Ola – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 31 May 2024 05:33:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İtalya’da faşizm, Başbakan Meloni’nin dediği gibi tarihe mi gömüldü? https://www.haber60.com.tr/italyada-fasizm-basbakan-meloninin-dedigi-gibi-tarihe-mi-gomuldu/ https://www.haber60.com.tr/italyada-fasizm-basbakan-meloninin-dedigi-gibi-tarihe-mi-gomuldu/#respond Fri, 31 May 2024 05:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34063 Askeri nizamda sıraya girmiş, çoğu siyah giyinen, bazılarının kazıtılmış kafalarında dövmeler bulunan bin kişilik bir grup.

Milano’da aşırı sağcı bir öğrenci olan Sergio Ramelli’nin yaklaşık 50 yıl önce anti-faşistler tarafından öldürüldüğü noktada, bir lider sadık taburunu hazır ola çağırıyor.

Yoklama yapar gibi “camerata” (silah arkadaşı) diye bağırıp Ramelli’nin adını söylüyor. Gruptakiler İtalya’nın ikinci büyük şehrinin merkezinde faşist selamı vererek “Burada. Burada. Burada” diye bağırıyor.

2024 yılında yaşanan bu olay, yüz yıl öncesinin ürkütücü yankılarını taşıyor. Dışarıdan biri için öyle görünse de her yıl bu tür anma törenlerinin düzenlendiği İtalya’da bu görüntüler sıra dışı değil.

İtalya’daki mevcut sağ ittifak hükümeti, kökleri savaş sonrası faşizmine dayanan İtalya’nın Kardeşleri partisi tarafından yönetiliyor.

Partinin lideri Başbakan Giorgia Meloni, hareketinin tamamen değiştiğini ve politikalarının Milano’da faşist selamı veren bu insanlarla aynı olmadığını söyledi.

Ancak Meloni ve partisinin siyasi kökenlerinden yeterince uzaklaşmadığını ve bir zamanlar aşırı uç olarak kabul edilenlerin ana akım haline geldiğini endişeyle dile getirenler var.

La Repubblica gazetesinden Paolo Berizzi, “Faşizm 1945’te ölmedi – askeri olarak yenildi ama birçok İtalyan’ın zihninde yaşamaya devam etti” diyor.

Aşırılık yanlısı grupların tehditleri yüzünden son beş yıldır 24 saat polis koruması altında yaşayan Berizzi, “İtalya geçmişiyle hiçbir zaman gerçek anlamda yüzleşmedi” diyor.

İtalya’nın Il Duce (Lider) lakaplı faşist diktatörü Benito Mussolini’nin iktidara gelmesinin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti.

Mussolini’nin totaliter rejimi, tüm muhaliflere karşı şiddetli baskı, toplama kampları, yurtdışındaki işgaller, Hitler Almanyasıyla ittifak ve Holokost sırasında binlerce Yahudi’nin ölüme gönderilmesiyle özdeşleşti. İkinci Dünya Savaşı sonunda İtalya Müttefik kuvvetlere teslim oldu, iç savaşa sürüklendi ve Il Duce sonunda yakalanıp öldürüldü.

İtalya’nın savaş sonrası anayasası Mussolini’nin faşist partisini yasakladı, ancak hareketin farklı kılıklarda devam etmesine izin verildi. Movimento Sociale Italiano ya da MSI, Mussolini’nin destekçileri tarafından faşizmi canlandırmak ve komünizmle mücadele etmek amacıyla kuruldu. Mussolini rejiminin memurları devlet kurumlarında görev aldı. Tek bir kişi savaş suçları için mahkemeye çıkarılmadı.

1952 yılında anayasaya eklenen Scelba Yasası, anti-demokratik amaçlar güden, faşizmin ilkelerini ya da liderlerini yücelten ya da faşizmin hizmetinde şiddet kullanan grupları yasaklıyordu. Ancak bu yasaya nadiren başvuruldu.

Almanya’da yasa, faşist selamı vermenin üç yıla kadar hapisle cezalandırılabileceğini açıkça belirtirken, İtalya’da bunun cezai bir suç olup olmadığı kararı yargıçlara bırakılıyor; bu da gri bir alan oluşturuyor.

Ülkede neo-faşist politikacılar on yıllar boyunca dışlandı. 1994’te dönemin başbakanı Silvio Berlusconi’nin onları koalisyona dahil etme kararı, kamuoyunda giderek artan bir meşruiyet kazanmalarının başlangıcı oldu.

