3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Ahmet Doğan, Atilla Öz, Ferhat Bülent Özer ve Tevfik Tepebaşı bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklar Lütfi T, Nebi K. ile müştekiler ve taraf avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.
Tutuklu sanık Tevfik Tepebaşı, neyle suçlandığını ve suçunun ne olduğunu bilmediğini belirterek müteahhit olmadığını savundu.
Tepebaşı, üzerine atılan suçları kabul etmeyerek şunları kaydetti:
“Kooperatifin bütün evraklarını noter ile Ticaret ve Sanayi Odası dahil araştırmışlar. Benim bu kooperatifle ilgili yetkim ve sorumluluğum olmadığını tespit etmişlerdi. İddianamede belirtildiği üzere inşaat ruhsatında müteahhit bölümünün boş olduğu yöneticilerin müteahhit olmayacağı tespit edilerek benim müteahhit olmadığımı da doğrulamışlardır. İddianamede yine anladığım üzere mimar ve mühendisler inşaat ruhsatını imzalayarak çıkarmışlar, inşaatın projesini alırken beni kesinlikle karıştırmamışlardır. İnşaatın uygulama sorumluluğunu üzerine alan mühendis, inşaat ruhsatına imza atarak yapımını takip edeceğini taahhüt etmiştir. Yapım sürecinde de beni karıştırmamışlardır. İnşaatın her safhasının temelden itibaren belediyece denetlendiği benim bu safhada da yetkili ve sorumluluğum imzam olmadığı yine iddianamede belirtilmiştir.”
“Deprem çok şiddetli oldu” savunması
Depremin çok şiddetli olduğunu bununla birlikte Ebrar Sitesi bölgesindeki binaların yıkıma uğradığını dile getiren Tevfik Tepebaşı, “Bir kooperatif inşaatı 5 yıl sürmektedir. Ebrar Sitesi’nin tamamlanması 15 yıl sürmüştür. Bir kooperatif 1 yıl içerisinde ancak 3 blok yapabilir. ‘Kooperatifçe yapılan 11 blokun tamamını Tevfik Tepebaşı yaptı’ demek akıl ve mantık işi değildir. Yetki ve sorumlu olmadığım bir kooperatiften dolayı sorumlu tutulmam ve cezaevinde bulunmamın yasal olmadığına inanıyorum. Beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Tutuklu sanık Ahmet Doğan, Ebrar Sitesi’nde çok sevdiği kişilerin öldüğünü söyledi. Savunması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Doğan, “Kayın babam tutukludur. Biz nereye kaçacağız. İki çocuğum üniversitede okuyor. 14 aydır çocuklarımı görmüyorum. Mahkemenin duruşunu bozmak istemiyorum ama ben hatamı anlayamıyorum. Yani tanık beyanlarına bakıyorum, delillere bakıyorum, projeye bakıyorum ve hatamı anlayamıyorum, bulamıyorum. Salondaki herkesten çok özür diliyorum. Aynı acıları yaşadığınızı çok iyi biliyorum. Tutuksuz yargılanmak istiyorum. Ben ve ailem 6 Şubat’tan beri halen enkaz altındayız.” diye konuştu.
Müştekilerden Elif Sarıkaya, Ebrar Sitesi L Blok’ta 7 yıl kiracı olarak oturduğunu, depremlerde 2 çocuğunu kaybettiğini, kendisinin de depremde yaralandığını ve tedavisinin halen sürdüğünü belirterek sorumlu kişilerden şikayetçi olduğunu söyledi.
Müştekilerden Zeynep Çivi de kardeşiyle birlikte enkazdan 4 gün sonra çıkarıldıklarını, psikolojik sorunlarının halen devam ettiğini dile getirerek sanıklardan şikayetçi olduklarını kaydetti.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına, firari sanık Mustafa Timurbanga’nın yakalama emrinin devamına karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 23 Mayıs’a erteledi.
]]>Birliktelikleri şiddet iddiasıyla biten Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven’in birbirlerinden karşılıklı şikayetçi oldukları davada, Adli Tıp İkinci Üst Kurul raporu bugün görülecek duruşma öncesi dava dosyasına girdi. Raporda, Deniz Bulutsuz’un yaralanmasında kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğunun geliştiği vurgulandı.
