KAYSERİ’de, 4 yaşında okuma öğrenen Mustafa Çağan Çelen (9), paleontolojiye ilgisi nedeniyle, 9 yaşında, karakterlerini dinozorların oluşturduğu akran zorbalığını konu edinen 40 sayfalık hikaye kitabı yazdı. Astronomi, uzay bilimleri ve dünya siyasetine de ilgi duyan Çağan, “Sayısız kitap okumuşumdur. Tarih, paleontoloji ve coğrafya ile ilgileniyorum. Roman okumayı da severim. Arkadaşlarımla konuştuğumda ‘Ne diyorsun ya?’ diyorlar ve beni anlamıyorlar. Doktor olmayı çok istiyorum” dedi.
Talas ilçesinde yaşayan Hava (40) ve Ömer Çelen çiftinin tek çocukları 3’üncü sınıf öğrencisi Mustafa Çağan Çelen, annesinin yardımıyla 4 yaşında okumayı öğrendi. Küçük yaşta annesinin aldığı oyuncaklar ile oynamaya başlayan Mustafa Çağan, dinozorların hayatına ilgi duydu. Teyzesinin kitaplığında bulduğu dinozorların hayatını anlatan üniversite seviyesinde kitabı bitiren Çağan, dinozorlar hakkında birçok bilgiye sahip oldu. Ayrıca astronomi, uzay bilimleri, tarih, coğrafya ve dünya siyasetiyle ilgili birçok makale ve kitap okuyan Çağan, duyduğu sesleri evindeki piyanosunda çalabiliyor.
‘YAŞITLARIMLA SOHBET EDİP, KONUŞAMIYORUM’
Okuldaki yarışma için karakterlerini dinozorların oluşturduğu akran zorbalığını konu edinen 40 sayfalık bir kitap yazan Mustafa Çağan Çelen, “Okumaya 4 yaşında başladım. Sayısız kitap okumuşumdur. Tarih, paleontoloji (fosilleri veri olarak kullanan dünyada yaşamın tarihini inceleyen bilim) ve coğrafya ile ilgileniyorum. Roman okumayı da severim. Arkadaşlarımla konuştuğumda ‘Ne diyorsun ya?’ diyorlar ve beni anlamıyorlar. Okulun kitap yazma yarışması vardı. Ben de bu yarışmaya katıldım. Yaşıtlarım çok kitap okusun. Bir sürü bilgi öğrensinler. Çünkü ben yaşıtlarımla sohbet edip konuşamıyorum. Paleontolog da olmak isterdim ama doktor olmayı daha çok istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘BİR SÜRÜ DİNOZOR VAR’
Dinozor türlerini anlatan Çelen, “Triceratops, Velaciraptor, Titanosaurus, Rex, Nanosaurus, Giganotosaurus, Argentinosaurus, Diplodocus ve başka sayamayacağım birçok dinozor var. Geçenlerde Kayseri Kalesi’nde bir müzeye gitmiştik. Müze içinde bir mamutun kemiklerini gördüm. Mamutu yaklaşık yarım saat inceledim. Arkadaşlarımla bilim merkezine gitmiştik. Orada gördüğümüz T-Rex (Tyrannosaurus rex) hakkında arkadaşlarım, ‘Bu yaratık ne ya?’ demişlerdi. T-Rex aslında kuşlara evrimleşmiş. Mesela bilim adamları Velaciraptor adlı dinozorların tavuklara evrimleştiğini söylüyor. Dinozorların bazıları etçil, bazıları leşçil bazıları ise otçuldur. Bir sürü dinozor var bazıları uçabilir bazıları da yüzebilir. Amfibi dinozor bile var. Spinosaurus sırtındaki yelkenler sayesinde suyun altında yüzebilir” dedi.