Meloni ve İtalya’nın Kardeşleri

Siyasi yaşamı MSI gençlik kollarında başlayan ve MSI’ın devamı olan hareketin ulusal lideri olan Başbakan Giorgia Meloni, bir keresinde Mussolini’yi “iyi bir politikacı” olarak övmüş ve “yaptığı her şeyi İtalya için yaptığını” söylemişti. Berlusconi 2008’de Meloni’yi hükümette bakan olarak atadı.

Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri partisi, savaştan sonra neo-faşist gruplar tarafından benimsenen üç renkli alev logosunu kullansa da, partiyi giderek aşırı sağdan uzaklaştırdı.

Göçmenler ve LGBT karşıtı söylemi, 2022’de Başbakan seçilmesinden bu yana yumuşadı. Artık sınırları korumak ve İtalya’nın doğum oranını arttırmak gibi ana akım Avrupa sağıyla daha uyumlu bir dil kullanıyor.

Euro bölgesine yönelik eleştirilerini azalttı, Washington’dan Brüksel’e liderlerle yakın ilişkiler kurdu ve Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından Ukrayna’ya verdiği destekte açık sözlü oldu. Ancak onu eleştirenler hala siyasi köklerine göz kırptığını söylüyor. Bazılarına göre bu da onu aşırılık yanlısı grupların bastırılmasını desteklemekten uzaklaştırıyor.

1997’den beri faaliyet gösteren Forza Nuova (Yeni Güç), Meloni’nin partisinden çok daha sağda ve göçün tamamen durdurulmasını, NATO ve AB’den ayrılmayı savunuyor. Üyeleri Vladimir Putin’den övgüyle bahsediyor.

Parti hiçbir zaman parlamentoya milletvekili seçtirecek kadar oy alamadı ancak protesto gösterilerindeki görünürlüğü ve göçmenlere yönelik şiddet de dahil olmak üzere üyelerinin eylemleri onu ve diğer aşırılık yanlısı grupları İtalyan siyasetinde göze batar hale getiriyor.

Yakın zamanda düzenlenen bir cenaze töreninde bir üyesinin tabutuna gamalı haç bayrağı örtülmüştü. Bir başka yetkilinin doğum günü gamalı haç ve Nazi sloganı içeren bir pasta ile kutlandı.

2021’de Covid kısıtlamalarına karşı gösteri yapan parti taraftarları İtalya’nın en büyük sendikalarından CGIL’in merkezine saldırmıştı. Forza Nuova’nın kurucusu Roberto Fiore, saldırının nedenini sendikanın tüm işçiler için zorunlu Covid aşı sertifikalarını desteklemesine bağlıyor. “Herkes bizi gerçek özgürlük savaşçıları olarak görüyordu, bir sendikaya saldıran faşistler olarak değil” diyor.

Ona doğrudan faşist olup olmadığını soruyorum. İnkar etmiyor. “Ama terimi tamamlamam ve bir devrimci olduğumu söylemem gerek. İtalya, faşizm şu konularda iyiydi ama belki başka konularda iyi değildi diyecek zekaya ve cesarete sahip değil… Faşizm terimini kabul ediyorum, reddetmiyorum.”

Fiore’yi Mussolini rejiminin suçları konusunda zorladığımda, şiddet içerdiğini reddediyor ve faşist toplama kamplarının “savaşta olan şeyler” olduğunu iddia ediyor. Ukrayna’nın Rusya’nın bir parçası olması gerektiğine inanıyor. Kendisine partisinin Almanya gibi ülkelerde yasaklanacağını söylediğimde “Özgürlük özgürlüktür” diyor.

Forza Nuova’nın kuzeydeki Verona kentinde bulunan yerel merkezinin duvarları, ABD Konfederasyon bayrağı, kendini Rus yanlısı ilan eden Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerinin bayrakların yanı sıra “Beyaz Güç” ve “Biz faşistiz – silahlanma çağrısı” yazılı atkılarla kaplı.

Partinin lider yardımcısı Luca Castellini, İtalya’da en çok satılan takvim olduğunu iddia ettiği Mussolini takvimini gururla gösteriyor.

Castellini aynı zamanda Verona’nın sıkı futbol taraftarlarının da lideri. İtalyan stadyumları uzun zamandır siyasi aşırılıkların üreme alanları olmuş. Hellas Verona kulübü altı yıl önce lig atladığında, Castellini taraftarlara başarılarının “Adolf Hitler” sayesinde olduğunu haykırmıştı. Castellini, siyah bir oyuncunun asla “gerçek İtalyan” olamayacağını iddia ettikten sonra stadyumdan men edilmiş.

