmek-icin-mucadele-ediyor/feed/ 0
9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/9-kisinin-oldugu-katliamda-kan-donduran-detaylar-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/9-kisinin-oldugu-katliamda-kan-donduran-detaylar-ortaya-cikti/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9593 9 kişinin öldüğü katliamda kan donduran detaylar ortaya çıktı

DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan arazi anlaşmazlığı olayına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın olaydan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları belirtildi.

İlçenin Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 tarihinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof silahların kullanıldığı, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma tamamlandı. İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi.

Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri belirtildi.

Olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları belirlendi.

Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri kaydedildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri belirtildi.

İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları, jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri yer aldı.

Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.

Ambulans kamerasına yakalandılar

İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı yer aldı.

İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.

Alyamaç ailesini öldürmek için yangın çıkarıp araziye çekmişler

Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.

Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi.

“PALA” yoğun silah kullandı

Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.

Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.

Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.

Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.

Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.

İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığını vurgulandı.

Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.

Mahkeme nakil istedi

Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-kisinin-oldugu-katliamda-kan-donduran-detaylar-ortaya-cikti/feed/ 0
Türkiye’nin silahlı şiddet haritası açıklandı: İstanbul ilk, Erzincan son sırada yer aldı https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-silahli-siddet-haritasi-aciklandi-istanbul-ilk-erzincan-son-sirada-yer-aldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-silahli-siddet-haritasi-aciklandi-istanbul-ilk-erzincan-son-sirada-yer-aldi/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:09:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7519

Türkiye’de 2023 yılında meydana gelen silahlı şiddet olaylarının raporu açıklandı. Umut Vakfı tarafından paylaşılan ‘Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’ raporuna göre, 2023 yılında 3 bin 773 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan bu olaylarda 2 bin 318 kişi ölü, 3 bin 820 kişi de yaralandı. Yaşanan silahlı şiddet olaylarının 3 bin 212’sinde, yani yüzde 85’inde kalaşnikof, 2 bin 427’sinde otomatik tüfekler dahil ateşli silahlar ve yüzde 15’ine denk gelen 561’inde de kesici alet kullanıldı. Raporda 505 olayla en çok olayın yaşandığı kent İstanbul olurken, Erzincan yaşanan bir olayla son sırada yer aldı.

Umut Vakfı’nın 2014 yılından itibaren yayımladığı ‘Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’ raporunu açıkladı. 2014 yılından bugüne geçen 10 yılda; toplam 34 bin 197 silahlı şiddet olayı yaşandı. 10 yılda meydana gelen 34 bin 197 silahlı şiddet olayında toplam 21 bin 434 kişi öldü, bazıları ağır 31 bin 207 kişi de yaralandı. 2023 yılında olayların en çok yaşandığı ilk 11 il ise sırasıyla; İstanbul, Samsun, Adana, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Şanlıurfa, Ankara, Diyarbakır ve Çorum şeklinde oldu.

BÖLGELERE GÖRE ŞİDDET HARİTASI

2023 yılında meydana gelen 3 bin 773 olayın; yüzde 29.23’ü yani bin 103’ü Marmara Bölgesi’nde, yüzde 14.71’i yani 555’i Karadeniz Bölgesi’nde, yüzde 14.44’ünü kapsayan 545’i Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, 473 olayı kapsayan yüzde 12.54’ü Ege Bölgesi’nde, 464 olayı kapsayan yüzde12.30’u İç Anadolu Bölgesi’nde, yüzde 11’ini kapsayan 415’i Akdeniz ve yüzde 5.78’i yani 218’i de Doğu Anadolu Bölgesinde yaşandı.

ANAHTARLIK TİPİ SUİKAST SİLAHI KULLANILDI

Bir önceki yıl şiddet olayları sıralamasında dördüncü sırada olan Karadeniz Bölgesi en çok olayın yaşandığı ikinci bölge olurken 2023 yılında, ikinci sırada olan Akdeniz Bölgesi ise altıncı sıraya geriledi. Ayrıca geride bıraktığımız yılın şiddet olaylarının birisinde anahtarlık tipi suikast silahı kullanılması da dikkat çekti.  2023 yılının ilk haftasında yaşanan anahtarlık tabancalı cinayet İstanbul Cihangir’de yaşanmıştı.

