Kısa sürede birçok kesimden destek alan kampanyaya, yurt dışından da yardımlar gönderildi.
Devam eden kampanyada askıda tost bağışı 1248’e yükseldi.
Okulun rehberlik öğretmenlerinin belirlediği öğrenciler, askıda tost uygulaması kapsamında ücretsiz öğün alabilir hale geldi.
Ümit Alpan, 2009 yılından beri kantin işletmeciliği yaptığını belirterek, “Her dönemde ihtiyaç sahibi öğrencilerimiz oluyordu. Bu dönemde çok daha ihtiyaçlı ailelerin olduğunu tespit ettik. Eşimle birlikte nasıl bir uygulama yapabiliriz diye konuştuk. Daha sonra askıda tost uygulaması aklımıza geldi. ‘Dünyanın en güzel yeri bir çocuğun kalbidir’ sloganıyla askıda tost kampanyası başlattık. Çok güzel destekler alıyoruz. Önümüzdeki sezondaki tostlarımızın bile ücreti şimdiden çıkmış durumda” dedi.
Ekonomik durumları nedeniyle dezavantajlı öğrencilerin olduğunu belirten Alpan, “Okulumuzda rehberlik servisi öğretmenlerimizin belirlediği öğrenciler var. Çocuklarımızı rencide etmeden, onların kalbini kırmadan, kalplerine dokunmak istiyoruz. Çocuklarımız gülsün istiyoruz. İnşallah da bu kampanyamızın tüm Türkiye’ye örnek olmasını istiyoruz” diye konuştu.
Okullarının Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı 4 Eylül Sivas Kongresi’nin adını taşıdığını belirten Alpan, “Bu nedenle okulumuzun adına yakışan bir kampanya olduğunu düşünüyoruz. Okula aç gelen bir öğrenciye ‘biz varız’ diyoruz. Çocuklar eve aç gitsin istemiyoruz, yüzleri gülsün istiyoruz. Şehir dışından, İsviçre ve Almanya’dan bile destekler geldi. Şu an itibarıyla 1248 adet askıda tostumuz var. Belirlenen öğrencilerimize günlük destek sağlıyoruz. İnşallah da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Kantinci Ümit Alpan, “Normalde biz burada esnaf odalarının belirlediği fiyatlardan 3’te 1 oranında düşük fiyat belirledik. 25 TL tost ve 5 TL meyve suyu, ikisi birlikte 30 TL olarak belirledik. Rehberlik öğretmenlerinin verdiği kağıtlarla gelen öğrencilerimizi rencide etmeden, sadece tost değil canı ne isterse onu veriyoruz. Kampanyamızın ismi tost ama, hamburger canı isterse onu, döner isterse döner veriyoruz. İnşallah çocuklarımızın yüzünü güldürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Kantinde başlatılan ‘askıda tost’ uygulaması öğrenci velileri ve öğretmenlerden de takdir görüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni eğitim öğretim yılı, 9 Eylül Pazartesi itibarıyla başlıyor.
Binlerce öğrenci ise okullarına servisle gitmeye devam edecek.
UKOME toplantısı ile İstanbul’da toplu ulaşım araçları, servisler, taksi ücretleri yeniden belirlendi. Okula servis ile giden öğrencilerin ailesi ise konu hakkında meraklandı.
Güncel servis ücreti İstanbul ve Ankara için belli oldu.
Peki, okul servis ücreti ne kadar, kaç TL oldu? İşte 2024-2025 eğitim yılında okul servis ücretleri…

OKUL SERVİS ÜCRETLERİ 2024-2025
UKOME, 2024-2025 eğitim yılı için servis ücretlerine %16 zam yapıldığını açıkladı. Buna göre:
Kısa mesafe: Yıllık 23 bin TL
Uzun mesafe: Yıllık 55 bin TL
Ankara’da okul servis ücretlerine yüzde 40 zam yapıldı. En kısa mesafe servis ücreti yıllık 16 bin 745 liraya çıktı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Yönetmelik değişikliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, kurulacak olan planlama komisyonu, milli eğitim müdürlüğünün uygun görüşü ve mahalli mülki idare amirinin onayı ile her yıl ocak ayı içinde oluşturulacak, hazırlanan çalışma takvimine göre bir yıl süre ile çalışacak.
Yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirmeye ilişkin kriterler
Komisyon; taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan, taşınması ekonomik olmayan, iklimi veya ulaşım şartları taşımaya elverişsiz olan yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerini yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirdikten sonra taşıma hizmetinden faydalanacakları ve öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerini gruplandırarak taşıma merkezi okulları ve kurumları belirleyecek.
Ayrıca, öğrencisi taşınacak yerleşim yerinin taşıma merkezine uzaklığının en az 2 kilometre olması esas olacak ve 30 kilometreden fazla mesafeden taşıma yapılmayacak ancak can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve coğrafi şartların elverişsiz olması gerekçelerinden herhangi birine bağlı olarak planlama komisyonu kararı ve mülki idare amiri onayı ile 2 kilometreden az mesafeden taşıma yapılabilecek.
Taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirilecek.
En az bir ders yılı parasız yatılı öğrenim gören ortaöğretim öğrencileri taşıma kapsamında değerlendirilebilecek
Öğrencisi taşınacak okul ve yerleşim birimlerinden can güvenliğinin olmaması, iklim koşulları ve ulaşım şartlarının elverişsiz veya taşıma maliyetinin yüksek olması gerekçelerinden birine bağlı olarak başka bir il veya ilçe sınırları içindeki taşıma merkezi okul ve kuruma taşınması; eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı tarafından düzenlenen inceleme raporu dikkate alınarak değerlendirme komisyonunca uygun görülenler hariç, ilçeler arası taşıma yapılamayacak.
Yerleşim biriminin belirlenmesi için kriterler
Öğrencisi taşınacak yerleşim biriminin belirlenmesinde, toplu taşıma hizmetinin bulunmaması, eğitime erişim ihtiyacı olan öğrencinin sürekli veya geçici ikamet ettiği yerleşim yerinde bu ihtiyacını karşılayacağı türde eğitim kurumu bulunmaması veya bu kurumların kapalı olması şartları birlikte aranacak. Öğrencisi taşınacak okulların belirlenmesinde ise öğrenci sayısı yetersizliği nedeniyle okulun kapalı olması, okulun güçlendirmeye alınması, yeniden yapılmak üzere yıkım kararı alınması; yangın, sel, deprem gibi doğal afetlere maruz kalması, can ve mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmedik olayların ortaya çıkması sonucu kullanılamaması şartları aranacak.
Olağanüstü hallerle ilgili durumlar
Bakanlığın yeni yönetmeliği ile olağanüstü durumlarda alınacak tedbirleri belirleyen hükümler altında yer alan “olağanüstü haller”in kapsamı genişletildi. Doğal afetler sonucu barınma yerleri zarar gören öğrencilerin taşıma uygulaması kapsamına alınması sağlandı ve bu doğrultuda mevzuata “Yangın, sel, deprem gibi doğal afetler nedeniyle yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici barınma merkezlerine yerleştirilen öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilir” hükmü eklendi. Bunun yanında öğrencileri taşıma kapsamında olmayan yerleşim birimlerindeki okulların ve pansiyonların güçlendirmeye alınması, yıkılıp yeniden yapılması; yangın, sel, deprem gibi doğal afete uğraması halinde öğrencilerin ikamet veya geçici ikametlerinin öğrenim görülecek okula uzaklığı ve toplu taşıma hizmetleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çözüm bulununcaya kadar öğrenciler, öğrenci taşıma uygulaması kapsamına alınabilecek.
Ücretsiz öğle yemeği uygulaması
Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında taşınan özel eğitim öğrenci ve kursiyerler dışındaki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğle yemeği verilecek. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğrenci taşıma uygulaması kapsamında öğle yemeği verilen okullarda açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrenciler de bu hizmetten yararlandırılacak. Yemekler, 4734 sayılı kanun hükümlerine göre temin edilecek. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında sunulacak yemek hizmeti alımlarında öğretmenevleri, yemek üretimi yapan döner sermayeli okullar ile ilgili mevzuatı doğrultusunda okul ve pansiyon yemekhanelerine öncelik verilecek. Yemek bedeli, ilgili okul ve kurum hesabına aktarılacak. Öğrenci taşıma uygulaması kapsamında yemek hizmeti sunulan okullarda eğitim gören kapsam dışındaki öğrencilerden Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı verileri dikkate alınarak okul müdürlüğü tarafından tespit edilenlere de öğle yemeği verilebilecek.
]]>(ANKARA) – Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 1,5 yıl geçmesine rağmen bölgede öğrenci ve öğretmenlerin eğitime erişiminde sorunlar devam ediyor. Hatay’da bir okulda branş öğretmenliği yapan görme engelli A.K., “Öğretmenler kendi imkanlarıyla bir şeyler yapıyor. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları” dedi.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 1,5 yıl geçti. Okulların açılmasına 1,5 ay kalmasına rağmen ihalesi süren okulların yeni eğitim öğretim yılında açılıp açılmayacağı belirsizliğini koruyor. Hatay’da bir ortaokulda görev yapan görme engelli öğretmen A.K., konteyner okullarda hem kendisinin hem de diğer öğretmenlerin yanı sıra öğrencilerin yaşadığı sorunları ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“En iyi konteyner olsa bile su alıyor”
Öğretmen A.K., başka bir ilde çalışmasına rağmen elini taşın altına koymak ve öğrencilere destek olmak için yaklaşık 6 aydır Hatay’da yaşadığını söyledi. A.K., konteynerde bir öğretmen olarak okul ortamında hissetmediğini ve eğitim ortamında gerekli düzenlemelerin yapılmadığını belirterek, “Biz öğretmenler olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Okulların yeni dönemde toparlanması ve eğitim öğretim yılına hazırlanması çok da mümkün değil. Şiir köşesi yaptık, resim öğretmeni de dışarıda oyun alanı oluşturdu. Düşünsenize, demirden bir dikdörtgenin içindesiniz ve ona sınıf diyorsunuz. Yaz olduğunda klima var ama Hatay’da konteynerde bir klima ne kadar etkili olabilir ki? Kışın da yağmur söz konusu. En iyi konteyner olsa bile su alıyor. Yağmur yağdığında sürekli okulu su basıyor. Bu işin fiziksel boyutu. Psikolojik boyutunda da yağmur başladığında çocukların ‘evet deprem geliyor’ psikolojisi bizi de etkiliyor. Sonuçta bizim de orada güçlü durmamız gerekiyor” dedi.
“STK’lar devletten daha aktif çalışıyor”
Depremin ardından 1,5 yıla yakın süre geçmesine rağmen öğrencilerin hala depremin şokunu atlatamadığının altını çizen öğretmen A.K., “Çocuklar dışarıda bir şekilde oyun ve güven ortamını oluşturmaya çalışıyor ama hatırlatıcı faktörler olduğunda en başa dönüyorlar. Mesela çocuk, ‘evim vardı, okulum vardı, oyun alanım vardı’ diyor. Şimdi hayatı konteynerden ibaret olduğu için o psikolojiden çıkamıyor. Öğrencilere psikolojik destek verilmesinde de STK’lar devletten daha aktif çalışıyor” diye konuştu.
“Yol çalışmaları idareten yapılıyor”
Yaşanan en büyük problemlerden birinin yolların düzelmemesi olduğunu belirten A.K., ulaşımda hala çok büyük problemler yaşadıklarını kaydetti. Yapılan yol çalışmalarının anlık olduğunu, yağmur yağdığında yolların eski haline döndüğünü vurgulayan A.K., “Yetkililerin açıklaması da zaten ‘hiçbir yerde ev yok, en son şehir kendine gelince, yapılaşınca biz yolları düzeltelim’ şeklinde oluyor. Burası özellikle kışın yağış alan bir yer. Kışın körler için de büyük bir sorun. Yani ben ulaşımımı kendim sağlıyorum, bu daha da büyük bir sorun Hiç çalışma yapılmıyor diyemem, ama idareten yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“Deprem bahane olarak kullanılıyor”
Bozuk olan yolların ulaşımı da etkilediğini, bu sorunun deprem “bahane edilerek” çözülmediğini belirten öğretmen A.K., şunları kaydetti:
“Deprem oldu evet ama belli bir süre sonra bunu bahane olarak kullanıyorlar. Otobüsler, dolmuşlar var ama hala bunlarda bir düzen yok. Okula kendi başıma gidip geliyorum ve desteğe ihtiyaç duyuyorum. Konteyner kentte olmasaydık aslında evimle okul arası yürüme mesafesindeydi. Ama dolmuş ve otobüsün ne zaman geleceği belli olmadığı için iki saat önce yola çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Otobüsün veya dolmuşun gelip gelmeyeceğini, durakta durup durmayacağını bilemiyorsunuz. Görmeyen biri için burada otobüsün veya dolmuşun saatte bir veya 45 dakikada bir geldiğini düşündüğümüzde, gerçekten zorlanıyoruz. Derse geç kalma tehlikeniz var çünkü ulaşım yok. Türkiye’nin neresinde var böyle bir şey? Aradan 1,5 yıl geçti artık düzelmesi gerekiyor.”
“Öncelik çocukların eğitimi olmaktan çıktı, öncelik artık barınma”
Depremden önce okuldaki öğrenci sayısının 500’ün üzerinde olduğunu ancak önceki dönemde bu sayının 300’e kadar düştüğünü kaydeden A.K., öğrencilerin odağının ‘mezun olmak’ olduğunu bu nedenle başarı düzeyinin de düştüğünü söyledi. Ebeveynlerin önceliğinin çocukları olmadığını belirten A.K., şöyle devam etti:
“Aileler de artık destek olamıyor çocuklarına. Ailelerin de hayatı değiştiği için önceliği çocukların eğitimi değil artık. Öncelik artık barınma, iş imkanları. Burada hala konteyneri geçtim çadırda kalan insanlar var. İnsanlar bu koşullarda hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor, iş bulmaya çalışıyor. Ekonomik olarak zorlanıyorlar.”
]]>LGS yerleştirme sonuçları Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) internet sitesinden açıklandı. Merkezi sınavla öğrenci alan okullar için 28 Haziran- 17 Temmuz 2024 tarihleri arasında 1 milyon 13 bin 239 öğrenci tercih yaptı. Böylece ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 96.2’si tercihlerine yerleşti.
Sınavla öğrenci alan okullarda doluluk oranı yüzde 97.4
Sınavla öğrenci alan okullar için açılan 202 bin 348 kontenjanın 197 bin 129’u öğrenciler tarafından tercih edildi ve yerleştirme oranı yüzde 97,4 olarak gerçekleşti. Depremzede öğrenciler için ayrılan kontenjanların dışında, ilk yerleştirme döneminde fen liselerindeki 39 bin 720 ve sosyal bilimler liselerindeki 9 bin 480 kontenjanın tamamı doldu.
Anadolu liselerinin tamamına yakını doldu
Anadolu liselerindeki 67 bin 390 kontenjana 67 bin 167 öğrenci yerleşti ve Anadolu liselerinin kontenjan doluluk oranı yüzde 99,6 oldu. Anadolu imam hatip liselerinde bulunan 43 bin 268 kontenjana 41 bin 135 öğrenci yerleşti ve bu okul türünün kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 95 oldu.
Depremzedeler için açılan kontenjanlara başvuranların tamamı yerleşti
Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde bulunan 42 bin 490 kontenjana 39 bin 627 öğrencinin yerleşmesiyle doluluk oranı yüzde 93,2 olarak gerçekleşti. Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye illeri ile Gaziantep ilinin İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 5 Şubat 2023 tarihi itibarıyla kayıtlı bulunan depremzede öğrenciler için Türkiye genelinde 6 bin 805 kontenjan açıldı. Bu kapsamda açılan kontenjanlara başvuran öğrencilerin tamamı tercihlerine yerleştirildi.
Yerel yerleştirmede öğrencilerin yüzde 95.7’si ilk üç tercihinden birine yerleşti
Merkezi ve yerel yerleştirmede tercih sırasına göre yerleşme durumu ise şöyle gerçekleşti: Merkezi yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yüzde 72.6’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yerel yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yarısından fazlası ilk tercihine yerleşirken öğrencilerin yüzde 95,7’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşti.
Açık kalan kontenjanlara nakil işlemleri iki dönemde yapılacak
Sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında açık kalan kontenjanlara yerleştirmeye esas nakil işlemleri iki dönem halinde yapılacak. Yerleştiği okulu değiştirmek isteyen öğrenciler de nakil talebinde bulunabilecekler. Her iki dönemde de merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak. Ancak tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek suretiyle en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.
Nakil süreci nasıl yapılacak?
Yerleştirmeye esas 1. nakil için tercihler 22 – 26 Temmuz tarihleri arasında yapılacak ve 1. nakil sonuçları 29 Temmuz’da açıklanacak.
İkinci nakil tercih başvuruları ise 29 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında alınacak, sonuçlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek. 6 – 14 Ağustos tarihleri arasında boş kalan kontenjanlara, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak. Okul ve kurumlar yatılılık başvurularını 19- 23 Ağustos tarihleri arasında alacak. 26 Ağustos’ta ise yatılılık yerleştirme sonuçları ilan edilecek.
]]>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, LGS kapsamında 28 Haziran-17 Temmuz’da sınavla öğrenci alan okullar ve yerel yerleştirme için tercih yapan 1 milyon 13 bin 239 öğrencinin yüzde 96,21’i tercihlerine yerleşti. Sınavla öğrenci alan okullar için açılan 202 bin 348 kontenjanın 197 bin 129’u öğrenciler tarafından tercih edildi, yerleştirme oranı yüzde 97,42 olarak gerçekleşti.
ANADOLU LİSELERİNİN KONTENJAN DOLULUK ORANI YÜZDE 99,66
Depremzede öğrenciler için ayrılan kontenjanların dışında, ilk yerleştirme döneminde fen liselerindeki 39 bin 720 ve sosyal bilimler liselerindeki 9 bin 480 kontenjanın tamamı doldu. Anadolu liselerinde bulunan 67 bin 390 kontenjana 67 bin 167 öğrenci yerleşti ve Anadolu liselerinin kontenjan doluluk oranı yüzde 99,66 oldu. Anadolu imam hatip liselerinde bulunan 43 bin 268 kontenjana 41 bin 135 öğrenci yerleşti ve bu okul türünün kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 95,07 oldu. Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde bulunan 42 bin 490 kontenjana 39 bin 627 öğrencinin yerleşmesiyle doluluk oranı yüzde 93,26 olarak gerçekleşti.
Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye illeri ile Gaziantep ilinin İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 5 Şubat 2023 itibarıyla kayıtlı bulunan depremzede öğrenciler için Türkiye genelinde 6 bin 805 kontenjan açıldı. Bu kapsamda açılan kontenjanlara başvuran öğrencilerin tamamı tercihlerine yerleştirildi.
Merkezi yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yüzde 72,64’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yerel yerleştirme tercihinde bulunan öğrencilerin yarısından fazlası ilk tercihine yerleşirken öğrencilerin yüzde 95,77’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşti.
NAKİL İŞLEMLERİ 2 DÖNEMDE YAPILACAK
Sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında açık kalan kontenjanlara yerleştirmeye esas nakil işlemleri iki dönem halinde yapılacak. Yerleştiği okulu değiştirmek isteyen öğrenciler de nakil talebinde bulunabilecek. Her iki dönemde de merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okullar için en fazla 3, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla 3, pansiyonlu okullar için en fazla 3 okul tercihi yapılabilecek.
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihte bulunan ve ilk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde kayıt alanından okul ve farklı tür tercih etme zorunluluğu bulunmayacak. Ancak tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk 2 okulu kayıt alanından seçmek suretiyle en fazla 3 okul tercihinde bulunabilecek. Yapılan tercihlerde aynı okul türünden en fazla 2 okul seçilebilecek.
NAKİL SÜRECİ
Yerleştirmeye esas 1. nakil için tercihler 22-26 Temmuz’da yapılacak ve 1. nakil sonuçları 29 Temmuz’da açıklanacak. İkinci nakil tercih başvuruları ise 29 Temmuz-2 Ağustos’ta alınacak, sonuçlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek. 6-14 Ağustos’ta boş kalan kontenjanlara, hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak.
Okul ve kurumlar yatılılık başvurularını 19-23 Ağustos’ta alacak. 26 Ağustos’ta ise yatılılık yerleştirme sonuçları ilan edilecek.
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN) – CHP Samsun İl Örgütü, partinin Ankara’da düzenlediği 24 saatlik Eğitim Maratonu’na ilişkin açıklama yaptı. İl Başkanı Mehmet Özdağ, “AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir. Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır” dedi.
CHP Samsun İl Örgütü, Ankara’da düzenlenen 24 saatlik Eğitim Maratonu’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamaya Samsun Milletvekili Murat Çan ve parti üyeleri de katıldı.
“Ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitimdir”
İl Başkanı Mehmet Özdağ şunları söyledi:
“24 saat boyunca, yüze yakın konuk ile eğitim gündemini konuşuldu. Akademisyenler, uzmanlar, sendika yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleşen Eğitim Maratonu’muzun açılışı Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından yapıldı. İlk çıktı olarak diyebiliriz ki, eğitim konuşmak için ne 24 saat ne de 48 saat yeterli değildir çünkü eğitim sistemimiz maalesef bugün ne çağdaş ne laik ne bilimsel ne de kamusal bir hizmet anlayışına sahiptir. Eğitimin bileşenleri olan öğrenciler, öğretmenler, veliler, yöneticiler, hizmetliler, sendikalar ve niceleri, eğitimin birçok farklı başlığından ve okul ortamında yaşananlardan, eksikliklerden mustarip durumdadırlar. Bir çıkış yolu yok, nereye giderseniz gidin ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitimdir. Gün geçtikçe de eğitim alanındaki bu dertler ve sorunlar, eksiklikler hatta yanlışlıklar devam ettiriliyor.
“AKP iktidarı kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır”
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizde ilk kez yapılan Eğitim Maratonu’ndan elde ettiğimiz sonuçları sizlerle paylaşmak istiyoruz. AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Köy okulları ve yatılı okullar kapatılmış, çocuklarımız kilometrelerce uzaklardaki okullara, taşımalı eğitime mecbur edilmiştir. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir. Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır. Uluslararası ölçme değerlendirme sonuçlarına göre 2002 öncesine göre geriye gidilmiştir. 81 ülke ve bölgede 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimi seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye Matematikte 39, Fende 34, okumada 36’ncı sırada yer almıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe her geçen yıl düşürülmüştür. Bunun karşılığında iktidar, ÇEDES projesiyle çocuklarımıza camide bowling oynatma, maket mezarlarda ağıt yaktırma gibi pedagojik olmayan işler yaptırmaktadır. İktidar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi çağ dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar ile uğraşmakta, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir.
“Eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale geldi”
Derin bir yoksullukla mücadele eden halkımız, çocuğunun beslenme çantasına bir yumurta bile koyamaz hale gelmiştir. Mahmut Özer’in 2022- 2023 Eğitim Öğretim yılının ikinci döneminde başlattığı okul öncesinde ücretsiz yemek uygulaması, bir yıl bile sürmeden, 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılında, yeni bakan Yusuf Tekin tarafından iptal edilmiştir. Oysa, bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su ihtiyacı çocukların sağlıklı gelişimi için hayati derece önem taşımaktadır. TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir. En başta söylediğimiz gibi, eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir. 22 yıllık AKP iktidarının eğitim sistemimizde yarattığı tahribatı gerek sokaklarda gerek Meclis’te gerek yargı yoluyla, olduğumuz her yerde dile getirmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğitim mücadelemiz dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder. Laik, bilimsel, nitelikli, demokratik, kapsayıcı ve kamusal eğitim haktır.”
]]>(MALATYA)- CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız, “Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir. En başta söylediğimiz gibi eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir” dedi.
CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Ankara’da düzenlenen 24 saatlik Eğitim Maratonu ile ilgili basın açıklaması yaptı. Yıldız, şunları söyledi:
“Eğitim konuşmak için ne 24 ne 48 saat yeterli değil”
“İlk çıktı olarak diyebiliriz ki, eğitim konuşmak için ne 24 saat ne de 48 saat yeterli değil çünkü eğitim sistemimiz maalesef bugün ne çağdaş ne laik ne bilimsel ne de kamusal bir hizmet anlayışına sahip. Eğitimin bileşenleri olan öğrenciler, öğretmenler, veliler, yöneticiler, hizmetliler, sendikalar, STK’lar ve niceleri, eğitimin birçok farklı başlığından ve okul ortamında yaşananlardan, eksikliklerden muzdarip durumda. AKP iktidarı bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Köy okulları ve yatılı okullar kapatılmış, çocuklarımız kilometrelerce uzaklardaki okullara, taşımalı eğitime mecbur edilmiştir. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 21 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir.
“İktidar, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir”
Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır. Uluslararası ölçme değerlendirme sonuçlarına göre 2002 öncesine göre geriye gidilmiştir. 81 ülke ve bölgede 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimi seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye matematikte 39, fende 34, okumada 36’ncı sırada yer almıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe her geçen yıl düşürülmüştür. Bunun karşılığında iktidar, ÇEDES projesiyle çocuklarımıza camide bowling oynatma, maket mezarlarda ağıt yaktırma gibi pedagojik olmayan işler yaptırmaktadır. İktidar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi çağ dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar ile uğraşmakta, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir.
“Çocuklarımız iş kazalarında ölmeye devam etmektedir”
Mesleki eğitim, Türkiye’nin eğitim gündeminin ana konularından biri olmaya devam etmektedir. MESEM’lerle çocuklarımız iş öğrenen değil, iş gören kişiler haline getirilmiştir. Çocuklarımız 4 gün işe 1 gün okula denerek okullardan uzaklaştırılmış, üzerine bir de yasal olmayan şekilde okul saati dışında ve hafta sonlarında ağır işlerde çalıştırılmıştır. Yoksul halkın çocukları için tek seçenek haline gelen MESEM’lerde birçok çocuğumuz fiziksel ve ruhsal sorunlarla baş başa bırakılmıştır. Çocuklarımız buralarda uğradıkları iş kazalarında yaralanmaya ve ölmeye devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmasına göre ise 2013-2022 yılları arasında toplamda 616 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Alperen, Erol, Murat, Arda, Ömer, Ulaş, Zekai, Yiğit… Son bir yılda MESEM’lerde 336 öğrenci çıraklık yaptırılırken iş kazası geçirmiş, 9 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.
“Eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir”
TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir. En başta söylediğimiz gibi, eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir. 22 yıllık AKP iktidarının eğitim sistemimizde yarattığı tahribatı gerek sokaklarda gerek Meclis’te gerek yargı yoluyla, olduğumuz her yerde dile getirmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğitim mücadelemiz dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder’.”
]]>
CHP İstanbul İl Başkanlığı, 81 İl Başkanlığı ile eş zamanlı olarak Ankara’da düzenlenen ve eğitimdeki sorunların konuşulduğu 24 saatlik “Eğitim Maratonu” ile ilgili basın açıklaması yaptı. İl binasında yapılan açıklamaya İstanbul İl Yönetimi katıldı. Ortak açıklamada eğitimin sorunlarına dikkat çekilerek “AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır” denildi.
CHP İstanbul İl Eğitim Sekreteri Ali Ekber Cömert’in okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Eğitim sistemi ne çağdaş ne laik”
“Eğitim sistemimiz maalesef bugün ne çağdaş, ne laik, ne bilimsel ne de kamusal bir hizmet anlayışına sahip. Eğitimin bileşenleri olan; öğrenciler, öğretmenler, veliler, yöneticiler, hizmetliler, sendikalar, STK’lar ve niceleri, eğitimin birçok farklı başlığından ve okul ortamında yaşananlardan, eksikliklerden muzdarip durumda. Bir çıkış yolu yok, nereye giderseniz gidin ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitim. Gün geçtikçe de eğitim alanındaki bu dertler ve sorunlar, eksiklikler hatta yanlışlıklar devam etmeye, ettirilmeye çalışılıyor.
“AKP eğitimi baltaladı”
AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Köy okulları ve yatılı okullar kapatılmış, çocuklarımız kilometrelerce uzaklardaki okullara, taşımalı eğitime mecbur edilmiştir. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir.
“Uluslararası ölçülere göre 2002’nin gerisindeyiz”
Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır. Uluslararası ölçme değerlendirme sonuçlarına göre 2002 öncesine göre geriye gidilmiştir. 81 ülke ve bölgede 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimi seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye matematikte 39, fende 34, okumada 36’ncı sırada yer almıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe her geçen yıl düşürülmüştür. Bunun karşılığında iktidar, ÇEDES projesiyle çocuklarımıza camide bowling oynatma, maket mezarlarda ağıt yaktırma gibi pedagojik olmayan işler yaptırmaktadır. İktidar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi çağ dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar ile uğraşmakta, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir.
“İktidar maarif modeliyle kindar ve dindar nesil yetiştiriyor”
Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın iddialarının aksine, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne bilimsel verilerle karşı çıkmaktayız. Çünkü bu program; ihtiyaç analizi yapılmadan hazırlanmıştır, eğitim programları geliştirme ilkelerine ve akademik etik kurallarına uygun değildir. Programın tartışılması için yeterli süre verilmemiş, geri dönüşler için doğru araçlar tanımlanmamıştır. İktidarın, kindar ve dindar nesil yetiştirme idealiyle başlattığı bu süreç, makbul ve itaatkar nesil yetiştirme istemiyle sürdürülmektedir. Bunun karşısında partimiz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli için Danıştay’a iptal ve yürütmeyi durdurma davası açmıştır.
“Öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılıyor”
2002 yılında 68 bin olan atanmamış öğretmen sayısı AKP iktidarında 1 milyona yükseltilmiştir. Öğretmenlerimiz okullarda şiddet görmekte, öldürülmektedir. Yoksulluk sınırının altında maaşlarla; ücretli, sözleşmeli, aday öğretmen, öğretmen, uzman, başöğretmen unvanlarıyla aynı dersi veren ama farklı maaş alan altı farklı öğretmen yaratılmış, öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Bugün bir uzman öğretmen 41 bin 192, bir başöğretmen 44 bin 136 lira ücret almaktadır. Fakat ülkemizde yoksulluk sınırı, Birleşik Kamu İş Mayıs 2024 Araştırması’na göre 59 bin 353, Türk İş Mayıs 2024 Araştırmasına göre 61 bin 788’dir.
“Mülakat yüksek standardı olan bir ölçme aracı değil”
Öğretmenlik Mesleği Kanunu gibi, hiç bir paydaşla görüşülmeden sunulan kanun teklifleri ile öğretmenlerin hakları hiçe sayılmış, diplomaları geçersiz sayılarak adaylık statüsüne düşürülmek istenmiştir. Böylece eğitim fakültelerinin işlevi ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Maalesef bir seçim vaadi olarak kalan mülakatlar, şimdiki Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından ‘mülakat gibi mülakat yapacağız’ söylemiyle devam ettirilmektedir. Mülakat, yüksek standardı olan bir ölçme aracı değildir. Ama iktidar kendi söyleminin aksine bundan vazgeçmeyerek, öğretmenlerimizi kendi amaçları doğrultusunda elemeye devam etmek istemektedir.
“Özel sektörde çalışan öğretmenler mağdur ediliyor”
Mülakatla, Milli Eğitim Akademisi ile kendi istediği dışında tek bir öğretmenin bile çalışmasına imkan tanımak istemeyen iktidar, özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş hakkını görmezden gelerek bugün binlerce öğretmeni mağdur etmeye devam etmektedir. 2022 KPSS sonuçları ile ek atama sözü verilen öğretmenlerin ataması yapılmamıştır. Engelli öğretmen atamaları yetersizdir. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlikle öğretmenlerimizin emekleri sömürülmeye devam etmektedir. Deprem bölgelerinde çifte mağduriyet yaşayan, atanmamış ya da okulu yıkıldığı için işsiz kalmış, çocuklarından uzak kalmış görev bekleyen öğretmenlerimizin sorunları çözülmemiştir. Daha bir yıl önce eski Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in ‘Her 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen’ vaadi yerine ÇEDES ile pedagojik formasyonu olmayan kişiler okullara sokulmuştur. Yine aynı bakanın ‘Uzman öğretmenler de artık 10 yıl değil, 5 yıl içerisinde bu sürece tabi olacaklar’ vaadi unutulmuştur.
“2015 ile 2022 arasında 2.3 milyon üniversite öğrencisi okul bıraktı”
KHK uygulamaları ile üniversitelerimizin demokratik işleyişine son verilmiş, özgür düşüncenin ve bilimsel üretimin yerleri olması gereken üniversitelerimiz tektipleştirilmiştir. Nitelikli öğretim görevlileri okullardan uzaklaştırılmış, öğrencilerin sosyal etkinlikleri dahi izne tabi tutulmuş ve engellenmiştir. Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusu üzerine verdiği kararda, üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması kararını Anayasa’ya aykırı bulunmuştur. Üniversiteliler için yurt sorunu bir barınamama sorununa dönüşmüş, yoksulluk gençlerimizin üniversiteyi kazansa bile gidememesine sebep olmuştur. Yüksek Öğretim Kalite Kurulu’na göre 2015 ile 2022 arasında 2,3 milyon üniversite öğrencisi okulu bırakmak zorunda kalmıştır.
“Mesem’ler nedeniyle 616 çocuk iş cinayetinde hayatını kaybetti”
Mesleki eğitim, Türkiye’nin eğitim gündeminin ana konularından biri olmaya devam etmektedir. MESEM’lerle çocuklarımız iş öğrenen değil, iş gören kişiler haline getirilmiştir. Çocuklarımız 4 gün işe 1 gün okula denerek okullardan uzaklaştırılmış, üzerine bir de yasal olmayan şekilde okul saati dışında ve hafta sonlarında ağır işlerde çalıştırılmıştır. Yoksul halkın çocukları için tek seçenek haline gelen MESEM’lerde birçok çocuğumuz fiziksel ve ruhsal sorunlarla baş başa bırakılmıştır. Çocuklarımız buralarda uğradıkları iş kazalarında yaralanmaya ve ölmeye devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin araştırmasına göre ise 2013-2022 yılları arasında toplamda 616 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Alperen, Erol, Murat, Arda, Ömer, Ulaş, Zekai, Yiğit… Son bir yılda MESEM’lerde 336 öğrenci çıraklık yaptırılırken iş kazası geçirmiş, 9 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.
“İktidar yetersiz beslenmeyi göz ardı ediyor”
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve sorumlu bakanlarının, ekonomi bilimini göz ardı eden siyasal tercihleri ile Türkiye, büyük bir ekonomik kriz ile karşı karşıya gelmiştir. Derin bir yoksullukla mücadele eden halkımız, çocuğunun beslenme çantasına bir yumurta bile koyamaz hale gelmiştir. Mahmut Özer’in 2022- 2023 Eğitim Öğretim yılının ikinci döneminde başlattığı okul öncesinde ücretsiz yemek uygulaması, bir yıl bile sürmeden, 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılında, yeni bakan Yusuf Tekin tarafından iptal edilmiştir. Oysa, bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su ihtiyacı çocukların sağlıklı gelişimi için hayati derece önem taşımaktadır. TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir”
Açıklamanın sonunda 22 yıllık AKP iktidarının eğitim sisteminde yarattığı tahribata karşı Meclis’te ve sokakta mücadeleye devam edileceğinin altı çizilerek şöyle denildi:
“Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz”
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğitim mücadelemiz dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder. Laik, bilimsel, nitelikli, demokratik, kapsayıcı ve kamusal eğitim haktır”
]]>CHP tarafından eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekmek üzere Ankara Çankaya Anıtpark’ta halka açık olarak gerçekleştirilecek 24 saatlik Eğitim Maratonu, sona erdi. Maratonun kapanış konuşmasını yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, ağustos ayı itibarıyla CHP tarafından yönetilen 21 ilde eğitim buluşmaları yapacaklarını bildirdi.
Özçağdaş, şunları söyledi:
“Eğitim sistemimizin yaşadığı sorunlarını kısa basın toplantılarıyla anlatmak mümkün değil. Bu 24 saatlik maraton bugün itibariyle burada bitiyor. Buradan sonra ilk etapta sahalara ineceğiz. Ağustos ayı başından itibaren CHP tarafından yönetilen 21 ilde eğitim buluşmaları gerçekleştireceğiz. Bu eğitim buluşmalarında, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz, sendikalılarımız, akademisyenlerimiz ile bir araya geleceğiz. Valilerimizi, il milli eğitim müdürlerimizi ve rektörlerimizi ziyeret edeceğiz. Sivil toplum temsilcileri, idari görevliler, akademisyenlerle bir araya gelerek çalışma toplantıları yapacağız. Dolayısıyla çalışmaya, eğitimi konuşmaya, tartışmaya, doğru yönleri bulmaya çalışmaya devam edeceğiz. Burada 24 saat boyunca konuştuğumuz bütün bu konular bize her şeyden önce şunu gösterdi, 22 yıldır devam eden Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının eğitimin hemen hemen her alanında ülkeyi çok daha kötüye götürdüğünü görmüş olduk.”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenen Özçağdaş, CHP’nin eğitim alanındaki taleplerini sıraladı. Özçağdaş’ın açıklaması şöyle:
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı verilen program önerisini geri çekin. Türkiye’nin saygın akademisyenlerinden yeni bir kurul oluşturun. İhtiyaç analizleriyle her türlü desteği verelim ve ne değiştirilmesi gerekiyorsa değiştirelim. Okul öncesi eğitim, en az bir yıl zorunlu ve tamamen ücretsiz olmalıdır. Lütfen bunu kanunlaştırın. Erken çocukluk eğitimi verilen tüm kurumları bakanlık denetimine alın. Ortaokul kademesi için açıköğretimi iptal edin. Hayalet öğrenciliği bitirin. Taşımalı eğitim uygulamasına son verin. Her gün 1.2 milyon çocuğun oradan oraya tarumar olmasına engel olun. Yatılı okulların şartlarını iyileştirin. Okula erişme olmayan çocukları bu okullara yönlendirin. Köy okullarını açın. Hatta bu küçük çocukların annelerine, babalarına tarımsal üretimi arttırmak için destek verin. Köyler boşalmasın, köyler güçlensin. Çocuğunu okula göndermeyen veliler için caydırıcı cezalar koyun. Meclis’te bir günde çıkarabiliriz beraber isterseniz. Her okulda okul büyüklüğüne göre bir veya birden fazla kadrolu temizlik görevlisi verin. Her okulda en az bir kadrolu güvenlik görevlisi tesis edin. Okulların kapısında mafyalar, uyuşturucu satıcıları, zorbalık yapan insanlar cirit atıyor. Siz buralara bir güvenlik görevlisi koyamadığınız için bizim okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz şiddete maruz kalıyor, hayatlarını kaybediyor. Her okula en az bir sağlık personeli atayın. Binlerce öğrencinin, binlerce küçük çocuğun olduğu okullarda acil müdahale için hemen sağlık hizmetinin verilebilmesi için, ilk yardım için sağlık hizmetine ihtiyacımız var. Lütfen temiz suya erişim sağlayın. Çocukların bir bardak temiz su içmesini sağlayın. En azından bunu becerin Sayın Bakan.
“Mülakatla değil, liyakatle yapın”
Tüm kademelerde her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek verin. Çocuklarımızın yarısının aç olduğunu unutmayın. Çocuklara Anayasa’da karşılığı olduğu şeklinde beslenme hakkıyla, sağlık hakkıyla bir öğün yemek verin. Tüm kademelerde velilerden alınan bağışlara son verin. Bakalım okullar sizin de söylediğiniz gibi işleyebiliyor mu? Görelim hep beraber. Ortaöğretim kademesinde MESEM projesinin bu haliyle uygulanmasına son verin. Mesleki ve teknik eğitimi öğretmen yetiştiren fakülteleri yeniden açın. Mesleki ve teknik okuldaki laboratuvar ve atölyeleri hızlı bir biçimde çağın gerekleriyle yeniden yapılandırılır. Gerçek öğretmen ihtiyacı kadar öğretmen ataması yapıan ama bunu Anayasa’daki gibi yapın. Mülakatla değil, liyakatle yapın.Eğitim fakültelerinin kontenjanlarını ihtiyaca göre revize edin. Öğretmen yetiştirme programı olan alanlarda formasyon uygulamasından vazgeçin. Bu gençlerimize hayal satmayın. Onların gelecekleriyle oynamayın. Psikolojik danışmanlık rehberlik öğretmenlerine, devlette devamlılığın esas olduğu üzerinden verilen norm kadro düzenleme sözünü tutun. Bu sizin iktidarınızın sözüdür. Yine 2022 KPSS sonuçları ile ek atama sözü verdiğiniz öğretmenlere sözünüzü tutun. Atama bekleyen engelli öğretmenleri oyalamayın. Atamalarını yapın.
“Öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarını düzenleyin”
Ücretli öğretmenlik adı altında yaptığınız emek sorununu, kölelik düzeninde çalıştırdığınız öğretmenlerin koşullarını değiştirin. Ücretli öğretmenliğe son verin. Ücretli öğretmenlik diye bir şey söz konusu bile olamaz. Asgari ücretin altında 10 ay boyunca hiçbir devlet böyle bir kaçak işçi çalıştıramaz. Sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımına son verin. Böylelikle sözleşmeli öğretmen olup eş durumundan tayin alamayan ve ailelerinden ayrı kalan öğretmenlerin sorunlarını da çözün. Taban maaşı uygulamasının kaldırılması kararını derhal özel okul öğretmenleri için yeniden getirin. Özel okul öğretmenlerini asgari ücrete 10 ay çalışmaya mahkum etmeyin. Öğretmenlerin 6 ayrı basamakla basamaklandırmasına müsaade etmeyin. Öğretmenleri unvanla değil, maaşla güçlendirin. Onları yoksulluk sınırı altında maaşlara hapsetmeyin. Öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarını düzenleyin. Eğitim yöneticilerinin liyakat esasına göre atanmasını sağlayın.”
]]>CHP’nin Anıtpark’ta düzenlediği Eğitim Maratonu’nun üçüncü oturumu, “Temel Eğitim ve Ortaöğretim” başlığıyla gerçekleştirildi. Milli Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, CHP Kültür ve Turizm Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Ekin Gamze Gencer, Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feyyat Gökçe, eski Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı İsmail Akdağ yer aldı.
“Hayalet öğrenci sorunu başladı”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, eğitimdeki eşitsizlik gibi okullar arasındaki nitelik farkının da derinleştiğini vurgulayarak, “Okulların fiziksel koşulları ve sınıflardaki öğrenci sayıları da okullar, ilçeler, iller ve bölgeler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir. Okulların fiziksel durumu; donanımsal, bölgesel, ekonomik vb. koşullarına bağlı olarak farklılıklar göstermektedir” eleştirisinde bulundu.
Okulların boş alanlarına sınıflar yapılarak, çocukların oyun alanından mahrum edildiğini anlatan Özçağdaş, “Okullaşma oranı azalmış durumda. Okullaşmış gibi görünen yüzde 30’luk bir kesim var. İktidarın varmış gibi yaptığı başka bir örnek” dedi.
Özçağdaş, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte, öğrencilerin ilkokuldan sonra direkt olarak açık öğretim ortaokullarına yönlendirildiğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özellikle kız çocuklarını okula göndermek istemeyen muhafazakar velilerce 4+4+4 uygulaması örgün eğitimden kaçış olarak fırsat bilinmiştir. Eğitimde hayalet öğrenci sorunu başlamıştır. Okula kayıtlı ama okulda olmayan çocuklar ortaya çıkmıştır”
Taşımalı eğitim ile 1.2 milyon öğrencinin her sabah kilometrelerce ileride başka ilçelerdeki okullara kötü koşullarda, güvencesiz seyahatler ve kötü beslenme koşullarıyla gittiğine dikkat çeken Özçağdaş, “Köy okullarımız kapatıldı ve sayıları son derece azaltıldı” diye konuştu. Özçağdaş, şu eleştirileri yaptı:
“Artık tarikatlar ve cemaatler ortaöğretim yurtları açabiliyorlar. Kamuoyunun vicdanını sızlatan, denetimden uzakta yurtlarda yaşananlar tespit edilemiyor. Tespit edenler, bürokratlar tarafından baskı görüyor ve istismarların üzeri örtülüyor. Aladağ’daki çocukların acısını hala içimizde taşıyoruz. İktidar, çocuklarımızı cemaatlerin eline bırakıyor. Bu hafta Meclis’te yasa teklifi görüşülen proje okulların bugün sayısı 2400. 30-35 bin öğretmenin tamamı Mili Eğitim Bakanı tarafından atandı. Bu okulların tüm idareci kadrolarını Bakanlık atıyor. AKP, bizzat ülkenin gözbebeği okullarına kendi kadrolarını yerleştirerek zihni açık çocukların yetişmesine engel oluyor.”
“Dezavantajlı çocuklar öncelenmeli
Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Ekin Gamze Gencer, Türkiye’de bazı çocukların farklılaşan isteklerinin eğitim sistem içinde karşılanmadığını belirterek, “İhtimam gösterilmeyen gruplardan biri de engelli çocuklar. Biz bu çocukların sayısını bilmiyoruz. Diğer gözardı edilen grup yabancı çocuklar. Ayrımcılık gibi süregelen sorunlara ek olarak siyasi söylemlerin de etkisiyle tehdit altındalar” eleştirisinde bulundu. Gencer, özel eğitimde kaynaştırma öğrenci sayısının dramatik şekilde azaldığını belirterek, “Ülkenin mali ve beşeri kaynakları eşitlemeye yöneltilmeli. Dezavantajlı öğrenci okul ve bölgeler öncelenmeli. Eşitlik, hakkaniyet ve kapsayıcılık temel alınmalı. Eğitimde atılacak adımlar kazanımlar üzerine inşa edilmelidir” dedi.
“Çocuklara öte dünyayı hazırlamayı tercih ediyorlar“
Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feyyat Gökçe, devletin temel görevlerine işaret ederek, “Devlet dediğimiz siyasal örgüt de amaçlı davranan canlı bir organizmadır. O nedenle eğitim amaçlı bir girişimdir. Eğitim hem amaçlı bir girişim hem de siyasal; devlet aygıtının kontrolünde olan bir girişimdir” diye konuştu. Gökçe, şöyle devam etti:
“Devletin temel niteliğinin laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi sistem olarak demokrasiyi benimsemişken eğitim sistemlerindeki değişmeler şu şekilde ifade edilebilir. Bir toplumun siyasal değişimleri nasılsa eğitim sistemindeki değişmeler de öyledir. Ne yazık ki bakanlığın programı insanları bu dünyaya hazırlamak yerine öteye dünyaya hazırlamayı tercih etmektedir. Öte dünyanın çözüm önerileriyle bu dünyanın sorunlarını asla çözemezsiniz”
“İktidar yeni bir rejim kurmaya çalışıyor“
Eski Eğitim Sen Genel Başkan Alaaddin Dinçer, eğitimin siyaset üstü değil, siyasetin merkezinde olduğunu vurgulayarak, “Eğitim de siyasal ideolojik bir alandır. Gericilik, ırkçılık ve asimilasyon eleştirisi, AKP döneminde daha da katmerlendi. İktidar yıllardır yeni bir rejim kurmaya ve yeni bir toplum kurmaya çalışıyor ve buna uygun kafalar yaratmaya çalışıyor” eleştirisinde bulundu. Toplumun en küçük hücrelerine ulaşıp onları örgütlemek gerektiğini kaydeden Dinçer, “Tüm demokratik kitle örgütlerini, muhalefeti, herkesi eğitimin piyasacı, gerici uygulamalarına karşı ortak tutum almaya ve tavır geliştirmeye davet ediyorum” çağrısında bulundu.
“Kayıp neslimiz var”
Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı İsmail Akdağ, “sistemsizlik” üzerine kurulu bir eğitim sistemi olduğunu vurgulayarak, “Sürekli değişen bir eğitim sisteminde yetişen çocuklar ve değişen eğitim sistemlerine uyum sağlamaya çalışan öğretmenlerimiz söz konusu. Sistemin dayatmaları içinde öğrenci yetiştirmeye çalışıyoruz. Sınava dayalı ve iletişimden kopuk, materyalist bireysel çocuklar yetiştiriyoruz. Maalesef öğretmenlerin de değerlendirme kriteri kaç çocuğun sınavı kazandığı kriteri” diye tepki gösterdi. 4 katlı ilkokullarda bir felaket anında kolayca tahliyeye yönelik bir düzenleme olmadığına dikkat çeken Akdağ, şöyle konuştu:
“Ruhu beslenmeyen çocuk şiddete başvurur. Sürekli sistem değişiyor ve siz sürekli buna adapte olmak zorundasınız. Norm fazlası öğretmenlerimiz ve kayıp bir neslimiz var. Meslek eğitiminden uzaklaştırılmış gençlerimiz var. Kimsenin umurunda değiller. Birileri bizi kıskanıyor diyorlar ya hep, evet çünkü müthiş bir genç potansiyelimiz var. Ama eğitim sisteminin, genç potansiyelini bu kadar kolayca harcadığı başka bir ülke yoktur diye düşünüyorum. Şanlıurfa’da hiçbir doğrusu olmayan bir çocuğa çeyrek altın takıldı, sanki istenen bu, hepiniz bunu yapın der gibi.”
“Eğitimde kültüre dair hiçbir şey yok”
CHP Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, kültürel yozlaşmaya işaret etti. Okulda telefonu yasaklamayı çözüm sanan yöneticiler olduğu eleştirisini yapan Atalar, şöyle devam etti:
“İnsanın kendisini ve dünyasını anlamlandıran her şeyin bir kültür meselesi olduğuna dair bir eğitim müfredatı yok. Temel eğitim ve ortaöğretimde kültüre dair bir şey yok. Hangi mesleği edineceğine dair onu yönlendirecek hiçbir faaliyetimiz yok. Tarih derslerinde medeniyetlerle ilgili anlatılanlar kısıtlı. İnkılap tarihi anlatıyoruz, tarih veriyoruz ama bu devrimlerin ne için yapıldığını anlatmıyoruz. Tarih Osmanlı’dan başlıyor ve yakın tarihte sona eriyor. Devamında bir olay yaşanmamış gibi, sosyal medyadan öğrenilenleri bilen bir öğrencilik söz konusu. Mülteci sorunu söz konusu. Bin yıldır hep beraber yaşıyoruz, ama ülkemize ve değerlerine uyum sağlayamayan, bir şekilde geri gönderilmesi gereken ve sayısını bilmediğimiz kadar mülteciyle yaşıyoruz. Kendi kültürleriyle yaşamaya çalışıyorlar. Bu nedenle maalesef çocuklarımızın da eğitim-öğretim faaliyetlerinde ayrımcılık ve nefret diline sebep olacak durumlar yaşıyoruz. Bunlar ortadan kaldırılmalıdır.”
]]>Ege Üniversitesi’nin Öğrenci Köyü fiyatlarına yapılan zam öğrencilerin tepkisini çekmişti. Yaklaşık 2 bin öğrencinin barındığı 2024-2025 öğretim yılı için aylık aidatlara yüzde 300’ün üzerinde zam yapıldı. Zamla birlikte 2023-2024 öğretim yılında iki kişilik oda aidatı aylık kişi başı bin 480 liradan 6 bin liraya; üç kişilik oda aidatı ise kişi başı bin 250 liradan 5 bin liraya çıkarılmıştı.
Öğrencilerin oluşturduğu Ege Üniversitesi Dayanışması, bugün Ege Üniversitesi Hastanesi Poliklinikleri önünde yapılan zammı protesto etti. Öğrenciler adına konuşan Fevzi Can Gümüş, öğrencilerin okumak ve çalışmak arasında seçim yapmaya zorlandığını, KYK burslarına yapılmayan zammın barınma haklarına yapılmasını kabul etmeyeceklerini söyledi. Gümüş, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz sene aylık aidat ücreti bin 480 lira olan Öğrenci Köyü’nde, 10 Temmuz 2024 tarihinde yapılan zamma göre önümüzdeki yılın aidat ücreti 6 bin liraya yükseltildi. Yüzde 305’i aşan bu kabul edilemez zam oranı ve yüzlerce öğrenciyi mağdur bıraktı. Yurtta kalan öğrenciler, kayıtlarını yenileyebilmek için bugün son günü olmak üzere bir hafta içinde 10 bin 520 lira ödemek zorunda bırakıldı. Senelerdir Öğrenci Köyü’ne enflasyonun üzerinde oranlarda yapılan zam oranları, öğrencilerin karşılayamayacağı miktarlara ulaştı.
Resmi Gazete’de 09 Eylül 2022 tarihinde Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği madde 37 fıkra 2: Bu yönetmelik kapsamında sunulan hizmetler karşılığında barınma hizmet ücreti alınır. Barınma hizmet ücretine dahil olan hizmetler ve bunların ücretleri, hizmet sunum taahhütnamesinde ayrı ayrı belirtilir. Kurumlar, barınma hizmetine ilişkin başka adı altında herhangi bir ücret talep edemez. Kurumlar, bir sonraki öğretim yılında uygulayacakları aylık barınma ücreti hizmetini, her yıl temmuz ayı sonuna kadar belirleyerek İl Müdürlüğü’ne bildirir. Barınma hizmetine yapılacak zam oranı, bir önceki öğretim yılında İl Müdürlüğü’ne bildirilen ücrete, temmuz ayında açıklanmış olan 12 aylık ortalama yurtiçi ÜFE+TÜFE/2 oranına 5 puan daha eklendiğinde bulunan orandan fazla olamaz.
“Eğitim hayatımızı sürdürmek gün geçtikçe daha da imkansızlaşıyor”
Zorluklarla kazandığımız üniversitelerimizde eğitim hayatımızı sürdürmek; yaşam pahalılığı, beslenme, güvenlik ve barınma sorunları yüzünden gün geçtikçe daha da imkansızlaşıyor. Her yıl birçok sıra arkadaşımızın maddi imkansızlıklardan dolayı okuduğu şehri terk etmek, okulu dondurmak veya bırakmak zorunda olduğunu, zor şartlarda çalışırken okuldan uzaklaşmak zorunda olduğunu biliyoruz. Öğrenciler olarak gerçekliğimiz bu durumken bize yardımcı olma iddiasıyla kurulmuş bir okul yurdunun bizlerden bu miktarları istemesi; öğrencilerin umursanmadığının ve kardan başka bir amaç güdülmediğinin en büyük kanıtıdır.
“KYK burslarımıza yapılmayan zammın barınma hakkımıza yapılmasını kabul etmiyoruz”
Ekonomik sıkıntıların giderek yükseldiği şartlarda aileler çocuklarını okutabilmek için her imkanlarını zorlarken, öğrenciler geçinebilmek için okul ve işi bir arada idare etmeye çalışırken, yapılan bu zam, onlarca öğrencinin eğitim hakkını ellerinden almakla eşdeğerdir. KYK burslarımıza, maaşlarımıza yapılmayan zammın barınma hakkımıza yapılmasını kabul etmiyoruz. Emeğimizle kazandığımız okullarımızda maddi olarak sömürülmekten, yapılan fahiş zamlar için bir açıklama beklerken karşımızda bir muhatap bulamamaktan bıktık. Bizler müşteri değil öğrenciyiz. Ege Üniversitesi öğrencileri olarak bize yaşatılan bu mağduriyete geçit vermeyeceğiz. Zamların geri alınmasını, yönetmeliğe uygun bir orana düşürülmesini talep ediyoruz.”
]]>
Nermin Yıldırım Kara, yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i eleştirerek, şunları kaydetti:
“Bakan Tekin’in eğitim sistemini koca bir ticarethane gibi gördüğünü saklayamadığı açıklamaları, iktidarın eğitim sistemi konusundaki çarpık anlayışına da ayna tutuyor. ‘Milyonlarca lira internet faturası ödüyoruz; bunlar bedava değil’ diyerek övündüğü ödemeler, yönetenlerin üstün cömertlikleri sayesinde değil yurttaşların emekleriyle kazanıp ödediği vergiler ile yapılmaktadır. MEB’in hazırladığı bütçelerin, eğitim kurumlarının temel ihtiyaçları için bile yetersiz kaldığı bir dönemde, bu harcamaların yönetenlerin şahsi cömertlikleriymiş gibi sunulması, büyük bir sorumsuzluk ve iş bilmezliktir.
MEB bütçesinin büyük bir kısmı zorunlu personel harcamalarına ayrıldığı için, geriye kalan az miktarda para ile ne okulların fiziki ihtiyaçları karşılanabilmekte ne de eğitim kalitesi artırılabilmektedir. Okul müdürleri yeni eğitim öğretim yılı başlamadan, henüz ödenek de gelmediği için şu an okulun tadilatlarını, asansörlerin klimaların bakımlarını, boya badana işlerini nasıl ve kime yaptırılacaklarını kara kara düşünüyorlar. Bakan Tekin ise bu sorunlara duyarsız kalarak koltuğunda oturmaya devam etmekte ve büyük bir iş gibi faturaları ödemekten duyduğu kıvancı dile getirmektedir.”
“Deprem bölgesinde iki klimanın tamiri bile 20 bin TL”
Deprem bölgesindeki eğitim yılının oldukça zorlu ve imkansızlıklar içinde geçtiğinin altını çizen Yıldırım Kara, “Deprem bölgelerindeki okulların harap durumu, iktidarın eğitime verdiği önemi acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu okullarda asansörler, klima sistemleri, elektrik ve boyama gibi temel ihtiyaçların masrafları nasıl karşılanacak? Eğitim yuvalarımız, ayırılan yetersiz bütçelerle daha fazla nasıl ayakta kalabilir? Deprem bölgesinde bir okul müdürü, iki klimanın bakımı için 20 bin TL ödemek zorunda kalıyor; okulların bu masrafı karşılaması nasıl bekleniyor? Bir günlük ustanın yevmiyesinin 3 bin TL ile 5 bin TL arasında değiştiği bir dönemde okullar yeni eğitim yılına nasıl hazırlanacak?
Ödenek gelmezse bu masraflar nasıl karşılanacak?
Deprem bölgesinde giderilemeyen sorunlar nedeniyle ülkemizde bir nesli kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bakan Yusuf Tekin’in bu sorunu görmezden gelerek büyük bir sorumsuzluk sergilediğini tekrar vurguluyoruz. Bakan Tekin’in, bu durumun ciddiyetini farkına vararak depremden etkilenen bölgelerde derhal harekete geçmesini talep ediyoruz; deprem bölgeleri kamuda tasarruf tedbirlerinden muaf tutulduğu iddia edilse de maalesef pratikte bu uygulamaları göremiyoruz.
Yaşadığımız bu eğitim krizi, sadece bir bakanın değil, tüm iktidarın eğitime ve geleceğimize olan vurdumduymazlığının bir sonucudur. Deprem bölgesindeki okulların durumu, acil ve kapsamlı bir müdahale gerektiren kritik bir meseledir ve bu sorumluluk daha fazla ertelenemez.”
]]>MALATYA’da 6 Şubat depremlerinin ardından kaldığı evi ağır hasar alan ve ailesiyle konteynerde yaşamaya başlayan Murat Engin (39), eğitim süresi boyunca geldiği Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. 2007 yılında Harita ve Kadastro bölümünden mezun olup, 16 yıldır belediyede çalışan Engin, okul döneminde derslerine, konteynerde uzaktan eğitimle girdi. Engin, “Geçmişten kalan izinlerimi de biriktirerek, 4 senedir sadece okul için izin kullandım. Bundan sonraki hedefim, ‘Malatya’yı daha çabuk nasıl ayağa kaldırabiliriz, nasıl düzenleyip planlayabiliriz, daha hızlı nasıl yaşanabilir hale getirebiliriz?’ olacak” dedi.
Malatya’da yaşayan Murat Engin, 2007 yılında Harran Üniversitesi Harita ve Kadastro bölümünden mezun oldu. Engin, mezun olduktan bir yıl sonra belediyenin harita biriminde çalışmaya başladı. 2020 yılında Dikey Geçiş Sınavı’na (DGS) giren Engin, 4 yıllık Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandı. Pandemi döneminde okula başlayan Engin, ilk sınıfı uzaktan eğitimle bitirdi.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde, Murat Engin ve ailesinin Malatya’da kaldığı ev ağır hasar aldı. Ailesiyle konteynere yerleşen Engin, okuluna uzaktan eğitimle kaldığı konteynerde girdi. Yıllık izinlerini de 4 yıl boyunca eğitimi için kullanan Engin, Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yaşadığı süreci anlatan Engin, “16 senedir Malatya’da belediyede harita birimi personeliyim. Hayatta her zaman insanın ayağına fırsatlar gelmiyor. Gelen fırsatı değerlendirme ve gelecekte de hem belediyede yükselme hem de yıkılmış bir şehre katkı sağlamak adına tekrar planlı harita bölümünün yanında planlama bölümünde okumak istedim. Hamdolsun bitirdik. İlk depreme evde yakalandık. Binamız çökmediği için şanslı olanlardandık. Dışarı çıktık. İkinci depreme de dışarıda yakalandık. Yine hamdolsun sağdık, sağlıklıydık. Şu anda Malatya’da bir konteynerde yaşıyoruz. Ev bayağı hasar aldı zaten kiracıydım. Öyle bir evde oturmak akıl karı değildi. Evi boşalttık” ifadelerini kullandı.
‘YILLIK İZNİMİ KULLANARAK HAFTADA 3 GÜN GELİYORDUM’
İlk eğitim döneminin pandemiyle başladığını belirten Engin, “Covid-19, 2019’da başlamıştı. Ben 2020’de üniversiteye başladım. Bunu bir fırsata çevirip sınava girdim ve kazandım. En yakın olan bölge Erciyes’ti. Hem eğitimi hem üniversitenin disiplinini araştırma yapıp bilerek bir tercih yaptım. Birinci sınıfın, birinci ve ikinci dönemleri uzaktan eğitimle geçti. İkinci sınıfta teorik derslerimiz yine uzaktan eğitimle olduğu için haftada bir gün izin alıp geliyordum. Üçüncü sınıfta beşinci dönemde tüm derslerimiz yüz yüze oldu. Yıllık iznimi kullanarak haftada 3 gün geliyordum. Altıncı dönem zaten deprem oldu. Yine uzaktan eğitimle devam ettik. Son seneye gelmeden önce, üstten de ders aldığım için yedi ve sekizinci dönemde sadece proje dersi bıraktım. Bunlara da haftada bir gün katılarak tamamladım” diye konuştu.
‘KONTEYNERDE UZAKTAN EĞİTİMLE BAĞLANTI KURARAK DERSLERE KATILDIK’
Deprem döneminde eğitim sürecine değinen Murat Engin, “Deprem süresince üniversiteye uzaktan eğitimle katılıyorduk. Bu süreçte bir dönem gelmedik. Konteynerde uzaktan eğitimle bağlantı kurarak derslere katıldık. Okul, haftada bir gün olduğu ve 15 yıllık personel olduğum için yılda bir ay iznim oluyordu. Geçmişten kalan izinlerimi de biriktirerek 4 senedir sadece okul için izin kullandım. Bir gün dahi bir yere gitmedim. Tatile veya başka bir gezmek için bir izin kullanmadım. Hepsini okulu bitirme adına okula sakladım. 4 sene boyunca yıllık izinlerimin tamamını üniversiteye gelip gitmek için kullandım. 4 senede okulu bitirdim. Mimarlık Fakültesi Şehir Bölge Planlama bölümünden mezun oldum. Öncelikle katkı sağlayacaksam 16 senedir emek verdiğim kurumumda devam etmek isterim. Bundan sonraki hedefim, ‘Malatya’yı daha çabuk nasıl ayağa kaldırabiliriz, nasıl düzenleyip planlayabiliriz, daha hızlı nasıl yaşanabilir hale getirebiliriz?’ olacak. Hedeflerim bunlara iyi çalışmak ve bir şeyler başarmak olacak” dedi.
‘FIRSAT VARSA ZAMANINDA OKUMALARINI TAVSİYE EDERİM’
Fırsatı olan herkese zamanında okumalarını tavsiye eden Engin, “Okumanın yaşı yoktur derler ama her şey zamanında daha güzeldir. Fırsat varsa zamanında okumalarını tavsiye ederim. Ama hiçbir zaman da okumaktan vazgeçmesinler. 39 yaşındayım. İlk üniversitem, Harran Üniversitesi, Harita ve Kadastro Bölümü 2007 mezunuyum. 17 yıl aradan sonra Erciyes’te ikinci mezuniyetim oldu. Ben 39 yaşıma rağmen ikinci üniversitemi bitirmiş bulunuyorum. İkinci üniversitem Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü, 2023-2024 yılı mezunuyum ve bununla gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) 2023-2024 eğitim-öğretim dönemi mezuniyet töreni, bu yıl Ülker Sports Arena’da yapıldı. 24’üncü dönem mezunlarını veren Bahçeşehir Üniversitesi’nden, dokuz fakülte, iki yüksekokul, bir enstitü ve konservatuar bölümünden mezun olan 6 bin öğrenci, kep atma gururu yaşadı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Mütevelli Heyeti üyeleri, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, senato üyeleri, öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrencilerin aileleri katıldı.
Özgür Özel, kızının mezuniyetine katıldı
Programa katılan ve çocuklarının mezuniyet gururunu yaşayanlar arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel de yer aldı. BAU Hukuk Fakültesi’ni bitiren kızı İpek Özel’in töreni için salona gelen Özgür Özel’e bazı kurmayları da eşlik etti. CHP Genel Başkanı salon çıkışında, kızı İpek Özel’le çiçek verip aile büyükleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e “Hoş geldin” diyerek konuşmasına başlayan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, yeni mezun gençleri tebrik ederken, dünya vatandaşı olmanın önemine vurgu yaptı.
“Özgürlükten taviz vermeyin”
Öğrencilerin yapay zekaya önem vermesi gerektiğini dile getiren Yücel, özgürlük ve adaletin önemine vurgu yaparak “Adaletten sakın olarak ayrılmayın. Gücün yanında değil, hakkın ve adaletin yanında durun. Özgürlüğünüzden sakın ha bir milim de olsa taviz vermeyin. Özgür olmadığımız takdirde üretemezsiniz. Özgür olmayan toplumda üretemezsiniz. Onun için birey olarak özgürlük en büyük zenginliğimizdir” dedi.
“Kendinize güvenmekten vazgeçmeyin”
Törende konuşma yapan BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da öğrencileri tebrik ederken şunları söyledi:
“Artık önünüzde yepyeni bir sayfa var, bu sayfayı da güzellikler ve başarılarla dolduracak olan sizlersiniz. Hocalarınız ve aileleriniz olarak; dünyaya yön verecek, sorunlara çözüm bulacak ve toplumu daha iyi bir yere taşıyacak adımlar atacağınıza gönülden inanıyoruz. Sizler, sadece kendiniz için değil, aynı zamanda çevrenizdeki insanlar için de birer ilham kaynağı oldunuz ve olmaya da devam edeceksiniz. Var olan bilgi birikiminizi insanlığın hizmetine sunmak için hazır olduğunuzu biliyoruz. Unutmayınız ki başarı; sabır, dirayet ve özveri gerektirir. Hayallerinize ulaşmak için pes etmeyin, çünkü sizlerin potansiyeli sınırları zorlayacak kadar büyük. Hayatınızın geri kalanında da yeni hedefler belirleyerek yeni zirvelere tırmanacaksınız. Karşınıza çıkacak her zorluk, sadece sizin gücünüzü ve azminizi daha da artıracaktır. Kendinize güvenmekten hiç vazgeçmeyin!”
Altın beyin ödülü takdim edildi
Konuşmaların ardından bu yıl derece yapan öğrenciler açıklandı. Bu yılın okul birincisi, mutlu olacağı mesleğin öğretmenlik olacağını fark edince, okuduğu genetik ve biyomühendislik bölümünü bırakarak okul öncesi öğretmenliği bölümünü kazanarak kayıt yaptıran Hacer Dilhun Yıldız oldu. Her yıl BAU okul birincilerine verilen “Altın beyin” ödülünü Enver Yücel’in elinden alan Yıldız, üniversite birincilerinin isminin bulunduğu mezuniyet kütüğüne kendi adının yazılı olduğu plakayı çaktı.
Rektör Prof. Dr. Esra Hatipoğlu’nun hediye verdiği Hacer Dilhun Yıldız, törende bir de konuşma yaptı.
Öğretmenlik hayali için genetik bölümünü bıraktı, okul birincisi oldu
Yüzde 50 burslu kazandığı BAU Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenlik bölümünü üstün başarıyla bitiren Yıldız konuşmasında, “Ralph Waldo Emerson’ın dediği üzere ‘İz bırakabileceğiniz yerlerde yolları takip etmeyin. Bunun yerine, yol olmayan yerlere gidin ve iz bırakın.’ Kendi yollarımızı inşa edelim, kendi izlerimizi bırakalım ve dünyayı herkes için daha yaşanabilir, erişilebilir, adil kılalım. ve son olarak, bugünün anlamını ve önemini vurgulamak adına, Ulu Önderimiz ve Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözüyle kapatmak istiyorum: “En mühim ve feyizli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu suretle olur.’ Bizler, aldığımız eğitimle, kazandığımız bilgi ve deneyimle, bu büyük sorumluluğun bilincindeyiz. Geleceğe umutla bakıyor, ülkemize ve insanlığa katkı sağlama yolunda ilerliyoruz. Tüm mezunlar adına geleceğe dair bu sözü taşıyarak, önümüzdeki zorlukları aşacağımıza ve aydınlık yarınlar için çalışacağımıza inancımız tam” diye konuştu.