Holokost’a sürülen İtalyan Yahudilerinin torunlarının nasıl hissedeceğini soruyorum? “Bilmiyorum ama savaşlar ve ölümler her zaman oldu. Bu benim sorunum olamaz” diyor.

‘Post-faşist geleneğin ideolojik mirasçısı’

Meloni’nin partisi Forza Nuova ile arasına mesafe koydu. Forza Nuova’nın liderleri ise Ukrayna’ya verdiği kararlı destek de dahil olmak üzere bazı pozisyonları nedeniyle onu açıkça eleştiriyor.

Meloni seçimlerden önce yayınladığı bir video mesajında, İtalyan sağının “faşizmi tarihe gömdüğünü”, demokrasinin bastırılmasını ve “utanç verici Yahudi karşıtı yasaları” şiddetle kınadığını belirterek eleştirmenlere güven vermeye çalıştı.

Ancak Meloni mirasını tamamen bir kenara bırakmış değil: örneğin hala faşist dönemden kalma “Tanrı, vatan, aile” sloganını kullanıyor.

Gazeteci Paolo Berizzi, “İtalya’nın Kardeşleri faşist bir parti değil ama post-faşist geleneğin ideolojik mirasçısı” diyor. Berizzi, aşırılık yanlısı grupların bu sayede kendilerini meşrulaşmış hissettiklerini söylüyor.

Haziran’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde kamuoyu yoklamaları Meloni’nin partisi İtalya’nın Kardeşleri’ni diğer İtalyan partilerinin çok önünde gösteriyor.

Avrupalı sağcı partilerden oluşan grubu beklendiği gibi oylamada büyük başarı elde ederse, İtalya’daki siyasi hakimiyetini ve kendi ülkelerine liderlik etmeyi hedefleyen diğer sağcı ve aşırı sağcı politikacılar için bir figür olarak konumunu sağlamlaştıracak.

Partiyi eleştirenler, kendisini hiçbir zaman doğrudan “anti-faşist” olarak adlandırmadığına dikkat çekiyor. Ancak İtalya’nın Kardeşleri’nden Avrupa Parlamentosu Üyesi Nicola Procaccini bunun iyi bir nedeni olduğunu savunuyor.

“Faşizm döneminde anti-faşist olmak özgürlük ve demokrasi için çok cesur bir hareketti. Ancak demokrasi döneminde anti-faşist olmak bazen şiddet anlamına geldi ve pek çok genç öğrenci öldürüldü” diyerek İtalya’nın savaş sonrası yıllarında aşırılık yanlısı gruplar arasında sık sık yaşanan kanlı çatışmalara ve işlenen cinayetlere atıfta bulunuyor.

Faşizmi her zaman kınadığını söyleyen Procaccini , solun da seçimlerden önce korku salmak için bu terimi “takıntı” olarak öne sürüp kışkırttığını iddia ediyor.

‘Faşizme karşı mücadele hala güncel’

Bu iddia, tarihsel olarak anti-faşizmin kalbi olan Bologna gibi yerlerdeki muhalifler tarafından şiddetle reddediliyor. Belediye binasının duvarında 1943-45 iç savaşı sırasında Bologna’yı faşizme karşı savunurken ölenlerin siyah beyaz fotoğrafları ve isimleri yer alıyor.

Kentin belediye başkan yardımcısı Emily Clancy, faşizme karşı mücadelenin bugün de son derece güncel olduğunu söylüyor.

“Aşırı sağ, sadece İtalya’da değil, dünyanın dört bir yanında, yabancıya ya da göçmene saldırarak insanların zorlukları için bir günah keçisi bulmaya çalışıyor” diyor. “Basın özgürlüğüne, sansüre, LGBT topluluğuna yönelik özgürlüklere ve kadınların kendi bedenleri üzerinde söz hakkı olmasına yönelik saldırılara” işaret ederek faşizmin ilk günleriyle benzerlikler olduğunu söylüyor.

Dünya genelinde ilerleme kaydeden aşırı sağa karşı kaybedip kaybetmediklerini soruyorum. “Bence bu bir mücadele; kaybetmedik ama kesinlikle birlik olmalı ve olanları hafife almamalıyız” diye yanıtlıyor.