‘AY IŞIĞI SONATI ÇOK RAHATLATICI VE GÜZEL’
Tarih, uzay ve müziğe ilgisinden bahseden Çelen, “Birinci Dünya Savaşı, Avusturya- Macaristan prensine suikast düzenlenmesi sonucu başlıyor. Weimar Cumhuriyeti’nde ekmek almak için kasa kasa para götürülüyormuş. Para o kadar değersizmiş ki Alman Markı sobalarda yakılıyormuş. Tarihe ilgim babamla başladı. Bana çok tarih öğretirdi. İnternetten bana tarih videoları açardı. Ben de tarihe ilgi duymaya başladım. Uzaya olan ilgim ise annemin bana aldığı aylık bilim dergilerinden geliyor. Onları okuya okuya sevmeye başladım. Bilim dergilerinde bilim insanı öyküleri, deneyler, takımadalar yıldızlar, bulutlar var. Deneyler genellikle sülfürik asitle yapıldığı için evde uygulanamaz. Çalgı olarak melodika çalabiliyorum. Batı müziğini ilk dinlediğimde gözlerimi kapattım ve farklı hissettim. Beethoven’ın Ay Işığı Sonatı çok rahatlatıcı ve güzel bir eser. YouTube’dan piyano videoları açıyorum. Orada çalınan piyano ezgisini kendi melodikamda çalabiliyorum. Sümerliler o zamanki devletlere göre teknolojisi çok iyi olan bir devlet. Lidyalılar Ege tarafında, Troyalılar ise Çanakkale’de yer alır” diye konuştu.
‘MUSTAFA ÇAĞAN’A HAMİLEYKEN 3’ÜNCÜ ÜNİVERSİTEMİ OKUYORDUM’
Anne Hava Çelen, 4 üniversite bitirdiğini belirterek, “Mustafa Çağan, küçükken bilgiler verirdi, büyüdükçe ona yetişememeye başladım. Sorduğu şeyleri düşünüyorum, araştırıyorum ve öyle cevap veriyorum. Kitap okumayı çok severdim. Mustafa Çağan, karnımdayken 3’üncü üniversitemi okuyordum. Aslında zekasında, okuma isteğinde biraz da bunun etkisi olduğunu düşünüyorum. Kitap okumaya başlamadan önce Mustafa Çağan 2,5 yaşındayken odasının kapısına alfabedeki harfleri yapıştırdık. Mustafa her gördüğünde bize harfleri soruyordu. Biz harfleri tanıttıkça Mustafa Çağan, ‘Anne bu harfler kitapta da var ama nasıl okunuyor?’ dedi. 4 yaşlarında yatarken sohbet ederdik ve ben de bu esnada harflerin nasıl birleştirildiğini ve nasıl okunduğunu ona öğrettim” diye konuştu.
‘ÜNİVERSİTEYE AİT BİR KİTABI OKUMAYA BAŞLADI’
Mustafa Çağan’ın dinozorlara olan ilgisinin ona aldığı oyuncaklarla başladığını söyleyen Hava Çelen, “Bize dinozorların isimlerini sordu. Benim bu konuda bilgim olmadığı için dinozorları anlatan bir kitap aldık. O kitabı baştan sona sürekli okudu. Teyzesi antropoloji bölümünü okumuştu. Anneannesine gittiğimizde teyzesinin ders kitabını buldu. İçinde dinozor resimleri bulunduğu için bu sefer de üniversiteye ait bir kitabı okumaya başladı. Birçok bilgiyi bu şekilde öğrendi. Dinozorlardan sonra müziğe ve tarihe ilgi duydu. Aslında ilgi duyduğu ne varsa her şeyiyle araştırıyor. Araştırıp öğrendiği şeyi ise aktarmayı çok seviyor. Çok anlatıyor ve bu yüzden sınıftaki arkadaşlarını galiba sıkıyor. Sohbet edemeyince kendisi de sıkılıyor” ifadelerini kullandı.
]]>Savaştan kaçtı Türkiye’ye geldi, çocukları için Türkçe öğreniyor
Kaymakamlığın açtığı kursta 80 yaşında okuma yazma öğrendi
KİLİS – Suriye’deki iç savaştan kaçarak Kilis’te yaşamaya başlayan Berivan Yüksek, okuma yazma seferberliğiyle köye gelen öğretmenlerinin yardımıyla okuma-yazma öğrendi. Aynı köyde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz da ilerlemiş yaşına rağmen okuma-yazma öğrenerek önemli bir başarıya imza attı.
Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Geçit Boyu Köyünde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz ve Suriye’deki savaştan dolayı okuma-yazma öğrenemeyen 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma yazmayı öğrenmek için gösterdiği gayretle hem Kilisli okuma yazma bilmeyen kadınlara örnek olurken hem de ilerleyen yaşına rağmen okuma yazma öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.