Çocuk sevgisi öğretmen yaptı
Asker bir babanın ve memur bir annenin çocuğu olan Hacer Dilhun Yıldız, babasının tayinleri sebebiyle liseyi 4 farklı okulda okudu. Başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Yıldız, üniversite sınavında genetik ve biyomühendislik bölümünü kazandı. Okula devam ederken, asıl arzuladığı mesleğin öğretmenlik olduğuna karar verince, hayallerinin peşine düşmeye karar verdi. Ailesinin de desteğini almayı başaran Yıldız yeniden üniversite sınavına girerek Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenlik Bölümü’nü yarı burslu olarak kazandı. Çocukları çok sevdiğini ve onların hayatlarına olumlu dokunuşlarda bulunmak için öğretmenlik yapmaya karar verdiğini belirten Yıldız, sevdiği mesleğin peşine düşünce başarı da beraberinde geldi. Hacer Dilhun Yıldız, 2. Sınıfa geçince gösterdiği başarı sayesinde tam burs alarak eğitimine devam etti. Okulda bir yandan öğrenci asistanlığı yapan diğer yandan da arkadaşlarıyla TÜBİTAK’a proje hazırlayan Yıldız, bu yıl 6 bin öğrencinin içinde 3.96 puan ortalamasıyla üniversite birincisi olarak mezun oldu.
“Öğrenmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu gösterebilmek istiyorum”
Öğretmen olarak çocukların hayatlarına olumlu katkılar yapmak istediğini belirten Hacer Dilhun Yıldız “Çocuklara hayatı sevmenin, dünyayı tanımanın ne kadar güzel bir şey olduğunu, öğrenmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu gösterebilmek istiyorum. Nihai amacım da bu diyebilirim ve bunun yanı sıra ilerleyen dönemlerde eğitimde eşitlik için bir katkı da bulunabilmek isterim. Bu alanda çalışmayı da çok istiyorum” dedi.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanımızın dediği gibi bizlere Erzurumlu dadaşların, yol arkadaşı ettiği için şükrediyoruz dedik. Gerçekten biz de sizlere müteşekkiriz, sağ olasınız, var olasınız. Erzurum bize her zaman güç vermiş.” diye konuştu. Daha sonra söz alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hem kamuoyunda yapılan eleştirilere cevap verdi hem de yen “Yeni Maarif Modeli” ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“Attığımız her adımı birlikte istişare ederek konuşarak atıyoruz”
Özellikle siyaset mekanizması içerisinde uyum ve birlikte çalışmanın çok önemli olduğunu, daha önce bakan yardımcılığı, müsteşarlık gibi görevleri yaparken gördüğünü ifade eden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “İldeki siyaset milletvekilleri arasında, belediye başkanı, il başkanı arasında uyumlu olmadığı illerde iller gerçekten kayıplarla karşı karşıya kalıyorlar. İstedikleri şeyleri yapamıyorlar. Zaman kaybediyorlar İstenilen yatırımları, hizmetleri alamıyorlar. Böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalıyordu. Ben aslında ilk bakanlığa başladığımda en büyük endişelerimden bir tanesi buydu. Fakat bakanlığa başladıktan sonra ilk toplantımızdan itibaren beni aralarında kabul ettiler. Aralarındaki uyumlu ne kadar güçlü olduğunu gördüm. Attığımız her adımı birlikte atıyoruz. Attığımız her adımı birlikte istişare ederek konuşarak atıyoruz. Nitekim buradaki toplantı başlamadan önce öğretmen evinde Erzurum’la alakalı bir konuda ortak karar almak, ortak bir karar üzerine yürümek üzerine istişaremizi yaptık. Ben bu uyumu sağlamamıza vesile olan başta il başkanımız olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanımıza, milletvekillerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Erzurum’daki öğretmenevini bir kere farklı bir statüye kazandırmak lazım. Onu inşallah bir aksilik olmazsa büyükşehir belediye başkanımız da arsa üzerinde üreteceği formülle beraber Erzurum’a üç yüz yataklı yeni bir öğretmenin kazandırmak istiyorum” dedi.
“İstişare kültürü bizim için önemli”
13 yaşından beri siyasetin içinde olduğunu söyleyen Bakan Tekin, “13 yaşında afiş asarak başlamıştım. Siyasi mücadeleye ondan sonraki her seçim döneminde değişik şekillerde siyasetin içerisinde olacağız. O tarihlerde bizim yürüttüğümüz siyasi mücadeleyi siyaset içinde yürüttüğümüz etik mücadeleyi ve liderimize bağlılık, ölümüne bağlı düzeni yürüttüğümüz siyaseti eleştirenler görenler bugün saygı göstermek durumunda kaldılar. Çünkü biz bu duygularla bu düşüncelerle ve bu heyecanla iktidara geldik. İktidarı korumamız da aynı ahlaki ilkelere, aynı heyecana ve aynı motivasyona sahip olmakla olabilir. Fakat önemli bir nokta daha var. Yaptığımız şey istişareyle uyumla, vicdani muhasebeyle beraber yaptıysak, yola çıktıysak, çıktığımız yoldan bizi asla kimse döndüremez. Yani kınayanların kınamasından korkmadan üzerinize gelenlerin eleştirilerine aldırmadan doğru bildiğiniz yolda devam edeceksiniz. Biz de AK kadro olarak bu ülkeye, bu millete hizmet etmek Cumhurbaşkanımızın çizdiği çerçevede yürümek için hiçbir kınayıcısının kınamasından korkmadan yola devam edecek büyük bir aileyiz. Ben bu ailenin bütün fertlerine huzurlarını bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun” diye konuştu.
“Bugün beni eleştirenler o gün de eleştiriyorlardı”
15 Temmuz sürecinin öncesinde Türkiye’de 12-13 yılı içerisinde kendisini eleştiren kişiler ile bugün yaptığı şeylerden dolayı eleştirenlerin aynı olduğunu, sürekli kendisini hedef aldığını belirterek, “Çünkü ben diyordum ki, ülkemizin üzerine çöreklenen yurt dışından beslenen fonlanan projesi ve yol haritası çizilen bir yapı var. Beklenen yurt dışından beslenen, yurt dışından sonlanan, yurt dışından projesi ve yol haritası çizilen bir hareket var. Bir yapı var. Bu yapı bu ülkenin bağımsızlığı, bu ülkenin milli devlet olma vasfıyla problemi var. Bizi birilerinin sömürgesi yapmak isteyen birilerinin arka bahçesi yapmak isteyen bir yapı var. Bu yapıyla mücadele etmemiz gerekir diyordum ben. Bugün beni eleştirenler o gün de eleştiriyorlardı. Daha bugün buraya gelmeden ben, hafta içerisinde baktım. 17-25 Aralık sürecinden önce dershane kavgasında, benim yaptıklarımı kimler eleştirmiş ve hangi dili kullanarak eleştirmiş diye baktım. Ne tuhaf değil mi? Şu an beni eleştirenler o günde beni eleştirmişler. O gün doğru yolda olduğumuzu sonradan fark ettiler. Bugün de doğru yolda olduğumuzu fark edecekler. Çünkü biz yaptığımız bütün işleri istişare ile yapıyoruz” dedi.
“Milli eğitimde çağ atladık”
Bakan Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde Türkiye’de her alanda devrim niteliğinde işler yapıldığını ifade ederek, “Şu an Türkiye’de ortaokul düzeyindeki, ortaokul üstü düzeydeki bütün okullarımızda siber optik olanlar var. Normal ağ bağlantısı olanlar var. Bütün okullarımızda internet bağlantısı var. Bütün okullarımızdaki internet bağlantısının faturasını bakanlık olarak biz ödüyoruz. Bakın bu bedava değil. Biz bunun faturasını ödüyoruz Yüz milyonlarca lira internet faturası ödüyoruz her ay. Yetmedi yaklaşık yedi yüz bine yakın dersliğimizde akılı tahtalar var. Peki bu akıllı tahtalarda ne yapıyor çocuklar? Akıllı tahtalarla ne yapıyorlar biliyor musunuz? Büyük Türkiye değişik bölgelerindeki öğretmenlerimizin uygulamalarını dünyanın değişik ülkelerindeki iyi uygulamaları bizim bakanlıktan oluşturduğumuz elektronik içerikleri EBA dediğimiz bir yatırım eğitim portalı var. O portal üzerinden öğretmenimiz istediği zaman çocuğa görsel film, müzik ya da uygulama biçiminde oradan gösteriyor. Eğitim öğretim dışı bahsettiğim rakamı dünyanın hiçbir ülkesinde yok arkadaşlar. Anlattığımız zaman başka ülkelerdeki muadillerimiz bize bu anlamda takdir ediyorlar” dedi.
Fransız Okulları Meselesi
“Bugünlerde kamuoyunda benimle ilgili şahsım üzerinde çok fazla tartışma var” diyen Bakan Tekin, “Ben sizden daha önce de istemiştim. Bizim yapacağımız şeyler muhalefetin birilerinin bazı çevrelerin hoşuna gitmeyecek. ve beni çok eleştirecekler. Bana sahip çıkacak mısınız diye” diye sordu. Bakan Tekin salondan gelen alkışlar üzerine hemşerilerine ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.
Bakan tekin açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bunlardan bir tanesi özellikle bugün sabahtan medyada görmüşsünüzdür. Saçma sapan bir eleştiri var. ve iki Fransız okuluyla ilgili, enteresan bir kitle var. Yalan yanlış şeyleri uyduruyorlar ve yazıyorlar. Mevzunun aslını burada onu bir açıklamam lazım. Çünkü benim açımdan önemli. Cumhuriyet’le beraber Lozan Anlaşması’nı imzaladık. ve Lozan Anlaşması’nda cumhuriyetimizin kurucu kadrolarımızın altına imza attığı Türkiye’de yabancı okullarımız var. On iki tane yabancı okul var. Fransız okulları var. Alman okulları var. İtalyan okulu. Bunlara bir Lozan’da davet ettiğimiz, hiçbir problem çıkartmıyoruz. Onlarla ilgili hiçbir sıkıntımız da yok. Fakat enteresan bir biçimde Fransa bu mektuplarda da olmayan sadece müstemleke ülkelerine yakışan şekilde davranarak Türkiye’de iki tane daha okul açmışlar. Okul burada söylemeyeyim. İki tane okul açmışlar ve bu okula da açarken de biz buraya Fransızları alacağız sadece demiş olmalarına rağmen. Şu an öğrenci sayısı yüzde doksan oranında Türk vatandaşı. Hangi Türk vatandaşları olduğunu tahmin ediyoruz. Yani Fransız okulunda çocuğunu gönderen Türk vatandaşı. Biz çocuklar, bir bizim sistemimizde legal ve on iki yıllık zorunlu eğitim uygulamakla mükellefiz. Dolayısıyla o çok okula giden bir Türk vatandaşı eğer bende kaydı yoksa ben o çocuğu okullaştırmadığım için görevimi yapmıyorum demektir. Ben şimdi diyorum çocuklar nerede? Okulda. Hangi okulda? Bizim kaydımızda yok. Nereye gidiyorlar? O iki Fransız okuluna. Resmi olmadığı için bu çocuklar okullaşmamış gözüküyorlar. Şimdi diyorum ki Fransızlara büyükelçiye söyledim. ya bu yaptığınız doğru değil. Ben müsteşarken yazmıştım yazıyı. Oyaladılar bizi. ya evet haklısınız. İşte okula almıyorlar. Okula müfettiş gönderiyoruz. Öğrenci var mı diye bakalım diye almıyorlar. Şimdi siz bir denetleyemezsiniz diyorlar Sonra çocuklar mezun oluyorlar, oradan mezun çocuk. Diplomasının, denkliğini bize getiriyor. Yani vatandaşla beni karşı karşıya getiriyor. Yetmedi bu çocuklar ayrıcalıklı bir pozisyonda YÖS sınavlarına giriyorlar, yabancı öğrenciler için yaptığımız yüksek öğretim kurumu sınavlarına giriyorlar. Yani bir kerede adaletsizlik var orada. Şimdi diyoruz ki bunlara, gelin konuşalım. İşte geliriz, yarın geleceğiz, öbür gün geleceğiz. İşte şöyle oldu. Büyükelçiyi davet ettik. Geldi. İlk fırsatta çözeceğiz. Ne zaman konuştuk bunu Aralık ayında? İlk fırsatta çözeceğiz demesinin üzerinden yedi sekizinci ay geçti. Hala lütfedip bizi muhatap almıyorlar. Ben de diyorum ki ya kardeşim bak biz müşterideki sömürge sömürdüğünüz ülkeler gibi değiliz. Biz bağımsız ve milli bir devletiz dolayısıyla bizim literatürümüze göre burada eğitim vermek istiyorsanız bizim şartlarımıza göre hareket edeceksiniz. Gelin bu okulları meşru hale getirelim. Bunun karşılığında da sizden biz de Fransa’daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz olacak. Sen benim oradaki vatandaşlarımızın taleplerini engelle kafana göre hareket et. Ondan sonra da biz resmi yazı gönderdik. Şimdi de büyük köşe yazarlarına yazılar yazdırıyorlar. Öyle saçma sapan bir yazı yazmış ki mesela çok büyük bir gazeteci diyor ki ‘Milli Eğitim Bakanı bu okullarda din kültürü dersi veremediği için okulları kapatıyor’. Ahlaksızlık yapmayın. Gerçekten ahlaksızca bir yalan bu. Şimdi şu vesileyle ben bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusal ve uluslararası hukuku korumak adına sorumlu davranan bir Milli Eğitim Bakanı olarak bu okulların biz gerekli adımları attık. Bizim şartlarımıza gelirlerse hayatlarına devam ederler. Gelmezlerse de paşa gönülleri bilir. Biz de gerekli hukuki prosedürü takip ederiz. Bunu da bu vesileyle paylaşmış olayım” diye konuştu.
“Yeni maarif modeline yapılan eleştiriler”
Yeni maarif modeli ile ilgili olarak yapılan eleştirilere de cevap veren Bakan Tekin, “Bunu ekranlarda çokça anlattım. Ne yapmaya çalıştık? Yapmaya çalıştığımız şey şu arkadaşlar. Dünya değişti. Biz çocuklarımıza bundan otuz sene, kırk sene önceki gibi mantıkla eğitim vermeye devam etmeli miyiz? Yoksa dünyanın şartlarına ayak uydurmak zorunda mıyız? Şimdi uluslararası raporlara bakıyorum. Bizim eğitim sistemimizi eleştiriyorlar. Neyle eleştiriyorlar? Diyorlar ki siz bu çocuklara çok aşırı derecede bilgi yüklüyorsunuz hatta sistemleri çok örnek gösterilen birçok batı ülkesiyle kıyaslandığında onların iki katı kadar bizim on iki yıllık eğitimde çocuklara bilgi yüklüyoruz. Şimdi bu pedagojik değil. Bu çocuklarımızın pozisyonlarına aldık Uygun değil. Ben diyorum ki biz bunu azaltalım. Bir bunu söylüyorum. İki, diyorum ki çocukların artık bilgi, çocuklara bilgi yüklemek değil. Dünyada eğitim çocuğa verdiğim bilgiyi çocuk gündelik hayatta kullanabiliyor mu? Kullanamıyor mu Buna bakmamız lazım. Dünya buna bakıyor. Ben diyorum ki biz de sistemimizi buna göre değiştirelim. Programda yaptığımız değişiklik özü bu. Buna ilave bir şey daha ekledik. Dedik ki bir de bu çocuklarımız dünyada yaygınlaşan bir sürü sapkın var. Dünyada çocuklar yoldan çıkıyor, aile hayatından tutun, vatanseverlik, ahlak, merhamet ve benzin bir sürü değerleri çocukları kaybediyorlar. Ben bu çocuklar bu ülkenin asgari müşterek milli ve manevi değerlerine sahip çıksın sahip çıkacak, içinde yetişsin istiyorum. O yüzden sisteme bir de vurmayın. Tek tek sana gelip diyorlar ki çocuklarımız işte şöyle yetişiyor. Tamam müfredata koyacağız, düzelteceğiz. Dolayısıyla bizim müfredat bir. Çağın gereklerine uygun bir, mantıkla, teknikle hazırlandı ve çağın gerektiğine uygun bir içerikle hazırlandı. İki yerli ve milli bir bakış açısıyla hazırlandı. Bu değerleri verecek şekilde hazırlanıyor. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi mensupları benimle ilgili ve programla ilgili eleştiriler var. Diyorlar ki laiklik ilkesine aykırı. Ben de diyorum ki ben siyaset bilimciyim. Laiklik ilkesine falan aykırı değil. Ama CHP’nin bana dayatmaya çalıştığı laiklik tanımıyla bağdaşmıyor. Bu doğrudur. Ben söylemler üzerine konuşmuyorum. Ben uygulamalar üzerine konuşuyorum. CHP’nin laiklikten anladığı şey şu. Bin dokuz yüz kırklı yıllarda burada annesinden, babasından dinleyen vardır. Camileri yasaklayan, Kur’an kurslarını yasaklayan kimdir? CHP. Peki neyi yargıla yasakladı? Yasakladı. Şimdi CHP’li laiklik anlayışıyla benimkinin aynı olması mümkün mü? Dolayısıyla ben diyorum ki sizin laiklik anlayışınız. Başka benim laiklik anlayışım var Bu bir. İki. Yirmi sekiz Şubat’ta başörtülü üniversite öğrencilerinin ikna odalarını alıp başlarını açmak için ikna etmeye çalışanlar bunu ne için yapıyorlardı arkadaşlar laiklik ilkesi için. Peki onların laiklik ilkesiyle benim anladığım laiklik örtüşür mü? Hayır. Dolayısıyla ben anlaşamam onlarla.”
Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen danışma Meclisi toplantısına Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanı sıra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı AK Parti Artvin milletvekili Faruk Çelik, AK Parti Erzurum Milletvekilleri Selami Altınok, Fatma Öncü, Mehmet Emin Öz, Abdurrahim Fırat, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, İlçe Belediye Başkanları ve teşkilat mensupları katıldı. – ERZURUM
]]>Filistinli yetkililer, 6 Temmuz Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) tarafından işletilen bir okula yönelik saldırıda en az 16 kişinin öldürüldüğünü, onlarca kişinin yaralandığını açıkladı.
Gazze’nin sivil savunma birimi, İsrail’in Pazar günü yerinden edilmiş ailelerin barındığı bir başka okula düzenlediği ikinci saldırıda ise 4 kişinin öldüğünü söyledi.
İsrail ordusunun bu sabah da, bölgeden tahliye emri verdikten birkaç saat sonra Gazze Şehri’nin merkezine yeni bir saldırı düzenlediği bildiriliyor.
İsrail ordusu saldırılara ilişkin yaptığı açıklamalarda sivillere zarar verme riskini azaltmak için “çok sayıda adım” attığını ve hedeflerin Hamas faaliyetleri için ve “sığınak” yeri olarak kullanıldığını söyledi.
Filistinli kaynaklar, Pazar günü Kutsal Aile Kilisesi’nin yanındaki Kutsal Aile Okulu’na düzenlenen hava saldırısında Hamas yönetiminden üst düzey bir yetkilinin de hayatını kaybettiğini duyurdu.
BBC’nin edindiği bilgiye göre binada çok sayıda insan barınıyordu.
Görgü tanıkları, saldırının zemin kattaki iki sınıfı hedef aldığını paylaştı.
BBC’ye konuşan yerel bir yetkili, Ehab Al-Ghussein adlı Hamas üyesinin 3 ay önce Gazze Şehri ve kuzey Gazze’deki Hamas hükümetinin işlerini yönetmek üzere atandığını söyledi.
Ehab Al-Ghussein daha önce Hamas yönetiminde Çalışma Bakan Yardımcısı ve ondan önce de İçişleri Bakanlığı Sözcüsüydü. Ölümü askeri açıdan Hamas’a bir darbe olarak görülmese de, Al-Ghussein Hamas’ın lider kadrosunda önemli bir figür olarak görülüyordu.
‘Uyarı yapılmadan dördüncü kez okula saldırı’
2006’dan bu yana Hamas’ın kontrolünde olan Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Cumartesi günü düzenlenen saldırıda hedef alınan okulda, Gazze’nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı terk etmek zorunda kalmış Filistinliler barınıyordu.
Olay yerinden paylaşılan videolarda, toz ve molozla kaplı sokakta çığlık atan yetişkinler ve çocukların koşarak yaralılara yardım ettiği görülüyor.
Görgü tanıkları BBC’ye saldırının yoğun bir pazarın yakınında bulunan okulun üst katlarını hedef aldığını söyledi.
BBC’nin edindiği bilgiye göre 7 bine yakın kişi binayı sığınak olarak kullanıyordu.
İsrail, “Al-Jaouni Okulu bölgesinde bulunan yapılarda faaliyet gösteren bazı Hamas teröristleri” vurduğunu öne sürdü.
Yerel bir kaynak, hedefin Hamas polisi tarafından kullanıldığı iddia edilen bir oda olduğunu söyledi.
Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan bir kadın, binanın vurulduğu sırada Kuran okuyan bazı çocukların öldüğünü, “Uyarı yapılmadan 4. kez bir okulun hedef alındığını” söyledi.
Hamas ise saldırıda öldürülenler arasında 5 yerel gazetecinin de bulunduğunu paylaştı.
İsrail ordusu yaptığı açıklamada okul binasını vurduğunu doğruladı ve “hassas hava gözetimi ve ek istihbarat kullanımı da dahil olmak üzere sivillere zarar verme riskini azaltmak” için “çok sayıda adım” attığını söyledi.
Hamas’ın bu bölgeyi İsrail birliklerine karşı saldırılar düzenlemek için bir “sığınak” olarak kullandığını öne süren ordu yetkilileri, “Hamas, İsrail’e yönelik terör saldırılarında sivil yapıları ve sivil halkı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası hukuku sistematik bir şekilde ihlal etmeye devam ediyor” açıklamasını yaptı.
Hamas saldırıyı “savunmasız, yerinden edilmiş sivillere” yönelik bir “katliam” olarak nitelendirdi.
Yeniden tahliye emri
İsrail ordusu Pazartesi sabahı yeniden Gazze Şehri’nde tahliye emri verdi.
BBC’ye konuşan ve Bani Amer mahallesinde eşi, beş çocuğu, annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan 47 yaşındaki İbrahim El Barbari, onlarca ailenin evlerini terk ettiğini, kadın ve çocukların çantalarıyla batıya doğru gittiğini söyledi.
“Komşulardan evi terk etmemiz gerektiğini duyduk. Ordudan herhangi bir telefon ya da mesaj almadık ama yeniden taşınmaya hazırlanmak için eşyalarımızı toplamaya başladık bile.
“Aylardır kıtlığa yakın bir durumda yaşıyoruz.”
Haziran ayında Nuseyrat bölgesinde BM tarafından işletilen bir başka okula düzenlenen saldırıda en az 35 kişi hayatını kaybetmişti.
Bu saldırının ardından İsrail ordusu, okuldaki “Hamas yerleşkesine hassas bir saldırı düzenlediğini” ve içeride olduğuna inandığı 20 ila 30 savaşçının çoğunu öldürdüğünü açıklamıştı.
Son günlerde Gazze’de ateşkes ve rehine takası müzakerelerinde yeniden hareketlenme yaşanıyor.
Müzakerelerin bu hafta devam etmesi bekleniyor. Tarafların teklif edilen yeni anlaşmaya daha ılımlı yaklaştığı aktarılsa da, İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından bugün yayınlanan yeni bir açıklamada olası bir anlaşmanın İsrail’in tüm hedeflerine ulaşana kadar savaşmaya devam etmesine izin vermesini içermesi gerektiği belirtiliyor.
İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlenen ve çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 1200 hayatını kaybettiği, 251 kişinin de rehin alındığı saldırısına yanıt olarak Hamas’ı “yok etmek için” savaş başlattı.
Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, o tarihten bu yana bölgede 38 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.
]]>Merakla beklenen LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından öğrenciler için tercih dönemi başladı. Tercih dönemi 17 Temmuz’da sona erecek. Öğrenciler kendileri için en iyi liseyi ararken Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilere hazırlık sınıfı olmak üzere 5 yıllık bir eğitim veriyor. Özel müfredatı ile öğrencilere yapay zeka, robotik kodlama ve yazılım derslerinin yanında ulaşım, burs, staj ve yemek olmak üzere birçok imkan sunuyor.
Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencileri Türkiye’nin ve dünyanın en iyi üniversitelerinde okuyabilecek bir akademik eğitimle yetiştirmeyi hedefliyor. Ücretsiz devlet lisesi, bu sene LGS ile 36 öğrenci alacak.
Tercih dönemi dolayısıyla Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni ziyaret eden Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, Demirören Medya Eğitim Projeleri Grup Direktörü Nuran Çakmakçı moderatörlüğünde öğrencilerin ve velilerin sorularını yanıtladı. Ardından Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Atila Ertoğan, okul hakkında bilgi verdi.
ÜNSAL: ÖNEMLİ OLAN EN SON YAZDIKLARI OKULA NE KADAR YÜZDELİK DİLİMDE UZAK OLUP OLMADIKLARI
Tercihlerin çok sıkı ve yoğun bir şekilde yapıldığı günler içerisinde bulunulduğunu aktaran Ünsal, “Dolayısıyla öğrencilerin ve daha çok da velilerin çok heyecanla takip ettikleri bir zaman dilimi. Özellikle öğrencilerin LGS’de elde etmiş oldukları performansa ve başarıya göre veliler artık okul arayışlarına girdi. Yüzdelik dilimlerine uygun olan okullar hangileriyse onlardan bir seçim yapmak istiyor. Tercih sadece sınava giren öğrencilerin yaptığı bir uygulama değil. Hem sınava giren öğrencilerin hem de sınava girmese dahi adrese dayalı olarak tercih yapılabilecek bir süreç. Ayın 28’inden hemen sınav sonuçlarının açıklanmasıyla başladı. 17 Temmuz’a kadar bu süreç devam edecek. Bu zaman dilimi içerisinde veliler eğer öğrenci sınava girmişse özellikle sınavlı okulları tercih edebilme hakkını elde ediyorlar. Sınava girmemişlerse veya sınava girmiş olmalarına rağmen adrese dayalı okullarında ilk 5 okul oradan 10 tane okulda sınavla ilgili tercihleri yapmış olacaklar. Bunların tercihlerini yaparken genel olarak yüzdelik dilimler üzerinden bir değerlendirme yaparak, önceki yıllarda oluşmuş yüzdelik dilimleri hangileriyse o yüzdelik dilimlerin üzerinden bir liste oluşturmak şanslarını artıracaktır. Bir yelpaze içerisinde seçim yapmak, kendi yüzdelik diliminin biraz daha yukarısında olan okullardan başlayıp ve biraz daha aşağısında olan okullardan liste oluşturmak da öğrencilerin şanslarını arttıracaktır. Yaklaşık 10 tane tercih hakları var. Bazen 10 taneyi dolduramayabilirler. 6-7 seçim yaparak noktalayabilirler. Önemli olan burada en son yazdıkları okula ne kadar yüzdelik dilimde uzak olup olmadıkları. Eğer çok yakın yerlerden yazıyorlarsa o dilimlerde yazmalılar. Bazen yıldan yıla farklılıklar oluşabilir ve bundan dolayı kazanma şansını risk edebilirler. Böyle bir riski yaşamamak için alt sıralarda yazdıkları okulların yüzdelik dilimlerinin kendi yüzdelik diliminden daha aşağısında olan yerlerden olması onlar için yararlı olacaktır” dedi.
“HANGİ TÜR LİSEYE GİTMEK İSTEDİKLERİNE KARAR VERSİNLER”
Türkiye’de tercih edebilecek lise türlerine bakıldığında fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, anadolu liseleri, mesleki ve teknik anadolu liseleri, anadolu imam hatip liseleri olmak üzere 5 ayrı kategoride tercih yapılabileceğini söyleyen Ünsal, “Hangi tür liseye gitmek istediklerine karar versinler. Bunu aslında yüzdelik dilimler belirliyor. Mesela yüzde 3-5’lik dilimdelerse o zaman fen lisesi de dahil tüm lise türlerini seçmek gibi bir avantaj yakalayabiliyorlar. Ama yüzdelik dilimleri biraz daha aşağılardaysa örneğin yüzde 15-20-30 seviyesindeyse doğal olarak fen ve anadolu liselerine girmekte zorlanıyorlar. Bu sefer mesleki ve teknik Anadolu liseleriyle anadolu imam hatip Liselerinin de içinde bulunduğu bir tercih listesini oluşturmaları gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında çocuklar hangi tür okula gideceklerini belirlesinler. Ama o okulda da ‘kariyerlerini hangi yönde yönlendirecekler, hangi alanda uzmanlaşacaklar, akademiye geçtiklerinde, üniversiteye geçtiklerinde hangi alanda kendileri mutlu olacak’ bunlarla ilgili de en azından bir ön hazırlık yapmaları gerekiyor. O tür bir liseye gitmeleri gerekiyor” diye konuştu.
“LİSELERLE İLGİLİ ÖN YARGI TAŞIMASINLAR”
Ünsal, “Liselerle ilgili ön yargı taşımasınlar. Bir lisenin puanı veya yüzdelik dilimi yüksekse o lise illa daha iyi lisedir puanı ondan biraz daha düşük olanın daha zayıf bir lisedir şeklinde bir algı doğru değildir. Puan üzerinden veya yüzdelik dilim üzerinden bir algı ile tercih yapmak çok doğru olmayabilir. Çok uzak yerlerdeki liselere gitmek eğitim öğretim sürecinin 4 yıllık zamanda çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacakları bir dönem olacak. O nedenle lisenin lokasyon olarak öğrencinin yaşadığı yere ne kadar yakın olduğu çok önemli. Eğer başka illerdeki bir liseye gideceklerse ki o ildeki lisenin bir pansiyon, yurt olanağının olup olmadığı da elbette çok önemli. Tüm bunları dikkate alarak çocuklar okul seçimlerini yapabilir. Önemli olan okulların onları ne kadar değerli hissettirdiği ne kadar onların eğitim öğretimini önemsedikleri, onlara özellikle bir sonraki eğitim süreci olan akademiye geçişte ne kadar katkı sunup sunmayacakları, çocukların kendi kişisel gelişimine ne kadar katkı sağlayıp sağlamayacakları okulların temel özellikleri bu. Baktığımızda Türkiye’deki okullar genel olarak birbirine çok benzeyen okullar. Dolayısıyla biraz öğrencinin kendisine de çok fazla iş düşüyor. O gayreti gösterecekleri okullardan hangileriyse onlara yönelmelerini tavsiye ederim” dedi.
Ünsal son olarak şunları söyledi:
“Bu süreci kaçırmasınlar. Daha doğrusu hemen acele bir tercih listesi oluşturup teslim etmek yerine gerçekten okulları da araştırarak bilmedikleri hususları mutlaka bir uzman desteğinden yararlanarak tercihlerini yapmalarını öneriyorum. İlk yerleştirmede sonuçlar istedikleri gibi gelmediği takdirde yani istedikleri okulları kazanamadıkları takdirde hemen yerleştirme sonrası da 22 Temmuz’da başlayıp 2 hafta devam eden bir nakil süreci de karşılarında olacak. Bazen hedefledikleri okula ilk yerleştirmede yerleşemiyorlarsa o nakil sürecinde de tekrar o geçmek istedikleri okullara geçebilme şansını yakalayacaklardır. Ben hepsine başarılı bir tercih dönemi diliyorum.”
ERTOĞAN: BAŞARILI BİR ÜÇ YIL GEÇİRDİK VE BU BAŞARILARIN DEVAM EDECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ
Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Atila Ertoğan ise “Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak yine bir tercih sürecindeyiz. Bu sene üçüncü yılımızdayız. Yine heyecanımızı koruyoruz ve bu sene farklı farklı bir uygulama yapmak istedik. Salim Ünsal tercihler konusunda, LGS süreçleri konusunda duayen isimlerden birisidir. Velilerimiz ve öğrencilerimiz sürekli zaten okulumuzu ziyaret ediyor. Onlara en iyi tercihi nasıl yapmaları gerektiği, bu zorlu süreci nasıl atlatmaları gerektiği, iyi bir lise seçimi nasıl olması gerektiğini belirtiyoruz. Açıkçası çok farklı bir program, çok farklı bir kültür ve çok farklı bir planlaması olan, geleceğe aslında çok büyük hedefleri olan okulumuzun da nasıl işlediğini neler yaptığını da başarılı bir şekilde tanıtmaya çalışıyoruz. Şu an böyle bir süreç yaşıyoruz. Her sene olduğu gibi hepimiz heyecanlıyız. Başarılı bir üç yıl geçirdik ve bu başarıların devam edeceğini düşünüyoruz, öngörüyoruz. Türkiye’nin her yerinden tüm öğrencilerimizi ve velilerimizi okulumuza bekliyoruz. Tercihi yapacak arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Her şey gönüllerince olsun. Teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Biyoloji Öğretmeni Mustafa Şahin de “Okulumuzda özellikle bu dönemde LGS tercih dönemi için bir çalışma yapıyoruz. Seminerler veriyoruz. Bu süreçte velilerin kafalar çok karışık olduğu için en azından bu dönemde gelsinler, okulu görsünler, rehber öğretmenlerimizden, idareden, öğretmenlerden bilgi alsınlar diye çaba sarf ediyoruz. Bir de bugün alanın duayeni insanlarını getirdik. Onlardan velilerin bilgi almasını sağlayacağız. Bizim burada tabii her ne kadar ismimizi meslek lisesi diye geçse de aslında meslek lisesinin yanı sıra akademik olarak da çok iyi çalışmalar yapıyoruz. Hatta çocukların bazı iyi yönlerini geliştirmek için algoritma, yazılım, robot Olimpiyat gibi alanlarda da çalışmalar yapıyoruz” dedi.
ALBAYRAK: BU OKULU TERCİH ETMEMİN NEDENİ YÜKSEK DONANIMLI BİR MÜHENDİS OLMAK
Almir Berkay Albayrak da Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni tercih yapma nedeninin 5 yıl eğitim sunması ve ilk senesinde güzel nitelikli dil eğitimi vermesi olduğunu belirterek “Artık lisede eğitim süreci bitmiyor. Üniversitede önemli. O yüzden 11 ve 12. ağır sayısal dersler imkanı sunması için Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, tercihlerde yazmamın nedeni bu. Amacım donanımlı bir mühendis olmak. Bunun içinde iyi bir sayısal ders olanağı sağlayan bir okul olması lazımdı. Bu okulu tercih etmemin nedeni yüksek donanımlı bir mühendis olmak” diye konuştu.
Annesi Mahiye Albayrak ise “Tercihlerimizi bilinçli yapmak için güzel bir söyleşi oldu. Dinledik. Okulu sosyal medyadan öğrendim. Bir öğrenci için, dünya vatandaşı olabilmesi için tüm yeterlilikleri sağlayan güzel bir okul. Çocuğumuzun yeteneklerini de ön plana çıkarabilecek, onu besleyebilecek tüm donanımlara sahip olduğuna inanıyoruz. Bu okulu ilk iki tercihimize yazmayı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
YILMAZ: OKULA GELDİĞİMDE SAHİPLENİCİ BİR YUVA GİBİ HİSETTİM
Tercih edeceği okulun imkanlarını önemsediğini aktaran Nisa Nur Yılmaz da “Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin öğrencilere verdiği imkanlar çok güzel. Okula geldiğimde sahiplenici bir yuva gibi hissettim. Okul çok güzel. Yurt dışı imkanları sağlıyor. Eğitim verdikten sonra üniversitede staj ve iş imkanı sağlıyorlar. Her öğrencinin isteyeceği durumlar bunlar. O yüzden tercih ediyorum” ifadelerini kullandı.
Nisa Nur Yılmaz’ın dayısı Gökhan Duman ise “Bu okulun öğrencilere sağladığı avantajlar ve olanaklar inanılmaz güzel. Özellikle böyle zamanda. Bu okulu seçmemek, tavsiye etmemek için hiçbir neden yok” dedi.
]]>Türkiye genelinde 1 milyon 38 bin 544 öğrencinin katıldığı LGS sonuçları, bugün açıklandı. 2 Haziran’da gerçekleşen, 8’inci sınıf öğrencilerinin girdiği sınavda Bilfen Okulları’ndan 36 öğrenci 500 tam puan aldı. Bilfen Çamlıca Ortaokulu’nda düzenlenen törenle kupalarını alan öğrenciler, başarılarının sırrının disiplinli ve düzenli çalışmaktan geçtiğini söyledi.
GÜRPINAR: MODUM DÜŞTÜĞÜNDE BAŞLADIĞIMI BİTİRMEM LAZIMDI
Bilfen Yenişehir Ortaokulunda eğitim gören Mercan Gürpınar, bütün sene sınava çalıştığını ve sonucu ilk gördüğünde çok heyecanlandığını söyledi. Gürpınar, “Ama ne kadar çalışsanız da kimsenin beklediği bir şey olmuyor. Yani kısmet. Süreç benim için zorlu geçti. Tabii bütün öğretmenlerimizin yardımıyla biraz daha kolaylaşıyor. O kadar çok sınava girdik ki artık sınav normal bir şey haline geldi. Bunun da muhtemelen LGS başarımda etkisi var. Çok strese girmedim. Ben cerrah olmak istiyorum. Onun için İstanbul Erkek Lisesi’ne gitmek istiyorum. Daha sonra mümkünse Almanya’da üniversiteye gitmek istiyorum. Bu sınav hayatınızın sonu değil. Onun için çok stres yapmaya gerek yok. Olursa oluyor. Olmazsa da tek bir çıkış yok. Bunda başarılı olan hayatı tamam müthiş olacak diye bir şey de yok. Çok iyi derece yapamayanların da hayatı çok kötü bitti diye de bir şey yok. Onun için öncelik sağlık. Onun dışında elinizden geleni yapın. Gerisini bırakın. Benim sınavlardan çıktıktan sonra çok ağladığım da oldu. Özellikle son hafta her sınavdan çıktığımda ağlıyordum. Ama modum düştüğünde başladığımı bitirmem lazımdı. Çünkü çok fazla emek verdim. Emek boşa giderdi. Herkesin emeği var, bir tek benim yok. Onun için devam ettim” diye konuştu.
ARCAN: DÜZENLİ VE DİSİPLİNLİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞTIM
Bilfen Çamlıca Ortaokulundan mezun olan Umut Arcan, “Bu sene LGS sınavına hazırlandım ve 500 tam puan olarak Türkiye birincisi oldum. Yani bu sonucu tabii bekliyordum. Daha doğrusu istiyordum. Ama korku da vardı. Başardığımı görünce de bir rahatlama geldi. Mutlu oldum. Çok güzel hissettim. Onur duydum. Ben çok fazla herkesin çalıştığı kadar çalışamadım. Ben çok yoğun olarak basketbol oynuyorum. O süreçle birlikte LGS’ye çalıştım. O yüzden benim için önemli olan şey disiplinli çalışmaktı. Çok çalışmaktan ziyade hiç soru çözemediğim de günler oldu. Ama çözdüğüm her soruyu anlayarak neden böyle olduğunu düşünerek ve gerektiği zaman hocalarıma sorarak düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştım. Bazen uykusuz kaldığım günler oldu. Ama bir inanç vardı içimde. Yani sonucu çok iyi olacak diye hissediyordum. LGS’de tam yapmak ve basketbolda önemli başarılar elde etmek için her zaman çalışmaya devam ettim” dedi.
“HER ZAMAN BİR SPOR, SANAT VEYA BİLİM FAALİYETİYLE YÜRÜTÜN”
Mühendis olmak istediğini söyleyen Arcan, “Çünkü hep uzaya merakım vardı. O yüzden onu destekleyecek yönde bir mühendis olarak hayatıma devam etmek istiyorum. Bu sürece hazırlandığımdan beri ilk bir İstanbul Erkek Lisesi’ni görmüştüm. Ondan sonra her zaman dedim ki ben bu liseye gireceğim. Yani hedefimi net bir şekilde öyle belirlemiştim. Onun için çalıştım. Şimdi de bu sonuç gelince de orayı istiyorum tabii. LGS sürecine hazırlanan arkadaşlarım öncelikle sakin olsunlar. Bu uzun bir süreç. Çok fazla yanlış da yapabilirler. İstedikleri sonucu elde edemeyebilirler. Sakin olsunlar. Bir senelik uzun bir maratona giriyorlar. Ayrıca her zaman şuna odaklanmasınlar. Ben çok soru çözeceğim. Her gün çalışacağım. Saatlerce gece 12’ye kadar oturacağım. Hayır böyle bir şey yok. Düzenli ve disiplinli çalışın. Her zaman bir spor, sanat veya bilim faaliyetiyle yürütün. Çünkü kafanızın rahatlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
VARLIK: BU GURURU, BU MUTLULUĞU DÜŞÜNEREK ÇALIŞTIM
Bilfen Halkalı Ortaokulu öğrencilerinden Kerem Mert Varlık, “Çok çalıştım. Düzenli, disiplinli çalıştım. Hep bu gururu, bu mutluluğu düşünerek çalıştım. Benim motivasyon kaynağım oldu. Hiç çalışırken şu okula girmeliyim, şuraya gitmeliyim gibi düşünmedim. Hep bu heyecanı bu mutluluğu düşünerek çalıştım. Yani motivasyon kaynağı arıyorlarsa onlar için muhteşem bir motivasyon kaynağı olabilir. Çıktığımda biraz endişeliydim. Ama içime doğmuştu. Tam da emin değildim. Böyle tam full demedim çıkınca” dedi.
KAVUZLU: AİLEM VE ÖĞRETMENLERİM ÇOK DESTEK OLDU
Bilfen Çayyolu Ortaokulunda eğitim gören Ela Kavuzlu da “??Sınavdan çıktığımda bu sonucu beklemiyordum. Çalıştığım için çokta sürpriz olmadı bana. Sürekli denemelere girdik. Onun haricinde haftada bir gün spor yaptım. Ailem ve öğretmenlerim çok destek oldu. Tıp ya da mühendislik okumak istiyorum. Çok çalışmalarını öneriyorum” ifadelerini kullandı.
KILIÇ: GEÇEN SENEDEN DAHA AZ TÜRKİYE BİRİNCİSİ ÇIKACAĞINI ÖN GÖRÜYORUZ
Bu sene okullarından 36 Türkiye birincisi çıktığını söyleyen Bilfen İlköğretim Kurumları Rehberlik Bölümü Başkanı Tuğçe Kılıç, “36 öğrencimiz tüm soruların tamamını doğru cevapladı. Türkiye genelinde henüz kaç tam yapan öğrenci olduğunu bilmiyoruz. Ancak muhtemelen geçen seneden daha az Türkiye birincisi çıkacağını ön görüyoruz. Çünkü biraz daha yorumlaması zor bir sınavdı diyebiliriz. İlk sorulara bakıldığında kolay gibi görüldü. Ama detaylı incelendiğinde gerçekten güçlü çeldiricisi olan sorular vardı. Eleyici sorular vardı. Dolayısıyla kolay diyen çocukların aslında hatalarının çıktığını zor diyenlerin aslında yapabildiklerini gördüğümüz biraz daha farklı bir sınavdı. Bizlerin de sonuçlarını çok merakla beklediğimiz bir 2024 LGS geçirdik. Umuyorum tabii ki tüm öğrencilerimiz için gönüllerindeki gibi neticelenmiştir. Ama şimdi süreç tercih ve yerleştirmeyle devam edecek” dedi.
Tercih ve Yerleştirme Kılavuzunun yayınlanmasıyla ilgili konuşan Kılıç, “Biliyorsunuz LGS sınavının tercih sürecinde belli kararları en baştan vermeniz gerekiyor.’Merkezi sınav puanıyla bir okula tercih mi yapacaksınız? Yoksa bir özel okula başvuru mu yapacaksınız?’ Tercih süreci bir yol ayrımıyla başlıyor. Öncelikle velilerimizin gerçekten biraz daha ön araştırmalarını iyi yapıp kendi yol haritalarını çok iyi çizerek sürece başlamaları gerekiyor. Puan tabii ki hem özelde hem devlet okullarında çok önemli bir kriter. Olmazsa olmaz bir şart. Ancak puanınızın tuttuğu devlette yüzdelik dilimlerle tercih yapılması çok önemlidir. Yüzdelik dilimlerin tuttuğu pek çok okul olacaktır. Bu okulları tercih ederken herhangi bir isme takılmadan en yüksek olan en iyidir gibi bir bakış açısında bulunmadan aslında biraz öğrenci özelinde tercihleri yapmak çok kıymetli” dedi.
]]>Başakşehir İBB Akşemsettin Ortaokulu, LGS’de liderliği elinde tutuyor. Geçtiğimiz 5 yıl boyunca üst üste LGS şampiyonu çıkaran okulda bu yıl da gelenek bozulmadı. Ayrıca bu yıl ilk defa üç şampiyon birden çıkararak bir devlet okulunda aynı yıl üç LGS birincisi çıkarmayı başaran okul oldu. Sınav sonuçlarını öğrenen öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin ve okul yönetiminin mutlulukları yüzlerinden okundu.
“Çalışmalarımın karşılığını almak çok güzel bir his”
Bu süreçte çok fazla dışarıya çıkamadığını ifade eden LGS birincisi Ecrin Kaptan, “Çok mutluyum. Çalışmalarımın karşılığını almak çok güzel bir his. Genelde çok fazla dışarıya çıkamadım. Her okuldan gelişimde yemek yiyip, hemen dersin başına geçiyordum. Geç saatlere kadar ayakta durduğum da oldu. Ben aslında dört yanlış bekliyordum. Ama sonunda tam puan aldığımı gördüğümde çok mutlu oldum. İleride doktor olmak istiyorum” şeklinde konuştu.
“Sürekli olarak konu tekrarları ve deneme çözümleriyle ilerledim”
Sınava hazırlanırken sürekli olarak konu tekrarı ve deneme çözümleriyle ilerlediğini belirten LGS birincisi Mehmet Arif Yıldız, “Çok güzel bir duygu. Sonuçların gelmesini beklerken biraz stresliydim. Bu sonucu bekliyordum ama yine de belki kaydırma yapmışımdır diye şüphe vardı. Sonuçlar açıklanınca rahatladım. Son üç senedir çalışıyordum. Sürekli olarak konu tekrarları ve deneme çözümleriyle ilerledim. Sınava girecek öğrencilere çok fazla test çözmelerini ve konu eksiği bırakmamalarını tavsiye ediyorum. Meslek olarak mühendislik düşünüyorum” dedi.
“Son haftalarda daha fazla ağırlık verdim”
Sınava gireceklere yapamadıkları sorular üzerinde durmalarını tavsiye eden LGS birincisi Ebrar Nalbant, “Heyecanlıydım. Biraz stres de vardı ama sonuçları öğrenince rahatladım. Sonucu bekliyordum. Kitapçığı kontrol etmiştim ve yanlışım yoktu. Sürekli olarak çalışıyordum ama son haftalarda daha fazla ağırlık verdim. Konu konu çalıştım. Çok uzun süre çalışmak yerine kısa aralıklarla çalışmayı tercih ettim. Sınava gireceklere özellikle yapamadıkları soruların üzerinde durmalarını tavsiye ediyorum. Şu an daha meslek seçmedim. Gelecekte karar verecek zamanım olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Öğrenci ve öğretmenlerimizle işbirliğine giderek, birbirimize inanarak yol aldık”
Bu başarının mimarlarının öğrenciler, öğretmenler ve veliler olduğunu dile getiren İBB Akşemsettin Ortaokulu Müdürü Mehmet Kızılay, “Geçen yıl İBB Akşemsettin Ortaokulu’na atandım. Şampiyon bir okula atandığımı biliyordum. Şampiyon bir takımı devralmanın zorluklarının farkındaydım. Öğrenci ve öğretmenlerimiz ile işbirliğine giderek, birbirimize inanarak yol aldık. Altı yıl boyunca süren bir başarının öyküsü bu. Beş yıldır sürekli şampiyon çıkarıyordu. Bu yıl da o zinciri kırmadan devam ettirmemiz gerekiyordu. Bu sene diğer yıllardan farklı olarak üç öğrencimiz Türkiye derecesi elde etti. Türkiye’de bir devlet okulunda ilk defa bir yılda üç tane LGS şampiyonu çıktı. Bir yıl boyunca çok yoğun bir çalışmanın içerisinde yer aldık. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize çok güvendik. Bu başarının mimarları onlardı. Çok mutlu ve gururluyum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Düzenlenen çalıştaya Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Şamlıoğlu, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Murat Cahid Cıngı ile Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, protokol üyeleri ve öğretmenler katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Çalışmalarımız 2 gün devam edecek. Mesleki eğitim alanındaki tüm paydaşlarımızdan oluşturduğumuz yaklaşık 110 kişilik bir çalışma grubumuz 5 konu başlığında 2 gün boyunca çalışacaklar. İlimizde mesleki eğitimin bir fotoğrafını çekmeye çalışacağız. Temel amacımız öncelikle mesleki eğitime bir farkındalık oluşturmak. İş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu becerilere uygun, üretime katkı sağlayabilecek, istihdama dönük bireyler yetiştirebilmek için neye ihtiyacımızın olduğunun stratejilerini oluşturacağız. 7 kişilik bir meslek eğitim grubumuz var meslek lisesi müdürleri ve müdür yardımcılarından oluşan ve o arkadaşlarımız tüm çalışmalarımızda gece gündüz demeden, tatil demeden bu konuya kendilerini adadıkları için bizimle birlikte oldular. Ayrıca bu süreçte onlara destek olan AR-GE ekibine de teşekkür ediyorum. Çalışmamızın Türkiye Yüzyılının mimarı olacak gençlerimize, ilimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, “Kayserimizde böyle anlamlı ve önemli bir alanda yapılan bu çalışmada emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 16 ilçemizdeki kurum ve kuruluşlarımızla da bu alanda çalışmalar sürdürülmektedir. Ben bütün bu alanlarda emeği geçenlere teşekkür ediyor, böyle anlamlı bir çalışmadan dolayı bir kez daha herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise, “Bu güzel günde uzun zamandır planladığımız ve hedeflediğimiz çalıştay ortamında bu güzellikleri beraber paylaştığımız için de duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bizim LGS’ye giren öğrencilerimizin en azından ortaokuldan sonra meslek liselerini seçmeleri için teşvik sistemleri geliştirmemiz gerekiyor. O çocuklarımızın ileride işsiz kalmamaları, imtihan kapılarında sürünmemeleri ve beklememeleri için de kendilerine güveni tesis edecek altın bileziği kollarına taktıracak bir sistemi Milli Eğitim Bakanlığı’mızın makro planla tüm ülkemize yaygınlaştırmasını bekliyoruz. Biz bu güzel faaliyetin şehrimiz başta olmak üzere ülkemize, istihdam sektörüne ve sanayimize hayırlı olmasını diliyoruz. Katkılarından dolayı valiliğimize, büyükşehir belediyemize ve özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’mıza ve müdürlüğümüze de şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
Mesleki Eğitim Politika Belgesi’nin yakın zamanda duyurulacağını söyleyen Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Şamlıoğlu, “Bugün biz de Kayseri’de olduğumuzdan dolayı büyük bir memnuniyet içerisindeyiz. Kayserimiz Anadolu’nun kalbi bir şehir. Hele mesleki eğitim konuşacaksanız aslında dünyanın hem ilk kurulu şehirlerinden birisi olan Kayseri’de bunu konuşacaksanız şüphesiz verimli bir toplantıya işaret etmiş olacaksınız. Mesleki eğitime karşı çok şey söylenir ama 28 Şubat’çılar sadece İmam Hatip Okullarını değil aynı zamanda Ahi Evran’ı da hedef aldılar. O gün bu gündür de özellikle AK Parti hükümetleri döneminde mesleki eğitimin daha güçlü hale getirilmesi ile ilgili çok önemli düzenlemeler yapıldı aslında. Hamdolsun bir noktaya geldik. Özellikle sayın Bakanımız Yusuf Tekin’in müsteşarlığı döneminde kanun düzenlemeleri yapıldı ve bu dönemde mesleki eğitime yönelik çok büyük faydalar ve imkanlar oluşturuldu. Akabinde devam eden süreçlerde birçok arkadaşımız bakanlarımızın destekleri ile de mesleki eğitimde bir noktaya kadar geldi. Fakat mesleki eğitimin sadece bir meslek lisesi içinde değerlendirilmesi ve konunun sadece belirli bir alan dahilinde muhafaza edilip orada tartışılmış olmasını biz bakanlık olarak tabi ki kabul etmeyiz. Biz ihtiyacı görünce Bakanımız Yusuf Tekin’in önderliğinde hemen oturduk yaklaşık 8-9 ay önce başlatmış olduğumuz Mesleki Eğitim Politika Belgesi’ni tamamladık hamdolsun. Mesleki Eğitim Politika Belgesi yakın bir zamanda Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında yapılan ve ilgili birçok bakanlığın da katma değeri ile bu noktaya getirilen çalışmalar yakın bir zamanda da kamuoyuyla paylaşılacak” dedi.
“Mesleki eğitimde ortaokullaşma sürecine taşınacak çalışmalar yapıyoruz”
7 ve 8. sınıflarda kurulan Zanaat Atölyeleri ile mesleki eğitimin ortaokul düzeyinde de verilebileceğini söyleyen Şamlıoğlu, “Sorunlarımız neler diye baktığımızda da algı sorunumuz var, yönlendirme sorunumuz var. İşgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılamakla ilgili sorunlarımız var, mezunlarımızın istihdam edilmesi ile ilgili sorunlarımız var. Mesleki eğitimin öğretmen kaynağı ile ilgili sorunlarımız var. Yükseköğretime geçişle ilgili sorunumuz var, iş güvenliği sorunlarımız var. Bu sorunlarımızı gördükten sonra oturduk hem politika belgesi hazırlık süreçleri hem de mesleki eğitime sadece bir mesleki eğitim teknik eğitim genel müdürlüğü bağlamında değerlendirilmemesi gerektiğini düşünerek bütüncül bir hayat formasyonu olarak ‘Ben de her yerde varım’ mottosuyla harekete geçtik. Biz de 7 ve 8. sınıflarda Zanaat Atölyesi kurduk ve artık mesleki eğitim inşallah önümüzdeki günlerden itibaren 7 ve 8’lerde modüler eğitimle birlikte çocuklarımızla buluşmuş olacak hem de meslek liselerimizle buluşmuş olacak. Bu çalışmalar bizi inşallah mesleki eğitimde ortaokullaşma sürecine de taşıyacak. Bu algıyı tamir etmekle ilgili kısa filmlerden tutun da tanıtım faaliyetlerine birçok alanda önemli gayretlerle arkadaşlarımızın gayretleri ile bu çalışmayı iyi bir noktaya getireceğiz. İnşallah arzu ettiğimiz sonucu da alacağız ve güçlü teşvik sistemi ile çocuklarımızın alanda istihdamını mümkün hale getireceğiz” dedi.
“Kayseri’de Sektör İçi ve Sektöre Entegre Okul Modelleri kurmak istiyoruz”
Şamlıoğlu, Kayseri gibi güçlü bir şehirde Sektör İçi ve Sektöre Entegre Okul Modelleri kurmak istediklerini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Çocuklarımızı biz torna tesviyede, metalde, makinede yetiştirdik ama çocuklarımız kurye oldu, taksici oldu. Şüphesiz bu mesleklerin hepsi çok saygın ve çok değerli ama bizim emek verdiğimiz bu çocuklarımızın kendi alanları dışında daha iyi rakamlarla bu işleri yapması da bizleri üzdü. O zaman demek ki biz sadece eğitmekle değil aynı zamanda o çocuğumuzun nitelikli istihdamı ile ilgili özel şeyler yapmalıyız. Hem sektörü, işvereni muhafaza edecek ve güçlendirecek hem de çocuğumuzun asgari ücrete de mahkum olmayacağı belirli alanlarda daha nitelikli istihdam olacağı imkanları artırmakla ilgili yeni bir model koyduk. Kayseri gibi güçlü bir şehirde Sektör İçi ve Sektöre Entegre Okul Modelleri kurmak istiyoruz. Hamdolsun genel müdürlüğümüz başta olmak üzere tüm arkadaşların gayretleri ile bir noktaya gelindi. Nedir bu Sektör İçi Okul dersek de eğer en büyük ehemmiyeti şu; normalde 3 bin 500 civarında okulumuz var. Bu okullarda öğretmenlerimiz, atölyelerimiz, makine parkurlarımız var. Bazı okullarımızda eksikler yada güncellenmesi gereken şeyler var. Biz de dedik ki ne için biz işletmeleri okul olarak görmüyoruz? Eğitim üretimle ilişkiliyse, üretim de eğitimle ilişkiliyse Eğitimde Üretim, Üretimde Eğitim diyerek sektörün içinde okul açmaya karar verdik. Artık büyük ve yeterliliği olan işletmelerin içerisinde okul açacağız. Açılacak okullara öğretmen arkadaşlarımız görevlendirilecek, çocuklarımız o iklim içerisinde yaşayacak.”
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise Kayseri için mesleki eğitimin yerinin bir başka olduğunu söyleyerek, “Özellikle mesleki eğitimle ilgili Milli Eğitim Bakanlığımızın son zamanlarda ortaya koydukları vizyon ve bu konuya verdikleri önem hepimizin malumu. Bu bizi de gerçekten çok mutlu ediyor. Özellikle Kayseri’yi çok mutlu ediyor. Çünkü Kayseri hedefi Türkiye’ye katma değer sağlamak olan Anadolu’nun ortasında pırıl pırıl parlayan bir yer. Mesleki eğitim birçok il için önemli olabilir ama Kayseri için bir başka önemli. Burada ihracat rakamları açıklanacağı zaman milli takımın Çekya maçı kadar önemle takip edilir. Dolayısıyla Mesleki Eğitim Çalıştayı da ihracat yapan bir şehirde iş yerlerinin ara eleman ihtiyaçlarından dolayı Kayseri için çok önemli” dedi.
Konuşmaların ardından 4 ayrı kategoride düzenlenen yarışmada dereceye giren öğretmen ve öğrencilere protokol üyeleri tarafından plaket ve ödülleri verilerek panele geçildi. – KAYSERİ
]]>Eğitim- İş Sendikası, Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle ilgili okul müdürleriyle paylaştığı ileri sürülen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile alakalı seminer döneminde yapılacak çalışmaları provoke etmek amacıyla bazı kesimlerin hazır metinler yazdığı ya da bu konuda öğretmenleri yönlendirdiğine dair bilgiler var. Okul müdürlerimizin sisteme girecek formlar konusunda dikkatli ve titiz davranmaları, ideolojik saplantılarla hazırlanan metinlere geçit vermemeleri konusunda gerekli tedbiri almalarını, sisteme girilecek her formun okul müdürlüklerince dosyalanması ve gerektiğinde ilçe müdürlüklerimize gönderilmesi hususunu rica ederim” mesajıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“Biliyoruz ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimin bileşenlerine hiç danışmadan hazırladığı gerici müfredatı, ‘Dostlar alışverişte görsün’ tadında itirazları almak için askıya çıkararak, demokratik bir maske takmasının hemen sonrasında, milli eğitim il müdürlükleri eğitimin nasıl tek sesli bir şekilde yönetilmek istendiğini ortaya koymaya başlamıştır. Açıkça söylemek gerekir ki bu yarış da bugün itibarıyla Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü açık ara öne geçmiştir. Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden tüm ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen yazıda seminer dönemine yönelik bazı kesimlerin provokatif metinler hazırladığı duyumu aldıkları belirtilmiş, okul müdürlerinden sisteme girecek formlar konusunda titiz davranılması istenmiştir. Aynı yazıda ideolojik saplantılarla hazırlanan metinlerle ilgili gerekli tedbirin alınması ve okul müdürlerinin gerektiğinde böyle formları dosyalayarak ilçe müdürlüklerine yollaması talimatı verilmiştir.
Şimdi biz bu yazının analizini yapalım:
‘Provokatif metinler’, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli denen eğitimi gericileştirdiği, bilimsellikten uzaklaştırdığı, Atatürk ve Cumhuriyet konularının azaltıldığı için eleştiren metinler kastedilmektedir. ‘Bazı kesimler’ denerek karanlık imalarda bulunulan yerde, eğitim sisteminin iyileşmesi için sözünü sakınmayan eğitim emekçileri ve eğitim sendikaları kastedilmektedir. İl Milli Eğitim Müdürü’nün ‘ideolojik saplantılı’ olarak tarif ettiği ise eğitim konusunda iktidar gibi düşünmeyen, eğitimin laik, bilimsel, adil ve kamusal olması gerektiğini savunan aydın fikirli eğitim emekçileridir. Yazıda okul müdürlerine böyle metinlere karşı gereğini yapma ve böyle metinleri dosyalayıp ilçe müdürlüklere yollama talimatı ise şu demektir: Aydın eğitimcileri fişleyin. Onlar hakkında dosya tutup ilçe milli eğitim müdürlüklerine yollayın ki biz de gereğini yapalım. Eğitim-İş olarak buradan Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şaşıracağı bazı bilgiler vermek isteriz:
Milli Eğitim Müdürlükleri istihbarat merkezleri, okul yöneticileri de istihbarat elemanları değildir. Talep ettiğiniz şeyin adı alenen fişlemedir ve hukuk dışıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni eleştirmek, eksikliklerine ve yanlışlarına dikkati çekmek suç değildir. ve son olarak gücünü Başöğretmeninden aldığı emanete sahip çıkmanın gururundan alan eğitim emekçilerini korkutmak, yıldırmak, sindirmek için fişlemeleriniz de siz de yeterli değilsiniz. O yüzden size tavsiyemiz yol yakınken görevinizden istifa etmeniz. Eğitimi, eğitimcilere ve karşıt fikirleri düşmanca görmeyen zihinlere bırakabilirsiniz.”
]]>
KOCAELİ’nin Gebze ilçesindeki bir lisede, okul bahçesinde düzenlenen mezuniyet töreninde bazı kız öğrenciler, kıyafet yönetmeliğine uymayan kıyafetler giydikleri gerekçesiyle alana alınmadı. Öğrenciler ve aileleri, okul yönetimine tepki gösterirken, bölgeye jandarma ekibi de sevk edildi. Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün okula gelmesiyle öğrencilerin tamamı mezuniyet törenine katıldı.
Gebze ilçesine bağlı Kirazpınar Mahallesi’nde bulunan Alaettin Kurt Anadolu Lisesi’nde öğrenciler için okul yönetimi tarafından bahçede mezuniyet töreni düzenlendi. Tören öncesi, okulun oluşturduğu ‘Mezuniyet Komisyonu’ tarafından velilere, ‘Veli izin onay formu’ gönderildi. Formda, ‘Milli Manevi değerlere, kılık kıyafet yönetmenliğindeki temel sınırlandırmalara (Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez. Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, kısa pantolon koluz gömlek ve tişört giyemez. Siyasi sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz) ifadeleri yer alırken, velilerin imzalaması istendi.
JANDARMA SEVK EDİLDİ
Bugün akşam saatlerinde düzenlenen mezuniyet töreni öncesi bazı kız öğrenciler, yönetmeliğe aykırı kıyafetler giydikleri gerekçesiyle törene alınmadı. Öğrencilere kapı kapatılırken, bazı veliler ve öğrenciler, okul yönetimine tepki gösterdi. Veliler ve okul yönetimi arasında tartışma çıktı. Yaşanan gerginlik üzerine yapılan ihbarla okula jandarma ekibi sevk edildi.
‘ÖĞRENCİLER AÇIK OLDUĞU İÇİN MAALESEF İÇERİYE ALINMIYOR’
Bir veli, “Öğrenciler açık olduğu için maalesef içeriye alınmıyor” derken, başka bir veli ise “Benim çocuklarım eşitlik haklarını sonuna kadar kullanabilirler. Ama bir İmam Hatip Okulu ise kılık kıyafet yönetmenliğinde, başörtü değil de açık vesaire ise tabii ki bu şekilde giremezler. Ama normal bir okulda, Fen Lisesi’nde, Anadolu Lisesi’nde çocuklar çok abartıya kaçmayacak şekilde istediklerini giyebilirler. Bu çocukların anne- babası yanındayken, bu şekilde bekletmek ne kadar doğru” dedi. Bir öğrenci ise giydiği kıyafeti göstererek “Bu elbisemden dolayı beni almadılar” dedi.
Olayın bildirilmesi üzerine Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürü Şener Doğan, okula geldi. Doğan’ın veliler ve öğrencilerle konuştuktan sonra tüm öğrenciler içeri alarak, mezuniyet törenine katılmalarına izin verdi.
‘KADININ KIYAFETİ ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN ANLAMSIZ TARTIŞMA VE UYGULAMALARA BİR YENİSİ DAHA EKLEMİŞTİR’
Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şubesi, yaşananlara tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bugün Gebze Alaattin Kurt Anadolu Lisesinde, mezuniyet töreninde kız öğrencilerimizin kıyafetleri gerekçe gösterilerek mezuniyete alınmadıkları, veliler tarafından sosyal medyada paylaşılmış olup, sendika olarak yapmış olduğumuz araştırmalarda protokolün katılacağı bahane edilerek özellikle kız öğrencilerin kıyafetleri günler öncesinden okul yönetimi tarafından görülmek istenmiş, kıyafetine onay çıkan öğrencilerin programa dahil edileceği söylenmiştir. Bugün yapılan programa da okul yönetimince kıyafetleri uygun bulunmayan öğrenciler alınmayarak okul kapısı önünde bekletilmiştir. Bu uygulama Cumhuriyet’in 100’üncü yılını kutlayan laik Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmayan bir uygulamadır. 28 Şubat sürecini anımsatan, hatta aratmayan bu tür uygulamalar ülkenin toplumsal barışına hizmet etmeyeceği gibi yıllardır kadının kıyafeti üzerinden yürütülen anlamsız tartışma ve uygulamalara bir yenisini daha eklemiştir. Bu olayın takipçisi olacağımızı, sorumlular hakkında gerekli soruşturmanın zaman geçirilmeden derhal açılmasını talep ediyoruz. Süreci kararlılıkla takip edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”
]]>Olay, saat 22.15 sıralarında Harbiye Mahallesi Dar’ül Bedayi Caddesi’ndeki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ELEV okullarının yıl sonu gösterisi ve mezuniyet töreninin bitiminin ardından öğrenciler, öğretmenleriyle sahnede fotoğraf çektirmek istedi. Fotoğraf çekimi sırasında sahnedeki dev LED ekran devrilmeye başladı. Durumu fark eden öğrenci, öğretmen ve velilerin büyük çoğunluğu sahneden atladı. Yaşanan kargaşa sırasında, 1 velinin ayağı devrilen ekranın altında kalarak yaralanırken, 2 veli ve 3 öğrenci ise hafif şekilde yaralandı.
Haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Ayağı ekranın altına sıkışan veli, konser salonu görevlileri ve vatandaşların yardımıyla kurtarıldı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahalenin ardından çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaşananlar sonrası fenalık geçiren bazı öğrenci ve veliler polis tarafından sakinleştirildi.
Aralarında okul yöneticileri, LED teknisyenleri ve konser salonundaki teknik servis görevlilerinin de bulunduğu 13 kişi, ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü.
‘BİR VELİ EKRANIN ALTINDA KALDI’
Dev LED ekranın devrildiği sırada sahnede olduğunu belirten Oya Kayaalp “ELEV Okulları’nın Cemal Reşit Rey’de mezuniyet ve yıl sonu gösterisi vardı. Gösteri bittikten sonra mezun olan çocuklar sahneye çıktılar, öğretmenleriyle fotoğraf çekiliyorlardı. Ben de sahnedeydim. O sırada sahnenin eğildiğini gördüm, çocuklar ve veliler geri çekildiler. Bir veli altında kaldı, bacağından yaralandı. Onun çocuğu da yerdeydi. Onun çocuğunu ben aldım ve uzaklaştırdım. O beyefendinin eşi de yaralandı. Başka birkaç çocuğun da omuzu çizildiö dedi.
OKUL YÖNETİCİLERİNİN GÖRÜNTÜ ALAN VELİLERE SALDIRDIĞI İDDİA EDİLDİ
Yaşananlar sonrası fotoğraf ve video çekmeye çalıştıkları için okul yöneticilerinin kendilerine saldırmak istediğini iddia eden Kayaalp “Okul müdürü fotoğraf çektiği için eşimin üzerine yürüdü, başka bir kişi de ona tekme atmaya çalıştı. Okulun sahibi de benim üzerime yürüdü, hakaret etti. Herkes şok oldu, çocuklar mezuniyet töreninde şok oldu. Yaralanan kişinin bacağı ezilmişti, eşi de yaralanmıştı. Başka çok ciddi bir şey yoktu. Öğrencileri çıkışta gördüm, kanayan yerleri vardı.ö diye konuştu.