Gösterilerde hala kullanılan faşist selamlamalar için, “Sadece nostaljik ya da saygı gösterisi olarak küçümsenmesi inanılmaz. Bu olayların ciddiyetini gerektiği gibi ele almıyoruz” diyor.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Nicola Procaccini ise bu selamlamanın faşizmi geri getirme çağrısı olmadığını ve yasaklanmasının “çılgınlık” olacağını belirterek, “Bu, paylaşmadığımız bir kültürü iptal etmektir” diye karşı çıkıyor.

Benito Mussolini’nin doğum yeri olan Predappio’da, her yıl ölüm yıldönümünde, askeri bereli ve ellerinde kırmızı güller taşıyan insanların mezarı ziyaret ettiği bir anma düzenleniyor.

Katılanlardan biri olan Susanna Cortinovis, Mussolini’yi sosyal güvenlik ve annelik ödemeleri getirdiği için övüyor. “Eğer bana bir anne, bir Hıristiyan olmanın, vergilerimi ödemenin faşist olduğum anlamına geldiğini söylüyorsanız, o zaman evet, ben faşistim” diyor. “Ve Romalı tarzımla, biricik devlet başkanımı (Mussolini) selamlıyorum.”

Birçok ülkede olduğu gibi İtalya’da da nostaljistler, tarihi revize etmek isteyenler, komplo teorisyenleri var. Il Duce hayranlarının sayısı belki az ama Mussolini propagandacıları ile modern neo-faşistler arasında bir geçişkenlik var.

Bu tür fikirlere, imgelere ve inançlara hala hoşgörü gösteren bir toplumda, Avrupa’nın başka yerlerindeki sağcı partilerin İtalya’yı örnek aldığı bir dönemde, bunun ne kadar normalleştiği merak konusu.

Gazeteci Paolo Berizzi şöyle diyor: “Faşistler her zaman intikam arzusu beslemiştir. ‘İktidara geri dönüyoruz, ölmedik, yok olmadık’ diyorlar. Tarihten intikam alma peşindeler.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/italyada-fasizm-basbakan-meloninin-dedigi-gibi-tarihe-mi-gomuldu/feed/ 0
Meral Akşener Ankara’da esnaf ziyaretinde bulundu https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-ankarada-esnaf-ziyaretinde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-ankarada-esnaf-ziyaretinde-bulundu/#respond Tue, 12 Mar 2024 01:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18101

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Çubuk ve Pursaklar ilçelerinde esnaf ziyareti yaptı. İYİ Parti Çubuk Belediye Başkan Adayı Korkan Merki için oy isteyen Akşener, “Bu arkadaşlara destek verip elimden tutun. Ona verdiğiniz oy bana yarayacak. İktidar 2028’e kadar yerinde duracak ama nasıl hazır ola geçip sizin karşınızda duracak göreceksiniz…Bana göre seçimler, seçmenin bayramı. Bir tek şey rica ediyorum, ne olur şuculuk, buculuk üzerinden oy vermeyin. Allah rızası için size faydası olacak kişiye oy verin” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Çubuk ve Pursaklar ilçelerinde esnaf ziyaretinde bulundu. Akşener’e Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Çubuk Belediye Başkan Adayı Korhan Merki ve Pursaklar Belediye Başkan Adayı Zekeriya Esrarı eşlik etti.

“ÜÇ YIL ESNAF GEZDİM”

Esnaf ziyaretine takı dükkanını ziyaret ederek başlayan Akşener, “Ben bir farklılık yaptım. Seçimden evvel üç yıl esnaf gezdim. Buraya uğrayamamış olabilirim ama Çubuk’ta da gezdim. Edirne’den Hakkari’ye kadar gezdim. Başka bir partiyi yermedim, kendi partimi övmedim. Tamamen özne siz oldunuz. Oy istemeye geldim” dedi. Esnaf ise Akşener’e “Oy vereceğiz inşallah” yanıtını verdi. Gözlük dükkanında oy isteğini yineleyen Akşener, “Bütün partiler gibi oy istemeye geldik. Umarım diğer genel başkanlar da buraya gelir” diye konuştu.

“TUT ELİMDEN BAK NELER OLUYOR”

Akşener, tütün dükkanını ziyareti esnasında İYİ Parti Çubuk Belediye Başkan Adayı Korkan Merki için oy isteyerek “Bu arkadaşlara destek verip elimden tutun. Ona verdiğiniz oy bana yarayacak. İktidar 2028’e kadar yerinde duracak ama nasıl hazır ola geçip sizin karşınızda duracak göreceksiniz. Tut elimden bak neler oluyor” dedi. Dükkan sahibi ise Akşener’e “CHP’den ayrıldığınız için memnun olduk. İnşallah” diye konuştu.