EN SAKİN ŞEHİR, YAŞANAN BİR OLAYLA ERZİNCAN OLDU

Bu yılın en sakin sayılabilecek şehri bir olayla Erzincan olarak dikkat çekiyor. Bazı şehirlerde yüzde 400’lere varan ciddi silahlı şiddet olaylarında artışlar yaşanırken bazı illerde de bir önceki yıla göre yüzde 30’lar, 40’lar, 50’ler hatta yüzde 70’ler düzeyinde düşüşler yaşanması dikkat çekiyor. Sadece bir olayın basına yansıdığı Erzincan’da ise düşüş yüzde 92 olarak rakamlara yansıyor.

YÜZDE 29.23’Ü MARMARA’DA

2023 yılında yaşanan silahlı şiddete bölgeler bazında bakıldığında; nüfus yoğunluğunun yaşandığı Marmara Bölgesi’ndeki 11 ilde yaşanan ve basına yansıyan toplam bin 103 olayda, 584 kişi öldürüldü, bin 51 kişi de yaralandı. İstanbul 505 olayla en çok olayın yaşandığı kent oldu. Basına yansıyan bu 505 şiddet olayında 321 kişi öldü, 498 kişi de yaralandı. İstanbul’u 80 kişinin öldüğü, 144 kişinin yaralandığı 164 olayla sanayi kenti Kocaeli, 144 olayla Sakarya, 135 olayla Bursa izliyor.

Bir önceki yıl dördüncü sırada olan Kocaeli’nin 2023 yılında ikinciliğe çıktığı görülürken ikinci ve üçüncü sırada olan Sakarya ile Bursa’nın üçüncü ve dördüncülüğe gerilediği dikkat çekiyor.

Üçüncü sıradaki Sakarya’da meydana gelen 144 olayda 39 kişinin öldüğü, 135 kişinin yaralandığı basında yer alırken Bursa’da ise 135 olayda 72 kişinin öldüğü, 107 kişinin yaralandığı dikkat çekiyor.

Bu ilk dört ili sırasıyla; 28 ölümlü, 67 yaralanmalı 64 olayla Tekirdağ, 18 ölümlü, 46 yaralanmalı 35 olayla Balıkesir, sekiz ölüm, 30 yaralanmalı 23 olayla Edirne, sekiz ölüm, 16 yaralanmalı 17 olayla Kırklareli, dokuz ölüm, iki yaralanmalı 10 olayla Çanakkale, beş yaralanmalı dört olayla Bilecik ve bir ölüm, bir yaralanmalı iki olayla Yalova izliyor.

Şiddet olayının 2021’de 13’ten 2022’de 18’e çıktığı Çanakkale’de 2023 yılında 10 silahlı şiddetin yaşandığı görülüyor.

KARADENİZ BÖLGESİ 2’NCİ SIRAYA YÜKSELDİ

Kocaeli 2022 yılında en çok şiddet olaylarının yaşandığı Marmara Bölgesi’ndeki iller arasında dördüncü sıradayken Karadeniz Bölgesi de 2022 yılında bölgeler bazında dördüncü sıradaydı. Ancak 2023 yılında Karadeniz Bölgesi, 2023 yılında bölgeler bazında en çok olayın yaşandığı ikinci bölge konumuna yükseldi.

Karadeniz Bölgesi’ndeki 18 kentte 2023 yılında yaşanan 555 silahlı şiddet olayında 266 kişi öldürülürken 517 kişi de yaralandı.

Bölgenin silahlı şiddet sıralamasında liderliğini yine; bir önceki yıla göre düşüş olmakla birlikte 74 ölümlü, 200 yaralamalı 188 olayla Samsun sürdürüyor.