‘PROGRAM SONA ERMEDEN EKRANI SÖKTÜKLERİ SÖYLENİYOR’
Oya Kayaalp, sahnede fotoğraf çekimi yapılırken ekranın sökülmeye başlandığı iddiasında bulunulduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
Bir çocuğun söylediği; çocuklar sahnedeyken ekranı sökmeye başladıkları. Program sona ermeden, biz sahnedeyken, müzik çalıyorken, herkes fotoğraf çekiliyorken, ekranı söktükleri söyleniyor.
‘KÜÇÜK OLAN ÖĞRENCİLER DEV EKRANA YASLANDI’
İsmini vermek istemeyen bir kişi ise “Mezuniyet töreni vardı özel bir okulun. Mezuniyet bitti son kısıma gelindi, kepler havaya atıldı. Kepler fırlatıldıktan sonra fotoğraf çekilmek için veliler sahneye geldi. O sırada bazı küçük olan öğrenciler dev ekrana yaslandı. Onların yaslanmasından dolayı ekran biraz gevşedi. Öğrenciler çekilince ekran yavaş yavaş düştü. İki tane velinin üzerine düştü, veliler yaralandı” şeklinde konuştu.
]]>(İZMİR) – Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) mezuniyet törenleri ve baloların okul dışında yapılmasını yasaklayan genelgesine tepki gösterdi. Aydın, genelgenin yasaklamalara giden adım olduğunu belirterek “Bakanlık yasaklamalarla uğraşacağına çocuklarımızın çok daha acil, eğitimin çok daha önemli sorunları vardır. Bunlara eğilmelidir” dedi. ‘Mali külfet’ gerekçesini de eleştiren Aydın, ” ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyenler öncelikle tasarrufu kendileri yapmalılar. Eğer kendi itibarlarını düşünüyorlarsa çocuklarımızın da itibarı var. Onları da düşünsünler. Kendi lüks ve şatafatlı yaşamlarından vazgeçsinler” diye konuştu.
2023-2024 eğitim öğretim yılının sona ermesine kısa bir süre kala MEB’in yayınladığı mezuniyet törenlerini kısıtlayan genelgeye yönelik tartışmalar sürüyor. Genelgede, mezuniyet etkinliklerinin MEB’in onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceği, belirtilerek “Mezuniyet etkinlikleri okul dışındaki mekanlarda yapılamayacak. Etkinlikler, okulların uygun mekan ya da alanlarında düzenlenecek” ifadeleri yer almıştı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Milli eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ekonomik nedenleri gerekçe göstererek her ailenin aynı maddi olanaklara sahip olmadığını ve baloların maddi külfet gerektirmeksizin yapılmasını istediklerini ifade etmişti.
Genelgeyi değerlendiren Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, bunun sene sonu etkinliklerinin yasaklanmasına yönelik adım olduğunu söyledi.
“Çoğu zaten sene sonu etkinliklerini okullarında yapıyorlar”
Mevcut ekonomik koşullar nedeniyle bir süredir devlet okullarının sene sonu etkinliklerinin zaten okullarda yapıldığına dikkat çeken Aydın, şunları kaydetti:
“Okul dışında farklı lüks mekanlarda yıl sonu etkinliklerinin yapılması zaten belli bir elit kesim için geçerli. Toplumun büyük bir kesimi için bu geçerli değil. Kamu okullarında eğitim gören çocukların çoğu zaten bu tür sene sonu etkinliklerini okullarında yapıyorlar. Çünkü yaşanan ekonomik kriz nedeniyle aileler zaten yaşamlarını zar zor devam ettirmeye çalışıyorlar. Ben de bir öğretmen olarak işin içindeydim. Yıllardır devlet okullarında mezuniyetler, sene sonu etkinlikleri okullarda yapılıyor zaten.”
“Etkinliklerin iptal edilmesinin önünü açan bir açıklamadır”
Milli eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede balolara ilişkin yer alan ifadelere dikkat çeken Aydın, İzmir Bornova Anadolu Lisesi örneğini verdi. Aydın, şöyle konuştu:
“Geçenlerde özel bir televizyon kanalında Milli Eğitim Bakanı’na ‘Liselerde mezuniyet baloları yasaklandı mı’ diye soruluyor. Kendisi de ‘Niye yasaklayalım mezuniyet balolarını ki. Biz mezuniyet balolarını falan yasaklamadık. İlave maddi külfete neden olmasını istemiyoruz’ yanıtını verdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın gönderdiği genelde de şöyle bir ibare var… ‘İl Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği 7. maddesinin 2. fıkrasında sıralanan etkinlikler arasında mezuniyet günü de yer almakla birlikte Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarının bu minvalde faaliyetler gerçekleştirmesine yönelik bir zorunluluk bulunmamaktadır.’ ‘Zorunluluk bulunmamaktadır’ dediğiniz zaman sene sonu etkinliklerinin iptal edilmesi yönünde il milli eğitim müdürlüklerine, mülki amirlere mesaj vermiş oluyorsunuz. Bunun bir örneği İzmir’de Bornova Anadolu Lisesi’nde yaşandı. Daha önce izin verilmiş olmasına karşın sonradan çeşitli gerekçelerle iptal edildi. Bu, bu sene değilse bile önümüzdeki sene bu tür etkinliklerin iptal edilmesinin önünü açan bir açıklamadır.”
“Çocuklarımızın da itibarı var”
‘Tamamen yasaklanmanın önünü açmakta mıdır’ sorusuna da yanıt veren Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Evet. Gerekçe olarak da masraflar veya yapılan harcamalar, velilere ekonomik külfet getirebileceği gösterilebiliyor. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyenler öncelikle tasarrufu kendileri yapmalılar. Lüks ve şatafatlı yaşamlarından vazgeçsinler. Eğer kendi itibarlarını düşünüyorlarsa çocuklarımızın da itibarı var. Onları da düşünsünler. Kendi lüks ve şatafatlı yaşamlarından vazgeçsinler.”
“Bakanlık yasaklamalarla uğraşacağına çocuklarımızın çok daha acil sorunları vardır”
Eğitimde bir süredir devam eden ‘çocuk yoksulluğuna’ dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:
“Anayasanın 42. maddesine göre ilk ve ortaöğretim ücretsiz olması gerekirken devlet okullarında bir çocuğun eğitim maliyeti 4-5 bin liraya kadar çıkmaktadır. Asgari ücretle geçinmek zorunda olan bir aileyi düşünün. Bu ailenin iki ya da daha fazla çocuğu okuyorsa 17 bin 2 lira geliri olan bir aile bu çocukları nasıl okutacak? Okullarda beslenme sorunu yaşayan çocuklarımız var. Bu çocuklar sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenemedikleri için okulda baygınlık geçiriyor. Bu çocuklarımız sağlık sorunları yaşıyorlar. Kız çocukların yüzde 95’i erkek çocukların yüzde 67’si kansızlık, gelişimlerinde yavaşlama ya da durma gibi sağlık sorunları yaşıyorlar. Öncelikle siz lüks ve şatafatlı yaşamınızdan vazgeçin ve çocuklarımızın bu sorunlarını çözün. Okullarda kaldığı süre boyunca çocuklarımızın her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak karşılamak zorundasınız. Bir öğün ücretsiz ve nitelikli yemek verilmelidir. Okullarda. Sağlıklı suya erişim sağlanmalıdır. Okulların yüzde 95’inde çeşme yok. Çeşme olmadığı için çocuklar kantinlerden su almak zorunda kalıyor. Özellikle dezavantajlı çocuklarımız kantinlerden su alamadığı in mataralarda getiriyor. O su bittiği zaman gidiyor tuvalet çeşmelerinden su kullanıyor. Çeşme olan okullarda da çeşmelerden nitelikli su akmıyor. Onun için bakanlık yasaklamalarla uğraşacağına çocuklarımızın çok daha acil eğitimin çok daha önemli sorunları vardır. Bunlara eğilmelidir.
“Bu yasakçı zihniyetlerle ülkemiz çok daha geriye gidecektir”
Bakanlık kendi ideolojik dünya görüşü doğrultusunda kararlar alarak halka dayatacağına laik, bilimsel, kamusal eğitime geçilmesini sağlamalıdır. Bu yasakçı zihniyetler ve çağ dışı müfredatlarla ülkemiz çok daha geriye gidecektir. Şu anda uygulamaya konulmaya çalışılan müfredat 2. Abdülhamit dönemindeki müfredatın, İran’da uygulanan müfredatın da gerisindedir. Ülke nereye götürülmek isteniyor? Burada yapılmak istenen… Bir rejim değişikliği yaşandı. Bu rejim değişikliğine uygun bir toplum profili oluşturulmak isteniyor. Bunun için de eğitim bir araç olarak kullanılıyor. Çocuklarımıza bunu yapmaya bakanlığın hakkı yok. Çocuklarımızın çağ ve bilim dışı eğitimle eğitilmesine biz izin vermeyeceğiz.”
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünde koltuğunu devrettiği Zeytinburnu Haluk Ündeğer İlkokulu 3. sınıf öğrencisi Ali Selim Metli ve arkadaşlarına iadeiziyarette bulundu. Metli ve 3-D sınıfından arkadaşları, İmamoğlu’na doğum günü sürprizi yaptı. Doğum günü pastasını Metli ve arkadaşlarıyla birlikte kesen İmamoğlu, “En güzel doğum günüm” diyerek, 3-D sınıfına teşekkür etti. Metli, İmamoğlu’na doğum günü hediyesi olarak, kendisinin yaptığı yağlı boya “100. Yıl” tablosunu hediye etti. İmamoğlu, Metli’nin hediyesinden duyduğu memnuniyeti, “Her şeyi düşünmüş; yapay zekayı düşünmüş, enerjiyi düşünmüş, barışı düşünmüş, en yükseğe tırmanan çocukları düşünmüş, uzayı düşünmüş daha ne olsun? Çok tatlısın güzel adam. Teşekkür ederiz sana” sözleriyle dile getirdi.
Öğretmenler odasında, okul müdürü Mücahit Çatal, okula adını veren bağışçı Haluk Ündeğer ve eğitimcilerle bir araya gelen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Öğretmenlerle bir araya geldi”
“Tüm öğretmenlerimize başarılar. İyi bir dönem geçirdiğinizi umuyorum. İnşallah seneye daha güzel, daha verimli hem öğrencilerimizin çok başarılı hem de öğretmenlerimizin de iyi hizmet yaptıkları, huzurlu oldukları, keyifli oldukları, koşullarının daha iyi olduğu bir yıl olsun isterim. Eğitim, eğitimci, öğretmen, çocuk, genç; neticede benim de hayatımda var. Çocuklarım var. Üniversite sınavına girecek olan bir oğlum var. 7. sınıfta kızım var. Diğeri daha büyüdü. Ama sonuçta herkesin en büyük hayali, arzusu onların başarıları. Bu, bütün aileler için geçerli. Tabii bu başarı aslında memleketin çok daha güzel bir geleceğe, çok daha çağdaş bir geleceğe kavuşması meselesi. Burada da en büyük basamaklar, sizin görev yaptığınız bu anlar. Kutsal bir görev. Onun için öğretmenlere olan sonsuz saygımı belirtmek isterim. Gerçekten sonsuz bir saygı.
“Öğretmenlerim hiç bir zaman aklımdan çıkmaz”
Sonuçta ben de birçok öğretmenimle öğrenerek bu ana geldiğimi çok iyi bilen ve ona çok hürmet gösteren birisiyim. Hiçbir zaman anılarımdan çıkmazlar ve her birisini minnetle yad ederim. Her zaman ararım, sorarım, hissederim. Dolayısıyla her öğretmeni gördüğümde de bilirim ki onların da sınıfında benim gibi bir çocuk var; büyüyor, büyüyecek. O bağlamda hepinizin değerinin farkında olan bir insanım. Bu bağlamda okullarımızı, eğitim kurumlarımızı da elbette çok önemsiyorum ve hani ‘Ben ne yapabilirim? Biz ne yaparız’ noktasında olmaya gayret ettim, tabiri caizse, 20’li yaşlarının başından beri. Şimdi fırsat buldukça da hayatın bu yöneticilik döneminde, yine eğitimin bir parçası olmak, katkı sunmak, öğrencilerle, öğretmenlerle, okullarla bir olmak, eğitime katkı sunma konusunda üstünü bir gayret gösterme zorunluluğunu biliyorum. İnşallah bunda katkılarımız olur.
“Eğitimi güçlendirebilirsek, her şey çok güzel olur”
Tabii eğitim meselesi, ülkemizin temel meselesi. Eğer eğitimi hep beraber en güçlü hale, en güçlü pozisyona kavuşturabilirsek, inanın gerisini düşünmeye gerek yok. Her şey düzelir. Her şey çok güzel olur. Hiç başka bir şeye ihtiyaç yok. O bakımdan iyi bir eğitime, iyi bir eğitimci koşullarına, öğrenci ortamına hep beraber ulaşırız. Yolumuz açık olsun. Görüyorum ki öğretmenlik mesleği, baskın bir biçimde kadın mesleğine doğru evriliyor. Geçmişten beri aslında böyle yakışan bir pozisyonu vardı, ama çok daha baskın ve çok daha yukarıda bir seviyeye ulaştığını görüyorum. Yakışıyor; kim ne derse desin. Sanki böyle annelik kavramıyla çok özdeşleşen bir ruh hali de var. Bizim de kreşlerimiz var. Sayısı 100’ü buldu, 150’ye doğru gider inşallah. Orada yüzde 99,9 kadın eğitimci sayısı ya da oranı. İnşallah kadınıyla, erkeğiyle sizlere de başarılar dilerim. Yolunuz açık olsun. Okullarımızın yanındayız.”
Öğrencilere öğütler: “Bol bol kitap okuyun ve spor yapın”
Öğretmenler ve öğrencilerle okul bahçesinde anı fotoğrafları çektiren İmamoğlu, miniklere de “Hepinizden yaz döneminde iki tane söz istiyorum. Bir tanesi; bol bol kitap okuyalım, tamam mı? İkincisi de fırsat buldukça spor yapacağız. Anlaştık mı? O zaman çok sağlıklı bir şekilde geri döneceksiniz ve okullarınızda yine çok başarılı bir dönem seneye yaşayacaksınız. Öğretmenlerimiz sizi heyecanla bekliyor olacaklar. Ben de hepinizi çok ama çok seviyorum. Başarılar dilerim hepinize” sözleriyle seslendi.
“Küçük başkan talimat verdi”
İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesindeki başkanlık makam odasında, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sembolik devir-teslim töreninde öğrenciler; Melike Eslem Mungan, Miraç Kartal Akdağ, Eylül Avcı, Hira Nur Kökcür ve Sinan Koç, İmamoğlu’nu ziyaret etmişti. Öğrenciler ve öğretmenlerle tek tek tanışıp bayramlaşan İmamoğlu, koltuğu ve sözü, “yeni başkan” Ali Selim Metli’ye bırakmıştı. Küçük Başkan Metli, öğrenci olarak yaşadıkları en önemli sorunları, “Öncelikle, ben ve arkadaşlarım, okula giderken çantalarımızı taşımakta zorlanıyoruz. Bu yüzden tüm sınıflarımızda, çantalarımızı ve eşyalarımızı koymak için, öğrenci dolapları istiyoruz. Ayrıca, tüm okullarda yemekhaneler olmasını diliyoruz ve bizim gelişmemize destek olmanızı diliyoruz” sözleriyle dile getirmiş, eksik gördüğü unsurların tamamlanması için İBB Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Barış Yıldız’a talimat vermişti.
İBB Yerine getirdi
Metli’nin talimatlarını hızlıca yerine getiren İBB; 1200 öğrencinin çantalarını koyabilecekleri dolapları okul içindeki sınıflara monte etti. Spor kompleksinde kullanılmak üzere; iki çift minyatür kale, bir çift badminton direk, 15 raket ve toplardan oluşan badminton takımı, 20 voleybol topu, 10 basketbol topu ve 10 futbol topu, okul yöneticilerine teslim edildi. Okulun anaokulu bölümü önüne, uygun asfaltlama işlemi gerçekleştirildi. Süreç içerisinde, anaokulu öğrencileri için oyun grupları da asfaltlanan bölüme konumlandırılacak. Metli’nin yemekhane talebinden ise, iki zamanlı eğitim verilmesi ve binaların fiziki şartlarının yemekhane oluşturulmasına elverişli olmaması gerekçeleriyle, okul idaresinin isteği üzerine vazgeçildi.
]]>
(ANKARA) – Ankara’nın Mamak ilçesinde öğrencilerin camiye sabah namazına çağrılmasının ardından, yeni bir gelişme de Bursa’da yaşandı. Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen bir yazı ile öğrenciler kız ve erkekler ayrı camilere yıl sonu etkinliğine davet edildi. Hukukçular ve eğitimciler, İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün kararına, “Laikliği ve bilimselliği savunmaya devam edeceğiz” tepkisini gösterdi.
Ankara Mamak Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce okullara gönderilen yazıyla, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında LGS’ye girecek öğrenciler ve velileri sınav öncesi sabah namazına çağırılmıştı.
“Kız ve erkek ayırımı”
Ankara’nın ardından bir benzer olayda Bursa’da yaşandı. Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen bir yazı ile öğrenciler kız ve erkekler ayrı camilere yıl sonu etkinliğine davet edildi. Etkinliğin gönüllülüğe dayalı ve veliden izin belgesi olması koşuluyla yapılacağı belirtildi.
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırılık teşkil etmiyor”
Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Bektaş imzasıyla yayımlanan yazı şöyle:
“İlçe Müftülüğü’nün ilgi (a) Protokole istinaden; (ÇEDES) “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” Kapsamında 12/06/2024 tarihinde saat 13.00’te İlçemiz Fetih Cami’sinde Erkek öğrencilere yönelik, 13/06/2024 tarihinde saat 13.00’te Kız öğrencilere yönelik Ensar Cami’sinde Yıl Sonu Etkinliği düzenlemek istediklerine ilişkin ilgi yazı ve program ekte sunulmuştur.
İlçe Müftülüğü’nün düzenlemek istediği ÇEDES Yıl Sonu Etkinliği programı kapsamında okullarımızda ilgili kulüp öğrencilerin gönüllülük esasına dayalı, ücretsiz olarak ve veli izin belgesi alınması kaydıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Türk Milli Eğitim genel amaçlarına uygun olarak, ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen ilke, esas ve amaçlara aykırılık teşkil etmeyecek ve eğitim-öğretimi aksatmayacak şekilde, denetimleri ilgili Okul Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilmek üzere öğrencilerin katılımı Müdürlüğümüzce uygun görülmektedir.”
Hukukçular ve eğitimciler tepkili
Laiklik Meclisi Sözcüsü hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Eğitim-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy, ilçe milli eğitim müdürünün kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
“Gün geçmiyor ki laik eğitim konusunda bir aykırılık ve ÇEDES adı altında çağdışı değerlerle okulların, öğrencilerin kuşatılması konusunda bir işlem ortaya çıkmasın” diyen Eminağaoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Mamak İlçesi derken şimdi de Gürsü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ait olduğu kamuoyuna yansıyan yazı içeriklerinden 2023 Şubat ayından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında bir protokol imzalanıp ÇEDES adı altında yıl sonunda da ülkenin her yerinde öğrencilerin kızlı ve erkekli olarak camilere götürüldüğü ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı, ÇEDES yoluyla bir yandan imamlar okula sokulmuş, öte yandan öğrenciler de camiye taşınır olmuştur. Öğrenciler için yıl sonundaki bu etkinliklerde veli istek koşulu aranacağı belirtilip meşru bir görüntü amaçlanmış ise de, uygulamada bu durum manevi bir zorlama, dolayısıyla mecburi hal almaktadır. Bu durum yaşanan örneklerle sabittir.”
“Anayasanın değişmez maddeleri bile delik deşik edilmiştir”
Eminaoğlu, açıklamasının devamında “Laik eğitim anayasanın, anayasanın değişmez hükümlerinin gereği olmasına, bu konuda ülkemiz hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bile bulunmasına rağmen, genelge ve uygulamalarla anayasanın değişmez maddeleri bile delik deşik edilmiştir. Anayasa’daki laik eğitim maddelerine bağlı kalmayan, o maddelerden rahatsız olan, o maddeleri tanımayan bir siyasi iktidar, kuşkusuz yeni anayasa söyleminde bu konudaki anayasa maddelerini de hedefine koyacaktır” şeklinde konuştu.
Yeliz Toy da “Geçmiş yıllarda sene sonu etkinlikleri kapsamında öğrencilerimizin yıl boyunca edindikleri bilgi ve becerileri sundukları kültürel ve sanatsal etkinlikler sergileniyorken, Yeni Türkiye’de bilim, kültür, sanat okuldan kovuluyor; öğrenciler tarikat ve cemaatlerin yöntemleriyle siyasi ve dini propagandaya alet ediliyor” dedi.
“Laikliği ve bilimselliği savunmaya devam edeceğiz”
“Bursa’da ÇEDES kapsamındaki çalışmalar, özellikle yoksul emekçi ailelerin yaşadığı Gürsu ilçemizde yoğunlaşmaktadır” diyen Toy, şunları kaydetti:
“Geçmişte Gülen cemaati gibi yapıların hedef aldığı yoksul emekçi aile çocukları bu kez ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile hedef alınmaktadır. Aynı örgütlenme modeline sahip çıkıldığını gösteren bu uygulamalar kaygımızı artırmaktadır. Gülen cemaatinden miras kalan modeli uygulama hevesindeki bu kamu yöneticilerinin geçmişleri iyi araştırılmalıdır. Bilinçaltlarına yerleşmiş olan bu ve benzeri FETÖ yöntemlerini uygulamaları engellenmelidir.”
Toy açıklamasının devamında, “Cumhuriyet devrimimizin bize miras bıraktığı aydınlanmacı, ilerici, çağdaş değerlerin etrafında, laikliği insanlığın en kıymetli birikimlerimden kabul eden bir anlayışla; din ve siyaset propagandası yapan, okullarımızı ve çocuklarımızı buna alet eden kişilere geçit vermeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal eğitimi, çağdaş değerleri, Cumhuriyeti ve bize kazandırdığı birikimi savunmaya, korumaya devam edeceğiz” ifadesine yer verdi.
]]>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan açılış törenine Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Vali Yardımcısı Ömer Tekeş, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan, Kayseri Mobilyacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Kayseri Mobilyacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, “Kayseri ticaret ile birlikte Ahilik kültürünün de hakim olduğu bir şehir. Kayseri’nin insanı ve esnafı 900 yıldır değerini yitirmeyen, önceliğini ve güncelliğini koruyan ve geleceğimize ışık tutan öğretilerle yetişmiştir. Bu öğretiler nedir dersek; sanayi ve ticaretin temel değeri ahlak, kalite ve standarttır. Çalışmanın ilkeleri doğru olmak, dayanıklı olmak ve sabırlı olmaktır. Huzur ve mutluluğun kaideleri şükretmek, kanaatkar olmak ve aç gözlü olmamaktır. Kayseri’de tüm bu değerlere cömert olmak, kazandığını paylaşmak ve hayırda yarışmak gibi özellikler de eklenmiştir. Bizden sonraki nesillerin bu aydınlık yola girmesini sağlamak bizler için bir borçtur. Kayseri Mobilyacılar Odası olarak çok önemli projelerin altına imza attık ve atmaya da devam ediyoruz. Gelecek nesillerin sağlıklı, zinde ve donanımlı yetişmesini sağlamak ve bu doğrultuda hazırlanan projelere destek vermek de bizler için bir borçtur. Hatta borçtan da öte bence bir vebaldir. Bu anlamda ERVA gibi, Her Ev Bir Okul gibi projelerle bizleri bu vebalden kurtaran valimize şükranlarımızı ifade etmek istiyorum. Burada gençlerimize spor yapma imkanı sunarak kötü alışkanlıklardan gençlerimizi koruyabilir ve onların milli, manevi değerlerimize uygun yetişmesine katkıda bulunabilirsek ne mutlu bizlere” dedi.
Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı ise, “Avrupa Spor Şehri olma yolunda ilerleyen şehrimizde ‘Eğitimde Değerlerimizle Varız’ sloganıyla ve aynı zamanda ‘Eğitin, Sevdirin ve Olgunlaştırın’ sloganıyla gerçekten spor adına, gençlik adına muhteşem işler oluyor. Biz yapılan çalışmalarla sporcuların bazılarına ulaşabiliyorduk ama özellikle 32 kulübümüzün kurulduğu ve toplamda da 37 kulüp çalışmasının yürütüldüğü ERVA Spor Okulları’nda yoğun bir sporcu sayısına ulaşmanın da keyfini yaşıyoruz. Bugün de Kayseri Mobilyacılar Odası’nın buradaki himayelerinde muhteşem bir tesis ortaya çıktı. Bizleri gerçekten heyecanlandırıyor. ERVA Spor Okulları bu şekilde büyüyor ve bu şekilde gelişiyor” ifadelerini kullandı.
“Biz büyük bir mücadele veriyoruz”
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sadece okul açmadıklarını büyük bir mücadele verdiklerini söyleyerek, “Hep söylüyorum; biz büyük bir mücadele veriyoruz. Biz sadece spor okulu açmıyoruz, savaş veriyoruz. Biz çocuklarımızın kötü alışkanlıkların eline düşmemesi için, onları zehirlemek isteyenlere fırsat vermemek için, gençlerimize kurulan tuzakları yıkmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Her alanda mücadele veriyoruz. Çocuklarımızın da yakıştıkları yer olan spor okullarında, kütüphanelerde, okullarda, ilim ve bilim merkezlerinde olmaları için elimizden gelen gayreti her zaman gösteriyoruz. Kayseri’de bu işin çözüm ortağı karşımda oturan tüm STK’lardır. O yüzden Kayseri’de bugün 33. ERVA Spor Okulu’nu açıyoruz. Ben “Bunu nasıl başardınız?” diye sorduklarında bunu ancak Kayseri başarabilirdi diyorum. Kayseri’de büyük projelerin mimarı olan Ercan kardeşimin, yönetimi ile beraber özellikle gençler ve çocuklar söz konusu olduğunda içinin titrediğini ve neler yapabildiğini, her zaman bana da bunu ifade ettiğini biliyorum. Yine elini taşın altına koydu. Biz “Kayseri Mobilyacılar Odası olarak varız” dedi. Gençlerimizle bir araya gelme olarak burayı kısa bir sürede harika bir yer haline getirdiler ve spor okulunu açtılar. Annelerimiz, bura size emanet. Ne olur buraya sahip çıkın, bura sizin. Bura sizlere ve çocuklarımıza emanet. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Konuşmalardan sonra dua edilmesinin ardından protokol üyeleri ve çocuklar tarafından kurdele kesimi yapılarak, Kayseri Mobilyacılar Odası ERVA Spor Okulu hizmete açıldı. – KAYSERİ
]]>ANTALYA’da Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav başladı. Sınava dakikalar kala bir öğrenci çantası ve cep telefonuyla okula girmeye çalıştı. Görevlilerin uyarısıyla çantasını babasına veren öğrenci, cep telefonunu yanında unuttu. Babası okuldan ayrıldığı için telefonunu diğer ailelere teslim eden öğrenci bu kez kimliği ile sınava giriş belgesini yanına almadığını fark etti. Öğrenci, babası ile diğer velilerin çabasıyla getirilen kimlik ve belgeyle son anda sınav salonuna girebildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 8’inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen Liselere Geçiş Sistemi (LGS-2024) sınavı için Antalya’da adaylar sabah erken saatlerden itibaren sınava girecekleri okullara geldi. Sınavın saat 09.30’da başlayan ilk oturumuna giren öğrenciler, görevlilerin kontrollerinin ardından salonlara alındı. Aileler ise polis tarafından okul çevresinde gürültü yapmamaları konusunda uyarılırken, uzaklaşmaları istendi. Okuldan uzaklaşan aileler yakınlarda bulunan parklara gitti. Heyecanla çocuklarının sınavdan çıkmasını bekleyen anne babalardan bazıları kaldırımlara otururken, bazıları ise Kur’an-ı Kerim okuyup, dua etti.
Çocuğunu sınava yollayan ve dışarıda kurduğu masada hem bekleyen hem de kahvaltısını yapan Funda Eke, “Çok heyecanlıyız. Allah tüm evlatlarımızın emeklerinin karşılığını versin. Hayırlısı olsun haklarında, heyecanlıyız. Kızım beklememizi istedi. Çayımızı, çekirdeğimizi, stres atacağımız şeyleri getirdik. Sınavı tamamlayacağız. Rahatlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Bir yandan okuyoruz, bir yandan da stresimizi atmaya çalışıyoruz” dedi.
Fatma Saçkan da “Çocuğum sınava girdi heyecanlı, biz ondan da heyecanlı şekilde bekliyoruz. Gece uyku yoktu, sabah 06.00’da kalktık geldik, bekliyoruz. Anne babalar ve çocuklar emek verdi. Biz de emeklerimizin karşılığını bekliyoruz. Çocuklarımız içeride arkadaşlarımız tam destek yanımızda, stresimizi atıyoruz ve o şekilde bekliyoruz” diye konuştu.
‘SÜPERMEN’
75’inci Yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi’nde ise sınavın başlamasına dakikalar kala isminin Emine olduğu öğrenilen aday çantasıyla okul bahçesine girmek istedi. Görevliler tarafından uyarıldıktan sonra çantasını araçta bekleyen babasına teslim eden Emine, tekrar okula döndüğünde ise cep telefonunun yanında olduğunu fark etti. Babası okul çevresinden ayrılan Emine, çocuklarını sınava getiren diğer ailelere telefonunu teslim ederek babasını aramalarını istedi. Okulun girişine kadar ilerleyen Emine, bu defa da kimlik ve sınava giriş belgesinin yanında olmadığını fark etti. Durumu anlayanlardan biri koşarak yanına giderek Emine’nin babasını telefonla aradı ve kızının kimliği ile sınava giriş belgesini acil şekilde getirmesini istedi. Kısa süre sonra gelen babadan belgeleri alan kişi, okulun girişine doğru koşarak Emine’ye teslim etti. Emine, LGS’ye girmek için sınıfına doğru ilerlerken, ona yardımcı olan kişi ise çevredekiler tarafından ‘Süpermen’ denilerek alkışlandı.
‘ÇOK HEYECAN YAPTI’
Çocuğunu okula sınava getiren Esma Bakal, olayı şöyle anlattı:
“Çocuk kimliğini ve belgesini unutmuş. Bir arkadaşım da koşarak ona yardımcı oldu. Çocuk onun sayesinde sınava girdi. Babasını ve annesini aradık. Maalesef annesi çalıştığı için telefona cevap veremedi. Babası çocuğun kimliğini getirdi ve verdik. Çocuk sınava katılabildi. Çocuğun ismi Emine’ymiş soy ismini bilmiyorum. Çok heyecan yapmış, çok panik oldu. Sağ olsun buradaki velilerin hepsi yardımcı oldu. Kimlik ulaştırıldı, çocuk şu an sınavda.”
]]>2019’da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) protokolüyle İstanbul Beşiktaş’ta kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 2024-2025 eğitim öğretim yılı başından itibaren kademeli olarak kapatılmasına karar verildi. Karar 15 Mayıs’ta okul yönetimine bildirildi. Kararın gerekçesi olarak aynı yerleşkede iki okulun bulunması, performans, amaca uygunluk ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı gibi şartların göz önünde tutulduğu kaydedildi.
“Konu sadece çocuklarımızın değil memleketimizin meselesidir”
Öğrenci velileri, bugün okul önünde basın açıklaması yaparak karardan geri dönülmesi çağrısında bulundu. Basın açıklamasını okuyan velilerden Oya Hekimoğlu “Bu yanlış karardan dönülene kadar da çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler için bu yalnız çocuklarımızın meselesi değil memleket meselesidir” dedi. Okulun, sektöre nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve İTÜ arasında imzalanan protokol ile 2019 yılında eğitim hayatına başladığını anımsatan Hekimoğlu şunları söyledi:
“Bilişim Teknolojileri, Elektrik elektronik ve Denizcilik olarak üç bölümde ‘Lisede meslek sahibi olun, üniversitede uzmanlaşın’ sloganı ile LGS sınavlarında yüzde 0.71’lik dereceye giren nitelikli ve başarılı öğrencileri bünyesine katan okulumuz, kamuoyunun kafasında oturan yanlış meslek lisesi algısını tamamen yıkmıştır. Türkiye genelindeki proje okulları arasında, ilk sıraya yerleşen İTÜ Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi (İTÜ MTAL) Teknofest gibi dünyanın önemli organizasyonlarında yer almış, aynı zamanda geçmişin birikimiyle geleceği inşa edecek olan öğrencilerine ‘Büyük Türkiye’ hayalleri kurma ve bunları gerçekleştirme ümidi vermiştir.”
“Okula kilit vurma kararı büyük üzüntü yaratmıştır”
Mesleki eğitimde marka olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen okulun kapatılması kararına tepki gösteren Hekimoğlu, “Ne yazık ki 15 Mayıs 2024 tarihinde okulumuza gelen yazı ile kilit vurma kararı alınmıştır. Asla anlamlandıramadığımız bu karar bizleri son derece üzmüş, büyük şaşkınlık yaratmıştır. Sayın Rektörüm, Sayın Bakanım alınan karar ile 2024-2025 yılından itibaren öğrenci alınmayacağı belirtilmiştir. Bu kararın hangi gerekçeler ile alındığı belli değildir. Kararda bir yerleşkede iki okul bulunması gerekçe olarak sunulmaktadır. Ancak bu okul daha açılırken bir yerleşkede iki okul olarak öngörüldü ve bu şekilde açıldı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere yetkililere seslenen ve çocuklara sahip çıkılması çağrısı yapan veliler şöyle devam etti:
Çırağan Sarayı’nın yanındaki okul binasına göz mü dikildi?
“Okulumuzun varsa eksikliklerinin giderilmesi yerine neden kapatma kararının alındığını bize izah edilmesini bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatı nezdinde, yaptığımız itirazlara, Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamalarda mevcut öğrencinin zarar görmeyeceği bu öğrencilerin mezun olacağı yönündedir. Şunu çok açıklıkla söyleyebiliriz ki mevcut öğrenciler kaygılarından dolayı nakil isteyeceklerdir. Öğrenci nakil istediğinden okul mevcudu düşecek; öğretmenlerin ders sayıları azalacak, kadrolar kapanacak, bunun sonucunda tercihle ya da resen atamalar yapılacaktır. Bu durumda öğretmen sıkıntısı yaşanan bir okulda eğitimin kalitesinin düşeceği ayan beyan ortadadır.
Şu hususu da önemle belirtmek isteriz ki; yapılan bazı açıklamalarda okulumuzun başka bir yere taşınacağı belirtilmektedir. Okulumuzun yeri Beşiktaş sahilde Çırağan Sarayı’nın hemen yanında dünyanın en güzel yerlerinden birinde konumlanmakta olmasının yanı sıra ulaşımı çok rahattır. Çok uzaktan, Anadolu yakasından gelen öğrenciler deniz yoluyla kolayca ulaşım sağlayabilmektedir ve okulu tercih etme nedenlerimizden biridir. Bizim çocuklarımız bu güzelliklere layık değil midir ki taşınması gündeme gelmektedir. Okulumuz kapandıktan sonra binanın ne olacağına dair de bir açıklama mevcut değildir. Bu kadar güzel bir binanın boşaltılmasının istenmesinin kimi çevrelerce kötü niyetli algılara açık olunacağı göz önünde bulundurulmaması da ilginçtir.”
]]>
ANTALYA’nın Serik ilçesinde 6’ncı sınıf öğrencisi 11 yaşındaki F.M.B., iddiaya göre aynı okulun ilkokul kısmında müdür yardımcısı olarak görev yapan A.Ç.’nin saldırısına uğradı. F.M.B.’nin ailesi, okul servisinden indiği sırada çocuğun üzerine aracını sürdüğü ve kesici aletle kovaladığı gerekçesiyle A.Ç.’den şikayetçi oldu. Polisin gözaltına aldığı A.Ç. savcılıkça serbest bırakılırken, olayla ilgili idari soruşturma başlatıldı.
Serik’e bağlı Boğazkent Mahallesi’ndeki Nurten- Turan Kilit Ortaokulu 6’ncı sınıf öğrencisi F.M.B., 27 Mayıs’ta okul çıkışı eve giderken, servisten indiği sırada, iddiaya göre aynı okulun ilkokul kısmında müdür yardımcısı olarak görev yapan A.Ç.’nin saldırısına uğradı. A.Ç. aracını, servisten inen F.M.B.’nin üzerine sürdükten sonra kesici aletle kovaladı. Koşarak komşularının evine sığınan F.M.B., durumu ailesine anlattı. Adnan Birgül, oğluyla polis merkezine giderek, A.Ç.’den ‘kasten yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından şikayetçi oldu. Polisin gözaltına aldığı müdür yardımcısı A.Ç., savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Adnan Birgül’ün başvurusu sonrası İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından A.Ç. hakkında idari soruşturma başlatıldı. Daha önce de benzer olaylar nedeniyle A.Ç.’nin iki kez idari soruşturma geçirdiği, ancak delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği öğrenildi.
‘KESİCİ ALETLE OĞLUMU 50- 60 METRE KOVALAMIŞ’
DHA’ya konuşan Adnan Birgül, müdür yardımcısı A.Ç.’nin oğluna sürekli şiddet uygulayıp, ölümle tehdit ettiğini öne sürdü. Yaklaşık 6 ay önce de benzer bir olay yaşadıkları için A.Ç.’den şikayetçi olduklarını anlatan Birgül, “Daha mahkememiz neticelenmeden geçen günlerde mesai saatleri içerisinde müdür yardımcısı A.Ç. planlı şekilde, aynı sınıfta okuyan oğlunu okuldan 1 saat önce alıp, Serik’teki evine bıraktıktan sonra tekrar okula dönmüş. Öğrenciler okuldan çıktıktan sonra okul servis aracını 2,5 kilometre takip etmiş. Evime 150 metre mesafede oğlum servis aracından indikten sonra A.Ç. aracını oğlumun üzerine sürmüş. Bunun üzerine oğlum korkmuş, çantasını yere atarak kaçmaya başlamış. O da aracından inerek elindeki kesici aletle oğlumu 50- 60 metre kovalamış. Bunu gören servisteki diğer öğrencilerle mahalle sakinlerinin tepki göstermesi üzerine elindeki kesici aleti hızla aracının arka koltuğuna atıp, aracıyla olay yerinden uzaklaşmış” dedi.
‘ŞİKAYETÇİ OLAN VELİLERİ DARBETTİĞİNİ DUYDUM’
Oğlu F.M.B. ile A.Ç.’nin oğlunun aynı sınıfta eğitim gördüğünü aktaran Adnan Birgül, “Normalde hiçbir sebep yok. Psikolojik sorunları mı var bilmiyorum. Daha önceki başvurularımızda da ailevi sorunları olduğunu söylemiş. Çocuklarımız aynı sınıfta oldukları için ortak dersleri oluyor. Birlikte futbol oynuyorlar. En ufak bir temasta bile ‘omuz attın’ gibi sorunlardan dolayı her şeye müdahale ediyor. Daha sonra da okul çıkışlarında öğrencileri sıkıştırıp, tehdit ediyor. Oğlum 6’ncı sınıf öğrencisi. Aynı sınıfta bu şahsın oğlu da okumakta. Haliyle çocuklar birlikte ders yapıyor. Ders aralarında bahçede çocuğuna en ufak bir temasta ya da ‘yolda yürürken çocuğuma sürttün’ diyerek çocuklara kin besliyor. Çocukların üzerine gidiyor. Kendi çocuğuna kimse dokunmayacak. Temas etmeyecek. Temas edenlere de şiddet uyguluyor. Daha önce birçok olayının olduğunu, başka çocuklara şiddet uyguladığını duydum. Şikayetçi olan velileri darbettiğini duydum. Bu son olayda bilgimiz olduğunda çocuğumu alarak en yakın polis merkezine gidip, şikayetçi oldum. Resmi süreci bekliyorum” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARIMIZI OKULDAN ALMAYI DÜŞÜNÜYORUZ’
Oğlunun can güvenliğinden endişe ettiğini kaydeden Adnan Birgül, “Sınavların olduğu son dönemlerde oğlumun can güvenliği olmadığı için okula tereddüt ederek gönderiyorum. Bu şahsın okula dönmesi halinde veliler olarak çocuklarımızı okuldan çekmeyi düşünüyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de şikayetlerimizi ilettik. Bu şahsın sorunlu biri olduğunu söylediler” dedi.
Adnan Birgül, müdür yardımcısı A.Ç.’nin oğluna saldırdıktan sonra koşarak aracına binip gittiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de olduğunu söyledi.
]]>Çok küçük yaşlarda mahalle ve okulda erkekler ile futbol oynamaya başlayan ve milli takıma kadar yükselen A Milli Kadın Futbol takımı yardımcı antrenörü Hilal Başkol 21 yaşında doktorun artık futbol oynayamazsın sözü ile yıkıldığını fakat futbolu çok sevdiği için saha içinde olmasam da çizgi dışında yine futbolla iç içe olacağım diyerek futboldan kopmadığını A Milli Kadın Futbol takımının başarısı için çalıştığını söyledi.
Amasya doğumlu olan ve Amasya’da mahalle ve okul bahçesinde futbol oynamaya başladığını belirten A Milli Kadın Futbol Takımı yardımcı Antrenörü Hilal Başkol; “Futbola Amasya’da okul takımında başladım. Okul takımı ile birlikte Türkiye şampiyonu olduktan sonra Kocaeli’ de özel bir okulda futbol sayesinde burslu olarak okudum. Eğe Üniversitesi Beden Eğitimi ve spor Meslek yüksek okulu mezunuyum. Halen A Milli Takın Futbol Milli Takımında yardımcı antrenör olarak görev yapıyorum.
Futbol benim kendimi bildim bileli yaptığım bir şey. Özellikle mahallede oynuyordum. 3-4 yaşlarında dahi mahallede çocuklarla futbol oynadığımı bilirim. İlkokulda iken futbol kulübü olmadığı için okulda beden eğitimi derslerinde erkekler ile futbol oynuyordum, mahalle maçlarına gidiyordum. Hatta çoğu maçlarda abimi değil beni oynattıkları için abimle kavga falan ediyorduk. Sürekli bu döngüde giden bir futbol aşkım vardı. Daha sonra okul takımının kurulması ile beraber resmi olarak futbol oynamaya başladım.” dedi.
29 yaşında iken çok sevdiği futbolu oynamaktan kopmasının nedenlerini anlatan Başkol, “17 yaşında ilk ameliyatımı oldum. Ameliyat sonrasında kendimi toparlayamadım. 21 yaşında iken doktor artık oynayamayacağımı söylediğinde artık futbol kariyerime antrenör olarak devam etmek istedim çünkü futbolu çok seviyordum ve futboldan kopmak istemiyordum. 6 ay gibi bir süre boş kaldım. Bu futboldan koptuğum 6 aylık sürede kendimi hiç iyi hissetmedim. Futbolu bıraktığım sene antrenörlük kursuna gittim. Zaten futbolu bırakırken antrenör olmaya karar vermiştim. Futboldan kopmamak saha içinde kalmak istedim. Bu yüzden sahanın içinde olamıyorsan çizgilerin dışında olmayı tercih ettim. Bu süreç benim için çok zordu çünkü A Milli Takım seviyesinde oynarken bir anda futbolu bırakmak kaldım. Daha yaşıtlarım arkadaşlarım futbol oynuyorlar. Hatta şu anda A Milli Takımımızda aynı takımda oynadığım arkadaşlarım hatta benden büyük ablalarım bulunuyor. Şuan bulunduğum konumdan çok memnunum. Bunun için de çok çalıştım. 9 yıldır gelişimim ile ilgili çalışmalar yaptım. Çünkü futbolu çok seviyorum ve futboldan uzak kalmak istemedim. Antrenör oluşumda bu şekilde oldu.” diye konuştu.
Kız çocuklarının mutlaka futbola teşvik edilmemeleri gerektiğini ifade eden Hilal Başkol, “Eskiden kızlar futbol mu oynar gibi düşünceler vardı. Bizler bunu Anadolu da yaptığımız maçlarda biraz daha aştığımızı düşünüyorum. Çorum’da Mersin’de oynadığımız maçlarda çok fazla seyirci geldi. Nerede olduğu hiç önemli değil. Kız çocuklarına sokakta, mahallede, okulda futbol oynamalarına aileler izin versinler engel olmasınlar. Zaten futbola tabandan başladığımızda, havuzu genişlettiğimizde kadın futbolunun da çok daha ilerleyeceğini düşünüyorum, bunu başarmanın en önemli yanı çalışmak. İmkanlar kısıtlı dahi olsa çok çalışıldığında kadın futbolunun da bir yerlere gelme şansımız çok yüksek.” şeklinde konuştu.
Futbolu İzmir’de oynadığı kulüpte yaşadığı sakatlıklar nedeniyle bıraktığını belirten Başkol, “Futbolu bıraktığım takımda da yardımcı antrenörlük yaptım. Amatör takımlarda erkek hocalarımla çalıştım. Geçen yıl Galatasaray’da yardımcı antrenörlük deneyinim oldu. 8 aylık bir süreç. Şimdi tamamen milli Takıma odaklandım. Burada olmaktan çok mutluyum. Hedefim bir gün sahanın kenarında teknik sorumlu olarak bulunmak. Bunun için de çok çalışıyorum. Umarım bir gün gerçekleştirebilirim. Bunu ne zaman gerçekleştirebilirim bilmiyorum ama şuan tek hedefim A Milli Kadın Futbol takımımızın başarısı, Türkiye’yi Uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmek. Milli takımımızın başarısına odaklandığım için ileriyi şuan için çok fazla düşünmüyorum. Burada çok mutluyum.” dedi.
“Erzincan inanıyorum ki o gün stat da seyirci rekoru kıracak”
Kadın A Milli Takımın 31 Mayıs’ta Erzincan’da oynayacağı maça tüm Erzincanlıları davet eden Başkol, “Geldiğimiz ilk günden beri Erzincan’da çok sıcak karşılandık. Bizim ile sürekli ilgileniyorlar. Sürekli bir şeylere ihtiyacımız olup olmadığını soruyorlar. Bu sıcak karşılama ve desteklerinden dolayı Erzincan’a ve Erzincanlılara çok teşekkür ediyorum. Tabi ki burada en önemlisi 31 Mayısta oynayacağımız Azerbaycan maçımızda bizlere gösterecekleri desteğin yeri stadyum diye düşünüyorum. Erzincan inanıyorum ki o gün stat da seyirci rekoru kıracak. Herkesi maça bekliyoruz. Teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. – ERZİNCAN
]]>Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunması ile başlayan programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından açılış konuşmasını gerçekleştiren Develi İlçe Müftüsü Emin Patan, “Develi Müftülüğümüz bünyesinde Sayın Valimizin riyasetinde Kayseri ve ilçelerinde başlatılan ERVA Spor Okullarının açılış münasebetiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu vesileyle başta sayın valim olmak üzere bütün protokole, öğrencilerimize ve herkese saygılarımı sunuyorum” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, “Biz her mahallede açacağız diye Kayserililere bir söz verdik. Aslında niyetimiz Kayseri Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde, merkez ilçelerde bunu yapmak ve bu açtığımız spor okullarında kulüpler kuracaktık, bu kulüpler faaliyet sürdürecekti. Bazen bir ilçeye ya da İl’e birisi atanıyor, o atanan kişi güzel projelere imza atıyor, güzel çalışmalar yapıyor ama kendisi gidince bu projeler sahipsiz kalabiliyordu. O yüzden biz bunu kurumlarla, heyetlerle, STK’lar ile iş birliği halinde yapıp hiçbir kuruma ya da kişiye bağlı olmasın diye hayal etmiştik ve öyle yola çıkmıştık. Açtığımız 31 spor okulunda farklı kurumlar tarafından yönetilmekte yani bunların kapanması için 31 yerinde kapanması lazım, dolayısıyla böyle bir sürdürülebilirliği olacak inşallah. İstiyoruz ki bu mütevazı yerlerde de olsa gençlerimize bu imkanları sunup lisanslı öğrenciler, lisanslı sporcular yapalım. Şu anda bu proje ile 8 bin 500 lisanslı sporcumuz oldu, şimdiden madalyalar gelmeye başladı. Fakat madalyaymış başarıymış bunlar benim umurumda değil, benim umurumda olan şey Kayseri’nin gençliğinin spor salonlarına ve kütüphanelere çok yakışıyor olması. Zehir tacirleri tarafından sosyal medya üzerinden bazen gençlerimiz üzerinden oyunlar oynanabiliyor. Biz istiyoruz ki bu proje ile gençlerimizin sahipsiz olmadığını, her mahallede her sokakta bizim olduğumuzu onlara spor imkanları sunarak onları destekleyeceğimizi ifade etmek için bu yola çıktık. Hiç kusura bakmasınlar bu gençliği kimseye teslim etmeyiz” dedi.
Develi Kaymakamı Yusuf Turan da, “Sayın Valim bu spor okulu için Ramazan’dan evvel emri vermiştiniz, bizde bu güzel emri yerine getirmek için Ramazan ayında Sabah 4’e kadar çalıştık, hiçbir arkadaşım o heyecanını kaybetmedi ben dahil. Okul için bu binanın seçilmesinin en iyi tarafı bu güzel bina kurtulmuş oldu, yalıtımına kadar yapıldı. Öksüt Madencilik, Pelin hanımlar, Fatih beyler sağ olsunlar istediğimiz her detayı karşıladılar, bu vesileyle binanın ömrünü uzatmış olduk. Kayseri gençliğine sahip çıktığınız için teşekkür ediyoruz” dedi.
Develi Belediye Başkanı Adem Şengül ise, “Erdemlerimizle varız projesi gerçekten çok değerli bir proje, Belediye Başkanı seçildikten sonra beni de yüreklendirdi çok hoşuma gitti, sadece sporla değil bir çok konuda eğitimlerle de gençlerimize katkı sunduğunu çok iyi biliyorum” ifadelerine yer verdi.
Öksüt Madencilik Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Direktörü Pelin Usta Özkayhan da, “Öksüt Madencilik olarak önce insan prensibimizle her adımda toplumumuzu, insanımızın yanında olmayı hedefliyoruz. Okul çağındaki çocuk ve gençlerin olumlu alışkanlıklar edinmesinin, sanat ve spora yönlendirmeleri ile topluma faydalı bireyler olmasının yetiştirilmesinin önemine yürekten inanmaktayız. Sayın Valimiz Gökmen Çiçek’in öncülüğünde başlatılan Erdemli çocuklar yetiştirme projesini genç arkadaşlarımız için bir gelecek projesi olarak görmekteyiz. Develi’ye kazandırdıkları bu merkeze katkı yapabilmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.
Konuşmaların ardından dua edilmesi ve kurdele kesilmesi ile Develi Müftülüğü ERVA Spor Okulu açıldı. – KAYSERİ
]]>Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Türkiye’nin tek ve model okulu, “tersine kaynaştırma eğitimi”nin uygulandığı Milli Eğitim Vakfı (MEV) Gökkuşağı Özel Eğitim Okulunda eğitim gören “selebral palsi” teşhisli özel öğrencilerin anneleri, çocuklarının her anında yanında olmaya çalışıyor.
Okula sabah saatlerinde okul servisiyle gelen anneler, çocuklarını sınıflarına yerleştirdikten sonra veliler için oluşturulan odada teneffüs zilini bekliyor. Zilin çalmasıyla tekrar çocuklarının yanına koşan anneler, onları bir an olsun yalnız bırakmıyor.
Anneler, çocukları dersteyken okulun velilere yönelik düzenlediği el becerileri ve dil eğitimi gibi farklı etkinliklere de katılarak, hem kendileri öğreniyor hem de çocuklarına burada edindikleri bilgilerle okul sonrasında da destek olmaya çalışıyor.
“Evladımın sağlığı ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım”
Anne Yelda Güngör, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yaşındaki oğlu Oğuz’un 27 haftalık doğduğunu ve erken doğuma bağlı 82 gün hastanede kaldığını belirterek, bebeğine 10 aylık olduğunda “selebral palsi” teşhisi tanısı konulduğunu söyledi.
Kendisi ve oğlu için sürecin zor geçtiğini aktaran anne Güngör, “8 tane botoksumuz var, 2 tane ameliyatımız var, ikinci ameliyatı zor geçti. Hatta eylülde de bir ameliyat bizi bekliyor tekrardan. Zor bir süreç ama her şeye değer.” diye konuştu.
Anneliğin çok güzel olduğunu ifade eden Güngör, duygularını dile getirirken gözyaşlarını tutamadı.
Anne Yeliz Karık da kızı Zeynep’in anasınıfından beri okulda eğitim aldığını ve 9 yıl içinde eğitim ve akademik anlamda büyük yol katettiğini vurguladı.
Erken yaşta eğitimin büyük önem taşıdığını, bu imkana sahip oldukları için çok mutlu olduğunu anlatan Karık, şöyle devam etti:
“Annelik çok önemli. Özel gereksinimli evlatları olan anneler için daha da ayrıcalıklı bir durum. Her gün bizler için çok kıymetli ve değerli. Biz annelerin hiç unutulmaması ve her anlamda işlerimizin kolaylaştırılması için herkesin destek olmasını bekliyoruz. Ben mali müşavirim ama evladımın sağlık ve eğitimi nedeniyle işimi bırakmak durumunda kaldım. Onunla birebir ilgilenmek istedim çünkü anne ilgisi daha farklı oluyor.”
“Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz”
Anne Asuman Tosun da ikisi kız ve biri erkek üçüz çocuklarından erkeğin selebral palsi hastası olduğunu belirtti.
Hastalığın zor ve uzun bir süreç olduğunu ama anne olarak çocuğuna her zaman destek olmaya çalıştığını ifade eden Tosun, “Anneler Günü duygu dolu geçiyor. Çocuklarımızdan dolayı bazı duyguları biraz yaralı ya da derin yaşıyoruz ama anne olmak çok güzel bir hissiyat. Onlarla beraber günlerimizi okulda geçiriyoruz.” dedi.
“Burada çok çeşitli hayatlar var”
Okul Müdürü Arif Muzaffer Kul ise kurumlarını, diğer özel eğitim okullarından ayıran en büyük özelliğinin kaynaştırma-bütünleştirme tanılı öğrencilerle sağlıklı gelişim gösteren herhangi özel eğitim gereksinimi olmayan çocukların bir arada eğitim alması olduğunu söyledi.
Kul, şöyle konuştu:
“Burada çok çeşitli hayatlar var. Çocuklarımızın hayatları, ailelerimizin hayatları ve en büyük yükü üstlenen annelerimizin hayatları… Mesleğini bırakıp sadece evladıyla ilgilenen annelerimiz var, yurt dışında doktorasını bırakıp burada çocuğuyla ilgilenenler var, okulumuz için tayinini isteyip sonra mesleğini bırakanlar annelerimiz var. Annelerimiz evlatları için çok büyük bir özveriyle ve fedakarlıkla burada gün içerisinde bulunmaktadır. Okul dışındaki çalışmalarda da çocuklarımızın fizyoterapi ihtiyaçları için diğer terapiler için büyük bir mücadele vermektedir.”
]]>(İZMİR) – İzmir’de eğitim sendikaları, İstanbul Eyüpsultan’da okul müdürü İbrahim Oktugan, lise öğrencisi 17 yaşındaki Irak asıllı Y.K tarafından vurularak öldürülmesini ve okullarda artan şiddet olaylarını protesto etti. Oktugan’ın katledilmesinin arkasındaki zihniyetin, öğretmenleri itibarsızlaştıran ve ötekileştiren sistem olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyor, can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter, can korkusuyla çalışmak istemiyoruz” denildi.
İzmir’de eğitim sendikaları bir araya gelerek İstanbul Eyüpsultan’da özel bir lisede 17 yaşındaki Irak asıllı Y.K tarafından, kendisini okuldan attığı gerekçesiyle katledilen okul müdürü İbrahim Oktugan ve okullarda artan şiddet eylemlerini protesto etmek için iş bırakarak eylem yaptı. Konak Pier önünde toplanan Eğitim-İş, Eğitim Bir-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Konak Metro önünde buluşan Eğitim-Sen’li öğretmenler, Veli-Der üyeleri ve DİSK Genel İş Bayraklı Bel- Sen öğretmenleri yürüyerek eski Sümerbank önünde bir araya geldi. Eylemde, öğretmenler, “Mustafa Kemal’in öğretmenleriyiz”, “Okullarda ölmek istemiyoruz”, “Hak, hukuk, adalet”, “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları atarken; “Öğretmenime dokunma”, “Öğretmene şiddete hayır”, “Boş söz değil; yaptırım istiyoruz”, “Artık yeter, şiddete hayır”, “Eğitimde şiddete dur de”, “Hedef gösterildik, öldürüldük”, “Yastayız, öfkeliyiz” pankartları taşındı.
Tüm öğretmenler adına ortak basın açıklamasını okuyan Özel Öğretmenler Sendikası İzmir Şubesi’nden Rabia Atbaş, “Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidarın eğitim emekçilerine yönelik söylem ve yaklaşımları ile Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden emeğimizin değersizleştirildiği, mesleğimizin itibarsızlaştırdığı koşullarda, savaşlarda bile hedef alınmayan eğitim emekçileri okullarda şiddetin hedefi olmaya devam etmektedir. Önceki gün ömrünün büyük bölümünü eğitime ve öğrencilerine adamış olan bir meslektaşımızı hayattan ve öğrencilerinden koparan ne basit bir öfke krizi ne failin öğrenci oluşu ne de failin uyruğu ile ilgilidir. Bugüne kadar eğitimden sorumlu olanların yaptıkları açıklamalarda eğitimde yaşanan olumsuzlukların sorumlusu olarak öğretmenleri göstermesi, CİMER uygulamasının bizlere karşı bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur” dedi.
“TOPLUMA VE ÜLKENİN GELECEĞİNE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”
Okul Müdürü Oktugan’ın katledilmesinin arkasındaki zihniyetin, öğretmenleri itibarsızlaştıran ve ötekileştiren sistem olduğunu ifade eden Atbaş, “Bu ülkede okulda öğretmen öldürüldü. Söz bitti. Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır. ‘Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.’ Öğretmenler, toplumun temel taşlarını döşeyen, gelecek nesilleri yetiştiren ve aydınlık bir geleceğe rehberlik eden mimarlardır. Öğretmene yapılan her saldırı, tüm topluma ve ülkenin geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Unutmayalım ki, eğitimsiz bir toplum, karanlığa mahkumdur” diye konuştu.
“BİZLERİ HEDEF HALİNE GETİRENLER; MESLEĞİMİZİ İTİBARSIZLAŞTIRANLARDIR”
Atbaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenerek şunları söyledi:
“Okulda şiddeti önlemek için daha kaç eğitim emekçisinin can vermesi gerekiyor? İktidarın ve MEB’in plansızlığı nedeniyle okullarımız güvenlik açısından ciddi risk altındadır. Okullarımızdaki güvenlik açığının faturasını canımızla mı ödeyeceğiz? Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Her suç gibi bu suçun da azmettiricileri olduğunu biliyor ve onları çok iyi tanıyoruz. Daha önce defalarca yaşadığımız cinayetler gibi bu son bu cinayetin de azmettiricileri; öğretmenler çalışmıyor gibi yanlış bir algıyı toplumda yaymaya çalışanlardır. Bizleri bugün okullarımızda açık hedef haline getirenler; liyakatsiz şekilde atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullananlar, her fırsatta bizleri aşağılamaya çalışan mülki amirlerdir. Öğretmenliğin aynı zamanda bir uzmanlık mesleği olduğunu görmezden gelenlerdir. Okullarda şiddeti körükleyenler; eğitime dair eleştiri ve önerilerimize yıllardır kulak tıkamakta ısrar edenlerdir. Bizleri hedef haline getirenler; her fırsatta emeğimizi küçümseyenler, mesleğimizi itibarsızlaştıranlardır.”
“CAN KORKUSUYLA ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ”
Eğitimcilerin canlarından endişe ederek okula gitmesini önlemenin ilk adımının öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran zihniyetin değişmesi olduğunu söyleyen Atbaş, atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
“Okullardaki şiddetin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmalı, eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanmalıdır. Okulda şiddetin son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz. Okullarda yaşanan şiddet olaylarındaki korkutucu tırmanışı engellemek için bir an önce eğitimde şiddet yasası çıkarılmalıdır. Eğitim kurumlarının tümünde, şiddetle mücadele etmek için alınması gereken somut önlemleri, ne yapılacağını ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler toplumun vicdanını rahatlatacak ve yeni olaylar açısından caydırıcı olacak şekilde cezalandırılmalıdır. Özel ya da devlet okulu fark etmeksizin, derhal tüm okulların güvenliği sağlanmalıdır. Ahlak bekçiliğine soyunan RTÜK’ün toplumsal şiddeti başlıca gündemi haline getirip, mafya ve suç temalı TV yapımlarını denetlemesi sağlanmalıdır. İçine bin bir tane gereksiz ve hatta zararlı içeriklerle doldurulan müfredat yerine şiddetin çağ dışı ve yanlış olduğunu öğreten, toplumsal yaşam dersleri içeren öğretim programları hazırlanmalıdır. Kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyor, can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter, can korkusuyla çalışmak istemiyoruz.”
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Eğitim- Sen Sinop Şube Başkanı Musa Uzun, “Okulların artık bahçeleri kapalı ve giriş çıkışları belli. Bu giriş çıkışlarda güvenlik önlemleri alınabilir. Elini kolunu her sallayan, belinde silah, elinde bıçakla herkesin okula girdiği, sınıflara kadar çıkabildiği bir durumla karşı karşıyayız şu anda. Bunların önüne geçilebilir. Yeter ki, siyasi iktidarın bu yönde iradesi sağlam olsun” dedi.
Eğitim- Sen Sinop Şube Başkanı Musa Uzun, İstanbul Eyüpsultan’da yabancı uyruklu bir öğrencinin saldırısı sonucu hayatını kaybeden okul müdürü İbrahim Oktugan için açıklamalarda bulundu. Siyasi iktidarın okullardaki güvenlik önlemleri konusunda iradesi olmadığını belirten Uzun, şöyle konuştu:
“BİZ YETKİLİLERDEN BUNUNLA İLGİLİ ÇÖZÜMLER ÜRETMELERİNİ BEKLİYORUZ”
“İstanbul’da cinayeti işleyen çocuğun uyruğu ile ilgimiz yok çünkü, daha önceki yıllarda daha önceki günlerde de okullarda çeşitli saldırılar oldu. Bu şiddet olayı okullarda uyrukla, yabancı ülke vatandaşı olmasıyla ilgili değil. Okullarda alınmayan güvenlik önlemleri, öğretmenlerin itibarsızlaştırılması, öğretmenlerin ve idarecilerin şehrin mülki amirleri, Bakanlık, cumhurbaşkanlığı tarafından halkın önüne atılması, ‘işlerini yapmıyorlar, 3 ay yatıyorlar yaz tatili yapıyorlar, okula gitmiyorlar’ gibi mesleği aşağılayan, mesleğimizle ilgili iyi fikirler söylemeyen insanlar yüzünden toplumda bir hedef haline getirildik. Bu hedefin en sonunda da ete kemiğe bürünmüş hali de cinayetle sonuçlanıyor. Bir hafta önce yine Samsun’da bir öğretmen arkadaşımız eşi tarafından öldürüldü. Daha önce İstanbul’da bir öğretmen koridorda yürürken bir öğrenci velisi tarafından yumruklandı. Bunlar bir tane iki tane değil artık sistemli bir şekilde bir saldırı var. Bunun önüne geçecek olan da önce Bakanlık sonra da Türkiye Cumhuriyet Devleti. Biz yetkililerden bununla ilgili çözümler üretmelerini bekliyoruz.
“GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİN ALINMASI GEREKİYOR”
Biz Eğitim- Sen için, Yusuf Tekin’in geçmişi zaten karanlık. Daha önce bakanlık müsteşarıyken falan yaptıkları, daha sonra bir gecede profesör unvanı verilmesi gibi bir sürü geçmişinde kapalı kapılar ardındaki o cemaatlerle, tarikatlarla ilişkilerle yaptığı işler ortada. Son yaptığı da ortada. Son yaptığı da hiçbir paydaşına, hiç kimseye haber vermeden Milli Eğitim Temel Kanunu’nu değiştiriyor. İtirazları da bir hafta gibi kısa süreye yayarak kanunlaştırmaya başladı. Bu da art niyetli olduğu, iyi niyetli olmadığı, insanların demokrasiyle karşılıklı fikir alışverişiyle, ortak akılla milli eğitimi yönetme gibi bir derdinin olmadığı ortada. Güvenlik önlemi almadan önce bir kere öğretmenlik mesleğini eski güvenilir, toplumdaki saygınlığını geri kazandırmalılar. Buda tabi bir günde, iki günde olacak bir şey değil, sistemli bir şekilde yapılmalı. Onun haricinde de çok kolay bunlar. Her okula birer güvenlik gerekiyor. Okulların artık bahçeleri kapalı ve giriş çıkışları belli. Bu giriş çıkışlarda güvenlik önlemleri alınabilir. Elini kolunu her sallayan, belinde silah, elinde bıçakla herkesin okula girdiği, sınıflara kadar çıkabildiği bir durumla karşı karşıyayız şu anda. Bunların önüne geçilebilir. Yeter ki, siyasi iktidarın bu yönde iradesi sağlam olsun.”
]]>Bursa’da Türk Eğitim-Sen üyeleri Kent Meydanı’nda, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim-İş, Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB-Sen), Anadolu Eğitim Sen, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ Sen) ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ise 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda toplandı.
Yürüyüşe geçen gruplar ile Eğitim Bir-Sen’e bağlı üyeler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önünde bir araya geldi.
Sendika temsilcileri yaptıkları konuşmalarda, eğitim alanında şiddet olaylarının önlenmesi için yasal düzenlemeler yapılması istendi.
Oktugan’ın yaşamını yitirdiği olayı sloganlarla protesto eden gruplar, açıklamaların ardından dağıldı.
Eskişehir
Eskişehir’de, Eğitim Bir-Sen üyeleri, Vilayet Meydanı’nda toplanmalarının ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden Yediler Parkı’na yürüdü.
Parkta grup adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Bir-Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Akar, öğretmenlere yönelik ölümle sonuçlanan saldırılara karşı ivedilikle adım atılması gerektiğini söyledi.
Taleplerini dile getirmek için bugün iş bırakma eylemi de gerçekleştirdiklerini anlatan Akar, “İş bırakma eylemiyle eş zamanlı olarak, 1 hafta sürecek dilekçe kampanyamızı da başlatmış bulunuyoruz.” dedi.
Balıkesir
Balıkesir’de, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan Türk Eğitim-Sen üyeleri, İstanbul’da okul müdürü Oktugan’ın yaşamını yitirdiği saldırıya tepki gösterdi.
Döviz ve pankartlar taşıyan grup adına basın açıklaması yapan Türk Eğitim-Sen Balıkesir 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Baki, “Çoğu okulumuzda güvenlik görevlisinin bulunmaması, güvenliğin sadece nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışılması, kamera sisteminin olmaması şiddet olaylarına zemin hazırlamaktadır. Oysa her okulumuza güvenlik görevlisi alımı yapılması ve okullarımızın tamamında kamera bulundurulması hayati bir zorunluluktur. MEB’in bu konuda okullara bütçe tahsis etmesi, fedakarlıktan kaçınmaması çok önemlidir.” diye konuştu.
Okullardaki rehber öğretmen sayısının da artırılması gerektiğini ifade eden Baki, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin aslında geleceğe sıkılan bir kurşun olduğunu vurguladı.
Baki, şiddet olaylarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirler alınıncaya kadar konuyu gündemde tutmayı ve farkındalık oluşturmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Çanakkale
Çanakkale’de Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasına üye eğitimciler, kentteki bir çay bahçesinin önünde toplanarak Valilik binasının önüne kadar yürüyüş yaptı.
Yürüyüşün ardından basın açıklamasını okuyan Eğitim-İş Şube Başkanı Serkan Serbes, ömrünün büyük bölümünü eğitime ve öğrencilerine adamış olan meslektaşları Oktugan’ın hayattın koparıldığını belirtti.
Bayramiç ilçesinde de öğretmenler, Hükümet Konağı önünde toplanıp Akbulut Meydanı’na yürüdü.
Bilecik
Eğitim Bir-Sen Bilecik Şube Başkanı Ahmet Selöz, Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan sendikalılar adına yaptığı açıklamada, kamu görevlilerine yönelik şiddet olaylarında tepkilerini en sert şekilde ortaya koyduklarını söyledi.