“EN İYİ ÇALIŞAN OYUMUZA TALİP”

Ayakkabı dükkanını ziyaret eden Akşener, “Bana göre seçimler, seçmenin bayramı. Bir tek şey rica ediyorum, ne olur şuculuk, buculuk üzerinden oy vermeyin. Allah rızası için size faydası olacak kişiye oy verin” dedi. Esnaf ise Akşener’e şunları söyledi:

“Kişilerin veya partilerin sempatizanı değiliz. Biz çalışana, hizmet edene, bu ülkeyi sevene, bu ülkenin istikbali için gerçekten bir şeyler yapana oyumuzu değil, canımızı bile feda ederiz. Bizim için parti veya kişi önemli değil. Hizmet önemli. En iyi çalışan, bu ülke için faydalı şeyler yapacağını gösteren ya da söyleyen, ispatlayan bizim oyumuza talip” dedi.

“BIRAKIN AĞAÇKAKAN GİBİ HİZMET ETMEK ZORUNDA OLANLARI GAGALAYIM”

Akşener’in ziyaret ettiği bir dönerci esnafı ise “Malum ekonomik problemler. Her şey ortada. Hiçbirini konuşmaya gerek yok. Benim söylememe gerek yok. Herkes durumları biliyor. Siz de farkındasınız. Siz bizden daha çok biliyorsunuz” diye dert yandı. Akşener ise şöyle konuştu:

“En büyük istihdamı sizler yaratıyorsunuz. Hem de üretileni satıyorsunuz. Hem tarımda hem sanayide her alanda… Ben sizlere dikkat çekmek amaçlı üç sene gezdim. Tamamen özne siz oldunuz. Sesinizi duyurmaya gayret ettim. Siyaset aşırı derecede yumruklaşmayı gerektirecek durum değil. 2023’te seçim oldu, oyunu kullanırken bana dedin ki ‘Ey Meral Hanım, seni ve partini muhalefet yapıyorum. Benim avukatım olacaksın’. İktidara da döndün dedin ki ‘Seni de iktidar ediyorum. Sen de hizmet edeceksin’, Seçim olmamış olsa ben yine buraya gelecektim. Bu sefer oydan bahsetmeden, Fatih derdin ne, diyecektim. Sesin olacaktık. Uzun bir zamandır iş, itişip kakışıp yürüdüğü için sizi çırak çıkarıyor. Ben biraz daha neşeli bir sistem içerisinde işi götürmeye çalışıyorum” dedi.

Sözlerini Pursaklar Belediye Başkan Adayı Zekeriya Ersari için oy isteyerek tamamlayan Akşener, “Oraya verdiğiniz oy bana yarayacak. 2028’e kadar o kadar çok süre var ki. Bırakın ağaçkakan gibi hizmet etmek zorunda olanları gagalayım. Güçlendirin beni” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-ankarada-esnaf-ziyaretinde-bulundu/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Muhalefetin Şu Anki Halini Görüyorsunuz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-muhalefetin-su-anki-halini-goruyorsunuz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-muhalefetin-su-anki-halini-goruyorsunuz/#respond Sun, 18 Feb 2024 02:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9435 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Şu anki halini görüyorsunuz muhalefetin. Allah korusun bu zihniyetle seçimi kazanıp iktidara gelmiş olsalardı Türkiye’deki politikaların nereye savrulacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Kendi işlerinde kavga, birbirleriyle kavga, böyle bir anlayışla Türkiye’de ne siyasi istikrar olurdu, ne ekonomik istikrar olurdu, ne de dış politikada milli menfaatlerimizi koruyabilirdik” dedi.