Samsun’u 28 ölümlü, 112 olayla Çorum, 31 ölümlü, 24 yaralamalı 41 olayla Trabzon izliyor. Bir önceki yıl üçüncü sırada olan Zonguldak Trabzon’daki olay artışı sonucu dördüncülüğe gerilemiş görülüyor. Zonguldak 22 ölümlü, 36 yaralamalı 39 olayla dördüncü, 15 ölümlü, 29 yaralanmalı 34 olayla Kastamonu beşinci en çok silahlı şiddet olayı yaşanan Karadeniz ili…

Trabzon’da son yıllarda giderek artan yorgun mermi vakalarında 8 yılda 5 kişinin öldüğü, 96 kişinin ise yaralandığı kayıtlara geçmiş bulunuyor.

Bölgedeki diğer illerdeki yaşanan silahlı şiddet olayı sıralaması ise şöyle:

“Düzce: 12 ölümlü, 27 yaralamalı 30 olay, Ordu: 12 ölümlü, 21 yaralamalı 28 olay. Tokat: 17 ölümlü, 10 yaralamalı 18 olay, Rize: 10 ölümlü, 10 yaralamalı 12 olay. Giresun: 6 ölüm, 11 yaralamalı 10 olay. Sinop: 5 ölüm, sekiz yaralamalı 9 olay, Karabük: 7 ölüm, 8 yaralamalı 7 olay. Bolu: 2 ölüm, 15 yaralamalı 7 olay. Amasya: 6 ölümlü 6 olay. Gümüşhane: 4 ölüm, 4 yaralamalı 6 olay. Artvin: 8 ölümlü 5 olay. Bartın: 4 ölümlü 4 olay. Bayburt: 3 ölüm, 2 yaralamalı 4 olay…”

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE 362 ÖLÜMLÜ 545 OLAY YAŞANDI

2022 yılında yaşanan 566 silahlı şiddet olayıyla üçüncü sırada olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, 362 ölümlü, 789 yaralanmalı 545 olayla bu yıl en çok olayın yaşandığı üçüncü bölge oldu.

Basına yansıyan haberlere bakıldığında 2022 yılında 100 ölümlü, 256 yaralamalı 187 alayın basına yansıdığı Şanlıurfa’da 2023 yılında yüzde 36’lık düşüşle 71 ölümlü, 193 yaralanmalı 120 olay yansıdı. Onu ikinci sırada izleyen Diyarbakır’da 69 ölümlü, 185 yaralanmalı 107 olay, üçüncü sırada izleyen Gaziantep’te de 83 ölümlü, 103 yaralanmalı 92 olay yaşandı.

Bölgede; Mardin ve Batman’da da yaşanan şiddet olaylarında ciddi artış dikkat çekerken depremden etkilenen Adıyaman’da ve Kilis’te bir miktar düşüş görülüyor.

2022 yılında 32 ölü, 62 yaralamalı 40 olayın basına yansıdığı Mardin’de 2023 yılında 51 ölümlü, 153 yaralamalı 78 olay yaşandı. Batman’da ise 41 ölümlü, 66 yaralanmalı 65 olay basına yansırken Adıyaman’da 12 ölümlü 21 yaralanmalı 26 olay, Kilis’te 11 ölümlü 25 yaralamalı 23 olay, Şırnak’ta 17 ölümlü, 20 yaralamalı 19 olay, Siirt’te 7 ölümlü, 23 yaralamalı 15 olay kayıtlara geçti.

EGE BÖLGESİ’NDE SİLAHLI ŞİDDET OLAYLARINDA ARTIŞ OLDU

Karadeniz gibi Ege bölgesi de silahlı şiddet olaylarında 2023 yılında sıçrama yapan bölgelerden. Bir önceki yıl en çok silahlı şiddet olayı yaşanan bölgeler sıralamasında altıncı sırada olan Ege Bölgesi 2023’te dördüncü bölge durumunda.

2022 yılında 459 olayın yaşandığı bölgede 2023 yılında 352 ölümlü, 391 yaralamalı 473 olayın basına yansıdığı dikkat çekiyor.