Oktugan’a yapılan saldırı nedeniyle 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdiklerini anımsatan Selöz, “Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının neticesidir. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır.” ifadesine yer verdi.
Selöz, eğitim çalışanlarının uğradığı şiddete karşı hukuki tedbirlerin alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>Şiddete tepki göstermek amacıyla öğretmenler bugün iş bıraktı. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapan Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Şube Başkanı Ramazan Tekdemir, okullarda gereken önlemlerin alınmamasından dolayı şiddet olaylarının yaşandığına dikkat çekti. Eğitim alanında yaşanan şiddetin bireysel değil, toplumsal bir sorun haline geldiğini söyleyen Tekdemir, şunları söyledi:
“Kanayan bir yara haline gelen şiddet olaylarına dikkat çekiyor, tedbir alınması için yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Bu çağrımızı yıllardır yapıyoruz. Sesimize kulak verilseydi, gereken önlemler zamanında alınmış olsaydı belki de bugün başka şeyler konuşurduk. Ancak ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi bu konuda da geç kalınmıştır. Eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarını önleyecek, caydırıcı olacak, failleri cezalandıracak ve mağdur eğitim çalışanlarına hukuki koruma sağlayacak bir yasal düzenlemenin yapılmasının sağlanması için bugün (10 Mayıs) iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor, ülke genelinde basın açıklamaları yapıyoruz. İş bırakma eylemiyle eş zamanlı olarak, 1 hafta sürecek dilekçe kampanyamızı da başlatmış bulunuyoruz .Son birkaç yılda yaşanan hadiselere bakıldığında görülecektir ki, şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, ne yazık ki yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş; eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesini sekteye uğratacak boyuta ulaşmıştır.”
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyeleri ise Kayapınar ilçesindeki Rojava Parkı’nda bir araya gelerek, eğitimdeki şiddete tepkilerini dile getirdi. Sendika üyeleri adına açıklamayı yapan Diyarbakır Eğitim-Sen 1 Nolu Şube Başkanı Faruk Ercan, Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidarın eğitim emekçilerine yönelik söylem ve yaklaşımları ile Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden itibarsızlaştırdığını söyledi.
OKULLARDAKİ ŞİDDETİN ARKASINDAKİ NEDENLER ORTAYA ÇIKARILMALI
“Emeğimizin değersizleştirildiği, koşullarda, savaşlarda bile hedef alınmayan eğitim emekçileri okullarda şiddetin hedefi olmaya devam etmektedir” diyen Ercan, “Bu ülkede okulda öğretmen öldürüldü. Söz bitti. Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır. Her suç gibi bu suçun da azmettiricileri olduğunu biliyor ve onları çok iyi tanıyoruz. Bizleri bugün okullarımızda açık hedef haline getirenler; liyakatsiz şekilde atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullananlar, her fırsatta bizleri aşağılamaya çalışan mülki amirlerdir. Öğretmenliğin aynı zamanda bir uzmanlık mesleği olduğunu görmezden gelenlerdir. Okullarda şiddeti körükleyenler; eğitime dair eleştiri ve önerilerimize yıllardır kulak tıkamakta ısrar edenlerdir. Bizleri hedef haline getirenler; her fırsatta emeğimizi küçümseyenler, mesleğimizi itibarsızlaştıranlardır. Okullardaki şiddetin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmalı, eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanmalıdır. Okulda şiddetin son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz” dedi.
]]>Mareşal Çakmak Ortaokulu 7. sınıfta eğitim gören serebral palsili 14 yaşındaki Ümmü Selma, her sabah annesiyle Yukarıçavuş köyünden servise binerek 15 kilometre mesafedeki okuluna ulaşıyor.
Servisten indikten sonra anne Fatma Kara, kızını sınıfa kadar kucağında taşıyıp derse hazırlıyor.
Veli görüşme odasında akşama kadar derslerin bitmesini bekleyen Fatma Kara, kızının eğitimini sürdürmesi için çabalıyor.
Gün boyu okulda kendisine tahsis edilen odada zamanını geçiren Kara, ders aralarında da kızının yanına giderek ihtiyaçlarını karşılıyor.
Fatma Kara, AA muhabirine, 3 kızının en büyüğünün Ümmü Selma olduğunu söyledi.
Ümmü Selma’nın sorununu 6 aylık olana kadar fark etmediklerini anlatan Kara, “6 aylık olduğunda çocukların oturup, emeklemeye başladığı zaman kızımı yastıklarla destekleyerek oturtuyordum. Büyük halamız, ‘Bu çocukta bir şey var’ dedi, doktora göstermemizi istedi. Biz de götürdük hastaneye, Hacettepe Üniversitesi Hastanesine yönlendirdiler. Orada çocuğumuza bu tanı konuldu.” dedi.
Uzun süren tedavinin ardından Ümmü Selma’yı belirli bir seviyeye getirebildiklerini dile getiren Kara, “Aynı kemiksiz bir çocuk gibiydi Selma, hiçbir yerine sahip çıkamıyordu. Fizik tedaviyle, rehabilitasyon merkezleriyle bu duruma getirebildik.” diye konuştu.
Ümmü Selma için büyük çaba harcadıklarını aktaran Kara, şöyle devam etti:
“Rehabilitasyon merkezi, okullar derken ‘mezun olamayan öğrenci’ olarak 7 senedir çocuğumu getiriyorum, götürüyorum. Akşama kadar burada bekliyorum. Toplum Yararına Programlara başvurdum, burada bir sene çalıştım. Hem çocuğuma baktım hem çalıştım. Görevim sona erdi ama ben okula gelmeye devam ediyorum. Çocuğum ile günümüzü tamamlıyoruz, akşam olunca köyümüze dönüyoruz.”
Okuldan döndükten sonra köydeki işlerle uğraştığını anlatan Kara, “Köyde de birçok işim var. Gündüz burada oluyorum, oturuyorum, evde ikinci mesaimi yapıyorum. Gece yarılarına kadar damdı, ahırdı, yemekti, çocuklarımız var. İki mesai birden yapıyorum.” dedi.
Çocuğunun eğitimi için arkasında durduğunu vurgulayan Kara, “Büyük yol katetti. O dereceye getirdim, şükür Allah’a. Anneye sormuşlar, ‘En kıymetli çocuğun hangisi’ diye. O da ‘Bulunana kadar kaybolan, iyi olana kadar hasta olan’ demiş. Şimdi Selma’yı yaşıtlarıyla aynı konuma sokabilmek için ağırlık onun üstünde.” diye konuştu.
“Emeğimin karşılığını çocuğum verdiği için Allah’ıma dua ediyorum”
Kara, başlarda Ümmü Selma’nın okumayı öğrenemeyeceğini söylediklerini, bu duruma çok üzüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:
“Israr edince illa bir şeyler başarılıyor. Tam olmasa dahi büyük gelişmeler ortaya çıkıyor. Zorlanıyorsun, sosyal yaşantın olmuyor… Normal bir anne hasta olur, halsiz olur yatar kalkamaz, bizde o lüks yok. Yatmak istersin, çocuğun bağırır, ‘Anne tuvalete götür, bir su ver’ diye. Hasta olma lüksün yok, sosyal yaşantımız da yok ama çok şükür, o lüksleri yaşamasam da aklıma gelmez ama emeğimin karşılığını çocuğum verdiği için Allah’ıma dua ediyorum. İyi ki vermişim, iyi ki görüyoruz diye.”
Okul müdürü Ayşe Yiğitoğlu da Ümmü Selma için okullarında düzenleme yaptıklarını vurgulayarak, “Asansörümüzü aktif hale getirdik, sınıfın yerini onlara göre düzenledik, Fatma Hanım’a da bir oda ayarladık. Öğrencisini getirdikten sonra onu bekliyor akşama kadar, çocuğuyla vakit geçirmesi gerekiyor. Bize arkadaşlık ediyor.” açıklamasında bulundu.
Ümmü Selma Kara da kendisi için büyük fedakarlık gösteren annesini çok sevdiğini söyledi.
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Eğitim-İş Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, “Devletin en önemli görevi eğitimdir. Her şey eğitimle başlar. Bir devlet olmanın gereği de okullarına, eğitim yuvalarına yaptığı yatırımlarla ölçülür aslında bakarsanız. Medeni toplum olmanın ilk şartı da budur. Biz bu noktalara özen gösterilmesini istiyoruz ve talep ediyoruz. Bu noktada tabi keşke bu tip olaylar yaşanmasaydı. Bugün İbrahim hocamızda aramızda olacaktı. Yani bir kişinin elinde silahlar çok rahat bir şekilde girmesi, biz defalarca söylememize rağmen ne kadar haklı olduğumuzu ortaya çıkardı” dedi.
Eğitim-İş Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, İstanbul Eyüpsultan’da yabancı uyruklu bir öğrencinin saldırısı sonucu hayatını kaybeden okul müdürü İbrahim Oktugan için açıklamalarda bulundu. Öğretmenin değersizleştirildiğini belirten Şahbenderoğlu, gerekli önlemler alınmazsa güvenlik sorunlarının artabileceğini ifade etti.
“TEDBİRLER ALINMAZSA BU OLAYLAR SÜRECEK”
Celal Şahbenderoğlu, şöyle konuştu.
“Maalesef, İstanbul’da yaşanan bu üzücü olay tüm Türkiye’yi derinden sarstı. Biz tabi geçmişte de defalarca okullarda güvenlik sorununu dile getirdik. Bununla ilgili tedbir alınmadı. Bakanlık bunları ciddiye almadı ama maalesef bu tip olaylar yaşanmaya devam ediyor. Gelecekte de eğer bu tedbirler alınmazsa yaşanacak gibi görünüyor. Bu işlerin temelinde, okullardaki bu sıkıntıların temelinde aslında genel idarenin öğretmenlere yaklaşımı yatmakta. Biz, her ortamda şunu söylüyoruz; öğretmene saygı duyulmalı. Fakir Baykurt’un dediği gibi öğretmen ders verir, öğretmen kimsenin bakıcısı değildir, öğretmenin bir saygınlığı vardır. Dolayısıyla da bunu temelde artık herkesin kabullenmesi gerekir. Okullarımızda maalesef ortamlar güvenli değil. Geçmişte, okullarda bir takım güvenlik personelleri bulunuyordu. Bu son yıllarda gelinen süreç içerisinde maalesef bunlar ortadan kaldırıldı. Ülkede birçok konuya itibardan tasarruf olmaz mantığıyla harcamalar yapılırken eğitim yuvalarımız, en güvenli olması gereken alanlarımız maalesef güvenlikten yoksun hale getirildi çünkü buralara gerekli harcamalar yapılmadı. Neydi bu harcamalar? Her zaman bizim dile getirdiğimiz gibi çocuklarımıza verilmesi gibi okullara eğitimle ilgili güvenlik elemanı tesis edilmesi gibi, temizlik noktasında yine eleman yetersizliğini ortadan kaldırması gibi bir takım taleplerimiz var. Maalesef bu konularda tasarruflar edildi ve geldiğimiz noktada bu olmuş oldu.
“OKULLARIN DAHA GÜVENLİ HALE GETİRİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Okullarda çok ciddi bir güvenlik, temizlik ve maalesef çocuklarımızın da iyi ortamlarda olmadığı şartlar söz konusu olmaya başladı. Biz bunların giderilmesini istiyoruz. Okulların daha güvenli hale getirilmesini istiyoruz. Bunların da tabi en temelinde öğretmenlere saygı yatıyor. Bu en önemli unsur diye değerlendiriyoruz çünkü maalesef mevcut hükümetin yapmış olduğu politikalar, söylemler öğretmenin itibarını zedeleyici, onlara sıradan bir meslekmiş gibi göstermek çabası, onlar sanki uzman değilmiş gibi onlara uzmanlık yaftaları yapıştırmaya çalışılması toplum gözünde öğretmeni değersizleştirme şeklinde karşımıza çıkıyor. Bunun kimseye faydası yok. Bir öğretmenin toplumda değersizleştirilmesi zincirleme bir şekilde öğrencilere yansıyacaktır ve beraberinde de velilere ve tüm topluma yansıyacak bir olgudur. O yüzden her şeyden önce öğretmenliğin saygınlığını hiçbir şekilde zedelemeyecek ve buna her zaman dikkat edilecek bir takım çalışmaların ve söylemlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Maalesef, sanki öğretmenlik oturulan bir meslekmiş gibi, sanki çok para ödenmesi gereksizmiş gibi toplumda devlet tarafından birtakım algılar oluşturulmaya çalışılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Öğretmen neyse toplumda odur. Bunu herkes artık anlamalı ve bilmeli. Öğretmen toplumun aynasıdır. Dünyanın her yerinde savaşlarda bile okullar güvenli ortamlar olmak zorundadır. Bunu da bir şekilde mevcut hükümetler artık kafalarını yerleştirilmeli ve bu konuda çok özen göstermeli. Devletin en önemli görevi eğitimdir.”
]]>Eyüpsultan ilçesine bağlı Alibeyköy semtinde dün sabah saatlerinde yaşanan olayda Özel Eyüpsultan Final Akademi Anadolu Lisesi Müdürü İbrahim Oktugan (74), 5 ay önce uzaklaştırma cezası alan 18 yaşındaki Y.K. tarafından odasında silahla vurularak ağır yaralanmış, hastaneye kaldırılan Oktugan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
GÜVENLİK KAMERA GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Y.K. olay sonrası gözaltına alınırken, olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, bir grup genç tarafından okul kapısında karşılanan Y.K’nin daha sonra gençlerden birinin kapıyı açmasıyla içeriye girdiği görülüyor. Olayı gerçekleştirdikten sonra ise Y.K’nin hızla adımlarla kapıya yöneldiği, daha sonra silahını belinden çıkarıp yeniden beline sokarak koşar adımlarla okuldan uzaklaştığı kameraya yansıyor.
SALDIRGAN IRAK KÖKENLİ
Irak kökenli olduğu ve Türk vatandaşlığı aldığı öğrenilen Y.K’nin “taksirle yaralama” 6136 sayılı Ateşli silahlar ve Bıçaklar hakkındaki Kanun’a muhalefetten suç kaydının bulunduğu ayrıca “kayıp kişi” olarak arandığı ortaya çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri olayla ilgili incelemenin sürdüğünü belirtti.
EĞİTİM SENDİKALARINDAN TEPKİ YAĞDI
Olaya tepkiler çığ gibi büyürken, Özel Sekrör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, sosyal medya hesaplarından tüm sendika üyelerine ve meslektaşlarına çağrıda bulunarak, bugün için siyah giyinmelerini ve siyah kurdele takmalarını istedi. Eğitim sendikaları ayrıca 10 Mayıs Cuma günü iş bırakacaklarını, Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde, diğer illerde de adliye binalarının önünde basın açıklaması yapacaklarını da duyurdu.
EĞİTİM-İŞ: ARTIK YETER! YAŞAMAK İSTİYORUZ
Eğitim-İş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Eğitim emekçileri olarak kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter, yaşamak istiyoruz.
Eğitimde şiddete karşı çıkmak için, 8-9 Mayıs tarihlerinde iş yerlerimize siyah giyerek ve kokartlarımızla gidiyoruz. 10 Mayıs Cuma günü iş bırakıyor ve Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde Genel Merkez düzeyinde, illerde şube ve temsilcilikler düzeyinde adliye binalarının önünde basın açıklaması yapıyoruz. Eğitim iş kolunda örgütlü tüm sendikaları ve kamuoyunu birlikte şiddete karşı daha yüksek tepki göstermeye çağırıyoruz.”
EĞİTİM-SEN: ÖFKELİYİZ, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ACİLEN HAREKETE GEÇMELİ
Eğitim-Sen de sosyal medya hesabından okulda şiddet olaylarının durması için Milli Eğitim Bakanlığını acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırdı. “Öfkeliyiz. Okulda şiddet bir meslektaşımızı daha aramızdan aldı” başlıklı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“İstanbul’un Eyüp ilçesinde bulunan özel bir okulda müdür olarak görev yapan emekli öğretmen İbrahim Oktugan’ın bir öğrencisi tarafından öldürülmesi hepimizi derinden üzmüştür. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında evde, sokakta, iş yerlerinde her gün karşı karşıya kaldığımız şiddet olgusu okullarımızı da sarmalamış, eğitim emekçilerini de şiddetin hedefi haline getirmiştir. Son olarak İstanbul’da yaşandığı gibi ölümle sonuçlanan ağır sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye’nin her yerinde eğitim kurumlarında birbirine benzer şekillerde eğitim emekçilerini hedef alan şiddet olaylarının yaşanması, şiddetin arkasındaki nedenlerin ortaya çıkarılmasını, eğitim kurumlarında eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını gerektirmektedir. Yaşanan bu şiddet olayları adeta bir bakanlık politikasına dönüştürülen eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırılmasından ayrı düşünülemez. Bugün bir eğitim emekçisini hayattan koparan ne basit bir öfke krizi ne failin öğrenci ya da veli oluşu, ne de öğrencinin uyruğu ile ilgilidir. Bizzat Bakan’ın yaptığı açıklamalarla eğitim sisteminin tüm başarısızlığının nedeni olarak öğretmenlerin gösterilmesi, CİMER uygulamasının velilerin elinde bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan tüm sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmeni ve idarecileri veli ve öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur.
Okullarda yaşanan şiddetin ve öğretmenlere yönelik saldırıların önlenebilmesi, öncelikle her fırsatta öğretmenleri, eğitim emekçilerini hedef haline getiren politika ve uygulamalara son verilmesinden geçmektedir. Okulda şiddet olaylarının durması için Milli Eğitim Bakanlığını acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz. Yıllardır yaptığımız tüm uyarılara rağmen alınmayan önlemler nedeniyle dün 40 yılını çocukların eğitimine adamış bir öğretmen arkadaşımızı, maalesef Bakanlığın ideolojik örgütlenme alanına çevirdiği, yapboz tahtasına dönüştürdüğü eğitim politikalarının sonucu olarak kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyor, İbrahim Oktugan öğretmenimizin ailesi başta olmak üzere tüm meslektaşlarımıza ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.”
]]>Yıldırım Belediyesi, Yıldırım Kaymakamlığı, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Milli Eğitim İlçe Müdürlüğü paydaşlığında Yıldırım Belediyesi Okul Sporları İlçe Şenlikleri düzenlendi. Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi’nde gerçekleşen Okul Sporları İlçe Şenlikleri Ödül Töreni ve Malzeme Dağıtımı programına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra Yıldırım İlçe Kaymakamı Metin Esen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Sevinç, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Mehmet Demirci, okul müdürleri ve sporcular katıldı. İlkokul kademesinde dereceye giren öğrencilere ödülleri verilirken yarışmaya katılan tüm okullara Yıldırım Belediyesi tarafından spor malzemesi dağıtımı yapıldı.
Okul Sporları İlçe Şenlikleri’ne ilkokul kategorisinde 39 okuldan 890 öğrenci katıldı. Final Müsabakaları oynanan ilkokul yarışmalarında final mücadelesinde Naz Özdilek İlkokulu ve Hasan Öztimur 75. Yıl İlkokulu öğrencileri karşı karşıya geldi. Az bir farkla Naz Özdilek İlkokulu şampiyon olmaya hak kazandı. Ortaokul kategorisinde katılan bin 944 sporcu arasından dereceye girenler önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek final programı ile kupalarına kavuşacak. Okul Sporları İlçe Şenlikleri ile toplamda 4 bin 142 çocuğu sporla buluşturacaklarını ifade eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin; fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerinde sporun ayrı bir önemi var. Bu nedenle Yıldırım’ı bir spor kenti yapmak ve sporu tabana yaymak için çalışmalarımız sürüyor. Göreve geldiğimiz 2019 yılından bu yana başta Bursa’nın en büyük spor kompleksi Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi olmak üzere 22 spor tesisini hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde de Yıldırım’ı sporda parlayan bir kent yapmak adına 8 yeni projemiz var. Onları da tamamlayarak hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. Yıldırım spor yapan gençlerle daha güzel” dedi.
Gerçekleştirdikleri spor yatırımlarının meyvelerini gördüklerini aktaran Başkan Oktay Yılmaz, “7’den 70’e herkesin spor yaptığı ve spor tesislerinden istifade edebildiği bir Yıldırım için çalışıyoruz. 2024 yılı itibariyle; lisanslı sporcu sayımız 4 bin 454 olurken sporcularımız 3 bin 440 madalya ve 198 kupa kazandı. 11 tesiste düzenlediğimiz yaz ve kış spor okullarında 20 farklı branşta 169 bin 941 çocuğa, sosyal sorumluluk projelerinde 32 bin 166 çocuğa, özel ihtiyaç sahibi bin 636 çocuk ve ailesine, kadın spor merkezlerimizde 55 bin 704 kadına, toplamda ise 259 bin 458vatandaşa spor ve eğitim hizmeti verdik. Yıldırım Kaymakamlığımız, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüz ve Milli Eğitim İlçe Müdürlüğümüz ile birlikte gerçekleştirdiğimiz turnuva, Yıldırım’ın sporda geldiği noktayı ortaya koyması açısından son derece önemli. Turnuvaya katılım sağlayan okullarımıza ve hocalarımıza teşekkür ediyorum, dereceye girsin girmesin yarışmaya katılma cesareti gösteren evlatlarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu. – BURSA
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle koltuğunu, Zeytinburnu Haluk Ündeğer İlkokulu 3’üncü sınıf öğrencisi Ali Selim Metli’ye devretti. İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesindeki gerçekleştirilen sembolik devir-teslim töreninde öğrenciler, Melike Eslem Mungan, Miraç Kartal Akdağ, Eylül Avcı, Hira Nur Kökcür ve Sinan Koç ile okul müdürü Mücahit Çatal ve görevli öğretmen Işıl Köktürk de hazır bulundu. Öğrenciler ve öğretmenlerle tek tek tanışıp bayramlaşan İmamoğlu, koltuğu ve sözü, ‘yeni Başkan’ Metli’ye bıraktı. İBB Başkanlığı makamına oturan çocuk Başkan Ali Selim Metli konuşma yaptı. Konuşmasına Metli, “Bugün 23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Atatürk bu özel günü biz çocuklara armağan etti. Ben bu yüzden Atatürk’e büyük hayranlık duyuyorum ve bugün çok mutluyum. Burada konuşmama imkan sağladığınız için de sizlere çok teşekkür ederim” diyerek başladı.
Koltuğu devralan Başkan Metli ilk talimatı verdi
Konuşmasının devamında öğrencilerin okula giderken çantalarını taşımakta zorlandığını ifade eden Başkan Ali Selim Metli’nin ilk talimatı, “Bütün okullarda öğrenci dolapları yapılmasını istiyorum. Çünkü, çantalarımızı taşımakta zorlanıyoruz. Bir de okullarımızda yemekhaneler olmasını istiyoruz. Bize de gelişmemizde yardımcı olmanızı diliyoruz” oldu. Bu kapsamda telefon ile İBB Destek Hizmetler Daire Başkanı Barış Yıldız’ı arayan Başkan Metli, öğrenci dolaplarının yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması talimatını verdi.
“Hem kendi okulunuzda ama bütün öğrencilerin de böyle bir ihtiyacı olduğunu ifade ediyorsunuz”
Minik başkanın talimatlarına ilişkin konuşan Ekrem İmamoğlu, “İki açıdan yaklaştın olaya. Bir tanesi, günlük konforunuzu daha iyi hale getirmek için okul çantalarınızı, okuldaki dolaplara yerleştirip, ihtiyaç duyduklarınızı eve taşıyıp, duymadıklarınızı orada bırakıp, böyle değişerek, daha az ağırlıkta çantalarınız olsun istiyorsunuz. Dolap ihtiyacınız var anladığım kadarıyla sınıflarda ve bu konuda talep açıyorsunuz. Ama benim anladığım kadarıyla, sadece okulunuz için değil de genelde her okulda bunun da olmasını diliyorsunuz. Hem kendi okulunuzda ama bütün öğrencilerin de böyle bir ihtiyacı olduğunu ifade ediyorsunuz. Harika. Okullara yemekhane yapılması meselesini de çok önemsedim. Çünkü çocuklarımızın, özellikle sizin yaşlardaki çocuklarımızın gıda yönünden eksik kalmalarını hiçbirimiz istemeyiz. Özellikle, ilkokul ve ortaokul seviyesindeki okullarımızın beslenmeyle ilgili hem desteklenmeleri hem de bazı okullarda eğer eksik varsa, yemekhane veya yöneticilerimizin uygun gördüğü şekliyle, anladığım kadarıyla çocuklarımızın mutlaka daha iyi gıda almalarının sağlanmasını da istiyorsunuz” dedi.
Öğrenci ve öğretmenlere teşekkür ederek günün anısına hediye veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, misafirlerini kapıya kadar uğurladı. – İSTANBUL
]]>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin yaralarını sarmak için ilk günden bu yana yoğun çalışmalar gerçekleştiren Sabancı Vakfı ve Enerjisa Enerji bölgeye yönelik desteklerini sürdürüyor.
Hatay’da eğitimin aksamaması için geçen yıl “Hatay’a 3 ayda 3 okul” sözüyle yola çıkan ve planladığı gibi okulları eğitime kazandıran Sabancı Vakfı, Enerjisa Enerji’nin yabancı hissedarı olan E.ON’un katkılarıyla Hassa ilçesinde yaptırdığı Enerjisa Atatürk İlkokulu’nu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda öğrenci ve öğretmenlere armağan etti.
Hassa Kaymakamı Osman Acar, açılıştaki konuşmasında, okulun yapım sürecinde emeği geçenlere teşekkürlerini sundu.
Okulun ülkeye ve ilçeye hayırlı olmasını temenni eden Acar, 6 Şubat’ta yaşanan depremler sonrasında ilçede süratli bir şekilde toparlanma yolunda ilerlediklerini söyledi.
Acar, depremler sonrasında ilçedeki okulların büyük tahribat aldığını ifade etti.
Depremde hasar alan okullardan birisinin de Atatürk İlkokulu olduğunu belirten Acar, “Yeni okulumuz çocuklarımıza, ilçemize hayırlı olsun. Burada biz eğitim ve öğretim faaliyetlerimize kaldığımız yerden inşallah daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz.” dedi.
“Hatay’a bu dördüncü okul desteğimiz”
Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan da deprem bölgesinde eğitim ve öğretimin aksamaması için imkanlarını seferber ettiklerini söyledi.
Toplumsal sorunların çözümünde eğitimin öncelikli alan olduğunu bildiklerini ifade eden Safkan, şöyle konuştu:
“6 Şubat depremlerinden sonra tekrar bölgede eğitim öğretimin sürdürülebilir olması, öğretmen ve öğrencilerin güvenli okul ortamlarında bir araya gelmeleri, tekli sistemde eğitim öğretim alabilmeleri tabii çok çok önemli. Vakfımızın bu sene 50’nci yaşı. 50 yıllık faaliyet geçmişimizde en önemli alanlardan biri şüphesiz eğitim. Eğitim altında verdiğimiz desteklerden Hatay’a bu dördüncü okul desteğimiz. İnşallah beşincisi ve altıncısı da planlarımız arasında yer alıyor. Depremin yaralarını bir nebze de sarabilmiş olmaktan, destek vermiş olmaktan tabii son derece mutluyuz. Bu vesileyle bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kutluyorum. Herkese hayırlı uğurlu olmasını dilerim.”
“Bölgenin kalkınması için eğitimin çok önemli olduğunu biliyoruz”
Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci, depremlerden etkilenen 11 ilin başta Hatay olmak üzere 5’inin Enerjisa Dağıtım Şirketleri Toroslar EDAŞ’ın sorumluluk bölgesinde olduğunu belirtti.
Özsürekci, depremlerde hem kaybettikleri çalışma arkadaşları hem de hasar gören şebeke unsurlarıyla depremzede bir şirket olduklarını aktardı.
Depremin ilk günlerinden itibaren bölgeye enerji vermek ve yaraları sarmak için büyük mücadele verdiklerine değinen Özsürekci, “Aynı zamanda bunları yaparken bölgenin sosyal sorumluluğu açısından kalkınması için eğitimin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bugün Hatay Hassa’da Enerjisa Atatürk İlkokulu’nun açılışında bulunuyoruz. Bu okul aynı zamanda hissedarımız olan E.ON’un 70 bin çalışanının bağışlarıyla bugüne geldi. Herkese hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Enerjisa Enerji Mali İşler Lideri (CFO) Philipp Ulbrich, deprem sonrası birkaç günde 70 bin çalışanları ve şirketleri tarafından 1 milyon avrodan fazla para toplanarak okulun inşa edilmesine karar verildiğini belirtti.
Okulun ilçeye kazandırmasında katkı sağladıkları için çok mutlu olduklarını dile getiren Ulbrich, “Bugün burada bulunmam, hem E.ON hem de Enerjisa olarak deprem sonrasını iyileştirme ve yerel halkla dayanışma içinde olma konusundaki kararlılığımızı ifade ediyor.” dedi.
Konuşmaların ardından katılımcılar okulun açılış kurdelesini kesti, sınıfları gezdi ve öğrencilere hediyeler verdi.
]]>İBB Meclisi nisan ayı üçüncü oturumu, Meclis 1. Başkanvekili Nuri Aslan başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun faaliyet raporunu sunmasının ardından siyasi partilerin grup başkanvekilleri, rapor hakkında konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul, İmamoğlu’nun İstanbul halkına 150 kreş sözünü tamamlamasını istedi.
İmamoğlu’nun vaatlerine değinen Okul, “‘Her biri 250 yatak kapasiteli 10 huzurevi açacağız’ denmiş. Sadece bana gelen bilgi, bir tanesi açıldı, diğerinin ise sadece temeli atıldı. İstanbul’da özellikle kadınlarımızın istifade ettiği İSMEK’ler. Büyükşehir yönetimini devraldığınızda İSMEK’lerin sayısı İstanbul’da 264’tü. Şu an gelinen noktada bu sayı ne yazık ki 163’e düşmüştür. İSMEK’lerle ilgili planınız nedir? Planınızı lütfen halka şeffaf bir şekilde anlatın. Yavaş yavaş İSMEK’leri yok etmek mi? Bununla ilgili samimiyetle ilgili kaygılarımız var.” ifadelerini kullandı.
AK Parti döneminde İstanbul’da 11 milyona yakın ücretsiz yemek dağıtıldığını, bugün ise bu rakamın 9,5 milyona düştüğünü anlatan Okul, 1,5 milyon eksik ücretsiz yemek dağıtıldığını, Kent Lokantaları’nda uygun fiyatlı 1,6 milyon yemeğin satıldığını hatırlattı.
İstanbul’da kişi başına düşen yeşil miktarının üç katına çıkarılacağının vadedildiğini ama bugün gelinen noktada kişi başına neredeyse bir metrekareden daha az yeşil alan artışı sağlandığını dile getiren Okul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“40 semte 40 doğumevi, 20 kadın sağlık tarama merkezi, 10 çocuk sağlık merkezi. Gören var mı? Ben görmedim. Eğer yaptılarsa lütfen açıklasınlar kamuoyuna. 30 yüzme havuzu, 30 kapalı spor salonu. Gören varsa lütfen burada bizlerle paylaşsın. 100 bin araçlık kapalı otopark. Bunu açık olarak sağlamak bile gerçekten İstanbul’da zor. Bu 100 bin kapalı otoparktan haberi olan varsa lütfen bizle paylaşsın. 12 şehir tiyatrosu, 15 yeni müze vaatlerinden kaç tanesi hayata geçti? 70 kilometre uzunluğunda yaşam koridoru. Gören varsa ben bütün ekibi alıp yürüyüşe gideceğim oraya.”
TEM Otoyolu’na “Megabüs” yapılacağının vadedildiğini hatırlatan Okul, “9 füniküler hattı, 2 şehirler arası otogar, Esenler Otogarı bilim ve teknoloji üssü olacağı” vaatlerinin nerede olduğunu sordu.
Sosyal konut ve kentsel dönüşüm konusundan bahseden Okul, “sahipsiz köpek” sorunu konusunda belediyelerin ilgilenmesini önerdi.
Okul, “Bir konuda gerçekten Büyükşehir ekibi çok başarılı. Bu vaadi İstanbul Hayal Fabrikası. Bu konuda gerçekten çok başarılı belediye. Fakat İstanbul’un 5 yılı gitti. Çok büyük emekler vardı. İstanbul bir dünya şehri, bir mega şehir. 16 milyon resmi nüfusu olan, gayriresmi nüfusu çok daha fazla olan bir mega şehir. Bu şehri siz hayallerle algıyla yönetemezsiniz. Bu kadim şehrin, devasa sorunları var. Bunların ivedilikle çözümüyle ilgili adım atmazsanız 5 sene sonra bu şehirde nefes alamayacağız.” ifadelerini kullandı.
İSKİ’nin yatırım yapması gerektiğini belirten Okul, “5 sene içinde İstanbul’a 1 litre yeni su taşımadınız. Yerden yere vurduğunuz Melen Projesi İstanbul’un suyunun yarısını sağlayan proje. Trafik için de çok acil yatırımlar yapılması gerekiyor. Üst geçitler, alt geçitler, kavşaklar. Bu yatırımlara başlamazsanız 5 sene sonra İstanbul’da trafik hızınız, dünyanın en düşük seviyesine çıkacaktır.” dedi.
“Algısal faaliyetlerin yoğunlukta olduğunu pekala söyleyebiliriz”
MHP Grup Başkanvekili Orkun Ayhan, faaliyet raporunda yer alan faaliyetlerin gerçekte İstanbullulara ne kadar dokunduğu hususunun irdelenmesi gerektiğini söyledi.
Ayhan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin geride bıraktığımız 1 yılına değil, 5 yılına baktığımızda, gerçek hizmetlerin sembolik düzeyde kaldığını, algılara yönelik faaliyetlerin ise yoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla geride bıraktığımız 4 yılda olduğu gibi geçtiğimiz yılda da algısal faaliyetlerin yoğunlukta olduğunu pekala söyleyebiliriz.” diye konuştu.
İstanbul’da günübirlik rutin hizmetlerin dışında kentin geleceğine dönük projeler üretilmediğini dile getiren Ayhan, şunları kaydetti:
“Örneğin geçtiğimiz 5 yılda, İstanbul için devasa su kaynakları oluşturmak için yapılabilecek barajları konuşmak varken, mevcut yönetim Hamidiye Su’yun alt marka oluşturma adı altında ismini değiştirme tartışmaları ile gündemi meşgul etmiştir. Mesela Sayın Başkanın, 2019’da söz verdiği Hızray Projesi’nin hayata geçirilmesi yerine kendinden önceki yönetim döneminde yapılan metroları da hesaba katarak, kim ne kadar metro yaptı, bunun yarışına girilmiştir. Halbuki bunun İstanbullu hemşehrilerimize herhangi bir faydası yoktur.”
Trafik, toplu ulaşım ve otopark sorunlarına değinen Ayhan, “İstanbul gibi dünya çapında öneme sahip bir şehrin, trafik ve ulaşım sorunlarıyla bu denli boğuşuyor olması kabul edilemez. İBB yönetimi, sorumluluklarını yerine getirerek şehrin trafik ve ulaşım altyapısını köklü bir şekilde iyileştirmek için harekete geçmelidir.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un büyük bir deprem riski taşıdığını belirten Ayhan, bu nedenle etkin bir kentsel dönüşüm programının hızlıca hayata geçirilmesinin önemli olduğunu, ama İBB yönetimi tarafından yürütülen çalışmaların, beklenen hız ve etkinlikten oldukça uzak kaldığını vurguladı.
Ayhan, “Geride bıraktığımız yıllarda, İBB yönetimi gerçekten canla başla iş yapmak yerine, ‘yapıyormuş gibi yapma’ belediyeciliğini tercih etmiştir. Bizim düşüncemiz budur.” dedi.
İBB yönetiminin seçim vaatlerine değinen Ayhan, 150 yeni kreş vaadinden 66’sının gerçekleştirildiğini, evsizler için vadedilen barınma evlerinin ise sadece birer hayal olmaktan öteye geçemediğini, yaşlılara evde sağlık hizmetlerinde 2019’un gerisinde sayılarda hizmet verildiğini, evde bakım hizmeti kapsamında doktor muayenelerinin, hemşire muayenelerinin düştüğünü ifade etti.
“Megabüs, fizibil olmadığı için zaten vazgeçildi”
CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar ise MHP ve AK Parti grup başkanvekillerinin bu konuşmalarını seçimden önce mi hazırladığını sordu. Sakalar, “İstanbul halkı, aslında burada başkanımızın 2023 yılı faaliyetini de 2019-2024 yılları arasındaki faaliyetini oyladı. 4 milyon 432 bin 292 oy ile faaliyete onay verdi İstanbul halkı.” ifadelerini kullandı.
Megabüs projesinden bahseden Sakalar, şunları söyledi:
“Megabüs, fizibil olmadığı için zaten vazgeçildi. Hızray projemiz var. Hızray’da çalışılıyor. Raylı sistemler daire başkanlığımız, defalarca bunu anlattı. Ulaştırma Bakanlığına da projeleri sunuldu. Önümüzdeki dönemde yapılacak, emin olun hepsi tamamlanacak.”
Anne Kart ve süt dağıtımı projelerinden bahseden Sakalar, bu projelerin halka dokunduğunu belirterek, hak temelli sosyal belediyecilik yaptıklarını ifade etti.
Faaliyet raporu kabul edildi
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, İBB 2023 yılı faaliyet raporu 171 kabul, 115 ret oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi.
]]>Odunpazarı ilçesinde ikamet eden R.Ç. evinin karşısındaki 23 Nisan İlkokulu’na 7 yaşındaki A.Ç. isimli oğlunu kaydettirdi. 1’inci sınıfa başlayan öğrenci iddiaya göre geçtiğimiz günlerde arkadaşları tarafından akran zorbalığına uğradı. Dengesini kaybeden öğrenci kalktıktan sonra başka bir arkadaşının çarpması sonrası kulağını kalorifer peteğine çarptı. Kulağı oldukça derin kesilen öğrenciye doktorlar tarafından 4 dikiş atıldı.
Konu hakkında iddialarını belirten öğrencinin annesi R.Ç. nöbetçi öğrencilerin yeterince yaralı çocuğu ile ilgilenmediğini, öğretmenleri tarafından rencide edildiğini iddia edildi. Gerekli yerlere şikayetlerini ilettiğini belirten veli, çocuğunun okula gitmek istemediğini belirtti.
“Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor”
7 yaşındaki oğlunun başına gelenleri anlatan anne R.Ç., “Çocuğum teneffüs sırasında tuvalette arkadaşı tarafından ittirilip düşürülüyor. Tekrar kalmak istediğinde kapıya gelen başka bir arkadaşı hızlı bir şekilde çarptığı zaman oğlumun kulağı peteğe denk geliyor. Öyle olunca kulağı yırtılıyor ve kanlar içinde o şekilde yere düşüyor. Korkuyor ve çığlık çığlığa ağlıyor. Oğlum arkadaşları tarafından kaldırılıp sınıfa götürülüyor. Tuvaletten sınıfa götürüldüğü sırada nöbetçi öğretmen neredeydi? Benim çocuğum kanlar içinde orada ağlarken neredeydi? Yine çocuğumun arkadaşlarından birisi üst kata öğretmeni çağırmaya gidiyor. Öğretmen ‘Tamam gelirim’ diyor, 10 dakika sonra çocuğuma bakıyor. Aradan süre geçiyor, ardından önce ambulansı sonra da beni arıyorlar. Benim iş yerinden okula gelmem zaten 30 dakika sürüyor. Bu süre zarfında benim oğlum acı çekiyor ve hiçbir şekilde sorumluluk yok. Ortada müdür, müdür yardımcısı yok. Öğretmenler sonradan geliyor. Benim tek amacım nöbetçi öğretmen neredeydi sorusuna cevap bulmak. Sorumsuzluktan başka bir şey değil. Şu an çocuğum okula gitmiyor, gitmek istemiyor. Öğretmeni sevmediğini söylüyor ve ben de göndermiyorum” dedi.
“Çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık”
Olaydan öncede çocuğunun öğrencilerinden kötü muamele gördüğünü belirten R.Ç. şöyle devam etti;
“Zaten okul içerisinde sürekli Ayşe öğretmenden hakaretler ve aşağılayıcı sözler işittik. Çocuğu başka çocukla kıyaslaması, sınıfın içerisinde beni arayarak, ‘Çocuğunuz bunları yaptı’ demesi ve benim de, ‘Hocam böyle bir şey olmaz’ demem üzerine hoparlörü açıp, ‘Çocuklar böyle bir şey yapmadı mı?’ diye sesimi duyurması, çocuğu orada küçük düşürüp aşağılaması gibi çok sorunlar yaşadık. Şu olay bardağı taşıran son damla oldu bizim için. Daha okul kaydım alınmadan okul bahçesinden çıkar çıkmaz öğretmen beni sınıf grubundan çıkartıyor. Yani belki okula kayıt ettirene kadar çocuğumun oradaki ödevlerini ben yaptırırım. Neden hemen çıkartılıyorum? Ben karakol, Milli Eğitim ve CİMER olmak üzere her gerekli yere şikayette bulundum.”
“Öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi”
Çocuğunun kulağında hasar kalacağını doktordan öğrendiğini belirten R.Ç., “Doktor hasar kalacağını söyledi. 4 tane dikiş atıldı. Ufak bir çıkıntı kalacakmış. Şunu da söylemek istiyorum, hastaneye benimle birlikte bir öğretmen, bir müdür ya da müdür yardımcısı hiçbir şekilde gelmedi. Beni hiçbir şekilde arayıp bir geçmiş olsun demediler. Çocuğumun duyma kaybı yaşayıp yaşamayacağını dikişler çıktıktan sonra öğreneceğiz. Sonuçta başından darbe yedi, orası şişti ve beyin kanaması da geçirebilir, hatta ölebilirdi de. Çok büyük bir travma atlattı. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Zaman kaybından başka hiçbir şey değil. Çocuğum eğitimden geri kaldı” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>6 Şubat 2023’teki depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesindeki Yedi Güzel Adam Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından deprem anı ve sonrasında yaşanan zorluklara ve yapılacaklara ilişkin ERASMUS+KA210 SCH programı kapsamında “Yok oluştan yeniden doğuş: Anka kuşları” projesi hayata geçirildi.
Proje kapsamında İtalya, Kuzey Makedonya ve Finlandiya’dan mayısta Kahramanmaraş’a gelecek öğrencilere 6 Şubat depremlerinde yaşananlar, alınabilecek tedbirler anlatılacak, çeşitli sunumlar gerçekleştirilecek.
Depremde hayatını kaybedenler adına fidan dikecek öğrenciler, konteyner kent okullarını ziyaret edecek ve bu okulları renklendirecek etkinliklere katılacak.
Yabancı öğrencilerin, konteyner kentlerde çeşitli sunumların yanı sıra müzikal gösteriler yapması planlanıyor.
İtalya, Kuzey Makedonya ve Finlandiya’nın ortak olduğu projeyle özellikle deprem konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
Okul müdürü Muharrem Okumuş, AA muhabirine, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif çeşitli projelerle çift kanatlı eğitimi en aktif şekilde uygulamaya gayret ettiklerini söyledi.
Okullarının ilçe, il, bölge ve Türkiye şampiyonlukları elde ettiğini anlatan Okumuş, son olarak Türkiye’de kabul gören 8 projeden birini sunmanın sevincini yaşadıklarını aktardı.
Bu tür projelerde genellikle başvuru yapan kurumların projenin kabul edilebilirliğini artırmak için koordinatör ülke olarak AB ülkelerinden biriyle anlaştığını anlatan Okumuş, kendilerinin “Koordinatör ülke Türkiye olmalı” düşüncesiyle hareket ederek projenin kabul edilmesini başardıklarını dile getirdi.
“Amacımız deprem konusuna dikkati çekmek”
Proje ekibinden İngilizce öğretmeni Bahattin Özkara ise çıkış noktalarının depremden etkilenen öğrencilerinin yaşadıkları travmayı bir nebze olsun atlatmalarını sağlamak olduğunu söyledi.
Özkara, proje kapsamında uluslararası hareketlilik gerçekleştirileceğini hatırlatarak şunları kaydetti:
“Amacımız küresel anlamda depreme dikkati çekmek ve bu konuda insanlara bir farkındalık oluşturmak. Çünkü hala insanlarda bir uyanış olmadığını düşündük. Niyetimiz öğrencilerimize, çocuklarımıza bu konuda yaşamış oldukları sıkıntıları azaltmak ve küresel anlamda olsun bir nebze de olsa depreme dikkat çekmek. Niyetimiz bunu bir sonraki nesle aktarmak ve bu konuya gerçekten dikkat çekmek çünkü biz çok unutuyoruz. Deprem bittikten sonra maalesef unutma konusuna çok yatkınız. Asıl niyetimiz bu konuyu hiç unutturmamak ve gerekli tedbirlerin alınması.”
“Ülkelerin katkısı büyük olacak”
İngilizce öğretmeni Özge Taştandamar da projenin öğrencilerin sosyal ve psikolojik olarak daha iyi bir ortama sahip olmalarını amaçladığını söyledi.
Bu bağlamda sosyal kurslar olacağını anlatan Taştandamar, özellikle Türkoğlu ilçesindeki bir konteyner okulda sosyal kurslar ve deprem sürecindeki akademik eksiklikleri tamamlamak için bazı derslere yönelik kurslar açacaklarını ifade etti.
Taştandamar, proje kapsamında birlikte çalışacakları okulların kendilerine olan katkılarının büyük olacağının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Örneğin Finlandiya’daki okulumuz müzikal anlamda sanatsal içerikler üreten bir okul ve bu okulu biz öğrencilerimizin enstrüman öğrenmelerinde ya da sosyal olarak daha farklı ortamlar görmelerine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. İtalya’dan Finlandiya’dan ve Kuzey Makedonya’dan gelen partner ülkemizin öğrencileri burada yaşanan felaketle aslında birazcık yüzleşmiş olacaklar. Onun dışında burada birtakım etkinliklerle öğrencilere, buradaki depremzede öğrencilere yardımcı olacaklar, biz de ülkemizin bazı güzelliklerini onlara tanıtmayı planlıyoruz.”
]]>Başkent Londra’daki St Bartholomews’s CE Primary School’da eğitim gören 10 yaşındaki Amaya ile babası Weybudur Rahman, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de evlerinden edilen çocuklar için geçen kasımda başlatılan yardım kampanyasını AA muhabirine anlattı.
Gazze’de yaşananlardan ötürü çok büyük öfke duyduğunu fakat bu duygusunu iyiliğe dönüştürmek istediğini anlatan Amaya, “Bağış kampanyamı yapmaya karar verdiğim gün, herkesten bıktığım bir gündü. Sonra oturdum ve kendi kendime ne yapabilirim diye düşündüm ve ardından okul müdürümle konuşmaya gittim.” dedi.
Kampanya sürecinde okul müdürünün desteğinin çok önemli olduğunu söyleyen Amaya, “Aslında bunu organize etmemde bana yardımcı olan okul müdürümdü ve onun yardımı olmasaydı bugün burada bile olamazdım.” ifadesini kullandı.
Amaya, başlangıçta hedefinin 6 bin sterlin toplamak olduğunu dile getirerek “(Geçen) Kasımda, en soğuk gecede, Gazze’deki çocuklar için para toplamak amacıyla okulumuzun bahçesinde uyuduk ve 8 bin sterlinin biraz üzerinde para topladık.” şeklinde konuştu.
İngiltere merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu “Save The Children’dan (Çocukları Kurtarın)” yetkililerin kendisiyle görüştüğünü belirten Amaya, “Topladığımız paranın Gazze’deki çocuklara güvenli alan sağlamak için yeterli olduğunu söylediler. Tüm para oraya aktarılacak.” dedi.
“Umarım Filistin’deki çocuklar da bir daha asla böyle bir savaş yaşamaz”
Gazzeli çocuklar için yardım kampanyası başlatma kararı aldığında bazı arkadaşlarının bu girişimini sorguladığını söyleyen Amaya, buna karşın birçok arkadaşının da kendisine destek verdiğini anlattı.
Amaya, “Birçoğu yanıma geldi ve ‘Kimin tarafındasın?’ diye sordu. Bazı insanlar bu konuda bana kaba davrandılar ama yapabileceğimiz en iyi şey onları görmezden gelmekti ve birçok arkadaşım da beni çok destekledi.” dedi.
Kampanyanın halihazırda devam ettiğini ve hedefinin daha fazla yardım etkinliği düzenlemek olduğunu dile getiren Amaya, “Umarım daha fazla bağış kampanyası düzenleyerek bunu okulumda yıllık etkinlik haline getiririm ve Filistin’deki çocuklar da bir daha asla böyle bir savaş yaşamaz.” ifadelerini kullandı.
Amaya’dan Gazzeli çocuklara destek olmak isteyenlere mesaj
Amaya, kendisi gibi Gazzeli çocuklara destek olmak isteyen diğer çocuklara ilham olmak istediğini belirterek, şunları söyledi:
“Sadece kalbinizin sesini dinleyin. Eğer birileri size yapmamanızı söylüyorsa ve eğer yapabileceğinizi hissediyorsanız, o zaman yapın. Biri size ‘hayır’ diyorsa, bu, yapamayacağınız anlamına gelmez. Bu, yapabileceğiniz başka bir yol olduğu anlamına gelir.”
“Neden Filistin için bir şey yapılmıyor?”
Amaya’nın babası Weybudur Rahman da kızının ısrarlı ve kararlı oluşunun okul müdürünü çok etkilediğini ve bağış kampanyasının başlatılmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.
Kızı ve arkadaşlarının ailelerinden oluşan toplam 8 ailenin geceyi sıfırın altında 2 derece soğuğa rağmen uyku tulumlarında geçirerek sabahladığını aktaran baba Rahman, Amaya’nın kampanyayı başlatmasının nedenine ilişkin şunları kaydetti:
“Bence bu sadece adaletsizlikle ilgili bir şey çünkü açıkçası Ukrayna’da bir şeyler olduğunda insanlar Ukrayna için para topluyordu ve neden insanlar şimdi Filistin hakkında konuşmuyor? Neden Filistin için bir şey yapılmıyor? Bu noktada, yerel Curries adlı mağazaya gittiğimizde, bilirsiniz, elektronik ürünler satan bir mağaza, burada Ukrayna balonları vardı ve gelirin bir kısmını Ukrayna’ya bağışlıyorlardı. O zaman bile (Amaya’ya) müdüre ‘Neden Filistin için bir şey yapmıyorsunuz? Ukrayna için yaptınız.’ diye sordu. Oradaki mağaza müdürü “Hmm evet, merkez ofise bağlıyız.” yanıtını verdi ve Amaya’yı başından savdı.”
Rahman, kızıyla ilgili en sevdiği özelliğin, yapmak istediği ve doğru şeylerin yapıldığından emin olmak için sahip olduğu enerji ve coşku olduğunu ifade etti.
]]>Bazı programları dolayısıyla Iğdır’a gelen Tekin, Valilik ziyareti sonrası Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde öğretmen ve öğrencilerle buluştu.
Bakan Tekin, daha sonra Iğdır Kültür Merkezi’nde düzenlenen “İl Eğitim Yöneticileri Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Bakanlık görevine başladığı tarihten itibaren sürekli sahada olduğunu söyledi.
Iğdır’da 2002-2003 eğitim öğretim yılında öğrenci sayısının 42 bin 539 olduğunu ifade eden Tekin, şöyle konuştu:
“Aradan geçen 22 yıl içerisinde öğrenci sayısı 11 bin civarında artmış, yani yaklaşık olarak yüzde 25 oranında arttı ve öğrenci sayısı yaklaşık 53 bin olmuş. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde eğitim öğretim sürecinde yaptığımız atılımları görmek açısından söyleyeceğimiz rakamlar önemlidir. Öğrenci sayısı yüzde 25 artmışken, 2002 yılında 1408 öğretmenimiz varmış, şu anda 3 bin 782 öğretmenimiz var. Yani öğrencimiz yüzde 25 artmışken öğretmenimiz iki daha fazla, üç kata yakın oranda artmış. Aynı şekilde 2002 yılında 182 okulumuz, şu anda 325. Eğitim öğretimin niteliğini tartışacaksak eğer öğretmen sayımız, derslik sayımız, öğretmen başına düşen öğretmen sayımız ve derslik başına düşen öğrenci sayımız çok önemli.”
Tekin, il merkezi ve Aralık ilçesinde öğretmenevinin yatırım programına alındığını belirterek, güzel sanatlar lisesi, Anadolu lisesi, meslek lisesi, ilkokul olmak üzere öğretmenevleriyle 6 projenin yatırım programında olduğunu dile getirdi.
Kamuoyunda Milli Eğitim Bakanlığıyla ilgili bazı konuların gündemde olduğunu anlatan Tekin, “Yaz aylarında iki genelgemiz vardı, okullarda velilerimiz sınıf koridorlarında, kapılarında beklesin istemiyoruz. Okulun içerisine girdikleri zaman farklı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. O yüzden velilerimizin öğretmenlerle görüşmek için ya da öğrencilerini karşılamak için okulun içerisine girmesini istemediğimizi belirtmiştik. Şimdi onun altyapısını da kurduk, e-Okul üzerinden okul veri randevu işlemini hayata geçirdik. O bu hafta gündemdeydi, tartışıldı ve konuşuldu.” diye konuştu.
“Milli Eğitim Şuralarının yapılmayacağına dair paylaşım tamamen bir yanlış anlaşılma”
Çocukların sadece akademik becerilerinin gelişmesinin kendileri için yeterli olmadığını vurgulayan Tekin, öğrencilerin sosyal sorumluluk projeleri yapmasını, sosyal etkinlikler içerisinde bulunmasını ve içinde yaşadıkları toplumun bir ferdi olmasını istediklerine işaret etti.
Karne törenlerinde bu yarı yıl sonundan itibaren sosyal etkinliklerin de işleneceği bir alan oluşturulduğuna dikkati çeken Tekin, şöyle devam etti:
“Çocuklarımızın içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olabilmek adına sosyal etkinlik projelerinin içerisinde olmasını, sosyal etkinlikler yapmasını istiyoruz, onu da değerlendirmiş olacağız. Yine bu hafta içerisinde bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bir tartışma oldu, Milli Eğitim Şurası dediğimiz, ilkine Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın katıldığı Milli Eğitim Şuralarının yapılmayacağına dair kamuoyunda paylaşım yapıldı. Tamamen bir yanlış anlaşılma, mevzuatındaki değişiklikten kaynaklanan bir konuydu. Bu iddiayı dile getirenler daha önce mevzuatını Tebliğler Dergisi’nde yayımladığımızı fark etmemişler. Milli Eğitim Bakanlığının şurası 21. MEB Şurası’nın çalışmalarına biz sonbaharda başlamıştık. O yanlış anlaşılmayı da düzeltmiş olalım.”
Bakan Tekin, 31 Mart seçimlerinden sonraki günü idari tatil olarak ilan ettiklerini hatırlatarak şunları kaydetti:
“Demokratik ülkelerde seçimler demokratik siyasal düzenin festivalleri, bayramları olarak değerlendirilir. Biz de bu anlamda bir seçim sürecine giriyoruz 31 Mart’ta. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak sadece eğitim öğretim süreci açısından değil, Türkiye’de demokrasinin kontrol edilmesi, Türkiye’de demokratik sürecin işleyişi açısından önemli roller üstleniyoruz. Bu rollerden bir tanesi de seçim günü öğretmen arkadaşlarımız neredeyse bütün sandıklarda görev alıyorlar.
Hakeza seçimler bizim okullarımızda yapılıyor. Dolayısıyla seçimlerin sonuçlanma takvimini bilemediğimiz için saat olarak, öğretmen arkadaşlarımızın mesailerinin ne zaman biteceğini kestiremediğimiz için okullarımızın yeniden eğitim öğretime hazırlanabilmesi, temizlenmesi açısından seçimlerden sonraki günü tatil ilan ediyorduk. Şimdi biz de 1 Nisan Pazartesi gününü öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından idari tatil olarak ilan ettik.”
]]>Iğdır Kültür merkezinde düzenlenen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Tekin, e-Okul üzerinden okul veli randevu sistemini hayata geçirdiklerini belirterek, “Okullarda yaz aylarında genelgemiz vardı. Okullarda velilerimizin sınıf koridorlarında sınıf kapılarında beklesin istemiyoruz. Veliler okul içerisine girdikleri zaman farklı sorunlarla karşılaşıyoruz. O yüzden velilerimizin öğretmenleriyle görüşmek için öğrencileri ile ilgilenmesi için okulun içerisine girmesini istemediğimizi belirtmiştik. Şimdi bunu alt yapısında koyduk e-Okul üzerinden okul Veli randevu sistemini hayata geçirdik” dedi.
“Çocuklarımızın sosyal sorumluklarını da değerlendireceği bir puanlama sistemi olacaktır”
Bakan Tekin konuşmasının devamında, “Bizim çocuklarımızın sadece akademik becerilerini gelişmesi bizim için yeterli değil. Sosyal sorumluluk projeleri de yapsınlar istiyoruz. Sosyal etkinlikler içerisinde bulunsunlar. İçerisinde yaşadıkları toplumun bir ferdi olsun istiyoruz. Onun içinde yine yaz aylarında bunları tekrar etmiştik şimdi altyapısını oluşturduğumuz çocuklarımıza ve gençlerimizin karneleri bu yarıyılı sonundan itibaren sosyal etkinliklerinde işleneceği bir alan oluşturduk. Artık çocuklarımızın sosyal sorumluklarını da değerlendireceği bir puanlama sistemi olacaktır” dedi.
“Milli Eğitim Bakanlığının 21. MEB Şurasına biz sonbaharda başlamıştık”
Milli Eğitim Şura’larının yapılmayacağına dair yanlış bir anlaşılma olduğunu söyleyen Bakan Tekin, şunları kaydetti:
“Bu hafta içerisinde bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bir tartışma oldu. Milli Eğitim Şurası dediğimiz ilkinin Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın katıldığı Milli Eğitim Şura’larının yapılmayacağına dair kamuoyunda bir paylaşım yapıldı. Tamamen bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandı. Mevzuatındaki değişiklikten kaynaklanan bir konuydu. Bu iddiayı dile getirenler daha önce mevzuatın tebliğler dergisinde yayınladığımız fark etmemişler. Bakanlık şurayı kaldırdı diye bir açıklama yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığının 21. MEB Şurasına biz sonbaharda başlamıştık. O yanlış anlaşılmayı da düzlemiş olalım.”
“1 Nisan pazartesi gününü öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından idari tatil ilan ettik”
1 Nisan pazartesi günü okulların tatil olacağını dile getiren Bakan Tekin, “Demokratik ülkelerde seçimler demokratik, siyasal düzende festivaller, bayramlar olarak değerlendirilir. Biz de bu anlamda 31 Mart’a bir seçim sürecine giriyoruz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak sadece eğitim öğretim süreci açısından değil Türkiye’deki demokratik sürecin işlenmesi açısından da önemli roller üstleniyoruz. Seçim günü öğretmen arkadaşlarımızın neredeyse bütün sandıklarda görev alıyorlar. Seçimler bizim okullarda yapılıyor. Dolayısıyla seçimlerin sonuçlanmasını saat olarak takvimini bilemediğimiz için öğretmen arkadaşlarımızın mesailerinin ne zaman biteceğini kestiremiyoruz. Okullarımızın yeniden eğitim öğretimi hazırlanabilmesi için temizlenmesi açısından seçimden bir sonraki günü tatil ilan ediyorduk. Biz şimdi de 1 Nisan pazartesi gününü öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz açısından idari tatil ilan ettik” dedi. – IĞDIR
]]>Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, servis aracı şoförü tutuklu sanık Mehmet Ö, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Tutuksuz sanıkların katılmadığı duruşmada, müştekiler, yakınları ve taraf avukatları ile öğrencilerin eğitim gördüğü lisede servis denetimi için oluşturulan kuruldan sorumlu 2 öğretmen hazır bulundu.
Tanık öğretmen Şenol B. eğitim yılı öncesinde öğretmenlerle yapılan toplantıda alınan kararla 3 öğretmenin servis denetiminden sorumlu kurula dahil olduğunu ve kazadan önce ekim ayında ilk denetimlerini gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kendilerine denetim için form verildiğini, 11 servis aracını aralarında paylaşarak denetlediklerini aktaran Şenol B, denetimin ardından formları okul müdürüne verdiklerini, kendilerinin işlem yapabilme hükümlülüklerinin olmadığını anlattı.
Kazadan önce okuldaki denetim komisyonunda bulunan tanık müdür yardımcısı İbrahim Ali Ç. ise kendilerine denetimlerle ilgili herhangi bir yetkilinin veya kurumun eğitim vermediğini, denetleme ekibi olarak sorumlu oldukları kişinin okul müdürü olduğunu dile getirdi.
İbrahim Ali Ç. kendilerine olay günü başka bir sürücünün araçta çalıştığı bilgisinin verilmediğini belirten İbrahim Ali Ç. “Okul müdürü benden servis araçlarının plakalarını, şoförlerini ve kimlik bilgilerini öğrenmemi ardından da astsubaya göndermemi istedi. Ben de servis firmasının okuldaki temsilcisi Seyfettin beyden listeleri aldım. Astsubaya gönderdim. Ancak gönderdikten sonra jandarmanın herhangi bir denetim yaptığını görmedim.” diye konuştu.
Olay tarihinde 2 yıldır idarecilik yaptığını, denetimlerle ilgili fazla bilgisinin olmadığını söyleyen İbrahim Ali Ç, “Denetimleri 1 ay arayla yapmayı planlamıştık. İlk denetimin ardından kaza oldu. Şu anda okulda müdür yardımcısı değilim, ayrıldım.” dedi.
Öğrenci ve ailelerinin avukatları da denetimlerin düzenli yapılmadığını savunarak, olayla ilgili bütün sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Öğrencilerin aileleri de sorumluların cezalandırılmasını istedi.
Sanık Mehmet Ö’nün avukatı Beste Aslan ise suçun sadece müvekkilinde olmadığını savunarak, suçlular kimse onların da yargılanmasını talep etti.
Aslan, müvekkilinin etkisinde olduğu uyuşturucunun kazaya sebebiyet vermediğini, aracın fren sisteminin bozulduğunu, kazada uyuşturucunun etkisinde olmayan birinin bile aracı durduramayacağını iddia ederek, bir bacağını kaybettiği için sağlık sorunları yaşadığını belirttiği müvekkili için tahliye ya da ev hapsi talebinde bulundu.
Sanık Mehmet Ö. de ağlayarak çocuklar için üzgün olduğunu, pişmanlık duyduğunu söyleyerek, avukatının söylediklerine katıldığını beyan etti.
Mahkeme heyeti, gerekli bilgilerin mesaj atılarak iletildiği astsubayın tanık sıfatıyla dinlenilmesi için ilgili makamlara yazı yazılmasına, eksikliklerin giderilmesine, İlçe Milli Eğitim Müdürünün duruşmaya getirilmesiyle ilgili talebin değerlendirmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Olay
Gebze ilçesinde 9 Kasım 2021’de meydana gelen kazada, Mehmet Ö. idaresindeki 41 P 0860 plakalı servis midibüsü, Beylikbağı Ankara ve Fikri Altıokka caddelerinin kesiştiği mevkide yoldan geçen kadına çarptıktan sonra bağlantı köprüsünden dere yatağına devrilmişti.
Kazada, midibüsün çarptığı Birsen Giriş ile öğrenci Mert Efe Akıllı (13) hayatını kaybetmiş, servis sürücüsü Mehmet Ö. ile araçtaki 19 öğrenci yaralanmıştı.
Öğrencilerden Esma Nur Avcı (14), Rabia Üst (14) ve Ege Yılmaz (15) kaldırıldıkları hastanede yaşamını yitirmişti.
Servis aracı şoförü Mehmet Ö. ile araç sahiplerinden İ.A. ve C.A, okul servis firması sahiplerinden C.Ö. ve H.Ö. ile firmanın servis sorumlusu S.D. ve okul müdürü Z.A.Y. hakkında dava açılmıştı.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adana’da eğitim yöneticileri toplantısına katıldı
“İmar ve iskan sorunu nedeniyle okul yapamadığımız belediyeler var”
“Belediye seçimlerini önemsiyoruz”
ADANA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, bu nedenle ihalesini yapamadığımız okullar var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz” dedi.
Bakan Tekin, bir dizi ziyaret ve toplantı için geldiği Adana’da düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri toplantısına katıldı.
“922 ilçede çalışma yaptık”
Burada konuşan Bakan Tekin, “Sabah Adana’ya geldik ve okullarımızı ziyaret ettik. Bize çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Haziran ayından itibaren attığımız her adımı, yürüttüğümüz her çalışmada yereldeki paydaşlarımızı ve meslektaşlarımızı gözeterek attık. Gittiğimiz her ilde notlarımızı aldık ve öğretmenlerimizle konuştuk. Atılması gereken adımları, yapılması gereken düzenlemeleri yaptık. Ben bakan olduktan sonra Adana’ya 4 defa gelmiş oldum. Burayla ilgili ciddi bir şekilde destek olacağımız süreç yaşadık. Her geldiğimizde burada güler yüzle karşılandık. Bakanlıktaki bütün genel müdür arkadaşlar buradalar. Biz, gittiğimiz ile genel müdür arkadaşlarımızla beraber gidiyoruz ve genel müdürler ilçe toplantısı yapıyorlar. Şuanda 922 ilçemizin tamamına en az genel müdür düzeyinde çalışmalarını yapmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“Okuldaki su kullanımını 3-4 katı tahsis eden belediyeler var”
Yerel yönetimler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok fazla mesaisi olduğunu aktaran Bakan Tekin, “Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Bizim yerel yönetimlerle çok yakın çalışmamız gerek. Birlikte aynı masanın etrafında çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde uygun arazi bulamadığımız için yatırım haline dönüştüremediğimiz okullarımız var. Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, ihalesini yapamadığımız okullar var. Bunların çok örneği var. Yaşadığımız mülkiyet problemleri dolayısıyla okulumuzla ilgili dava açan belediyeler var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Eğitim-öğretim ile ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanının odağına yerleştiren belediye başkanlarının seçilmesini istiyorum” diye konuştu.
“Kayyumdan sonra sorunlar çözüldü”
Kayyum atanan belediyelerin öncesinde imarla ilgili çok sorun yaşadıklarını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bazı belediyeler imarla ilgili çok sorun çıkarttı ancak kayyum atandıktan sonra sorunlar hemen çözüldü. Bu süreç tek bakanlığın yapacağı bir süreç değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın imar hazırlama yetkisi yok. Bizim bunlara dahilimiz yok. Yeni yerleşim yeri oluşturuluyor, birden bire nüfus artıyor. Bunu düzeltecek kişiler belediyeler. Heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ebeveynler artık okula randevu ile gelecek”
Dijital bağımlılık ve obezite ile de mücadele ettiklerini açıklayan Bakan Tekin, daha sonra şunları söyledi:
“Eğitim-öğretim sürecinde niteliği arttırıcı çok ciddi adımlar attık. Mevzuat düzenlemesi yaptık. Sahada da bunun öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz tarafından nasıl karşılandığını bakıyoruz. Bunları yaparken toplumsal problemlere de duyarsız kalmıyoruz. Dijital bağımlılık, obezite ile mücadele etmek için adımlar attık. Özellikle bütün dünyada okul çağındaki öğrencilerin kullanımı yasak olan uygulamalar var. Pedagojik gelişimine zarar veren sosyal medya uygulamaları var. Onların da ülkemizdeki okul çağındaki öğrencilerin kullanımına yasaklamak için çalışmalar yaptık. Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğrenim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan birisi ebeveynler. Ebeveynlerin okul içlerine gidip okul koridorlarında öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının doğru olmadığına pedagojik açıdan karar verdik. Bundan dolayı da velilerimizin okullara randevu ile gelmelerini talep etmiştik. Elektronik randevuyu oluşturduk.”
“4 temel beceri gelişimi daha önemli”
Öğrencilerin test sınavlarındaki başarılarının yanı sıra 4 temel becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve tedbir aldığımız konulardan bir tanesi anadil eğitimiydi. Bu anlamda anadil becerileri için 2 kritik karar aldık. Türkçe’den ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocukların başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade 4 temel becerilerin geliştirilmesi için mekanizma geliştirmiştik. Altyapının kaldırmadığı söylentileri vardı onu da düzeltmek için çalışıyoruz. Çocukların eğitim öğretim sürecinin kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin, toplumun temel referans değerlerini bilen bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla ilgili de çocukların sosyal sorumluluk projelerinde bulunmalarını arzu ediyoruz. Karnelerde artık sosyal etkinlik başlığı altında bir başlık daha olacak” dedi.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı soru-cevap ile devam etti.
]]>Bakan Tekin, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İl Eğitim Yöneticileri ile Toplantı”ya katıldı.
Tekin, burada yaptığı konuşmada, yürüttükleri çalışmaları yerel paydaşları ve meslektaşlarını dikkate alarak gerçekleştirdiklerini söyledi.