Savaştan kaçtı Türkiye’de okuma yazma öğrendi
2011’in Mart ayında çıkan savaştan dolayı aile yakınlarını kaybetmesinden sonra eşiyle Türkiye’ye gelme kararı veren 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma ve yazmayı öğrenmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Belirli bir zaman geçirdikten sonra ilçeye bağlı Geçit Botu Köyüne taşınan Yüksek, kendinden yaşça büyüklerle bir araya gelerek ilçe Kaymakamlığının açtığı kurslarla okuma ve yazma kurslarına başladı. Çocuklarının okula gitmesinden dolayı daha fazla istekle köy okuluna giderek kurslara giren Yüksek, kısa sürede okumayı öğrenerek çocuklarıyla birlikte öğretmenlerinin verdiği ev ödevlerini yapmaya başladı.
“Türkçeyi ana dilim gibi konuşuyorum”
Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye gelen 35 yaşındaki 5 çocuk annesi Berivan Yüksek, “Suriye’deki savaştan dolayı Kilis’e geldim. Ülkemizdeki savaştan dolayı okuma ve yazmayı öğrenme kısmetimiz olmadı. Şuan Türkiye’deyiz ve burada Türkçe’yi ana dilimiz gibi konuşabiliyoruz ve bu duruma ben çok mutluyum. İlkokul zamanında yaşıtlarım okula giderdi babamda beni okula göndermezdi. Şimdi ise Kaymakamlığın açtığı kurslar var ve benden büyük olan teyzelerle birlikte bir araya gelerek okula geliyoruz” dedi.
“Elimdeki işi yarım bırakıyorum hemen okula geliyorum”
Genç yaştayken maddi sıkıntılardan dolayı okula gidemediği için okuma ve yazmayı öğrenemediğini söyleyen 80 yaşındaki Senem Korkmaz ise, “Allah devletimizden razı olsun. Çünkü 80 yaşındayken okuma ve yazmayı öğrendim. Sabah kalkıyorum elimdeki işlerimi hemen halledip okula gelmek için evden çıkıyorum. Okumayı bilmediğim için köyden başka bir yere gittiğim zaman çok zor oluyor. Özellikle hastaneler ve başka bir ile gittiğimiz zaman çok zorlanıyorum. Bildiğim yerde tıkanıp kalıyorum o zaman da çevredekilerden yardım istemek zorunda kalıyorum. İlkokula gitme zamanındayken babamın durumunda yoktu ben de gidemedim ondan dolayı da okumayı öğrenemedim. Okula gidemediğim için çok pişmanım. Ben okumayı ve yazmayı öğrendim Allah’ım devletimizden razı olsun” ifadelerini kullandı.
“Okula zorla getirdiğim öğrenciler benden önce geliyorlar”
35 yaş ve üzeri olan vatandaşlara okuma ve yazma öğrettiği için çok mutlu olduğunu söyleyen öğretmen Selda Okyay da, “Okumayı bilmeyen teyzeleri okula getirmek için ilk başlarda çok zorluk çektim. Şimdi kendimi sevdirdim ve benden önce okula geliyorlar. Yaşları büyük olduğu için her gün bir önceki günde anlattığımın üzerinden geçiyorum, anlamadıklarında etkinlik yaparak üzerinden geçiyorum. Öğrencilerimin çoğu 70 yaş üzerinde ve okumanın zorlandığı bir kesim olduğu için çocuklara anlattığım gibi anlatarak kafalarına girmesini sağlıyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum, okuldan çıktıktan sonra birlikte yürüyerek evlerimize gidiyoruz” diye konuştu.
]]>Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Geçit Boyu Köyünde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz ve Suriye’deki savaştan dolayı okuma-yazma öğrenemeyen 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma yazmayı öğrenmek için gösterdiği gayretle hem Kilisli okuma yazma bilmeyen kadınlara örnek olurken hem de ilerleyen yaşına rağmen okuma yazma öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.
Savaştan kaçtı Türkiye’de okuma yazma öğrendi
2011’in Mart ayında çıkan savaştan dolayı aile yakınlarını kaybetmesinden sonra eşiyle Türkiye’ye gelme kararı veren 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma ve yazmayı öğrenmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Belirli bir zaman geçirdikten sonra ilçeye bağlı Geçit Botu Köyüne taşınan Yüksek, kendinden yaşça büyüklerle bir araya gelerek ilçe Kaymakamlığının açtığı kurslarla okuma ve yazma kurslarına başladı. Çocuklarının okula gitmesinden dolayı daha fazla istekle köy okuluna giderek kurslara giren Yüksek, kısa sürede okumayı öğrenerek çocuklarıyla birlikte öğretmenlerinin verdiği ev ödevlerini yapmaya başladı.