İzmir’de bu yıl bir önceki yıla göre yüzde 19’lık artışla 140 ölümlü, 140 yaralamalı toplam 164 olay basına yansıdı.

İzmir’i 45 ölümlü, 48 yaralamalı 76 silahlı şiddet olayıyla Aydın, 51 ölümlü, 54 yaralamalı 65 olayla Manisa, 36 ölümlü, 35 yaralamalı 48 olayla Denizli, 35 ölümlü 42 yaralamalı 47 olayla Muğla, 25 ölümlü, 25 yaralamalı 36 olayla Afyon, 9 ölümlü, 23 yaralamalı 19 olayla Kütahya, 11 ölümlü, 24 yaralamalı 18 olayla Uşak izliyor.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ’NDE 464 SİLAHLI ŞİDDET OLAYI YAŞANDI

İç Anadolu Bölgesi; en çok silahlı şiddet olayının yaşandığı bölgeler sıralamasında son yıllarda yeri değişmeyen bir bölge. 2022 yılında 463 olayın yaşandığı bölgede, 2023 yılında da bir artışla 464 olay yaşanmış. Yaşanan bu 464 silahlı şiddet olayında; 292 kişi ölmüş, 456 kişi de yaralanmış bulunuyor.

Bölgede ilginç olan; her yıl Konya en çok olayın yaşandığı il olarak birinci sırada olurken 2023 yılında bu ilde yaşanan olay sayısında yüzde 40’lık düşüş yaşandığı ve sıralamada ikinci sıraya indiği, başkent Ankara’nın ise bir önceki yıla göre yüzde 39’luk artışla birinci sıraya yerleştiği görülüyor…

Silahlı şiddet haritasında kendi bölgesinde en çok olayın yaşandığı il konumunda olan başkent Ankara’da 2023 yılında 102 ölümlü 96 yaralanmalı 117 olayın basına yansıdığı görülürken, bir önceki yıl 86 kişinin öldüğü, 112 kişinin yaralandığı 131 olayın basına yansıdığı Konya’da 2023’te 48 ölümlü, 78 yaralanmalı toplam 78 olayın basına yansıdığı dikkat çekiyor.

Bu bölgede en çok olayın yaşandığı üçüncü il Kayseri. Kayseri’de 24 ölümlü, 84 yaralanmalı 75 olay yaşanırken bölgede Aksaray ve Niğde’de de her yıl silahlı şiddet olaylarında artış yaşanması dikkat çekiyor.

Aksaray’da 2023 yılında; 14 ölümlü, 65 yaralanmalı 38 silahlı şiddet olayı yaşanırken onu izleyen Niğde’de 18 ölümlü, 27 yaralanmalı 35 olay bulunuyor. Bölgedeki diğer illerde yaşanan şiddet olaylarının rakamları ise şöyle:

“Eskişehir: 23 ölümlü, 23 yaralanmalı 32 olay, Karaman: 7 ölümlü, 24 yaralanmalı 21 olay, Kırıkkale: 6 ölümlü, 16 yaralanmalı 16 olay, Sivas: 17 ölümlü, 23 yaralanmalı 15 olay, Kırşehir: 11 ölümlü, 10 yaralanmalı 15 olay, Çankırı: 10 ölümlü, 7 yaralanmalı 10 olay, Nevşehir: 8 ölümlü, 2 yaralanmalı 8 olay ve Yozgat: 4 ölümlü, 1 yaralanmalı 4 olay.”

AKDENİZ BÖLGESİ’NDE SİLAHLI OLAYLARDA DÜŞÜŞ OLDU

Bir önceki yıl şiddetin bölgeler haritasında ikinci sırada olan Akdeniz Bölgesi’nde 2023 yılında ciddi bir düşüş olduğu ve altıncı sıraya gerilediği görülüyor. 2022 yılında 571 olayın yaşandığı Akdeniz Bölgesi’nde 2023 yılında 341 ölümlü, 342 yaralanmalı toplam 415 cinayet medyaya yansımış bulunuyor. Özellikle Adana ve Antalya’da yüzde 30’lar civarında düşüşler dikkat çekiyor.