Mersin Suphi Öner Öğretmenevi’nde Kanat Önderleri Buluşması’na katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, seçimden ekonomiye kadar birçok konuda açıklamada bulundu. Yılmaz, “Biz her zaman milletimizle iç içe siyasi hareket olduk. Milletin içinden çıkan dış siyasete geçmiş ve her fırsatta milletimize geri dönüp istişareler gücümüzü milletten alıyoruz. Milletin desteğinden arıyoruz. Bütün politikalarımızda milletimize göre şekillendiriyoruz. Halkımızın, milletimizin, bizden beklentisi neyse, önceliği neyse bizim rakamımız doğru çıkıyor. Önceliklerimizi o belirliyor. Bu istişarelerimizi de hem genel de hem yerelde devam ettiriyoruz. Mersin’in gerçekten çok muazzam potansiyeli var. Türkiye’nin en bu anlamda öncü illerinden birindeyiz. Tarımıyla, turizmiyle, ihracatta lokomotif konumuyla Akdeniz’in incisi olan Mersinimizdeyiz. Dünyanın halini sizlere anlatmama gerek yok herhalde. Bir taraftan savaşlar, çatışmalar, gerginlikler, diğer taraftan pandemi sonrası toparlanmaya çalışan bir dünya. Ekonomide ciddi sıkıntıların yaşandığı bir dünya. Bütün bunlara rağmen biz güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Seçim beyannamelerimizde ortaya koyduğumuz vaatleri birer birer hayata geçirmek için her türlü çabayı sarf ediyoruz. Buna dönük planlar, programlar, eylem planları hazırlıyoruz. Biz bir takım başka siyasi anlayışlar gibi laf ola beri gele yaklaşımıyla hareket etmiyoruz. Ne diyorsak onu belli bir program çerçevesinde, bir eylem planı çerçevesinde bütçesini, finansmanını düşünerek gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyoruz. Halkımızın da bize güveninin en önemli sebeplerinden bir tanesi bu. Genel prensibimiz söylediğimiz şeyi yapmak.Yapamayacağımız şeyi de söylememek. Olağanüstü bir şey olur bir şey yapamazsınız. Onu anlarız ama hiçbir şekilde altını doldurmadan seçmene, halka sadece sözle yaklaşmaya çalışmanın siyasete olan güveni erittiğini yıprattığını da biliyoruz. Dolayısıyla biz her zaman bu anlayışla hareket ettik. Böyle devam edeceğiz. Milletimizin önceliği neyse bizimki de odur dedim. Bu anlamda enflasyonla kararlı bir mücadele yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Muhalefetin şu anki halini görüyorsunuz”

Geçen sene mayıs ayında kritik bir seçim yaptıklarına değinen Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanımıza halkımız bir kez daha desteğini tazelemiş oldu. Diğer taraftan mecliste de Cumhur İttifakı’na güçlü bir destek verdi seçmen. ve şu anda net bir çoğunluğumuz var Cumhur İttifakı olarak. Bu şekilde de yolumuza devam ediyoruz. Cumhur İttifakı olarak biz azami müştereklerde birleşmiş bir ittifakız. İlkesel bir duruşumuz var. Tutarlı politikalarımız var. Karşımızda birbirine benzemez birtakım yapıları bir araya getirip normalde bir araya oturamayacak partileri, kişileri buluşturdular. İçeride, dışarıda bir sürü odak Türkiye’nin istikrarını bozmak için gayret sarf etti ama başaramadılar. Şu anki halini görüyorsunuz muhalefetin. Allah korusun bu zihniyetle seçimi kazanıp iktidara gelmiş olsalardı Türkiye’deki politikaların nereye savrulacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Kendi işlerinde kavga, birbirleriyle kavga, böyle bir anlayışla Türkiye’de ne siyasi istikrar olurdu, ne ekonomik istikrar olurdu, ne de dış politikada milli menfaatlerimizi koruyabilirdik. Seçimden sonra siyasi istikrarsızlıklar bitti ve artık siyasi güven ve istikrar içinde yolumuza devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde hem Türkiye’ye hem Mersin’imize hizmet ediyoruz. Çevreden ulaşıma, altyapıdan sosyal hizmetlere kadar her alanda Mersin’in marka değerini yükseltmek, şehrimizin değiştirmek için gayretlerimizi sürdürüyoruz.”

“Herkesin tercihine, inancına, mezhebine saygılıyız”