Gittikleri her yerde idareci ve öğretmenlerle sohbet ettiklerini belirten Tekin, aldıkları notlara göre yapılması gereken düzenlemeleri planladıklarını anlattı.
Yusuf Tekin, kente kapsamlı bir çalışma ekibiyle geldiklerini, Adana özelinde acilen yapılması gerekenlerle ilgili adımları atacaklarını ifade etti.
Yerel yönetimlerle işbirliği konusuna değinen Tekin, şöyle konuştu:
“Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık, kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Biz, yerel yöneticiler ve yönetimlerle çok yakın çalışmamız, birlikte aynı masanın etrafında oturup çözüm üretmemiz gereken bir kurumuz. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde imar ve uygun arazi bulamadığımız için yatırım programına geçiremediğimiz, yatırım haline dönüştüremediğimiz okullar var.”
“Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz”
Tekin, eğitim yatırımlarının gerçekleşmesinde, belediyelerin önemli olduğunu vurgulayarak “Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Açık ve net olarak şunu söyleyeyim; eğitim öğretimle ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanlarının odağına yerleştiren yerel yöneticilerin seçilmesini temenni, arzu ediyoruz. Çünkü bu süreç, tek başına Milli Eğitim Bakanlığının altından kalkabileceği bir süreç değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak adım atarken önemsedikleri prensiplerden birinin, eğitim öğretimin niteliğini artırmak olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, “İkincisi, birlikte çalıştığımız öğretmen arkadaşlarımızın toplumsal saygınlığını artırmak. Üçüncüsü, eğitim öğretim kurumlarımızın, okullarımızın itibarını ve etkinliğini artırmak.” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Tekin, çocukların pedagojik gelişimlerine zarar veren sosyal medya uygulamalarıyla ilgili tedbirler almayı planladıklarını ifade etti.
Bakanlıkla ilgili son günlerde medyada çıkan haberlere değinen Tekin, şöyle konuştu:
“Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğretim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan bir tanesi de ebeveynler. Ebeveynlerin eğitim öğretim sürecinin içerisinde olmasını arzu ediyoruz ama ebeveynlerimizin okul içlerine girip okul koridorlarında, sınıf kapılarında, öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının pedagojik açıdan doğru olmadığını düşünüyoruz. Dünyada da uygulamalar bu yönde. Bu sebeple velilerimizin okula gelirken randevu takvimi içerisinde gelmelerini arzu etmiştik. Geçtiğimiz hafta içerisinde de bununla ilgili Elektronik Randevu Sistemi’ni oluşturduk. Medyada çok konuşuldu.”
Tekin, ana dil eğitimi konusunda ise şu ifadeleri kullandı:
“Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve bu alanda tedbir aldığımız diğer konulardan bir tanesi; ana dil eğitimi, çocuklarımızın ana dil becerilerinin geliştirilmesi. Bu anlamda da çocuklarımızın ana dil becerilerinin geliştirilmesi için iki kritik kararı almıştık. Birisi ana dilde yani Türkçe’de ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Bir de Kürtçe ve Türk Dili Edebiyatı derslerinde -aynı şekilde yabancı dil dersleri için de geçerli- çocuklarımızın başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade dört temel becerinin; konuşma, okuma, yazma ve dinleme becerilerinin ölçülebileceği bir mekanizma geliştirmiştik. Öğretmen arkadaşlarımız özellikle bu kurumlarda altyapımızın, bir anda sistemin tüm girişleri kaldıramadığından şikayetçiydiler. Bu konuyla ilgili sürekli biz yenilikler içerisindeyiz. Geçtiğimiz hafta içerisinde medyada yer alan bizimle ilgili haberlerden bir tanesi de buydu. Türkçe okuma becerilerini geliştirmek üzere Bakanlığımız yapay zeka uygulamaları, yazılımları üzerine çalışıyorlar. Yakında paylaşılmış olacak.”
“Çocuklarımızın karnelerinde, ‘sosyal etkinlik’ başlığı olacak”
Türkçe Söz Varlığı Projesi kapsamında atılan adımların da medyada konuşulan konular arasında yer aldığını dile getiren Tekin, şunları kaydetti:
“Söz Varlığı Projemizle ilgili geçtiğimiz hafta içinde yine ortaöğretim kurumlarımızda attığımız adımlar gündeme geldi. Biz eğitim öğretim sürecinin çocuklarımızın sadece kitabi bilgiler edindiği bir süreç olarak görmüyoruz. Başından beri bunu defaten söyledim. ‘Eğitim öğretim süreci sadece kitabi bilgiler değil. Kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin içinde yaşadığı toplumun temel referans değerlerini bile öğrenen, bu ülkenin temel değerlerine sahip çıkan bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz’ demiştik. Bu kapsamda da hem yaz aylarındaki genelgemizde hem de sonrasında konuştuğumuz her ortamda şunu söyledik; ‘Çocuklarımızın bu anlamda sosyal sorumluluk projeleri, sosyal etkinlikler içerisinde bulunmalarını arzu ediyoruz’. Geçtiğimiz hafta kamuoyuyla paylaştığımız konulardan bir tanesi de buydu. Artık çocuklarımızın karnelerinde, değerlendirme mekanizmaları içerisinde ‘sosyal etkinlik’ başlığı altında bir başlık daha olacak.”
İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tekve ve Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’in de konuşma yaptığı programa, Vali Yavuz Selim Köşger, milletvekilleri, ilçe milli eğitim müdürleri ile diğer yöneticiler katıldı.
]]>Bakan Tekin, bir dizi ziyaret ve toplantı için geldiği Adana’da düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri toplantısına katıldı.
“922 ilçede çalışma yaptık”
Burada konuşan Bakan Tekin, “Sabah Adana’ya geldik ve okullarımızı ziyaret ettik. Bize çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Haziran ayından itibaren attığımız her adımı, yürüttüğümüz her çalışmada yereldeki paydaşlarımızı ve meslektaşlarımızı gözeterek attık. Gittiğimiz her ilde notlarımızı aldık ve öğretmenlerimizle konuştuk. Atılması gereken adımları, yapılması gereken düzenlemeleri yaptık. Ben bakan olduktan sonra Adana’ya 4 defa gelmiş oldum. Burayla ilgili ciddi bir şekilde destek olacağımız süreç yaşadık. Her geldiğimizde burada güler yüzle karşılandık. Bakanlıktaki bütün genel müdür arkadaşlar buradalar. Biz, gittiğimiz ile genel müdür arkadaşlarımızla beraber gidiyoruz ve genel müdürler ilçe toplantısı yapıyorlar. Şuanda 922 ilçemizin tamamına en az genel müdür düzeyinde çalışmalarını yapmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“Okuldaki su kullanımını 3-4 katı tahsis eden belediyeler var”
Yerel yönetimler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok fazla mesaisi olduğunu aktaran Bakan Tekin, “Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Bizim yerel yönetimlerle çok yakın çalışmamız gerek. Birlikte aynı masanın etrafında çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde uygun arazi bulamadığımız için yatırım haline dönüştüremediğimiz okullarımız var. Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, ihalesini yapamadığımız okullar var. Bunların çok örneği var. Yaşadığımız mülkiyet problemleri dolayısıyla okulumuzla ilgili dava açan belediyeler var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Eğitim-öğretim ile ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanının odağına yerleştiren belediye başkanlarının seçilmesini istiyorum” diye konuştu.
“Kayyumdan sonra sorunlar çözüldü”
Kayyum atanan belediyelerin öncesinde imarla ilgili çok sorun yaşadıklarını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bazı belediyeler imarla ilgili çok sorun çıkarttı ancak kayyum atandıktan sonra sorunlar hemen çözüldü. Bu süreç tek bakanlığın yapacağı bir süreç değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın imar hazırlama yetkisi yok. Bizim bunlara dahilimiz yok. Yeni yerleşim yeri oluşturuluyor, birden bire nüfus artıyor. Bunu düzeltecek kişiler belediyeler. Heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ebeveynler artık okula randevu ile gelecek”
Dijital bağımlılık ve obezite ile de mücadele ettiklerini açıklayan Bakan Tekin, daha sonra şunları söyledi:
“Eğitim-öğretim sürecinde niteliği arttırıcı çok ciddi adımlar attık. Mevzuat düzenlemesi yaptık. Sahada da bunun öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz tarafından nasıl karşılandığını bakıyoruz. Bunları yaparken toplumsal problemlere de duyarsız kalmıyoruz. Dijital bağımlılık, obezite ile mücadele etmek için adımlar attık. Özellikle bütün dünyada okul çağındaki öğrencilerin kullanımı yasak olan uygulamalar var. Pedagojik gelişimine zarar veren sosyal medya uygulamaları var. Onların da ülkemizdeki okul çağındaki öğrencilerin kullanımına yasaklamak için çalışmalar yaptık. Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğrenim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan birisi ebeveynler. Ebeveynlerin okul içlerine gidip okul koridorlarında öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının doğru olmadığına pedagojik açıdan karar verdik. Bundan dolayı da velilerimizin okullara randevu ile gelmelerini talep etmiştik. Elektronik randevuyu oluşturduk.”
“4 temel beceri gelişimi daha önemli”
Öğrencilerin test sınavlarındaki başarılarının yanı sıra 4 temel becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve tedbir aldığımız konulardan bir tanesi anadil eğitimiydi. Bu anlamda anadil becerileri için 2 kritik karar aldık. Türkçe’den ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocukların başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade 4 temel becerilerin geliştirilmesi için mekanizma geliştirmiştik. Altyapının kaldırmadığı söylentileri vardı onu da düzeltmek için çalışıyoruz. Çocukların eğitim öğretim sürecinin kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin, toplumun temel referans değerlerini bilen bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla ilgili de çocukların sosyal sorumluluk projelerinde bulunmalarını arzu ediyoruz. Karnelerde artık sosyal etkinlik başlığı altında bir başlık daha olacak” dedi.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı soru-cevap ile devam etti. – ADANA
]]>Kepez Belediye Başkan adayı Av. Rıza Sümer, Ramazan ayının 13. gününde Erenköy Mahallesi ve çevresinde bulunan mahallelerin sakinleriyle bir araya geldi. MHP Kepez İlçe Başkanı Servet Ersoy’un eşlik ettiği programda Rıza Sümer, konuşmasına, Ramazan ayının birlik ve beraberliği pekiştirmesini dileyerek başladı. Havanın sertliğine rağmen alanın tamamını dolduran kalabalıktan memnuniyetini dile getiren Sümer, “Ekmeğimizi paylaştığımız gönül soframıza hoş geldiniz. Davetimize katılıp, bu güzel günde bizlerle birlikte olduğunuz için her birinize teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve dayanışmamızı daim eylesin, tuttuğumuz oruçlarımızı, yaptığımız ibadetlerimizi kabul etsin. Ramazan’ı Şerif-imiz mübarek olsun” diye konuştu.
Kepez’deki okullara spor salonu yapılacak
Kepez’e sunacağı hizmetleri “İnsan, Şehir, Çevre” ögeleri üzerine kuran ve “Ailelerimiz, Kadınlarımız, Çocuklarımız, Gençlerimiz, Yaşlılarımız, Sosyal Belediyecilik, Akıllı Şehircilik, Yüzde Yüz Erişilebilir Kepez, Yeşil Kepez, Sıfır Atık Politikası, Kültür ve Turizm, Tarım” başlıkları altında toplayan Rıza Sümer, iftar alanında çocukların sevgi seliyle karşılaşması üzerine çocuklar için hayata geçirecekleri projeleri açıkladı. Sümer, “Çocuklarımızın kaliteli ve doğru spor yapabilmesi maksadıyla bölgelerimizin hemen hemen hepsinde okullarımıza spor salonları yapacağız. Bu projeyi, Milli Eğitim Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ve federasyonların iş birliğinde hayata geçireceğiz. Haftanın 3 günü çocuklarımızın kahvaltısı bizden. Hem besin değeri yüksek çörekleri, hem içeceklerini ücretsiz bir şekilde biz ikram edeceğiz. Okullarımızın güvenli birer liman olduğu “Güvenli Okul Bölgeleri” projemizle, çocuklarımızın eğitim gördüğü alanları daha huzurlu ve korunaklı hale getireceğiz. Bu konuda, 20 senedir Kepez Belediyemizin ve emniyetimizin ciddi çalışmaları var. Her gün artan nüfus ve muhtemel tehlikelerin farkında olacağız. Okulların etrafında hem trafik yoğunluğu bakımından hem de güvenlik açısından olağanüstü güvenlik tedbirleri alacağız. Cadde üzerindeki ve yoğun ilkokullarda zabıtalarımızı görevlendirerek, öğrencilerimizin güvenliğini sağlamak için özellikle okul giriş-çıkış saatlerinde teyakkuzda olacağız” ifadelerine yer verdi.
Turizm projeleriyle, kalkınmaya destek hedeflenecek
Kültür ve Turizm başlığı altında topladıkları projeleri de mahalle sakinleriyle paylaşan Rıza Sümer, Kepez’de hayata geçirmeyi planladıkları kültürel tasarılar ve etkinlikler hakkında bilgi verdi. Sümer, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Kepez ilçesinde; kültürel mirası, doğal güzellikleri ve aktif yaşam imkanlarını bir araya getiren kapsamlı bir turizm projesi başlatıyoruz. Proje, tarihi Lyrboton Kome Antik Kenti’ni öne çıkaracak, yürüyüş, bisiklet ve iz sürme için yeni fırsatlar sunacağız. .Yeni Drag Pisti, Off Road Pisti ve Enduro Motor Sporları Pisti yapacağız. Bu tesisler, gençlerimizin ve spor tutkunlarının heyecan ve adrenalini doyasıya yaşayabilecekleri modern ve güvenli alanlar olacak. Ayrıca, bu tesislerin inşasıyla birlikte spor turizmini de şehrimize çekerek ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacağız. Bu projelerle şehrimizi motor sporları dünyasında önde gelen bir merkez haline getirerek, gençlerimizin ve sporseverlerin hayallerini gerçeğe dönüştüreceğiz. İlçemizin hasretle beklediği yağlı güreş şenliğini ilçemize yeniden kazandıracağız. İlçemizin en önemli iş kollarından biri de zeytincilik. Bu değerli mirasa sahip çıkmak ve ilçenin zeytin üretimini desteklemek için Lyrboton Kome Antik Kenti’nde “Zeytincilik Festivali” düzenleyeceğiz. “Kepez Çiçek Festivali”ni yeniden düzenlemeyi planlıyoruz. Kesme çiçek ihracatçılarımızla, şehrimizin tamamında çiçek açtıracağız. Hayırlı uğurlu olsun”
Rıza Sümer, Erenköy Mahallesi’nde yapılan iftar buluşmasının ardından, programına ev toplantıları ve dernek ziyaretleriyle devam etti. – ANTALYA
]]>MUSTAFA USTA
Eğitim- İş Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, “İlimizde merkez ilçede 3 farklı okulda istenmeyen bir takım olaylar yaşandı. Tabi bu olayların hepsinin ortak noktasında okullardaki güvenlik sorunu ön planda duruyor. Yaşanan olaylar gerçekten üzücü. Maalesef eğitim yuvalarında çocuklarımızın eğitimlerinde, orada çalışan personelin ortamlarının son derece güvensiz bir durum içinde olduğunu bize göstermiş oldu” dedi.
Eğitim-İş Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, Sinop kent merkezinde bir günde 3 okulda 3 farklı olayın gerçekleşmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Eğitim-İş Sinop Şube Başkanı Celal Şahbenderoğlu, şöyle konuştu:
“OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU VAR”
Celal Şahbenderoğlu şunları söyledi:
“İlimizde merkez ilçede 3 farklı okulda istenmeyen birtakım olaylar yaşandı. Tabi bu olayların hepsinin ortak noktasında okullardaki güvenlik sorunu ön planda duruyor. Yaşanan olaylar gerçekten üzücü. Maalesef eğitim yuvalarında çocuklarımızın eğitimlerinde orada çalışan personelin ortamlarının son derece güvensiz bir durum içinde olduğunu bize göstermiş oldu. Yaşanmış olayların bir tanesinde bir velinin çocuğunun yapmış olduğu disiplinsizlik sonucu belki üste çıkmak için olsa gerek okuldaki idarecilere hakaret etmesi, sözlü saldırıda bulunması, araya giren kişilerin engellemesiyle belki de şiddetin o an önlenmesi gibi bir söz konusu durum oldu. Tabi bu oldukça üzücü. Eğitmenlerimize, öğretmenlerimize, idarecilerimize yapılmış bir saldırı girişimi bu. Bunun haricinde başka bir okulumuzda, bu ilk dediğimiz olay Anadolu lisesinde gerçekleşiyor, diğeri Sarı Saltuk Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen olayda ise bir proje kapsamında bir sergi açılmak isteniyor okulda, okul dışındaki bir kişi okula gelip o sergisini açmak istediğinde o serginin maalesef farklı amaçlara evrildiğini görüyoruz. Sergiyi yapan kişilerle öğrenciler arasında birtakım polemikler yaşanıyor. Türk Bayrağı üzerine bir polemikler yaşanıyor ve peşine ertesi gün öğrendiğimize göre o şahıs tekrar okula gelerek izinsiz bir şekilde çocukların bulunduğu boş bir sınıfa girip çocukları tehdit ediyor. Çocuklarla bir takım polemiklere giriyor. Bunlar son derece tehlikeli, sakıncalı ve yaşanmamış olması gereken olaylar maalesef okullardaki bu güvenlik sorunu yüzünden yaşanıyor.
“ÖĞRETMENE OLAN BU ŞİDDETİ DURDURUN DİYORUZ”
Bir başka olay da Necmettin Erbakan Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanıyor. Ben araştırmam sonucunda öğreniyorum ki okulda, çok büyük bir kompleksi olan geniş bir alanı bulan erkek ve kız yatılı öğrencilerin bulunduğu okulda gece bekçisinin olmadığını öğreniyoruz. Buraya eleman yetersizliği bahane edilerek buraya bu elemanlar gönderilmemiş onu öğreniyoruz. Bundan dolayı da bir çocuğun sabah saatlerinde okuldan kaçtığını veya kaçırıldığını öğreniyoruz. Tabi bu son derece tehlikeli ve gerçekten öğretmenleri de çaresiz bırakan bir durum var maalesef. Sonuç olarak bir şekilde bu olaylar dönüp dolaşıp öğretmenlere yansıtılıyor. Hep merkezi öğretmenler oluyor. Bizim de en çok canımızı sıkan nokta da bu. Bazı kişilerin görevini tam yapmamasından kaynaklı olan bir takım olumsuzluklar dönüp dolaşıp öğretmenlere fatura edilmeye çalışılıyor. Öğretmenler, öğrenciler bu durumdan mağdur olmasına rağmen bazı insanlar okullarda bu şekilde hareketlerde bulunabileceğini, gidip öğretmenleri tehdit edebileceklerini, öğrencileri tehdit edebileceklerini kendilerine hak olarak görüyorlar. Bizi en çok rahatsız eden kısım da bu zihniyet. Bu zihniyetle biz mücadele ediyoruz. Edilmesi için de topluma çağrıda bulunuyoruz ve bu hususta pazartesi günü Eğitim-İş Sendikası ve diğer katılımcı sendikaları da davet ettik ve bir basın açıklaması yapmayı planlıyoruz. Öğretmene olan bu şiddeti durdurun diyoruz. Çünkü gerçekten Sinop’ta yaşanan olaylar, kulağımıza gelen olaylar ve gelecekte yine birçok olay yaşanması endişesini yaşıyoruz. Bu ortamda ve bir takım tedbirlerin alınmasını, toplumunda okul yuvalarına biraz daha saygılı davranmasını bekliyoruz. Çözümü bu şekilde şiddet kullanarak, zorbalıkla bu şekilde bu işleri çözüme getirebileceklerini hiçbir zaman sanmasınlar. Bunlar tabi birtakım idari ve adli makamlara da intikal etmiş olaylar. Bunların da takibini yapacağız sendika olarak hangi aşamalara geldiğini. Tabi dediğim gibi toplumun da okullarımıza, öğretmenlerimize saygılı davranmasını istiyoruz.”
]]>
Tarımsal alanda modern çalışmalarda bulunulması amacıyla 1885 yılında 26 bin dönüm arazide yapımına başlanan ve inşaatı 1891’de tamamlanan okul, “Nazari ve Ameli Hüdavendigar Hamidiye Ziraat Mektebi” adıyla açılmasının ardından 133 yıldır Türk tarımı ve hayvancılığının geliştirilmesi için deneysel çalışmaların yanı sıra üretim faaliyetlerinde de bulunuyor.
Uygulamalı eğitim veren meslek lisesinin en çok tercih edilen bölümlerinden olan Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı Alanındaki 178 öğrenci, at bakımı ve yetiştiriciliği, binicilik gibi konularda hem üniversiteye hem de mesleğe hazırlık aşamasında deneyim kazanıyor.
“Teveccüh gören bir bölüm”
Okul müdürü Ali Cihan, AA muhabirine, söz konusu alanda at sağlığı, yetiştiriciliği ve binicilik konusunda öğrencilere eğitim verdiklerini söyledi.
Hayvan Yetiştiriciliği ve Sağlığı Alanına sınavla öğrenci aldıklarını belirten Cihan, “Alanımız yoğun talep görüyor ve sınavla öğrenci almamıza rağmen kontenjanı doluyor. Teveccüh gören bir bölüm. Öğretmen ve öğrencilerin mutlu olduğu, tamamen uygulamalı eğitimin hakim olduğu bir bölüm diyebiliriz.” dedi.
Türkiye’de at yetiştiriciliği konusunda Ceylanpınar ve Karacabey haralarının dünyaya hizmet verdiğini hatırlatan Cihan, bu alanda sektörün yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını dile getirdi.
Bursa’da bu alanın sadece kendi okullarında faaliyet gösterdiği bilgisini veren Cihan, şöyle devam etti:
“Tam kapasiteyle sınavlı öğrenci alıyoruz. Velilerden çok yoğun talep var. Özellikle bu sektörde iştigali olan velilerimiz, çocuklarının burada eğitim almasını istiyor. Tabii ki tek okul olmanın belki şanslı avantajını da kullanıyoruz. Oldukça yüksek seviyeli öğrencilerimiz var. Akademik yönelimleri var. İşlerini severek yapıyorlar. Okulumuza kaydı olan ve yerleşen öğrenci bir daha başka bir okula geçmeyi kesinlikle düşünmüyor. Bu da bizim için sevindirici. İşimize de dört elle sarılmamızı sağlayan bir unsur.”
Cihan, okulda yetişen ziraatçıların, kendi işletmelerinde, üretim çiftliklerinde çalışmayı sürdürmesi ve mevcut öğrencilere yol gösterici olmalarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.
“Öğrencilerimiz ‘Atlara gidecek miyiz?’ diye soruyor”
Alanda görevli öğretmenlerden Serpil Erdem, tarihi lisede öğrencilere at yetiştiriciliği, binicilik ve at bakımı konularında eğitimler verdiklerini aktardı.
Arazilerinde çeşitli hayvanların bulunduğunu söyleyen Erdem, “Okulda kaz, ördek ve tavuk gibi kanatlı hayvanlarımız var. Yumurtacı tavuk ırkıyla yumurta üretimi yapılıyor. Koyun ve keçi ırkından yaklaşık 40 küçükbaşımız var. Onların üretimini burada yapıyoruz. Tavlamızda aynı zamanda atlar yetiştirirken öğrencilerimizle bu derslere uygulamalı bir şekilde devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Erdem, öğrencilerin derse ilgisinin yüksek olduğuna değinerek, şunları kaydetti:
“Özellikle uygulama dersini anlatırken öğrencilerimiz ‘Atlara gidecek miyiz? Atlarla ilgili ders işleyecek miyiz?’ diye soruyor. Tavlamızda atlara günlük tımar yapma, bakım ve besleme, su verme, hayvan konforu ve refahının nasıl sağlanması gerektiği, barınak şartlarının ne olması gerektiğiyle ilgili konuları işliyoruz. Bölümümüze talep çok fazla. Kontenjanımız okul başladığı anda dolmaya başlıyor. İsteyerek, severek geliyorlar.”
10’uncu sınıf öğrencisi Ender Karakuş, derslerin çok güzel ve zevkli geçtiğini belirtti.
Bu okulda eğitim gördüğü için çok memnun olduğunu ifade eden Karakuş, “Atlarla aram iyi. Bizim kendi haramız da var. Ondan dolayı ata binmeyi az çok biliyordum. Tabii burada hocalarımın sayesinde daha çok öğrendim. Yani biniciliği buraya gelince öğrendim.” diye konuştu.
]]>Milli Eğitim Bakanlığı, daha önce sadece ders ve davranış notlarını içeren öğrenci karnelerinde tasarım ve içerik değişikliğine gidileceğini açıkladı. 2023-2024 eğitim öğretim yılı sonunda ilk kez dağıtılmaya başlanacak yeni tasarımlı karnelerde, sadece akademik başarı değil sosyal etkinlikler de işlenecek. Okul içi ve okul dışında gerçekleştirilen sosyal etkinlikler, karnelerde “bilimsel”, “kültürel”, “sanatsal”, “sportif” etkinlikler ve “toplum hizmeti” olmak üzere 5 ana başlıkta yer alacak.
Milli Eğitim Bakanlığı, daha önce sadece ders ve davranış notlarını içeren öğrenci karnelerinde tasarım ve içerik değişikliğine gidileceğini açıkladı. Bakanlık’tan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:
“2023-2024 eğitim öğretim yılı sonunda ilk kez dağıtılmaya başlanacak karnelerde akademik başarının yanı sıra sosyal etkinlikler de yer alacak. Okul içi ve okul dışında gerçekleştirilen sosyal etkinlikler, karnelerde ‘bilimsel’, ‘kültürel’, ‘sanatsal’, ‘sportif’ etkinlikler ve ‘toplum hizmeti’ olmak üzere 5 ana başlıkta değerlendirmeye alınacak.
“ETKİNLİKLER DÖRT ANA DÜZEYDE İŞLENECEK”
Öğrencilerin sosyal etkinlikleri, karnelerinde ‘katılım’, ‘ürün ortaya koyma’, ‘performans gösterme’ ve ‘derece alma’ şeklinde dört ana düzeyde işlenecek. Böylece öğrencilerin sosyal etkinliklere katılım durumları derecelendirilmiş bir sistemle karnelere yansıtılmış olacak. Ayrıca sosyal etkinlikler gerçekleştiği yere göre de ‘okul içi’, ‘okullar arası’, ‘ilçe geneli’, ‘il geneli’, ‘bölgesel’, ‘ulusal’ ve ‘uluslararası’ olarak değerlendirilecek.
“SOSYAL BAŞARI GÖRÜNÜR HALE GELECEK”
Yeni düzenlemeyle birlikte öğrenciler karnelerinde ders notlarıyla birlikte sosyal etkinlik durumlarını da görebilecekler. Yeni düzenleme ile birlikte milyonlarca öğrencinin akademik başarısının yanında sosyal başarılarının da görünür hale gelmesi ve karnelerde sadece ders notlarıyla değil, yaptığı sosyal faaliyetleriyle de ön plana çıkabilmesi hedeflenecek.
“SPOR VE SANAT İLE İLGİLİ ÖĞRENCİLER ERKEN TESPİT EDİLEBİLECEK”
Yeni uygulama kapsamında, e-Okul sisteminde öğrencilerin sosyal etkinliklerine ilişkin tutulan kayıtların, öğrencinin bir üst eğitim kurumuna yerleşirken rehberlik hizmetlerine de kaynaklık etmesi amaçlanacak. Bu kapsamda okul idaresi ve öğretmenler, okula gelen bir öğrencinin sporla ya da sanatla ilgilenip ilgilenmediğini, ilgi ve becerilerinin neler olduğunu sisteme bakarak görebilecek.
Uygulamayla ayrıca öğrencilerin eğitim öğretim yılı boyunca okul, okullar arası, ilçe, il, bölge, ulusal veya uluslararası düzeyde katıldıkları yarışmalar, etkinlikler, tasarladıkları ürünler, e-Okul sistemi içinde ayrıntılı döküm halinde yer alacak. Böylece öğrencilerinin öğrenim hayatları boyunca yaptıkları tüm sosyal etkinlikler e-Okul’daki resmi kayıtlardan takip edilebilecek.
“SOSYAL ETKİNLİKLER İÇİN ÜÇ KATEGORİ BELİRLENDİ”
Öğrencilerin gerçekleştirdiği sosyal etkinliklerin e-Okul sistemine işlenmesi için 3 ayrı kategori belirlendi. Buna göre, öğrencilerin sosyal etkinlik belgelerine ‘okul etkinlikleri’, ‘merkezi etkinlikler’ ve ‘okul dışı bireysel etkinlikler’ şeklinde veri girişi yapılacak. Okul etkinlikleri, en az bir danışman öğretmen rehberliğinde oluşturulan öğrenci kulüplerindeki faaliyetlerden oluşacak. Bu etkinlikler, öğrenci kulüplerince önceden planlanmış sosyal etkinlikler ve toplum hizmeti çalışmalarını kapsayacak.
“OKUL DIŞI ETKİNLİKLER DE E-OKUL’A İŞLENECEK”
Öğrencilerin, MEB tarafından uygun görülen ve belirlenen kurum ve kuruluşlarda, velisinin bilgisi dahilinde kendi ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda okul dışındaki merkezi veya mülki idare tarafından onaylanmış etkinlikleri de e-Okul modülüne işlenecek. Okul dışı bireysel etkinlikler, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Aile ve Sosyal Politikalar ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarına bağlı kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, belediyeler ile diğer resmi kurum ve kuruluşlarca düzenlenen etkinliklerden oluşacak.”
]]>AK Parti Alaşehir İlçe Başkanlığı tarafından iftar programı düzenlendi. İftarların açılmasının ardından programın açılış konuşmasını yapan AK Parti İlçe Başkanı Fedayi Kozan, Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı Necdet Türk ile birlikte birlik beraberlik çağrısı yaptı.
Programda konuşan önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Muharrem Kasapoğlu, Alaşehir’e yapılan yatırımların devam edeceğini belirterek “Alaşehir’i her zamanki gibi sıcaklığı ve misafirperverliği ile buldum. Burada bu güzel buluşma bu güzel birliktelik için emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyorum. Alaşehir’e her zaman yatırımlar yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Alaşehir ilçe futbol sahası, Ulu Derbent, Killik, Tepeköy ve Yeşilyurt mahallelerine stat yaptık. Gençlik merkezi ve yarı olimpik yüzme havuzu inşaatı devam ediyor. Durmak yok, milletimize hizmet yolunda çalışmaya, koşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin 81 ilinde yaptığımız yatırımlar gibi Alaşehir’de de yatırımlar yapıyoruz. Önümüzde çok önemli bir süreç var 31 Mart’ta Türkiye demokrasisine milletin iradesi karar verecek burada da Alaşehirlerin takdiri Cumhur İttifakı olacaktır” dedi.
Alaşehir’e yeni bir okul kazandırılacağı müjdesini veren AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Bugün sizlere bir müjde vereceğim için çok mutluyum. İstasyon Mahallesi’nde okul yapılması için bir arsa vardı. Bu arsa kamulaştırılarak, okul yapımı için tahsis edildi. Arsanın kamulaştırılmasında bazı pürüzler vardı, Allah’ın izniyle onları çözdük ve en kısa zamanda okulu yaparak, Cumhuriyet İlkokulu normal öğretime dönecek. Çocuklarımız daha iyi bir eğitim alabilecekler. 4 bin 86 metrekare taşınmaza okul için gerekli ödenekler çıkartıldı. Buraya okul inşa ederek, geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın eğitim ve öğretimlerini daha sağlıklı şartlarda sürdürebilmeleri için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Böylece çocuklarımız Cumhuriyet İlköğretim Okulumuz tam gün eğitime geçerek daha sağlıklı şartlarda eğitim görecekler” diye konuştu.
İftar programına AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, MHP MYK Üyesi Ali Uçak, AK Parti İlçe Başkanı Fedayi Kozan, MHP İlçe Başkanı Alperen Altıoğlu, Cumhur İttifakının Alaşehir Belediye Başkanı adayı Necdet Türk, sivil toplum örgütleri ve partililer katıldı.
Kasapoğlu Sarıgöl’de toplu açılışa katıldı
Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Alemşahlı Mahallesi’nde 2012 yılında vefat eden Özgür Ulu’nun babası Hayırsever Necdet Ulu ve ailesi tarafından başlatılan kampanya ile 84 hayırseverin yardımıyla “Özgür Ulu Sağlık Evi” düzenlenen törenle açılışı yapılarak Sağlık Müdürlüğüne teslim edildi.
Törende konuşan önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu, “Her şeyin en iyisini hak ediyorlar. Sarıgöl en iyisini hak ediyor. Manisa en güzelini hak ediyor. Bizlerin yanında olduğu müddetçe aynı yolda gönül gönüle daha güçlü geleceğe birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hamdolsun Sarıgöl’deki spor ve gençlik yatırımlarını el ele vererek yaptık. 100 yılın yatırımlarını yapmışız Sarıgöl’e. Ben biliyorum ki köyleriyle mahalleleriyle yaptığımız bu yatırımlardan Sarıgöl’de yetişen yıldızlar olimpiyatlarda İstiklal Marşımızı okutacak bizleri gururlandıracaklar. Bu millete yapılan hiçbir yatırım boşa gitmez. Bu millet yapanı da yapmayanı da bilir. Çalışanı da çalışmayanı da üreteni de üretmeyeni de bilir. Cumhur ittifakı bugüne kadar ne engeller aştık. Bundan sonra da yine bir olarak beraber olarak kol kola aynı yolda yürümeye devam ediyoruz. Bu ülke demokrasi açısından rüştünü ispatlamış bir ülke. 14 Mayıs seçimlerini birlikte bir şölen olarak yaşadık. 31 martta millet karar verecek bizler de saygı duyacağız. Ben inanıyorum ki Manisamızda bu aziz millet yine Cengiz Ergün diyecek. Manisa için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hastane için de çalışacağız. Sarıgöl’de de sağlık yatırımları için yeni hamleleri ortaya koyacağız. Gelişen, değişen dünya her geçen gün daha çok çalışmayı gerektiriyor” dedi.
Konuşmaların ardından sağlık evi açılarak hizmet vermeye başladı.
Açılış törenine AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenisehirlioglu, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Erol Karaca, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. – MANİSA
]]>AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya Avsallar 100. Yıl Cumhuriyet Ortaöğretim ve 100.Yıl Anaokulu’nun açılış töreni ile Konaklı Ortaokulu’nun Temel Atma Törenine katıldı.
Açılış töreninde konuşan Milletvekili Çavuşoğlu, Alanya Avsallar 100. Yıl Cumhuriyet Ortaöğretim ve 100.Yıl Anaokulu’nun Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yakışan bir okul olduğunu belirterek, “Alanya’mızın birçok unvanı var. Selçuklu’nun kış başkenti olmak üzere turizm, tarım, ticaret şehri. Ama Alanya hayırseverler başkentidir. Çünkü Alanya’da sadece yapılan okulların yüzde 60’ından fazlası hayırseverler tarafından yapıldı. Allah onlardan razı olsun. Avsallar 10. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu da Alanya Belediyesi tarafından Adem Murat Yücel’in gayretleriyle tamamlandı ve verdiği sözü de yerini getirdi. Türkiye Yüzyılı’nın başladığı cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışan bir okul oldu” ifadelerini kullandı.
Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel ise açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Türkiye Cumhuriyetinin şanlı bayrağını dalgalandıracak olan gençleremize daha iyi bir ülke bırakmak için gece gündüz demezden her türlü fedakarlıkla var gücümüzle çalışıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti kurar kurmaz Anadolu’nun her köşesinde yaktığı eğitim meşalesini Alanya’da daha yükseklere taşıyoruz” dedi.
Törene katılan Antalya Valisi Hulusi Şahin ise “Yapılan toplam eğitim yatırımlarındaki hayırsever oranı yani devlet neredeyse 1 yapıyorsa Antalya’da bir de hayırsever yapmış. Ama Alanya’da devlet bir yapmış Alanyalı iki etmiş” şeklinde konuştu.
“Açılışını yaptığımız ve yapacağımız okullarla da ikili eğitime son vermiş oluyoruz”
Konaklı’da gerçekleşen Temel Atma Töreninin ardından İHA’ya konuşan Milletvekili Çavuşoğlu, Alanya’daki hayırsever vatandaşların öneminde değinerek sağlık ocağı gibi kurumların yapımında Alanyalıların çok duyarlı olduğunu belirtti. Bugün açılışı yapılan ve temeli atılan okulla ikili eğitime son verdiklerini ifade eden Çavuşoğlu, “Bugün Alanya Avsallar’da 100. Yıl ortaokulunun açılışını yaptık. Valimiz ve hemşehrilerimizle beraber Konaklı’da da yapılacak ortaokulumuzun temeliniz attık. Bu her iki okulu yapan ve yapacak olan Alanya Belediyesidir. Alanya Belediye Başkanımız Adem Murat Yücel ve katkı sağlayan hayırseverlere teşekkür ediyorum. Alanya’nın Türkiye’de hayırseverlerin birincisi olduğunu söylemiştim. Alanyalı hemşehrilerimle gurur duyuyorum. Gerek sağlık ocağı gerek okul yaptırma konusunda hemşehrilerimiz çok duyarlı. Alanya’daki okulların yüzde 62’si hayırseverler tarafından yaptırıldı. Açılışını yaptığımız ve yapacağımız okullarla da ikili eğitime son vermiş oluyoruz. Ailelerimiz çocuklarını hangi okula göndermek istiyorsa onun için Alanya’da bir okul var. İnşallah bunların eğitim kalitesini de artıracağız. Okul sayısını da artırmaya devam edeceğiz” dedi.
“Antalya’nın altın çağını başlatmak istiyoruz”
Yaklaşan 31 Mart yerel seçimleri değerlendiren Çavuşoğlu, Antalya’nın daha iyi hizmeti hak ettiğine dikkat çekti. Antalya’nın gerçekleşen etkinliklerle dünyanın gözde şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Yerel seçimler için heyecanlıyız. Antalya daha heyecanlı. Çünkü Antalya’da yeni sayfalar açmak istiyoruz. Antalya’nın altın çağını başlatmak istiyoruz. Maalesef son 5 senede hemşehrilerimiz belediyecilik anlamında fazla hizmet görmedi. Gerek büyükşehir olsun gerek ilçe belediyeler olsun bizden taleplerini azami karşıladık. Ama Antalya çok daha iyi hizmeti hak ediyor. Antalya sadece turizm kenti değil Antalya Diplomasi Forumu ve diğer etkinliklerle uluslararası bir şehir oldu. Diplomasinin merkezi oldu. Dünyanın gözde şehirlerinden oldu. Bu şehre daha iyi hizmet lazım. Altyapısının daha güçlü olması gerekiyor. Yeni vizyonlar katmak gerekiyor. Biz buna Antalya’nın Altın Çağı diyoruz. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Kepez’de çok başarılı işler yapmış, rüştünü ispatlamış ve her zaman halkın içinde olmuş her kesim tarafından sevilen bir kardeşimiz. Büyükşehir Belediye başkanı olarak güçlü bir oyla iş başına geleceğine gönülden inanıyoruz. Anketler de böyle söylüyor. Ama rehavete girmek yok. Seçim akşamına kadar sahada çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah 31 Mart’tan sonra Antalya yerel yönetim anlamında şaha kalkacak. Fetret Devri bitip Altın Çağı başlamış olacak” şeklinde konuştu.
Gerçekleşen açılış ve temel atma törenine; Antalya Valisi Hulusi Şahin, Önceki Dönem Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya Kaymakamı Fatih Ürkmezer, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, AK Parti MKYK Üyesi Kuddusi Müftüoğlu, Alanya İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Hüseyin Direk, Alanya İlçe Emniyet Müdürü Murat Kenan Patat, Antalya İl Milli Eğitim Müdür Vekili Mehmet Karabacak, Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yılmaz, Alanya İlçe Müftüsü İhsan İlhan, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Şarani Tavlı, MHP İlçe Başkanı Mustafa Sünbül, Alanya Belediyesi Başkan Yardımcıları, Alanya Belediyesi Meclis Üyeleri, oda ve dernek başkanları, okul öğretmenleri, veliler ve öğrenciler katıldı. – ANTALYA
]]>Okul bahçesinde düzenlenen törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ümraniye Kaymakamı Abdülaziz Aydın, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Mücahit Yentür, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Başkanı Abdullah Ceylan, okulun bağışçısı Hacı Emin Amanetoğlu, kızı Necla Ayar, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Burada bir konuşma yapan Bilal Erdoğan, Ümraniye’de bulunan vakfa ait irfan okulllarından birisini geçtiğimiz yıllarda yeniden tefriş edip eski genel başkanları Yücel Çelikbilek’in ismiyle Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettiklerini ve okula her yıl maddi olarak da destek olduklarını ifade etti.
Kendisini eğitim gönüllüsü olarak gördüğünü belirten Erdoğan, “Öğretmenler eğitimin yüzde 70’idir. Binası, sınıfları, destek personeli, diğer işler yüzde 30’u tutar. Asıl emeği veren bizim öğretmenlerimiz. İlim Yayma Vakfı olarak arzu ettikleri alanlarda öğretmenlerimize kurslar, eğitim programları düzenlemeye başladık. Bu yıl da il milli eğitim müdürlüğümüzle bir protokol imzalayarak bunların nasıl daha güçlü bir şekilde yapılabileceğini değerlendirdik.” dedi.
Öğretmenlere yapılan anketler sonucu talep ettikleri dil, sanat, enstrüman eğitimlerini açtıklarına işaret eden Erdoğan, öğrenme ve öğretme süreçlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Öğretmenlerin sürekli kendilerini geliştirmeleri için talep etikleri alanlarda destek olacaklarını da kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki yıl kurslarımızdan istifade eden öğretmenlerimizden sınıf dışı etkinlik projesi olanlara belli bir maddi destek sağlamayı kararlaştırdık. Ders dışı, sınıf dışı, okuma, gezi, bilim projeleri olabilir. Eğer öğretmen arkadaşımız, ‘Ben çocuklara daha fazla mesai ayıracağım, daha fazla proje üreteceğim.’ derse, biz de vakıf olarak onların yanında olacağız. Sivil toplum kuruluşları olarak öğretmenlerimize moral verecek, motivasyon sağlayacak işleri yapmamız gerektiğine inanıyorum. Öğretmenlerimiz kendilerini geliştirmek için neye ihtiyaç duyuyorsa biz İlim Yayma ve diğer kardeş sivil toplum kuruluşlarıyla üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Biz öğretmenlerimizi güçlendirdikçe, onlara ne kadar değerli olduklarını hissettirdikçe, eğitimde sonuçların da gelişeceğine inanıyorum.”
“Artık öğrencilerimize sadece okumak kalacak”
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ise, Dudullu bölgesinin sanayisiyle öne çıkan bir bölge olduğuna dikkat çektiği konuşmasında, bu okulun, metro ve yeni açtıkları millet bahçesinin yanında olmasının avantaj sağladığını, öğrencilerin spor alanları ve tatbikat camisinden istifade edebileceğini aktardı.
Okulun bir de yurt ihtiyacının bulunduğunu ve bunu da tamamlayacaklarını dile getiren Yıldırım, “Artık öğrencilerimize sadece okumak kalacak. Eskiden böyle okullar yoktu. Son 22 yılda sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok alanda yapılamayan iş kalmadı. Bundan sonra da devam edecek. 2019’da göreve geldikten sonra 6 yeni okul yaptık. İnşallah yeni dönemde bağışçılarımız ve bakanlığımızla 15-20 okulumuzu da tamamlarsak Ümraniye’miz 125 bin çocuğumuza kaliteli bir hizmet sunmuş olacak.” diye konuştu.
Programda okulun açılış kurdelesi, katılımcılar ve öğrenciler tarafından kesildi.
]]>Tekin, iş insanı Hacı Emin Amanetoğlu’nun bağışlarıyla Ümraniye’de yapılan Dudullu Amanetoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin açılış törenine katıldı.
Okul girişinde öğrenciler tarafından karşılanan Tekin, törendeki konuşmasına okulun yapılmasına vesile olan herkese teşekkür ederek başladı.
Bakan Tekin, 2002’de dönemin hükümetinin “Cumhuriyet’in 100. Yılına Mektuplar” kampanyası başlattığını anımsatarak, mektup yazan öğretmenler, öğrenciler ve bakanlık müfettişlerin taleplerinde 100. yıla dair dileklerin yer aldığını aktardı.
Bir üniversite öğrencisinin mektubunda, “İnşallah Cumhuriyet’in 100. yılında insanlar kılık kıyafeti, başörtüsünden dolayı aşağılanmazlar, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmezler” yazdığını dile getiren Tekin, bir öğretmenin de “Üçüncü tayinim, inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında farelerin cirit atmadığı bir okulda görev yaparım” başka bir öğretmenin ise “İnşallah bir gün suyu akan, elektriği olan bir okulda öğretmenlik yaparım” temennilerinde bulunduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde yalnızca derslik yapmadıklarını, dersliklerin niteliğini de 20 yıl içinde geliştirdiklerini vurgulayan Tekin, “Bunu siyaset literatüründe ya da uluslararası literatürde bir başka ülkeyle ilgili olarak görsek ‘Vay be adamlar eğitimde devrim yapmışlar’ deriz ama biz olduğumuz zaman, burada olduğu zaman fazla dikkat çekici bir hale gelmiyor maalesef.” ifadesini kullandı.
Yusuf Tekin, Ümraniye ilçesindeki eğitime dair gelişmeler konusunda şunları paylaştı:
“2002-2003 eğitim-öğretim yılında Ümraniye’de toplam 140 bin 77 öğrencimiz varmış, bugün de rakam aşağı yukarı 139-140 bin. Öğrenci sayısı itibarıyla Ümraniye’de stabil bir durum var. Peki sayı böyleyken öğretmen sayımız ne olmuş? Sadece Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda 2002 yılında 4 bin 77 öğretmen varmış, şu an itibarıyla Ümraniye sınırları içindeki okullarımızda 8 bin 228 öğretmenimiz var. Yani öğrenci sayısı aynı, öğretmen sayısı ikiye katlanmış durumda. 2002’de Ümraniye’de 114 okulumuz varmış, bunun karşılığı yaklaşık 2 bin 400 derslik. Şu an Ümraniye’de 399 okulumuz, 4 bin 712 dersliğimiz var.”
“İnşaatlarımızı durduran belediyelerimiz var”
Milli Eğitim Bakanı Tekin, okul yaparken hayırseverlerin, yerel yönetimlerin ve tüzel kişilerin büyük katkılarının olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Sadece 2023 yılı haziran ayından itibaren şu ana kadar hayırseverlerimizle yaklaşık 4 bin derslik protokolü yaptık. Bir paydaşımız daha var o da yerel yönetimler. İstanbul gibi bir yerde bütçeden bize kaynak ayrılsa bile okul yapmamıza yetmiyor bu. Arsa üretemiyoruz. Ürettiğimiz arsalar üzerinde inşaat yapamıyoruz veya ürettiğimiz arsalar üzerinde inşaatına başladığımız okullarda eğitim öğretim başlatamıyoruz. Çünkü bazı belediye başkanları, bazı kişiler değişik sebeplerle ya ‘AK Parti döneminde olmasın, yapılmasın’ gibi politik sebeplerle ya da eğitim dışında başka öncelikleri olduğu için bize bu konuda yardımcı olmuyorlar. Başlatılan inşaatlarımızı durduran belediyelerimiz var, yıllardır üzerinde hizmet verdiğimiz okulumuzun yıkımı için mülkiyet davası açıp yargı sürecini başlatan belediyeler var.”
“Türkiye Yüzyılı” kapsamında eğitimlerin içeriğini daha nitelikli hale getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Tekin, bir araştırma sonucuna göre Türkiye’de velilerin çocuklarıyla birlikte kitap okuma süresinin haftada 4,5 saat olduğunu söyledi.
Velilerden, eğitim seferberliğine destek olmalarını isteyen Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok fazla sağda solda konuşuluyor ‘Her tarafı İmam Hatipler ile doldurdular’ diye. Sizin de kafanızda bir soru işareti olabilir. Şu an İstanbul’da liseye devam eden öğrenciler arasında İmam Hatip Liselerine devam eden öğrencilerin oranı yaklaşık yüzde 10 civarında. Bu rakam 28 Şubat dönemindeki yani o darbe sürecine girmeden önceki rakamın altında bir rakam. Dolayısıyla doğal koşullarında seyir etmesi gerekiyor.”
]]>Olay, 14 Mart günü Muratpaşa ilçesi Çallı bölgesinde yer alan bir özel okulda meydana geldi. Birinci sınıf öğrencisi A.D. (7), sabah sınıftan içeri girdiği sırada arkadaşları sınıfın kapısını üzerine kapattı. Bir süre sonra A.D., kendi imkanları ile kapıyı ittirerek açtı. A.D, yaşadığı bu durumu derste öğretmenine anlatmak istedi. İddiaya göre sınıf öğretmeni A.G., o sırada video çektiği için videoda sesi çıkmaması için A.D.’nin ağzını kapatarak çenesini sıktı. A.D.’nin akşam evde “Çenem acıyor” demesi üzerine öğretmen anne Merve Durmaz harekete geçti. Çocuğu ile birlikte İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube’ye giden anne, öğretmenden şikayetçi oldu.
“‘Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi”
Oğlunun yaşadığı şiddet olayını detaylarıyla anlatan Durmaz, “Benim çocuğum her zaman uyumadan önce gün içerisinde yaşadıklarını anlatır. Bana dedi ki ‘Anneciğim seninle üzücü bir olay hakkında konuşalım mı?’ O an anladım, farklı bir şey var. Anlatmasını istedim. Anne ‘İkindi yemeği öncesi öğretmenim sınıf videosu çekiyordu. Instagram videosunu böldüğüm için eliyle ağzımı kapattı. Elmacık kemiklerimi sıktı. Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi. Söylediği şeyden sonra ben yıkıldım. Çocuğuma eliyle sus işareti yapsa zaten susardı. Ardından ben rehberlik öğretmenine çok düzgün bir dille bu olayın yaşandığını mesaj yoluyla bildirdim. Müdür yardımcısını aradım. Bana ‘Öğretmenimizden hiç şikayet almadık, herkes çok memnun’ dedi. Buna karşılık ben de ilk şikayetçi olanın ben olduğumu söyledim” dedi.
“Her şey yok sayıldı”
Okul yönetimini olayın üzerine gitmediği için eleştiren Durmaz, “Sabah okula gittiğimde olayın hiç konuşulmadığını gördüm. Öğretmenle daha görüşmemişler. Nasıl görüşmezler? Görüşmek zorundayız. Rehberlik bölümü benimle tutanak tutmalıydı. Yaşananlar beyan altına alınmalıdır. Her şey yok sayıldı. Onun için zaten ilk başta çok endişelendim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne iletilmesi gereken bilgi yazısı dahi gönderilmemiş. Ben gerekeni yapmak zorunda kaldım. Polise giderek şikayette bulunduk. Olay yok sayılmaya, kapatılmaya çalışılması beni endişe ettiren taraf oldu” sözlerine yer verdi.
“Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söyledi”
Okulun eğitiminden memnun olduğunu belirten Durmaz, “Kasadaki bir tane çürük elma diğerlerine bağlamaz. Ben okuldan çok memnunum. Yaşananların ardından genel müdürlükten de arandım. Gereken süreci başlatacaklarını söylediler. Kendilerine güveniyorum. Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söylediler. Ben de bunu reddettim. Ben diğer çocuklar adına endişeliyim. ve onların hakkını da sonuna kadar savunacağım. Asla şikayetimi geri çekmiyorum” diye konuştu.
“Video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz”
Son zamanlarda öğretmenler tarafından sosyal medyada paylaşmak üzere sınıflarda videodalar çekilmesi hakkında da konuşan Durmaz, “Biz işimizi yaparız. Ben sınıfta su içemediğimi fark ediyorum. Bazen şahsi ihtiyaçlarımı teneffüsle bile karşılayamıyorum. Bizim vazifemiz sınıfta durup işimizi yapmaktır. Vazifemiz gereği teneffüste bile ben sorumluyum o sınıftan. Benim artık gözlerim öğrenci takip etmekten şaşıya dönmüşken bu kadar yani video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz? Ben çok merak ediyorum” diyerek tepki gösterdi. – ANTALYA
]]>Yıldırım Belediyesi, Yıldırım Kaymakamlığı, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Milli Eğitim İlçe Müdürlüğü paydaşlığında Yıldırım Belediyesi Okul Sporları İlçe Şenlikleri düzenlendi. Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi’nde gerçekleşen Okul Sporları İlçe Şenlikleri Ödül Töreni ve Malzeme Dağıtımı programına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra Yıldırım İlçe Kaymakamı Metin Esen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Sevinç, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Mehmet Demirci, okul müdürleri ve sporcular katıldı. Lise kategorisinde, 8 branşta yapılan 180 maçın ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri verilirken yarışmaya katılan tüm okullara Yıldırım Belediyesi tarafından spor malzemesi dağıtımı yapıldı. Okul Sporları İlçe Şenlikleri’ne ortaokul kategorisinde katılan bin 944 sporcu önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek müsabakalarda kıyasıya yarışacak. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin; fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerinde sporun ayrı bir önemi var. Bu nedenle Yıldırım’ı bir spor kenti yapmak ve sporu tabana yaymak için çalışmalarımız sürüyor. Göreve geldiğimiz 2019 yılından bu yana başta Bursa’nın en büyük spor kompleksi Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi olmak üzere 22 spor tesisini hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde de Yıldırım’ı sporda parlayan bir kent yapmak adına 8 yeni projemiz var. Onları da tamamlayarak hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. Yıldırım spor yapan gençlerle daha güzel” dedi.
256 bin 700 kişiye spor ve eğitim hizmeti
Gerçekleştirdikleri spor yatırımlarının meyvelerini gördüklerini aktaran Başkan Oktay Yılmaz, “7’den 70’e herkesin spor yaptığı ve spor tesislerinden istifade edebildiği bir Yıldırım için çalışıyoruz. 2024 yılı itibariyle lisanslı sporcu sayımız 4 bin 454 olurken sporcularımız 3 bin 421 madalya ve 197 kupa kazandı. 11 tesiste düzenlediğimiz yaz ve kış spor okullarında 20 farklı branşta 168 bin 162 çocuğa, sosyal sorumluluk projelerinde 32 bin 166 çocuğa, özel bin 561 çocuk ve ailesine, kadın spor merkezlerimizde 54 bin 811 kadına, toplamda ise 256 bin 700 vatandaşa spor ve eğitim hizmeti verdik. Yıldırım Kaymakamlığımız, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüz ve Milli Eğitim İlçe Müdürlüğümüz ile birlikte gerçekleştirdiğimiz turnuva, Yıldırım’ın sporda geldiği noktayı ortaya koyması açısından son derece önemli. Turnuvaya katılım sağlayan okullarımıza ve hocalarımıza teşekkür ediyorum, dereceye girsin girmesin yarışmaya katılma cesareti gösteren evlatlarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu.
Spor kenti Yıldırım
Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Demirci, “19 Şubat’ta başlayıp 18 Mart’ta final maçıyla tamamlanan müsabakalara lise kademesinde 32 okuldan bin 308 sporcumuz katıldı. Öğrencilerimizi spora teşvik etmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz müsabakalarda takım olma duygusunu deneyimleyen öğrencilerimizi kutluyorum. Yıldırım Belediyesi Okul Sporları İlçe Şenlikleri’nde bizlere destek veren paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.Yıldırım’ın her bölgesine spor tesisleri yaparak Yıldırım’ı adeta sporcu fabrikasına çeviren, 3 yıldır katılan tüm okullarımıza malzeme desteği veren Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yıldırım İlçe Kaymakamı Metin Esen, “Gençlerimizi sporla buluşturmak adına ilçemizin dört bir yanını spor tesisleriyle donatan Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum ve sporla kalan tüm gençlerimizi kutluyorum” sözlerini kaydetti. Program, katılımcılara kupa takdimi ve hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi. – BURSA
]]>Faik Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde “sıfır atık” temasıyla kurulan Geri Dönüşüm Kulübü tarafından Japon kültüründe “bokashi” olarak adlandırılan toprağın organik maddelerle iyileştirilmesine yönelik uygulamalar ele alındı.
İthal bir maya yardımıyla yapılan sıvı gübreyi yerli imkanlarla üretmek amacıyla öğretmenlerinin desteğiyle AR-GE çalışması yapan öğrenciler, maya yerine turşu suyu kullandı.
Organik gıda atıklarını 120 litrelik varillerin içinde bir miktar turşu suyuyla karıştıran öğrenciler, 7 ila 15 günlük fermantasyon sürecinin ardından elde ettiği sıvı gübreyi laboratuvar ortamında inceledi. Testleri yapılan sıvı gübrenin içinde bitkilerin gelişimi açısından yeterli oranda mikroorganizma bulunduğu tespit edildi.
Elde edilen sıvı gübre, okulun laboratuvarındaki test aşamalarının ardından çiçek ve marullar üzerinde uygulandı. Saksılardaki çiçekler ve okul bahçesinde iki alana ekilen marulların bir bölümüne su, kalanına ise sıvı gübre verildi. Uygulama sonucunda sıvı gübre ile sulanan çiçek ve marulların, su verilenlere göre daha erken büyüdüğü ve iri olduğu gözlemlendi.
Çalışmada yer alan okulun Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Abdullah Taşçı, AA muhabirine, öğrencilerin okul kafeteryasındaki doğal sebze ve meyve atıklarını kullanarak sıvı gübre elde etmesinden mutluluk duyduğunu söyledi.
Marul ve bazı çiçekler üzerindeki denemeleri başka bitkilerde de yapacaklarını belirten Taşçı, “Olumlu sonuçlar alıyoruz. Sıvı gübre ve suyla sulanan ürünlerin ölçümlerini düzenli yapıyoruz. Aralarında yüzde 100 fark gözlemliyoruz. Okul olarak patent başvurumuzu yaptık, süreç devam ediyor. Başvurumuzun sonuçlanmasının ardından gerekli izinleri alarak ürünümüzün satışını yapıp okul bütçesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Taşçı, sıvı gübreyi mayaya ihtiyaç duymadan organik gıda atıklarını turşu suyuyla fermente ederek ürettiklerini dile getirdi.
Bu ürünün normalde yurt dışında yüksek fiyatlara satılan mayayla elde edildiğini aktaran Taşçı, “Biz maya olarak atık turşu sularını kullanıyoruz. Herhangi bir masrafımız olmuyor. Tamamen sıfır atık mantığıyla hareket ediyoruz.” dedi.
“Baştan bu zamana kadar dallanma, çiçeklenme, büyüme gözlemledik”
Gıda teknolojileri alanı öğretmeni Ayten İnal, bu çalışmanın AR-GE bölümünde görev aldıklarını bildirdi.
Sıvı gübrenin içindeki mikroorganizmaların yeterliliğini tespit ettikten sonra uygulama aşamasına geçtiklerini anlatan İnal, şöyle devam etti:
“Mikroorganizmaların varlığı normalde istenmez ama biz bunların varlığından mutlu olduk. Daha sonra arkadaşlarımızın yaptığı bu çalışmayı sulandırarak 1/100, 1/150, 1/200 gibi oranlarda seyrelterek çiçeklere ve marullara uyguladık. Çok güzel sonuçlar aldık. Tabii tüm bu işlemleri öğrencilerimiz yaptı. Düzenli olarak her hafta ölçümler aldılar. Düzenli olarak sulama ve gübrelemelerini yaptılar. Gayet güzel çalışma oldu. Verimli bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Baştan bu zamana kadar dallanma, çiçeklenme, büyüme gözlemledik. Öğrencilerimizle bizler de bu çalışmanın birer parçası olduk.”
İnal, sıvı gübrede üreyen mikroorganizmaların insan sağlığı için herhangi bir sorun teşkil etmediğini belirtti.
Gıda teknolojileri alanı 10. sınıf öğrencisi Nermin Ümmet, çalışmadaki görevinin marulların hem gübreli hem gübresiz sulanması olduğunu ifade ederek, “5 litrelik bidonların birine gübre ekleyerek ürünlerin sulamasını gerçekleştiriyoruz. Bunu çizelge haline getirip notlar tutuyoruz. Büyük marulların olduğu kısmın sulamasını sıvı gübreyle yaptık, gübrenin etkisini görmüş olduk. Diğer taraftakiler suyla olduğu için daha az büyüdü.” ifadesini kullandı.
Sıvı gübrenin karıştırma ve oluşum aşamasında görev alan yiyecek ve içecek hizmetleri alanı 11. sınıf öğrencisi İrem Erdin ise şunları kaydetti:
“Çıkan sebze kabuklarını turşu sularıyla marine ettikten sonra varillere yerleştiriyoruz. Varillere havasını almak için baskı uygulayıp kapağını kapatıyoruz. Fermantasyon sürecinden sonra iki ürünümüz çıkıyor: Biri üst katmandaki posa, diğeri de sıvı gübre. Sıvı gübreyi alıp uygun ve güvenli bir depoda tutuyoruz. Sıvı gübreyi arkadaşlarımız çiçekler üzerinde deniyor. Arkadaşlarımız aradaki değişimi çizelge olarak not alıyorlar.”
]]>Asrın felaketinden etkilenen Osmaniye’de yaralar sarılmaya devam ediyor. Afetzede çocuklara depremi unutturmak isteyen 27 yaşındaki antrenör Yusuf Çakır, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ve mahalle esnafının da desteğiyle Yunus Emre Mahallesi’nde yaşayan ve sayıları 70’i bulan çocuğa futbol eğitimi vermeye başladı. Mahallede bulunan toprak sahada açtığı spor kursuyla çocukları eğitime ve spora yönlendiren Çakır, çocuklara bir nebzede keyifli anlar yaşatmaya çalışıyor. Toprak sahada tozu dumana katan afetzede çocuklar, futbola olan aşklarıyla takdir topluyor.
Mahallede yaşayan çocuklara destek olmak amacıyla böyle bir çalışmaya başladığını söyleyen antrenör Yusuf Çakır, “Bizim de amacımız gençlerimizi spora yönlendirmek. Halk eğitim merkezi üzerinden spor kursu açtık. Bu kursu daha başka okul ve kulüpler üzerinden açabiliriz. Gençleri ve çocukları korumak onları spora, eğitime, sanata yönlendirmek için kendi mahallemizde bu kursu açmayı tercih ettik. Mahallemiz esnaflarından İbrahim Işıklı ile birlikte böyle bir spor kursu açmayı düşündük. Velilerimizle birlikte ortak noktada buluşup, eğitim konusunda çocuklarımızı yönlendiriyoruz. Eğitim noktasında kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışıyoruz sanata yönlendiriyoruz. Gençlik merkezlerinde yapılan “Deneyap Atölyeleri” var robotik kodlama kursları var onlardan haberdar olup çocuklarımızı gençlik merkezlerine yönlendiriyoruz. Resim kursları açılıyor resme yeteneği olan öğrencilerimizi varsa resime de yönlendiriyoruz. Yaş grupları olarak ilkokul ve ortaokul olmak üzere toplamda 70 öğrencimiz var, onlarla okula gittikten sonra saat 2’de çıkıyorlar burada ben onların gelmesini bekliyorum en azından kötü alışkanlıkları edinebilecekleri yerlere takılmasınlar diye sahada onları bekliyorum” dedi.
Esnaf İbrahim Işıklı ise, “Osmaniye Yunus Emre Mahallesinde esnaflık yapıyoruz yıllardır burada oturuyoruz, çocukluğumuz bu mahallede geçti. Hocalarımız başka okullar ve kulüplerde de görev alabiliyordu. Biz burada bir araya geldik; karar verdik ve mahallemizin gençlerine, çocuklarına bir destek olalım diye. Sadece spor anlamında değil eğitim anlamında da onlara destek olmak istedik. Bizim zamanımızda bizlere verilmeyen desteğin gençlerimize verilmesini istedik” ifadelerini kullandı.
“Futbol oynamayı seviyorum, okul biter bitmez sahaya geliyorum”
Okuldan sonra spor sahasına geldiğini söyleyen 8’inci sınıf öğrencisi Salih Kaya, “Futbol oynamayı seviyorum, okul biter bitmez sahaya geliyorum. Futbolun yanı sıra elektroniğe merakım vardı hocalarım durumu fark edip beni ‘Deneyap Atölyelerine’ yönlendirdi 17 Mart’ta orada sınava gireceğim ve inşallah başarılı olacağım. Hocalarıma teşekkür ederim” dedi.
“En sevdiğim futbolcu Ronaldo bende büyüyünce onun gibi olmak isterim”
Futbolcu olmak istediğini söyleyen Mehmet Enes Car, ‘Okuldan sonra mahallemizin sahasında antrenmanlara geliyoruz. Futbolu öğreniyorum sadece futbol değil bizlere sevgiyi saygıyı öğretiyorlar. Derslerimizi soruyorlar ders çalışmamızı istiyorlar bizim geleceğimiz için bize sahip çıkıyorlar. En sevdiğim futbolcu Ronaldo bende büyüyünce onun gibi olmak isterim” dedi. – OSMANİYE
]]>Büyük coşkunun yaşandığı mitingde ilk olarak katılımcıları selamlayan Başkan Togar, “Bir mübarek Ramazan’ı karşılarken bayramı karşılar gibi bu meydanı dolduran kalbini yüreğini sevdasını buraya aktaran 10 binler Allah hepinizden razı olsun. 25 yıldır acıyı sevinci, kederi mutluluğu, iyi günü kötü günü birlikte paylaştık. Aynı yağmurda ıslandık, aynı güneşin altında kuruduk sizlerle. 10 yıldır bu kutlu görevi sizlerle birlikte, Türkiye’ye hikaye yazacak şekilde, Samsun’a hikaye yazacak şekilde alnımızın akıyla yerine getirdik. 10 yılda 312 projeye imza atmışız. Dile kolay. Tüm milletvekilleri ‘Hasan açılış yapın’ dedi. ‘Abi fırsat bulamıyoruz’ dedik. Ne bilelim sizin bizi kapıya koyacağınızı. Bugünleri bekliyordum ama size değil bu millete nasipmiş bu açılışları yapmak. Tanıyan tanımayan herkes bu davada bu evlat için uğraşanlara hakkımızı ödemeden Allah canımı almasın inşallah” dedi.
İlçede saymakla bitmeyecek hizmetlere imza atıldığını dile getiren Başkan Togar, “Onlarca parklar halı sahalar yaşam alanları yaptık. Şimdi bunlar, onların yerlerini bulacak, gezecek, bakımını yapacak, ağaçlarını sulayacak. Bu ilçenin bunlar onların yerlerini öğrenene kadar, gezene kadar 10 yıl kayba tahammülü var mı? Yahu hiç bu köyleri gezerken, bu mahalleleri dolaşırken tüm bunları yapanların bu milletin bunları sokakta bırakmayacağını hiç akıl etmediniz? Hiç mi düşünmediniz? Tüm bunların biz sayısını bilmiyoruz bakımını nasıl yaparız diye? Bu ilçeye her şeyin en iyisi layık dedik. 10 yıl hiçbir şeyi hesap etmedik. Ama Allah bir gün mahcup etmedi. Bakın Türkiye’nin her şehrine nasip olmayan Tabiat, Tarih ve Arkeoloji Okulu Yavuzlar’da, Robotik Kodlama Okulu, Aşağıçinik’te yaptık. Bunlar evlatlarımızın bilimi, sanatı, tarihi 365 gün haftanın her günü randevulu olarak eğitim aldığı okullar. 56 yıl boyunca 9 okul yapılmış, 10 yılda 13 okul yaptık. Önümüzdeki 5 yıl da 3’ü hayırseverler marifetiyle 7 okulu daha sizlere söz veriyoruz” diye konuştu.
İlçe devlet hastanesinin 20 yıl önce kurulan bir hayalin ürünü olduğunu söyleyen Togar, “Hatırlarsınız tam 5 yıl önce, bir yanda yeni binalar, bir yanda yıkılmış binalar vardı. Burası yeni Tekkeköy, burası eski Tekkeköy. Şimdi Karadeniz’in en kapsamlı şehircilik ve imar uygulamasını gerçekleştirdik. Bu ilçe Samsun’un en çok göç alan, en hızlı büyüyen en hızlı gelişen ilçesi oldu. Bu imar çalışmaları hiç kimsenin altına imza atamayacağı cesaret gerektiren uygulamalardı. Hiçbir vatandaşımızı kırmadan, üzmeden, onlarla anlaşarak ilçe tarihinin en kapsamlı imar ve şehircilik revizyon planını gerçekleştirdik ve hala 7’den 70’e bütün ilçenin şehirleşmesine aralıksız devam ediyoruz. Bu şehirleşmenin önemli ayaklarından birisi de ilçe devlet hastanemizdi. Efendim bu hastaneyi Hasan Togar getirmemiş. ‘Sağlık bakanının bir gece rüyasına girmiş Tekkeköy ve bunu bunlara armağan edeyim’ demiş. 20 yıl önce hayal kurduk AK Parti’nin adayı. 250 yatak 65 bin metrekare kapalı alanlı Türkiye’nin kapalı alanı en büyük ilçe devlet hastanesini bizler bu ilçeye getirdik. 4 kez bu hastane için Cumhurbaşkanımızın önünü kestik” ifadelerini kullandı.