Bölgedeki iller, olay sayıları ve ölü-yaralı durumu şöyle:

“Adana’da 158 ölümlü, 134 yaralının olduğu 171 olay, Antalya’da 67 ölüm, 65 yaralı 96 olay, Mersin: 46 ölümlü, 33 yaralamalı 52 olay, Hatay: 20 ölüm, 24 yaralamalı 26 olay, Isparta: 16 ölümlü, 36 yaralamalı 23 olay, Kahramanmaraş: 15 ölüm, 25 yaralanmalı 18 olay, Osmaniye: 12 ölüm, 15 yaralamalı 18 olay, Burdur: 7 ölüm, 10 yaralamalı 11 olay.”

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ 218 SİLAHLI OLAY YAŞANDI

Sıralamada yeri değişmeyen bir bölge de Doğu Anadolu Bölgesi… Hatta 2022 yılında 246 olayın medyaya yansıdığı bölgede, 2023 yılında 121 ölümlü, 274 yaralamalı toplam 218 silahlı şiddet olayı medyaya yansımış durumda.

Bölgede; 2023’ün şiddet haritasında yer alan rakamlar şöyle:

“Malatya’da 27 ölü, 100 yaralamanın olduğu 78 olay, Elazığ’da 16 ölü, 61 yaralamanın olduğu 44, Erzurum’da 15 ölü, 21 yaralamanın olduğu 27, Van’da 14 ölü, 31 yaralamanın olduğu 16, Ağrı’da 17 ölü, 8 yaralamanın olduğu 13, Kars’ta 12 ölü, 9 yaralamanın olduğu 9, Bitlis’te 8 ölü, 6 yaralamanın olduğu 8, Ardahan’da 3 ölü, 8 yaralamanın olduğu 7, Bingöl’de 3 ölü, 7 yaralamanın olduğu 5, Iğdır’da 2 ölü, 15 yaralamanın olduğu 5, Muş’ta 2 ölü, 2 yaralamanın olduğu 2, Tunceli’de 1 ölü, 3 yaralamanın olduğu 2, Hakkari’de 1 ölünün olduğu 1, Erzincan’da 3 yaralının olduğu 1 olay…”

2023 YILINDA OLAYLARIN EN ÇOK YAŞANDIĞI İLK 11 İL

İller bazında bakıldığında ise 2023 yılında en çok şiddet olayının yaşandığı ilk 11 il şöyle:

1. İstanbul    505 olay

(321 ölü, 498 yaralı)

2. Samsun    188 olay

(74 ölü, 200 yaralı)

3. Adana       171 olay

(158 ölü, 134 yaralı)

4. İzmir          164 olay

(140 ölü, 140 yaralı)

5. Kocaeli      164 olay

(80 ölü, 144 yaralı)

6. Sakarya    144 olay

(39 ölü, 135 yaralı)

7. Bursa        135 olay

(72 ölü, 107 yaralı)

8. Şanlıurfa  120 olay

(71 ölü, 193 yaralı)

9. Ankara     117 olay

(102 ölü, 96 yaralı)

10. Diyarbakır         107 olay

(69 ölü, 185 yaralı)

11. Çorum    107 olay

(28 ölü, 112 yaralı)

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-silahli-siddet-haritasi-aciklandi-istanbul-ilk-erzincan-son-sirada-yer-aldi/feed/ 0
Türk Denizlerinde Yasa Dışı Göçmen Olayları: 20 Ölü, 11 Kayıp, 23 Bin 977 Sağ Kurtarılan https://www.haber60.com.tr/turk-denizlerinde-yasa-disi-gocmen-olaylari-20-olu-11-kayip-23-bin-977-sag-kurtarilan/ https://www.haber60.com.tr/turk-denizlerinde-yasa-disi-gocmen-olaylari-20-olu-11-kayip-23-bin-977-sag-kurtarilan/#respond Mon, 12 Feb 2024 07:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7438

DAHA iyi hayat için başka ülkelere gitmek isteyenlerin umut yolculuğu rotasındaki Türk denizlerinde, geçen yıl 836 yasa dışı göçmen olayında 20 kişi ölü bulundu, 11 kişi kayboldu, 23 bin 977 göçmen sağ kurtarıldı. Denizlerde arama-kurtarma gerektiren yasa dışı göçmen olaylarında 2010-2023 yılları arasında 184 bin 175 göçmen sağ kurtarıldı, 923 kişinin cansız bedeni bulundu, 503 kişi kayıp olarak kayıtlara geçti.