Kimsenin kökenine, inancına, meşrebine, hayat tarzına bakmadıklarının altını çizen Yılmaz, “Bunun üzerinden bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bizim işimiz ortada. 20 senedir bu ülkeyi yönetiyoruz. Ne bir insanın inancıyla uğraştık, ne yaşam tarzıyla, ne kökeniyle tam aksine herkesi huzur içinde yaşayacağı bir ortam teşvik etme gayreti içinde olduk. Herkesin kimliğine de saygılıyız, herkesin tercihini, inancına, mezhebine saygılıyız. Yeter ki bunlar siyasi çatışma konusu haline getirilmesin. Yeter ki ülkemizin birliğine, beraberliğine zarar vermeye çalışan bir takım odakların aracına dönüştürülmesin. Bu olmadığı sürece biz hiçbir zaman hiçbir insanın kimliğiyle, inancıyla uğraşmadık. Tam aksine herkesin kimliğine saygılıyız. Herkes kendisini nasıl istiyorsa inancı neyi gerektiriyorsa o şekilde yaşasın. Kendisini ifade etsin diyoruz. Zaten kimliğini ifade edemeyen bir insan mutlu olamaz. Mutlu olmayan insanların olduğu bir toplum da kalkınamaz. Gelişemez. Dolayısıyla bizim anlayışımız budur. Biz birlik içinde vatanımızın, milletimizin gücünü artırarak bizim üzerimizde birtakım oyunlar kurgulamaya çalışanların, bu oyunlarını da boşa çıkararak yolumuza devam ediyoruz. Her kesimden, her inançtan insanımıza bunu birlikte başaracağız. Fitne fesat yapmaya çalışanlar, bölmeye, parçalamaya çalışanlar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir şekilde başarılı olamayacaklar. Dolayısıyla Mersin’de de biz şuna yürek inanıyoruz. Türkiye’mizin çok çeşitli bölgelerinden burada yaşayan insanımız var. Hepsinin birlik beraberlik içinde, huzur içinde birbirleriyle kucaklaşarak, kardeşlik hukuku içinde yaşayacaklarına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

“Serdar başkan Mersin’e çok şey katacak”

Yerel seçimlerle ilgili de konuşan Yılmaz, “Değerli arkadaşlar, Mersin büyükşehirde Cumhur İttifakı adayımız sayın Serdar Soydan aramızda. Ben daha yakın tanıma imkanı buldum. Gerçekten çok kıymetli bir adayımız. Ben inanıyorum ki Serdar başkan Mersin’e çok şey katacak. Kişisel kariyer için değil, belli ideolojik saplantılar için değil sadece ve sadece Mersin için Mersin insanının ihtiyaçları için belediyenin imkanlarını, yetkilerini kullanan arkadaşlarımız gerçek belediyecilik yapmış olurlar. Ben inanıyorum ki gerek büyükşehir belediye başkan adayımız, gerek ilçe başkan adaylarımız bu anlayışla gerçek belediyecilikle Mersinimizi tanıştıracaklar. Daha güzel hizmetlere imza atacaklar. Mersin’in hizmete çok ihtiyacı var. Dolayısıyla önümüzdeki dönem inşallah sermayeden yiyen değil, sermayeye ilave yapan bir belediyecilik anlayışıyla hep şeffaf, hesap verebilir, hizmet odaklı bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Bu şehir örneğin çok ciddi bir kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Dirençli bir şehir oluşturmaya ihtiyaç var. Evet belediyelerimiz eminim bu konuda ciddi çalışmalara imza atacaklardır. Biz de merkezi idare olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye hazırız. Mersinimize hizmet edeceğiz inşallah. Biz birleştiren bir siyaset, bir kardeşlik siyaseti yapacağız. Bize oy versin, vermesin, özgür iradesiyle sandığa giden, tercihini ortaya koyan herkese de saygımız sonsuz. ve herkese hizmet etme anlayışına sahibiz. Eser ve hizmet siyasetini Mersin’imizde daha üst noktalara taşıyacağız. Bu çerçevede Serdar Soydan kardeşimizin tecrübesiyle, vizyonuyla, projeleriyle Mersin’e çok katacağına yürekten inanıyoruz, yanındayız. Mersin’imizde yapacağı çalışmalara destek olmaya hazırız” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-muhalefetin-su-anki-halini-goruyorsunuz/feed/ 0
Trafikte Öfke Kontrolünü Sağlayacak 3 Basamak Kuralı https://www.haber60.com.tr/trafikte-ofke-kontrolunu-saglayacak-3-basamak-kurali/ https://www.haber60.com.tr/trafikte-ofke-kontrolunu-saglayacak-3-basamak-kurali/#respond Tue, 09 Jan 2024 08:24:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2775 Trafikte öfke kontrolünü sağlayacak “3 basamak kuralı”

Ciddiye alınmamak trafikte öfke sebebi

İSTANBUL – Trafiğin kişide yol açtığı öfkenin altında yatan nedenler ve bu öfkeyle nasıl başa çıkılacağı hakkında önemli bilgiler paylaşan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ciddiye alınmadığını düşünen kişilerin trafikte daha öfkeli olduğunu belirterek, öfke kontrolü için 3 basamak kuralını önerdi.