Togar daha sonra 5 yıl içinde gerçekleştirmeyi planladığı 36 yeni projesini daha vatandaşlara anlattı. Meclis üyelerinin tanıtımı ile de program son buldu. YRP Samsun İl Başkanı İbrahim Yaşar, YRP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Adem Güney, YRP Tekkeköy İlçe Başkanı Mustafa Durmuş Yıldırım da programa katılarak konuşmalar gerçekleştirdi. – SAMSUN
]]>İsrail kolluk kuvvetleri ve yargısı, 7 Ekim’in ardından sosyal medya paylaşımları nedeniyle onlarca Filistinliyi gözaltına aldı, haklarında tutukluluk kararı verdi. İsrail polisinin, gözaltına aldığı kişilerin İsrail bayrağı önünde fotoğraflarını çekmesi ve sosyal medyada paylaşması tepki topladı. İsrail polisinin, sosyal medyada uyguladığı baskı sadece Filistinlilerle sınırlı kalmadı.
Sosyal medyada Filistinlilerle ilgili paylaşımları nedeniyle görevden alınan İsrailli 35 yıllık tarih ve vatandaşlık bilgisi öğretmeni Meir Baruchin, AA muhabirine, İsrail makamlarına karşı verdiği hukuk mücadelesini ve yaşadığı baskıları anlattı.
Tel Aviv yakınlarında yer alan Petah Tikva kentindeki bir lisede 17 yıldır görev yaptığını belirten Baruchin, kent belediyesinin 2018’den bu yana İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu destekleyen aşırı sağcılar tarafından yönetildiğini söyledi.
Baruchin, Filistinlilerle ilgili paylaşımlar yaptığı aktif bir Facebook hesabının bulunduğunu kaydederek, “Çoğu İsrailli için Filistinliler adı, yüzü, ailesi, umudu, planı, hiçbir şeyi olmayan belirsiz bir imgeden ibaret. Bu nedenle onları Facebook sayfamda ‘insanlaştırmak’ istiyorum. Umarım daha fazla İsrailli, Filistinlileri insan olarak görebilir ve onlarla şiddete başvurmadan iletişim kurabilir. 7 Ekim’den sonra da Gazze’deki Filistinliler, yok olan aileler, kadın ve çocukların hayatlarıyla ilgili paylaşımlar yapıyorum.” dedi.
Petah Tikva Belediyesinin paylaşımlarından rahatsız olup hakkında şikayette bulunduğunu ve 19 Ekim 2023’te işine son verildiğini aktaran Baruchin, 24 Ekim 2023’te de Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlik lisansını askıya aldığını ve başka okullara iş başvurusu yapamadığını belirtti.
Yüksek riskli mahkumların tutulduğu merkezde bir hücreye konuldu
Baruchin, kasım ayında Kudüs Emniyet Müdürlüğünce “İsrail devletine ihanet etmek ve kamu düzenini bozmak” suçlamalarıyla sorguya çağrıldığını belirterek, şunları anlattı:
“Karakola adım attığım an ellerimi ve ayaklarımı kelepçelediler. Telefonuma el koydular. 5 polis memuruyla evime gittik. Her yeri altüst ettiler ve didik didik aradılar. Hiçbir şey bulamadılar. Sonra beni sorgu için tekrar polis karakoluna götürdüler. Sorguda çoğu 7 Ekim’den önce yaptığım 14 paylaşımı önüme koydular. Bana bu paylaşımlarla ne demek istediğim, amacımın ne olduğu, paylaşımı okuyan birinin ne anlayacağı gibi sorular sordular.”
Sorgudan sonra “yüksek riskli mahkumların” kaldığı Batı Kudüs’teki “işkence ve kötü muameleyle şöhrete sahip” Moskobiye Hapishanesinde hücreye yerleştirildiğini ifade eden Baruchin, “Yanıma ne bir kitap ne bir giysi hiçbir şey almama izin verilmedi. 4 gün boyunca aynı kıyafetlerle yattım kalktım.” diye konuştu.
Baruchin, serbest bırakıldıktan sonra Bölge İş Mahkemesinde Petak Tikva Belediyesi ve Milli Eğitim Bakanlığına karşı dava süreci başlattığını dile getirerek, 14 Ocak’ta geçici tedbir kararıyla işe dönüşe hak kazandığını söyledi.
“Bana çok ağır küfrettiler. Benim ve çocuklarımın ölmesini istediler”
Okul müdürünün göreve iadesine şaşırdığını ve öğrencilerle velileri duruma hazırlamak için süre istediğini aktaran Baruchin, derslere başlamadan bir gün önce müdürden okul dışında protestoların olabileceği, bu nedenle belediyeden güvenlik ekipleri ve polislerin okulda bulunacağı bilgisini aldığını söyledi.
Baruchin, 19 Ocak’ta okul önünde öğrencilerin saldırısına uğradığını ve güvenlik için kimsenin bölgede bulunmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Öğrenciler etrafımı sardı. Çok şiddetliydiler. Bana çok ağır küfrettiler. Benim ve çocuklarımın ölmesini istediler. Göstericiler orta okul öğrencileriydi, aralarında kendi öğrencilerim yoktu. Benim ders vermediğim, hatta tanımadığım öğrenciler vardı. Belediye davayı kaybettikten sonra hayatımı zorlaştırmak, beni aşağılamak için sistematik kampanya başlattı. Okulda sanki kuşatma altındaydım. Onlarca öğrenci öğretmenler odasının camına vuruyor, küfrediyordu. Günün sonunda, okuldan ayrılırken bile öğrenciler hala peşimden koşuyor, hakaret ediyor, tükürüyordu.”
Petah Tikva Belediyesinin, yerel mahkemenin işe dönüş kararını temyize taşıdığını ve dava sürecinin devam ettiğini belirten Baruchin, üst mahkemenin 31 Mart’a kadar fiziki olarak okula gitmeden video kaydı yöntemiyle derslere devam etmesi kararı verdiğini söyledi.
-“Gazze halkına en küçük bir sempati gösteren her İsrailli, siyasi zulme uğrar, kamuoyunda aşağılanır, işini kaybeder”
Baruchin, kendisine gizlice desteklerini dile getiren meslektaşlarının mahalle baskısı nedeniyle seslerini çıkaramadığını kaydederek, “Çok net bir şekilde biliyorlar ki Gazze halkına en küçük bir sempati göstermeye cesaret eden veya hükümetin politikalarını eleştiren her İsrail vatandaşı, siyasi zulme maruz kalır, kamuoyunda aşağılanır, işini kaybeder ve benim durumumda olduğu gibi hapse atılır.” şeklinde konuştu.
İsrailli öğrencilerin, doğdukları andan itibaren sadece “siyonist öğretiyle” büyüdüğüne, Filistinli yaşıtlarıyla aynı ortamları paylaşmadığına dikkati çeken Baruchin, “Vatandaşlık ve tarih dersleri veriyorum ve dersimin özü demokratik diyalog. Benim için demokratik diyalog, herkesin tek sesle konuştuğu ve aynı şekilde düşündüğü bir ortam değil.” ifadesini kullandı.
Baruchin, Hamas’ı “kesinlikle desteklemediğinin” altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Gazze’de 7 Ekim’den sonra ve hatta öncesinde yaşananlar, sadece insani bir felaket değil, aynı zamanda ahlaki bir felaket. Kendilerini liberal ve hümanist olarak gören birçok İsrailli, artık ahlaki sınırlarını kaybetti. Bazıları durumu umursamıyor. Hamas’ın 7 Ekim’de yaptıklarından sonra Gazze’de sivillerin ölmeyi hak ettiğini savunuyor. Diğerleri ise masum sivilleri öldürmemiz kötü, ama bunun sorumlusu İsrail değil, Hamas şeklinde yaklaşıyor. Tüm bu vahşetten sorumluyuz. 7 Ekim’de Hamas’ın bize yaptıklarına bakın, korkunç, şok edici ama bu Gazze’de yaptıklarımızı herhangi bir şekilde haklı çıkaramaz.”
İsrail toplumunun her geçen gün daha fazla aşırı sağa kaydığına ve bunun endişe verici olduğuna işaret eden Baruchin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Durum her geçen yıl daha da kötüye gidiyor. Burada yaşamanın delice olduğu sonucuna varan birçok İsrailli ülkeyi terk ederek başka yerlere yerleşiyor. ‘İnşallah’ bir gün Yahudiler ve Filistinliler bu topraklarda barış, eşitlik, haysiyet, dostluk ve işbirliği içinde bir arada yaşarlar.”
]]>Tekin, Konya’da Rukiye Mehmet Akış Fen ve Teknoloji Anadolu İmam Hatip Lisesi açılışında, Milli Eğitim Bakanlığının en önemli paydaşlarından biri olan hayırseverlere her zaman minnettar olduklarını dile getirdi.
Proje okullarını hayata geçirme sürecini anlatan Bakan Tekin, “Okullarımıza, öğretmenlerimize, idarecilerimize, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerimize, bir şeyler yapmak isteyen, ilave bir şeyler üretmek isteyen her kim varsa yapmak istedikleri projeleri biz şu anda karşılığı ile özel ve devlet 76 bin kurumun dışında ona ayrıcalıklar tanıyalım. Hem fiziki altyapı itibarıyla ayrıcalık tanıyalım. Spor salonu istiyorsa spor salonu yapalım. İnsan kaynağı açısından ayrıcalık istiyorsa onu sağlayalım. Programlar olarak ayrıcalık istiyorlarsa onu yapalım ama aklıselim, ayakları yere basan, bakanlık tarafından onaylanmış bir proje olması şartıyla” diye konuştu.
Tekin, daha sonra Selçuklu Belediyesi Sille Ortaokulu açılış töreninde, eğitim yatırımlarında en büyük destekçilerinin yerel yönetimler olduğunu vurguladı.
Konya’daki yerel yönetimlerin Milli Eğitim Bakanlığıyla paydaş hatta bakanlıkla yarışacak düzeyde yatırımlar yaptığını ifade eden Tekin, şunları kaydetti:
“Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için, yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım. Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde iki yüz metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım süreci yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinde bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum.”
Daha sonra Nizamülmülk Bilgehane ve Lise Medeniyet Akademisi açılış törenine katılan Tekin, çocukların okul dışında da sanata, bilime yönelmesi açısından bu tür projeleri önemsediklerini söyledi.
Tekin, velilerin, çocukların sanat ve yeteneklerini geliştirmek üzere kurs ya da benzeri ortamlara ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Biz bakanlık bünyesinde okullarımıza destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Bir çocuk, 18 yaşını tamamlayıncaya kadar yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Ben sorduğum her yerde üçte birini diyenler var, yarısını diyenler var ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak on altıda birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin on altıda birini okullarda geçiriyor. Peki on altıda on beşi nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendikleri bir zaman yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. On altıda birini geçirdikleri okulda öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, on altıda on beşlik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz.”
Bakan Tekin’e, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, AK Parti Konya milletvekilleri Latif Selvi ve Selman Özboyacı, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, merkez ilçe belediye başkanları ve yetkililer eşlik etti.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Nizamülmülk Lise Medeniyet Akademisi açılışına katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, “Okul dışı öğrenme ortamı olan güzel bir binanın açılışını yapıyoruz. İnşallah mahalle halkına, yöre halkına hayırlı, uğurlu olur. Ben bu projeyi birkaç açıdan önemsiyorum. Bir tanesi ismiyle beraber bünyesinde barındırdığı bizim kültürümüzü, geleneklerimizi gelecek kuşaklara aksettirmeye yönelik programı ben bu açıdan çok önemsiyorum. Burası gerçekten bizim ihtiyaç duyduğumuz alanlardan bir tanesi. Özellikle küçük yaşlardan itibaren sanat konusunda yetenekli çocuklarımızın kendilerini geliştirmeleri için imkan oluşturacak. Bu da çok önemli bir eksiklik. Velilerimiz çok zaman Anadolu’da değişik illerde bize çocuklarının bu tür sanatsal yeteneklerini geliştirmek üzere tırnak içinde güvenilir kurs ya da benzeri ortamlar konusunda destek olmanızı istiyorlar. Biz bakanlık bünyesinde okullarımızda destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Büyükşehir Belediyemize bu açıdan teşekkür ediyorum. Karatay Belediyemize de teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bilgehanelerin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum”
Bakan Tekin, şöyle devam etti: “Burada bir hususu altını çizmek istiyorum şimdi sizlerle. O da şu burada bir anket yapsak da aynı sonuç çıkacak. Bir çocuk 18 yaşını tamamlayıncaya kadar, yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Siz, kendinizi test edin. Ben sordum her yerde üçte birini diyenler var. Yarısını diyenler var. Ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak arkadaşlar 16’da birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin, 16’da birini okullarda geçiriyor. Peki 16’da 15’i nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendik, bir zaman diliminde yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. 16’da birini geçirdikleri okuldan öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, 16’da, 15’lik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyemize, Uğur İbrahim başkanımıza çocuklarımızın bu alanlarını değerlendirmek için bir imkan oluşturdukları için ayrıca teşekkür ediyorum. Bilgehanelerin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
“Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Bilgehaneler ve Lise Medeniyet Akademileri Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla oluşturduğumuz önemli markalarımızdan bazıları. Bu binalarda gençlerimize eğitim desteği veriyoruz. Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı. İnşallah yeni dönemde bir Lise Medeniyet Akademisi inşaatımıza da devam ediyoruz. Böylece 40 farklı binada eğitim desteklerimizi öğrencilerimizle buluşturmuş olacağız. Bilgehanlarımız özellikle ortaokul öğrencilerimize hem okuldaki derslerine katkı sağlayacak ortamlar oluşturuyoruz. Bununla birlikte atölyelerimizde robotik kodlamadan sanat eğitimine kadar birçok farklı branşta yetişmelerini sağlayacak eğitimler veriyoruz. Ayrıca sizin eseriniz olan Proje İmam Hatip Okullarımıza Hafızlık İmam Hatip Okullarımıza gidecek çocuklarımıza hazırlık dersi vererek onları sınava hazırlıyoruz ve bu okullarımıza yüzde 90’dan fazla oranla yerleştirme gerçekleştiriyoruz. Yani burası bir alt birim gibi çalışıyor. Çocuklarımızın geleceğini inşa edecek bir yapı oluşturuyoruz. Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla eğitimi belediyemizin en önemli işlerinden birisi olarak düşünerek eğitimde çocuklarımıza faydalı hale getiriyoruz. Türkiye Yüzyılında Türkiye’yi çok daha ileri bir seviyeye taşımak için milli, manevi değerlerine, anne babasına saygılı, milletini yarınlara taşıyacak azimli, kararlı gençler olarak memleketimize hizmet edecekler” dedi. – KONYA
]]>Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Sille İlkokulu açılışına katıldı. Burada konuşan Bakan Tekin, “Sille ve Sille’nin bu kadar geniş bir tarihi kültüre sahip olduğunu yeni öğrenmiş olduk. Buna da vesile oldu. Ama burada öğrendiğim başka bir şey var. Burası binlerce yıldır Türk İslam devlet geleneğinde demokrasinin, hoşgörünün, millet sisteminin bir arada barış ve huzur içinde yaşadığı bir coğrafya olmuş. Ben bunun aslında bütün dünyaya, demokrasi satmaya çalışan birçok ülkeye örnek olacak bir geçmiş olduğuna inanıyorum. Selçuklu Belediye Başkanımızı ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı da bu kültüre sahip çıktıkları, bu birikimin, bu kültürün gelecek kuşaklara aksettirilmesi için gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür ediyorum. Bu ayrıca takdire şayan bir çaba. Allah sizlerden razı olsun” dedi.
“Belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım”
Bakan Tekin, “Tam anlamıyla Konya’daki yerel yönetimler Milli Eğitim Bakanlığı ile paydaş, hatta bizimle yarışacak düzeyde yatırımlar yapıyorlar. Allah razı olsun ama onlara bir tavsiyem var sadece. Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım; Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde 200 metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım sürecine doğru yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinden bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum” diye konuştu.
“Selçuklu Belediyemize teşekkür ediyorum”
Açılışı yapılan okulun mimarisi hakkında konuşan Bakan Tekin, “Bu okulun fiziki yapı dış görünümü açısından da gerçekten Uğur İbrahim başkan söyledi, ben bugüne kadar görmedim. En azından bizim kamu devlet yatırım programı içerisindeki okullarda ahşap yapı üzerine okul bizim yatırım portföyümüzde gayet güzel olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Selçuklu Belediyemize bunun hem mimari oluşumu açısından hem de inşaat süreci açısından gösterdiği katkı, bizim referans değerlerimizin gelecek kuşaklara aktarılması noktasında alacakları eğitim, bu değerleri gelecek kuşaklara aktaracaklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.
“Son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binasıdır”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Burası kadim bir yerleşim alanı. Burada Selçuklu Belediyemiz çok önemli restorasyon çalışmaları yürütüyor. Bu gördüğünüz okul da biraz önce konuştuğumuz gibi zannediyorum son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binadır. Çok güzel bir bina oldu. Eski han binası böylece eğitime hizmet veriyor bir hale geldi. Selçuklu Belediye Başkanımıza hem bu okula verdiği emek, Sille başta olmak üzere tüm Selçuklu’muza 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine ve tüm ekibine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Okulumuzu Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik”
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ise, “Binlerce yıllık tarihi olan Sille Mahallemizde uzun bir süredir restorasyon, kaya ıslahı ve tarihi dokuya uygun olarak yeni yapıların inşa edilmesi gibi geniş kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sille İlkokulumuz da bu çalışmalardan bir tanesi. Bu okulumuzu yine Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik. Bunun için tarihi hanın günümüze ulaşmış fotoğraflarından yararlandık. Okulun yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu. – KONYA
]]>Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi’ne geçen yıl taşınan Avcı, çevresindeki kadınların günlerinin büyük bölümünü evde geçirdiklerini fark ederek onlar için çalışma yapmaya karar verdi.
Kadınların yeteneklerini gösterebilmelerini sağlamak ve sosyalleşmelerine öncülük etmek için geçen yıl eylülde kurs açan, mahalledeki okulun bodrum katında atölye kuran Avcı, ev ev dolaşarak kadınları kursa katılmaya ikna etmeye çalıştı.
İlk günlerde 3 kişiyle başladığı kursta şimdi 15 kadına eğitim veren Avcı, onlara eski ürünleri geri dönüşümle süs eşyasına dönüştürmeyi, dikiş nakış yapmayı öğretti.
Şişeden gece lambası, eski vazo ve iplerle abajur, kutudan çiçeklik, yağdanlıktan vazo ve el işi ürünler yapan kadınlar, bu ürünleri farklı platformlarda satışa sunarak gelir elde etmeye başladı.
“Dükkanlara, sokaklara, okula afişler astım”
Avcı, AA muhabirine, geçen yıl taşındığı mahallede açtığı kurs için ev ev dolaşarak kadınları ikna etmeye çalıştığını söyledi.
Mahalleye taşındıktan sonra kadınların evden çıkmadığını fark ettiğini belirten Avcı, “Kadınlarımız günlerini evde yemek yaparak ve televizyon izleyerek geçiriyordu. Bu durum dikkatimi çekti, ben de kadınlarımızın yeteneklerini gösterebilmeleri ve sosyalleşebilmeleri için kurs açmayı düşündüm. Uzun zamandır halk eğitim merkezinde kurs açmıyordum ancak kadınlar için bir şey yapmak istedim ve kurs başvurusu yaptım.” dedi.
Kursu ilk açtığında iki gün boyunca kimsenin gelmediğini anlatan Avcı, “Kurs açıldıktan sonra mahalleye yakın bir yer bulmam gerekiyordu ve ben de İnci Kefali İlkokulu’na talepte bulundum. Müdürümüz kursun amacını dinledikten sonra kapılarını bize açtı. İlk başladığım zaman çok büyük zorluklar yaşadım. Kadınlarımızı ikna edebilmek için mücadele ettim. İlk başlarda kapılar yüzüme kapandı. Ben de okul girişine, dükkanlara ve sokaklara afişler astım ve ardından kadınlar gelmeye başladı.” diye konuştu.
Okuldaki velilerin kursa ilgi gösterdiğini dile getiren Avcı, şunları kaydetti:
“Kursa ilk başlarda 3 kişi geliyordu, şimdi ise 15 kadına ulaştık. Önceleri dikiş nakışla başladık fakat kadınlarımız daha farklı şeyler yapmak istediklerini söyledi. Ben de geri dönüşüm kapsamında evde kullanmadıkları eşyaları getirmelerini istedim. Getirilen eşyalarla farklı ürünler yaptık. Kadınlarımız, aile bütçesine katkı sağladıklarını görünce işe daha sıkı bağlandılar. Geri dönüşümden elde ettiğimiz ürünleri Türkiye’nin birçok noktasına gönderiyoruz. Evimizde bulunan eskimiş tabak, bardak, kavanoz ve çöpe atılacak ürünleri toparlayıp geliyoruz. Sadece atıl durumdaki malzemeleri kullanmıyoruz, bizi sokaklarda ve göl kenarında ürün toplarken görebilirsiniz.”
“Okul olarak kadınlarımızın yanındayız”
Okul Müdürü Önder Baki Güden ise velilerin kursa katılım sağlamasının mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
İhtiyaç olması halinde kursa yardımda bulunduklarını belirten Güden, “Kadın velilerimizin kursa katılması sonucu güzel ürünlerin ortaya çıktığını gördük. Ürünlerin geri dönüşüm kaynaklı olması ve aile bütçelerine katkı sağlaması çok güzel bir şey. Okul olarak kadınlarımızın yanındayız.” dedi.
Kursiyerlerden Yıldız Avcı da torununun okulda öğrenci olduğunu belirterek, “Neriman hoca sayesinde evde oturmaktansa bütün günümüz okulda geçiyor. Neriman hoca bizi getirmek için çok uğraştı, biz de kırmadık. Elimizden geldiğince ürünler üretiyoruz ve satarak aile bütçesine katkı sağlıyoruz. Ailem de bana destek oluyor.” ifadelerini kullandı.
]]>İZMİR – İzmir’de açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir’e gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığını söyledi. Öte yandan Bakan Tekin, İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini 2024 yılı yatırım programına aldıklarını söyledi.
İzmir programlarını Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda sürdüren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burada yaptığı açıklamada kent ile ilgili projeleri aktardı. Programa Bakan Tekin’in yanı sıra İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Çankırı Bölünmez, AK Parti İzmir Milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan ve Yaşar Kırkpınar’ın yanı sıra AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı katıldı.
Eğitim yatırımlarını anlattı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle, her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün İzmir’de gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Tekin, K Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre sınıf sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi. Yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çeken Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini de dile getirdi. İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak” açıklamasında bulundu.
Yerel seçim açıklaması
31 Mart’ta gerçekleşecek seçimler hakkında da açıklama yapan Bakan Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nı yerel seçimler çok yakından ilgilendiriyor. Özel sektör ve resmi ve olmak üzere yaklaşık bir milyon 200 bin öğretmeni bünyesinde barındıran, yaklaşık 76 bin farklı yerleşkede kuruma sahip olan bir bakanlığız. Hal böyle olunca gerek öğretmenlerimizin gerek 20 milyona yaklaşan öğrencilerimizin gerekse de üzerinde okul inşa ettiğimiz gayrimenkullerimizin yönetimi, yatırımların planlanması, ihtiyaçlarının giderilmesi için yerel yönetimlerle çok yakın ilişki halindeyiz. Yerel yöneticiler bize destek verdiği yerlerde işlerimiz çok rahat bir şekilde yürüyor. Bazı yerel yöneticilerimiz hem bize destek oluyorlar. Üstümüzden yük olarak okul, spor salonu, oyun alanı, kütüphane gibi yatırımlarla da bizim yürüttüğümüz faaliyetlerin daha efektif hale gelmesi için destek oluyorlar. Ancak bazı yerlerde de sorunlar yaşıyoruz. Bazı belediyelerde üzerinde okul inşa edebileceğimiz imar süreçlerine göre organize edilmiş arazi bulmakta zorlanıyoruz. Bazı bölgelerde okullarımızın bulunduğu yerleşkelerde inşaat ve ruhsatlandırma süreciyle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu tür sorunlar yaşanınca yatırımlarımız gecikiyor ve kamuoyunun beklentileri ve sabırsızlıkları artıyor. Eğitim öğretim süreçlerine destek vaat eden destek olacağını göreceğimiz, bildiğimizin seçilmesini arzu ederim” sözlerine yer verdi.
“Sınıf sayısı 33 bine çıkacak”
“İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak” diye konuşan Bakan Tekin, “Belediyeler, eğer bize bu anlamda destek olur eğer bize sorun çıkarmazlarsa, inşallah en geç 2 yıl içerisinde İzmir’de eğitim ve öğretim sürecinin hizmetine sunmuş olacağız. Hali hazırda ihalesi yapılmış ya da yapılmak üzere ya da inşaatı devam eden 90 tane projemiz var. Bunlar; bir fen lisesi, 12 tane mesleki ve teknik anadolu lisesi, güzel sanatlar lisesi, özel eğitim uygulama okulu, çok programlı lisesi, spor lisesi, öğrenci pansiyonu, anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve imam hatip lisesi. Bu projelerin bir kısmı devam ediyor. Bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış imar ve inşaatla ilgili problemlerin çözülmesi için bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlanırsa tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak. Ayrıca 6 atölye, 7 öğrenci pansiyonu, 2 spor salonu, 1 konferans salonu olmak üzere 2023 yatırım programımızda var olan projelerin dökümü bu şekilde. Bu proje bedelleri de yaklaşık olarak 6 milyar 800 milyon TL. Bunlara ilave olarak biz 2024 yatırım programı açısından iki tane yaklaşımımız var. Bunlardan birisi yıkılıp yeniden yapılması düşünülen okullarımız. Diğeri de deprem süreci sonrasında güçlendirme analizleri yapılıp güçlendirme kararı verilen okullarımız. 2024 yatırım programımızda İzmir için biz 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım kılavuzumuza aldık. Ayrıca deprem güçlendirmesi kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış ve 329 dersle tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Ayrıca deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu deprem güçlendirmesi sürecini almış olacağız. Onların da karşılığı 683 sınıf. Dolayısıyla şöyle baktığımızda hali hazırda İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak. Yüzde 10 civarında bir sınıf artışı öngörmüş oluyoruz” dedi.
Gastronomi Lisesi müjdesi
İzmir’e bir gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığı müjdesini veren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların küçük yaştan itibaren mesleki teknik eğitim, sportif eğitim ve sanatsal eğitim almalrı konularında yeni bir süreç başlattıklarını da dile getirdi. Bakan Tekin, “Turizm sektörü konusunda ara eleman sıkıntısı yaşandığını biliyoruz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak meslek eğitimindeki ara elaman sorunu çözmek için ciddi tedbirler aldık. Ancak bilhassa turizm sektöründeki dostlarımızla konuştuğumuzda orada da bir eksiklik var. O ihtiyacı gidermek için Türkiye genelinde başlangıçta yedi bölgede yedi tane olmak üzere bir meslek formatı geliştirdik. Bünyesinde mutfak sanatları, buna ilişkin servis programı ve turizm işletmeci bir bölümü olan bir gastronomi lisesi tasarlıyoruz. Bu gastronomi formatı; bulunduğu bölgenin annelerimizin reçeteleri diye tanımladığımız yöresel yemeklerin hem mutfak sanatı olarak hayata geçirilmesi anlamında hem servis edilmesi anlamında profesyonel servis anlamında hem de dil işletmecilik kültürü doğrultulması anlamında liseler oluşturması. İstanbul’da bunun ilk örneğini 2024-2025 eğitim üretim yılı başı itibariyle başlatmış olacağız. Boğaza nazır bir restoran işletmesinde çocuklarımızın ürettiklerini İstanbul halkıyla ve misafirlere ikram edecekleri bir uygulama restoranıyla beraber hayata geçireceğiz. Genel yöneticilerimiz ve mülki idare amirlerimizle de uygun bir lokaysan temin edilirse ikinci örneğini de İzmir’de planlamak istiyoruz bununda yapımını bir hayırseverimiz üstlendi. İzmir’de öğretmenlerimizin İzmir’e dışarıdan gelen kamu görevlilerinin misafir edilebilecekleri bir öğretmen evi sıkıntımız var. Konak Öğretmen Evimizi yeniden yatırım programımızı aldık. En kısa zamanda bu konak öğretmen evimiz de yine burada hizmete açılmış olacak. Bunları yapmak için öngördüğümüz 2 yıl oldu” açıklamasında bulundu.
Dağ: “Biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, 31 Mart’ta gerçekleşecek seçimleri kazanarak başkan olduğu takdirde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan projeleri gerçekleştireceğini dile getirdi. Dağ, “zmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak önümüzdeki süreçte eğitim ve öğretim alanında sorumlu olduğumuz alanlarda elimizden gelenin fazlasını yapacağız. Günümüze baktığımızda küreselleşmenin ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin etkisiyle hızlı dönüşümlerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bizler Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıl içerisinde evlatlarımızın her anında yanında olacağız. Anne ve babaların gönül rahatlığıyla çocuklarını teslim edecekleri 100 yeni kreşi hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve bilimsel birçok alanda çağın ihtiyaçlarına uygun eğitimler alabileceği Çocuk Gelişim Akademilerimizi hayata geçireceğiz. Çocuk üniversiteleri kurarak, çocuklarımızın ilk yaşlarda yeteneklerini keşfedecek ve ailelerimize rehberlik hizmeti sunacağız. Çocuk Yaşam Parkı projemizle çocuklar toprağa dokunacak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemleyecek, köy yaşamını öğrenecek, doğanın döngüsünü ilk elden deneyimleyecek. Burada ifade ettiğim ve daha saymaya fırsatımın olmadığı birçok proje ile şehrimizde bütüncül bir eğitim sistemi oluşturacağız. Okullarımız temizlik ve güvenlik zorlukları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı çözmeye devam ediyor biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız. Birçok şehirde belediyeler okul inşa edip Mili Eğitim’e teslim ediyor. Biz 5 yıllık süreçte belediye olarak bakanlığın yapacağı okulların yüzde 10’nu yapıp teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>Talas Belediyesi, Kayseri’nin en büyük 1’inci, Türkiye’nin ise 6. en kalabalık ilçesi olan Mevlana Mahallesi’nin okul ihtiyacını gidermek için Hayırsever Ahmet Gönen işbirliği ile yaptırılacak olan Ahmet Gönen Lisesi’nin temelini attı. Törene, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, davetliler ve mahalle sakinleri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Biz her platformda geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, gençlerimiz diyoruz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı hayata hazırlama sürecinde onları en iyi imkanlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Temelini atacağımız bu yatırımın en önemli hususlarından bir tanesi hayırseverimizin yaptığı bir yatırım ve belediyemizin desteği ile yapılan bir okul. Hayırsever ve belediye katkısıyla çok kıymetli bir okul daha kazanacağız. Talas ilçemiz çok hızlı gelişen, büyüyen bir ilçe. İhtiyaç olan bir yerde ihtiyacı karşılayacak ve sorunu çözecek bir temel atıyoruz” dedi.
“Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik”
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, “Nüfus yoğunluğu açısından Türkiye’nin en kalabalık 6’ıncı, Kayseri’nin de en büyük 1’inci mahallesinde bulunuyoruz. Her biri bir köy büyüklüğünde olan çok sayıda apartman var. Buralarda en önemli konunun eğitim olduğu göz ardı edilemez. Biz başlarken “Cumhuriyet’imizin 100. Yılında 100 proje” dedik, 210 proje olmuş ama en önemlisi de eğitim. Bende öğretmen olunca aklımı taktım ve meclis üyelerimizde bizi desteklediler. Artık Talas’ta valimizin, kaymakamımızın ve milli eğitim müdürümüzün de aklını taktığı gibi ikinci eğitime son vermiş olalım. Ben 30 sene boyunca “sabahçı mısın, öğlenci misin?” sorusuna muhatap oldum. Hiç hoşunuza giden bir durum değil. Artık Kayseri’de bu iş bitiyor. Devlet ve millet işbirliği ile yapıldığı içinde devlet adına biz hazine arazilerini veriyoruz. Yoksa da planlıyoruz. Hayırseverimizde yapıyor. Büyün bir güzellik ile işi bitiriyoruz. Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik. Şuanda da inşaatı devam eden 8 okulumuz var. 4 tanesi önümüzdeki eğitim öğretim yılına yetişmiş olacak” ifadelerini kullandı.
Yalçın, “Türkiye Yüzyılı demek sadece slogan atmaktan ibaret değil ve olmamalı. Biz Türkiye Yüzyılının altını eğitim yüzyılı olarak doldurursak, sanayiciler üretim yüzyılı olarak altını doldurursa, herkes kendini işiyle altını doldurursa o zaman Türkiye yüzyılı olur. Kıyamete kadar Türkiye Cumhuriyetinin yüzyıllarına ve muassır ülkeler seviyesindeki yerimizi alırız. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.
Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez ise, “İlçemiz ülkemizde en hızlı gelişen ve nüfusu en hızlı artan ilçelerimizden birisi. Mevlana Mahallemizde hem ilimizde he ülkemizde hızla gelişen bir mahallemizdir. Durum böyle olunca bu kadar nüfusa eğitim alt yapısı gerekiyor. Bunları yapmak bakanlığımızın görevidir ama bu kadar nüfus artışı karşısında bakanlığımızın bu kadar hızlı gelişen bir ihtiyacı biranda karşılama imkanı olamaz. Olsa bile desteklemeliyiz. İlçemiz bu konuda son derece şanslı. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yoğun çabaları karşısında belediyemiz ve hayırseverlerimizde devreye girmek suretiyle bu ihtiyacı hızlı bir şekilde karşıladılar” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından dua edildi ve okulun temeli atıldı. – KAYSERİ
]]>YEE’den yapılan açıklamaya göre, Dante Alighieri Lisesi’nde başlayan ilk Türkçe dersine, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Bükreş Sektör 3 Belediye Başkanı Robert Sorin Negoita, YEE Romanya Müdürü Mustafa Yıldız, Dante Alighieri Lisesi Müdürü Maria Dan, YEE okutmanları ve öğrenciler katıldı.
Bükreş’te uygulamaya geçirilen Tercihim Türkçe Projesi’yle devlet okullarında Rumen öğrenciler, Türkçe ile buluşturuluyor.
Romanya’nın köklü okulları tarafından ilgiyle karşılanan proje, pilot uygulama aşamasında olmasına rağmen Bükreş’teki 6 okulda uygulanmaya başladı.
Dante Alighieri Lisesi, 103 Numaralı Ortaokul, Titu Maiorescu Ortaokulu, Adrian Paunescu Ortaokulu, Sfantul Andrei Ortaokulu ve Uruguay Ortaokulu Türkçe derslerinin başladığı okullar arasında yer alıyor.
İlk Türkçe dersini Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Altan verdi
Dante Alighieri Lisesi’nde başlayan ilk Türkçe dersi, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Altan tarafından verildi.
Öğrencilere Türkçe tanışma diyaloğunu öğreten Altan, Bükreş YEE tarafından hazırlanan hediyeleri öğrencilere takdim etti.
Büyükelçi Altan, konuşmasında, Türkçeye Romanya’da büyük ilgi duyulduğuna işaret ederek, bunun Türkiye ile Romanya arasındaki tarihi ilişkilerle alakalı olduğunu dile getirdi.
İki ülke arasındaki dostluğun çok eskilere dayandığını belirten Altan, bundan dolayı Rumenlerin Türk kültürünü ve dilini daha yakından tanımaya çalıştığını söyledi.
Altan, Tercihim Türkçe Projesi’nin bu konuda son derece iyi hazırlanmış bir program olduğunu kaydederek, “İlk Türkçe dersini öğrencilerle yaparak onların Türkçe öğrenmeye ne kadar hevesli olduğunu ilk elden görme şansı bulduk. Türkiye ve Romanya, birbirlerine çok yakın ülkeler.” ifadesini kullandı.
Ortak tarihten de gelen bu yakın ilişkilerle köprüler kurduklarını vurgulayan Altan, “Yunus Emre Enstitüsü de adına yakışır şekilde iki ülke arasındaki bu dostluk ilişkilerini tesis ediyor. Hem Tercihim Türkçe Projesi’ne katılan okulları hem Yunus Emre Enstitüsünü hem de Sektör Üç Belediye Başkanı’nı gönülden tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Sektör 3 Belediye Başkanı Negoit, bu projenin görev alanında yapılmasından mutluluk ve gurur duyduğunu belirterek, YEE’ye bu projeyi ücretsiz Bükreş ile buluşturduğu için teşekkür etti.
Negoit, öğrencileri Türkçe ve diğer yabancı dilleri öğrenmeleri için teşvik ettiklerini söyleyerek, “Çünkü Türkiye ile Romanya arasında uzun yıllara dayanan kültürel, ekonomik, turistik bağlar var. Biz bu bağları daha da geliştirmek istiyoruz. Ayrıca Türkçe, turistik açıdan da bize yardımcı olacaktır. Artık tatillerimizi daha güzel bir şekilde yapabileceğiz.” ifadesini kullandı.
“Proje, Romanya geneline yayılacak”
YEE Romanya Müdürü Yıldız, 10 ülkede başarıyla yürüttükleri bu projeyi Romanya’da başlattıklarını aktararak, pilot olarak Bükreş’teki 6 okulda yaklaşık 400 öğrenciyle başlattıkları bu projenin Romanya geneline yayılacağını söyledi.
Yıldız, Romanya’da Türkçe öğretilen okullarla Türkiye’deki okulları “kardeş okul” yapacaklarını ve bu öğrencilerin karşılıklı ziyaretlerde bulunacağını anlattı.
İki ülkenin birbirinin kültürünü yakından tanıma fırsatı bulacağına işaret eden Yıldız, şunları kaydetti:
“Şimdilik hazirana kadar pilot olarak uygulanacak projemiz, 2024 Eylül ayından itibaren Bükreş geneline ve ilerleyen süreçte Romanya geneline yayılacak. İşbirliği anlamında Romanya Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere okullarımıza ve Türkçeye gönül vermiş değerli öğrencilerimize teşekkür ederim. Herkese eğlenceli bir ders dönemi dilerim.”
Tercihim Türkçe Projesi’nde ilk protokol imzalanan okul olma özelliğini taşıyan Dante Alighieri Lisesi’nin Müdürü Maria Dan da YEE’nin bu fırsatı sunmasından dolayı mutlu olduğunu dile getirerek, bunun önemli bir fırsat olduğuna ve Türkçenin önemine dikkati çekti.
Dan, 1600 öğrencinin 100’den fazlasının bu dili öğrenmeyi tercih ettiğini söyleyerek, “Çünkü Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz farklı projelerde sadece İngilizce değil, Türkçe konuşma ihtiyaçları olduğunu da gördüler. Türkçe, eğlenceli bir dil ve matematikle benzer noktalar taşıyor. Matematiği seven ve matematikte iyi olan birisi Türkçeyi de kolaylıkla öğrenebilir.” diye konuştu.
Öğrencilere yabancı dil öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu öğrettiklerini kaydeden Dan, “Kültürel ve ticari açılardan da Türkçe bilmek büyük avantaj. Türkçe bilen birisi fırsat bulduğunda bunu en iyi şekilde değerlendirebilir.” dedi.
Gelecek projelerle ülkeler birbirlerinin dilini ve kültürünü yerinde tanıyacak
Tercihim Türkçe Projesi ile okullarda Türkçe öğretiminin yanında düzenlenecek etkinlikler aracılığıyla iki ülke ve kültür arasındaki yakınlığın eğitim yoluyla da artırılması hedefleniyor.
İlerleyen süreçte Tercihim Türkçe Projesi’nin alt kolu olan Kardeş Okul Projesi de hayata geçirilerek, Romanya ve Türkiye’deki “kardeş okulların” öğrenci, öğretmen ve okul idarecileri birbirlerinin okulunu ziyaret ederek dilini ve kültürünü karşılıklı yerinde tanıma imkanı bulacak.
Bükreş’teki farklı okullarla da imzalanacak protokollerle projenin öncelikle Bükreş özelinde, sonrasında da Romanya genelinde ücretsiz yaygınlaştırılması planlanıyor.
Proje, 2011’den bu yana aldığı olumlu geri bildirimlerle 10 ülkede başarıyla uygulanmaya devam ediliyor.
Romanya genelinde Türkçe öğretim faaliyetlerine devam eden YEE, kültür merkezi bünyesindeki Türkçe kurslarının yanı sıra Kamu Çalışanlarına Türkçe Öğretimi Projesi ile Romanya’da üst düzey kamu çalışanlarına da Türkçe kursları vererek yaklaşık 5 bin kişinin Türkçe ile tanışmasını sağlamıştı.
]]>DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın Kayapınar Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren 110 okula 1 milyon TL değerinde spor malzeme desteği sağladı. Törende konuşan Kayapınar Kaymakamı Arif Karaman, “Kayapınar Belediyesi’nin tüm imkanlarından genç kardeşlerimizi faydalandırmaya çalıştık. Artık dönemimizin sonuna geliyoruz. Yaptığımız işlerin hepsi gurur abidesidir” dedi.
Diyarbakır’ın Kayapınar Belediyesi, sporu ve sağlıklı yaşamı desteklemek adına ilçede faaliyet gösteren 110 okula 1 milyon TL değerinde spor malzeme desteği verdi. Halk Kütüphanesi içerisinde düzenlenen törene, Kayapınar Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Arif Karaman’ın yanı sıra, başkan yardımcıları, okul müdürleri, eğitmenler, öğrenciler ve sporcular katıldı.
İlçede gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde futbol, basketbol, voleybol, hentbol, yüzme, buz pateni, atletizm ve tenis branşlarında toplam 3 bin 670 genç sporcuya spor eğitimleri verildiğini belirten Belediye Başkan Vekili Arif Karaman, ilçe sınırları içerisinde toplamda 265 lisanslı sporcu bulunduğunu söyledi.
İlçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren 110 okula bir milyon TL değerinde spor malzeme desteği sağladıklarını dile getiren Karaman, “Bugün burada yaklaşık 1 milyon TL değerinde spor malzemesi yardımını 110 okulumuza dağıtmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Kayapınar Belediyesi, bünyesinde birçok spor eğitmenini ve yaklaşık 5 bin sporcuyu barındırıyor. Bunlar, inşa ettiğimiz birçok spor salonunda spor faaliyetlerini yürütüyor. Bu tesisleri yapıp bu kadar sporcuyu bünyenizde barındırdığınız zaman hem bölge hem de ülke düzeyinde birçok branşta hem bölgesel hem de ulusal yarışmalarda birçok öğrencilerimiz ödüller kazandı. Bizleri, ailelerini, okullarını gururlandırdılar” dedi.
Belediyenin tüm imkanlarından gençleri faydalandırmaya çalıştıklarını ifade eden Karaman, “Bunun yanında yaklaşık 110 bin öğrencimizin olduğu okullara malzeme desteği yaptık. Öğrencilerimizi gerek bölge gerek ülke düzeyinde gittiği yarışmalarda hem konaklama hem ulaşım desteği sağladık. Yine aynı şekilde malzeme desteği sağladık. Yani Kayapınar Belediyesi’nin tüm imkanlarından genç kardeşlerimizi faydalandırmaya çalıştık. Artık dönemimizin sonuna geliyoruz. Yaptığımız birçok gurur abidesi iş var. Tabi bu bir ekip işidir. Bugüne kadar emek veren başkan yardımcılarıma ve birim müdürlerimize teşekkür ediyorum. Bunlar bir günde ortaya çıkabilen işler değil. Bir zaman istiyor, bir kaynak istiyor. Çok şükür gayret sarf ettik ve bu eserler ortaya çıktı” diye konuştu.
Eğitim için de ilçede dev yatırımlar yaptıklarını söyleyen Karaman, “Öte yandan en büyük eğitim yatırımlarımızın içerisinde bulunuyoruz şu anda. Kayapınar Halk Kütüphanesi burası. Çocuklarımızın en büyük ihtiyaç duyduğu okuma alanı, ders çalışma alanları mevcut. Gönlümüz istiyor ki bu hizmetler devamlı olsun, burada oluşan huzur ortamı hiç bozulmasın. Çünkü milletin siz güzide evlatları hep en iyisine layıksınız. Biz bu şiarla hizmet etmeye gayret ettik. Lütfen kim olursa olsun bu makamlarda bizden olduğu gibi herkesten en iyisini isteyin. Çünkü bunlara layıksınız. Biz yaptığımız eserlerle hep bunun altını çizmeye çalıştık. İnşallah bu hizmetler sürekli ve daim olur bölgemizde” ifadelerine yer verdi.
Tören, sporculara malzemelerin teslim edilmesiyle son buldu.
]]>Diyarbakır’ın Kayapınar Belediyesi, sporu ve sağlıklı yaşamı desteklemek adına ilçede faaliyet gösteren 110 okula 1 milyon TL değerinde spor malzeme desteği verdi. Halk Kütüphanesi içerisinde düzenlenen törene, Kayapınar Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Arif Karaman’ın yanı sıra, başkan yardımcıları, okul müdürleri, eğitmenler, öğrenciler ve sporcular katıldı.
İlçede gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde futbol, basketbol, voleybol, hentbol, yüzme, buz pateni, atletizm ve tenis branşlarında toplam 3 bin 670 genç sporcuya spor eğitimleri verildiğini belirten Belediye Başkan Vekili Arif Karaman, ilçe sınırları içerisinde toplamda 265 lisanslı sporcu bulunduğunu söyledi.
İlçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren 110 okula bir milyon TL değerinde spor malzeme desteği sağladıklarını dile getiren Karaman, “Bugün burada yaklaşık 1 milyon TL değerinde spor malzemesi yardımını 110 okulumuza dağıtmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Kayapınar Belediyesi, bünyesinde birçok spor eğitmenini ve yaklaşık 5 bin sporcuyu barındırıyor. Bunlar, inşa ettiğimiz birçok spor salonunda spor faaliyetlerini yürütüyor. Bu tesisleri yapıp bu kadar sporcuyu bünyenizde barındırdığınız zaman hem bölge hem de ülke düzeyinde birçok branşta hem bölgesel hem de ulusal yarışmalarda birçok öğrencilerimiz ödüller kazandı. Bizleri, ailelerini, okullarını gururlandırdılar” dedi.
Belediyenin tüm imkanlarından gençleri faydalandırmaya çalıştıklarını ifade eden Karaman, “Bunun yanında yaklaşık 110 bin öğrencimizin olduğu okullara malzeme desteği yaptık. Öğrencilerimizi gerek bölge gerek ülke düzeyinde gittiği yarışmalarda hem konaklama hem ulaşım desteği sağladık. Yine aynı şekilde malzeme desteği sağladık. Yani Kayapınar Belediyesi’nin tüm imkanlarından genç kardeşlerimizi faydalandırmaya çalıştık. Artık dönemimizin sonuna geliyoruz. Yaptığımız birçok gurur abidesi iş var. Tabi bu bir ekip işidir. Bugüne kadar emek veren başkan yardımcılarıma ve birim müdürlerimize teşekkür ediyorum. Bunlar bir günde ortaya çıkabilen işler değil. Bir zaman istiyor, bir kaynak istiyor. Çok şükür gayret sarf ettik ve bu eserler ortaya çıktı” diye konuştu.
Eğitim için de ilçede dev yatırımlar yaptıklarını söyleyen Karaman, “Öte yandan en büyük eğitim yatırımlarımızın içerisinde bulunuyoruz şu anda. Kayapınar Halk Kütüphanesi burası. Çocuklarımızın en büyük ihtiyaç duyduğu okuma alanı, ders çalışma alanları mevcut. Gönlümüz istiyor ki bu hizmetler devamlı olsun, burada oluşan huzur ortamı hiç bozulmasın. Çünkü milletin siz güzide evlatları hep en iyisine layıksınız. Biz bu şiarla hizmet etmeye gayret ettik. Lütfen kim olursa olsun bu makamlarda bizden olduğu gibi herkesten en iyisini isteyin. Çünkü bunlara layıksınız. Biz yaptığımız eserlerle hep bunun altını çizmeye çalıştık. İnşallah bu hizmetler sürekli ve daim olur bölgemizde” ifadelerine yer verdi.
Tören, sporculara malzemelerin teslim edilmesiyle son buldu. – DİYARBAKIR
]]>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde 2019 yılında makine tasarım teknolojisi, otomasyon, elektrik elektronik, metal teknolojisi ve plastik teknolojisi alanlarında eğitim öğretime başlayan lisede, öğrenciler geri dönüşümden elde ettikleri malzemelerle farklı alanlara yönelik çalışmalar yapıyor.
Okulun Sıfır Atık Kulübündeki 35 öğrenci, geri dönüşüm için topladıkları şişe kapaklarını makine bölümü öğretmeni Ali Yar’ın gözetiminde öğütme makinesinde parçalayarak dönüşüme kazandırıyor.
Öğrenciler, geri dönüştürdükleri malzemeden okuldaki enjeksiyon makinesi yardımıyla mangala benzeri “beştemse” adlı kutu oyunun tablası ve boncuklarını üretiyor.
Okul müdürü Bülent Seğmen, AA muhabirine, 2019’da eğitim öğretime başlayan okulda makine tasarım teknolojisi, otomasyon, elektrik elektronik, metal teknolojisi ve plastik teknolojisi alanlarında faaliyet gösterdiklerini söyledi.
Son teknolojiyle donatılmış okulda 1300 öğrencinin okuduğunu anlatan Seğmen, şöyle konuştu:
“Öğrencilerimiz dışarıdan alınan siparişlerle gerçek işlerde çalışma fırsatı da buluyorlar. Okulumuzda bir iktisadi işletme var. Öğrencilerimizin sadece eğitim olarak değil bütünüyle gelişimini sağlamayı düşünüyoruz. Bu kapsamda Sıfır Atık projesine de destek veriyoruz. Okuldaki atık malzemeleri topluyoruz. Bunlardan okulda öğrencilerimizin yaptığı kalıplarla kendi makinelerimizde ürünler elde ediyoruz. Hazırladığımız kutu oyunu ‘beştemse’ tablaları Romanya’da yapılan bir yarışmada kullanıldı. Böylece okul olarak ilk ihracatımızı yaptık. Öğrencilerimizin kullandığı pet şişeler ve buna bağlı plastik malzemelerin hiçbiri boşa gitmiyor. Son dönemde birkaç fabrika ve bir okul, plastik atıklarını bize göndermeye başladı. Onları da ileri dönüşüm projesine dahil ediyoruz. Hem dönüşümü sağlamış oluyoruz hem de öğrencilerimizde geri dönüşüm bilincini yerleştiriyoruz. Bu arada yaptığımız kalıplar ve üretimle öğrencilerimiz gerçek bir iş üzerinde çalışmış oluyor.”
“Bir oyun tablasını hazırlamak 10 dakika sürüyor”
Okulda plastik alan şefi olarak görev yapan makine bölümü öğretmeni Ali Yar da öğrencilerinin sıfır atık konusunu ön planda tuttuğunu anlattı.
Plastik atık kullanabilecekleri projeleri değerlendirdiklerini vurgulayan Yar, şunları kaydetti:
“Okulumuzda günlük 1300 şişe kapağı ortaya çıkıyor. Sıfır Atık Kulübü’ndeki 35 öğrenciyle bunları toplamaya başladık. Dünya Kumalak Federasyonu okulumuza metalden beştemse oyunu tablası üretme fikriyle geldi. Ancak maliyeti düşürmek ve sıfır atık prensibini yaygınlaştırmak için plastikten yapılabileceğini söyledik. Bu fikir çok hoşlarına gitti. Okulda ortaya çıkan su şişeleri kapaklarından oyun tablasının üretimini yaptık. Bir oyun tablasını hazırlamak 10 dakika sürüyor. Romanya’daki şampiyona için geçen yaz mevsiminde 50 beştemse oyun tablası gönderdik.”
Plastik bölümü öğrencisi Azra Rüzgar da Kazakistan’ın geleneksel oyunlarından beştemsenin tablalarını hazırlamak için plastik su şişelerinin kapaklarını topladıklarını dile getirerek, “Kırdığımız kapakları daha sonra burada enjeksiyon makinalarının kalıbına aktarıyoruz. Kalıplardan çıkardığımız oyun tablalarını küçük vidalar aracılığıyla birleştiriyoruz. Dönüştürdüğümüz plastikten yararlı bir şeyler üretmek mutlu ediyor.” diye konuştu.
]]>28 Şubat sürecinde yaşadıklarını hafızasında kötü bir anı olarak saklayan, 2007’de biyoloji öğretmeni olarak geri döndüğü mesleğini Kırıkkale Şehit Ali Tonga Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde sürdüren 51 yaşındaki Sibel Açıkgöz, çok sevdiği mesleğinden ihraç edilmesine giden süreci ve o dönemde tanık olduğu olayları AA muhabirine anlattı.
Mesleğe 1994’te başladığını, 1999’da görevine son verildiğini belirten Açıkgöz, “O zaman yeni evliydim. O sırada ben Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Kümbet köyünde, eşim de Yozgat’ın Sorgun ilçesinin köyünde görev yapıyordu. İkimizi de Keskin ilçesindeki Bilge Kağan İlköğretim Okulu’na verdiler. Hamilelik durumum vardı. Bütün cezaları o süreç içerisinde aldım.” diye konuştu.
“Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı”
Açıkgöz, eşinin evlendikten kısa bir süre sonra askerlik için Van’a gittiğini, o dönemde bebeği 40 günlükken meslekten ihraç edildiğini dile getirdi.
O süreçte de uyarı, kınama, kademe durdurma gibi bütün cezaları aldığına dikkati çeken Açıkgöz, şöyle devam etti:
“En sonunda da yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında elime bir sarı zarf verildi görevime son verildiğine dair. Tabii ki bu hukuki olarak yanlış bir uygulamaydı çünkü yasal olarak kılık kıyafetten, başörtüsünden görevden alma durumu söz konusu değildi. Kırıkkale’de görevine son verilen ilk öğretmenlerden biriyim. Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı, soruşturma açılıyordu. Çok stresli ve zor günler geçirdim. Sonra da maddi sıkıntılar başladı.”
“Haksız yere görevime son verildi”
Açıkgöz, 1,5 yıllık süreçte depresyona girdiğini, psikolojisinin bozulduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Gerçekten o günleri hiç hatırlamak dahi istemiyorum. Çok zordu benim için. Allah bir daha yaşatmasın. Haksız yere görevime son verildi. Gerçekten hiçbir tarikatla, örgütle bağlantım yoktu. Ben başımı açmadım ama o dönemde açıp çalışan arkadaşlar çok oldu, kimi peruk taktı. Bir de çevreden de çok baskı gördüm. Herkes bir de psikolojik baskı yaptı, ‘İlla aç çalış, bak herkes açıp çalışıyor’ diye. Üniversitede kendi isteğimle, irademle kapanmıştım. Bu bana çok zor geldi, başımı açmak istemedim.”
Keskin Bilge Kağan İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürünün kendisini çağırdığını dile getiren Açıkgöz, başörtüsü nedeniyle bir odada saatlerce psikolojik baskı uyguladıklarını öne sürdü.
Hamile olduğu için rapor almak istediği zamanlarda okul müdürünün sevk kağıdı vermediğini ileri süren Açıkgöz, “Doktora gitmem gerekiyor, sevk kağıdı verilmiyordu. Doğuma 20 gün kalana kadar okula gittim. Soruşturma geçirirken bir müfettiş vardı, gülerek, mutlu bir şekilde ‘senin artık sonun geliyor, atılacaksın’ dedi. Atıldığımda çok mutlu olmuştu.” ifadelerini kullandı.
Açıkgöz, 8 yıl mesleğinden uzak kaldığını, çevresinden de “artık kesin görevine dönemezsin, o kadar boşa okudun” diye söylemlerin olduğunu dile getirdi.
Bir süre sonra umudunu yitirdiğini belirten Açıkgöz, “2007’de afla göreve döndüm. Bir gün deselerdi ki ‘başörtüsü kurumlarda serbest olacak’ hayal derdim, inanmazdım. Rahat bir şekilde şu an derslerime giriyorum. Huzurluyum, mutluyum, okulumu da seviyorum. Affı çıkaranlara, bize bu şansı tekrar tanıyanlara ve emeği geçenlere de teşekkür ediyorum.” dedi.
Açıkgöz, farklı liselerde çalıştıktan sonra 2015’te şu an görev yaptığı okula atandığını sözlerine ekledi.
]]>Düzenlenen açılış törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı ve Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ilçe belediye başkanları, protokol üyeleri, hayırseverler ve vatandaşlar katıldı.
AK Parti hükümetleri döneminde eğitime bütçe desteğinin zirve yaptığını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Ben değerli hayırseverimize çok teşekkür ediyorum. Allah’tan kendilerine hayırlı ömürler diliyorum. 21 okul yazıyor dile kolay. Koca koca milyonlarca nüfusu olan şehirlerin belediye başkanları şimdi seçim geldi aradan 5 sene geçti. Vatandaş da ne yaptınız diye haliyle soruyor. Ben tecrübeliydim. 5 sene bittiğinde vatandaşın huzuruna çıktığımızdaki tek soru bu. Biz sana yetki verdik, sen de 5 sene boyunca orada oturdun. Ne yaptın kardeşim? Bizim derdimizle dertlendin mi, güzel işler yaptın mı? o bütçeyi çar çur mu ettin? Yani algı operasyonları çekerek ajanslara paraları döküp beni parlatın diyerek mi gezdin yoksa hakikaten toplumun faydasına güzel işler yaptın mı? Böyle bakıldığı zaman ne yazık ki son dönemde yaşanan bir belediye başkanlığı anlayışının da Türkiye’de yaygınlaştığını görmek de üzücü. Gerçekten milyonlarca lira veriyorlar, troller ordusu tutuyorlar, akşama kadar klavye kahramanları bir iki duble de atıyor “Karşı tarafta kim konuştu sövün buna” diyor ve hücum ediyorlar. Bu seçimlerden sonra çıktı ortaya, başında kim var o da belli oldu. Gerçekten Melikgazi Belediye Başkanımız Mustafa beyi, büyükşehiri, Kocasinan’ı, Talas’ı tebrik ediyorum. Allah razı olsun. İşleri güçleri hizmet. Milletin emrindeler, Allah kendilerine hayırlı uzun ömürler versin diye de dua ediyorum. Çok şükür biz de kendi iktidarımız döneminde eğitime çok önem verdik. 2003 yılında 10 milyar civarındayken bütçe, resmi bütçe bu sene itibariyle 655 milyardı. Herhalde ek bütçelerde 1 trilyonu buldu. Yani eğitime ayrılan bütçe aslında bizim hükümetler döneminde en zirve noktalara kadar ulaştı. Geçen sene çocuklarımıza 197 milyon kitap dağıtıldı. Çok şükür bu konuda da hem bir taraftan okullar, hem de bir taraftan kütüphaneler açmaya da devam ediyoruz” dedi.
Bakan Özhaseki, Türkiye karşıtlarının arkasında tek olarak okyanus ötesindeki ülkenin olduğunu söyleyerek, “İnşallah bu iyilik devam eder. Çünkü bizim biraz istemeyenimiz çok fazla. İnancımızdan dolayı, tarihte üstlendiğimiz misyondan dolayı, bulunduğumuz konumdan dolayı, Müslüman Türk Milleti olmamızdan dolayı bize karşıtlıkları çok fazla. Bir sürü örgüt ismi duyarsınız ya sol-sağ gibi gözükür ya emin olun hepsinin arkasında tek ülke var. O okyanus ötesindeki ülke bunları besliyor. Lojistik destek veriyor. “Türkiye’yi bölün, parçalayın, zayıflatın” diyor. Büyük büyük belaları başımıza açıyor. Son yıllarda gezi olayları ile başlayan masum gençlik hareketi gibiyken 3. günden itibaren evrildi olay hükümet devirme operasyonlarına döndü ve örgütler ortaya çıktı. İhtilal denemeleri çıktı. Hukukçular ellerinde bildiri okuyarak hükümet devirme operasyonu yaptılar. Hepsinin arkasına bakıyorsunuz emin olun o baştaki okyanus ötesindeki ülke ve onun yanındaki yardakçısı bize dost gibi görünen ülkeler. Böyle olunca bizim çok çalışmamız lazım. Hep birlikte hareket etmemiz lazım. Çalışıp önümüze bakınca Allah işimizi rast getirecektir” ifadelerini kullandı.
“Bundan sonra beyinlere yatırım yapmalıyız”
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da, “Bugün yine heyecanlı, güzel ve geleceğe umutla bakabileceğimiz açılışın hemen öncesinde sizlerle birlikte olmaktan duyduğumuz mutluluğu ifade edelim. Melikgazi Belediyesi Türkiye’de en fazla okul yaptıran, sağlık ocağı ve sosyal tesis yaptıran belediye. Burası da yeni yerleşime açılan bir bölge ve gelirken de gördüğümüz kadarıyla yollarıyla, yerleşimi ve binaların kalitesi ile oldukça güzel ve şehrimize yeni bir nefes alabileceğimiz alan oluşmuş. İhtiyaç olan bir bölgeydi. Biz hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz. Bir ihtiyacı karşılayacak güzel bir ilkokul tesis etmişler. Hem manevi yönden hem de maddi yönden okullar şehrimize ve ülkemize çok önemli katkılar sunacaklar. Fakat şimdiye kadar altyapımızı tamamladık bundan sonra birazcık daha binaların yanı sıra beyinlere de yatırım yapmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Özellikle üstün zekalı çocuklarımıza biraz daha itina edebileceğimiz, onları belki de geleceğin devlet adamları, vizyonerleri olarak yetiştirmemiz gereken bir ortam oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Palancıoğlu, Bakan Özhaseki’den 4 okul istedi
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu da yıkılan okulların yerine yapılacak okullar için destek isteyerek, “Kayseri’de en kalabalık ilçeyiz. 585 bin nüfusumuz var. Bu çerçevede de en çok hizmet yapmaya çalıştığımız alanlar okul, sağlık ocağı, kütüphane, cami, sosyal tesis, park gibi tesislerimiz Başka bir çalışma da özellikle bu mahalleyi çok önemli bir şekilde ilgilendiriyor. Kentsel dönüşüm ve imar çalışmaları. Yıldırım Beyazıt şu anda birçok alanda bitti. Yeni yollar açacağız, yeni parklar yapacağız. Yıldırım Beyazıt’ın altın yılları bundan sonra başlıyor inşallah. Çünkü imar bitmeden çalışmalar başlamıyordu, kentsel dönüşümle birlikte buranın ufku da inşallah değişecek. Sayın bakanım sizden bir ricamız var. Bizim Melikgazimizde 4 tane yıkılan okul binamız var. Bir tanesi buraya taşıdığımız Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi. Bir diğeri Osman Kavuncu’daki Ahmet Kirazgiller. Diğeri Essenyurt’ta Müncübe Cıngıllıoğlu ve Bahar Caddemizde bulunan yıkım veya güçlendirme yapılacak olan Besime Özderici. Bu 4 okulla ilgili sizden destek istiyoruz. Bu okullarımızı bir an önce yıkıldığı gibi yapmamız lazım. Çünkü öğrencilerimiz de ailelerimiz de bunu talep ediyorlar. Ben hayırsevelerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
“4 okulun lafı mı olur?”
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu’na okul konusunda destek çıktığını söyleyerek, “Mustafa Palancıoğlu başkanım, sana destek çıkıyorum. 4 okulun lafı mı olur? 1’i bana, 1’i valime, 2 bakanımıza verelim. Bu güzel birliktelikler berekete vesile oluyor. Teklifsiziz, büyükşehir ve 16 ilçe el ele gönül gönüle bütçesi bütçemiz diyoruz, personeli personelimiz diyoruz. Kaygısı kaygımız, sevinci sevincimiz diyoruz. Biz el ele gönül gönüle diyoruz. İnşallah hep beraber daha güzel günlere diyerek hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarken doktor hanıma ve kıymetli ailesine bir meslektaşı olarak ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından yapılan kurdele kesimi ile açılış töreni sona erdi. – KAYSERİ
]]>ANKARA – Ankara’da kafasını okul sırasına çarptığını söylenen 10 yaşındaki kız çocuğu beyin kanaması geçirdi. Durumdan okul yönetimini sorumlu tutan baba ise yaşam savaşı veren kızının öğretmeni tarafından darp edilmiş olabileceğini ve saatlerce baygın halde okulda tutulduğunu iddia etti.
Olay, 22 Şubat sabahı Keçiören ilçesi Kuşcağız Mahallesi Tarhanlar Caddesinde yer alan bir ilkokulda meydana geldi. İddialara göre kafasını okul sırasına çarptıktan sonra fenalaşan 3’üncü sınıf öğrencisi Mira Şahin’in ailesine saatler sonra haber verildi. Yeğenini baygın halde gören Hazal Karakaş’ın ihbarı üzerine okula gelen sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından Şahin’i ambulansla hastaneye nakletti. Beyin kanaması geçirdiği belirlenen 10 yaşındaki çocuk, ameliyatın ardından yoğun bakım servisine alındı. Kafatasında 8 tane kırık tespit edilen Şahin’in hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Baba Çağrı Şahin, başta kızının öğretmeni B.Ö. olmak üzere okul yönetimini durumun sorumlusu olarak tuttu. Çocuğunun okulda baygın halde saatlerce bekletildiğini, sağlık ekiplerine haber verilmediğini ileri süren baba Şahin, B.Ö.’nün kızını darp etmiş olabileceğini iddia etti. Okul yönetimi ise iddialarla ilgili konuşmazken, adli sürecin takipçileri olacaklarını belirtti.
“Baldızım okula gittiğinde yeğeninin baygın bir durumda ve idrarını kaçırmış halde olduğunu görmüş”
Olayla ilgili konuşan Baba Çağrı Şahin, “Öğretmeni kızımın kafasını sıraya çarptığını iddia ediyor. Daha sonra baldızımı arayarak kızımın kötü olduğunu ve okula gelmesini söylemiş. Baldızım okula gittiğinde yeğeninin baygın bir durumda ve idrarını kaçırmış halde olduğunu görmüş. Panikleyip sağlık ekiplerini aramış. Çocuğum kafasını sabah 10: 00 sıralarında sıraya vurmuş ama öğretmeni bize 14: 00’te bilgi verdi” dedi.
“Kafatasında 8 kırık tespit etmişler”
Çocuğunun hayatının tehlikede olduğunu söyleyen Baba Şahin, “Kızımı beyin kanaması geçirdiği için hemen ameliyata aldılar. Kafatasında 8 kırık tespit etmişler. Şu anda yoğun bakımda ve hayati tehlikesi devam ediyor. Doktorlar hala müdahale ediyor. Biz suçlu veya suçsuz aramıyoruz. Tamamen ihmalkarlık var. Böyle bir şey olduğu anda bizi ya da sağlık kuruluşunu arasaydı durum bu noktaya gelmezdi. Çocuğum şu anda dakikalarla yarışıyor” diye konuştu.
“Öğretmeninin telefonu kapalı, okula gelmiyor”
Okul yönetiminden şikayetçi olduklarını kaydeden Şahin, “Okuldan şikayetçi olduk. Eğitimci bir insanın ilk önce öğrencilerine değer vermesi lazım. Çocuğum iki gündür hastanede. Öğretmeninin telefonu kapalı, okula gelmiyor. Bizi arayıp çocuğun durumunu sormuyor. Okuldaki çocukların hep bir azıdan hiçbir şey görmediklerini söylemesi ve çocuğumun hiçbir şey hatırlamıyorum demesi sebebiyle net bilgi alamıyoruz. Gereğinin yapılmasını istiyoruz. Çocuğum darbeleri aldıktan sonra 4 saat okulda beklemiş. Hastane raporunda da saat 10: 30’da başlayan beyin kanamasının 4 saat sürdüğü belirtilmiş” ifadelerini kullandı.
“Sanki okuldaki çocuklar öğütlenmiş gibi tek bir ağızdan bir şey görmediklerini söylüyor”
Kızının öğretmeninden de şüphelendiklerini dile getiren Şahin, “Öğretmenin böyle bir şey yapacağını aklımıza getirmek istemiyoruz. Bir çocuğun kafasını sıraya vurmasıyla beyin kanaması geçirmesi mümkün değil. Öğretmen neyden saklanıyor bilmiyoruz. Suçu olmasa yanımıza gelir, ifade verir, okuluna gelir. Sanki okuldaki çocuklar öğütlenmiş gibi tek bir ağızdan bir şey görmediklerini söylüyor. Bu çok enteresan” dedi.