Akdeniz, son yıllarda ekonomik kriz ve savaş gibi nedenlerden Asya ile Afrika’daki ülkelerini terk etmek zorunda kalan kaçak göçmenlerin Avrupa ülkelerine sığınmak için tercih ettiği tehlikeli sular haline geldi. Daha iyi yaşam umuduyla çoğunlukla Orta Doğu ve Asya’dan Avrupa’ya gitmeye çalışan kaçak göçmenlerin zorlu yolculuk gerçekleştirdiği Türkiye denizlerinde, 2 Eylül 2015’te fiber teknenin batması sonucu Bodrum’da sahile vuran 3 yaşındaki Suriyeli Aylan bebeğin cansız bedeni, dünyada kaçak göçmenlerin yaşadığı sorunların simgesi oldu.

17-22 Ocak tarihleri arasında Antalya’da 6 günde 7, Muğla’da ise 1 ceset sahile vurdu. Cesetlerin, 11 Aralık 2023’te Lübnan ile Suriye arasındaki sahil bölgesinden Kıbrıs’a doğru hareket ederken bağlantısı kesilen ve 90 kişiyi taşıyan teknenin battığı, cesetlerin Antalya kıyı hatlarına sürüklendiği ihtimali üzerinde duruldu. Antalya’da kıyıya vuran cansız bedenlerin üzerindeki kıyafetlerin üretim yerinin Suriye olduğu tespit edildi.

23 BİN 977 GÖÇMEN SAĞ KURTARILDI

2023’te Türk denizlerinde arama-kurtarma gerektiren yasa dışı göçmen olayı sayısı 836 olarak kayıtlara geçti. Denizlerde 23 bin 977 göçmen sağ kurtarıldı, 20 göçmen ölü bulundu, 11 göçmen de kayboldu.

14 YILDA 923 GÖÇMEN ÖLÜ BULUNDU

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerine göre, denizlerde arama-kurtarma gerektiren yasa dışı göçmen olaylarında 2010-2023 yılları arasında 184 bin 175 göçmen sağ kurtarıldı, 923 kişi ölü bulundu, 503 kişi kayıp olarak kayıtlara geçti. Arama-kurtarma gerektiren yasa dışı göçmen olayı sayısı, 2010’dan 2023’e 23 kat arttı. 2010’da denizlerde arama-kurtarma gerektiren 36 yasa dışı göçmen olayı yaşandı. Bu olaylarda 1073 göçmen sağ kurtarıldı, ölüm ve kayıp olayı gerçekleşmedi.

ÖLENLER, KAYBOLANLAR, SAĞ KURTARILANLAR

2010-2023 yıllarını kapsayan süreçte denizlerde arama-kurtarma gerektiren yasa dışı göçmen olayı, kaybolan, ölü bulunan ve sağ kurtarılan kişi sayısı şöyle:

2010’da yasa dışı göçmen olay sayısı 36, sağ kurtarılan kişi sayısı 1073.

2011’de yasa dışı göçmen olay sayısı 13, sağ kurtarılan kişi sayısı 555, ölü bulunan kişi sayısı 1.

2012’de yasa dışı göçmen olay sayısı 60, sağ kurtarılan kişi sayısı 1638, ölü bulunan kişi sayısı 62.

2013’te yasa dışı göçmen olay sayısı 242, sağ kurtarılan kişi sayısı 7 bin 161, ölü bulunan kişi sayısı 40, kayıp kişi sayısı 16.