Yoğun bir gününün ardından trafikte geçirilen sürede stres, öfke, kaygı ve can sıkıntısı gibi psikolojik durumların kişide öfke patlaması yaşanmasına neden olduğunu kaydeden İstanbul Esenyurt Üniversitesinden Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, öfke kontrolünü yönetmeyi sağlayacak önerilerde bulundu. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ve sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiğini ve öfkelendiğini belirten Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, 3 basamak kuralı ile öfkeyi yenmenin mümkün olduğunu ifade etti.

3 basamak kuralı

Öfke duygusu yaşayan kişinin öncelikle bir trafik lambası hayal etmesini öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Öfkeli kişi hayal ettiği trafik lambasında kırmızı ışığı ‘dur, hemen tepki verme’, sarı ışığı ‘düşün’, yeşil ışığı ise ‘karar ver, öyle eyleme geç’ şeklinde algılamalı. Yani düşünülmesi gereken arabadan inip karşı tarafa öfkeyle tepki vermenin, güzellikle uyarmanın ya da hiç bir tepki vermeden yoluna devam etmenin sonuçlarının neler olabileceğidir. Ola ki yoğun bir şeklide öfke hissediliyor ve üç basamak kuralı uygulanmadı. Bu durumda araçtan dışarı kesinlikle çıkılmamalı. Araç müsait bir yere çekilerek nefes egzersizi yapılabilir, su içilebilir ya da sakinleştirici bir müzik açılabilir. Yeniden yola çıkmak için sakinleşmek beklenmeli. Çünkü o esnada olmasa bile öfkeyle yola devam edilmesi olası bir kazaya ya da kavgaya sebebiyet verebilir” dedi.

“Trafikteki hatalı eylemleri kişiselleştirmek öfkeyi artırıyor”

Trafikte yoğun bir şeklide öfke hissedilmesinin nedenlerini anlatan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ” İnsanlar günlük yaşamlarında stresle karşı karşıya kalıyor. Bu stres trafikte hissedilen engellenme duygusuyla daha da artarak öfke patlamasına neden oluyor. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ya da sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiği ve öfkelendiği saptanmıştır. Bu düşünceler kişilerdeki tolerans seviyesini düşürerek tahammülsüzlüğü artırıyor. Trafikte görülen sinyal vermeme, hız yapma, sollama gibi eylemlerin birey tarafından kişiselleştirilmesi yani kendisine yapılan bir haksızlık, saygısızlık olarak algılanması öfke duygusunu artırıyor” diye konuştu.

“Öfke sinyalleri alındığında önlem almaya başlanmalı”

Öfke kontrolü için nefes egzersizi yapılmasını da öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Bedenimiz öfkenin ön sinyallerini vermeye başlıyor. Nabız hızlanmaya başlıyor. Vücut ısısı artıyor ve gerilim yaşanıyor. Bu gerilimden kaynaklı baş ağrıları yaşanıyor. Kişi bunları fark ettiğinde önlem alması daha da kolaylaşıyor. Bedende bu gibi değişimler olduğunda öfke kontrolü için kişinin yavaş ve derin bir nefes almaya başlaması gerekiyor. İçinden birden 10’a kadar yavaş yavaş saydığında nabız hızı yavaşlayacaktır. Yükselen öfkenin düştüğünü fark edecektir” şeklinde konuştu.

“Öfkeye öfkeyle karşılık verilmemeli”

Öfke duyan değil de duyulan kişi olunduğunda nasıl tepki verilmesi gerektiğine de değinen Tuğçe Alemdar, “Karşı taraftan gelen bir öfke olduğunda ise kişi ‘Bu benimle ilgili değil, onun öfkesi bana karşı değil.’ şeklinde düşünmeli. Yaşamımızda çeşitli streslerle boğuşuyoruz. Trafikteki bekleme durumu, kapalı alanda kalmak ve bir yerden bir yere amaçlanan saatte varamamak kişiyi tedirgin ediyor ve stres altında bırakıyor. Böyle öfkeli bir kişiyle karşılaşıldığında öfkeyle tetiklenilmemeli. Bu gibi durumlarda nezaket korunabilir. Olabildiğince göz temasından kaçınılmalı. Böylece öfkeden de sıyrılmış olunur” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trafikte-ofke-kontrolunu-saglayacak-3-basamak-kurali/feed/ 0