]]>Olay, 22 Şubat sabahı Keçiören ilçesi Kuşcağız Mahallesi Tarhanlar Caddesinde yer alan bir ilkokulda meydana geldi. İddialara göre kafasını okul sırasına çarptıktan sonra fenalaşan 3’üncü sınıf öğrencisi Mira Şahin’in ailesine saatler sonra haber verildi. Yeğenini baygın halde gören Hazal Karakaş’ın ihbarı üzerine okula gelen sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından Şahin’i ambulansla hastaneye nakletti. Beyin kanaması geçirdiği belirlenen 10 yaşındaki çocuk, ameliyatın ardından yoğun bakım servisine alındı. Kafatasında 8 tane kırık tespit edilen Şahin’in hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Baba Çağrı Şahin, başta kızının öğretmeni B.Ö. olmak üzere okul yönetimini durumun sorumlusu olarak tuttu. Çocuğunun okulda baygın halde saatlerce bekletildiğini, sağlık ekiplerine haber verilmediğini ileri süren baba Şahin, B.Ö.’nün kızını darp etmiş olabileceğini iddia etti. Okul yönetimi ise iddialarla ilgili konuşmazken, adli sürecin takipçileri olacaklarını belirtti.
“Baldızım okula gittiğinde yeğeninin baygın bir durumda ve idrarını kaçırmış halde olduğunu görmüş”
Olayla ilgili konuşan Baba Çağrı Şahin, “Öğretmeni kızımın kafasını sıraya çarptığını iddia ediyor. Daha sonra baldızımı arayarak kızımın kötü olduğunu ve okula gelmesini söylemiş. Baldızım okula gittiğinde yeğeninin baygın bir durumda ve idrarını kaçırmış halde olduğunu görmüş. Panikleyip sağlık ekiplerini aramış. Çocuğum kafasını sabah 10: 00 sıralarında sıraya vurmuş ama öğretmeni bize 14: 00’te bilgi verdi” dedi.
“Kafatasında 8 kırık tespit etmişler”
Çocuğunun hayatının tehlikede olduğunu söyleyen Baba Şahin, “Kızımı beyin kanaması geçirdiği için hemen ameliyata aldılar. Kafatasında 8 kırık tespit etmişler. Şu anda yoğun bakımda ve hayati tehlikesi devam ediyor. Doktorlar hala müdahale ediyor. Biz suçlu veya suçsuz aramıyoruz. Tamamen ihmalkarlık var. Böyle bir şey olduğu anda bizi ya da sağlık kuruluşunu arasaydı durum bu noktaya gelmezdi. Çocuğum şu anda dakikalarla yarışıyor” diye konuştu.
“Öğretmeninin telefonu kapalı, okula gelmiyor”
Okul yönetiminden şikayetçi olduklarını kaydeden Şahin, “Okuldan şikayetçi olduk. Eğitimci bir insanın ilk önce öğrencilerine değer vermesi lazım. Çocuğum iki gündür hastanede. Öğretmeninin telefonu kapalı, okula gelmiyor. Bizi arayıp çocuğun durumunu sormuyor. Okuldaki çocukların hep bir azıdan hiçbir şey görmediklerini söylemesi ve çocuğumun hiçbir şey hatırlamıyorum demesi sebebiyle net bilgi alamıyoruz. Gereğinin yapılmasını istiyoruz. Çocuğum darbeleri aldıktan sonra 4 saat okulda beklemiş. Hastane raporunda da saat 10: 30’da başlayan beyin kanamasının 4 saat sürdüğü belirtilmiş” ifadelerini kullandı.
“Sanki okuldaki çocuklar öğütlenmiş gibi tek bir ağızdan bir şey görmediklerini söylüyor”
Kızının öğretmeninden de şüphelendiklerini dile getiren Şahin, “Öğretmenin böyle bir şey yapacağını aklımıza getirmek istemiyoruz. Bir çocuğun kafasını sıraya vurmasıyla beyin kanaması geçirmesi mümkün değil. Öğretmen neyden saklanıyor bilmiyoruz. Suçu olmasa yanımıza gelir, ifade verir, okuluna gelir. Sanki okuldaki çocuklar öğütlenmiş gibi tek bir ağızdan bir şey görmediklerini söylüyor. Bu çok enteresan” dedi. – ANKARA
]]>Bakan Tekin, Eyüpsultan’da Özdemir ailesinin bağışlarıyla yapılan Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu ile depreme dayanıklı hale getirildikten sonra yeniden eğitime başlanan Nişancı Ortaokulu’nun açılış törenlerine katıldı.
Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen törende konuşan Tekin, göreve başladığı günden beri sadece hayırseverler tarafından yaptırılan okulların açılışına katıldığını, amacının hayır sahiplerine teşekkür edip destekte bulunmak olduğunu söyledi.
Türkiye’de eğitim öğretim imkanları açısından önemli mesafeler katedildiğini dile getiren Tekin, “2002 verileriyle 2024 yılının verilerini karşılaştırdığımızda, bunu dünyanın herhangi bir ülkesindeki veriler diye karşımıza getirsek ‘Adamlar eğitimde devrim yapmışlar.’ deriz. Şu an Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı ile öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle dünyanın en iyi ülkeleri kategorisindeyiz. Bizim çocukluğumuzda 60 kişilik sınıflarda okurduk. Ders kitabımız için şehirdeki tek kitap kırtasiye dükkanına giderdik, parasını verirdik ama kitapların ne zaman geleceğini bilmezdik. Genellikle kitaplarımızın tamamına birinci yarı yılın sonunda ulaşırdık.” ifadelerini kullandı.
Yılda 200 milyon kitap dağıtılıyor
Tekin, öğrencilerin kitapların devlet tarafından temin edildiğini hatırlatarak, eğitim ve öğretim döneminde okullarda yılda yaklaşık 200 milyon kitap dağıtıldığını anlattı.
Yeni okulların yapımında yerel yönetimlerle işbirliğinin kendileri için hayati önem taşıdığını vurgulayan Tekin, “Ben daha önce Bakanlıkta müsteşar olarak görev yaptım. Yatırım bütçesi yapıyoruz, paramız var, okul yapacağız. Belediye başkanı bize okul yapacak arazi üretemiyor, üretmiyor. Belediye başkanı arazinin mülkiyetiyle ilgili bakanlığa dava açıyor, inşaatı durduruyor, yürütmeyi durdurma kararı aldırıyor. Okul yarım kalıyor.” şeklinde konuştu.
Okul yapımına katkı veren belediyelere teşekkür eden Tekin, “Yerel seçimler yaklaşıyor, okul ihtiyaçlarımızda yerel yöneticilerin bizimle beraber çalışması arasında böyle bir ilişki var. Bunu da sizlerle paylaşmış olayım.” dedi.
“Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi”
İstanbul Valisi Davut Gül de son 30 yılda İstanbul’da hayırseverler tarafından yılda ortalama 12 okul yapıldığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde kentteki okulların tamamının elden geçirildiğini kaydeden Gül, “Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi. Dolayısıyla evlatlarımızı okula gönderirken hiç kimse ‘Acaba okul sağlam mı? Değil mi?’ endişesine kapılmadan yavrularını gönderiyor.” dedi.
Gül, son 8 ayda 34 hayırseverle protokol yaptıklarını belirterek, amaçlarının 30 yılda yapılan kadar okulu İstanbul’a kazandırmak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde deprem ve kentsel dönüşüm konusunda okullarda yapılan çalışmaların önemine değinerek, bunun bir devlet yönetimi için en önemli adımlardan biri olduğunu kaydetti.
Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ise ilçede yapılacak yeni okullarla hedeflerinin tamamen tekli eğitime geçerek çocukların sabahın erken saatinde okulda olması gerekliliğini ortadan kaldırmak olduğunu anlattı.
Evinden uzak noktalardaki okullara gitmek zorunda olan lise öğrencileri için de ilçedeki okul sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Köken, liseye geçişte ilk 5 bine giren öğrencilere de burs vereceklerini açıkladı.
Nişanca Ortaokulu yeniden hizmete alındı
Bakan Yusuf Tekin daha sonra, yaklaşık 7 yıldır kapalı bulunan ve güçlendirme çalışmalarının ardından yeniden hizmet vermeye başlayan Nişanca Ortaokulu’ndaki açılış törenine katıldı.
Müsteşarlık yaptığı dönemde İstanbul’daki okullar için depreme dayanıklılık testlerinin yapıldığını ve güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi:
“Ekim 2002’de dönemin hükümeti, Cumhuriyetin 100. yılına mektup diye güzel bir uygulama başlatmış. Değişik kamu kurumlarından, bakanlıklardan mektuplar yazılmış. Bu 100. yıl vesilesiyle 2023 yılı ekim ayında da Milli Eğitim Bakanı olmam hasebiyle öğrencilerimizin, öğretmen adaylarımızın yazdığı mektuplar PTT tarafından bana geldi. Mektuplar bizim aslında 20 yılda geldiğimiz çizgiyi gösteriyor. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım bana da içinde su olan, elektriği olan bir okul nasip edecek misin bir gün?’ Bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım içinde farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilecek miyim?’ Bunu ne zaman diyor? Yaklaşık 20 yıl önce. Şu an Türkiye genelinde bizim yaptığımız okullarımızın tamamı depreme dayanıklı ve konfor açısından hemen hemen bu okul konforunda okullar yapıyoruz.”
]]>Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak.
Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla hazırlanan, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak mesleki ve teknik eğitim sürecinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Karagöz, bu kapsamda 30’un üzerinde şehirde, işletme ve sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini, toplantılara atölye, laboratuvar öğretmenleri ve yöneticilerin de katıldığını aktardı.
Bu toplantılarda, mesleki teknik eğitim sürecinin nasıl yürüdüğünü, iyileştirilmesi gereken alanları görüştüklerini dile getiren Karagöz, bu kapsamda yeni bir yönergenin hazırlanarak illere gönderildiğini bildirdi.
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz. Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.”
Sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliği başlayacak
Genel Müdür Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
“Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.”
İhtisas okullarında mesleki kümelenmeler oluşturulacak
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
Öğrenciler sektör içi okullarda hem eğitim alacaklar, hem üretim yapacaklar
Ali Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.”
“Sektöre entegre okullarla mesleki yeterlilikleri artacak
Genel Müdür Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak.” değerlendirmesini yaptı.
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
“Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak. Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
Karagöz, “sektör içi” ve “sektöre entegre” okullarla öğrencilerin, mesleğin gerektirdiği iklim içerisinde yetişmesini ve mezuniyetleri sonrası istihdama daha hızlı geçmesinin sağlanacağını belirtti.
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Genel Müdür Ali Karagöz, “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak.” dedi.
]]>Bursa’da çeşitli sendika ve STK’lar bir araya gelerek ÇEDES’e Karşı Güç Birliği Platformu (ÇEKAG) oluşturdu. Gürsu Hükümet Konağı önünde açıklama yapan platform üyeleri, “Cumhuriyet devrimimizin bize miras bıraktığı, aydınlanmacı, ilerici, çağdaş-uygar değerlerin etrafında, laikliği insanlığın en kıymetli birikimlerimden kabul eden, cinsiyet eşitliğini toplumsal yaşamın vazgeçilmezi olarak gören ve ÇEDES’e karşı kentimizde en geniş cepheyi oluşturarak, sokak sokak, mahalle mahalle,okul okul, birleşik ve onurlu bir mücadele verecek olan bizler, buradan tüm kamuoyuna haykırıyoruz: Bursa’da ÇEDES’e izin vermeyeceğiz.” dedi.
Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir araya gelen çeşitli eğitim sendikaları, dernekler, siyasi partiler, demokratik kitle örgütlerinden oluşan 31 kurum ÇEDES’e Karşı Güç Birliği Platformu’nu (ÇEKAG) oluşturdu.
ÇEDES’e karşı mücadeleyi Gürsu ilçesinden başlatan platform üyeleri, “Okulda dersi öğretmen verir” yazılı pankart açarak Gürsu Hükümet Konağı önünde açıklama yaptı.
“OKULLARIMIZ MEDRESEYE DÖNÜŞTÜRÜLECEK”
Veli-Der Bursa Şube Başkanı Barış Dinga yaptığı açıklamada yetersiz okul ve yurt sorunlarından dolayı öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin okul ve yurtlarına mahkum edildiğini belirterek, “Türkiye’nin çeşitli illerinden çalışmaların başlandığına dair haberlerini aldığımız; uygulanması için kentimizde de son hazırlıkları yapılan ÇEDES isimli proje. Milli Eğitim Bakanlığı Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet arasında yapılan bu işbirliği protokolünün çalışma esaslarına göre, iktidar daha önceden gerici tarikat-cemaatlere bırakıp yaptırdığı işleri, artık tüm ülke çapındaki bir devlet organizasyonuyla doğrudan kendisi yapacak, milyonlarca insandan oluşan, kendine biat etmiş devasa tarikatını yaratmaya çalışacak. Ayrıca öğretmenlerimizin yerini, o nitelikleri bile tartışmalı, imam, vaiz, müezzin gibi din adamları alacak, okullarımız da birer medreseye dönüştürülecek.” dedi.
“BU KARANLIK PROJE İLE EVLATLARIMIZA REVA GÖRDÜĞÜNÜZ BU CEHENNEMİ BAŞKA BİR AŞAMAYA GEÇECEĞİNİ BİLİYORUZ”
İktidar, MEB ve Diyanet’e seslenen Dinga açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bizler ne Aladağ’da tarikat yurdunda yanarak hayatını kaybeden kız çocuklarımızı ne Ensar Vakfında çocuklarımıza yaşattığınız toplu tecavüz iğrençliğini ne Antalya’da cemaat yurdunda boğazı kesilen Mehmet Sami Tuğrul’u, ne de Elazığ’da intihara sürüklediğiniz tıp öğrencisi Enes Kara’yı unuttuk. Bugün de binlerce çocuk ve gencimize aynı şeylerin yaşatıldığını; ÇEDES ismini verdiğiniz bu karanlık proje ile de evlatlarımıza reva gördüğünüz bu cehennemin başka bir aşamaya geçeceğini biliyoruz.
“KURMAK İSTEDİĞİNİZ GERİCİ KUŞATMAYA GÜRSU İLÇEMİZDEN BAŞLADIĞINIZI GÖRÜYORUZ”
Ayrıca kendi siyasi ve toplumsal amaçlarınız için, rant, yağma, talan ve sömürü üzerine kurduğunuz düzenin devamı ve bekası adına da tüm bunları sorgulamayacak, eleştirmeyecek, itiraz etmeyecek, tevekkül içerisinde boyun eğecek nesillere ihtiyaç duyduğunuzu da biliyoruz. ve kurmak istediğiniz gerici kuşatmaya kentimizde Gürsu İlçemizden başladığınızı görüyoruz. Emekçi sınıfların yoğun olarak yaşadığı bu kadim ilçemizi karanlık projenizin başlangıç noktası olarak seçtiğiniz anlaşılıyor. Gürsu’da pek çok okuldan seçtiğiniz öğrencileri aldırarak ‘manevi danışman’ dediğiniz eğitimci niteliği taşımayan bir takım insanları da yanlarına vererek, cami gezisi kisvesi altında, çocuklarımızın pırıl pırıl, saf ve tertemiz zihinlerine kendi amaçlarına hizmet etmelerini sağlayacak o karanlık düşünceleri boca etmeye başlamışlar.
“AYDINLIK MÜCADELEMİZİ GÜRSU’DAN BAŞLIYORUZ”
Bu yüzden ÇEDES isimli bu gerici projeye karşı çocuklarımızın umutlarına güç verip, geleceklerine sahip çıkmak için olduğu kadar, aynı zamanda onların onurlarına ve yaşamlarına sahip çıkmak için kentimizdeki eğitim sendikalarından veli derneklerine, siyasi partilerden demokratik kitle örgütlerine kadar 31 tane kurum birlikte “ÇEDES’e Karşı Güç Birliği” adında bir oluşum kuran bizler de aydınlık mücadelemize Gürsu’dan başlıyoruz.
“AMACIMIZ ÇOCUKLARIMIZIN ÖZGÜR YARINLARINI, AYDINLIK GELECEKLERİNİ KAZANMAKTIR”
Amacımız gerici bir kuşatma yaratarak, okullarımızı medreseye çevirecek olan ÇEDES’in uygulanmasının önüne geçmek, halkımızı bu sinsi proje hakkında bilinçlendirmek, toplumsal muhalefetin en geniş kesimlerini harekete geçirerek ona karşı olan itirazı örgütlemek ve çocuklarımızın özgür yarınlarını, aydınlık geleceklerini kazanmaktır.
“BURSA’DA ÇEDES’E İZİN VERMEYECEĞİZ”
Cumhuriyet devrimimizin bize miras bıraktığı, aydınlanmacı, ilerici, çağdaş-uygar değerlerin etrafında, laikliği insanlığın en kıymetli birikimlerimden kabul eden, cinsiyet eşitliğini toplumsal yaşamın vazgeçilmezi olarak gören ve ÇEDES’e karşı kentimizde en geniş cepheyi oluşturarak, sokak sokak, mahalle mahalle,okul okul, birleşik ve onurlu bir mücadele verecek olan bizler, buradan tüm kamuoyuna haykırıyoruz: Bursa’da ÇEDES’e izin vermeyeceğiz…”
]]>
???????Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 23’üncüsü düzenlenen organizasyonda ödülü, kadın hekimlerin “tek reçetemiz eğitim” anlayışıyla kurduğu, çocuk ve gençlere burs sağlamanın yanı sıra okulların güncel eğitim olanaklarına kavuşmasına destek olan KAHEV kazandı.
KAHEV, bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra 20. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Hüseyin Vural’ın başkanlığını yaptığı ve Prof. Dr. Ebru Aktan Acar, Prof. Dr. Soner Yıldırım, Prof. Dr. Emine Erktin ile Prof. Dr. Yüksel Kavak’tan oluşan seçici kurulun önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü.
“On binlerce yetenekli gence eğitim bursları verdik”
Açıklamada törendeki konuşmasına yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, kurucuları Vehbi Koç’u vefatının 28’inci yılında rahmet ve minnetle yad ettiklerini ve uğruna büyük emek sarf ettiği idealleri hep birlikte hatırladıklarını kaydederek, “Köklü vakıf geleneğini yeniden canlandırmak amacıyla Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak 55 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı, ‘üstümüze vazife’ diyerek toplumsal kalkınmayı desteklemiş, on binlerce yetenekli gence eğitim bursları vermenin yanı sıra, inşa ettiği ve bağışladığı okul, yurt, hastane ve tıp merkezleriyle milyonlarca insanın hayatında iz bırakmıştır.” ifadelerini kullandı.
6 yıl gibi kısa bir sürede binlerce öğrenciye umut olmuş bir kurumu ödüllendirdiklerini aktaran Koç, “Cumhuriyet kadınlarının dayanışmasının çok özel örneklerinden biri olan KAHEV, çağdaş ve müreffeh bir topluma ancak eğitim yoluyla erişebileceğimiz anlayışıyla da takdire şayandır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz”
KAHEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Demet Orhan Başer ise Vehbi Koç Ödülü’ne layık görülmelerinin, gurur verici bir başarı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Biz, Cumhuriyetimiz sayesinde eğitim olanaklarıyla buluşabildik, Cumhuriyet kadınları olarak önce kendi mesleklerimizi kazandık. Ardından topluma yararlı işler yapma aşamasına geldiğimizi fark ettiğimiz zamanlarımızda sosyal medya üzerinden bir öğrencinin eğitimini yarıda bırakmaması amacıyla buluştuk ve bu kıvılcım sağlık camiası içinde adeta bir eğitim seferberliğine dönüştü. Sonra da verdiğimiz her burs, yenilerini yaptığımız her okul yardımı, diğerini doğurdu. Mütevelli heyetimiz ve yönetim kurulumuzla bu enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek için çalıştık. Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz ve her bireyin eğitim olanaklarına eşit şekilde ulaşabilmesini istiyoruz.”
KAHEV’in özellikle kırsal bölgelerdeki çocukları nitelikli eğitime ve okulları da eğitim materyallerine eriştirmeyi amaçladığını aktaran Başer, “Öğrencilere burs vererek başlattığı faaliyetlerini yıllar içinde genişleten vakıf, kırsaldaki okullara bakım onarım hizmetleri sunmasının yanı sıra bu okullarda yeni sınıflar, laboratuvarlar ve kütüphaneler açıyor. 5 binden fazla öğrenciye düzenli burs sağlayan ve Kovid-19 salgını döneminde hayatlarını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarına düzenli burs ve destek veren KAHEV’in, 5 bin 500’den fazla resmi üyesi ve 26 binden fazla gönüllüsü bulunuyor.” açıklamasında bulundu.
]]>2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı Okul Spor Faaliyetleri çerçevesinde düzenlenen Basketbol Spor Dalı Yıldızlar Kategorisi Grup Yarışmaları Bölge Elemeleri Batman’da gerçekleştirildi. Muş’un gözde okullarından Vali Adil Yazar Ortaokulu’nun Yıldız Kızlar Basketbol Takımı, Muş il birincisi olarak bölge şampiyonasına katıldı. Muş’ta 3 yıl önce kurulan ve tek potası olan okul bahçesinde antrenmanlarını gerçekleştiren Yıldız Kızlar Basketbol Takımı, büyük bir başarıya imza attı. Yaz tatillerinde okul bahçesinde hazırlıklarını sürdüren ekip, Batman’da düzenlenen bölge şampiyonasında Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın bulunduğu grupta şampiyonluk elde ederek adlarını Türkiye yarı finallerine yazdırdı.
Tek bir potaya sahip olan okul bahçesinde antrenman yapan sporcular, daha iyi imkanlarla daha büyük başarılar elde edebileceklerine inanıyor. Takım, önlerindeki Türkiye yarı finallerine hazırlıklarına devam ederken Muş’u en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti. Yıldız Kızlar Basketbol Takımını turnuvaya hazırlayan beden eğitimi öğretmeni Yusuf Altıok, iki yıl üst üste bölge şampiyonu olduklarını belirterek, “Turnuvalara hazırlanmak için genellikle yaz tatillerimizde okulumuzun bahçesinde çalışıyoruz. Bu yıl da geçtiğimiz günlerde Batman’da düzenlenen bölge şampiyonasında Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın olduğu grubu şampiyonlukla tamamlayıp önümüzdeki ay Mardin’de yapılacak olan Türkiye yarı finaline katılmaya hak kazandık. Geçtiğimiz son 3-4 yıl içerisinde büyük emekler verdik. Bu emeklerin meyvesini almak hem kendim adına hem de çocuklarımızın adına çok gurur verici. Çok mutluyuz. Umarım yarı finallerde geçtiğimiz seneki başarımızı tekrar yakalayarak Türkiye’de son 16’ya kalmaya hak kazanırız. Hedefimiz bu yönde. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tüm rakiplerini namağlup bir şekilde yenerek şampiyonluk kupasını buraya getirdik” dedi.
Vali Adil Yazar Ortaokulu 8. sınıf öğrencilerinden ve takımın önemli sporcularından Zeynep Duzener ise tek potası olan okuldan bölge şampiyonluğuna ulaştıklarını ifade ederek, “Burada zor şartlarda antrenmanlar yaptık. Okulumuzun tek bir tane potası var. O potayla biz buralara geldik. Sadece güzel bir spor salonu istiyoruz. Boş bir alanımız var. Oraya güzel bir tane spor salonu istiyoruz. Biz buralara böyle küçük bir sahada geldiysek, bizim bir spor salonumuz olsa daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Vali Adil Yazar Ortaokulu 8. sınıf öğrencilerinden Rana Şimşek de, kapalı bir spor salonu istediklerini ifade ederek, “Yakaladığımız başarılarla Muş’u daha iyi yerlerde temsil etmeyi istiyoruz. Muş’ta çok iyi olan öğrenciler var. Bu imkanları daha çok bize sunarlarsa, daha güzel yerlerde temsil edeceğimize de inanıyoruz. İki yıl üst üste bölge şampiyonu olduk. Umarım bize bir saha yaparlar ve orada Türkiye’yi daha güzel bir şekilde temsil etmek için çalışırız, çabalarız. Bence tek isteğimiz bize birazcık daha imkan verilsin. Okulumuz hem akademik hem de sportif olarak çok başarılıdır. Çok iyi olan oyuncularımız var, her branştan iyi olan öğrenciler, oyuncular var. Bizim tek istediğimiz kapalı ve güzel bir spor salonudur. Çünkü öyle bir spor salonumuz olursa daha güzel yerlere gelebiliriz” ifadelerini kullandı. – MUŞ
]]>Vali Şıldak, Birecik Atatürk Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen eğitim değerlendirme toplantısı sonrası gazetecilere, kentin eğitim alanında istenilen seviyeye gelmesi için BİGEP’i hayata geçirdiklerini kaydetti.
Birecik ilçesinde eğitim değerlendirme toplantısını gerçekleştirdiklerini belirterek, Başarı İzleme ve Geliştirme Projesi’ni (BİGEP) hayata geçirdiklerini ifade etti.
Bu projeyle Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ettiklerini aktaran Vali Şıldak, “İIlimizin bütün okullarında resmi ve özel tüm kurumlarımızda hayata geçirdiğimiz bu çalışmamız aslında Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ederek, bütün kesimlerin ilgisini çekmeyi ve bu alandaki çalışma temposunu yükseltmeyi, motivasyonu güçlendirmeyi hedefleyen bir sinerji oluşturma projesidir. Projemiz aylık yaptığımız bu değerlendirme toplantılarıyla sürekli takip altında tutuyoruz ve ilerleme hızını gözetliyoruz. Bu yaptığımız çalışmaların sürekliliğini sağlamaya çalışıyoruz.” dedi.
Şıldak, Birecik ilçesinde yaptıkları eğitim değerlendirme toplantısında son bir aylık gelişmelerin değerlendirildiğine işaret ederek, BİGEP kapsamında yapılan deneme sınavlarının, ihtiyaçların ve devamsızlık sorunu gibi konuların görüşüldüğünü belirtti.
Eğitim alanının tüm konularını değerlendirip inceleme fırsatı bulduklarını ifade eden Şıldak, “Eğitimin aktörleri olan gerçek belirleyici unsuru olan öğretmenlerimizi, okul idarelerimizi harekete geçirmeyi, velilerimizle bütünleşerek topyekun bir eğitim seferberliğini Şanlıurfa topraklarında hakim kılmayı, okullarımızı hareketlendirmeyi, canlandırmayı, okullarımızın durgun alanlar değil, statik mekanlar değil, tamamen dinamik ve canlı ortamlar olmasını sağlamaya yönelik hedefler içeren, aktiviteler içeren ve gerçekten okullarımıza hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin adeta koşarak gideceği bir ortam olarak onların gözünde cazip noktalara dönüştürmek istiyoruz. Bunu başaracağız ve eminim yıl sonu geldiğinde biz dört toplantı daha yapmış olacağız. Her toplantıda bu gelişmeleri görmekteyiz. Daha da görür hale geleceğiz. Toplum da bunu fark edecek.” ifadelerini kullandı.
Şıldak, kentte çok güzel bir uyum ortamının olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İlimizde Allah’a şükür çok güzel bir uyum ortamı içerisinde, bürokrasi ve siyaset kurumu olarak, milletvekillerimizin desteğiyle özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz ve Milletvekilimiz Bekir Bozdağ’ın desteğiyle, Bakanlıklarımızla çok güzel bir ilişki çerçevesinde yatırımların güçlendirilmesi, eğitim alanında da buna benzer şekilde eğitimdeki açıklarımızın kapatılması konusunda güzel hamleler yapıyoruz. Şanlıurfa’nın eğitim kriterleri noktasında eğitim göstergelerinin yükseltilmesi, iyileştirilmesi ve içinde bulunduğu olumsuzlukların her gün azaltılarak geliştirilmesi konusunda kararlıyız. Şu anda ilimizde 154 okulumuzun yapımı devam ediyor. Bu çok mutluluk verici bir tablo. Bu tablonun önümüzdeki yıllarda da sürmesi için, devamının gelmesi için gayret içerisindeyiz. Hem okullardaki derslik ihtiyacımızın, okul ihtiyacımızın hem öğretmen ihtiyacımızın kapatılmasıyla ve bizim de eğitimin insan unsuruna yönelik, bu motive edici çalışmayla destekleyerek oradaki kazandıracağımız hareket ve canlılıkla, inanıyoruz ki eğitim Şanlıurfa’nın yükselen yıldızları arasında yer alacak. Nasıl ki kültür ve turizm alanında, nasıl ki sanayi alanında, nasıl ki tarım alanında Şanlıurfa örnek gösteriliyorsa eğitim konusunda da Şanlıurfa önümüzdeki yıllarda süreçte inşallah çok iyi noktalara yükselmiş olacak, gelmiş olacak. Buna inanıyoruz.”
]]>Hastalığı nedeniyle ayakta durmakta ve yürümekte güçlük çeken Uzunoğlu, ilkokul yıllarında karşılaştığı olumsuzlukları başkalarının yaşamaması için öğretmen olmaya karar verdi.
İlkokulda kendisini sırtında okula götüren annesi Yaşar Cüccam’a verdiği sözü tutmak için çok çalışarak kazandığı Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bölümünden 2019’da mezun olan Uzunoğlu, geçen yıl atandığı Karaman Mesleki Eğitim Merkezinde edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı.
Eşi ve annesinin desteğini hep yanında gören Uzunoğlu, öğrencilerine ve çevresindekilere azmettikten sonra nelerin başarılabileceğini göstermek istiyor.
“Hem psikolojik hem fiziksel bir savaş vermem gerekti ama bu beni yıldırmadı”
Yaşadığı fiziksel zorluklara rağmen mesleğini severek yapan ve koltuk değnekleriyle hareket eden Uzunoğlu, AA muhabirine, iyi bir eğitim almak için annesiyle zorlu bir mücadele içine girdiklerini söyledi.
Uzunoğlu, minnettar olduğu annesinin bir gün öğretmen olacağına hep inandığını dile getirdi.
Yaşı ilerledikçe zorlukların da peşini hiç bırakmadığına ama pes etmeden, azimle yoluna devam ettiğine dikkati çeken Uzunoğlu, şöyle konuştu:
“İlkokulu bitirdikten sonra başaramayacağım empoze edilmeye çalışıldı. Hem psikolojik hem fiziksel bir savaş vermem gerekti ama bu beni yıldırmadı. Hatta daha da güçlendirdi. Tek çıkış kapım okumaktı. Okula gelmezsem sosyalleşebildiğim bir yer yoktu. Dışarda oyun oynayamıyorsunuz ama okulda arkadaşlarınız var. Okul benim özgürleşme alanımdı ve halen de öyle. Annem olmasa ben bunları başaramazdım. Okula beni getirdiğinde öğretmenler odasında beklerdi. Göze batmamak için öğretmenler odasını temizler, çay kahve yapardı. Bir gün öğretmen olup anneme öğretmenler odasında çay içirmek istiyordum. Geçen yıl atanınca, ilk yaptığım şey anneme öğretmen odasında çay içirmekti.”
Annesinin hayalini de gerçeğe dönüştürdü
Hayattaki en büyük şansının annesi olduğunu düşündüğünü belirten Uzunoğlu, şöyle devam etti:
“Annem evlenmek için üniversiteyi yarıda bırakmış. Dedim ki, bütün hayallerini bende gerçekleştireceksin. 2019’da üniversiteden mezun oldum, törende kepi birlikte attık. Çabam birilerine örnek olursa mutlu olurum. Benim konuşabilmem, oturabilmem bile mümkün görünmüyormuş ama başardım. Engelliler asla vazgeçmesin, olumsuzluklara karşı kulak tıkasınlar. İstendikten sonra her şey yapılır.”
“Zorluk çektik ama başardık. Çünkü birbirimize söz vermiştik”
İki çocuk annesi Yaşar Cüccam ise yeri geldiğinde sırtında okula götürdüğü kızı Ayşe’nin, 5 yaşında konuşmaya başladığını, 8 yaşında destekle ayakta durabildiğini söyledi.
Tüm hayatını kızının eğitimine adadığını vurgulayan Cüccam, şunları anlattı:
“Kızını eve götür, adresleri öğrensin yeter, dediler ama biz yılmadık. ‘Üniversiteyi yarım bıraktım ama kızıma bıraktırmayacağım’ dedim. Maddi açıdan çok sıkıntılar yaşadık. Üniversitenin kafeteryasında çalıştım. Zorluk çektik ama başardık. Çünkü birbirimize söz vermiştik. Kızım bana verdiği sözleri tuttu. O kep ve cübbeyi bana giydirdi. Şimdi öğretmenler odasına girdiğimde, herkes bana, ‘Hocamın annesi’ diyor. Çok mutlu oluyorum. Allah devletimize zeval vermesin. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Karaman Valiliği bize çok yardım etti.”
]]>Antalya’da önceki gece başlayan şiddetli yağış sonrası meydana gelen sel felaketi üzerine kente gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Vali Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve AFAD yetkilileri ile AFAD İl Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenledi. Bölgenin çok yoğun yağış aldığına dikkati çeken Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Özellikle Kepez ilçesinde 24 saatte metrekareye 372 kilogram yağış düştü. Muratpaşa ilçemizde 277 kilogram metrekareye yağış düştü. Döşemealtı ilçemiz de 69 kilogramlık yağış aldı. Yağışlar bugün 18.00’e kadar yine yoğun devam edecek. Sonra azalarak, yarın saat 12.00’ye kadar yağışların kısmi devam edeceğini Meteoroloji’den görmüş olduğumuz raporlar doğrultusunda biliyoruz. Bugün itibarıyla Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bölgedeki turuncu uyarısını da kaldırmış durumda. Bölge şu anda yeşil konumda dedi.
2 BİN 493 SU BASKINI OLAYI YAŞANDI
112 Acil Çağrı Merkezi’ne vatandaşlardan gelen toplam ihbar sayısının 5 bin civarında olduğunu açıklayan Karaloğlu, Bunun 2 bin 493’ü su basmasıyla ilgili. Hem konutların, hem iş yerlerinin, hem kamu binalarının su baskınıyla ilgili ihbar sayısı. Bunların büyük kısmına müdahale edildi. Şu anda 426 noktada çalışmalar devam ediyor. İnşallah gün içerisinde kalan 426 noktadaki su tahliye çalışmalarımızı da tamamlarız diye temenni ediyoruz. Maalesef Halil Yıldız isimli vatandaşımız Gıyaseddin Keyhüsrev Kavşağı’nda aracıyla su ve balçığa girdikten sonra orada hayatını kaybetti. Rabb’im tekrar rahmet etsin. Üç vatandaşımızın da su baskını dolayısıyla hafif yaralandığıyla ilgili sağlık birimlerimizin bilgisi var diye konuştu.
1200 DEKAR TARIM ALANI ZARAR GÖRDÜ
Tarımsal alanda 211 çiftçinin 1200 dekarda, özellikle Aksu bölgesinde sera zararı yaşandığını açıklayan Karaloğlu, Bölgede şu anda su olduğu için tarımsal alanlardaki zarar tespit çalışmalarına başlayamadık. Suların çekilmesini bekliyoruz. Yine 14 küçükbaş hayvanın telef olduğuyla ilgili raporumuz var. Dün Kepez Devlet Hastanesi’nde sabah saatlerinde ciddi su baskını vardı. Hızlı bir şekilde Kepez Devlet Hastanesi’ndeki sorunlar giderildi. Şu anda tam teşekküllü olarak vatandaşımıza hizmet vermeye devam ediyor. Kamu binalarından öğrenci yurtları, okul binalarımız, diğer semt polikliniği gibi alanlarda da sorunlarımız var. Oradaki çalışmalar da devam ediyor. Bugün kamu binalarında, özellikle okullarda, okulların bahçelerinde ve bodrumlarındaki su birikintileriyle ilgili tahliyelerimiz devam edecek dedi.
OKULLAR DEVAM EDECEK
Dün ve bugün tatil edilen Muratpaşa Kepez, Döşemealtı, Konyaaltı ve Aksu’da okullardaki sorunların giderilip, yarın eğitime devam edileceğini duyuran Karaloğlu, Dün yaşanan yoğun yağış dolayısıyla 989 vatandaşımızı da çeşitli bölgelerden tahliye etmiştik. Şu anda şehir içerisinde trafikte bir sorun olmamakla beraber Çallı ve Demokrasi Kavşağı’nda battı-çıktı kısmındaki su tahliyesi, temizlik çalışmaları devam ediyor. Günün sonunda iki kavşağın su tahliyelerini tamamlayarak trafiğe açmayı hedefliyoruz. Çallı Kavşağı’ndaki su birikintisi dolayısıyla Kepez-Üniversite tramvay hattı da şu anda çalışmıyor. Gün içerisinde oradaki su tahliyesinden sonra inşallah kentin tramvay hattını da Büyükşehir Belediyemiz tekrar hizmete alır diye düşünüyoruz diye konuştu.
HASAR TESPİT EKİPLERİ SAHADA
Ev, iş yeri, su baskınları nedeniyle oluşan vatandaşların zararına yönelik Afet Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmalarına dün başladığını anlatan Karaloğlu, bugün 360 kişilik ekiple sahada çalışmaların sürdüğünü söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı 50 kişilik afet tespit komisyonunun da sahada olduğunu belirten Karaloğlu, Dün bir binanın zemininde çökme meydana gelmesi dolayısıyla 1 apartman boşaltıldı. Orada yaşayan 26 vatandaşımız da geçici barınma merkezlerine tahliye edildi. Bugün o binayla ilgili arkadaşlarımız hasar tespit çalışmalarını tamamlayacak. Binanın yapısal sorunu var mı yok mu Şu anda kentte bir enerji sorunu yok, kısmi aboneliklerle ilgili olabilir ama genel olarak mahallelerde enerji, haberleşme sorunumuz yok. Kentin genelinde ulaşım sorunu da şu anda şu saat itibarıyla yok. İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya 20 milyonluk ve acil yardım ödeneğini Antalya’ya göndermişti. Bugünkü Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmaları sonrasında ihtiyaç olan ödenek inşallah Antalya Valiliğimize gönderilecek. ve vatandaşımızı kısmen de olsa rahatlatmış olacağız dedi.
1 AYLIK YAĞIŞIN 3 KATI 1 GÜNDE YAĞDI
Diğer yandan Meteoroloji’nin raporlarına göre, dün saat 23.30 itibarıyla metrekareye Kepez’de 372,2 kilogram, Muratpaşa’da 277 kilogram, Döşemealtı’nda 69,04 kilogram yağış düştü. 1 ayda yağması beklenen yağışın 3 katı 1 günde yağdı. Yağışların bu gece saatlerine kadar etkili olması bekleniyor. Antalya’nın Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 4 bin 156 ihbar geldi. UMKE timleri tarafından 112 ambulanslarının ulaşamadığı 9 vakaya müdahale edildi, 1’i ağır olmak üzere 8 kişinin tedavisi devam ediyor. Aşırı yağışlar sonucu Kepez, Muratpaşa ve özellikle Aksu’da 211 üreticinin 1200 dekar örtü altı tarım alanında zarar oluştu, 14 küçükbaş yaşamını yitirdi.
KAMU TESİSLERİNDE MEYDANA GELEN HASARLAR
Kepez Devlet Hastanesi’nde, dün sabah saatlerinde aşırı yağış nedeniyle yaşanan olumsuzluklar hızlıca giderilip kesintisiz hizmete devam edildi. Şehzade Korkut, Elmalılı Hamdi Yazır ve Muratpaşa yurtlarının bodrum katlarında biriken sular tahliye edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne ait Gıda Kontrol Laboratuvarı’nın bodrum katındaki suyun tahliyesi devam ediyor. Kepez ilçesinde 109 okulun 24’ünün bahçesine su doldu. 27 okulun elektrik sistemlerinde arızalar meydana geldi. 22 okulun çatısı su akıttı, 24 okulun bodrum katını, 9 okulun spor salonunu ve 3 okul pansiyonunu su bastı. Muratpaşa ilçesinde 7 okulun bodrum katlarında su baskınları oldu ve bahçeleri suyla doldu. Olay bölgesinde Afyonkarahisar, Aydın, Burdur, İzmir, Denizli, Konya, Isparta, Ankara, Düzce, Eskişehir, Mersin illerinden gelen destek ekipleriyle 2 bin 544 personel, 432 araç, 356 motopomp ve 7 bot görev yapıyor. Afet Zarar Tespit Grubu’na 4 bin 109 başvuru yapılırken, 140 konuta ait zarar tespiti belirlendi. Bugün 360 kişiden oluşan zarar tespit ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde riskli görülen 1 binanın tedbiren tahliye edilmesine karar verildi. Tahliye edilen ve barınma talebi olan 26 vatandaşa geçici barınma imkanı sağlandı. Bugün diğer hasar ihbarlarına yönelik saha çalışmaları sürdürülecek.
MAHSUR KALAN KEDİYİ KURTARDI
Diğer yandan Antalya’da 2 gündür etkili olan sağanaktan, sokak hayvanları da etkilendi. Sağanak nedeniyle çok sayıda kedi ve köpek yaşamını yitirdi. Meydankavağı Mahallesi’ndeki bir apartmanın bodrum katını basan su nedeniyle duvarın üzerinde mahsur kalan bir kediyi kurtarmak için binada oturanlar seferber oldu. AFAD gönüllüsü Gülcan Demirbilek, belini geçen suyun içine girerek, kediyi bulunduğu yerden alıp, kurtardı. Boyuna kadar gelen suya giren Demirbilek, Rabb’im sen yardım et diyerek kediyi mahsur kaldığı yerden aldı.Antalya Valiliği, Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ilçelerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle moto kuryelerin trafiğe çıkışına yönelik kısıtlamayı ise kaldırdı. (DHA)
]]>İÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, meteorolojinin, Antalya’da felakete neden olan sağanağa ilişkin ‘turuncu kod’ uyarısını kaldırıp ‘yeşil’e döndürdüğünü söyledi.
Antalya’da önceki gece başlayan şiddetli yağış sonrası meydana gelen sel felaketi üzerine kente gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Vali Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve AFAD yetkilileri ile AFAD İl Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenledi. Bölgenin çok yoğun yağış aldığına dikkati çeken Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, “Özellikle Kepez ilçesinde 24 saatte metrekareye 372 kilogram yağış düştü. Muratpaşa ilçemizde 277 kilogram metrekareye yağış düştü. Döşemealtı ilçemiz de 69 kilogramlık yağış aldı. Yağışlar bugün 18.00’e kadar yine yoğun devam edecek. Sonra azalarak, yarın saat 12.00’ye kadar yağışların kısmi devam edeceğini Meteoroloji’den görmüş olduğumuz raporlar doğrultusunda biliyoruz. Bugün itibarıyla Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bölgedeki turuncu uyarısını da kaldırmış durumda. Bölge şu anda yeşil konumda” dedi.
2 BİN 493 SU BASKINI OLAYI YAŞANDI
112 Acil Çağrı Merkezi’ne vatandaşlardan gelen toplam ihbar sayısının 5 bin civarında olduğunu açıklayan Karaloğlu, “Bunun 2 bin 493’ü su basmasıyla ilgili. Hem konutların, hem iş yerlerinin, hem kamu binalarının su baskınıyla ilgili ihbar sayısı. Bunların büyük kısmına müdahale edildi. Şu anda 426 noktada çalışmalar devam ediyor. İnşallah gün içerisinde kalan 426 noktadaki su tahliye çalışmalarımızı da tamamlarız diye temenni ediyoruz. Maalesef Halil Yıldız isimli vatandaşımız Gıyaseddin Keyhüsrev Kavşağı’nda aracıyla su ve balçığa girdikten sonra orada hayatını kaybetti. Rabb’im tekrar rahmet etsin. Üç vatandaşımızın da su baskını dolayısıyla hafif yaralandığıyla ilgili sağlık birimlerimizin bilgisi var” diye konuştu.
1200 DEKAR TARIM ALANI ZARAR GÖRDÜ
Tarımsal alanda 211 çiftçinin 1200 dekarda, özellikle Aksu bölgesinde sera zararı yaşandığını açıklayan Karaloğlu, “Bölgede şu anda su olduğu için tarımsal alanlardaki zarar tespit çalışmalarına başlayamadık. Suların çekilmesini bekliyoruz. Yine 14 küçükbaş hayvanın telef olduğuyla ilgili raporumuz var. Dün Kepez Devlet Hastanesi’nde sabah saatlerinde ciddi su baskını vardı. Hızlı bir şekilde Kepez Devlet Hastanesi’ndeki sorunlar giderildi. Şu anda tam teşekküllü olarak vatandaşımıza hizmet vermeye devam ediyor. Kamu binalarından öğrenci yurtları, okul binalarımız, diğer semt polikliniği gibi alanlarda da sorunlarımız var. Oradaki çalışmalar da devam ediyor. Bugün kamu binalarında, özellikle okullarda, okulların bahçelerinde ve bodrumlarındaki su birikintileriyle ilgili tahliyelerimiz devam edecek” dedi.
OKULLAR DEVAM EDECEK
Dün ve bugün tatil edilen Muratpaşa Kepez, Döşemealtı, Konyaaltı ve Aksu’da okullardaki sorunların giderilip, yarın eğitime devam edileceğini duyuran Karaloğlu, “Dün yaşanan yoğun yağış dolayısıyla 989 vatandaşımızı da çeşitli bölgelerden tahliye etmiştik. Şu anda şehir içerisinde trafikte bir sorun olmamakla beraber Çallı ve Demokrasi Kavşağı’nda battı-çıktı kısmındaki su tahliyesi, temizlik çalışmaları devam ediyor. Günün sonunda iki kavşağın su tahliyelerini tamamlayarak trafiğe açmayı hedefliyoruz. Çallı Kavşağı’ndaki su birikintisi dolayısıyla Kepez-Üniversite tramvay hattı da şu anda çalışmıyor. Gün içerisinde oradaki su tahliyesinden sonra inşallah kentin tramvay hattını da Büyükşehir Belediyemiz tekrar hizmete alır diye düşünüyoruz” diye konuştu.
HASAR TESPİT EKİPLERİ SAHADA
Ev, iş yeri, su baskınları nedeniyle oluşan vatandaşların zararına yönelik Afet Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmalarına dün başladığını anlatan Karaloğlu, bugün 360 kişilik ekiple sahada çalışmaların sürdüğünü söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı 50 kişilik afet tespit komisyonunun da sahada olduğunu belirten Karaloğlu, “Dün bir binanın zemininde çökme meydana gelmesi dolayısıyla 1 apartman boşaltıldı. Orada yaşayan 26 vatandaşımız da geçici barınma merkezlerine tahliye edildi. Bugün o binayla ilgili arkadaşlarımız hasar tespit çalışmalarını tamamlayacak. Binanın yapısal sorunu var mı yok mu? Şu anda kentte bir enerji sorunu yok, kısmi aboneliklerle ilgili olabilir ama genel olarak mahallelerde enerji, haberleşme sorunumuz yok. Kentin genelinde ulaşım sorunu da şu anda şu saat itibarıyla yok. İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya 20 milyonluk ve acil yardım ödeneğini Antalya’ya göndermişti. Bugünkü Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmaları sonrasında ihtiyaç olan ödenek inşallah Antalya Valiliğimize gönderilecek. ve vatandaşımızı kısmen de olsa rahatlatmış olacağız” dedi.
1 AYLIK YAĞIŞIN 3 KATI 1 GÜNDE YAĞDI
Diğer yandan Meteoroloji’nin raporlarına göre, dün saat 23.30 itibarıyla metrekareye Kepez’de 372,2 kilogram, Muratpaşa’da 277 kilogram, Döşemealtı’nda 69,04 kilogram yağış düştü. 1 ayda yağması beklenen yağışın 3 katı 1 günde yağdı. Yağışların bu gece saatlerine kadar etkili olması bekleniyor. Antalya’nın Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 4 bin 156 ihbar geldi. UMKE timleri tarafından 112 ambulanslarının ulaşamadığı 9 vakaya müdahale edildi, 1’i ağır olmak üzere 8 kişinin tedavisi devam ediyor. Aşırı yağışlar sonucu Kepez, Muratpaşa ve özellikle Aksu’da 211 üreticinin 1200 dekar örtü altı tarım alanında zarar oluştu, 14 küçükbaş yaşamını yitirdi.
KAMU TESİSLERİNDE MEYDANA GELEN HASARLAR
Kepez Devlet Hastanesi’nde, dün sabah saatlerinde aşırı yağış nedeniyle yaşanan olumsuzluklar hızlıca giderilip kesintisiz hizmete devam edildi. Şehzade Korkut, Elmalılı Hamdi Yazır ve Muratpaşa yurtlarının bodrum katlarında biriken sular tahliye edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne ait Gıda Kontrol Laboratuvarı’nın bodrum katındaki suyun tahliyesi devam ediyor. Kepez ilçesinde 109 okulun 24’ünün bahçesine su doldu. 27 okulun elektrik sistemlerinde arızalar meydana geldi. 22 okulun çatısı su akıttı, 24 okulun bodrum katını, 9 okulun spor salonunu ve 3 okul pansiyonunu su bastı. Muratpaşa ilçesinde 7 okulun bodrum katlarında su baskınları oldu ve bahçeleri suyla doldu. Olay bölgesinde Afyonkarahisar, Aydın, Burdur, İzmir, Denizli, Konya, Isparta, Ankara, Düzce, Eskişehir, Mersin illerinden gelen destek ekipleriyle 2 bin 544 personel, 432 araç, 356 motopomp ve 7 bot görev yapıyor. Afet Zarar Tespit Grubu’na 4 bin 109 başvuru yapılırken, 140 konuta ait zarar tespiti belirlendi. Bugün 360 kişiden oluşan zarar tespit ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde riskli görülen 1 binanın tedbiren tahliye edilmesine karar verildi. Tahliye edilen ve barınma talebi olan 26 vatandaşa geçici barınma imkanı sağlandı. Bugün diğer hasar ihbarlarına yönelik saha çalışmaları sürdürülecek.
MAHSUR KALAN KEDİYİ KURTARDI
Diğer yandan Antalya’da 2 gündür etkili olan sağanaktan, sokak hayvanları da etkilendi. Sağanak nedeniyle çok sayıda kedi ve köpek yaşamını yitirdi. Meydankavağı Mahallesi’ndeki bir apartmanın bodrum katını basan su nedeniyle duvarın üzerinde mahsur kalan bir kediyi kurtarmak için binada oturanlar seferber oldu. AFAD gönüllüsü Gülcan Demirbilek, belini geçen suyun içine girerek, kediyi bulunduğu yerden alıp, kurtardı. Boyuna kadar gelen suya giren Demirbilek, “Rabb’im sen yardım et” diyerek kediyi mahsur kaldığı yerden aldı.
Antalya Valiliği, Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ilçelerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle moto kuryelerin trafiğe çıkışına yönelik kısıtlamayı ise kaldırdı.
]]>Bu tartışma aynı zamanda Kazakistan’daki kimlik arayışını yansıtıyor: Ülke yönetimi İslam’a bağlılığını ortaya koyarken, Sovyet döneminden kalma kuralları gevşetme konusunda hala isteksiz.
Karagandalı yedinci sınıf öğrencisi Anelya, 13 yaşında hayalini gerçekleştirerek prestijli Nazarbayev Entelektüel Okulu’na (NIS) girmeyi başardı.
Kazakistan’ın eski cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in adını taşıyan bu okulda Anelya’nın planı onun izinden giderek ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı olmaktı.
Anelya, sınavlarda başarılı oldu ve yaklaşık 800 başvuru arasından en iyi 16. sonucu aldı.
Ağustos ayında hazırlık sınıfına katıldı, ancak ilk gün ailesi okula çağrıldı ve kızlarının orada okuyamayacağı söylendi.
Gerekçe ise 13 yaşından itibaren takmaya başladığı başörtüsüydü.
“NIS’te başörtümü taktığımda kendimi diğerlerinden farklı hissetmedim: Bu sadece bir kıyafet, bir aksesuar. Derslerimi ya da diğer öğrencilerle ilişkilerimi etkilemedi. Sınıf arkadaşlarım da bunu sorun etmedi” diyor Anelya.
Kazakistan’da Müslüman nüfus çoğunlukta. 2022 nüfus sayımına göre nüfusun % 69’u kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Ancak başka araştırmalara göre dindar Kazakların üçte birinden azı kendini koyu dindar olarak görüyor.
Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de İslam’a bağlılığını açıkça ifade ediyor. Oysa Kazakistan anayasal olarak laik bir ülke.
Anelya gibi onlarca öğrenci, nüfusunun çoğunluğu Rusça konuşan bir sanayi şehri olan Karaganda’da benzer sorunlarla karşılaştı.
Ekim ayında, oradaki 47 kız öğrencinin ebeveynlerinin “Kazakistan Cumhuriyeti’nde eğitimle ilgili yasaların öngördüğü şekilde” sorumluluklarını yerine getirmedikleri için hukuk davalarıyla karşı karşıya oldukları ortaya çıktı.
2016 yılında eğitim bakanlığı “herhangi bir mezhebe ait dini kıyafetlerin okul formalarına dahil edilmesine izin verilmediğini” belirten bir yönerge yayınladı.
“Laik devlete dair açık bir tanım yok”
Ebeveynler ve insan hakları savunucularına göre okul yetkililerinin, vatandaşların kamu kurumlarında ücretsiz eğitim alma hakkını garanti altına alan Kazak anayasasının üzerinde bir bakanlık yönergesine öncelik vermesi kabul edilemez.
Bu tür durumlarda dindar ailelere yardımcı olan insan hakları aktivisti Zhasulan Aitmagambetov, “Kızların okul yetkililerinin baskısı altında başörtülerini çıkardığı birçok vaka var” diyor:
“Birkaçı direniyor ama derslere katılamıyor. Bu baskı, okullardaki dindarların sayısını azaltmanın bir yolu.”
Kazakistan hükümeti okullarda başörtüsü sorununu ele alırken devletin anayasa tarafından da güvence altına alınan laik yapısını vurguluyor.
Cumhurbaşkanı Tokayev, Ekim ayında yaptığı açıklamada, “Okulun öncelikle çocukların bilgi edinmek için geldikleri bir eğitim kurumu olduğunu unutmamalıyız. Çocukların seçimlerini büyüdükten ve kendi dünya görüşlerine sahip olduktan sonra yapmalarının daha doğru olacağına inanıyorum” dedi.
Almatı’daki Felsefe, Siyaset Bilimi ve Dini Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan dini çalışmalar uzmanı Asıltay Taşbolat, “Yetkililer ve uzmanlar arasında ‘laik devlet’ kavramının ne anlama geldiğine dair açık ve somut bir tanım yok. Toplumumuz henüz olgunlaşmadı ve tartışmanın her iki tarafı da ‘laikliği’ kendine göre yorumluyor. Bazı vatandaşlar laikliği ateizm olarak anlıyor” diyor.
Bazı ülkeler, Müslüman kadınların kamusal alanlarda belirli kıyafetler giymesine kısıtlama uyguluyor.
Bu kısıtlamalar genellikle başörtüsünden ziyade peçe gibi yüz kapatan örtüler için geçerli.
Çoğunluğu Müslüman olan devletlerin bu tür yasaklar getirmesi nadir olsa da Kazakistan’ın komşuları olan eski Sovyet cumhuriyetleri Özbekistan ve Tacikistan bu tür ülkeler arasında.
Bağımsızlıktan sonra Kazakistan’da dini dernekler gelişti ve camiler inşa edilmeye başlandı.
Sovyet döneminde birkaç düzine olan cami sayısı şimdi neredeyse üç bine ulaştı.
Ancak Sovyet döneminde dini işlere müdahale eden kurumun yerini, Kazak kültürüne ve laik devlet ilkelerine uygun geleneksel bir İslam versiyonunu teşvik etmekle görevli devlet destekli bir kurum olarak Kazakistan Müslümanlarının Ruhani İdaresi (DUMK) aldı.
Kazak hükümeti din üzerindeki kontrolü bir ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor. Araştırmacılar 2005 yılından bu yana Kuzey Kafkasya, Afganistan-Pakistan bölgesi ile Suriye ve Irak’taki İslamcı hareketlerin etkisiyle ülkede aşırı dinciler tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarının arttığına dikkat çekiyor.
Kazakistan 2011 yılında ilk intihar saldırısını yaşamış, 2016’da ise silah dükkanlarına ve bir askeri üsse düzenlenen silahlı saldırılarda 25 kişi hayatını kaybetmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, saldırganların İslam’ın köktendinci Selefi koluna mensup olduklarını açıkladı.
Sonraki yıllarda hükümet, dini cemaatlerin kayıt altında tutulması için yasal bir zorunluluk ve özel evlerde dini ayinlerin yapılmasının yasaklanması da dahil olmak üzere inanç alanında çeşitli kısıtlamalar getirdi.
“Alternatif bir eğitim yolu sunmuyorlar”
Hükümet bu tür önlemlerin amacını ülkeyi “radikal” dini fikirlerden korumak olarak açıklarken, insan hakları aktivistleri yasaların inananların haklarını sınırladığını ve devletin dini örgütlenmeyi sıkı bir şekilde kontrol etmesini sağladığını savunuyor.
Geçtiğimiz Ekim ayında hükümet, terörizmin ve köktendinciliğin teşvik edilmesine karşı yasa hazırlamak istediğini açıkladı.
Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva’ya göre yasa, bireylerin tanınması için peçe ve diğer yüz örtülerinin kamusal alanda takılmasını yasaklayacaktı, ama başörtüsünü yasaklamak gibi bir niyet olmadığını söyledi.
Anelya ise başörtüsü nedeniyle okuldan atıldı.
Babası Bolat Musin, kızının okuldan atılmasının yasalara aykırı olduğuna inanıyor. Okulun dini inanç sembollerinin takılmasını yasaklayan iç yönergelerinin iptali, kızının iadesi ve manevi zararlarının tazmini için dava açtı.
“Yetkililer ya bizi bir bürokratik kurumdan diğerine attılar ya da sadece başörtüsünü çıkarmamızı söylediler” diyor.
“Devletten net bir cevap bekliyoruz. Dindar bireyler olarak ne yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösterin. Bizi şu seçenekle baş başa bırakmayın: ‘Toplumumuzda yaşamak istiyorsanız dininizi terk edin’.”
Karaganda’daki NIS okul yetkilileri Anelya’nın atılmasıyla ilgili yorum yapmayı reddetti. Haberin yayınlandığı sırada Eğitim Bakanlığı BBC’nin yorum taleplerine yanıt vermemişti.
DUMK, hükümetin yasaklarını doğrudan eleştirmemekle birlikte, Şeriat’ın kızların ergenliğe ulaştıklarında başörtüsü takmalarını gerektirdiğine dikkat çekerek ihtiyatlı bir açıklama yaptı. DUMK, hükümetin kendi görüşlerini dikkate alacağını umduğunu belirtti.
İnsan hakları aktivisti Zhaslan Aitmagambetov, Karaganda’daki dindar ailelerin kız çocuklarını eğitmek için hiçbir seçenekleri olmadığını söylüyor.
Ülkenin diğer bölgelerinde özel kız okulları var, ancak bunların yıllık maliyeti 700.000 tenge’ye (1.500 dolar) kadar çıkıyor.
Kazakistan’da ayrıca dokuz medrese var ancak bunların hepsi kızları kabul etmiyor.
“Bu konuyu bu yıl ve geçen yıl defalarca gündeme getirdik. Başörtüsü yasağından bahsediyorlar ama alternatif bir eğitim yolu sunmuyorlar” diyor Aitmagambetov.
İlüstrasyonlar: Maharram Zeynalov
]]>KAYSERİ – Kayseri’de bulunan Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Teknolojileri öğretmen ve öğrencileri tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullardan ilk olarak yerli adblue üretimi yapılıyor.
Pandemi ve asrın felaketi olan depremlerde de adeta bir fabrika gibi çalışan Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, dezenfektandan deprem çadırına ve hijyen malzemelerine kadar üretim yaparak, katkıda bulunmuştu. Son 1 yıldır da Arimo ismini verdikleri yerli ve milli olan adblue üretimini yapan okul, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar arasında ilk olarak ürettikleri yerli adblueyu yollara kavuşturuyor.
Yaklaşık 1 yıldır ürettikleri adblue ile okul sermayesinin toplamına yüzde 90 oranında katkıda bulunduklarını söyleyen Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Özgül, “Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kimya teknolojisi alanında temizlik ürünlerinin yanı sıra yaklaşık 1 yıldır da Arimo Adblue adını verdiğimiz adblue üretimini yapmaktayız. Tekstil teknolojileri alanında baskı üretimi devam ediyor. Pandemi döneminde dezenfektan ve hijyen malzemelerinin yanı sıra da yaklaşık 150 bin civarında maske üretimi oldu. Türkiye’de ilk N95 maske üretimi yapan okul olduk. Şu anda da kimya teknolojisi alanında adblue üretimine devam ediyoruz. Yaklaşık 300-400 bin TL harcama yapılarak bu tesis kuruldu. 2023 yılının okulumuzun döner sermayesi 75 bin TL’ydi. Bu 75 bin TL ile 2023 yılında da yaklaşık 2 milyon TL’ye yakın ciro yaptık. Bunun yüzde 90’ı adblue üretiminden gelen bir ciro. Özellikle resmi kurumlarla sözleşmemiz var. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kayseri Ulaşım A.Ş. ve Devlet Su İşleri gibi resmi kurumlara tonajla adblue üretimi yapıp satışını gerçekleştiriyoruz. Özel firmalara da tonajla veriyoruz. Bu şekilde de üretimimize devam ediyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 150 ton civarında adblue üretimi yaparak satışını gerçekleştirdik. Hedefimiz Kayseri’de ve Türkiye’de inşallah markalaşmak ve büyümek. Yerli ve milli olarak üretimlerimizi gerçekleştirmek” dedi.
Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Teknolojileri Kimya Alan Şefi Yaşar Yağmur ise bu çalışmayı yapan ilk okul olmaktan mutluluk duyduklarını söyleyerek, “Biz burada aşağı yukarı 2010’dan beri üretim yapıyoruz. Son 1 yıl içerisinde de adblue dediğimiz ürünü üretiyoruz. Adbluenun Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar içerisinde üretimini yapan ilk ve okul bizim okulumuz. Yaklaşık 1,5-2 milyon TL civarında bir ciromuz var. Genellikle resmi kurumlara ve özel transport şirketlere veriyoruz. Adbluenun amacı ise 2016 yılından sonra kullanılan dizel araçlarda kullanılan bir ürün. Buradaki amaç hava kirletmeme. Egzozdan organik maddelerin yanması sonucunda çıkan karbondioksit ve azot gazları motorla ısındığı zaman azot oksitlere dönüşüyor. Bunlar da havadaki asit yağmurlarına sebep oluyor. Biz de bunu ortadan kaldırmak için egzozdan çıktıktan sonra katalizör var ve burada azot oksit gazlarını yüksek ısıda azota dönüştürüyor. Azot da zaten atmosferde yüzde 78 oranında bulunuyor. Hem çevreye herhangi bir zararı yok hem de bitkilere yararlı oluyor. Şu anda biz yanımızda çalışan yaklaşık 30 öğrenciyle ve 7 öğretmen arkadaşla birlikte adblue üretimini yapıyoruz. Bunu yapan ilk okul olmamız bizi mutlu etti ve bulunduğumuz ortamda da karbon ayak izi 1,2 civarında. Dünyadaki karbon ayak izi 1,5 olduğu zaman kırmızı alarm dediğimiz durum olduğu zaman buzulların çok fazla erimesi, denizlerin yükselmesi ve dolayısıyla sonuç olarak da sel felaketlerine yol açar. Biz de karbon ayak izini azaltmak için adblue üretiyoruz. Burada zaten karbondioksit salınımı olmuyor. Adblue da karbondioksit yerine azot gazı salınımı oluyor. Bu da çevredeki karbon ayak izini düşürüyor ve çevre emisyonunu da azaltıyor” ifadelerini kullandı.
]]>Okulun müdür vekili ve beden eğitimi öğretmeni Küreş, 2013 yılında Kırklareli’ne yaklaşık 57 kilometre, Pınarhisar ilçesine 12 kilometre mesafedeki Cevizköy’de bulunan ortaokulda göreve başladı.
Küreş, okul deposundaki patlak topları görünce branşı gereği öğrencilerini spora olan ilgisini artırmak için fazlaca mesai yapması gerektiğini anladı.
Hem sağlıklı nesiller yetiştirmek hem de öğrencilerin okula ilgisini artırmak isteyen Küreş, “Üç patlak topun başarı hikayesi” adını verdiği bir proje uygulamaya koydu. Projenin amacı öğrencileri çeşitli spor branşlarıyla tanıştırmak ve sporu sevdirmekti.
Küreş, kısa sürede amacına ulaştı, spor ile tanışan öğrencilerin okula bağlılığı ve derslerdeki başarısı artmaya başladı.
Ardından “Kalbine dokun ki kalbine dokunsun” projesi ile de öğrencilere bocce, okçuluk, futsal gibi 16 spor branşını da öğreten Küreş, kısa sürede bir hayırseverin desteğiyle 84 mevcutlu köy okuluna tam donanımlı bir spor salonu kazandırdı.
Sporla ilgilenen öğrencilerin akademik başarıları arttı
Küreş, AA muhabirine, öğretmenliğin bir insanın gelecek yolculuğundaki en önemli yol göstericisi olduğunu söyledi.
Okula atanması sonrası gördüğü patlak topların kendisini motive ettiğini anlatan Küreş, hayal ve motivasyonun olduğu yerde imkanların el birliğiyle her zaman oluşturulabileceğini gördüğünü ifade etti.
Öğrencilerle ilişkilerinin iyi olması, karşılıklı sevginin kaynaşmayı da beraberinde getirdiğini belirten Küreş, şöyle konuştu:
“Okula geldiğim yıl çocuklarla iletişimimiz çok güzel oldu. İlk önce çocuklarla birlikte küçük küçük başarılar elde etmeye başladık. Bu küçük başarılarımız ilçe ve ilimizde fark edilince imkanlar doğmaya başladı. Bir basketbol ve voleybol sahası yaptırdık okulumuza. Voleybol takımı oluşturmaya başladık daha sonra bu takımımız bir kulüp oldu. 8 yıllık serüvenimiz sonunda bu çocuklarla Türkiye Voleybol Federasyonu Kadınlar 2. Ligi’ne kadar yükseldik. Bu şekilde hayatımız devam ederken ondan sonra bir spor salonu imkanı doğdu. Hayırsever biri okulumuza spor salonu yaptırdı. Çocuklarla çizim yapa yapa, hayal ede ede spor salonumuza kavuştuk.”
Küreş, futbol, bocce, okçuluk, futsal ve atletizm alanında yarışmalara katıldıklarını ve dereceler elde ettiklerini belirtti.
Okullarının adının sporla anıldığını bildiren Küreş, sporla uğraşan çocukların akademik başarılarının da arttığını vurguladı.
“Okulumuzdaki 67 öğrencinin spor lisansı var”
Sporla öğrencilerinin özgüvenlerinin de arttığını bildiren Küreş, “Öğrenci öğretmenini, okulunu severse başarı artar. Sporla öğrencilerin özgüvenleri arttı.” dedi.
Küreş, okulda 67 öğrencinin spor lisansının olduğunu belirtti.
16 spor branşında yarışmalara katıldıklarını dile getiren Küreş, “Sporun, sanatın kesinlikle akademik başarıya katkısı çok. Akademik başarısı yüzde 50 veya 60 olan çocuklarım sporla tanışınca yüzde 80 ve 90’la ortaokul eğitimini tamamlıyor.” dedi.
“Bu okulu bize Şaban hoca sevdirdi”
Öğrencilerden Bahadır Efe Çekil ise futbol ile okulu olan ilgilisinin arttığını belirtti.
Spor sayesinde derslerinde başarılı olmaya başladığını belirten Çekil, her sabah okula gelirken heyecanlandığını kaydetti.
Öğrencilerden Cansel Çoban da taşımalı sistemle Poyralı köyünden Cevizköy Ortaokuluna geldiğini anlattı.
Okulunda lisanslı voleybolcu olduğunu bildiren Çoban, “Bu okulu bize Şaban hoca sevdirdi. Bize yakınlığı, bize öğretmenliği, abiliği ile okulu sevdirdi.” ifadelerini kullandı.
]]>Merkez Bağlar ilçesi Yunus Emre Mahallesi’ndeki Nuri Zekiye Has Ortaokulu’nda görevli 8 gönüllü öğretmen, yarıyıl tatilinden feragat ederek evde ders çalışma imkanına sahip olmayan 60 öğrenciye okulun kapılarını açtı.
Öğretmenler, öğrencilere sınıflarda konuların tekrarı için ders veriyor, kütüphanede, kitap okumalarını, test çözmelerini ve deneme sınavlarına girmelerini sağlıyor.
Nuri Zekiye Has Ortaokulu Müdürü Recep Zengin, AA muhabirine, ara tatilde öğrencilerin evde ders çalışma ortamlarının olmadığı belirtmesi üzerine öğretmenleriyle görüştüklerini söyledi.