2014’te yasa dışı göçmen olay sayısı 490, sağ kurtarılan kişi sayısı 12 bin 467, ölü bulunan kişi sayısı 74, kayıp kişi sayısı 81.

2015’te yasa dışı göçmen olay sayısı 1540, sağ kurtarılan kişi sayısı 58 bin 570, ölü bulunan kişi sayısı 263, kayıp kişi sayısı 201.

2016’da yasa dışı göçmen olay sayısı 301, sağ kurtarılan kişi sayısı 11 bin 751, ölü bulunan kişi sayısı 158, kayıp kişi sayısı 96.

2017’de yasa dışı göçmen olay sayısı 68, sağ kurtarılan kişi sayısı 2 bin 36, ölü bulunan kişi sayısı 56, kayıp kişi sayısı 30.

2018’de yasa dışı göçmen olay sayısı 120, sağ kurtarılan kişi sayısı 3 bin 234.

2019’da yasa dışı göçmen olay sayısı 255, sağ kurtarılan kişi sayısı 3 bin 583, ölü bulunan kişi sayısı 75.

2020’de yasa dışı göçmen olay sayısı 294, sağ kurtarılan kişi sayısı 9 bin 164, ölü bulunan kişi sayısı 45, kayıp kişi sayısı 50.

2021’de yasa dışı göçmen olay sayısı 729, sağ kurtarılan kişi sayısı 18 bin 529, ölü bulunan kişi sayısı 15.

2022’de yasa dışı göçmen olay sayısı 1109, sağ kurtarılan kişi sayısı 30 bin 437, ölü bulunan kişi sayısı 41, kayıp kişi sayısı 18.

2023’te yasa dışı göçmen olay sayısı 836, sağ kurtarılan kişi sayısı 23 bin 977, ölü bulunan kişi sayısı 20, kayıp kişi sayısı 11.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-denizlerinde-yasa-disi-gocmen-olaylari-20-olu-11-kayip-23-bin-977-sag-kurtarilan/feed/ 0
Engelli Anne ve Oğlu Miras Kavgası Nedeniyle Ölü Gösterildi https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/ https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/#respond Tue, 06 Feb 2024 22:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6346

SERRA TAYLAN

Engelli oğlu Hasan Küçük ile birlikte 2014’te Mersin’den Elazığ’a gelerek yerleşen Nuran Küçük, vefat eden eşinden kalan evin miras paylaşımı nedeniyle nüfus kayıtlarının değiştirilerek “ölü” gösterildiklerini ve bu durumu geç fark ettiklerini söyledi. Elazığ’da mahalle muhtarının yardımı ve avukat desteği sayesinde kimliklerine yeniden kavuşan Nuran Küçük ve oğlu bu kez de geçim sıkıntısı ve hastalıkla mücadele ediyor. Yüzde 73 engelli olan oğluna 2 bin 800 lira engelli maaşı bağlandığını belirten anne Küçük, oğlunun bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

Eşinin ölümü üzerinde 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a taşınan Nuran Küçük ve oğlu Hasan Küçük senelerce resmi kayıtlarda ölü olarak gösterildiklerini öğrendiler. İddiaya göre akrabaları tarafından resmi kayıtlarda “ölü” olarak gösterilen anne ve oğul; para çekmek için gittikleri bankada bu gerçeği öğrendiler. Bu olayın miras kavgası nedeniyle yaşandığını anlatan Nuran Küçük, muhtarın da desteği ile kimliklerine kavuştuklarını ancak oğlunun obezite, ileri derece tansiyon ve zihinsel hastalığının ise devam etmesi nedeniyle yetkililerden yardım istedi.