Oyuncu Ozan Güven’in eski kız arkadaşı Deniz Bulutsuz, 2020 yılı Temmuz ayında Güven’in kendisine şiddet uyguladığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ozan Güven hakkında “Hakaret”, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “Kasten yaralama” suçlarından 3 yıl 9 aydan 13 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Ozan Güven’in de karşı şikayet dilekçesi vermesi üzerine Deniz Bulutsuz hakkında “Basit yaralama” suçundan 4 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.
İddianamede, 13 Haziran 2020’de gece saatlerinde Ozan Güven’in evinde olan çiftin, arkadaşlarının evinde başladıkları tartışmanın yeniden alevlendiği, Güven’in abajur ve elleriyle vurarak Deniz Bulutsuz’u darbettiği ifade edilmişti. Deniz Bulutsuz’un çenesinden yaralanmasına neden olduğu iddia edilen abajur silah sayılmıştı. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecinde, mahkeme Deniz Bulutsuz’un vücudundaki yaralara ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan kesin rapor istemişti. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ilk raporda, Deniz Bulutsuz’daki yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, organların birinin işlevinde zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilemediği kaydedilmişti.
ÜST KURUL RAPORU DOSYADA
Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talebiyle davanın bugün öğleden sonra görülecek duruşması öncesinde 4 Ocak 2024 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca düzenlenen rapor mahkemeye ulaştı. Raporda, kişide dava konusu olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğu geliştiğinin anlaşıldığı vurgulandı. Dolayısıyla kişinin 13 Haziran 2020 tarihinde maruz kaldığı iddia edilen dava konusu olayla illiyetli anksiyete bozukluğuna ve yaygın yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokar bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Raporda, “Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, 9 Şubat 2022’de yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin, belirli bir mesafeden ilk bakışta fark edilmediğine göre yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilemediği” kaydedildi. Bugünkü duruşmada rapora karşı tarafların beyanları alınacak.
]]>Birliktelikleri şiddet iddiasıyla biten Deniz Bulutsuz ve Ozan Güven’in birbirlerinden karşılıklı şikayetçi oldukları davada, Adli Tıp İkinci Üst Kurul raporu bugün görülecek duruşma öncesi dava dosyasına girdi. Raporda, Deniz Bulutsuz’un yaralanmasında kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğunun geliştiği vurgulandı.
Oyuncu Ozan Güven’in eski kız arkadaşı Deniz Bulutsuz, 2020 yılı Temmuz ayında Güven’in kendisine şiddet uyguladığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ozan Güven hakkında “Hakaret”, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “Kasten yaralama” suçlarından 3 yıl 9 aydan 13 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Ozan Güven’in de karşı şikayet dilekçesi vermesi üzerine Deniz Bulutsuz hakkında “Basit yaralama” suçundan 4 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.
İddianamede, 13 Haziran 2020’de gece saatlerinde Ozan Güven’in evinde olan çiftin, arkadaşlarının evinde başladıkları tartışmanın yeniden alevlendiği, Güven’in abajur ve elleriyle vurarak Deniz Bulutsuz’u darbettiği ifade edilmişti. Deniz Bulutsuz’un çenesinden yaralanmasına neden olduğu iddia edilen abajur silah sayılmıştı. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılama sürecinde, mahkeme Deniz Bulutsuz’un vücudundaki yaralara ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan kesin rapor istemişti. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ilk raporda, Deniz Bulutsuz’daki yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, organların birinin işlevinde zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilemediği kaydedilmişti.
ÜST KURUL RAPORU DOSYADA
Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talebiyle davanın bugün öğleden sonra görülecek duruşması öncesinde 4 Ocak 2024 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca düzenlenen rapor mahkemeye ulaştı. Raporda, kişide dava konusu olaya bağlı yaygın yumuşak doku lezyonlarına ek olarak psikiyatrik bir hastalık olan anksiyete bozukluğu geliştiğinin anlaşıldığı vurgulandı. Dolayısıyla kişinin 13 Haziran 2020 tarihinde maruz kaldığı iddia edilen dava konusu olayla illiyetli anksiyete bozukluğuna ve yaygın yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokar bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Raporda, “Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, 9 Şubat 2022’de yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin, belirli bir mesafeden ilk bakışta fark edilmediğine göre yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilemediği” kaydedildi. Bugünkü duruşmada rapora karşı tarafların beyanları alınacak.
]]>