“Türkçeyi ana dilim gibi konuşuyorum”
Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye gelen 35 yaşındaki 5 çocuk annesi Berivan Yüksek, “Suriye’deki savaştan dolayı Kilis’e geldim. Ülkemizdeki savaştan dolayı okuma ve yazmayı öğrenme kısmetimiz olmadı. Şuan Türkiye’deyiz ve burada Türkçe’yi ana dilimiz gibi konuşabiliyoruz ve bu duruma ben çok mutluyum. İlkokul zamanında yaşıtlarım okula giderdi babamda beni okula göndermezdi. Şimdi ise Kaymakamlığın açtığı kurslar var ve benden büyük olan teyzelerle birlikte bir araya gelerek okula geliyoruz” dedi.
“Elimdeki işi yarım bırakıyorum hemen okula geliyorum”
Genç yaştayken maddi sıkıntılardan dolayı okula gidemediği için okuma ve yazmayı öğrenemediğini söyleyen 80 yaşındaki Senem Korkmaz ise “Allah devletimizden razı olsun. Çünkü 80 yaşındayken okuma ve yazmayı öğrendim. Sabah kalkıyorum elimdeki işlerimi hemen halledip okula gelmek için evden çıkıyorum. Okumayı bilmediğim için köyden başka bir yere gittiğim zaman çok zor oluyor. Özellikle hastaneler ve başka bir ile gittiğimiz zaman çok zorlanıyorum. Bildiğim yerde tıkanıp kalıyorum o zaman da çevredekilerden yardım istemek zorunda kalıyorum. İlkokula gitme zamanındayken babamın durumunda yoktu ben de gidemedim ondan dolayı da okumayı öğrenemedim. Okula gidemediğim için çok pişmanım. Ben okumayı ve yazmayı öğrendim Allah’ım devletimizden razı olsun” ifadelerini kullandı.
“Okula zorla getirdiğim öğrenciler benden önce geliyorlar”
35 yaş ve üzeri olan vatandaşlara okuma ve yazma öğrettiği için çok mutlu olduğunu söyleyen öğretmen Selda Okyay da, “Okumayı bilmeyen teyzeleri okula getirmek için ilk başlarda çok zorluk çektim. Şimdi kendimi sevdirdim ve benden önce okula geliyorlar. Yaşları büyük olduğu için her gün bir önceki günde anlattığımın üzerinden geçiyorum, anlamadıklarında etkinlik yaparak üzerinden geçiyorum. Öğrencilerimin çoğu 70 yaş üzerinde ve okumanın zorlandığı bir kesim olduğu için çocuklara anlattığım gibi anlatarak kafalarına girmesini sağlıyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum, okuldan çıktıktan sonra birlikte yürüyerek evlerimize gidiyoruz” diye konuştu. – KİLİS
]]>GAZİANTEP – Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Kütüphane Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajında kitap okumanın önemini hatırlatarak, “Kütüphanelerimizdeki kitaplarımız hala en iyi ve en güvenilir dostlarımız en değerli bilgi hazinelerimizdir” dedi.
Şahinbey Belediyesi okumayı teşvik etmek amacıyla öğrencilere ve vatandaşlara 2009 yılından bu yana 15 milyon 444 bin 086 kitap dağıtımı gerçekleştirdi. Eğitime verdiği destek ile Türkiye’de örnek belediye olan Şahinbey Belediyesi 2009 yılından bu yana öğrencilere ve vatandaşlara 15 milyon 444 bin 086 kitap dağıtımı yaparak okumaya teşvik ediyor.
“Okumayı teşvik ediyoruz”
Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi emreden bir medeniyetin mirasçıları olduğumuzu ifade eden Başkan Mehmet Tahmazoğlu mesajında, “Kütüphanelerimiz medeniyet ve kültür birikimimizin önemli bir yapı taşını oluşturtuyor. Gaziantep’imiz tarihinden bu yana içinde önemli ilim ve irfan merkezlerini bünyesinde barındıran bir merkez kimliğine sahip. Bizlerde kadim medeniyetin emanetçileri olarak çocuk ve gençlerimiz başta olmak üzere her yaştan hemşehrimizin kütüphane ile olan bağlarını güçlü tutmak için çalışıyoruz. Şahinbey Belediyesi olarak okumayı teşvik etmek amacıyla öğrencilere ve vatandaşlara 2009 yılından bu yana 15 milyon 444 bin 086 kitap dağıtımı gerçekleştirdik. Şahinbey İlçemize Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesini yaptık. Bilgiye ulaşmayı sağlayan yollardan biri de insanlara bilgi hazinelerinin kapılarını açan kütüphanelerdir. Bizde Şahinbey Belediyesi olarak her fırsatta okuma alışkanlığının kazanılmasını hedefliyor ve daha gelişmiş bir toplumun oluşumuna katkı sağlayarak bilginin kaleleri olan kütüphaneler oluşturuyoruz. Tüm bu duygu ve düşüncelerle Kütüphaneler Haftası’nı kutluyor, bu alanda emek verenlere teşekkür ediyorum” dedi.