“MİRAS DAVASI GİBİ BİR NEDENLE ÖLÜ GÖSTERMİŞLER”

Konuyla ilgili olarak Mahalle Muhtarlığı Azası Celal Cirit şunları söyledi:

“Bunlar 10 yıl önce Mersin’den Elazığ’a gelmiş yoksul bir aile. Dışarda kalmışlar, köprü altında yatmışlar kimsesiz bir şekilde. Daha sonra muhtarımız sağ olsun kendilerini gördü mahallemizde yaşayabilecekleri 1-2 göz yer yaptılar. Ondan sonra burada yaşamaya başladılar. Daha sonra aileleri bunları Tarsus’ta miras davası gibi bir olay nedeniyle ölü göstermişler. Kadının kendi ailesi. Muhtarımız sağ olsun ailenin mağduriyetini gerekli yerlere bildirerek nüfusta kaydını tekrardan yaptırdı. Şu anda çok şükür bir maaşları da var artık. Muhtarımız yardımcı oluyor yardımlardan faydalanıyorlar. Maaşlarını alma konusunda da ben yardımcı oluyorum. Her ayın 26’sında taksi ile götürüyorum. İnsanlarımız  sağ olsun yardımcı oluyorlar. Maaşlarını alıyorlar şu anda 5 bin 800 liralık maaşları var. Hasan Küçük’ün de engelli maaşı var, 2 bin 800 lira. Hasan Küçük rahatsız obezite hastası. İhtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Gün oluyor bisikletim var gidiyorum iki kere üç kere ihtiyaçları için. Miras davası konusunda bir avukat tuttular. Şu anda bir sıkıntıları yok. Olay çözüldü. Sürekli olarak korkuları var gelecekler falan diye. O aile geldi kapıdan görüşüp gittiler. Şu an en büyük mağduriyetleri çocuğun sağlık problemleri. Aynı zamanda çocuğun engelli maaşı sadece bir yıllık süre ile bağlandı. Korkuları, bu kesilirse ne yapacağız, nasıl geçineceğiz diye düşünüyorlar. Neden bu maaş bir yıllık bağlandı kendisine ben de anlamadım. Annesi orada kurula götürmüş hiç haberleri yoktu bize raporun yüzde 35 verildiğini söylediler. Bir gün hastaneye giderek araştırdık. Gidip görüştük kurulla raporu getirdik ki yüzde 73. Muhtarım sağ olsun dedi ki git al yoksa almasaydık o rapor da öyle giderdi belki. Kimseleri yok yani. Bizler burada yardımcı olmaya çalışıyoruz.”

“BEN ÖLÜRSEM ANNEM NE OLACAK?”

Hasan Küçük şunları söyledi:

“2016 yılında bizi öldü gösterdiler, Tarsus’ta oldu. Beni de annemi de ölü gösterdiler. Akrabalarımız bizi ölü gösterdiler. İkimize bir ev kalmış. Bize kalan miraslardan bir çöp vermediler.  Ne bir yatak, ne bir eşya, ne bir şey. Mal almayalım diye yapılmış. Yaşadığımızı ispatlamak için dava açtık, bir şey olmadı. Yeni kimliklerimiz var ama mallarımızı alamadık. Allah razı olsun onun bunun verdiklerini yiyip içerek hayatımızı sürdürüyoruz. Obezite hastalığım var. Devletimizden yardım bekliyorum tedavim için. Zar zor kalkabiliyorum. Bana annem bakıyor. Bize mal düşüyordu en az 6-7 milyon değerinde  mal vardı verselerdi bize. Beni hastaneye yatırsınlar. Ben kalkamıyorum sizler de gördünüz. Ben insanım. Geçen gün düştüm, çay dahi içemiyorum. Bir iki gün yatmak istiyorum hastanede. Randevu vermiyorlar. Anneme bir şey olsa ben ne yapacağım? Bana bir şey olsa annem ne yapacak?”

“EŞİMDEN KALAN MALI VERMEDİLER”

Nuran Küçük ise, “Eşimden kalan mal vardı ama vermediler. O yüzden bizi ölü gösterdiler. Kaynanam ve üvey kız kardeşim bir olarak benim mirastan pay almamam için beni ve oğlumu 2016 yılında ölü gösterdiler. Ben eşim öldüğünden beri burada yaşıyorum çocuğumla birlikte. Beni ölü gösterdiler. Kimliğimizi yeni çıkarttık” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/engelli-anne-ve-oglu-miras-kavgasi-nedeniyle-olu-gosterildi/feed/ 0