Talepler doğrultusunda okulun kütüphanesini öğrencilerine açtıklarını aktaran Zengin, öğrencilerin konu tekrarları, deneme sınavları ve soru çözümleriyle bursluluk sınavı ve LGS’ye hazırlandığını belirtti.
Öğretmenlerin gönüllü olarak bu çalışmada yer aldığını ifade eden Zengin, şöyle konuştu:
“Öğrencilerimiz bu şartları evlerinde bulamıyor. Okulumuzu onlara seferber ettik. Öğretmenler normalde tatilde okula gelmez, memleketlerine giderdi. Ancak öğrencilerimiz için burada kaldılar. Rehber öğretmenlerimiz ödev takip sistemi geliştirdi, soru çözüm saatleri belirledi. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen kaynak kitapları öğrencilere dağıttık. Bu kitaplardaki soruların tamamı çözülüyor. Öğretmenlerimiz çocuklarımızı en iyi şekilde sınavlara hazırlıyor. Öğrencilerin olumlu dönüşleri bizleri mutlu ediyor. Yarıyıl tatili olmasına rağmen gönüllü öğretmenlerimizle öğrencilerimize hizmet vermemiz bizleri mutlu ediyor.”
“Tatilde okulumuzun ve sınıflarımızın kapısı kapanmadı”
Türkçe öğretmeni Gülay Ay Dinç de Antalya’dan geldiğini, Diyarbakır ve okulda ikinci yılı olduğunu kaydetti.
Tatillerde genellikle memleketine gitmeyi tercih ettiğini anlatan Dinç, öğrencilerinin kendilerine daha çok ihtiyacının olduğunu gördüğü için gönüllü meslektaşlarıyla memleketine gitmek yerine okulda bulunduğunu aktardı.
Öğrencilerinin ev ortamında ders çalışma imkanı çok bulamadığını belirten Dinç, şöyle devam etti:
“Öğrenciler ders çalışırken takıldığı sorularda bizlere ihtiyacı var. Yarıyıl tatilinde memlekete gitmedim. Tatilde okulumuzun ve sınıflarımızın kapısı kapanmadı. Her zaman öğrencilerimize açık. Öğrencilerimiz ihtiyaç duyduğu her anda onlara elimizi uzatmak için burada onların yanındayız.”
“Öğrencilerimiz için güzel bir fırsat”
Fen Bilimleri öğretmeni Pınar Altunç ise evde ders çalışma imkanı olmayan öğrencileri liselere giriş ve bursluluk sınavlarına hazırladıklarını bildirdi.
Altunç, şöyle dedi:
“Biz okurken böyle imkanlarımız yoktu. Okul idaremiz böyle bir çalışmadan bahsedince gözlerimin dolduğunu hissettim. Bu bölgenin çocuğu olarak böyle bir imkana sahip olmak isterdim. Öğrencilerimiz için güzel bir fırsat. Öğrencilerimiz, derslerine çalışarak bu fırsatı değerlendiriyor. Onların daha iyi şartlarda ders çalışması için buradayız. Bu nedenle gururluyuz ve mutluyuz.”
8. sınıf öğrencisi Afşin Çakmak ise yarıyıl tatilinde evde ders çalışma ortamlarının olmadığını ifade etti.
Çakmak, “Burada soru çözüyoruz, anlamadığımız konuları öğretmenlerimize soruyoruz. Burada ders çalışırken hayallerime bir adım daha yaklaştığımı düşünüyorum. Rehber öğretmenliğimizin hazırladığı programa uyarak çalışıyoruz. Okuldaki rahat ve konfor evde yok. Okulda soruları daha iyi anlıyorum.” ifadelerini kullandı.
5. sınıf öğrencisi Polat Gezer de ders çalışmayı sevdiğini ancak evde bu imkanın olmadığını dile getirerek, desteklerinden ötürü okul idaresi ve öğretmenlere teşekkür etti.
]]>Özel okullarda erken kayıt döneminin başlamasıyla beraber fahiş zamlar, gündemdeki yerini korudu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme sadece ara sınıflarda eğitim gören öğrencileri kapsarken; birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıflardaki öğrencilerin velilerini ise yüksek fiyatlar bekliyor. Öte yandan bazı özel okullar yan ödemelere fahiş zamlar uygulayarak Bakanlığın ara sınıflar için yaptığı düzenlemeyi delmeyi amaçlıyor. Bu duruma isyan eden veliler, Şikayetvar üzerinden şikayetlerini dile getirdi.
Konuyla ilgili Şikayetvar’a ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı:
YÜZDE 150’NİN ÜZERİNDE ZAM TALEP EDİLİYOR
Her sene yüzde 150’nin üzerinde zam talep ediliyor. O kadar şikayet olmasına rağmen nasıl bunun önüne geçilemiyor? Eğitim kurumu mevzuatına bile uyulmuyor. Mevzuat da ‘Erken kayıt dönemi ocak ve mayıs ayları arasında yapılır’ diyor. Ama bu kurum aralık ayında erken kayıt adı altında fahiş zam oranlarıyla velileri kayıt yaptırmaya mecbur bırakıyor. Böyle kurumların önüne nasıl geçilir bilmiyorum ama fırsat verilmemeli.
GÜNLÜK YEMEK ÜCRETİ 333 TL
Geçen seneki okul ücretine yüzde 90, yemek ücretine yüzde 100 zam yapmış. Geçen sene ‘genel’ diye adlandırdığı ETÜT ücretini bu sene de yüzde 100 artırmış. İlginç olan şu ki, okulun açık kaldığı günlere göre hesaplandığında günlük yemek ücreti 333 TL oluyor. Vakfı, tebrik ederim. Eğitim kurumu gerçekten tam bir ticarethane haline gelmiş ne yasa ne de mevzuat dikkate alınmış. Bu da yetmezmiş gibi, internet sitesinde fiyat ilan etmesi gerekirken bunu yapmamış, velilere yazılı olarak bilgilendirme yapmak yerine sadece sözlü bilgi veriyorlar. Bakanlık mevzuatı yayınlıyor ama uyan yok. Acaba bakanlık bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bu sene artış oranı en fazla TÜFE’nin ortalamasının beş puan fazlası olmalı. Aslında oran bellidir ama oranın verildiği söylenmiyor.
OKUL ÜCRETİ YÜZDE 220 ZAMLANDI
Özel bir okulun 2. sınıf kayıt ücretinin 160 bin TL (yemek dahil) olduğu, kitap ücretinin 40 bin TL civarında olacağı, bununla birlikte kıyafet ve servis ücreti de eklendiğinde toplam senelik bir öğrenci için 250 bin TL civarında ücret ortaya çıkacağı görülüyor. Geçtiğimiz yıla göre okul ücretine yüzde 220 zam yapıldığı anlaşılıyor. Asgari ücrete ve memurlara yüzde 49 zam yapılmışken yüzde 220 zam oranının neye göre hesaplandığı soru işareti. Biz ailelerin duygularının ticari olarak suiistimal edilmesinden çok rahatsızız.
BÖYLE BİR ZAM ORANINI DAHA ÖNCE HİÇ GÖRMEDİM
Özel okullarda uyguladığınız zamların oranını neye göre belirlediğinizi merak ediyorum. Biz bir yıldır okulun öğrencisiyiz ve yeni gelen öğrenci ile eskiden beri devam eden öğrenciye uygulanan fiyat arasında bir fark göremiyorum. Geçen sene kayıt esnasında alınan ücret üzerinden devletin belirlediği oranla zam yapılması gerekirken, okul bu yöntemi izlemiyor. Böyle bir zam oranını daha önce hiç görmedim.
EĞİTİM ÜCRETİNE YÜZDE 150, YEMEĞE YÜZDE 100 ZAM
Oğlum 3. sınıftan 4. sınıfa geçecek. Yüzde 150 okul, yüzde 100 yemek zammı yapıp bizim yasal hakkımızın uygulanması talebimizi yapamayacakları doğrultusunda bilgilendirdiler. Gerekçe olarak çalışan öğretmen ve personel maaşlarının iyileştirilmesi gerektiğini ve tek gelirin öğrenci kayıt ücreti olduğunu belirttiler. Son 3 yılda rehberlik dahil branş derslerinde ayda bir öğretmen değişikliği ya da boş ders ile geçirildi. Bu iş için Milli Eğitim dahil yasal ne yapılması gerekiyorsa peşini bırakmayacağız.
EĞİTİM ÜCRETİ 35 BİN TL’DEN 100 BİN TL’YE YÜKSELDİ
Kocaeli Gebze’de 6. sınıfa giden kızımın 2022-2023 yılında 35 bin TL olan okul ücreti bu yıl 100 bin TL. Bu artış oranı yüzde 190 olduğu için biz velileri zor duruma sokacağını düşünüyorum. Sadece bununla da bitmiyor 55 bin TL yemek, kitap vs gibi ücretler velileri sıkıntıya sokuyor. İlk kayıtta artışın devletin belirtiği oranların üstüne çıkmayacağı söylendi. Şu an söylenen ile istenen arasında tutarsızlık var.
GEÇEN YIL 60 BİN TL İSTENDİ, BU YIL 150 BİN TL
Çocuğumun okuduğu okul, fahiş zam talep ediyor. Geçen yıl 60 bin TL olan okul ücreti için bu yıl taksitli 150 bin TL talep ediliyor. Enflasyon yüzde 65 olarak açıklandı ancak okul fiyatlarının enflasyonla yakından ya da uzaktan bir alakası yok. Nasıl bir ülke olduk, yazıklar olsun.
SINAV SONUCU NE KADAR DOĞRU?
Oğlum 13 Ocak’ta deneme sınavına girdi. Sınav sonucunu öğrenmek için kuruma gelmemiz gerektiği söylendi. Böyle saçma bir uygulama olabilir mi? Şeffaflık yok, sınav sonucunun doğruluğundan da şüphe duyuyorum artık. Çok fazla şikayet var. Umarım bunu dikkate alırlar. Ben çocuğumu sınava nasıl katılmasına müsaade ettiysem sonucuna da en acık net şekilde öğrenmek bizim hakkımız.
BURSLULUK SINAVININ SONUCUNU CEO’NUN ODASINA ASIN
Özel okul bursluluk sınavı sonucunu öğrenmek için okuldan randevu almak ve yüz yüze görüşme yapmak gerekiyormuş. Bu kadar basit olmayın. Mahalle arasındaki okullarda da aynı taktiği kullanıyorlar. Sonucu sizin olsun, çerçeve yapın, CEO’nun odasına asın. Sizden de bayağı şikayet varmış, cevap da vermeyin.
BURSLULUK SINAVI SONUCU İÇİN İLLA Kİ OKULA ÇAĞIRDILAR
Ortaokula başlayacak öğrencimizi özel bir okula bursluluk sınavı için götürdük. Sınav sonucu açıklandığına dair mesaj aldıktan sonra ilgili kampüsü arayarak sonucu öğrenmek istedim. Okula gelmem gerektiğini söyleyen yetkililere, işim dolayısıyla müsait olmadığımı ve sonuçları e-posta veya telefon yoluyla almak istediğimi belirttim. Bana dönüş yapacaklarını belirterek üç gün beklettiler. Daha sonra ben tekrar aradığımda, sonuçları bu şekilde veremeyeceklerini ifade ettiler. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde, insanları bu tür pazarlama stratejileri ile ikna etmeye çalışan bir kurumun nasıl bir eğitim kurumu olabileceğini ve çocuklarımıza neler kazandırabileceğini merak ediyorum. Teknolojiden bihaber olan bu okulun çocuklara katacağı hiçbir şeyin olmadığını düşünüyorum.
]]>Başkan Faruk Özlü, 5 yıllık başkanlık sürecinde Düzce’de hangi yönlerde değişim yaşandığı ve değişimin kararlı şekilde sürmesi amacıyla hazırlanan projeler hakkında konuştu. Başkan Özlü, Düzce’nin her konudaki eksiklerini kendisine sorumluluk bildiğini ifade ederek; “Bu şehrin ne eksiği varsa bizim problemimizdir. Yer tahsis ediyoruz, takaslar yapıyoruz, uğraşıyoruz. Ben belediyenin yerlerini verdim hastaneye yer bulmak için. Büyük bir hastane inşa edeceğiz. Şu anda Devlet Hastanesi’nin önünde bulunan fidanlık arazisini Orman Bakanlığı’ndan aldık, Sağlık Bakanlığı’na tahsis ettik. Şu anda Sağlık Bakanlığı orada etütler yapıyor. Normalde 65 bin m2 inşaat izni var. Bunu 120 bin m2’ye çıkartmaya çalışıyoruz. Deprem izolatörleri olan, 5-6 katlı hastane binasını oraya inşa edeceğiz. Düzce Devlet Hastanesi’nin statüsünü, Düzce Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne dönüştüreceğiz. Bu demektir ki daha fazla profesör, daha fazla doçent ve daha fazla doktor Düzce’ye gelecek. Mevcut hastanemiz yaklaşık 365 yatak kapasitelidir. Yeni hastane binası ile birlikte ilave 800 yatak gelecek. Yani bin 100 yataklı bir hastane olacak. Adeta bir sağlık kampüsü olacak” dedi.
8 Milyarlık alt yapı Düzce’ye geliyor
Düzce’de ömrünü tamamlayan alt yapı sistemlerini tamamen yenileyeceğini her fırsatta dile getiren Faruk Özlü DSİ’nin 2024 ve sonrası için Düzce’ye 8 Milyar TL bütçe ayırdığını söyleyerek şöyle konuştu: “Belediye başkanlığının çok daha kolay yol ve yöntemleri var. Ben zor olanı seçtim. Bu şehrin içme suyu altyapısının tamamının değiştirilmesini hiç kimse göze alamaz. Çünkü sıkıntılı bir iştir. 1-2 sene vatandaş sıkıntı çeker, rahatsız olur. Bütün bunları göze aldık. Ama bunları yaptığımız zaman önümüzdeki 50 yıl Düzce’nin hiçbir içme suyu sıkıntısı olmayacak. Bir arıtma tesisi kuruyoruz. 130 bin m3/gün arıtma kapasitesi var. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmeler sonucunda bu yıl dahil önümüzdeki dönemde Düzce’ye yapılacak olan yatırımların miktarı 8 milyar TL’dir. Bu yatırımların içinde Düzce’nin arıtma tesisleri, 2 tane regülatör, Asar deresinin başlangıcında taşkından korunmak için bir baraj göleti yapılması var. Biliyorsunuz Asar deresi zaman zaman taşıyor. Ama Doğanlı tarafına bir baraj, bir gölet inşa ediyoruz. Çok yağmur yağdığında suyu tutacak, biriktirecek, kontrollü bir şekilde suyu bırakacak.”
Mobilya kent
Düzce’nin üretim kapasitesine en büyük katma değeri sağlayacak projenin “Mobilya Kent Düzce” olduğunu söyleyen Özlü “Düzce’ye bir mobilya kent kurmak üzere satın aldığımız 300 dönüm arazinin tapusunu aldık. Düzce Belediyesi tarihinde gerçekleştirilmiş en büyük arsa alım işidir. Düzce Belediyesi tarihinde bir defa 70 dönüm bir arazi alınmış, sonra satılmış. Milli Emlak’tan aldığımız arazi çok kıymetli. TEM Otoyolu’nun kenarında. Düzce, İnegöl, Kayseri, İstanbul gibi mobilya kenti olacak. Mobilyada çok ciddi bir katma değer var. 1 ton kütük bin dolar ise, 1 ton kütükten yaptığınız mobilya 10 bin dolar. Diyeceksiniz ki; bu belediyenin işi mi. Bu şehrin bütün sorunları bizi ilgilendiriyor. Bu şehrin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, insanının rahatlığı için, ekonomisi, kültürü, sosyal gelişmesi için yapılacak bütün faaliyetler belediyeyi ilgilendiriyor. Biz bu faaliyetleri gerçekleştirmeye kararlıyız” dedi.
“Eğitim de bizim için sorumluluktur”
Düzce’yi her alanda kalkındırmak amacıyla kurumlar ve şahıslar arası iş birliği halinde yatırımların önünü açmaya devam edeceğini aktaran Başkan Özlü, okul yatırımları ve ikili eğitimin sona erdirilmesi konusunda konuşarak “Düzce’nin ihtiyacı olan her konuda çalışıyoruz. Okullar yapıyoruz. Okul yapmak belediyenin işi mi, hayır ama Düzce’de ikili eğitim sistemi bir problemdir. 2 tane büyük okul yaptık. Birisi 48 sınıflı Kasım Aktaş Ortaokulu, diğeri Azmimilli İlkokulu. 1999 depremi olduğu günden beri Azmimilli İlkokulu öğrencileri baraka tipi okulda eğitim görüyorlardı. 24 sınıflı muhteşem bir okul yaptık. Hatta arsasının bir kısmını biz belediye olarak satın aldık, kamulaştırdık. Para ödedik, oraya okul yaptık. Kasım Aktaş beye rica ettik, yarısını o karşıladı, yarısını devlet karşıladı. Düzce’nin en büyük ortaokulunu yine biz yaptık” ifadelerinde bulundu. – DÜZCE
]]>Elazığ Valisi Dr. Ömer Toraman, 2020 depremi sonrası yapılan çalışmaları anlattı
Vali Toraman: “2020 depreminden sonra Elazığ’ın yapı stoku büyük ölçüde yenilendi”
“Devletimiz ve milletimiz tüm afetlerde olduğu gibi seferber oldu”
“6 Şubat depremini bu binalarda yaşayan vatandaşlarımız hasar almadan atlattı”
“23 okul yıkıldı, yerlerine 40 okul yapıldı. Bu okulları yaparken de derslik sayısını 213’ten 728 dersliğe çıkardık”
ELAZIĞ – Elazığ’da 2020’de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından 25 bin konutun anahtarını vatandaşlara teslim edildiğini bildiren Vali Dr. Ömer Toraman, “Elazığ 2020 depreminden sonra yapı stokunu önemli ölçüde yeniledi. 6 Şubat depreminin ardından da ihalesi yapılan deprem konutlarının sayısı 2 bin 598’dir. Bunların yaklaşık 2 bininin yapımı tamamlandı, önümüzdeki günlerde kurasını çekeceğiz” dedi.
Elazığ’da 24 Ocak 2020’de meydana gelen 6,8’lik depremde burada 37, Malatya’da da 4 olmak üzere toplamda 41 kişi hayatını kaybetti. Elazığ’da 19 bin olmak üzere iki şehirde yaklaşık 25 binden fazla konut ağır hasar gördü. Depremin ardından ağır hasarlı binalar hızla kaldırılırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla TOKİ tarafından kent genelinde yapılan 25 bin konut hak sahiplerine teslim edildi. Ardından 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde Elazığ’da bir bina yıkılırken 2 kişi ise hayatını kaybetti ve yaklaşık 11 bin bina ağır hasar aldı. Kent genelinde ağır hasarlı binaların yüzde 86’sı temizlenirken, yine yapımına başlanan 2 bin 598 konutun 2 binin yapımı tamamlandı ve kısa süre içerisinde hak sahiplerine teslim edileceği bildirildi.
“Elazığ 2020 depremi sonrası yapı stokunu önemli ölçüde yeniledi”
Vali Dr. Ömer Toraman, depremin 4’üncü yıl dönümünde şehir genelinde yapılan çalışmalar hakkında İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu dile getiren Vali Dr. Ömer Toraman, “Özellikle Elazığ’ın içerisinde bulunduğu bölge, Doğu Anadolu fay hattının üzerinde. Sürekli belli büyüklükte depremler üretiyor. 24 Ocak 2020 tarihinde de 6.8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. O gün, devletimiz ve milletimiz tüm afetlerde olduğu gibi seferber oldu. Depreme müteakip Elazığ’daki tüm binaların kontrolü yapıldı. Yaklaşık 19 bin ağır hasarlı bina tespit edilmişti. Bunların hemen hemen tamamı yıkılarak enkazları kaldırıldı. Riskli yapılar bertaraf edilmiş oldu. Buna karşılık yaklaşık 24 bin 600 hak sahibi tespit edildi. Bunlar içinde hızlı bir şekilde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile TOKİ tarafından konutlar yapılmaya başlandı. Şu anda Elazığ şehir merkezinde 16 bin 700 konutun anahtarını vatandaşlarımıza teslim etmiş bulunuyoruz. İlçelerdeki konutlarla beraber bu sayı yaklaşık 25 bin konuta tekabül ediyor. Bunlar Elazığ ölçeğindeki iller için çok büyük rakamlar. Dolasıyla Elazığ 2020 depreminden sonra yapı stokunu önemli ölçüde yeniledi” diye konuştu.
“Binalar vatandaşlarımıza depreme karşı büyük bir güvence oluşturdu”
Depremin ardından yapılan konutlar için sağlam zeminli alanların tercih edildiğini vurgulayan Vali Toraman, “Üzerine iyi mühendislik hizmeti de konularak depreme dayanıklı güvenilir binalar inşa edildi. Bu sürede yalnız binalar inşa edilmedi. Tüm alt yapıya sahip yeni mahalleler, yerleşim alanları yapıldı. Okulu, camisi, karakolu, iş yerleriyle beraber tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir mahalle oluşturuldu. 6 Şubat depremini bu binalar yaşayan vatandaşlarımız hasar almadan atlattı. Dolasıyla bu binalar vatandaşlarımıza depreme karşı büyük bir güvence oluşturdu” şeklinde konuştu.
“2 bin konut daha hak sahiplerine teslim edilecek”
Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerini Elazığ’da çok şiddetli hissettiklerini ifade eden Vali Toraman, “Ancak özellikle 2020 depreminden sonra yaşanan dönüşüm sayesinde yıkım çok ciddi boyutta oluşmadı. 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. Tüm hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Dolasıyla Elazığ 6 Şubat depremlerinde büyük bir yıkıma uğramadı. Yine teknik elemanlar tarafından saha taraması yapıldığında yaklaşık 11 bin binanın ağır hasarlı olduğu tespit edildi. Hızlı bir şekilde bunlarda yıkılarak enkazları kaldırıldı. Şu anda yüzde 86’sının enkazını kaldırmış bulunuyoruz. 6 Şubat depreminden sonrada Elazığ’da yaklaşık 11 bin kadar riskli yapıyı da bertaraf etmiş bulunuyoruz. Yine Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hızlı bir şekilde hak sahibi vatandaşlar için konutlar üretilmeye başlandı. Elazığ’da hem il hem de ilçelerde ihaleler yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Şuana kadar ihalesi yapılan depremler konutlarının sayısı 2 bin 598’dir. Bunların yaklaşık 2 bininin yapımı tamamlandı, önümüzdeki günlerde kurasını çekeceğiz” dedi.
“40 okul tamamlanarak eğitim öğretime başlandı”
2020 depreminden sonra Elazığ’da 23 okul yıkıldığını aktaran Vali Toraman, “Bunların yerine süratli bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından hayırseverlerin de katkısı ile 40 okul tamamlanarak eğitim öğretime başlandı. Bu okulları yaparken de 213 derslikten 728 dersliğe çıkardık. Arkasından deprem riski taşıyan okullarımız da incelenerek yık-yap projesi çerçevesinde 29 okulun yenilenmesi işlemleri devam ediyor. Bunlar da tamamlandıkça eğitim öğretim faaliyetlerine başlanıyor. 40 okulumuzda güçlendirme faaliyeti yaparak binalarımızı depreme karşı daha dayanıklı hale getirdik. Hem 2020 hem de 2023’te meydana gelen depremlere müteakip ilimizde yürütülen yapısal dönüşüm faaliyetleri çerçevesinde Elazığ’ın deprem riskine karşı yapı stokunu en yüksek oranda yenilemiş iller arasında olduğunu değerlendiriyorum. Muhtemel bundan sonra meydana gelecek depremlere karşı da bizim için büyük bir güvence oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
]]>ERZİNCAN’da Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okul bahçesindeki 300 metrekarelik serada rokadan ıspanağa, maruldan turpa kadar birçok sebze yetiştiriyor. Mevsimine göre sebze yetiştiren öğrenciler hem seracılık mesleğinin inceliklerini öğreniyor hem de ek gelir elde ediyor. Öğrencilerin, haftanın 5 günü uygulama alanlarında ürettikleri organik sebzeler, uygun fiyata mahalleli tarafından alınıyor.
Kentte tarım üretiminde ölü sezon olarak değerlendirilen ocak ve şubat ayında bölgede gelişmekte olan seracılığa katkı sunulması, çiftçilere örnek teşkil etmesi amacıyla çalışma yapan Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, teorik ve uygulamalı olarak seralarda ürettikleri ürünleri hasat etmeye başladı. Öğrenciler, aldıkları teorik eğitimin ardından tohumdan fideye, fideden de sebzeye dönüşen ürünlerin her aşamasında yer alarak üretim yapıyor.
Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Karataş, “Okulda 3 alanımız var. Hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği, laboratuvar ile tarım alanı. Şu an da uygulama sahamız olan seradayız. 300 metrekare serada tarım alanı ile ilgili öğretmenlerimiz rehberliğinde öğrencilerimiz öğrendikleri teorik dersleri burada uygulama yapıyor. Uygulamamızda öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz eşliğinde sıfırdan ürünlerimizin tohumlanmasından yetiştirilmesine, sulamasına, takdimine kadar bulunuyorlar. Buradaki ürünlerimiz de döner sermayemiz aracılığı ile öğretmenlerimize, velilerimize ve Erzincan halkına arz ediyoruz. Yeşil soğanın bağı 10 TL, kıvırcık, marul 10 TL, dereotu 10 TL, maydanoz 10 TL, roka, tere 10 TL, fındık turp 7,5 TL, Ispanak da var ama daha satış boyuna gelmediği için fiyat belli değil” diye konuştu.
HER YIL 50 MEZUN
Okul Müdür Başyardımcısı Abdullah Çiftçi, her sene 50 öğrencinin okuldan mezun olduğunu belirterek, “Mezun olan öğrenciler teknisyen unvanı ile alanlarında birçok yerde çalışmaktadır. Eksi 20 dereceleri gören bir bölgedeyiz. Bu sıcaklıklarda biz serin iklim sebzelerini yetiştirmekteyiz. Yetiştirdiğimiz ürünleri okulumuzun döner sermayesi aracılığıyla da pazarlamaktayız. Böylece ülkemiz ekonomisine de katkı sağlamaktayız. Serin iklim bitkilerini yetiştirdikten sonra ilkbahar döneminde de fide üretimi yapıyoruz. Akabinde yaz döneminde domates, biber, patlıcan gibi ürünleri de burada ürettikten sonra tekrardan kışlık sebze ekimine başlamaktayız. Yılın 8 ayı aktif olarak burada üretim yapıyoruz. Şu an da yaklaşık 10 çeşit sebze üretimi gerçekleştirdik. Gençler burada dünyada gelişen tarımdaki teknik ve teknolojiyi yakından takip ederek bu gelişmeleri öncelikle öğretmenlerimize daha sonra da öğrencilerimize öğreterek bu alandaki gelişimi hızlandırmaktayız. Bölgemize tarım meslek lisesi olarak bölge çiftçilerimize bir ivme kazandırma hedefindeyiz” dedi.
‘BİZLERE ÇOK FAYDASI OLUYOR’
Serada ürünlerinin ekiminden hasadına, sulamasından gübrelemesine kadar tüm işlemleri kendilerinin yaptığını söyleyen öğrencilerden Çilem Uludağ (16), “Okulda teorik gördüğümüz derslerimizi öğrendikten sonra bilgilerimizi harmanlamak için burada uygulama derslerine geliyoruz. Serada birçok ürünümüz var. Bu ürünlerimizin ekiminden hasadına kadar tüm bakım ve işlemlerini, sulamasını, gübrelemesini biz yapıyoruz. Öğretmenlerimiz bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Bizler de öğretmenlerimizin yardımıyla yapmamız gerekenleri yapıyoruz. Hasat zamanı geldiğinde ürünlerimizi almak isteyen öğretmen, öğrenci ve halka okulumuzda satışını yapıyoruz. Burada öğrendiklerimizin bize günlük hayatımızda da faydası oluyor. Çoğu öğrenci arkadaşlarımız köyde ikamet ettikleri için evde ailelerine de bahçe bakımında yardımcı oluyorlar” diye konuştu.
OKULDA ÖĞRENDİĞİNİ AİLESİYLE PAYLAŞIYOR
Ailesinin çiftçilikle uğraştığı için okulda öğrendiği bilgileri, kendi arazilerinde uyguladığını belirten öğrencilerden Ulaş Ercan (15), “Zaten bu okula gelmemdeki amacımda buydu. Bu yaz gübreleme açısından okulda öğrendiğim gübreleme tankı modelini aileme de gösterdim ve bilmediğimiz bir yöntemi öğrenmiş olduk. Tarım alanında kendi aileme de katkıda bulundum. Okulda öğrendiklerim işime yarıyor” dedi.
]]>Merkez üssü Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında meydana gelen sarsıntılar nedeniyle kent genelinde Milli Eğitim Bakanlığının sağladığı kaynakla İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde 48 okulun yıkımı gerçekleştirildi. Yıkılanların yerine yapımına başlanan 69 okuldan 40’ının yapımı tamamlanarak eğitime kazandırıldı.
İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yiğit, AA muhabirine, kentte büyük hasara neden olan 24 Ocak 2020’deki depreminin 4’üncü yılına girerken, depremden etkilenen okulların yerine yapımına başlanan 69 okuldaki çalışmaların büyük kısmının tamamlandığını belirtti.
Yiğit, geçen yıl hizmete sunulan 13 okulla birlikte ihtiyaç duyulan derslik sayısının büyük oranda giderildiğini vurgulayarak, 728 derslikli 40 okulun tamamlandığını, 29 okulun yapımının sürdüğünü bildirdi.
Yapımı tamamlanacak okullarla birlikte 472 dersliği daha kente kazandıracaklarını anlatan Yiğit, ayrıca 12 okul planlamasının bulunduğunu, bunlardan da 142 ilave derslik kazanacaklarını dile getirdi.
Tüm çalışmalar için yaklaşık 3 milyar 400 milyon lira bir bütçe ayrıldı
Kentteki 38 okulda da güçlendirme çalışması yapılarak okulların depreme daha dayanıklı hale getirildiğine işaret eden Yiğit, 63 okulu da onardıklarını anlattı.
Yiğit, “Bu çalışmalar çocuklarımızın eğitim ve öğretmenlerimizin hizmet kalitesini artırmak adına yapıldı. Okullara yönelik tüm çalışmalar için yaklaşık 3 milyar 400 milyon lira bir bütçe ayrıldı.” dedi.
Zamanında alınan önlemler ve yürütülen çalışmalar sayesinde kentteki eğitim kurumlarından hiçbirinin “asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenmediğine dikkati çeken Yiğit, yapımı devam eden okulların da tamamlanmasıyla derslik başına düşen öğrenci sayısında büyük bir rahatlama olacağına işaret etti.
Yiğit, şunları kaydetti:
“Deprem sonrasında yaptığımız okul projelerimizin hepsi Milli Eğitim Bakanlığımızın çizdiği, hazırladığı projeler arasından seçildi. Mimarlarımız tarafından ve yine bize destek olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüzün mimarları ve kontrol uzmanları tarafından da bunların hepsinin modernizasyonu yapıldı. Bu binalar öğrencilerimize eğitim açısından çok uygun, geniş, ferah koridorlar, merdivenler, sınıflar ve eğitim öğretim ortamları sunuyor. Teknik altyapılarının hepsi hazır durumda ve ilk girdiğimiz andan itibaren ferah, sıcak, rahat, huzurlu ve teknik altyapısı ve donanımı sağlam okullar artık öğrencilerimizin hizmetinde. Bu yapılan çalışmalar öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin çalışma potansiyelini ve şevkini artırarak, başarılarına olumlu katkı sunuyor.”
“Sınıflarımız çok geniş ve çok daha güzel”
Şehit Cihat Şahin Ortaokulunda okuyan öğrencilerden Melisa Akalın, depremde eski okulu ağır hasar gördüğü için çok üzüldüğünü, ancak yeni okulunu da çok beğendiğini söyledi.
Akalın, “Okulumuzda oyun alanları, spor salonu, kütüphane, satranç odası var. Koridorlar, sınıflarımız çok geniş ve çok daha güzel. Koridorlardaki dolaplara eşyalarımızı rahatlıkla koyabiliyoruz.” dedi.
Siraç Güneş ise yeni okulunun daha dayanıklı olması nedeniyle kendisini daha da güvende hissettiğini belirtti.
]]>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçe merkezi ve köy okullarında eskiyen, yıpranan masa ve sıraların yenilenerek tekrar kullanılması amacıyla geçen eğitim öğretim yılının başında çalışma başlattı.
Güroymak Yatılı Bölge Ortaokulu (YBO) ile farklı okullarda görev yapan öğretmenler ile Milli Eğitim Müdürlüğü personelinden oluşan 20 kişilik gönüllü ekip hafta sonları, sömestir ve yaz tatillerinde okulların masa ve sıralarını yenilemeye başladı.
Bazen köy okullarında bazen de köylerden ilçe merkezine getirdikleri masa ve sıraların yüzeyini temizleyen, zımparalayan gönüllü ekip, ardından vernik ve cilasını yaptıkları sıra ve masaları öğrencilerin kullanımına sundu.
Kentte etkisini sürdüren soğuk havaya rağmen bugüne kadar bin takım masa ve sırayı yenileyerek okullara kazandıran ekip, yürüttükleri bu çalışmayla yeni sıra ve masa alımı için ayrılan bütçeden tasarruf edilmesini sağladı.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Nazım Budak, AA muhabirine, 20 kişiden oluşan gönüllü öğretmen ve personelin hafta sonlarında ve tatil dönemlerinde okullardaki masa ve sıraları yenilemek için çalışma yürüttüğünü söyledi.
Bu çalışmayı sömestir ve yaz tatilinde de devam ettireceklerini belirten Budak, şöyle konuştu:
“Bu şekilde kamu kaynaklarını daha tasarruflu kullanıyoruz. Bugüne kadar bin takım masa ve sıranın onarımını yaparak tekrar kullanıma aldık. Mesafeye bağlı olarak yakın köylerdeki okulların sıralarını taşıyoruz, uzak köylere ise ekibimiz gidiyor. Öğretmen ve öğrencilerimiz bu çalışmadan memnuniyet duyuyor. Temizlenmiş, cilalanmış ve ilk haline dönüştürülmüş masa ve sıraları görünce mutlu oluyorlar. Bu çalışma, sınıf ortamını da olumlu etkiliyor. Öğretmenlerimiz, öğrencilerinden daha çok seviniyor.”
Kentte bu onarımları yapabilecek özel yerler ile meslek liselerinin bulunduğunu belirten Budak, kamu kaynaklarını daha etkili kullanmak amacıyla öğretmenlerin böyle bir sorumluluğu üstlendiğini aktardı.
Budak, “Ekipte okul müdürlerimiz, rehberlik, felsefe gibi çeşitli branşlardan öğretmenlerimiz var. Gruba dahil olduktan sonra bu işi öğrenen arkadaşlarımız bulunuyor. Hepsi el birliğiyle bu çalışmaları yürütüyor.” dedi.
“Öğrencilerimiz yeni sıra ve masaları beğeniyorlar”
Güroymak YBO Müdürü Erdal Çelik ise okulda tespit ettikleri eksiklikleri öğretmenler ve diğer personelle gidermeye çalıştıklarını dile getirdi.
Okulun eski sıra ve masalarını hafta sonu tatilinde onardıklarını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Milli Eğitim Müdürümüz Nazım Budak’ın desteğiyle diğer okullarda da bu tarz çalışmalarda bulunduk. İhtiyacı olan okullar varsa mesailerimizin dışında fırsat bulduğumuzda onların da onarımlarını yapıyoruz. Bu şekilde kamu kaynaklarını geri dönüşüm yoluyla tekrar kazanmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz de buna çok seviniyor, masa ve sıralarını beğeniyorlar. Cuma günü okuldan ayrıldıklarında kullanılamaz halde olan sıralarını pazartesi günü geldiklerinde yenilenmiş halde görünce mutlu oluyorlar. Onlarda da koruma alışkanlığı bu şekilde gelişiyor.”
Çelik, onarım işini sevdiğini dile getirerek, masa ve sıralardaki kötü görüntüyü düzelttiğinde mutlu olduğunu ifade etti.
Gönüllü ekipte yer alan Milli Eğitim Müdürlüğü personeli Özcan Özcanlı da boş zamanlarda ekipteki arkadaşlarıyla okulların eksikliklerini gidermeye çalıştıklarını belirterek, “Kendi çabalarımızla bir şeyler yaptığımızda mutlu oluyoruz. Eski ile yeni arasındaki farkı gördüklerinde öğrencilerimiz de mutlu oluyor.” dedi.
]]>KONYA’da, Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ vaadiyle kandırılan lise öğrencisi G.A.’ya (17) cinsel istismarda bulunup, 22 yıl hapis cezasına çarptırılan Ahmet Mandal’a (35) yardım ettikleri gerekçesiyle 8 yıl 4’er hapis cezası alan 2 okul müdürünün tahliye edilmesine, savcılık ile ailenin avukatı, bir üst mahkemeye itirazda bulundu.
Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezasına çarptırılıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
TAHLİYE KARARINA SAVCI VE AİLENİN AVUKATINDAN İTİRAZ
Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis istemiyle mütalaa veren mahkeme savcısı ile ailenin avukatı Mehmet Onur Güleç, tahliyelere itirazda bulundu. İtirazlar bir üst mahkeme olan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletildi.
]]>MİLLİ Eğitim Bakanlığı ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında, üniversite bünyesinde güzel sanatlar ilköğretim okulu ve güzel sanatlar lisesi kurulması için iş birliği protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine Bakan Tekin ile Rektör Prof. Dr. Erhan Özden katıldı. Bakan Tekin, Türkiye’de özellikle sanat eğitimi konusunda, genelde de eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını, 2014 yılından itibaren proje okulu formatıyla eğitim öğretim sistemine dahil ettikleri okul türlerinden birini daha hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Proje okulu formatının esprisi şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki genel eğitim öğretim kurumlarının dışına çıkabileceğimiz, gerek alan itibarıyla gerekse öğretmen arkadaşlarımızın eğitimleri itibarıyla farklı uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir model üretmeye çaba sarf etmiştik. O tarihten itibaren de özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde, hemen ardından da spor liselerinde bu yeni ürettiğimiz modelden hareketle daha rahat hareket edilebilecek, işin doğasına daha uygun nitelikte sürecin içerisinde paydaşlarımızı da katabileceğimiz yeni okullar ortaya çıkmaya başladı. Meslek liseleri ile ilgili kısımda sektörle irtibat halinde, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profiline uygun, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimi almış elemanlar yetiştirmek üzere tematik proje meslek liseleri ortaya çıkmaya başladı. Bu meslek liselerinin mesleki alanla ilgili programlarını ilgili paydaşlarımızla beraber yaptık. Öğretmen kadrosunun seçiminde ve niteliklerinde yine sektörle birlikte iş birliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli bir adım artık.”
‘FEDERASYONLARIN DESTEĞİNİ ALDIK’
Spor liseleri ile ilgili de adımlar attıklarını kaydeden Bakan Tekin, “Spor liselerimizi ilgili federasyonlarla entegre bir biçimde tematik hale getirerek, Türkiye’de sporcu yetişmesi sürecine katkıda bulunmaya çalıştık. Voleybol lisesi, futbol lisesi, basketbol lisesi başta olmak üzere birçok spor alanında ilgili federasyonlardan yine bahsettiğim çerçevede proje okul formatında okullar kurmaya başladık. Bu okullarda, okulların sporla ilgili alanlarındaki programların oluşumunda ilgili federasyonların desteğini aldık. Aynı şekilde eğitici kadrolarının belirlenmesinde, ilgili federasyonlarda bu konunun uzmanı kişilerin desteğini aldık. O tarihte eksik bıraktığımız, yeterince aynı formatta okul açmakta zorlandığımız konulardan bir tanesi güzel sanatlar liselerimizdi” dedi.
‘BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ’
Bakan Tekin, şimdi bu hayali gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Genelde sanat ve spor, özelde de müzik eğitiminin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim sürecine başlamasının, sürece çok katkısı olacağını herkes biliyor. Bizler de bu realitelerin hareketle burada tematik bir üniversite, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim öğretim sürecini inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz” ifadelerini kullandı.
]]>Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezası verip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
KARARA İTİRAZ
G.A.’nın ailesinin avukatı Mehmet Onur Güleç, karara itiraz edeceklerini belirterek, İlk derece mahkemesi bir karara vardı. Verilen kararda bazı sanıklar yönünden verilen cezaları biz yeterli bulduk. Bazı sanıklar yönünden verilen cezaları ise düşük bulduk. Biz verilen karara itirazımızı yapacağız. Belli başlı yerlerde mütalaaya karşı olarak cezalar verildi. Kamuoyu verilen cezalarla yetinmez. Bu cezaların infaz olduğunu da görmek ister. Bu kapsamda en hakkaniyetli kararın ortaya çıkması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Üst mahkemenin daha doğru bir karar vereceğini umuyoruz dedi.
‘G.A., UZMAN DESTEĞİ ALIYOR’
G.A.’nın yaşadıklarının ardından şehri terk ettiğini, örgün eğitimi bıraktığını ifade eden Güleç, Müvekkilim başarılı bir öğrenciydi ve okulda birinciliği vardı. Bu olay sonrasında hem eğitim hayatı hem de sosyal hayatı ciddi sıkıntıya uğradı. Örgün eğitime ara verdi ve maalesef ailesiyle şehir değiştirmek zorunda kaldı. G.A. derin bir yara aldı ve çok iyi bir durumda değil. Hala uzman desteği alıyor diye konuştu. (DHA)
]]>KONYA’da, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ vaadiyle kandırılan lise öğrencisi G.A.’ya (17), cinsel istismarda bulunan Ahmet Mandal (35) için 22 yıl, ona yardım eden 2 okul müdürü hakkında verilen 8 yıl 4’er ay hapis cezasını az bulan G.A.’nın ailesinin avukatı Mehmet Onur Güleç, karara üst mahkemeyle itirazda bulunacak. G.A.’nın örgün eğitime ara verdiğini ifade eden Güleç, “Müvekkilim başarılı bir öğrenciydi ve okulda birinciliği vardı. Bu olay sonrasında hem eğitim hem de sosyal hayatı ciddi sıkıntıya uğradı. Örgün eğitime ara verdi ve ailesiyle şehir değiştirmek zorunda kaldı” dedi.
Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezası verip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
KARARA İTİRAZ
G.A.’nın ailesinin avukatı Mehmet Onur Güleç, karara itiraz edeceklerini belirterek, “İlk derece mahkemesi bir karara vardı. Verilen kararda bazı sanıklar yönünden verilen cezaları biz yeterli bulduk. Bazı sanıklar yönünden verilen cezaları ise düşük bulduk. Biz verilen karara itirazımızı yapacağız. Belli başlı yerlerde mütalaaya karşı olarak cezalar verildi. Kamuoyu verilen cezalarla yetinmez. Bu cezaların infaz olduğunu da görmek ister. Bu kapsamda en hakkaniyetli kararın ortaya çıkması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Üst mahkemenin daha doğru bir karar vereceğini umuyoruz” dedi.
‘G.A., UZMAN DESTEĞİ ALIYOR’
G.A.’nın yaşadıklarının ardından şehri terk ettiğini, örgün eğitimi bıraktığını ifade eden Güleç, “Müvekkilim başarılı bir öğrenciydi ve okulda birinciliği vardı. Bu olay sonrasında hem eğitim hayatı hem de sosyal hayatı ciddi sıkıntıya uğradı. Örgün eğitime ara verdi ve maalesef ailesiyle şehir değiştirmek zorunda kaldı. G.A. derin bir yara aldı ve çok iyi bir durumda değil. Hala uzman desteği alıyor” diye konuştu.
]]>Yiyecek İçecek Hizmetleri Alanı öğrencileri, okula bağlı Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Uygulama Oteli’nde kurulu mutfakta haftanın 5 günü aldıkları uygulamalı eğitimlerle yemek pişiriyor.
Gece saatlerinde mutfaktaki çalışmalarına usta öğreticiler eşliğinde başlayan öğrenciler, günün menüsüne göre hazırladıkları üç çeşit yemeği, ilçede taşımalı eğitim kapsamındaki 75 okula gönderiyor.
Haftanın beş günü 3 bin 750 öğrenci için yemek hazırlayan öğrenciler, okul bünyesindeki otelde Türk mutfağından dünya mutfağına kadar farklı lezzetlerin yapımını da deneyimleyerek mesleğin inceliklerini öğreniyor.
Mutfaktaki çalışmalara alanda eğitim gören 199 öğrenciden 20’si katılıyor.
Sarıçam İlçe Milli Eğitim Müdürü Uygar İnal, AA muhabirine, okulun otel, restoran ve mutfak kısımlarından oluştuğunu söyledi.
Öğrencilerin okulda kurulu profesyonel mutfakta eğitim aldıklarını aktaran İnal, “Öğrencilerimiz okulun tüm bölümlerinde uygulamalı olarak eğitim görmekte ve bu alanda sektöre en hazır şekilde okulumuzdan mezun edilmektedir. Bu yıl yaklaşık 3 bin 750 öğrencimize okulumuzdan, yemek ve beslenme desteği hizmeti sağlamaktayız. Buradaki en önemli nokta kendi öğrencilerimizin pişirdiği yemekleri yine öğrencilerimizin yemesi. Amacımız buradan mezun ettiğimiz öğrencileri, sektöre hizmet etmeye hazır hale getirmek.” diye konuştu.
İnal, Sarıçam ilçesindeki 75 okula, öğrencilerin haftanın 5 günü hazırladığı üç çeşit yemeğin ulaştırıldığını belirtti.
Adana’da Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Konaklama ve Seyahat Hizmetleri alanının da bulunduğunu ifade eden İnal, 45 oda kapasiteli otelde öğrencilere uygulamalı olarak otelcilikle ilgili tüm eğitimlerin verildiğini söyledi.
“Sektörün ihtiyaç duyduğu ara elemanlar burada eğitiliyor”
Yiyecek İçecek Hizmetleri Alan Şefi Raziye İnce ise okulda öğrencilerin İngilizce, Rusça ve Almanca dil eğitimi aldığını da belirtti.
Öğrencilerin 4 yıl boyunca aşçılık ve otelciliğin her alanında yoğun dersler gördüğünü anlatan İnce, öğrencilerin 10. ve 11. sınıflarda 5 yıldızlı turistik tesisler ve otellerde staj yaptıklarını ifade etti.
Değişim programlarıyla öğrencilerin farklı kültürlerdeki yemekleri öğrenme şansı yakaladığına dikkati çeken İnce, “Sektörün ihtiyaç duyduğu ara elemanlar burada eğitiliyor. Çünkü okulumuzun uygulama oteli ve atölyeleri var. Otelimizde bir otelde bulunması gereken bütün departmanlar mevcut. Çocuklarımız burada staja gitmeden bilgilerini pekiştiriyorlar. Önce Adana yöresinin yemeklerini yapıp uygulayıp aynı zamanda yine müfredatta olan dünya mutfağından bütün yemek örneklerini burada deneyimliyorlar.” dedi.
10. sınıf öğrencisi Nisanur Ceren Komşu, okuldan mezun olduktan sonra kendi restoranını açmak istediğini anlattı.
Yemek yapmaktan büyük keyif aldığını belirten Komşu, “Okullara gidecek kahvaltılıkları kendimiz paketleyip hazırlıyoruz. Ayrıca, yemekler yapıp ilçe genelindeki okullara dağıtıyoruz.” dedi.
10. sınıf öğrencisi Nisanur Yıldırım ise bu alanda yetenekli olduğunu düşündüğünü ve burada aldığı eğitimlerle kebapçılık yapmak istediğini söyledi.
Okula gelmeden önce hayalinin polislik olduğunu anlatan Yıldırım, burada aldığı eğitimlerden sonra fikrinin değiştiğini kaydetti.
]]>Valilik himayelerinde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda okula devam edemeyen çocuklar için bir süre önce “Okulum Beni Bekler Projesi” projesi hayata geçirildi.
İbrahim Çeçen Vakfının da destek verdiği proje kapsamında yürütülen çalışmada, 3 ayda evlerinde ziyaret edilen çocuklardan 390’ı kız, 853 öğrenci yeniden okula kazandırıldı.
Son olarak uzun süredir çeşitli nedenlerle devamsızlık yapan Leyla ve Bilal kardeşlerin ailesiyle görüşüp ikna eden öğretmenler, öğrencileri yanlarına alarak araçla Cemil Meriç Ortaokuluna getirip sınıflarına yerleştirdi.
Vali Koç’un öğretmen eşi Neslihan Gül Koç, gazetecilere, eğitimin sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından önemli olduğunu söyledi.
Eğitimi çok önemsediklerini ifade eden Koç, “Ağrı’ya geldiğimizde öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olarak önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımız ile okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik.” dedi.
“Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk”
Koç, devamsızlık yapan öğrencilerin okula neden gelmediklerini araştırarak bir yol haritası çizdiklerini anlattı.
Çocukların yeniden eğitim yuvalarına kavuşması için yoğun bir çalışma yürüttüklerini ve buna ara vermeyeceklerini ifade eden Koç, şöyle konuştu:
“Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik. Bu çocukların okula hangi sebeplerden gitmediğini tespit ettik. 2023 Ekim ayı itibarıyla yaptığımız çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdık. İl genelinde komisyonlarımızın, öğretmenlerimizin, bizlerin yapmış oldukları çabalarımızın karşılığında 853 yavrumuzu ait oldukları yere, okullarına geri kazandırmanın gururunu, mutluluğunu yaşıyoruz.”
Bu çalışmalarda kaymakamların, kaymakam eşlerinin, il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin, ARGE birimi ile öğretmenlerin de destek verdiğini dile getiren Koç, bir çocuğun hayatına dokunmanın kendileri için önemli olduğunu ifade etti.
“Eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik”
Eğitimin her çocuğun en temel kutsal haklarından biri olduğunu vurgulayan Koç, şöyle devam etti:
“Bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden, bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimarı olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Biz buna inanıyoruz çünkü umudumuz gençlerimizdir. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık.”
Koç, çocukları sadece okula kazandırmakla kalmayıp onların yaşayabileceği sıkıntıların da farkında olduklarını belirterek, “Bundan sonra da desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler, gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlik de yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım.” değerlendirmesinde bulundu.
Okula tekrar başlamanın mutluluğunu yaşayan Leyla İlhan ise okula her gün gidip ders çalışmak istediğini ve ileri de müdür olmayı hedeflediğini söyledi.
Bilal İlhan da yeniden okula kavuşmasında emek gösteren Koç ve beraberindekilere teşekkür etti.
]]>AĞRI – Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç öncülüğünde Ağrı Valiliği himayelerinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler Projesi” kapsamında, il genelinde 390’ı kız olmak üzere 853 çocuk tekrar okula kazandırıldı.
Ağrı Valiliği öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumların katkılarıyla hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler” projesi ile okula devam etmeyen veya edemeyen başta kız öğrenciler olmak üzere tüm devamsız öğrencilerin yeniden okula kazandırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda harekete geçen Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç, Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Ağrı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Aslan Kaya ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü personeliyle devamsız öğrencileri bulunan İlhan ailesini ziyaret etti. Cemil Meriç Ortaokuluna giderken çeşitli sebeplerle uzun süredir devamsız olan 5 çocuklu İlhan ailesinin fertlerinden Leyla ve Bilal İlhan’ın okula tekrar kazandırılması için aile fertleri ile görüşen Neslihan Gül Koç’un ikna çalışmaları sonucunda aile, çocuklarını okula gönderemeye ikna oldu. Çocukları yanına alarak okula götüren Neslihan Gül Koç, araç içerisinde İlhan kardeşlere eğitimlerine devam etmeleri ve bırakmamaları yönünde telkinlerde bulundu.
İlhan kardeşleri Cemil Meriç Ortaokuluna getiren Koç, kardeşleri kendi eliyle eğitim hayatlarına tekrar devam edecekleri sınıfa yerleştirdi.
Burada proje hakkında bilgiler veren Neslihan Gül Koç, “Okulum Beni Bekler projesi Valiliğimiz himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumlar sayesinde hayata geçirildi. Eğitim sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından da çok önemli olduğu için bizler eğitimi çok fazla önemsiyoruz. Ağrı’ya geldiğimizde de öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olaraktan önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımıza baktığımızda, okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik” dedi.
Devamsız öğrencilerin okula kazandırılması için yol haritası çizdiklerini söyleyen Koç, “Bu yavrularımızın okula gelmeme sebeplerini araştırarak bir yol haritası çizdik. Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik. Bu çocukların okula hangi sebeplerden dolayı gitmediğini tespit ettik.” şeklinde konuştu.
“853 yavrumuzu ait oldukları okullara geri döndürmenin mutluluğunu yaşıyoruz”
2023 Ekim ayı itibariyle yaptıkları çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdıklarını ifade eden Koç, “İl genelinde komisyonlarımızın, öğretmenlerimizin, bizlerin yapmış oldukları çabalarımızın karşılığında 853 yavrumuzu ait oldukları yere okullarına geri kazandırmanın gururunu, mutluluğunu yaşıyoruz. Tabii ki bu emek de kaymakamlarımızın, kaymakam eşlerimizin, il ve ilçe milli eğitim müdürlerimizin, ARGE birimimizin ve öğretmenlerimizin çok büyük özverili çalışmaları var. Ben buradan onlara çok teşekkür ediyorum. Bir tane çocuğun hayatına dokunmak bizler için çok önemli. Eğitim kutsaldır, eğitim hakkı kutsaldır ve her çocuğun en temel haklarından bir tanesidir” ifadelerine yer verdi.
“Velilerimizden kurduğumuz köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz”
Geleceğin mimari olacak olan gençlerin eğitim hayatlarını kesintisiz yaşamaları için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Koç, ” Biz bu projeyle neyi hedefledik. Biz bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden ne bekliyoruz. Bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimari olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Biz buna inanıyoruz çünkü umudumuz gençlerimiz. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık. Daha önce şube ve okul komisyonlarımız ikna çalışmalarını yapmışlar ama başarılı olamadıklarını il komisyonuna bildirdiklerinde bizlerde geldik ve ailemizle yaptığımız görüşmelerde şükürler olsun yavrularımızı tekrar ait oldukları yere sınıflarına, okullarına kavuşturduk. Onun mutluluğunu yaşıyoruz. Sadece okula kazandırmakla kalmayıp onların yaşayabileceği sıkıntılarında farkındayız. Bundan sonrada desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlikte yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım çok zekiler, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Sadece bazı noktalarda bizim onları birazcık desteklememiz gerekiyordu. Bizlerde Valilik olarak, Milli Eğitim olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız, her şey yavrularımız için, her şey gençlerimiz için.” dedi.
Okula tekrar başlayan Leyla İlhan, “Okula her gün gelmek ve ders çalışmak istiyorum. Müdür olmak istiyorum.” şeklinde konuştu.
Yeniden okuluna kavuşan Bilal İlhan ise, “Ben okulumu çok seviyorum. Beni getirdikleri için onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
]]>Yeşilyurt’un dört bir tarafındaki okulların rahat, düzenli ve güzel şartlarda eğitim hizmetlerine devam etmesi için her türlü desteği sağlayan Yeşilyurt İlçe Kaymakamı Kutsal Baytak ile Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, Şahnahan Karşıyaka İlkokulunda incelemelerde bulundular.
Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler ile Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Yüzbaşı Ahmet Boyacıoğlu’nun da katıldığı ziyarette okul idarecilerinden okulun ihtiyaçları ve öğrencilerin eğitim durumları üzerine bilgiler alan Yeşilyurt İlçe Kaymakamı Kutsal Baytak ile Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar daha sonra sınıfları tek tek gezerek öğrencilerle sohbet ettiler.
Minik öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Kaymakam Baytak ile Başkan Çınar, içerisinde boyama defteri, balon, meyve suyu, boyama seti ve yardımcı kaynak kitapların olduğu hediye paketlerini öğrencilere dağıttılar. Ziyaret sırasında ayrıca her sınıfa hijyen seti ve çöp kovası ile birlikte mangala, kelime oyunu, dama, zeka küpü seti ve akıl oyunlarının olduğu oyun setleri de hediye edildi.
Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, Yeşilyurt’taki eğitim kalitesinin yükselmesi için belediye olarak her türlü desteği verdiklerini söyledi.
Konuşmasında eğitim hizmetlerini tüm yatırımların önüne koyduklarının altını çizen Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, “Yeşilyurt Belediyesi olarak eğitime, kültüre, sanata ve spora çok büyük önem veriyoruz. İlçemizdeki eğitim seviyesini daha yukarıya çıkarmak içinde her türlü desteği ve kaynağı sağlamaktayız. Okullarımızı sık sık ziyaret ederek talep edilen ihtiyaçları imkanlarımız ölçüsünde karşılayarak öğrencilerimizin temiz, düzenli ve güzel ortamlarda eğitim hizmetlerine kavuşmaları için üzerimize düşen ne varsa yerine getirmeye özen gösteriyoruz. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve Yeşilyurt Kent Konseyimizin organizasyonunda İlçe Kaymakamımızla birlikte Şahnahan Karşıyaka İlkokulumuzu ziyaret ederek burada eğitim gören minik öğrencilerimizle bir araya geldik. Ziyaretimizde çocuklarımızın hayallerini ve hedeflerini bire bir dinledik, onların hayallerine kavuşmaları içinde üzerimize düşen ne varsa yerine getirmeye hazırız” şeklinde konuştu.
Okul ziyaretleri sırasında okulların ihtiyaçlarını karşılayacak, öğrencilerin eğitim hayatlarına katkı sunacak hediyeler götürmeyi ihmal etmediklerini sözlerine ekleyen Başkan Çınar, ” Okul ziyaretimiz sırasında öğrencilerimizin ders çalışma istekleri, azimleri ve gayretlerini yerinde görmek hepimizi mutlu etti, onlar ülkemizin ve milletimizin geleceğidir. Çocuklarımız için ne yapsak azdır. Çocuklarımızın eğitim hayatlarına katkı sağlamak adına boyama setlerinden yardımcı kaynak kitaplara kadar çok sayıda hediye getirdik. Ayrıca okulumuzda kullanılmak üzere çöp kovaları ve hijyen setleri de getirdik. Okullarımızın sağlıklı ve temiz olması çocuklarımızın daha güzel şartlarda eğitim görmesine vesile olacaktır. Okulumuzun çok güzel bir ortamda eğitim hizmetlerini başarıyla yerine getirmesinden gurur duyduk. 85 öğrencimizin eğitim gördüğü okulumuzun teknolojik ekipmanların yanı sıra uyumlu, planlı ve koordineli bir şekilde yürütülen eğitim hizmetlerine ev sahipliği yapmasından memnun kaldık. Tabii ki burada öne çıkan bir durumda deprem izlerinin silinmesi için idarecilerimiz ve öğretmenlerimizin gayretleri neticesinde oluşturulan sınıf ortamlarıdır. Çocuklarımızı deprem travmasından uzak tutup, derslerine odaklanmalarına teşvik etmek adına ortaya koyulan fedakarlık, özveri ve verilen mücadele her şeyden değerli ve kıymetlidir. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Çocuklarımıza güzel bir gelecek hazırlamak, onların en iyi şartlarda eğitim alması içinde çok çalışıyoruz. İlçemizin eğitim seviyesinin yükselmesine vesile olan projelerimizi, hizmetlerimizi ve yatırımlarımızı teker teker gerçeğe dönüştürüyoruz” diye konuştu. – MALATYA
]]>BURSA’da oğlu ile kavga eden çocuğun babası Ömer Şehzade (35) ile sokakta karşılaşıp, çıkan kavgada öldüren İbrahim Çağan (37), ‘iyi hal’ ve ‘tahrik’ indirimi uygulanarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Olay, 2 Mart’ta Nilüfer ilçesi Akçalar Mahallesi’nde meydana geldi. Ömer Şehzade ile İbrahim Çağan’ın çocukları okulda kavga etti. Ömer Şehzade, akrabaları ile yolda yürüdüğü sırada İbrahim Çağan ile karşılaştı. İkili arasındaki tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü. İbrahim Çağan, belinden çıkardığı tabanca ile Ömer Şehzade’ye ateş etti. Göğsünden yaralanan Şehzade kanlar içinde yere yığılırken, Çağan kaçtı. Kardeşi tarafından özel araçla Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Şehzade, kurtarılamadı. Çalışma başlatan Nilüfer İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma (SÖS) Büro Amirliği ekipleri, Çağan’ı ruhsatsız tabancası ile yakalayıp, gözaltına aldı.
‘ÖLDÜRMEK AMACIYLA YAPMADIM’
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerine teslim edilen Çağan, ifadesinde; kendi çocuğu ile Ömer Şehzade’nin çocuğunun okulda kavga ettiğini belirterek, “Akşam da Ömer Şehzade ile yolda karşılaştık. Yanında akrabaları vardı ve kalabalıktılar. Bana ‘O çocuğun babası sen misin?’ diye sordu. Ben de ‘Evet’ deyince bana tokat attı. Yanındakilerin üzerime doğru geldiğini görünce, korkutmak amacıyla havaya ateş etmek istedim. O sırada tabanca ateş aldı. Öldürmek amacıyla yapmadım. Havaya sıkacaktım, pişmanım” dedi. İbrahim Çağan, işlemleri sonrası ‘kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı. KENDİSİNİN VE AİLESİNİN DIŞLANDIĞINI ÖNE SÜRDÜ
Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında müebbet hapis istemi ile dava açılan İbrahim Çağan’ın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, tutuklu sanık Çağan, Ömer Şehzade’nin yakınları ve taraf avukatları katıldı. Çağan, daha önceki beyanlarını tekrarlayıp, Bursa’ya birkaç yıl önce Şanlıurfa’dan geldiklerini, mahalle halkı tarafından kendisinin ve çocuklarının dışlandığını öne sürdü. Oğulları İ.Ç. ile C.Ç.’nin (14) okulda akran zorbalığına maruz kaldığını, maktul Ömer Şehzade’nin de oğlu İ.Ç.’nin okul bahçesinde boğazını sıktığını iddia edip, “Ömer Şehzade isimli şahsı daha önceden tanımıyorum. Bu şahıs ile aramda daha önceden hiçbir husumet yoktu. Oğlum C. ile şahsıma yönelik olarak birtakım kişiler tarafından saldırılar gerçekleşti. Ben de saldırılar ile ilgili şikayet başvurusunda bulundum. Oğlum İ.’ye yönelik saldırılar için de İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve okul müdürlüğüne gidip, şikayetlerde bulundum” dedi.
‘BİR ANDA TARTIŞMAYA BAŞLADIK’
Olay günü Ömer Şehzade ile yolda karşılaştıklarını söyleyen Çağan, “Olay günü, arkadaşım Erkan S. ile alışveriş yapmak için evden çıktım. Yolda yürürken okulun durağında Ömer Şehzade’yi gördüm. Ömer Şehzade yanıma geldi ve oğlumu göstererek, ‘Bu senin oğlun mu?’ dedi. Ben de ‘Evet, benim oğlumun boğazını sıkan sen misin?’ diye sordum. Bana ‘Evet, bendim’ dedi ve küfretmeye başladı. Bir anda tartışmaya başladık. 30-40 kişi, bizi ayırmak için yanımıza geldi. Bizi ayırmak için gelenlerin bana saldıracağını düşündüm. Daha önce şikayetlerde bulunduğum için, herkesin üstüme geldiğini düşünerek, kendimi korumak için tabancamı çıkardım. Namluya bir tane mermi sürdüm. Kendimi korumak için havaya ateş edeceğim sırada tabanca ateş aldı ve Ömer isimli şahıs vuruldu. Ömer Şehzade’nin ölümünden dolayı pişmanım. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum” diye konuştu.
‘KENDİSİNİ VE ÇOCUKLARINI KORUMAK İÇİN SİLAH TAŞIYORDU’
Sanık avukatı Salih Arpa da müvekkilinin çocuklarına ve kendisine yönelik yapılan saldırılar sonucu duyduğu endişe ve korunma ihtiyacı nedeniyle uzun süredir silah taşıdığını ve olay günü maktulü öldürme amaçlı olarak silah temin ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Müvekkilinin silah ruhsatı almak için başvuruda bulunduğunu da hatırlatan Arpa, “Ayrıca müvekkilin müşteki olduğu, çocuklarına ve kendisine yapılan çeşitli fiziki saldırılara ilişkin açılmış olan ceza davaları, yine dosya içerisine alınmıştır. Öldürme kastıyla hareket eden birinin, olay sonrasında 112 acil çağrısı yapması, bu kararlılık ve soğukkanlılık içerisinde olmasına rağmen, korkuyla hemen suç aleti ile teslim olması, hayatın olağan akışına aykırı ve somut olaya uygun değildir” dedi.
?Mahkeme heyeti, Çağan’ı ‘kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, ardından ‘haksız tahrik’ ve ‘iyi hal’ indirimi de uygulayarak sanığın cezasını 20 yıla düşürdü.
FOTOGRAFLI
]]>KAYSERİ genelinde eğitim veren bin 150 okulda kullanılan etkileşimli tahtaların (akıllı tahta) bakım ve onarımı Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından yapılıyor. Bilişim Teknolojileri Alanı Şef Öğretmeni Metin Özen (44), “Bu yıl bin 144 arıza kaydından bin 72’sini çözüme kavuşturduk. Arızaların ortalama piyasa değeri 250 TL’den 3 bin 900 TL’ye kadar çıkıyor. 3 bin 900 TL’ye tamir ettiğimiz arızanın piyasada sadece parça fiyatı 9 bin 500 TL civarında. Devletimize de maddi anlamda büyük katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimiz bu sayede hem gelir kazanıyor hem de sahada çalışarak becerisini ve bilgisini geliştiriyor” dedi.
Kayseri’de eğitim veren bin 150 okulda kullanılan akıllı tahtaların bakım ve onarımı Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından yapılıyor. İş başı eğitim projesi kapsamında liseli öğrenciler, piyasa değeri 250-3 bin 900 TL arasında değişen bakım onarım masraflarını yarı fiyatına mal ederek hem ülke ekonomisine katkı sağlıyor hem de gelir elde ediyor. Bilişim Teknolojileri Alan Şef Öğretmeni olarak görev yapan Metin Özen, kent genelindeki 599 okuldaki arızaları giderdiklerini belirterek, “2022 mayıs ayından itibaren Kayseri’deki etkileşimli tahtaların bakım ve onarımı yapıyoruz. Birçok okulun kullanılamayan, atıl durumda olan akıllı tahtalarını tamir edip kullanıma hazır hale getiriyoruz. Bu yıl bin 144 arıza kaydından bin 72’sini çözüme kavuşturduk. Şu an için 72 arıza kaydımız mevcuttur. Kendi atölyemizde ise okullarda tamirini yapamadığınız akıllı tahtaların tamirini yapıyoruz. Ardından da okullara götürüp monte işini tamamlıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DEVLETE KATKI SAĞLIYORUZ’
Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında etkileşimli tahta destek noktası olduklarını da belirten Özen, “6 öğretmen ve 10 öğrencimiz ile döner sermaye kapsamında bu işi yapıyoruz. Arızaların ortalama piyasa değeri 250 TL’den 3 bin 900 TL’ye kadar arıza tamiri yapıyoruz. Bizim 3 bin 900 TL’ye tamir ettiğimiz arızanın piyasada sadece parça fiyatı 9 bin 500 TL civarında tutuyor. Kamu kurumu olarak kar amacı gütmediğimiz için çok uygun fiyatlara mal ediyoruz. Devletimizi de maddi anlamda çok büyük katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimiz hem gelir kazanıyor hem de sahada çalışarak becerisini ve bilgisini güncelliyor” dedi.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ MUTLU OLUNCA BİZ DE MUTLU OLUYORUZ’
Okul Müdürü Necati Arıcı ise, “Birçok öğrencimle birlikte akıllı erişim noktasında döner sermaye kapsamında hizmet veriyoruz. Kayseri’de ilçeler dahil olmak üzere her okula ulaşmaya çalışıyoruz. Akıllı tahtaların arızalanması sonrası eğitimin aksamaması için çaba gösteriyoruz. Yapmış olduğumuz tadilatları 4’te 1 fiyatına yapıyoruz. En büyük faydalarından bir tanesi de öğrencilerimizin işi iş başında öğrenmesi oluyor. Bunun karşılığında da ücret alıyorlar. Onlar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz. Öğrencilerimiz başka okullarda eğitim gören kardeşlerine hizmet etmenin de mutluluğunu yaşıyor” diye konuştu.
‘HEM HARÇLIĞIMIZI ÇIKARIYORUZ HEM DE GELİR ELDE EDİYORUZ’
12’nci sınıf öğrencisi Zeki Yücebaş da, “Okulların akıllı tahtalarını tamir ediyoruz. Bu sayede okul harçlığımızı çıkarıp hem gelir hem de işi öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca yaşıtlarımızın sorunlarını çözmek hem onları hem bizi mutlu ediyor” dedi.
]]>