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Gaziantep’e Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesini kazandırdı. 40 bin metrekarelik alana yapılan Şahinbey Millet Kütüphanesi, grup çalışma salonları, çocuk kütüphanesi, engelsiz yaşam kütüphanesi, yemekhane, kafeterya ve ücretsiz internet hizmetleri ile öğrencilerin en gözde mekanı haline gelecek. Akkent Mahallesi’ne inşa edilen dev kütüphane 24 saat açık kalacak.
“Vatandaşlar boş zamanlarını okuyarak değerlendirsin”
Şahinbey Belediyesi vatandaşların kitap okumaları için kahvehanelere, kütüphane yaparak içlerini de kitaplarla doldurdu. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, aynı uygulamanın camilere yapılması yönünde çalışma yaparak, cami cemaatinin sadece namaz saatlerinde camiye gelmelerinin dışında boş vakitlerinde de kitap okumaları için içlerinde birbirinden değerli kitapların bulunduğu, kütüphaneler yaptırdı. Şahinbey Belediyesi vatandaşların kitap okumaları için berberlere ve taksi duraklarına da kütüphaneler yaparak çok önemli bir projeye imza attı.
“60 okula z kütüphane”
Yarınların büyük Türkiye’sine yön verecek gençlerin yetişmesi için Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte okullarda 60 adet Z kütüphane yapan Şahinbey Belediyesi bu alandaki çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
“15 milyon 444 bin 086 adet kitap dağıtıldı”
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, gençlerin ve vatandaşların her alanda ve her yerde kitaplardan faydalana bilmeleri için 2009 yılından bu yana 15 milyon 444 bin 086 adet kitap dağıtımı gerçekleştirdi. Başkan Mehmet Tahmazoğlu liselere, ortaokullara, vatandaşlara, berber ve taksi duraklarına, kahvehanelere, gençlik merkezlerinde ve sosyal tesislerde eğitim gören öğrencilere ve vatandaşlara kitap dağıtarak, okumayı teşvik etti.
]]>Kurtulmuş, Üsküdar Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 9. Üsküdar Kitap Fuarı’nın açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.
Üsküdar’ın tarihi kimliğe sahip güzel bir ilçe olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in uzun zamandır yürüttüğü çabaların da İstanbul’un tarihi kimliğine katkılar sunduğunu belirtti.
Kurtulmuş, kitap ve okumanın hayatın en önemli iki temel dinamiğinden birisi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Aslında kitap insanın bilgisini, geçmişten gelen tecrübelerini, bugün hissettiklerini, bilimsel olarak elde ettiklerini aktardığı ve ifadelerinin kalıba dönüşmüş halidir. Ama elimize aldığımız ebatları küçük olan o kitapların bir kısmında bile nice büyük emeklerin, tecrübelerin olduğunu, sadece bir kişinin ya da o kitabı yazan kişilerin değil, aynı zamanda o kişilerin yetişmesine imkan sağlayan bütün o muhitin ve birikimin de kitaptaki cümlelerin içerisine yansıdığını biliyoruz. Esasında bu özelliğiyle baktığımız zaman kitap sadece cümlelerden, sayfalardan ibaret bir birikim değil, aynı zamanda hayatın bizatihi kendisidir.”
Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen Üsküdar Kitap Fuarı’nın da önemli bir emek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “İnşallah uzun yıllar bu kitap fuarının artan bir ilgiyle devam etmesini Cenabıallah nasip eylesin.” temennisinde bulundu.
“İstanbul’un neresine bakarsanız bakın büyük bir tarihi, farklı medeniyetleri görüyoruz”
Kurtulmuş, gençlerin önünde büyük bir birikimin olduğuna işaret ederek, “Türk milleti olarak büyük bir ayrıcalığa sahip olduğumuzun farkında olmalıyız. Nevzuhur bir millet değiliz. Üsküdar’ın herhangi bir sokağında yürürken sadece bir sokaktan geçmiyor, o sokağın içerisinde şimdiye kadar asırlar boyunca geçmiş olan nice insanın, nice büyüğümüzün birikimlerine de şahit oluyor, onları da görüyoruz. İstanbul’un neresine bakarsanız bakın, büyük bir tarihi, büyük bir kültürü, büyük bir medeniyeti, hatta farklı medeniyetleri görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Böylesine büyük bir şehirde yaşamanın, bu kadar büyük imkana sahip olmanın dünyada çok az gence nasip olan bir ayrıcalık olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öncelikle İstanbul’daki bu tarihi ve kültürel güzellikleri en iyi şekilde anlamak, özümsemek mecburiyetindeyiz. Hani diyoruz ya ‘Kökü mazide olan bir ati…’ Aslında geleceğe ilişkin ne konuşacaksak, hele bunu İstanbul’da konuşuyorsak mutlaka köklerimizi her vesileyle hatırlıyor, daha doğrusu köklerimiz kendisini her vesileyle bize hatırlatıyor. Kökü sağlam olmayan hiçbir ağacın yeryüzünde güçlü olmayacağı gibi, kökü sağlam olmayan hiçbir milletin de uzun süreli hedeflerinin olması mümkün değildir. Onun için mutlaka geçmişle bağımızı kitap üzerinden, kültür üzerinden, medeniyet üzerinden kurarak ama sadece orada kalmaksızın bunu yeniden bugünün anlayışıyla ve ileriki çağlara dönük bir söz olarak üreterek yolumuza devam edeceğiz.”
“Okumayı bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız”
Her bir kültürel faaliyetin hem tarihi okuma hem de insanın kendiyle ilgili bir gelecek hayali kurma anlamına gelen önemli bir çaba olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu açıdan bakıldığında okumanın pasif bir şey değil, bizatihi büyük bir eylem olduğunun altını çizdi.
Kurtulmuş, “Okumayı, hayatı iyi anlamak, kendimizi iyi anlamak, kendimizin varoluş alemindeki yerini ve geleceğini tespit etmek, milletimize ait hedefleri daha güzel kurabilmek için bir eylem olarak tasarlamak, bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız.” ifadesini kullandı.
Cumhuriyet’in ikinci asrına girilen bu dönemde, büyük bir gelecek tasarımı içerisinde hareket etmek gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Geçtiğimiz bir asır tarih okumalarına baktığımız zaman diyebiliriz ki, milletimizin tarihi içerisindeki en zor asırlardan birisidir. Nice zorluklar, nice savaşlar, nice iç türbülanslar, nice bölgesel çatışmalar, nice yokluklar ve nice yoksunluklar içerisinden bugüne kadar geldik. Ama hiç şüphesiz bunlarla birlikte çok büyük başarıları da kazandık, çok büyük kazanımlar da elde ettik. Dolayısıyla geçtiğimiz yüzyılı sadece bir asırlık hikayeyi ve tarihi okumak şeklinde değil, bundan sonraki asırları daha iyi tasarlamak için okumak mecburiyetindeyiz. Şimdi 2023’ten sonra yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açıldı. Türkiye Yüzyılı adını verdiğimiz Cumhuriyet’in ikinci asrında çok büyük işleri planlamak ve gerçekleştirmek zorundayız. Bunun ana aktörü de sevgili gençler sizlersiniz. Türkiye’nin gelecek asrı, sizin omuzlarınızda ve sizin ufkunuzla gerçekleşecektir. Sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılını kurmak zorundayız.”
Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılının gençlerinin belirlenen bütün hedeflere ulaşabileceğini belirterek, gençlerin sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’yi kurabileceğine inandığını dile getirdi.
Programda konuşmaların ardından Üsküdar Belediye Başkanı Türkmen, Kurtulmuş’a hediye takdim etti.
Kurtulmuş ve beraberindekiler, daha sonra kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.
Yazarlar İbrahim Tenekeci ve Erhan Afyoncu ile fotoğraf çektiren Kurtulmuş, fuar alanında incelemelerde bulunarak, kitapseverlerle sohbet etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, fuarda, İz Yayıncılık standına gelen vatandaşlara da “Türkiye’yi Yarınlara Taşımak” isimli kitabını imzaladı.
]]>